Türkiye Garanti Bankası A.Ş. 30 Haziran tarihli finansal tablolarını açıkladı. Bankanın konsolide finansal tablolarına göre, yılın ilk 6 ayında, net karı 44 milyar 589 milyon 810 bin TL oldu. Aktif büyüklüğü 2 trilyon 617 milyar 425 milyon 188 bin TL seviyesinde gerçekleşirken, ekonomiye nakdi ve gayri nakdi krediler aracılığıyla sağladığı destek ise 1 trilyon 981 milyar 600 milyon 187 bin TL oldu. Fonlama bazını dinamik bir şekilde yöneten Garanti BBVA’nın fonlama kaynakları içindeki en büyük ağırlığı yüzde 70 ile müşteri mevduatları oluşturmaya devam etti. Müşteri mevduat tabanı yılın ilk 6 ayında yüzde 14,4 büyüme ile 1 trilyon 833 milyar 789 milyon 635 bin TL oldu. Güçlü sermaye odağını koruyan Bankanın sermaye yeterlilik oranı yüzde 15,2*, özkaynak karlılığı yüzde 34,2, aktif karlılığı ise yüzde 3,7 seviyelerinde gerçekleşti.
Konuyla ilgili bilgi veren Garanti BBVA Genel Müdürü Recep Baştuğ, “2024 yılının ilk yarısı, Türkiye’nin ekonomi yönetiminde sergilediği stratejilerin etkisini belirgin şekilde görmeye başladığımız bir dönem oldu. Rezerv artışları ve kurdaki öngörülebilirlik, Merkez Bankası’nın attığı isabetli adımların olumlu sonuçlarını açıkça yansıtıyor. KKM’den çıkış ve dedolarizasyon süreci, organik bir şekilde gerçekleşmeye başladı. Ekonomimizdeki bu gelişmeler, yabancı derecelendirme kuruluşları tarafından Türkiye’nin hak ettiği yere doğru yapılan not güncellemeleriyle de teyit edildi. Bu durumun pozitif etkisini, yurtdışı borçlanma maliyetlerinde de gözlemlemeye başladık. Önümüzdeki dönemde de not güncellemelerinin devam etmesini ve böylelikle Türkiye’nin daha sağlıklı bir yabancı fonlamaya ulaşacağını öngörüyoruz” dedi.
Recep Baştuğ sözlerini şöyle sürdürdü: “Kurdaki öngörülebilirlik, yabancı yatırımcılardan önemli miktarda para girişine neden oldu. Ancak, şuan ki yabancı para akışı kısa vadeli nitelikte. Önümüzdeki dönemde kısa vadeli yatırımcıların yerini uzun vadeli yatırımcıların alacağı bir süreci öngörüyoruz. Bu beklentimizin gerçekleşmesindeki en önemli belirleyici faktör enflasyon olacak. Enflasyonda yılın ikinci yarısında baz etkisinin de katkısıyla düşüş trendi başlayacak. Ancak, enflasyon sarmalından kalıcı olarak çıkmamız için önümüzdeki yıl da aynı kararlılığın sürmesi ve yapısal reformlarla programın desteklenmesi kritik önemde olacak.”
Regülasyonların getirdiği sıkılaşma adımlarının bankacılık sektörünün karlılığını baskılamaya devam ettiğine dikkat çeken Baştuğ, 2024 yılının ikinci çeyreğinde Garanti BBVA’nın bu ortamda nasıl farklılaştığını şu sözlerle açıkladı:
“Banka olarak, sürdürülebilir büyümemizi mümkün kılmak için temel olarak krediye dayalı aktif büyümesi ve müşteri ilişkilerimizi derinleştirme odağımızı koruduk. Bilançoya kısa/orta vadede ciddi maliyet yükleyen irrasyonel maaş promosyonu rekabetinden ve bu yolla müşteri kazanımından uzak durduk. Operasyonel giderlerimizi kontrol altında yönettik. Her zamanki şeffaf ve ihtiyatlı anlayışımızın sonucu olan yüksek aktif kalitemiz ve temkinli provizyon politikamız, performansımızı destekleyen ana konulardan biri olmaya devam etti. Bu yaklaşımımız, sağlam bilançomuzda ve sektördeki diğer bankalardan pozitif ayrışan %34’lük özkaynak getirisinde kendini net bir şekilde gösteriyor. Her ne kadar sektörün en yüksek kar eden bankası olsak da regülasyonların etkisiyle sektör genelindeki karlılık oranları enflasyonun altında kalmaya devam ediyor ve bu durum, sermayelerin erimesine neden oluyor. Güçlü sermaye, bankacılık sektörünün temeli olduğundan, önümüzdeki dönem hem enflasyonun düşmesi hem de regülasyon baskısının azalması, sektörün sürdürülebilir büyümesi için önem arz edecektir.”
Sendikasyon kredisinin bir kez daha sürdürülebilirlik kriterlerine bağlı şekilde yenilendiğini belirten Baştuğ, sözlerine şöyle devam etti:
“EMEA Finance Başarı Ödülleri” kapsamında sendikasyon kredimiz ‘Finansal Kurumlar Arasındaki En İyi Sendikasyon Kredisi’ ödülüne layık görüldü. Ayrıca, finansman sağladığımız ve aracılık hizmeti verdiğimiz projeler de ödüller kazandı. Bu ödüller, ülkemizin önemli projelerinin uluslararası arenada tanınırlığını ve belirli kriterlere uygunluğunu vurguladığı için bizim için çok değerli. Garanti BBVA olarak, Türkiye’nin önde gelen yatırımlarına en sağlıklı şartlarda finansman sağlamaya, kurumların verimliliğine ve sürdürülebilirliğine hizmet etmeye kararlılıkla devam ediyoruz.”
Garanti BBVA’nın sağlıklı büyüme stratejisinde teknolojinin en önemli hızlandırıcı olduğunu ifade eden Recep Baştuğ görüşlerini şu şekilde tamamladı:
“Teknolojiyi her zaman müşterilerimizin faydasına hizmet edecek şekilde kullanmak, ana önceliğimiz. Dijital dönüşüm, bize müşterilerimizin hayatını daha da kolaylaştıran, günlük ihtiyaçlarına cevap veren, yaşam tarzlarına göre önerileri kişiselleştirebilen, finansal hizmetlerden daha ötesini sunan bir dünyanın kapısını açıyor. Biz de bu doğrultuda, üretken yapay zekayı iş süreçlerimizde ve müşterilerimize değer yaratacak yönde kullanmaya, sektörde öncü rol üstlenmeye devam edeceğiz.”
]]>Türkiye Garanti Bankası A.Ş. 30 Haziran 2024 tarihli finansal tablolarını açıkladı. Banka’nın konsolide finansal tablolarına göre, yılın ilk 6 ayında, net karı 44 milyar 589 milyon 810 bin TL oldu. Aktif büyüklüğü 2 trilyon 617 milyar 425 milyon 188 bin TL seviyesinde gerçekleşirken, ekonomiye nakdi ve gayri nakdi krediler aracılığıyla sağladığı destek ise 1 trilyon 981 milyar 600 milyon 187 bin TL oldu.
Yapılan açıklamaya göre; fonlama bazını dinamik bir şekilde yöneten Garanti BBVA’nın fonlama kaynakları içindeki en büyük ağırlığı yüzde 70 ile müşteri mevduatları oluşturmaya devam etti. Müşteri mevduat tabanı yılın ilk 6 ayında yüzde 14,4 büyüme ile 1 trilyon 833 milyar 789 milyon 635 bin TL oldu. Bankanın sermaye yeterlilik oranı yüzde 15,2, özkaynak karlılığı yüzde 34,2, aktif karlılığı ise yüzde 3,7 seviyelerinde gerçekleşti.
Konuyla ilgili bilgi veren Garanti BBVA Genel Müdürü Recep Baştuğ, “2024 yılının ilk yarısı, Türkiye’nin ekonomi yönetiminde sergilediği stratejilerin etkisini belirgin şekilde görmeye başladığımız bir dönem oldu. Rezerv artışları ve kurdaki öngörülebilirlik, Merkez Bankası’nın attığı isabetli adımların olumlu sonuçlarını açıkça yansıtıyor. KKM’den çıkış ve dedolarizasyon süreci, organik bir şekilde gerçekleşmeye başladı. Ekonomimizdeki bu gelişmeler, yabancı derecelendirme kuruluşları tarafından Türkiye’nin hak ettiği yere doğru yapılan not güncellemeleriyle de teyit edildi. Bu durumun pozitif etkisini, yurtdışı borçlanma maliyetlerinde de gözlemlemeye başladık. Önümüzdeki dönemde de not güncellemelerinin devam etmesini ve böylelikle Türkiye’nin daha sağlıklı bir yabancı fonlamaya ulaşacağını öngörüyoruz.”
Recep Baştuğ sözlerini şöyle sürdürdü: “Kurdaki öngörülebilirlik, yabancı yatırımcılardan önemli miktarda para girişine neden oldu. Ancak, şuan ki yabancı para akışı kısa vadeli nitelikte. Önümüzdeki dönemde kısa vadeli yatırımcıların yerini uzun vadeli yatırımcıların alacağı bir süreci öngörüyoruz. Bu beklentimizin gerçekleşmesindeki en önemli belirleyici faktör enflasyon olacak. Enflasyonda yılın ikinci yarısında baz etkisinin de katkısıyla düşüş trendi başlayacak. Ancak, enflasyon sarmalından kalıcı olarak çıkmamız için önümüzdeki yıl da aynı kararlılığın sürmesi ve yapısal reformlarla programın desteklenmesi kritik önemde olacak.”
Regülasyonların getirdiği sıkılaşma adımlarının bankacılık sektörünün karlılığını baskılamaya devam ettiğine dikkat çeken Baştuğ, 2024 yılının ikinci çeyreğinde Garanti BBVA’nın bu ortamda nasıl farklılaştığını şu sözlerle açıkladı: “Banka olarak, sürdürülebilir büyümemizi mümkün kılmak için temel olarak krediye dayalı aktif büyümesi ve müşteri ilişkilerimizi derinleştirme odağımızı koruduk. Bilançoya kısa/orta vadede ciddi maliyet yükleyen irrasyonel maaş promosyonu rekabetinden ve bu yolla müşteri kazanımından uzak durduk. Operasyonel giderlerimizi kontrol altında yönettik. Her zamanki şeffaf ve ihtiyatlı anlayışımızın sonucu olan yüksek aktif kalitemiz ve temkinli provizyon politikamız, performansımızı destekleyen ana konulardan biri olmaya devam etti. Bu yaklaşımımız, sağlam bilançomuzda ve sektördeki diğer bankalardan pozitif ayrışan yüzde 34’lük özkaynak getirisinde kendini net bir şekilde gösteriyor. Her ne kadar sektörün en yüksek kar eden bankası olsak da regülasyonların etkisiyle sektör genelindeki karlılık oranları enflasyonun altında kalmaya devam ediyor ve bu durum, sermayelerin erimesine neden oluyor. Güçlü sermaye, bankacılık sektörünün temeli olduğundan, önümüzdeki dönem hem enflasyonun düşmesi hem de regülasyon baskısının azalması, sektörün sürdürülebilir büyümesi için önem arz edecektir.”
Sendikasyon kredisinin bir kez daha sürdürülebilirlik kriterlerine bağlı şekilde yenilendiğini belirten Baştuğ, sözlerine şöyle devam etti: “EMEA Finance Başarı Ödülleri” kapsamında sendikasyon kredimiz ‘Finansal Kurumlar Arasındaki En İyi Sendikasyon Kredisi’ ödülüne layık görüldü. Ayrıca, finansman sağladığımız ve aracılık hizmeti verdiğimiz projeler de ödüller kazandı. Bu ödüller, ülkemizin önemli projelerinin uluslararası arenada tanınırlığını ve belirli kriterlere uygunluğunu vurguladığı için bizim için çok değerli. Garanti BBVA olarak, Türkiye’nin önde gelen yatırımlarına en sağlıklı şartlarda finansman sağlamaya, kurumların verimliliğine ve sürdürülebilirliğine hizmet etmeye kararlılıkla devam ediyoruz.”
Garanti BBVA’nın sağlıklı büyüme stratejisinde teknolojinin en önemli hızlandırıcı olduğunu ifade eden Recep Baştuğ görüşlerini şu şekilde tamamladı: “Teknolojiyi her zaman müşterilerimizin faydasına hizmet edecek şekilde kullanmak, ana önceliğimiz. Dijital dönüşüm, bize müşterilerimizin hayatını daha da kolaylaştıran, günlük ihtiyaçlarına cevap veren, yaşam tarzlarına göre önerileri kişiselleştirebilen, finansal hizmetlerden daha ötesini sunan bir dünyanın kapısını açıyor. Biz de bu doğrultuda, üretken yapay zekayı iş süreçlerimizde ve müşterilerimize değer oluşturacak yönde kullanmaya, sektörde öncü rol üstlenmeye devam edeceğiz.” – İSTANBUL
]]>Kooperatif Başkanı Nazan Meyram Küçükosman’ın öncülüğünde kurulan işletmenin tüm ortakları ve çalışanları da kadınlardan oluşuyor. Denizi olmayan Bayburt’ta vatandaşlara balık kültürünü aşılamayı hedefleyen kadınlar el lezzetleriyle gelen müşterilerin önce gözlerini, sonra karınlarını doyuruyorlar. Farklı lezzetlerin yer aldığı kooperatife müşteri olarak gelenler ise kadınların el lezzetinden ve güler yüzünden memnun olarak ayrılıyorlar.
“Hedefimizde fabrika kurmak var, kadınlar olarak onu da başaracağız”
Kooperatifin Kurucu Başkanı Nazan Meyram Küçükosman, işleri büyüttükten sonra Bayburt’ta fabrika açmayı hedeflediklerini söyledi. İstihdama katkı sağlayacak fabrikayı ilerleyen zamanlarda kuracaklarını belirten Küçükosman, “Hanımlar olarak bir araya gelip bir kooperatif kuralım dedik, restoran açalım dedik ve restoranımızı açtık. Bayburt’ta eksik olan ne var diye düşünürken balık kültürünün eksik olduğu kanaatine vardık. Bu defa ilk balık restoranı olarak işe başladık, daha sonra talepler üzerine yöresel yemeklere geçiş yaptık. Kooperatifimiz yeni olmasına rağmen bu sistemi oturttuktan sonra, işleri tam istediğimiz hale getirdikten sonra istihdama destek olmak düşüncesiyle bir fabrika kurmak istiyoruz, bunu da başaracağımıza inanıyorum” diyerek konuştu.
