Kısa sürede birçok kesimden destek alan kampanyaya, yurt dışından da yardımlar gönderildi.
Devam eden kampanyada askıda tost bağışı 1248’e yükseldi.
Okulun rehberlik öğretmenlerinin belirlediği öğrenciler, askıda tost uygulaması kapsamında ücretsiz öğün alabilir hale geldi.
Ümit Alpan, 2009 yılından beri kantin işletmeciliği yaptığını belirterek, “Her dönemde ihtiyaç sahibi öğrencilerimiz oluyordu. Bu dönemde çok daha ihtiyaçlı ailelerin olduğunu tespit ettik. Eşimle birlikte nasıl bir uygulama yapabiliriz diye konuştuk. Daha sonra askıda tost uygulaması aklımıza geldi. ‘Dünyanın en güzel yeri bir çocuğun kalbidir’ sloganıyla askıda tost kampanyası başlattık. Çok güzel destekler alıyoruz. Önümüzdeki sezondaki tostlarımızın bile ücreti şimdiden çıkmış durumda” dedi.
Ekonomik durumları nedeniyle dezavantajlı öğrencilerin olduğunu belirten Alpan, “Okulumuzda rehberlik servisi öğretmenlerimizin belirlediği öğrenciler var. Çocuklarımızı rencide etmeden, onların kalbini kırmadan, kalplerine dokunmak istiyoruz. Çocuklarımız gülsün istiyoruz. İnşallah da bu kampanyamızın tüm Türkiye’ye örnek olmasını istiyoruz” diye konuştu.
Okullarının Cumhuriyet’in temellerinin atıldığı 4 Eylül Sivas Kongresi’nin adını taşıdığını belirten Alpan, “Bu nedenle okulumuzun adına yakışan bir kampanya olduğunu düşünüyoruz. Okula aç gelen bir öğrenciye ‘biz varız’ diyoruz. Çocuklar eve aç gitsin istemiyoruz, yüzleri gülsün istiyoruz. Şehir dışından, İsviçre ve Almanya’dan bile destekler geldi. Şu an itibarıyla 1248 adet askıda tostumuz var. Belirlenen öğrencilerimize günlük destek sağlıyoruz. İnşallah da devam edeceğiz” şeklinde konuştu.
Kantinci Ümit Alpan, “Normalde biz burada esnaf odalarının belirlediği fiyatlardan 3’te 1 oranında düşük fiyat belirledik. 25 TL tost ve 5 TL meyve suyu, ikisi birlikte 30 TL olarak belirledik. Rehberlik öğretmenlerinin verdiği kağıtlarla gelen öğrencilerimizi rencide etmeden, sadece tost değil canı ne isterse onu veriyoruz. Kampanyamızın ismi tost ama, hamburger canı isterse onu, döner isterse döner veriyoruz. İnşallah çocuklarımızın yüzünü güldürmeye devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.
Kantinde başlatılan ‘askıda tost’ uygulaması öğrenci velileri ve öğretmenlerden de takdir görüyor.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Belediyenin desteğinden Bağcılar’da ikamet eden ve bu yıl devlet üniversiteleri ve özel üniversitelerin yüzde 100 burslu lisans programlarında örgün eğitime yerleşenler yararlanabilecek.
Başvurular, 23 Eylül-31 Ekim 2024 tarihleri arasında belediyenin resmi web sitesi www.bagcilar.bel.tr adresi üzerinden yapılacak.
Bağcılar Belediye Başkanı Abdullah Özdemir, “Öncelikle üniversite sınavını başarıyla geçen tüm gençleri tebrik ediyorum. Onlar yarının güçlü Türkiye’sini inşa edecek nesilleri oluşturuyor. Bizim de görevimiz onlara bu yolda destek vermek. Bu amaçla çalışkan öğrencilerimizi ödüllendiriyoruz. Geçen yıl 6 bin TL olarak verdiğimiz başarı ödülümüzü bu yıl 10 bin TL’ye yükseltiyoruz. Şimdiden hayırlı olsun” dedi.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Gençlik ve Spor Bakanlığı, üniversite öğrencilerinin faydalanabileceği KYK yurt başvurularının başladığını açıkladı.
Yurt başvurularını e-Devlet üzerinden tamamlayacak olan adaylar, belli bir miktar ücret de ödeyecek.
Bu kapsamda, 2024-2025 KYK yurt ücretleri araştırma konusu oldu. Bu yıl belirlenen ücretler, oda tipine göre değerlendirildi.
6 tip KYK yurdu bulunmaktadır. Yurt ücretleri ise KYK 1. tip yurtlardan KYK 6. tip yurtlara doğru artış göstermektedir.
Peki, KYK yurt ücretleri ne kadar? İşte oda tipine göre KYK yurt ücretler 2024-2024…

KYK YENİ DÖNEM YURT ÜCRETLERİ 2024-2025
Güncel KYK yurt ücretleri henüz belli olmadı.
Ancak geçtiğimiz dönem yurt ücretleri; tip 1 ücreti aylık 345 TL, tip 2 aylık 405 TL, tip 3 aylık 480 TL, tip 5 aylık 510 TL ve tip 6 570 TL olarak ödenmişti.

