Öğrenme – Haber 60 – Tokat Haber https://www.haber60.com.tr Mon, 18 Mar 2024 08:42:34 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 Türkiye’deki İlk Nöropsikoloji Laboratuvarını Kuran Prof. Dr. Öget Öktem Tanör, 89 Yaşında Hala Gençlere Örnek Oluyor https://www.haber60.com.tr/turkiyedeki-ilk-noropsikoloji-laboratuvarini-kuran-prof-dr-oget-oktem-tanor-89-yasinda-hala-genclere-ornek-oluyor/ https://www.haber60.com.tr/turkiyedeki-ilk-noropsikoloji-laboratuvarini-kuran-prof-dr-oget-oktem-tanor-89-yasinda-hala-genclere-ornek-oluyor/#respond Mon, 18 Mar 2024 08:42:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=20381 Türkiye’deki ilk nöropsikoloji laboratuvarını kuran Prof. Dr. Öget Öktem Tanör, 89 yaşında olmasına rağmen üniversitede ders vermesi ve hasta bakmasının yanı sıra her gün 1 saat yürüyüp, haftada bir gün pilates yapıp gençlere örnek oluyor.

İstanbul’da 31 Mayıs 1935’te doğan Tanör, 1954 yılında Bursa Kız Lisesi’nden mezun olduktan sonra annesi ve babası doktor olduğu için hep tıp fakültesine gitmeyi hedefledi.

Fakat ailesinin ısrarları sonucu girdiği İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni 1959’da bitirip, “Anayasa Hukuku” kürsüsünde asistan olarak göreve başlayan Tanör, devlet bursuyla Columbia Üniversitesi’nde bir yıl eğitim gördü.

Tanör, ülkeye döner dönmez hep hayalini kurduğu tıp fakültesinde okuyamayınca psikoloji alanına yöneldi.

İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Psikoloji Bölümü’ne giren Tanör, 1969’da “Genel Psikoloji” kürsüsünde asistan olarak çalıştı.

Cerrahpaşa Tıp Fakültesi tarafından psikologlar için açılan “Tıp Bilimleri Doktorası” programına başlayan Tanör, 1981’de “Anksiyetenin Öğrenme ve Hafızaya Etkisi” adlı doktora teziyle buradan mezun oldu.

Tanör, 1984’te Türkiye’deki ilk nöropsikoloji laboratuvarını ve 2008’de ise Türk Nöropsikoloji Derneğini kurdu.

Çevrim içi yüksek lisans dersi veriyor

Prof. Dr. Tanör, yaklaşık 90 yaşında olmasına rağmen hala akıl ve beden sağlığını korumasının formülünü, Yaşlılar Haftası’nda, AA muhabirine anlattı.

Uzmanlık alanı nöropsikoloji hakkında da bilgi veren Tanör, “Nörolog, psikiyatrist ve cerrah, hakkında karar vermekte tereddüt ettiği hastayı bize gönderir. Mesela, ‘Bu hasta sırf depresyonda olduğu için mi unutkan yoksa Alzheimer mı başlıyor?’ gibi sorulara cevap için hasta bize, nöropsikologlara yönlendirilir. Biz de kendilerine nöropsikolojik değerlendirmeler yaparak, doktorun hastaya teşhis koymasına yardımcı oluruz. ” dedi.

Prof. Dr. Tanör, ilerleyen yaşına rağmen hala özel bir klinikte nöropsikolog olarak çalıştığını, haftada bir gün, konuşma bozukluğu çeken afazi hastalarına rehabilitasyon yaptığını, özel bir üniversitede ise bu hastalıkla ilgili çevrim içi yüksek lisans dersi verdiğini kaydetti.

“Dinç kalmak için beyni çalıştırmak lazım”

Haftada üç gün çalıştığını anlatan Tanör, ” Cihangir’de oturuyorum, binada asansör olmadığı için 5 kat inip çıkıyorum. Teşvikiye’de, çalıştığım özel kliniğe yaklaşık bir saat yürüyerek gidiyorum. Bazen metroyu tercih ediyorum. Zaten taksi bulmakta zorlandığım için yürümek zorunda da kalıyorum. Çapa’daki üniversiteye giderken tramvaya biniyorum. Toplu ulaşımı da sıklıkla kullanıyorum. Haftada bir kez de pilates yapıyorum.” diye konuştu.

