Kırklareli 2. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmaya, “bilinçli taksirle ölüme ve yaralanmaya sebep olma” suçundan 3 yıldan 22 yıl 6 aya kadar hapis cezası istemiyle yargılanan tutuklu sanık Bülent B. ile tutuksuz sanıklar B.G, C.A. ve S.U, SEGBİS (Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi) ile katıldı.
Duruşmada, müştekiler Safiye Yaşa, Merve Sude Yaşa, Kadir Yaşa, Mehmet Han Yaşa, Hüseyin Duman ve Çiçek Dinç ile taraf avukatları da hazır bulundu.
Duruşma, önceki celse reddihakim talebinin 1. Ağır Ceza Mahkemesince reddedilmesine ilişkin dosyaya eklenen belgelerin okunmasıyla başladı.
Olay günü dalgıç ekipler tarafından kurtarılan 5 yaşındaki Mila Duman’ın, duruşmada psikolog nezaretinde ifadesi alındı.
Duman, ifadesinde, sabah suların yükseldiğini, daha sonra selin olduğunu gördüğünü belirtti.
Sular yükseldiğinde kendi ailesi dışında bir ailenin de yanlarında olduğunu ifade eden Duman, “Evin içerisindeydim, sular yükseldiğinde babam, annem ve Kerem abim, bir de yaşlı teyze vardı. Sular beni bir yere götürdü, güvenlik abiler beni kurtardı.” dedi.
Müşteki Çiçek Dinç, sanığa dönerek “Bu kız senin yüzünden bu psikolojide yaşıyor. Katilsin, dilerim Allah’tan sende yaşattıklarını yaşatırsın” diyerek tepki gösterdi.
Duruşmaya bir süre ara verilmesinin ardından müşteki Hüseyin Duman da suçluların en ağır ceza ile cezalandırılmasını istedi.
Davanın bir an önce sonuçlanmasını talep ettiklerini dile getiren Duman, “Artık sanığın bilinçli taksirle ölüme ve yaralanmaya sebep olma suçundan değil, olası kast ile ölüme ve yaralanmaya sebep olma suçundan yargılanmasını ve ceza almasını istiyoruz.” şeklinde savunma yaptı.
Müşteki Safiye Yaşa da bungalovların su yatağına yapıldığının, bilirkişiler tarafından tespit edildiğini öne sürerek, “Düpedüz dere yatağı doldurularak oraya bir yapı inşa edilmiştir. Bu bir olası kasıttır.” diye konuştu.
Sanıktan “Bu bir kader” savunması
Sanık Bülent B. de savunmasında, bungalovların doğal afet sonucu oluşan sel ve ağaç kütüklerinin çarpması sonucu yıkıldığını ileri sürdü.
Olayla ilgili bilirkişi incelemesinin çok geç yapıldığını savunan Bülent B, zaman içerisinde binalar yıkılıp, orada bulunan tahtalar, demirler ve bazı eşyaların yağmalandığını iddia etti.
Bilirkişi raporunda bir doğal afetten bahsedildiğini aktaran Bülent B, raporlara göre metrekareye 245 milimetre yağmur düştüğünü kaydetti.
Olay günü Kırklareli’nde sadece 80 kilometrekarelik alanda yağışın etkili olduğunu hatırlatan Bülent B, savunmasında şunları söyledi:
“Yani orada bir doğal afetten fazlası var. Yağmurun merkezi bungalovların bulunduğu vadi oldu. Bu bir kader. Orada bir keşif yapıldı, inceleme yapıldı. Bilim adamlarına, hukukçulara güvenmek zorundayız. Ben suçluysam cezamı çekeyim. Cezam idam ise idam edileyim. Olay günü yollar çökmüş, sanki bir göktaşı düşmüş gibiydi. Bu bir kader. Eğer siyasi erkler, bürokrasi ya da yargı tarafından korunuyor olsaydım 11 aydır tutuklu olmazdım.”
Müşteki Safiye Yaşa, sanık Bülent B’nin savunma yaptığı sırada tepki göstererek, “Allah belanı versin.” dedi.
Cumhuriyet savcısı, mütalaasında sanık Bülent B’nin tutukluluk halinin devamına, tutuksuz sanık B.G, C.A. ve S.U’nun ise tutuklanması talebine ilişkin kararı mahkeme heyetinin takdirine bıraktı.
Bir süre ara verilen duruşmada, sanık Bülent B’nin tutukluluk halinin, diğer sanıkların ise adli kontrol hükümlerinin devamına karar verildi.
Duruşma, 4 Eylül 2024 tarihine ertelendi.
Duruşmanın ardından müşteki Hüseyin Duman ve Safiye Yaşa, gazetecilere açıklamada bulunarak, davanın seyrini anlattı.
Tesiste kalan 6 kişi yaşamını yitirmişti
Kırklareli’nin Demirköy ilçesi İğneada beldesinde, 5 Eylül 2023’te meydana gelen selde, tesiste konaklayan Rahile ve Ahmet Baki Şimşek ile Suna Duman, Ümit Solmaz, Selman ve Mihriban Bağışlar hayatını kaybetmişti.
]]>Ankara 32. Ağır Ceza Mahkemesince, Sincan Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü’ndeki salonda görülen duruşmanın öğleden sonraki kısmında, sabah beyan verirken rahatsızlanan Sinan Ateş’in annesi Saniye Ateş’in dinlenmesine devam edildi.
“KISASA KISAS İSTİYORUM, KANIMA KAN İSTİYORUM”
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’den oğlunun katilini bulmasını isteyen Ateş, “Oğlum kaç sefer çelik yelekle geldi bilemezsiniz. Benim 38 yaşındaki gelinim neden çelik yelekle geziyor? Ben bu mahkemenin sonucunu görür müyüm, görmez miyim bilmiyorum ama kimin zerre dahli varsa Allah bin beterini yaşatsın. Kısasa kısas istiyorum, kanıma kan istiyorum.” ifadelerini kullandı.
CİNAYET ANINI ANLATTI
Daha sonra saldırı sırasında Ateş’in yanında olan ve olayda yaralanan müşteki Selman Bozkurt dinlendi. Ateş’in öğrencisi Ahmet Keçik’le birlikte camiye gitmek için Çukurambar’daki ofisten ayrıldıklarını anlatan Bozkurt, “Abim, ‘Sosyal medyada yine başladılar. Bana saldırabilirler, sağa sola iyi bakın’ diye telkinde bulundu. Camiye gittiğimizde başıyla işaret ederek yanına çağırdı ve ‘Şu silahın birini al, namaz kılarken rahatsız edecek’ dedi. Ben de aldım belime taktım.” diye konuştu.
“ŞAHIS SÜREKLİ ATIŞ HALİNDEYDİ”
Bozkurt, olay anını şu sözlerle anlattı: “Arabaların arasından şahıs çömelir vaziyette abimin karşısına çıktı ve art arda ateş etmeye başladı. Şahıs sürekli atış halindeydi. Silahı zar zor çıkardım ve arabanın diğer tarafından dolanıp havaya bir iki el ateş ettim. Abimi yerde o vaziyette görünce dizlerimin üzerine yığıldım. Olayın şokundaydık. Sonrasında Ahmet, ‘Silah kurulu, yaralısın ver, bir şey olur’ deyip silahı aldı. Sonra ayrı ambulanslarla hastaneye götürdüler. Bir haftaya yakın yoğun bakımda kaldım. Kendisi yoğun tehdit ve hakaretlere maruz kalıyordu. Kendisi bu durumdan çok mustaripti.”
AVUKATLARIN SORULARINI YANITLADI
Daha sonra sanıklar ve avukatları, müşteki Bozkurt’a soru sorma talebinde bulundu. Bozkurt’un avukatı bu talebin reddine karar verilmesini istedi ancak mahkeme heyeti, Bozkurt’un aynı zamanda olayın görgü tanığı olması nedeniyle soru sorulmasına izin verdi. Doğukan Çep’in avukatı Emine Tosun’un, “Eray Özyağci bel altı mı, bel üstü mü ateş etti?” sorusuna Bozkurt, “Olay çok hızlı gerçekleşti. Şahsın hedef gözettiğini sanmıyorum. Peş peşe ateş açtı. Abimin neresinden vurulduğunu görmedim.” cevabını verdi.
Bozkurt, Ahmet Keçik’in silahları ofise götürmesi talimatını kendisinin verip vermediği yönündeki soruyu ise “Hayır, ben öyle bir talimat vermedim.” diye yanıtladı. “Sinan Ateş’e isabet eden atış sizin tarafınızdan yapılmış olabilir mi?” sorusu üzerine Bozkurt, böyle bir şeyin mümkün olmadığını söyledi. Müşteki avukatları ise beyanlarında, sanıklar Serdar Öktem ve Mustafa Ensar Aykal’ın kilitli telefonlarının incelenebilmesi için Apple’a yazı yazılarak telefonlarının şifrelerinin istenmesini talep etti.
