Fatih’te 31 Ocak 2024’de “Diyarbakırlı Ramazan Hoca’nın Yeri” isimli çay ocağında ‘Ramazan Hoca’ olarak tanınan Ramazan Pişkin’i başkası zannettiğini öne sürdüğü ve bıçaklayarak öldürdüğü iddiasıyla tutuklanan Erkan Baykut’un (24) yargılanmasına başlandı. İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada, tutuklu sanık Erkan Baykut ve taraf avukatları hazır bulundu. Duruşmaya Ramazan Pişkin’in kardeşi Mehmet Pişkin de ‘müşteki’ olarak katıldı.
“Ben maktulü namaz kılarken bıçaklamadım”
Duruşmada savunma yapan sanık Baykut, olay sırasında uyuşturucu madde etkisinde olduğunu ve Ramazan Pişkin’i Saboor Muradı adlı kişi zannettiğini belirterek, “Cinsel istismara uğramış bir insan psikolojisi altında gerçekleşti olay. Önceden Ramazan Pişkin’i tanımıyordum. İçeri girdiğim zaman kendisine taş attım. O da kendisini savunmaya kalkışınca korkudan ben de kendimi bıçakla savundum. Olay esnasında kaç bıçak darbesi vurduğumun farkında değildim. Olay sonrasında ise evime kaçtım. Psikolojik rahatsızlığıma ilişkin herhangi bir raporum yoktur. Ben maktulü daha önceden sadece sosyal medyada karşıma çıktığında görmüştüm. Ben maktulü namaz kılarken bıçaklamadım. Bıçak zaten 2 haftadır üzerimdeydi, kendimi korumak için bıçak taşırdım. Hiçbir tarikatla işim olmaz, dinimi geliştirmek için izlediğim bazı videolar oluyordu o kadar” dedi.
“Kardeşimi kesinlikle namaz üstünde, sırtından, planlanmış şekilde dükkana gelerek rükudayken öldürmüştür”
Müşteki Mehmet Pişkin ise ifadesinde, “Benim kardeşimin kimseyle husumeti yoktu. Namaz kılarken rükuda 3-4 dakika dururdu. Kardeşimi kesinlikle namaz üstünde, sırtından, planlanmış şekilde dükkana gelerek rükudayken öldürmüştür. Ayağında ayakkabısı da yok, boğuşma izi de yok. Her şey 10-15 saniyede olmuştur. Şahıstan ve arkasındaki azmettirenlerden şikayetçiyim” şeklinde konuştu.
“Bir gürültü patırtı koptu. Ben de ‘Ne oluyor, hocayı mı dövüyorlar’ dedim”
Duruşmada tanık olarak ifade veren İbrahim Baştürk, ölen Ramazan Pişkin ile dükkanlarının yan yana olduğunu belirterek, “Olay günü iş yerimde oturuyordum, bir gürültü patırtı koptu. Ben de ‘Ne oluyor, hocayı mı dövüyorlar’ dedim. Sonra zaten bir adım attım arkadaş hızla geçti, ben yandan gördüm. Dükkana daldım, Ramazan Hoca kanlar içerisinde yatıyordu. Kolları sıvalıydı, ayakkabıları yoktu, namaz kıldığı bir tahtası var, onun yanına düşmüştü. Ambulansı aradım, polise haber verin dedim” ifadelerini kullandı.
İş yerine gelerek keşif yaptığı aktarıldı
Duruşmada esasa ilişkin mütalaasını açıklayan cumhuriyet savcısı, sanık Baykut’un olay tarihinden önce maktule ait sosyal medyada yayınlanan videolarını izlediğini, olay tarihinden birkaç gün önce de maktulün iş yerine gelerek keşif yaptığını aktardı. Açıklanan mütalaada, sanığın tek vuruşta öldürme kabiliyetine sahip bıçakla maktulün iş yerine gittiği, maktulün tek başına bulunduğu sırada öldürmeye elverişli bıçak darbeleriyle kasten öldürme eylemini tasarlayarak gerçekleştirdiği kaydedildi.
Ağırlaştırılmış müebbet hapis talebi
Mütalaada sanık Baykut’un ‘tasarlayarak kasten öldürme’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılması talep edildi.
Sanık avukatı mahkemede, açıklanan mütalaaya karşı savunma yapabilmek için süre talep etti. Ara kararını açıklayan mahkeme, sanığın tutukluluk halinin devamına ve sanık tarafına açıklanan mütalaaya karşı savunma hazırlayabilmeleri için süre verilmesine hükmederek duruşmayı erteledi.
