Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT), MOSSAD casuslarına göz açtırmıyor…
MİT ve İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü İstihbarat Şube ve Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ortak çalışmasıyla yabancı istihbarat örgütlerinin faaliyetlerine yönelik çalışmalar devam ediyor.
MİT’TEN KAÇMADI
MİT, Liridon Rexhepi’nin MOSSAD’ın Türkiye’deki para ağını yöneten kişi olduğunu tespit etti.
Rexhepi, İsrail İstihbarat Servisi’nin talimatı ile drone çekimi yapan, Filistinli siyasiler aleyhinde psikolojik harekât faaliyeti yürüten, Suriye sahasına yönelik bilgi derleyen Türkiye’deki saha elemanlarına para aktarıyordu.
TÜM HESAPLAR TAKİBE ALINDI
Milli İstihbarat Teşkilatı’nın çalışmaları sonucunda Liridon Rexhepi’nin mali hesaplarındaki hareketlilik ortaya çıkarıldı.
Rexhepi’nin Türkiye’deki saha elemanlarına Western Union üzerinden çok sayıda para transferi gerçekleştirdiği belirlendi.
Hesaplarındaki şüpheli hareketler başta olmak üzere Rexhepi’nin tüm hareketleri takip altına alındı.
Liridon Rexhepi, 25 Ağustos 2024’te Türkiye’ye giriş yaptığı andan itibaren adım adım izlenmeye başlandı, faaliyetleri kayıt altına alındı.

GÖZALTINA ALINDI
Bu aşamadan sonra İstanbul Emniyeti TEM Şube Müdürlüğü ile koordine kuruldu. Rexhepi, 30 Ağustos’ta İstanbul Emniyeti TEM Şube Müdürlüğü tarafından gözaltına alındı.
Emniyetteki ifadesinde para transferlerini yaptığını kabul eden Liridon Rexhepi, çıkarıldığı mahkeme tarafından tutuklanarak cezaevine gönderildi.
MOSSAD’IN PARA AĞI DEŞİFRE EDİLDİ
Milli İstihbarat Teşkilatı tarafından yürütülen operasyonlar sonucu MOSSAD’ın Türkiye’deki saha elamanlarına para aktarımını başta Kosova olmak üzere Doğu Avrupa ülkelerinden sağladığı tespit edildi.
Türkiye’deki saha elemanlarının, MOSSAD’dan aldıkları paraları Suriye sahasında kullandıkları ortaya çıktı.

