Altınbaş Üniversitesi Öğretim Üyesi İktisatçı Prof. Dr. Hayri Kozanoğlu Birleşik Krallık’ta gerçekleştirilen son genel seçimler ile ilgili detaylı değerlendirmelerde bulundu. İşçi Partisi ve Muhafazakarların toplamda oyların yaklaşık yüzde 60’ını aldığı seçim sonucu ile ilgili Prof. Dr. Hayri Kozanoğlu, “Bu, tarihin en düşük oranı, Liberal Demokratlar, Reform Partisi, Yeşiller başta gelmek üzere tüm küçük partiler güçlendiler” diyerek sonuçları doğuran ekonomik sebepleri sıraladı.
Yıllardır süre gelen ekonomik zayıflama, satın alma gücü, adaletsiz servet dağılımı
Prof. Dr. Hayri Kozanoğlu ekonomik anlamda uzun yıllardır süren sorunları tek tek sıraladığı konuşmasında, “İngiltere, piyasa ölçütleriyle dünyanın 6. satın alma gücü paritesiyle 9. büyük ekonomisi ama sürekli görece zayıflama içerisinde ve Londra borsasında hisselerin yüzde 56’sı yabancıların elinde. ABD şirketleri yılda İngiltere’ye 700 milyar dolarlık satış yapıyorlar. 1,5 milyon işçi Amerikan şirketlerinde çalışıyor. Orta Doğu şeyhleri, Rus oligarkları, Hintli girişimciler, Amerikalı teknoloji zenginleri Londra’yı mekan tutuyorlar. Bu yerleşikler açısından konut fiyatlarını, dolayısıyla kiraları artırıyor. Genç kuşakların ev sahibi olma hayalleri sönüyor. Nüfus artışı da göz önüne alınınca tüketicilerin satın alma güçleri 2007 krizinden beri yerinde sayıyor. Gelişmiş ülkeler içerisinde İngiltere, gelir ve servet dağılımının ABD’nin ardından en bozuk olduğu ülke. En zengin yüzde 20, gelirin yüzde 35’ini alır, servetin yüzde 63’üne sahipken, en yoksul yüzde 20 için bu oranlar yüzde 8 ve yüzde 0,5. Ayrıca, İngiltere, bölgesel gelişmişlik farklarının en yüksek olduğu ülkelerden biri: Kuzeydoğu İngiltere’de yaşam standardı Londra’nın yarısından az” dedi.
“Çocukların yüzde 30’u, 4,2 milyon yoksulluk içerisinde”
İngiltere’de çocuk yoksulluğunun da yüksek olduğunun vurgusunu yapan Prof. Dr. Kozanoğlu, “Çocuk yoksulluğu da çok yüksek. Birleşik Krallık’taki çocukların yüzde 30’u, 4,2 milyon yoksulluk içerisinde. Yeterli beslenemeyen, gıda güvenliğini sağlayamayan 3,7 milyon aile var. İngiltere’nin övünç kaynağı Ulusal Sağlık Sistemi de gerileme içerisinde. Katkı payları ve uzun bekleme listeleri yurttaşların belini büküyor. Tüm bu nedenlerle seçmenlerin yüzde 75’i, politikacılarla ilgili olumsuz görüş içerisinde. Sorunların çözüleceğine inançlarını kaybetmiş durumdalar” diyerek seçim sonuçlarını sebep olan ekonomik nedenler hakkında görüşlerini beyan etti.
Dar bölgeli seçim sistemi ve İşçi Partisi’nin başarısı
İşçi Partisi’nin bu büyük başarısının, dar bölgeli seçim sisteminin bir sonucu olduğunu belirten Kozanoğlu, “İşçi Partisi, oyların sadece yüzde 34’ünü alarak tek başına hükümet kuracak çoğunluğu elde etti. 2019 seçimlerine göre oylarını yüzde 4,2 artırarak bu başarıyı yakaladı. Kamuoyu yoklamaları, İşçi Partisi’ni Muhafazakar Parti’nin yüzde 20 önünde gösterse de sandıkta bu fark yüzde 10 olarak gerçekleşti. Bu başarı, sağ oyların Muhafazakar Parti ve Nigel Farage’ın Reform Partisi arasında bölünmesinden kaynaklandı” ifadelerini kullandı.