İddianameden
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca hazırlanan iddianamede, bilgi sahibi olarak ifadesi alınan İbrahim B.’nin hemen yan tarafta bulunan eczanede bulunduğu sırada bir gürültü geldiğini, kontrol etmek amacıyla eczaneden çıktığı sırada çay ocağı içerisinden elinde bıçak olan bir erkek şahsın koşarak kaçtığını gördüğünü, devamında çay ocağını kontrol ettiğinde ise Ramazan Pişkin’in yaralanmış şekilde yerde yattığını görmesi üzerine sağlık ekiplerini haberdar ettiğini söylediği aktarıldı. Hazırlanan iddianamede, şüpheli Erkan Baykut’un ‘kasten öldürme’ suçundan müebbet hapis cezasına çarptırılması talep edildi. – İSTANBUL
]]>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın başbakanlığı döneminde, 31 Mayıs 2011’de Hopa mitingi öncesi ve sonrası çıkan olaylarda kalp krizi geçiren emekli öğretmen Metin Lokumcu, hastanede öldü. Olayla ilgili Hopa Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü soruşturmada, aralarında dönemin İl Emniyet Müdürü Muhsin Armağan’ın da bulunduğu 13 polis hakkında ‘taksirle ölüme neden olma’ suçundan 6 yıla kadar hapis istemiyle iddianame hazırlandı. İddianame, Hopa Asliye Ceza Mahkemesi’nde kabul edildi. Lokumcu’nun ölümüyle ilgili 10 yıl sonra açılan davanın ilk duruşması, Trabzon 2’nci Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Ancak mahkemenin mevcut delil durumu göz önünde bulundurulup, görevsizlik kararı verdiği dosya, Trabzon 2’nci Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderildi.
13’ÜNCÜ DURUŞMADA MÜTALAA
Trabzon 2’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde bugün görülen 13’üncü duruşmaya; Metin Lokumcu’nun ailesi, avukatları, arkadaşları ve vatandaşlar katıldı. Duruşmada esas hakkındaki mütalaasını açıklayan savcı, davada yargılanan polislerin ayrı ayrı beraatini talep etti. Protestolarda polisin zor kullanma yetkisi olduğunu ve olay günü polisin uyarı yaptığını belirten savcı, Metin Lokumcu’nun ölüm nedeninin gazdan olduğunun ispatlanmadığını söyledi. Savcı, mütalaada ölümün kalp krizi nedeniyle gerçekleştiğini, bunun biber gazından olduğu anlamına gelmediğini ifade etti.
‘MÜTALAA, BÜYÜK BİR HAYAL KIRIKLIĞI’
Lokumcu ailesinin avukatı Meriç Eyüboğlu, duruşmada mütalaa ile ilgili söz alarak, “Mütalaa, büyük bir hayal kırıklığı. Bizim söylediğimiz kanıtlar, belgeler, duruşma savcısı tarafından hiç duyulmamış. Mahkeme umarız bu yönde bir karar vermez de hayal kırıklığımız devam etmez. Mütalaaya karşı beyanda bulunmak için süre talep ediyoruz” dedi. Bilirkişi raporunda olay günü Erzincan, Artvin, Rize, Erzurum, Bayburt ve Kars’tan görevlendirilen polisler tarafından kullanılan gaz miktarına ilişkin detaylar da dava dosyasında yer aldı. Raporda tam olarak kaç adet gaz kullanımına dair miktarın da tespit edilemediği belirtildi. Mahkeme heyeti, duruşmayı 6 Eylül’e erteledi.
SUİÇMEZ: HER ŞEYE RAĞMEN YAŞASIN ADALET
Duruşma sonrası adliye binası önünde açıklamada bulunan CHP Trabzon Milletvekili Sibel Suiçmez, “Bugün bir kez daha memleketimizde adalet manzaralarını gördük. Bugün yine her şeye karşın 13 yıldır adalet mücadelesi veren insanların şaşırmadığı bir iddianameyle karşı karşıya kaldık. Ama umudumuzu yitirdik mi? Hayır. Ebetteki adalet taleplerimiz bitmeyecektir. Devam edecektir. 6 Eylül’deki duruşmada mahkemenin kamu vicdanını rahatlatacak ve dosya kapsamına uygun bir karar vereceğine olan inancımızı sürdürmek istiyoruz ve her şeye rağmen yaşasın adalet” dedi.
