OMÜ Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi Organ ve Doku Nakli Birimi’nde canlı verici ve kadavradan 2003 yılından bugüne 536 böbrek, 2018 yılından bugüne ise 66 karaciğer nakli gerçekleştirildi.
Merkez tarafından organ bağışının yaygınlaştırılması için farkındalık çalışmaları da yürütülüyor.
OMÜ Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi Üroloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi ve Böbrek Nakli Merkezi Sorumlusu Prof. Dr. Yarkın Kamil Yakupoğlu, AA muhabirine, özellikle merkezde kadavradan nakillerin yoğunlukta olduğunu dile getirdi.
Yakupoğlu, “Yaptığımız nakillerin yaklaşık yüzde 60’ını kadavra vericili nakillerle gerçekleştiriyoruz. Geçen yıl Türkiye’de 90 küsur kadavra donörün 30 tanesi Samsun Organ ve Doku Nakli Bölge Koordinasyon Merkezi’nden çıktılar ve bu organlar bütün ülkeye başta Karadeniz olmak üzere ülke genelinde kullanıldı. Biz buradaki çalışmalarla organ bağışı bilincinin yerleşmesinde çok büyük çaba sarf ettik bugüne kadar. Bunun da artık meyvelerini yavaş yavaş toplamaya başladık. Çünkü listemiz oldukça kalabalık. Yaklaşık 800 hasta burada böbrek nakli için listelenmiş durumda. Toprak olacak organları takarak, onların hayatta kalması için elimizden gelen çalışmayı gösteriyoruz.” dedi.
“Herkesin kendisine bağışçı olabilecek çok sevdiği birisi olmayabiliyor”
Organ nakli bekleyen hastaların ölümle yaşam sınırında hayatlarına devam ettiklerini söyleyen Yakupoğlu, şöyle devam etti:
“Bu hastaların tek bir şansı var o da organ nakli yapabilmek. Organ naklinde herkesin kendisine bağışçı olabilecek çok sevdiği birisi olmayabiliyor, veyahut da olsa bile bağış yapamayacak durumda olabiliyor. Dolayısıyla bu insanların da hayata tutunabilmeleri için beyin ölümü gerçekleşmiş kişilerden yapılacak bağışlar çok büyük önem arz ediyor ki maalesef ülkemizde bu sayılar çok çok düşük oranlarda şu anda. Bu bağışların artırılması için gerçekten insanların çok duyarlı olması ve bugün her şey çok iyiyken sağlıklıyken yarın bir anda organa ihtiyaç duyabileceğini aklına getirmesi gerekiyor.”
Organ bağışının artması için sağlık çalışanlarına büyük görevler düştüğünü vurgulayan Yakupoğlu, “Organ bağışı sürecinin sağlık çalışanlarınca doğru olarak aktarılması, vericinin yakınlarıyla konuyu paylaşılırken çok uygun bir dille uygun koşullar altında gerçekleştirilmesi gerekiyor. Sürecin sağlıklı yürütülmesi için de hakikaten en önemli şey bu konu defalarca geniş kitlelere tekrarlanması ve bunun öneminin belirtilmesi gerekiyor.” diye konuştu.
“Türkiye genelinde en çok kadavranın çıktığı bölge Karadeniz Bölgesi”
OMÜ Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi Genel Cerrahi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Kaan Karabulut ise Organ ve Doku Nakli Birimi olarak başarılı karaciğer nakilleri gerçekleştirdiklerini aktardı.
OMÜ’deki organ nakli işlemlerinin dünya standartlarında olduğuna işaret eden Karabulut, şunları kaydetti:
“Her kadavra bağışı beş kişiye şifa oluyor. Türkiye genelinde en çok kadavranın çıktığı bölge Karadeniz Bölgesi. Bu nedenle de halkımızı organlarını bağışlamaya davet ediyoruz. Bu bölgede tek olmamız sebebiyle burada karaciğer nakli sıklığı da artıyor. Yılda yaklaşık 15 karaciğer nakli gerçekleştiriyoruz.”
OMÜ Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi Organ ve Doku Nakli Birimi’nde karaciğer nakli gerçekleştirilen hastalardan Durmuş Gümüş de 9 yıl önce nakil sırasına girdiğini söyledi.