“Kadınlar isterse başaramayacağı hiçbir şey yok: Biz Nene Hatun’un, Kara Fatma’nın torunlarıyız”
Kadınların tarih boyunca önemli işlere imza attığını, hemcinslerinin çok güçlü olduğunu söyleyen kooperatifin ortaklarından Mafire Yıldırım, “Kooperatifin bir ortağı da benim. Kadınlar isterse, başaramayacağı hiçbir şey yoktur. Çünkü biz Nene Hatun’un, Kara Fatma’nın torunlarıyız. Bizden kolay kolay hiçbir şey kurtulmaz. Hep birlikte bir olalım, beraber olalım, güçlü olalım. Dünyaya bile hükmederiz biz” dedi.
“7 kafadar, 7 arkadaş bir araya gelerek kendi işimizi kurduk”
Diğer arkadaşlarıyla beraber kooperatif kurarak, kendi ayakları üzerinde durduklarını ifade eden işletmenin ortağı Sibel Kurdal, “7 kafadar, 7 arkadaş baş başa verip, kooperatifimizi kurduk. Temiz, steril, hijyen bir ortamda müşterilerimizi memnun etmeye çalışıyoruz. Gelen müşterilerimiz çok memnun. Biz de bu durumdan onur ve gurur duyuyoruz. Bütün kadınların, bütün arkadaşlarımızın, bütün hanımefendilerin el ele vererek çok şeyler başaracağına eminim” sözlerini kullandı.
“Kadının başaramayacağı hiçbir şey yok, kadınlarımız kendilerini güçlü hissetsinler”
Kadınlara güç birliği içerisinde olmaları çağrısında bulunan bir diğer ortaklardan Sevil Okumuş, “Bizler güç birliği içerisinde başardık, diğer kadınlar da başarabilir diye düşünüyorum” diyerek, “Denizi olmayan bir memlekette balık kültürünü insanlarımıza aşılamak adına arkadaşlarımızla beraber kooperatif bünyesi altında balık restoranı açtık. Hanımlarımız balığın kokusundan dolayı evlerinde pek balık pişirme taraftarı değiller. Müşterilerimiz buraya gelip kokusuz, lezzetli balıklarımızı hijyenik ortamda yiyebiliyorlar. Müşterilerimiz çok memnun, onlar mutlu olunca biz de memnun oluyoruz. Kadının başaramayacağı hiçbir şey yok. Kadınlarımız kendilerini güçlü hissetsinler, birlik içerisinde olsunlar. Güç birliği içerisinde bizler başardık, diğer kadınlar da başarabilir diye düşünüyorum” ifadelerini kullandı. – BAYBURT
]]>Ayvalık Esnaf ve Sanatkarlar Odası Başkanı Melih Çakırca, Türkiye genelinde son yıllarda küçük çapta sermayesiyle, zincir marketler gibi dev sermayeler karşısında yok olmaya başlayan esnaf ve sanatkarların güncel ekonomik olumsuzluklar karşısında evlerine ekmek götürebilmek ve ailesini geçindirebilmek için insanüstü gayretler içerisinde olduğunu savundu. Çakırca, “Böylesi ekonomik şartlarda bir yandan enflasyonla mücadele eden, bir yandan istihdam ettiği personelinin maaşlarını çıkarmaya çalışan esnaf, yüksek dükkan kiraları ve ödediği vergilerle ayakta kalabilme mücadelesi verirken, ‘Ayvalık esnafı kazık atıyor’, ‘Ayvalık’ta esnaf maliyetin 10 kat üzerinde fiyatlarla müşterisini aldatıyor’ şeklindeki spekülasyonlar son derece mesnetsiz ve haksızca yapılan dedikodulardır” dedi.
Son derece durgun bir kış sezonunun ardından, geçtiğimiz Ramazan ve Kurban Bayramı süresince sosyal medya mecralarında bazı hesaplardan yüksek fiyatlı adisyonların fotoğrafların paylaşıldığına ve bu paylaşımların altına da Ayvalık esnafı için kabul edilemeyecek kadar ağır, hatta hakaretamiz yorumların yazılmasından duyduğu üzüntüyü dile getiren Melih Çakırca, “Ayvalık’ımız; sadece ülkemizin değil, turizm alanında dünyanın cazibe merkezi konumundadır. Takdir edilirse Ayvalık’ımız bugün; Antalya, Bodrum, Çeşme, Kuşadası gibi turizm merkezleriyle turizm alanında yarışan bir ilçedir. Turistik bölgelerde fiyatların normalin biraz üzerinde olması da son derece normaldir. Çünkü turizm bölgelerinde dükkan kiraları, personel ücretleri ve maliyetler de aynı paralelde yüksek bir konumdadır. Ama gurme dünyasının parlayan yıldızı olarak gösterilen Ayvalık’ımızın farkı ise onlarca yıldır müşterisine verdiği kaliteli hizmetlerle marka haline dönüşmüş mekanların sayısının oldukça fazla olmasında gizlidir. Bu mekanların özelliği en kaliteli ürünleri müşterisine maliyet hesabı gözetmeksizin en iyi şartlarda sunabilmek ve bunun karşılığında da müşterinin memnuniyetini kazanabilmeyi başarabilmesidir. Bahsettiğim marka haline gelmiş restoran ve işletmelere giden insanlarımız zaten para hesabı yapmayan ve tamamen kaliteli hizmet alabilmek için bu mekanların müdavimi olanlardır” dedi.
“Az bir maliyetle üretip, bu ürünleri fahiş fiyatlarla satışa sunan sezonluk işletmelere yönelik elimizde resmi bir yaptırım uygulaması ne yazık ki yok”
Ayvalık’ta sezonluk işletme kiralayanların arasında bazı girişimcilerin bu marka mekanları baz alarak kalitesiz ürünlerle, bu marka haline dönüşmüş mekanların fiyatlarıyla satış yapmaya yeltendiklerini de üzülerek gördüklerini vurgulayan Esnaf ve Sanatkarlar Odası Başkanı Çakırca, “Serbest piyasa şartlarında kalitesiz malzemelerle hazırladıkları ürünleri, daha az bir maliyetle üretip, bu ürünleri fahiş fiyatlarla satışa sunan bu tür sezonluk işletme sahiplerine yönelik yapabileceğimiz resmi bir yaptırım ne yazık ki bulunmamaktadır. Ama ben marka haline dönüşmüş mekanlarımızla, düşük kaliteli mal ve hizmetleri bu marka mekanlarla aynı fiyatlarla satışa sunmaya çalışan sezonluk işletmelerin başarılı olabildiğine hiç rastlamadım. Tatilcilerimiz bu bahsettiğimiz düşük kaliteyle hizmet vermeye çalışan işletmelere en fazla bir kez gidiyor ve bir daha da adımlarını bile atmıyorlar. Yani müşteri bu işletmelere gerekli cezayı böylelikle zaten kesmiş oluyor” açıklamasında bulundu.
“Sapla saman ayrılmalı”
Her turistik bölgede olduğu gibi Ayvalık’ta da esnaf arasında kalitesiz ve düşük maliyetle ürettiklerini yüksek fiyatlarla satmaya çalışanların olabileceğine işaret eden Melih Çakırca, “Ama sayısı bir elin parmaklarını bile geçmeyen işletmelerin varlığı yüzünden, Ayvalık’taki tüm işletmelerin fahiş fiyatlarla satış yapıyormuşçasına bir algının oluşturulması da doğru değildir. Ayvalık esnafı yıllardır olumsuz ekonomik şartlara rağmen müşterisine en iyi hizmeti makul fiyatlarla sunmaya çalışmaktadır. Bu yüzden de tatilcilerimizden ve özellikle de vatandaşlarımızdan talebimiz; sapla samanı birbirinden ayırmaya çalışın. Bir esnafın hatasını tüm Ayvalık esnafına mal etmek çok büyük haksızlıktır. Lütfen bu hataya düşmeyin. Biz Ayvalık’taki esnaf ve sanatkarlarımıza güveniyoruz. Onların arkasındayız. Bu duygularla tüm tatilcilerimize ve Ayvalık sevdalılarına gönül rahatlığıyla ilçemize gelerek tatil yapmaları çağrısında bulunuyoruz ” diye konuştu. – BALIKESİR
]]>ŞOK Marketler 2024 yılının ilk çeyreğinde de büyümesini sürdürdü. 2024 yılının ilk üç ayında ŞOK Marketler’in cirosu 37,2 milyar TL’ye, mağaza sayısı ise 10 bin 789’a ulaştı.
ŞOK Marketler, 2024 yılının ilk çeyreğinde yaklaşık 47 bine varan istihdamı ve yatırımlarıyla ekonomiye katkı sağlamaya devam ederken cirosu 37,2 milyar TL oldu. Yılın ilk üç ayında yeni açılışlarla mağaza sayısını 10 bin 789’a ulaştıran ŞOK Marketler, “ara sıra değil hep ucuz” ilkesiyle temel ihtiyaç ürünlerini Türkiye’nin tamamında uygun fiyatlarla müşterilerine sunmaya devam ediyor.
TEKNOLOJİK YATIRIMLAR ÖNE ÇIKTI
Yılın ilk çeyreğinde ŞOK Marketler’de teknolojik altyapı alanında önemli bir yatırım gerçekleşti. Şirketin e-ticaret uygulaması “Cepte ŞOK”ta yeni arayüz güncellemesi yapıldı. Müşteri geribildirimleri sonucunda yapılan güncellemeyle birlikte uygulama üzerinden 60 dakika içerisinde teslimat seçeneği sunularak kullanıcı deneyimi iyileştirildi. ŞOK Marketler, başarılı mobil uygulamasının yanı sıra sadakat programı olan “Win” ile müşterilerine her hafta farklı ürün gruplarında, seçili ürün ve markalarda kampanyalar düzenliyor. Win’li müşteriler kampanyalı ürünlerden alışveriş yaptıkça Win para kazanıyor; kazanılan Win paralar, Cepte ŞOK’taki Win cüzdanlarına yüklenerek hem ŞOK mağazalarında hem de Cepte ŞOK’taki alışverişlerde kullanılabiliyor.
UĞUR DEMİREL: YATIRIMLARIMIZLA MÜŞTERİ DENEYİMİNİ DAHA DA İYİLEŞTİRMEYE DEVAM EDECEĞİZ
2024 yılı ilk çeyrek finansal sonuçlarını değerlendiren ŞOK Marketler CEO’su Uğur Demirel kaliteli ürünleri uygun fiyattan tüketicilere ulaştırmaya devam ettiklerini aktararak sözlerine şöyle devam etti:
“ŞOK Marketler olarak daima ülkemizin ekonomisine ve müşterilerimizin bütçesine katkı sunmak üzere çalışıyor, ülkemizin 81 ilinde temel ürünlerde sürekli ucuzluk sağlayarak bu ürünleri mümkün olan en uygun fiyatlarla müşterilerimizle buluşturuyoruz. Bu doğrultuda 2024 yılının ilk çeyreğinde de büyümemizi sürdürerek 37,2 milyar TL ciroya ulaştık. Mağaza ve depo yatırımlarımızı hız kesmeden sürdürürken, arayüz güncellemesi yaptığımız mobil uygulamamız Cepte ŞOK ile 60 dakikada teslimat seçeneği sunarak müşteri deneyimini daha da iyileştirmeyi hedefliyoruz. Bunun yanı sıra geçtiğimiz yıl hayata geçirdiğimiz Win programımızla müşterilerimize kaliteli ürünü uygun fiyattan ulaştırırken, kazandıkları Win paraları Win cüzdanları aracılığıyla kullanma imkanı sağlıyoruz. ŞOK Marketler olarak, “ara sıra değil hep ucuz” sloganımızla, önümüzdeki dönemde de yapacağımız yatırımlarla yeni mağazalar açmaya ve istihdamımızı artırmaya devam edeceğiz.”
“ŞOK’TA BEN DE VARIM” PROJESİYLE KADIN EMEĞİ DESTEKLENİYOR
Toplam çalışan sayısı ile Türkiye’de en fazla istihdam sağlayan ve 2023 yılında istihdam oranını en çok artıran şirketlerden olan ŞOK Marketler, yüzde 54 kadın çalışan oranıyla da sektöre öncülük ediyor. Diğer yandan 2019 yılında kadının güçlendirilmesine yönelik hayata geçirdiği “ŞOK’ta Ben de Varım” projesiyle ülkemizdeki kadınların ekonomiye katkı sunmalarını destekliyor. 2024 yılının ilk çeyreğinde proje kapsamında Türkiye’nin deprem bölgesi başta olmak üzere farklı yörelerindeki kadın kooperatiflerinden kadınların ürettiği el emeği ürünler seçili ŞOK mağazalarında satışa sunuldu. Proje ile kooperatiflerdeki kadın istihdamının artmasına ve kadınların ekonomik olarak güçlendirilmesine katkı sağlanıyor.
]]>Her yaş grubundan müşterimiz için özel ayrıcalıklar sunuyoruz. Odaklandığımız bazı müşteri segmentleri var; iletişim ihtiyaçlarını karşılamaya yetecek, kontrollü harcama yapan Faturalı ve Faturasız “Bütçe Dostu” tarife kullanıcıları; 26 yaş altı gençlerin dahil olduğu “FreeZone” kullanıcıları; 16 yaş altında ilk telefonu ile birlikte hattını alacak “FreeZone-İlk Hattım” kullanıcıları; yüksek internet ihtiyacı olan, dijital müşterilerimiz “Red” tarife kullanıcıları gibi. Bu segmentlerin her birinde müşteri ihtiyaçlarına uygun marka indirimleri ve kampanyalarımız mevcut. Bütçe Dostu tarifelerimizle birlikte müşterilerimizin fatura ödeme veya ulaşım gibi günlük harcamalarına destek olacak Vpay’lerine 6 ay boyunca 100 TL yatırıyoruz. Genç müşterilerimizin sosyalleşmeleri için harcamalarına destek olacak sinema, yeme içme, otobüs bileti indirimleri gibi faydalar sunuyoruz. 16 yaş altında ilk hattını kullanacak müşterilerimiz ve onların ebeveynleri için kırtasiye, çocuk giyim veya çocuk menüsü indirimleri gibi faydalar sunuyoruz.

Özellikle Red ayrıcalıklarınız dikkat çekiyor. Bu ayrıcalıkların arka planını açıklar mısınız? Nasıl yola çıktınız?