‘ELBETTE VAZGEÇMEYECEĞİZ’
Avukat Meriç Eyüboğlu da “İçeride de öfkeliydik dışarıda da öfkeliyiz. Bu davanın açılmayacağını düşündüğümüz yollardan yürüyüp, geldik. Dile kolay 9 yıl 5 ay sonra ilk iddianameyle karşılaştık. En başından en sonunu tahmin ede ede, bile bile buraya kadar geldik. Elbette vazgeçmeyeceğiz. Bu kızmayacağız, öfkelenmeyeceğiz anlamına da gelmiyor. Öfkeliyiz, kızgınız. Ama vazgeçmiyoruz. Bütün Metin Lokumcu dostlarına, Metin Lokumcu’yu tanısın, tanımasın adaletle bir derdi olanla, toplumsal olaylarda polis tarafından gelişigüzel kullanılan bu kimyasal gazlarla bir derdi olanlarla, herkesle 6 Eylül günü burada buluşmak istiyoruz” diye konuştu.
]]>Bakırköy 44. Asliye Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmaya, 2 tutuksuz sanık ile taraf avukatları katıldı.
Söz alan Galatasaray Mağazacılık ve Perakendecilik AŞ avukatı, celse arasında ürünlerin satışa koyulduğu internet sitesinden istenen yazı cevabının geldiğini belirterek, sanık Buğra Fatih Ünsal’ın hesap hareketlerinin incelenmesini ve ne kadar gelir elde ettiğinin tespit edilmesini talep etti.
Duruşmada, cumhuriyet savcısı esas hakkındaki mütalaasını sundu.
Mütalaada, çalınan ürünlerin satışa sunulduğu ikinci el satan internet sitesi ile yapılan yazışmalar sonucunda, ürünleri satışa koyan kişilerin Galatasaray Futbol Kulübü’nde şoför olarak çalışan sanık Ahmet Kör’ün eşi Ergül Kör ile sanık Buğra Fatih Ünsal olduğunun tespit edildiği kaydedildi.
Mütalaada, kulüp yetkililerince alıcı gibi hareket ettirilen Murat Kabaş isimli şahsın, sanıklardan Ünsal ile iletişime geçtiğinde, sanığın kulübe ait formaları satmaya çalıştığının anlaşıldığı bildirildi.
Antalya’da ikamet eden ve futbol kulübü ile bağı bulunmayan sanık Ünsal’ın, kullandığı GSM hattının kayıtlarının incelendiği aktarılan mütalaada, sanığın, kulüpte görev yapan diğer sanıklar Gürsel Polat, Turgut Uygun ve Sedat Peker ile irtibatının tespit edildiği aktarıldı.
Satılan ürünlerin kaybolan ürünler olduğu anlaşıldı
Mütalaada, usulüne uygun alınan arama kararı gereğince sanık Buğra Fatih Ünsal’ın evinde yapılan aramada 6 koli halinde forma, çorap, şort gibi ürünler ele geçirildiği, bunlardan 54 adedinin futbolcuların ve teknik heyetin kullanımına verilen özel ürünler olduğunun belirlendiği kaydedildi.
Sponsor firma yetkililerince bu ürünler üzerinde inceleme yapıldığı ifade edilen mütalaada, bu 54 üründen 44’ünün orijinal ve piyasada temini mümkün olmayan ürünler olduğu belirtildi.
Mütalaada, bu kapsamda sanıklar Yılmaz Yanık, Ahmet Kör, Gürsel Polat ve Turgut Uygun’un “zincirleme şekilde bina ve eklentileri içinde muhafaza altına alınmış olan eşya hakkında hırsızlık” suçundan 6 yıl 3 aydan 17 yıldan 6 aya kadar hapisle cezalandırılması talep edildi.
Sanık Buğra Fatih Ünsal’ın da “suç eşyası satın almak” suçundan 7 ay 15 günden 5 yıl 3 ay kadar hapisle cezalandırılması istenen mütalaada, sanık Sedat Peker’in ise atılı suçu işlediğine ilişkin cezalandırılmasına yeterli kesin ve inandırıcı delil bulunmadığından beraatine karar verilmesi öngörüldü.
Mütalaaya karşı diyecekleri sorulan sanıklar ile taraf avukatları, beyanda bulunmak için süre istedi.
Ara kararını açıklayan mahkeme, taraflara mütalaaya karşı beyanlarını sunmaları için bir sonraki celseye kadar süre verilmesine karar vererek, duruşmayı erteledi.
İddianameden
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, Galatasaray Mağazacılık ve Perakendecilik AŞ tarafından, sponsor firmanın kulüp oyuncuları ile teknik heyeti için ürettiği orijinal yeni sezon forma, antrenman yeleği, şort, çorap gibi ürünlerin, şirketin rızası dışında üçüncü kişilerce internet ortamında satışa sunulduğu yönünde savcılığa şikayette bulunulduğu belirtiliyor.