KYK YURT TİPLERİ
1. tip ve 2. tip yurtlar öğrencilerin barınma, yemek ve güvenlik ihtiyaçlarını karşılamaya yetiyor.
Orta dereceli olan 3. ve 4. tip yurtlarda oda büyüklüğüne göre kişi sayısı 2-4 kişi olarak değişiyor. Odalarda çalışma masası, buz dolabı ve bazı yurtlarda kitaplık bulunuyor. Banyo ve tuvalet ortak kullanım alanı olabiliyor.
5. ve 6. tüp yurtlar ise en lüks ve pahalı olan odalara sahip oluyor. Bu yurtlar sınıfında öğrencilerin tüm ihtiyaçlarını karşılayacak imkanlar bulunuyor.
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Milli Eğitim Bakanlığı Taşıma Yoluyla Eğitime Erişim Yönetmeliği’nde değişiklik yapıldı. Yönetmelik değişikliği, Resmi Gazete’de yayımlandı. Buna göre, kurulacak olan planlama komisyonu, milli eğitim müdürlüğünün uygun görüşü ve mahalli mülki idare amirinin onayı ile her yıl ocak ayı içinde oluşturulacak, hazırlanan çalışma takvimine göre bir yıl süre ile çalışacak.
Yatılı bölge ortaokulları ve pansiyonlu okullara yerleştirmeye ilişkin kriterler
Komisyon; taşıma merkezi okula uzaklığı 30 kilometreden fazla olan, taşınması ekonomik olmayan, iklimi veya ulaşım şartları taşımaya elverişsiz olan yerleşim birimlerinde ikamet eden ilköğretim ve ortaöğretim öğrencilerini yatılı bölge ortaokulları ve pansiyonlu okullara yerleştirdikten sonra taşıma hizmetinden faydalanacakları ve öğrencisi taşınacak yerleşim birimlerini gruplandırarak taşıma merkezi okulları ve kurumları belirleyecek.
Ayrıca, öğrencisi taşınacak yerleşim yerinin taşıma merkezine uzaklığının en az 2 kilometre olması esas olacak ve 30 kilometreden fazla mesafeden taşıma yapılmayacak ancak can güvenliğinin olmaması, iklim koşulları ve coğrafi şartların elverişsiz olması gerekçelerinden herhangi birine bağlı olarak planlama komisyonu kararı ve mülki idare amiri onayı ile 2 kilometreden az mesafeden taşıma yapılabilecek.
Taşıma merkezi okula uzaklığı 30 kilometreden fazla olan öğrencisi taşınacak yerleşim birimlerinde ikamet eden ilköğretim ve ortaöğretim öğrencileri yatılı bölge ortaokulları ve pansiyonlu okullara yerleştirilecek.
En az bir ders yılı parasız yatılı öğrenim gören ortaöğretim öğrencileri taşıma kapsamında değerlendirilebilecek
Öğrencisi taşınacak okul ve yerleşim birimlerinden can güvenliğinin olmaması, iklim koşulları ve ulaşım şartlarının elverişsiz veya taşıma maliyetinin yüksek olması gerekçelerinden birine bağlı olarak başka bir il veya ilçe sınırları içindeki taşıma merkezi okul ve kuruma taşınması; eğitim müfettişi, eğitim müfettiş yardımcısı tarafından düzenlenen inceleme raporu dikkate alınarak değerlendirme komisyonunca uygun görülenler hariç, ilçeler arası taşıma yapılamayacak.
Yerleşim biriminin belirlenmesi için kriterler
Öğrencisi taşınacak yerleşim biriminin belirlenmesinde, toplu taşıma hizmetinin bulunmaması, eğitime erişim ihtiyacı olan öğrencinin sürekli veya geçici ikamet ettiği yerleşim yerinde bu ihtiyacını karşılayacağı türde eğitim kurumu bulunmaması veya bu kurumların kapalı olması şartları birlikte aranacak. Öğrencisi taşınacak okulların belirlenmesinde ise öğrenci sayısı yetersizliği nedeniyle okulun kapalı olması, okulun güçlendirmeye alınması, yeniden yapılmak üzere yıkım kararı alınması; yangın, sel, deprem gibi doğal afetlere maruz kalması, can ve mal kaybı tehlikesi gibi ani ve beklenmedik olayların ortaya çıkması sonucu kullanılamaması şartları aranacak.
Olağanüstü hallerle ilgili durumlar
Bakanlığın yeni yönetmeliği ile olağanüstü durumlarda alınacak tedbirleri belirleyen hükümler altında yer alan “olağanüstü haller”in kapsamı genişletildi. Doğal afetler sonucu barınma yerleri zarar gören öğrencilerin taşıma uygulaması kapsamına alınması sağlandı ve bu doğrultuda mevzuata “Yangın, sel, deprem gibi doğal afetler nedeniyle yetkili kamu kurum ve kuruluşlarınca geçici barınma merkezlerine yerleştirilen öğrenciler, öğrenci taşıma uygulaması kapsamına alınabilir” hükmü eklendi. Bunun yanında öğrencileri taşıma kapsamında olmayan yerleşim birimlerindeki okulların ve pansiyonların güçlendirmeye alınması, yıkılıp yeniden yapılması; yangın, sel, deprem gibi doğal afete uğraması halinde öğrencilerin ikamet veya geçici ikametlerinin öğrenim görülecek okula uzaklığı ve toplu taşıma hizmetleri göz önünde bulundurulmak suretiyle çözüm bulununcaya kadar öğrenciler, öğrenci taşıma uygulaması kapsamına alınabilecek.
Ücretsiz öğle yemeği uygulaması
Öğrenci taşıma uygulaması kapsamında taşınan özel eğitim öğrenci ve kursiyerler dışındaki ilköğretim ve ortaöğretim öğrencilerine öğle yemeği verilecek. İlköğretim ve ortaöğretim öğrencilerine öğrenci taşıma uygulaması kapsamında öğle yemeği verilen okullarda açılan özel eğitim sınıflarına devam eden öğrenciler de bu hizmetten yararlandırılacak. Yemekler, 4734 sayılı kanun hükümlerine göre temin edilecek. Öğrenci taşıma uygulaması kapsamında sunulacak yemek hizmeti alımlarında öğretmenevleri, yemek üretimi yapan döner sermayeli okullar ile ilgili mevzuatı doğrultusunda okul ve pansiyon yemekhanelerine öncelik verilecek. Yemek bedeli, ilgili okul ve kurum hesabına aktarılacak. Öğrenci taşıma uygulaması kapsamında yemek hizmeti sunulan okullarda eğitim gören kapsam dışındaki öğrencilerden Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı verileri dikkate alınarak okul müdürlüğü tarafından tespit edilenlere de öğle yemeği verilebilecek.
]]>Araştırma Üniversitesi unvanına ve kurumsal tam akreditasyon belgesine sahip olan Atatürk Üniversitesi, fikre ve bilgiye ulaşma hedefi ve çağdaş nesiler yetiştirme idealiyle kapılarını dünyaya açarak, ulusal ve uluslararası alanda lider bir marka olma yolunda başlatmış olduğu ‘Yeni Nesil Üniversite’ vizyonuyla; akademik ve etik değerlerden ödün vermeden yaşam boyu eğitim anlayışıyla geleceğe emin adımlarla yürüyor.
Uluslararası standartlardaki eğitim programları, güçlü akademik kadrosu ve donanımlı altyapısıyla bilim dünyasına örnek olacak araştırmalara ve çalışmalara imza atan Atatürk Üniversitesi, “Hayatın Hizmetinde Hep İleriye” misyonuyla çalışmalarını sürdürüyor.
Kurulduğu günden itibaren değer üreten, ürettiği değeri evrenselleştiren, bilimi insanlığın sorunları için kullanan Atatürk Üniversitesi bugün itibariyle; 23 Fakülte, 13 Meslek Yüksekokulu, 8 Enstitü, 44 Araştırma Merkezi, 1 Yüksekokul ve 1 Konservatuarı ile toplam 90 akademik birimle eğitim ve öğretim faaliyetlerine devam ediyor.
Öğrenciyi merkeze alan eğitim anlayışıyla, aktif eğitim modelini uygulayan ve gelecek kuşakları çağdaş gerekliliklerle donatan Atatürk Üniversitesi öğrencilerini; marka değeri taşıyan diploması ile hem Avrupa Birliği onaylı diploma eki etiketine hem ECTS etiketine hem de Yükseköğretim Kurulunun (YÖK) Yükseköğretim Programları ve Kontenjanları Kılavuzunda ilk kez yer vereceği Türkiye Yeterlilikler Çerçevesi (TYÇ) Logosuna sahip kılıyor.
Yükseköğretim Programları ve Kontenjanları Kılavuzunda 39 programında TYÇ logosu yer alacak olan Atatürk Üniversitesi, bu alanda devlet üniversiteleri sıralamasında 2’nci, tüm üniversiteler sıralamasında ise 3’üncü sırada yer alarak eğitimdeki kalitesini bir kez daha tescil etmiş oldu. Yükseköğretimde öncü kurumlar arasında yer alan ve şimdiye kadar 572 bin öğrencisini mezun eden, aktif olarak da 500 bin öğrencisine eğitim veren Atatürk Üniversitesinin bünyesinde; 436 lisansüstü, 275 ön lisans ve lisans programı ile toplamda 711 program yer alıyor.
Türkiye’nin en güzel kampüslerinden birine ev sahipliği yapan Atatürk Üniversitesi, 6.5 milyon m2’lik açık, 1 milyon m2 ise kapalı alanda; gündelik yaşama dair her türlü ihtiyacın karşılanabileceği alışveriş merkezleri, banka şubeleri, kafeteryalar, oyun alanları, sinema salonları, sağlık ve spor merkezleri ile yürüyüş alanları ve kampüsün tamamını kapsayan bisiklet yolu bulunuyor.
Rektör Prof. Dr. Çomaklı: “Uluslararası Düzeyde Bireyler Yetiştiriyoruz”
Bilimsel, sanatsal, kültürel ve sportif alanlarda her türlü zenginliğe kaynaklık eden ve bu doğrultuda çağa uygun adımlar atan Atatürk Üniversitesinin; evrensel değerler taşıyan, küresel anlamda geniş vizyonlu, özgür düşünceli, üstün nitelikli genç beyinleri ülkesine kazandırmayı kendisine amaç edinen dev bir eğitim yuvası olduğunu belirten Rektör Prof. Dr. Ömer Çomaklı: “Atatürk Üniversitesi olarak ülke yükseköğretimine uzun yıllardır; değer üreten, ürettiği bilgiyi ve teknolojiyi toplumsal katkıya dönüştüren, etik değerleri önemseyen, çevre ve doğaya duyarlı, farklılıklara saygı gösteren, bilimsel ve toplumsal gelişime katkı sağlayan uluslararası düzeyde bireyler yetiştirerek, eğitim-öğretim ve bilimsel araştırma faaliyetleri ile bilgi üretimine katkı sağlamaya devam ediyoruz. Bu bağlamıyla üniversite olarak; gelecek vizyonu, dünyaya bakışı ve uluslararası niteliğini sayesinde en çok tercih edilen üniversiteler arasında yer alıyoruz” ifadelerini kullandı.
“3 Çeyrek Asırdır Ülke Yükseköğretimine Hizmet Ediyor”
Kaliteli eğitimi, nitelikli insan kaynağı, araştırma geliştirme ve inovasyona dayalı yenilikçi altyapısı ile Atatürk Üniversitesinin 3 çeyrek asırdır ülke yükseköğretimine başarılı bir şekilde hizmet ettiğini belirten Rektör Prof. Dr. Ömer Çomaklı: “Üniversitemizin her alanda bir önceki günden dahi iyi olması ve uluslararası arenada tanınırlığın artması için var gücümüzle çalışıyoruz. Geleceğimiz olan gençlerimizi, Cumhuriyetimizin ikinci asrında da “Türkiye Yüzyılı” ülküsü ile yetiştirmeye, araştırma geliştirme yapmaya, bilim ve teknoloji üretmeye teşvik ediyoruz. Bir yandan bilim dünyasına ve literatüre katkı sağlarken bir yandan da insanlığın ve içinde yaşadığımızın toplumun sorunlarına yönelik çalışmalarımıza eğiliyoruz. Üniversitemizin başarısı için araştıran, üreten, çalışan tüm mensuplarımıza, paydaşlarımızı teşekkür ediyorum” dedi.
23 Araştırma Üniversitesinden Birisi Atatürk Üniversitesi
Aday öğrencilere seslenen Rektör Prof. Dr. Ömer Çomaklı: “Üniversite yaşamı yalnızca bir eğitimi değil, aynı zamanda bir kültürü, kişisel gelişimi, paylaşımcılığı, üretkenliği ve dünyaya açılmayı kapsar. Sizlerle birlikte biz de geleceğe dair yeni umutlar besliyoruz. Sizlerin en iyi eğitimi alması için var gücümüzle çalışıyoruz. Bu kapsamda başlatmış olduğumuz Yeni Nesil Üniversite Tasarım ve Dönüşüm Projesi neticesinde üniversitemizin vermiş olduğu kaliteli eğitim Yükseköğretim Kalite Kurulu (YÖKAK) tarafından akredite edilmiş, ardından da tarihi bir başarı gösteren üniversitemiz 23 Araştırma Üniversitesi arasına girmiştir” dedi.
Tarihine bağlı, kültürel miraslarına sahip çıkan, sürekli gelişen dinamik bir üniversite olduklarını vurgulayan Rektör Çomaklı: “Atatürk Üniversitesi öğrencilerine; sosyal, akademik ve kültürel anlamda kendilerini geliştirebilecekleri ve aynı zamanda eğlenebilecekleri dolu dolu bir kampüs yaşamı sunuyor. Tüm dünyada geçerli eğitim modeliyle bilimi teknolojiyle buluşturan ve uygulamaya dönüştürerek etkin bir eğitim sunan Atatürk Üniversitesi, yaşadığı dönüşüm ile rekabet gücü yüksek, bireysel-mesleki ve etik standartları en üst düzeyde karşılayabilecek tam donanımlı mezunlar yetiştiriyor” ifadelerini kullandı.
Sınavsız İkinci Üniversite İmkanı
Tercih döneminin başlamasıyla birlikte üniversite eğitimini alacak olmanın heyecanını yaşayan adayların yanında, ikinci bir üniversite okuma arzusunda olan öğrencilere de kapılarının açık olduğunu aktaran Rektör Çomaklı Atatürk Üniversitesinin; yükseköğretim kurumlarının aynı alanda olmamak şartıyla herhangi bir lisans veya ön lisans programından mezun olan, okuyan ya da yeni başlayacak öğrencilere ikinci diploma sahibi olma şansı sunduğunu söyledi. Güncel birçok programı bünyesinde barındıran Açık ve Uzaktan Öğretim Fakültesinin sunmuş olduğu bu imkanın, hayallerine kavuşmak isteyen kişilere yeni bir ufuk kazandırdığını aktaran Çomaklı, adayları ayrıntılı bilgi almaları için web sayfasını incelemeye davet etti.
Öğrencileri neler bekliyor?
Sportif ve Kültürel Faaliyetler
Atatürk Üniversitesi bünyesinde 10 spor salonu, uluslararası standartlara sahip 3000 seyirci kapasiteli bir stadyum, 2 yüzme havuzu, 2 spor kompleksi (tenis kortları, basketbol ve voleybol sahaları ile mini futbol sahasından oluşan), uluslararası standartlara sahip bir spor merkezi, içinde kafeterya, seçili eserlerin yer aldığı okuma salonu, kültür ve sanat merkezleri, bowling ve bilardo salonu ile robotik kodlama alanlarının yer aldığı öğrenci merkezi bulunuyor.
Öğrenci Kulüpleri
Atatürk Üniversitesinde 100’ü aşkın öğrenci kulübü bulunuyor. Sosyal, kültürel, sanatsal ve sportif etkinliklerin yapılmasıyla birlikte, akademik eğitime yarar sağlayıcı mesleki uğraşlara da ağırlık veren kulüpler, öğrencilerin dinlenme, eğlenme ve sosyal katılımda bulunma alışkanlıklarına yön veren çalışmalarla da dikkat çekiyor.
Huzur ve Güven Ortamı
Üniversite kampüsünde iç ve dış mekan olmak üzere toplam 600 güvenlik kamerası bulunuyor. Özel Güvenlik ve Koruma Müdürlüğü Şubesinde görevli 350 personel ise fakülte, yüksekokul ve lojmanlar ile yerleşkenin tamamını oluşabilecek her türlü olumsuzluklara karşı koruyarak güvenli ve huzurlu bir yaşam olanağı sunuyor.
Sosyal Alanlar
Atatürk Üniversitesi kampüsünde; yıl boyunca diyetisyenlerin denetiminde, mevsimlere göre öğrencilerin ihtiyacı olan kalori ve besini ihtiva eden yemeklerin hazırlandığı yemekhaneler mevcut. Ayrıca kampüsün genelinde bulunan yeme-içme alanlarının yanı sıra fakülte ve yüksekokulların bünyesinde bulunan kantin ve kafeteryalarda da öğrenciler yeme-içme gereksinimlerini karşılayabiliyor.
Ulaşım ve Barınma Olanakları
Erzurum’a yurt içi ve yurt dışı ulaşım; hava, kara ve demir yolu bağlantılarıyla mümkün. Bu ulaşım yollarını kullanarak şehir merkezine gelenlerin üniversiteye mesafesi ise 10 dakika. Şehir merkezi ile kampüs arasında da hem Büyükşehir Belediyesine ait toplu taşıma araçları, hem çok sayıda halk otobüsleri hem de minibüsler ile ulaşım sağlanıyor. Kampüs içi ulaşım ise ring hizmetiyle sürdürülüyor.
Başka illerden gelen öğrenciler, KYK’ya ait toplam 30 bin kişi kapasiteli 20 yurtta ve şehir merkezine 5 dakikalık ulaşım mesafesinde bulunan 200 civarında özel yurt ve apart tesislerde barınma ihtiyacını karşılıyor.
Burslar
Atatürk Üniversitesi, özellikle başarılı öğrenciler ile ekonomik yetersizlikler sebebiyle güçlük çeken öğrencilere üniversite bünyesinde bulunan Kalkınma Vakfı aracılığıyla burslar veriyor. Ayrıca Rektörlük birimlerinde “Kısmi (Yarı) Zamanlı Öğrenci Çalıştırma Programı” da uygulanıyor.
Sağlık Hizmetleri
Ücretsiz sağlık hizmetleri bağlamında tüm öğrenciler devlet güvencesi altındadır. Kampüs içerisinde yer alan Türkiye’nin en büyük hastanelerinden biri olan Araştırma Hastanesi, 24 saat boyunca tüm öğrencilerin sağlık ihtiyaçlarını karşılıyor. Yine diş hastalıkları için acil servis hizmeti ile birlikte her türlü diş tedavi imkanları sağlanıyor. Hayvan hastanesi ise 7 gün 24 saat güler yüzlü hizmet vermenin yanı sıra Mobil Hayvan Hastanesi Projesi ile haftanın belirli günlerinde köylere veteriner hekimlik hizmeti veriyor.
Toplumsal Duyarlılık Faaliyetleri
Atatürk Üniversitesinde yıl boyunca toplumsal duyarlılık projeleri gerçekleştiriliyor. Toplumsal Duyarlılık Projeleri Merkezi ve öğrenci kulüpleri iş birliğiyle ekosistemin tüm paydaşlarına yönelik yüzlerce sosyal sorumluluk projesi hayat buluyor.
Çift ve Yan Dal İmkanları
Atatürk Üniversitesinde çift dal ve yan dal eğitim programları aktif olarak yürütülüyor. Öğrenci çift dal programı ile iki faklı alanda/ programda, iki farklı lisans diplomasına sahip olabilmenin yanı sıra; yan dal programı ile de kendi alanı dışındaki farklı bir alanda eğitim alabiliyor.
Mezun Takip Sistemi
Atatürk Üniversitesi bünyesinde yer alan Kariyer Planlama ve Mezun İzleme Merkezi, öğrencilerin mezun olduktan sonraki yaşamlarına güvenle geçiş yapmaları için onlara yardımcı oluyor. Öğrencilerin kendilerini ve potansiyellerini keşfetme ve harekete geçirme süreçlerini destekleyen bu merkez, aynı zamanda kariyer hazırlığı ve yaşam boyu kariyer yönetimi becerilerinin de gelişmesine yardım ediyor. – ERZURUM
]]>Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Kalkınma Ajansları Genel Müdürlüğü koordinasyonunda faaliyet gösteren Batı Karadeniz Kalkınma Ajansı tarafından ulusal stratejiler çerçevesinde üst ölçekli plan ve programlar ile uyumlu şekilde geliştirilen Kalkınma Ajansları Siber Vatan Programı kapsamında Siber Vatan Bootcamp etkinliğinin kapanış töreni, Akdeniz Üniversitesi’nde düzenlendi. Programa; Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Kalkınma Ajansları Genel Müdürü Ahmet Şimşek, Batı Akdeniz Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Volkan Güler, Batı Karadeniz Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Dr. Lutfi Altunsu, Güney Ege Kalkınma Ajansı Genel Sekteteri Özgür Akdoğan, Türkiye Siber Güvenlik Kümelenmesi Genel Koordinatörü Alpaslan Kesici, Savunma Sanayii Başkanlığı Siber Güvenlik ve Bilişim Sistemleri Daire Başkanı Ahmet Bahadır Bülbül, Gençlik ve Spor Bakanlığı Gençlik Hizmetleri Genel Müdürü Dr. Enes Efendioğlu, Dijital Dönüşüm Ofisi Başkanvekili Yusuf Tancan ve çok sayıda öğrenci katıldı.
“200 öğrencinin istihdamına katkı sağlandı”
Kalkınma Ajansları Siber Vatan Programı, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Gençlik ve Spor Bakanlığı ve Savunma Sanayii Başkanlığı ve Dijital Dönüşüm Ofisi işbirliğinde, Kalkınma Ajansları Genel Müdürlüğü koordinasyonunda Kalkınma Ajansları, Türkiye Siber Güvenlik Kümelenmesi ve Üniversiteler tarafından uygulanıyor. Program kapsamında üniversitede öğrenim gören öğrencilerin dijital ve siber güvenlik teknolojileri alanında farkındalıklarını artırmak, potansiyel yetenekleri tespit edip eğitim ve yetenek geliştirme faaliyetleri ile kariyer planlamalarına destek olarak ve genç girişimciliğini teşvik ederek Türkiye’nin siber güvenlik uzmanı ihtiyacının karşılanmasına katkı sağlanması hedefleniyor. 2019 yılından itibaren uygulanan program kapsamında bugüne kadar ulusal ve uluslararası birçok siber güvenlik yarışmalarında önemli başarılar elde edilirken, yaklaşık 200 öğrencinin istihdamına katkı sağlandı ve 7 genç girişim ortaya çıktı.
Kalkınma Ajansları Siber Vatan Programının 2024 Dönemi eğitimleri; Ahiler, Batı Akdeniz, Batı Karadeniz, Çukurova, Fırat, Güney Ege, Kuzey Anadolu ve Zafer Kalkınma Ajansı bölgesinde 18 ilde 22 farklı üniversiteden yaklaşık 750 öğrenci ile başladı ve Haziran ayında tüm gruplarda eğitimler tamamlandı. 4 farklı modülde yaklaşık 180 saat süren teknik eğitimlerin ardından Siber Vatan Programının ikinci bileşeni olan Bootcamp’e katılacak öğrencileri tespit edebilmek amacıyla 14 Haziran tarihinde 18 ilde aynı anda Bayrağı Yakala (Capture the Flag, CTF) sınavı gerçekleştirilirken, sınavı başarıyla tamamlayan 241 öğrenci Siber Vatan Bootcamp’e davet edildi.
80 saat derin ve teknik eğitim verildi
Siber Vatan Programı uygulayan kurumlara ek olarak Gençlik ve Spor Bakanlığı, Batı Akdeniz Kalkınma Ajansı ve Akdeniz Üniversitesi’nin katkılarıyla, Kalkınma Ajansları Siber Vatan Bootcamp etkinliğine, program kapsamında eğitim alan ve yapılan görevlendirmelerle sınavlarda başarılı olan Zonguldak’tan Antalya’ya, Muğla’dan Malatya’ya Türkiye’nin farklı illerinden yaklaşık 400 öğrenci katıldı.
Yoğun bir şekilde Siber Vatan Bootcamp etkinliğinde siber güvenliğin alt temalarında oluşturulan takımlar, yaklaşık 80 saat derin ve teknik eğitim aldı. Takımlar eğitim dahilinde tersine mühendislik çalışmaları, senaryo bazlı tatbikatlar ve yarışmalar gerçekleştirdi.
“22 şehirden 350 genç”
Törenin açılışında konuşan Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Kalkınma Ajansları Genel Müdürü Ahmet Şimşek, Türkiye’nin 22 şehrinden gelen 350 genç ile Bootcamp etkinliğinin sonuna geldiklerini ifade etti. Şimşek, “Yaklaşık 200 saat aldıkları eğitim boyunca uygulamalı aşama olan 7 günlük kampa dahil oldular. Farklı takımların onlara verilen görevi çözmeleri, mücadelelerini tamamlamaları için birtakım düzenlemeler ve planlamalar yapıldı. Aldıkları eğitim ve takım çalışmalarıyla Siber Vatanımızı kurtarmak üzerine önemli başarılara imza attılar, üniversite ve akademilerin sunduğu programlardan biraz daha ayrışıyor. Teknik uzmanlıklarla birlikte günümüzün ihtiyaç duyduğu beceri temelli imkanları da bu program vasıtasıyla alabiliyorlar. Programımız her geçen gün büyüyor ve kurumsallaşıyor” diye konuştu.
“Türkiye’de siber güvenlik ekosistemi önemli gelişme kat etti”
Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır’ın programının yoğunluğu nedeniyle etkinliğe katılamadığını aktaran Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Kalkınma Ajansları Genel Müdürü Ahmet Şimşek, konuşması sırasında Bakan Kacır’ı görüntülü olarak aradı.
Öğrencilerin şaşkınlıkla izlediği görüşmede Kacır, “Aranızda olamadığım için üzüntümü ifade etmek isterim. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı olarak her daim önceliğimiz Türkiye’nin milli teknoloji hamlesini geliştirmek, tam bağımsız bir Türkiye’yi inşa etmek, yüksek teknolojiyi rekabetçi şekilde geliştirebilen, dünyaya sunabilen, ihraç edebilen bir Türkiye’yi hep birlikte kurmak. Bu yolculukta siber güvenlik bizim için çok önemli ve öncelikli bir alan, hayatımıza etkisi giderek artıyor. Bireysel yaşamımızdan üretim alt yapılarına, tüm kritik altyapılara, siber güvenliğe yönelik tehditler, alınması gereken tedbirler günden güne daha önemli daha kritik daha stratejik hale geliyor. Geçtiğimiz günlerde sadece bir şirketin bir kusuru nedeniyle, hava yollarından bankalara pek çok sektörel düzeyde muazzam bir problemle insanlık karşı karşıya kaldı. Böylesine süreçlerde hepimiz bir kez daha görüyoruz ki, küresel tekerlere alternatif milli teknoloji ürün ve hizmetleri geliştirmeksizin, güven içinde olduğumuzu ifade etme imkanına sahip değiliz. Dolayısıyla yürüttüğünüz ve yürüteceğiniz çalışmalar, geliştireceğiniz projeler, kuracağınız girişimler Türkiye açısından çok kıymetli rol oynuyor olacak. Türkiye’de siber güvenlik ekosistemi son yıllarda önemli gelişme kat etti. Siber güvenliğin farklı alanlarında uzmanlık geliştiren hem genç yeteneklerimiz hem teknoloji girişimlerimiz var. Ülkemizin huzuru güveni ve istikbali açısından üzerimize düşen vazifeyi yerine getirmeyi hedefliyoruz.” ifadelerini kullandı.
“Küresel iletişim kesintisi kasıt mı ihmal mi bilmiyoruz”
Cumhurbaşkanlığı Dijital Dönüşüm Ofisi Başkanvekili Yusuf Tancan ise gençlere yönelik olarak yaptığı konuşma ve sunumunda, “Siber Vatan programı son 5 yıldır üniversite öğrencilerine yönelik, özellikle ülkemizin nitelikli siber güvenlik açığını ihtiyacını karşılamak üzere önemli bir fonksiyon icra oluyor. Bu fonksiyon, usta çırak yönetimine dayanıyor. Sayın bakanımız da değindi, geçtiğimiz günlerde dünya genelinde birçok ülkeye yönelik yazılım hatası diye takdim edilen bir hadise yaşandı. ABD menşeili bir siber güvenlik yayınladığı güncelleme Windows 10-11 tabanlı işletim sistemlerinin çökmesine sebep oldu, bu sistemlerden sunulan hizmetler de doğal olarak kesintiye uğradı, dünya genelinde ticari kayıplara sebep oldu. Türkiye’de de çeşitli sektörlerden 58 firmamız bu olaydan etkilendi. Hadiseyle ilgili ile bulgular olayın siber saldırı olmadığı yönündeydi ama bu konuda kesin bilgi vermek için acele etmemek gerekiyor. Dolayısıyla kasıt mı ihmal mi sorusu net olarak cevabını bulmadan, bunun bir siber saldırı mı yoksa hata mı olduğu yönünde hüküm vermek doğru olmaz. Siber saldırı her zaman dışardan gelmeyebilir, içerden de olabilir” dedi.
“Siber Vatan, öğrencilerin istihdamını sağlıyor”
Etkinliğe Zonguldak’tan katılan Bülent Ecevit Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü 3. Sınıf öğrencisi Yusuf Nas, “2 yıldır Siber Vatan programında yer alıyorum, aldığım programlar sayesinde şu an çalışıyorum. Özel bir şirkette siber güvenlik uzmanı olarak çalışıyorum, 7/24 bu işin peşindeyim.” diye konuştu.
Bartın Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği son sınıf öğrencisi Mikail Kocadağ ise, “Siber Vatan ile 1. Sınıfta tanıştım, adını sonuna kadar hak eden bir proje. Ülkemiz için siber güvenlik sektörüne muazzam bir şekilde insan kaynağı sağlamakta, bizim buradaki amacımız kendimizi geliştirmek.”
Muğla’dan 15 öğrenci katıldı
Etkinliğe Güney Ege Kalkınma Ajansı ve Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi işbirliğiyle 15 öğrenci katıldı. Muğla’dan SiberVatan Eğitim Programını başarıyla tamamlayan öğrenciler, eğitim sonunda yapılan sınavda başarılı olarak Antalya’da düzenlenen Bootcamp etkinliğine katılmaya hak kazandı. Etkinliğe katılan öğrencilerin her biri 4 ayrı takımda yer alarak, verilen ödev ve raporlamaları yaptılar.
Bilgisayar Mühendisliği 4. Sınıf öğrencisi Melike Sena Çakır da iki yıl önce Siber Vatan projesine katıldığını söyleyerek, kendisini hem siber güvenlik hem de yazılım alanında geliştirdiğini ifade etti. Çakır, “Etkinliğe katılarak eğitim verme fırsatım oldu. Bundan sonra kendimi daha çok geliştirmeyi planlıyorum” dedi.
Karabük Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği bölümünden mezun olan Berra Aytekin ise, “2 yıl önce Siber Vatan’a öğrenci olarak katıldım, bu sene de eğitmen olarak katılma fırsatı buldum. Yıldız Siber takımındayım, geçen sene edindiğim fırsat ile kendimi geliştirdim, bu sene de öğrenci arkadaşlara gerçek dünya senaryolarına yönelik çalışmalar düzenleyip, kendimizi geliştirmeye devam ediyoruz. Bu proje aynı zamanda istihdamımı da sağladı” ifadelerine yer verdi.
Kapanış töreninde Siber Vatan vizyon buluşmalarına katılım sağlayan siber güvenlik firmalarına teşekkür belgesi takdiminin ardından, Siber Vatan Programının ilk girişimcisi olan Cyrops firması ile STM arasında işbirliği protokolü protokolü imzalandı.
Nitelikli personel istihdamına büyük katkı
Siber Vatan Bootcamp etkinliğinde yapılacak eğitim ve uygulamalar sonucunda başarılı olacak yaklaşık 120 öğrenci Türkiye Siber Güvenlik Kümelenmesi koordinasyonunda kümeye üye firmalar tarafından stajyer olarak istihdam edilecek. – MUĞLA
]]>Türkiye’nin Fransa’da okul açma talebinin reddedilmiş olması da çözümü zorlaştırıyor.
Diplomatik kaynaklar okullarla ilgili anlaşmazlığı Ankara- Paris arasındaki siyasi ilişkilerin olumsuz gidişatının bir yansıması olarak yorumluyor.
Tartışmanın odağında iki okul var
İki ülke arasındaki eğitim krizinin temelinde iki okulla ilgili anlaşmazlık yatıyor: Ankara’da konuşlu Charles de Gaulle Lisesi ve İstanbul’da bulunan Pierre Loti Lisesi.
Her iki okul da Fransa Yurtdışı Eğitim Ajansı’na (AEFE) kayıtlı ve Türkiye’deki Fransa Büyükelçiliği’ne bağlı olarak faaliyet gösteriyor.
Anaokulundan lise sona kadar eğitim veren okullara, Fransız vatandaşlarının yanı sıra Türkiye’de yaşayan yabancılar ve ebeveynlerden birisinin Fransızca bilmesi koşuluyla Türk ailelerinin çocukları da kayıt yaptırabiliyor.
Charles de Gaulle Lisesi’nin tarihi 1950’lere dayanıyor. Okulun web sitesinde yer alan bilgilere göre 2023-2024 eğitim yılında 36 farklı ülkeden 1040 öğrenci burada eğitim gördü. Sitede bu öğrencilerin ne kadarının Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olduğu belirtilmiyor.
Pierre Loti Lisesi’nde ise 1300’den fazla öğrenci eğitim alıyor.
Tam rakam bilinmiyor ancak Pierre Loti’deki öğrencilerin büyük çoğunluğunun Türk olduğu kaydediliyor. Özellikle Türk diplomat, akademisyen, siyasetçi ve diğer üst düzey bürokratların çocukları için Fransız okulunu tercih ettikleri belirtiliyor.
Müzakereler sonuçsuz kaldı
İki ülkeyi karşı karşıya getiren anlaşmazlığın temelinde iki okulun da Türkiye’de yasal bir statüsünün bulunmaması yatıyor.
Fransa Büyükelçiliği’nin okullar için vergi muafiyeti istemesinin de görüşmelerde aşılamayan noktalardan biri olduğu ifade ediliyor.
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin geçen ay bir açıklama yaparak Fransa ile Aralık 2023’ten itibaren devam eden görüşmelerde sonuç alınamadığını duyurdu.
Fransa Büyükelçiliği’ni kendilerini oyalamakla suçlayan Tekin, elçiliğe Türk öğrencilerin bu okullara alınamayacağını belirten bir notanın iletildiğini kaydetti.
12 Temmuz’da okullardan velilere yapılan duyuruda, 2024-2025 dönemi için yeni Türk öğrenci alınmayacağı, mevcut Türk öğrencilerin durumunun da belirsiz olduğu vurgulandı.
Velilerin beklentisi, mevcut öğrencilerin eğitim düzenlerinin bozulmamasına dönük bir formülün işletilmesi.
Bu açıklamadan sonra Türk ve Fransız eğitim bakanlıkları arasında yeni görüşmelerin yapıldığı ancak sürecin kısa vadede sonuçlanmasının beklenmediği kaydedildi.
Fransa’da 30 Haziran ve 7 Temmuz’da yapılan son erken genel seçimin ardından yaşanan belirsizlik çözümü zorlaştıran etkenler arasında değerlendiriliyor.
Geçmiş süreçlerden farklı olarak Türkiye Dışişleri Bakanlığı’nın bu müzakerelerde aktif rol oynamaması da dikkat çeken bir unsur.
Konuyu 2013’te atandığı Milli Eğitim Bakanlığı Müsteşarlığı döneminden itibaren yakından takip eden Yusuf Tekin’in mevcut süreci kendi kontrolünde götürdüğü değerlendiriliyor.
Türkiye’nin okul açma talebi reddedilmişti
Bakan Tekin kamuoyuna yaptığı açıklamalarda birkaç unsurun üzerinde durdu.
İki okulun statüsünün netleşmesi için Fransa ile uluslararası bir sözleşme imzalamak istediklerini kaydeden Tekin, bu okullardaki müfredatla ilgili de talepleri olduğuna işaret etti.
Tekin, “Amacımız, Türk vatandaşlarının çocuklarının kendi kültürlerini öğrenebileceği şekilde eğitim almasını sağlamaktır” dedi.
Milli Eğitim Bakanı, basındaki, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersleri verilmediği için bu okulların kapatılmasının istendiğine ilişkin haberlerin gerçeği yansıtmadığını söyledi.
Bakan Tekin, “Gelin bu okulları meşru hale getirelim. Bunun karşılığında da sizden Fransa’daki Türk vatandaşları için bazı taleplerimiz olacak” ifadeleriyle Türkiye’nin asıl önemli talebini kamuoyuna duyurmuş oldu.
Türkiye, 2019 yılında karşılıklılık ilkesi doğrultusunca Fransa’da Türk okulları açmak istediğini iletmiş ancak bu kabul görmemişti.
Dönemin Fransa Eğitim Bakanı Jean-Michel Blanquer, Türkiye’yi laikliğe sırtını dönmüş, İslamcı bir ülke olarak tanımlamış ve bu girişime onay vermeyeceğini kaydetmişti.
Blanquer’e yanıt veren Dışişleri Bakanlığı ise “Türkiye’de Büyükelçilik destekli Fransız okulları bulunduğunu hatırlatmak isteriz. Türkiye’nin, Fransız eğitim sistemiyle uyumlu olarak açmayı öngördüğü okullar için müzakereler esasen Türkiye’deki bu okullarla mütekabiliyet çerçevesinde yürütülmektedir” ifadelerini kullanmıştı.
Fransa Büyükelçiliği’nden Temmuz ayında yapılan açıklamada Türkiye’nin bu iki temel talebinin dışında yeni bazı unsurları da gündeme getirdiği kaydedildi ancak ayrıntı verilmedi.
Olumsuz siyasi ilişkilerin yansıması mı?
Ankara ve Paris’teki diplomatik kaynaklara göre, Charles de Gaulle ve Pierre Loti liseleri üzerinden yaşanan sorun, iki başkent arasındaki olumsuz siyasi ilişkilerin ve güvensizliğin bir yansıması.
Türkiye ile Fransa, başta Libya, Afrika, Kafkasya gibi çatışma noktalarında karşıt pozisyonda yer alıyorlar ve karşılıklı suçlamalarda bulunuyorlar.
Fransa, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan hükümetini İslamcı anlayışı Avrupa’daki Türk nüfusu aracılığıyla Avrupa kıtasına yaymakla da itham ediyor.
Türkiye ise Fransa’nın katı laik anlayışının ülkede yaşayan Müslüman topluluğun inanç özgürlüğünü ihlal ettiğini savunuyor ve bu tür girişimlerin İslamofobik eğilimleri güçlendirdiğini iddia ediyor.
Siyasi alanda yaşanan olumsuzluğun Ankara-Paris arasında anlamlı ve kapsamlı bir diyaloğa da engel olduğu belirtiliyor. Özellikle Fransa’dan Türkiye’ye dönük temas girişimlerinin çok az olması büyük bir sıkıntı olarak değerlendiriliyor.
Almanya ve Pakistan okulları da mercek altında
Ankara’da Pakistan, İngiltere ve Almanya büyükelçiliklerine bağlı okullar da bulunuyor. Milli Eğitim Bakanlığı’nın, Fransa ile yaşanan sorun devam ederken diğer büyükelçilik okullarını da mercek altına aldığı ve gerekli adımları attığı kaydediliyor.
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin geçen hafta Pakistan Büyükelçiliği Uluslararası Çalışma Grubu adıyla 1965’ten bu yana tamamen İngilizce eğitim veren okulun da Türkiye’de hukuki statüsü olmadığını, Pakistan ile bu sorunun çözümü için görüşme yapıldığını açıkladı.
Türkiye ile Almanya arasında 1957 Kültür Anlaşması çerçevesinde altı okul faaliyet gösteriyor. Bunlardan üçü Ankara, İstanbul ve İzmir’de eğitim veren Almanya Büyükelçiliği Özel Okulları. Diğer üçü ise İstanbul’da konuşlu Özel Alman Lisesi, İstanbul Erkek Lisesi (Almanca Bölümü) ve İstanbul Erkek Liseliler Eğitim Vakfı Lisesi.
Dışişleri Bakanlığı’ndan Almanya Büyükelçiliği’ne gönderilen notayla, 2024-2025 eğitim yılından itibaren Ankara, İstanbul ve İzmir’deki büyükelçilik okullarına Türk öğrenci kaydının yasaklandığı bildirildi. Okullardan 22 Temmuz’da yapılan açıklamada mevcut öğrencilerin eğitime devam edeceği belirtildi.
İngiltere Büyükelçiliği içinde eğitim veren ve The British Embassy School olarak bilinen okulla ilgili ise bir gelişme basına yansımadı. 1964’ten bu yana eğitim veren okulun çoğunlukla İngiliz ve yabancı diplomat ailelerinin çocuklarına hitap ettiği biliniyor.
]]>Kalkınma Ajansları Siber Vatan Programı, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Gençlik ve Spor Bakanlığı ve Savunma Sanayii Başkanlığı ve Dijital Dönüşüm Ofisi işbirliğinde, Kalkınma Ajansları Genel Müdürlüğü koordinasyonunda Kalkınma Ajansları, Türkiye Siber Güvenlik Kümelenmesi ve Üniversiteler tarafından uygulanıyor. Program kapsamında üniversitede öğrenim gören öğrencilerin dijital ve siber güvenlik teknolojileri alanında farkındalıklarını artırmak, potansiyel yetenekleri tespit edip eğitim ve yetenek geliştirme faaliyetleri ile kariyer planlamalarına destek olarak ve genç girişimciliğini teşvik ederek siber güvenlik uzmanı ihtiyacının karşılanmasına katkı sağlanıyor. 2019 yılından itibaren uygulanan program kapsamında bugüne kadar ulusal ve uluslararası birçok siber güvenlik yarışmalarında önemli başarılar elde edildi. Yaklaşık 200 öğrencinin istihdamına katkı sağlanmış 7 genç girişim ortaya çıktı.
Kalkınma Ajansları Siber Vatan Programının 2024 Dönemi eğitimleri Ahiler, Batı Akdeniz, Batı Karadeniz, Çukurova, Fırat, Güney Ege, Kuzey Anadolu ve Zafer Kalkınma Ajansı bölgesinde 18 ilde 22 farklı üniversiteden yaklaşık 750 öğrenci ile başlamış ve Haziran ayında tüm gruplarda eğitimler tamamlandı. 4 farklı modülde yaklaşık 180 saat süren teknik eğitimlerin ardından Siber Vatan Programının ikinci bileşeni olan Bootcamp’e katılacak öğrencileri tespit edebilmek amacıyla 14 Haziran 2024 tarihinde 18 ilde aynı anda Bayrağı Yakala (Capture the Flag, CTF) sınavı gerçekleştirildi ve sınavı başarıyla tamamlayan 241 öğrenci Siber Vatan Bootcamp’e davet edildi.
Siber Vatan Programı uygulayan kurumlara ek olarak Gençlik ve Spor Bakanlığı, Batı Akdeniz Kalkınma Ajansı ve Akdeniz Üniversitesi’nin katkılarıyla Kalkınma Ajansları Siber Vatan Bootcamp etkinliği başladı. Siber Vatan Bootcamp etkinliğine program kapsamında eğitim alan ve yapılan görevlendirmelerle sınavlarda başarılı olan Zonguldak’tan Antalya’ya, Muğla’dan Malatya’ya Türkiye’nin farklı illerinden yaklaşık 400 öğrenci katıldı.
Siber Vatan Bootcamp etkinliğinde siber güvenliğin alt temalarında oluşturulan takımlar yaklaşık 80 saat derin ve teknik eğitimler, görev ve uygulamalar, tersine mühendislik çalışmaları, senaryo bazlı tatbikatlar ve yarışmalar gerçekleştirilecek. Siber Vatan Bootcamp etkinliğinde yapılacak eğitim ve uygulamalar sonucunda başarılı olacak yaklaşık 120 öğrenci Türkiye Siber Güvenlik Kümelenmesi koordinasyonunda kümeye üye firmalar tarafından stajyer olarak istihdam edilecek.
Bootcamp’te Siber Vatan Vizyon buluşmaları gerçekleştirilecek
27-28 Temmuz 2024 tarihlerinde öğrenciler ile sektör temsilcileri arasında etkileşimi artırmak amacıyla Siber Vatan Vizyon Buluşmaları gerçekleştirilecek. Siber Vatan öğrencileri siber güvenlik ekosistemi aktörleri ile görüş alışverişi yapabilecek, geliştirdikleri projeleri, ürün ve hizmetleri sektör temsilcilerine sunabilecek ve böylece sektörün önde gelen firmalarında staj ve çalışma fırsatı elde edecekler.
Türkiye Yüzyılı Siber Vatan Gençlik Buluşması Yapılacak
28 Temmuz 2024 tarihinde Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Gençlik ve Spor Bakanı Dr. Osman Aşkın BAK ve Savunma Sanayii Başkanı Prof. Dr. Haluk Görgün ve Dijital Dönüşüm Ofisi Başkan Vekili Yusuf Tancan’ın teşrifleriyle Türkiye Yüzyılı Siber Vatan Gençlik Buluşması icra edilecek.
Gençlik Buluşmasında, Milli Teknoloji Hamlesi ışığında yerli ve milli teknolojilerin geliştirilmesi süreçlerinde Siber Vatan Programı öğrencilerinin de çeşitli görevler üstlenebileceği, güncel konular ve gençlere düşen ödevler hakkında genel değerlendirmelerin yapılacağı bir söyleşi yapılacak. – ZONGULDAK
]]>VAN’daki olimpik yüzme havuzunda, farklı okullarda okuyan 6-12 yaş grubu bin 500 öğrenciye, yaz mevsimi boyunca ücretsiz yüzme eğitimi veriliyor. 7 yıldır yüzme kursuna gelen 8’inci sınıf öğrencisi Muhammed Safa Göloğlu ile 10’uncu sınıf öğrencisi Arda Kapağan, Türkiye şampiyonluğunun ardından şimdi de milli takım seçmelerine hazırlanıyor. Olimpik Kapalı Yüzme Havuzu Sorumlusu Ayhan Tekçe, “Amacımız sadece yüzmeyi öğretmek değil, aynı zamanda şampiyon sporcular da yetiştiriyoruz” dedi.
Merkez İpekyolu ilçesi Seyit Fehim Arvasi Mahallesi’nde, 2012 yılında hizmete açılan, 50 metre uzunluğu, 25 metre genişliği, 3 metre derinliği ve 2,5 metrelik 10 kulvarı bulunan olimpik yüzme havuzunda, yaz boyu farklı okullardan öğrencilere yüzme eğitimi veriliyor. Gençlik ve Spor Bakanlığı tarafından yürütülen ‘Yüzme bilmeyen kalmasın’ projesi kapsamında bu yıl yaz mevsimi boyunca 6-12 yaş grubu arası bin 500 öğrenciye yüzme eğitimi verilecek. 40’a yakın antrenör ve cankurtaran eşliğinde, farklı yaş kategorilerindeki öğrenciler, haftanın 5 günü yüzme kursundan faydalanıyor. 12 yıldır hizmet veren olimpik kapalı yüzme havuzuna gelen birçok öğrenci ise kısa sürede kendilerini geliştirerek yapılan yüzme yarışmalarında büyük başarılar elde etti.
7 yıldır yüzme kurslarına gelen TEV-İfakat Yavuz Ortaokulu 8’inci sınıf öğrencisi Muhammed Safa Göloğlu da geçen yıl Giresun’da yapılan Yüzme Türkiye Şampiyonası’nda 50 metre kelebekte Türkiye birincisi oldu. Atatürk Anadolu Lisesi 10’uncu sınıf öğrencisi Arda Kapağan ise bu yıl yapılan okullar arası Triatlon Şampiyonası’nda yüzme, koşu ve bisiklet yarışmasında Türkiye birincisi olarak başarıya imza attı.
‘ÜLKEMİZİ ULUSLARARASI YARIŞMALARDA TEMSİL ETMEK İÇİN YOĞUN ÇALIŞMA YÜRÜTÜYORUM’
Yüzmeyi olimpik yüzme havuzunda öğrendiğini söyleyen Türkiye şampiyonu Göloğlu, “Buradaki antrenörlerim sayesinde yüzmeyi öğrendim ve kısa sürede kendimi geliştirerek yarışmalara hazırlandım. Geçen yıl Giresun’da yapılan yüzme şampiyonasında 50 metre kelebekte Türkiye birincisi oldum. Şu an milli takım seçmelerine hazırlanıyorum. Hedefim milli takıma seçilip, ülkemizi uluslararası yüzme yarışmalarında temsil etmek. Bunun için yoğun bir çalışma yürütüyorum. Bu konuda bana destek veren yetkililere teşekkür ediyorum” dedi.
Bu yıl yapılan okullar arası triatlonş şampiyonasında yüzme, koşu ve bisiklet yarışmasında Türkiye birincisi olan Arda Kapağan ise tek hedefinin milli takım seçmelerine katılmak olduğunu, bunun için de yoğun bir çalışma yaptığını söyledi.
’70 ÖZEL SPORCUYA DA YÜZME KURSU VERİYORUZ’
Olimpik Kapalı Yüzme Havuzu Sorumlusu Ayhan Tekçe ise yaz mevsimi boyunca bin 500’e yakın öğrenciye ücretsiz yüzme eğitimi verildiğini belirterek, “Bakanlığımızın ‘Yüzme bilmeyen kalmasın’ projesi kapsamında çocuklarımıza yüzmeyi öğretiyoruz. Amacımız sadece yüzmeyi öğretmek değil, aynı zamanda şampiyon sporcular da yetiştiriyoruz. Şu anda milli takım seçmelerine hazırlanan Türkiye şampiyonu sporcularımız da var. Bu yıl ayrıca 70 özel sporcuya da yüzme kursu veriyoruz. Amacımız sokaklarda oynayan çocukları spora kazandırmak. Burada fitness ve jimnastik kursları da veriyoruz. Bu konuda bize desteklerini esirgemeyen sayın valimiz başta olmak üzere il ve ilçe gençlik spor müdürlerimize teşekkür ediyoruz” diye konuştu.
]]>DÜNYAYI her alanda etkileyen yapay zekayla eğitim de yeniden şekillenecek. BAU Eğitim Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ergün Akgün, yeni teknolojiyle öğrenci başarısının öngörülebileceğini söyledi.
Birçok alan ve sektörde kullanılmaya başlanan yapay zeka teknolojilerinin eğitimi nasıl etkileyeceği merak konusu oldu. BAU Eğitim Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ergün Akgün, yapay zeka tabanlı öğrenci verilerine dayalı rehberlikle öğrenme deneyiminin kişiselleştirileceğini böylelikle öğrencilere daha etkili eğitim verileceğini dile getirerek bilgiler verdi.
Yapay zeka ile öğrenci başarısını öngörebilecek teknoloji geliştiğini söyleyen Doç. Dr. Ergün Akgün, “Yapay zeka, bugün bildiğimiz ya da alışageldiğimiz sınıfın dört duvarıyla sınırlandırılmış öğrenme deneyimin ötesine geçilebilecek. Yapay zeka tabanlı öğrenci verilerine dayalı rehberlik sunarak öğrenme deneyimleri kişiselleştirilecek, böylelikle öğrencilere daha etkili bir öğrenme deneyimi sunulurken öğretmenlerin iş yükü azalacak. Yapay zeka teknolojisinin kullanımının artması ile birlikte birçok meslek grubunun yok olması öngörülse de öğretmenler, yapay zekanın entegrasyonunu sağlayacak ve öğrencileri yönlendirecek uzmanlar olarak varlıklarını sürdürecekler” dedi.
Yapay zekanın bugün yaşamın her alanında köklü değişimlerin kapısını araladığını, eğitimin de bu köklü değişimden doğrudan etkileneceğini vurgulayan Akgün, bu değişime hızlı adapte olabilmek için çeşitli müfredat geliştirme çalışmalarının, öğretmen eğitimlerinin ve bu konuda politika geliştirme faaliyetlerinin son dönemde oldukça hız kazandığını söyledi.
YAPAY ZEKA ÖĞRENCİLERİN BAŞARISINI TAHMİN EDEBİLECEK
Doç. Dr. Akgün, yapay zeka uygulamalarının veriye dayalı öğrenci başarısı analizi ve tahmini, kişiselleştirilmiş öğrenme deneyimi, öğrenme içeriği oluşturma ve otomatik değerlendirme sunma gibi eğitimin temeli olarak kabul edilen aşamaları kullanıyor olabilmesinin heyecan verici bir gelişme olduğunu belirti. Yapay zeka ve büyük veri algoritmalarının geçmiş öğrenme deneyimine ait çeşitli veriler üzerinden öğrencilerin gelecekteki başarısını yüksek doğrulukta tahmin edebileceğine dikkat çeken Akgün, yapay zeka tabanlı tahminlerin, veriye dayalı rehberlik sunarak öğrenme deneyimlerini kişiselleştireceğini ifade etti.
Bu sistemin her öğrencinin öğrenme hızına uygun destek sağlayarak başarılarını artıracağını söyleyen Doç. Dr. Akgün, “Yapay zekanın, başarısı öngörülen öğrencilerin bir üst seviyeye çıkması için daha doğru bir rehberlik ve yönlendirme sağlıyor olması heyecan verici bir gelişme. Yapay zeka, bugün bildiğimiz ya da alışageldiğimiz sınıfın dört duvarıyla sınırlandırılmış öğrenme deneyiminin ötesine geçilebilecek. Öğretmenler, yapay zekanın sunduğu taslak üzerinde çalışarak yüksek kalitede öğretim materyali oluşturabilecek. Böylece öğretmenlerin geleneksel yöntemlere kıyasla çok daha kısa sürede daha nitelikli ürün ortaya koyabilmesine katkı sağlayacak. Bunların yanı sıra yapay zeka tabanlı ödev ve sınav değerlendirme sistemleri, insandan kaynaklı hataları minimize ederek öğrencilere daha hızlı ve kapsamlı geri bildirim sağlayarak öğrenme sürecini hızlandırabilir. Bu teknoloji, öğrencilere daha etkili bir öğrenme deneyimi sunarken öğretmenlerin de iş yükünü azaltarak daha yaratıcı ürünler geliştirmeye yönlendirebilecek” diye konuştu.
YAPAY ZEKANIN FIRSAT VE RİSKLERİ DİKKATLE ANALİZ EDİLMELİ
Yapay zekanın sunduğu fırsat ve risklerin dikkatlice analiz edilmesi gerektiği konusunda da uyarıda bulunan Doç. Dr. Akgün, yapay zekanın başarısının doğrudan veriyle ilişkili olduğunu ve artan yapay zeka kullanımıyla birlikte veri güvenliği ve gizliliği endişelerinin önem kazanacağını belirterek, özellikle eğitimde kullanılan yapay zeka uygulamalarında öğrenci verilerinin korunmasının kritik olduğunu ve yetkisiz erişime izin verilmediğinden emin olunmasının önemli olduğunu söyledi.
]]>LGS yerleştirme sonuçları Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) internet sitesinden açıklandı. Merkezi sınavla öğrenci alan okullar için 28 Haziran- 17 Temmuz 2024 tarihleri arasında 1 milyon 13 bin 239 öğrenci tercih yaptı. Böylece ilk yerleştirmede öğrencilerin yüzde 96.2’si tercihlerine yerleşti.
Sınavla öğrenci alan okullarda doluluk oranı yüzde 97.4
Sınavla öğrenci alan okullar için açılan 202 bin 348 kontenjanın 197 bin 129’u öğrenciler tarafından tercih edildi ve yerleştirme oranı yüzde 97,4 olarak gerçekleşti. Depremzede öğrenciler için ayrılan kontenjanların dışında, ilk yerleştirme döneminde fen liselerindeki 39 bin 720 ve sosyal bilimler liselerindeki 9 bin 480 kontenjanın tamamı doldu.
Anadolu liselerinin tamamına yakını doldu
Anadolu liselerindeki 67 bin 390 kontenjana 67 bin 167 öğrenci yerleşti ve Anadolu liselerinin kontenjan doluluk oranı yüzde 99,6 oldu. Anadolu imam hatip liselerinde bulunan 43 bin 268 kontenjana 41 bin 135 öğrenci yerleşti ve bu okul türünün kontenjanlarındaki doluluk oranı yüzde 95 oldu.
Depremzedeler için açılan kontenjanlara başvuranların tamamı yerleşti
Mesleki ve teknik Anadolu liselerinde bulunan 42 bin 490 kontenjana 39 bin 627 öğrencinin yerleşmesiyle doluluk oranı yüzde 93,2 olarak gerçekleşti. Adıyaman, Hatay, Kahramanmaraş, Malatya, Osmaniye illeri ile Gaziantep ilinin İslahiye ve Nurdağı ilçelerinde 5 Şubat 2023 tarihi itibarıyla kayıtlı bulunan depremzede öğrenciler için Türkiye genelinde 6 bin 805 kontenjan açıldı. Bu kapsamda açılan kontenjanlara başvuran öğrencilerin tamamı tercihlerine yerleştirildi.
Yerel yerleştirmede öğrencilerin yüzde 95.7’si ilk üç tercihinden birine yerleşti
Merkezi ve yerel yerleştirmede tercih sırasına göre yerleşme durumu ise şöyle gerçekleşti: Merkezi yerleştirme tercihinde bulunan öğrencilerin yüzde 72.6’ü ilk üç tercihinden birine yerleşti. Yerel yerleştirme tercihinde bulunan öğrencilerin yarısından fazlası ilk tercihine yerleşirken öğrencilerin yüzde 95,7’si ise ilk üç tercihinden birine yerleşti.
Açık kalan kontenjanlara nakil işlemleri iki dönemde yapılacak
Sınavla ve yerel yerleştirme kapsamında açık kalan kontenjanlara yerleştirmeye esas nakil işlemleri iki dönem halinde yapılacak. Yerleştiği okulu değiştirmek isteyen öğrenciler de nakil talebinde bulunabilecekler. Her iki dönemde de merkezi sınav puanı ile öğrenci alan okullar için en fazla 3, yerel yerleştirmeyle öğrenci alan okullar için en fazla 3, pansiyonlu okullar için en fazla 3 okul tercihi yapılabilecek.
Yerel yerleştirmeyle öğrenci alan okullar için tercihte bulunan ve ilk yerleştirmede tercihine yerleşen öğrencilerin yerleştirmeye esas nakil tercih dönemlerinde kayıt alanından okul ve farklı tür tercih etme zorunluluğu bulunmayacak. Ancak tercihlerine yerleşemeyen öğrenciler, yerleştirmeye esas nakil tercihlerinde ilk 2 okulu kayıt alanından seçmek suretiyle en fazla 3 okul tercihinde bulunabilecek. Yapılan tercihlerde aynı okul türünden en fazla 2 okul seçilebilecek.
Nakil süreci nasıl yapılacak?
Yerleştirmeye esas 1. nakil için tercihler 22 – 26 Temmuz tarihleri arasında yapılacak ve 1. nakil sonuçları 29 Temmuz’da açıklanacak.
İkinci nakil tercih başvuruları ise 29 Temmuz – 2 Ağustos tarihleri arasında alınacak, sonuçlar 5 Ağustos’ta ilan edilecek. 6 – 14 Ağustos tarihleri arasında boş kalan kontenjanlara, hiçbir yere yerleşemeyen öğrenciler için il/ilçe öğrenci yerleştirme ve nakil komisyonlarınca yerleştirme başvuruları alınacak. Okul ve kurumlar yatılılık başvurularını 19- 23 Ağustos tarihleri arasında alacak. 26 Ağustos’ta ise yatılılık yerleştirme sonuçları ilan edilecek.
]]>Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamaya göre, LGS kapsamında 28 Haziran-17 Temmuz’da sınavla öğrenci alan okullar ve yerel yerleştirme için tercih yapan 1 milyon 13 bin 239 öğrencinin yüzde 96,21’i tercihlerine yerleşti. Sınavla öğrenci alan okullar için açılan 202 bin 348 kontenjanın 197 bin 129’u öğrenciler tarafından tercih edildi, yerleştirme oranı yüzde 97,42 olarak gerçekleşti.
ANADOLU LİSELERİNİN KONTENJAN DOLULUK ORANI YÜZDE 99,66
Depremzede öğrenciler için ayrılan kontenjanların dışında, ilk yerleştirme döneminde fen liselerindeki 39 bin 720 ve sosyal bilimler liselerindeki 9 bin 480 kontenjanın tamamı doldu. Anadolu liselerinde bulunan 67 bin 390 kontenjana 67 bin 167 öğrenci yerleşti ve Anadolu liselerinin kontenjan doluluk oranı yüzde 99,66 oldu. Anadolu imam hatip liselerinde bulunan 43 bin 268 kontenjana 41 bin 135 öğrenci yerleşti ve bu okul türünün kontenjanlarındaki doluluk oranı yüzde 95,07 oldu. Mesleki ve teknik Anadolu liselerinde bulunan 42 bin 490 kontenjana 39 bin 627 öğrencinin yerleşmesiyle doluluk oranı yüzde 93,26 olarak gerçekleşti.
Adıyaman, Hatay, Kahramanmaraş, Malatya, Osmaniye illeri ile Gaziantep ilinin İslahiye ve Nurdağı ilçelerinde 5 Şubat 2023 itibarıyla kayıtlı bulunan depremzede öğrenciler için Türkiye genelinde 6 bin 805 kontenjan açıldı. Bu kapsamda açılan kontenjanlara başvuran öğrencilerin tamamı tercihlerine yerleştirildi.
Merkezi yerleştirme tercihinde bulunan öğrencilerin yüzde 72,64’ü ilk üç tercihinden birine yerleşti. Yerel yerleştirme tercihinde bulunan öğrencilerin yarısından fazlası ilk tercihine yerleşirken öğrencilerin yüzde 95,77’si ise ilk üç tercihinden birine yerleşti.
NAKİL İŞLEMLERİ 2 DÖNEMDE YAPILACAK
Sınavla ve yerel yerleştirme kapsamında açık kalan kontenjanlara yerleştirmeye esas nakil işlemleri iki dönem halinde yapılacak. Yerleştiği okulu değiştirmek isteyen öğrenciler de nakil talebinde bulunabilecek. Her iki dönemde de merkezi sınav puanıyla öğrenci alan okullar için en fazla 3, yerel yerleştirmeyle öğrenci alan okullar için en fazla 3, pansiyonlu okullar için en fazla 3 okul tercihi yapılabilecek.
Yerel yerleştirmeyle öğrenci alan okullar için tercihte bulunan ve ilk yerleştirmede tercihine yerleşen öğrencilerin yerleştirmeye esas nakil tercih dönemlerinde kayıt alanından okul ve farklı tür tercih etme zorunluluğu bulunmayacak. Ancak tercihlerine yerleşemeyen öğrenciler, yerleştirmeye esas nakil tercihlerinde ilk 2 okulu kayıt alanından seçmek suretiyle en fazla 3 okul tercihinde bulunabilecek. Yapılan tercihlerde aynı okul türünden en fazla 2 okul seçilebilecek.
NAKİL SÜRECİ
Yerleştirmeye esas 1. nakil için tercihler 22-26 Temmuz’da yapılacak ve 1. nakil sonuçları 29 Temmuz’da açıklanacak. İkinci nakil tercih başvuruları ise 29 Temmuz-2 Ağustos’ta alınacak, sonuçlar 5 Ağustos’ta ilan edilecek. 6-14 Ağustos’ta boş kalan kontenjanlara, hiçbir yere yerleşemeyen öğrenciler için il/ilçe öğrenci yerleştirme ve nakil komisyonlarınca yerleştirme başvuruları alınacak.
Okul ve kurumlar yatılılık başvurularını 19-23 Ağustos’ta alacak. 26 Ağustos’ta ise yatılılık yerleştirme sonuçları ilan edilecek.
]]>Bangladeş’te kamudaki kadroların üçte birinin 1971’de Pakistan’a karşı yürütülen bağımsızlık savaşına katılanların yakınlarına ayrılmasını sağlayacak yasanın tekrar gündeme gelmesi üzerine Bangladeşli üniversite öğrencileri, günlerdir protesto gösterileri düzenliyor. Öğrencilerin, pazartesi günü Dakka Üniversitesi’ndeki protestolarına, hükümet yanlısı öğrenci gruplarının saldırması üzerine güvenlik güçleri, sert müdahalede bulundu.
Güvenlik güçlerinin müdahale perşembe günkü sert müdahalesi sırasında öğrencilere karşı plastik mermi ve göz yaşartıcı gaz kullandığı; bunun hem öğrenci grupları hem de polis ve protestocular arasındaki şiddeti alevlendirdiği belirtildi. Öte yandan, protestocuların, daha sonra devletin yayın kuruluşunu işgal ederek ateşe verdiği ve cuma günü Bangladeş’in merkezindeki bir hapishaneye girerek yüzlerce mahkumu serbest bıraktığı kaydedildi.
Hükümet, olayların ardından interneti kısıtladı
Olayların giderek şiddetlenmesinin ardından hükümet, eylemlerin organize edilmesini önleme gerekçesiyle ülkedeki mobil internet erişimini kapatarak, telefon hizmetlerini sınırladı. Buna karşın, Bangladeş devlet televizyonu BTV’nin resmi sosyal medya sayfasında yapılan paylaşımda çok sayıda kişinin, başkent Dakka’daki binada mahsur kaldığı kaydedildi. Bangladeş kaynaklı haber sitelerine ülke dışından da ulaşılamadığı belirtildi.
Ölü sayısının 115’e ulaştığı söyleniyor
Hükümet şimdiye kadarki ölüm ve yaralanmalara yönelik resmi istatistikleri yayınlamazken, yerel medyada binlerce kişinin yaralandığını ve ölü sayısının 115’e ulaştığı ifade ediliyor. Bunun sonucunda hükümetin, protestoların şiddetinin artmasıyla ülke genelinde sokağa çıkma yasağı ilan ettiği ve durumu kontrol altına alması için orduya talimat verdiği bildirildi. Cuma gecesi yürürlüğe giren sokağa çıkma yasağının uzatıldığı kaydedilirken, güvenlik güçlerine, “gördüğün yerde vur” emri verildiği belirtildi.
Kotanın düşürülmesi için bugün Yüksek Mahkeme’ye başvurulacak
Her iki tarafın temsilcileri, cuma günü geç saatlerde bir araya gelerek bir çözüme ulaşmaya çalışırken, bazı öğrenci liderleri kota sisteminde tam bir reform yapılmasını ve üniversitelerin yeniden açılmasını talep etti. Adalet Bakanı Anisul Huq, yaptığı açıklamada, hükümetin talepleri görüşmeye açık olduğunu ifade etti.
Öte yandan, iktidardaki Avami Birliği Partisi, yaptığı açıklamada; 1971 Bağımsızlık Savaşı’nda savaşmış gazi çocuklarına ayrılacak kontenjanın yüzde 30’dan 20’ye düşürülmesi teklifini gündeme getirdi. Bu kapsamda Bangladeş hükümetinin, kotanın yüzde 20’ye düşürülmesi için Yüksek Mahkeme’ye başvuruda bulunacağı belirtildi.
ABD Dışişleri’nden vatandaşlarına ‘Bangladeş’e gitmeyin’ uyarısı
ABD Dışişleri Bakanlığı, cumartesi günü yaptığı açıklamada, Bangladeş’in seyahat tavsiyesini dördüncü seviyeye yükselttiğini belirterek, Washington’un devam eden protestoları “sivil huzursuzluk” olarak tanımlaması nedeniyle ABD vatandaşlarını Bangladeş’e seyahat etmemeleri konusunda uyardı.
1971 Bağımsızlık savaşı gazi yakınlarına kontenjan yasası
Bangladeş’teki protestolar, pazartesi günü Başbakan Sheikh Hasina’nın protestocuları “Razakarlar” olarak tanımlamasının ardından alevlendi. Başbakan Hasina, şu ifadeleri kullandı:
“Özgürlük savaşçılarının torunları değilse, o zaman kim kota avantajlarından yararlanacak? ‘Razakarlar’ın torunları mı? Vatandaşlara sormak istiyorum. Eğer protestocular, buna uymazsa hiçbir şey yapamam, protestolarına devam edebilirler. Protestocular mülklere zarar verir ya da polislere saldırırsa, yasalar gereğini yapacaktır. Biz yardımcı olamayız.”
Razakarlar, 1971 Bangladeş Kurtuluş Savaşı sırasında Pakistan ordusu tarafından görevlendirilen paramiliter bir güçtü. Ağırlıklı olarak Pakistan yanlısı Bengalliler ve Urduca konuşan Biharilerden oluşan Razakarlar, toplu katliamlar, tecavüzler ve işkenceler de dahil olmak üzere çok sayıda vahşete karıştı. 1971 savaşında, 300 bin ile 3 milyon arasında değişen sivil ölümlerin yaşandığı tahmin ediliyor.
Bangladeş’teki ekonomik koşullar ve yolsuzluk gençleri umutsuzluğa sürüklüyor
Öğrencilerin şikayetleri, aslında söz konusu kota sisteminin ötesine uzanıyor. Ülkedeki genç nüfusun işsizlik oranlarının yüksekliği ve zorlu ekonomik koşullar, Bangladeşli gençlerde hayal kırıklığı ve umutsuzluğa sebep oluyor. Uzmanların tahminlerine göre, yaklaşık 18 milyon Bangladeşli genç, iş arıyor. Sektörde çoğu kadın olmak üzere dört milyondan fazla kişi çalışıyor. Ancak fabrikadaki işler gelecek vaat eden genç nüfus için yeterli değil. Genç nüfus için de kamu sektöründeki işler, düzenli maaşları ve sosyal haklarıyla, ekonomik fırsatların sınırlı olduğu bir ülkede oldukça talep görüyor. Bu yüzden kamuda işe alımların liyakate dayalı olarak yapılmasını talep eden öğrenciler, günlerdir sokaklarda.
Bangladeş’te kamuda işe giriş pozisyonlarının yüzde 56’sı belirli demografik gruplar ve sınıflar için ayrılırken; bunun yüzde 30’u, 1971’deki Bağımsızlık Savaşı’na katılanların ailelerini kapsıyor. Söz konusu kontenjanlar, ülke çapındaki protestolar üzerine 2018’de kaldırılmıştı. Ancak Yüksek Mahkeme’nin, geçen ay kontenjan sisteminin yeniden uygulanması kararı almasının ardından protestolar başladı. Bu sistemi ayrımcılık olarak nitelendiren protestocular, bunun Bangladeş Başbakanı Şeyh Hasina Vecid liderliğindeki Avami Birliği Partisi’nin ve destekçilerinin çıkarları için yapıldığını öne sürüyor.
Protestolar, ilk olarak üniversitelerde başladı
Protestoların ilk olarak üniversitelerde başlamasının ardından Bangladeş Yüksek Öğretim Kurumu, “öğrencileri korumak amacıyla tüm devlet ve özel üniversitelerinin bir sonraki duyuruya kadar kapatılmasını” istemişti. Dhaka Tribune gazetesinin haberine göre, protestoların düzenlendiği Dakka Üniversitesi dahil ülkedeki bazı üniversiteler, kurumlarının süresiz kapatıldığını duyurmuştu. Üniversitelerin kapatılması kararına rağmen öğrenciler, okulları terk etmeyi reddetmişti.
“Ekonomik büyüme, iktidara yakın olanlara yarıyor”
170 milyon nüfuslu Bangladeş, dünyanın en hızlı büyüyen ekonomilerinden birisi. Buna rağmen uzmanlar, büyümenin üniversite mezunları için istihdama dönüşmediğine dikkat çekiyor. Buna göre, kişi başına düşen gelirin son 10 yılda 3 katına çıktığı söylenirken Dünya Bankası, Bangladeş’te son 20 yılda 25 milyondan fazla insanın yoksulluktan kurtarıldığını ileri sürdü. Ancak pek çok kişi, bu büyümenin bir kısmının Başbakan Hasina’nın iktidardaki Avami Birlik Partisi’ne yakın olanlara yaradığını ileri sürüyor.
Hak savunucuları, Hasina iktidarının demokrasiyi daralttığını dile getiriyor
Yolsuzluk iddialarının yanı sıra birçok hak savunucusu, son 15 yılda demokratik faaliyet alanlarının daraldığını vurguluyor. Ana muhalefetteki Bangladeş Milliyetçi Partisi (BNP), Hasina döneminde özgür ve adil seçimlerin mümkün olmadığını ve seçimlerin tarafsız bir geçici yönetim altında yapılmasını isteyerek 2014 ve 2024 seçimlerini boykot etti. İnsan hakları savunucuları, ayrıca son 15 yılda çoğu hükümeti eleştiren 80’den fazla kişinin ortadan kaybolduğunu ve ailelerinin onlardan haber alamadığını iddia etti.
]]>
Tercih yaparken öğrencinin kendini tanımasının ve yeteneklerini bilmesinin çok önemli olduğunu söyleyen Eğitim Koçu ve Aile Danışmanı Selver Yazıcı, “YKS sürecinde tercih dönemi bilindiği üzere çok yaklaştı. Tercih döneminde özellikle öğrencilerin dikkat etmesi gereken birkaç konuya değinmek istiyorum bende. Öncelikle öğrencilerin kendini iyi tanıması, yeteneklerini iyi belirlemesi ve ne istediğini iyi bilmesi çok önemli. Bu mesleki açıdan ve gelecek planlaması açısından öğrenci için çok kıymetli bir tercih olacaktır. Tercihlerimizi belirlerken öncelikle öğrencinin kendini tanıması, hangi mesleği istediği, istediği mesleğin geleceği, staj durumu ve iş bulma potansiyeli öğrenciler için çok önemlidir. Gidecekleri üniversitenin yerleşkeleri, bulundukları şehirleri, ulaşım şartları ve konaklama şartları da öğrencilerin göz önünde bulundurması gereken şartlardan bir tanesidir. Tercih yaparken biz tabii ki öncelikle puan ve sıralamaya dikkat ederiz. Puan ve sıralamalarına göre öğrencilerin gerçekçi tercih yapmalarını isteriz. Bu anlamda YÖK’ün ulaştırdığı YÖK Atlas adında çok iyi bir site var. Burada geçmiş yıllardaki taban puanlar, sıralamalar ve öğrencilerin yerleştirme kontenjanları net bir şekilde bulunabilir. Buradan faydalanabilirler” dedi.
Yazıcı, öğrencilerin A ve B planı oluşturmaları durumunda daha rahat bir tercih dönemi geçirebileceklerini söyleyerek, “Benim öğrencilere özellikle en büyük tavsiyem bir rehber öğretmeninden, eğitim danışmanından ya da eğitim koçundan destek almalarıdır. Ne istediklerini bilerek bir A planı oluştururlarsa çok daha rahat bir tercih süreci yaşayacaklarını düşünüyorum. Fakat bunun yanında öğrencilerin bir B planı oluşturması, eğer önümüzdeki yıl tekrar sınava hazırlanacaklarsa ona göre davranmaları ya da başka bir meslek, başka bir üniversite tercihinde de mutlaka bulunmalarını tavsiye ediyoruz. Eğer öğrenci bu yıl tercih yapmayacak ya da 12. sınıf 2025 YKS’ye hazırlanacaksa şayet şimdiden lütfen Eylül ya da Ekim ayını beklemeden ders çalışmaya ve özellikle TYT’yi yaz aylarında bitirmelerini tavsiye ederim” ifadelerini kullandı.
“Öğrenciyle çatışmayın, makul yaklaşın”
Velilerin de tercih döneminde öğrencilere mantıklı ve makul yaklaşmaları gerektiğini söyleyen Selver Yazıcı, sözlerine şu şekilde devam etti:
“Tercih döneminde ailelere de tavsiyem olacak. Öğrencilerin ne istedikleri, yetenekleri ve tercihleri çok önemli ama tabii aileler açısından baktığımızda da üniversite için bir öğrenciyi şu an sosyoekonomik durumlarda şehir dışına göndermek biraz zorlu bir süreç olabilir. Ekonomik açıdan bu aileleri zorlayabilir. Fakat mantıklı ve makul yaklaşmak, öğrenciyle çatışma durumuna girmemek bizim için çok değerli ve çok önemli. Çünkü bu durumda veliler ile öğrenciler arasında yaşanan kaoslar bizi gerçekten olumsuz etkiliyor. Özellikle öğrenciyi çok olumsuz etkiliyor ve öğrenciler genel olarak şehir dışına kaçma eğiliminde bulunuyorlar. Tabii ki bu da velilerimizi özellikle ekonomik olarak çok olumsuz etkiliyor. Hem konaklama, hem ulaşım hem de öğrencinin okul masrafları derken, biraz çatışmadan kaçınmak, biraz daha makul davranmak, öğrencilerin yeteneklerine uygun daha yapıcı konuşmalarla daha iyi iletişim kurarak gitmelerini tavsiye ederim.” – KAYSERİ
]]>Erasmus + KA154 kapsamında Atatürk Üniversitesi, Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi, Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi, Karadeniz Teknik Üniversitesi, Kayseri Üniversitesi, İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü, Mardin Artuklu Üniversitesi, Sakarya Üniversitesi ve Sivil Yaşam Derneğinin paydaşlığında hazırlanan “Gençlerin Gözünden Kariyer 4.0” Projesi ile 2023 yılında ilan edilen “Avrupa Beceri Yılına” somut katkılar sağlanması amaçlanıyor.
Hatay Mustafa Kemal Üniversitesinden Öğr. Gör. Alaeddin Türkmen koordinatörlüğünde yürütülen proje ile gençlerin kariyer planlama süreçlerinin desteklenmesi, teknoloji transfer ofislerinin ve kariyer merkezlerinin daha etkin tanıtılması ve gençlerin kariyer planlama süreçlerine yönelik politika önerilerini sunmalarının sağlanacağı proje kapsamda, yedi bölgesel çalıştayın yanı sıra bir de ulusal zirve düzenlenecek.
Doğu Anadolu Bölgesi Çalıştayı, Bölgesel Koordinatör Olan Atatürk Üniversitesinde Gerçekleşiyor
Atatürk Üniversitesi adına projenin eş koordinatörlüğünü yürüten Kariyer Planlama ve Mezun İzleme Uygulama ve Araştırma Merkezi (ATAKARMER) Müdürü Prof. Dr. Neslihan Kulözü ile Öğrenci Dekanlığı Dekan Yardımcısı Doç. Dr. Meral Oltulu’nun koordinatörlüğündeki çalıştay, 17-20 Temmuz tarihleri arasında Kariyer Merkezi Eğitim Salonunda gerçekleştiriliyor. Atatürk Üniversitesi ile birlikte Ağrı İbrahim Çeçen, Ardahan, Bingöl, Bitlis Eren, Erzincan Binali Yıldırım, Erzurum Teknik, Fırat, Hakkari, Iğdır, Kafkas, Munzur, Muş Alparslan ve Van Yüzüncü Yıl Üniversiteleri öğrencilerine bölgesel toplantıya katılım için çağrı yapılırken, toplantıya katılarak proje kapsamında verilecek eğitim sonrası Kariyer Elçisi belgesi almak üzere başvuru yapan 130 öğrenciden 23 öğrencinin başvuruları değerlendirilerek katılımcı olarak seçildi.
Kariyer ve girişimcilik topluluklarının kurulmasını ve kapasitelerinin artırılmasını, bir elektronik öğrenme modülü ile kariyer planlama fırsatların aktarılmasını da hedefleyen proje, faaliyetlerinin ardından Ankara’da bir kapanış zirvesi gerçekleştirecek. Proje kapsamında, elde edilen somut çıktılar ve politika önerileri ise Cumhurbaşkanlığı İnsan Kaynakları Ofisi Yetkilileri ve Türkiye Büyük Millet Meclisindeki ilgili komisyonlarda görevli milletvekillerine sunulacak.
Öğrencilerden Rektör Çomaklı’ya Ziyaret
Doğu Anadolu Bölgesel Toplantısı için bölgenin dört bir yanındaki üniversitelerden Atatürk Üniversitesine gelen öğrenciler, Rektör Prof. Dr. Ömer Çomaklı’yı makamında ziyaret etti.
Öğrenci Dekanlığı Dekanı Prof. Dr. Yaşar Totik ve ATAKARMER Müdürü Prof. Dr. Neslihan Kulözü’nün refakat ettiği öğrenciler, Rektör Çomaklı ile bir araya geldi. Atatürk Üniversitesinin böylesine önemli bir organizasyona ev sahipliği yapması ve toplantıya katılan öğrencilerin ziyareti dolayısıyla duyduğu memnuniyeti dile getiren Rektör Çomaklı, konuklarına üniversite hakkında bilgi verdi.
“Üniversitemiz, Bölgedeki Liderlik Misyonunu Layıkıyla Yerine Getiriyor”
Atatürk Üniversitesinin Doğu Anadolu Bölgesinde kurulan ilk üniversite olma özelliğini taşıdığını vurgulayan Rektör Çomaklı şunları söyledi: “Üniversitemiz, 67 yıllık mazisiyle Türkiye’nin önde gelen üniversitelerinden biri olarak birçok üniversitenin kurulmasına öncülük etmiştir. Bölgedeki liderlik misyonun layıkıyla yerine getiren üniversitemiz, donanımlı altyapısı, bünyesinde barındırdığı fakülteler, araştırma merkezleri, enstitüler, meslek yüksekokulları ve alanında uzman binlerce akademisyeni ile dev bir bilim merkezi olarak yoluna devam etmektedir.”
“Kültürel ve bilimsel geleneğiyle öğrencilerine sağladığı kaliteli eğitim sayesinde ulusal ve uluslararası alanda adından söz ettiren Atatürk Üniversitesi, Gençlerin Gözünden Kariyer 4.0 Başlıklı Erasmus+ Projesi Doğu Anadolu Bölgesel Toplantısı gibi birçok önemli organizasyona ev sahipliği yapmıştır. Bu toplantının siz öğrencilerimize en faydalı şekilde sonlanması dileyerek üniversitemizde keyifli dakikalar geçirmenizi temenni ediyorum” dedi.
Erzurum’da ve Atatürk Üniversitesinde yaşadıkları deneyimleri aktaran öğrenciler ise böylesine önemli bir tarihe sahip şehirde, yine ülke yükseköğretimi için önemli bir konumda bulunan bir üniversitede buluyor olmaktan büyük bir mutluluk duyduklarını ifade ederek, misafirperverliği için Rektör Çomaklı nezdinde tüm üniversite ailesine teşekkür ettiler. – ERZURUM
]]>CHP’nin Anıtpark’ta düzenlediği Eğitim Maratonu’nun üçüncü oturumu, “Temel Eğitim ve Ortaöğretim” başlığıyla gerçekleştirildi. Milli Eğitimden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Suat Özçağdaş başkanlığında gerçekleştirilen oturumda, CHP Kültür ve Turizm Bakanlığından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Gülşah Deniz Atalar, Eğitim Reformu Girişimi Politika Analisti Ekin Gamze Gencer, Uludağ Üniversitesi’nden Prof. Dr. Feyyat Gökçe, eski Eğitim-Sen Genel Başkanı Alaaddin Dinçer ve Eğitim Gücü Sen Genel Başkan Yardımcısı İsmail Akdağ yer aldı.
“Hayalet öğrenci sorunu başladı”
CHP Genel Başkan Yardımcısı Suat Özçağdaş, eğitimdeki eşitsizlik gibi okullar arasındaki nitelik farkının da derinleştiğini vurgulayarak, “Okulların fiziksel koşulları ve sınıflardaki öğrenci sayıları da okullar, ilçeler, iller ve bölgeler arasında ciddi farklılıklar göstermektedir. Okulların fiziksel durumu; donanımsal, bölgesel, ekonomik vb. koşullarına bağlı olarak farklılıklar göstermektedir” eleştirisinde bulundu.
Okulların boş alanlarına sınıflar yapılarak, çocukların oyun alanından mahrum edildiğini anlatan Özçağdaş, “Okullaşma oranı azalmış durumda. Okullaşmış gibi görünen yüzde 30’luk bir kesim var. İktidarın varmış gibi yaptığı başka bir örnek” dedi.
Özçağdaş, 4+4+4 eğitim sistemiyle birlikte, öğrencilerin ilkokuldan sonra direkt olarak açık öğretim ortaokullarına yönlendirildiğine işaret ederek, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Özellikle kız çocuklarını okula göndermek istemeyen muhafazakar velilerce 4+4+4 uygulaması örgün eğitimden kaçış olarak fırsat bilinmiştir. Eğitimde hayalet öğrenci sorunu başlamıştır. Okula kayıtlı ama okulda olmayan çocuklar ortaya çıkmıştır”
Taşımalı eğitim ile 1.2 milyon öğrencinin her sabah kilometrelerce ileride başka ilçelerdeki okullara kötü koşullarda, güvencesiz seyahatler ve kötü beslenme koşullarıyla gittiğine dikkat çeken Özçağdaş, “Köy okullarımız kapatıldı ve sayıları son derece azaltıldı” diye konuştu. Özçağdaş, şu eleştirileri yaptı:
“Artık tarikatlar ve cemaatler ortaöğretim yurtları açabiliyorlar. Kamuoyunun vicdanını sızlatan, denetimden uzakta yurtlarda yaşananlar tespit edilemiyor. Tespit edenler, bürokratlar tarafından baskı görüyor ve istismarların üzeri örtülüyor. Aladağ’daki çocukların acısını hala içimizde taşıyoruz. İktidar, çocuklarımızı cemaatlerin eline bırakıyor. Bu hafta Meclis’te yasa teklifi görüşülen proje okulların bugün sayısı 2400. 30-35 bin öğretmenin tamamı Mili Eğitim Bakanı tarafından atandı. Bu okulların tüm idareci kadrolarını Bakanlık atıyor. AKP, bizzat ülkenin gözbebeği okullarına kendi kadrolarını yerleştirerek zihni açık çocukların yetişmesine engel oluyor.”
“Dezavantajlı çocuklar öncelenmeli
Eğitim Reformu Girişimi Politika Analisti Ekin Gamze Gencer, Türkiye’de bazı çocukların farklılaşan isteklerinin eğitim sistem içinde karşılanmadığını belirterek, “İhtimam gösterilmeyen gruplardan biri de engelli çocuklar. Biz bu çocukların sayısını bilmiyoruz. Diğer gözardı edilen grup yabancı çocuklar. Ayrımcılık gibi süregelen sorunlara ek olarak siyasi söylemlerin de etkisiyle tehdit altındalar” eleştirisinde bulundu. Gencer, özel eğitimde kaynaştırma öğrenci sayısının dramatik şekilde azaldığını belirterek, “Ülkenin mali ve beşeri kaynakları eşitlemeye yöneltilmeli. Dezavantajlı öğrenci okul ve bölgeler öncelenmeli. Eşitlik, hakkaniyet ve kapsayıcılık temel alınmalı. Eğitimde atılacak adımlar kazanımlar üzerine inşa edilmelidir” dedi.
“Çocuklara öte dünyayı hazırlamayı tercih ediyorlar“
Uludağ Üniversitesi’nden Prof. Dr. Feyyat Gökçe, devletin temel görevlerine işaret ederek, “Devlet dediğimiz siyasal örgüt de amaçlı davranan canlı bir organizmadır. O nedenle eğitim amaçlı bir girişimdir. Eğitim hem amaçlı bir girişim hem de siyasal; devlet aygıtının kontrolünde olan bir girişimdir” diye konuştu. Gökçe, şöyle devam etti:
“Devletin temel niteliğinin laik ve sosyal bir hukuk devleti olduğu açıkça belirtilir. Türkiye Cumhuriyeti devleti, siyasi sistem olarak demokrasiyi benimsemişken eğitim sistemlerindeki değişmeler şu şekilde ifade edilebilir. Bir toplumun siyasal değişimleri nasılsa eğitim sistemindeki değişmeler de öyledir. Ne yazık ki bakanlığın programı insanları bu dünyaya hazırlamak yerine öteye dünyaya hazırlamayı tercih etmektedir. Öte dünyanın çözüm önerileriyle bu dünyanın sorunlarını asla çözemezsiniz”
“İktidar yeni bir rejim kurmaya çalışıyor“
Eski Eğitim Sen Genel Başkan Alaaddin Dinçer, eğitimin siyaset üstü değil, siyasetin merkezinde olduğunu vurgulayarak, “Eğitim de siyasal ideolojik bir alandır. Gericilik, ırkçılık ve asimilasyon eleştirisi, AKP döneminde daha da katmerlendi. İktidar yıllardır yeni bir rejim kurmaya ve yeni bir toplum kurmaya çalışıyor ve buna uygun kafalar yaratmaya çalışıyor” eleştirisinde bulundu. Toplumun en küçük hücrelerine ulaşıp onları örgütlemek gerektiğini kaydeden Dinçer, “Tüm demokratik kitle örgütlerini, muhalefeti, herkesi eğitimin piyasacı, gerici uygulamalarına karşı ortak tutum almaya ve tavır geliştirmeye davet ediyorum” çağrısında bulundu.
“Kayıp neslimiz var”
Eğitim Gücü Sen Genel Başkan Yardımcısı İsmail Akdağ, “sistemsizlik” üzerine kurulu bir eğitim sistemi olduğunu vurgulayarak, “Sürekli değişen bir eğitim sisteminde yetişen çocuklar ve değişen eğitim sistemlerine uyum sağlamaya çalışan öğretmenlerimiz söz konusu. Sistemin dayatmaları içinde öğrenci yetiştirmeye çalışıyoruz. Sınava dayalı ve iletişimden kopuk, materyalist bireysel çocuklar yetiştiriyoruz. Maalesef öğretmenlerin de değerlendirme kriteri kaç çocuğun sınavı kazandığı kriteri” diye tepki gösterdi. 4 katlı ilkokullarda bir felaket anında kolayca tahliyeye yönelik bir düzenleme olmadığına dikkat çeken Akdağ, şöyle konuştu:
“Ruhu beslenmeyen çocuk şiddete başvurur. Sürekli sistem değişiyor ve siz sürekli buna adapte olmak zorundasınız. Norm fazlası öğretmenlerimiz ve kayıp bir neslimiz var. Meslek eğitiminden uzaklaştırılmış gençlerimiz var. Kimsenin umurunda değiller. Birileri bizi kıskanıyor diyorlar ya hep, evet çünkü müthiş bir genç potansiyelimiz var. Ama eğitim sisteminin, genç potansiyelini bu kadar kolayca harcadığı başka bir ülke yoktur diye düşünüyorum. Şanlıurfa’da hiçbir doğrusu olmayan bir çocuğa çeyrek altın takıldı, sanki istenen bu, hepiniz bunu yapın der gibi.”
“Eğitimde kültüre dair hiçbir şey yok”
CHP Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndan sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Gülşah Deniz Atalar, kültürel yozlaşmaya işaret etti. Okulda telefonu yasaklamayı çözüm sanan yöneticiler olduğu eleştirisini yapan Atalar, şöyle devam etti:
“İnsanın kendisini ve dünyasını anlamlandıran her şeyin bir kültür meselesi olduğuna dair bir eğitim müfredatı yok. Temel eğitim ve ortaöğretimde kültüre dair bir şey yok. Hangi mesleği edineceğine dair onu yönlendirecek hiçbir faaliyetimiz yok. Tarih derslerinde medeniyetlerle ilgili anlatılanlar kısıtlı. İnkılap tarihi anlatıyoruz, tarih veriyoruz ama bu devrimlerin ne için yapıldığını anlatmıyoruz. Tarih Osmanlı’dan başlıyor ve yakın tarihte sona eriyor. Devamında bir olay yaşanmamış gibi, sosyal medyadan öğrenilenleri bilen bir öğrencilik söz konusu. Mülteci sorunu söz konusu. Bin yıldır hep beraber yaşıyoruz, ama ülkemize ve değerlerine uyum sağlayamayan, bir şekilde geri gönderilmesi gereken ve sayısını bilmediğimiz kadar mülteciyle yaşıyoruz. Kendi kültürleriyle yaşamaya çalışıyorlar. Bu nedenle maalesef çocuklarımızın da eğitim-öğretim faaliyetlerinde ayrımcılık ve nefret diline sebep olacak durumlar yaşıyoruz. Bunlar ortadan kaldırılmalıdır.”
]]>Ege Üniversitesi’nin Öğrenci Köyü fiyatlarına yapılan zam öğrencilerin tepkisini çekmişti. Yaklaşık 2 bin öğrencinin barındığı 2024-2025 öğretim yılı için aylık aidatlara yüzde 300’ün üzerinde zam yapıldı. Zamla birlikte 2023-2024 öğretim yılında iki kişilik oda aidatı aylık kişi başı bin 480 liradan 6 bin liraya; üç kişilik oda aidatı ise kişi başı bin 250 liradan 5 bin liraya çıkarılmıştı.
Öğrencilerin oluşturduğu Ege Üniversitesi Dayanışması, bugün Ege Üniversitesi Hastanesi Poliklinikleri önünde yapılan zammı protesto etti. Öğrenciler adına konuşan Fevzi Can Gümüş, öğrencilerin okumak ve çalışmak arasında seçim yapmaya zorlandığını, KYK burslarına yapılmayan zammın barınma haklarına yapılmasını kabul etmeyeceklerini söyledi. Gümüş, şunları söyledi:
“Geçtiğimiz sene aylık aidat ücreti bin 480 lira olan Öğrenci Köyü’nde, 10 Temmuz 2024 tarihinde yapılan zamma göre önümüzdeki yılın aidat ücreti 6 bin liraya yükseltildi. Yüzde 305’i aşan bu kabul edilemez zam oranı ve yüzlerce öğrenciyi mağdur bıraktı. Yurtta kalan öğrenciler, kayıtlarını yenileyebilmek için bugün son günü olmak üzere bir hafta içinde 10 bin 520 lira ödemek zorunda bırakıldı. Senelerdir Öğrenci Köyü’ne enflasyonun üzerinde oranlarda yapılan zam oranları, öğrencilerin karşılayamayacağı miktarlara ulaştı.
Resmi Gazete’de 09 Eylül 2022 tarihinde Yükseköğrenim Özel Barınma Hizmetleri Yönetmeliği madde 37 fıkra 2: Bu yönetmelik kapsamında sunulan hizmetler karşılığında barınma hizmet ücreti alınır. Barınma hizmet ücretine dahil olan hizmetler ve bunların ücretleri, hizmet sunum taahhütnamesinde ayrı ayrı belirtilir. Kurumlar, barınma hizmetine ilişkin başka adı altında herhangi bir ücret talep edemez. Kurumlar, bir sonraki öğretim yılında uygulayacakları aylık barınma ücreti hizmetini, her yıl temmuz ayı sonuna kadar belirleyerek İl Müdürlüğü’ne bildirir. Barınma hizmetine yapılacak zam oranı, bir önceki öğretim yılında İl Müdürlüğü’ne bildirilen ücrete, temmuz ayında açıklanmış olan 12 aylık ortalama yurtiçi ÜFE+TÜFE/2 oranına 5 puan daha eklendiğinde bulunan orandan fazla olamaz.
“Eğitim hayatımızı sürdürmek gün geçtikçe daha da imkansızlaşıyor”
Zorluklarla kazandığımız üniversitelerimizde eğitim hayatımızı sürdürmek; yaşam pahalılığı, beslenme, güvenlik ve barınma sorunları yüzünden gün geçtikçe daha da imkansızlaşıyor. Her yıl birçok sıra arkadaşımızın maddi imkansızlıklardan dolayı okuduğu şehri terk etmek, okulu dondurmak veya bırakmak zorunda olduğunu, zor şartlarda çalışırken okuldan uzaklaşmak zorunda olduğunu biliyoruz. Öğrenciler olarak gerçekliğimiz bu durumken bize yardımcı olma iddiasıyla kurulmuş bir okul yurdunun bizlerden bu miktarları istemesi; öğrencilerin umursanmadığının ve kardan başka bir amaç güdülmediğinin en büyük kanıtıdır.
“KYK burslarımıza yapılmayan zammın barınma hakkımıza yapılmasını kabul etmiyoruz”
Ekonomik sıkıntıların giderek yükseldiği şartlarda aileler çocuklarını okutabilmek için her imkanlarını zorlarken, öğrenciler geçinebilmek için okul ve işi bir arada idare etmeye çalışırken, yapılan bu zam, onlarca öğrencinin eğitim hakkını ellerinden almakla eşdeğerdir. KYK burslarımıza, maaşlarımıza yapılmayan zammın barınma hakkımıza yapılmasını kabul etmiyoruz. Emeğimizle kazandığımız okullarımızda maddi olarak sömürülmekten, yapılan fahiş zamlar için bir açıklama beklerken karşımızda bir muhatap bulamamaktan bıktık. Bizler müşteri değil öğrenciyiz. Ege Üniversitesi öğrencileri olarak bize yaşatılan bu mağduriyete geçit vermeyeceğiz. Zamların geri alınmasını, yönetmeliğe uygun bir orana düşürülmesini talep ediyoruz.”
]]>
Eğitim Sen, 2024 YKS sonuçlarıyla ilgili yazılı açıklama yaptı. Üniversite sınavının insani olmadığı ve milyonlarca gencin üzerinde yoğun bir psikolojik baskı yarattığı kaydedilen açıklamada, şöyle dendi:
“2024 Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) sonuçları açıklandı. Toplam 3 milyon 36 bin 945 adayın başvurduğu YKS’de öğrencilerin bir gün içinde iki sınava girerek başarı göstermeleri beklenmiştir. Tek başına bu durum bile ülkemizde eğitim sisteminin tamamen sınav ve başarı merkezli yapılandırıldığını göstermektedir. Böylesi bir sınav sisteminin her şeyden önce insani olmayan bir nitelik taşıdığı ve milyonlarca gencin üzerinde yoğun bir psikolojik baskı yarattığı ortadadır ve bu durum sendikamız tarafından yıllardır eleştirilmektedir.
Geçtiğimiz yıllarda olduğu gibi, YKS’deki ‘başarısızlık tablosu’ bu yıl da devam etmiştir. 2024 YKS sonuçlarının en dikkat çekici yönü sorulara verilen doğru yanıtların ortalamasının çok düşük kalmasıdır. Özellikle Türkçe, temel matematik, fen bilimleri ve AYT matematik ortalamaları çok düşük düzeydedir.
“İktidar, eğitimdeki eşitsizliklerin görülmesini engelleme çabasında”
YKS puanlarının yığınsal dağılımı, öğrencilerin büyük bölümünün en kötüde eşitlendiğini göstermektedir. Ayrıca, geçmiş yıllarda yayınlanan istatistiklerde, Türkiye’de coğrafi bölgeler arasındaki ekonomik, kültürel, toplumsal eşitsizliğin sınavların ‘başarı’ dağılımlarına da yansıdığı görülmekteydi. Ancak son yıllarda yayınlanan istatistiklerde bölgesel dağılımın yer almaması iktidarın eğitimdeki eşitsizliklerin görülmesini engelleme çabasında olduğunu göstermektedir.
Nitelikli eğitim, öğrenci başarısının temel taşlarından biridir. Bir ülkede eğitimin nitelikli olması, öğrencilere verilen eğitimin içeriği, öğretim yöntemleri, öğretmenlerin niteliği, okulun fiziksel ve teknolojik altyapısı gibi çok sayıda faktörden etkilenmektedir. Bu faktörlerin her biri, öğrenci başarısını doğrudan veya dolaylı olarak etkilemektedir. Dolayısıyla YKS’ye ilişkin olarak açıklanan veriler, adayların ve öğrencilerin değil, eğitim politikalarının başarısızlığını göstermektedir. Bu tablo, siyasi iktidarın öğrencinin ilgi, yetenek ve yaratıcılığını geliştirmek yerine, kendisine sadakatle itaat edecek nesiller yaratma arzusunun kaçınılmaz sonucudur.
“Sürekli olarak yapılan sınavlara endekslenmiş bir eğitim sisteminin nitelikli olması mümkün değildir”
İlköğretimden başlayarak üniversiteye kadar, sürekli olarak yapılan sınavlara endekslenmiş bir eğitim sisteminin nitelikli olması nasıl mümkün değildir. Eğitim sistemimiz çocuklarımızı ve gençlerimizi eğitmemekte, sadece yapılacak olan sınavlara hazırlamaktadır. Dolayısıyla öncelikli olarak yapılması gereken, öğrencilerimizi sınav cenderesinden kurtarmaktır. Çünkü yapılan sınavlarda çocuklarımız ve gençlerimiz resmen yarıştırılmakta, birbirleriyle rekabet etmeleri istenmektedir.
Kapitalizmin dayattığı ‘piyasacı eğitim’ anlayışının tipik bir örneği olan sınav merkezli eğitim anlayışı derhal terk edilmeli, öğrencileri birbiri ile rekabet eden değil, onları geliştiren, çok yönlü bilgi ve beceri kazandırıcı, nitelikli bir eğitim anlayışı benimsenmelidir.”
]]>
8-9 Haziran’da üç oturum halinde Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) tarafından yapılan 2024 Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) sonuçları açıklandı. Yabancı Dil Testi’nde Almanca’da Kabataş Erkek Lisesi’nden Sevgi Kırmızıbekmez, Arapça’da Kartal Anadolu İmam Hatip Lisesi’nden Yusuf Salih Orhan, Fransızca’da Çapa Fen Lisesi’nden Yunus Emre Aydoğan, İngilizce’de İstanbul Atatürk Fen Lisesi’nden Mehmet Alp Güneş birinci oldu. YKS’de Alan Yeterlilik Testi’nde Eşit Ağrılık puanı birinciliğini ise, Galatasaray Lisesi öğrencisi Berra Kuruş aldı.
Kuruş ve Aydoğan sınava nasıl hazırlandıklarını anlattı; YKS’ye girecek öğrencilere tavsiyelerde bulundu.
“EKONOMİ OKUMAK İSTİYORUM”
Daha önce 2019’daki LGS’de de birinci olan Eşit Ağırlık Türkiye birincisi Berra Kuruş, YKS’ye hazırlanırken Beşiktaş’taki özel eğitim merkezine devam etti. 2 yıl boyunca okuldan kalan zamanlarında merkeze giden Kuruş, bu sürede yaklaşık 80 bin soru çözdü. Kuruş “İyi birşey bekliyordum ama tabii tam birinciliği de bilemiyordum. Bazı öğretmenlerim acaba diyordu ama ben tam kesin olur diye de düşünmek istemiyordum; ama çok mutluyum, şimdi sevinçliyim. LGS 2019’da da Türkiye birincisi oldum ve Galatasaray Lisesi’ne yerleştim. Boğaziçi veya bir iki özel üniversiteden birinde ekonomi bölümünü okumak istiyorum. Gelecekte finans üzerine çalışmak istiyorum, finans danışmanlığı yapmak istiyorum” dedi.
Üniversite sınavına gireceklere tavsiyelerde de bulunan Kuruş, “Ailem çok mutlu oldu, çok gururlandı tabii ki. Açıkçası eğitim hayatım boyunca düzenli çalışan bir öğrenciydim ama YKS özelinde de 11. sınıf itibarıyla daha yoğun çalışmaya başladım diyebilirim. Yaz tatilimi iyi değerlendirdim 12. sınıfa geçişte. 12. sınıfta da performansımı yavaş yavaş artırarak enerjimi tamamen tüketmeden düzenli bir şekilde ilerlemeye gayret ettim. Bu dönemde ailem ve öğretmenlerim çok destek oldu. Arkadaşlarıma aynı şekilde hepsine teşekkürü bir borç biliyorum. Yapamadığım soruların üzerine çok eğildim ve bunun çok katkısı olduğunu düşünüyorum. Bir tavsiye vermem gerekecekse de bunu söyleyebilirim. Kesinlikle daha çok zorlandıkları ve yapamadıkları konuların üzerine giderlerse başarının gelmesi kaçınılmaz oluyor diyebilirim” şeklinde konuştu.
” ‘TÜRKİYE BİRİNCİSİ OLDUM’ DEDİ İNANILMAZ MUTLU OLDUM”
Kuruş’un YKS’ye hazırlanırken destek aldığı Beşiktaş’taki özel öğretim merkezinin kurucu ve öğretmeni Onur Meynioğlu, “Berra’yı ben de çok kutluyorum, beklediğimiz bir sonuçtu. Yıl içinde de Türkiye genellerinde başka birincilikler gördük ondan; ama tabii gerçekten bu haberi almak bambaşka bir mutluluk. Sabah uyandım, kahvemi içerken telefon açtı Berra. Ben de Galatasaray Lisesi mezunuyum, o yüzden ağabey der. ‘Ağabey Türkiye birincisi oldum’ dedi, inanılmaz mutlu oldum, elim ayağım birbirine dolaştı. 5 dakika sonra Ömer aradı yine öğrencimiz, ben de TM’de (Türkçe-Matematik) ‘Türkiye ikincisi oldum’ dedi. Ondan 15 dakika sonra Kevser aradı. Kevser Demir, ‘Ben de Türkiye üçüncüsü oldum’ dedi. İnanamadım, ne yapacağımı şaşırdım. Açıkçası geçmiş senelerde de çok büyük başarılarımız vardı ama 1-2-3 tarihte belki de görülmemiş bir şeydir. Bu başarılar nasıl geldi derseniz; genel alışılagelmiş sınava hazırlık sistemlerini de değiştirdiğimizi düşünüyoruz. Hala çünkü veliler geliyorlar ve soruyorlar, günde 400 soru mu çözelim 500 mü. Bunların çok demode olduğunu düşünüyorum. Data çağındayız, teknoloji çağındayız. Yaklaşık 6 yıl önce bunun önemini fark edip öğrencilerin datalarını toplama üzerine sistemler geliştirmeye çalıştık. Biz öğrenciye günde bir sürü soru çöz diyoruz, ödev veriyoruz bunların hepsine sadece yaptı yapmadı gözüyle bakıp sınavdan gelen küçük datalarla öğrenciyi yönlendirmeye çalışıyoruz. Bu doğru bir yöntem değil. Biz 6 yıl önce burayı kurduk. Öğrencinin ödevlerinde çözdüğü bütün dataları da toplamaya başladık. Mesela Berra ile ilgili elimizde 30 bin, 40 bin sorunun üzerinde data var. Doğal olarak Berra’nın gerçekten nerede takıldığını, neresini yükseltebileceğimiz, nereye dokunmamız gerektiğini, bu datalar sayesinde çok net görüyorduk” diye konuştu.
“HAYALLERİM İLK 30’A GİRMEKTİ”
Yabancı Dil Puanı’nda Fransızca’da Türkiye birincisi ise, Çapa Fen Lisesi öğrencisi Yunus Emre Aydoğan oldu. 2020’den beri YKS’ye hazırlandığı öğrenilen Aydoğan, “Benim için 2020’den beri gelen bir süreçti, yani 9. sınıfın ikinci döneminden itibaren aslında YKS’ye çalışmaya başlamıştım. Çünkü biliyorsunuz, okul konularıyla sınav konuları aynı oluyor. Oradan gelen zaten bir birikimim vardı. Herşeyi bence zamanında halletmek önemli. TYT oradan itibaren başlayınca ve 11. sınıftan itibaren de dershaneye gidince hep pekişmiş oldu. Sınava ben aslında çok donanımlı bir şekilde girmiştim. Ama tabii ilk senede çok istemediğim sebeplerden ötürü istediğin gibi sıralama elde edemedim. 2 bin 600’üncü oldum; ama tabii 1 senem boşa gitmesin diye yine tercihimi yaptım ve şu anda Galatasaray Üniversitesi’nde bilgisayar mühendisliği okuyorum. Bu durumdan ben şu an çok memnunum ama içimde hep kalmıştı; ilk 100’e girememek derece yapamamak. Hep kafamın bir köşesinde vardı, hayallerim o yöndeydi. Birinci olayım en azından ilk 30’a gireyim şeklindeydi” ifadelerini kullandı.
“RAHMETLİ DEDEM BİRİNCİLİK BEKLİYORDU”
Vefat eden dedesinin en büyük isteğinin YKS’de birincilik alması olduğuna da değinen Aydoğan, “Zaten rahmetli dedemin de benden bu yönde bir isteği vardı. Sağlığında benden hep Türkiye birincisi olmamı isterdi YKS’de. Yoğun bakımda yattığı sürece de ne zaman yanına gitsek benim sınavımı sorardı. Biz de orada dershanede olduğum denemelerinden bahsederdik. Dedemin bir vasiyeti gibi kaldı benim üzerimde birinci olmak. Geçen sene bunu gerçekleştiremediğimden aslında 1 senedir içimde tutuyordum. Bu sene çok şükür çok beklemesem de gerçekleşti Fransızcadan” şeklinde konuştu.
Sınava hazırlanırken takip ettiği yolu anlatan Aydoğan, “Geçen seneki sınavları çözerek, 2016’dan itibaren tüm Fransızca YDT’leri çözerek hazırlandım ve aslında orada sınavın sizden ne istediğini de görmüş oluyorsunuz” dedi.
5 BİRİNCİ DE İSTANBUL’DAN
2024 YKS Alan Yeterlilik testinde Eşit Ağırlık’ta birinci olan Berra Kuruş ve Yabancı Dil Puanı’nda Fransızca’da birinci olan Yunus Emre Aydoğan’ın yanı sıra İstanbul’dan 3 birinci daha çıktı. Yabancı Dil Testi’nde Almanca’da Kabataş Erkek Lisesi’nden Sevgi Kırmızıbekmez, Arapça’da Kartal Anadolu İmam Hatip Lisesi’nden Yusuf Salih Orhan, İngilizce’de ise, Atatürk Fen Lisesi’nden Mehmet Alp Güneş birinciliği aldı. Böylece İstanbul’da 2024 YKS’de İstanbul beş birinci çıkarmış oldu.
]]>
Manisa Büyükşehir Belediyesi, gençlerin eğitimine katkı sunmak için çalışmalarına devam ediyor. Bu kapsamda LGS’ye ve YKS’ye hazırlanan 8. sınıf ve 12. sınıf öğrencileri ile mezunlar için alanında uzman öğretmenler tarafından canlı dersler verilecek, öğrencilere interaktif ders ortamı ve anında soru sorma imkanı sunulacak.
Online Eğitim Platformu’nun müjdesini veren Başkan Zeyrek, göreve geldikleri ilk günden itibaren Manisa’da 7’den 77’ye herkesin mutlu, huzurlu olduğu bir kent yaratmayı amaçladıklarını vurguladı. Zeyrek, online eğitim platformu hizmetini de bu düşünceyle hayata geçirdiklerini belirterek, şunları söyledi:
“Dershane hizmeti alamayan öğrencilere ulaşmayı hedefliyoruz”
“Özellikle gençlerin yanında bulunmak, eğitim hayatlarında destek olmak; zorlu süreçlerde bir nebze de olsa yüklerini hafifletmek; başarıya giden yolda onlara omuz vermek istiyoruz. Bu kapsamda Manisa’mızda yaşayan sınava hazırlık grubundaki değerli çocuklarımıza ve gençlerimize ücretsiz eğitim desteği sağlamak amacıyla Online Eğitim Platformu çalışmamızı hayata geçiriyoruz. Şehrimizde yaşayan 8’inci ve 12’nci sınıf öğrencileriyle mezun öğrencilerimizi kapsayacak projemizde çeşitli nedenlerle dershane eğitimi alamayan gençlerimize ulaşmayı hedefliyoruz. Hayata geçireceğimiz bu platformda öğrenci sayı sınırlaması olmayacak. Online dershane başvurularımız 16 Temmuz 2024 tarihinde başlayıp, 30 Ağustos 2024 tarihine kadar devam edecek. 2 Eylül 2024 tarihinden itibaren de derslerimiz başlayacak. Şimdiden hepinize iyi dersler, sınavlarda üstün başarılar diliyorum. Her zaman yanınızda olduğu mu da unutmamanızı istiyorum.”
Online Eğitim Platformu nasıl işleyecek
Türkçe, İngilizce matematik, fen bilimleri ve sosyal bilimler gibi temel dersleri içeren program, hafta içi saat 17.00’den sonra ve hafta sonları düzenlenecek. Program, 40 dakikalık derslerden ve 15 dakikalık molalardan oluşurken; öğrenciler kaçırdıkları dersleri yeniden izleme fırsatına sahip olacak. Ders planlarına ise platform üzerinden erişim sağlanabilecek.
16 adet online deneme sınavı
Eğitim programı kapsamında yıl içinde 16 adet online deneme sınavı yapılacak. Buna ek olarak, öğrencilere destek sağlayacak çeşitli dijital eğitim materyalleri de ücretsiz olarak sunulacak. Programa katılan öğrenciler ve mezunlar, adları ve şifreleriyle sisteme giriş yaparak, ders programlarına ve sınav sonuçlarına erişebilecek. Programa katılmak için Manisa’da ikamet etme ve 8. ve 12. sınıf öğrencisi veya mezun olma şartları aranacak.
Online eğitim başvuruları bugün başlayacak ve 30 Ağustos 2024 tarihine kadar devam edecek. Dersler ise 2 Eylül 2024 tarihinden itibaren yürütülecek. Kayıtlar, ‘manisa.bel.tr’ ve ‘egitim.manisa.bel.tr’ adreslerinden yapılacak. Kayıt süreci tamamlandıktan sonra hafta sonu ders saatleri katılımcılara iletilecek.
Program ile ilgili sorularını iletmek isteyenler ve teknik desteğe ihtiyaç duyanlar, 444 99 45 numaralı Çözüm Merkezi ile ‘iletisim@manisa.bel.tr’den ilgililere ulaşabilecek.
]]>Bahçeşehir Üniversitesi’nin (BAU) 2023-2024 eğitim-öğretim dönemi mezuniyet töreni, bu yıl Ülker Sports Arena’da yapıldı. 24’üncü dönem mezunlarını veren Bahçeşehir Üniversitesi’nden, dokuz fakülte, iki yüksekokul, bir enstitü ve konservatuar bölümünden mezun olan 6 bin öğrenci, kep atma gururu yaşadı. İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan törene Bahçeşehir Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Enver Yücel, Mütevelli Heyeti üyeleri, Bahçeşehir Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Esra Hatipoğlu, senato üyeleri, öğretim üyeleri, akademisyenler ve öğrencilerin aileleri katıldı.
Özgür Özel, kızının mezuniyetine katıldı
Programa katılan ve çocuklarının mezuniyet gururunu yaşayanlar arasında CHP Genel Başkanı Özgür Özel de yer aldı. BAU Hukuk Fakültesi’ni bitiren kızı İpek Özel’in töreni için salona gelen Özgür Özel’e bazı kurmayları da eşlik etti. CHP Genel Başkanı salon çıkışında, kızı İpek Özel’le çiçek verip aile büyükleriyle hatıra fotoğrafı çektirdi. CHP Genel Başkanı Özgür Özel’e “Hoş geldin” diyerek konuşmasına başlayan Bahçeşehir Üniversitesi (BAU) Mütevelli Heyeti Başkanı Enver Yücel, yeni mezun gençleri tebrik ederken, dünya vatandaşı olmanın önemine vurgu yaptı.
“Özgürlükten taviz vermeyin”
Öğrencilerin yapay zekaya önem vermesi gerektiğini dile getiren Yücel, özgürlük ve adaletin önemine vurgu yaparak “Adaletten sakın olarak ayrılmayın. Gücün yanında değil, hakkın ve adaletin yanında durun. Özgürlüğünüzden sakın ha bir milim de olsa taviz vermeyin. Özgür olmadığımız takdirde üretemezsiniz. Özgür olmayan toplumda üretemezsiniz. Onun için birey olarak özgürlük en büyük zenginliğimizdir” dedi.
“Kendinize güvenmekten vazgeçmeyin”
Törende konuşma yapan BAU Rektörü Prof. Dr. Esra Hatipoğlu da öğrencileri tebrik ederken şunları söyledi:
“Artık önünüzde yepyeni bir sayfa var, bu sayfayı da güzellikler ve başarılarla dolduracak olan sizlersiniz. Hocalarınız ve aileleriniz olarak; dünyaya yön verecek, sorunlara çözüm bulacak ve toplumu daha iyi bir yere taşıyacak adımlar atacağınıza gönülden inanıyoruz. Sizler, sadece kendiniz için değil, aynı zamanda çevrenizdeki insanlar için de birer ilham kaynağı oldunuz ve olmaya da devam edeceksiniz. Var olan bilgi birikiminizi insanlığın hizmetine sunmak için hazır olduğunuzu biliyoruz. Unutmayınız ki başarı; sabır, dirayet ve özveri gerektirir. Hayallerinize ulaşmak için pes etmeyin, çünkü sizlerin potansiyeli sınırları zorlayacak kadar büyük. Hayatınızın geri kalanında da yeni hedefler belirleyerek yeni zirvelere tırmanacaksınız. Karşınıza çıkacak her zorluk, sadece sizin gücünüzü ve azminizi daha da artıracaktır. Kendinize güvenmekten hiç vazgeçmeyin!”
Altın beyin ödülü takdim edildi
Konuşmaların ardından bu yıl derece yapan öğrenciler açıklandı. Bu yılın okul birincisi, mutlu olacağı mesleğin öğretmenlik olacağını fark edince, okuduğu genetik ve biyomühendislik bölümünü bırakarak okul öncesi öğretmenliği bölümünü kazanarak kayıt yaptıran Hacer Dilhun Yıldız oldu. Her yıl BAU okul birincilerine verilen “Altın beyin” ödülünü Enver Yücel’in elinden alan Yıldız, üniversite birincilerinin isminin bulunduğu mezuniyet kütüğüne kendi adının yazılı olduğu plakayı çaktı.
Rektör Prof. Dr. Esra Hatipoğlu’nun hediye verdiği Hacer Dilhun Yıldız, törende bir de konuşma yaptı.
Öğretmenlik hayali için genetik bölümünü bıraktı, okul birincisi oldu
Yüzde 50 burslu kazandığı BAU Eğitim Fakültesi Okul Öncesi Öğretmenlik bölümünü üstün başarıyla bitiren Yıldız konuşmasında, “Ralph Waldo Emerson’ın dediği üzere ‘İz bırakabileceğiniz yerlerde yolları takip etmeyin. Bunun yerine, yol olmayan yerlere gidin ve iz bırakın.’ Kendi yollarımızı inşa edelim, kendi izlerimizi bırakalım ve dünyayı herkes için daha yaşanabilir, erişilebilir, adil kılalım. ve son olarak, bugünün anlamını ve önemini vurgulamak adına, Ulu Önderimiz ve Başöğretmenimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün şu sözüyle kapatmak istiyorum: “En mühim ve feyizli vazifelerimiz milli eğitim işleridir. Milli eğitim işlerinde mutlaka muzaffer olmak lazımdır. Bir milletin hakiki kurtuluşu ancak bu suretle olur.’ Bizler, aldığımız eğitimle, kazandığımız bilgi ve deneyimle, bu büyük sorumluluğun bilincindeyiz. Geleceğe umutla bakıyor, ülkemize ve insanlığa katkı sağlama yolunda ilerliyoruz. Tüm mezunlar adına geleceğe dair bu sözü taşıyarak, önümüzdeki zorlukları aşacağımıza ve aydınlık yarınlar için çalışacağımıza inancımız tam” diye konuştu.
Çocuk sevgisi öğretmen yaptı
Asker bir babanın ve memur bir annenin çocuğu olan Hacer Dilhun Yıldız, babasının tayinleri sebebiyle liseyi 4 farklı okulda okudu. Başarılı bir öğrencilik dönemi geçiren Yıldız, üniversite sınavında genetik ve biyomühendislik bölümünü kazandı. Okula devam ederken, asıl arzuladığı mesleğin öğretmenlik olduğuna karar verince, hayallerinin peşine düşmeye karar verdi. Ailesinin de desteğini almayı başaran Yıldız yeniden üniversite sınavına girerek Bahçeşehir Üniversitesi Eğitim Fakültesi Okul Öncesi Öğretmenlik Bölümü’nü yarı burslu olarak kazandı. Çocukları çok sevdiğini ve onların hayatlarına olumlu dokunuşlarda bulunmak için öğretmenlik yapmaya karar verdiğini belirten Yıldız, sevdiği mesleğin peşine düşünce başarı da beraberinde geldi. Hacer Dilhun Yıldız, 2. Sınıfa geçince gösterdiği başarı sayesinde tam burs alarak eğitimine devam etti. Okulda bir yandan öğrenci asistanlığı yapan diğer yandan da arkadaşlarıyla TÜBİTAK’a proje hazırlayan Yıldız, bu yıl 6 bin öğrencinin içinde 3.96 puan ortalamasıyla üniversite birincisi olarak mezun oldu.
“Öğrenmenin ne kadar güzel bir şey olduğunu gösterebilmek istiyorum”
Öğretmen olarak çocukların hayatlarına olumlu katkılar yapmak istediğini belirten Hacer Dilhun Yıldız “Çocuklara hayatı sevmenin, dünyayı tanımanın ne kadar güzel bir şey olduğunu, öğrenmenin ne kadar güzel bir şey olduğunu gösterebilmek istiyorum. Nihai amacım da bu diyebilirim ve bunun yanı sıra ilerleyen dönemlerde eğitimde eşitlik için bir katkı da bulunabilmek isterim. Bu alanda çalışmayı da çok istiyorum” dedi.
]]>BEYOĞLU Belediye Başkanı İnan Güney ve Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat arasında ‘Öğrenci Ye’ projesi için protokol imzalandı. Bu uygulamayla Beyoğlu’nda okuyan veya ikamet eden üniversite öğrencileri, anlaşmalı restoranlardan ücretsiz olarak beslenme ihtiyaçlarını karşılayabilecek.
Daha önce Beşiktaş’ta başlatılan ‘Öğrenci Ye’ projesi bu sefer Beyoğlu’nda hayata geçirildi. Projenin Beyoğlu’nda uygulanması için Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney ve Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat arasında bugün Beyoğlu Belediyesi’nde bir protokol imzalandı. Programda konuşan Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney, “Bugün Beşiktaş Belediye’sinin uzun yıllardır uyguladığı ‘Öğrenci Ye’ projesini Beyoğlu’nda hayata geçirmek ve dayanışmacı belediye ruhunun bir parçası haline getirmek için bir aradayız. Geçen gün Kasımpaşa’da açtığımız emekli evi vatandaşın beklentisinin teknik belediyecilikten ziyade daha sosyal belediyeciliğe kaydığını bir kez daha göstermiş oldu. Bu da aslında o bakış açısının, yol ve yöntemin bir uzantısıdır. Beyoğlu kültürün, sanatın, tarihin ve dayanışmanın başkenti. Dayanışma Beyoğlu’nda tüm mahallelerde, sokaklarda, esnafıyla, belediyesiyle, sivil toplum kuruluşlarıyla kök salsın diye çalışmaya devam ediyoruz” dedi.
“BİR NEBZE DE OLSA ÜZERLERİNDEN YÜK ALMAK İSTEDİK”
İstanbul şartlarında öğrenci olmanın çok zor olduğunu söyleyen Güney, “Bunu yıllar önce Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat dile getirmişti. Onu kendisi gözlemledi. Öğrenciyi kendi projesi olarak hayata sundu ve Beşiktaş’ta öğrenciler büyük bir maliyetten kurtuldu. Ailesinin durumu kötü olduğu için devlet yurdu veya uygun fiyatlı bir yurt bulamadığı için İstanbul’da okumaya gelemeyen binlerce öğrenci varken belediyelerin de bu duruma duyarsız kalması doğru değildi. Bu projeyi düşünen fikri temelini oluşturan, hayata geçiren Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat’a teşekkür ediyorum. Biz de Beyoğlu’nda bu projenin altyapısını hazırlayalım. Beşiktaş Belediyesi’nin deneyiminden faydalanıp aynı altyapıyı Beyoğlu’nda da oluşturma arayışıyla kapısını çaldık. Kendisi uygun gördü. Ekipleriyle, altyapısıyla ve biriktirdikleri deneyimle birlikte Beyoğlu’nda da bunu bugün hayata geçireceğimiz protokolü imzalamak için bir araya gelmiş bulunuyoruz. Beyoğlu’nda öğrenci kardeşlerimizin özellikle Anadolu’dan gelen öğrencilerimizin buralarda yaşarken, okurken bir nebze de olsa üzerlerinden yük almak istedik. Öğrenci bütçesiyle bugün dışarıda bir yemek yenemeyeceğinin görüldüğü İstanbul’da bu projeyi çok önemsiyoruz. Esnaf dostlarımızla Beyoğlu’ndaki hayırsever esnaflarımıza öğrencilerimizi buluşturacağımız dayanışmacı bir proje olacak” diye konuştu.
AKPOLAT: İŞLETMELERE EN AZ 10 ÖĞRENCİ KONTEJANI AYIRIN DEDİ
Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat ise “Özellikle hatırlayalım; Mimar Sinan Üniversitesi’nde yemekhanede yemek fiyatlarına yapılan zamlardan sonra bir öğrencimizin kötü haberini almıştık. Hızlıca ‘biz bu sorunu nasıl çözebiliriz?’ dedik. Beşiktaş gibi 3 tane sarayın, 9 tane üniversitenin olduğu ve her gün 3 milyon insanın bir vesileyle ziyaret ettiği bir yerde yerel yönetim olarak görev alanımızın içerisinde olsun olması bu konuya duyarsız davranamayız. Hızlıca paydaşlarımızı bir araya getirdik. Sivil toplum kuruluşlarını bir araya getirdik. Türkiye’nin en önemli restoranları otelleri, bir kısmının Beşiktaş’ta olduğunu çok iyi biliyoruz. Beyoğlu ve Beşiktaş nüfus yoğunluğunun çok yüksek olduğu yerlerden iki tanesi. Dolayısıyla buradaki işletmeleri bir araya getirdik. İşletmelere dedik ki hepimiz kendi bünyenizdeki, restoranlarınızda, otellerinizde en az 10 öğrenci olmak üzere kontenjan ayırın. Fazlası ucu açık. Bir uygulama hayata geçirdik. Adını ‘Öğrenci Ye’ olarak belirledik” ifadelerini kullandı.
“2 BİN 500 ÖĞRENCİMİZİN YEME İÇME İHTİYACINI ÜCRETSİZ OLARAK KARŞILAYABİLİYORUZ”
Sistemin çok kolay çalıştığını aktaran Akpolat, “Öğrenci, öğrenci numarasıyla sisteme giriyor. Kendisine en yakın konumdaki anlaşmalı restoranlara gidip ücretsiz olarak yeme içme ihtiyacını karşılıyor. Rezervasyon da yapabiliyor. Bir portal var. Bu portal üzerinden birbiriyle konuşabiliyorlar. Dolayısıyla ilk anda sistemi hayata geçirdiğimizde yaklaşık 500 öğrencinin ihtiyacını karşılayabiliyorduk. Ama şu anda 2 bin 500 öğrencimizin her gün yeme içme ihtiyacını ücretsiz olarak karşılayabiliyoruz. Biz öncelikle devlet üniversitelerinden başladık. Bu dönem özel üniversitelerde okuyan yüzde 50, yüzde 75 ve yüzde 100 burslu okuyan öğrencilerimizin de ihtiyacını karşılama noktasında olacağız. Bunu hayata geçireceğiz. Bu projeyi çok önemsiyoruz. Beyoğlu’nda da önemli sayıda üniversite var. Dolayısıyla ortaklaştığımız sadece bu proje olmayacak” ifadelerini kullandı.
‘ÖĞRENCİ YE’ PROJESİ HAKKINDA