Beyin ölümü gerçekleşen ve ailesince organları bağışlanan kişinin karaciğerinin başarılı bir operasyonla kendisine nakledildiğini anlatan Gümüş, “Nakil bekleyenler hiç üzülmesin, nakil ölüm değil. Ben şu anda çok mutluyum, tek başıma desteksiz yürüyüş yapabiliyorum. Nakil ihtiyacı olanlar zaman kaybetmeden başvursunlar.” ifadelerini kullandı.
]]>MEÜ Onkoloji Hastanesi Kemik İliği Nakil Merkezi sorumlusu Doç. Dr. Pelin Aytan:
“Hastanın tam uyumlu akraba vericisi ya da tam uyumlu Türk kök vericisi bulunmamaktaydı, bu nedenle alternatif bir nakil seçeneğimiz olan haploidentik kemik iliği naklini yaptık”
Nakil olan Ayşe Değirmenci:
” Şu anda çok iyiyim, sonuç çok güzel”
MEÜ Rektörü Prof. Dr. Erol Yaşar:
“Hastanemizde geçen yıl 83 bin 143 kişiye hizmet verirken, 59 kişiye de kök hücre tedavisi uygulandı”
MERSİN – Mersin’de kanser hastası kadın Ayşe Demirci, Mersin Üniversitesi Onkoloji Hastanesi Kemik İliği Nakil Merkezinde kızından yapılan nakille hayata tutundu.
Geçen yıl Mayıs ayında Akut Miyeloid Lösemi tanısı konulan 53 yaşındaki Ayşe Değirmenci, aldığı üç kemoterapinin ardından durumunda düzelme olmayınca MEÜ Onkoloji Hastanesine başvurdu. Kemik İliği Nakil Merkezi sorumlusu MEÜ Tıp Fakültesi Hastanesi Hematoloji Bilim Dalında görevli Doç. Dr. Pelin Aytan’ın tedavisine başladığı Değirmenci’ye uygun kök hücre bulunması için önce kardeşlerinden örnek alındı. Sonucun olumsuz çıkması üzerine 3 kızından da örnek alınan Değirmenci, en büyük kızı 35 yaşındaki Elif Değirmenci’nin ‘yarı uyumlu’ olması üzerine umutlandı. Yapılan naklin tam uyum sağlamasıyla ilk 90 günü atlatan Değirmenci’yi eşi İbrahim Değirmenci tedavi sürecinde yalnız bırakmadı.
Kızından yapılan nakille hayata tutunan Ayşe Değirmenci de geçen yıl mayıs ayının sonlarında konulan teşhisin ardından yaşadığı süreci anlattı. 3 kez kemoterapi aldığını belirten Değirmenci, “İlik nakli oldum. Büyük kızımınki yarım uyumlu oldu. Kızımdan bulunması iyi hissettirdi. Bulunmasaydı ne olurdu bilmiyorum. Şuanda çok iyiyim, sonuç çok güzel” dedi.
“Yarı uyumlu ilik nakli yaptık”
MEÜ Tıp Fakültesi Hastanesi Hematoloji Bilim Dalında görevli Doç. Dr. Aytan, Değirmenci’nin tedavi sürecini anlattı. Hastanın ilk 90 günü atlattığını belirten Doç. Dr. Aytan, şöyle devam etti: “Hastamız Ayşe Değirmenci, Akut Miyeloid Lösemi tanısı almış olup aylar süren kemoterapiler ve uzun kemoterapilere bağlı yatışlar sonrası tam yanıt durumundayken kızından ‘yarı uyumlu’ dediğimiz bir nakil tipi olan haploidentik kemik iliği (Anne, baba, yarı uyumlu kardeş veya evlatlardan yapılan nakil) nakli yaptık. Neden bu nakli tercih ettik. Aslında bu bizim tercihimizde olan bir durum değil. Çünkü hastanın tam uyumlu akraba vericisi ya da tam uyumlu Türk kök vericisi bulunmamaktaydı. Bu nedenle alternatif bir nakil seçeneğimiz olan haploidentik kemik iliği naklini yaptık. Bu yarı uyumlu bir nakil ve komplikasyonları tam uyumlu nakillere göre daha ağır olan ve süreci yönetmek de biraz sancılı. Ancak biz tüm ekibimizle birlikte hasta ve hasta yakınlarımızın da özverileriyle bugüne geldik. 90’ıncı günümüzü bitirmiş bulunuyoruz. Bu çok kolay olmadı.”
