Muhammed – Haber 60 – Tokat Haber https://www.haber60.com.tr Wed, 17 Jul 2024 03:42:04 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 İsrail askerleri, engelli bir adamı saldırgan köpeğe bıraktı https://www.haber60.com.tr/israil-askerleri-engelli-bir-adami-saldirgan-kopege-birakti/ https://www.haber60.com.tr/israil-askerleri-engelli-bir-adami-saldirgan-kopege-birakti/#respond Wed, 17 Jul 2024 03:42:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=40126 Uyarı: Haber, rahatsız edici olabilecek ayrıntılar içermektedir.

24 yaşındaki Muhammed Bhar, Down sendromlu ve otizmliydi. 70 yaşındaki annesi Nabila BBC’ye onu anlatırken, “Yemek yemeyi, içmeyi, üstünü değiştirmeyi bilmezdi. Ben onun bezini değiştirirdim. Ona yemek yedirirdim. Kendi işini göremiyordu” diyor.

Ailesi her zaman yanındaydı. Küçükken dışarıda zorbalığa maruz kaldığında, dövüldüğünde, eve gelip onlara sığınabiliyordu.

Savaş başladığında bomba sesleri ve patlamalar onu paniğe sürüklediğinde, işlerin yoluna gireceğini söyleyen birisi hep vardı.

Kilosu nedeniyle hareket etmekte zorlandığı için gün içerisinde hep aynı koltukta oturmak istiyordu. Ailesi, ihtiyaçlarını gidermesine yardım ediyordu.

27 Haziran’da savaş, Bhar ailesinin mahallesini bir kez daha kuşattı. Gazze şehrinin doğusundaki Şucaiyye mahallesindeki herkes, İsrail askerleri tarafından evlerini terk etmeye zorlandı.

Bhar ailesi için oradan oraya taşınmakta çok zordu. Nabila, 15 kez yer değiştirdiklerini anlatıyor: “Nereye gitsek, orayı bombaladılar.”

Çatışmalar çevrelerindeki sokaklarda yoğunlaşınca evin farklı odalarında gizlenmek zorunda kalıyorlardı. En şiddetli çatışma anlarında banyoda gizleniyorlardı.

Nabila, “Yedi gün kuşatma altında kaldık. Tanklar ve askerler evin çevresindeydi. Muhammed ise koltukta oturuyordu, başka yerde durmayı sevmezdi” diyor.

Çevreden gelen patlama ve çatışma sesleri Muhammed’i korkutuyordu, Nabila onun sık sık paniklediğini anlatıyor. Bomba seslerini duyduğunda, sanki birisi ona vurmaya çalışıyormuş gibi kendisini korumaya çalışıyordu. Ailesi ise onu yatıştırmaya çalışıyordu ancak annesi, Muhammed’in olan biteni anlamakta çok zorlandığını söylüyor.

Evde neler yaşandı?

3 Temmuz’da, ailenin anlattığına göre İsrail askerleri evlerini bastı.

Nabila onlarca askerin ve bir askeri köpeğin geldiğini anlatıyor.

Bu köpeklerin, Hamas savaşçılarını, bubi tuzaklarını ve patlayıcılarını tespit etmek için kullanıldığı ileri sürülüyor.

Nabila ilk olarak, askerlerin her şeyi kırıp döktüğünü duydu, ardından askerler ve köpek odaya girdi.

“Onlara söyledim, ‘O engelli, ona dokunmayın, o engelli. Köpeği uzak tutun’ dedim” diyor.

Ardından Nabila, köpeğin Muhammed’e saldırdığını gördü.

Şöyle anlatıyor:

“Köpek ona saldırdı, önce göğsünden sonra elinden ısırdı. Muhammed konuşmadı, sadece ‘Hayır, hayır, hayır’ dedi. Köpek kolunu ısırdı ve kan aktı. Ona ulaşmaya çalıştım ama yapamadım. Kimse ona ulaşamadı. O, köpeğin başına dokunup ‘Yeter, yeter’ diyordu. Kan aktıkça köpek daha çok saldırdı.”

Bu noktada, askerler Muhammed’i başka bir odaya götürdü ve köpekten uzaklaştırdı. Yaralandığı yerlere müdahale etmeye çalıştılar.

Her zaman ailesinin yardımına muhtaç olan Muhammed şimdi askerlerin elindeydi.

Nabila, “Onu başka odaya götürdüler, kapıyı da kitlediler. Ona ne olduğunu görmek istedik. Muhammed’i görmek istedik. Silahlarını bize doğrulttular. Bizi başka odaya aldılar” diyor.

Askeri doktorun onu tedavi etmek için geleceğini söylediler. Bir süre sonra doktor geldi ve Muhammed’in yattığı odaya girdi.

Muhammed’in yeğeni, 11 yaşındaki Janna, ailesinin askerlere yalvardığını anlatıyor. Askerler ise onun “iyi olduğunu” söylemekle yetindi.

Birkaç saat sonra aile, silah zoruyla evden çıkarıldı. Muhammed’i askerlerle bırakıp çıkmak zorunda kaldılar. Yalvarış ve çığlıklar işe yaramadı. Muhammed’in iki kardeşi gözaltına alındı ve hala serbest bırakılmadılar.

Bir hafta sonra, kardeşi Jibreel, eve geri döndü ve şoke edici manzarayla karşılaştı. Çektiği görüntüleri de BBC kameramanı ile paylaştı.