‘Öğrenci Ye’ projesi, Beşiktaş Belediyesi tarafından TURYİD (Turizm Restoran Yatırımcıları ve Gastronomi İşletmeleri Derneği) iş birliğiyle geliştirilen bir sosyal dayanışma uygulamasıdır. Bu uygulama, Beşiktaş’ta okuyan veya ikamet eden üniversite öğrencilerine, anlaşmalı restoranlardan ücretsiz yemek imkanı sunuyor. Uygulamanın, QR kod ile restoran onay sistemi, güncellenmiş restoran listesi ve ileri tarihli rezervasyon gibi özellikleri de bulunuyor. Proje kapsamında şu anda 164 restoran bu hizmeti veriyor ve yaklaşık 10 bin 611 öğrenci bu uygulamadan faydalanıyor.
]]>İBB Meclisi Temmuz ayı üçüncü oturumu, Meclis 1. Başkanvekili Nuri Aslan başkanlığında Saraçhane’deki belediye binasında gerçekleştirildi.
Toplu Ulaşım Hizmetleri Şube Müdürlüğünün meclise gönderdiği yazı üzerine İstanbulkart Yönetmeliği öğrenci tanımının değiştirilmesi talep edildi.
Raporda, 30 yaşından gün almış öğrencilere UKOME kararı ile belirlenen Tam İstanbulkart, Aylık Tam Mavi Kart ve Tam Aktarma bedellerinin yüzde 10 oranı kadar indirim uygulanacağı belirtildi.
Hukuk Komisyonu ile Plan ve Bütçe Komisyonu’nun müşterek raporunda Öğrenci İstanbulkart tanımında yapılan değişiklikle ilgili şu ifadelere yer verildi:
“Öğrenci İstanbulkart tanımı, Milli Savunma Üniversitesi, Yüksek Öğretim Kurumu Kanunu kapsamında eğitim gören ve YÖKSİS kaydı doğrulanan öğrenciler ile Milli Eğitim Temel Kanunu, Özel Öğretim Kurumları Kanunu, Çıraklık Eğitim Kanunu ve diğer kanunlar kapsamında eğitim gören ve kaydı elektronik sistem üzerinden doğrulanan kişilere verilen kişiselleştirilmiş İstanbulkartı’nı ifade eder. Lise öğrenimini bitirdiği halde üniversite sınavına girip herhangi bir üniversiteye yerleşmeye hak kazanamayan ya da tercih yapamayan kişiler 1 yıl süre ile öğrenci sayılır. 30 yaşından gün almış öğrencilere ise UKOME kararı ile belirlenen Tam İstanbulkart, Aylık Tam Mavi Kart ve Tam Aktarma bedellerinin yüzde 10 oranı kadar indirim uygulanır.”
AK Partili Hukuk Komisyonu üyesi teklifin anayasanın eşitlik ilkesine ve hukuka aykırı olduğunu ve tüm öğrencilerin aynı haktan yararlanması gerektiğini belirterek, kararı yanlış bulduklarını dile getirdi.
CHP Grup Sözcüsü Gencay Özcan ise İstanbul’da 2019’dan sonra 30 yaş üstü öğrenci indirimli kartı kullanan kişi sayısının 122 binden 270 bine yükseldiğini aktararak, bunun hayatın olağan akışına ters olduğunu dile getirdi.
Bu sebeple İBB’nin zarara uğradığını savunan Özcan, önlem alınmaması durumunda yüksek zamları konuşmak zorunda kalabileceklerini kaydetti.
AK Parti Grup Sözcüsü Murat Türkyılmaz da karara tepki göstererek, “İBB’ye göre öğrenmenin yaşı 30 yaş. Bunun elle tutulur bir tarafı yok. İstanbul Büyükşehir Belediyesini 5 yıl boyunca popülist uygulamalarıyla gördük. Halk Ekmek ve öğrenci yurdu zamlarında da bunu gördük. Genel Sekreterinizin ifadesiyle ancak sıfırı tüketmiş bir belediye böyle yapabilir.” diye konuştu.
Yapılan konuşmaların ardından teklif oy çokluğu ile kabul edildi.
İstihdam Ofisi’ne başvuran işsizlere 3 ay süreyle indirim
Öte yandan İBB’ye ait Bölgesel İstihdam Ofislerine (BİO) başvuruda bulunanların iş görüşmelerine gidebilmeleri için 3 ay süreyle günde 4 seferlik ücretsiz toplu ulaşım desteği teklifi de mecliste görüşüldü.
Meclise sunulan Hukuk Komisyonu ile Plan ve Bütçe Komisyonu’nun müşterek raporunda teklifle ilgili şu ifadeler yer aldı:
“BİO’lara iş görüşmesine gelen, ücretsiz İstanbulkart’a sahip olmayan, herhangi bir işte çalışmadığını SGK e-devlet kaydıyla belgeleyenlere, yılda bir defaya mahsus olmak üzere, İstanbulkart Mobil Uygulaması üzerinden QR özelliğini de kullanılabilecek, her görüşmede 1 aylık en fazla 3 ay süreyle aylık 32, toplamda 96 geçişlik (günde 4 geçişle sınırlı olmak üzere) ücretsiz toplu ulaşım geçiş imkanı sağlanması. Uygulamanın Hayat Boyu Öğrenme Şube Müdürlüğü kontrolünde yürütülmesi, BELBİM AŞ tarafından BİO sistem altyapısı ile web servis entegrasyonu sağlanarak her ay hazırlanacak raporla (geçiş bedelleri otoritelere kullanılan kontör başına İstanbul genelinde her ay dinamik olarak hesaplanan öğrenci abonman kat sayısı üzerinden hesaplanacaktır) Toplu Ulaşım Hizmetleri Şube Müdürlüğü tarafından ödenmesi teklif edilmektedir.”
Teklif, mecliste oy birliği ile kabul edildi.
]]>Beşiktaş’ta uygulanan ve öğrencilere ücretsiz beslenme imkanı sunan Öğrenci Ye projesi Beyoğlu’nda hayata geçiriliyor. Projenin Beyoğlu’nda da uygulanması için Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney ve Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat arasında Beyoğlu Belediyesi Başkanlık Binası’nda (6. Daire) düzenlenen törenle protokol imzalandı. Bu uygulama ile Beyoğlu’nda okuyan veya ikamet eden üniversite öğrencileri, anlaşmalı restoranlardan ücretsiz olarak beslenme ihtiyaçlarını karşılayabilecekler.
“Hayırsever esnafımızla öğrencilerimizi buluşturacağımız dayanışmacı bir proje olacak”
İmza töreninde konuşan Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney, “Dayanışma Beyoğlu’nda tüm mahallelerde, tüm sokaklarda, esnafıyla, hemşehri grubuyla, belediyesiyle kök salsın diye çalışmaya devam ediyoruz. İstanbul şartlarında öğrenci olmak çok zor. Bunu yıllar önce Beşiktaş Belediye Başkanımız dile getirmişti. Öğrenci Ye’yi kendi projesi olarak hayata sundu ve Beşiktaş’ta öğrenciler büyük bir maliyetten kurtuldular. İstanbul’da yurt bulamayan öğrencilerin okumak için gelemediği İstanbul’da, uygun fiyatlı yurt bulamadığı için gelemediği İstanbul’a okumaya gelemeyen binlerce öğrenci varken, belediyelerinde bu duruma duyarsız kalması tabi ki doğru değildi. Bu projeyi hayata geçiren Beşiktaş Belediye Başkanımıza huzurlarınızda teşekkür ediyorum. Bizde Beyoğlu’nda bu projenin altyapısını hazırlayalım Beşiktaş Belediyesi’nin deneyiminden faydalanalım, aynı altyapıyı Beyoğlu’nda da oluşturalım arayışıyla sayın başkanımızın kapısını çaldık. İstanbul şartlarında bir öğün yemeğin hangi maliyette olduğunu, öğrenci bütçesiyle bugün dışarda bir yemek yenemeyeceğinin görüldüğü İstanbul’da bu projeyi çok önemsiyoruz. Beyoğlu’ndaki hayırsever esnafımızla öğrencilerimizi buluşturacağımız dayanışmacı bir proje olacak. Ben ‘Öğrenci Ye’ projemizin Beyoğlu’nda üniversitede okuyan öğrencilerimize hayırlı olmasını diliyorum” dedi.
“Birbirimizden feyz aldığımız işleri hep beraber yapacağız”
Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat ise, “Bizler göreve gelirken hepimiz bulunduğumuz yerleri katılımcı, şeffaf, hesap verebilir bir anlayışla yöneteceğimize dair sözler verdik. Özellikle karşı karşıya kaldığımız pandemi süreci ülkemizin içerisinde bulunduğu ekonomik krizi daha da derinleştirdi. ve dezavantajlı grupların artmasına neden oldu. Biz bu soruna nasıl çözebiliriz dedik. Beşiktaş gibi 2 kıtanın birleştiği 3 tane sarayın, 9 üniversitenin olduğu bir yerde yerel yönetim olarak görev alanımızın içerisinde olsun ya da olmasın bu konuya duyarsız davranamayız. Hızlıca paydaşlarımızı ve sivil toplum kuruluşlarımızı bir araya getirdik. Hepiniz kendi bünyemizdeki işletmelerinizde en az 10 öğrenci olmak üzere kontenjan ayırın. ve bu sorunu hep beraber göğüsleyelim. Bir uygulama hayata geçirerek adını ‘Öğrenci Ye’ olarak belirledik. Sistemi ilk hayata geçirdiğimizde 500 öğrencinin ihtiyacını karşılayabiliyorduk. Şu anda ise 2 bin 500 öğrencimizin her gün yeme içme ihtiyacını karşılayabiliyoruz. Bu anlamda bu projeyi çok önemsiyoruz. Beyoğlu’nda da önemli sayıda üniversite var. Dolayısıyla ortaklaştığımız sadece bu proje olmayacak. Başkanımızın ‘Emekli Evi’ projesine de talibiz. Birbirimizden feyz aldığımız işleri hep beraber yapacağız” şeklinde konuştu. – İSTANBUL
]]>EGE Üniversitesi öğrencileri tarafından kullanılan ve Ege Üniversitesi Öğrenci Köyü olarak da bilinen Ege Üniversitesi Öğrenci Yurdu ücretlerine zam geldi. Yeni öğretim yılında, daha önce çift kişilik odada kişi başı 1480 TL olan ücret 6 bin TL’ye yükseltilirken, üç kişilik odada ise kişi başı 1250 TL olan ücret 5 bin TL olarak belirlendi.
Ege Üniversitesi Öğrenci Köyü’nde, 2024-2025 öğretim yılı için yurt ücretlerine zam yapıldı. Daha önce 1480 TL olan çift kişilik oda ücreti, yeni dönemde kişi başı 6 bin TL’ye yükseltildi. Üç kişilik odalar için ise kişi başı 1250 TL olan ücret, 5 bin TL’ye çıktı. Ege Üniversitesi Öğrenci Köyü’nün resmi web sitesinde yapılan duyuruya göre, çift kişilik oda için depozito kişi başı 6 bin TL, üç kişilik oda için ise kişi başı 5 bin TL oldu.
‘İŞE GİRİP ÇALIŞMAK ZORUNDAYIM’
Yurt fiyatlarındaki artışa tepki gösteren Gazetecilik Bölümü 3’üncü sınıf öğrencisi Tuana Nehir Arıcı, çift kişilik bir odada kaldığını söyleyerek, “Geçen yıl ücret kişi başı 1480 liraydı. Bu dönem 6 bin liraya çıktı. Hepimiz şok geçirdik. Çünkü zam bekliyorduk ama bu kadar fazla artmasını beklemiyorduk” dedi.
Yurt masrafını karşılayabilmek için hem çalışıp hem öğrenimine devam etmeyi düşündüğünü dile getiren Arıcı, “İşe girmeyi düşünüyorum. Çünkü başka seçeneğim yok. Mecburen çalışmak zorundayım. Özel yurda gidemem. Son bir yıldır burada kalıyordum. Ayın 17’sine kadar 10 bin 500 lira ödememizi istediler. Ne yapacağımızı şaşırdık. Bu da kayıt yenileme için depozito ücreti olarak isteniyor. Zaten odalarda imkanlarımız çok kötü. Sıcaktan nefes alamıyoruz. Kredi Yurtlar Kurumu (KYK) yurtlarında bile klima var. Ben yatay geçişle geldim. Mersin’de KYK’da kalıyordum. Ama burada o imkanım olmadı” diye konuştu.
‘EVE ÇIKMAM ÇOK ZOR’
Elektrik ve Elektronik Mühendisliği 2’nci sınıf öğrencisi Deniz Çinko da “Öğrenci Köyü’nde kalıyorum. Kiramız 1480 liraydı. 6 bin liraya çıktı. Yüzde 300 zam var. Bursla okuyan öğrenciler vardı. Onlar nasıl yapacaklar? Ailem Aydın’da yaşıyor. Eve çıkmam çok zor. Ev kiralarında yüzde 25 zam oranı da değişti. Şu an eve çıkmam için 3 katı kira ödemem gerekiyor. Üzerine her yıl ev sahibinin yapacağı zam eklenecek. İki yıl sonra, çıkın dese çıkmak zorundayız. Ne yapacağımı bilmiyorum. Okulun bitmesine normalde 3 yıl var. Zor bir durumdayım” dedi.
KYK KAPASİTESİ 14 BİNE ÇIKARILDI
Ege Üniversitesi’nden konuyla ilgili bir açıklama yapılmazken, üniversite içindeki KYK yurtlarında barınabilen öğrenci sayısı yani kapasitenin bu yıl, bin öğrenciden 14 bine çıkarıldığı öğrenildi. Yaklaşık 2 bin kapasiteli Öğrenci Köyü’nün KYK’ya alternatif olarak hizmet verdiği bildirildi.
‘ARTIŞ YÜZDE 305’
CHP İzmir Milletvekili Sevda Erdan Kılıç, konuyla ilgili sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi:
“Ege Üniversitesi 2023-2024 yılı öğrenci köyü aidatı, 2 kişilik oda 1480 lira, 3 kişilik oda 1250 lira. 2024-2025 yılı öğrenci köyü aidatı 2 kişilik oda 6 bin lira, 3 kişilik oda 5 bin lira. Artış yüzde 305. İçerisinde yemek yok, odalarda klima yok. Çamaşır yıkama ücretli. Bu çocuklar size ne etti eyyy Ege Üniversitesi! Bu öğrenciye zulümdür. Bu fahiş artışı bir an önce geri alın. Hesabı keşke TÜİK’e göre yapsanız. TÜİK’e göre yurt ücreti 457 lira, ev kirası 5845 lira.”
]]>Şehrin çocuklarını sporla buluşturmak ve sporu tabana yaymak adına çalışmalarını sürdüren İnegöl Belediyesi, 1 Temmuz itibariyle yaz okulu faaliyetlerinin startını verdi. Yaz okulları çerçevesinde Hikmet Şahin Kültür Parkı içerisinde bulunan Belediye Spor Salonu, Alanyurt Yunus Emre Spor Salonu ve İnegöl Belediyesi kapalı yüzme havuzu olmak üzere 3 noktada 8 ayrı branşta eğitimler veriliyor. Aynı zamanda Gençlik ve Spor Bakanlığı tarafından yüzme sporunu kitlelere yaymak, spor bilinciyle büyüyen sosyal insanlar yetiştirmek ve Türk yüzmesine rekortmen sporcular kazandırmak amacıyla “Yüzme Bilmeyen Kalmasın” projesi çerçevesinde İnegöl Belediyesi iş birliğinde şehirde kurulan 2 ayrı portatif havuzda da yüzme eğitimleri veriliyor.
Bir dönemde 248 öğrenci eğitim alıyor
Hikmet Şahin Kültür Parkı içerisinde bulunan Belediye Spor Salonu ve Alanyurt Yunus Emre Spor Kompleksi bahçesinde kurulan iki portatif havuzda 3 dönem olarak planlanan yüzme kursları başladı. İlk dönem eğitimleri 01 Temmuz itibariyle start aldı, 19 Temmuz’da sona erecek. İkinci dönem 22 Temmuz-09 Ağustos, üçüncü dönem ise 12-30 Ağustos tarihleri arasında yapılacak. Her grupta 25 öğrenci olmak üzere 4 erkek ve 4 kız grubu oluşturuldu. Aynı zamanda “Yüzme Bilmeyen Kalmasın” projesi çerçevesinde engelli öğrenciler için de kurs açıldı. Bu kurslarda eğitim alabilecek seviyede zihinsel ve bedensel engelli öğrencilere eğitim veriliyor. Engelli öğrencilerimiz de yine 4’er grupta 6 kişiden oluşuyor. Toplamda bir dönemde 48’i engelli çocuklar olmak üzere 248 öğrenciye eğitim verilmiş oluyor.
Tüm bu yatırımlar çocuklarımızı için
6-11 yaş aralığındaki çocuklara yönelik eğitimlerin verildiği portatif havuzlar yüzme kurslarını Belediye Başkanı Alper Taban ziyaret etti. Belediye Spor Salonu bahçesinde havuzda yapılan eğitimlere katılan Başkan Taban, çocuklarla bir araya gelerek sohbet etti ve yapılan eğitimleri izledi. Burada yüzme öğrenen çocuklara yönelik konuşan Başkan Taban, “Öğretmenlerimiz burada çocuklarımıza yüzme öğretiyorlar. Evlatlarımızı da biraz izledik, gayet başarılılar. Öncelikle öğrencilerimizi kutluyorum. Buradan çıktıklarında yüzmeyi öğrenmiş olacaklar. Ben tüm öğrencilerimize kolaylıklar diliyorum hem yüzme kurslarında hem eğitim hayatlarında. Ayrıca öğrencilerimize belediyemizin etkinlik ve faaliyetlerine katılmalarını tavsiye ediyorum. Pek çok branşımız var. Bizler çocuklarımızın sporla ilgilenmesini, sağlıklı ve sıhhatli bir şekilde gelişmelerini istiyoruz. Bu yatırımları onun için yapıyoruz. Havuzlar, spor salonları, farklı etkinlik ve eğitimler Tek nedeni bu. Sizlerin belli branşlarda uzmanlaşmanızı istiyoruz. Buradan da belki içinizden zamanla bu sporu yapan sporcular çıkacak, belki birileriniz bu işi meslek olarak yapacaksınız. Bugün sizlere eğitim veren öğretmenleriniz de bir zamanlar bu eğitimleri aldılar. Şimdi öğretmeniniz milli sporcu aynı zamanda. Ben sizlere başarılar ve kolaylıklar diliyorum” dedi.
Başkan Taban yüzme kursunun ardından Belediye Spor Salonunda devam eden basketbol yaz spor okulu eğitimine de katılarak çocukların antrenmanlarını izledi. – BURSA
]]>AYDIN’da, Kredi ve Yurtlar Kurumu (KYK) Güzelhisar Kız Öğrenci Yurdu’nda Zeren Ertaş’ın (22) asansörde sıkışıp hayatını kaybetmesiyle ilgili davada karar çıktı. Tutuklu sanıklardan asansör firmasının sahibi Mustafa Büyükyapıcı (42) ‘bilinçli taksirle ölüme neden olma’ suçundan cezanın geleceği üzerindeki etkisi dikkat alınarak 1/6 oranında indirim yapılıp 5 yıl 6 ay 20 gün hapis cezasına çarptırılıp, 2 yıl meslekten uzak kalmasına karar verildi. Diğer tutuklu sanıklardan, montaj yapan firmanın sahibi Halil T., makine mühendisleri Uğur İ. ve Ramazan A.’ya da ‘taksirle bir kişinin ölümüne neden olma’ suçundan cezanın gelecekleri üzerlerindeki etkileri dikkate alınarak 2 yıl 11’er ay hapis cezası verilerek, tahliyelerine hükmedildi. Tutuksuz sanık Nuri M. ise beraat etti.
Olay, 25 Ekim 2023’te saat 00.15 sıralarında Işıklı Mahallesi Kültür Bulvarı’ndaki KYK Güzelhisar Kız Öğrenci Yurdu’nda meydana geldi. Yurttaki 16 kişilik asansöre 16 kişi bindi. Asansör bu sırada aşağı kaymaya başladı. Öğrencilerden Zeren Ertaş, panik yapıp asansörden çıkmak istedi. Adnan Menderes Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi 4’üncü sınıf öğrencisi olan Zeren Ertaş, kabin ile duvar arasına sıkışarak hayatını kaybetti. İhbar üzerine yurda sağlık, itfaiye ve jandarma ekipleri sevk edildi. Gelen ekipler, mahsur kalan 15 öğrenciyi asansörden çıkardı.
Olayla ilgili adli ve idari soruşturma başlatıldı. Soruşturma kapsamında yurt müdürü E.Ç., Bakanlık tarafından açığa alınarak olayla ilgili müfettiş görevlendirildi. Aydın’da KYK Güzelhisar Kız Öğrenci Yurdu’nda arıza yapan asansörlerinin bakımını üstlenen firmanın sahibi Mustafa Büyükyapıcı (42) ve mühendisler Uğur İ., Ramazan A. ve Halil T. tutuklandı. Elektrik mühendisi Nuri M. ise tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı.
İDDİANAME HAZIRLANDI
Zeren Ertaş’ın ölümüyle ilgili yürütülen soruşturmanın ardından hazırlanan iddianame, Aydın 2. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. İddianamede, tutuklu 4 sanık için ‘Taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma’ suçundan 3 yıldan 22 yıl 6’şar aya, tutuksuz sanık N.M. için de 2 yıldan 15 yıla kadar hapis cezası istendi. Ayrıca bilirkişi raporundan bazı bölümler, olay yerinden çekilen fotoğraf ve video kayıtları iddianamede yer aldı. İddianamede, 16 kişilik olan asansöre 16 kız öğrencinin bindiği belirtildi. Asansörün öğrencilerin binmesinden sonra zemin kattan bodrum kata doğru düşmeye başladığı, Zeren Ertaş’ın asansörden çıkmaya çalıştığı sırada ise asansör kabini ile duvar arasında sıkışarak hayatını kaybettiği belirtildi. Ertaş’ın ayrıntılı otopsi raporunun da yer aldığı iddianamede genç kızın ölümünün sıkışmaya bağlı sebeplerden olduğu, olayda 2 öğrencinin de hafif yaralandığı kaydedildi.
ASANSÖR BAKIM FİRMASI ASLİ KUSURLU
Asansör bakım firması yetkilisi tutuklu sanık Mustafa Büyükyapıcı’nin asansörün fren sistemi olan ‘UCM’ sistemini önceden devre dışı bırakması nedeniyle kazanın meydana geldiğine dikkat çekilen iddianamede, “UCM sisteminin kapıları açıkken kabinin kontrolsüz şekilde hareket etmesini engelleyen bir güvenlik ekipmanı olduğu, kaza anında bu sistemin devreye girmemesi nedeniyle sanığın kusurunun ağır olduğu, asli kusurlu olarak değerlendirildiği” ifadelerine yer verildi.
Davanın karar duruşması bugün görüldü. Aydın 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde duruşmaya tutuklu sanıklar asansör bakım firması yetkilisi Mustafa Büyükyapıcı, montaj yapan firmanın sahibi Halil T., makine mühendisleri Uğur İ. ve Ramazan A. ile tutuksuz sanık elektrik mühendisi Nuri M., Zeren Ertaş’ın yakınları ve taraf avukatları katıldı.
Duruşmada mütalaasını açıklayan savcı, Mustafa Büyükyapıcı, Halil T., Ramazan A. ve Uğur İ.’nin suçlarının sabit olduğunu belirtip, ‘Bilinçli taksirle bir kişinin ölümüne neden olma’ suçundan, Nuri M.’nin ise ‘Taksirle bir kişinin ölümüne neden olma’ suçundan cezalandırılmasını talep etti. Savcı, mevcut delil durumu, sanıkların tutuklu kaldığı süre de göz önüne alındığında sanıklar Halil T., Ramazan A. ve Uğur İ.’nin hükümle birlikte tahliyelerine, yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporunda asansörün bakım ve onarımını gerektiği gibi yerine getirmeyerek kazanın oluşmasında ana etken olduğu belirtilen asansör bakım görevlisi Mustafa Büyükyapıcı’nın ise tutukluluk halinin devamına karar verilmesini istedi.
BERAAT VE TAHLİYELERİNİ İSTEDİLER
Tutuklu sanık Mustafa Büyükyapıcı, mütalaayı kabul etmediğini belirtip, beraatini talep etti.
Önceki savunmalarını tekrar ettiğini vurgulayan sanık Uğur İ. de savunmasında mütalaayı kabul etmediğini söyledi.
Sanık Ramazan A. ise dört resmi raporun ikisinde tali kusurlu, diğer ikisinde ise kusursuz gösterildiğine dikkati çekip, “Raporlar birbiriyle uyumlu değildir. Beraatimi istiyorum” dedi.
Bir diğer tutuklu sanık Halil T. de 2020 yılında binadaki asansörün montaj işini düzgün bir şekilde yapıp, teslim ettiğini vurgulayıp, “8 ay bakımını yaptım. Benden sonra iş başka bakımcılara verildi. Bakımı düzgün yapılmadı, böyle bir kazaya sebebiyet verildi. Beraatımı ve tahliyemi talep ediyorum” ifadelerini kullandı.
Mütalaada maddi hatalar olduğunu öne süren sanık Nuri M. de “Ben sadece elektrik-elektronik mühendisi olarak proje çizdim. 4 yıl önce montajını yaptım, bakımı düzgün olmadığı için kaza olmuştur” diyerek, kendini savundu.
SANIKLARDAN 4’ÜNE HAPİS CEZASI, 1’İNE BERAAT
Mütalaaya karşı savunmaların alınmasının ardından mahkeme heyeti, Mustafa Büyükyapıcı’ya taksirle bir kişinin ölümüne neden olma suçundan önce 5 yıl hapis cezası verdi. Ardından suçu bilinçli taksirle işlemesi nedeniyle bu ceza 6 yıl 8 aya çıkarıldı. Alacağı cezanın sanığın geleceği üzerindeki etkilerini göz önüne alan mahkeme heyeti, 1/6 indirim uygulayıp Büyükyapıcı’ya 5 yıl 6 ay 20 gün hapis cezası verip, 2 yıl meslekten uzak kalmasına hükmetti.
Mahkeme heyeti, diğer sanıklar Halil T., Ramazan A. ve Uğur İ. hakkında ise ‘taksirle bir kişinin ölümüne neden olma’ suçundan 3 yıl 6’şar ay hapis cezası verdi. Heyet, cezanın gelecekleri üzerindeki etkileri göz önüne alınarak 1/6 oranında indirim yapıp, sanıkların cezalarını 2 yıl 11’er ay hapse düşürdü. Sanıklar Halil T., Ramazan A. ve Uğur İ. hükümle birlikte tahliye edildi. Hakkında kasıt ve taksirin bulunmaması nedeniyle Nuri M.’nin ise beratına karar verildi.
]]>İEÜ Uluslararası İlişkiler Müdürlüğü ile Sağlık, Kültür ve Spor Müdürlüğü iş birliğiyle düzenlenen etkinlik, ‘Erasmus Uluslararası Eğitim Haftası: Sağlıklı Kampüs Konsepti’ başlığıyla gerçekleşti. 4 gün süren programa; Almanya, Fransa, İtalya, Slovakya, Polonya, Yunanistan ve Romanya’dan öğretim üyeleri ve idari çalışanlar katıldı.
Güzelbahçe Kampüsü örnek göserildi
Konuklara; İEÜ’nün sağlıklı kampüs yatırımları, fiziksel aktivite ve spor faaliyetlerine ilişkin imkanları, sağlıklı beslenme ve psikolojik destek fırsatları hakkında sunumlar yapıldı. İEÜ Öğrenci Dekanı Doç. Dr. Evrim Üstünlüoğlu, ‘sağlıklı kampüs’ kavramının yükseköğretim kurumları için önemi ve sağlıklı topluma katkısı hakkında kapsamlı bir seminer verdi. İEÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Aslı Ceylan Öner ise, ‘sürdürülebilir sağlıklı kampüs örneği’ olarak, 12 Haziran’da temeli atılan İEÜ Güzelbahçe kampüsünün tasarımı hakkında katılımcıları bilgilendirdi.
Fiziksel ve mental sağlık
Prof. Dr. Öner, sağlıklı kampüs konseptini baz alarak İEÜ genelinde yapılan bazı çalışmalar hakkında da bilgi verdi. İEÜ Sağlıklı Kampüs Komisyonu’nun da yürütücüsü olan Prof. Dr. Öner; fiziksel ve mental sağlığı, sağlıklı beslenmeyi, çevre sağlığını ve sürdürülebilirliği temel aldıklarını ifade ederek, “Üniversitemizde çalışanlarımız ve öğrencilerimiz için sıklıkla sportif faaliyetler ve turnuvalar düzenliyoruz. Pilates, zumba ve yoga derslerini, masa tenisi turnuvalarını örnek olarak söyleyebilirim. Kampüsümüzde yer alan spor salonumuz, gençlerimiz ve öğretim üyelerimiz tarafından ücretsiz kullanılabiliyor. Kampüs içinde ve dışında, fiziksel sağlığa katkı sağlayacak, Sağlıklı Gün (Wellbeing Day) adıyla sosyal etkinlikler düzenlemeye başladık. Kampüsümüzde sağlıklı yiyeceklere erişimi kolaylaştırdık. Örneğin; bir etkinlik olduğunda ikram olarak börek ya da tatlı yerine konuklarımıza meyve vermeye, incir ve ceviz gibi ürünler servis etmeye başladık. Farkındalık için önemli bir adım attık. Herkesi sağlıklı beslenmeye teşvik etmek için kampüsümüzde ilgili çekici çeşitli görseller de kullanıyoruz” dedi.
Psikolojik destek
Psikolojik Gelişim ve Danışma Merkezi bünyesinde görev yapan iki klinik psikoloğun, talep eden öğrencilere psikoterapi seanslarıyla destek verdiğini ifade eden Prof. Dr. Öner, “Bağımlılık ve kaygı yönetimi gibi konularda farkındalık seminerleri düzenliyoruz. Tüm öğrencilerimizin eğitim imkanlarına eşit bir şekilde erişebilmesini sağlıyor, bu konuda çok hassas davranıyoruz. Kampüs içerisinde geri dönüşüm noktalarının sayısını artırdık. Geri dönüşüm ve sürdürülebilirlik noktasında daha etkin rol almaya başladık. Plastik kullanımını azaltmak amacıyla kampüsümüzde birçok noktaya su sebilleri yerleştirdik. Gençlerimiz, her defasında plastik şişeler kullanmak yerine sebillerden su alabiliyor ya da termoslarını doldurabiliyor. Kampüsümüz bünyesinde yürüyüş alanları oluşturduk. Yemekhanemizde çıkan tüm yemekler, besin ve kalori değeri açısından kontrol ediliyor. Karbon ayak izinin düşürülmesi için farkındalık çalışmalarının, seminerlerin sayısını artırdık. Tüm bunlar, ‘sağlıklı kampüs’ hedefi doğrultusunda attığımız temel adımlar arasında yer alıyor” ifadelerini kullandı.
Sağlıklı kampüsü deneyimlediler
İEÜ Uluslararası İlişkiler Ofisi Müdürü Hülya İncekara, uluslararası alanda örnek bir etkinliğe imza attıklarını belirterek, konukların da İzmir’den oldukça mutlu ve memnun ayrıldığını söyledi. Sağlıklı yaşam konseptine uygun olarak misafirlerle bazı sportif etkinlikler de düzenlediklerini belirten İncekara, İEÜ olarak farklarını bir kez daha gösterdiklerini dile getirdi. İncekara, “Katılımcıların sağlıklı kampüsümüzü bireysel olarak deneyimlemeleri amacıyla pilates ve yoga gibi çeşitli fiziksel egzersizler yaptık. Etkinlik sonunda katılımcılar, kendi ülkelerine özgü sağlıklı atıştırmalıkları, İEÜ Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölümü Eğitmen Şefi Aypar Satı ve gastronomi öğrencileriyle hazırlayarak ikram etti. Konuklarımız için Efes, Meryem Ana ve Şirince gezileri ile İzmir turu da düzenledik. Onlara, bölgelerin sosyal ve kültürel yaşamı hakkında da bilgi verdik” diye konuştu. – İZMİR
]]>Kazakistan Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosluğu, Ulusal Dombra Günü için Zeytinburnu’nda etkinlik düzenledi. Etkinlikte Türkiye’de dombra kursu alan öğrenciler ve Kazak sanatçılar tarafından dombra performansı sergilendi. Yöresel kıyafetler ile renkli görüntülere sahne olan dombra performansı büyük beğeni topladı.
Kazakistan Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosluğu tarafından Bağcılar ve Zeytinburnu Belediyeleri’nin destekleriyle 2023’ün Aralık ayında açılan ‘dombra kursu’ndaki öğrenciler ‘Ulusal Dombra Günü’ kutlamaları kapsamında dombra gösterisi düzenledi.
Türkiye’de Kazak kültürünü geniş bir şekilde tanıtmayı, genç nesillere dombranın anlamını aktarmayı ve bu ulusal enstrümanı yaygınlaştırmayı hedefleyen Ulusal Dombra Günü etkinliğine Kazakistan Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosu Nuriddin Amankul, Zeytinburnu Kaymakamı Adem Uslu, Zeytinburnu Belediye Başkan yardımcısı Saffet Öz, İstanbul İl Kültür ve Turizm Müdür Yardımcısı Mümin Yıldıztaş ve vatandaşlar katılım gösterdi.
Kursa başladıklarında dombra çalmayı hiç bilmeyen öğrenciler yaklaşık 6 ay sonunda etkinlikte sergiledikleri dombra performansıyla beğeni topladı. Etkinliğe yaklaşık 40 öğrenci katılırken, tören sonunda kursiyerlere sertifika takdim edildi.
AMANKUL: DOMBRA KURSU YOĞUN İLGİ GÖRÜYOR
Dombra kursunun yoğun ilgi gördüğünü söyleyen Kazakistan Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosu Nuriddin Amankul, “Temmuz ayının ilk hafta sonu ülkemizde ‘Ulusal Dombra Günü’ olarak geçmektedir. 2023’de Aralık ayında Zeytinburnu’nda dombra kursunu açtık. Dombra kursu yoğun ilgi görüyor. Etkinlikte dombra çalacak arkadaşlar bundan 6 ay önce dombrayı sıfırdan öğrenen arkadaşlardır. Bugün arkadaşların ne kadar iyi dombra çalabildiğini göreceğiz. Bugün sadece kursa gelenler değil, dombrayı seven ve çalan kişiler de katılacak. Farklı şehirlerden gelen katılımcılar var. Bugünkü etkinliğe yaklaşık 30-40 öğrenci katılacak” diye konuştu.
“MÜZİĞE BAŞLAMADAN ÖNCE ÇOK İÇİME KAPANIKTIM”
Anne karnında gözleri gelişmediği için görme bozukluğu yaşayan ve zorlu ameliyatlar geçiren 16 yaşındaki Sait Efe Eşol, müzik tutkusuyla hayata tutunduğunu ifade ederek,”Küçüklükten beri annem ve babam bana çok şarkı dinletirdi. 2019’un sonlarında müzikle uğraşmaya başladım. 5 senedir gitar çalıyorum. 2 senedir dombra çalıyorum. Burada da Ulusal Dombra Günü’nde çalacağım. Ben müziğe başlamadan önce çok içime kapanıktım. Çok agresiftim, kendimi ifade edemiyordum. Daha sonra müziğe başladım” dedi.
“DOMBRA ÇALARKEN ÇOK ÖZGÜR HİSSEDİYORUM”
Kısa süre içerisinde dombra çalmayı öğrendiği için mutlu olduğunu belirten Süheyla Polat ise “Çok gururlu ve mutluyum. Dombra kursuna bu sene başladık. Yaklaşık 8 ay gibi bir süre oldu. Bu süre içerisinde öğrendiğimiz için çok mutluyum. Herkesin Ulusal Dombra Günü’nü kutluyorum. Bu sene ilk defa düzenleniyor. Dombra çalarken çok özgür, atın üzerinde savaşa gidiyormuş gibi hissediyorum. Öğrenmesi zor olmadı. Her enstrüman gibi pratik istiyor. Tarihi Orta Çağ’dan öncesine dayanıyor, sazın atası diyebiliriz” diye konuştu.
6 yaşından beri dombra çalan 25 yaşındaki Aidana Kabdylova, etkinlikte özel konuk olarak performans sergiledi. Kabdylova performansı öncesinde “Ulusal Dombra Günü kutlu olsun. Dombranın sesi bütün dünyada duyulsun. Dombra benim için huzur demek ve Türk milletinin simgesi” ifadelerini kullandı.
]]>SAADET Partisi Hatay Milletvekili Necmettin Çalışkan, 2021-2023 yılları arasında İzmir Fen Lisesi’nde yatılı eğitim gören 6 öğrenci hakkında usulsüz disiplin soruşturmaları yürütülüp, 2’sinin okuldan atıldığı iddiasını TBMM gündemine taşıdı. Çalışkan, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in cevaplaması talebiyle TBMM Başkanlığı’na sunduğu soru önergesinde, bir öğretmenin öğrencilerden birinin rızası dışında çıplak görüntüsünü aldığı ve okulda etnik ayrımcılık yapıldığı iddialarını sordu.
Hatay Milletvekili Necmettin Çalışkan, soru önergesinde, Türkiye’nin önde gelen liselerinden İzmir Fen Lisesi’nde, 2021-2023 yılları arasında idari sorunlar yaşandığı, öğrencilere haksız disiplin cezaları verildiği, çocuk hakları ihlalleri ve bazı hukuksuz uygulamalar yaşandığı iddialarını gündeme getirip, bu durumun öğrenci ve ailelerini derinden etkileyen ciddi mağduriyetler ortaya çıkardığını belirtti. Çalışkan, TBMM Başkanlığı’na sunduğu önergesinde, “Halen görevde olan mevcut okul müdürü, okul müdürünün yardımcıları ve disiplin kurulu üyelerinden oluşan idari kadronun, Liselere Giriş Sınavı’nda (LGS) ilk bine girip Türkiye derecesi yaparak okulu kazanmış 6 öğrenciye karşı müfettiş kararlarıyla sabit kanunsuz disiplin cezaları vererek, bazılarını okuldan attıkları, mağdur öğrencilerde telafisi mümkün olmayan hak mahrumiyetlerine neden oldukları, okuldaki bir öğretmenin öğrencilerden birisinin rızası dışında çıplak görüntüsünü aldığı ve okulda etnik ayrımcılık yapıldığı iddiaları yer almaktadır” ifadelerine yer verdi.
‘DOSYALARIN GÖRMEZDEN GELİNDİĞİ’ İDDİASI
Çalışkan, konuya ilişkin resmi şikayetlerin dönemin İzmir Valisi, İzmir İl Milli Eğitim Müdürü, Bornova İlçe Milli Eğitim Müdürü ile birçok yetkilinin mağduriyetlerin giderilmesi için gerekli adımları atmadıklarını ileri sürerek, “Savcılığa iletilmesi gereken dosyaları iletmedikleri iddia edilmektedir. Yapılan idari soruşturmalarda il müfettişleri ve bakanlık eğitim müfettişlerinin kanunsuzluklar tespit ettikleri ancak dosyaların görmezden gelindiği, bazı personele göstermelik disiplin cezaları verildiği ileri sürülmektedir. İzmir Fen Lisesi’nde yaşanan idari sorunlar, ciddi bir hukuki durumu ortaya koymaktadır. Konunun detaylı bir şekilde incelenmesi, mağduriyetlerin giderilmesi ve gereken önlemlerin alınması büyük bir önem taşımaktadır. Bahsi geçen konular hakkında defalarca şikayet başvurusunda bulunulmasına ve İzmir Maarif Müfettişleri Başkanlığı tarafından iddiaların vahameti nedeniyle Milli Eğitim Bakanlığı müfettişleri tarafından soruşturma açılmasının talep edilmesine rağmen konunun Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yeterince soruşturulmadığı ifade edilmektedir” dedi.
SORULAR
Çalışkan’ın sunduğu önergede şu sorular yer aldı:
“İzmir Fen Lisesi’nde 2021-2022 ve 2022-2023 eğitim yıllarında İzmir İl Milli Eğitim Müdürlüğü ve bakanlığınızca yürütülen soruşturmalar sonucunda elde edilen bulgular nelerdir? İddialar doğruysa söz konusu okulda yaşanan ve üzeri örtülmeye çalışılan hadiseler birçok kamu görevlisi tarafından organize bir şekilde suç işlendiğini göstermektedir. Bu konuyla ilgili alınan tedbirler nelerdir? Okulda ilk soruşturmayı yapan ve iddiaların hiçbirisinin sübuta ermediğine ilişkin rapor tanzim ettiği ileri sürülen bir müfettiş hakkında bakanlığınızca bir soruşturma yürütüldüğü ve ‘uyarı’ cezası verildiği iddiası doğru mudur? İzmir Fen Lisesi’nde verilen disiplin cezalarında öğrenciler arasında ayrımcılık yapıldığına dair bir bulgu var mıdır? Eğer yapılmışsa bunun sebepleri nelerdir? Etnik ayrımcılığa maruz bırakıldığı iddia edilen ve aynı zamanda çıplak görüntüsü alındığı iddia edilen öğrenci soruşturma esnasında ifade vermiş midir? Onun ifadesine istinaden bir değerlendirme yapılmış mıdır? İzmir Fen Lisesi’nde yürütülen usulsüz idari işlemler nedeniyle mağduriyet yaşadıkları ileri sürülen öğrenci ve velilerin ifadeleri eksiksiz olarak alınmış mıdır? İl Milli Eğitim müfettişi ile bakanlık müfettişinin raporlarında okul müdürü hakkında idari bir tedbir önerilmiş midir? Bunun gereği olarak okul müdürü ile ilgili herhangi bir işlem gerçekleşmiş midir? İzmir Fen Lisesi’nde yaşanan bu sorunlar nedeniyle mağduriyet yaşayan öğrencilere ve velilere yönelik nasıl bir destek ve telafi politikası uygulanmıştır? Tüm bu iddialar karşısında Milli Eğitim Bakanlığı olarak, ‘çocuğun üstün yararı’ ilkesi gözetilerek yeterli düzeyde işlem yapılmış mıdır?”
2 ÖĞRENCİ OKULDAN ATILDI
İzmir Fen Lisesi’nde pansiyonda kalan 21 öğrenciden 5’ine, 2021 yılında Okul Disiplin Kurulu kararıyla, ‘Pansiyon düzenini bozmak’ suçundan disiplin suçu verildiği, başka bir olayda 3 öğrencinin kaldığı odada alkol şişesi bulunması nedeniyle, 2’sine disiplin cezası verildiği, diğer öğrenci T.Y.’nin okuldan atıldığı, yine başka bir olayda da gürültü yaptıkları gerekçesiyle öğrencilerin odasına giren nöbetçi öğretmenin, bu sırada banyoya girmek üzere olan öğrenci A.D.’yi çıplak halde kayda aldığı, bunun üzerine çıkan tartışma sonucu öğrencinin okuldan atıldığı belirtildi.
]]>ZONGULDAK’ta Büşra Akın’ın (14) hayatını kaybettiği, 18 öğrenci ile sürücü Fikret Bayrak’ın (68) yaralandığı okul servisi kazası davasında araç sahibi Ramazan Atmaca, aracın kendisine iadesini istedi. Mağdur avukatı talebin reddini istese de mahkeme heyeti, gerekli raporların alındığını ve incelemelerin tamamlandığını ifade ederek, midibüsün sahibine iadesine ve üzerindeki tedbir kararının kaldırılmasına karar verdi.
Kaza, 14 Aralık 2022’de Çatalağzı beldesi Trafo Caddesi’nde meydana geldi. Fikret Bayrak’ın kullandığı 67 AT 873 plakalı öğrenci servis midibüsü, sürücüsünün direksiyon kontrolünü yitirmesi sonucu 50 metreden uçuruma yuvarlandı. Kazada Büşra Akın hayatını kaybetti, sürücü ile 18 öğrenci yaralandı. Kalp krizi de geçiren sürücü Bayrak, tedavisinin ardından taburcu oldu. Gözaltına alınan Bayrak ile araç sahibi Ramazan Atmaca, tutuklandıktan bir süre sonra serbest bırakıldı. Fikret Bayrak, Ramazan Atmaca ve babası Müslüm Atmaca hakkında ‘taksirle bir kişinin ölümüne ve birden çok kişinin yaralanmasına neden olma’ suçundan 15 yıla kadar hapis istemiyle dava açıldı. İtirazlar sonrası tutuklanan Bayrak ile Ramazan Atmaca, bir süre sonra tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı. Kaza sonrası ayrıca Kilimli İlçe Milli Eğitim Müdürü Muzaffer Yıldız ve Şube Müdürü Mustafa Yılmaz da görevden alındı.
KAMU GÖREVLİLERİNE DE DAVA AÇILDI
Olayın ardından haklarında soruşturma izni verilmeyen bazı kamu görevlileri için aileler, itiraz etti. İtirazın kabulünün ardından kamu görevlileri hakkında soruşturma izni verildi. Zonguldak Cumhuriyet Başsavcılığı, kamu görevlileri hakkında iddianame hazırladı. İddianamede, Kilimli İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü Taşımalı Eğitim Muayene Kabul Komisyon Başkanı Mustafa Yılmaz (46), Şef M.S. (37) ve Veri Hazırlama Kontrol İşletmeni K.B. (42) hakkında ‘Doğrudan Temin Sözleşmesi’nin imzalama aşamasında araca ve sürücüye ait belgelerin kontrol ve denetiminde kusurlu olduğu, görevlerini yerine getirmedikleri belirtildi. Karayolları 156’ncı Şube Şefi S.A. (38) hakkında soruşturma izni verildi. S.A.’nın ‘yapım ve bakımından sorumlu olduğu karayolunda can ve mal güvenliği yönünden gerekli tedbirleri almaması nedeniyle görevinin gereklerini yerine getirmediği’ gerekçesiyle kusurlu olduğu belirtildi. Toplamda 7 kamu görevlisi hakkında ‘görevi kötüye kullanma’ suçundan 2 yıla kadar hapis istemiyle ayrı dava açıldı. Dava 5’inci Asliye Ceza Mahkemesi’nde ilerleyen tarihlerde görülecek.
Zonguldak 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde bugün görülen duruşmada tutuksuz sanıklar Ramazan Atmaca, babası Müslüm Atmaca ve sürücü Fikret Bayrak ile 2 mağdur öğrenci ve taraf avukatları hazır bulundu.
‘ARAÇTA GÜVENLİĞİMİZ YOKTU’
Kazadan yaralı kurtulan ve ilk kez mahkemede ifade veren Senanur Oruç (18), “Sanıklardan şikayetçiyim. Kaza sırasında ağır hasar aldığım için o ana ilişkin pek bir şey hatırlamıyorum. Kazadan sonra tedavim hala bitmedi. Ameliyat oldum ağrı ve acılarım devam ediyor. 2 yıldır servis aracını değiştirmeye çalışıyorduk. Milli Eğitim Müdürlüğü’ne dilekçe yazmıştık. Ancak hiçbir şekilde dönüş yapılmadı. Servis aracı gitmemesi gereken ve trafiğe kapalı yollarda gidip geliyordu. Araçta hiçbir güvenliğimiz yoktu. Emniyet kemeri takamıyorduk, bozuktu. Çekince gelmiyordu. Çoğu koltuk da kırıktı” dedi. Sanık avukatının sorusu üzerine Oruç, sigorta şirketi tarafından tazminat ödendiğini söyledi.
‘SANIKLAR TUTUKLU YARGILANMALI’
Sanık Fikret Bayrak için kaza anında kalp krizi geçirip geçirmediğine dair adli tıp raporu beklenirken, rapor alınmasına gerek olmadığını ifade eden bazı mağdurların avukatı, “Olaya hastalığın sebebiyet vermesi mümkün değil. Şoför kazadan sonra aklıselim orada oturuyor. Daha sonra diğer yaralılarla birlikte hastaneye gidiyor. Bu yüzden rapor alınmasının düşünülmemesini talep ediyoruz. Yargılamanın tutuklu devam etmesi talebimizi yineliyoruz. Sanıklar tutuklu yargılanmalı” dedi.
‘GÜZERGAH DIŞINA ÇIKMA ŞANSIMIZ YOK’
Güzergah dışına çıkma iddialarını reddeden araç sahibi Ramazan Atmaca, “İddia edildiği gibi güzergah dışına çıkma şansımız yok. Milli Eğitimin belirlediği yoldan gidiyoruz” diye konuştu.
‘ARAÇ İADE EDİLSİN’
Sanık avukatı, “Servis aracı, emniyet otoparkında yatmaktadır. Müvekkilim yazdığı dilekçede aracın iadesini talep etmiştir. Dilekçeyi tekrarlayarak aracın müvekkile iadesini talep ediyoruz” dedi.
’19 ÖĞRENCİYİ UÇURUMDAN ATMIŞLAR’
Tekrar söz alan mağdur avukatı, “Bu sıradan bir trafik kazası değil. Öğrencilerin 2 sene ‘bunu değiştirin’ şeklinde talepler var. Yani kaza geliyorum demiş, 19 öğrenciyi uçurumdan atmışlar. Olayda infial oluştu, infial bile soğumadan tahliye edildiler. Aracın iadesine de karşıyız. Göz göre göre hurda bir araç kullandığı için kaza meydana gelmiştir. Bu nedenle aracın sanığa iadesi talebini reddederiz” ifadelerini kullandı.
ADLİ TIP RAPORU BEKLENECEK
Mahkeme heyeti, bilirkişi incelemesinin tamamlandığı ve gerekli raporların alınmasını dikkate alarak servis midibüsünün sahibine iadesine karar verdi. Dava, Fikret Bayrak’ın Adli Tıp Kurumu’ndan gelecek rapor sonucunun beklenmesi için ileri bir tarihe ertelendi.
]]>Erzincan Valiliği yaz tatili nedeniyle öğrencilerin, köylerdeki yaşam ve çalışma hayatlarını öğrenmesi için ‘Köyümde Üç Gün’ projesi başlattı. Toplam 3 gün sürecek projeye, daha önce köyde yaşamamış 18 öğrenci katılıyor. Öğrenciler gruplar halinde proje kapsamındaki Aydoğdu, Binkoç ve Tatlısu köylerinde 3 gün kalacak. 3 gün boyunca çadırlarda yatan öğrenciler, bulunduğu köydeki çalışmaya göre kimi çiftlikte büyükbaş hayvan besleyip, temizliğini yapıyor, kimi tarlada, kimi de bahçede çalışıyor. Öğrencilerin başlarında AFAD ve Milli Eğitimden öğretmenler sorumlu olarak bulunuyor. Öğrenciler, oluşturulan faaliyet programına uygun şekilde, görevli öğretmenler, görevli AFAD personelleri ve köy muhtarı gözetiminde faaliyetlerini gerçekleştiriyorlar. Erzincan merkeze bağlı Aydoğdu, Tatlısu ve Binkoç köylerinde başlayan proje daha sonra diğer köylerde devam edecek.
Bulundukları köylerde öğrencileri İl Özel İdaresi Genel Sekreteri Mehmet Emre Canpolat, Milli Eğitim Müdürü Hacı Ömer Kartal, Gençlik ve Spor Müdürü Volkan Burak Mumcu ve Erzincan İl Afet ve Acil Durum Müdürü Cengiz Çavuş ile birlikte ziyaret eden Vali Hamza Aydoğdu, mutluluklarına ortak oldu.
Tandırda köy sakinleri kadınlarla birlikte ekmek pişiren ve köy hayatında olması gereken diğer işlere yardımcı olan gençleri tebrik eden Vali Aydoğdu, “Erzincan’da ‘Köyümde Üç Gün’ diye bir proje başlattık. Projenin amacı gençlerimizi AFAD, UMKE, öğretmenlerimizin eşliğinde köylerimize göndermek ve köy hayatını deneyimlemelerini istedik. Aydoğdu, Binkoç ve Tatlısu köylerimizde öğrencilerimiz köy hayatını deneyimliyorlar. Biz de bugün öğrencilerimizin köy yaşantısını gördük. Karşılaştığımız tablo gerçekten muhteşem. Kızlarımızın, öğrencilerimizin tandırda ekmek pişirmelerini, süt sağmalarını, çapa yapmalarını, çilek toplayıp, pekmez yapmalarını yani köy yaşantısında olabilecek çalışmaları bizzat gördük. Çok mutlu olduk. Öğretmenlerimiz gençlerimizin cep telefonlarını almışlar, teknolojik cihazlardan uzak haldeler ama hiçbirinin eksiklik hissetmemeleri çok güzel.
Bizim gelenek ve göreneklerimiz bugün yaşıyorsa gelenek görenektir. Kültürün taşıyıcısı dildir. Bizim geçmişe dair bütün kavramlarımızı bugünkü gençlerin zihinlerine ve kalplerine nakşetmemiz gerekiyor. Bunun da yolu köylerimizdeki, şehirlerimizdeki geçmişe dair bütün kültürel aktarımı bu gençlerimize vermek. Bu bir pilot uygulamaydı. İnşallah bundan sonra katlayarak 5 köyümüzde, 10 köyümüzde, 20 köyümüzde bunları yapacağız. Gençlerimizi mutlu görmek bizi çok mutlu etti. Burada şunu görmekte beni çok mutlu etti o da şu. Köylerimizdeki insanlar hiç tanımadıkları gençlerimizi kendi evlatları gibi sahip çıkarak onları el üstünde tutuyorlar. Ben hepsine teşekkür ediyorum” dedi.
Öğrenciler ise köy yaşantısını deneyimlemenin kendilerine büyük kazanç olduğunu ve mutluluk verdiğini belirterek, “Telefon, tablet yok. Hayata dair gerçek ve keyifli hatıralar biriktiriyoruz” ifadelerine yer verdiler. – ERZİNCAN
]]>VALİ DEMİRTAŞ: TEHLİKEYİ GERİDE BIRAKTIK
Bursa’da, Bursa Uludağ Üniversitesi (BUÜ) kampüsünün de içinde olduğu ormandaki yangını kontrol altına alma çalışmaları 4 uçak, 4 helikopter, 74 arazöz, 24 iş ve hizmet makinesi ve 217 personel ile devam ederken, 6 saat sonra kısmen kontrol altına alındı. Kurulan kriz merkezinde çalışmaları yerinde takip eden Bursa Valisi Mahmut Demirtaş, yangının kısmen kontrol altına alındığını açıkladı. Vali Demirtaş, yaptığı açıklamada şunları söyledi:
‘BİNE YAKIN PERSONELLE MÜDAHALE EDİLDİ’
“Yangın 14.30’da başladı. Yaklaşık olarak sahada 150 araç, bine yakın personelle hem havadan hem karadan söndürme çalışmalarımız çok ciddi anlamda devam ediyor. 4 uçağımız ve 4 tane de helikopterimiz bulunmakta. Soğutma çalışmalarına daha da hala devam edeceğiz. Şu an yangının ilerlemesi durduruldu. Kontrol altına alınması için çalışmalarımız devam ediyor. ve soğutma çalışmalarına da başladık. Şu an yangınla ilgili inşallah tehlikeyi geride bıraktık diye düşünüyoruz. Şu an kısmen kontrol altında. İnşallah bu soğutma çalışmalarını da bitirdikten sonra daha da rahatlayacağız diye düşünüyorum.”
‘SOĞUTMA ÇALIŞMALARIMIZ SABAHA KADAR DEVAM EDECEK’
Söndürme çalışmaları ile ilgili Orman ve İçişleri Bakanlarına sürekli bilgi verdiklerini söyleyen ve yangının yayılmasındaki en önemli etkenin şiddetli rüzgar olduğunu belirten Demirtaş, “En büyük etken rüzgardı. Araçlar ve arkadaşlarımız sağ olsunlar çok aktiflerdi ama çok şiddetli bir rüzgar vardı. Bu şiddetli rüzgar tabii sürekli yangının daha ileri safhalara yayılmasına neden oldu. Ama çok şükür, arkadaşlarımızın çok gayretli çalışmalarıyla, şu an yangın kontrol altına alınmış diyebiliriz. Hem bir taraftan Orman Bakanımız hem İçişleri Bakanımız bu yangınla ilgili her safhasını takip ettiler. Her 10-15 dakikada bir onlara bilgi verdik. İnşallah bugün sabaha kadar soğutma çalışmalarımız devam edecek. Hem karadan hem de havadan, gece karanlık çökene kadar bu havadan soğutma çalışmalarımız devam edecek” dedi.
‘700 DÖNÜMDE ETKİLİ OLDUĞUNU DÜŞÜNÜYORUZ’
Yangının çıkış nedeninin belirlenmesi ile ilgili incelemelerin devam ettiğini söyleyen Vali Demirtaş, “Yaklaşık 700 hektar civarında olduğunu düşünüyoruz ama tabii hepsi yanmadı. 700 dönüm yani tahmin ediyorum, bundan daha az olduğunu düşünüyoruz. Her taraf yanmadı tabii parça parça yanıyor. Bunu tam şu an söylemek biraz imkansız. Daha sonraki yapacağımız çalışma da ortaya çıkaracağız. İncelememiz devam ediyor. Araştırmamız devam ediyor. İnşallah arkadaşlarımız bir sonuca varırlarsa kamuoyuyla paylaşacağız” diye konuştu.
‘ÖĞRENCİLERİMİZ YARIN YURTLARINA DÖNECEK’
Kampüs içerisinde yer alan hastane ile ilgili bir sıkıntının söz konusu olmadığını, öğrenci yurtlarının da boşaltıldığını söyleyen Vali Demirtaş, “Şu an bir risk kalmadı. Araştırma hastanesiyle ilgili bir sıkıntımız kalmadı. Sadece tedbiren biliyorsunuz. Yukarıdaki arkadaşlarımızı boşaltmıştık. Onları diğer yurtlarımıza gönderdik. Diğer yurtlarımızda onlara yer ayarlandı. Hem kız öğrencilerimiz için hem de erkek öğrencileri için şu an. Onunla da ciddi bir sıkıntımız kalmadı. Ama bugün öğrenci arkadaşlarımız, gençler orada kalacaklar. Yarın inşallah bir sıkıntı kalmazsa öğrencilerimizi tekrar yurtlarına alacağız” ifadelerini kullandı.
BAŞSAVCILIK SORUŞTURMA BAŞLATTI
Yangının çıkış nedeniyle ilgili ise Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı’nca soruşturma başlatıldı. Başsavcılıktan yapılan açıklamada, “30.06.2024 günü ilimiz Nilüfer ilçesinde henüz tespit edilemeyen bir nedenle çıkan yangınla ilgili olarak, Cumhuriyet Başsavcılığımız tarafından soruşturma başlatılmıştır. Cumhuriyet Başsavcılığımız tarafından soruşturmanın titizlikle yürütüldüğü, soruşturmanın safahatı ve sonucu hakkında bilgi verileceği hususu, Kamuoyuna saygıyla duyurulur” denildi.
Denizhan KARAHANCI- Yiğithan HÜYÜK- Memet Can YEŞİLBAŞ/BURSA,
]]>ŞİRİNYER Kavram Özel Öğretim Kursu öğrencisi Göktuğ Ege Kırgıl (14), 2 Haziran’da yapılan merkezi Liselere Geçiş Sistemi (LGS) kapsamındaki merkezi sınavda tüm soruları doğru yanıtlayarak 500 puan alma başarısı gösterdi. Kırgıl, “Sınavda 500 puan alacağına inanıyordum” dedi.
Şirinyer Kavram Özel Öğretim Kursu öğrencisi Göktuğ Ege Kırgıl, 2 Haziran’da yapılan Liselere Geçiş Sistemi (LGS) kapsamındaki merkezi sınavda tüm soruları doğru yanıtlayarak 500 puan aldı. LGS sınavı birincilerinden Göktuğ Ege Kırgıl, “Kurs ile okulu aynı anda yürütmek zor değildi. Ben ikisine de yetebildiğimi düşünüyordum. Hatta çoğu zaman okulu aramayıp dershane kütüphanesinde ders çalışıyordum. Bu süreçte birebir ders aldığım öğretmenler çok yardımcı oldu. Çok çalıştım. O nedenle kolay zor diye yorum yapmak doğru olmaz. Kişiye göre değişir ama bence zordu. Haftada en az 3-4 sınava giriyordum. Ayrıca kendime de deneme yapıyordum. O nedenle çok sınava girmek çok yararlı oluyor. Kursta girdiğim denemelerin 2’sinde, okulumda da 5’inde tam puan aldım” dedi.
‘SINAVA BİR HAFTA KALA MERDİVENLERDEN DÜŞTÜM’
Sınava bir hafta kala merdivenden düştüğünü anlatan Kırgıl, “Öğretmenlerim ve ailem çok telaşlandı. Canım çok yanmadı ama kolum kırılır da sınava giremezsem diye çok korktum. Canım yanmamasına rağmen, oldukça korkmuştum. Kolumun kırılıp kırılmaması değil, sadece sınava girip giremeyeceğim önemliydi” diye konuştu.
Sınavdan çıktıktan sonra değişik bir hüzün içerisinde olduğunu aktaran Kırgıl, “Çok değişik bir duyguydu. Ağladım, duygu boşalması gibiydi. Ailem çok yanımda durdu. Öğretmenlerim de aynı şekilde. Hakları ödenemez. Başarımda benden fazla onların katkısı var” dedi. Kırgıl, “Sınavda soruların tamamını doğru yapacağıma inanıyordum. Hatta çoğu öğretmenimle iddiaya girmiştim. Çoğunu da ben kazandım. Galatasaray Lisesi’ne gitmek istiyorum. Matematikle uğraşmak istiyorum” dedi. Önümüzdeki yıl sınava hazırlanacaklara tavsiyelerde bulunan Kırgıl, “Bence dershaneye kesinlikle gitmeliler, doğru kaynakları kullanmalılar, süre tutarak bol bol deneme çözmeliler. Çok işe yarıyor” dedi.
‘AİLESİ VE ÖĞRETMENLERİ İÇİN GURUR KAYNAĞI OLDU’
Şirinyer Kavram Özel Öğretim Kursu Müdürü Deniz Günay da “Göktuğ Ege Kırgıl, 2024 LGS’de birinci olma başarısı göstererek 500 tam puanla süreci tamamladı. Sürece başladığında da başarı ortalaması yüksek bir öğrenciydi. Başarı ortalaması yüksek olan öğrenciler belli bir ortalamanın üzerinde başlıyorlar. Süreci tamamlayabilmek adına çok fazla soru çözümlerine, birebir derslere ve çok fazla pratiğe dayalı bir sürecin içerisine dahil etmeniz gerekiyor” diye konuştu.
Göktuğ’un sürecin başından sonuna her hafta uygulanan tüm deneme sınavlarına katıldığını aktaran Günay, “Deneme sınavı sonuçlarında ilk etapta 4-5 yanlışla başlamıştık ama bu yanlışları görerek sınavdan sonraki sürecini daha doğru yönetmeyi başardı. Rehber öğretmenlerimizin tavsiyeleri, planlamaları dahilinde öğrencimiz her sınavda yaptığı hataları düzelterek süreci yönlendirdi. Sınav yaklaştığında hatasız sonuçları gelmeye başlamıştı. Okulda almış olduğu eğitimin üzerine kurumumuzun yaptığı takviye, her hafta girdiği sınavlar, birebir özel dersler ve iyi bir eğitim kadrosuyla kurmuş olduğu diyalog neticesinde bugün elde ettiği sonuç en başta ailesi, sonra da onun bu sürecine destek olan bütün öğretmenler için bir gurur kaynağı oldu. gururluyuz, mutluyuz, huzurluyuz. Öğrencimizin de aynı hissiyatı paylaştığını görmek çok mutlu ediyor” dedi.
‘AİLELER, ÇOCUKLARINA İNANMALILAR’
Göktuğ’un ilkokul1’inci sınıftan itibaren çok başarılı bir öğrenci olduğunu söyleyen annesi Bedia Kırgıl DA “8 yıl boyunca her zaman her şeyin en iyisini yapacağına inanarak, güvenerek yanında oldum. Bu yıl da zor bir süreç atlattık. Sınavlardan sonra ister istemez stresliydik ama yine de en iyisini yapacağını biliyordum” dedi.
Oğlunun dualarla sınava girdiğini dile getiren Kırgıl, “Sınavdan ilk çıktığında çok ağladı, beni de çok ağlattı. Ama çok güzel bir şekilde tamamlamışız. Sonucu okul öğretmeni bize mesaj attı. Kendisinden emin bir çocuk olduğu için soruların tamamını doğru yaptığını söylemişti. Her zaman söylediklerine inandığım için yine aynı şekilde 500 puan olduğunu bildiğimiz halde sonucu bekledik” dedi. Çocukları sınava hazırlanana ailelere tavsiyelerde bulunan Kırgıl, şöyle devam etti: “Aileler, çocuklarına inanmalılar. Yanlış da doğru da yapabilir. O süreçte ne olursa olsun önemli olan onların mutlu olması. Her şekilde yanlarında olunmalı.”
]]>TRABZON Büyükşehir Belediyesi, üniversite öğrencileri, 65 yaş ve üzeri ile emeklilere yönelik su faturalarında yüzde 50, EYOF Sosyal Tesisleri’nde de emeklilere yüzde 20’lik indirim kararı aldı. Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç, “Sezon başlamadan önce öğrencilere doğal gaz indirim kararını da alacağız” dedi.
Trabzon Büyükşehir Belediyesi Meclisi’nde, üniversite öğrencileri, 65 yaş ve üzeri ile emeklilere yönelik su faturalarında yüzde 50, EYOF Sosyal Tesisleri’nde de emeklilere yüzde 20’lik indirimi kapsayan maddeler, oy birliğiyle kabul edildi. Emeklilerin hayatını kolaylaştırıp, onların sosyal alanlarda daha çok vakit geçirmelerini sağlamak amacıyla yapılan çeşitli indirimler, vatandaşlar tarafından beğeni topladı.
‘MECLİS KARARINI OY BİRLİĞİYLE ALDIK’
İndirimlere ilişkin konuşan Trabzon Büyükşehir Belediyesi Başkanı Ahmet Metin Genç, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın öncülüğünde ilan edilen ‘Türkiye Yüzyılı 2024 Emekliler Yılı’ çağrısına karşılık verip, emeklilerin hayatına dokunmaya devam edeceklerini söyledi. Genç, “Türkiye Yüzyılı’nda Sayın Cumhurbaşkanı tarafından 2024 yılı emekliler yılı olarak ilan edildi. Biz de emeklilerimizin emeğine saygının gereği olarak onların bir taraftan bireysel hayatlarını idame ettirmek adına bir gayreti ortaya koyarken diğer taraftan hizmet ettikleri kamuda ya da özelde hem şehrimize hem ülkemize değer kattılar, değer ürettiler, ülkemizin gelişmesine değer kazandırdılar. Dolayısıyla bu emeğe saygının da gereği olarak Cumhurbaşkanımızın ortaya koyduğu o iradenin şehirlerimizde paralel olarak bizler de neler yapılabilir diye arkadaşlarımızla konuştuk, derneklerimizle istişare ettik. Bakanlığımız, il müdürlüğümüz güzel bir istişare sonrasında, kıymetli emeklilerimize su konusunda yüzde 50 bir indirimi gerçekleştirdik. Meclis kararını oy birliğiyle aldık ve ilan ettik. Tabii ki bununla da bırakmayacağız” diye konuştu.
‘DAHA DA YENİLERİ İNŞALLAH GELECEK’
Memnuniyetle karşılanan kararlara yenilerin de ekleneceğini duyuran Genç, “Şehrimizin güzel merkezlerden bir tanesi olan belediyemize ait bu sosyal tesislerde de ayrıca bütün emeklilerimizi kapsayacak şekilde yüzde 20 indirime gittik. Bunun da adımını attık. Bunun da kıymetli emeklilerimizde büyük bir memnuniyet uyandırdığını görmek, bizi bu konuda mutlu ve motive ediyor. Bir taraftan devletimizin, hükümetimizin o kararlı adımları, Cumhurbaşkanımızın riyasetinde bizde şehrimizi paralellik arz edecek şekilde bu adımları atıyoruz. Daha da yenileri inşallah gelecek. Çünkü onlar için ne yaparsak onların hakkıdır. Hayırlı olsun diyorum” ifadelerini kullandı.
‘DOĞAL GAZ KONUSUNDA ÖĞRENCİLERİMİZE DESTEK VERECEĞİZ’
Üniversite öğrencilerine sezon başlamadan doğal gaz indirimine yönelik karar almayı planladıklarını da aktaran Genç, “Şehrimiz bir öğrenci şehri. Biz de öğrencilerimizin eğitim hayatına halel getirmeyecek şekilde pratik yaşamlarını nasıl kolaylaştırmamızı da gündemimize aldık. Onlara da aynı indirimleri uyguluyoruz. Evde kalan 3 öğrenci için hem su konusunda hem de henüz kararını almadığımız bizim sözümüz olan doğal gaz konusunda öğrencilerimize destek vereceğiz. Yine öğrencilerimizden gelen en önemli talep olan ulaşım konusunda da ekstra bir desteğimiz olacak. Sezon başlamadan önce doğal gaz kararını da alacağız. Onlar şehrimizde mutlu yaşasınlar; çünkü hepimiz, öğrencilik süreçlerini geçirdik. Fiziksel ihtiyaçları konusunda belediyemizin onların yanında olduğunu hissetmeleri bile çok kıymetli. Çünkü zor süreçlerden geçiyorlar; onlar bizim kıymetlilerimizdir” şeklinde konuştu.
]]>TÜBİTAK koordinasyonunda Antalya’da düzenlenen ve 22 ülkeden 135 öğrencinin yarıştığı, 28’incisi düzenlenen Genç Balkan Matematik Olimpiyatı’nda, Türkiye birinci oldu.
Antalya’da bu yıl TÜBİTAK koordinasyonunda ve Akdeniz Üniversitesi’nin (AÜ) ev sahipliğinde düzenlenen 28’inci Genç Balkan Matematik Olimpiyatı’nda 11 Balkan ülkesi ve farklı coğrafyalardan 11 misafir ülkeden 135 öğrenci katıldı. AÜ Atatürk Konferans Salonu’nda düzenlenen ödül töreniyle dereceye giren öğrenciler madalyalarını aldı. Törene TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Hasan Mandal, AÜ Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, AÜ rektör yardımcıları Prof. Dr. Ayşe Gülbin Arıcı, Prof. Dr. Cengiz Toker, Prof. Dr. Şükrü Özen ve 22 ülkeden 135’i öğrenci olmak üzere lider, lider yardımcıları, misafirler, akademik ve organizasyon komiteleriyle birlikte yaklaşık 300 kişi katıldı. 22 ülkeden 23 takımın yarıştığı matematik olimpiyatında toplam 135 öğrenciden 105’i madalya aldı. Madalya sıralaması 10 altın, 56 gümüş ve 39 bronz şeklinde dağılım gösterdi. Türkiye A ve Türkiye B olmak üzere iki takımla yarıştı. Türkiye A takımında yer alan öğrenciler 3 altın ve 3 gümüş madalya kazanıp Türkiye’yi ülke sıralamasında birinciliğe yerleştirdi. Türkiye B takımı ise 4 gümüş, 2 bronz kazandı. Türkiye’nin 177 puanla birinci olduğu olimpiyatta Bulgaristan 171 puanla ikinci, Romanya 169 puanla üçüncü oldu.
‘GENÇLERE GÜVENİYORUZ’
TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Hasan Mandal, 22 ülkeden genç öğrencilerin matematik alanındaki bilgi ve becerilerini ortaya koymak için hafta başından beri yarıştıklarını belirterek, “Ülke olarak da birinci olmanın gururunu yaşıyoruz. Sadece altın, gümüş, bronz madalyalar alan çocuklarımızın değil aynı zamanda takımların da ülke sırasında da ülke olarak birinci olmak çok memnuniyet verici” dedi.
Dünyanın birçok yerinden gelen öğrencilerin bu sayede Antalya ve Türkiye ile kültürü de tanıdıklarını belirten Prof. Dr. Mandal, “Bilim temelli çözümler için de bilim insanlarına ihtiyaç var. Bunlar içerisinde ülkemizden de çok başarılı öğrencilerimiz var. Biz bu öğrencilerimize, bu gençlerimize güveniyoruz ve bilimi bir diplomasi olarak ülkeler arasındaki barış ve dünyanın problemlerinin çözülmesi için önemli bir araç olarak görüyoruz” diye konuştu.
‘BİLİMİ SEVDİRMEK ÖNEMLİ’
Genç Balkan Matematik Olimpiyatı’na ev sahipliği yapmanın çok büyük onur olduğunu belirten AÜ Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, “Bu tür platformlar bilimi sevdirmek için çok önemli, bu anlamda hem TÜBİTAK başkanlığımız hem bakanlığımıza teşekkür ediyorum. Çünkü bilim olmadan bir ülkenin güçlü olması mümkün değil ki şu anda gücün ne kadar önemli olduğunu savaşlarla görüyoruz. Bu çocuklar da umuyorum, bütün insanlık için iyi teknolojiler geliştirilmesi anlamında bilim yaparlar. Biz zaten o açıdan burada savaş veriyoruz. İyi bilim ve teknoloji çıksın ki insanlık için iyi bir gelecek olsun diye. Bunlar da en büyük adımlar. Türkiye, bu anlamda son birkaç yıldır özellikle çok büyük adımlar atıyor. Ben bir bilim insanı olarak çok mutlu oluyorum” dedi.
]]>Türkiye genelinde 1 milyon 38 bin 544 öğrencinin katıldığı LGS sonuçları, bugün açıklandı. 2 Haziran’da gerçekleşen, 8’inci sınıf öğrencilerinin girdiği sınavda Bilfen Okulları’ndan 36 öğrenci 500 tam puan aldı. Bilfen Çamlıca Ortaokulu’nda düzenlenen törenle kupalarını alan öğrenciler, başarılarının sırrının disiplinli ve düzenli çalışmaktan geçtiğini söyledi.
GÜRPINAR: MODUM DÜŞTÜĞÜNDE BAŞLADIĞIMI BİTİRMEM LAZIMDI
Bilfen Yenişehir Ortaokulunda eğitim gören Mercan Gürpınar, bütün sene sınava çalıştığını ve sonucu ilk gördüğünde çok heyecanlandığını söyledi. Gürpınar, “Ama ne kadar çalışsanız da kimsenin beklediği bir şey olmuyor. Yani kısmet. Süreç benim için zorlu geçti. Tabii bütün öğretmenlerimizin yardımıyla biraz daha kolaylaşıyor. O kadar çok sınava girdik ki artık sınav normal bir şey haline geldi. Bunun da muhtemelen LGS başarımda etkisi var. Çok strese girmedim. Ben cerrah olmak istiyorum. Onun için İstanbul Erkek Lisesi’ne gitmek istiyorum. Daha sonra mümkünse Almanya’da üniversiteye gitmek istiyorum. Bu sınav hayatınızın sonu değil. Onun için çok stres yapmaya gerek yok. Olursa oluyor. Olmazsa da tek bir çıkış yok. Bunda başarılı olan hayatı tamam müthiş olacak diye bir şey de yok. Çok iyi derece yapamayanların da hayatı çok kötü bitti diye de bir şey yok. Onun için öncelik sağlık. Onun dışında elinizden geleni yapın. Gerisini bırakın. Benim sınavlardan çıktıktan sonra çok ağladığım da oldu. Özellikle son hafta her sınavdan çıktığımda ağlıyordum. Ama modum düştüğünde başladığımı bitirmem lazımdı. Çünkü çok fazla emek verdim. Emek boşa giderdi. Herkesin emeği var, bir tek benim yok. Onun için devam ettim” diye konuştu.
ARCAN: DÜZENLİ VE DİSİPLİNLİ BİR ŞEKİLDE ÇALIŞTIM
Bilfen Çamlıca Ortaokulundan mezun olan Umut Arcan, “Bu sene LGS sınavına hazırlandım ve 500 tam puan olarak Türkiye birincisi oldum. Yani bu sonucu tabii bekliyordum. Daha doğrusu istiyordum. Ama korku da vardı. Başardığımı görünce de bir rahatlama geldi. Mutlu oldum. Çok güzel hissettim. Onur duydum. Ben çok fazla herkesin çalıştığı kadar çalışamadım. Ben çok yoğun olarak basketbol oynuyorum. O süreçle birlikte LGS’ye çalıştım. O yüzden benim için önemli olan şey disiplinli çalışmaktı. Çok çalışmaktan ziyade hiç soru çözemediğim de günler oldu. Ama çözdüğüm her soruyu anlayarak neden böyle olduğunu düşünerek ve gerektiği zaman hocalarıma sorarak düzenli ve disiplinli bir şekilde çalıştım. Bazen uykusuz kaldığım günler oldu. Ama bir inanç vardı içimde. Yani sonucu çok iyi olacak diye hissediyordum. LGS’de tam yapmak ve basketbolda önemli başarılar elde etmek için her zaman çalışmaya devam ettim” dedi.
“HER ZAMAN BİR SPOR, SANAT VEYA BİLİM FAALİYETİYLE YÜRÜTÜN”
Mühendis olmak istediğini söyleyen Arcan, “Çünkü hep uzaya merakım vardı. O yüzden onu destekleyecek yönde bir mühendis olarak hayatıma devam etmek istiyorum. Bu sürece hazırlandığımdan beri ilk bir İstanbul Erkek Lisesi’ni görmüştüm. Ondan sonra her zaman dedim ki ben bu liseye gireceğim. Yani hedefimi net bir şekilde öyle belirlemiştim. Onun için çalıştım. Şimdi de bu sonuç gelince de orayı istiyorum tabii. LGS sürecine hazırlanan arkadaşlarım öncelikle sakin olsunlar. Bu uzun bir süreç. Çok fazla yanlış da yapabilirler. İstedikleri sonucu elde edemeyebilirler. Sakin olsunlar. Bir senelik uzun bir maratona giriyorlar. Ayrıca her zaman şuna odaklanmasınlar. Ben çok soru çözeceğim. Her gün çalışacağım. Saatlerce gece 12’ye kadar oturacağım. Hayır böyle bir şey yok. Düzenli ve disiplinli çalışın. Her zaman bir spor, sanat veya bilim faaliyetiyle yürütün. Çünkü kafanızın rahatlaması gerekiyor” ifadelerini kullandı.
VARLIK: BU GURURU, BU MUTLULUĞU DÜŞÜNEREK ÇALIŞTIM
Bilfen Halkalı Ortaokulu öğrencilerinden Kerem Mert Varlık, “Çok çalıştım. Düzenli, disiplinli çalıştım. Hep bu gururu, bu mutluluğu düşünerek çalıştım. Benim motivasyon kaynağım oldu. Hiç çalışırken şu okula girmeliyim, şuraya gitmeliyim gibi düşünmedim. Hep bu heyecanı bu mutluluğu düşünerek çalıştım. Yani motivasyon kaynağı arıyorlarsa onlar için muhteşem bir motivasyon kaynağı olabilir. Çıktığımda biraz endişeliydim. Ama içime doğmuştu. Tam da emin değildim. Böyle tam full demedim çıkınca” dedi.
KAVUZLU: AİLEM VE ÖĞRETMENLERİM ÇOK DESTEK OLDU
Bilfen Çayyolu Ortaokulunda eğitim gören Ela Kavuzlu da “??Sınavdan çıktığımda bu sonucu beklemiyordum. Çalıştığım için çokta sürpriz olmadı bana. Sürekli denemelere girdik. Onun haricinde haftada bir gün spor yaptım. Ailem ve öğretmenlerim çok destek oldu. Tıp ya da mühendislik okumak istiyorum. Çok çalışmalarını öneriyorum” ifadelerini kullandı.
KILIÇ: GEÇEN SENEDEN DAHA AZ TÜRKİYE BİRİNCİSİ ÇIKACAĞINI ÖN GÖRÜYORUZ
Bu sene okullarından 36 Türkiye birincisi çıktığını söyleyen Bilfen İlköğretim Kurumları Rehberlik Bölümü Başkanı Tuğçe Kılıç, “36 öğrencimiz tüm soruların tamamını doğru cevapladı. Türkiye genelinde henüz kaç tam yapan öğrenci olduğunu bilmiyoruz. Ancak muhtemelen geçen seneden daha az Türkiye birincisi çıkacağını ön görüyoruz. Çünkü biraz daha yorumlaması zor bir sınavdı diyebiliriz. İlk sorulara bakıldığında kolay gibi görüldü. Ama detaylı incelendiğinde gerçekten güçlü çeldiricisi olan sorular vardı. Eleyici sorular vardı. Dolayısıyla kolay diyen çocukların aslında hatalarının çıktığını zor diyenlerin aslında yapabildiklerini gördüğümüz biraz daha farklı bir sınavdı. Bizlerin de sonuçlarını çok merakla beklediğimiz bir 2024 LGS geçirdik. Umuyorum tabii ki tüm öğrencilerimiz için gönüllerindeki gibi neticelenmiştir. Ama şimdi süreç tercih ve yerleştirmeyle devam edecek” dedi.
Tercih ve Yerleştirme Kılavuzunun yayınlanmasıyla ilgili konuşan Kılıç, “Biliyorsunuz LGS sınavının tercih sürecinde belli kararları en baştan vermeniz gerekiyor.’Merkezi sınav puanıyla bir okula tercih mi yapacaksınız? Yoksa bir özel okula başvuru mu yapacaksınız?’ Tercih süreci bir yol ayrımıyla başlıyor. Öncelikle velilerimizin gerçekten biraz daha ön araştırmalarını iyi yapıp kendi yol haritalarını çok iyi çizerek sürece başlamaları gerekiyor. Puan tabii ki hem özelde hem devlet okullarında çok önemli bir kriter. Olmazsa olmaz bir şart. Ancak puanınızın tuttuğu devlette yüzdelik dilimlerle tercih yapılması çok önemlidir. Yüzdelik dilimlerin tuttuğu pek çok okul olacaktır. Bu okulları tercih ederken herhangi bir isme takılmadan en yüksek olan en iyidir gibi bir bakış açısında bulunmadan aslında biraz öğrenci özelinde tercihleri yapmak çok kıymetli” dedi.
]]>ANKARA’da Bilnet Okulları’nda eğitim öğretim gören 4 öğrenci, Liselere Giriş Sistemi kapsamındaki merkezi sınavdan 500 tam puan alarak Türkiye birincisi oldu. Okulun Yenimahalle Kampüsü’nde düzenlenen törenle, 2024 LGS birincisi Ali Yağız Öz, İsmail Oğuz Aşkın, Ömer Faruk Çatı ve Turan Eren Şahin’e şampiyonluk kupası verildi.
Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) 2024-LGS sonuçlarını açıkladı. Sınavın her iki oturumundaki soruların tamamına doğru cevap vererek 500 tam puan alan öğrenci sayısı 352 oldu. Bilnet Okulları’nda eğitim gören 8’inci sınıf öğrencileri Ali Yağız Öz, İsmail Oğuz Aşkın, Ömer Faruk Çatı ve Turan Eren Şahin de birinciliğe sahip olan öğrencilerden oldu. Bilnet Okulları Yenimahalle Kampüsü’nde, LGS şampiyonu öğrenciler için tören düzenlendi. Törene şampiyon öğrenciler, aileleri ve öğretmenleri katıldı. Birincilik kupalarını öğretmenlerinden alan öğrencilerin mutlulukları gözlerinden okundu.
‘BÜYÜK BİR GURUR DUYUYORUZ’
Bilnet Okulları Genel Müdürü Zehra Sağ, 4 öğrencinin başarısından büyük gurur duyduğunu belirterek, “Bilnet Okulları olarak, LGS sınavında bu yıl 4 Türkiye birincisi çıkararak eğitim alanında kaydettiğimiz başarıyı paylaşmaktan büyük bir gurur duyuyoruz. Bu başarı, eğitim modelimizin sağlamlığı ve öğretmenlerimizin akademik donanımının açık bir göstergesidir” dedi.
Oldukça yoğun bir tempoyla geçen sınava hazırlık sürecinin şampiyonluklarla tamamlanmasında Bilnet Okulları öğrenci ve öğretmenleri arasındaki güçlü iletişimin büyük payı olduğunu söyleyen Sağ, “Bilnet Okulları olarak kitlesel başarıya verdiğimiz önem doğrultusunda akademik başarıyı sadece bireysel düzeyde değil, toplu olarak da ele almaktayız. Öğrencilerimizin el birliği ile çalışarak sergiledikleri bu üstün performans, yetkin öğretmen kadromuzun özverili çalışmalarının ve uygulanan titiz akademik programın bir sonucu. Eğitimdeki bu kolektif başarı, öğrencilerimizin her birinin potansiyelini en üst düzeyde kullanmalarına imkan tanıyor. Geleceğe dair umutlarımızı destekleyen bu başarılarla dolu eğitim yolculuğumuza emin adımlarla devam ediyoruz” ifadelerini kullandı.
‘BİRİNCİLERİN ÇIKMASI BİZİ ÇOK MUTLU EDİYOR’
Bilnet Okulları Eğitim Başkanı Erhan Nergis, LGS’de Türkiye birincisi çıkarmanın oldukça gurur verici olduğunu kaydederek, “Öğrencilerimizin bireysel özelliklerini öğrenerek onlara özel çalışmalar yaptık. Bu çalışmalar sonucunda, yaptığımız deneme sınavlarını analiz ederek öğrencilerimizin bireysel çalışmalar yaptırdık. Bunun yanında tabii ki öğrencilerimizin disiplinli çalışmaları, takip sistemi, diğer öğretmenleriyle yaptıkları çalışmalar bizim için çok önemli oldu. Ama bunun yanında ailelerimizin iş birliği içinde olması, yine öğretmenlerimiz tarafından bireysel incelenmesi çok önemliydi. Bu süreçte emeği geçen tüm öğretmenlerimize değerli idarecilerimize ve velilerimize çok teşekkür ediyoruz. Eğitim modelimizde zaten bireysel birincilikten ziyade tüm öğrencilerimize kitlesel başarıları bizim için çok önemli. Tabii ki birincilerin çıkması bizi çok mutlu ediyor. Ama bunun yanında kitlesel başarımızın her geçen yıl artması özellikle bizim için çok sevindirici” diye konuştu.
Türkiye birincisi Bilnet Okulları öğrencilerden İsmail Oğuz Aşkın, “Ben günü gününe çalışmaya çalıştım. Çalışma sürem değişiyordu, günde yaklaşık 1-2 saat çalışıyordum; ama daha çok güzel, nitelikli soruları çözmeye çalışıyordum. Öğrendiğimiz bilgileri o gün testlerle pekiştirerek, farklı kaynaklardan soru çözerek, deneme sınavlarına girerek çalıştım. Çok heyecanlıyım, mutluyum bu durumdan dolayı. Sınava girecek arkadaşlar da sürekli deneme sınavlarına girsin, MEB’in örnek sorularını ve çıkmış soruları çözsünler” dedi.
‘ÇOK MUTLUYUM, GURURLUYUM’
Diğer bir LGS şampiyonu Ali Yağız Öz de “Öncelikle zorlu bir süreçti. Psikolojik olarak güçlü olmamız gerekiyordu ve ben bunu başardım. Onun dışında; çok çalışmamız, MEB’in örnek sorularını ve geçmiş yıllarda çıkmış soruları çözmemiz ve tabi kendi ek kaynaklarımızı taramamız gerekiyordu. Açıkçası zorlu bir süreçti. Sınava girecekler de deneme sınavlarına olabildiğince fazla gitsinler. Onun dışında ek kaynak bulsunlar. Benim günlük çalışma sürem değişiyordu. Bazen sıkılmış oluyordum, çalışmak istemiyordum. Bazen fazla süreler çalışıyordum; ama bir ortalama vermem gerekirse 3-4 saat çalışıyorum günde. Çok mutluyum, gururluyum” açıklamasında bulundu.
]]>Başakşehir İBB Akşemsettin Ortaokulu, LGS’de liderliği elinde tutuyor. Geçtiğimiz 5 yıl boyunca üst üste LGS şampiyonu çıkaran okulda bu yıl da gelenek bozulmadı. Ayrıca bu yıl ilk defa üç şampiyon birden çıkararak bir devlet okulunda aynı yıl üç LGS birincisi çıkarmayı başaran okul oldu. Sınav sonuçlarını öğrenen öğrencilerin, öğretmenlerin, velilerin ve okul yönetiminin mutlulukları yüzlerinden okundu.
“Çalışmalarımın karşılığını almak çok güzel bir his”
Bu süreçte çok fazla dışarıya çıkamadığını ifade eden LGS birincisi Ecrin Kaptan, “Çok mutluyum. Çalışmalarımın karşılığını almak çok güzel bir his. Genelde çok fazla dışarıya çıkamadım. Her okuldan gelişimde yemek yiyip, hemen dersin başına geçiyordum. Geç saatlere kadar ayakta durduğum da oldu. Ben aslında dört yanlış bekliyordum. Ama sonunda tam puan aldığımı gördüğümde çok mutlu oldum. İleride doktor olmak istiyorum” şeklinde konuştu.
“Sürekli olarak konu tekrarları ve deneme çözümleriyle ilerledim”
Sınava hazırlanırken sürekli olarak konu tekrarı ve deneme çözümleriyle ilerlediğini belirten LGS birincisi Mehmet Arif Yıldız, “Çok güzel bir duygu. Sonuçların gelmesini beklerken biraz stresliydim. Bu sonucu bekliyordum ama yine de belki kaydırma yapmışımdır diye şüphe vardı. Sonuçlar açıklanınca rahatladım. Son üç senedir çalışıyordum. Sürekli olarak konu tekrarları ve deneme çözümleriyle ilerledim. Sınava girecek öğrencilere çok fazla test çözmelerini ve konu eksiği bırakmamalarını tavsiye ediyorum. Meslek olarak mühendislik düşünüyorum” dedi.
“Son haftalarda daha fazla ağırlık verdim”
Sınava gireceklere yapamadıkları sorular üzerinde durmalarını tavsiye eden LGS birincisi Ebrar Nalbant, “Heyecanlıydım. Biraz stres de vardı ama sonuçları öğrenince rahatladım. Sonucu bekliyordum. Kitapçığı kontrol etmiştim ve yanlışım yoktu. Sürekli olarak çalışıyordum ama son haftalarda daha fazla ağırlık verdim. Konu konu çalıştım. Çok uzun süre çalışmak yerine kısa aralıklarla çalışmayı tercih ettim. Sınava gireceklere özellikle yapamadıkları soruların üzerinde durmalarını tavsiye ediyorum. Şu an daha meslek seçmedim. Gelecekte karar verecek zamanım olacağını düşünüyorum” ifadelerini kullandı.
“Öğrenci ve öğretmenlerimizle işbirliğine giderek, birbirimize inanarak yol aldık”
Bu başarının mimarlarının öğrenciler, öğretmenler ve veliler olduğunu dile getiren İBB Akşemsettin Ortaokulu Müdürü Mehmet Kızılay, “Geçen yıl İBB Akşemsettin Ortaokulu’na atandım. Şampiyon bir okula atandığımı biliyordum. Şampiyon bir takımı devralmanın zorluklarının farkındaydım. Öğrenci ve öğretmenlerimiz ile işbirliğine giderek, birbirimize inanarak yol aldık. Altı yıl boyunca süren bir başarının öyküsü bu. Beş yıldır sürekli şampiyon çıkarıyordu. Bu yıl da o zinciri kırmadan devam ettirmemiz gerekiyordu. Bu sene diğer yıllardan farklı olarak üç öğrencimiz Türkiye derecesi elde etti. Türkiye’de bir devlet okulunda ilk defa bir yılda üç tane LGS şampiyonu çıktı. Bir yıl boyunca çok yoğun bir çalışmanın içerisinde yer aldık. Öğretmenlerimize, öğrencilerimize ve velilerimize çok güvendik. Bu başarının mimarları onlardı. Çok mutlu ve gururluyum” diye konuştu. – İSTANBUL
]]>(ANKARA) – CHP İzmir Milletvekili Sevda Erdan Kılıç, İzmir Valiliği’nin deprem gerekçesiyle yıkım kararı aldığı Konak BİLSEM binasını TBMM gündemine taşıdı. Kılıç, “Sınavla seçilmiş, yüzde 2’lik başarı diliminde olan üstün yetenekli çocukları geleceğe hazırlayan tek kamu eğitim kurumu BİLSEM’dir. Bizim bu kurumu sarıp sarmalamamız lazımken onu başka bir okulun sadece 3’üncü katına hapsederek eğitim ve öğretimini sürdürmesini sağlamaya çalışmak AKP’nin bilim ve sanat düşmanlığının yansımasıdır” diye konuştu.
CHP İzmir Milletvekili Sevda Erdan Kılıç, İzmir Valiliği’nin deprem gerekçesiyle yıkım kararı aldığı Konak Bilsem binasını Meclis gündemine taşıdı. 780 öğrencisi ve 35 bilim ve sanat atölyesi ile laboratuvarları, matematik müzesi ve geniş kütüphanesi bulunan Merkezin akıbetini soran Kılıç, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in yanıtlaması istemiyle Meclis’e soru önergesi verdi.
Kılıç, konuya ilişkin şunları kaydetti:
“İzmir depreminden sonra hasar gören BİLSEM’in Konak Kampüsü depremin üzerinden yıllar geçtikten sonra yıkım kararıyla karşı karşıya kaldı. Ancak kampüs yıkıldıktan sonra tekrar yapılacak mı, nerede yapılacak ve ne zaman yapılacak soruları kurumun paydaşları tarafından merakla bekleniyor. Bir başka cevap arayan soru ise; madem İzmir depreminden sonra bu binalar hasar aldı, neden yıllarca eğitim öğretime devam edildi? Neden yüzlerce öğrenci ile öğretmenlerin ve görevli personellerin hayatı tehlikeye atıldı? Burada büyük bir tedbirsizlik, plansızlık ve ciddiyetsizlik olduğu ortada. Sınavla seçilmiş, yüzde 2’lik başarı diliminde olan üstün yetenekli çocukları geleceğe hazırlayan tek kamu eğitim kurumu BİLSEM’dir. Bizim bu kurumu sarıp sarmalamamız lazımken onu başka bir okulun sadece 3’üncü katına hapsederek eğitim ve öğretimini sürdürmesini sağlamaya çalışmak AKP’nin bilim ve sanat düşmanlığının yansımasıdır. Burada önemli olan nokta, BİLSEM’in sadece fiziksel bir yer olmaktan öte, bilimsel keşiflerin, sanatsal yeniliklerin yeşereceği bir ortam olmasıdır. Bu öğrenciler; uluslararası arenalarda başarılar elde ediyor, bilimsel makaleler yayımlıyorlar. Ancak, şimdi karşılarına çıkan bu engeller geleceğimizin teminatı olan gençlerimizin potansiyelini köreltebilir. Bu eğitim kurumunun özgün projeler üretebilmesi için uygun bir yapıya kavuşturulması gerekiyor. 780 öğrencisi, 35 bilim ve sanat atölyesi ile tam teşekküllü fizik, kimya, biyoloji ve fen bilgisi laboratuvarları, ayrıca Avrupa’nın en büyük matematik müzesi ve geniş kütüphanesi bulunan kurumun bir okul binasının üçüncü katındaki 8 derslik ve 3 malzeme odasına sığması mümkün değildir. Acilen bakanlığın konuyla ilgili tedbir alması gerekmektedir.”
Kılıç, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’e BİLSEM Kampüsü ile ilgili şu soruları yöneltti:
“Yıkılacak BİLSEM binasının yerine ne yapılacak ve kurumun daimi yerleşim yeri neresi olacaktır? Yeni binanın yapımı için bir proje ve takvim belirlenmiş midir?
Geçici olarak taşınacak Necatibey Ortaokulu binasının BİLSEM’in eğitim ihtiyaçlarını karşılaması mümkün müdür? Laboratuvar, atölye ve özel eğitim gereksinimlerini karşılayacak ek düzenlemeler yapılacak mıdır?
BİLSEM’in yapısına uygun olarak projelendirilmiş bir Bilim ve Sanat Merkezi binası tahsisi için çalışmalar yapılmakta mıdır? Bu konuda hangi adımlar atılacaktır? Eğitim kalitesinin devamlılığını sağlamak ve öğrenci velilerinin memnuniyetini korumak için ne tür önlemler alınacaktır? Öğrenci kayıtlarının başka kurumlara kayması durumunda doğacak olası kayıplar nasıl telafi edilecektir?
Konak Şehit Ömer Halisdemir Bilim ve Sanat Merkezi kampüsünün yıkım kararı ne zaman alınmıştır? Depremde hasar gören bu binaların yıkılması gerekiyorsa neden şimdiye kadar beklenmiştir? Depreme dayanıksız bu binalarda yıllarca eğitim ve öğretime devam edilmesi hakkında bakanlığınızın görüşleri nelerdir? Öğrenciler, öğretmenler ve okul yönetimi ile personellerinin hayatlarının tehlikeye atıldığını düşünüyor musunuz? Bu binalarda depremden sonra eğitim ve öğretime devam edilmesi kararı hangi kurum ve kimler tarafından alınmıştır? Bu durum cinayete davetiye çıkarmaktır. Bu kurumdaki sorumlular hakkında bir soruşturma veya disiplin işlemi uygulanmış mıdır?”
]]>
Olay, saat 22.15 sıralarında Harbiye Mahallesi Dar’ül Bedayi Caddesi’ndeki Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, ELEV okullarının yıl sonu gösterisi ve mezuniyet töreninin bitiminin ardından öğrenciler, öğretmenleriyle sahnede fotoğraf çektirmek istedi. Fotoğraf çekimi sırasında sahnedeki dev LED ekran devrilmeye başladı. Durumu fark eden öğrenci, öğretmen ve velilerin büyük çoğunluğu sahneden atladı. Yaşanan kargaşa sırasında, 1 velinin ayağı devrilen ekranın altında kalarak yaralanırken, 2 veli ve 3 öğrenci ise hafif şekilde yaralandı.
Haber verilmesi üzerine olay yerine çok sayıda ambulans, itfaiye ve polis ekibi sevk edildi. Ayağı ekranın altına sıkışan veli, konser salonu görevlileri ve vatandaşların yardımıyla kurtarıldı. Yaralılar, sağlık ekiplerinin olay yerinde yaptığı ilk müdahalenin ardından çevredeki hastanelere kaldırıldı. Yaşananlar sonrası fenalık geçiren bazı öğrenci ve veliler polis tarafından sakinleştirildi.
Aralarında okul yöneticileri, LED teknisyenleri ve konser salonundaki teknik servis görevlilerinin de bulunduğu 13 kişi, ifadelerine başvurulmak üzere polis merkezine götürüldü.
‘BİR VELİ EKRANIN ALTINDA KALDI’
Dev LED ekranın devrildiği sırada sahnede olduğunu belirten Oya Kayaalp “ELEV Okulları’nın Cemal Reşit Rey’de mezuniyet ve yıl sonu gösterisi vardı. Gösteri bittikten sonra mezun olan çocuklar sahneye çıktılar, öğretmenleriyle fotoğraf çekiliyorlardı. Ben de sahnedeydim. O sırada sahnenin eğildiğini gördüm, çocuklar ve veliler geri çekildiler. Bir veli altında kaldı, bacağından yaralandı. Onun çocuğu da yerdeydi. Onun çocuğunu ben aldım ve uzaklaştırdım. O beyefendinin eşi de yaralandı. Başka birkaç çocuğun da omuzu çizildiö dedi.
OKUL YÖNETİCİLERİNİN GÖRÜNTÜ ALAN VELİLERE SALDIRDIĞI İDDİA EDİLDİ
Yaşananlar sonrası fotoğraf ve video çekmeye çalıştıkları için okul yöneticilerinin kendilerine saldırmak istediğini iddia eden Kayaalp “Okul müdürü fotoğraf çektiği için eşimin üzerine yürüdü, başka bir kişi de ona tekme atmaya çalıştı. Okulun sahibi de benim üzerime yürüdü, hakaret etti. Herkes şok oldu, çocuklar mezuniyet töreninde şok oldu. Yaralanan kişinin bacağı ezilmişti, eşi de yaralanmıştı. Başka çok ciddi bir şey yoktu. Öğrencileri çıkışta gördüm, kanayan yerleri vardı.ö diye konuştu.
‘PROGRAM SONA ERMEDEN EKRANI SÖKTÜKLERİ SÖYLENİYOR’
Oya Kayaalp, sahnede fotoğraf çekimi yapılırken ekranın sökülmeye başlandığı iddiasında bulunulduğunu ifade ederek sözlerini şöyle sürdürdü:
Bir çocuğun söylediği; çocuklar sahnedeyken ekranı sökmeye başladıkları. Program sona ermeden, biz sahnedeyken, müzik çalıyorken, herkes fotoğraf çekiliyorken, ekranı söktükleri söyleniyor.
‘KÜÇÜK OLAN ÖĞRENCİLER DEV EKRANA YASLANDI’
İsmini vermek istemeyen bir kişi ise “Mezuniyet töreni vardı özel bir okulun. Mezuniyet bitti son kısıma gelindi, kepler havaya atıldı. Kepler fırlatıldıktan sonra fotoğraf çekilmek için veliler sahneye geldi. O sırada bazı küçük olan öğrenciler dev ekrana yaslandı. Onların yaslanmasından dolayı ekran biraz gevşedi. Öğrenciler çekilince ekran yavaş yavaş düştü. İki tane velinin üzerine düştü, veliler yaralandı” şeklinde konuştu.
]]>İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nın 104’üncü yıl dönümünde koltuğunu devrettiği Zeytinburnu Haluk Ündeğer İlkokulu 3. sınıf öğrencisi Ali Selim Metli ve arkadaşlarına iadeiziyarette bulundu. Metli ve 3-D sınıfından arkadaşları, İmamoğlu’na doğum günü sürprizi yaptı. Doğum günü pastasını Metli ve arkadaşlarıyla birlikte kesen İmamoğlu, “En güzel doğum günüm” diyerek, 3-D sınıfına teşekkür etti. Metli, İmamoğlu’na doğum günü hediyesi olarak, kendisinin yaptığı yağlı boya “100. Yıl” tablosunu hediye etti. İmamoğlu, Metli’nin hediyesinden duyduğu memnuniyeti, “Her şeyi düşünmüş; yapay zekayı düşünmüş, enerjiyi düşünmüş, barışı düşünmüş, en yükseğe tırmanan çocukları düşünmüş, uzayı düşünmüş daha ne olsun? Çok tatlısın güzel adam. Teşekkür ederiz sana” sözleriyle dile getirdi.
Öğretmenler odasında, okul müdürü Mücahit Çatal, okula adını veren bağışçı Haluk Ündeğer ve eğitimcilerle bir araya gelen İmamoğlu, şunları söyledi:
“Öğretmenlerle bir araya geldi”
“Tüm öğretmenlerimize başarılar. İyi bir dönem geçirdiğinizi umuyorum. İnşallah seneye daha güzel, daha verimli hem öğrencilerimizin çok başarılı hem de öğretmenlerimizin de iyi hizmet yaptıkları, huzurlu oldukları, keyifli oldukları, koşullarının daha iyi olduğu bir yıl olsun isterim. Eğitim, eğitimci, öğretmen, çocuk, genç; neticede benim de hayatımda var. Çocuklarım var. Üniversite sınavına girecek olan bir oğlum var. 7. sınıfta kızım var. Diğeri daha büyüdü. Ama sonuçta herkesin en büyük hayali, arzusu onların başarıları. Bu, bütün aileler için geçerli. Tabii bu başarı aslında memleketin çok daha güzel bir geleceğe, çok daha çağdaş bir geleceğe kavuşması meselesi. Burada da en büyük basamaklar, sizin görev yaptığınız bu anlar. Kutsal bir görev. Onun için öğretmenlere olan sonsuz saygımı belirtmek isterim. Gerçekten sonsuz bir saygı.
“Öğretmenlerim hiç bir zaman aklımdan çıkmaz”
Sonuçta ben de birçok öğretmenimle öğrenerek bu ana geldiğimi çok iyi bilen ve ona çok hürmet gösteren birisiyim. Hiçbir zaman anılarımdan çıkmazlar ve her birisini minnetle yad ederim. Her zaman ararım, sorarım, hissederim. Dolayısıyla her öğretmeni gördüğümde de bilirim ki onların da sınıfında benim gibi bir çocuk var; büyüyor, büyüyecek. O bağlamda hepinizin değerinin farkında olan bir insanım. Bu bağlamda okullarımızı, eğitim kurumlarımızı da elbette çok önemsiyorum ve hani ‘Ben ne yapabilirim? Biz ne yaparız’ noktasında olmaya gayret ettim, tabiri caizse, 20’li yaşlarının başından beri. Şimdi fırsat buldukça da hayatın bu yöneticilik döneminde, yine eğitimin bir parçası olmak, katkı sunmak, öğrencilerle, öğretmenlerle, okullarla bir olmak, eğitime katkı sunma konusunda üstünü bir gayret gösterme zorunluluğunu biliyorum. İnşallah bunda katkılarımız olur.
“Eğitimi güçlendirebilirsek, her şey çok güzel olur”
Tabii eğitim meselesi, ülkemizin temel meselesi. Eğer eğitimi hep beraber en güçlü hale, en güçlü pozisyona kavuşturabilirsek, inanın gerisini düşünmeye gerek yok. Her şey düzelir. Her şey çok güzel olur. Hiç başka bir şeye ihtiyaç yok. O bakımdan iyi bir eğitime, iyi bir eğitimci koşullarına, öğrenci ortamına hep beraber ulaşırız. Yolumuz açık olsun. Görüyorum ki öğretmenlik mesleği, baskın bir biçimde kadın mesleğine doğru evriliyor. Geçmişten beri aslında böyle yakışan bir pozisyonu vardı, ama çok daha baskın ve çok daha yukarıda bir seviyeye ulaştığını görüyorum. Yakışıyor; kim ne derse desin. Sanki böyle annelik kavramıyla çok özdeşleşen bir ruh hali de var. Bizim de kreşlerimiz var. Sayısı 100’ü buldu, 150’ye doğru gider inşallah. Orada yüzde 99,9 kadın eğitimci sayısı ya da oranı. İnşallah kadınıyla, erkeğiyle sizlere de başarılar dilerim. Yolunuz açık olsun. Okullarımızın yanındayız.”
Öğrencilere öğütler: “Bol bol kitap okuyun ve spor yapın”
Öğretmenler ve öğrencilerle okul bahçesinde anı fotoğrafları çektiren İmamoğlu, miniklere de “Hepinizden yaz döneminde iki tane söz istiyorum. Bir tanesi; bol bol kitap okuyalım, tamam mı? İkincisi de fırsat buldukça spor yapacağız. Anlaştık mı? O zaman çok sağlıklı bir şekilde geri döneceksiniz ve okullarınızda yine çok başarılı bir dönem seneye yaşayacaksınız. Öğretmenlerimiz sizi heyecanla bekliyor olacaklar. Ben de hepinizi çok ama çok seviyorum. Başarılar dilerim hepinize” sözleriyle seslendi.
“Küçük başkan talimat verdi”
İBB’nin Saraçhane’deki ana yerleşkesindeki başkanlık makam odasında, 23 Nisan etkinlikleri kapsamında gerçekleştirilen sembolik devir-teslim töreninde öğrenciler; Melike Eslem Mungan, Miraç Kartal Akdağ, Eylül Avcı, Hira Nur Kökcür ve Sinan Koç, İmamoğlu’nu ziyaret etmişti. Öğrenciler ve öğretmenlerle tek tek tanışıp bayramlaşan İmamoğlu, koltuğu ve sözü, “yeni başkan” Ali Selim Metli’ye bırakmıştı. Küçük Başkan Metli, öğrenci olarak yaşadıkları en önemli sorunları, “Öncelikle, ben ve arkadaşlarım, okula giderken çantalarımızı taşımakta zorlanıyoruz. Bu yüzden tüm sınıflarımızda, çantalarımızı ve eşyalarımızı koymak için, öğrenci dolapları istiyoruz. Ayrıca, tüm okullarda yemekhaneler olmasını diliyoruz ve bizim gelişmemize destek olmanızı diliyoruz” sözleriyle dile getirmiş, eksik gördüğü unsurların tamamlanması için İBB Destek Hizmetleri Dairesi Başkanı Barış Yıldız’a talimat vermişti.
İBB Yerine getirdi
Metli’nin talimatlarını hızlıca yerine getiren İBB; 1200 öğrencinin çantalarını koyabilecekleri dolapları okul içindeki sınıflara monte etti. Spor kompleksinde kullanılmak üzere; iki çift minyatür kale, bir çift badminton direk, 15 raket ve toplardan oluşan badminton takımı, 20 voleybol topu, 10 basketbol topu ve 10 futbol topu, okul yöneticilerine teslim edildi. Okulun anaokulu bölümü önüne, uygun asfaltlama işlemi gerçekleştirildi. Süreç içerisinde, anaokulu öğrencileri için oyun grupları da asfaltlanan bölüme konumlandırılacak. Metli’nin yemekhane talebinden ise, iki zamanlı eğitim verilmesi ve binaların fiziki şartlarının yemekhane oluşturulmasına elverişli olmaması gerekçeleriyle, okul idaresinin isteği üzerine vazgeçildi.
]]>
Edebiyat, Fen, İktisadi ve İdari Bilimler, Mühendislik ve Mimarlık ile Spor Bilimleri Fakültelerini 2023-2024 Akademik Yılı’nda başarıyla tamamlayan çok sayıda öğrenci aileleriyle birlikte mezuniyet sevinci yaşadı.
Hafta sonu düzenlenen mezuniyet törenlerine ETÜ Rektörü Prof. Dr. Bülent Çakmak, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Ali Fatih Yetim, Prof. Dr. Ceren Sultan Elmalı, Genel Sekreter Doç. Dr. Ahmet Dumlu, akademik ve idari personeller ile mezun olan öğrenciler ve aileleri katıldı.
“Arayan Değil Aranan İnsanlar Olun”
Programların açılışında konuşan Rektör Çakmak, ETÜ’nün bu yıl 9. dönem mezunlarını gururla uğurladığını belirterek: “4 yıllık zorlu bir maratonun sonunda üniversitemizden başarıyla mezun oluyorsunuz. Bu nedenle öncelikle sizleri kutluyorum. Bu süreçte daima yanınızda olan ailelerinizi, sevdiklerinizi ve emeklerinden dolayı hocalarımızı tebrik ediyorum. Her ayrılığın doğasında hüzün kaçınılmazdır. Ancak biliyoruz ki bir Erzurum Teknik Üniversitesi mezunu uzaklarda da olsa, aradan uzun yıllar da geçse artık bir ETÜ’lüdür ve üniversitesiyle ayrılmaz bir bütün haline gelmiştir. Çok kıymetli anne ve babalarımıza da şunu da gönül rahatlığıyla ifade etmek isterim ki, “Eğitim öğrenciye saygıyla başlar” sloganıyla çıktığımız bu yolda bize düşen öncelikli görev ailesine, ülkesine ve tüm insanlığa faydalı olacak, donanımlı, ilkeli ve nitelikli bireyler yetiştirmek olmuştur. Mesleklerinizi icra ederken lütfen işinizi en iyi şekilde yapmanın gayreti içinde olun. İnsana insan olduğu için değer verin, makamınızı nefsiniz için değil insanlığa hizmet etmek için vesile kılın, işinizin hakkını verin ve arayan değil aranan insanlar olun” dedi.
“Karanlığı, Yaydığımız İyilik Işığıyla Yok Edeceğiz”
Konuşmasında Gazze’de yaşanan olaylara değinen Rektör Çakmak, insanların acımasızca katledildiğini ifade ederek: “On binlerce masum insan çocuk, kadın ve yaşlı demeden tüm dünyanın gözü önünde katlediliyor. Öte yandan yüreği insan sevgisi ile dolu olanlar tepkilerini her şekilde ifade ediyor. Bu noktada biz ne yapabiliriz sorusunun cevabı iyiliği çoğaltmak olmalıdır. Dünyada kötülüğü yayanlara karşı evimizde, işimizde ve beşeri ilişkilerimizde adaleti tesis edecek, evrene iyilik dalgalarını gönderecek ve galip geleceğiz. Yangına su taşıyan karınca misali biz de kendi gücümüz ölçüsünde her daim iyilik için mücadele edeceğiz. İşini en iyi şekilde yapan, tüm canlılara karşı merhametli ve şefkatli insanlar olacağız. Karanlığı, yaydığımız iyilik ışığıyla yok edeceğiz. Hayatın gayesi sadece iyi bir iş sahibi olmak, para kazanmak, kariyer yapmak, servet sahibi olmak değildir. Aynı zamanda değer sahibi olmak, ilkeli olmak ve insanlığa faydalı bireyler olmaktır. Sözlerimi bu duygu ve düşüncelerle tamamlarken sizleri mezuniyetinizden dolayı tekrar tebrik ediyor, bundan sonraki yaşamınızda yolunuzun ve bahtınızın açık olmasını temenni ediyorum” diye konuştu.
Konuşmaların ardından öğrencilere mezuniyet belgeleri verildi ve bölümlerinde dereceye giren öğrencilere plaketleri ile hediyeleri takdim edildi.
Mezuniyet programları, öğrencilerin kep atma törenleri ve hatıra fotoğraflarının çekilmesiyle sona erdi. – ERZURUM
]]>Uzmanlar bugün yapılan Liselere Geçiş Sınavı’nı (LGS) değerlendirdi.
Tüm Türkiye’deki 8’inci sınıf öğrencisilerinin bugün katıldığı LGS’de çıkan soruları, Sevinç Eğitim Kurumları branş öğretmenleri yorumladı.
Akademik Koordinatör Fatih Haktürk, “1 milyonun üzerinde öğrencinin katıldığı 2024 LGS’yi geride bıraktık. 2024 LGS’nin soru tarzlarının önceki yıllarda olduğu gibi öğrencilerin okuduğunu anlama, yorumlama, sonuç çıkarma, problem çözme, analiz yapma becerilerini ölçecek nitelikte olduğu gözlemlenmektedir. Bu yılki sınav önceki yıllarla karşılaştırıldığında Türkçe ve Fen Bilimleri testlerinde soru metinlerinin daha uzun olduğu, Matematik testinin geçen yıla göre daha fazla kazanım temelli olduğu görülmüştür. Türkçe ve Fen Bilimlerinde uzun soruların öğrencilerin zaman yönetimi hususunda zorlayacağı düşünülebilir. Genel olarak Sevinç Eğitim Kurumları Bölüm Başkanları önderliğinde hazırlanan eğitim dokümanları ve deneme sınavlarıyla örtüşen bir sınav olmuştur” dedi.
Türkçe Bölüm Başkani Hilal Çaça ise “Sınavla öğrenci alacak ortaöğretim kurumlarına yönelik yapılan 2024 LGS’de Türkçe sorularının MEB’in açıkladığı kazanımlar çerçevesinde olduğu görülmüştür. Sınavda 8. sınıf müfredatında bulunan “cümlenin ögeleri” ve “fiilde çatı” konularından soru gelmemiştir. Aynı zamanda sorular yıl içinde MEB’in yayınladığı örnek sorularla da örtüşür mahiyettedir. Bu sınavda Türkçenin konu dağılımından mütevellit anlam bilgisinin yine tüm basamaklarını görmekteyiz. Sorular “sözcükte anlam, cümlede anlam, deyim, paragraf yorumu, şiir yorumu, metin türleri, anlatım bozuklukları, fiilimsi, yazım kuralları, noktalama işaretleri, cümle türleri, görsel-grafik yorumu, sözel mantık” konularını içermektedir.
LGS’yle birlikte önem kazanan görsel-grafik sorularının 2024 LGS’de hayli ön plana çıktığı ve bu sınavda da belli bir zorluk oluşturduğu görülmüştür. Süreç içinde öğrencilerimizle yaptığımız çalışmalarda önemle üzerinde durduğumuz nihai nokta olan TDK sözlük kullanımı ve kitap okumanın önemi bu sınavda da bir kez daha teyit edilmiştir. Sorular; analiz yeteneği gelişmiş, okuduğundan çıkarımlar yapabilen, muhakeme yapabilen ve genel okuryazarlık düzeyine sahip olan öğrencilerin yapabileceği niteliktedir. Önceki LGS’lerle kıyasladığımızda metinlerin genişlediğini buna paralel zorluk düzeyinin de yükseldiğini net olarak söyleyebiliriz. 2024 LGS’de Türkçenin dikkat gerektiren sorulardan oluştuğunu ve zaman yönetimini doğru yapabilmenin bu sınav için en gerekli kazanımlardan biri olduğunu görmekteyiz” diye konuştu.
Matematik Bölüm Başkanı Kenan Akgün de “Matematik testi MEB müfredatına ve kazanımlarına uygun olarak hazırlanmıştır. Sorular muhakeme gücüne dayalı, okuduğunu anlama ve uygulamaya yönelik sorulmuştur. İlk 13 sorunun ayırt edicilik bakımından zor olmadığı görülse de genellikle MEB kazanım odaklı olup Sevinç Yayınları denemelerinde ve ders dokümanlarında uygulanan sorularla benzerlik göstermektedir. 12, 14 ve 16. sorular yüksek muhakeme gerektiren sorulardır.
Sorular; Cebirsel İfade, Gerçek Sayılar, Karekök, Tablo Grafik, Simetri, Denklem Çözüm, Doğrusal İlişki, Tam Kare, Üçgende Eşitsizlik, Eşitsizlik, Üslü Sayılar, Eğim, Benzerlik ve Olasılık konularından gelmiştir. 2018 LGS’den bugüne kadar uygulanan sınavlarla kıyaslandığında bu sınav kısmen daha zor sorulardan hazırlanmıştır. Geçen yıla göre kazanım odaklı sorular daha fazladır. Okuduğunu anlayıp yorum yapabilen, dikkatini verebilen, matematiksel pratikleri güçlü olan ve zamanı iyi yönetebilen öğrenciler Matematik sorularında birkaç soru dışında sorun yaşamayacaktır” ifadelerini kullandı.
Fen Bilimleri Bölüm Başkani Neşe Murat ise “Sınav soruları incelendiğinde MEB müfredat ve kazanımlarına uygun olduğu görülmüştür. Sınav genelinde zor ve ayırt edici soruların sayısı geçmiş yıllara göre daha fazladır. Tablo, grafik, görsel içeren sorular ve deney yorumlama sorularına yer verilmiştir. Geçmiş yıllarda olduğu gibi metin verip öğrencinin soru düzeneğini düşünmesinin istenildiği sorular da bulunmaktadır. Kazanım sayısı fazla olan DNA ve Genetik Kod, Madde ve Endüstri ünitelerinden daha fazla soru sorulmuştur. Soruların geçen seneye göre daha uzun metinlerden oluştuğu görülmüştür. Sınavda bilgi eksiği olmayan, düzenli soru çözüp zaman sıkıntısı çekmeyen, yorumlama gücü yüksek olan öğrencilerin daha başarılı olacağı düşünülmektedir” dedi.
İnkilap Tarihi ve Atatürkçülük Bölüm Başkanı Ufuk Masat da “Sorular Milli Eğitim müfredatına ve kazanımlarına uygun olarak hazırlanmıştır. Son üniteden soru çıkmamıştır. Sorular mantık ve yorumlamaya yöneliktir. Üniteler arası kavramsal referanslar içeren soruların da bulunduğu orta zorluk seviyesinde bir sınav olmuştur” diye konuştu.
İngilizce Zümre Başkani Rukiye Özeloğlu ise “2 Haziran 2024 LGS İngilizce Sınav soruları MEB müfredat ve kazanımlarına uygundur. Ünitelere bağlı soru dağılımı dengelidir. Sınavda 7 ve 10. Ünite ile ilgili sorular sorulmamıştır. Sınav sorularının zorluk derecesi kolay ve orta seviyededir. Sorular salt dil bilgisi ölçer nitelikte değildir. Sınavda okuduğunu anlama ve verilen ön bilgiler doğrultusunda doğru çıkarım yapma becerisini ölçen sorulara yer verilmiş; diyalog tamamlama, verilen bilgiler ışığında doğru seçimi yapabilme, tercihleri ifade edebilme ve anlama vb. soru türleri kullanılmıştır. Soruların tamamı yeni nesil, öğrenciyi düşünmeye teşvik eder yapıdadır. Bu sene sadece 4 adet olumsuz soru köklü yapıda soru sorulmuştur. Sınav sorularını dikkatli okuyup kavrayan çıkarım yapan her öğrencinin tam başarı sağlaması düşünülmektedir” ifadelerini kullandı.
Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Bölüm Başkanı Şeyma Doğan ise “2024 LGS Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi soruları MEB’in yayınladığı kazanımlara ve örnek sorulara uygun olarak hazırlanmıştır. Sınavda müfredattaki tüm ünitelerden soru sorulmuştur. Geçtiğimiz her yıl soruların neredeyse tamamının okuduğunu anlama ve yorumlama üzerine olduğu görülürken bu yıl farklı olarak sınavda bilgi ölçen sorular da yer almıştır. Bu sınavda kitap okumanın, paragraf yorumu yapabilmenin ve analiz etme yeteneğinin önemi bir kez daha anlaşılmıştır. Karşılaştırma, eşleştirme ve bilgi ölçmenin de üzerinde durularak sorular çok yönlü ele alınmıştır.Sınav sorularının zorluk derecesi orta seviyededir. Sorular açık, net, derslerde çözülen örneklerle ve deneme sınavlarıyla uyumludur. Dikkatli okuyarak çıkarım yapan her öğrencinin başarılı olacağı düşünülmektedir” dedi.
]]>2019’da Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) ve İstanbul Teknik Üniversitesi’nin (İTÜ) protokolüyle İstanbul Beşiktaş’ta kurulan İstanbul Teknik Üniversitesi Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nin, İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nce 2024-2025 eğitim öğretim yılı başından itibaren kademeli olarak kapatılmasına karar verildi. Karar 15 Mayıs’ta okul yönetimine bildirildi. Kararın gerekçesi olarak aynı yerleşkede iki okulun bulunması, performans, amaca uygunluk ve kamu kaynaklarının etkin ve verimli kullanımı gibi şartların göz önünde tutulduğu kaydedildi.
“Konu sadece çocuklarımızın değil memleketimizin meselesidir”
Öğrenci velileri, bugün okul önünde basın açıklaması yaparak karardan geri dönülmesi çağrısında bulundu. Basın açıklamasını okuyan velilerden Oya Hekimoğlu “Bu yanlış karardan dönülene kadar da çalışmaya devam edeceğiz. Çünkü bizler için bu yalnız çocuklarımızın meselesi değil memleket meselesidir” dedi. Okulun, sektöre nitelikli eleman yetiştirmek amacıyla Milli Eğitim Bakanlığı ve İTÜ arasında imzalanan protokol ile 2019 yılında eğitim hayatına başladığını anımsatan Hekimoğlu şunları söyledi:
“Bilişim Teknolojileri, Elektrik elektronik ve Denizcilik olarak üç bölümde ‘Lisede meslek sahibi olun, üniversitede uzmanlaşın’ sloganı ile LGS sınavlarında yüzde 0.71’lik dereceye giren nitelikli ve başarılı öğrencileri bünyesine katan okulumuz, kamuoyunun kafasında oturan yanlış meslek lisesi algısını tamamen yıkmıştır. Türkiye genelindeki proje okulları arasında, ilk sıraya yerleşen İTÜ Mesleki Teknik ve Anadolu Lisesi (İTÜ MTAL) Teknofest gibi dünyanın önemli organizasyonlarında yer almış, aynı zamanda geçmişin birikimiyle geleceği inşa edecek olan öğrencilerine ‘Büyük Türkiye’ hayalleri kurma ve bunları gerçekleştirme ümidi vermiştir.”
“Okula kilit vurma kararı büyük üzüntü yaratmıştır”
Mesleki eğitimde marka olma yolunda hızlı adımlarla ilerleyen okulun kapatılması kararına tepki gösteren Hekimoğlu, “Ne yazık ki 15 Mayıs 2024 tarihinde okulumuza gelen yazı ile kilit vurma kararı alınmıştır. Asla anlamlandıramadığımız bu karar bizleri son derece üzmüş, büyük şaşkınlık yaratmıştır. Sayın Rektörüm, Sayın Bakanım alınan karar ile 2024-2025 yılından itibaren öğrenci alınmayacağı belirtilmiştir. Bu kararın hangi gerekçeler ile alındığı belli değildir. Kararda bir yerleşkede iki okul bulunması gerekçe olarak sunulmaktadır. Ancak bu okul daha açılırken bir yerleşkede iki okul olarak öngörüldü ve bu şekilde açıldı” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Erdoğan ve Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin başta olmak üzere yetkililere seslenen ve çocuklara sahip çıkılması çağrısı yapan veliler şöyle devam etti:
Çırağan Sarayı’nın yanındaki okul binasına göz mü dikildi?
“Okulumuzun varsa eksikliklerinin giderilmesi yerine neden kapatma kararının alındığını bize izah edilmesini bekliyoruz. Milli Eğitim Bakanlığı teşkilatı nezdinde, yaptığımız itirazlara, Milli Eğitim Bakanlığından yapılan açıklamalarda mevcut öğrencinin zarar görmeyeceği bu öğrencilerin mezun olacağı yönündedir. Şunu çok açıklıkla söyleyebiliriz ki mevcut öğrenciler kaygılarından dolayı nakil isteyeceklerdir. Öğrenci nakil istediğinden okul mevcudu düşecek; öğretmenlerin ders sayıları azalacak, kadrolar kapanacak, bunun sonucunda tercihle ya da resen atamalar yapılacaktır. Bu durumda öğretmen sıkıntısı yaşanan bir okulda eğitimin kalitesinin düşeceği ayan beyan ortadadır.
Şu hususu da önemle belirtmek isteriz ki; yapılan bazı açıklamalarda okulumuzun başka bir yere taşınacağı belirtilmektedir. Okulumuzun yeri Beşiktaş sahilde Çırağan Sarayı’nın hemen yanında dünyanın en güzel yerlerinden birinde konumlanmakta olmasının yanı sıra ulaşımı çok rahattır. Çok uzaktan, Anadolu yakasından gelen öğrenciler deniz yoluyla kolayca ulaşım sağlayabilmektedir ve okulu tercih etme nedenlerimizden biridir. Bizim çocuklarımız bu güzelliklere layık değil midir ki taşınması gündeme gelmektedir. Okulumuz kapandıktan sonra binanın ne olacağına dair de bir açıklama mevcut değildir. Bu kadar güzel bir binanın boşaltılmasının istenmesinin kimi çevrelerce kötü niyetli algılara açık olunacağı göz önünde bulundurulmaması da ilginçtir.”
]]>
Yükseköğretim Kurulu Başkanı Erol Özvar, Avrupa Yükseköğretim Alanı (EHEA) Bakanlar Konferansı’na katılmak ve ikili temaslarda bulunmak üzere 28-30 Mayıs 2024 tarihlerinde Arnavutluk’u ziyaret etti.
Özvar ve beraberindeki heyet Arnavutluk’ta ilk olarak Türkiye Cumhuriyeti’nin Tiran Büyükelçisi Tayyar Kağan Atay’ı ziyaret etti.
Arnavutluk Eğitim ve Spor Bakanlığı ile Bologna Sekretaryası tarafından düzenlenen Avrupa Yükseköğretim Alanı Bakanlar Konferansı 29-30 Mayıs tarihlerinde Tiran’da gerçekleştirildi. Konferansa 43 ülkeden Bakan ve Bakan Yardımcısı düzeyinde çeşitli kurumların temsilcileri katıldı.
İNOVASYON, KALİTE VE ORTAKLIĞIN GELİŞTİRİLMESİ
Yükseköğretim Kurulu Başkanı Özvar, Konferans kapsamında ilk olarak “İnovasyon, Kalite ve Ortaklığın Geliştirilmesi” konulu Genel Kurul toplantısına katıldı. Özvar toplantıda yaptığı konuşmada, hızla değişen bir dünyada yeni gelişmelere süratle uyum sağlamanın ve yaratıcı bir yaklaşıma sahip olmanın gerekliliğine işaret ederek bu durumun yükseköğretim alanı için de geçerli olduğunu vurguladı.
Yükseköğretim alanının, özellikle yapay zeka alanında dijital teknolojinin hızlı evrimi sayesinde önemli ilerlemelere tanıklık ettiğine işaret eden Özvar, “Bu yolculuğa henüz yeni başladığımızı söyleyebiliriz. Etkilerinin yakında çok daha derin olacağını düşünüyorum.” dedi.
Türkiye’de, Kovid-19 salgını ve 6 Şubat 2023’teki Kahramanmaraş merkezli depremlerin inovasyonun ve kriz zamanlarında dijital hizmet ve teknolojinin uygun şekilde kullanılmasının önemini gösterdiğini belirten Özvar, “Türk üniversiteleri ve yükseköğretim sistemi, mevcut programlarının kalitesini artırmak için yoğun çaba sarf etmektedir. Türk üniversiteleri, Avrupa Yükseköğretim Alanı’ndaki ülkeler ve yükseköğretim kurumlarıyla kalite güvencesi ve akreditasyon süreçlerinde iş birliğine açıktır.” şeklinde konuştu.
ÖĞRENCİ VE AKADEMİK PERSONEL HAREKETLİLİĞİNİ GELİŞTİRMEK İÇİN ULUSLARARASI İŞ BİRLİĞİNİ TEŞVİK ETMEK
Erol Özvar, EHEA Bakanlar Konferansı’nın panel oturumunda “Öğrenci ve Akademik Personel Hareketliliğini Geliştirmek İçin Uluslararası İş Birliğini Teşvik Etmek” konusunda katılımcılara hitap etti.
Avrupa Yükseköğretim Alanında bulunan Türkiye’de akademik personel ve öğrenci hareketliliğine büyük önem verdiklerini belirten Özvar, “Yükseköğretim Kurulu olarak bu hareketliliği sürekli teşvik ediyor ve kolaylaştırıyoruz.” dedi.
Daha bileşik bir eğitim ortamı oluşturmak amacıyla, yükseköğretimde akademik personel ve öğrencilerin hareketliliğinin artırılmasının, modern dünyada bir tercihten çok bir ihtiyaç haline geldiğini anlatan Özvar, şunları kaydetti:
“Uluslararası ortaklıklar, öğrencilerin bu alandaki eğitim deneyimlerinin iyileştirilmesi için elzemdir. Kurumlar, ortak programlar, araştırma projeleri ve öğrenci değişimleri yoluyla çeşitli ulusların birleşik bilgi ve kaynaklarından yararlanarak eğitimin niteliğini artırabilir.
Geçmişte olduğu ve gelecekte de Türk Yükseköğretim Sistemi, Avrupa Yükseköğretim Alanı’na üye ülkelerden gelecek öğretim üyeleri ve akademik personelle tecrübelerini paylaşmaya olumlu yaklaşmaktadır.”
“YÜKSEKÖĞRETİMİN DİJİTALLEŞMESİNDE GÜÇLÜ BİR YAPI İNŞA ETTİK”
Birkaç yıl önce Türk üniversitelerinin uluslararası deneyimine karşın büyük bir veri eksikliği olduğunu gördüklerini ve üniversitelere yönelik bir proje geliştirdiklerini belirten Özvar, söz konusu projeye ilişkin şu bilgileri verdi:
“Türkiye 80 milyonun üzerinde nüfusa, 200’ün üzerinde üniversite sayısına ve 7 milyondan fazla öğrenciye sahip. Bu büyük mevcudiyet çok daha fazla veri üretmeliydi. Verilerden bazılarının eksik olduğunu fark ettik ve hemen bir proje geliştirdik. Tüm üniversiteleri ve üniversite rektörlerini bu problem üzerine çalışmak için topladık. Yükseköğretimin dijitalleşmesi doğrultusunda gerçekten güçlü bir yapı inşa ettik ve bu dijitalleşmeyi sağladık. Tüm rektörlere üniversitelerini bu yapı ışığında idare etmelerine yönelik tavsiyede bulunuyoruz.”
]]>Köpeklerin saldırdığı Nurbahar Sarıkaya:
“Benden daha küçük olan çocukların tek başına okula gidemedikleri biliyorum”
KONYA – Konya’nın Seydişehir ilçesinde geçtiğimiz günlerde sokak köpreklerinin saldırdığı lise öğrencisi Nurbahar Sarıkaya, korku dolu anlar yaşadığını, kendisinden daha küçük çocukların tek başına okula gidemediklerini söyledi.
Olay, 20 Mayıs Pazartesi günü Seydişehir ilçesi Kızılcalar Mahallesi Gazi Ortaokulu çevresindeki bir parkta meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, okuldan evine giden 17 yaşındaki lise öğrencisi Nurbahar Sarıkaya, başıboş sokak köpeklerinin saldırısına uğradı. Köpekler Nurbahar Sarıkaya’nın etrafını çevirip peşini bırakmazken, öğrenci kendisini sırt çantası ile savunmaya çalıştı. Çevredeki vatandaşların da yardımı ile köpekler kovalandı. Olayda kız öğrenci yara almazken, köpeklerin saldırısı bir binanın güvenlik kamerasına saniye saniye yansıdı.
“Allah’tan yara almadan kurtuldum”
Köpeklerin saldırdığı korku dolu anları anlatan Nurbahar Sarıkaya, “Köpek saldırısına uğradım. Parkta bulunan banklarda arkadaşlarımla otururken her gün gördüğümüz 10-15 köpek o gün garip bir şekilde saldırdı. Onların saldırmasıyla birlikte onlara karşı mücadele ettim, arkadaşlarım kaçtı, ben kaçamadım. Onlar kaçınca ben tek kalınca köpekler gitmeye başladı. Daha sonra ben de arkadaşlarımın yanına giderken köpeklerin birinin gelmesiyle hepsi geldi. Hepsi beraber gelince ben de çantamla onlara karşı koymaya, bir şekilde kendimi savunmaya çalıştım. Allah’tan bir yara almadan kurtuldum” dedi.
“Küçük çocukların tek başına okula gidemedikleri biliyorum”
Lise öğrencisi Sarıkaya, “Bunun önüne geçilmesini istiyoruz. Gerekirse barınaklara veya gerekirse hayvan severler tarafından daha fazla sahiplenilmesi iyi olur. Yasanın çıkmasıyla sadece ben değil birçok şehirdeki çocukların da rahata kavuşabileceğini düşünüyorum. Ben belki yaş olarak büyük olabilirim ama benden daha küçük olan çocukların tek başına okula gidemedikleri biliyorum” şeklinde konuştu.
“Bu yasa sayesinde sorun çözüme ulaşır diye düşünüyorum”
Saldırıya uğrayan Nurbahar Sarıkaya’nın babası emekli polis memuru Hüseyin Sarıkaya ise, “Bizim kızımız bu olayda ucuz kurtuldu. Bizim çocuğumuza öğretmiş olduğumuz köpekten kaçılmaması gerektiğini, elinde bir şey varsa savurmayla kendini savundu. Tabii bu savunma esnasında küçük biri olsaydı savunması zor olurdu. Çocuk düştüğü zaman köpekler onu parçalardı. Bunun bir çok örneğini televizyonlarda görüyoruz. O yüzden bizim hayvan severlere söylediğimiz şey, lütfen kaldırımlara yem bırakmayalım. Belediyenin belirlediği yerlere koyalım ki belediye oralarda baksın. Hayırseverler bakım evlerine versinler bu şekilde yardım etmek istiyoruz desinler. Kaldırımlar insanlarındır hayvanların mama yeri değildir. Bu çocuk kendi çocukları da olabilir. O yüzden bu kanunun çabuk çıkması gerekiyor. Öldürülmesine karşıyız, uyutulmasının ne olduğunu bilmiyorum ama daha iyi olacaktır diye düşünüyorum. Kısırlaştırmakla sadece biz hayvanların çoğalmasını önlüyoruz dişlerini kesmiyoruz, dişlerini kısırlaştırmıyoruz. Hayvanların bir an önce kanununun çıkması lazım. Duyduğumuz 4 milyona yakın hayvan varmış ancak bu yasa sayesinde bu sorun çözüme ulaşır diye düşünüyorum” diye konuştu.
Habere arşiv görüntüler eklenmiştir.
]]>İBB Ders Atölyeleri ve Teknoloji Atölyeleri Mezuniyet Şöleni, İBB Gaziosmanpaşa Halit Kıvanç Şehir Stadı’nda bugün yapıldı. Yüzlerce çocuğun ve ailelerinin katıldığı şölende konuşan İmamoğlu, şunları söyledi:
“Böyle bir etkinlikte sizlerle bulunmak benim için büyük bir kıvanç. Özellikle Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’mızın haftasında olmak ve böylesi bir Cumhuriyet’in, böylesi güzel bir memleketin emanet edileceği tek neslin gençler olduğunu, gençlik olduğunu ta 100 yıl öncesinden bize tavsiye, bize öneri olarak sunan ve hiçbir zaman bundan vazgeçmeyeceğimizi bildiğimiz ve bugünlerde en yüksek sesle anmakta bir vazife olduğunu düşündüğüm ülkemizin kurucu lideri Mustafa Kemal Atatürk’ü rahmetle, minnetle anıyorum. Gençlik ve Spor Bayramı’mız bütün gençlerimize kutlu olsun derken bayramın özellikle gençlerimizin umutlarını, hayallerini bu ülkede gerçekleştirmeleri adına son derece yüksek seviyede çok çalışmamız gerektiğini bilen bir yöneticiyim. O pırlanta gibi gençlerimizin, kalpleri pırıl pırıl olan sevgili gençlerimizin ama sporda ama sanatta ama kültürde ama bilimde, teknolojide, üretimde, emekte, eğitimde, aklınıza gelen her alanda çok güçlü olmalarını ve onların zihin açıklığı ile hayallerini köreltecek hiçbir hususun hayatlarında olmamasını dileyerek onlara da bu bayramda çok güzel bir gelecek diliyorum. Yolunuz açık olsun sevgili gençler.
“Öğrenci yurtlarımızı ikiye üçe katlayacağız”
Toplumların gelişmesi, çağı yakalamak ancak gençlerle mümkün. Bir ülkenin nerede olacağını, hangi yolculukla nereye koşacağını, menzili en hızlı tespit edip ona yol yürüyecek olan da gelişmeleri hayatımızı en hızlı şekliyle adapte edecek olan da gençlerimiz. Tabii biliyoruz bunun olabilmesi için özellikle gençlerimizin eğitimde ve teknolojide çok üst seviyede olmaları şart. Bu manada İstanbul Büyükşehir Belediyesi olarak üzerimize düşen vazifeyi en üst seviyede yapma gayreti içinde olduk, olmaya devam edeceğiz. Eğitimi destekleyeceğiz. Öğrenci yurtlarımızı ikiye hatta üçe katlayacağız. Öğrenci burslarımızı vadettiğimizden daha yukarıya taşıdık. İnşallah üniversite okuyan gençlerimizi hiçbir zaman yalnız bırakmayacağız. İyi eğitim almaları için burslarımızı da artıracağız. Ders atölyeleri ve teknoloji atölyelerimizin iyi bir seviyeye geldiğini biliyorum. Arkadaşlarım özellikle bu alanda gençlerimizin başarılı olmaları için onlara sunulan bu imkanı daha da büyütmek için üst seviyede gayret gösteriyorlar. Özellikle ders atölyelerimizde ortaokul ve lise son sınıf öğrencilerimizin LGS ve YKS’ye hiçbir arkadaşından aşağıda kalmayacak şekilde ailelerimizin evlatlarını kendi evladımız olacak bir biçimde sorumluluğu kabul ederek onların daha iyi eğitim alarak eşitleneceği bir şehir var etmek bizim yönetim anlayışımızdır. Onun için var olan bu seviyenin, sayının yetmediğini görüyorum. Size söz, bunun sayısını da katlayarak artıracağımızı hepinize söz veriyorum.
“Atatürk’ün ilkelerini unutmayan gençler olmanızı diliyorum”
Bugün 13 şubede, 28 derslikte, 120 eğitmen ve PDR uzmanıyla öğrencilerimize hizmet sunuyoruz. Şu ana kadar 5 bin 70 öğrencimizi sınavlara hazırladık. Hepsinin yolu bahtı açık olsun. Eğitim hayatları boyunca başarılı olsunlar. Her zaman devletini, milletini seven; bu devletin, milletin ve bu sınırların içerisinde olan hiçbir vatandaşını ayırmayan, kalplerinde, zihinlerinde hiçbir yurttaşa ön yargısı olmayan, her birimiz birbirimizi bu memleketin asil vatandaşlar olarak bilerek, görerek vatanına, bayrağına tutkulu çok seven, birbirini kabul eden, sevgiyi ve saygıyı en üst seviyede tutan, demokrasiye ve Cumhuriyet’e inanan, o yüce adaletin ışığı altında yol yürüyen cumhuriyetin ve demokrasinin bekçileri olan, Atatürk’ün ilkelerini hayatında hiç unutmayan gençler olmanızı diliyorum. Bu duygularla yolunuz açık olsun. 2021 yılında İBB Teknoloji Atölyeleri’ni Boğaziçi Üniversitesi iş birliğiyle hayata geçirmişti. Özellikle teknoloji üreten, geliştiren bireylerin yetişmesine, bilim ve teknolojide dışa bağımlılığı azaltan bir geleceğin varlığına imza atmak için açtığımız bu kulvarda bu yıl 9 atölyede 48 eğitmenle 940 öğrenciye hizmet sunduk. Böylece bugüne kadar teknoloji eğitimi verdiğimiz öğrenci sayımız 3 bin 615’e çıktı ama bunu arttıracağız.
“Mekanlarımız arttıkça eğitim alanlarımızı büyüteceğiz”
Bunun da İstanbul’a yetmediğini, mekanlarımız arttıkça çocuklarımıza ve gençlerimize bu eğitimin de verilmesi için alanlarımızı büyüttükçe göreceksiniz, İstanbul’un her yerine dağılan ve binlerce gencimizi aynı anda bu alanda eğiten bir mekanizmayı kurarak bu sürecin içine bu şehrin gönüllülerini, gönüllü kurum ve kuruluşlarını, teknoloji konusunda yüksek seviyede başarılara imza atmış bu şehrin güzel insanlarını, yöneticilerini de bu işin içine katarak bu seviyeyi artırmanın yolunu ve yöntemini bulacağız. Çağı yakalayan, dünya ölçeğinde üretim yapan, zihinsel açıklığıyla fikri, vicdanı, irfanı hür anlayışını temsil eden çocuklarımızın ve gençlerimizin yaratıcılıklarıyla icatlar ve buluşlar yaparak dünya ekseninde çok büyük katma değer üreten bir gelecek nesil var etme adına teknoloji atölyelerimizde bu şehrin kabiliyetli insanlarıyla artırarak İstanbullulara hediye etmenin de hepinize sözünü buradan veriyorum.
“İnşallah daha büyük başarılara imza atacağız”
Benim bu şehrin ve bu ülkenin, 86 milyon insanımızın çocuklarına ve gençlerine olan güvenim bu kadar yüksek seviyede olmasa ben bu kadar gayretli, ben bu kadar çalışkan, ben bu kadar cesaretli olamazdım. Eğer yüksek cesaretimiz varsa, asla vazgeçmeyiz diyorsak, bu memlekette demokrasiye ve cumhuriyete, özgürlüğe inanıyorsak, insanlarımızın hak ve hukuku için sonuna kadar mücadeleyi vazgeçilmez olarak görüyorsak bunun altında yatan en büyük güç kaynağımız -kalben söylüyorum- bu şehrin çocuklarıdır, kızlarıdır, oğullarımız, erkeklerimizdir. Onların varlığıyla yol yürüyoruz. İnşallah daha büyük başarılara imza atacağız. Bugün mezun ettiğimiz öğrencilerimizin arasında gelecekte çok büyük başarılara imza atacağına inandığım belediye başkanları, bu ülkeyi yöneten insanlar, bilim insanları, eğitimciler, doktorlar, mühendisler olacağına da inanıyorum. Başarıyla ülkemizi gururlandıracağınıza da inanıyorum. Öğrencilerimize yolunuz açık olsun derken tekrar öğrencilerimizin bu gelişimine katkı sunan tüm değerli eğitimcilerimize, yöneticilerimize teşekkür ediyorum. Tabii ki çocuklarımızı ve gençlerimizi bize emanet eden çok sevgili vatandaşlarımıza, yani anne babalara yürekten teşekkür ediyor, hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.”
İmamoğlu, atölyedeki yarışmalarda başarı elde eden takımlara ödüllerini takdim etti.
]]>Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Bingöl Üniversitesi 2023-2024 Akademik Yılı Mezuniyet Töreni’ne katıldı. Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü Karşıyaka Kapalı Spor Salonu’nda düzenlenen mezuniyet töreninde, fakülte ve bölüm birincilerine diplomaları takdim edildi.
Ardından sahneye çıkan ve açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, üniversitelerin toplumun ve hayatın tam merkezinde yer aldığını söyledi.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, “Ülkemizde yükseköğretim alanında gerçekleşen köklü reform süreci ve ilerlemenin öncüsü Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın sizlere selamlarını ve başarı dileklerini iletiyorum. Üniversiteler, ekonomik ve sosyal kalkınmanın itici gücü olarak toplumun ve hayatın tam merkezinde yer alır. Nitelikli beşeri sermaye yetiştirerek dinamik, üretken ve gelişmeye açık şekilde bilgiyi insanlığa kazandırır. Ban bir ülkenin en büyük serveti, büyük varlığı nedir diye sorarsanız insanıdır derim. Yetişmiş, nitelikli, girişimci, yenilikçi bir insan gücü, genç ve dinamik bir nüfus bir ülkenin en büyük sermayesi ve varlığıdır. Öğrenciler geleceğe ve işgücü piyasasına üniversitelerde hazırlanır. Bizler de üniversitelerimizi kaliteli beşeri sermayenin ve toplumsal refahın kaynağı olarak görüyoruz. Asırlara sığmayan düşünür Ibn-i Haldun’a göre, ‘Eğitim; kültür ve medeniyet değerlerinden kopuk şekilde düşünülemez’. Her bir üniversitemiz aynı zamanda bilimin toplum için faydalı bir ürüne dönüşmesine imkan veren kurumlardır. Yükseköğretim, cumhurbaşkanımızın öncülüğünde üzerinde hassasiyetle durduğumuz ve en çok yatırım yaptığımız alanların başında geliyor. Üniversiteleri, doğu batı ayırmadan ülkemizin dört bir yanında yaygınlaştırırken yükseköğretimde ihtisaslaşma ve güçlü akademik performansı destekledik. Üniversiteye girişte yaşanan katsayı adaletsizliklerini ortadan kaldırarak her bir öğrencimizin yarışa eşit şartlarda başlamasını sağladık” diye konuştu.
“Öğrenci sayımız 8 milyonu aşmış durumda”
Yılmaz, “Yükseköğrenim dahil eğitim-öğretim bütçesini 2002 yılındaki 10 milyar lira seviyesinden bugün 1 trilyon 615 milyar liraya taşımış durumdayız. 22 yılda üniversite sayımız 76’dan 208’e, öğretim personeli sayımız 70 binden 185 bine yükselmiştir. Öğrenci sayımız ise 2002’de 1,6 milyon iken bugün 8 milyonu aşmış durumdadır. Türkiye Yüzyılı’nda, kalkınmanın en önemli unsuru olan eğitim, temel önceliğimiz olmaya devam ediyor. Üniversitelerimizi yaygınlaştırırken öğrencilerimizin barınma ihtiyaçlarını da göz önünde bulundurarak yurt-yatak kapasitesini 1 milyona yaklaştırdık. Dünyada bu alanda en ileri ülkelerden biri olduğumuzu söyleyebilirim. Burs ve kredi imkanlarını miktarlarını, imkanlarını sayı olarak arttırmaya devam ettik. Diğer taraftan bilim insanı desteklerini artırdık ve akademisyenlerimizin özlük haklarında iyileştirmeler yaptık. Savunma Sanayi, siber güvenlik gibi alanlarda artan beşeri sermaye ihtiyacından yola çıkarak özel sektör-üniversite işbirliklerini destekledik. Yükseköğretim programlarını yapay zeka, bulut veri ve makine öğrenmesi gibi çığır açan teknolojilere ve geleceğin mesleklerine uyumlu hale getiriyoruz. İstihdam odaklı program seçimi, akademik üretkenlik hedefleri, üniversite-sanayi işbirliğinde yeni modeller, teknoparklar ve dijital imkanlarla yükseköğretim sistemimizi her açıdan güçlendirmeyi sürdüreceğiz. Bu hafta içi Milli Eğitim Bakanlığı’mızın Mesleki ve Teknik Eğitim Politika Belgesini ve bu kapsamda özellikle istihdam odaklı olarak izleyeceğimiz stratejileri kamuoyuyla paylaşacağız. Mesleki ve teknik eğitim mezunlarının istihdamında eğitimlerine uygun asgari ücret veya özlük haklarının iyileştirilmesi gibi politikalar, mezunlar için İŞKUR işbirliği ve gerekli mevzuat değişiklikleri gündemimizdedir” şeklinde konuştu.
Konuşmaların ardından Yılmaz, İslami İlimler Fakültesi birincisi olan Mustafa Barman’a belgesini ve hediyesini verdi. Birinci olan öğrencilerin kütüğe çivi çakmasının ardından, toplu fotoğraf çekildi ve öğrenciler keplerini fırlattı. Törene Cumhurbaşkanı Cevdet Yılmaz’ın yanı sıra Vali Ahmet Hamdi Usta, AK Parti Bingöl Milletvekilleri Feyzi Berdibek ve Zeki Korkutata, Belediye Başkanı Erdal Arıkan, Bingöl Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İbrahim Çapak, AK Parti İl Başkanı Yılmaz Seven, akademisyenler, öğrencilerin aileleri katıldı. – BİNGÖL
]]>Cumhurbaşkanlığı Millet Kütüphanesi’ndeki törende, YTB’nin faaliyetlerini tanıtan video gösterildi.
Aynı zamanda Uluslararası Öğrenci Akademisi programının kapanışının yapıldığı törende, ödül alan Filistinli kimya öğrencisi Anas Abafoul, günün anlam ve önemine ilişkin konuşma yaptı.
YTB Başkanı Abdullah Eren, Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Serdar Çam ve Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar, törene konuşmacı olarak katıldı.
Eren, dünyanın başat ülkelerinin uluslararası öğrenci hareketliliğine önem verdiğine dikkati çekerek, Türkiye’nin bu alanda ilk 10 ülke arasında yer aldığını kaydetti.
Dünyanın farklı yerlerinden uluslarası öğrencilerin en iyilerini Türkiye’de ağrıladıklarının altını çizen Eren, Türkiye’ye gelen uluslararası öğrencilerin, kendilerini Türkiye’nin elçileri olarak atfetmesini istediğini belirtti.
Eren, Uluslararası Öğrenci Akademisi çatısı altında burslulara Türk kültürü konusunda eğitimler verildiğini vurgulayarak, Türk öğrencilerin uluslararası öğrencileri sahiplenmesinin önemli olduğunu söyledi.
Filistin ve Gazze’den çok sayıda burs başvurusu aldıklarını dile getiren Eren, olabildiğince çok Filistinli öğrenciye burs vermeye gayret edeceklerini bildirdi.
Eren, Türkiye’deki uluslararası öğrenci hareketliliğinin “büyük Türkiye’nin en önemli vizyon hareketlerinden biri” olduğunu belirterek, Türkiye’nin geçmişi ve birikimiyle dünyaya söz söyleyebilecek nadir ülkelerden biri olduğunu vurguladı.
“Türkiye, dünyanın kavşak noktası”
Bakan Yardımcısı Çam ise uluslararası öğrencilere burs verilmesini “geleceğe yatırım” olarak tanımlayarak, Türkiye’nin eğitim, bilim, turizm, kültür ve sanayi alanlarında büyüdüğünü söyledi.
Uluslararası öğrencilere yönelik yabancı düşmanlığına işaret eden Çam, bunun Türkiye’nin bir parçası haline gelen öğrencileri rencide edebileceği uyarısında bulundu.
Türkiye’nin, dünyanın kavşak noktası olduğunu belirten Çam, maddi ve manevi bağ kurulan uluslararası öğrencilerin Türkiye’nin parçası olduğunu kaydetti.
Sosyal medyada uluslararası öğrencilere karşı yürütülen saldırgan paylaşımlara itibar edilmemesi gerektiğini söyleyen Çam, öğrencilere verdikleri değeri vurguladı.
Çam, YTB’nin dünyanın farklı yerlerindeki Türk vatandaşlarının ihtiyaçlarını, arzularını ve yaşadığı zorlukları takip ettiğini dile getirdi.
Erişilebilir ve kapsayıcı eğitim
YÖK Başkanı Özvar da önem atfettiği Uluslararası Öğrenci Ödülleri’nin, YÖK olarak ortaya koydukları vizyonu güçlü şekilde desteklediğini söyledi.
Türk yükseköğretiminin uluslararası hale getirilmesi hedefine işaret eden Özvar, yüzlerce farklı ülkeden 300 binin üzerinde uluslararası öğrencinin Türkiye’de eğitimine devam ettiğini aktardı.
Özvar, Türkiye’nin dünyada en fazla uluslararası öğrenciye ev sahipliği yapan ilk 10 ülke arasında bulunduğuna dikkati çekerek, bu konuda ilk 5 ülke arasına girmeyi hedeflediklerini kaydetti.
Uluslararası öğrencileri kültür elçisi olarak gördüğünü dile getiren Özvar, bu öğrencilerin Türkiye’de mutlu, huzurlu, güvenli ve başarılı öğretim hayatı geçirmelerinin önemini vurguladı.
Özvar, Türk yükseköğretiminin erişilebilir ve kapsayıcı olduğunu, uluslararası öğrencilerin Türkiye’nin yabancı ülkelerle ikili ilişkilerine değer katmasını arzuladıklarını belirtti.
Ödül töreni
Konuşmaların ardından, “Birlikte Başardık Hikaye Yarışması”nda ödül alan öğrencilerin Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat depremindeki gönüllü çalışmasını konu alan kısa film gösterildi.
“Uluslararası Öğrenci Ödülleri 2023” töreni kapsamında, “Birlikte Başardık Hikaye Yarışması”, “edebiyat”, “kültür-sanat”, “proje”, “medya ve iletişim” kategorileri ve bunların alt dallarıyla beraber toplam 11 başlık altında öğrencilere ödül sertifikası verildi.
Ödül takdim töreninde Bakan Yardımcısı Çam, YTB Başkanı Eren, YÖK Başkanı Özvar, Yemen’in Ankara Büyükelçisi Mohamed Saleh Ahmed Turiq, Afganistan’ın Ankara Büyükelçisi Amir Muhammed Ramin, Kırgızistan’ın Ankara Büyükelçisi Ruslan Kazakbayev, Endonezya’nın Ankara Büyükelçisi Achmad Rizal Purnama, Panama’nın Ankara Büyükelçisi Mariela Sagel yer aldı.
Törenin sonunda, protokol üyeleriyle ve öğrencilerle aile fotoğrafı çekildi. Program kapsamında, öğrencilerin sanat eserleri de sergilendi.
Türkiye’de okuyan öğrenciler öne çıkıyor
YTB Başkanı Eren, programın ardından basın mensuplarına yaptığı açıklamada, Uluslararası Öğrenci Ödülleri’ni 4’üncü kez düzenlediklerini söyledi.
Eren, 180 ülkeden gelen üniversite öğrencilerinin Türkiye’de eğitim aldığını belirtti.
Türkiye Bursları’ndan yaklaşık 15 bin uluslararası öğrencinin faydalandığını anlatan Eren, Türkiye’deki uluslararası öğrencilerin sadece yüzde 5’inin devlet bursuyla okuduğunu kaydetti.
Öğrencilerin sınav ve mülakatla seçildiğini dile getiren Eren, “Türkiye’de şu an halihazırda 330 bin öğrencinin Türkiye ekonomisine katkısı da 3 milyar dolar, dolaylı katkılarıyla beraber.” dedi.
Eren, seçtikleri uluslararası öğrencileri her alanda desteklemeye gayret ettiklerini vurgulayarak, şöyle konuştu:
“Çünkü bu öğrenciler mezun olduktan sonra Türkiye’nin gönüllü elçileri olacak. Dünyanın neresine gidersek gidelim, Güney Amerika’dan, Latin Amerika’dan Orta Amerika’ya, Asya-Pasifik’ten Afrika’ya, yakın coğrafyamızdan Türk cumhuriyetlerine, Balkanlar’dan Kafkaslar’a kadar Türkiye’de üniversite okumuş mezunların çok farklı sektörlerde öne çıktıklarını görüyoruz.”
Türkiye’deki uluslararası öğrenci hareketliliğini “büyük Türkiye vizyonu” için çok önemli gördüklerini kaydeden Eren, “Bu kapsamda ilgili kurumlarımızla, paydaşlarımızla işbirliği içerisinde bunu yürütüyoruz. Bugün de marifet iltifata tabidir dedik. Uluslararası öğrencilerimize 11 farklı kategoride ödüllerini verdik.” dedi.
Eren, törene büyükelçilerin, siyasetçilerin, akademisyenler ve öğrencilerin katıldığına işaret ederek, töreni geleneksel hale getirmek istediklerini belirtti.
“Türkiye’nin dünyanın dört bir tarafında gönüllü elçileri olacak”
Türkiye’de örgün öğretim, açık öğretim ve uzaktan eğitim gören 8 milyona yakın üniversite öğrencisi bulunduğuna dikkati çeken Eren, bunlardan yüzde 4,8’inin uluslararası öğrenci olduğunu söyledi.
Eren, uluslararası öğrenci hareketliliğinin Türkiye’de son derece stratejik önem taşıdığını vurgulayarak, şunları kaydetti:
“Türkiye’nin uluslararası burs programlarıyla rekabet ettiğini bilelim. Afrika’da, özellikle Afrika’nın önümüzdeki yüzyılda önemini gördüğümüzde ve dünyanın önde gelen ülkelerinin Afrika ile alakalı stratejisine baktığımızda, Türkiye’nin iş adamlarıyla, inşaat firmalarıyla, Türk firmalarının aldıkları taahhüt işleriyle, orada açılan büyükelçiliklerimizle, açılan Maarif okullarımızla, Türk Hava Yollarının uçuş destinasyon sayısıyla Türkiye’nin büyük bir Afrika açılımı yaptığını görüyorsunuz. Biz de Türkiye Bursları ile bunu desteklemeye gayret ediyoruz.”
Bu stratejik vizyonun ilmek ilmek kurulduğunu ve yürütüldüğünü vurgulayan Eren, “Türkiye’nin önümüzdeki dönemde dünyanın dört bir tarafında gönüllü elçileri olacak. Bu vizyonu kararlılıkla sürdürmeye de inşallah niyetliyiz.” dedi.
]]>MEB, fen liseleri, sosyal bilimler liseleri, proje okulları ile mesleki ve teknik Anadolu liselerinin Anadolu teknik programlarına öğrenci yerleştirilmesi amacıyla düzenlenen Liselere Geçiş Sistemi (LGS) kapsamında 2 Haziran Pazar günü merkezi sınav gerçekleştirecek. LGS sınavına, resmi ve özel ortaokullar ve imam hatip ortaokullarının son sınıflarında eğitim gören 1 milyon 39 bin civarında aday başvurdu. Sınava katılım zorunluluğu bulunmuyor.
Adayların sınav giriş yeri, salonu, sıra numarası, alacağı sınav tedbir hizmeti gibi bilgiler yarın e-Okul Veli Bilgilendirme Sistemi’nden ilan edilecek. Öğrencilerin sınava girecekleri okullara giderken fotoğraflı onaylı giriş belgeleri ile geçerli kimlik belgelerini yanlarında bulundurmaları zorunlu olacak.
Sınav, 81 il ve bağlı ilçeler ile yurt dışındaki sınav merkezlerinde 2 Haziran’da gerçekleştirilecek. LGS’nin birinci oturumu 09.30’da, ikinci oturum ise 11.30’da başlayacak.
Özel eğitim ihtiyacı olan öğrenciler, sürekli kullandıkları araç–gereç ve cihazları kendilerinin getirmesi kaydıyla sınavda kullanabilecek. Özel eğitim ihtiyacı olan öğrencilere verilecek ek süre her oturum için ayrı ayrı uygulanacak.
İlk oturumda 50, ikinci oturumda 40 soru
Sınavda, her iki oturumda adaylara toplam 90 soru yöneltilecek.
Birinci oturumda öğrencilere Türkçeden 20, T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük dersinden 10, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi’nden 10, yabancı dil dersinden 10 olmak üzere toplam 50 soru yöneltilecek ve yanıtlamaları için 75 dakika süre verilecek.
İkinci oturumda ise öğrencilere matematikten 20 ve fen bilimleri dersinden 20 olmak üzere toplam 40 soru yöneltilecek ve yanıtlamaları için 80 dakika süre tanınacak.
Sözel ve sayısal bölümlerdeki her bir alt test için doğru ve yanlış cevap sayıları belirlenecek. Her bir öğrencinin her bir alt testine ait ham puanı, ilgili teste ait doğru cevap sayısından yanlış cevap sayısının üçte biri çıkarılarak hesaplanacak.
Sonuçlar 28 Haziran’da açıklanacak
LGS sınavı sonuçları 28 Haziran’da Milli Eğitim Bakanlığı’nın internet sitesinden açıklanacak. Öğrencilere sınav sonuç belgesi posta yoluyla gönderilmeyecek.
Yerel seçimler ve sınav aynı gün
Öte yandan, Yüksek Seçim Kurulu’nun 31 Mart yerel seçimlerindeki sonuçlara yapılan itirazlar üzerine seçimin yenilenmesine karar verdiği yerlerde, yerel seçimler LGS sınavının yapılacağı 2 Haziran’da gerçekleştirilecek. Kayseri’nin Pınarbaşı, Şanlıurfa’nın Hilvan ve Aksaray’ın Güzelyurt ilçeleri ile Sivas’ın Yıldızeli- Güneykaya, Kırklareli Lüleburgaz- Büyükkarıştıran, Tunceli Mazgirt-Akpazarı ve Aksaray Merkez-Sağlık beldelerinde yerel seçim gerçekleştirilecek.
MEB yetkilileri, LGS sınavının beldelerde yapılmadığına işaret ederek, yerel seçimlerin sınavı etkilemeyeceğini, ilçelerde ise öğrencilerin sınava kendi okullarından farklı okulda girecekleri için seçim yapılması herhangi bir engel oluşturmayacağını bildirdi.
]]>Yeşilyurt Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Müdürlüğü tarafından başlatılıp, Yeşilyurt İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünün destekleriyle aralıksız devam eden ‘Sıfır Atık ve İklim Değişikliği Farkındalık’ eğitim programı, bu kez de 250 kg. atık pil toplayarak çevre hizmetlerine katkı sunan Şehriban Günata Anadolu Lisesinde düzenlendi. Okulun konferans salonunda gerçekleşen bilgilendirme sunumuna; Yeşilyurt Belediye Başkanı Prof. Dr. İlhan Geçit, Yeşilyurt İlçe Milli Eğitim Müdürü Caner Güler, okul idarecileri, öğretmenler ve çok sayıda öğrenci katıldı.
“Başkanımıza ve ekibine teşekkürler”
Çevrenin korunmasına yönelik hayata geçirdiği projelerden dolayı Yeşilyurt Belediye Başkanı Prof. Dr. İlhan Geçit’e teşekkürlerini sunan Yeşilyurt İlçe Milli Eğitim Müdürü Caner Güler, “Daha yaşanabilir ve daha sağlıklı bir çevre için gençlerimize büyük görevler düşüyor. Bizlerde bu bilinci oluşturmak ve öğrencilerimize destek olmak adına bu eğitim çalışmasını düzenliyoruz. İlçemizdeki eğitim hizmetlerimize desteklerini eksik etmeyen Belediye Başkanımız Prof. Dr. İlhan Geçit ile değerli ekibine teşekkür ediyoruz” şeklinde konuştu.
“Çevre hizmetlerinde farkındalık oluşturuyoruz”
Yeşilyurt Belediye Başkanı Prof. Dr. İlhan Geçit ise, ‘Sıfır Atık’ projelerine örnek hizmetlerle katkı sunduklarını ifade ederek, “Doğada uzun süre kalma özelliklerine sahip ağır materyallerin insan ve çevre sağlığına ne tür zararlar verdiğini bir hekim olarak iyi biliyorum. Kanser başta olmak üzere farklı hastalıkların oluşmasında bu zararlı atıkların ciddi etkisi vardır. Belediye Başkanlığının yanı sıra bir hekim olarak bu tür eğitim çalışmalarına büyük önem veriyorum. Çevre yatırımlarımızın yanı sıra bilgilendirme ve bilinçlendirme hizmetlerimizle bu alanda ciddi farkındalık oluşturmaktayız. Cumhurbaşkanımızın eşi Emine Erdoğan hanımefendinin himayesinde başarıyla devam eden ‘Sıfır Atık’ projelerine destek olmak ve gençlerimizi bilinçlendirmek için gerçekleşen ‘Sıfır Atık ve İklim Değişikliği Farkındalık Eğitimi’ projemizi bugüne kadar 258 okulumuzda 32 bin öğrencimize ulaştırmış olmamız, bu alanda çok güzel bir başarıdır. Öğrencilerimize erken yaşlarda sıfır atık bilincini aşılamak hedefiyle gerçekleşen eğitim programlarımız temiz, sağlıklı ve güzel bir geleceği inşa etme noktasında hayata geçen sıfır atık projelerine ciddi katkılar sunmaktadır. Şehriban Günata Anadolu Lisemizin 250 kg. atık pil toplamasını ise takdirle karşılıyoruz. Sağlıklı çevre konusunda duyarlı ve hassas bir yaklaşım sergileyip, hizmetlerimize katkı sunan okul müdürümüze, öğretmenlerimize ve öğrencilerimize teşekkür ediyorum. Yeşilyurt Belediyesi olarak çevrenin, doğanın ve insan sağlığının korunmasına yönelik hizmetlerimize aralıksız devam edeceğiz” diye konuştu.
Konuşmasının sonunda gençlere okumanın ve araştırmanın önemi üzerine de tavsiyelerde bulunan Başkan Geçit, “Sevgili gençler; sizler bugün bilgiyi alacak yaştasınız, mutlaka bilgiyle kendinizi donatarak ülkemize ve toplumumuza yakışan bireyler olmalısınız, size her zaman güveniyoruz. Belediye olarak her zaman yanınızdayız” ifadelerini kullandı.
Yeşilyurt Belediye Başkanı Prof. Dr. İlhan Geçit konuşmasından sonra öğrencilere ‘Sıfır Atık’ çantası hediye etti. – MALATYA
]]>İtalya’nın başkenti Roma’da Türkiye’nin Vatikan Büyükelçiliği ve Türkiye’nin Roma Büyükelçiliğinin organizasyonuyla Villa Ada parkında, günün anlam ve önemine atfen Türk öğrencilerin katılımıyla bir yürüyüş düzenlendi.
Roma’nın Luiss ve Sapienza gibi önde gelen üniversitelerinde okuyan gençler, Türkiye’nin Vatikan Büyükelçisi Ufuk Ulutaş ve Roma Büyükelçiliği Büyükelçilik Müsteşarı Ayça Sarıtekin ile parkta yürüdü.
Büyükelçi Ulutaş, gençlerin bayramını kutlarken, etkinliğin son bölümünde gençlere simit ikram edildi.
Luiss Üniversitesinde ekonomi-işletme bölümü öğrencisi Nazım Ozan Şipal, AA muhabirine yaptığı açıklamada, diğer öğrenci arkadaşlarıyla 19 Mayıs’ı birlikte kutlamaktan duyduğu memnuniyeti dile getirerek, “Bugün burada olmak çok güzel açıkçası. Uzun zamandır evimizden uzaktayız birçoğumuz. O yüzden buradaki bu etkinlikle Türk yemeklerine tekrar kavuştuk diyebiliriz. Simidimizi yedik, çayımızı içtik. Uzun zamandır ulaşamadığım bir lüks bu. Güzel bir açık alandayız. Burada yemeğimizi yedik, bayramımızı kutladık. Şimdi üstüne insanlarla tanışıp muhabbet ediyoruz.” diye konuştu.
Luiss Üniversitesinde politika-felsefe bölümü öğrencilerinden Aslımay Nil Öztürk de keyifli bir gün geçirdiklerini belirterek, “Bir süredir evimizden uzaktan olduğumuz için bugün bu kadar fazla Türk ile bir arada olmak da çok güzeldi açıkçası. Bayramımızın bizim için çok önemli bir yeri var, hepimizin kalbinde. O yüzden güzel bir gün geçiriyoruz.” dedi.
Sapienza Üniversitesinde beşeri bilimler bölümünde okuyan Türk öğrenci Irmak Alanat da şunları kaydetti:
“Bugün burada 19 Mayıs’ı kutladık. Bir sürü öğrenci geldi. Yurt dışında olmamıza rağmen önemli bir bayramımızı kutluyoruz burada. Özellikle yemekler çok güzeldi. Simit getirdiler. Ben simidi çok özlemiştim. Ülkemizden uzak olunca da böyle şeyler çok güzel hissettiriyor. Herkesin 19 Mayıs Atatürk’ü Anma ve Gençlik ve Spor Bayramı kutlu olsun.”
Etkinliğin sonunda parkta Türk Bayrağı açılarak hatıra fotoğraf çektirildi.
19 Mayıs Malta’da da kutlandı
19 Mayıs Atatürk’ü Anma ve Gençlik ve Spor Bayramı dolayısıyla Türkiye’nin Valetta Büyükelçiliği tarafından Marsa semtinde bulunan Türk Şehitliği’nde bir tören düzenlendi.
Diplomatik kaynaklardan edinilen bilgiye göre, şehitlikteki törene Türkiye’nin Valetta Büyükelçisi Erdeniz Şen ve vatandaşlar katıldı.
Büyükelçi Şen, şehitlikteki anıta çelenk koyduktan sonra şehitler anısına saygı duruşunda bulunuldu ve İstiklal Marşı okundu.
Şen ve vatandaşlar daha sonra şehitlikteki kabirlere tek tek kırmızı karanfil koydu.
Yunanistan
Türkiye’nin Selanik Başkonsolosu Serkan Gedik, Mustafa Kemal Atatürk’ün 19 Mayıs 1919’da Samsun’a ayak basmasının, bir milletin bağımsızlık ve özgürlük ateşinin ilk kıvılcımı olduğunu söyledi.
19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı dolayısıyla Yunanistan’ın Selanik kentindeki Atatürk Evi’nde etkinlik düzenlendi.
Etkinlikte bir konuşma yapan Başkonsolos Gedik, “Atamızın 19 Mayıs 1919’da Samsun’a ayak basması, bir milletin bağımsızlık ve özgürlük ateşinin ilk kıvılcımıdır. 19 Mayıs’ta atılan büyük adım, TBMM’nin kurulması ve ardından 1923’te Cumhuriyetimizin ilanıyla taçlanmıştır.” dedi.
Atatürk’ün çocuklara ve gençlere özel önem verdiğini belirten Gedik, onlara duyduğu güven ve sevgiyi, 23 Nisan’ı çocuklara, 19 Mayıs’ı ise gençlere armağan etmekle ifade ettiğini vurguladı.
Gedik, sözlerini şöyle tamamladı:
“Mustafa Kemal Atatürk’ü, silah arkadaşlarını, aziz şehitlerimizi, ebediyete intikal eden gazilerimizi rahmet ve minnetle anıyor, törenimize katılan herkese saygılarımı sunuyorum.”
Törene, Türkiye’nin Gümülcine Başkonsolosu Aykut Ünal da katıldı.
Tören, Çanakkale İbrahim Bodur Anadolu Lisesi ekibinin oynadığı harmandalıyla son buldu.
Kosova
19 Mayıs Atatürk’ü Anma ve Gençlik ve Spor Bayramı dolayısıyla Kosova’nın güneyindeki Prizren şehrinde de çeşitli etkinlikler düzenlendi.
19 Mayıs dolayısıyla düzenlenen gençlik koşusu kapsamında, katılımcılar Prizren’in merkezindeki Şadırvan Meydanı’ndan NATO’nun Kosova’daki Barış Gücü (KFOR) bünyesinde görev yapan Türk Temsil Heyet Başkanlığının konuşlandığı Sultan Murat Kışlası’na koştu.
Daha sonra Sultan Murat Kışlası’nda başlayan gençlik festivaline, Kosova’nın çeşitli bölgelerinden çok sayıda çocuk ve genç katıldı.
Festivalde, Türk ve Kosova bayraklı uçurtmalar uçuruldu, çeşitli oyunlar oynanarak, şarkılar söylendi. Ayrıca çeşitli spor dallarında turnuvalar yapıldı.
Türk askerleri de 19 Mayıs’ı zeybek oynayarak kutladı.
Türk askeri, 1999’dan bu yana Kosova’da KFOR bünyesinde görev yapıyor. Türkiye, KFOR’un komutasını ilk defa 10 Ekim 2023’te 1 yıllığına devralmıştı.
İngiltere
Londra’daki 19 Mayıs kutlamaları ise İngiltere’deki Türk dernek okullarında okuyan öğrencilerin geçit töreniyle başladı.
Kentin kuzeyindeki Lee Valey Atletizm Merkezinde yapılan kutlamaya Türkiye’nin Londra Büyükelçisi Osman Koray Ertaş, KKTC’nin Londra Temsilcisi Büyükelçi Çimen Keskin ile Türk okulu öğrencileri ve aileleri katıldı.
Öğrencilerin geçit töreninin ardından konuşan Ertaş, İngiltere’de tüm dini ve milli bayramların coşku, hürmet ve saygıyla kutlandığını belirtti.
Atatürk’ün Samsun’a çıktığı dönemde İstanbul’un işgal altında olduğunu ve zorlu bir mücadeleye giriştiğini kaydeden Ertaş, “(Atatürk) Büyük bir cesaretle ve kararlılıkla bu meşaleyi yaktı. Bir sene sonra Ankara’da meclisi kurdu ve hem siyasi hem de askeri dehasıyla kısa süre içinde 1923’e giden, Cumhuriyetimize giden süreci başlattı.” dedi.
Ertaş, Atatürk’ün, Samsun’a çıktığında 38 yaşında olduğunu hatırlatarak, “38 yaşında böyle bir yolculuğa çıkan hem siyasi hem de askeri bir dehadan, bir liderden söz ediyoruz.” ifadesini kullandı.
Konuşmaların ardından geçit törenine katılan Türk okullarının öğrencileri dans, müzik ve tiyatro gösterileri sundu.
]]>Erzurum’da Havuzbaşı Kent Meydanı’ndaki törende İl Gençlik ve Spor Müdürü Levent Çakmur, Atatürk Anıtı’na çelenk sundu.
Saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından Çifte Minareli Medrese önünden Kent Meydanı’na kortej yürüyüşü gerçekleştirildi.
Burada devam eden programda şiirler okundu ve sporcular gösteri yaptı.
Programlara Vali Vekili İlyas Öztürk, 9. Kolordu Komutanı Tümgeneral Tevfik Algan, İl Emniyet Müdürü Kadir Yırtar, kurum müdürleri, askeri erkan, sporcular, antrenörler ve vatandaşlar katıldı.
Ağrı
Ağrı’da İl Gençlik ve Spor Müdürü Fedai Din, sporcularla Abide Meydanı’nda bulunan Atatürk Anıtı’na çelenk sundu.
Programın devamında Vali Mustafa Koç, Ağrı Cumhuriyet Başsavcısı Adem Çalış, 12. Mekanize Piyade Tugay Komutanı Vekili Albay Erhan Cesur, İl Emniyet Müdürü Yılmaz İpar, protokoldekiler ve sporcular, Türk bayraklarıyla Cumhuriyet Caddesi’ne kadar yürüdü.
Vali Koç ve beraberindekiler, caddede öğrencilerin sportif faaliyetlerini izleyip birlikte tenis oynadı.
Tunceli
Tunceli’de de Valiliğin bahçesinde düzenlenen programda İl Gençlik ve Spor Müdürü Lokman Ekinci, Atatürk Anıtı’na çelenk sundu.
Atatürk Stadı’nda devam eden törende saygı duruşunda bulunuldu ve İstiklal Marşı’nın okundu.
Vali Bülent Tekbıyıkoğlu, günün anlam ve önemine ilişkin konuşma yaptı.
Öğrencilerin spor gösterileri yapıp müzik dinletisi sunduğu ve yarışmalarda dereceye girenlere ödüllerinin verildiği program, geçiş töreniyle sona erdi.
Törene Cumhuriyet Başsavcısı Enver Eroğlu, İl Jandarma Komutanı Tümgeneral Nuh Köroğlu, İl Emniyet Müdürü Hakan Duman, kurum müdürleri, öğrenciler, öğretmenler ve vatandaşlar katıldı.
Çemişgezek ilçesinde de Kaymakam Orçun Cüneyt Zor’un katılımıyla kutlama programı düzenlendi.
Erzincan
Erzincan’da Atatürk Anıtı önünde düzenlenen törende İl Gençlik ve Spor Müdürü Volkan Burak Mumcu, Atatürk Anıtı’na çelenk sundu.
Merkez Spor Salonu’nda devam eden programda sporcular gösteri yaptı.
Vali Hamza Aydoğdu, 3. Ordu Kurmay Başkanı ve Garnizon Komutanı Tuğgeneral Cem Kamil Sağcan, Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Akın Levent, Adli Yargı Adalet Komisyonu Başkanı Halil Odabaş, İl Jandarma Komutanı Kıdemli Albay Veysel Yanık, İl Emniyet Müdürü Kenan Kurt, vatandaşlar ve öğrencilerin katıldığı etkinlik, mehter ekibi ile 3. Ordu Komutanlığına bağlı bando takımının çeşitli marşları seslendirmesiyle sona erdi.
Kars
Kars’ta Atletizm Sahası’nda düzenlenen tören, saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı.
Samsun’dan getirilen Türk bayrağı, Kars Valisi Ziya Polat’a teslim edildi.
Etkinlikler, okullar arası 4×100 metre bayrak yarışı, 5 dalda minder spor gösterileri, çuval, yumurta, halat çekme yarışları, okçuluk gösterisi, mehteran takımı ve bando gösterisiyle devam etti.
Etkinliklerde dereceye giren sporculara ödüller takdim edildi.
Törene 14. Mekanize Piyade Tugay Komutan Tuğgeneral Şahin Yenilmez, AK Parti Kars Milletvekili Adem Çalkın, CHP Kars Milletvekili İnan Akgün Alp, Cumhuriyet Başsavcısı Abdullah Amanvermez, Belediye Başkan Vekili Turgay Kızılörenli, Kafkas Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hüsnü Kapu, Azerbaycan Kars Başkonsolosu Nuru Guliyev ve vatandaşlar katıldı.
Sarıkamış ilçesinde de “Geçmişten Günümüze 19 Mayıs Resim Sergisi” düzenlendi.
Sarıkamış Liseliler Eğitim Kültür ve Dayanışma Vakfı tarafından otelin salonunda düzenlenen sergide Doğu Cephesi Komutanı Kazım Karabekir Paşa’nın çocuklar için yaptığı etkinliklerin de bulunduğu, yaklaşık 80 yıl öncesinden bugüne Sarıkamış ve 19 Mayıs bayramlarındaki siyah beyaz resimler yer aldı.
Ardahan
Ardahan’da da 80. Yıl Şehir Stadyumu’nda çeşitli etkinlikler düzenlendi.
Öğrenci ve sporcular, akrobatik gösteriler yaptı.
Tören sonunda Vali Hayrettin Çiçek ve beraberindekiler, spor faaliyetlerinin sergilendiği stantları gezerek öğrencilerin etkinliğine eşlik etti.
Törene Garnizon Komutanı Tuğgeneral Mehmet Cihanoğlu, Belediye Başkanı Faruk Demir, öğrenciler ve sporcular katıldı.
Iğdır
Iğdır’da Atatürk Semt Sahası’nda düzenlenen törene Vali Ercan Turan, Belediye Başkanı Mehmet Nuri Güneş, protokol üyeleri, öğrenciler, sporcular ve vatandaşlar katıldı.
Sporcuların gösterilerini sunduğu programda 19 Mayıs konulu şiirler okundu.
Yarışmalarda dereceye giren öğrencilere ödülleri Vali Turan tarafından verildi.
Programda vatandaş ve memurlardan oluşan dans grubunca, “Gençliğin Rengi” isimli halk oyunları gösterisi sergilendi.
]]>Didim Meslek Yüksek Okulu’nun mezuniyeti töreni Didim Amfi tiyatroda yapıldı. Törene Didim Garnizon Komutanı Albay Ali Saçan, Didim Belediye Başkanı Hatice Gençay, Didim Cumhuriyet Başsavcısı Anıl Altay, ADÜ Rektör yardımcısı Prof. Dr. Erkan Salan, ADÜ Didim MYO Müdürü Dr. Öğr. Gör. Nimet Çavuş, Oda Başkanları, siyasiler, sivil toplum kuruluş temsilcileri, akademisyenler ile aileler katıldı.
Saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşının okunmasının ardından törenin açılışında konuşan ADÜ Didim MYO Müdürü Nimet Çavuş “Didim Meslek Yüksekokulu 2005 yılında ülkemizin en önemli sektörlerinden biri olan turizme, donanımlı çalışanlar yetiştirmek için eğitim vermeye başlamış ve 2008 yılında ilk mezunlarını vermiştir. Kurulduğu günden itibaren yetiştirdiği öğrencilerin başarısı ile gurur duyan okulumuz, bugün bu başarı zincirine bir halka daha ekleme mutluluğunu yaşamaktadır. Bugün 18. Mezuniyet Törenimizde 150 mezunumuzun daha, ülkesini seven, milli ve manevi değerlerini önemseyen, donanımlı bireyler olarak ülkemizin kalkınma hamlesine işgücü olarak katılmasından dolayı gurur duyuyoruz.Didim Meslek Yüksekokulu olarak, turizm sektörünün ihtiyaç duyduğu donanımlara sahip, yenilik ve değişimlere duyarlı, mesleki standartlar düzeyinde hizmet veren, sorumluluk alarak mesleki kariyerini geliştiren, yaşam boyu öğrenmeyi benimsemiş turizm çalışanı ve yöneticisi yetiştirmeyi ilke edindik” diye konuştu.
Didim Belediye Başkanı Hatice Gençay ise konuşmasında üniversitelerin bilim yuvası olduğunu kaydederek “Üniversitemiz kurulduğu tarihten bu yana hem şehrimize hem ülkemize katkı sağlamış bir çok insan yetiştiren bir bilim yuvasıdır. Sevgili gençler, sevgili çocuklarım. Eğitiminiz boyunca sizleri ağırlamış olmaktan mutluluk duyduğumu bilmenizi isterim. Umuyorum ki Didim sizde güzel hatıralar bırakmıştır. Doğal ve tarihi zenginliklerle bürünmüş kentimizde, Üniversitemizin Turizm ve gastronomi alanında yetkin eğitim görmüş insanlarımıza büyük ihtiyaç duyulmaktadır. Bu anlamda kentimize ve ülkemize faydalı işler yapacağınızı biliyor, bilim ve irfanın peşinden ayrılmayacağınızın temennisi ile tüm bölüm mezunlarımızı, değerli hocalarımızı ve sizleri bu gün gururla izleyen ailelerinizi canı gönülden kutluyorum. Ulu Önderimiz Atatürk’ün 2 orduya ihtiyaç vardır; biri ülkeyi koruyan silahlı Ordu, diğeri milleti eğitecek ilim irfan ordusu ” sözündeki o ilim ordusu sizsiniz. Ben de bir anne olarak, hepinizi gururla, mutlulukla, bu güzel günde kucaklıyorum” dedi.
Konuşmaların ardından Didim MYO’ya katkı sunan Oda, STK ve iş isanlarına teşekkür belgeleri verildi.
Ardından Aşçılık, Turizm ve Seyahat İşletmeciliği ile Turizm ve Otel işletmeciliği bölümlerinde ilk 3’e giren öğrencilere belgeleri verildi. Didim MYO birincisi ve Aşçılık bölümü birincisi Dilan Çelik plaketini ve ödülünü Rektör Yardımcısı Erkan Salan’ın elinden aldı; ardından okul anıtına ismini çaktı. Ardından ADÜ Didim MYO akademisyenlerince mezun öğrencilere belgeleri verildi; ardından tüm öğrenciler kep atarak mezuniyet coşkusu yaşadı. – AYDIN
]]>MEHMET REBİİ ÖZDEMİR
(SAMSUN)- Samsun’da Ziraat Mühendisleri Odası, ‘kıtlık kapıda, çiftçi açlık sınırında’ konulu panel düzenledi. Panelde konuşan CHP Samsun Milletvekili Murat Çan, “Öğrenci almayan, alamayan başvuru yapmayan, tercih yapmayan öğrenciler ziraat fakültelerine öğrenci girişi yapılmayan yıllar var. Kıtlık kapıda her şeyi görüyoruz, ama yata verilen KDV, ÖTV indirimi akaryakıtta çiftçiden esirgeniyor” dedi.
Samsun’da Atakum Blediyesi’nin katkılarıyla Ziraat Mühendisleri Odasında Hasan Ali Yücel Kültür ve Eğitim Merkezinde ‘kıtlık kapıda, çiftçi açlık sınırında’ konulu panel düzenledi. Panele Samsun CHP Milletvekili Murat Çan, Atakum Belediye Başkanı Serhat Türkel, CHP Samsun İl Başkanı Mehmet Özdağ, CHP Parti meclisi üyesi Nazan Yurttan Güneysu, OMÜ Ziraat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Muharrem Özcan katıldı.
“TRAKYA’NIN İKİ KATI BÜYÜKLÜĞÜNDE TARIM ALANI KAYBETTİK”
CHP Samsun Milletvekili Murat Çan şunları söyledi:
“Bu hükümetin en çok eleştirildiği konu tarım alanlarının her geçen gün üretimden dışlanması, uzaklaştırılması. Geçen gün genel başkanımız bir toplantıda dedi ki, Trakya’nın iki katı büyüklüğünde tarım alanı kaybetmişiz 22 yılda. Samsun bundan farklı mı? Samsun Türkiye ortalamasının daha üzerinde tarım alanı kaybetmiştir ama bir şey var; Samsun’da traktör satışları Türkiye ortalamasının 2 kat üzerinde. Yani traktörü bir tarım makinesini biz binek araç kullanıyoruz. Bunun bir tek açıklaması budur. Kıtlık kapıda biz 10 yıldır, biz derken hükümet 10 yıldır, dönüm başına verilen destekleme parası yerinde sayıyor. Hala bir dönüm karşılığında o verimli arazileri, 170 lira para veriyor yanlış bilmiyorsam. Peki kapıda açlık ama biz yerli üretime hiç destek veriyor muyuz? Hiçbir destek yok. Geçen gün çeltik ekim şenliğindeydik. Tarlanın içine kadar da girdik. Pirincin, çeltiğin maliyeti geçtiğimiz yıl 18 lira hadi iyimser söyleyeyim çeltiğe verilen para, 21- 22 lira ama üretici devletin vereceği 3-4 ay vadeli gördüğü için gitti esnafa verdi. Esnafa 15-16-17 liraya verdi ihtiyacı olan. Kıtlık kapıda ziraat mühendisleri, ziraat fakültelerine öğrenci girişi durmuş. Öğrenci almayan, alamayan başvuru yapmayan, tercih yapmayan öğrenciler ziraat fakültelerine öğrenci girişi yapılmayan yıllar var. Kıtlık kapıda her şeyi görüyoruz, ama yata verilen KDV, ÖTV indirimi akaryakıtta çiftçiden esirgeniyor.”
“GENÇ NÜFUS KÖYLERE DÖNMESİ İÇİN TEŞVİK EDİLMELİ”
Samsun Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı Hava Yurduseven Bayzat ise şunları söyledi.
“Ülkemizde Cumhuriyet ile birlikte bir sektör olabilen akılcı ve doğru politikalarla ülkeyi besleyen tarım, son yıllarda maalesef yeterli desteği görememektedir. Tarımsal üretimde, büyük şirketlerin etkisinin artması ile küçük çiftçi korumasız hale gelmiş ve kooperatifçiliğin işlevsel olarak zayıflamasıyla kırsaldaki üretici aile çiftçiliğinden hızla uzaklaşmış, üretici hakkını alamadığı için üretimden vazgeçmiş, başta verimli topraklar olmak üzere doğal kaynaklar hızla talan edilmiş, çiftçinin üretimi ve geleceği borçlanmalar yüzünden ipotek altına alınmıştır. Halk sağlıklı ve ucuz gıdaya erişemez olmuştur. Ülkemizdeki tarım alanlarının yüzde 70’i küçük çiftçinin, yüzde 30’u ise orta ve büyük şirketlerin elindedir. Bu nedenle üretimde büyük payı olan küçük çiftçi ciddi bir şekilde devlet tarafından mutlaka desteklenmelidir. Köyünü terk ederek Büyükşehirlerin varoşlarına yerleşen genç nüfusun desteklenerek köyüne dönmesi sağlanmalı ve çiftçilik özendirilmelidir. Sürdürülebilir aile çiftçiliği ve bunun temel direği olan kadın çiftçiler özendirilmeli ve teşvik edilmelidir.”
]]>
ARİNKOM TTO tarafından Lisansüstü Eğitim Enstitüsü paydaşlığında düzenlenen “Doktora Tez Danışmanlarına Yönelik Teknoloji Transfer Ofisi Süreçleri Bilgilendirme Toplantısı gerçekleştirildi. Toplantıya, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Saime Önce, ARİNKOM TTO Yönetici Yardımcısı Öğr. Gör. Rabia Taş, ARİNKOM Fikri Haklar ve Ticarileştirme Koordinatörü Öğr. Gör. Dr. Emre Çömlekçi, Girişimcilik ve Öğrenci Programı Koordinatörü Aynur Güneş Kahraman, Fikri Haklar ve Girişimcilik Koordinatörü Mehmet Hakan Dağ, İdari ve Mali İşler Koordinatörü Evrim Derya Değirmenkaya, Üniversite Sanayi-Sektör İş Birliği Koordinatörü Yeliz Erkoç Kök, Projeler Koordinatörü Banu Gültekin başta olmak üzere öğretim üyeleri ve öğrenciler katılım gösterdi.
“Doktora öğrencileri için pek çok proje mevcut”
Toplantının açılış konuşmasını yapan Projeler Koordinatörü Banu Gültekin konuşmasının devamında şu ifadelere yer verdi: “Anadolu Üniversitesinde en fazla yürütülen projeler TÜBİTAK’ın ARDEB programları dediğimiz bin bir, bin iki, bin beş, 3 bin beş gibi projeler. TÜBİTAK Bilim ve Toplum programları, ARDEB programları da doktora öğrencilerinin en fazla gidebileceği programları oluşturmaktadır.” Gültekin konuşmasının devamında TÜBİTAK’ta devam eden projelerden ve katılım koşullarından bahsederek katılımcıları bilgilendi.
“Lisansüstü projelerde öğrenciler tez konularını olduğu gibi projelendirebiliyor”
ARİNKOM TTO Yönetici Yardımcısı Öğr. Gör. Rabia Taş ise şunlara şu ifadelere yer verdi: “Beş proje türümüz var, bunlardan bir tanesi lisansüstü projeler. Bu projelerde öğrenciler tez konularını olduğu gibi projelendirebiliyor. Hem yüksek lisans hem de doktorada enstitüden tez önerisinin kabul edilmesinin akabinde süreç başlar. BAP’lardaki diğer proje türlerinde lisansüstü öğrencilerine bursiyer olarak yer verebilirsiniz”.
“Çalışmalarla firma ve akademisyen arasındaki görüşmeleri koordine ediyoruz”
Üniversite sanayi iş birliği sürecinin nasıl ilerlediğine değinerek konuşmalarına başlayan İdari ve Mali İşler Koordinatörü Evrim Derya Değirmenkaya ve Üniversite Sanayi-Sektör İş Birliği Koordinatörü Yeliz Erkoç Kök, “Sosyal bilimlerle AR-GE çalışmalarını birleştiriyor ve disiplinler arası çalışmalar yapıyoruz. Bu çalışmayla Türkiye’nin her yerinden akademisyenlerimizi görevlendirebiliyoruz. Temelde AR-GE ve tasarım merkezleriyle birtakım görüşmeler halindeyiz” dedi.
“Patent, çalışmaların korunma hakkını sağlamış olur”
ARİNKOM Fikri Haklar ve Ticarileştirme Koordinatörü Öğr. Gör. Dr. Emre Çömlekçi ise “Bütün hocalarımızın proje çalışmaları, tez danışmanlıkları, laboratuvar-saha çalışmaları ve bu özgün çalışmalarla birlikte yeni ürünler ortaya konuyor ve ortaya konulan bu çalışmaların sonucunda elde edilen ürünlerin de korunması konusu Fikri Mülkiyet Haklarına dayanıyor. Patent, çalışmaların korunma hakkını sağlamış olur. Patent başvurularında buluş basamağının sağlanıp sağlanmadığı, yenilikçi olması ve ticarileşmeye uygunluğu konusunda kriterler bulunmakta” ifadelerini kullandı.
Girişimciliğin zor bir süreç olduğunu belirten Girişimcilik ve Öğrenci Programı Koordinatörü Aynur Güneş Kahraman ve Fikri Haklar ve Girişimcilik Koordinatörü Mehmet Hakan Dağ, ARİNKOM TTO olarak girişimcilik hizmetleri kapsamında öğrencilere, akademisyenlere ve de bölge girişimcilerine ne gibi hizmetler sunulduğuna dair katılımcıları bilgilendirdi. – ESKİŞEHİR
]]>Öğrenciler, 7 Ekim saldırısı sonrası İsrail Ordusu’nun Gazze’de 34 binden fazla Filistinlinin öldürüldüğü askeri operasyonlarına tepki olarak, üniversitelerinin hem İsrail hem de Gazze’deki savaşta çıkarı olduğu düşünülen bazı yabancı şirketlerle tüm finansal bağlantılarını kesmelerini talep ediyorlar.
Üniversitelerin yönetimleri ise protestocuları Yahudi kökenli öğrencileri sindirmeye çalışmakla suçluyor.
ABD’li bazı yorumcular ve medya kuruluşları, Gazze savaşına yönelik öğrenci protestolarını 1968’de New York’un prestijli Columbia Üniversitesi’nde polisin öğrencileri dağıttığı protestolar ile ilişkilendirdi.
Peki bu iki protestolar arasında neden benzerlik kuruluyor? Hangi paralellikler göze çarpıyor?
1968’de Vietnam Savaşı’nın en kritik dönemine girilmiş, o yılın Ocak ayında Vietcong destekli Kuzey Vietnam güçleri ABD ve müttefiklerinin hedeflerine saldırmış, Güney Vietnam’ın o dönem başkenti olan Saygon’a kadar girmişti.
Tet Saldırısı olarak bilinen bu operasyonda komünist güçler yenilgi yaşasa da, saldırının korkunç fotoğrafları ABD’lilerin önüne gelmiş ve kamuoyunda savaşa dair algılar değişmeye başlamıştı.
“Tünelin ucunda ışık göründü” açıklamasını yapan dönemin ABD Başkanı Lyndon B Johnson’ın aslında savaşta gelinen noktaya dair gerçekleri insanlara yansıtmadığı ve halka yalan söylediği, ABD’nin savaşı kazanmasının mümkün olmadığı artık ortaya çıkmıştı.
Aynı zamanda eskiden Beyaz Saray muhabiri olan Washington DC’deki Amerikan Üniversitesi’nden Profesör Kenneth Walsh’a göre, bu dönemde artık ülke “düşmanın pes etmeyeceğini, hem Amerikan askerleri hem de komünist güçlerin büyük kayıplar yaşayacağını ve sivil ölümlerinin daha da artacağını” açıkça görmeye başladı.
Bundan on yıllar sonra Hamas’ın 7 Ekim’de İsrail topraklarına saldırısıyla dünya yeniden bir şok yaşadı ve kamuoyu İsrail’e destek mesajları verdi.
Ancak İsrail’in durmaksızın Gazze’ye düzenlediği saldırılar sonucu ölen Filistinli sivillerin sayısı tahminlerin ötesine geçti; bölge halkı açlık sınırında yaşamaya başladı.
İsrail’in bu tepkisi ABD kampüslerinde 1968’dekine benzetilen öfkeli protestolara yol açtı.
Aynı zamanda 1968 protestoları sırasında Amerikan Üniversitesi’nde öğrenci olan Profesör Walsh’a göre bugün yaşananlar, bir parçası olduğu protestolarla benzerlik taşıyor:
“1968’de öğrenciler Vietnam Savaşı’na muhalefet ederek kampüsleri ve üniversite binalarını ele geçirmişti. İdari yönetimin (askeri mühimmatla bağlantılı) bazı şirketlere yönelik yatırımlarını sorguluyorlardı.
“Bugünkü protestolarda doğal olarak meseleler farklı; konu, Gazze’deki kriz ve Filistinlilere olan destek. Ancak 1968’de olduğu gibi temel sebep, öfke, içerlenme ve adalet duygusu. Yani bugün ABD’de olanlar bizi o yıla götürüyor.”
Eski aktivist ve “1968: Dünyayı Sarsan Yıl kitabının” yazarı Mark Kulansky, iki hareket arasında benzerlik olduğu görüşüne katılmıyor.
Kulansky’e göre, belki de tek benzerlik, hem 1968 protestolarında hem de Gazze protestolarında öğrencilerin simge niteliğindeki Hamilton Hall binasını basmış olmaları.
Kulansky, “Yine de durum farklı. Biz kendi hükümetimiz bizi savaşa gidip savaşmaya zorlarken inatla direniyorduk. Vietnam’daki savaş bizi doğrudan etkiliyordu ancak bugün protestolara katılan öğrenciler Gazze’deki savaşın bir parçası olmayacaklarının bilincindeler” diye açıklıyor.
1960’lı yıllarda Columbia Üniversitesi’nde öğrenci olan gazeteci Charles Kaiser aynı zamanda Vietnam protestolarını düzenli olarak takip etmişti.
Öğrencilerin kişisel bir risk olmamasına rağmen Gazze’den gelen görüntülerden etkilenerek yaşananları protesto etmelerinin “övülmesi” gereken bir davranış olduğunu söyleyen Kaiser, sözlerini şöyle sürdürüyor:
“Şiddet yanlısı olmayan, İsrail’in taktiklerine muhalefet etme amacı taşıyan her türlü protestoyu destekliyorum. Bence bu şekilde savaşarak İsrail’in tamamen kendi sonunu hazırladığını görmek, olabilecek en İsrail yanlısı davranış.
“Ben hiçbir zaman İsrail destekçisi olmadım ve benim gibi Netahyahu hükümetine fazlasıyla karşı çıkanlardan oluşan bir hareket vardı. Ancak biz hep sessiz kaldık. Eğer protestocular bu işi farklı bir şekilde yönetselerdi, bugün savaş karşıtı olan, hem Yahudi hem de Filistin yanlısı bir hareketin önünü açabilirlerdi.”
‘Aktif şiddet yoksa kampüse polis sokmak hata’
Columbia ve başka üniversitelerde Yahudi karşıtı bazı sloganlar atıldığı uyarısında bulunan Kaiser, “Barışçıl protestolar ile karşıt görüştekilerin ölümü için çağrı yapılan protestolar” arasında fark olduğunu vurguluyor.
1968’de olduğu gibi ABD’de yetkililerin göstericilere zor kullanmasını kınadığını söyleyen Kaiser, “Aktif bir şiddete müdahale edilmediği sürece kampüse polis sokmak her zaman bir hatadır çünkü ateşe körükle gitmiş olurlar ve kimse duruşundan ödün vermez” diyor.
Kaiser, “Öğrenciler 1968 protestolarının arka planını okulda öğrenmiş ve büyüklerinden tavsiye almış görünüyorlar ancak üniversite yönetimlerinin aynı yaklaşımda olmadığı ve eski yönetimlerin yaptığı hatalardan ders almadığı açık” diye de ekliyor.
1968’de dünya tam bir kıyametin ortasındaydı.
ABD’de Vietnam Savaşı’na muhalefet henüz olgunlaşmamıştı. Bununla beraber Fransa başta olmak üzere (De Gaulle iktidarına karşı Mayıs 1968’de düzenlenen öğrenci ayaklanmaları) pek çok ülkede bu gibi öğrenci protestoları vardı.
Batı ile araları gerilen Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği (SSCB) Varşova Paktı üyesi bazı müttefikleriyle beraber tanklarla Çekoslovakya’yı işgal etmiş, reformcu lider Alexander Dubcek istifaya zorlanmıştı.
ABD’de Afrikalı-Amerikalıların haklarını savunan Martin Luther King Jr’a, aylar sonra da Demokrat aday Robert F. Kennedy’e suikast düzenlenmişti.
Onlarca şehirde ayaklanmaların olduğu ABD’de toplumdaki kutuplaşma açıktı.
Başkan Lyndon B. Johnson bu kaosun ortasında Kasım 1968’deki seçimlere yeniden aday olmayacağını duyurarak seçimle ilgili belirsizlik havasını körükledi.
Yazar Walsh’a göre “öğrenci ayaklanmalarını kullanarak” Demokratların yasa ve düzeni sağlama konusundaki zafiyetini hedef alan Cumhuriyetçi aday Richard Nixon seçimleri kazanmayı başardı.
Walsh, Kasım’daki ABD başkanlık seçimleri yaklaşırken eski başkan Donald Trump’ın da, Başkan Joe Biden’a karşı aynı kartı kullandığı görüşünde. Buna rağmen Biden’ın 1968’de Johnson’ın bulunduğu zayıf pozisyonda olmadığını ifade ediyor.
Walsh’ın asıl kaygısı, Demokratların Chicago’da düzenleyeceği ve Biden’ın adaylığının resmileşeceği kurultayda , aynı 1968’de savaş karşıtı aktivistler ve polis arasında şiddetli çatışmalarla sonuçlanan kurultaydaki gibi gerginliklerin yaşanması.
“1968’de yaşananların en büyük etkisi, savaşın sona ermesi için yürütülen çabalar sonucu, Richard Nixon’ın başkan seçilmesi ve ülkenin yön değiştirmesiydi. Eğer Chicago sokaklarında İsrail karşıtı göstericilerle benzer bir kaos yaşanırsa, büyük ihtimalle Donald Trump yeniden başkanlığa seçilecektir.”
]]>Ankara Büyükşehir Belediyesi “Geleceğin Meslekleri için İstihdam Oluşturma Projesi” kapsamında farklı branşlardaki meslek edindirme kurslarıyla Başkentlileri geleceğin mesleklerine hazırlıyor.
Kadınların, dezavantajlı bireylerin ve iş hayatında aktif olmayanların öncelendiği Avrupa Birliği destekli projede, öğrenciler alanında uzman eğitimciler tarafından Android Mobil Programlama, Web Güvenliği ve Log Kayıt Analizi (Siber Güvenlik), Güneş Panelleri Bakım Onarım ve Montajı, Dron Pilotluğu Eğitimi (İHA), Enerji Yöneticiliği, Dijital Reklamcılık ve 3D Grafik Animasyon branşlarında eğitim alıyor.
İş gücündeki dijital ve teknolojik dönüşüme uygun olarak becerilerin geliştirilmesi yoluyla istihdam edilebilirliğin artırılmasının hedeflendiği proje kapsamında 29 kadın öğrenci 44 saat süren Dijital Pazarlama eğitimini tamamladı. Dron Pilotluğu Eğitimi alan 25 öğrenci ise 36 saat süren teorik eğitimin ardından pratik eğitimlerine başladı. 204 saat sürecek pratik eğitiminin ardından öğrenciler İHA-1 Ticari Pilot lisansına sahip olacak.
Ankara Büyükşehir Belediyesi olarak meslek kazandırma faaliyetlerinin devam ettiğini belirten Kültür ve Sosyal İşler Daire Başkanı Ali Bozkurt, “Geleceğin Meslekleri için İstihdam Oluşturma Projesi”ne ilişkin şunları kaydetti:
“Bu çerçevede günümüzdeki gelişime göre oluşan bazı branşlarda kurslara başlamış bulunuyoruz. Bu kurslarımız da devam edecek. Geleneksel mesleklerin zaman içerisinde artık talebi azalıyor ve fonksiyonunu kaybediyor. Biz de Büyükşehir Belediyesi olarak toplumun bu ihtiyacına cevap verme noktasında böyle bir proje oluşturduk ve başarılı bir şekilde devam edecek.”
Bozkurt, proje ile kadınların iş gücüne katılım oranını da yükseltmeyi amaçladıklarını vurgulayarak, “Ülkemizde kadınların iş gücüne katılımı Avrupa Birliği ülkelerinin 3’te 1’i oranında. Bu projeyle kadınların iş gücüne katılım oranının da yükseltilmesi amaçlanmakta. Ayrıca günümüzde geleceğin meslekleri olarak kabul edilen başlıklarda kadın istihdamını artırmak gibi amacı var bu projenin” dedi.
Dijital Pazarlama Eğitmeni Ahmet Çağatay Sayışman ise, “İstihdam oluşturma projesi kapsamında bizler burada dijital pazarlama eğitimi veriyoruz. Dijital pazarlamanın içerisinde sosyal medya, Google SEO, dijital pazar yerleri. Buralara girişler nasıl oluyor veya ‘bir web sitem Google’da ön tarafta nasıl çıkıyor’ ya da ‘sosyal medyam sosyal mecrada nasıl önde çıkıyor?’ Bunlar hakkında katılımcılara bilgiler veriyoruz. Hızlandırılmış bir program. Sonrasında da son bir sınav yapılıp öğrencilere Milli Eğitim Bakanlığı onaylı sertifika veriliyor” şeklinde konuştu.
Öğrenci Dilşat Uludağ ise şu ifadelere yer verdi:
“İstihdam oluşturma projesini Ankara Büyükşehir Belediyesinin sayfasında gördüm. Sosyal medya kullanımı ve burada doğru şeyler yapabilmek adına Dijital Pazarlama’ya başvurdum. İnternet üzerinden bir şeyleri doğru yapmayı planlıyorum. Doğru mecralara başvurmayı, bu başvuruları yaparken doğru şekilde başvurmayı planlıyorum. Kalıcı olabilmek adına, kaliteli şeyler yapabilmek adına doğru bilgiyi öğrenmeye geldim. Doğru şeyler yapmak istiyorum.” – ANKARA
]]>(İZMİR)- İzmir Otogar’a yolculuk yapmak ya da bilet almak için gelen vatandaşlar otobüs fiyatlarının yüksek olmasından yakındı. Bir öğrenci, “Gün geçtikçe daha çok fiyatlar artıyor ve öğrenciler olarak çok şikayetçiyiz. Ankara’ya yılda 2-3 kez ailemi gidip görebiliyorum” dedi. Bir diğer yurttaş ise “2 kişi geliş gidiş yol parasına neredeyse asgari ücretin yarısını veriyoruz” diye konuştu.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) nisan ayı enflasyon rakamları açıklandı. Nisan ayında bir önceki aya göre fiyatı en fazla artan temel başlık, yüzde 34,24 oranla karayolu ile şehirlerarası yolcu taşımacılığı oldu. İzmir Otogar’da yolcular, ANKA Haber Ajansı’na bilet fiyatlarını değerlendirdi.
“ÇOCUĞUM BAYRAM TATİLİNDE MEMLEKETİNE GELMESİN Mİ?
3 çocuk annesi bir yurttaş, “10 bin TL emekli maaşı ile geçiniyoruz. Şimdi cenazemiz var. Bin lira yol parası veriyoruz. Biz bir ay ondan sonra nasıl geçineceğiz? Üniversitede 2 tane çocuğumuz okuyor. Lisede çocuğum okuyor. Evimiz kendimizin ama nasıl idare edeceğiz? Ben rahatsızım çalışamıyorum. 10 bin lirayla nasıl geçinebileceğiz? Mesela gezmeye gitmiş olsaydık 500 liradan 4 kişi 2 bin lira yol parası yapıyor. 2 bin TL gidiş geliş, 4 bin lira. Kalan 6 bin lirayla bir ay nasıl geçineceğiz? Kızım bayramda geldi gitti 650 liraya bilet aldık. Onun da en ucuzunu aldık. Çocuk gelmesin mi bayramda okuyor diye. Onun için bilet fiyatlarından çok şikayetçiyiz” dedi.
“10 BİN LİRAYI BİR GÜNDE VERİRSEN KALAN 29 GÜNDE NE YAPACAK O İNSAN?”
Emekli 3 çocuk babası bir vatandaş, “Bugün düğünümüz vardı. Eşimin dayısı vefat etmiş. Buradan yol parası veriyorsun, 4 bin TL gitti. Oradan dönerken de 4 bin TL veriyorsun. 8 bin lira gitti. Kalan 2 bin lirayla ben çocuğa harçlık mı vereceğim? Kızım üniversitede okuyor. Oğlum okuyor. Ne diyeceğim oğluma? Kusura bakma. Param yoksa yaya mı git diyeceğim? Bankaya gidiyorsun. Bankaya da borcum harcım var. Gereken yapılsın. 10 bin lirayı bir günde verirsen kalan 29 gün ne yapacak o insan? Eşini alıp da bir yere gidemiyorsun, bir şey yapamıyorsun. Gereken neyse o yapılsın. Bu şekilde bu olmaz. Gitmez böyle” diye konuştu.
“2 KİŞİ GELİŞ GİDİŞ YOL PARASINA NEREDEYSE ASGARİ ÜCRETİN YARISINI VERİYORUZ”
Asgari ücretle geçinen bir yurttaş ise “Ben her sene İzmir’e geliyorum. Tanıdıklarım da var. Geçen sene 200 liraya geldiğim yol bileti bu sene 600 liraya geldi. Onu da indirimde bilet arayarak aldık 2-3 hafta önceden. Bilet fiyatları çok yüksek olduğu için hem ziyaret yapamıyoruz hem akrabalarımızı falan da göremiyoruz. İlk önce paramızı ayarlamamız gerekiyor. Biraz sıkıntılı. Ben Konya’dan geliyorum. Konya’yla İzmir arasında ne kadar saat var ki? Siz 600 lira alıyorsunuz. Tamam benzin fiyatları diyorlar ama devletin bu konuya biraz el atması gerekiyor. Çünkü yakında Kurban Bayramı var biliyorsunuz. Herkes memleketine gidecek. Yazık insanlara. O parayı vermeleri çok zor. Çünkü 2 kişi geliş gidiş neredeyse asgari ücretin yarısını veriyoruz yol parasına. Bunların ilçeleri var. İlçeler daha yüksek fiyat alıyor o da garip. 800 TL” şeklinde konuştu.
“8 AYDIR GİDEMİYORUM”
Emekli maaşıyla geçindiğini söyleyen bir diğer yurttaş da “Hani şimdi mecburiyetten gidiyoruz sağlık söz konusu. Ama normalde gidip geliyorduk senede 3-5 kez İstanbul’a. En son 10’uncu ayda gitmiştim geçen sene. Yani kaç ay oldu? 8 aydır gidemiyorum hep fiyatlar yüzünden. Bir emekli maaşıyla olmuyor” ifadelerini kullandı.
“FİYATLAR YÜZÜNDEN ANKARA’YA AİLEMİN YANINA YILDA 2-3 KEZ GİDEBİLİYORUM”
Ankara’ya ailesinin yanına giden bir öğrenci ise “Bence bilet fiyatları öğrenciler açısından çok uçuk fiyatlarda. Mesela geçen yıl daha uygun fiyatlarda daha kolay gidip gelebiliyorduk. Şimdi daha az maalesef. Yani bir indirim olsa süper olur aslında. Ankara’ya cenazeye gidiyorum. Ben burada öğrenciyim. Tek başıma burada yaşamaya çalışıyorum ve yine zor şartlarda. Otobüs dışında market fiyatları olsun her şey çok pahalı maalesef. Gün geçtikçe daha çok fiyatları artıyor ve öğrenciler olarak çok şikayetçiyiz bu durumlardan. Yılda 2-3 kez gidip görebiliyorum. Yani çünkü fiyatlar yüzünden” dedi.
Bir diğer vatandaş da “Fiyatlar bayağı pahalı kızım. Ama yapacak bir şey yok. Gitmek zorundayız, gidiyoruz” diye konuştu.
]]>Gazi Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde son sınıf öğrencisi olarak eğitim gören 18 yaşındaki Sudem Lara Berivan Demir, 15 yaşında yazmaya başladığı ‘Karanlıktaki Işık’ adındaki ilk kitabını yayınladı. Aynı zamanda bir öğrenci olan genç yazarın hem ailesini hem de öğretmenlerini gururlandıran kitabı Eskişehir 3. Kitap Fuarı’nda yoğun ilgi gördü. Küçüklüğünden beri kitap yazma hayali olan ve ilkokul öğretmeninin yazdırdığı küçük hikayelerle bu işe başlayan Demir, bir cesaretle yazıp yayınladığı kitabı için işlerin iyi gitmesinin ardından başlamış olduğu 2’nci kitabını ise yaz aylarının sonlarına doğru çıkartmayı planladığını açıkladı. Anne Naile Gökcan Demir de, çocukları bir şey yaptıklarını söyledikleri zaman ailelerin mutlaka onları dinleyerek arkalarından durması gerektiğine dikkat çekerken, Gazi Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Müdürü Sırrı Kabadayı, okuyucularla buluşan genç yazarın diğer öğrenciler açısından örnek teşkil etmesini dilediğini dile getirdi.
“Hayalim her zaman kitap yazmaktı”
Sudem Lara Berivan Demir, kitap yazmanın ilkokuldan beri hayali olduğunu söyledi. Bu işe ilk adımını bir öğretmenin yazdırdığı küçük hikayelerle attığını ifade eden Demir, “15 yaşımda kitabımı yazmaya başladım. Hayalim her zaman kitap yazmaktı. İlkokul hocamızın yazdırdığı küçük hikayelerle yazmaya başladım. Bir cesaretle yazmaya başladığım ilk kitabımı 18 Kasım 2023 yılında çıkarttım. Şu anda ilgi gayet iyi. İlk kitabım olmasına rağmen gayet fazlasıyla ilgi gördüm. Kendi çabam ve ailemin çabasıyla beraber kitabım iyi satıyor. Çevremde çok fazla arkadaşım yok ama yine de çok fazla kötü söz aldım. Yazamayacağımı söylediler. Ailem ve çok yakın arkadaşlarım bana hep yardımcı oldular. Destek verdiler. Maddi ve manevi her konuda yanımdaydılar. Zaten onların yardımıyla bu kadar ilerleyebildim. İkinci kitabım da yolda. Yazın sonuna doğru çıkacak” dedi.
“Ufak ufak romanları vardı ama bu kadar büyük bir şey olabileceğini aklıma getirmemiştim”
Anne Naile Gökcan Demir, kızının ilk başlarda kendilerine kitap yazdığını söylediğinde çok inandırıcı bulmadıklarını belirtti. Ufak ufak romanlarının olduğunu ancak bu kadar büyük bir şey olabileceğini aklıma getirmediğini aktaran Demir, “Kitabı elime alıp okuduktan sonra kızımla öylesine gurur duydum ki anlatamam. Tarif edilemeyecek türden onur ve gurur yaşadım. İyi ki de kitabı çıkmış ve iyi ki de okuyucularla buluşmuş benim kızım. Sudem bambaşka bir çocuktu zaten. O bambaşkalığını bu kitapla gerçekten ifade etti. Daha güzel, daha büyük ve başarılı yerlere geleceğine inanıyorum. Belki de ilerideki Agatha Christie’dir. Çok güzel romanları var. İkinci kitabımız yolda. Devamını da getireceğine inanıyorum. Aileler çocukları bir şey yaptıklarını söyledikleri zaman hiçbir şekilde onları geri plana atmasın. Öncelikle çocuklarını dinlesinler ve yapacakları her şeyin arkasında dursunlar” şeklinde konuştu.
“Öğrencimizin yazdığı Karanlıktaki Işık kitabı gerçekten okunmaya değer”
Gazi Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Müdürü Sırrı Kabadayı ise, Sudem Lara Berivan Demir’in tüm Türkiye’deki öğrencilere örnek olmasını dileyerek şu sözleri kaydetti:
“Sudem’in henüz lise son sınıfta iken 2’nci kitabını yazmaya başladı ve 1’inci kitabını yayınlaması bizi çok mutlu etti. Tüm idareci ve öğretmenler olarak, Suden’i kutluyoruz. Öğrencimizin yazdığı Karanlıktaki Işık kitabı gerçekten okunmaya değer. Bizler de çok güzel geri bildirimler edindik. İnanıyorum ki kızımız ileride çok iyi bir yazar, mesleki ve teknik eğitimin de yüz akı olacak. Suden’i bu etkinlikte yalnız bırakmamak adına 6 öğretmenimiz ve 100 öğrencimizle onun standına ziyarette bulunduk. Ben Suden’in tüm Türkiye’deki öğrencilere örnek olmasını diliyorum. Sürekli okumalarını ve yazmalarını gönülden diliyorum.” – ESKİŞEHİR
]]>Dün gece Los Angeles’taki California Üniversitesi’nden (UCLA) paylaşılan videolarda bir grup İsrail destekçisinin Filistin yanlısı protesto kampına sopalarla saldırdığı ve barikatları yıkmaya çalıştığı görüldü.
Üniversite kampüsünde Filistin bayrağı taşıyan bir kişinin yerde sürüklendiği ve dövüldüğü anlaşılıyor.
UCLA Rektör Yardımcısı Mary Osako, dün gece “korkunç şiddet olaylarının meydana geldiğini” ve kolluk kuvvetlerinin üniversiteye çağrıldığını söyledi.
BBC’ye konuşan bir gösterici, Filistin yanlısı grubun maruz kaldığı saldırıları “acımasız” olarak nitelendirdi ve “Bu gece olayları tamamen yeni bir seviyeye tırmandırdılar ve şiddeti kışkırtmaya başladılar” dedi.
İsminin açıklanmasını istemeyen öğrenci, Filistin yanlısı grubun “her gece Siyonist saldırganlıkla” karşı karşıya kaldığını söyledi ve akranlarının “fiziksel olarak güvende olmadığını” belirtti.
UCLA’de şu anda ortalığın sakinleştiği ancak polisin halen bölgede yoğun bir şekilde bulunduğu aktarılıyor.
Öte yandan dün gece New York polisi Columbia Üniversitesi’nde bir binaya sığınan Filistin yanlısı göstericileri gözaltına aldı ve kampüse kurulan bir protesto kampını dağıttı.
New York Belediye Başkanı Eric Adams yaklaşık 300 kişinin gözaltına alındığını söyledi ve olaylardan dışarıdan gelen kişileri sorumlu tuttu, ancak bu yönde somut bir kanıt sunmadı.
Polis, Columbia’daki müdahalenin kampüsteki Hamilton Hall binasını ele geçiren Filistin yanlısı protestocuları dağıtmak için yapıldığını söyledi.
Columbia Üniversitesi’nde gazetecilik yüksek lisans öğrencisi olan 31 yaşındaki Meghnad Bose BBC’ye yaptığı açıklamada New York polisinin protestoculara karşı “kaba ve agresif” davrandığını paylaştı.
Öğrenci protestolarının büyük ölçüde barışçıl olduğunu söyleyen Bose, polisin davranışının gerekli olduğuna inanmadığını da sözlerine ekledi.
Columbia Üniversitesi’nde tüm dersler çevrimiçi yapılıyor ve kampüste kalmayan öğrencilerin girişine izin verilmiyor.
Öğrenciler neden Gazze’deki savaşı protesto ediyor?
Öğrenciler 7 Ekim’den bu yana Gazze’deki savaşa karşı gösteriler, oturma eylemleri ve açlık grevleri düzenledi. Son dönemde ise üniversite kampüslerinde kamp kurmaya başladılar.
Bu öğrenciler üniversitelerin İsrail’le ilişkisi olan şirketlerle finansal bağlarını koparmasını talep ediyor.
İsrail’de ya da İsrailli kuruluşlarla iş yapan şirketlerin Gazze’de devam eden savaşta suç ortağı olduğunu söyleyen öğrenciler, bu şirketlere yatırım yapan üniversitelerin de suça dahil olduğunu savunuyor.
Üniversitelere yapılan bağışlar, araştırma laboratuvarlarından burs fonlarına kadar birçok şeyi finanse ediyor.
Ancak bu bağışlar çoğunlukla milyonlarca ve milyarlarca dolarlık yatırımlardan elde edilen getirilerden oluşuyor.
Başka nerelerde protesto ediliyor?
Columbia Üniversitesi’nde giderek büyüyen protestolar en az 22 eyalette ve başkent Washington DC’de özel ve devlet üniversitelerinde benzer gösterilere ilham kaynağı oldu.
Kuzeydoğu bölgesi: George Washington; Brown; Yale; Harvard; Emerson; NYU (New York Üniversitesi); Georgetown; American; Maryland Üniversitesi; John Hopkins; Tufts; Cornell; Pennsylvania Üniversitesi; Princeton; Temple; Northeastern; MIT; The New School; Rochester Üniversitesi; Pittsburgh Üniversitesi
Batı kıyısı: California Politeknik Eyalet Üniversitesi; Humboldt; Güney California Üniversitesi; California Üniversitesi, Los Angeles; California Üniversitesi, Berkeley; Washington Üniversitesi
Ortabatı bölgesi: Northwestern; St Louis’deki Washington Üniversitesi; Indiana Üniversitesi; Michigan Üniversitesi; Ohio Eyalet Üniversitesi; Minnesota Üniversitesi; Miami Üniversitesi; Ohio Üniversitesi; Columbia College Chicago; Chicago Üniversitesi
Güney: Emory; Vanderbilt; North Carolina Üniversitesi, Charlotte; North Carolina Üniversitesi, Chapel Hill; Kennesaw State; Florida Eyalet Üniversitesi; Virginia Tech; Georgia Üniversitesi, Athens
Güneybatı: Austin’deki Texas Üniversitesi; Rice; Arizona Eyalet Üniversitesi
ABD dışı: Filistin yanlısı protestocular geçtiğimiz hafta Avustralya, Kanada, Fransa, İtalya ve İngiltere’deki üniversite kampüslerinde de bir araya geldi.
]]>Öğretmenlik mesleğine 2008 yılında başlayan Mert, 2011’de Anadolu Üniversitesinin Özel Yetenekliler Eğitim Programı’nda yüksek lisansını bitirdi.
Üstün yetenekli öğrencilerin eğitimi konusunda uzmanlaşan Mert, Nisan 2015’te Tepebaşı Kaymakamlığı ile Anadolu Üniversitesi arasında imzalanan protokol kapsamında hayata geçirilen Üstün Yetenekli Çocukların Eğitimi Projesi’nin (ÜYÇEP) yürütücülüğüne getirildi.
Ticaret Borsası İlkokulunda görevini sürdüren 40 yaşındaki Mert, Anadolu Üniversitesinin özel yetenekli ve diğer öğrencilerin bilişsel düzeyleri ile profillerinin belirlenmesi için geliştirilen “Anadolu Sak Zeka Ölçeği”ni uygulaması sonucu 10 eğitim öğretim yılında 4 bin 250 öğrenci arasından üstün yetenekli 225 çocuğu belirledi.
Milli Eğitim Bakanlığı müfredatının yanı sıra zenginleştirilmiş ve farklılaştırılmış uygulamalar yapan, öğrencilerinin “hayatta kalma becerileri, doğada matematik ve doğada fen” gibi eğitimler almasını sağlayan Mert, bilim ve deney merkezlerindeki atölyelerde öğrencilerini ödüllü yarışmalara hazırlıyor.
Dokuz yıllık süreçte bu öğrencilerden 160’ı mezun olup eğitim hayatına devam etti.
Bakanlık tarafından 2021 ve 2023’te “Yılın Fark Yaratan Öğretmeni” seçilen Mert, Uluslararası Dubai Eğitim Zirvesi’nde “En Başarılı Özel Eğitim Öğretmeni Ödülü”ne layık görüldü.
Mert, İngiltere’nin Cambridge Üniversitesi tarafından 141 ülkeden 14 bin 800 öğretmen arasında düzenlenen “Özel Öğretmen Ödülleri”ne yaptığı başvuruyla Avrupa’da ilk 10 öğretmen arasına girdi.
ÜYÇEP kapsamında yetiştirdiği öğrencilerle katıldığı atölyeyeler, yarışmalar ve elde ettikleri başarıları içeren dosya hazırlayan Mert, İngiltere merkezli Varkey Vakfı tarafından verilen “Global Teacher Prize-Küresel Öğretmen Ödülü”ne başvuru yapıp, kazanmayı planladığı ödülle çalışmalarını taçlandırmak istiyor.
“Her yıl programa 10-12 öğrenci dahil oluyor”
Öğretmen Osman Sıtkı Mert, AA muhabirine, 16 senelik öğretmenlik yaşamının son 10 yılında Ticaret Borsası İlkokulunda özel yetenekli çocukların eğitimiyle ilgilendiğini söyledi.
Anadolu Üniversitesinin Özel Yetenekliler Eğitim Programı’nda yüksek lisans yaptığını belirten Mert, “Anadolu Sak Zeka Ölçeği çalışmalarında okulumuzda proje yürütücüsü olarak görevlendirildim. Şu anda okulumuzda üstün yetenekli olarak belirlenen 65 öğrenciyle çalışıyorum, 160 üstün yetenekli öğrenci de mezun oldu.” dedi.
Mert, öğrencilerinin her ay farklı eğitimcilerle “orman okulu” adı altında verilen eğitimlere katılarak, hayatta kalma becerileri, doğada matematik ve doğada fen gibi programlarda yer aldığını ifade etti.
Bilim ve deney merkezleriyle işbirliği yaptıklarını kaydeden Mert, “Çeşitli atölyeler tasarlıyoruz. Okulumuzda farklı konularda 68 atölye uyguladık. Öğrencilerimle katıldığım çeşitli bilim yarışmalarından dereceler elde ettik. Okulumuza kayıt yaptıran bütün birinci sınıf öğrencilerine ailelerinden izin alarak zeka ölçeğini uyguluyoruz. Her yıl programa 10-12 öğrenci dahil oluyor.” diye konuştu.
ÜYÇEP programını tamamlayarak ilkokuldan mezun olan çocukların, Ticaret Borsası İlkokulu ile aralarında protokol bulunan benzer programların yürütüldüğü ortaokullara yönlendirildiğini anlatan Mert, ayrıca öğrencilerin sonraki süreçlerde T3 Vakfı, Deneyap Atölyeleri ile Anadolu Üniversitesi Üstün Yetenekliler Eğitimi Uygulama ve Araştırma Merkezi programlarına katılma imkanına sahip olduğunu dile getirdi.
Mert, yürüttüğü çalışmalar sonucu iki kez “Yılın Fark Yaratan Öğretmeni” seçildiğini, 2023’ün başında “Küresel Eğitim Ödülü”nü kazandığını belirtti.
Öğrencileriyle yaptığı atölyeler, projeler, çalışmalar ile yarışmalardan elde ettikleri ödüller raporlayıp gönderdiği Cambridge Üniversitesinin uzman jürisinin değerlendirmesi sonucunda Avrupa’da ilk 10 öğretmen arasına girdiğini dile getiren Mert, “Varkey Vakfı tarafından verilen ve ‘Eğitimin Nobel’i’ olarak nitelendirilen ‘Global Teacher Prize-Küresel Öğretmen Ödülü’ için özel yetenekli öğrencilerin eğitimi için yaptığım çalışmalarla bu yıl başvuru yapacağım. O ödülü de kazanarak mesleki çalışmalarımı taçlandırmak istiyorum.” ifadesini kullandı.
Osman Sıtkı Mert, kazandığı ödüllerin mesleki gelişimi ve kariyerine katkı sağlanmasının yanı sıra özel yetenekli öğrenciler konusunda dikkati çekmesi bakımından önemli olduğunu sözlerine ekledi.
]]>Adana Organize Sanayi Bölgesi (AOSB) Bölge Müdürlüğü Seyhan Salonu’nda Çukurova Üniversitesi AOSB Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulu’nun düzenlediği etkinlikte, farklı programlardan öğrencilerin projeleri yarıştı. Genç yeteneklerin sanayiye yönelik çözüm odaklı projeleriyle geleceğe yön verdiği etkinlik; saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı. Ardından yarışmaya katılan projelerin jüri değerlendirme sürecini anlatan slayt gösterimi yapıldı.
AOSB Bölge Müdürü Ersin Akpınar, açılış konuşmasında, bu tür yarışmaları sadece bir etkinlik olarak düşünmediklerini belirterek, “Biz girişimciliği ve sanayileşmeyi bu ülkenin esas enerji kaynağı olarak görüyoruz” dedi.
Sanayileşmenin önemine vurgu yaparak, bu konuda insan kaynağının gerekliliğine dikkati çeken Akpınar, öğrencilere seslenerek, “Hepiniz farklı branşlarda eğitim görüyorsunuz. Gelecekte belki ara eleman değil aranan eleman olacaksınız. Üniversite sınavlarını önemsiyor olabilirsiniz elbette ancak, hayatın sadece bunlardan ibaret olmadığını bilmelisiniz” uyarısında bulundu.
Öğrencilere kendilerine inanmalarını, yeteneklerini keşfetmelerini ve takım çalışmasını önemsemeleri tavsiyesinde bulunan Ersin Akpınar, “Zorlukla karşılaşacaksınız belki. Bazılarınız askerliği, bazılarınız evliliği bazılarınız çalışmayı önemseyecek ama her ne yapıyorsanız yapın üretkenliğinizi azaltmayın” dedi.
Akpınar, yarışmada sadece dereceye girenleri değil yarışmaya katılan tüm öğrenciler, destekleyici kurumlar ve jüri üyelerini tebrik etti.
AOSB’nin eğitime desteği
Ç.Ü ARGE’den sorumlu Rektör Danışmanı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Faruk Karadağ ise yüksek okulun bölge sınırlarında yer almasının önemine dikkati çekerek, “Türkiye genelinde çok yüksek okul var ancak, bizim okulumuz kadar organize sanayiden destek olan okul duymadım. Bu nedenle AOSB yönetimine teşekkür ediyoruz” dedi.
Üniversite ve sanayi işbirliği
AOSB’de üniversite ve sanayi işbirliğinin sağlanabileceği en güzel ortamın oluşturulduğunu vurgulayan Karadağ, şöyle devam etti:
“Tabi burada sanayicilerimizin bizim ürettiğimiz projelere verdiği desteği değerlendirmek gerekiyor. Her fikrin karşılığında bir değer görmesi çok önemli. O değeri görmediği takdirde yeni fikirleri ortaya atarken öğrencilerimiz çekingen kalabilirler. Burada her projenin değer gördüğüe tanık olmak bizleri ayrıca mutlu ediyor.”
Bu yılki yarışmaya 41 projenin katıldığını belirten Prof. Dr. Faruk Karadağ, hepsinin çok kıymetli olduğunu çok güzel sonuçlar doğuracağına inandığını ifade ederek, “Bu projelerin gerçekleşmesinde emeği geçen AOSB Bölge Müdürlüğüne, öğrencilerimize, mentör hocalarına, jüri üyelerine ve destek verenlere teşekkür ediyorum. Öğrencilerimizin bu proje sayesinde ortaya koydukları takım çalışmasını ve yenilikçi düşünme kabiliyetlerini kutluyorum. Sevgili öğrencilerimiz unutmayınız ki hepiniz birer potansiyelsiniz yapabileceklerinizin sınırı yoktur” ifadelerine yer verdi.
MYO Müdürü Prof. Dr. Nazım Aksaker’in konuşmasının ardından ödül törenine geçildi. Yarışmanın jüri üyeleri, bölüm başkanları ve mentör hocalarının teşekkür plaketi ile ödüllendirildiği yarışmada dereceye girenlere ödülleri törene katılan protokol tarafından verildi.
Yarışmanın ilk üçe giren projeleri
Yarışmada birincilik ödülünü “İnsansız hızlı yangın söndürme ve uyarı sistemi” projesiyle Tuğberk Yiğit Kaya ve Alihan Gül kazandı.
“Yüz tanıma ile personel/öğrenci kontrol sistemi” projesi ile Emirhan Özdemir, Umut Kutay Kurşun, Meliha Girgis ve Mustafa Acar’ın ikinciliği kazandığı yarışmada üçüncülüğü ise “PLC ile Motor Yol Verme ve Motor Devrinin Kontrolü ” projesi ile Abdurrahman Kutlu ve Emre Kara elde etti.
İyi fikirler kategorisi
Yarışmanın “İyi Fikirler” kategorisinde birinciliği “Numune Taşıma” Projesi ile Merve Yaren Kopki, Gökçen Nur Güllüçayır, Yunus Emre Eroğlu ve Nuray Kütük, ikinciliği “Yangına ilk müdahale sistemi” projesi ile Gizem Demirci, üçüncülüğü ise “Termik Santral Modülü” projesi ile Berke Temizer, Barış Özgüven ve Hızır Özüner aldı. – ADANA
]]>7 gün, 24 saat açık olacak şekilde çalışma saatlerinde düzenlemeye gidilen Merkez Halk Kütüphanesi yoğun ilgi görürken yeni uygulama kitap kurtlarından beğeni topladı. Kütüphanelerinde, tüm ziyaretçilere ücretsiz sıcak çorba, çay ve internet hizmeti ile ev sıcaklığında nezih bir ortam sunan Büyükşehir Belediyesi, ulaşım kolaylığı ve kapasitesi açısından Merkez Halk Kütüphanesi’nin çalışma saatini 7/24 çalışma esasına göre güncelledi. Öğrenciler ve gençler başta olmak üzere vatandaşların uğrak noktası olan Büyükşehir kütüphanelerinden Merkez Halk Kütüphanesi, yapılan düzenleme ile 15 Nisan itibariyle 7 gün, 24 saat kesintisiz hizmet vermeye başladı. Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç’ın özel talimatı ile hayata geçen yeni uygulama kütüphane müdavimlerinden tam not aldı. Merkez Halk Kütüphanesi’ni ziyaret eden Nisa Hazal isimli öğrenci, “Derslerim için çok gerekli oluyor. Evde bazen ses oluyor, kütüphane daha sessiz, daha verimli geçiyor benim için. Özellikle sınav haftasında verim alıyorum” dedi. Hazal, 7/24 uygulamasının çok iyi olduğunu belirterek, “İstediğimiz zaman gelebiliriz, çalışabiliriz istediğimiz kadar. Aç gelsek sıcak çorba içebiliriz. İkramlarınızdan dolayı teşekkür ederiz, öğrenci açısından çok iyi oldu. Memduh Büyükkılıç başkanımıza çok teşekkür ederim” şeklinde konuştu. Derslere daha verimli bir şekilde çalışabilmek için kütüphaneyi ziyaret ettiğini söyleyen Eda Türkmen de 7/24 uygulaması hakkındaki düşüncelerini şu sözlerle dile getirdi;
“Gayet güzel bir çalışma olmuş. Gece geç saatlerde de çalışabiliyoruz, iş çıkışında gelebiliyoruz, o yüzden güzel oldu. Dr. Memduh Büyükkılıç’a çok teşekkür ederiz bu yapıcı davranışlarından dolayı. Öğrencileri desteklemesi çok güzel bir hareket, umarım daha güzel gelişmeler de görürüz.”
Nur Geleş isimli öğrenci ise 7/24 uygulamasının güzel olduğunu ifade ederek, “Okul çıkışları geliyoruz, erken kapanırsa eve gidince ders çalışamıyoruz. 7/24 olması daha iyi olmuş. Emeği geçenlere teşekkür ederiz” diye konuştu. Kütüphaneden çok memnun olduğunu kaydeden Sena Nur Batan isimli lise öğrencisi de yeni uygulamanın kütüphanede daha fazla çalışmak için daha iyi olacağını söyledi. Batan, Büyükşehir’in sıcak çay ve çorba ikramının da gayet iyi olduğunu belirterek, “İnsanlar molalarında acıktığı zaman dışarı çıkmak yerine kullanabilirler. Emeği geçenler teşekkür ederiz” ifadelerini kullandı. Meltem isimli öğrenci ise bir genç olarak, öncelikli hedeflerini gerçekleştirmeleri için çok çalışmaları gerektiğini ifade ederek şunları söyledi;
“Bu süreçte de 7/24 açık olan kütüphaneleri tercih ediyoruz. Önceden Büyükşehir Belediyesi’nin bu kütüphanesi açık değildi ama şu an açık olduğu için sabahtan akşama kadar ders çalışıyoruz. Bunun için de Büyükşehir Belediyemize çok teşekkür ediyoruz. Sabahları çorba hizmetimiz oluyor. İşte çay, kahve ya da su. Sularımız çok ucuz mesela. Ben bunu sonradan öğrendim. 2 liraya su alabiliyoruz. Çayımızı içip, sohbetimizi yapıp, dersimizi de 7/24 çalışabiliyoruz. Bunu için belediye başkanımız Memduh Büyükkılıç’a da çok teşekkür ederiz.”
Merkez Halk Kütüphanesi yeni saat düzenlemesi 15 Nisan Pazartesi uygulamaya konulurken, öğrenciler Büyükşehir Belediyesi’nin sunduğu ücretsiz kütüphane hizmetleri ile tam donanımlı kütüphanelerden daha verimli şekilde istifade ediyor. – KAYSERİ
]]>***
Amerika’nın yüzlerce kampüsüne yayılan Filistin halkıyla dayanışma protestoları, kendi üniversite yönetimlerinin Gazze’de uygulanan vahşet ve katliama verdiği desteğe ve hocalarının kayıtsız tavrına isyan ederken, bir yandan da üniversitelerin ve insanlığın onurunu korumaya çalışıyor.
Amerikan akademisinin iki yüzlü hümanizmi
7 Ekim’deki olayların hemen ardından İsrail’le olan desteğini yaptıkları açıklamalarla belirten ve kampüslerindeki tüm Yahudi öğrencilere sempati mesajları gönderen Amerikan üniversiteleri, o günden sonraki Israil yönetiminin Filistin halkına uyguladığı katliam karşısında tek bir açıklama yapmadıkları gibi, kendi yakınlarını ve akrabalarını kaybeden Filistin öğrencilerine herhangi bir sempati ve başsağlığı mesajı gönderme nezaketi dahi göstermediler.
Benim hocalık yaptığım North Carolina Üniversitesi Chapel Hill kampüsü rektör ve idarecileri, henüz Filistin ve Gazze halkının acısını herhangi bir açıklamalarına konu dahi etmediler, ve Gazze’deki katliamları protesto eden öğrenci gruplarına karşı sürekli düşmanca tavır takındılar. Bu onursuz ve gaddar tavrın arkasında, ABD’deki demokrat hükümetin bağnaz bir şekilde İsrail’in işgalci askeri saldırılarının arkasında durup, bu katliama siyasi ve mali destek vermesi geliyor.
Ayrıca, Filistin yanlısı grupları yasaklayıp okuldan atmadığı için Harvard ve Pensilvanya Üniversitesi rektörlerinin ibretlik bir şekilde istifaya zorlanması da hem üniversite yöneticilerinin ve hem de hocalarının utanç verici sessizliğini belirlemede önemli bir rol oynadı. Bundan 3 yıl önce “Black Lives Matter” hareketi konusunda ABD’deki siyahi vatandaşlara karşı ırkçılığı protesto eden ABD ve Avrupa liberal beyaz entelektüel tabakası, kendilerince yaptıkları Antisemitizm kaygıları sebebiyle, İsrail’in yaptığı her şeyi meşrulaştırma çabasına girip, Filistin halkının adalet ve özgürlük çağrılarını inkar eden bir, “Herkese eşitlik, ama Filistinliler hariç” tavrını benimsediler.
Neredeyse her gün yüzlerce video ve resim ile inkarı tartışmasız bir katliam karşısında sessiz kalmak, ABD üniversitelerinin son 40 yıldaki gerçekleştirmeye çalıştığı kölelik, sömürgecilik, ve ırkçılık mirasını aşıp, geçmişin suçları ve günahlarıyla hesaplaşma ve sosyal bilimleri Avrupa merkezli mirasından arındırma çabasıyla bariz bir şekilde çelişiyor.
Tüm üniversiteler geçmişte ABD ve Avrupa’nın işlediği insanlık suçları konularında dersler verirken, aynı zamanda Batı sömürgeciliğinin mirasıyla yüzleşme ve sembolik olarak onların izlerini kaldırmaya da çalışıyorlardı. Oxford Üniversitesi’nde yer alan İngiliz imparatorluğunun Afrika’daki vahşi ırkçı sömürgeciliğinin sembol ismi Cecil Rhodes heykelini yıkma talebi, Avrupa ve ABD’deki üniversitelerinin ders muhtevasını bu beyaz üstünlüğüne dayanan mirastan arındırma çabasının bir parçasıydı.
Benim ofisimin bulunduğu tarih bölümü binasının, ABD’deki ırkçı KKK derneğine üye olmuş bir tarihçi olan Rouhlac Hamilton’un adını taşımasını utanç verici bulan hocalar, binanın adını Afrika kökenli bir vatandaş olduğu için Üniversite’ye kabul edilmeyen siyahi düşünür ve hukukçu Pauli Murray’ın ismiyle değiştirme kararı almışlardı. Amerika’nın tüm üniversiteleri değişik derslerde Edward Said’in kitaplarını, insani bilimleri ve sosyal bilimleri, Avrupa merkezli ayrımcı ve sömürgeci lekelerinden arındırma sürecinin parçası olarak okutmaya devam ediyorlar.
Yine tüm ABD üniversitelerinde sadece Avrupa’daki Yahudi katliamı değil, dünya tarihindeki tüm katliamlar hakkında ders verilip, bir daha böyle bir katliamın olmaması için neler yapılması gerektiği konusunda öğrencilerin düşünmesi teşvik ediliyordu. Ama buna rağmen, konu Filistin halkına ve Gazze’ye gelince, bir anda temelsiz Siyonist bahanelerle bir istisna tezi yapılıp, herkesin sahip olması gereken eşit haklar, insanlık onuru ve adalet taleplerinden vazgeçilip, insanlık tarihinde şimdi utançla anılan tüm vahşet türlerinin Gazze’de peş peşe uygulanmasına karşı ses çıkarılmıyor.
Üniversitelerde baskı rejimi
Daha da ötesi, bu konuda sesini çıkaranlar üzerine de gaddar bir baskı ve yasak stratejisi uygulanınca, Amerikan üniversiteleri çok karikatürize bir diktatörlük rejimine dönüştü. Örneğin Güney Carolina Üniversitesi’nde okul birincisi olarak seçildiği için mezuniyet töreninde konuşması gereken Asna Tabassüm isimli Bangladeş kökenli bir Müslüman öğrenci, sırf “genocide studies” disiplininde dersler aldığı için ve Filistin’deki katliamları gündeme getirebilme ihtimaline karşı bu hakkından mahrum edildi. Üniversite yönetimi, utanmazlığını ve ikiyüzlülüğünü bir adım daha öteye taşıyıp, mezuniyet töreninde konuşma yapacak diğer isimler bu yasağı gündeme getirip Filistin’den bahsedebilir endişesiyle bu sefer tüm mezuniyet törenini iptal etme kararı aldı.
Amerikan üniversitelerinde patlak veren Filistin yanlısı öğrencilerin boykot ve gösterilerini, bu tahammül edilmesi imkansız hale gelen Filistin halkına düşman ikiyüzlü baskı kültürüne karşı isyan olarak görmek gerekir. Öğrenciler zaten baştan beri sürekli bu konuda hassasiyetlerini belirtiyorlardı ama son 6 ayda onların bu hak, özgürlük, adalet ve insanlık çağrılarına karşı ne üniversite yöneticileri ne de güya liberal, ırkçılık karşıtı ve özgürlükçü olması beklen hocalardan anlamlı bir cevap gelmeyince, öğrenciler protestolarını daha ısrarlı bir şekilde ifade etmeye başladılar.
Eylemleri düzenleyen öğrencilerin insanlık onurunu ve adaleti vurgulayan tezleri karşısında, onların haklı çağrılarını susturmak için yalan ve iftiralarla, muhtemelen dörtte biri Yahudi öğrencilerden oluşan protestocuları Yahudi düşmanlığı ile yaftalamak ve öte yandan ABD’nin katliama verdiği desteği sürdürmek, bu protesto dalgasını Amerikan üniversite tarihindeki en önemli dönüm noktalarından biri haline getirdi.
Bu anlamda, üniversite yöneticilerinin, kendi üniversitelerinin onurunu kurtaran bu asil öğrencilere teşekkür etmektense, iyice azgınlaşıp, onların üstüne polisleri göndermesi, ve öğrencileri okuldan atmaya çalışması, ABD liberal üniversite kültüründeki çelişkileri daha da bariz kılıp, eylemlerin diğer kampüslere yayılmasını da hızlandırdı. Amerikan üniversitelerinin itibarı ve haysiyeti artık bu protesto hareketinin başarısına bağlı durumdadır.
[Prof. Dr. Cemil Aydın, Kuzey Carolina Üniversitesinde Tarih Profesörüdür.]
*Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Anadolu Ajansının editöryal politikasını yansıtmayabilir.
]]>Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Havacılık Kulübü tarafından düzenlenen söyleşide SOLOTÜRK Pilotları Binbaşı Murat Bakıcı ve Binbaşı Yasin Dikkule öğrencilerle bir araya gelerek, havacılık sektörü hakkında bilgilerini paylaştı. İÇDAŞ Kongre Merkezi’nde gerçekleşen söyleşiye ÇOMÜ Rektörü Prof. Dr. Cüneyt Erenoğlu ve çok sayıda öğrenci katılım sağladı. Program saygı duruşunda bulunulup, İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı. Ardından söyleşi öncesinde ÇOMÜ Rektörü Prof. Dr. Cüneyt Erenoğlu, SOLOTÜRK ekibine plaket takdim etti.
Program öncesinde basın mensuplarına açıklama yapan Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Rektörü Prof. Dr. Cüneyt Erenoğlu, “SOLOTÜRK ekibini büyük bir beğeniyle izledik. Bugün de onlarla söyleşide bir araya geldik. Havacılık kulübümüzün bu etkinlikleri öğrencilerimiz için bir rol model olma imkanı sağlıyor. Özellikle önlisans ve lisans seviyesindeki öğrencilerimiz ile bu ekibi bir araya getirmek önemli bir faaliyet oldu. Pilotların başarı hikayelerini onların kendi ağızlarından dinlemek bizim için çok kıymetli. ÇOMÜ’de havacılık, savunma sanayi, elektrikli araçlar anlamında önemli çalışmalar yapmaktayız. Devam eden Ar-Ge faaliyetlerimiz var. Özel sektörle yoğun çalışıyoruz. Bu anlamda böyle etkinlikler birçok öğrencimizin hayatının bundan sonraki aşamasına şekil vermesi açısından çok kıymetli. Ben güzel yeteneklerin burada motive edileceğini ve kendi kariyerlerinin şekilleneceğini düşünüyorum” şeklinde konuştu.
“KAAN uçağıyla yapmak da bizleri gururlandıracaktır”
Maneviyatıyla insanları etkileyen Çanakkale’de olmaktan mutlu ve gururlu olduklarını ifade eden Binbaşı Murat Bakıcı, “Bizler sizleri temsil ediyoruz. Dünyanın her yerine gidiyoruz. Air Show’lara, fuarlara vesaire hepsine katılıyoruz. Şanlı bayrağımızı, sizleri her yerde temsil ediyoruz. Türk milletinin gücünü ve kudretini her yerde gösteriyoruz arkadaşlar öncelikle bunu bilin istiyoruz. Bu havacılık bir tutku, aşk. Şükürler olsun ki tutkumuz olan, aşkla bağlandığımız, tutkumuz bizim mesleğimiz oldu. Allah’ın izniyle KAAN uçağımız ilk aşamasını kaydetti, gökyüzünde yerini aldı. En kısa süre içerisinde de aktif olarak yerini alacaktır. Bu SOLOTÜRK gösterilerinde milli muharip uçağımız KAAN uçağıyla yapmak da bizleri gururlandıracaktır” dedi.
“Dünyaya Türk’ün gücünü gösterdi”
SOLOTURK 2’nci Gösteri Pilotu Hava Pilot Binbaşı Yasin Dikkule ise, “Silah ve Taktikler Filosunu da şöyle özetleyebiliriz. Bir arabayı kullanmayı öğreniyorsunuz. B sınıfı ehliyeti alıyorsunuz ama ileri sürüş teknikleri var. Onları tamamlamak gerekiyor. Savaş pilotluğunda da bu böyle. Öğretmen oluyorsunuz, öğretmen seviyesine geliyorsunuz ama ileri seviyesi de var. İleri seviyesi de ne oluyor? Silah ve Taktikler Filosu. Buraya atandınız, silah ve taktikler öğretmenliğini de tertip ediyorsunuz. Artı onun üzerine görev komutanlığı. Daha büyük grupları yönetme. Harekatlarda belki karşılaşmışsınızdır, Türkiye olaylardan sonra 72 uçakla Suriye’ye girmiştik. Afrin Harekatı düzenlemiştik. O aslında dünyaya Türk’ün gücünü gösterdi. 72 uçakla biz buradayız. Biz dimdik ayaktayız. Bizi kimse yıkamaz. Bunu tüm dünyaya gösterdik. İşte bu kursu bizim filo veriyor. Silahlı Taktikler öğretmeni nezdinde veriyor. Yaklaşık 6 ay sürüyor. 6 ay tamamen kendinizi kapatıyorsunuz” diye konuştu. – ÇANAKKALE
]]>(ANKARA) – Milli Eğitim Bakanlığı tarafından açıklanan “Türkiye Yüzyıl Maarif Modeli” müfredatına ilişkin açıklama yapan Eğitim İş Sendikası Genel Başkanı Kadem Özbay, “Tekkede murid mi yetiştiriyorsunuz? diye sorarken, Eğitim Sen müfredatı, “MEB’in ‘yeni müfredatı’, düşünmeyen, sorgulamayan, eleştirmeyen, itiraz etmeyen ve yorumlamayan robot ve ruhsuz nesiller yetiştirmek amacıyla hazırlandı. Mesele bilim ve demokrasi değil, çağdışı ‘dava’dır. Öğretim programlarında bilimsel eğitimle ilgili olan pek çok nokta özenle ‘ayıklama’ya tabi tutulurken, iktidarın inşa etmekte olduğu ‘yeni rejim’i ve onun ‘2023 vizyonu’nu merkez alıp, açık ve gizli (örtük) amaç ve değerleri programlara ustaca yerleştirerek kendilerince ‘dini’ ve ‘milli’ bir müfredat oluşturulmak istendiği açık” diye değerlendirdi.
Milli Eğitim Bakanlığı “Türkiye Yüzyıl Maarif Modeli” müfredatının taslağını paylaştı. Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, sosyal medya hesabından yaptığı duyuruda söz konusu taslağın görüş ve önerilere açık olduğunu belirterek, “Tecrübe, öneri ve desteğiniz bizler için önemli. Sadece son bir yılın değil, on yıllık uzun soluklu bir çalışma ile meydana getirdiğimiz; akademisyen, öğretmen ve paydaşlarımızın yoğun çalışma ve katkılarıyla ortaya çıkan “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” adını taşıyan yeni müfredat çalışmamızı kamuoyunun ve eğitime gönül veren herkesin görüşlerine sunduk” sözleriyle duyurdu.
EĞİTİM İŞ SENDİKASI’NIN DEĞERLENDİRMESİ
MEB’in açıklamalarının ardından konuya ilişkin Eğitim Sen yazılı bir açıklama yaparken, Eğitim ve Bilim işgörenleri Sendikası (Eğitim İş) Genel Başkanı Kadem Özbay da ANKA Ajansı’na değerlendirmelerde bulundu.
Kadem, “İçerisinde çok şık ahlak erdem kamil insan vurguları var. Cumhuriyet bir ya da iki kez geçiyor. Mustafa Kemal Atatürk’ün adı hiç geçmiyor. Tekkede mürid mi yetiştiriyorsunuz? Yoksa çağın gereğinde öğrenci mi yetiştiriyorsunuz? Bu müfredat bir parti programıdır. Cumhuriyet değerlerine uyan bir müfredat değildir. Maarif kelimesi de müfredatın ne olduğunu vurguluyor. Çocuğun akademik gelişiminden yana değil, ahlakını baskılayan bir nesil yetiştirilmeye çalışılıyor. Bilimsellik vurgusu yok denecek kadar az. Buradan soruyorum müfredatla mürid yetirilmesi mi amaçlanıyor?” diye konuştu.
“YENİ MÜFREDATLARIN TARİKAT VE CEMAATLERİN BELİRLEDİĞİ İÇERİKTE OLACAĞI KUŞKUSUZDUR”
Eğitim Sen ise konuya ilişkin yazılı bir açıklama yaptı. Açıklamada, şu görüşler yer verdi:
“Tüm ülkeyi ve gelecek nesilleri yakından ilgilendiren eğitim müfredatı gibi bir konuda, müfredatın siyasal ve ideolojik olarak iktidara yakın çevrelerin müdahalesiyle daha da geriye götürülmesi, bilime ve aydınlanma düşüncesine karşı resmen bayrak açılması söz konusudur” denilen açıklamada “Ders kitaplarında bir süredir sürdürülen ‘sadeleştirme’ ve ‘basitleştirme’ uygulamalarının doğrudan bilim, felsefe, tarih ve sanat derslerini hedef alması, bilim derslerinde ünite ve kazanım sayılarının azaltılması, başta tarih dersleri olmak üzere, büyük ölçüde “dini” ve “milli” öğeler ve referanslarla donatılmış bir müfredat oluşturulduğu görülmektedir. Ülkeye aydın, ilerici ve değişimci nesiller gerekirken bu müfredatlarla daha geriye doğru bakan, çağdışı zihniyetle donanmış nesillerin yetiştirilmesi amaçlanmaktadır. Yeni müfredatların, bilim, teknoloji ve çağdaşlıktan ziyade tarikat ve cemaatlerin belirlediği bir biçim ve içerikte olacağı kuşkusuzdur.”
Türkiye’nin nasıl bir müfredata ihtiyacı olduğunu 11 maddede sıralayan Eğitim Sen, “Yeni müfredat hazırlıkları konusunda sorunun eğitim biliminin temel ilkeleri göz önünde bulundurarak hayata geçirilmesi gerektiği açık. Eğitim Sen, eğitimin toplumsal bir olgu olarak ele alınıp, bu olguyu tanımlayan değişkenlerin bütünsel bir çerçeve içinde analiz edilmesi gerektiğini düşünmektedir” değerlendirmesini yaptı ve müfredat programı ile ilgili şu önerileri sundu:
“İLKOKUL ÇOCUKLARINA ASKER, DARBE, SİLAH, ÖLÜM GİBİ KONULARIN ANLATILMASI ‘PEDAGOJİK CİNAYET’TİR”
“Müfredat değişiklikleriyle darbeler ve cuntaların da tarih ders kitaplarında okutulacak olması, dersleri militaristleştirecektir” ifadelerinin yer aldığı açıklamada, şöyle devaml edildi:
“Bakan Tekin’in bugüne kadar yaptığı açıklamalardan çıkarılabilecek en somut sonuç, yeni eğitim müfredatının, tüm derslerde sarmal olarak ‘dini’ ve ‘milli’ değerleri temel alan, farklılıkları ötekileştiren bir içerikte hazırlıkların yapılmış olmasıdır. Yıllardır iktidar eliyle adım adım hayata geçirilen eğitimde dinselleşmenin son halkasının yeni müfredat üzerinden tamamlanması hedeflenmektedir.
Dönem başında tüm okullarda bir hafta boyunca şiddet görüntüleri eşliğinde gelişme çağındaki ilkokul öğrencilerine, sakıncalı olmasına rağmen, zorla izlettirilen ’15 Temmuz darbe girişimi’nin eğitim müfredatına girmesi ve bu darbe girişiminin ulusal bayramlar arasında sayılması, hatta felsefe dersi müfredatı içine yerleştirilerek anlatılmak istenmesinin eğitim bilimine ne kadar katkısı olacağı tartışmalıdır. AKP ilk dönemlerinde müfredat ve ders kitaplarından militarist değerleri ayıklamakla övünürdü. Şimdi ise 12 Eylül darbecilerinin çizgine geldi. İlkokul çocuklarına asker, darbe, silah, ölüm gibi konuların anlatılması ‘pedagojik cinayet’tir.
“MEB YANLIŞLARINDAN DERS ALMAYI HALA ÖĞRENEMEDİ”
Siyasi iktidarın ve MEB’in geçtiğimiz 22 yıl içinde eğitim politikaları alanında ve uygulamada göstermiş olduğu pratik, yeni müfredatın nasıl bir içerikte olacağı ve eğitim sistemini hangi yöne doğru götürmek istediği konusunda yeterince ipucu vermektedir. MEB’in 2005’ten bugüne kadar yaptığı hiçbir programda önceden ihtiyaç analizi yapılmadı, programa uygun altyapı düzenlenmedi ve öğretmenler programların uygulanması konusunda yeterince eğitilmedi. Yanı sıra, programın uygulanma sürecine ilişkin planlama, pilot uygulama ve değerlendirmeler de gerçekleştirilmedi. Sürekli aynı yanlışı yaparak farklı sonuçlara ulaşılamayacağı bilinmesine rağmen, MEB’in aynı yanlışı tekrarlaması dikkat çekicidir. MEB, eğitimle ilgili bir kurum ama yanlışlarından ders almayı hala öğrenemedi. Ders alınmadığı sürece de bunun maliyeti artacak ve bu maliyeti de Türkiye halkları ödeyecektir.
“DİNİ” VE “MİLLİ MÜFREDAT”
MEB’in ‘yeni müfredatı’, düşünmeyen, sorgulamayan, eleştirmeyen, itiraz etmeyen ve yorumlamayan robot, ve ruhsuz nesiller yetiştirmek amacıyla hazırlandı. Mesele bilim ve demokrasi değil, çağdışı ‘dava’dır. Öğretim programlarında bilimsel eğitimle ilgili olan pek çok nokta özenle ‘ayıklama’ya tabi tutulurken, iktidarın inşa etmekte olduğu ‘yeni rejim’i ve onun ‘2023 vizyonu’nu merkez alıp, açık ve gizli (örtük) amaç ve değerleri programlara ustaca yerleştirerek kendilerince ‘dini’ ve ‘milli’ bir müfredat oluşturulmak istendiği açık.
“MÜCADELE” MESAJI
Eğitim sisteminde yaşanan dönüşümler, içinde bulunulan ekonomik, toplumsal ve siyasal sistemin gelişim süreçlerinden ayrı ya da bağımsız değildir. Bir ülkenin eğitim sistemi, bir bütün olarak içinde yaşanan toplumun gerçekliğini yansıtır. Burada sadece ekonomik düzey değil, toplumsallaşma süreçleri, cinsiyet eşitsizlikleri, ideolojik konumlar, sınıflar arası güç ilişkileri vb. gibi oldukça karışık bir dizi ilişki devreye girer. Bu nedenle Türkiye gibi ülkelerde laiklik ve laik eğitim mücadelesi, okulda ve toplumda yürütülen demokrasi ve özgürlük mücadelesinden ayrı değildir. Eğitim sistemi ve okullar ya tamamen egemen ideolojiye teslim edilecek ya da çocuk ve gençlerin nasıl bir eğitim alması, nasıl bir toplumda yaşaması isteniyorsa, onun için mücadele edilecektir.”
]]>
EYLEMLER GEORGETOWN VE GEORGE WASHİNTON ÜNİVERSİTELERİNE DE SIÇRADI
ABD’de ülke genelindeki üniversite kampüslerine yayılan ” İsrail’in Gazze’ye saldırılarına tepki” eylemlerine başkent Washington’da bulunan Georgetown ve George Washington üniversitelerinde okuyan öğrenciler de katıldı. ABD’nin önde gelen üniversitelerinden Georgetown ile George Washington üniversitelerinde bazı öğrenciler, sabah saatlerinde kampüslerinin bahçesinde toplanmaya başladı.
Georgetown Üniversitesinin ana kampüsünün ortasında yer alan büyük bahçede bir araya gelen yüzlerce öğrenci, “Özgür Filistin” ve “Gazze’de hemen ateşkes” sloganları attı. Bazı öğrenciler ise polisin sınırlı izin verdiği alanlarda çadırlar kurdu.

