Nato – Haber 60 – Tokat Haber https://www.haber60.com.tr Thu, 19 Dec 2024 09:21:41 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 Pentagon’dan Suriye açıklaması: Türkiye ile iletişim hatlarını açık tutmayı sürdürüyoruz https://www.haber60.com.tr/pentagondan-suriye-aciklamasi-turkiye-ile-iletisim-hatlarini-acik-tutmayi-surduruyoruz/ https://www.haber60.com.tr/pentagondan-suriye-aciklamasi-turkiye-ile-iletisim-hatlarini-acik-tutmayi-surduruyoruz/#respond Thu, 19 Dec 2024 09:21:41 +0000 https://www.haber60.com.tr/pentagondan-suriye-aciklamasi-turkiye-ile-iletisim-hatlarini-acik-tutmayi-surduruyoruz/ Suriye’nin bazı bölgelerindeki PKK/YPG terör unsuru grupların yerli Arap nüfusu tarafından protesto edilmesine ilişkin ABD’nin tutumuna ve bunun ABD güçlerine bir tehdit oluşturup oluşturmadığına yönelik sorusu üzerine Ryder, “Suriye’deki durumun şu anda kırılgan olduğunu kabul ediyoruz. ABD güçleri, yıllardır DEAŞ’ı yenme misyonu için, özellikle de (Beşşar) Esad rejimi sonrasıyla ilgili olarak SDG ile yakın şekilde çalışıyor ve bu bizim odak noktamız olmaya devam ediyor.” değerlendirmesini yaptı.

Ryder, Suriye’nin iç siyasetine değinmeyeceğini vurgulayarak, “SDG adına veya yerel halkın ne söyleyip söylemeyeceği konusunda konuşmayacağım.” ifadesini kullandı.

Bir gazetecinin, terör örgütü DEAŞ konusunda ABD’nin NATO müttefiki Türkiye ile niye birlikte çalışmadığı sorusuna ise Ryder, “Türkiye çok değerli bir NATO müttefikidir ve Suriye’deki durum ve DEAŞ gibi bölgesel güvenlik çıkarlarıyla ilgili olarak iletişim hatlarını açık tutmaya devam ediyoruz.” yanıtını verdi.

Ryder, ABD’nin bölgedeki pozisyonu veya DEAŞ’ı yenme misyonuna nasıl yaklaştığı konusunda duyuracak herhangi bir değişiklik olmadığını belirterek, “DEAŞ ve SDG ile ilgili zorluklar konusunda Türk mevkidaşlarımızla ve bölgedeki diğerleriyle görüşüyoruz.” dedi.

Terör örgütü DEAŞ’ın yeniden canlanmamasında bölgedeki herkesin çıkarı olduğunu kaydeden Ryder, bu konuda PKK/YPG unsurlarının “önemli bir ortak olmaya devam ettiğini” savundu.

Ryder, Türkiye’nin sınırına yakın Aynularab (Kobani) bölgesinde terör örgütü PKK/YPG unsurlarının diğer taraflarla ateşkes görüşmeleri yapmasına ilişkin ABD’nin tutumuyla ilgili bir soru üzerine de sadece bu konudaki gelişmeleri yakından takip ettiklerini söyledi.

Haber Kaynak : SABAH.COM.TR

“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/pentagondan-suriye-aciklamasi-turkiye-ile-iletisim-hatlarini-acik-tutmayi-surduruyoruz/feed/ 0
Rusya, olası durumda hedef alacağı NATO üssünü açıkladı https://www.haber60.com.tr/rusya-olasi-durumda-hedef-alacagi-nato-ussunu-acikladi/ https://www.haber60.com.tr/rusya-olasi-durumda-hedef-alacagi-nato-ussunu-acikladi/#respond Thu, 21 Nov 2024 12:22:12 +0000 https://www.haber60.com.tr/rusya-olasi-durumda-hedef-alacagi-nato-ussunu-acikladi/ Yaklaşık 3 yıldır devam eden Rusya- Ukrayna savaşı, Ukrayna’nın Rusya’ya ABD ve İngiltere füzeleriyle saldırmasının ardından yeni bir boyut kazandı.

Rusya saldırılara kıtalararası balistik füze ateşleyerek yanıt verirken; bölgedeki gerginlik her geçen dakika artıyor. Gerginlikle birlikte karşılık açıklamalar da birbirini izliyor.

RUSYA’NIN HEDEFLERİ ARASINDA POLONYA’DAKİ ÜS VAR

Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Maria Zakharova, düzenlediği basın toplantısında, NATO ve ABD’nin yaklaşık 10 yıldır Rusya’nın güvenlik endişelerini hiçe sayarak yürüttüğü inşaat projelerine dikkat çekti.

Bu süreçte Rusya’nın karşı önlemler geliştirdiğini belirten Zakharova, “Bu tür Batı askeri tesislerinin yarattığı tehditler göz önünde bulundurulduğunda, Polonya’daki füze savunma üssü, gerekirse modern silahlarla etkisiz hale getirilebilecek öncelikli hedefler arasına dahil edilmiştir” dedi.

Zakharova, üssün kurulmasını “NATO’nun askeri altyapısını Rusya sınırlarına daha da yakınlaştırmaya yönelik kışkırtıcı ve istikrar bozucu bir adım” olarak nitelendirdi. Zakharova, bu hamlenin stratejik istikrarı baltaladığını ve nükleer riskleri artırdığını vurguladı.

Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM

“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/rusya-olasi-durumda-hedef-alacagi-nato-ussunu-acikladi/feed/ 0
SON DAKİKA… İngiliz politikacı Galloway’dan dikkat çeken TUSAŞ saldırısı sözleri: Arkasında CIA var! https://www.haber60.com.tr/son-dakika-ingiliz-politikaci-gallowaydan-dikkat-ceken-tusas-saldirisi-sozleri-arkasinda-cia-var/ https://www.haber60.com.tr/son-dakika-ingiliz-politikaci-gallowaydan-dikkat-ceken-tusas-saldirisi-sozleri-arkasinda-cia-var/#respond Mon, 28 Oct 2024 11:11:48 +0000 https://www.haber60.com.tr/son-dakika-ingiliz-politikaci-gallowaydan-dikkat-ceken-tusas-saldirisi-sozleri-arkasinda-cia-var/ Türkiye’nin kararlı operasyonları, terör örgütü PKK/YPG’ye nefes aldırmadı. Köşeye sıkışan terör örgütünün son hedefinde ise ülkemizin en önemli savunma sanayi kuruluşlarından olan Türk Havacılık ve Uzay Sanayii A.Ş (TUSAŞ) vardı.

Eli kanlı iki hain, geçtiğimiz çarşamba günü TUSAŞ’ın Ankara Kahramankazan’daki yerleşkesine terör saldırısı yaptı. Hainler, dakikalar içerisinde etkisiz hale getirilirken, 5 vatan evladımız şehadete ulaştı. 22 kişinin ise yaralandığı açıklandı.

“TUSAŞ SALDIRISININ ARKASINDA CIA VAR”

TUSAŞ saldırısı sonrası güvenlik güçlerimiz terör örgütüne ait hedefleri yerle bir ederken İngiliz politikacı George Galloway dikkat çeken bir açıklamaya imza attı.

Birleşik Krallık Eski Avam Kamarası Üyesi Galloway, TUSAŞ’a yönelik saldırının arkasında CIA’nın (Amerikan Merkezi Haber Alma Teşkilatı) olduğunu açıkladı.

‘TUSAŞ saldırısının arkasında CIA var’

ABD, PKK’YI KULLANDI

Türkiye’nin BRICS ile yakınlaşmasının ABD’yi delirttiğine dikkat çeken Galloway, “CIA, PKK’yı kullanarak Ankara’nın Kazan ilçesinde saldırı düzenledi” ifadelerini kullandı. Saldırının Başkan Tayyip Erdoğan’ın Tataristan’ın başkenti Kazan’a gittiği gün yaşandığını hatırlatan Galloway, “BRICS eğer böyle pozitif bir gelişme olmasaydı CIA, Erdoğan’ın uçağının Kazan’a inişinden dakikalar sonra PKK’yı Ankara’nın Kazan ilçesindeki büyük terör saldırısı için kullanmazdı” açıklamasını yaptı.

“BRICS ÜYELİĞİ NATO VE AB’Yİ DELİRTTİ”

Galloway, kendisine ait Youtube kanalında yaptığı yayında şu açıklamaları yaptı: Dakikalar öncesinde Erdoğan, Rusya’nın Kazan şehrine inmişti. Gündemde Türkiye’nin BRICS üyeliği vardı. NATO üyesi ve AB üyelik aşamasındaki bir ülkenin BRICS’e üye olma ihtimali bunları delirtti. BRICS, Dünyayı yeniden şekillendiren bir olgu. Yeni para birimi, az önce banknotu gördüm. BRICS parası ve finansal sistemi, ABD kontrolündeki diktatöryal sistemi bitirecek. Artık SWIFT dünde kaldı. BRICS sistemiyle üye ülkeler özgürce para transferi yapabilecek.

Haber Kaynak : SABAH.COM.TR

“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/son-dakika-ingiliz-politikaci-gallowaydan-dikkat-ceken-tusas-saldirisi-sozleri-arkasinda-cia-var/feed/ 0
Mark Rutte NATO Genel Sekreteri Oldu https://www.haber60.com.tr/mark-rutte-nato-genel-sekreteri-oldu/ https://www.haber60.com.tr/mark-rutte-nato-genel-sekreteri-oldu/#respond Tue, 01 Oct 2024 10:37:21 +0000 https://www.haber60.com.tr/mark-rutte-nato-genel-sekreteri-oldu/ Mark Rutte, NATO Genel Sekreterliğini Jens Stoltenberg’den resmen devraldı.

Brüksel’deki NATO karargahında Genel Sekreterliğin Stoltenberg’den Rutte’ye devri için resmi tören düzenlendi.

Törende konuşan Rutte, görevi kendisine emanet eden tüm müttefiklere teşekkür etti.

Stoltenberg’e hitap eden Rutte, “Örnek bir Genel Sekreter oldunuz. Bugün NATO daha büyük, daha güçlü ve birleşik. Bu büyük ölçüde liderliğiniz sayesinde. Bir yandan halefiniz için çıtayı yükseltmiş oldunuz ancak diğer yandan sağlam bir İttifak devralmamı sağladınız.” diye konuştu.

“NATO’yu geleceğin zorluklarına hazırlamaya kararlıyım.” diyen Rutte, önceliklerinin NATO’yu güçlü tutmak, kolektif savunmanın tüm tehditlere karşı etkili ve güvenilir kalmasını sağlamak, daha fazla savunma harcaması ve yatırımı yapmak, Ukrayna’ya desteği artırmak ve onu NATO’ya daha da yakınlaştırarak üye olması için çalışmak, Avrupa Birliği (AB) başta olmak üzere Asya-Pasifik gibi bölgelerde de aynı değerleri paylaşan ortaklarla işbirliğini geliştirmek olduğunu bildirdi.

Ukrayna’nın NATO üyesi olması gerektiğini vurgulayan Rutte, “Güçlü ve bağımsız bir Ukrayna olmadan Avrupa’da kalıcı bir güvenlik olamaz.” ifadesini kullandı.

Rutte, AB’yi NATO’nun “Benzersiz ve temel ortağı” olarak niteledi ve işbirliğinin geliştirilerek sürdürülmesi gerektiğinin altını çizdi.

Koltuğunu devretti

Stoltenberg de Rutte’nin Hollanda’da 4 koalisyon hükümetine liderlik ettiğini anımsatarak, “Uzlaşma sağlamayı bildiğinizi gösterdiniz. Bu NATO’da çok değer verilecek bir şey. Ancak aynı zamanda temel değerlerimizden ve ilkelerimizden taviz vermediğinizi de gösterdiniz.” diye konuştu.

Daha sonra Stoltenberg, koltuğunu Rutte’ye devretti.

Stoltenberg personelle vedalaşmasının ardından uzun süre alkışlanarak karargahtan ayrıldı.

Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM

“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/mark-rutte-nato-genel-sekreteri-oldu/feed/ 0
NATO Mühendisi Erhan Mataracı’dan Türkiye’deki Mühendislik Eğitimi ve İş Gücü Sorunlarına Dikkat Çekildi https://www.haber60.com.tr/nato-muhendisi-erhan-mataracidan-turkiyedeki-muhendislik-egitimi-ve-is-gucu-sorunlarina-dikkat-cekildi-2/ https://www.haber60.com.tr/nato-muhendisi-erhan-mataracidan-turkiyedeki-muhendislik-egitimi-ve-is-gucu-sorunlarina-dikkat-cekildi-2/#respond Mon, 02 Sep 2024 17:50:41 +0000 https://www.haber60.com.tr/nato-muhendisi-erhan-mataracidan-turkiyedeki-muhendislik-egitimi-ve-is-gucu-sorunlarina-dikkat-cekildi-2/ (İSTANBUL)- North Atlantic Treaty Organization (NATO) Mühendisi Erhan Mataracı, mühendislik eğitiminin kalitesi ve sektördeki nitelikli iş gücü yetersizliğinin Türkiye’nin sanayi ve inşaat sektörlerini olumsuz etkilediğini belirtti. Söz konusu sorunların, ülkenin ekonomik ve teknolojik gelişimini tehlikeye attığını vurgulayan Mataracı, “Yeşilçam filmlerinde bile mühendisler hep saygı duyulan isimler arasındayken günümüzde halkın geri kalanının acıyacağı konuma düştüler. Bu çarpıklık düzeltilmedikçe Türkiye’nin ekonomik ve teknolojik anlamda kalkınması mümkün olmayacaktır ” dedi.

NATO Mühendisi Erhan Mataracı, Türkiye’de mühendislik alanında yaşanan sorunları değerlendirdi. İnsanlık tarihindeki önemli dönüm noktalarının mühendislik çalışmalarına dayandığını söyleyen Mataracı, İstanbul’un Fethi ile Orta Çağ’ın sona erip Yeni Çağ’ın başlamasında, Fatih Sultan Mehmet’in döktürdüğü şahi toplarının kritik rol oynadığını belirterek, “Bu topların dökülmesi kendi döneminde çok ciddi bir mühendislik çalışmasıdır” diye konuştu.

“Türk pasaportuna sahip mühendisler diğer ülkelerden rakiplerinin çok çok altında kazanç elde edebiliyorlar”

Türkiye’de mühendislik eğitiminin niteliğinde ciddi düşüş olduğunu söyleyen Mataracı, “Her yıl yaklaşık 30 bin kişiyi mühendis olarak mezun ediyoruz. Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) verilerine göre ülkemizde 170’e yakın mühendislik fakültesi var ancak bu fakültelerin büyük bir kısmından mezun olan mühendislerin kalitesi ne yazık ki yetersiz. Uluslararası projelerde Türk pasaportuna sahip mühendisler diğer ülkelerden rakiplerinin çok çok altında kazanç elde edebiliyorlar. Hatta yabancı işçilerden bile 3-4 kat daha düşük maaşla yurtdışı projelerinde çalışıyorlar” ifadelerini kullandı.

“Bütün ülkenin üniversite mezunu olmasının gerekli olmadığı anlaşılmalı”

Mataracı, nitelikli mühendislerin yetersizliği yanında, mühendislerle birlikte çalışacak tekniker ve teknisyenlerin sayısındaki eksikliğin de önemli bir sorun olduğunu vurguladı. Mavi yakalı işçi bulma sorununun Türkiye’nin reel sektöründe büyük bir engel teşkil ettiğini ifade eden Mataracı, bu durumun sanayi ve inşaat sektörlerinde verimlilik ve kaliteyi olumsuz etkilediğine işaret etti. Mataracı, bu konuda acil önlemler alınması gerektiğini belirterek, şunları kaydetti:

“Öncelikle bütün ülkenin üniversite mezunu olmasının gerekli olmadığı anlaşılmalı ve bu konularda meslek liselerine veya çıraklık modeliyle iş öğrenimine yönlendirilme yapılmalıdır. Bunun yanında bu yetişecek işçileri yönetecek olan yöneticilerin sayısı gerekli miktarda ama kaliteli olacak şekilde düzenlenmelidir. Böylelikle mühendisler asgari ücrete veya altı rakamlara çalışmak zorunda kalmayacaklar, ülkelerine, ailelerine ve kendilerine gerçekten fayda sağlayacak durumda olacaklardır. Yeşilçam filmlerinde bile mühendisler hep saygı duyulan isimler arasındayken günümüzde halkın geri kalanının acıyacağı konuma düşmüşlerdir. İş hayatında yönetecekleri işçiler tarafından bile hor görülüyorlar. Bu çarpıklık düzeltilmedikçe Türkiye’nin ekonomik ve teknolojik anlamda kalkınması mümkün olmayacaktır.”

Erhan Mataracı ayrıca, Türkiye’nin ekonomik modelinin yeniden değerlendirilmesi gerektiğini savunarak, “Bir ülkenin ekonomik başarısı, sadece para politikalarına değil, aynı zamanda bu parayı kazanacak iş gücünün niteliğine bağlıdır” diye konuştu.

Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM

“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/nato-muhendisi-erhan-mataracidan-turkiyedeki-muhendislik-egitimi-ve-is-gucu-sorunlarina-dikkat-cekildi-2/feed/ 0
NATO Mühendisi Erhan Mataracı’dan Türkiye’deki Mühendislik Eğitimi ve İş Gücü Sorunlarına Dikkat Çekildi https://www.haber60.com.tr/nato-muhendisi-erhan-mataracidan-turkiyedeki-muhendislik-egitimi-ve-is-gucu-sorunlarina-dikkat-cekildi/ https://www.haber60.com.tr/nato-muhendisi-erhan-mataracidan-turkiyedeki-muhendislik-egitimi-ve-is-gucu-sorunlarina-dikkat-cekildi/#respond Mon, 02 Sep 2024 17:50:40 +0000 https://www.haber60.com.tr/nato-muhendisi-erhan-mataracidan-turkiyedeki-muhendislik-egitimi-ve-is-gucu-sorunlarina-dikkat-cekildi/ (İSTANBUL)- North Atlantic Treaty Organization (NATO) Mühendisi Erhan Mataracı, mühendislik eğitiminin kalitesi ve sektördeki nitelikli iş gücü yetersizliğinin Türkiye’nin sanayi ve inşaat sektörlerini olumsuz etkilediğini belirtti. Söz konusu sorunların, ülkenin ekonomik ve teknolojik gelişimini tehlikeye attığını vurgulayan Mataracı, “Yeşilçam filmlerinde bile mühendisler hep saygı duyulan isimler arasındayken günümüzde halkın geri kalanının acıyacağı konuma düştüler. Bu çarpıklık düzeltilmedikçe Türkiye’nin ekonomik ve teknolojik anlamda kalkınması mümkün olmayacaktır ” dedi.

NATO Mühendisi Erhan Mataracı, Türkiye’de mühendislik alanında yaşanan sorunları değerlendirdi. İnsanlık tarihindeki önemli dönüm noktalarının mühendislik çalışmalarına dayandığını söyleyen Mataracı, İstanbul’un Fethi ile Orta Çağ’ın sona erip Yeni Çağ’ın başlamasında, Fatih Sultan Mehmet’in döktürdüğü şahi toplarının kritik rol oynadığını belirterek, “Bu topların dökülmesi kendi döneminde çok ciddi bir mühendislik çalışmasıdır” diye konuştu.

“Türk pasaportuna sahip mühendisler diğer ülkelerden rakiplerinin çok çok altında kazanç elde edebiliyorlar”

Türkiye’de mühendislik eğitiminin niteliğinde ciddi düşüş olduğunu söyleyen Mataracı, “Her yıl yaklaşık 30 bin kişiyi mühendis olarak mezun ediyoruz. Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) verilerine göre ülkemizde 170’e yakın mühendislik fakültesi var ancak bu fakültelerin büyük bir kısmından mezun olan mühendislerin kalitesi ne yazık ki yetersiz. Uluslararası projelerde Türk pasaportuna sahip mühendisler diğer ülkelerden rakiplerinin çok çok altında kazanç elde edebiliyorlar. Hatta yabancı işçilerden bile 3-4 kat daha düşük maaşla yurtdışı projelerinde çalışıyorlar” ifadelerini kullandı.

“Bütün ülkenin üniversite mezunu olmasının gerekli olmadığı anlaşılmalı”

Mataracı, nitelikli mühendislerin yetersizliği yanında, mühendislerle birlikte çalışacak tekniker ve teknisyenlerin sayısındaki eksikliğin de önemli bir sorun olduğunu vurguladı. Mavi yakalı işçi bulma sorununun Türkiye’nin reel sektöründe büyük bir engel teşkil ettiğini ifade eden Mataracı, bu durumun sanayi ve inşaat sektörlerinde verimlilik ve kaliteyi olumsuz etkilediğine işaret etti. Mataracı, bu konuda acil önlemler alınması gerektiğini belirterek, şunları kaydetti:

“Öncelikle bütün ülkenin üniversite mezunu olmasının gerekli olmadığı anlaşılmalı ve bu konularda meslek liselerine veya çıraklık modeliyle iş öğrenimine yönlendirilme yapılmalıdır. Bunun yanında bu yetişecek işçileri yönetecek olan yöneticilerin sayısı gerekli miktarda ama kaliteli olacak şekilde düzenlenmelidir. Böylelikle mühendisler asgari ücrete veya altı rakamlara çalışmak zorunda kalmayacaklar, ülkelerine, ailelerine ve kendilerine gerçekten fayda sağlayacak durumda olacaklardır. Yeşilçam filmlerinde bile mühendisler hep saygı duyulan isimler arasındayken günümüzde halkın geri kalanının acıyacağı konuma düşmüşlerdir. İş hayatında yönetecekleri işçiler tarafından bile hor görülüyorlar. Bu çarpıklık düzeltilmedikçe Türkiye’nin ekonomik ve teknolojik anlamda kalkınması mümkün olmayacaktır.”

Erhan Mataracı ayrıca, Türkiye’nin ekonomik modelinin yeniden değerlendirilmesi gerektiğini savunarak, “Bir ülkenin ekonomik başarısı, sadece para politikalarına değil, aynı zamanda bu parayı kazanacak iş gücünün niteliğine bağlıdır” diye konuştu.

Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM

“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/nato-muhendisi-erhan-mataracidan-turkiyedeki-muhendislik-egitimi-ve-is-gucu-sorunlarina-dikkat-cekildi/feed/ 0
Kasapoğlu, NATO Liderler Zirvesi ve Türkiye’nin öncelliklerini anlattı https://www.haber60.com.tr/kasapoglu-nato-liderler-zirvesi-ve-turkiyenin-oncelliklerini-anlatti/ https://www.haber60.com.tr/kasapoglu-nato-liderler-zirvesi-ve-turkiyenin-oncelliklerini-anlatti/#respond Mon, 22 Jul 2024 22:36:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=41442 Önceki dönem Gençlik ve Spor Bakanı ve AK Parti İzmir Milletvekili Mehmet Muharrem Kasapoğlu, ‘NATO Meclis Başkanları Zirvesi ve Liderler Zirvesi’nin genel görünümü, küresel güvenlik mimarisinin sorunları, Türkiye-ABD ilişkileri, Ukrayna’da devam eden savaş, terörle mücadele ve Gazze’de devam eden insanlık katliamı gibi konuları kaleme aldı.

AK Parti İzmir Milletvekili Mehmet Muharrem Kasapoğlu, ’75th NATO Leaders’ Summit and Türkiye’s priorities’ (75. NATO Liderler Zirvesi ve Türkiye’nin Öncelikleri) isimli makalesi İngilizce yayın yapan Hürriyet Daily News’te yayınlandı. Kasapoğlu, 10-11 Temmuz tarihlerinde Washington’da gerçekleştirilen NATO Liderler Zirvesi ile ilgili şunları yazdı: “75. NATO Liderler Zirvesi, 10-11 Temmuz tarihlerinde Vaşington’da gerçekleştirildi. Son iki senedir zirvenin hemen öncesinde NATO’nun Parlamenter boyutunu da temsil eden NATO Parlamenter Asamblesi (NATO PA) öncülüğünde NATO Meclis Başkanları Zirvesi de düzenleniyor. NATO Meclis Başkanları Zirvesi, liderler ve milletvekilleri aracılığıyla istişare ve fikir alışverişleri yapılmasına imkan sağlıyor. Bu yılki NATO Meclis Başkanları Zirvesi’nde en önemli konu, Ukrayna’da devam eden savaştı. Ukrayna’ya kesintisiz, uzun vadeli destek sağlanması ve daha adil bir külfet paylaşımı için mali taahhütlerin oluşturulması vurgulandı. Özellikle ABD, İngiltere, Doğu Avrupa ve Baltık ülkeleri bu konulara odaklandı. NATO’nun caydırıcılık ve savunma kabiliyetlerinin artırılması ve mali yük paylaşımı da zirvenin öncelikli konularındandı. 2014 yılından bu yana, NATO ülkelerinin GSYİH’lerinin yüzde 2’sinin savunma harcamalarına ayrılması hedefi gündemdeydi ve bu hedef, Ukrayna’daki savaşın ardından daha da önem kazandı. Üye ülkelerin savunma harcamalarını artırdığı görülüyor. Ülkemizin de 2024 yılında yüzde 2,09’luk bir savunma harcamasına ulaşacağı öngörülüyor.”

“Bir çok alanda büyük felaketlerle karşı karşıyayız”

Dünyadaki güvenlik sorunlarına değinen Kasapoğlu, “Küresel güvenlik mimarisi, Ukrayna’daki savaş, İsrail’in Gazze’deki insanlık dramı ve terörizm gibi asimetrik tehditlerle sarsılmaya devam ediyor. Üçüncü yılında olan Ukrayna’daki savaşın ana dinamikleri ve stratejik çıkmazları gözler önünde. Ukrayna ve Gazze’deki savaşların yanı sıra Suriye ve Sudan’daki çatışmalar, Yemen ve Kızıldeniz’deki gelişmeler küresel istikrar açısından endişe verici. İklim krizlerinden çevre sorunlarına, düzensiz göçten iç çatışmalara ve uluslararası hukukun hiçe sayıldığı insanlık dışı uygulamalara kadar birçok alanda büyük felaketlerle karşı karşıyayız. Mevcut uluslararası düzen, bu küresel sorunlara çözüm olamazken, dünya daha da parçalanmış ve çok kutuplu bir yapıya doğru ilerliyor. Terörizm tehdidi, birçok ülkenin barış ve huzur içinde yaşamasını engelliyor. Türkiye, yaklaşık 40 yıldır PKK terör örgütü ile mücadele içerisinde ve bu mücadele bugün de PKK/PYD/ YPG, FETÖ ve DEAŞ gibi terör örgütlerine karşı sürüyor” ifadelerini kullandı.

“F-16 tedarik süreci de olumlu bir şekilde sürüyor”

Makalesinde Türkiye-ABD ilişkilerini ele alan Kasapoğlu, “Küresel güvenlik mimarisinin merkezindeki konular, Türkiye-ABD ilişkilerinin de merceğinde yer alıyor. Türkiye-ABD Dostluk Grubu Başkanı olarak, 5 Kasım 2024 tarihinde gerçekleştirilecek ABD Başkanlık seçimlerinde kim başkan olursa olsun, Türkiye-ABD ilişkilerinin daha pozitif bir ivme kazanması gerektiğine inanıyorum. İkili ilişkilerde daha güçlü bir olumlu bakış açısına sahibiz ve Türkiye ile ABD arasındaki üst düzey diyaloğun devam ettiğini görmekten memnuniyet duyuyoruz. Hem bölgemizde barışın sağlanması hem de Ukrayna, Gazze, Sudan ve diğer çatışmaların durdurulması noktasında birlikte hareket ettiğimizde ciddi bir etki meydana getireceğimize inanıyoruz. ABD, savunma sanayii alanında birinci ticaret ortağımız olmaya devam ediyor. Savunma ve havacılık ihracatımız, 2020 yılında 784 milyon dolar iken, 2021 yılında 1,12 milyar dolara yükseldi. Bu rakam, 2022 yılında 927 milyon dolar olarak kaydedildi. Öte yandan, ABD’den savunma ve havacılık ithalatımız, 2020 yılında 2,2 milyar dolar iken, tek taraflı yaptırımların etkisiyle 2021 yılında 1,3 milyar dolara, 2022 yılında ise 1,08 milyar dolara geriledi. Tüm sektörleri düşündüğümüzde, ABD, 2023 yılında en fazla ihracat yaptığımız ikinci, en fazla ithalat yaptığımız beşinci ülke oldu. İkili ticaret hacminin 100 milyar dolara çıkarılması yönünde ortak hedefimiz mevcut. Milli Savunma Bakanlığımızın F-16 tedarik süreci de olumlu bir şekilde sürüyor. Türkiye’deki ortak üretimin artırılması yönündeki müzakereler devam ediyor. F-16 tedarik sürecimizi, ABD Kongresi’nin Türkiye’ye yönelik silah ambargosunun kaldırılması yönünde önemli bir adım olarak görüyoruz. Türkiye’nin F-35 programından çıkarılmasının müttefik dayanışmasına aykırı olduğunu düşünüyoruz. Bugün Türkiye olarak, KAAN isimli 5. nesil savaş uçağını kendimiz üretiyoruz ve 2028 yılından itibaren Hava Kuvvetlerimize teslim etmeyi planlıyoruz; ancak Türkiye’nin F-35 programının dışında tutulmasının ortaklık ruhuna aykırı olduğunu yineliyoruz” şeklinde kaleme aldı.

“NATO’yu asla işlevini yitirmiş bir örgüt olarak görmüyoruz”

Türkiye’nin NATO’daki rolü ve ittifakın güçlendirilmesi konularına da değinen Kasapoğlu, “NATO’nun daha da güçlendirilmesi, ABD ile üzerinde yoğun bir şekilde çalışmamız gereken ortak bir hedef olarak öne çıkıyor. NATO’yu asla işlevini yitirmiş bir örgüt olarak görmüyoruz. Tam tersine NATO, hem ABD hem de Türkiye için transatlantik güvenliğinin sağlanmasında odak noktası ve ana güvenlik sağlayıcısı konumunda olmaya devam ediyor. Vaşington Zirvesi, müttefikler arasındaki dayanışmayı güçlendirme fırsatı sundu. Özellikle müttefikler arasındaki savunma ticaretine yönelik tüm kısıtlamaların kaldırılmasının takipçisi olacağız. Bu tür kısıtlamaların devam etmesi, liderler düzeyinde alınan diğer kararlarla çelişmektedir. AB’nin savunma sanayii yeteneklerini geliştirmeye yönelik yeni stratejilerin NATO’nun çabalarının yerini almaması gerekir. Müttefiklerin ortak savunma hedeflerinin belirlenmesi NATO’nun temel sorumluluklarından biridir ve öyle de kalmalıdır. NATO içerisinde iki kanatlı ve ayrı şekilde ilerleyen savunma planlama süreçlerine sahip olunması büyük bir hata ve kaynak israfı olacaktır. Transatlantik savunma sanayii, ABD, Türkiye, Birleşik Krallık, Kanada ve Norveç gibi AB üyesi olmayan müttefikler olmadan görece küçük bir değere sahiptir. AB üyesi müttefikler NATO’nun savunma harcamalarının yaklaşık yüzde 20’sini temsil ederken, NATO’nun savunma harcamalarının yüzde 80’ini AB üyesi olmayan NATO müttefikleri sağlamaktadır. Zirvede; Türkiye’nin, NATO’nun tek güvenlik şemsiyesi olduğu yönündeki bakışını destekler nitelikte bazı ülkelerin kendi aralarında veya NATO dışında geliştirdikleri müşterek projelerin NATO’nun savunma planlama sürecine uygun yapılmaları kararlaştırıldı. Bu karar bizim için önemli bir kazanımdır” diye yazdı.

Kasapoğlu, Ukrayna- Rusya savaşı konusunu makalesinde şu şekilde paylaştı: “Dünya gündemini meşgul eden bir diğer önemli konu olan Rusya ile Ukrayna arasında devam eden ve üçüncü yılına giren savaş, transatlantik bölgesinin güvenliğini pek çok boyutuyla derinden etkilemeye devam etmektedir. Ukrayna’da uzun vadeli bir savaşın ortaya çıkardığı bölgesel ve küresel güvenlik risklerine dikkat etmemiz gerekmektedir. Bu savaşın devam ettiği takdirde, iki ülke arasındaki bir savaştan çıkarak daha geniş bir coğrafyaya yayılma ve Batı ile Rusya arasındaki bir savaşa dönüşme riski bulunmaktadır. Bu nedenle zirvenin en önemli konusu bu savaştı. Liderler ve meclis başkanları, Ukrayna’daki savaşı ele aldılar. Bazı ülkelerin gündeminde sadece Ukrayna vardı. Müttefikler, gelecek yıl boyunca Ukrayna’ya 40 milyar dolardan fazla askeri yardım sağlayacaklarını onaylarken, NATO’nun Ukrayna’ya sağlanan doğrudan nakdi olmayan katkıları da bu yardımlar içinde tanıması Türkiye için önemli bir sonuç oldu. Türkiye, zorlu bir coğrafyada yer almasına rağmen, çevresindeki istikrarsızlıklara ve Orta Doğu’daki krize rağmen Ukrayna’ya stratejik destek sağlamaya devam ediyor. Bu durumu tüm muhataplarımıza açık bir şekilde ifade etme fırsatı bulduk. Türkiye, Kırım’ın ilhakı dahil olmak üzere, Rusya’nın Ukrayna topraklarını ilhakını hiçbir zaman tanımamıştır. Ukrayna’nın toprak bütünlüğüne ve egemenliğine desteğimiz tam anlamıyla devam etmektedir. Bilhassa, Ukrayna ile güçlü bir savunma sanayi iş birliğimiz bulunmaktadır. Özellikle savaşın ilk dönemlerinde bu iş birliğimizin meyvesini verdik ve Bayraktar TB2 SİHA’larımız Rusya’nın kara saldırılarının engellenmesini sağladı. Karadeniz Tahıl Girişimimiz, milyonlarca insanın açlıktan kurtulmasına yardımcı olurken, diplomasinin başarabileceği şeylerin dikkate değer bir örneğini sundu. Karadeniz’de ticari gemilerin güvenliği bizim için öncelikli olmaya devam ederken, barışın diplomasi masasında kazanılacağına dair umudumuzu sürdürüyoruz. Uluslararası toplum olarak, savaşın diplomatik yollarla sona erdirilmesine yönelik ciddi alternatifler üzerinde düşünmemiz gerekiyor. Savaşın kazananı olmayacağına ve adil bir barışın kaybedeni olmayacağına inanıyoruz.”

“Terörizmle mücadelede müttefiklerimizden dayanışma bekliyoruz”

Türkiye’nin PKK/YPG/PYD, DHKP/C, FETÖ, DEAŞ, El-Kaide gibi çeşitli terör örgütleriyle eş zamanlı mücadelesine vurgu yapan Kasapoğlu, NATO müttefiklerinden bekledikleri desteği şu şekilde ifade etti: “Zirve sonuç beyannamesinde, terörizmle mücadele, NATO’nun karşı karşıya olduğu ikinci büyük tehdit olarak kayda geçti. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan başta olmak üzere tüm Türk yetkililer, ülkemizin bu konudaki hassasiyetini ve beklentilerini tekrar gündeme taşıdı. Terörle mücadelede ortak çabaların artırılmasının önemini bir kez daha vurguladık. Terörizm, küresel güvenlik mimarisinin karşılaştığı en büyük sorunlardan biri olmaya devam ediyor. NATO’nun iki temel tehditten biri olarak gördüğü terörizmle mücadeledeki gayretlerin artırılması, uluslararası barışın sağlanması için elzemdir. Türkiye, PKK/YPG/PYD, DHKP/C, FETÖ, DEAŞ, El-Kaide gibi çeşitli terör örgütleriyle eş zamanlı olarak mücadele etmektedir. Bu mücadele, hukukun üstünlüğü çerçevesinde ve temel hak ve özgürlükleri koruyarak yürütülmektedir. Türkiye, müttefiklerini savunma taahhüdüne sonuna kadar bağlıdır ve ittifak dayanışması çerçevesinde sorumluluklarını her zaman yerine getirmektedir. Ancak dayanışma, sadece Türkiye’nin değil, tüm müttefiklerin dahili gereken bir ilkedir. Bazı müttefiklerimizin, özellikle PKK’nın Suriye’deki uzantısı YPG/PYD ile kurdukları ilişkileri gözden geçirmeleri gerekmektedir. Türkiye’nin karşı karşıya olduğu terör tehdidi, tüm NATO üyeleri tarafından dikkate alınmalıdır. Bir müttefik ülkeye yönelik terör tehdidi, ittifak ruhuna uygun olarak tüm müttefiklere yönelik bir tehdit olarak görülmelidir. Bazı müttefik ülkelerin terör örgütlerine eğitim, silah ve diğer yardımları sağlaması kabul edilemez; bilhassa YPG/PYD’ye sağlanan yardımların Türkiye’ye karşı kullanıldığı açıktır. Türkiye, DEAŞ ve El-Kaide’ye karşı yürüttüğü operasyonları kararlılıkla sürdürmektedir. DEAŞ’ın Irak ve Suriye’de yenilgiye uğratılmasında en büyük pay Türkiye’ye aittir. Türkiye, DEAŞ’a karşı etkin bir şekilde mücadele etmiş ve 4 bin 500 teröristi etkisiz hale getirmiştir. Sonuç olarak, NATO’nun belirlediği iki temel tehditten biri olan terörizmle mücadelede müttefiklerimizden dayanışma bekliyoruz. Müttefiklik hukuku bunu gerektirir.”

İsrail’in saldırganlığının daha geniş bir coğrafyaya yayılma riski olduğunu yazan Kasapoğlu, makalesinde şu ifadelere yer verdi: “İsrail’in Filistin’e yönelik saldırıları, bölgesel ve küresel gündemi meşgul etmeye devam ediyor. Netanyahu Hükümeti’nin Gazze’de soykırım boyutlarına varan katliamı, zirvede belki de en fazla gündemde olması gereken konuyken, sadece ülkemiz ve İspanya gibi az sayıda ülkenin gündemindeydi. İsrail’in sivillere yönelik ayrım gözetmeyen saldırıları sonucu 37 binden fazla Filistinli hayatını kaybetti ve bu sayı her geçen gün artmaya devam ediyor. Türkiye olarak, adil bir barış adına atılan her adımı destekliyoruz. Kalıcı bir ateşkesle akan kanın durdurulması, rehinelerin serbest bırakılması, insani yardımın kesintisiz olarak Gazze’ye ulaştırılması ve İsrail güçlerinin Gazze’den çekilmesi başlıca önceliklerimizdir. Ancak bu yönde yapılan girişimlerin etkisiz kaldığını görüyoruz. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararları uygulanmamakta, Uluslararası Adalet Divanı kararları görmezden gelinmekte ve Uluslararası Ceza Mahkemesi başsavcısı tehdit edilmektedir. İsrail’in saldırganlığının daha geniş bir coğrafyaya yayılma riski de vardır. Kalıcı bir ateşkesin tesis edilmesi için Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde kabul edilen kararın hayata geçmesini temenni ediyoruz. Kalıcı bir çözümün, 1967 sınırları dahilinde başkenti Kudüs olan egemen bir Filistin devletinin kurulmasından geçtiğine inanıyoruz. Türkiye Cumhuriyeti olarak, tüm kurumlarımız ve sivil toplum kuruluşlarımızla Filistin’in yanında olmaya devam edeceğiz. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın ifade ettiği gibi, İsrail yönetiminin NATO ile ortaklık ilişkisini sürdürmesi mümkün değildir. Filistin topraklarında sürdürülebilir barış tesis edilene kadar İsrail ile NATO nezdinde işbirliği yapılması yönündeki girişimleri Türkiye asla onaylamayacaktır.”

Son olarak Kasapoğlu makalesinde şunları yazdı: “Bugün müttefiklerin karşı karşıya olduğu tüm sorunlar, Türkiye’yi doğrudan ilgilendiren sınamalar olmaya devam etmektedir. Ukrayna’daki savaş, Orta Doğu ve Kuzey Afrika’daki gelişmeler ve terörle mücadele NATO’nun gündeminde yer alırken, Türkiye için de önceliklidir. NATO Zirvesi’nde terörle mücadeleye geniş bir perspektifle bakılması ele alınırken, Türkiye terörle en fazla mücadele eden müttefik konumundadır. NATO’nun en önemli gündem maddesi olan kuzeyimizdeki savaşın bir an önce sona ermesi için çaba sarf etmeye devam edeceğiz. Rusya-Ukrayna savaşına adil bir çözüm bulunması ve bu savaşın diplomasi masasında sonlandırılması gerektiğine inanıyoruz. Türkiye, hem Rusya hem de Ukrayna ile konuşabilen tek ülke olarak barışı sağlama yönündeki gayretini tüm dünyaya ispatlamıştır. Türkiye’nin küresel barışı sağlama misyonu her daim devam edecektir. Ortadoğu’da ve bulunduğumuz bölgede barışın sağlanmasının, küresel barışın anahtarı olduğuna inanıyoruz ve bu yönde gereken her türlü adımı atmaktan çekinmiyoruz” – İZMİR

]]>
https://www.haber60.com.tr/kasapoglu-nato-liderler-zirvesi-ve-turkiyenin-oncelliklerini-anlatti/feed/ 0
Erdoğan: Türkiye Filistin’in Yanında Dimdik Duruyor https://www.haber60.com.tr/erdogan-turkiye-filistinin-yaninda-dimdik-duruyor/ https://www.haber60.com.tr/erdogan-turkiye-filistinin-yaninda-dimdik-duruyor/#respond Tue, 16 Jul 2024 23:51:03 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=40099

CUMHURBAŞKANI Recep Tayyip Erdoğan, “Kandan, gözyaşından ve işgalden beslenen zalimler rahatsız olsalar da biz Filistin’in yanında dimdik duruyoruz ve duracağız. Türkiye olarak bölgemizin sulhu sukuna kavuşması için garantörlük dahil her türlü rolü üstlenmeye hazır olduğumuzu tekrar ifade ediyorum” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 1 saat 25 dakika süren Kabine toplantısının ardından açıklamada bulundu. Erdoğan, “Kerbela Faciasının 1385’inci yıl dönümünde şehitlerin sultanı Hz. Hüseyin efendimizi ve yarenlerini bir kez daha rahmetle yad ediyoruz. Kerbela Katliamı üzerinden bizi bölmek, aramıza nifak ve fitne tohumları serpmek isteyenlere fırsat vermeyeceğiz. Devlet ve millet olarak İslam alemini ilgilendiren her meselede olduğu gibi Kerbela olayında da birleştirici tutumumuzu korumaya devam edeceğiz. Önceki sene kurduğumuz Alevi Bektaşi Kültür ve Cem Evi Başkanlığımız bu noktada gerçekten anlamlı roller üstleniyor. Cem evlerinin inşası, bakımı, elektrik, su ve gaz ücretlerinin ödenmesinden Alevi Bektaşi inanç önderlerinin istihdamına kadar geniş bir yelpazede pek çok hizmeti artık devletimiz sunuyor. Alevi-Bektaşi kardeşlerimizle yakın istişare halinde olmayı sürdüreceğiz. Aşure gününün başta Alevi-Bektaşi vatandaşlarımız olmak üzere bütün milletimiz için barışa, kardeşliğe ve muhabbete vesile olmasını diliyorum” dedi.

‘A MİLLİ FUTBOL TAKIMIMIZI TEBRİK EDİYORUM’

Erdoğan, UEFA’nın mili futbolcu Merih Demiral hakkındaki kararına tepki göstererek, “UEFA’nın Merih Demiral hakkında alelacele aldığı haksız karar hem kendilerine hem de şampiyonanın itibarına zarar vermiştir. Berlin caddeleri ve olimpiyat stadındaki atmosfer gerçekten muhteşemdi. Milli takımımız maç boyunca izleyenlere keyif veren, heyecan ve tempo seviyesi yüksek bir performans sergiledi. Karşılaşma esnasında elbette içimize sinmeyen anlamakta zorlandığımız hakem kararları oldu. Futbolcularımız ellerinden gelenin en iyisini yapmalarına rağmen maalesef yarı final şansımızı kaçırdık. Buradan bir kez daha milletçe bizlere büyük gurur yaşatan A Milli Futbol Takımımızı ve teknik heyeti yürekten tebrik ediyorum. Millilerimizi Almanya’da ev sahibi olarak muhabbetle bağırlarına basan gurbetçi kardeşlerimize ayrıca teşekkür ediyorum. İngiltere’yi yenerek Avrupa şampiyonu olan İspanya’yı hem başarıları hem de oynadıkları güzel futbol için kutluyorum. Sporda bu yılki bir diğer kritik imtihanımız gelecek hafta başlayacak olan Paris 2024 Olimpiyat Oyunlarıdır. Sporcularımızdan Tokyo’da elde ettikleri tarihi başarıyı Paris’te çok daha ileri seviyelere taşımalarını bekliyorum. Paris Olimpiyatları’nda yarışacak sporcularımıza şimdiden üstün başarılar diliyorum” diye konuştu.

‘NATO’NUN İTTİFAK DAYANIŞMASI RUHUYLA BAĞDAŞMADIĞI AÇIKTIR’

Erdoğan, 9-11 Temmuz tarihleri arasında Washington’da düzenlenen NATO Liderler Zirvesi’nin Türkiye’nin NATO içindeki vazgeçilmez rolünü tekrar teyit ettiğini belirterek, “İttifakın 75’inci yıl dönümüne tekabül eden bu tarihi zirvede savunma sanayi ve terörle mücadele başta olmak üzere ülkemiz açısından hayati öneme sahip konularda müttefiklerimizden beklentilerimizi ifade ettik. Her iki başlıkta da halen arzu ettiğimiz iş birliğinin çok uzağındayız. Müttefiklerimiz tarafından ülkemize bin bir nazla verilen silahlar bakıyorsunuz bölücü terör örgütünün sığınaklarından çıkıyor. ‘DEAŞ ile mücadele’ kisvesi altında PKK’nın Suriye koluna gönderilen binlerce TIR dolusu silah ve mühimmatı saymıyorum bile. Savunma sanayi ticareti ile ilgili bazı kritik malzemelerde suyu yokuşa sürme çabalarına rastlıyoruz. Bunların NATO’nun taşıyıcı kolonu olan ittifak dayanışması ve müttefiklik ruhuyla bağdaşmadığı açıktır. Temaslarımızda bu sorunların süratle çözülmesi gerektiğini söyledik. 7 Ekim’den bu yana Gazze’deki kardeşlerimizin maruz bırakıldığı katliamı gerek oturumlarda gerekse ikili görüşmelerimizde gündeme getirdik. İsrail’in durdurulmasının sadece bölgemiz için değil tüm insanlığın huzuru ve güvenliği için şart olduğunun altını çizdik. Türkiye olarak mevcut İsrail yönetimini ateşkese zorlamak amacıyla tüm imkanları seferber etmiş durumdayız. İki ülke arasındaki ticari işlemlerin durdurulması bunlardan biriydi. Uluslararası Adalet Divanı’nda İsrail aleyhine açılan soykırım davasına müdahil olma kararımız bir diğeriydi. NATO bünyesinde sahip olduğumuz araçları da bunun için kullanıyoruz” diye konuştu.

‘TÜRKİYE TEK BİR BLOKA SIKIŞTIRILAMAYACAK BİR ÜLKEDİR’

Erdoğan, Filistin’de kalıcı barış tesis edilene kadar İsrail’le NATO nezdinde iş birliği yapılması yönündeki girişimlere onay vermeyeceklerini vurgulayarak şöyle devam etti:

“Bu konudaki kararlı duruşumuzu zirvede açık açık vurguladık. İsrail’in Gazze ve diğer Filistin topraklarındaki katliam, işgal ve soykırım politikası devam ettikçe biz de bu ülkeyle ilgili tutumumuzu değiştirmeyiz. İsrail, 7 Ekim’den bu yana geçen 285 günde her türlü zulmü, barbarlığı ve vahşeti sergilemesine rağmen Filistin halkının direniş azmini kıramadı. Filistinli kardeşlerimiz tüm Müslümanlara ve insanlığa örnek olacak büyük bir vakarla topraklarını kahramanca savunmaya devam ediyor. 40 bine yakın şehide ve üzerlerine yağan bombalara karşın tüm dünyaya vatanperverlik dersi veren Filistinli kardeşlerimizi hürmetle selamlıyorum. Rabbim Filistin halkının ve Gazzeli mazlumların yardımcısı olsun diyorum. Kandan, gözyaşından ve işgalden beslenen zalimler rahatsız olsalar da biz Filistin’in yanında dimdik duruyoruz ve duracağız. Türkiye olarak bölgemizin sulhu sukuna kavuşması için garantörlük dahil her türlü rolü üstlenmeye hazır olduğumuzu tekrar ifade ediyorum. Bakınız burada bir hususa özellikle dikkatinizi çekmek istiyorum; Türkiye coğrafi beşeri, ekonomik ve tarihi bağları itibari ile tek bir bloka sıkıştırılamayacak bir ülkedir. Bizim için batı dünyası ile ilişkilerimizi ilerletmek ne kadar önemliyse Asya’dan Afrika’ya ve Latin Amerika’ya kadar diğer bölgelerle iş birliğimizi güçlendirmemiz de aynı derecede önemlidir. Bizi kimsenin dar kalıplarına hapsetmesine izin vermeyiz.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/erdogan-turkiye-filistinin-yaninda-dimdik-duruyor/feed/ 0
Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan ‘Suriye’ açıklaması: Görevi Bakan Fidan’a verdim https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogandan-suriye-aciklamasi-gorevi-bakan-fidana-verdim/ https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogandan-suriye-aciklamasi-gorevi-bakan-fidana-verdim/#respond Sat, 13 Jul 2024 00:21:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=39056

CUMHURBAŞKANI Recep Tayyip Erdoğan, ABD dönüşü gazetecilere yaptığı açıklamada, Suriye ile ilgili yaptığı konuşmada, “Görevi Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’a verdim. Dışişleri Bakanım da şu anda muhataplarıyla görüşmek suretiyle işin bütün yol haritasını belirleyecekler. Ona göre de inşallah adımı atacağız. Biz Suriye’de adil bir barışın mümkün olduğunu düşünüyoruz. Suriye’nin toprak bütünlüğünün bizim de çıkarımıza olduğunu her fırsatta dile getiriyoruz” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi’ne katılmak üzere ziyaret ettiği ABD’nin başkenti Washington’dan dönüşünde uçakta gazetecilere açıklamalarda bulundu, soruları yanıtladı. NATO’nun 75. kuruluş yıl dönümü törenlerine katıldıklarını, zirvenin, ittifakın birlik ve insicamının sergilenmesi noktasında faydalı olduğunu aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, zirve kapsamında görüşülen konuları, alınan kararları basın toplantısında etraflıca paylaştığını hatırlattı. Bunlara ek olarak birkaç hususa ayrıca değinmek istediğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Terör konusunda ödediğimiz bedelleri tüm dünya biliyor. Müttefiklerimizden teröre karşı verdiğimiz mücadelede samimi dayanışma beklediğimizi burada bir kez daha vurguladım. Ayrıca savunma sanayi ticaretinin önündeki kısıtlamaların süratle kaldırılması gerektiğini ifade ettim. Bildiğiniz gibi NATO’nun Vilnius Zirvesi’nde bütün müttefikler bu yönde taahhüt vermişlerdi. Aradan geçen sürede taahhütleri doğrultusunda gerekli adımları atan müttefiklerimiz de çoğunluktaydı. Ancak bazı NATO üyeleri verdikleri sözlere rağmen, menfi tutumlarını değiştirmedi. Bu duruma hem ilk oturumda hem de zirve esnasında gerçekleştirdiğim ikili görüşmelerde özellikle temas ederek görüştüğüm liderlere bunları anlattım. ‘NATO müttefikleri arasında artık kısıtlamaları konuşmak istemiyoruz’ dedim” dedi.

‘HER İKİ ÜLKEYLE DE ÇOK BOYUTLU İLİŞKİLERİMİZ MEVCUT’

Ukrayna- Rusya savaşında ilk günden bu yana Türkiye’nin sürdürdüğü dengeli tavrın bütün liderlerce bilindiğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ukrayna gibi Rusya Federasyonu da bizim komşumuzdur. Güçlü bağlarımızın olduğu bir ülkedir. Her iki ülkeyle de çok boyutlu ilişkilerimiz mevcuttur. Savaşa rağmen bunların korunmasına da önem veriyoruz” diye konuştu.

Zirvede, daha fazla kan dökülmeden diplomasiye dönülmesi ve müzakere zemini hazırlanması gerektiğine dikkati çektiğini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu doğrultuda İstanbul sürecini devam ettirmeye hazır olduğumuzu vurguladım” ifadesini kullandı.

‘STOLTENBERG’LE DE TABİATIYLA BİR ARAYA GELDİK’

Eski Hollanda Başbakanı Mark Rutte’nin, NATO’nun yeni Genel Sekreteri olarak ilan edildiğini anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Adaylık sürecinde ülkemizi ziyaret eden Rutte’ye hassasiyetlerimizi ve beklentimizi ifade etmiştim. Kendisinin bu istikamette hareket edeceğine inanıyorum. 1 Ekim’de görevi devredecek olan değerli dostum Genel Sekreter Jens Stoltenberg’le de tabiatıyla bir araya geldik. Son 10 yılda yaptığı özverili çalışmalar ve ülkemizle geliştirdiği yakın iş birliği nedeniyle teşekkürlerimizi ilettim” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, zirve vesilesiyle birçok devlet ve hükümet başkanıyla ikili görüşmeler gerçekleştirdiğini de dile getirdi.

‘GÜÇLÜ OLANLARIN CİRİT ATTIĞI BİR DÜNYA DÜZENİ İLE KARŞI KARŞIYAYIZ’

‘Dünyanın mevcut durumunda NATO’nun, iddialarına nispetle işlevini nasıl değerlendiriyorsunuz? NATO Genel Sekreteri Stoltenberg ‘savunma sanayi dahilinde yeni imkan ve yeteneklerin değerlendirilmesi’ yönünde ikazlarda bulundu, siz de İstanbul’dan hareket ederken aynı şeyi söylediniz. Stoltenberg’in bahsettiği bu savunma kime karşı, neye karşı?’ sorusu üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, dünyanın süratle bir değişim yaşadığını, bu hızlı değişim içerisinde güçlerin özellikle büyük rol oynadığını söyledi.

“Güçlü olanların cirit attığı bir dünya düzeni ile karşı karşıyayız” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, örneğin Rusya’nın, Çin ile dayanışma içinde olduğunu, bu durumun Batı’yı ciddi manada rahatsız ettiğini dile getirdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:

“Batı, Ukrayna’ya gerek parasal gerekse ayni noktada bütün imkanlarıyla silah, mühimmat dahil her türlü desteği veriyor. Bütün bu desteklere rağmen şu anda Ukrayna’da bekledikleri neticeyi henüz alabilmiş değiller. Bu noktada en büyük güvenceleri NATO’nun varlığı. NATO büyük bir güç ve onları biraz rahatlatıyor. Bu Batılı ülkelerin başında Amerika Birleşik Devletleri geliyor. Amerika’nın yanında Almanya, Fransa, İngiltere gibi Batı ülkeleri yer alıyor. Böylece bu güç takviye oluyor. Bu takviyeye rağmen büyük güç rekabetinde arzu ettikleri neticeyi elde edemeyişleri bu ülkeleri ister istemez belli bir noktaya taşıyor. Burada Türkiye olarak bizim konumumuz ise farklı. Biz hem Rusya hem Ukrayna ile iletişim halindeyiz. Bunu yaparken de mümkün olduğunca adilane yaklaşmanın gayreti içerisindeyiz. Bu durum zaman zaman Rusya’yı da Ukrayna’yı da rahatsız edebiliyor. Ama biz diyoruz ki ‘Her ikiniz hem bize komşusunuz, geçmişten bu yana aramızda ciddi münasebetlerimiz var.’ Örneğin Karadeniz Tahıl Koridoru’nda adil bir adım attık. Rusya’nın da Ukrayna’nın da taleplerini karşıladık. ‘Batı’ya bu Tahıl Koridorundan aldıklarınızdan verin ama bunun yanında Afrika’ya da verin, Türkiye olarak siz de alın’ dediler. Biz de bunu elimizden geldiğince yapmaya çalıştık. Şimdi diyoruz ki; tahıl koridorunu biz yeniden açalım. Şimdi bunun görüşmelerini hem Rusya hem Ukrayna’yla yapıyoruz. Henüz bu konuda bir netice alamadık. Rusya Devlet Başkanı Sayın Putin’le son görüşmem bunun üzerindeydi. NATO Zirvesi’nde Ukrayna Devlet Başkanı Sayın Zelenskiy ile yine bu konuları görüştük. Ukrayna tarafıyla da Tahıl Koridorunu çalıştırmak istiyoruz. Temenni ederim ki bu koridoru yeniden işletmeye başlarız.”

‘BATI’YA BU RAHATSIZLIĞIMIZI HEP ANLATTIK’

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ‘NATO içerisinde nevi şahsına münhasır bir yerimiz var. Peki, NATO ile kurduğumuz münasebet ne kadar adil ve dengeli sizce? Fayda- maliyet analizi yaptığınızda, NATO’ya verdiklerimiz ve aldıklarımızı mukayese ettiğinizde bir mütekabiliyet mevzubahis mi?’ sorusunu ise şöyle yanıtladı:

“Bir fayda- maliyet analizinde Türkiye olarak biz mütekabiliyet ilkesine aykırı bir konuma düşmedik. Sadece terörle mücadelede NATO’yu duruma müdahale etme noktasında henüz netice alabilmiş değiliz. Bundan rahatsız olduğumuzu da Sayın Stoltenberg’e de defalarca ifade ettim. Bir NATO ülkesi olarak Batı’ya bu rahatsızlığımızı hep anlattık. Birinci derecede Almanya, Fransa, İngiltere, malum terörün belli ölçüde destek alanı buldukları yerler. Özellikle Almanya’ya bunları etraflıca anlattık. Mesela terörle mücadelede ülkemizin, dolayısıyla NATO’nun sınırlarının korunması ve tehditlerin bertaraf edilmesi noktasında çoğu zaman yalnız bırakıldık. Bununla da kalınmadı, NATO’nun sınırlarını tehdit eden teröristlere bu tehditlerini güçlendirici yardımlar yapıldı, destekler verildi. Bunlar çok olumlu bir tablo olarak karşımıza çıkmıyor. Diğer taraftan Almanya’yla bizim şu anda Akkuyu Nükleer Santrali için gelmesi gereken türbinlerin Alman gümrüğünde bekliyor olması gibi bir sıkıntımız var. Bu, bizi ciddi manada rahatsız etmiştir. Bunu Almanya Başbakanı Olaf Scholz’a ikili görüşmemde tekrar hatırlattım. Gerek Eurofighter Typhoon uçak alım talebimizin karşılanmaması, gerek türbin konusu, gerekse bizim fırkateynlerimizde kullanılan bazı makinelerin alınması hususunda ortaya çıkan sıkıntıları aşmamız gerekiyor. Gelişmeleri takip edeceğiz.”

‘TÜRKİYE’NİN DE BÖYLESİ BİR MAKAMDA TEMSİL EDİLMESİ OLAĞANDIR’

NATO Genel Sekreter Yardımcılığı konusunun da gündemde olduğu, 2010- 2013 yılları arasında Hüseyin Diriöz’ün, 2016- 2020 arasında da Tacan İldem’in Genel Sekreter Yardımcılığı yaptığı hatırlatılarak, ‘Yeni NATO Genel Sekreteri Mark Rutte ile görüşmede Türkiye’ye bir Genel Sekreter Yardımcılığı verilmesi talebiniz oldu diye biliyoruz. Bakışı nasıl, bu gerçekleşecek mi, gerçekleşirse belirlenmiş bir isim var mı?’ sorularına karşılık Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu yanıtı verdi:

“NATO Zirvesi sonrası düzenlediğim basın toplantısında da açık bir şekilde ifade ettim. Bunun kararını ne ben veriyorum ne Dışişleri Bakanımız Hakan Fidan veriyor. Bu konudaki talebimizi kendilerine ilettik. Sayın Rutte devir teslimden önce Türkiye’ye geleceğini söylemişti. Bu ziyaret gerçekleşirse orada tekrar bu konuları kendisiyle görüşeceğiz. Biz NATO’nun en önemli ülkelerinden biriyiz. İttifakın bir arada olması ve etkinliğini muhafaza etmesi için çok değerli katkılar sunuyoruz. Genel Sekreterlik yapılanmasında Türkiye’nin de böylesi bir makamda temsil edilmesi olağandır. Nitekim Sayın Rutte de böylesi bir makamın Türkiye’ye yakışacağını ifade etmişti. Biz ülkemizden bir ismin Genel Sekreter Yardımcısı olarak görevlendirilmesini sadece ülkemizin o makamda temsil edilmesi için değil, bu nazik dönemlerde NATO’ya büyük katkı sağlayacağını düşündüğümüz için de istiyoruz.”

‘BİZİM İÇİN BU NOKTADA ÖNEMLİ OLAN F-16 KONUSUDUR’

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ‘Basın toplantısında da değindiniz ama biz F-35 meselesinin nasıl çözüleceğini merak ediyoruz. Programa geri dönüş mü söz konusu ya da F-16’yla ilgili bir mahsuplaşma mı olacak?’ sorusu üzerine, “Bizim burada önceliğimiz F-16 talebimizin karşılanması. Alt kümelerde farklı durumlar olabiliyor ama biz oradaki parasal ilişkileri pek gündeme almak istemiyoruz. Çünkü biz F-35 üzerinden zaten ödememizi yaptık. Hatta 5 tane F-35 hangara da alınmıştı ama ne yazık ki olay farklı gelişti ve daha sonra ABD, bizim F-16’larımızı da vermeme noktasına dahi gelmişti. Son görüşmede ABD Başkanı Biden ‘3-4 hafta içerisinde F-16 sorununu çözeceğim’ dedi. Bizim için bu noktada önemli olan F-16 konusudur. Bu uçakların ve parçalarının bize gelmesi halinde zaten bizim şu anda teknik kadrolarımız yeterlidir. Bu alanda bütün atölyelerimiz F-16 modernizasyonu konusunda çok çok başarılı. Bu süreci gerek biz gerek ilgili bakanlarımız ve kurumlarımız yakından takip ediyor ve kısa sürede netice alabilmek için de çalışmalarımızı sürdürüyoruz” yanıtını verdi.

‘NATO Zirvesi öncesinde Şanghay İş birliği Örgütü Devlet Başkanları Zirvesi’ndeydiniz. Türkiye’nin üye olma talebini de ifade ettiniz. Batı basınına baktığımızda NATO üyesi ülkelerin liderleri arasında ‘Putin ile görüşebilen tek lider’ olarak sizi tanımladılar. Dolayısıyla Türkiye tam bir denge merkezinde görülüyor. Biraz önce de Tahıl Koridoru ile ilgili yeni çalışmaları, Rusya-Ukrayna meselesindeki son durumu ifade ettiniz. Türkiye nasıl bir denge politikası yürütüyor?’ sorusuna karşılık Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin gerek Rusya, gerek Çin, hatta Belarus ile kırmadan, dökmeden münasebetlerini devam ettirdiğini söyledi. Şanghay Zirvesi’nde Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile çok samimi bir havada görüştüklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:

“Rusya Devlet Başkanı Sayın Putin ile de Belarus Devlet Başkanı Sayın Lukaşenko ile de güzel görüşmelerimiz oldu. Bütün bu temasların bana göre getirisi er veya geç olacak. Bunu göreceğiz. Bu arada Bakan arkadaşlarımızın da görüşmeleri gerçekleşti. Partimizin üst düzey yönetimi Çin’deydi. Çin’de iktidar partisiyle üst düzey çok verimli görüşmeler yaptılar. Bu görüşmelerle ilgili arkadaşlarım bana brifing verdiklerinde, kendilerine çok üst düzey muamelesi yapıldığını aktardılar. Bu denli güzel ve başarılı bir ziyareti arkadaşlarımız gerçekleştirdi. Arkasından da biz Sayın Şi Cinping ile Astana’da bir araya geldik. Onunla bu şekilde görüşmelerimizi yaptık. Kendisi bizi yeniden Çin’e davet etti. Ben de kendisini ülkemize davet ettim. ‘Önümüzdeki yıl iadeiziyaretimi yapayım’ dedi. Bu şekilde de aramızdaki gerek siyasi gerek ticari bütün bunları görüşme fırsatını da yakaladık. Şimdi büyük ihtimalle Birleşmiş Milletler Genel Kurulu toplantısından sonra bizim bir Çin ziyaretimiz olabilir. Ama 2025’te de inanıyorum ki Sayın Şi Cinping, bize iadeyiziyaretini yapacaktır.”

‘SURİYE’DEKİ BARIŞ EN ÇOK BİZE FAYDA SAĞLAYACAK’

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ‘Suriye ile ilişkilerin düzelmesine dair ‘Beşşar Esed’e davetimizi yapacağımızı belirtiyoruz’ dediniz. NATO Zirvesi sonrası düzenlediğiniz basın toplantısında da ‘Daveti yaptık, cevap bekliyoruz’ şeklinde bir yaklaşımınız oldu. Bu davetin Ankara, İstanbul gibi bir yerde mi, yoksa sınır hattında bir bölgede mi gerçekleşmesi öngörülüyor? Rusya’nın bu yakınlaşmaya nasıl baktığını biliyoruz ama ABD ve İran cephesiyle ilgili bir tavır, bir tepki söz konusu mu?’ sorusuna şu yanıtı verdi:

“Görevi Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’a verdim. Dışişleri Bakanım da şu anda muhataplarıyla görüşmek suretiyle işin bütün yol haritasını belirleyecekler. Ona göre de inşallah adımı atacağız. Biz Suriye’de adil bir barışın mümkün olduğunu düşünüyoruz. Suriye’nin toprak bütünlüğünün bizim de çıkarımıza olduğunu her fırsatta dile getiriyoruz. Suriye’de inşa edilecek hakkaniyetli bir barış, en çok bize fayda sağlayacak. Bu inşa sürecinin en önemli adımı da Suriye ile yeni bir dönem başlatmaktan geçtiğini söylüyoruz. Şu ana kadar bu süreç olumlu istikamette gelişti. Temenni ediyorum ki yakın bir zamanda somut adımları da atarız. ABD ve İran’ın da bu müspet gelişmelerden memnuniyet duyması ve çekilen onca acının son bulması için süreci desteklemesi gerekir. Biz komşumuzdaki yangını söndürmek için yıllardır çaba sarf ediyoruz. Suriye’nin bir ve bütün olarak yeni bir gelecek inşa etmesi için oluşacak iklimden kimsenin rahatsızlık duymaması temel beklentimizdir. Bu süreci terör örgütleri zehirlemek için elinden geleni yapacaklardır. Provokasyonlar tertipleyip oyunlar kuracaklardır. Tüm bunların farkındayız ve hazırlıklıyız. Biz Suriye’de barış istiyoruz ve barışın yanında olan herkesi de bu tarihi çağrımıza desteğe bekliyoruz.”

‘YETERLİ DEĞİL AMA MEMNUNİYET VERİCİ’

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ‘Irak’ta PKK terör örgütüne yönelik operasyonlarda terör örgütü üyelerinin köyleri, kasabaları, bazı yerleşim yerlerini ateşe vererek güneye çekildiklerine dair haberler geliyor. Kundaklama eylemleri yaptıkları ortaya çıktı. Bu saldırılarda da Bafel Talabani’ye yakın isimlerin de olduğu, onlara ait peşmergelerden isimlerin de olduğu haberleri çıktı. Bu konuda Erbil yönetimi tarafından açıklamalar da yapıldı. Milli Savunma Bakanlığımızın da son günlerde ‘kilit kapanıyor’ paylaşımları oldu. Sahadaki son durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?’ sorusunu cevaplarken, “Irak ziyaretimizden sonra Irak yönetiminde ilk defa PKK ile mücadele konusunda sahada çok somut adımlar atıldığını gördük” dedi.

Irak yönetiminin, PKK’nın faaliyetlerinin Irak’ta yasaklandığına dair açıklamayı Milli Güvenlik Kurulu’ndan geçirdiklerini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şimdi bunun sahadaki yansımalarını görüyoruz. O ziyaretten sonra güvenlik güçlerimiz ile Erbil yönetiminin iş birliği memnuniyet verici. Irak’ta hem Savunma Bakanlığıyla hem de istihbarat örgütleriyle de iyi bir ilişkimiz var” değerlendirmesinde bulundu.

Irak’taki kundaklama ve yangın faaliyetlerinin PKK tarafından yapıldığının Irak İçişleri Bakanlığınca resmi olarak açıklandığını söyleyen Erdoğan, şunları kaydetti:

“Bunun üzerine de Erbil yönetimi bunu teyit edici açıklamalar yaptı. Bunlar yakın dönemde PKK ile mücadelede ilk kez ortaya çıkan gelişmeler. Dolayısıyla bu durum bizim açımızdan yeterli değil ama memnuniyet verici. Sonuçta ilerleyen bir süreç var. Irak’ta Süleymaniye yönetimi ile Erbil yönetimi arasındaki gerilim de devam ediyor. Erbil’e gittiğimizde de söyledik, Süleymaniye yönetimi, PKK ile aralarına mesafe koymadıkça bizim Süleymaniye’ye karşı tavrımızda bir değişiklik olmayacak. Hava sahasına yönelik ambargo devam edecek. Biz onlara her vesileyle ‘Süleymaniye tarafında bazı adımları atarsanız pozisyonumuzu değerlendiririz.’ dedik. Top şu anda onların sahasında.”

‘HAKLILIĞIMIZ ZAMAN İÇERİSİNDE ORTAYA ÇIKTI’

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ‘ABD ile bir türlü istenilen düzeyde ilişki yürütemiyoruz. Malum ABD’de yaklaşan bir seçim var. Washington PKK, PYD’ye verdiği desteğin kılıfı olarak DEAŞ’la mücadeleyi ortaya koyuyor. Diğer yandan FETÖ’ye de kol kanat geriyorlar. Buna bir bahane bile uydurmuyorlar. ABD, Türkiye’yi kaybetmek pahasına sizce neyin hesabını yapıyor olabilir?’ sorusu üzerine bu konuları NATO Zirvesi’nde Biden ile konuşamadıklarını kaydetti.