Muhammed’in cansız bedeni yerdeydi. Çevresinde kan vardı. Görüntülere göre koluna, kanı durdurmak için sadece turnike yapılmıştı.

Jibreel, “Kanamayı durdurmaya çalıştılar. Sonra dikiş atmadan ve başka bir şey yapmadan onu bıraktılar. Yalnızca bu ilk yardım müdahalesini yapmışlar. Gördüğünüz gibi burada ölüme terk edilmiş. Onun evden götürüldüğünü düşünüyorduk. Kanlar içinde yalnız şekilde bırakılmış. Ordu onu bırakıp gitmiş” diyor.

Muhammed’in ölümünün tam olarak hangi yaralanmayla gerçekleştiğini ve bu sürede ona ne olduğunu belirlemek güç.

Ailesi onun cesedini bulduktan kısa bir süre sonra evlerin arasındaki bir boşluğa defnetti. Çünkü cesetlerin morga ya da mezarlığa götürülmesi çok tehlikeliydi. Otopsi ve ölüm belgesi elde etmek ise mevcut şartlarda imkansız.

Aile, soruşturma istiyor. Ancak devam eden çatışmalar ve ölü sayısının çok yüksek olması, bunun yakın zamanda yapılabileceğinin ihtimal dahilinde olmadığını düşündürüyor.

BBC’nin konuyla ilgili İsrail ordusuna yönelttiği sorulara, ” İnceleme yapılacağı” yanıtı verildi.

Nabila, ölen çocuğunun son anlarını her an hatırlıyor:

“Köpeğin onu parçalaması gözümün önünden gitmiyor, kolundan akan kan, her zaman gözümün önünde, bir an bile gitmiyor. Onu koruyamadık, askerlerden de köpekten de…”

]]>
https://www.haber60.com.tr/israil-askerleri-engelli-bir-adami-saldirgan-kopege-birakti/feed/ 0
Adana’da Aile Katliamı Davası: ‘Bana İlaç İçirip İntihara Zorluyorlardı’ https://www.haber60.com.tr/adanada-aile-katliami-davasi-bana-ilac-icirip-intihara-zorluyorlardi/ https://www.haber60.com.tr/adanada-aile-katliami-davasi-bana-ilac-icirip-intihara-zorluyorlardi/#respond Tue, 09 Jul 2024 22:03:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=38232

ADANA’da eşi İptihel Baba (29), kayınvalidesi İnaye Hellak (59) ve bedensel engelli kayınbiraderi Muhammed Baba’yı (28) bıçaklayarak öldürüp, kayınpederi Muhammed Zeki Baba’yı (60) ise yaraladığı suçlamasıyla 3 kez ağırlaştırılmış müebbet ve 20 yıl hapis istemiyle tutuklu yargılanan Özgür Durmuş’un (42), “Bana ilaç içirip intihara zorluyorlardı” dedi.

Merkez Seyhan ilçesi Barış Mahallesi’nde 3 Mayıs 2023’te içki içen Suriye asıllı Türk vatandaşı Özgür Durmuş, çocuklarının devlet korumasına verilmesi nedeniyle tartıştığı eşi İptihel Baba, kayınvalidesi İnaye Hellak ve bedensel engelli kayınbiraderi Muhammed Baba’yı bıçaklayarak öldürdü, kayınpederi Muhammed Zeki Baba’yı ise yaraladı. Yaralı Baba, olaydan 8 ay sonra hayatını kaybetti. Yakalanarak tutuklanan Özgür Durmuş hakkında Adana 7. Ağır Ceza Mahkemesi’nde açılan davanın ikinci duruşmasına devam edildi. Duruşmaya, tutuklu sanık Durmuş, bulunduğu cezaevinden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla katıldı. Sanık avukatının da katıldığı duruşmada öldürülen İptihel Baba’nın kız kardeşi Ela Baba tanık olarak dinlendi. Tercüman aracılığı ile ifadesi alınan Ela Baba, olayı görmediğini söyledi. Eniştesi ile ailesi arasında herhangi bir sorun olmadığını ifade eden Baba, olayın ardından eniştesinin, ailesinden 3 kişiyi öldürdükten sonra çektiği fotoğrafı WhatsApp durumundan gördüğünü ve hemen eve gittiğini belirterek, “Eve girdiğimde ölmüş olduklarını gördüm. Aralarında önemli bir tartışma yoktu. Bir gün önce Özgür Durmuş evimize geldi, ‘Ben bir şey saklıyorum göreceksin. Evde 2 defter var, bir şey olursa her şey orada yazıyor’ dedi. Daha önce çocukların sosyal hizmetlere verilmesi ile ilgili aralarında tartışma yaşanmıştı. O da büyütülecek bir şey değildi. Özgür Durmuş’un evdekileri bıçakladığını babam söyledi, ben görmedim” diye konuştu.

‘DEVAMLI KRİZLER GEÇİRİYORDUM’

Tanığın ifadesi üzerine söz hakkı verilen sanık Özgür Durmuş da tercüman aracılığıyla yaptığı savunmasında, doğruları söyleyeceğini ifade ederek, “Bana devamlı ilaç içirerek intihar etmemi istiyorlardı. Doğru ben devamlı krizler geçiriyordum. İlaç içince daha fazla krize giriyordum. Beni kameraya çekiyorlardı. Olanları deftere yazmıştım. Çocuklar için beni intihara zorluyorlardı, polisi aradım, ambulans çağırdım. Bende 2 kimlik var. Türk vatandaşlığına geçmeden önceki ismim Muhammed Halid Ali idi” dedi.