Firmanın kulübe verdiği ürünlerin profesyonel standartlarda olduğu, özellikle antrenmanda ve müsabakada görev yapan futbolcuların performansını artırma ve terlemeyi önleme gibi birçok özelliği bulunduğu anlatılan iddianamede, bu ürünlerin piyasada satılmadığı anlatılıyor.
İddianamede, 13 Ocak 2022’deki sayımda tesiste bulunması gereken 2 bin 443 parça ürünün haksız şekilde kulüp dışına çıkarıldığının anlaşıldığı belirtilerek, bunların ikinci el eşyaların sunulduğu internetteki bir sitede satıldığı aktarılıyor.
Araştırmada, sanık Yılmaz Yanık’ın berber olduğu, bazı Galatasaraylı futbolcularla tıraş yapmak için irtibat kurduğu belirtilen iddianamede, diğer sanıklardan Sedat Peker’in kulüpte masörlük, Ahmet Kör’ün de futbol takımında şoförlük yaptığı, Turgut Uygun’un çamaşırhanede çalıştığı, Gürsel Polat’ın ise akademi sorumlusu olduğu kaydediliyor.
Kulüpte görev yapan sanıkların bir araya gelerek futbolcuların ve teknik heyetin kullanımına sunulmuş ürünleri hukuka aykırı şekilde ele geçirdiklerine işaret edilen iddianamede, Buğra Fatih Ünsal’a satışı yapılarak özel nitelikteki ürünlerin piyasaya arz edildiği ve satıcıların haksız kazanç sağladıkları ifade ediliyor.
İddianamede, 6 sanığın “iştirak halinde zincirleme şekilde bina ve eklentileri içinde muhafaza altına alınmış olan eşya hakkında hırsızlık” suçundan 6 yıl üçer aydan 17 yıl altışar aya kadar hapsi isteniyor.
]]>İSTANBUL – Bahçelievler’de İETT şoförü Sefer Baldan’ın otobüs durağına dalarak 2 kişinin ölmesine neden olduğu kazaya ilişkin davada mütalaa açıklandı. Mütalaada sanık Baldan hakkında ‘bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olma’ suçundan 22 yıl 6 aya kadar hapis cezası talep edildi.
Bahçelievler’de 2 Şubat 2023 tarihinde İETT şoförü Sefer Baldan direksiyon hakimiyetini kaybederek otobüs durağına dalmıştı. Olayda 2 kişi hayatını kaybederken 2 kişi ise yaralanmıştı. Baldan’ın yargılanmasına devam edildi. Bakırköy 19. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya tutuklu sanık Sefer Baldan SEGBİS sistemi ile bağlandı. Duruşmada bir kısım müştekiler ile taraf avukatları da hazır bulundu. Duruşmada mahkeme başkanı, olaya ilişkin Adli Tıp Kurumu raporunun dosyaya ulaştığını belirtti. Hazırlanan raporda Sefer Baldan’ın asli kusurlu, ölenler ve yaralananların ise kusurunun bulunmadığı belirtildi. Duruşmada mütalaasını açıklayan cumhuriyet savcısı, olay tarihinde sanığın sevk ve idaresinde bulunan İBB İETT’ye ait otobüs ile Bahçelievler Mahallesi D-100 yan yolda bulunan Bahçelievler otobüs durağına yanaşırken kaldırıma çıktığını belirtti. Sanığın Hikmet Kaya, Ahmad Rzayev ve Fehmi Aydın’a çarptığı açıklanan mütalaada, İbrahim Ethem Şekerli’nin ise otobüsün geldiğini fark ederek kaçması sonucu durağın demirine çarparak sağ kalça ve bacak kısmından yaralandığı kaydedildi. Kaza nedeniyle Hikmet Kaya, Ahmad Rzayev’in hayatını kaybettikleri, Fehim Aydın ve İbrahim Ethem Şekerli’nin ise yaralandıkları açıklandı. Otobüs içinde bulunan görgü tanığının da alınan ifadesine göre sanığın uyukladığı ve bu nedenle otobüs şoförünü 2 kez uyardığı mütalaada anlatıldı. Sanığın olay tarihinde uzun süre yorgun ve dikkatsiz biçimde araç kullandığı, bu durumun elektronik algılama sistemi ile de tespit edildiği, seyir halindeyken uyukladığı, yolcular tarafından uyarılmasına rağmen bu şekilde araç kullanmaya devam etmesi nedeniyle direksiyon hakimiyetini kaybedip durakta bekleyenlere çarparak ölüme ve yaralanmaya neden olduğu belirtildi. Mütalaada sanık Baldan hakkında ‘bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olma’ suçundan 2 yıl 8 aydan 22 yıl 6 aya kadar hapisle cezalandırılması talep edildi.