Ellerinde taşıdıkları pankartlarla Gazze’deki İsrail saldırılarına tepkilerini ortaya koyan öğrenciler, daha sonra toplu halde George Washington Üniversitesi (GW) kampüsüne doğru yürümeye başladı. Başkentin en büyük üniversitelerinden George Washington Üniversitesi’nin ana kampüsündeki bahçede bir araya gelen yüzlerce öğrenci de sloganlar atarak Gazze’ye desteklerini dile getirdi.
GW güvenlik görevlileri ise çevrede güvenlik önlemleri alarak öğrenci temsilcilerine sabah saat 07.00 ile akşam 19.00 arasında kampüste gösteri yapabileceklerini ve bu saatler dışında gösteri izin verilmeyeceğini bildirdi. Bahçede çadır kurmak üzere hazırlık yapan öğrencilerin sayısının artması ve diğer üniversite kampüslerinde olduğu gibi eylemlerin bir süre daha devam etmesi bekleniyor.

GÖSTERİLERİN BAŞLADIĞI COLUMBİA ÜNIVERSİTESİNDE İSTİFA ÇAĞRISI
ABD Temsilciler Meclisi Başkanı Mike Johnson, ülkede üniversite eylemlerinin yayılmasına önayak olan Columbia Üniversitesini ziyaret etti.
Johnson, kampüsteki Filistin’e destek gösterilerini “nefret ve antisemitizm” şeklinde niteleyerek, protestoları sonlandıramaması durumunda Rektör Nemat Minouche Shafik’in istifa etmesi çağrısında bulundu.

Kampüsteki protestoların kontrol altına alınmaması durumunda Başkan Joe Biden’ın yetkisini kullanarak Ulusal Muhafızları devreye sokması gerektiğini savunan Johnson’ın konuşması sık sık öğrencilerin yuhalamaları ile kesintiye uğradı.
Columbia Üniversitesindeki Yahudi öğrenciler ise Johnson’ın sözlerini yalanlayarak, Filistin destekçisi protestoların antisemitik bir tehdit oluşturmadığını savundu.

TEXAS ÜNİVERSİTESİ’NDE ÖĞRENCİLERE SERT MÜDAHALE
Filistin’e destek gösterisi düzenleyen ABD’deki Texas Üniversitesi öğrencilerine güvenlik güçleri sert müdahale etti. İsrail karşıtı gösteriye katılan 200 kadar öğrenci üniversitenin Austin yerleşkesinde toplandı. Polis ilk aşamada, grubu yönlendirdiğini iddia ettiği 17 kişiyi, daha sonra toplam 34 kişiyi gözaltına alırken, atlı birliklerin de dahil olduğu güvenlik güçleri ile öğrenciler arasında arbede yaşandı.

Polisin “dağılın” uyarılarına rağmen üniversite bahçesine oturarak eylemlerine devam eden öğrenciler, güvenlik güçleri tarafından çembere alındı. Texas Valisi Greg Abbott ise sosyal medya platformu X’ten yaptığı paylaşımda, kalabalık dağılana kadar protestocuların gözaltına alınmaya devam edileceğini kaydetti.

Abbott, “Bu protestocuların yeri hapishane. Texas’ta antisemitizme müsamaha gösterilmeyecektir, nokta. Texas’taki herhangi bir üniversitede nefret dolu, Yahudi karşıtı protestolara katılan öğrenciler okuldan atılmalıdır.” ifadelerini kullandı.

MARYLAND ÜNİVERSİTESİ
ABD’de başkent Washington’a yarım saatlik mesafedeki Maryland Üniversitesinden bir grup öğrenci, İsrail’in Gazze’deki saldırılarına tepki amacıyla üniversite kampüsünün bahçesinde eyleme başladı.
Yüzden fazla öğrencinin katıldığı ve aralarında farklı din ve etnik kökene mensup öğrencilerin bulunduğu grup, Gazze’de acil ateşkes için sloganlar attı.

GÜNEY CALİFORNİA ÜNİVERSİTESİ
ABD’nin önde gelen üniversitelerinden Güney California Üniversitesinde polis, öğrencilerin kampüsün belli bölgelerine çadır kurmasına izin vermedi.
Göstericilerin dağılması için uyarılarda bulunan polis, gün içinde halen gösterilerine devam eden bir grup öğrenciyi gözaltına aldı. Polis daha sonra üniversitenin ana kampüsünü halkın kullanımına kapattı.
Öğrencilere dağılmaları için 10 dakika süre tanıyan Los Angeles polisi, gösteriye devam eden 93 öğrenciyi “izinsiz gösteri düzenleme” suçuyla gözaltına aldı.

CALİFORNİA BERKELEY ÜNİVERSİTESİ
ABD’deki California Berkeley Üniversitesinde öğrenciler, Gazze’deki savaşın sona erdirilmesi ve üniversite yönetiminin İsrail’e destek veren şirketlerle ilişkilerini kesmesi talebi ile üniversite kampüsünde “dayanışma kampı” kurdu.
Öte yandan, Üniversite Sözcüsü, üniversitenin yatırım politikalarını değiştirmeye yönelik bir planları olmadığını söyledi.

PİTTSBURGH VE BROWN ÜNİVERSİTELERİ
ABD’deki Pittsburgh Üniversitesinde öğrenciler, üniversite yönetimini İsrail’i finanse eden kişi ve kurumlarla mali ilişkilerini kesmeye çağırdı.
Gösteriyi düzenleyen Sam Weiner, üniversite yönetimi taleplerini karşılayana kadar gösterilere devam edeceklerini söyledi.
ABD’deki Brown Üniversitesinden yaklaşık 80 öğrenci, kampüste kamp kurarak üniversitenin İsrail bağlantılı şirketlerle işbirliğini kesmesini talep etti.

CİNSEL İÇERİKLİ MESAJLARLA SUÇ DUYURUSUNDA BULUNULDU
Konya’da bir lisede öğrenim gören 9’uncu sınıf öğrencisi, 18 Nisan günü ailesine, öğretmeni M.K.’nin ocak ayından itibaren kendisine ‘WhatsApp’ ve sosyal medya üzerinden mesajlar gönderdiğini, özellikle son bir aydır da mesajların cinsel içerikli olduğunu söyledi. Bunun üzerine ailesi, öğretmen M.K. hakkında savcılığa suç duyurusunda bulundu. Soruşturma kapsamında S.D.’nin alınan ifadesinde, ‘M.K. hocamız, bir öğretmenden özel ders almak istediğimi söylediğimde, bana yardımcı olmak için cep telefonu numaramı almıştı. Sonrasında hoca, bana 3 ay kadar önce mesaj yazmaya başladı. Bana ‘Ne yapıyorsun prenses, ders mi çalışıyorsun?’ gibi şeyler yazıyordu.
Hocanın, başka öğrencilere mesaj yazdığını duymadım. Bana özel olduğunu söyledi. Bir ay önce M.K hoca, bana ‘Hoca lafını kaldırsak mı?’ dedi. Ben, öğretmen öğrenci ilişkimiz olduğunu söyledim; ama o bana sevgili olmak istediğini yazıyordu. Ona evli olduğunu, böyle bir şey olmayacağını yazdım. O da bunun engel olamayacağını yazdı’ dedi.
HEDİYELER ALIP, PARA VERDİĞİ İDDİASI
S.D., öğretmeni M.K.’nin, kendisinin haberi olmadan sıranın üstünde duran kalemliğine bin TL ile ceketinin cebine içinde gümüş kolye, küpe ve yüzük bulunun takı seti kutusu koyduğunu, durumu fark ettikten sonra da her iki hediyeyi de iade ettiğini söyledi. Öğretmeni M.K.’nin, kendisini erkek öğrencilerin yanında gördüğünde kızıp tepki gösterdiğini belirten S.D., daha önce arabasıyla eve bırakınken M.K.’nin öpmeye çalıştığını, son olarak da okulda merdivenlerde arkadaşıyla sohbet ederken, yanından geçerken eliyle dokunduğunu iddia etti. S.D.’nin ‘WhatsApp’ ile sosyal medya hesabına M.K. tarafından gönderilen cinsel içerikli mesajlar da savcılığa delil olarak sunuldu.
BABASI, KIZINA GÖZ KULAK OLMASINI İSTEMİŞ
S.D.’nin ifadesinin ardından M.K. gözaltına alındı. Suçlamaları kabul etmeyen M.K., ifadesinde, okulun ilk dönemi öğrencisi S.D.’nin babasıyla birlikte yanına geldiğini, babasının başka bir ilde çalıştığını ve kızına göz kulak olmasını istediğini söylediğini belirtti. M.K. ifadesinde, “İlk dönem içerisinde okulda bulunduğum bir anda yanıma gelerek, annesinin kendisini alamayacağını ve parkta taciz amaçlı kendisini bekleyen erkeklerin olduğunu, bu nedenle kendilerini araçla eve bırakmamı istedi. Ben de başka arkadaşının olup olmadığını sordum. Bir süre sonra İ. adlı öğrenci yanımıza geldi. Kendilerini aracıma bindirdim. S.D., araçta yanıma oturdu. İ. adlı öğrenci de arka kısma oturdu. Bahsettiğim bu olay dışında S.D., aracıma binmedi.” dedi.

“BİN TL FİTRE PARASI BIRAKTIM”
Şüpheli, “S.D.’ye herhangi bir şekilde kolye hediye etmedim. 2024 yılının ramazan ayı içerisinde okulda bulunduğum bir dönemde teneffüs esnasında S.D.’nin sınıfına girerek şahsın kalemliğinin içerisine rencide olmaması için gizli bir şekilde bin TL fitre parası bıraktım. S.D., babasının başka bir ilde yaşadığını söylemişti. Bu nedenle tamamen yardım amaçlı olarak kendisinin kalemliğine bu şekilde para bıraktım. 17 Nisan benim doğum günümdür. 17 Nisan 2024 günü S.D., yanıma arkadaşı R. ile birlikte gelerek doğum günümü kutladı ve ardından bir kutu verdi. Kendisine hediyesini alamayacağımı, ücretini verebileceğimi söyledim. Zaten zamanım olmaması nedeniyle söz konusu kutuyu dolaba koydum. İçerisine halen de bakmış değilim’ diye konuştu.

“ÖĞRETMEN ÖĞRENCİ İLİŞKİMİZ VARDI”
M.K., mesajlarla ilgili olarak da “Instagram hesabımda S.D. de eklidir. Kendisi beni eklemişti. S.D., kendisinin hesabında ara ara erkek bir şahsın fotoğrafını paylaşıyordu. Fotoğrafta ‘karıcım, kocacım’ yazıyordu. Ben de bu erkek şahsın profilini incelediğimde kendisinin şiddet yanlısı olduğunu, silahlı resimlerinin olduğunu fark ettim. Ben de bunun üzerine 16.04.2024 günü okulda S.D.’ye ‘pis bir yere düşmüşsün, nereye götüreceği belli değil, başın belaya girer, ailene de söyleyeceğim, okul disiplin kuruluna da bildireceğim’ dedim. Bu esnada yanımızda kimse yoktu. Zaten özel bir konu olması nedeniyle bu hususu kendisine baş başa okul bahçesinde söyledim. Ben kesinlikle S.D.’nin kalçasına dokunmadım. Kendisini öpmedim. S.D. ile ara ara Instagram üzerinden yazışıyorduk. Bu konuşmalar hal hatır sorma ve derslerin gidişatı hakkındaydı. Özel bir konuşmamız olmuyordu. Öğretmen öğrenci ilişkisi çerçevesinde bir konuşmamız vardı’ ifadelerini kullandı.

“İFTİRA ATTILAR”
M.K., öğrencisi S.D.’yi erkek arkadaşıyla uygunsuz bir şekilde görüp, uyarmasından sonra erkek arkadaşının yönlendirmesiyle kendisine iftira attıklarını savundu. M.K. savcılıktaki ifadesinin ardından çıkarıldığı mahkemece tutuklandı. İl Milli Eğitim Müdürlüğü de müfettiş görevlendirip soruşturma başlatırken, M.K. da açığa aldı.

ÖĞRENCİLER TANIK OLARAK DİNLENDİ
Soruşma kapsamında tanık olarak dinlenen aynı sınıftaki öğrencilerden biri, S.D.’nin yaklaşık bir ay önce kolye, yüzük ve küpeden oluşan gümüş takımını gösterip, öğretmen M.K.’nin kendisine alıp, ceketinin cebine koyduğunu anlattığını söyledi. Aynı öğrenci, öğretmenleri M.K.’nin sınıfa gelerek S.D.’nin kalemliğini sorduğunu ve daha sonra S.D., ile öğretmenin yanına gidip kalemliği teslim aldıklarında içinde bin TL’nin olduğunu, bir sonraki teneffüste ise gümüş takı ve parayı iade etmek için öğretmenin yanına gittiklerini anlattı. Aynı öğrenci, öğretmen M.K.’nin S.D.’yi evine bırakırken aynı araçta kendisinin de olduğunu, öğretmeninin, S.D.’yi yanağından öptüğünü öne sürdü.
İfadelerine başvurulan diğer iki öğrenci ise öğretmenleri M.K.’nin başka öğrencilere de iltifatlarda bulunduğunu, ancak S.D.’ye daha fazla iltifat yaptığını söyledi.

KARAKOLDA TEHDİT MESAJI
Kızının yaşadıklarını öğrendikten sonra savcılığa suç duyurusunda bulunduklarını belirten anne N.D., gözaltına alınan öğretmen M.K.’nin polis merkezinde ifade verirken, kızına tehdit içeren mesajlar gönderdiğini belirtti. N.D., ‘Bu olay ocak ayında başladı. Önce öğretmen, öğrencisine nasıl yaklaşırsa o şekilde yaklaşmış. Biz öğretmenle tanışmıştık, ‘hoca kızı gibi seviyor’ diye düşündük. Bir defasında, ‘Ben de aynı tarafa gidiyorum’ diye eve bırakmış ve kızımı öpmeye çalışmış. Kızım uzak durmaya çalışınca da cinsel mesajlar göndermiş. Okulda da el hareketiyle cinsel istismarda bulununca, kızım durumu bize söyledi. Bizde gerekeni yapıp, savcılığa ve okul idaresine şikayette bulunduk’ dedi.