Yaptığımız araştırmalara göre, müşteriler kendilerini daha “değerli” hissetmek ve kullandıkları markanın yanlarında olduğunu bilmek istiyor. Özellikle birey ve hanelerin ekonomik anlamda zorluklar yaşadığı bu dönemde “akıllı harcama” yaptığını bilmek müşteriler için çok önemli. Markaların bireylerin günlük ihtiyaç alanlarını adresleyen faydalar ve anlık kazanımlar sunması önem kazanıyor. Bu doğrultuda biz de Vodafone Red olarak, müşterilerimizin uçtan uca iletişim ihtiyaçlarını karşılarken, onlara seyahatten ulaşıma, eğlenceden yeme içmeye kadar pek çok alanda birçok ayrıcalık sunuyoruz. Marketten akaryakıta, restorandan seyahate, hayatı dolu dolu yaşayan müşterilerimizin her anında öncü firmalarla yaptığımız indirim anlaşmaları ve ücretsiz kullanım hakları ile “Red’liler ayrıcalıklıdır” diyoruz. Bununla beraber, dijital içerik servislerinde Premium üyelikleri de Red’lilere ilk 3 ay hediye ediyoruz. Böylece Red’liler, en çok kullanılan platformlardan biri olan YouTube’da reklamsız izleme ve indirme gibi özellikler sunan Premium üyelikten faydalanarak mobil internet kullanımı deneyimlerini iyileştirme imkânı buluyor.
Red çatısı altında bazı yeni ortaklıklarınız oldu. Bunları paylaşır mısınız?
“Red dolu dolu” çatısı altında hem Red’e yeni gelen müşterilerimiz hem de halihazırda Vodafone müşterisi olup tarifesini Red ile yenileyen müşterilerimiz için kendilerini özel ve öncelikli hissedecekleri marka ortaklıkları ve fırsatlar sunuyoruz. Red’e yeni gelen ve mevcutta Vodafone’lu olup tarifesini Red ile yenileyen müşteriler için Migros’ta 500 TL’ye ve üzerine 100 Money hediye, Les Benjamins’te 5.000 TL ve üzerine 1.000 TL indirim, SushiCo’da 800 TL ve üzerine 100 TL indirim, BigChefs’te 1.000 TL ve üzerine 100 TL indirim, Opet’te 750 TL ve üzerine 100 TL Opet Yakıt Puan hediye sunuyoruz. Tüm Red müşterileri için ise İstanbul Havaalanı ve Sabiha Gökçe Havaalanı’na Havaist ile transferde %50 indirim, İSPARK otoparklarında 2-4 saate kadar ücretsiz otopark hakkı, Seyahat Yanımda’da yurtiçi uçak biletinde 300 TL, yurtdışı uçak biletinde 500 TL indirim sunuyoruz.
Bu ayrıcalıklardan kaç müşterinizin faydalanmasını ve ne kadarlık bir fayda sunmayı bekliyorsunuz?
Yeni dönemde, faturalı müşterilerimiz içinde %50’den fazlasının Red’li olmasını ve müşterilerimize toplamda 100 milyon TL’nin üzerinde değer yaratmayı hedefliyoruz.
Red müşterileriniz bu ayrıcalıklardan nasıl yararlanıyor?
Kampanyalarımızdan faydalanmak için, Vodafone Yanımda uygulamamızın içindeki Fırsatlar Dünyası’ndan ilgili kampanya sayfasına girilmesi ve ilgili sayfada “Fırsatı Kullan” butonuna tıklanarak kod alınması yeterli oluyor. Marka ayrıcalıklarında kullanım hakları, sahip olunan tarifeye göre yılda 1 ile yılda 6 arasında değişiyor.
]]>Her yaş grubundan müşterimiz için özel ayrıcalıklar sunuyoruz. Odaklandığımız bazı müşteri segmentleri var; iletişim ihtiyaçlarını karşılamaya yetecek, kontrollü harcama yapan Faturalı ve Faturasız “Bütçe Dostu” tarife kullanıcıları; 26 yaş altı gençlerin dahil olduğu “FreeZone” kullanıcıları; 16 yaş altında ilk telefonu ile birlikte hattını alacak “FreeZone-İlk Hattım” kullanıcıları; yüksek internet ihtiyacı olan, dijital müşterilerimiz “Red” tarife kullanıcıları gibi. Bu segmentlerin her birinde müşteri ihtiyaçlarına uygun marka indirimleri ve kampanyalarımız mevcut. Bütçe Dostu tarifelerimizle birlikte müşterilerimizin fatura ödeme veya ulaşım gibi günlük harcamalarına destek olacak Vpay’lerine 6 ay boyunca 100 TL yatırıyoruz. Genç müşterilerimizin sosyalleşmeleri için harcamalarına destek olacak sinema, yeme içme, otobüs bileti indirimleri gibi faydalar sunuyoruz. 16 yaş altında ilk hattını kullanacak müşterilerimiz ve onların ebeveynleri için kırtasiye, çocuk giyim veya çocuk menüsü indirimleri gibi faydalar sunuyoruz.

Özellikle Red ayrıcalıklarınız dikkat çekiyor. Bu ayrıcalıkların arka planını açıklar mısınız? Nasıl yola çıktınız?
Yaptığımız araştırmalara göre, müşteriler kendilerini daha “değerli” hissetmek ve kullandıkları markanın yanlarında olduğunu bilmek istiyor. Özellikle birey ve hanelerin ekonomik anlamda zorluklar yaşadığı bu dönemde “akıllı harcama” yaptığını bilmek müşteriler için çok önemli. Markaların bireylerin günlük ihtiyaç alanlarını adresleyen faydalar ve anlık kazanımlar sunması önem kazanıyor. Bu doğrultuda biz de Vodafone Red olarak, müşterilerimizin uçtan uca iletişim ihtiyaçlarını karşılarken, onlara seyahatten ulaşıma, eğlenceden yeme içmeye kadar pek çok alanda birçok ayrıcalık sunuyoruz. Marketten akaryakıta, restorandan seyahate, hayatı dolu dolu yaşayan müşterilerimizin her anında öncü firmalarla yaptığımız indirim anlaşmaları ve ücretsiz kullanım hakları ile “Red’liler ayrıcalıklıdır” diyoruz. Bununla beraber, dijital içerik servislerinde Premium üyelikleri de Red’lilere ilk 3 ay hediye ediyoruz. Böylece Red’liler, en çok kullanılan platformlardan biri olan YouTube’da reklamsız izleme ve indirme gibi özellikler sunan Premium üyelikten faydalanarak mobil internet kullanımı deneyimlerini iyileştirme imkânı buluyor.
Red çatısı altında bazı yeni ortaklıklarınız oldu. Bunları paylaşır mısınız?
“Red dolu dolu” çatısı altında hem Red’e yeni gelen müşterilerimiz hem de halihazırda Vodafone müşterisi olup tarifesini Red ile yenileyen müşterilerimiz için kendilerini özel ve öncelikli hissedecekleri marka ortaklıkları ve fırsatlar sunuyoruz. Red’e yeni gelen ve mevcutta Vodafone’lu olup tarifesini Red ile yenileyen müşteriler için Migros’ta 500 TL’ye ve üzerine 100 Money hediye, Les Benjamins’te 5.000 TL ve üzerine 1.000 TL indirim, SushiCo’da 800 TL ve üzerine 100 TL indirim, BigChefs’te 750 TL ve üzerine 100 TL indirim, Opet’te 750 TL ve üzerine 100 TL Opet Yakıt Puan hediye sunuyoruz. Tüm Red müşterileri için ise İstanbul Havaalanı ve Sabiha Gökçe Havaalanı’na Havaist ile transferde %50 indirim, İSPARK otoparklarında 2-4 saate kadar ücretsiz otopark hakkı, Seyahat Yanımda’da yurtiçi uçak biletinde 300 TL, yurtdışı uçak biletinde 500 TL indirim sunuyoruz.
Bu ayrıcalıklardan kaç müşterinizin faydalanmasını ve ne kadarlık bir fayda sunmayı bekliyorsunuz?
Yeni dönemde, faturalı müşterilerimiz içinde %50’den fazlasının Red’li olmasını ve müşterilerimize toplamda 100 milyon TL’nin üzerinde değer yaratmayı hedefliyoruz.
Red müşterileriniz bu ayrıcalıklardan nasıl yararlanıyor?
Kampanyalarımızdan faydalanmak için, Vodafone Yanımda uygulamamızın içindeki Fırsatlar Dünyası’ndan ilgili kampanya sayfasına girilmesi ve ilgili sayfada “Fırsatı Kullan” butonuna tıklanarak kod alınması yeterli oluyor. Marka ayrıcalıklarında kullanım hakları, sahip olunan tarifeye göre yılda 1 ile yılda 6 arasında değişiyor.
]]>Son bir yılda dana eti fiyatındaki artış oranı yüzde 83.4’e ulaşırken, kuzu etinde bu oran yüzde 118’i gördü. 2024 yılının ilk çeyreğinde ise kırmızı et fiyatları yaklaşık yüzde 40 artış gösterdi. Vatandaşın alım gücünün günden güne düştüğünü ve et satışlarının giderek azaldığını söyleyen İzmirli kasap, “Müşteriler de biz de çok zor durumdayız” dedi. Emekli bir yurttaş ise “Memleket batmış gidiyor. Emekli ölüyor, ölüyor” diye isyan etti.
Et fiyatları günden güne artmaya devam ediyor. Türkiye Ziraat Odaları Birliği verilerine göre, yılın ilk 3 ayında kuzu etine gelen zam oranı yüzde 39.3 olurken, ocak ayında dana etinde ise yüzde 24.8 artış yaşandı. Ulusal Kırmızı Et Konseyi verilerine göre ise dana eti son bir yılda yüzde 83.4 zamlanırken, kuzu etine gelen zam bir yılda yüzde 118’i buldu.
Vatandaşın alım gücünün günden güne düştüğünü ve et satışlarının giderek azaldığını söyleyen Bucalı Kardeşler Kasabı Ersay Özkarkulak, “Şu an et fiyatları çok yüksek. Müşterinin yani alım gücü çok düşük. Fiyatlar hafta hafta hatta günlük değişiyor desem yeri var. Borsa gibi oldu. Şu an dana kıymayı 550 liraya veriyoruz. Kuşbaşı 580 lira. Kuzu kuşbaşı 650 lira. Pirzola ve spesiyal ürünler 750 lira. Müşteriler de biz de çok zor durumdayız. Müşterinin alım gücü düştü. Şimdi 1 kilo alan yarım kilo, yarım kilo alan 250 gram alıyor. Gerçekten artık müşteriler de şaşırdı. Her gün ayrı fiyat. Müşteri geldiğinde ilk önce fiyat değişti mi yine diye soruyor. Geçen müşterimin biri köfte istedi. O gün için 480 liraydı köfte. ‘Bugün alayım bir daha almayalım, siz artık bizim gelmemizi istemiyorsunuz’ gibi sitemde bulundu bize. Zammın bizden kaynaklandığını düşünüyor vatandaş. Zam bizimle ilgili bir şey değil. Bu genel bir artış. Bizim burada kar marjımız zaten belli. Zaten müşteriye derdimizi çok zor anlatıyoruz. Müşteri bunu anlamıyor. Zammı kasap yapmış gibi düşünüyor. Bu genel olarak bizim hayvancılık politikasından kaynaklanan bir durum. Benim talebim bir fiyatın sabitlenmesi. Müşterinin bir fiyata alışması. Şu an sabitlenen hiçbir şey yok. Köfte yarım kilo değil de 10 tane 6 tane ver diyen müşteriler de var. Adetle alıyorlar. Şimdi insanların birer kilo birer kilo et, kıyma alması çok zor. Üç parça bir şey aldığınız zaman 2 bin lira para tutuyor. Gerçekten insanın işi zor” dedi.
“BAYRAMDA DA ET ALMAMIŞTIM”
10 bin lira emekli maaşı ile geçimini sağlayamadığını ve bayramda et alamadığını belirten 70 yaşındaki emekli vatandaş, “Emekli maaşım 10 bin lira. Vicdanen bu olur mu? Yemin ederim 8 bin lira kiram var. Oğullarımdan alıyorum, kiramı veriyorum. Ben peki gelip et yemeyeyim mi? Ben 70 yaşına gireceğim. Tayyip Erdoğan’dan bir yaş küçüğüm. Vicdanen 10 bin lira maaş olmaz. Allah rızası için buna el atsın. Ben etrafımdakilere soruyorum diyorum ki bir iyileştirme yapılacaktı, yapıldı mı diye. Hayır temmuz ayında yapılacak dediler. Onu zaten biliyorum senede iki kere olduğunu. Ne yapacak o zamanda? ya bin lira ya 2 bin lira zam yapacak. Bu gerçekten yetmiyor. En azından emeklilerin maaşını asgari ücretle eşitlesin. İşte faturam burada. Bayramda da et almamıştım. Bu benim bayram etim. Bakın bin 470 lira. Yemin ederim ki ben bayramda et almadım. Maaşım 10 bin. 10 binin dışında evime giren maaş yok. Kiralarımı da öbür oğlum, damadım, bir yeğenim var İstanbul’da Allah bin kere razı olsun. Bana her zaman para gönderiyorlar. Ben kiramın üstüne ekliyorum onu. Yoksa ben kesinlikle idare edemiyorum. Buna bir el atın. Emekli maaşı asgari ücret gibi olsa 18 bin, 20 bin olsa rahat rahat geçiniriz. 10 bin lira bir şey değil. Bayram ikramiyesi 3 bin dedi. Üç bin neye yeter? İşte bin 500’ü verdim. Neye yeter? Benim elektriğim, suyum, diğer ihtiyaçlarım 10 bini geçiyor” diye konuştu.