Mütalaanın ardından söz verilen sanık Sefer Baldan “Suçum yoktur. Tansiyon ilacımı almamam nedeniyle uyku halinde olduğum görülecektir. Bile isteye bu kazaya sebebiyet vermedim” dedi. Sanık avukatı ise mütalaaya karşı savunma yapmak için süre talebinde bulundu. Ara kararını açıklayan mahkeme, sanık avukatının mütalaaya karşı savunma yapması için süre vererek duruşmanın ertelenmesine hükmetti.
İddianameden,
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede Sefer Baldan’ın İETT’ye ait 97 numaralı otobüs ile seyir halindeyken Bahçelievler durağına yanaştığı sırada uyuması sonucu kaldırıma çıktığı, durakta bekleyen Hikmet Kaya, Ahmad Rzayev ve Fehmi Aydın’a çarptığı belirtilmişti. Müşteki İbrahim Şekerli’nin ise otobüsün çarpacağını fark edip yan tarafa doğru atlaması sonucu yaralandığı iddianamede kaydedilmişti. Hikmet Kaya ve Ahmad Rzayev’in kazadan sonra kaldırıldıkları hastanede hayatını kaybettiği açıklanan iddianamede, ifadesine yer verilen İETT şoförü Baldan, olay sırasında bir anda gözlerinin karardığını söyleyerek “Gözlerimi açtığımda olay bitmişti. Normalde tansiyon ilacı kullanıyorum ama olay günü kullanmadım. Kaza sırasında uyumuyordum” demişti. Otobüs içerisinde bulunan görgü tanıkları ise iddianamede yer verilen beyanlarında Sefer Baldan’ın uyukladığını bu nedenle kazanın gerçekleştiğini söylemişti. İddianamede otobüs içindeki kamera görüntülerinden de Baldan’ın uyuduğunun net bir şekilde görüldüğü ifade edilmişti. Otobüste yapılan incelemede ise fren sisteminde herhangi bir arızanın tespit edilmediği iddianamede aktarılmıştı. Sefer Baldan’ın trafikte seyir halindeyken uyuması nedeniyle direksiyon hakimiyetini kaybedip durakta bekleyenlere çarptığı iddianamede açıklanarak ‘taksirle birden fazla insanın ölümüne ve yaralanmasına neden olma’ suçundan 2 yıldan 15 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edilmişti.
(Mİ- ZB-
]]>Bahçelievler’de 2 Şubat 2023 tarihinde İETT şoförü Sefer Baldan direksiyon hakimiyetini kaybederek otobüs durağına dalmıştı. Olayda 2 kişi hayatını kaybederken 2 kişi ise yaralanmıştı. Baldan’ın yargılanmasına devam edildi. Bakırköy 19. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya tutuklu sanık Sefer Baldan SEGBİS sistemi ile bağlandı. Duruşmada bir kısım müştekiler ile taraf avukatları da hazır bulundu. Duruşmada mahkeme başkanı, olaya ilişkin Adli Tıp Kurumu raporunun dosyaya ulaştığını belirtti. Hazırlanan raporda Sefer Baldan’ın asli kusurlu, ölenler ve yaralananların ise kusurunun bulunmadığı belirtildi. Duruşmada mütalaasını açıklayan cumhuriyet savcısı, olay tarihinde sanığın sevk ve idaresinde bulunan İBB İETT’ye ait otobüs ile Bahçelievler Mahallesi D-100 yan yolda bulunan Bahçelievler otobüs durağına yanaşırken kaldırıma çıktığını belirtti. Sanığın Hikmet Kaya, Ahmad Rzayev ve Fehmi Aydın’a çarptığı açıklanan mütalaada, İbrahim Ethem Şekerli’nin ise otobüsün geldiğini fark ederek kaçması sonucu durağın demirine çarparak sağ kalça ve bacak kısmından yaralandığı kaydedildi. Kaza nedeniyle Hikmet Kaya, Ahmad Rzayev’in hayatını kaybettikleri, Fehim Aydın ve İbrahim Ethem Şekerli’nin ise yaralandıkları açıklandı. Otobüs içinde bulunan görgü tanığının da alınan ifadesine göre sanığın uyukladığı ve bu nedenle otobüs şoförünü 2 kez uyardığı mütalaada anlatıldı. Sanığın olay tarihinde uzun süre yorgun ve dikkatsiz biçimde araç kullandığı, bu durumun elektronik algılama sistemi ile de tespit edildiği, seyir halindeyken uyukladığı, yolcular tarafından uyarılmasına rağmen bu şekilde araç kullanmaya devam etmesi nedeniyle direksiyon hakimiyetini kaybedip durakta bekleyenlere çarparak ölüme ve yaralanmaya neden olduğu belirtildi. Mütalaada sanık Baldan hakkında ‘bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olma’ suçundan 2 yıl 8 aydan 22 yıl 6 aya kadar hapisle cezalandırılması talep edildi.
