CUMHURBAŞKANI Yardımcısı Cevdet Yılmaz, “Bütün üniversitelerimizi aynı gözle görmemek gerekir, diye inanıyorum. Bir misyon farklılaştırması bu anlamda önemli. Özellikle kalkınma fonksiyonu açısından misyon farklılaştırması” dedi.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, Ankara’da Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) Araştırma Merkezleri’nin açılış törenine katıldı. Yılmaz, 1983-1988 döneminde ODTÜ Kamu Yönetimi Bölümü’nde öğrenim gördüğünü belirterek, “ODTÜ’yü kazandım, hayatımda çok önemli bir dönüm noktası oldu. Birçok insanın hayatında eminim aynı şekilde bir dönüm noktası olmuştur ODTÜ’de aldıkları eğitim. Bu da bizi çok önemli bir kavrama götürüyor aslında; ‘Fırsat eşitliği’ dediğimiz kavrama. Ülkemiz, artık 100 yılık bir Cumhuriyet. Cumhuriyet’i çok farklı şekillerde tarif edebilirsiniz belki; ama bana göre en önemli özelliklerinden bir tanesi tüm toplumu kucaklayan, bunlara çeşitli fırsatlar sunan yönetim sistemi olması. Bu anlamda eğitim de bu sistemde çok ciddi bir role sahip. Sosyal bilimlerle uğraşanlar bilirler, ‘Sosyal mobilite’ dediğimiz bir kavram var; sosyal hareketlilik. Bu sosyal hareketliliğin olmasında toplumun her bölgesinden, her kesiminden insana fırsatlar sunulmasında eğitim sisteminin rolü çok büyük. Ben de hayatımdan bunu biliyorum. Dolayısıyla ODTÜ’nün öncülük yaptığı bu konunun her zaman gündemimizde olması gerektiğinin altını bir kez daha çizmek istiyorum” diye konuştu.
‘BİLGİLERİN MUTLAKA GERİ DÖNMESİ LAZIM’
Bir üniversitenin çevresini dönüştürememesi, içinde bulunduğu topluma katkı sunmaması durumunda, görevini tam anlamıyla yerine getirmediğini söyleyen Yılmaz, “Bu üniversiteler milletin üniversiteleri; milletimizin katkısıyla, emeğiyle oluşturulan üniversiteler. Mutlaka milletimize geri dönmesi lazım, bu üniversiteden elde edilen bilgilerin. Bu anlamda tarımdan sanayiye, savunma sanayisinden sağlığa, her alanda üniversitelerde birtakım çözümlerin üretilmesi, birtakım yeni teknolojilerin geliştirilmesi, ticarileştirilmesi, hayata geçirilmesi son derece kıymetli. Hele bugünkü dünyada artık bilgiyle rekabet oluyor. Ekonomiler, bilgi ekonomileri şeklinde organize oluyor. Üniversite sisteminiz güçlü değilse, güçlü bir ekonomik yapı oluşturup, bir refah üretmeniz de mümkün olmuyor. Bu anlamda da geçmişte YÖK (Yükseköğretim Kurulu) ile güzel çalışmalar yapmıştık doğrusu. Bütün üniversitelerimizi de aynı gözle görmemek gerekir diye inanıyorum ben. Bir misyon farklılaştırması bu anlamda önemli. Özellikle kalkınma fonksiyonu açısından, misyon farklılaştırması. Bingöl’deki üniversitemizin de kalkınma fonksiyonu var, ODTÜ’nün de var, başka üniversitelerimizin de var; ama her birinin kendi çevresi içinde anlamlı bir şekilde tarif etmemiz gerekiyor bunu” diye konuştu.
‘ÜNİVERSİTELERİN HEP YANINDA OLDUK’
Yılmaz, üniversiteye girişte fırsat eşitliğinden öğrencilerin barınma imkanlarına, bilim insanı desteklerinden burslara, yükseköğrenimi her yönden dönüştürme çabası içinde olduklarını ifade ederek, “Gerçekten çok ciddi kaynaklar ayırdık bu alana. Bu çerçevede Sayın Cumhurbaşkanımızın da sizlere selamlarını, başarı dileklerini iletmek istiyorum. Gerek yaptığımız birtakım reformlarla gerekse bütçeden ayırdığımız kaynaklarla üniversitelerin hep yanında olduk, bundan sonra da devam edeceğiz. Dünya çapında tanınmış programları, gelişen fakülteleri, yenilikçi araştırma merkezleriyle ODTÜ ülkemizin en saygın üniversitelerinden bir tanesidir. ODTÜ’nün güçlü araştırma altyapısı; öğrencilerin ve akademisyenlerin bilimsel çalışmalarını destekleyerek, geleceğin teknolojilerini geliştirmelerine imkan tanımaktadır. 10 bin araştırmacıdan bahsediyoruz. Bu, gerçekten müthiş bir rakam. Bu bakımdan ayrıca tebrik ediyorum. Times Higher Education 2024 Dünya Üniversiteleri Sıralaması’nda ilk 351-400 bandında yer alarak, Türkiye’deki devlet üniversiteleri arasında birinci sıraya yerleşmiş olmasını gönülden tebrik ediyoruz” dedi.
]]>ODTÜ yönetiminin geleneksel bahar şenliğinin kampüsteki Devrim Stadyumu’nda yapılmasını yasaklanmasını ve şenliğin iki güne indirilmesini protesto eden öğrencilere soruşturma açması üzerine, CHP Genel Başkan Yardımcısı Suat Özçağdaş ve Gökçe Gökçen, PM üyesi Sevgi Kılıç ve milletvekillerinden oluşan CHP heyeti ODTÜ’ye gitti.
Ankara Milletvekili Okan Konuralp, Sakarya Milletvekili Ayça Taşkent, İstanbul Milletvekili Fethi Açıkel, Antalya Milletvikili Aliye Coşar, Isparta Milletvekili Yalım Halıcı, İstanbul Milletvekil Ali Gökçek, Çorum Milletvekili Mehmet Tahtasız, Ankara Milletvekili Tekin Bingöl, Ankara Milletvekili Aliye Timisi Ersever, Ankara Milletvekili Aylin Yaman, Kocaeli Milletvekili Mühip Kanko ve Muğla Milletvekili Gizem Özcan’ın yer aldığı CHP heyeti, şenliklerin yasaklandığı Devrim Stadyumu’na geldi.