“FETÖ’yle şöyle hesap var, böyle hesap var, bu konulara girmedik. Şu anda zaten FETÖ ortada yok. Ne olduğu belli değil” diye konuşan Erdoğan, şöyle devam etti:

“Bir de üç buçuk ay sonra ABD’de bir seçim var. Bizim ajandamızda da Birleşmiş Milletler Genel Kurulu var. Genel Kurulda da dünya ne konuşuyor, bunları göreceğiz. Biz de orada mesajlarımızı tekrar vereceğiz. İnşallah bu mesajlarla birlikte Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’ndan hayırlı neticeleri elde ederiz diye düşünüyorum. Terör örgütleri ile Türkiye gibi bir müttefiki terazinin iki kefesine koyma düşüncesi bile baştan sakat bir yaklaşımdır. FETÖ, PKK gibi kuklalara desteğin, onları öyle ya da böyle kullanmanın bir bahanesi olamaz. FETÖ de PKK da komşunun tarlasına zarar vermek için ekilen zararlı otlara benzer. Komşunuz onlarla mücadelenin bir yolunu muhakkak bulur, tarlasından o zararlı otları temizler, ama o tohumlar bir şekilde sizin arazinize de sıçrar ve emin olun size de zarar verir. Yıllardır terörün bumerang özelliğini vurguluyorum. Çeşitli vesilelerle haklılığımız zaman içerisinde ortaya çıktı.”

‘FİLİSTİN’İ TANIMA KARARI DÜNYA BARIŞINA, HUZURA KATKI SAĞLAR’

Erdoğan, ‘Siz ABD Başkanı Biden’ın kendisine yönelik ‘çekil’ baskısına karşı direneceğini düşünüyor musunuz? Bugün basın toplantısında cevap verdiniz ama Donald Trump’ı mı, Joe Biden’ı mı istersiniz?’ sorusuna karşılık, “Ortada bir gerçek var, o da şu; her şeyden önce Biden zaten ‘çekilmiyorum’ dedi” ifadesini kullandı.

ABD medyasının şu anda kimi nereye getireceğini bile açıklamaya başladığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Her iki isim de ABD halkından ikinci dönem için destek talep ediyor. Amerikan halkı iki ismin de başkanlık dönemlerinde yaptıkları ya da yapamadıkları işleri tartıp bir karar verecek. Bu kararı bekleyip göreceğiz” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ‘Fransa’da Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un kararıyla gidilen erken genel seçimlerde, sandıktan birinci çıkan solcu Yeni Halk Cephesi ittifakının başlıca seçim vaatleri arasında Filistin devletinin tanınması yer alıyor. Eğer başarılı olurlar ise Filistin’e yönelik tutumları diğer Avrupa ülkeleri için de örnek teşkil eder mi? Bu konuda yorumunuz nedir?’ sorusuna şu yanıtı verdi:

“Cumhurbaşkanı olarak şu anda kim hükümeti kiminle kuracak, bunun kararını Fransa Cumhurbaşkanı Macron verecek. Şu anda koalisyon güçleri hangileriyse bunların hepsi de parlamentoda gereken çalışmaları yapacaklar ve bu konuda da nihai söz Macron’a ait. Diğer yandan tarihin doğru tarafında durmak isteyenlerin yapması gereken Filistin’i devlet olarak tanımaktır. Hakkaniyetli, adaletli yaklaşım bunu gerektirir. Avrupa’da zaten Filistin’in haklılığının ve Filistin devletinin tanınması sürecinin fitili ateşlenmiştir. En son İspanya’nın, Norveç’in, İrlanda’nın, Slovenya’nın aldıkları isabetli kararlar o kapıyı aralamıştır. Fransa’nın böylesi bir karar alması bizi memnun eder. Filistin’i tanıma kararı dünya barışına, huzura katkı sağlar. Bugün itibarıyla Filistin’i devlet olarak tanımayan bütün ülkeler, vakit geçirmeden bu doğru kararı almalıdır. Hem bölgesel hem küresel barışın yolu, 1967 sınırlarında iki devletli çözümden geçmektedir.”

‘PAŞİNYAN’A HER ŞEYİ SÖYLEDİK’

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ‘İran’da Cumhurbaşkanı değişti, Ermenistan’da Paşinyan barıştan yana cümleler kuruyor. Türkiye- Azerbaycan perspektifi Kafkaslarda barışı getirmek üzerine. Bu bağlamda Ermenistan- Azerbaycan barış anlaşması ve İran’ın Zengezur Koridoru’na bakışı konusunda neler söylersiniz? Ermenistan ile Azerbaycan barış anlaşması imzaladığı zaman o bölge tamamen barış iklimi olacak ve belki Ermenistan- Türkiye sınırının açılabileceğini işaret etmiştiniz. Bu da düşünülebilir mi?’ sorusuna, “Niye düşünülmesin. Yani biz bu konuda zaten Paşinyan’a her şeyi söyledik” karşılığını verdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:

“Artık bütün yelkenleri barışa açmamız lazım. Azerbaycan ile Ermenistan arasında kalıcı barış yakında sağlanır diye umut ediyoruz. Bu barışı Türkiye olarak yürekten destekliyoruz. Zengezur Koridoru’nun açılması da bu barış anlaşmasını taçlandıracak ve tamamlayacak adımdır. Azerbaycan’ın da Ermenistan’ın da Türkiye’nin de bölgedeki diğer ülkelerin de refah ve huzuruna bu adımlar olumlu katkı sağlar. Bu kadar olumlu yönü bulunan kararların geciktirilmeden alınması ve gereğinin yapılmasını arzu ederiz. Bölgeden olumlu sinyaller geliyor, bunların müjdeli haberlere dönüşmesini temenni ediyoruz. Diğer ülkelerin de barış sürecine katkı sağlamak noktasında benzer bir yaklaşım ortaya koymaları kalıcı barışın bir an önce tesisi için önemlidir.”

‘HERKESİN ÇIKARINA OLACAK STRATEJİK KORİDOR’

İran Cumhurbaşkanıyla görüşmede Zengezur Koridoru’nun konuşulmadığını bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Biz sadece bu seçimi nasıl kazandığı konusunda değerlendirmeler yaptık” dedi. Erdoğan, Türkiye- İran münasebetlerini çok daha farklı bir noktaya taşımak istediklerini belirterek, “Zengezur Koridoru özellikle Azerbaycan, Ermenistan ve İran herkesin çıkarına olacak stratejik koridordur ve bu koridor devreye girdiği anda İran da rahatlayacak, Azerbaycan da rahatlayacak. Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev için o koridor çok önemli. İnşallah oradaki raylı sistem devreye girdiği anda burada Azerbaycan çok çok rahatlayacak” değerlendirmesinde bulundu.

‘3. Dünya Savaşı riski hiç olmadığı kadar sık belirtilmeye başlandı. Siz son 2 büyük uluslararası zirveye katıldınız. Şanghay Zirvesi, sonrasında NATO Zirvesi. Bu iki zirvenin sonunda bu riskin yüksek olduğunu görüyor musunuz? Böyle bir kaygınız var mı? Eğer varsa bunu engellemek için hangi somut adımlar atılması gerekir?’ sorusuna Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Doğrusu ben görmüyorum, görmek de istemiyorum” karşılığını verdi.

“Dünyayı bundan önce savaşa sürükleyen gerekçeleri ve alınmayan önlemleri düşündüğümüzde bugün o hatalara düşmemeye özen göstermenin gerektiği ortadadır. Savaştan çok barışı söylemeli, barışı konuşmalıyız. Attığımız her adımı gerilim değil, barış için atmalı, planlarımızı barışı sağlamak ve kalıcı hale getirmek üzere yapmalıyız” diyen Erdoğan, bütün ülkelerin gerilimi değil, barış ve huzur iklimini inşa edecek çabaları hayata geçirmesi gerektiğini söyledi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogandan-suriye-aciklamasi-gorevi-bakan-fidana-verdim/feed/ 0
Cumhurbaşkanı Erdoğan ABD Dönüşü Konuştu: “Bizim Önceliğimiz F16, Netice Alabilmek İçin de Çalışmalarımızı Sürdürüyoruz” https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-abd-donusu-konustu-bizim-onceligimiz-f16-netice-alabilmek-icin-de-calismalarimizi-surduruyoruz/ https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-abd-donusu-konustu-bizim-onceligimiz-f16-netice-alabilmek-icin-de-calismalarimizi-surduruyoruz/#respond Fri, 12 Jul 2024 23:57:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=39032 (ANKARA) – Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi için gittiği ABD dönüşü zirvede konuşulan konular hakında değerlendirmelerde bulundu.

Zirvenin NATO ittifakının birlik ve insicamının sergilenmesi noktasında faydalı  olduğunu belirten Erdoğan, NATO’daki Müttefiklerden terörle mücadele konusunda  samimi dayanışma beklediklerini ve savunma sanayi ticaretinin önündeki kısıtlamaların  kaldırılası gerektiğini vurguladı. NATO müttefikleri arasında artık kısıtlamaları konuşmak istemediğini dile getiren Erdoğan, Ukrayna- Rusya savaşında ilk günden sergilenen dengeli politikanın devam ettiğini ve Ukrayna gibi Rusya Federasyonu’nun da Türkiye’nin komşusu olduğunu ifade etti.

Erdoğan açıklamasının devamında şu hususlara değindi:

“Her iki ülkeyle de çok boyutlu ilişkilerimiz mevcuttur. Savaşa rağmen bunların korunmasına da önem veriyoruz. Daha fazla kan dökülmeden diplomasiye dönülmesi ve müzakere zemini hazırlanması gerektiğine dikkati çektim. Bu doğrultuda İstanbul sürecini devam ettirmeye hazır olduğumuzu vurguladım.”

“Bu hızlı değişim içerisinde güçler özellikle büyük rol oynuyor”

Uçakta basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan “Dünya süratle bir değişim yaşıyor. Bu hızlı değişim içerisinde güçler özellikle büyük rol oynuyor. Mesela Rusya, Çin ile dayanışma içinde. Bu durum Batı’yı ciddi manada rahatsız ediyor. Batı, Ukrayna’ya gerek parasal, gerekse ayni noktada bütün imkanlarıyla, silah, mühimmat dahil her türlü desteği veriyor. Bütün bu desteklere rağmen şu anda Ukrayna’da bekledikleri neticeyi henüz alabilmiş değiller. Bu noktada en büyük güvenceleri NATO’nun varlığı. NATO büyük bir güç ve onları biraz rahatlatıyor. Bu Batılı ülkelerin başında Amerika Birleşik Devletleri geliyor. Amerika’nın yanında Almanya, Fransa, İngiltere gibi Batı ülkeleri yer alıyor. Böylece bu güç takviye oluyor. Bu takviyeye rağmen büyük güç rekabetinde arzu ettikleri neticeyi elde edemeyişleri bu ülkeleri ister istemez belli bir noktaya taşıyor” ifalerini kullandı.

“Tahıl koridorunu biz yeniden açalım”

Türkiye’nin Ukrayna ve Rusya ile adilane bir iletişim içinde olduğunu belirten Erdoğan şu hususlara değindi:

“Burada Türkiye olarak bizim konumumuz ise farklı. Biz, hem Rusya hem Ukrayna ile iletişim halindeyiz. Bunu yaparken de mümkün olduğunca adilane yaklaşmanın gayreti içerisindeyiz. Bu durum zaman zaman Rusya’yı da Ukrayna’yı da rahatsız edebiliyor. Ama biz diyoruz ki, “Her ikiniz hem bize komşusunuz, geçmişten bu yana aramızda ciddi münasebetlerimiz var. Örneğin Karadeniz Tahıl Koridorunda adil bir adım attık. Rusya’nın da Ukrayna’nın da taleplerini karşıladık. “Batı’ya bu tahıl koridorundan aldıklarınızdan verin ama bunun yanında Afrika’ya da verin, Türkiye olarak siz de alın” dediler. Biz de bunu elimizden geldiğince yapmaya çalıştık. Şimdi diyoruz ki; tahıl koridorunu biz yeniden açalım. Şimdi bunun görüşmelerini hem Rusya hem Ukrayna’yla yapıyoruz. Henüz bu konuda bir netice alamadık.”

“Terörle mücadele konusunda NATO’dan henüz netice alabilmiş değiliz”

Türkiye NATO ilişkileri hakkında konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin NATO’ya fayda sağladığını ancak terörle mücadele konusunda NATO’dan yeterli desteği alamadığını ifade etti ve şunları ekledi:

“Bir fayda-maliyet analizinde Türkiye olarak biz mütekabiliyet ilkesine aykırı bir konuma düşmedik. Sadece terörle mücadelede NATO’yu duruma müdahale etme noktasında henüz netice alabilmiş değiliz. Bundan rahatsız olduğumuzu da Sayın Stoltenberg’e de defalarca ifade ettim. Mesela terörle mücadelede ülkemizin, dolayısıyla NATO’nun sınırlarının korunması ve tehditlerin bertaraf edilmesi noktasında çoğu zaman yalnız bırakıldık. Bunlar çok olumlu bir tablo olarak karşımıza çıkmıyor. Diğer taraftan Almanya’yla bizim şu anda Akkuyu Nükleer Santrali için gelmesi gereken türbinlerin Alman gümrüğünde bekliyor olması gibi bir sıkıntımız var. Bu, bizi ciddi manada rahatsız etmiştir. Bunu Almanya Başbakanı Olaf Scholz’a ikili görüşmemde tekrar hatırlattım. Gerek Eurofighter Typhoon uçak alım talebimizin karşılanmaması, gerek türbin konusu, gerekse bizim firkateynlerimizde kullanılan bazı makinelerin alınması hususunda ortaya çıkan sıkıntıları aşmamız gerekiyor. Gelişmeleri takip edeceğiz.”

“Ülkemizden bir ismin NATO Genel Sekreter Yardımcısı olması NATO’YA güç katar”

Türkiye’den bir ismin de NATO Genel Sekreter Yardımcısı olmasının NATO için önemli olacağını belirten Erdoğan şöyle konuştu:

“Biz NATO’nun en önemli ülkelerinden biriyiz. İttifakın bir arada olması ve etkinliğini muhafaza etmesi için çok değerli katkılar sunuyoruz. Genel Sekreterlik yapılanmasında Türkiye’nin de böylesi bir makamda temsil edilmesi olağandır.  Biz ülkemizden bir ismin Genel Sekreter Yardımcısı olarak görevlendirilmesini sadece ülkemizin o makamda temsil edilmesi için değil, bu nazik dönemlerde NATO’ya büyük katkı sağlayacağını düşündüğümüz için de istiyoruz.”

“Bizim önceliğimiz F16, netice alabilmek için de çalışmalarımızı sürdürüyoruz”

F35 ve F16 konularına da değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan Türkiyenin önceliğinin F16 olduğunu belirterek şunları söyledi:

“Bizim burada önceliğimiz F-16 talebimizin karşılanması.  Son görüşmede ABD Başkanı Biden “3-4 hafta içerisinde F-16 sorununu çözeceğim” dedi. Bizim için bu noktada önemli olan F-16 konusudur. Bu uçakların ve parçalarının bize gelmesi halinde zaten bizim şu anda teknik kadrolarımız yeterlidir. Bu alanda bütün atölyelerimiz F-16 modernizasyonu konusunda çok çok başarılı.  Bu süreci gerek biz, gerek ilgili bakanlarımız ve kurumlarımız yakından takip ediyor ve kısa sürede netice alabilmek için de çalışmalarımızı sürdürüyoruz.”

Şanghay İşbirliği Örgütü Zirvesi’nde olumlu görüşmeler yaptık”

Şanghay İşbirliği Örgütü Zirvesi’nde Çin ve Rusya ile olumlu görüşmeler yaptıklarını belirten Erdoğan, “Türkiye’nin denge politikası yürüttüğünü” ifade ederek şöyle konuştu: “Birleşmiş Milletler Genel Kurulu toplantısından sonra Çine bir ziyaret olabilir. Suriye ile ilişkilerde Beşşar Esed’e davet yapıldı ve barışın sağlanması gerekiyor. ABD ve İran’ın süreci desteklemesi gerekiyor. Suriye’de inşa edilecek hakkaniyetli bir barış, en çok bize fayda sağlayacak. Bu inşa sürecinin en önemli adımın da Suriye ile yeni bir dönem başlatmaktan geçtiğini söylüyoruz.”

“Biz Suriye’de adil bir barışın mümkün olduğunu düşünüyoruz”

Suriye ile ilişkilerin normalleştirilmesi hakkında açıklamalarda bulunan Erdoğan şöyle devam etti:

“Biz Suriye’de adil bir barışın mümkün olduğunu düşünüyoruz” ifadelerini kullandı, Erdoğan açıklamasında şöyle konuştu: Görevi Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’a verdim. Dışişleri Bakanım da şu anda muhataplarıyla görüşmek suretiyle işin bütün yol haritasını belirleyecekler. Ona göre de inşallah adımı atacağız. Biz Suriye’de adil bir barışın mümkün olduğunu düşünüyoruz. Suriye’nin toprak bütünlüğünün bizim de çıkarımıza olduğunu her fırsatta dile getiriyoruz. Suriye’de inşa edilecek hakkaniyetli bir barış, en çok bize fayda sağlayacak. Bu inşa sürecinin en önemli adımı da Suriye ile yeni bir dönem başlatmaktan geçtiğini söylüyoruz. Şu ana kadar bu süreç olumlu istikamette gelişti. Temenni ediyorum ki yakın bir zamanda somut adımları da atarız. ABD ve İran’ın da bu müspet gelişmelerden memnuniyet duyması ve çekilen onca acının son bulması için süreci desteklemesi gerekir. Biz komşumuzdaki yangını söndürmek için yıllardır çaba sarf ediyoruz. Suriye’nin bir ve bütün olarak yeni bir gelecek inşa etmesi için oluşacak iklimden kimsenin rahatsızlık duymaması temel beklentimizdir. Bu süreci terör örgütleri zehirlemek için elinden geleni yapacaklardır. Provokasyonlar tertipleyip oyunlar kuracaklardır. Tüm bunların farkındayız ve hazırlıklıyız. Biz Suriye’de barış istiyoruz ve barışın yanında olan herkesi de bu tarihi çağrımıza desteğe bekliyoruz.”

” Irak’ta Savunma Bakanlığı ve İstihbarat ile iyi bir ilişkimiz var”

Irak’ta PKK ile mücadelede somut adımlar atıldığını ve Erbil yönetimi ile işbirliğinin memnuniyet verici olduğunu dile getiren Erdoğan, Irak’ta hem Savunma Bakanlığıyla hem de istihbarat örgütleriyle iyi bir ilişki içinde olduklarını vurguladı.

Terör örgütleri ile Türkiye gibi bir müttefiki terazinin iki kefesine koyma düşüncesi bile sakat bir yaklaşımdır”

Terör konusan da dikkati çeken Cumhurbaşkanı şu ifadeleri kullandı:

“FETÖ’yle şöyle hesap var, böyle hesap var, bu konulara girmedik. Şu anda zaten FETÖ ortada yok. Ne olduğu belli değil. Bir de üç buçuk ay sonra ABD’de bir seçim var. Bizim ajandamızda da Birleşmiş Milletler Genel Kurulu var. Genel Kurul’da da dünya ne konuşuyor? Bunları göreceğiz. Biz de orada mesajlarımızı tekrar vereceğiz. İnşallah bu mesajlarla birlikte Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’ndan hayırlı neticeleri elde ederiz diye düşünüyorum. Terör örgütleri ile Türkiye gibi bir müttefiki terazinin iki kefesine koyma düşüncesi bile baştan sakat bir yaklaşımdır. FETÖ, PKK gibi kuklalara desteğin, onları öyle ya da böyle kullanmanın bir bahanesi olamaz. FETÖ de PKK da komşunun tarlasına zarar vermek için ekilen zararlı otlara benzer. Komşunuz onlarla mücadelenin bir yolunu muhakkak bulur, tarlasından o zararlı otları temizler, ama o tohumlar bir şekilde sizin arazinize de sıçrar ve emin olun size de zarar verir. Yıllardır terörün bumerang özelliğini vurguluyorum. Çeşitli vesilelerle haklılığımız zaman içerisinde ortaya çıktı”.

“Tarihin doğru tarafında durmak isteyenlerin yapması gereken, Filistin’i devlet olarak tanımaktır”

Filistin konusu ve Fransa’da hükümet çalışmalarına da değinen Erdoğan şöyle devam etti:

“Cumhurbaşkanı olarak şu anda kim hükümeti kiminle kuracak bunun kararını Fransa Cumhurbaşkanı Macron verecek. Şu anda koalisyon güçleri hangileriyse bunların hepsi de parlamentoda gereken çalışmaları yapacaklar ve bu konuda da nihai söz Macron’a ait. Diğer yandan tarihin doğru tarafında durmak isteyenlerin yapması gereken, Filistin’i devlet olarak tanımaktır. Hakkaniyetli, adaletli yaklaşım bunu gerektirir. Avrupa’da zaten Filistin’in haklılığının ve Filistin Devleti’nin tanınması sürecinin fitili ateşlenmiştir. En son İspanya’nın, Norveç’in, İrlanda’nın, Slovenya’nın aldıkları isabetli kararlar o kapıyı aralamıştır. Fransa’nın böylesi bir karar alması bizi memnun eder. Filistin’i tanıma kararı dünya barışına, huzura katkı sağlar. Bugün itibariyle Filistin’i devlet olarak tanımayan bütün ülkeler, vakit geçirmeden bu doğru kararı almalıdır. Hem bölgesel hem küresel barışın yolu, 1967 sınırlarında iki devletli çözümden geçmektedir.”

Azerbaycan ile Ermenistan arasında kalıcı barış yakında sağlanır diye umut ediyoruz”

Azerbaycan-Ermenistan sorunu ile ilgili değerlendirmede de bulunan Erdoğan,”Paşinyan’a her şeyi söyledik. Artık bütün yelkenleri barışa açmamız lazım. Azerbaycan ile Ermenistan arasında kalıcı barış yakında sağlanır diye umut ediyoruz. Bu barışı Türkiye olarak yürekten destekliyoruz. Zengezur Koridoru’nun açılması da bu barış anlaşmasını taçlandıracak ve tamamlayacak adımdır. Azerbaycan’ın da Ermenistan’ın da Türkiye’nin de bölgedeki diğer ülkelerin de refah ve huzuruna bu adımlar olumlu katkı sağlar. Bu kadar olumlu yönü bulunan kararların geciktirilmeden alınması ve gereğinin yapılmasını arzu ederiz. Bölgeden olumlu sinyaller geliyor, bunların müjdeli haberlere dönüşmesini temenni ediyoruz. Türkiye-İran münasebetlerini çok daha farklı bir noktaya taşıyalım istiyoruz. Zengezur Koridoru özellikle Azerbaycan, Ermenistan ve İran herkesin çıkarına olacak stratejik koridordur ve bu koridor devreye girdiği anda İran da rahatlayacak, Azerbaycan da rahatlayacak. Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev için o koridor çok önemli. İnşallah oradaki raylı sistem devreye girdiği anda burada Azerbaycan çok çok rahatlayacak” diye konuştu

” Savaştan çok barışı söylemeli, barışı konuşmalıyız”

Üçüncü dünya savaşı ihtimalini değerlendiren Erdoğan şu ifadeleri kullandı:

“Dünyayı bundan önce savaşa sürükleyen gerekçeleri ve alınmayan önlemleri düşündüğümüzde bugün o hatalara düşmemeye özen göstermenin gerektiği ortadadır. Savaştan çok barışı söylemeli, barışı konuşmalıyız. Attığımız her adımı gerilim değil barış için atmalı, planlarımızı barışı sağlamak ve kalıcı hale getirmek üzere yapmalıyız. Bütün ülkelerin gerilim değil, barış ve huzur iklimini inşa edecek çabaları hayata geçirmesi gerekiyor.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-abd-donusu-konustu-bizim-onceligimiz-f16-netice-alabilmek-icin-de-calismalarimizi-surduruyoruz/feed/ 0
Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD ziyareti dönüşü uçakta gazetecilerin sorularını yanıtladı: (1) https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-abd-ziyareti-donusu-ucakta-gazetecilerin-sorularini-yanitladi-1/ https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-abd-ziyareti-donusu-ucakta-gazetecilerin-sorularini-yanitladi-1/#respond Fri, 12 Jul 2024 23:54:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=39029 Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ” Almanya’yla bizim şu anda Akkuyu Nükleer Santrali için gelmesi gereken türbinlerin Alman gümrüğünde bekliyor olması gibi bir sıkıntımız var. Bu, bizi ciddi manada rahatsız etmiştir.” dedi.

Erdoğan, NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi’ne katılmak üzere ziyaret ettiği ABD’nin başkenti Washington’dan dönüşünde uçakta gazetecilere açıklamalarda bulundu, soruları yanıtladı.

NATO’nun 75. kuruluş yıl dönümü törenlerine katıldıklarını, zirvenin, ittifakın birlik ve insicamının sergilenmesi noktasında faydalı olduğunu aktaran Erdoğan, zirve kapsamında görüşülen konuları, alınan kararları basın toplantısında etraflıca paylaştığını hatırlattı.

Bunlara ek olarak birkaç hususa ayrıca değinmek istediğini belirten Erdoğan, şunları söyledi:

“Terör konusunda ödediğimiz bedelleri tüm dünya biliyor. Müttefiklerimizden teröre karşı verdiğimiz mücadelede samimi dayanışma beklediğimizi burada bir kez daha vurguladım. Ayrıca savunma sanayi ticaretinin önündeki kısıtlamaların süratle kaldırılması gerektiğini ifade ettim. Bildiğiniz gibi NATO’nun Vilnius Zirvesi’nde bütün müttefikler bu yönde taahhüt vermişlerdi. Aradan geçen sürede taahhütleri doğrultusunda gerekli adımları atan müttefiklerimiz de çoğunluktaydı. Ancak bazı NATO üyeleri verdikleri sözlere rağmen, menfi tutumlarını değiştirmedi. Bu duruma hem ilk oturumda hem de zirve esnasında gerçekleştirdiğim ikili görüşmelerde özellikle temas ederek, görüştüğüm liderlere bunları anlattım. ‘NATO müttefikleri arasında artık kısıtlamaları konuşmak istemiyoruz’ dedim.”

“Her iki ülkeyle de çok boyutlu ilişkilerimiz mevcut”

Ukrayna- Rusya savaşında ilk günden bu yana Türkiye’nin sürdürdüğü dengeli tavrın bütün liderlerce bilindiğini ifade eden Erdoğan, “Ukrayna gibi Rusya Federasyonu da bizim komşumuzdur. Güçlü bağlarımızın olduğu bir ülkedir. Her iki ülkeyle de çok boyutlu ilişkilerimiz mevcuttur. Savaşa rağmen bunların korunmasına da önem veriyoruz.” diye konuştu.

Zirvede, daha fazla kan dökülmeden diplomasiye dönülmesi ve müzakere zemini hazırlanması gerektiğine dikkati çektiğini aktaran Erdoğan, “Bu doğrultuda İstanbul sürecini devam ettirmeye hazır olduğumuzu vurguladım.” ifadesini kullandı.

Eski Hollanda Başbakanı Mark Rutte’nin, NATO’nun yeni Genel Sekreteri olarak ilan edildiğini anımsatan Erdoğan, “Adaylık sürecinde ülkemizi ziyaret eden Rutte’ye hassasiyetlerimizi ve beklentimizi ifade etmiştim. Kendisinin bu istikamette hareket edeceğine inanıyorum. 1 Ekim’de görevi devredecek olan değerli dostum Genel Sekreter Jens Stoltenberg’le de tabiatıyla bir araya geldik. Son 10 yılda yaptığı özverili çalışmalar ve ülkemizle geliştirdiği yakın işbirliği nedeniyle teşekkürlerimizi ilettim.” diye konuştu.

Erdoğan, zirve vesilesiyle birçok devlet ve hükümet başkanıyla ikili görüşmeler gerçekleştirdiğini de belirtti.

“Güçlü olanların cirit attığı bir dünya düzeni ile karşı karşıyayız”

“Dünyanın mevcut durumunda NATO’nun, iddialarına nispetle işlevini nasıl değerlendiriyorsunuz? NATO Genel Sekreteri Stoltenberg ‘savunma sanayi dahilinde yeni imkan ve yeteneklerin değerlendirilmesi’ yönünde ikazlarda bulundu, siz de İstanbul’dan hareket ederken aynı şeyi söylediniz. Stoltenberg’in bahsettiği bu savunma kime karşı, neye karşı?” sorusu üzerine Erdoğan, dünyanın süratle bir değişim yaşadığını, bu hızlı değişim içerisinde güçlerin özellikle büyük rol oynadığını söyledi.

“Güçlü olanların cirit attığı bir dünya düzeni ile karşı karşıyayız” diyen Erdoğan, örneğin Rusya’nın, Çin ile dayanışma içinde olduğunu, bu durumun Batı’yı ciddi manada rahatsız ettiğini dile getirdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:

“Batı, Ukrayna’ya gerek parasal, gerekse ayni noktada bütün imkanlarıyla, silah, mühimmat dahil her türlü desteği veriyor. Bütün bu desteklere rağmen şu anda Ukrayna’da bekledikleri neticeyi henüz alabilmiş değiller. Bu noktada en büyük güvenceleri NATO’nun varlığı. NATO büyük bir güç ve onları biraz rahatlatıyor. Bu Batılı ülkelerin başında Amerika Birleşik Devletleri geliyor. Amerika’nın yanında Almanya, Fransa, İngiltere gibi Batı ülkeleri yer alıyor. Böylece bu güç takviye oluyor. Bu takviyeye rağmen büyük güç rekabetinde arzu ettikleri neticeyi elde edemeyişleri bu ülkeleri ister istemez belli bir noktaya taşıyor. Burada Türkiye olarak bizim konumumuz ise farklı. Biz, hem Rusya hem Ukrayna ile iletişim halindeyiz. Bunu yaparken de mümkün olduğunca adilane yaklaşmanın gayreti içerisindeyiz. Bu durum zaman zaman Rusya’yı da Ukrayna’yı da rahatsız edebiliyor. Ama biz diyoruz ki, ‘Her ikiniz hem bize komşusunuz, geçmişten bu yana aramızda ciddi münasebetlerimiz var.’ Örneğin Karadeniz Tahıl Koridoru’nda adil bir adım attık. Rusya’nın da Ukrayna’nın da taleplerini karşıladık. ‘Batı’ya bu Tahıl Koridorundan aldıklarınızdan verin ama bunun yanında Afrika’ya da verin, Türkiye olarak siz de alın’ dediler. Biz de bunu elimizden geldiğince yapmaya çalıştık. Şimdi diyoruz ki; tahıl koridorunu biz yeniden açalım. Şimdi bunun görüşmelerini hem Rusya hem Ukrayna’yla yapıyoruz. Henüz bu konuda bir netice alamadık. Rusya Devlet Başkanı Sayın Putin’le son görüşmem bunun üzerindeydi. NATO Zirvesi’nde Ukrayna Devlet Başkanı Sayın Zelenskiy ile yine bu konuları görüştük. Ukrayna tarafıyla da Tahıl Koridorunu çalıştırmak istiyoruz. Temenni ederim ki bu koridoru yeniden işletmeye başlarız.”

“Batı’ya bu rahatsızlığımızı hep anlattık”

Cumhurbaşkanı Erdoğan “NATO içerisinde nevi şahsına münhasır bir yerimiz var. Peki NATO ile kurduğumuz münasebet ne kadar adil ve dengeli sizce? Fayda-maliyet analizi yaptığınızda, NATO’ya verdiklerimiz ve aldıklarımızı mukayese ettiğinizde bir mütekabiliyet mevzubahis mi?” sorusunu ise şöyle yanıtladı:

“Bir fayda-maliyet analizinde Türkiye olarak biz mütekabiliyet ilkesine aykırı bir konuma düşmedik. Sadece terörle mücadelede NATO’yu duruma müdahale etme noktasında henüz netice alabilmiş değiliz. Bundan rahatsız olduğumuzu da Sayın Stoltenberg’e de defalarca ifade ettim. Bir NATO ülkesi olarak Batı’ya bu rahatsızlığımızı hep anlattık. Birinci derecede Almanya, Fransa, İngiltere, malum terörün belli ölçüde destek alanı buldukları yerler. Özellikle Almanya’ya bunları etraflıca anlattık. Mesela terörle mücadelede ülkemizin, dolayısıyla NATO’nun sınırlarının korunması ve tehditlerin bertaraf edilmesi noktasında çoğu zaman yalnız bırakıldık. Bununla da kalınmadı, NATO’nun sınırlarını tehdit eden teröristlere bu tehditlerini güçlendirici yardımlar yapıldı, destekler verildi. Bunlar çok olumlu bir tablo olarak karşımıza çıkmıyor. Diğer taraftan Almanya’yla bizim şu anda Akkuyu Nükleer Santrali için gelmesi gereken türbinlerin Alman gümrüğünde bekliyor olması gibi bir sıkıntımız var. Bu, bizi ciddi manada rahatsız etmiştir. Bunu Almanya Başbakanı Olaf Scholz’a ikili görüşmemde tekrar hatırlattım. Gerek Eurofighter Typhoon uçak alım talebimizin karşılanmaması, gerek türbin konusu, gerekse bizim fırkateynlerimizde kullanılan bazı makinelerin alınması hususunda ortaya çıkan sıkıntıları aşmamız gerekiyor. Gelişmeleri takip edeceğiz.”

“Türkiye’nin de böylesi bir makamda temsil edilmesi olağandır”

NATO Genel Sekreter Yardımcılığı konusunun da gündemde olduğu, 2010-2013 yılları arasında Hüseyin Diriöz’ün, 2016-2020 arasında da Tacan İldem’in Genel Sekreter Yardımcılığı yaptığı hatırlatılarak, “Yeni NATO Genel Sekreteri Mark Rutte ile görüşmede Türkiye’ye bir Genel Sekreter Yardımcılığı verilmesi talebiniz oldu diye biliyoruz. Bakışı nasıl, bu gerçekleşecek mi, gerçekleşirse belirlenmiş bir isim var mı?” sorularına karşılık Erdoğan, şu yanıtı verdi:

“NATO Zirvesi sonrası düzenlediğim basın toplantısında da açık bir şekilde ifade ettim. Bunun kararını ne ben veriyorum ne Dışişleri Bakanımız Hakan Fidan veriyor. Bu konudaki talebimizi kendilerine ilettik. Sayın Rutte devir teslimden önce Türkiye’ye geleceğini söylemişti. Bu ziyaret gerçekleşirse orada tekrar bu konuları kendisiyle görüşeceğiz. Biz NATO’nun en önemli ülkelerinden biriyiz. İttifakın bir arada olması ve etkinliğini muhafaza etmesi için çok değerli katkılar sunuyoruz. Genel Sekreterlik yapılanmasında Türkiye’nin de böylesi bir makamda temsil edilmesi olağandır. Nitekim Sayın Rutte de böylesi bir makamın Türkiye’ye yakışacağını ifade etmişti. Biz ülkemizden bir ismin Genel Sekreter Yardımcısı olarak görevlendirilmesini sadece ülkemizin o makamda temsil edilmesi için değil, bu nazik dönemlerde NATO’ya büyük katkı sağlayacağını düşündüğümüz için de istiyoruz.”

“Bizim için bu noktada önemli olan F-16 konusudur”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Basın toplantısında da değindiniz ama biz F-35 meselesinin nasıl çözüleceğini merak ediyoruz. Programa geri dönüş mü söz konusu ya da F-16’yla ilgili bir mahsuplaşma mı olacak?” sorusu üzerine de şunları kaydetti:

“Bizim burada önceliğimiz F-16 talebimizin karşılanması. Alt kümelerde farklı durumlar olabiliyor ama biz oradaki parasal ilişkileri pek gündeme almak istemiyoruz. Çünkü biz F-35 üzerinden zaten ödememizi yaptık. Hatta 5 tane F-35 hangara da alınmıştı ama ne yazık ki olay farklı gelişti ve daha sonra ABD, bizim F-16’larımızı da vermeme noktasına dahi gelmişti. Son görüşmede ABD Başkanı Biden ‘3-4 hafta içerisinde F-16 sorununu çözeceğim’ dedi. Bizim için bu noktada önemli olan F-16 konusudur. Bu uçakların ve parçalarının bize gelmesi halinde zaten bizim şu anda teknik kadrolarımız yeterlidir. Bu alanda bütün atölyelerimiz F-16 modernizasyonu konusunda çok çok başarılı. Bu süreci gerek biz, gerek ilgili bakanlarımız ve kurumlarımız yakından takip ediyor ve kısa sürede netice alabilmek için de çalışmalarımızı sürdürüyoruz.”

(Sürecek)???????

]]>
https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-abd-ziyareti-donusu-ucakta-gazetecilerin-sorularini-yanitladi-1/feed/ 0
Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan ABD ziyareti sonrası Suriye açıklaması https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogandan-abd-ziyareti-sonrasi-suriye-aciklamasi/ https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogandan-abd-ziyareti-sonrasi-suriye-aciklamasi/#respond Fri, 12 Jul 2024 23:51:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=39026 Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ABD’deki düzenlenen NATO Zirvesi dönüşünde uçakta basın mensuplarının sorularına yanıt verdi. Erdoğan, ” Suriye’de inşa edilecek hakkaniyetli bir barış, en çok bize fayda sağlayacak. Bu inşa sürecinin en önemli adımı da Suriye ile yeni bir dönem başlatmaktan geçtiğini söylüyoruz.” ifadelerini kullandı.

Erdoğan, NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi’ne katılmak üzere ziyaret ettiği ABD’nin başkenti Washington’dan dönüşünde uçakta gazetecilere açıklamalarda bulundu, soruları yanıtladı.

“SURİYE’DEKİ BARIŞ EN ÇOK BİZE FAZLA SAĞLAYACAK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Suriye ile ilişkilerin düzelmesine dair ‘Beşşar Esed’e davetimizi yapacağımızı belirtiyoruz.’ dediniz. NATO Zirvesi sonrası düzenlediğiniz basın toplantısında da ‘Daveti yaptık, cevap bekliyoruz.’ şeklinde bir yaklaşımınız oldu. Bu davetin Ankara, İstanbul gibi bir yerde mi, yoksa sınır hattında bir bölgede mi gerçekleşmesi öngörülüyor? Rusya’nın bu yakınlaşmaya nasıl baktığını biliyoruz ama ABD ve İran cephesiyle ilgili bir tavır, bir tepki söz konusu mu?” sorusuna şu yanıtı verdi:

“Görevi Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’a verdim. Dışişleri Bakanım da şu anda muhataplarıyla görüşmek suretiyle işin bütün yol haritasını belirleyecekler. Ona göre de inşallah adımı atacağız. Biz Suriye’de adil bir barışın mümkün olduğunu düşünüyoruz. Suriye’nin toprak bütünlüğünün bizim de çıkarımıza olduğunu her fırsatta dile getiriyoruz. Suriye’de inşa edilecek hakkaniyetli bir barış, en çok bize fayda sağlayacak. Bu inşa sürecinin en önemli adımı da Suriye ile yeni bir dönem başlatmaktan geçtiğini söylüyoruz. Şu ana kadar bu süreç olumlu istikamette gelişti. Temenni ediyorum ki yakın bir zamanda somut adımları da atarız.

ABD ve İran’ın da bu müspet gelişmelerden memnuniyet duyması ve çekilen onca acının son bulması için süreci desteklemesi gerekir. Biz komşumuzdaki yangını söndürmek için yıllardır çaba sarf ediyoruz. Suriye’nin bir ve bütün olarak yeni bir gelecek inşa etmesi için oluşacak iklimden kimsenin rahatsızlık duymaması temel beklentimizdir. Bu süreci terör örgütleri zehirlemek için elinden geleni yapacaklardır. Provokasyonlar tertipleyip oyunlar kuracaklardır. Tüm bunların farkındayız ve hazırlıklıyız. Biz Suriye’de barış istiyoruz ve barışın yanında olan herkesi de bu tarihi çağrımıza desteğe bekliyoruz.”

NATO’nun 75. kuruluş yıl dönümü törenlerine katıldıklarını, zirvenin, ittifakın birlik ve insicamının sergilenmesi noktasında faydalı olduğunu aktaran Erdoğan, zirve kapsamında görüşülen konuları, alınan kararları basın toplantısında etraflıca paylaştığını hatırlattı.

SAVUNMA SANAYİ TİCARETİNDE KISITLAMALAR

Bunlara ek olarak birkaç hususa ayrıca değinmek istediğini belirten Erdoğan, şunları söyledi: “Terör konusunda ödediğimiz bedelleri tüm dünya biliyor. Müttefiklerimizden teröre karşı verdiğimiz mücadelede samimi dayanışma beklediğimizi burada bir kez daha vurguladım. Ayrıca savunma sanayi ticaretinin önündeki kısıtlamaların süratle kaldırılması gerektiğini ifade ettim. Bildiğiniz gibi NATO’nun Vilnius Zirvesi’nde bütün müttefikler bu yönde taahhüt vermişlerdi. Aradan geçen sürede taahhütleri doğrultusunda gerekli adımları atan müttefiklerimiz de çoğunluktaydı. Ancak bazı NATO üyeleri verdikleri sözlere rağmen, menfi tutumlarını değiştirmedi. Bu duruma hem ilk oturumda hem de zirve esnasında gerçekleştirdiğim ikili görüşmelerde özellikle temas ederek, görüştüğüm liderlere bunları anlattım. ‘NATO müttefikleri arasında artık kısıtlamaları konuşmak istemiyoruz’ dedim.”

“HER İKİ ÜLKEYLE DE ÇOK BOYUTLU İLİŞKİLERİMİZ MEVCUT”

Ukrayna-Rusya savaşında ilk günden bu yana Türkiye’nin sürdürdüğü dengeli tavrın bütün liderlerce bilindiğini ifade eden Erdoğan, “Ukrayna gibi Rusya Federasyonu da bizim komşumuzdur. Güçlü bağlarımızın olduğu bir ülkedir. Her iki ülkeyle de çok boyutlu ilişkilerimiz mevcuttur. Savaşa rağmen bunların korunmasına da önem veriyoruz.” diye konuştu. Zirvede, daha fazla kan dökülmeden diplomasiye dönülmesi ve müzakere zemini hazırlanması gerektiğine dikkati çektiğini aktaran Erdoğan, “Bu doğrultuda İstanbul sürecini devam ettirmeye hazır olduğumuzu vurguladım.” ifadesini kullandı.

Eski Hollanda Başbakanı Mark Rutte’nin, NATO’nun yeni Genel Sekreteri olarak ilan edildiğini anımsatan Erdoğan, “Adaylık sürecinde ülkemizi ziyaret eden Rutte’ye hassasiyetlerimizi ve beklentimizi ifade etmiştim. Kendisinin bu istikamette hareket edeceğine inanıyorum. 1 Ekim’de görevi devredecek olan değerli dostum Genel Sekreter Jens Stoltenberg’le de tabiatıyla bir araya geldik. Son 10 yılda yaptığı özverili çalışmalar ve ülkemizle geliştirdiği yakın işbirliği nedeniyle teşekkürlerimizi ilettim.” diye konuştu. Erdoğan, zirve vesilesiyle birçok devlet ve hükümet başkanıyla ikili görüşmeler gerçekleştirdiğini de belirtti.

“GÜÇLÜ OLANLARIN CİRİT ATTIĞI BİR DÜNYA DÜZENİ İLE KARŞI KARŞIYAYIZ”

“Dünyanın mevcut durumunda NATO’nun, iddialarına nispetle işlevini nasıl değerlendiriyorsunuz? NATO Genel Sekreteri Stoltenberg ‘savunma sanayi dahilinde yeni imkan ve yeteneklerin değerlendirilmesi’ yönünde ikazlarda bulundu, siz de İstanbul’dan hareket ederken aynı şeyi söylediniz. Stoltenberg’in bahsettiği bu savunma kime karşı, neye karşı?” sorusu üzerine Erdoğan, dünyanın süratle bir değişim yaşadığını, bu hızlı değişim içerisinde güçlerin özellikle büyük rol oynadığını söyledi.

“Güçlü olanların cirit attığı bir dünya düzeni ile karşı karşıyayız” diyen Erdoğan, örneğin Rusya’nın, Çin ile dayanışma içinde olduğunu, bu durumun Batı’yı ciddi manada rahatsız ettiğini dile getirdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:

“Batı, Ukrayna’ya gerek parasal, gerekse ayni noktada bütün imkanlarıyla, silah, mühimmat dahil her türlü desteği veriyor. Bütün bu desteklere rağmen şu anda Ukrayna’da bekledikleri neticeyi henüz alabilmiş değiller. Bu noktada en büyük güvenceleri NATO’nun varlığı. NATO büyük bir güç ve onları biraz rahatlatıyor. Bu Batılı ülkelerin başında Amerika Birleşik Devletleri geliyor. Amerika’nın yanında Almanya, Fransa, İngiltere gibi Batı ülkeleri yer alıyor. Böylece bu güç takviye oluyor. Bu takviyeye rağmen büyük güç rekabetinde arzu ettikleri neticeyi elde edemeyişleri bu ülkeleri ister istemez belli bir noktaya taşıyor. Burada Türkiye olarak bizim konumumuz ise farklı. Biz, hem Rusya hem Ukrayna ile iletişim halindeyiz. Bunu yaparken de mümkün olduğunca adilane yaklaşmanın gayreti içerisindeyiz. Bu durum zaman zaman Rusya’yı da Ukrayna’yı da rahatsız edebiliyor. Ama biz diyoruz ki, ‘Her ikiniz hem bize komşusunuz, geçmişten bu yana aramızda ciddi münasebetlerimiz var.’ Örneğin Karadeniz Tahıl Koridoru’nda adil bir adım attık. Rusya’nın da Ukrayna’nın da taleplerini karşıladık. ‘Batı’ya bu Tahıl Koridorundan aldıklarınızdan verin ama bunun yanında Afrika’ya da verin, Türkiye olarak siz de alın’ dediler. Biz de bunu elimizden geldiğince yapmaya çalıştık. Şimdi diyoruz ki; tahıl koridorunu biz yeniden açalım. Şimdi bunun görüşmelerini hem Rusya hem Ukrayna’yla yapıyoruz. Henüz bu konuda bir netice alamadık. Rusya Devlet Başkanı Sayın Putin’le son görüşmem bunun üzerindeydi. NATO Zirvesi’nde Ukrayna Devlet Başkanı Sayın Zelenskiy ile yine bu konuları görüştük. Ukrayna tarafıyla da Tahıl Koridorunu çalıştırmak istiyoruz. Temenni ederim ki bu koridoru yeniden işletmeye başlarız.”

“BATI’YA BU RAHATSIZLIĞIMIZ HEP ANLATTIK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan “NATO içerisinde nevi şahsına münhasır bir yerimiz var. Peki NATO ile kurduğumuz münasebet ne kadar adil ve dengeli sizce? Fayda-maliyet analizi yaptığınızda, NATO’ya verdiklerimiz ve aldıklarımızı mukayese ettiğinizde bir mütekabiliyet mevzubahis mi?” sorusunu ise şöyle yanıtladı:

“Bir fayda-maliyet analizinde Türkiye olarak biz mütekabiliyet ilkesine aykırı bir konuma düşmedik. Sadece terörle mücadelede NATO’yu duruma müdahale etme noktasında henüz netice alabilmiş değiliz. Bundan rahatsız olduğumuzu da Sayın Stoltenberg’e de defalarca ifade ettim. Bir NATO ülkesi olarak Batı’ya bu rahatsızlığımızı hep anlattık. Birinci derecede Almanya, Fransa, İngiltere, malum terörün belli ölçüde destek alanı buldukları yerler. Özellikle Almanya’ya bunları etraflıca anlattık. Mesela terörle mücadelede ülkemizin, dolayısıyla NATO’nun sınırlarının korunması ve tehditlerin bertaraf edilmesi noktasında çoğu zaman yalnız bırakıldık. Bununla da kalınmadı, NATO’nun sınırlarını tehdit eden teröristlere bu tehditlerini güçlendirici yardımlar yapıldı, destekler verildi. Bunlar çok olumlu bir tablo olarak karşımıza çıkmıyor. Diğer taraftan Almanya’yla bizim şu anda Akkuyu Nükleer Santrali için gelmesi gereken türbinlerin Alman gümrüğünde bekliyor olması gibi bir sıkıntımız var. Bu, bizi ciddi manada rahatsız etmiştir. Bunu Almanya Başbakanı Olaf Scholz’a ikili görüşmemde tekrar hatırlattım. Gerek Eurofighter Typhoon uçak alım talebimizin karşılanmaması, gerek türbin konusu, gerekse bizim fırkateynlerimizde kullanılan bazı makinelerin alınması hususunda ortaya çıkan sıkıntıları aşmamız gerekiyor. Gelişmeleri takip edeceğiz.”

“TÜRKİYE’NİN DE BÖYLESİ BİR MAKAMDA TEMSİL EDİLMESİ OLAĞANDIR”

NATO Genel Sekreter Yardımcılığı konusunun da gündemde olduğu, 2010-2013 yılları arasında Hüseyin Diriöz’ün, 2016-2020 arasında da Tacan İldem’in Genel Sekreter Yardımcılığı yaptığı hatırlatılarak, “Yeni NATO Genel Sekreteri Mark Rutte ile görüşmede Türkiye’ye bir Genel Sekreter Yardımcılığı verilmesi talebiniz oldu diye biliyoruz. Bakışı nasıl, bu gerçekleşecek mi, gerçekleşirse belirlenmiş bir isim var mı?” sorularına karşılık Erdoğan, şu yanıtı verdi: “NATO Zirvesi sonrası düzenlediğim basın toplantısında da açık bir şekilde ifade ettim. Bunun kararını ne ben veriyorum ne Dışişleri Bakanımız Hakan Fidan veriyor. Bu konudaki talebimizi kendilerine ilettik. Sayın Rutte devir teslimden önce Türkiye’ye geleceğini söylemişti. Bu ziyaret gerçekleşirse orada tekrar bu konuları kendisiyle görüşeceğiz. Biz NATO’nun en önemli ülkelerinden biriyiz. İttifakın bir arada olması ve etkinliğini muhafaza etmesi için çok değerli katkılar sunuyoruz. Genel Sekreterlik yapılanmasında Türkiye’nin de böylesi bir makamda temsil edilmesi olağandır. Nitekim Sayın Rutte de böylesi bir makamın Türkiye’ye yakışacağını ifade etmişti. Biz ülkemizden bir ismin Genel Sekreter Yardımcısı olarak görevlendirilmesini sadece ülkemizin o makamda temsil edilmesi için değil, bu nazik dönemlerde NATO’ya büyük katkı sağlayacağını düşündüğümüz için de istiyoruz.”

“BİZİM İÇİN BU NOKTADA ÖNEMLİ OLAN F-16 KONUSUDUR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Basın toplantısında da değindiniz ama biz F-35 meselesinin nasıl çözüleceğini merak ediyoruz. Programa geri dönüş mü söz konusu ya da F-16’yla ilgili bir mahsuplaşma mı olacak?” sorusu üzerine de şunları kaydetti: “Bizim burada önceliğimiz F-16 talebimizin karşılanması. Alt kümelerde farklı durumlar olabiliyor ama biz oradaki parasal ilişkileri pek gündeme almak istemiyoruz. Çünkü biz F-35 üzerinden zaten ödememizi yaptık. Hatta 5 tane F-35 hangara da alınmıştı ama ne yazık ki olay farklı gelişti ve daha sonra ABD, bizim F-16’larımızı da vermeme noktasına dahi gelmişti. Son görüşmede ABD Başkanı Biden ‘3-4 hafta içerisinde F-16 sorununu çözeceğim’ dedi. Bizim için bu noktada önemli olan F-16 konusudur. Bu uçakların ve parçalarının bize gelmesi halinde zaten bizim şu anda teknik kadrolarımız yeterlidir. Bu alanda bütün atölyelerimiz F-16 modernizasyonu konusunda çok çok başarılı. Bu süreci gerek biz, gerek ilgili bakanlarımız ve kurumlarımız yakından takip ediyor ve kısa sürede netice alabilmek için de çalışmalarımızı sürdürüyoruz.”

Ayrıntılar geliyor…

]]>
https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogandan-abd-ziyareti-sonrasi-suriye-aciklamasi/feed/ 0
NATO Zirvesi’nde Türkiye’nin ŞİÖ’ye katılımı tartışıldı https://www.haber60.com.tr/nato-zirvesinde-turkiyenin-sioye-katilimi-tartisildi/ https://www.haber60.com.tr/nato-zirvesinde-turkiyenin-sioye-katilimi-tartisildi/#respond Fri, 12 Jul 2024 21:24:49 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=38880 NATO’nun dün tamamlanan 75. Yıl Zirvesi’nde ittifak, Şubat 2022’de Ukrayna’yı işgale başlayan Rusya ve en önemli tedarikçisi olarak görülen Çin’e karşı son dönemin en somut ve sert kararlarını aldı.

NATO hem Ukrayna’ya askeri ve ekonomik yardımı uzun vadeli ve kararlı şekilde sürdürme kararı aldı, hem de özellikle Doğu Avrupa’da askeri yapılanmasını Rusya’ya karşı caydırıcılığı artıracak bir düzeye çıkardı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ise bu kararlara imza attıktan hemen sonra basına yaptığı açıklamada, Türkiye’nin Rusya ve Çin liderliğinde büyüyen Şanghay İşbirliği Örgütü’ne (ŞİÖ) tam üye olma hedefinden vazgeçmediğini söyledi.

Ancak siyasi ve jeopolitik nedenlerin yanı sıra ŞİÖ’nün temel ilkeleri, Türkiye’nin NATO’dan ayrılmadan birliğe katılımının mümkün olmadığını gösteriyor.

Erdoğan: Türkiye artık Şanghay Beşlisi’ne daimi üye olarak katılmalıdır

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, NATO Zirvesi’nden bir hafta önce Astana’da ŞİÖ Liderler Zirvesi’ne “diyalog ortağı” sıfatıyla katılmış ve dönüşünde yaptığı açıklamalarda Türkiye’nin bu birliğe tam üye olmak istediğini yinelemişti.

Erdoğan, NATO Zirvesi sırasında Newsweek’e verdiği demeçte bu görüşünü savunurken, ŞİÖ’nün NATO’ya alternatif olmadığını kayda geçirmişti.

NATO Zirvesi sonrası düzenlediği basın toplantısında ise bir soru üzerine Erdoğan, “Şanghay İşbirliği’ne gözlemci üye olarak değil, bizim hedefimiz orada daimi üye olmaktır. Zaten şu anda gözlemciyiz. Onu aşarak Türkiye artık Şanghay Beşlisi’ne daimi üye olarak katılmalıdır. Bunu gerek Sayın Putin’le gerek Şi Cinping’le ayrı ayrı görüştüm. Ayrıca Kazakistan Başkanı ile görüştüm ve bütün daimi üyelerden bu konuda destek istedim” dedi.

Erdoğan’ın “gözlemci” demesine karşın Türkiye, ŞİÖ’de “diyalog ortağı“ sıfatıyla yer alıyor.

NATO, Rusya’ya karşı yeni önlemler aldı

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın siyasi, askeri ve ekonomik liderliğini Çin ve Rusya’nın yaptığı ŞİÖ’ye ilişkin açıklamalarını NATO’nun bu iki ülkeye karşı son dönemin en sert kararlarını aldığı zirvenin hemen ardından yapmış olması dikkat çekti.

Müttefikler, Ukrayna’ya yıllık 40 milyar Euro tutarındaki yardımın NATO tarafından koordine edilmesi kararını alarak, Rusya’nın savaşı uzatması olasılığına karşı ittifakın da buna ayak uyduracağı mesajını verdiler. Ayrıca bu zirvede somut bir üyelik adımı atılmamasına rağmen Ukrayna’nın NATO’ya katılımının geri döndürülemez bir süreç olduğunu da vurguladılar.

Bunun ötesinde başta ABD ve önde gelen Batılı müttefikler, Ukrayna’nın gereksinim duyduğu hava savunma sistemlerini vereceklerini taahhüt ettiler. Bazı ülkeler Ukrayna’ya F-16 savaş uçağı vereceklerini duyrudular.

ABD, 2026’da Almanya’ya uzun menzilli füze yerleştireceğini de bu zirve sırasında açıkladı. Bu, ABD’nin Soğuk Savaş’tan bu yana Avrupa’ya gönderdiği en güçlü silah olarak görülüyor.

Bu adımların yanı sıra NATO, savunma planlarını ve komuta yapısını da Rusya’ya karşı yeni bir caydırıcılık ve savunma anlayışının göstergesi olarak yineledi.

İttifakın Doğu Avrupa ve birliğe yeni katılan İsveç ve Finlandiya’daki askeri varlığının bu süreçte artırılması da alınan kararlar arasında.

NATO, Çin’e karşı tonunu yükseltti

NATO, Çin’e karşı da tonunu yükseltti. Çin’i Rusya’nın “kararlı bir destekçisi” olarak tanımlayan ittifak, bu ülkeyi Rusya’nın askeri altyapısına destek vermekle suçladı.

Çin’e Rusya’nın savaşı sürdürmesine olanak veren ve hem sivil hem de askeri amaçla kullanılabilen ürünlerin satışına son verme uyarısında bulunan NATO, Pekin yönetimini Batı kurumlarına siber ve hibrit saldırıların arkasında olmakla da itham etti.

Batı’nın ağır yaptırımları altındaki Rusya’nın savunma sanayi alanında gereksinim duyduğu makine ve makine tezgahlarının yüzde 70’ini, mikroelektronik ihtiyaçlarının da yüzde 90’ının Çin’den karşıladığı kaydediliyor.

ABD Başkanı Joe Biden da zirve sonrasında düzenlediği basın toplantısında Çin’in bu faaliyetlerinin ekonomik sonuçları olabileceği uyarısında bulundu ve NATO-Çin arasında yeni ve daha soğuk bir dönemin başlayabileceği mesajını verdi.

Rusya ve Çin ise bu açıklamalara sert yanıtlar verdiler, NATO’nun “güvenlik değil çatışma örgütü” gibi davrandığını savundular.

Rusya, NATO’nun zirvede aldığı kararlar ışığında karşı adımlar atacağını da kaydetti.

TÜRKİYE, NATO’dan vazgeçer mi?

Diplomatik kaynaklara göre, NATO’nun Rusya ve Çin’e karşı bu adımları attığı bir dönemde ve özellikle Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin sürdüğü bir süreçte ŞİÖ’ye katılımı çok olanaklı görülmüyor.

Erdoğan’ın 2010’lu yılların başından bu yana ŞİÖ’ye katılımı gündemde tutmaya çalıştığı; bu retoriği, inişli çıkışlı bir hat izleyen Batı ile ilişkilerini dengelemek amacıyla kullandığı görüşünü savunan kaynaklar, buna rağmen Türkiye’nin son dönemde Doğu ile daha kurumsal bağlar kurma yönündeki eğiliminin gözden uzak tutulmaması gerektiğini vurguluyorlar.

Ancak Türkiye’nin ŞİÖ’ye katılımının önündeki tek engel, Batı’dan kaynaklanabilecek siyasi engeller ve tepkiler değil.

ŞİÖ’nün temel ilkeleri, başka bir askeri ittifaka üye olan ülkelerin tam üyeliğinin olanaklı olmadığını kaydediyor.

2001’de Rusya, Çin, Kazakistan, Özbekistan ve Kırgızistan tarafından kurulan ŞİÖ, 20 senede 5 ülkeyi daha ( Tacikistan, Özbekistan, Hindistan, Pakistan, İran) tam üye olarak kabul etti.

Her ne kadar ŞİÖ Şartı, yeni üye katılımı konusunda “açıklık” ilkesini benimsese de birliğe katılım uzun ve zorlu bir süreçten geçmek durumunda.

Birliğe 3-4 Temmuz”da Astana”da yapılan son zirvede katılan Belarus, 2010’da “diyalog ortağı” oldu ve 2015’de “gözlemci” statüsünü aldıktan 9 sene sonra tam üye olarak kabul edildi.

ŞİÖ’nün üyelerinden beklentileri katı

Ayrıca 2015’de kabul edilen 10 yıllık Kalkınma Stratejisi’nde tam üyelerin başka bir ittifaka üye olamayacağını da ortaya koyuyor:

“Üye devletler birbirlerine egemenlik, güvenlik ve diğer yaşamsal çıkarlarını ilgilendiren konularda tam destek sağlayacaklardır. ŞİÖ üyelerini hedef alan ittifaklara veya organizasyonlara katılamayacaklar ya da onlara karşı herhangi bir düşmanca eylemi desteklemeyeceklerdir. Toprakları üzerinde birbirlerinin egemenliği ve toprak bütünlüğüne saygı ilkesine karşı olabilecek hiçbir eyleme izin vermeyecekler.”

Erdoğan, Newsweek’e yaptığı açıklamada NATO ile ŞİÖ’nün birbirlerine alternatif olmadığını belirterek Türkiye’nin biri için diğerinden vazgeçmeyeceği mesajını vermiş oldu.

Diplomatik kaynaklar da Türkiye’nin savunması açısından temel sütün olan NATO’dan ayrılmak gibi bir politikası ya da kararı olmadığını kaydediyorlar.

Bunun ötesinde Rusya ve Çin’in Türkiye’nin ŞİÖ’ye tam üyeliği konusunda güncel pozisyonlarının ne olduğu tam olarak bilinmiyor.

Rusya ve Çin’in’den bu konuyla son dönemde liderler ya da bakanlar seviyesinde bir açıklama gelmedi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/nato-zirvesinde-turkiyenin-sioye-katilimi-tartisildi/feed/ 0
Cumhurbaşkanı Erdoğan: “İsrail yönetiminin, NATO ile ortaklık ilişkisini sürdürmesi mümkün değildir” https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-israil-yonetiminin-nato-ile-ortaklik-iliskisini-surdurmesi-mumkun-degildir/ https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-israil-yonetiminin-nato-ile-ortaklik-iliskisini-surdurmesi-mumkun-degildir/#respond Fri, 12 Jul 2024 01:39:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=38785 Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ABD’nin başkenti Washington’daki Walter E. Convention Center’da gerçekleştirilen NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi’nin ardından düzenlediği basın toplantısında, Filistinlilerin, kendi bağımsız devletlerine sahip olma hakları teslim edilmeden, kalıcı bir barışın tesis edilemeyeceğinin altını çizdi.

Tarihi bir zirveyi daha başarıyla tamamladıklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD Başkanı Joe Biden’ın şahsında ABD makamlarına misafirperverliklerinden, NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg ve ekibine ise gayretlerinden dolayı teşekkür etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, yaklaşık 2,5 yıldır devam eden Rusya- Ukrayna savaşı karşısında müttefikler olarak uluslararası hukuktan yana duruş sergilediklerini anımsatarak, şunları kaydetti:

“Önceki zirvelerde Ukrayna bağlamında aldığımız kararları gözden geçirdik. Ayrıca, yeni somut adımlar üzerinde mutabık kaldık. NATO’nun Ukrayna’ya güvenlik yardımı ve eğitim desteği girişimini onayladık. Ukrayna’ya çok yıllı mali destek sağlanmasını ve Kiev’e NATO kıdemli temsilcisi atanmasını kararlaştırdık. Türkiye, yıkıcı etkilerini hep birlikte hissettiğimiz, müşterek güvenliğimizi tehlikeye atan bu savaşın sona ermesine yönelik gayretlerini ilk günden beri yoğun şekilde devam ettirmektedir. İstanbul süreciyle başlattığımız, Karadeniz girişimiyle taçlandırdığımız temaslara yeniden başlanması ve diplomasiye şans tanınması en samimi arzumuzdur. Adil bir barışın kaybedeninin olmayacağına inanıyoruz. Bu değerlendirmelerimi zirve boyunca müttefiklerimizle bir kez daha paylaştım.”

“İttifak harekat ve misyonlarına en fazla katkı sağlayan müttefiklerinden biriyiz”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi’nin ilk oturumunda, ittifak savunmasını ilgilendiren konuları etraflıca istişare ettiklerini vurgulayarak, “Krizlerin derinleştiği ve gerginliklerin arttığı bir dönemdeyiz. Mevcut uluslararası ortamda Türkiye’nin, her zaman olduğu gibi müttefiklerini savunma taahhüdüne bağlı olduğunu, sorumluluklarını yerine getirdiğini vurguladım. Savunma harcamalarında yüzde 2 hedef eşiğini aştık. İttifak harekat ve misyonlarına en fazla katkı sağlayan müttefiklerinden biriyiz. Tabii birlik ve dayanışma ruhunun 32 müttefikin tamamı tarafından samimiyetle benimsenmesi gerekiyor. 75 yıllık Washington Antlaşması ve geçmiş zirvelerde alınan kararlar ortadayken, müttefikler arasındaki savunma sanayi ticaretinde halen bazı engeller ve kısıtlamalar bulunmasının makul ve mantıklı bir izahı yok” diye konuştu.

“Bazı müttefiklerimizin kurdukları çarpık ilişkiyi kabul etmemiz mümkün değil”

NATO’nun Vilnius Zirvesi’nde alınan kararların tatbik edilmesinin, ittifakın birliği, bütünlüğü ve caydırıcılığı bakımından önemli olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi:

“Ülkemizin bu konudaki hassasiyetini ve beklentilerini tekrar gündeme taşıdım. Terörle mücadele alanında müşterek çabaların arttırılması önemlidir. Bu kapsamda Madrid ve Vilnius zirvelerinde aldığımız kararları da takip etme fırsatımız oldu. Biliyorsunuz, NATO’nun terörizmle mücadele politikası ilkeleri belgesini geçtiğimiz yıl güncellemiştik. Sayın Genel Sekreter de Vilnius’taki kararlar doğrultusunda NATO tarihinde bir ilki teşkil edecek şekilde terörizmle mücadele özel koordinatörü atamasını gerçekleştirmişti. Teröre karşı mücadelede müttefikler arasındaki iş birliğinin güçlendirilmesine ihtiyaç bulunduğunu görüyoruz. Türkiye, terörün vahşi ve kanlı yüzünü iyi bilen bir ülkedir. DAEŞ ile göğüs göğse çarpışan ve bu örgütü bozguna uğratan tek NATO ülkesiyiz. 40 yıldır bölücü terör örgütüne ve farklı terörist yapılara karşı ağır bedeller ödeyerek mücadele ediyoruz. NATO’nun tespit ettiği iki temel tehditten biri olan terörizmle mücadelede müttefiklerimizden dayanışma bekliyoruz. Müttefiklik hukuku da zaten bunu gerektirir. Finlandiya’nın ve İsveç’in NATO’ya katılım süreçlerinde aldığımız kararlar ve tesis ettiğimiz daimi istişare mekanizmaları, PKK başta olmak üzere terör tehdidinin boyutlarının daha iyi anlaşılmasına vesile oldu. Ancak bazı müttefiklerimizin, bilhassa terör örgütü PKK’nın Suriye’deki uzantısı PYD/ YPG ile kurdukları çarpık ilişkiyi kabul etmemiz mümkün değil. İttifakın birliğine ve bütünlüğüne zarar veren bu hatalı politikalardan vazgeçilmesi çağrımı burada tekrarlıyorum.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, NATO’nun güneydeki ortaklarıyla çok daha yakın koordinasyon içinde bulunması gerektiğini dile getirerek, “Bu doğrultuda zirvenin ilk oturumunda NATO’nun güneye yönelik yeni yaklaşımının çerçevesini çizen önemli kararlara da imza attık” ifadesini kullandı.

“Karşımızda hukuk tanımayan gözü dönmüş bir yapı var”

Gazze’de 7 Ekim’den bu yana büyük bir katliamın yaşandığına, çoğu kadın ve çocuk olmak üzere 40 bine yakın masum insanın İsrail’in saldırılarıyla hayatını kaybettiğine dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu görüşleri paylaştı:

“Yaklaşık 90 bin yaralı var. Tüm temaslarında Gazze başta olmak üzere işgal edilmiş Filistin topraklarında süregiden mezalime dikkat çektim. İsrail, Filistin meselesine kalıcı çözüm getirmeden, küresel barış ve istikrardan bahsedilemeyeceğinin altını çizdim. İsrail, soykırım suçlamasıyla yargılandığı Uluslararası Adalet Divanı’nın ihtiyati tedbir ile Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin kararlarını ısrarla uygulamıyor. Netanyahu yönetimi yayılmacı ve pervasız politikalarıyla sadece kendi vatandaşlarının değil, tüm bölgenin güvenliğini tehlikeye atmaktadır. Gelinen noktada şu durumun netleştiğini görüyoruz. Karşımızda savaş hukuku dahil, hiçbir hukuk, nizam, değer ve sınır tanımayan gözü dönmüş bir yapı var. Küresel vicdanın, Filistinli sivilleri hedef alan saldırıların durdurulması için sokaklara döküldüğü mevcut ortamda İsrail’e askeri desteğin sürdürülmesi kabul edilemez. Oturumdaki hitabımda, bu konunun üzerinde hassasiyetle durdum. İttifakımızın temel değerlerini ayaklar altına alan İsrail yönetiminin, NATO ile ortaklık ilişkisini sürdürmesi mümkün değildir. Filistin topraklarında kapsamlı ve sürdürülebilir barış tesis edilene kadar İsrail ile NATO nezdinde iş birliği yapılması yönündeki girişimler, Türkiye tarafından onaylanmayacaktır.”