“GEÇEN YILA GÖRE ET FİYATLARI 3’E KATLADI”
Şanlı Et Pazarı Kasabı Zülfü Şanlı ise geçen yıla oranla et fiyatlarında 3 kat artış yaşandığına dikkat çekti. Şanlı, et satışlarının düştüğünü ve esnafın da zarar ettiğine vurgu yaparak şunları söyledi:
“Bir arkadaşımız Bulgaristan’a tatile gitti, geldi. Orada 13 Bulgar Levası etin kilosu. Yaklaşık dana eti kemiksiz 130 liraya geliyor. Bulgaristan’da et 130 lira. Eskiden Bulgaristan’da et fiyatı ne kadarsa Türkiye’de de aynı fiyataydı. Burada birden bire bir senede ne oldu biz de bilmiyoruz. Geçen sene bu zamanlar et 150 liraydı. Oldu 550 lira etin kilosu. 3’e katladı. Yüzde 300 zam. Durdurulamıyor da her hafta farklı fiyat. Haftalık kesim yapıyoruz. Geçen hafta 350’ye kestik. Bu hafta 400. Haftaya belki 450 lira olacak. Kimse de bir şey demiyor. Ne olacak? Bu nereye gidiyor? Dur diyen de yok. Burada çıksa bir Tarım Bakanlığı’ndan bir yetkili ithal eti bir serbest bırakıyoruz dese yapmasalar da et fiyatı geriye gelecek. Gelecek çünkü diyen yok. Köylü de durmadan fiyat üstene fiyat koyuyor. Sıkıntımız çok büyük. Tüketicinin de sıkıntısı var, alamıyorlar. Bir kilo alan yarım kiloya düştü. Yarım kilodan 250 grama düştü. Satışlarımız bayağı geriye geldi. Ama hala hiç kimsenin bir şey yaptığı yok. Bunu nasıl çözülecek? Bir şey de biz de bilemiyoruz. Bizim için de çok zor. Satışımız hep düşüyor. Fiyat yükseldikçe satış geriye geliyor. Bizim maliyetlerimiz giderlerimiz aynı. Satış düştüğü zaman biz de zarar ediyoruz” ifadelerini kullandı.
“BİZ ÜRETMEDİKÇE, TÜKETTİKÇE DAHA ÇOK ZAM OLACAK”
Et fiyatlarındaki artışın yerli üretim yapılmamasından ve fahiş mazot fiyatlarından kaynaklı olduğunu ifade eden yurttaş, “Biz tarıma, üretime el atsak bu et fiyatları bu kadar pahalı olmaz. Yurt dışından saman getiriyoruz. Yurt dışından ne olduğunu bilmediğimiz dana getiriyoruz. Çiftçimize, emekçilerimize biz bu üretim yapan insanlarımıza destek olmalıyız. Mazot fiyatları bence eti fiyatlarını etkiliyor. Çünkü çiftçimiz tarlasını süremiyor. Tarlasını süremeyince her şeye zam geliyor. Mazot fiyatları düşerse hem çiftçimizi de rahatlar hem biraz daha fiyatlar daha uygun olur. Bence üretimle ilgili bu zamlar. Biz üretmedikçe, tükettikçe daha çok zam olacak diye düşünüyorum. Üretim, üretim, üretim diyorum” diye konuştu.
“KASABA SADECE SÜT ALMAYA GELİYORUZ”
Bir diğer vatandaş da “Sadece kurbandan kurbana et yiyoruz o da kurban alabiliyorsak. Onun dışında herhangi bir eti görmüyoruz, süt almaya geliyoruz sadece” dedi.
“EMEKLİ ÖLÜYOR”
Emekli vatandaş ise “Et yiyemiyoruz. 5 kişilik aileyiz. 270 lira para verdim. Yarım kilo yok. Memleket batmış gidiyor. Emekli ölüyor ölüyor” diye tepki gösterdi.
“EMEKLİLER ESKİSİ GİBİ ET ALAMIYOR”
Şen Kasap işletmecisi Arif Aktaş, “Etler çok pahalı, halk alamıyor. Emeklililer, emekli maaşlarıyla gelip eskisi gibi et alamıyorlar. Eskiden yine bir ucuzluk vardı, sirkülasyon oluyordu ama şu an o sirkülasyon olmuyor. Kimse doğru düzgün et alamıyor. Pahalı yani alım gücü yok. İnsanlar geçinemiyor. Etler ucuzlasın, artık herkes gönül rahatlığıyla et alabilsin istiyoruz” dedi.
]]>Beşiktaş’ta bir büfede tost yiyen adam ücret konusunda çıkan tartışmada çalışan tarafından bacağından silahlı vuruldu
Polis tarafından silahla birlikte yakalanan saldırgan tutuklandı
İSTANBUL – Beşiktaş’ta bir büfede tost yiyen adam ücret konusunda çıkan tartışmada çalışan tarafından silahla bacağından vuruldu. Silahlı kavga anları kameralara anbean yansırken, Beşiktaş Asayiş Büro Amirliği polisleri tarafından yakalanan saldırgan tutuklandı. Saldırgan hem ücreti vermediği hem de küfür ettiği için adamı vurduğunu söyledi.
Beşiktaş Dikilitaş Mahallesi’nde geçtiğimiz aylarda meydana gelen olayda Barış A. hastanenin yanında bulunan bir büfeye gelerek tost siparişi verdi. Tostu gelen adam yedikten sonra kasaya ücreti ödemeye yöneldi. O esnada adam ile çalışan arasında ücreti ödeme tartışması çıktı. İddiaya göre Barış A., tost ücreti için olan parayı veremeyince çalışan da “paran yoksa sonra verirsin” diye karşılık verdi. Bu kelimelere sinirlenen Barış A. “Paramız var. Parasız gezmiyoruz herhalde. Sen bana ne demek istiyorsun” diye cevap verdi.
Tost ücreti tartışmasında müşterisini vurdu
İkili arasında başlayan tartışma, çalışanın dışarıya çıkmasıyla daha da büyüdü. Taraflar önce birbirlerine vurmaya başladı. Daha sonra çalışan sakladığı tabanca ile Barış A.’yı kovalamaya başladı. Dışarıya taşan olayda çalışan silahını çekerek Barış A.’yı bacağının 5 yerinden vurdu. Ortalığın karıştığı silahlı kavga kameralara anbean yansıdı. Olayın ardından ihbar üzerine sağlık ve polis ekibi sevk edildi. Kısa sürede olay yerine gelen sağlık ekipleri, yaralı Barış A.’yı yaptıkları ilk müdahalenin ardından ambulansla Şişli’deki Okmeydanı Eğitim ve Araştırma Hastanesine kaldırarak tedavi altına aldı. Ameliyata alınan adamın hayati tehlikesinin olmadığı öğrenildi.
Beşiktaş Asayiş polisi kıskıvrak yakaladı
Öte yandan olayın ardından çalışma başlatan Beşiktaş Asayiş Büro Amirliği polisleri, görgü şahitlerinin ifadesine başvurarak çevredeki güvenlik kamera görüntülerini incelemeye aldı. Yapılan inceleme sonucunda şüphelinin büfe çalışanı Ufuk Ç. olduğu tespit edildi. Saldırgan şahıs Ihlamurdere Caddesi üzerinde olayda kullandığı silahla birlikte kayıplara karışamadan yakalandı. Gözaltına alınan şahıs emniyete götürüldü.
“Sinirlenen büfe sahibi müşteriye bir kaç el silah sıkıyor”
Olayla ilgili konuşan bir vatandaş, “Beşiktaş’ta arkadaşlarımızla yürürken bir anda bir kaç el silah sesi duyduk ve kalabalıkla beraber kaçışmaya başladık. Sonradan öğrendiğimize göre olay tost yiyen müşteri ile büfe sahibi arasında geçiyor. Tost yiyen müşterinin o an parası çıkışmayınca büfe sahibi ile arasında karışıklık çıkıyor. Sonrasında sinirlenen büfe sahibi müşteriye bir kaç el silah sıkıyor” dedi.
Ücret için adam vuran saldırgan tutuklandı
Emniyette ifadesi alınan şahıs, hesap ödeme konusunda müşteri ile aralarında tartışma çıktığını, müşterinin küfür ettiğini ve bu sebeple silahını çekip vurduğunu söylediği öğrenildi. İşlemleri tamamlanan saldırgan Ufuk Ç., sevk edildiği adliyede çıkartıldığı mahkemece “ateşli silahlar kanuna muhalefet”, “kasten yaralama” ve “silahla gasp” suçlarından tutuklandı.
]]>Olay 6 Nisan Cumartesi akşamı Sultangazi Esentepe Mahallesi’nde bulunan bir pidecide meydana geldi. İddiaya göre, iftardan yarım saat sonra dükkana gelen iki müşteri lahmacun siparişi verdi. Çalışanların iftar yapması ve lahmacun içinin olmaması üzerine iş yeri sahibi, siparişi verenlere lahmacunun yapılamayacağını söyledi.
Bir başka kişiye kaşarlı pide yapıldı
Bunun üzerine pideciden ayrılan iki kişiden sonra gelen bir başka müşteri de lahmacun istedi. İş yeri sahibi o müşteriye de lahmacun hazırlayamayacaklarını belirtti. Bunun üzerine müşteri kaşarlı pide istediğini söyledi.
Tehdit edip, dükkandan ayrıldılar
Daha sonra dükkana gelen ilk müşteriler, “neden bize lahmacun yapmadın” deyip, iş yeri sahibi ile tartıştı. Bunun üzerine iki kişi iş yeri sahibini tehdit ederek dükkandan ayrıldı.
Bir süre sonra iş yerinin önüne gelen şüphelilerden biri, dükkana rastgele ateş etmeye başladı. Çalışanlar büyük panik yaşarken, iş yerinin camları kırıldı. Saldırganlar ise olay yerinden kaçtı. Polis saldırganları yakalamak için çalışma başlattı.
“Bana ters bakış yaparak gittiler”
Olay anını anlatan iş yeri sahibi Sait Gökmen, “Olay iftar saatinden yarım saat sonra oldu. Cumartesi akşamı işin yoğun olduğu bir akşamdı. İş bitti arkadaşlar iftara oturdu. Gelen iki kişi vardı. Lahmacun istediklerini söylediler, ben de kalmadı, kapattım dedim. Onlar gittikten sonra iki kişi daha geldi. Onlarda iki lahmacun yapar mısın dedi, lahmacun kalmadığını, kapattığımı söyledim. ‘Nasıl kapattın, üst kat açık’ dedi. Üstte siparişini veren müşterinin oturduğunu fırınım kapalı olduğunu söyledim. Bana ters bakış yaparak gittiler. Hemen akabinde müşteriler yemeğini yedikten sonra kapatacağım anda başka bir müşteri gelip bana kaşarlı pide yapar mısın dedi? Ustada iç harcı var dedi” dedi.
“20 dakika sonra dükkanın önünden sol tarafa doğru biri geçip, dükkanın camlarına 5,6 el ateş etti”
Daha sonra dükkanın kurşunlandığını söyleyen Gökmen, “Kaşarlı pideyi usta hazırlayıp fırına attı. Lahmacun isteyenlerden birisi geri geldi. ‘Ben lahmacun istedim, bana yapmıyorsun, başkası isteyince neden yaptın’ dedi? ‘Ben seni tanımam, sen beni tanımazsın’ dedim. Kendisinin lahmacun istediğini, yeni müşterinin ise pide istediğini ifade ettim. ‘Onlar geldiğinde de arkadaşlar yemek yiyordu. O esnada ocak kapalıydı’ dedim. ‘Ben gidiyorum gece 12’yi bekle’ deyip, çıktı gitti. Aradan çok zaman geçmedi, 20 dakika sonra dükkanın önünden sol tarafa doğru biri geçip, dükkanın camlarına 5, 6 el ateş etti. O anda biz kasa ve fırının önündeydik. Bir anda ne olduğuna şaşırdık. Havaya ateş ederek aşağı doğru kaçtılar” şeklinde konuytu.
Olay anı güvenlik kamerasına yansıdı
Dükkanın güvenlik kamerasına yansıyan görüntülerinde iş yeri sahibi ve çalışanlarının kasa ile fırın arasında olduğu, mermilerin geldiği anda da saklandıkları görülüyor. Olayı gerçekleştirenlerin kaçarak uzaklaştıkları görülüyor.
Polis ekiplerinin kaçan şüphelileri yakalamak için başlattığı öğrenildi. – İSTANBUL
]]>Ankara Büyükşehir Belediyesi, tarihi ve kültürel değerlere sahip çıkmaya, gelecek nesillere aktarılmasını sağlamak amacıyla gereken çalışmaları yapmaya devam ediyor.
Avusturyalı mimar Robert Oerley tarafından 1937’de modern bir mimariyle tasarlanan ve 86 yıllık bir tarihe sahip olan Ulus Hali eskisine göre daha modern bir tesise dönüştürüldü. Büyükşehir Belediyesi tarafından aslına uygun olarak tamamlanan çalışmalar kapsamında vatandaşlar daha sağlıklı koşullarda alışveriş yapma imkanı buluyor. Tarihi yapısının aslına uygun olarak restore edilen ve 27 milyon 100 bin liralık maliyetle tamamlanarak hizmete açılan tarihi Ulus Hali’ne esnaf ve vatandaşlar yoğun ilgi gösteriyor.
ABB Kültür ve Tabiat Varlıkları Daire Başkanlığı tarafından orijinal mimarisine uygun olarak projelendirilerek 20 Aralık’ta hizmete açtığı tarihi Ulus Hali’nin yepyeni hali esnaf ve vatandaşın yüzünü güldürüyor.
320 BİN TON ATIK KALDIRILDI
Yapıldığı yıldan bu yana ilk kez ayrıntılı bir şekilde yenileme çalışması başlatılan Ulus Hali’nden ilk etapta 320 bin ton atık çıkarıldı. Çalışmalar kapsamında 6 yeni yağmur suyu hattının eklenerek çatı sistemi baştan aşağı değiştirildi ve yıllardır çatıdan akan yağmur suyu problemi ortadan kaldırıldı. Çatıya yurt dışından ithal edilecek membranın da serilmesiyle esnaf ve vatandaşların mağduriyeti sona erdi. Halin orta tezgahları yenilenerek daha düzenli bir görünüm elde edilirken, zemine döşenen granit taş parke ile hal daha temiz ve daha ferah bir görünüm kazandı.
ALIŞVERİŞE DAHA ELVERİŞLİ HALE GETİRİLDİ
Ankara’nın tarihi belleği olma özelliği taşıyan Ulus’un tarihi dokusunun yaşatılması ve yepyeni bir görünüme kavuşması için kapsamlı bir dönüşüm çalışması başlatan Büyükşehir Belediyesi, çevre düzenlemesiyle de Ulus’u yeniden cazibe merkezi haline gelmesi için ilmek ilmek işliyor.
Tarihi Ulus Hali esnafı ve alışverişe gelen vatandaşlar, yapılan çalışmalardan duydukları memnuniyeti, şu sözlerle dile getirdi:
-Şevki Kaya: “Eskiden tezgahlar daha ilerideydi müşterinin geçiş alanını kısıtlıyordu. Rahat alışveriş yapamıyordu müşteri. Kanallar rahat akıyor, çatıyı yaptılar, tezgahlar genişledi. Bu sayede müşteri potansiyeli arttı. Yer genişleyince insanlar rahat rahat alışveriş yapabiliyor.”