Burada basın açıklaması yapan CHP Genel Başkan Yardımcısı Suat Özçağdaş, şöyle konuştu:
“Bugün burada 35. ODTÜ Bahar Şenliği’nin gerçekleşmesine ODTÜ Rektörlüğü’nün izin vermemesi üzerine öğrencilerin protesto eylemleri ve sonrasında soruşturma açılmasıyla ilgili olarak hem öğrencilerle dayanışma göstermek hem de basına CHP olarak üniversitelerimizde özgürlük alanlarının kısıtlanmasına dair tepkimizi göstermek için bulunuyoruz. 35. kez yapılması planlanan ODTÜ Bahar Şenliği, Devrim Stadı’nı da içine alan, ODTÜ’nün geleneklerinden biridir. Devrim Yürüyüşü de 1993 yılından beri şenliğin bir parçası haline gelmiştir. Bir ODTÜ mezunu olarak bugün burada olmaktan hem mutluluk hem de üzüntü duymaktayım. Sadece ODTÜ’ye ve ODTÜ’lülere değil Ankara’daki tüm üniversitelilere, Ankara halkına bir armağan olan ODTÜ Bahar Şenliği’nin son yıllarda yaptırılmaması çabası bizler için hayret vericidir. ODTÜ gibi köklü ve nitelikli üniversiteler gelenekleri ile yaşarlar. Yalnızca bir bilgi kurumu değil, aynı zamanda yaşayan bir toplum olarak da varlıklarını sürdürürler.
“Şenlikler ODTÜ geleneğinin önemli bir parçası”
“ODTÜ geleneğinin önemli bir parçası olan bahar şenliklerinin, son yıllarda yapılıp yapılmayacağı sürekli tartışılan bir etkinlik haline geldiğini” vurgulayan Özçağdaş, şöyle devam etti:
“2016’da göreve atanan Sayın Rektör Verşan Kök, 2019’da 33. Bahar Şenliği’ni; ‘Üniversitemizin mevcut teknik ve idari olanaklarıyla gerçekleştirilmesi mümkün olmadığından’ diyerek iptal etmiştir. Bunun üzerine öğrenciler ‘Olanak yoksa biz varız’ diyerek eyleme başlamış ve ülkedeki birçok sanatçı ODTÜ’ye destek olacaklarını belirtmiş, birçok sendika ve kurum ekipman desteği sağlamış ve sonuçta 33. Bahar Şenliği gerçekleştirilmişti. 2023 yılında yapılması planlanan Bahar Şenliği, ki 35. olacaktı, deprem sebebiyle ertelendi. Üniversitelilerle görüşmelerden sonra takip eden güz döneminde yapılacağı ve gelirlerin deprem bölgesine bağışlanacağı belirtilen şenlik, maalesef yapılmadı. Üniversitelilerin tüm girişimleri sonuçsuz kaldı.
Bu yıl ise Rektörlük öğrencilerle görüşmeden şenliklerde Devrim Stadyumu’nun olmayacağını bir e-posta ile duyurdu. Öne sürülen bahaneler ise bu sefer, temizlik ve güvenlik oldu. Rektörle görüşme talebiyle 18 Nisan’da binlerce öğrenci Rektörlük önüne yürüdü ve Rektörlük önünde taleplerini dile getirdiler. Sonuç alınamadığı için 24 Nisan’da bir yürüyüş daha yapıldı. ‘Rektörlük bizimle görüşene kadar buradayız’ diyen öğrenciler 5 Mayıs’a kadar rektörlük önünde kamp kurdu. Kamp esnasında CHP milletvekillerimiz, Çankaya Belediye Başkanı’mız, CHP örgütlerimiz ve diğer siyasi partilerin temsilcileri alanı ziyaret ederek öğrencilerin yanında olduğunu gösterdi. Bu esnada Rektörlük öğrencilerin kullanmaması için 7/24 açık bulunan çalışma salonlarını kapattı, kütüphanenin elektriğini kesti. 25 Nisan’da Çankaya Belediye Başkanı’mız Hüseyin Can Güner Sayın Rektör’le görüştü ve Rektörlüğün öne sürdüğü kaygıları Belediye olarak karşılayacaklarını belirtti ama sonuç alınamadı.
Eylem sürecinde öğrenciler kendi imkanlarıyla Rektörlük önünde konserler düzenledi. 4 Mayıs’ta mezunlarla beraber Rektörlük önünde bir yürüyüş yapıldı. 5 Mayıs’ta üniversiteliler sonuç alınamayacağını farkedince kamp sürecini sonlandırdı ve kendi şenliklerini düzenlemek için çalışmalara başladı. 13 Mayıs’ta öğrencilere disiplin soruşturması açıldığı bildirildi. 18 Nisan Yürüyüşü için bir haftadan bir aya kadar uzaklaştırma, kamp süreci için yapılan eylem işgal olarak tanımlanıp bir dönem uzaklaştırma cezası olduğu vurgulanarak öğrenciler disipline sevkedildi. Bazı üniversitelilerin aileleri Ankara Emniyeti’nden olduğunu ifade eden kişilerce arandı ve baskı kurulmaya çalışıldı.”
“Gelenek haline gelmiş bahar şenliğini yaptırmamak eğitim öğretimi engellemek değil mi?”
Suat Özçağdaş, “Bahar Şenliği’ne her yıl başka bir kulp bulan, şenliği yaptırmamak için direten Rektörlüğün öğrencileri disipline gönderme gerekçesi ‘eğitim öğretimi engelleme’ymiş. Buradan soruyoruz; yıllardır yapılan, bir gelenek haline gelmiş bahar şenliğini yaptırmamak eğitim öğretimi engellemek değil mi? Yoksa Rektörlüğe göre üniversite, sadece ders yapılan, dört duvarı olan bir okul mu? Üniversitelileri günlerdir muhatap almamak ve onları burada bekletmek eğitim öğretimi engellemek değil mi? Soruşturma için üniversitelileri sınav haftasında, tüm gün kapıda bekletmek eğitim öğretimi engellemek değil mi? Çalışma salonu ve kütüphaneleri kapatmak eğitim öğretimi engellemek değil mi?” sorularını yöneltti.
Asıl sebebin temizlik ve güvenlik olmadığını bildiklerini vurgulayan Özçağdaş, “Çankaya Belediye Başkanı’mız Hüseyin Can Güner Belediye olarak temizlik ve güvenliği sağlayacağını bizzat Sayın Rektöre iletti fakat sonuç değişmedi. Sadece buradan da anlıyoruz ki amaç temizlik de güvenlik de değil, amaç ODTÜ’nün geleneklerine, kültürüne, Devrim’e ve şenliğine yönelik bir tutumdur.” şeklinde konuştu.
“Bir üniversite öğrencisinin anayasal hakkını kullanması, eğitim öğretimi engellemek olarak nasıl görülebilir?”