“Garantörlük dahil her türlü inisiyatifi almaya hazırız”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 10 yıllardır işgal ve zulüm altında, kendi topraklarında acı çeken Filistinlilerin, kendi bağımsız ve egemen devletlerine sahip olma hakları teslim edilmeden, kalıcı bir barışın tesis edilemeyeceğini belirterek, şöyle devam etti:

“Uluslararası camianın sorumluluk sahibi üyelerinin, 1967 sınırları temelinde iki devletli çözüm için el ele vermesi önemlidir. Aynı şekilde, tüm baskılara ve yıldırma girişimlerine rağmen Filistin’i tanıyan ülkelerin sayısının artmasından büyük bir memnuniyet duyuyoruz. Türkiye olarak önce ateşkesin ilanı, sonra da kalıcı barışın temini için garantörlük dahil her türlü inisiyatifi almaya hazır olduğumuzu tekrar ifade etmek istiyorum. Buradan tüm müttefiklerimizi, ateşkesin sağlanması ve 9 aydır açlıkla imtihan edilen Gazze halkına insani yardımların kesintisiz ulaştırılması için Netanyahu yönetimi üzerindeki baskılarını artırmaya çağırıyorum.”

“Günümüzde küresel krizlerin etkileri sınır tanımıyor”

Zirvenin ikinci oturumunda, Asya-Pasifik ortakları Avustralya, Güney Kore, Japonya ve Yeni Zelanda devlet ve hükümet başkanları ile Avrupa Birliği Liderliğinin de kendilerine katıldığını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, NATO’nun bu ülkelerle ilişkilerinin ne şekilde ilerletileceğinin yanı sıra bölgedeki gelişmeleri ele aldıklarını aktardı.

Günümüzde küresel krizlerin etkilerinin sınır tanımadığına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Asya-Pasifik bölgesindeki ortaklarıyla hem ikili düzeyde hem de NATO aracılığıyla siyasi diyaloglarını ve kapsamlı iş birliklerini sürdürmelerinin tabii olduğunu dile getirdi.

Bu iş birliğinin müşterek değerleri ekseninde, üçüncü bir ülkeyi asla hedef almadan, muhtemel iş birliği imkanlarını dışlamayacak şekilde ilerletilmesi gerektiğini ifade ettiklerini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, dünyanın zaten yeterince gerilim yaşadığını ve buna yenilerini eklemenin hiçbir manasının olmadığını bildirdi.

“Dengeli ve hakkaniyetli tavrı kararlılıkla devam ettireceğiz”

Zirvenin son oturumunun, geçen yıl ihdas edilen NATO-Ukrayna Konseyi formatında tertiplendiğini anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Toplantımız, ittifakın ve müttefiklerin Ukrayna’ya desteklerinin altının çizilmesi bakımından faydalı oldu. Oturumda ülkemizin, Ukrayna’nın toprak bütünlüğüne ve egemenliğine desteğinin tam olduğunun altını çizdim. Aynı zamanda diplomasinin dışlanmaması gerektiğini, müzakerelerin teslim olmak anlamına gelmediğini vurguladım. NATO’nun, Ukrayna’daki savaşın tarafı haline getirilmesine asla geçit verilmemesi gerektiğine dair görüşlerimi burada açık yüreklilikle paylaştım. İki komşumuz arasındaki çatışmalarda ilk günden beri ortaya koyduğumuz dengeli, soğukkanlı ve hakkaniyetli tavrı bundan sonra da kararlılıkla devam ettireceğiz.” değerlendirmesinde bulundu.

Zirve kapsamında Macaristan, Yunanistan, İtalya, Almanya, Ukrayna, Fransa ve Birleşik Krallık liderleriyle ikili görüşmeler gerçekleştirdiğini, İsveç, Finlandiya, Slovenya ve Slovakya devlet ve hükümet başkanlarının yanı sıra NATO Genel Sekreteri ile ayaküstü görüştüklerini, Amerika Birleşik Devletleri, İspanya, İzlanda, Polonya, Romanya, Estonya ve Hollanda liderleri ve Avrupa Birliği Konseyi Başkanı ile de sohbet ettiklerini anımsatanCumhurbaşkanı Erdoğan, görüşmelerinde hem müttefikleriyle ikili ilişkileri geliştirmenin yolları hem de NATO bünyesindeki iş birliği üzerinde durduklarını belirtti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Hollanda eski Başbakanı Mark Rutte’nin, bütün müttefiklerin onayıyla yeni NATO Genel Sekreteri olarak ilan edildiğini hatırlatarak, şu ifadeleri kullandı:

“Sayın Rutte’nin görevi boyunca müttefiklerin menfaatlerini ve hassasiyetlerini gözeteceğine güveniyorum. Ayrıca kendisinin, ittifak dayanışmasını ve NATO’nun Avrupa-Atlantik güvenliğindeki merkezi rolünü önceleyen bir yaklaşım takip edeceğine inanıyorum. Sayın Rutte’ye, üstleneceği bu yeni ve zorlu görevinde muvaffakiyetler diliyorum. Göreve geldiği 2014 yılından bu yana İttifakın birliğinin ve dayanışmasının korunması yolunda gayret gösteren değerli dostum Genel Sekreter Stoltenberg’e de burada hassaten teşekkür ediyorum. Şahsımla ve makamlarımızla yakın iş birliği sergileyen Sayın Stoltenberg, özverili çalışmaları ve başarılı hizmetleriyle, bizimle birlikte herkesin takdirini kazanmıştır. Bir kez daha kendisine şahsım ve milletim adına en kalbi şükranlarımı iletiyorum. Washington Zirvemizin hayırlara vesile olmasını diliyorum.”

Bir gazetecinin, “Türkiye, sahada somut olarak İsrail’in askeri yıkımını durdurmak, öldürülen insanların, çocukların hayatlarını kaybetmesini engellemek için neler yapacaktır?” sorusu üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, Filistin konusundaki hassasiyeti nedeniyle gazeteciye teşekkür etti.

İlk günden itibaren İsrail-Filistin arasındaki bu savaşla ilgili her türlü adımı attıklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi:

“Gıda yardımı mı dersiniz, hastanelerimizi devreye sokmak mı dersiniz? Çocuk, kadın, yaşlı 40 bine yakın insan bu bölgede öldü. Yaralıları söylememe gerek yok. O sayı zaten 100 bine yaklaşıyor. Hastanelerimizi bu konuyla ilgili devreye soktuk. Şu anda hastanelerimize gelen yaralıları tedaviye alıyoruz. Gıda noktasında ise şu ana kadar aynı şekilde 40 bine yakın tır, uçak, bütün bunlarla gıda yardımını bölgeye gönderiyoruz. Kimi El- Ariş, kimi Refah Sınır Kapısı’nda buraya gönderiliyor. Bu yardımlarımız da halen devam ediyor, devam edecek. Bu kardeşlerimizi yalnız başına bırakamayız, onları terk edemeyiz. Aynı şekilde yiyecek, su, giyecek… Bu ihtiyaçları da gidermeye çalışıyoruz. İlgili bilimlerimiz, başta Kızılay’ımız olmak üzere bu çalışmaları yoğun bir şekilde sürdürüyor. Devlet makamları olarak bu çalışmalara devam ediyoruz, devam edeceğiz. İsrail’i Lahey Adalet Divanı’na da Güney Afrika ile şikayet ettik. İlgili birimlerimiz, Adalet Bakanlığımız bu süreci çalıştırıyorlar. Dünyadaki diğer ülkelerin de şikayetçi olmasını talep ediyoruz. Bu çalışmamız, kampanyamız sürüyor, sürecek. Zira İsrail’in anladığı dili kullanmamız lazım. Bu sayı ne kadar artarsa o kadar faydalı olacağına inanıyoruz.”

NATO’nun Ukrayna’ya yardımı

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “NATO, müttefiki olmadığı halde Ukrayna’ya bir yardımda bulunuyor. Filistin’e yönelik ise böyle bir çalışma içinde değil. NATO’ya bu yönde bir telkinde bulundunuz mu? Bulunduysanız nasıl bir geri bildirim aldınız?” sorusu üzerine, bu iki konuyu birbiriyle karıştırmamak gerektiğini dile getirdi.

Şu anda Rusya ile Ukrayna arasındaki gelişmenin farklı, toplantının içeriğinin farklı olduğunu aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Öbür tarafta İsrail, Filistin konusu çok daha farklı. Onunla ilgili de aynı şekilde gerek dünya gerek İslam dünyası bazı kampanyaları malum, yürütüyor. Nakdi noktada bazı adımlar atılıyor. Başta Türkiye ve Körfez ülkeleri olmak üzere elimizden geleni aynı şekilde İsrail-Filistin savaşında da ortaya koymaya çalışıyoruz. İnşallah vicdan, insaf sahibi olan ülkeler bu konuda elinden geleni yapacaktır diye düşünüyorum” dedi.

“F16 tedariki”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir gazetecinin, “‘F16 alımının ölçeği küçüldü’ haberlerini okuduk yabancı basında. Bazı parçaların lokal üretileceği aktarılıyor. Nasıl böyle bir karar alındı, tam olarak ne anlama geliyor? NATO, F35’lere ödenen parayı, Amerika ile hala görüşmeleri süren mekanizma, milli gelirin yüzde 2’si arasında hala sayıyor mu?” sorusunu ise şöyle yanıtladı:

“Bu konuyla ilgili özellikle dün akşam ve bugün Sayın Biden ile tekrar konuştum. Denildiği gibi olursa, ‘3-4 hafta içinde ben bu problemi çözeceğim’ dedi. Bugün ayrılırken yine hatırlattım. 3-4 hafta içinde çözeceğini söyledi, aramızda bazı nükteler de oldu. Parçalarla ilgili konu, her zaman görüştüğümüz konular. En taze haber olarak size Sayın Biden’ın bana verdiği cevabı nakletmiş oldum.”

“Yeni bir süreci başlatalım istiyoruz”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Siz, ‘Suriye Devlet Başkanı ile görüşeceğinizi’ söylediniz. Türkiye’yi Suriye’de istemeyen farklı dış güçlerin Kayseri olaylarını provoke ettiğine dair bir bilgi var mı elinizde?” sorusuna, “Şimdi elimdeki bilgiyi sorma. Ben, şimdi size hangi bilgiyi aktardım? Özellikle Sayın Esed’e ‘Ya ülkeme gel veya üçüncü bir ülkede bu görüşmeyi yapalım’ çağrımı iki hafta önce yaptım. Bu konuyla ilgili olarak da Dışişleri Bakanımı görevlendirdim. O da muhataplarıyla görüşmek suretiyle inşallah bu dargınlığı, kırgınlığı aşmak suretiyle yeni bir süreci başlatalım istiyoruz” yanıtını verdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ermenistan ve Azerbaycan arasındaki barış sözleşmesi bu yılın sonuna kadar imzalanabilir mi?” sorusu üzerine, “Şimdi İlham Bey onun kararını verecek, ben değil. Gönlümüz arzu eder ki imzalansın ve Ermenistan-Azerbaycan arasında da barış hakim olsun. Bizler, Ermenistan Başbakanı ile yaptığımız görüşmelerde burada da olumlu adımların atıldığını görüyoruz. İlham kardeşimle de yaptığım görüşmelerde o da olumlu adımların atıldığından yana.” diye konuştu.

Dünyanın da o bölgenin de barışa hasret olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu barışı bir an önce kucaklamak istediklerini vurguladı.

Şanghay İşbirliği Örgütü’ne Türkiye’nin katılım sürecine ilişkin soruya karşılık da Cumhurbaşkanı Erdoğan bizim hedefimiz “Şanghay İşbirliği’ne gözlemci üye olarak değil, orada daimi üye olmaktır. Zaten şu anda gözlemciyiz. Onu aşarak Türkiye artık Şanghay Beşlisi’ne daimi üye olarak katılmalıdır. Bunu gerek Sayın Putin’le gerek Şi Cinping’le ayrı ayrı görüştüm. Ayrıca Kazakistan Başkanı ile görüştüm ve bütün daimi üyelerden bu konuda destek istedim” cevabını verdi.

“Eurofighter konusunu aramızda görüştük”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “ABD’de 3,5 ay sonra seçimlere gidiliyor. Başkan Joe Biden’ın kendi partisi içinde dahi adaylığı ciddi anlamda tartışılıyor. Bu siyasi çalkantı ve belirsizlik sizi endişelendiriyor mu? İkinci bir Donald Trump dönemine nasıl bakarsınız?” sorusunu, “Şu anda biz buradaki yarışın tarafı değiliz ve bu yarış içerisinde kalan 3,5-4 aylık sürede kararı Amerika’daki halk, eyaletler verecek. Eyaletlerin vereceği karar çok önemli. Bizler de Türkiye olarak en hayırlı kararı verecek olan Amerika delegesinin kararını izleyeceğiz. Kasım ola, hayır ola” diye yanıtladı.

“Zirve bildirgesinde müttefiklerin birbirine yaptırım, ambargo uygulamaması gerektiğinin altını çiziliyor. Almanya, Türkiye’nin Eurofighter alımını engelliyor. Almanya Başbakanı Olaf Scholz ile görüşmenizde bu konu gündeme geldi mi?” sorusuna karşılık Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Eurofighter konusunu aramızda görüştük. Bu konuyla ilgili olarak Scholz olumsuz bir yaklaşımda bulunmadı. Konuyla ilgili görüşmelerimizin devamı ve Savunma Bakanımın muhatabıyla orada yaptığı görüşmelerde de mümkün olduğunca olumlu istikamette bir gidişin olduğunu gördük. Gerek Almanya gerek İngiltere tarafında bu tür olumlu gelişmeler var. Hep birlikte takipçisi olacağız. İnşallah sonucu da hayırlı olur.” ifadesini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Milli futbolcumuz Merih Demiral’ın yaptığı bozkurt işareti Alman siyasiler tarafından farklı yorumlandı. Görüşmenizde bu konu gündeme geldi mi?” sorusu üzerine, konunun gündeme gelmediğini aktardı.

Bir sonraki NATO zirvesinin Türkiye’de yapılmasına karar verildiği hatırlatılarak, zirvenin hangi şehirde gerçekleşeceğinin belli olup olmadığı ve zirveye ilişkin değerlendirmesi sorulan Cumhurbaşkanı Erdoğan, zirvenin hangi şehirde yapılacağı konusunda bir kararın bulunmadığını söyledi.

Konuyu değerlendireceklerini bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Büyük ihtimalle bu İstanbul’a yakışır. İstanbul’da böyle büyük bir organizasyonu yaparız. Daha önce de yine bir zirveyi İstanbul’da yapmıştık. Yine İstanbul’da inşallah böyle bir zirveyi yapar ve buradan NATO ile birlikte dünyaya selamımızı çakarız” diye konuştu.

NATO üyesi ülkelerin, Ukrayna’ya verilecek destek konusunda güçlü bir mesajı dile getirdikleri belirtilerek, “Burada birçok ikili görüşme yaptınız. Barışın sağlanması konusunda bu yaptığınız görüşmelerde sizde uyanan intiba neydi?” sorusuna ise Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu yanıtı verdi:

“Herkes tabii ki barıştan yana. Yani barışın karşısında olan yok. Hangi liderle görüştüysem aynı istikamette düşüncelerini ifade ediyorlar. ve öyle zannediyorum ki barış burada eninde sonunda egemen olacak. Hele hele bizde yapılacak zirve, barışın taçlandığı bir zirve olacaktır diye düşünüyorum. ve o ana kadar da birçok şey tabii ki değişecektir. Temennimiz odur ki bizim Dışişleri Bakanlığımız, yapacağımız görüşmelerle birlikte de inşallah bu işin altyapısını en güzel şekilde oluşturur, adımlarımızı buna göre atmış oluruz.”

“En önemli adımımız Akkuyu”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Karadeniz Tahıl Girişimi’ne ilişkin soruya karşılık, bu konuyu Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile görüştüklerini, konunun takipçisi olacaklarını aktardı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “(Ukrayna ve Rusya) Her iki tarafı eğer bu konuda bütünleştirebilirsek inşallah Karadeniz Tahıl Girişimi’nin adımlarını da atmış oluruz. Bir İstanbul Dolmabahçe serüvenini burada geliştirmiş olalım diye düşünüyoruz. Beklentimiz bu” ifadesini kullandı.

AB üyesi ülkelerle askeri sanayi alanındaki iş birliğine ilişkin herhangi bir ilerleme olup olmadığının sorulması üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları paylaştı:

“Maalesef şu an itibarıyla bu konuda herhangi bir gelişme Avrupa Birliği üyesi ülkelerle söz konusu değil. ve Sayın Scholz ile yaptığımız görüşmede de özellikle Eurofighter Typhoon konusu ve bunun yanında bizim fırkateynler, korvetler, bunların makineleriyle ilgili konuları görüştük. Özellikle MTU, Mercedes, MAN gibi firmalarla ilgili adımlarımızı görüştük. Almanya’dan bunların hangilerini satın alabiliriz? Veyahut da şu anda gümrükte bekletilen, örneğin Siemens’in bizim Çukurova’yla ilgili ekipmanları… Şu anda biliyorsunuz en önemli adımımız Akkuyu ama Akkuyu’nun da en önemli ünitelerinden bir tanesi Siemens ile ilgili olan münasebetlerimiz. Siemens’in bize göndermesi gereken türbinler meselesi var. Bu türbinler de şu anda Alman gümrüklerinde bekliyor. Bunları da kendilerine söyledik. ve takibini yapmak suretiyle bütün bu makinelerin alımı, Siemens’in bize vermesi gereken türbinler meselesini aşmak suretiyle, bir an önce bunları satın alalım istiyoruz ve bunlarla ilgili de adımlarımızı atalım istiyoruz. Buralarda bazı tıkanıklıklar var ama aşacağımıza inanıyorum. Bu konuda Sayın Şansölye ile münasebetler iyi geçti.”

“Biz teklifimizi yaptık”

NATO’nun ikinci adamının bir Türk olacağı yönündeki açıklaması hatırlatılarak, bu konuda belirlenmiş bir isim olup olmadığının sorulması üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu kararı kendisinin vermeyeceğini dile getirdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Biz teklifimizi yaptık, teklifimizin karşılığında Sayın Rutte, başta Dışişleri Bakanım olmak üzere bu görüşmelerle inşallah bir Türk’ü vekil olarak yanına alması halinde bu yaptığımız görüşmelerin verimli bir netice verdiğinin işareti olur. Ama yine aynı şeyi söylüyorum. Biz takipçisi olacağız. Nihai kararı Sayın Rutte vermiş olacak. Hayırlısı olsun. İsim olarak şu olacak, bu olacak. Bunu deme noktasında henüz değiliz” sözlerini sarf etti.

“NATO’ya üye olan Fransa, Ermenistan’da aktif silahlandırma ve rövanşizm siyaseti yürütüyor. Aslında bölgede barışla ilgili çalışmaların yürütüldüğü bir zamanda bölgeye yabancı bir unsur olan Fransa’nın, Kafkas siyasetini nasıl değerlendirirdiniz?” sorusuna karşılık Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yani oradaki barışı bölmek veya barışa gölge düşürmek hiç isabetli olmaz” dedi.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile bir görüşme yaptığını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ama daha sonra bu konuyla ilgili gerekirse tekrar Sayın Macron’la görüşürüz. Yakın zamanda tekrar bir araya geleceğiz. ve olumsuz bazı gelişmeler bölgede olursa bunu yine kendisiyle paylaşırız” diye konuştu.

AB ortak savunmasına ilişkin gelişmelerle ilgili değerlendirmesi sorulan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu soruya cevap vermek için erken olduğunu, çünkü Türkiye’nin AB üyesi olmadığını kaydetti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Avrupa Birliği’nin üyesi olmadığımız için de buradan Türkiye’nin payına şu düşer, şu düşmez gibi bir şeyi konuşmak herhalde doğru olmaz. Biz sadece takipçisi oluruz. Vakti saati geldiğinde de gerekeni yaparız. Olayı sadece takip ediyoruz. Çünkü gerek Borrell’in açıklamaları gerekse diğerlerinin bu konudaki açıklamaları bizimle aynı ölçekte değil” değerlendirmesinde bulundu. – WASHINGTON

]]>
https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-israil-yonetiminin-nato-ile-ortaklik-iliskisini-surdurmesi-mumkun-degildir/feed/ 0
Erdoğan: Karşımızda hukuk tanımayan, gözü dönmüş bir yapı var https://www.haber60.com.tr/erdogan-karsimizda-hukuk-tanimayan-gozu-donmus-bir-yapi-var/ https://www.haber60.com.tr/erdogan-karsimizda-hukuk-tanimayan-gozu-donmus-bir-yapi-var/#respond Fri, 12 Jul 2024 00:42:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=38782

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, NATO Liderler Zirvesi’nin ardından ABD’nin başkenti Washington’da basın toplantısı düzenledi. Erdoğan, Netanyahu yönetiminin sadece kendi halkının değil, bölgenin de güvenliğini tehlikeye attığını belirterek, “Karşımızda savaş hukuku dahil, hiçbir hukuk, nizam, değer ve sınır tanımayan gözü dönmüş bir yapı vardır” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, düzenlediği basın toplantısında NATO Liderler Zirvesi’nin oturumlarını, ikili görüşmelerini, Rusya- Ukrayna savaşını ve Gazze’deki insani trajediyi değerlendirdi. Erdoğan, Gazze’de yaklaşık 40 bin sivilin hayatını kaybettiğine, 100 bine yakın sivilin de yaralandığına dikkat çekerek, “Gazze’de 7 Ekim’den bu yana büyük bir katliam yaşanıyor. Çoğu kadın ve çocuk olmak üzere 40 bine yakın masum insan İsrail’in saldırıları neticesinde hayatını kaybetti. Yaklaşık 90 bin yaralı var. Tüm temaslarımda, Gazze başta olmak üzere işgal edilmiş Filistin topraklarında süregiden mezalime dikkat çektim. İsrail-Filistin meselesine kalıcı çözüm getirmeden küresel barış ve istikrardan bahsedilemeyeceğinin altını çizdim. İsrail, soykırım suçlamasıyla yargılandığı Uluslararası Adalet Divanı’nın ihtiyati tedbir ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararlarını ısrarla uygulamıyor. Netanyahu yönetimi, yayılmacı ve pervasız politikalarıyla sadece kendi vatandaşlarının değil, tüm bölgenin güvenliğini tehlikeye atmaktadır. Gelinen noktada şu durumun netleştiğini görüyoruz. Karşımızda savaş hukuku dahil, hiçbir hukuk, nizam, değer ve sınır tanımayan gözü dönmüş bir yapı vardır. Küresel vicdanın Filistinli sivilleri hedef alan saldırıların durdurulması için sokaklara döküldüğü mevcut ortamda İsrail’e askeri desteğin sürdürülmesi kabul edilemez. Oturumdaki hitabımda bu konunun üzerinde hassasiyetle durdum. İttifakımızın temel değerlerini ayaklar altına alan İsrail yönetiminin, NATO ile ortaklık ilişkisini sürdürmesi mümkün değildir” dedi.

“ATEŞKES İÇİN HER TÜRLÜ İNİSİYATİFİ ALMAYA HAZIRIZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Gazze’de ateşkes ilanı ve barışın tesisi için Türkiye’nin inisiyatif almaya hazır olduğunu vurgulayarak, “Filistin topraklarında kapsamlı ve sürdürülebilir barış tesis edilene kadar İsrail ile NATO nezdinde iş birliği yapılması yönündeki girişimler Türkiye tarafından onaylanmayacaktır. On yıllardır işgal ve zulüm altında kendi topraklarında acı çeken Filistinlilerin, kendi bağımsız ve egemen devletlerine sahip olma hakkını teslim etmeden, kalıcı barışı tesis etmek mümkün değildir. Uluslararası toplumun, 1967 sınırları temelinde iki devletli çözüm için el ele vermesi önemlidir. Aynı şekilde tüm baskılara ve yıldırma girişimlerine rağmen Filistin’i tanıyan ülkelerin sayısının artmasından büyük bir memnuniyet duyuyoruz. Türkiye olarak önce ateşkesin ilanı, sonra da kalıcı barışın temini için garantörlük dahil her türlü inisiyatifi almaya hazır olduğumuzu tekrar ifade etmek istiyorum. Buradan tüm müttefiklerimizi ateşkesin sağlanması ve 9 aydır açlıkla imtihan edilen Gazze halkına insani yardımların kesintisiz ulaştırılması için Netanyahu yönetimi üzerindeki baskılarını artırmaya çağırıyorum” ifadelerini kullandı.

“TÜRKİYE, TERÖRÜN VAHŞİ YÜZÜNÜ BİLEN BİR ÜLKEDİR”

Erdoğan, NATO müttefikleri arasında terörle mücadelede müşterek çabaların artırılması gerektiğini belirterek, “Terörle mücadele alanında müşterek çabaların artırılması önemlidir. Bu kapsamda Madrid ve Vilnius zirvelerinde aldığımız kararları da takip etme fırsatımız oldu. Biliyorsunuz NATO’nun Terörizmle Mücadele Politikası İlkeleri Belgesi’ni geçtiğimiz yıl güncellemiştik. Sayın Genel Sekreter de Vilnius’taki kararlar doğrultusunda NATO tarihinde bir ilki teşkil edecek şekilde Terörizmle Mücadele Özel Koordinatörü atamasını gerçekleştirmiştir. Terörizmle mücadelede, müttefikler arasındaki iş birliğinin güçlendirilmesine ihtiyaç bulunduğunu görüyoruz. Türkiye, terörün vahşi ve kanlı yüzünü iyi bilen bir ülkedir. DEAŞ’la göğüs göğüse çarpışan ve bu örgütü bozguna uğratan tek NATO ülkesiyiz. 40 yıldır bölücü terör örgütüne ve farklı terörist yapılara karşı ağır bedeller ödeyerek mücadele ediyoruz. NATO’nun tespit ettiği iki temel tehditten biri olan terörizmle mücadelede müttefiklerimizden dayanışma bekliyoruz. Müttefiklik hukuku da zaten bunu gerektirir” diye konuştu.

RUSYA-UKRAYNA SAVAŞI

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Rusya-Ukrayna savaşının yıkıcı etkilerinin herkes tarafından hissedildiğini, Türkiye’nin de bu savaşın sona ermesi için gayretlerini sürdürdüğünün altını çizdi. Erdoğan açıklamalarına şu şekilde devam etti:

“Yaklaşık 2,5 yıldır devam eden Rusya-Ukrayna savaşı karşısında müttefikler olarak uluslararası hukuktan yana bir duruş sergiliyoruz. Önceki zirvelerde Ukrayna bağlamında aldığımız kararları gözden geçirdik, ayrıca yeni somut adımlar üzerinde mutabık kaldık. NATO’nun Ukrayna’ya güvenlik yardımı ve eğitim desteği girişimini onayladık, Ukrayna’ya çok yıllı mali destek sağlanmasını ve Kiev’e NATO Kıdemli Temsilcisi atanmasını kararlaştırdık. Türkiye yıkıcı etkilerini hep birlikte hissettiğimiz, müşterek güvenliğimizi tehlikeye atan bu savaşın sona ermesine yönelik gayretlerini ilk günden beri yoğun bir şekilde devam ettirmektedir. İstanbul süreciyle başlattığımız, Karadeniz Girişimi ile taçlandırdığımız temaslara, yeniden başlanması ve diplomasiye şans tanınması en samimi arzumuzdur. Adil bir barışın kaybedeninin olmayacağına inanıyoruz. Bu değerlendirmelerimi zirve boyunca müttefiklerimizle bir kez daha paylaştım.”

“SAVUNMA SANAYİ TİCARETİNDEKİ ENGELLERİN İZAHI YOKTUR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin savunma harcamalarında yüzde 2 hedef eşiğini aştığını, savunma sanayi ticaretinde hala engellerin bulunmasının izahı olmadığına dikkat çekerek, “Zirvenin ilk oturumunda ittifak savunmasını ilgilendiren konuları etraflıca istişare ettik. Krizlerin derinleştiği ve gerginliklerin arttığı bir dönemdeyiz. Mevcut uluslararası ortamda Türkiye’nin her zaman olduğu gibi müttefiklerini savunma taahhüdüne bağlı olduğunu, sorumluluklarını yerine getirdiğini vurguladım. Savunma harcamalarında yüzde 2 hedef eşiğini aştık. İttifak harekat ve misyonlarına en fazla katkı sağlayan müttefiklerden biriyiz. Tabii birlik ve dayanışma ruhunun 32 müttefikin tamamı tarafından samimiyetle benimsenmesi gerekiyor. 75 yıllık Washington Antlaşması ve geçmiş zirvelerde alınan kararlar ortadayken, müttefikler arasındaki savunma sanayi ticaretinde hala bazı engeller ve kısıtlamalar bulunmasının makul ve mantıklı bir izahı yoktur. Vilnius’ta alınan kararların tatbik edilmesi, ittifakın birlik, bütünlüğü ve caydırıcılığı bakımından önem arz ediyor. Ülkemizin bu konudaki hassasiyetini ve beklentilerinin tekrar gündeme taşıdım” dedi.

“BAZI MÜTTEFİKLERİN TERÖR ÖRGÜTLERİYLE KURDUĞU ÇARPIK İLİŞKİYİ KABUL EDEMEYİZ”

Erdoğan, bazı NATO müttefiklerinin terör örgütü PKK ve Suriye’deki uzantıları PYD ve YPG ile kurduğu ‘çarpık ilişkinin’ kabul edilmesinin mümkün olmadığını belirterek, “Finlandiya ve İsveç’in NATO’ya katılım süreçlerinde aldığımız kararlar ve tesis ettiğimiz Daimi İstişare Mekanizmaları, PKK başta olmak üzere terör tehdidinin boyutlarının daha iyi anlaşılmasına vesile oldu. Ancak bazı müttefiklerimizin, bilhassa terör örgütü PKK’nın Suriye’deki uzantısı PYD, YGP ile kurdukları çarpık ilişkiyi kabul etmemiz mümkün değildir. İttifakın birliğine ve bütünlüğüne zarar veren bu hatalı politikalardan vazgeçilmesi çağrımı burada tekrarlıyorum” dedi.

“MÜZAKERE TESLİM OLMAK DEĞİLDİR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Rusya-Ukrayna savaşında müzakerenin önemine değinerek, “Zirvenin son oturumu geçtiğimiz yıl ihdas ettiğimiz NATO-Ukrayna Konseyi formatında tertiplendi. Toplantımız ittifakın ve müttefiklerin Ukrayna’ya desteklerinin altının çizilmesi bakımından faydalı oldu. Oturumda ülkemizin Ukrayna’nın toprak bütünlüğüne ve egemenliğine desteğinin tam olduğunun altını çizdim. Aynı zamanda diplomasinin dışlanmaması gerektiğini müzakerelerin teslim olmak anlamına gelmediğini vurguladım. NATO’nun Ukrayna’daki savaşın tarafı haline getirilmesine asla geçit verilmemesi gerektiğine dair görüşlerimi burada açık yüreklilikle paylaştım. İki komşumuz arasındaki çatışmalarda ilk günden beri ortaya koyduğumuz dengeli, soğukkanlı ve hakkaniyetli tavrı bundan sonra da kararlılıkla devam ettireceğiz” diye konuştu.

RUTTE’YE BAŞARILAR DİLEDİ

Erdoğan, NATO Genel Sekreteri olarak göreve başlayacak olan eski Hollanda Başbakanı Mark Rutte’ye başarılar dileyerek şu ifadelere yer verdi:

“Zirve kapsamında, Macaristan, Yunanistan, İtalya, Almanya, Ukrayna, Fransa ve Birleşik Krallık liderleriyle ikili görüşmeler gerçekleştirdim. Ayrıca İsveç, Finlandiya, Slovenya ve Slovakya devlet ve hükümet başkanlarıyla, NATO Genel Sekreteriyle ayaküstü görüştük. Amerika Birleşik Devletleri, İspanya, İzlanda, Polonya, Romanya, Estonya ve Hollanda liderleriyle, Avrupa Konseyi Başkanı ile de sohbetlerimiz oldu. Görüşmelerimizde hem müttefiklerimizle ikili ilişkilerimizi geliştirmenin yolları hem de NATO bünyesindeki iş birliğimiz üzerinde durduk. Malumunuz Hollanda eski Başbakanı Sayın Rutte bütün müttefiklerin onayıyla yeni NATO Genel Sekreteri olarak ilan edildi. Sayın Rutte’nin görevi boyunca müttefiklerin menfaatlerini ve hassasiyetlerini gözeteceğine güveniyorum. Ayrıca kendisinin ittifak dayanışmasını ve NATO’nun Avrupa-Atlantik güvenliğindeki merkezi rolünü önceleyen bir yaklaşım takip edeceğine inanıyorum. Sayın Rutte’ye bu yeni ve zorlu görevinde muvaffakiyetler diliyorum. Göreve geldiği 2014 yılından bu yana ittifakın birliğinin ve dayanışmasının korunması yolunda gayret gösteren değerli dostum Genel Sekreter Stoltenberg’e de teşekkür ediyorum. Şahsımla ve makamlarımızla yakın iş birliği sergileyen Sayın Stoltenberg, özverili çalışmaları ve başarılı hizmetleriyle bizimle birlikte herkesin takdirini kazanmıştır.”

ESED İLE GÖRÜŞME

Erdoğan, basın toplantısının ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı. Esed ile görüşme çağrısını iki hafta önce yaptığına dikkat çeken Erdoğan, “Sayın Esed’e, ‘ya ülkeme gel veya üçüncü bir ülkede bu görüşmeyi yapalım’ çağrımı iki hafta önce yaptım. Bu konuyla ilgili olarak da Dışişleri Bakanımı görevlendirdim. O da muhataplarıyla görüşmek suretiyle inşallah bu dargınlığı, kırgınlığı aşmak suretiyle yeni bir süreci başlatalım istiyoruz” dedi.

Azerbaycan ve Ermenistan arasında barışın tesis edilmesini arzu ettiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Gönlümüz arzu eder ki barış anlaşması imzalansın ve Ermenistan-Azerbaycan arasında da barış hakim olsun. Bizler Ermenistan Başbakanı ile yaptığımız görüşmelerde burada da olumlu adımların atıldığını görüyoruz. İlham gardaşımla da yaptığım görüşmelerde o da olumlu adımların atıldığından yana. Çünkü dünya barışa hasret, o bölge de barışa hasret. Bu barışı bir an önce kucaklayalım istiyoruz” ifadelerini kullandı.

ABD SEÇİMLERİ

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD seçimleriyle ilgili soruyu, Türkiye’nin bu seçimlerde taraf olmadığını, Amerikan halkının karar vereceğini belirterek yanıtladı. Erdoğan, “Şu anda buradaki yarışın biz tarafı değiliz. Bu yarış içinde kalan 3,5-4 aylık sürede kararı Amerika’daki halk verecek, eyaletler verecek. Bu eyaletlerin vereceği karar çok çok önemli. Bizler de Türkiye olarak, Türk siyasetinin içinde olan bir insan olarak en hayırlı kararı verecek olan Amerika delegesinin vereceği bu kararı biz de izleyeceğiz. Kasım ola hayır ola” dedi.

NATO’NUN 2026 TÜRKİYE ZİRVESİ

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ayrıca NATO sonuç bildirgesinde açıklanan, 2026 zirvesinin Türkiye’de düzenlenmesine ilişkin kararı da yorumladı. Erdoğan açıklamasında, “Henüz hangi şehir olduğu noktasında bir kararımız yok. Ancak tabii arkadaşlarımızla oturacağız, değerlendireceğiz, büyük ihtimalle bu tabii herhalde İstanbul’a yakışır. İstanbul’da böyle büyük bir organizasyonu yaparız. Daha önce de zirveyi İstanbul’da yapmıştık yine İstanbul’da inşallah böyle bir zirveyi yapar ve buradan NATO ile birlikte selamımızı çakarız” dedi.

]]> https://www.haber60.com.tr/erdogan-karsimizda-hukuk-tanimayan-gozu-donmus-bir-yapi-var/feed/ 0 Cumhurbaşkanı Erdoğan: İsrail ile NATO nezdindeki işbirliklerini onaylamayacağız https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-israil-ile-nato-nezdindeki-isbirliklerini-onaylamayacagiz/ https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-israil-ile-nato-nezdindeki-isbirliklerini-onaylamayacagiz/#respond Fri, 12 Jul 2024 00:39:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=38777 NATO Zirvesi sonrası basın toplantısında açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, İsrail’in NATO’yla ortaklık ilişkisini sürdürmesinin mümkün olmadığını vurgulayarak, “İsrail ile NATO nezdinde yapılacak işbirlikleri, Türkiye tarafından onaylanmayacaktır. Uluslararası camianın sorumluluk sahibi üyelerinin ikili devletli çözüm için el ele vermesi önemlidir.” dedi.

ERDOĞAN’DAN NATO ZİRVESİ SONRASI ÖNEMLİ AÇIKLAMALAR

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Washington’da düzenlenen 75. NATO Liderler Zirvesi’nin ardından basın toplantısında açıklamalarda bulundu. Gazze’de katliam yaşandığını, İsrail’in hukuk tanımadığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, NATO’nun İsrail’le ortaklık ilişkisini sürdürmesinin mümkün olmadığını söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamalarından satır başları şu şekilde:

“Zirve programımızı biraz önce bitirdiğimiz oturumla tamamladık. Tarihi bir zirveyi daha başarıyla neticelendirdik. Genel Sekreter Stoltenberg ve ekibine de teşekkürlerimi iletiyorum. 2.5 yıldır devam eden Rusya Ukrayna savaşı karşısında uluslararası hukuktan yana duruş sergiliyoruz. Somut adımlar konusunda mutabık kaldık.

“ADİL BİR BARIŞIN KAYBEDENİ OLMAZ”

Karadeniz girişimiyle taçlandırdığımız temaslara yeniden başlanması en samimi arzumuzdur. Adil bir barışın kaybedeni olmaz. Değerlendirmelerimizi zirve boyunca müttefiklerimizle paylaştım. İlk oturumda, ittifak savunmasını ilgilendiren konuları istişare ettik. Savunma harcamalarında yüzde 2 hedef eşiğini aştık. Birlik ve dayanışma ruhunun 32 müttefik tarafından samimiyetle benimsenmesi gerekiyor.

“MÜTTEFİKLERİMİZİN TERÖR ÖRGÜTLERİYLE KURDUĞU ÇARPIK İLİŞKİYİ KABUL ETMEMİZ MÜMKÜN DEĞİL”

Terörle mücadele alanında çabaların artırılması önemlidir. NATO’nun terörizmle mücadele belgesini geçtiğimiz yıl güncellemiştik. Türkiye terörün kanlı yüzünü iyi bilen bir ülkedir. 40 yıldır örgüte ve farklı yapılara karşı ağır bedeller ödeyerek mücadele ediyoruz. Müttefiklerimizden dayanışma bekliyoruz. Müttefiklik hukuku bunu gerektirir. Bazı müttefiklerimizin terör örgütleriyle kurduğu çarpık ilişkiyi kabul etmemiz mümkün değildir. İlk oturumda NATO’nun güneye yönelik yaklaşımını çerçevesini çizen yeni adımlara imza attık.

“GAZZE’DE KATLİAM YAŞANIYOR”

Gazze’de katliam yaşanıyor. Kalıcı çözüm getirmeden, istikrardan bahsedilemeyeceğinin altını çizdim. Netanyahu yönetimi yayılmacı politikalarıyla tüm bölgenin güvenliğini tehlikeye atmaktadır. Karşımızda savaş hukuku dahil hukuk, nizam ve değer tanımayan gözü dönmüş bir yapı vardır. Oturumdaki hitabımda bu konu üzerinde durdum. İsrail yönetiminin NATO’yla ortaklık ilişkisini sürdürmesi mümkün değildir.

“İSRAİL İLE NATO ARASINDAKİ İŞBİRLİKLERİNİ TÜRKİYE ONAYLAMAYACAK”

İsrail ile NATO nezdinde yapılacak işbirlikleri, Türkiye tarafından onaylanmayacaktır. Uluslararası camianın sorumluluk sahibi üyelerinin ikili devletli çözüm için el ele vermesi önemlidir. Filistin’i tanıyan ülkelerin sayısının artmasından memnuniyet duyuyoruz. Türkiye olarak garantörlük başta olmak üzere her türlü inisiyatifi almak için hazır olduğumuzu ifade etmek istiyorum.

“NATO, UKRAYNA’DAKİ SAVAŞIN TARAFI HALİNE GETİRİLMEMELİ”

Dünyamız zaten yeterince gerilim yaşamaktadır yenilerini eklemenin manası yoktur. Oturumda ülkemizin Ukrayna’nın toprak bütünlüğüne desteğinin tam olduğunun altını çizdim. NATO’nun Ukrayna’daki savaşın tarafı haline getirilmemesi gerektiği düşüncelerimi ortaya koydum. Zirve kapsamında Macaristan, Yunanistan, İtalya, Ukrayna ve Birleşik Krallık liderleriyle ikili görüşmeler gerçekleştirdim. ABD, İspanya, İzlanda Romanya ve Hollanda liderleriyle de sohbetlerimiz oldu. Sayın Rutte’ye bu zorlu görevinde muvaffakiyetler diliyorum. Genel Sekreter Stoltenberg’e de teşekkür ediyorum.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-israil-ile-nato-nezdindeki-isbirliklerini-onaylamayacagiz/feed/ 0
Erdoğan: NATO ile Rusya arasında doğrudan çatışma ihtimali endişe vericidir https://www.haber60.com.tr/erdogan-nato-ile-rusya-arasinda-dogrudan-catisma-ihtimali-endise-vericidir/ https://www.haber60.com.tr/erdogan-nato-ile-rusya-arasinda-dogrudan-catisma-ihtimali-endise-vericidir/#respond Thu, 11 Jul 2024 22:36:08 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=38644 Cumhurbaşkanı Erdoğan, NATO Zirvesi için bulunduğu ABD’de Newsweek dergisinin sorularını yanıtladı. Hassas bir dönemde ABD’nin başkenti Washington’da düzenlenen NATO Zirvesi’nde İttifakın en büyük ikinci askeri gücü olan Türkiye adına hangi mesajları verdiği sorusuna Erdoğan, Türkiye’nin NATO’nun önemli bir üyesi olduğunu anımsatarak İttifak’ın operasyon ve görevlerine aktif olarak katkıda bulunulduğunu söyledi.

Erdoğan, Türkiye’nin temel hedefinin NATO müttefikleriyle dayanışmayı güçlendirmek ve ortak akılla bölgeyi ve dünyayı tehdit eden sorunlara sürdürülebilir çözümler bulmak olduğunu belirtti. Değişen dünyada her gün “yeni sorunların ortaya çıktığı” değerlendirmesini yapan Erdoğan, bu sebeple NATO’nun hazırlıklı, kararlı ve güçlü olması gerektiğine inandıklarını dile getirdi.

“TERÖRİZM EN KRİTİK KÜRESEL SORUNLARDAN BİRİ”

Erdoğan, NATO toplantılarında terörizmin en kritik küresel sorunlardan biri olduğunun vurgulandığını belirterek şöyle devam etti; “Ayrım yapmadan terör örgütleriyle mücadele misyonunu üstlenen ve bunu sahada aşikar bir şekilde gösteren bir ülkeyiz. Müttefiklerimizden temel beklentimiz, benzer bir terörle mücadele yaklaşımı benimsemeleridir. Ne yazık ki, şimdiye kadar müttefiklerimizden beklenen düzeyde destek ve dayanışma almış değiliz.”

Söz konusu durumun tolere edilemeyeceğine dikkati çeken Erdoğan, “Türkiye’nin ulusal güvenliğine tehdit oluşturan terör örgütlerinin elebaşlarının meşru aktörler olarak kabul edilmesi, ittifak ruhuyla da örtüşmemektedir.” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin bu ve benzeri güvenlik risklerine bütüncül bir yaklaşım benimsediğini kaydederek “Sadece kendi güvenliğimize değil, aynı zamanda müttefiklerimizin güvenliğine de hizmet eden sürdürülebilir çözümler sağlamaktayız.” ifadesini kullandı. Türkiye’nin bazı sorunları göz ardı edip tek bir konuya odaklanma hatasına düşmediğine işaret eden Erdoğan, bölgedeki ve dünyadaki sorunlara öznel ve kısa vadeli çıkarlar yerine prensiplere dayalı yaklaşımın daha iyi olacağını belirtti.

“DURUŞUMUZ SADECE BARIŞ YANLISIDIR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, NATO ile Rusya arasında “doğrudan çatışma çıkması potansiyeline” yönelik soruya verdiği yanıtta, Türkiye’nin başlangıçtan itibaren bu savaşta taraf olmayacağını açıkladığını hatırlattı. Erdoğan, “Duruşumuz sadece barış yanlısıdır. Çözüm, daha fazla kan dökülmesi ve acı çekme değil, diyalog ile sağlanan kalıcı bir barıştır.” dedi. Durumun Ukrayna için yarardan çok zararın ortaya çıkmasına neden olduğu ve Türkiye’nin barışa yaklaşılması için her iki ülkeyle de diyaloğunun olduğunu belirten Erdoğan, şöyle devam etti; “Antalya ve İstanbul’da tarafları bir araya getirerek sorunları çözmek için kritik bir diyalog yolunun oluşturulmasını kolaylaştırdık. Karadeniz Tahıl Girişimi ve oradan yaptığımız tahıl sevkiyatları, sadece ekonomik ve lojistik bir faaliyetten çok daha fazlasıydı. Bu savaşı sadece bir tarafın zaferi veya mağlubiyeti ile sınırlamanın çözüm olduğuna inanmıyoruz. Çözümün, diyalog ve diplomaside olduğuna inanıyoruz.”

“NATO İLE RUSYA ARASINDAKİ ÇATIŞMA İHTİMALİ ENDİŞE VERİCİ”

Erdoğan, akan kanın ve yerleşim yerlerinin tahrip edilmesinin kalıcı barışı getirmeyeceğini vurgulayarak “NATO ile Rusya arasında doğrudan bir çatışma ihtimali kuşkusuz endişe vericidir. Bu sonuca yol açabilecek her türlü adımdan bilinçli olarak kaçınılmalıdır. Konuya çözüm odaklı bir yaklaşımla ve ölçülü bir şekilde yaklaşmanın uygun olduğunu düşünüyoruz” dedi. Erdoğan, ” Suriye, Libya ve hatta Ukrayna’da belirli bir düzeyde olmak üzere çatışmaların karşıt taraflarında olmalarına rağmen Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’le yürüttüğü diplomasiye ilişkin” soruya şu yanıtı verdi; “Bahsettiğiniz tüm bölgelerde ilke sahibi bir yaklaşımı savunuyoruz. Sorunlara gizli gündemlerden ve duygusal tepkilerden doğan prensiplerle değil, samimi ve gerçekçi yol haritalarıyla yaklaşıyoruz. Doğru ve yanlışın ne olduğunu sesli bir şekilde dile getirerek ilerliyoruz. Hassas süreçleri, sükunetle yaklaşmadan ilerletmek imkansızdır.”

“SAYIN PUTİN İLE HER KONUDA HEMFİKİR DEĞİLİZ”

Türkiye’nin sorunlara önyargılara esir olmuş bir politikayla değil, çözümü vurgulayan bir bakış açısıyla yaklaştığını belirten Erdoğan, “Doğal olarak Sayın Putin ile her konuda hemfikir değiliz. Ancak meseleleri kendi aramızda tartışabiliyor ve nasıl çözüleceğine dair ayrıntılara girebiliyoruz” ifadelerini kullandı. Erdoğan, ABD-Türkiye ilişkilerindeki yaptırımlar, FETÖ ve insan hakları gibi çeşitli konularda ABD Başkanı Joe Biden’la arasındaki ilişkiye yönelik soruyu şöyle cevapladı; “Her şeyden önce ABD’de bulunan FETÖ elebaşının liderliğindeki yapı masum bir hareket değil, bir terör örgütüdür, tıpkı dünyanın çeşitli yerlerinde terör eylemleri gerçekleştirmiş olan DEAŞ gibi. Hem DEAŞ hem de FETÖ insanları öldürüyor. DEAŞ da FETÖ de insanların dini duygularını istismar ediyor. Hem DEAŞ hem de FETÖ faaliyet gösterdikleri ülkelere zarar vermeyi amaçlamaktadır. FETÖ, faaliyet gösterdiği ülkelerin hükümetlerine sızmayı ve sistemin kontrolünü ele geçirmeyi amaçlamaktadır. Buna ABD de dahildir. Somut delillerle bu yapının tehlikelerini ABD başkanlarına anlattık. Ancak Sayın Biden ve benim bu konuda farklı görüşlerimiz var.”

“ABD YÖNETİMİ İSRAİL’E EN BÜYÜK DESTEĞİ VERMEKTEDİR”

Ayrıca Biden’la insan hakları konusunda da farklı görüşlere sahip olduklarını belirten Erdoğan, İsrail’in Filistin’e saldırılarına yönelik, “Masum insanların tedavi için gittikleri hastanelerde, ambulanslarda, pazar yerlerinde, insani yardımların dağıtıldığı merkezlerde ve güvenli olarak tanımlanan bölgelerde İsrail tarafından acımasızca öldürülmesinin en ağır insan hakları ihlali olduğuna inanıyoruz. Ancak ABD yönetimi bu ihlalleri görmezden gelmekte ve İsrail’e en büyük desteği vermektedir. Bunu da bu ihlallerin suç ortağı olma pahasına yapmaktadır.” değerlendirmesini yaptı.

“TERÖRİSTLERLE MÜCADELEDE MÜTTEFİKLERİMİZİN DESTEĞİNİ ARZU EDİYORUZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, terörizmle mücadelenin de bir başka endişe kaynağı olduğuna işaret ederek şöyle devam etti:

“Biz bir NATO ülkesiyiz. Ulusal güvenliğimize yönelik tehdit, başta ABD olmak üzere tüm NATO ülkelerine yönelik bir tehdittir. Aslında NATO’nun kurulmasına ve varlığını sürdürmesine neden olan anlaşmalar da bu durumu kanıtlamaktadır. Ancak ABD ve diğer bazı müttefiklerimizin güvenliğimizi tehdit eden terör örgütleri PKK/PYD/ YPG ve FETÖ’ye verdiği destek NATO’nun bu ilkeleriyle bağdaşmamaktadır. Bu teröristlere verilen silah ve destekten duyduğumuz endişeyi her platformda dile getirdik. Bu teröristlerle mücadelede müttefiklerimizin desteğini arzu ediyoruz ancak bunu tam olarak göremiyoruz.”

Erdoğan ABD ile Türkiye’nin bazı konularda hemfikir olabildiğine dikkati çekerek “Sonuçta biz iki müttefik ülkeyiz. Sayın Biden ile ülkelerimiz arasında hemfikir olduğumuz ve olmadığımız konularla bağlantılı bir ilişki geliştirdik. Sükunet ve çalkantı dönemleri arasında gidip gelen bir ilişkiden bahsedebiliriz” dedi. Biden ile ilişkilerinde samimiyeti sürekli muhafaza ettiklerini ve dostluklarını geliştirmeye özen gösterdiklerini söyleyen Erdoğan, “Türkiye ve ABD uzun bir geçmişe dayanan ilişkilere sahip iki müttefiktir. Köklü bağlarımız var ve bunları geliştirme niyetindeyiz.” ifadelerini kullandı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/erdogan-nato-ile-rusya-arasinda-dogrudan-catisma-ihtimali-endise-vericidir/feed/ 0
NATO Zirvesi: Üye Ülkeler Ukrayna’ya Yardım Taahhüt Etti, Türkiye’de Yapılacak Sonraki Zirve Kararlaştırıldı https://www.haber60.com.tr/nato-zirvesi-uye-ulkeler-ukraynaya-yardim-taahhut-etti-turkiyede-yapilacak-sonraki-zirve-kararlastirildi/ https://www.haber60.com.tr/nato-zirvesi-uye-ulkeler-ukraynaya-yardim-taahhut-etti-turkiyede-yapilacak-sonraki-zirve-kararlastirildi/#respond Thu, 11 Jul 2024 02:21:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=38505 ABD’nin en sahipliği yaptığı NATO’nun 75. yıl zirvesinde üye ülkeler Ukrayna’ya 40 milyar doların üzerinde yardım yapmayı taahhüt ederken, gelecek yıl Hollanda’da yapılacak zirveden sonraki zirvenin Türkiye’de olması kararlaştırıldı.

Washington’da yapılan NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi’nin sonuç bildirgesi yayımlandı.

Zirvede 32 üye ülke Ukrayna’nın gelecekte NATO üyesi olması için “geri dönülemez bir yola girildiği” üzerinde uzlaşılırken, üyelik için bir tarih belirlenmedi.

Birlik aynı zamanda Ukrayna’ya gelecek yıl için, ilk kez Amerikan F-16 savaş uçakları da dahil olmak üzere yaklaşık 43,3 milyar dolarlık askeri yardım sözü verdi.

NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg “Ukrayna’ya desteğimiz bir hayırseverlik işi değil – bunu kendi güvenliğimiz için yapıyoruz” dedi.

Zirvenin sonuç bildirgesinde ayrıca gelecek yılki zirvenin Haziran ayında Hollanda’nın Lahey kentinde, bir sonrakininse Türkiye’de yapacağı kaydedildi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da katıldığı zirve bugün sona erecek.

“En büyük tehdit Rusya”

Rusya’nın Şubat 2022’de başlayan Ukrayna işgali, NATO Zirvesi’nin birinci gündem maddesi.

Tüm üye ülkelerin kabul ettiği zirve sonuç bildirgesinde, Rusya’nın birliğin güvenliğine “en büyük ve doğrudan tehdit” olduğu vurgulandı.

4 Nisan 1949’da aralarında ABD, İngiltere, Kanada ve Fransa’nın da bulunduğu 12 ülke tarafından kurulan NATO’nun kuruluş hedefi, Rusya’nın da aralarında olduğu bir grup eski komünist cumhuriyetin oluşturduğu Sovyetler Birliği’nin Avrupa’da genişlemesini engellemek amacıyla bir blok oluşturmaktı.

Birliğin 75. yıl zirvesinde de Rusya yine en büyük tehdit olarak yer aldı.

ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, Amerikan yapımı F-16 savaş uçaklarının Danimarka ve Hollanda’dan Ukrayna’ya sevkiyat sürecinin başladığını ve uçakların “bu yaz kullanımda olacağını” açıkladı.

Ukrayna savaşın başından bu yana gelişmiş savaş uçakları talep ediyordu. F-16’lar Kiev’in bu talebine verilen ilk olumlu yanıt olacak.

Bunun yanında Ukrayna’ya hava savunma sistemleri de gönderilecek.

Üye ülkeler ayrıca Ukrayna ordusunun eğitimi ve askeri yardımların koordinasyonu için özel bir birlik kurulmasında da uzlaştı.

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy de zirvenin davetlileri arasındaydı.

Üyelik için tarih yok

Zirvede Ukrayna’nın son aylarda “gerekli demokratik, ekonomik ve güvenlik reformları konusunda somut adımlar attığı” vurgulandı ancak resmi üyelik davetinin sadece “gerekli koşullar sağlandığında” gönderilebileceği belirtildi.

Sonuç bildirgesinde “Ukrayna bu hayati adımları atarken, ülkeyi NATO üyeliği de dahil olmak üzere Avrupa-Atlantik entegrasyonu için girdiği geri döndürülemez yolda destekleyeceğiz” ifadesi kullanıldı.

Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy zirvede, İngiltere’nin yeni başbakanı Keir Starmer da dahil olmak üzere birçok dünya lideri ile görüştü.

Starmer Zelenskiy’e İngiltere’deki hükümet değişikliğine rağmen Ukrayna’ya destekte bir değişim yaşanmayacağı sözü verdi.

Rusya’dan F-16’lara tepki

Ukrayna’ya Amerikan F-16 savaş uçaklarının gönderildiği açıklamasına beklendiği gibi Rusya’dan sert bir tepki geldi.

Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Maria Zakharova, Tass haber ajansına yaptığı açıklamada “Bu Washington’ın savaş çetesinin başını çektiğinin kanıtı” dedi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/nato-zirvesi-uye-ulkeler-ukraynaya-yardim-taahhut-etti-turkiyede-yapilacak-sonraki-zirve-kararlastirildi/feed/ 0
Cumhurbaşkanı Erdoğan, NATO Zirvesi İçin ABD’de! Gazze’deki katliamı gündeme taşıyacak https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-nato-zirvesi-icin-abdde-gazzedeki-katliami-gundeme-tasiyacak/ https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-nato-zirvesi-icin-abdde-gazzedeki-katliami-gundeme-tasiyacak/#respond Tue, 09 Jul 2024 22:45:08 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=38262 Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi’ne katılmak üzere özel uçak “TUR” ile ABD’nin başkenti Washington’a gitti. Erdoğan’ın uçağı havalimanına iniş yaptı.

TÜRKİYE’Yİ ERDOĞAN TEMSİL EDECEK

NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg’in başkanlığını üstleneceği zirvede, Türkiye’yi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan temsil edecek. 1949’da 12 ülkenin Washington’da “Kuzey Atlantik Anlaşması”nı imzalamasıyla kurulan NATO’nun 75. yıl dönümünü kutlamak için liderler, “Andrew W. Mellon Oditoryumu”nda bir araya gelecek.

EN ÖNEMLİ GÜNDEM MADDESİ UKRAYNA

Liderler, 10 Temmuz’da ise aile fotoğrafının ardından ilk oturumda, NATO’nun savunma ve caydırıcılık kabiliyetini geliştirmeye ilişkin konuları ele alacak. Zirvenin önemli gündem maddelerinden birini oluşturan Ukrayna’ya destek konusunun da ilk gün toplantılarında gündeme gelmesi bekleniyor.

Liderler, zirve kapsamındaki görüşmelerinin ardından ABD Başkanı Joe Biden ve eşi tarafından düzenlenecek resepsiyona katılacak. ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken üye ülkelerin dışişleri bakanlarını, Savunma Bakanı Lloyd Austin ise savunma bakanlarını ayrı resepsiyonlarda ağırlayacak.

NATO’DAN PUTİN’E NET MESAJ

Zirvede Ukrayna’nın NATO’ya daha da yakınlaştırılması ve nihai üyeliğine “köprü” inşa edilmesi bekleniyor. Böylece Putin’e net bir mesaj gönderilecek. Rusya’nın 2014’te Kırım’ı yasa dışı ilhakının ardından kolektif savunma ve caydırıcılık kabiliyetini güçlendirmeye odaklanan NATO, Washington Zirvesi’nde de bu konuya özel önem atfedecek. Müttefiklere kara, hava, deniz, uzay ve siber uzayda kolektif savunma taahhüt eden Nato, zirvede endüstriyel işbirliği ve üretimi artırmayı taahhüt edecek. Üye ülkeler aynı zamanda balistik füze savunma sistemini güçlendirmek için Polonya’da yeni bir üssün kurulmasına onay verecek.

TÜRKİYE, GAZZE’DEKİ KATLİAMI NATO GÜNDEMİNE TAŞIYACAK

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’nin NATO’nun misyonlarına ve harekatlarına en fazla katkı sağlayan ilk beş müttefikten biri olduğuna dikkati çekmişti. Tehditlerin çeşitlenerek arttığı bu dönemde ittifaka Türkiye’nin verdiği önemin açık olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ortak değerlerimizin samimiyet testinden geçmekte olduğu Gazze’de Filistin halkına yönelik süregiden katliamları gündeme taşıyacağız. Bu vahim tablo karşısında uluslararası camianın İsrail’i durdurmakta yetersiz kaldığını ve Filistin’de adil, kalıcı barış tesis edilmeden küresel vicdanın rahat bir nefes almasının mümkün olmayacağını vurgulayacağız. Bütün bu meseleleri en yüksek derecede gündeme getirirken, değerlendirmelerimizi müttefik devlet ve hükümet başkanlarıyla yapacağım ikili görüşmelerde de ele alacağım.” ifadelerini kullanmıştı.

ÇİN TEHDİT OLARAK GÜNDEMDE

Tehdit olarak ilk kez Çin’in 2019’da Londra’da düzenlediği liderler toplantısında radarına alan NATO, Washington Zirvesi’nde de bu konuyu ele alacak. NATO Genel Sekreteri, Özellikle Asya-Pasifik’teki ortaklarla işbirliğini derinleştirmek için Avustralya, Japonya, Yeni Zelanda ve Güney Kore liderlerini zirveye davet etti. İran, Çin ve Kuzey Kore’nin Rusya’yı desteklediğini söyleyen Stoltenberg, “otoriter aktörlere” karşı “dostlarla” daha yakın işbirliğinin önemini vurguladı. Bu çerçevede, zirvede Asya-Pasifik’teki NATO ortaklarıyla ilişkilerin genişletilmesi bekleniyor.

BIDEN’IN SAĞLIK DURUMU GÖLGE DÜŞÜRÜYOR

NATO’nun 75. Yılında Washington’da bir zirve düzenlemesi sembolik bir anlam taşıyor.50. Yaşını da Washington’da kutlayan NATO, en son ABD’de 2012’de zirve düzenlemişti. Ev sahibi ABD’de ise mevcut Başkan ve 2024 seçimlerinde demokratların başkan adayı Joe Biden’ın sağlık durumu, ana gündem maddesi olmaya devam ediyor. Zirve’de NATO’nun atacağı adımların yanı sıra, Biden’ın kritik toplantılarda sergileyeceği performans ve göreve devam edip etmeyeceği konuları, zirveye bir nevi gölge düşürüyor.

]]>
https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-nato-zirvesi-icin-abdde-gazzedeki-katliami-gundeme-tasiyacak/feed/ 0
TBMM Başkanı Kurtulmuş, İsrail’in Gazze’deki ‘katliamının’ durdurulması çağrısında bulundu https://www.haber60.com.tr/tbmm-baskani-kurtulmus-israilin-gazzedeki-katliaminin-durdurulmasi-cagrisinda-bulundu/ https://www.haber60.com.tr/tbmm-baskani-kurtulmus-israilin-gazzedeki-katliaminin-durdurulmasi-cagrisinda-bulundu/#respond Tue, 09 Jul 2024 22:33:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=38253

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Numan Kurtulmuş, NATO Parlamento Başkanları Zirvesi’nde yaptığı konuşmada, İsrail’in Gazze’deki ‘katliamının’ durdurulması gerektiğini belirterek, “Müttefiklere Netanyahu Hükümetinin saldırganlığına ‘artık yeter’ demeleri çağrısında bulunuyoruz” dedi.

TBMM Başkanı Kurtulmuş, ABD’nin başkenti Washington’da düzenlenen NATO Parlamento Başkanları Zirvesi’nde mevkidaşlarına hitap etti. Kurtulmuş, İsrail’in Gazze’deki saldırılarının durdurulması ve daha fazla kan dökülmesinin engellenmesi gerektiğini vurgulayarak, “Dünyanın en güçlü savunma örgütünün üyeleri olarak bizler, en acil küresel sorunlardan biri olan Gazze’deki muazzam insanlık felaketini görmezden gelemeyiz. İsrail’in katliamları durdurulmalı ve daha fazla kan dökülmesi engellenmelidir. Bu durumun bölgesel bir savaşa dönüşmesi ciddi bir risk oluşturmaktadır. Küresel güvenlikle ilgili tartışmalarımızda, adalet ve hakkaniyeti savunan insanlığın ortak cephesinde yer almalıyız. Müttefiklere Netanyahu Hükümetinin saldırganlığına ‘artık yeter’ demeleri çağrısında bulunuyoruz. Filistin-İsrail çatışması için derhal kalıcı bir ateşkes, engelsiz insani erişim ve iki devletli çözüm çağrısında bulunuyoruz” diye konuştu.

“UKRAYNA KONUSUNDAKİ DİPLOMATİK ÇABALARDA EN ÖN SAFLARDA YER ALDIK”

Kurtulmuş, Türkiye’nin Ukrayna savaşının başlangıcından itibaren diplomatik çabalarda en ön saflarda yer aldığının altını çizerek, “NATO bugüne kadar Avrupa-Atlantik bölgesindeki kolektif güvenliğimize önemli katkılarda bulunmuştur; günümüzde ise yeni ve karmaşık küresel zorluklarla mücadele ediyoruz. Türkiye, Ukrayna’da savaşın başlamasından bu yana, Ukrayna’nın egemenliğine, bağımsızlığına ve Kırım da dahil olmak üzere toprak bütünlüğüne olan sarsılmaz desteğini mütemadiyen teyit etmiştir. Ayrıca, savaşa uluslararası hukuk temelinde adil ve kalıcı bir çözüm bulunmasına yönelik diplomatik çabaların ön saflarında yer aldık. Çabalarımız, Ukrayna da dahil olmak üzere NATO üyelerinin desteklediği ülkelerde demokratik direncin korunmasına da odaklanmalıdır. Bu nedenle, Rada ile siyasi angajman özel bir önem taşımaktadır” dedi.

“TERÖRİZM, NATO İÇİN ASİMETRİK BİR TEHDİTTİR”

TBMM Başkanı Kurtulmuş, terörizmin NATO müttefikleri için asimetrik bir tehdit olduğunu, Türkiye’nin ittifaktaki en fazla terör saldırısına maruz kalan ülke olduğunu vurguladı. Kurtulmuş, şöyle devam etti:

“İkinci olarak; terörizm İttifak’ın güvenliğine yönelik en doğrudan asimetrik tehdittir. Genel Sekreter Stoltenberg’in de defalarca belirttiği gibi, hiçbir Müttefik Türkiye’den daha fazla terör saldırısına maruz kalmamıştır. DEAŞ, FETÖ, PKK ve Suriye’deki uzantısı PYD/ YPG gibi terör örgütlerine karşı mücadelemizde kararlılığımızı sürdürürken, Müttefiklerimizin iyi niyet ve dayanışma içinde hareket ettiklerini görmek istiyoruz. NATO’nun terörizmle mücadeledeki rolü güçlendirilebilir ve güçlendirilmelidir. Öte yandan, NATO’nun savunma harcamalarına yönelik hedefi ortadayken, NATO’nun güney cephesini koruyan Türkiye’nin bazı Müttefiklerimiz tarafından silah kısıtlamalarına tabi tutulması bir çelişkidir. NATO’nun geniş hedeflerine olan bağlılığımız ve misyonlara yaptığımız herkesçe bilinen katkılar iyi anlaşılmalıdır. Türkiye sadece kendi ulusal güvenliğine yönelik tehditleri bertaraf etmeye çalışmamakta, aynı zamanda NATO’nun güney sınırlarını güvence altına alarak Müttefiklerimizin güvenliğine de katkıda bulunmaktadır. “

“SAVAŞI ÖNLEMEK VE BARIŞI KORUMAK NATO’NUN SORUMLULUĞUDUR”

Kurtulmuş, NATO’nun barışı koruma ve savaşı önleme sorumluluğu olduğunu, bu nedenle de NATO Parlamenter Asamblesi aracılığıyla istişarelerin artırılması gerektiğini belirtti.

Kurtulmuş, sözlerine şu şekilde son verdi:

“Savaşı önlemek ve barışı korumak için birlikte hareket etmek NATO üyelerinin sorumluluğudur. Bu nedenle, mevcut çalkantılı ortamın yayılma potansiyeline sahip olması ve uluslararası yönetişimin küresel krizlere yanıt verme yeteneğini maalesef kaybetmesi nedeniyle, uygulanabilir bir barış perspektifi geliştirmek için özellikle NATO Parlamenter Asamblesi aracılığıyla istişarelerimizi arttırmalıyız. Adil bir uluslararası sistem inşa etmeye yönelik gelecek çabalarımızda iki temel ilke bize rehberlik etmelidir: Bunlardan birincisinin tüm insanların hak ve haysiyet bakımından eşitliği, ikincisinin ise tüm devletlerin egemen eşitliği olması gerektiğine inanıyorum.”

]]> https://www.haber60.com.tr/tbmm-baskani-kurtulmus-israilin-gazzedeki-katliaminin-durdurulmasi-cagrisinda-bulundu/feed/ 0 Erdoğan, NATO Zirvesi’nde Ukrayna ve İsrail-Hamas savaşını gündeme getirecek https://www.haber60.com.tr/erdogan-nato-zirvesinde-ukrayna-ve-israil-hamas-savasini-gundeme-getirecek/ https://www.haber60.com.tr/erdogan-nato-zirvesinde-ukrayna-ve-israil-hamas-savasini-gundeme-getirecek/#respond Tue, 09 Jul 2024 06:24:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=38154 Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 9-11 Temmuz günlerinde yapılacak NATO Zirvesi için bugün Washington’a gidiyor. Erdoğan’ın, ağırlıklı olarak Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin ele alınacağı zirvede İsrail-Hamas savaşını gündeme getirmesi ve müttefiklerden ateşkes için devreye girmelerini istemesi bekleniyor.

NATO’nun kuruluşunun 75. yılının kutlanacağı zirvede, ittifakın caydırıcılık ve savunma kapasitesi, Rusya’nın Ukrayna’ya saldırmasıyla değişen Avrupa güvenlik mimarisine göre yeniden şekillendirilip güçlendirilecek.

Zirvede Türkiye’yi, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın başkanlığında kalabalık bir heyet temsil edecek.

Washington’da 3 gün sürecek zirvenin ilk toplantısı, 9 Temmuz’da NATO’nun kuruluşunu belgeleyen Kuzey Atlantik Anlaşması’nın 75 yıl önce imzalandığı Mellon Oditoryumu’nda gerçekleştirilecek. ABD Başkanı Joe Biden’ın burada bir konuşma yapması bekleniyor.

NATO Liderler Zirvesi’nin resmi görüşmeleri 10 Temmuz’da yapılacak. Aynı akşam Biden’ın liderleri Beyaz Saray’da vereceği bir yemekte ağırlaması öngörülüyor.

Zirve 11 Temmuz’da yapılacak NATO-Ukrayna Konsey toplantısı ile sona erecek. Zirvede alınan kararların aynı gün yazılı olarak duyurulması bekleniyor.

Amerikan basınına göre, ABD Başkanı Biden’ın zirve sırasında ikili görüşme yapması kesinleşen iki lider Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenskiy ve İngiltere’nin yeni başbakanı Keir Starmer.

En önemli gündem maddeleri Ukrayna’ya yardım ve ittifakın güölendirilmesi

NATO Zirvesi’nin en önemli iki gündem maddesi, ittifakın caydırıcılık ve savunmasının değişen koşullara göre gözden geçirilmesi ve buna uygun savunma planları ile komuta yapısının düzenlenmesi.