Prof. Dr. Tanör, yaşlılıkta dinç kalmanın birçok faktöre bağlı olduğuna dikkati çekerek, şöyle devam etti:

“Genetik çok önemli ama yeni şeyler öğrenmeniz yani beyni çalıştırmanız da önemli. Zira beyinde yaşlılığa bağlı hücre kayıpları oluyor ki bu 25 yaşından sonra başlıyor. Beyin hücreleri öldüğü için ağırlığı da yaş ilerledikçe azalıyor. Ancak yeni bir şey öğrendikçe beyin hücreleri arasında ağlar oluşuyor. Ne kadar çok ağ oluşmuşsa yani ne kadar çok çalıştırmışsanız beyninizin hücre kayıpları azalıyor. Bilinçsel etkinliğiniz gençliğinizdeki keskinliğiyle devam edebiliyor. Bolca okumak, yeni şeyler öğrenmek gibi eylemleri gençken yapmak yaşlılıkta daha keskin bir zihin bırakıyor.”

“Ne kadar aktifseniz o kadar iyi bir hayat sizi bekliyor”

Yaşlılıkta bulmaca çözmenin ve yeni bir dil öğrenmeye çalışmanın çok faydalı olduğunu vurgulayan Tanör, kendisinin de İngilizce, Fransız ve İspanyolca olmak üzere üç dil bildiğini söyledi.

Prof. Dr. Tanör, bazı insanların belli bir yaştan sonra elini eteğini çekip hayattan koptuklarını anlatarak, “Kesinlikle bunu kabul etmiyorum. Ne kadar aktifseniz o kadar iyi bir hayat sizi bekliyor. Beslenme konusuna gelince çok fazla yemek yemiyorum, elimden geldiğince Akdeniz diyetine uymaya çalışıyorum. Günde 3 öğün ama az az yiyorum.” ifadesini kullandı.

“Vücudu olduğu gibi beyni de aktif tutmak gerekiyor”

Avrupa’dakilerle Türkiye’deki yaşlılar kıyaslandığında arada ciddi fark olduğunun altını çizen Tanör, bunun en önemli nedeninin “Aman anne, sen otur biz yaparız” kültürü olduğuna değindi.

Prof. Dr. Tanör, bu kültürün Avrupa’da olmadığını, orada herkesin kendi işini yaptığını dile getirerek, “Türkçede ‘İşleyen demir ışıldar’ diye bir atasözü var. Bu yılların tecrübesi sonucunda söylenmiş.” dedi.

Gençlere de seslenen Tanör, “Mümkün olduğu kadar zinde bir yaşlılık geçirmek istiyorsanız sürekli yeni bir şeyler öğrenmeye gayret edin. Vücudu olduğu gibi beyni de aktif tutmak gerekiyor. Bir de gençlere anne ve babalarının önerdiği değil kendilerinin tutkuyla bağlı oldukları bir alanda meslek sahibi olmalarını öneriyorum.” sözlerini sarf etti.

]]>
https://www.haber60.com.tr/turkiyedeki-ilk-noropsikoloji-laboratuvarini-kuran-prof-dr-oget-oktem-tanor-89-yasinda-hala-genclere-ornek-oluyor/feed/ 0
İstanbul Bilgi Üniversitesi, Çocuklarla İnsan Hakları Eğitimi Projesi’ni Tanıttı https://www.haber60.com.tr/istanbul-bilgi-universitesi-cocuklarla-insan-haklari-egitimi-projesini-tanitti/ https://www.haber60.com.tr/istanbul-bilgi-universitesi-cocuklarla-insan-haklari-egitimi-projesini-tanitti/#respond Mon, 11 Mar 2024 21:45:30 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=17951 İstanbul Bilgi Üniversitesi Çocuk Çalışmaları Birimi (ÇOÇA),”Çocuklarla İnsan Hakları Eğitimi için Kapsayıcı Öğrenme Materyalleri Projesi”ni santralistanbul kampüsünde ve çevrim içi buluşmada gerçekleştirdiği lansmanlar ile tanıttı.