Üniversitelerin, bilginin ve bilimin üretildiği, düşüncenin ve bilimsel özgürlüğün hakim olduğu, öğrencilerin sorgulayıcı, eleştirel ve yaratıcı fikirler ortaya çıkarması beklenen evrensel değerlere sahip yapılar olduğunu anlatan Özçağdaş, şunları kaydetti:
“Günümüzde tüm dünyada üniversitelerin temel misyonları, eğitim, araştırma ve topluma katkı sağlamaktır. Üniversiteler bir yandan kamu kaynağı kullanır bir yandan da kamuya fayda üretirler. Bu bağlamda Orta Doğu Teknik Üniversitesi kurulduğu 1956’dan itibaren kurumsal yapısıyla, kültürü ve geleneğiyle, akademisyenlerinin, öğrencilerinin ve mezunlarının niteliği ile Türkiye’ye bilgi, bilim, sanat, teknoloji olarak çok önemli katkılar sağlayan değerli bir üniversitemizdir. Oldukça rekabetçi bir yükseköğretime giriş sisteminde Türkiye’deki çoğu ailenin ve gencin en büyük hayali ve hedefi ODTÜ’de öğrenci olmaktır. Ben de ODTÜ öğrencisi olmaktan çok büyük bir gurur duyarak bu kampüste öğrencilik yaptım, UGT ile şenlik düzenleme komitesinde yer aldım. Geçmişte de Bahar Şenlikleri ve diğer bazı etkinliklerde yönetim ve üniversite bileşenleri arasında görüş ayrılıkları oldu. Bu nedenle yapılan gösteriler, yürüyüşler, protestolar oldu. Ancak anayasal hakların kullanılması olan bu etkinlikler sonrasında öğrencileri cezalandırmayı düşünmek, uzaklaştırma cezası vermek, hatta aklından geçirmek bile düşünülmedi. Bir kamu yöneticisi, ister Rektör olsun ister Bakan olsun, kararlarını alırken iki saik üzerinden hareket etmelidir; hukukun üstünlüğü ve kamu yararı bir üniversite öğrencisinin, anayasal hakkını kullanması, eğitim öğretimi engellemek olarak nasıl görülebilir? Bir üniversite öğrencisini, bir yönetim kararına katılmadığı için eğitim hayatından uzaklaştırmanın neresinde kamu yararı vardır?”
CHP Genel Başkan Yardımcısı Özçağdaş, üniversitelilerin düşünce ve ifade özgürlüğünün, üniversite ortamında düşüncelerini serbestçe ifade edebilmelerinin ve kişisel bilgilerinin gizliliğinin korunmasının, özgür ve güvenli bir eğitim ortamı için vazgeçilmez olduğunu vurgulayarak, şöyle devam etti:
“Üniversite öğrencilerinin Anayasal hakları olan yürüyüş, protesto ve görüşlerini açıklama haklarını savunuyoruz. CHP olarak üniversitelilerin eşit, özgür ve katılımcı bir üniversite hayatı geçirmeleri, hem ODTÜ’nün gelenekleri bakımından hem üniversitelerin olmazsa olmaz değerleri bakımından çok önemlidir. ODTÜ Rektörü sayın Verşan Kök’ü ve yönetimini öğrencilerin haklarına saygı duymaya, öğrencilerin akademik, sosyal, kültürel, ekonomik ve kariyer bakımından desteklenmesi için çaba harcamaya, ODTÜ’nün dünya markası olan yapısını tahrip etmemeye davet ediyoruz.”
Özçağdaş öğrencilere de “Sevgili üniversiteliler, günlerdir, haftalardır, ODTÜ’nün geleneklerine ve geleceğine sahip çıktığınız için sizlerle gurur duyuyoruz. Cumhuriyet Halk Partisi olarak günlerdir devam eden bu mücadelenizi selamlıyoruz. İlk günden bu yana belediyelerimizle, il ve ilçe örgütlerimizle, milletvekillerimizle yanınızdaydık, bugün de buradayız, olmaya da devam edeceğiz. ODTÜ yönetimine de üniversiteyi üniversite yapan değerlere sahip çıkmaları konusunda görevlerini hatırlatmaya devam edeceğiz. Hepinize burada olduğunuz için teşekkür ederiz.” diye seslendi.
“Talebimiz ODTÜ yönetiminin bu haksız hukuksuz davranışından vazgeçmesi”
]]>
(ANKARA) – ODTÜ Rektörü Verşan Kök’ün Bahar Şenliği’nin güvenlik ve temizlik endişeleri nedeniyle Devrim Stadyumu’nda düzenlenmesine izin vermemesinin ardından başlatılan rektörlük önündeki nöbet devam ediyor. ODTÜ öğrencileri, süreç boyunca okula alınmayan mezunlar, milletvekili ve akademisyenlerin de desteğiyle A4 kapısında buluşarak “Devrimci ODTÜ Devrim’de şenlik” sloganıyla taleplerini tekrarladı.
ODTÜ mezunları, “Devrimci ODTÜ, devrimde şenlik”, “Kayyumlar gidecek biz kalacağız” sloganları eşliğinde ODTÜ Mezunları Derneği’nden yürüyüşe başladı. A4 kapısından giren ODTÜ Mezunları Derneği üyeleri ve milletvekilleri, öğrencilerin alkışları eşliğinde karşılandı.
CHP Genel Başkan Yardımcısı Aylin Nazlıaka, CHP Ankara Mileltvekilleri Okan Konuralp, Aliye Timisi Ersever, DEM Parti Iğdır Milletvekili Yilmaz Hun ve DEM Parti Bingöl Mileltvekili Ömer Faruk Hülakü yürüyüşe katılan siyasetçiler arasında yer aldı.
“TAHAMMÜLÜMÜZÜN KALMADIĞINI GÖSTERMEK İÇİN NÖBET BAŞLATTIK”
Yürüyüş korteji Devrim Stadyumu önüne geldiklerinde stat içerisindekilere “Gel, gel yürüyüşe gel” sloganları attı. Yürüyüş kortejindeki öğrenciler daha sonra rektörlük önünde kurulan çadırların olduğu alana yürüdü. Rektörlük önünde yapılan basın açıklamasında: “Tüm okul bileşenleriyle birlikte, Devrim’den vazgeçmiyoruz demek için buradayız. Atanmış rektörün, yıllardır bizlere dayattığı baskı ve yasakların bir yenisine daha tahammülümüzün kalmadığını göstermek için rektörlük önünde bir nöbet süreci başlattık” ifadelerine yer verildi.
“REKTÖRLÜK ÖNÜNDEKİ HER BİR MERMER NASIL BİZİMSE, ŞENLİK DE, DEVRİM DE BİZİMDİR”
ODTÜ öğrencisi Ekin Pusak tarafından okunan basın açıklamasında şunlar kaydedildi: Tüm Türkiye’den bu kadar fazla destek alırken, bir tek ODTÜ’nün atanmış rektörü kendi öğrencisinin yanında duramadı. Bizim direnişimiz bile şenlikken, nöbetimizde sabah 5’te uyanıp çöplerimizi toplarken, rektörlük ekosistemin zarar görmemesi için şenlikte Devrim Stadyumunun olmayacağına dair bir mail daha attı. Sayın rektörlük, zaten bizim olan Devrim Stadyumunu sizlerle uzlaşarak şenlikte bulundurmak için size yaklaşık 250 saat tanıdık. Fakat biz artık size sormuyoruz, günlerdir nöbet tuttuğumuz rektörlük önündeki her bir mermer nasıl bizimse, şenlik de devrim de bizimdir, ODTÜ öğrencilerinindir, ODTÜ mezunlarınındır. ODTÜ öğrencileri olarak bize ait olanı hep sahipleneceğiz. Bizi tanımamakta ısrarcı olan Rektörlüğü, şimdi de biz tanımıyoruz.”
