TBMM Genel Kurulu’nda, grup başkanvekillerinin konuşma yaptığı esnada ‘Mülakat’ ve ‘Kürt’ tartışması çıktı.
TBMM Genel Kurulu, tasarruf tedbirlerine ilişkin düzenlemelerin yer aldığı, ‘Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifini’ görüşmek üzere Meclis Başkanvekili Celal Adan başkanlığında toplandı. Genel Kurul görüşmeleri sürerken grup başkanvekillerinin görüşlerini açıkladığı bölümde söz alan DEM Parti Grup Başkanvekili Sezai Temelli, “Bugün, hem Irak Kürt federe bölgesinde yaşananlar hem kuzeydoğu Suriye bölgesinde yaşananlar bize bunu fazlasıyla gösteriyor. Bu bir çözüm yolu değildir. Bu yolun bizi nereye getirdiğini, aslında geriye dönüp baktığımızda tarihsel olarak da son dönem yaşadıklarımızda da çok iyi görüyoruz. Bakın, şimdi, dönüp dolaştık nereye geldik, ‘Esad’la görüşelim’ meselesine geldik. ‘Kardeşim Esad’dı sonra ‘Katil Esad’ oldu, Emevi Camisi’nde namaz kılmalardı, şimdi ‘Tekrardan görüşebiliriz’ ne görüşeceksiniz? Ben biliyorum, görüşmenizin başlığı şu, ‘Kürt, annesini görmesin’ görüşmesi. Şimdi, Kürtlerle barış üzerinden yol almak yerine Kürtlere karşı bir siyaseti örgütlemek üzerinden hareket ettiğiniz için şimdi de ‘Gelin, Esad’la görüşelim’ ne yapalım? ‘Kürtlere rağmen, Kürtlersiz bir çözüm üretelim,’ Bakın, Orta Doğu’nun barışı da Türkiye’nin demokrasisi de Kürtlerle birlikte ancak mümkün olabilir. Artık, bu yolu açma zamanı gelmiştir; bu düşmanlıktan, bu savaş siyasetinden kurtulma zamanı gelmiştir” ifadelerini kullandı.
‘AYNI SOYADINA SAHİP 9 EŞ ÇALIŞIYOR, SEN YAPMADIYSAN KİM YAPTI’
CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın ise ” Uşak’taki İl Sağlık Müdürlüğüyle ilgili atamaların tamamının doğrudan arkadaşın kontrolü altında yapıldığını da biliyoruz. Peki, ne olmuş? 1 Temmuz 2024 tarihi itibarıyla aynı soyadına sahip 9 eş, karı-koca orada çalışıyor, sen yapmadıysan kim yaptı? 2 kardeş orada çalışıyor, sen yapmadıysan kim yaptı? Bir anne-kız orada çalışıyor, sen yapmadıysan anne-kızı kim oraya soktu? Bir amca-yeğen orada görev yapıyor, kim bunları oraya soktu? Arkadaşlar, bir eve taş atmadan evvel kendi evinizin camdan olduğuna bir dönüp bakacaksınız. Kaldı ki dün burada bir araştırma önergesi verdik. Bu, Türkiye’nin kanayan yarasıdır, milletvekilleri böyle işlerle muhatap olmasınlar. Ne yapalım o zaman? O zaman, gelin, mülakatı ortadan kaldıralım. Eski doktor, eski başhekim, bilmem ne sağlık müdürlüğünün atamalarında yetki sahibi olmasın. Adı ister AKP vekili olsun ister CHP vekili olsun. Ne yapalım? Tümüyle mülakatı ortadan kaldıralım ve Kamu Personel Seçme Sınavı’na (KPSS) göre adam alalım, dolayısıyla hiç kimse etki edemesin. (AK Parti
Uşak Milletvekili İsmail Güneş: Bunların herhangi birinde benim bir müdahalem olduğunu) Ya, arkadaşın heyecanlanması normal, o heyecanlansın sabaha kadar, sorun yok, neden, ‘Hayır’ dedin kardeşim, neden hayır dedin? Bu kadar basitti bak. Uşak’taki bütün sorunları çözecektik” diye konuştu.
‘İDDİASINI İSPATLAMAYAN MÜFTERİDİR’
Günaydın’ın sözleri üzerine sataşma olduğunu belirterek söz alan AK Parti Uşak Milletvekili İsmail Güneş, “Bir kere sağlık müdürlüğünde 300 kişi civarında çalışan var; bunların hepsi ya KPSS’yle gelmiştir veya diyelim ki noter huzurunda kurayla gelmiştir. Bunların içinde geçici görevlendirmeler vardır. 20 yılda oraya aşağı yukarı 4-5 tane sağlık müdürü gelmiştir; bunların yaptığı işlemlerdir. Bunlardan bir tanesinde dahi benim dahlim olduğunu ispatlayın, ben ne gerekirse yaparım. Diğer taraftan şunu söylediniz, benim birinci, ikinci, üçüncü dereceden herhangi bir akrabam hiçbirisi yönetici de değildir, sağlık müdürlüğünde de çalışmamaktadır. Uşak Milletvekili Ali Bey bunu iddia ediyor. Diyorum ki ben, iddiasını ispatlamayan müfteridir kardeşim, böyle bir şey olamaz. Gökhan Başkan, ben size soru soruyorum, ben size şunu soruyorum: Gençleri niye tehdit ediyorsunuz kardeşim? Gençleri tehdit etmeyin, gençleri, insanları işinden etmeyin” dedi.
‘SON DERECE AĞIR, TEMELSİZ VE KARŞILIKSIZ İDDİALAR’
İYİ Parti Grup Başkanvekili Turhan Çömez, DEM Parti Grup Başkanvekili Sezai Temelli’nin açıklamaları üzerine, “Sayın Temelli az önce yaptığı değerlendirmede Türkiye’nin savaş siyaseti güttüğünü ifade etti, bölgeyi istikrarsızlaştırdığını söyledi, Kürtlere karşı bir siyaset örgütlediğinden bahsetti. Yine, eğer yanlış anlamadıysam, ‘Türk ordusunun çetelere kendi üniformasını giydirdiğini’ söyledi, eğer yanlışsam cevap verirken düzeltebilir. Şimdi, bakın, bunlar son derece ağır, temelsiz ve karşılıksız iddialar. Türkiye şu anda sınırında önemli bir tehditle karşı karşıya, önemli bir güvenlik problemiyle karşı karşıya. Büyük Ortadoğu Projesi’nin ilk aşaması olan Irak’ın kuzeyinde bir defakto yapının kurulması bir anlamda tamamlandı. Suriye’nin istikrarsızlaştırılması, Suriye’de iç savaşın yaşanması ve Suriye’nin kuzeyinde bazı örgütlerin nüfuz alanı oluşturması, tamamen, bu Büyük Ortadoğu Projesi çerçevesindedir. Suriye’nin kuzeyinin doğusunda yaşayan Kürtlerin oradaki PYD/ YPG terör unsurlarından ayrılması şart. Bu ülkede yaşayan Kürtler eşit ve birinci sınıf vatandaştırlar, hiç kimsenin birbirinden ayırımı yoktur; olamaz, olmamalıdır” değerlendirmesinde bulundu.
‘BU MESELE YOKMUŞ GİBİ YAPMAK MÜMKÜN MÜ?’
Çömez’in açıklamalarının ardından söz alan DEM Parti Grup Başkanvekili Sezai Temelli, “Biz iktidara soru sorduk, muhalefetten yanıt üretilmeye çalışıldı, bu da ilginç bir şey çünkü biz bu soru önergesini verdik, bu iddiayı sorduk, bu 800 kişiyle ilgili böyle haberler var. Dolayısıyla da Milli Savunma Bakanlığı’na soruyu sorduk ve aylar oldu bir tek yanıt gelmedi, onu dile getirdik, iddianın yanıtını bekliyoruz. Dolayısıyla ortada böyle bir iddia var. Büyük Orta Doğu Projesi’yle ilgili bir şey söyleyecekseniz, eş başkanlarının orada olduğu bir kurum, yapı orada onlara söyleyin, büyük Orta Doğu Projesi’nin ne olduğunu en iyi onlar bilir, bunun bizimle alakası yok. İkincisi, Kürt düşmanlığı meselesi, ‘Asılsız iddiadır, şudur budur.’ Nasıl asılsız iddiadır? Bu ülkenin en temel sorunu bu meseleyi çözmek için bunca bedel ödenmiş, bunca kaynak gitmiş, bu meseleyi çözmek için bunca çaba harcanmış. Şimdi, bu mesele yokmuş gibi yapmak mümkün mü?” ifadelerini kullandı.
‘AYRIŞTIRICI DİL KULLANILMASINI REDDEDİYORUM’
Temelli’nin açıklamaları üzerine yeniden söz alan İYİ Parti Grup Başkanvekili Turhan Çömez, “Sayın Temelli, ben iktidar adına söz almadım, muhatabınız iktidardır. Büyük Orta Doğu Projesi’yle ilgili de iktidarın yıllardır yapmış olduğu hatalara dair çok kereler değerlendirmeler yaptım ve çok sert ifadelerle eleştirdim. Hatta 22’nci Dönemde milletvekiliyken Sayın Erdoğan, ‘Ben Büyük Orta Doğu Projesi’nin Eş Başkanıyım’ dediğinde, partinin mensubu olarak ilk itiraz edenlerden biriydim. Öte yandan, ‘Kürt düşmanlığı yapılıyor’ ifadenizi kabul etmiyorum. Bir kere daha söylüyorum, bu Parlamento çatısı içerisinde her şeyi açık yüreklilikle konuşuyoruz. Bir kere daha vurgulayarak ifade ediyorum: Bu ülkede Kürtler bu ülkenin asil ve birinci sınıf insanlarıdır, öyle olmalıdırlar. Bu ülkede herkes eşit ve birinci sınıf olarak dostça, kardeşçe yaşayacağız ama ısrarla birtakım meseleler üzerinden politika üreterek bir ayrışma dili kullanılmasını reddediyorum” diye konuştu.
‘MÜLAKAT MESELESİNDE GERÇEK DIŞI BİLGİLERLE KAMUOYU ALDATILIYOR’
AK Parti Grup Başkanvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu, mülakat konusundaki tartışmalara değinerek, “Şunu ifade etmek istiyorum, bu mülakat meselesi gündeme geliyor ama gerçek dışı bilgilerle dezenformatik olarak kamuoyu aldatılıyor. Hepimizin malumu değil mi Sayın Mehmet Moğultay’ın ve Sayın Seyfi Oktay’ın, ‘Yahu, ben şu kadar bin hakim ve savcı kadrosunu tabii ki CHP’lilere verecektim, SHP’lilere verecektim’ diyen, CHP, SHP kongresinde bizzat kendisi değil miydi? Hakim ve savcılarla ve kaymakamlıklarla ilgili mülakatın devam edegeldiğini herkesin bildiği halde kariyer meslekleriyle ilgili her zaman sınavların yapıldığı, mülakatların yapıldığı hepimizin malumu olduğu halde bu konuyla ilgili tamamen farklı noktadaki, ‘Bilgilendirme’ adı altındaki dezenformatik, manipülatif ve yanlış bilgilerle kamuoyunun başka noktalara çekilmesinin doğru olmadığını bir kez daha vurgulamak istiyorum. KPSS sınavları çerçevesinde mülakatsız da kamuya alımlar söz konusudur. Biraz evvel örneğini gördüğümüz sağlık mensuplarıyla ilgili, doktorlarla ilgili, hemşirelerle ilgili kamuda birçok kura yöntemiyle ve noterlerin huzurunda alınan alımlarda mülakat olmadan da yüz binlerce insanın kamuda çalışma imkanı var” dedi.
‘TERÖRİST AĞZIYLA MİLLETİN ORDUSUNA DİL UZATILMASINI ZİNHAR REDDEDİYORUZ’
Akbaşoğlu, DEM Parti Grup Başkanvekili Sezai Temelli’nin iddialarına ilişkin ise, “Aynı zamanda, bu konuda terörist ağzıyla ordumuza, bu milletin ordusuna dil uzatılmasını zinhar reddediyoruz ve aynen iade ediyoruz. Şunu ifade edeceğim, Türkiye; Suriye’de, Irak’ta bu ülkelerin ve devletlerin toprak bütünlüğüne halel gelmemesi için oradadır ve uluslararası hukuktan kaynaklı bir şekilde 85 milyon insanımızın, Türk, Kürt, Arap, Sünni, Alevi, bütün yurttaşlarımızın hepsinin can, mal, ırz, namus güvenliğini muhafaza için oradadır ve bu konuda PYD’siyle, YPG’siyle, DAEŞ’iyle, PKK’sıyla, bütün teröristlerin başını ezmektedir. Burada teröristan geçiş devletli, emperyalistlerin ve siyonistlerin Nil’den Fırat’a Büyük İsrail ve Büyük Ermenistan projelerini tarihin çöp sepetine atan liderin adı Recep Tayyip Erdoğan’dır” değerlendirmesinde bulundu.
‘NASIL KANITLAYACAĞIM ACABA?’
CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, Akbaşoğlu’nun sözleri üzerine, “Şimdi, bir bilginin Sayın Akbaşoğlu’nun deyimiyle, ‘Dezenformatif’ ya da manipülatif olup olmadığı, verinin nasıl ortaya koyulduğuyla ilişkilidir. Deniliyor ki, ‘Kaymakamlık sınavında bu adam sınavı ilk 5’te bitirdi sonra mülakattan çok düşük puan aldı, elendi; adı, soyadı bu. Sonra deniyor ki, ‘AKP’li bir vekilin bilmem yeğeni, kızı, damadı çok düşük bir puan almasına rağmen mülakattan 91 aldı ve kaymakam olarak atandı. ‘RTÜK üyesinin, kontenjanınızdan RTÜK üyesi olmuş, insanın oğlu atandı, milletvekilinizin danışmanı atandı. Siz bunlara dilediğiniz kadar, ‘Dezonformatif’ demeye devam edin, dilediğiniz kadar ‘Manipülatif’ demeye devam edin. O kaymakamlık sınavına girmiş, hakkı yenmiş olan insanlar sizin ne yaptığınızı biliyorlar. Siz şimdi bana diyorsunuz ki, ‘Kanıtlayın.’ Nasıl kanıtlayacağım acaba?” ifadelerini kullandı.