“İlk 90 gün bizim için çok değerlidir”
Doç. Dr. Aytan, bu tedavi sürecinde ilk 90 günün kendileri için çok önemli olduğunu vurguladı. Bu süreçten sonra da takiplerin devam ettiğine değinen Aytan, “90’ıncı günden sonra da takiplerimiz haftalık 10 günde bir, 15 günde bir, 20 günde bir devam eder. Ama en azından içimiz şu an da biraz daha rahat. Hastamızın en son yapılan kemik iliği biyopsi değerlendirmesiyle tam yanıt durumundadır. ve en son yapılan genetik incelemesinde, vericisiyle tam uyumlu, yüzde yüz kimerik dediğimiz tam uyumlu durumdadır. İlk 90 günü atlattık” dedi.
“Hastanemizde geçen yıl 83 bin 143 kişiye hizmet verildi”
MEÜ Rektörü Prof. Dr. Erol Yaşar da 2020 yılında açılışı gerçekleştirilen Onkoloji Hastanesi hakkında bilgi verdi.
Hastanenin toplam 14 bin 500 metrekare kapalı alana sahip olduğunu ifade eden Yaşar,”Hastanemizde Radyoloji, Hematoloji, Tıbbi Onkoloji, Çocuk Hematoloji, Çocuk Onkoloji ve Kemik İliği Nakil Merkezi olmak üzere toplamda 6 ünitede hastalarımıza hizmet sunuyoruz. Bu ünitelerimizde 15 öğretim elemanımız görev alırken, 92 sağlık personelimiz de hastalarımıza en iyi sağlık hizmetini sunmak için çalışmalarını sürdürüyor. Hastanemizde geçen yıl 83 bin 143 kişiye hizmet verirken, 59 kişiye de kök hücre tedavisi uygulandı. Tüm bu sağlık hizmetlerimizin yanında refakatçilerimizi de unutmadık. Onkoloji Hastanemizin hemen yanında yer alan ve içerisinde klima, banyo, tuvalet, yatak ve televizyonu bulunan 40 kişi kapasiteli 20 odalı misafirhanemizde refakatçilerimiz ücretsiz bir şekilde kalabiliyorlar” diye konuştu.
]]>DİYARBAKIR’da Sevcan Toparlı (39), böbrek yetmezliği hastası 16 yıllık eşi Hakan Toparlı’ya (40) 14 Şubat Sevgililer Günü’nde böbreğini bağışladı. Başarılı geçen ameliyatın ardından Hakan Toparlı, “Ben ondan almak istemedim. Ondan bir şey eksilsin istemedim açıkçası ama o ısrarla vermek istediğini söyledi. O anda çok duygulanmıştım” dedi.
Diyarbakır’da yaşayan aşçı Hakan Toparlı’ya, bir süre önce böbrek yetmezliği teşhisi konuldu. Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde tedaviye alınan ve yaklaşık 1 yıldır nakil bekleyen Toparlı için eşi Sevcan Toparlı, donör olmak istedi. Yapılan tahlillerin ardından böbreğin uygun olduğunun belirlenmesiyle, çift ameliyata alındı. Sevcan Toparlı’nın bir böbreği eşine nakledildi.
Hakan Toparlı, ameliyatın 14 Şubat Sevgililer Günü’ne denk gelmesinin anlamlı olduğunu belirterek, “Duygularımı kelimelerle anlatamıyorum. Bayağı bir sevinçliyiz, anlatılmaz. Yaklaşık bir yıldır bekliyordum nakli, geçen yıl ağırlaştım. Kontrollere gittiğimiz zaman eşim böbreğini vermek istediğini söyledi. Tahliller yapıldıktan sonra en uygun donör eşim çıktı. O da hiç kimseden istemeyerek, kendisi vermek istedi. 14 Şubat’a denk gelmesi, çok ayrı bir anlam kattı. Biz 16 yıllık evliyiz, 5 de çocuğumuz var. Sevinçliyim, duygularım daha nasıl ifade edilir, bilmiyorum” diye konuştu.
