Çankaya’da 2023’ün Ocak ayında meydana gelen olayda, Ö.A. (40), kimliği belirsiz bir kişi tarafından kezzapla saldırıya uğradı. Hastaneye kaldırılan kadın tedavisinin ardından taburcu olurken, olayın sorumlusu olarak boşanma aşamasındaki eşi Mustafa Azim’i (50) gösterdi. Şüpheli olarak gözaltına alınan koca, iki buçuk ay tutuklu olarak yargılandıktan sonra delil yetersizliği sebebiyle serbest bırakıldı. Eşinin kendisini defalarca aldattığını ve bu sebepten dolayı boşandığını ileri süren Azim, çocuklarının velayet meselesi sebebiyle iftiraya uğradığını söyledi. 3 yıl süren dava sürecinin ardından eşinden boşanan Azim, hapse girdiği için işlerinin bozulduğunu ve itibarının zedelendiğini ifade etti. Mağdur olduğunu söyleyen Azim, eşinin birilerini korumak için çocuklarının ifadelerini değiştirtmeye çalıştığını ileri sürdü. Sonuçlanan boşanma davasında ise mahkemeye 10 ve 7 yaşındaki iki kız çocuğunun velayetini baba Azim’e verdi. Mahkeme, ayrıca anne Ö.A.’ya, çocuklar 18 yaşına gelene kadar görüş yasağı verilmesine ve eski eşine nafaka ödenmesine hükmetti.
“Şüphelerim vardı”
Aldatıldığını söyleyen Azim, “2021 yılından beri eşimle boşanma sürecimiz devam ediyordu. Zina nedeniyle dava açmıştım ve sayısız delille de ispat ettim. Çocukların velayeti de mahkeme kararıyla bana verilmişti. Bazı delillerden dolayı da anneye görüş yasağı getirilmişti. Şüphelerim vardı. Aynı anda iki kişi ile görüşürken yakaladım. Ardın da görüştüğü diğer kişilere ulaştım. Bu kişilerden 9 binden fazla delil elde ettim. 427 tanesini avukatım dosyaya koydu. Boşanma davası 3 sene sonra sonuçlandı. Karşı taraf 100 bin lira tazminat ödemek zorunda kaldı. Çocukların görüş yasağının 18 yaşına kadar devam etmesine karar verildi” dedi.
“Çocukların ifadesini değiştirmek istiyor”
Suçsuz olduğunun ispat edildiğini belirten Azim, “Beni cezaevine göndertip, çocukların ifadesini değiştirmek istiyor. Olayın olduğu günün akşamı işten çıkıp evime geldim. Kamera kayıtlarında evime girdiğim ve polisler beni almaya gelene kadar çıkmadığım anlaşılıyor. Olaydan 2 saat önce evime geldiğim belli. Binanın ön kapısından başka girişi çıkışı olmadığı da kanıtlandı” ifadelerine yer verdi.
“O olayı yapan ben değilim”
Hayatının alt üst olduğunu söyleyen Azim, “Kendisine kezzap atılmış. Bu durumdan dolayı beni suçluyor. Bu nedenden dolayı 2 buçuk ay cezaevinde kaldım. Ne zaman çıkacağım belli olmadığı için iş yerim kapadı. Çocuklarım rezil oldu. Bu kayıpların hepsinin bedelini yasal yollarla almaya çalışacağız. Hayatım mahvoldu, hayatımı bitirdi. O olayı yapan ben değilim. Belki de canını yaktığı birisi yaptı. Olay saatinde farklı yerde olduğumu ispatladım” diye konuştu.
“Tanıklarımızla da bu durumu ispat ettik”
Azim’in avukatı Merve Sena Kutbay ise, “Müvekkilime çocukların geçici velayeti verilmişti. Annenin, çocukları istismar ettiği gerekçesiyle velayet ondan alınmıştı. Bu nedenden olduğunu değerlendiğimiz bir suç olayı gerçekleştirildi. Davalı kadın kendisinin kimyasal maddeyle yakıldığını söylüyordu. Bunu da eski eşkinin yaptığını beyan ediyordu. O güne ilişkin müvekkilin evine geldiği ve evinden ayrılmadığı, apartmanın tek giriş çıkışının olduğu ve kendisinin de üçüncü katta yaşadığı kamera kayıtlarında görülüyordu. Olay yerinde hiç olmadığı ise tespit edildi. Tanıklarımızla da bu durumu ispat ettik ve delil yetersizliği sebebiyle berat ettik” dedi.
“Müvekkilim maddi ve manevi çok fazla sıkıntı yaşadı”
Karşı taraftan şikayetçi olacaklarını dile getiren Avukat Kutbay, “Arada bir boşanma davası ve istismar var. Çocuklar bu süreç içerisinde istismar edilmiş. Müvekkil şikayet etmiş, kişisel görüş yasağı getirilmiş. Müvekkilin elinden çocuklarının alınmasının tek yolu ise bir şekilde hapse girmesiydi. Boşanmaları da gerçekleşmiş durumda. Zina nedeniyle davanın kabulüne karar verildi. Müvekkile tazminat ödenmesine, velayetin verilmesine ve nafakaya karar verdi. Şikayet hakkımızı kullanacağız. Müvekkilim maddi ve manevi çok fazla sıkıntı yaşadı” şeklinde konuştu. – ANKARA
]]>“KONSER ALANI GEZİLDİĞİNDE CİDDİ EKSİKLİKLER TESPİT EDİLDİ”
Merve Özbey’in avukatları, sahnede sorunları gördükleri yerlerin videolarını yayınlayarak yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verildi: “Müvekkilimiz Merve Özbey hakkında akşamdan bu yana kamuoyunu meşgul eden asılsız iddialar ve hakaretamiz konuşmalar nedeniyle işbu açıklamanın yapılması zarureti hasıl olmuştur. Şöyle ki, müvekkil ekibi ile beraber, 06/07/2024 tarihinde Çanakkale Karabiga Belediye’sine ait sahnede, Alp Ajans Organizasyon Firması ile yapılan anlaşma gereğince açık hava konserine çıkmak üzere sabah saatlerinde konser alanına gelmiştir. Söz konusu konser başlamadan önce her konser öncesi olduğu gibi, Organizasyon firmasına gönderilmiş olan Teknik Şartnameye uyulup uyulmadığı konusunda müvekkilimizin teknik ekibi tarafından inceleme yapılmış, konser alanı gezilmiş ve konser sırasında çok ciddi kazalara neden olabilecek bir takım teknik eksiklikler tespit edilmiştir.”