LARINI ÇEKMİŞ

Sanık Özgür Durmuş daha önceki savunmasında ise eşi ile çocuklarının devlet korumasına verilmesi nedeniyle tartıştıklarını belirterek, “Uyuduğum sırada kayınbiraderim Muhammed Baba odaya girerek beni rahatsız etti. Kendisini uyarınca, kayınpederim beni evden kovdu. Birbirimize karşılıklı hakaret ettik. Olaydan önce uyuşturucu madde ve alkol kullanmaya başladım. Olayla ilgili olarak sadece mutfaktan bıçak aldığımı hatırlıyorum. Bıçağı kime salladığımı hatırlamıyorum. O sırada kendimde değildim. Kanlı vaziyetteki fotoğraflarını çekip WhatsApp hesabı üzerinden ‘durum’ olarak paylaştım. Ancak bu paylaşımı bilinçli olarak yapmadım. Öldürme amacım yoktu, büyük hata yaptım” demişti.

Savcı, sanığın tutukluluk halinin devamına karar verip, eksikliklerin tamamlanmasını talep etti. Mahkeme heyeti ise sanık Özgür Durmuş’un tutukluluğunun devamına karar vererek, duruşmayı olayda yaralanan ve daha sonra hayatını kaybeden Muhammed Zeki Baba’nın ölüm nedeninin araştırılması ve eksikliklerin giderilmesi için erteledi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/adanada-aile-katliami-davasi-bana-ilac-icirip-intihara-zorluyorlardi/feed/ 0
Terörle Mücadelede Yeni Sınamalar Panelinde Diplomasi ve Uluslararası Dayanışmanın Önemi Vurgulandı https://www.haber60.com.tr/terorle-mucadelede-yeni-sinamalar-panelinde-diplomasi-ve-uluslararasi-dayanismanin-onemi-vurgulandi/ https://www.haber60.com.tr/terorle-mucadelede-yeni-sinamalar-panelinde-diplomasi-ve-uluslararasi-dayanismanin-onemi-vurgulandi/#respond Mon, 04 Mar 2024 04:06:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=14940 Antalya Diplomasi Forumu kapsamında düzenlenen “Terörle Mücadelede Yeni Sınamalar” başlıklı panelde, terörizmin yerel ve bölgesel bir boyuttan öte küreselleştiği, terörle mücadelede uluslararası dayanışmanın ve diplomasinin önemi vurgulandı.

Anadolu Ajansının (AA) “Global İletişim Ortağı” olduğu, Belek Turizm Bölgesi’ndeki NEST Kongre Merkezi’nde düzenlenen Antalya Diplomasi Forumu 2024’te, moderatörlüğünü Adalet ve Hukukun Üstünlüğü Uluslararası Enstitüsü İcra Sekreteri Steven Hill’in yaptığı panele, Somali Devlet Bakanı ve Dışişleri Bakan Vekili Ali Ömer Muhammed, Irak Ulusal Güvenlik Müsteşarı Kasım Araci ile Güvenlik ve Araştırma Genel Müdürü Büyükelçi Fatma Ceren Yazgan konuşmacı olarak katıldı.

Muhammed, ülkesinin terörizmden ciddi anlamda yara aldığını ve terörle mücadele etmeye devam ettiklerini söyledi.

Somali’de 1990’da hükümetin düştüğünü ve 16 yıl boyunca yerel yönetimlerin söz sahibi olduğunu hatırlatan Muhammed, 11 Eylül 2001 sonrası terörle mücadele yöntemlerinin uygun olmayan bir adımla yapıldığını aktardı.

Muhammed, terör örgütleriyle mücadelede için diplomasinin gerekli olduğunu vurgulayarak, “Somali’de biz diplomasiyi farklı şekilde uygulamaya başladık. Öncelikle partnerlerimize ulaştık ve farklı platformlarda yakın müttefiklerimizi bir araya getirdik. Kaynakları ve siyasi imkanları bir araya getirdik. Örneğin; 5 üyesi olan bir kurulumuz var; Türkiye, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri, İngiltere ve ABD. Bunların arasında bizlere siyasi destek sağlıyorlar aynı zamanda da güvenlik desteği sağlıyorlar. İkinci olarak komşularımıza ulaştık.” diye konuştu.

“Kapsamlı şekilde terörle nasıl mücadele edebiliriz?” sorusuna yönelik konuşan Muhammed, diplomasiden faydalanmak gerektiğini, terör örgütlerinin bir inancı, bir ideolojiyi kendilerine bir sebep olarak görebildiklerini anlattı.

“Bu kesinlikle çok önemliydi çünkü güvenlik gücümüzü artırdı”

Muhammed, ekonomik fırsatlar yaratmak için de diplomasiye ihtiyaç olduğuna işaret ederek, diplomasinin çok boyutlu ve katmanlı olduğuna dikkati çekti.