SURİYE’YE PARA AKTARDI
Yapılan para takibi sonucunda Türkiye’deki saha elemanlarının, Kosova üzerinden gelen paraları Western Union ile Suriye’deki alt kaynaklarına aktardığı belirlendi.
Türkiye’deki saha elemanlarının Suriye’deki kaynaklarına kripto para yöntemi ile ödeme yaptığı da tespit edildi.
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Tarihin en büyük rehine takaslarından biri Türkiye’de gerçekleşti. Güvenlik kaynaklarından edinilen bilgiye göre, Ankara Esenboğa pistlerine inen yedi ayrı uçak ile yedi ülkeden 26 şahsın değişimini içeren operasyona Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı imza attı. Taraflar arasında gerçekleşen takas ile rehineler ülkelerine döndü. İlk adımı Temmuz ayında atıldan operasyon başarıyla tamamlandı.
Ankara’da yapılan bu operasyon son yıllarda ABD, Rusya ve Almanya arasında gerçekleşen en geniş kapsamlı rehine değişimi olarak tarihe geçti. Edinilen bilgiye göre, operasyonun diyalog kanallarının kurulması MİT tarafından sağlandı. İstihbarat diplomasisini etkin şekilde kullanan MİT’in organizasyonu ile Temmuz 2024’te taraflar Türkiye’de bir araya getirildi. ABD, Almanya, Polonya, Norveç, Slovenya ile Rusya ve Belarus’ta cezaevinde bulunan Batı ülkeleri vatandaşları ile Rusya vatandaşları arasında gerçekleştirilecek takas faaliyetinin müzakereleri yapıldı. MİT, müzakerelerin başından sonuna kadar arabuluculuk faaliyetini yürüttü. Operasyona taraf olan ülkelerin uzun süredir istediği takasta önemli isimler yer alıyor. Rusya Federasyonu’nda cezaevinde bulunan The Wall Street Journal muhabiri Evan Gershkovıch ile ABD Deniz Piyadesi Paul Whelan, Belarus’ta cezaevinde bulunan Almanya vatandaşı paralı asker Rico Krieger, Rus muhalif İlya Yashin ve Almanya’da cezaevinde bulunan FSB subayı Vadim Krasikov gibi kamuoyunda adı sıkça duyulan isimler takas listesinde yer aldı.
Takas Operasyonunu MİT Yönetti
Edinilen bilgiye göre, Ankara’da yedi ayrı ülke arasındaki bu takas operasyonu, müzakere sürecinin en başından, takasların gerçekleştirildiği son ana kadar MİT tarafından yönetildi. Takas faaliyetinin bütün güvenlik önlemleri, lojistik planlamaları ve ihtiyaçları MİT tarafından karşılanırken yine taraflar arasındaki iletişim ve koordinasyon da MİT üzerinden sağlandı. Takasın gerçekleştiği Ankara’da da rehinelerin değiş-tokuşu MİT’in kontrolünde yapıldı. Takas yapılacak rehine sayısının çok olması nedeni ile şahısların tamamı MİT personeli gözetiminde uçaklardan alınarak güvenli alanlara intikal ettirildi. Taraf ülkelerin tasdik işlemlerinin tamamlanması, rehinelerin sağlık kontrolleri ve talep edilen diğer ihtiyaçların karşılanması sonrasında rehineler gidecekleri ülkelerin uçaklarına MİT’in onayı ve talimatları ile yerleştirildi. Taraf ülkelerin uçaklarının dönüşü de yine MİT’in onayı ile gerçekleştirildi.
“MİT, Ülkeler Arasındaki Diyalogda Kilit Rol Üstleniyor”
Operasyona ilişkin MİT tarafından yapılan yazılı açıklamada Türkiye’nin uluslararası alanda barış ve istikrarın sağlanmasına yönelik katkılarının devam ettiği vurgulanarak şu ifadelere yer verdildi:
“Dünya genelinde gerginliğin tırmandığı bu dönemde Türkiye, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde uluslararası alanda barış ve istikrarın sağlanması için katkı sunmaya devam etmektedir. Ülkeler arasındaki her türlü sorunda diyalog kanallarının sonuna kadar açık tutulması yönünde çağrılarını sürdüren Türkiye ve Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başkanlığı, tüm tarafların bir araya geldiği ortak platformlar kurma ve arabuluculuk faaliyetleri gerçekleştirme yönünde adımlar atmaktadır. MİT, istihbarat diplomasisi başta olmak üzere tüm istihbarat araçlarını kullanarak uluslararası alanda çatışmaların çözümüne katkı sağlamaktadır.”
Rusya’nın takasta verdiği isimler şöyle:
Evan Gershkovich, Vladimir Kara-Murza, Lilia Chanysheva, Ilya Yashin, Ksenia Fadeev, Andrey Pivovarov, Paul Whelan, Alsu Kurmashev, Oleg Orlov, Sasha Skochilenko, Dieter Voronin, Kevin Leake, Rico Krieger, Patrick Schebel, Herman Moyges, Vadim Ostanin.
Gazeteciler, insan hakları savunucuları ve muhalif aktivistler, ayrıca eski bir Amerikan deniz piyadesi karşılığında, Batılı ülkeler şu kişileri vermeyi kabul etti:
Vadim Krasikov (Almanya), Artyom Dultseva (Slovenya), Anna Dulceva (Slovenya), Mikhail Mikushin (Norveç), Pavel Rubtsov (Polonya), Roman Seleznev (ABD), Vladislav Klyushin (ABD), Vadim Konoshchenko (ABD).
]]>2012 yılında FETÖ’nün Türkiye Cumhuriyeti hükümetine karşı açıktan giriştiği ilk operasyon olarak tanımlanan ve dönemin MİT Başkanı Hakan Fidan’ın da aralarında bulunduğu bazı kamu görevlilerinin ifadeye çağrıldığı “MİT kumpası”yla ilgili Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, katıldığı bir televizyon programında ilk kez konuşarak önemli açıklamalarda bulundu.