“BU ÜNİVERSİTE NİCE VERŞAN’LARI GÖRDÜ”
Rektörlük önünde yapılan basın açıklamasında söz alana ODTÜ Mezunları Derneği Başkanı Baki Arslan, “Bizler buraya gelmekten yorulmadık. ‘Gelemezsin, giremezsin’ dediler. Ama biz her zaman buraya gireceğiz. Çünkü ODTÜ bizim. Bu üniversite nice Verşan’ları gördü. Ama böylesine yüce bir makamı işgal eden bir kayyum, atanmış rektörü ilk defa görüyor. Mezunların, öğrencilerle buluşmasını her fırsatta engellemeye çalışıyorlar. ODTÜ mücadelesini ve geleneklerini, Verşan Kök gibi makam işgal eden insanlar hiçbir zaman durduramadı, durduramayacak. Burada hep birlikte bu mücadeleyi büyütmeye ve yükseltmeye, sevgili öğrenci arkadaşlarımın dediği gibi; bu sadece fragman. Bu sadece küçük bir prova. Asıl şenliği Devrim’de hep birlikte yapacağız” diye konuştu.
“GELENEKLERİYLE BERABER ÜLKELER VE KURUMLAR ÖZGÜRLEŞİR”
ODTÜ Rektörlüğü tarafından uygulanan şenlik yasağını ANKA Haber Ajansı’na değerlendiren CHP Ankara Milletvekili Okan Konuralp, Devrim Stadyumu’nun ve ODTÜ’nün belleğine dikkati çekerek şunları söyledi:
“34 yıldır bahar şenliğinin ana sahnesi ODTÜ Stadyumu’na kurulur. Kurumların gelenekleriyle oynamamak lazım. Kurumlar, gelenekleriyle beraber büyürler ve daha da güçlenirler. ODTÜ Devrim Stadyumu, bahar şenliği ve ana sahnenin ODTÜ Devrim Stadyumu’nda olması, ODTÜ’nün ve Türkiye’deki yükseköğrenim kurumunun en önemli geleneklerinden biri. Bu geleneklerle uğraşılmamasının gerektiğini bilen en iyi isimlerden biri de rektör. Fakat bu rektör, sudan bahanelerle ODTÜ Stadyumu’nu şenliğin ana sahnesini olmaktan çıkardı. Umarım bu sorun çözülür. Yeniden stadyum bahar şenliğinin ana sahnesi olarak öğrencilerin keyifle kutlayacağı bir şenliğe dönüşür. Geleneklerle beraber ülkeler ve kurumlar özgürleşir ve demokratikleşir. ODTÜ öğrencileri demokratik bir şekilde stadyumu geri almaya çalışıyorlar.”
“MAİL ATMAYI BİLE ÇOK GÖRENLERİ, BİZ DE YOK SAYIYORUZ”
Yeşim isimli bir üniversite öğrencisi ise “10 gündür buradayız. Dersimizi burada çalışıyoruz. Yemeğimizi burada yiyoruz. Aslında burada okuldaki sıra arkadaşlarımızla ne yapabilirizi konuşuyoruz. Bunun sebebi, kayyum zihniyetli rektörümüzün bize koyduğu baskılar, yasaklar ve antidemokratik tutum aslında. Üniversite bileşenlerden oluşan bir yapıdır ve üniversitenin en önemli bileşeni de biz öğrencileriz. Bugün görüyoruz ki rektörlük aslında bileşen olan hiçbir üniversite öğrencisini dikkate almadan kendi zihniyetiyle bir karar vermeye çalışıyor. Bize mail atmayı bile çok görerek yok sayanları biz de yok sayıyoruz” ifadelerini kullandı.
“DEVRİM’İ ALANA KADAR MÜCADELEMİZ SÜRECEK”
Rektörlük önünde devam eden protestolara katılan ODTÜ öğrencisi Ömer Faruk Altan, ” Bu şenlik neredeyse 35-40 yıldır yapılıyor. Bu şenlik artık ODTÜ’nün geleneği olmuş bir şenlik. On gündür buradayız. Şenliği, Devrim’e almak için. Rektörlük hiçbir cevap vermiyor. Kapı duvar gibi olmuş. Mücadelemizi Devrim’i alana kadar sürdüreceğiz” dedi.
“BASKI VE SİNDİRME ÇABALARINA KARŞI HEP BERABER BURADAYIZ”
Rektörlük önünde sürdürülen protestolara destek veren bir başka öğrenci Mete ise şöyle konuştu: “Talep çok absürt bir talep değil. Ekstra farklı bir şey istemiyoruz. Yıllardır süre gelen kültür. Arkadaşlarımızla burada yatıp kalkıyoruz. Tek bir amaç var. Bu kültür süre gelsin. ODTÜ geleneğini hep birlikte yaşatalım istiyoruz. Yukarıdan gelen baskı ve sindirme çabalarına karşı da hep beraber buradayız.”
“YANLIŞ BİR ŞEY İSTEDİĞİMİZİ DÜŞÜNMÜYORUM”
ODTÜ öğrencisi Cem Özmen ise eyleme destek veren öğrenci sayısının her geçen gün arttığını ifade ederek, “İsteğimiz belli ve net. Yanlış bir şey istediğimizi de düşünmüyorum. Kendi okulumuzda ve stadyumumuzda şenliğimizi yapmak istiyoruz. Rektörün endişelerine karşı önlemler alındı ama yine vazgeçmiyor. Biz de vazgeçene kadar buradayız” ifadelerini kullandı.
“BURASI YÖNETİME AİT DEĞİL”
Makine Mühendisliği bölümünde okuyan bir öğrenci ise “Öğrencilerin elindeki alanları almak istiyorlar. Geçmişte çeşitli etkinlikler yapmak istediler. Bizim öğrenciler olarak sahip olduğumuz alanları istemiyorlar. Spor ve kültürel topluluklar için de bu geçerli. Bizim bir şeyler yapmamızdan ve söylememizden rahatsızlar. Anayasa Mahkemesi’nin kararını arkamıza aldık. Buranın bize ait olduğunu biliyoruz. Burası yönetime ait değil. Onlar bizim için var” diye konuştu.
