Atatürk’ün Erzurum’a gelişinin 105’inci yılı dönümü nedeniyle ilk tören, Aziziye ilçesindeki Ilıca semtinde yapıldı. Buradaki kutlamanın ardından Türk bayrağı ve Atatürk posterini taşıyan öğrenciler, Yakutiye ilçesindeki İstanbulkapı semtinde protokol ve askeri bando ile karşılandı. Vali Mustafa Çiftçi, Garnizon Komutan ve 9’uncu Kolordu Komutan Vekili Ardahan 25’inci Hudut Tugay Komutanı Tuğgeneral Mehmet Cihanoğlu, Erzurum Büyükşehir Belediye Başkan Mehmet Sekmen ile katılımcılar, önde atlı cirit takımı, Türk bayrağı ve Atatürk posteri ile yürüyüşe geçti. Bando takımının marşlar seslendirdiği yürüyüş sırasında, cirit atlarının davul- zurna eşliğinde geçişi ilgi gördü. Yürüyüşün sona erdiği Havuzbaşı Kent Meydanı’nda tören, Atatürk Anıtı’na çelenk sunulmasıyla devam etti.
‘ULVİ MÜCADELEYİ BAŞLATTIĞI GÜNDÜR’
Okunan şiirler ve halk oyunları gösterilerinin ardından günün anlam ve önemini anlatan Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen, “Milli Mücadele meşalesinin Erzurum’da yakıldığı günün, 105’inci yıl dönümü. Bundan 105 yıl önce yurdun her yerinde devam eden işgallerinin yanı sıra Erzurum’u ve bu bölgeyi de ele geçirmeyi planlarına dahil eden İtilaf Devletleri’nin, milletimizin bağımsızlık ve hürriyet aşkı, ilaveten azim ve kararlılığı karşısında çaresiz kaldığı ve korkudan titremeye başladığı gündür. Bugün, Rus işgalleri ve Ermeni mezalimini yaşamış; hunharca katliamlara maruz kalmış, işkencelerin ve soykırımların en acısını yaşamış bir kentin, Erzurum’un, ülkenin ve milletin bölünmez bütünlüğü uğruna en milli, en yerli ve de en ulvi mücadeleyi başlattığı gündür. Bugün, Cumhuriyetimizin banisi Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kendi ifadesiyle; ‘Benim Erzurum’a gelişim, bütün milletin ateşten bir çember içerisine alınmış olduğu bir zamana rastladı’ dediği ve yine milletin bir bütün olduğunu ve kesinlikle parçalanamayacağını, manda ve himayenin asla kabul edilemeyeceğini, tüm dünyaya ilan ettiği, Erzurum’a geldiği gündür” dedi.
‘ERZURUM DEMEK, ‘CUMHURİYETİ KURAN ŞEHİR’ DEMEKTİR’
Atatürk’ün siyasi hayatında Erzurum’un yerinin çok büyük ve önemli olduğunu ifade eden Başkan Sekmen, “3 Temmuz’dan sonraki süreçte Erzurumlular, Mustafa Kemal Paşa’yı Milli Mücadele’nin lideri olarak görmek ve bu kıvancı yaşamak düşüncesi ile 10 Temmuz 1919’da kendisini Vilayat-ı Şarkiye Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nin başkanlığına layık görmüştür. İlaveten Erzurum Kongresi’nin başkanlığına da seçilen Mustafa Kemal Paşa, kongre sonunda Milli Mücadele’nin ilk hükümeti niteliğinde olan 9 kişilik Temsil Heyeti’nin de başkanı olmuştur. Erzurum insanı, Mustafa Kemal Paşa’ya 27 Ağustos 1919’da ‘fahri hemşehrilik’ payesi vermiş ve Kasım 1919 tarihinde yapılan seçimlerde ise Son Osmanlı Mebuslar Meclisi’ne de Erzurum Milletvekili olarak yine Gazi Paşa’yı seçmiştir. İşte bu nedenle Erzurum demek, ‘Cumhuriyeti kuran şehir’ demektir. ‘Erzurum’ demek, ‘Türkiye Cumhuriyeti’ demektir. Bu vesileyle sözlerime burada son verirken başta Erzurumlu hemşehrimiz, Erzurum mebusumuz, Cumhuriyetimizin banisi Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere onun silah arkadaşları ve aziz vatanımız uğruna canlarını seve seve feda eden tüm şehitlerimizi, rahmet ve minnetle anıyor, gazilerimize de şükranlarımı sunuyorum” diye konuştu.