‘İKİNCİ HAYATIMIZA BAŞLAYACAĞIZ’
Organ nakli konusunda insanların bilinçli olmalarını isteyen Sevcan Toparlı ise “Hiç düşünmeden, ‘ben vereceğim’ dedim ve böyle gelişti. Eşimin yanında olmak, ona sevgimi daha iyi ifade etmek adına, onun her zaman yanında olduğunu göstermek adına yaptım. Tabi ki seviyorum, sevdiğim için bunu yaptım. Tarih olarak pek ayarlamadık ama öyle denk gelmiş. Çok güzel bir duygu. İnsanların organ bağışı konusunda daha bilinçli olmasını isterim. İnsanlar bu konuda bilinçlenmeli. Organların bağışlanması durumunda insanlar hayatlarına tekrar devam edebilirler. Biz ikinci hayatımıza başlayacağız artık. Mutluyum, çünkü eşim sağlığına kavuştu. Doktorlarımızın ilgi ve alakalarından dolayı teşekkür ediyoruz, çok ilgilendiler” ifadelerini kullandı.
‘HAYATIMDA BU KADAR GÜZEL SEVGİLİLER GÜNÜ HEDİYESİ GÖRMEDİM’
Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Karaciğer ve Böbrek Nakli Sorumlusu Do. Dr. Murat Sermiş de “Bugün 14 Şubat, son 24 saat içinde canlıdan 1 karaciğer, 2 böbrek nakli gerçekleştirdik. Özellikle bu böbrek nakillerinden bir tanesi, bizim için daha da bir anlam ifade etti. Sevcan Toparlı verici böbrek hastamız, eşine bir sevgililer günü hediyesi yaptı. Eşi Hakan Toparlı’ya böbreğini bağışladı. Bu bizim için gurur verici. Ben hayatımda bu kadar güzel ve anlamlı bir sevgililer günü hediyesi görmedim. Bu bizi çok mutlu etti. Hastalarımızın durumu iyi. Bu yıl gerçekleştirdiğimiz 8’inci böbrek nakli oldu, karaciğer naklinde de 21’inci naklimizi gerçekleştirmiş olduk. Yönetiminden tutun, hemşiresine, anestezisine kadar çok güçlü bir ekibimiz var. Ekibin böyle güçlü olması, tabii bizi de onurlandırıyor, güçlendiriyor” diye konuştu.
Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Mehmet Ata Akıl da emeği geçenlere teşekkür ederek, “Karaciğer nakline 2023 yılında aktif olarak başladık. Başladığımızdan beri 21’inci karaciğer naklimizi, son 40 gün içerisinde de 8’inci böbrek naklimizi gerçekleştirdik. Bir de son 24 saat içerisinde 1 karaciğer 2 tane de böbrek nakli gerçekleştirerek. Hocalarımız ciddi anlamda bir efor sarf etti. Hastalarımıza şifa diliyorum” dedi. DHA)
]]>Mardin’de yaşayan Hasan Alpar, 2005 yılında böbrek rahatsızlığı nedeniyle Akdeniz Üniversitesi (AÜ) Tıp Fakültesi’ne gelerek, idrar kanallarındaki kist nedeniyle 3 ay tedavi gördü. Bu dönemde şeker hastalığına yakalanan Alpar, 2015 yılında böbreklerinin iflas ettiğini öğrendi. Hasan Alpar, AÜ Prof. Dr. Tuncer Karpuzoğlu Organ Nakli Enstitüsü’nde böbrek nakli için sıraya girdi. Antalya’ya yerleşen ve 9 yıl diyaliz tedavisi gören Alpar, uyumlu organ çıkmasıyla böbrek nakli olarak sağlığına kavuştu.
‘YILLARDIR O TELEFONU BEKLİYORDUM’
Böbrek yetmezliği nedeniyle uzun süre diyaliz tedavisi gördüğünü belirten Hasan Alpar, ‘2018’de böbrek çıkmıştı. Hemen Akdeniz Üniversitesi’ne geldim. Bana uyumlu olmayınca başkasına nakil yapıldı. Diyalizde çok zorluk çekiyordum. Kendimde değildim. Sık sık düşüp bayılıyordum. Geçen gün diyalizden geldikten sonra Akdeniz Üniversitesi’nden telefon geldi. ‘Uygun böbrek çıktı’ haberini alınca hemen buraya geldim. Beni ameliyata aldılar, nakil yaptılar. Allah’a çok şükür iyiyim. Yıllardır o telefonu bekliyordum. Çok şükür her şey yolunda” dedi.