]]>CHP’nin, Türkiye’deki üniversitelerde yaşanan antidemokratik yönetim süreçlerinin üniversitelerin iç işleyişine, öğrencilerin haklarına, eğitim kalitesine ve üniversitelerin özerkliğine etkilerini belirlemek ve çözüm önerileri sunmak amacıyla verdiği Meclis araştırma önergesinin diğer önerilerin önüne alınması önerisi TBMM Genel Kurulu’nda görüşüldü. Önerinin gerekçesini açıklayan CHP Ankara Milletvekili Okan Konuralp şunları kaydetti:
“KENDİ 28 ŞUBATINIZI, KENDİ ZULMÜNÜZÜ YARATTINIZ”
“ODTÜ’lüler herkesin herkese öğretecek bir şeyi olduğuna duydukları inancın ifadesi olarak birbirlerine ‘Hocam’ hitabıyla seslenir. Ancak ‘Hocam’ hitabı bizlere, ‘Tüm fikirlere, düşüncelere, yaşam tarzlarına, etnik, mezhepsel, inançsal ve cinsel kimliklere saygılı olmanın; farklılıklarla birlikte yaşamanın önemini de anımsatır. Sinan Cemgil’den miras ‘Hocam’ hitabında çoğulculuk; insan hakları ve demokrasiye, bilime, kendisi gibi düşünmeyenlere saygı gösterme ilkesine bağlılık vardır.
Şimdi ODTÜ öğrencileri, yani hocalarımız yaklaşık 10 gündür başta ODTÜ’nün kayyumlaşmış rektörüne ve tüm Türkiye’ye ders niteliğinde bir hak mücadelesi örneği veriyor. Çünkü rektörlük güvenlik ve çevre sorunları gerekçesiyle, yaklaşık 35 yıllık ODTÜ Bahar Şenliği’nin süresini kısaltma, Devrim Stadyumu’nu öğrencilere yasaklama kararı aldı. Öğrenciler de rektörlük kararına karşı anayasal haklarını barışçıl bir şekilde kullanıyorlar. İstedikleri özetle şudur: ‘Bahar Şenliği ve Devrim Stadyumu’nun şenliğin ana sahnesine evsahipliği yapması ODTÜ’nün tarihsel ruhunu yansıtmaktadır. Dolayısıyla gerekli önlemler alınmalı, sağlanacak işbirliğiyle şenlik ile stadyum birbirinden kopartılmamalıdır.’ Çankaya Belediyemiz, kimi endişeleri de ortadan kaldıracak bir diyalog süreci başlatmışken, rektörlük öğrencilerin taleplerine ilişkin olumlu bir adım atmıyor. ODTÜ’de yaşanan bir özgürlük sorunudur. Siyasi rektör atamalarıyla; ODTÜ ve Boğaziçi Üniversitesi’nin de aralarında olduğu bazı üniversitelerin, akademik ruhu, kimliği, birikimi yok edilmek isteniyor. Üniversiteler, insan haklarını, kadın- erkek eşitliğini, hukukun üstünlüğünü, bilimi savunması gereken kurumlar olarak öne çıkmalıdır, siz bunları tamamen ortadan kaldırdınız, yetmiyor daha fazlasını istiyorsunuz. Bir nevi kendi 28 Şubatınızı, kendi zulmünüzü yarattınız.
“ODTÜ BAHAR ŞENLİĞİ VE MÜLKİYE İNEK BAYRAMI ÖZGÜRLEŞSİN, TAKSİM EMEKÇİLERE AÇILSIN”
ODTÜ, Boğaziçi, Ankara Üniversitesi gibi üniversiteler; insana, doğaya ve demokrasiye sahip çıkmaya devam edecek; bilimsel araştırmalarıyla Türkiye’nin yüz akı olmaya devam edecektir. ODTÜ rektörünün yasak gerekçeleri, mevcut siyasi iktidara yönelik de bir girişimdir; görmüyorsunuz. Rektör, yasak kararıyla, ‘AK Parti iktidarı ülkeyi öyle bir noktaya getirdi ki 34 yıldır sağlanan şenlik güvenliğini ve kampüs temizliğini bu yıl sağlayamam’ diyor; farkında değilsiniz. ODTÜ Bahar Şenliği kapsamında Devrim Stadyumu yasaklanıyor. Mülkiye’nin yaklaşık 80 yıllık ‘İnek Bayramı’ yasaklanıyor. Taksim Meydanı 1 Mayıs kutlamalarına kapatılıyor. Yasak kararlarını ‘Güvenlik, toplumun milli ve manevi değerlerine aykırılık’ gibi gerekçelerin arkasına sığınarak alıyorsunuz. ODTÜ Bahar Şenliği ve Mülkiye İnek Bayramı öğrencilerin isteklerine ve geleneklere uygun şekilde özgürleşsin, Taksim Meydanı işçilere emekçilere açılsın.”
CHP’nin grup önerisi üzerine söz alan Saadet Partisi Samsun Milletvekili Mehmet Karaman da şunları dile getirdi:
“ÜNİVERSİTELER KİMSENİN GÜÇ GÖSTERİSİ İÇİN BİR SAHNE DEĞİLDİR”
“Üniversiteler bilginin merkezi, özgür düşüncenin kalesidir. Ne yazık ki son yıllarda üniversitelerimiz iktidarın baskıcı politikaları altında ciddi engellerle karşılaşmaktadır. İktidarın keyfi atamaları, ifade özgürlüğünün kısıtlanması baskıcı politikalarının enstrümanlarından sadece bazılarıdır. Sorgulama, düşünme, konuşma üniversitelerde özgürce yapılmayacak da nerede yapılacak? Üniversiteler kimsenin güç gösterisi için bir sahne değildir.”
İYİ Parti Grubu adına söz alan Edirne Milletvekili Mehmet Akalın da şöyle konuştu:
“ATAMALARIN LİYAKAT ESASINA DAYALI YAPILMASI BÜYÜK ÖNEM TAŞIMAKTA”
“Ülkemizde her alanda yaygınlaşan kayırmacılık üniversitelerde de endişe verici boyutlara uzanmıştır. Üniversitelerde otorite diye bahsedilen olgunun faşizmi çağrıştıran siyasal bir rejim olduğunu gözler önüne sermektedir. Üniversitelerde ideolojik yaklaşım ve nepotizm bilimin önüne geçmekte. Dünyadaki en iyi 500 üniversite sıralamsında Türkiye’den yer alan üniversite sayısı yok denecek kadar azdır. Rektör ve diğer yönetici atamalarının siyasi ve sadakat esasından uzak liyakat esasına dayalı yapılması büyük önem taşımaktadır.”
DEM Parti Grubu adına söz alan İstanbul Milletvekili Özgül Saki de şunları kaydetti:
“BELLİ ÜNİVERSİTELERE KARŞI AKP’NİN SALDIR POLİTKASI İZLEDİĞİNİ DÜŞÜNÜYORUZ”
“Çok kapsamlı sorunları var üniversitelerin. Akademik, demokratik, özerk olmayan üniversite üniversite olamaz. Üniversiteler rektörlerin değil öğrencilerindir. Demokratik üniversiteye ilk darbe YÖK’ün kuruluşuyla oldu, YÖK’ün derhal kaldırılması lazım. Kayyum rektör dönemine girdi uzun süredir üniversiteler. Belli üniversitelere karşı AKP’nin saldırı politkası izlediğini düşünüyoruz. Üniversitelerden ellerinizi çekin. Barış İçin Akademisyenlerin haklarını geri verin.”