“ELİMİZDE DELİLLER VAR”
“Tüm ayrıntıları, fotoğraf ve video kaydı ile delillendirildiği üzere sahneyi ayakta tutan sütunlardan bir kısmının ahşaptan yapılmış, bir kısmının kırılmış olduğundan koli bandı ile yapıştırılmış, bir kısmının da, sütunlar birbirini ayakta tutabilsin diye yine koli bandı ile birbirlerine tutuşturulmuş vaziyette olduğu, elektrik kablolarının hiçbir güvenlik önlemi alınmaksızın gelişigüzel sahneden aşağı sarkıtılmış olduğu gibi sair aykırılıklara ilişkin görsellerden sadece birkaç tanesi ekte siz vatandaşlarımızın bilgisine sunulmaktadır.”
Sahneden bir kare“FACİALARIN ÖNLENMESİ İÇİN SAHNEYE ÇIKMADI”
“Müvekkilimiz tarafından söz konusu hususların giderilmesi ve muhtemel kaza ve faciaların önlenmesi adına gerek konser alanı yetkilileri gerekse de Organizasyon Firması ile iletişime geçilmiş, konserin sorunsuz şekilde geçirilebilmesi ve vatandaşlarımızın da herhangi bir sıkıntıyla karşılaşmaması adına konserden önce taahhüt edildiği hale getirilmesi, aksi takdirde toplum ve çalışanlarının sağlığını korumak maksadı ile sahneye çıkamayacağı belirtilmiştir.”
“KONSERE GELEN TÜM VATANDAŞLARIN GÜVENLİĞİ GÖZETİLDİ”
“Zira; müvekkilimiz yıllardır müzik sektöründe yer almakta olup sayısız konser organizasyonunda yer almış ve söz konusu organizasyon da dahil olmak üzere her organizasyondan önce organizasyon firmaları ile yapılan anlaşmalarda sahne ekibinin güvenliği yanı sıra konser alanına gelen tüm vatandaşların güvenliği gözetilerek Teknik Şartnameler organizasyon firmalarına iletilmiştir. İşbu duyuruya konu olan olayda da Teknik Şartnamede yer alan hususlar çok açık iken organizasyon firması ve ilgili idare ciddi ihlallerde bulunmuştur.”
“Bu minvalde son ana kadar var olan güvenlik açıklarının giderilerek, sorunsuz bir konser organizasyonu gerçekleşmesi adına yetkili kişilerle iletişime geçen müvekkilimiz, bu çabalarının karşılığını göremediğinden yaşanması muhtemel tüm tehlikelerin önüne geçmek ve kendisi dahil tüm ekibinin ve kendisini izlemeye gelen sevenlerinin can sağlığını gözetmek zorunda olduğundan konser alanından üzülerek ayrılmak zorunda kalmıştır ki bu kendisinin de ilk konsere çıkamayışıdır.”

“HAKARET VE KARALAMALAR İÇİN HUKUKİ SÜREÇ BAŞLATACAĞIZ”
“Tüm bu çabaya rağmen, dün akşamdan bu yana, bu noktaya kendi ayıp ve kusurları ile gelindiğini çok iyi bildiği halde suç bastırmaya çalışan, müvekkilin vücut bütünlüğüne ve sanatçı kimliğine varana kadar hakaret etmekten ve sözünü esirgemekten çekinmeyen, Organizasyon Firması görevlileri ve sair üçüncü kişilerin hesapları ekibimizce tek tek takip edilmekte, müvekkilimiz hakkındaki hakaret ve karalama niteliğindeki tüm beyanlar, açıklamalar ve paylaşımlar kapsamında; müvekkilin tüm yasal haklarının hukuki zeminde sonuna kadar savunulacağını, müvekkilimiz hakkında Türk Ceza Kanununa ve sair mevzuata aykırı şekilde sözler sarf eden tüm kişiler hakkında cezai ve mesleki kariyerine böyle hakaretamiz cümleler ve iftiralar ile zarar verilmesi konusunda da hukuki sürecin başlatılacağını siz değerli Kamuoyuna saygılarımızla bildiririz.”
BELEDİYE BAŞKANI: MERVE ÖZBEY’İN YAŞATTIĞI AYIP NEDENİYLE ÖZÜR DİLERİZ
Özbey’in sahneye çıkmamasına sitem eden Elbi, “Merve Özbey konseri, şarkıcının 27 Kişilik Darbuka Ritim Grubunun sahne aldığı sahnede ‘güvenlik’ gerekçesini öne sürerek sahneye çıkmaması ve şehrimizi terk etmesi nedeniyle iptal olmuştur. Sahnede görev alan kişiler ve halkımızın güvenliğini güvenlik güçlerimiz sağlamaktadır. Karabiga gibi huzurun ve güvenin timsali şehrimizde şarkıcı Merve Özbey’in böyle bir karar almasını akıl tutulması olarak görüyor, konser alanını erken saatlerden itibaren dolduran ve saatlerce bekleyen, başta Karabigalı hemşehrilerimiz olmak üzere uzak yakın birçok yerden şehrimize misafir olan halkımıza yapılmış haksızlık olarak görüyoruz. Yaşattıkları ayıp nedeniyle halkımızdan özür diliyor, 7’den 77’ye alanı dolduran vatandaşlarımızın vicdanına bırakıyoruz” ifadelerine yer vermişti.