NATO, Rusya’nın Ukrayna’yı işgale başladığı Şubat 2022’den sonra yapılan Madrid Zirvesi’nde Rusya ve “terörizmi” en önemli iki tehdit unsuru olarak kayda geçirmişti.

Washington Zirvesi’nde ittifakın coğrafik olarak kuzey, güney ve orta olarak tanımladığı bölgelere ilişkin savunma planlarını yenilenecek.

İttifakın savunma ve caydırıcılık kapasitesinin daha detaylı işleneceği savunma planları kapsamında Avrupa Müttefik Kuvvetler Yüksek Komutanlığı’nın (SACEUR) koordinasyonunda müttefiklerin hangi durumda nasıl iş birliği yapacaklarına ilişkin formüller belirlenecek.

SACEUR’ün müttefiklerden yeni askeri katkı isteminin bu zirvede karşılanması da öngörülüyor.

Bu kapsamda özellikle Doğu Avrupa ve Baltık ülkelerinin talepleri doğrultusunda NATO’nun bölgedeki askeri varlığının daha artırılması, ittifaka yeni katılan İsveç ve Finlandiya’nın da bu kapsamda kuzey savunma planlarındaki rollerin artırılması bekleniyor.

Türkiye, NATO’nun askeri olarak durumunu yeniden gözden geçirmesi ve savunma planlarını yenilemesine olumlu yaklaşıyor. Ancak Ankara bu planlama yapılırken tüm ağırlığın kuzeye verilmemesi gerektiğini, ittifakın güney ve güneydoğu kanatlarındaki yapılanmasına eşit ağırlık verilmesi gerektiğini vurguluyor.

Diplomatik kaynaklar, NATO’nun güney kanadındaki en büyük askeri güç olan Türkiye’nin ittifakın birçok görevine önemli katkılar sağladığını, bu zirve sonrasında da aynı tutumun devam edeceğini kaydediyorlar.

Türkiye, Ukrayna’da barışın da konuşulmasını istiyor

NATO Zirvesi’nde alınacak önemli bir karar da Ukrayna’ya yapılan askeri yardımların daha sistemli ve sürdürülebilir olması.

Washington Zirvesi’nde müttefiklerin Ukrayna’ya 40 milyar Euro’yu aşan yardımının NATO tarafından koordine edilmesi ve finansal yardımın daha uzun vadeli sürdürülebilir bir formata sokulması kararının alınması öngörülüyor.

Ayrıca bazı NATO ülkelerinin, Ukrayna’nın talep ettiği hava savunma sistemleri konusundaki taahhütlerini de zirvede ilan etmeleri bekleniyor.

Zirvede Ukrayna’nın NATO üyeliği açısından somut bir adım atılması ise öngörülmüyor.

Rusya’nın Ukrayna’yı işgaline karşı çıktığını ve işgale karşı Ukrayna’nın kendini savunma hakkı olduğunu vurgulayan Türkiye, Ukrayna’ya yapılacak yardımları destekliyor. Ankara bu politika kapsamında Ukrayna’ya silahlı insansız hava araçları (SİHA) satmış ve savunma sanayi alanında önemli anlaşmalara imza atmıştı.

Diplomatik kaynaklara göre, Türkiye ile NATO’nun diğer müttefikleri arasındaki en önemli fark, diğer üyelerin barış gündemini ele almamaları. Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçen hafta düzenlenen Şanghay İşbirliği Örgütü zirvesinden dönüşünde Ukrayna’daki savaşın kazananı olmayacağı görüşünü yinelemiş ve tarafların bir an önce barış masasına oturmaları gerektiğini kaydetmişti.

Erdoğan’ın NATO toplantılarında benzer görüşü dile getirmesi ve müttefiklere “savaşı cesaretlendirmek yerine barışı öncelemek” çağrısında bulunması bekleniyor.

‘Ukrayna savaşı, NATO-Rusya çatışmasına dönmemeli’

Türkiye’nin müttefiklerle yaptığı görüşmelerde üzerinde durduğu ayrı bir nokta ise Ukrayna’ya yapılan askeri desteğin NATO-Rusya çatışmasına dönmesine neden olmayacak şekilde planlanması. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın bu görüşü, son dönemde bir araya geldiği Doğu Avrupa ülkelerinin dışişleri bakanlarına da ilettiği, özellikle Fransa’nın Ukrayna’ya asker gönderme tartışmasıyla gündeme gelen adımların rahatsızlık verici olduğunu kaydettiği belirtiliyor.

Türkiye’nin duyarlılık gösterdiği bir başka nokta ise Rusya-Ukrayna savaşının Karadeniz’deki etkileri.

Savaşın hemen ardından Montrö Boğazlar Sözleşmesi’ni uygulayarak bölgeye askeri gemi geçişini yasaklayan Türkiye, Karadeniz’e kıyısı olan NATO üyeleri Romanya ve Bulgaristan ile yakın ilişki içinde bulunarak süreci kontrolünde tutmaya devam ediyor.

‘Terörle mücadele de Türkiye gündeminde’

Her NATO toplantısında olduğu gibi Washington Zirvesi’nde de “terörle mücadele” konusunun gündemde olması bekleniyor. Diplomatik kaynaklara göre, NATO zirvede bu konuda yeni bir siyasi çerçeve kabul edecek, ayrıntıya girmeden genel ilkeleri ortaya koyacak.

Erdoğan’ın zirve sırasında bu konuyu gündeme getirirken Türkiye’nin duyduğu rahatsızlığı aktarması, özellikle ABD’nin Kuzey Suriye’de Halkın Savunma Birlikleri’ne (YPG) sağladığı askeri ve siyasi desteği örnek vermesi bekleniyor.

Zirve marjında Türkiye’nin gündeme getireceği diğer konular arasında Almanya ve bazı diğer müttefiklerin uyguladığı silah yaptırımı ile NATO- Avrupa Birliği ilişkilerinin düzenlenmesi çağrıları da olacak.

Erdoğan, Gazze’deki durumu ele alacak

Erdoğan’ın Washington’da hem NATO marjında hem de ikili temaslarında gündeme getireceği konular arasında İsrail ile Hamas arasında Ekim 2023’ten bu yana süren savaş da olacak.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın İsrail ile Hamas arasında hemen bir ateşkes sağlanması ve Filsitin sorununun iki devletli çözüm kapsamında ele alınması için Batılı liderlere çağrıda bulunması bekleniyor.

Erdoğan daha önce yaptığı açıklamalarda Batı’nın Ukrayna konusunda gösterdiği hassasiyeti Filistin için de göstermesi gerektiğini vurgulamış, Batı dünyasını “İsrail’i cesaretlendirmekle” suçlamıştı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/erdogan-nato-zirvesinde-ukrayna-ve-israil-hamas-savasini-gundeme-getirecek/feed/ 0
Erdoğan, Şangay İşbirliği Örgütü Zirvesi’ne katılmak üzere Astana’ya gidiyor https://www.haber60.com.tr/erdogan-sangay-isbirligi-orgutu-zirvesine-katilmak-uzere-astanaya-gidiyor/ https://www.haber60.com.tr/erdogan-sangay-isbirligi-orgutu-zirvesine-katilmak-uzere-astanaya-gidiyor/#respond Fri, 05 Jul 2024 09:15:40 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=37043 Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, yoğun diplomasi gündemine bugün ve yarın Astana’da yapılacak Şangay İşbirliği Örgütü liderler zirvesine katılarak başlayacak.

NATO’nun kritik önemdeki zirvesinden sadece bir hafta önce yapılan toplantıya katılan Erdoğan’ın Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile bugün yapması öngörülen ikili görüşmesi, başta müttefikler olmak üzere tüm Batı tarafından yakından takip edilecek.

Rusya ve Çin liderliğindeki ŞİÖ toplantısında, dünyada değişen koşullar çerçevesinde Batı ile yeni bir güvenlik paradigması kurulması konusunun ele alınması ve Belarus’un örgüte tam üyeliğinin ilan edilmesi öngörülüyor.

Erdoğan, Türkiye’nin diyalog ortağı statüsünde katılacağı ŞİÖ zirvesinin ardından Azerbaycan’da 6 Temmuz’da yapılacak olan Türk Devletleri Zirvesi’ne geçecek.

Bu toplantıların ardından ABD’ye gidecek olan Erdoğan, 9-11 Temmuz günlerinde gerçekleştirilecek NATO’nun 75. Yıl Zirvesi’nde Türkiye’yi temsil edecek.

Bu sene başında Türkiye’de gerçekleşmesi beklenen ancak Moskova tarafında ertelenen Erdoğan-Putin görüşmesi bugün gerçekleşiyor.

Böylece Cumhurbaşkanı Erdoğan, Putin’le yüz yüze görüşmüş bir NATO müttefiki lideri olarak 32 ülkeli ittifakın Washington’daki kritik önemdeki zirvesine katılmış olacak.

Zirvenin gündeminde neler var?

1996 yılında Şangay Beşlisi adıyla Çin, Rusya, Kazakistan, Kırgızistan ve Tacikistan tarafından kurulan, 2001 yılında Şangay İşbirliği Örgütü olarak kurumsallaşan yapıya bugün 9 ülke tam üye, 3 ülke gözlemci üye ve aralarında Türkiye’nin de olduğu 14 ülke de diyalog ortağı olarak katılıyor.

Astana zirvesinde Belarus’un 10. üye olarak ŞİÖ’ye katılımının ilan edilmesi öngörülüyor.

Zirveye ev sahipliği yapacak Kazakistan’ın Devlet Başkanı Kasım Cömert Tokayev, toplantının içeriğine ilişkin olarak Çin basınına bir açıklama yaptı.

Tokayev, “ŞİÖ’nün daha da geliştirilmesi için stratejik önemde kararların alınması bekliyoruz” dedi ve “tehditlere zamanında ve yeterli düzeyde yanıt verebilecek girişimler geliştirilecek” mesajını verdi.

Kazakistan Devlet Başkanı, zirve katılımcılarının uluslararası topluma yeni ve dürüst küresel bir diyalog başlatma; yeni güvenlik paradigmasını kabul etme, adil bir ekonomik düzen yaratma ve çevreyi korumak için gerekli adımları atma çağrısında bulunacaklarını da kaydetti.

Tokayev’in yeni güvenlik paradigmasından neyi kastettiği ise bilinmiyor.

“Çok taraflı diyaloğu güçlendirmek – sürdürülebilir barış ve uyum arayışı” mottosuyla gerçekleştirilecek zirvenin diğer gündem maddeleri arasında ekonomik ve ticari ilişkilerin geliştirilmesi, Çin’in Kuşak ve Yol Girişimi’nin uygulanması, küresel ve bölgesel güvenlik konuları ile terörle ve uyuşturucuyla mücadele başlıkları da yer alıyor.

Zirvede alınan kararların ortak bildiriyle duyurulması öngörülüyor.

Putin: ‘Avrasya Güvenlik Sistemi kurulmalı’

2022 Şubat ayında Ukrayna işgalini başlatan ve böylece NATO dahil Batı’yı karşısına alan Rusya Devlet Başkanı Putin’in Astana’da gündeme getireceği konulardan birisi Avrasya Güvenlik Sistemi’nin kurulması olacak.

ŞİÖ’nün dışişleri bakanları düzeyinde Haziran ayında Moskova’da yaptığı bir toplantıda konuşan Putin, “Avrasya güvenlik sistemi” sayesinde Avrasya kıtasının işbirliği ve kalkınmasını sağlayacak herkese yarar getirecek eşit ve bölünmez bir güvenlik ortamı yaratmayı kastettiğini kaydetmişti.

Ukrayna işgaline devam eden Moskova, NATO’nun artan etkinliği ve en son Finlandiya ve İsveç’i de içine katarak genişlemesi karşısında başta Çin ve Orta Asya ülkeleri olmak üzere yeni ittifaklar kurma arayışında.

Putin’in muhataplarıyla ŞİÖ kapsamında yapacağı temaslarda, Batı merkezli uluslararası düzene karşı çok kutuplu yeni bir sistemin yaratılması çağrısında bulunması bekleniyor.

ŞİÖ ile ilişkilere önem veren, geçmişte Türkiye’nin adaylığı konusunu gündeme getiren Erdoğan açısından Astana zirvesine katılım, hem bu ülkelerle mevcut ilişkilerinin derinleştirilmesi hem de bir hafta sonra katılacağı NATO Zirvesine mesaj verme amaçlı olarak değerlendiriliyor.

Değişen dünya düzeninde Doğu ülkelerinin daha da önem kazandığını, Türk dış politikasının çok kutuplu yeni bir dünya sistemine hazırlanması gerektiğini değerlendiren Ankara, son dönemde bu bölgedeki ülkeler ve uluslararası kuruluşlarla temasını artırdı.

Bu kapsamda, liderliğini yine Çin ve Rusya’nın yaptığı ve dünyanın önde gelen gelişmekte olan ekonomilerini kapsayan BRICS’e katılım da Türkiye’de tartışmaya açıldı.

Erdoğan’ın Putin ile Astana’da yapacağı görüşmeye de bu kapsamda önem atfediliyor. İki liderin gündeminde Ukrayna-Rusya savaşının yanı sıra İsrail-Hamas çatışmaları, diğer bölgesel konular ve ikili ilişkiler de yer alacak.

Bölgesel konular arasında Suriye ile Türkiye arasında normalleşme sürecinin canlandırılmasının da yer alması öngörülüyor.

Batılı diplomatik kaynakların yakından takip edeceği Erdoğan-Putin görüşmesinin NATO Zirvesi’nden sadece bir hafta önce gerçekleşmesi Astana buluşmasını daha da önemli kılıyor.

Batılı kaynaklar, Erdoğan’ın Washington’a Putin ile yüz yüze görüşebilen tek NATO lideri sıfatıyla gideceğini, böylece ittifak içindeki stratejik ağırlık ve farklılığını ortaya koymayı planladığını kaydediyorlar. Erdoğan’ın Doğu-Batı dengesini korumaya özen gösterdiğini, geçmişte de böyle programlar uyguladığını kaydeden kaynaklar, Türkiye’nin NATO içinde üzerinde uzlaşılan konulara uyum gösterdiğini ve bu açıdan herhangi bir sorun olmadığını kaydediyorlar.

Buna rağmen Erdoğan’ın ABD Başkanı Joe Biden ile ikili bir görüşme gerçekleştirip gerçekleştirmeyeceği henüz bilinmiyor.

NATO’nun Washington Zirvesi’nin en önemli gündem maddesi, Rusya tehdidine karşı ittifakın ortak savunma ve caydırıcılık seviyesini artırmak ve Ukrayna’ya desteğin uzun vadeli ve sürdürülebilir şekilde yeni mekanizmalarla sağlanması.

]]>
https://www.haber60.com.tr/erdogan-sangay-isbirligi-orgutu-zirvesine-katilmak-uzere-astanaya-gidiyor/feed/ 0
Bakan Fidan: NATO Üyesi Ülkelerin Birbirlerine Yaptırım Uygulaması Müttefiklik Ruhuyla Bağdaşmıyor https://www.haber60.com.tr/bakan-fidan-nato-uyesi-ulkelerin-birbirlerine-yaptirim-uygulamasi-muttefiklik-ruhuyla-bagdasmiyor/ https://www.haber60.com.tr/bakan-fidan-nato-uyesi-ulkelerin-birbirlerine-yaptirim-uygulamasi-muttefiklik-ruhuyla-bagdasmiyor/#respond Wed, 26 Jun 2024 23:42:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=36045 DÜZGÜN BARIŞ DENİZ

(ANKARA) – Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Varşova’da Türkiye-Polonya- Romanya Üçlü İşbirliği Süreci Dışişleri Bakanları Toplantısı’nda yaptığı açıklamada, “Müttefikler arasında, özellikle savunma sanayi alanında yaptırım, kısıtlama ve engellemelerin tamamıyla kalkması gerekmekte. İttifak üyesi ülkelerin birbirlerine yaptırım uygulaması müttefiklik ruhuyla bağdaşmıyor. Yaptırımlar ve kısıtlamalar sadece buna maruz kalan müttefik ülkeyi etkilemiyor. Bu anomali esasen NATO’nun caydırıcılığını ve savunma kapasitesini de azaltıyor” dedi.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Türkiye-Polonya-Romanya Üçlü İşbirliği Süreci Dışişleri Bakanları Toplantısı için Varşova’ya gitti. Bakan Fidan, Polonya Dışişleri Bakanı Radoslaw Sikorksi ve Romanya Dışişleri Bakanı Luminita Odobescu ile görüşmelerinin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında konuştu.

“Müttefikler arasında yaptırım, kısıtlama ve engellemelerin tamamıyla kalkması gerekmekte”

NATO üyesi ülkeler arasında çeşitli yaptırım ve kısıtlamaların NATO’ya ciddi zararlar verdiğine dikkat çeken Bakan Fidan, “Gerçekten iyi bir formatta verimli bir görüşme trafiği gerçekleştirmiş olduk. Bugünkü toplantılarımızda önümüzdeki ay Washington’da yapılacak olan NATO zirvesiyle ilgili hazırlarımızı ele aldık. NATO’ya mücavir bölgedeki güvenlik sınavları karşısında ülkelerimiz arasında ilişkileri geliştirmemiz gerekiyor. Bu hususta neler yapabileceğimizi görüşüyoruz. NATO zirvesine ilişkin ülkemizin önceliklerinin ve beklentilerinin neler olduğunu ayrıntısıyla görüşme imkanı oldu. Değerli mevkidaşlarıma Vilnius zirvesinde alınan kararların uygulanmasının ve takip edilmesinin önemini vurguladım. Bildiğiniz gibi müttefikler arasında, özellikle savunma sanayii alanında yaptırım, kısıtlama ve engellemelerin tamamıyla kalkması gerekmekte. İttifak üyesi ülkelerin birbirlerine yaptırım uygulaması müttefiklik ruhuyla bağdaşmıyor. Bunu da zaten her vesileyle vurguluyoruz. Bu çerçevede Vilnius’ta verilen taahhütlerin yerine getirilmesini de bekliyoruz. Yaptırımlar ve kısıtlamalar sadece buna maruz kalan müttefik ülkeyi etkilemiyor. Bu anomali esasen NATO’nun caydırıcılığını ve savunma kapasitesini de azaltıyor” dedi.

“Türkiye terörle mücadelede yıllardır çok ağır bedeller ödemektedir”

Türkiye’nin her türlü çatışma ve savaşa karşı diplomasi ve müzakereyi savunmaya devam edeceğini bildiren Bakan Fidan, şunları kaydetti:

“Görüşmelerimizde terörizmle mücadele konusunu da ele aldık. Bu hususta NATO’nun somut adımlar atmasını bekliyoruz. Türkiye terörle mücadelede yıllardır çok ağır bedeller ödemektedir. Bu mücadelede müttefiklerimizin kayıtsız şartsız bizim yanımızda olmalarını beklemek en doğal hakkımızdır. Zira müttefiklik terörle mücadele gibi son derece hassas bir konuda tüm üyelerin birbiriyle azami dayanışma içinde olmasını gerekli kılmaktadır. Terörle mücadele konusunda verilmiş olan sözlerin Washington’daki zirveye kadar tamamlanması gerektiğini bir kez daha vurguladık. Değerli mevkidaşlarımla Rusya ile Ukrayna arasındaki savaştaki son durumu da bütün ayrıntısıyla masaya yatırdık. Bildiğiniz gibi Türkiye olarak biz tüm çatışmalarda, tüm savaşlarda diplomasi ve müzakere seçeneğine öncelik verilmesinden yanayız. Bu yaklaşımımızı Ukrayna konusunda da sürdürmekteyiz. Diplomasi seçeneği Ukrayna’da devam eden savaşta bir kenara itilmemelidir. Ayrıca Montrö Boğazlar Sözleşmesi bölgedeki gerilimin artmasını engellemekte önemli bir rol oynamaktadır. Bu sözleşmeyi tarafsız bir biçimde ve titizlikle uygulamayı sürdürüyoruz. Avrupa’nın savunma ve güvenliğinin etkin şekilde sağlanması konusunda NATO en önemli aktördür. NATO’nun bu öncü ve asli rolünü zayıflatabilecek girişimlerden uzak durulması gerekiyor. Bu yöndeki bazı teşebbüslerin bizi rahatsız ettiğini bugün değerli meslektaşlarımla paylaştım. Avrupa’daki diğer uluslararası örgütlerin çatısı altında vücut bulabilecek girişimlerin zarar verebileceğine dikkat çektim.”

” İsrail’e destek veren ülkeler vakit çok geç olmadan bu tutumlarını gözden geçirmeliler”

İsrail ile Filistin arasındaki savaşın her an bölgesel bir savaşa evrilebileceğine de vurgu yapan Bakan Fidan, ” Gazze’de halen devam eden insani felaket de görüştüğümüz konular arasındaydı. Aylardır süren katliam, küresel güvenlik açısından da artık ciddi bir tehdittir ve bu tehdidin varlığı bütün ilgili aktörler tarafından da paylaşılmaktadır. Gazze’deki katliam her an için bölgesel bir savaşı tetikleme potansiyeline sahiptir. İsrail’e destek veren ülkeler vakit çok geç olmadan bu tutumlarını gözden geçirmeliler. İsrail kendi güvenliğini sağlama adı altında tüm dünyanın gözü önünde Gazzelileri katlediyor. Milyonlarca insanı yerinden ediyor. Bu vahşete seyirci kalan bir anlayışla Filistinlilerin güvenliğini zerre kadar umursamayan bir anlayışla ilerleme kaydetmek imkansızdır. Gazze’deki bu insanlık dramının son bulması için bir an önce kalıcı ateşkesin sağlanması, tarafların masaya oturmaları gerekiyor. İsrailli esirlerin ve Filistinli tutukluların serbest bırakılması gerekiyor. Yerlerinden edilmiş Filistinlilerin evlerine dönmeleri sağlanmaları gerekiyor. İsrail’in işgal ettiği topraklardan geri çekilmesi, ayrıca Gazze’nin yeniden imarı için kolların sıvanması gerekiyor. Gazze’deki krizin kalıcı barış için bir fırsata çevrilmesinin mümkün olabileceğine inanıyoruz. İsrail’i uluslararası kamuoyunun çağrılarına kulak sürece olumlu yaklaşmaya davet ediyoruz” diye konuştu.

“Türkiye, Polonya ve Romanya bölgemizin istikrarına ve küresel barışa katkı sağlamaya devam edecektir”

Bakan Fidan, Türkiye, Polonya ve Romanya arasındaki ilişkilere ilişkin ise şunları söyledi:

“Bu buluşma vesilesiyle mevkidaşlarımla ikili ilişkilerimizi ele almak imkanımız oldu. Sayın Sikorski ile yaptığım görüşmede ilişkilerimizi daha da güçlendirmek için atabileceğimiz müşterek adımları konuştuk. İkili ticaret hacmimiz geçen yıl belirlediğimiz hedefin de önüne geçerek 13 milyar dolara ulaşmış durumda. NATO müttefikleri olarak savunma sanayi alanındaki iş birliğimizi somut projelerle daha da güçlendirmek konusunda kararlıyız. Polonya 2025 yılının ilk yarısında Avrupa Birliği dönem başkanlığını üstlenecek. Polonya’nın dönem başkanlığında ülkemizin Avrupa Birliği sürecinin canlanmasında ve ilerletilmesinde önemli adımlar atılmasını ümit ediyoruz. Romanya’yla ilişkilerimiz tıpkı Polonya gibi stratejik ortaklık seviyesindedir. Son iki yılda üst üste 10 milyar dolar seviyesini aşan ticaret hacmimizi önümüzdeki yıl 15 milyar dolara yükseltmeyi hedefliyoruz. Savunma ve askeri iş birliğimiz Romanya’yla ilişkilerimizin önemli bir boyutunu teşkil ediyor. Karadeniz’e sürüklenen mayınlar, ülkelerimiz için büyük bir tehdit oluşturuyor. Bu tehdite karşı NATO Vilnius zirvesindeki tahütlerimiz doğrultusunda ülkemizin öncülüğünde Romanya ve Bulgaristan’ın katılımıyla Karadeniz’e mayına karşı görev grubu oluşturulmuş durumda. Türkiye, Polonya ve Romanya bugün olduğu gibi gelecekte de bölgemizin istikrarına ve küresel barışa katkı sağlamaya devam edecektir.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/bakan-fidan-nato-uyesi-ulkelerin-birbirlerine-yaptirim-uygulamasi-muttefiklik-ruhuyla-bagdasmiyor/feed/ 0
Hakan Fidan: “Nato’nun Nasıl Ukrayna’da İşgale Karşı Gösterdiği Bir Duruş Var. Aynı Şekilde Filistin’de de Göstermesi Gerekiyor” https://www.haber60.com.tr/hakan-fidan-natonun-nasil-ukraynada-isgale-karsi-gosterdigi-bir-durus-var-ayni-sekilde-filistinde-de-gostermesi-gerekiyor/ https://www.haber60.com.tr/hakan-fidan-natonun-nasil-ukraynada-isgale-karsi-gosterdigi-bir-durus-var-ayni-sekilde-filistinde-de-gostermesi-gerekiyor/#respond Sat, 01 Jun 2024 00:48:13 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=34297

(ANKARA) – Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, NATO Gayriresmi Dışişleri Bakanları Toplantısı sonrası değerlendirmelerde bulundu. Fidan, “NATO’nun nasıl Ukrayna’da işgale karşı gösterdiği bir duruş var. Aynı şekilde Filistin’de de işgale karşı ilkeli bir duruş göstermesi gerekiyor” dedi.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Prag’da yapılan NATO Gayriresmi Dışişleri Bakanları Toplantısı’nın ardından değerlendirmelerde bulundu. Fidan, şunları söyledi:

“Türkiye olarak biz Ukrayna konusunda yardımların devam etmesini, Ukrayna’nın caydırıcılık konusunda yeterli olmasını destekliyoruz ama NATO’nun bu savaşın bir parçası olmasını da istemiyoruz. Bu ikisi arasındaki dengenin, NATO ülkeleri tarafından gözetilmesi ve NATO’nun teşkilat olarak gözetmesi gerektiğini düşünüyoruz ve bu görüşümüz de genel kabul gören bir görüş. O hattın tutulması gerekiyor. Ukrayna’nın toprak bütünlüğünü sağlamak ve topraklarını özgürlüğe kavuşturmak için desteklenmesi bir süreç ama NATO’nun bu savaşa taraf olması başka bir konu. Bu daha büyük bölgesel yaygınlaştırmayı krizleri beraberinde getirir. Türkiye’nin, Ukrayna’ya desteği tamdır. Cumhurbaşkanımız bu konuda Türkiye’nin iradesini açık seçik ortaya koymuştur.

Türkiye, Gazze sorununa dikkatçeken hemen hemen tek ülke oldu

NATO, bir güvenlik örgütü. Küresel güvenlik sorunları çıkmadan önce de ilgilenmesi gerekiyor. Gazze sorununun, İsrail-Filistin meselesinin bölgesel bir sorun olarak görülmekle beraber küresel bir güvenlik sorununa dönüşme probleminin olduğunu hatta belli açılarıyla dönüştüğünü de gündeme getirdik. Türkiye, Gazze sorununa dikkat çeken hemen hemen tek ülke oldu. Burada eğer Gazze’deki katliam, soykırım durdurulamazsa, hemen bir ateşkes anlaşması ve insani yardım hamlesi başlatılmazsa, akabinde iki devletli çözüme gidilmezse, bu sorunun giderek daha da büyüyeceğinin, evrileceğinin, başka aktörleri de içine alacağının ve küresel bir soruna dönüşeceğinin altını tekrar çizdik. NATO’nun nasıl Ukrayna’da işgale karşı gösterdiği bir duruş var. Aynı şekilde Filistin’de de işgale karşı ilkeli bir duruş göstermesi gerekiyor.

“İhtiyaç olan Filistin’e ekonomik destek değil, ihtiyaç olan Filistin’in öncelikli olarak egemenlik haklarının ve toprağının verilmesidir”

Bundan sonra ne yapılmalı konusuna geldik çünkü yaklaşık 150 ülke artık Filistin’i tanımış durumda ama Filistin’in sınırları ve egemenlik hakları inanılmaz bir şekilde ihlal ve işgal edilmiş durumda İsrail tarafından. Bu işgalin bulunduğu yerde Filistin etkili bir devlet olarak hayata geçemiyor. Özellikle geçen hafta Avrupa’da yapılan toplantılarda Brüksel’de, ‘Filistin yönetimi nasıl güçlendirilir’ mali sorunları sürekli gündeme getirildi. Filistin Başbakanı sorunlarını anlattı, başka ülkeler neler yapılmalı onu anlattı. Ama biz şunu söyledik, ‘Filistin yönetimine yardım yapmak yerine Filistin yönetiminin kendi ayakları üzerinde durmasına izin verin, kendi vergilerini toplaması, kendi gümrük yerlerini alması yani tam bir devlet gibi işlemesine izin verirseniz zaten uluslararası toplumun ekonomik olarak çok fazla Filistin’e destek vermesine gerek kalmayacak’. Ama ihtiyaç olan Filistin’e ekonomik destek değil, ihtiyaç olan Filistin’in öncelikli olarak egemenlik haklarının ve toprağının verilmesidir.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/hakan-fidan-natonun-nasil-ukraynada-isgale-karsi-gosterdigi-bir-durus-var-ayni-sekilde-filistinde-de-gostermesi-gerekiyor/feed/ 0
Stoltenberg: Ukrayna’nın müttefiklerden aldığı silahları Rusya’ya karşı kullanması meşru müdafaa hakkıdır https://www.haber60.com.tr/stoltenberg-ukraynanin-muttefiklerden-aldigi-silahlari-rusyaya-karsi-kullanmasi-mesru-mudafaa-hakkidir/ https://www.haber60.com.tr/stoltenberg-ukraynanin-muttefiklerden-aldigi-silahlari-rusyaya-karsi-kullanmasi-mesru-mudafaa-hakkidir/#respond Fri, 31 May 2024 23:42:31 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=34247 NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, Ukrayna’nın müttefik ülkelerce tedarik edilen silahları Rusya topraklarını hedef almak için kullanabilmesinin “meşru müdafaa hakkı çerçevesinde olduğunu” belirterek, “Meşru müdafaa gerilimi tırmandırmak değildir” dedi.

PRAG’DA BASIN TOPLANTISI DÜZENLEDİ

Stoltenberg, Çekya’nın başkenti Prag’da düzenlenen NATO Dışişleri Bakanları Gayriresmi Toplantısı sonrası basın toplantısı düzenledi. Dışişleri bakanlarıyla yapılan toplantıda nihai kararlar alınmadığını ifade eden Stoltenberg, buna rağmen NATO’nun Ukrayna’ya ekipman ve eğitim sağlamada daha büyük rol oynaması, çok yıllı mali taahhütte bulunulması ve müttefikler arasında adil yük paylaşımı yapılması konusunda ilerlemeler kaydedildiğini söyledi.

“NATO’NUN DAHA BÜYÜK BİR YOL OYNAMASI GEREKİYOR”

Ukrayna’ya sağlanan askeri yardımların yüzde 99’unun NATO müttefiklerinden geldiğine dikkati çeken Stoltenberg, “Dolayısıyla NATO’nun bu çabalarda daha büyük bir rol oynaması mantıklıdır. Bu sayede NATO yapılarını kullanarak desteğimizi daha sağlam bir zemine oturtabilir, Kiev’e daha fazla öngörülebilirlik sağlayabilir ve hem acil hem de uzun vadeli ihtiyaçları karşılayabiliriz.” dedi.

“40 MİLYAR AVRO DEĞERİNDE ASKERİ DESTEK SAĞLANDI”

Stoltenberg, müttefiklere Ukrayna’ya çok yıllı mali taahhütte bulunulmasını önerdiğini anlatarak, “Müttefikler Ukrayna’ya her yıl yaklaşık 40 milyar avro değerinde askeri destek sağlamıştır. Gerekli olduğu sürece her yıl en az bu düzeyde desteği sürdürmeliyiz.” ifadesini kullandı. Ukrayna’ya yardım konusunda müttefiklerin yükleri adil şekilde paylaşmasının önemli olduğunu kaydeden Stoltenberg, böylelikle hesap verebilirliğin artacağını ve Ukrayna’nın uzun vadeli plan yapabilmesi için gereken öngörülebilirliğin sağlanacağını dile getirdi.

Stoltenberg, Ukrayna’nın NATO üyeliğinin de ele alındığını bildirerek, “Müttefikler Ukrayna’nın geleceğinin NATO’da olduğu konusunda hemfikirdir ve bu yolda ilerleme kaydetmeye kararlıyız. Geniş çerçevede, üyelik Ukrayna’nın nihai güvenlik garantisi olacak, kalıcı barışı temin edecek ve yeniden yapılanma için gereken istikrarı sağlayacaktır.” değerlendirmesini yaptı.

“UKRAYNA KENDİSİNİ RUSYA’NIN YOK EDİCİ VAHŞETİNE KARŞI SAVUNUYOR”

Stoltenberg, Ukrayna’nın müttefik ülkelerce tedarik edilen silahları Rusya topraklarını vurmak için kullanabilmesinin “bölgesel gerilimi tırmandırma riski” hakkında devam eden tartışmalara ilişkin, şunları kaydetti; “Bu savaşı Rusya başlattı. İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana Avrupa’daki en kanlı çatışmayı başlattılar. Rusya, hastaneleri, okulları ve alışveriş merkezlerini vuruyor. Rusya elektrik ve su altyapısını bombalıyor. Rusya, Ukraynalı sivilleri öldürüyor. Ukrayna kendisini Rusya’nın yok edici vahşetine karşı savunuyor. Açık konuşayım, meşru müdafaa gerilimi tırmandırmak değildir. Meşru müdafaa, Birleşmiş Milletler Sözleşmesi’nde yer alan temel bir haktır.”

Stoltenberg, “Rusya son dönemde Harkiv bölgesinde yeni cepheler açarak ve Ukrayna vatandaşlarına yönelik yeni saldırılar düzenleyerek gerilimi tırmandıran taraf oldu. Savaş büyüdükçe bir bütün olarak desteğimiz de büyümeye devam edecektir.” şeklinde konuştu. Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik desteklerden rahatsızlık duyduğu için tehditlerde bulunduğunu belirten Stoltenberg, “(Rusya Devlet Başkanı Vladimir) Putin, NATO müttefiklerini Ukrayna’ya destek vermekten caydırmak istiyor. Ama yılmadık ve yılmayacağız” dedi.

BIDEN RUSYA POLİTİKASINI DEĞİŞTİRDİ

Öte yandan Amerikan CNN kanalına konuşan ve adı açıklanmayan iki ABD’li yetkili, Biden’ın “kamuoyundan gizli şekilde” Ukrayna’ya verdiği silah kullanma izninin uzun zamandır süren Amerikan politikasında kısmi bir değişiklik anlamına geldiğini açıkladı. Habere göre Biden, Amerikan silahlarının Rusya topraklarında kullanılmasına karşı çıkarken, bu politikasını kısmen değiştirdi ve Kiev yönetimine sadece Rusya’nın son dönemde saldırılarını yoğunlaştırdığı Kharkiv bölgesinde kullanılmak üzere söz konusu onayı verdi.

Buna göre Ukrayna ordusu, ABD yapımı silahları sınırda bulunan Kharkiv bölgesinde kullanabilecek, ancak Rusya’nın daha iç bölgelerinde ya da başka yerlerinde kullanamayacak. Ukrayna yönetimi, Rusya’nın saldırılarını yoğunlaştırdığı Kharkiv’deki savunma zaaflarını giderebilmek amacıyla Amerikan yönetiminden söz konusu ABD yapımı silahlarını bu bölgede kullanma izni istemişti.

]]>
https://www.haber60.com.tr/stoltenberg-ukraynanin-muttefiklerden-aldigi-silahlari-rusyaya-karsi-kullanmasi-mesru-mudafaa-hakkidir/feed/ 0
Kosova Savunma Bakanı: Ülkemiz her türlü tehdide karşı hazır durumda https://www.haber60.com.tr/kosova-savunma-bakani-ulkemiz-her-turlu-tehdide-karsi-hazir-durumda/ https://www.haber60.com.tr/kosova-savunma-bakani-ulkemiz-her-turlu-tehdide-karsi-hazir-durumda/#respond Fri, 05 Apr 2024 08:45:10 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=26331 Kosova Savunma Bakanı Ejup Maqedonci, Sırbistan’ın ordusunun birçok birimini ülkesinin sınırı yakınında konuşlandırmasıyla ilgili olarak, “Biz her zaman hazırız. Ülkemizin karşı karşıya kalacağı her türlü tehdit ve tehlikeye karşı Kosova Güvenlik Gücü (FSK) birimleri hazır durumda.” dedi.

Bakan Maqedonci, Sırbistan ile son dönemde yaşadıkları gerginlikler, FSK’nin orduya dönüştürülme süreci ile NATO’ya üye olma planları, Ukrayna’ya yapacakları askeri yardımlar ve Türkiye-Kosova askeri ilişkileri hakkında AA muhabirine açıklamalarda bulundu.

Sırbistan’ın ordusunun birçok birimini topraklarının güneyinde, Kosova sınırı yakınında konuşlandırmasının risk yarattığını belirten Maqedonci, “Biz her zaman hazırız. Ülkemizin karşı karşıya kalacağı her türlü tehdit ve tehlikeye karşı FSK birimleri hazır durumda.” ifadesini kullandı.

Sırp ordu ve jandarmasının, Kosova sınırına yakın 48 operasyonel üssünün bulunduğuna işaret eden Maqedonci, “Buna Sırp ordusunun silahlandırılması, Çin’den, Rusya’dan ve hatta İran’dan çeşitli silah sistemlerinin satın alınması da eklendiğinde, bunu Kosova Cumhuriyeti’nin ve çevredeki diğer ülkelerin güvenliğine yönelik sürekli bir tehdit olarak görüyoruz ve görmeye devam ediyoruz.” diye konuştu.

Gelişmelerin Sırbistan hükümetinin Kosova ve diğer komşularına yönelik “hegemonik ve saldırgan” politikasına dayandığını söyleyen Maqedonci, şunları kaydetti:

“Bunlar her zaman açıkça ifade ediliyor. (Sırbistan) Cumhurbaşkanı (Aleksandar) Vucic’in, Sırbistan’ın Kosova’ya karşı askeri harekata geçmek için uygun zamanı beklediğine dair son açıklamaları vardı. Dolayısıyla bu bizi uyanık tutuyor, bu gelişmelerden korkmuyoruz ancak yine de kapasitemizi geliştirmemiz ve sadece bu tehditle yüzleşmek için değil, ülkemizin güvenliği ve topraklarımızı etkileyen diğer tehditlerle de yüzleşmek için ordumuzu kurmamız gerektiğini bize gösteriyor.”

FSK’nin orduya dönüşme süreci ve Kosova’nın NATO üyeliği

Maqedonci, FSK’nin orduya dönüştürülme sürecinde piyade ile bölgenin savunmasına yönelik muharebe kapasitesinin artırılmasına odaklanan ikinci aşamada bulunduklarını belirtirken, 2025’te üçüncü ve final aşamasına geçeceklerini ve bu kapsamda 2028’e kadar topçu, hava ve hava savunma, muharebe destek kapasitelerinin inşasına odaklanacaklarını söyledi.

FSK bünyesinde halihazırda yaklaşık 4 bin personelin bulunduğuna değinen Maqedonci, bunların arasında 55 Kosovalı Türk’ün görev yaptığını ifade etti.

Maqedonci, NATO üyeliğinin, Kosova’nın ulusal güvenlik stratejisinin hedefleri arasında bulunduğunu belirterek bu yönde büyük ilerlemeler kaydettiklerini vurguladı.

Kosova’nın savunma kapasitelerini NATO doktrinine uygun oluşturduklarını, tüm ekipman ve silah sistemlerini NATO standartlarına göre satın aldıklarını söyleyen Maqedonci, “Silah alımlarımız NATO ülkelerine yönelik, NATO ülkesi olmayan hiçbir ülkeyle alışveriş yapmıyoruz. Alımların ağırlıklı olarak ABD, Türkiye, Almanya ve diğer ülkeler gibi en yakın ortaklığımız olan ülkelerden yapılmasına odaklanıldı.” ifadelerini kullandı.

FSK’nin orduya dönüştürülme süreci kapsamında silah ve çeşitli ekipmanların alımı için 2021-2023 yıllarında 200 milyon avronun üzerinde kaynak ayırdıklarının altını çizen Maqedonci, bununla NATO’nun gayrisafi yurt içi hasılasının (GSYİH) en az yüzde 2’sini savunmaya ayırma hedefini yakaladıklarını aktardı.

Maqedonci ayrıca ülkesinin NATO Parlamenter Asamblesi’ndeki statüsünün geçen haftalarda “gözlemci üye”den “ortak üye”ye yükseltildiğini ve bunun tam üye olmadan önceki en yüksek temsil aşamasını teşkil ettiğini sözlerine ekledi.

Kosova, Ukrayna’ya askeri yardım yapacak

Maqedonci, Ukrayna’nın “haklı özgürlük mücadelesine” destek vermeye her zaman hazır olduklarını belirtti.

“Mütevazı” olarak adlandırdığı yardımın, özgürlük mücadelesinin bu zor aşamalarında Ukrayna için çok önemli olduğunu kaydeden Maqedonci, “Kosova hükümeti geçtiğimiz günlerde Ukrayna’ya 2 askeri destek paketi sunmaya karar verdi. İlk paket bu hafta Ukrayna’ya gönderilecek ve taktik kamyon, taktik araçlar ve askeri zırhlı araçlardan oluşacak. 120 mm, 81 mm ve 60 mm havan mermilerinden oluşan ikinci paket de yakın zamanda Ukrayna’ya gönderilecek.” diye konuştu.

“Türkiye ile askeri alanda ‘özel ilişkilere’ sahibiz”

Maqedonci, ülkedeki istikrar ve güvenliğin sağlanmasında 1999’dan beri NATO’nun Kosova’daki Barış Gücü (KFOR) bünyesinde görev yapan Türk askerlerinin çok önemli olduğunu söyledi.

Türkiye ile askeri alanda, kültürel ve tarihi bağları temel alan “özel ilişkilere” sahip olduklarını kaydeden Maqedonci, şu değerlendirmede bulundu:

“Türkiye Cumhuriyeti’nde sürekli olarak eğitilen birim ve bireylerimiz var. Kosova’da FSK birliklerine çeşitli eğitimler veren Türk ordusunun birçok ekibi var. Askeri endüstri, yani askeri alımlar konusunda da çok güzel ilişkilerimiz var. Bu doğrultuda bu işbirliğini daha da artırmak amacıyla bu yılın başında Türkiye Cumhuriyeti ile askeri çerçeve anlaşması imzaladık. Türkiye’nin ülkemizin savunma kapasitesi için verdiği tüm bu destekler, ülkemizin, daha doğrusu Savunma Bakanlığımız ve FSK’nin bugün üst düzey bir profesyonelliğe sahip olması ve belki de genel anlamda bölgenin en gelişmiş orduları arasında yer alması açısından gerçekten hayati önem taşıyor.”

Türkiye’den satın aldıkları Bayraktar TB2 SİHA’lar ilgili de konuşan Maqedonci, test ve eğitim süreçlerinin devam ettiğini vurgulayarak “Onlarla farklı faaliyetler gerçekleştiriyoruz ve bunları gerçekten FSK’nin temel varlıkları olarak görüyoruz.” dedi.

FSK envanterinde Omtas tanksavar füzesi ve 120 mm havan silah sistemi entegre edilmiş Vuran araçları gibi Türk ürünlerine de sahip olduklarını aktaran Maqedonci, ayrıca ABD’den Javelin tanksavar füzesi satın alacaklarını ve sürecin devam ettiğini sözlerine ekledi.

Kosova ve sınır ötesinde kriz yönetim operasyonlarını sağlaması, ülkede sivil savunma operasyonlarında ve doğal afetler ile diğer acil durumlarda görev yapması amacıyla 2009’da kurulan FSK’nin, 2018’de yasal değişikliklerle orduya dönüştürülme süreci başlatılmıştı. Sürecin 10 yıl sürmesi bekleniyor.

]]>
https://www.haber60.com.tr/kosova-savunma-bakani-ulkemiz-her-turlu-tehdide-karsi-hazir-durumda/feed/ 0
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan: NATO Dışişleri Bakanları Gayriresmi 2025 Toplantısı Türkiye’de yapılacak https://www.haber60.com.tr/disisleri-bakani-hakan-fidan-nato-disisleri-bakanlari-gayriresmi-2025-toplantisi-turkiyede-yapilacak/ https://www.haber60.com.tr/disisleri-bakani-hakan-fidan-nato-disisleri-bakanlari-gayriresmi-2025-toplantisi-turkiyede-yapilacak/#respond Fri, 05 Apr 2024 06:45:38 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=26300 Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, NATO ülkelerinin dışişleri bakanları gayri resmi toplantısının 2025’te Türkiye’de yapılmasının kararlaştırıldığını bildirdi.

Fidan, NATO Dışişleri Bakanları Toplantısı’nın ardından basın mensuplarına gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Toplantının NATO’nun 75. kuruluş yıl dönümüne denk geldiğini anımsatan Fidan, “Türkiye de 72 yıldır NATO’nun önemli bir üyesi. NATO içerisinde 72 yıldır katkı vermekte. NATO görevlerine silahlı kuvvetlerimiz aktif olarak katılmakta.” diye konuştu.

Fidan, toplantının dışişleri bakanlarının kendi aralarında yaptığı, NATO-Ukrayna Konseyi olarak toplandığı ve son olarak da Asya-Pasifik’teki ortaklarıyla bir araya geldiği üç oturumda düzenlendiğini ifade etti.

Bakan Fidan, NATO dışişleri bakanlarının 2025’te yapacağı gayri resmi toplantının Türkiye’de yapılmasını önerdiğini bildirerek, “Bu karar kabul edildi. NATO Dışişleri Bakanları Gayriresmi 2025 Toplantısı Türkiye’de yapılacak.” dedi.

Terörle mücadele

Türkiye’nin güvenliğiyle ilgili müttefiklerden beklentilerini dile getirdiğini söyleyen Fidan, “Terörle mücadelede NATO üyesi ülkelerin tam ve koşulsuz olarak Türkiye’ye destek vermeleri, terörle mücadelede Türkiye’nin yanında olmaları, özellikle Suriye’de olduğu gibi bazı NATO üyesi ülkelerin ‘geçici’ maskesiyle de olsa terör örgütüyle işbirliği yapmamaları gerektiğinin altını çizdik. Bunun NATO ittifakının ruhuna aykırı olduğunu söyledik.” ifadelerini kullandı.

Fidan, Vilnius Zirvesi’nde terörle mücadele koordinatörünün atanması konusunda mutabık kalındığını anımsatarak, NATO’nun terörle mücadeleye yapısal olarak bakması hususunda çalışmaların devam ettiğini belirtti.

Terör örgütü PKK’nın Avrupa’daki eylemleriyle ilgili durumu da toplantılarda ve ikili görüşmelerde gündeme getirdiğini bildiren Fidan, şunları söyledi:

“Onlar için üzücü olan yıllardır sessiz kaldıkları terör örgütünün kendi sokaklarında terör estirmesi. Şimdi bunları görüyor olmaları bizim için bir sürpriz değil. Biz bunun altını çizdik. Özellikle Avrupa’da yaşayan soydaşlarımıza yönelik, vatandaşlarımıza yönelik şiddet eylemlerinin sadece kınanmakla kalmayıp çok ciddi tedbirler almaları gerektiğini kendilerine ilettik.”

Fidan, “Yetkili makamların giderek Avrupa’da daha fazla hassasiyet oluşturduğunu görüyorum. Bu aslında memnuniyet verici bir konu. PKK’ya karşı toleransın giderek azaldığını görüyorum, bu önemli.” değerlendirmesinde bulundu.

Savunma sanayisindeki kısıtlamalar

Fidan, savunma sanayisinde kısıtlamaların kaldırılması gerektiğini muhataplarına ilettiğini kaydederek, “Bunun da müttefiklik ruhuyla bağdaşmadığını, bu konudaki kısıtlamaların kaldırılması gerektiğini ifade ettik. Bu bizim zaten sürekli ifade ettiğimiz bir husus. Bu çerçevede üyelerden bazılarıyla yürüttüğümüz bazı müzakereler var. Çoğuyla sorunları hallettik.” diye konuştu.

AB’nin dışlayıcı savunma stratejisi

“Avrupa Birliği’nin (AB) NATO içerisinde giderek daha belirleyici pozisyona ulaşırken, AB topluluğunun geri kalanını dışarıda bırakması, AB üyesi olmayan ülkelerin güvenlik ihtiyaçlarına ve stratejik perspektiflerine yeterli dikkati vermemesi konusu var. Bu giderek daha belirginleşen, gündemimizi daha fazla meşgul eden bir konu haline geliyor.” ifadelerini kullanan Bakan Fidan, bu konuyu son aylarda bir çerçeveye oturtarak gündeme getirdiklerine işaret etti.

Ukrayna’daki durum

Toplantıda Ukrayna’daki savaşla ilgili Dışişleri Bakanı Dmitro Kuleba’dan bilgi aldıklarını belirten Fidan, Türkiye’nin de bu ülkenin güvenlik ve egemenlik haklarının yanında olduğunu bir kez daha vurguladığını, savaşı durdurmak için barışa ve ateşkese alternatif yollar aranması gerektiğinin altını çizdiğini ifade etti.

Gazze meselesi

Bakan Fidan toplantı marjında yaptığı ikili görüşmelerde mevkidaşlarıyla Gazze’deki durumla ilgili görüş alışverişinde bulunduğu aktardı.

“Bütün muhataplarımızla Gazze ile ilgili endişelerimizi, konunun artık taşınamayacak noktaya geldiğini vurguladık.” diyen Fidan, şöyle devam etti:

“Özellikle ateşkese, acil insani yardıma ve iki devletli çözüm perspektifine olan ihtiyacı tekrar tekrar gündeme getirdik. İyi olan şu. Artık bütün muhataplarımız bizimle hemen hemen aynı fikirde. Süreç içerisinde uluslararası toplumun bu anlayışa ulaşmış olması diplomatik kazanım açısından önemli ama arazide bir şey değiştirme anlamında daha fazla şeylerin yapılması gerekiyor. Bu konudaki kararlılığımız devam ediyor.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ABD ziyareti

ABD’li mevkidaşı Antony Blinken ile ikili görüşmesinde çok çeşitli konulara değindiklerini ifade eden Fidan, bunlar arasında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ABD Başkanı Joe Biden’ın daveti üzerine ABD ziyaretinin tarihinin de bulunduğunu söyledi.

Fidan, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın gündeminde ikili ve bölgesel ilişkiler başta olmak üzere çok çeşitli konuların bulunacağını, bunlar arasında Gazze meselesinin ilk sırada yer aldığını bildirdi.

Ukrayna meselesinin de gündemde olacağını dile getiren Fidan, “Bu iki savaş bölgemizi ilgilendiriyor. Aynı zamanda küresel fay hatlarını da hem tetikliyor hem tetikleyeceği başka risk alanları da var. Onlara da Cumhurbaşkanımız dikkati çekmeye, bu konulardaki hassasiyetlerimizi vurgulamaya devam edecek.” diye konuştu.

Fidan, şunları kaydetti:

“F-16 meselesi halloldu. Daha başka alanların ilerletilmesi gündemde olacak. Cumhurbaşkanımızın perspektifi, Türk-Amerikan ilişkilerini sadece güvenlik eksenli olmaktan çıkartıp bunun içerisine aynı zamanda ekonomi, teknoloji, ticaret ve diğer alanları da dahil ederek daha dengeli, daha geniş çaplı bir ilişki kümesinin ortaya çıkması. Bu konuda da Cumhurbaşkanımız gerekli görüşlerimizi dile getirecek.”

NATO Genel Sekreterliği seçimi

Fidan, NATO Genel Sekreterliği adaylarından Hollanda Başbakanı Mark Rutte’yle iki hafta önce Brüksel’de Nükleer Enerji Zirvesi’nde görüştüğünü belirterek, “Yakın zamanda Türkiye’yi ziyaret etmesi söz konusu. Tarih üzerinde çalışıyoruz.” dedi.

Bakan Fidan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bizim şimdiki NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg’le iki yıldır yürüttüğümüz bir süreç var. Özellikle Madrid ve Vilnius’ta alınan zirve kararları, Türkiye’nin terörle mücadelede hangi terör örgütleriyle nasıl mücadele ettiği konusundaki hassasiyeti ve bu konuda NATO’nun ve bazı NATO ülkelerinin nerede durması gerektiği konusuyla, özellikle savunma sanayisi işbirliğindeki kısıtlamaların kaldırılması yönündeki ortak anlayışın devam ettirilmesi konusunda bir iradenin yeni genel sekreter tarafından da ortaya konulması beklentimiz son derece kuvvetli şekilde ifade edildi.”

Rutte’ye de bunların iletildiğini vurgulayan Fidan, “Bu konudaki netleşme zannediyorum ki çok yakın zaman içerisinde olacak. Sayın Cumhurbaşkanımız da kararını açıklayacak diye düşünüyorum.” değerlendirmesinde bulundu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/disisleri-bakani-hakan-fidan-nato-disisleri-bakanlari-gayriresmi-2025-toplantisi-turkiyede-yapilacak/feed/ 0
NATO’nun 75. Yıl Dönümü Kutlandı https://www.haber60.com.tr/natonun-75-yil-donumu-kutlandi/ https://www.haber60.com.tr/natonun-75-yil-donumu-kutlandi/#respond Thu, 04 Apr 2024 21:48:39 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=26147 NATO’nun 75’inci yıl dönümü çerçevesinde düzenlenen törende konuşma yapan NATO Askeri Komite Başkanı Amiral Rob Bauer, NATO’nun tarihin en başarılı ittifakı olduğunu söyledi. NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg ise “Birlikte daha güçlüyüz, daha güvendeyiz” mesajı verdi.

Belçika’nın başkenti Brüksel’de 4 Nisan 1949’da kurulan Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütünün (NATO) 75. kuruluş yıl dönümü kutlandı. Yıl dönümü çerçevesinde NATO’ya üye devletlerin dışişleri bakanları ve askeri yetkililerin katılımıyla NATO genel merkezinde tören düzenlendi. Bando gösterisi gerçekleştirilen törende NATO Askeri Komite Başkanı Amiral Rob Bauer ve NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg ile dışişleri bakanlarının konuşmalarının ardından pasta kesildi.

NATO Askeri Komite Başkanı Amiral Rob Bauer yaptığı konuşmada, NATO’nun 12 üyeyle yola çıktığını ve üye sayısının 32’ye ulaştığını hatırlatarak, “Washington Antlaşması’nın her kelimesi, müttefik silahlı kuvvetlerin yerine getirmek için mücadele ettiği kutsal bir taahhüttür. Birlikte fiziksel güvenlikten daha fazlasını koruyoruz. Hep birlikte özgürlüğü ve demokrasiyi savunuyoruz” dedi. NATO’nun masum insanlar için kalkan oluşturduğunu belirten Bauer, “Biz özgürlük ve baskının arasında duruyoruz. Bu üniformalı tüm erkek ve kadınların paylaştığı bir görevdir. Bu görev savaşları ve nesilleri aşan görünmez bir bağ oluşturuyor” şeklinde konuştu.

“Demokrasinin uğruna savaşmaya değer olduğunu dünyaya göstermeliyiz”

Avrupa ve Kuzey Amerika’da 3,5 milyon üniformalı erkek ve kadının saldırganlığa karşı bir kalkan oluşturduğunu vurgulayan Bauer, “Herhangi bir zamanda, herhangi bir yerde, herhangi bir düşmanı caydırıyor ve ona karşı savunma yapıyoruz. Otoriter rejimlerin bir güç imajı sergilemeye çalıştığı, zorbalığın halkların ve ulusların egemenlik haklarını elinden almaya çalıştığı bir dünyada bu kalkana her zamankinden daha çok ihtiyacımız var. Demokrasinin uğruna savaşmaya değer olduğunu dünyaya göstermeliyiz” diye konuştu.

Brüksel’deki NATO karargahında yetkililerin her gün binlerce politika üzerinde fikir birliğine varmak için siyasi ve askeri düzeyde bir araya geldiğini kaydeden Bauer, “32 ülke her gün ‘ben’ yerine ‘biz’i seçiyor.

NATO özünde bir savunma İttifakıdır. Biz tarihin en başarılı İttifakıyız. Saldırgan bir askeri güç gösterisi ya da vahşice fethettiğimiz topraklar yüzünden değil getirdiğimiz barış, birleştirdiğimiz ülkeler ve çatışmaların kontrolden çıkmasını engellediğimiz için tarihin en başarılı İttifakıyız. Bugün 32 kardeşten oluşan grubumuzu kutluyoruz. Birlikte daha güçlüyüz” dedi.

“NATO her zamankinden daha büyük ve daha güçlü”

NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg ise yaptığı konuşmada, bugün tarihin en güçlü, en kalıcı ve en başarılı İttifakının 75. yıl dönümünü kutladıklarını söyledi. İkinci Dünya Savaşı’nı takip eden yıllarda bir başka yıkıcı savaşın yaşanması konusunda endişeler olduğunu ifade eden Stoltenberg, “Böylece tarihte bugün 1949 yılında Avrupa ve Kuzey Amerika’dan 12 ülkenin Dışişleri Bakanları, Washington Antlaşması’nı imzalamak, ittifakımızı oluşturmak için bir araya geldi. Bu Soğuk Savaş yılları boyunca halkımızı güvende tuttu” diye konuştu.

Norveç ordusunda 1979’da görev yaptığını söyleyen Stoltenberg, “Savaş olsaydı ön saflarda olurduk. Ama korkmuyordum. Çünkü yalnız olmadığımızı biliyordum. Arkamızda NATO ittifakının gücü vardı. Soğuk Savaş sona erdiğinde, NATO, Balkanlar’daki iki acımasız etnik çatışmanın sona ermesine yardımcı oldu. 2001 yılındaki 11 Eylül saldırılarından sonra ilk kez Washington Anlaşması’nın bir müttefike yapılan saldırının tüm müttefiklere saldırı anlamına geldiğini ifade eden 5. maddesini devreye soktuk. O tarihten bu yana NATO terörle mücadelede ön saflarda yer alıyor. 2014 yılı ve Rusya’nın Kırım’ı yasa dışı ilhak etmesi bir başka dönüm noktası oldu. O günden bu yana kolektif savunmamızın nesiller boyu en büyük takviyesini gerçekleştirdik. Bugün NATO her zamankinden daha büyük, daha güçlü ve birlik içindedir” şeklinde konuştu.

İki dünya savaşı, Soğuk Savaş ve o günden bu yana karşılaşılan her zorluğun müttefiklerin birbirine ihtiyacı olduğunu gösterdiğini belirten Stoltenberg, “Birlikte daha güçlüyüz, daha güvendeyiz” dedi. – BRÜKSEL

]]>
https://www.haber60.com.tr/natonun-75-yil-donumu-kutlandi/feed/ 0
NATO Genel Sekreteri: Rusya’nın Asya’daki dostları savaşı sürdürebilmesi için hayati önem taşıyor https://www.haber60.com.tr/nato-genel-sekreteri-rusyanin-asyadaki-dostlari-savasi-surdurebilmesi-icin-hayati-onem-tasiyor/ https://www.haber60.com.tr/nato-genel-sekreteri-rusyanin-asyadaki-dostlari-savasi-surdurebilmesi-icin-hayati-onem-tasiyor/#respond Wed, 03 Apr 2024 23:33:37 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=26010 NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, ” Rusya’nın Asya’daki dostları savaşı sürdürebilmesi için hayati önem taşıyor. Çin, Rusya’nın savaş ekonomisini destekliyor. Moskova, buna karşılık geleceğini Pekin’e ipotek ediyor” dedi.

NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, Belçika’nın başkenti Brüksel’de gerçekleştirilecek NATO Dışişleri Bakanları toplantısı öncesinde gazetecilere açıklamalarda bulundu. Stoltenberg, Dışişleri Bakanlarının NATO’nun 75’inci yıl dönümünü kutlamak ve Temmuz ayında ABD’nin başkenti Washington’da yapılacak zirveye hazırlık için bugün ve yarın toplantı düzenleyeceğini söyledi. NATO’nun temelini oluşturan müttefiklerden birine yapılan saldırının tüm müttefiklere yapılmış sayılacağı ilkesini hatırlatan Stoltenberg, “Bu temelde tarihin en güçlü ve başarılı ittifakını kurduk. Geçtiğimiz 75 yıl boyunca NATO’nun açık kapı politikası, demokrasinin ve refahın Avrupa çapında yayılmasına yardımcı oldu” dedi.

” Ukrayna’nın acil ihtiyaçları var”

Avrupa’nın bir savaşla karşı karşıya olduğunu belirten Stoltenberg, Rusya’nın son günlerde Ukraynalı sivilleri ve altyapıyı hedef alan büyük saldırılar gerçekleştirdiğini ve cephede baskı yapmaya devam ettiğini ifade etti. Bu nedenle müttefiklerin Ukrayna’ya destek sağlama konusunda kararlı olması gerektiğini vurgulayan Stoltenberg, “Müttefiklerin büyük miktarda silah, mühimmat ve teçhizat teslimatı yapmaya devam etmelerini memnuniyetle karşılıyorum. Ancak Ukrayna’nın acil ihtiyaçları var. Destek sağlanması konusunda herhangi bir gecikmenin, savaş alanında sonuçları olacaktır. Bu nedenle desteğimizin dinamiklerini değiştirmemiz gerekiyor” şeklinde konuştu.

Ukrayna’ya uzun vadede güvenilir ve öngörülebilir yardımı sağlanması gerektiğine dikkat çeken Stoltenberg, bu nedenle bakanların, Ukrayna’ya askeri teçhizatın ve eğitim programlarının koordinasyonu konusunda nasıl daha fazla sorumluluk üstlenebileceğini tartışacağını kaydetti. NATO’nun Ukrayna’ya desteğinin devam etmesi için çok yıllı bir finansal taahhüdü de görüşeceklerini belirten Stoltenberg, “Bakanlar toplantısı, Washington Zirvesi’ne hazırlanırken bu konularda fikir birliğine varılması için zemin hazırlayacak” diye konuştu. Ukrayna’ya verilen askeri desteğin yüzde 99’unu NATO müttefiklerinin sağladığını hatırlayan Stoltenberg, bu nedenle NATO kapsamında daha fazla yardım yapılmasının çabaların daha verimli ve etkili olmasını sağlayacağını vurguladı.

“NATO’nun yardım paketini çok yıllı yardım programına dönüştürüyoruz”

Yarın NATO-Ukrayna Konseyi toplantısının da yapılacağını söyleyen Stoltenberg, “Bakan Kuleba ile birlikte hem mevcut hem de Ukrayna’nın gelecekteki durumunu ve ihtiyaçlarını ele alacağız. NATO’nun kapsamlı yardım paketini çok yıllı bir yardım programına dönüştürüyoruz. Ukrayna’nın tedarikten lojistiğe kadar her konuda NATO standartlarına yaklaşmasına yardımcı oluyoruz. Ukrayna’nın ittifaka yakınlaştırılmasına yönelik reform çabalarını destekliyoruz. Ukrayna NATO’ya üye olacak. Sorun ne zaman olacağı, üye olup olmayacağı değil” dedi.

“Rusya’nın Asya’daki dostları savaşı sürdürebilmesi için hayati önem taşıyor”

Yarın NATO’nun Avrupa Birliği ile Avustralya, Yeni Zelanda, Japonya ve Güney Kore’den oluşan Hint-Pasifik ortaklarıyla toplantı gerçekleştireceğini kaydeden Soltenberg, “Rusya’nın Asya’daki dostları savaşı sürdürebilmesi için hayati önem taşıyor. Çin, Rusya’nın savaş ekonomisini destekliyor. Moskova, buna karşılık geleceğini Pekin’e ipotek ediyor. Kuzey Kore ve İran önemli miktarda silah ve mühimmat sağlıyor. Pyongyang ve Tahran bunun karşılığında füze ve nükleer kapasitelerini geliştirmelerine yardımcı olacak Rus teknolojisi ve malzemelerini alıyor. Bunun bölgesel ve küresel güvenlik sonuçları var. Bu nedenle benzer düşüncelere sahip ulusların bir arada durması gerekiyor” diye konuştu.

“ABD Ukrayna’nın tek destekçisi değil”

Donald Trump’ın yeniden ABD başkanı seçilmesi halinde ABD’nin değişmesi beklenen Ukrayna politikasına ilişkin soruları yanıtlayan Stoltenberg, “ABD Ukrayna’nın tek destekçisi değil. Avrupalı müttefikler ve Kanada, askeri desteklerinin yaklaşık yüzde 50’sini Ukrayna’ya gönderiyor. Yani bu aslında Amerika Birleşik Devletleri, Avrupalı müttefikler ve Kanada’nın ortak çabasıdır. Ama tabii ki ABD en fazla askeri desteği sağlayan en büyük müttefikimiz. ABD Kongresi’nde bu desteğin arttırılması veya devam ettirilmesi konusunda bir anlaşmaya varılmamış olmasının da sonuçları var” dedi.

Stoltenberg, dışişleri bakanlarının ayrıca Orta Doğu’daki istikrarsızlığın ve terör tehdidinin nasıl çözüleceğini ilişkin de değerlendirmelerde bulunacağını belirterek, “Ayrıca kadın, barış ve güvenlik konusunda da yeni bir politika üzerinde anlaşacağız. Çünkü halklarımızın katkılarından faydalandığımızda toplumlarımız daha güçlü ve daha güvenli oluyor” şeklinde konuştu. – BRÜKSEL

]]>
https://www.haber60.com.tr/nato-genel-sekreteri-rusyanin-asyadaki-dostlari-savasi-surdurebilmesi-icin-hayati-onem-tasiyor/feed/ 0
Avrupa’nın en büyük NATO üssü neden Romanya’da kurulacak? https://www.haber60.com.tr/avrupanin-en-buyuk-nato-ussu-neden-romanyada-kurulacak/ https://www.haber60.com.tr/avrupanin-en-buyuk-nato-ussu-neden-romanyada-kurulacak/#respond Thu, 28 Mar 2024 08:24:35 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=24409 Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Salih Yılmaz, Romanya’da kurulması planlanan Avrupa’nın en büyük NATO üssünü AA Analiz için kaleme aldı.

***

Romanya’da 2040 yılına kadar Avrupa’nın en büyük NATO üssünün kurulması planlanıyor. Karadeniz’in Köstence limanı yakınında bulunan ve ülkenin en büyüğü olan Romanya Hava Kuvvetleri 57. Üssü-Mihail Kogalniceanu genişletilecek. NATO, yaklaşık 2,5 milyar avro harcayacak. Bu yenilenmiş üste 10 bine kadar NATO askeri ve aileleri aynı anda kalabilecek. Aslında Türkiye’deki İncirlik Üssü, Almanya’daki Ramstein Üssü ve Japonya’daki Okinawa Üssü’nün bir benzeri Romanya’ya yapılıyor.

ABD, NATO şemsiyesi altında Romanya’yı merkez olarak kullanıyor

Romanya’da genişletilecek yeni hava üssü, geçmişte Afganistan ve Irak’taki operasyonlar sırasında Batılı koalisyon güçleri tarafından aktif olarak kullanıldı. 2005 yılında Amerika Birleşik Devletleri (ABD) kontrolündeki Kogalniceanu Havaalanı, İsviçre istihbaratının ele geçirdiği ve bu alanın 23 Afgan ve Iraklı mahkumun işkence gördüğü gizli bir hapishanenin yeri olduğunu belirten bir faksın Avrupa medyasına sızdırılmasıyla bir skandalın merkezinde de yer almıştı. ABD, Romanya’nın “Mihail Kogalniceanu” hava üssünü 1999 yılında, hatta Romanya NATO’ya katılmadan önce kullanmaya başladı.

28 Şubat 2014 tarihinde ABD birliklerine kapatılan Manas Havalimanı’ndaki (Kırgızistan) ABD Hava Kuvvetleri Transit Merkezi’nin yerine, Amerikan askeri personelini Afganistan’a geri göndermek üzere MK Yolcu Transit Merkezi açıldı. Mart 2017’den bu yana, Amerikan muharebe havacılık (helikopter) tugayının birimleri Mihail Kogalniceanu hava üssünde konuşlandırılıyor. 20 Haziran 2022’de ABD Ordusu’nun 101. Hava İndirme (Hava Saldırısı) Tümeni olan Fort Campbell ve Kentucky’nin birimleri Mihail Kogalniceanu hava üssüne gelmeye başladı.

Romanya’daki üssün Güneydoğu Avrupa’daki NATO birliklerinin komuta ve kontrol merkezi olacağı varsayılıyor. Mihail Kogalniceanu hava üssünde çoğu Amerikan askeri olmak üzere yaklaşık 5 bin NATO askeri bulunuyor.

ABD, Romanya üzerinden Karadeniz sahası ile Rusya ve Türkiye gibi ülkeleri izliyor

ABD’ye ait Doğu Avrupa üzerinde keşif amacıyla kullanılan özel Amerikan Challenger 650 ARTEMIS uçağının üssü de Romanya’daki bu havaalanında bulunuyor. Bu tesisler, 12 kilometre yükseklikten 400 kilometrelik alanı tarayabilme, kara ve deniz hedeflerini tespit etme, radyo iletişimlerini kesme ve düşman radarlarının yerini belirleme yeteneğine sahiptir. Bir bakıma Romanya, sadece Rusya’yı değil aynı zamanda Türkiye’yi de izleme üssü olarak görev yapabilecek kapasiteye sahiptir.

Hava Keşif ve Hedefli Sömürü Çok Görevli İstihbarat Sistemi’nin (ARTEMİS) kesin yetenekleri aslında bilinmiyor, ancak radyo frekansı sinyallerini toplayabildiği ve yer tarama radarını kullanarak tankların hareketini gerçek zamanlı olarak görebildiği bildiriliyor. Sensörleri yüzlerce kilometre uzakta çalışıyor. ARTEMIS hem Karadeniz üzerinden Kırım’ı geçip Kafkasya’nın Rusya’nın Karadeniz kıyılarına, hem de kuzeye -ya üssüne dönen Moldova sınırı boyunca ya da Ukrayna ve Belarus sınırları boyunca Macaristan, Slovakya ve Polonya- üzerinden uçuyor.