CHP Grubu’nun önerisi AKP ve MHP milletvekillerinin oylarıyla reddedildi.
]]>(ANKARA) – Çankaya Belediye Başkanı Hüseyin Can Güner, ODTÜ Rektörlüğü’nün Bahar Şenliği’ni 2 güne indirmesine ve Devrim Stadyumu’nun şenlik için kullanımının yasaklamasına tepki gösteren öğrencilerin istek ve taleplerini iletmek için ODTÜ rektörü Mustafa Verşan Kök ile görüştü. Güner görüşmenin ardından Rektörlük önünde bekleyen öğrencilere, görüşmede Rektörlüğün hassasiyetleri ile ilgili kendilerinin verebilecekleri destek ve önerileri ifade ettiğini belirterek, bu doğrultuda olumlu bir adım atılmasını beklediklerini söyledi.
Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) Rektörlüğü’nün kararıyla üniversitede bahar şenliğinin 2 güne indirilerek güvenlik ve temizlik gerekçeleriyle Devrim Stadyumu’nun programdan çıkarılmasına tepkiler sürüyor.
Çankaya Belediye Başkanı Hüseyin Can Güner, öğrencilerin taleplerini iletmek için ODTÜ Rektörü Prof. Dr. Mustafa Verşan Kök ile Rektörlük binasında görüştü. Görüşme sırasında rektörlük önünde bekleyen öğrenciler, “Şenlik ODTÜ’nün, ODTÜ bizimdir”, “Direne direne kazanacağız”, “Verşan Kök ODTÜ’ye rektör olamaz”, “Üniversiteler bizimdir, bizimle özgürleşecek” ve “Kayyumlar gidecek, biz kalacağız” sloganları attı.
“GÜVENLİK ENDİŞESİ VE TEMİZLİK HASSASİYETİ VAR”
Yaklaşık 1,5 saatlik görüşmenin ardından Hüseyin Can Güner, Rektörlük önünde bekleyen öğrenci grubuna şu açıklamayı yaptı:
“Dün geldiğimizde de daha önce topluluk temsilcilerimizle yaptığımız görüşmede de arkadaşlarımızın talepleri konusunda ve Rektörlüğümüzün statla ilgili, özellikle endişeleri ve sunduğu gerekçeler konusunda bizim sunabileceğimiz katkıyı paylaşmak istediğimizi, burada yapıcı bir tutum içerisinde olacağımızı, katkı sunacağımızı bununla ilgili olarak yönetimle de görüşeceğimizi ifade etmiştik. Bugün de yine aynı hassasiyetle sabah saatlerinde Rektör Bey’den randevu talebinde bulunduk, sağ olsun kendisi de programı dahilinde olanak yaratarak bizi kabul etti. Ben öncelikle misafirperverliği için de kendisine teşekkür ediyorum.
Burada özellikle şenliğin Devrim Stadyumu’ndaki kısmıyla ilgili endişeler, güvenliğin sağlanması, dışardan gelecek kişilerin engellenmesiyle ilgili bir beklenti olduğu anlaşılıyor. İkinci olarak da temizlik konusunda ikincil planda kalmakla beraber, temizlik konusunda bir hassasiyet olduğu da anlaşılıyor.”
“BELEDİYELERİMİZİN GEREKLİ KATKIYI SUNACAKLARINI İFADE ETTİM”
Görüşmede, kendi önerilerini ifade ettiklerini aktaran Güner, şöyle devam etti:
“Ben burada Sayın Rektörümüze ve çalışma arkadaşlarına Genel Başkanımızın da talimatıyla Ankara’daki 16 belediyemizin ve büyükşehir belediyemizin dahil olmak üzere tamamının hep güvenlik konusunda gereken katkıyı sunacağını, talepler halinde görevlendirme yapılabileceğini ayrıca kamu kurumlarının da bu konuda aslında yine görevlendirme yapabileceğini ve güvenliğin bu şenliğin alışılmış şekliyle, gelenekselleşmiş haliyle yapılmasına bir engel olmayacağını kendim üslubum dahilinde ifade ettim.
Aynı şekilde temizlik konusunda da bizim çalışma arkadaşlarımızın bende dahil olmak üzere hep beraber gelip öğrenci arkadaşlarımızla birlikte gerekirse temizliği sağlama orayı pırıl pırıl yapma konusunda çaba sarf edeceğimizi, buna benim de gelip katkı sunacağımı, şahsen tüm arkadaşlarımızın hatta milletvekillerimizin gerekirse burada olacağımızı ifade ettim.
Dolayısıyla ODTÜ’nün bahar şenliklerinin alışılmış, gelenekselleşmiş haliyle yapılmasının mümkün olduğunu bunun gerçekleşmesi için bizim çaba sarf etmeye hazır olduğumuzu ifade ettim. Kendisinin hassasiyetleri devam etmekle birlikte süreç içerisinde görüşmeye ve bu konuda belki yol almaya açık olduğunu da gördüm. Bu konuda kararlarının elbette neticesi itibarıyla açıklayacaklardır. Rektörümüzün bizim sunduğumuz öneriler ve çabalar doğrultusunda yapıcı şekilde bu konunun aşılması, ODTÜ’nün bahar şenliklerinin Devrim Stadyumu’nda gerçekleşmesiyle ilgili olumlu bir adım atacaklarını umut ediyorum. Umuyorum ki Rektörlüğümüz de sizlerin sesine kulak verecektir.”
]]>EMEP Milletvekili Sevda Karaca, CHP Milletvekili Okan Konuralp, DEM Parti Milletvekili Sevilay Çelenk ve TİP Milletvekili Ahmet Şık, ODTÜ’de Bahar Şenliklerinin yasaklanmasına karşı eylem yapan öğrencilerle Meclis’te ortak basın açıklaması yaparak destek verdi. Öğrenciler adına konuşan Mete Efe Akyüz, “ODTÜ öğrencileri olarak, irademiz rektörlük tarafından tanınana kadar mücadelemizi sürdüreceğimizi buradan bir kez daha beyan ediyoruz” dedi.
ODTÜ öğrencileri, Bahar Şenliklerinin yasaklanmasına karşı sürdürdükleri eylemlerini Meclis’e taşıdı. EMEP Milletvekili Sevda Karaca, CHP Milletvekili Okan Konuralp, DEM Parti Milletvekili Sevilay Çelenk ve TİP Milletvekili Ahmet Şık’la birlikte Meclis’te basın toplantısı yapan ODTÜ öğrencileri “Kazanana kadar yan yana mücadele etmeye devam edeceğiz” dedi.