Üniversiteden yapılan açıklamaya göre, etkinliğe Hollanda İstanbul Başkonsolosu Arjen Uijterlinde, Bilgi Sosyal ve Beşeri Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Pınar Uyan Semerci, Bilgi Çocuk Çalışmaları Birimi Koordinatörü Gözde Durmuş, proje paydaşları, akademisyenler, çocuklar ve aileleri katıldı.

Çocuk hakları alanında farkındalık yaratmak ve çocukların haklarını öğrenmesini sağlamak amacıyla hayata geçirilen “Çocuklarla İnsan Hakları Eğitimi için Kapsayıcı Öğrenme Materyalleri Projesi” kapsamında Çocuk Hakları Sözleşmesi animasyon filmi, Engelli Hakları Sözleşmesi animasyon filmi, Söz Küçüğün kutu oyununun dijital versiyonu ve eğitimcilerin materyallerle birlikte kullanılabilecekleri rehberler hazırlandı.

Bilgi ÇOÇA tarafından 2009 yılında hazırlanan Çocuk Hakları Sözleşmesi animasyon filmi, çocuk hakları ve insan hakları alanlarında ortaya çıkan yeni tartışmalar ve çocukların değişen ihtiyaçları doğrultusunda güncellendi. Filmin Türkçe olan içeriği İngilizce, Arapça, Kürtçe olmak üzere üç farklı dilde de hazırlanarak daha kapsayıcı hale getirildi.

Proje kapsamında özel gereksinimli bireylerin hakları konusunda çocuklarda farkındalık yaratmak, erişebilirlik ve bağımsız yaşam koşullarına dikkati çekmek amacıyla da animasyon filmi hazırlandı. Birleşmiş Milletler Engelli Hakları Sözleşmesi’ne dair hazırlanan bu film ve çocuk hakları ile ilgili güncellenen filmler sesli betimleme ve işaret dili çevirisi ile kullanıma sunuldu.

Dijital ortama taşınarak erişebilirliği artırılan Söz Küçüğün kutu oyunu ise çocukların günlük yaşamlarında yaşadıkları veya şahit oldukları haksızlıklarla ilgili kurgusal olaylar üzerinden hak ve özgürlükleri çocuklara eğlenceli bir şekilde öğretmeyi amaçlıyor.

“Proje kapsamında üretilen materyaller kapsayıcılık hedefiyle hazırlandı”

Açıklamada etkinlikteki konuşmasına yer verilen Bilgi Üniversitesi Sosyal ve Beşeri Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Pınar Uyan Semerci, şunları kaydetti:

“Çocuklarla insan hakları eğitimi dediğimizde çok zor bir konudan bahsettiğimizi biliyoruz. Çocuklar ve muhtemelen yetişkinler de yaşadığımız dünyada var olan birçok sorun içinde ‘Bu haklar nerede? Bu haklara neden erişemiyoruz?’ diyordur. Çocuğun üstün yararı kavramı sıklıkla vurgulanıyor ancak ‘üstün yarar’ nasıl sağlanacak? Çocukları ve çocukların haklarını öğrenmesini önemsemek çok kıymetli. Yılmadan, inatla bu haklara her çocuğun erişilebilmesine yönelik çabayı sürdürmek gerekiyor. Haklara erişimde en temel sorunlardan biri kapsayıcılık. Bu proje kapsamında üretilen materyaller de kapsayıcılık hedefiyle hazırlandı.”

Hollanda İstanbul Başkonsolosu Arjen Uijterlinde de çocukların haklarının bilincinde olmaları, geleceğin toplumunun mimarları olmaları açısından önemli olduğunu belirterek, “Bugün onların haklarına yatırım yaparak daha şefkatli, eşitlikçi ve sürdürülebilir bir dünyanın temellerini atabiliriz.” açıklamasında bulundu.

