Astana Yunus Emre Enstitüsü tarafından Kazakistan Milli Müzesi’nde açılan sergi, ülkenin güneyindeki Sırderya (Seyhun) Nehri bölgesinin idari merkezi Kızılorda eyaletinde bulunan “Kızılorda İl Müzesi” işbirliğinde gerçekleştirildi.
Dede Korkut’un eserlerinin seslendirilmesiyle başlayan serginin açılış törenine Türkiye’nin Astana Büyükelçisi Mustafa Kapucu, Kazakistan Senato ve Meclis milletvekillerinin yanı sıra Astana’daki yabancı diplomatik misyon temsilcileri, tarihçiler, arkeologlar, basın mensupları ile çok sayıda davetli katıldı.
Sergide Kazakistan’ın Kızılorda, Türkistan ve Karagandı bölgelerinde yapılan arkeolojik kazı çalışmaları sonucu gün yüzüne çıkarılan Orta Çağ Oğuz dönemine ait Oğuz kentlerinin kalıntıları, tarihi türbeleri ile eserlerinin 30 fotoğrafı yer alıyor.
Bunun yanı sıra Kızılorda İl Müzesi’nde sergilenen Oğuzlar dönemine ait 50’den fazla eser de “Kazak Bozkırlarında Oğuzların Tarihi Mirası” sergisinde sanatseverlerle buluştu.
Büyükelçi Kapucu, açılış töreninde yaptığı konuşmada, Türkiye için Kazakistan’ın yalnızca çok iyi ilişkilere sahip olduğu bir ülke değil aynı zamanda ortak kültürel mirasa sahip ve kardeşlik hukukuyla bağlı olan bir ülke olduğunu söyledi.
Türkiye Türklerinin büyük ölçüde mensubu olduğu Oğuz boyları ile Kazakların mensubu olduğu Kıpçak Türk boylarının aynı çınarın dalları olduğunu belirten Kapucu, “Nasıl Kazak bozkırlarından Oğuz izlerinden bahsediyorsak, Kıpçak isimli yerleşim yerlerinin bulunduğu Azerbaycan’da ve Anadolu’nun çeşitli bölgelerinde Kuman-Kıpçak izlerine rastlamak mümkündür. Dolayısıyla ortak tarihimiz konusunda kapsamlı çalışmalar yapılması, kültürlerimize yönelik bu tür projelere imza atılması ve Türkiye-Kazakistan toplumları arasındaki bu ortak bilincin gelecek nesillere aktarılması bizi memnun ediyor.” diye konuştu.
Kızılorda İl Müzesi Araştırma Görevlisi Saylau Ashat, AA muhabirine, bu serginin Türkiye ile ortak düzenledikleri ilk proje olduğunu söyledi.
Seyhun Nehrinin aktığı Kızılorda bölgesinin Oğuz mirası açısından zengin bir bölge olduğuna işaret eden Ashat, “Müzemiz, 2 binden fazla Oğuz dönemine ait eserlere ev sahipliği yapıyor.” dedi.
Ashat, sergide Oğuzlarda kentleşme kültürünün geliştiğini gösteren eserlerin yer aldığını dile getirerek “Bunların arasında Orta Çağ döneminin ünlü kentleri Jankent, Jent, Asanas, Sortöbe, Zangar, Sıganak ön plana çıkıyor. Bu konuda zamanında Oğuz Devletinin başkenti olan Jankent’in bambaşka bir rolü var.” ifadesini kullandı.
Dokuz Eylül Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erkan Göksu da söz konusu serginin önemine dikkati çekerek, şunları kaydetti:
“Bizim mevcut kaynaklarımızın tamamında aslında Selçuklu Devletinin kurucusu Oğuzların bu topraklarla ilişkisine dair çok fazla kayıtlar var. Hatta bu sadece Orta Çağ tarih kaynaklarında değil aynı zamanda destanlarda, mitolojide, halk edebiyatında da mevcut. Ama bunların maddi kayıtları henüz çok bilinmiyordu.”