KARACA: ODTÜ’DE YAŞANANLAR TÜM ÜNİVERSİTELERDEKİ DURUMU GÖSTERİYOR
EMEP’li Karaca, ODTÜ’nün köklü tarihinin yalnızca bilimsel başarısıyla değil, aynı zamanda devrimci geleneği ve öğrenci mücadelesiyle de yazılan bir tarih olduğunu vurguladı. Üniversiteleri adeta bir şirket gibi yönetmek, bilimsel alanları darphaneye, bilim insanlarını darphane memurlarına çevirmek için üniversitelerde başlatılan neoliberal dönüşümün, özellikle 2015 sonrasında farklı bir nitelik de kazandığını söyleyen Karaca, “Çoğu üniversitede değil topluluk, kulüp kurarak öğrencilerin bilimsel, akademik, sanatsal, kültürel, sportif etkinlikleri kendi özgüçleri ile yürütmesi, üç öğrencinin yan yana gelmesine bile tahammül edilemiyor” dedi. Karaca, ODTÜ’de son yıllarda baskıcı uygulamaların arttığına dikkat çekti.
KARACA: MEVZU YALNIZCA “ŞENLİK” DEĞİL
Karaca, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Geleneksel hale gelen üniversite Bahar Şenliklerini önce şirketlerin PR etkinliklerine dönüştüren, yavaş yavaş da ortadan kaldıran bu anlayış, 34 senedir büyük bir ısrarın ve emeğin ürünü olan ODTÜ Bahar Şenliklerine de gözünü dikmiş durumda. Bu yıl, ODTÜ Rektörlüğü Bahar Şenliği’nin düzenleyicisi olan Uluslararası Gençlik Topluluğu’ndan habersiz bir biçimde Bahar Şenliği’nin iki güne indirileceği ve Devrim Sahnesi’nin şenlik programında yer almayacağını ilan etti. Gerekçe ise: ‘Kampüsün ekosistemini, temizlik, güvenlik ve sürdürülebilirliğini korumak’… Bakın biz bu ifadelerin aynısını herhangi bir şirketin internet sitesindeki misyon ve vizyon sekmesinde görebiliriz. Üniversitelerin bir şirket, atanmış rektörlerin birer CEO olarak görüldüğü bu dönemde, bu ifadeler şaşırtıcı değil.
Bu yasakçı yönetimin, ‘Gençler bu sene eğlenmeyiversin’den öte daha sistematik bir politikaya hizmet ettiğinin altını çizmek isteriz. Geriye dönüp birkaç yıla bakacak olursak; birlikte vakit geçirilen alanlardaki bankların, sandalyelerin toplatılmasından, Devrim Stadyumu’nun akşam saatlerinde kilitlenmesine, amfilerin, sınıfların, fakültelerin ders saatleri dışında kullanıma kapanmasından, özellikle kadın yurtları olmak üzere giriş-çıkış denetimi ve yoklama-savunma baskısına, topluluk kapatmadan, topluluk olanaklarının kısıtlanması ve etkinliklerin engellenmesine, öğrencilere gerekçe dahi gösterilmeden gelen soruşturmalar, mevzunun yalnızca ‘eğlence’ olmadığını gösteriyor.”
ÖĞRENCİ AKYÜZ: İRADEMİZ TANINANA KADAR MÜCADELE EDECEĞİZ
ODTÜ’de Bahar Şenliği ve Devrim Stadyumu’na sahip çıkan 70’i aşkın bileşen adına konuşan Mehmet Efe Akyüz, 34 yıldır kampüste gerçekleştirilen Bahar Şenliği’nin Devrim Sahnesi’nde yapılmaması için bahanelerle karşı karşıya kaldıklarını, sorunun çözümü için rektörlükle görüşme taleplerinin olumlu karşılanmadığını söyledi. Akyüz, “Biz ODTÜ’lüler olarak ‘Devrim’siz şenliğin düşünülemeyeceğini ve şenliğin 35 senedir olduğu gibi bu sene de tüm unsurlarıyla yapılması gerektiğini rektörlüğe ilettik. ODTÜ öğrencileri olarak, irademiz rektörlük tarafından tanınana kadar mücadelemizi sürdüreceğimizi buradan bir kez daha beyan ediyoruz” dedi.
KONURALP: TAKSİM’İ 1 MAYIS’A KAPATANLARIN ANLAYIŞI ODTÜ’DE
CHP Milletvekili Okan Konuralp, Devrim Stadyumu’nun bu ismi almasının tarihini hatırlatarak şunları söyledi:
“Hüseyin Aslan, Yusuf İnan, Taylan Özgür ve Alpaslan Özdoğan,Mustafa Yalçıner ve Mete Ertekin tarafından ODTÜ’deki stadyuma devrimci kişiliği nakşedilmiştir. 36 yıldır ODTÜ Bahar Şenlikleriyle de anılmaktadır. Nasıl ki Taksim 1 Mayıs ile yeniden gündemimize gelmişse, Taksim’de simgeleşen emek hareketinin, mücadele birikiminin tarihsel dönemeci olmuşsa, ODTÜ Devrim Stadyumu da 40 yıllık mücadelenin mekanlarından olmuştur. İlgili merciler nasıl ki Taksim’i yasaklama girişiminde bulunuyorsa, ODTÜ Rektörlüğü de aynı tutumu gösteriyor. Aynı anlayış ODTÜ’de sürüyor. Umarım rektörlük bu kararından döner, biz elimizden gelen her türlü desteği öğrencilere vereceğiz. ODTÜ Stadyumu yine yeniden ODTÜ’nün tarihsel birikimine uygun olarak, bu sene baharı karşılayacak öğrencilerin stadyumuna dönüşür.”
]]>
Ülkede yürütülecek en kapsamlı “vatandaş bilimi” projesi niteliğindeki “Denizlerimizin Genç Kaşifleri” ile öğrenciler ve yakınları, bayram tatili için bulundukları kıyı illerinde özel üretilmiş cihazlarla denizlerden örnekler toplamaya başladı.
Gönüllülerle yürütülen deneyle gemiyle aylar sürecek seyrüsefere gerek kalmayacak, 250 bin litre yakıt tasarrufu sağlanacak ve 650 ton karbondioksite karşılık gelen karbon ayak izinin de önüne geçilmiş olacak.
ODTÜ Rektörü Prof. Dr. Mustafa Verşan Kök, AA muhabirine, üniversite olarak bilim, teknoloji, topluma hizmet ve eğitimdeki başarılarla ülkeye ve dünyaya katkı sağlamak üzere çalışmalarını yürüttüklerini belirterek, “Bu kapsamda gerçekleştirdiğimiz ve ülkenin deniz kenarındaki illerinde, öğrencilerimiz, mezunlarımız ve vatandaşlarımızın katılacağı deneyimizin sonuçlarını 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’nda toplumumuzla paylaşacağız.” dedi.
Tüm gönüllülerin imzasıyla bilimsel bir makale yazılacak
ODTÜ Rektör Danışmanı ve Proje Koordinatörü Prof. Dr. Eren Kalay ise ODTÜ Bilim İletişimi Ofisi öncülüğünde, Deniz Bilimleri Enstitüsü (DBE) ile Tasarım Fabrikası destekleriyle “Denizlerimizin Genç Kaşifleri” projesinin ülkenin kıyı illerinde dün itibarıyla başlatıldığını duyurdu.