‘MECLİSİ YETERİNCE TERÖRİZE EDİYOR’
DEM Parti Grup Başkanvekili Sezai Temelli ise Akbaşoğlu’nun sözlerine, “Şimdi, ‘Terörist ağzı gibi’ yakışıksız, bu Meclis çatısı altında ağza alınmayacak bir sözle bize hakaret eden bu yaklaşımı kabul etmiyoruz ve aynen iade ediyoruz. Zaten, kendileri her konuşmasında Meclisi yeterince terörize ediyor, bağırmalarıyla, hamasetiyle aslında esas meseleyi konuşmak yerine üste çıkmaya çalışıyor ki bütün halk bunu izliyor. Bu hamasetin ne kadar boş bir şey olduğu da ortadadır ama hakaret kabul edebileceğimiz bir şey değildir. Biz kimseyi itham etmedik, iddialar var, iddiaları sorduk. İddialara ya yanıt verirsiniz ya da susarsınız, öyle bağıra çağıra, hakaret ederek o iddiaları geçiştiremezsiniz. Ortada bir itham yok, iddia vardır, tutanaklar da ortadadır. Biraz önce de bu konuda sözümüzü söyledik” diye konuştu.
‘KÜRTLERİN DÜŞMANI DEĞİL KÜRTLERİN DOSTLARIYIZ’
AK Parti Grup Başkanvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu, “Teröristlerin iddialarıyla ne ordumuza ne grubumuza ne milletimize ne devletimize ne 85 milyon insana birtakım yakışıksız ifadeler kullanmanın doğru olmadığı ile ilgili beyanda bulundum. Bizi Kürt düşmanlığıyla tanımlamak ancak PKK’nın bir yaklaşımı olabilir. Biz Kürtlerin düşmanı değil Kürtlerin dostuyuz dedim. Türklerin, Kürtlerin, Arapların, halkların, bölgenin dostu olan bir Hükümetiz, bir partiyiz, bir grubuz, bir Meclisiz diyorum. Hepinize teşekkürlerimi sunuyorum” dedi.
‘NAMUS SÖZÜNÜ NASIL TUTMADIĞINIZI MEMLEKET BİLİYOR’
CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın ise “22 yıldır bu belediyelerde kayırmacılığın tarihini yazdınız. Bu belediyelerde kamu hazinesine el uzatmanın tarihi yazıldı, akrabalarıyla iş tutmanın tarihi yazıldı ve bütün bunları yok sayarak İstanbul belediyesine lafı getiriyorsun. Bir içişleri bakanınız vardı, hatırlıyor musun? İstanbul belediyesinde teröristler çalışıyordu, yanına bütün güvenlik bürokrasisini alarak konuşup duruyordu, 800 tane terörist vardı. İçişleri Bakanınız değişti. Yeni gelen İçişleri Bakanı teröristi mi koruyor? Niye hiçbir işlem yapılmadı? Bu iftiralarla daha nerelere varılacak ya. Bunlardan bir vazgeçelim. Bir kere daha söylüyorum: Objektif kurallar koymadığınız sürece lafügüzaftır, tarihini yazdığınız şeyin burada propagandasını yapmanıza izin vermeyeceğiz, bu kadar basit. (AK Parti Grup Başkanvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu: Namus sözü verip de tutmamak yalan mı?) Namus sözünü nasıl tutmadığınızı bu memleket biliyor. Yani, ‘Katil Esad’dan, ‘Kardeşim Esad’a nasıl geçtiğinizi biliyor” değerlendirmesinde bulundu.
]]>CHP, Genel Başkan Özgür Özel’in çağrısıyla İstanbul Saraçhane Meydanı’nda “Büyük Eğitim Mitingi” düzenlendi. Mitinge, CHP Genel Başkanı Özgür Özel, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, CHP yöneticeleri, milletvekilleri, atanmayan öğretmenler, mülakat ve müfredat mağdurları, Eğitim-Sen ve Eğitim-İş gibi sendikalar ve çok sayıda vatandaş katıldı.
Sendika temsilcileri ve atanamayan öğretmenlerin konuşmasının ardından kürsüye çıkan Özel, konuşmasında atanamayan öğretmenlerin sorunlarına ve yeni müfredat taslağına değindi. Özel, şunları söyledi:
“Bugün burada bizimle birlikte olan atanamayan değil bir kusurları yok ki atanamamış olsunlar, atanmayan öğretmenler. Bugün burada bir önceki seçimden hemen önce iktidar partisinin seçim beyannamesine yazılarak ve bizzat genel başkanınca okunarak kaldırılacağına söz verilen mülakatın sınavda birinci, üçüncü, yedinci olduğu halde sorulan soruya yandaşça bir cevap veremediği için, sorulan soruya birilerine itaat edeceği sadakat göstereceğini göstermeyen ama liyakatli olduğu halde mülakatta elenen mülakat mağdurlarıyla birlikte ve çağdaş, bilimsel, laik eğitimi hak eden ve talep eden herkes ve onlara destek olmak için burada bulunan herkese partim adına ve bu mücadelenin parçası olan herkes adına hoş geldiniz diyorum.
Bugün burada sözlerime başlarken başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk başöğretmenimizi ondan bugüne hepimizi bu günlere getiren, yetiştiren öğretmenlerimizden hayatta olmayanları özellikle bu dönemde her birimizin yüreğini yakan lise öğretmeni İbrahim Oktugan son günlerde öğretmene karşı şiddetin sembol ismi olan İbrahim Oktugan’ı bugün ölüm yıldönümü olan Türkan Saylan’ı, terör örgütü tarafından katledilen Aybüke Öğretmeni, Necmettin Öğretmeni, görevine giderken şehit edilen, kazalarda hayatını kaybeden ama bu ülke coğrafyasının dört bir yanında eğitim ateşini elinde taşırken hayata gözlerini yuman rahmetli öğretmenlerimizi bir kez daha burada minnetle anıyoruz. Hatıraları önünde saygıyla eğiliyoruz.
Bu meydan Cumhuriyet tarihinin ilk kitlesel işçi mitinginin yapıldığı, grev hakkı için, örgütlenme hakkı için, sendikal hakları için mücadele edenlerin 31 Aralık 1961’de toplandıkları Saraçhane Meydanı’dır. Saraçhane’den Türkiye işçi sınıfını saygıyla selamlıyoruz.
“62-63 YIL SONRA TARİHİN İLK EĞİTİM MİTİNGİ YAPILIYOR”
Biraz önce sayın genel başkanın ifade ettiği gibi bu meydanda bu kez de o tarihi mitingden 62-63 yıl sonra bu sefer Türkiye Cumhuriyeti tarihinin ilk eğitim mitingi yapılıyor.
Bu meydanda bugün sendikalar, öğretmenler, atanmayan öğretmenler, mülakat mağdurları, müfredata itiraz edenler, direnenler var. Bu meydanda yok sayılanlar, hor görülenler, haykırsa da sesini duyuramayanlar var. İşte biz onların sesine ses, mücadelelerine destek olmaya geldik.
Seçim meydanlarında öğretmenler geldiler. Pankartlarını açtılar, destek istediler. Her meydanda onların sesine ses olduk. Biz onları dinledik, onlarla birlikte olduk. Bugün onlar dediler ki siz bize sahip çıktınız ama verilen sözler tutulmadı. Siz sözünüzü tutacak mısınız? Bizimle birlikte olacak mısınız? İşte bugün o sözün tutulmaya geldiği, atanmayan öğretmenin, mülakat mağdurunun yanında duracağımıza ilişkin irademizi sonuna kadar sürdüreceğimizi ilan etmek üzere Saraçhane’deyiz.
ÖZEL, ERDOĞAN’IN ECEVİT’E YÖNELİK SÖZLERİNİ HATIRLATTI
Buradan partimizin üçüncü genel başkanı ve Türkiye Cumhuriyeti’nin Başbakanı Ecevit’e rahmetler dileyerek onu anmak isterim. 2002 yılıydı Bülent Ecevit koalisyon hükümetinin Başbakanı’ydı. O gün kendisini meydan meydan gezip eleştiren birisi o günden beri neredeyse iktidardadır. Yürütmenin başındadır. O gün Ecevit’e ‘madem atamayacaktın bu 68 bin günahsızı niye okuttun niye diploma verdin’ diye eleştiren Recep Tayyip Erdoğan’a sesleniyorum; madem atamayacaktın bu 1 milyon günahsızı niye okuttun, niye umut verdin, niye diploma verdin, hala niye onlara sırtını dönüyorsun?
Seçim yaklaşırken 2022 yılı KPSS’ine ek atama sözü verenler bu sözünü unuttular. Bugün Türkiye’de 91 bin norm kadro açığı var. Biraz önce Şanlıurfa Milletvekilimiz diyor ki; ‘bizim orda okul var, öğrenci, sıra, tahta, tebeşir var bir tek öğretmen yok’. Öğretmen var. 1 milyon var ama onları atayan yok. Bir ülkede okuyacak öğrenci öğretmene hasretken 1 milyon öğretmen oracıkta duruyorken nasıl atamazsınız? Nasıl öğretmeni öğrencisinden öğrenciyi hak ettiği eğitimden mahrum bırakırsınız?
“İTİBARDAN TASARRUF OLUR, EĞİTİMDEN TASARRUF OLMAZ”
Bugün 91 bin norma kadro açığı var 23 bin de emekliyi bugün 114 bin öğretmeni atadığınızda bir tane öğretmen fazlası olmuyor kamuda. Ama ne yapıyorsunuz? Diyorsunuz ki emekli kadar atarız. 23 bin emekli var 20 binini atıyorlar. ve diyorlar ki; ‘üç yıl boyunca tasarruf tedbirleri yapacağız ve emekli kadar öğretmen atayacağız’. Bu hesapla mevcut öğretmenlerin göreve gelmesi için tam 65 yıla ihtiyaç var. Hiç öğretmen almasak bütün eğitim fakültelerini kapatsak 65 yıl sürecek bütün öğretmenlerin atanması. Diyorlar ki; tasarruf tedbiri var. Buradan hatırlatıyorum, haykırıyorum; ne diyordunuz ‘itibardan tasarruf olmaz.’ Yanlış. İtibardan tasarruf olur ancak eğitimde tasarruf olmaz.
Diğer bir yaramız mülakattır. 11 Nisan 2023 Adalet ve Kalkınma Partisi seçim beyannamesi sayın genel başkanı tarafından okunuyor. Diyor ki; ‘kamuda mülakat kalkacak.’ Bundan sadece 5 ay sonra Milli Eğitim Bakanı diyor ki; ‘mülakat yapmayacağız demedik mülakatı mülakat gibi yapacağız’ diyor ve 14 Mayıs’ta yayınladılar. Genel başkan yardımcımız eliyle yargıya taşıdık. Bir yönetmelik yayınladılar ve yüzde 50 KPSS yüzde 50 mülakat diyorlar. Rahmetli Ecevit, KPSS’yi getirdiğinde ‘artık bir dayın varsa tayin olursun dönemi bitti’ demişti. Çünkü biz Cumhuriyet hükümetiyiz. Cumhuriyet ki kimsesizlerin kimsesidir artık adam kayırmacılık bitti demişti. Bugün bundan 22 yıl sonra Adalet ve Kalkınma Partisi adında adalet olan bir parti kurulurken erdemliler hareketi diyen bir parti bugün çıktı KPSS yarım yarısı da mülakat diyor. Kendi sözünü çiğniyor ve çıkıyor diyorki; yandaşları atayacağım, adam kayıracağım, kul hakkı yiyeceğim diyor. Yazıklar olsun size.
“MÜLAKAT ADAM KAYIRMADIR, KUL HAKKINA GİRMEKTİR”
Mülakat haksızlıktır. Mülakat adam kayırmadır. Mülakat kul hakkına girmektir. Diyorlar ki; biz mülakatı düzgün yapacağız. Bakın yıllardır mülakat yapıyorlar ve o mülakata kamu başdenetçiliği, OMBDUSMANLIK kurumu her sene bir yer ayırıyor. OMBDSUMAN, CHP’li, bizim atadığımız biri değil. Sayın Şeref Malkoç, Erdoğan’ın yakın dava arkadaşıdır. Ayrıca geçmiş dönem Adalet Bakanı’nın, şimdiki AK Parti Grup Başkanvekili Abdulhamit Gül’ün kayınpederidir. Bu kadar AK Parti’nin içerisinde yakın birisinin başında olduğu kurum mülakatlarda sübjektif kriterlerden farklı yorumlanabilecek sorulardan, cevabın bilimsel değil, son derece sübjektif olmasından ve mülakattaki haksızlıklardan bahsediyor. Zaman zaman AK Parti’ye çok yakın olmakla eleştirilen bir hukuk insanının başında bulunduğu kurum bu kadar net mülakatta haksızlık var derken siz kimseyi bu bana inandıramazsınız.
“MİLLİ EĞİTİM DEDİĞİNİZ MESELE HERKESİ KAPSAR”
Şimdi bir başka husus son günlerin en yakıcı konusu müfredat. Bakın ‘Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’ diyorlar. Türkiye Yüzyılı demek Adalet ve Kalkınma Partisi’nin seçim sloganı demek. Milli Eğitim dediğiniz mesele herkesi kapsar. Almanların teknolojide bu kadar başarılı olmasının, ihracatta dünya birincisi olmasının, bu kadar nitelikli üretim yapmasının tek sebebi vardır eğitim ve müfredat konusunda bir ulusal mutabakat bir milli mutabakat vardır. Siz bir partinin seçim sloganını milli eğitim müfredatının başlığı yaparsanız ilk düğmeyi de son düğmeyi de yanlış iliklediniz demektir.