Karadeniz’e denizden inmek için Türkiye’ye ihtiyaç var. Türkiye eğer Karadeniz’e savaş gemilerinin girmesine izin vermemeye devam ederse, Rusya’nın destek gönderebileceği imkanları azalacağı için Karadeniz’de hakimiyeti de sona erebilir.

ABD ve Fransa, NATO’yu Rusya ile savaşa hazırlıyor

Romanya’daki ana NATO kuvvetlerine ve yapılarına baktığımızda ABD ve Fransa’nın Ukrayna’daki savaşın stratejisini ve yönlendirmesini buradan yaptıklarını görebiliriz. Batılı ülkeler, Ukrayna savaşının 2024, 2025 veya 2026’da biteceğini düşünmüyor. Bu nedenle de NATO, uzun süreli savaş lojistiği ve güvenliği için Romanya’da yığınak yapıyor. Buna benzer bir yığınak kuzeyde yeni üyeler Finlandiya ve İsveç üzerinden de gerçekleştiriliyor.

Romanya’ya bir NATO üssü Rusya ve Sırbistan’a yakınlığın yanı sıra Karadeniz’e erişim sağlaması açısından çok büyük lojistik fırsatlar sağlıyor. Rusya’nın Balkanlar üzerindeki etkisi yok edilmek isteniyor.

ABD, Romanya’da Egida sistemini kurarak aslında nükleer saldırı hazırlıklarını da buraya kaydırıyor. Çünkü bu sistem saldırı amaçlı nükleer silahlarla da donatılabilir. ABD, Rusya ile savaşa girmesi halinde “ilk kafa kesme saldırısı” olarak nitelendirebilecek saldırıyı bu üstten fırlatılacak füzelerle gerçekleştirebilecek. Washington’u Rus orta menzilli füzeleriyle tehdit etmek imkansızdır ama Moskova’yı Amerikan orta menzilli füzeleriyle tehdit etmek çok kolay olacak.

ABD, Moldova ve Romanya’nın gelecekte birleşmesini planlıyor

Romanya’da genişletilerek yapılmaya başlanan üssün Moldova ve Transdinyester’e yakınlığını gözden kaçırmayalım. ABD’nin planına göre gelecekte Romanya ve Moldova’nın birleşmesi öngörülüyor. Bu şekilde Moldova da doğrudan NATO’ya üye olmadan birleşmeyle güvenlik sağlanacak. ABD’nin Moldova üzerinden Romanya ve Rusya’yı karşı karşıya getirmesi mümkün olabilir.

Ukrayna için lojistik ana üssü Romanya’da kuruluyor

ABD başta olmak üzere AB üyesi birçok ülke, Ukrayna’ya F-16 savaş uçakları vermeyi planlıyor. F-16 savaş uçaklarının halihazırda Romanya’da konuşlandığını ve burada Ukraynalı pilotların eğitildiğine dair önemli iddialar da var.

Romanya, NATO’nun güneydoğusunda NATO’nun ve ABD’nin ana desteği olacak. ABD, Romanya üzerinden hem Rusya’yı hem Türkiye’yi hem de Avrupa’da kendisine karşı politika yürüten üye devletleri bir şekilde kontrol etmenin yolunu arıyor.

[Prof. Dr. Salih Yılmaz: Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Öğretim Üyesidir.]

*Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Anadolu Ajansının editöryal politikasını yansıtmayabilir.

]]>
https://www.haber60.com.tr/avrupanin-en-buyuk-nato-ussu-neden-romanyada-kurulacak/feed/ 0
NATO’nun Kosova Bombardımanı: 25 Yıl Sonra Hala Etkileri Devam Ediyor https://www.haber60.com.tr/natonun-kosova-bombardimani-25-yil-sonra-hala-etkileri-devam-ediyor/ https://www.haber60.com.tr/natonun-kosova-bombardimani-25-yil-sonra-hala-etkileri-devam-ediyor/#respond Sun, 24 Mar 2024 21:21:38 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=22965 O dönem, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Avrupa topraklarındaki en büyük askeri operasyondu.

Aynı zamanda, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin onayı alınmadan girişilen ilk askeri müdahaleydi. Dört yıl sonra ABD’nın Irak’ı işgaline emsal oluşturdu ve Rusya lideri Vladimir Putin tarafından Gürcistan ve Ukrayna işgallerini meşru kılmak için kullanılan bir karardı.

24 Mart 1999’da NATO, Kosova’daki Arnavutlara karşı baskı ve katliamları durdurmak için sayısız siyasi girişimin başarısız olmasından sonra eski Yugoslavya’ya karşı 78 gün süren bir hava saldırısına başladı.

NATO saldırılarında asıl olarak Sırbistan, Kosova ve Karadağ’daki askeri tesisler hedef alınsa da, aynı zamanda önemli sivil altyapı da vuruldu.

Belgrad makamları en az 2500 kişinin öldüğünü, 12.500 kişinin de yaralandığını açıkladı, ancak net ölü sayısı hala bilinmiyor.

İnsan Hakları İzleme Örgütü ve Uluslararası Af Örgütü, hava saldırılarında 500 dolayında sivilin öldüğünü söylüyor.

Bombardıman sırasında, 300 binden fazla Arnavut Kosova’dan kaçıp, komşu Kuzey Makedonya ve Arnavutluk’a sığındı.

Bombardıman, Haziran 1999’da Sırp lider Slobodan Miloşeviç’in, Kosova’dan güçlerini çekmesi ve yerlerine NATO barış gücü birliklerinin gelmesini öngören bir barış anlaşmasını kabul etmesiyle sona erdi.

Bugün, aradan 25 yıl geçmesine rağmen NATO hala 5 bin askeriyle Kosova’da Kosovalı güvenlik güçleri ve Sırp azınlık arasında zaman zaman çıkan çatışmalarda arada kalıyorlar.

BM onayı eksikliği

Kosova krizine diplomatik bir çözüm bulmak için yıllar süren çabalar son olarak 1999’e herhangi bir sonuç alınamamasıyla sona erdi.

Batılı müttefikler, BM Güvenlik Konseyi’ndeki Rus ve Çin vetosundan kaçınma ve BM Genel Kurulu’nda operasyona destek bulma girişimleri sonuç vermedi.

Dönemin NATO Sözcüsü Jamie Shea, BM Genel Kurulu ve Güvenlik Konseyi üyelerinin büyük çoğunluğunun NATO müdahalesine destek verdiğini iddia etti.

Shea BBC Sırpça’ya yaptığı açıklamada “BM onayı yok değildi, Rus onayı yoktu. Operasyon insani bir müdahaleydi” dedi.

“Sivillere karşı insan hakları ihlalleri ve şiddeti durdurmak ve Kosovalı Arnavut nüfusun Kosova’da kalabilmesi için tasarlanmıştı.”

BM’de ortak bir tavır alma çabalarının tümünü desteklese de, Rusya, sözde “Kosova örneğini” kendi askeri müdahaleleri için kullanmakta gecikmedi.

Leicester De Monfort Üniversitesi’nden tarih profesörü Kenneth Morrison “Rusya Şubat 2008’e Gürcistan’ı, Güney Osetya’daki Rusça konuşan nüfusu Gürcistan Ordusu’ndan koruma bahanesiyle Gürcistan’ı işgal etti” dedi.

Profesör Morrison, aynı bahanenin Rusya’nın 2022’deki Ukrayna işgalinde de bahane olarak kullanıldığını, Sovyetler Birliği’nin dağılmasından hemen sonraki bazı olayların da buna işaret ettiğini vurguladı.

Siyaset uzmanı Aleksandar Djokiç de “Rusya, 1992 ve 1993’te Gürcistan ve Moldova’ya askeri müdahelerini de sivilleri savaş suçlarına karşı korumakla” meşru göstermişti” diyor.

“Putin’in herkese devamlo ‘Kosova örneğini’ hatırlatmasına karşın NATO’nın Rusya’dan birkaç şey öğrendiğini söyleyebiliriz.”

Dünya haritasında, NATO’nun Yugoslavya bombardımanının kıtanın ötesinde sonuçları oldu.

Kenneth Morrison “Başta İngiltere Başbakanı Tony Blair olmak üzere müdahalenin mimarları, Kosova operasyonunu tam bir başarı olarak ve askeri gücün halkları otoriter rejimlerden ‘kurtarmak’ için kullanılabileceğine yönelik bir kanıt olarak gördü” diyor.

“Prensipte insani amaçlara ulaşmak ve otoriter rejimlere meydan okumak için kullanılabileceğine inancı, Irak’ta bir felakete yol açtı.”

‘Önemli miras’

Kosova’da Belgrad’ın desteklediği 100 bin dolayında Sırp’ın kaldığı tahmin ediliyor. Büyük bir çoğunluğu ülkenin bağımsızlığa karşı çıkıyor.

Kenneth Morrison “NATO bombardımanı önemli bir miras bıraktı. Sadece Slobodan Miloşeviç’in 2000 yılında iktidardan düşmesi de değil. Aynı zamanda Kosova’nın 2008’de bağımsızlığını ilan etmesinin ve tanınması konusunda uluslararası bölünmeler yaşanmasının yolunu açtı” diyor.

It is estimated that around 100,000 Serbs have remained in Kosovo, backed by Belgrade. They predominantly reject the country’s independence.

“AB ve ABD’nin ilişkileri normalleştirme çabalarına karşın, Kosova ve Sırbistan arasındaki gerilim devam etti.”

Sırbistan Kosova’nın bağımsızlığını tanımayacağını ve BM üyesi olmasına asla izin vermeyeceğini söylüyor. Belgrad’ın tutumu Rusya, Çin ve diğe bazı ülkelerce de destekleniyor.

İki eski Yugoslavya cumhuriyeti Slovenya ve Hırvatistan AB’ye katıldı, Sırbistan ve Kosova ise büyük ölçüde ilişkilerini normalleştirmelerine bağlı olan uzun bir katılım sürecinde.

Karşılıklı tanıma hem Belgrad hem de Priştine için bir ön koşul. Sırbistan ayrıca, NATO’nın Barış için Ortaklık projesiyle yakın bir işbirliği yapmasına karşın, askeri tarafsızlığını sürdürdü.

NATO bombardımanına yol açan neydi?

Bir dönem, sayısız ulusal ve etnik toplulukların bir arada yaşayabileceğini gösteren bir örnek olan eski sosyalist Yugoslavya, 1990’lardaki bir dizi kanlı savaşın ardından çözüldü.

Altı cumhuriyetin tümü ayrı devletler haline gelirken, o dönem Sırp bölgesi olan Kosova’da Miloşeviç yönetiminin Arnavutların bağımsızlık girişimini zorla bastırmasıyla, gerilim büyüdü.

Birçok Sırp, Kosova’yı uluslarının doğum yeri olarak görüyor, ancak bölgede yaşayan 1,8 milyon kişinin % 92’si Arnavut.

1998’de Kosova Kurtuluş Ordusu’nun Arnavut milisleri ve Sırp güvenlik güçleri arasında aralıklarla görülen çatışmalar çok daha kanlı bir hale geldi.

Uluslararası topluluk, Balkanlar’daki bir diğer kanlı savaşı önlemek için Belgrad ve Priştine arasındaki bir dizi müzakereye destek verdi.

Fransa’da haftalar süren son müzakereler, Ocak 1999’da 44 Arnavut’un öldürülmesiyle başlamıştı.

Güçlü uluslararası baskıya karşın, görüşmelerden sonuç alınamadı ve Belgrad güçlerini Kosova’dan çekmesi ve yerlerini NATO barış gücünün almaını öngören barış anlaşmasını reddetti.

Tartışmalı hedefler

24 Nisan’da NATO füzeleri, devlet yayın kuruluşu RTS’hin stüdyolarının bulunduğu binayı vurdu ve 16 televizyon çalışanı ölürken, 18’i yaralandı.

İttifak o dönem, RTS’nin Miloşeviç yönetiminin “propaganda makinasının bir parçası olduğun” öne sürerek saldırıyı meşru göstermeye çalışırken, Belgrad “suç” diye tanımladı.

7 Mayıs’ta Sırbistan İçişleri Bakanlığı ve ordu karargahı bombardımanla yerle bir edildi. Birkaç füze Belgrad’daki Çin Büyükelçiliğine isabet edip, üç Çinli gazetecinini ölümüne, elçilik personelinden 10’dan fazla kişinin yaralanmasına yol açtı.

Bombardıman, 10 Haziran 1999’da Belgrad’ın komutası altındaki tüm güçlerin bölgeden çekilmesi ve NATO öncülüğündeki 36 bin kişilik barış gücünün konuşlandırılmasını öngören anlaşmayla sona erdi.

Slobodan Miloşeviç 2000 yılındaki bir halk ayaklanmasıyla iktidarını kaybetti ve iki yıl sonra da Uluslararası Eski Yugoslavya Ceza Mahkemesi’nde yargılanmaya başlandı. İnsanlığa karşı suç, soykırım ve savaş suçlarıyla itha edildi. 2006’da karar alınamadan önce tutukluyken öldü.

]]>
https://www.haber60.com.tr/natonun-kosova-bombardimani-25-yil-sonra-hala-etkileri-devam-ediyor/feed/ 0
Ermenistan Cumhurbaşkanı, NATO Genel Sekreteri ile görüştü https://www.haber60.com.tr/ermenistan-cumhurbaskani-nato-genel-sekreteri-ile-gorustu/ https://www.haber60.com.tr/ermenistan-cumhurbaskani-nato-genel-sekreteri-ile-gorustu/#respond Wed, 20 Mar 2024 02:54:36 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=21131 Ermenistan Cumhurbaşkanı Vahagn Haçaturyan, NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg ile yaptığı görüşmenin ardından, “Ermenistan’ın samimi isteği, tüm komşularıyla komşuluk ve ortaklık ilkelerine dayalı ilişkiler kurmaktır” dedi.

NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, Kafkasya turu kapsamında geldiği Ermenistan’da temaslarına devam ediyor. Stoltenberg, Ermenistan Cumhurbaşkanı Vahagn Haçaturyan tarafından kabul edildi. Görüşmede, Haçaturyan ve Stoltenberg, Ermenistan-NATO işbirliğine ilişkin konuları, bölgesel gelişmeleri ve Ermenistan ve Azerbaycan arasında devam eden barış müzakerelerini ele alındı.

Haçaturyan, bölgedeki istikrarlı ve kalıcı barışın sağlanması konusunda Ermenistan’ın ilkeli tutumunu bir kez daha teyit ederek, Ermenistan’ın ve tüm Güney Kafkasya bölgesinin kalkınmasının ancak barış ve demokratik ilkelerin tesis edilmesi yoluyla olacağını vurguladı. Ermenistan ve Azerbaycan arasında barışın sağlanmasını bölgedeki diğer ülkelerin çıkarlarını da göz önünde bulundurarak olumlu bir şekilde tamamlanmasının önemine vurgu yapılan görüşmede Haçaturyan, “Ermenistan’ın samimi isteği, tüm komşularıyla komşuluk ve ortaklık ilkelerine dayalı ilişkiler kurmaktır” ifadelerini kullandı. Görüşmenin ardından Haçaturyan ve Stoltenberg, ortak basın toplantısı düzenledi.

“Ermenistan’ın NATO ile 30 yıldan fazla bir işbirliği geçmişi var”

Stoltenberg’i ve heyetini karşılamaktan mutluluk duyduğunu belirten Haçaturyan, “Ziyaretiniz, Ermenistan-NATO işbirliğinin sürekliliğini ve önemini bir kez daha belgelenmesi açısından önemlidir. Ermenistan’ın NATO ile 30 yıldan fazla bir işbirliği geçmişi var. 1994’ten bu yana, NATO ile Ermenistan arasında, esas olarak. Ermenistan’ın dayanıklılığını ve yeteneklerini artırmaya ek olarak, demokratik kurumların kurulmasına katkıda bulunmayı hedefleyen kurumsal işbirliği zaten başlamıştı. Bütün bunlar bugün Ermenistan için çok daha anlamlıdır. Bölgede gerçek barışın tesisi için her şeyi yapmaya çalışan bir ülkeyiz. Demokratik ilke ve fikirlerin rehberliğinde olduğumuzu bir kez daha vurgulamak isterim” dedi.

Görüşmede, NATO’nun kuruluş yıldönümüne değinen Haçaturyan, “Bu yıl NATO’nun 75. yıldönümü. NATO kurulduğunda iki ana fikir etrafında toplanmıştı. Birincisi, NATO üyesi ülkelerin güvenliğini ve bu ülkelerin savunduğu değerleri korumaktır. Bu değerler özgürlük, demokrasi, insan hakları ve hukukun üstünlüğüdür. Şimdi bu ilkeler bize rehberlik ediyor ve mevcut zorluklarla yüzleşmek, bağımsızlığımızı ve demokrasimizi güçlendirmek için her şeyi yapıyoruz” dedi.

“Ermenistan, NATO’nun uzun vadeli bir ortağı”

Ermenistan’ı ziyaret etmekten ve Haçaturyan’la tanışmaktan mutluluk duyduğunu belirten Stoltenberg, “Bahsettiğiniz gibi, Ermenistan, NATO’nun uzun vadeli bir ortağı, 30 yıllık bir ortaklığımız var. Bu süre zarfında, yakın ortaklar olarak çalıştık, birbirimize destek olduk ve yardımcı olduk” dedi

Stoltenberg, “Ermenistan’ın, Kosova’daki NATO misyonlarını ve faaliyetlerini desteklemek için yaptıklarından dolayı çok minnettarız, bu arada Ermeni askerlerinin kişisel olarak Kosova’da bulunmaları da dahil. Daha önce birkaç kez Ermeni askerleriyle tanıştım ve her zaman onların profesyonelliklerinden, özverilerinden ve bağlılıklarından etkilenmişimdir” dedi.

Stoltenberg, ayrıca Ermenistan’ın son zamanlarda Kosova’daki varlığını güçlendirmeye yönelik yaptığı açıklama için de teşekkürlerini ileterek, bunun Balkanlar’daki istikrar için çok önemli olduğunu vurguladı. – ERİVAN

]]>
https://www.haber60.com.tr/ermenistan-cumhurbaskani-nato-genel-sekreteri-ile-gorustu/feed/ 0
NATO Genel Sekreteri Ermenistan ve Azerbaycan’a barış çağrısı yaptı https://www.haber60.com.tr/nato-genel-sekreteri-ermenistan-ve-azerbaycana-baris-cagrisi-yapti/ https://www.haber60.com.tr/nato-genel-sekreteri-ermenistan-ve-azerbaycana-baris-cagrisi-yapti/#respond Wed, 20 Mar 2024 00:21:32 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=21008 NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, Erivan’da Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan ile gerçekleştirdiği basın toplantısında, “Ermenistan ve Azerbaycan’ın savaşın ardından kalıcı bir barışa ulaşma fırsatına sahip. Bu nedenle her iki ülkeyi de ilişkilerin normalleşmesinin önünü açacak ve halklarınız için kalıcı bir katkı sağlayacak bir anlaşmaya varmaya çağırıyorum” dedi. Paşinyan ise, “Ermenistan ile Azerbaycan arasında bilinen ilkelere dayanan barış sürecinin yanı sıra baskı ve tehditlerin açıkça reddedilmesi konusunda NATO dahil uluslararası toplumdan güçlü destek bekliyoruz” ifadelerini kullandı.

NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, temaslarda bulunmak üzere geldiği Ermenistan’ın başkenti Erivan’da Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan ile bir araya geldi. Görüşmede Ermenistan-NATO iş birliğine ilişkin konular ele alınırken, Azerbaycan-Ermenistan barış anlaşması müzakerelerine ilişkin fikir alışverişinde bulunuldu. Stoltenberg ve Paşinyan görüşmenin ardından basın açıklaması yaptı.

NATO Genel Sekreteri olarak ilk defa Erivan’ı ziyaret ettiğini belirten Stoltenberg, “Ermenistan uzun süredir NATO’nun ortağıdır ve NATO misyon ve operasyonlarına katkılarınızı memnuniyetle karşılıyorum. Ermenistan, yaklaşık 20 yıldır NATO’nun barışı koruma misyonunda önemli bir ortak olarak Kosova’daki tüm topluluklar için emniyetli ve güvenli bir ortam sağlanmasına destek oluyor ve son yıllarda artan askeri katkılarınızı memnuniyetle karşılıyorum” dedi. İkili görüşmede Güney Kafkasya’da istikrarın önemine de değindiklerini aktaran Stoltenberg, “Bu durum, daha tehlikeli bir dünyayla karşı karşıya olduğumuz şu günlerde Avrupa-Atlantik güvenliği açısından önem arz ediyor” dedi.

Ermenistan ve Azerbaycan barış müzakerelerine değinen Stoltenberg, “Ermenistan ve Azerbaycan’ın savaşın ardından kalıcı bir barışa ulaşma fırsatına sahip. Bu nedenle her iki ülkeyi de ilişkilerin normalleşmesinin önünü açacak ve halklarınız için kalıcı bir katkı sağlayacak bir anlaşmaya varmaya çağırıyorum” ifadelerini kullandı. Stoltenberg, NATO’nun Ermenistan’ın egemenliğini, toprak bütünlüğünü ve barış arzusunu desteklediğini söyledi.

Rusya ve Ukrayna savaşına da değinen Stoltenberg, “Rusya’nın Ukrayna’daki savaşı, barışı hafife alamayacağımızı hatırlatıyor. Ukrayna ile dayanışmanızı memnuniyetle karşılıyor ve tüm ortakları, Putin’in savaşı kazanmamasını sağlamak için ellerinden geleni yapmaya davet ediyorum. Savaş alanındaki durum hala zor. Ancak bu, desteğimizi azaltmak için değil adım atmak için bir nedendir. Putin Ukrayna’da başarılı olursa, saldırılarının burada bitmeyeceğine dair gerçek bir risk var ve diğer otoriter aktörleri de cesaretlenecek” dedi.

Paşinyan: “Bakü’den henüz olumlu bir yanıt alamadık”

Stoltenberg ve heyetini birlikte ağırlamaktan mutluluk duyduğunu bildiren Paşinyan ise, “Ziyaretiniz, Ermeni-NATO ortaklığının yanı sıra bölgesel ve küresel istikrar ve güvenlik konularında fikir alışverişinde bulunmak için iyi bir fırsat oldu” dedi. Paşinyan, Ermenistan-NATO ortaklığının yeni formatı olan “Bireysel Ortaklık” programının yakın zamanda onaylanmasını umduğunu belirtti. Ermenistan’ın barışı koruma çabalarının uluslararası barış ve güvenliğe önemli bir katkı sağladığını belirten Paşinyan, “Ermeni barışı koruma birimi katkı sağlamaya devam ediyor ve bildiğiniz gibi Temmuz 2023’te Kosova’da istikrarsız bir durum yaşandığında, Ermenistan barışı koruma birimi personeline 17 asker daha ekledi” diye konuştu.

Paşinyan, “Azerbaycan’la ilişkileri, defalarca dile getirdiğim, en üst düzeyde mutabakata varılan üç prensip temelinde çözmeye hazır olduğumu bir kez daha teyit ediyorum. Bu, Alma-Ata Deklarasyonu temelinde, birbirlerinin toprak bütünlüğünün tanınması, 1991 yılında SSCB’nin çöküşü sırasında iki cumhuriyet arasındaki mevcut sınırın restorasyonu, Ermenistan-Azerbaycan devletlerarası sınırının 1991’e uygun olarak çizilmesidir. Alma-Ata Deklarasyonu’na göre bölgesel altyapıların geliştirilmesinin yanı sıra ablukanın kaldırılması da ülkelerin egemenlik ve yargı yetkisine saygı gösterilerek eşitlik ve karşılıklılık ilkeleri temelinde gerçekleştirilmelidir” ifadelerini kullandı.

Paşinyan, açıklamasını şu şekilde sürdürdü:

“İkincisiyle ilgili olarak bu konudaki anlayışımızı tamamlayan ‘Barışın Kesişimi’ projesini sundum. Ermenistan ile Azerbaycan arasında bilinen ilkelere dayanan barış sürecinin yanı sıra baskı ve tehditlerin açıkça reddedilmesi konusunda NATO dahil uluslararası toplumdan güçlü destek bekliyoruz. Ayrıca 1991 yılında askerlerin Ermenistan-Azerbaycan sınırından ‘ayna’ ilkesine göre çekilmesi ve karşılıklı silahların kontrolü ve saldırmama anlaşmasının imzalanması yönündeki önerileri de Genel Sekretere sundum. Ancak bu tekliflere ilişkin resmi Bakü’den henüz olumlu bir yanıt alamadık.”

“Türkiye ile ilişkilerin normalleştirilmesi gündemine de bağlıyız”

Paşinyan, Türkiye ile ilişkilerin normalleştirilmesi gündemine de bağlı olduklarını ifade ederek, “Türkiye ile 2022 yılında varılan ve daha sonra tekrarlanan anlaşmaların uygulanmasının Güney Kafkasya bölgesinde barışa ulaşma sürecini olumlu yönde etkileyebileceğine inanıyoruz” açıklamasını yaptı. Stoltenberg ile yaptığı görüşmede Ermenistan Silahlı Kuvvetlerinin reform gündemini de ele aldığını belirten Paşinyan, “Bu sürecin herhangi bir ülkeyi hedef almadığını, Ermenistan Silahlı Kuvvetlerinin savunma yeteneklerini geliştirmeyi hedefleyerek Ermenistan’ın toprak bütünlüğünü güvence altına almayı amaçladığının altını çizmiştim” dedi. – BAKÜ

]]>
https://www.haber60.com.tr/nato-genel-sekreteri-ermenistan-ve-azerbaycana-baris-cagrisi-yapti/feed/ 0
Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg’i kabul etti https://www.haber60.com.tr/azerbaycan-cumhurbaskani-ilham-aliyev-nato-genel-sekreteri-jens-stoltenbergi-kabul-etti/ https://www.haber60.com.tr/azerbaycan-cumhurbaskani-ilham-aliyev-nato-genel-sekreteri-jens-stoltenbergi-kabul-etti/#respond Mon, 18 Mar 2024 02:51:32 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=20304 Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, resmi ziyaret çerçevesinde Azerbaycan’da bulunan NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg’i kabul etti. Stoltenberg, “Azerbaycan ve Ermenistan, kalıcı barışa ulaşma fırsatına sahip” dedi.

Kafkasya ziyaretindeki ilk durağı olan Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de bulunan NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev tarafından kabul edildi. Aliyev ve Stoltenberg, yaptıkları ikili görüşmede NATO ve Azerbaycan arasındaki işbirliğini ele aldı. Görüşmenin ardından Aliyev ve Stoltenberg ortak basın toplantısı düzenledi.

NATO ve Azerbaycan’ın başarılı ortaklığına değinen Aliyev, “İki yıldan fazla bir süre önce Brüksel’de yaptığımız son toplantıya dair çok güzel anılarım var ve şimdi diyaloğumuzu halen sürdürüyoruz. NATO-Azerbaycan ortaklığının zaten uzun bir geçmişi var. 30 yıldan fazla süren iyi bir ortaklığımız var” dedi.

Azerbaycan’ın Kosova ve Afganistan’daki barış operasyonlarına katılmasının harika bir deneyim olduğunu belirten Aliyev, “Askerlerimiz Ağustos 2021’in sonunda Afganistan’dan ayrılan son koalisyon güçleri arasındaydı. Dolayısıyla bu işbirliğimize olan güçlü bağlılığımızı bir kez daha gösteriyor. Silahlı kuvvetlerimizdeki reformlar iyi sonuçlara yol açıyor” dedi.

“Savunma yeteneğimizi modernleştiriyoruz ve bugün yüksek düzeyde profesyonellik sergileyebiliyoruz”

Azerbaycan’ın son yıllarda savunma yeteneklerini modernize ederek yüksek bir profesyonellik sergilediğini belirten Aliyev, “Savunma yeteneğimizi modernleştiriyoruz ve bugün yüksek düzeyde profesyonellik sergileyebiliyoruz. Uzun yıllar süren tartışmalarımızda Azerbaycan topraklarının Ermenistan tarafından işgal edilmesinden bahsettik, ancak üç yılı aşkın bir süredir bu konu tartışma konusu dışında. Çünkü Azerbaycan, 2020’deki İkinci Karabağ Savaşı sırasında ve geçtiğimiz eylül ayında gerçekleştirilen terörle mücadele operasyonu sırasında toprak bütünlüğünü ve egemenliğini yeniden sağladı. Artık ülke topraklarının tam egemenliği yeniden sağlanıyor ve bu uzun süren çatışmaların nasıl çözülebileceğinin iyi bir göstergesi” dedi.

“Bugün Ermenistan’la barış görüşmelerinin aktif aşamasındayız”

Azerbaycan ve Ermenistan arasındaki barış görüşmelerine de değinen Aliyev, “Çatışma askeri-politik yollarla çözüldü. Birleşmiş Milletler (BM) Şartı’na dayanan meşru müdafaa hakkımızı kullandık ve bugün Ermenistan’la barış görüşmelerinin aktif aşamasındayız” dedi.

Brüksel’e yaptığı son ziyareti hatırlatan Aliyev, “Brüksel’e son ziyaretimde bir basın toplantısında bu konuya değinmiştim ve Azerbaycan’ın böyle bir girişimde bulunduğunu ve Ermenistan’ın cevabını beklediğimizi belirtmiştim. Barış görüşmelerini başlatmanın bizim inisiyatifimiz olduğunu bir kez daha vurgulamak isterim. Şu ana kadar Ermeni meslektaşlarımızla barış anlaşması taslağına ilişkin 7 kez görüş alışverişinde bulunuldu. Dışişleri bakanları ve başbakan yardımcıları arasında sınırların sınırlandırılmasına ilişkin yapılan görüşmeler, sorunun çözümü için iyi bir fırsat olduğunu gösteriyor. Geçenlerde de belirttiğim gibi barışa her zamankinden daha yakınız” dedi.

Aliyev, işgal döneminde yapılan görüşmeler hiçbir sonuç vermediğini belirterek, “28 yıl boyunca AGİT Minsk Grubu’nun faaliyetlerinden sonuç alınamadı. Bugün ise düşünüyorum ve umuyorum ki, Azerbaycan’ın toprak bütünlüğünün sağlanmasıyla bu konuda sonunda bir sonuç elde edilecek. Bence bu, Güney Kafkasya’da çok ciddi bir değişikliğe yol açacak. Bu da demek oluyor ki, burada uzun zamandır beklenen barış sağlanacak” dedi.

“Şu anda 6 NATO üyesi ve 2 NATO ortağına gaz sağlıyoruz”

Enerji güvenliği ve yeşil geçiş konularını ele almak üzere Stoltenberg ile görüştüğünü belirten Aliyev, Azerbaycan’ın gaz tedarikinde yeni ortaklar edindiğini söyledi. Aliyev, “Şu anda 6 NATO üyesi ve 2 NATO ortağına gaz sağlıyoruz. Avrupa Komisyonu, Azerbaycan’ı güvenilir bir gaz tedarikçisi olarak tanımlıyor” dedi.

Azerbaycan’ın oybirliğiyle COP29’un ev sahibi ülkesi olarak seçildiğini vurgulayan Aliyev, “Bu, yeşil geçiş çabalarımızın tanınmasıdır. Zengin doğal kaynaklara sahip olmamıza rağmen yenilenebilir enerjiye yatırım yapıyoruz” ifadelerini kullandı.

“Azerbaycan’ın bazı NATO müttefikleriyle yakın enerji ilişkileri geliştirmesini memnuniyetle karşılıyorum”

NATO Genel Sekreteri olarak ilk kez Bakü’yü ziyaret ettiğini belirten Stoltenberg, “Burada enerji güvenliğini tartışmaktan da mutluluk duyuyorum, çünkü enerji güvenliğimiz için önemli. Azerbaycan’ın bazı NATO müttefikleriyle yakın enerji ilişkileri geliştirmesini memnuniyetle karşılıyorum. Doğal gaz aktarımında her gün daha fazla önemli rol oynuyor. Ayrıca NATO ülkelerine aktaracakları elektrik enerjisiyle de önemli role sahip olacaklar” dedi.

“Azerbaycan, Afganistan’dan ayrılan son ülkelerden biriydi”

Azerbaycan’ın uzun yıllardır NATO’nun müttefiki olduğunu ve NATO ile çeşitli alanlarda işbirliği yaptığını vurgulayan Stoltenberg, “Azerbaycan’ın Kosova’daki NATO misyonuna katkısını takdir ediyoruz. Aynı zamanda Afganistan’daki misyonumuzda temsilinizi ve katkılarınızı da takdir ediyoruz. Azerbaycan, Afganistan’daki misyonumuzdan ayrılan son ülkelerden biriydi. Azerbaycan güçleri çok önemli bir görev gerçekleştirdi, Afganistan’daki havaalanının korunmasından sorumluydu. Havalimanını korumak çok önemli bir görevdi. Bu, aramızda siyasi diyaloğun yanı sıra pratik iş birliğinin de olduğunun göstergesidir” dedi.

“Azerbaycan ve Ermenistan, kalıcı barışa ulaşma fırsatına sahip”

Güney Kafkasya’da barışın sağlanmasının bölge halkları, Karadeniz bölgesi ve Kuzey Atlantik’in güvenliği açısından önemli olduğunu belirten Stoltenberg, “Azerbaycan ve Ermenistan, yıllar süren çatışmaların ardından artık kalıcı barışa ulaşma fırsatına sahip. Barış anlaşmasına her zamankinden daha yakın olduğunuzu ifade etmenizi takdir ediyorum ve sizi yalnızca Ermenistan’la kalıcı bir barış anlaşmasına varmak için bu fırsatı değerlendirmeye teşvik edebilirim” dedi.

Ukrayna’nın bir Karadeniz ülkesi olduğunu vurgulayan Stoltenberg, “Rusya, Ukrayna’ya karşı savaşını sürdürüyor. NATO müttefikleri devam eden savaşın sonuçları konusunda son derece endişeli. NATO müttefikleri Ukrayna’yı destekliyor. Azerbaycan’ın Ukrayna’ya çok ihtiyaç duyulan insani yardım konusunda verdiği çok önemli desteği memnuniyetle karşılıyorum. Ancak Ukrayna’daki durumun son derece zor olması nedeniyle daha fazla desteğe ihtiyaç var” ifadelerini kullandı.

Yarın Dışişleri Bakanı Ceyhun Bayramov ve Savunma Bakanı Orgeneral Zakir Hasanov ile görüşecek olan Stoltenberg, Azerbaycan’daki temaslarının ardından 18 Mart’ta Gürcistan’ı, 19 Mart’ta ise Ermenistan’ı ziyaret edecek. – BAKÜ

]]>
https://www.haber60.com.tr/azerbaycan-cumhurbaskani-ilham-aliyev-nato-genel-sekreteri-jens-stoltenbergi-kabul-etti/feed/ 0
NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg Azerbaycan’da Cumhurbaşkanı Aliyev ile Görüştü https://www.haber60.com.tr/nato-genel-sekreteri-jens-stoltenberg-azerbaycanda-cumhurbaskani-aliyev-ile-gorustu/ https://www.haber60.com.tr/nato-genel-sekreteri-jens-stoltenberg-azerbaycanda-cumhurbaskani-aliyev-ile-gorustu/#respond Mon, 18 Mar 2024 02:36:32 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=20291 NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, temaslarda bulunmak için geldiği Azerbaycan’da Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’le görüştü.

Stoltenberg, Güney Kafkasya ziyaretinin ilk durağı olarak geldiği Azerbaycan’da Cumhurbaşkanı Aliyev’le baş başa görüştü.

Görüşmenin ardından Aliyev ve Stoltenberg ortak basın toplantısında konuştu.

Aliyev, NATO ile ilişkilerinin 30 yılı aşkın geçmişe sahip olduğunu, Azerbaycan barış gücünün Kosova ve Afganistan’da görev yaptığını, bunun kendileri için büyük deneyim olduğunu söyledi.

Azerbaycan topraklarının yıllarca Ermenistan’ın işgali altında kalmasından, 2. Karabağ Savaşı’nda ve Eylül 2023’teki anti terör operasyonundan bahseden Aliyev, “Azerbaycan, kendi toprak bütünlüğünü ve egemenliğini kendisi sağladı. Bu, uzun süren çatışmaların nasıl çözülebileceğinin açık bir örneğidir. Çatışma askeri ve siyasi yollarla çözüldü. Biz, BM şartı kapsamındaki meşru müdafaa hakkımızı kullandık.” dedi.

Aliyev, Ermenistan’la barış müzakerelerinin devam ettiğini vurgulayarak, “Barışa hiçbir zaman olmadığımız kadar yakınız.” diye konuştu.

İşgal döneminde müzakerelerin ve AGİT Minsk Grubu’nun faaliyetlerinin hiçbir sonuç vermediğini hatırlatan Aliyev, “Bugün ben inanıyorum ve ümit ediyorum ki Azerbaycan’ın toprak bütünlüğünün yeniden sağlanması sonucunda bu konuda nihayet bir sonuç elde edilecektir. Güney Kafkasya’da çok ciddi bir değişim olacağını düşünüyorum. Bu, uzun zamandır beklenen barışın sağlanacağı anlamına geliyor.” ifadelerini kullandı.

Aliyev, enerji güvenliği konularına da değinerek, “Azerbaycan 8 ülkeye doğal gaz ihraç ediyor ve bunlardan 6’sı NATO üyesidir. Gelecek yıllarda bu sayının artacağından eminim. Avrupa Komisyonu Azerbaycan’ı güvenilir ortak olarak görüyor. Bu hem büyük bir avantaj, hem de büyük bir sorumluluktur.” dedi.

Azerbaycan’ın yeşil enerjiye yaptığı yatırımlardan bahseden Aliyev, Stoltenberg’i bu yıl ev sahipliği yapacakları Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 29. Taraflar Konferansı’na (COP29) davet etti.

” Ukrayna’da durum çok ciddi”

Stoltenberg, Azerbaycan’ın NATO üyeleriyle yakın ilişkiler geliştirmesini memnuniyetle karşıladığını, NATO üyesi ülkelere Azerbaycan doğal gazının iletilmesinden gelecekte de elektrik iletilecek olmasından memnuniyet duyduğunu söyledi.

Azerbaycan barış gücünün Afganistan’ı terk eden sonuncu birlik olduğunu hatırlatan Stoltenberg, “NATO kuvvetlerinin Afganistan’dan tahliyesinde önemli bir konu olan havaalanının güvenliğinden siz sorumluydunuz.” dedi.

Stoltenberg, Ermenistan’la Azerbaycan arasındaki barış sürecine ilişkin, “Barışa hiçbir zaman olmadığımız kadar yakın olduğunuzla ilişkin sözlerinizi takdirle karşılıyorum. Kalıcı bir barışa varmak için bu fırsatı kullanmanızı destekliyorum.” diye konuştu.

Rusya-Ukrayna savaşına da değinen Stoltenberg, “NATO, mevcut savaşın sonuçlarından oldukça endişeli ve Ukrayna’yı destekliyor. Azerbaycan’ın Ukrayna’ya yaptığı yardımları (insani yardımlar) memnuniyetle karşılıyorum. Ama daha fazla desteğe ihtiyaç var çünkü Ukrayna’da durum çok ciddi.” ifadelerini kullandı.

Stoltenberg, iklim değişikliği ile mücadelenin önemine değinerek Azerbaycan’ın ev sahipliğindeki COP29’un bu hususta önemli etkinlik olacağını vurguladı.

Stoltenberg, Gürcistan ve Ermenistan’ı da ziyaret edecek

Stoltenberg, Azerbaycan temaslarını yarın da sürdürerek Dışişleri Bakanı Ceyhun Bayramov ve Savunma Bakanı Zakir Hasanov ile görüşecek.

Azerbaycan’daki temaslarının ardından Gürcistan’a geçecek olan Stoltenberg, başkent Tiflis’te Cumhurbaşkanı Salome Zurabişvili ve Başbakan İrakli Kobakhidze ile ikili görüşmeler gerçekleştirecek.

Genel Sekreter, Güney Kafkasya ziyaretini 19 Mart’ta Ermenistan’ın başkenti Erivan’da Cumhurbaşkanı Vahagn Haçaturyan ve Başbakan Nikol Paşinyan ile yapacağı görüşmelerle tamamlayacak.

]]>
https://www.haber60.com.tr/nato-genel-sekreteri-jens-stoltenberg-azerbaycanda-cumhurbaskani-aliyev-ile-gorustu/feed/ 0
Dışişleri Bakanı Fidan: “Çabalarımız İsrail’in Gazze’deki savaş suçlarını durdurmadı” https://www.haber60.com.tr/disisleri-bakani-fidan-cabalarimiz-israilin-gazzedeki-savas-suclarini-durdurmadi/ https://www.haber60.com.tr/disisleri-bakani-fidan-cabalarimiz-israilin-gazzedeki-savas-suclarini-durdurmadi/#respond Sat, 16 Mar 2024 03:36:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=19581 – Dışişleri Bakanı Fidan: “Çabalarımız İsrail’in Gazze’deki savaş suçlarını durdurmadı”

BAKÜ – Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Azerbaycan’da düzenlenen 11. Küresel Bakü Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Filistin’de süregelen trajedi, artık iki devletli çözüm kapsamında çözülmeli, derhal ateşkes ilan edilmeli ve engelsiz olarak insani yardım sağlanmalı. Ancak yoğun diplomatik çabalarımız İsrail’in Gazze’deki savaş suçlarını durdurmadı” dedi.

Azerbaycan, Türkiye ve Gürcistan Dışişleri Bakanlarının 9. Toplantısı kapsamında Bakü’ye gelen Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Azerbaycan’daki temaslarına devam ediyor. Fidan, Bakü’deki temasları kapsamında, “Parçalanmış dünyayı düzeltmek” temalı 11. Küresel Bakü Forumu’na katıldı. Fidan, küresel sistemde köklü bir dönüşümünün eşiğinde olduğunu belirterek, “Bu nedenle kriz çatışmaları ve savaşlar eşi benzeri görülmemiş boyutlara ulaştı. Ne yazık ki bugün ne uluslararası sistem ne de onun arkasındaki büyük aktörler bir çözüm sunamıyor. Bunun yerine büyük güçler kendi gündemlerini sürdürüyorlar. Dahası, hiç kimsenin mevcut jeostratejik zorlukları bağımsız olarak ele alamayacağı açıktır. Bu nedenle bölgesel sahiplenmeye dayalı çözümler ileriye yönelik en geçerli yol olarak öne çıkıyor” dedi.

“Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Cumhurbaşkanı Aliyev, vizyoner bir barış çağrısında bulundu”

Güney Kafkasya’da Azerbaycan’ın AGİT Minsk Grubu Karabağ’daki Ermeni işgaline son vermesi için onlarca yıl beklemek zorunda kaldığını vurgulayan Fidan, “AGİT Minsk Grubu işgali sona erdirmek yerine uzatma stratejisini tercih etti. İkinci Karabağ Savaşı ve terörle mücadele operasyonunun ardından alınan birçok BM Güvenlik Konseyi kararına rağmen nihayet adalet yerini buldu. 2020’deki İkinci Karabağ Savaşı’nın hemen ardından, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Cumhurbaşkanı Aliyev, 6 ülkeden oluşan bölgesel bir mekanizma önererek son derece vizyoner bir barış çağrısında bulundu. Türkiye, Azerbaycan, Ermenistan, Rusya, İran ve Gürcistan” şeklinde konuştu.

Önerinin birlik, barış ve istikrarın bölgedeki ülkelerin sağlayabileceği varsayımı üzerine inşa edildiğini belirten Fidan, “Bugünkü adıyla 3+3 platformu hızla kuruldu ve şimdiden 2 toplantı yapıldı. Geçen sene Ekim ayında İslam İşbirliği Teşkilatı’ndaki meslektaşlarıma üye devletlerin konuyu ele alması gerektiğini söyledim” dedi.

“Filistin’de süregelen trajedi, artık iki devletli çözüm kapsamında çözülmeli”

Arap Birliği’nin olağanüstü zirvesiyle kurulan temas grubu, bölgeyi sahiplenme eylemi sergilediğini belirten Fidan, “Yedi ülke olarak bize Filistin’de devam eden trajediye müdahale etme için İslam dünyası adına hareket etme görevi verildi. Grubun çabaları ve uluslararası toplumun ezici üstünlüğü sayesinde Filistin’de süregelen trajedi, artık iki devletli çözüm kapsamında çözülmeli, derhal ateşkes ilan edilmeli ve engelsiz olarak insani yardım sağlanmalı. Ancak yoğun diplomatik çabalarımız İsrail’in Gazze’deki savaş suçlarını durdurmadı” ifadelerini kullandı.

Bugün itibariyle 31 binden fazla cenazenin olduğunu söyleyen Fidan, “Bunların çoğu kadın, çocuk ve yaşlı. Gazze artık yerle bir olmuş durumda ve yaşanmaz bir durumda. Bu nedenle Filistinlilerin katlanmak zorunda kaldığı fedakarlıkları ve anlatılamaz acıları söylemek bizim görevimizdir. 1967 öncesi sınırlara ve geçmişte tam teşekküllü Filistin devletine dayalı iki aşamalı çözümü hayata geçirene kadar bu mümkün olmayacak. İsrail’in iki devletli bölgeye yönelik taahhüt eksikliği nedeniyle nihai bir çözüme ulaşmak mümkün olmadı. Bu doğrultudaki önerimiz bölgesel ve uluslararası muhataplarımız tarafından olumlu karşılandı. Türkiye bu konuda bu sorumluluğu almaya hazır olacaktır” diye konuştu.

“Azerbaycan, Kafkaslarda kilit rol oynuyor”

Türkiye’nin Libya’da da istikrar, toprak bütünlüğü ve birlik temelinde, özgür, adil ve mutabakata dayalı güvenilir seçim sürecinin ilerletilmesi desteklediğini belirten Bakan Fidan, “Bu anlamda Türkiye’nin bölgeyi sahiplenme politikası enerji ve bağlantı projelerini de kapsıyor. TANAP, TAP, Trans-Hazar, Doğu-Batı Orta Koridoru ve Irak Kalkınma Yolu projesi gibi girişimleri destekliyoruz. Son yıllarda Azerbaycan, Kafkaslarda kilit rol oynuyor. Çok pozitif bir rolü var ve bölgesel diplomasi, bölgeyi sahiplenme ve bölgesel projeler için bir merkez haline geliyor” dedi.

Türkiye’nin pek çok konuda onlarla birlikte çalıştığını ifade eden Fidan, “Bilirsiniz, demiryolu projeleri, enerji projeleri ve ekonomik projeler gibi. Geçen sene sırf Ekonomik İşbirliği Teşkilatı’nın toplantısı için Şuşa’ya gelmiştim. Azerbaycan, Avrupa’nın enerji güvenliğinde de çok önemli bir rol oynuyor” şeklinde konuştu.

“PKK ve YPG’ye bazı NATO ülkeleri tarafından yardım edildi”

Türkiye’nin sınırlarının diğer tarafında büyük bir tehditle karşı karşıya olduğunu belirten Bakan Fidan, “Biliyorsunuz Irak’taki PKK, YPG. PKK, Irak’taki uzantısı, YPG’de Suriye’deki uzantısıdır. Bazı NATO ülkeleri tarafından yardım edildi, güçlendirildi ve görevlendirildiler. Biliyorsunuz Amerika bunu açıkça yapıyor ve birkaç NATO ülkesi de Amerika’ya yardım ediyor” ifadelerini kullandı. Türkiye’nin NATO ülkesi olduğunu vurgulayan Fidan, “Onlar da NATO ülkesi ve bazı NATO ülkeleri NATO dışı, devlet dışı bir unsur olan terör örgütüyle bir sorunu çözmek için bir araya geliyor. Buna da terörle mücadele sorunu diyorlar. Ama aynı zamanda ulusal güvenlik sorununa karşı da büyük bir tehdit oluşturuyor. Bu birinci konu. İkinci konu, biz NATO üyesiyiz ve üye devletiz ve NATO’yu oluşturmanın asıl amacı üye ülkeleri daha güvenli hale getirmek ve güçlü bir dayanışma içinde olabilecekleri bir ortam ve platform oluşturmaktır” dedi.

Türkiye’nin savunma sanayi alanında bazı NATO ülkelerinin kısıtlamalarına maruz kaldığını aktaran Fidan, “Dolayısıyla bu konuyu da tartışmaya açıyoruz. Bir yanda Türkiye’nin PKK, YPG’den başlayan terörle mücadele kaygıları, diğer yanda Türkiye’ye yönelik savunma sanayi kısıtlamaları. Bu konular etrafında çok güzel ve sağlıklı tartışmalar yaptığımızı düşünüyorum” diye konuştu.

“Cumhurbaşkanı Erdoğan, gıda güvenliği konusunda çok hassastı”

Karadeniz’de giderek artan gerginliği azaltmak için artan militarizmi önlemek gerektiğini belirten Dışişleri Bakanı Fidan, “Karadeniz, savaştan önce uzun bir süre sessizliğin, mal ve diğer hizmetlerin taşımacılığının tadını çıkarıyordu. Bu çok önemliydi. Savaştan sonra Karadeniz’deki militarizm bizim için büyük sorunlara yol açtı. Öncelikle bildiğiniz gibi Ukrayna’dan tahıl sevkiyatının kesintiye uğraması tüm dünya için, özellikle de küresel güney için bir felaketti. Bazı Afrika ülkelerinde ve genel olarak gıda pazarında fiyatlar arttı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, özellikle tüm dünyanın gıda güvenliği konusunda çok hassastı” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Ukraynalılar ile Ruslar arasında bir tahıl anlaşmasının sağlanması için çok çalıştığını söyleyen Fidan, “Bunu başardık ama belli bir süre devam etti, bu süre içinde sanırım toplam 33 milyon ton tahıl dünyanın geri kalanına sevk edildi. Bugün ortak ülkelerle birlikte benzer bir düzenleme üzerinde çalışıyoruz. Gerçekten bir anlaşmaya varmamızı umuyor ve dua ediyorum. Bu sefer belki tahıl anlaşması adlandırılmayacak, belki de başka bir şey olacak. Ama eninde sonunda en önemli şey tahılı Karadeniz’den çıkarmak olacak. Sadece tahıl değil, Karadeniz’in tüm bölgeye ticari amaçlarla hizmet vermesini sağlamak için çıkan diğer mallara da” şeklinde konuştu.

“Libya’dan yakın gelecekte iyi haberler alabileceğimizi umuyorum”

Libya’nın Türkiye’nin gündemindeki bir diğer önemli konu olduğunu belirten Fidan, “Doğu ve Batı, onların sonsuza kadar bölünmüş kalmasına izin veremeyiz. Libya’ya olumlu bir ruh hali oluşması için savaşa gitmelerine, aktörlerden birinin lehine tek taraflı birleşmelerine izin veremeyiz. Çünkü Libya’nın doğusundaki dostlarımız Mısır, BAE ve diğer bazı aktörlerle yakınlıkları ve bağlantıları var. Artık masanın etrafında, şu anda söylediğimiz gibi bu üç, dört ülke bir araya gelebilir” dedi.

Libya’nın bağımsızlığına ve egemenliğine gerçekten katkıda bulunma rollerinin ne olacağı konusunda çok kaliteli tartışmalar yürüttüklerini vurgulayan Fidan, “Elbette çok sayıda farklılık var, ancak ben iyimserim ve yakın gelecekte iyi haberler alabileceğimizi umuyorum, ancak en iyi haber her zaman bir çatışmasının yaşanmamasıdır” ifadelerini kullandı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/disisleri-bakani-fidan-cabalarimiz-israilin-gazzedeki-savas-suclarini-durdurmadi/feed/ 0
NATO Genel Sekreteri Stoltenberg, Türk savunma sanayisindeki atılımı AA’ya değerlendirdi Açıklaması https://www.haber60.com.tr/nato-genel-sekreteri-stoltenberg-turk-savunma-sanayisindeki-atilimi-aaya-degerlendirdi-aciklamasi/ https://www.haber60.com.tr/nato-genel-sekreteri-stoltenberg-turk-savunma-sanayisindeki-atilimi-aaya-degerlendirdi-aciklamasi/#respond Fri, 15 Mar 2024 22:42:12 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=19363 NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, “çok değerli bir müttefik” olarak nitelediği Türkiye’nin, İttifak’a savunma sanayisi alanında sunduğu katkıya dikkati çekerek, “Türk hükümetinin ve aynı zamanda Türk savunma sanayisinin savaş uçakları dahil yeni üst düzey gelişmiş kabiliyetlere yatırım yapma çabalarını memnuniyetle karşılıyorum, bu önemli. Türkiye’nin uzun yıllar boyunca çok etkili olduğu kanıtlanmış Bayraktar insansız hava araçlarını üretmiş olmasını da memnuniyetle karşılıyorum.” dedi.

Stoltenberg, NATO’ya katılmasının 72. yılını kutlayan Türkiye’nin İttifak’a sunduğu katkıları, Türk savunma sanayisinin NATO’nun mevcut ve gelecekteki imkan ve kabiliyetlerindeki yerini, Avrupa Birliği’nin (AB) kendi savunma stratejisini geliştirirken attığı adımların NATO çatısı altında yürütülen faaliyetler nezdinde bir ikilem oluşturup oluşturmadığını AA’ya değerlendirdi.

Eski Norveç Başbakanı olan Stoltenberg, 32 üyesi bulunan İttifak’ın genel sekreterliği görevini 1 Ekim 2014’ten bu yana sürdürüyor. Stoltenberg’in görev süresi daha önce 4 kez uzatıldı. Geçen yıl temmuzda yapılan son uzatma, 1 Ekim’de sona erecek.

NATO kariyerinde yaklaşık 10 yılı geride bırakan Stoltenberg, İttifak’a yeni genel sekreter arayışında kendisinin yer almayacağını, göreve yeniden talip olmayacağını belirtti.

Stoltenberg, Türkiye’nin 72 yıllık NATO üyeliğinde tanık olduğu 10 yılda, müttefik liderlerle kurduğu yakın işbirliğinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’la yürüttükleri çalışmaları da AA’ya anlattı.

“Türkiye’nin savaş uçakları dahil yeni üst düzey gelişmiş kabiliyetlere yatırım yapma çabası önemli”

Soru: Sayın Genel Sekreter, Anadolu Ajansını (AA) NATO karargahında ağırladığınız için çok teşekkür ederim. Türkiye’nin çok önemli bir ülke olarak 10 yıllardır kolektif güvenlik ve bölgesel istikrara katkıda bulunduğunu birçok kez ifade ettiniz. Bu yıl Türkiye, NATO’ya katılımının 72. yılını kutluyor. İttifak’a yaklaşık 10 yıl hizmet etmiş bir NATO Genel Sekreteri olarak Türkiye’nin NATO’ya katkısını nasıl değerlendirirsiniz?

Stoltenberg: Türkiye, önemli ve çok değerli bir NATO müttefikidir. Sizler (Türkiye) 72 yıldır bu İttifak’ın üyesisiniz. Daha geçen ay (Türkiye’nin NATO’ya üyeliğinin 72.) yıl dönümünü kutladık. Türkiye, ortak güvenliğimize, ortak savunmamıza pek çok farklı şekilde katkıda bulundu. Türkiye, İttifak’ın en büyük 2’nci ordusuna, iyi eğitimli ve donanımlı askeri güçlere sahiptir. Kosova ve Irak dahil NATO misyonlarına ve operasyonlarına katılıyorsunuz. Bununla da kalmıyor, Türkiye’nin Irak ve Suriye’nin yanı sıra Karadeniz ve kuzeyde de Rusya ile sınırı olan coğrafi stratejik konumu elbette tüm İttifak için önemli. Türkiye terörle mücadelede, özellikle de IŞİD’le mücadelede önemli rol oynamaktadır. NATO müttefikleri ve hepimiz terörle mücadeleye yardımcı olmak için Türkiye’deki altyapı üslerini kullandık. Dolayısıyla İttifak’ın kilit bir müttefik olmaya devam etmesini desteklemek için Türkiye’nin sarf ettiği tüm çabaları takdirle karşılıyorum.

Soru: “Ukrayna savaşıyla birlikte Avrupa’da savunma sanayi üretiminin artırılmasına ilişkin ihtiyacın en fazla hissedildiği bir dönemden geçiyoruz” demek, sanırım yanlış olmaz. Türkiye, artan askeri caydırıcılık kabiliyetiyle bu alanda önde gelen müttefiklerden biri haline geldi. Ülke, 10 yıl içinde 9 yerli uçak geliştirdi. Bunlara son örnek, beşinci nesil savaş uçağı KAAN oldu. Savaş uçağı KAAN ve Türk savunma sanayisinin bugünün ve geleceğin NATO’sundaki rolü hakkında ne düşünüyorsunuz?

Stoltenberg: Savunma sanayisi çok önemli. Ukrayna’daki savaş, güçlü savunma sanayisine sahip olmanın önemini ortaya koydu. Türk hükümetinin ve aynı zamanda Türk savunma sanayisinin savaş uçakları dahil yeni üst düzey gelişmiş kabiliyetlere yatırım yapma çabalarını memnuniyetle karşılıyorum, bu önemli. Türkiye’nin uzun yıllar boyunca çok etkili olduğu kanıtlanmış Bayraktar insansız hava araçlarını üretmiş olmasını da memnuniyetle karşılıyorum. (Bayraktarlar) Ukraynalılar için kendi ülkelerini savunmada önemli rol oynadılar.

Türk savunma sanayisi ile İttifak’ın diğer ülkelerinin savunma sanayisi arasında daha fazla işbirliği yapılacağına dair yakın zamanda yapılan duyuruları da memnuniyetle karşılıyorum. Ayrıca ABD’nin artık daha fazla F16’yı yenileyecek ve teslim edecek olması, Kanada ve Türkiye’nin Bayraktar insansız hava araçları ve insansız hava araçlarının Kanada tarafından teslim edilen parçalarına ilişkin çalışması ya da örneğin; İsveç ve Türkiye’nin savunma sanayisi projelerini geliştirmek için birlikte daha yakın çalışacağını duyurması memnuniyet vericidir. Bunlar, Türkiye’nin bir müttefik olarak bireysel şekilde yaptıklarıdır. Ancak bunun da ötesinde asıl önemli olan, Türkiye’nin askeri kabiliyetler geliştirme ve üretmede tüm müttefiklerle birlikte çalışıyor olmasıdır.

“NATO müttefikleri kendi aralarında savunma ticaretinde herhangi bir kısıtlamaya maruz kalmamalı”

Soru: Türkiye, müttefikler arasındaki savunma ticareti kısıtlamalarının kaldırılması konusunu sık sık gündeme getiriyor. Bu konudaki mevcut durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Stoltenberg: NATO müttefiklerinin kendi aralarında savunma ticaretinde herhangi bir kısıtlamaya maruz kalmaması gerektiğine kuvvetle inanıyorum. Birbirimizi koruyacağımıza, savunacağımıza ve eninde sonunda birbirimiz için öleceğimize söz verdiğimiz bir İttifak’ın içindeyiz. Elbette birbirimiz arasında savunma teçhizatı ticareti de yapabilmeliyiz. Vilnius’taki NATO Zirvesi’nde müttefiklerin savunma teçhizatı ticaretinin önündeki engelleri kaldırmayı kabul ettiği çok güçlü bir açıklama yaptık, karar aldık. Ayrıca F16’lar ve Türkiye’nin diğer NATO müttefiklerinden satın aldığı önemli kabiliyet ve ekipman örneklerinde görüldüğü gibi, müttefiklerin artık Türkiye ile daha fazla ticaret yaptığını görmek de memnuniyet verici.

“Hem NATO hem de AB üyesi olan NATO müttefiklerinin iki ayrı hedefi olamaz”

Soru: AB’nin savunma sanayisi yeteneklerini geliştirmeye yönelik yeni stratejileri hakkında bir sorum var. Bu alandaki üretimin ve tedarikin, AB üyeleri içinde olmasını teşvik eden “Avrupalı olanı al” şeklinde bir strateji oluştu. Bu ülkelerin çoğunun aynı zamanda NATO üyesi olduğunu göz önünde bulundurursak; NATO çatısı dışına çıkılarak atılan ve ABD, İngiltere ve Türkiye gibi savunma sanayisi devlerini dışarıda bıraktıkları izlenimini veren bu adımları nasıl değerlendiriyorsunuz?

Stoltenberg: Bence AB ve NATO müttefiklerinin savunma alanında daha fazla çaba sarf etmeleri önemli. Örneğin; savunma harcamalarının artırılması, savunma alanındaki çabaların anlamlı şekilde çoğalması için bir ön koşuldur. NATO, yıllardır Avrupalı müttefiklerine savunma alanında daha fazla harcama yapmaları çağrısında bulunuyordu ve şimdi daha fazla harcama yapıyorlar, bu iyi bir şey. AB’nin Avrupa savunma sanayisindeki parçalanmışlığın üstesinden gelmek için daha fazla çaba ortaya koyması da iyi bir şey. Elbette AB’nin yaratıcılığı, gelişimi ya da yeni kabiliyetleri teşvik etmek için yaptığı her şey iyidir.

İyi olmayan şey; NATO’nun çabalarını mükerrer kılmak, rekabet etmek ve üst üste bindirmektir. Örneğin; iş müttefiklerimizin neye yatırım yapacaklarına karar vermesi ve kabiliyet hedeflerinin belirlenmesine geldiğinde, bu NATO’nun temel sorumluluğudur. Savunma planlamasının bir parçasıdır. Çünkü doğru bir kolektif savunma, savaş alanında da birbirini tamamlayan unsurlara dayanmak zorundadır. Dolayısıyla NATO’nun savunma planlaması, her bir müttefik için belirli kabiliyet hedefleri belirlemek, NATO’nun işidir.

NATO içinde elbette iki kanatlı savunma planlama süreçlerimiz olamaz. Hem NATO hem de AB üyesi olan NATO müttefiklerinin iki ayrı hedefi olamaz. Yani iki hedef birden olamaz. NATO’nun temel kabiliyeti, standartlar da NATO’nun belirlediği bir şey olmalıdır. NATO müttefikleri arasında yeni bariyerler kurmak, kolektif savunmayı güçlendirme çabalarımızı baltalayacaktır. Çünkü yeni engeller fiyatları artıracak, kaliteyi düşürecek ve yaratıcılığın önüne geçecektir. Bu nedenle elbette İngiltere, Kanada, ABD, Türkiye veya Norveç gibi AB üyesi olmayan müttefikleri de kapsayan bir transatlantik savunma sanayisi ekosistemine inanıyorum.??????? Bu çabalar için tek platform NATO olmalı çünkü AB üyesi NATO müttefikleri, NATO’nun savunma harcamalarına ayırdığı payın yüzde 20’sini temsil etmektedir. NATO’nun savunma harcamaları bütçesinin yüzde 80’i AB üyesi olmayan NATO müttefiklerinden gelmektedir. Bu nedenle aralarında engeller yaratmaya değil, elbette tüm ailenin ve yüzde 100’ünün birlikte çalışmasına ihtiyacımız var.

“(Cumhurbaşkanı Erdoğan) Kendisi kararlı bir NATO müttefiki, birlikte çalışmaktan memnunum”

Soru: Şimdiden bir veda mesajı vermek için erken olduğunu biliyorum, NATO’yu Washington’da düzenlenecek zirveye hazırlıyorsunuz. Ancak geriye dönüp yaklaşık 10 yıllık Genel Sekreterlik döneminize baktığınızda görev sürenizin en göze çarpan kısmı neydi? NATO’da bir yıl daha görevinizde kalmanız gibi bir durum söz konusu mu?

Stoltenberg: IŞİD’in Irak ve Suriye’nin büyük bir bölümünü ele geçirdiği, Rusya’nın Ukrayna’yı işgal ettiği ve elbette NATO’nun müttefiklerini bir arada tutarak önemini her zamankinden daha fazla kanıtladığı, güvenliğimiz açısından çok önemli bir dönemde tarihin en başarılı ittifakında görev yapmak benim için bir ayrıcalıktı. Böyle bir dönemde Genel Sekreterlik yapmak benim için çok anlamlı.

Müttefik liderlerle kurduğum yakın işbirliğini de çok kıymetli görüyorum. Cumhurbaşkanı Erdoğan ile uzun yıllar boyunca geliştirdiğim dostluk ve işbirliğini de değerli buluyorum. Kendisi kararlı bir NATO müttefiki, birlikte çalışmaktan memnunum. Kendisiyle terörle mücadele, ortak savunmamızın güçlendirilmesi ve Ukrayna’ya destek dahil pek çok farklı alanda çalışma imkanı buldum.

“(NATO Genel Sekreterliği için) Müttefiklerin mükemmel bir halef bulacağına kesinlikle eminim”

Soru: NATO’da bir yıl daha görevinizde kalmanız söz konusu mu?

Stoltenberg: Müttefiklerin mükemmel bir halef bulacağına kesinlikle eminim. NATO’da pek çok karardan ben sorumluyum ama halefimi seçmek gibi bir sorumluluğum yok. Müttefiklerin iyi bir çözüm bulacağına eminim.

Soru: Peki, adaylara mesajınız nedir?

Stoltenberg: Adaylara bir mesaj verme konusunda çok dikkatli davranıyorum. Çünkü bu sürecin bir parçası değilim ama müttefiklerin iyi bir çözüm bulacağından eminim.

]]>
https://www.haber60.com.tr/nato-genel-sekreteri-stoltenberg-turk-savunma-sanayisindeki-atilimi-aaya-degerlendirdi-aciklamasi/feed/ 0
NATO’ya resmen katılan İsveç, 200 yıllık tarafsızlık politikası neden bitirdi? https://www.haber60.com.tr/natoya-resmen-katilan-isvec-200-yillik-tarafsizlik-politikasi-neden-bitirdi/ https://www.haber60.com.tr/natoya-resmen-katilan-isvec-200-yillik-tarafsizlik-politikasi-neden-bitirdi/#respond Fri, 08 Mar 2024 05:01:32 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=16915 İskandinav ülkesi İsveç, ABD’nin başkenti Washington D.C’de katılım sürecinin tamamlanmasının ardından resmen NATO’nun 32. üyesi oldu. Belgelerin teslimi, Rusya-Ukrayna Savaşı sonrası İsveç’in katılım için yaptığı başvurudan iki yıl sonra gerçekleşti. İşte İsveç’i NATO üyesi yapan süreçte yaşananlar…

DÜNYANIN EN ESKİ TARAFSIZ ÜLKESİ

Dünyanın en eski tarafsız ülkesi kabul edilen İsveç’in, son olarak 1814 yılında Norveç’le yaptığı savaş son saldırı savaşı olarak tarihe geçti. İsveç, hem 1. Dünya Savaşı, hem de 2. Dünya Savaşı’nda resmen tarafsız olduğunu bildirdi. Ancak özellikle 2. Dünya Savaşı’ndaki tarafsızlığı birçok kez tartışıldı. Almanya’yı uzun bir süre örnek alan İsveç, bu dönemde dünyada beliren bloklara kayıtsız kalmayı tercih etti.

Stockholm

2. DÜNYA SAVAŞI

İsveç hükûmeti, ülkenin 2. Dünya Savaşı sırasında Nazi Almanyası ile savaşmayacağını beyan ederek birtakım ayrıcalıklar elde etti. Savaş sırasında Almanya’ya çelik ve makine taşımacılığı yapan İsveç, savaş sırasında Norveç’in Nazilere karşı savunmasını da destekledi. Bu bağlamda 1943 yılında Danimarkalı Yahudilerin toplama kamplarından kurtulması için girişimde bulundu. Savaşın bitimine doğru ise birtakım barışçıl girişimlerde bulunan İsveç, birçok toplama kampında özellikle İskandinav ve Baltık Yahudilerini kurtarmak için bazı atılımlar yaptı.

İsveç askerleri (1940’lı yıllar)

SOĞUK SAVAŞ YILLARI

İsveç tüm 20. yüzyıl boyunca tarafsızlığıyla bilinse de, Soğuk Savaş döneminde ülkenin ve ülkede bulunan belli başlı otoritelerin ABD ile daha ağırlıklı ilişkilerinin bulunduğu, geniş çevrelerce bilinmektedir. 1960’ların başında iki ülke, İsveç’in batı yakasında birkaç Amerikan nükleer denizaltının konuşlandırılması için anlaştı. Aynı yıllarda İsveç, ABD ile bir savunma paktı imzaladı. Bu anlaşma bir devlet sırrı olarak kaldı ve ancak 1994 yılında İsveç halkına açıklandı.

AB ÜYESİ OLDU, ANCAK KENDİ PARASINI KULLANDI

Soğuk Savaş’ın bitimini takiben, İsveç, Avusturya ve Finlandiya Avrupa Birliği’ne katıldı, ancak İsveç yine de para birimi olarak euroyu kabul etmedi. İsveç, savunma teknolojileri ve savunma sanayii alanında diğer Avrupa ülkeleri ile geniş kapsamlı iş birliğinin yanında NATO ve bazı diğer ülkelerle birlikte bazı askeri tatbikatların parçası olsa da askeri olarak müttefik olmamaya devam etti.

İSVEÇ’İN TARAFSIZLIK İLKESİ

İsveç’in tarafsızlık doktrini, 1814’te İsveç’in Norveç’e karşı yürüttüğü harekâtın sona ermesinden bu yana ülke bir savaş durumunda olmadığı için genellikle 19. yüzyıla kadar uzanır. 2. Dünya Savaşı sırasında İsveç ne müttefik ne de eksen güçlerine katıldı. Bu bazen tartışıldı çünkü İsveç, belirli durumlarda Nazi rejiminin kendi demir yolu sistemini asker ve malları, özellikle de Alman savaş makinesi için hayati önem taşıyan kuzey İsveç’teki madenlerden gelen demir cevherini taşımak için kullanmasına izin verdi.