Bakan Vekili Muhammed, Türkiye ile Somali arasında son olarak imzalanan “Savunma ve Ekonomik İşbirliği Çerçeve Anlaşması”na ilişkin soruya yönelik, şunları kaydetti:

“Bu kesinlikle çok önemliydi çünkü güvenlik gücümüzü artırdı. Savunma kuvvetlerimizin eğitilmesi vesairesi konusunda zaten Türkiye’den uzun yıllardır savunma alanında destek alıyorduk. Ama bu çok daha iyi, bizim elimizi çok da güçlendiren bir gelişme oldu.

Deniz güvenliğimizi 1970-80’lerde test etmeye çalıştık ama 1990’lardaki hükümet sorunları sebebiyle denizlerimizin güvenliğini kaybettik.

Arkasından yaşanan sorunlarla yani korsanlığa kadar her türlü yasa dışı aktivite yaşandı. Bu anlaşma özellikle Somali’nin deniz güvenliğini tesis etmeye yönelik. Somali’nin ekonomik kalkınma potansiyeli aslında denizlerinde, petrol olsun, balıkçılık su ürünleri olsun, burada ciddi bir potansiyel var ve anlaşma her şeyden önce deniz güvenliğini sağlamaya yönelik.”

Terörle mücadelede bilgi paylaşımı gerçekten çok çok önemli”

Irak Ulusal Güvenlik Müsteşarı Araci, ülkesinin terörle etkin şekilde mücadele ettiğini vurgulayarak, terör sonrası toplumu rehabilite etme aşamasına geçtiklerini, Irak topraklarını terörden kurtardıktan sonra ailelerin normal hayata geçmesi için entegrasyon ve rehabilitasyon süreci yürüttüklerini anlattı.

Kayıplara tazminat verildiğini, işsiz ailelere iş sağlanmaya başladıklarını ve ortaya çıkan zararların hukuki anlamda giderilmesi bağlamında davalar yürütüldüğünü aktaran Araci, terör örgütü PKK/YPG’nin Suriye’de işgal ettiği bölgede bulunan vatandaşlarına yönelik ise şunları kaydetti:

“1924 Iraklı ailenin yeniden kazanımını sağlamıştır ve 5 binden fazla vatandaş (Suriye’deki) bu kamplardan kurtarılarak tekrardan Irak’a getirilmiştir ve orada rehabilite edilerek topluma kazandırılmaya çalışılmıştır. Hol Kampı içerisinde halen belli sayıda insanlar var ancak güvenlikleri de temin edildikten sonra bu insanların gönüllü şekilde dönüşünü sağlamaya çalışıyoruz. Önümüzdeki süre içerisinde entegrasyon programını da daha aktif şekilde hayata geçireceğiz.”

Araci, diplomasiyi bölgesel anlamda kullandıklarını dile getirerek, bölgede sıkıntıların büyük bir bölümünün giderildiğini aktardı.

Terörle mücadele sürecinde önemli deneyimler elde ettiklerini belirten Araci, teröre karşı çok net stratejinin olması gerektiğini söyledi.

Terörle mücadelede, ülkeler ve uluslararası arenada diplomatik işbirliklerine ihtiyaç olduğunu aktaran Araci, “Terörle mücadelede sınır aşan terörizm konusunda güvenlik ve istihbarat bağlamında bilgi paylaşımı gerçekten çok çok önemli.” dedi.

“Tehdidin kendisi de çok hızlı ve çok örgütlü bir şekilde ortaya çıkıyor”

Güvenlik ve Araştırma Genel Müdürü Büyükelçi Yazgan da “Diplomasi, ne söylemediğimiz ile de ilgilidir.” diyerek, diplomasi ve güvenlik konularının kesişiminde samimi olmakla sessiz olmak arasında ince bir çizgi olduğunu belirtti.

Yazgan, “Tehdidin kendisi de çok hızlı ve çok örgütlü bir şekilde ortaya çıkıyor. Bugün yetmişli yıllarda da olduğu gibi terörizm hala gayrimeşru ve gayriyasal bir uluslararası ilişkiler aracı olarak kalmaya devam ediyor. O yüzden zarar görüyoruz, yara alıyoruz. Devletin vatandaşlarını koruma yükümlülüğü var ve kendi yargı bölgesindeki herkesi koruma görevi var. Bu bizim egemenlik hakkımızın da bir gereksinimi.” değerlendirmesinde bulundu.

Yazgan, terörizmin büyük güçlerin siyaseti tarafından suistimal edilmesinin neticesi olduğuna vurgu yaptı.

“Terörizm yalnızca bir yan ürün değil aynı zamanda da yanlış politikaların doğrudan sonucu.” diyen Yazgan, bunun uluslararası anlamda yanlış yönetilen politikaların sonucu olduğunu ifade etti.

]]>
https://www.haber60.com.tr/terorle-mucadelede-yeni-sinamalar-panelinde-diplomasi-ve-uluslararasi-dayanismanin-onemi-vurgulandi/feed/ 0
Kadın doktor, depremde kurtardığı canları gözyaşları ile anlattı https://www.haber60.com.tr/kadin-doktor-depremde-kurtardigi-canlari-gozyaslari-ile-anlatti/ https://www.haber60.com.tr/kadin-doktor-depremde-kurtardigi-canlari-gozyaslari-ile-anlatti/#respond Tue, 06 Feb 2024 07:21:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=6232 Kadın doktor, depremde kurtardığı canları gözyaşları ile anlattı

AKSARAY – Asrın felaketi Kahramanmaraş depremlerinde Aksaray’dan AFAD gönüllüsü olarak giderek bölgede görev yapan Doktor Nihan Başaran, depremde 2 saat arayla kurtardığı Serpil teyze ve Muhammed’in kurtarılış hikayelerini gözyaşıyla anlattı.