Müşteki Ayşe Ateş’in avukatı Ali Yücel, dönemin Ankara Asayiş Şube Müdür Yardımcısı Kerem Gökay Öner’in savcılığa suç duyurusu dilekçesi sunduğunun öğrenildiğini, bu dilekçede sanık Tolgahan Demirbaş sokakta değil, Olcay Kılavuz’un evinde gözaltına alındığının yer aldığını anlattı. Yücel, söz konusu suç duyurusu dilekçesinin istenmesini ve Öner’in tanık olarak dinlenmesini talep etti.
CHP’Lİ MİLLETVEKİLİ TANAL SALONDAN ÇIKARILDI
Mahkeme başkanı, davanın bugünkü celsesinin tamamlandığını ifade ettiği sırada, müşteki taraflarından kendisine yönelik “söylemde bulunulduğunu” bildirdi. CHP Şanlıurfa Milletvekili Mahmut Tanal’ın, bu kişinin kendisi olduğunu belirtmesi üzerine başkan, Tanal’ın salondan çıkartılmasını istedi. Görevlilerin salondan çıkartmaya çalıştığı Tanal, “Siz yargılamayı kapattıktan sonra tekrar açamazsınız. ‘Çık dışarı’ deme, efendi ol.” karşılığını verdi. Mahkeme başkanı ise “Burada herkes kanun önünde eşit. Dışarıdaki sıfatlarını, dışarıda bırakacak.” dedi. Mahkeme heyeti, duruşma salonunda ses ve görüntü kaydı yaptığı belirlenen kişiler ile müştekilere yönelik “kafa salladığı” tespit edilen sanık Doğukan Çep hakkında suç duyurusunda bulunulmasına karar verdi. Duruşmaya, yarın devam edilecek.
]]>(İSTANBUL) – İstanbul Kadıköy, Göztepe Marmaray İstasyonu’nda 15 Mart’ta güvenlik görevlisi Gülhan Karadereli’ye bıçakla saldıran Çetin Aktay, ‘tasarlayarak kasten öldürmeye teşebbüs’ suçundan 13 yıldan 20 yıla, ‘ısrarlı takip’ suçundan ise 1 yıldan 3 yıla kadar hapisle cezalandırılması talebiyle hakim karşısına çıktı.
İstanbul Anadolu Adliyesi 9. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmaya tutuklu sanık Çetin Aktay, cezaevinden Sesli ve Görüntülü Bilişim Sistemleri (SEGBİS) yöntemiyle bağlandı. Müşteki Gülhan Karadereli ve taraf avukatları salonda hazır bulundu.
Sanık: “İntihar etmek için gitmiştim”
Saldırgan Çetin Aktay mahkemedeki savunmasında “Ben hiçbir şey yapmadığım halde müşteki beni şikayet etti. Müştekinin tanıdıkları beni darp etti. Akli dengem yerinde değil. Göztepe durağında intihar etme planı yaptım. Giderken yolda müştekiyi gördüm. Üsküdar’dan bıçağı aldım. Göztepe’de indim. Trenin önüne atlayacaktım, ölmezsem müdahale ederlerse, bıçakla boğazımı kesecektim. Ona zarar vermek gibi bir düşüncem hiç olmamıştı. Pişmanım”
Sanık avukatı: “Müvekkilimin öldürme kastı olsaydı öldürebilirdi”
Sanık avukatı da, “Müvekkilim olaydan bir gün önce intihar girişiminde bulunmuştur. İfadesinden anlaşılacağı üzere ertesi gün tekrar intihar girişiminde bulunmuştur. Akıl sağlığının yerinde olmadığını düşünmekteyiz. Müvekkilimin akıl sağlığının yerinde olup olmadığının denetlenmesi için Adli Tıp Kurumu’na sevk edilmesini talep ediyoruz. Müvekkilimin öldürme kastı olsaydı öldürebilirdi” dedi.
Müşteki Karadereli: “Şahıs beni öldürmek üzere gelmişti”
Gülhan Karaderili ise mahkemedeki beyanında sanığın kesinlikle intihar girişimi için orada olmadığını, saldırıdan ölümcül darbeler aldığını belirtti.
Duruşma 14 Kasım’a ertelendi
Mahkeme ara kararında sanığın tutukluluk halinin devamına, sanığın akıl sağlığının yerinde olup olmadığına dair rapor alınmak üzere Adli Tıp Kurumu’ndan randevu alınmasına ve müştekinin yüzünde kalıcı bir izin varlığına dair rapor alınmasına hükmederek duruşmayı 14 Kasım 2024 tarihine erteledi.
“Ben deliyim’ diyerek cezadan kurtulmak bu kadar kolay olmasın”
Karadereli’nin avukatı Can Akşahin duruşma sonrasındaki açıklamasında şunları söyledi:
“Takdir edersiniz ki akli dengesi yerinde olmayan birini bu kadar uzun yıl TCDD bünyesinde çalıştırmazlar. Bu bir skandaldır. Biz bunu da mahkemede beyanımızla belirttik. Lakin mahkeme usulü olarak, eksiksiz olarak dosyayı bitirmesi gerektiğinden ötürü şahsın ne yazık ki Adli Tıp Kurumu’na gönderilerek adli muayene yapılmasına karar verdi. Ben burada hani ekranlar önündeyken şunu söylemek istiyorum. Ben akıl hastasıyım. Ben deliydim diyerek cezadan kurtulmak bu kadar kolay olmamalı. Kadına şiddet, kadın cinayetleri cezasız kalmasın”
“3,5 sene gibi bir ceza alacaksa ben ölmeyi tercih ederdim”
Saldırıya uğrayan Gülhan Karadereli de duruşma sonrasında adliye önünde yaptığı açıklamada şöyle konuştu:
“Adaletin yerini bulmasını istiyorum. Üç beş sene gibi, altı yedi sene gibi ufak çok az zamanlı cezalarla bu kişi kurtulacaksa. Ben ölmeyi tercih ederdim. Avukatlarımın da açıkladığı gibi şahsın akli dengesinin bozuk olmadığını ve bunun gerçekten bir ölüme teşebbüs canavarca hisle tasarlanmış olduğunu açık açık videolarla kanıtlarımızla gösterdik. Adalet inşallah yerini bulacak. Alabileceği en ağır cezayı almasını istiyorum. Eğer altı, yedi, beş, dört gibi çok az süreli bir ceza alacak ise ben ölmeyi gerçekten tercih ederdim. Ben iki senedir bunun mücadelesini veriyorum. Söyleyeceklerim bu kadar. Psikolojik olarak gerçekten toplum içine çıktığımda sürekli olarak tedirgin çıkıyorum. Sürekli olarak yüzümü gizleyerek, maske takarak çıkmak durumunda hissediyorum. Bir an önce hem ruhen, hem bedenen, hem de akıl olarak gerçekten artık iyileşmek istiyorum”
]]>“BAHSEDİLEN FON İLE UZAKTAN YAKINDAN ALAKAM YOKTUR”
Müşteki Fatih Terim’in ifadesine yer verilen iddianamede, Terim’in “Ben uzun yıllardır teknik direktörlük yaptım. Son bir yıldır dinleniyorum. Seçil Erzan ile yaklaşık 5-6 yıldır tanışmaktayım. 11 yıldır bankanın müşterisiyim. Hayatımda hiçbir zaman bankanın Florya ve Levent şubelerine gitmedim. Paraya ihtiyacım olduğunda yakınlarımdan ve aile dostlarımdan isterim. Onlar gidip gerektiğinde bankadan parayı çekip bana getirirler. Bir takım belgelere imza atmam gerektiğinde ise zaman zaman Seçil Erzan yanıma gelip Florya’daki tesislerde imzamı alırdı. Hatta evime geldiğinde de belgelere imza atmışlığım olmuştu. Bahsedilen fon ile yakından, uzaktan ilgim yoktur. Bu fon için kimse benden bu zamana kadar herhangi bir para istemedi. Bu fon ile alakalı Seçil Erzan’a hiçbir zaman para vermedim. 6 Nisan’da hesabımda ne olup bittiğini öğrenmek için bankada çalışan Rüya Hanım ile mesajlaştım. Seçil Erzan olayını duyunca bankaya sinirlendim ve bankadaki tüm paramın eşim Fulya Terim’in başka bankadaki hesabına aktarılmasını istedim. 219 bin 300 dolar ve 47 bin 400 lira paranın eşimin hesabına geldiğini tespit ettim ama 3 milyon dolar hala gönderilmedi. Bu paramı bana hala vermedikleri için Rüya Hanım’dan şikayetçiyim. Bunun gibi çok fazla aleyhime bankacılık işlemi yapıldığını fakat iyi niyetimin suistimal edildiğini düşünüyorum. Bu zamana kadar özellikle bankacılık işlemlerimi yürüten Seçil Erzan, Rüya Hanım ve işlemlerimde usulsüzlük yapan banka çalışanlarından şikayetçiyim” dediği öğrenildi.