Göksu, Kazakistan coğrafyasında yapılan arkeolojik araştırmaların, bu ülkedeki Oğuz mirasını delilleriyle ortaya koyduğuna ve bu bakımdan çok önemli olduğuna dikkati çekti.
Türklerin genellikle Avrupa kaynaklı tarih anlayışının etkisiyle hep göçebe olarak nitelendirildiğini hatırlatan Göksu, şu değerlendirmede bulundu:
“Fakat bu coğrafyada irili ufaklı 200 Oğuz şehrinden bahsediliyor. Özellikle Sırderya havzasında 10 ila 20 büyük şehirden söz ediliyor. Bu bize gösteriyor ki Türkler tamamı göçebe olan bir topluluk değil Oğuzların bir kısmı konar göçer hayatını devam ettirirken bir kısmı da çok önemli şehirler kurmuş.”
Sergi kapsamında Kazak ve Türk bilim insanlarının katılımıyla “Kazakistan’daki Oğuz Türk Mirası: Kültürel Değerler ve Zaman Kervanı” konulu uluslararası seminer de düzenlendi.
Sergi, bir hafta süreyle ziyaret edilebilecek.
]]>Çok büyük bir kalabalığın olduğu buluşmada, Kahramankazan Cumhur İttifakı destekçisi vatandaşların coşkuları dikkate değerdi.
Oğuz, Ankara Milletvekili Kurtcan Çelebi, AK Parti İlçe Başkanı Ahmet Ceylan ve Milliyetçi Hareket Partisi İlçe Başkanı Ali Gökdere ile birlikte Kayı Mahallesi’ndeki seçim ofisinde dava arkadaşlarıyla bir araya geldi. Yerel seçimlere yönelik heyecanın arttığı bu günlerde, seçim ofisindeki atmosferin coşkusu ve birlik ruhu görüntülere yansıdı. Bin kişiden fazla katılımın olduğu buluşmada Oğuz’a kuvvetli bir destek verildiği görüldü.
“Biz bu seçime mührümüzü vuracağız”
Bu vatan bize piyango ikramiyesi olarak çıkmadı, bu vatan bizde torbalardan içi boş vaatlerle çıkmadı, bu vatan bize aziz şehitlerimizin döktüğü kanlarla, verdiği canlarla emanet edildi, biz bu emanete sahip çıkmak zorundayız diyen Oğuz: “5 yıldır bu şehri yönetiyor Serhat kardeşiniz, Serhat kardeşinizin haksız kazanç elde ettiğini duyan var mı, Serhat kardeşinizin birilerine rant sağladığını duyan var mı, Serhat kardeşinizin birileriyle kirli ittifaklar kurduğunu duyan var mı, Serhat kardeşinizin kamu malını peşkeş çektiğini birileriyle pazarlığını yaptığını duyan var mı? Yok. Bugün Ali Gökdere burada, var mı Ali Gökdere ile ilgili kafasında en ufak bir soru işareti olan, Ahmet Ceylan burada üyelerimiz burada birlikte çalıştığım arkadaşlarım burada, her kuş kendi cinsi ile uçuyor ya, Allah rızası için çalışan vatanı için çalışan riyakarlık etmeden çalışan kadrolarla biz bu seçime mührümüzü vuracağız” dedi.
“En zayıf ittifak, menfaatler üzerine kurulan ittifaktır.”