Asrın felaketi olarak nitelendirilen ve 11 ili etkileyen Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat depremlerinin üzerinden 1 yıl geçti. Kahramanmaraş merkezli 2 büyük deprem nedeniyle 11 şehirde çok sayıda yapı yıkılırken, binlerce vatandaş hayatını kaybetti. Depremin ilk anından itibaren ekipler AFAD koordinasyonunda deprem bölgesine sevk edildi. Yıkımın merkez üssü olan Elbistan’a görevlendirilen Aksaray AFAD ekipleri de birçok vatandaşın enkazdan sağ çıkarılmasını sağladı. Aksaray ekibinde gönüllü olarak görev yapan Doktor Nihan Başaran depremin yıldönümünde yaşadıklarını gözyaşlarıyla anlattı. Depremin 84 ve 86. saatlerinde hayata tutunan 53 yaşındaki Serpil teyze ve 9 yaşındaki Muhammed Emin’in kurtarılış hikayelerini anlatan Doktor Başaran, yaşadığı sahneleri hem sevinçle, hem de hüzünle aktardı.

Deprem haberini aldıktan sonra Aksaray AFAD tarafından kurulan ekibe dahil olup, kısa süre sonra yola çıktıklarını belirten Doktor Başaran, “Asrın felaketi 6 Şubat depreminden sonra olayı haber alır almaz biz kendimiz ekip oluşturmaya başladık. Daha sonrasında Aksaray’dan Elbistan’a yola çıktık. Gece saatlerinde vardığımızda tarif edilemez bir olayla karşılaştık. Tamamen yıkıntı bir şehir, insanlar, ölüler hepimiz için travma dolu bir süreçti. Ama biz gece iner inmez ekibimle beraber saha taramasına başladık. Gün aydınlandıktan sonra ekiplere dahil olduk. Orada saha çalışmalarına başladık” dedi.

Herkesin umudunu kestiği enkazdan Serpil teyzeyi tık sesi ile kurtardı

Herkesin umudunu kestiği enkazda elektronik cihazların dahi sesini duyamadığı Serpil teyzenin tık sesini duyan Doktor Başaran ve ekibi 84. saatte yapılan kurtarma çalışmalarını anlattı. Doktor Başaran, “İlk sabah bir enkazın içinde tık sesi duyduk ve ilk başta inanamadık. Çünkü tamamen yıkıntı içindeydi. Daha sonra sesi dikkatle dinleyince arada böyle betona vurur bir ses vardı. Biz yılmadık ve devam ettik. Herkes bize orada ümit olmayacağını söyledi, ses kayıtlarını dinleyince yoktu ama biz devam ettik. Saatlerce uğraştık. En son merdiven boşluğundaki 53 yaşındaki Serpil hanıma ulaştık. Ulaştığımızda bilinci bulanık ve kırıkları vardı. Kontrollü bir şekilde tüm ekiplerle birlikte Serpil teyzeyi hayata kavuşturduk” diye yaşananları anlattı.

“Enkaz içinde ilerleyerek talimatları uyguladık, 9 yaşındaki Muhammed’i sağlıklı bir şekilde çıkartmayı sağladık”

Serpil teyzenin kurtarılmasından hemen sonra başka bir canlı haberi aldıklarını ve AFAD gönüllüleri ile otostop çekerek enkaz alanına gittiklerini ve 9 yaşındaki Muhammed’in kurtarılışını anlatan Doktor Başaran, “Daha sonrasında bir haber daha geldi. 9 yaşında bir çocuk haberiydi. O sırada ben AFAD ekibi ile birlikteydim. Gitme imkanımız yoktu ve yollar tamamen kapalıydı. Yavuz’la birlikte hızlı bir şekilde otostop çekerek diğer enkaza gittik. Gittiğimizde başka doktor yoktu. Biz hızlıca olay yerine tırmandık. Anne ve 2 çocuğu oradaydı ama anne ve çocuklardan birisi vefat etmişti. Samsun ekibi ile birlikte biz orada enkaza girdik. Enkaz içinde ilerleyerek talimatları uyguladık. Muhammed’i sağlıklı bir şekilde çıkartmayı sağladık. Vücudunda çoklu kırığı vardı ve çok susuz kalmıştı. Hızlıca damar yolu açıp Muhammed’i stabilize ettikten sonra ambulansa sevk ettik” diye anlattı.

“Kendi çocuklarının yerine koyduğu çocuğun ilk isteği çay oldu”