Terim’in Excel tablosunda 2 kalem alacağın yer almasına rağmen 1 kalem daha eklendiği aktarıldı. Hazırlanan iddianamede şüpheli Seçil Erzan’ın, Fatih Terim’in uzun yıllardır küçük büyük meblağlar içeren tüm bankacılık işlemlerini yönettiği, müşteki Fatih Terim’in banka hesap hareketlerine ilişkin 6 Nisan 2023’de idari izinli olan şüpheli Seçil Erzan’ın yerine bakmakla görevli banka yetkilisi şüpheli Rüya Sağır ile görüşme yaparak bilgi talebinde bulunduğu, akabinde şüpheli Rüya Sağır’ın, müştekinin bankada bulunan hesaplarına ilişkin oluşturulan Excel tablosunda 219 bin 300 dolar ve 47 bin 400 lira (TL mevduat) olacak şekilde iki kalem alacağın yer almasına rağmen bu tabloya banka uhdesinde bulunmayan ‘e-saklama o/n 3.000.000 USD’ şeklinde bir kalem alacağı daha eklendiği aktarıldı.
Hazırlanan iddianamede, şüpheli Rüya Sağır’ın alınan ifadesinden özetle, müşteki Terim’e bilgi vermeden önce Seçil Erzan ile iletişime geçerek Erzan’ın söylemesi üzerine tabloya 3 milyon dolar daha eklediğini ikrar ettiği, Erzan’ın ifadesinden özetle ise müşteki Terim’in uzun yıllardır finans danışmanı şeklinde hareket ettiğini ve elden 300 dolar aldığını içeren ikrarı ile şüphelilerin müştekinin hesap hareketlerinde yer almamasına rağmen elle ekleme yaparak müştekiye yolladıkları görsele ilişkin müşteki tarafından sunulan dökümler birlikte dikkate alındığında, şüphelilerin fikir ve eylem birliği içerisinde hareket etmek suretiyle müşteki Fatih Terim’i dolandırdıkları kaydedildi. Hazırlanan birleştirme talepli iddianame kabul edilirse Fatih Terim ile birlikte mağdur sayısı da 28’den 29’a yükselecek.
]]>Bursa 4. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmada, hakkında, “kasten öldürme, canavarca hisle veya eziyet çektirerek öldürme, cebir, tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetin yoksun kılma, beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı silahlı yağma, nitelikli cinsel saldırı ve ruhsatsız ateşli silahlarla mermileri satın alma, taşıma, bulundurma” suçlarından ağırlaştırılmış müebbet ve 50 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açılan tutuklu sanık İlyas Sarıkaya (50) hazır bulundu.
Müşteki F.O. (44), öldürülen Recep Özaslan’ın (47) yakınları, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekili ile taraf avukatları da duruşmaya katıldı.
Tanık olarak dinlenen Özkan D, sanığın ağabeyinin arkadaşı olduğunu ve beraber büyüdüklerini anlattı.
Olay ortaya çıkmadan önce sanığın borcunu ödeyeceğini söyleyerek evine çağırdığını dile getiren Özkan D, sonrasında ise kendisiyle ilgili cinsel içerikli görüntüler izlediğini iddia ederek başına silah dayadığını ve öldüreceğini söylediğini ileri sürdü.
Evde müştekiyi yatar halde gördüğünü ancak çekindiği için durumunu soramadığını belirten tanık, sanığın iddia ettiği görüntüyü onun için bulacağını söyleyerek kurtulduğunu, günler sonra polisin müdahalesiyle evde yaşananlardan haberdar olduğunu ifade etti.
Müştekinin annesi A.O. ise 11 yıldır kızıyla beraber yaşadıklarını, kızının olaydan önce oğlunun saatini alıp kaybettiğini ve bulmak için girişimde bulunduğunu anlattı.
Bir gün kızının saati bulmak için biriyle görüşeceğini söylediğini aktaran A.O, sonrasında kızının gittiği evde rehin alındığını ve bir süre haber alamadıklarını dile getirdi.
Daha sonra kızının sanıkla resmini yollayarak evleneceklerini söylediğini belirten A.O, “Bunun usulü var, böyle olmaz, eve gel’ dedim. Kızım ara ara sanığın telefonundan arayarak iyi olduğunu söylüyordu. Yine bir gün kızım arayarak acil paraya ihtiyacı olduğunu söyledi ‘gel al’ dediğimde merdivenden düştüğünü başkasını yollayacağını söyledi. Sanık taksiyle gelip benden para alıp gitti.” diye konuştu.
A.O, başka bir gün kızının sanığın telefonundan gizlice mesaj atarak vurulduğunu, evde ceset olduğunu ve kendisini kurtarmasını istediğini belirten mesaj attığını, bunun üzerine polisle plan yaparak sanığın yakalanmasını sağladıklarını ve kızının kurtulduğunu anlattı.
Cumhuriyet savcısı, sanık hakkında tanık Özkan D’ye yönelik eylemi nedeniyle “konutta silahla yağma” suçundan Bursa Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulmasını ve tutukluluğunun devamına karar verilmesini talep etti.
Şikayetinin devam ettiğini belirten müşteki F.O, duruşmanın ardından fenalaştı.
Kararını açıklayan mahkeme heyeti, müştekiyle olayın ardından yapılan bir röportajın çözümünün bilirkişi tarafından yapılmasına, sanık hakkında tanık Özkan D’ye yönelik eylemi nedeniyle “konutta silahla yağma” suçundan suç duyurusunda bulunulmasına ve tutukluluğunun devamına karar vererek duruşmayı erteledi.
Müşteki avukatları Elif Tuba Karakoç Tosun ile Gizem Berceste Olgun, duruşmanın ardından AA muhabirine, müştekinin sağlık durumuna ilişkin kati rapor alınması için gerekli sürenin bekleneceğini ve hakkında bugün dinlenen tanığa yönelik suç duyurusunda bulunulması kararı verildiğini belirterek, sanığın hak ettiği cezayı alacağına inandıklarını ifade etti.
Olay
Bursa’nın Osmangazi ilçesinde 12 Temmuz’da Gasp Büro Amirliğine müracaat eden A.O, kızı F.O’nun mesajla kendisine gizli şekilde ulaşarak İlyas Sarıkaya tarafından alıkonulduğunu ve zor durumda olduğunu belirttiğini bildirerek polisten yardım istemişti.
Sarıkaya’yı, kendisine para vereceğini belirterek çağıran A.O, polisin operasyonuyla yakalanmıştı. Küplüpınar Mahallesi’ndeki eve giren polis ekipleri, haziranda alıkonan F.O’yu silahla yaralanmış halde bulmuştu. Ekipler, Sarıkaya’nın alzaymır hastası annesinin de bulunduğu evde, yine Sarıkaya tarafından tabancayla vurularak öldürülen Recep Özaslan’ın sarılmış haldeki cesedine de ulaşmıştı.
Gözaltına alınan Sarıkaya tutuklanmıştı.
]]>22 Haziran 2020 tarihinde şikayet üzerine Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığınca başlatılan soruşturma devam ediyor. 3 kişilik bilirkişi heyetinin incelemeleri tamamlandı. Şikayetler üzerine yapılan çalışmalar ile hazırlanan 140 sayfalık bilirkişi rapor, soruşturma dosyasına eklendi.
Müştekilerin bir kısmının perakende kuyumculuk yaptığı, müştekilerin sanıklara altın, değerli maden, döviz ya da Türk Lirası verdikleri yer alan raporda, bu konunun müşteki beyanları ve sanık savunmaları ile sabit olduğu belirtildi.