Ancak İsveç, Kış Savaşı’nda Finlandiya’nın savunmasına dolaylı olarak da katkıda bulundu ve 1943’ten sonra İsveç’te Norveç ve Danimarka birliklerinin eğitimine izin verdi. Erken Soğuk Savaş döneminde İsveç, uluslararası ilişkilerde bağlantısızlık ve düşük profil politikasını güçlü ulusal savunmaya dayalı bir güvenlik politikasıyla birleştirdi. İsveç ordusunun işlevi saldırıyı caydırmaktı. Aynı zamanda, ülke, özellikle istihbarat alışverişi alanında, Batı bloğu ile nispeten yakın gayri resmi ilişkileri sürdürdü.

İSVEÇ-RUSYA İLİŞKİLERİ

1952’de bir İsveç DC-3’ü Baltık Denizi üzerinde bir Sovyet MiG-15 savaş uçağı tarafından düşürüldü. Daha sonra yapılan araştırmalar, uçağın aslında NATO için bilgi topladığını ortaya çıkardı. Başka bir uçak, bir Catalina arama kurtarma uçağı da birkaç gün sonra gönderilmiş ve Sovyetler tarafından da düşürülmüştür.

27 Ekim 1981’de, Sovyetler Birliği’nden bir Viski sınıfı denizaltı (U 137), ülkenin güneyindeki Karlskrona’daki deniz üssünün yakınında karaya oturdu. Araştırma, denizaltının bir seyir hatası nedeniyle mi yoksa bir düşmanın İsveç askeri potansiyeline karşı casusluk mu yaptığı konusunda hiçbir zaman net bir şekilde ortaya çıkmadı. Olay, İsveç ile Sovyetler Birliği arasında diplomatik bir krizi tetikledi. 1986 yılında Olof Palme suikastının ardından ve Soğuk Savaş’ın sona ermesiyle İsveç daha geleneksel bir dış politika yaklaşımı benimsemiştir. Bununla birlikte, ülke barışı koruma misyonlarında aktif olmaya devam ediyor ve hatırı sayılır bir dış yardım bütçesini koruyor.

RUSYA-UKRAYNA SAVAŞI

2022’de Rusya’nın Ukrayna’yı işgaline yanıt olarak İsveç, NATO ittifakına resmen katılmak için harekete geçti. NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, sadece birkaç haftalık hızlı bir üyelik sürecinden bahsetti, ancak NATO üyesi Türkiye, İsveç’in terör örgütü PKK’ya karşı harekete geçmesini ve İsveç’in bazı teröristleri iade etmesini talep ederek İsveç’in ittifaka katılmasını defalarca engelledi.

İSVEÇ’İN NATO’YA ÜYELİK SÜRECİ VE TÜRKİYE-İSVEÇ İLİŞKİLERİ

İsveç, komşusu Finlandiya ile üyelik başvurusunu 18 Mayıs 2022’de yaptı. NATO’ya yeni katılım için onay vermesi gereken 30 üye ülkeden biri olan Türkiye, İsveç ve Finlandiya’dan beklentilerini dile getirdi. Türkiye’nin endişeleri özellikle İsveç’teki PKK/YPG ve FETÖ gibi terör örgütlerinin faaliyetlerinden kaynaklanıyordu.

28 Haziran 2022’deki Madrid Zirvesi’nde Türkiye, İsveç ve Finlandiya ile iki ülkenin terörle mücadelede daha fazla işbirliği taahhüt ettiği Üçlü Muhtıra’ya imza attı. Bu çerçevede üç ülke tarafından Daimi Ortak Mekanizma kuruldu. Bu sayede iki ülke, üyeliğe resmen davet edildi. 5 Temmuz 2022’de NATO ülkelerinin katılım protokolünü imzalamasıyla İsveç ve Finlandiyalı yetkililer, NATO’nun toplantılarına “davetli ülke olarak” katılmaya başladı.

Bu süreçte üç ülke arasında çok sayıda görüşme yapıldı. Finlandiya, Türkiye’nin beklentilerini karşılayacağına yönelik taahhütlerinin karşılık bulması üzerine 3 Nisan 2023’te NATO’nun 31’nci üyesi oldu. İsveç için süreç ise devam etti. TBMM’nin 23 Ocak’ta, Macaristan Ulusal Meclisinin de 26 Şubat’ta verdiği onayın ardından, tüm müttefiklerin meclislerindeki onay sürecinin tamamlanmasıyla İsveç’in üyeliğiyle ilgili son aşamaya geçildi.

İsveç, ABD’nin başkenti Washington’da düzenlenen giriş protokolü kabul töreniyle bugün NATO’nun resmen 32’nci üyesi oldu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/natoya-resmen-katilan-isvec-200-yillik-tarafsizlik-politikasi-neden-bitirdi/feed/ 0
Antalya Diplomasi Forumu’nda Rusya-Ukrayna Savaşı ve Avrupa Güvenlik Mimarisinin Geleceği Tartışıldı https://www.haber60.com.tr/antalya-diplomasi-forumunda-rusya-ukrayna-savasi-ve-avrupa-guvenlik-mimarisinin-gelecegi-tartisildi/ https://www.haber60.com.tr/antalya-diplomasi-forumunda-rusya-ukrayna-savasi-ve-avrupa-guvenlik-mimarisinin-gelecegi-tartisildi/#respond Mon, 04 Mar 2024 02:45:29 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=14869 Antalya Diplomasi Forumu’nda (ADF) düzenlenen “Avrupa Güvenlik Mimarisinin Geleceği” başlıklı panelde Rusya-Ukrayna Savaşı’nın Avrupa’nın değişen güvenlik stratejilerindeki rolü ve gelecekte nasıl şekilleneceği tartışıldı.

Anadolu Ajansının (AA) “Global İletişim Ortağı” olduğu, Belek Turizm Bölgesi’ndeki NEST Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilen Antalya Diplomasi Forumu 2024’te moderatörlüğünü ABD merkezli düşünce kuruluşu Carnegie Endowment’in Kıdemli Uzmanı eski Büyükelçi Alper Coşkun’un üstlendiği panele İsviçre Dışişleri Bakanı Ignazio Cassis, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) Genel Sekreteri Helga Maria Schmid, Uluslararası İşler Enstitüsü (IAI) Direktörü Nathalie Tocci ile NATO İstihbarat ve Güvenlikten Sorumlu Genel Sekreter Yardımcısı Scott W. Bray katıldı.

AGİT Genel Sekreteri Schmid, teşkilatının “çatışmaları önleme” rolünü vurgulayarak, bunu sağlamak amacıyla çeşitli araçların geliştirildiğini ancak uygulanması konusunda siyasi iradeye ihtiyaç olduğunu dile getirdi.

“Sanırım 35 yıl önce Avrupa topraklarında şiddetli savaşların geri döndüğünü görmeyi hayal bile edemezdik.” diyen Schmid, Rusya-Ukrayna Savaşı’nın başlamasının ardından Avrupa’da değişen güvenlik politikalarının AGİT’in çalışma ve karar alma süreçlerini de etkilediğini söyledi.

Schmid, güvenlik sorunlarını ele almak için farklı yaklaşımlara ihtiyaç olduğunu belirterek, “Güvenlik sorunları, asla sadece siyasi ve askeri güvenlik değil. Ekolojik boyutu, dolayısıyla ekonomik boyutu ve insani boyutunu da giderek daha fazla dikkate almanız gerekiyor.” ifadelerini kullandı.

Çatışmaların önlenmesi için yeterince temsil edilmeyen kadın, genç ve azınlıklar gibi öznelerin sürece dahil edilmesi gerektiğini vurgulayan Schmid, “Silahların kontrolü konusunun da çok önemli olduğunu düşünüyorum. Şu anda nükleer silahlara haklı olarak çok fazla odaklanılıyor ancak konvansiyonel silahların kontrolünü de unutmamalıyız.” değerlendirmesinde bulundu.

“Uluslararası topluma katkıda bulunmanın bir diğer yolu da barışı teşvik etmektir”

İsviçre Dışişleri Bakanı Cassis, yaklaşık 200 sene önce tarafsızlık politikasının kabul edilmesinin, ülkesinin dönemin büyük güçleriyle çevrili olmasının yarattığı koşullarla ilişkili olduğunu anlatarak, “Ve biz, bu yükümlülüğü bir varlık, bir ulus olarak kendimizi uluslararası topluma kazandırmanın aracı haline getirmeye çalıştık.” dedi.

Rusya-Ukrayna Savaşı başladıktan sonra Avrupa ülkeleriyle işbirliğinin öneminin farkına vardıklarını söyleyen Cassis, “Coğrafi ve siyasi olarak (Avrupa’nın) tam kalbindeyiz. Dolayısıyla tarafsız olmak yerine işbirliğine dayalı bir yol seçmeliyiz. Aslında İsviçre hükümetinin, ABD yaptırımlarına dahil olurken yapmaya karar verdiği ve işbirliği yapmanın en iyi yollarını bulmaya çalıştığı şey de buydu.” ifadelerini kullandı.

Cassis, İsviçre’nin NATO müttefikleriyle çevrili olmasının ülkeye güvenlik sağladığını kaydederek, NATO ile barışın teşviki konusunda işbirliklerinin yapıldığını ve bunların artacağını ancak NATO’ya katılımın söz konusu olmadığını dile getirdi.

Uluslararası platformla işbirliğini güçlendirme çabaları kapsamında ülkesinin Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyine (BMGK) katılma kararı almasının tarihte ilk olduğunu vurgulayan Cassis, tarafsızlık statüsünü koruyarak Avrupa’nın güvenlik mimarisinin şekillenmesi sürecinde yer almak istediklerini kaydetti.

İsviçreli Bakan, ülkesinin BMGK’ye katılmasının nedenini şöyle anlattı:

“Onlarca yıl boyunca tarafsızlık nedeniyle kamuoyunda çok aktif şekilde tartışıldı. Şimdi oradayız ve kendi aralarında konuşmayan ülkeler arasında diyaloğu kolaylaştırmaya katkıda bulunuyoruz ve bunun mümkün olduğunu görüyoruz. Bunu yapmak ve aynı zamanda tarafsız olmak mümkün. Tarafsız olmak, sadece uluslararası hukuka göre askeri açıdan tarafsız olduğumuz anlamına geliyor. Kayıtsızlık anlamına gelmiyor, değerlerimiz olmadığı anlamına gelmiyor.”

“Uluslararası topluma katkıda bulunmanın bir diğer yolu da barışı teşvik etmek ya da çatışmaları çözmektir.” diyen Cassis, Şubat 2022’den bu yana Rusya ile devam eden savaşı sonlandırmak için İsviçre’nin Ukrayna’ya yüksek düzeyli “Küresel Barış Zirvesi” yapmayı teklif ettiğine dikkati çekti.

Cassis, barışın sağlanması amacıyla sürece Rusya, BRICS ülkeleri ve tüm ülkelerin dahil edilmesi gerektiğini dile getirdi.

“NATO’yu gerektiğinde savaşabilecek yapıya dönüştürdük”

NATO İstihbarat ve Güvenlikten Sorumlu Genel Sekreter Yardımcısı Bray, son 2 yılda Avrupa’da değişen güvenlik ortamıyla İttifak’ın da evrildiğine işaret ederek, “Bence devlet savaşları geri döndü. Bu, kolektif savunmanın bölgede çok önemli bir şey olduğunu hatırlatıyor. İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana Avrupa güvenliğine yönelik en ciddi krizle karşı karşıyayız.” diye konuştu.

Rusya-Ukrayna Savaşı’nın başlamasından bu yana ülkelerin NATO’ya ilgisinin arttığını ve savaşın Avrupa’daki ülkeleri statükonun devamını sağlamak adına birleştirdiğini anlatan Bray, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Rekor bir sürede, tarihte hiç yapmadığımız kadar hızlı bir şekilde Finlandiya’yı müttefikimiz yaptık ve yine aynı şekilde İsveç de çok yakında İttifak’ta olacak. Bence tüm bunlar bize tekrar şunu hatırlatıyor: Saldırganlık karşısında daha önce de defalarca söylendiği gibi, (Rusya Devlet Başkanı Vladimir) Putin’in savaştan önceki talepleri neyse bunun tam tersini elde etti. Rusya’nın şu an daha önce sahip olduğundan daha fazla NATO sınırı var.”

Savaşın NATO’nun işleyiş ve planlamasını değiştirdiğini belirten Bray, “Çatışma planlamasına yaklaşımımızı temelden değiştirdik. NATO’yu gerektiğinde savaşabilecek yapıya dönüştürdük. Kara, hava, deniz, uzay ve siber alana kadar her alanda yeteneklerimizi ve çabalarımızı artırdık.” bilgisini paylaştı.

Bray, Ukrayna’nın güvenliğinin Avrupa için önemli olduğuna işaret ederek, “Buradan çıkan bir başka basit gerçek de Avrupa’nın güvenliğinin doğrudan Ukrayna’nın güvenliğine bağlı olduğu, güvenli ve emniyetli bir Ukrayna olmadan güvenli bir Avrupa’nın da olamayacağıdır.” dedi.

“Batı ile kalıcı savaş hali artık Rusya’daki rejimin hayatta kalması için ön koşul”

IAI Direktörü Tocci, Rusya-Ukrayna Savaşı’nın Avrupa-Atlantik bölgesinin güvenlik politikalarının yanı sıra NATO ve Avrupa Birliği (AB) gibi kuruluş ve örgütlenmelerin politikalarını da değiştirdiğini ifade etti.

Geçmişte genişlemenin güvenlik motivasyonlu olduğunu ve bir ülkenin tamamen güvenli, demokratik ve müreffeh olmasa da istikrarlı olmasının genişlemeye dahil edilmesi için yeterli görüldüğünü savunan Tocci, “Artık biliyoruz ki bu, Avrupa’nın sınırlarıyla alakalı hale geldi. ya bölünmenin bir tarafındasınız ya da bölünmenin diğer tarafındasınız ve daha önce de söylediğim gibi, eğer uçurumun diğer tarafındaysanız işgal gibi şeyler olabilir.” dedi.

Tocci, bu bağlamda genişlemenin artık stratejik zorunluluk halini aldığını belirterek, “Mükemmel şekilde demokratik olmanızın, tüm standartları mükemmel şekilde karşılamanızın gerçekten bir önemi yok.” ifadesini kullandı.

Rusya-Batı mücadelesinin Ukrayna savaşıyla sona ermeyeceğini dile getiren Tocci, “Batı ile kalıcı savaş halinin artık Rusya’daki rejimin hayatta kalması için ön koşul olduğunu düşünüyorum. Bunun Ukrayna’da sona ereceğini düşünmüyorum ve bence, umarım sona erer ama sona ermeyebileceğini ve çok daha uzun yıllar sürebileceğini varsaymalıyız.” değerlendirmesinde bulundu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/antalya-diplomasi-forumunda-rusya-ukrayna-savasi-ve-avrupa-guvenlik-mimarisinin-gelecegi-tartisildi/feed/ 0
DOSYA HABER/HAVACILIĞIN ALTIN ÇAĞI – GÖRÜŞ – KAAN, Türkiye’yi güçlü ve seçkin bir kulübün üyesi yapacak https://www.haber60.com.tr/dosya-haber-havaciligin-altin-cagi-gorus-kaan-turkiyeyi-guclu-ve-seckin-bir-kulubun-uyesi-yapacak/ https://www.haber60.com.tr/dosya-haber-havaciligin-altin-cagi-gorus-kaan-turkiyeyi-guclu-ve-seckin-bir-kulubun-uyesi-yapacak/#respond Wed, 28 Feb 2024 21:21:39 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=13088 Dr. Can Kasapoğlu, milli muharip uçak KAAN’ın Türk savunma sanayii için önemini ve uluslararası rekabeti nasıl etkileyeceğini AA Analiz için kaleme aldı.

***

5’inci nesil taktik askeri havacılık kabiliyeti olarak tasarlanan KAAN, Türkiye’yi farklı bir kulübün üyesi yapmaya aday. KAAN, bu nedenle yalnızca bir savunma sanayii kilometre taşı değil, aynı zamanda jeopolitik olarak kritik bir anahtar. Zira, ilerleyen yıllarda NATO taktik askeri havacılık kabiliyetine F-22 ve F-35 dışında, 3’üncü ve 5’inci nesil savaş uçağı girecek ve bahse konu yetenek bir Türk platformu olacak.

KAAN nasıl bir 5’inci nesil kabiliyet sunacak?

İlk uçan prototipte tercih edilmese de KAAN’ın daha önce kamuoyuna verilen görüntülerinden dikkat çekici bir sensör konfigürasyonuna sahip olduğu anlaşıldı. Bu söz konusu veriler uluslararası savunma çevrelerinde de tartışıldı. KAAN’ın ayrı IRST (kızılötesi arama ve takipleme) ve EOTS (elektro-optik hedefleme) sistemleriyle mücehhez olduğu anlaşıldı. [1] O dönemde yayımlanan değerlendirmelerde, IRST sistemlerinin dizaynları gereği radar karıştırma yapan elektronik harp tehditlerine karşı mukavim olacağı ve klasik sensörleri aldatan bazı düşük görünürlük özelliklerini aşabileceği, dolayısıyla KAAN’a, stealth uçaklar karşısında bir avantaj sağlayacağı vurgulandı. IRST ve EOTS sistemlerinin birbirlerinden ayrılmasının, sensör konfigürasyonu açısından ciddi avantajlar sağlayabileceği de not edildi. Üzerinde çok konuşulan savaş uçağı, geçtiğimiz günlerde havalanarak programın ileri bir aşamaya geçtiğini dünyaya gösterdi.

KAAN nasıl ilerleyecek?

Kategorik olarak KAAN’la ilgili öncelikle dürüst ancak müteakiben de iddialı iki değerlendirme yapmak gerekiyor. Öncelikle şunun anlaşılması önemli; KAAN bir uçağın değil bir ailenin adı. Sadece KAAN’ı değil, söz konusu ailenin mensubu olan birçok varyasyonu izleyeceğiz. Muhtemelen ilk jenerasyon KAAN envantere girdiğinde 4,5 nesil savaş uçaklarının üzerinde bir muharip performans ortaya koyacak. Türk Hava Kuvvetleri ve NATO müttefik askeri havacılık kapasitesine yeni bir kabiliyet seti kazandırılacak. Öte yandan, envanterdeki ilk KAAN’ın, 5’inci nesil profili bakımından F-35’le kıyaslandığında bazı handikapları da elbette bulunacaktır. KAAN ailesinin daha gelişmiş varyasyonları ise aradaki farkı kapatmayı hedefleyecek.

İkincisi; KAAN’a ilişkin planlar Türkiye’nin sadece 5’inci klasik bir perspektifle yetinmeyeceğini ortaya koyuyor. Türk savunma tartışmalarına yansıyan haberler, Baykar KIZILELMA ve TUSAŞ ANKA-3 stratejik silahlı insansız hava araçlarının, KAAN’la müşterek harekat icra etmesine dair mülahazayı açıkça seslendirdi. Teknik olarak söz konusu konsept loyal wingman olarak literatüre girdi ve Londra liderliğindeki Tempest Projesi gibi 6’ncı nesil taktik askeri havacılık paradigmasının bir parçası oldu. Daha açık ifade etmek gerekirse, Türk savunma planlayıcılarının KAAN’a ilişkin büyük hedefleri var.

Uluslararası rekabet ve KAAN

KAAN gibi üst düzey yetenekler sadece milli envanteri şekillendirmek üzere hayata geçirilmez. Üst segmentlerde savunma çözümleri, siyasi ağırlıkları yüksek ekonomik değerlerdir. KAAN’a böyle bir bakış açısıyla yaklaşmak gerek. 2030’lu yıllara gelindiğinde, dünyanın 5’inci nesil uçaklarla ve onları ikame edebilecek üst düzey 4,5 nesil ara çözümlerle ilgili çok fazla seçeneği olmayacak. F-35, market performansı gereği halihazırda başarılı bir proje. NATO envanterleri ve ötesinde satışları beklenenin üstünde bir çizgi izledi. Ayrı bir parantez açmak gerekirse, tam da bundan dolayı Türkiye’nin F-35 projesine dönüşü, Türk Hava Kuvvetleri’nden daha çok Türk savunma sanayii için önemli. KAAN’ın F-35’i halihazırda hava kuvvetlerinde bulunduran pazarlardan pay alması kulağa hoş gelebilir ancak gerçekçi olmak gerekirse kolay değil. Zira, Türkiye’nin yeni bir alım paketini ilerlettiği F-16V ve F-35’le birlikte Lockheed Martin’in uluslararası savunma pazarındaki hakimiyeti, önümüzdeki yıllarda bilhassa taktik askeri havacılık çözümlerinde istikrarlı bir şekilde artacaktır. Öte yandan, siyasi tahditler ya da savunma ekonomisi nedenleriyle F-35’e ulaşamayan ülkeler için KAAN ideal bir alternatif olacak, zira klasik 4,5 nesil uçakların ötesinde bir kapasite sağlayacaktır. Ayrıca Sovyet-Rus envanterlerini NATO standartlarına yükseltmek isteyen ya da CAATSA yaptırımlarından çekinen devletler için, KAAN ciddi bir alternatif teşkil edecektir.

Avrupalı NATO çözümlerinin arasında da KAAN’ın şansı yüksek. Diğer NATO müttefiklerinin savaş uçağı pazarına bakıldığında, İsveç’li Gripen düşük maliyetli bir 4,5 nesil çözüm sunmasına karşın savunma pazarı başarısıyla ön plana çıkamadı. NATO ittifakı içinde İsveç, son kullanıcının yanı sıra oldukça küçük Macaristan pazarıyla sınırlı kaldı. Gripen’ın NATO dışında, en kayda değer başarısı ise Brezilya’ya ihracı oldu. ABD seçeneğine alternatif bir diğer NATO çözümü olan 4,5 nesil Fransız Dassault Rafale ise nispeten iyi bir sezon geçirmekte ve uluslararası marjı güçlü. Özellikle, Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) Huawei’yle 5G anlaşması sonrası F-35 alımının suya düşmesi, Dassault Rafale için milyarlarca dolarlık bir fırsat penceresini de araladı. Öte yandan, Fransızların önemli bir sorunu olan; Endonezya, Yunanistan, BAE, Katar, Hindistan ve Fransa alımları nedeniyle Dassault’nun Rafale endüstriyel kapasitesi sınırlarına dayandı. Açık kaynaklı veriler 238 platformun beklediğini ortaya koyuyor. [2] Fransız-Alman 6’ncı nesil havacılık projesinin ihraç potansiyelinin önündeki en büyük engelse, ironik biçimde Berlin. Almanların savunma ihracatı kısıtları, Fransızların başını hayli ağrıtacak gibi duruyor.

KAAN’ın pazar marjı için dikkatle takip etmemiz gereken proje, Güney Kore’nin KAI KF-21 Borame çözümü. Borame için iki temel trendi dikkatle izlememiz gerekecek. Bunlardan ilki; özellikle Polonya üzerinden NATO bölgesinin projeye ilgisi, diğeriyse Suudi Arabistan ve BAE vektörleri üzerinden milyarlarca dolarlık hacmiyle Körfez Arap silah pazarının göstereceği refleks. KAAN’la halihazırda 3 ülkenin ilgilendiği değerlendiriliyor. Bunlar Ukrayna, Azerbaycan ve Pakistan. Nitekim, son derece deneyimli ve kariyerli bir diplomat olan Ukrayna’nın Ankara Büyükelçisi Vasyl Bodnar, ülkesinin KAAN’la ilgilendiğini Türk basınına açıkça deklare etti. Elbette, Ukrayna savunma sanayiinin, KAAN’ın nihai motoruna ilgi alaka gösterdiği ayrıca belirtilmeli.

Azerbaycan’ın KAAN’a geçişi, Bakü için ciddi bir anlam ifade edecek ve söz konusu anlam “tek millet iki devlet” paradigmasının da ötesinde. Azerbaycan Hava Kuvvetleri’nin temel avcı ve multirole görevlerinde kullandığı savaş uçağı Mig-29. Siyasi-askeri ve jeopolitik nedenlerle, sözü edilen Sovyet-Rus sistem bağımlılığının sürdürülmesiyse akıllıca bir tercih değil. Bakü, son olarak JF-17 tercihiyle gündeme geldi ancak söz konusu Çin destekli Pakistan üretimi savaş uçağı, KAAN’la aynı segmentte değil, daha çok düşük maliyetli, gelişmiş bir 4’üncü nesil çözümdür. KAAN, yakın gelecekte, Azerbaycan’ın siyasi nedenlerle ulaşabileceği NATO standartlarında tek taktik askeri havacılık unsuru olacak. Elbette İslamabad, dünyanın en önemli silah pazarlarından biri. KAAN’ın söz konusu ülkeye girmesiyse, tıpkı Orta Doğu dron pazarındaki Türkiye-Çin rekabeti gibi, başka bir Türk-Çin savunma rekabetini gözler önüne serecektir.

Analizin sonunda bir hususa dikkati çekmek gerekiyor; loyal wingman konsepti, sensör füzyonu ve stealth uçak geometrisi, 4,5 ve 5’nci nesil askeri havacılık çözümleri rekabeti gibi konulardan bahsettik. İşte özetle KAAN’ın en kritik niteliği de bu olacaktır. İncelemeye konu savaş uçağı, Türkiye’yi farklı teknolojik ve jeopolitik ajandaya taşımaya adaydır. Türkiye, artık NATO ittifakı içinde 5’nci nesil askeri havacılık yeteneği üreten bir kulübün üyesi olacak.

[1] Joseph Trevithick, “Unique Sensor Setup Emerges On Turkey’s Stealthy New Fighter”, TWZ, Ocak 2023.

[2] Douglas Barrie, “Dassault’s Whirlwind Of Rafale Orders May Be Too Much Of A Good Thing”, IISS, Ocak 2024.

[Dr. Can Kasapoğlu, Hudson Enstitüsü kıdemli analistidir. Askeri bilimler ve açık kaynaklı savunma istihbaratı konularında uzmandır.]

*Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Anadolu Ajansının editöryal politikasını yansıtmayabilir.

]]>
https://www.haber60.com.tr/dosya-haber-havaciligin-altin-cagi-gorus-kaan-turkiyeyi-guclu-ve-seckin-bir-kulubun-uyesi-yapacak/feed/ 0
NATO Ülkeleri Ukrayna’ya Asker Göndermeyi Düşünmüyor https://www.haber60.com.tr/nato-ulkeleri-ukraynaya-asker-gondermeyi-dusunmuyor/ https://www.haber60.com.tr/nato-ulkeleri-ukraynaya-asker-gondermeyi-dusunmuyor/#respond Wed, 28 Feb 2024 04:00:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=12979 ABD, Almanya ve İngiltere’nin de aralarında bulunduğu çok sayıda NATO ülkesi, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un “hiçbir şeyin dışlanmaması gerektiğini” söylemesinin ardından, Ukrayna’ya asker göndermeyi düşünmediklerini açıkladı.

Paris’te Avrupalı liderleri ağırlayan Macron görüşmelerin ardından, Batı’da askerlerin Ukrayna’ya gönderilmesi konusunda “fikir birliği” olmadığını söylemişti.

Kremlin sözcüsü Dmitri Peskov, NATO birliklerinin Ukrayna’ya konuşlanması halinde Rusya ile doğrudan çatışma yaşanabileceği uyarısında bulundu.

Rus kuvvetleri son dönemde Ukrayna’da yeni kazanımlar elde etti. Kiev Batı’dan acilen daha fazla silah ve mühimmat talebinde bulunuyor.

Macron Pazartesi akşamı düzenlediği basın toplantısında şöyle konuşmuştu:

“Bazı unsurların konuşlandırılmasını haklı çıkaracak bir güvenlik ihtiyacının olabileceğini göz ardı etmemeliyiz.”

Fransa lideri hafta başında Ukrayna’ya yapılacak yardımları görüşmek amacıyla Avrupa ülkelerinin yanı sıra ABD ve Kanada’dan da temsilcilerin katıldığı sürpriz bir toplantı düzenledi.

Rusya’nın Ukrayna işgali bu hafta üçüncü yılına girdi ve Avrupa’da İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana yaşanan en büyük savaşın yakın bir tarihte sona ereceğine dair bir işaret görünmüyor.

NATO ülkeleri öneriye hangi yanıtı verdi?

Macron’un yorumları Rusya’nın yanı sıra bazı Avrupa ve NATO üyesi ülkelerden de tepki aldı.

Beyaz Saray’dan yapılan açıklamada, ABD Başkanı Joe Biden’ın “zafere giden yolun” askeri yardım sağlamaktan geçtiğine inandığı, “böylece Ukraynalı askerlerin kendilerini savunmak için ihtiyaç duydukları silah ve mühimmata kavuşabilecekleri” belirtildi.

Açıklamada, “Başkan Biden, ABD’nin Ukrayna’ya asker göndermeyeceğini açıkça ifade etti” denildi.

Almanya Başbakanı Olaf Scholz, hiçbir Avrupa ülkesinin veya NATO üyesi devletin Ukrayna’ya asker göndermeyeceği yönünde varılan mutabakatta bir değişiklik olmadığını söyledi.

İngiltere Başbakanı Rishi Sunak’ın sözcüsü, Ukrayna güçlerini eğiten az sayıdaki personelin dışında, ülkenin Ukrayna’ya büyük ölçekli asker konuşlandırma planının olmadığını belirtti.

İtalya Başbakanı Giorgia Meloni’nin ofisi, İtalya’nın “desteğinin, Ukrayna topraklarında Avrupa veya NATO ülkelerinden birliklerin varlığını içermediğini” kaydetti.

Kremlin adına Peskov, Macron’un önerisini “önemli” ve “yeni” olarak nitelendirdi ve bunun kesinlikle NATO üyelerinin çıkarına olmadığını belirtti.

Peskov, “Bu durumda, olasılık hakkında değil, (doğrudan çatışmanın) kaçınılmazlığı hakkında konuşmamız gerekir” dedi.

NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg daha önce Ukrayna’ya asker gönderilmesi fikrini gözden geçirdiği iddiasını reddetmiş, ancak ittifakın NATO üyesi olmayan Ukrayna’yı desteklemeye devam edeceğini vurgulamıştı.

Aralarında Polonya, İspanya ve Çek Cumhuriyeti’nin de bulunduğu bir dizi NATO üyesi ülke de aynı tutumu benimsediklerini dile getirdi.

Rusya, Batılı müttefiklerin sağladığı modern silahlara önemli derecede bağımlı olan Ukrayna’dan çok daha büyük bir askeri güce sahip.

Batı’nın Ukrayna’ya yardımları hangi boyutta?

Almanya merkezli Kiel Enstitüsü verilerine göre ABD, Ukrayna’ya en fazla askeri yardımda bulunan ülke ve 15 Ocak itibarıyla 42,2 milyar euroluk (45 milyar dolar) taahhütte bulundu.

Almanya aynı dönemde 17,7 milyar euroluk taahhütle ikinci sırada yer alırken, onu 9,1 milyar euro askeri yardım sağlayan İngiltere takip ediyor.

Salı günü Biden, Beyaz Saray’da yapılan bir toplantı sırasında ABD Kongresi liderlerini Ukrayna için 60 milyar doları içeren 95 milyar dolarlık ABD yardım paketini onaylamaya çağırdı.

Paket, ABD Temsilciler Meclisi’ne takılmış durumda.

Avrupa Birliği de Mart ayına kadar Ukrayna’ya 1 milyon top mermisi gönderme hedefine ulaşamıyor.

Paris’teki toplantıda, üçüncü ülkelerden yüz binlerce mühimmatın satın alınmasına yönelik girişimde ilerleme kaydedildiği bildirildi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/nato-ulkeleri-ukraynaya-asker-gondermeyi-dusunmuyor/feed/ 0
GÖRÜŞ-Trump’ın tehditleri: NATO Türkiye gerçeğine yeni uyanıyor https://www.haber60.com.tr/gorus-trumpin-tehditleri-nato-turkiye-gercegine-yeni-uyaniyor/ https://www.haber60.com.tr/gorus-trumpin-tehditleri-nato-turkiye-gercegine-yeni-uyaniyor/#respond Tue, 27 Feb 2024 06:45:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=12617 Dr. Adam McConnel, Donald Trump’ın yaptığı son açıklama üzerine, ABD’nin NATO’dan çıkması halinde AB’nin durumunu ve Türkiye’nin NATO üyesi ülkelerle geleceğini AA Analiz için kaleme aldı.

***

“Taraflar Avrupa veya Kuzey Amerika’da içlerinden birine veya birkaçına karşı yapılacak silahlı bir saldırının hepsine karşı yapılmış bir saldırı sayılacağı ve dolayısıyla böyle bir silahlı saldırının vuku bulması halinde her birinin Birleşmiş Milletler (BM) şartının 51. maddesi ile tanınan bireysel veya toplu meşru müdafaa hakkını kullanarak silahlı kuvvet kullanılması da dahil olmak üzere gerekli gördüğü her türlü tedbiri bireysel olarak ve diğer taraflarla birlikte derhal almak suretiyle saldırıya uğrayan taraf veya taraflara yardım edeceği hususunda mutabık kalmışlardır.”[1]

“Türkiye’nin, NATO Müttefiklerinin tam rızası ve anlayışı olmadan Sovyet müdahalesine yol açacak bir adım atması durumunda, NATO müttefiklerinizin Türkiye’yi Sovyetler Birliği’ne karşı koruma yükümlülükleri olup olmadığını değerlendirme şansına sahip olmadıklarını umarım anlayacaksınız.”[2] Eski ABD Başkanı Donald Trump’ın NATO’ya yönelik son tehditlerinin yarattığı şok [3] ve panik [4] halini izlemek eğlenceli olmakla birlikte son derece trajik tonlar içeriyordu. Günün teması şaşkınlıktı. Bu nedenle ABD Başkan Yardımcısı Kamala Harris sinirleri yatıştırmakla görevlendirildi. Ancak tarihi anın farkındalığını ifade etmek ve dikkatli davranmak yerine, kendisi ya da konuşma yazarları son derece sönük bir söylemi tercih etti; “Uluslararası kural ve normları savunmalıyız.”[5] Bunu tam da ABD’nin Gazze’de ateşkes çağrısı yapan bir dizi Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi kararını veto ederken ve İsrail’in bu “uluslararası kural ve normları” en kanlı ve iğrenç şekilde ihlal etmesini engellemekten tamamen aciz olduğunu kanıtladığı bir zamanda söyledi. Washington’daki yetkililer sözde ideallerini yerine getirmezken ya da getiremezken bu tür basmakalıp sözlere kim inanır?

Türkiye’nin NATO gerçeği

Türkiye-ABD ilişkilerinin 25 yıllık bir gözlemcisi olarak, Trump’ın savunma harcamalarında payına düşeni yapmayan NATO üyelerini Rusya’yla tehdit etmesinin ardından aklıma tek bir özlü söz geldi; “Peki, nasıl bir hismiş?” Açıkçası, Trump’ın tehdidinin NATO başkentlerinin çoğunda yol açtığı telaş ve endişeye hiç sempati duyamadım. Türkiye, Haziran 1964’ten bu yana NATO Anlaşması’nın tüm üyeleri eşit derecede bağlayan bir karşılıklı savunma sözleşmesi olmadığı gerçeğiyle yaşadı. 5. madde sadece Washington’ın karar vermesi halinde uygulanabilirdi. Almanya Şansölyesi Olaf Scholz’un iddia ettiğinin aksine, Türkiye NATO’nun tam olarak “hepimiz birimiz, birimiz hepimiz için”[6] olmadığını uzun zamandır biliyordu. Scholz da hiçbir tarihsel farkındalık göstermeden ve anın aciliyetine yenik düşerek, “NATO’nun yardım garantisinin herhangi bir şekilde göreceli hale getirilmesi sorumsuzca ve tehlikelidir ve yalnızca Rusya’nın çıkarınadır”[7] ifadelerini kullandı. Buna yürekten katılıyorum. Ancak eski ABD Başkanı Lyndon Baines Johnson’ın Ankara’ya gönderdiği kötü şöhretli mektup kamuoyuna yansıdığında, diğer NATO üyeleri Başkan’ın tutumunun NATO Anlaşması’nın ihlali anlamına gelebileceği veya ABD’nin kararlılığına duyulan genel güvenin bu tür duygular nedeniyle zayıflayabileceği yönünde özel bir endişe ifade etmemişlerdi. Tam tersine, Türkiye “güvenilmez” aktör olarak yaftalanmıştı ve ABD, Türkiye’nin 1974 Kıbrıs müdahalesinden sonra Ankara’ya silah ambargosu uygulayacak kadar ileri gitti.[8]

Washington’ın bu tutumu Türkiye’yi son 40 yılda kendi yerli savunma sanayisini geliştirmeye zorladı.[9] Türkiye ayrıca İsveç ve Finlandiya’nın NATO’ya katılımını diğer NATO üyelerinden taviz koparmak için bir levye olarak kullanmak zorunda kaldı çünkü NATO’da Türkiye’ye eşit meşruiyet tanınmadı. Bu tavizlerin ilgili olduğu konular – F-16 modernizasyon kitleri, İsveç ve Kanada’nın uyguladığı silah ve teknoloji ambargoları, NATO’nun hem Suriye’de hem de Avrupa’da terör örgütü PKK/SDF’ye yönelik samimiyetsiz tutumu – asla böyle bir siyasi zorlamaya ihtiyaç duyan konular olmamalıydı. Aslında bu konulardaki politikalar Washington ya da Brüksel’deki yetkililerin aklına geldiği andan itibaren hatalıydı. Eğer Washington ve diğer NATO başkentleri bu konulara mantıklı, tarafsız ve dürüst bir şekilde yaklaşsalardı, Ankara ile NATO’nun geri kalanı arasındaki ilişkiler son 10 yılda herkesin yararına olacak şekilde çok daha sorunsuz olurdu.

ABD’siz NATO mu?

Trump’ın ABD’yi NATO’dan çıkarma tehdidi de bir o kadar çılgıncaydı ve görebildiğim kadarıyla açıkça dile getirilmeyen sonuçları Brüksel’de tüyleri diken diken etti. Zira Washington’ın olmadığı bir NATO, Türkiye’yi İngiltere’yle birlikte ittifakın iki baskın askeri gücünden biri haline getirecektir. Türkiye büyük bir farkla NATO’nun en büyük 2’nci konvansiyonel ordusuna sahip ve önde gelen bir insansız hava aracı gücü olarak ortaya çıktı. Ankara önemli yerli savunma üretim kapasitelerine sahip ve son 10 yıldır Suriye, Libya ve Kafkas Dağları gibi çeşitli yerlerde Rus kuvvetleriyle karşı karşıya geldi. İlginçtir ki Trump’ın tehditleri ve Avrupa’nın askeri kapasite eksikliği hakkındaki son analizler, Türkiye hakkında kayda değer bir şey söylemekten özenle kaçınıyor. [10]

ABD’nin NATO’dan çıkmasıyla birlikte, yıllardır Türkiye’yi 2’nci sınıf bir üye olarak gören bazı NATO başkentlerinin Ankara’nın ittifak içindeki liderlik rolünün artmasını kabul etmekten başka çareleri kalmayacak. Daha önce Türkiye’nin NATO’nun Doğu Akdeniz güvenlik düzenlemelerinin lideri haline getirilmesi gerektiğini savunmuştum.[11] Ancak ABD’nin NATO’dan çıkması bir adım daha ileri giderek Türkiye’yi Orta ve Batı Avrupa’nın tüm güvenlik düzenlemelerinin lideri haline getirecektir.

Türkiye-ABD işbirliği yenileniyor mu?

Türk parlamentosunun İsveç’in NATO üyeliğini onaylamasının, diğer NATO üyelerinin Türkiye için önemli konularda attıkları telafi edici adımların ve Ankara ile Washington arasındaki son görüşmelerin ardından, birçok analist ilişkilerin yenilenmesinden bahsetmeye başladı.[12] New Jersey Senatörü Bob Menendez’in ayrılması Türkiye için Kongre atmosferini iyileştirmiş gibi görünüyor. Geçmişte Menendez’in agresif Türkiye karşıtı söylemini yineleyen New Hampshire Senatörü Jeanne Shaheen bile geçtiğimiz hafta Ankara’da olmaktan gerçekten memnun görünüyordu.[13]

Öte yandan, ABD’li yetkililerin son 10 yılda Türkiye’ye karşı attığı pek çok üzücü adım ve ABD’nin PKK’nın Suriye kolunu desteklemeye devam etmesi, ilişkilerin yenilenmesine yönelik umutların yeni gelişmelere kadar beklemesi gerektiğini açıkça gösteriyor. Sonuç olarak, kasım ayındaki ABD seçimleri yaklaşır, Rusya Ukrayna’daki konumunu iyileştirirken ve Gazze’deki çatışma azalma belirtisi göstermezken, ABD ve NATO yetkililerinin Ankara ile ilişkileri yeniden inşa etmeleri için bir fırsat penceresi açılmış olabilir. Trump odaklı kıyamet senaryolarının hiçbiri gerçekleşmese bile, aynı ABD ve NATO yetkilileri Türkiye hakkındaki önyargılarını daha rasyonel ve dengeli bir şekilde değerlendirebilirlerse daha kalıcı bir ilerleme sağlanabilir.

[1] Kuzey Atlantik Anlaşması’nın 5. maddesi.

[2] U.S. President Lyndon Baines Johnson (LBJ) to Türkiye’s President İsmet İnönü, 5 June 1964. Referans için bakınız: The Middle East Journal, Summer 1966, s. 387.

[3] https://www.nytimes.com/2024/02/15/us/politics/trump-nato-threat.html#: ~: text=News%20Analysis-,Trump’s%20NATO%20Threat%20Reflects%20a%20Wider%20Shift%20on%20America’s%20Place,segment%20of%20the%20American%20public.

[4] https://www.nytimes.com/2024/02/16/world/europe/biden-putin-navalny.html

[5] Ibid.

[6] https://www.nytimes.com/2024/02/14/world/europe/europe-nato-trump-ukraine.html

[7] Ibid.

[8] The official U.S. documents from the era make clear that Washington saw Greece as the primary impediment to a solution in Cyprus, but Türkiye was treated as the malcontent. See: https://history.state.gov/historicaldocuments/frus1964-68v16

[9] Örneğin, bakınız: Füsun Türkmen, Türkiye-ABD İlişkileri, s. 98-105; Nasuh Uslu, Türk-Amerikan İlişkileri, s. 177-179; Suha Bölükbaşı, “The Johnson Letter Revisited,” Middle Eastern Studies, Temmuz 1993, s. 505-506.

[10] https://www.nytimes.com/2024/02/14/world/europe/europe-nato-trump-ukraine.html; https://www.nytimes.com/2024/02/18/world/europe/europe-russia-munich-conference.html

[11] https://www.aa.com.tr/en/analysis-news/-turkey-s-new-regional-security-role-70-years-late/1350816

[12] https://www.aa.com.tr/en/turkiye/turkish-president-erdogan-receives-us-senators-in-ankara/3143313; https://www.reuters.com/world/us-turkey-ties-now-have-significant-momentum-senator-murphy-says-2024-02-21/; https://www.mfa.gov.tr/sayin-bakanimizin-abd-li-senatorler-jeanne-shaheen-ve-chris-murphy-yi-kabulu–20-subat-2024–ankara.en.mfa; https://carnegieendowment.org/2024/02/12/can-f-16-deal-revive-turkish-american-partnership-pub-91606

[13] https://www.aa.com.tr/en/world/interview-us-senator-lauds-positive-relations-with-very-important-ally-turkiye/3144760

[Dr. Adam McConnel, 9 yıl boyunca Türk Tarihi dersleri verdiği Sabancı Üniversitesinde Tarih alanında yüksek lisans ve doktora derecesine sahiptir.]

*Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Anadolu Ajansının editöryal politikasını yansıtmayabilir.

]]>
https://www.haber60.com.tr/gorus-trumpin-tehditleri-nato-turkiye-gercegine-yeni-uyaniyor/feed/ 0
İsveç, Macaristan Parlamentosu’nun onayıyla NATO’ya katılmaya hazırlanıyor https://www.haber60.com.tr/isvec-macaristan-parlamentosunun-onayiyla-natoya-katilmaya-hazirlaniyor/ https://www.haber60.com.tr/isvec-macaristan-parlamentosunun-onayiyla-natoya-katilmaya-hazirlaniyor/#respond Tue, 27 Feb 2024 01:39:32 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=12550 İsveç, üyelik başvurusuna Macaristan Parlamentosu’nun da onay vermesiyle Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü’ne (NATO) katılmanın eşiğine geldi.

Rusya’nın iki yıl önce Ukrayna’yı işgal etmesinden bu yana NATO yeni üyeler kabul ediyor ve savunmasını güçlendiriyor.

Peki NATO nedir, hangi ülkeler üye, bundan sonraki adımları ne olabilir?

NATO nedir ve ne zaman kuruldu?

NATO, 1949 yılında aralarında ABD, İngiltere, Kanada ve Fransa’nın da bulunduğu 12 ülke tarafından kuruldu.

Hedefi Sovyetler Birliği’ne karşı bir blok oluşturmaktı.

NATO, üye ülkelerden birinin saldırıya uğraması halinde diğerlerinin ona savunması için yardım etmesi ilkesine dayanıyordu.

NATO’nun kendine ait bir ordusu bulunmuyor, ancak üye ülkeler krizlere yanıt olarak toplu askeri eylemler gerçekleştirebiliyor.

Üye ülkeler aynı zamanda askeri planlar koordine ediyor ve ortak askeri tatbikatlar düzenliyor.

NATO, Rusya’nın Şubat 2022’de Ukrayna’yı işgalinin, “müttefiklerin güvenliğine yönelik en kayda değer ve doğrudan tehdit” olduğunu söyledi.

Hangi ülkeler NATO üyesi?

NATO’nun Avrupa ve Kuzey Amerika’da 31 üyesi bulunuyor. İsveç’in de resmen katılmasıyla bu sayı 32’ye çıkacak.

Sovyetler Birliği’nin 1991’de dağılmasından sonra Doğu Avrupa’da Arnavutluk, Bulgaristan, Macaristan, Polonya, Çek Cumhuriyeti, Slovakya, Romanya, Litvanya, Letonya ve Estonya da ittifaka katıldı.

Alfabetik sıraya göre NATO üyesi ülkeler:

ABD, Almanya, Arnavutluk, Belçika, Bulgaristan, Çek Cumhuriyeti, Danimarka, Estonya, Finlandiya, Fransa, Hırvatistan, Hollanda, İngiltere, İspanya, İtalya, İzlanda, Kanada, Karadağ, Kuzey Makedonya, Letonya, Litvanya, Lüksemburg, Macaristan, Norveç, Polonya, Portekiz, Romanya, Slovakya, Slovenya, Türkiye, Yunanistan.

İsveç ve Finlandiya, Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin ardından Mayıs 2022’de katılmak için başvuruda bulundu.

İki ülke bundan önce tarafsızlık politikası uyguluyordu.

Rusya ile 1340 kilometrelik kara sınırı olan Finlandiya, NATO’ya Nisan 2023’te katıldı.

İsveç’in üyeliği, Türkiye ve Macaristan’ın karşı çıkması nedeniyle ertelenmişti.

Türkiye, İsveç’in PKK ile mücadelede yeterli adım atmadığı gerekçesiyle başvurusunu onaylamamıştı. Ancak bir süre devam eden müzakerelerin ardından Ocak 2024’te başvuruyu kabul etti.

Macaristan da İsveç’in kendisine yönelik hukuk devleti eksikliklerini gerekçe göstererek gündeme getirdiği eleştirileriyle içişlerine müdahale ettiği gerekçesiyle üyeliğine onayı uzun süre geciktirdikten sonra desteklediğini açıkladı.

Şimdi İsveç’in NATO üyesi olması için resmi adımlar atılacak.

İsveç ve Finlandiya’nın katılımıyla NATO, 1990’lı yıllardan bu yana en büyük genişlemesini yaşıyor.

NATO’nun saflarına yaklaşık 300 bin aktif ve yedek asker eklenecek.

Ukrayna, Bosna Hersek ve Gürcistan da NATO’ya katılma talebinde bulundu.

Ukrayna katılacak mı?

NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, Ukrayna’nın üye olmasının “kaçınılmaz” olduğunu, ancak bunun savaş sona erene kadar gerçekleşmeyeceğini söyledi.

Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenskiy, Ukrayna’nın mümkün olan en kısa sürede kabul edilmesini istedi.

Temmuz 2023’ten bu yana NATO-Ukrayna Konseyi, Ukrayna’nın Rusya’ya karşı kendini savunmasına yardımcı olacak çabaları koordine ediyor.

Rusya, ittifak güçlerini kendi topraklarına çok yaklaştıracağı endişesiyle Ukrayna’nın NATO’ya katılması fikrine karşı çıkıyor.

NATO üyeleri savunma için ne kadar harcama yapıyor?

NATO, üye ülkelerden milli gelirlerinin en az yüzde 2’sini savunmaya harcamalarını talep ediyor.

ABD yaklaşık yüzde 3,5 oranında harcama yaparken, Polonya ve Baltık ülkeleri gibi Rusya’ya sınırı olan ülkeler ordularına yüzde 2’den fazla harcama yapıyor.

Ancak Fransa, Almanya, İtalya ve İspanya gibi ülkeler 2023 yılında asgari seviyenin altında harcama yaptı.

Türkiye’nin 2023 yılında savunmaya yönelik harcaması gayrisafi yurt içi hasılasının (GSYH) yüzde 1,31 oranındaydı.

ABD’de bu yıl yapılacak başkanlık seçimlerinde yeniden aday olmak için kampanya yürüten eski başkan Donald Trump’ın, Rusya’yı GSYH’sinin yüzde 2’den fazlasını savunmaya ayırmayan NATO ülkelerine saldırmaya teşvik edeceğini söylemesi tartışma yarattı.

NATO yönetimi, 2023 yılında birçok üyenin savunma harcamalarında “benzeri görülmemiş bir artış” olduğunu ve 18 ülkenin 2024 yılında yüzde 2’lik seviyeyi karşılamasının ya da aşmasının beklendiğini söyledi.

NATO üyeleri Ukrayna’ya ne tür silahlar veriyor?

NATO ittifak örgütü olarak Ukrayna’ya silah göndermedi, ancak bazı üye ülkeler bireysel olarak bunu yaptı.

ABD, İngiltere, Almanya ve Türkiye Ukrayna’ya tanksavar silahlar, füze savunma sistemleri, topçu silahlar, tanklar ve askeri insansız hava araçları (SİHA) gönderdi.

ABD ve İngiltere ayrıca uzun menzilli füzeler de tedarik etti.

ABD, NATO ülkelerinin F-16 gibi savaş uçaklarını Ukrayna’ya vermesine ve pilotları eğitmesine izin verdi.

Hollanda yakında 18 adet F-16 jeti gönderebileceğini duyurdu.

Ancak NATO ülkeleri, Rusya ile doğrudan bir çatışmaya neden olabileceği için Ukrayna’ya asker göndermiyor ya da bölge üzerinde uçuşa yasak bölge uygulamak için hava kuvvetlerini kullanmıyor.

NATO, Rusya’ya karşı savunmasını nasıl artırıyor?

NATO komutanları 2023 yılında Kuzey Kutbu ve Kuzey Atlantik’te, Orta Avrupa’da ya da Akdeniz bölgesinde olası Rus saldırılarına karşı ayrıntılı planlar üzerinde anlaştı.

NATO ayrıca Avrupa’da yüksek alarmda bulunan birliklerinin sayısını 40 binden 300 binin üzerine çıkarmayı planladığını duyurdu.

Buna ek olarak, Rusya sınırındaki doğu kanadındaki savunmasını sekiz muharebe grubuyla güçlendirdi.

Mayıs ayı sonuna kadar NATO, 31 ülkenin yanı sıra İsveç’ten 90 bin personelin katılımıyla bugüne kadarki en büyük askeri tatbikatlarından biri olan Steadfast Defender’ı düzenliyor.

]]>
https://www.haber60.com.tr/isvec-macaristan-parlamentosunun-onayiyla-natoya-katilmaya-hazirlaniyor/feed/ 0
Batılı Liderler Ukrayna’ya Dayanışma İçin Kiev’e Geldi https://www.haber60.com.tr/batili-liderler-ukraynaya-dayanisma-icin-kieve-geldi/ https://www.haber60.com.tr/batili-liderler-ukraynaya-dayanisma-icin-kieve-geldi/#respond Sun, 25 Feb 2024 00:00:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=11840 Belçika Başbakanı Alexander de Croo, İtalya Başbakanı Giorgia Meloni, Kanada Başbakanı Justin Trudeau ve Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Rusya- Ukrayna Savaşı’nın ikinci yılı geride kalırken Ukrayna’ya dayanışma için Kiev’e gelerek Gostomel Havalimanı’nda Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy ile basın toplantısı düzenledi. Ukrayna’ya destek açıklaması yapan NATO Genel Sekreteri Jens Stoltengberg ise, “Ukrayna NATO’ya katılacaktır” dedi.

Rusya-Ukrayna Savaşı’nın ikinci yılı geride kalırken batılı liderler dayanışma göstermek amacıyla Ukrayna’nın başkenti Kiev’e geldi. Belçika Başbakanı Alexander de Croo, İtalya Başbakanı Giorgia Meloni, Kanada Başbakanı Justin Trudeau ve Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen Polonya’dan gece treniyle Ukrayna’yı ziyaret etti. Ukrayna’ya destek gösteren liderler, İtalya’nın dönem başkanlığındaki G7 Devlet ve Hükümet Başkanları toplantısı öncesinde Gostomel Havalimanı’nda basın toplantısı düzenledi. Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy ile basın toplantısında konuşan İtalya Başbakanı Giorgia Meloni, bulundukları havalimanının Moskova’nın başarısızlığının ve Ukrayna’ın gururunun bir sembolü olduğunu ifade ederek, “Birkaç kişinin kahramanlığı tarihin akışını değiştirdi. Bunlardan biri de 2 yıl önce 24 Şubat’ta burada gerçekleşti” dedi.

“Ülkenizi kurtardınız, tüm Avrupa’yı kurtardınız”

Kanada Başbakanı Justin Trudeau da “Putin bu havaalanı gibi stratejik hedefleri kolayca ele geçirebileceğinden emindi. Rus kuvvetleri Gostomel Havaalanı’nı hızlıca ele geçirmeye çalıştı. Bugün buradaki barlığımız yanıldığını görebilirsiniz. Ukraynalılar ortak geleceğimiz için savaşıyor” dedi.

Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ise saldırıların başladığı günden itibaren Ukrayna’yı savunan birlikleri överek “”Kiev güçlü durdu. Cesaretiniz Putin’in durdurdu. Kaçmadınız ya da ürkmediniz. Ukraynalı kahramanlardan oluşan küçük bir birlik, son nefesinize kadar savaşarak işgalcileri geri püskürttü. Rusya’nın Ukrayna’nın kalbine yönelik saldırısını durdurmayı başardınız. Ülkenizi kurtardınız, tüm Avrupa’yı kurtardınız” ifadelerini kullandı.

Belçika Başbakanı Alexander de Croo, son 2 yılın yıkım, can kaybı ve travma ve acıyı kabul ederek, “Ukrayna’nın müttefikleri Ukrayna hükümetiyle omuz omuza” dedi.

“İlk ve esaslı yenilgisini de burada yaşadı”

Holtomel’de sembolik bir alanda olduklarını dile getiren Zelenskiy ise, “Putin burada savaşı kazanmak istiyordu. İlk ve esaslı yenilgisini de burada yaşadı. Askerlerimiz Rus katillerin inişini yok ettiğinde dünya da en önemli noktayı gördü. Her kötülüğün yenilebileceğini ve Rus saldırganlığının bir istisna olmadığını gördü. Dünya henüz Ukrayna’ya inanmazken, Ukraynalılar savaşabileceklerini, direnebileceklerini devam edeceklerini kanıtladılar” ifadelerini kullandı. Zelenskiy, Ukrayna’yı destekleyen tüm arkadaşlarına teşekkür ederek, “Tüm zorluklara ve şüphelere rağmen dünyanın dikkati hala Ukrayna’da. Geleceğimiz kendi ellerimizde” dedi.

“Ukrayna NATO’ya katılacaktır”

NATO Genel Sekreteri Jens Stoltengberg, “Rus tanklarının Ukrayna’ya girmesinin üzerinden 2 yıl geçti. İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana Avrupa’da yaşanan en büyük savaşın başlangıcı” dedi. Savaşta ölen Ukraynalı askerleri nana Stoltenberg, “Savaş alanındaki durum son derece ciddi olmaya devam ediyor. Putin’in Ukrayna’ya hakim olma hedefi değişmedi ve barışa hazırlandığına dair hiçbir belirti yok. Çoğunun korktuğu gibi Ukrayna haftalar içinde çökmedi. Rusya tarafından ele geçirilen toprakların yarısını geri aldınız, Rusya’yı Karadeniz’in büyük bölümünden geri püskürttünüz ve Rus kuvvetlerine ağır kayıplar verdirdiniz” ifadelerini kullandı. NATO müttefiklerinin Ukrayna’ya maddi ve manevi desteğinden bahseden Stoltenberg, “Bu savaşı Putin başlattı çünkü NATO’nun kapısını kapatmak ve Ukrayna’nın kendi yolunu seçme hakkını elinden almak istiyordu. Ancak tam tersini başardı, Ukrayna artık NATO’ya her zamankinden daha yakın” dedi.

Stoltenberg, konuşmasını “Ukrayna NATO’ya katılacaktır. Bu bir ‘eğer’ sorusu değil, ‘ne zaman’ sorusudur. Sizi o güne hazırlarken, NATO Ukrayna’nın yanında olmaya devam edecek” diyerek tamamladı. – GOSTOMEL

]]>
https://www.haber60.com.tr/batili-liderler-ukraynaya-dayanisma-icin-kieve-geldi/feed/ 0
Milli Savunma Bakanlığında basın bilgilendirme toplantısı yapıldı https://www.haber60.com.tr/milli-savunma-bakanliginda-basin-bilgilendirme-toplantisi-yapildi/ https://www.haber60.com.tr/milli-savunma-bakanliginda-basin-bilgilendirme-toplantisi-yapildi/#respond Thu, 22 Feb 2024 22:15:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=10901 Milli Savunma Bakanlığı (MSB) Irak ve Suriye’nin kuzeyi dahil son bir haftada 60 teröristin etkisiz hale getirildiğini duyurdu.

Milli Savunma Bakanlığınca basın bilgilendirme toplantısı düzenlendi. Bakanlıkta gerçekleştirilen basın toplantısında konuşan Milli Savunma Bakanlığı Basın Halkla İlişkiler Müşaviri Tuğamiral Zeki Aktürk, “Irak ve Suriye’nin kuzeyi dahil; son bir haftada 60 terörist etkisiz hale getirilmiştir. Böylece, 1 Ocak’tan bugüne kadar 184’ü Irak’ın, 274’ü Suriye’nin kuzeyinde olmak üzere etkisiz hale getirilen terörist sayısı 458 olmuştur. Pençe-Kilit Operasyonu Bölgesinde, 17 Şubat’ta bir üs bölgemize sızma girişiminde bulunan teröristlerle çıkan çatışmada bir kahraman silah arkadaşımız şehit olmuş, 11 terörist etkisiz hale getirilmiştir. Çatışmada şehit olan kahraman silah arkadaşımız Piyade Sözleşmeli Er Salih Ay’a bir kez daha Allah’tan rahmet diliyoruz” ifadelerini kullandı.

“Pençe-Kilit Harekatı’nda bugüne kadar 824 terörist etkisiz hale getirilmiştir”

Çatışma sonrası gerçekleştirilen arama-tarama faaliyetlerinde çeşitli miktarlarda piyade tüfeği ve şarjörü, tanksavar silahı ve mühimmatı ile çok sayıda el bombası ve malzeme ele geçirildiğini bildiren Aktürk, “Pençe-Kilit Harekatı’nda bugüne kadar 824 terörist etkisiz hale getirilmiş, değişik çaplarda toplam bin 896 silah ve 796 bin 153 mühimmat ele geçirilmiş, 2 bin 605 mayın/el yapımı patlayıcı tespit ve imha edilmiş, 862 mağara/sığınak kullanılamaz hale getirilmiştir” diye konuştu.

Suriye’de istikrarın tesis edilmesi için çalışmalar devam ediyor

Aktürk ayrıca Suriye’de istikrarın bir an önce tesis edilmesi, Suriyelilerin emniyetli bir ortama geri dönüşleri ve normalleşmenin sağlanmasına yönelik çalışmaların da devam ettiğini bildirdi.

“3 bin 94 şahıs hududu geçemeden engellenmiştir”

Sınır hattının cumhuriyet tarihinin en yoğun ve etkin tedbirleri ile korunduğuna dikkati çeken Aktürk, “Son bir haftada hudutlarımızdan yasa dışı yollarla geçmeye çalışan 201 şahıs yakalanmıştır. Yakalanan şahıslardan 5’i terör örgütü mensubudur. 3 bin 94 şahıs ise hududu geçemeden engellenmiştir. Böylelikle, 1 Ocak’tan bugüne kadar hudutlarımızdan yasa dışı yollarla geçmeye çalışırken yakalananların sayısı bin 347’ye yükselmiştir. Hududu geçemeden engellenen kişi sayısı da 27 bin 631 olmuştur” açıklamasında bulundu.

Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler’in katıldığı NATO Savunma Bakanları toplantısı ile ilgili konuşan Aktürk, “Bakanımız, 15 Şubat’ta Brüksel’deki NATO Savunma Bakanları Toplantısı’na katılım sağlamıştır. Söz konusu toplantıda Sayın Bakanımız tarafından; İttifak’ın savunma ve caydırıcılık yapısının güçlendirilmesi çalışmaları, NATO’nun komuta ve kuvvet yapısına, harekat ve misyonlarına kara-deniz-hava ve uzaydaki gayretlerine yaptığımız katkılar, başta toprak bütünlüğü olmak üzere Ukrayna’ya olan desteğimiz, Montrö Sözleşmesi’ni hassasiyetle ve tavizsiz bir şekilde uygulamaya devam edeceğimiz, Karadeniz’deki dengenin ‘bölgesel sahiplik’ ilkesi çerçevesinde korunmasının önemi ve bu doğrultuda Bulgaristan ve Romanya ile ‘Karadeniz Mayın Karşı Tedbirleri Görev Grubu Mutabakat Muhtırasını’ imzaladığımız, Avrupa Birliği üyesi olmayan Müttefiklerin, Avrupa Birliğinin savunma girişimlerine tam katılımının sağlanması gerektiği, Gazze’de derhal ateşkese varılması ve insani yardıma imkan sağlanması, terörizmin tüm biçim ve tezahürleriyle kararlılıkla mücadele etmekte olduğumuz ve bu konuda müttefiklerimizden destek beklediğimiz, PKK/YPG’nin Irak’taki varlığının hem bu ülkedeki NATO misyonuna hem de NATO’ya bir bütün olarak tehdit oluşturduğu ve bu hain terör örgütüne sağlanan desteğin sonlandırılması gerektiği hususlarında görüş ve değerlendirmelerde bulunulmuştur” ifadelerini kullandı.

Aktürk, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Müttefiklerimiz tarafından ihraç kısıtlarına maruz bırakılmamızın kabul edilebilir olmadığı, İttifak’ın caydırıcılık ve savunma kabiliyetini de artıracak şekilde bazı müttefiklerimizin son dönemde attığı olumlu adımları memnuniyetle karşıladığımız, Türkiye’nin güvenilir bir NATO müttefiki olarak; riskler ve tehditler karşısında kolektif yükün üzerine düşen kısmını, hatta bazen de daha fazlasını üstlendiği ve gelecekte de üstlenmeye devam edeceği ifade edilmiştir. Söz konusu toplantı kapsamında Bakanımız; Almanya liderliğinde başlatılan Avrupa Gökyüzü Kalkanı Girişimi’ne (European Sky Shield Initiative-ESSI) ülkemizin katılım beyanı ile Ukrayna’ya destek kapsamında Birleşik Krallık liderliğinde başlatılan füze ve mühimmat konularındaki çok uluslu tedarik Girişimlerine ve yine Almanya liderliğinde başlatılan Entegre Hava ve Füze Savunması girişimleri için düzenlenen imza törenlerine de katılım sağlamıştır.”

“Ülkemiz NATO’nun ikinci büyük ordusu olarak İttifak’ın merkezinde yer almaya devam edecektir”

Bakan Güler’in ikili görüşmelerine ilişkin açıklamalarda bulunan Aktürk, “Ayrıca, Litvanya ve Polonya Savunma Bakanları ile ikili ve heyetler arası görüşmeler gerçekleştiren Sayın Bakanımız; Yunanistan, Hırvatistan, Bulgaristan, Birleşik Krallık ve Macaristan Savunma Bakanları ile ikili görüşmeler gerçekleştirmiş, çok sayıda mevkidaşıyla bir araya gelmiş ve NATO karargahında görev yapan Türk Askeri Temsil Heyet Başkanlığımızı ziyaret etmiştir. Ülkemiz; 75’inci yılına giren NATO’ya, katılışının 72’nci yılında da önemli ve belirleyici katkılarda bulunmaya, NATO’nun ikinci büyük ordusu olarak İttifak’ın merkezinde yer almaya devam edecektir” ifadelerini kullandı.

Marmara Denizi’nde batan BATUHAN-A isimli kargo gemisi için yürütülen çalışmalara dair bilgi veren Aktürk, “Deniz Kuvvetlerimiz, mürettebatı arama-kurtarma çalışmalarına; deniz karakol uçağı, mayın avlama gemisi, araştırma gemisi ve arama kurtarma gemisi ile destek sağlamış olup halihazırda iki gemi ile çalışmalar devam etmektedir” ifadelerini kullandı.

Milli muharip uçak KAAN’ın ilk uçuşunun hayırlı olmasını dileyen Aktürk, “Dün ülkemizin savunma ve güvenlik geleceğindeki en önemli kuvvet çarpanı olarak ilk uçuşunu başarıyla gerçekleştiren yerli ve milli muharip uçağımız KAAN’ın ülkemize, milletimize hayırlı, uğurlu olmasını diliyor ve emeği geçenleri tebrik ediyoruz” dedi. – ANKARA

]]>
https://www.haber60.com.tr/milli-savunma-bakanliginda-basin-bilgilendirme-toplantisi-yapildi/feed/ 0
ASELSAN, NATO’ya yönelerek ihracatı artırmayı hedefliyor https://www.haber60.com.tr/aselsan-natoya-yonelerek-ihracati-artirmayi-hedefliyor/ https://www.haber60.com.tr/aselsan-natoya-yonelerek-ihracati-artirmayi-hedefliyor/#respond Thu, 22 Feb 2024 21:45:38 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=10875 ASELSAN Genel Müdürü Ahmet Akyol, “Bu sene Savunma Sanayii Başkanlığımızın koordinasyonuyla NATO’ya yöneldik. Dünyadaki en yüksek standartların olduğu NATO’da ihalelere giriyoruz.” dedi.

Akyol, 16-18 Şubat’ta düzenlenen “Savunma ve Havacılık Sanayiinde Küresel Stratejiler Konferansı” için bulunduğu Antalya’da AA muhabirine, Türkiye Cumhuriyeti’nin menfaatleri doğrultusunda savunma sanayisinde ihracatı bir adım yukarıya çıkarmaya çalıştıklarını söyledi.

ASELSAN’ın tüm platform üreticilerinin içindeki elektronik sistemleri, akıl katan sistemleri yapan bir firma olduğunu belirten Akyol, denizaltılar, gemiler, kara araçları, İHA’lar, uçaklar, helikopterler ve uydularda kullanılan faydalı yükleri, elektronik sistemleri, son teknoloji ürünleri geliştirdiklerini kaydetti.

Bu sistemleri geliştirerek savunma sanayi sektörünün katma değeri yüksek ihracat yapmasının önünü açtıklarına dikkati çeken Akyol, “Kendimizin doğrudan temin edip son kullanıcıyla buluşturduğumuz ürünler de var. 14 ülkede ofis, firmamız veya ortaklığımız var. Güney Amerika’dan Güney Afrika’ya, Uzak Doğu’dan Balkanlar’a, Orta Doğu’dan Türk cumhuriyetlerine kadar birçok yerde fabrikalarımız, dizayn ofislerimiz faaliyet gösteriyor. Küresel bir şirket haline dönüştük. Dünyada önemli savunma sanayi firmalarının listelendiği ligde Türkiye’yi temsil eden en yukarıdaki firmayız.” diye konuştu.

“İhracat yaptığımız ülke sayısı 86 oldu”

Akyol, 2023’te 601 milyon dolarlık yeni sözleşme imzaladıklarını kaydederek, bunun, ASELSAN’ın bugüne kadar ulaştığı en yüksek rakam olduğunu bildirdi.

Dört yeni ülkeye ihracat yapma imkanı yakaladıklarını aktaran Akyol, “Böylece kurulduğumuz günden bu yana ihracat yaptığımız ülke sayısı 86 oldu.” bilgisini paylaştı.

Akyol, 2024 stratejilerini alanında en iddialı ürün yapmak, dünyada kendi segmentinde en azından ilk 3’te olmak, ihracat odaklı büyüyen ve yeni konseptler yaparak dünyada fark yaratan bir anlayışı uygulamak olarak belirlediklerini kaydetti.

Türkiye’ye konulan ambargo nedeniyle verilmeyen kameralara karşı ASELFLIR 500 kamerasını yaptıklarına, bunun dünyadaki bütün muadillerinden daha iyi bir kamera olduğuna işaret eden Akyol, “İhracat odaklı büyümeye, geliştirmeye devam ediyoruz. 2024 yılında dünyanın her yerinde bayrak göstermeye devam edeceğiz. 2024, hem savunma sanayi sektörü hem de ASELSAN için başarılarla dolu bir yıl olacak.” değerlendirmesinde bulundu.

“Uluslararası bütün yapılarda daha fazla yer almaya odaklandık”

ASELSAN’ın içerisinde NATO ihaleleri için özel bir birim kurduklarını anlatan Akyol, “NATO’nun bütün birimleriyle çalışıyoruz. Bu sene Savunma Sanayii Başkanlığımızın koordinasyonuyla NATO’ya yöneldik. Bütün dünyadaki en yüksek standartların olduğu NATO’da ihalelere giriyoruz. NATO standartlarında dünyadaki sayılı firmalarla yarışacak pozisyona girmek bir süreçti ve bu süreci Türkiye başardı. Bu, geldiğimiz seviyeyi gösteriyor. Sadece NATO değil, OCCAR ve BM gibi uluslararası bütün yapılarda daha fazla yer almaya odaklandık.” dedi.