-Faruk Özdemir: “30 senedir Ulus’ta çalışıyorum. 25 senedir hizmet görmeyen Ulus Hali Mansur Başkanımız 1 ayda değiştirdi. Kanalizasyon, dükkanların içi, çatısı, bodrumlar yapıldı, ışıklandırmalar yapıldı. Esnafın yükü hafifletildi. En iyi yapılan işse jeneratör oldu bize tasarruf sağladı. Hal yenilenince müşteriler daha çok gelmeye başladı.”
-Sefer Yurttaş: “1970’den beri halde esnaf olarak çalışıyorum. Ben burada 7 belediye başkanı gördüm. En başarılı Belediye Başkanı Mansur Yavaş’tır. Hem Ulus’a canlılık getirdi hem de tarihi varlıklarımızı değerlendirdi. Milletin efendisinden köylüsüne kadar herkes bu hale alışverişe geliyor. Ankara nasıl Türkiye’nin başkenti ise Ulus’ta Ankara’nın Başkentidir. Bu hale değer verdikleri için yürekten kutluyorum.”
-Mehmet Özlü: “Güzelleştirdi hali. Bekçisi var güvenliği var zabıtası var. Güzelleştiği için müşteriler arttı. Tarihi yer olduğu için müşteri burayı seviyor. Vatandaş temizliğe geliyor hijyene geliyor. Eskiden pisti kokuyordu. Şimdi tertemiz oldu.”
-Mesut Karaekmek: “Keçiören’den geliyorum. Daha önceki hali çamurdu vatandaş yürüyemiyordu. Ürünler buraya taze geliyor. Burada taze mal satılıyor, hem ucuz hem taze ürün alabiliyoruz. Çok temiz oldu, üstümüz çamur oluyordu şu anda tertemiz oldu memnunuz. Vatandaş hem ucuzluğa hem temizliğe geliyor.”
-Elif Alagöz: “Yeni hali çok farklı ve güzel olmuş. Belediye Başkanımızın eline sağlık. Her şeyi bulabiliyoruz burada fiyatlar da uygun olunca burayı tercih ediyoruz. Eskiden sular içerisinde yürüyemiyorduk şimdi tertemiz olmuş kupkuru teşekkürler.”
-Ömer Duymaz: “Tadilat ve dekorasyon çok güzel oldu. Komple yenilendi. Eskiden tezgahlar ilerideydi rahat edemiyorduk. Artık daha temiz ortamda çalışıyoruz. Müşterimizin artmasına yansıdı.”
]]>Şirketten yapılan açıklamaya göre, ekonomik belirsizliklerin, risklerin hakim olduğu bir çerçevede sigorta şirketlerinin teknolojik ilerlemelere ayak uydururken, zorlu koşulların üstesinden gelebilmek için güven, şeffaflık, kişiselleştirilmiş deneyim ve bütünsel çözümler ile daha fazla değer sağlaması gerekiyor.
Bu kapsamda EY’in raporu, bu yıl karşı karşıya kalacakları zorluk ve fırsatlar karşısında sigorta şirketlerine rehberlik edecek.
Rapora göre, sigorta şirketleri güvenlik ve tasarruf açıklarını azaltmak ve yeni müşteri taleplerini karşılamak için üretken yapay zekadan (Gen AI) yararlanabilir ancak bu noktada “güven” ön plana çıkıyor.
Bu güveni sağlayan sigorta şirketleri, daha sadık müşteriler kazanmanın yanı sıra karlılıklarını artırarak paydaşlar ve yasal düzenleyiciler ile verimli ilişkiler yürütebilir.
Raporun sonuçları, müşterilerin, ödedikleri ücretin karşılığını alma ve zor zamanlarda sigortacılara güvenme konusunda şüphe duymadığını gösteriyor.
Yatırımcılar da sigorta şirketlerinin stratejik önceliklerini (özellikle ESG konularıyla ilgili olarak) biliyor ve rapor edilen rakamları güvenilir buluyor. Düzenleyici kurumlar ise sigortacıların kritik toplumsal zorluklarla baş etme konusunda iyi bir konumda olduğuna inanıyor. Ancak sigorta alanında geleneksel olmayan rakiplerin artması önemli bir husus olarak öne çıkıyor.
Dijital çözümler, basit satın alma süreçleri ve müşteri ihtiyacına göre kolayca ayarlanabilen isteğe bağlı özellikler sunan InsurTech şirketleri, teknoloji platformları ve diğer sigorta dışı kuruluşlar, müşterileri, özellikle de genç kitleyi çekiyor.
Bunlara ek olarak, her temas noktasında güven sağlayan yeni oyuncular, markalarını güven üzerine inşa eden belli bir olgunluk seviyesindeki şirketlerden pazar payı alıyor.
Sigortacıların her paydaş nezdinde güveni perçinlemek için ürün tasarımı ve fiyatlandırma kararlarından teknoloji ve veri kullanımına, finansal raporlama ve mevzuat açıklamalarına kadar her konuda daha fazla şeffaf olması gerekiyor.
Tüketiciler, düzenleyici kurumlar ve üst düzey iş liderleri, yapay zeka konusunda iyimser olduklarını belirtirken aynı zamanda bazı endişeleri olduğunu ifade ediyor. Birçok sigortacı, üretken yapay zeka (Gen AI) uygulamalarını süreçlerine entegre etme konusunda hızlı hareket etme baskısı hissediyor.
Bu süreçte yapay zekanın sigortacılıkta güvenli ve güvenilir uygulanabilmesi için gerekli olan güçlü yönetişim modellerini oluşturmaya da zaman ayırmaları gerekiyor. Ayrıca yapay zeka odaklı süreçlerde, özellikle hassas müşteri verileri söz konusu olduğunda, müşteriler, ortaklar ve düzenleyiciler arasında güven oluşturmak için şeffaflık kavramı büyük önem taşıyor.
Sigorta şirketleri, varlık yönetimi ve finansal verimlilik alanları başta olmak üzere daha güçlü koruma arayan müşterilere ulaşmayı ve onların beklentilerini karşılamayı hedefliyor. Tüketiciler ise güvendikleri sağlayıcılara, yani doğru tavsiyelerde bulunan ve doğru çözümler sunan firmalara yöneliyor.
Bu doğrultuda, sigorta şirketlerinin müşterilerle güven oluşturacak şekilde etkileşim kurmak için daha basit ve daha erişilebilir ürünler, daha uygun dağıtım kanalları ve daha kişiselleştirilmiş hizmet deneyimi sağlaması önemli.
Otomotivden bulut bilişime ve ilaç sektörüne kadar en güçlü markaları potansiyel olarak bünyesinde barındıran şirketler için güveni yeniden tesis etmek hayati önem taşıyor.
Açıklamada görüşlerine yer verilen EY Türkiye Finansal Hizmetler Sektör Lideri ve Vergi Bölümü Şirket Ortağı Levent Atakan, raporun sonuçlarıyla ilgili değerlendirmesinde şunları kaydetti:
“EY Küresel Sigorta Görünümü 2024 raporuna göre, düzenleyici kurumların sıkı incelemesi, gelişen teknolojiler ve yatırımcıların artan baskısı, sigorta şirketlerini önceliklerini yeniden gözden geçirmeye yönlendiriyor. Sektörün mevcut performansı ve geleceğe yönelik beklentileri açısından güven ve şeffaflık en önemli kriterler arasında yer alıyor. Günümüz piyasasında, sigorta liderleri yüksek maliyetler, sıkı iş gücü piyasaları, makroekonomik belirsizlik, artan korumacılık ve daha kapsamlı düzenleyici gerekliliklerle mücadele etmeye hazır olmalı.”
]]>İkinci el otomobil için yeni şirket: Borusan Next!
Hizmet kalitesi ve yüksek müşteri memnuniyeti odaklı yaklaşımlarıyla dikkat çeken Borusan Otomotiv Grubu, Borusan Next markası altında her marka ve modelden kullanılmış otomobiller için bireysel ve kurumsal müşterilere kapsamlı hizmetler sunuyor.

Borusan Otomotiv İcra Kurulu Başkanı Hakan Tiftik’in vurguladığı gibi, ikinci el otomobil alışverişinde güven meselesini merkeze alarak, Borusan Next ile sektördeki bir boşluğu doldurmayı hedefliyorlar. Tiftik, her 0 km otomobil satışına karşılık sekiz ikinci el işlem yapıldığını belirterek, ikinci el otomotiv pazarının büyüklüğü ve potansiyeline dikkat çekiyor.
Türkiye’ye özel motorla yeni BMW 4 Serisi Coupe ve Cabrio satışa sunuldu!
Tüketicilerin karşısında kurumsal bir yapı bulma isteğine yanıt veren bu girişim, tam entegre hizmet ağıyla öne çıkıyor. Satış, servis, takas, finansman ve sigorta çözümleri gibi ikinci el otomobil alım satımını ilgilendiren bir dizi hizmeti bir araya getiriyor.
Borusan Next, BMW, MINI, Jaguar, Land Rover gibi premium markaların yanı sıra diğer yerli ve yabancı markalara ait kullanılmış otomobillerin alım satımını yaparken, müşterilere çevrimiçi ve fiziksel platformlar üzerinden ulaşım imkanı sunuyor. Yeni web sitesi ve İstanbul Samandıra’daki modern hizmet noktası ile başlayan yolculuğuna, İstanbul Kağıthane ve Ankara gibi büyük şehirlerdeki yatırımlarla devam edecek.
Borusan Otomotiv İcra Kurulu Başkanı Hakan Tiftik konuyla ilgili şunları söyledi:
“Bugün pazara baktığımızda her 0 km otomobil satışına karşılık ikinci el pazarında yaklaşık 8 işlem yapılıyor. Bu oran ikinci el otomotiv pazarı hacminin büyüklüğünü ve potansiyelini çok net gösteriyor. Borusan Otomotiv Grubu olarak 40 yıldır müşterilerimize hem yeni hem kullanılmış otomobil pazarında sunduğumuz premium hizmet kalitesini ve güvenini, şimdi yeni bir marka adı altında buluşturuyor olmanın heyecanı içindeyiz.
Borusan Otomotiv Grubu çatısı altında faaliyet gösteren İkinci El platformumuzda yer alan tüm araçlarımızın sorgulama sayfalarının, Borusan Next’in www.borusan.com resmi internet adresiyle entegrasyonu gerçekleşti.
Borusan Otomotiv İkinci El platformunda yer alan tüm otomobiller artık yeni web sitesinden de görüntüleniyor. Ayrıca geçtiğimiz yıl aramıza katılan Borusan Araç İhale şirketimiz de Borusan Next çatısı altında kurumsal müşterilere yönelik ihalelere devam edecek.
Çalışmalarımız tamamlandığında müşterilerimiz, tam entegre bir yapı üzerinden ekspertiz, alım satım, takas, ihale ve değerleme gibi ikinci el otomobil pazarını ilgilendiren hizmetlerin tümüne tek bir noktadan ulaşacak. Müşterilerimiz tüm araç stoğumuza online kanallar üzerinden erişebilirken, Borusan Next’in ilk etapta Samandıra’daki modern ve konforlu hizmet noktasında otomobilleri inceleyebilecek. Borusan Next büyükşehirlerdeki genişlemesine önümüzdeki günlerde kapılarını açacak olan İstanbul Kağıthane’deki hizmet noktasıyla devam edecek.”
Kullanılmış Oto Platformu Genel Müdürü İlker Baydar konuyla ilgili şunları söyledi:
“Borusan Otomotiv Grubu’nun yeni markası Borusan Next olarak Türkiye otomotiv sektöründe yeni bir sayfa açıyoruz. Borusan Next, ikinci el otomobil almak, satmak ya da takasla değiştirmek isteyen tüketicilere sunduğu alışılmışın dışındaki müşteri deneyimi ile hizmet veriyor. Borusan Otomotiv’in premium segmentteki tecrübesinden beslenen bu yapı kendine özel, müşterinin merkezde olduğu hizmet noktalarıyla ikinci el otomobil pazarına topyekün bir yenilik getiriyor.
Her yıl yüksek hacimli araç satışlarına sahne olan ikinci el pazarında yeni yönetim modelimizle hizmet performansımızı en üst seviyeye çıkarıyoruz. Kapılarını ilk olarak İstanbul Samandıra’da açan Borusan Next, Ankara ve diğer büyükşehirlerdeki yatırımlarla da hizmet alanını genişletecek.”
]]>Vakıf Katılım’ın 2023 yılı finansal sonuçları ve 2024 hedefleri ile katılım bankacılığı sektörünün ele alındığı toplantı Mehmet Ali Akben’in ev sahipliğinde Çırağan Sarayı’nda gerçekleştirildi.
Akben, toplantıda yaptığı konuşmada, Türkiye’de katılım finans pazar payının her geçen yıl arttığını ve sektörün coğrafi olarak yayılmaya devam ettiğini dile getirdi.
Sektörün geçmişte olduğu gibi geçen yıl da kaynaklarını reel sektörün kullanımına sunduğunu kaydeden Akben, sektörün katma değerli üretim ve ekonomik dinamizmi merkeze alarak Türkiye Ekonomi Modeli’ni desteklemeye devam ettiğini söyledi.
Akben, Türkiye Katılım Bankaları Birliği’nin Aralık 2023 verilerine göre, bugün 9 katılım bankasının toplam 1455 şube ve yaklaşık 20 bin personelle hizmet sunduğunu anımsatarak, “Bankacılık sektörünün 2023 Aralık itibarıyla toplam nakdi finansman hacmi yüzde 54,7 düzeyinde büyürken, katılım bankalarında bu oran yüzde 63,7 seviyesinde gerçekleşmiştir. Yine toplanan fonlarda aralık ayı itibarıyla bankacılık sektörü yüzde 69 düzeyinde büyürken, katılım bankaları yılbaşına kıyasla yüzde 71,5’lik büyüme kaydetmiştir.” ifadelerini kullandı.
Vakıf Katılım’ın Aralık 2023 itibarıyla katılım bankacılığı sektörü içindeki nakdi finansman pazar payının yüzde 17,51, öz kaynak pazar payının ise yüzde 20,29 şeklinde gerçekleştiğinin altını çizen Akben, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Toplam aktif büyüklüğümüzü bir önceki yıla kıyasla yüzde 67,62 artırarak 315,3 milyar TL’ye ulaştırdık. Bu dönemde, toplanan fon hacmini de yüzde 83,41 artışla 254,2 milyar TL’ye yükselttik. Yine geçtiğimiz yıl, güçlü fonlama?kaynaklarımız?ve öz kaynaklarımızla?reel sektöre desteğimizi artırarak nakdi ve gayri nakdi toplamda?260,4 milyar TL fon kullandırdık. Takipteki alacak oranımız yüzde 1’in altında. Sektör ortalamasının altında kalan bu oran başarılı olduğumuz alanlardan biri.” diye konuştu.