Müştekilerin beyanlarına göre sanıklara verilen altın ve döviz miktarının suç tarihindeki değerinin Diyarbakır ili Huzur Polis Merkezinde alınan beyanlara göre 37 milyon 126 bin 100 lira 54 kuruş olduğu ifade edilen raporda, şunlar kaydedildi:
“Ancak bu beyanlar dışında müşteki katılan ve mağdur olarak adlarına yer verilen kişilerin gerçek mağduriyetlerinin soyut beyanlar dolayısıyla tespit edilemediği, dosya kapsamında yer alan Aklama Raporu’na göre, sanıkların elde ettikleri haksız menfaat miktarının ise tespit edilemediği, müştekilerin sanıklara altın ya da parayı kimi zaman elden verdikleri ve bir kısmını geri aldıkları, ancak söz konusu altın ve para trafiği banka üzerinden yapılmadığı için, müştekilerin zararının tam olarak tarafımızdan tespit edilemediği. Zira dosya kapsamında altın ve para alış verişine ilişkin ‘bilgi fişi’, ‘kartvizit’, ‘kağıt’ şeklinde belgeler bulunduğu, ancak bunların doğruluğunun tarafımızdan anlaşılamadığı, bankalardan alınan veriler ile yapılan ticari alışveriş boyutlarının, tarihlerinin belirlenemediği, hangi gönderilen paranın hangi alış için olduğu veya hangi ödenen paranın hangi alışverişe ait olduğunun tespitinin mümkün olamadığı. Sanıkların ‘kar elde edecekleri yönünde kanaat uyandırarak oluşturdukları güven duygusuyla müştekileri aldatıp’ altın ve para aldıklarının sabit olması halinde nitelikli dolandırıcılıktan söz edilebileceği, buna karşılık sanıkların müştekilerden altın ve dövizleri aldıkları esnada ‘hileli davranışlarının bulunmadığının kabulü halinde’ dolandırıcılık suçundan bahsedilemeyeceği. Bu ihtimalde ticari ilişki (hukuki ihtilaf) ya da güveni kötüye kullanma suçundan söz edilebileceği, özellikle sanıkların banka hesaplarındaki paraların tamamının çekilmesi, işyerindeki altın ve paranın alınarak, bilgisayar da dahil olmak üzere valize konulup, iş yerinden ayrılma eyleminin kastın belirlenmesinde dikkate alınabileceği, bu hususun takdirinin delillerle doğrudan temas eden yüce mahkemeye ait olduğu sonuç ve kanaatlerine varılmıştır.”
“Bilirkişi raporunda somut bir delil bulunmamaktadır”
Sanık avukatlarından Fatih Bulut, bilirkişi raporunda somut bir delil bulunmadığını söyledi. Avukat Bulut, “140 sayfalık bilirkişi raporu incelendiği zaman raporda sadece müştekilerin soyut beyanları ve herhangi bir somut delilin, emarenin olmadığını, bilirkişi raporunun sonuç kısmı incelendiğinde olayın ticari bir boyutunun ilerisine gitmediği, her hangi bir şekilde haksız bir menfaat tespit edilemediğini, müvekkillerimin ticari faaliyetleri kapsamında yaşadıkları zorluklardan kaynaklı olarak içine düştükleri mağduriyeti açıkça ortaya çıktığı görülmektedir. Buna rağmen müvekkillerimiz halen bugün itibariyle de tutuklu yargılanmaktadırlar. Bizim beklentimiz, adaletin iki yönü vardır. Hem müştekiler arasında olan yönü, hem de sanıklar arasında olan yönü. Önemli olan nokta, suça konu herhangi bir fiili işlememiş insanların koruma tedbirleriyle mağdur edilmemesi, bu durum masumiyet karinesinin bir gereğidir. Kamuoyuna ısrarla vurgulamak ve belirtmek istediğimiz olgu, Zerya Kuyumculuk davasının herhangi bir şekilde bir müvekkil-sanıklar tarafından haksız menfaat temini olmadığı, tamamen ekonomik zorluklarından kaynaklı bir süreç olduğu bu raporla da gün yüzüne çıktı. Bir an önce hukuki sürecin müvekkillerin fiili durumlarına uygun şekilde yürümesini talep ediyoruz” dedi.
28 Mart’ta Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen davada, tutuklu sanıklar Serdar Adıgüzel ve Zülfikar Ortaç’ın tutukluluk hallerinin devamına karar verilmişti. Duruşma, 10 Haziran 2024’e ertelenmişti. – DİYARBAKIR
]]>1. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen duruşmada, maktul H.S’nin (51) müşteki eşi S.A.S, çocukları B.B.S, A.S. ve M.S. ile sanık avukatı hazır bulundu. Sanık İ.K. (45) ise tutuklu bulunduğu cezaevinden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla duruşmaya katıldı.
Müşteki S.A.S, komşuları olan sanıkla aralarında herhangi bir husumet bulunmadığını söyledi.
Sanığın iddia ettiği üzere, kendisine herhangi bir borcu olmadığını ifade eden S.A.S, “Eşim ile 32 yıl sırt sırta vererek 3 çocuk büyüttüm. Küçükbaş hayvanlarımız var. Olay günü oğlum B.B.S. ile dağda baktığımız koyunların yanından ayrılarak eve geldik. Kapıyı çaldık, açan olmadı. Lamba yanıyordu, televizyon açıktı. Oğlum evin arka mutfak kapısından içeri girdi. Bana kapıyı açınca, ağlıyordu. Eşim antrede kanlar içinde yerde yatıyordu. Şoka girdim.” diye konuştu.
Müşteki B.B.S. ise olaydan kısa bir süre önce sanık ile karşılaştıklarını dile getirdi.
Kendisine borçları olmadığını iddia eden B.B.S, “Madem borcumuz olduğunu iddia ediyor, neden bizden istemedi? Annemi o halde gördüğümde dünyam döndü. Annemin yüzü yere yatıktı. Önce yaşıyor zannettik. Babamla birlikte çevirdiğimizde kafasının dağılmış olduğunu gördük. Böyle bir vahşet, canavarlık yok. 15-20 keser darbesi vardı.” dedi.
Müştekiler M.S. ve A.S. de annelerinin kolunda daha önce gördüğü 5 bileziği çalmak için cinayeti işlediğini öne sürdükleri sanığın en ağır cezayı almasını talep etti.
Duruşma savcısı mütalaasında, sanığın “kadına karşı kasten öldürme” ve “konutta silahla yağma” suçlarından cezalandırılmasını istedi.
Sanık İ.K. ise savunmasında, cinayeti işlediğini kabul edip, yağma suçunu işlemediğini iddia etti.
Müştekiler ile gübre taşıma karşılığında 4 günlüğüne anlaştığını, bir günlük ücreti olan 500 lirayı aldığını ancak 3 günlük ücreti olan 1500 lirayı vermediklerini öne süren sanık, “Evlerine gidip H.S’ye oğlu B.B.S’yi sordum. Eşim için çok ağır sözler söyledi. Elindeki kevgirle bana vurmaya çalışınca kendimi korudum. Niyetim öldürmek değildi. Cinayeti işledim ama yağma suçunu kabul etmiyorum. Bin kere pişmanım.” ifadelerini kullandı.
Mahkeme heyeti, sanık İ.K’ye “kadına karşı kasten öldürme” suçundan ağırlaştırılmış müebbet, “konutta silahla yağma” suçundan ise 10 yıl 6 ay hapis cezası verdi.
“Eşim rahat uyusun”
Maktul H.S’nin eşi S.A.S, duruşmadan sonra adliye çıkışında gazetecilere, eşinin cinayete kurban gittiğini söyledi.
Komşuları olan sanığa sürekli yardım ettiklerini iddia eden S.A.S, “3 ay boyunca ekmek aldık, verdik. Sonuç bu olmamalıydı. Yaşasın Türk adaleti. Eşim rahat uyusun ama geri gelmez. Çok acılıyım. Eşim ile çektirdiğimiz bu resme sarılmadan uyuyamıyorum. Psikolojim çok bozuk. Destek olan herkese teşekkür ediyorum.” diye konuştu.
Gesi Mahallesi Yüksel Çavuşoğlu Caddesi’ndeki müstakil evinde 13 Kasım 2023’te H.S’nin öldürülmüş halde bulunmasıyla ilgili İl jandarma Komutanlığı, Melikgazi İlçe Jandarma Komutanlığı ve Jandarma Suç Araştırma Timleri tarafından yapılan çalışmalar kapsamında gözaltına alınan İ.K. tutuklanmıştı.
]]>Gizli fon dolandırıcılığı davası bugün İstanbul 41. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmeye devam edecek. Futbolcular ve iş insanlarını yaklaşık 26 milyon dolar dolandırmakla suçlanan eski bankacı Seçil Erzan 4. kez hakim karşısına çıkacak.
Erzan’ın da aralarında bulunduğu 7 sanık önceki duruşmalarda savunma yapmıştı. Dolandırıldıklarını iddia eden 11 kişi de müşteki sıfatıyla mahkemeye ifade verdi.
200 SAYFALIK RAPOR DAVA DOSYASINDA
3’üncü duruşmanın ardından Erzan’a ait cep telefonlarında yapılan bilirkişi incelemesine ilişkin 200 sayfalık rapor da dava dosyasına dahil edildi. Erzan’la banka yetkilileri arasındaki yazışmaların da yer aldığı raporda Fatih Terim ve Arda Turan’ın kredileri hakkında konuşmaları dikkat çekmişti.