ATATÜRK’ÜN KALDIĞI EVİ GEZDİLER
Erzurum Büyükşehir Belediyesi Mehter Takımı’nın konserinin ardından protokol, Atatürk’ün 57 gün kaldığı evi gezdi. Vali Çiftçi, Tuğgeneral Cihanoğlu ve Büyükşehir Belediye Başkanı Sekmen, Atatürkevi’nde 105 yıl yaşananlarla ilgili bilgi aldı.
]]>ÇANAKKALE – Çanakkale Savaşları’nda Gelibolu’da düşman askerini durdurarak Anafartalar Kahramanı olan Mustafa Kemal Atatürk’ün, Binbaşı Haydar Mehmet Alganer tarafından cephede çekilen orijinal fotoğrafı ile fotoğrafı çeken fotoğraf makinesi, Çanakkale Deniz Müzesi’ndeki Çimenlik Kalesinde sergileniyor.
Çanakkale Savaşları’nın yaşandığı Tarihi Gelibolu Yarımadası’nda, 8 Ağustos 1915 tarihinde Anafartalar Grup Komutanlığa atanan Mustafa Kemal Atatürk, Gelibolu’da düşman askerini durdurarak Anafartalar Kahramanı oldu. Mustafa Kemal Atatürk ve kahraman Mehmetçik, ‘Çanakkale Geçilmez’ destanını kıldı.
Çanakkale Savaşları’nda ‘Çanakkale Geçilmez Destanı’nın dönüm noktası olan ‘Anafartalar Zaferi’nin kahramanı Mustafa Kemal Atatürk’ün, Binbaşı Haydar Mehmet Alganer tarafından 17 Haziran 1915 tarihinde 18’nci Alay’ın siperlerinin bulunduğu bölgede tarihi fotoğrafı çekildi. Atatürk’ün cephedeki orijinal fotoğrafı ile fotoğrafı çeken fotoğraf makinesi Alganer’in torunları tarafından 2007 yılında Çanakkale Deniz Müzesi Komutanlığına hediye edildi. Fotoğraf ve fotoğraf makinesi, müzenin en nadide parçaları arasında bulunuyor.
Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi İnsani ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Mithat Atabay, “Çimenlik Kalesine gittiğimiz zaman oradaki sergilenen malzemelerden bir tanesi Mustafa Kemal’in Gelibolu Yarımadası’nda siperde bulunan fotoğrafı ve o fotoğrafı çeken fotoğraf makinesiyle karşılaşırız. Bu fotoğraf Haydar Mehmet Alganer tarafından 17 Haziran 1915 tarihinde çekilmiştir. Haydar Algener kendisi Psikolojik Hareket Subayı olarak görev yapmış olan bir kişidir. O kendi hatıratında baktığımız zaman 17 Haziran tarihinde 19’uncu Tümen bölgesine geldiğini, Mustafa Kemalpaşa’yla görüştüğünü görüyoruz. Onlar daha önceden de birbirlerini tanıyorlardı. ve orada Mustafa Kemal’le karşılaştığında iki eski arkadaş olarak kucaklaştıklarını ve onun karargahında biraz oturduğunu ve kahve içtiğini görüyoruz. Ayrıca orada Mustafa Kemal’in karargahının çok düzenli olduğunu, karargahta bir tane kuzu, bir tane de köpek bulunduğunu belirtiyor. Mustafa Kemal, Haydar Algener ve yanındaki askerleriyle birlikte siperleri gezmeye çıkıyorlar. Özellikle yer altı siperlerinden de geçerek korunaklı bölgelerden geçtiklerini, Mahmut Sırtı ve Kemikli’yi görecek bir yere geldiklerini ve burada fotoğraf çektiklerini görüyoruz. Bu fotoğraf o bölge de çekilen bir fotoğraf ve orada hatıratında diyor ki, ‘Biz bugün 27’nci Alay, 57’nci Alay ve 18’inci Alay siperlerini dolaşmış olduk.’ ve muhtemelen de bu fotoğrafın 18’nci Alay’ın siperlerinin bulunduğu köşe de çekildiğini söyleyebiliriz. Akşamüzeri kendisi tekrar birliğine dönmüş. ve Vilmerle beraber o gün yaşadıklarını anlatmıştır. Bu fotoğraf makinesi ve çekilen fotoğraf ailesi tarafından Çimenlik Kalesine hediye edilmiş ve bugün Çimenlik Kalesi’nin en önemli koleksiyonları arasında bulunmaktadır. Mutlaka Çanakkale’ye gelen bu fotoğraf makinesi ve Atatürk’ün o tarihi fotoğrafını görmeleri tabiki tarihimiz açısından çok önemli. Gezi yapacak kişiler için de önemli bir hatıradır” dedi.