Enkazdan çıkardığı Muhammed Emin ile ambulans içinde gözyaşı ile konuşarak onu sakinleştirmek isteyen Doktor Başaran, kendi çocuklarının yerine koyduğu Muhammed ile konuştuklarını anlattı. Başaran, “Benden tek istediği çay içmekti. Hastaneye götürdükten sonra tabii ki çay yasaktı ama sulayarak, vücut dengesini sağlayarak onu rahatlatarak onu sağlığına kavuşturduk. Yani şöyle hala andığımda bile gözyaşlarımı tutamıyorum. Ambulans içinde Muhammed ile konuşurken kendi çocuklarım aklıma geldi. Ben ikisini de anneme emanet edip çıktım. O an gözlerimin önünden hala gitmiyor. Çünkü bir hayat mücadelesi veriliyor. Kafasında kırıkları var elini tuttum ve ne istiyorsun dedim, benim de 2 çocuğum var. Tek istediği şey çay içmekti. Ailesini sordu ama ona cevap veremedim. Çok şükür Muhammed’i kurtardığımıza seviniyorum. Allah tekrarını yaşatmasın” dedi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/kadin-doktor-depremde-kurtardigi-canlari-gozyaslari-ile-anlatti/feed/ 0
Kahramanmaraş depremlerinde kurtarılan Serpil teyze ve Muhammed’in hikayesi https://www.haber60.com.tr/kahramanmaras-depremlerinde-kurtarilan-serpil-teyze-ve-muhammedin-hikayesi/ https://www.haber60.com.tr/kahramanmaras-depremlerinde-kurtarilan-serpil-teyze-ve-muhammedin-hikayesi/#respond Tue, 06 Feb 2024 07:00:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=6211 Asrın felaketi Kahramanmaraş depremlerinde Aksaray’dan AFAD gönüllüsü olarak giderek bölgede görev yapan Doktor Nihan Başaran, depremde 2 saat arayla kurtardığı Serpil teyze ve Muhammed’in kurtarılış hikayelerini gözyaşıyla anlattı.

Asrın felaketi olarak nitelendirilen ve 11 ili etkileyen Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat depremlerinin üzerinden 1 yıl geçti. Kahramanmaraş merkezli 2 büyük deprem nedeniyle 11 şehirde çok sayıda yapı yıkılırken, binlerce vatandaş hayatını kaybetti. Depremin ilk anından itibaren ekipler AFAD koordinasyonunda deprem bölgesine sevk edildi. Yıkımın merkez üssü olan Elbistan’a görevlendirilen Aksaray AFAD ekipleri de birçok vatandaşın enkazdan sağ çıkarılmasını sağladı. Aksaray ekibinde gönüllü olarak görev yapan Doktor Nihan Başaran depremin yıldönümünde yaşadıklarını gözyaşlarıyla anlattı. Depremin 84 ve 86. saatlerinde hayata tutunan 53 yaşındaki Serpil teyze ve 9 yaşındaki Muhammed Emin’in kurtarılış hikayelerini anlatan Doktor Başaran, yaşadığı sahneleri hem sevinçle, hem de hüzünle aktardı.

Deprem haberini aldıktan sonra Aksaray AFAD tarafından kurulan ekibe dahil olup, kısa süre sonra yola çıktıklarını belirten Doktor Başaran, “Asrın felaketi 6 Şubat depreminden sonra olayı haber alır almaz biz kendimiz ekip oluşturmaya başladık. Daha sonrasında Aksaray’dan Elbistan’a yola çıktık. Gece saatlerinde vardığımızda tarif edilemez bir olayla karşılaştık. Tamamen yıkıntı bir şehir, insanlar, ölüler hepimiz için travma dolu bir süreçti. Ama biz gece iner inmez ekibimle beraber saha taramasına başladık. Gün aydınlandıktan sonra ekiplere dahil olduk. Orada saha çalışmalarına başladık” dedi.

Herkesin umudunu kestiği enkazdan Serpil teyzeyi tık sesi ile kurtardı

Herkesin umudunu kestiği enkazda elektronik cihazların dahi sesini duyamadığı Serpil teyzenin tık sesini duyan Doktor Başaran ve ekibi 84. saatte yapılan kurtarma çalışmalarını anlattı. Doktor Başaran, “İlk sabah bir enkazın içinde tık sesi duyduk ve ilk başta inanamadık. Çünkü tamamen yıkıntı içindeydi. Daha sonra sesi dikkatle dinleyince arada böyle betona vurur bir ses vardı. Biz yılmadık ve devam ettik. Herkes bize orada ümit olmayacağını söyledi, ses kayıtlarını dinleyince yoktu ama biz devam ettik. Saatlerce uğraştık. En son merdiven boşluğundaki 53 yaşındaki Serpil hanıma ulaştık. Ulaştığımızda bilinci bulanık ve kırıkları vardı. Kontrollü bir şekilde tüm ekiplerle birlikte Serpil teyzeyi hayata kavuşturduk” diye yaşananları anlattı.

“Enkaz içinde ilerleyerek talimatları uyguladık, 9 yaşındaki Muhammed’i sağlıklı bir şekilde çıkartmayı sağladık”

Serpil teyzenin kurtarılmasından hemen sonra başka bir canlı haberi aldıklarını ve AFAD gönüllüleri ile otostop çekerek enkaz alanına gittiklerini ve 9 yaşındaki Muhammed’in kurtarılışını anlatan Doktor Başaran, “Daha sonrasında bir haber daha geldi. 9 yaşında bir çocuk haberiydi. O sırada ben AFAD ekibi ile birlikteydim. Gitme imkanımız yoktu ve yollar tamamen kapalıydı. Yavuz’la birlikte hızlı bir şekilde otostop çekerek diğer enkaza gittik. Gittiğimizde başka doktor yoktu. Biz hızlıca olay yerine tırmandık. Anne ve 2 çocuğu oradaydı ama anne ve çocuklardan birisi vefat etmişti. Samsun ekibi ile birlikte biz orada enkaza girdik. Enkaz içinde ilerleyerek talimatları uyguladık. Muhammed’i sağlıklı bir şekilde çıkartmayı sağladık. Vücudunda çoklu kırığı vardı ve çok susuz kalmıştı. Hızlıca damar yolu açıp Muhammed’i stabilize ettikten sonra ambulansa sevk ettik” diye anlattı.