“GÜVENLİK GEREKÇESİYLE SAHNEYE ÇIKMAYIP ŞEHRİ TERK ETTİ”
Instagram hesabından yaptığı paylaşımında konsere gelen vatandaşların mağdur olduğunu söyleyen Elbi, Merve Özbey’i hedef alarak şunları söyledi: “Karabiga Belediyesi olarak 40. Karabiga Priapos Deniz Festivali etkinlikleri kapsamında düzenleyeceğimiz Merve Özbey konseri, şarkıcının 27 Kişilik Darbuka Ritim Grubunun sahne aldığı sahnede ‘güvenlik’ gerekçesini öne sürerek sahneye çıkmaması ve şehrimizi terk etmesi nedeniyle iptal olmuştur. Konserlerde sahne kurulumu organizasyon firması tarafından sağlanmaktadır. Şarkıcı sosyal medya hesabından yaptığı ilk duyuruda Belediyemizi suçlamış ancak hatasının farkına vararak paylaşımını silip organizatör firmayı hedef göstermiştir. Sahnede görev alan kişiler ve halkımızın güvenliğini güvenlik güçlerimiz sağlamaktadır.”
Ahmet Elbi“BÖYLE BİR KARAR ALMASI AKIL TUTULMASI, HALKIMIZA HAKSIZLIK”
“Karabiga gibi huzurun ve güvenin timsali şehrimizde şarkıcı Merve Özbey’in böyle bir karar almasını akıl tutulması olarak görüyor, konser alanını erken saatlerden itibaren dolduran ve saatlerce bekleyen, başta Karabigalı hemşehrilerimiz olmak üzere uzak yakın birçok yerden şehrimize misafir olan halkımıza yapılmış haksızlık olarak görüyoruz. Yaşattıkları ayıp nedeniyle halkımızdan özür diliyor, 7’den 77’ye alanı dolduran vatandaşlarımızın vicdanına bırakıyoruz.”

MERVE ÖZBEY CEPHESİNDEN AÇIKLAMA: CİDDİ KAZALARA NEDEN OLABİLECEK EKSİKLİKLER VARDI
Elbi’nin açıklamalarının ardından avukat aracılığıyla cevap veren Merve Özbey, sahnenin tahta parçalarla kurulduğunu ve çoğu demirin de bantlanarak ayakta tutulduğunu ileri sürdü. Sahnedeki hasarlı bölgeleri videolarını paylaşarak konuyla ilgili açıklama yapan avukatlık bürosu ise şu ifadeleri kullandı:
“Müvekkilimiz Merve Özbey hakkında akşamdan bu yana kamuoyunu meşgul eden asılsız iddialar ve hakaretamiz konuşmalar nedeniyle işbu açıklamanın yapılması zarureti hasıl olmuştur. Şöyle ki, Müvekkil ekibi ile beraber, 06/07/2024 tarihinde Çanakkale Karabiga Belediye’sine ait sahnede, Alp Ajans Organizasyon Firması ile yapılan anlaşma gereğince açık hava konserine çıkmak üzere sabah saatlerinde konser alanına gelmiştir. Söz konusu konser başlamadan önce her konser öncesi olduğu gibi, Organizasyon firmasına gönderilmiş olan Teknik Şartnameye uyulup uyulmadığı konusunda müvekkilimizin teknik ekibi tarafından inceleme yapılmış, konser alanı gezilmiş ve konser sırasında çok ciddi kazalara neden olabilecek bir takım teknik eksiklikler tespit edilmiştir.”

“KIRILMIŞ SÜTUNLAR KOLİ BANDIYLA YAPIŞTIRILMIŞ”
“Tüm ayrıntıları, fotoğraf ve video kaydı ile delillendirildiği üzere sahneyi ayakta tutan sütunlardan bir kısmının ahşaptan yapılmış, bir kısmının kırılmış olduğundan koli bandı ile yapıştırılmış, bir kısmının da, sütunlar birbirini ayakta tutabilsin diye yine koli bandı ile birbirlerine tutuşturulmuş vaziyette olduğu, elektrik kablolarının hiçbir güvenlik önlemi alınmaksızın gelişigüzel sahneden aşağı sarkıtılmış olduğu gibi sair aykırılıklara ilişkin görsellerden sadece birkaç tanesi ekte siz vatandaşlarımızın bilgisine sunulmaktadır.”

“SAĞLIĞINI KORUMAK İÇİN SAHNEYE ÇIKMADI”
“Müvekkilimiz tarafından söz konusu hususların giderilmesi ve muhtemel kaza ve faciaların önlenmesi adına gerek konser alanı yetkilileri gerekse de Organizasyon Firması ile iletişime geçilmiş, konserin sorunsuz şekilde geçirilebilmesi ve vatandaşlarımızın da herhangi bir sıkıntıyla karşılaşmaması adına konserden önce taahhüt edildiği hale getirilmesi, aksi takdirde toplum ve çalışanlarının sağlığını korumak maksadı ile sahneye çıkamayacağı belirtilmiştir.
Zira; müvekkilimiz yıllardır müzik sektöründe yer almakta olup sayısız konser organizasyonunda yer almış ve söz konusu organizasyon da dahil olmak üzere her organizasyondan önce organizasyon firmaları ile yapılan anlaşmalarda sahne ekibinin güvenliği yanı sıra konser alanına gelen tüm vatandaşların güvenliği gözetilerek Teknik Şartnameler organizasyon firmalarına iletilmiştir. İşbu duyuruya konu olan olayda da Teknik Şartnamede yer alan hususlar çok açık iken organizasyon firması ve ilgili idare ciddi ihlallerde bulunmuştur.”
“BU MERVE ÖZBEY’İN İLK KONSERE ÇIKMAYIŞIDIR”
Bu minvalde son ana kadar var olan güvenlik açıklarının giderilerek, sorunsuz bir konser organizasyonu gerçekleşmesi adına yetkili kişilerle iletişime geçen müvekkilimiz, bu çabalarının karşılığını göremediğinden yaşanması muhtemel tüm tehlikelerin önüne geçmek ve kendisi dahil tüm ekibinin ve kendisini izlemeye gelen sevenlerinin can sağlığını gözetmek zorunda olduğundan konser alanından üzülerek ayrılmak zorunda kalmıştır ki bu kendisinin de ilk konsere çıkamayışıdır.”