Proje kapsamında, ODTÜ öğrencileri, mezunları ile ailelerinden oluşan katılımcıların denize kıyı olan 28 ilde ölçümler yapmaya başladığını vurgulayan Kalay, “Ortam sıcaklığı, basınç, nemlilik, deniz suyu sıcaklığı ile deniz suyunun pH değeri, elektriksel iletkenliği, çözünmüş oksijen oranı ve bulanıklığı; 3 gün boyunca bayram tatili ile eş zamanlı olarak ölçülecek.” dedi.
Ölçümler için ODTÜ Deniz Bilimleri Enstitüsü ve Tasarım Fabrikası tarafından özel bir cihaz geliştirildiğini belirten Kalay, şu bilgileri verdi:
“Bu cihazlarla toplanan veriler, ODTÜ Bilim İletişimi Ofisince veri tabanında koordinatlarıyla toplanacak ve araştırmacılar tarafından işlenerek nihai sonuçlar, 7’den 77’ye tüm gönüllü katılımcıların imzasıyla bilimsel bir makale olarak yayımlanacak. Makalede, ilkokul öğrencisi ile emekliliğini yaşayan bir vatandaşımızın adları bu proje sayesinde yan yana yazılabilecek.”
Aylarca sürecek deney üç günde tamamlanacak
Projenin ekonomik olarak da büyük bir getirisinin de olduğunu vurgulayan Kalay, şunları söyledi:
“Deniz Bilimleri Enstitüsünün kendi olanaklarıyla bu projeyi gerçekleştirmesi için Bilim-2 isimli araştırma gemisiyle tüm deniz kıyılarını dolaşması; bunun için de yaklaşık 250 bin litre yakıt tüketmesi, milyonlarca liralık bir bütçe gerekecekti. Üstelik bu çalışma, 650 ton karbondioksite karşılık gelen karbon ayak izi bırakacaktı.”
Söz konusu araştırmanın gemiyle yapılması halinde aylar süreceğine dikkati çeken Kalay, şöyle konuştu:
“Bunun yerine, bayram tatili vesilesiyle memleketlerinde olacak öğrencilerimiz, kıyı illerinde yaşayan mezunlarımız, aileleri ve yakınlarıyla birlikte gerekli verileri hep birlikte toplayacağız. Bu çapta bir deney Türkiye’de ilk; dünyada da ilk olmasını bekliyoruz.”
Prof. Dr. Kalay, profesyonel olarak deniz bilimleriyle uğraşmayan kişilerin dahil olması sayesinde hem daha çevreci ve çok daha düşük bütçeli hem de geniş katılımlı bir projenin hayata geçirildiğini sözlerine ekledi.
]]>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın onur konuğu olarak katıldığı Dünya Hükümetler Zirvesi kapsamında düzenlenen Edge of Government platformunca düzenlenen yarışmada, 13 küresel inovasyon projesi arasında en iyi iki projeden biri seçilen projede ODTÜ’lü ekip, ödül aldı.
ODTÜ Robotik ve Yapay Zeka Teknolojileri Araştırma ve Uygulama Merkezi (ROMER) Müdürü ve Bilgisayar Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Erol Şahin, AA muhabirine yaptığı açıklamada, AB Çerçeve Programı Horizon kapsamında desteklenen “Roboroyale” isimli projelerine ilişkin bilgi verdi.
Projenin Durham Üniversitesi yürütücülüğünde ODTÜ-ROMER ile Çek Teknik Üniversitesi ve Graz Üniversitesinin yer aldığı bir uluslararası konsorsiyum tarafından 20 kişilik Ar-Ge ekibiyle iki yıl önce başlatıldığını belirten Şahin, her ülkenin projede farklı bir görev aldığını anlattı.
Arıların yok olması durumunda bütün ekosistemin bir anlamda çökme tehlikesiyle karşı karşıya kalacağını vurgulayan Şahin, “Proje ile son teknolojilerle donatılmış yeni nesil arı kovanları geliştirmeyi amaçlıyoruz.” dedi.
Robot arıları ODTÜ yapıyor
Doç. Dr. Şahin, ODTÜ olarak kraliçe arıların beslenmesini ve sağlığını takip ederek daha fazla yavru vermesini sağlayacak robot arılar ile kovanların sürekli takibini sağlayacak yapay zekalı bir sistem üzerinde mühendisler ve biyologlar olarak bir arada çalıştıklarını anlattı.
Şahin, projenin geldiği noktaya ilişkin şu bilgileri verdi:
“Proje kapsamında kovanın içini 7/24 esasıyla takip edebilen yapay zekalı bir sistem geliştirdik. Böylece başta kraliçe arı olmak üzere kovandaki arıların sağlığını takip edebiliyoruz. Bunun yanında işçi arıları taklit eden ve kraliçe arıyı dışarıdan besleyerek kontrol edebildiğimiz mikro-robot arıların ilk prototipini de geliştirdik. Böylece geliştirdiğimiz mikro-robot arılarla kraliçe arıyı beslemeyi başardık. Robot arılarımız, kraliçe arıya hizmet de ediyor. Bunun yanında robotlarımızın ileride kovanın temizliğini, beslenmesini, bakımını yapması için çalışıyoruz. Tüm bu sistemle, bütün kovanın bir anlamda sağlığını korumayı, hatta daha iyi hale getirebilmeyi amaçlıyoruz.”
“Nesli tükenme tehdidi altındaki arıları korumaya çalışıyoruz”
Kovanda daha çok işçi arının olmasının ekosistem açısından önemine değinen Şahin, “Böylece daha çok tozlaşma olur, ağaçlar daha çok meyve verir, daha çok tohum da daha çok besin demek. Böylece bir anlamda bütün ekosistemi korumuş oluruz.” dedi.
Amaçlarının koloni zor şartlarla karşılaşsa dahi kraliçe arının sağlığını korumak olduğunu kaydeden Şahin, “Böylece bilim insanları olarak nesli tükenme tehdidi altındaki arıları koruma altına alarak nesillerin devamı için çare bulmaya çalışıyoruz. Daha sağlıklı ve iyi döl veren kraliçe arı, daha sağlıklı arı kovanının yolunu açacaktır. Bu kovanlardan çıkıp çiçekli bitkilerin tozlaşmasını yapan arılarla da içinde yaşadığımız bitki ve hayvan ekosistemin iyileştirilerek daha sağlıklı bir dünya yaratmasını umuyoruz.” diye konuştu.
Erol Şahin, projelerinin Edge of Government Platformunca 13 küresel inovasyon projesi arasından en iyi iki projeden biri seçildiğini kaydetti.
Dubai’de düzenlenen ödül töreninde, “Roboroyale Projesi” adına ödülü, ODTÜ’lü araştırmacı Tuna Ercan’ın aldığını sözlerine ekledi.
]]>