“Kendi çocuklarının yerine koyduğu çocuğun ilk isteği çay oldu”

Enkazdan çıkardığı Muhammed Emin ile ambulans içinde gözyaşı ile konuşarak onu sakinleştirmek isteyen Doktor Başaran, kendi çocuklarının yerine koyduğu Muhammed ile konuştuklarını anlattı. Başaran, “Benden tek istediği çay içmekti. Hastaneye götürdükten sonra tabii ki çay yasaktı ama sulayarak, vücut dengesini sağlayarak onu rahatlatarak onu sağlığına kavuşturduk. Yani şöyle hala andığımda bile gözyaşlarımı tutamıyorum. Ambulans içinde Muhammed ile konuşurken kendi çocuklarım aklıma geldi. Ben ikisini de anneme emanet edip çıktım. O an gözlerimin önünden hala gitmiyor. Çünkü bir hayat mücadelesi veriliyor. Kafasında kırıkları var elini tuttum ve ne istiyorsun dedim, benim de 2 çocuğum var. Tek istediği şey çay içmekti. Ailesini sordu ama ona cevap veremedim. Çok şükür Muhammed’i kurtardığımıza seviniyorum. Allah tekrarını yaşatmasın” dedi. – AKSARAY

]]>
https://www.haber60.com.tr/kahramanmaras-depremlerinde-kurtarilan-serpil-teyze-ve-muhammedin-hikayesi/feed/ 0
Beyin Ölümü Gerçekleşen Gençten İsim Benzerliğiyle Nakil https://www.haber60.com.tr/beyin-olumu-gerceklesen-gencten-isim-benzerligiyle-nakil/ https://www.haber60.com.tr/beyin-olumu-gerceklesen-gencten-isim-benzerligiyle-nakil/#respond Mon, 08 Jan 2024 09:03:39 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=2703 Beyin ölümü gerçekleşen 16 yaşındaki lise öğrencisi Muhammed Güneş’ten alınan böbrek, örneğine rastlanmayan bir tesadüf sonucu, aynı isim ve soyadına sahip 18 yaşındaki Muhammed Güneş’e Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesindeki başarılı operasyonla nakledildi.

Nörolojik rahatsızlık nedeniyle tedavi gördüğü hastanede beyin ölümü gerçekleşen 16 yaşındaki lise öğrencisi Muhammed Bera Güneş, ailesinin bağışladığı organlarıyla 5 kişiye hayat verdi.

O kişilerden biri de Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde yaklaşık 4 yıldır böbrek nakli bekleyen 18 yaşındaki genç oldu.

Prof. Dr. Aydın Dalgıç ve ekibinin başarıyla gerçekleştirdiği bu organ nakli operasyonu, daha önce örneği bulunmayan bir rastlantıyı beraberinde getirdi. 18 yaşındaki Muhammed Emin Güneş, doku, kan grubu gibi tıbbi değerlerinin birebir uymasının yanında bağışçısıyla aynı isim ve soy isme sahip ilk nakil hastası oldu.

“Bir gece ansızın hastaneden aradılar, şans yüzüme güldü”

Sağlığına kavuşmanın, geceleri kendisini uyutmayan diyaliz süreçlerinden kurtulmanın mutluluğunu yaşayan 18 yaşındaki Muhammed, AA muhabirine, bugüne kadar hastalığı yüzünden hayalini kurduğu birçok şeyi ertelediğini anlattı.

2 yaşından beri sağlık sorunlarıyla mücadele ettiğini, 4 yıldır böbrek nakli beklediğini ve her gün evde karnından diyaliz aldığını söyleyen Muhammed, şunları kaydetti:

“Nakil beklediğim süreçte umudumu yitirmiştim, benim için uygun bir vericinin çıkabileceğini düşünmüyordum. Bir gece ansızın hastaneden aradılar, o esnada evde diyaliz alıyordum. Diyalizi söküp hemen hastaneye gittik, çok şükür şans yüzüme güldü. Nihayet hayatıma, hedeflerime dönebileceğim. Hayvanları çok seviyorum, onlarla ilgili bir şeyler yapmak istiyorum. Odamdaki tıbbi cihazları, ilaçları kaldıracağım.”

“Gerçekten büyük bir tesadüf, çok duygulandım”

Organları bağışlanan gencin ailesine sabır dileyen ve teşekkürlerini ileten Muhammed, duygularını şu sözlerle dile getirdi:

“Benimle aynı isim ve soyadına sahip kişinin böbreğiyle yaşama tutunduğumu, nakil olduktan 3 gün sonra öğrendim. Çok şaşırdım, duygulandım. Gerçekten büyük bir tesadüf bu. Allah rahmet eylesin inşallah, sadece bana değil, benim gibi 4 kişiye de umut oldu. Çok teşekkür ederim. Bazen düşündüğümde çok garip hissediyorum, hem adaşım hem yaşıtım. İlk duyduğumda çok duygulandım, uzun süre daldım gittim.

Durumu uygun olan herkes organ bağışında bulunmalı. Organ bağışıyla birine can oluyorsun, hayallerini gerçekleştirmesine katkıda bulunuyorsun, ona yaşama sevinci veriyorsun. Bende de tam olarak böyle oldu.”