“KIZIMIN RUH SAĞLIĞI BOZULDU”
Yaşananlar nedeniyle kızının ruh sağlığının bozulduğunu belirten N.D., ‘Önce çok sakindi. Şimdi çok agresif, bir şey söylediğimizde, bir şeyleri alıp atıyor. Küçük kızıma hırçın davranıyor. Bu olaylardan sonra okula gideceği zaman ‘Ben okula gitmesem olmaz mı?’ diye gitmek istemedi. Ben de çeşitli telkinlerle gönderdim. O öğretmenin en ağır cezayı almasını istiyorum’ diye konuştu.
]]>İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı nedeniyle koltuğunu, Zeytinburnu Haluk Ündeğer İlkokulu 3’üncü sınıf öğrencisi Ali Selim Metli’ye devretti. İBB’nin Saraçhane’deki ana yerleşkesindeki gerçekleştirilen sembolik devir-teslim töreninde öğrenciler, Melike Eslem Mungan, Miraç Kartal Akdağ, Eylül Avcı, Hira Nur Kökcür ve Sinan Koç ile okul müdürü Mücahit Çatal ve görevli öğretmen Işıl Köktürk de hazır bulundu. Öğrenciler ve öğretmenlerle tek tek tanışıp bayramlaşan İmamoğlu, koltuğu ve sözü, ‘yeni Başkan’ Metli’ye bıraktı. İBB Başkanlığı makamına oturan çocuk Başkan Ali Selim Metli konuşma yaptı. Konuşmasına Metli, “Bugün 23 Nisan’da Türkiye Büyük Millet Meclisi açıldı. Atatürk bu özel günü biz çocuklara armağan etti. Ben bu yüzden Atatürk’e büyük hayranlık duyuyorum ve bugün çok mutluyum. Burada konuşmama imkan sağladığınız için de sizlere çok teşekkür ederim” diyerek başladı.
Koltuğu devralan Başkan Metli ilk talimatı verdi
Konuşmasının devamında öğrencilerin okula giderken çantalarını taşımakta zorlandığını ifade eden Başkan Ali Selim Metli’nin ilk talimatı, “Bütün okullarda öğrenci dolapları yapılmasını istiyorum. Çünkü, çantalarımızı taşımakta zorlanıyoruz. Bir de okullarımızda yemekhaneler olmasını istiyoruz. Bize de gelişmemizde yardımcı olmanızı diliyoruz” oldu. Bu kapsamda telefon ile İBB Destek Hizmetler Daire Başkanı Barış Yıldız’ı arayan Başkan Metli, öğrenci dolaplarının yapılması için gerekli çalışmaların başlatılması talimatını verdi.
“Hem kendi okulunuzda ama bütün öğrencilerin de böyle bir ihtiyacı olduğunu ifade ediyorsunuz”
Minik başkanın talimatlarına ilişkin konuşan Ekrem İmamoğlu, “İki açıdan yaklaştın olaya. Bir tanesi, günlük konforunuzu daha iyi hale getirmek için okul çantalarınızı, okuldaki dolaplara yerleştirip, ihtiyaç duyduklarınızı eve taşıyıp, duymadıklarınızı orada bırakıp, böyle değişerek, daha az ağırlıkta çantalarınız olsun istiyorsunuz. Dolap ihtiyacınız var anladığım kadarıyla sınıflarda ve bu konuda talep açıyorsunuz. Ama benim anladığım kadarıyla, sadece okulunuz için değil de genelde her okulda bunun da olmasını diliyorsunuz. Hem kendi okulunuzda ama bütün öğrencilerin de böyle bir ihtiyacı olduğunu ifade ediyorsunuz. Harika. Okullara yemekhane yapılması meselesini de çok önemsedim. Çünkü çocuklarımızın, özellikle sizin yaşlardaki çocuklarımızın gıda yönünden eksik kalmalarını hiçbirimiz istemeyiz. Özellikle, ilkokul ve ortaokul seviyesindeki okullarımızın beslenmeyle ilgili hem desteklenmeleri hem de bazı okullarda eğer eksik varsa, yemekhane veya yöneticilerimizin uygun gördüğü şekliyle, anladığım kadarıyla çocuklarımızın mutlaka daha iyi gıda almalarının sağlanmasını da istiyorsunuz” dedi.
Öğrenci ve öğretmenlere teşekkür ederek günün anısına hediye veren İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, misafirlerini kapıya kadar uğurladı. – İSTANBUL
]]>İSTANBUL – İstanbul Valisi Davut Gül, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı nedeniyle koltuğunu 4. sınıf öğrencisi Derin Mina Koç’a devretti. Valilik koltuğunda açıklamalarda bulunan Koç, “Botanik bahçeler, bisiklet yolları herkesin huzur bulduğu alanların çoğalmasını isterim” dedi.
Şair Mehmet Emin Yurdakul Ortaokulu öğrencileri, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı etkinlikleri çerçevesinde İstanbul Valisi Davut Gül’ü makamında ziyaret etti. Vali Gül, koltuğunu 4. sınıfı öğrencisi Derin Mina Koç’a devretti. Koltuğa oturan Koç, 23 Nisan konuşması yaptı.
“Türk milletinin fedakar evlatlarını saygı sevgi ve minnetle anıyorum”
4. sınıf öğrencisi Derin Mina Koç; Vali Davut Gül’ün makamına oturarak yaptığı konuşmada, “Sevinç, coşku ve gururla kutladığımız Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramımızın tüm milletimize ve insanlığa sevgi ve barış getirmesini istiyorum. Türkiye Büyük Millet Meclisi 23 Nisan 1920 yılında kapılarını bağımsızlığa, ulusal iradeye ve aydınlık geleceğe açtı. Ne mutlu bize ki bugün burada hür irademizle bayramımızı kutluyoruz. Öncelikle 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramını bize armağan eden Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarını ve canını seve seve veren Türk milletinin fedakar evlatlarını saygı sevgi ve minnetle anıyorum” ifadelerini kullandı.
“Botanik bahçeler, bisiklet yolları herkesin huzur bulduğu alanların çoğalmasını isterim”
Derin Mina Koç, çocukların en temel ihtiyaçlarının giderilmesi konusunda ise “Öncelikle bizim en temel ihtiyaçlarımızdan olan oyun ihtiyaçlarımızın giderilebilmesi için daha fazla çocuk parklarının ve oyun alanlarının olması bu alanların içinde bulunan oyuncakların ve zeminin uygun malzemeden yapılmasını istiyorum. Doğadan uzak olan AVM’lerde vakit geçirmek istemediğim için botanik bahçeler, bisiklet yolları herkesin huzur bulduğu alanların çoğalmasını isterim. İsteklerimi planlarken sadece yaşıtlarımı değil abi ve ablalarımı da düşündüm” dedi.
“Kendi paramı kendi emeğimle kazanmak istiyorum”
Büyüyünce çocuk doktoru olmak istediğini belirten Koç, “Hedefim çocukları iyileştirip kendi paramı kendi emeğimle kazanmak istiyorum. AVM’lerde gezmek istemediğimi, botanik bahçeleri, yürüyüş alanlarının çoğalmasını istiyorum. Devamsızlık ilgili öğrenci hasta ise veya bir durumu varsa önemlidir. Ama okula gitmemek için devamsızlık yaptıysa bu yanlıştır” şeklinde konuştu.
Vali’nin koltuğuna oturan Derin’den ” Taksim’de 1 Mayıs için izin”
Derin Mina Koç, basın mensuplarının 1 Mayıs etkinliklerinin Taksim Meydanı’nda yapılıp yapılmayacağına yönelik sorusu üzerine ise, “İzin veririm tabi ki” dedi.
“Talimatlarınızı aldık. İnanıyorum ki bundan birinci derecede sorumlu olan belediyelerimiz de bu talimatlarınızı almıştır”
Program çerçevesinde kendisini ziyaret eden çocuklarla tek tek ilgilenen Vali Gül, “Öncelikle Sayın Valimizi tebrik ediyoruz. Gerçekten kendini çok güzel yetiştirmiş. Seni yetiştiren anneyi, öğretmenlerimizi tebrik ediyorum. Hem diksiyonu çok güzel, hem de verdiğim mesajlar çok çok iyi. İnşallah yarının gençleri olarak mutlu olduğunu, yapmak istediğin işleri yaparsınız. Arkadaşlarınızı tebrik ediyorum bir ekip olarak geldiniz. İstanbul’da da, Türkiye’de de eğitimdeki kalitemiz tıpkı diğer alanlarda olduğu gibi her geçen gün bir öncekinden daha iyiye gidiyor. Bugün ihtiyaç olarak görülen meselelerin önemli bir kısmını 5 sene önce, 10 sene önce, 30 sene önce hayal bile edemezdik. Ama daha iyisi her zaman mümkün. Özellikle eksikliğini hissettiğiniz yürüme mesafesindeki kütüphaneler, yürüme mesafesindeki okullar, yeşil alanların artırılması, düzenli bir şehirleşmenin yapılması sadece çocuklar için değil, hepimiz için çok çok önemli bir ihtiyaç. Talimatlarınızı aldık. İnanıyorum ki bundan birinci derecede sorumlu olan belediyelerimiz de bu talimatlarınızı almıştır” ifadelerini kullandı. Vali Gül, daha sonra kendisini ziyaret eden çocuklara ve öğretmenlerine çeşitli hediyeler verdi.
]]>Şair Mehmet Emin Yurdakul Ortaokulu öğrencileri, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı etkinlikleri çerçevesinde İstanbul Valisi Davut Gül’ü makamında ziyaret etti. Vali Gül, koltuğunu 4. sınıfı öğrencisi Derin Mina Koç’a devretti. Koltuğa oturan Koç, 23 Nisan konuşması yaptı.
“Türk milletinin fedakar evlatlarını saygı sevgi ve minnetle anıyorum”
4. sınıf öğrencisi Derin Mina Koç; Vali Davut Gül’ün makamına oturarak yaptığı konuşmada, “Sevinç, coşku ve gururla kutladığımız Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramımızın tüm milletimize ve insanlığa sevgi ve barış getirmesini istiyorum. Türkiye Büyük Millet Meclisi 23 Nisan 1920 yılında kapılarını bağımsızlığa, ulusal iradeye ve aydınlık geleceğe açtı. Ne mutlu bize ki bugün burada hür irademizle bayramımızı kutluyoruz. Öncelikle 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramını bize armağan eden Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarını ve canını seve seve veren Türk milletinin fedakar evlatlarını saygı sevgi ve minnetle anıyorum” ifadelerini kullandı.
“Botanik bahçeler, bisiklet yolları herkesin huzur bulduğu alanların çoğalmasını isterim”
Derin Mina Koç, çocukların en temel ihtiyaçlarının giderilmesi konusunda ise “Öncelikle bizim en temel ihtiyaçlarımızdan olan oyun ihtiyaçlarımızın giderilebilmesi için daha fazla çocuk parklarının ve oyun alanlarının olması bu alanların içinde bulunan oyuncakların ve zeminin uygun malzemeden yapılmasını istiyorum. Doğadan uzak olan AVM’lerde vakit geçirmek istemediğim için botanik bahçeler, bisiklet yolları herkesin huzur bulduğu alanların çoğalmasını isterim. İsteklerimi planlarken sadece yaşıtlarımı değil abi ve ablalarımı da düşündüm” dedi.
“Kendi paramı kendi emeğimle kazanmak istiyorum”
Büyüyünce çocuk doktoru olmak istediğini belirten Koç, “Hedefim çocukları iyileştirip kendi paramı kendi emeğimle kazanmak istiyorum. AVM’lerde gezmek istemediğimi, botanik bahçeleri, yürüyüş alanlarının çoğalmasını istiyorum. Devamsızlık ilgili öğrenci hasta ise veya bir durumu varsa önemlidir. Ama okula gitmemek için devamsızlık yaptıysa bu yanlıştır” şeklinde konuştu.
“Talimatlarınızı aldık. İnanıyorum ki bundan birinci derecede sorumlu olan belediyelerimiz de bu talimatlarınızı almıştır”
Program çerçevesinde kendisini ziyaret eden çocuklarla tek tek ilgilenen Vali Gül, “Öncelikle Sayın Valimizi tebrik ediyoruz. Gerçekten kendini çok güzel yetiştirmiş. Seni yetiştiren anneyi, öğretmenlerimizi tebrik ediyorum. Hem diksiyonu çok güzel, hem de verdiğim mesajlar çok çok iyi. İnşallah yarının gençleri olarak mutlu olduğunu, yapmak istediğin işleri yaparsınız. Arkadaşlarınızı tebrik ediyorum bir ekip olarak geldiniz. İstanbul’da da, Türkiye’de de eğitimdeki kalitemiz tıpkı diğer alanlarda olduğu gibi her geçen gün bir öncekinden daha iyiye gidiyor. Bugün ihtiyaç olarak görülen meselelerin önemli bir kısmını 5 sene önce, 10 sene önce, 30 sene önce hayal bile edemezdik. Ama daha iyisi her zaman mümkün. Özellikle eksikliğini hissettiğiniz yürüme mesafesindeki kütüphaneler, yürüme mesafesindeki okullar, yeşil alanların artırılması, düzenli bir şehirleşmenin yapılması sadece çocuklar için değil, hepimiz için çok çok önemli bir ihtiyaç. Talimatlarınızı aldık. İnanıyorum ki bundan birinci derecede sorumlu olan belediyelerimiz de bu talimatlarınızı almıştır” ifadelerini kullandı. Vali Gül, daha sonra kendisini ziyaret eden çocuklara ve öğretmenlerine çeşitli hediyeler verdi. – İSTANBUL
]]>Van Valiliği önündeki törende, Atatürk Anıtı’na çelenk sunulmasının ardından saygı duruşunda bulunuldu ve İstiklal Marşı okundu.
Yapımı tamamlanan Van Gölü Anaokulunun bahçesinde devam eden programda öğrencileri tarafından hazırlanan gösteriler sahnelendi, şiir, resim ve kompozisyon yarışmalarında dereceye giren öğrencilere ödülleri verildi.
Daha sonra Valilik tarafından yaptırılan Van Gölü Anaokulunun açılışı gerçekleştirildi.
Açılışta konuşan Vali Balcı, TBMM’nin açılışının 104’üncü yılını kutlamanın gururunu yaşadıklarını söyledi.
Van’da eğitim alanında güzel işlerin yapıldığını belirten Balcı, “Halkımızın huzuru, refahı ve esenliğini sağlama, çocuklarımızın hayalini gerçekleştirme gayesindeyiz. İlimizde şu ana kadar 111 anaokulu ve kreş açtık, 7’sinin inşaatı sürüyor. Böyle anlamlı bir günde anaokulunun açılışını yapmanın mutluluğunu yaşıyoruz.” dedi.
Programa, Van Cumhuriyet Başsavcısı Harun Karahan, İl Jandarma Komutanı Tuğgeneral Adem Şen, İl Emniyet Müdürü Murat Mutlu, İl Milli Eğitim Müdürü Mehmet Nurettin Aras, vali yardımcıları, kurum amirleri, öğretmen, öğrenci ve vatandaşlar katıldı.
Muş
Kent Meydanı’nda düzenlenen törende Muş Milli Eğitim Müdürü Enver Kıvanç, Atatürk Anıtı’na çelenk sundu.
Saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla son bulan tören, Eko İnşaat İlkokulu bahçesinde düzenlenen programla devam etti.
Programa katılan Muş Valisi Avni Çakır, milli egemenliğin sembolü kurtuluş mücadelesinin ve demokrasi tarihinin en önemli kurumlarından olan Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılışının 104. yılını gururla kutladıklarını söyledi.
Öğrencilerin gösterilerini sahnelemesiyle sona eren programa Muş Belediye Başkanı Sırrı Söylemez, İl Jandarma Komutanı Albay Mehmet Kasım Ermiş, Cumhuriyet Başsavcısı Hüseyin Kantar, Muş Alparslan Üniversitesi Rektör Vekili Prof. Dr. Yaşar Karadağ, İl Emniyet Müdürü Serkan Karaman, kurum amirleri, öğretmen ve öğrenciler katıldı.
Bitlis
Bitlis İsmail Eren Spor Kompleksi’nde düzenlenen program, saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı.
İl Milli Eğitim Müdürü Bilal Gür, yaptığı konuşmada, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılışının yıl dönümünü ve 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı büyük bir gurur ve coşkuyla kutladıklarını belirtti.
Gösteri ve dereceye giren öğrencilere ödüllerin verilmesiyle son bulan programa, Bitlis Valisi Erol Karaömeroğlu, Bitlis Belediye Başkanı Nesrullah Tanğlay, İl Jandarma Komutanı Tuğgeneral Eyüp Subaşı, İl Emniyet Müdürü Ortaç Şekeroğlu, kurum amirleri, öğretmen, veli ve öğrenciler katıldı.
Hakkari
Valilik binası önünde düzenlenen törende İl Milli Eğitim Müdürü Nurettin Yılmaz, Atatürk Anıtı’na çelenk sundu.
Hakkari Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü spor salonunda devam eden programda konuşan Yılmaz, “23 Nisan 1920’de ilk meclisi açan Türkiye ile 15 Temmuz Gecesi’ne imza atan Türkiye, aynı ruhta ve aynı azimdedir.” ifadelerini kullandı.
Öğrencilerin gösterilerini sahnelediği törende, Cumhuriyet İlkokulu ve Ortaokulu’nun hazırladığı “Babalar ve Kızlar” adlı gösteri programa katılanlara duygusal anlar yaşattı.
Etkinliğe, İl Jandarma Komutanı Tuğgeneral Necip Çarıkcıoğlu, Hakkari Belediye Başkan Yardımcısı Ali Onay, Hakkari Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Sait Taylan, İl Emniyet Müdürü İdris Yılmaz, AK Parti Hakkari İl Başkanı Zeydin Kaya, kurum amirleri, öğrenci ve veliler katıldı.
]]>Kayseri, Aksaray, Nevşehir, Kırşehir, Niğde, Sivas ve Yozgat olmak üzere toplam 7 ilden oluşan Kayseri Bölgesi’nde 101 proje, Süleyman Demirel Spor Salonu’nda ziyaretçilerle buluştu.
Bu illerden başvuran 626 proje arasından 39 jüri üyesi tarafından yapılan ön değerlendirme sonucunda bölge yarışmasına katılmaya hak kazanan biyoloji, coğrafya, değerler eğitimi, fizik, kimya, matematik, tarih, teknoloji tasarım, Türkçe ve yazılım olmak üzere 10 alanda toplam 101 proje için 187 öğrenci ve 77 danışman öğretmen salonda hazır bulundu. Kız öğrencilerin ilgisinin yoğun olduğu yarışmaya; 103 kız ve 84 erkek öğrenci katıldı.
Erciyes Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fatih Altun, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Oktay Özkan ve Prof. Dr. Hakan Aydın’ın yanı sıra Aksaray Milli Eğitim Müdürü Metin Alpaslan, Kayseri Milli Eğitim Müdürü Bahameddin Karaköse, okul müdürleri, danışman öğretmenler ile çok sayıda akademisyen ve öğrencinin katıldığı programın açılış töreni; saygı duruşunda bulunulması ve akabinde İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı.
Ardından konuşan Erciyes Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fatih Altun, Erciyes Üniversitesi olarak TÜBİTAK tarafından proje değerlendirme ve eleme süreçlerinin yapıldığı böylesine önemli bir programa ev sahipliği yapmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirerek, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nın 101.’sinin kutlandığı bu anlamlı günde, bugünkü proje sayısının 101 olmasının güzel bir tesadüf olduğunu söyledi.
Konuşmasının devamında gençlere seslenen Rektör Prof. Dr. Fatih Altun; “Sizin fikirlerinize, sizin ortaya koyacağınız etkin projelere ülke olarak çok ihtiyacımız var. TÜBİTAK başkanımızın bu konudaki hassasiyetini bilen biri olarak bu tür programların yaygınlaşmasının ve üniversiteler olarak bu programlara ev sahipliği yapmamızın çok önemli olduğunu düşünüyorum. Sizler öyle bir nesil olarak yetişiyorsunuz ki, ortaya koyduğunuz bu projelerde ben kesinlikle hepinizin başarılı olduğunuz inancındayım. Bu yarışmada elenen ya da kaybeden bir proje kavramını aklınızda hiçbir zaman tutmayın. Siz buraya gelerek aslında kendinizi ispatlamış ve çok önemli bir aşamayı geçerek ciddi bir özgüven kazanmış durumdasınız. Bundan sonraki hayatınızda da bu özgüvene sahip olarak, kendinizden hiçbir zaman şüphe etmeden araştırmalarınızı artırarak devam ettirmenizi istiyoruz. Çünkü sizlerin araştırma ruhuna sahip olması, bırakın üniversiteye liseye gelmeden bu alışkanlıklar içerisinde olması önümüzdeki süreçte Türkiye’nin çok daha güçlü bir şekilde adımlar atacağının sinyalidir” şeklinde konuştu.
Kayseri’de düzenlenen ilk TÜBİTAK programında kendisinin jüri üyesi olarak bulunduğunu ifade eden Rektör Prof. Dr. Altun, gençlerdeki o coşku ve heyecanı hala unutamadığını vurgulayarak, hem öğrencilerin ilgisinin hem de TÜBİTAK projelerinin artarak devam ettiğini görmenin kendilerini çok mutlu ettiğini de sözlerine ekledi.
Daha sonra TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Hasan Mandal’ın açılış mesajı okundu. Öğrencilere 3 gün sürecek yarışmanın keyfini çıkarmalarını ve başka projeleri de inceleyerek fikir sahibi olmalarını tavsiye eden TÜBİTAK Proje Yarışmaları Kayseri Bölge Koordinatörü Prof. Dr. Oğuz Demiryürek ise 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nda tüm çocukları projeleri incelemek üzere sergiye davet etti.
Konuşmaların ardından alkışlar eşliğinde açılış törenine geçildi. Erciyes Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Altun serginin açılışını, proje sahibi öğrencilerle birlikte yaptı.
Yarışma kapsamında Pazartesi, Salı ve Çarşamba günleri projeler sergilenecek. Bütün öğrenciler jüri üyelerinin karşısına çıkacak; her alanda yarışmanın 1., 2. ve 3.’leri yapılacak mülakat sonucunda belirlenecek.Program; 25 Nisan Perşembe günü saat 10.00’da Sabancı Kültür Sitesi’nde gerçekleştirilecek ödül töreninin ardından sona erecek. – KAYSERİ
]]>Anne R.Ç.: “Kulağı şişti ve beyin kanaması da geçirebilir, hatta ölebilirdi de”
“Hastaneye benimle birlikte bir öğretmen, bir müdür ya da müdür yardımcısı hiçbir şekilde gelmedi, beni hiçbir şekilde arayıp bir geçmiş olsun demediler”
“Çocuğumun duyma kaybı yaşayıp yaşamayacağını dikişler çıktıktan sonra öğreneceğiz”
“Amacım ‘Nöbetçi öğretmen neredeydi?’ sorusuna cevap bulmak”
“Çocuğum okula gitmek istemiyor, öğretmeni sevmediğini söylüyor ve ben de göndermiyorum”
ESKİŞEHİR – Eskişehir’de akran zorbalığı yüzünden kulağından yaralanan öğrencinin annesi, çocuğu ile ilgilenilmediğini iddia ederek, “Hastaneye benimle birlikte bir öğretmen, bir müdür ya da müdür yardımcısı hiçbir şekilde gelmedi. Beni hiçbir şekilde arayıp bir geçmiş olsun demediler” dedi.
Odunpazarı ilçesinde ikamet eden R.Ç. evinin karşısındaki 23 Nisan İlkokulu’na 7 yaşındaki A.Ç. isimli oğlunu kaydettirdi. 1’inci sınıfa başlayan öğrenci iddiaya göre geçtiğimiz günlerde arkadaşları tarafından akran zorbalığına uğradı. Dengesini kaybeden öğrenci kalktıktan sonra başka bir arkadaşının çarpması sonrası kulağını kalorifer peteğine çarptı. Kulağı oldukça derin kesilen öğrenciye doktorlar tarafından 4 dikiş atıldı.
Konu hakkında iddialarını belirten öğrencinin annesi R.Ç. nöbetçi öğrencilerin yeterince yaralı çocuğu ile ilgilenmediğini, öğretmenleri tarafından rencide edildiğini iddia edildi. Gerekli yerlere şikayetlerini ilettiğini belirten veli, çocuğunun okula gitmek istemediğini belirtti.
“Öğretmen ‘Tamam gelirim’ diyor, 10 dakika sonra çocuğuma bakıyor”
7 yaşındaki oğlunun başına gelenleri anlatan anne R.Ç., “Çocuğum teneffüs sırasında tuvalette arkadaşı tarafından ittirilip düşürülüyor. Tekrar kalmak istediğinde kapıya gelen başka bir arkadaşı hızlı bir şekilde çarptığı zaman oğlumun kulağı peteğe denk geliyor. Öyle olunca kulağı yırtılıyor ve kanlar içinde o şekilde yere düşüyor. Korkuyor ve çığlık çığlığa ağlıyor. Oğlum arkadaşları tarafından kaldırılıp sınıfa götürülüyor. Tuvaletten sınıfa götürüldüğü sırada nöbetçi öğretmen neredeydi? Benim çocuğum kanlar içinde orada ağlarken neredeydi? Yine çocuğumun arkadaşlarından birisi üst kata öğretmeni çağırmaya gidiyor. Öğretmen ‘Tamam gelirim’ diyor, 10 dakika sonra çocuğuma bakıyor. Aradan süre geçiyor, ardından önce ambulansı sonra da beni arıyorlar. Benim iş yerinden okula gelmem zaten 30 dakika sürüyor. Bu süre zarfında benim oğlum acı çekiyor ve hiçbir şekilde sorumluluk yok. Ortada müdür, müdür yardımcısı yok. Öğretmenler sonradan geliyor. Benim tek amacım nöbetçi öğretmen neredeydi sorusuna cevap bulmak. Sorumsuzluktan başka bir şey değil. Şu an çocuğum okula gitmiyor, gitmek istemiyor. Öğretmeni sevmediğini söylüyor ve ben de göndermiyorum” dedi.
“Çocuğu orada küçük düşürüp aşağılaması gibi çok sorunlar yaşadık”
Olaydan öncede çocuğunun öğrencilerinden kötü muamele gördüğünü belirten R.Ç. şöyle devam etti;
“Zaten okul içerisinde sürekli Ayşe öğretmenden hakaretler ve aşağılayıcı sözler işittik. Çocuğu başka çocukla kıyaslaması, sınıfın içerisinde beni arayarak, ‘Çocuğunuz bunları yaptı’ demesi ve benim de, ‘Hocam böyle bir şey olmaz’ demem üzerine hoparlörü açıp, ‘Çocuklar böyle bir şey yapmadı mı?’ diye sesimi duyurması, çocuğu orada küçük düşürüp aşağılaması gibi çok sorunlar yaşadık. Şu olay bardağı taşıran son damla oldu bizim için. Daha okul kaydım alınmadan okul bahçesinden çıkar çıkmaz öğretmen beni sınıf grubundan çıkartıyor. Yani belki okula kayıt ettirene kadar çocuğumun oradaki ödevlerini ben yaptırırım. Neden hemen çıkartılıyorum? Ben karakol, Milli Eğitim ve CİMER olmak üzere her gerekli yere şikayette bulundum.”
“Öğretmen, bir müdür ya da müdür yardımcısı hiçbir şekilde gelmedi”
Çocuğunun kulağında hasar kalacağını doktordan öğrendiğini belirten R.Ç., “Doktor hasar kalacağını söyledi. 4 tane dikiş atıldı. Ufak bir çıkıntı kalacakmış. Şunu da söylemek istiyorum, hastaneye benimle birlikte bir öğretmen, bir müdür ya da müdür yardımcısı hiçbir şekilde gelmedi. Beni hiçbir şekilde arayıp bir geçmiş olsun demediler. Çocuğumun duyma kaybı yaşayıp yaşamayacağını dikişler çıktıktan sonra öğreneceğiz. Sonuçta başından darbe yedi, orası şişti ve beyin kanaması da geçirebilir, hatta ölebilirdi de. Çok büyük bir travma atlattı. Ben ne yapacağımı bilmiyorum. Zaman kaybından başka hiçbir şey değil. Çocuğum eğitimden geri kaldı” ifadelerini kullandı.
]]>Odunpazarı ilçesinde ikamet eden R.Ç. evinin karşısındaki 23 Nisan İlkokulu’na 7 yaşındaki A.Ç. isimli oğlunu kaydettirdi. 1’inci sınıfa başlayan öğrenci iddiaya göre geçtiğimiz günlerde arkadaşları tarafından akran zorbalığına uğradı. Dengesini kaybeden öğrenci kalktıktan sonra başka bir arkadaşının çarpması sonrası kulağını kalorifer peteğine çarptı. Kulağı oldukça derin kesilen öğrenciye doktorlar tarafından 4 dikiş atıldı.
Konu hakkında iddialarını belirten öğrencinin annesi R.Ç. nöbetçi öğrencilerin yeterince yaralı çocuğu ile ilgilenmediğini, öğretmenleri tarafından rencide edildiğini iddia edildi. Gerekli yerlere şikayetlerini ilettiğini belirten veli, çocuğunun okula gitmek istemediğini belirtti.
“Öğretmen ‘Tamam gelirim’ diyor, 10 dakika sonra çocuğuma bakıyor”
7 yaşındaki oğlunun başına gelenleri anlatan anne R.Ç., “Çocuğum teneffüs sırasında tuvalette arkadaşı tarafından ittirilip düşürülüyor. Tekrar kalmak istediğinde kapıya gelen başka bir arkadaşı hızlı bir şekilde çarptığı zaman oğlumun kulağı peteğe denk geliyor. Öyle olunca kulağı yırtılıyor ve kanlar içinde o şekilde yere düşüyor. Korkuyor ve çığlık çığlığa ağlıyor. Oğlum arkadaşları tarafından kaldırılıp sınıfa götürülüyor. Tuvaletten sınıfa götürüldüğü sırada nöbetçi öğretmen neredeydi? Benim çocuğum kanlar içinde orada ağlarken neredeydi? Yine çocuğumun arkadaşlarından birisi üst kata öğretmeni çağırmaya gidiyor. Öğretmen ‘Tamam gelirim’ diyor, 10 dakika sonra çocuğuma bakıyor. Aradan süre geçiyor, ardından önce ambulansı sonra da beni arıyorlar. Benim iş yerinden okula gelmem zaten 30 dakika sürüyor. Bu süre zarfında benim oğlum acı çekiyor ve hiçbir şekilde sorumluluk yok. Ortada müdür, müdür yardımcısı yok. Öğretmenler sonradan geliyor. Benim tek amacım nöbetçi öğretmen neredeydi sorusuna cevap bulmak. Sorumsuzluktan başka bir şey değil. Şu an çocuğum okula gitmiyor, gitmek istemiyor. Öğretmeni sevmediğini söylüyor ve ben de göndermiyorum” dedi.
“Çocuğu orada küçük düşürüp aşağılaması gibi çok sorunlar yaşadık”
Olaydan öncede çocuğunun öğrencilerinden kötü muamele gördüğünü belirten R.Ç. şöyle devam etti;
“Zaten okul içerisinde sürekli Ayşe öğretmenden hakaretler ve aşağılayıcı sözler işittik. Çocuğu başka çocukla kıyaslaması, sınıfın içerisinde beni arayarak, ‘Çocuğunuz bunları yaptı’ demesi ve benim de, ‘Hocam böyle bir şey olmaz’ demem üzerine hoparlörü açıp, ‘Çocuklar böyle bir şey yapmadı mı?’ diye sesimi duyurması, çocuğu orada küçük düşürüp aşağılaması gibi çok sorunlar yaşadık. Şu olay bardağı taşıran son damla oldu bizim için. Daha okul kaydım alınmadan okul bahçesinden çıkar çıkmaz öğretmen beni sınıf grubundan çıkartıyor. Yani belki okula kayıt ettirene kadar çocuğumun oradaki ödevlerini ben yaptırırım. Neden hemen çıkartılıyorum? Ben karakol, Milli Eğitim ve CİMER olmak üzere her gerekli yere şikayette bulundum.”
“Öğretmen, bir müdür ya da müdür yardımcısı hiçbir şekilde gelmedi”
Çocuğunun kulağında hasar kalacağını doktordan öğrendiğini belirten R.Ç., “Doktor hasar kalacağını söyledi. 4 tane dikiş atıldı. Ufak bir çıkıntı kalacakmış. Şunu da söylemek istiyorum, hastaneye benimle birlikte bir öğretmen, bir müdür ya da müdür yardımcısı hiçbir şekilde gelmedi. Beni hiçbir şekilde arayıp bir geçmiş olsun demediler. Çocuğumun duyma kaybı yaşayıp yaşamayacağını dikişler çıktıktan sonra öğreneceğiz. Sonuçta başından darbe yedi, orası şişti ve beyin kanaması da geçirebilir, hatta ölebilirdi de. Çok büyük bir travma atlattı. Ben ne yapacağımı bilmiyorum. Zaman kaybından başka hiçbir şey değil. Çocuğum eğitimden geri kaldı” ifadelerini kullandı. – ESKİŞEHİR
]]>Şahinbey Belediyesi, Çanakkale’nin 100. Yıl etkinlikleri çerçevesinde “Gaziler Diyarından, Şehitler Diyarına” projesiyle 180 bin 17 öğrenciyi Çanakkale’ye götürmüştü. Projeyi devam ettiren Şahinbey Belediyesi bu yılda, 38 bin 311 öğrenciyi daha Çanakkale’ye götürecek. Proje kapsamında Çanakkale’ye gidecek olan öğrenciler Şahinbey Belediyesi Kültür Merkezi’nde düzenlenen toplantı ile bilgilendirdi. Düzenlenen bilgilendirme toplantısına Gaziantep Valisi Kemal Çeber, Şahinbey Belediye Başkanı Mehmet Tahmazoğlu, İl Milli eğitim Müdürü Yasin Tepe, Şahinbey İlçe Milli Eğitim Müdürü Cemal Gülistan, kurum müdürleri ve öğrenciler katıldı.
“Çok anlamlı ve önemli bir proje”
Gaziantep Valisi Kemal Çeber proje kapsamında Şahinbey Belediyesi’nin geleceğe dönük gençlere önemli bir yatırım yaptığını belirterek, “Ramazan Bayramı’ndan sonra “Gaziler Diyar’ından Şehitler Diyar’ına” projesi kapsamında gençlerle bir araya gelmek beni son derece mutlu etti. Gençlerimiz çok özel bir ilin ve ilçenin gençleri olduğunun farkındalar. Çünkü yapılan bu proje ve bu birliktelik sadece Şahinbey’de var. Sadece Şahinbey Belediyesi özel uçakla yüzbinlerce genci uçakla Çanakkale’ye götürüyor. Bunun çok anlamlı olduğunu bilmenizi önemle rica ediyorum. Şahinbey Belediyesi’nin bütçesi birçok il belediyesinin üstünde ve bu bütçeyi siz gençler için böyle projelerle değerlendiriyor. 218 bin gencin Çanakkale’ye gidip gelmesinin bütünsel bir organizasyon olarak düşündüğünüzde çok büyük sorumluluk ve maliyet isteyen bir proje. Ancak ne biz nede belediyemiz buna maliyet gözüyle bakmıyor. Çünkü burada geleceğe dönük çok özel bir yatırım yapılıyor. Bende geçen yıl Çanakkale ziyaretlerinden bir tanesine katıldım. Gaziantep’te bulunduğum süre içerisinde en çok keyif aldığım programlardan birisi oldu. Gençlerin maneviyatını ve heyecanını bizzat orada gördüm ve belediyenin ne kadar büyük bir yatırım yaptığını gözlemledim. Çok güzel ve manevi bir atmosfer var orada. Orada Şahinbey Belediyesi’nin de yaptıklarını göreceksiniz. Çanakkale’ye gittiğimde yapılanlar karşısında gururlandım. Çanakkale’de herkes Şahinbey Belediyesi’ni ezbere biliyor. Yapılan projeden dolayı Şahinbey Belediye Başkanı Mehmet Tahmazoğlu’nu canı gönülden tebrik ediyorum” dedi.
“Gençlerimizin yanındayız”
Bilgilendirme toplantısına katılan Şahinbey Belediye Başkanı Mehmet Tahmazoğlu, her zaman gençlerin yanında olduğunu belirterek, “Gaziler Diyarından Şehitler Diyarına projemiz kapsamında bugüne kadar 180.000’den fazla gencimizi Türkiye’de bir ilk olarak uçakla Gaziantep’ten Çanakkale’ye şehitlerimizi ziyaret ettiriyoruz. Bu yılda gidecek olan öğrenci kardeşlerimiz ile ilk bilgilendirme toplantımızı gerçekleştirdik ve ilk uçağımız sabah 06: 00’da kalkmış olacak. Bu yıl toplamda 38 bin 311 gencimizi ecdat ile bir araya getireceğiz. Gençlerimizi çok seviyoruz ve onlar için yapamayacağımız bir fedakarlık yok. Başta Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, Bakanlarımız, Milletvekillerimiz, Valimiz ve Belediye Başkanlarımız tüm kurumlarımız ile birlikte gençlerimizin geleceğe en güzel şekilde hazırlanması için çalışmalarımızı aralıksız bir şekilde sürdürüyoruz” diye konuştu. – GAZİANTEP
]]>İzmir’de üniversite öğrencileri, hayat pahalılığı nedeniyle başta barınma ve beslenme olmak üzere pek çok temel ihtiyaçlarını karşılayamaz duruma geldiklerini belirtti. Masraflarını karşılayabilmek için çalışmak zorunda olduğunu, bu sebeple öğrencilik hayatını yaşayamadığını söyleyen bir öğrenci “Bu sene eve çıktım. Kiramı ödeyebilmek için çalışmaktan eve sadece yatmaya gidebiliyorum. Düzeltilebilecek imkanlar var ama ısrarla yapılmıyor. Çünkü öğrencilerin öncelik haline getirildiğini düşünmüyorum” dedi.
İzmir Bornova’da üniversite öğrencileri ekonomik zorluklar nedeni ile başta barınma olmak üzere yeme içme gibi pek çok temel ihtiyaçlarını karşılayamaz duruma geldiklerini belirtti. Geçim sıkıntısı yaşayan öğrenciler, okul ve kira masraflarını karşılayabilmek için okurken de çalışmak zorunda kaldıklarını ifade etti.
“ÖĞRENCİLERİN ÖNCELİK HALİNE GETİRİLDİĞİNİ DÜŞÜNMÜYORUM”
Barınma ve yeme içme ile ilgili yaşadığı sıkıntıları dile getiren bir üniversite öğrencisi, “Bu şartlarda öğrenci olmak sanırım bu dönemin en kötü şeyi. Maddi olarak her şeyden önce çok zor. Ben hem okuyup hem çalışıyorum ve öğrencilik hayatımı tabii ki etkiliyor. Çünkü ikisine birden yetişmek çok zor. İkisinde birden çok başarılı olmak çok zor ve öğrencilik hayatımın tadını çıkaramadım. Geçen seneye kadar yurtta kalıyordum ve yurttaki yemek ve barınma şartları zaten çok kötü. 6-7 kişi bir odada kalıyorduk. Çok fazla kişisel soruna yol açıyor. Yeme içmede de aynı şekilde sorunlar yaşanıyor. Beslenemediğimiz için sağlıkla ilgili sorunlar yaşanıyor. ya da dışarıda yemeğe çok fazla para harcadığımız için maddi sorunlarımız çok fazla oluyor. Bu sene eve çıktım. Eve çıktıktan sonra da aynı şekilde kiramı ödeyebilmek için çalışmaktan eve sadece yatmaya gidebiliyorum. Düzeltebilecek imkanlar var aslında bunun olduğunu görebiliyoruz ama ısrarla yapılmıyor. Çünkü öğrencilerin öncelik haline getirildiğini düşünmüyorum” dedi.
“EKONOMİK ŞARTLARDAN DOLAYI OKULU BIRAKTIM”
Maddi sıkıntılar nedeni ile okulu bırakıp, ailesine destek olmak için çalışmak zorunda olduğunu söyleyen açıköğretim öğrencisi ise “Ekonomik şartlardan dolayı okulu bıraktım. Okula gidemediğimden şu an açıktan okuyorum. Aileme destek olmak zorundayım ve ben 14-15 yaşından beri çalışıyorum. 14-15 yaşından beri çalışmak bence hiç adil değil. Ekonomik şartlar böyle olmasaydı zaten hiç bu strese girmezdim. Ben de okumak isterdim” dedi.
“ALDIĞIMIZ BURS 2 BİN LİRA. ÖĞRENCİYİ 2 BİN LİRAYA MAHRUM BIRAKANLARA MUTLAKA BİR SES ÇIKARILMASI GEREKİYOR”
Uygulamalı eğitimlerde kullanılan ders materyallerinin fiyatlarının çok yüksek olduğunu, aynı zamanda artan kira fiyatları nedeni ile de zorluk yaşadığına dikkat çeken diş fakültesi öğrencisi “Ben bir diş hekimi öğrencisi olarak bu zamana gelene kadar çok fazla zorlandım. Malzemelerimizin fiyatları çok pahalı zaten. Son zamanlarda ise artan kira fiyatlarından dolayı çok zorlandım. Aldığımız burs 2 bin lira. Öğrenciyi 2 bin liraya mahrum bırakanlara mutlaka bir ses çıkarılması gerekiyor. Yani 2 bin lira kimseye yetecek bir şey değil. Zaten çok zor bir süreç yaşıyoruz ülke olarak. Başta öğrenciler ve emekliler olarak herkes çok zorlanıyor. Biz yine bir şekilde bitireceğiz ama bizden sonraki nesil süreç böyle ilerlerse çok daha zorlanacak” diye konuştu.
“ŞU ŞARTLARDA DIŞARIYA ÇIKMAKTA ZORLANIYORUZ”
Öğrencilerin aldıkları bursun kira masraflarına dahi yetmediğini söyleyen bir diğer üniversite öğrencisi ise “Şu an dışarıda yaşam gerçekten çok zor. Aldığımız burs kiramıza dahi yetmiyor. Devlet büyüklerimizden yardım bekliyoruz. Şu şartlarda dışarıya çıkmakta açıkçası zorlanıyoruz. Bir yere gittiğiniz zaman, bir şey içmek istediğimiz zaman cebimizde para yok, dışarı çıkamıyoruz. Şu an bir kere dışarıya çıkmamız demek bin liradan başlıyor. Zaten bizim aldığımız burs ne kadar? Bu konuda gerçekten isyandayız. Bizim burslarımızda da bir düzenleme yapılsın” ifadelerini kullandı.
]]>Matematik tutkunu Hasan, uluslararası yarışmaya davet aldı
KOCAELİ – Kocaeli’de Uluslararası Amerika Copernicus Matematik Yarışması’nın ilk elemesine katılan lise öğrencisi Hasan Ensari Ay, Türkiye’den 3 bin 500 öğrenci arasından gümüş madalya kazanarak, New York’a final maçı için davet edildi. Matematik tutkunu Hasan Ensari, 35 farklı ülkeden yarışmaya katılacak öğrencilerle kıyasıya mücadele edecek.
Kartepe Ertuğrulgazi Anadolu Lisesi 12. sınıf öğrencisi Hasan Ensari Ay, 3 yıldır katıldıkları olimpiyatlar ve yarışmalarla başarısına bir yenisini daha ekledi. Matematiğe olan ilgisi sayesinde öğretmenin tavsiyesi üzerine Uluslararası Amerika Copernicus Matematik Yarışması’nın ön elemesine katılan Ay, Türkiye’den 3 bin 500 öğrenci arasından gümüş madalya kazandı. Başarısı sayesinde Hasan Ensari, Uluslararası Amerika Copernicus Matematik Yarışması’nın finali için New York’a davet edildi. 14 Temmuz’da New York’a gidecek olan Hasan Ensari, 35 farklı ülkeden katılan öğrencilerle kıyasıya yarışacak.
6 gün sürecek final programında New York City, Harvard ve MIT kampüsleri, Boston, Washington DC, Niagara Falls turu gerçekleştirilerek yarışma tamamlanacak. Olimpiyatlarda dereceye giren öğrencilere altın, gümüş ve bronz madalya verilecek. Gece gündüz demeden yarışmaya çalışan Ay, hedefinin şampiyon olup Türkiye’yi gururlandırmak olduğunu söyledi.
“Copernicus Matematik Olimpiyatları’na 35 farklı ülkeden öğrenci katılıyor”
3 yıldır çalışmalarını sürdürdüğünü söyleyen Hasan Ensari Ay, “Bu sürece 3 yıl önce Tales Matematik Yarışması’na katılarak başladım. 4 kişilik ekiple Tales’in ikinci aşamasına katılmaya hak kazandık. Ben o yarışmada Türkiye 8’incisi oldum. Ertesi yıl 2 farklı yarışmaya daha katıldık. Bunlardan başarı olarak güzel bir sonuç alamasak da bize tecrübe kazandırdı ve bu tecrübe beni bu sene Amerika’ya götürüyor. Copernicus Matematik Olimpiyatları’na 35 farklı ülkeden öğrenci katılıyor. İkinci tura seçilen yaklaşık 150 öğrenci var ve bu öğrencilerden biri de benim. Bu yarışma bir haftalık süreç. Bu süreç içerisinde Harvard, New York, Washington DC’de seyahatlerimiz olacak. Şampiyonluk herkesin hedefi ama bu hedef uğrunda çalışmadıktan sonra hiçbir şekilde sonuç alamayız. Ben elimden geldiğini yapacağım” dedi.
“Astrofizik alanına yönelmeyi düşünüyorum”
Hedeflerini anlatan Ay, “2 yıl boyunca ulusal turnuvalara katıldım. Ulusal turnuvaların sonucunda da uluslararası turnuvada başarı elde ettiğimi düşünüyorum. Meslek hedefi olarak öncelikli olarak psikiyatr olmak gibi düşüncem vardı ancak matematik alanında aldığım başarılar ve fizik alanında olan düşüncelerimden dolayı astrofizik alanına yönelmeyi düşünüyorum” ifadelerini kullandı.
“Hasan, 3 bin 500 kişi arasından seçildi”
3 yıl boyunca Hasan’a danışmanlık yaparak destek veren matematik öğretmeni Esra Tuğçe Bal, “Hasan 3 yıldır olimpiyat takımında olan öğrencilerden biri. Farklı kulvarlarda farklı sınavlara girdi. 2 yıllık süreci ulusal sınavlardan yanaydı, Tales, Türkiye Matematik Yarışması, kanguru gibi sınavlara girdi. Hasan Tales’te Türkiye 8’inciliği elde etmiş, Kanguru’da da yine yüzde 5’lik dilime girmişti. Hasan bu sene de uluslararası alanda kendini geliştirmek istedi. Kendisine Copernicus Matematik Olimpiyatlarını duyurdum. Şansını denemek istediğini söyledi ve böyle bir yola girdi. Çetrefilli bir süreç. Hasan, Copernicus’un ilk aşamasından gümüş madalya ile geri döndü. Hasan 3 bin 500 kişi arasından seçilerek New York’a kabul aldı. Temmuz ayında inşallah New York’ta final sınavına girmeye hak kazandı. Oradaki sınava girip ülkemize de gerekli dereceyle dönecektir diye düşünüyoruz” dedi.
]]>BUÜ Fen- Edebiyat Fakültesi Binası’nda gerçekleştirilen etkinliğe Rektör Prof. Dr. Ferudun Yılmaz, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Cafer Çiftçi, Fakülte Dekanı Prof. Dr. Bilgen Osman, akademik ve idari personelin yanı sıra çok sayıda öğrenci de katıldı.
Endüstriyel kalkınma hedeflerinin temelinde kimya sektörü yatıyor
Kimya Zirvesi’nin açılış töreninde konuşan Rektör Prof. Dr. Ferudun Yılmaz, modern dünyanın yaklaşık 250 yıl önce sanayileşmeye başlamasıyla birlikte kimya alanının bir hayli ön plana çıktığına işaret etti. Endüstrileşmeyle birlikte sektörün de ciddi bir gelişim gösterdiğini belirten Prof. Dr. Ferudun Yılmaz, “Kimya, dünya genelinde ekonomiye ve çok sayıda sektöre doğrudan katkısı yadsınamayan son derece özel bir alandır. Türkiye özelinde ise ülkenin modernleşme hikayesiyle birlikte varlığını hissettiren sektörlerin başında gelmiştir. Cumhuriyetle birlikte başlatılan kalkınma hamlesi ve günümüzdeki yerli ve milli üretim çalışmalarının odağında da kimya sektörü vardır. Ekonomik gelişim, cari açığın kapatılması ve ithalatın azaltılması sorunlarının başında da bu sektör vardır. Sorunu ve çözümü de hepimiz az çok biliyoruz. İç üretim yapmak ve ülkenin ihracatını arttırmaktır. Dengeyi yakaladığımız veya cari fazla verdiğimiz sektörlerimiz var. Ancak kimya, açığı en fazla verdiğimiz sektörlerin başında geliyor. Ülkemizde uzun yıllardır bu açığı kapatmak için de özel çabaların sarf edildiğini biliyoruz” diye konuştu.
Rektörden öğrencilere projelere daha fazla katılım talebi
Sektörün yaşadığı sorunların bir numaralı çözüm adresinin üniversiteler olduğunu vurgulayan Rektör Yılmaz, “Bu anlamda kimya bölümlerinin son derece özel bir önemi vardır. Bizim için ise bir araştırma üniversitesi olarak gerek yapılan projeler, yürütülen çalışmalar ve eğitim-öğretimin niteliği açısından kimya bölümümüz çok kıymetlidir. Biz bir araştırma üniversitesiyiz. Türkiye’de bu alanda tatlı bir rekabet içerisinde olduğumuz 23 üniversite var. Fen-Edebiyat Fakültemiz ve Kimya bölümümüzün bu anlamda bizlere kıymetli katkıları oluyor. Ancak bunun yeterli görülmemesi gerekiyor. Her zaman daha fazlasını istiyoruz. Mayıs ayı içerisinde TÜBİTAK’ın başlatacağı 2209 Üniversite Öğrencileri Araştırma Projeleri’ne tüm üniversitemizden, fakültelerimizden ve öğrencilerimizden yoğun bir katılım talep ediyoruz. Burada öğrenci topluluklarımıza ve danışman hocalarımıza görevler düşüyor. Üniversitemizi layık olduğu yerlere çıkarabilmek adına hep birlikte daha çok çalışmamız gerekiyor. Bu vesile ile ikincisi düzenlenen Kimya Zirvesi’nin hayırlı olmasını diliyor, tüm katılımcılara teşekkürlerimizi iletiyorum” şeklinde konuştu.
Kimya tek başına çok sayıda sektörü doğurdu
Kimyanın son derece özel bir alan olduğunu vurgulayan Fen-Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Bilgen Osman, “Kimya, tek başına çok sayıda sektörün doğmasına vesile olmuştur. Öğrencilerimiz başta olmak üzere bu alanda çalışacak herkes için son derece büyük potansiyeller taşıyor. Üniversitemizde verilen eğitimin niteliği itibariyle mezunlarımız da sektörde rağbet görüyorlar. Umuyorum ki öğrencilerimiz de kendilerini geliştirecek ve bu sektöre katkı verecektir” dedi.
Programda Kimya Bölüm Başkanı Prof. Dr. Asım Olgun ve Öğrenci Topluluk Başkanı Sadberk Sevme da kısa birer konuşma gerçekleştirdi.
Akademisyen ve sektör temsilcileri öğrencilere tecrübelerini aktardı
Organizasyon Bursa Teknik Üniversitesi’nden Prof. Dr. Yunus Kaya, Anadolu Üniversitesi’nden Doç. Dr. Rüstem Keçili, TÜBİTAK Butal Kıdemli Uzman Araştırmacı Tuğçe Dede, İlkom Kozmetik Yönetim Kurulu Başkanı Dr. İlker Duran ve Arkhe Kimya Kurucusu Esra Şahiner’in konuşmalarının ardından sona erdi. – BURSA
]]>Daha önce Gençlik ve Spor Bakanlığı ile YÖK arasında imzalanan protokol ile üniversitelere “Gönüllülük Çalışma” dersi getirilmişti. Erzurum Teknik Üniversitesi’nde de 100’den fazla öğrenci dönem başından bu dersi seçti. Derste öğrendikleriyle ortaya çıkardıkları proje çalışması çerçevesinde bağış toplayan öğrenciler, bayramda ihtiyaç sahibi çocukları baştan ayağa giydirebilmek için yardımseverlerden yardım topladı. Toplanan yardımlarla Erzurum’daki 4 okuldaki 300 öğrenciyi bayram öncesi sevindirildi.
‘Bu Bayram Beni Sen Giydir’
Erzurum Teknik Üniversitesi (ETÜ) Spor Bilimleri Fakültesi Beden Eğitimi ve Spor Bölümü’nden Doç. Dr. Sevinç Namlı, üniversitede ortak seçmeli dersi olarak ‘Gönüllülük çalışmaları’ dersi olduğunu belirterek, “Bu ders kapsamında öğrencilerimizle beraber her yıl çeşitli projeler geliştiriyoruz. Öğrencilerimizle ‘Bu Bayram Beni Sen Giydir’ projesini hayata geçirmeyi planladık. Projenin başında amacımız ilk etapta 40-50 öğrenci, maksimum 60 öğrenci giydirebilmekti. Fakat sınırlarını aştık ve inanılmaz bir yardım bağışıyla karşılaştık. Bütün yardımseverlere, üniversitemiz üst yönetimine, katkılarından dolayı Spor Bilimleri Fakültesi’ndeki bütün mesai arkadaşlarıma, üniversitemizdeki akademik ve idari tüm personele katkılarından dolayı teşekkür ediyorum. Sevgili öğrencilerim çok büyük bir özveriyle çalıştılar bu kampanya için. Bayram öncesi 300 öğrenciyi giydiriyoruz. Çocuklarımız hem iyi niyetleri hem güzel kalpleriyle inanılmaz bir derecede katılım gösterdiler. Hepsi canla başla çalıştılar ve projemizi duyurmak için çok çaba sarf ettiler. Bizim aynı zamanda proje ortağımız Gençlik Spor Müdürlüğü de var. Yakutiye Gençlik Merkezi de bizim proje ortaklarımızdan biri. Oradaki gönüllü gençlerimiz de çok fazla bir katılım sağladılar ve projemin duyurulmasında gerçekten ön ayak oldular” dedi.
Öğrencilerden örnek yardımlaşma
ETÜ Spor Bilimleri Fakültesi Dekan Vekili Prof. Dr. Birol Soysal, üniversitelerin faaliyet alanının genelde üç sac ayağı üzerine oturduğunu ifade ederek, “Eğitim-öğretim, araştırma-geliştirme ve topluma katkı başlıklarını değerlendirebiliriz. Bu aynı zamanda hem ders hem de topluma katkı faaliyeti olarak değerlendirebileceğimiz bir etkinlik. Bu dersin yürütücüsü Sevinç Hocama ve öğrencilerine teşekkür ediyorum. Ayrıca katkıda bulunan Spor Bilimleri Fakültesi’nin öğretim üyeleri, idari personeli, üniversitemizin iç yönetim ve diğer fakültelerdeki öğretim üyelerimizin de idari personelimizin de katkıları oldu. Hepsine ayrı ayrı teşekkür ediyorum” şeklinde konuştu.
“Tüm arkadaşlarımız dersi seçmeye davet ediyorum”
Spor Bilimleri Fakültesi ikinci sınıf öğrencisi ve aynı zamanda gönüllü olan Elanur Özdemir, Erzurum Teknik Üniversitesi’ne geldiği günden bu yana benzeri çalışmaları duyduğunu vurgulayarak, “İnsanlara yardım etmek istediğimiz için bu dersi seçtik. Hem de öğretmenimizin öncülüğünde de iyi işler yapmak istedik. Bu ders ve proje içeriğinde önce belirli okullarda öğrenci tespiti yaptık. Maddi durumu iyi olmayan öğrencileri belirledik. Her bir öğrencimize ayakkabı, sweat, pantolon yardımında bulunduk. Elbette öncelikle gönüllülerden yardımlar topladık. Toplanan bu yardımlarla kıyafetleri temin ettik. Belirlediğimiz her öğrenci için poşetler ayarlayarak okul okul ayırdık ve onları dağıttık. Bu dersin herkes tarafından seçilmesini tavsiye ederim. Özellikle Ramazan dolayısıyla da yardımlaşmamız gerekiyor. Bu bizim kültürümüzde de dinimizde olan bir durum. Arkadaşlarımız da bu dersi seçerse doğal olarak yardımlarda bulunabilirler. Hem de iyi insanlar öncülüğünde güzel tespitler yaparak gerçekten ihtiyaç sahibi insanlara yardımda bulunabilirler” diye konuştu.
Gençlik liderleri destek oldu
Erzurum Teknik Üniversitesi’nde genç ofiste çalışan gençlik lideri Mehmet Emindaş, “Bu faaliyeti hocamız gönüllülük çalışmaları dersi kapsamında öğrencileriyle birlikte gerçekleştiriyor. Biz de Gençlik Spor Bakanlığı’nı temsilen ETÜ Genç Ofisi olarak hocamıza ve arkadaşlarımıza her konuda destek vermeye çalışıyoruz” dedi. ETÜ öğrencileri topladıkları yardımları daha önce belirlenen okulları tek tek ziyaret ederek teslim etti. Burada yardım edilen öğrencilere yönelik bir hassasiyette gösteren üniversiteli gönüllüler, poşetleri öğretmen ve okul yöneticilere teslim ederek bir farkındalık ortaya koydu. – ERZURUM
]]>Milli Eğitim Bakanlığı ve ASELSAN Konya işbirliğiyle savunma sanayisinin nitelikli iş gücü ihtiyacını karşılamak üzere merkez Selçuk ilçesinde 2021’de açılan lisede 170 öğrenci eğitim görüyor.
Profesyonel eğitim ve çalışma ortamında öğrenci yetiştiren okul, genç mühendis adaylarına yenilikçi çözümler üretebilme yeteneği kazandırmak için çeşitli proje ve uygulamalı eğitim programları sunuyor.
ASELSAN Konya’nın ortağı Konya Savunma Sanayii AŞ, okula iki modern bilgisayar laboratuvarı ile teknolojik cihazların yer aldığı bir atölye kazandırdı. Öğrencilere savunma sanayisi alanında yetkinlik kazandırmak üzere tasarlanan atölye ve laboratuvarlarda, üç boyutlu düşünme ve teknik resim okuma becerileri geliştiren program yürütülüyor.
Bu uygulama sayesinde öğrenciler gördükleri bir parçayı veya teknik resmi bilgisayar ortamında üç boyutlu olarak tasarlayabiliyor.
Mühendis adaylarının, savunma sanayisinde nitelikli eğitim alarak ülkenin geleceğinde etkili olmaları hedefleniyor.
Öğrenciler uygulamalı eğitimle başarıyı yakalayacak
Konya Savunma Sanayii AŞ Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Hıfsı Soydemir, AA muhabirine, Konya sanayisinin teknolojik kabiliyetini bir üst lige çıkarmak için yatırımlar yaptıklarını söyledi.
Teknolojinin yanı sıra bilgi üretmenin önemine işaret eden Soydemir, şöyle konuştu:
“Bilgiyi üretecek insan kaynağı için de eğitim gerekiyor. ASELSAN’ın ikinci lisesini Konya’da kurguladık. ASELSAN Konya’da, uzun vadede üreteceğimiz o entelektüel sermayenin tohumlarını çıkaracağımız okulu kurduk. Hem bu üniversite-sanayi işbirliği, lise-sanayi işbirliğini sağlayabileceğimiz okulumuzla, fabrikamızın da çok fazla tecrübe aktarımı yapabileceği bir ortam geliştirdik. Bunun için burada bazı mekanizmaların kurgulanması gerekiyordu. Bazı laboratuvarların olması gerekiyor ki çocuklarımız burada kendileri çalışsınlar hem de görerek, uygulayarak öğrensinler istedik. Bilgisayar laboratuvarının önceliği var. Konya Savunma Sanayii AŞ ortakları olarak ilk oradan başladık. Sanayi laboratuvarı, bilgisayar laboratuvarı kurulumunu üstlendik.”
“Öğrencilerimizi sektörde lider konuma taşımayı hedefliyoruz”
İl Milli Eğitim Müdürü Murat Yiğit de gençlerin teknoloji ve savunma sanayisi alanındaki potansiyelini en üst düzeye çıkarmak için gayret gösterdiklerini belirterek şunları kaydetti:
“Bu okul, bir eğitim kurumu olmanın ötesinde, aynı zamanda geleceğin mühendislerini ve profesyonellerini yetiştiren bir merkez olarak büyük bir değer taşıyor. ASELSAN Konya’nın sunduğu imkanlar ve birlikte yürüttüğümüz projelerle öğrencilerimizi sektörde lider konuma taşımayı hedefliyoruz. Her bir öğrenci, bizim için ülkemize hizmet edecek bir proje olarak değerlendirilmekte ve bu işbirliği, Türkiye’nin savunma sanayisi alanındaki geleceğine ışık tutacak nitelikli insan gücünün yetişmesine katkı sağlamayı hedeflemektedir.”
Konya Savunma Sanayii AŞ Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Koyuncu da gençlerin teknik ve mühendislik alanındaki yeteneklerini geliştirmek, savunma sanayi sektörüne hazırlamak amacıyla hizmet sunmaktan gurur duyduklarını dile getirdi.
Yapılan bu yatırımların, öğrencilerin gelecekteki başarılarına katkı sağlayacağına inandıklarını ifade eden Koyuncu, “Okulumuzun sunduğu eğitim programları ve uygulamalı projeler, gençlerimizi sektörün profesyonelleri olmaya hazırlıyor. Genç neslin mesleki gelişimine yönelik bu tür işbirliklerine her zaman destek veriyoruz ve bu sayede ülkemizin savunma sanayi alanında daha güçlü bir konuma gelmesine katkı sağlamayı amaçlıyoruz.” dedi.
]]>Üniversiteden yapılan açıklamaya göre, Tabakoğlu, ziyarette, Bulgaristan’daki kurum ve kuruluşlarla iş birliklerinin devam ettiğini söyledi.
Üniversitenin yaptığı çalışmalarla ilgili bilgi veren Tabakoğlu, “Trakya Üniversitesinin kurucusu olduğu ve genel sekreterliğini yaptığı Balkan Üniversiteler Birliği’nde Bulgaristan’dan 19 üniversite yer alıyor. Bu nedenle Bulgaristan’daki üniversitelerle oldukça yakın ilişkilerimiz ve ikili iş birliklerimiz bulunuyor. Bugün Kırcaali Belediyesi ile sağlık ve eğitim başta olmak üzere önemli bir anlaşmayı imzalamak için burada bulunuyoruz. Bundan sonraki süreçte de Bulgaristan’daki kurumlarla olan iş birliklerimizin ve projelerimizin artarak devam edeceğine inanıyorum.” diye konuştu.
Vali Çanev de ziyaretten memnuniyet duyduğunu belirterek, iş birliklerinin süreceğini kaydetti.
Tabakoğlu ve Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Osman Nuri Hatipoğlu, Dış İlişkiler Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Rifat Gürgendereli ve Trakya Üniversitesi Dış İlişkiler Danışmanı Kamil Kolabaş’tan oluşan heyet, Kırcaali Bölge Müftüsü Basri Eminefendi, Kırcaali Yenipazar Belediye Başkan Aycan Ahmed’i de ziyaret etti.
TÜ ile Kırcaali Belediyesi iş birliği anlaşması
Trakya Üniversitesi, Kırcaali Belediyesi ile iş birliği anlaşması yaptı.
Üniversiteden yapılan açıklamaya göre, Trakya Üniversitesi Rektörü Prof. Erkan Tabakoğlu ve Kırcaali Belediye Başkanı Erol Mümün tarafından imzalanan anlaşma, eğitim, sağlık, kültür ve teknoloji alanlarında iş birliği ile kamusal ve toplumsal yaşamın çeşitli alanlarında yararlı deneyimlerin, araştırmaların ve iyi uygulamaların paylaşılmasını kapsıyor.
Tabakoğlu, burada yaptığı konuşmada, Trakya Üniversitesinin Balkanlar misyonu doğrultusunda önemli bir iş birliği gerçekleştirdiklerini vurguladı.
Trakya Üniversitesi köklü geçmişinden aldığı güç ve geleceğe ışık tutan yenilikçi ve dinamik yapısıyla bölgeye önemli katkılar sunduğunu aktaran Tabakoğlu, “Bu anlamda eğitim ve sağlık başta olmak üzere güçlü olduğumuz noktalarda elimizden gelen desteği sağlamaya hazırız. İki kurumun iş birliği neticesinde önemli projelerin ortaya çıkacağını düşünüyorum. Bu iş birliği kapsamında Kırcaalili aday öğrencilerimizi de Trakya Üniversitesinde okumaya davet ediyorum. Öğrencilerimizin, güçlü alt yapısı ve alanında yetkin hocalarımızdan alacakları eğitim neticesinde Kırcaali’ye döndüklerinde, şehre önemli katkılar sunacaklarına inanıyorum.” ifadelerini kullandı.
Belediye Başkanı Mümün de Trakya Üniversitesi ile iş birliklerinin artarak devam edeceğini kaydetti.
Trakya Üniversitesi heyeti Kırcaalili öğrencilerle buluştu
Trakya Üniversitesi heyeti, Kırcaalili öğrencilerle bir araya geldi.
Üniversiteden yapılan açıklamaya, heyet Kırcaali Belediyesi Kültür Evi’nde 350 lise öğrencisiyle buluştu.
Rektör Prof. Dr. Erhan Tabakoğlu, burada yaptığı konuşmada, Trakya Üniversitesinin yüzünü Balkanlara dönen bir üniversite olduğunu ve buradan her yıl binlerce öğrencinin Trakya Üniversitesinde eğitim almak için geldiğini kaydetti.
Trakya Üniversitesine 82 farklı ülkeden gelen uluslararası öğrencisiyle adete bir dünya üniversitesi olduğunu aktaran Tabakoğlu, şunları kaydetti:
“Köklü ama yenilikçi bir üniversite olan Trakya Üniversitesinde alanında uzman akademisyenlerden alacağınız eğitim ile donanımlı bireyler olarak yetişeceğinize ve şehrinize değerli katkılar sunacağınıza inanıyorum. Ayrıca Edirne gibi öğrenci dostu bir şehirde okumak da ayrılacaktır. Her yıl Türkiye genelinde uluslararası öğrencilere yönelik olarak düzenlenen sunduğu imkanlar açısında yaşanılabilecek şehirler anketinde Edirne ilk 5’te yer alıyor. Bu anlamda hem şehrimizin hem de üniversitemizin kapıları sizlere sonuna kadar açık. Hepinizi Trakya Üniversitesi ailesinin bir ferdi olmaya davet ediyorum.”
]]>Bazı programları dolayısıyla Iğdır’a gelen Tekin, Valilik ziyareti sonrası Haydar Aliyev Fen Lisesi’nde öğretmen ve öğrencilerle buluştu.
Bakan Tekin, daha sonra Iğdır Kültür Merkezi’nde düzenlenen “İl Eğitim Yöneticileri Toplantısı”nda yaptığı konuşmada, Bakanlık görevine başladığı tarihten itibaren sürekli sahada olduğunu söyledi.
Iğdır’da 2002-2003 eğitim öğretim yılında öğrenci sayısının 42 bin 539 olduğunu ifade eden Tekin, şöyle konuştu:
“Aradan geçen 22 yıl içerisinde öğrenci sayısı 11 bin civarında artmış, yani yaklaşık olarak yüzde 25 oranında arttı ve öğrenci sayısı yaklaşık 53 bin olmuş. Sayın Cumhurbaşkanı’mızın liderliğinde eğitim öğretim sürecinde yaptığımız atılımları görmek açısından söyleyeceğimiz rakamlar önemlidir. Öğrenci sayısı yüzde 25 artmışken, 2002 yılında 1408 öğretmenimiz varmış, şu anda 3 bin 782 öğretmenimiz var. Yani öğrencimiz yüzde 25 artmışken öğretmenimiz iki daha fazla, üç kata yakın oranda artmış. Aynı şekilde 2002 yılında 182 okulumuz, şu anda 325. Eğitim öğretimin niteliğini tartışacaksak eğer öğretmen sayımız, derslik sayımız, öğretmen başına düşen öğretmen sayımız ve derslik başına düşen öğrenci sayımız çok önemli.”
Tekin, il merkezi ve Aralık ilçesinde öğretmenevinin yatırım programına alındığını belirterek, güzel sanatlar lisesi, Anadolu lisesi, meslek lisesi, ilkokul olmak üzere öğretmenevleriyle 6 projenin yatırım programında olduğunu dile getirdi.
Kamuoyunda Milli Eğitim Bakanlığıyla ilgili bazı konuların gündemde olduğunu anlatan Tekin, “Yaz aylarında iki genelgemiz vardı, okullarda velilerimiz sınıf koridorlarında, kapılarında beklesin istemiyoruz. Okulun içerisine girdikleri zaman farklı sorunlarla karşı karşıya kalıyoruz. O yüzden velilerimizin öğretmenlerle görüşmek için ya da öğrencilerini karşılamak için okulun içerisine girmesini istemediğimizi belirtmiştik. Şimdi onun altyapısını da kurduk, e-Okul üzerinden okul veri randevu işlemini hayata geçirdik. O bu hafta gündemdeydi, tartışıldı ve konuşuldu.” diye konuştu.
“Milli Eğitim Şuralarının yapılmayacağına dair paylaşım tamamen bir yanlış anlaşılma”
Çocukların sadece akademik becerilerinin gelişmesinin kendileri için yeterli olmadığını vurgulayan Tekin, öğrencilerin sosyal sorumluluk projeleri yapmasını, sosyal etkinlikler içerisinde bulunmasını ve içinde yaşadıkları toplumun bir ferdi olmasını istediklerine işaret etti.
Karne törenlerinde bu yarı yıl sonundan itibaren sosyal etkinliklerin de işleneceği bir alan oluşturulduğuna dikkati çeken Tekin, şöyle devam etti:
“Çocuklarımızın içinde yaşadığı toplumun bir ferdi olabilmek adına sosyal etkinlik projelerinin içerisinde olmasını, sosyal etkinlikler yapmasını istiyoruz, onu da değerlendirmiş olacağız. Yine bu hafta içerisinde bir yanlış anlaşılmadan kaynaklanan bir tartışma oldu, Milli Eğitim Şurası dediğimiz, ilkine Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın katıldığı Milli Eğitim Şuralarının yapılmayacağına dair kamuoyunda paylaşım yapıldı. Tamamen bir yanlış anlaşılma, mevzuatındaki değişiklikten kaynaklanan bir konuydu. Bu iddiayı dile getirenler daha önce mevzuatını Tebliğler Dergisi’nde yayımladığımızı fark etmemişler. Milli Eğitim Bakanlığının şurası 21. MEB Şurası’nın çalışmalarına biz sonbaharda başlamıştık. O yanlış anlaşılmayı da düzeltmiş olalım.”
Bakan Tekin, 31 Mart seçimlerinden sonraki günü idari tatil olarak ilan ettiklerini hatırlatarak şunları kaydetti:
“Demokratik ülkelerde seçimler demokratik siyasal düzenin festivalleri, bayramları olarak değerlendirilir. Biz de bu anlamda bir seçim sürecine giriyoruz 31 Mart’ta. Biz Milli Eğitim Bakanlığı olarak sadece eğitim öğretim süreci açısından değil, Türkiye’de demokrasinin kontrol edilmesi, Türkiye’de demokratik sürecin işleyişi açısından önemli roller üstleniyoruz. Bu rollerden bir tanesi de seçim günü öğretmen arkadaşlarımız neredeyse bütün sandıklarda görev alıyorlar.
Hakeza seçimler bizim okullarımızda yapılıyor. Dolayısıyla seçimlerin sonuçlanma takvimini bilemediğimiz için saat olarak, öğretmen arkadaşlarımızın mesailerinin ne zaman biteceğini kestiremediğimiz için okullarımızın yeniden eğitim öğretime hazırlanabilmesi, temizlenmesi açısından seçimlerden sonraki günü tatil ilan ediyorduk. Şimdi biz de 1 Nisan Pazartesi gününü öğrencilerimiz ve öğretmenlerimiz açısından idari tatil olarak ilan ettik.”
]]>Gebze 2. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmaya, servis aracı şoförü tutuklu sanık Mehmet Ö, Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile bağlandı. Tutuksuz sanıkların katılmadığı duruşmada, müştekiler, yakınları ve taraf avukatları ile öğrencilerin eğitim gördüğü lisede servis denetimi için oluşturulan kuruldan sorumlu 2 öğretmen hazır bulundu.
Tanık öğretmen Şenol B. eğitim yılı öncesinde öğretmenlerle yapılan toplantıda alınan kararla 3 öğretmenin servis denetiminden sorumlu kurula dahil olduğunu ve kazadan önce ekim ayında ilk denetimlerini gerçekleştirdiklerini söyledi.
Kendilerine denetim için form verildiğini, 11 servis aracını aralarında paylaşarak denetlediklerini aktaran Şenol B, denetimin ardından formları okul müdürüne verdiklerini, kendilerinin işlem yapabilme hükümlülüklerinin olmadığını anlattı.
Kazadan önce okuldaki denetim komisyonunda bulunan tanık müdür yardımcısı İbrahim Ali Ç. ise kendilerine denetimlerle ilgili herhangi bir yetkilinin veya kurumun eğitim vermediğini, denetleme ekibi olarak sorumlu oldukları kişinin okul müdürü olduğunu dile getirdi.
İbrahim Ali Ç. kendilerine olay günü başka bir sürücünün araçta çalıştığı bilgisinin verilmediğini belirten İbrahim Ali Ç. “Okul müdürü benden servis araçlarının plakalarını, şoförlerini ve kimlik bilgilerini öğrenmemi ardından da astsubaya göndermemi istedi. Ben de servis firmasının okuldaki temsilcisi Seyfettin beyden listeleri aldım. Astsubaya gönderdim. Ancak gönderdikten sonra jandarmanın herhangi bir denetim yaptığını görmedim.” diye konuştu.
Olay tarihinde 2 yıldır idarecilik yaptığını, denetimlerle ilgili fazla bilgisinin olmadığını söyleyen İbrahim Ali Ç, “Denetimleri 1 ay arayla yapmayı planlamıştık. İlk denetimin ardından kaza oldu. Şu anda okulda müdür yardımcısı değilim, ayrıldım.” dedi.
Öğrenci ve ailelerinin avukatları da denetimlerin düzenli yapılmadığını savunarak, olayla ilgili bütün sorumlular hakkında suç duyurusunda bulunulmasını talep etti.
Öğrencilerin aileleri de sorumluların cezalandırılmasını istedi.
Sanık Mehmet Ö’nün avukatı Beste Aslan ise suçun sadece müvekkilinde olmadığını savunarak, suçlular kimse onların da yargılanmasını talep etti.
Aslan, müvekkilinin etkisinde olduğu uyuşturucunun kazaya sebebiyet vermediğini, aracın fren sisteminin bozulduğunu, kazada uyuşturucunun etkisinde olmayan birinin bile aracı durduramayacağını iddia ederek, bir bacağını kaybettiği için sağlık sorunları yaşadığını belirttiği müvekkili için tahliye ya da ev hapsi talebinde bulundu.
Sanık Mehmet Ö. de ağlayarak çocuklar için üzgün olduğunu, pişmanlık duyduğunu söyleyerek, avukatının söylediklerine katıldığını beyan etti.
Mahkeme heyeti, gerekli bilgilerin mesaj atılarak iletildiği astsubayın tanık sıfatıyla dinlenilmesi için ilgili makamlara yazı yazılmasına, eksikliklerin giderilmesine, İlçe Milli Eğitim Müdürünün duruşmaya getirilmesiyle ilgili talebin değerlendirmesine ve sanığın tutukluluk halinin devamına karar vererek duruşmayı erteledi.
Olay
Gebze ilçesinde 9 Kasım 2021’de meydana gelen kazada, Mehmet Ö. idaresindeki 41 P 0860 plakalı servis midibüsü, Beylikbağı Ankara ve Fikri Altıokka caddelerinin kesiştiği mevkide yoldan geçen kadına çarptıktan sonra bağlantı köprüsünden dere yatağına devrilmişti.
Kazada, midibüsün çarptığı Birsen Giriş ile öğrenci Mert Efe Akıllı (13) hayatını kaybetmiş, servis sürücüsü Mehmet Ö. ile araçtaki 19 öğrenci yaralanmıştı.
Öğrencilerden Esma Nur Avcı (14), Rabia Üst (14) ve Ege Yılmaz (15) kaldırıldıkları hastanede yaşamını yitirmişti.
Servis aracı şoförü Mehmet Ö. ile araç sahiplerinden İ.A. ve C.A, okul servis firması sahiplerinden C.Ö. ve H.Ö. ile firmanın servis sorumlusu S.D. ve okul müdürü Z.A.Y. hakkında dava açılmıştı.
]]>İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu ve eşi Dilek Kaya İmamoğlu, İBB’nin öğrenci yurtlarında kalan 1300 gençle iftar sofrasında buluştu. Gençlere, hizmetlerini sıralayan İmamoğlu, “Önümüzdeki dönem daha fazlasını yapacağız. 14 olan yurt sayımız artacak. 5000 olan yatak sayımız, 15 bine çıkacak. 100 bin öğrenciye, karşılıksız, 15 bin lira destek vereceğiz. Bundan yararlanamayan 100 bin gencimize ise ücretsiz ulaşım desteği sağlayacağız” dedi.
İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu ve eşi Dilek Kaya İmamoğlu, İBB’nin öğrenci yurtlarında kalan 1300 gençle iftar sofrasında buluştu. İmamoğlu çifti, kendilerine yoğun ilgi gösteren gençlerle anı fotoğrafları çektirdi. Yenikapı Dr. Mimar Kadir Topbaş Gösteri ve Sanat Merkezi’ndeki iftar öncesinde konuşan İmamoğlu şunları söyledi:
“5 YILIN EN ÖNEMLİ GURUR FOTOĞRAFLARINDAN BİRİSİYDİ”
Geçen bir iftar soframızda daha çok gururlandığımı hissetmiştim. O iftar da İstanbul’daki kreşlerimizdeki çocuklarımızın bulunduğu çok cıvıl cıvıl bir iftar sofrasıydı. Kreşteki çocuklar vardı hem de anneler, babalar vardı. Çok keyifli bir iftarımız olmuştu. ‘Bu 5 yılın en önemli gurur fotoğraflarından birisiydi’ demiştim. Bu akşam da burada, yurtlarımızın bir bölümünde kalan, şu anda burada olup, iftarımıza katılan siz çok değerli gençlerimizi, İstanbul Büyükşehir Belediyemizin iftar sofrasında ağırlamak beni hem çok mutlu etti hem de İkinci en değerli gurur tablosu olarak önümde duruyorsunuz. Ne mutlu bize.
“İBB YURTLARININ YATAK SAYISI ÖNÜMÜZDEKİ DÖNEMDE 15 BİNE ÇIKACAK”
Şu an itibariyle İBB yurtlarında 5000 yatak sayısını aştık. Önümüzdeki dönemde bu rakamı 15 bine çıkartacağız. Bu anlamda, tüm ülkeye örnek bir modeli hayata geçirme amacındayız. Yurtların yapımında emeği geçen kişi, kurum, kuruluş ve yardımseverlere teşekkür ediyorum. Çocuklarımız ve gençlerimiz, ülkenin gelecekleri. Gerçekten hedefimiz büyük olmalı. ve inşallah ilerleyen yıllarda, sizler çok değerli yöneticiler, çok değerli iş insanları, bilim insanları, akademisyenler ya da siyasiler olduğunuzda, eminim bu yurt sisteminin birer hamisi olacaksınız, birer abisi, ablası olacaksınız ve bu sistem, çok kalıcı bir sistem olacak. Buna inanıyorum. Kalitesi hiç aşağı düşmeyecek, tam aksine kalitesi yukarıya doğru tırmanacak bir sistemi kuracağız. Sizlerle de bunu geliştireceğiz.
“İLKLERE İMZA ATMANIN GURURUNU YAŞIYORUM”
Bugün gördüğüm bu aydınlık tabloda sizleri gelecekte yeni teknolojiler geliştirecek, fikirleriyle belki de dünyaya yön verecek pırıl pırıl beyinler olarak insanlar olarak görüyorum. 5 yıl önce, bu yurt imkanını sağlamaktaki yolculuğumuzun temel prensibi, İstanbul olarak, gençlere fırsat eşitliğini sağlayan bir ortamı var etmekti. Tam da 2019’da bunu vaat ederken ve bu vaatlerimizin içerisinde, şehri doya doya yaşamaları vardı. Öğrenci yurtları açmak vardı. Öğrencilere burs desteği sağlayarak, belediyemiz tarihinde ilkleri yapma vaatlerimiz vardı. Şükürler olsun bunların her birisini yaparak, ilklere imza atmanın da gururunu yaşıyorum. İstanbul’un iki yakasında, 14 yurdumuz var. Her birinin amacı da çok net ve belli; sizlere eğitiminiz boyunca konfor düzeyi en yüksek, temiz, güvenli ve ev sıcaklığında barınma ve konaklama imkanı sunmak olacak.
“ÖNÜMÜZDEKİ YIL, 100 BİN ÖĞRENCİYE 15 BİN LİRA KARŞILIKSIZ DESTEK VERECEĞİZ”
Bunlar, ilk 5 yılda yaptıklarımız. Önümüzdeki dönem daha fazlasını yapacağız. Çok daha nitelikli hizmetleri sunacağız. Açtığımız bu 14 yurdun üstüne, daha fazla yurt açacağız ve kapasitesini daha da yukarı taşıyacağız. Eğitim desteklerimizi artıracağız. Önümüzdeki yıl, 100 bin öğrenciye karşılıksız, 15 bin lira destek vermeye karar verdik. Bundan yararlanamayan 100 bin gencimize ise, -onlara da ne yapabiliriz diye düşündük- ekstra bir 100 binlik kota oluşturup, onlara da ücretsiz ulaşım desteği sağlayarak, desteğimizi bir kısım daha yukarıya taşıyacağız. Ayrıca bir 100 bin gencimizi de kültür-sanat etkinliklerinden ücretsiz faydalanacakları bir sisteme davet edip, o sistemi de kuruyor olacağız. İstanbul’un farklı noktalarında, 70’e yaklaşan kütüphane sayısına ulaşmıştık bu 5 yılda. 40 yeni kütüphane daha açacağız. Genç müzisyenlere, destek bursu vereceğiz. Geçtiğimiz 5 yılda sizin için yaptıklarımız, yapacaklarımızın ilk adımıydı. Size olan desteğimizi her ortamda, her platformda sürdüreceğiz.
“HİZMET SIRALAMAMIZ; ÇOCUKLAR, GENÇLER, KADINLAR…”
İstanbul’a dair bir şey düşünüyorken, inanın sıralamayı şöyle yapıyoruz: Bu işi yapıyoruz ama, bu işin içerisinde çocuklar nerede? Bu işi yapıyoruz ama, bu işin içinde gençler nerede? ve üçüncü sırada da ‘kadınlar’ diyerek, böyle bir sıralama yapıyoruz. Çocuklar, gençler, kadınlar… Tabii ki özellikle işsiz gençler, tabii ki bu dönem emekliler… Ama toplumun her kesimiyle büyük bir dayanışma ağı kurarak hem bu zor günleri atlatan hem de özellikle siz kıymetli gençlerin umutlarını yüksek tutacak bir şekilde, geleceğin aslında ne kadar sizlere ait olduğunu ve sizlerin umutlu ve mutlu şekilde o sürece erişmenizi sağlamanın da ne kadar bizim sorumluluğumuz olduğunu bilerek hareket ediyoruz. Bu anlayış ile yolumuza devam edeceğiz. Sizleri seviyoruz. Başarılarınız bizi gururlandırıyor. ve inşallah geleceğin teminatı olduğunuzu da biliyoruz.”
Öğrencilerle iftarını yapan İmamoğlu, yan salonda düzenlenen İSKİ iftarına da uğrayarak bir konuşma yaptı ve mesai arkadaşlarının Ramazan ayını tebrik etti.
]]>CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Bandırma’da konuştu, Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanının 5 yılda 102 arazi sattığını, 82 milyon dolar gelir elde ettiğini ama yine de belediyenin 4 milyar lira borç içinde olduğunu anlattı. Sayıştay’ın usulsüzlük tespit ettiğini, başkanın denetlenmekte, yargılanmakta olduğunu söyleyen Özel, “Artık Balıkesir’e temiz, çalışkan, rantın değil halkın belediyeciliğini yapacak olan ve Erdoğan’ın dolma kaleminin mürekkebinden değil Bandırmalının yürekten verdiği oylardan güç alan belediye başkanları lazım” dedi.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, yerel seçim çalışmaları kapsamında Balıkesir Bandırma’da halk buluşması düzenledi, yurttaşlara seslendi.
Özel, burada yaptığı konuşmada şunları söyledi:
“EMEKLİ EVE GİRSE, KARNI AÇTIR. KARNINI DOYURSA SOKAKTA KALACAKTIR”
“Bundan 1,5 ay önce ilk kez meydanlara çıktığımızda emeklilere seslendik. Dedik ki, ‘Sessiz kalamazsınız, sessiz olamazsınız. Sesinizi duyurmak isterseniz, meydanlara gelin. Sesimize ses verin. Sesimize kulak verin. Ben siz hakkınızı alana kadar mücadele edeceğim’ dedim, emekliler bizi duydu, dinledi. Şimdi de buradalar. Hepiniz çok önemli bir mücadele için buradasınız. Hepimiz biliyoruz ki bu iktidar ilk geldiği gün en düşük emekli maaşı 1,5 asgari ücretti. Yani sizi hiç ellemese, rahatınızı bozmasa, efendim TÜİK ile enflasyon oranında zam yapacağım demese ki TÜİK ne demek? ‘Tayyip’i üzmeyen istatistik kurumu.’ Maalesef, Tayyip’i üzmedi ama sizi çok üzdü. Hiç dokunmasa 1,5 asgari ücret bugün 26 bin lira olacakken, TÜİK’in o yalan rakamlarıyla, uydurma enflasyonla size vere vere sizin maaşları kuşa çevirdi. Bugün 10 bin lira en düşük emekli maaşı açlık sınırından bile 7 bin lira aşağıdadır. Emekli eve girse, karnı açtır. Karnını doyursa sokakta kalacaktır. Bir devlet emeklisine bunu yapamaz.
“PARA EMEKLİYE VERİLİNCE NEDEN KÖR KUYUYA GİDİYOR?”
Geçen ay ilk başta diyordu ki ‘Emekliler mutlu.’ Geçtiğimiz hafta bir şeyler yapacağız dediler, şimdi diyorlar ki ‘Enflasyonu düşürünce ancak olur.’ Emekliye enflasyon yüksekken zam vermek, parayı kör kuyuya atmak diyor. Yahu yazıklar olsun. Milletvekiline zam verirken para kör kuyuya gitmiyor. Cumhurbaşkanı maaşına kendi kendine zam yaparken para kör kuyuya gitmiyor. Yandaş müteahhitlere ödeme yaparken, para kör kuyuya gitmiyor da emekliye verilince neden kör kuyuya gidiyor? Yazıklar olsun.
“BANDIRMA’DA ÖĞRENCİNİN YÜZÜNÜ GÜLDÜRECEĞİZ”
Diğer taraftan burası bir öğrenci kenti. Tayyip Bey diyor ki ben gelmeden öğrencilere 300 lira veriyorlardı öğrenci kredisi, şimdi 2 bin lira yaptım. Açtık, baktık. Geldiğinde kaç paraymış simit. 60 kuruş. Kaç tane alıyormuş öğrenci kredisi, 500 simit. Şimdi kaç para simit, en ucuzu 10 lira. 2 bin liralık öğrenci kredisi alıyor 200 tane simit. 500 simit alandan 200 simit alan bir noktaya getirmiş. Hala daha diyor ki o zaman azdı, benimki çok. Biz Bandırma’yı, öğrencilerin barınması, mutluluğu için, öğrencilerin ekonomik özgürlükleri için önemli projelerle Bandırma’da öğrencinin yüzünü güldüreceğiz, Bandıma esnafının yüzünü güldüreceğiz.
“BANDIRMALININ YÜREKTEN VERDİĞİ OYLARDAN GÜÇ ALAN BELEDİYE BAŞKANLARI LAZIM”
Ayrıca Türkiye’de en pahalı sulardan biri Balıkesir’de satılıyor. Balıkesir’de en pahalı su kullanan ilçe Bandırma. Bu sorunu kökünden halledeceğiz. Arıtma ve su tedariki enerji giderleri ile ilintili bir iş. Enerji, ucuz enerji, temiz enerji meselesini partimizde en iyi bilen, en iyi çözümler üreten, belediyelerimize bunu öneren ve başarmalarını sağlayan isim Ahmet Akın zaten. O da sizin adayınız. Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanının 5 yıl içinde 102 arazi sattığını, 82 milyon dolar gelir elde ettiğini ama yine de belediyenin 4 milyar lira borç içinde olduğunu, Sayıştay’ın usulsüzlük tespit ettiğini, İçişleri Bakanlığı’nın soruşturma izni önce vermediğini, başvurulan Danıştay’ın izni verdiğini, bu usulsüzlüklerden dolayı başkanın denetlenmekte, yargılanmakta olduğunu hepimizin bilmesi gerekiyor. Artık Balıkesir’e temiz, çalışkan, rantın değil halkın belediyeciliğini yapacak olan ve Recep Tayyip Erdoğan’ın dolma kaleminin mürekkebinden değil Bandırmalının yürekten verdiği oylardan güç alan belediye başkanları lazım.”
Kürsüye çıkardığı eski İYİ Partili seçmen, Özel’in “Geçen sefer kime oy verdin kardeşim?” sorusuna, “İYİ Partiye verdim. Sayın Genel Başkanım ben eski yönetimdenim. Özlem Ural’ın elemanıyım. Özlem Ural’ın yetiştirdiği bir insanım. Bugün sizinleyim. O günün vefalıları bugün sizinle” dedi. Özel, sözlerine şöyle devam etti:
“Gördünüz mü? Böyle binlerce, milyonlarca insan var. Ben Genel Başkanları Meral Hanıma abla derim, ömrüm boyunca da abla demeye devam edeceğim. Ben İYİ Parti’nin iyi insanlarına, gönlünde ve gözünde güneş olanlara ömrüm boyunca sevgi ve minneti sürdüreceğim. Birkaç tane AKP artmışı, oradan sekmişi, gelmiş burada kıymete binmişinin bu kibrine de ne iyi insanları feda ederim, ne partimi feda ederim.”
]]>Eğitim-Sen tarafından bugün yapılan yazılı açıklamada, eğitim kurumlarında Milli Eğitim Bakanlığı aracılığıyla dini içerikli etkinlikler ve faaliyetler düzenlenmesine tepki gösterildi. Eğitim-Sen’in açıklaması, şöyle:
“Türkiye’de okullar başta olmak üzere yaygın ve örgün eğitim kurumları, eğitim-öğretim faaliyeti yürütme sürecinde, Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) dini dernek ve vakıflarla yapmış olduğu protokoller üzerinden dini etkinlik ve faaliyetlerin mekanları haline getirilmiştir. MEB aracılığıyla, Diyanet İşleri Başkanlığı başta olmak üzere, dini vakıf ve cemaatler eliyle okullarda yürütülen ÇEDES ve benzeri uygulamaların yanı sıra, çeşitli yarışma ve etkinlikler yapılmaktadır. MEB, 7 yıl önce Karaman’da 9-10 yaşında 45 çocuğun cinsel istismara uğradığı skandala adı karışan ve sanıkların 508 yıl hapis cezasına çarptırıldığı Ensar Vakfı’na ülke genelinde tüm ortaokul ve lise öğrencilerine yönelik olarak ‘Sana Emanet’ başlıklı bir bilgi yarışması düzenleme izni vermiştir. Ensar Vakfı’nın ‘Sana Emanet’ adlı yarışmasına katılacak olan öğrenci ve öğretmenlere öncelikle vakfa ait Ensar Yayınevi’nce bastırılan, ’40 Derste Hadis’ ve ’40 Derste Kuran-ı Kerim’ kitapları okutulması amaçlanmaktadır. Ensar Vakfı, ortaokul ve liselerin katılacağı ‘Sana Emanet’ yarışmasının amacıyla ilgili olarak ‘Ortaokulda seçmeli, Peygamberimizin Hayatı dersini daha etkili hale getirmek. Siyer dersine ilgiyi artırmak. Hz. Peygamber’in güzel ahlakının tanınmasını sağlamak. Peygamberin güzel ahlakının öğrencilerde erdemli davranışlara dönüşmesini sağlamak. Öğrencilerde kitap okuma alışkanlığını arttırmak. Kuran-ı Kerim derslerini etkili bir şekilde öğretmek’ olarak ifade etmiştir.
Yarışmaya Türkiye’deki tüm resmi ve özel ortaokulların 6. ve 7. sınıf öğrencileri ile lise 9. ve 10. sınıf öğrencileri ile imam hatip liseleri hazırlık sınıfları katılacaktır. Dereceye girecek 608 öğrenciye 681 bin TL, 36 öğretmen ve müdüre 114 bin TL olmak üzere toplamda 795 bin TL para ödülü dağıtılacağı açıklanmıştır. MEB çeşitli dini vakıf ve derneklerle ‘iş birliği’ protokolleri yapılmakta, okullarda MEB onaylı yarışmalar düzenlenmektedir. Bunun son örneği Ensar Vakfı’nın ‘Sana Emanet’ adlı yarışmasıdır ve söz konusu yarışma için bütün ortaokul ve liselere yazı gönderilmiştir. Yarışmanın toplam ödül değeri 795 bin olarak duyurulurken, okunacak kitaplar Ensar Vakfı’nca basılmıştır. Ensar Vakfı’nın mayıs ayında yapacağı, ‘Sana Emanet’ adlı yarışmasını resmi yazıyla tüm Türkiye’deki teşkilatına duyuran MEB, öğrenci ve öğretmenlerin yarışmaya katılmasını ve etkinlik sonrasında etkinlik raporu oluşturularak MEB Ortaöğretim Genel Müdürlüğü’ne gönderilmesi talimatı vermiştir. Yıllardır okullarda Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in ifadesiyle ‘sivil toplum kuruluşu’ adı altında faaliyet yürüten dini dernek ve vakıflar okullarda dini içerikli yarışmalar yapmakta, vakıf görevlileri ‘dini değerler eğitimi’ dersleri vermektedir. Türkiye’de uzun yıllardır eğitimin dinselleştirilmesi, okullar ve öğrencilere yönelik çeşitli dini faaliyetlerin artmasını beraberinde getirmiştir. Okullarda, öğretme-öğrenme sürecinde kullanılan yöntemler, söylemler ve materyallerin büyük ölçüde dini kural ve referanslara göre düzenlenmesi, okulları eğitim kurumu olma niteliğini olumsuz etkileyen ciddi sonuçlar ortaya çıkarmaktadır.
MEB il ve ilçe milli eğitim müdürlüklerinin Ensar Vakfı gibi dini vakıfların etkinliklerini yaygınlaştırmak için yıllardır ne kadar yoğun çaba gösterdikleri bilinmektedir. Dini vakıf ve cemaatlerin okulları temel etkinlik alanları olarak belirlemiş olmaları, yıllar içinde hızla dinselleştirilmiş olan eğitim sistemi içinde ayrı bir dinsel eğitim sisteminin inşa edilmesinin önünü açmaktadır. Türkiye’nin pek çok ilinde çocukların bilişsel ve duygusal gelişim düzeyleri göz ardı edilerek düzenlenen bu tür etkinliklerin asıl amacı, çeşitli eğitim kademelerindeki öğrencilere yönelik dini propaganda anlamını taşımaktadır. Toplumda ve okullarda bütün din ve inançtan insanlar, eşit koşullarda yaşamak ve aynı kurallara uymak durumundadır. Laiklik, herhangi bir gruba ya da mezhebe dinsel ayrıcalık ve üstünlük tanınmamasının, farklı inanç ve dinlerdeki insanlar arasında eşitliğin sağlanmasının temel koşuludur. Bunun gerçekleşmesi için devletin ve devlet kurumlarının tüm din, mezhep ve inançlara aynı mesafede durması, eğitim ve dini içerikli faaliyetleri asla birbirine karıştırılmaması gerekmektedir. MEB’in görevi çocukları ve gençleri insanlığın ortak evrensel değerleri doğrultusunda yetiştirmek, temel insan hakları ve çocukların yararını gözetecek, çocukların ve gençlerin kendilerini gerçekleştirebilmesi için mevcut bilgi birikimine ulaşmasına ve eleştirel düşünce becerisi kazanabilmesine olanak sağlayacak somut adımlar atmak için çalışmaktır. Devlet, eğitimi ve toplumsal yaşamı örgütlerken bunu dini kurumlara, dini kurallara, söylemlere ya da referanslara göre yapmamalıdır. Özellikle eğitim sistemi ve okullar, dini kurallar ya da faaliyetlerle değil, evrensel ve bilimsel gerçeklere, toplumsal ihtiyaçlara göre düzenlenmesi gereken kurumlardır. MEB’in görevi dini dernek ve vakıfların okullardaki faaliyetlerini organize etmek değil, eğitimin yapısal sorunlarına kalıcı çözümler üretmektir. Okullarda hangi ad altında olursa olsun, dini içerikli tüm etkinlik ve faaliyetlere derhal son verilmeli, eğitim öğretim süreci eğitim biliminin temel ilkeleri ve çocukların üstün yararı gözetilerek yürütülmelidir.”
]]>Bakan Tekin, Burdur’daki programı kapsamında ziyaret ettiği Abdi Özeren İmam Hatip Ortaokulu’ndaki öğrencilerle bayrak törenine katıldı.
Buradaki öğrenciler, Tekin’e sarılarak sevgi gösterisinde bulundu.
Öğrenciler ve öğretmenlerle hatıra fotoğrafı çektiren Tekin, Necip Fazıl Kısakürek Konferans Salonu’nda düzenlenen İl Eğitim Yöneticileri Toplantısı’na katıldı.
Bakan Tekin, toplantıda yaptığı konuşmada, Milli Eğitim Bakanı olarak göreve başladığı günden itibaren illeri ziyaret ettiğini, gittikleri yerde ilin eğitim-öğretim altyapısı ve bütün problemlerini masaya yatırıp çözüm üretmeye çaba gösterdiklerini söyledi.
İllerdeki yetkililerinin kendilerine ilettiği eksiklikleri ve ihtiyaçları çalışarak kentlere geldiklerine işaret eden Tekin, yerinde gerçek durumu da görerek kararlar aldıklarını aktardı.
Bu kapsamda Burdur seyahatini de genel müdürlerle yaptıklarını belirten Tekin, “Milli Eğitim Bakanlığı Merkez Teşkilatı’ndaki birim amirlerince en az bir genel müdür düzeyinde Türkiye’deki 922 ilçenin tamamı ziyaret edilmiş durumda. Hepsinin herhangi bir talebi, yatırım programına ilişkin bir önerisi, her neyi varsa yerinde görülmüş ve değerlendirilmiş durumda.” ifadelerini kullandı.
2002’de dönemin Başbakanlığınca “Cumhuriyet’in 100. Yılı’na Mektuplar” isimli bir proje yapıldığı anımsatan Tekin, “Proje PTT üzerinden yürütüyor. PTT’de Cumhuriyet’in 100. Yılı’nda, yani geçtiğimiz ekim ayında yaklaşık 20 yıl önce yazılan mektupları ilgili bakanlıklara dağıttı. Bakanlığımıza o dönem öğretmen arkadaşlarımız, eğitim müfettişleri, yöneticilerimiz, hatta öğrenciler tarafından yazılan yüzlerce mektup ulaştırıldı. Mektupları değerlendirdiğimizde o gün öğretmen arkadaşlarımızın dilek ve temennilerinin katbekat üstünde bir noktada olduğumuzu rahatlıkla söyleyebilirim. Bakın şöyle diyorlar. Mesela bir öğretmenimiz ‘Altmış kişilik sınıfta ders anlatmam inşallah.’ diyor. Başka bir öğretmenimiz ‘İnşallah elektriği ve suyu olan bir okulda ders anlatırım 100. yılda. Başka bir öğretmenimiz diyor ki ‘İnşallah farelerin cirit atmadığı bir okulda ders anlatırım.’ Bir öğrencimiz diyor ki ‘Cumhuriyet’in 100. Yılı’nda insanların kılığından kıyafetinden dolayı eğitim-öğretim hakkında mahrum edilmediği bir Türkiye’de yaşarız.’ Bunlar kurgu şeyler değil. Bunlar 20 yıl önce yazılmış, ilgili kişilerin mektupları. Çok şükür şu an geldiğimiz nokta itibarıyla bunların hiçbirini tartışmadığımız bir dönemdeyiz.” ifadelerini kullandı.
“Bütün okullarda internet erişimi var”
Eğitim-öğretimde altyapı anlamında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde Türkiye’deki çok ciddi bir mesafe aldıklarına dikkati çeken Tekin, şöyle konuştu:
“Eğitim-öğretimde fiziki altyapı olarak derslik başına düşen öğrenci sayısı ve öğretmen başına düşen öğrenci sayısı itibarıyla şu an OECD ülkeleri ortalamalarına erişmiş durumdayız. Türkiye’de yaklaşık 700 bine yakın dersliğimizde etkileşimli tahta var. Bu tahtaların her biri internet erişimine sahip. Bütün okullarda internet erişimi var. Biraz önce okulları ziyaret ettik. Öğretmen arkadaşlarımız derslerle ilgili ihtiyaç duydukları her türlü görsel dokümana ders kitaplarının QR kodları okutularak animasyonlar üzerinden izlenebildiği EBA bilişim ağına sahip. EBA’da milyonlarca içerik var, dolayısıyla teknik teknolojik altyapı olarak böyle bir noktaya gelmiş durumdayız çok şükür. Daha iyi olması, içeriğinin, niteliğinin arttırılması için çaba sarf ediyoruz.”
Tekin, Burdur’da 2024 yılı içinde ihale edilip bir buçuk yıl içinde tamamlamayı düşündükleri 24 proje olduğunu değinerek, “İlkokul, anaokulu, ortaokulu, güzel sanatlar lisesi, Anadolu lisesi, spor lisesi, mesleki ve teknik lise, çok programlı lise, özel eğitim uygulama merkezi, ortaöğretim pansiyonu olmak üzere toplamda 24 projemiz şu an itibariyle bizim tarafımızdan onaylanmış durumda. İnşallah en kısa zamanda ihaleleri yapılarak proje süreçleri tamamlanır. Bunların yaklaşık bugünkü bedelle proje bedeli 2 milyar liraya yakın bir miktar. İnşallah Burdur’a, Burdur’daki çocuklarımıza, buradaki öğretmenlerimize, eğitim öğretim camiasına hayırlı olur.” diye konuştu.
]]>Tarımsal alanda modern çalışmalarda bulunulması amacıyla 1885 yılında 26 bin dönüm arazide yapımına başlanan ve inşaatı 1891’de tamamlanan okul, “Nazari ve Ameli Hüdavendigar Hamidiye Ziraat Mektebi” adıyla açılmasının ardından 133 yıldır Türk tarımı ve hayvancılığının geliştirilmesi için deneysel çalışmaların yanı sıra üretim faaliyetlerinde de bulunuyor.
Uygulamalı eğitim veren meslek lisesinin en çok tercih edilen bölümlerinden olan Hayvan Yetiştiriciliği ve Sağlığı Alanındaki 178 öğrenci, at bakımı ve yetiştiriciliği, binicilik gibi konularda hem üniversiteye hem de mesleğe hazırlık aşamasında deneyim kazanıyor.
“Teveccüh gören bir bölüm”
Okul müdürü Ali Cihan, AA muhabirine, söz konusu alanda at sağlığı, yetiştiriciliği ve binicilik konusunda öğrencilere eğitim verdiklerini söyledi.
Hayvan Yetiştiriciliği ve Sağlığı Alanına sınavla öğrenci aldıklarını belirten Cihan, “Alanımız yoğun talep görüyor ve sınavla öğrenci almamıza rağmen kontenjanı doluyor. Teveccüh gören bir bölüm. Öğretmen ve öğrencilerin mutlu olduğu, tamamen uygulamalı eğitimin hakim olduğu bir bölüm diyebiliriz.” dedi.
Türkiye’de at yetiştiriciliği konusunda Ceylanpınar ve Karacabey haralarının dünyaya hizmet verdiğini hatırlatan Cihan, bu alanda sektörün yetişmiş eleman ihtiyacını karşılamaya çalıştıklarını dile getirdi.
Bursa’da bu alanın sadece kendi okullarında faaliyet gösterdiği bilgisini veren Cihan, şöyle devam etti:
“Tam kapasiteyle sınavlı öğrenci alıyoruz. Velilerden çok yoğun talep var. Özellikle bu sektörde iştigali olan velilerimiz, çocuklarının burada eğitim almasını istiyor. Tabii ki tek okul olmanın belki şanslı avantajını da kullanıyoruz. Oldukça yüksek seviyeli öğrencilerimiz var. Akademik yönelimleri var. İşlerini severek yapıyorlar. Okulumuza kaydı olan ve yerleşen öğrenci bir daha başka bir okula geçmeyi kesinlikle düşünmüyor. Bu da bizim için sevindirici. İşimize de dört elle sarılmamızı sağlayan bir unsur.”
Cihan, okulda yetişen ziraatçıların, kendi işletmelerinde, üretim çiftliklerinde çalışmayı sürdürmesi ve mevcut öğrencilere yol gösterici olmalarından büyük memnuniyet duyduğunu ifade etti.
“Öğrencilerimiz ‘Atlara gidecek miyiz?’ diye soruyor”
Alanda görevli öğretmenlerden Serpil Erdem, tarihi lisede öğrencilere at yetiştiriciliği, binicilik ve at bakımı konularında eğitimler verdiklerini aktardı.
Arazilerinde çeşitli hayvanların bulunduğunu söyleyen Erdem, “Okulda kaz, ördek ve tavuk gibi kanatlı hayvanlarımız var. Yumurtacı tavuk ırkıyla yumurta üretimi yapılıyor. Koyun ve keçi ırkından yaklaşık 40 küçükbaşımız var. Onların üretimini burada yapıyoruz. Tavlamızda aynı zamanda atlar yetiştirirken öğrencilerimizle bu derslere uygulamalı bir şekilde devam ediyoruz.” ifadesini kullandı.
Erdem, öğrencilerin derse ilgisinin yüksek olduğuna değinerek, şunları kaydetti:
“Özellikle uygulama dersini anlatırken öğrencilerimiz ‘Atlara gidecek miyiz? Atlarla ilgili ders işleyecek miyiz?’ diye soruyor. Tavlamızda atlara günlük tımar yapma, bakım ve besleme, su verme, hayvan konforu ve refahının nasıl sağlanması gerektiği, barınak şartlarının ne olması gerektiğiyle ilgili konuları işliyoruz. Bölümümüze talep çok fazla. Kontenjanımız okul başladığı anda dolmaya başlıyor. İsteyerek, severek geliyorlar.”
10’uncu sınıf öğrencisi Ender Karakuş, derslerin çok güzel ve zevkli geçtiğini belirtti.
Bu okulda eğitim gördüğü için çok memnun olduğunu ifade eden Karakuş, “Atlarla aram iyi. Bizim kendi haramız da var. Ondan dolayı ata binmeyi az çok biliyordum. Tabii burada hocalarımın sayesinde daha çok öğrendim. Yani biniciliği buraya gelince öğrendim.” diye konuştu.
]]>Milli Eğitim Bakanlığı, daha önce sadece ders ve davranış notlarını içeren öğrenci karnelerinde tasarım ve içerik değişikliğine gidileceğini açıkladı. 2023-2024 eğitim öğretim yılı sonunda ilk kez dağıtılmaya başlanacak yeni tasarımlı karnelerde, sadece akademik başarı değil sosyal etkinlikler de işlenecek. Okul içi ve okul dışında gerçekleştirilen sosyal etkinlikler, karnelerde “bilimsel”, “kültürel”, “sanatsal”, “sportif” etkinlikler ve “toplum hizmeti” olmak üzere 5 ana başlıkta yer alacak.
Milli Eğitim Bakanlığı, daha önce sadece ders ve davranış notlarını içeren öğrenci karnelerinde tasarım ve içerik değişikliğine gidileceğini açıkladı. Bakanlık’tan konuyla ilgili yapılan açıklama şöyle:
“2023-2024 eğitim öğretim yılı sonunda ilk kez dağıtılmaya başlanacak karnelerde akademik başarının yanı sıra sosyal etkinlikler de yer alacak. Okul içi ve okul dışında gerçekleştirilen sosyal etkinlikler, karnelerde ‘bilimsel’, ‘kültürel’, ‘sanatsal’, ‘sportif’ etkinlikler ve ‘toplum hizmeti’ olmak üzere 5 ana başlıkta değerlendirmeye alınacak.
“ETKİNLİKLER DÖRT ANA DÜZEYDE İŞLENECEK”
Öğrencilerin sosyal etkinlikleri, karnelerinde ‘katılım’, ‘ürün ortaya koyma’, ‘performans gösterme’ ve ‘derece alma’ şeklinde dört ana düzeyde işlenecek. Böylece öğrencilerin sosyal etkinliklere katılım durumları derecelendirilmiş bir sistemle karnelere yansıtılmış olacak. Ayrıca sosyal etkinlikler gerçekleştiği yere göre de ‘okul içi’, ‘okullar arası’, ‘ilçe geneli’, ‘il geneli’, ‘bölgesel’, ‘ulusal’ ve ‘uluslararası’ olarak değerlendirilecek.
“SOSYAL BAŞARI GÖRÜNÜR HALE GELECEK”
Yeni düzenlemeyle birlikte öğrenciler karnelerinde ders notlarıyla birlikte sosyal etkinlik durumlarını da görebilecekler. Yeni düzenleme ile birlikte milyonlarca öğrencinin akademik başarısının yanında sosyal başarılarının da görünür hale gelmesi ve karnelerde sadece ders notlarıyla değil, yaptığı sosyal faaliyetleriyle de ön plana çıkabilmesi hedeflenecek.
“SPOR VE SANAT İLE İLGİLİ ÖĞRENCİLER ERKEN TESPİT EDİLEBİLECEK”
Yeni uygulama kapsamında, e-Okul sisteminde öğrencilerin sosyal etkinliklerine ilişkin tutulan kayıtların, öğrencinin bir üst eğitim kurumuna yerleşirken rehberlik hizmetlerine de kaynaklık etmesi amaçlanacak. Bu kapsamda okul idaresi ve öğretmenler, okula gelen bir öğrencinin sporla ya da sanatla ilgilenip ilgilenmediğini, ilgi ve becerilerinin neler olduğunu sisteme bakarak görebilecek.
Uygulamayla ayrıca öğrencilerin eğitim öğretim yılı boyunca okul, okullar arası, ilçe, il, bölge, ulusal veya uluslararası düzeyde katıldıkları yarışmalar, etkinlikler, tasarladıkları ürünler, e-Okul sistemi içinde ayrıntılı döküm halinde yer alacak. Böylece öğrencilerinin öğrenim hayatları boyunca yaptıkları tüm sosyal etkinlikler e-Okul’daki resmi kayıtlardan takip edilebilecek.
“SOSYAL ETKİNLİKLER İÇİN ÜÇ KATEGORİ BELİRLENDİ”
Öğrencilerin gerçekleştirdiği sosyal etkinliklerin e-Okul sistemine işlenmesi için 3 ayrı kategori belirlendi. Buna göre, öğrencilerin sosyal etkinlik belgelerine ‘okul etkinlikleri’, ‘merkezi etkinlikler’ ve ‘okul dışı bireysel etkinlikler’ şeklinde veri girişi yapılacak. Okul etkinlikleri, en az bir danışman öğretmen rehberliğinde oluşturulan öğrenci kulüplerindeki faaliyetlerden oluşacak. Bu etkinlikler, öğrenci kulüplerince önceden planlanmış sosyal etkinlikler ve toplum hizmeti çalışmalarını kapsayacak.
“OKUL DIŞI ETKİNLİKLER DE E-OKUL’A İŞLENECEK”
Öğrencilerin, MEB tarafından uygun görülen ve belirlenen kurum ve kuruluşlarda, velisinin bilgisi dahilinde kendi ilgi, istek ve yetenekleri doğrultusunda okul dışındaki merkezi veya mülki idare tarafından onaylanmış etkinlikleri de e-Okul modülüne işlenecek. Okul dışı bireysel etkinlikler, Milli Eğitim, Gençlik ve Spor, Bilim Sanayi ve Teknoloji, Aile ve Sosyal Politikalar ile Kültür ve Turizm Bakanlıklarına bağlı kurum ve kuruluşlar, üniversiteler, belediyeler ile diğer resmi kurum ve kuruluşlarca düzenlenen etkinliklerden oluşacak.”
]]>Ramazan ayının ikinci haftasında merkezi yemekhanede düzenlenen iftar programına ev sahibi olan Rektör Çomaklı’nın yanı sıra Vali Mustafa Çiftçi başta olmak üzere Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen, Erzurum Vakıflar Bölge Müdürü Murat Uslu ile rektör yardımcıları, rektör danışmanları, senato üyeleri, dekanlar, akademisyenler ve çok sayıda öğrenci katıldı.
Yaklaşık 3 bin öğrencinin iftar yaptığı programda, iftar saatinden önce öğrencilerin masalarına giderek sohbet eden şehrin yöneticileri, Kur’an-ı Kerim tilavetinin ardından ezanın okunmasıyla birlikte oruçlarını öğrencilerle birlikte açtı.
İftar yemeğinin ardından, Ramazan ayının bereketli iftar sofralarını, Atatürk Üniversitesinin gözbebeği olan öğrencilerle birlikte paylaşmaktan memnuniyet duyduklarını belirten Rektör Çomaklı, öğrencilerin Ramazan’ını tebrik etti.
“Yeni Nesil Üniversite Projesi ile Ülkemizin Daha Aydınlık Bir Geleceğine Katkılarda Bulunduk”
Erzurum Vakıflar Bölge Müdürlüğünün katkılarıyla bu yıl düzenlenen iftar yemeğini ücretsiz bir şekilde öğrencilere sunduklarını belirten Rektör Çomaklı: “Bizler için birlik olmanın, halden anlamanın, paylaşmanın, empati kurmanın, varlık kadar yokluğun da bir gerçek olduğunun farkına vardığımız mübarek Ramazan’ı Şerif’in iftar sofrasını paylaşmak düstur edindiğimiz değerler açısından son derece anlamlıdır” ifadelerini kullandı.
Atatürk Üniversitesi ailesi olarak ülkenin birlik ve beraberliğine daima katkıda bulunduklarını vurgulayan Rektör Çomaklı: “Yeni Nesil Üniversite Tasarım ve Dönüşüm Projesi ile ülkemizin daha aydınlık bir geleceğine katkılarda bulunduk ve bu yolda yılmadan, yorulmadan her zaman çalışacağız ve üreteceğiz. Sadece dünyada iktidar olma ya da egemen karar alıcılardan biri olma düşüncesiyle değil, daha güçlü bir Türkiye ile adalet için, paylaşmak için, mazlum coğrafyalara merhamet ve yardım için üreteceğiz” dedi.
” Filistin’de Katledilenlerle Birlikte Tüm İnsanlık Ölmektedir”
Bugün başta Gazze ve Doğu Türkistan başta olmak üzere dünyanın birçok yerinde zulümlerin yaşandığına dikkat çeken Çomaklı: “Ne yazık ki İsrail herkesin gözü önünde uyguladığı soykırımla çocukları, kadınları ve yaşlıları sistematik olarak katletmektedir. Bu durum karşısında eskiden bu yana insan hakları hikayeleri anlatan Batılı ülkeler sessiz kalmanın ötesinde destek vermekte, Müslüman ülkeler ise maalesef ses yükseltmenin ötesine geçememektedir. Filistin’de katledilenlerle birlikte tüm insanlık ölmektedir. Şu mübarek Ramazan gününde duamız herhangi bir coğrafyada, bilhassa şiddetin dozunun her geçen attığı Gazze’de zulme maruz kalan tüm mazlumların kurtulmasıdır.
Tarihin hemen her döneminde insanlığın kalbi ve merhameti olduğumuzu unutmayınız. Günümüz dünyasının ihtiyacı olan şey Türk’ün akıl, idare ve merhamet anlayışıdır. Bu nedenle her zaman lider ülke olmak zorundayız. Lider ülkemin geleceğine liderlik edecek olan değerli gençler; güç bizde olmalı ancak merhamet kılavuzumuz olmalıdır” ifadelerini kullandı.
Başkan Sekmen: “Birlik ve Beraberliğimizin Pekiştiği Bir Aydayız”
Şehrin güzide kurumlarından Atatürk Üniversitesinde düzenlenen iftar programında öğrencilerle bir arada olmaktan büyük bir mutluluk duyduğunu ifade eden Erzurum Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen ise, birlik ve beraberliği pekiştiren, kardeşlik ruhunu diri tutan ve sevabı bol olan bu mübarek ayı idrak ediyor olmanın gururunu yaşadıklarını söyledi. Öğrencilerin derslerine odaklanmalarını, kendilerini geliştirmelerini ve ülkesine layıkıyla hizmet edecek donanıma ulaşmaları için azim ve gayretlerini hiçbir zaman yitirmemeleri gerektiğini dile getiren Başkan Sekmen, şimdiden tüm öğrencilerin ve ailelerinin bayramlarını kutlayarak, hayırlı iftarlar dileğinde bulundu. – ERZURUM
]]>İzmir Ekonomi Üniversitesi (İEÜ), Kampüsİzmir kapsamında paneller düzenlemeye devam ediyor. İzmir depreminde kaybettiği 15 yaşındaki ikizleri Sayra ve Çınar adına vakıf kuran anne Tülin Batmaz da, öğrencilerle bir araya geldi. Şimdiye kadar 12 bin çocuğa iyilik elini uzatarak ‘enkazdan doğan iyilik ikizim’ hareketini başlatan Batmaz, azmi, umudu ve sevgisiyle Türkiye’ye örnek oldu. Gerçekleşen panele; İEÜ Rektörü Prof. Dr. Yusuf Hakan Abacıoğlu, Rektör Danışmanı Dr. Burçin Önder ve çok sayıda öğrenci katıldı. İEÜ Fuaye Alanında düzenlenen panelde anne Tülin Batmaz, vakfın yaptığı çalışmaları ve hedeflediği projeleri anlattı.
1,5 yıla yakın bir süre önce kurulmasına rağmen vakfın kısa sürede hızla büyüdüğünü söyleyen Batmaz, “Vakfımızı kurarken amacımız; çocuklarımız başta olmak üzere ihtiyaç sahibi kişilere ulaşmak, kaza ya da afete maruz kalanlara yardım etmek, tüm bunları yaparken sosyal ve kültürel faaliyetlere de imza atmaktı. Bu konularda da kısa süre içerisinde oldukça hızlı yol aldık. Yarınlarımızı güzelleştirmenin yolunun, eğitimden geçtiğini biliyoruz. Bağışçılarımızın destekleri sayesinde ortaöğretim ve üniversite öğrencilerinin eğitimlerine katkıda bulunuyoruz. Vakfımız, bugüne kadar 12 binden fazla çocuğumuza ulaştı. Şimdiye dek 5 bin fidan dikimi gerçekleştirdik. Kütüphaneler açarak 5 binden fazla çocuğumuzu kitapla buluşturduk. 100’ün üzerinden gencimizle farkındalık atölyeleri düzenledik” dedi.
“Bir annenin yaşayabileceği en büyük acıyı yaşadım”
Batmaz, Kahramanmaraş depremi nedeniyle bölgeye yardımlar yapıldığını da söyledi. Öğrencilerden gelen, ‘Depremin acısını yaşayan bir kişi olarak Kahramanmaraş depremini duyduğunuzda ne hissettiniz?’ sorusuna yanıt veren Batmaz, “Depremin oluşturduğu; çaresizliği, acıyı, umutsuzluğu sözlerle ifade etmem mümkün değil. Ben; dünyam dediğim, hayattaki her şeyim dediğim iki yavrumu depremde kaybettim. Eğer hayatta olsalardı, şu anda 19 yaşında, sizler gibi üniversitede olacaklardı. Ben, ilk kez bir üniversiteye konuk oldum. Şu anda sizlerle konuşurken de bu duyguları hissediyorum. Ben, bir annenin yaşayabileceği en büyük acıyı yaşadım; ancak çocuklarım için pes etmedim. Kahramanmaraş depremini ilk öğrendiğimde, yıkım görüntülerini gördüğümde, oradaki insanlarımıza bir an önce nasıl ulaşabiliriz, neler yapabiliriz diye düşündüm. Vakıf olarak elimizden gelen ne varsa yapmaya çalıştık. Deprem bölgesinde benimle benzer acıları yaşayan çok kişi var. Onlarla görüşüyor, konuşuyoruz” diye konuştu.
Panelin ardından İEÜ Rektörü Prof. Dr. Hakan Abacıoğlu ve Vakıf Başkanı Tülin Batmaz, iş birliği protokolü de imzaladı. Bu kapsamda Sayra&Çınar Vakfı, kampüsün fiziki imkanlarından yararlanabilecek, İEÜ kampüsünün ev sahipliğinde etkinlikler gerçekleştirerek öğrencilere yönelik çalışmalar yapabilecek.
İmza töreninde konuşan Prof. Dr. Abacıoğlu da, vakfın çalışmalarına destek olmaktan gurur ve mutluluk duyacaklarını belirtti. İzmir ve Türkiye’nin deprem yönünden riskler taşıdığını ve üniversite olarak bu konuda kendilerine de sorumluluk düştüğünü söyleyen Abacıoğlu, “Afet yönetimi, koordinasyonu ve risk azaltmaya yönelik bir araştırma ve uygulama merkezi kurmak için çalışmalarımız sürüyor. Bilgi ve deneyimimizi bu merkezimize aktarmak istiyoruz. Bu, işin bilimsel tarafı. Bir de işin sosyal tarafı var. Üniversiteler, sosyal sorumluluğu ve toplumsal faydayı temel alan kuruluşlara destek olmalı, manevi yönden yanında olduklarını hissettirmeli. Bu konuda Sayra&Çınar Vakfı ile imzaladığımız bu protokolü çok anlamlı ve önemli görüyorum” dedi. – İZMİR
]]>Ayaydın, Öğrenci Sarayı’ndaki etkinlikte yaptığı konuşmada, Muğla’da yaşayan vatandaşların belediye hizmetlerinden yeterince faydalanamadığını gördüğünü, bunun üzerine elini taşın altına koyma kararı aldığını ve Büyükşehir Belediye Başkan adayı olduğunu anlattı.
Seçildiği takdirde Muğla’da bugüne kadar yapılmayan işleri yapıp sorunları çözeceğini belirten Ayaydın, “Kentte kreşler yapacağız. Yaşlı bakım ve huzurevleri yapacağım. Ben en çok öğrenci kardeşlerimi seviyorum ve onlar için çok önemli projelerim var.” dedi.
Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi’nin kuruluşu sürecinde YÖK’te görev aldığını ve üniversitenin kuruluşunda imzasının bulunduğunu kaydeden Ayaydın, öğrencilere yönelik projeleri olduğunu, onlar için dinlenme, beslenme ve rekreasyon alanları oluşturacaklarını ifade etti.
“Göreve geldiğimde üniversite ile şehri bütünleştireceğim”
Üniversite öğrencileri ile her fırsatta birlikte olacağını ve onların hayatını kolaylaştırmak için hazırladığı projeleri öncelikle uygulayacağına belirten Ayaydın, şöyle konuştu:
“Kampüs alanından şehir merkezine hafif raylı sistem kurarak öğrencilere ulaşımı ücretsiz yapacağız. Mevcut taşıma sisteminde kullanılan minibüslerde şu an için uygulanan yüzde 50 indirim var. Nisan ayından itibaren geri kalan yüzde 50 kısmı ben ödeyeceğim ve ücretsiz taşıyacağız. Üniversite öğrencisi kardeşlerimin yemek bedelinin yüzde 80’lik kısmını karşılayarak onların beslenmelerine katkı sağlamak istiyorum. Onunla ilgili de bir proje hazırlıyoruz. Kampüste 24 saat ücretsiz internet kullanımı için çalışma yapıyoruz. Öğrencilerimizin sosyal ve kültürel faaliyetlerden uzak olduğunu görüyorum. Kent merkezi ile kampüs arasında bir kopukluk var. Göreve geldiğimde üniversite ile şehri bütünleştireceğim. Yapacağımız tüm sosyal ve kültürel etkinliklerimizde öğrencilerimiz olacak. “
Şehir merkezinde gerçekleşecek her türlü sosyal ve kültürel etkinliğe üniversite öğrencilerini ücretsiz taşıyarak kentin sanatın merkezi haline gelmesini sağlayacaklarını dile getiren Ayaydın, yeni sinema ve tiyatro salonları da kuracaklarını bildirdi.
“Maddi durumu iyi olmayan belirli sayıdaki öğrenciye de burs vereceğiz”
Üniversite öğrencilerinin barınma sorununu tamamen ortadan kaldırmak için proje hazırladıklarını aktaran Ayaydın, “Öğrencilerin barınma sorununu tamamen ortadan kaldırmak için Gençlik ve Spor Bakanlığımızın yaptığı yurtların yanı sıra bizler de belediye olarak yapacağımız yurtlara öğrencilerimizi yerleştirerek yüzde 75 indirimle barınma sorununu tamamen ortadan kaldıracağız. Maddi durumu iyi olmayan belirli sayıdaki öğrenciye de burs vereceğiz.” dedi.
Ayaydın, Menteşe, Bodrum ve Fethiye’ye UEFA kriterlerinde 3 modern stat; Marmaris, Bodrum ve yine Menteşe’ye spor salonları, Fethiye’ye de kapalı yüzme havuzu yapılacağını, halı sahası olmayan mahallede bırakmayacağını kaydetti.
Ayaydın, konuşmasının ardından üniversite öğrencilerinin sorularını da yanıtladı.
Rakiplerinin hiçbir projesi olmadığı için şehirde algı yaratmak adına “AK Parti adayı kazanırsa kadınların mayolu denize girmesini yasaklayacak, içkili yerler kapatılacak, ruhsat vermeyecek” gibi söylemlerde bulunduğunu belirten Ayaydın, özel hayata müdahalenin asla söz konusu olmayacağını, kendisinin de 25 yıldır Bodrum’da yaşadığını, AK Parti hükümetinin kimsenin yaşantısına müdahale etmediğini, kendisinin de özgürlükçü bir insan olduğunu dile getirdi.
Muğla’nın ilçelerine yönelik 72 proje ile belediye başkanlığı yarışına girdiğini belirten Ayaydın, rakip adayların proje üretmek yerine Atatürk ve Cumhuriyet üzerinden siyaset yapmaya çalıştığını söyledi.
Ayaydın, “Emin olun ben onlardan çok daha fazla Atatürkçüyüm, çok daha fazla Cumhuriyet’in temel değerlerine saygılıyım ama hiçbir zaman Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün isminin arkasına ve Cumhuriyetimizin isminin arkasına sığınmıyorum. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün söylediği ‘Vatanını en çok seven görevini en iyi yapan kişidir’ sözünü yapıyorum. Onun yolundan gidiyoruz. Ben seçildiğimde halkın belediye hizmetinden daha fazla yararlanmasını sağlayacağım.” ifadelerini kullandı.
Ayaydın, konuşmasının ardından günün anısına öğrencilerle hatıra fotoğrafı çektirdi.
]]>Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği, 14 Mart Tıp Bayramı nedeniyle Türkan Saylan Sağlık Sempozyumu’nu gerçekleştirdi. Dijital ortamda yoğun bir katılım ile gerçekleştirilen sempozyuma çok sayıda sağlıkçı ve sağlık üzerine eğitimlerine devam eden ÇYDD’li öğrenci konuşmacı olarak katıldı.
Sağlık alanında yaptığı çalışmalarla adından söz ettiren ve Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği’nin kurulmasında büyük katkısı olan merhum Genel Başkan Prof. Dr. Türkan Saylan anısına düzenlenen sağlık sempozyumun yönlendiriciliği ÇYDD Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Filiz Meriçli ile ÇYDD’nin geçmiş dönem mezunlarından Yener Gül tarafından gerçekleştirildi.
MEVCUT SAĞLIK SİSTEMİ TARTIŞILDI
4 oturumdan oluşan sempozyumda her bir konuşmacı kendi alanıyla alakalı bilgilendirici sunumlar geçekleştirip sorun tespitini ve çözüm önerilerini katılımcılar ile paylaştı. Sempozyumda “koruyucu sağlık hizmetlerinin önemi, sağlık sisteminde yaşanan sorunlar ile bu sorunların çözümü, sağlık alanında eğitim gören öğrencilerin karşılaştığı zorluklar ve sağlıkta sosyal sorumluluk” başlıkları üzerine değerlendirmeler yapıldı. ÇYDD tarafından ilk defa bu yıl gerçekleştirilen Türkan Saylan Sağlık Sempozyumu’na KAHEV (Kadın Hekimler Eğitime Destek Vakfı) ise onur konuğu olarak katıldı. Etkinlikte ayrıca, Cumhuriyet dönemi boyunca koruyucu sağlık hizmetleri alanına ve ÇYDD tüzüğüne uygun kıymetli çalışmaları nedeniyle Prof. Dr. Yıldız Tümerdem’e “Çağdaş Yaşam Halk Sağlığı Ödülü” takdim edildi.
PROF. DR. AYŞE YÜKSEL: ÖĞRENCİLERİMİZİN SORUNLARINI ÇÖZMEK İÇİN ELİMİZDEN GELENİ YAPACAĞIZ
Etkinlikte konuşan ÇYDD Genel Başkanı Prof. Dr. Ayşe Yüksel, ÇYDD’nin eğitimde olduğu gibi sağlık alanında da her zaman öğrencilerle birlikte hareket edeceğini belirterek “Bugün 14 Mart anısına bir araya geldik. Bilim ve çağdaşlığı buluşturduğumuz bu günü tüm katılımcıların katkılarıyla şekillendireceğiz. Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği’nin tüzüğünde sağlık konusu da oldukça önemli bir yere sahip. Dernek tüzüğünde çalışma ilkelerinde yer alan dördüncü maddenin dördüncü şıkkında bu durum açık bir şekilde ifade edilmiştir. Bu sebeple sadece eğitim alanında değil, sağlık alanında da gençlerimize her zaman destek olmalıyız. Bu bağlamda sağlık alanında eğitim gören gençleri desteklemek, bütün gençlerimizi koruyucu sağlık hizmetleriyle buluşturmak, koruyucu sağlığın önemi hakkında bilgilendirmek, eğitim ile sağlığı bir araya getirmek ve bu konuda farkındalık oluşturmak bizim görevlerimizden biri. ÇYDD büyük bir ekosistem, burada farklı bölümlerden öğrenciler bir arada bulunuyor. Bu gençlerin kendi alanlarında çok iyi yerlere geleceklerine inanıyorum. Öğrencilerimizle birlikte böyle bir sempozyum hazırlayabilmiş olmak oldukça mutluluk verici. Bu sempozyumda en öne çıkan unsurlardan biri ÇYDD kültürü içinde yetişen ve yaşayan tüm sağlıkçıların emeği ve umudu kaybetmeden geleceğe dair iz bırakmak için çalışıyor olmaları. Bugün gençlerden çok şey öğrendik, onları dinledik. Gençlerimizden gelen öneriler doğrultusunda bilimsel çalışmaları planlayarak öğrencilerimizin sorunlarını çözmek için elimizden geleni yapacağız” dedi.
DR. DEMET BAŞER: EĞİTİM VE CUMHURİYET ATEŞİ ASLA SÖNMEYECEK
Programın onur konuğu olan KAHEV Başkanı Dr. Demet Başer ise eğitim ve sağlık alanında çalışmaktan vazgeçmeyeceklerini belirterek “Bu etkinlikte onur konuğu olarak sizlerle bir arada olmak bizim için çok önemli. Bizim gibi eğitime destek için çalışan tüm insanlar Anadolu’nun birer cevheri olarak görüyorum. Kim ne yaparsa yapsın bu tohumlar Anadolu’da her zaman yeşerecek ve yükselecek. Bu eğitim ve Cumhuriyet ateşi asla sönmeyecek. Çünkü bu hisler bizim hem ruhumuzda hem de topraklarımızda var. Bu sebeple bir gün Türkan Saylan çıkar, bir gün Ayşe Yüksel çıkar, bir gün başka biri çıkar ama bu meşale hep yanmaya devam eder” şeklinde konuştu.
]]>Düzenlediği sanat ve mesleki eğitim kurslarında kursiyerlerin eğitimlerini yürüten Büyükşehir Belediyesi bünyesindeki KAYMEK, sosyal sorumluluk projeleriyle adından söz ettirmeye devam ediyor. Başkan Dr. Memduh Büyükkılıç’ın ortaya koyduğu, eğitimi destekleyen, öğrenci ve genç dostu hizmet vizyonu doğrultusunda faaliyetlerini yürüten Büyükşehir KAYMEK, öğrencilere milli ve manevi duyguları aşılamaya yönelik faaliyetler de gerçekleştiriyor. Bu kapsamda KAYMEK öğrencileri, göğüslerini siper ederek akın akın gelen düşmanı bile verdikleri mücadele ile kendine hayran bırakan kahramanların destanlarının yazıldığı yer olan Çanakkale’yi anlattı.
KAYMEK Gençlik Merkezi öğrencileri tarafından ‘Çanakkale Ruhu’nun anlatıldığı 18 Mart Çanakkale Zaferi ve Şehitleri Anma Günü programı düzenlendi. Kadir Has Kültür ve Sanat Merkezi’nde gerçekleşen programa Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç’ın yanı sıra TBMM Milli Savunma Komisyonu Başkanı ve AK Parti Kayseri Milletvekili Hulusi Akar, AK Parti Kayseri İl Başkanı Fatih Üzüm, KAYMEK A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Serdar Öztürk ve çok sayıda öğrenci katıldı.
Başkan Büyükkılıç ile Akar ve beraberindeki heyet, çocuklar tarafından Türk bayrakları ile coşkuyla karşılandı. Programda, Kur’an-ı Kerim tilaveti, şiir dinletisi, koro, mehteran marşları ve tiyatro gösterileri gerçekleştirilirken, Çanakkale cephelerinde kullanılan askeri obje ve görseller gibi zengin bir içerikle katılımcılara Çanakkale ruhu yaşatıldı.
“KAYMEK’imizi Kayseri’mizde 6’ncı üniversite olarak nitelendiriyoruz”
Programda sahneye davet edilen Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç, sözlerine, “KAYMEK’imizin gerçekten yüz akı olan, gönül insanı olan yavrularımız, canlarımız, gençlerimiz” diye başladı. Başkan Büyükkılıç, gençlere ‘iyi ki varsınız’ diye seslenerek “Adeta Kayseri’mizde bir 6’ncı üniversite olarak nitelendirdiğimiz, yerli ve milli şuurla yetişen böyle bir gençliğe sahip olan KAYMEK’imizin çalışanlarına, mesai arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum” ifadesinde bulundu.
Büyükkılıç, KAYMEK sayesinde, 141 değişik alanda her yaş gurubuna hitap edecek kurslar verdiklerini dile getirerek 12 alanda da yabancı dil çeşitliliği ile gençleri geleceğe hazırlama adına herhangi bir ücret almaksızın Kayseri’ye mal olan her türlü fedakarlığı gösterdiklerini vurguladı.
“Aziz, kadim ve medeniyetler şehri Kayseri”
Büyükkılıç, Kayseri’nin medeniyetler şehri olduğunu belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Tam 109 yıl önce şehitlerimizin bizlere emanet ettiği bir vatan ve Kayseri. Kayseri denilince Selçuklu, Osmanlı, Cumhuriyet’i mezcetmiş. Tabi ki taş mektep diye nitelendirdiğimiz Kayseri Lise’mizin, milli mücadele döneminde son sınıf öğrencilerinin siz yaş grubunuzdaki öğrencilerinin tamamı şehit olmak suretiyle mezun olamamış. Seyyid Burhaneddin Hazretlerinin, Gevher Nesibe Sultanların, Hunat Hatunların, Mimar Sinanların şehri Kayseri. Aziz, kadim ve medeniyetler şehri Kayseri. Böyle güzel bir şehre hizmet ettiğimiz için şükrediyoruz. Mevla’m sizlere layık kılsın. Ramazan’ınızı mübarek olsun. Cenab-ı Allah şehitlerimize rahmet eylesin. Bizleri de şefaatlerinden mahrum etmesin. Her birinizi bağrıma basıyor, iyi ki varsınız diyorum.”
TBMM Milli Savunma Komisyonu Başkanı Hulusi Akar da gençlere seslenerek, “Sizin coşkunuz bize çok şey öğretiyor. Hepinizi tebrik ediyorum. Sizleri çok seviyoruz, sizlere çok güveniyoruz. Sizlerden de çok şey bekliyoruz. İnşallah geleceğimiz bugünden daha iyi olacak” dedi.
“Gerçek belediyeciliğin ustası, uzmanı, doktoru, profesörü”
Başkan Büyükkılıç’tan ‘gerçek belediyeciliğin ustası’ diyerek söz eden Akar, “Gerçek belediyeciliğin ustası, uzmanı, doktoru, profesörü sayın belediye başkanımızı da huzurlarınızda kutluyorum, tebrik ediyorum. Sayın Memduh Büyükkılıç bugüne kadar yaptıklarıyla gerçekten şehrimize çok önemli değerler kattı, çok önemli hizmetler yaptı. İnşallah bundan sonra da sizlerin teveccühü ile yine bu faaliyetlerine devam edecek” diye konuştu.
“109 yıl önce ‘Çanakkale Geçilmez’ dedik ve geçemediler”
Türkiye’nin çok güzel bir ülke olduğunu ifade eden Akar, şunları söyledi:
“Vatanımız çok güzel, Kayseri’miz çok güzel. Daha da güzelleştirmek için çok çalışmamız lazım. Vatanı bize teslim ettiler şehitlerimiz. Bizim görevimiz teslim aldığımız vatanı çok daha iyi duruma çıkarıp, o şekilde bizden sonrakilere teslim etmek. Bundan 109 yıl önce ‘Çanakkale geçilmez’ dedik ve geçemediler. Dünya’nın bütün orduları bir araya geldiler geçemediler. Bizim atalarımız geçirmediler. İşte buna biz Çanakkale ruhu diyoruz. Çanakkale ruhu bize her zaman lazım, her zaman yaşamalıyız, yaşatmalıyız. Bu konuda sizlere güveniyoruz. Yolunuz, bahtınız açık olsun.” – KAYSERİ
]]>Van’da Zeve Şehitliği’nde saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan törende, Vali ve Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Ozan Balcı, ?Van Asayiş Kolordu Komutanı Tümgeneral Aykut Tanrıverdi ve Şehit Aileleri ve Gaziler Yardımlaşma Derneği Başkanı Hakan Kahraman, Şehitlik Anıtı’na çelenk sundu.
Balcı, burada yaptığı konuşmada,18 Mart Çanakkale Zaferi’nin tarihe altın harflerle yazıldığını söyledi.
Tarih boyunca birçok zorluğun üstesinden gelen ve tarihe yön vererek zaferlere imza atan milletin, hiçbir zaman esaret altında yaşamayı kabul etmediğini belirten Balcı, şunları kaydetti:
“Milletimiz canından aziz bildiği kutsal vatan toprağını korumak için 109 yıl önce dünya tarihinde eşi görülmemiş büyük bir destan yazmıştır. Bugün bizlerin en büyük sorumluluğu, bayrağımızın ilelebet dalgalanması için birlik ve beraberlik içinde verilen mücadeleyi millet olarak idrak etmek, gelecek nesillere bu bilinci aktarmak, şehitlerimizin kanlarıyla sulanan kutsal toprağı korumak ve bizden sonraki nesillere güvenli bir şekilde bırakmaktır.”
Van Devlet Tiyatrosu salonunda devam eden programda, Kur’an-ı Kerim tilavetinin ardında günün anlam ve önemine ilişkin konuşma yapıldı.
Programda oratoryo, sinevizyon gösterimi, müzik dinletisi sunuldu, tiyatro oyunu sahnelendi.
Kompozisyon, şiir ve resim dallarında dereceye giren öğrencilere ödüllerin verilmesiyle sona eren programa, Van Cumhuriyet Başsavcısı Harun Karahan, İl Jandarma Komutanı Tuğgeneral Adem Şen, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hamdullah Şevli, İl Emniyet Müdürü Murat Mutlu, İl Milli Eğitim Müdürü Mehmet Nurettin Aras, vali yardımcıları, kurum amirleri, öğretmen, öğrenci ve vatandaşlar katıldı.
Muş
Muş Garnizon Şehitliğinde Atatürk Anıtı’na çelenklerin sunulmasıyla başlayan törende saygı duruşunda bulunuldu ve İstiklal Marşı okundu.
Muş Valisi Avni Çakır, Muş Belediye Başkanı Feyat Asya, Muş Garnizon Komutanı Albay Ali Osman Sağlam ve protokol üyeleri şehitlerin kabirlerine karanfil bırakarak dua etti.
Muş TOBB Sosyal Bilimler Lisesi tarafından Öğretmenevi konferans salonunda devam eden törende, öğrenciler tarafından şiirler okundu ve gösteriler sahnelendi.
Törende konuşan Vali Çakır, “1915 yılında yedi düvelin birleştiği ve ülkemizi işgal planları içinde olan düşman ordusu, Çanakkale önlerine geldi. O gün tarihte eşine az rastlanılan bir kahramanlık destanı yazıldı. Dünyanın en güçlü deniz kuvvetlerine karşı muhteşem bir zafer kazandı. Çanakkale, aslında içinde barındırdığı ruhaniyetiyle önemli bir şehir. Bizlere düşen bu vatanı layıkıyla korumak, yüceltmek, bizden sonra güçlü birlik ve beraberliğin en üst seviyede olacağı şekilde teslim etmektir.” ifadelerini kullandı.
Törene, Muş Cumhuriyet Başsavcısı Hüseyin Kantar, İl Jandarma Komutanı Albay Mehmet Kasım Ermiş, İl Emniyet Müdürü Serkan Karaman, Muş Alparslan Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yaşar Karadağ, vali yardımcıları, kurum amirleri, öğretmen ve öğrenciler katıldı.
Hakkari
Valilik önünde düzenlenen tören, Atatürk Anıtı’na çelenklerin sunulmasıyla başladı.
Saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı okunmasının ardından Halk Eğitimi Merkezi konferans salonunda devam eden programda, günün anlam ve önemine ilişkin konuşma yapıldı, “Çanakkale şehitleri” ve “Şehitlerimiz” adlı sinevizyon gösterimi sunuldu.
Öğrenciler tarafından gösterilerin sahnelenmesiyle son bulan programa Vali ve Belediye Başkan Vekili Ali Çelik, 3. Piyade Tümen Komutanı Tümgeneral Yasin Kalın, Cumhuriyet Başsavcısı Harun Ünlüsoy, Adalet Komisyonu Başkanı Birtan Şeker, İl Jandarma Komutanı Tuğgeneral Necip Çarıkcıoğlu, İl Emniyet Müdürü İdris Yılmaz, siyasi parti ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri, kurum amirleri ve öğrenciler katıldı.
Bitlis
Kent şehitliğinde düzenlenen programda saygı duruşu bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından saygı atışı yapıldı.
Günün anlam ve önemine ilişkin konuşmaların yapıldığı tören, İl Müftüsü Faysal Geylani tarafından okunan dua ve şehit güvenlik korucusu Nihat Çaprak’ın kabrine karanfil bırakılmasıyla son buldu.
Törene Vali Erol Karaömeroğlu, AK Parti Bitlis Milletvekili Turan Bedirhanoğlu, Belediye Başkanı Nesrullah Tanğlay, İl Jandarma Komutanı Tuğgeneral Eyüp Subaşı, Eren Üniversitesi (BEÜ) Prof. Dr. Necmettin Elmastaş, İl Emniyet Müdürü Ortaç Şekeroğlu, şehit Çaprak’ın yakınları, siyasi parti temsilcileri, kurum amirleri ve vatandaşlar katıldı.
]]>Tekin, ATO Meclis Salonu’nda düzenlenen “Atatürk’e Vefa Valizi” sergisinin açılışında yaptığı konuşmada, açılışın 18 Mart’a denk gelmesinin “güzel tevafuk” olduğunu belirterek, bakanlık olarak 18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Deniz Zaferi’nin 109. yıl dönümü dolayısıyla kısa film hazırladıklarını söyledi.
Bakanlık olarak atalarına, tarihine, geçmişine, ülkesine sahip çıkan, canı pahasına koruyan bir nesil inşa etmeye gayret gösterdiklerini vurgulayan Tekin, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bu bilinci gelecek kuşaklara taşımak istiyoruz. Çanakkale Zaferi de bunun en müşahhas örneklerinden biri. Anadolu’da o yıl lise öğrencileri savaşa gittiği için mezun veremeyen liseler var, biz 15 yaşında çocuklarımızla bu savaşta bakanlık olarak yer almıştık, biz de oradaydık. Anadolu’da savaşa gidip de dönemeyen çocuklar için türkülerin, ağıtların yakıldığı bir zafer Çanakkale Zaferi.”
Coğrafyaya, vatana, millete sahip çıkacak nesiller yetiştirmek isteyen bir bakanlık olduklarını kaydeden Tekin, asli görevlerinin bu olduğunu bildirdi.
Tekin, bünyelerinde 60 bine yakın okul, 1 milyon 100 bin öğretmenin olduğunu belirterek, bakanlığın öğretmen ve öğrencilerle birlikte güzel işler yaptığını vurguladı.
Öğretmen ve öğrencilere teşekkür eden Tekin, “Biz proje yapıyoruz, öğrenci arkadaşlarımız bizimle beraberler ama bize paydaş olan, maddi ya da manevi destek olan paydaşlarımıza ayrıca teşekkür etmek istiyorum.” dedi.
Bakan Tekin, eğitim sistemini eleştirenlere ilişkin de şunları söyledi:
“Dışarıdan eğitim, eğitim sistemi, öğretmenler ve benzeri konularda ahkam kesmek kolay, ben ahkam kesen, bu konularda beylik laflar eden herkese şunu söylüyorum, siz bu sürece ne katkı verdiniz, eleştirdiğiniz şeylerin olmaması, eksikliklerin giderilmesi için ne tür destekler verdiniz bize? Önce elinizi vicdanınıza koyun, şapkanızı önünüze koyun, bir düşünün, siz üstünüze düşeni yapıyor musunuz ki öğretmenlerimizi, okullarımızı, eğitim sistemimizi eleştiriyorsunuz. Bu süreç, 1 milyon 100 bin öğretmenin tek başına yapacağı bir süreç değil, 86 milyon vatandaşın, ülkesini, milletini seven insanın hep beraber yüklenmesi gereken ödevlerin olduğu bir süreç. Velilerimizin, ailelerin, STK’lerin, siyasetçilerin, sanatçıların herkesin bu süreçle ilgili ödevleri var.
Herkes kendi ödevini yaptığında toplamda eğitim öğretimden beklediğimiz faydayı, niteliği elde ederiz. Sorumluluklarını, görevlerini yerine getiren paydaşlarımıza teşekkür diyorum, diğer paydaşlarımızı da sürecin içinde bize destek olmaya davet ediyorum.”
Programda, savaşa katılan öğrencilerin şehit olmasıyla mezun veremeyen ya da çok az mezun veren okulların tarihi fotoğraflarının yer aldığı bakanlıkça hazırlanan kısa film izletildi.
Tekin, Dr. Ufuk Ege Anaokulu’nun hayata geçirdiği proje kapsamında, Türkiye genelinde 340 okuldan 20 bin öğrencinin “Atatürk ve Atatürk sevgisi” konusuyla hazırladığı portre, mektup, üç boyutlu yazıcıyla yapılan eserler, tablolar, geleneksel el sanatları eserlerinin yer aldığı “Atatürk’e Vefa Valizi” sergisinin açılışını yaptı, öğrencilerle hatıra fotoğrafı çektirdi.
Programa Ankara Ticaret Odası (ATO) Başkanı Gürsel Baran, İl Milli Eğitim Müdürü Yaşar Koçak da katıldı.
]]>Efes Selçuk’ta gençlerin sosyal yaşantısına katkı sağlamak, öğrencilere dinlenme ve sosyalleşme olanağı sunmak amacıyla Dokuz Eylül Üniversitesi Efes Meslek Yüksekokulu yanında bulunan Efes Kantin öğrencilerle buluştu.
Gençlerin isteklerine kulak verdiklerini ve Efes Kantin’in bu şekilde ortaya çıktığını anlatan Başkan Ceritoğlu Sengel, “Hem öğrencilere hem de Efes Selçuk’taki gençlere hitap edebilecek, öğrencilerin okullarının dışında nefes alabilecekleri bir alan oluşturmak istedik. Daha sonrasında da biz buraya geldiğimizde bir grup öğrenci ile karşılaştık, onların fikirlerini aldık. Efes Kantin böyle ortaya çıktı” dedi.
“ÖĞRENCİ DOSTU EFES KANTİN HEPİNİZE HAYIRLI OLSUN”
Öğrencilerin yaşadıkları ekonomik zorlukları Efes Kantin’i hayata geçirirken dikkate aldıklarını belirten Başkan Ceritoğlu Sengel; “Öğrenciler dediler ki; “Başkanım buraya bir yer yapalım ki, manzarası olsun, üst katı olsun. Ama sizden bir ricamız var. Öğrenci dostu bir yer olsun. Değerli öğrenciler, öğrenci dostu Efes Kantin hepinize hayırlı olsun” dedi.
Efes Selçuk’a dair en büyük hayallerinden birinin kentte yaşayan gençlerin kente dair hayal kurmalarını sağlamak olduğunu belirten Başkan Ceritoğlu Sengel, Pamucak’ta düzenlenen festivaller, Kapalı Spor Salonu ve Gençlik Merkezi ile Kültür Merkezi Projeleri ve öğrenci misafirhanesi hakkında önemli bilgiler verdi.
FESTİVALLER DEVAM EDECEK
Ahmet Ferahlı Parkı’nın düzenlenmesinde de en önemli amaçlarından birinin gençler için sosyalleşebilecekleri bir alan oluşturmak olduğuna dikkat çeken Başkan Ceritoğlu Sengel, “Bana diyorlar ki festivalleri neden yapıyorsun? Yapıyoruz sebebi şu; “Biz hem belediye olarak oradan para kazanıyoruz hem de Efes Selçuk’un yanı sıra tüm Türkiye’deki gençlerin müziğini susturmuyoruz. Her yerde festivaller iptal oldu. Ama Pamucak Sahili’ndeki iptal olmuyor. Çünkü Pamucak Sahili’ndeki o festivaller yapılabilsin diye Filiz Ceritoğlu Sengel şahsi kefaletini ortaya koyuyor. Son zamanlarda soruyorlar. “Bu dönem What A Fest yok mu?” diye. Hayır var. Çünkü Filiz Ceritoğlu Sengel tekrar belediye başkanı olduğunda yine o şahsi kefaletini kullanacak. Festivalleri düzenleyenler o şahsi kefaleti koyabilecek yürek istiyorlar. O yürek de Allah’tan hepimizde var. Cumhuriyet Halk Partili olmanın esas gereklerinden bir tanesi de yürekli olmak ve mücadeleci olmaktır. Hepsine sahip olmaktan dolayı da keyif alıyoruz” diye konuştu.
PROJELER HAZIR
Her zaman ayakları yere basan reel projelerle yol aldıklarını kaydeden Başkan Ceritoğlu Sengel; “Bir projem var gibi bir düşünce değil gerçekten uygulamasına kadar hayata geçirilebilecek projelerimiz var bizim. İşte o yüzden gençlik ve spor merkezimizin üç kez ihalesine çıktık. Ancak ekonominin genel gidişatından ve maliyetlerin yüksekliğinden dolayı müteahhitler projeye girmek istemedi. O anlamda Kapalı Spor Salonu ve Gençlik Merkezimizin uygulama projesi de dahil olmak üzere projeleri hazır. İçerisinde yine gençlerimize sorduğumuz, cep sinemasının olduğu bir alan da hazır. Yine kültür merkezimizin de projesi ve bütçesi de hazır bir şekilde ikinci dönemimizde başlıyor olacak” dedi.
ÖĞRENCİLER İÇİN MİSAFİRHANE
Öğrencilerin barınma sorununa da dikkat çeken Başkan Ceritoğlu Sengel; “Öğrencilerin barınma sorunu var. Bunu en hızlı şekilde çözecek yöntem ne diye düşündük. Bunun için de bir alan bulduk zaten. Alanı adına yurt diyemesek de misafirhane adıyla öğrenciler için kullanacağız. Tahmin ediyorum ki, toplam 64 yatak kapasitesine ulaşabilecek bir misafirhane yapımı için projemiz hazır. Önümüzdeki öğretim yılına da bunu yetiştireceğiz” diye konuştu.
Başkan Ceritoğlu Sengel, konuşmasının ardından Efes Kantin açılışının ardından kantinde oturarak gençlerle sohbet etti.
]]>TBMM Başkanvekili ve CHP Denizli Milletvekili Gülizar Biçer Karaca, deprem bölgesindeki illerde üniversite sınavına girecek öğrencilerden sınav ücreti alınmaması için TBMM Başkanlığı’na kanun teklifi verdi. Karaca, “Karaca, “Geçen yıl 345 TL olan YKS oturumuna bu yıl katılmak isteyen adaylar 885 TL; geçen yıl 260 TL’ye yaptıkları başvuruyu bu yıl yapmak isteyen YÖKDİL adayları 490 TL ödemek zorunda kalıyor. Milyonlarca öğrenci artan zamlar ve ekonomik krizin faturası nedeniyle başvuru dahi yapamıyor. Yasa teklifiyle amacımız depremzede adayların yüzde yüzleri çoktan aşan sınav ücreti ödemeden sınava girebilmelerini sağlamak” dedi.
CHP TBMM Başkanvekili ve CHP Denizli Milletvekili Gülizar Biçer Karaca, 6 Şubat depremlerinden 11 ilde üniversite sınavına girecek öğrencilerden sınav giriş ücreti alınmaması amacıyla TBMM Başkanlığı’na kanun teklifi verdi. Karaca, ÖSYM Hizmetleri Hakkında Kanun’da değişiklik yapılmasını öngören kanun teklifinin gerekçesinde şunları dile getirdi:
“MİLYONLAR EVSİZ, GEÇİM ŞARTLARINDAN YOKSUN”
“6 Şubat 2023 tarihinde Kahramanmaraş merkezli yaşanan depremler neticesinde resmi açıklamalara göre en az 53 bin 537 yurttaşımız yaşamını yitirmiş, 107 bin 213 yurttaşımız ise yaralanmıştır. Depremin ardından kamuoyuna yansıyan bilgilere göre 3,5 milyon yurttaşımız deprem bölgesini terk etmiş, Uluslararası Göç Örgütü’nün raporuna göre tahminen 2,7 milyon yurttaşımız evsiz kalmıştır. Cumhurbaşkanlığı tarafından açıklanan rapora göre, depremden etkilenen 11 ilimizde 5 milyon 649 bin 317 konuttan 38 binden fazlası deprem anında yıkılmış, depremin ardından 518 bin 9 konut ise acil yıkılacak ya da ağır hasarlı olarak belirlenmiştir. Uluslararası Çalışma Örgütü’nün tespitlerine göre ise ülkemizde depremler sonucunda 658 bin yurttaşımız geçim olanaklarını kaybetmiştir. Söz verilen konutların yalnızca yüzde 11’i tamamlanmıştır.
Deprem yaşanan illerde eğitim-öğretim hizmetlerinin aksadığı kuşkusuzdur. Ayrılan kaynak tahsislerinin yanında, afet bölgesi kapsamındaki illerde eğitim-öğretim faaliyetlerinin yürütülmesinde yaşanan sorunlar devam etmektedir. Deprem bölgesindeki 11 ilde 2022-2023 eğitim öğretim yılında, ilk ve ortaöğretimde 3 milyon 972 bin 75 öğrenci, 209 bin 719 öğretmen, üniversitelerde ise (uzaktan eğitim dahil) 311 bin 614 öğrenci ve 15 bin 249 akademisyen bulunmaktadır. Toplam öğrenci sayısı ise 4 milyon 283 bin 689’dur.
“217 BİN ÖĞRENCİ NAKLEDİLDİ”
Deprem bölgesindeki illerden göç nedeniyle eğitim-öğretim faaliyetleri, göç edilen illerde yürütülmeye devam etmiştir. Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) açıkladığı verilere göre, 217 bin 246 öğrenci başka illere naklini gerçekleştirmiştir. Nakil yaptıran öğrencilerin dağılımı incelendiğinde 71 bin 959 öğrenci ile Hatay ilk sıradadır. Hatay’ı sırasıyla; 52 bin 908 öğrenci ile Kahramanmaraş, 39 bin 987 öğrenciyle Malatya, 22 bin 889 öğrenciyle Adıyaman, 14 bin 719 öğrenciyle Gaziantep izlemektedir. Eğitim Reformu Girişimi’nin raporuna göre deprem bölgesindeki öğrencilerin nakil oldukları iller sıralamasında 29 bin 738 ile Ankara gelmektedir. Ankara’nın ardından 20 bin 149 öğrenci nakli ile Antalya, 20 bin 67 öğrenci ile Mersin ve 16 bin 186 ile İstanbul izlemektedir.