Maarif Modeli diye isim koyduğunuz model 100 yıl öncesinin adını taşımakta 200 yıl öncesinin ruhunu taşımaktadır. Oysa incelendiğinde müfredat eğitim programı geliştirme ilkelerine uygun değildir, akademik değildir, etik kurallara uygun değildir. Hazırlığı katılımcı ve şeffaf yapılmamıştır. Tartışma için yeterli süre verilmemiş. ’10 yılda hazırladık’ dedikleri mülakata yedi günde katkı istemişlerdir. Bu yedi güne itiraz ettiğimizde bakan küstahça ‘hadi yüzde 50 zam yaptım 10 gün içinde görüş bildirin’ demiştir. 10 yılda hazırladığını iddia ettiği metine 10 günde görüş isteyip utanmadan bunu katılımcılık olarak ifade etmektedir.
“BU MÜFREDAT YOK HÜKMÜNDEDİR”
Ders içerikleri, materyaller için yeterli süre yoktur. ve alıp elinize okuduğunuzda şu yönüyle müfredata dikkat ediniz; bu müfredatta Türkiye Cumhuriyeti ifadesi yerine sadece bütün ifadeler Türkiye diye değiştirilmiştir. Bakan’ın fikri neyse zikri odur, metni odur. Cumhuriyetle derdi olan bir Bakan Cumhuriyet ile sorunu olan bir müfredat dayatmaktadır. Bu müfredatta ülkemizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün adı yok denecek kadar az anılmıştır. Bu müfredatta Cumhuriyet’in kurucu kadrolarının adı yoktur. Onlara saygı, hürmet yoktur. Kurtuluş Savaşı kahramanları bu ülkenin kurucuları Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşlarıyla sorunu olan bu müfredat yok hükmündedir.
Bütüncül eğitim gerekçesiyle, bahanesiyle kandırmacasıyla, eşitlik yerine, tarafsızlık yerine, nesnellik yerine ruhi maneviyatı anlatan ÇEDES Projesiyle küçücük çocukların sınıfına kabirler taşıtan, rüyalarına girdirten, umut yerine korkuyu, mutluluk yerine dehşeti öğreten bu kafaya sonuna kadar direneceğiz.
Yapılan bütün anketlerde AK Parti’ye oy veren kadın seçmenlerin yüzde sadece 19’u evladının aldığı eğitimden mutludur, memnundur. AK Parti’nin kadın seçmeninin dahi yüzde 81 rahatsız olduğu bu eğitim sistemi yine bu hükümetin yine bu Cumhurbaşkanı’nın atadığı Milli Eğitim Bakanlarınca verilmiş 22 yıldır bu kafayla yönetilmiştir.
“BEŞ FARKLI ÖĞRETMEN VAR”
Şimdi öğretmenlerimiz aramızdaki öğretmenlerimiz, aramızda olmayan öğretmenlerimiz, canım öğretmenlerimize kocaman alkış yollayalım. Onların istihdam biçimleri beş farklı öğretmen var, atanmayan burada ama atananlar da dertli hatta okulda ücretli öğretmen var, okulda sözleşmeli öğretmen var. Normal statüde öğretmen var, uzman öğretmen, başöğretmen var. Eğitim aynı eğitim. Yapılan iş aynı iş ama unvan farklı, özlük farklı. Bu tamamen adalete aykırıdır. 91 bin açıkta norm kadro varken 85 bin ücretli öğretmen atamak emek sömürüsüdür. Devlet eliyle güvencesiz istihdamdır. Devlet eliyle eğitimci emeğinin sömürülmesidir. Bunu bütün milletimize şikayet ediyorum.
Özel okulda çalışan öğretmenlerimizin çok önemli bir sorunu var. 2014 yılına kadar kanun derdi ki; özelde çalışan öğretmen muadili görevdeki kamu öğretmeninden düşük maaş alamaz. Bugün kamudaki öğretmen maaşı yeterli değildir ve 31 bin liradır. Ancak bugün özel sektöre asgari ücrete 17 bin liraya daha da altına öğretmen emeği sömürülmektedir. Bu öğretmenlerin hakkı devlet eliyle sermayeye yedirilmektedir. Bu haksızlıktır. Bunu yapanlara yazıklar olsun.
Okulu başında, görevi başında katledilen müdürümüz İbrahim Oktugan eğitim camiasının son şehididir ama ilk değildir. ve tüm uyarılara rağmen öğretmene karşı şiddet, eğitimde şiddet olağanca gücüyle devam etmektedir. Bunun için 10 Mayıs’ta MEB’den Meclis’e kadar yürüyen öğretmenler, sendikalar seslerini duyurmak istemiş, ancak bu Milli Eğitim Bakanı onlara sormadan, danışmadan yine Eğitimde Şiddet Yasasını bir başına dayatarak geçirmeye çalışmaktadır. ve eğitimde şiddet tek başına çıkarılacak bir kanun değildir. Sendikaların, örgütlerin sesi duyulmalı öğretmenlere, işin uzmanlarına kulak verilmelidir.
“ÖĞRETMENLER HER AY 9 ÇEYREK ALTINI KAYBEDİYOR”
2002 yılında en düşük öğretmen maaşı 635 liraydı. Bakın Türkiye’de 81 ilde 973 ilçede meydan meydan geziyorum ve her hesabı bir şeye dayandırıyorum. Diyorum ki; her hesap şaşar altın hesabı şaşmaz. Bakın 2002’de en düşük öğretmen maaşı 635 lira ve 20 tane çeyrek altın alıyor. Bugün en düşük öğretmen maaşı 31 bin lira. ve sadece 11 çeyrek altın alıyor. En düşük öğretmen maaşında AK Parti iktidarı boyunca tam yarı yarıya neredeyse 20 çeyrekten 11 çeyrek altına gerileme var. Öğretmenler tam olarak her ay 9 çeyrek altın kaybediyorlar. Bu hesabı bütün öğretmenlere bütün vicdanı olan herkese emanet ediyorum. ve diyorum ki; son yerel seçimlerde öğretmenlerin seslerini duyurmuş onlarla birlikte olmuş, onlarla birlikte meydan meydan haykırmış bir partinin genel başkanı olarak ve 31 Mart seçimlerinin birinci partisinin genel başkanı olarak; atanmayan öğretmenin sesini duyun. Mülakat mağdurlarının sesini duyun.
Müfredata itiraz edenlerin sesini duyun. Türkiye’de nitelikli eğitime ulaşmak sınıfsal bir farklılık, sınıfsal bir sorun haline gelmiştir. İyi eğitimi paralı kılan ve parası olmayana iyi eğitim vermeyen anlayışa sesleniyorum; müfredat yapmak anayasa yapmak gibidir. Müfredat yaparken herkesi duymalı, dinlemeli en doğrusunu tam bir mutabakatla yapmalısınız. İşte önümüzde size güzel bir sınav; anayasa yapacağım katılımcı olacağım, Türkiye’nin yüzde 96’sını temsil edecek anayasa diye…Hadi bakalım müfredat burada eğitimin anayasası burada çağır bakalım yüzde 96’yı, çağır bakalım sendikaları. Yoksulu duy, itirazı duy, atanmayanı duy, mevcut öğretmenin sorununu duy, deprem bölgesini duy, ondan sonra anayasa diye meydanlara çıkıp destek istemeye başla. Eğitimin anayasasını katılımcı yapmayanlarla milletin anayasası yapılmaz.
Bundan sonra sesimizi duymayanlara karşı, sesi duyulmayanlar için, kimsesizler için, sesini yükseltse de duyuramayanlar için meydanlarda olmaya devam edeceğiz. Ben gereken yerde müzakereyi yapacağım ama müzakereyle sonuç alırsak ne ala alamadığımızda sokaklar, meydanlar bizimdir.”
]]>KAMUDA MÜLAKAT YARGIYA TAŞINDI
Türk Eğitim-Sen, sözleşmeli öğretmen istihdamında sözlü sınav uygulamasına ilişkin yeni düzenlemeyi içeren yönetmelik değişikliğinin yürütmesinin durdurulması ve iptali için Danıştay’da dava açtı. Sendikadan yapılan yazılı açıklamada, Sözleşmeli Öğretmen İstihdamına İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik’in dün Resmi Gazete’de yayımlanarak, ilgili yönetmeliğe “Sözlü sınav başarı puanı, KPSS puanının yüzde 50’si ile sözlü sınavdan alınan puanın yüzde 50’si alınarak belirlenir” hükmünün eklendiği hatırlatıldı.
Açıklamada “Sözlü sınav sisteminin, objektif ölçme ve değerlendirme kriterlerine uygun olmayan, her türlü suistimale, ayrımcılığa, adam kayırmacılığa açık, denetlenmesi imkansız bir sınav şekli” olduğu belirtilerek dava açıldığı kaydedildi.
“MÜLAKATA KARŞI ÇIKANLAR DÜZENLEMEYİ İPTALE TAŞIYOR”
Yaşanan bu gelişmenin ardından Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, AK Parti TBMM Grup Toplantısı öncesinde gazetecilerin eğitim gündemine ilişkin sorularını yanıtladı. Tekin, mülakatla ilgili soruya, “Bir şeyi atlıyorlar. Şu andaki mevcut duruma göre mülakat yüzde 100 etkili öğretmen arkadaşlarımızın atanmasında. Biz mülakatın etkisini yüzde 50’ye düşürüyoruz ama ilginç bir şekilde mülakata karşı çıkanlar bu düzenlemeyi iptale taşıyorlar. Yani ‘yüzde 100 mülakat etkili olsun’ diyorlar. Burada bir çelişki var, anlamakta zorlanıyorum. Biz yönetmeliğimizi yayınladık, süreci ona göre işleteceğiz.” sözleriyle yanıt verdi.
Tekin, “Mülakatın tamamen kaldırılması söz konusu mudur?” sorusuna, “Şu an bizim gündemimizde öyle bir şey yok. Ben Bakan olarak yasal düzenlemeye göre işlem yapıyorum, mevcut elimizdeki yasal düzenlemeye göre.” karşılığını verdi.

EĞİTİMCİLERE YÖNELİK ŞİDDET
Eğitimcilere yönelik şiddete karşı yasal düzenlemenin ne zaman Meclis’e geleceğine ve düzenlemenin içeriğine ilişkin soru üzerine Tekin, sürecin bürokratik anlamda tamamlandığını söyledi. Tekin, düzenlemenin önce Meclis Milli Eğitim Komisyonu’nun gündemine sonrasında ise Genel Kurulun gündemine geleceğini belirtti.
Yusuf Tekin, “Ne tür tedbirler aldığımızı daha önce de açıkladık. Hapis cezalarının artırılması, erteleme taleplerinin reddedilmesi, özel okullardaki öğretmen arkadaşlarımızın aynı şekilde koruma altına alınması… Yasal düzenlemeyi yapıyoruz. Ancak şunun altını çizmek lazım, bu konular salt yasal düzenlemelerle çözülebilecek konular değil. Hep beraber toplumsal farkındalık oluşturmamız gerekiyor. Sektördeki bütün paydaşlarımız, toplumun bütün katmanları hep beraber bir farkındalık oluşturmamız sadece öğretmenlik için değil, şiddete maruz kalma potansiyeli olan bütün mesleklerle ilgili gerekiyor. Bunu özellikle istirham ediyorum.”
“DÜZENLEME ÖNÜMÜZDEKİ HAFTA KOMİSYON GÜNDEMİNDE”
Düzenlemenin ne zaman geleceğine yönelik sorunun yinelenmesi üzerine Tekin, “Önümüzdeki hafta büyük ihtimalle komisyon gündemine gelecek. Oradaki tartışmaların seyrine göre Genel Kurul gündemine ne zaman geleceğini de orada göreceğiz.” dedi.
]]>“PAHALILIKLA MÜCADELE EMEKÇİNİN, YOKSULUN SIRTINDAN YAPILAMAZ”
Özel, seçimi yeniden kazanan belediyeleri ziyaret kapsamında geldiği Eskişehir’de konuştu. Özel, konuşmasında Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’i eleştirerek, “Buradan herkese sesleniyorum, hayat pahalılığıyla mücadele emeklinin, emekçinin, yoksulun sırtından yapılamaz.
“ÖRTÜLÜ BİR IMF PROGRAMI UYGULANIYOR”
Bugün Türkiye’de örtülü bir IMF programı uygulanmaktadır. IMF hayalet gibi üzerimizde dolaşmaktadır. IMF, ‘Memura zam yapma’ diyecek yapmıyor. ‘Emekliye zam yapma’ diyecek, yapmıyor. IMF ile anlaşsan ‘İstihdam yaratma, işe alma’ diyecek ama adına bir tek IMF demiyor. Bu hayalet, bu gulyabani, hep emeklinin penceresinde, hep emekçinin, yoksulların kapısına dayanıyor. Mehmet Şimşek’e sesleniyorum; gulyabanini al biraz da zenginlerin kapısına git. Biraz da zenginlerle uğraş, yoksulun peşini bırak.” ifadelerini kullandı.
ÖĞRETMEN ATAMA SAYISINI VE MÜLAKATI ELEŞTİRDİ
Özel, ayrıca atanamayan öğretmenler ve emeklilerin seslerini duyurabilmek için Ankara ve İstanbul’da iki miting düzenleyeceklerini belirterek şunları söyledi:
“Bu süreçte muhataplarımızla bir yandan sizlerin haklarını, işçinin ve emekçinin haklarını, kiracıların haklarını, atanmayan öğretmenin haklarını staj mağdurlarının haklarını, astsubayın, uzman çavuşun talep ve haklarını konuşurken bir yandan da büyük bir mücadeleyle sokaktan korkmadan, meydandan kaçmadan halkın sesini en yukarıdan duyuracağız.

CHP geçen günlerde atanmayan öğretmenlerle ilgili mülakatın kaldırılma sözünün verildiği öğretmenlerle ilgili, onların talebine uygun olarak 68 bin mülakatsız atama talebinin kampanya boyunca arkasında durduk. Kürsümüzü, bu taleplere açtık. Ancak geçtiğimiz pazartesi günü Sayın Erdoğan, kendi açıklamaya varamadı, ertesi gün Milli Eğitim Bakanı’na bıraktı. Bakan salı günü, sadece 20 bin atama dediğinde gençlerimizin umutları kırıldı. Ardından biz ‘Hani mülakat yapmayacaktınız? Hani 14 Mayıs’ta, 28 Mayıs’ta Sayın Erdoğan ‘mülakatı kaldırıyoruz’ diye söz vermişti, hani seçim bildirgesine yazmıştınız. Gençlerin kendilerinden ailelerinden böyle oy istemiş, böyle oy toplamıştınız’ dediğimizde, ‘Mülakat gibi mülakat yapacağız’ dediler.