“Ben buna ‘Muhammed mucizesi’ diyorum”

Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Transplantasyon Merkezi Sorumlusu Prof. Dr. Aydın Dalgıç da organ nakli bekleyen hastaların bilgilerinin Sağlık Bakanlığının sisteminde yer aldığını, vefat eden kişi organ bağışında bulunduğunda, doku, kan grubu, yaşı gibi tüm bilgilerin bu sisteme girildiğini anlattı.

Nakil bekleyen hastalarla, bağışçı bilgilerinin bu sistem üzerinden eşleşmesi durumunda detaylı tıbbi tetkiklerin yapıldığını ve organ naklinin de tüm sonuçlar uyumlu olduğunda gerçekleştirildiğini aktaran Dalgıç, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Türkiye, organ naklinde ilk 5 ülke arasında yer alıyor, böbrek nakli operasyonları hastanemizle birlikte birçok merkezde başarıyla yapılıyor. Ancak burada farklı bir durum yaşandı. Yaşamını kaybeden, organları bağışlanan Muhammed Güneş isimli gencimizle, nakil için tüm doku, kan değerleri uyan hastamızın isim ve soy isminin de aynı olması, bizleri de çok şaşırttı, duygulandırdı. Ben bu duruma ‘Muhammed mucizesi’ diyorum.

Kişilerin kan grupları gibi doku grupları da birbirinden farklı, değerleri en çok uyana organ nakli yapılıyor. Dünyada da ülkemizde de sistem bu şekilde işliyor. Daha önce hem doku, kan grubu uyan hem isim ve soy ismi aynı olan bir başka hastayla karşılaşmadık, örneği görülmemiş bir tesadüf. Bu Türkiye’de ilk, dünyada da bir benzerinin olduğunu düşünmüyorum.”

Muhammed’in hastaneden taburcu edileceğini, ilaç kullanımı ve düzenli kontrollerinin süreceğini dile getiren Dalgıç, “Ülkemizde çok ciddi miktarda organ bağışına ihtiyacımız var. Yaşamını kaybeden bir hasta bağışladığı organlarıyla ortalama 6-7 kişiye hayat verebiliyor. Muhammed de 5 kişiye bu şekilde hayat verdi. Yaşadıkları o büyük acıda, organ bağışı onayını veren ailesine çok teşekkür ediyoruz, eminim ki çok büyük sevaba girdiler.” diye konuştu.

“Artık inşallah başka bir sağlık problemi yaşamayacak”

Doğuştan üriner sistem rahatsızlığı nedeniyle Muhammed’i 2 yaşından beri Pediatrik Nefroloji biriminde Prof. Dr. Kibriya Fidan’la birlikte takip ettiklerini vurgulayan Prof. Dr. Oğuz Söylemezoğlu ise bu hastalığın yavaş yavaş böbrek yetmezliğine yol açtığını ifade etti.

Muhammed’in bu nedenle 2020’den beri diyalize girdiğini ve nakil beklediğini belirten Söylemezoğlu, “Muhammed, ilaçlarını düzenli kullandığı, kontrollerine geldiği sürece artık inşallah başka bir sağlık problemi yaşamayacak.” dedi.

“Organ nakli bekleyen yaklaşık 30 bin hasta var”

Üroloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Fazlı Polat da ilk organ naklini 1998’de gerçekleştiren Gazi Üniversitesi Hastanesinde 25 yıldır bu operasyonların başarıyla yürütüldüğüne ve birçok ilke imza atıldığına dikkati çekti.

Organları bağışlanan Muhammed’e Allah’tan rahmet, ailesine sabır dileyen Polat, “Ülkemizde organ nakli bekleyen yaklaşık 30 bin hasta var. Maalesef yaşamlarının büyük kısmını makinelere bağlı geçirmek zorunda kalıyorlar. Ülkemizde yılda yaklaşık 4 bin organ nakli yapılıyor ama 30 bin hastayı düşündüğünüzde bu sayı çok yetersiz. Günde ortalama 8 hasta, organ nakli beklerken yaşamını kaybediyor. Hem canlıdan hem de özellikle sayıca düşük olan kadavradan organ bağış oranlarının artırılması bu açıdan çok önemli.” çağrısında bulundu.

“Kadavradan organ bağış oranlarının artması çok önemli”

Gazi Üniversitesi Hastanesi Başhekimi, Genel Cerrahi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hasan Bostancı ise pandemiyle birlikte dünyada ve Türkiye’de organ nakil süreçlerinde aksamalar yaşandığına, nakil bekleyen hastaların sayısının giderek arttığına işaret etti.

Türkiye’de nakil bekleyen binlerce hasta için özellikle kadavradan organ bağış oranlarının artmasının önemli olduğunu ifade eden Bostancı, “Bir tarafta aynı isim soy isimde bir gencimizi kaybetmenin hüznünü yaşarken diğer taraftan sağlığına kavuşan gencimizin sevincini paylaşıyoruz.” dedi.

Bostancı, Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde kalp, böbrek, karaciğer, kornea ve kompozit doku nakillerinin yapıldığını, akciğer nakliyle ilgili de başvuru sürecinde olduklarını bildirdi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/beyin-olumu-gerceklesen-gencten-isim-benzerligiyle-nakil/feed/ 0