Bilgi Üniversitesi Çocuk Çalışmaları Birimi Koordinatörü Gözde Durmuş ise 2007’den itibaren çocukların kendi haklarını öğrenmesi ve çocukların etrafındaki yetişkinlerin de çocuk haklarını öğrenmesi için çalışmalar yaptıklarını aktardı.

Çocukların hak sahibi bireyler olarak görülmelerinin mümkün olabileceğini düşündüklerini vurgulayan Durmuş, “Bu alanda çalışmaya başlarken çocuklara yönelik insan hakları eğitim materyallerine dair büyük bir ihtiyaç olduğunu görmemizden kaynaklı kuruluşumuzdan bu yana bu konuda üretimler gerçekleştiriyoruz. Bu projemizde öğrenme materyallerini daha kapsayıcı kılmak için kullanılan dil, özel gereksinimli bireylere uygunluk, yaş grubu gibi birçok konuyu değerlendirdik.” değerlendirmesinde bulundu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/istanbul-bilgi-universitesi-cocuklarla-insan-haklari-egitimi-projesini-tanitti/feed/ 0
Emekli Öğretmen Çift İngilizce Öğrenerek Emekliliklerini Değerlendiriyor https://www.haber60.com.tr/emekli-ogretmen-cift-ingilizce-ogrenerek-emekliliklerini-degerlendiriyor/ https://www.haber60.com.tr/emekli-ogretmen-cift-ingilizce-ogrenerek-emekliliklerini-degerlendiriyor/#respond Wed, 28 Feb 2024 23:21:03 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=13184 Gaziantep’in Şahinbey ilçesinde yaşayan emekli öğretmen çift, emekliliklerini İngilizce öğrenerek değerlendiriyor.

Gaziantep’in Şahinbey ilçesinde yaşayan 68 yaşındaki emekli Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmeni Veysel Türk ve eşi Şükriye Türk, emekliliklerini yeni diller ve yeni şeyler öğrenerek değerlendiriyor. Çift, Şahinbey Belediyesi Binevler Sosyal Tesisi’nde düzenlenen İngilizce kursuna katılarak gençlere ve evli çiftlere örnek oluyor. 4 dil bilen Veysel Türk, öğrenmeye hep açık olduğunu belirterek, “Yaşımız ilerlemiş olabilir ama öğrenmenin yaşı yok. Emekli olduktan sonra boş durmak istemedik. Eşimle birlikte İngilizce öğrenmeye karar verdik. Hem zihnimizi hem de dilimizi geliştirmek istiyoruz” dedi.

“Beşikten mezara kadar ilim”

Öğrenmenin yaşının olmadığını belirten Veysel Türk, “Peygamber Efendimizin bir hadis-i şerifi var. Beşikten mezara kadar ilim. Dolayısıyla biz de emekli olmamıza rağmen okuyamaya, öğrenmeye devam ediyoruz. Arabistan’a gittiğim zaman kendi derdimi anlatacak kadar konuşabiliyorum. Ama ben Arapça konuşmak istedikçe oraya gelenlerin genelinin İngilizce konuştuğunu gördüm. Benimle İngilizce konuşmak istediler. Benim de İngilizceyi ilerletmek istedim her zaman. 3 defa görevli olarak Amerika’ya gittim. ve orada İngilizcemin eksikliğini gerçekten duydum. Bu vesileyle de emekli olunca İngilizce öğrenmek için zamanım oldu. Bu kursa gelmeden önce internetten öğrenmeye çalıştık. Fakat bu kurs İngilizce öğrenmemiz için çok etkili oldu” ifadelerini kullandı.

“Kaç dil biliyorsanız o kadar çok insan oluyorsunuz”

Yeni diller öğrenmenin hayatı kolaylaştıracağına değinen Türk, “Gençler hayata atıldıktan sonra her şeyin farkına varacaklar. Üniversite mezunu bile olsalar İngilizce ve diğer dilleri bilmenin ne kadar etkili olduğunu görecekler. Dil sertifikası olanların öncelikli olduğunu anlayacaklar. İkinci husus ise kültür. Dünyayı daha iyi tanımak için dil çok etkilidir. Başka ülkelerin basınını takip edebilmek için dil öğrenmeleri gerekmekte. Kaç dil biliyorsanız o kadar çok insan oluyorsunuz. Bu yüzden gençlere tavsiye ediyorum” şeklinde konuştu.