Binbaşı Haydar Mehmet Alganer
Haydar Mehmet Alganer, 1880’de İstanbul’da doğdu, 1966’da vefat etti. Çanakkale Cephesi’nde bulunduğu dönemde binbaşı ve 35 yaşında olan Alganer, 28 Nisan 1915’te Arıburnu’ndaki 16’ncı Kolordu Kurmay Başkanlığı 1’nci Şube Müdürlüğüne tayin edildi. Aynı yıl 28 Mayıs’ta yeniden Gelibolu üzerinden Kolordu Kurmay Başkanı olarak cepheye hareket eden Alganer, 15 Ağustos’ta, 1’nci Kolordu Kurmay Başkanı sıfatıyla Kumkale civarındaki Asya Grubu’nda görev aldı. Alganer’in cephedeki son görevi ise 1 Kasım 1915’te Uzunköprü civarında bulunan 3’üncü Piyade Tümeni Kurmay Başkanlığı oldu.
]]>Birinci Dünya Savaşı ile Kurtuluş Savaşı yıllarında özellikle Doğu Anadolu’da gösterdiği kahramanlıklar dolayısıyla ‘Şark Fatihi’ unvanı ile anılan Kazım Karabekir’in 83 yaşındaki kızı Timsal Karabekir, “Beşikten mezara kadar Türkiye Cumhuriyeti’ne hizmet etmek borcumuz, görevimiz ve ibadetimizdir. Atatürk, ‘Ben Cumhuriyeti siyasilere emanet ediyorum’ dememiş ki. Var mı öyle bir sözü? Yok. ‘Cumhuriyeti gençlere emanet ediyorum’ demiş ve ben de gençlerden çok şey bekliyorum. Hakikaten biliyorum ki içinizden ne Karabekirler, ne Atatürkler, ne güzel insanlar çıkacak” dedi.
İstanbul Rumeli Üniversitesi tarafından Mehmet Balcı Yerleşkesi Akın Akkan Konferans Salonunda ‘Alçıtepe Kahramanının kızı Cumhuriyeti anlatıyor’ konulu bir konferans düzenlendi. Program, şehitlerin anısına saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı.
Sempozyuma konuşmacı olarak katılan Milli Mücadele Kahramanı Kazım Karabekir’in 83 yaşındaki kızı Timsal Karabekir, babasına ait fotoğraf arşivi eşliğinde sunum yaparak savaşlarda yaşanan olayları anlattı.
“BU VATANA SAHİP ÇIKACAĞIZ”
Cumhuriyet’e giden yolu açan iki kelime olduğunu ifade eden Timsal Karabekir, “Padişah, Kazım Karabekir’e ‘Mustafa Kemal’i derdest et (tutukla) İstanbul’a gönder’ diyor. Kazım Karabekir ‘Hayır, ben Mustafa Kemal’i tutuklamam’ diyor ve bunun üzerine Mustafa Kemal Paşa’ya ‘Emrindeyim Paşam’ diyor. İşte bu iki kelime Cumhuriyete giden yolu açan kelimedir. ya bir an tersini düşünsek ya padişahın emrine uyup da Mustafa Kemal’i tutuklasaydı? Bütün cumhuriyet evlatlarına şunu söylüyorum ki; Beşikten mezara kadar Türkiye Cumhuriyeti’ne hizmet etmek borcumuz, görevimiz ve ibadetimizdir. Bu vatana sahip çıkacağız. Atatürk ‘Ben cumhuriyeti siyasilere emanet ediyorum’ dememiş ki. Var mı öyle bir sözü? Yok. ‘Cumhuriyeti gençlere emanet ediyorum’ demiş ve ben de gençlerden çok şey bekliyorum. Hakikaten biliyorum ki içinizden ne Karabekirler, ne Atatürkler, ne güzel insanlar çıkacak” ifadelerini kullandı.