Jeremy Corbyn’in dönüşü ve bağımsız adayların başarısı
Prof. Dr. Kozanoğlu, bağımsız aday olarak Londra’nın Kuzey Islington bölgesinden yeniden seçilen Jeremy Corbyn’in başarısına da vurgu yaptı: “Corbyn, Filistin bağımsızlık mücadelesine verdiği destek nedeniyle haksız yere antisemitik olarak yaftalanmış ve partiden ihraç edilmişti. Ancak bağımsız aday olarak 41 yıldır hizmet ettiği seçim bölgesinde, İşçi Partili adaya 8 bin oy fark atarak yeniden seçilmesi, halkın ona olan desteğinin devam ettiğini gösteriyor. Corbyn’in bu başarısı, gönüllü aktivistlerinin kapı kapı dolaşarak seçmenle yüz yüze ilişki kurmalarının bir sonucu olarak ortaya çıktı.”
Bu seçimle birlikte radikal sol adaylar, İşçi Partisi’nden ayrılarak Filistin direnişine destek temelinde seçime katıldı. Shockat Adam Güney Leicester’dan, Labal Mohammed Desbury ve Batley’den, Adnan Hussain Blackburn’den, Ayoub Khan ise Birmingham Perry Bar’dan parlamentoya girmeyi başardı. Prof. Dr. Kozanoğlu, “Corbyn’i de katarsak, Filistin yanlısı grup, parlamentoda aşırı sağcı Reform Partisi’nin 4 temsilcisinden daha fazla ağırlığa sahip olacak” dedi.
Sosyalist kampanya grubu ve sol kanat
İşçi Partisi’nde Corbyn ile iş birliği yapan Sosyalist Kampanya Grubu’nun önemli isimlerinin koltuklarını koruduğunu belirten Kozanoğlu, “Bu isimler, parlamento açıldıktan sonra seslerini daha fazla yükseltebilirler. John Mac Donnell ve Diane Abbott gibi gölge kabine üyeleri, seçim kampanyası boyunca keskin siyasi mesajlardan kaçınarak koltuklarını korudu. İşçi Partisi’nde, Starmer’ın politikalarına muhalefet edebilecek azımsanmayacak sayıda sol kanat milletvekili bulunuyor” dedi.
Muhafazakarların tükenişi
Prof. Dr. Kozanoğlu, Muhafazakar Parti’nin seçimlerde yaşadığı büyük yenilgiye de değinerek, “İngiltere’de yaygın bir inanış var: Seçimleri muhalefet kazanmaz, iktidar kaybeder. Bu yaklaşım, 2024 seçimleri için de doğru çıktı. Hayat pahalılığı, yüksek faizler, kamu hizmetlerinin yetersizliği, düşük büyüme ve verimliliğin artırılamaması gibi olgular, seçmenleri iktidardan uzaklaştırdı. Becerikli ve iş bitirici imajına sahip Muhafazakarlar, 2019 seçimlerinden bu yana dört başkan değiştirdi ve parti içi hizipler ülkeyi yönetmekten çok birbirlerinin kuyusunu kazmaya odaklandı. Bu da Muhafazakarların tükenmişliğinin en belirgin göstergesi oldu” şeklinde konuştu.
Starmer’ın politikaları ve gelecek öngörüleri
Altınbaş Üniversitesi’nden Prof. Dr. Kozanoğlu son olarak Starmer’ın politikalarını ve gelecekteki etkilerini şu şekilde değerlendirdi: “Starmer, küresel ekonomide büyük bir güç haline gelen varlık yönetim şirketleriyle iş birliği yapmayı planlıyor. Özellikle dünyanın bu konudaki en büyük firması BlackRock ile iş birliği hedefliyor. Kamu-özel iş birliği projeleri aracılığıyla altyapı yatırımlarını hızlandırmayı amaçlıyor. Ancak, Bristol Üniversitesi öğretim üyesi Daniela Gabor’un da belirttiği gibi, bu tarz iş birlikleri konut fiyatlarının yükselmesine ve kiraların artmasına neden olabilir. Ayrıca, bu projeleri benimseyen hükümetler, fonlara tutsak düşebilir ve başta iklim, enerji ve sosyal politikalar olmak üzere yaşamın her alanında özelleştirme süreci hızlanabilir.”