Akben, bütün kaynaklarını reel sektörün gelişimi ve büyümesi için yönlendirdiklerini belirterek, “Kullandırdığımız krediler içinde KOBİ kredilerinin payı 2023 sonu itibarıyla yüzde 42,7 seviyesine yükseldi. Sunduğumuz nakdi ve gayri nakdi desteği de 2023’de bir önceki yıla oranla yüzde 72,1 artırarak 100 milyar TL’ye ulaştırdık.” şeklinde konuştu.
Katılım bankalarında kredi hacminin bankalara oranla 9 puan daha fazla büyüdüğüne dikkati çeken Akben, “Katılım bankaları konvansiyonel bankalara kıyasla bir miktar fazla büyüyor. Toplanan fonlardaki düşük büyümenin sebebi faiz artışı ya da indirimlerine çabuk intibak edemiyor.” yorumunda bulundu.
Akben, Vakıf Katılım’da enflasyonun üzerinde büyüme olduğuna dikkati çekerek, toplanan fonlarda görülen büyümenin bu şartlara rağmen önemi bir başarı olduğunu söyledi.
“Toplamda 5,2 milyar TL tutarında finansman desteği sunduk”
Yenilenebilir ve sürdürülebilir finansmanlar konusunda da önemli çalışmalara imza attıklarını ifade eden Mehmet Ali Akben, bu kapsamda yaklaşık 2 milyar TL’si geçen yıl olmak üzere toplamda 5,2 milyar TL tutarında finansman desteği sunduklarını dile getirdi.
Akben, sürdürülebilirlik çalışmaları kapsamında hayallerini gerçekleştirmek isteyen kadın girişimciler ve hakim ortağı kadın olan işletmelere desteklerini sürdürerek 4,1 milyar TL’si nakdi, 1,5 milyar TL’si gayri nakdi olmak üzere yaklaşık 5,6 milyar TL finansman sağladıklarını aktardı.
Büyüme stratejisinin temelini dijital kanalların güçlendirilmesi üzerine inşa eden bir kurum olduklarının altını çizen Akben, “Müşterilerimizin ihtiyaçlarını şubelerimizin yanı sıra dijital kanallarımız aracılığıyla da karşılamalarını oldukça önemsiyoruz.” diye konuştu.
Akben, tüzel kişiler için uzaktan müşteri edinimi sürecini başlatan ilk finans kurum olduklarını ifade ederek, “2023 yılında dijital kanallardan kazandığımız müşteri sayımızın bir önceki yıla göre 5 kat artış gösterdiğini özellikle belirtmek isterim. Bugün geldiğimiz noktada ise işlemlerin yaklaşık yüzde 94’ü dijital kanallar aracılığıyla yapılıyor.” değerlendirmesinde bulundu.
“TROY logolu kartlar İsrail’in Gazze’ye saldırıları sonrası daha fazla talep gördü”
TROY logolu kartların İsrail’in Gazze’ye saldırıları sonrası daha fazla talep gördüğüne dikkati çeken Akben, “Debit’le birlikte ülkede 350 milyona yakın kart var. TROY kart, BDDK Başkanı olduğum dönemde hassasiyet gösterdiğim bir konu oldu. Türkiye’de yüzde 100’den fazla artışlar var. Bizde de talep artıyor. Talebe göre şekillenecek.” ifadelerini kullandı.
Akben, Türkiye’de kredi kartlarının vadeli çek gibi bir ödeme aracı olduğunu belirterek, “Nasıl ki bankalar bireysel ya da tüzel kredi notundan sonra kredi veriyor. Taksiti bir şirket yapıyor, ilave banka yapıyor. Vatandaşlar mobilya, elektronik eşya gibi yüksek tutarlı ürünlerde kredi kartının taksiti sayesinde sahip olabiliyor. Bizim çalıştığımız dönemde ithal ürünlerde, yüksek tutar içeren taksit sınırlaması getirdik. Az taksit uygulanmıştı. Amaç ithal yerine yerli ürünlerin tercih edilmesi idi.” diye konuştu.
Kredi kartlarında faizlerin düşük kaldığını ifade eden Akben, “Kredi kartının gelirle ilişkilendirilmesi gerekiyor. Bizim dönemimizde dar gelirli için bant aralığı getirmiştik. Çok etkilenmesinler diye kademeli geçişler yapmıştık. Benzeri uygulamalar yapılabilir. Dar gelirlileri düşünerek dikkatli hareket etmek gerekir.” ifadesinde bulundu.
“Aktif büyüklüğümüzü 506 milyar TL’ye çıkarmayı hedefliyoruz”
Kaynakları reel sektörün finansmana erişmesi için kullanmayı sürdüreceklerini ifade eden Akben, “Üretim, istihdam ve ihracat temelli yatırımlara ve projelere kanalize olmaya devam edeceğiz. Bu yıl, aktif büyüklüğümüzü 506 milyar TL’ye, nakdi ve gayri nakdi finansman toplamını 400 milyar TL’ye, toplanan fonlarımızı da yaklaşık 392 milyar TL’ye çıkarmayı hedefliyoruz.” diye konuştu.
Akben, Vakıf Katılım’ın tüzel müşteri hedef kitlesinin ana odakları arasında yer alan KOBİ’ler için çalışmalarına büyük bir hızla devam edeceklerini belirterek, “Hem mevcut KOBİ müşterilerimizle olan hacmi büyütecek hem de yenilikçi ürünlerle KOBİ müşterileri sayımızı artıracağız. Bu yıl KOBİ’lerimize nakdi ve gayri nakdi toplam 177 milyar TL destek sunmayı hedefliyoruz.” dedi.
2024 yılında da veriyi merkeze alan dijital odaklı iş yapış kültürünü daha da artırarak, yapay zeka ve robotik süreç uygulamalarına ağırlık vereceklerini ifade eden Akben, “Dijital Olgunluk” seviyelerini 2024 yılında daha da yükselteceklerini ve gelişen teknolojiye uygun bir şekilde müşterilerin beklentilerine en etkili ve hızlı şekilde yanıt vermeyi sürdüreceklerini aktardı.
Akben, “Ürün geliştirmelerimizin yanı sıra, web kanallarımıza entegre edilen yeni destek noktalarıyla müşteri temas noktalarını artırarak, müşteri memnuniyetini maksimum düzeyde tutma çalışmalarımızı da devam ettireceğiz.” diye konuştu.
Şubeleşmeye ve coğrafi kapsama alanlarını genişletmeyi sürdürerek mevcuttaki 196 şube sayılarını da yılsonuna kadar 210’a çıkarmayı planladıklarını kaydeden Akben, “Her zaman olduğu gibi önümüzdeki dönemde de hedeflediğimiz tüm kalemlerde başarılı sonuçlar alacağımıza, hem sektörümüzün hem de ülke ekonomimizin gelişimi için önemli faaliyetler ortaya koyacağımıza yürekten inanıyorum.” açıklamasını yaptı.
“Toplumun sadece ekonomik anlamda değil kültürel anlamda da kalkınmasına büyük önem veriyoruz”
Kuruldukları günden bu yana toplumun sadece ekonomik anlamda değil kültürel anlamda da kalkınmasına büyük önem verdiklerini belirten Vakıf Katılım Genel Müdürü Akben, kurumsal vatandaş kimlikleri doğrultusunda Vakıf Eserleri Envanter Projesi adlı çok özel bir projeyi hayata geçirdiklerini kaydetti.
Akben, 2022 yılında başladıkları projenin ilk durağının Hatay olduğuna dikkati çekerek, “Şehirdeki 117 vakıf eserini 3 ay süren bir çalışmayla 2600 karede fotoğrafladık ve bunu çok kıymetli bir referans kitap haline getirdik. Hatay’ı fotoğraf karelerine taşıdığımız o günlerin ardından ne yazık ki hepimizi büyük acılara sevk eden bir deprem felaketi yaşadık. Deprem, sizlerin de bildiği gibi fotoğrafladığımız eserlerin çoğunu ya yıktı ya da büyük hasara uğrattı.
Dolayısıyla bu kitap çalışması bizler için artık vakıf eserlerinin tespit edilmesi amacının ötesinde, geçmişle aramızda bağ kuran çok kıymetli bir köprü niteliğinde. Bu anlamda çalışmamızın, eserlerin restorasyon çalışmasında kurum ve kuruluşlara kılavuzluk edecek nitelikte olduğunu düşünüyorum. Projemize şimdi de Konya ile devam ediyoruz. Yakında bu çalışmamızı da nihai haline getireceğiz.” ifadelerini kullandı.
]]>Intel, Microsoft ve Arm işbirliğiyle yapay zeka çağını şekillendiriyor
Intel Foundry’nin etkinliğinde, ABD Ticaret Bakanı Gina Raimondo, Arm CEO’su Rene Haas ve Open AI CEO’su Sam Altman gibi önemli isimlerin yanı sıra, teknoloji ve yapay zeka alanındaki liderler bir araya geldi.

Intel Foundry, teknoloji, esneklik ve sürdürülebilirlik alanlarında liderlik ederek, müşterilerin yapay zeka hedeflerine ulaşmalarına yardımcı olmak için tasarlanmıştır. Bu çerçevede, Intel 14A işlem teknolojisi, özel düğüm evrimleri ve yeni Intel Foundry Advanced System Assembly Test (ASAT) yeteneklerini içeren bir yol haritası açıkladı.
Microsoft ve Intel, işlemci için güçlerini birleştirdi!
Microsoft CEO’su Satya Nadella’nın Microsoft’un Intel 18A sürecinde üretmeyi planladığı bir çip tasarımını seçtiği bilgisi de paylaşıldı, bu da Intel Foundry’nin tasarım zaferlerinden biri olarak öne çıkıyor. Bu gelişmeler, Synopsys, Cadence, Siemens ve Ansys gibi ekosistem ortakları tarafından sağlanan destekle daha da pekiştirildi.
Bu ortaklar, müşteri tasarımlarını etkinleştirmeye hazır doğrulanmış araçları, tasarım akışlarını ve fikri mülkiyet portföylerini duyurdu. Intel’in bu adımları, müşterilerin çip tasarımlarını hızlandırmaya hazır olduklarını gösteriyor.
Intel CEO’su Pat Gelsinger, yapay zekanın teknoloji ve silikon hakkındaki düşüncelerimizi derinden değiştirdiğini ve Intel Foundry’nin dünyanın en inovatif çip tasarımcıları için eşi benzeri görülmemiş bir fırsat yarattığını belirtti. Intel, yeni pazarlar yaratma ve teknolojinin kullanımında devrim yaratma potansiyeline sahip.
Intel’in genişletilmiş süreç teknolojisi yol haritası, Intel 14A’yı da içerecek şekilde, birkaç özel düğüm evrimine ilave olarak şirketin öncü düğüm planına eklenmesini içeriyor. Intel, dört yılda beş düğüm (5N4Y) süreci yol haritasına sadık kalarak, 2025 yılında Intel 18A ile işlem liderliğini yeniden kazanmayı bekliyor.
Intel Foundry, Intel 18A, Intel 16 ve Intel 3 dahil olmak üzere çeşitli dökümhane proses nesillerinde tasarım kazanımları ve gelişmiş paketleme dahil olmak üzere ASAT yeteneklerinde önemli bir müşteri hacmine sahip. Bu başarılar, Intel Foundry’nin levha ve gelişmiş paketlemede beklenen ömür boyu anlaşma değerinin 15 milyar doların üzerinde olmasını sağlıyor.
Ayrıca, Intel, Arm ile işbirliği yaparak, Arm tabanlı çipte sistemler (SoC’ler) için en ileri dökümhane hizmetlerini sağlayacak bir “Emerging Business Initiative” (Gelişmekte Olan İşletme Girişimi) ilişkisini temsil eden bilgileri de paylaştı. Bu girişim, Arm ve Intel’in teknoloji geliştirme ve inovasyonu teşvik etmek için gerekli destekleri sunma konusunda önemli bir fırsat sunuyor.
Intel’in sistem dökümhanesi yaklaşımı, fabrika ağından yazılıma kadar tam yığın optimizasyon sunuyor ve sürekli teknoloji iyileştirmeleri, referans tasarımlar ve yeni standartlar aracılığıyla müşterilerin tüm sistemde inovasyon yapmalarını sağlıyor. Intel Foundry, esnek, dirençli, daha sürdürülebilir ve güvenli bir tedarik kaynağı sunarak, müşterilere en zorlu uygulamalara yönelik çözümler tasarlama ve sunma imkanı veriyor.
Bu girişimlerle birlikte, Intel, 2023 yılında fabrikalarında %99 yenilenebilir elektrik kullanmayı, 2030 yılına kadar dünya çapında %100 yenilenebilir elektrik, net-pozitif su ve çöp sahalarında sıfır atığa ulaşmayı ve 2040 yılına kadar Kapsam 1 ve Kapsam 2 sera gazı emisyonlarını net sıfırlamayı hedefliyor. Intel’in bu adımları, endüstrinin en sürdürülebilir dökümhanesi olma hedefine ulaşma yolunda önemli bir adım olarak görülüyor.
]]>İlkokul mezunu 55 yaşındaki İçyeroğlu, eşi ilerleyen yaşı nedeniyle tekneyle balık avına çıkamayınca geçimlerini sağlamak için balıkçı dükkanı açmak istedi.
İçyeroğlu, bu düşüncesini paylaştığı eşinin “yapamayız” demesine rağmen 4 yıl önce bu hayalini gerçekleştirdi.
Abdullah Paşa Mahallesi’nde açtığı dükkanda talebe göre hem çiğ hem de kızarttığı balıkların satışını yapan İçyeroğlu, bir yıl içerisinde müşteri sayısının artması üzerine eşi, iki oğlu ve bir kadına da istihdam sağladı.
Dükkanda zamanla müşterilere fırın yemekleri de sunmaya başlayan İçyeroğlu’nun azmi takdir görüyor.
“Eşime, ‘Pişirmesi benden, temizlemesi senden’ dedim”
İçyeroğlu, AA muhabirine, eşinin 35 yıl boyunca tekneyle Keban Baraj Gölü’nde balık avına çıktığını, geçimlerini bu şekilde sağladıklarını, bu sayede 2’si kız 4 çocuk büyüttüğünü söyledi.