Elbette kabul etmedik. Bugün duyuyoruz ki ‘Efendim 45 dakika sürecek, kamera da koyacağız, bunu da yapacağız’ diyerek partizanlığı, adam kayırmayı, yüksek not alanı ailesi muhalif, diye geride bırakıp, düşük not alanı birilerinin yakını, diye AK Parti’den diye ileri alan bir sistemi devam ettirecekleri anlaşılıyor. İşte biz bu şartlar altında, 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı’ndan bir gün önce genç hocalarımız, öğretmenlerimizle atanamayan değil, ne kusuru varmış da atanamıyormuş veya senin nasıl bir mesuliyetin var bu işte?
ATANAMAYAN ÖĞRETMENLER VE EMEKLİLER İÇİN MİTİNG
Atayamıyormuşsun. Atanmayan öğretmenlerle, mülakat mağdurlarıyla çağdaş, bilimsel, laik eğitime karşı yürütülen müfredat çalışmasına da isyan eden herkes ile birlikte 18 Mayıs’ta İstanbul Saraçhane’de onların sesine ses, mücadelelerine omuz vereceğiz. Onların sesini duyuracağız, müzakere de edeceğiz ama bu güzelim gençler için mücadelenin de en büyüğünü vereceğiz. Artan enflasyon asgari ücreti kemiriyor. Biz temmuz ayında enflasyon güncellemesi beklerken, hatta yılda 4 kez olsun derken, asgari ücrete enflasyon zammı yapmamaya, emeklileri süründürmeye devam ediyorlar. Bununla da mücadele edeceğiz. Bunun için ilk adım emekliler, sonra da emekçiler geliyor. Emekliler için 26 Mayıs Pazar günü saat 13.00’te Ankara’da bir büyük emekli mitingi düzenliyoruz. Emeklilerin sesini bütün Türkiye’ye duyuracağız.”
]]>CHP İl Başkanlığı önünde kurulan platformdan vatandaşlara hitap eden Özel, önceki dönem Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen’in yıllarca kente hizmet ettiğini, bayrak devir teslimiyle bir Cumhuriyet kadını olan Ayşe Ünlüce’ye el verdiğini söyledi.
Yerel seçimleri “Türkiye ittifakı”yla kazandıklarını, ittifakın büyük bir moralle güçlenmeye devam ettiğini belirten Özel, “Cumhuriyet Halk Partisinin üye kampanyasında üye kayıt formu yetiştiremiyoruz. Kuyrukta gençler oluyor. 45 dakikada 50’ye yakın kayıt yapılan stantlarımız oluyor. Ankara, genç üye kayıtlarını yetiştiremiyor. İkizler geliyor, gülüyoruz, şaşırıyoruz öbür hafta üçüzler geliyor memnun oluyoruz, dördüzler geliyor. Ailemiz büyüyor, baba evi büyüyor.” ifadesini kullandı.
Özel, partisinin Yerel Yönetimler Eğitim Eşgüdüm ve Denetim Komisyonunun, Büyükerşen başkanlığında hızla çalıştığını dile getirdi.
Partisinden seçilen başkanların belediyecilik hizmetlerine değinen Özel, şöyle devam etti:
“Önümüzdeki günlerde hizmetlerin tüm belediyelerde ortaklaştığını, belli hizmetlerin tek tipleştiğini, CHP belediyeciliğinin kanıtsandığını ve artık bütün Türkiye’de görülen bu iyi uygulamaların ileride genel iktidar için de CHP’ye olan ilgiyi, alakayı, talebi, güveni artıracağını hep birlikte göreceğiz. İsrafa son verip hizmeti getirmeye devam edeceğiz. Anadolu’nun çeşitli yerlerinde, Kırıkkale’de, Kastamonu’da Eskişehirler yaratacağız. Türkiye’nin dört bir yanında CHP belediyeciliğini mutlaka öz denetimi kuvvetli, israfı olmayan, yolsuzluk olmayan bir şekilde, halkın gözleri önünde şeffaf bir şekilde yönetecek, denetleyecek, denetlettirecek ve Türkiye Cumhuriyeti’nin de gerek işlevsizleştirilen Sayıştayın yeniden güçlendirileceği gerek Cumhuriyet Halk Partisi iktidarında başkanlığını ana muhalefet partisinin yapacağı bir kesin hesap denetim komisyonunun kurulacağı ve bu memlekette artık rüşvetin, adam kayırmanın ortadan kalkacağı yarınları müjdeleyeceğiz.”
Öğretmen adayları ve emeklilerle bir araya gelecekler
Özel, sokaktan korkmadan, meydandan kaçmadan halkın sesini en yukarıdan duyuracaklarını anlattı.
Öğretmen atamalarıyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Özel, şunları kaydetti:
“Mülakatın kaldırılma sözünün verildiği öğretmenlerle ilgili onların talebine uygun olarak 68 bin mülakatsız atama talebinin kampanya boyunca arkasında durduk. Kürsümüzü, mikrofonlarımızı bu taleplere açtık ancak geçtiğimiz pazartesi günü Sayın Erdoğan kendisi açıklamadı, ertesi gün Milli Eğitim Bakanı’na bıraktı. Milli Eğitim Bakanı salı günü sadece ’20 bin atama’ dediğinde gençlerimizin umutları kırıldı. Ardından biz ‘Hani mülakat yapmayacaktınız? Hani 14 Mayıs’ta, 28 Mayıs’ta Sayın Erdoğan, ‘mülakatı kaldırıyoruz diye söz vermişti, hani seçim bildirgesine yazmıştınız. Gençlerin kendilerinden, ailelerinden böyle oy istemiş, böyle oy toplamıştınız’ dediğimizde, ‘Mülakat gibi mülakat yapacağız’ dediler.”
Özgür Özel, öğretmen alımlarında mülakatların yeni sistemle yapılacağının, 45 dakika süreceği ve kamerayla kayıt altına alınacağının söylendiğini aktararak, “Atanmayan öğretmenlerle, mülakat mağdurlarıyla ve çağdaş bilimsel laik eğitime karşı yürütülen müfredat çalışmasına da isyan eden herkesle 18 Mayıs’ta saat 13.00’te İstanbul Saraçhane’de onların sesine ses, mücadelelerine omuz vereceğiz, onların sesini duyuracağız. Müzakere de edeceğiz ama bu güzelim gençler için mücadelenin de en büyüğünü vereceğiz. Hepinizi bekliyorum.” diye konuştu.
Özel, emeklilere destek olmak için de 26 Mayıs’ta Ankara’da miting düzenleyeceklerini duyurdu.
Kim hak arıyorsa onların yanında olmayı sürdüreceklerini ifade eden Özel, “Orta Vadeli Program’da enflasyon tahmini yüzde 33’ken, 3 ay önce yüzde 36, şimdi yıl sonu için yüzde 39’a revize ettiler. Her geçen gün beklentilerini yükseltiyorlar.” değerlendirmesini yaptı.
Özel’e CHP Eskişehir Milletvekilleri Utku Çakırözer, Jale Nur Süllü ve İbrahim Arslan, CHP Bilecik Milletvekili Yaşar Tüzün, Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç, Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, CHP Eskişehir İl Başkanı Talat Yalaz ile partililer eşlik etti.
]]>(ANKARA)- Saadet- Gelecek Partileri Grup Başkanvekili İsa Mesih Şahin, “Sayın Milli Eğitim Bakanı’nın 5 Eylül 2023 tarihinde bir açıklaması var; şu anda 68 bin öğretmen açığımız var diyor. O zaman neden 20 bin öğretmen alımı açıklandı? Onu da sayın Milli Eğitim Bakanı bir cümleyle ifade etti; ‘Yaşanan ekonomik krizden kaynaklı olarak Hazine ve Maliye Bakanımızla ancak bu sayıda uzlaşabildik’ dedi. Sizin ülkeyi yönetememenizin bir sonucu olarak oluşan ekonomik krizin faturasını gençlere mi ödeteceksiniz” dedi.
Saadet – Gelecek Partileri Grup Başkanvekili İsa Mesih Şahin, TBMM’de öğretmen atamaları ve mülakatların kaldırılmamasına ilişkin basın toplantısı düzenledi. Şahin, şunları söyledi:
“Bizim uzun süredir iktidara bir uyarımız vardı. Öğretmen atamalarıyla ilgili ‘dağ fare doğurmasın’ diyorduk ama bugün Milli Eğitim Bakanı’nın açıklamasına baktığımızda üzülerek görüyoruz ki maalesef dağ fare doğurdu. Öğretmen ataması için 20 bin kişilik bir kontenjan açıklandı. Biz Gelecek Partisi olarak bu kontenjana açıkça itiraz ediyoruz. 20 bin sayısını yeterli bulmuyoruz, bunu ihtiyacı karşılamayacak bir sayı olarak görüyoruz. Sayın Milli Eğitim Bakanı’nın 5 Eylül 2023 tarihinde bir açıklaması var; şu anda 68 bin öğretmen açığımız var diyor. Yani şu anda devletimizin ihtiyacı olan öğretmen sayısı 68 bin. O zaman neden 20 bin öğretmen alımı açıklandı? Onu da sayın Milli Eğitim Bakanı bir cümleyle ifade etti; ‘Yaşanan ekonomik krizden kaynaklı olarak Hazine ve Maliye Bakanımızla ancak bu sayıda uzlaşabildik’ dedi. Sizin ülkeyi yönetememenizin bir sonucu olarak oluşan ekonomik krizin faturasını gençlere mi ödeteceksiniz? Gücünüz gençlere mi yetecek? Bir de iyi ki uzlaşmışsınız bu sayıda… Eğer ki uzlaşamasaydınız bu sayı kaç olacaktı onu da çok merak ediyorum. Bizim talebimiz bu sayı gözden geçirilmelidir.
“GENÇLERLE İNATLAŞTIĞINIZI GÖRÜYORUZ”
İkinci itirazımız mülakat uygulamasının devam etmesine. Sayın Cumhurbaşkanımızın genel seçimlerden önce mülakatların kaldırılacağı yönünde bir taahhüdü olmuştu. Gençlerimize seçim öncesi bir söz verdiniz. Biz isterdik ki seçime kadar değil seçimden sonra da bu sözlerin tutulmasını isterdik. Sayın Cumhurbaşkanı ‘milletle inatlaşmayacağız’ demişti ama gençlerle inatlaştığınızı görüyoruz. Mülakatlarla ilgili üç itirazımız var. Birincisi; öznel değerlendirmelerden kaynaklanan haksız sonuçlar. İkincisi; torpile dayalı kayırmacılık. Üçüncüsü de anlık strese bağlı gerçekçi olmayan sonuçlar. Bu üç nedenle itiraz ediyoruz. Sayın Milli Eğitim Bakanı kayırmacılık olmayacağını söylüyor. Emniyet Genel Müdürlüğü Görevde Yükselme ve Ünvan Değişikliği Sınavı’nda 98 puan almış kişiler 38 kişi elenmiş. İşte torpil düzeninin en bariz örneği.
“TORPİL MESAJLARI GÖRÜRSEK DÜNYAYI BAŞINIZA YIKARIZ”
Eğer ki Milli Eğitim Bakanı bir gün öğretmenler odasında oturmuş, oranın havasını solumuş olsaydı Türkiye bugün bu sorunu, bu inadı yaşamıyor olurdu. Madem ki gençlerimiz ısrarla mülakata sokulmaya çalışılıyor ben de Sayın Cumhurbaşkanı’na bir çağrıda bulunuyorum; Milli Eğitim Bakanını 45 dakikalık bir mülakata sokun bakalım öğretmenlik mesleğiyle ilgili ortaya ne sonuç çıkacak? Sözlü sınava alınacakları tarih 11 Haziran…Sözlü sınavların başlangıcı 1 Temmuz. Arkadaşlar, bu gençler yeni sınava mı hazırlanacak yoksa mülakat sonucunu mu bekleyecek? Mülakatta elenen gençlerimiz ne olacak? Bu çelişkiyi de Milli Eğitim Bakanı’na soruyoruz. Gençlerimize bu psikolojiyi yaşatmaya hakkınız yok. Buradan uyarıyoruz; ortada dolaşan referans mektuplarını, bakanların, bakan yardımcılarının, milletvekillerinin telefonlarına düşen torpille, kayırmacılıkla ilgili mesajlarını gördüğümüzde gençlerimiz için dünyayı başınıza yıkarız.”
]]>
(ANKARA) – CHP, TBMM Genel Kurulu’nda ‘Öğretmenlerin istihdam sorunlarının araştırılması’ için grup önerisi verdi. Öneri üzerine konuşan CHP Milletvekili Suat Özçağdaş, “Sayın Bakanın Eylül 2023’te yaptığı açıklamaya göre toplamda 68 bin açık var. Emekli olan öğretmen sayısı 23 bin 670 ve sizin açıkladığınız atanan öğretmen sayısı ise 20 bin. Yani bu yıl emekli olan öğretmen kadar öğretmen atanmış değil” dedi.
CHP’nin ‘Öğretmenlerin istihdam sorunlarının araştırılması’ için verdiği grup önerisi TBMM Gnel Kurulu’nda reddedildi.