“CUMHURİYETE GİDEN YOL AÇILMIŞ”
Karabekir, “Uğursuz bir Mondros Ateşkes ilan ediliyor. Bu ateşkes sonucunda vatanımıza yabancılar geliyor neredeyse parselleyip bize bir Sevr haritası çıkarıyorlar, bu harita Türk’ün vatanının parçalanma haritasıdır. İşte orada evvela inanmış beş yürek Ali Fuat Cebesoy, Kazım Karabekir, Rauf Orbay, Refet Bele, Mustafa Kemal Atatürk Anadolu’ya çıkıyorlar. Kars’ın kurtuluşundan sonra Karabekir, Ermenilerden aldığı top, tüfek ve tank gibi ağır silahları Büyük Taarruz için Mustafa Kemal Paşamıza götürüyor. Ondan sonra şükürler olsun ki Türkiye Büyük Millet Meclisi Açılmış Kars’ın kurtuluşu olmuş ve Cumhuriyete giden yol açılmış” diye konuştu.
“İNGİLİZLERLE SAVAŞIYOR VE ÇOK BÜYÜK BAŞARI ELDE EDİYORLAR”
Babası Kazım Karabekir’in Çanakkale’de Yarbay olarak görev yaptığı dönemi anlatan Karabekir, “Kazım Karabekir Albay mevkiine terfi edince onu Kut’ül Amare Irak Cephesi’nde görüyoruz, İngilizlerle savaşıyor ve çok büyük başarı elde ediyorlar. 40 yıl süren Rus zulmü, Brest Litovsk Antlaşması ile son buluyor, Ruslar memleketine dönmeye başlamış. Yani Kazım Karabekir doğuya gittiği zaman daha çok Ermenilerle çarpışıyor. Fakat Rus’lar ellerindeki ağır silahları, topları ve tüfekleri Ermenilere bırakmış. Bizim o kadar büyük teçhizatımız yok. Erzincan kurtuluyor ama düşmanın kötü bir adeti var, daha sonra İzmir’de de onu görüyoruz, yakıp yıkıp kaçıyorlar. Karabekir diyor ki; ‘Erzurum’a giderken İstanbul kapıdan girdiğim zaman halkı gördüm beni gülerek karşılıyorlardı, dişlerini görecek mesafedeydim. Fakat yaklaştığım zaman ortada gayri tabiilik hissettim, bu insanlar hiç kımıldamıyordu. Daha da yaklaştığım zaman dehşetle gördüm ki her biri Ermeni’ler tarafından birer kazığa oturtulmuştu, öyle can vermişlerdi. Allah benim gözümün gördüklerini dünya üzerinde hiçbir göze göstermesin” dedi.
“ATATÜRK’ÜMÜZE BORÇLU OLDUĞUMUZU BURADAN TEKRAR ETMEK İSTERİM”
İstanbul Rumeli Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ömer Çetin ise programda yaptığı konuşmada “Cumhuriyetimizin 100’üncü yılında üniversitemizde bu güzel ve anlamlı konferansta konuşabiliyorsak, Türk Kurtuluş Savaşı’nı başlatıp zafere ulaştıran başta Ulu Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk ve Kazım Karabekir Paşamız ile onların aziz silah arkadaşlarına ve şehitlerimize borçlu olduğumuzu belirtmek isterim. Yetimlerin babası olarak da anılan Paşamızın Sevgili Kızları Timsal Karabekir Hanımefendiye bizlere ve öğrencilerimize Paşamız ile ilgili vermiş oldukları bilgilerden ötürü Rumeli ailesi olarak çok teşekkür eder, saygılarımızı sunarız” diye konuştu.
]]>