MEB tarafından yayınlanan ‘Deprem Bölgesi İlleri Raporu’ incelendiğinde sınav ücretlerine ilişkin bir düzenlemeye rastlanmamıştır. Eğitim-öğretim faaliyetlerine ilişkin veriler paylaşılmış, deprem bölgesindeki adayların e-sınav randevularının istedikleri yere taşınmasını sağlayacak güncellemeler yapıldığı, e-sınav hizmeti veren sınav salonları açıldığı, sınavlara giren öğrencilere kitap ve okuma desteği verildiği, 8. 12. Sınıf düzeyindeki öğrencilere yönelik destekleme ve yetiştirme kursları açıldığı ifade edilmiş, 18 okulda 982 öğrenciye sınav kaygısının önüne geçilebilmesi için motivasyon seminerleri verildiği ifade edilmiş ancak deprem bölgesindeki illerde sınavlara giren öğrencilerden sınav ücretlerinin alınmamasına yönelik bir düzenleme yer almamıştır.”
“MİLYONLARCA ÖĞRENCİ ARTAN ZAMLAR NEDENİYLE BAŞVURU DAHİ YAPAMIYOR”
Sınav başvuru ücretlerinde yüzde yüzü aşan zamların depremzedeler için ikincil bir mağduriyet yaratmasının önüne geçilmesi gerektiğini belirten Karaca, “Geçen yıl 345 TL olan YKS oturumuna bu yıl katılmak isteyen adaylar 885 TL; Geçen yıl 260 TL’ye yaptıkları başvuruyu bu yıl yapmak isteyen YÖKDİL adayları 490 TL ödemek zorunda kalıyor. Milyonlarca öğrenci artan zamlar ve ekonomik krizin faturası nedeniyle başvuru dahi yapamıyor. Bize gelen talepler, özellikle depremzede gençlerin ve ailelerinin eğitime erişim hakkından yoksunluğu anlamına geliyor. Yasa teklifiyle depremzede adayların yüzde yüzleri çoktan aşan sınav ücreti ödemeden sınava girebilmelerini sağlamak. Daha fazla mağduriyet yaşanmaması için merkezi sınavlara başvuruda somut adım atma yönünde tüm karar alıcılara çağrıda bulunuyorum” dedi.
KARACA ÇAĞRIDA BULUNDU
Karaca, afet bölgesi ilan edilen illerde bunun devam ettiği süre boyunca tüm merkezi sınavlarda depremzedelerden başvuru ücreti alınmamasını içeren teklifin TBMM’de kabul edilmesi için tüm siyasi partilere de çağrıda bulundu.
]]>
Kent sakinlerinin dijital dönüşümüne katkı sunma hedefi ile çeşitli eğitim ve atölyelere ev sahipliği yapan İstasyon Kuşadası, gençlere çağın gereklerine uygun ileri teknolojik bilgi ve beceri kazandırıyor. Gençlerin donanımlı ve girişimci bireyler olarak sosyal ve ekonomik yaşama katılımlarını sağlayan İstasyon Kuşadası, farklı sosyal grupların ve toplulukların bir araya gelerek fikir paylaşımında bulunabilecekleri ve çalışabilecekleri fiziksel alanı ile de tercih nedeni oluyor.
ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİLERİNE ÜCRETSİZ AKŞAM YEMEĞİ
Kuşadası Belediyesi, kentte öğrenim gören üniversite öğrencilerini de unutmuyor. Kentte ailelerinden uzakta öğrenim gören üniversite öğrencilerinin yaşadığı ekonomik sıkıntıyı hafifletmek amacıyla Kuşadası Belediyesi tarafından iki yıl önce başlatılan ücretsiz akşam yemeği uygulamasından günde ortalama 300 öğrenci faydalanıyor. Üniversite öğrencilerine sunulan 4 çeşit akşam yemeği, Kuşadası Belediyesi’ne ait Gazibeğendi Tesisleri’nde sağlıklı ve dengeli beslenme ilkeleri doğrultusunda özel olarak hazırlanıyor.
EĞİTİM DESTEĞİ
Kuşadası Belediyesi tarafından kentte öğrenim gören ilk, orta, lise öğrencilerinin yanında farklı kentlerde eğitim gören Kuşadalı üniversite öğrencilerine de eğitim desteği sunuluyor. Son 5 yılda ihtiyaç sahibi olduğu tespit edilen 3265 öğrenciye toplam 2 milyon 343 bin TL nakdi eğitim desteği sunan Kuşadası Belediyesi, kentte eğitim gören üniversite öğrencilerine gıda, yakacak ve eşya desteğinde de bulunuyor.
SOKAK BASKETBOLUNUN ADRESİ AVUKAT DOĞA TOKUÇOĞLU PARKI
Kuşadası Belediyesi, gençlerin enerjilerini sosyal ve sportif alanlara yönlendirebilmek amacıyla kente kazandırdığı park ve yeşil alanları açık hava aktivitelerine uygun olarak tasarlıyor. Bu alanların başında ise tamamen spor aktivitelerine yönelik olarak tasarlanan Avukat Doğa Tokuçoğlu Parkı geliyor. Uluslararası Basketbol Federasyonu’nun standartlarına uygun olarak yapılan gece aydınlatmalı bir basketbol sahasına sahip olan parka, özellikle gençler yoğun ilgi gösteriyor. Türkiye’de 90’lı yıllarla beraber salondan çıkıp sokak kültürüyle birleşen basketbolun keyfini çıkaran gençler, aynı zamanda yeni arkadaşlıklar edinerek sosyalleşme fırsatı da buluyor.
KÜTÜPHANE VE KİTAP KAFE İLE BİLGİYE KOLAY ULAŞIM
Avukat Doğa Tokuçoğlu Parkı’nın yanı sıra Kuşadası Belediyesi tarafından İkiçeşmelik Mahallesi’nde yapılan Cafer Kotan Yaşam Parkı’nın içerisinde bulunan Güler Aydın Süzgeç Sosyal Tesisi bünyesinde açılan Kütüphane ve Kitap Kafe de gençlerin sıklıkla ziyaret ettiği mekanların başında geliyor. Binlerce kitaba ulaşmanın yanı sıra sessiz ve huzurlu ortamı ile ders çalışma ve internette araştırma yapma olanağı da sunan Kütüphane ve Kitap Kafe, gençlerin önemli bir ihtiyacını karşılıyor.
Cafer Kotan Yaşam Parkı içerisinde yer alan Kuşadası’na bağlı Arya A.Ş. tarafından işletilen Halk Kafe ise diğer tesislere göre daha uygun fiyatları ve zengin menüsü ile gençlerin akranları ile bir araya gelerek sosyalleşmelerine olanak sağlıyor.
GENÇLER İÇİN YENİ PROJELER YOLDA
Kuşadası Belediyesi, gençlerin sosyal ve kültürel gelişimlerine katkı sunmak amacıyla geliştirdiği yeni projelerin yapım çalışmalarını da sürdürüyor. Bu kapsamda Toprak Saha olarak bilinen alanda inşası süren ve kentin kültür, sanat ve spor faaliyetlerini tek bir çatı altında toplayacak olan Kuşadası Yaşam, Kültür ve Spor Merkezi, Kuşadalı gençler tarafından heyecanla bekleniyor.
TENİS KULÜBÜ HEYECANLA BEKLENİYOR
Gençleri heyecanlandıran projelerden bir diğeri ise Kadınlar Denizi Mahallesi Kasım Yaman Caddesi üzerinde yapımı sürmekte olan uluslararası standartlara sahip tenis kulübü olarak öne çıkıyor. Gece aydınlatmalı 4 tenis kortu ve 1 antrenman kortundan oluşan 6 bin metrekarelik alana sahip tenis kulübü, 900 metrekarelik yeşil alan düzenlemesi, seyirci tribünü ve kafeteryası ile modern bir spor tesisi olarak tasarlanıyor.
GENÇLİK MERKEZLERİ YAŞAMA GEÇİRİLECEK
Başkan Günel’in gençler için yaşama geçirmeye hazırlandığı Gençlik Merkezleri projesi için de çalışmalar sürüyor. Farklı mahallelerde gençlerin talep ve beklentileri doğrultusunda kültür, sanat, spor ve eğitim alanlarında çeşitli aktivitelere uygun ortamı ile hizmet verecek olan gençlik merkezleri en kısa sürede kente kazandırılacak.
]]>Dünyanın en köklü tasarım ve mühendislik yarışmalarından biri olarak bilinen ve ilki 1981 yılında ABD’de yapılan Formula Student, otomotiv ve motor sporları endüstrisine henüz öğrenciyken sektörel anlamda kalifiye eleman yetiştirmek amacıyla her yıl 20’den fazla ülkede 800’ü aşkın takımın katılımıyla gerçekleştiriliyor.
Takımlar, statik etaplarda, ürettikleri araçları ve proje aşamasında geçtikleri süreçleri Formula 1 gibi yarış serilerinden tanınmış yetkili jürilere sunuyor. Dinamik etaplarda ise araçların takım üyeleri tarafından belirli koşullarda kullanılmasıyla çeşitli ölçütlerde değerlendirmeler yapılıyor.
ESTÜ’nün çeşitli fakültelerinde öğrenim gören 65 öğrencinin üyesi olduğu ESTÜ Racing Kulübü de Formula Student için Prof. Dr. Hikmet Karakoç ve Dr. Öğr. Üyesi Erdem Özyurt’un akademik danışmanlığında yaklaşık bir yıl önce içten yanmalı motora sahip yarış aracı tasarlayarak üretti.
Geçen yıl ilk kez katıldıkları Çekya’daki Formula Student’ta 15’inci olan gençler, bu sene 29 Temmuz’da Romanya’nın Bacau ve 5 Ağustos’ta Çekya’nın Most şehirlerindeki yarışlar öncesi araçlarını geliştirmek için uğraş veriyor.
“İçten yanmalı araç” kategorisinde yarışlara katılacak genç mühendis adayları, ESTÜ Rektörlüğünce tahsis edilen atölyede yaklaşık 8 aydır mekanik, elektrik kontrol ve organizasyon olmak üzere 3 departmanın koordineli çalışmasıyla ilerliyor.
Haftada iki gün atölyede çalışıyorlar
Kulübün kuruluşundan bu yana iki yıldır akademik danışmanlığını yapan Dr. Öğr. Üyesi Erdem Özyurt, AA muhabirine, bu seneki yarışlarda geçen yılın üzerine çıkarak derece elde etmek istediklerini söyledi.
Takımın kurucu kaptanı Makine Mühendisliği Bölümü 2’nci sınıf öğrencisi Murathan Pekacar da çoğunluğu mühendislikten olsa da farklı bölümlerden öğrencilerin disiplinli bir yapıda çalıştıklarını anlattı.
Üniversite hayatına devam ederken kendilerini bu çalışmalarla geliştirdiklerini belirten Pekacar, “Otomobil sporlarında içten yanmalı bir araçla yarışmak hepimizin tutkusu. Aynı zamanda biz öğrenciler için de büyük bir deneyim fırsatı. İlk dönem haftada bir gün çalışıyorduk, ikinci dönem haftada iki gün çalışmaya başladık. Yaz aylarında da atölyemizde sabahlıyoruz. İlk senemizde araç çıkarabilmek için bu eforu sarf ettik. Aynı şekilde bu seneki hedefimizi yakalayabilmek için bu disiplinle çalışmamız gerekiyor.” diye konuştu.
Pekacar, Formula Student’ın dünya genelinde mühendislik ve tasarım öğrencileri için en prestijli organizasyonlardan olduğunu vurguladı.
Ayrıca, bu yarışları duyurabilmeyi hedeflediklerini aktaran Pekacar, “Bu doğrultuda sponsorluk için firmalarla, kurumlarla iletişim kurarak bilinirliği artırmaya çalışıyoruz. Firmaların yaklaşımı gayet olumlu.” dedi.
“Türkiye’yi ve üniversitemizi temsil edecek olmak bizi motive ediyor”
Ekibin organizasyon birimi şefi Endüstri Mühendisliği Bölümü 3’üncü sınıf öğrencisi Kadir Uğurlu, Romanya ve Çekya’daki yarışlar için pratik tecrübelerle kendilerini geliştirdiklerini dile getirdi.
Araçlarının yarışlarda aerodinamik ve tasarım konusunda öne çıktığına dikkati çeken Uğurlu, şöyle devam etti:
“Gerçekten büyük bir zaman yönetimi var. Oldukça komplike işlerle uğraşıyoruz. Öğrendiğimiz teknik detayları burada uygulama fırsatı buluyoruz. Pratiğini yaptığımız her bilgiyi bünyemize katıyoruz. Buradan edindiğimiz bilgilerle sürekli kendimizi güncelliyoruz. Bu işin bize sağladığı motivasyon ve gelişim duygusunun yanı sıra biz bu yarışmalarda derece elde ederek ülkemizde bu sektörde ne kadar iyi işler çıkarılabileceğini görmek istiyoruz.”
Organizasyon birimi üyesi Endüstri Mühendisliği 1. sınıf öğrencisi İrem Nur Özdemir ise geçen yıl katıldıkları yarışta önemli deneyim elde ettiklerini belirtti.
Bu sene üzerine yoğunlaştıkları sorunlardan biri olan araç ağırlığını düşürme konusunda önemli mesafe katettiklerini anlatan Özdemir, “Aracın üzerinde en ufak bir katkımız olduğunda kendi adımıza mutlu oluyoruz ve gururlanıyoruz. Bu sene Çekya ve Romanya’da yarışacağımız için zorlu bir etaba hazırlanıyoruz. Bu etabın sonunda belli bir karşılık alacağımıza ve dereceye gireceğimize inanıyoruz. Orada Türkiye’yi ve üniversitemizi temsil edecek olmak bizi motive ediyor.” ifadesini kullandı.
]]>Van’da Devlet Tiyatrosu salonunda düzenlenen program, saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı.
Kur’an-ı Kerim tilavetinin ardından konuşan Vali ve Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Ozan Balcı, Türkiye’nin bölgede güneş gibi parladığını söyledi.
Milli Mücadele döneminden söz eden Balcı, “Milletimiz ‘her şey bitti’ denilen bir anda doğulusu, batılısı, kuzeylisi ve güneylisiyle büyük bir mücadele verdi. Ülkemizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk, silah arkadaşları ve Anadolu’nun kahraman evlatları Cumhuriyet’i kurdu. Milletimizin ve memleketimizin yolu açık. Ülkemiz fırsatlar ülkesi. Güzel bir gelecek vadediyor. Gençlerimiz hayallerini gerçekleştirmek için çok çalışmalı.” diye konuştu.
Şiir ve resim dallarında dereceye giren öğrencilere ödüllerin verilmesiyle sona eren programa, İl Jandarma Komutanı Tuğgeneral Adem Şen, İl Emniyet Müdürü Murat Mutlu, İl Milli Eğitim Müdürü Mehmet Nurettin Aras, kurum amirleri, öğretmen, öğrenci ve vatandaşlar katıldı.
Hakkari
Halk Eğitimi Merkezi konferans salonundaki program saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı.
Kız Anadolu İmam Hatip Lisesi Müdürü Bülent Demir, günün anlam ve önemine ilişkin konuşma yaptıktan sonra “İstiklal Marşı ve Mehmet Akif Ersoy” adlı sinevizyon gösterimi sunuldu.
Oratoryo ve tiyatro gösteriminin ardından öğrenci ve öğretmenler, şiir okudu, İstiklal Marşı’nı seslendirdi.
İstiklal Marşı’nı güzel okuma yarışmasında dereceye girenlere ödüllerinin verildiği programda, Vali ve Belediye Başkan Vekili Ali Çelik, katılımcılara Mehmet Akif Ersoy’un “Safahat” adlı kitabını hediye etti.
Programa, Cumhuriyet Başsavcısı Harun Ünlüsoy, Adalet Komisyonu Başkanı Birtan Şeker, Hakkari Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ömer Pakiş, İl Jandarma Komutanı Tuğgeneral Necip Çarıkcıoğlu, İl Emniyet Müdürü İdris Yılmaz, vali yardımcıları, kurum amirleri, öğretmen ve öğrenciler katıldı.
Bitlis
İl Kültür Merkezinde saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan programda, günün anlam ve önemini belirten konuşma yapıldı.
Mehmet Akif Ersoy’un hayatının yer aldığı sinevizyon gösteriminin ardından düzenlenen yarışmalarda dereceye giren öğrencilere ödülleri verildi.
Programa, Vali Yardımcısı Göksel Yüksel, Belediye Başkan Yardımcısı İbrahim Arslan, İl Milli Eğitim Müdürü Bilal Gür, Müftü Mehmet Faysal Geylani, kurum amirleri ve öğrenciler katıldı.
Muş
Muş Öğretmenevi konferans salonunda düzenlenen programda, saygı duruşunda bulunuldu, İstiklal Marşı okundu.
Kur’an-ı Kerim tilavetiyle devam eden programda konuşan Muş Valisi Avni Çakır, milli şair Mehmet Akif Ersoy’un İstiklal Marşı’nı yazmaya başlarken, millete ve kahraman orduya bağımsızlık mücadelesinin zaferle sonuçlanacağının müjdesini verdiğini söyledi.
Herkesin İstiklal Marşı’nı büyük gurur ve onurla söylediğini belirten Çakır, “İstiklal Marşı’mız tarihin akışını değiştiren bir kahramanlık destanının anlatımıdır.” dedi.
Şiirlerin okunması, yarışmalarda dereceye giren öğrencilere ödüllerinin verilmesiyle sona eren programa, Muş Belediye Başkanı Feyat Asya, İl Jandarma Komutanı Albay Mehmet Kasım Ermiş, Cumhuriyet Başsavcısı Hüseyin Kantar, İl Emniyet Müdürü Serkan Karaman, İl Özel İdaresi Genel Sekreteri Şeyhmus Yentür, kurum amirleri, sivil toplum kuruluşu temsilcileri, öğretmen ve öğrenciler katıldı.
]]>TÜDAV ve YTÜ’nün dahil olduğu “SHORE: EmpOweR Students as the Agents of ChangE” AB Horizon Projesi kapsamında, 11 Aralık 2023-11 Ocak 2024 tarihlerinde düzenlenen 5. Deniz Okuryazarlığı eğitiminde, “Türkiye’de Denizel Ekosistemin Korunması ve Sürdürülebilirliği için Öğretmenlere Yönelik Deniz Okuryazarlığı Kursu” verildi.
Toplam 25 saat süren eğitimde, Türkiye’nin denizel çevre politikaları ve mevzuatı, deniz biyolojisine giriş, denizlerdeki kirlilik kaynakları, türleri ve sonuçları, Türkiye denizlerinin oşinografisi, iklim değişikliği ve denizler, sürdürülebilir tatlı su kaynakları yönetimi ve denizlerdeki yabancı istilacı türler gibi konular ele alındı.
Eğitimin içeriği ve hedeflerine ilişkin AA muhabirinin sorularını yanıtlayan TÜDAV Başkanı Prof. Dr. Bayram Öztürk, deniz okuryazarlığının deniz ve okyanuslarla ilgili çok temel bilgiler veren bir uygulama olduğunu söyledi.
Dünyanın birçok yerinde okyanus ve deniz okuryazarlığı eğitimleri verildiğini, bu eğitimlerin, denizlerin korunması, kirletilmemesi, iyi yönetilmesi ile deniz ve sahillerin doğru kullanılması gibi konuları kapsadığını aktaran Öztürk, “Amacımız ortaöğretimdeki öğretmenlere deniz okuryazarlığı öğretmek ve onların da bu dersi öğrencilere anlatması. Öğretmenlerden başladık, onlar da öğrencilere katacaklar.” dedi.
Türkiye nüfusunun en az yarısının sahil kesimlerinde ikamet ettiğini ve Türk milletinin denizlere çok bağlı bir millet olduğunu ifade eden Öztürk, özellikle balıkçılık alanında sürdürülebilir şekilde ilerlenmesi ve kıyı ekosistemlerinin korunması gerektiğine dikkati çekti.
İstanbul Boğazı’nda yunusların ve göçmen kuşların görüntülenmesi ve biyoçeşitliliğin korunması gibi konularda TÜDAV olarak farklı kurum ve kuruluşlarla çalışmalar yürüttüklerini belirten Öztürk, şunları söyledi:
“Deniz okuryazarlığı, denizlerin korunması meselesini öne çıkaran bir uygulama. Daha çok zaman gerekiyor, daha fazla kurum gerekiyor. Bunu TÜDAV yapıyor ama bütün Türkiye’de birçok kurumun bu işe girmesi lazım. Zaman içinde olacağını düşünüyorum, ümitsiz değilim. Çünkü öğretmenlerimiz, öğrencilerimiz, sahil kasabalarındaki birçok insan bu kursu almak istiyor, onun için yapılacak çok fazla şey var ve yapacağız.”
Edindiği tecrübeleri öğrencilerine aktardı
Öğretmenler için hazırlanan deniz okuryazarlığı eğitimine katılan Emine Durak, edindiği bilgiler ışığında öğrencilerinin, deniz canlılarının dünyasını keşfetmesini sağlayan bir proje hazırlamasını sağladı. Öğrenciler, öğretmenleri tarafından kendilerine verilen konu başlıkları dahilinde çalışmalar yaparak bu bilgileri sınıftaki arkadaşlarıyla paylaştıkları sunumlar gerçekleştirirken deniz kirliliğine dikkati çeken müzikli bir drama gösterisi de hazırladı.
Öğrencilerin dünyayı, denizleri ve canlıları tehdit eden bir sorunun farkına varmasının ardından konu üzerine çalışma yapmak için kendisine başvurduğunu kaydeden Durak, sözlerine şöyle devam etti:
“Bu sorunu keşfettikten sonra aslında kocaman yürekleriyle, küçücük ellerini taşın altına koymaya çalıştılar ve ‘Acaba biz ne yapabiliriz?’ diyerek bir proje yapmak istediler. Dediler ki, ‘Öğretmenim biz ikna etme yöntemine gitmek istiyoruz.’ Önce arkadaşlarına sunum yaptılar daha sonra veli onaylı videolar hazırladık ve bunları hem diğer sınıflardaki arkadaşlarına sundular hem de bize eğitim veren hocalarımıza gönderdiler. O hocalarımız da bilim insanlarımız da biyologlarımız da bu çalışmaları çok takdir ettiler. O yüzden bu projenin amacı elbette ki yarınlarımızı, doğamızı kurtarmak, canlıların yaşam haklarını tekrar ellerine vermek.”
Öğrencilerin denizlerin iklim değişikliğinden nasıl etkilendiği ve bu durumun deniz canlılarını nasıl etkilediği konusunda daha bilinçli hale geldiğini dile getiren Durak, çocukların yalnızca teorik bilgiye değil, doğayı hissedebilecekleri uygulamalı derslere de ihtiyaç duyduğunun altını çizdi.
“Bilmediğimiz bir şeyi koruyamayız”
Şair Nedim Ortaokulu Müdürü Oğuz Aydoğan, hayata geçirdikleri proje dolayısıyla Türkçe öğretmeni Durak ve 5. sınıf öğrencilerini tebrik etti.
Milli Eğitim Bakanlığı tarafından bu yıl iklim değişikliği dersinin seçmeli ders olarak müfredata dahil edilmesinin önemli bir adım olduğuna değinen Aydoğan, “Öğrencilerimizde çevreyle ilgili davranış değişiklikleri oluşturmak, onlara çevreyi sevdirmek, çevreyi tanıtmak çok önemli çünkü tanımadığımız, sevmediğimiz, bilmediğimiz bir şeyi koruyamayız, koruyamadığımız bir şeyi de gelecekte kullanamayız.” diye konuştu.
“Bir canlının yok olması diğer bir canlının da yok olmasına neden olur”
5. sınıf öğrencisi Çağan Adin Bayhan, deniz canlılarını yakından tanımalarını sağlayan projeyi ilk duyduğunda güzel şeyler hissettiğinden ve yeni bilgiler öğrendiğinden bahsetti.
Deniz canlılarının yok olmasıyla ekosistemlerin de tehlikeye girebileceği fikrini paylaşan öğrenci Dila Akçelik ise “Bir canlının yok olması diğer bir canlının da yok olmasına neden olur ve bu sadece deniz canlılarını değil, birçok hayvanı etkiler. Bu da diğer hayvanların soyunun tükenmesine neden olur.” şeklinde konuştu.
Denize çöp atan biriyle karşılaştığında o kişinin nezaket kuralları içinde uyarılması gerektiğini belirten öğrenci Simay Can, deniz canlılarının da aynı insanlar gibi evlerine çöp atıldığında rahatsız olabileceğini ifade etti.
Öğrencilerden Ali Kuzey Akpınar da projenin ilgisini çektiğini ve bu nedenle çok heyecanlı olduğunu, arkadaşlarıyla farklı balık türlerini inceleyerek deniz canlılarını daha yakından tanıma şansı bulduklarını kaydetti.
]]>Özel, Kartal’daki Mustafa Necati Kız Öğrenci Yurdu, Destek Eğitim Kursu ile Gezegen Kafe Venüs Sosyal Tesisleri’nin toplu açılış törenine katıldı.
İstiklal Marşı ve saygı duruşuyla başlayan programda konuşan Özel, yurda ismini veren Mustafa Necati hakkında bilgi verdi.
Necati’nin Mecliste birinci dönem Saruhan-Manisa mebusu olduğunu hatırlatan Özel, aynı zamanda harf devrimi yapılırken Milli Eğitim Bakanlığı görevlinde bulunan Necati’nin 35 yaşında apandisit patlaması sonucu hayatını kaybettiğini dile getirdi.
Eski CHP Genel Başkanlarından merhum Deniz Baykal’ın da 35 yaşında milletvekili olduğuna belirten Özel, “36 yaşında Maliye Bakanı’dır. 36 yaşında maliye bakanlığını taşıyabilmiş olan bu partinin yine 36 yaşında Çalışma Bakanı Bülent Ecevit’tir. 38 yaşında Kültür Bakanı Ahmet Taner Kışlalı’dır. 39 yaşında Sağlık Bakanı Refik Saydam’dır Cumhuriyet’in ilk döneminde. Böyle bir parti bugünlerde 30’lu yaşlarındaki belediye başkanlarını aday gösterebiliyorsa bu, 31-32 yaşında aday olup bugün 37’nci yaşında hiç tartışmasız Kartal’a yeniden aday gösterilecek performansı, memnuniyeti gösteren Gökhan Yüksel’e bir teşekkür borcumuz vardır.” diye konuştu.
Açılışı yapılan yurtta 478 kız öğrenci kalabilecek
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun bugün başka bir halk buluşmasında olduğunu ifade eden Özel, açılışı yapılan yurtla ilgili bilgi verdi.
Yurtla 478 kız öğrencinin barınma sorununu çözmek için adım attıklarını kaydeden Özel, “2022 yılında Türkiye’de üniversite öğrencilerinin sadece yüzde 22’sine yurt imkanı sağlanabiliyor. Bu oran İstanbul’da yüzde 10’un biraz üzerinde. O yüzden böylesine bir yatırımın yapılması, böylesine bir kız öğrenci yurdunun açılması Türkiye’nin diğer 80 vilayetinden buraya gelen öğrencilerin annelerinin, babalarının, Türkiye’nin farklı coğrafyalarında yüreklerine yollanmış çok sıcak bir mesaj. Kartal’dan onlara uzatılan bu dostluk eli Türkiye’nin toplumsal barışına da çok önemli bir katkıda bulunacak.” ifadelerini kullandı.
Özel, bugüne kadar belediyelerinin Türkiye genelinde 64 yurt açtıklarını bildirdi.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, seçimlere ilişkin şöyle konuştu:
“31 Mart’tan sonra çok daha fazla sosyal demokrat belediye başkanına sahip olacağımızı, İstanbul’da 14 olan belediye sayımızı, başkanımız ’14 artı 14′ diyerek 28 diye bir hedef koyuyor, çok yüksek rakamlara ulaştıracağımızı müjdeliyorum. Genç belediye başkanları başardıkça daha çok gencin önünün açılacağını, Cumhuriyet Halk Partisinin genç Cumhuriyet’in 100’üncü yılında bundan sonra daha çok kadınla daha çok gençle ve büyüklerin tecrübeleriyle birlikte çok daha kararlı adımlarla yürüyeceğimizi, önce yerel seçimlerde başaracağımızı sonra da Cumhuriyet’in 2. yüzyılında Cumhuriyet Halk Partisinin son genel başkanına da ilk genel başkanına da vefa borcumuzu, onların partisini iktidar yaparak ödeyeceğimizi buradan müjdeliyorum.”
Konuşmaların ardından, kurdele kesilerek toplu açılış gerçekleştirildi.
]]>Bilal Erdoğan, Haliç Üniversite Konferans Salonu’nda düzenlenen İlim Yayma Vakfı 53’üncü Olağan Genel Kurulu’nda, medeniyetin eşsiz birikimini geleceğe taşıma ve insanlığa ışık olma yolculuklarının, 1951 yılında İlim Yayma Cemiyetiyle başladığını belirtti.
1973 yılında ise İlim Yayma Vakfının kurulmasıyla yeni bir merhaleye ulaşıldığını hatırlatan Erdoğan, on yıllar önce iman dolu yüreklerin ikra emrine kendini vakfetmesiyle medeniyetin her köşesine ilim tohumları düştüğünü, bu tohumların insana, doğaya ve kainata duyulan okuma aşkıyla filizlendiğini kaydetti.
İlim Yayma Vakfının, ilim yolunda yorulmadan gayret gösteren, zorlukları inançlarıyla aşan güzide insanların eseri olduğunu vurgulayan Erdoğan, “Vakıf, senedimizde ifade edilen ‘memleket dahilinde ve haricinde ilmin yayılmasını teşvik etme’ ülküsüne adanma hikayesidir. Yarım asrı aşan tarihimizde memleketimize nice değerler kazandırdık, nice fidanlar yetiştirdik. Yurtlarımız, burslarımız, yayınlarımız ve akademik desteklerimizle, ilmin bu toprakların dört bir yanında var olmasını sağladık.” dedi.
Erdoğan, kurulduğu günden bugüne Anadolu’dan İstanbul’a gelen lisans öğrencilerine yurt hizmeti sağlayan vakfın, zamanla akademik ihtiyaçlar doğrultusunda, tüm STK’lere örnek olacak şekilde, sadece lisansüstü öğrencilerine yönelik bir misafirhane kurduğuna da dikkati çekti.
Bu misafirhaneyi yıkarak Vefa semtinin tarihi yapısına uygun, genel merkezin de içinde bulunduğu 200 kapasiteli yurdu öğrencilerin hizmetine sunduklarını aktaran Erdoğan, yurt hizmetlerine, 2 yıl önce devraldıkları İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi Kız ve Erkek Yurtlarına ek olarak, Süleymaniye’de Fevha İş Hanı’nın yerine 111 kişi kapasiteli erkek öğrenci yurdunu inşa ederek devam ettiklerini dile getirdi.
Vefa Lisans Yurdu’nu yeniden inşa çalışmalarının devam ettiği, Nuri Paşa Konağı’nı da semte yeniden kazandırdıkları ve vakıf genel merkez binasının yanındaki araziye 50’inci yıl anısına yapılacak kütüphane inşa sürecine başladıkları bilgilerini paylaşan Erdoğan, Türkiye deprem bölgeleri başta olmak üzere farklı illerde kütüphaneye ihtiyaç duyan 50 okula, Milli Eğitim Bakanlığı işbirliğiyle 50’inci yıl kütüphanelerinin yapım çalışmalarına başladıklarını da kaydetti.
Akademik ilerlemeye 4 milyon liralık katkı
Erdoğan, araştırma bursları ve yurtdışı destekleriyle, akademik çalışma yürütenlere katkı sunmaya devam ettiklerini belirterek, şunları söyledi:
“Tüm burs kalemlerimizi göz önüne aldığımızda 2023 yılında 5500 öğrenciye burs tahsisi gerçekleştirdik. Yine vakfımız bu dönem, araştırmacıların akademik imkanlardan faydalanabilmesi adına yurt içi ve dışı proje bazlı olarak, araştırmanın özgün değerine göre 4 milyon lira tahsis ederek ülkemizin akademik alanda ilerlemesine katkı sunmayı sürdürüyor.”
Sayılı vakıf üniversiteleri arasında yer alan İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesinin 10 bin 400 öğrencisiyle eğitim-öğretim hayatına devam ettiğini anlatan Erdoğan, üniversiteye tam burslu olarak kaydolan başarılı öğrencilerin burs bedellerinin bağışçıları tarafından karşılanmasına yönelik bir çalışma yaptıklarını, kurucu ve bağışçıların müzen olana kadar en az bir öğrencinin eğitim giderlerini üstlenmesini amaçladıklarını ifade etti.
Tüm yurtların yanı sıra, İstanbul Teknik ve İstanbul üniversitelerinin birer yemekhanesinde öğrencilere ramazan ayı boyunca bağışçılar yoluyla iftar verecekleri duyurusu da yapan Erdoğan, İlim Yayma Ödülleri ile kıymetli akademisyenlerin marifetlerini görünür kıldıklarını, gençleri ilim yolunda olmaya teşvik ettiklerini, ödül vermelerinin azimle kazandıkları başarının nişanesi olduğunu ve her adımlarında hizmetlerine devam ettiklerini dile getirdi.
“Artık insanlık İsrail Naziliği ile yüzleşiyor”
İlmi yeryüzüne hakim kılmak için çabalayan bir ümmetin neferleri olduklarını belirten Erdoğan, Filistin’de katliam yapan İsrail ile ilgili şu ifadeleri kullandı:
“Biz, ilmi her daim insanlığa hizmet etmek ve insanı yaşatmak için öğrenir ve öğretiriz. Bugün soykırımcı İsrail’in yaptığı gibi yıkmak, yok etmek ve tüketmek için değil. 5 aydır insanlık olarak tarifsiz acılara tanık oluyoruz, insanlığın inşa ettiği değerlerin Filistin’de yerle yeksan edildiğini görüyoruz. Soykırımcı İsrail, sadece Gazze’yi değil kendi tarihini ve doğacak olan çocuklarının geleceğini de yok ediyor. Artık insanlık İsrail Naziliği ile yüzleşiyor. Dünyanın ürettiği bütün savaş teknolojisini masum insanları ve küçücük çocukları öldürmek için kullanıyor. Halbuki her daim ifade ettiğimiz gibi; ilim oldurmak içindir, öldürmek için değil.”
İlim Yayma Vakfının, tarihinden aldığı birikimle çok daha büyük başarıların sahibi olacağını söyleyen Erdoğan, vakfın insanlığa değer katacağını, cihana adalet ve hoşgörü öğretecek nice güzel insanın yetişmesine vesile olacağını da sözlerine ekledi.
]]>Seçer, Büyükşehir Belediyesi Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı tarafından düzenlenen ‘Veli Buluşması’ etkinliği kapsamında Silifke Eğitim ve Öğretimi Destekleme Kurs Merkezi’nde eğitim gören öğrencilerin aileleriyle buluştu. Velilerle beraber olmaktan keyif aldığını dile getiren Seçer, merkezde 386 öğrenciyi, 19 öğretmenle üniversite ve lise giriş sınavlarına hazırladıklarını belirterek, çocukların eğitiminde rol oynayan öğretmenlere teşekkür etti. Diğer ülkelerle rekabet etmenin tek yolunun bilimden geçtiğini ifade eden Seçer, “Saygın mühendisler, doktorlar, bilim insanları yetiştirmek artık dünyada saygın olmanın tek adresidir. Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün açtığı yolda daha kuvvetli şekilde gidecek ve gelecek yıllarda ülkemiz dünyada daha saygın bir ülke haline gelecek” ifadelerini kullandı.
“Her üniversite öğrencisinin 1 yıllık öğrenim yardımı bizden”
Üniversiteyi kazanan tüm öğrencilere 1 yıllık eğitim yardımı yaptıklarını hatırlatan Seçer, kurs merkezlerinde öğrencilerin derslerin yanı sıra psikolojik destek de aldıklarını belirtti. Seçer, “Amacımız, öğrencilerin düzenli, sistemli çalışması ama bir yandan da insan olmanın verdiği hüviyetle mutlu olmanın yollarını aramada onlara el feneri görevi görmek” diye konuştu.
Mutlu toplum oluşturmanın temelinin mutlu nesiller inşa etmekten geçtiğini vurgulayan Seçer, “Her şey ders olmaz. Psikolojik olarak kötü bir tabloyla karşılaşıyoruz. Onun için ders zamanı ders, sosyal ilişkiler zamanı sosyal ilişkiler, spor zamanı spor ya da kültürel faaliyet zamanı kültürel faaliyet olmalı” diedi. Gençlerin Mersin’de yapılan kültürel ve sosyal hizmetlerden haberdar olabilmesi için Teksin uygulamasında ‘Teksin Genç’ kısmı olduğunu hatırlatan Seçer, yapılan etkinliklerin cep telefonlarına indirilecek uygulamadan görülebileceğini kaydetti.
“Kurs merkezlerinden 7 bin 200 öğrenci faydalanıyor”
Mersin genelinde kurs merkezlerinden 7 bin 200 öğrencinin faydalandığını ifade eden, eğitimde fırsat eşitliği oluşturmak amacıyla merkezleri hayata geçirdiklerini belirtti. Hizmetlerini yaparken kaynakları en akılcı şekilde kullandıklarını dile getiren Seçer, “Harcadığımız paralar, aktardığımız kaynaklar sizin paranızdır. Sizin vergilerinizden gelen paralardır. Bizim görevimiz, bunları adaletli olarak kullanıp en akılcı hizmetleri yapmaktır. Sizin hakkınıza hukukunuza sahip çıkmaktır. Bunu yapıyoruz, yapmaya da devam edeceğiz” diye konuştu.
Belediyecilik hizmetlerinin, beton dökmek ve yol yapmaktan daha fazlası olduğunu vurgulayan Seçer, “Alt yapınızı yapıyoruz. İçme suyunuzu, kanalizasyonunuzu, köy yollarınızı, şehirde ana caddelerinizi yapıyoruz ama biz belediyeciliği sadece betondan, yoldan ve binadan ibaret olarak görmüyoruz. Mersin’e Türkiye’nin en genç otobüs filosunu kazandırdık. Pırıl pırıl, çevre dostu, öğrenci dostu otobüsler. Öğrenciler belediye otobüslerine 1 TL’ye biniyor” ifadelerini kullandı.
“Silifke’ye sosyal yaşam merkezi kazandıracağız”
İlerleyen günlerde Silifke’ye sosyal yaşam merkezi kazandıracaklarını belirten Seçer, içerisinde genç, yaş almış, yetişkin herkesin ihtiyacına karşılık verebilecek bir tesisin temellerini de atacaklarını ifade etti. Mersin’de yeni nesil 12 kütüphane bulunduğunu vurgulayan Seçer, “Sahildeki meşhur yeni nesil kütüphanemiz gibi burada da bir kütüphane olacak. Çok amaçlı salonlar olacak. 120 çoğumuzun okul öncesi eğitimini alabileceği çocuk gelişim merkezi olacak. 450 kişilik gösteriler, etkinlikler, konserler için amfimiz, çocuklarımız için survivor parkı, yetişkinler için ise spor aletleri ve açık hava sineması olacak” dedi.
“Arkeoköy, Silifke’nin ekonomisine katkı sunacak”
Silifke için tarihi öneme sahip Arkeoköy çalışmalarından da bahseden Seçer, “Kültür ve Turizm Bakanlığı, üniversite ve Büyükşehir Belediyesi’nin desteğiyle sürdürülen Uzuncaburç Arkeoköy çalışmaları var. Orada muazzam işler oluyor. Sadece Türkiye’de değil dünyada saygın bir tarihi alan olabilir. Orada bir medeniyet hüküm sürmüş, kalıntılar ise insanı etkiliyor. Burası, Silifke’nin ekonomisine katkı sunacak. Mersin Büyükşehir Belediyesi orada çok önemli ve güzel çalışmalar yapıyor. Bunu devam ettireceğiz” diye konuştu.
Mersin merkezde bulunan aşhaneden Silifke’ye de yapacaklarını belirten Seçer, “Hizmetlerimiz, yaptıklarımız ve yapacaklarımız çok. Çünkü Biz Mersin’i ve yaptığımız görevi seviyoruz. Çünkü milletimizi seviyoruz. Biz bu görevi aşkla ve sevgiyle yapıyoruz” ifadelerini kullandı.
Buluşma sonunda, velilerden Mustafa Eser, Başkan Seçer’e tablo hediye etti. – MERSİN
]]>Edinilen bilgiye göre olay, dün Mimar Sinan Ortaokulu’nda yaşandı. İddiaya göre, 8 sınıf öğrencisi olan iki öğrenci kendi aralarında tartışarak kavga etti. Bunun üzerine yaşanan olayı ailesine anlatan öğrencinin babası Ünal Y. okula gelerek girdiği sınıfta çocuğuyla tartışan öğrenciyi darp etmeye çalıştığı sırada öğrencisini korumaya çalışan Türkçe öğretmeni Süleyman Seven’i darp etti.
Okul idarecileri ve diğer öğretmenlerin araya girmesi ile sınıftan çıkarılan Ünal Y., ihbar üzerine olay yerine gelen polis ekipleri tarafından ifadesi alınmak üzere karakola getirildi.
Yaşanan olay sonrası okula giden Eğitimciler Birliği Sendikası Şube Başkanı Zeki Öz, basın açıklaması yaparak, duruma tepki gösterdi.
Olaya müdahale etmeye çalışan ve öğrencisini korumak için çabalayan öğretmenin öğrenci velisi tarafından şiddete uğradığını kaydeden Öz, “Olayı gerçekleştiren şahıs adeta eğitim kurumunda terör estirmiştir. Yapılan bu şiddet eylemi asla kabul edilemez. Hafife alınamaz. Görmezden gelinemez. Gündemden düşmesi beklenemez. Maalesef benze olaylar sıkça yaşanmaya başlanmıştır. Eğitim çalışanları bazen bu olayda olduğu gibi fiili şiddete maruz kalmakta bazen de psikolojik şiddetin muhatabı olmaktadırlar. En büyük gayesi bu güzel ülkenin çocuklarını milletini ve memleketini seven insani değerleri esas alan bir anlayışla yetiştirmek için mücadele eden öğretmenlerimize karşı yapılan bu çirkin davranışı şiddetle kınıyoruz. Bizim kültürümüzde bizim medeniyetimizde öğretmen eli öpülen insandır. Bilgi ve hikmeti temsil eder. Çocuklar bizim gözbebeğimizdir. Onların arasında yaşanan küçük tartışmalar okulda çözülür. Bu da eğitimin bir parçasıdır. Henüz 11-12 yaşındaki bir çocuğun bir veli tarafından diğer öğrencilerin gözü önünde darp edilmesi asla kabul edilemez. Şiddete uğrayan öğretmenimizin, öğrencimizin ve diğer öğrenci ve öğretmenlerin ciddi bir travma yaşadıkları aşikardır. Burada yapılan saldırı bütün öğretmenlere ve eğitim camiasına yapılmıştır. Şiddet, her geçen gün artmakta, farklı faillerle yeni kulvarlar bulmakta, en uzağında olması gereken yerlere bile girmekte; toplumsal bağlarımızı çözmekte, geleceğimizi karartmaktadır. Toplumsal değerlerimiz erozyona uğramakta, insana saygı azalmakta, hürmet yerini şiddete bırakmaktadır. Geleceğimizin mimarı eğitimcilerimiz, ince bir sanatı icra ederken kaba bir muameleye maruz kalmaktadır” dedi.
Zeki Öz, eğitim çalışanlarına yönelen şiddetin genel ve yaygın bir görünüm arz etmesi, psikolojik ve sosyolojik kökenleri olan toplumsal bir sorun haline geldiğini de ifade ederek, “Şiddeti önleyecek önemli bir aktör olması gereken eğitimciler maalesef şiddetin mağduru durumuna gelmiştir. Eğitimcinin itibarını artıracak, konumunu güçlendirecek, onu tehlikelere karşı koruyacak tedbirleri almak zorundayız. Eğitimci, şiddete karşı yasal güvenceyle korunan, kendisi bizzat şiddeti önleyen; eğitim ise şiddeti ortadan kaldıran bir enstrüman olmalıdır.
Bunun için, yetkili kişi ve kurumlardan sivil toplum örgütlerine kadar toplumun tüm katmanlarına sorumluluk düşmektedir. Başta Milli Eğitim Bakanlığı olmak üzere, bütün eğitim camiası, siyasiler, mülki idareler, aydınlar, gazeteciler, aileler bu konuda büyük bir aile olduğumuz şuuru ve duyarlılığı ile sorumlu davranmalıdır. Herkesi ilgilendiren, herkesin ilgili olduğu bir meselede, toplumsal duyarlılık bilinci ve farkındalık oluşturmak için herkesin yapacağı bir şey mutlaka vardır, olmalıdır. Mevcut düzenlemelerin caydırıcı olmadığı, bilakis şiddeti beslediği artık görülmelidir. Sorun üreten bir sistem çare olamaz. Yapılması gereken, medeniyet değerlerimizi merkeze alan bir kültür seferberliğine ve eğitim programına geçmektir. Eğitimciler Birliği Sendikası olarak bu ve benzeri olaylara asla duyarsız kalmayacağız. Bu menfur olayın takipçisi olacağız. Olayın faillerinin hukuk önünde hesap vermesi için her türlü çalışmayı yapmaya devam edeceğiz. Şiddete maruz kalan öğretmen arkadaşımıza, öğrencilerimize geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz” ifadelerine yer verdi. – KARABÜK
]]>Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Atatürk Kültür Merkezi fuaye alanında düzenlenen ‘Sektör-Öğrenci Buluşması’na Muğla’nın Fethiye, Marmaris, Datça, Bodrum gibi turistik ilçelerinden 100’den fazla firma katıldı. Dünyaca ünlü otellerin stant açtığı ve turizme kalifiyeli eleman ihtiyacının karşılandığı istihdam fuarını binlerce öğrenci ziyaret ederek sektör temsilcileri ile iş görüşmesi gerçekleştirdi.
Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi başta olmak üzere diğer illerden gelen Turizm Fakültesi öğrencileri alanları ile ilgili sektör temsilcileri ile birebir görüşme yaparak iş başvuru formu olduruyor. Firmalar ihtiyaç duydukları alanlarda öğrencileri sezon öncesi işbaşı yapmalarını sağlıyor. Sektör-öğrenci buluşmasında otel ve firmaların genel müdürleri bizzat katılırken, iş başvurusu yapan öğrencilerin başvurularını elden alarak turizm sezonu öncesi başvuru yapan öğrenciler ile bir araya geliyor.
Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Turizm Fakültesi Dekan Yardımcısı Dr. Öğretim Üyesi Senem Yazıcı Yılmaz, sektör-öğrenci buluşmasına sadece Muğla’dan değil, çevre illerdeki Üniversitelerin de öğrencilerinin ilgi gösterdiğini belirterek, “Bugün Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Turizm Fakültesi öğrencilerinin sektör ile bir araya gelmesinin yanında ilçelerden, liselerden ve hem de civardaki illerin Turizm Fakültesi öğrencileri için merkez konumuna geldi. Sektör temsilcileri ile yaptığımız görüşmeler neticesinde öğrenciler ile vakit geçirmek, onlara sektörü anlatmak ve öğrenciler ile daha iyi diyalog kurma arzusu içindeler. Bu çerçevede burada hem birebir görüşme imkanı sağlıyorlar ve geri dönüşlerin çok olumlu olduğunu söylüyorlar. Aynı zamanda Fakültemize okul ziyaretleri yaparak öğrencilerimiz ile görüşme imkanına sahipler. Öğrencilerimiz yaz aylarında çalışalar deneyim ve tecrübe kazanıyorlar. Öğrencilerin genç yaşlarda Öğrencilerimizin genç yaşlarda iş tecrübesi kazanmaları onlara farklı yetenekler kazanmalarını sağlıyor. Sektörden talep bundan çok daha fazla idi. Biz birçok otelimizi mecburen yer konusunda dolduğumuzu söylemek zorunda kaldık. Gittikçe daha da artan bir talep var. Muğla turizmde çok önemli destinasyonlara sahip. Bodrum, Fethiye Datça Marmaris’te yeni oteller açıldı ve açılmaya devam ediyor” dedi.
Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Rektör Vekili Prof. Dr. Ali Sülün, 18’incisi düzenlenen sektör-öğrenci buluşmasının bilginin pratiğe dönüşme noktasını oluşturduğunu söyledi. Sülün, “Bilginin pratiğe dönüştüğü bir yer burası. Özellikle bu organizasyonda emeği geçen Üniversite hocalarımızdan, öğrencilerimizden firmalarımıza herkese teşekkür ediyorum. Üniversite olarak biz tarımda ve diğer alanlarda olduğu gibi Turizmde de iddialıyız. Bizim için en önemlisi teorik bilginin pratik ile buluştuğu yer bu alan. Aynı zamanda öğrencilerimize iş kapısı da oluyor. Bu sektörleri görerek, tanıyarak, öğrendiklerini fakültelerinde eğitim-öğretim hayatında paylaşabiliyorlar. Yıl geçtikçe bu artarak devam ediyor. Bundan sonra İnşallah bu alanı değiştirerek daha büyük bir organizasyon yapmayı planlıyoruz” dedi.
Sektör-öğrenci buluşmasına katılan ve iş başvurusu yapan öğrenciler, “bu etkinlik sayesinde güzel iletişimler sağlıyoruz turizm sektörü yetkilileri ile. Ben bu sektörde kendimi geliştireceğimi düşünüyorum. Başvurumu yaptım. Acentelere başvurumu yaptım. Kurumsal alanda kendimi geliştirmek için acentelere başvuru yaptım” derken, Uluslararası Ticaret ve Finansman okuyan öğrenci ise “Çok güzel geçti. Yazın çalışabileceğim bir yer arıyordum. Burası da çok iyi imkanlar sağladı bana. Burada öğrencilere büyük fırsatlar sağlanıyor” dedi. – MUĞLA
]]>Milli Eğitim Bakanlığı, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, TÜVTÜRK Araç Muayene İstasyonları ve Fundación MAPFRE işbirliğinde, “Trafikte Sorumluluk Hareketi” kapsamında “Şehrin Akıllı Çocukları” projesi yürütülüyor.
2021’den beri sürdürülen projeyle bugüne kadar 600 okulda 91 bini aşkın öğrenci ve 12 bini aşkın öğretmene ulaşıldı.
Proje kapsamında Milli Eğitim Bakanlığı Ar-Ge ve Projeler Dairesi Başkanı Sedat Abdulhakimoğulları, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Ulaştırma Hizmetleri Düzenleme Genel Müdürlüğü temsilcisi Şube Müdürü Mehmet Erdem Atılgan, TÜVTÜRK yetkilileri ile MAPFRE Sigorta Kurumsal İletişim Müdürü Belma Şahin Alçıcı Çankaya Arjantin İlkokulunu ziyaret etti.???????
Çocuklarla bir araya gelerek eğitime katılan ve eğitimcilerle bilgi alışverişinde bulunan Alçıcı, proje hakkında değerlendirmelerde bulundu.
Alçıcı, projenin esas amacının, öğrencilere trafikte güvenli davranış eğitimlerini aktarmak ve gelecek için akıllı şehir modellerindeki trafik düzenini oluşturabilecek yeni nesillere katkıda bulunmak olduğunu söyledi.
Projenin hedef kitlesinin 4’üncü sınıf öğrencileri olduğunu belirten Alçıcı, “Bu projeyle bizim oluşturduğumuz mekanizmayla ve uyguladığımız eğitim materyalleriyle şimdiye kadar binlerce öğretmenimizi projeye dahil ederek onların sayesinde de hem velilerimize hem de öğrencilerimize ulaşarak aslında bir ekosistem oluşturuyoruz.” diye konuştu.
Alçıcı, projenin en kilit noktasının, bir trafik bilinci oluşturarak, özgün eğitim materyalleri ve farklı etkinliklerle bunun içselleştirilmesini sağlamak olduğunu belirtti.
Projeyi uzun yıllar sürdürmeyi hedeflediklerine dikkati çeken Alçıcı, “Şimdilik 10 ilde gerçekleştiriyoruz. 2025 itibarıyla projenin bazı etaplarında farklı içerikler ve etkinlikler eklemeyi düşünüyoruz. Ama burada amaç öğretmenlerimizin desteğiyle ulaştığımız öğrenci sayısını ve ulaştığımız kitleyi biraz daha genişletmek.” diye konuştu.
“Trafik işaret ve levhalarının özel bir anlamı olduğunu bilmiyordum”
Arjantin İlkokulu 4’üncü sınıf öğrencisi Erva Karagöz, proje sayesinde trafik kurallarına ilişkin bilgi sahibi olduğunu belirterek, “Ben trafik işaret levhalarının şekillerinin ve renklerinin farklı olmasının özel bir anlamı olduğunu bilmiyordum. Hatta üzerinde çarpı işareti olmadığı için, ‘bisiklet giremez’ levhasının tam tersi olduğunu zannediyordum. Meğerse daire şeklinde olan işaretler yasaklama anlamına geliyormuş.” diye konuştu.
İnsanların gelecekte trafik güvenliği konusunda daha da bilinçleneceğini belirten Karagöz, “Teknoloji her geçen gün değişiyor ve gelişiyor. Teknoloji ve bilinçli insanlar sayesinde artık araçlar ve yollar da daha güvenli olacak, kazalar azalacak ve hepimiz daha mutlu olacağız.” dedi.
4’üncü sınıf öğrencisi Salih Kaan Dalda ise trafik güvenliğine ilişkin etkinliklerin de yer aldığı derslerin içerikleri hakkında, “Tematik kartların hepsinde oyun, bulmaca ve yarışma gibi bizlerin çok hoşuna gidecek etkinlikler var. Etkinliklerin hepsi çok eğlenceli, bu sebeple trafik güvenliği derslerimiz çok keyifli hale geldi.” değerlendirmesinde bulundu.
Proje 10 ilde 200 okulda sürüyor
Gelecek kuşaklarda trafik kuralları konusunda bilinç oluşturmayı hedefleyen proje kapsamında, her yıl 10 ilde 4. sınıf öğrencilerine eğitimler veriliyor.
Proje kapsamında gerçekleştirilen “Geleceğin Akıllı Şehirlerini Akıllı Çocuklar Kuracak” etkinlikleri çerçevesinde “Akıllı Şehir Maketi” uygulaması da çocukların yaratıcılıkları ve trafik bilincini pekiştirmeyi amaçlıyor.
Öğrencilerin aldıkları eğitimle hayal ettikleri akıllı şehirleri geliştirmelerini sağlayan maket sergisi, bugüne dek 126 okulda açıldı ve 4 bin 286 maket bu sergilerde yer aldı.
Projeyle bu yıl Ankara, Antalya, Bursa, İzmir, İstanbul, Konya, Malatya, Mersin, Samsun ve Siirt olmak üzere 10 ilde, 200 okulda, 30 bin öğrenciye ulaşılması hedefleniyor.
]]>AA muhabirinin derlediği bilgiye göre, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının yerli ve milli dijital oyun uygulamalarını geliştirmek amacıyla gerçekleştirdiği çalışmalar ve sağladığı destekler bu yıl da devam etti.
Milli Teknoloji Hamlesi kapsamında yeni teknolojilere odaklanılırken oyun sektörü de bu alanda gençlere yönelik projeleriyle öne çıktı. Firmalar, geliştirdikleri oyunlarla bir yandan dünya vitrininde boy gösterdi, diğer yandan akademiler, eğitim ve uygulama merkezleri de gençlere bu alanın kapılarını açtı.
Bu kapsamda atılan adımlardan biri, Bakanlık, Cumhurbaşkanlığı Dijital Dönüşüm Ofisi destekleriyle, Google, T3 Girişim Merkezi ve Türkiye Girişimcilik Vakfı paydaşlığında “Oyun ve Uygulama Akademisi”nin hayata geçirilmesi oldu.
Akademi ile dijital ekonominin büyümesine, 18-29 yaş üniversite öğrencisi veya mezunu gençlerin dijital becerilerinin gelişmesine, teknoloji sektöründe istihdamın artmasına ve teknoloji odaklı girişimlerin çoğalmasına katkı hedeflendi.
Yarısı kızlardan oluştu
Her yıl 2 bin gence teknoloji, uygulama ve oyun geliştirme, girişimcilik alanlarında yetkinlik kazandıran akademiye, 2021-2022 ve 2022-2023 dönemlerinde 81 ilden 65 binden fazla başvuru yapıldı. 4 bin 500 genç ilk 2 yıl verilen eğitimlerden yararlandı. 2 yılda 1969 kişiyi mezun eden akademi, 17 bin 841 sertifika verdi.
Akademinin, 2023-2024 dönemi için başvuruları da alınarak değerlendirme süreçleri tamamlandı. 2 bin kişi eğitimlerine Aralık 2023 itibarıyla başladı.
Oyun ve Uygulama Akademisi 3’üncü yılında da yüzde 50’si kadın olmak üzere üniversite öğrencisi veya mezunu 2 bin gence tamamen ücretsiz, çevrim içi eğitim ve etkinlikler sunuyor.
Yeni oyun geliştiriciler yolda
Ayrıca, nitelikli insan kaynağını geliştirmek, bilişim meslekleri özelinde ulusal meslek standardı ve ulusal yeterliliklerin hazırlanması için de protokol imzalandı.
Protokolle hem Türkiye Yazılım Envanteri Projesi’nin çıktısının alınması hem de 42 Yazılım Okulu’ndan mezun öğrencilerin bir ihtiyacı olarak bilişim mesleklerine ilişkin ulusal meslek standardı ile ulusal yeterliliklerinin hazırlanması amaçlandı. İlk etapta çalışılacak meslekler “mobil yazılım geliştirici”, “oyun geliştiricisi” ve “BT mimarisi uzmanı” olarak belirlendi.
Yeni Nesil Yazılımcı Yetiştirme Programı olarak tasarlanan 42 İstanbul ve 42 Kocaeli okullarına geçen yıl 74 bin 106 kişi başvurdu. 6 bin 650 kişinin havuz eğitimine alındığı okullarda 1716 kişi eğitimi başarıyla tamamladı, 1421 kişinin bu okullara kaydı gerçekleşti. Halen okullarda 691 aktif öğrenci bulunuyor. İstanbul kampüste 35 ve Kocaeli kampüste 12 öğrenci olmak üzere, müfredatın temel modülünü tamamlayan toplam öğrenci sayısı 47 oldu.
Öte yandan bilişim, yazılım, dijital oyun, telekomünikasyon, finansal teknolojiler (fintek), akıllı şehircilik alanlarında sektörlerin yurt dışına açılması ve ihracatın artırılmasına yönelik sektöre özel kurgulanan destekler verilmesi de planlanıyor.
Türkiye’nin ilk “unicorn”u oyun şirketi olmuştu
Türkiye’nin ilk “unicorn”u (değerlemesi 1 milyar doları geçen teknoloji girişimi) olan Peak Games’i, ABD’li oyun şirketi Zynga 1,8 milyar dolara satın almıştı.
Unicorn olan bir diğer oyun stüdyosu Dream Games’e bugüne kadar finansal yatırımcılar tarafından yatırım yapıldı. Türkiye’nin ilk unicornlarından Dream Games’in “Royal Match” oyunu geçen yıl 82,62 milyon dolarla dünyada en yüksek gelire sahip oyun olmuştu.
]]>Kuzey Makedonya’nın Başkenti Üsküp’te 2006 yılında, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın öncülüğü ve hayırseverlerin destekleriyle Sultan Abdülhamit Han döneminde yapılan telgrafhane binasında kurulan vakıf üniversitesi, 18 yıldır eğitim öğretim hayatını sürdürüyor.
Avrupa’da eğitim imkanı sunuyor
Makedonya, Türkiye, Karadağ, Kosova, Sırbistan, Bosna Hersek, Bulgaristan gibi birçok ülkeden gelen öğrencileri ve akademisyenleriyle hem çok kültürlü hem de çok devletli bir eğitim kurumu halini alan üniversite, uluslararası akademik kadrosu, tam donanımlı ve yeni kampüsü, 200’den fazla uluslararası anlaşmayla Avrupa’da eğitim imkanı sunuyor.
YÖK tarafından tanınırlığa sahip, ÖSYM Kılavuzunda da yer alan üniversitenin rektörü Prof. Dr. Lütfü Sunar, AA muhabirine okuldaki eğitim sistemi ve çalışmaları hakkında bilgi verdi.
Sunar, 1600’ü Türkiye’den gelen 3200’e yakın öğrencileri olduğunu, bunların 3000’e yakınının lisans eğitimi aldığını belirterek, üniversitelerinde mühendislik, diş hekimliği, hukuk, sanat tasarım gibi 7 fakülte ile ebelik ve hemşirelik bölümünden müteşekkil bir sağlık meslek yüksekokulları bulunduğunu kaydetti.
“Türkiye ile Balkan halkları arasında köprü olma amacıyla kuruldu”
Üniversitenin, Balkanlar’daki insanlara katkı yaparak oradaki eğitim ortamını geliştirmek, Türkiye’yle Balkan halkları arasındaki mevcut bağları geliştirmeye yönelik bir köprü olma amacıyla kurulduğuna dikkati çeken Sunar, “Bugün Makedonya’daki 22 üniversite arasında önemli bir yere sahip. Aynı zamanda pek çok uluslararası tanınırlığa sahip bir üniversite.” dedi.
Uluslararası Balkan Üniversitesi’nin gerçek anlamda uluslararası bir üniversite olduğunu vurgulayan Sunar, “Öğrenciler, dünyanın farklı yerlerinden gelmiş insanlarla bir arada eğitim alma imkanına sahip olarak uluslararası geçerliliğe sahip bir İngilizceyle mezun oluyor. Türkiye’de ÖSYM kılavuzunda yer alan birkaç yurt dışındaki üniversiteden birisi. Bu anlamda Uluslararası Balkan Üniversitesi’nin Türkiye’deki yüksek öğretim sisteminin tam bir akreditasyonu ve entegrasyonu söz konusu. Bu da ayrıca üniversitenin tercih edilmesini çok iyi bir noktaya taşıyor.” ifadelerini kullandı.
Sunar, üniversitelerinin 18’inci yılında olduğunu anımsatarak, sadece Türkiye’den değil, dünyanın farklı yerlerinden öğrencilerin rahatlıkla tercih ettikleri, kendilerini geliştirdikleri bir üniversite haline dönüştüklerini de anlattı.
“Diploma temelli değil, beceri temelli bir eğitim”
Türkiye’deki üniversitelerle kıyaslandığında öğrencilerinin, uluslararası dolaşım anlamında çok iyi bir noktada olduklarının altını çizen Sunar, Erasmus’ta her yıl 100’e yakın öğrenciyi kabul ettiklerini, bunun öğrenci nüfuslarının yüzde 7-8’ine tekabül ettiğini, diploma temelli değil, beceri temelli bir eğitim noktasında çok önemli bir değişim gerçekleştirdiklerini dile getirdi.
Sunar, şöyle devam etti:
“Yeni neslin, yeni çağın, yeni çalışma kültürünün gerektiği becerileri öğrencilere kazandırarak mezun etme çabası içerisindeyiz. Çift ana dal programlarını özendiriyoruz. Her bölümde verdiğimiz diplomanın yanı sıra birkaç tane uluslararası geçerliliğe sahip sertifika kazandırıyoruz öğrencilere. Öğrencilerin kampüs ortamı içerisinde yeterince sosyalleşerek geleceğin hayatına hazırlanmaları için de uygun bir ortam hazırlıyoruz. Bütün bu nitelikler Uluslararası Balkan Üniversitesi’nin benzerleri arasında öne çıkarıyor.”
Üsküp Çarşısı’nda Türkçe konuşulduğu, bunun Türkiye’den gelen öğrencilerin yabancılık çekmemesini sağladığı, Makedonya hükümetlerinin üniversitelerinin Üsküp’e kattıklarının farkında oldukları ve gelen öğrencilerin her türlü işlemlerinde kolaylaştırıcı adımlar atarak kendilerini destekledikleri bilgilerini paylaşan Sunar, Makedonya’nın en büyük özel üniversitesi olan okullarının öğrenci sayısı açısından da Makedonya’da 4’üncü büyüklüğe sahip olduğunu aktardı.
Her 15 öğrenciye 1 akademik personel düşüyor
Lütfi Sunar, Türkiye’den gelen öğrenciler için tüm kayıt kabul işlemlerinin İstanbul’da kurdukları bir ofis ve acenteler üzerinden yapılabildiği, girişimcilerin açtığı yurtların herhangi bir barınma sorunu yaratmadığını, öğrencilere burs destekleri olduğunu ve okullarında denklik sorunu bulunmadığını da söyledi.
Şimdiye kadar Türkiye’den gelip üniversitelerinden mezun olan 700 civarında öğrencinin neredeyse tamamının denklik aldığına vurgu yapan Sunar, 202 akademik personeli olan okullarında 15 öğrenciye bir akademik personel düştüğünü kaydetti.
Yapay zeka mühendisliği bölümüne olan rağbet
Türkiye’den üniversitelerine yükselen bir beğeni olduğu ve yeni açtıkları yapay zeka mühendisliği bölümlerinin çok rağbet gördüğünü belirten Sunar, şu görüşlerini sundu:
“Bu alanda nitelikli insanların yetişmesi için üniversitelerin üzerinde vazife düşüyor. Biz de bunu gözeterek hızlı bir şekilde bir program oluşturduk. Güçlü bir bilgisayar mühendisliği bölümümüzün olmasının da buna çok önemli katkısı oldu. Öğrenciler geçen sene hazırlık eğitimini tamamladılar, bu sene eğitime başlayacaklar. Biz 50’ye yakın kontenjanı olan bu bölümde geleceğin teknolojilerini, gelecekte kullanılacak aletler geliştirecek mühendisliği, tasarımcıları yetiştirmeye çabalıyoruz. Yapay zeka bu anlamda bizim sonuçlarıyla muhatap olacağımız bir şey olmaktan çıkacak. Ürün çıkararak ve gelişimine katkı yaparak müdahil olacağımız bir alana dönüşecek bu bölümle birlikte.”
Lütfi Sunar, uluslararası alanda kariyer yapma arzusunda olan ve kendisini dünyadaki rekabete hazırlama çabası içerisinde olan bütün öğrencileri üniversitelerine beklediğini, okullarında yakın zamanda eczacılık bölümünün açılacağını da sözlerine ekledi.
]]>İl Milli Eğitim Müdürlüğünce, Bismil, Çermik, Çınar, Eğil, Kulp ve Hani ilçelerinde hayata geçirilen “Türkiye Yüzyılında Kızlar Okuyor Projesi” kapsamında İlçe Milli Eğitim müdürlüklerinin de desteğiyle kırsal mahallelerde yaşayan ve dershaneye gitme imkanı bulamayan lise mezunu genç kızların üniversiteli olabilmesi için atıl durumdaki okullar, ders çalışabilecekleri kütüphanelere dönüştürüldü.
Kırsal mahallelerdeki okullarda görev yapan öğretmenler, üniversiteli olmak isteyen kızlara gönüllü olarak haftanın 5 günü 08.00 ile 14.00 saatleri arasında rehber öğretmenler eşliğinde kütüphanede eğitim veriyor, soru çözümünde destek sunuyor.
Dershane ortamını aratmayan kütüphanelerde, İl ve İlçe Milli Eğitim müdürlüklerince kızlara ücretsiz kaynak kitap desteği sağlanıyor.
Haftanın 5 günü ellerinde kitaplarıyla kütüphanenin yolunu tutan kızlar, hayal ettikleri üniversiteyi kazanmak için hem eğitim desteği alıyor hem de gün boyu sessiz ve konforlu bir ortamda soru çözme imkanı buluyor.
“Çocuklarımız güzel imkanlarla üniversiteye hazırlanıyor”
İl Milli Eğitim Müdürü Murat Küçükali, AA muhabirine, 6 ilçede uygulanan projeden şu ana kadar 14 kırsal mahallede 115 kız öğrencinin yararlandığını söyledi.
Küçükali, evleri kalabalık olan ya da evde ders çalışma şartları yetersiz olan kız çocukları için İlçe Milli Eğitim müdürlüklerinin desteğiyle kullanılmayan okulları kütüphaneye dönüştürdüklerini belirterek, şunları kaydetti:
“Köylerimizde (kırsal mahalle) imkanları kısıtlı olan genç kızlarımızın, hem ev ortamından dolayı hem de tarlada çalışmasından kaynaklı üniversite sınavlarına daha iyi hazırlanması için ‘Türkiye Yüzyılında Kızlar Okuyor Projesi’ni başlattık. Bu proje kapsamında imkanları kısıtlı olan öğrencilerimizi tespit ettik. Köylerimizde açık olan, eğitim ve öğretim hizmeti verilen okullarımızın fiziki imkanlarını değerlendirdik. Bu okullarımızda kullanılmayan atıl durumdaki mekanları güzelce yeniden değerlendirip, düzenleyerek bu çocuklarımızın hizmetine sunduk. Çocuklarımız gün içerisinde okullara gelip, bu mekanlarda daha rahat ve güzel imkanlarda üniversiteye hazırlanıyor.”
“Tüm öğrencilerimize bu imkanları sunacağız”
Kız çocukların okumasının çok önem arz ettiğini dile getiren Küçükali, kız çocuklarının üniversiteyi kazanıp, eğitim alıp, meslek sahibi olması için ellerinden gelen çabayı göstereceklerini belirtti.
Küçükali, gönüllü öğretmenlerin desteğiyle projeyi yürüttüklerini anlatarak, öğretmenlerin de bu işe gönül verdiğini söyledi.
Öğretmenlerin soru çözümünde ve rehberlik anlamında genç kızlara destek olduğunu belirten Küçükali, “Çocuklarımıza sadece fiziki imkanlar değil, yardımcı kaynakları da ücretsiz sunduk. Devletin tüm imkanlarını köylerde imkanları kısıtlı olan kız çocuklarımıza seferber ettik. İnşallah onlar da bu sene üniversitelerde istedikleri bölümleri kazanacaklar. İlerleyen günlerde tüm ilçelerimizde kısıtlı imkanları olan tüm öğrencilerimize bu imkanları sunacağız.” diye konuştu.
“Diğer öğrencilerden eksikleri kalmadıkları için umutlular”
Çermik Bintaş Ortaokulunda rehber öğretmen Buket İlgin, yaklaşık 1,5 yıldır Bintaş Mahallesi’nde görev yaptığını belirterek, kırsalda öğrencilerin genelde mezun olduktan sonra derslerden, eğitim ortamından uzaklaştığını gördüklerini söyledi.
Kızlara eğitimin yanı sıra danışmanlık hizmeti de sunduklarını anlatan İlgin, “Evde belki bu imkanlar olmadığı için kafaları dağılacaktı, motivasyonları düşecekti. Burada diğer öğrencilerden eksikleri kalmadıkları için umutlular. Biz de çok umutluyuz. Onları çok güzel yerlerde görmek istiyoruz. Umarım hepsini üniversitede görebiliriz.” dedi.
“Üniversite hayalim vardı ama eğitim konusunda destek alamıyordum”
Öğrencilerden Pervin Türkmen, avukat olmak istediğini belirterek, kendilerine bu eğitim ortamını sunan İl Milli Eğitim Müdürlüğüne teşekkür etti.
Bu projenin mahallelerinde başlamasından duyduğu memnuniyeti dile getiren Türkmen, şunları söyledi:
“Üniversite hayalim vardı ama eğitim konusunda destek alamıyordum. Burada destek aldığımız için çok mutluyum. Ücretsiz test dağıtılıyor. Okulun öğretmenleri sorularımızı çözüyor. Onlara çok teşekkür ediyorum. Sorularımızın çözümünde yardımcı oluyorlar, eksikliklerimizi gideriyorlar. Burada aile ortamı var. Dershaneye gidemeyen, evde ders çalışma ortamı olmayan birçok kız öğrenci var ve hepsini buraya davet ediyorum.”
“Sessiz ve dilediğimiz gibi çalışabiliyoruz”
Hivda Demirkol ise öğretmenlerin desteğiyle YKS’ye hazırlandığını anlatarak, mahallelerinde bu eğitim desteğini almanın sevindirici olduğunu belirtti.
Sessiz bir ortamda diledikleri gibi ders çalışabildiklerini ifade eden Demirkol, “Zorluk çektiğimiz konularda bize yardımcı oluyorlar. Ailem burada ders çalışmamdan çok memnun. İleride avukat olup, benim gibi kız çocuklarını okutmak istiyorum.” dedi.
]]>Japonya’nın Kyoto şehrindeki Doshisha Üniversitesinde gazetecilik eğitimi alan Ichimura, üniversitede öğrenciyken ülkesindeki yabancılara gönüllü olarak Japonca öğretmeye başladı.
Japonca öğretmenliği konusunda kendisini geliştirmek için formasyon eğitimi alan Ichimura, 1998 yılında öğretmenliğe başladığı Çin’de 3 yıl kaldıktan sonra kısa süreliğine ülkesine döndü.
Farklı kültürleri tanıma merakı olan Ichimura, öğretmenlik için 2003’te Laos, 2004 yılında ise Sri Lanka’ya gitti.
Sri Lanka’da karşılaştığı öğretmen arkadaşının, Türkiye’nin çok güzel bir ülke, insanlarının da sıcakkanlı ve yardımsever olduğunu anlatması üzerine Türkiye’ye gelmeye karar veren Japon akademisyen, ÇOMÜ Japon Dili Eğitimi Ana Bilim Dalı’nın öğretim görevlisi alımı ilanına başvurdu.
Başvurun kabul edilmesiyle 2005’te Çanakkale’ye gelen Ichimura Miyuki, bu bölümde üniversite öğrencilerine 19 yıldır hem dilini hem de kültürünü öğretiyor.
51 yaşındaki Ichimura, ÇOMÜ’de bu dönem haftada 17 saat, hazırlık programında yazma, okuma, dil bilgisi, 2. sınıflara “sözlü iletişim becerileri” ve “öğretim teknolojileri” dersleri veriyor.
Japon misafirperverliğini tam olarak yansıtan ve geleneksel çay seremonisi “sado”yu Türk-Japon Dostluk Kulübünde uygulamalı öğreten Ichimura, “wagashi” olarak adlandırılan “sakura mochi” ve “uguisu mochi” tatlılarını da yaparak öğrencilerine tanıtıyor.
“Barışın önemini hatırlamak için çok önemli bir yer”
Ichimura, AA muhabirine, Çanakkale’nin düşündüğünden daha güzel bir şehir olduğunu söyledi.
Geldiği dönemde sadece şehir içinde gezdiğini, daha sonra Troya Antik Kenti ile Assos’u ziyaret ettiğini, Gelibolu Yarımadası’nı da bisikletle dolaştığını anlatan akademisyen, “Çanakkale’nin doğası çok güzel. Gelibolu Yarımadası, barışın önemini hatırlamak için çok önemli bir yer. Biraz farklı ama Japonya’daki Hiroşima gibi olduğunu düşünüyorum. İlkokul ya da ortaokuldayken de ders kitaplarında Troya ile ilgili metin okuyoruz. Ondan dolayı galiba Troya, Japonlar için çok güzel, hayal gibi.” diye konuştu.
“İlişkilere küçük de olsa katkıda bulunabilirsem mutlu olurum”
Üniversitelilere dil öğretmenin çok keyifli olduğunu vurgulayan Ichimura, “Çoğu hiç Japonca bilmeden geliyorlar. Bir sene sonra günlük konuşma yapabilecek hale geldiklerini görmek çok mutlu ediyor.” dedi.
Ichimura, yabancı dil öğrenmek veya öğretmenin o dili konuşan kişiye ve kültürüne saygı duymaya eşit olduğunu dile getirerek, “Hem öğrenen hem de öğreten kişinin bakış açılarını genişletebiliyor. Dili kullanarak birbirimize düşündüklerimizi ifade etmeye ve anlamaya, iyi ilişkiler kurmaya çalışıyoruz. Benim yapabileceklerim çok küçük şeyler ama Türkiye ve Japonya arasındaki ilişkilere küçük de olsa katkıda bulunabilirsem çok mutlu olurum.” değerlendirmesinde bulundu.
Türkiye’de Japonca öğretmenin zorluklarına da değinen Ichimura, “Japon kültürünü ve dilini öğretmek açısından bazen sıkıntı oluyor çünkü Türkiye’de kaynaklar sınırlı. Japon kültürüne dokunmak için fırsat da sınırlı. Ondan dolayı ben ve diğer hocalar gerçek Japonya’yı tanıtmak için elimizden geleni yapıyoruz.” ifadelerini kullandı.
Japon kültürünün bir parçası olan çay seremonisi “sado”yu kulüp etkinliğinde öğrencilere tanıtmaya çalıştığını, ders dışında da Japonya’daki öğrencilerin de katılımıyla çevrim içi toplantı düzenlediğini aktaran Ichimura, ÇOMÜ Japon Dili Eğitimi Ana Bilim Dalı öğrencilerinin her yıl düzenlenen Japonca Konuşma Yarışması’ndaki başarılarına ilişkin ise “Lisans eğitimi başlamadan önce 1 yıl Japonca hazırlık programımız var. Bu 1 yıl içinde haftada 20 saat sadece Japonca öğreniyorlar. Başarılarında bunun yararı olabilir. Bu, öğrencilerimizin başarısıdır.” dedi.
“Türklerin misafirperverliğini çok seviyorum”
Türklerin misafirperver yönlerini çok sevdiğini ifade eden Ichimura, “Komşularımla aram iyi. Bana samimi davranmaları çok hoşuma gidiyor. Büyüklerim bana ‘kızım’, çocuklar ‘abla’ diyor. Bu Türkler için sadece hitap şekli ama benim için çok özel bir şey. Sanki onların arasına kabul edilmiş hissi veriyor. Yabancı olduğumu hiç hissettirmiyor. Bu, benim için çok önemli.” şeklinde konuştu.
Türkçe’nin kendisi için çok zor bir dil olduğuna işaret eden Japon akademisyen, şöyle devam etti:
“Türkçe öğrenmek için dil kursuna gitmek istiyordum ama ne yazık ki zamanım olmadı. Günlük hayatımda konuşa konuşa öğrendim. İlk geldiğimde sadece ‘Merhaba’ dedim, sonra ‘Nasılsınız’, ‘Teşekkür ederim’. Bunları telaffuz etmek çok zordu. Sonra ‘Paket yapar mısınız?’ cümlesini öğrendim çünkü buradaki restoranlarda porsiyon çok büyük geldi o zamanlar. O eskidendi, artık hepsini bitirebilirim. Türk yemeklerinden en çok biber dolmasını seviyorum. Kendim de yapıyorum. Türk mutfağına alıştım diyebilirim ama bazen yağı fazla gibi geliyor.”
Hediye edilen patiklerden koleksiyon yaptı
Ichimura, geleneksel el sanatlarından yün patiklerin ilgisini çektiğini belirterek şunları ifade etti:
“Patiklere bayılıyorum. Koleksiyonumda çok şirin, rengarenk desenli olanlar da var, ince, zarif, nakışlı olanlar da. Patiklerde, yapan kişi veya bana veren kişinin sıcaklığını görüyorum. ‘Hasta olmayın’, ‘Ayaklarınız üşümesin’ şeklinde çok nazik bir düşünce olduğunu hissediyorum. Bu içimi ısıtıyor. İlk kez Türk arkadaşımın evine ziyarete gittiğimde, büyükannesi verdi. Çok güzel bir hediye olduğunu düşündüm. Kendim almıyorum, hep hediye olarak veriyorlar ve koleksiyon yapıyorum. Koleksiyonumda 20’ye yakın patik var.”
Türklerin yardımsever olduğunun altını çizen Ichimura, “Türkiye’deki insanlar ‘Japonlar çok saygılıdır.’ diyor ama öğrencilerimiz de çok saygılı davranıyor. Öğrencilerimizden yardım istediğim zaman her öğrenci ‘Hocam teşekkür ederim, benden yardım istediğiniz için.’ diyor. Bu çok güzel bir şey. Öğrencilerimiz için neler yapabilirim diye sürekli düşünüyorum ve elimden geleni yapmaya çalışıyorum. Öğrencilerimiz için bu bölümün, Japonya dünyasına giriş noktası olduğunu düşünüyorum. Onların bu dünyaya ilk adımı atmalarına yardım etmek istiyorum.” diye konuştu.
Ülkesini özlediğini de vurgulayan Ichimura, “Ama alıştım buraya. Benim için sorun değil. Farklı şehirleri gezdim. Her seferinde Çanakkale’ye döndüğümde ‘Çanakkale’ye döndüm.’ diyorum ve çok seviniyorum.” dedi.
]]>Dağ, Gaziemir’de bir kahve fabrikasında gençlere yönelik projelerinin tanıtım toplantısında yaptığı konuşmada, hedefinin İzmir’i gençler için kolay yaşanabilir bir şehir kimliğine kavuşturmak olduğunu belirterek, “Artık bir genç, üniversiteyi bitirdikten sonra iş bulmak için başka şehirlere gitmek zorunda kalmayacak.” dedi.
Dağ, gençlere yönelik projeleri “Gençlerimiz İçin Eğitim ve İstihdam Altyapısı”,”Kampüs”, “Gençlerimiz İçin Sosyal Altyapı”, “Gençler İçin Sosyal İmkanlar” olarak 4 başlık altında hazırladıklarını ifade etti.
Meydan Alsancak Projesi içerisinde oluşturacakları bilişim vadisi ile İzmir’i inovasyonun merkezi haline getireceklerini belirten Dağ, şunları kaydetti:
“Bilişim vadisinde hizmete sunacağımız yazılım geliştirme, iş geliştirme, kuluçka, oyun ve animasyon geliştirme merkezleriyle çeşitli alanlarda girişimcilik faaliyeti yürüten yeni firmalara destek olacağız. Vadi içerisinde oluşturacağımız ve yapılacak Ar-Ge faaliyetlerinde kullanılmak üzere laboratuvar ve makine ekipman parklarıyla girişimcilerin çalışmalarını kolaylaştıracağız. İzmir’imizi bir girişimcilik merkezi haline getirmek için İzmir Girişim Sermaye Fonu’nu kuracağız. Genç girişimcilerimiz fikirlerini gerçeğe dönüştürebilsin diye 150 bin lira geri ödemesiz finansal destek sağlayacağız.”
Dağ, Genç İzmirim Kart sahiplerinin aylık 200 lira ödeyerek sınırsız toplu ulaşımdan faydalanabileceklerini anlattı.
Öğrenci İzmirim Kart kullanan lise son sınıf öğrencilerine özel 5 bin lira teşvik ödülü verileceğini, yılda 4 kez tiyatro ve sinema biletini ücretsiz temin edeceklerini anlatan Dağ, şunları kaydetti:
“İzmir dışında okumaya giden üniversite öğrencilerimize yılda 1 kez İzmir’e gidiş dönüş otobüs biletini İzmir Büyükşehir Belediyesi sağlayacak. Öğrenci evlerindeki 25 metreküpe kadar doğalgaz ücretsiz olacak. İhtiyaç sahibi öğrencilerimize kırtasiye desteği sağlayacağız. Belediyemize ait sosyal tesisler Öğrenci Genç Kart sahiplerine yüzde 20 indirimli olacak. Şehrimizde üniversite kazanan her gencimize 10 bin lira destek vereceğiz. Buna ek olarak, şimdi yeni bir müjdeyi duyurmak istiyorum. Üniversite sınavında ilk 1000’e giren öğrencilerimize 50 bin lira başarı ödülü vereceğiz.”
Dağ, yeni evlenecek sosyo-ekonomik açıdan dezavantajlı çiftlere çeyiz desteği vereceklerini kaydetti.
İzmir’i gençlerle yönetmek istediğini vurgulayan Dağ, “Bizim amacımız popülist söylemler, geçici çözümler değildir. Gayemiz, gençlerimizin potansiyelini ortaya çıkarmaktır. Beklentimiz, yapacağınız çalışmalar, üreteceğiniz proje ve fikirler ile kendinize, İzmir’imizin, ülkemizin bugününe, geleceğine katkı sağlamanızdır.” ifadelerini kullandı.
Toplantı sonunda bir gencin “AK Parti’ye İzmir’den oy çıkmaz. CHP’yi sevmesek de istemesek de yine CHP’ye oy vereceğiz gibi bir algı var. O algıyı nasıl kırmayı planlıyorsunuz sorusuna Dağ, şöyle cevap verdi:
“Çalışıyoruz kardeşiz. Yani ben kendimi anlatıyorum. Projemi size anlatıyorum. Biz de hizmet etmek istiyoruz. Sonuç olarak İzmir’in de hizmete ihtiyacı olduğunu düşünüyoruz. Asıl 1 Nisan’dan sonra çalışacağız. Daha çok çalışacağız. Ben şunu bilirim. Sadece algıyla seçim kazanılmaz olgu da önemlidir. ‘Sırf algı yapalım buradan netice alalım’ diye bir şey olmaz. Asıl olguyu temele koyarsanız, algı onun üstünde bir anlam ifade eder. Ben gördüğünüz gibi somut projelerle derdimi anlatıyorum. İzmir’de yapacak projeleri anlatıyoruz. Bizim derdimiz bu vakte kadar İzmir’e 12 yıl boyunca milletvekili olarak hizmet ettik. Şimdi de Büyükşehir Belediye Başkanı olarak hizmet etmek istiyoruz. Bu derdimizi anlatacağız. Hayatta ben şunu bilirim. Halkın terazisi şaşmaz. Halkın terazisi Allah’ın izniyle doğru çekecek. 31 Mart’ta da doğru çekecek. Demokrasi gereği biz kendimizi anlatıyoruz. İnşallah da İzmir’de hemşehrilerimiz de teveccüh gösterecektir.”
]]>31 Mart seçimlerine sayılı günler kala Cumhur İttifakı’nın Ankara Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Altınok, vatandaşlarla buluşup, toplumun her kesimini ziyaret ediyor. Vatandaşların sorunlarını ve taleplerini dinleyen Altınok, projelerini ve vaatlerini de anlatıyor. 5 yılda Ankara’nın büyük bir köye dönüştüğünü sözlerine ekleyen Altınok, başkenti daha yaşanılabilir, daha canlı ve hareketli hale getirmeyi planladıklarını da söyledi.
“Büyükşehirde çalışan İyi Partili üyelere tehditler var”
Seçim çalışmalarını sürdüren Altınok, TGRT Haber Televizyonuna konuk olduğu programda, “Mansur Yavaş İyi Parti’ye operasyon yaptı. Büyükşehirde çalışan İyi Partili üyelere tehditler var. Bana son gelen bilgiler, işçi kardeşlerimize ‘istifa edeceksin yoksa seni işten atacağız’ diyorlar. Bunlar gerçek tabi. Benim duyduğum İyi Partiler ‘sana oy vereceğiz’ diyorlar” dedi.
“Ankaralı en pahalı suyu tüketiyor”
Altınok, gazetecilerin, Yavaş’ın “Suya yüzde 50 indirim vaadinizle ilgili, ‘Yasal olarak yapamayacakları şeyi iddia ediyorlar’ açıklamasını nasıl değerlendiriyorsunuz” sorusu üzerine: “Aday olduğu dönemki Ahmet Hakan ile olan programına bir bakın. Ne diyor orada? ‘Suyu ücretsiz vereceğim’ diyor. Kendisi söylüyor. Ahmet Hakan soruyor ‘Nasıl?’ diyor. Ücretsiz vereceğim diyor. Diyor ki ‘atık sudan yüzde 50’sini alacağım.’ Dolayısıyla böyle bir şey yok. Ankaralı en pahalı suyu tüketiyor. Su olmazsa olmazdır. Su üretimdir. Su hayvancılıktır. Su tarımdır. Su medeniyettir. Su fiyatlarını 31 Mart’tan sonra indireceğiz” diye konuştu.
“Ankara büyük bir kasabaya dönüştü, inşallah köye dönüşmez”
Ankara Ticaret Odası Meclis Toplantı’na katılan Turgut Altınok, Ankara’nın gittikçe geriye gittiğini ve yıllardır fuar alanının bitirilmediğini söyleyerek, “Ankara ülkemizin kalbi, bu 5 yılda Ankara’nın ışıkları söndü. 7’de Ulus’ta hayat bitiyor, Çıkrıkçıları gezdim 6’da dükkanlar kapanıyor. Ulus bizim ticaretimizin ekonomimizin tarihimizin kültürümüzün merkezidir. Kızılay’da saat 8’de hayat bitiyor Ankara’da da 9’da bitiyor. Ankara büyük bir kasabaya dönüştü, inşallah köye dönüşmez” şeklinde konuştu.
“Ankara’da 5 yılda yapılan kentsel dönüşüm planı yok”
Altınok, Ankara’da 5 yılda kentsel dönüşüm projesi olmadığına, Başkent’in ulaşım ve imar planlarının yapılmadığını belirterek, “Depremden bir ders aldık mı? Hayır. Ankara’da 5 yılda yapılan kentsel dönüşüm planı yok. Ankara’nın 100 bin, 25 bin ölçekli ana nazım imar planı yok. Dahasını söyleyeyim Ulus’un imar planı yok, yani Ulus’a çivi çakamazsınız. Niye? Ruhsat alamazsın çünkü. Ankara’nın “Ulaşım Master Planı “yoktur mahkeme tarafından iptal edilmiştir. Biz geldiğimizde bu planlar yapılacak” cümlelerini kullandı.
“10 bin öğrenci kapasiteli bir yurt yapacağız inşallah”
Altınok Atakule AK Gençlik Buluşması’nda gençlerle bir araya geldi. Gençlere yönelik projelerini de anlatan Altınok, gençlerin geleceğe hazırlanabilmeleri için her türlü destekleri vereceklerini ifade etti. Altınok, “18 yaş üzeri ve üniversite öğrencilerimize ulaşım ücretsiz olacak. Tabii halk otobüslerimiz, minibüs esnafımız var. Onları da mağdur etmeyeceğiz. 20 bin üniversite öğrencimize ayda bin 500 yüz lira karşılıksız burs vereceğiz. 10 bin öğrenci kapasiteli bir yurt yapacağız inşallah. Yine evde kalmak isteyen 10 bin üniversite öğrencimiz için ev yapacak, sembolik rakamla kiraya vereceğiz. Gençlerimizi bilim ve teknoloji alanında da destekleyeceğiz.” sözlerini kullandı. – ANKARA
]]>Öğrenci Veli Derneği, Türk Tabipler Birliği, TMMOB Gıda Mühendisleri Odası, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği,Bir Arada Yaşarız Eğitim ve Toplumsal Araştırmalar Vakfı, Derin Yoksulluk Ağı, Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası ve Eğitimciler Derneği’nin bir araya gelerek oluşturduğu Türkiye Okul Yemeği Koalisyonu’nun okullarda sağlıklı ve ücretsiz yemek çağrısı yaptığı açıklama şu şekilde:
“ÜCRETSİZ OKUL YEMEĞİ EN ACİL GÜNDEM”
“Ülkemizde çocukların sağlığı ve geleceği üzerinde ciddi ve kalıcı olumsuz etkilere neden olan beslenme yetersizliği sorununun çözülmesi, sağlıklı ve başarılı bir neslin yetişmesi için elzemdir. Her çocuğun temel hakkı olan sağlıklı beslenme başta siyasi iktidar olmak üzere ilgili kamu kurumlarının sorumluluğundadır. Okul yemeği programları yoluyla okul çağındaki çocuklara ücretsiz gıda ve beslenme desteğinin kamu kurumlarının politika önceliği olması son derece ivedidir. Ancak uygulanan politikalara bakıldığında okul yemeği programlarının kamu gündeminin dışında bırakıldığı aşikardır. Ücretsiz okul yemeği; salgın sonrasında her geçen gün artan yoksulluk ve geçtiğimiz yıl yaşanan deprem felaketiyle birlikte ülkemizin en temel, en acil gündemlerinden biri haline gelmiş durumdadır. Okul yemeği tüm öğrenciler için tartışmasız en temel hak iken ve okul yemeği uygulamasının genişleyerek süreceği açıklamalarına rağmen gerekli adımlar atılmamış; verilen sözler tutulmamıştır.
“ÖĞRENCİLER İÇİN EĞİTİM PARALI HALA GETİRİLMİŞ DURUMDA”
Şubat 2023’te başlatılan anaokullarına besin desteği hizmetinin dahi ekonomik koşullar gerekçe gösterilerek deprem bölgesi haricinde geri çekildiği görülmektedir. Öte yandan, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından yayınlanan 160 sayfalık ‘Türkiye Çocuk Hakları Strateji Belgesi ve Eylem Planı (2023-2028)’ belgesinde okul çağındaki çocuklara ücretsiz gıda ve beslenme desteği yapılacağına dair bir ifade yer almamaktadır. Verilen sözler yerine getirilmediği gibi Okul Öncesi Eğitim ve İlköğretim Kurumları Yönetmeliğinin ‘… okul öncesi eğitim kurumlarında çocukların okulda geçirdikleri süredeki temel ihtiyaçlarını, öz bakım süreçlerini ve eğitim programının uygulanmasını desteklemek amacıyla katkı payı alır’ maddesi ile eğitim; okul öncesi ve tüm kademelerdeki öğrenciler için yemekten, eğitim materyallerine kadar paralı hale getirilmiş durumdadır.
Açıklanan her veri ve son açıklanan PISA 2022 raporu artık nitelikli eğitimi, eğitimde eşitliği dahi konuşamadığımızın açık kanıtıdır. Üç yılda bir yapılan ve 15 yaşındaki öğrencilerin okuma, matematik ve fen alanlarındaki becerilerini ölçen PISA kapsamında öğrenciler, öğretmenler, okul yöneticileri ve velilere anketler uygulanmaktadır. Ankette öğrencilere sorulan sorulardan biri de ‘Geçen 30 günde yiyecek alacak paranız olmadığı için kaç kere yemek yiyemediniz?’ sorusuydu. Bu soruya verilen yanıtlar ülkemizde en az 5 öğrenciden birinin haftada en az bir kere parası olmadığı için yemek yiyemediğini ortaya çıkardı.
“GERÇEK TABLONUN DAHA VAHİM OLDUĞU AŞİKARDIR”
Türkiye 37 OECD ülkesi arasında yüzde 19,2 ile, son 30 günde haftada en az bir kez yiyecek parası olmadığı için yemek yiyemeyen öğrenci oranının en yüksek olduğu ülke oldu. Geçmiş yıllardaki LGS verilerine göre sosyo-ekonomik durumu düşük ebeveynlerin çocuklarının büyük çoğunluğu meslek liseleri ve imam hatip liselerinde iken sosyo-ekonomik durumu daha yüksek ebeveynlerin çocukları fen ve Anadolu liselerinde öğrenim görmektedir. Çoğunluğunu fen ve Anadolu lisesi öğrencilerinin oluşturduğu PISA anketinde dahi en az beş çocuktan biri açlığı yaşıyorsa diğer okul türleri ve okulların tamamı açısından gerçek tablonun daha vahim olduğu aşikardır.
“ÜÇ ÇOCUKTAN BİRİ CİDDİ YETERSİZ BESLENME SORUNU İLE KARŞI KARŞIYA”
MEB’in örgün eğitim verileri bile okul terklerinin ülke tarihinde görülmemiş boyutlara ulaştığını göstermektedir. Aynı zamanda TÜİK 2022 verilerine göre üç çocuktan biri (yüzde 35,3) ciddi maddi yoksulluk, yetersiz beslenme sorunu ile karşı karşıyadır. Okul terklerinin bu maddi yoksulluktan kaynaklandığı açıktır, diğer bir deyişle neden yoksulluk sonuç okul terkidir. Yetersiz beslenme, çocukların fiziksel gelişimini, okul için hazır bulunuşluğunu, akademik başarısını ve okula devamını da etkilemektedir. Dünyada bu sorunların çözümü için en etkili ve en yaygın şekilde kullanılan müdahale programı okul çocuklarına ücretsiz beslenme desteği sunan kamusal okul yemeği programlarıdır. Bu programlar başta kız çocukları ve özel eğitim gereksinimi olan çocuklar olmak üzere dezavantajlı tüm öğrencilerin eğitimde fırsat eşitliğini ve derslere devamlı katılımını sağlayan bir işleve sahiptir.
Okul yemeği programlarının uygulandığı ülkelerde, bu programın çocuk yoksulluğuna, okul terki ve devamsızlığın azaltılmasına, akademik başarının artırılmasına, cinsiyetten kaynaklı ayrımcılığın, eşitsizliğin ortadan kaldırılmasına etkisi, ulusal ve uluslararası kurumların yaptığı çalışmalarla ortaya konmuştur. Dolayısıyla, ‘çocuklara ücretsiz okul yemeği’ neden sunulmalı sorusunun bilimsel ve gözlemsel verilere bakarak cevabı çok net olmasının yanı sıra, okul yemeği programlarının uygulanmaması durumunda çocuklarımızın fiziksel, psikolojik ve bilişsel yetilerinin olumsuz etkileneceği de bir o kadar net bir gerçektir.
“ÇOCUKLAR OKULDA AÇ KALMAMALI”
Bir gıda krizi içinde olduğumuz, toplumun geniş kesimlerinin sağlıklı beslenme açısından ciddi sorunlar yaşadığı ve bu sorunun mevcut şartlar bu şekilde devam ederse daha da kötüye gideceği bilinmelidir. Gıda krizi çocukların sağlıklı büyüme ve gelişme hakkının bir ihlali olarak görülmelidir. Açlık, gizli açlık, yoksulluk, güvencesizlik çocukların eğitim görmesine engel olmamalı. Çocuklar okulda aç kalmamalı. Eğitim kurumları çocuklara eğitim ve sağlıklı beslenme imkanını bir arada sunmalı. Çocuklara iyi bir hayat sağlamak siyasal iktidar, muhalefet ve tüm toplumsal kurumlar için kamusal bir görevdir; ancak her yurttaş için de ahlaki bir sorumluluktur.
“KAMUSAL DESTEK DAYANIŞMA PROGRAMI ACİLEN UYGULANMALI”
Türkiye’nin de 27 Ocak 1995’te onayladığı Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşmesi’nde de belirtildiği üzere; ‘taraf devletler, her çocuğun bedensel, zihinsel, ruhsal, ahlaksal ve toplumsal gelişmesini sağlayacak yeterli bir hayat seviyesine hakkı olduğunu kabul eder. Ulusal durumlarına göre ve olanakları ölçüsünde ebeveynlerine ve çocuğun bakımını üstlenen diğer kişilere, çocuğun bu hakkının uygulanmasında yardımcı olmak amacıyla gerekli önlemleri alır ve gereksinimi olduğu takdirde özellikle beslenme, giyim ve barınma konularında maddi yardım ve destek programları uygularlar’ Türkiye’nin taraf olduğu sözleşmenin ilişkin maddesine dayanarak tüm kademelerdeki okullarda eğitim gören tüm çocuklarımıza ayrım yapılmaksızın ücretsiz nitelikli bir öğün yemek ve okulda geçirdikleri süre boyunca temiz içme suyu temininin sosyal devletin görevi olduğunu hatırlatıyor ve çocuklarımız başta olmak üzere yoksullukla ilişkili olarak yetersiz beslenme ve açlık sorunu yaşayan kesimlere yönelik bir ‘kamusal destek-dayanışma programı’ acilen uygulamaya konulmalıdır diyoruz.
Başta siyasi iktidar olmak üzere tüm bileşenler, yetersiz beslenme ile mücadelede sorumluluk almalı ve devlet okullarında ücretsiz beslenme birincil öncelikli mesele olarak görülmelidir. Ekonomik krizin derinleştiği bu dönemde “Türkiye Okul Yemeği Koalisyonu” olarak son derece önemli olan bu meselenin çözümüne katkı sunmak isteyen kurum ve kişilere çağrımızdır: Gelin hep birlikte çocuklarımızın geleceğine sahip çıkalım, yapılan çalışmaların takipçisi olalım ve birlikte çözüm üretelim.”
]]>Nedime Serap Ulusoy Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde yüzlerce öğrenci denizlerde çalışmak için eğitim alıyor. Mavi Vatan’da ve uluslararası denizlerde kaptanlık yapmak isteyen gençler, denizcilik ile ilgili temel ve uygulamalı dersleri 4 yıl boyunca eğitim aldıkları lisede öğreniyorlar. Lise eğitimleri sonrasında hemen yüksek maaşla iş bulma imkanı yakalayan öğrenciler, maaş ve iş imkanının oldukça yüksek olmasından dolayı bu liseyi seçtiklerini ifade ederken, geçen yıl 1 kız öğrencinin kaptan adayı olduğu lisede bu yıl 4 kız kaptan adayı eğitim görüyor.
“Öğrenciler lise mezunu olduklarında bile direkt gemilerde çalışabiliyorlar”
Liseden mezun olan öğrencilerin hemen gemilerde işe başladığına değinen Güverte Öğretmeni Reyhan Mısıroğlu, “Okulumuz denizcilik sektörüne kalifiye eleman yetiştiriyor. Öğrenciler buradan mezun olduktan sonra gemici ve yağcı olarak işe girebiliyorlar. Üniversiteyi tamamlayan öğrenciler de vardiya zabiti olarak çalışma imkanı buluyor. Stajlarını tamamlayan öğrencilerin tamamı sektördeki ihtiyacı karşılayabiliyorlar. Burada ilk önce temel derslerle birlikte öğrenciler güverte ve makine bölümü diye ayrılıyor. Güverteye gelenler gemiyi kullanabilecek seviyeye gelmek için dersler alıyorlar. Bunlar seyir dersleri, elektronik seyir dersleri, ECDIS dersleri, GMDSS (denizde haberleşme) dersleri ve STCV (denizde canlı kalabilme)eğitimlerini alıyorlar. Öğrenciler, bir gemide karşılaşabilecekleri tüm elektronik sistemi de gördükleri için uygulamalı olarak bir gemide çalışmaya hazır şekilde buradan mezun oluyorlar. Dünya ticaretinin yüzde 80’i gemilerle yapıldığından sürekli bir işgücüne ihtiyaç var. Ülkemizde de özellikle 3 bin gross ton gemilerde sürekli çalışan ihtiyacı var. Biz de bu nedenle insan yetiştirmek zorundayız. Buradan mezun olan bir öğrenci lise mezunu olduklarında bile direkt gemilerde çalışabiliyorlar. 1-2 yıl daha okurlarsa 3 bin gross ton gemilerde vardiya zabiti oluyorlar ve daha da yükselebiliyorlar” dedi.
“Okulun ilk kız öğrencisiyim, ‘senden kaptan mı olur’ dediler, hayalim uzak yol kaptanı olmak”
Okulun ilk kız kaptan adayı 11. sınıf öğrencisi Asiye Çelik, “Bu okulda sadece seyir dersinden 12 saatlik yoğun bir programımız var. Bunun haricinde elektronik seyir dersi, GMDSS ve deniz hukuku gibi birçok ders alıyoruz. Okulumuzda 4 kız öğrenci eğitim görüyor. Geçen yıl okuldaki tek kız öğrenciydim. Diğer kız arkadaşlar yeni geldi. Okulumuzda sayımız az ama yeni kızların gelmesi de iyi olur. Hayalim sınırsız uzak yol ehliyeti alıp gemilere çıkmak. Denizcilik lisesinde okuduğumu görenler çok şaşırıyor. Okula ilk geldiğimde herkes bana, ‘Sen kaptan mı olacaksın, senden kaptan mı olur’ dedi. Ben yine de kaptan olmak istiyorum ve en büyük hayalim de bu. 11. sınıf öğrencisi olarak staja hazırlanıyorum. Samsun gibi bir liman şehrinde staj yerleri bulmakta zorlanıyorum. Diğer yönlerden bakarsak, kaptan olmak çok güzel bir meslek ve herkese tavsiye ediyorum” diye konuştu.
“Bir kız kaptan adayı olarak denizden korkmuyorum”
Denizden korkmadığını ve babası gibi gemi kaptanı olmak istediğini vurgulayan 9. sınıf öğrencisi Gökçe Rengin, “Babam kaptan ve ben de onun kızı olarak kaptan olmak istiyorum. Onun destekleri ile buraya geldim. Meslek liselerinde iş imkanı yüksek. Bizim alanımızda da hem iş imkanı çok fazla hem de parası iyi. Buradan mezun olunca iş bulabilirken, Anadolu ve diğer liselerden mezun olunca iş bulmakta zorlanıyorsunuz. Okulumuzda 4 kız var. Onlar da kaptan olmak için okula geliyor. Kaptan olmayı çok istediğimden denizlerde vakit geçirmekten korkmuyorum. Korksam bu mesleği seçmezdim” şeklinde konuştu.
Okulda öğrenim gören diğer öğrenciler de denizcilik lisesini seçmelerindeki en büyük etkenin iş bulma imkanının çok yüksek olması ve maaşının diğer mesleklere oranla oldukça fazla olmasını ifade ettiler.
Öte yandan, İl İstihdam ve Mesleki Eğitim Kurulu Toplantısı için geldiği okulda incelemelerde bulunan Samsun Valisi Orhan Tavlı, yetkililerden bilgi aldı. Okulda yapılabilecek iyileştirmeler hakkında bilgi alan Vali Tavlı, öğrencilerin eğitim-öğretim kalitesinin daha da arttırılması için gerekli yerlere talimatlarını ilettiğini ifade etti. – SAMSUN
]]>Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Sincan’ı ziyaret ettiği esnada 7. sınıf öğrencisiyle aralarında dikkat çeken diyalog yaşandı. Babacan’a dert yanan 7. Sınıf öğrencisi, “Bu dönemde geçim baya zor. Et, ekmek derken her şey uçmuş. Annemler küçüklükten beri bizden yardım istiyor. Arabamız ve evimiz olduğu için devlet bize yardım vermiyor. Biz duvarları, arabayı mı yiyeceğiz? Ne yiyeceğiz acaba? Ben bu yaşımda böyle bir iktidar yüzünden çalışmak zorunda mıyım? Sadece bu parti yüzünden benim hayatım mahvolmak zorunda mı” dedi.
Ali Babacan, 28 Şubat’ın yıl dönümü dolayısıyla Ankara’nın Sincan ilçesini ziyaret etti. Babacan, Sincan ziyareti esnasında 7. sınıf öğrencisiyle ekonomik sıkıntılara ilişkin konuştu. Öğrenci Babacan’a, şunları söyledi:
“BİZ DUVARLARI, ARABAYI MI YİYECEĞİZ? NE YİYECEĞİZ ACABA”
“Başkanım biz dört kardeşiz. Bu dönemde geçim baya zor. Et, ekmek derken her şey uçmuş. Benim istediğim, annemler küçüklükten beri bize yardım istiyor. Arabamız ve evimiz olduğu için devlet bize yardım vermiyor. Biz duvarları, arabayı mı yiyeceğiz? Ne yiyeceğiz acaba?”
Babacan, öğrenciye “Devletten yardım istiyorsunuz ama alamıyorsunuz öyle mi?” diye sordu. Öğrenci, Babacan’a “Benim babam da annem de çalışıyor, yetmiyor. Annem yıllarca yardım istiyor. Sürekli bizi ‘Yardım yapacağız’ diye yiyorlar” diye yanıt verdi.
Öğrenci, Babacan’a şunları anlattı:
“BU ÜLKEDE CİDDEN İYİ BİR EKONOMİ YOKTUR”
“Babam poşet satıyor, annem fabrikada çalışıyor. Hiçbir şey yetmiyor. ‘Onu, bunu yapacağız’ diyorlar ama önemli olan onu, bunu yapmak değil. Ben şu an gezemiyorsam, eğlenemiyorsam, ekmeğimi alamıyorsam, şu an ben bunu düşünüyorsam bu ülkede cidden iyi bir ekonomi yoktur. Benim istediğim düzgün başkanlık, düzgün bir ekonomi. Ben burada satış yapıyorum. Onun atadığı adamlar gelip beni kovuyorlar. Cezai işlem uyguluyor. Yetmiyor ki ben bunun satışına gidiyorum. Evde oturmak, ders çalışmak da var. Devletin adamından kendim korkuyorum. Devletin adamıyla konuşabilmek yerine devletin adamından korkuyorum, bana bir şey yapmasın diye. İstediğim adil, iyi bir başkanlık. 4 kardeşiz. Bir ablam var. Üniversite sınavına hazırlanıyor. Biz 7. sınıfız. Biz üçüzüz.”
Babacan ise öğrenciye şöyle yanıüt verdi: “Biz ülkemiz rahat etsin, sizin gibi gençlerimiz mutlu olsun diye çalışıyoruz. Şu anda Türkiye’nin en önemli sorunu, ülkemiz maalesef kötü yönetiliyor. Bu büyük ve güzel ülke, varlık içerisinde yokluk yaşıyor. Onun için çalışıyoruz. Ülkede bir değişiklik olsun, iktidar değişsin, başka bir gelecek olsun diye çalışıyoruz.”
Öğrenci, Babacan ile konuşmasına şöyle devam etti:
“BİZ YORULDUK”
“Biz yorulduk. Yıllarca annem, babam geçim savaşından… Okul sonrasında bileklik satıyoruz. Ben okuldan çıkınca acaba zabıta, sivil polis bir şeyi olacak mı, böyle bir olay yaşayacak mıyım diye düşünmek zorunda mıyım ben? Ben bu yaşımda böyle bir iktidar yüzünden çalışmak zorunda mıyım? Sadece bu parti yüzünden benim hayatım mahvolmak zorunda mı?”
Ali Babacan, öğrencinin bu sözlerine, “Ne desen haklısın. Arzu ettiğin daha rahat bir hayat için haklısın. Sen şu anda dersine odaklanmak gereken, yaşının gereğini yaşaman gereken bir çağdasın. Biz de zaten sizin gibi gençlerimiz için çalışıyoruz” diye yanıt verdi.
]]>ANKARA – Gençlik ve Spor Bakanlığı tarafından hayata geçirilen “Spora İlk Adım” projesiyle ilkokul öğrencileri sporla buluşturuluyor. 81 ilde uygulanan proje çerçevesinde 479 bin öğrencinin 26 branşta spor yapması sağlandı.
Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın Milli Eğitim Bakanlığı ile yürüttüğü “Spora İlk Adım” projesiyle 81 ildeki ilkokul öğrencilerinin sporla tanışması sağlanıyor. Gençlik ve Spor Bakanlığı ile Milli Eğitim Bakanlığı arasında 2022 yılında imzalanan “İlkokullarda Spor Dalı Eğitimi Protokolü” çerçevesinde “Spora İlk Adım” projesi hayata geçirildi.
Proje ile ilkokul öğrencilerine düzenli fiziksel aktivite alışkanlığının kazandırılması, öğrencilerin spor aktivitelerine erişimlerinin sağlanması, spor branşlarıyla tanışması, spor aracılığıyla sosyal hayata katılımlarının artırılması, sporun tabana yayılması ve spor kültürünün oluşturulması amaçlandı. Spora İlk Adım projesi, 2021-2022 eğitim öğretim yılında, 8 ilde pilot uygulama olarak başlatıldı.
İlk etapta 84 antrenörün katılımıyla ilkokul öğrencilerine atletizm, badminton, basketbol, güreş, hentbol, judo, karate, masa tenisi, okçuluk, tekvando, voleybol, yüzme ve tenis branşlarında eğitimler verildi.
2022 – 2023 eğitim öğretim yılında 81 ilde uygulamaya geçilen projede, spor branş sayısı 26’ya çıkarıldı. 3 bin 303 okulda 3 bin 899 antrenörün katılımıyla, 347 bin 257 öğrenci sporla buluşturuldu.
2023-2024 eğitim öğretim yılında atletizm, badminton, basketbol, boks, bocce, cimnastik, dart, eskrim, futbol, futsal, floor curling, güreş, halk oyunları, hentbol, judo, karate, kick boks, masa tenisi, muay thai, okçuluk, satranç, tekvando, tenis, voleybol, yüzme ve wushu branşlarında 3 bin 834 okulda, 4 bin 344 antrenörün katılımıyla 479 bin 466 öğrenciye ulaşıldı.
“Türkiye Yüzyılı’na yakışan proje, Spora İlk Adım”
Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, sporu tabana yayma hedefi doğrultusunda çalıştıklarını belirterek, “Çocuklarımız günün büyük bölümünü okulda geçiriyor. Dolayısıyla onları sporla tanıştırmanın en iyi yolu okullardaki eğitimlere sporu entegre etmekten geçiyor. Bilimsel, teorik eğitimleri sporla desteklediğinizde akademik hayatı da pozitif olarak desteklemiş oluyorsunuz. Türkiye Yüzyılı’na yakışır bir şekilde hayata geçirdiğimiz ‘Spora İlk Adım’ projemizi 2022 yılında 8 pilot ilimizde başlattık. 2 yıldır 81 ilde uyguluyoruz. Bu projeyle, hem evlatlarımızın sporla tanışmasını sağlıyoruz hem de onların zararlı alışkanlıklar edinmesinin önüne geçiyoruz” dedi.
“Sporda kazanılan başarıları istikrarlı hale getirmemiz gerekiyor”
Sporda istikrarlı başarının önemine vurgu yapan Bakan Bak, “Farklı branşlarda dönem dönem altın jenerasyona ulaşıyoruz ve uluslararası organizasyonlarda milletimizi gururlandıran zaferler yaşıyoruz. Son yıllarda farklı branşlarda kazanılan tarihi başarıları istikrarlı hale getirmemiz gerekiyor. ‘Spora İlk Adım’ projesi ile çekirdekten yetişen sporcularımız olacak. Sayın Cumhurbaşkanımızın hem spora hem gençlere olan özel ilgisi de bizler için büyük avantaj. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın işaret ettiği Türkiye Yüzyılı hedefleri doğrultusunda, Gençlik ve Spor Bakanlığı olarak daha çok spor yapan, daha hareketli bir Türk gençliği yetiştirmek istiyoruz. Katıldığı her uluslararası organizasyondan madalya ile dönen, İstiklal Marşımızı dünyaya dinleten, ay-yıldızlı bayrağımızı gururla dalgalandıran sporcularımızın olmasını hedefliyoruz” diye konuştu.
]]>Cumhurbaşkanlığı İnsan Kaynakları Ofisi’nin destekleriyle düzenlenen İç Anadolu Kariyer Fuarı’nın açılışı, Anadolu Üniversitesi Yunus Emre Kampüsü Atatürk Kültür ve Sanat Merkezi’nde yapıldı. Program, İstiklal Marşı’nın okunması ile başladı. Daha sonra Anadolu Üniversitesi Senfoni Orkestrası mini bir konser verdi.
“Yetenek Her Yerde söylemiyle Anadolu’nun tüm bölgelerini şehir şehir gezdi”
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, bu yıl altıncısı düzenlenen Kariyer Fuarı’nda vizyoner oluşumlar ve pırıl pırıl gençlerle bir arada bulunmaktan dolayı büyük bir heyecan ve mutluluk içinde olduğunu belirtti. Göktaş, “Türkiye Yüzyılının kapısını araladığımız şu günlerde gençlerimiz artık geleceğin mimarları arasına girmeye hazırlar! Ulaştığımız bu nokta, hem eğitim sistemimizin hem de iş dünyamızın yetkinliğinin ne kadar arttığını gösteriyor. Gençlerin eğitim imkanlarına kolaylıkla erişmesi, iş dünyasının onlara istihdam sağlayacak fırsatlar sunması geleceğin Türkiye’sine doğru emin adımlarla ilerlediğimizin kanıtı. Farklı yollardan ilerlemek, bugün bizi ortak bir noktada birleştirdi. Her alanda nitelikli iş gücü olmaya hazır gençlerimiz, onları hayallerine kavuşturacak ülkemizi başka bir vizyona taşıyacak girişimcilerle bir araya geldi. Oluşan bu müthiş sinerji yeni Türkiye’nin eseri. Türkiye, artık bu ülkenin tüm evlatlarına eşit hak ve fırsatlar sunan kadim kültürüne geri döndü. Cumhurbaşkanlığımızın İnsan Kaynakları Ofisi koordinatörlüğünde yürütülen Kariyer Fuarları Yetenek Her Yerde söylemiyle Anadolu’nun tüm bölgelerini şehir şehir gezdi. Okumaya istekli, keşfetmeye meraklı gençlerimizle verimli etkinlikler gerçekleştirdi. Bu sayede çalışıp üretmeye, hayalleri için harekete geçmeye hazır birçok gencimiz kamuda ya da özel sektörde istihdam fırsatı yakaladı. Kariyer Fuarımız, gençlerimiz için gerçek bir çalışma hayatının kapılarını açıyor. Böylelikle gençlerimizin eğitim alma, kendilerini iyi yetiştirme motivasyonları artıyor. Gençlerimizin hayalleri net hedeflere dönüşüyor. Gerek kamu gerek özel sektör nitelikli ve dinamik iş gücüyle buluşup canlanıyor. Kalkınma hızımız artıyor, refahımız yükseliyor. Her şeyden önemlisi, Türkiye kazanıyor. Sevgili Gençler, Türkiye, bugün gençlerin dehası ve azmiyle önemli eserlere imza atan bir ülke. Savunma sanayi, yerli otomobil ve uzay çalışmalarımız başta olmak üzere Türkiye artık beyin göçünü tersine çeviren, parlak zekaları ağırlayan önemli bir cazibe merkezi haline geldi. KAAN’da ve milli teknoloji sanayiinde yer alan binlerce gencimizle gurur duyuyoruz. Elbette başarı tesadüf değildir. 22 yıldır ülkemizin her alanda gelişmesi için çok önemli hizmetleri milletimize kazandırdık. Bu hizmetleri çok daha ileriye götürecek olan sizlersiniz, hizmet yarışında bayrağı size teslim edeceğiz. Sizlere bu konuda inancımız, güvenimiz sonsuz! Şunu gönül rahatlığıyla söyleyebilirim ki Türkiye’nin yetiştirdiği gençler milletimiz adına insanlığa hizmet eden ve dünyayı daha yaşanabilir bir yer haline getiren seçkin kadroları oluşturacaklar” dedi.
“Cumhurbaşkanımızın önderliğinde, her kadın eğitim hakkını kazandı”
28 Şubat’ın öneminde de değinen Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Göktaş, “Bugün 28 Şubat. Bir dönem bazı gençlerimizin üniversite kapılarından gönderildiği günler. İnançları, kılık kıyafetleri yüzünden eğitim hakkının elinden alındığı günler. Bugün artık bunlar çok geride kaldı. Saygıdeğer Cumhurbaşkanımızın önderliğinde, her kadın eğitim hakkını kazandı. İnancı ne olursa olsun, düşüncesi ne olursa olsun her gencimize üniversitelerin kapıları sonuna kadar açıldı. Bu güzel günde, bu güzel fuarda emeği geçen herkese tekrar teşekkür ediyorum” diye konuştu.
Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fuat Erdal ise konuşmasında, İç Anadolu Kariyer Fuarı’nın önemine değinirken üniversitesinin ev sahipliği yapmasından duyduğu mutluluğu ifade etti.
“Belediyelerimizin Eskişehirli öğrencilerimize bir vaadi gözükmüyor”
AK Parti Eskişehir Milletvekili ve AK Parti Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkan adayı Nebi Hatipoğlu, “Yıllardır Eskişehir’imize Türkiye’nin dört bir yanına insan kaynağı yetiştirmiştir, bizim de en önemli güvencemizdir. Tabii ki ben de bir sanayici olarak, hep şunu istemişimdir. Eskişehir’de yaşayan arkadaşlarımızın, Eskişehir sanayisiyle ve iş adamlarıyla bir araya gelip burada bir sinerji oluşturulması, Eskişehir’de yetişen arkadaşlarımızı, Eskişehirli olarak istihdam edilmesi ve buradaki genç, dinamik, ileriye vaat eden, arkadaşlarımız bizim için çok önemlidir. Bu organizasyonda da inşallah firmalarımızla, bütün öğrenci arkadaşlarımızı bir araya getirip, kendi aralarında iletişimlerini geliştireceklerini ümit ediyoruz. Tabii Eskişehir’imiz bir öğrenci şehridir, 3 tane üniversitemiz var. Bir öğrenci şehri olarak da öğrencilerin şehirden beklentileri var. Biz yıllarca baktığımızda en büyük problemin öğrencilerimiz açısından tabii ki konaklama ve barınma ihtiyacıdır. Bugüne kadar hükümetimiz, üniversitemizin ihtiyaçları doğrultusunda belli yurt yatırımları yapmıştır, ne kadar daha yapsak bu ihtiyaçları karşılayamıyoruz bu noktada inşallah önümüzdeki dönemlerde barınma ihtiyaçları ile ilgili sorunu düzelmesini ümit ediyoruz. Tabii önümüzdeki dönemlerde bir belediye seçimleri var, Eskişehir, öğrencileri hep şehre davet ediyor bir öğrenci şehri olduğu söyleniyor ama Eskişehir’de öğrenciler içinde belediyelerimizin ve içindeki yerel yönetimlerimizin, Eskişehirli öğrencilerimize bir vaadi gözükmüyor. Tabii bu doğrultuda biz önümüzdeki dönemde yapacağımız çalışmaları ve vaatleri, gerekli yerlerde ve televizyon programlarında aktarıyoruz” dedi.
“Eskişehir’e böyle büyük bir kültür kompleksi yakışır”
Cumhurbaşkanlığı İnsan Kaynakları Ofisi Başkanı Salim Atay, “Bu Bölgesel Kariyer Fuarı’nın sayısı arttırmak zorundayız. Çünkü bütün üniversitelerde, kariyer merkezlerimiz yetenek kapısı üzerinden çok etkin bir şekilde bunu kullanır hale geldiler ve bütün üniversite. Diyorlar ki artık biz kendi kariyer formunu kendimiz yapmak istiyoruz. Bizim de zaten olmasını istediğimiz şey buydu. Önümüzdeki yıl bu sayıyı artıracağız. Bütün illerde yapacağız. Bütün iller bunu yapabilir. Yapmalı. Bütün üniversitelerde yapmalı. Ayrı. Mesela biz Ankara’daki kamu kurumlarımızın hepsini 81 il veyahut da 200 üniversitemize göndermek gibi bir şansımız yok. Yani bu çok büyük bir onların işleri açısından da sorun oluşturuyor ama bu 11 sayısını artıracağız. İkincisi bir şeyi bu kadar başarıyla sürdürebiliyorsak bu ne demektir? Bunun bir üst kademesine de geçmemiz lazım. Farkındaysanız biz İstanbul, Ankara gibi büyük illerde bu bölgesel kariyer farlarını yapmadık. Çünkü zaten oralardakiler merkeze daha yakın iş dünya. Daha yakın, devlete daha yakın iş bulma imkanları daha fazla oluyordu. Şimdi önümüzdeki dönemde İzmir’de arkadaşlar uluslararası sağlık ve estetik kariyer fuarı yapıyoruz. Bu, Orta Asya ve Afrika başta olmak üzere Avrupa dahil dünyanın her tarafından insanların geleceği, bir araya geleceği bir yer olacak. Aynı zamanda İzmir biliyorsunuz Bergama sağlığın doğduğu yer. İkincisi İstanbul’da kariyer fuarı yapacağız, finansın merkezi finans merkezi kurduk biz orada. Efendim ticaret İstanbul’dan dönüyor, lojistik İstanbul’dan yürüyor. Dolayısıyla yine uluslararası bir fuarı İstanbul. Önümüzdeki dönemde yapacağız. Orta Anadolu’da ne var? Ankara’da savunma sanayi, uluslararası savunma sanayi, kariyer fuarı yapacağız. Hepimizi çok yakından ilgilendiren beslenmeyle ilgili de Adana’da tarım, gıda ve. Hayvancılık, uluslararası kariyer fuarı yapmayı planlıyoruz. Bunları Cumhurbaşkanlığı olarak koordine ettiğimizde, bölgedeki üniversitelerimiz, siz gençlerin birlikte olduğu bu organizasyonlarla çok büyük başarılar elde edeceğimizden hiç kuşkumuz. Hedefimiz nihai hedefimiz ve söylemiş Türkiye pek çok alanda olduğu gibi dünyanın yetenek üssü olacak arkadaşlar. Batılı şirketler diyecekler ki ya bir Türk bulamıyor muyuz bu sorunu çözmek için? ya da bu işin başına bir Türk bulamıyor muyuz yani? Bunu diyecekler, buna inanın. Ben inanıyorum. Lütfen siz gençler de inanın. Dünyanın her tarafında sizler çok etkin görevlerde olacaksınız. Dünyanın her tarafından da son derece nitelikli geçti. Bu ülkeye gelmek isteyecekler. Eğitim almak için kendilerini geliştirmek için daha iyi fırsatlara ulaşmak için. Son söz olarak Sayın Eskişehir Milletvekilimiz aynı zamanda Belediye Başkan adayımız Nebi Bey’den bir istirhamımız bir olacak. Şimdi burası çok kültürüyle geçmişiyle çok değerli bir şehir. Ama burada 500 kişilik bir salonda bir organizasyon yapabiliyoruz. Biz Denizli’deydik üç gün önce. Dört katlı bir bina vardı. Sayın Nihat Zeybekçi zamanında adı öyle zannediyorum o zaman yapılmıştır. Öncelik doluydu. Eskişehir’de de böyle büyük bir kültür kompleksi yakışır. İnşallah muvaffak olduklarında göreve geldiklerinde Eskişehir’e böyle bir salon kazandırırlar. Biz de siz gençlerde bundan çok memnun olursunuz” dedi.
Programa, Eskişehir Valisi Hüseyin Aksoy, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, AK Parti Eskişehir Milletvekilleri Fatih Dönmez ve Prof. Dr. Ayşen Gürcan, AK Parti Eskişehir Milletvekili ve Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Nebi Hatipoğlu, Cumhurbaşkanlığı İnsan Kaynakları Ofisi Başkanı Salim Atay, Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fuat Erdal katıldı. – ESKİŞEHİR
]]>CHP Genel Başkan Yardımcısı Suat Özçağdaş, özel okulların kayıt ücretleriyle ilgili “Yaklaşık 1,6 milyon öğrencinin eğitim aldığı özel okullarda son yapılan zam oranları ile Özel Öğretim Kurumları Yönetmeliği’nce belirlenen yüzde 56,89’luk tavan zammı birçok kurumda aşılmıştır. Özel okullarda yüzde 150’den, yüzde 300’e varan fahiş zamlar söz konusudur” dedi.
CHP Milli Eğitim Bakanlığı’ndan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Suat Özçağdaş, özel eğitim kurumlarında artan kayıt ücretlerine ilişkin yazılı açıklama yaptı. Özçağdaş, şunları kaydetti:
“EKONOMİK BUNALIM, AİLELERİN ÖZEL OKULLARDAN ALDIKLARI HİZMETİ KARŞILAYAMAYACAKLARI BİR NOKTAYA GETİRDİ”
“Son günlerde özel öğretim kurumlarında uygulanan okul ücretleri ve öğretmenlerimizin çalışma koşullarına yönelik kamuoyuna yansıyan çok önemli sorunlar gündeme gelmektedir. Özellikle 1, 5, ve 9. sınıflara yönelik kayıtlar esnasında, yüzde 300-400’lere varan ücret artışların talep edilmesi, velilerin çocuklarının okullara devam ettirebilmesini neredeyse imkansız hale getirmektedir.
Nitelikli eğitim, insanın geleceğini belirleyen en önemli güç ve temel bir insan hakkıdır. Her düzeyde nitelikli eğitime erişim ve öğrenme fırsatlarını genişletme, eğitimde fırsat eşitliğinin temelidir. CHP’nin eğitim alanındaki öncelikleri, her yurttaşın nitelikli eğitime erişimini sağlamak ve Türkiye’nin bilimsel, ekonomik, sosyal ve kültürel ilerlemesine katkıda bulunmak üzerine kuruludur.
22 yıllık AKP iktidarında eğitim, bilimsel, çağdaş ve laik yapısından uzaklaşmıştır. Kamusal eğitimin kalitesi yok edilmiş, özel öğretim nitelikli eğitim almak isteyen aileler için her geçen gün daha fazla mecbur kalınan bir seçenek haline gelmiştir. Devlet okullarında verilen eğitimin niteliğine yönelik sorunlar, çeşitli tarikat ve cemaatler ile yapılan protokoller çerçevesinde eğitimin dinselleştirilmesine yönelik adımlar, iktidarın eğitimi kendi ideolojik saplantıları doğrultusunda bir yazboz tahtasına çevirmesi gibi nedenlerle, nitelikli eğitim aileler tarafından satın alınmak zorunda kalınan bir hizmete dönüşmüştür. Oysa eğitimde aslolan nitelikli, bilimsel, laik ve ücretsiz kamusal eğitimin tüm ülke sathında erişilebilir kılınmasıdır. Son dönemde, AKP iktidarının yanlış ekonomi politikaları ile ülkemizin içine girdiği ekonomik bunalım, ailelerin özel okullardan almak zorunda kaldıkları hizmeti de karşılayamayacakları bir noktaya getirmiştir. Aileler büyük bir kaos ve sorun ile karşı karşıyadır.
“2012’YE KADAR 4 BİN 664 ÖZEL OKUL BULUNMAKTAYKEN, BU SAYI 14 BİN 179’A ULAŞTI”
Bu sürece gelinen yol, AKP iktidarının eğitimi metalaştıran, satın alınan bir hizmet haline dönüştürmesi ile hız kazanmıştır. 2012 yılına kadar 4 bin 664 özel okul bulunmaktayken, bu sayı şimdilerde 14 bin 179’a ulaşmıştır. Özel okullarda eğitim gören öğrenci sayısı ise yaklaşık 2,5 kat artarak 535 bin 788’den 1 milyon 578 bin 233’e yükselmiştir.
Milli Eğitim Bakanlığı’nın 2022-2023 verilerine göre Türkiye’deki toplam 70 bin 383 eğitim kurumunun 56 bin 200’ü yani yüzde 80’i kamuya aittir. Özel okullar ise 14 bin 179 sayısı ile mevcut okulların yüzde 20’sini oluşturmaktadır.
Özel Öğretim Kurumları Yönetmeliği’nin ilgili maddesinde ‘Okulların ara sınıflarının eğitim ücreti belirlenirken bir önceki eğitim öğretim yılında ilan edilen ücret, okulda devam eden öğrencilerin eğitim ücreti belirlenirken ise öğrenci kayıt sözleşmesinde belirlenen ücret dikkate alınır ve bu ücretlere [(bir önceki yılın ortalama Yurt içi ÜFE artı bir önceki yılın ortalama TÜFE)/2] artı 5 oranından fazla artış yapılamaz. (Ek cümle: RG3/7/2016-29761) (Değişik cümle: RG-13/1/2017-29947) Ders yılı içerisinde kayıt yaptıran öğrencilerin bir sonraki yılın eğitim ücretleri kayıt yaptırdığı yıl için ilan edilen eğitim ücreti üzerinden; öğrenim gördüğü yıla ilişkin indirim şartları ortadan kalkan öğrencilerin bir sonraki yılın eğitim ücretleri ise (Değişik ibare: RG-19/2/2020-31044) öğrencinin okula kayıt olduğu yıldaki indirimsiz ücrete öğrenim gördüğü her yıl için bu fıkrada belirtilen oranda artış yapılarak belirlenir’ denmektedir.
Başka bir ifade ile ara sınıf öğrencilerine bir önceki yılın ortalama yurt içi ÜFE artı bir önceki yılın ortalama TÜFE artı 5 oranından fazla artış yapılamazken, 1, 5 ve 9 uncu sınıflara fahiş tutarlarda ücret artışı yapılmaktadır. Bu tutarlar 400-500 bin liraya dayanmıştır.
“ÖZEL ÖĞRETİM KURUMLARI YÖNETMELİĞİ’NCE BELİRLENEN YÜZDE 56,89’LUK TAVAN ZAMMI BİRÇOK KURUMDA AŞILDI”
Özel okullarda gelecek yıl için öğrenci kayıtları alınmaya başlanmıştır. Yaklaşık 1,6 milyon öğrencinin eğitim aldığı özel okullarda son yapılan zam oranları ile Özel Öğretim Kurumları Yönetmeliğince belirlenen yüzde 56,89’luk tavan zammı birçok kurumda aşılmıştır. Özel okullarda yüzde 150’den, yüzde 300’e varan fahiş zamlar söz konusudur. Yönetmeliğe göre, özel okullarda ara sınıfların eğitim ücreti belirlenirken geçmiş yıl ilan edilen ücrete bir önceki yılın ortalama yurt içi ÜFE artı bir önceki yılın ortalama TÜFE/ 2 artı 5 oranından fazla artış yapılamaz denmektedir. Bakanlık bu sınıflar için belirleme yetkisi bulunmadığı gerekçesi ile inisiyatifi tamamen özel okullara bırakmış durumdadır. Oysa bu konu gerekli tedbirler alınarak süratle çözülebilir.
Özel Öğretim Kurumlarına ilişkin bir başka önemli nokta, bu kurumlarda çalışan öğretmenlerimizin önemli bir kısmının asgari ücrete mahküm edilmiş olmasıdır. Devlet okullarında çalışan öğretmenlerle eş değer ücret alması gereken öğretmenlerimiz, Milli Eğitim Bakanının Müsteşarlığı döneminde yapılan bir kanun değişikliği ile asgari ücretle çalışır hale getirilmiştir. Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı faaliyet sürdüren özel eğitim kurumlarında çalışan yüzbinlerce öğretmenin düşük ücretlerle, güvencesiz koşullarda çalıştırılmasının önüne geçilebilmesi için 5580 sayılı Kanun’un ilgili maddesi yeniden yürürlüğe girmeli ve ‘Taban Maaş’ uygulaması geri getirilmelidir. Eşit işe eşit ücret ilkesi kapsamında CHP olarak bu sorunun düzeltilmesine yönelik vermiş olduğumuz kanun teklifi TBMM gündemine alınarak süratle çözülmelidir.
Milli Eğitim Bakanlığı’nın temel görevi nitelikli, bilimsel, laik eğitimin tüm çocuklarımız için erişilebilir kılınması ve eğitim emekçilerinin insanca koşullarda çalışması ve yaşaması için gereken tedbirleri almasıdır. Başta ilk kayıt esnasında ortaya çıkan fahiş fiyatlara müdahil olup kalıcı çözüm bulunması, ara sınıflara yönelik velilere çıkarılan ek maliyetlerin denetlenmesi, özel öğretim kurumlarında çalışan öğretmenlerin haklarının verilmesi konularına yönelik olarak, Milli Eğitim Bakanını daha önce çok kez yapmak zorunda kaldığımız gibi bir kez daha anayasal görevini yapmaya davet ediyorum.”
]]>Afrikalı akademisyen, diplomat, öğrenci ve iş insanları ile kıtaya ilgi duyan ve bu alanda farklı çalışmalar yürüten kişilerin katıldığı forumda, Afrika diasporasının sorunları konuşuldu.
Bizim Afrika Platformu Genel Koordinatörü Faruk Mintoiba, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Afrika dışında yaşayan Afrikalılar olarak ilk kez Türkiye’de bir araya gelerek bu forumu düzenlediklerini belirtti.
Mintoiba, “Foruma, Afrikalı yazar, müzisyen, entelektüel olmak üzere farklı kesimlerden kişiler katılıyor. Burada diasporadaki Afrikalıların sorunlarını ve çözüm yollarını konuşmak istiyoruz.” dedi.
Forumda Türkiye-Afrika ilişkilerinin güçlendirilmesinde diasporanın yeri, Afrikalıların Türkiye’deki geleceği ve kültürler arası ilişkiler gibi başlıklarda paneller düzenlendiğini ifade eden Mintoiba, Türkiye’de Afrika diasporasının birlik ve beraberliği, ileriye yönelik daha yapıcı adımların atılması için çalışmalarının devam edeceğini söyledi.
Bizim Afrika Platformunun 2022’de faaliyete geçtiğine değinen Mintoiba, Türkiye’de zaman zaman yabancılarla ilgili yaşanan sorunların çözümü için Afrikalılar olarak her zaman yapıcı katkı sunmayı amaçladıklarını belirtti.
İstanbul Medeniyet Üniversitesi Uluslararası İlişkiler öğrencisi ve Bizim Afrika Genel Sekreteri Madagaskarlı Harena Rilamasinavalona Rabiarison ise Türkiye’deki Afrika diasporasının sayısının her geçen gün arttığını kaydederek, “Türkiye’de Afrika’nın farklı ülkelerinden öğrenciler bulunuyor. Bizim de amacımız bu öğrenciler arasındaki ilişkileri güçlendirmek.” şeklinde konuştu.
Rabiarison, “Bu platformla tecrübelerimizi paylaşıyoruz, sorunlarımıza çözüm bulmaya çalışıyoruz. Bu sorunları hem Afrikalılar olarak hem de Türkiye’deki resmi makamlarla işbirliği içinde azaltmayı hedefliyoruz.” ifadesini kullandı.
Binlerce Afrikalı genç Türkiye’de eğitim alıyor
Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı (YTB) İstanbul Koordinatörü Emre Oruç da forumda yaptığı konuşmada, YTB olarak tüm dünyada olduğu gibi Afrika’da da çalışmalar yürüttüklerini dile getirdi.
Türkiye’deki Afrika diasporasının deneyimleri ve karşılaşılan zorlukları ele almak üzere bir araya geldiklerini belirten Oruç, “Bu toplantının ele alacağı konuların konuşulması, tartışılması ve farklı bölgelerdeki tecrübelerin paylaşılmasının son derece önemli olduğunu düşünüyorum.” dedi.
2012’den bu yana yaklaşık 12 bin Afrikalı öğrenciye burs verildiğini anlatan Oruç, 2023’te bu kıtadan 35 binin üzerinde başvuru alındığını ve 941 öğrenciye burs desteği sağlandığını bildirdi.
Oruç, “Türkçe öğrenmek ve Türkiye’yi yakından tanımak isteyen kamu görevlileri, akademisyenler ve araştırmacılara yönelik tasarlanan KATİP programı kapsamında, 2014 yılından itibaren 82 farklı ülkeden 178 katılımcı ülkemizde 8 ay süreyle misafir edilmiştir. Bu katılımcılardan 74’ü Afrika’nın 29 ülkesini temsilen programa katılmıştır. Afrika Medya Temsilcileri Eğitim Programı’na (AFMED) ise 23 Afrika ülkesinden 56 Afrikalı medya temsilcisi katılmıştır.” diye konuştu.
Emre Oruç, YTB ile Afrika Birliği (AfB) arasında, diaspora, yükseköğrenim bursları, bilimsel ve akademik araştırma programları, dil öğrenimi ve kısa dönem eğitim programlarına ilişkin ortak çalışmaların artırılması hedefiyle 2021’de işbirliği protokolü imzalandığını ifade etti.
Forumda, Afrika’nın kültürel zenginliğini tanıtan etkinlikler ve müzik dinletileri yapıldı.
]]>Bakan Tekin, Eyüpsultan’da Özdemir ailesinin bağışlarıyla yapılan Hüsnü Özdemir İmam Hatip Ortaokulu ile depreme dayanıklı hale getirildikten sonra yeniden eğitime başlanan Nişancı Ortaokulu’nun açılış törenlerine katıldı.
Hüsnü Özdemir İmam Hatip Ortaokulu’nda düzenlenen törende konuşan Tekin, göreve başladığı günden beri sadece hayırseverler tarafından yaptırılan okulların açılışına katıldığını, amacının hayır sahiplerine teşekkür edip destekte bulunmak olduğunu söyledi.
Türkiye’de eğitim öğretim imkanları açısından önemli mesafeler katedildiğini dile getiren Tekin, “2002 verileriyle 2024 yılının verilerini karşılaştırdığımızda, bunu dünyanın herhangi bir ülkesindeki veriler diye karşımıza getirsek ‘Adamlar eğitimde devrim yapmışlar.’ deriz. Şu an Türkiye’de derslik başına düşen öğrenci sayısı ile öğretmen başına düşen öğrenci sayısı itibariyle dünyanın en iyi ülkeleri kategorisindeyiz. Bizim çocukluğumuzda 60 kişilik sınıflarda okurduk. Ders kitabımız için şehirdeki tek kitap kırtasiye dükkanına giderdik, parasını verirdik ama kitapların ne zaman geleceğini bilmezdik. Genellikle kitaplarımızın tamamına birinci yarı yılın sonunda ulaşırdık.” ifadelerini kullandı.
Yılda 200 milyon kitap dağıtılıyor
Tekin, öğrencilerin kitapların devlet tarafından temin edildiğini hatırlatarak, eğitim ve öğretim döneminde okullarda yılda yaklaşık 200 milyon kitap dağıtıldığını anlattı.
Yeni okulların yapımında yerel yönetimlerle işbirliğinin kendileri için hayati önem taşıdığını vurgulayan Tekin, “Ben daha önce Bakanlıkta müsteşar olarak görev yaptım. Yatırım bütçesi yapıyoruz, paramız var, okul yapacağız. Belediye başkanı bize okul yapacak arazi üretemiyor, üretmiyor. Belediye başkanı arazinin mülkiyetiyle ilgili bakanlığa dava açıyor, inşaatı durduruyor, yürütmeyi durdurma kararı aldırıyor. Okul yarım kalıyor.” şeklinde konuştu.
Okul yapımına katkı veren belediyelere teşekkür eden Tekin, “Yerel seçimler yaklaşıyor, okul ihtiyaçlarımızda yerel yöneticilerin bizimle beraber çalışması arasında böyle bir ilişki var. Bunu da sizlerle paylaşmış olayım.” dedi.
“Okullarımız depreme dayanıklı hale geldi”
İstanbul Valisi Davut Gül de son 30 yılda İstanbul’da hayırseverler tarafından yılda ortalama 12 okul yapıldığını anlattı.
Milli Eğitim Bakanlığı koordinesinde kentteki okulların tamamının elden geçirildiğini kaydeden Gül, “Okullarımız depreme dayanıklı hale geldi. Dolayısıyla evlatlarımızı okula gönderirken hiç kimse ‘Acaba okul sağlam mı? Değil mi?’ endişesine kapılmadan yavrularını gönderiyor.” dedi.
Gül, son 8 ayda 34 hayırseverle protokol yaptıklarını belirterek, amaçlarının 30 yılda yapılan kadar okulu İstanbul’a kazandırmak olduğunu dile getirdi.
AK Parti İstanbul Milletvekili Süleyman Soylu ise Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan önderliğinde deprem ve kentsel dönüşüm konusunda okullarda yapılan çalışmaların önemine değinerek, bunun bir devlet yönetimi için en önemli adımlardan biri olduğunu kaydetti.
Eyüpsultan Belediye Başkanı Deniz Köken ise ilçede yapılacak yeni okullarla hedeflerinin tamamen tekli eğitime geçerek çocukların sabahın erken saatinde okulda olması gerekliliğini ortadan kaldırmak olduğunu anlattı.
Evinden uzak noktalardaki okullara gitmek zorunda olan lise öğrencileri için de ilçedeki okul sayısının artırılması gerektiğini vurgulayan Köken, liseye geçişte ilk 5 bine giren öğrencilere de burs vereceklerini açıkladı.
Nişanca Ortaokulu yeniden hizmete alındı
Bakan Yusuf Tekin daha sonra, yaklaşık 7 yıldır kapalı bulunan ve güçlendirme çalışmalarının ardından yeniden hizmet vermeye başlayan Nişanca Ortaokulu’ndaki açılış törenine katıldı.
Müsteşarlık yaptığı dönemde İstanbul’daki okullar için depreme dayanıklılık testlerinin yapıldığını ve güçlendirme çalışmalarının başlatıldığını aktaran Tekin, şunları söyledi:
“Ekim 2002’de dönemin hükümeti, Cumhuriyetin 100. yılına mektup diye güzel bir uygulama başlatmış. Değişik kamu kurumlarından, bakanlıklardan mektuplar yazılmış. Bu 100. yıl vesilesiyle 2023 yılı ekim ayında da Milli Eğitim Bakanı olmam hasebiyle öğrencilerimizin, öğretmen adaylarımızın yazdığı mektuplar PTT tarafından bana geldi. Mektuplar bizim aslında 20 yılda geldiğimiz çizgiyi gösteriyor. Mesela bir öğretmenimiz diyor ki ‘Allah’ım bana da içinde su olan, elektriği olan bir okul nasip edecek misin bir gün?’ Bir öğretmenimiz diyor ki ‘Allah’ım içinde farelerin cirit atmadığı bir okulda öğretmenlik yapabilecek miyim?’ Bunu ne zaman diyor? Yaklaşık 20 yıl önce. Şu an Türkiye genelinde bizim yaptığımız okullarımızın tamamı depreme dayanıklı ve konfor açısından hemen hemen bu okul konforunda okullar yapıyoruz.”
]]>Başkan Büyükkılıç, Kadir Has Kongre Merkezi’nde gerçekleşen Doğru Tercih Kampüs’te programında gençlerle samimi bir sohbet gerçekleştirdi. Giriş konuşmasını yapan AK Parti Kayseri İl Gençlik Kolları Başkanı Hayri Danacı; “Sizin olduğunuz yerde bolluk, bereket var. Her zaman olduğu gibi sizin tecrübelerinizden faydalanmak isteriz. Çok güzel bir vakit geçirmiş olacağız” dedi. Bir gencin gitar ile söylediği ‘Gesi Bağları’ türküsü ile başlayan programda gençlere hitap eden Başkan Büyükkılıç, “Sevgili gençler, buradaki amacımız sizleri yüreklendirmek ve sizlere sahip çıkmak, sizlerle birlikte olmak. Az konuşup, sizi dinleyen olmak. Taleplerinizi, beklentilerinizi, isteklerinizi önemsemek” dedi. Büyükkılıç, Kayseri’nin üniversiteler şehri olduğunu vurgulayarak, “Kayseri’mizin 5 tane üniversitesi var. Bu üniversiteler arasında Erciyes Üniversitesi araştırma üniversitesi, bunların arasında yine Abdullah Gül Üniversitesi kendi alanında iddialı bir araştırma üniversitesi. Kayseri Üniversitesi, meslek yüksekokullarını bağrında barındıran önemli bir üniversite. Nuh Naci Yazgan Üniversitesi daha çok mühendislik ve diş hekimliği alanında öğrenci yetiştiren önemli bir vakıf üniversitesi. Bir de Sağlık Bilimleri Üniversitesi Tıp Fakültesi var. Bunları zenginlik olarak görüp, yöneticiler olarak keyif alıyoruz. Siz gençlere imkan, fırsat verme olarak görüyoruz” diye konuştu. Kayseri’nin Orta Anadolu’da önemli bir merkez olduğuna işaret eden Başkan Büyükkılıç; “Yaklaşık 1 buçuk milyona yakın nüfusu var. 325 bin ortaöğrenim öğrencisi, 75 binden fazla üniversite öğrencisi söz konusu. Sizlere yönelik olarak, sizlerin hem şehrinizi sahiplenme, o şehre ait olma duygusuyla sağlamak adına önemsiyoruz. İmkanlar hazırlıyoruz. Bu konuda da gayret ediyoruz” şeklinde konuştu. Büyükşehir Belediyesi’nin gençlere yönelik hizmetlerinden de bahseden Büyükkılıç, “Çamaşır yıkama konusu da çok önemli. Gençlerimize fırsat veriyoruz. Onların çamaşırlarını yıkıyoruz. Hem vakitten kazanıyorlar, hem de gurbet ellerde biz onlara fırsat veriyoruz. 75 bine yakın öğrencisi olan genç nüfustan bahsediyoruz. Sizlere sahip çıkmak, yüreklendirmek boynumuzun borcu. Kirada olan öğrencilerimizin su faturasını Büyükşehir Belediyesi ödüyor. Bunu biliyor muydunuz? Bunların her biri bir hizmet. Ulaşım desteği. Su parası desteği. Kütüphanelerimizde ücretsiz çay ve çorba hizmeti” dedi. Programda söz alan Ulaşım A.Ş. Genel Müdürü Mehmet Canbulut da KAYBİS ile ilgili yeni düzenlemeler yapacaklarını belirterek; “Başkanım günlük iki sefer yarım saat ücretsiz olarak belirleyelim dedik” derken, Başkan Büyükkılıç da “Onu hazırlayalım, gençlere müjdesini verelim. Ayrıca inşallah Genç Kart çıkarıyoruz, proje müthiş. Millet Bahçesi’ne BMX parkuru da yapılıyor, uluslararası yarışmalar olacak. Gecesi ayrı bir güzel, gündüzü ayrı bir güzel” dedi. 8, 9 ve 10 Mart’ta Dünya Kar Motosikleti Şampiyonası’nın Türkiye’de ilk kez Erciyes’te düzenleneceğini söyleyen Başkan Büyükkılıç, iki önemli sanatçının da konser vereceğini, yine Erciyes’te yerli ve milli otomobil TOGG’un kış sürüşlerinin gerçekleştirildiğini hatırlattı. Gençlere sinema bileti ile ücretsiz internet kartı hediye eden Büyükkılıç, gençlerle birlikte Recep Tayyip Erdoğan Millet Bahçesi’ne de bir gezi programı düzenleyeceklerini ifade etti. Kayseri’yi önümüzdeki günlerde akıllı şehir projeleri ile buluşturacaklarını, bilişimin merkezi yapmak için gayret edeceklerini söyleyen Başkan Büyükkılıç, gençlere bu projelere katkı sağlayacak çalışmalar yapmaları tavsiyelerinde bulundu.
ERÜ Rektörü Altun’dan Sürpriz Projeler
Büyükkılıç, Erciyes Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fatih Altun ile telefon görüşmesi de gerçekleştirirken; “Onlar bizim evladımız, onlara çok güzel sürpriz projeler hazırlıyoruz. Sizin burada çok güzel bize destekleriniz var. Sizin desteklerinizi her zaman hissediyoruz” diye konuştu. Altun, öğrencilere yemekhanelerdeki ücret konusunda da senato ile yeniden toplantı yapacaklarını, yapılacak değerlendirme sonrası açıklama yapacaklarını ifade etti. Ramazan ayında da öğrencilere ücretsiz her gün iftar yemeği verileceğini duyuran Prof. Dr. Altun, “Gençlere çok selamlar, böyle bir başkanları olduğu için gurur duymaları lazım. Onu da söyleyelim” dedi. Talas Gençlik Merkezi’nin bir öğrencisi de; “Güzel bir proje için teşekkür etmek istiyorum. Yöneticiliğini yaptığınız Kayseri Büyükşehir Belediyesi’nin Talas Gençlik Merkezi projesi öğrencisiyim. Bu projenizden dolayı size çok teşekkür ediyorum. Belediyeciliğe yeni bir vizyon getiren projedir. Türkiye’nin ilklerindendir, çok teşekkür ediyorum” şeklinde konuştu. Çekilişle gençlere sürpriz hediyeler veren Büyükkılıç, öğrencilerin taleplerini ve sorularını da samimiyetle cevapladı.
AK Parti Kayseri İl Gençlik Kolları Başkanı Danacı gençler adına çok güzel etkinlikler ve hizmetler yaptığı için Başkan Büyükkılıç’a teşekkür etti. – KAYSERİ
]]>Lise öğrencileri, 31 Ocak 2023’te Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan’ın himayelerinde başlatılan “Su Verimliliği Seferberliği” kapsamında, öğretmenlerinin yönlendirmesiyle geçen yıl eylülde projeyi hayata geçirdi.
Projede yer alan gönüllü 55 öğrenci, okulları ziyaret ederek, suyun verimli kullanımı, kuraklık ve iklim değişikliğinin etkileri konusunda akranlarına yönelik bilinçlendirme çalışması yürütüyor. Kentte şimdiye kadar 12 okulu ziyaret eden öğrenciler, 1200 akranına ulaştı. Ardından bu okullar da projeye ilişkin çalışma yürütmeye başladı.
Proje koordinatörü ve tarih öğretmeni Ferda Salık, AA muhabirine, Türkiye’nin su stresi altındaki bölgeler arasında yer aldığını, dünyada küresel ısınma çağının sona erdiğini, “küresel yanma” çağıyla karşı karşıya olunduğunu söyledi.
Suyun önemine dikkati çekmek ve su kaynaklarının korunması amacıyla öğrencilerle “Su Gönüllüsü Gençler Sahada Projesi”ni hayata geçirdiklerini bildiren Salık, bunun için çeşitli sunumlar hazırladıklarını kaydetti.
Projeye önce kendi okullarında başladıklarını anlatan Salık, sonra Kayapınar İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünün de desteğiyle projeyi diğer okullarda da hayata geçirdiklerini dile getirdi.
12 il ve 3 ülkeden 495 gönüllü öğrenci de projede yer alıyor
Salık, “Gelecek için bir damla da sen ol” sloganıyla çalışmanın kısa sürede büyüdüğünü bildirdi.
Projeyi sosyal medyadan gören Denizli, Afyonkarahisar, Konya, Kayseri, Zonguldak, Samsun, İzmir, Bitlis, Van, Ankara, Şanlıurfa ve Manisa’daki bazı okulların kendilerine ulaştığını ve çalışmaya dahil olduğunu belirten Salık, Almatı Eğitim Ateşeliğinin desteğiyle Kazakistan’daki öğretmen ile öğrencilerin de projede yer almaya başladığını söyledi.
Yunanistan ve Litvanya’daki okullara ise e-twinning aracılığıyla ulaştıklarını anlatan Salık, projeye dahil olan okullarla internet ortamında görüştüklerini, bu sayede 12 il ve 3 ülkeden 495 gönüllü öğrencinin de çalışmada yer aldığını kaydetti.
Salık, “Onlar da kendi okullarında farkındalık oluşturmaya başladı. Özgün çalışmalar yapmaya başladılar. Onlar da sıfır atık ve su verimliliğiyle alakalı çalışmalar yapıyor.” ifadelerini kullandı.
Öğrencilerin gücüne inandıklarını, onları gelecekte kuraklıkla baş başa bırakmak istemediklerini dile getiren Salık, şöyle devam etti:
“Akran eğitimini kullandığımız zaman daha çok etkili olduğunu, öğrencilerin birbirinden çok etkilendiğini görüyoruz. Eğitim verilen öğrenciler de başka okullarda yapmaya başladı. Bir eğitim seferberliği başladı diyebilirim. Ayrıca Vali Yardımcısı Murat Yıldız’ın koordinatörlüğünde düzenlenen Kurumlar Arası Su Verimliliği Yarışması ile de su kaynaklarının korunması ve su verimliliğiyle ilgili öğrenciler arasında bilinç oluşturulması hedefleniyor.”
Rehber öğretmen Şehla Bulut da projeyle öğrenciler arasında işbirliğinin güçlendiğini, empati duygusunun geliştiğini vurguladı.
Bu tür sosyal sorumluluk projelerinde rekabet değil işbirliğinin ön planda olduğuna dikkati çeken Bulut, projede yer almanın gurur verici olduğunu söyledi.
Suyun verimli kullanımı için okulda da çalışma yapıldı
Okul Müdürü Yıldız Özateş ise öğretmen ve öğrencileriyle “Su Verimliliği Seferberliği”ni desteklediklerini belirtti.
Bu çalışma kapsamında okullarında da çeşitli önlemler aldıklarını bildiren Özateş, “Su musluklarının başlıklarına perlatörler taktık. Vanaları biraz kıstık. Öğretmen ve öğrencilerimiz su verimliliği için sahada. Okulları geziyorlar. Bilgilendirme seminerleri yapıyorlar. Su kaynaklarının korunması, gelecek nesillere aktarılması ve Diyarbakır’da suda sıfır kayıp hedefi için çalışıyoruz.” ifadelerini kullandı.
“Bence artık söz, geleceğini korumak isteyen gençlerde”
Su gönüllüsü 9. sınıf öğrencisi Nurşin Duman, gittikleri okullarda suyun nasıl ve neden verimli kullanılması gerektiğini anlattıklarını, sıfır atık gibi konularda bilgi verdiklerini dile getirdi.
İklim değişikliği ve su verimliliği konusunda farkındalık oluşturduklarını ifade eden Duman, “Başka şehirlerdeki akranlarımızla da zoom uygulaması üzerinden bir araya geliyoruz. Onlar da çok güzel çalışmalar yapıyor. Bence artık söz, biz geleceğini korumak isteyen gençlerde. Herkesi de bu seferberliği desteklemeye davet ediyorum.” diye konuştu.
9. sınıf öğrencisi Ecrin Irmak Koca da araştırmalarının sonucunda böyle bir projede yer aldığını, önlem alınabilmesi adına çalışmalar yürüttüklerini söyledi.
Koca, “İklim krizi bizi çok endişelendiriyor. Ferda öğretmenimizle de araştırmalar yaptık. Kuraklığın sınırında olduğumuzu öğrendik. Şu anda da okulları geziyoruz ve farkındalığı artırmaya çalışıyoruz.” dedi.
]]>Diyarbakır’da çocukların işledikleri altın, birçok ülkeye ihraç ediliyor
Diyarbakır’dan Avrupa, Asya ve Ortadoğu’ya uzanan ticaret yolu