“ÖĞRETMENLERİN SORUNLARINI ÇÖZÜN”
CHP İstanbul Milletvekili Suat Özçağdaş öneriyle ilgili şunları söyledi:
“Bugün Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin 20 bin öğretmen ataması yapılacağı haberini kamuoyu ile paylaştı… Türk Eğitim Sen’in araştırmasına göre 94 bin öğretmen açığı var, 85 bin ücretli öğretmen var. Sayıştay raporuna göre 2021’de 138 bin açık var ve Sayın Bakanın Eylül 2023’te yaptığı açıklamaya göre toplamda 68 bin açık var. Emekli olan öğretmen sayısı 23 bin 670 ve sizin açıkladığınız atanan öğretmen sayısı ise 20 bin. Yani iktidarınız bu yıl emekli olan öğretmen kadar öğretmen atamış deği. Türkiye’de bir atanmayan öğretmen problemi var. Bu,Öğretmenleri birinci turda KPSS ve mülakatla, ikinci turda 550 saatlik formasyon eğitimiyle ve 3 yıl güvencesiz çalışmak koşuluyla bu 3 yılın sonunda da nasıl eleyeceğiniz belli olmayan bir yöntemle de tekrar edecektir. 11 Nisan 2023 tarrihinde Sayın Recep Tayyip Erdoğan, mülakatın kaldırılacağını açıkladı. Seçim beyannamenizin 345. sayfasında var. Siz Türkiye’ye açıkça mülakatı kaldıracağınızı söylediniz. Sözünüzü çiğnemeye devam ettiniz. Sadece sözünüzde durmadığınız gibi değil, öğretmenlerin beklentilerini de gerçekleştirmiyorsunuz. Dışarıda öğretmenlerin feryadını duyun. Yoksulluk sınırının altında yaşamaya mecbur bıraktığınız 1 milyon 155 bin öğretmenin sorunlarını çözün.”
“SADECE LİYAKATTEN DEĞİL MATEMATİKTEN DE SINIFTA KALDILAR”
CHP’nin grup önerisi üzerine söz alan Saadet Partisi İstanbul Milletvekili Doğan Demir, şunları söyledi:
“Mülakat kaldırılacak sözü sadece seçim bitene kadarmış. Ülkemizde iktidar tarafından deneme yanılma yönetemine çevrilen Milli Eğitim müfredatı mevcut bakanla birlikte en vasat dönemini yaşamaktadır. Ülkede öğretmen açığı olmasına rağmen 2023 yılında emekliye ayrılan öğretmen sayısısı 23 bin 670’ken bugün duyurulan yeni atama sayıs 20 bindir. Emekli olan öğretmenlerden açılan boşluk bile kapatılmamıştır. Buradan da anlaşılacağı üzere bakan sadece liyakatten değil matematikten de sınıfta kalmıştır. Atanmaktan umudunu kesip başvuru yapmayanlarla birlikte atanmayan öğretmen sayısı 1 milyonun üzerindeyken 20 bin atama asla kabul edilemez. Özel okullarda asgari ücretin altında çalışan binlerce öğretmenimiz var bu tablo asla kabul eidlemez. En az 100 bin öğretmen ataması yapılmalı. İtibardan tasarruf olmaz diyen cumhurbaşkanımız, oysa ki eğitimden tasarruf olmaz.”
“BİNLERCE ÖĞRETMENİN AİLE KURMA HAYALİNİ YERLE BİR ETTİNİZ”
İYİ Parti Grubu adına söz alan Bursa Mİlletvekili Selçuk Türkoğlu şöyle konuştu:
“Binlerce öğretmenin aile kurma hayalini yerle bir ettiniz, öğrencilerle kara tahta önünde buluşma hayalini yok ettiniz. Hangi laftan anlayacağınızı bilemiyorum, hangi emir acaba AK Partli yöneticileri etkiler de bu zulmü bitirir diye düşünürken bir kez daha hatılatmak istedim… Ücretli öğretmen meselesi kanayan bir yara. Devlet olarak anayasal suç işliyorsunuz. Asgari ücretin altında öğretmen çalıştırıyorsunuz. Madem atamayacaksınız 2002 yılında 50 bin civarında
“MÜLAKATLAR SİYASİ TERCİHLERE GÖRE BELİRLENİYOR”
DEM Parti İzmir Milletvekili İbrahim Akın ise şunları kaydetti:
“Bu konu Türkiye’nin kanayan yarası. Normal koşularda eğitimin verimli olabilmesi için aynı zamanda öğretmenin de verimli bir çalışma yapabilmesinin çok önemli olduğunu herkes bilir. Neden ülkemizde son zamanlarda yoğun bir şekilde özel okullara insanlar öğrencilerini veriyorlar diye sorduğumuzda Milli Eğitim Bakanının bize verdiği cevap OECD ülkelerine göre yarıdan fazla değil dediler. Oysa bizim araştırmalarımızda gördüğümüz şudur; yurttaşlarımız OECD ülkelerine göre eğitime iki kat daha fazla bütçe ayırıyor. Avrupa’nın birçok yerinde eğitim ücretsiz ve nitelikli yapılıyor. Öğretmenler ise 4-5 yıl eğitim görüyorlar, yetmiyor KPSS’ye giriyorlar. En başarılı olanlar yine mülakata giriyor ve mülakat sırasında maalesef sorular karşısında telef oluyorlar. Gördüğümüz sonuç şu; bu gençler açıkça siyasi tercihlerine göre belirleniyor. “
CHP’nin grup önerisi AKP ve MHP Milletvekillerinin oylarıyla reddedildi.
]]>
(ANKARA) – CHP Gaziantep Milletvekili Hasan Öztürkmen, Emniyet Genel Müdürlüğü (EGM) kadrosundaki sivil memurlara yönelik yapılan “Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Sınavı”nda yaşanan mülakat skandalını belgeleriyle ortaya koydu. Öztürkmen’in ANKA Haber Ajansı ile paylaştığı belgelere göre, 4-5 Kasım 2023’te yapılan yazılı sınavda 98,72 puanla birinci olan adayın mülakatta 64 puan verilerek elendi. Yazılı sınavdan 60,64 gibi düşük puan alan adaylara mülakatta 100 tam puan verilerek görevde yükseltildiğini açıklayan Öztürkmen, “AKP, her kamu kurumuna yerleşmiş tarikat ve cemaat yandaşlarını kayırarak liyakatli vatandaşlarımızı mağdur ediyor. Bunların yatacak yeri yok” dedi.
EGM kadrosundaki sivil memurlara yönelik 4-5 Kasım 2023 tarihlerinde yapılan “Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Sınavı”nda yaşanan mülakat skandalını ANKA Haber Ajansı ortaya çıkardı.
EGM’deki mülakat skandalının belgelerini CHP Gaziantep Milletvekili Hasan Öztürkmen ANKA ile paylaştı. Öztürkmen’in paylaştığı belgelere göre, bilgisayar işletmeni bir aday görevde yükselme sınavından 97,44 puan alırken sözlü mülakatta 62 puan, diğer bir aday yazılı sınavdan 96,15 puan alıp mülakatta 64 puan, yine yazılı sınavdan 96,15 puan alan bilgisayar işletmeni kadrosundaki bir başka aday sözlü mülakatta 55 puan verildiği için “başarısız” sayıldı.
Öztürkmen’in paylaştığı belgelere göre, EGM’de yazılı sınavdan 91,92,93,94,95 gibi yüksek puan alan personelin mülakatta düşük puanlar verilerek elendi.
“AKP iktidarında gün geçmiyor ki başka mağduriyet, haksızlık, hukuksuzluk ortaya çıkmasın” diyen Öztürkmen, önceki günlerde ANKA Haber Ajansı aracılığıyla Adalet Bakanlığı’nda yaşanan mülakat skandalını duyurduğu belgeleri anımsatarak, o günden itibaren ülkedeki tüm kamu kurumlarından benzer hukuksuzluklara dair bilgi, belge aldıklarını söyledi.
“98 PUAN ALAN TÜRKİYE BİRİNCİSİ MÜLAKATTA 64 VERİLEREK ELENDİ”
EGM’deki mülakat skandalını gündemine aldığını dile getiren Öztürkmen, görevde yükselme sınavından 98,72 alarak Türkiye birincisi olan personelin mülakatla 64 puan verilerek elendiğini ifade etti. Öztürkmen, “Türkiye ikincisi 98,72 almış mülakatat taban puan olan 6 verilerek başarısız sayılmış elenmiş” dedi. Şu anda en az 120 kişinin belgesi elimizde, bu 120 kişinin tamamına yakını Türkiye’de en yüksek puanları yapan kişiler olmasına rağmen mülakatta elemişler” diye konuştu. Öztürkmen, “mülakatta kazandırılanlar” olduğunu da belgeleriyle açıklayarak, şunları belirtti:
“MÜLAKATTA KAYRILAN KİŞİLER 98 PUAN ALANIN ÜZERİNE AMİR EDİLİYOR”
“R.Ç. denilen birisi bir ilimizde yazılı sınavdan 60,26 yani taban puanın üzerinde binde 26 almış olmasına rağmen mülakatta 100 puan verilmiş. Hiç kusuru yok, hepsini bilmiş 100 tam puan almış… Yine bir başka ilimizde bilgisayar işletmeni yazılı sınavdan 64,10 almasına rağmen yine mülakatta 100 tam puan alarak başarılı sayılıp yükseltilmiş. Şırnak’ta şehit çocuğu 98 puan almış, daha ne alması lazım? Bunlar eğer sakıncalı personelse neden hala istihdam ediliyor ya da meslek içi yükselme sınavına alınıyor? Eğer sakıncalı değillerse almış oldukları 98,72 puana rağmen neden eleniyorlar? Hiç mi vicdanınız sızlamıyor? Bu insanlar hasta çocuklarına bakamamışlar ama sabahlara kadar ders çalışmışlar, uykusuz bir halde mesaiye gelmişler. Buna rağmen hiç işe gelmeyen ya da işe gelmesine rağmen hiç iş yapmayan ama bir takım kişilerin yakını olan kişiler sözlü sınavda 98, 99, 100 verilerek kayırılmış ve yükseltilmişler. 98 puan alanın üzerine amir edilmişler.
“BUNLARIN YATACAK YERİ YOK”
Sizin alnınız secdeye vardığında kendinizi Allah’a teslim etmiş, vicdanınızı aklamış sayıyorsunuz? Türkiye’de hukuk, hak, adalet bırakmadınız. Bir ülkenin devlet memuru o ülkenin Cumhurbaşkanı’nın sözüne güvenmezse neye güvenecek? Bu AKP ‘Aldatma ve Kandırma Partisi’; ülkede aldatmadığı, kandırmadığı vatandaş kalmadı. Kamu kurmlarında, her kamu kurumuna yerleşmiş tarikat ve cemaat yandaşlarını kayırarak liyakatli vatandaşlarımızı mağdur ediyor. Bunların yatacak yeri yok.”
]]>(ANKARA)- TBMM Genel Kurulu’nda, CHP’nin Adalet Bakanlığı başta olmak üzere kamuda istihdam politikasının araştırılması önerisi reddedildi. CHP Gaziantep Milletvekili Hasan Öztürkmen, “İlde birinci olanlar mülakatta elenmiş, o ilde sonuncu olanlar yükseltilmiş, müdür yapılmış. Sizin ne vicdanınız ne insafınız var. Türkiye’nin cumhuriyet kazanımlarını sattığınız yetmiyormuş gibi şimdi de insanların emeklerini çalıyorsunuz. Bu insanlar ailelerini geleceği için sabahlara kadar çalışmışlar. ‘İntiharın eşiğindeyiz’ diyorlar” diye konuştu.
TBMM Genel Kurulu’nda, CHP’nin “Adalet Bakanlığı’nda göreve alınmalar başta olmak üzere kamuda istihdamın kayırmacı politikalar üzerine kurulması” ile ilgili araştırma önergesinin gündemin önüne çekilmesine ilişkin grup önerisi reddedildi.
“İNSANLARIN EMEKLERİNİ ÇALIYORSUNUZ”
Önergenin gerekçesini açıklayan CHP Gaziantep Milletvekili Hasan Öztürkmen, şunları söyledi:
“Büyük Atatük, ‘Cumhuriyet bilhassa kimsesizlerin kimsesidir’ demiştir. Cumhuriyet’in sağladığı olanaklarla Bartın ilinin Ulus ilçesi Ulukaya köyünde doğan, babası emekli öğretmen, annesi ev hanımı olan Sayın Adalet Bakanı, Cumhuriyet’in sağladığı bu ortamdan yararlanarak her Türk vatandaşına sağlanan olanaklardan yararlanarak bugün o koltuğa oturmuştur ancak Cumhuriyet’in sağladığı bu olanakları her Türk vatandaşına eşit oranda sağlamaktan geri kalmıştır. Sayın Adalet Bakanı’ndan adalet beklemeyi bıraktık, adalet mensuplarına bile adaletsiz davranmaktadır. Türkiye’nin her tarafından yüzlerce, binlerce Adalet Bakanlığı mensuplarının feryatları bugün her yerde inlemektedir. Bize ulaşan Adalet Bakanlığı mensupları Bakanlığın yaptığı meslekte yükselme sınavında haksızlığa uğradıklarını beyan etmektedirler. Elimizde sayısız örnek var. 94 almış, 88 almış sınavda başarılı olmuş ancak mülakatta elenmişler. O ilde birinci olanlar mülakatta elenmiş, o ilde sonuncu olanlar yükseltilmiş, müdür yapılmış. Aynı sorun Emniyet mensuplarında da var. Bu haksızlıkları yapmaktan bir türlü vazgeçmiyorsunuz. Sizin ne vicdanınız ne insafınız var. Türkiye’nin cumhuriyet kazanımlarını sattığınız yetmiyormuş gibi şimdi de insanların emeklerini çalıyorsunuz. Bu insanlar ailelerini geleceği için sabahlara kadar çalışmışlar. ‘İntiharın eşiğindeyiz’ diyor. Ben gazi babama bakmak için sabahlara kadar hem ona baktım hem çalıştım’ diyor. Almış olduğu 94 puana rağmen atanamadı, il sonuncusu atandı. Yenileceksiniz, sonunuz geliyor. Bu kibirden vazgeçin. “
“ÜLKEMİZİN EN BÜYÜK SORUNU ADALETTİR”
Saadet Partisi Grubu adına söz alan Hatay Milletvekili Necmettin Çalışkan ise şunları söyledi:
“Elbette bir ülkenin temeli adalettir. Ne hazindir ki ülkemizin de en büyük sorunu adalettir. Bugün KHK’lıların mağdur kaldığı durumları, eşlerin birbirinden yüzlerce, binlerce kilometre uzakta hapis yatırılarak mağdur edilmek istendiği bir dönemi ve AİHM’in pek çok kararına rağmen diretmenin hukuksuzluğunu izah etmek mümkün değil. İtibar saraylarda, uçaklarda, yüksek adliye binalarında aranıyor olsaydı belki bugün ülkemiz adil sayılırdı ama adalet hukukla, hukukun üstünlüğüyle hele ki kamunun vatandaşlar arasından ayrım gözetmeksizin baba rolünde kucaklayıcı bir tavrı ile mümkün olur. Adalet Bakanlığı kendi personeline, kendi çalışlarına bile bu hukuksuzluğu yaşattığını net bir şekilde göstermiştir.”