“7 ŞUBAT, FETÖ’NÜN KENDİSİNİ AÇIĞA ÇIKARTTIĞI BİR ŞEYDİ”
Bakan Fidan, “7 Şubat krizi aslında FETÖ’nün kendisini açığa çıkarttığı, niyetini belli ettiği bir şeydi. Bu FETÖ’cüler her yerde kendi adamlarını içeriye sokmak gibi bir niyetleri var. Devlet içerisinde başka bir paralel devlet kurmak gibi niyetleri vardı. 28 Aralık 2011’deki Milli Güvenlik Kurulu günü Efkan Ala, ‘Bizim kontrollerde bulunmamız lazım’ dedi. Kontrollerimiz sonucu dinleme cihazlarını bulduk. Cumhurbaşkanımız kendi kafasında ne zaman ilan edeceğini çok iyi biliyor. Biz bunu bulduk ve FETÖ’cüler de bunu öğrendi. Sonra Uludere olayı oldu ve bunu bizim üzerimize atmaya çalıştılar. Bunu ortaya çıkaran MİT’i hedefe koymaya çalıştılar. Cumhurbaşkanımız cuma namazı çıkışı bunlara cevap da verdi. Arkasından 7 Şubat kriziyle beni ifadeye çağırma olayı yaşandı. 2016’dan sonra FETÖ sistemden söküp atıldı. Cumhurbaşkanımızın duruşuyla bu belirli bir noktaya gidildi.” dedi.
IRAK’TA TERÖRLE MÜCADELE
Irak’taki terörle mücadeleye değinen Fidan, “Bizim arzumuz Süleymaniye’deki arkadaşlarımızın yol yakınken hatalarından geri dönmesi, Türkiye’yle dostluklarını, tarihte olduğu gibi bugün de perçinlemeleri ve ortak geleceğe bizim beraber hareket etmemiz.” ifadelerini kullandı.

Fidan, Erbil, Süleymaniye, Bağdat, Kerkük ve Musul’da “geleceği hep beraber” kuracaklarını, burada terör örgütlerine yer olmadığını belirterek, “Bunları artık bizim sistem dışına atmamız lazım. Bunlar kullanım ömrü tamamlanmış örgütler. Sözünü ettiğim şehirler, kültürler kadim kültürler ve daha önce bu türden tehditlerin üstesinden geldiler, inşallah bundan sonra da gelecekler.” diye konuştu.
İLERİ TEDBİRLER GÜNDEMDE Mİ?
İleri tedbirlerin gündemde olup olmadığının sorulması üzerine Fidan, şöyle yanıt verdi: “Siz benim düşmanıma destek verdiğiniz sürece ne yapmamı bekliyorsunuz? Bu konuda açığız. Bu düşmanın senden istifade etmesinin yolunu engellemek benim görevim. Ben bunu yapacağım. Bunu yaparken de sana hile tuzak kurmuyorum, yüzüne söylüyorum. Bundan vazgeç, çünkü bu senin lehine değil, kimsenin lehine değil. Süleymaniye’deki halk Türkiye’nin dostu olan bir halk. Terör örgütüyle işi olabilecek bir halk değil.”

Bakan Fidan, “Süleymaniye’deki Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) liderliği ve onu oluşturan ekibin PKK ile olan ilişkileri, samimiyeti bizim için bir problem olmanın ötesinde artık ulusal bir güvenlik tehdidi olmuştur.” dedi. Fidan, “Türkiye bölgesinde istikrarı hakim kılmak için elindeki tüm dış politika araçlarını koordineli bir şekilde kullanma konusunda kararlı.” şeklinde konuştu.
FETÖ’NÜN İLK KALKIŞMASI: 7 ŞUBAT MİT KUMPASI
Emniyet ve yargı kurumlarının içine sızan FETÖ’cüler, kumpası, Türkiye Cumhuriyeti’nin çözüm sürecinde yürüttüğü politikalardan dolayı, MİT’i, terör örgütü PKK ile ilişki içindeymiş gibi gösterme bahanesiyle 7 Şubat 2012’de, MİT Başkanı Hakan Fidan’ın da aralarında bulunduğu bazı görevlilerini ifadeye çağırma ve haklarında yakalama kararı çıkarma şeklinde kurgulayarak gerçekleştirmek istedi.

MİT Başkanı Hakan Fidan’ın yürütülen bir soruşturma kapsamında “şüpheli” olarak İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına çağrıldığı bilgisinin paylaşıldığı haberler, kamuoyunda büyük yankı uyandırdı. Bir süre sonra, çoğunluğu FETÖ’cü oldukları gerekçesiyle görevlerinden uzaklaştırılan, bazıları firar eden veya tutuklanan dönemin özel yetkili başsavcı vekilleri ve savcıların, bir devlet kurumuna ve temsilcilerine karşı böyle bir girişimde bulunduğu netleşti. O dönem Başbakan olan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yönlendirmesiyle Hakan Fidan ve MİT görevlileri, soruşturmaya direnerek savcıların çağrılarına hiçbir zaman yanıt vermedi.
]]>