Dış politikada ise Starmer, Britanya’yı dünya sahnesinde daha etkin kılmayı hedefliyor. AB’ye tekrar katılmayı denemeden, başta Almanya olmak üzere ilişkileri yeniden kurmayı amaçlıyor. NATO’ya daha fazla entegrasyon, Ukrayna’ya tam destek ve İsrail’in Gazze’deki vahşetini görmezden gelmeye devam etmek gibi politikalarla ABD’nin “en sadık dostu” imajını pekiştirmeyi planlıyor. Prof. Dr. Kozanoğlu, “Starmer, Tony Blair’in 2024 sürümü bir imaj sunuyor. Ancak Blair’in renksizi olarak nitelendirilen Starmer’ın, sosyal hareketlerle ve sendikalarla organik bağ kurmadan nasıl bir başarı elde edeceği tartışmalı” dedi. – İSTANBUL
]]>İran’da 14. Dönem Cumhurbaşkanlığı Seçimleri için oy verme işlemi yerel saatle 08.00’de başladı ve 18.00’de sona erecek İran lideri Ayetullah Ali Hamaney, oyunu Tahran’da kabullerini gerçekleştirdiği İmam Humeyni Hüseyniyesi’ndeki salonda kurulan sandıkta kullandı.

HAMANEY’DEN “OY VERİN” ÇAĞRISI
Oyunu kullandıktan sonra basın mensuplarına açıklama yapan Hamaney, konuşmasına 19 Mayıs’ta helikopter kazasında hayatını kaybeden Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi ve ve diğer yetkilileri anarak başladı.
Seçim günlerinin İranlılar için “Mutluluk ve sevinç günü” olduğunu söyleyen Hamaney, kararsız seçmeni sandığa çağırarak, “İslam Cumhuriyeti’nin devamlılığı, istikrarı, izzeti ve dünyadaki itibarı, halkın varlığına bağlıdır. Bu nedenle değerli halkımıza oy vermeyi ciddiye almalarını ve bu önemli siyasi sınava katılmalarını tavsiye ediyoruz.” dedi. Hamaney, “İnşallah bu ülke için en iyi ve en faydalı tercih seçilir, önümüzdeki yıllar Allah’ın izniyle güzel ve hayırlı yıllar olur ve insanlar tercihlerinden memnun olur.” ifadelerini kullandı.

88 MİLYON NÜFUSLU İRAN’DA SEÇİM HEYECANI
İçişleri Bakanlığı Seçim Merkezinin verilerine göre, 88 milyon nüfusa sahip ülkede, yaklaşık 62 milyon seçmen, 59 binden fazla merkezde kurulan sandıklarda oy kullanabilecek. Ayrıca, 95 ülkede kurulan seçim merkezlerinde ülke dışındaki İran vatandaşları da sandığa gidebilecek.

6 ADAYLI YARIŞTA 2 KİŞİ ÇEKİLDİ
Seçimlerde reformist aday Mesud Pezeşkiyan, muhafazakar adaylar Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, eski Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Said Celili ve eski İçişleri Bakanı Mustafa Purmuhammedi yarışıyor.
Muhafazakar adaylar Tahran Belediye Başkanı Ali Rıza Zakani ve Emir Hüseyin Kadızadehaşimi ise “Muhafazakar kanatta birliği sağlamak için” seçime saatler kala adaylıktan çekildi.

REFORMİST ADAY ANKETLERDE ÖNDE
Son olarak İranlı Öğrenciler Anket Ajansı (ISPA) tarafından 26 Haziran’da ülke genelinde 3 bin 589 kişiyle yüz yüze gerçekleştirilen kamuoyu yoklamasında, yarışın ilk sırasında yüzde 33,1 ile Pezeşkiyan, ikinci sırasında yüzde 28,8 ile Celili yer alırken diğer muhafazakar aday Muhammed Bakır Kalibaf ise yüzde 19,1 ile üçüncü sırayı aldı.
Anketlere göre, Pezeşkiyan’ın Türk, Kürt ve Beluç vatandaşların yoğun olduğu bölgelerde diğer adaylara göre yüksek oy oranı aldığı görülüyor.
Reformist aday Mesud Pezeşkiyan50+1 OY ALAN 4 YIL YÖNETİMİ ELE ALACAK
Adayların ilk turda seçilebilmesi için yüzde 50+1 oy alması gerekiyor. İlk turda yüzde 50+1’in üzerine çıkan aday olmaması halinde en fazla oyu alan 2 aday ikinci tura kalacak ve 5 Temmuz’da yapılacak ikinci turda kazanan isim ülkenin 9. Cumhurbaşkanı olacak. Seçim sonuçlarına dair ilk verilerin gece yarısı yayınlanması ve kesin sonuçların ise yarın açıklanması bekleniyor. İran’da cumhurbaşkanı 4 yıl süreyle görev yapıyor ve üst üste en fazla 2 defa seçilebiliyor.