“MÜLAKATI MÜLAKAT GİBİ YAPACAĞIZ’ DİYEREK İTİRAF ETTİLER”
İYİ Parti adına konuşan Bursa Milletvekili Yüksel Selçuk Türkoğlu şu ifadeleri kullandı:
“Ben Bursa’da yıllarca eğitim sendikacılığı yaptım en son Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Sayın Cumhurbaşkanı’nın ‘mülakatları kaldıracağız’ vaadinin üzerinde neredeyse bir yıl geçecek olmasına rağmen ne dedi, ‘artık mülakatları mülakat gibi yapacağız’ dedi. Bu bir itiraftı. Bu geçmişte yapılan bütün mülakatların kul hakkına girdiğinin adaletsiz olduğunu, liyakatsizlerin torpillilerin atandığı ve kamuda kadrolaşmanın, tarikatlara cemaatlere verilen ayrıcalığın da bir göstergesiydi.”
“OHAL SON BULDU, MÜLAKAT SÜRÜYOR”
DEM Parti Batman Milletvekili Zeynep Oduncu ise şunları söyledi:
“Batman İl binamıza bir polis baskını olduğu bilgisini aldık şu an. Polislerin elinde parti binasına dair herhangi bir arama kararı olmadığı halde hukuksuz bir şekilde il binamızın içine girerek bina aranmış, il eş başkanlarımız ve avukatlar olmadan il binamızı aramaya başlamışlardır. Gelen görüntülere de baktığımızda tamamen bir talan, tamamen bir usulsüzlük uygulaması ile karşı karşıya kalınmıştır. Yapılan arama değil resmen zorbalıktır. Şunu unutmayın biz bu Meclis’in üçüncü büyük partisiyiz. CHP’nin önergesine gelecek olursak bugün yine bir hırsızlıktan, emek hırsızlığından bahsediyoruz. Mülakat adı altında kamuda liyakatten ziyade sadakati esas alan bir göreve getirme şeklinden bahsediyoruz. Biliyoruz ki mülakat sistemi 15 Temmuz’un ardından getirildi. OHAL güya son buldu ama onunla gelen mülakat sistemi devam ediyor.”
“NEPOTİZMİN KRALI CHP’DE”
AKP Tokat Milletvekili Mustafa Arslan ise eleştirilere şu yanıtı verdi:
“Adalet Bakanlığı Görevde Yükselme ve Ünvan Değişikliği Sınavı’nda başarılı olan 2 bin 35 kişi mülakata girmeye hak kazanmıştır. Yazılı sınav sonucu başvurduğu ilde birinci olan 275 adaydan büyük bir kısmı sınavda başarılı olmuştur. Yine mülakat yapılmadan puan sıralamasına göre alım sırasına göre başarılı olabileceklerin de büyük kısmı mülakatta başarılı olmuştur. Başarısız olan adayların görev yaptığı birimin kriterlerine göre esas alınarak 100 tam puan üzerinden değerlendirme yapılmıştır. Mülakatla ilgili değerlendirmeyi CHP Grubu istediği için hatırlatmak isterim ki son günlerde belediyelerde yapılan atamaların nasıl yapıldığı ortada. CHP’nin kazandığı belediyelerde yapılan atamaların tamamı ortada. Nepotizmin kralı CHP’de.”
]]>
CHP Muğla Milletvekili Cumhur Uzun, Adalet Bakanlığı Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Sınavı’nda yapılan mülakatlar ve sınav sonuçlarıyla ilgili iddiaları TBMM gündemine taşıdı. Uzun, “Gerek torpil iddiaları, gerek sorulan sorulara dair şaibeler, gerekse seçimin hemen ertesi günü açıklanan sınav sonuçlarına dair iddialar maalesef başta bu sınava giren Adalet Bakanlığı personelleri olmak üzere toplumun tümünün içine sinmemiştir. Bakanlık yapılan mülakatı iptal etmeli ve yazılı sınav sonuçlarına göre liyakati önceleyerek görevde yükselmeye hak kazananların hakkını teslim etmelidir” dedi.
CHP’li Cumhur Uzun, Adalet Bakanlığı Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Sınavı’nda yapılan mülakatlar ve sınav sonuçlarına dair iddiaları TBMM’ye taşıdı. Tunç, Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’un yanıtlaması istemiyle TBMM Başkanlığı’na yazılı soru önergesi verdi.
Uzun, önergesinde Adalet Bakan Yardımcısı Ramazan Can’ın kameralara yansıyan torpil mesajlarını da hatırlatarak, “Adalet Bakan Yardımcısı Ramazan Can adeta kameralara suçüstü yakalanmış ve hızla bu görüntülere yayın yasağı getirilmişti. Konu ile ilgili açıklama yapan Tunç, ‘Bunların değerlendirmesini yapacak olan komisyonlardır. Referansları, başka talepleri olabilir. Bu talepler değerlendirilirken, ilgili komisyonlar kişinin liyakatine bakar. Bizim tek kriterimiz liyakattir’ demişti. Bu açıklama ile Bakan Tunç adeta torpil taleplerini doğrulamış ve bu taleplerin komisyona iletildiğini beyan etmiş oldu. Bu sınavda komisyona gelen taleplerin kaçının liyakata göre değerlendirildiği merak konusu. Bakanlık bir an önce bu iddialara dair kamuoyunu rahatlatacak açıklama yapmak ve hatta soruşturma başlatmak zorundadır” dedi.
“SINAVI İPTAL ETMEYİ DÜŞÜNÜYOR MUSUNUZ?”
Bakan Tunç’a sınavın iptal edilip edilmeyeceğini de soran Uzun, “Gerek torpil iddiaları, gerek sorulan sorulara dair şaibeler, gerekse seçimin hemen ertesi günü açıklanan sınav sonuçlarına dair iddialar maalesef başta bu sınava giren Adalet Bakanlığı personelleri olmak üzere toplumun tümünün içine sinmemiştir. Bakanlık yapılan mülakatı iptal etmeli ve yazılı sınav sonuçlarına göre liyakati önceleyerek görevde yükselmeye hak kazananların hakkını teslim etmelidir.” ifadelerini kullandı.
Cumhur Uzun, Bakan Tunç’a şu soruları yöneltti:
“Bizzat Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından seçimler öncesinde Kamuda Mülakatların kaldırılacağı söylenmiş ve bu vaat seçim beyannamesinde de yer almıştı. Buna rağmen Bakanlığınızca yapılan Görevde Yükselme Sınavında neden ve hangi gerekçeyle mülakat yapılmıştır?
Mülakatların kaldırılmamasına dair yapılan eleştiriler üzerine açıklama yapan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin de; “Mülakat gibi mülakat yapacağız” demişti. Bakanlığınızca yapılan görevde yükselme sınavında, mülakat gibi mülakat mı yapıldı? Yapıldıysa, mülakat gibi mülakatın kriterleri nelerdir?
Geçtiğimiz aylarda, Adalet Bakan Yardımcısı Ramazan Can’ın torpil mesajlarına ilişkin haberler basına yansımış ve bu haberlere yayın yasağı gelmişti. Bakan Yardımcısı Ramazan Can’a dair çıkan torpil haberleri üzerine bizzat tarafınızca; “Bunların değerlendirmesini yapacak olan komisyonlardır. Referansları, başka talepleri olabilir. Bu talepler değerlendirilirken, ilgili komisyonlar kişinin liyakatine bakar. Bizim tek kriterimiz liyakattir.” açıklaması yapılmıştı. Bahsi geçen komisyona gelen referanslı isimlerin yazılı ve mülakat sınav sonuçlarına dair bir araştırma yapılacak mıdır? Komisyona iletildiğini kabul ettiğiniz bu isimlerden kaçı görevde yükselme sınavını kazanmıştır?
1 Nisan tarihinde sınav sonuçlarının açıklandığı sitede yoğunluk nedeniyle mi yoksa başka nedenlerle mi aksaklık meydana gelmiştir? Siteye daha sonuçlar yüklenmeden telefonla aranarak sınavı kazananlara bilgi verildiği iddialarına dair başlatılan bir soruşturma var mıdır?
Mülakat sınav komisyonu ve sorular hangi kriterlere göre oluşturulmuştur? Mülakatlar kamera ile kayıt altına alınmış mıdır?
Sınav sonuçlarına dair birçok soru ve sorun varken kamuoyunu rahatlatmak adına yapılan bu sınavı iptal etmeyi düşünüyor musunuz?”
]]>
BES, kamuda mülakatların kaldırılması talebiyle Sıhhiye Adliyesi önünde açıklama yaptı. BES, Ankara 2 No’lu Şube Sekreteri Veli Çelik tarafından okundu. Basın açıklamasında, şu görüşlere yer verildi:
“Kendi etrafını kollama, parti yandaşlarından sermayedar yaratma anlayışıyla ülkeyi yöneten iktidar partisi toplumdaki adaletsizlik duygusunu derinleştirmeye devam ediyor. Sefalet sınırında bir gelirle yaşamaya çalışan milyonlarca emeklilere, açlık sınırında bir ücrete mahkum edilen emekçilere, asgari ücretlilere kaynak ayırmayan iktidar, yandaş kayırma projesi olarak icat ettiği kur korumalı mevduat sahiplerine devasa kaynak aktarmaya, hazineden bir kuruş para ödemeyecek diye seçim dönemlerinde propaganda malzemesi haline getirilen kamu özel işbirliği ortaklığı adı altında yandaş iş insanlarına ihale edilen döviz garantili projelerle kamu gelirleri yağma edilmeye devam edilmektedir.
“EL KOYMA ANLAYIŞI HIZ KESMEDEN DEVAM ETMEKTE”
İktidarın kamusal kaynakları dağıtma yöntemi ve kendi yandaşlarına servet olarak aktarmasındaki bu el koyma anlayışı kamunun yarattığı istihdam ve görevlerde de hız kesmeden devam etmektedir. Anayasamızda Devletin istihdam yaratma ve kamusal hizmetlerde görev almayı bir hak olarak tanımlandığı gibi, Anayasanın alt metini olan ve kamu emekçilerinin işe alınması ve istihdam edilmesi, özlük haklarına ilişkin düzenlemelerin yer verildiği 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ve diğer düzenleyici metinlerde; kamusal hizmetlerin verilmesinde ayrımcılık yapılamayacağı ve kamusal hizmetlerde görev almanın liyakat esasına göre yapılacağı ve kamusal hizmetlerde kariyer yapmanın yine liyakat esasına göre yapılacağı belirlenmiş olduğu halde, iktidar kamunun yarattığı istihdam olanaklarını da tıpkı ekonomik kaynakların dağıtılmasındaki çökme anlayışıyla yandaşlarına rüşvet olarak dağıtmayı hak olarak görmektedir.
“REFERANS ADI ALTINDA MASUMLAŞTIRILAN MESAJLAR…”
Bu iktidarla birlikte görevde yükselme ve unvan sınavlarında uygulanmaya başlayan mülakat uygulaması, kamuya ilk işe girişler dahil, kamu kurumları tarafından yapılan bütün sınavlar liyakatten uzak bir anlayışla iktidar partisinin yandaşlarını bir kayırma, gönül alma ve rüşvet verme aracına dönüşmüştür. Televizyonlara dahi yansıyan birçok bakanın, milletvekillerinin cep telefonlarına gelen, referans adı altında masumlaştırılan mesajlar sınav komisyonlarında hak eden binlerce kamu görevlisinin elenmesi anlamına gelmektedir. On binlerce kamu emekçisi yıllarca emek verdiği kurumda hak ettiği görevlere gelemeyişinin verdiği moral bozukluğu ile mutsuz bir şekilde çalışma yaşamını sürdürmekte, bazen bu gönül kırıklığı onların erkenden emekli olmasına veya istifa etmesine nedeni olabilmektedir.
“MÜLAKAT SOPASI KULLANILMAYA DEVAM EDİLMİŞTİR”
Kamuda mülakat uygulamasının yarattığı ayrımcılık ve tahribat 2023 Mayıs seçimlerine de yansımıştır. Konuyla ilgili sendikamızın eylem etkinlikleri ile de gerek muhalefet partileri gerekse iktidar partisi mülakatın kaldırılacağını sözünü vermek zorunda kalmıştır. Ancak iktidar partisi vaat ettiği halde mülakatın kaldırılması konusunda herhangi bir yasal düzenleme yapılmamış; tam aksine bu düzenlemeler yapılmadan yangından mal kaçırırcasına 2023 ve 2024 yıllarında hemen her bakanlıkta görevde yükselme ve unvan değişikliği sınavları ile mülakat sopası kullanılmaya devam edilmiştir.”
]]>CHP Genel Başkan Yardımcısı ve İzmir Milletvekili Gökçe Gökçen, Adalet Bakanlığı’nın görevde yükselme sınavı ve öğretmen atamalarında mülakat sorununa ilişkin yazılı açıklama yaptı. Gökçen’in açıklaması şöyle:
“Seçim sonuçları değişime dair umudun yüzleri bir nebze olsun güldürebileceğini gösterdi. Bu umut, yalnızca iktidar değişimi değil, tüm siyasetçilere verdikleri sözleri tutma, kibirli olmama, samimi bir siyaset yapma ödevi yükledi. Bu seçimde bir yanda Monako’da ıstakoz keyfi yapanlar varken diğer yanda Kent Lokantalarında karnını doyuranlar vardı. Kaybeden tarafta atanmayan öğretmeni görmeyenler, bir gencin gelecek kaygısıyla yaşadığı hayal kırıklığını hissedemeyenler, kibirden kendi siyasi hareketinin bile başladığı yeri çoktan unutmuş olanlar vardı.