“İngilizce konuşurken eşim en büyük destekçim”

Eşinin her zaman en büyük destekçisi olduğunu söyleyen Şükriye Türk ise “Ciddi bir kursa ilk defa katılıyorum. Eşimin bilgi birikimi daha fazla olduğu için onun yardımıyla bende hobi olarak öğrenmek istedim. 2 defa eşimle Amerika’ya gittim. Orada Camiye gittiğimde kadınların İngilizce konuştuğunu duyardım. Eve geldiğimde ne konuştuklarına çeviriden bakardım. İngilizcenin hayatımda eksikliğini hissediyordum. İngilizce konuşurken eşim en büyük destekçim. Bana her konuda olduğu gibi İngilizce öğrenmemde de çok yardımcı oluyor. Bir dil öğrenmek çok istiyorum. Gün geçtikçe öğrenme isteğim daha da fazlalaşıyor” ifadelerine yer verdi.

“Sınıfa ilk girdiğimde Şükriye ve Veysel çiftini görüyorum”

Şahinbey Binevler Sosyal Tesisi İngilizce Öğretmeni Seda Polat ise Veysel ve Şükriye çiftinin çok azimli olduklarını belirterek, “Veysel bey ve Şükriye hanım ilk kursa geldiklerinde onların gözünde o ışığı gördüm. Gerçekten öğrenmeye çok istekliler. Sınıfa ilk girdiğimde Şükriye ve Veysel çiftini görüyorum. ve aynı zamanda çok çapa sarf ediyorlar. Emeklerinin karşılığını alıyorlar” diye konuştu. – GAZİANTEP

]]>
https://www.haber60.com.tr/emekli-ogretmen-cift-ingilizce-ogrenerek-emekliliklerini-degerlendiriyor/feed/ 0
Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi Öğrencilerine Dijital Materyaller Sunuyor https://www.haber60.com.tr/anadolu-universitesi-acikogretim-fakultesi-ogrencilerine-dijital-materyaller-sunuyor/ https://www.haber60.com.tr/anadolu-universitesi-acikogretim-fakultesi-ogrencilerine-dijital-materyaller-sunuyor/#respond Wed, 24 Jan 2024 21:12:44 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=4854 Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi Öğrenme Teknolojileri Araştırma-Geliştirme (ÖTAG) Birimi, öğrencilerine dijital materyaller oluşturmak için çalışıyor.

Grafik tasarımcılardan animasyonculara, yazılımcıdan seslendirme uzmanlarına kadar 80 personeli bulunan ÖTAG, dijital ortamda çevrim içi ya da çevrim dışı basılı, görsel-işitsel tüm derslere ait malzemelerin planlanması, tasarlanması, üretilmesi ve bunların öğrenciye ulaşması için yayınlanması ve dağıtımıyla ilgili faaliyetleri yürütüyor.

Öğrencilerin öğrenmesini kolaylaştırmaya yönelik video tabanlı, yazılı ya da işitsel ders malzemeleri üreten birim, bu dokümanlara tek kaynaktan erişilebilmesi için e-kampüs sistemi de geliştirdi.

Ders içeriklerinde çeşitli animasyonlara da yer veren ÖTAG Birimi, 45 ülkede faaliyet gösteren Açıköğretim Sistemi’nin 1,5 milyon öğrencisi için kişiselleştirilmiş öğrenme deneyimi sunma hedefiyle yapay zekadan ve makine öğrenmesinden faydalanacak projeler de üretmeyi amaçlıyor.

ÖTAG Birimi Yöneticisi Dr. Öğr. Üyesi Öznur Öztürk, AA muhabirine, hazırladıkları ders malzemelerine öğrencilerinin erişimi için bir öğrenme yönetim sisteminin bulunduğunu söyledi.