]]>Yerel seçimlere bir hafta kala, araştırmacılar, siyasi analistler ve sosyologlar Kürt seçmenlerin tercihleriyle ilgili değerlendirmelerini sürdürüyor. Araştırmacı, Reha Ruhavioğlu, Kürt seçmenin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’na kredilerinin sürdüğünü belirtirken, Siyaset bilimci ve sosyolog Mesut Yeğen, “DEM Partisi’ne oy vermek, Kürtler açısından bu seçimde hayat memat meselesi değil. Buna karşılık, İmamoğlu’na oy vermek, iktidara bir uyarı, sarı kart göstermek anlamına gelir” dedi.
İMAMOĞLU GÜNDELİK HAYAT ÜZERİNDE KÜRTLERLE İLİŞKİ KURUYOR
Mazlumder ve Hak İnisiyatifi başta olmak üzere sivil toplum örgütlerinin farklı kademelerinde yöneticilik yapan araştırmacı Reha Ruhavioğlu’na göre, Kürt seçmenin büyük çoğunluğu iktidar karşıtı. Ruhavioğlu, İstanbul’daki Kürt seçmenin eğilimleriyle ilgili şunları söyledi:
“İmamoğlu’nun muhalefette olması, muhalefet blokunun güçlü lideri olması ve Kürt seçmeninin de Erdoğan ve iktidar karşıtı olması, bu oy geçişkenliğini kolaylaştırıyor. Ancak İmamoğlu, bunun ötesinde bir aktör. Günlük yaşam sorunları, ortak gelecek gibi meseleler üzerinden Kürtlerle ilişki kurmayı tercih ediyor. Kimlikler ve değerler üzerinden değil, gündelik hayat sorunlarıyla temas kurmayı daha makul buluyor. Kürtlerin İmamoğlu’na açtığı kredi hala devam ediyor gibi görünüyor. Bu, Kürt seçmeninin İstanbul özelinde taleplerinin kısmen de olsa karşılandığı anlamına geliyor. İmamoğlu kazandıktan sonra muhtemelen şöyle bir duyguya kapılacağını düşünüyorum: ‘Kürtlerle kazandım, bu ilişkiyi sürdürmeliyim. O halde, yerel hizmetlerde Kürtlerin taleplerini biraz daha görünür kılmalıyım ve karşılandığını göstermek için çaba sarf etmesi muhtemel.”
BAZI MUHAFAZAKAR KÜRT AKTÖRLER İMAMOĞLU’NUN YANINDA
Reha Ruhavioğlu’na İmamoğlu’nun CHP’nin klasik profilinden uzak olduğunu da belirterek, şu değerlendirmelerde bulundu:
“AK Partili muhafazakar Kürtlerle de iletişim kurabiliyor. İmamoğlu, klasik bir CHP’li değil, bu gerçeği kabul etmek gerekiyor. İmamoğlu’nun, CHP’li olmasına rağmen merkez sağ bir aileden gelmesi ve Türkiye genelinde muhafazakarlıkla ilgili anlayışı, muhafazakarlarla iletişim kurma yeteneğini güçlendiriyor. Özellikle AK Parti çevresindeki muhafazakar Kürtlerle konuşma becerisi, İmamoğlu’nun bu profili sayesinde artmaktadır. İmamoğlu, AK Parti seçmeni olan muhafazakarlarla da iyi diyalog kurabiliyor, kişisel gözlemlerime göre. 2019’dan önce AKP’nin çeşitli kademelerinde yetişen İstanbul’daki çok sayıda Kürt aktör bugün muhalefet blokunda bu seçimde ve büyük çoğunluğunun İmamoğlu’nu destekliyor. Dolayısıyla, bu mesele İmamoğlu’nun kendisini destekleyen havzadan daha geniş bir kesime hitap edebildiği açıkça ortaya çıkıyor.”
KÜRTLER AK PARTİ’YE İ SARI KART GÖSTERECEK
Siyaset bilimci ve sosyolog Mesut Yeğen de İstanbul seçimlerinde Kürt seçmenlerin olası tercihleri üzerine yaptığı değerlendirmede, “DEM Partisi’ne oy vermek, Kürtler açısından bu seçimde hayat memat meselesi değil. Buna karşılık, İmamoğlu’na oy vermek, iktidara bir uyarı, sarı kart göstermek anlamına gelir. Yani, ‘Senin Kürt siyasetinden memnun değilim’ demektir. Üçüncüsü ise, Kürt seçmeni, nasıl bir belediye istediğiyle ilgili bir cevap vermiş olacak İmamoğlu tercihiyle. Bu şekilde, AK Parti belediyeciliğini onaylamadığını gösterecek. İstanbul’da da 2019’a benzer bir seçim sonucu bekleniyor” dedi.