Ukrayna-Rusya savaşıyla özellikle Doğu Avrupa’da askeri harcamalarda artış olduğunun altını çizen Akyol, şunları söyledi:

“Romanya’dan yeni geldim. Macaristan’dan Polonya’sına, Estonya’sına kadar geçmişten daha fazla savunma sanayiye odaklanma var. Doğu Avrupa’yı önümüzdeki dönemde geleneksel ihracat pazarlarımızın içinde yeni bir alan olarak görüyorum. ASELSAN olarak Balkanlar ve Polonya için yeni birimimizi, ofisimizi aktif hale getirdik. Geleneksel pazarlara yeni yeni başlayan Afrika ülkelerinin yanı sıra Doğu Avrupa’nın da eklendiğini söylemek isterim. Şili’de tank modernizasyonu ihalesi kazandık. Orada bu çalışmayı yürütmeye başladık. Filipinler’de hava savunma ihalesi kazandık. Dünyanın bütün noktalarında faaliyet gösterecek seviyeye çıktık.”

“ASELSAN çalışanlarının yüzde 60’tan fazlası mühendis”

ASELSAN bünyesinde 10 bin 600 çalışan olduğu bilgisini veren Akyol, çalışanların yüzde 60’tan fazlasının mühendis olduğuna işaret etti.

Dokuz AR-GE merkezleri bulunduğunu belirten Akyol, sözlerini şöyle tamamladı:

“Ankara ve Konya’da 2 meslek lisemiz var. Çalışanlarımızın yüzde 10’u kadar her yıl stajyer alıyoruz. Bu yıl ilk defa üniversitelerin 3’üncü sınıfındaki gençlerin ASELSAN’da yarı zamanlı çalışabilecekleri bir program başlattık. Üniversite 3’üncü ve 4’üncü sınıf öğrencileri ASELSAN’da çalışma deneyimi kazanıyor. Firmamızın içinde de yeni yetkinlikler kazandıracağımız uluslararası eğitim programları var. ASELSAN Akademisi’ni kurduk. Mühendislik faaliyeti yürüten arkadaşlarımız bu akademide master ve doktora yapabiliyor. Lise çağından doktorasına kadar uçtan uca yatırım yaptığımız çalışanlarımız ile Türkiye’nin çok zorlayıcı projelerini bir bir hayata geçiriyoruz. Ülkemizin bize yüklediği sorumluluk ile daha fazlasını yapmak için çaba gösteriyoruz.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/aselsan-natoya-yonelerek-ihracati-artirmayi-hedefliyor/feed/ 0
Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanı: Savunma ve havacılık sanayii ihracatı arttı https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskanligi-savunma-sanayii-baskani-savunma-ve-havacilik-sanayii-ihracati-artti/ https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskanligi-savunma-sanayii-baskani-savunma-ve-havacilik-sanayii-ihracati-artti/#respond Sat, 17 Feb 2024 21:03:13 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=9088 Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanı Prof. Dr. Haluk Görgün, “2022 yılında 4,364 milyar dolar olan savunma ve havacılık sanayii ihracat rakamımız 2023 yılında yüzde 27’lik artışla 5,5 milyar dolara ulaştı. Firmalarımız 2023 yılında toplam değeri 10,240 milyar doları aşan sözleşmeler imzaladı.” dedi.

Görgün, Antalya’daki Belek Turizm Merkezi’nde düzenlenen “Savunma ve Havacılık Sanayiinde Küresel Stratejiler Konferansı”nda yaptığı konuşmada, uluslararası ilişkiler siyasi, ekonomik, askeri ve teknolojik ilişkilerden oluşan dört sütunlu bir yapı olarak düşünülürse bu konuların kesişim noktasında savunma sanayiinin bulunduğunu belirtti.

Küresel gelişmelerin savunma sanayiinin faaliyet alanını gittikçe genişlettiğine dikkati çeken Görgün, uluslararası siyasetin klasik aktörü olan devletler ve uluslararası kuruluşlara, çok uluslu şirketler, lobiler, sivil toplum kuruluşları, terör ve suç şebekelerinin de eklendiğini kaydetti.

Görgün, bütün bunlara dijital dönüşüm ve yeni teknolojiler de eklendiğinde tehditlerin ve bunlarla baş etme yöntemlerinin sürekli bir yarış içerisinde olduğu bir dünyayla karşı karşıya kaldıklarını anlatarak, salgın dönemi ve Rusya-Ukrayna Savaşı’nın savunma sanayiinin muharebe alanıyla sınırlı kalamayacağını, gıda güvenliği, halk sağlığı gibi kavramlardan da ayrı düşünülemeyeceğini gösterdiğini vurguladı.

Son dönemde bölgedeki savaşlar, terör tehditleri, sınır güvenliği ve mülteci akımları gibi gelişmelerin savunma sanayiini kamuoyunda öne çıkan bir kavram haline taşıdığını aktaran Görgün, “Rusya-Ukrayna savaşı, NATO’nun ve Avrupa’nın adeta unutmaya başladığı konvansiyonel tehditleri yeniden gündeme getirmiştir. Dünyada Ukrayna dışında da 56 ülkede 2022 yılı itibariyle silahlı çatışma yaşandı. Bunların üçünde Ukrayna, Myanmar ve Nijerya’da 10 binin üzerinde yaşamın yitirildiğini görüyoruz.” dedi.

Görgün, Vilnus Zirvesi’nde müttefik ülkelerin Rusya-Ukrayna savaşından çıkan dersler ışığında NATO’nun savunma sanayii alanında karşılaştığı sorunlara yönelik çok önemli bir bildirge üzerinde anlaştığının altını çizerek, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu bildirgeyle savaş ekonomisi mantığına hızla geçiş yapabilmek amaçlandı. Mühimmat ve diğer kritik ürünlerin üretiminde sürat ve kapasiteyi artırma ve savunma teçhizatının birlikte çalışabilirliğini hedefleyen Savunma Üretimi Eylem Planı üzerinde mutabık kılındı. NATO müttefikleri, Ukrayna’da sahadan Rusya gibi bir konvansiyonel tehdit karşısında sıcak çatışma ortamında ihtiyaçların hızlıca üretilip teslim edileceği bir savunma sanayii kapasitesinin tesisi, savunma üretim zincirlerinin özellikle müttefikler arasında işbirliğinin geliştirilmesi suretiyle hızlandırılması, müttefiklerin NATO standartlarında ürettikleri ekipman ve mühimmatın birbiriyle çalışabilirliğinin geliştirilmesi gibi 3 önemli ders çıkarttı.”

Türk firmalara, NATO ihalelerine katılım önerisi

Savunma sanayi alt yapısının sadece Türkiye’nin değil müttefiklerinin de ihtiyaçlarına yetişecek şekilde daha da büyüme ihtiyacı ve fırsatı ile karşı karşıya olduğuna işaret eden Görgün, “NATO ülkelerinin yüzde ikilik orandaki taahhüdünün, savunma bütçelerinde çok büyük artışlara neden olacağı aşikardır. Bu da standartlarında üretim yaptığımız NATO üyeleri ve ortaklıklarıyla birlikte 50 ülkelik büyük ve küresel bir pazara dönüştürmektedir. Bizim için de özellikle teknolojisi gelişmiş Avrupa ülkeleriyle ortak üretim imkanı açısından karşılıklı faydaya dayalı önemli bir fırsat doğmuş bulunmakta olup savunma sanayii iş gücümüz hem niteliği hem de maliyeti açısından NATO için eşsiz bir fırsat sunmaktadır.” ifadelerini kullandı.

NATO Savunma Yatırım Programı, Askeri Bütçe ve Sivil Bütçesi için 2024 yılında toplam 8 milyar avroluk bir kaynak ayırdığını belirten Görgün, tüm firmalara NATO ihalelerine katılım gibi kendilerine hedef koymalarını önerdi.

Haluk Görgün, NATO’nun hem uzun vadeli geliştirme programlarına hem de hazır alım ihalelerine firmaların büyük önem vermesi gerektiğini vurguladı.

Görgün, başkanlık olarak NATO ihaleleri ve iş imkanları konusunda farkındalığı arttırıcı çalışmalar, ziyaretler, eğitim faaliyetleri ve konferanslar yapmayı planladıklarını dile getirerek, “Türkiye, NATO’nun en büyük ve saygın bir üyesidir. Kurallara, şartnamelere uygun hazırlayıp teklif sunulan ihalelerde firmalarımızın şansı diğer üyelerle eşit olacaktır.” şeklinde konuştu.

SIPRI’nin yayınladığı listede, geçen yıl ASELSAN, BAYKAR, TUSAŞ ve ROKETSAN’ın ilk 100 firma içerisinde yer aldığı bilgisini veren Görgün, Türk savunma sanayiinin gelişen teknolojisi ve artan ihracat kapasitesiyle, dünya çapında pek çok ülkenin imreneceği bir seviyeye ulaştığını kaydetti.

“Savunma sanayiimiz son 10 yılda 185 ülkeye 230 çeşit ürün ihraç etti”

Savunma sanayiindeki ihracatın sürdürülebilirliğinin sektörün geleceği için önem taşıdığının altını çizen Görgün, şöyle konuştu:

“2002 yılında sadece 248 milyon dolar olan savunma ve havacılık ihracatımız yıldan yıla kat be kat arttı. 2022 yılında 4,364 milyar dolar olan savunma ve havacılık sanayii ihracat rakamımız 2023 yılında yüzde 27’lik artışla 5,5 milyar dolara ulaştı. Firmalarımız 2023 yılında toplam değeri 10,240 milyar doları aşan sözleşmeler imzaladı. Savunma sanayiimiz son 10 yılda 185 ülkeye 230 çeşit ürün ihraç etti. Bu büyüme Türk savunma sanayii ürünlerinin dünya pazarında bir marka haline gelmesinin sonucudur. Türkiye’de kilogram başına ihracat tutarı ortalamada 1,57 dolar iken, savunma sanayiimiz geçtiğimiz yıla oranla kilogram başına ihracat değerini yüzde 14 arttırarak 65 doları aşmış ve ekonomimize ve dolaylı olarak toplumsal refaha yüksek bir katkı sağlamıştır.”

Görgün, bu başarıyı sürdürmek için Ar-Ge ve inovasyona yatırım yapmaya, uluslararası işbirliklerini güçlendirmeye ve yeni pazarlara açılmaya devam etmeleri gerektiğini, yerli ve milli vizyon ile gelecek nesilleri teknolojiyi tüketen değil, tasarlayan, üreten ve ihraç eden bir konuma taşıyacaklarına inandığını kaydetti.

“Geleceğe yönelik hedeflerimiz büyük ve vizyonumuz net”

Yapay zeka, robot ve otonom araçlar, ileri malzemeler, nanoteknoloji, biyoteknoloji ve kuantum bilgisayarlar gibi alanlarda kaydedilen gelişmelerin, hem tehditlerin hem de bunlarla savaşma vasıtalarının da durmak bilmeyen bir yarış içinde olacağına işaret ettiğini anlatan Görgün, şunları kaydetti:

“Bu ortam, dinamik stratejik planlara, hızlı karar alma mekanizmasına, kararları uygulama iradesine ve kesintisiz finansman imkanlarına olan ihtiyacı arttırmıştır. Bu noktada da ifade etmek isterim ki Savunma Sanayii Başkanlığımız da işte tam bu ihtiyaçları karşılamak için çok büyük bir öngörüyle teşkilatlandırılmış olup günümüzde de en üst seviyede desteklenmektedir. Geleceğe yönelik hedeflerimiz büyük ve vizyonumuz net. Yerli ve milli üretim vizyonuyla bizlere liderlik eden ve çalışmalarımızı her daim destekleyen Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a bu vesile ile burada bir kez daha şükranlarımı arz ediyorum.”

“Türk savunma sanayiinin küresel pazardaki konumunu daha da güçlendireceğiz”

Görgün, savunma sanayiinde yakalanan başarının sürdürülebilirliği için önlerindeki dönem stratejilerinde verimlilik, ihracat, dijital güvenlik ve dönüşüm ile çift kullanımlık öncelikli amaçları arasında yer aldığını dile getirerek, şunları kaydetti:

“Bununla birlikte çığır açan teknolojiler, finansal kaynakların çeşitlendirerek artırılması, insan değerleri yaklaşımının geliştirilmesi, çevik yönetim, sanayimizdeki yeteneklerin KOBİ ve yeni girişimleri destekleyecek şekilde etkin kullanımı ile kaynak yönetimi ve ömür devri yönetimi konuları da odaklanacağımız diğer alanlar arasında olacak. Savunma sanayiindeki başarılar Türkiye’yi savunma ve güvenlik teknolojilerinde uluslararası bir lider ve yol gösterici yapma hedefimize doğru attığımız adımların bir yansımasıdır.

Önümüzdeki dönemde, kendi ihtiyaçlarımızı en maliyet etkin şekilde çözmeye ve dost ile müttefik ülkelerimizle de işbirliği seviyemizi azami seviyeye çıkarmaya devam edeceğiz. BAYKAR gibi öncü firmalarımızın ve sektörümüzdeki diğer tüm paydaşların katkılarıyla uluslararası başarılarımızı daha da ileriye taşıyacağımıza olan inancım tamdır. Yaptığımız her işte güçlü bir irade ve sürdürülebilir bir ihracat stratejisiyle Türk savunma sanayiinin küresel pazardaki konumunu daha da güçlendireceğiz.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskanligi-savunma-sanayii-baskani-savunma-ve-havacilik-sanayii-ihracati-artti/feed/ 0
Türkiye’nin NATO Üyeliği: 72 Yılın Ardından Değerlendirme https://www.haber60.com.tr/turkiyenin-nato-uyeligi-72-yilin-ardindan-degerlendirme/ https://www.haber60.com.tr/turkiyenin-nato-uyeligi-72-yilin-ardindan-degerlendirme/#respond Sat, 17 Feb 2024 08:51:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=9066 Türkiye, NATO’ya üye olduğu 1952 yılından bu yana İttifak’ın güneydoğu kanadında askeri yetenekleri, operasyonlara katkıları, savunma harcamaları ve sanayisiyle İttifak içinde ayrıcalıklı bir konumdayken, NATO da Türkiye’nin güvenliğine göz ardı edilemez bir caydırıcılık sağlıyor.

NATO, nisan ayında 75’inci yaşını kutlamaya hazırlanıyor.

İttifak’ın üç çeyrek asırlık ömrünün neredeyse tümüne eşlik eden Türkiye ise yarın NATO şemsiyesi altındaki bir yılı daha geride bırakacak.

Türkiye NATO’ya ilk genişlemesinde, 18 Şubat 1952’de üye oldu.

İkinci Dünya Savaşı sonrası dönemde Atlantik’in iki yakasını kolektif savunma ilkesi etrafında bir araya getiren İttifak, Türkiye’nin üyeliğiyle güneydoğu kanadında eşsiz bir müttefik kazandı.

Avrupa kıtasına savaşın geri döndüğü son iki yılda, Türkiye’nin bir yandan terör tehdidiyle doğrudan mücadele ederken, diğer yandan Ukrayna’ya verdiği destek ve dolayısıyla başta Avrupa olmak üzere İttifak’ın güvenliğinde oynadığı önemli rol, giderek daha görünür hale geldi.

NATO’nun güneydoğusundaki kanat ülke

Türkiye’nin NATO Daimi Temsilcisi Büyükelçi Levent Gümrükçü, aradan geçen 72 yılda Türkiye’nin NATO üyeliğinin önemi hakkında AA muhabirine değerlendirmelerde bulundu.

Türkiye’nin soğuk savaş yıllarında NATO’nun güneydoğusunda kanat ülkesi olarak son derece önemli bir işlevi büyük fedakarlıklarla ve başarıyla yerine getirdiğini belirten Gümrükçü, sonraki dönemi şöyle anlattı:

“Soğuk savaş sonrasında Avrupa-Atlantik bölgesinde barış umutlarının arttığı ve NATO’nun varlığının dahi sorgulandığı bir döneme girdik. Ancak ihtilafların ve krizlerin ortadan kalkmadığı bu dönemde NATO bu sefer de Avrupa-Atlantik bölgesinin güvenliğini etkileyen, Bosna Hersek, Kosova ve Afganistan gibi farklı coğrafyalardaki krizlere müdahale etmek durumunda kaldı. Bu dönemde de Türkiye, askeri imkan ve yetenekleri, NATO’nun bu coğrafyalardaki ülkelerle kurmaya çalıştığı ortaklıklara verdiği değerli katkılar ve bu operasyonlarda bizzat üstlendiği sorumluluk ve rollerle yine çok önemli bir işlev görmeye devam etti.”

Türkiye’nin son dönemdeki gelişmeler ışığında NATO için önemi

Avrupa-Atlantik güvenliğine ilişkin tehdit algılamalarının kökten şekilde değiştiği mevcut ortamda ise NATO’nun yeniden kolektif savunma yapılanmasına geçmeye başladığına işaret eden Gümrükçü, “Türkiye yine askeri imkan ve yetenekleriyle, jeostratejik konumuyla, sahip olduğu güçlü dış politika araçlarıyla ve farklı coğrafyalardaki ülkelerle geliştirdiği özel ilişkileriyle NATO’ya çok önemli bir katma değer sunmayı sürdürüyor.” diye konuştu.

Gümrükçü, “Türkiye halihazırda NATO’nun sadece ikinci en büyük ordusuna sahip müttefik olarak değil, savunma sanayimizin son 10-15 yılda gösterdiği muazzam gelişme sayesinde, bugün çok geniş bir yelpazedeki askeri ürün ve teçhizatı kendi ulusal imkanlarıyla üreten bir ülke olarak da NATO içinde çok ayrıcalıklı bir yere sahiptir.” sözlerini sarf etti.

“Herhangi bir müttefikin NATO içindeki konumunu değerlendirirken bakılan, ‘savunma harcamaları, misyonlara katkılar ve sahip oldukları askeri yetenekler’ şeklindeki her üç kategoride de Türkiye, İttifak’ın en önde gelen üyeleri arasında yer alıyor” diyen Gümrükçü, Türkiye’nin bu anlamda ön plana çıktığı iki önemli misyondan şöyle bahsetti:

“Kosova’daki NATO Misyonu’na (KFOR), kurulduğu ilk günden itibaren önemli katkılar yapan Türkiye, halihazırda da bu misyonun komutanlığını yürütüyor ve ciddi ölçüde birlik katkısı sağlıyor. Ülkemiz keza Bosna Hersek’te de 1990’lı yılların ortasından itibaren, önce NATO tarafından, sonra da Avrupa Birliği (AB) öncülüğünde NATO destekli olarak yürütülen harekata AB üyesi olmamasına rağmen en fazla birlik katkısı yapan ikinci ülke konumundadır.”

NATO’nun Türkiye için önemi

Gümrükçü, NATO’nun üyelerine sağladığı kolektif savunma şemsiyesinin, son derece zorlu kriz ve ihtilaflarla dolu bir coğrafyada yer alan Türkiye’nin güvenliği için hayati öneme sahip olduğunu vurguladı.

Türkiye’nin kendi güvenliğini sağlayabilecek siyasi, ekonomik, askeri imkan ve kabiliyetlere artan derecede sahip bir ülke olduğunun altını çizen Gümrükçü, “İttifakın sağladığı kolektif savunma güvencesinin, günümüzün neredeyse öngörülemez hale gelen karmaşık güvenlik ortamında Türkiye dahil tüm üyelerine kuvvetli bir caydırıcılık sağladığı göz ardı edilemez.” dedi.

Gümrükçü, Türkiye’nin içinde bulunduğu geniş ve zorlu coğrafyadaki sınamalar karşısında güvenlik ve istikrar çabalarına sağladığı katma değere dikkati çekerek, ortak çıkar ve değerleri paylaştığı müttefiklerle işbirliği içinde hareket etmesinin de önem kazandığını ifade etti.

Büyükelçi Gümrükçü, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu bağlamda, tam üyesi olarak eşit derecede söz sahibi olduğumuz NATO içinde, 72 yıldır ortak savunma taahhüdü paylaştığımız müttefiklerimizle yürüttüğümüz siyasi danışmalar son derece gerekli ve yararlı bir nitelik taşıyor. Nitekim, etrafımızdaki tüm önemli güvenlik konularını NATO içerisinde bugün 31, daha sonra İsveç’in üye olmasıyla beraber 32 müttefik olarak ortaklaşa ele alıyor, terörle mücadeleden bölgesel ihtilaflara kadar pek çok konuda müttefiklerimizi hem bilgilendirmeye hem de doğru istikamette yönlendirmeye çalışıyoruz.”

NATO’nun ayrıca müttefiklerin silahlı kuvvetlerinin birlikte çalışabilirliğini sağlayan, bu doğrultuda ortak standartlar geliştiren ve bunları sürekli test eden bir örgüt olması nedeniyle bir okul niteliğinde de olduğunu dile getiren Gümrükçü, şunları kaydetti:

“Bugünün hızla gelişen ve değişen teknolojik imkanlarının askeri alandaki yansımalarını müttefiklerimizle değerlendirip, geleceğin askeri yetenek ve harekat konseptlerini birlikte geliştiriyor olmamız, belki bugün çok somut olarak görülemese dahi, orta ve uzun vadede ülkemiz için önemli bir kazanım sağlayacaktır.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/turkiyenin-nato-uyeligi-72-yilin-ardindan-degerlendirme/feed/ 0
NATO Genel Sekreteri Stoltenberg’den Ukrayna’ya daha fazla silah tedariki çağrısı https://www.haber60.com.tr/nato-genel-sekreteri-stoltenbergden-ukraynaya-daha-fazla-silah-tedariki-cagrisi/ https://www.haber60.com.tr/nato-genel-sekreteri-stoltenbergden-ukraynaya-daha-fazla-silah-tedariki-cagrisi/#respond Sat, 17 Feb 2024 01:21:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=8899 – NATO Genel Sekreteri Stoltenberg’den Ukrayna’ya daha fazla silah tedariki çağrısı

MÜNİH – NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, kalıcı bir barışa ulaşılabilmesi için NATO müttefiklerini Ukrayna’ya daha fazla silah tedarik etmeye çağırdı. Stoltenberg, Avrupa Konseyi’nin Ukrayna’ya 50 milyar euroluk yeni yardım paketini onaylamasını memnuniyetle karşıladıklarını ifade ederek, “ABD’nin de aynını yapmasını bekliyorum” dedi.

NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, Avrupa Birliği Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ve Bavyera Başbakanı Markus Söder, Münih Güvenlik Konferansı’nda ortak basın toplantısı düzenledi. Rusya-Ukrayna Savaşı’nın 2’nci yılını dolduracağını kaydeden Stoltenberg, Avrupa Konseyi’nin Ukrayna’ya 50 milyar euroluk yeni yardım paketini onaylamasını memnuniyetle karşıladıklarını ifade ederek, “ABD’nin de aynını yapmasını bekliyorum. Bu hayati bir mesele” diye konuştu. Stoltenberg, Putin’in istediklerini savaş alanında elde edemeyeceğini anlaması gerektiğini ve kalıcı bir barış sağlanması için Ukrayna’ya silah tedarikine devam etmeleri gerektiğini söyledi.

Ukrayna’ya daha fazla silah tedariki ve NATO ülkelerinin silah stoklarını artırması çağrısında bulunan Stoltenberg, “Bu Ukrayna’ya yardım edecek, NATO’yu daha güçlü kılacak ve aynı zamanda yüksek kalifiye üretimde istihdamı artıracaktır. Buna Patriot füzelerinin yeni bir tesiste üretileceği Bavyera da dahildir. Bu, Avrupalı ve Kuzey Amerikalı savunma firmalarının ortak güvenliğimiz için işbirliğinin örneklerinden biridir” ifadelerini kullandı.

NATO üyelerinin hiçbiri aleyhinde yakın bir tehdit bulunmadığını ifade eden Stoltenberg, “NATO, daha fazla askeri güç, daha yüksek düzey askeri hazırlık ve artırılan savunma harcamaları ile Moskova’da bizim tüm müttefiklerimizi korumaya hazır olduğumuz konusunda herhangi bir yanlış hesaba alan bırakmamaya devam etmektedir. Geçtiğimiz yıl Avrupalı müttefikler ve Kanada’nın savunma harcamaları, eşi görülmemiş bir artışla yüzde 11’e yükseldi. Bu sene 18 müttefikin gayri safi milli hasılanın yüzde 2’sini savunmaya harcamasını bekliyorum” diye konuştu.

Von der Leyen: “Ukrayna’daki savaş, sadece Ukrayna ile sınırlı değil”

Von der Leyen ise, Ukrayna’daki savaşın yanı sıra Orta Doğu’daki istikrarsızlık ve Çin’in artan etkinliğinin sonuçlarını Avrupa’da hissettiklerini söyledi. Ukrayna’daki savaşın sadece Ukrayna ile sınırlı olmadığını vurgulayan Von der Leyen, “Rusya, sadece Ukrayna’yı yok etmeyi değil aynı zamanda artık demokrasinin de olmadığından emin olmaya çalışıyor. Burada Rusya’nın doğalgazı bir tehdit aracı olarak kullanmasını, göçmenleri enstrüman olarak kullanabilmek için her şeyi yaptığını ve bu şekilde Polonya’da Avrupa Birliği sınırlarını güvensiz hale getirmeye çalıştığını, sürekli gerçekleştirilen siber saldırıları ve dört bir yandaki dezenformasyonu hatırlatmak isterim. Bunların tamamı Avrupa’da bizi olduğu gibi Amerikalı dostlarımızı da etkiliyor” dedi.

Bu nedenlerle ABD ve Avrupa’nın Ukrayna’ya destek sağlanmasında transatlantik ortak menfaatler olduğunu vurgulayan Von der Leyen, Avrupa’nın Ukrayna’ya 50 milyar Euro yeni yardım paketini onaylamış olmaktan mutluluk duyduğunu söyledi.

Yaşananları göz önüne alarak savunmaya daha fazla yatırım yapmak istediklerini ve Avrupa’nın savunma sanayisini güçlendirmek istediklerini vurgulayan Von der Leyen, bu nedenle önümüzdeki ay Avrupa savunma sanayisi için bir strateji sunacaklarını duyurdu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/nato-genel-sekreteri-stoltenbergden-ukraynaya-daha-fazla-silah-tedariki-cagrisi/feed/ 0
NATO Genel Sekreteri Stoltenberg: Türkiye Montrö Anlaşması’na saygı göstermeye devam etmeli https://www.haber60.com.tr/nato-genel-sekreteri-stoltenberg-turkiye-montro-anlasmasina-saygi-gostermeye-devam-etmeli/ https://www.haber60.com.tr/nato-genel-sekreteri-stoltenberg-turkiye-montro-anlasmasina-saygi-gostermeye-devam-etmeli/#respond Fri, 16 Feb 2024 02:06:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=8514 NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, Türkiye’nin bazı müttefikler tarafından Ukrayna’ya hibe edilen gemilerin Karadeniz’e girmesine izin vermediğine dair gelen soruya cevap vererek, “Montrö Anlaşmasına saygı göstermeye devam etmemiz gerektiğini düşünüyorum” dedi.

NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, Belçika’nın başkenti Brüksel’deki NATO Savunma Bakanları Toplantısı’nın ardından açıklamalarda bulundu. Stoltenberg, NATO savunma bakanlarının temmuz ayındaki Washington Zirvesi’ne hazırlanmak üzere bugün bir araya geldiğini ifade ederek, “Yeni savunma planlarımıza kaynak sağlama ve transatlantik savunma sanayi tabanımızı güçlendirme çalışmalarına hız verdik” dedi.

Bu yıl 18 NATO üyesinin GSYİH’lerinin yüzde 2’sini savunmaya harcamasını beklediğini ifade eden Stoltenberg, “2024 yılında Avrupa’daki NATO müttefikleri savunmaya toplam 380 milyar dolar yatırım yapacaklar” dedi.

Toplantıda mühimmat üretiminin arttırılması konusunu ele aldıklarını belirten Stoltenberg, “Stoklarımızı doldurmak ve Ukrayna’yı desteklemeye devam etmek için barış zamanının yavaş temposundan çatışmanın gerektirdiği yüksek tempolu üretime geçmemiz gerekiyor” dedi.

Kötüleşen güvenlik ortamını da ele aldıklarını ifade eden Stoltenberg, “İttifak’a karşı yakın bir askeri tehdit görmüyoruz” dedi.

Bugün ayrıca NATO-Ukrayna Konseyi’nde Ukrayna ile bir araya geldiklerini aktaran Stoltenberg, “Savunma Bakanı Umerov sahadaki son gelişmeler hakkında müttefiklere bilgi verdi” dedi.

Polonya’nın Bydgoszcz kentinde yeni bir NATO-Ukrayna Ortak Analiz, Eğitim ve Öğretim Merkezi kurmaya karar verdiklerini aktaran Stoltenberg, “Bu merkez Ukrayna’nın Rusya ile olan savaşında çıkardığı derslerin paylaşılmasına imkan tanıyacak. Ayrıca Ukrayna kuvvetlerinin müttefiklerle birlikte öğrenip eğitim alabilecekleri bir yapı oluşturacak. Ukrayna’nın ve bizim güvenliğimiz için Ukrayna’nın yanında olmaya devam edeceğiz” dedi.,

“İttifak var olduğu sürece NATO Müttefikleri arasında da NATO hakkında farklı görüşler ve tartışmalar olmuştur”

ABD tarafından NATO’ya yapılan eleştiriler hakkında bir soruya cevap veren Stoltenberg, “İttifak var olduğu sürece NATO Müttefikleri arasında da NATO hakkında farklı görüşler ve tartışmalar olmuştur. Kamuoyu yoklamalarına baktığımızda, hem Kuzey Amerika’da, ABD’de, Kanada’da hem de Avrupa’da NATO’ya rekor düzeyde destek olduğunu görüyoruz. NATO’nun tarihteki en güçlü ve en başarılı İttifak olmaya devam edeceğinden eminim. En az üç nedenden ötürü ABD’nin sadık bir müttefik olmaya devam etmesini bekliyorum. Birincisi, güçlü bir NATO’ya sahip olmak ABD’nin ulusal güvenlik çıkarlarına uygundur. İkincisi, ABD’de NATO’ya iki partiden de geniş bir destek var. Üçüncüsü, ABD’deki eleştiriler öncelikle NATO’ya karşı değildir. NATO müttefiklerinin NATO için yeterince para harcamamasına karşıdır” dedi.

“Montrö Anlaşmasına saygı göstermeye devam etmemiz gerektiğini düşünüyorum”

Türkiye’nin bazı müttefikler tarafından Ukrayna’ya hibe edilen gemilerin Karadeniz’e girmesine izin vermediğine dair gelen soruya cevap veren Stoltenberg, “Montrö Anlaşması, Karadeniz’e açılan boğazların artık donanma gemilerine kapalı olduğu anlamına geliyor. Bu aynı zamanda Rusya’nın Karadeniz’e daha fazla donanma gemisi sokamayacağı anlamına geliyor. Ukrayna aslında Romanya, Bulgaristan ve Türkiye ile birlikte bir rota, bir deniz yolu açmayı başardı. Bu sayede Karadeniz üzerinden önemli miktarda tahıl ve diğer ürünleri ihraç edebildiler. Dolayısıyla NATO Müttefikleri arasındaki yakın işbirliğini sürdürmemiz, Ukrayna’nın Rus Karadeniz Filosunu geri püskürtme çabalarını desteklemeye ve Montrö Anlaşmasına saygı göstermeye devam etmemiz gerektiğini düşünüyorum” dedi. – BRÜKSEL

]]>
https://www.haber60.com.tr/nato-genel-sekreteri-stoltenberg-turkiye-montro-anlasmasina-saygi-gostermeye-devam-etmeli/feed/ 0
NATO Savunma Bakanları Toplantısı Brüksel’de başladı https://www.haber60.com.tr/nato-savunma-bakanlari-toplantisi-brukselde-basladi/ https://www.haber60.com.tr/nato-savunma-bakanlari-toplantisi-brukselde-basladi/#respond Thu, 15 Feb 2024 22:06:11 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=8309 – NATO Savunma Bakanları Toplantısı Brüksel’de başladı

Stoltenberg: “NATO Savunma Bakanları, savunmamızı nasıl daha da güçlendirebileceğimizi ele almak üzere bir araya gelecek”

BRÜKSEL – NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, Brüksel’de bugün başlayan NATO Savunma Bakanları toplantısı öncesi yaptığı kapı önü açıklamasında, “NATO Savunma Bakanları, Ukrayna’ya verdiğimiz desteği ve caydırıcılığımız ile savunmamızı nasıl daha da güçlendirebileceğimizi ele almak üzere bir araya gelecek” dedi.

NATO Savunma Bakanları bugün Belçika’da bir araya geliyor. NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg başkent Brüksel’deki NATO karargahında gerçekleştirilen toplantı öncesi kapı önünde basına açıklamalarda bulundu. Stoltenberg, “NATO Savunma Bakanları Ukrayna’ya verdiğimiz desteği ve caydırıcılığımız ile savunmamızı nasıl daha da güçlendirebileceğimizi ele almak üzere bir araya geldi” dedi.

“Müttefikler savunmaya 280 milyar ABD dolar harcamakta”

Savunma planlarını gerçekleştirebilmek için daha fazla yatırım yapılması gerektiğini belirten Stoltenberg, “Doğru yoldayız. Çünkü savunma yatırımları söz konusu olduğunda artık tarihi rakamlara sahibiz. Geçen yıl Avrupa ve Kanada genelinde savunma harcamalarında yüzde 11’lik reel bir artış gördük. Bu yıl 18 müttefikin Gayri Safi Yurt İçi Hasıla’sı yüzde 2’sini savunmaya harcama hedefine ulaşmasını bekliyoruz. Avrupalı müttefikler birlikte savunmaya 280 milyar ABD doları harcamakta. Bu da toplam GSYİH’lerin yüzde 2’sine tekabül ediyor” ifadelerini kullandı.

Hala kat etmeleri gereken bir yolun olduğunu söyleyen Stoltenberg, “Geçen yıl Vilnius’taki zirvemizde tüm müttefikler GSYİH’nin yüzde 2’sini savunmaya harcama sözü verdiler ve yüzde 2 asgari orandır” şeklinde konuştu.

NATO Ukrayna Konseyi toplantısına başkanlık edeceğini ifade eden Stoltenberg, “Ukrayna’ya verdiğimiz desteği nasıl sürdürebileceğimizi ele alacağız. Desteğimizin savaş alanına her geçen gün fark getirdiğini görüyoruz. Daha dün Ukraynalılar bir Rus donanma gemisini vurmayı başardılar ve bu da Ukrayna silahlı kuvvetlerinin Rus hatlarının gerisinde derin saldırılar gerçekleştirme konusundaki beceri ve yetkinliğini ortaya koyuyor” dedi.

“AB’nin Ukrayna’ya 50 milyar euro tahsis etme kararını memnuniyetle karşılıyorum”

Ukrayna’nın ihtiyaç duyduğu silah, malzeme ve mühimmatı almasını sağlamak için üretimi arttırmaları gerektiğini vurgulayan Stoltenberg, “NATO Müttefikleri savunma yatırım planını kabul etmemizden bu yana geçen ay içinde transatlantik savunma sanayinin farklı bölümlerinden daha fazla sipariş için 10 milyar euroluk sözleşmeler üzerinde anlaştılar ve imzaladılar” diye konuştu.

NATO Müttefiklerinin daha fazla destek, daha fazla hava savunması ve daha fazla mühimmat sağlamasını memnuniyetle karşıladığını aktaran Stoltenberg, “Avrupa Birliği’nin Ukrayna’ya 50 milyar euro tahsis etme kararını memnuniyetle karşılıyorum. ABD Kongresi’nin Ukrayna’ya desteğin devamını öngören bir paketi kabul etmesini bekliyorum. Çünkü Ukrayna’yı desteklemek hayırseverlik değildir. Ukrayna’yı desteklemek kendi güvenliğimize yaptığımız bir yatırımdır” ifadelerini kullandı.

“Geçtiğimiz yıl savunma harcamalarında eşi benzeri görülmemiş bir artış gördük”

Basına yaptığı açıklamaların ardından toplantıya geçen NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg açılış konuşmasında, “Bugün, yeni planlar, iyileştirilmiş komuta ve kontrol, modernize edilmiş lojistik ve güçlendirilmiş hava ve füze savunması ile caydırıcılığımızı ve savunmamızı daha da güçlendirmek üzere geçtiğimiz Temmuz ayında Vilnius Zirvesi’nde alınan kararları ileriye taşıyacağız” dedi.

Savunma sanayi kapasitesini de ele alacaklarını söyleyen Stoltenberg, “Ukrayna’nın ve bizim güvenliğimiz için ihtiyaç duyulan silah ve mühimmat üretimini arttırıyoruz. Tüm bunlar daha fazla yatırım yapmamızı gerektirdi ve iyi bir ilerleme kaydediyoruz. Geçtiğimiz yıl Avrupalı müttefiklerde ve Kanada’da savunma harcamalarında eşi benzeri görülmemiş bir artış gördük. Bu yıl ise rekor sayıda müttefikimiz savunmaya yüzde 2 veya daha fazla harcama yapıyor” şeklinde konuştu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/nato-savunma-bakanlari-toplantisi-brukselde-basladi/feed/ 0
Milli Savunma Bakanlığı, son bir haftada 39 teröristi etkisiz hale getirdi https://www.haber60.com.tr/milli-savunma-bakanligi-son-bir-haftada-39-teroristi-etkisiz-hale-getirdi/ https://www.haber60.com.tr/milli-savunma-bakanligi-son-bir-haftada-39-teroristi-etkisiz-hale-getirdi/#respond Thu, 15 Feb 2024 21:09:35 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=8256 Milli Savunma Bakanlığı, son bir haftada Irak ve Suriye’nin kuzeyi dahil 39 teröristin etkisiz hale getirildiğini duyurdu.

Milli Savunma Bakanlığınca basın bilgilendirme toplantısı düzenlendi. Bakanlıkta gerçekleştirilen basın toplantısında konuşan Milli Savunma Bakanlığı Basın Halkla İlişkiler Müşaviri Tuğamiral Zeki Aktürk, Erzincan’ın İliç ilçesinde meydana gelen toprak kayması nedeniyle geçmiş olsun dileklerini iletti. Kayıp işçilerin sağ kurtulması temennisinde bulunan Aktürk, “Haber alınamayan işçilerimizi kurtarma çalışmaları kapsamında 3’üncü Ordu İstihkam Savaş Taburumuz, devletimizin ilgili kurum ve kuruluşları ile koordinasyon halinde çalışmalarını sürdürmektedir” ifadelerini kullandı.

“Türkiye NATO’nun belirleyici unsuru olmaya devam ediyor”

Türkiye’nin Avrupa-Atlantik coğrafyasında güvenlikle ilgili konularda en önemli platform olan NATO’da bugün ve gelecekte önemli ve belirleyici olmaya devam edeceğine vurgu yapan Tuğamiral Aktürk, “Ülkemiz, 18 Şubat’ta üyeliğinin 72’nci yılına ulaşacağı NATO’nun değerlerini ve sorumluluklarını paylaşmakta; aktif, yapıcı ve saygın bir üyesi olmayı sürdürmektedir. Kuruluşunun 75’inci yılına giren NATO’ya geçmişte olduğu gibi bugün ve gelecekte de önemli ve belirleyici katkılarda bulunmaya devam edecektir” diye konuştu.

Tuğamiral Aktürk, konuşmasına şöyle devam etti:

“Bakanımız, bugün Brüksel’de bulunan NATO Karargahı’ndaki NATO Savunma Bakanları Toplantısı’na katılım sağlamaktadır. İttifakın savunma ve caydırıcılığının güçlenmesi kapsamında NATO’nun komuta ve kuvvet yapısına sağladığımız destek ile toplantı gündemindeki konularda görüş, beklenti ve temennilerimizin vurgulanacağı toplantılarda sayın bakanımızın mevkidaşları ile görüşmeler yapması da planlanmaktadır.”

Tuğamiral Aktürk, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın BAE ve Mısır’a gerçekleştirdiği ziyaretlere Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler’in de refakat ettiğini hatırlattı.

“İsrail’in Refah kentine yönelik saldırılarından endişe duymaktayız”

İsrail’in saldırılarının devam etmesi halinde Gazze’deki trajedinin çok daha vahim boyutlara taşınacağını dile getiren Aktürk, “İsrail’in bugüne kadar gerçekleştirdiği katliamların ardından Refah kentine yönelik saldırılarından endişe duymaktayız. Saldırıların devamı halinde, Gazze’deki trajedi çok daha vahim boyutlara taşınacaktır. İsrail’in saldırılarını durdurması için uluslararası toplumun gerekli adımları atması gerekmektedir. Filistin meselesi adil bir sonuca kavuşturulmadan bölgemizde kalıcı bir barış mümkün olmayacaktır” açıklamasında bulundu.

“Ülkemize getirilen Gazzeli kardeşlerimizin sayısı 876 olmuştur”

Gazze’ye yönelik yardımların devam ettiğini hatırlatan Aktürk, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Ülkemizin Gazze’ye yönelik insani yardımları kapsamında ilgili kurumlarla koordineli olarak 14 Şubat’ta bir A400M uçağımız ile 1,2 ton tıbbi malzeme ve 12 sağlık personeli bölgeye ulaştırılmış; 49 hasta ve 106 refakatçiden oluşan toplam 155 Gazzeli kardeşimiz daha ülkemize getirilmiştir. Gazze için bugüne kadar Hava Kuvvetlerimize ait 18 uçakla 240 tondan fazla insani yardım malzemesi bölgeye sevk edilmiş, ülkemize getirilen Gazzeli kardeşlerimizin sayısı ise 876 olmuştur.”

“Irak ve Suriye’nin kuzeyi dahil son bir haftada 39 terörist etkisiz hale getirilmiştir”

Terör örgütleri PKK/KCK/PYD-YPG, DEAŞ ve FETÖ ile kesintisiz mücadele edildiğine vurgu yapan Aktürk, “Her türlü tehdit ve tehlikeye karşı mücadelesini artan bir baskı ve yoğun bir tempoda sürdüren Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, Irak ve Suriye’nin kuzeyi dahil son bir haftada 39; 1 Ocak 2024’ten bugüne kadar ise 151’i Irak’ın, 247’si Suriye’nin kuzeyinde olmak üzere toplam 398 teröristi etkisiz hale getirmiştir. Geçtiğimiz hafta içerisinde Irak’ın kuzeyindeki barınma alanlarından kaçan 2 PKK’lı terörist, Habur’daki hudut karakolumuza teslim olmuştur. Teröristler için tek çıkış yol Türk adaletine teslim olmaktır” şeklinde konuştu.

Terörle mücadelenin tek bir terörist kalmayıncaya kadar aynı kararlılıkla devam edeceğine vurgu yapan Aktürk, 11 ve 13 Şubat’ta şehit olan Piyade Sözleşmeli Onbaşı Mustafa Özkardeş ve Ulaştırma Sözleşmeli Er Adem Kel için başsağlığı diledi.

“Hududu geçemeden engellenen kişi sayısı 24 bin 537 olmuştur”

Sınır hattının cumhuriyet tarihinin en yoğun ve etkin tedbirleri ile korunduğuna dikkati çeken Aktürk, “Son bir haftada yasa dışı yollarla geçmeye çalışan 253 şahıs yakalanmıştır. Yakalanan şahıslardan 8’i terör örgütü mensubudur. 3 bin 448 şahıs ise hududu geçemeden engellenmiştir. Böylelikle 1 Ocak’tan bugüne kadar hudutlarımızdan yasa dışı yollarla geçmeye çalışırken yakalananların sayısı bin 146’ya yükselmiştir. Hududu geçemeden engellenen kişi sayısı da 24 bin 537 olmuştur” ifadelerini kullandı.

“Sözleşmeli er temini başvuruları bugün itibarıyla sona erecektir”

Personel ve askeri öğrenci alım faaliyetlerinin planlandığı şekilde devam ettiğini belirten Aktürk, “Kara Kuvvetleri Komutanlığına sözleşmeli er temini başvuruları bugün itibarıyla sona erecektir. Cumhurbaşkanlığı himayelerinde 11 ilimizde gerçekleştirilen kariyer fuarlarına Milli Savunma Bakanlığı olarak 21-22 Şubat’ta Denizli, 23-24 Şubat’ta Antalya, 26-27 Şubat’ta Kocaeli ve 28-29 Şubat tarihlerinde Eskişehir’de katılım sağlanacaktır” diye konuştu. – ANKARA

]]>
https://www.haber60.com.tr/milli-savunma-bakanligi-son-bir-haftada-39-teroristi-etkisiz-hale-getirdi/feed/ 0
Stoltenberg’ten Trump’a: ‘Adil yük paylaşımı gereği Avrupalı müttefikler ve Kanada daha fazla harcama yapıyor’ https://www.haber60.com.tr/stoltenbergten-trumpa-adil-yuk-paylasimi-geregi-avrupali-muttefikler-ve-kanada-daha-fazla-harcama-yapiyor/ https://www.haber60.com.tr/stoltenbergten-trumpa-adil-yuk-paylasimi-geregi-avrupali-muttefikler-ve-kanada-daha-fazla-harcama-yapiyor/#respond Thu, 15 Feb 2024 00:51:03 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=8067 – Stolteneberg’ten Trump’a: “Adil yük paylaşımı gereği Avrupalı müttefikler ve Kanada daha fazla harcama yapıyor”

BRÜKSEL – NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, Donald Trump’ın açıklamalarına yönelik, “ABD yönetimleri tarafından adil yük paylaşımı gereği Avrupalı müttefikler ve Kanada’nın daha fazla harcama yapması gerektiği defalarca vurgulandı. İyi haber şu ki NATO müttefiklerinin yaptığı da tam olarak budur” dedi.

NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, yarın gerçekleştirilecek NATO Savunma Bakanları Toplantısı öncesi kamera karşısına geçti. Stoltenberg, “Geçtiğimiz yıl Vilnius’ta yapılan zirvede caydırıcılığımızı ve savunmamızı daha da güçlendirmek için önemli kararlar aldık. Şimdi bu planlarımızı hayata geçiriyoruz. Bu da daha fazla yatırım yapmayı gerektiriyor ve gerçek bir ilerleme kaydediyoruz. Bugün son rakamlarımızı açıklayabilirim. Yatırım taahhüdünün verildiği 2014 yılından bu yana Avrupalı müttefikler ve Kanada savunma için 600 milyar ABD dolarından fazla para ayırdı. Geçtiğimiz yıl Avrupalı müttefikler ve Kanada’da yüzde 11’lik benzeri görülmemiş bir artış yaşandı” ifadelerini kullandı.

Bu yıl NATO’nun 31 ülkesinden 18’inin gayrisafi yurtiçi hasılalarının yüzde 2’sini savunmaya harcamasını beklediğini dile getiren Stoltenberg, “Bu da başka bir rekor ve yalnızca 3 müttefikin hedefe ulaştığı 2014 yılına göre 6 kat artışa tekabül ediyor” şeklinde konuştu.

Stoltenberg, “2024 yılında Avrupa’daki NATO müttefikleri savunmaya toplam 380 milyar ABD dolar yatırım yapacak. Bu, ilk kez toplam GSYİH’nin yüzde 2’sine denk geliyor. Yani gerçek bir ilerleme kaydediyoruz. Avrupalı müttefikler daha fazla harcıyor. Ancak bazı müttefiklerin hala kaydedecek yolu var. Çünkü Vilnius zirvesinde tüm müttefiklerin yüzde 2 oranında yatırım yapması konusunda anlaşmıştık ve bu yüzde 2 minimumdur” dedi.

Mühimmat üretiminin artırılması görüşülecek

NATO Savunma Bakanları Toplantısı’nda mühimmat üretiminin daha da artırılması konusunun da ele alınacağını aktaran Stoltenberg, “Geçtiğimiz birkaç ayda NATO 10 milyar dolar değerinde sözleşmeler imzaladı ve daha bu hafta Almanya Aşağı Saksonya’da yeni bir mühimmat fabrikasının inşaatına başladı. Tam kapasiteyle yılda 200 bin civarında top mermisi üretecek. Toplantıda ayrıca yeni savunma planlarımıza tam kaynak sağlama konusundaki ilerlemeyi de gözden geçireceğiz” ifadelerini kullandı.

“Ukraynalılar, bizim yardımımızla Rusya’nın ele geçirdiği toprakların yarısını geri aldı”

Stoltenberg, “Bu hafta ayrıca NATO-Ukrayna Konseyi Toplantısı’nı ve ABD liderliğindeki Ukrayna Savunma Temas Grubu’nun sanal toplantısını da gerçekleştireceğiz. Bu toplantıların her ikisi de Ukrayna’ya yönelik desteğimize odaklanacak. Ukrayna’nın tedarikten lojistiğe kadar her konuda NATO standartlarına yaklaşmasına yardımcı olmaya devam ediyoruz. Müttefikler büyük miktarda silah, teçhizat ve mühimmat sevkiyatı yapmaya devam ediyor. Bu destek gerçekten fark oluşturuyor. Bizim yardımımızla cesur Ukraynalılar, Rusya’nın ele geçirdiği toprakların yarısını geri aldılar, Karadeniz’de bir koridor açtılar ve Rus kuvvetlerine ağır kayıplar verdirdiler. NATO’nun desteği gerçek transatlantik yük paylaşımının bir örneğidir. Avrupa Birliği’nin yeni ve büyük bir yardım paketine ilişkin son kararını da memnuniyetle karşılıyorum ve ABD Kongresi’nin de yakında bunu takip edeceğine inanıyorum. Bu hayırseverlik değil, kendi güvenliğimize yapılan bir yatırımdır” şeklinde konuştu.

Donald Trump’ın ABD başkanı olduğu dönemde NATO için yeterince harcama yapmayan müttefiklere karşı Rusya’nın herhangi bir saldırısını engellememe tehdidinde bulunduğu yönündeki açıklaması sorulan Stoltenberg, şu şekilde konuştu:

“NATO, 75 yıldır herhangi bir NATO müttefikine yönelik bir askeri saldırıyı önlemeyi başarmıştır. NATO’nun eğilimi, bir müttefike yapılacak saldırının tüm ittifakın tepkisine yol açacağıdır. Hep birlikte bu mesajın arkasında durduğumuz sürece herhangi bir müttefike yönelik herhangi bir askeri saldırıyı önleyeceğiz. Dolayısıyla NATO’nun amacı savaşı önlemek, barışı korumak, NATO müttefiklerine yönelik saldırıları önlemektir ve biz bunu onlarca yıldır başarıyla yapıyoruz. Çünkü caydırıcılığımız güvenilirdir. Yani birbirimizi desteklemeyeceğimiz, birbirimizi korumayacağımız yönündeki herhangi bir öneri, hepimizin güvenliğine zarar verir ve riskleri artırır. Bu nedenle NATO’nun tüm müttefikleri koruma ve savunma taahhüdünün arkasında olduğumuzu hem eylem halinde hem de sözlü olarak açıkça ifade etmemiz çok önemlidir. İyi haber şu ki NATO müttefiklerinin yaptığı da tam olarak budur. NATO’nun yetenekleri var, biz de tüm müttefikleri koruma ve savunma kararlılığına sahibiz. Hiçbir NATO müttefikine karşı yakın bir tehdit görmememizin nedeni de budur. Çünkü 2014’ten bu yana kolektif savunmamızı önemli ölçüde güçlendirdik. Kolektif savunma konusunda onlarca yıldır en güçlü takviyelere sahibiz. Bu tabii ki Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Kırım’ı yasa dışı ilhak etmesiyle tetiklendi. Ancak bu NATO müttefiklerinin 2014 yılında aldığı bir karardı, dünya değiştiğinden ve dünya daha tehlikeli hale geldiğinden NATO’nun yanıt vermesi gerekiyordu. Biz de tam olarak bunu yaptık. Daha fazla savunma harcaması, ittifak genelinde rekor düzeyde yüksek savunma yatırımları, İttifakın doğu kesiminde daha fazla kuvvetin konuşlandırılması, kuvvetlerimizin yüksek düzeyde hazırlıklı olması, yeni modern yeteneklere yapılan yatırımlar, bunların hepsi hep birlikte NATO’yu güçlendirdi. Yatırım yapmaya devam ettiğimiz, NATO’ya uyum sağlamaya devam ettiğimiz sürece hiçbir NATO müttefikimizin saldırıya uğramamasını sağlamaya devam edeceğiz.”

“Moskova’da yanlış anlamalara yer bırakmamalıyız”

Trump’a mesajı sorulan Stoltenberg, “Mesajım aynen söylediğim gibi. NATO’nun caydırıcılığının güvenilirliğini zedelememeliyiz. Bu hem yatırım yaptığımız yeteneklerle hem de nasıl iletişim kurduğumuzla ilgilidir. Çünkü caydırıcılık düşmanlarımızın aklındadır. Moskova’da hazırlığımız, kararlılığımız ve müttefiklerimizi koruma kararlılığımız konusunda yanlış hesaplamalara veya yanlış anlamalara yer bırakmamalıyız. Bunu yapmamızın nedeni çatışmayı kışkırtmak değil, NATO’nun 75 yıldır başarıyla yaptığı gibi çatışmayı önlemektir” dedi.

Stoltenberg, “Şunu da dikkate almamız gerekiyor. Duyduğumuz eleştiriler öncelikle NATO ile ilgili değil. Bu, NATO müttefiklerinin NATO’ya yeterince harcama yapmamasıyla ilgili ve bu geçerli bir nokta. ABD yönetimleri tarafından adil yük paylaşımı gereği Avrupalı müttefikler ve Kanada’nın daha fazla harcama yapması gerektiği defalarca vurgulandı. İyi haber şu ki NATO müttefiklerinin yaptığı da tam olarak budur. Geçtiğimiz yıl savunma harcamalarında rekor düzeyde bir artış yaşandı ve şu anda 18 müttefik yüzde 2 veya daha fazla harcama yapıyor, giderek daha fazla müttefik yüzde 2’ye yaklaşıyor ve çok yakında ulaşacaklarına söz veriyorlar. Artık Avrupa’da rekor düzeyde harcamalar görüyor olmamız, bu mesajın bir etki oluşturduğunu gösteriyor. Avrupalı müttefikler ve Kanada harekete geçti, bunu yapmaya devam edeceklerine güveniyorum. Güçlü bir NATO, ABD için de önemlidir. Çünkü ABD’yi daha güçlü kılar. ABD hiçbir zaman tek başına bir savaşa girmedi. Her zaman müttefiklerle savaşırlar ve bu da ABD’yi daha güçlü kılar. NATO müttefikleriyle birlikte dünya ekonomisinin yüzde 50’sini ve dünya askeri gücünün yüzde 50’sini temsil ediyoruz. Yani bir arada durduğumuz, birbirimizi koruduğumuz sürece güvendeyiz, bir saldırıyı önlüyoruz ve güçlü bir transatlantik bağ ile değerlerimize sahip çıkmamızı sağlıyoruz” diye konuştu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/stoltenbergten-trumpa-adil-yuk-paylasimi-geregi-avrupali-muttefikler-ve-kanada-daha-fazla-harcama-yapiyor/feed/ 0
NATO Genel Sekreteri: Avrupalı müttefikler daha fazla harcama yapıyor https://www.haber60.com.tr/nato-genel-sekreteri-avrupali-muttefikler-daha-fazla-harcama-yapiyor/ https://www.haber60.com.tr/nato-genel-sekreteri-avrupali-muttefikler-daha-fazla-harcama-yapiyor/#respond Wed, 14 Feb 2024 23:27:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=7977 NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, Donald Trump’ın açıklamalarına yönelik, “ABD yönetimleri tarafından adil yük paylaşımı gereği Avrupalı müttefikler ve Kanada’nın daha fazla harcama yapması gerektiği defalarca vurgulandı. İyi haber şu ki NATO müttefiklerinin yaptığı da tam olarak budur” dedi.

NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, yarın gerçekleştirilecek NATO Savunma Bakanları Toplantısı öncesi kamera karşısına geçti. Stoltenberg, “Geçtiğimiz yıl Vilnius’ta yapılan zirvede caydırıcılığımızı ve savunmamızı daha da güçlendirmek için önemli kararlar aldık. Şimdi bu planlarımızı hayata geçiriyoruz. Bu da daha fazla yatırım yapmayı gerektiriyor ve gerçek bir ilerleme kaydediyoruz. Bugün son rakamlarımızı açıklayabilirim. Yatırım taahhüdünün verildiği 2014 yılından bu yana Avrupalı müttefikler ve Kanada savunma için 600 milyar ABD dolarından fazla para ayırdı. Geçtiğimiz yıl Avrupalı müttefikler ve Kanada’da yüzde 11’lik benzeri görülmemiş bir artış yaşandı” ifadelerini kullandı.

Bu yıl NATO’nun 31 ülkesinden 18’inin gayrisafi yurtiçi hasılalarının (GSYİH) yüzde 2’sini savunmaya harcamasını beklediğini dile getiren Stoltenberg, “Bu da başka bir rekor ve yalnızca 3 müttefikin hedefe ulaştığı 2014 yılına göre 6 kat artışa tekabül ediyor” şeklinde konuştu.

Stoltenberg, “2024 yılında Avrupa’daki NATO müttefikleri savunmaya toplam 380 milyar ABD dolar yatırım yapacak. Bu, ilk kez toplam GSYİH’nin yüzde 2’sine denk geliyor. Yani gerçek bir ilerleme kaydediyoruz. Avrupalı müttefikler daha fazla harcıyor. Ancak bazı müttefiklerin hala kaydedecek yolu var. Çünkü Vilnius zirvesinde tüm müttefiklerin yüzde 2 oranında yatırım yapması konusunda anlaşmıştık ve bu yüzde 2 minimumdur” dedi.

Mühimmat üretiminin artırılması görüşülecek

NATO Savunma Bakanları Toplantısı’nda mühimmat üretiminin daha da artırılması konusunun da ele alınacağını aktaran Stoltenberg, “Geçtiğimiz birkaç ayda NATO 10 milyar dolar değerinde sözleşmeler imzaladı ve daha bu hafta Almanya Aşağı Saksonya’da yeni bir mühimmat fabrikasının inşaatına başladı. Tam kapasiteyle yılda 200 bin civarında top mermisi üretecek. Toplantıda ayrıca yeni savunma planlarımıza tam kaynak sağlama konusundaki ilerlemeyi de gözden geçireceğiz” ifadelerini kullandı.

“Ukraynalılar, bizim yardımımızla Rusya’nın ele geçirdiği toprakların yarısını geri aldı”

Stoltenberg, “Bu hafta ayrıca NATO-Ukrayna Konseyi Toplantısı’nı ve ABD liderliğindeki Ukrayna Savunma Temas Grubu’nun sanal toplantısını da gerçekleştireceğiz. Bu toplantıların her ikisi de Ukrayna’ya yönelik desteğimize odaklanacak. Ukrayna’nın tedarikten lojistiğe kadar her konuda NATO standartlarına yaklaşmasına yardımcı olmaya devam ediyoruz. Müttefikler büyük miktarda silah, teçhizat ve mühimmat sevkiyatı yapmaya devam ediyor. Bu destek gerçekten fark oluşturuyor. Bizim yardımımızla cesur Ukraynalılar, Rusya’nın ele geçirdiği toprakların yarısını geri aldılar, Karadeniz’de bir koridor açtılar ve Rus kuvvetlerine ağır kayıplar verdirdiler. NATO’nun desteği gerçek transatlantik yük paylaşımının bir örneğidir. Avrupa Birliği’nin yeni ve büyük bir yardım paketine ilişkin son kararını da memnuniyetle karşılıyorum ve ABD Kongresi’nin de yakında bunu takip edeceğine inanıyorum. Bu hayırseverlik değil, kendi güvenliğimize yapılan bir yatırımdır” şeklinde konuştu.

Donald Trump’ın ABD başkanı olduğu dönemde NATO için yeterince harcama yapmayan müttefiklere karşı Rusya’nın herhangi bir saldırısını engellememe tehdidinde bulunduğu yönündeki açıklaması sorulan Stoltenberg, şu şekilde konuştu:

“NATO, 75 yıldır herhangi bir NATO müttefikine yönelik bir askeri saldırıyı önlemeyi başarmıştır. NATO’nun eğilimi, bir müttefike yapılacak saldırının tüm ittifakın tepkisine yol açacağıdır. Hep birlikte bu mesajın arkasında durduğumuz sürece herhangi bir müttefike yönelik herhangi bir askeri saldırıyı önleyeceğiz. Dolayısıyla NATO’nun amacı savaşı önlemek, barışı korumak, NATO müttefiklerine yönelik saldırıları önlemektir ve biz bunu onlarca yıldır başarıyla yapıyoruz. Çünkü caydırıcılığımız güvenilirdir. Yani birbirimizi desteklemeyeceğimiz, birbirimizi korumayacağımız yönündeki herhangi bir öneri, hepimizin güvenliğine zarar verir ve riskleri artırır. Bu nedenle NATO’nun tüm müttefikleri koruma ve savunma taahhüdünün arkasında olduğumuzu hem eylem halinde hem de sözlü olarak açıkça ifade etmemiz çok önemlidir. İyi haber şu ki NATO müttefiklerinin yaptığı da tam olarak budur. NATO’nun yetenekleri var, biz de tüm müttefikleri koruma ve savunma kararlılığına sahibiz. Hiçbir NATO müttefikine karşı yakın bir tehdit görmememizin nedeni de budur. Çünkü 2014’ten bu yana kolektif savunmamızı önemli ölçüde güçlendirdik. Kolektif savunma konusunda onlarca yıldır en güçlü takviyelere sahibiz. Bu tabii ki Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Kırım’ı yasa dışı ilhak etmesiyle tetiklendi. Ancak bu NATO müttefiklerinin 2014 yılında aldığı bir karardı, dünya değiştiğinden ve dünya daha tehlikeli hale geldiğinden NATO’nun yanıt vermesi gerekiyordu. Biz de tam olarak bunu yaptık. Daha fazla savunma harcaması, ittifak genelinde rekor düzeyde yüksek savunma yatırımları, İttifakın doğu kesiminde daha fazla kuvvetin konuşlandırılması, kuvvetlerimizin yüksek düzeyde hazırlıklı olması, yeni modern yeteneklere yapılan yatırımlar, bunların hepsi hep birlikte NATO’yu güçlendirdi. Yatırım yapmaya devam ettiğimiz, NATO’ya uyum sağlamaya devam ettiğimiz sürece hiçbir NATO müttefikimizin saldırıya uğramamasını sağlamaya devam edeceğiz.”

“Moskova’da yanlış anlamalara yer bırakmamalıyız”

Trump’a mesajı sorulan Stoltenberg, “Mesajım aynen söylediğim gibi. NATO’nun caydırıcılığının güvenilirliğini zedelememeliyiz. Bu hem yatırım yaptığımız yeteneklerle hem de nasıl iletişim kurduğumuzla ilgilidir. Çünkü caydırıcılık düşmanlarımızın aklındadır. Moskova’da hazırlığımız, kararlılığımız ve müttefiklerimizi koruma kararlılığımız konusunda yanlış hesaplamalara veya yanlış anlamalara yer bırakmamalıyız. Bunu yapmamızın nedeni çatışmayı kışkırtmak değil, NATO’nun 75 yıldır başarıyla yaptığı gibi çatışmayı önlemektir” dedi.

Stoltenberg, “Şunu da dikkate almamız gerekiyor. Duyduğumuz eleştiriler öncelikle NATO ile ilgili değil. Bu, NATO müttefiklerinin NATO’ya yeterince harcama yapmamasıyla ilgili ve bu geçerli bir nokta. ABD yönetimleri tarafından adil yük paylaşımı gereği Avrupalı müttefikler ve Kanada’nın daha fazla harcama yapması gerektiği defalarca vurgulandı. İyi haber şu ki NATO müttefiklerinin yaptığı da tam olarak budur. Geçtiğimiz yıl savunma harcamalarında rekor düzeyde bir artış yaşandı ve şu anda 18 müttefik yüzde 2 veya daha fazla harcama yapıyor, giderek daha fazla müttefik yüzde 2’ye yaklaşıyor ve çok yakında ulaşacaklarına söz veriyorlar. Artık Avrupa’da rekor düzeyde harcamalar görüyor olmamız, bu mesajın bir etki oluşturduğunu gösteriyor. Avrupalı müttefikler ve Kanada harekete geçti, bunu yapmaya devam edeceklerine güveniyorum. Güçlü bir NATO, ABD için de önemlidir. Çünkü ABD’yi daha güçlü kılar. ABD hiçbir zaman tek başına bir savaşa girmedi. Her zaman müttefiklerle savaşırlar ve bu da ABD’yi daha güçlü kılar. NATO müttefikleriyle birlikte dünya ekonomisinin yüzde 50’sini ve dünya askeri gücünün yüzde 50’sini temsil ediyoruz. Yani bir arada durduğumuz, birbirimizi koruduğumuz sürece güvendeyiz, bir saldırıyı önlüyoruz ve güçlü bir transatlantik bağ ile değerlerimize sahip çıkmamızı sağlıyoruz” diye konuştu. – BRÜKSEL

]]>
https://www.haber60.com.tr/nato-genel-sekreteri-avrupali-muttefikler-daha-fazla-harcama-yapiyor/feed/ 0
Putin’den “Polonya’yı işgal etmeyi düşünüyor musunuz?” sorusuna yanıt: Böyle bir şey söz konusu değil https://www.haber60.com.tr/putinden-polonyayi-isgal-etmeyi-dusunuyor-musunuz-sorusuna-yanit-boyle-bir-sey-soz-konusu-degil/ https://www.haber60.com.tr/putinden-polonyayi-isgal-etmeyi-dusunuyor-musunuz-sorusuna-yanit-boyle-bir-sey-soz-konusu-degil/#respond Fri, 09 Feb 2024 06:03:19 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=6624 Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Fox News’ün eski sunucularından olan eski Fox News sunucusu Tucker Carlson’a Moskova’da verdiği röportajda, ABD, AB ve NATO’ya seslenerek, Rusya’yı Ukrayna ile yaptığı savaşta yenmenin Batı için ” imkansız” olduğunu anlamaları gerektiğini ifade etti.

“RUSYA’YI YENİLGİYE UĞRATMAK İMKANSIZ”

Rus lider, “Şu ana kadar Rusya’yı savaş alanında stratejik bir yenilgiye uğratma yönünde gürültü ve çığlıklar vardı. Ama şimdi görünüşe bakılırsa bunu başarmanın, eğer mümkünse, çok zor olduğunu anlamaya başlıyorlar. Bana göre öyle, imkansız.” dedi.

“SAVAŞI DURDURMAK İSTİYORSANIZ SİLAH TEDARİKİNİ BIRAKIN”

Putin, Şubat 2022’de Ukrayna’ya karşı başlattığı savaşta haklı olduğunu tarihi gerekçelerle uzun uzun anlatırken, Washington yönetimine, “Eğer gerçekten savaşı durdurmak istiyorsanız, silah tedarikini bırakmanız gerekir.” diye seslendi.

İSTANBUL’DAKİ BARIŞ GÖRÜŞMELERİNE DE DEĞİNDİ

Ukrayna’daki savaşın ikinci yılının geride kaldığı günlere denk gelen röportajda Putin, Rusya ve Ukrayna’nın “er ya da geç” anlaşmaya varacağını söyleyerek, müzakere yolunun açık olduğuna da işaret etti. Ukrayna ile Rusya arasında Türkiye’nin arabuluculuğu ile İstanbul’da yapılan barış görüşmelerine birçok kez değinen Putin, İstanbul görüşmelerinde mutabakata varılan kararların uygulanması durumunda savaşın çoktan bitmiş olabileceğini, ancak ABD başta olmak üzere Batılı devletlerin vazgeçirmesiyle Ukrayna’nın geri adım attığını iddia etti. NATO’nun genişleme çabalarından duyduğu rahatsızlığı dile getirdi.

“NATO GENİŞLERSE HER ŞEY SOĞUK SAVAŞ SIRASINDAKİYLE AYNI OLACAK”

Rus lider Vladimir Putin, iki saatten fazla süren röportajda, NATO’nun 1990’ların başından bu yana yürüttüğü genişleme çabalarından duyduğu rahatsızlığı açıkça ortaya koydu. NATO’nun genişlemesine gerek olmadığını savunan Putin, “NATO genişlerse her şey Soğuk Savaş sırasındakiyle aynı olacak, yalnızca Rusya sınırlarına daha yakın olacak. Bu kadar.” ifadelerini kullandı. Vladimir Putin, ABD’nin bu konuda verdiği sözü tutmadığını söyleyerek, “NATO’nun, doğuya doğru genişlemeyeceğine dair sözünüz vardı ama bu 5 kez gerçekleşti.” dedi.

“POLONYA’NIN İŞGALİ SÖZ KONUSU DEĞİL”

Carlson’ın sorusu üzerine Putin, Moskova’nın bölgedeki diğer NATO üyesi ülkelerin (Polonya ve Letonya) veya genel olarak Avrupa kıtasının Rusya tarafından işgalinin söz konusu olmadığını belirtti.

ABD’DEKİ BAŞKANLIK SEÇİMİYLE İLGİLİ DE KONUŞTU

ABD’nin Ukrayna’ya silah desteğinde bulunmasından dolayı ABD Başkanı Joe Biden ile “konuşacak hiçbir şeyi olmadığını” söyleyen Putin, kasımda yapılacak ABD başkanlık seçimlerinde yeni bir başkanın seçilmesinin de “elitlerin Rusya’ya karşı tutumunu değiştirmeyeceğini” anlattı. Rus lider, küresel güç dengesindeki değişim nedeniyle uluslararası hukukun da değişmesi gereğine değindi. Putin, tutuklu Wall Street Journal (WSJ) muhabiri Evan Gershkovich konusunda da “anlaşmaya varılabileceğini” kaydetti. Bu konuyu çözmek istediklerini belirten Putin, “Ancak özel servis kanallarında tartışılan bazı terimler var. Anlaşmaya varılabileceğine inanıyorum” dedi. Putin, Gershkovich’in, “komplo kurarak gizli şekilde bilgi topladığını” ve yaptığının “tam olarak casusluk” olduğunu, bununla birlikte iki taraf heyetlerinin bu konuyu çözme yolunda ilerlediğini belirtti.