Seçimi kaybeden AKP’nin alması gereken derslerden biri de mülakatları kaldırmaktır. Öğretmen atamasında mülakatta elenen onca başarılı genç, emeğinin karşılığını alamayacağı bir ülkede, boynu bükük yaşamak istemiyor. Ailesine tekrar tekrar atama haberlerini açıklarken, bir yandan sınava hazırlanıp diğer yandan her gün siyasilerden gelecek açıklamaları pür dikkat takip etmek zorunda kalmak istemiyor.
Adalet Bakanlığının görevde yükselme sınavlarında da benzer bir hayal kırıklığı hakim olmuş durumda. Yazılı sınavda çok yüksek puan alan onlarca vatandaşımız bize ulaşarak mülakatta elendiklerini, olumsuz sonuçlanan bazı mülakatların 1 dakika kadar kısa sürdüğünü, bazı mülakatların ise iyi geçmesine rağmen sonucun hayal kırıklığı olduğunu ifade ediyorlar. Bu mülakatlarda neler yaşandığının, hangi soruların sorulduğunun ve vatandaşlarımızın iddialarının açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.
İşinde iyi olanın değil, ‘dayısı olanın’ ödüllendirildiği sistem, artık yalnız bizim sözümüz değil, vatandaşın gerçeği haline geldi. Torpil ve kayırmacılık, yalnızca emek hırsızlığına yol açmıyor. Aynı zamanda insanların birbirine güvenmediği, başarının sorgulamayla karşılandığı, iş etiği ve sorumluluk duygusunun bir değer olmaktan çıktığı, dayanışmadan uzak bir toplum yaratmış oluyor. Bu nedenlerle mülakatların kaldırılmasını yüz binlerce genç gibi bizler de bekliyoruz. AKP’nin sandıktan alması gereken ilk mesajlardan biri budur.”
Gökçen, 1 Nisan’da sonuçları açıklanan Adalet Bakanlığı bünyesinde merkez ve taşra teşkilatı için yapılan “Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Sınavı”yla ilgili Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’un yanıtlaması istemiyle 4 Nisan’da TBMM Başkanlığı’na soru önergesi vermişti. Gökçen, Bakan Tunç’a şu soruları yöneltmişti:
“-Basına yansıyan Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Sınavı kapsamında gerçekleştirilen yazılı sınav veya sözlü mülakatlarda ‘Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kaç çocuğu vardır?’ ve ‘Hz. Muhammed’in çocuklarının isimleri nelerdir?’ sorularının sorulduğu iddiaları doğru mudur? Eğer iddialar doğru ise bu soruların yanıtlarının mesleğin gerektirdiği niteliklerle ilgisi nedir?
-Basına yansıyan yazı işleri müdürlüğü mülakat sonuçları henüz açıklanmadan kazanan adayların aranarak kazandıklarının haber verildiği iddiaları doğru mudur?
-Mülakatlar ne kadar sürmüştür? Basına yansıyan 45 saniye süren mülakatlar sonucu başarısız kararı verilen adayların olduğu iddiaları doğru mudur?
-Basına yansıyan 12-18 yıldır çalışmakta olan ve 80 üzeri puan alan katiplerin başarısız, 6-7 yıllık 70-72 puan arası alan katibin başarılı olduğu iddiası doğru mudur?”
]]>Ankara Büyükşehir Belediye (ABB) Başkanı Mansur Yavaş, Beypazarı’nda, “Sayın Altınok’un babadan kalma olduğunu söylediği epey bir malı var. Allah daha ziyade etsin. Bu kadar variyet varken iki çocuğunu KPSS sınavına girmeden, istisnai kadroyla memur yapmasını doğru buluyor musunuz? Bu kul hakkı değil mi? İşte geçen seçim söz vermişlerdi mülakat kalkacak diye. Hala mülakat kalkmadı. Kendi yakınlarını akrabalarını bu şekilde mülakatsız işe başlatıyor. Bu vatan evlatları, ihtiyacı olan gençler de kapı bucak iş arıyor. Bunlara en büyük cevabı sandıkta vereceksiniz. Başka türlü olmaz. Hükümet değişmiyor. Hükümeti ikaz etmenin tam zamanı” dedi.
ABB Başkanı ve CHP Başkan Adayı Mansur Yavaş, Beypazarı Belediye Başkan Adayı Özer Kasap ile birlikte Beypazarı’nda miting düzenledi.
Yavaş, mitingde yaqtığı konuşmada şunları söyledi:
“SİZ DEĞİL MİSİNİZ 25 YILDIR KAPI KAPI PAKET DAĞITAN”
“Bir seçimin daha sonuna gelmiş bulunuyoruz. Bir belediye başkanı bir kentin annesidir, babasıdır, abisidir, kardeşidir elbette. Dolayısıyla bir ailede anne, baba, kendi ailesindeki bütün bireylerin nasıl sağlığıyla, geçimiyle, eğitimiyle ilgileniyorsa Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı da 6 milyonun hiçbirisini ayırmadan tamamen onun bütün ihtiyaçlarıyla ilgilenmek durumundadır. Zaten anlayamadıkları konu şu; adaylar belli olduktan sonra anketler yaptılar. Onlara göre hiçbir şey yapmadık ya çıkan anket bunları şoke etti. Mansur Yavaş niye bu kadar seviliyor diye. Daha sonra Mansur Yavaş’ın yaptıklarını taklit edecek projelerle ortaya çıktılar. Taklit etmeye çalıştılar. Başkent Kart üç yıldır hayata geçirildi. Esnaf da para kazanıyor. İnancımıza uygun bir şekilde bir elin verdiğini diğeri görmüyor. Bir baktım bir gün miting de yapamıyor ama gittiği bir toplantıda eline benim karta benzer bir şeyi gösteriyor ben diyor Başkent Kart yapacağım seçilirsem bunun içine para yükleyeceğim diyor. Siz değil misiniz 25 yıldır kapı kapı paket dağıtan, vatandaşın gözünün içine sokan, bunları fotoğraflayan, yayınlayan siz değil misiniz? Eskiyi inkar mı ediyorsunuz? Ayrıca siz beş yıldır dördüncü dönem Keçiören Belediye başkanısınız. Bu beş yıl içerisinde Başkent Kart’a benzer hangi kartı çıkarttınız? Doğalgaz yükleyecekmiş. Ben 200 bin aileye doğalgazı üç yıldır yüklüyorum. Siz beş yıldır beş kişiye yüklememişsiniz, seçilirse doğalgaz yükleyecekmiş. Aynı şekilde 200 bin ailenin protein ihtiyacını karşılıyorum. Bu çocukların kursağından et geçsin, sağlıklı büyüsünler diye aşağı yukarı 30 aydır birer kilo et parası yatırıyorum. Almış eline mikrofon diyor ki ben but dağıtıyorum. Faaliyet raporunu açtık baktık. Ocak ayında 2 kişiye kasım ayında 11 kişiye destek olmuş. Halbuki Keçiören’de ben tam 50 bin aileye destek oluyorum. Siz Keçiören’de 50 bin ailenin destek ihtiyacı olduğundan habersiz ne işlerle uğraştınız?
“TÜRKİYE PROJE ÇÖPLÜĞÜNE DÖNDÜ”
Bunlar insanları kentte yaşayan insanların ihtiyaçlarını, eğitimlerini, sağlıklarını düşünmekten çok proje adı altında hep çöp projelere para yatırdılar. Artık Türkiye proje çöplüğüne döndü. En büyük proje insandır arkadaşlar. İnsanı yaşat ki devlet yaşasın demişler. Önce sen kentte yaşayan insanların dar gelirli olanların çocuklarını da diğer akran gibi aynı eğitim seviyesine getireceksin. Onlar KPSS’ye girecekse onların sınav ücretini ödeyeceksin ki bu insanlar hiçbir zaman şu olmadı şunu yapmadım diye eğitimlerden mahrum kalmasın. Okusunlar ki onlar bari kendilerini kurtarsın. Hem kendilerine hem ailelerine hem ülkemize faydası olsun. Dolayısıyla pandemi döneminde de aynı çalışmalarla öyle bir önderlik yaptık ki kaç ay insanlar evinden çıkamazken Ankara’da bir mağdur insan kalmadı. Ankara halkı bu şeffaf, hesap verebilir belediyeciliği sevdi. Bu nedenle son iki gündür yayınlanan anketlerde kiminde 30 kiminde 25 en azında 20’nin üstü puan aramızda fark var. Ankara halkı tercihini vermiş.
“ÇAKARLI ARAÇLARLA GEZMEDİM”
Beş yıl boyunca Ankara’nın hiçbir yerinde fotoğrafımı görmediniz. Çoluğumu çocuğumu belediyede gören almadı. Çocuklarımı televizyon, spor kulübü gibi işlerle uğraştırmadım. Onlar emekleriyle çalışıyor. Çok şükür alınterlerini yiyorlar. Dolayısıyla hiçbir yakınımın belediyeden işi de olmadı. ve çakarlı araçlarla gezmeden, kaç defa buraya cenazeye düğüne geldim, gördünüz bir minibüs, bir koruma, bir şoför. Hiç kimseyi ayırmadım ki. Neden korkayım? İşte Mansur Yavaş belediyeciliği budur. ve Ankara’da tutulmuştur.
“BEYPAZARI’NA TURİST GÖNDERMEYE DEVAM EDECEĞİZ”
Biraz önce söylediğimiz gibi bir yönetim yönetmelik değişik nedeniyle Ankara’da bulunan Seğmen Su’ya ait fabrikaların süresini uzattık. Kısa bir süre verdiler. Bir an önce buraya Seğmen Su’yun en büyük tesisini kurmak suretiyle Ankara’daki bütün fabrikaların su dolum tesislerini buraya getiriyoruz. İnşallah en büyüğü olacak. 400-500 milyon liralık bir yatırım olacak. Yine Ankara’nın çevresinde Nallıhan’da Ayaş’ta da böyle su bulabilirsek oralara da birer tane fabrika inşallah yapacağız. Kültür turları yeniden başlıyor. Onlarca otobüs inşallah kültür turu adı altında Beypazarı’na yine turist göndermeye de devam edeceğiz. ve sonuç itibariyle değerli hemşehrilerim sizlerle beraber olmak güzel. Ama rakibim hiçbir yerde kendi başına gidip miting yapamazken, bu oy oranına rağmen vatandaşa olan saygımdan dolayı hala ilçelerin birçoğunu ikinci üçüncü defa gidiyorum.
“KENDİ YAKIN AKRABALARI MÜLAKATSIZ İŞE BAŞLIYOR”
1999 yılından beri bütün diyorum banka hesaplarını inceleyebilirsiniz. 2019 yılında aday olduğum zaman mal beyanını açıkladım. Rakibim diyor ki ‘Ankara’ya geldiğinde burada bir evi yoktu’ diyor. Gerçekten yoktu kayınvalidemin evinde kalıyordum. Bu iyi mi kötü mü bir belediye başkanı için? Demek ki temiz yönetmişiz değil mi? Ben Beypazarı’ndayken bir tek soruşturma geçirmedim bu konularla ilgili. ve bunu sanki suçmuş gibi anlatıyor. Mal beyanında bulun dedik zor bulundu tamamını bulmadı. Kamuoyundaki siyasetçiler şeffaf olmalıdır. Açık olmalıdır. Biraz önce size söyledim. Yolsuzluk ve israfın kalkması kamu yöneticilerinin bütün mallarının mülklerinin açık olarak yayınlanmasıyla mevcuttur. Yoksa şaibe altında kalır. Niye şaibe altında yaşayayım? Herkes her şeyi bilsin. Gizlimiz yok. Bakın yüzlerce işsiz var. Peki değerli hemşerilerim buradan şu soruyu tekrar soruyorum; Sayın Altınok’un babadan kalma olduğunu söylediği epey bir malı var. Allah daha ziyade etsin. Bu kadar variyet varken iki çocuğunu KPSS sınavına girmeden, istisnai kadroyla memur yapmasını doğru buluyor musunuz? Bu kul hakkı değil mi? İşte geçen seçim söz vermişlerdi mülakat kalkacak diye. Hala mülakat kalkmadı. Biz söyledik; kendi yakınları işe girer yine aynı düzen devam eder diye. İşte örneğini görüyorsunuz. Mülakat hala kaldırılmadı. Kendi yakınlarını akrabalarını bu şekilde mülakatsız işe başlatıyor. Bu vatan evlatları, ihtiyacı olan gençler de kapı bucak iş arıyor. Bunlara en büyük cevabı sandıkta vereceksiniz. Başka türlü olmaz. Hükümet değişmiyor. Hükümeti ikaz etmenin tam zamanı.”
“BU KADAR OLAĞANÜSTÜ TEDBİRE GEREK YOKTU”
Yavaş, mitingde polis tarafından alınan yoğun önlemler için de şöyle konuştu:
“Siz henüz Beypazarlıları tanımamışsınız. Kimse siyaset yüzünden birbirini kırmaz. Hepsi akrabadır, arkadaştır. 31 Mart akşamı biter herkes birbiriyle kucaklaşır. Yine aynı şekilde samimiyetine devam eder. Akşam seçim bitmiştir. Seçilen belediye başkanıdır. Hiç kimseyi ayırmaz. Onun için Beypazarı’nda bu kadar olağanüstü tedbire gerek yoktu. Umarım bir daha olmaz. Umarım özellikle yapılmamıştır.”