En zayıf ittifak, menfaatler üzerine kurulan ittifaktır diyen Oğuz: “Cumhur İttifakı’nın özünde zerre kadar menfaat yoktur, dünyevi bir menfaat yoktur. Sayın Devlet Bahçeli ile Sayın Cumhurbaşkanımızın aynı masaya oturup da anlaşamadan kalktığı tek bir konu var mı? Yok, neden yok, çünkü iki taraf da diyor ki, önce vatan önce millet önce memleket önce Türkiye diyor. Hani 28 Mayıs seçimlerinde yan yana gelen altılı masanın sakinleri şimdi neredeler, dağılacaklar demiştik, dağıldılar. Allah muhafaza kendileri bile iyi ki iktidara gelmemişiz diyorlar, bunlara memleket emanet edilir mi? Şimdi aynı ittifakı yerelde de kurdu bunlar” diye belirtti.
“31 Mart akşamı zafer kutlamamızı yapacağız”
Kahramankazan’da dalgalanan bayrak benim değil, Kahramankazan’da dalgalanan bayrak bu ülkenin bekası teminatı olan Cumhur İttifakı’mızın bayrağıdır diyen Oğuz: “O bayrak 31 Mart 2024’te Allah izin verirse en yükseğe çekilecektir, bu kadar. Siyaset yerelde ne için yapılır Başkanlığı kazanmak ya da kaybetmek için yapılır. Dolayısıyla Kahramankazan’da Serhat kardeşinizi sevdiğinizi çok iyi biliyorum, bu sevginin de sandıklara oy olarak yansıyacağından zerre kadar şüphem yok. Yeniden Kahramankazan’da bir 5 yılın vizesini Artvin mahallemizde en güçlü şekilde alacağız. Yeni dönemimiz şimdiden hayırlı olsun. 31 Mart akşamı belediyemizin önünde zafer kutlamamızı hep birlikte yapacağız inşallah” diye konuştu.
“Cumhur İttifakı ülkenin bekası için kıymetli bir bileşendir”
Cumhur İttifak’ı ülkenin bekası için kıymetli bir bileşendir diyen Ali Gökdere, “Cumhur İttifakı bir hesaplaşma bir masa üzerinde uzlaşma bir millet ve devlet iradesine karşı konulmuş bir masa etrafına toplanmış üç beş kişinin iradesi ve şuuruyla bazı hesaplarıyla kitaplarıyla bir araya gelmiş bir birliktelik beraberlik değildir. Cumhur İttifakı inanmışlığın imanın ve vatan millet uğruna bedel ödemenin gerçekleşmiş ete kemiğe bürünmüş halidir” sözleriyle içinde bulundukları birlikteliğin önemine değindi.
“Çok laf yapıyorlar icraat yok”
“Hani diyorlar ya az laf çok, çok iş. Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz, biz gurur duyuyoruz. Serhat Oğuz Başkanla birlikte yola çıktığımız günden bugüne, yaptığı hizmetleri anlata anlata bitiremeyeceğimiz bir belediye başkanı adayının yanında, arkasında sizin huzurundayız. Az laf çok iş diyorlar ama yaptıkları hiçbir iş yok, gerçekten çok laf yapıyorlar icraat yok, memleketimize gerçekten çok yavaş geldiler yavaş kaldılar. Allah’ın izniyle Büyükşehir’de Turgut Altınok ile altı ok gidecek Altınok gelecek, ilçemizde de Serhat Oğuz Başkanımızla birlikte oluk oluk hizmeti alacağımız dönem bu dönemdir” dedi.
“Millet, memleket adına hizmet burada”
Konuşmasının devamında Gökdemir, “Öyle bir kadro yapıldı ki, bu kadroda ocak başkanımız var, ocaklarda yetişmiş kardeşimiz var fakat muhalefete baktığınız zaman içinde Ülkücülük barındıran kimse yok. Millet adına, memleket adına, hizmet adına her şey burada, sizler buradasınız. Allah’ın izniyle 2024 yerel seçimlerinde ülkücülükten geçilmenin kimseye fayda sağlamadığını ülkücü irade herkese gösterecektir” ifadelerini kullandı.