TURAN, BELÖZOĞLU, MUSLERA VE İNAN’IN DURUŞMAYA KATILMASI BEKLENİYOR
Yaklaşık 7,5 milyon dolar dolandırılan Arda Turan, 3 duruşmaya da katılmayan isimler arasında. Turan’la birlikte mazeret bildirip duruşmaya gelmeyen eski futbolcular Emre Belözoğlu, Selçuk İnan ve kaleci Fernando Muslera 4. duruşmada müşteki olarak dinlenecek. İstanbul Adliyesi’ne ilk gelen isimse Galatasaraylı futbolcu Muslera oldu. Bu isimlerin duruşmaya gelmemeleri durumunda haklarında zorla getirme kararı çıkarılacak.
ERZAN HAKKINDA 252 YILA KADAR HAPİS CEZASI İSTENİYOR
Sanık Erzan’ın “özel belgede sahtecilik” ve “tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin ticari faaliyetleri sırasında, kooperatif yöneticilerinin kooperatifin faaliyeti kapsamında nitelikli dolandırıcılık” suçlarından 69 yıldan 226 yıla kadar hapsi istenen ana iddianamenin ardından hazırlanan yeni iddianameyle Erzan hakkında istenen hapis cezası da yükseldi.
Erzan’ın, 77 yıldan 252 yıla kadar hapsinin talep edildiği iddianamede, sanıklar Ali Yörük, Kerem Can, Hüseyin Eligül, Nazlı Can, Atilla Yörük ve Asiye Öztürk’ün ise aynı suçlardan 3 yıl ile 85 yıl arasında hapisle cezalandırılması isteniyor.
NE OLMUŞTU?
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, sanık Seçil Erzan’ın, bir bankanın Levent’teki şubesinde müdür olarak çalıştığı ve müşteki Bülent Çeviker’den kişisel güven ilişkisine dayalı 2 milyon dolar alarak yüksek kar vaadiyle yeniden kendisine iade edeceğini bildirdiği kaydediliyor.
İddianamede, müşteki Çeviker’e para karşılığında yazılı evrak verildiği, ancak daha sonra Çeviker’in Erzan’a ulaşmaya çalışsa da ulaşamadığı, durumu bankaya bildirdiği, banka tarafından araştırma yapıldığı, Erzan hakkında suç duyurusunda bulunulduğu ifade ediliyor.
Sanık Erzan’ın bu yöntemle futbolcular, iş insanları ve çeşitli meslek gruplarından müştekilere, yüksek kar getirisi olan güvenilir bir fon bulunduğunu ve yine kamuoyunda tanınan Fatih Terim ve Hakan Ateş gibi isimlerin bu fona dahil olduğunu söyleyerek, müştekileri bu fona para yatırmaya ikna ettiği anlatılan iddianamede, gerçekte ise böyle bir fonun hiç olmadığının tespit edildiği belirtiliyor.
İddianamede, Erzan’ın, müştekilerin verdiği paralara ilişkin sahte belgeler oluşturup, bu belgelere bankanın kaşesini ve ıslak imzasını atıp müştekilere teslim ettiği ve dolandırıcılık kastıyla hareket ettiği kaydediliyor.
]]>İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmaya, tutuklu sanık Hakan Öztürk, Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile katılırken, tarafların avukatları da hazır bulundu.
Sanık Öztürk, kimlik tespitinde inşaat işçisi olduğunu belirtirken, mahkeme başkanının dosyaya giren Adli Tıp Kurumu raporları, maktulle bulunan görüntüleri ve iddianameye ilişkin bir diyeceği olup olmadığını sorusuna “Yok.” yanıtını verdi.
Duruşmada söz verilen sanık Öztürk, savunma yapmayacağını bildirdi.
Mahkeme başkanı sanığın cep telefonunun incelemesinde cinayeti gerçekleştirmeden 10 gün önce bazı aramalar yaptığını, telefonunda kimliği belirsiz ceset ve cinayet videolarının bulunduğunun tespit edildiğini aktardı.
Maktulün ağabeyi Ömer Faruk Kasadar ise sanığın kardeşini planlayarak katlettiğini söyledi.
Kardeşinin cenazesi defnedildikten 2 gün sonra onunla yaşıt birinin kendisini aradığını, bu kişinin sanığın kendisini de evine çağırdığını söylediğini aktardığını belirten Kasadar, haksız yere çalıştırarak parasının verilmediği iddialarının doğru olmadığını dile getirdi.
Kasadar, “Bizim ciğerimizi, Türkiye’nin ciğerini yaktı. Allah da onu perişan etsin.” dedi.
Avukat Can Çelik ise her şeyin ortada olduğunu kaydederek, “Tasarlayarak müteveffayı öldürmüştür. Cezalandırılmasını istiyoruz.” ifadelerini kullandı.
Ara kararını açıklayan mahkeme heyeti, sanığın akıl sağlığının yerinde olup olmadığına ilişkin rapor istenilmesine hükmetti.
Sanık hakkında “yağma” suçundan suç duyurusunda bulunmasını kararlaştıran heyet, sanığın tutukluluk halinin devamını hükmedip duruşmayı erteledi.
İddianameden
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, maktul Muhammed Nuh Kasadar’ın babası Mustafa Kasadar’ın aktardığına göre, maktulün 10 Temmuz 2023’te saat 11.00 sıralarında haber vermeden evden ayrıldığı belirtiliyor.
Aynı gün maktulün ağabeyi müşteki Ömer Faruk Kasadar’ın telefonuna “Merhabalar Ömer Bey, şu anda Muhammed elimizde. Ayrıntılı bilgi için Android bir telefondan ‘Connected2’ uygulamasını indirin ve ‘Kasadari’ diye bir hesap oluşturun. Bunun için 15 dakikan var, hesabı aç ve sana yazmamı bekle.” şeklinde mesaj gönderildiği kaydedilen iddianamede, müştekinin kendisine şaka yapıldığı gerekçesiyle bunu ciddiye almadığı ifade ediliyor.
İddianamede, gece eve gelmemesi üzerine müştekilerin maktulü aradığı ancak ulaşılamadığı aktarılarak, ailesinin maktulün kaçırılmış olabileceği şüphesiyle polise başvurduğu anlatılıyor.
Müşteki baba Kasadar’ın telefonuna sanık Hakan Öztürk’ün söylediği uygulama indirilip, sanıkla buluşma sağlamak amacıyla görüşülmeye başlandığı kaydedilen iddianamede, müştekilerin iletişime geçmesi sonrası, rehin tuttukları kişiyi 40 bin dolar karşılığında serbest bırakacağını söylediği bildiriliyor.
İddianamede, ağabey Ömer Faruk Kasadar’ın sanığa 70 bin lira getirebileceğini söylemesi üzerine, sanık Öztürk’ün teklifi kabul ettiği aktarılarak, parayı 12 Temmuz 2023’te Gaziosmanpaşa’daki bir parka bırakmasını istediği, parayı teslim aldıktan sonra maktulü parkın yakınındaki benzin istasyonuna bırakacağını söylediği kaydedildi.
Polis ekiplerinin de güvenlik önlemi alarak parka gittiğine yer verilen iddianamede, müşteki Kasadar’ın parayı parka bıraktıktan sonra sanığın sabaha karşı geldiği ve burada yakalandığı aktarılıyor.
İddianamede, Adli Tıp Kurumu (ATK) raporuna yer verilerek, maktulün zehirlenerek öldüğüne ilişkin delil bulunamadığı, vücudun ölüm sonrasında parçalanmış olduğu ve ölümünün bağla boğma sonucu meydana geldiği bilgisi verildi.
İlk haksız hareketin sanık Hakan Öztürk’ten geldiğine dikkati çekilen iddianamede, Öztürk’ün “tasarlayarak kasten adam öldürme” suçunda ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılması talep ediliyor.
]]>Kağıthane’de 8 Mayıs 2022’de kardeşinin kız meselesi yüzünden darp edildiği iddiasıyla bir araya geldiği Emirhan Karaca tarafından kalbinden vurularak öldürülen 22 yaşındaki Nurullah Bozkurt’un ölümüne ilişkin davada karar çıktı. İstanbul 41. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada tutuklu müşteki sanık Emirhan Karaca, tutuksuz sanık Yunus Çeken ve taraf avukatları hazır bulundu.
“Yaralama kastım bile yoktu”
Duruşmada savunma yapan sanık Emirhan Karaca, “Ben şahıslarla konuşmuyordum. Bana küfür etti. Ben arkama bakmadan yoluma devam ettim. Beni zorla arabaya bindirmeye çalıştı. Yaralama kastım bile yoktu, ben havaya ateş ettim ama maktule gelip gelmediğini bilmiyordum. Beraatımı talep ediyorum” dedi. Son sözü sorulan sanıklar, pişman olduklarını, kimseyi öldürmek kasıtlarının olmadığını ve beraatlarını talep ettiler.