“HAKARET VE KARALAMALAR İÇİN HUKUKİ SÜREÇ BAŞLATACAĞIZ”
“Tüm bu çabaya rağmen, dün akşamdan bu yana, bu noktaya kendi ayıp ve kusurları ile gelindiğini çok iyi bildiği halde suç bastırmaya çalışan, müvekkilin vücut bütünlüğüne ve sanatçı kimliğine varana kadar hakaret etmekten ve sözünü esirgemekten çekinmeyen, Organizasyon Firması görevlileri ve sair üçüncü kişilerin hesapları ekibimizce tek tek takip edilmekte, müvekkilimiz hakkındaki hakaret ve karalama niteliğindeki tüm beyanlar, açıklamalar ve paylaşımlar kapsamında; müvekkilin tüm yasal haklarının hukuki zeminde sonuna kadar savunulacağını, müvekkilimiz hakkında Türk Ceza Kanununa ve sair mevzuata aykırı şekilde sözler sarf eden tüm kişiler hakkında cezai ve mesleki kariyerine böyle hakaretamiz cümleler ve iftiralar ile zarar verilmesi konusunda da hukuki sürecin başlatılacağını siz değerli Kamuoyuna saygılarımızla bildiririz.”

ESKİ Ülkü Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfı Başkanı ve Hacettepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Sinan Ateş’in öldürülmesine ilişkin 22 sanığın yargılandığı davada sanık avukatları savunma yaptı. İddianamede ‘azmettirici’ olarak yer alan, Ülkü Ocakları Genel Merkez eski yöneticisi Tolgahan Demirbaş’ın avukatı Murat Ofli, sanık Eray Özyağcı’nın bindiği aracın müvekkilinin olmadığı halde PTS kayıtlarından böyle bir değerlendirme yapıldığını ileri sürdü.
Eski Ülkü Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfı Başkanı ve Hacettepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Sinan Ateş’in, 30 Aralık 2022’de Ankara’da cuma namazı çıkışında ofisine giderken silahlı saldırı sonucu hayatını kaybetmesiyle ilgili davada tutuklu 22 sanığın yargılanmasına devam edildi. Ankara 32’nci Ağır Ceza Mahkemesi tarafından, Sincan Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü’nde görülen duruşmanın 3’üncü gününde sanıkların tamamı hazır bulundu. Duruşmada Sinan Ateş’in eşi Ayşe Ateş ve taraf avukatları da yer aldı. Ayrıca eski CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, CHP Genel Başkan Yardımcısı Murat Bakan, DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Ali Ekmen ve DEVA Partisi Sözcüsü İdris Şahin de duruşmayı izledi.
MAHKEME BAŞKANI SİYASETÇİLERİ UYARDI
Mahkeme başkanı duruşmayı izleyen siyasetçileri uyararak, duruşma düzenini bozmaları durumunda bunun ‘siyasi bir müdahale’ olarak kabul edileceğini ve salondan çıkarılacaklarını belirtti.
İddianameye göre cinayetin azmettiricisi olan Doğukan Çep’i taksisiyle taşıdığı tespit edilen son sanık Umut Ersoy, savunma yaptı. Sanık Ersoy, “Üzerime atılı suçlamaları kabul etmiyorum. Olay sonrası ailem beni aradı, polislerin geldiğini söyledi. Eve gittim, polisler bana Doğukan Çep’in fotoğrafını gösterdi, ‘tanıyor musun?’ dediler. Ben de taksiye aldığımı, bir lokantaya bıraktığımı söyledim. Polisler beni alarak Pendik karakoluna gittik. Beni odaya alarak 10-15 polis beni darbetti. Tutanağa da ‘kendini duvardan duvara vurdu’ demişler. Ankara’ya getirildim, savcı bana ‘bunların firari olduğunu bilmiyor musun? Neden arabana alıyorsun?’ dedi. Ben de taksici olduğumu söyleyerek, tanımadığımı ifade ettim. Ben iddianame hazırlanana kadar ne ile suçlandığımı bilmiyordum. Tahliyemi ve beraatımı talep ediyorum” dedi.
‘YARGILAMA EKSİK VE HATALI’
Ardından avukatların beyanlarına geçildi. Tetikçi Eray Özyağcı’nın avukatı Ziynettin Aktürk, yargılamanın eksik ve hatalı olduğunu iddia ederek, “Olay yerinden alınan kamera görüntüleri çok açık. Otopsi raporunu incelediğimizde raporda birden fazla çelişki bulunmaktadır. Bunlar da müvekkilimin atışlarıdır. O esnada yanında bulunan Selman Bozkurt ateş ederken müvekkilim kaçıyor. Bu esnada ateş ediyor ve Selman Bozkurt’u omuzundan yaralıyor. Olay yerinde sizin ilk amacınız neyse onu yaparsınız ilk. Müvekkilim burada yaralama amacı olduğu için ayaklarından vurup kaçmayı planlamıştır. Otopsi raporundan anlaşılacağı üzerine maktulün kafasına isabet eden mermi sağ alt çenesinden çıkmaktadır. Otopsi raporunda ne hikmetse ayaklara gelenler de dahil tüm mermiler öldürücü olarak sayılmıştır” dedi.
Avukat Aktürk, Sinan Ateş’in yanındaki isimlerin silahları kaçırdıkları iddiasında bulunarak, “Ne hikmetse apar topar silahlar alınıyor ve bu silahlar kaçırılıyor. Hangi düşünceyle bu silahlar kaçırıldı? Yapılan incelemede bu durum hiç irdelenmemiş. Bir şüphelinin neye dayanarak ifadesi alınmıyor? Olay esnasında 3 kişi var. Bu 3 kişinin ifadesi tam anlamıyla alınmamıştır” diye konuştu.