“Bugüne kadar ne çektiysek bize benzeyenlerden çektik”
Ülkücü olduklarını iddia edenlerden medet umanlar 31 Mart’ta sandıkta cevabını alacaktır diyen Gökdemir, “Bize ocaklarda yetiştiğimiz yıllarda anlatılan bir şey var, derler ki kurt yavrusunu almış yüksek bir yere çıkmış. Orada yayılan sürüyü göstermiş, bak evladım bu beyazlar koyundur, kuzudur, bunlar bizim malımızdır bunları yeriz, lezzetlidir iyidir. Orada başlarında değnek olan insan da çobandır ona yaklaşma bunun değneği acıtır demiş. Yavrusu telaşlanmış, sormuş, burada bir tane de bize benzeyen var o nedir diye. Kurt şöyle demiş, işte oğlum ona köpek diyorlar. Bugüne kadar ne çektiysek bize benzeyenlerden çektik, onu görünce aman oğlum yaklaşma demiş. Ülkücülük adına bir sermayesi olmayanlar, ülkücü gibi geçinenlerin arkasına sığınmış. Bir duruşları, bir hizmetleri olmadığı için eskiden Ülkücüydük diyorlar. Hepimiz iyi biliyoruz, ülkücünün eskisi olmaz” değerlendirmesini yaptı. – ANKARA
]]>Yazar Eylem Tok’un 17 yaşındaki oğlu T.C’nin kullandığı otomobilin çarpması sonucu hayatını kaybeden Oğuz Murat Acı’nın sevenleri, kazanın ardından olay gecesi annenin oğluyla yurt dışına kaçmasına tepki gösterdi.
Kaza günü otomobili kullanan T.C’nin Göktürk’teki evinin önünden off-road araçlarıyla korna çalarak geçen Oğuz Murat Acı’nın yakınları ve sevenlerinin yer aldığı kalabalık bir grup, kazanın yaşandığı yere de çiçek bıraktı.
Burada gazetecilere konuşan Oğuz Murat Acı’nın yakını Burak Yıldırım, “Çok sevilen, sayılan bir ağabeyimizdi. Öz ağabeyimiz gibiydi. Bir haftadır ne yaşıyoruz bilmiyoruz. İsteğimiz gelip teslim olmaları. Hiçbir şekilde kötü bir düşüncemiz yok. Gelsinler, adalete teslim olsunlar. ” dedi.
“Oğuz için adalet istiyoruz”
Grup adına basın açıklaması yapan Acı’nın arkadaşlarından Selahattin Çobanoğlu ise adaletin, toplumdaki her bireye gerekli olan en önemli yapı taşı olduğunu belirterek, “Yaşanan bu olayda taksirle ölüme sebebiyet, cinayet, gasp, delil karartma, firara kadar uzanan bir suç zinciri bulunmaktadır. Kaza demeye dilimizin varmadığı, ölüm ve ağır yaralanma var. Kameralar ve şahitlikler ile ispatlı ve delilli, reşit olmayan, alkollü olduğu söylenen bir kişinin net bir şekilde işlediği bir cinayet suçu var. Olay yerine gelerek yardım çağırıp, müdahale etmeyen ve üstelik yardım çağrılmasını cep telefonlarını dahi gasp ederek engelleyen bir ebeveyn suçu var.” ifadelerini kullandı.
Kazanın ardından oğlunu yurt dışına kaçıran Eylem Tok’un duygu sömürüsü yaptığını dile getiren Çobanoğlu, şöyle devam etti:
“Oğuz kardeşimizin de bir annesi ve bir babası, dünya güzeli bir evladı ve kendisini bekleyen bir eşi vardı. Adaletini arayacağız. Oğuz kardeşimiz, devletimizin ihtiyacı olan deprem, sel, yangın gibi afetlerde her zaman gönüllü olarak görev yapmıştır. İyi bir insan, iyi bir dost ve iyi bir gönül insanı olmuştur. Şimdi vakit bizim Oğuz için adaleti arama vaktimizdir. Bizler tüm off-road camiası olarak devletin onurlu hakim ve savcılarından, İçişleri Bakanlığımızdan, Dışişleri Bakanlığımızdan Oğuz için adalet istiyoruz. Bu şahıs ve suç ortakları olan ebeveynleri hak ettikleri cezayı alana kadar, sesimizi en yüksek perdeden duyurmaya devam edeceğiz. Gözü yaşlı eşi ve Pars bebek için adalet istiyoruz. Tüm sanıklar yüce Türk adaletine teslim olana dek susmayacağız.”