‘ORGAN BAĞIŞIYLA HAYAT KURTULUYOR’
Ailesinden uyumlu donör çıkmadığı için kadavradan nakil yapıldığını anlatan Hasan Alpar, ‘Bana ‘1-2 yıl tedavi görürsün, diğer böbreğini de kaybedersin’ demişlerdi. Ben de kimsenin canını yakmak istemedim. 7 gün önce kadavradan nakil yapıldı. Böbreğini bağışlayan kişinin ailesine çok teşekkür ederim, Allah rahmet eylesin. Biz bağışçı aileyle de tanışmak istiyoruz. Bağış yapan 22 yaşındaymış. Allah ondan razı olsun. Organ bağışıyla hayat kurtuluyor” diye konuştu.
‘9 YILDIR SU İÇMİYORUM?
Böbrek rahatsızlığı nedeniyle yıllardır su içemediğini vurgulayan Hasan Alpar, ‘9 yıldır suya hasret kaldım. 9 yıldır su içmiyorum. Allah’a çok şükür suya kavuştum. Organ nakli sayesinde, nakil olduğumdan beri çok güzel su içebiliyorum” dedi.AÜ Prof. Dr. Tuncer Karpuzoğlu Organ Nakli Enstitüsü Organ Nakil Koordinatörü Öğr. Gör. Nilgün Bilal, Hasan Alpar’ın sağlık durumu hakkında bilgi vererek, ‘Hastamız geçen hafta kadavradan böbrek nakli oldu. Hasan bey organ bağışının ne kadar önemli olduğunu gösteren bir örnek. Hasta suyunu içebiliyor, rahat hareket edebiliyor. Bir süre sonra normal yaşamına dönebilecek” ifadelerini kullandı.
25 BİNİN ÜZERİNDE HASTA BÖBREK BEKLİYOR
Türkiye’de 25 bin 500 hastanın böbrek beklediğini açıklayan Nilgün Bilal, ‘Bu insanların yakınları organ bağışçısı olmayan, uygun vericisi olmayan, sadece kadavradan bağış yapacak kişilerin umuduyla yaşıyor. Bizim merkezimizde 1500’e yakın hasta böbrek nakli bekliyor. Bir bağışın uzantısıyla bir hastanın yaşamı değişiyor. Tüm Türkiye ve merkezimiz olarak bütün bu nakilleri yapabilecek güçteyiz. Donanımlı ekibe ve personele sahibiz. Bekleyen hastamız da çok ama ülke olarak tek eksiğimiz yeterli organ bağışı olmaması. Vefat eden insanların, zaten kaybedilmiş yaşamların kazanca dönüşmesine ihtiyacımız var” dedi.
‘İYİLİK HAREKETİYLE DAHA ÇOK ORGAN BAĞIŞINA İHTİYACIMIZ VAR’
Hasan Alpar’ın 9 yıl önce böbrek yetmezliğine girdiği an, diyalize girdiğinde, hayatının birden yönü değişen, sadece makinelere bağımlı olan, su dahi içemeyen bir hasta konumuna geldiğini söyleyen Öğr. Gör. Nilgün Bilal, ‘Böyle bir hastanın normal yaşama dönmesi kendisi ve ailesi için son derece önemli. Bu nedenle hastamız gibi binlerce hastanın hayata dönebilmesi için ülke olarak iyilik hareketine ihtiyacımız var. Daha çok organ bağışına ihtiyacımız var” diye konuştu. (DHA)
]]>ANTALYA’da, böbrek yetmezliği nedeniyle 9 yıl diyaliz tedavisi gören Hasan Alpar (44), beyin ölümü gerçekleşen 22 yaşındaki gencin böbreğiyle sağlığına kavuştu. Alpar, “9 yıldır suya hasret kaldım. Organ nakli sayesinde çok güzel su içebiliyorum” dedi.
Mardin’de yaşayan Hasan Alpar, 2005 yılında böbrek rahatsızlığı nedeniyle Akdeniz Üniversitesi (AÜ) Tıp Fakültesi’ne gelerek, idrar kanallarındaki kist nedeniyle 3 ay tedavi gördü. Bu dönemde şeker hastalığına yakalanan Alpar, 2015 yılında böbreklerinin iflas ettiğini öğrendi. Hasan Alpar, AÜ Prof. Dr. Tuncer Karpuzoğlu Organ Nakli Enstitüsü’nde böbrek nakli için sıraya girdi. Antalya’ya yerleşen ve 9 yıl diyaliz tedavisi gören Alpar, uyumlu organ çıkmasıyla böbrek nakli olarak sağlığına kavuştu.