Mütalaanın ardından söz verilen sanık Sefer Baldan “Suçum yoktur. Tansiyon ilacımı almamam nedeniyle uyku halinde olduğum görülecektir. Bilerek isteyerek bu kazaya sebebiyet vermedim” dedi. Sanık avukatı ise mütalaaya karşı savunma yapmak için süre talebinde bulundu. Ara kararını açıklayan mahkeme, sanık avukatının mütalaaya karşı savunma yapması için süre vererek duruşmanın ertelenmesine hükmetti.
İddianameden
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede Sefer Baldan’ın İETT’ye ait 97 numaralı otobüs ile seyir halindeyken Bahçelievler durağına yanaştığı sırada uyuması sonucu kaldırıma çıktığı, durakta bekleyen Hikmet Kaya, Ahmad Rzayev ve Fehmi Aydın’a çarptığı belirtilmişti. Müşteki İbrahim Şekerli’nin ise otobüsün çarpacağını fark edip yan tarafa doğru atlaması sonucu yaralandığı iddianamede kaydedilmişti. Hikmet Kaya ve Ahmad Rzayev’in kazadan sonra kaldırıldıkları hastanede hayatını kaybettiği açıklanan iddianamede, ifadesine yer verilen İETT şoförü Baldan, olay sırasında bir anda gözlerinin karardığını söyleyerek “Gözlerimi açtığımda olay bitmişti. Normalde tansiyon ilacı kullanıyorum ama olay günü kullanmadım. Kaza sırasında uyumuyordum” demişti. Otobüs içerisinde bulunan görgü tanıkları ise iddianamede yer verilen beyanlarında Sefer Baldan’ın uyukladığını bu nedenle kazanın gerçekleştiğini söylemişti. İddianamede otobüs içindeki kamera görüntülerinden de Baldan’ın uyuduğunun net bir şekilde görüldüğü ifade edilmişti. Otobüste yapılan incelemede ise fren sisteminde herhangi bir arızanın tespit edilmediği iddianamede aktarılmıştı. Sefer Baldan’ın trafikte seyir halindeyken uyuması nedeniyle direksiyon hakimiyetini kaybedip durakta bekleyenlere çarptığı iddianamede açıklanarak ‘taksirle birden fazla insanın ölümüne ve yaralanmasına neden olma’ suçundan 2 yıldan 15 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edilmişti. – İSTANBUL
]]>Katil zanlısına ağırlaştırılmış müebbet, arkadaşına 20 yıla kadar hapis talep edildi
ESKİŞEHİR – Eskişehir’de 4 ay önce ayrıldığı eski sevgilisi Ayşenur Çolakoğlu’nu silahla vurarak öldüren şahsın yargılandığı davada mütalaa açıklandı. Mütalaada katil zanlısı hakkında ağırlaştırılmış müebbet, arkadaşı hakkında ise 20 yıla kadar hapis talep edildi.
Tepebaşı İlçesi Şirintepe Mahallesi Yeşilkayalar Sokak’ta 17 Aralık 2022 tarihinde meydana gelen olayda, 21 yaşındaki Ayşenur Çolakoğlu ile 4 ay önce ayrıldığı eski sevgilisi Hasan F. arasında tartışma çıktı. Çıkan tartışma sonucunda Hasan F., eski kız arkadaşı Ayşenur Çolakoğlu’nu başına ve göğsüne ateş ederek 4 yerinden vurdu. Ağır yaralanan Ayşenur Çolakoğlu, kaldırıldığı Yunus Emre Devlet Hastanesi’nde yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Olayın ardından gözaltına alınan Hasan F. ve arkadaşı Muhammet Ali F., emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi. Katil zanlısı Hasan F. tutuklanarak cezaevine gönderilirken, Muhammet Ali F. adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.