Mezarına çiçekler dikildi
Açıklamaların ardından yakınları ve arkadaşları Acı’nın defnedildiği Sarıyer’deki Gümüşdere Mezarlığı’na geldi.
Mezarlığa girmeyen Oğuz Murat Acı’nın annesi Pervin Acı, Eylem Tok’a seslenerek, “Buradaki anne ve çocuklar ne kadar güzel değil mi? O da alsaydı yavrusunu, bizim konvoyumuza karışsaydı, hiçkimse bir şey demezdi. Yavrusunu alsın, buyursun gelsin. Türkiye Cumhuriyeti’ne teslim olsun. Ben hala mezarına gidemedim. Gelirlerse gideceğim, oğluma müjdeleyeceğim. ‘Yavrucuğum sana vuran geldi, teslim oldu.’ diyeceğim.” diye konuştu.
Açıklamaların ardından kalabalık Acı’nın mezarının başında dua etti. Acı’nın yakınları tarafından mezara çiçekler dikilirken, arkadaşları da en sevdiği krakeri bıraktı.
Ne olmuştu?
Eyüpsultan’da 1 Mart’ta seyir halindeki 3 ATV aracından biri arızalanmış, yol kenarına çekilen arızalı araç tamir edilmeye çalışıldığı sırada aynı yönde ilerleyen iki araçtan birisi buradaki 3 ATV’ye çarpmıştı.
Kaza sonucu yaralanan Oğuz Murat Acı, İ.G., T.A., S.K. ve H.T. hastaneye kaldırılmış, Acı, yapılan müdahaleye rağmen kurtarılamamıştı.
Yapılan incelemede, kazaya neden olan 17 yaşındaki sürücü T.C’nin, olay yerine gelen annesi Eylem Tok’un aracıyla buradan uzaklaşıp saat 02.00 sıralarında İstanbul Havalimanına gittikleri, 04.30 sıralarında da Mısır’a uçtukları tespit edilmişti.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında, Mısır’a kaçan sürücü T.C. ve Eylem Tok hakkında yakalama kararı çıkarılmış, sonrasında da kırmızı bülten çıkarılması talebiyle Adalet Bakanlığına yazı yazılmıştı.
]]>İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca, Mithatpaşa Mahallesi Davutpaşa Caddesi’nde 1 Mart’ta gece 23.50’de 17 yaşındaki T.C’nin kullandığı araçla, yol kenarında arıza nedeniyle bekleyen 3 ATV aracına çarparak 1 kişinin ölümüne, 4 kişinin de yaralanmasına neden olduğu kazaya ilişkin başlatılan soruşturma sürüyor.
Kazada hayatını kaybeden Oğuz Acı’nın babası Özer Acı, Sarıyer’deki evinde gazetecilere yaptığı açıklamada, olaya şahit olan bir görgü tanığının “Oğuz biraz aşağıdaydı, ben 7-8 kişinin araca bindiğini gördüm, orada bir kadın sesi duydum ama aşağıda olduğum için göremedim.” dediğini anlattı.