E-kampüs sisteminin ana kaynak kitap olmak üzere öğrencinin kendi kendine öğrenmesini kolaylaştıracak, öğrenme hızını kendisinin belirleyebileceği pek çok malzeme ürettiklerini anlatan Öztürk, şöyle konuştu:

“Video tabanlı, basılı yazılı ve işitsel olmak üzere öğrencinin öğrenmesini kolaylaştırmaya yönelik malzemelerimiz bulunuyor. Örneğin kitaplarımızı sistemde pek çok formatta yayınlıyoruz. Öğrencilerimiz bu formatlara mobil telefonlarından, bilgisayarlarından birçok yerden erişip ulaşabiliyor. Bu kitaplara ilişkin onların her bir üniteyi özetlediğimiz o ünite özetlerini seslendirdiğimiz malzemelerimiz var. Aynı zamanda konu uzmanı öğretim üyelerimiz tarafından video tabanlı malzemeler üretiliyor. Bunun yanında etkileşimli içeriklerimiz var. Öğrencilere kitabımızı etkileşimli hale getirip sunuyoruz. Öğrenci orada ilerlemesini belli sorularla kendini deneyerek gerçekleştiriyor. Eğer bir yerde eksikse tekrar edebiliyor.”

“Öğrencilerimizi görsel anlamda akılda kalıcı bilgilerle donatmaya çalışıyoruz”

Öztürk, güz ve bahar döneminde bütün aktif dersleri canlı olarak gerçekleştirdikleri anlatarak, birimde saat 16’dan 22’ye kadar öğretim üyelerinin istedikleri yerden internet bağlantısı aracılığıyla 45 dakika süresince öğrencilere canlı ders verdiğini söyledi.

Canlı derslerin görevli moderatörler tarafından kayıt altına alındığını ifade eden Öztürk, şunları kaydetti:

“Bu kayıtlar eş zamanlı olarak canlı derse katılamayan öğrencilerimiz için daha sonra sistemimizde yayınlanıyor. Bu canlı ders kayıtlarında öğrenci birebir yazılı bir ortamda chat ortamında hocasına sorusunu sorabiliyor ve ondan geri dönüş anında alabiliyor. Bu canlı ders kayıtlarımız öğrencilerimiz tarafından en çok tercih edilen malzemelerimizin başında geliyor. Bunun dışında kitabımız, ünite özetlerimiz ve soru havuzlarımız bulunuyor. Pek çok malzemeyi onların yararı için hazırlamaya çalışıyoruz. Etkileşimli içerik hazırlarken animasyonlar ve videolar da kullanıyoruz. Pek çok etkileşim o kitabın içerisine konularak öğrencilerimizi görsel anlamda da akılda kalıcı bilgilerle donatmaya çalışıyoruz.”

Öznur Öztürk, görme engelli öğrencileri için sesli eğitim materyallerinin bulunduğunu aktararak, işitme engelli öğrencileri için de alt yazı seçeneğiyle eğitim malzemeleri hazırladıklarını dile getirdi.

Tercih edilen kitapların seslendirilmiş biçimleri öğrencilere ilettiklerini belirten Öztürk, şöyle konuştu:

“Yapay zeka ve makine öğrenmesi uygulamaları günümüzde oldukça yaygınlaştı. Bizler de eğitim alanına öğrencileri daha kişiselleştirilmiş öğrenme deneyimi sunmak için yapay zekadan ve makine öğrenmesinden faydalanacağımız projeler üretmeye çalışıyoruz. Çünkü açıköğretim öğrencisi kendini motive etmesi gereken kendi öğrenmeye çalışan bir grup. Onlara daha çok etkileşimli malzeme hazırlayıp, daha kolay öğrenmeleri gerçekleştirmek için elimizden geleni yapıyoruz. Grafik tasarımcılardan, animasyonculara, yazılımcılara kadar pek çok iş kolunda personelimiz var. Çok güçlü bir ekip olarak yaklaşık 1,5 milyon öğrenciye hizmet veriyoruz.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/anadolu-universitesi-acikogretim-fakultesi-ogrencilerine-dijital-materyaller-sunuyor/feed/ 0