‘EYLEMİ YARALAMA OLARAK BİLİYORDU’
İddianameye göre tetikçi Eray Özyağcı’yı olay yerine getiren ve oradan kaçıran sanık Vedat Balkaya’nın avukatı Cem Ali Kılıç, Balkaya’nın eylemi yaralama olarak bildiğini belirterek, “Müvekkilim ağırlaştırılmış yaralamadan ceza alabilir. Bu durumda da ‘ortak’ değil, ‘yardım eden’ olarak yargılanabilir. Balkaya’ya eylem hakkında bilgi verilmiyor” iddialarında bulundu. Şikayetçi Selman Bozkurt’un yaralanmasına yönelik suç iddiasına ilişkin avukat Kılıç, “Bozkurt’un olay günü silahlı olacağını bırakın müvekkilimin, Özyağcı bile bilemezdi. Ani durumlarda eylemde fikir birliğinin oluşturulamayacağına yönelik etkin yargı kararları vardır” dedi.
‘HUKUKSUZ İŞLER YAPTIĞINI GÖRÜYORUZ’
İddianameye göre cinayetin azmettirici sanık Doğukan Çep’in avukatı Emine Tosun, “‘Koskoca akademisyen’ diyebilirsiniz Sinan Ateş hakkında; ancak bilirkişi raporunda yer alan mesajını okumak istiyorum Sinan Ateş’in. ‘Daha yeni bir kişinin kafasını gözünü kırdırdım yetmez mi?’ şeklinde mesajı var. Biz bu belgeye baktığımızda Sinan Ateş’in hukuksuz işler yaptığını görüyoruz. Haliyle bu işleri akademisyen çevresinden isteyerek yaptıramaz, firari olan suça karışan isimlere yaptırabilirsiniz ancak. Bu eylem, ‘Paramı getir, yoksa seni ayağından yaralayarak karizmanı çizerim’ saikiyle gerçekleştirilmiş bir eylemdir. Müvekkilimin ağırlaştırılmış yaralama suçundan yargılanmasını talep ediyoruz” iddiasında bulundu.
‘MÜVEKKİLİMİN ARACI DEĞİLDİR’
İddianamede ‘azmettirici’ sıfatıyla yer alan, eski Ülkü Ocakları Genel Merkez yöneticisi Tolgahan Demirbaş’ın avukatı Murat Ofli, iddianamenin hatalı olduğunu ileri sürerek, “Her ne kadar iddianamede suçun adı ve sevk maddesi yazılı olsa da Eray’ın bindiği aracın, müvekkilin aracı olmadığı sabitken, aracın plakası, rengi, şoförü sabitken, sanki müvekkilimin aracına binmiş gibi PTS kayıtlarından böyle bir değerlendirme yapılmıştır. Dosyada gösterilen araç, müvekkilin aracı değildir. BTK raporunda olayın olduğu sırada müvekkil bahçededir. Müvekkilimin o saatte bahçede olduğunu hem PTS kayıtları, hem bahçede yatılı olarak kalan çobanın beyanı, hem de bahçede çalışan Afganların beyanlarından anlaşılmaktadır. Bilirkişi raporunu kabul etmemiz mümkün değildir. Olayın faili Ankara’ya nasıl geldiyse Ankara’dan ayrılışını da aynı şekilde planlayabilecek kapasitede olduğu bellidir. Müvekkilimin ona yardım etmesi söz konusu değildir. Bahçedeki çobanın, çorbacının, Afganların dinlenmesini istiyoruz. PTS kayıtlarının detaylı şekilde dosyaya katılmasını istiyoruz. 18 aydır tutuklu bulunan müvekkilimin de tahliye edilmesini bekliyoruz” dedi.
Avukat savunmalarının ardından duruşmaya ara verildi.
İDDİANAME
İddianamede; sanıklar tetikçi Eray Özyağci, Vedat Balkaya, Suat Kurt için ‘Tasarlayarak kasten öldürme’ ve ‘Tasarlayarak öldürmeye teşebbüs’ suçlarından 2’şer kez ağırlaştırılmış müebbet hapis talep edildi. Şüpheliler Doğukan Çep ve Tolgahan Demirbaş’ın da suça azmettiren olarak ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılmaları istendi. Şüpheliler Zekeriya Asarkaya, Hakan Saraç, Ufuk Köktürk, Mehmet Yüce, Mustafa Uzunlar, Aşkın Mert Gelenbey, Murat Can Çolak, Osman Bayraktar, Caner Güney, Umut Ersoy, Çağlar Zorlu, Aytaç Ataç, Emre Yüksel, Serdar Öktem, Erdem Karadeniz, Alper Atay, Mustafa Ensar Aykal’ın da ‘Suça yardım eden’ olarak ‘Tasarlayarak kasten öldürme’ suçundan cezalandırılmaları talep edildi.
]]>İSTANBUL – ‘maNga’ grubunun solisti Ferman Akgül’ün, kendisini siyasi bir oluşumun içindeymiş gibi göstererek linçe maruz bıraktıkları iddiasıyla Redd Grubu’nun 2 üyesi ile sanatçı Aylin Aslım’a açtığı manevi tazminat davasında karar çıktı. Mahkeme, Akgül’ün açtığı davanın reddine karar verdi.
‘maNga’ grubunun solisti Ferman Akgül’ün, kendisini siyasi bir oluşumun içindeymiş gibi göstererek linçe maruz bıraktıkları iddiasıyla Redd Grubu’nun üyeleri Doğan Duru ve Güneş Duru ile sanatçı Aylin Aslım’a açtığı 300 bin liralık manevi tazminat davasında karar çıktı. İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesi’nde görülen duruşmaya Ferman Akgül ile Redd Grubu’nun üyeleri Doğan Duru ve Güneş Duru katılmadı. Duruşmada her iki tarafı da avukatları temsil etti.
Duruşmada söz alan Ferman Akgül’ün avukatı davanın kabulünü istedi. Davalılar Doğan Duru ile Güneş Duru’nun avukatları ise davanın reddini talep etti.
Davanın reddine hükmedildi
Kararını açıklayan mahkeme, gerekçesi sonradan açıklanmak üzere Ferman Akgül’ün davasının reddine karar verdi.