Müebbet hapis ile 1 yıl hapis cezası
Kararını açıklayan mahkeme, müşteki sanık Emirhan Karaca’yı ‘kasten öldürme’ suçundan müebbet hapis, ‘ruhsatsız silah bulundurma’ suçundan 1 yıl hapis cezasına çarptırarak tutukluluk halinin devamına karar verdi.
1 sanığa 5 yıl 1 ay hapis cezası
Heyet, sanık Yunus Çeken’i ise ‘silahla kasten yaralama’ suçundan 3 ay 22 gün hapis, ‘silahla görevi yaptırmamak için direnme’ suçundan 7 ay 15 gün hapis cezasına çarptırarak bu suçlar hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına hükmetti. Heyet, ‘ruhsatsız silah bulundurma’ suçundan da 4 yıl 2 ay hapis cezasına ve 8 bin 320 lira adli para cezasıyla cezalandırdığı sanığı toplamda 5 yıl 1 ay hapis cezasına çarptırdı.
İddianameden
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca hazırlanan iddianamede, maktul Nurullah Bozkurt’un ailesi ile bekçi A.A. ‘müşteki’ sıfatıyla, Emirhan Karaca ‘müşteki şüpheli’ sıfatıyla ve Yunus Çeken ‘şüpheli’ sıfatıyla yer aldı. İddianamede, 8 Mayıs 2022’de İETT otobüs durakları önünde 2 grup arasında meydana gelen silahlı kavgada, maktul Nurullah Bozkurt’un sol göğüs üstünden vurulup yaralanarak olay yerinde öldüğü, şüpheli Yunus Çeken’in ise sol ayak kısmından hayati tehlike geçirmeyecek şekilde yaralandığı aktarıldı.
Hazırlanan iddianamede, 2 grup arasında meydana gelen çatışmada ilk grup olarak maktul Nurullah Bozkurt, şüpheli Yunus Çeken, Furkan Bahçecioğlu, Yunus Emre Torlak, Halil Kaan Torlak, Doğukan Altunsoy, Ahmet Sevencan, Eren Şahinkaya, Ulaş Özcan, Ahmet Furkan Şener yer alırken, 2.grupta müşteki şüpheli Emirhan Karaca, Cevat Kaya ve Berk Kum adlı şahısların beraber oldukları kaydedildi.
Müşteki şüpheli Emirhan Karaca ile maktul Nurullah Bozkurt’un olay saati öncesinde maktulün kardeşi Emircan Bozkurt’un yaralanması sebebiyle bir araya geldiklerinin anlatıldığı iddianamede, yaşanan sözlü tartışma sonrası Emirhan Karaca’nın Nurullah Bozkurt’un göğüs bölgesine ateş ettiği ve ölümüne neden olduğu belirtildi. İddianamede, Karaca’nın ateş ettikten sonra kaçtığı sırada Yunus Çeken’in birden fazla kez Karaca’nın arkasından ateş ettiği, eyleminin ise öldürmeye teşebbüs aşamasında kaldığı aktarıldı.
İddianamede, şüpheli Yunus Çeken’in olay yerinde görev yapan bekçi A.A.’nın asayişi sağlamak için dur ihtarında bulunmasına rağmen uyarıya uymadan ateş etme eylemini bekçiye yönelttiği belirtildi.
Hazırlanan iddianamede müşteki şüpheli Emirhan Karaca’nın ‘kasten öldürme’ ve ‘ruhsatsız silah bulundurma’ suçlarından toplamda müebbet hapis ile 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezasına, şüpheli Yunus Çeken’in ise 2 kez ‘kasten öldürmeye teşebbüs’ suçundan 18 yıldan 30 yıla, ‘ruhsatsız silah bulundurma’ suçundan 5 yıldan 8 yıla olmak üzere toplamda 23 yıldan 38 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması talep edildi. – İSTANBUL
]]>Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığınca tutuklu sanık S.A. hakkında hazırlanan iddianame, 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nce kabul edildi.
Olay, 5 Eylül 2023 tarihinde merkez Kayapınar ilçesindeki bir düğün salonunda meydana gelmişti. Kına gecesi merasiminde gelin F.A. ile damat A.E. düğün salonuna girdiği esnada sanık S.A. tabancayla ateş etmeye başladı. Olayda damat A.E. ile kına gecesi merasimindeki akrabalarından E.K. yaralanmıştı. Ağır yaralanan damat yakınları tarafından özel bir hastaneye, çocuk ise sağlık ekiplerince Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesine kaldırılmıştı. Polis ekiplerince yakalanan S.A. gözaltına alınmış, çıkarıldığı hakimlikçe tutuklanmıştı.
Öte yandan, saldırıda yaralanan damat A.E. (20), tedavisinin ardından F.A. ile 1 Ekim 2023’te Batman’da düzenlenen törenle evlenmişti.
Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığınca tutuklu sanık S.A. hakkında hazırlanan iddianame, 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nce kabul edilirken, iddianamede, sanığın yaklaşık 3 yıl önce evlenmek amacıyla F.A.’yı ailesinden istediği ancak ailenin rıza göstermemesi nedeniyle evliliğin gerçekleşmediği kaydedildi. Sanığın olay tarihinden 1 ay önce F.A.’nın müşteki A.E. ile evleneceğini öğrenmesi üzerine bu evliliğe engel olmak amacıyla plan yaptığı belirtilen iddianamede, olay tarihinde yaşadığı köyden kent merkezine tek başına gelerek düğün salonunda beklediği anlatıldı.
İddianamenin devamında sanığın, müşteki A.E. ve F.A.’nın düğün salonuna geldikleri esnada belinden çıkardığı tabancayla damada karşı öldürmek amacıyla yakın mesafeden 5 el ateş ettiği vurgulandı. İddianamede, müştekinin hayati tehlike geçirecek ve kemik kırığının hayat fonksiyonlarını ağır derecede etkileyecek şekilde yaralanmasına sebebiyet verdiği ifade edildi. Sanık S.A.’nın, müşteki A.E.’yi öldürmek amacıyla ateş ettiği esnada kurşunlardan birinin mağdur E.K.’ye isabet ettiği ifade edilen iddianamede, yaralı çocuğun basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek ve kemik kırığının hayat fonksiyonlarını ağır derecede etkileyecek şekilde yaralandığı aktarıldı.
İddianamenin değerlendirme ve sonuç kısmında, “Her ne kadar şüpheli ifadesinde amacının müştekiyi öldürmek olmadığını ve düğünü bozmak olduğunu belirtse de kullanılan tabancanın öldürmeye elverişli ateşli silah olması, yakın mesafeden 5 el ateş etmesiyle, müşteki A.E.’nin hayati tehlike geçirmesine neden olmuştur. Müştekinin, F.A. ile evlenecek olması nedeniyle şüphelinin kendisine husumet duyması dikkate alındığında, sanığın öldürme amacıyla hareket ettiği değerlendirilmiştir. Şüpheli olaydan bir ay önce F.A.’nın müşteki ile evleneceğini öğrenmesi üzerine evliliği istemediği için engel olmak amacıyla planlı şekilde ve tasarlayarak hareket ettiği için eyleminin ‘tasarlayarak kasten öldürmeye teşebbüs’ suçunu oluşturduğu anlaşılmıştır. Sanığın düğün salonunda ve kalabalık bir ortamda ateş ettiği, kurşunların bir kısmının başkasına isabet edebileceğini öngörmesine rağmen ‘olursa olsun’ düşüncesiyle hareket ederek, müşteki E.K.’ye yönelik ise ‘olası kastla kasten yaralama’ suçunu işlemiştir. Olayda kullandığı tabancanın da yasak niteliğe haiz olduğu tespit edilmiştir” denildi.
İddianamede, tutuklu sanık S.A. hakkında “tasarlayarak kasten öldürmeye teşebbüs”, “olası kastla kasten yaralama” ve “ruhsatsız ateşli silahla mermileri satın alma, taşıma veya bulundurma” suçlarından 15 yıldan 26 yıla kadar hapis cezası istendiği öğrenildi. – DİYARBAKIR
]]>Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığınca tutuklu sanık S.A. hakkında hazırlanan iddianame, 1. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edildi.
İddianamede, 5 Eylül 2023’te damat A.E’nin, F.A. ile merkez Kayapınar ilçesinde bir düğün salonunda kına gecesi merasimi olduğu, sanık S.A’nın gelin F.A’nın amcasının torunu olduğu belirtildi.
Sanığın, yaklaşık 3 yıl önce evlenmek amacıyla F.A’yı ailesinden istediği ancak ailenin rıza göstermemesi nedeniyle evliliğin gerçekleşmediği kaydedilen iddianamede, sanığın olay tarihinden 1 ay önce F.A’nın müşteki A.E. ile evleneceğini öğrenmesi üzerine bu evliliğe engel olmak amacıyla plan yaptığı, olay tarihinde yaşadığı köyden kent merkezine tek başına gelerek düğün salonunda beklediği anlatıldı.