DİYARBAKIR – Diyarbakır’da faaliyet gösteren bir kuyumcunun atölyesinde eğitim gören 14-21 yaş arasındaki çocuklar, yaptıkları altın ürünleri Avrupa, Asya ve Ortadoğu ülkelerine ihraç ediliyor. Çocuklar, bir yandan ustalığı öğrenirken diğer yandan ise ailelerine maddi olarak da katkıda bulunuyor.
Merkez Kayapınar ilçesinde kuyum sektöründe faaliyet gösteren HMT Kuyumculuk, okulu bırakan çocuklar için açtığı altın üretim atölyesinde usta yetiştiriyor. Yaşları 14-21 aralığında olan çocuklar, ürettikleri altınlar ile hem sanat öğreniyor hem ailelerine maddi yönden katkı sağlıyor.
HMT Kuyumculuk Yönetim Kurulu Başkanı Kamuran Kaya, 2017 yılından bu yana okulu terk eden çocukları yanında yetiştirip usta öğretici olarak piyasaya sürdüğünü söyledi.
Çocukların atölyede ustalığı öğrenirken diğer yandan da meslek lisesinde eğitim gördüğünü ifade eden Kaya, “2017 yılından bu yana Mesleki Eğitim Programı çerçevesinde çocuk usta yetiştiriyorum. Eğitim alan çocukların çoğu zaten meslek lisesinde kuyumculuk bölümü öğrencileridir. Eğitim gören elemanlarımdan en küçüğü 14 en büyüğü 21 yaşında. Bu çocuklar, Diyarbakır’da kaybolmuş zanaatı yeşertmeye çalışıyor. İnşallah çocuklarımızın her biri ileride ayrı usta olacak, onlar da farklı öğrenci yetiştirecektir” dedi.
“Amacımız; eğitim hayatında pek başarılı olamayan çocukları meslek lisesine yazdırıp, mesleki eğitim programından kendi bünyemize çekip en azından zanaatkar yetiştirmektir” diye konuşmasına devam eden Kaya, “Bu yüzden çocuklarımızı topluma kazandırmaya çalışıyoruz. Çocuklarımızın bir çoğu mevcut sistem içerisinde altını işlemeyi öğrenmiş oluyor. Bu öğrenciler meslek lisesinden mezun olduktan sonra üniversitelerde takı tasarım bölümlerinde eğitim görebilir, sertifikaları olduğu takdirde meslek liselerinde usta öğretici olarak eğitim de verebilirler” ifadelerinde bulundu.
“Öğrenci bulmakta zorlanıyoruz”
Günde 7 öğrencinin 1,5 kilogram altın işlediğini dile getiren Kaya, “Kapasitemiz yüksek olmasına rağmen öğrenci bulmakta zorlanıyoruz. Meslek liseleriyle bu konu hakkında irtibattayız. Önümüzdeki sene daha fazla öğrenci edeceğiz ki sektör hiçbir zaman geri kalmasın. Tarihin en iyi altın işçiliğinin olduğu Diyarbakır’da o ruhu sürdürmeye çalışıyoruz. Üretim yerimizde çalışan çocukların birçoğu yakın çevremizde çalışan kişilerin çocuğu ve yakınıdır. Ekibimiz, günlük 1,5 kilograma yakın altın üretimi yapabiliyor. Bu altınlar da Halep kordonu, paralı bileklikler, paralı kolyeler gibi birçok ürüne çevriliyor” ifadelerine yer verdi.
Son olarak öğrencilerin ürettikleri altınları dünyanın birçok ülkesine ihraç ettiklerini söyleyen Kaya, şunları kaydetti:
“Çocuk ustalarımızın ürettikleri takıları dünyanın dört bir yanına ihraç ediyoruz. Bunlardan bazıları Dubai, Hindistan, Irak gibi birçok Avrupa, Asya ve Ortadoğu ülkelerindeki pazara gönderiliyor. Hedefimiz kapasiteyi üç katına çıkarıp daha fazla emektar ve sanatkar çocuk yetiştirmektir.”
5 yıl önce çırak olarak başladığı atölyede şu an ustabaşılık yapan 21 yaşındaki Ömer Kaya, lisede 2. sınıf öğrencisiyken okulu bırakıp kuyum sektörüne başladığını belirtti.
Kaya, “5 yıl önce kuyumcu sektöründe eğitim görmeye başladım. İlk yıl devamlı ustamı izleyerek bu işi tanımaya çalıştım. Ustalarımız bize verdiği bu fırsatı değerlendirip, şu an ustabaşı olarak faaliyet gösteriyorum. Benimle beraber 7 kişi atölyede çalışıyor. Ustabaşı olarak arkadaşlara şu an işi ben öğretiyorum. Onlar da gösterdiğim şekilde altınları işleyerek hazır satılır hale getiriyor. Ben de showroomumuzda sergilenmek üzere arkadaşlara teslim ediyorum. Lise 2’nin ortasında okulu bırakıp tercihimi kuyumcu sektöründen yana kullandım. 5 yıldır sektörün içindeyim ve devam ediyorum” diye konuştu.
Atölyede en küçük yaştaki öğrenci Harun Ölmezoğul ise, 8’inci sınıfı bitirdikten sonra eğitim hayatını bırakıp kuyumcu sektöründe başladığını ifade etti.
Hedefinin iyi bir altın ustası olduğunu söyleyen Ölmezoğul, “8’inci sınıfı bitirdikten sonra okulu bıraktım. Şu an mesleki okula gidiyorum. 10 aydır burada hem altın işlemeyi öğreniyorum hem çalışıyorum. Bundan sonraki hedefim iyi bir altın ustası olmaktır. Burada ilkin Halep zincirini örmeye başladım. Daha sonra diğer takıları yapmaya başladım. Ustam sağ olsun bana çok yardımcı oluyor” dedi.
]]>MEÜ Rektörlüğü tarafından ‘yemek bizden menü seçimi sizden’ sloganıyla hayata geçirilen proje kapsamında, aylık yemek listesine bir gün öğrenciler, bir gün de personel tarafından en çok oy alan menü eklenmeye başlandı. Yapılan oylamada tavuk, kısır, çorba ve sütlaçtan oluşan öğrencilerin seçtiği menü yemekhanede çıkarıldı. Kampanyayı destekleyen MEÜ Rektörü Prof. Dr. Erol Yaşar, yemekhanede öğrencilerle yemek yiyerek sohbet etti, 14 TL’lik menüye zam yapılmayacağını söyledi.
“Kaliteli ve ucuz şekilde, zam yapmadan sunmaya devam edeceğiz”
Prof. Dr. Yaşar, 1 Ocak’tan itibaren yemekleri kendilerinin çıkarmaya başladığını söyledi. İlk etapta öğrenci ve personel için bin kişilik yemek kapasitesi varken, gelinen noktada 5 bin öğrenci ve bin personel için toplam 6 bin kişilik yemek çıkarıldığını belirten Yaşar, “Biz onlara en iyi şekilde, hem ucuz hem de kaliteli şekilde hizmet vermeye çalışıyoruz. Ayda bir defa personelimize, bir defa da öğrencilerimize menüyü seçme şansı verdik. Gerçekleştirilen anket sonucunda da bugün öğrencilerimizle birlikte bugün buradayız. Bugün onların menüsü. İnşallah bu hizmeti öğrencilerimiz ve personellerimiz için kaliteli ve ucuz şekilde, zam yapmadan sunmaya devam edeceğiz” dedi.
Yemeğin öğrenciler için 14 TL, personel için de 37 TL olduğunu vurgulayan Yaşar, bunu da ocak ayına kadar ellerinden geldiğince sürdürmeye devam etmeyi planladıklarını ifade etti.
Doymayan öğrenciye ikinci yemek ücretsiz
Öğrencilerden olumlu dönüşler aldıklarını dile getiren Yaşar, şöyle devam etti:
“Yemeğimizi kendimiz yapmaya başladık. Daha önce bin kişilik yemek varken bugün 6 bin kişi faydalanıyor. Gördüğünüz gibi çok kalabalık bir ortam. Daha da artacak. Güzel bir şey. Hem ucuz hem kaliteli. Aynı zamanda öğrencilerimizin menüsünü seçerken ikinci bir yemek istekleri olduğu zaman ya da fazla isterlerse ücretsiz veriyoruz. Tabii onların mutlu olması bizi de mutlu ediyor. Öğrencilerimiz, bizlerin çocukları. Biz üniversite olarak onları kendi evlatlarımız gibi görüyoruz. Onların mutlu olması için elimizden gelen gayreti gösteriyoruz. Bu yemek de bunlardan bir tanesi. İnşallah buna kaliteyi arttırarak ve fiyatı da sabit tutarak devam etmek istiyoruz.”
Gazetecilik Bölümü 4. sınıf öğrencilerinden Ekin Kırarslan, okulda başlatılan proje kapsamında öğrencilerin seçtiği yemeklerin menüye konulduğunu belirterek, “Bugün öğrenci menüsü yemeye geldik, 14 lira ve çok ucuz. Bu bizi memnun etti. Dışarıda bir yemek 100 liradan başlıyor. Bizim için masraflı olduğundan yemekhanede 14 liraya güzel yemek yemek çok daha uygun oluyor” diye konuştu.
Öğrencilerden Ömer Dağ ise fiyatların gayet uygun olduğunu ve bu durumun kendilerini mutlu ettiğini dile getirerek, uygulamanın devam etmesini öğrenciler olarak istediklerini kaydetti. – MERSİN
]]>Merkez Kayapınar ilçesinde kuyum sektöründe faaliyet gösteren HMT Kuyumculuk, okulu bırakan çocuklar için açtığı altın üretim atölyesinde usta yetiştiriyor. Yaşları 14-21 aralığında olan çocuklar, ürettikleri altınlar ile hem sanat öğreniyor hem ailelerine maddi yönden katkı sağlıyor.
HMT Kuyumculuk Yönetim Kurulu Başkanı Kamuran Kaya, 2017 yılından bu yana okulu terk eden çocukları yanında yetiştirip usta öğretici olarak piyasaya sürdüğünü söyledi.
Çocukların atölyede ustalığı öğrenirken diğer yandan da meslek lisesinde eğitim gördüğünü ifade eden Kaya, “2017 yılından bu yana Mesleki Eğitim Programı çerçevesinde çocuk usta yetiştiriyorum. Eğitim alan çocukların çoğu zaten meslek lisesinde kuyumculuk bölümü öğrencileridir. Eğitim gören elemanlarımdan en küçüğü 14 en büyüğü 21 yaşında. Bu çocuklar, Diyarbakır’da kaybolmuş zanaatı yeşertmeye çalışıyor. İnşallah çocuklarımızın her biri ileride ayrı usta olacak, onlar da farklı öğrenci yetiştirecektir” dedi.
“Amacımız; eğitim hayatında pek başarılı olamayan çocukları meslek lisesine yazdırıp, mesleki eğitim programından kendi bünyemize çekip en azından zanaatkar yetiştirmektir” diye konuşmasına devam eden Kaya, “Bu yüzden çocuklarımızı topluma kazandırmaya çalışıyoruz. Çocuklarımızın bir çoğu mevcut sistem içerisinde altını işlemeyi öğrenmiş oluyor. Bu öğrenciler meslek lisesinden mezun olduktan sonra üniversitelerde takı tasarım bölümlerinde eğitim görebilir, sertifikaları olduğu takdirde meslek liselerinde usta öğretici olarak eğitim de verebilirler” ifadelerinde bulundu.
“Öğrenci bulmakta zorlanıyoruz”
Günde 7 öğrencinin 1,5 kilogram altın işlediğini dile getiren Kaya, “Kapasitemiz yüksek olmasına rağmen öğrenci bulmakta zorlanıyoruz. Meslek liseleriyle bu konu hakkında irtibattayız. Önümüzdeki sene daha fazla öğrenci edeceğiz ki sektör hiçbir zaman geri kalmasın. Tarihin en iyi altın işçiliğinin olduğu Diyarbakır’da o ruhu sürdürmeye çalışıyoruz. Üretim yerimizde çalışan çocukların birçoğu yakın çevremizde çalışan kişilerin çocuğu ve yakınıdır. Ekibimiz, günlük 1,5 kilograma yakın altın üretimi yapabiliyor. Bu altınlar da Halep kordonu, paralı bileklikler, paralı kolyeler gibi birçok ürüne çevriliyor” ifadelerine yer verdi.
Son olarak öğrencilerin ürettikleri altınları dünyanın birçok ülkesine ihraç ettiklerini söyleyen Kaya, şunları kaydetti:
“Çocuk ustalarımızın ürettikleri takıları dünyanın dört bir yanına ihraç ediyoruz. Bunlardan bazıları Dubai, Hindistan, Irak gibi birçok Avrupa, Asya ve Ortadoğu ülkelerindeki pazara gönderiliyor. Hedefimiz kapasiteyi üç katına çıkarıp daha fazla emektar ve sanatkar çocuk yetiştirmektir.”
5 yıl önce çırak olarak başladığı atölyede şu an ustabaşılık yapan 21 yaşındaki Ömer Kaya, lisede 2. sınıf öğrencisiyken okulu bırakıp kuyum sektörüne başladığını belirtti.
Kaya, “5 yıl önce kuyum sektöründe eğitim görmeye başladım. İlk yıl devamlı ustamı izleyerek bu işi tanımaya çalıştım. Ustalarımız bize verdiği bu fırsatı değerlendirip, şu an ustabaşı olarak faaliyet gösteriyorum. Benimle beraber 7 kişi atölyede çalışıyor. Ustabaşı olarak arkadaşlara şu an işi ben öğretiyorum. Onlar da gösterdiğim şekilde altınları işleyerek hazır satılır hale getiriyor. Ben de showroomumuzda sergilenmek üzere arkadaşlara teslim ediyorum. Lise 2’nin ortasında okulu bırakıp tercihimi kuyumcu sektöründen yana kullandım. 5 yıldır sektörün içindeyim ve devam ediyorum” diye konuştu.
Atölyede en küçük yaştaki öğrenci Harun Ölmezoğul (14) ise, 8’inci sınıfı bitirdikten sonra eğitim hayatını bırakıp kuyumcu sektöründe başladığını ifade etti.
Hedefinin iyi bir altın ustası olduğunu söyleyen Ölmezoğul, “8’inci sınıfı bitirdikten sonra okulu bıraktım. Şu an mesleki okula gidiyorum. 10 aydır burada hem altın işlemeyi öğreniyorum hem çalışıyorum. Bundan sonraki hedefim iyi bir altın ustası olmaktır. Burada ilkin Halep zincirini örmeye başladım. Daha sonra diğer takıları yapmaya başladım. Ustam sağ olsun bana çok yardımcı oluyor” dedi. – DİYARBAKIR
]]>Kastamonu Valisi Meftun Dallı:
“Uyuşturucu kadar sosyal medyada çocuklarımız için tehlikeli”
KASTAMONU – Kastamonu İl Emniyet Müdürlüğü tarafından yürütülen “Hayata Renk Verelim” ile “Bilinçli Gençlik Sağlıklı Toplum” projeleri çerçevesinde 29 bin öğrenciye ulaşıldı. Projelerin kapanışında konuşan Kastamonu Valisi Meftun Dallı, uyuşturucu kadar internet ve sosyal medyanın da çocuklar için tehlike oluşturduğunu söyledi.
Kastamonu İl Emniyet Müdürlüğü Toplum Destekli Polislik Şube Müdürlüğü tarafından Kronospan Orman Ürünlerinin destekleriyle Çocuk ve Gençler Sosyal Koruma ve Destek Programı çerçevesinde başlatılan “Hayata Renk Verelim” ve “Bilinçli Gençlik Sağlıklı Toplum” projeleri sona erdi.
Polis-halk ilinkilerini güçlendirme çalışmalarını genişleterek sürdürmek, genel asayiş ve kamu düzeninin sağlanması için bilgilendirme ve bilinçlendirme çalışmalarını sürdüren Kastamonu İl Emniyet Müdürlüğü Toplum Destekli Polislik Şube Müdürlüğü ekipleri, aynı zamanda çocukları ve vatandaşları suç ye suçludan uzaklaştırmak amacıyla hazırlanan proje faaliyetlerini de bir yandan devam ettiriyor.
Bu çerçevede Kronospan Orman Ürünlerinin destekleriyle “Hayata Renk Verelim 2023” ve “Bilinçli Gençlik Sağlıklı Toplum 2023” projelerinde yıl boyunca öğrencilere, gezi, kırtasiye yardımı, bilgilendirme, sosyal, kültürel ve sportif faaliyetlerle özel bireylere yönelik faaliyetler düzenlendi ve fotoğrafçılık eğitimi verildi. Milli Eğitim Müdürlüğü ile Kastamonu Üniversitesi’nin de proje paydaşı olduğu projelerde “Hayata Renk Verelim 2023” sosyal sorumluluk projesinde 18 bin 530, Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünün koordinesinde düzenlenen “Bilinçli Gençlik Sağlıklı Toplum 2023” projesinde de 10 bin 267 öğrenci olmak üzere toplam 28 bin 797 öğrenciye ulaşıldı.
Projelerin sona ermesi sebebiyle Kastamonu Şerife Bacı Öğretmenevi Doğa Kültür köyünde kapanış programı düzenlendi.
“Onlardan biri olduğumuzu göstermeyi amaçladık”
Projeye destek veren herkese teşekkür eden Kastamonu İl Emniyet Müdür Kayhan Ay, Kastamonu İl Emniyet Müdürlüğü olarak suç ve suçluyla mücadelenin yanında sosyal sorumluluk projeleriyle de çocukların ve gençlerin yanında olduklarını belirtti.
Kastamonu il merkezi ile 19 ilçesini kapsayacak şekilde geçtiğimiz yıl boyunca projelerin devam ettiğini söyleyen Ay, “Anasınıfından başlamak üzere, ilkokul, ortaokul ve liselerimizde eğitim-öğretim gören öğrencilerimize yönelik bilgilendirme çalışmaları yapılırken; resim, kompozisyon ve şiir yarışmaları düzenledik. Gençlerimizi Temel Güvenlik Kuralları, Güvenli İnternet Kullanımı, Sosyal Medya Bağımlılığı, Siber Suç-Siber zorbalık konularında bilgilendirdik. Bisiklet, masa tenisi, satranç, voleybol ve atletizm dallarında sporcular yetiştirdik, sinema faaliyetlerinde bir araya geldik. Milli şuurun çocuklarımızda karşılık bulması adına Ankara gezisi ve Çanakkale ziyareti düzenledik. Düzenlenen uçurtma şenliği ile çocuklarımızın eğlenmesini sağladık, hediyeler verdik. Aslında bu tür faaliyetlerle çocuklarımıza polisten korkulmaması gerektiğini, onlardan biri olduğumuzu göstermeyi amaçladık” dedi.
“Halkımızın huzur için her alanda çalışmalarımızı arttırmayı planlıyoruz”
Halkın huzur içinde her alanda çalışmalarını arttırmayı planladıklarını belirten Emniyet Müdürü Kayhan Ay, “Bilinçli Gençlik Sağlıklı Toplum projesi çerçevesinde Kastamonu Üniversitesi’nde eğitim gören gençlerimize madde bağımlılığının zararları ve korunma yolları konusunda bilgilendirmelerde bulunduk. Masa tenisi ve satranç turnuvaları düzenledik, dereceye giren gençlerimizi ödüllendirdik. Madde bağımlılığını önlemeye yönelik olarak üniversite öğrencilerimizin katıldığı afiş yarışması düzenledik. 2024 yılında da bu tür çalışmalarımıza devam edeceğiz. Çocuk ve gençlerimizin korunması konusunda denetimlerimize devam ederken bilgilendirme ve sosyal etkinliklerle bir araya geleceğiz. Mesai arkadaşlarımla birlikte Kastamonu’da halkımızın huzur ve güvenliği için her alanda çalışmalarımızı arttırmayı planlıyoruz” diye konuştu.
“Sizler bir adım önde olacaksınız ki, toplum bir adım öne çıkmış olsun”
Kastamonu Belediye Başkanı Op. Dr. Rahmi Galip Vidinlioğlu ise, “Hayata renk vermenin değişik değişik yolları var. Hayata kimisi müzikle renk vermeye çalışır, kimisi müzikle sporla vermeye çalışır, kimisinin resme ilgisi vardır, kimisinin başka bir alana merakı vardır, elbette bunlar hep bir araya geldiğinde toplumunda değişik değişik renklere kavuştuğunu görüyoruz. Zaten ilerlemekte böyle olur. Sizler bir adım önde olacaksınız ki, toplum bir adım öne çıkmış olsun” şeklinde konuştu.
“Gençlerimizin, çocuklarımızın gönüllerinden yakalamış oldunuz”
Uyuşturucu kadar internet ve sosyal medyanın da zararlı olduğunu vurgulayan Kastamonu Valisi Meftun Dallı da, şöyle konuştu: “Emeği geçenlere teşekkür ediyorum. Merhum Nuri Pakdil; ‘İnsanı gönlünden yakalayacaksın, insanı gönlünden yakalayamazsan, bir süre sonra elinden nasıl kayıp gittiğini görürsün’ diyor. Gerçekleştirdiğiniz projelerle gençlerimizin, çocuklarımızın gönüllerinden yakalamış oldunuz. Çok güzel işler yapılmış. İçinde yaşadığımız dönem tarih boyunca en hızlı değişimin ve dönüşümün yaşandığı bir dönem. Değişimin ve dönüşümün getirdiği, geleneksel olarak bildiğimiz insan yetiştirme prosedürlerin çok dışında riskleri, problemleri de beraberinde getiriyor. Bunlardan en büyük sorunu uyuşturucu, internet ve sosyal medya. Sosyal medya alanında çok ciddi problemler var, bu konuda dikkatli olmak lazım. Her kesimin bu konuda ellerinden geleni yapması lazım”
]]>2022 yılının Aralık ayında Fikret Bayrak idaresindeki 67 AT 873 plakalı öğrenci servisi Kilimli ilçesinden Çatalağzı istikametine seyir halindeyken uçuruma yuvarlandı. Kazada 18 öğrenci ile sürücü Fikret Bayrak yaralanırken 15 yaşındaki Büşra Akın hayatını kaybetti.
Kilimli İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünce yapılan ihale ile öğrencileri taşıyan minibüsün sahibi tutuksuz sanıklar Ramazan Atmaca ve babası Müslüm Atmaca ile kazayı yapan sürücü Fikret Bayrak 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde hakim karşısına çıktı.
“Ben kızımı kaybettim, hasret çekiyorum”
Kazada hayatını kaybeden Büşra Akın’ın annesi Oya ve babası Yücel Akın ile kazada yaralanan öğrenciler ve aileleri, taraf avukatları da mahkemede yer aldı. Görülen ikinci duruşmada konuşan Büşra Akın’ın annesi Oya Akın, “Mesleği tamircilik olan bir kişinin arabası neden yıkık dökük. Ben kızımı kaybettim. Gerekenin yapılmasını istiyorum. Ben özlem çekiyorum. Hasret çekiyorum. Bir tane kızım vardı benim” diye gözyaşı döktü.
Baba Yücel Akın ise “Hepsinden şikayetçiyim. Sorumluların cezalandırılmasını istiyorum” dedi.
“Aracın değişmesi için dilekçe yazdım”
Yaralılardan Yiğit Özpamuk’un babası Olcay Özpamuk duruşmada tanık olarak ilk kez dinlendi. Kaza yapan aracın değişmesi ile ilgili daha önce okul yönetimine şikayette bulunduklarını ancak sonuç alamayınca bu kez de İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’ne giderek dilekçe verdiğini anlatan Özpamuk şöyle dedi:
“Yiğit Özpamuk oğlum olur. Bahse konu servisle Kilimli Atatürk Lisesi’ne gidip geliyordu. Devamlı olarak servisin eski olduğun, ses çıkardığını söylüyordu. Ayrıca sabah 06.00’da işe gidiyordum. Söz konusu servisi işe giderken görüyordum. Servis öğrencileri almadan önce taşeron işçileri taşıyordu. İşçileri bıraktıktan sonra öğrencileri topluyordu. Servisi gördüğümde yetişmek için çok hızlı gidip geldiğini görüyordum. Bahse konu servis olaydan bir sene önce kaza yapmıştı. Bu sebeple okula gidip toplantı yapmıştık. Okul yönetimine bildirmiştik servisin değişmesi için. Ancak okul yönetimi ilgilenmedi ilçe Milli Eğitim Müdürlüğü’ne aracın eski olduğunu, öğrenci taşımacılığına uygun olup olmadığına dair dilekçe yazmıştım. Ancak oradan da sonuç gelmedi. Daha sonraki diğer eğitim öğretim yılında da aynı aracı verdiler.”
Mağdurların avukatı olan Osman Yayla, araç sürücüsü tutuksuz sanık Fikret Bayrak’ın olay tarihinden önce hangi hastalıkları sebebiyle hangi hastanelerde tedavi gördüğünü ve şu anda numaralı gözlük kullanıp kullanmadığı, kullanıyorsa kaç numaralı gözlük kullandığının sordu.
Aynı araç daha önce işçileri taşımış
Bunun üzerine sanık Fikret Bayrak, “Hepimizi geçmiş olsun. Ölene Allah rahmet eylesin. Belli bir hastalığım rahatsızlığım yok. 2000 yılında apandisit ameliyatı oldum. Uzak gözlüğü kullanıyorum. Kazadan sonra kullanmaya başladım. Kullandığım gözlük numaralı ama numarasını bilmiyorum” dedi.
Araç sahibi Ramazan Atmaca da “Önceki savunmalarımı tekrar ederim. Ancak şunu belirtmek istiyorum. Bu davanın konusu olan kaza 2022 yılı Aralık ayında oldu. Bu tarihten önce gerçekleştiği iddia olunan kaza ise 2020 yılında meydana gelmişti. Aslında o tarihte araç kaza yapmadı. Kardan dolayı kaymıştı. Ayrıca araç içinde yol kamerası vardı. İşçi taşımacılığıyla ilgili iddia da 2020 yılıydı. 2020 yılında aynı araçta işçi taşınmıştı. Okul giriş çıkış saatleriyle aynı değildi” dedi.
Mahkeme dosyadaki eksikliklerinin giderilmesi için duruşmayı 5 Temmuz 2024 tarihine erteledi. – ZONGULDAK
]]>Umut Yıldız, ODTÜ’deki ilk dersinin ardından AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türkiye’ye döndükten sonra ODTÜ Fizik Bölümünden teklif aldığını, bunun üzerine Yükseköğretim Kurulunun (YÖK) üniversiteler dışında çalışan doktora derecesine sahip araştırmacılara ilişkin ek-46 adı verilen düzenlemesi kapsamında ders vermeye başladığını söyledi.
ODTÜ’de öğrencilerle buluşmaktan duyduğu heyecanı dile getiren Yıldız, şöyle devam etti:
“Dersimin içeriği uzay teknolojileri ve enstrümanlar. Derslerimde uzaya gönderilen ve gönderilecek tüm araçların nasıl planlandığını öğrencilerle beraber tartışacağız. Belki birlikte yeni bir uzay görevi de oluşturabiliriz. İnanıyorum ki ODTÜ’deki öğrencilerle çok güzel projeler geliştireceğiz. NASA’da ve diğer kuruluşlarda uzay alanında edindiğim tecrübeleri öğrencilere aktarmayı çok istiyordum. Buradaki öğrencilerin uzay konusunda çok heyecanlı olması ve gelecekte bu alanda kariyer yapmak istemeleri beni çok mutlu etti. Umuyorum daha fazla öğrenciye ulaşırız ve uzayla alakalı çok daha güzel bir geleceği hep beraber kurarız.”
Yıldız, üniversite öğrencilerinin sadece derse girip çıkmalarının yanında kulüplerde farklı projeleri hayata geçirmelerini yıllardır önerdiğini ifade etti.
Öğrencilerin kendi inisiyatifleri ile projelerde çalışıp bir şeyler yaptığında bir fark ortaya koyacaklarını vurgulayan Yıldız, “ODTÜ’de pek çok öğrenci kulübü var, bu kulüplere zaman içerisinde elimden gelen destekler olursa bunu da vermeyi çok isterim.” dedi.
“Uzay misyonları için üniversitelerden çok daha farklı bilim projeleri ortaya çıkar”
Türkiye’nin ilk astronotu Alper Gezeravcı’nın uzayda yaptığı deneylerle ilgili değerlendirmesi sorulan Yıldız, şöyle konuştu:
“13 deneyi öneren üniversite hocalarımız, deney sonuçlarına göre makalelerini yazacaklar ve bilime katkıda bulunacaklar. Gelecekteki insanlı uzay misyonları için de umarım ODTÜ’den ve Türkiye’nin diğer üniversitelerinden çok daha farklı bilim projeleri ortaya çıkar ve bundan sonra uzaya daha fazla insan götürmemiz için bir motivasyon olur.”
Üniversite öğrencilerinin yorumları
Yıldız, dersin ardından öğrencilerle sohbet etti.
Bazı öğrenciler, daha önce yayınlarından tanıdıkları Umut Yıldız’la ilgili “İyi ki geldiniz hocam”, “Videolarınızı izliyordum, şimdi dersinize girdim çok mutlu oldum”, “Sizin sayenizde ODTÜ Fizik Bölümündeyim”, “Bana NASA logolu arma yollamıştınız, o hala duruyor”, “TEDx konuşmanızda size sürekli soru soranlardan biri bendim” şeklindeki yorumlarını dile getirdi.
ODTÜ bünyesindeki Uzay Takımı öğrencileri ise NASA’nın desteklediği model uydu yarışması CanSat’a hazırlanan öğrencilerin daveti üzerine Yıldız, “Yarışmayı biliyorum, takıma da gelirim, artık beraberiz. Kulüplerdeki öğrencilerimin projeleri için elimden geleni yapmaya çalışırım.” değerlendirmesinde bulundu.
“Umut hocadan ders alma fırsatını bir insan kaç defa yakalayabilir”
İnşaat mühendisliği bölümü ikinci sınıf öğrencisi Gökser Pirik, AA muhabirine, “Umut hocadan ders alma fırsatını bir insan kaç defa yakalayabilir. Derse erkenden geldim, heyecanla bekliyorum. Zaten kendisini sürekli takip ediyordum.” dedi.
Fizik bölümü birinci sınıf öğrencisi Ömer Faruk Altan ise Umut Yıldız’ı fizik ve bilimle ilgilenen her öğrenci gibi kendisinin de lise yıllarından itibaren internet üzerinden yakından takip ettiğini belirterek, şöyle konuştu:
“İnternet sayesinde bilim iletişimi çok gelişti. Hatta fizik okumamda Umut hocanın etkisi olmuştur. Umut hocamızın prestijli üniversitemiz ODTÜ’de ders vermesinden çok mutluyuz. Derse kayıt oldum, hatta bir-iki saat önceden derse geldim ve bekledim. Onunla tanışmak bile yeterli, ondan bir şeyler öğrenmeyi, birlikte bir projede çalışmayı çok isterim.”
Bilgisayar mühendisliği bölümü dördüncü sınıf öğrencisi Mustafa Berentürk de derse kayıt olmadığını, sadece dinlemeye geldiğini belirterek, “Umut hocanın ODTÜ’ye geldiğini herkes biliyor artık. Daha önce fizik yazmayı düşünüyordum, konferanslarına gittiğim Umut hocanın ODTÜ’ye gelmesinden çok mutluyum. Umarım sayesinde yeni Umut hocalar çıkar.” diye konuştu.
Elektrik elektronik mühendisliği bölümü ikinci sınıf öğrencisi Yusuf Berkin Güler ise kontenjan bularak dersi seçebilmenin mutluluğunu yaşadığını söyledi.
Siyaset bilimi ve kamu yönetimi ikinci sınıf öğrencisi Zeynep Kara da “Umut hocanın NASA’dan geldiğini biliyorum ve kendisini yakından takip ediyordum. Böyle değerli bir hocanın bizim üniversitemizde ders veriyor olması nedeniyle çok şanslı hissediyoruz.” ifadelerini kullandı.
Bu arada, ders seçim süreci devam eden ODTÜ’de açılan Dr. Umut Yıldız’ın verdiği “uzay teknolojileri” dersi için daha önce 20 olan öğrenci kontenjanı, önce 100’e ardından 400’e çıkarıldı.
]]>MUŞ – Muş Valisi Avni Çakır, “Kariyer Günleri” etkinliğinde, “Şu bir gerçek ki, kim daha çok çalıştıysa ideallerine ulaştı. Geçtiğimiz aylarda Muş eğitimde çok konuşuldu, uzayda bile konuşuldu” dedi.
Muş Valisi Avni Çakır, “Kariyer Günleri” etkinliğinde öğrencilerle bir araya geldi. Merkeze bağlı Yaygın Anadolu İmam Hatip Lisesi tarafından düzenlenen “Vali Olmak” konulu program, Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başladı. Ardından bir konuşma yapan Vali Çakır, öğrencilere kendi kariyer deneyimlerinden ve yaşam tecrübelerinden yola çıkarak tavsiyelerde bulundu. Eğitim hayatının insan hayatındaki en keyifli ve önemli aşamalardan biri olduğunu ifade eden Vali Çakır, bundan 20-30 yıl önce kendisinin de o sıralarda oturduğunu kaydederek, “Bugün, bu ön sıralarda oturanlar, bundan 20-30 yıl önce sizin gibi arka sıralarda oturuyorlardı. Biz de aynen sizin yerinizdeydik. Eğitim hayatımız bitti ve mesleki hayatımız başladı. Şimdi biz ön sıralardayız ama bundan sonra sizler ön sıralara geleceksiniz ve bizim yerimize sizler geçeceksiniz. Burada konuşma yapan ben, yani ilin valisi de sizin gibi o sıralardaydım, vali yardımcısı, milli eğitim müdürümüz, belediye başkanımız, yani şu anda bu salonda gördüklerinizin hepsi bir zamanlar öğrenciydi. Hepimizin idealleri vardı ve bu ideallerimizin peşinde koştuk” dedi.
Çalışarak çaba sarf edenlerin hedeflerine ulaşacağını ifade eden Vali Çakır, “Şu bir gerçek ki, kim daha çok çalıştıysa ideallerine ulaştı. Çalışan, okuyan, azmeden, arkadaşlarına göre dersi daha dikkatli dinleyen, ideal kuran, kendisine hedefler koyan ve bu uğurda da istikrarlı bir şekilde çalışanlar, mutlaka Allah’ın yardımıyla hedeflerine ulaşıyorlar. Kendinize hedef belirleyip ve bu hedef doğrultusunda yürümeniz gerekiyor. Yaygın Anadolu İmam Hatip Lisesi’nde 500’e yakın öğrenci ve bunların hepsi farklı bir şekilde kendisine bir hedef belirlemiş ama Türkiye’nin 81 ili, 922 ilçesi ve beldelerinde aynı şekilde sizler gibi yüz binlerce, milyonlarca öğrenci de aynı hedefler doğrultusunda hayaller kuruyor. Bu hedeflere ulaşmak için de çalışıyor. Dolayısıyla rakipleriniz çok fazla. O yüzden rakiplerinizi geçmek için mutlaka çalışmanız gerekiyor” şeklinde konuştu.
Türkiye’nin ilk astronotu Alper Gezeravcı tarafından Uluslararası Uzay İstasyonu’nda denenen 13 deneyden birinin Muşlu öğrenciler tarafından hazırlandığını hatırlatan Çakır, “Muş, özellikle bilim merkezi vasıtasıyla adından söz ettirmeye başladı. Geçtiğimiz aylarda Muş eğitimde çok konuşuldu, uzayda bile konuşuldu. 81 ilde, buna birçoğunuzun gitmek istediği İstanbul Galatasaray Lisesi, Kadıköy Anadolu Lisesi, Kartal İmam Hatip Lisesi, Türkiye’nin en meşhur okulları da dahil hepsinin arasından Muş’taki öğrencilerimizin hazırladığı proje Türkiye birincisi oldu ve uzayda tüm dünya tarafından duyuldu. Muş gençleri olarak sizin geleceğe yönelik böyle daha cesaretli, daha moralli olmanız için önünüzde çok güzel bir örnek olarak duruyor” ifadelerini kullandı.
Çakır’ın konuşmasının ardından okulun çok amaçlı salonunun açılışı yapıldı. Vali Çakır ve beraberindekiler daha sonra öğrencilerle birlikte yemek yedi. Programa Vali Çakır’ın yanı sıra Vali Yardımcısı Mustafa Batuhan Alpboğa, Milli Eğitim Müdürü Enver Kıvanç, Yaygın Belediye Başkanı Baki Elpe, Memur-Sen İl Başkanı Mahir Barışan, muhtarlar ile öğretmen ve öğrenciler katıldı.
]]>THY Basın Müşavirliğinden yapılan açıklamada, Türkiye’de genç nüfusun en çok çalışmak istediği şirketler arasında zirvede yer alan THY’nin, yayımladığı “Take-Off 101”, “Take-Off Jr.” ve “Take-Off Cadet” iş ilanlarıyla uçuş ve yer çalışanı olarak birçok pozisyonda alım yapacağını duyurduğu, bu ilanlar kapsamında şirketin 2033 hedefleri doğrultusunda çalışan istihdamını artırmayı hedeflediği belirtildi.
Açıklamada, Abdulkerim Çay’ın, İstanbul Teknik Üniversitesinin düzenlediği “Kariyer Zirvesi” etkinliğinde, THY’nin işe alım politikaları ve süreçleri hakkında konuşma yaptığı aktarıldı.
THY’nin büyüme stratejileri doğrultusunda her yıl çalışan sayısını artırmaya gayret ettiğini kaydeden Çay, “İstihdamı artırma politikalarımızla Türkiye ekonomisine katkı sunmaya çalışıyoruz. 2023 yılında uçuş ve yer ekiplerinden oluşmak üzere toplam 5 bin 134 çalışanı bünyemize kattık. Bu yıl da yine 2023’te olduğu gibi yaklaşık 5 bin çalışanı ailemize almayı hedefliyor, iştirak şirketlerimizle birlikte takribi 84 bin olan çalışan sayımızı 10 yıl sonunda 150 bin çalışana ulaştırmayı hedefliyoruz.” ifadelerini kullandı.
“Take-Off 101” ve “Take-Off Jr.” ilanlarıyla genç istihdamı teşvik ediliyor
Açıklamada, “Take-Off 101” (Part-Time Öğrenci) ve “Take-Off Jr.” (Yeni Mezun ve Lisans Son Sınıf Öğrencileri) yetenek kazanımı programları ile kariyerine başlamak isteyenlere birbirinden farklı alanlarda çalışma imkanı sunan THY’nin, genç nüfusun istihdamını bu ilanlarla desteklediği kaydedildi.
THY’nin, Part-Time Öğrenci programı ile lisans eğitimi gören 3. ve 4. sınıf öğrencilerine, öğrenimleri devam ederken çalışma hayatını deneyimleme fırsatı sunduğuna dikkatin çekildiği açıklamada, “Değerlendirme süreçlerini başarıyla tamamlayan adaylara, 2 dönem boyunca toplamda 12 ay THY bünyesinde çalışma imkanı sunuluyor. 1 Ocak 1998 ve sonrasında doğmuş olan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı gençlere hitap eden ilana, 3. ve 4. sınıfta öğrenim gören öğrenciler başvurabilecek.” ifadelerine yer verildi.
Açıklamada, “Take-Off Jr.” programı ile de lisans eğitimi alan son sınıf öğrencilerine ve yeni mezunlara kariyer fırsatı sunulduğu aktarılarak şunlar kaydedildi:
“Bayrak taşıyıcı, programın değerlendirme süreçlerini başarıyla tamamlayan yetenekli ve başarılı adaylara bünyesinde tam zamanlı çalışma fırsatı sunuyor. 1 Ocak 1997 ve sonrasında doğmuş olan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı gençlere yönelik açılan ilana, lisans son sınıf öğrencileri ve mezunları başvurabilecek. İlanlarda iyi derecede İngilizce bilen, iletişimine ve gelişimine önem veren, yeni ve uygulanabilir fikirler üretebilen ve takım çalışmasına yatkın gençler tercih edilecek. Her iki ilana da 10 Mart 2024’e kadar başvuru gerçekleştirilebilecek.”
Yetiştirilmek üzere ikinci pilot aday adayı alımı
Açıklamada, Take-Off Cadet (Yetiştirilmek Üzere İkinci Pilot Aday Adayı) programı ile bölüm fark etmeksizin tüm lisans mezunu ve 31 Aralık 2003-1 Ocak 1994 tarihleri arasında doğmuş kişilerin, THY ailesine katılmak için ilana başvuru yapabileceği belirtildi.
İşe alım sürecinde başarılı olan adayların 2 sene boyunca eğitim görecekleri anlatılan açıklamada, “Adaylar eğitim sırasında 2 brüt asgari ücret maaş, konaklama, kira yardımı, yemek kartı, sigorta ve indirimli bilet gibi haklardan faydalanabilecek. İlana 30 Nisan 2024 tarihine kadar başvuru yapılabilecek.” bilgisi verildi.
THY’nin yayında olan tüm ilanlarına “kariyer.thy.com” internet sitesinden başvurulabilir.
]]>Eskişehir Organize Sanayi Bölgesi’nin ev sahipliğinde, Türk Telekom Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nden 5 meslek dersi öğretmeni ile 30 öğrencinin katılımlarıyla gerçekleşen teknik gezide, 1990 yılında kurulan ve Türkiye’nin ilk Teknoloji Geliştirme Bölgesi yönetici şirketi olan ATAP A.Ş’nin 2 şehir, 4 üniversite, 1 OSB’yi tek bir çatı altında toplamakla birlikte şehrimizi ve ülkemizi de Uluslararası Teknoparklar Birliği (IASP) üyesi olarak temsil ettiği belirtildi. EOSB Müdürlüğü binasında gerçekleştirilen söyleşinin ardından, Anadolu Teknoloji Araştırma Parkı (ATAP) OSB yerleşkesinde bulunan Eskişehir Teknoloji ve İnovasyon Merkezi (ETİM), Akarmak Ar-Ge Merkezi ve Yazılım Kule ziyaret edildi ve yetkililerden bilgi alınarak yapılan işler yerinde incelendi.
“Çok güveniyoruz”
Teknik gezi sonrası değerlendirmelerde bulunan Anadolu Teknoloji Araştırma Parkı (ATAP) A.Ş. Genel Müdürü Dr. Sedat Telçeken, “ATAP olarak bugün Eskişehir Türk Telekom MTAL öğrencilerimizi misafir ettik. Eskişehir Sanayi Odası tarafından yürütülen ‘İşin Erbapları’ projesi çerçevesinde daha önceki Turgut Reis MTAL ve Atatürk MTAL okullarımızın öğrencilerini misafir etmiştik. Geleceğimizin büyüklerine çok güveniyoruz, onlara çok iş düşüyor. Pırıl pırıl evlatlarımıza bu güzel etkinliğe katılarak bizleri onurlandırdıkları için teşekkür ediyoruz” dedi.
“Üretime teknoloji şart”
Teknik geziye katılım sağlayan, Eskişehir Sanayi Odası üyesi Turmet Endüstriyel Mineraller Genel Müdür Yardımcısı Umut Rallas, “Katma değerli üretime giden yol, bilimin ışığında teknoloji ile aydınlanıyor. Artık sanayide sadece üretmek yetmiyor. Üretmiş olduğunuz ürüne mutlaka teknoloji katmanız gerekiyor. Bizler de genç sanayiciler olarak bu düşünce yapısıyla çalışmalar yapıyoruz. Eskişehir olarak teknoloji odağında yolumuzun aydınlık olmasını sağlayan başta değerli hocam Sn. Dr. Sedat Telçeken’e ayrıca teşekkür etmek istiyorum. ‘İşin Erbapları Projesi’ çerçevesinde gerçekleştirdiğimiz teknik gezide ESO Danışmanı Sn. Bekir Şahin Tütüncü’ye, Türk Telekom Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Müdürü Sn. Hulusi Şentürk, Odunpazarı İlçe Milli Eğitim Müdürü Sn. Ömer Kızılkılıç, ATAP A.Ş. Uluslararası İlişkiler Uzmanı Sn. İpek Aslı Tiryaki, ETİM İmalat Süreçleri Teknisyeni Sn. Serhan Ögel ve Akarmak ARGE Merkezi çalışanlarına çok teşekkür ederiz” şeklinde konuştu.
Sözlerine gençliğe duyduğu güven ile devam eden Rallas, “Öğrenci kardeşlerimizin, teknoloji odaklı ve katma değerli üretime göstermiş oldukları ilgi, sanayimiz ve ülkemizin geleceği için umutlarımı tazeledi ve kendileriyle vedalaşırken söylemiştim ve müsaadenizle bir kez daha belirtmek isterim, bugün hava bulutluydu ama sizin gelişinizle sanayimizde güneş açtı. Geleceğimiz, sizlerin akıl dolu katma değerli üretimleriyle daha da aydınlık olacak” diye konuştu.
Yakından incelediler
İşin Erbapları Projesi çerçevesinde meslek liselerindeki öğrenci sayısını nasıl arttırmak, okul-sanayi işbirliği daha üst seviyelere çıkarmak, meslek liselerinin ve atölyelerinin gelişimine katkı sağlamak, güncel sanayi gelişimlerinden öğrencileri haberdar etmek için çalıştıklarını dile getiren ESO Danışmanı Bekir Şahin Tütüncü, “Ayrıca erbap dediğimiz iş insanları ve girişimcilerle öğrencilerimizi buluşturarak onlarda ilham oluşturmaya çalışıyoruz. Projenin ikinci bölümünü oluşturan teknik gezilerle öğrencilerimizin teknolojiyi yakından tanımalarını sağlıyoruz. Son derece zeki ve başarılı iş insanlarının açtığı işyerlerinde araştırma, geliştirme, inovasyon, ar-ge çalışmaları yapılıyor. Belki birçok insanın bundan haberi yok ama öncelikle öğrencilerimizin bunlardan haberi olsun istiyoruz. Çünkü içlerinde bu alanda çalışacaklar çıkarak çok başarılı olacağına inanıyoruz” dedi. – ESKİŞEHİR
]]>Kahire YEE Koordinatörü Emin Boyraz, enstitü binasında AA muhabirine açıklamalarda bulundu.
Enstitünün 2010’da kurulduğunu anımsatan Boyraz, o günden bu yana Kahire’de Türkçe eğitimi ve kültür-sanat alanlarına yönelik faaliyetlerin aralıksız sürdürüldüğünü söyledi.
Mısır’da Türkçeye ilginin fazla olduğuna işaret eden Boyraz, “Bugüne kadar 25 bin kişi internet üzerinden, 25 bin kişi de sınıflarımızda olmak üzere 50 bin kişi kurslarımıza kaydoldu.” bilgisini verdi.
Ülkede genç nüfusun çok yüksek olması nedeniyle, Kahire YEE’de eğitim alanların çoğunluğunu 18-25 yaş aralığındaki öğrencilerin oluşturduğunu belirten Boyraz, burada Türkçenin yanı sıra Türk kültürü ve gelenek göreneklerinin de öğretildiğini vurguladı.
Boyraz, “Öğrencilerimiz sadece dili değil kültürümüzü de gerçekten seviyorlar.” değerlendirmesini yaptı.
” Türkiye’ye açılan bir kapıyız”
Kahire Yunus Emre Enstitüsünün kültürel olarak, “irtibat noktası” olduğunu vurgulayan Boyraz, şöyle konuştu:
“Türkiye’ye açılan bir kapıyız. Türkiye’de eğitim görmek isteyen, çalışmak isteyen birçok Mısırlı genç kardeşimiz gelip burada Türkçe öğreniyor. Çalışmalarımızda son dönemde kariyer üzerine de yoğunlaşmaya başladık. Çünkü biz artık Mısır’da Türkçenin bir kariyer dili olduğunu düşünüyoruz ve kurslarımıza katılan 50 bin öğrencimizin iyi bir kariyere sahip olması için de işbirliklerimizi geliştiriyoruz.”
Boyraz, “Kahire Yunus Emre Enstitüsünün kapasitesi yıllık 3 bin öğrenci ve bu fazlasıyla doluyor, bunu genişletmek için çabalarımız var. İnşallah önümüzdeki dönemde bu sayıların daha da artacağını düşünüyoruz.” ifadelerini kullandı.
“Geleceğini Türkçede gören çok sayıda öğrenci var”
İnternet üzerinden verilen eğitimlere ilişkin de Boyraz, şunları kaydetti:
“Mısır’ın her tarafından sadece Kahire’den değil, İskenderiye’den, Güney Mısır’dan, Mısır’ın her bölgesinden öğrencilerimiz kayıtlı olabiliyor. Çünkü Mısır’da Türkçeye ilgi o kadar geniş ki üniversitelerde 20’ye yakın Türkçe bölümü var. Orada okuyup, geleceğini Türkçede gören çok sayıda öğrenci var ve biz hepsine ulaşmaya çalışıyoruz.”
Enstitüye gelen öğrencilerin 7 dönem A’dan C seviyesine kadar eğitim aldıkları bilgisini veren Boyraz, “Kahire’deki Türkçe sevgisini şöyle ifade edebilirim. Burada çok üst düzey Türkçe öğrenmiş öğrencilerimiz dahi sonrasında yine en üst kurlara büyük talep gösteriyorlar. Onun için C1 ve C2 seviyesinde çok yoğun bir öğrenci potansiyeli var.” diye konuştu.
“İki ülke arasında köprü vazifesi göreceklerine inanıyorum”
Boyraz, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Kahire ziyaretinden ve buradaki konuşmasında enstitü ve öğrencilerden övgüyle söz etmesinden duyduğu memnuniyeti ifade ederek, “Cumhurbaşkanımızın yaptığı ziyaretle birlikte kültürel ilişkilerimizin ivme kazanacağını düşünüyorum.” dedi.
Yunus Emre Enstitüsünün sadece kültürel ilişkilere değil, ekonomi, turizm, eğitim ve birçok alana katkı sunmaya devam edeceğini dile getiren Boyraz, “Öğrencilerimiz aynı zamanda dünyanın hiçbir ülkesinde olmadığı kadar vasıflı Türkçe konuşan bir iş gücü. Bu nedenle iki ülkenin yararına olacağına ve iki ülke arasında köprü vazifesi göreceklerine inanıyorum.” değerlendirmesinde bulundu.
Boyraz, enstitü olarak Mısırlı ve Türk gençlerin buluştuğu faaliyetlerle iki ülke arasındaki kültürel ilişkilere katkıda bulunmayı istediklerini söyledi.
Kahire Yunus Emre Enstitüsünün eğitim kültür alanında, Mısır’daki tek Türk kurumu olduğuna dikkati çeken Boyraz, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Türkiye’de burslu okumak, eğitim almak isteyenler için de Kahire Yunus Emre Enstitüsü ev sahipliği yapıyor. 2024 kayıtlarımız tamamlandı, öğrencilerimiz başladı. Önümüzdeki dönemde kültür, sanat ve diğer alanlarda faaliyetlerimizi artırmayı düşünüyoruz. Bu nedenle öğrencilerimizi, Mısırlı gençleri, Mısırlı dostlarımızı tüm faaliyetlerimize davet ediyoruz.”
“Türk dizilerini izliyorum. Türkçeyi çok seviyorum”
Kahire YEE’de 5. dönem Türkçe eğitimi alan Suzan Hossam Abomosa de enstitüde kendisini ” İstanbul’da gibi” hissettiğini dile getirdi.
Amira Mekkawy de Yunus Emre Enstitüsünde eğitim almaktan duyduğu memnuniyeti dile getirerek, “Burada İstanbul’dayım gibi, her şey, faaliyetler çok güzel.” dedi.
Daha önce Türkiye’ye hiç gitmediğini belirten Mekkawy, “Türkiye’de bir arkadaşım var. 6 yıldır konuşuyorum, onunla daha iyi konuşmak için kursa geliyorum. Ayrıca Türk dizilerini izliyorum. Türkçeyi ve Türkleri çok seviyorum.” ifadelerini kullandı.
Aynı sınıfta eğitim alan Yusuf Hamada da tercüman ya da öğretmen olmak için Türkçe öğrendiğini söyledi.
]]>Özenç KILIÇ/ İSTANBUL Üniversitesi, dün vatandaşların ziyaretine açılmıştı. Karar sosyal medyada tepkilere neden olurken üniversite öğrencilerinden Eren Uygun, kampüste rastgele vatandaş görmekten dolayı rahatsız olduğunu, kendini tehlikede hissettiğini söyledi. Bugün alınan kararla, vatandaşların üniversiteye girişleri kısıtlandı. Üniversiteyi ziyaret etmek isteyen bazı vatandaşların içeri alınmadığı görüldü.
İstanbul Üniversitesi, dün itibariyle vatandaşların ziyaretine açılmıştı. Bugün alınan yeni kararla vatandaşların üniversiteye girişlerine kısıtlama getirildi. Üniversiteye girmek isteyen bazı vatandaşların içeriği alınmadığı görüldü. İstanbul Üniversitesi’nin konuya ilişkin sosyal medya hesabında yaptığı paylaşımda “Üniversitemize ziyaretler hafta içi 13: 00- 16: 00 saatleri arasında tarihi ve kültürel niteliklerinden dolayı Beyazıt Yerleşkemiz bahçesini kapsayacak şekilde gerçekleşecektir. Ziyaret için İstanbul Üniversitesi web sitesi (http://istanbul.edu.tr) üzerinden randevu alınmalıdır. Ziyaretçilerimiz araç ile giriş yapamayacaklardır. Ziyaretlerde Rektörlük binası idari büroları ile eğitim-öğretim görülen binalar, salonlar, etüt sınıfları-okuma salonları ve amfilere giriş yapılamayacaktır. Resmi tatiller (dini ve milli bayramlar, özel günler vb.), sınav günleri ve Üniversitemiz yönetimi tarafından belirlenen zamanlarda kampüsümüz ziyarete kapalı olacaktır. Beyazıt Kampüsü’ndeki tarihi ve kültürel atmosferi deneyimlemek isteyen misafirler, güvenlik görevlilerimiz tarafından yapılacak kontrollere tabi tutulduktan sonra giriş esnasında alacakları ziyaretçi kartları ile yerleşkemize giriş yapabileceklerdir. Üniversite yönetimimiz gerekli görülen durumlarda ek güvenlik tedbirleri uygulama hakkına sahiptir.” ifadelerine yer verildi.
“KENDİMİ BİRAZ TEHLİKEDE HİSSEDİYORUM”
İstanbul Üniversitesi öğrencileri üniversitelerinin ziyarete açılmasından dolayı memnun olmadıklarını belirtti. Öğrenci Eslem Özcan “Ben o derslikte değildim. Durumları tam bilmiyorum ama rahatsız olanları sosyal medyada ben de takip ettim. Bence çok yanlış bir durum. Olmaması gereken bir durum. Çünkü orada biz ders işliyoruz. Derste hocalarımızı dinlemeye çalışıyoruz ve orada biz sanki maketmişiz gibi gelip insanlar bizi seyrediyor. Bence kesinlikle yaşanmaması gereken bir durum.” dedi.
Öğrenci Eren Uygun ise “Bence komik bir durum. Açıkçası burası kampüs ve izole bir öğrenci ortamı var burada. Rastgele vatandaş görmek biraz rahatsız edici. Kendimi biraz tehlikede hissediyorum açıkçası.” diye konuştu.
Melek Sazdağı, “Dün de eylem vardı okulun önünde hatta daha ileri tarihlerde de eylem planlanıyor. Yani okulun çoğunluğu da zaten bu fikri desteklemiyor. Derslere girildiği sürece bunun güvenliği sağlanamaz.” şeklinde konuştu.
“GİRİŞ YAPAMADIK GERİ DÖNÜYORUZ”
İstanbul Üniversitesi’ne ziyaret için gelen vatandaşlardan Turgut Aykurt, “Giremedik. Ziyaret günleri perşembe günleriymiş. Kapalıymış. Bilemedik, geldik boş dönüyoruz. Güvenlikçi arkadaş içeri almadı bizi. Ziyaret saatleri perşembe günüymüş sadece. Giriş yapamadık geri dönüyoruz.” dedi.
Aziz İmre ise, “Ziyaret için geldim. Ziyaret edecektim ancak kapıdaki görevli ziyarete kapalı dedi. Ziyaretçi içeriye almıyoruz gelen tepkiler üzerine böyle bir uygulamaya geçtik dedi.” şeklinde konuştu
“İÇERİDE ÖĞRENCİLERİN HAKLI ÇIĞLIĞI İLE KARŞILAŞTIM”
İstanbul Büyükşehir Belediyesi Bağımsız Başkan Adayı Taylan Yıldız, dün İstanbul Üniversitesi’ne gitmiş, üniversitede çektiği videoyu sosyal medya hesabından paylaşmıştı. Üniversiteye girişte hiçbir sorun yaşamadığını belirten Yıldız, “Ben burada sosyal medyada duyduğuma inanamadığım için geldim. Geldim, kimlik bile sormadan bir alışveriş merkezine girer gibi burada bir detektörden geçerek içeri girdik. Sonra öğrendim ki, başka kapılardan buraya girerseniz zaten detektörden bile geçmiyormuşsunuz. İçeride öğrencilerin haklı çığlığı ile karşılaştım. Dışarıda ben söyleyeyim size gördüğümü, kampüs içerisinde 5 kişilik gruplar dayı diyebileceğimiz vatandaşlar, bilmiyoruz kim olduklarını. Ellerinde cipslerle millet bahçesinde gezer gibi geziyorlardı. Sonra oradaki arkadaşlarımız dedi ki abi derse girmek ister misin. Dedim ki şaka yapıyor olmalısınız. En azından derse almazlar. Çünkü burada milyonlarca öğrenci dirseklerini çürütüp iyi bir derece alıp bu üniversitelerde okuyabilmek için hak kazanıyorlar. Dedik onların sırasında herkes oturabilecek mi, tabii abi dediler. Gittim, ben de oturdum. Gerçekten de öyleydi. Bunu sosyal medyada paylaşınca da bir anda infial oldu, insanlar bunu gördü.” dedi.
]]>İstanbul Üniversitesi, dün itibariyle vatandaşların ziyaretine açılmıştı. Bugün alınan yeni kararla vatandaşların üniversiteye girişlerine kısıtlama getirildi. Üniversiteye girmek isteyen bazı vatandaşların içeriği alınmadığı görüldü. İstanbul Üniversitesi’nin konuya ilişkin sosyal medya hesabında yaptığı paylaşımda “Üniversitemize ziyaretler hafta içi 13: 00- 16: 00 saatleri arasında tarihi ve kültürel niteliklerinden dolayı Beyazıt Yerleşkemiz bahçesini kapsayacak şekilde gerçekleşecektir. Ziyaret için İstanbul Üniversitesi web sitesi (http: istanbul.edu.tr) üzerinden randevu alınmalıdır. Ziyaretçilerimiz araç ile giriş yapamayacaklardır. Ziyaretlerde Rektörlük binası idari büroları ile eğitim-öğretim görülen binalar, salonlar, etüt sınıfları-okuma salonları ve amfilere giriş yapılamayacaktır. Resmi tatiller (dini ve milli bayramlar, özel günler vb.), sınav günleri ve Üniversitemiz yönetimi tarafından belirlenen zamanlarda kampüsümüz ziyarete kapalı olacaktır. Beyazıt Kampüsü’ndeki tarihi ve kültürel atmosferi deneyimlemek isteyen misafirler, güvenlik görevlilerimiz tarafından yapılacak kontrollere tabi tutulduktan sonra giriş esnasında alacakları ziyaretçi kartları ile yerleşkemize giriş yapabileceklerdir. Üniversite yönetimimiz gerekli görülen durumlarda ek güvenlik tedbirleri uygulama hakkına sahiptir.” ifadelerine yer verildi.
“KENDİMİ BİRAZ TEHLİKEDE HİSSEDİYORUM”
İstanbul Üniversitesi öğrencileri üniversitelerinin ziyarete açılmasından dolayı memnun olmadıklarını belirtti. Öğrenci Eslem Özcan “Ben o derslikte değildim. Durumları tam bilmiyorum ama rahatsız olanları sosyal medyada ben de takip ettim. Bence çok yanlış bir durum. Olmaması gereken bir durum. Çünkü orada biz ders işliyoruz. Derste hocalarımızı dinlemeye çalışıyoruz ve orada biz sanki maketmişiz gibi gelip insanlar bizi seyrediyor. Bence kesinlikle yaşanmaması gereken bir durum.” dedi.
Öğrenci Eren Uygun ise “Bence komik bir durum. Açıkçası burası kampüs ve izole bir öğrenci ortamı var burada. Rastgele vatandaş görmek biraz rahatsız edici. Kendimi biraz tehlikede hissediyorum açıkçası.” diye konuştu.
Melek Sazdağı, “Dün de eylem vardı okulun önünde hatta daha ileri tarihlerde de eylem planlanıyor. Yani okulun çoğunluğu da zaten bu fikri desteklemiyor. Derslere girildiği sürece bunun güvenliği sağlanamaz.?? şeklinde konuştu.
“GİRİŞ YAPAMADIK GERİ DÖNÜYORUZ”
İstanbul Üniversitesi’ne ziyaret için gelen vatandaşlardan Turgut Aykurt, “Giremedik. Ziyaret günleri perşembe günleriymiş. Kapalıymış. Bilemedik, geldik boş dönüyoruz. Güvenlikçi arkadaş içeri almadı bizi. Ziyaret saatleri perşembe günüymüş sadece. Giriş yapamadık geri dönüyoruz.” dedi.
Aziz İmre ise, “Ziyaret için geldim. Ziyaret edecektim ancak kapıdaki görevli ziyarete kapalı dedi. Ziyaretçi içeriye almıyoruz gelen tepkiler üzerine böyle bir uygulamaya geçtik dedi.” şeklinde konuştu
“İÇERİDE ÖĞRENCİLERİN HAKLI ÇIĞLIĞI İLE KARŞILAŞTIM”
İstanbul Büyükşehir Belediyesi Bağımsız Başkan Adayı Taylan Yıldız, dün İstanbul Üniversitesi’ne gitmiş, üniversitede çektiği videoyu sosyal medya hesabından paylaşmıştı. Üniversiteye girişte hiçbir sorun yaşamadığını belirten Yıldız, “Ben burada sosyal medyada duyduğuma inanamadığım için geldim. Geldim, kimlik bile sormadan bir alışveriş merkezine girer gibi burada bir detektörden geçerek içeri girdik. Sonra öğrendim ki, başka kapılardan buraya girerseniz zaten detektörden bile geçmiyormuşsunuz. İçeride öğrencilerin haklı çığlığı ile karşılaştım. Dışarıda ben söyleyeyim size gördüğümü, kampüs içerisinde 5 kişilik gruplar dayı diyebileceğimiz vatandaşlar, bilmiyoruz kim olduklarını. Ellerinde cipslerle millet bahçesinde gezer gibi geziyorlardı. Sonra oradaki arkadaşlarımız dedi ki abi derse girmek ister misin. Dedim ki şaka yapıyor olmalısınız. En azından derse almazlar. Çünkü burada milyonlarca öğrenci dirseklerini çürütüp iyi bir derece alıp bu üniversitelerde okuyabilmek için hak kazanıyorlar. Dedik onların sırasında herkes oturabilecek mi, tabii abi dediler. Gittim, ben de oturdum. Gerçekten de öyleydi. Bunu sosyal medyada paylaşınca da bir anda infial oldu, insanlar bunu gördü.” dedi.
]]>Özenç KILIÇ/ İSTANBUL Üniversitesi, dün vatandaşların ziyaretine açılmıştı. Karar sosyal medyada tepkilere neden olurken üniversite öğrencilerinden Eren Uygun, kampüste rastgele vatandaş görmekten dolayı rahatsız olduğunu, kendini tehlikede hissettiğini söyledi. Bugün alınan kararla, vatandaşların üniversiteye girişleri kısıtlandı. Üniversiteyi ziyaret etmek isteyen bazı vatandaşların içeri alınmadığı görüldü.
İstanbul Üniversitesi, dün itibariyle vatandaşların ziyaretine açılmıştı. Bugün alınan yeni kararla vatandaşların üniversiteye girişlerine kısıtlama getirildi. Üniversiteye girmek isteyen bazı vatandaşların içeriği alınmadığı görüldü. İstanbul Üniversitesi’nin konuya ilişkin sosyal medya hesabında yaptığı paylaşımda “Üniversitemize ziyaretler hafta içi 13: 00- 16: 00 saatleri arasında tarihi ve kültürel niteliklerinden dolayı Beyazıt Yerleşkemiz bahçesini kapsayacak şekilde gerçekleşecektir. Ziyaret için İstanbul Üniversitesi web sitesi (http://istanbul.edu.tr) üzerinden randevu alınmalıdır. Ziyaretçilerimiz araç ile giriş yapamayacaklardır. Ziyaretlerde Rektörlük binası idari büroları ile eğitim-öğretim görülen binalar, salonlar, etüt sınıfları-okuma salonları ve amfilere giriş yapılamayacaktır. Resmi tatiller (dini ve milli bayramlar, özel günler vb.), sınav günleri ve Üniversitemiz yönetimi tarafından belirlenen zamanlarda kampüsümüz ziyarete kapalı olacaktır. Beyazıt Kampüsü’ndeki tarihi ve kültürel atmosferi deneyimlemek isteyen misafirler, güvenlik görevlilerimiz tarafından yapılacak kontrollere tabi tutulduktan sonra giriş esnasında alacakları ziyaretçi kartları ile yerleşkemize giriş yapabileceklerdir. Üniversite yönetimimiz gerekli görülen durumlarda ek güvenlik tedbirleri uygulama hakkına sahiptir.” ifadelerine yer verildi.
“KENDİMİ BİRAZ TEHLİKEDE HİSSEDİYORUM”
İstanbul Üniversitesi öğrencileri üniversitelerinin ziyarete açılmasından dolayı memnun olmadıklarını belirtti. Öğrenci Eslem Özcan “Ben o derslikte değildim. Durumları tam bilmiyorum ama rahatsız olanları sosyal medyada ben de takip ettim. Bence çok yanlış bir durum. Olmaması gereken bir durum. Çünkü orada biz ders işliyoruz. Derste hocalarımızı dinlemeye çalışıyoruz ve orada biz sanki maketmişiz gibi gelip insanlar bizi seyrediyor. Bence kesinlikle yaşanmaması gereken bir durum.” dedi.
Öğrenci Eren Uygun ise “Bence komik bir durum. Açıkçası burası kampüs ve izole bir öğrenci ortamı var burada. Rastgele vatandaş görmek biraz rahatsız edici. Kendimi biraz tehlikede hissediyorum açıkçası.” diye konuştu.
Melek Sazdağı, “Dün de eylem vardı okulun önünde hatta daha ileri tarihlerde de eylem planlanıyor. Yani okulun çoğunluğu da zaten bu fikri desteklemiyor. Derslere girildiği sürece bunun güvenliği sağlanamaz.” şeklinde konuştu.
“GİRİŞ YAPAMADIK GERİ DÖNÜYORUZ”
İstanbul Üniversitesi’ne ziyaret için gelen vatandaşlardan Turgut Aykurt, “Giremedik. Ziyaret günleri perşembe günleriymiş. Kapalıymış. Bilemedik, geldik boş dönüyoruz. Güvenlikçi arkadaş içeri almadı bizi. Ziyaret saatleri perşembe günüymüş sadece. Giriş yapamadık geri dönüyoruz.” dedi.
Aziz İmre ise, “Ziyaret için geldim. Ziyaret edecektim ancak kapıdaki görevli ziyarete kapalı dedi. Ziyaretçi içeriye almıyoruz gelen tepkiler üzerine böyle bir uygulamaya geçtik dedi.” şeklinde konuştu
“İÇERİDE ÖĞRENCİLERİN HAKLI ÇIĞLIĞI İLE KARŞILAŞTIM”
İstanbul Büyükşehir Belediyesi Bağımsız Başkan Adayı Taylan Yıldız, dün İstanbul Üniversitesi’ne gitmiş, üniversitede çektiği videoyu sosyal medya hesabından paylaşmıştı. Üniversiteye girişte hiçbir sorun yaşamadığını belirten Yıldız, “Ben burada sosyal medyada duyduğuma inanamadığım için geldim. Geldim, kimlik bile sormadan bir alışveriş merkezine girer gibi burada bir detektörden geçerek içeri girdik. Sonra öğrendim ki, başka kapılardan buraya girerseniz zaten detektörden bile geçmiyormuşsunuz. İçeride öğrencilerin haklı çığlığı ile karşılaştım. Dışarıda ben söyleyeyim size gördüğümü, kampüs içerisinde 5 kişilik gruplar dayı diyebileceğimiz vatandaşlar, bilmiyoruz kim olduklarını. Ellerinde cipslerle millet bahçesinde gezer gibi geziyorlardı. Sonra oradaki arkadaşlarımız dedi ki abi derse girmek ister misin. Dedim ki şaka yapıyor olmalısınız. En azından derse almazlar. Çünkü burada milyonlarca öğrenci dirseklerini çürütüp iyi bir derece alıp bu üniversitelerde okuyabilmek için hak kazanıyorlar. Dedik onların sırasında herkes oturabilecek mi, tabii abi dediler. Gittim, ben de oturdum. Gerçekten de öyleydi. Bunu sosyal medyada paylaşınca da bir anda infial oldu, insanlar bunu gördü.” dedi.
]]>Isparta Belediyesi ve İl Milli Eğitim Müdürlüğü iş birliğinde öğrencilerin akademik başarı ve motivasyonlarının artırılması, öğretmenlerin mesleki gelişimlerinin desteklenmesi ve öğrenci velilerinin eğitim ihtiyaçlarının en üst düzeyde gerçekleştirilmesi için gerekli eğitimlerin ve farkındalık çalışmalarının yapılması amacıyla iş birliği protokolü imzalanmıştı. Protokol çerçevesinde eğitim alanında çeşitli etkinlikler düzenleniyor.
Etkinlikler çerçevesinde Eğitimci Batuhan Kürkçü, ‘Hayat Seni Çağırıyor’ isimli söyleşi ile Isparta Belediyesi Kültür Merkezi’nde öğrencilerle buluştu. Buluşmaya Belediye Başkanı Şükrü Başdeğirmen de katıldı. Seminer öncesi öğrencilere tavsiyelerde bulunan Başkan Başdeğirmen, şehirde gençlere yönelik yaptıkları çalışmalardan bahsetti.
Belediye Başkanı Şükrü Başdeğirmen, gençleri çok önemsediklerini belirterek eğitim alanına her zaman destek verdiklerini söyledi. Öğrencilerin sınav heyecanını en aza indirebilmek için bu tür etkinlikler düzenlediklerine değinen Başkan Başdeğirmen, “Motivasyonunuz için bu tür etkinliklerimize devam edeceğiz. Bu eğitimlerimizi velilerinize yönelik de yapacağız. Siz sınava hazırlanırken velilerinize düşen görevler de var. Ayrıca sizlere 11 deneme sınavı hazırladık. Bunun bir tanesini yaptık. Milli Eğitim Müdürlüğümüzle birlikte 10 deneme sınavı daha yapacağız. Eğitimle birlikte kültür, spor ve sosyal etkinlikler düzenliyoruz. Örneğin tiyatro. Tiyatronun da gençler için ne kadar önemli olduğunun bilincindeyiz. IBKM açılalı 2,5 yıl oldu. Bu süre içerisinde 127 özel tiyatro şehrimize geldi, bir o kadar da devlet tiyatrosu bu salonlarımızda gösteri yaptı. Geriye baktığımızda 20 yılda Isparta’mıza 30 tiyatro gelmiş. 2,5 yıl içerisinde 200’ün üzerinde tiyatroyu bu salonlarımızda sizlerle buluşturduk” dedi.
“Bin 500 kişinin aynı anda ders çalışabileceği büyük bir kütüphane yapıyoruz”
IBKM içerisine bir kütüphane açtıklarını hatırlatan Belediye Başkanı Şükrü Başdeğirmen, bu kütüphanenin de yeterli olmadığını bildiklerini, önümüzdeki günlerde şehrin farklı noktalarında 3 tane daha kütüphane açacaklarını söyledi. Başkan Başdeğirmen, “Bu kütüphanelerimizi Akkent, Davraz ve Vatan Mahallelerimizde açacağız. Bu da yeterli değil. Mevcut otogarı önümüzdeki ay yeni yerine taşıyacağız. Eski otogar yerine de bin 500 kişinin aynı anda ders çalışabileceği, etkileşim merkezlerinin içerisinde olduğu, bir bölümünün 7 gün 24 saat çalışabileceği büyük bir kütüphane yapıyoruz. Hem eğleneceğiz hem ders çalışacağız, hem de kariyerimizi en üst seviyeye taşıyacağız. Hedeflere ulaşmak için çalışmak, mücadele etmek ve kararlı olmak lazım. Tüm bunlar için inanmak gerekir. İnandıktan sonra başarısız olmak gibi bir şey olmaz” görüşlerinde bulundu.
Salondaki öğrencilerle yıllar sonra karşılaşabileceklerini, karşılaştıklarında kariyerleriyle ilgili kendisine güzel şeyler söyleyeceklerine inandığını belirten Başkan Başdeğirmen, “Yıllar sonra karşılaştığımızda ‘başkanım siz IBKM’de bizimle konuşmuştunuz, ben şu anda bu holdingin CEO’suyum’ ya da ‘şu bakanlıkta şu birimdeyim’, belki de ‘bakanım’ diyeceksiniz. Bunları duyacağız sizlerden. Ben sizlere inanıyor ve güveniyorum” şeklinde konuştu.
Belediye Başkanı Şükrü Başdeğirmen, konuşmasının ardından Eğitimci Batuhan Kürkçü’ye günün anısına gül ve lavanta tablosu hediye etti. Daha sonra Kürkçü, öğrencilerle ‘Hayat Seni Çağırıyor’ söyleşisi gerçekleştirdi. – ISPARTA
]]>Doğuştan engelli Atar, 4 yıl önce Ünye ilçesindeki Fehmi Cerrahoğlu Özel Eğitim Uygulama Okuluna başladı.
Okulun ilk yılında resme ilgisi fark edilen 17 yaşındaki Atar, öğretmenlerinin de desteğiyle çok sayıda eser tamamladı.
Öğretmenlerinin seçtiği ünlü ressamlara ait tabloları kendi yorumuyla resmeden Atar, üç kişisel sergi açtı.
Liseler arası yarışmalarda geçen yıl birincilik, bu sene de ikincilik elde eden Atar, dördüncü sergisini açmak için hazırlıklarını sürdürüyor.
12. sınıf öğrencisi Zehra Atar, AA muhabirine, resim yapmayı çok sevdiğini belirterek, “Kendimi iyi hissediyorum. Resim yapmaya devam etmek istiyorum.” dedi.
Özel eğitim öğretmeni Semra Gülay, Zehra’nın içine dönük ve az konuşan bir öğrenci olduğunu, 9’uncu sınıfta serbest resim yaparken insan ve manzarayı çok güzel çizdiğini gördüklerini söyledi.
Gülay, öğrencinin resim yaparak kendisini ifade etmeyi öğrendiğini, öz güveninin geliştiğini dile getirerek, “Sergiler açtıkça da toplumda var olduğunu ve değerli olduğunu hissetti. Zehra 27 resim yaptı, 5’i satıldı ve resimleri sergiye gelenler tarafından beğenildi.” diye konuştu.
“Birçok özel gereksinimi olan öğrenci özel yeteneklere sahip”
Dördüncü sergiyi mayıs ayında Engelliler Haftası’nda açmayı planladıklarını aktaran Gülay, “Zehra aslında özel gereksinimi olan öğrenciler için bir kardelen, bir öncü olacak. Çünkü birçok özel gereksinimi olan öğrenci özel yeteneklere sahip. Ama Zehra gibi fark edilen de oluyor. Bazen fark edilmeden mezun olan da oluyor. Zehra onlar için bir öncü olacak.” ifadelerini kullandı.
Gülay, özel gereksinimi olan öğrenciler için Güzel Sanatlar Lisesi veya üniversitelerin Güzel Sanatlar Bölümünde akademik anlamda olmasa da sanatsal eğitimler olması gerektiğini belirterek, bu öğrenciler için de kontenjan açılmasını istedi.
“Onun yaşam ve iletişim kaynağı resim”
Görsel sanatlar öğretmeni Kıymet Bayer de Zehra’nın, kendini resimle ifade eden bir öğrenci olduğunu vurguladı.
Resim yaparken öğrencisinin kendini çok iyi hissettiğine işaret eden Bayer, “Onun yaşam ve iletişim kaynağı resim. Her halükarda her yerde resim yapabilir. Yaptığı eserler de çok güzel. Hepsini de severek ilgiyle yaptı.” dedi.
Bayer, Zehra’nın kendi deneyimleri olan resimleri yapmayı tercih ettiğini kaydederek, şunları söyledi:
“Zehra köyde hayvanlarıyla meşgul olan, tavuklara yem atan, doğayla iç içe bir öğrenci. Dikkat edilirse de bütün resimlerimiz doğayla ilgili ve bizim Anadolu’dan çıkan tarihimizi, kültürümüzü aktaran resimler bunlar. Ünlü ressamların resimleri bunlar. Hikmet Onat’tan İbrahim Çallı’ya, Giresunlu ressamımız Bedri Rahmi Eyüboğlu’ndan Nuri İyem’e kadar. Bu isimler Anadolu ressamları olarak da geçer. Anadolu’yu bize anlatan, kültürümüzü bize aktaran ressamlar. Biz de Zehra ile öyle bir bağlantı kurduk. Zehra da Anadolu’dan çıkan bir öğrenci. Dolayısıyla öyle bir bağlantıyla hem Anadolu’yu hem Zehra’nın kendi deneyimlerini hem yaşadığı ortamı yansıtalım dedik ve bu eserleri çıkardık.”
Okul müdürü Hüseyin Bayır da eğitimcilerin dokunuşlarıyla bazı özel yeteneklerin keşfedilebildiğini, öğretmenlerin talebi doğrultusunda öğrencinin yeteneğine yönelik gerekli desteği verdiklerini anlattı.
Zehra gibi başka öğrencilerin de eğitime katılarak özel yeteneklerinin fark edilip geliştirilebileceğini belirten Bayır, ailelerden çocuklarını eğitime kazandırmalarını istedi.
]]>Birçok uluslararası örgütün bölge ofisine ve pek çok ülkenin de kültür merkezine ev sahipliği yapan Dakar’da Türkçe öğrenmek isteyen Senegallilerin sayısı her geçen gün artıyor.
Dakar’da 2018’den bu yana faaliyette olan YEE’de çevirim içi ve yüz yüze derslerle Türkçe öğrenen öğrenci sayısı 100’e yaklaştı.
Dakar YEE Koordinatörü Merve Işık Efe, AA muhabirine Senegal’deki faaliyetlerine ve Türkçe derslerine ilişkin açıklamalarda bulundu.
Efe, 2023’te düzenledikleri çok sayıda etkinliğin Türkçe öğrenimine talebi arttırdığının altını çizerek, “Geçen sene Cumhuriyetimizin 100. yılı dolayısıyla yaklaşık 19 etkinliğe imza attık. Batı Afrika’nın en önemli üniversitelerinden Cheikh Anta Diop Üniversitesinde (UCAD) düzenlediğimiz futbol turnuvası, Türk Filmleri Haftası ve konserler oldukça dikkat çekti. Bu etkinliklerin yansımalarını da ocak ayında Türkçe dersleri için ilan verdiğimizde gördük. Türkçe kurslarımıza çok yoğun bir talep vardı.” diye konuştu.
Dakar YEE’de hafta sonları düzenledikleri çömlek, cam boyama, okçuluk gibi atölyelerle de toplumun farklı kesimlerinden birçok kişiye ulaştıklarının altını çizen Efe, geçen yıllara oranla öğrenci sayısında ciddi artış olduğunu vurguladı.
Efe, “Şu an kültür merkezimizde 4 ayrı grupta 68 öğrencimizle Türkçe derslerine devam ediyoruz. Merkezimize gelme imkanı bulamayanlar için çevrim içi derslerimiz de mevcut. Bunun yanı sıra Türk Silahlı Kuvvetleri Genelkurmay Başkanlığı ve Senegal Genelkurmay Başkanlığı arasındaki iş birliği kapsamında Cap Manuel Kışlası’nda 16 askere de Türkçe öğretiyoruz. Toplamda 100 öğrencimiz var diyebiliriz. Bu rakam Senegal için oldukça iyi ancak biz bu sayıyı daha da arttırmayı hedefliyoruz.” ifadesini kullandı.
Dakar YEE olarak “Tercihim Türkçe” projesi kapsamında liselerle görüşmeler yaptıklarını kaydeden Efe, Milli Eğitim Bakanlığına bağlı okullarda Türkçeyi seçmeli kredili ders olarak müfredata dahil etmek istediklerini sözlerine ekledi.
“Türkçe bilmek istihdam sebebi”
Dakar YEE Eğitim Sorumlusu Halil İbrahim Efe de öğrencilerin büyük bir kısmının Cheikh Anta Diop Üniversitesi öğrencisi olduğunu söyledi.
Efe, üniversitenin beşeri bölümlerinde okuyan öğrencilerden çok talep olduğunun altını çizerek, “Tıp, mühendislik, eczacılık gibi bölümlerde okuyan öğrencilerden daha çok ilgi olduğunu gördük. Bunun nedeninin ise Türk girişimcilerin Senegal’deki yatırımları olduğunu fark ettik. Zira Senegal’de Türkçe bilmek başlı başına bir istihdam sebebi.” dedi.
Üniversitelerde ve okullarda yaptıkları Türkiye Bursları ve Teknofest tanıtımlarının da Türkçeye ilgiyi artırdığına vurgu yapan Efe, “Öğrencilerimiz arasında akademisyenler de var. Onlar da Türkiye’de akademik araştırmalarda bulunabilmek için Türkçe öğrenmek istiyor.” şeklinde konuştu.
“Fark yaratmak için Fransa ve İngilizce haricindeki dillere de yönelmek lazım”
Dakar YEE’de Türkçe kurslarına kayıt olan UCAD’da nükleer tıp alanında yüksek lisans yapan Çadlı Kladoum Innocent, Türkçe sayesinde Türkiye’deki üniversitelerde akademik çalışma yapma şansının artacağını söyledi.
Innocent, “Çok kutuplu bir dünyada yaşıyoruz. Fark yaratmak için Fransa ve İngilizce haricindeki dillere de yönelmek lazım. Kendi alanımda Türkçe birçok akademik makaleye rastlıyorum. Türkçe öğrenirsem hem Türkiye’deki çalışmaları takip edebilirim hem de bizzat Türkiye’de de bu alanda akademik kariyerime katkı sağlayabilirim.” dedi.
Fizik alanında yüksek lisans yapan Ndeye Aissataou Diouf da Türkçenin kendi alanında kendisine farklı kapılar açabileceğine inandığının altını çizerek, akademik hayatına Türk üniversitelerinde devam etmek için Türkçe öğrenmek istediğini kaydetti.
]]>İstanbul’da plajlar, sahiller, ormanlar, mesire alanları ve parklarda nargile içilmesi ve satışının yasaklanmasına öncülük eden Gül, sigara ve bağımlılık yapıcı maddelere karşı verdiği mücadeleyle dikkati çekiyor.
Bu hizmetlerine karşılık Türkiye Sigarayla Savaş Derneği (TSSD) tarafından, “İnsanlığın Gerçek Dostları Özel Ödülü”ne layık görülen Vali Gül, 9 Şubat Dünya Sigarayı Bırakma Günü’nde AA muhabirine, sigarasız yaşam tarzını, gençleri bağımlılıktan korumak için yaptığı hizmetleri ve projelerini anlattı.
Çocukluğunda sigara içilen ortamlardan duyduğu rahatsızlık
Çocukluğunun Erzurum’da doğduğu köyde geçtiği, o yıllarda okula gitmek için minibüs-otobüs yolculukları yaptığı ve eğitim hayatının Türkiye’nin birçok yerinde devam ettiğini hatırlatan Gül, çocukluğunda sigara içilen ortamların kendisini çok rahatsız ettiğini söyledi.
Çocukluk yıllarıyla ilgili kendi hayatından örnekler veren Gül, şöyle konuştu:
“Küçükken otobüslere binerdim. Molalardan hemen sonra otobüse biner binmez insanlar sigara içmeye başlıyordu. Dolayısıyla hayatımdaki sigarayla ilgili en kötü anılarım, otobüs yolculuğunda, mola sonrası insanların otobüse biner binmez sigara içmeleri oldu. Otobüslerde, uçaklarda, kapalı yerlerde eskiden sigara içiliyordu. Özellikle Sayın Cumhurbaşkanı’mızın da iradesiyle kapalı alanlarda sigara içme yasaklandı. Diğer yerlere daha önceden başlamıştık. Hamdolsun, toplumumuzda belli bir farkındalık oluştu.”
Sigaranın bağımlılığa ilk başlangıç olduğunu belirten ve “Sigarayla başlayan, nargileyle devam eden, diğer çeşitli bağımlılık türlerine kadar giden bir süreçten bahsediyoruz.” sözleriyle durumun ciddiyetini vurgulayan Gül, sigarayla savaşırken de en büyük gücün, çocuklarına, “hayır” diyebilmeyi öğretmekten geçtiğini ifade etti.
“Sigaraya başlamayan ve mesafeli evlatlarımız olsun istiyoruz”
Sigara içenlerin arkadaşlarının çoğunun da arkadaşlarına uyarak sigaraya başladıklarını gördüklerini aktaran Gül, İstanbul’da bağımlılıkla mücadeleyle ilgili başlattıkları ve devam eden projeleri de şöyle dile getirdi:
“Spor Şehri, projelerimizden biri. Projemizle İstanbul’da bütün okullarda, okul spor kulüpleri kurduk. Öğrencilerimizin yüzde 35’ini lisanslı öğrenci sporcu olarak yetiştirmek istiyoruz. Müsabakalar yapıyorlar. Hem bireysel sporla hem takım sporları anlamında çok ciddi başarılara inşallah adım atacaklar. Bir diğer projemiz, öğrencilerin kitap okumalarını sağlamak için bütün okullarımızda, kütüphanelerimizi zenginleştirmek. Çocuklarımızın kitap okuyarak daha güçlü olmalarını sağlamak istiyoruz. Öğrenci meclisleri oluşturduk.
Sınıflarda, okullarda, ilçede ve ildeki öğrenci meclislerimizde yaklaşık 240 bin öğrencimiz aktif rol alıyor. Yeşilay’la inşallah çalışacağız. Hem Yeşilay’ın katkısı, hem öğrencilerimizin sosyal, kültürel, sportif faaliyetlerin içinde olması, bu süreci daha da güçlendirecektir. Son olarak da her öğrencimizin yeteneğine göre bir enstrüman çalmalarını istiyoruz. Anne babaların, ‘Çocuklar spor yapsın, enstrüman çalsın, kitap okusun, sosyal-kültürel faaliyetler içerisinde olsun, kişilikleri gelişsin, lider karakterli yetişsin’ isteklerini biz, okullarımızda gerçekleştirmek istiyoruz. İnşallah bunun sonucunda da her türlü bağımlılıktan uzak duran, bunun başlangıcı olarak da sigaraya mesafeli olan ve bu alışkanlığa bir şekilde başlamayan evlatlarımız olsun istiyoruz.”
“Sigara içmeyerek örnek olmaya çalışıyorum”
Sigarayla mücadeleye destek veren bütün sivil toplum kuruluşlarıyla çalışıldığına da dikkati çeken Gül, bağımlılıkla ilgili mücadele eden, gayret gösteren her sivil toplum kuruluşunun yanında olduklarını anlattı.
Vali Gül, çocukların sosyal, kültürel, sportif faaliyetler içinde olması gerektiğini belirterek, “Çocukların bedenen ve ruhen gelişmesi lazım. Özgüvenlerini de gelişmesi lazım. ‘Hayır’ diyebilmeleri gerekiyor. Bunlar olduğunda ailenin de ilgisiyle, desteğiyle kötü örnek olmamasıyla, inanıyorum ki çocuklarımız her türlü bağımlılıktan uzak durur. Ama anne-baba sigara içiyorsa, hele hele küçük yaşlarda çocuğunun yanında içiyorsa, çocuk anneye, babaya veya büyüklerine, mahalle yetişkinlerine özeniyor. Bu nedenle çocukların kişiliğini, öz güveninin gelişmesini sağlayacak etkinlikler yapmak gerekiyor.” diye konuştu.
Sigaranın sağlığa zararını anlatmaktan ziyade yaşamak gerektiğini kaydeden Gül, “Rol model olan kişiler, sigarayı göstererek içtiğinde gençler, çocuklar özeniyor. O açıdan ben kendi hayatımda içmiyorum. Sigara içmeyerek örnek olmaya çalışıyorum. İnşallah bir kişi bile olsa, bu anlamda bunun farkına varmışsa mutlu oluruz. Herkesten istirhamımız çocuklarımıza, gençlerimize kötü örnek olmamak.” dedi.
“Sigaraya sıfır tolerans gösterilmeli”
TSSD’den aldığı ödülü de değerlendiren Gül, dernek yönetimine teşekkür etti.
“Sigarayı hoş gördüğümüzde, ülkemize, çocuklarımıza, milletimize aslında kötülüğü hoş görmüş oluyoruz. Sigaraya sıfır tolerans gösterilmeli. Sigara yasak olan yerlerde bunu delmeye çalışanlara da, sıfır tolerans…İnşallah el birliğiyle toplumumuzu sigarasız günlere ulaştıracağız.” ifadelerini kullanan Gül, sigara denetimlerinin yasal zorunluluk ihtiva ettiğini aktardı.
Gül, şöyle konuştu:
“Kapalı yerlerde sigara içilmesinin engellenmesi, bizim özel olarak açık alanlarda, parklarda, plajlarda, nargileyi yasaklamamız ve bunu da takip etmemizin, önemli çalışmalar olduğunu düşünüyorum. 9 Şubat Dünya Sigara Bırakma Günü için bir mesaj vermek gerekirse; karar vereceğiz, sigarayı bırakabileceğimize inanacağız. Maddi ve manevi olarak bu ülkeye ve kendimize faydalı bir iş yapacağız.”
]]>Aynı zamanda AKUT Kurucu Başkanı da olan Dr. Öğr. Üyesi Ferudun Çelikmen, ‘Depremlerde insanları enkazdan çıkaranlar çoğunluklu olarak çevredeki insanlar. Bu konuda üniversite gençleri en önemli kaynaklarımızdan biri. Bunu ülke geneline yaymalıyız. Zira deprem randevu vermiyor. Hazırlıklı olmalıyız’ dedi.
KARABULUT: BU YIL 6 BİN ÖĞRENCİ YETİŞTİRECEĞİZ
Üniversitede Doğal Afetlerde Arama Kurtarma Kulübü Danışmanlığı da yapan Taner Karabulut, aynı zamanda Türkiye Üniversite Sporları Federasyonu Yönetim Kurulu üyeliğini yürütüyor. Van ve İzmir depremlerinden sonra, üniversitelerde arama kurtarma ekipleri kurulması yönündeki fikrini federasyon yönetimine ilettiğini ifade eden Karabulut, ‘Türkiye Üniversite Sporları Federasyonu Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Mehmet Günay’ın çabalarıyla Gençlik ve Spor Bakanlığıyla birlikte bu oluşumu gerçekleştiriyoruz. 208 üniversitede yaklaşık 6 bin civarında öğrenci yetiştireceğiz. Feridun hocamız suda, dağda, depremde ve yangında kazaya müdahale gibi eğitimleri planlayarak öğrencileri eğitecek’ dedi.
ÇELİKMEN: ÜNİVERSİTELERİN DİNAMİZMİNİ DEĞERLENDİRMELİYİZ
Dr. Öğr. Üyesi Ferudun Çelikmen de ‘AKUT’un ilk yıllarında bizim en önemli insan kaynağımız üniversite öğrencileri ve gönüllülerimizdi. Üniversitelerin dinamizmini arama kurtarmada değerlendirmeliyiz. Eğitim alan öğrencilerimiz depremler başta olmak üzere her tarafı afetlere açık olan ülkemizde, ilk anda hızla olay yerine gidecek ve müdahale edecek, bu açıdan çok önemli. Türkiye Üniversite Sporları Federasyonu bünyesinde bütün üniversite kulüplerinin özellikle afetler konusunda yapılanma oluşmasını arzu ettik. Projeye Mart ayında başlıyoruz. Bunun oluşum içinde Türk Silahlı Kuvvetleri, AFAD, Türkiye Hava Sporları Federasyonu ve İzcilik Federasyonu gibi birçok paydaşımız var. Olabildiğince afetlere yönelik bir alt yapı oluşturmaya çalışıyoruz. Çünkü afet anlarında ve özellikle en ölümcül olan depremlerde insanları enkazlardan en çok çıkaranlar etrafında birazcık bir şeyler bilen eğitilmiş insanlar oluyor. Bu konuda da üniversite gençleri en önemli kaynağımız. Deprem randevu vermiyor. Hazırlıklı olmalıyız’ diye konuştu.
Eğitim içeriğine ilişkin bilgi veren Öğr. Üyesi Dr. Çelikmen, ‘İlk yardım eğitimi başta olmak üzere arama kurtarma eğitimi, kendi başına yetebilme gibi konularda öğrencilere beceriler kazandıracağız. Bunun en iyi örneğini de en son 6 Şubat Kahramanmaraş merkezli depremlerde gördük. Üniversitemizden 30 kişilik ekiple Adana üzerinden Hatay’a gittik. Sadece bizim gurubumuz 7’si çocuk 5 yetişkin olmak üzere 12 kişiyi enkazdan çıkardı. Enkazdan en çok insan çıkaran yakınındakiler oluyor, bunu artırmak lazım. İstanbul depreminden bahsediyoruz, herkeste bir deprem korkusu var. İnsanları eğitmek lazım çünkü ilk müdahaleyi yapacak olanlar etrafındakiler. Bunu ülke geneline yaymalıyız. Türkiye genelinde 206 üniversitede böyle bir yapılanma oluşursa afetlerde bir hazırlık başlatmış olacağız. Eğit-donatla afetlerin ilk anında hızla müdahale edebilecek bir aksiyon oluşturmak lazım’ ifadelerini kullandı.
SANALAN: AMACIMIZ MÜMKÜN OLAN EN FAZLA SAYIDA ÖĞRENCİYE ULAŞMAK
YÜDAK Yeditepe Üniversitesi Doğal Afetlerde Arama Kurtarma Kulübü operasyon ekibi üyesi Alp Sanalan ise projede eğitmen olarak görev alacağını belirterek şunları söyledi:
‘Benim buradaki amacım deprem sonrasında edindiğim arama kurtarma deneyimlerimi, öğrendiklerimi başka öğrencilere aktarabilmek. Öğrencilere çok ağır eğitimler vermektense olaylara bir bütün olarak nasıl müdahale edebileceklerini anlatacağız. Bu deprem, ilk yardım ve yangın olabilir. Bazen en doğru şey müdahale etmemektir. Bunu bile bilmesi önemli olacak. Depremde ne yapılabilir, yakın bölgedeyseniz nasıl müdahale edebilirsiniz, diğer ekipler gelene kadar nerelerde faydanız olabilir gibi konulara odaklanacağız. Temel bir depremde arama kurtarma eğitimi verdikten sonra istiyorlarsa öğrencilere ileri seviye eğitimler vereceğiz. Burada amacımız mümkün olan en fazla sayıda öğrenciye ulaşmak ve fazla sayıda öğrencinin eğitim almasını sağlamak.’
HANTAŞ: EN UFAK BİLGİ BİLE HAYAT KURTARABİLİR
Yeditepe Üniversitesi Endüstri ve Sistem Mühendisliği üçüncü sınıf öğrencisi ve YÜDAK operasyon ekibi üyesi Hayal Aylin Hantaş da hazırlık sınıfından bu yana bu kulüpte aktif olarak yer aldığını belirterek şöyle devam etti:
‘Deprem herkesin bilinçlenmesi gereken bir konu, çünkü deprem ülkesiyiz. Öğrenebileceğiniz en ufak bilgiyle bile bir kişinin hayatını kurtarabilirsiniz. Önce teorik eğitimlerle başlayıp fiziki gücümüzü kullandığımız eğitimlere doğru yol alıyoruz. Kaza, deprem ve yangın gibi olaylara müdahale edebileceğimiz şekilde hem teorik hem pratik de eğitimlerimizi alıyoruz.’
]]>Türkiye Üniversite Sporları Federasyonu girişimiyle, Gençlik ve Spor Bakanlığı Spor Hizmetleri Genel Müdürlüğü bünyesinde Türkiye’deki tüm üniversitelerde arama kurtarma ekipleri kurulması için bir çalışma başlatıldı. Mart ayında yürürlüğe girmesi planlanan projenin idari koordinatörlüğünü Yeditepe Üniversitesi Spor Müdürü Taner Karabulut üstlenirken; AKUT Kurucu Başkanı ve Yeditepe Üniversitesi Öğr. Üyesi Dr. Ferudun Çelikmen eğitim koordinatörü olarak görev alacak.
Aynı zamanda AKUT Kurucu Başkanı da olan Dr. Öğr. Üyesi Ferudun Çelikmen, “Depremlerde insanları enkazdan çıkaranlar çoğunluklu olarak çevredeki insanlar. Bu konuda üniversite gençleri en önemli kaynaklarımızdan biri. Bunu ülke geneline yaymalıyız. Zira deprem randevu vermiyor. Hazırlıklı olmalıyız” dedi.
KARABULUT: BU YIL 6 BİN ÖĞRENCİ YETİŞTİRECEĞİZ
Üniversitede Doğal Afetlerde Arama Kurtarma Kulübü Danışmanlığı da yapan Taner Karabulut, aynı zamanda Türkiye Üniversite Sporları Federasyonu Yönetim Kurulu üyeliğini yürütüyor. Van ve İzmir depremlerinden sonra, üniversitelerde arama kurtarma ekipleri kurulması yönündeki fikrini federasyon yönetimine ilettiğini ifade eden Karabulut, “Türkiye Üniversite Sporları Federasyonu Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Mehmet Günay’ın çabalarıyla Gençlik ve Spor Bakanlığıyla birlikte bu oluşumu gerçekleştiriyoruz. 208 üniversitede yaklaşık 6 bin civarında öğrenci yetiştireceğiz. Feridun hocamız suda, dağda, depremde ve yangında kazaya müdahale gibi eğitimleri planlayarak öğrencileri eğitecek” dedi.
ÇELİKMEN: ÜNİVERSİTELERİN DİNAMİZMİNİ DEĞERLENDİRMELİYİZ
Dr. Öğr. Üyesi Ferudun Çelikmen de “AKUT’un ilk yıllarında bizim en önemli insan kaynağımız üniversite öğrencileri ve gönüllülerimizdi. Üniversitelerin dinamizmini arama kurtarmada değerlendirmeliyiz. Eğitim alan öğrencilerimiz depremler başta olmak üzere her tarafı afetlere açık olan ülkemizde, ilk anda hızla olay yerine gidecek ve müdahale edecek, bu açıdan çok önemli. Türkiye Üniversite Sporları Federasyonu bünyesinde bütün üniversite kulüplerinin özellikle afetler konusunda yapılanma oluşmasını arzu ettik. Projeye Mart ayında başlıyoruz. Bunun oluşum içinde Türk Silahlı Kuvvetleri, AFAD, Türkiye Hava Sporları Federasyonu ve İzcilik Federasyonu gibi birçok paydaşımız var. Olabildiğince afetlere yönelik bir alt yapı oluşturmaya çalışıyoruz. Çünkü afet anlarında ve özellikle en ölümcül olan depremlerde insanları enkazlardan en çok çıkaranlar etrafında birazcık bir şeyler bilen eğitilmiş insanlar oluyor. Bu konuda da üniversite gençleri en önemli kaynağımız. Deprem randevu vermiyor. Hazırlıklı olmalıyız” diye konuştu.
Eğitim içeriğine ilişkin bilgi veren Öğr. Üyesi Dr. Çelikmen, “İlk yardım eğitimi başta olmak üzere arama kurtarma eğitimi, kendi başına yetebilme gibi konularda öğrencilere beceriler kazandıracağız. Bunun en iyi örneğini de en son 6 Şubat Kahramanmaraş merkezli depremlerde gördük. Üniversitemizden 30 kişilik ekiple Adana üzerinden Hatay’a gittik. Sadece bizim gurubumuz 7’si çocuk 5 yetişkin olmak üzere 12 kişiyi enkazdan çıkardı. Enkazdan en çok insan çıkaran yakınındakiler oluyor, bunu artırmak lazım. İstanbul depreminden bahsediyoruz, herkeste bir deprem korkusu var. İnsanları eğitmek lazım çünkü ilk müdahaleyi yapacak olanlar etrafındakiler. Bunu ülke geneline yaymalıyız. Türkiye genelinde 206 üniversitede böyle bir yapılanma oluşursa afetlerde bir hazırlık başlatmış olacağız. Eğit-donatla afetlerin ilk anında hızla müdahale edebilecek bir aksiyon oluşturmak lazım” ifadelerini kullandı.
SANALAN: AMACIMIZ MÜMKÜN OLAN EN FAZLA SAYIDA ÖĞRENCİYE ULAŞMAK
YÜDAK Yeditepe Üniversitesi Doğal Afetlerde Arama Kurtarma Kulübü operasyon ekibi üyesi Alp Sanalan ise projede eğitmen olarak görev alacağını belirterek şunları söyledi:
“Benim buradaki amacım deprem sonrasında edindiğim arama kurtarma deneyimlerimi, öğrendiklerimi başka öğrencilere aktarabilmek. Öğrencilere çok ağır eğitimler vermektense olaylara bir bütün olarak nasıl müdahale edebileceklerini anlatacağız. Bu deprem, ilk yardım ve yangın olabilir. Bazen en doğru şey müdahale etmemektir. Bunu bile bilmesi önemli olacak. Depremde ne yapılabilir, yakın bölgedeyseniz nasıl müdahale edebilirsiniz, diğer ekipler gelene kadar nerelerde faydanız olabilir gibi konulara odaklanacağız. Temel bir depremde arama kurtarma eğitimi verdikten sonra istiyorlarsa öğrencilere ileri seviye eğitimler vereceğiz. Burada amacımız mümkün olan en fazla sayıda öğrenciye ulaşmak ve fazla sayıda öğrencinin eğitim almasını sağlamak.”
HANTAŞ: EN UFAK BİLGİ BİLE HAYAT KURTARABİLİR
Yeditepe Üniversitesi Endüstri ve Sistem Mühendisliği üçüncü sınıf öğrencisi ve YÜDAK operasyon ekibi üyesi Hayal Aylin Hantaş da hazırlık sınıfından bu yana bu kulüpte aktif olarak yer aldığını belirterek şöyle devam etti:
“Deprem herkesin bilinçlenmesi gereken bir konu, çünkü deprem ülkesiyiz. Öğrenebileceğiniz en ufak bilgiyle bile bir kişinin hayatını kurtarabilirsiniz. Önce teorik eğitimlerle başlayıp fiziki gücümüzü kullandığımız eğitimlere doğru yol alıyoruz. Kaza, deprem ve yangın gibi olaylara müdahale edebileceğimiz şekilde hem teorik hem pratik de eğitimlerimizi alıyoruz.”
]]>Milli Eğitim Bakanlığınca (MEB), 6 Şubat 2023 tarihinde Kahramanmaraş merkezli gerçekleşen deprem felaketinin ardından merkez teşkilatı birimlerince ve 11 il milli eğitim müdürlüğü tarafından kapsamlı çalışmalar yapıldı.
Kahramanmaraş merkezli depremlerden 11 ilde, yaklaşık 3 milyon 920 bin öğrenci ile 220 bin öğretmen etkilendi.
Cumhuriyet tarihinin en çok can ve mal kaybına yol açan felaketlerinden biri olan depremlerin yarattığı tahribatı ortadan kaldırmak için Bakanlıkça depremin ardından Kahramanmaraş, Malatya, Elazığ, Diyarbakır, Şanlıurfa, Gaziantep, Kilis, Hatay, Adana, Osmaniye, Adıyaman’da pek çok çalışma yürütüldü.
Bu çalışmalar, “arama-kurtarma”, “bakım ve onarım”, “okulların eğitim-öğretime hazırlanması”, “psikososyal destek”, “üretim”, “taşımalı eğitim”, “barınma ve beslenme”, “tablet ve kırtasiye dağıtımı”, “LGS ve YKS hazırlık kursları”, “halk eğitim kursları”, “öğretmenlere yönelik hizmet içi faaliyetler”, “MEB AKUB ekiplerinin çalışmaları”, “deprem bölgesindeki öğrencilere yönelik geleneksel oyunlar ve bilim şenliği gibi” başlıklarda toplanıyor.
Depremin hemen ardından yaklaşık 5 bin kişilik Milli Eğitim Bakanlığı Arama Kurtarma Birimi (MEB AKUB) ekipleri, enkazlarda arama-kurtarma çalışmalarına katıldı, depremzede vatandaşların yaşadığı olumsuz duyguları en aza indirmek için psikososyal destek faaliyetleri yürütüldü.
AKUB ekipleri, bölge dışından gelen ekiplerin çalışmalarının koordine edilmesi ve çadır kurulumu, yiyecek-içecek dağıtımı gibi görevler de yaptı.
Eğitim yapıları analiz edildi
Bakanlık, depremin hemen ardından eğitim ortamlarının fiziki kapasitesinin iyileştirilmesinden eğitimin faaliyetlerinin kalitesinin artırılması ve depremzede vatandaşların hayata tekrar tutunmalarını sağlayacak süreçler yürüttü.
Bu kapsamda, eğitim yapıları analiz edildi, ağır hasarlı binaların yıkımına, orta hasarlı binaların ise deprem performans analizlerinin yapılmasına karar verildi. Analiz sonrası yıkım ve güçlendirilme kararı verilenler ile ağır hasarlı olup direk yıktırılan binalar yeni yerleşim planlamaları dahilinde değerlendirilerek yatırım planlaması yapıldı.
Kademeli olarak eğitim-öğretime başlama kararının alınmasıyla eğitim-öğretime açılabilir durumda olan az hasarlı okullar belirlendi. Bu kapsamda belirlenen yaklaşık 45 bin dersliğin onarım çalışmaları tamamlanarak öğrencilerin hizmetine sunuldu.
754 bin 180 depremzedeye konaklama ve yemek hizmeti
Depremlerin ardından 27 Eylül 2023’e kadar Bakanlığa ait öğretmenevi ve akşam sanat okullarında toplam 754 bin 180 depremzedeye konaklama ve yemek hizmeti verildi.
Özel eğitime ihtiyacı olan öğrencilere destek olmak için 82 özel eğitim destek çadırı ve konteyner sınıfı oluşturuldu. Deprem bölgesinde tüm çadır bölgeleri ve toplanma yerlerinde çocuklar için 416 adet psikolojik destek, oyun ve etkinlik çadırı kuruldu. Bu çadırlarda 4 bin 574 rehber öğretmen/psikolojik danışman görev aldı.
Deprem bölgesinde yürütülen çalışmalarda öğrenciler ile 1 milyon 59 bin 854 görüşme, veliler ile 513 bin 650 görüşme ve öğretmenler ile 954 bin 414 görüşme gerçekleştirilerek bireysel ve grupla psikolojik destek çalışmaları yürütüldü.
Deprem bölgesine 21 bin 569 yeni öğretmen atandı
Bakanlık, 2023 Mart sözleşmeli öğretmenlik ataması sürecinde 21 bin 569’u deprem bölgesinde bulunan 10 ile olmak üzere toplam 44 bin 573 öğretmenin atamasını yaptı.
Yeni atanan veya görev yeri değişikliği nedeniyle yeni görev yerlerinde çalışmaya başlayacak öğretmenler için öğretmenevi ve akşam sanat okullarında konaklama hizmeti sağlandı.
Öğretmenlerin deprem bölgesi dışındaki illere tayin istekleri yerine getirildi, deprem bölgesi dışındaki illerde görev yapan öğretmenlerden gönüllü olanlar deprem bölgesine görevlendirildi, farklı zamanlarda yapılan atamalarla öğretmenlerin sağlık özrü ve aile birliğine dayanan yer değiştirme işlemleri gerçekleştirildi.
Ek kontenjan tanınarak burs verildi
Öğrencilerin istedikleri illere nakilleri gerçekleştirildi, İlköğretim ve Ortaöğretim Kurumları Bursluluk Sınavı için ayrılan 70 bin burs kontenjanı bu yıl deprem bölgesi için 100 bine çıkarıldı.
Liseye Geçiş Sistemi (LGS) sürecinde tercih döneminde, merkezi sınavla öğrenci alan okullara yerleştirme tercihi yapmış deprem nedeniyle olağanüstü hal ilan edilen illerde kayıtlı olan öğrenciler için her 30 kontenjana 2 öğrenci olacak şekilde ek kontenjan verildi.
370 binin üzerinde öğrenci taşımalı eğitim ve yemek hizmeti alıyor
Depremde yıkılan ya da hasar gören okullarda eğitim gören öğrenciler taşımalı eğitim kapsamına alındı ve yemek hizmetinden faydalandırıldı.
Bu kapsamda, MEB verilerine göre, 370 binin üzerinde öğrenci, 11 ilde taşımalı eğitimden ve yemek hizmetinden yararlandı. Bölgede, 2 bin 500 dolayında servis aracı görevlendirildi.
Öğrenme kayıplarının telafisi için destekleme ve yetiştirme kursları ve yaz okulları açıldı, örgün öğretim dışında kalan vatandaşlar için giyim, el sanatları, nakış, sanat tasarım, görsel sanatlar, dekoratif sanatlar, moda tasarım, yiyecek içecek gibi alanlarda halk eğitimi kursları açıldı. Ayrıca deprem bölgesinde bulunan öğrencilere toplam 80 bin kırtasiye seti yardımı yapıldı.
Depremden etkilenen öğrencilerden iller arası nakli yapılanlar ile afet bölgesinde eğitime devam edecek olanlara verilmek üzere 26 milyon 885 bin 685 adet ücretsiz ders kitabı ve yardımcı kaynak dağıtıldı.
Deprem bölgesi için 82 bin tablet, 30 bin televizyon, 15 bin etkileşimli tahta
Öğrencilerin eğitim materyallerini, dijital ortamlarda takip edebilmesi için Bakanlık kaynaklarıyla ve hayırseverlerin bağışlarıyla edinilen tabletler, depremden etkilenen 8. ve 12. sınıf düzeyindeki öğrencilere öncelikli olmak üzere 82 bin 750 adet dağıtıldı.
Deprem bölgesinde hasarlı okullardaki etkileşimli tahtaların taşınması için illerin ödenek talepleri karşılandı. Deprem bölgesindeki iller öncelikli olmak üzere 15 bin etkileşimli tahta kurulumu gerçekleştirildi.
Deprem bölgesi için 30 bin 10 televizyon ile depremden etkilenen illerde bulunan öğrencilerin TRT EBA kanallarından yayınlanan dersleri takip etmeleri amaçlandı.
11 il genelinde, 62 e-Sınav salonu yerinde kontrol edildi ve toplamda 29 e-Sınav salonu devreye alındı. Kontrolleri yapılan ve henüz açılmayan 33 e-Sınav salonunun açılması için süreç devam ediyor.
Mobil Bilim Merkezi hizmetinden 25 bin öğrenci yararlandı
Deprem sonrasında bölgede bulunan öğrencilerimize yönelik gerçekleştirilen psikososyal destek çalışmalarına Mobil Bilim Merkezi Projesi ile destek verildi. Mobil Bilim Merkezi, deprem bölgesi faaliyetleri kapsamında Kahramanmaraş, Gaziantep, Malatya’da bulunan bütün çadır kentlere, depremzede vatandaşların kaldığı yurt ve konteyner bölgelerine gidilerek faaliyetlerde bulunuldu. Bu bölgelerde bulunan yaklaşık 25 bin öğrenciye hizmet verildi.
Deprem bölgesindeki öğretmenlerin barınma ihtiyaçları için konteyner planlaması
Bölgede görev yapan ve yeni atanan öğretmenlerle yapılan birebir görüşmeler neticesinde öğretmenler için ihtiyaç duyulan konteyner sayıları ilçe bazlı olarak tespit edildi.
Konteyner ihtiyaç planlaması, öğretmenlerle birlikte ailelerinin de konaklamasını sağlayacak şekilde yapıldı. Belirlenen konteyner ihtiyacı AFAD Başkanlığına iletildi ve toplam 11 bin 76 konteynerin illere sevki AFAD tarafından yapıldı.
Milli Eğitim Bakanlığınca ayrıca, depremin yaşandığı illerde yürütülen projeler, toplanan gıda, barınma, hijyen gibi yardım malzemeleri, gönüllü öğretmen ve personel durumu, okul-kurum verileri gibi pek çok çalışma da yürütüldü.
]]>Grafik tasarımcılardan animasyonculara, yazılımcıdan seslendirme uzmanlarına kadar 80 personeli bulunan ÖTAG, dijital ortamda çevrim içi ya da çevrim dışı basılı, görsel-işitsel tüm derslere ait malzemelerin planlanması, tasarlanması, üretilmesi ve bunların öğrenciye ulaşması için yayınlanması ve dağıtımıyla ilgili faaliyetleri yürütüyor.
Öğrencilerin öğrenmesini kolaylaştırmaya yönelik video tabanlı, yazılı ya da işitsel ders malzemeleri üreten birim, bu dokümanlara tek kaynaktan erişilebilmesi için e-kampüs sistemi de geliştirdi.
Ders içeriklerinde çeşitli animasyonlara da yer veren ÖTAG Birimi, 45 ülkede faaliyet gösteren Açıköğretim Sistemi’nin 1,5 milyon öğrencisi için kişiselleştirilmiş öğrenme deneyimi sunma hedefiyle yapay zekadan ve makine öğrenmesinden faydalanacak projeler de üretmeyi amaçlıyor.
ÖTAG Birimi Yöneticisi Dr. Öğr. Üyesi Öznur Öztürk, AA muhabirine, hazırladıkları ders malzemelerine öğrencilerinin erişimi için bir öğrenme yönetim sisteminin bulunduğunu söyledi.
E-kampüs sisteminin ana kaynak kitap olmak üzere öğrencinin kendi kendine öğrenmesini kolaylaştıracak, öğrenme hızını kendisinin belirleyebileceği pek çok malzeme ürettiklerini anlatan Öztürk, şöyle konuştu:
“Video tabanlı, basılı yazılı ve işitsel olmak üzere öğrencinin öğrenmesini kolaylaştırmaya yönelik malzemelerimiz bulunuyor. Örneğin kitaplarımızı sistemde pek çok formatta yayınlıyoruz. Öğrencilerimiz bu formatlara mobil telefonlarından, bilgisayarlarından birçok yerden erişip ulaşabiliyor. Bu kitaplara ilişkin onların her bir üniteyi özetlediğimiz o ünite özetlerini seslendirdiğimiz malzemelerimiz var. Aynı zamanda konu uzmanı öğretim üyelerimiz tarafından video tabanlı malzemeler üretiliyor. Bunun yanında etkileşimli içeriklerimiz var. Öğrencilere kitabımızı etkileşimli hale getirip sunuyoruz. Öğrenci orada ilerlemesini belli sorularla kendini deneyerek gerçekleştiriyor. Eğer bir yerde eksikse tekrar edebiliyor.”
“Öğrencilerimizi görsel anlamda akılda kalıcı bilgilerle donatmaya çalışıyoruz”
Öztürk, güz ve bahar döneminde bütün aktif dersleri canlı olarak gerçekleştirdikleri anlatarak, birimde saat 16’dan 22’ye kadar öğretim üyelerinin istedikleri yerden internet bağlantısı aracılığıyla 45 dakika süresince öğrencilere canlı ders verdiğini söyledi.
Canlı derslerin görevli moderatörler tarafından kayıt altına alındığını ifade eden Öztürk, şunları kaydetti:
“Bu kayıtlar eş zamanlı olarak canlı derse katılamayan öğrencilerimiz için daha sonra sistemimizde yayınlanıyor. Bu canlı ders kayıtlarında öğrenci birebir yazılı bir ortamda chat ortamında hocasına sorusunu sorabiliyor ve ondan geri dönüş anında alabiliyor. Bu canlı ders kayıtlarımız öğrencilerimiz tarafından en çok tercih edilen malzemelerimizin başında geliyor. Bunun dışında kitabımız, ünite özetlerimiz ve soru havuzlarımız bulunuyor. Pek çok malzemeyi onların yararı için hazırlamaya çalışıyoruz. Etkileşimli içerik hazırlarken animasyonlar ve videolar da kullanıyoruz. Pek çok etkileşim o kitabın içerisine konularak öğrencilerimizi görsel anlamda da akılda kalıcı bilgilerle donatmaya çalışıyoruz.”
Öznur Öztürk, görme engelli öğrencileri için sesli eğitim materyallerinin bulunduğunu aktararak, işitme engelli öğrencileri için de alt yazı seçeneğiyle eğitim malzemeleri hazırladıklarını dile getirdi.
Tercih edilen kitapların seslendirilmiş biçimleri öğrencilere ilettiklerini belirten Öztürk, şöyle konuştu:
“Yapay zeka ve makine öğrenmesi uygulamaları günümüzde oldukça yaygınlaştı. Bizler de eğitim alanına öğrencileri daha kişiselleştirilmiş öğrenme deneyimi sunmak için yapay zekadan ve makine öğrenmesinden faydalanacağımız projeler üretmeye çalışıyoruz. Çünkü açıköğretim öğrencisi kendini motive etmesi gereken kendi öğrenmeye çalışan bir grup. Onlara daha çok etkileşimli malzeme hazırlayıp, daha kolay öğrenmeleri gerçekleştirmek için elimizden geleni yapıyoruz. Grafik tasarımcılardan, animasyonculara, yazılımcılara kadar pek çok iş kolunda personelimiz var. Çok güçlü bir ekip olarak yaklaşık 1,5 milyon öğrenciye hizmet veriyoruz.”
]]>-300 öğrenci kayak kaymayı öğreniyor
KARS – Kars’ta kayak bilmeyen 300, 4. sınıf öğrencisi Sarıkamış’ta ilk kez kayakla tanıştı. Minik öğrenciler kayak kaydı, gönüllerince eğlendi.
Kars Valiliği himayelerinde başlatılan “Karın Yıldızları Sarıkamış’ta” Projesi çerçevesinde kayak bilmeyen 4. sınıf okuyan 300 öğrenciye kayak eğitimi veriliyor. Çocuklarla birlikte ilk defa kayak yapan Vali ve Belediye Başkan Vekili Ziya Polat, çocuklarla birlikte kayak yapmayı öğrenecek.
“Karın Yıldızları Sarıkamış’ta” projesi, kentte öğrenim gören 4. sınıf öğrencilerinin yaşadıkları şehrin doğal güzelliği ve kış turizm merkezi olan Sarıkamış ilçesinde kayak sporunu öğrenebilmeleri, çeşitli aktivitelerle eğlenceli vakit geçirmeleri amacıyla hayata geçirildi. Osman Yüce Kayak Merkezi’nde düzenlenen eğitimde toplamda 300 öğrenci 6 gurup halinde, her gurup 2 gün sürecek kayak eğitiminde öğrenciler, profesyonel eğitmenlerden özel kayak dersi almalarının yanı sıra, iki gece de Sarıkamış’ta konaklayarak ateş başında sucuk ekmek, kızak kayma gibi etkinlikle şehrin güzelliklerini görecekler.
Etkinlik 12 gün sürecek. Etkinliğe kayak yapmayı bilen ortaokul öğrencileri de ellerinde Türk Bayraklarıyla katılarak gösteri yaptı.
“Milli sporcularımız aralarından çıkacak”
Etkinliğe katılan Vali ve Belediye Başkan Vekili Ziya Polat, ilk defa kayak yapacak öğrencilerle bir araya gelerek bir süre sohbet etti. Kayak eğitmenlerinin öğrencilere verdiği ayak dersini izleyen Vali Polat, “Bereketli bir 15 tatil yaşıyoruz. Şükürler olsun kar yağdı, yağmaya da devam ediyor. Sarıkamış tesislerimizde doluluk oranımız çok iyi, insanlarımızı burada misafir ediyor, ağırlıyoruz. Sarıkamış, bir Türkiye ve Dünya markasıdır. Bu markayı kendi çocuklarımıza anlatmamız gerektiğini düşünüyoruz. ‘Kars’ın çocuğu Sarıkamış’ta kaymayı öğrenecek’ demiştik ve dün itibariyle başladı. Kar yıldızlarımız Gençlik Sporumuza ait tesislerimizde 2 gece konaklamalı, çocuklarımızı burada misafir ederek kayak yapmayı öğreteceğiz, onlarla burada sohbet edeceğiz, eğlenceli vakit geçireceğiz ve 15 tatilimizi iyi değerlendireceğiz. Hedefimiz ilkokul mezunu tüm çocuklarımız kayak yapmayı bilerek mezun olacak. Bu konuda emek veren tüm arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum. Biz Kars’ın çocuğuna kayak öğreteceğiz ve bu tesisi tüm çocuklarımıza göstereceğiz. Kayak sporunu çocuklarımıza yaptıracağız ve inşallah aralarında da Milli Sporcular, altın madalya alan sporcular çıkacak. Kristal karlar diyarı Sarıkamış’ta çocuklarımız kayak öğrenecekler ben de kayak yapmayı öğreneceğim” dedi.
İlk defa kayak yapan 9 yaşındaki Ecrin Su Güzeloğlu, Çok yorucu, aslında eğlenceli biraz da yorucu. Ama dikkat etmenizi öneriyorum, ben zor duruyorum, yani az çok sevdim” diye konuştu.
4. sınıf öğrencilerinden Ömer Kaya ise, “Kayak eğlenceli, biraz yorucu ama yine de birbirimizin olduğu güzel bir ortam. Kayağı öğrendiğimizde güzel olacak, eğlenceli bir şey” şeklinde konuştu.
Kars Vali ve Belediye Başkan Vekili Ziya Polat 4. sınıf öğrencilerin kayak dersini izledikten sonra kendisi de kayak dersi aldı. Kayak kıyafetini giyen Vali Polat, kayak eğitmeniyle birlikte kayak yaptı. Çocuklar Osman Yüce Kayak Merkezi’nde hem eğleniyor. Hem de kayak yapmayı öğreniyor.
]]>Doğduğu Ağrı’da 14 yaşında Türk Halk Müziği’ne merak salan 63 yaşındaki Ünsal’ın bu ilgisi ilerleyen yıllarda tutkuya dönüştü.
Gençlik yıllarında Ağrı Halk Eğitim Merkezinde müzik eğitimi alan Ünsal, daha sonra memur olarak görev yaptığı bu kurumda müzik eğitimi vermeye başladı.
Ünsal, 1994 yılında tayin olduğu Kocaeli Üniversitesinde bir yıl sonra akademik kadro, idari personel ve öğrencilerden oluşan Türk Halk Müziği Uygulama Topluluğu Korosu’nu kurdu.
Şefliğini yaptığı koroyla 29 yıldır şehir içinde ve dışında konserler veren Ünsal, Türk Halk Müziği’nin yakından tanınması ve gelecek kuşaklara aktarılmasına katkıda bulunmanın yanı sıra öğrenci de yetiştiriyor.
“Akademik kadro, idari personel ve öğrenci birlikteliği bize ayrı motivasyon sağlıyor”
Kocaeli Üniversitesi Türk Halk Müziği Uygulama Topluluğu Korosu Şefi İsmet Ünsal, AA muhabirine, küçük yaşlarda müziğe ilgi duyduğunu, o dönemde kendi imkanlarıyla küçük sazlar yaptığını söyledi.
Radyodan dinlediği eserlerle Türk Halk Müziği’ne ilgisinin arttığını dile getiren Ünsal, ortaokul son sınıfta tanıştığı bağlamayla lise yıllarında Ağrı Halk Merkezinde eğitim aldığını anlattı.
Ünsal, 1984 yılında memur olduğu Ağrı Halk Eğitim Merkezinde Türk Halk Müziği eğitimleri vermeye başladığını dile getirerek, “O yıllarda Ağrı’da bağlama çalan yok. Yani bugünkü gibi konservatuarlar, TRT yok. Doğu ve güneydoğu illerinin çoğunda yoktu. Telgraf tellerinin içinde güzel çelik teller vardı. Biz onları çivilerle bağlardık, bağlama yapardık.” diye konuştu.
Ülkenin farklı yerlerindeki yarışmalarda Ağrı Halk Eğitim Merkezini temsil ettiklerini aktaran Ünsal, bunun kendilerini müzik alanında geliştirmeye katkı sağladığını kaydetti.
Ünsal, 1994 yılında memur olarak geldiği Kocaeli Üniversitesinde Türk Halk Müziği korosunun bulunmadığına değinerek, şöyle devam etti:
“Akademik kadro, öğrenci ve idarecilerimizden oluşan Kocaeli Üniversitesi Türk Halk Müziği Uygulama Topluluğu Korosu’nu kurmayı düşündüm. Üniversitemizin imkanlarıyla 70-80 kişilik çok büyük bir koro oluşturduk. Her yıl kendi üniversitemizi tanıtmak, üniversitemizde sosyal ve kültürel faaliyetlerin ne kadar geliştiğini göstermek amacıyla başta Marmara Bölgesi’ndeki çevre illerimize konserler vermeye gittik. Her yıl gidiyoruz. Zamanla koro büyüdü. Bu sefer yerel televizyonlar, ulusal televizyonlarda yer almaya başladık. Yetiştirdiğim öğrenci sayısı binin çok üzerinde. TRT’de çok arkadaşımız, öğrencilerim var. Orada görev yapıyorlar. Piyasada çalışan öğrenci, memur, akademisyen arkadaşlarımız var. Ayrılıp da sanatçı olan, albüm yapan arkadaşlarımız var. Çok öğrenci yetiştirdik.”
Koronun akademik kadro, idari personel ve öğrencilerden oluştuğuna işaret eden Ünsal, bu birlikteliğin kendilerine ayrı bir motivasyon sağladığını söyledi.
Ünsal, yetiştirdiği öğrencilerin sanatla geçimini sağlamasından memnuniyet duyduğunu belirterek, “Kocaeli Üniversitemizin akademik kadro, idari ve öğrencilerden oluşan korosu var. Diğer üniversitelerde ya konservatuvar korosu vardır ya da öğrencilerden oluşan koro vardır fakat böyle 3 simayı bir araya getirmek, akademik kadro, idari personel ve öğrencileri bulup buluşturmak hiçbir üniversitede yoktur. Üniversitemizin gerçekten ne kadar iyi olduğunu, ne kadar kaliteli ve insana, sanata ne kadar değer verdiğini oradan anlıyorsunuz.” ifadelerini kullandı.
Koroyla şehir içinde ve dışında yılda 7-8 konser verdiklerini belirten Ünsal, Türk Halk Müziğini dinleyicilerle buluşturmaktan memnuniyet duyduklarını sözlerine ekledi.
]]>Okullarda 2023-2024 birinci dönem sonuna gelindi. Milyonlarca öğrenci bugün karnelerine kavuşacak. Ebeveynlerin çocuklarının karnelerine eleştirel bakış açısıyla yaklaşmaması gerektiğini ifade eden İKÜ Eğitim Fakültesi Dr. Öğretim Üyesi ve Dekan Yardımcısı Meryem Demir Güdül, “Ebeveynler karne sonuçlarına göre cezalandırıcı ve ödüllendirici davranışlarda bulunmamalı, çocuğun performansına ilişkin olumlu geri bildirimler vermeli. Cezalandırmak da hiç iyi bir yöntem değil, çocuklarımıza ceza vermek onların bize daha çok öfkelenmesine ve sürece ilişkin olumsuz bir tutum geliştirmesine yol açabilir. Bu nedenle çocuklar okuldan uzaklaşabilir” dedi.
Okullarda 2023-2024 birinci dönem sonuna gelindi. Bugün milyonlarca öğrenci karnelerine kavuşacak. Bu süreç bazı öğrenciler için daha pozitif duygulara işaret edebiliyorken bazı çocuklar için kaygı durumu yaratabiliyor. Ebeveynlerin çocuklarının karnelerine eleştirel bakış açısıyla yaklaşmaması gerektiğini ifade eden İstanbul Kültür Üniversitesi (İKÜ) Eğitim Fakültesi Dr. Öğretim Üyesi ve Dekan Yardımcısı Meryem Demir Güdül, sömestir tatilinin nasıl planlanması gerektiği konusunda velilere tavsiyelerde bulundu.
“KARNE, ÖĞRENCİNİN SAHİP OLDUĞU ÇALIŞMA ALIŞKANLIKLARININ YÜZDE 100 GÖSTERGESİ OLAMAZ”
Meryem Demir Güdül, “Öğrencilerimiz yoğun bir dönemi tamamlamak üzereler ve tabi ki tatlı bir telaş içerisindeler. Bazı çocuklar için karne alış süreci daha pozitif ve olumlu duygulara işaret ediyorken bazı çocuklarımız için ne yazık ki kaygı ve ebeveynleriyle ilgili eleştirel bir sürecin habercisi olabiliyor. Karışık duygular yaşadıklarını tahmin ettiğim bir döneme giriyoruz. Aslında karne, öğrencilerin bir dönem boyunca sergilemiş oldukları akademik performansın bir göstergesi. Karne, öğrencinin tamamen yetenekleri ya da sahip olduğu çalışma alışkanlıklarının yüzde 100 göstergesi olamaz. Ebeveynlere de bu perspektiften bakmalarını tavsiye ediyorum. Bunu, öğrencinin başarı ya da başarısızlığının bir işareti gibi algılamak eksik olabilir. Bence buradaki en önemli mesele öğrencinin nasıl bir gelişim gösterdiği, kendi içerisindeki gelişimi ve aynı zamanda neye ihtiyaç duyduğunu keşfetmek. Yani ebeveynler değerlendirici eleştirel bir gözden ziyade çocukla birlikte keşfetmeli, çocuğu ve onun akademik yaşamını birlikte anlamalı” dedi.
“KIYASLADIĞIMIZ ZAMAN BAŞARI KONTROL EDİLEMEZ BİR HALE DÖNÜŞÜYOR”
Ebeveynlerin çocuklarını bir başka çocukla kıyaslamaması gerektiğini söyleyen Güdül, “Ebeveynlerin çocuklarını diğer çocuklarla kıyaslamaları ya da karne sonuçlarına göre onlara yönelik cezalandırıcı hatta ödüllendirici davranışları ne yazık ki çocuklar üzerinde olumsuz etkiler gösteriyor. Çünkü diğerleriyle kıyasladığımız zaman başarı kontrol edilemez bir hale dönüşüyor. Kontrol edemediğiniz bir şey üzerine çalışmakta çok anlamlı değil. O yüzden ebeveynler, çocukların kendi başarıları içerisinde ve kendi gelişimleri üzerine odaklanmalı. Böyle olduğu zaman çocuklar daha az kaygı yaşayıp süreçle ilgili daha fazla kontrol hissine sahip oldukları için çalışma motivasyonları artabilir” diye konuştu.
“EBEVEYNLER ÇOCUĞUN PERFORMANSINA İLİŞKİN OLUMLU GERİ BİLDİRİMLER VERMELİ”
Çocuklara ödül vermenin çok doğru bir yaklaşım olmadığını ifade eden Güdül, “Bazı ebeveynler bu karne sürecine bağlı olarak çocuklarını ödüllere boğabiliyor. Ne yazık ki çocukların başarılarına yönelik ödüllendirmelerde istediğimiz başarıyı ya da istediğimiz davranışın kalıcılığını yakalayamayabiliriz. Çünkü ödül vermek çocukların aslında doğal olarak yaptığı bir şeyi dıştan kontrol etmek anlamına gelir ve ödüller sürekli sürdürülemez. Ödüllerin her zaman çocuk için aynı değeri taşıması mümkün olmayabilir. Ebeveynler çocuğun performansına ilişkin olumlu geri bildirimler vermeye özen göstermeli. Buradaki anahtar nokta davranışlara ilişkindir, kişiliğine ilişkin değil. Mesela ‘çok zekisin’ gibi geri bildirim çocuğun kontrol edemeyeceği bir şey üzerine geri bildirimdir ve çocukta başarısız olduğunda ‘zeki değilim’ gibi bir algı yaratabilir. Bu da ne yazık ki çocukların daha çok kaygı yaşamasına ve çalışmaktan uzaklaşmasına yol açabilir. O yüzden ‘yeterince çaba harcadın, bu dönem çalışmakta çok ısrarcı oldun, zorlansan bile çalışmayı sürdürdün’ gibi davranışlarına yönelik geri bildirimler yapılmalı. Buna bağlı olarak da elbette ki ödüllendirme süreci olabilir. Bunu kendisinin istediği bir süreçte ve davranışıyla ilişkilendirmeden yaşadığı zor dönemin sonunda keyifli bir ara tatili gibi düşünmek işlevsel olacaktır. Bu arada cezalandırmak hiç iyi bir yöntem değil, çocuklarımıza ceza vermek onların bize daha çok öfkelenmesine ve sürece ilişkin olumsuz bir tutum geliştirmesine yol açabilir. Bu nedenle çocuklar okuldan uzaklaşabilir” diye konuştu.
“VELİLERİN KESİNLİKLE YAPMAMASI GEREKEN ŞEY CEZALANDIRICI YARGILAYICI BİR TUTUM”
Bazı öğrencilerin özel öğrenme güçlükleri olduğunu söyleyen Güdül, “Bazı öğrenciler ne kadar odaklansa da öğrenmeyle ilgili yaşadıkları zorluklar gibi faktörlere bağlı olarak başarısızlıkları olabiliyor. İşte burada ebeveynler eleştirel tutumdan ziyade keşfedici bir tutum içerişinde olup çocuğun yaşadığı başarısızlığın kaynaklarını birlikte keşfetmeli. Eğer burada psikolojik süreçler yani kaygı, dikkat dağınıklığı, öğrenme güçlüğü gibi durumlar söz konusuysa bunlarla ilgili de yardım almaları çocuğun akademik başarısını artırmada oldukça etkili bir yöntem olabilir. Velilerin kesinlikle yapmaması gereken şey cezalandırıcı yargılayıcı bir tutumdur. Aynı zamanda hiç önemsememek, boş vermek ya da başarısızlıkları görmezden gelmekte bir o kadar kötü. Burada yapılması gereken şey buna yeterince önem vermek, bunun önemli bir gösterge olduğu, başarılı durumların takdire açık başarısız durumların ise gözden geçirilip birlikte çözülecek sorunlar olarak değerlendirilmesi en ideal çözüm olabilir” diye konuştu.
“ÖZEL GEREKSİNİMLİ ÇOCUKLARIN KENDİ İÇERİSİNDE DEĞERLENDİRİLMESİ GEREKİYOR”
Güdül, “Özel gereksinimli çocukların öğrenme süreçleriyle ilgili daha özel gereksinimleri var. Bunları üstün yetenekten tutun da otizme kadar çok farklı genişlikte ele alabiliriz. O yüzden çocukların kendi içerisinde değerlendirilmesi, kendi eğitsel ihtiyaçlarının belirlenmesi ve bunların takibinin de ara tatilde devam etmesi gerekiyor. Çünkü özel gereksinim dediğiniz şey özellikle başarısızlık durumuyla ilişkili öğrenmenin sürekliğinin sağlanması gereken durumlardır. Diğer normal gelişen çocuklar için de bu söz konusudur. Özel gereksinimli çocuklar için dinlenme ihtiyaçları, başarılarının takdir edilmesi ve özel gereksinimlerinin dikkatli bir şekilde takip edilmesi çok önemli” dedi.
“ÇOCUKLA BİRLİKTE ARA TATİL İÇİN BİR HEDEF BELİRLENEBİLİR”
Ara dönem için velilere tavsiyelerde bulunan Güdül, şunları ekledi:
“Ara dönemde tamamen derse odaklanmak ya da tamamen tatil gibi iki uçlu seçenekten ortalarda olmayı daha çok öneriyorum. Burada yapılacak şey şu; karnenin sonucuna bağlı olarak çocuğun ihtiyaçları üzerine konuştuktan sonra çocukla birlikte ara tatil için bir hedef belirlenebilir. Bu ara tatilde çocuk neleri yapmak istiyor, ebeveyninden ne bekliyor ? Bunlar konuşulmalı. Mutlaka tembel gün diye tanımlayabileceğimiz, çocuğun hiçbir şey yapmadığı, tamamen özgürce oyunlar oynadığı bir gün sağlanması çok önemli. Bunun dışında çocuğun ihtiyaçlarına bağlı olarak bir plan ve program çerçevesinde ebeveynin de beklentisine uygun şekilde bir planlama yapabilirler. Çocuklarımızı evde ders çalışmaya zorladığımız zaman muhtemelen ekrana yöneltmiş olacağız. Onun yerine ders çalışmanın, eğlencenin ve sosyalliğin yer aldığı bir program çok daha işlevsel olur.”
]]>GEZERAVCI, MUŞLU ÖĞRENCİLERİN PROJESİNİ UZAYDA TEST EDECEK
Alper Gezeravcı’nın uzay yolculuğu Muş’ta ayrı bir önemle takip edildi. Pranet projeleri uzayda test edilecek Muşlu öğrenciler, aileleriyle birlikte Türkiye’nin ilk uzay yolcusu astronot Alper Gezeravcı’nın fırlatma törenini dev ekranda canlı izledi.
Gece saat 00.49’da ABD’nin Florida eyaletindeki Kennedy Uzay Üssü’nde düzenlenen fırlatma işlemini, Muş Valisi Avni Çakır, beraberinde Vali Yardımcısı Mustafa Batuhan Alpboğa, Muş Milli Eğitim Müdürü Enver Kıvanç, öğretmen ve projeleri uzayda test edilecek öğrenci ile aileleri Muş Bilim ve Sanat Merkezi’nde izledi. Öğrenci Zeynep Nehir Çamlıca, Dilşah İmran Avcı ve Baver Bedirhan Bingöl’ün öğretmenleri Birsen Geçer ile hayata geçirdikleri ‘Propolisin Antibakteriyel Etkisi’ (PRANET) projesinin uzayda test edileceğinin mutluluğunu yaşıyor.
‘MÜTHİŞ BİR GURUR’
Canlı olarak izledikleri fırlatma anının ardından gazetecilere açıklama yapan Muş Valisi Avni Çakır, “Tabi biz de bu anlamda iki kat daha heyecanlıyız. Türkiye’nin insanlı başlayan uzay misyonunda biz de Muş’ta Bilim ve Sanat Merkezi’nde 3 tane öğrencimizin öğretmeniyle birlikte hazırlamış oldukları PRANET deneyi ile bu misyona büyük bir katkı vermenin onur ve gururunu yaşıyoruz. Bildiğiniz gibi Türk astronotumuz tarafından uzayda 13 tane deney yapılacak. Bu deneylerden bir tanesi de buradaki çocuklarımız tarafından hazırlandı. Bu deneyi aynı zamanda Türkiye’de Milli Eğitim Bakanlığına bağlı kurum ve kuruluşlardan seçilen tek deney. Bu da bu deneyin başarısını çok güçlü bir şekilde de ortaya koyan bir sonuç. Neticede müthiş bir gurur. Bize bu gururu yaratan, yaşatan öğrencilerimizle, öğretmenleri ile velilerimizle gurur duyuyoruz. İnşallah Muş Bilim ve Sanat Merkezi ve diğer bağlı kurum ve kuruluşlarıyla Türkiye’nin böyle marka projelerine inşallah biz de ilerleyen süreçlerde katkılar vermeye hep beraber devam edeceğiz. Başta astronotumuz Alper Gezeravcı’ya ve diğer astronot ekibin uzaydaki görevlerinde başarılar diliyorum. İnşallah kazasız belasız görevlerini tamamlayıp dönerler. Tekrar öğrencilerimiz, öğretmenlerimizi ve idarecilerimizi tebrik ediyorumö diye konuştu.
‘BİZE AYRI BİR GURUR VERİYOR’
Deneylerinin uzayda denenmesinden ötürü heyecan duyduklarını anlatan öğrencilerden Baver Bedirhan Bingöl, “Türkiye’nin insanlı ilk uzay misyonu çerçevesinde uzaya gönderilen Türk astronot Alper Gezeravcı, bugün uzaya gönderildi. Uluslararası uzay istasyonunda 13 deney denenecek. Bu deneylerden bir tanesi de bizim yapmış olduğumuz PRANET adlı deney. Deneyimiz uluslararası uzay istasyonunda denenecek olmasından gurur duyuyoruz. Deneyimizin sonuçlarını merakla bekliyoruzö dedi.
Baver Bedirhan Bingöl’ün babası Ekrem Bingöl de, “Ülkemiz tümüyle heyecan duyarken biz veli olarak oğlumun ekipte yer alması münasebetiyle herkesten daha fazla heyecan yaşadım. Çok gurur duydum. İnşallah uzaya giden ilk astronotumuz bütün deneylerini başarılı bir şekilde sonuçlandırıp ülkemize dönecek. Verdiği emeğe çok yakından tanık olduğum oğluma ekipteki arkadaşlarına başarılar diliyorumö ifadesini kullandı.
‘DENEYİMİZ, UZAYA FIRLATILDI’
projelerinin uzayda denenecek olmasından dolayı mutluluk duyduklarını ifade eden öğrencilerden Dilşah İmran Avcı ise, “Uzayda gerçekleştirilecek PRANET deneyimiz az evvel uzaya fırlatıldı. Alper Gezeravcı’yı taşıyan roketle birlikte deneyimiz de uzaya gönderildi. Biz de buradan canlı bir şekilde izledik. Çok mutlu ve gururluyuz. Türkiye’nin insanlı ilk uzay misyonunu canlı bir şekilde izledik ve gurur duyduk” dedi.
]]>
İzmir’de dünyaya gelen ve 4 yaşına kadar gözlük kullandıktan sonra yüzde 90 görme kaybı olduğu anlaşılan Melis Şen, ilkokulu Aşık Veysel Görme Engelliler Okulu’nda tamamladı. Kipa 10. Yıl Anadolu Lisesi 10’uncu sınıfta eğitimini sürdüren Şen’in okuldaki arkadaşları ‘sesli kitap’ çalışması yaptı. Her öğrenci, Melis’in daha rahat bir şekilde ders çalışabilmesi için farklı dersten seçtiği konuyu seslendirdi. Eğitim aldığı dersleri öğrenci arkadaşlarının sesinden dinleyen Şen, bu desteğin kendisi için çok önemli olduğunu belirtti. Sınıf arkadaşlarıyla çok iyi anlaştığını ve onların desteği sayesinde hiç zorlanmadığını dile getiren Şen, “Sınıftaki bütün arkadaşlarımı çok seviyor ve hepsiyle iyi anlaştığımı düşünüyorum. Herhangi bir sorun yaşadığımda ya da bir şeye ihtiyacım olduğunda hiç geri çevirmiyorlar. Bazen onlar bana soruyor, ben onlara yardımcı oluyorum. Daha önce ilkokulu herkesin görme engelli olduğu bir okulda okudum. Ortaokulda kaynaştırma öğrencisi olarak normal okula geçiş yaptım. Okulda dışlanmadım ama dışarıda dışlandığım zamanlar oldu. Eğer ortaokulda normale geçmeyip bu geçişi lisede yapsaydım bu beni daha çok etkilerdi. Ergenliğe girdiğim için önyargıyla karşılaşsaydım daha fazla zorlanırdım. Ortaokulda henüz küçük yaşta olduğumdan daha kolay adapte oldum. 4 yıl aynı sınıfta okudum. Lisede de sorun yaşamıyorum” ifadelerini kullandı.
‘SESLİ KİTAPTA DAHA HIZLI ÇALIŞIYORUM’
Lisedeki arkadaşlarının sesli kitap çalışmasının derslerdeki başarısını kolaylaştırdığını anlatan Şen, daha önce aynı desteği annesi Filiz Tuna’nın (42) verdiğini söyledi. Annesinin en büyük destekçisi olduğunu vurgulayan Şen şöyle devam etti: “Arkadaşlarımın benim için kitap okuması çok güzel. Annem için de kolaylık oldu. Kabartma kitapları okuyabiliyorum. Ama sesli olarak 3 sayfa dinleyeceğim sürede buradan ancak 1 sayfa okuyabilirim. Bu beni yavaşlatıyor. Boyutları da büyük, taşıması zor oluyor. Sesli kitapta daha hızlı çalışıyorum. Geçen yıla kadar benim bütün kitaplarımı annem okuyordu. En büyük destekçim her zaman annemdi. Arkadaşlarım da destek oldu. Liseden sonra da hukuk ya da psikoloji okumak istiyorum. Ama asıl isteğim ileride avukat olmak. İnsanların haklarının çiğnenmesini istemiyorum. Hakları yenen insanları savunmak istiyorum.”
‘KIZIMLA BENZER BİR KADERİ YAŞIYORUZ’
Küçük yaşta geçirdiği bir kazanın ardından sağ gözünü kaybeden anne Tuna, eşinden de ayrıldıktan sonra kızına destek olabilmek için elinden geleni yaptığını belirtip, “3,5 yaşındayken gözüme bıçak battı. Daha sonra ameliyatlar geçirdim. Sağ gözümde görme kaybı oluştu. 2005 yılında tekrar kornea nakli oldum. İki yıl önce sağ gözümü tamamen kaybettim. Kızımın ise görme kaybı olduğunu 4 yaşında öğrendik. Öğrenince büyük üzüntü yaşadım. Doktorumuz, ‘Ağlamakla kızınıza bir yardımınız, olmaz. Onun hayatını nasıl kolaylaştıracağınızı düşünmeniz gerekiyor’ dedi. Bu sözler hiç aklımdan çıkmadı. Evdeki bütün düzeni ona göre kurduk. Hiçbir şeyin yerini değiştirmiyoruz. Aradığında bulabilsin, ihtiyaçlarını daha rahat karşılayabilsin diye dikkatli davranıyorum. Ama toplum içinde biraz zorlanıyoruz. Doktorlar Melis’teki görme engelinin anne ile babanın kan uyuşmazlığından kaynaklandığını söylediler. Kızımla benzer bir kaderi yaşıyoruz. Arkadaşlarının verdiği destek beni çok duygulandırdı. Biri ona yardım ettiğinde çok duygulanıyorum” dedi.
‘HER SINIF BİR KİTABI OKUDU’
Kipa 10. Yıl Anadolu Lisesi felsefe öğretmeni Zehra Turan da Melis’in çok çalışkan bir öğrenci olduğuna dikkati çekip, “Melis 9’uncu sınıfta geldiğinde kaynak kitap sıkıntısı çekiyordu. Kabartmalı kitaplara hemen ulaşamamıştık. Öğrencilerimizle fikir alışverişinde bulunduk. Böyle bir çözüm bulduk. Her sınıf bir ders kitabını aldı. Öğrenciler sayfaları kendi aralarında paylaştılar, her öğrenci konuyu telefonlarına sesli şekilde kaydetti. Bu ses dosyalarını birleştirip klasör haline getirdik. Melis’e teslim ettik. Melis dersleri çalışırken dersleri arkadaşlarının sesinden dinleyerek çalışıyor. Annesi bütün ders kitaplarını okumak zorunda kalmıyor. Onun da işi kolaylaşmış oldu” dedi. Turan öğrencilerin gönüllü şekilde yaptıkları bu çalışmanın kendilerine de fayda sağladığını belirtip, “Melis ilk geldiğinde çok çekingendi. Daha önce ortaokulda kaynaştırma öğrencisiymiş ama lise daha başka bir yer. Aidiyet duygusu gelişti. Kabul gördü, değerli hissetti. Mutlu hissettiğini söyledi. Diğer arkadaşlarının onunla bu şekilde ilgilenmiş olması ona bu faydayı sağladı. Arkadaşları da toplumda böyle bireylerin olduğunu fark etti” ifadelerini kullandı.
‘MELİS BİZDEN ÇOK DAHA İYİ BİR SEVİYEYE GELDİ’
Melis’in sınıf arkadaşlarından İpek Kaya (15) “9’uncu sınıfta Melis’i tanımıyordum. Bu yıl tanıştık. Fizik kitabından bir konu okudum. Melis çok iyi bir arkadaş. Derslerde yardıma ihtiyacı olduğunda yanıma geliyor. Ona seve seve yardım ediyorum. O da beni sağ olsun dinliyor” dedi.
Öğrencilerden Erdem Pazan (15) ise “Melis için bu proje iyi oldu. Ona destek olmak beni de sevindirdi. Rusçam zayıf. Sınavda sıfır aldım. Melis Rusça’da benden daha başarılı” ifadelerini kullandı.Melis Şen’in sıra arkadaşı Liva Afyon (15) ise arkadaşına yardım etmekten gurur duyduğunu ifade edip, “Melis zorlandığında bizden kolayca yardım isteyebiliyor. Onunla iyi bir arkadaşlık kurduk. Bilmediğim konuları bana anlatabiliyor. Ona okuduğumuz kitaplar sayesinde bizden çok daha iyi bir seviyeye geldi. Onun arkadaşlığını çok seviyorum. Her an bir ihtiyacımız olduğunda yardıma koşuyor. Bir çözüm bulmaya çalışıyor. Arkadaşlığımız iyi gidiyor. Yolunu bulamadığında, servise binerken zorlandığında benden rahatça yardım isteyebiliyor. Bende ona yardım etmekten gurur duyuyorum” diye konuştu. (DHA)
]]>AKDENİZ Üniversitesi’nden Prof. Dr. İsmail Tufan önderliğinde geliştirilen bir sosyal sorumluluk projesi olan 60+Tazelenme Üniversitesi’nde lisans mezunu olan 60 yaş üzeri 120 kişi, üniversiteden ayrılmak istemeyince yüksek lisans programı açıldı.
Akdeniz Üniversitesi’nde lisans düzeyinde ilk mezunlarını 2022-2023 eğitim-öğretim döneminde veren 60 yaş üzeri öğrencilerin kayıt yaptırabildiği 60+Tazelenme Üniversitesi’nin mezunları için bu yıl yüksek lisans eğitimi başlatıldı. Yaşlılıkta bilgi, beceri ve yeteneklerin korunmasını, yenilerinin kazanılmasını sağlayarak, kaliteli ve başarılı yaşlanmanın temelini atmayı hedefleyen Tazelenme Üniversitesi’nde, yüksek lisans düzeyinde 65 yaşından 90 yaşına toplam 120 öğrenci eğitim alıyor. AÜ Sağlık Bilimleri Fakültesi Gerontoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. İsmail Tufan, 2016-2017 yılında 60+ Tazelenme Üniversitesi’nin, AÜ bünyesinde gerontolojik temel araştırmalar alanında yürütülen çalışmalar neticesinde sosyal sorumluluk projesi olarak hayata geçirildiğini söyledi.
ANTALYA’DA BAŞLADI, BİRÇOK ŞEHRE YAYILDI
1970’li yıllardan beri dünyada üçüncü yaş üniversitelerinin özellikle Fransa’da başlayan akımla Avrupa’nın birçok ülkesine yayıldığını söyleyen Prof. Dr. Tufan, “Fakat ismi bize ait 60+ Tazelenme Üniversitesi’ni ihtiyaçtan ortaya çıkan bir sosyal sorumluluk projesi olarak hayata geçirdik. Bunun nedenleri, öncelikle emeklilikle mesleki hayatın sona ermesinden sonra insanlarımızın birtakım koşullar ve hobilere yöneldiklerini biliyoruz. Ama bu yönelişin onları duygusal ve zihinsel anlamda çok da tatmin etmediğini gördük. Onlara 4 yıllık, Fransa’daki uygulama biçimlerinden farklı, kendi kültürümüze uygun bir model geliştirerek, değişik alanlarda sağlıklarını korumaya ve yeni bilgileri öğrenmelerine yönelik müfredat geliştirdik. Tıp, ziraat, hukuk, ekonomi branşlarından gönüllü öğretim üyelerimizle bir ekip oluşturduk. Eğitim veren gönüllüler, eğitim alan gönüllüler, bu şekilde başlattık. 2016’da şehrimizdeki yaşlılarımız büyük teveccüh gösterdi. Bugün Muğla, Burdur, Eskişehir, Muş, Malatya, Sivas, Girne gibi birçok şehirdeki üniversitede de kuruldu” dedi.
‘HOCAM BİZİ SINIFTA BIRAKIN’ DEDİLER
Pandemi sonrası ilk mezunlarını verdiklerini anlatan Prof. Dr. Tufan, “Ancak mezuniyet dönemi geldiğinde öğrencilerimiz, ‘Hocam bizi sınıfta bırakın’ dediler. ‘Neden’ diye sorduk. ‘Bu üniversiteden mezun olmak istemiyoruz’ dediler. Bunun üzerine biz de ‘O zaman sizinle yolculuğumuz devam edecek, bir yüksek lisans programı yapıyoruz, yüksek lisans programını bitirdikten sonra da sizleri doktora programına alacağız’ diyerek başlattık. Yüksek lisans programını bir taraftan sahada uygulama diğer taraftan uygulamada elde edilen bilgilerle belirli konularda yüksek lisans bitirme tezi hazırlamalarıyla ilgili ödevler verdik. Şu an gruplara ayrıldılar, yaklaşık 120 öğrencimiz yüksek lisansta 10’arlı gruplara ayrıldı. Kimi çevre gerontolojisi, kimi sağlık, kimi kuşaklar arası ilişkiler, kimi teknoloji, kimi de tarımla ilgili alanlarda yüksek lisans tez çalışmalarını yapıyor. Bölümümüzdeki normal yüksek lisans ve doktora öğrencilerimizi de onlarla ilişkilendirdik. Bilimsel açıdan tez yazımında onlara danışmanlık veriyorlar. Böylece karşılıklı öğrenme sürecini hep birlikte gerçekleştiriyoruz. Burada öğrenen sadece 60 yaş üstü öğrencilerimiz değil, gerontoloji bölümü öğrencilerimiz de öğreniyor” diye konuştu.
‘TV KARŞISINDA ÖLMEYİ BEKLERKEN İLK ÖĞRENCİLERDEN OLDUM’
Yüksek lisans kapsamında 85 yaşındaki Hamdi Oktay Tutçuoğlu ve 76 yaşındaki Ahmet Akcan isimli 2 öğrenci sera kurdu ve bakla, tere, marul, soğan, roka, maydanoz, sarımsak gibi ürünler yetiştiriyor. 1987’de emekli olan Hamdi Oktay Tutçuoğlu, “2016’nın sonbahar aylarında televizyon karşısında evde ölmeyi beklerken kurulduğunu öğrendiğim Tazelenme Üniversitesi’nin ilk öğrencilerindenim. Mezun olmaya 4 hafta kalmıştı, pandemi nedeniyle 2022’de mezun olduk. Şimdi ise yüksek lisans açıldı ve sera kurduk. Diğer derslerin yanı sıra bu alanda çalışma yapıyoruz. Burası, ‘işi bitti’ denilenlerin işe yaradığının ölçüm yeri” diye konuştu.
2016’da gazetede 60+ Tazelenme Üniversitesi’nin kurulduğunu duyunca kayıt yaptırdığını belirten Ahmet Akcan, ilk dönemde örgü, yemek yapma gibi şeyler öğretildiğini, bazı hastalıklara karşı bunların ilaç kadar etkili olduğunun anlatıldığını söyledi. Üniversitede sosyolojiden psikolojiye, ortopediden dahiliyeye birçok alanda ders gördüklerini söyleyen Akcan, “Arkeoloji, uzay bilimleri dersleri dahi gördük, çok şey oldu” dedi.
‘BU ÜNİVERSİTE BİZE ÇOK ŞEY KAZANDIRDI’
Yüksek lisans ile Tazelenme Üniversitesi’nde her alanda dersler gördüklerinden bahseden 70 yaşındaki Naci Kalender, yaşlılıkla ilgili Alzheimer, parkinson, kemik erimesi gibi hastalıklar ve bunlara karşı korunmakla ilgili eğitimler aldıklarını kaydetti. Yüksek lisansta ise akademik, bilimsel çalışmalar nasıl yapılır, veri toplama, istatistik ve tez hazırlama gibi eğitimler aldıklarını söyleyen Kalender, “Asıl amaç; bizim evden çıkmamız, sosyalleşiyor olmamız, temel amaç bizi topluma tekrar kazandırmak” diye konuştu.
70 yaşında Tazelenme Üniversitesi’nin üçüncü üniversitesi olduğunu belirten kimya mühendisi ve fen bilimleri öğretmenliği de yapan Emel Özgür, 1995 yılında Orman Bakanlığı’ndan emekli olduğunu belirterek, “Hep elimde defter kitap geziyorum. Bana ‘Ya sen hala okumaktan bıkmadın mı, yorulmadın mı’ diyorlar. Bu üniversite bize çok şey kazandırdı” dedi.
]]>Yiyecek İçecek Hizmetleri Alanı öğrencileri, okula bağlı Evliya Çelebi Mesleki ve Teknik Uygulama Oteli’nde kurulu mutfakta haftanın 5 günü aldıkları uygulamalı eğitimlerle yemek pişiriyor.
Gece saatlerinde mutfaktaki çalışmalarına usta öğreticiler eşliğinde başlayan öğrenciler, günün menüsüne göre hazırladıkları üç çeşit yemeği, ilçede taşımalı eğitim kapsamındaki 75 okula gönderiyor.
Haftanın beş günü 3 bin 750 öğrenci için yemek hazırlayan öğrenciler, okul bünyesindeki otelde Türk mutfağından dünya mutfağına kadar farklı lezzetlerin yapımını da deneyimleyerek mesleğin inceliklerini öğreniyor.
Mutfaktaki çalışmalara alanda eğitim gören 199 öğrenciden 20’si katılıyor.
Sarıçam İlçe Milli Eğitim Müdürü Uygar İnal, AA muhabirine, okulun otel, restoran ve mutfak kısımlarından oluştuğunu söyledi.
Öğrencilerin okulda kurulu profesyonel mutfakta eğitim aldıklarını aktaran İnal, “Öğrencilerimiz okulun tüm bölümlerinde uygulamalı olarak eğitim görmekte ve bu alanda sektöre en hazır şekilde okulumuzdan mezun edilmektedir. Bu yıl yaklaşık 3 bin 750 öğrencimize okulumuzdan, yemek ve beslenme desteği hizmeti sağlamaktayız. Buradaki en önemli nokta kendi öğrencilerimizin pişirdiği yemekleri yine öğrencilerimizin yemesi. Amacımız buradan mezun ettiğimiz öğrencileri, sektöre hizmet etmeye hazır hale getirmek.” diye konuştu.
İnal, Sarıçam ilçesindeki 75 okula, öğrencilerin haftanın 5 günü hazırladığı üç çeşit yemeğin ulaştırıldığını belirtti.
Adana’da Evliya Çelebi Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesinde Konaklama ve Seyahat Hizmetleri alanının da bulunduğunu ifade eden İnal, 45 oda kapasiteli otelde öğrencilere uygulamalı olarak otelcilikle ilgili tüm eğitimlerin verildiğini söyledi.
“Sektörün ihtiyaç duyduğu ara elemanlar burada eğitiliyor”
Yiyecek İçecek Hizmetleri Alan Şefi Raziye İnce ise okulda öğrencilerin İngilizce, Rusça ve Almanca dil eğitimi aldığını da belirtti.
Öğrencilerin 4 yıl boyunca aşçılık ve otelciliğin her alanında yoğun dersler gördüğünü anlatan İnce, öğrencilerin 10. ve 11. sınıflarda 5 yıldızlı turistik tesisler ve otellerde staj yaptıklarını ifade etti.
Değişim programlarıyla öğrencilerin farklı kültürlerdeki yemekleri öğrenme şansı yakaladığına dikkati çeken İnce, “Sektörün ihtiyaç duyduğu ara elemanlar burada eğitiliyor. Çünkü okulumuzun uygulama oteli ve atölyeleri var. Otelimizde bir otelde bulunması gereken bütün departmanlar mevcut. Çocuklarımız burada staja gitmeden bilgilerini pekiştiriyorlar. Önce Adana yöresinin yemeklerini yapıp uygulayıp aynı zamanda yine müfredatta olan dünya mutfağından bütün yemek örneklerini burada deneyimliyorlar.” dedi.
10. sınıf öğrencisi Nisanur Ceren Komşu, okuldan mezun olduktan sonra kendi restoranını açmak istediğini anlattı.
Yemek yapmaktan büyük keyif aldığını belirten Komşu, “Okullara gidecek kahvaltılıkları kendimiz paketleyip hazırlıyoruz. Ayrıca, yemekler yapıp ilçe genelindeki okullara dağıtıyoruz.” dedi.
10. sınıf öğrencisi Nisanur Yıldırım ise bu alanda yetenekli olduğunu düşündüğünü ve burada aldığı eğitimlerle kebapçılık yapmak istediğini söyledi.
Okula gelmeden önce hayalinin polislik olduğunu anlatan Yıldırım, burada aldığı eğitimlerden sonra fikrinin değiştiğini kaydetti.
]]>