Eşinin yaklaşık 5 yıl önce ilerleyen yaşından dolayı balık avına çıkamadığını anlatan İçyeroğlu, bunun üzerine geçimlerini sağlamak için eşine balıkçı dükkanı açma önerisinde bulunduğunu belirtti.
İçyeroğlu, “Eşime ‘Gel beraber bir dükkan açalım’ dedim. ‘Yok, yapamayız’ dedi. ‘Kendime güveniyorum, yeter ki sen de bana güven, pişirmesi benden, temizlemesi senden’ dedim. Zorla kendisine bu fikri kabul ettirdim. Dükkanı açtık, işe başladık.” ifadesini kullandı.
Başta zorlandıklarını, geçim sıkıntısı yaşadıklarını ifade eden İçyeroğlu, gün geçtikçe müşteri potansiyelinin artmaya başladığını anlattı.
İçyeroğlu, şunları kaydetti:
“Gelenler hazırladığım balıkları, yemeklerimi çok beğeniyor. Balığın tazesini almaya çok dikkat ediyorum. Taze balık geldiği zaman alıyorum, aklıma yatmadığı zaman almıyorum. Yemediğim ürünü müşteriye yedirmem. Müşterilerime soruyorum nasıl istiyorlarsa balıkları öyle pişiriyorum.”
“Ailece çalışıyoruz”
Eşi Kenan İçyeroğlu ise başta eşinin bu girişimine karşı çıktığını belirterek, ısrarı üzerine açtıkları dükkanın geçim kaynakları olduğunu söyledi.
İlk birkaç ay maddi olarak zorlandıklarını ancak eşinin yaptığı lezzetli balık kızartmaları ve tepsi yemekleri sayesinde işlerin zamanla arttığını anlatan İçyeroğlu, şöyle konuştu:
“İşlerimiz iyi gitmeye başladı. Bir oğlum İstanbul’da çalışıyordu, çağırdık o da geldi. Bir oğlum da liseyi bitirdi, şu an hem yanımızda çalışıyor hem de üniversiteye hazırlanıyor. İşlerimiz daha da iyiye gidince bir de kadın çalışan aldık. Hep beraber ailece çalışıyoruz.”
“Sevgi ablanın elinin lezzeti çok iyi”
İçyeroğlu’nun müşterilerinden Akgül Eraslan, Abdullah Paşa Mahallesi’ne uzak bir mahallede yaşamasına rağmen lezzetinden dolayı balık almak için bu dükkana geldiklerini söyledi.
Eraslan, “Sevgi teyzenin elinin lezzeti çok, balıklarımızı sürekli buradan alıyoruz. Bir kadın girişimci olduğu için kendisini ayrıca destekliyoruz. Çok temiz ve titiz çalışıyor. Çocuklar balığı pek sevmez ama çocuklarım el lezzetinden olsa gerek buradan aldığım balıkları seviyor. O yüzden sürekli buradan balık alıyorum.” diye konuştu.
Hüseyin Akbayır da pişmiş balık almak için İçyeroğlu’nun dükkanına geldiğini belirtti.
Akbayır, “Sevgi ablanın elinin lezzeti çok iyi. Çipura, hamsi ve istavriti sürekli buradan alıyorum. Benim için burası lezzetin değişmez adresi. Herkese tavsiye ediyorum.” dedi.
]]>Türkiye Garanti Bankası A.Ş., 31 Aralık 2023 tarihli finansal tablolarını açıkladı. Bankanın konsolide finansal tablolarına göre, 2023 yılı net karı 86 milyar 907 milyon 216 bin TL oldu. Aktif büyüklüğü 2 trilyon 201 milyar 713 milyon 095 bin TL seviyesinde gerçekleşirken, ekonomiye nakdi ve gayri nakdi krediler aracılığıyla sağladığı destek ise 1 trilyon 613 milyar 753 milyon 675 bin TL oldu. Fonlama bazını dinamik bir şekilde yöneten Garanti BBVA’nın fonlama kaynakları içindeki en büyük ağırlığı yüzde 73 ile müşteri mevduatları oluşturmaya devam etti. Müşteri mevduat tabanı 2023 yılında yüzde 77 büyüme ile 1 trilyon 602 milyar 608 milyon 112 bin TL oldu. Bankanın sermaye yeterlilik oranı yüzde 16.5, özkaynak karlılığı yüzde 44.5, aktif karlılığı ise yüzde 4.9 seviyelerinde gerçekleşti.
Konuyla ilgili bilgi veren Garanti BBVA Genel Müdürü Recep Baştuğ, “2023 yılı, Mayıs seçimleri öncesi ve sonrası olarak ayrışan, iki farklı ekonomik politikanın uygulandığı bir yıl oldu. Her iki dönemde de bankacılık sektörünün rotasını makro-ihtiyatı önlemler ve regülasyonlar belirlerken, kur korumalı mevduat bankaların temel odak noktası halindeydi. Seçime kadar kur korumalı mevduata geçiş, seçim sonrasında ise kur korumalı mevduattan Türk Lirası mevduata dönüş sektörün ana gündemiydi. Ancak, bankalar bu iki farklı dünyaya kendilerini hızlıca adapte etmeyi başardı. Bununla birlikte karlılık ve marj yönetimi sektörde temel sorun olarak devam etti. Sermaye getirileri, geçtiğimiz son birkaç yılda olduğu gibi enflasyonun ve diğer sektör sermaye getirilerinin oldukça altında kaldı. 2023, sorunlu kredilerde son dönemlerin en düşük artışına sahne oldu. Ancak yılın ikinci yarısında belirgin bir dengelenme görülmeye başladı ve 2024 risk maliyetlerinin de normalleştiği bir yıl olacak.” dedi.
Baştuğ sözlerine şöyle devam etti: “Seçim sonrasında politika değişimi ile yaşanan sadeleşme, KKM bakiyesinin düşmesi, kur ve faizin öngörülebilirliği, kredi derecelendirme kurumlarından gelen pozitif adımlar ve normalleşmeye başlayan ülke risk primi ile artan yabancı ilgisi 2023 yılının son döneminde olumlu faktörler olarak öne çıktı. Mart ayındaki yerel seçimden sonraki dört yıl boyunca ülkede bir seçim olmayışı enflasyonla mücadeleye yönelik politikaların uygulanmaya devam edeceğine dair beklentimizi destekliyor.”
Baştuğ bilanço büyümelerinin bundan sonra dijitalleşmeyle de şekilleneceğini vurgulayarak, “Ulaştığımız hacimsel ve adetsel büyüklüklerde dijitalleşmenin önemli bir katkısı var. Şubelerimizde yetkin çalışma arkadaşlarımız her geçen gün daha nitelikli ve danışman yönlerini daha fazla ortaya koyan hizmetler sunarken, kitle yönetimi ve operasyonel işlemler yapay zeka teknolojileri ekseninde yürütülüyor. Garanti BBVA olarak bugün makine öğrenmesinden derin öğrenmeye çok farklı algoritmalarla kurulmuş, pazarlama ve satış, fiyatlama, fraud, kredi değerlendirme, müşteri memnuniyeti gibi alanlarda yüzlerce modelimiz bulunuyor. Önümüzdeki dönemde ise üretken yapay zeka teknolojisi hayatımızda olacak. Mevcut verileri analiz etmenin ötesinde, yeni veri üreterek yeni içerik ortaya koyabilen üretken yapay zeka ile daha geniş bir müşteri tabanına daha yüksek kalitede hizmet sunabileceğiz. Hedefimiz; mobil uygulamamız içerisinde yer alan akıllı asistanımızı, müşterilerimizin ihtiyacını anlayan ve onları proaktif önerilerle yönlendiren, kişisel bir asistana dönüştürmek. Aynı zamanda çalışma arkadaşlarımızın ve yeni yeteneklerin mutlu ve üyesi olmaktan gurur duydukları kurum olmaya devam ederek, müşteri mutluluğunu çok daha yükseğe taşımak” ifadelerini kullandı.
Baştuğ, Türkiye Cumhuriyeti’nin 100. yaşına tanıklık eden şanslı bir kitle olduğumuzu hatırlatarak sözlerini şöyle tamamladı: “Türkiye Cumhuriyeti gayri safi milli hasılası 1 trilyon doları bulan ülkeler arasına girdi. Cumhuriyet’in değerlerinden ilham alan en büyük özel sektör bankalarından biri olarak ekonomik ve toplumsal kalkınma için üzerimize düşen sorumluluğun farkındayız. Bizi bu yolculukta destekleyen ve bize güvenen, başta müşterilerimiz olmak üzere tüm paydaşlarımıza teşekkür ediyorum.” – İSTANBUL
]]>BURHAN DEMİRCİOĞLU
Osmaniye’nin Kadirli ilçesinde spor aletleri yapıp satan makine mühendisi Aykut Kütküt, malzemelere sürekli gelen zamlara tepki gösterdi. Kütküt “Ben 2 yıl önce 40’a 40 profili 35 liraya alırken şu an 400 lira civarı. Ben bunu maliyetlerin üzerine ekleyemiyorum müşteriye fiyat veremiyorum. Çok aşırı bir enflasyon var bu konuda. Elektrotlarımız, boyalarımız olsun bütün malzemelerimiz olsun hepsinde bir yüzde 100 bir fiyat artışları var. Ben bunu müşteriye sunarken de çok aşırı zorlanıyorum. Müşterilere kısa sürede zam arttığı için müşterilere ben ürünleri sunamıyorum” dedi.
Osmaniye’nin Kadirli ilçesi Akova köyünde yaşayan makine mühendisi Aykut Kütküt, iş bulamadığını ve bu yüzden spor aletleri yapıp satarak para kazanmaya çalıştığını belirtti. 2018 yılında Kütahya Dumlupınar Üniversitesi’nden mezun olduğunu ve sonrasında 3 yıl iş aradığını belirten Kütküt, edindiği kısa iş tecrübesinden sonra köyüne kendi atölyesini kurdu. Malzeme fiyatlarının devamlı yükselmesinden dert yanan Aykut Kütküt, fiyatların sürekli olarak değiştiğini ve müşterilerine güncel fiyat veremediğini ifade etti.
“İŞİMİ BÜYÜTMEKTE ZORLANIYORUM”
Aykut Kütküt şunları söyledi:
“Ben 4 yıl önce makine mühendisliğinden mezun oldum. Fabrikaya girmiştim Kadirli’de. Hayalim üretim yapmaktı, imalat yapmaktı. Kendi imkanlarımla köydeki malzemeleri kullanarak, demirleri kullanarak ilk başta kendime bir spor aleti yaptım. Ondan sonra bu işin ticaretini yapabilir miyim acaba diyerek, 2 yıl önce başladım spor aletleri yapmaya. Ev tipi olarak tasarladım ondan sonra profesyonel spor salonları olarak imalatını yapıyorum şu an. Yeni kazandıklarımla da yeni makineler almaya çalışıyorum. Yeni projeler, yeni makineler var aklımda. Profesyonel spor salonlarına malzeme satmak hedefim, yurt dışına satmak. Bu arada maliyetlerimiz aşırı şekilde arttı. Ben 2 yıl önce 40’a 40 profili 35 liraya alırken şu an 400 lira civarı. Ben bunu maliyetlerin üzerine ekleyemiyorum müşteriye fiyat veremiyorum. Çok aşırı bir enflasyon var bu konuda. Elektrotlarımız, boyalarımız olsun bütün malzemelerimiz olsun hepsinde bir yüzde 100 bir fiyat artışları var. Ben bunu müşteriye sunarken de çok aşırı zorlanıyorum. Kısa sürede zam arttığı için müşterilere ben ürünleri sunamıyorum. Yeni güncel fiyat veremiyorum müşterilere. Onlarda ister istemez alım gücünü yavaşlatıyor bende işi büyütmekte zorlanıyorum. Ben stoklu çalışamadığım için her müşteri için teker teker malzeme alıyorum. Maddi durumum olmadığından dolayı onun için örnek veriyorum, müşteriyle ben 3 bin liraya anlaştım, gidip alıyorum malzemeleri, eski fiyattan hesaplıyorum. Tekrardan maliyete bakıyorum 2 bin 500 lira olmuş maliyeti. O yüzden çok zorlanıyorum stoklu çalışmam lazım.”
“5 YIL İŞ ARADIM BIKTIM USANDIM VAZGEÇTİM”
Oğuzhan Kafalı ise “Meslek lisesi makine bölümü mezunuyum. 5 yıldır işsizim. Beş yıldır artık iş aramaktan bıktım, usandım artık vazgeçtim iş aramaktan. Köyümde çiftçilikle uğraşıyorum. Boş zamanlarımda da Aykut arkadaşıma yardıma geliyorum. Onunla birlikte çalışıyoruz” dedi.
]]>
Gaziantep’te aktarcılık yapan Bülent Bilici, kış çaylarının bağışıklık sistemini güçlendirdiğini, soğuk algınlığı, grip, öksürük, boğaz ağrısı gibi rahatsızlıklara iyi geldiğini, ayrıca stresi azalttığını ve rahatlatıcı etkisi olduğunu söyledi. Bilici, kış çaylarının paket fiyatının 40 TL’ye satıldığını ve vatandaşların damak zevkine göre değişiklik yapabildiklerini belirtti.
Gaziantep’te kış çayı almak için aktara gelen vatandaşlar ise doğal çayların hem lezzetli hem de sağlıklı olduğunu, hastaneye gitmemek için bu çayları içtiklerini, ayrıca evde kendilerinin de bitkilerden çay yapabildiklerini ifade etti.
“Karışımlarımız ile şifa oluyoruz”
Gaziantep’te 30 yıldır aktarcılık yapan Bülent Bilici, kış aylarında doğal içeceklerin şifa deposu olduğunu belirterek, “Havaların soğumasıyla tabi biraz öksürük olsun, grip vakaları olsun haliyle arttı. Bu taleple alakalı bize müşterilerimiz çok sık gelmeye başladı. Biz de burada yaptığımız karışımlarımız ile onların derdine şifa oluyoruz. Kış çaylarını ayarlıyoruz, karıştırıp müşterimize veriyoruz. Müşterilerimiz ise cezveye veya daha büyük bir kazan tarzında kapta demleyip içiyorlar. Bu da vatandaşlarımıza soğuk algınlığıyla alakalı, griple alakalı sıkıntılarda yardımcı oluyor. Hastalığı daha çabuk atlatmış oluyorlar” dedi.