Olayın geçmişi
İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesi’ne açılan davaya göre Redd Grubu’nun solisti Doğan Duru, sosyal medya üzerinden sanatçı Ferman Akgül ile ilgili olarak, ‘Teknofestlerde sahneye çıkanı, pandemide müzisyenler intihar ederken iş tutan grubun solistini alkışlayan insanlar olmasını geçtim. Yahu siz grupsunuz, biriniz adamın yüzüne tükürmedi mi? Biriniz de sanatçı nedir söylemedi mi? Yuh size be kardeşim.. Omurgasız sürüngen gibi her yerde olmak’ şeklinde paylaşımlar yaptı. Redd Grubu’nun gitaristi Güneş Duru da, ‘Çakma rock starlardan biri tanıtımı için bir iki milyon alır, vatandaş altına yatar’ şeklinde paylaşım yaptı. Diğer sanatçı Aylin Aslım ise, “Kaç milyon aldığını bilmem, bilemem. Türk rock camiası. Kol kırılır yen içinde kalır’cıdır. Ama burada bahsedilen kişi yıllardır AK Parti ile iş birliği yapan Manga’nın solisti Ferman Akgül’dür. Biz on yıldan fazla zamandır kara listelerdeyken, bu niye bilinmesin? Her şey bir yere kadar’ şeklinde paylaşım yaptı.
Dava dilekçesinde 3 sanatçının istikrarlı ve sistematik olarak müvekkiline yönelik bir karalama kampanyası başlattığını belirten Akgül’ün avukatı Ufuk Kök, “Müvekkil, 20 yılı aşkın kariyeri boyunca hep sanatçı kimliğini ön planda tutmuş, hiçbir siyasi oluşumun içinde yer almamıştır. TOGG ile poz veren müvekkilin bu tanıtımdan 2 milyon lira aldığı şeklindeki yalan iddialar üzerine de müvekkil linç edilmiş, özel hayatının sınırları ihlal edilmiştir. Üç sanatçının saldırıları nedeniyle müvekkil ve ailesinin huzur ve sükunu bozulmuş, sosyal gelişim çağındaki çocukları bu durumdan etkilenmiş ve sosyal çevrelerinde bu durumdan zarar görme ihtimali söz konusudur. Müvekkil, sosyal medyanın da hedefi haline gelmiş, ‘yalaka Manga’, ‘yandaş grup’ gibi hakaretlere maruz kalmıştır. Üç sanatçının, kamuoyu önünde halkı kin ve düşmanlığa tahrik ederek başlattığı linç kampanyası yüzünden müvekkilin şeref ve itibarı ağır şekilde zarara uğramıştır. Bunun korunmasını istiyoruz. Büyük elem ve üzüntü duyan müvekkilin, hedef ve taraf haline getirilerek bir siyasi figür olarak yuftalanmasına ve ayrımcılığa uğramasına neden olan davalıların 300 bin lira manevi tazminata hükmedilmesini istiyoruz” ifadelerini kullandı.
]]>‘maNga’ grubunun solisti Ferman Akgül’ün, kendisini siyasi bir oluşumun içindeymiş gibi göstererek linçe maruz bıraktıkları iddiasıyla Redd Grubu’nun üyeleri Doğan Duru ve Güneş Duru ile sanatçı Aylin Aslım’a açtığı 300 bin liralık manevi tazminat davasında karar çıktı. İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesi’nde görülen duruşmaya Ferman Akgül ile Redd Grubu’nun üyeleri Doğan Duru ve Güneş Duru katılmadı. Duruşmada her iki tarafı da avukatları temsil etti.
Duruşmada söz alan Ferman Akgül’ün avukatı davanın kabulünü istedi. Davalılar Doğan Duru ile Güneş Duru’nun avukatları ise davanın reddini talep etti.
Davanın reddine hükmedildi
Kararını açıklayan mahkeme, gerekçesi sonradan açıklanmak üzere Ferman Akgül’ün davasının reddine karar verdi.
Olayın geçmişi
İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesi’ne açılan davaya göre Redd Grubu’nun solisti Doğan Duru, sosyal medya üzerinden sanatçı Ferman Akgül ile ilgili olarak, ‘Teknofestlerde sahneye çıkanı, pandemide müzisyenler intihar ederken iş tutan grubun solistini alkışlayan insanlar olmasını geçtim. Yahu siz grupsunuz, biriniz adamın yüzüne tükürmedi mi? Biriniz de sanatçı nedir söylemedi mi? Yuh size be kardeşim.. Omurgasız sürüngen gibi her yerde olmak’ şeklinde paylaşımlar yaptı. Redd Grubu’nun gitaristi Güneş Duru da, ‘Çakma rock starlardan biri tanıtımı için bir iki milyon alır, vatandaş altına yatar’ şeklinde paylaşım yaptı. Diğer sanatçı Aylin Aslım ise, “Kaç milyon aldığını bilmem, bilemem. Türk rock camiası. Kol kırılır yen içinde kalır’cıdır. Ama burada bahsedilen kişi yıllardır AK Parti ile iş birliği yapan Manga’nın solisti Ferman Akgül’dür. Biz on yıldan fazla zamandır kara listelerdeyken, bu niye bilinmesin? Her şey bir yere kadar’ şeklinde paylaşım yaptı.