Sanığın, müşteki A.E. ve F.A’nın düğün salonuna geldikleri esnada belinden çıkardığı tabancayla damada karşı öldürmek amacıyla yakın mesafeden 5 el ateş ettiği vurgulanan iddianamede, müştekinin hayati tehlike geçirecek ve kemik kırığının hayat fonksiyonlarını ağır derecede etkileyecek şekilde yaralanmasına sebebiyet verdiği ifade edildi.
“Sanığın öldürme amacıyla hareket ettiği değerlendirilmiştir”
Sanık S.A’nın, müşteki A.E’yi öldürmek amacıyla ateş ettiği esnada kurşunlardan birinin mağdur E.K’ye isabet ettiği ifade edilen iddianamede, yaralı çocuğun basit tıbbı müdahale ile giderilemeyecek ve kemik kırığının hayat fonksiyonlarını ağır derecede etkileyecek şekilde yaralandığı aktarıldı.
İddianamenin, değerlendirme ve sonuç kısmında şu tespitlerde bulunuldu.
“Her ne kadar şüpheli ifadesinde amacının müştekiyi öldürmek olmadığını ve düğünü bozmak olduğunu belirtse de kullanılan tabancanın öldürmeye elverişli ateşli silah olması, yakın mesafeden 5 el ateş etmesiyle, müşteki A.E’nin hayati tehlike geçirmesine neden olmuştur. Müştekinin, F.A. ile evlenecek olması nedeniyle şüphelinin kendisine husumet duyması dikkate alındığında, sanığın öldürme amacıyla hareket ettiği değerlendirilmiştir. Şüpheli olaydan bir ay önce F.A’nın müşteki ile evleneceğini öğrenmesi üzerine evliliği istemediği için engel olmak amacıyla planlı şekilde ve tasarlayarak hareket ettiği için eyleminin ‘tasarlayarak kasten öldürmeye teşebbüs’ suçunu oluşturduğu anlaşılmıştır. Sanığın düğün salonunda ve kalabalık bir ortamda ateş ettiği, kurşunların bir kısmının başkasına isabet edebileceğini öngörmesine rağmen ‘olursa olsun’ düşüncesiyle hareket ederek, müşteki E.K’ye yönelik ise ‘olası kastla kasten yaralama’ suçunu işlemiştir. Olayda kullandığı tabancanın da yasak niteliğe haiz olduğu tespit edilmiştir.”
İstenilen ceza
İddianamede, tutuklu sanık S.A. hakkında “tasarlayarak kasten öldürmeye teşebbüs”, “olası kastla kasten yaralama” ve “ruhsatsız ateşli silahla mermileri satın alma, taşıma veya bulundurma” suçlarından 15 yıldan 26 yıla kadar hapis cezası isteniyor.
Diyarbakır’ın merkez Kayapınar ilçesindeki bir düğün salonunda 5 Eylül 2023’te damat A.E, gelinle salona girdiği sırada silahlı saldırıya uğramış, saldırıda damat ile seken kurşunların isabet ettiği E.K. isimli çocuk yaralanmıştı.
Ağır yaralanan damat yakınları tarafından özel bir hastaneye, çocuk da sağlık ekiplerince Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesine kaldırılmış, polis ekiplerince yakalanan S.A. gözaltına alınmış, çıkarıldığı hakimlikçe tutuklanmıştı.
Saldırıda yaralanan damat A.E. (20), tedavisinin ardından F.A. ile 1 Ekim 2023’te Batman’da düzenlenen törenle evlenmişti.
]]>İstanbul 11. Asliye Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmaya müşteki İsmail Aydemir ve tarafların avukatları katıldı.
Aydemir, dava konusu mitingden dönerken aniden karşılaştığı sanığın kendisine “Sen Arap sevici misin? Arap kültürünü mü savunuyorsun?” diyerek kızdığını ve bir anda yumruk attığını anlattı. Yere düşmesi üzerine çevredekilerin yardım ettiğini belirten Aydemir, sanıkla aralarında başka bir konuşma geçmediğini ifade ederek, şikayetçi oldu.
Duruşmada esasa ilişkin görüşünü açıklayan cumhuriyet savcısı, sanığın “basit bir tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüde kasten yaralama” ve “halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik” suçlarından 1 yıl 4 aydan 4 yıla kadar hapisle cezalandırılmasını talep etti.
Söz verilen sanık avukatı Ali Öztürk, müşteki Aydemir’e olay anından önce yanında biri olup olmadığını ve sanığın kendisine söylediği “Arap sevici misin” sözlerini başkalarının da duyup duymadığını sordu.
Aydemir ise “Mitinge yalnız gittim, yalnız dönüyordum. Söz konusu sözleri bana söyledi ama etrafımdan geçenler de duydu. Hatta onlara da bu şekilde sözler söyledi.” yanıtını verdi.
Duruşma, sanık avukatlarının esas hakkındaki savunmalarını hazırlaması için ertelendi.
İddianameden
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, Beyoğlu’nda 1 Ocak’ta kavga olduğu anonsu üzerine Refik Saydam Caddesi’ne giden ekiplerin incelemesinde, sanık Ege Akersoy’un müşteki İsmail Aydemir’e yumruk attığının tespit edildiği aktarılıyor.
İddianamede, Adli Tıp Kurumu raporuna göre, müştekinin yaralanmasının “mevcut tıbbi belgedeki arızasının kişinin yaşamını tehlikeye sokmadığı, basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte olduğu” kaydediliyor.
Sanığın kamuya açık alanda Filistin’de yaşanan olayları protesto etmek için toplanan grupta yer alan, üzerinde Arapça ifadeler bulunan bayrağı taşıyan müştekiye yönelik “Sen tam bir Arap sevicisin. Arap kültürünü savunuyor.” söylemleriyle halkın sosyal sınıf, ırk veya bölge bakımından farklı özelliklere sahip bir kesimini, diğer bir kesimin aleyhine kin ve düşmanlığa alenen tahrik ettiği kaydedilen iddianamede, sanığın eyleminin kamuoyu tarafından yakından takip edilip tepki gösterilen Filistin’de yaşanan olaylarla şehit haberleri gibi halk arasında infial uyandıran olaylarla ilgili yapılan bir miting sonrasında gerçekleştiği vurgulanıyor.
İddianamede, sanığın bu eyleminin soyut tehlike suçu olmaktan çıkıp somut tehlike suçu haline geldiği, sanığı tanımayan ve sadece miting sonrası elinde bayrak taşıması nedeniyle saldırıya maruz kalan müştekiye yapılanın toplumun bir kesimine karşı nefret uyandıracak mahiyette olduğu belirtiliyor.
Olay sonrası görsel ve yazılı medyada gösterilen tepkiler dikkate alındığında eylemin kamu güvenliği açısından açık ve yakın bir tehlike oluşturduğunun kabulünün gerektiği ifade edilen iddianamede, sanık Ege Akersoy’un, “basit bir tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüde kasten yaralama” ve “halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik” suçlarından 1 yıl 4 aydan 4 yıla kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.
Tutuklu sanık tensip zaptıyla tahliye edilmişti
İstanbul 11. Asliye Ceza Mahkemesince hazırlanan tensip zaptında, sanık Akersoy’a isnat edilen “halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik” suçunun vasfının değişme ihtimali nedeniyle yurt dışına çıkış yasağı şeklindeki adli kontrol şartıyla tahliyesine karar verilmişti.
]]>İstanbul 41. Ağır Ceza Mahkemesindeki davanın ikinci duruşmasında savunma yapan tutuklu sanık Seçil Erzan, savcının, “Birçok kişiden para alıyorsunuz. Bu sistemi nasıl aklınızda tutuyorsunuz?” sorusuna, Nisan 2023’e kadar problem yaşamadığı yanıtını verdi.
Mahkeme Başkanı’nın, “(Hakan Ateş, Mehmet Aydoğdu ve Fatih Terim Fonu var, para kazandırıyor.) dediğin kimler var?” sorusuna karşılık Erzan, hangi müştekiye ne söylediğini hatırlamadığını ancak Volkan Bahçekapılı, Emre Belözoğlu ve Bülent Çeviker’in de aralarında olduğu bazı mağdurlara, “Gizli bir işlem, genel müdürlükte yapıyorlar, insanlar çok para kazanıyor.” dediğini ifade etti.
Erzan, basında da yer alan arabada çekilen videoyu kimin kaydettiğinin sorulması üzerine, “Moji, o videodaki sözleri bana zorla söyletti. Diğer insanlar gibi fazla para alanların içerisinde. O gece Tanın’la Merve geldiler, Hüseyin Avni de bizdeydi. Mutfakta kaldım, kapıyı açtırmadılar, 10-15 senet imzalattırdılar.” dedi.