]]>
CHP İstanbul Milletvekili Gamze Akkuş İlgezdi, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın görevde yükselme sınav sonuçlarının adaylara şeffaf bir şekilde ilan edilmemesini eleştirdi. Akkuş İlgezdi, “Cumhurbaşkanı ve AKP’lilerin mülakatı kaldıracağız sözleri yine lafta kaldı. Kültür ve Turizm Bakanlığı görevde yükselme sınavlarında sonuçlar kamuya açıklanmadı. Yazılı sınav sonrası mülakatlar ile yine liyakat sahiplerinin yerine yandaşlar makamlara sahip olacak. Cumhurbaşkanı ve AKP’nin kurmaylarını mülakat konusunda verdikleri sözleri tutmaya ve liyakatli atamalara davet ediyorum” dedi.
CHP İstanbul Milletvekili Gamze Akkuş İlgezdi, kamuya yapılan işe alımlarla ilgili yazılı açıklama yaptı. Akkuş İlgezdi, 14 Mayıs Genel seçimlerinden yaklaşık bir ay önce Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, “Kamuya işe alımları, görevin getirdiği zorunluluklar dışında mülakatı kaldırarak gençlerimizin sınavlardaki başarı sıralamasına göre yapacağım” dediğini, ancak mülakatların hala kaldırılmadığını hatırlattı. “İktidarın yıllardır mülakatı nasıl kullandığına şahitlik ettik. Mülakat ve işe alım süreçlerini, adaletli ve şeffaf bir şekilde yönetmek yerine, yandaş atama kriteri olarak kullandılar” diyen İlgezdi, Türkiye’de derece yapmış adayların mülakatlarda elendiğini vurguladı.
“SINAV SONUÇLARI ŞEFFAF BİR ŞEKİLDE İLAN EDİLMEDİ”
“Geldiğimiz noktada mülakat yüzünden görevde yükselme unvanlarını hak edenler değil, yine yandaşlar alacak” değerlendirmesini yapan İlgezdi, Kültür ve Turizm Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğü tarafından 11 Şubat 2024 tarihinde yapılan görevde yükselme sınavında ataması yapılacak boş kadrolarda sınav sonuçlarının adaylara şeffaf bir şekilde ilan edilmemesine ilişkin şunları söyledi:
“Kültür ve Turizm Bakanlığı görevde yükselme sınavında ataması yapılacak boş kadro sayısının farklı alanlarda toplam 560 olacağını duyurmuştu. Fakat sınavın sonuçları adaylara şeffaf bir şekilde ilan edilmedi. Kurum personeli sonucu öğrenmek için sisteme girdiğinde yalnızca kendi sınav sonucuna ait bilgiler ile karşılaştı. Sınava ilişkin, kişilerin aldığı puanları gösteren bir listenin yayınlanmayışı personelin aklında soru işaretlerine, görevde yükselecek personelin önceden belli olduğu düşüncesinin yer etmesine neden oldu. Açıklama sisteminde yazılı ve sözlü mülakatta kaç personelin tam puan aldığı, kaç kişinin alt sınırda puan aldığının paylaşılmaması, ne yazık ki tam puan alan personellerin yerine ‘yandaş’ olanların atanması ihtimalini güçlendiriyor”
“BU UYGULAMA HAK YEMEYİ YASAL HALE GETİRMEKTİR”
KESK’e bağlı Kültür-Sanat Sen’in de yazılı sınav puanları açıklanmasına yönelik bilgi edinme başvurusu ve talebine ilişkin İlgezdi, “Geçmiş dönemlere ait farklı kurumlarca yapılan, mülakat ve atama sistemlerinde hala cevaplanmayan birçok şaibe varken, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın bu şekilde yaptığı sonuç bildirimi hiçbir suretle kabul edilemez. KESK Kültür-Sanat Sen’in de yazılı sınav puanları açıklansın bilgi edinme başvurusu ve talebi yerine getirilmeli. Mülakat demek torpil demektir! Bu uygulama ile torpili, hak yemeyi yasal hale getirmektir! Vicdanları yaralayan ve emek veren milyonlarca vatandaşımıza umut tüccarlığı yapmaktır” dedi.
“BU SİSTEMİ KABUL ETMİYORUZ”
Mülakat sisteminin kaldırılması gerektiğine vurgu yapan İlgezdi, “Mülakat sistemi derhal değiştirilmeli, atamalar ve görevde yükselmeler yazılı sınavlarda ki başarı puanları baz alınarak yapılmalı. Kapalı kapılar ardından gerçeklikten ve şeffaflıktan bihaber şekilde geçmişten günümüze taşıdığınız bu sistemi kabul etmiyoruz! Cumhurbaşkanı ve AKP’nin kurmaylarını mülakat konusunda verdikleri sözleri tutmaya ve liyakatli atamalara davet ediyorum” diye konuştu.
]]>
İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, yerel seçim çalışmaları kapsamında Uşak’ta Kemalöz Pazar yeri ve Dikilitaş Mahallesi esnafını ziyaret etti. Akşener, partisinin Uşak Belediye Başkan Adayı Muhammet Gür’ün Uşak’ın sorunlarına çözüm odaklı yaklaşacak bir başkan olacağını belirterek, “Bugün beraberce dolaştık, gördüm ki Uşaklı hemşehrilerim bu defa Muhammet başkanını seçecekler. Çünkü projeleriyle, dürüstlüğüyle, sözünün eri olmakla, mertlikle bilinen bir kardeşim. Dolayısıyla bu defa Muhammet başkanım hayırlısıyla Uşak belediye başkanımız olacak” dedi.
Akşener, daha sonra katıldığı iftar programında yaptığı konuşmada da İYİ Parti Uşak Belediye Başkanı Adayı Muhammet Gür’ün anketlerde önde olduğuna dikkat çekerek şunları söyledi:
“Bugünü bitirdik, yerel seçimlere 14 gün kaldı. Uşak’ta Muhammet başkanım aday oldu. Geçtiğimiz 2019 yılında da adaydı ve çok az bir farkla kaybetti. Şimdi ikinci defa aday. Bugün beraberce dolaştık, gördüm ki Uşaklı hemşehrilerim bu defa Muhammet başkanını seçecekler. Çünkü projeleriyle, dürüstlüğüyle, sözünün eri olmakla, mertlikle bilinen bir kardeşim. Dolayısıyla bu defa Muhammed başkanım hayırlısıyla Uşak belediye başkanımız olacak. Bütün anketler de aynı şeyi söylüyor. Bugün bir şey fark ettim, bizim parti kurulduktan sonra benim başıma ne geldiyse Muhammet başkana da aynı şeyler yapılıyor. Çünkü kazanacak. Yani elbette sizin kararınız ama gördüğüm kadarıyla garantilemiş kardeşim. Dolayısıyla rakipleri tarafından gagalanmaya başlanmış. Bu da onun ne kadar düzgün ve Uşak’a hizmet etmekle kendini yükümlü hisseden bir insan olduğunu gösterir.”
“CUMHURBAŞKANI SAYIN ERDOĞAN DAHİL ŞU ANDA BU SİSTEMDEN HERKES PİŞMANDIR”
İddia ediyorum Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan dahil, şu anda bu sistemden herkes pişmandır. Çünkü bir kişinin iki dudağı arasına sıkıştırılan bu sistem, o kişiyi de herhalde hayatından son derece nefret eder hale getirmiştir. Her kararı bir kişinin verdiği bir sistem olmaz, olamaz. Bu ucube sistemden Türkiye’yi çıkarmak için biz bu ittifak siyasetine mecburen ‘evet’ dedik. Sizin sesiniz olma, bir başka seçenek ortaya koyma iddiamızla mecburen, mecburiyetten ittifak siyasetinin içinde yer aldık.
“EMEKLİLER AÇ”
Sayın Erdoğan her şey iki dudağının arasında. Emekliler aç. Dolayısıyla bayram ikramiyesini 7 bin liraya çıkaracaksın. Emeklilerin tümüne 11 bin TL seyyanen zam yapacaksın. En düşük emekli maaşını asgari ücret seviyesine getireceksin. Seçime kadar bunu yapacaksın. İsterse emekliler sana oy versin. Ama yapmadığın takdirde emeklilerin oyuna talibim. Ondan sonra görün bakalım nasıl oluyormuş işler. Tutun elimden, verin bana o gücü; bakın ne oluyor? Seçin Muhammet başkanı, bakın ne oluyor?
“HANİ MÜLAKAT KALDIRILACAKTI ?”
Gençler herkes size söz verdi mülakat kaldırılacak diye. Bakın dün Bursa’da kızı KPSS’de 87 puan almış. 73 puan alan kızının arkadaşı mülakatta kazanmış. 87 puan alan kız çocuğu atanamamış. Her birinizin hayatında bundan bir tane var. Hani mülakat kaldırılacaktı? Sayın Erdoğan seçime kadar verdiği sözü tut. Bu gençlerin hayatında mülakatı çıkar gitsin. Sen yapmazsan ben yapacağım.”
]]>Genel Kurulda Saadet Partisi ile İYİ Partinin “Öğretmenler”, DEM Parti’nin “Kayyım” ve CHP’nin “Emekliler” ile ilgili grup önerileri ayrı ayrı görüşüldü.
Partisinin grup önerisi üzerinde söz alan Saadet Partisi İstanbul Milletvekili ve Grup Başkanvekili İsa Mesih Şahin, 2023 yılının Temmuz ayında KPSS’nin yapıldığını ancak aradan geçen süreye rağmen öğretmen atamasının yapılmadığını söyledi.
Yüz binlerce öğretmenin atama beklediğini belirten Şahin, herkesin gözünün kulağının öğretmen atamasında olduğunu ifade etti. Şahin, “Seçimi mi bekliyorsunuz? 2022 atamalarını 2023 Mayıs ayında yaptınız. Gençlerin gelecek hayalleri üzerinden siyaset yapmayın. Ne zaman açıklayacaksınız’Gençlerimiz yeni sınava mı hazırlanacak yoksa bu atamayla mı öğretmen mi olacak? Gençleri seçim yatırımı olarak görmeye hakkınız yok.” dedi.
Öğretmen atamalarında mülakat uygulamasının kaldırılmasına yönelik sözler verildiğini, bu sözlerin tutulmadığını belirten Şahin, “Derdimiz mülakatın olmadığı liyakatin esas alındığı, dayısı olanın değil hak edenin kazandığı, adaletli bir düzeni tesis etmek.” ifadesini kullandı.
“Mülakatsız 100 bin öğretmen ataması yapılmalı”
İYİ Parti Antalya Milletvekili Aykut Kaya, “atanamayan öğretmen” ve “mülakat” konusunun öğretmenlerin sorunlarının başında geldiğini bildirdi. Yüz binlerce öğretmenin atama beklediğini kaydeden Kaya, planlama yapılmadığı için her yıl eğitim fakültelerinden 40-50 bin öğretmenin mezun olduğunu, bu sayının giderek arttığını aktardı. Kaya, “Seçimden seçime ‘Şu kadar bin öğretmen atayacağım’ diyerek bu sorunu çözemeyiz. Mülakatsız 100 bin öğretmen ataması yapılmalı hemen akabinde eğitim fakültelerinde eğitim sisteminin arz ve talep dinamiklerini dikkate alan planlama yapılması acil bir ihtiyaç.” diye konuştu.
DEM Parti Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu, öğretmen atamalarında yapılan mülakatların “rezalet” olduğunu ve çığırından çıktığını savundu. Gergerlioğlu, “Yüzlerce genç intihar ediyor. Bu gençlerin vebalini kim ödeyecek?” dedi.
“Atanamayan öğretmenleri inşaatlarda görmek istemiyoruz”
CHP Tekirdağ Milletvekili Nurten Yontar da 22 yılda göreve gelen her Milli Eğitim Bakanının sistemi değiştirdiğini, gelen bakanın giden bakanı arattığını ifade etti.
Öğretmen atamasına ilişkin sözler verildiğini vurgulayan Yontar, bu sözlerin tutulmadığını belirtti.
Öğretmen atamasında uygulanan mülakatlara yönelik eleştirilerde bulunan Yontar, “Donanımlı ve eğitimli gençlerimiz yazılı sınavlarda en yüksek sınavı almalarına rağmen mülakatla eleniyor. Bu çocukların hayatını çalmak kimsenin haddi değildir. Atanamayan öğretmenleri, inşaatlarda, marketlerde, pazarlarda çalışırken görmek istemiyoruz. Onları öğrencileriyle okullarda görmek istiyoruz.” diye konuştu.
AK Parti Konya Milletvekili Orhan Erdem ise “atama bekleyen öğretmenler” üzerinden siyaset yapıldığını bildirdi. Komisyonlarda ve Genel Kurul’da yapılan konuşmalarda “atanamayan öğretmen sayısının 500-600 bin olarak lanse edildiğini” ancak bu rakamın doğru olmadığını vurgulayan Erdem, şöyle devam etti:
“Plan ve Bütçe Komisyonunda bakan beye ‘son atamada kaç bin öğretmen atama için başvurdu?’ diye sordum. Bana gelen cevap 125 bin. ÖSYM’ye sorduğumuzda 300 bin civarı bir öğretmenin KPSS’ye girdiğini görüyoruz. Ama kimse AK Parti iktidarı döneminde kamuya 800 bin öğretmen alınıp, dışarıda kalanlar da var ama özelde de 200 bine yakın öğretmenin çalıştığını hesaba katmıyor. Haklı olarak her atama döneminde özelde çalışan öğretmenlerimiz de devlette görev almak ister. Sizlerin söylediği kadar olmayan başvuruların da buradan kaynaklandığını görüyoruz.”
Kürsüye boş çay bardağı ve simitle çıktı
Partisinin emeklilerle ilgili grup önerisi üzerinde söz alan CHP Adana Milletvekili Müzeyyen Şevkin, kürsüye boş çay bardağı ve simit ile çıkarak, “Emeklinin sadece çay ve simit alması halinde 9 bin lira gideri var. Allah’tan korkun. Soruyorum size 10 bin lira yeter mi?” dedi.
Görüşmelerin ardından yapılan oylamalarda CHP, DEM Parti, İYİ Parti ve Saadet Partisinin gündeme ilişkin grup önerileri kabul edilmedi.
Genel Kurulda daha sonra sağlık alanında düzenlemeler içeren Sağlıkla İlgili Bazı Kanunlarda ve 663 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin 2. Bölümü’nün görüşmelerine geçildi.
]]>