RÖPORTAJ ABD MEDYASINDA GÜNDEM OLDU

FOX haber kanalından ayrıldıktan sonra gazetecilik faaliyetini sosyal medya platformu X’te devam ettiren Tucker Carlson’ın Rusya Devlet Başkanı Putin’le röportaj yapacağını duyurması ABD medyasında gündem oldu. Carlson’a konuşmayı kabul eden Putin, 2019’dan bu yana Batı medyasında ilk defa röportaj vermiş oldu. Tucker Carlson’ın söz konusu röportajı hakkında bazı Avrupa ve ABD medyasında eleştiriler yer alırken, Amerikalı gazeteci Putin’in propagandasını yapmakla suçlandı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/putinden-polonyayi-isgal-etmeyi-dusunuyor-musunuz-sorusuna-yanit-boyle-bir-sey-soz-konusu-degil/feed/ 0
İsveç’in NATO Üyeliği Süreci ve Türkiye’nin Kazanımları https://www.haber60.com.tr/isvecin-nato-uyeligi-sureci-ve-turkiyenin-kazanimlari/ https://www.haber60.com.tr/isvecin-nato-uyeligi-sureci-ve-turkiyenin-kazanimlari/#respond Wed, 24 Jan 2024 21:06:15 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=4848 Gazeteci Mehmet A. Kancı, 23 Ocak’ta İsveç’in NATO üyeliğine ilişkin kanun teklifinin TBMM Genel Kurulunda kabul edilmesi üzerine bu süreçte Türkiye’nin kazanımlarını AA Analiz için kaleme aldı.

***

Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) 2022 yılının şubat ayında Rusya’nın Ukrayna’ya açtığı savaşı fırsat bilerek, Rusya’yı Kuzey Kutup bölgesindeki Barents Denizi ile Baltık Denizi’nden çevreleyebilmek için giriştiği hamle, 2’nci yılını doldurmak üzereyken sonuca yaklaştı. Finlandiya ile İsveç’i NATO şemsiyesine alacak sürecin nasıl başladığını geriye dönüp bir hatırlayalım. Rusya-Ukrayna savaşının yeniden alevlenmesiyle 2022 yılının 30 Mart günü İsveç’in TV4 kanalındaki Nyheter isimli haber programında, nükleer silah taşıyan iki Rus savaş uçağının İsveç hava sahasını 1 dakika süreyle ihlal ettiğine dair bir haber yayınlandı. TV4’ün iddiasına göre 2 Mart günü, Avrupa’daki Rus toprağı Kaliningrad’dan kalkan iki Su-27 ve iki Su-24 savaş uçağı, Finlandiya ve İsveç ordularının Ukrayna’daki gelişmeler nedeniyle ortak tatbikat yaptıkları Baltık Denizi’ndeki Gotland Adası üzerinde İsveç hava sahasını ihlal etmişlerdi. Söz konusu uçaklardan ikisi nükleer bombalar taşımaktaydı ve İsveç Hava Kuvvetleri’nin müdahalesiyle bölgeden uzaklaştırılmışlardı. Bu haberin ardından Batı medyası önce Rusya’nın nükleer saldırı ihtimalini tartışmaya başladı. Nisan ayı boyunca devam eden bu tartışmalar 12 Mayıs’ta Finlandiya, 16 Mayıs’ta ise İsveç hükümetlerinin NATO’ya üyelik başvurusu kararı almalarıyla yeni bir aşamaya girdi. Her iki ülkenin başvuruları 18 Mayıs’ta NATO’ya sunuldu. Büyüyen Rus tehdidi gerekçe gösteriliyor, iki ülkenin üyelik süreçleri oldubittiye getirilmek isteniyordu. Ancak bu teşebbüs, beklenmedik şekilde Türkiye’nin eşit müttefiklik talepleri ve Avrupa’nın teröre verdiği destekle mücadelesi için zemin oluşturdu.

Yanlış hesap önce Ankara’dan döndü

17 Mayıs tarihinden itibaren Almanya Başbakanı Olaf Scholz’un başını çektiği Avrupalı baskı lobisi harekete geçerken, 2 gün sonra Finlandiya Cumhurbaşkanı Sauli Niinistö ve dönemin İsveç Başbakanı Magdalena Andersson, her zaman yaptıkları gibi Türkiye’yi hedef alan terörizmi kınayan baştan savma mesajlarla Ankara’nın endişelerini giderecekleri yanılgısına kapıldılar. Mevcut NATO müttefiklerinin terör örgütleri PKK/PYD/YPG ve FETÖ’ye verdikleri destekten aldığı 40 yıllık derslerle Türkiye ise bu defa eşit müttefiklik yolunda, meseleyi hukuki bir çerçeveye bağlayacak farklı bir hareket tarzı benimsedi. Türkiye’nin talepleri 28 Haziran 2022 günü Madrid’deki NATO Zirvesi’nde imzalanan Üçlü Muhtıra ile ete kemiğe büründü. Bu muhtıra kapsamında ilk defa 2 Avrupa ülkesi terör örgütleri PKK/PYD/YPG ve FETÖ’nün topraklarındaki varlıklarını NATO nezdinde kabul ederek, bunlara destek sağlamayacaklarına söz vermek zorunda kaldılar. Dahası, Finlandiya ve İsveç, PKK ve diğer tüm terörist örgütlerin, bunların uzantılarının faaliyetleri ile iltisaklı kuruluşlar ve paravan örgütler içerisinde yer alan veya bu terör örgütleriyle bağlantısı bulunan şahısların faaliyetlerini engelleyeceklerini taahhüt ettiler. Türkiye’nin bir başka talebi ise NATO üyesi olmak isteyen iki ülkenin, ittifakın bir üyesine savunma sanayi alanında ambargo uygulamasının mümkün olamayacağı gerçeğini kabul etmeleriydi.

ABD sürece “F-16 şantajıyla eşlik etti”

Türkiye Üçlü Muhtarının şartlarının hayata geçirilişini “Daimi Ortak Mekanizma” aracılığıyla takibe alırken, arzu ettiği zaman diliminde hedefine ulaşamayan ABD’nin F-16 savaş uçaklarının satışı ve modernizasyonu üzerinden Türkiye’ye baskı yapmaya çalıştığına şahit olduk. İkinci Dünya Savaşı’nın ardından, hibe ettiği silahları siyasi ve diplomatik şantaj aracı olarak kullanmayı alışkanlık haline getiren, akabinde parası ödenmiş silahları dahi Türkiye’ye vermeme yolunu seçen ABD’nin bu tavrı Ankara açısından sürpriz olmadı. Nitekim Finlandiya terörle mücadele ve ambargolar konusunda gereken adımları attıktan sonra ancak 17 Mart 2023’te Cumhurbaşkanı Niinistö’nün Ankara ziyaretinin ardından üyelik sürecinde ilerleme sağlayabildi. 4 Nisan’da Finlandiya 31’inci üye olarak NATO Karargahı’na bayrağını çektirirken, Kur’an-ı Kerim’in yakıldığı eylemlere ve terör örgütü PKK/PYD/YPG’nin kentlerinde gövde gösterisi yapmasına izin veren İsveç’in bekleyişi devam etti. NATO’nun “Açık Kapı” politikasına destek veren Türkiye, Finlandiya’ya yeşil ışık yakarak ittifakın 9’uncu genişleme dalgasının hayata geçmesini sağladı. İsveç ise Üçlü Muhtıra kapsamındaki en somut adımı ancak 1 Haziran 2023’te yeni terörle mücadele yasasını yürürlüğe koyarak attı. Yeni yasa, Türkiye’yi hedef alan terör örgütlerinin İsveç topraklarında finanse edilmesinin önüne geçecek önemli ilerlemeler içeriyor. İsveç’in meseleyi ciddiye alan son hamlesi ise aralık ayında Ankara ile Stockholm arasında terörle mücadele konularını ele almak üzere görevlendirilen İsveçli irtibat savcısının Türkiye ziyareti ile geldi. İsveç’in NATO üyelik süreci ile beraber teröre karşı bu işbirliğinin ivme kazanması bekleniyor.

NATO’nun genişlemesi ABD’nin samimiyetine bağlı

Ankara, Helsinki ve Stockholm yönetimleriyle süreci olgunlaştırırken, Washington’ın F-16 savaş uçaklarının satışı için direttiği “İsveç’in NATO’ya üyelik şartı” hep gündemdeydi. Beyaz Saray, kamuoyu önünde uzun süre F-16 satışını İsveç’in NATO üyeliği şartına bağlamadıkları iddiasını tekrarladı. 2023 yılının son çeyreğine gelindiğinde “Başkan Biden onaylıyor ama Kongre’de engeller var.” söylemiyle samimiyetten yoksun yaklaşımın güncellendiğine şahit olduk. 14 Aralık’ta ise, İsrail’in Gazze’ye saldırısı nedeniyle dış politikada sıkışan ABD Başkanı Joe Biden’ın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı telefonla araması, sürecin önemli kilometre taşlarından birini teşkil etti. Tarafların karşılıklı olarak birbirlerine duydukları güvenin test edileceği, eş zamanlı bir süreç başladı. TBMM Dışişleri Komisyonu 26 Aralık’ta İsveç’in NATO’ya kabulüne ilişkin yasa teklifini onayladı. 5 Ocak’ta süreci eş zamanlı yürütmeleri yönünde mutabık kalınan Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile Amerikalı muhatabı Antony Blinken İstanbul’da bir araya geldiler. Akabinde ABD Dışişleri Bakanı, Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından da kabul edildi. 23 Ocak günü TBMM Genel Kurulu’nda İsveç’in NATO’ya katılım protokolünün onaylanmasının uygun bulunduğuna dair kanun teklifi kabul edildi. Bu ilerlemeye İsveç’ten daha çok Washington yönetiminin ne kadar sevindiğini şu örnekle anlamak mümkün. TBMM’nin kanun teklifini onayladığına dair haberin ajanslar tarafından duyurulmasının üzerinden 10 dakika dahi geçmeden ilk kutlama mesajı ABD’nin Ankara Büyükelçiliği tarafından sosyal medyada paylaşıldı.

Şimdi top Washington’da

Şimdi gözler takvimin Washington’da nasıl işleyeceğine çevrildi. Biden yönetiminin samimiyet testi kapsamında, ABD Dışişleri Bakanlığının, Türkiye’ye F-16 uçakları ve modernizasyon kitleri satışını içeren mektubu en kısa sürede Kongre’ye sunması bekleniyor. Kongre’de görüşme ya da oylama söz konusu değil. Artık aşılması gereken tek engel 15 gün içerisinde bir itirazın yapılmaması. ABD, Macaristan parlamento onayının hala beklemede olduğunu dikkate almalı. Biden yönetiminin boyundan büyük bir işe kalkışarak Türkiye’ye tutamayacağı sözler verdiği anlaşılırsa, yanlış hesap bu defa Budapeşte’den dönebilir. ??????

[Gazeteci Mehmet A. Kancı, Türk dış politikası üzerine analizler kaleme almaktadır.]

Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Anadolu Ajansının editöryal politikasını yansıtmayabilir.

]]>
https://www.haber60.com.tr/isvecin-nato-uyeligi-sureci-ve-turkiyenin-kazanimlari/feed/ 0
Avrupalı Müttefikler İsveç’in NATO’ya Katılımını Memnuniyetle Karşıladı https://www.haber60.com.tr/avrupali-muttefikler-isvecin-natoya-katilimini-memnuniyetle-karsiladi/ https://www.haber60.com.tr/avrupali-muttefikler-isvecin-natoya-katilimini-memnuniyetle-karsiladi/#respond Wed, 24 Jan 2024 00:03:06 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=4740 Avrupalı müttefikler, TBMM’nin İsveç’in NATO’ya katılımına onay vermesini memnuniyetle karşıladı.

Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, X hesabından yaptığı paylaşımda TBMM’de onaylanan kararın İsveç’i NATO’ya bir adım daha yaklaştırdığını belirterek, “İsveç’in katılımı Avrupa’nın güvenliğini güçlendirecek ve AB-NATO işbirliğini artıracaktır. Bundan sonraki adımları sabırsızlıkla bekliyorum.” ifadelerine yer verdi.

Belçika Dışişleri Bakanı Hadja Lahbib ise X paylaşımında, ülkesinin TBMM’nin kararını memnuniyetle karşıladığını bildirerek, İsveç’in İttifak’a katılımı yolunda önemli bir adım atıldığını vurguladı.

Avrupa’nın güvenliğinin kolektif bir çaba olduğunu kaydeden Lahbib, “İsveç’in NATO’ya katılmasıyla Avrupa daha güvenli ve ittifakımız daha güçlü hale gelecektir.” değerlendirmesinde bulundu.

Danimarka Dışişleri Bakanı Lars Lökke Rasmussen de X’teki paylaşımında TBMM’nin İsveç’in NATO üyeliğini onaylamasından “büyük memnuniyet” duyduğunu belirterek, “İsveç’in NATO’da yer alması ittifakı ve İskandinav bölgesinin güvenliğini güçlendirecektir. Süreç henüz tamamlanmadı ancak İsveç’in üyeliğini çok yakında kutlamayı bekliyoruz.” ifadelerine yer verdi.

Estonya Başbakanı Kaja Kallas ise sosyal medya paylaşımında, söz konusu kararın İsveç’in 32. NATO müttefiki olması açısından önemli olduğunun altını çizerken, Cumhurbaşkanı Alar Karis de “ABD/Transatlantik güvenliğini artırmaya ve Baltık Denizi’ni bir NATO denizi haline getirmeye önemli ölçüde yaklaştık. Şimdi tüm gözler Macaristan’da ve herkes İsveç’in bir an önce katılmasını bekliyor.” yorumunu yaptı.

Litvanya Cumhurbaşkanı Gitanas Nauseda, paylaşımında “Vilnius’taki NATO zirvesinde varılan anlaşmaların aşamalı olarak uygulamaya konulduğunu görmekten memnuniyet duyuyoruz. İsveç’in NATO üyeliği daha güvenli bir Baltık Denizi bölgesi ve daha güçlü bir ittifak için önemli bir adım olacaktır.” sözlerine yer verdi.

Finlandiya Cumhurbaşkanı Sauli Niinistö ise sosyal medya hesabından TBMM kararından mutluluk duyduğunu paylaşarak, “İsveç’in üyeliği Baltık Denizi bölgesinde güvenliği artıracak ve tüm ittifakı daha güçlü hale getirecektir. İsveç’in üyeliğiyle Finlandiya’nın üyeliği de tamamlanmış olacaktır.” ifadelerini kullandı.

Eski Finlandiya Başbakanı ve Cumhurbaşkanı adayı Alexander Stubb ise ” Türkiye’nin İsveç’in NATO üyeliğini onayladığını görmekten memnuniyet duyuyoruz. Macaristan’ın onayının ardından ittifakımız her zamankinden daha güçlü olacaktır.” değerlendirmesinde bulundu.

Letonya Cumhurbaşkanı Edgars Rinkevics de X hesabından “TBMM’nin İsveç’in NATO üyeliğini onaylamasıyla Ankara’dan uzun zamandır beklenen harika bir haber geldi. Bu, tüm ittifakı ve bölgesel güvenliği güçlendirecektir. Umarım Macaristan da yakında aynı şeyi yapar ve nihayet NATO’nun 32. üyesine sahip oluruz.” paylaşımı yaptı.

Norveç Dışişleri Bakanı Espen Barth Eide ise X paylaşımında İsveç’in katılımıyla NATO’da oluşacak İskandinav bölgesinin ortak güvenliği güçlendireceğine vurgu yaptı.

NATO’dan Macaristan’a çağrı

NATO Parlamenter Asamblesi Başkanı Michal Szczerba, X mesajında, destekleri dolayısıyla NATO Parlamenter Asamblesi Türk Delegasyonuna teşekkürlerini ileterek, “Macaristan Ulusal Meclisindeki meslektaşlarıma katılım sürecinin mümkün olan en kısa sürede tamamlanmasına yardımcı olmaları çağrımı yineliyorum.” ifadelerine yer verdi.

NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg ise yazılı açıklamasında TBMM’nin kararını memnuniyetle karşıladığını belirterek, onay sürecini en kısa sürede tamamlayacağı konusunda Macaristan’a güvendiğini ifade etti.

Stoltenberg, “Tüm NATO müttefikleri Vilnius’ta yapılan zirvede İsveç’i ittifakımıza katılmaya davet etme konusunda mutabık kaldı ve İsveç taahhütlerini yerine getirdi. İsveç’in üyeliği NATO’yu daha güçlü ve hepimizi daha güvenli kılacaktır.” değerlendirmesinde bulundu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/avrupali-muttefikler-isvecin-natoya-katilimini-memnuniyetle-karsiladi/feed/ 0
İsveç’in NATO’ya katılımına ilişkin kanun teklifi TBMM Genel Kurulunda kabul edildi https://www.haber60.com.tr/isvecin-natoya-katilimina-iliskin-kanun-teklifi-tbmm-genel-kurulunda-kabul-edildi/ https://www.haber60.com.tr/isvecin-natoya-katilimina-iliskin-kanun-teklifi-tbmm-genel-kurulunda-kabul-edildi/#respond Tue, 23 Jan 2024 23:03:08 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=4734 İsveç’in, Kuzey Atlantik Antlaşması’na (NATO) Katılımına İlişkin Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifi, TBMM Genel Kurulunda kabul edildi.

Teklif görüşmelerinde söz alan Saadet Partisi Grup Başkanvekili İsa Mesih Şahin, Türkiye’nin menfaatine gördükleri önemli konulara bugüne kadar destek verdiklerini, destek vermeye de devam edeceklerini söyledi.

İsveç’in NATO üyeliği konusunda üzerine düşen sorumluluklar olduğuna dikkati çeken Şahin, şöyle devam etti:

“TBMM’nin tercihi, bugün artık neredeyse tam üye gibi kabul gören, NATO toplantılarına ev sahipliği yapan ve tatbikatlara katılan İsveç’in üyeliğinin onayı yönünde gerçekleşirse İsveç’in ülkemize yönelik taahhütlerini yerine getirmesi hususunun da yakın takipçisi olacağız. Bunlardan hareketle oy tercihimiz, iktidarın dış politikasındaki yanlış politikaları not ederek, bunların her zaman karşısında olarak, Türkiye’nin önümüzdeki dönemde bölgede ve uluslararası arenada yalnızlaşmaması ve dışlanmaması adına Gelecek Partisi olarak İsveç’in NATO üyeliğine karşı çıkmadığımızı beyan etmek istiyorum.”

Saadet Partisi İstanbul Milletvekili Mustafa Kaya ise İsveç’in NATO’ya üye olabilmesi için Türkiye’nin taleplerini yerine getirmesi gerektiğini belirterek, “Dışarıdaki tartışmalar ne olursa olsun 1 Mart 2003’te gösterdiğimiz iradeyi göstererek bu tezkereye, İsveç’in NATO’ya girişine ‘hayır’ demeliyiz. Saadet Partisi olarak kararımızın ‘hayır’ olacağını ifade ediyorum.” diye konuştu.

“Talepler tam olarak gerçekleşinceye kadar İsveç’in NATO üyeliğinin karşısında duracağız”

İYİ Parti Grup Başkanı Koray Aydın ise Türkiye’nin, İsveç’in NATO’ya katılımı konusunda vereceği karardan geri dönüş olmayacağını, bir kez “evet” dedikten sonra elindeki tüm müzakere ve pazarlık imkanından yoksun kalacağını savundu.

ABD ve İsveç’in vaatleri ile sözlerinin İsveç’in NATO’ya üyeliğinin onaylanması için asla yeterli olmadığını ifade eden Aydın, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu üyeliğe ‘evet’ denildiğinde Stockholm sokaklarında yarın yine bebek katili terörist Öcalan’ın posterlerinin sallanmayacağının garantisi var mıdır? Kısa bir süre sonra idrak edeceğimiz ramazan ayında yüce kitabımız Kur’an-ı Kerim’e şerefsizce bir saldırı girişimi olursa saldırganların İsveç polisince korunmayacağının garantisi var mıdır? FETÖ’cü hainlerin İsveç göçmen bürolarında cirit atmayacağına dair size bir garanti verilmiş midir? Türk milletinin tamamı da bu soruların cevabını merak etmektedir. Ne oldu da değiştiniz, vazgeçtiniz? Bu cevaplar verilmedikçe de tarih ve millet huzurunda yargılanacaksınız.”

Teklifin geri çekilerek, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın Genel Kurulda milletvekillerini bilgilendirmesini talep ettiklerini söyleyen Aydın, “Bu gerçekleşmediği sürece İsveç’e verilecek onayın vebaline İYİ Parti asla ortak olmayacaktır. Türk milletinin yüksek çıkarları doğrultusunda ifade ettiğimiz bu talepler tam olarak gerçekleşinceye kadar İYİ Parti olarak İsveç’in NATO üyeliğinin karşısında duracağız.” dedi.

İYİ Parti Ankara Milletvekili Kürşad Zorlu da Türkiye’nin güvenliğine katkı sağlayacak gelişmelerin değil, Türkiye’ye ve Türk milletine yapılabilecek her türlü dayatmanın karşısında olduklarını dile getirerek, “Makul ve kabul edilebilir adımlar atılmadığı takdirde en başından bu yana sürdürdüğümüz tutarlı çizgimizi koruyacağımızı ve ‘hayır’ oyu vereceğimizi Türk milletine beyan ederiz.” diye konuştu.

“MHP Grubu olarak ilgili protokolün onaylanmasına katkı sağlayacağız”

MHP Erzurum Milletvekili Kamil Aydın da İsveç’in NATO üyeliği konusunda Türkiye’nin endişe, beklenti ve taleplerinin Dışişleri Bakanlığınca yürütülen çalışmalar kapsamında en yetkili ağızlardan dile getirildiğini söyledi.

Üçlü Madrid mutabakatında ve Vilnius’taki görüşmelerde kayıt altına alınan hususların taraflarca dikkate alınıp uygulama sürecinin başlatıldığını aktaran Aydın, “Gerek bu konuyla ilgili aralık ayı sonunda yapılan komisyon toplantısında Dışişleri Bakan Yardımcımızın açıklamalarından ve gerekse tarafların resmi açıklamalarından, iki ülke arasında özellikle Türkiye’nin beklenti ve talepleri karşılık bulmaya devam etmektedir. Diğer bir ifadeyle, terörle mücadele ve kutsal değerlerimize yönelik hakaretlerle ilgili kanuni ve anayasal değişiklikler yapılmıştır, yapılmaya devam etmektedir.” ifadelerini kullandı.

Türkiye’nin savunma sanayi ürün taleplerine yönelik uygulanan ambargoların kaldırılması ve savunma sanayi ürün ticaretini kolaylaştırıcı önlemlerin alınmasının da etkinleştirildiğine dikkati çeken Aydın, şöyle devam etti:

“Yetkili irtibat savcılığı sistemi kurularak, karşılıklı ziyaretlerin yapılıp, hassasiyetlerin, beklentilerin, meselelerin yerinde görüşülüp sonuca bağlanması süreci de 16 Kasım’dan itibaren devreye sokulmuş ve anlaşma onayı sonrası da bu ilişki ve işbirliğinin devam edeceği kayıt altına alınmıştır. Dolayısıyla, MHP Grubu olarak komisyondaki tavrımızın sürecek ve ilgili protokolün onaylanmasına katkı sağlayacağız.”

“Dünya siviller için daha güvenli bir yer olmayacak”

DEM Parti Grup Başkanvekili Gülüstan Kılıç Koçyiğit ise İsveç’in NATO’ya katılımına dair süreçte AK Parti’nin ikiyüzlü politikalar sergilediğini iddia ederek, sürecin bir başka boyutunun Orta Doğu başta olmak üzere dünyada yaşanan savaşlar ve bunların yarattığı küresel sonuçlar olduğunu anlattı.

Koçyiğit, dünyanın İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra düşük ve orta yoğunluklu savaşlarla hiçbir zaman daha özgür, daha demokratik ve daha güzel bir yer olmadığını belirterek, “Bugün de Putin’in Ukrayna’yı işgaline karşı NATO’nun genişlemesiyle dünya siviller için daha güvenli bir yer olmayacak. Başta Orta Doğu olmak üzere, dünya kesintisiz bir şiddet girdabındadır ve hükümetler dünya halklarını bu girdaptan çıkarmak yerine savaşa savaşla karşılık vererek, daha fazla silahlanarak halkları korkunç ve ölümcül bir geleceğe taşımaktadırlar.” diye konuştu.

CHP’den destek

CHP İstanbul Milletvekili Oğuz Kaan Salıcı da Türkiye’nin İsveç’ten taleplerinin yüzde yüz meşru olduğunu belirterek, şöyle konuştu:

“Türkiye aleyhine faaliyet gösteren çeşitli terör örgütleri İsveç’in ve birçok benzer ülkenin demokratik sistemindeki boşluklardan yararlanmıştır. Oralarda terör lehine propaganda yapmışlardır, yardım, maddi katkı toplamışlardır. İsveç’in terörle mücadelede bize yeterince destek verememesi, vermemesi bizi derinden üzmüştür. Bu konuda müttefiklerinden kanunlar çerçevesinde adımlar beklemekte Türkiye sonuna kadar haklıdır. Bu meselenin hukuki birtakım düzenlemelerle aşılmasından dolayı mutluyuz. İsveç’teki yasa değişikliklerinin kağıt üstünde kalmaması için sürecin de takipçisi olacağız. İsveç NATO üyesi olduğunda NATO’nun terörle mücadele kapsamındaki yükümlülüklerine de dahil edilecektir. NATO’nun 2. büyük ülkesi olan ülkemiz NATO’da etkin bir diplomasi ilerlettiği ölçüde İsveç üzerindeki etkisini artırabilecektir. Bu nedenle İsveç’in NATO üyeliği çıkarlarımızla örtüşmektedir. AK Parti’nin uygulamış olduğu siyaset her ne kadar yanlış olursa olsun Türkiye Cumhuriyeti’nin çıkarları ile İsveç’in NATO’ya üyeliği örtüşmektedir.”

CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer de yapılan müzakereler ışığında İsveç’te bir farkındalık oluşmaya başladığını ifade ederek, anayasa, yasa değişiklikleri, örgüte üye devşirmenin engellenmesi, finansman ve propagandanın önlenmesi gibi konularda atılan adımların ve yapılan niyet beyanlarının önemli olduğunu kaydetti.

Üyelik sonrasında da teröre karşı net bir duruş sergilemesinin İsveç’in Türkiye ve ittifaka karşı sorumluluğu ve kendi iç huzuru açısından önemli olduğunu belirten Çakırözer, “Biz CHP olarak İsveç’in verdiği sözlerin sıkı bir biçimde hayata geçirilmesinin mutlaka yakın takipçisi olacağız.” dedi.

“Çözüm odaklı, sorumluluk almaya hazır bir dış politika uygulamaktayız”

TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı ve AK Parti Ankara Milletvekili ve Fuat Oktay ise NATO’nun güçlü ve etkin caydırıcılığa sahip kalmasının Türkiye’nin siyasi ve askeri öncelikleri arasında olduğunu belirterek, “Bu çerçevede, NATO’nun genişlemesini hem ittifakın gücünü ve caydırıcılığını artıracağı hem de ülkemizin de faydalanacağı bir güvenlik ve istikrar alanı oluşturduğu için desteklemekteyiz.” ifadelerini kullandı.

Oktay, İsveç’in üçlü muhtıradan kaynaklanan taahhütleri çerçevesinde adımlar attığını ancak Türk hükümetinin yapılan değişiklilerin özellikle terörle mücadele alanındaki somut sonuçlarını görmek istemesi nedeniyle bu ülkenin üyelik sürecinin Finlandiya’nın gerisinde kaldığını belirtti.

İsveç makamlarıyla yürütülen temaslar sonucunda İsveç’in taahhütlerini uygulama düzeyi ve samimiyeti dikkate alınarak konunun 2023 Ekim ayında TBMM’nin onayına sunulduğunu ve Dışişleri Komisyonunda İsveç’in NATO’ya katılımının Türkiye’nin çıkarları açısından yaratacağı etkilerinin ciddiyetle ve özenle tartışıldığını anlatan Oktay, İsveç’in bu süreçte Türkiye’nin taleplerine yönelik yaptığı düzenlemelere ilişkin de bilgi verdi.

Türkiye’nin İsveç’in NATO üyeliği sürecindeki kararlı yaklaşımı sayesinde NATO içerisinde terörle mücadele konusundaki farkındalığın da arttığını dile getiren Oktay, sözlerini şöyle tamamladı:

“Terörle mücadele bahanesiyle ülkemizi hedef alan terör yapılanmalarıyla işbirliği yapılmasını, ülkemize yönelik olarak uygulanan kapalı veya açık ambargoları ifade özgürlüğü çerçevesinde en kutsal değerlerimize karşı yapılan saldırılar karşısında sessiz kalınmasını, ülkemizle ilişkilerin birbirinden farklı konularla irtibatlandırılmaya çalışılmasını asla kabul etmediğimizi ve etmeyeceğimizi buradan bir kez daha kuvvetle vurgulamak istiyorum. Bu çerçevede, Finlandiya ve İsveç tarafından bu konularda atılan adımların diğer dost ve müttefiklerimize de örnek teşkil etmesini bekliyoruz.”

AK Parti Konya Milletvekili Ziya Altunyaldız da Türkiye’nin İsveç’in NATO üyeliği sürecindeki adımlarının, her safhasının iyi planlanmış, iyi tasarlanmış, ustalıkla hayata geçirilmiş ve sonuçlarının garanti edilmiş bir süreç olduğunu belirterek, “Bu süreci diplomasi ustalığıyla yönetmiştir ülkemiz. Savaşın değil barışın hüküm sürdüğü bir dünyayı tesis etmek için müttefiklik sorumluluğu anlayışı içerisinde işbirliği ve eş güdümü önceleyen bir NATO yapısı içerisinde Türkiye olarak katkılarımızı vermeye devam edeceğiz.” dedi.

DSP Genel Başkanı Önder Aksakal, TİP Genel Başkanı Erkan Baş, Yeniden Refah Partisi İstanbul Milletvekili Doğan Bekin, Demokrat Parti İstanbul Milletvekili Cemal Enginyurt, HÜDA PAR Gaziantep Milletvekili Şahzade Demir ve EMEP İstanbul Milletvekili İskender Bayhan teklifi desteklemediklerini açıkladı.

DEVA Partisi İstanbul Milletvekili Mustafa Yeneroğlu ise teklife destek verdiklerini bildirdi.

İsveç’in NATO’ya üyeliğini onaylayan teklifin kabul edilmesinin ardından, Türkiye ile Malezya Arasındaki Serbest Ticaret Anlaşmasına Ek 1. Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifi ile Türkiye ile Kore Cumhuriyeti Arasında Gelir Üzerinden Alınan Vergilerde Çifte Vergilendirmeyi Önleme ve Vergi Kaçakçılığı ile Vergiden Kaçınmaya Engel Olma Anlaşması ve Eki Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifi de kabul edilerek yasalaştı.

Çalışma hayatıyla ilgili düzenlemeler içeren teklifin görüşmelerine geçildi

Genel Kurulda daha sonra en düşük emekli aylığının 10 bin liraya yükseltilmesi ile SSK ve Bağkur emekli maaşlarına ilave artış öngören İşsizlik Sigortası Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin tümü üzerinde görüşmelere geçildi.

Teklifin tümü üzerinde söz alan İYİ Parti İzmir Milletvekili Ümit Özlale, AK Parti’nin iktidara geldiği 2002 yılında en düşük emekli maaşının asgari ücretin 1,5 katı olduğunu, şu anda en düşük emekli maaşının 25 bin lira civarında olması gerekirken asgari ücretin yarısı olduğunu söyledi.

Türkiye’de yoksulluğun yönetildiği bir durumla karşı karşıya olduklarını anlatan Özlale, “Bugün ülkemizde kayıtlı çalışanların yaklaşık yarısı asgari ücrete tabi. Asgari ücret de birkaç ay sonra açlık sınırının altında kalacak. Emekli vatandaşlarımızın yarısı en düşük emekli maaşını alıyor ve bunlar da halihazırda açlık sınırının altında. Bizim, milyonlarca emekli vatandaşımıza, milyonlarca asgari ücretle hayatını geçirmeye çalışan vatandaşımıza, gencimize mutlaka kulak vermemiz lazım.” diye konuştu.

Özlale’nin konuşmasının ardından TBMM Başkanvekili Celal Adan, birleşime ara verdi. Adan, aranın ardından komisyonun yerinde olmaması üzerine birleşimi saat 14.00’te toplanmak üzere kapattı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/isvecin-natoya-katilimina-iliskin-kanun-teklifi-tbmm-genel-kurulunda-kabul-edildi/feed/ 0
CHP İstanbul Milletvekili Oğuz Kaan Salıcı, İsveç’in NATO’ya katılımına ‘evet’ diyeceğiz https://www.haber60.com.tr/chp-istanbul-milletvekili-oguz-kaan-salici-isvecin-natoya-katilimina-evet-diyecegiz/ https://www.haber60.com.tr/chp-istanbul-milletvekili-oguz-kaan-salici-isvecin-natoya-katilimina-evet-diyecegiz/#respond Tue, 23 Jan 2024 22:33:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=4725 CHP İstanbul Milletvekili Oğuz Kaan Salıcı, İsveç’e NATO üyeliği yolunu açan protokolle ilgili kanun teklifinin görüşmelerinde; “Siyasi iş birlikleri kurarken uzun vadede yönümüzü doğru belirlemek gerekir. Dünyanın en güçlü ekonomilerinin bulunduğu bir ittifakın kara, deniz, hava, siber ve uzay alanlarında katedeceği yolun gerisinde kalmanın maliyetini hesap etmemiz gerekir. Gerginliklerin silah yoluyla değil diplomatik müzakereler yoluyla çözülmesi gerektiğini savunuyoruz. Barış ve istikrar ortamını bozan her türlü tehdide karşı NATO’nun caydırıcı gücünü önemsiyoruz. NATO’nun yeni üyelerin katılımıyla genişleme politikasını destekliyoruz. Bu nedenle de bugün oylamada Cumhuriyet Halk Partisi olarak İsveç’in NATO’ya katılımına ‘evet’ diyeceğiz” dedi.

İsveç’in NATO’ya katılımına ilişkin protokolün uygun bulunduğuna dair kanun teklifi TBMM’de kabul edildi. 346 milletvekilinin katıldığı oylamada 287 kabul, 55 red, 4 de çekimser oy kullanıldı. Görüşmeler sırasında söz alan CHP İstanbul Milletvekili Oğuz Kaan Salıcı, İsveç’in NATO üyeliği ve AKP’nin dış politika hamleleri ile ilgili şunları söyledi:

“Yarın değerli gazeteci ve hukukçu Uğur Mumcu’nun ölüm yıl dönümü. Atatürkçü ve sosyal demokrat düşüncenin cesur kalemi Uğur Mumcu’nun hayalinde Türkiye’nin aydınlığa kavuşması vardı. Onun hayali, laikliği savunurken de çetelerle mücadele ederken de Cumhuriyet Halk Partisi’nin yolunu aydınlatıyor, aydınlatmaya devam edecek. Cinayete dair bildiklerini konuşmayanlara, çürümüş bir duvarı korumak uğruna bir tuğla adaletten kaçanlara yazıklar olsun diyor, Uğur Mumcu’yu sevgiyle ve rahmetle anıyorum.

“BUGÜN AYNI ZAMANDA NATO’NUN GENİŞLEME STRATEJİSİNİ OYLAYACAĞIZ”

Biz bugün aslında sadece İsveç’in NATO’ya katılımını oylamayacağız. Biz bugün aynı zamanda NATO’nun genişleme stratejisini oylayacağız. Bu bugün yanıtlayacağımız temel soru şudur: Dünya bir kırılma yaşarken, Gazze’deki savaş yayılma emareleri gösterirken Ukrayna’da savaş sürerken, Çin-Tayvan gerginliği tırmanırken, dünya ticaretinin yüzde 12’si Kızıldeniz’de durmuşken ve bu kırılmanın uzun vadeye yayılacağı aşikarken bizim yerimiz demokrasilerin yanı mıdır, yoksa tek adam rejimlerinin yanında mıdır? NATO’nun askeri açıdan güçlü kalması, siyasi olarak güçlenmesi ve kapsayıcı bir yaklaşımı benimsemesi ülkemizin çıkarına mıdır, değil midir? NATO’nun kolektif caydırıcılığının güçlenmesi ve Rusya’nın saldırgan politikaları karşısında direncini artırması ülkemizin çıkarına mıdır, değil midir? Temel sorular bunlardır.

“NATO’NUN YENİ ÜYELERİN KATILIMIYLA GENİŞLEME POLİTİKASINI DESTEKLİYORUZ”

Siyasi iş birlikleri kurarken uzun vadede yönümüzü doğru belirlemek gerekir. Dünyanın en güçlü ekonomilerinin bulunduğu bir ittifakın kara, deniz, hava, siber ve uzay alanlarında katedeceği yolun gerisinde kalmanın maliyetini hesap etmemiz gerekir. Siyasi yönden bakıldığında Cumhuriyet Halk Partisinin tutumu son derece açıktır. Demokratik ilkeleri esas alan, hukukun üstünlüğüne ve her türlü gücü denetleyen bir sistemin doğruluğuna inanıyoruz. Gerginliklerin silah yoluyla değil diplomatik müzakereler yoluyla çözülmesi gerektiğini savunuyoruz. Nükleer silahlardan arınmış bir güvenlik konseptini her platformda destekliyoruz. Barış ve istikrar ortamını bozan her türlü tehdide karşı NATO’nun caydırıcı gücünü önemsiyoruz. NATO’nun yeni üyelerin katılımıyla genişleme politikasını destekliyoruz. Bu nedenle de bugün oylamada Cumhuriyet Halk Partisi olarak İsveç’in NATO’ya katılımına ‘evet’ diyeceğiz.

“HÜKÜMETİMİZ İSVEÇ’İN NATO ADAYLIĞI GÜNDEME GELİR GELMEZ YAPTIĞI FEVRİ ÇIKIŞLARLA MANEVRA KABİLİYETİMİZİ DÜŞÜRDÜ”

Gazze bombalanırken Cumhurbaşkanımız niçin Avrupa Birliği ülkelerine ‘İsveç’i takip edin, siz de İsveç gibi Filistin’i tanıyın’ diyemedi? Çünkü Hükümetimiz İsveç’in NATO adaylığı gündeme gelir gelmez yaptığı fevri çıkışlarla manevra kabiliyetimizi düşürdü, enstrümanlarımızı azalttı. Elde megafonla propaganda yapar gibi dış politika yürütmenizin bir boyutu da bu oldu. O fevri çıkışlar nedeniyle Filistin için sesimizi daha fazla duyurma imkanına sahip olamadık. Çünkü İsveç’in NATO’ya üyeliği gündeme geldiğinde müzakere süreçlerinde görülmemiş bir üslupla güya kapıyı baştan kapattınız. Erdoğan ‘Ben olduğum sürece ‘evet’ demeyiz’ dedi. Bu mesele her krizde olduğu gibi bir kişinin kişisel kapasitesi ve ideolojik tahayyül dünyasıyla sınırlandırıldı çünkü son yıllarda dış politikamız ne yazık ki şöyle ilerliyor: Önce Erdoğan çıkıyor, iç politika için şov yapıyor, bağırıyor çağırıyor, perde gerisinde bir diploması yürüyor, o diplomasi bir sonuca ulaşıyor, Erdoğan da ses tellerinin kısıklığıyla ve milleti boşuna gerdiğiyle kalıyor.

“İSVEÇ’İN TERÖRLE MÜCADELEDE BİZE YETERİNCE DESTEK VERMEMESİ BİZİ DERİNDEN ÜZMÜŞTÜR”

Bizim, İsveç’ten meşru taleplerimiz var, bu talepler meşru mudur? Yüzde 100 meşrudur, özellikle terörle mücadele bağlamında meşruiyet açıktır. Bunların diplomatik adaba ve üyesi olduğumuz NATO’nun yerleşik kurallarına göre müzakere edilmesi gayet doğaldır. Türkiye aleyhine faaliyet gösteren çeşitli terör örgütleri İsveç’in ve birçok benzer ülkenin demokratik sistemindeki boşluklardan yararlanmıştır. Oralarda terör lehine propaganda yapmışlardır, yardım, maddi katkı toplamışlardır. İsveç’in terörle mücadelede bize yeterince destek verememesi, vermemesi bizi derinden üzmüştür. Bu konuda müttefiklerinden kanunlar çerçevesinde adımlar beklemekte Türkiye sonuna kadar haklıdır. Bu meselenin hukuki birtakım düzenlemelerle aşılmasından dolayı mutluyuz, İsveç’teki yasa değişikliklerinin kağıt üstünde kalmaması için sürecin de takipçisi olacağız. İsveç NATO üyesi olduğunda NATO’nun terörle mücadele kapsamındaki yükümlülüklerine de dahil edilecektir. NATO’nun 2’nci büyük ülkesi olan ülkemiz NATO’da etkin bir diplomasi ilerlettiği ölçüde İsveç üzerindeki etkisini artırabilecektir. Bu nedenle İsveç’in NATO üyeliği çıkarlarımızla örtüşmektedir. Adalet ve Kalkınma Partisinin uygulamış olduğu siyaset her ne kadar yanlış olursa olsun Türkiye Cumhuriyeti’nin çıkarları ile İsveç’in NATO’ya üyeliği örtüşmektedir.

“MANEVİYATIMIZ DEĞİŞMEDİĞİNE GÖRE NE DEĞİŞTİ?”

İki tane terör örgütünün ismi çok sık anıldı bu süreçte; bir tanesi PKK, bir diğeri FETÖ. Şimdi, İsveç PKK’yı bir terör örgütü olarak tanıyor fakat FETÖ İsveç yasalarına göre bir terör örgütü değil. Ben bunu Dışişleri Komisyonunda da sordum fakat makul, mantıklı bir cevap alma imkanına sahip olamadık. FETÖ bize göre bir terör örgütü, İsveç’e göre değil. İsveç’ten terör örgütü olarak kabul etmediği bir örgütün mensuplarını iade etmesini istiyoruz; bunun da ne uluslararası ilişkilerle ne diplomasiyle ne de mütekabiliyetle uyan bir tarafı yok. Hukuken mümkün olmadığını siz de biliyorsunuz ama sizin tek derdiniz iç kamuoyunu manipüle etmek. Terör örgütü olarak tanındığı halde PKK mensuplarının iadesinde de benzer bir açmaz var. Tam kırk dört yıl süresince İsveç’ten toplam 69 kişiyi talep etmişiz; bunların 32’si terörden, 37’si adli suçlardan. Peki, toplam kaç kişi iade edilmiş? Toplam 1 kişi iade edilmiş; geçtiğimiz ay durum böyleydi. 16 Kasım’da Dışişleri Komisyonunda toplandık; o gün İsveç terörle mücadele konusunda yasal değişiklikleri yapmıştı, bitirmişti. O Komisyonda tartışmalar yeterli olgunluğa ulaşmadığı için bir sonuca varılamadı. Sonra, 26 Aralıkta İsveç’in NATO’ya üyeliğinin Genel Kurul’a indirilmesine karar verilen toplantıyı yaptık. Arada ne değişti? Ne 2’nci bir suçlu iade edildi ne de başka bir değişiklik oldu. Ama ‘Ne değişti’ sorusunun bir muhatabı daha var, o da Milliyetçi Hareket Partisi. Altı ay önce ‘Kandil Dağı neyse Stockholm odur’ dediniz, geçen ay ‘İsveç’te Kur’an-ı Kerim yakıldı, dinimize hakaretler edildi, maneviyatımıza en ağır saldırılar yapıldı, İsveç’in NATO’ya girişine elbette soğuk bakıyoruz’ dediniz, şimdi bugün İsveç’in NATO’ya girişini kabul edeceksiniz. Maneviyatımız değişmediğine göre ne değişti, yoksa Stockholm’un haritadaki yeri mi değişti?”

]]>
https://www.haber60.com.tr/chp-istanbul-milletvekili-oguz-kaan-salici-isvecin-natoya-katilimina-evet-diyecegiz/feed/ 0
TBMM, İsveç’in NATO’ya katılımına ilişkin protokolü onayladı https://www.haber60.com.tr/tbmm-isvecin-natoya-katilimina-iliskin-protokolu-onayladi/ https://www.haber60.com.tr/tbmm-isvecin-natoya-katilimina-iliskin-protokolu-onayladi/#respond Tue, 23 Jan 2024 21:30:18 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=4698

KUZEY Atlantik Antlaşması’na (NATO) İsveç’in Katılımına İlişkin Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifi, TBMM Genel Kurulu’nda kabul edildi.

TBMM Genel Kurulu, ‘Kuzey Atlantik Antlaşması’na (NATO) İsveç’in Katılımına İlişkin Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifi’ni görüşmek üzere toplandı. Teklif görüşmeleri dahilinde İYİ Parti Grubu adına söz alan Ankara Milletvekili Koray Aydın, iktidarın, siyasi parti gruplarını ve Türk milletini İsveç hakkında doğru bilgilendirmeden ve ikna etmeden bu protokolü Genel Kurul’a getirmesinin doğru olmadığını kaydederek, “Bugün yapılması gereken, bu teklifin geri çekilmesi, Genel Kurul’a Dışişleri Bakanı Sayın Hakan Fidan davet edilerek bizleri bilgilendirmesi ve taleplerimizin yerine gelip gelmediğini anlatmasıdır. Bu gerçekleşmediği sürece İsveç’e verilecek onayın vebaline İYİ Parti asla ortak olmayacaktır. Türk milletinin yüksek çıkarları doğrultusunda ifade ettiğimiz bu talepler tam olarak gerçekleşinceye kadar İYİ Parti olarak biz, İsveç’in NATO üyeliğinin karşısında duracağız” diye konuştu.

‘PROTOKOLÜN ONAYLANMASINA KATKI SAĞLAYACAĞIZ’

MHP grubu adına söz alan Erzurum Milletvekili Kamil Aydın, İsveç’in NATO üyeliği konusunda yürütülen görüşmelerde, Türkiye’nin endişe, beklenti ve taleplerini ilettiğini belirtti. Türkiye’nin beklentileri ve taleplerinin karşılık bulduğunu ve bulmaya da devam ettiğini ifade eden Aydın, “Diğer bir ifadeyle, terörle mücadele ve kutsal değerlerimize yönelik hakaretlerle ilgili kanuni ve anayasal değişiklikler yapılmıştır, yapılmaya devam etmektedir. Savunma sanayisi ürün taleplerimize yönelik uygulanan ambargoların kaldırılması ve dahası, savunma sanayisi ürün ticaretini kolaylaştırıcı önlemlerin alınması da etkinleştirilmiştir. Öte yandan, yetkili irtibat savcılığı sistemi kurularak karşılıklı ziyaretlerin yapılıp hassasiyetlerin, beklentilerin, meselelerin yerinde görüşülüp sonuca bağlanması süreci de 16 Kasım’dan itibaren devreye sokulmuş ve anlaşma onayı sonrası da bu ilişki ve iş birliğinin devam edeceği kayıt altına alınmıştır. Dolayısıyla, Milliyetçi Hareket Partisi Grubu olarak komisyondaki tavrımızın süreceğini belirtir, ilgili protokolün onaylanmasına katkı sağlayacağımızı ifade eder, yüce heyetinizi en kalbi duygularımla, saygıyla selamlarım” dedi.

‘SÜRECİN TAKİPÇİSİ OLACAĞIZ’

Cumhuriyet Halk Partisi adına söz alan İstanbul Milletvekili Oğuz Kaan Salıcı ise NATO’nun yeni üyelerin katılımıyla genişleme politikasını desteklediklerini ve bu nedenle partisinin İsveç’in NATO’ya katılımına ilişkin teklife ‘evet’ diyeceğini aktardı. Salıcı, Türkiye’nin İsveç’ten meşru talepleri olduğunu belirterek, “İsveç’in terörle mücadelede bize yeterince destek verememesi bizi derinden üzmüştür. Bu konuda müttefiklerinden kanunlar çerçevesinde adımlar beklemek de Türkiye sonuna kadar haklıdır. Bu meselenin hukuki birtakım düzenlemelerle aşılmasından dolayı mutluyuz, İsveç’teki yasa değişikliklerinin kağıt üstünde kalmaması için sürecin de takipçisi olacağız. İsveç, NATO üyesi olduğunda NATO’nun terörle mücadele kapsamındaki yükümlülüklerine de dahil edilecektir. NATO’nun 2’nci büyük ülkesi olan ülkemiz NATO’da etkin bir diplomasi ilerlettiği ölçüde İsveç üzerindeki etkisini artırabilecektir. Bu nedenle İsveç’in NATO üyeliği çıkarlarımızla örtüşmektedir. Adalet ve Kalkınma Partisi’nin uygulamış olduğu siyaset her ne kadar yanlış olursa olsun Türkiye Cumhuriyeti’nin çıkarları ile İsveç’in NATO’ya üyeliği örtüşmektedir” ifadesini kullandı.

‘İSVEÇ’İN ÖZEL GÖREVLİ SAVCI ATADIĞINI TESPİT ETTİK’

AK Parti adına söz alan Ankara Milletvekili ve TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı Fuat Oktay ise İsveç’in NATO’ya katılımı konusunun Meclis komisyonunda görüşüldüğünü ve İsveç’in üzerine düşen sorumlulukları yerine getirmesi konusunda çalışmaların yapıldığını söyledi. İsveç’in süreç içerisinde olumlu adımlar attığını dile getiren Oktay, şunları söyledi:

“Bu çerçevede İsveç’in anayasasında terör örgütlerine destek sağlanmasında yaptırımlar getiren bir değişiklik yaptığını, terörizmle mücadele yasasında yapılan değişiklikle terör örgütüne katılımın ilk kez İsveç’te suç haline getirildiğini, PKK’nın İsveç’teki ana finansman kaynaklarından sözde ‘Kürt Kızılayı’nın banka hesabının kapatıldığını ve söz konusu oluşumun İsveç’teki faaliyetlerine son vermek zorunda kaldığını, bir PKK terör örgütü mensubunun terörizmin finansmanı ve kara para aklama suçlarından hapse mahkum edildiğini, bunun İsveç bakımından bir ilki teşkil ettiğini, ülkemizde silahlı terör örgütüne üyelikten cezasının infazı amacıyla hakkında arama kaydı olan PKK’lı bir şahsın ülkemize iade edildiğini, İsveç’in PKK’yla iltisaklı olduğu anlaşılan kişilerin ülkeye girişlerini engellediğini, bazı kişilerin de İsveç’i terk etmelerinin sağlandığını, PKK iltisaklı çevrelerin artık İsveç’te eskiden olduğu şekilde rahat bir hareket alanı ve temas imkanı bulamadıklarını, savunma sanayisi alanında ülkemize yönelik kısıtlamaların tamamının kaldırıldığını, İsveç’in ülkemizin AB üyelik sürecine açık destek verdiğini, kutsal değerlerimize yönelik saldırıların engellenmesini sağlamak üzere İsveç yasalarında gerekli değişikliklerin hızla yapılması için bir çalışma başlatıldığını, İsveç Hükumeti ve İsveç halkının çoğunluğunun da bu saldırıları tasvip etmediğini, İsveç’in bizim makamlarımızla, Türkiye’nin makamlarıyla yakın iş birliği sağlamak için özel görevli bir savcı atadığını tespit ettik.”

‘OLUMLU OY KULLANACAĞIMIZI BELİRTİYORUZ’

İsveç’in NATO üyeliği sürecindeki kararlı yaklaşımları sayesinde NATO içerisinde terörle mücadele konusundaki farkındalığın da arttığını kaydeden Oktay, NATO Genel Sekreteri Stoltenberg tarafından NATO Terörizmle Mücadele Özel Koordinatörü atandığının açıklanmasının da bu çerçevede olumlu bir gelişme olduğunu ifade etti. Tüm NATO müttefiklerine de terörle mücadelede işbirliği konusunda çağrıda bulunan Oktay, “Terörle mücadele bahanesiyle ülkemizi hedef alan terör yapılanmalarıyla iş birliği yapılmasını, ülkemize yönelik olarak uygulanan kapalı veya açık ambargoları ifade özgürlüğü çerçevesinde en kutsal değerlerimize karşı yapılan saldırılar karşısında sessiz kalınmasını, ülkemizle ilişkilerin birbirinden farklı konularla irtibatlandırılmaya çalışılmasını asla kabul etmediğimizi ve etmeyeceğimizi buradan bir kez daha kuvvetle vurgulamak istiyorum. Bu çerçevede, Finlandiya ve İsveç tarafından bu konularda atılan adımların diğer dost ve müttefiklerimize de örnek teşkil etmesini bekliyoruz. Biz AK Parti Grubu olarak söz konusu kanun teklifi çerçevesinde olumlu oy kullanacağımızı belirtiyoruz” dedi.

KANUN TEKLİFİ ONAYLANDI

Yapılan konuşmaların ardından kanun teklifine ilişkin elektronik oylamaya geçildi. 346 milletvekilinin katıldığı oylamada, 287 kabul oyu, 55 ret oyu ve 4 çekimser oy kullanıldı. Oylama sonucunda Kuzey Atlantik Antlaşması’na (NATO) İsveç’in Katılımına İlişkin Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifi, TBMM Genel Kurulu’nda kabul edildi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/tbmm-isvecin-natoya-katilimina-iliskin-protokolu-onayladi/feed/ 0
İsveç’in NATO’ya Katılımı Onaylandı https://www.haber60.com.tr/isvecin-natoya-katilimi-onaylandi/ https://www.haber60.com.tr/isvecin-natoya-katilimi-onaylandi/#respond Tue, 23 Jan 2024 21:27:20 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=4695 İsveç’in NATO’ya katılımına ilişkin protokolün uygun bulunduğuna dair kanun teklifi TBMM’de kabul edildi. 346 milletvekilinin katıldığı oylamada 287 kabul, 55 red, 4 de çekimser oy kullanıldı.

TBMM Başkanı ve İstanbul Milletvekili Numan Kurtulmuş’un Kuzey Atlantik Antlaşmasına İsveç Krallığının Katılımına İlişkin Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifi bugün TBMM Genel Kurulu’nda görüşüldü.

ŞAHİN: GELECEK PARTİSİ OLARAK NATO ÜYELİĞİNE KARŞI DEĞİLİZ

İsveç’e NATO üyeliği yolunu açan protokolle ilgili kanun teklifinin görüşmelerinde Saadet- Gelecek Grubu Başkanvekili İsa Mesih Şahin Genel Kurul’da yaptığı konuşmada, “Türkiye’nin önümüzdeki dönemde bölgede ve uluslararası arenada yalnızlaşmaması ve dışlanmaması adına Gelecek Partisi olarak İsveç’in NATO üyeliğine karşı çıkmadığımızı beyan etmek istiyorum” dedi.

KAYA: “KAPALI KAPILAR ARDINDA VERİLEN SÖZLER…”

Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Kaya ise, “Kapalı kapılar ardında verilen sözlere… Komisyonda oturan arkadaşlarımızın samimiyetinden şüphe etmiyorum ancak şunu net olarak söyleyeyim, bu komisyona verilen sözlerin hiçbir anlamı yoktur, burada irade bu millettedir, milletin vekillerindedir; ‘hayır’ diyerek gücümüzü gösterelim. İsveç’in NATO üyeliğine karşı durarak aslında ne tür oyunların kurulduğu gerçeğini ortaya çıkaralım diyorum. Saadet Partisi olarak kararımızın ‘hayır’ olacağını buradan ifade ederim” diye konuştu.

ZORLU: “GELECEĞE YÖNELİK TEMENNİLER MANZUMESİNDEN İBARETTİR”

İYİ Parti Sözcüsü Kürşat Zorlu da “Türkiye, NATO ve İsveç arasında hazırlanmış olan mutabakat metni de geleceğe yönelik bir temenniler manzumesinden ibarettir” diyerek ‘Hayır’ oyu kullanacaklarını söyledi.

SALICI: “NATO’NUN CAYDIRICI GÜCÜNÜ ÖNEMSİYORUZ”

CHP İstanbul Milletvekili Oğuz Kaan Salıcı oylama öncesi Genel Kurul’da yaptığı konuşmada şunları söyledi:

“Biz güvenliği sadece askeri değil aynı zamanda siyasi bir mesele olarak görüyoruz. Siyasi yönden bakıldığında CHP’nin tutumu son derece açıktır. Demokratik ilkeleri esas alan, hukukun üstünlüğünü denetleyen bir sistemin doğruluğuna inanıyoruz. Gerginliklerin silahlı yoluyla değil, diplomatik müzakereler yoluyla çözülmesi gerektiğine inanıyoruz. Nükleer silahlardan arınmış bir güvenlik konseptini her platformda destekliyoruz. Barış istikrar ortamını bozan her türlü tehdide karşı NATO’nun caydırıcı gücünü önemsiyoruz. NATO’nun yeni üyelerinin katılımıyla genişlemesini destekliyoruz. Bu nedenle de bugün oylamada CHP olarak İsveç’in NATO’ya katılımına ‘evet’ diyeceğiz.”

ENGİNYURT: “CUMHURBAŞKANIMIZI DESTEKLİYORUM, ‘HAYIR’ DİYORUM”

Demokrat Parti Genel Başkan Yardımcısı Cemal Enginyurt, ise “İsveç PKK sevicidir, İsveç Kandilcidir. İsveç FETÖ’cüleri destekler, PKK’lılara parasal yardım yapar. Bunu Cumhurbaşkanımız söyledi. Ben de onu destekliyor ve ‘hayır’ diyorum” dedi.

BAŞ: “BİZ NATO’NUN KENDİSİNE KARŞIYIZ”

TİP Genel Başkanı Erkan Baş, “Biz, NATO’nun kendisine karşıyız, Türkiye’nin NATO üyeliğine karşı, NATO’nun genişlemesine de karşıyız ” dedi.

EMEP Partisi Genel Başkanı İskender Bayhan da “Türkiye’deki bütün NATO üsleri kapatılmalıdır. Türkiye NATO’dan çıkmalıdır” ifadelerini kullandı.

Görüşmelerin tamamlanmasının ardından yapılan açık oylamaya 346 milletvekili katıldı. 287 milletvekili kabul, 55 milletvekili red, 4 milletvekili de çekimser oy kullandı. Oylamaya MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli de katıldı. DEM Parti milletvekilleri kanun teklifini protesto etti. “NATO’ya, işgale, savaşa hayır” dövizleri gösterdi. CHP ve Gelecek Partisi kanun teklifine ‘evet derken Saadet Partisi, İYİ Parti ve TİP ‘hayır’ oyu verdi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/isvecin-natoya-katilimi-onaylandi/feed/ 0
NATO’nun Kosova’daki Barış Gücü Komutanı: Her türlü tehdide yanıt vermeye hazırız https://www.haber60.com.tr/natonun-kosovadaki-baris-gucu-komutani-her-turlu-tehdide-yanit-vermeye-haziriz/ https://www.haber60.com.tr/natonun-kosovadaki-baris-gucu-komutani-her-turlu-tehdide-yanit-vermeye-haziriz/#respond Mon, 22 Jan 2024 09:03:25 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=4521 NATO’nun Kosova’daki Barış Gücü (KFOR) Komutanı Özkan Ulutaş, her türlü tehdide yanıt vermeye hazır olduklarını söyledi.

Ulutaş, KFOR misyonundaki görevi ve Kosova’daki mevcut güvenlik durumu ile ilgili AA muhabirine değerlendirmelerde bulundu.

Kosova’da insanların kalıcı barış ve güvenlik içinde yaşamayı arzuladığını gözlemlediğini belirten Ulutaş, “KFOR olarak, Kosova’da yaşayan tüm insanların yararına, tarafsız şekilde emniyetli ve güvenli bir ortam sağlamak için elimizden geleni yapmaya devam ediyoruz.” dedi.

Bölgedeki güvenlik durumunun genel olarak sakin ancak kırılgan olduğu değerlendirmesinde bulunan Ulutaş, tüm güvenlik gelişmelerini yakından takip ettiklerini vurguladı.

Ulutaş, KFOR Komutanı olarak görevlendirilmenin kendisi için bir onur olduğunun altını çizerek, “Bunun, Türkiye’nin KFOR misyonuna ve bölgedeki istikrara yönelik uzun süredir devam eden desteğinin ve kararlılığının bir başka göstergesi olduğuna inanıyorum.” diye konuştu.

“Belgrad-Priştine Diyaloğu’nu desteklemeye devam edeceğiz”

KFOR’un yaklaşık 25 yıldır Kosova’da tüm topluluklar için güvenli ve emniyetli bir ortam sağladığına dikkat çeken Ulutaş, sözlerini şöyle sürdürdü:

“2024 yılında da buna devam edeceğiz. Gerilimin tırmanmasını önlemek için çabalarımızı sürdüreceğiz ve her türlü tehdide yanıt vermeye hazır olduğumuz konusunda sizi temin etmek isterim. Önceliğimiz, sorumluluk alanımızdaki tüm yerel paydaşlarla tarafsız, sağlam, güvene dayalı ve sürdürülebilir iletişimi devam ettirmektir. (NATO) Genel Sekreter (Jens) Stoltenberg’in ifade ettiği gibi istikrar, tüm tarafların çatışma yerine diplomasiyi seçmesine bağlıdır. Diplomatik çabaların ilerlemesi için gerekli güvenli ortamı sağlayarak Belgrad-Priştine Diyaloğu’nu desteklemeye devam edeceğiz. Kosova’da yaşayan tüm insanlar için kalıcı barış ve istikrarın tek yolu budur.”

KFOR’un ihtiyaç duyulduğu sürece Kosova’daki görevine devam edeceğinin altını çizen Ulutaş, misyonun personel sayısındaki değişikliğin sahadaki koşullara ve Kuzey Atlantik Konseyi’nin kararına dayandığını ifade etti.

Ulutaş, Kosova’nın kuzeyinde 2023’te yaşanan gerilimleri ve KFOR birliklerine yönelik saldırılara da değinerek, “Bunlar kabul edilemez ve faillerin hesap vermesi gerekir. Priştine ve Belgrad’daki ilgili makamlara, gerçeklerin ortaya ve sorumluların adalet önüne çıkarılması için gerekli hukuki soruşturmaların yürütülmesi yönünde çağrıda bulunduk.” dedi.

NATO’nun Kosova’da artan gerilimin ardından ülkeye yüzlerce ilave personel konuşlandırdığına dikkat çeken Ulutaş, ülkenin kuzeyinde takviyeyi dört katına ve sınır bölgesi de dahil devriye sayısını üç katına çıkardıklarını dile getirdi.

Ulutaş ayrıca güvene dayalı iletişim ve koordinasyonu geliştirmeyi önceliği olarak belirlediğini ve Sırbistan Genelkurmay Başkanı ile Kosova’daki kurumlar ile yakın temasta olduğunu sözlerine ekledi.

Türkiye, barış gücünün komutasını ilk defa devraldı

Güvenlik ve istikrarı sağlamak için Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin kararı uyarınca, 12 Haziran 1999’da Kosova’da göreve başlayan KFOR’da, NATO üyesi 21 ve NATO üyesi olmayan 6 ortak ülke olmak üzere 27 ülkeden yaklaşık 4 bin 500’ün üzerinde uluslararası askeri personel bulunuyor.

Türkiye, 1999’dan bu yana Kosova’da görev yapan barış gücünün komutasını ilk defa 10 Ekim 2023’te devraldı.

KFOR’un 28’nci komutanı olan Tümgeneral Ulutaş, 10 Ekim’e kadar görev yapacak.

]]>
https://www.haber60.com.tr/natonun-kosovadaki-baris-gucu-komutani-her-turlu-tehdide-yanit-vermeye-haziriz/feed/ 0
İsveç’te savaşa hazır olun uyarıları endişe yaratıyor https://www.haber60.com.tr/isvecte-savasa-hazir-olun-uyarilari-endise-yaratiyor/ https://www.haber60.com.tr/isvecte-savasa-hazir-olun-uyarilari-endise-yaratiyor/#respond Thu, 11 Jan 2024 02:30:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=3012 İsveç’te önce Sivil Savunma Bakanı, ardından Genelkurmay Başkanı’nın yaptığı “savaşa hazır olun” uyarıları endişeye ve “panik yaratma” eleştirilerine neden oldu.

İsveç Sivil Savunma Bakanı Carl-Oskar Bohlin, Pazar günü katıldığı bir konferansta “İsveç’te savaş olabilir” ifadesini kullanmıştı.

Ardından Genelkurmay Başkanı Micael Byden de tüm İsveçlileri zihinsel olarak savaşa hazır olmaya çağırdı.

Üst düzey yetkililerden art arda yapılan bu açıklamaların tonuysa, İsveç muhalefetinin tepkisini çekti.

Eski başbakan Magdalena Andersson İsveç televizyonuna yaptığı açıklamada, güvenlik durumunun ciddi olduğunu kabul etse de, “savaş hemen yanıbaşımızda da değil” dedi.

Çocuk hakları derneği Bris de normalde çağrı merkezlerine savaş ihtimaliyle ilgili çok az arama aldıklarını, ancak bu haftaki haberlerden ve TikTok’ta yapılan paylaşımlardan sonra birçok “endişeli” gencin kendilerini aradığını belirtti.

Bris sözcüsü Maja Dahl “Belli ki bu iyi planlanmış bir uyarıydı, ağızdan kaçırılmış gibi değildi” diyerek, yetişkinler için bu tarz açıklamalar yapılırken çocuklara durumun nasıl anlatılacağının da düşünülmüş olması gerektiğine dikkat çekti.

Sivil Savunma Bakanı ve Genelkurmay Başkanı’nın açıklamaları çok net olsa da, bu sözler ülkede “uyarı” düzeyinde algılanıyor.

200 yıldır savaş görmeyen ülke

Yaklaşık ikiyüz yıldır savaş görmeyen İsveç, NATO üyeliği için Türkiye ve Macaristan’ın onayını bekliyor.

İsveç’in NATO hamlesine neden olan Rusya- Ukrayna savaşı, 24 Şubat’ta ikinci yılını dolduracak.

Genelkurmay Başkanı Byden açıklamalarında “yeni bir şey olmadığını” söylüyor.

Byden bir ay önce Ukrayna’nın doğu cephesini ziyaret etmişti. Ayrıca İsveç, Ukraynalı pilotları eğiten ülkeler arasında. Stockholm Ukrayna’ya gelişmiş Gripen savaş uçakları göndermeyi de düşünüyor.

Aftonbladet gazetesine konuşan Byden, “Amacım insanları endişelendirmek değil, sadece daha çok kişinin içinde bulundukları durumu ve sorumluluklarını düşünmelerini sağlamak” dedi.

Sivil Savunma Bakanı Bohlin de insanların uykusunu kaçırmak istemediğini ancak olabileceklere dair farkındalıklarını artırmayı hedeflediğini belirtti. Bakan ayrıca yerel idareler ve acil durum ekiplerine hazırlık yapmaları çağrısında da bulundu.

Bohlin “Geceleri uykumu kaçıran bir şey varsa o da hazırlıkların çok yavaş ilerlemesi” dedi.

Rusya-Ukrayna savaşının başlamasının ardından Finlandiya da NATO’ya katıldı ve Rus yetkililer NATO ile tansiyonun yükselmesi halinde “bunun ceremesini çekecek ilk ülkenin” Finlandiya olacağı tehditlerinde bulundu.

Türkiye’nin şartlarını yerine getirene kadar İsveç’in NATO üyeliğine onay vermeyeceğini duyuran Ankara, geçen yıl Temmuz ayındaki NATO zirvesi öncesi İsveç’in üyeliğine yeşil ışık yakmıştı.

İsveç’in NATO’ya üyeliğine ilişkin katılım protokolü, Aralık ayında TBMM Dış İlişkiler Komisyonu’nda kabul edildi. Protokolün Meclis Genel Kurulu’nda görüşülüp oylanması bekleniyor, ne zaman görüşüleceğiyse henüz bilinmiyor.

Askeri harcamaları artıyor

İsveç Başbakanı Ulf Kristersson, 2024 yılında NATO’nun üyeleri için koyduğu askeri harcama hedefi olan gayrisafi yurtiçi hasılanın yüzde 2’si oranında harcamaya ulaşacaklarını açıkladı. Bu İsveç’in 2020’deki askeri harcamalarının iki katına denk geliyor.

İsveç Savunma Üniversitesi’nden savunma uzmanı Oscar Jonsson ise üst düzey yetkililerin açıklamalarının tonunun “bir bardak suda fırtına koparmaya” benzediğini, söylenenlerin yüzde 90’ının sivil ve askeri savunma alanındaki hazırlıkların yavaş olmasının yarattığı rahatsızlıktan kaynaklandığını düşünüyor.

“Zaman kısıtlı ve açıklamalarla yetkililer, sorumlu departmanlar ve bireyler ‘uyandırılmak’ istendi” diyen Jonsson; “İsveç ordusu çok muktedir ama ölçeği çok küçük. En son savunma yasa tasarısında 3,5 tugay kurmamız gerektiği belirtiliyor. Savaş başlandığında Ukrayna’nınsa 25 tugayı vardı”.

Jonsson savaş ihtimali olsa da, bunun için birkaç faktörün bir araya gelmesi gerektiğini ekliyor: Rusya’nın Ukrayna’daki savaşının sona ermesi, ordusunun yeniden yapılanma ve silahlanma için zamanının olması, ve Avrupa’nın da ABD’nin askeri desteğini kaybetmesi.

Ancak Jonsson’a göre bu üç durumun bir araya gelmesi “ihtimal dahilinde”.

]]>
https://www.haber60.com.tr/isvecte-savasa-hazir-olun-uyarilari-endise-yaratiyor/feed/ 0