Eskişehir 3’ncü Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki görülen davanın 3’üncü duruşması bugün görüldü. Tutuklu sanık Hasan F. Kütahya T Tipi Cezaevi’nden SEGBİS ile duruşmaya katılırken, tutuksuz sanık Muhammet Ali F. ise duruşmaya katılmadı. Duruşmada Ayşenur Çolakoğlu’nun babası Mesut Çolakoğlu ve taraf avukatları yer aldı. Cumhuriyet Savcısı, davaya ilişkin mütalaasında tutuklu sanık Hasan Fakıoğlu hakkında tasarlayarak kadına karşı kasten öldürme suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis ile ruhsatsız tabanca taşımak ve kullanmak suçundan 3 yıla kadar hapis cezası talep etti. Savcı, tutuksuz sanık Muhammet Ali F. hakkında ise ‘Suça yardım etme’ iddiasıyla 20 yıla kadar hapis cezası talep ederken, tutuklanmasını istedi. Muhammet Ali F. hakkındaki tutuklama talebi, mahkeme heyeti tarafından adli kontrol şartı yeterli görüldüğü gerekçesiyle reddedildi. Duruşma, avukatların talebi üzerine mütalaaya karşı savunma yapmaları için duruşmayı 29 Şubat’a ertelendi.
“Adaletli ve caydırıcı bir ceza verileceğine inanıyoruz”
Duruşmanın ardından adliye çıkışında açıklama yapan Avukat Sermin Ertem, “Savcı mütalaasını verdi. İddianamede belirtilen sevk maddeleri gereğince sanıkların cezalandırılması talebinde bulundu. İnşallah mahkemece de adaletli ve caydırıcı bir ceza verileceğine inanıyoruz. Mütalaa kadına karşı kasten, tasarlayarak öldürme suçundan verildi. Diğer sanık içinde bu suça yardım etmek suçundan verildi” dedi.
“Bu yapılanları barbarca görüyorum”
Mahkeme sonrası açıklama yapan baba Mesut Çolakoğlu ise, “Türkiye Cumhuriyeti’ne güveniyorum. Savcımızın da güzel karar vereceğine inanıyorum. Hak ettiği cezayı alacak daha öncede söylemiştim. Savcımızda böyle söyledi. 29 Şubat’a ertelendi. Bu yapılanları barbarca görüyorum. Canavarca. Kimse kimseyi öldüremez. Hayattan koparamaz. Yaşayacakları vardı kızımın, yaşayamadı. O yüzden ne söyleyeceğimi de bilemiyorum. Söyleyecek bir şey yok. Bu mecraların kaldırılmasını istiyorum. Diğer gençlerimiz, çocuklarımız rahatlıkla yaşayabilsinler. Aileler işlerini mi bıraksınlar, yani çocuklarıyla mı sürekli beraber olacaklar ‘ Sosyal bir ülkede yaşıyoruz. Demokratik bir ülkede yaşıyoruz. Çocuklarımız rahat rahat gezemeyecekler mi ‘ İşi bırakıp çocuklarımızla mı gezelim ? Bu yüzden bu konulara devletimiz el atsın. Bu mecraları kaldırsın artık. Son bulsun” dedi.
“Olayın kaza olduğunu kabul etmiyoruz”
Tutuklu sanık Hasan F.’nin boğuşma sonrası silahın ateşlendiğini iddia etmesi hakkında konuşan Avukat Sermin Ertem, “Biz o savunmaları kabul etmiyoruz. Duruşma sırasında da olayın kaza olmadığına ilişkin savunmalarda bulunduk, beyanlarda bulunduk. Kabul etmiyoruz o beyanları çünkü 4 el ateş edilmiş. Kabul etmiyoruz” diye konuştu.
“Her şey ortada, şahide bile gerek görülmedi”
Olayın kazayla olduğu iddiaları hakkında da konuşan baba Mesut Çolakoğlu, şu ifadeleri kullandı:
“Zaten 112’yi kendi arıyor orada kendisi söylüyor ben birini öldürdüm diyor. 4 kurşun sıktığını kendi zaten ifade ediyor. Orada açıklamalarda hepsi var zaten. Otopsi raporlarında zaten her şey ortada yani. Buna şahit bile gerek yok. Şahide bile gerek görmedi savcımız.
]]>Büyükçekmece’de meydana gelen olayda cezaevinden çıkan Mahmut Bike, eşi Adalet Bike’nin başkasıyla ilişkisi olduğunu öğrenmişti. Mahmut Bike, 21 Haziran 2021 günü eşinin akıllı saatinden gelen konumu görünce, eşinin ağabeyi Selahattin Erbek’i ve kendi kardeşi Fırat Bike’yi yanına alarak Büyükçekmece’ye gitmişti. Parkta karısı Adalet Bike ile Gökhan Denli’yi gören Mahmut Bike, önce Gökhan Denli’yi bıçaklamış ardından ateş ederek öldürmüştü. Selahatttin Erbek ise kardeşi Adalet Bike’yi zorla araca bindirmişti. Adalet Bike yolda ilerlerken araçtan düşmüş ardından üzerinden Mahmut Bike’nin kardeşi Fırat Bike’nin kullandığı Jaguar marka araç geçmişti. Yaşanan olayda Adalet Bike hayatını kaybetmişti.