Bu beyandan anlaşıldığı gibi Eylem Tok’un kazanın ardından oğlunu gelip aldığını dile getiren Acı, “Bizim çocuklarımızı orada bırakmış. Kendi kamuoyuna bir duyuru yapmış, biz yardım ettik, diye. Ama görgü tanığı arkadaş ‘Bizim yanımızda bir kadın yoktu, ilk Oğuz ağabeyimizi ambulansa bindirdik, sonra diğer yaralıları ambulanslarla sevk ettikten sonra ben olay yerinden ayrıldım.’ diyor. Eğer yardım ettiyse bu görgü tanığı olay yerinde niye görmemiş, bir feryadını, bir sızlamasını, haykırışını. Sadece yaptığı şey, oğlunu aramış, işte 112’yi oğlu aramış veya ona benzer bir şey diyor.” ifadelerini kullandı.
Bazı yaralıların cep telefonlarının kayıp olduğu iddiası
Yaralılardan bazılarının telefonlarının kayıp olduğunu ileri süren Acı, “Oğlumun telefonu kaza yerinden 15 metre ötede bulunmuş, zaten oğlum da 8 metre aşağıdaymış. Fakat iki telefon kayıp. Bu kayıp telefonlardan biri güvenliğe bırakılıyor, daha sonra gelip alınıyor.” diye konuştu.
Acı, Eylem Tok’un avukatı üzerinden yaptığı açıklamaya ilişkin de şunları kaydetti:
“Gerçek bir anne evladını kaçırarak korumaya çalışmaz. Benim evladım ölünce ‘Keşke benim de evladım ölseydi.’ demesi lazım. Ben asla ölmesini istemem ama içgüdülerle hareket etmek değil. Korku veya evladını kim döver. Adalete güvenmiyor mu? Bizim kolluk kuvvetine güvenmiyor mu? Güvensin, ben nasıl güveniyorsam o da güvensin. Onlara güvenmiyorsa koruma tutsun, korusun. Onun beyanların çoğu duygu şeyi… ‘Ben teslim olacağım.’ diyor. Yakalama kararı çıkmadan teslim olsaydı daha iyi değil miydi? O da bir yavrumuz. Yavrumuzun adalete teslim olmasını istiyorum. Buradan sesleniyorum; bir an önce gel teslim ol. Şu an anne olarak hem kendine hem eski eşine hem evladına zarar veriyor. Adaletten kaçılmaz. Muhakkak adalet tecelli edecektir.”
Ailenin avukatı Burak Erden ise kazada hayatını kaybeden Oğuz Murat Acı’nın 1,5 yaşında çocuğu olduğunu söyledi.
Kaza yerinde, bazı telefonların kaybolduğuna yönelik iddialar olduğunu belirten Erden, “Bunları Eylem hanımın alıp almadığı yargılama aşamasında belli olacak. Biz hem anne hem de çocuk hakkında da suç duyurusunda bulunduk. Annesinin delilleri karartmakla ilgili bir suçunun olduğunu düşünüyoruz. Bunun yanında yardım ve yataklık, çünkü alıyor yurt dışına kaçırıyor, üç dört saat içerisinde. Bu ileriki günlerde netleşecek.” değerlendirmesini yaptı.
Ne olmuştu?
Eyüpsultan’da 1 Mart’ta seyir halindeki 3 ATV aracından biri arızalanmış, yol kenarına çekilen arızalı araç tamir edilmeye çalışılırken aynı yönde ilerleyen iki araçtan birisi buradaki 3 ATV’ye çarpmıştı.
Kaza sonucu yaralanan Oğuz Murat Acı, İ.G, T.A, S.K. ve H.T. hastaneye kaldırılmıştı. Yaralılardan Oğuz Murat Acı, yapılan müdahaleye rağmen hayatını kaybetmiş, T.A’nın ise hayati tehlikesinin bulunduğu bildirilmişti.
Yapılan incelemede, kazaya neden olan 17 yaşındaki sürücü T.C’nin olay yerine gelen annesi Eylem Tok’un aracıyla buradan uzaklaşıp saat 02.00 sıralarında İstanbul Havalimanına gittikleri, 04.30 sıralarında da Mısır’a uçtukları tespit edilmişti.
]]>