Dava dilekçesinde 3 sanatçının istikrarlı ve sistematik olarak müvekkiline yönelik bir karalama kampanyası başlattığını belirten Akgül’ün avukatı Ufuk Kök, “Müvekkil, 20 yılı aşkın kariyeri boyunca hep sanatçı kimliğini ön planda tutmuş, hiçbir siyasi oluşumun içinde yer almamıştır. TOGG ile poz veren müvekkilin bu tanıtımdan 2 milyon lira aldığı şeklindeki yalan iddialar üzerine de müvekkil linç edilmiş, özel hayatının sınırları ihlal edilmiştir. Üç sanatçının saldırıları nedeniyle müvekkil ve ailesinin huzur ve sükunu bozulmuş, sosyal gelişim çağındaki çocukları bu durumdan etkilenmiş ve sosyal çevrelerinde bu durumdan zarar görme ihtimali söz konusudur. Müvekkil, sosyal medyanın da hedefi haline gelmiş, ‘yalaka Manga’, ‘yandaş grup’ gibi hakaretlere maruz kalmıştır. Üç sanatçının, kamuoyu önünde halkı kin ve düşmanlığa tahrik ederek başlattığı linç kampanyası yüzünden müvekkilin şeref ve itibarı ağır şekilde zarara uğramıştır. Bunun korunmasını istiyoruz. Büyük elem ve üzüntü duyan müvekkilin, hedef ve taraf haline getirilerek bir siyasi figür olarak yuftalanmasına ve ayrımcılığa uğramasına neden olan davalıların 300 bin lira manevi tazminata hükmedilmesini istiyoruz” ifadelerini kullandı. – İSTANBUL
]]>‘Manga’ grubunun solisti Ferman Akgül, kendisini siyasi bir oluşumun içindeymiş gibi göstererek lince maruz bıraktıkları iddiasıyla Redd Grubu’nun üyeleri Doğan Duru ve Güneş Duru ile sanatçı Aylin Aslım’a açtığı 300 bin liralık manevi tazminat davasını kaybetti.
İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesi’ne açılan davaya göre Redd Grubu’nun solisti Doğan Duru, sosyal medya üzerinden sanatçı Ferman Akgül ile ilgili olarak, ‘Teknofestlerde sahneye çıkanı, pandemide müzisyenler intihar ederken … iş tutan grubun solistini alkışlayan insanlar olmasını geçtim. Yahu siz grupsunuz, biriniz adamın yüzüne tükürmedi mi? Biriniz de sanatçı nedir söylemedi mi? Yuh size be kardeşim.. Omurgasız sürüngen gibi her yerde olmak’ şeklinde paylaşımlar yapmıştı. Redd Grubu’nun gitaristi Güneş Duru da, ‘Çakma rock starlardan biri tanıtımı için bir iki milyon alır, vatandaş altına yatar’ şeklinde paylaşım yaptı. Diğer sanatçı Aylin Aslım ise, “Kaç milyon aldığını bilmem, bilemem. Türk rock camiası. Kol kırılır yen içinde kalır’cıdır. Ama burada bahsedilen kişi yıllardır AKP ile iş birliği yapan Manga’nın solisti Ferman Akgül’dür. Biz on yıldan fazla zamandır kara listelerdeyken, bu niye bilinmesin? Her şey bir yere kadar’ şeklinde paylaşım yaparak Ferman Akgül hakkında iddialarda bulunmuştu.
“YALAKA MANGA, YANDAŞ GRUP GİBİ HAKARETLERE MARUZ KALDI”
Üç sanatçının istikrarlı ve sistematik olarak müvekkiline yönelik bir karalama kampanyası başlattıklarını dava dilekçesinde anlatan Ferman Akgül’ün avukatı Ufuk Kök, “Müvekkil, 20 yılı aşkın kariyeri boyunca hep sanatçı kimliğini ön planda tutmuş, hiçbir siyasi oluşumun içinde yer almamıştır. TOGG ile poz veren müvekkilin bu tanıtımdan 2 milyon lira aldığı şeklindeki yalan iddialar üzerine de müvekkil linç edilmiş, özel hayatının sınırları ihlal edilmiştir. Üç sanatçının saldırıları nedeniyle müvekkil ve ailesinin huzur ve sükunu bozulmuş, sosyal gelişim çağındaki çocukları bu durumdan etkilenmiş ve sosyal çevrelerinde bu durumdan zarar görme ihtimali söz konusudur. Müvekkil, sosyal medyanın da hedefi haline gelmiş, ‘yalaka Manga’, ‘yandaş grup’ gibi hakaretlere maruz kalmıştır. Üç sanatçının, kamuoyu önünde halkı kin ve düşmanlığa tahrik ederek başlattığı linç kampanyası yüzünden müvekkilin şeref ve itibarı ağır şekilde zarara uğramıştır. Bunun korunmasını istiyoruz. Büyük elem ve üzüntü duyan müvekkilin, hedef ve taraf haline getirilerek bir siyasi figür olarak yuftalanmasına ve ayrımcılığa uğramasına neden olan davalıların 300 bin lira manevi tazminata hükmedilmesini istiyoruz” dedi.
“SANATÇININ AĞIR ELEŞTİRİLERE TAHAMMÜL ETMESİ GEREKİR”
Davaya cevap veren Redd Grubu üyeleri Doğan Duru ile Güneş Duru ise, kamuoyuna mal olmuş bir sanatçı olan Ferman Akgül’ün ağır eleştirilere tahammül etmesi gerektiğini belirterek davanın reddini istedi. Doğan Duru ile Güneş Duru’nun sanatçı Ferman Akgül’ün kişilik haklarına saldırıda bulunmadıklarının belirtildiği cevap dilekçesinde, “Ferman Akgül, ne şekilde zarar gördüğünü belirtmemiştir. Kendisinin siyasi bir partiye yakın durmasından hareketle, özellikle geçmişteki muhalif parçaları göz önüne alındığında, dinleyiciler ve sanat camiasından eleştirel paylaşımların yapılması ifade özgürlüğü çerçevesinde değerlendirilmelidir. Yapılan yorumlar, kişilik haklarına zarar verici nitelikte değildir. Bu nedenle davanın reddini istiyoruz” dedi.
MAHKEME DAVAYI REDDETTİ
İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesi’nde görülen davanın karar duruşmasına Ferman Akgül ile Redd Grubu’nun üyeleri Doğan Duru ve Güneş Duru katılmadı. Duruşmada her iki tarafı da avukatları temsil etti. Duruşmada söz alan Ferman Akgül’ün avukatı davanın kabulünü istedi. Davalılar Doğan Duru ile Güneş Duru’nun avukatları ise davanın reddini talep etti. Kararını açıklayan mahkeme, gerekçesi sonradan açıklanmak üzere Ferman Akgül’ün davasını reddetti.