‘YILLARDIR O TELEFONU BEKLİYORDUM’
Böbrek yetmezliği nedeniyle uzun süre diyaliz tedavisi gördüğünü belirten Hasan Alpar, “2018’de böbrek çıkmıştı. Hemen Akdeniz Üniversitesi’ne geldim. Bana uyumlu olmayınca başkasına nakil yapıldı. Diyalizde çok zorluk çekiyordum. Kendimde değildim. Sık sık düşüp bayılıyordum. Geçen gün diyalizden geldikten sonra Akdeniz Üniversitesi’nden telefon geldi. ‘Uygun böbrek çıktı’ haberini alınca hemen buraya geldim. Beni ameliyata aldılar, nakil yaptılar. Allah’a çok şükür iyiyim. Yıllardır o telefonu bekliyordum. Çok şükür her şey yolunda” dedi.
‘ORGAN BAĞIŞIYLA HAYAT KURTULUYOR’
Ailesinden uyumlu donör çıkmadığı için kadavradan nakil yapıldığını anlatan Hasan Alpar, “Bana ‘1-2 yıl tedavi görürsün, diğer böbreğini de kaybedersin’ demişlerdi. Ben de kimsenin canını yakmak istemedim. 7 gün önce kadavradan nakil yapıldı. Böbreğini bağışlayan kişinin ailesine çok teşekkür ederim, Allah rahmet eylesin. Biz bağışçı aileyle de tanışmak istiyoruz. Bağış yapan 22 yaşındaymış. Allah ondan razı olsun. Organ bağışıyla hayat kurtuluyor” diye konuştu.
‘9 YILDIR SU İÇMİYORUM’
Böbrek rahatsızlığı nedeniyle yıllardır su içemediğini vurgulayan Hasan Alpar, “9 yıldır suya hasret kaldım. 9 yıldır su içmiyorum. Allah’a çok şükür suya kavuştum. Organ nakli sayesinde, nakil olduğumdan beri çok güzel su içebiliyorum” dedi.
AÜ Prof. Dr. Tuncer Karpuzoğlu Organ Nakli Enstitüsü Organ Nakil Koordinatörü Öğr. Gör. Nilgün Bilal, Hasan Alpar’ın sağlık durumu hakkında bilgi vererek, “Hastamız geçen hafta kadavradan böbrek nakli oldu. Hasan bey organ bağışının ne kadar önemli olduğunu gösteren bir örnek. Hasta suyunu içebiliyor, rahat hareket edebiliyor. Bir süre sonra normal yaşamına dönebilecek” ifadelerini kullandı.
25 BİNİN ÜZERİNDE HASTA BÖBREK BEKLİYOR
Türkiye’de 25 bin 500 hastanın böbrek beklediğini açıklayan Nilgün Bilal, “Bu insanların yakınları organ bağışçısı olmayan, uygun vericisi olmayan, sadece kadavradan bağış yapacak kişilerin umuduyla yaşıyor. Bizim merkezimizde 1500’e yakın hasta böbrek nakli bekliyor. Bir bağışın uzantısıyla bir hastanın yaşamı değişiyor. Tüm Türkiye ve merkezimiz olarak bütün bu nakilleri yapabilecek güçteyiz. Donanımlı ekibe ve personele sahibiz. Bekleyen hastamız da çok ama ülke olarak tek eksiğimiz yeterli organ bağışı olmaması. Vefat eden insanların, zaten kaybedilmiş yaşamların kazanca dönüşmesine ihtiyacımız var” dedi.
‘İYİLİK HAREKETİYLE DAHA ÇOK ORGAN BAĞIŞINA İHTİYACIMIZ VAR’
Hasan Alpar’ın 9 yıl önce böbrek yetmezliğine girdiği an, diyalize girdiğinde, hayatının birden yönü değişen, sadece makinelere bağımlı olan, su dahi içemeyen bir hasta konumuna geldiğini söyleyen Öğr. Gör. Nilgün Bilal, “Böyle bir hastanın normal yaşama dönmesi kendisi ve ailesi için son derece önemli. Bu nedenle hastamız gibi binlerce hastanın hayata dönebilmesi için ülke olarak iyilik hareketine ihtiyacımız var. Daha çok organ bağışına ihtiyacımız var” diye konuştu.
]]>