Söz konusu işlemlerin Nisan 2023’ten sonra olduğunu ve kimseyi dolandırmayı düşünmediğini iddia eden Erzan, Nur Erkasap’tan para aldığını ancak miktarı hatırlamadığını söyledi.
Erzan, ödemelerin yüzde 90’ının elden yapıldığını belirterek, “Semih’in parasını hesabından Ali aldı. Daha sonra Ali, Semih’in hesabına 750 bin dolar olarak geri gönderdi. Semih bana parayı göndermek için Ali’nin hesabına yolladı. Ben 50-100 bin gibi ufak krediler çektim. Yüksek miktarda kredi çekmedim.” diye konuştu.
Avukat Epözdemir’den telefon sorusu
Bir kısım müştekinin avukatı Rezan Epözdemir’in, “Madem bankanın tüm bu işlemlerden haberi yok, niçin gözaltına alınmadan hemen önce banka telefonunuzu kırarak başka bir telefon veriyor size?” sorusuna karşılık Erzan, bankanın kendisine yeni hat verdiğini, diğer telefona ilişkin de “Ne yaparsan yap.” denildiğini, hiçbir yöneticisiyle bu durumu paylaşmadığını kaydetti.
Epözdemir’in, “Telefonun internet aramalarında neden Gürcistan’da para birimi araması yaptınız?” sorusuna ise Erzan, “Bir müşterimiz Gürcistan’da parası olduğunu ve Türkiye’ye getirmek istediğini söylediğinde para birimini öğrenmek için arama yaptırdım.” yanıtını verdi.
Avukat Epözdemir’in, “BDDK, 43 milyon eksi olduğunu söylemiş, bu para nerede?” sorusu üzerine Erzan, bu rakamın 43 milyon olmadığına dikkati çekerek, “Normalde 300-500 bin arasında eksidir. Herkes aldığını söylerse ortaya çıkar. 43 milyona benim söylediğim rakamlarla ulaşılmıştır. 53 milyon gibi toplanan bir para hesaplanmıştı ancak o dönem kendimde değildim. Bazılarına daha fazla, bazılarına daha az yazmışım o dönem verdiklerime.” şeklinde konuştu.
Mesaj kayıtlarında Tanın Yılmaz ile arasında geçen avukat Candaş Gürol’un 100 bin dolar aldığı iddialarına ilişkin de Erzan, bunun doğru olmadığını savundu.
Tutuksuz sanık Nazlı Can ise Erzan’ın işlemlerinin yasa dışı olduğunu anlamadığını ve kendisinin de sistemde parası olduğunu iddia etti.
Bilerek işlem yapmadığını, Erzan’ın kendi hesaplarını da kullandığını ancak şüpheleneceği durum olmadığını anlatan Can, Erzan’ın yanındayken “İmza atacağım.” sözleriyle birileriyle görüştüğünü dile getirdi.
Sanık Can, Erzan’la 2019’da tanıştığını ve akrabalarını ikna edip onlardan para aldığını belirterek, “Bize dönem dönem paralar veriyordu, sonra geri alıyordu.” dedi.
“Erzan’a para teslim etmeden önce konuyu babamla konuşmadım”
Müşteki Buse Terim Bahçekapılı ise vadeli hesabında bulunan 190 bin doları sanık Erzan’a verdiğini söyledi.
Fatih Terim ile baba-kız ilişkilerinde parasal konuları görüşmediklerini, kazançlarının ayrı olduğunu anlatan müşteki Bahçekapılı, Erzan’a para teslim etmeden önce babasıyla konuyu konuşmadıklarını vurguladı.
Sanık Erzan’la ilk kez babaannesinin cenazesinde yüz yüze görüştüklerini ifade eden Bahçekapılı, öncesinde ise bankacılık işlemlerine ilişkin yalnızca telefonda konuştuklarını bildirdi.
Bahçekapılı, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Eşim beni arayıp böyle bir işlemden söz ettiğinde ‘Evet, benim de param burada.’ dedim o kadar. Terim Arıcan’a sorduğumda, kendisi para yatırırken yazılı kağıt verildiğini ama o gün para yatırırken hazineye yetişmesi gerektiği için evrakı yarın vereceklerini söyledi ama biz daha sonra evrak alamadık. 190 bin doları tek seferde verdim. Seçil Erzan Denizbank şube müdürü olmasaydı, sokaktan geçen biri olsaydı bu parayı vermezdim. Şikayetçiyim, davaya katılma talebim var.”
Müşteki Bülent Çeviker de sanık Erzan ve müşteki Mert Zeydanlı’dan şikayetçi olduğunu belirterek, davaya katılma talebinde bulundu.
Müşteki Zeydanlı sanık Erzan’a dört kez para vermiş
Müşteki Mert Zeydanlı, 30 Ocak 2023’te bankaya para yatırdığı gün Erzan’ın kendisini odasına çağırdığını ve burada özel bir fondan bahsettiğini, isterse buna katılabileceğini söylediğini kaydetti.
Özel fonların işlem sürecine ilişkin bilgi sahibi olduğundan bahseden Zeydanlı, Erzan’a güvencesinin ne olacağını sorduğunda, sanığın kendisine senet alacağını belirttiğini anlattı.
Zeydanlı, sanıktan senet istediğinde kendisine, “Bu fonla Fatih Terim’in ve Müfit Erkasap’ın eşleri ilgileniyor, senedi onlardan alalım.” dediğini iddia ederek, “Ben bu belgeyi bankadan alamayacağımı zaten biliyordum. Senedi alınca da kendisine dört kez para verdim. Bir kere de 400 bin dolar aldım. Hemen ertesi gün Seçil, yeni bir teklifle geldi ama içeride 2 milyon 700 bin dolar param olduğu için kabul etmedim.” dedi.
Sanık Erzan’dan şikayetçi olduğunu dile getiren Zeydanlı, davaya katılma talebinde bulundu.
Görüşü sorulan cumhuriyet savcısı, tutuklu sanıkların mevcut halinin devamına karar verilmesini istedi.
Söz alan tutuklu sanıkların avukatları, müvekkillerinin tahliyesini talep etti.
Mahkeme heyeti, ara kararında tutuklu sanıkların bu halinin devamına hükmetti.
Duruşma, müşteki beyanlarının alınması ve tanıkların dinlenilmesi için 15 Ocak’a ertelendi.
İddianamede kamuoyunun yakından tanıdığı isimler yer alıyor
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, sanık Seçil Erzan’ın bir bankanın Levent’teki şubesinde müdür olarak çalıştığı ve müşteki Bülent Çeviker’den kişisel güven ilişkisine dayalı 2 milyon dolar alarak, yüksek kar vaadiyle yeniden kendisine iade edeceğini bildirdiği belirtiliyor.
İddianamede, müşteki Çeviker’e para karşılığında yazılı evrak verildiği ancak daha sonra Çeviker’in Erzan’a ulaşmaya çalışsa da ulaşamadığı, durumu bankaya bildirdiği, banka tarafından araştırma yapıldığı, Erzan hakkında suç duyurusunda bulunulduğu ifade ediliyor.
Sanık Erzan’ın bu yöntemle futbolcular, iş insanları ve çeşitli meslek gruplarından müştekilere, yüksek kar getirisi olan güvenilir bir fon bulunduğunu ve yine kamuoyunda tanınan Fatih Terim, Hakan Ateş gibi isimlerin bu fona dahil olduğunu söyleyerek, müştekileri bu fona para yatırmaya ikna ettiği anlatılan iddianamede, gerçekte ise böyle bir fonun hiç olmadığının saptandığı belirtiliyor.
İddianamede, Erzan’ın, müştekilerin verdiği paralara ilişkin sahte belgeler oluşturarak, bu belgelere bankanın kaşesi ve ıslak imzasını atıp müştekilere ulaştırdığı ve dolandırıcılık kastıyla hareket ettiği kaydediliyor.
Sanık Erzan hakkında istenen ceza 252 yıla yükseldi
Sanık Erzan’ın “özel belgede sahtecilik” ve “tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin ticari faaliyetleri sırasında, kooperatif yöneticilerinin kooperatifin faaliyeti kapsamında nitelikli dolandırıcılık” suçlarından 69 yıldan 226 yıla kadar hapsi istenen ana iddianamenin ardından hazırlanan yeni iddianameyle Erzan hakkında istenen hapis cezası da yükseldi. Erzan’ın 77 yıldan 252 yıla kadar hapsi talep ediliyor.
İddianamede, sanıklar Ali Yörük, Kerem Can, Hüseyin Eligül, Nazlı Can, Atilla Yörük ve Asiye Öztürk’ün ise aynı suçlardan 3 yıl ile 85 yıl arasında değişen oranlarda hapisle cezalandırılması isteniyor.
]]>