KÜRTLER NASIL BİR BELEDİYECİLİK İSTİYOR
Mesut Yeğen, DEM Parti’nin İstanbul’da aday çıkarmasının seçim sonuçlarına etkisiyle ilgili de şunları söyledi:
“DEM’in adayı kuvvetsiz değil ama partililer bu seçimde nasıl bir belediyecilik istediğini İstanbul’da gösterecek. Başak Demirtaş ile yarışsaydı büyük bir ihtimalle daha iyi bir netice alırdı ve fakat şu anda yarışılan aday da kuvvetsiz bir aday değil ve şunu görüyoruz aslında; DEM Parti kuvvetli bir aday çıkarmış olmasına rağmen partili seçmenler için başka sahipler, ‘nasıl belediye tarafından yönetilmek istiyoruz ve Ak Parti ne demek istiyoruz’ seçmenlerin kendi cevaplarını buldukları sorular” dedi.
KAYYUM TARTIŞMASI
Yeğen, Kürt şehirlerindeki seçim sonuçlarının belediyeler kayyum atanıp atanmayacağı üzerinde doğrudan bir etkisi olacağına inanmadığını belirterek bu duruma, İstanbul seçim sonuçlarına dayanarak kesin bir şekilde karar verilemeyeceğini ifade ediyor.
MUHAFAZAKAR KADINLAR KORKULACAK BİR ŞEY OLMADIĞINI GÖRDÜ
“Çanakkale savaşında Kürt Civanlar” gibi araştırma hikaye kitapları bulunan gazeteci yazar Emine Uçak Erdoğan, muhafazakar başörtülü kadınların korkulanın aksine belediye hizmetlerinde daha çok görünür hale gelmesinin oylara pozitif yansıyacağını söyledi. Erdoğan: “Başörtülü genç dindar kadın yoksa başörtülü kadınlar muhafazakar kadınlar gibi hani seçmen kümesi tanımlamalardan hoşlanmasam da 2019’a dönersek o zaman başörtülü kadınların kamusal hizmetten belediyenin hizmetlerinden dışlanıp dışlanmayacağı meselesi bir tartışmaydı. Ama bu beş yıllık süreç içinde gördük ki bu bir aslında korkulacak bir tartışma olmadığını, aksine başörtülü kadınların da ve daha çok da kadınların İBB’de daha görünür olduğunu gördüğümüz bir deneyim ve aynı şekilde mesela ben geçtiğimiz günlerde başörtülü bir belediye otobüs şoförü gördüm yani böyle çevre ilçelere giden bir hatta. O yüzden ben mesela başörtülü kadınları açısından da kadınlar açısından da yani vatman gibi itfaiye gibi böyle hani erkeklerin alanına verilmiş bazı mesleklerde yer almalarının bu eşitliğin bu katılımın görülmesinin kamuoyunda dönüştürücü çok etkisi olduğunu düşünüyorum. Tabii ki kadınların önemsenmesinin hayatın her alanında temsil değerini görülmesinin kadınları etkileyeceğini düşünüyorum.”
SADECE KİMLİK DEĞİL ANNE KART DA ETKİLİ OLACAK
Emine Uçak Erdoğan Kürt ve muhafazakar seçmenin bu seçimin bir yerel seçim olduğunu unutmayacağını belirterek, özellikle geçim sorununun ve anne kart gibi uygulamaların seçmeni teşvik ettiğini söyledi. Erdoğan, “Kürtlerin de muhafazakarların da bu seçimde tabii ki kendi kimlik değerlerini etrafında düşüneceğini ama bir yandan da İstanbul’daki düzenin İstanbul’daki gündelik hayatın daha eşit daha adil bir şekilde üretilmesi ve aynı zamanda bu hizmetlere ulaşma noktasındaki deneyimlerinden de kaynaklanacak şekilde davranacağını düşünüyorum. ve şöyle diyeyim mesela bir anne sonuçta mesela ‘Anne Kart’ sahibi birisi bu hangi görüşten olursa olsun bu onun hayatında yapılmış bir değişiklik. Bu bir hizmet mesela orada bunu mutlaka günleri hayatını nasıl değdiğini veya bunun gibi hizmetlerin hayatını nasıl dönüştürebileceğini artık deneyimlediği için daha farklı davranabilir demek istiyorum” dedi.
]]>