“Talep şu an çok yoğun”
Kış çaylarına talebin çok fazla olduğunu belirten Bilici, “Talep şu an çok yoğun. Haliyle bir haftaya sonra biraz daha havaların soğumasıyla birlikte işletmemizde kış çaylarına olan ilgi daha da hızlanır. Vatandaşlarımız hasta olmasın diye burada bekliyoruz. Tabi hasta olmalarını istemiyoruz ama şükür ki çare var. Bunlarla ilgili taleplerini karşılayıp onları inşallah bir nevi de sağlığına kavuşulmaya çalıştırıyoruz” ifadelerini kullandı.
“İltihap kurutma özelliği var”
Kış çaylarının faydalarına değinen Bilici, “Kış çayları, soğuk algınlığına, öksürükle alakalı sıkıntılara, ciğerle ilgili sıkıntılara çok iyi geliyor. İçtiği zaman vücudu terletip bir an önce rahatsızlığı üzerinden atıp sağlığına kavuşmasını sağlıyor. Bizim kattığımız ürünlerde iltihap kurutma özelliği de var. Bir de karabiber katıyoruz. Karabiber üst solunum yollarını biraz yakarak oradaki iltihabı yok ediyor. Burada dutumuz var, vücudun genelinde olan iltihapla alakalı sıkıntılara çok iyi geliyor. Diğer kattığımız ıhlamur, tarçın onları da kattığımız zaman bunların birleşimi vücuda bir serum etkisi yapıp kişiyi daha hızlı şekilde normal hayatına kavuşturmasına yardımcı oluyor” şeklinde konuştu.
“İlaç kullanmak istemeyenler bizi tercih ediyor”
Kimyasal ilaç kullanmak istemeyen vatandaşların aktarcılara yoğun ilgi gösterdiğini aktaran Bilici, “Genelde müşterimiz ilk geldiği zaman ilk talebi vücuduma kimyasal almak istemiyorum oluyor. Biraz geç iyileşeyim ama kimyasal almayayım tarzıyla çok karşılaşıyoruz. Daha eski, geleneksel müşterilerimiz var, ilaç kullanmayı çok sevmeyen müşterimiz var. Artık gençlerimiz de geliyor. Z kuşağı dediğimiz onlar da tabii anne, babadan, dededen gördüğü şehirlerle onlar da yine bir talepte bulunuyorlar. Bizde elimizden geldiğince kendi engin bilgilerimizle kendileri yardımcı olmaya çalışıyoruz. Fiyatlar haliyle biliyorsunuz piyasanda bir yükselme olayı var” ifadelerini kullandı.
Fiyatları hakkında da bilgi veren Bilici, “Elimizden geldiğince böyle sürüm şeklinde satıyoruz ve kış çayı karışımının paketi ortalama 40 TL civarında” şeklinde konuştu.
“Hemen hemen her gün tüketiyorum”
Doğal yöntemlerle sağlığını korumaya çalışan müşteri Asena Tatar, “Kış çayı çok güzel, rengi de çok güzel. Sağlığımız için çok güzel. Öksürüğe çok iyi geliyor. Kışımızın vazgeçilmez geçilmez çaylarından biri. Biz çok seviyoruz. Hemen hemen her gün tüketiyorum. Nefes darlığına iyi geliyor. Dinamik olmamızı sağlıyor ve Soğuk algınlığı sürecinde daha rahat oluyoruz. Kış çayını içtiğim zaman gece daha rahat yatıyorum” dedi.
Bir diğer müşteri Lütfiye Kökçü ise “Genellikle Ihlamur, tarçın, papatya çayı ve zahter tüketiyoruz. İnsanlara bitkisel çaylar içmelerini tavsiye ederim” diye konuştu. – GAZİANTEP
]]>İnan, AA muhabirine yaptığı açıklamada e-ticarette yaşanan değişim ve dönüşüm ile şirketin 2023 çalışmaları, gelecek dönem hedefleri hakkında bilgi verdi.
Küresel olarak e-ticarette en büyük dönüşümün tedarik zincirinde yaşandığına işaret eden İnan, pazaryeri modelleri gelişmeye devam ederken, bir yandan da üreticilerin doğrudan e-ticaret ekosistemine dahil olduğu tedarik zinciri modellerinin ön plana çıkmaya başladığını söyledi.
Bunun da üretim ve lojistik anlamında güçlü ülkeleri sınır ötesi e-ticarette avantajlı duruma getirdiğine dikkati çeken İnan, Türkiye’nin hem kaliteli üretim yapan markaları hem de hammadde ihtiyacını karşılayacak çok iyi tedarikçileri bulunduğunu dile getirdi.
İnan, Türkiye’nin çevresindeki geniş coğrafyaya lojistik anlamda çok entegre olduğunu ve verimli bir şekilde büyük pazarlara ulaşabildiğini vurgulayarak, bu nedenlerden ötürü ülkenin önemli bir üretim ve lojistik merkezi olduğunu anlattı.
Buradan hareketle ham madde üretiminin yüksek olduğu ülkelerde e-ticaretin hızla büyümeye devam edeceğine dikkati çeken İnan, şunları kaydetti:
“Lojistik optimizasyon küresel olarak sektörümüzün en önemli konularından biri. Dünyanın herhangi bir yerinden müşteri, örneğin 8 farklı satıcının 10 ürününü sipariş ediyor. Burada bir müşteri deneyimi ve maliyet optimizasyonu sorunu var ve bu sorun çok fazla alana etki ediyor. Kaç gün içinde, hangi paketleri birleştirerek, nereden göndereceğiz? Bunu müşteriye nasıl anlatacağız? Müşterilerin daha hızlı almak isteyebileceği ürünler hangileri? gibi birçok matematik ve optimizasyon konusu devreye giriyor. Bu çok değişkenli ve bilinmeyenli bir süreç optimizasyonu konusu. Bu konuyu iyi çözebilen şirketlerin öne geçmeye başladığını ve globalde daha hızlı büyüyeceğini düşünüyoruz.”
“E-ticaretin önemli bir şekilde büyümeye devam edeceğini öngörüyoruz”
İnan, tüm dünyada olduğu gibi salgınla birlikte e-ticaret sektörünün Türkiye’de de önemli bir büyüme ivmesi yakaladığına işaret ederek, “Genel beklenti bu ivmenin yavaşlayacağı yönündeydi ancak 2023 yılında da artarak devam etti. E-ticaret sektörünün 2023 yılı genelinde 1,5 trilyon liranın üzerinde bir hacme ulaşması bekleniyor. E-ticaretin toplam ticaret içindeki payı yükselmeye devam ediyor. Bu bakımdan e-ticaretin önemli bir şekilde büyümeye devam edeceğini öngörüyoruz.” dedi.
Türkiye’nin hem kaliteli üretim yapan markalarının hem de ham madde ihtiyacını karşılayacak çok iyi tedarikçilerinin bulunduğunu belirten İnan, aynı zamanda önemli bir üretim ve lojistik merkezi olduğunu aktardı.
İnan, “Trendyol olarak biz de yatırımlarımızı ülkemize yapıyoruz ki bu avantajları kullanabilelim ve yeni girdiğimiz ülkelerde satış anlamında büyüme sağlayalım. Ülkemizi merkez alarak 5 saatlik uçuş mesafesindeki ülkeler içinde en önemli üretim ve lojistik avantaja sahip ülke, Türkiye. Türk üreticilerin kaliteli ürünleri çevremizdeki 500 milyonluk nüfusa hitap ediyor. Haliyle Türk üreticiler için e-ticaret sektörü çok önemli bir büyüme potansiyeli taşıyor. E-ihracat konusunda Türk ürünleri ve satıcıları bölgede öne çıkmaya devam edecek.” değerlendirmesinde bulundu.
“Bu yıl e-ihracat kayda değer bir hızda büyümeye devam etti”
Şirketin 2023 çalışmaları ve 2024 hedefleri hakkında da bilgi veren İnan, 2023’ün salgından sonra normal hayata tam olarak dönülen ilk yıl olduğuna dikkati çekerek, yurt dışı yapılanmalarının başarılı şekilde faaliyetlerine devam ettiğini anlattı.
İnan, “Bu yıl e-ihracat kayda değer bir hızda büyümeye devam etti. Ayrıca tüm satıcılarımızı e-ihracata hazırladığımız bir süreç geçirdik. Hem satıcılar hem kargo şirketi hem de finansal çözümlerimiz e-ihracattaki büyümeye paralel bir şekilde büyümeye başladı. Tüm bu çerçevede, 2024 yılını da e-ihracat odaklı bir yıl olarak bekliyoruz diyebilirim. Körfez ülkelerinde eylül ayında faaliyete başladık. Bu iki aylık süreçte yaklaşık 9 milyon adet ‘Made in Türkiye’ etiketli ürün satıldı. Bu bölgedeki hacmimizin daha da hızlı artacağına inanıyorum.” bilgisini verdi.
2022 başından bu yana 60 bine yakın satıcının ihracat yapmasına aracılık ettiklerinden bahseden İnan, Trendyol satıcılarının 2 yıllık süreçte yurt dışına 51 milyondan fazla ürün sattığını söyledi.
İnan, “Satıcılarımız aracılığıyla gelecek yıl 2 milyar dolar, önümüzdeki üç yılda ise 10 milyar dolarlık e-ihracat hacmine ulaşmayı amaçlıyoruz. Bu hedefe giderken 5 milyar dolarlık yatırım yapacağız. Bu yatırımlar teknoloji, lojistik, pazarlama alanlarında olacak. Türkiye’nin e-ihracat konusunda önemli bir hedefi var ve biz de Trendyol olarak bu hedefe ulaşılması yolunda önemli bir rol üstlendiğimizi düşünüyoruz.” ifadelerini kullandı.
“2023 yılında tüm yurt dışı operasyonlarımızı yaklaşık 3,5 milyon müşteri ve 13 milyon sipariş ile tamamlamayı hedefliyoruz”
Ticaret Bakanlığının Türkiye’nin toplam ihracatı içinde e-ihracatın payını yüzde 10’a çıkarma hedefini anımsatan İnan, “Bu vizyon çerçevesinde, Türkiye’deki yüz binlerce üreticimize ve esnafımıza e-ihracat yolunu açıyoruz, onları dünyayla buluşturuyoruz. 2023 yılında tüm yurt dışı operasyonlarımızı yaklaşık 3,5 milyon müşteri ve 13 milyon sipariş ile tamamlamayı hedefliyoruz. Bu hedeflere yürürken aynı zamanda yurt dışındaki faaliyetlerimize 2024 yılında da ara vermeden devam edeceğiz.” dedi.
İnan, 2024 yılı ilk çeyrek itibarıyla Doğu Avrupa pazarına açılacaklarını, ilk etapta Romanya, Yunanistan, Macaristan ve Çekya’da faaliyetlere başlayacaklarını, öncelikli ülkelerdeki faaliyetler belli bir olgunluğa eriştikten sonra ise Polonya, Slovakya ve Bulgaristan pazarlarına gireceklerini, 2024 yılında e-ihracata öncülük edeceklerini söyledi.
“Türkiye’deki e-ticaret ekosistemi bölgemizin en güçlü ekosistemlerinden biri”
Türkiye’deki e-ticaret ekosisteminin bölgenin en güçlü ekosistemlerinden biri olduğunu dile getiren İnan, bunun da en büyük etkeninin bu ekosisteme yapılan teknoloji yatırımları, altyapı yatırımları ile lojistik ve finans ekosistemleri ile yakın çalışmak olduğunu aktardı.
İnan, kendilerinin de bu gücün devam etmesi için Türkiye e-ticaret ekosistemine dünyadaki en ileri uygulamaları getiren ve bunları ekosisteme kazandıran şirket olmaya devam edeceklerini belirterek, 2023’te sektörü destekleyen kategoriler hakkında şu bilgileri verdi:
“E-ticaret sektöründe en fazla tercih edilen kategori giyim olmaya devam ediyor. Trendyol’daki tüm siparişler arasında giyim kategorisinin oranı yüzde 32 oldu. Bu yıl en hızlı büyüme gösteren kategori ise kozmetik. Bu kategori bir önceki yıla göre yüzde 175 oranında büyüdü. E-ticaret sektörü belli bir olgunluğa ulaştıkça ve penetrasyonu da arttıkça müşterilerimizin beklenti ve ihtiyaçları da dönüşüme uğradı. 5 yıl öncesine kıyasla günümüz müşterisi, sadece online alışverişte değil, her alanda hız bekliyor, aradığına fazla zaman harcamadan kolaylıkla ulaşmayı istiyor. Bu da müşteriyi kazanmak için belli akıllı teknolojik çözümleri hızlıca devreye almayı gerektiriyor.
Trendyol olarak mobile çok erken geçmiş olmamız önemli bir avantaj sağladı. Çünkü günümüz müşterisine hızlı ve eksiksiz bir mobil deneyim sunabiliyor olmak şart. Müşterilerimize ve satıcılarımıza sunduğumuz mobil deneyimi eksiksiz hale getirmek için, çok erken devrede birbirine paralel çalışabilen ekipler ve bir altyapı kurduk. Bu ekipler, kendi alanlarında yeni teknolojileri etkin biçimde takip edip, uyguluyorlar. Yapay zeka sektörümüzde önemli bir yere sahip. Trendyol’dan örnek verecek olursam; veriye dayalı karar alan bir şirket olmak Trendyol kültürünün ve çalışma şeklinin çok önemli bir parçası. Bu karar alma süreçlerimizde yapay zeka da önemli bir yere sahip.”
“Türk satıcılarımızın yurt dışına sattığı ürünler için yapay zeka destekli dil uygulaması üzerinde çalışıyoruz”
Trendyol Grubu CEO’su Erdem İnan, iş yapış süreçlerinde teknolojik yetkinliklerinin e-ihracat konusunda da önemli bir destek sağladığını belirterek, “Türk satıcılarımızın yurt dışına sattığı ürünler için yapay zeka destekli bir dil uygulaması üzerinde çalışıyoruz. Yurt dışındaki müşterilerimizin kendi dillerinde yapmış olduğu yorumlara Türk satıcılarımız anlık olarak Türkçe cevap verebilecekler. Sistem çeviriyi kendisi yapabiliyor. Bu da e-ihracatta önemli bir ivme sağlayacak.” dedi.
Türkiye için 2024’te e-ticarette en önemli kırılmanın e-ihracatta olacağına dikkati çeken İnan, “Ticaret Bakanlığımızın açıkladığı, Türkiye’nin toplam ihracatı içinde e-ihracatın payını yüzde 10’a çıkarma hedefi bulunuyor. Bu konuda desteklerin de artacağını öngörüyoruz. Bu nedenle Türk satıcıların 2024 yılı itibarıyla e-ihracatta önemli başarılar elde ettiğini göreceğiz.” ifadelerini kullandı.
]]>