]]>Olay, temmuz ayında Yıldırım ilçesinde meydana geldi. Suriye uyruklu Y.A.M.A., 4 çocuğunun annesi olan M.A.’dan geçen yıl aralık ayında boşandıktan sonra, uzaktan akrabası olan N.M.T. ile dini nikah yaparak, Ortabağlar Mahallesi’ndeki evde yaşamaya başladı. İddiaya göre, olay günü öğle saatlerinde Y.A.M.A. ile N.M.T. birliktelik yaşadı. İlişki sırasında Y.A.M.A., N.M.T.’nin başını yataktan aşağı sarkıtıp, her iki kolu vücudunun altında kalan hamile kadının boğazını önce sağ sonra da sol eliyle sıktı. Bu sırada, boğazından hırıltı sesi gelip ağzından köpük çıkan kadın hareketsiz kaldı. Durumu fark eden Y.A.M.A., saat 13.00 sıralarında evden çıkıp arkadaşları ile buluşmaya gitti. Saat 17.00 sıralarında tekrar geldiği evde, N.M.T.’nin hareketsiz olarak yattığını gören şüpheli, bu kez cep telefonu ile aradığı arkadaşı İ.O.’dan yardım istedi. Eve gelen İ.O., sağlık ekiplerine haber verdi. Gelen sağlık ekibinin yaptığı kontrolde N.M.T.’nin hayatını kaybettiği tespit edildi. İhbar üzerine adrese sevk edilen polis ekipleri, Y.A.M.A.’yı gözaltına aldı.
‘FANTEZİ’ İDDİASI
Emniyetteki sorgusunda, N.M.T.’yi bilerek ve tasarlayarak öldürmediğini söyleyen şüpheli, olayın birliktelik sırasında fantezi yapmak istemesi sonucu yaşandığını öne sürdü. Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen Y.A.M.A., tutuklanarak cezaevine gönderildi.
Olayla ilgili Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı’nca hazırlanan iddianamede, “Tanığın ifadesinin ardından yapılan soruşturma sonunda, Suriye uyruklu Y.A.M.A.’nın, birliktelik sırasında cinsel fantezi süsü vererek, hamile olduğunu bildiği N.M.T.’nin boğazını sıkıp öldürmek sureti ile üzerine atılı suçu işlediği belirlendi” görüşüne yer verildi.
Hakkında, Bursa 4’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde ‘kadına karşı kasten öldürme’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istemiyle dava açılan Y.A.M.A.’nın yargılanmasına devam edildi. N.M.T. ile aralarında hiçbir sorun olmadığını söyleyen sanık, “Kendisiyle birliktelik yaşarken, eşimin baş kısmı yataktan aşağı sarkıyordu. Her iki kolunu vücudunun altına almıştı. Ben de fantezi amacıyla önce sağ elim sonra da sol elimle boğazını tutuyordum. Bu sırada kendisinden hırıltı sesi duydum. Ağzından köpük gelince korkup birlikteliğimize son verdim. Daha sonra hareketsiz olduğunu görünce kolunu havaya kaldırdım. Kolu yatağın üzerine düştü. Sonra gidip duş aldım. Yataktan indirip battaniye sardım. Bu sırada tamamen hareketsiz yatıyordu. Ne yapacağımı bilemediğim için saat 13.00’te evden çıktım. 17.00’de geri döndüm. Telefon ile yardım istediğim arkadaşım bana bir tanıdığını gönderdi. O kişi de sağlık ekiplerine haber vermemizi söyledi. Sonrasında gözaltına alındım. Ben, eşimi kesinlikle öldürmek istemedim. Eşim amcamın kızı oluyor” dedi.
‘BEYİN KANAMASI GEÇİRMİŞ OLABİLİR’
Y.A.M.A., mahkeme başkanının maktulün boynundaki morlukların nasıl olduğu sorusuna ise “Ölüm olayı birliktelik sırasında istemeyerek meydana geldi. Birliktelik yaşadığım kişi amcamın kızı olur, onu neden öldürmek isteyeyim. Onu çok seviyordum. Çok uzun süre cinsel birliktelik yaşadık. Boynundaki morarmalar onu öptüğüm için olabilir. Nasıl öldüğü ile ilgili bir fikrim yok o esnada beyin kanaması da geçirmiş olabilir” diye yanıt verdi.
AVUKATTAN TUTUKSUZ YARGILANMA TALEBİ
Sanık avukatı Mert Ata Kılıç ise yaptığı savunmada müvekkilinin eşinin öldürmeye yönelik kasti bir eylemi olmadığını karşılıklı eylemlerin söz konusu olduğunu belirterek, “En aleyhte değerlendirmeyle ihmali bir davranıştan söz edilebilir. Bu da müvekkilimin olay anında şok etkisiyle ambulansa haber vermemesidir. Müvekkilim ile maktule arasında yaşanan cinsel ilişki sırasında karşılıklı fantezi amaçlı eylemler söz konusudur. Müvekkilin de bahsettiği gibi maktulenin boynundaki morarmalar bundan kaynaklıdır. Suç vasfının müvekkil lehine değişme ihtimali vardır. Tutuklama, tedbirden ziyade cezalandırmaya dönüşmüştür. Bu nedenle müvekkilin şu aşamada tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmasına karar verilmesini talep ederiz” dedi.
ESKİ EŞ: ÇOCUĞU DÜŞÜRMEYE ÇALIŞIYORDU
Mahkeme heyeti, sanığın, 19 yıl önce ülkesinde evlenip, olaydan 8 ay önce boşandığı ve soruşturma sırasında verdiği ifadede, esk eşinin evliliklerinden olan 4 çocuğunu sevmediğini belirterek, “Her hamile kaldığımı öğrendiğinde, birlikteliğimiz sırasında boğazımı sıkıp karnıma bastırarak, çocuğu düşürmeye çalışıyordu” diyen M.A.’nın tanık olarak dinlenmesi, polis tarafından olay yerinde çekilen görüntülerin incelenmesi için, duruşmayı ileri bir tarihe ertelerken, sanığın tutukluluk halinin devamına karar verdi.
]]>