Bakırköy 18. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada tutuklu sanık Mahmut Bike ile tutuksuz sanıklar Fırat Bike ve Furkan Özcan hazır bulundu. Duruşmaya sanık avukatları da katıldı.
Duruşmada mütalaasını açıklayan cumhuriyet savcısı, Büyükçekmece’de 21 Haziran 2021’de gece saat 00.30 sıralarında Gökhan Denli isimli şahsın kesici alet ve 7 adet ateşli silah yaralanması sonucu ölü bulunduğunu aktardı. Savcı, bu olaydan hemen sonra Büyükçekmece D-100 Karayolu üzerinde Adalet Bike’nin derin kesi ve sürtünmeye bağlı sıyrıklar şeklinde hayatını kaybettiğini belirtti. Mütalaada maktül Adalet Bike’nin sanık Mahmut Bike ile evli olduğu açıklandı. Maktül Adalet Bike’nin maktül Gökhan Denli ile ilişkisi olduğu da kaydedilen mütalaada, olay günü Öznur Erbek, Adalet Bike ve Gökhan Denli’nin buluştuğu, zaman zaman sanık Öznur Erbek’in maktullerden uzaklaşarak telefon ile konuştuğu ve diğer sanıkları olay yerine çağırdığı ifade edildi. Sanıkların olay yerine Jaguar marka ve bir başka araçla geldikleri de belirtilen mütalaada, fikir ve eylem birliği içerisinde önce Gökhan Denli’nin öldürüldüğü ardından Adalet Bike ile sanıkların araca bindiği, Jaguar marka aracın şoför koltuğuna Fırat Bike, yolcu koltuğuna ise Furkan Özcan’ın oturduğu ardından Büyükçekmece D-100 Karayolu üzerindeyken maktül Adalet Bike’nin araçtan atıldığı belirtildi. Suçun söz konusu iki maktülün arasındaki gönül ilişkisi nedeniyle töre saiki ile işlendiği de mütalaada ifade edildi. Savcı, sanıklar Mahmut Bike, Öznur Erbek, Furkan Özcan ve Fırat Bike’nin ‘töre saikiyle kasten öldürme’ suçundan 2 kez ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılmalarını istedi. Öte yandan firari sanık Selahattin Erbek’in ise dosyasının ayrılması talep edildi.
Duruşmada beyanı sorulan Gökhan Denli’nin babası Arap Denli “Maktül olan oğlumun fiziki yapısı dikkate alındığında tek bir kişinin öldürmesi mümkün değildir. Olayda tabanca ve bıçak kullanılması da birden fazla kişinin eyleme dahil olduğunu göstermektedir. Bu nedenle mütalaa doğrultusunda sanıkların cezalandırılmasını talep ediyorum” dedi.
Sanıklar ise mütalaaya katılmadıklarını söyleyerek savunma yapmak için süre talebinde bulundu.
Ara kararını açıklayan mahkeme heyeti, Mahmut Bike’nin tutukluluk halinin devamına karar vererek, mütalaaya karşı savunma yapması için sanıklara süre verdi. Duruşma eksikliklerin giderilmesi için ertelendi.
İddianameden
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, 21 Haziran 2021’de Büyükçekmece’de meydana gelen olay anlatılmıştı. İddianamede, güvenlik kamerası görüntüleri ve tanık ifadeleri göz önüne alındığında sanıkların aynı fikir eylem birlikteliği içerisinde hareket ettikleri belirtilmişti. Maktul Gökhan Denli’yi Mahmut Bike’nin bıçakla ve silahla öldürdüğü iddianamede anlatılmıştı. Sanıkların maktul Adalet Bike’yi şüpheli Selahattin adına kayıtlı araca zorla bindirdikleri daha sonra E-5 güney yol sol şeridine attıkları ve arkadan gelen şüpheli Fırat Bike’nin idaresindeki Jaguar marka araç ile maktulün üzerinden geçerek öldürdükleri iddianamede ifade edilmişti. Hazırlanan iddianamede Mahmut Bike, Fırat Bike, Öznur Erbek, Selahattin Erbek ve Furkan Özcan hakkında ‘töre saikiyle kasten öldürme’ suçundan 2 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası talep edilmişti. – İSTANBUL
]]>