Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, önceki katıldığı gün televizyon programında Büyük Birlik Partisi’yle ilgili dikkat çeken ifadeler kullandı. Özdağ, “Büyük Birlik’i ben Türk milliyetçisi bir parti olarak kabul etmiyorum. Eğer bir siyasi partinin lideri İstiklal Harbi’ne karşı çıkan bir sözde hocanın mezarına gidip dua ediyorsa ortada Türk milliyetçisiyim diye dolaşamaz. Türk milliyetçisi değildir. Neyin milliyetçisi olduğuna kendisi karar versin. Ama Türk ve Türk milliyetçisi olamaz.” dedi.
BBP’nin Özdağ’a yanıtı sert oldu. Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Türker Yörükçüoğlu yaptığı açıklamada, Özdağ’ın “neo-faşist” bir lider olduğunu savundu. Yörükçüoğlu şunları söyledi: “Türk Milliyetçiliği ile alakası olmayan, siyasi yelpazenin sol-Kemalist kısmında yer alan bir partinin neo-faşist lideri, dün akşam katıldığı bir TV programında, Türk – İslam Ülkücülerinin hareketi,Şehit Muhsin Yazıcıoğlu’nun kurucusu olduğu Büyük Birlik Partisi’ni Türk Milliyetçisi olarak görmediğini söylemiş.
İslam ve Müslüman sığınmacı karşıtlığından başka bir sözü olmayan birinden başka türlüsü de beklenemezdi. Müslüman Türk kimliğinden ve benliğinden rahatsız olan, Türk’e cebren yabancı kimlik ve kültür dayatmaya çalışan bir zihniyetin mensubunun Alperenlerin Türk Milliyetçiliği fikriyatını kavrayamaması anlaşılabilir bir durumdur. Lâkin haddi değildir. Hadsizliğinin cevabı elbette her mecrada verilecektir.
Türk Milleti’ni oluşturan en önemli iki kurucu unsur hiç şüphe yok ki, varlığı ve inançlarıdır. Manevi değerlerimiz, Türk Milleti’ni bir arada tutan, bizi ortak payda etrafında toplayarak Türkiye’yi vatan yapan en önemli güçtür. Esasen sol-Kemalist olan, fakat sığınmacı karşıtı dil kullanarak kendini milliyetçi gibi yutturmaya kalkan bir siyasi parti ve onun LGBT destekçisi başkanı bizlerin Türk Milliyetçiliğini anlayamayacağı gibi, biz inançlı Türk Milliyetçilerini kabullenmesi de mümkün değildir.
Türklerin İslam dininden uzaklaştırılması çabaları dün vardı, bugün var ve yarın da olacaktır. Bu çabalar son derece sinsi siyasal mühendislik projeleriyle kendini her alanda göstermektedir. Türklük şuuru ve İslam inancı, Türk Milleti’ni güçsüz kılmayı hedefleyen mihrakların her daim hedefinde olmuştur. Birini yok etmekle iktifa etmezler, ikisine de aynı anda saldırırlar. Zira bilirler ki, Türklük şuuru ve İslam inancı birlikte olduğu sürece Türk Milleti boyunduruk altına alınamaz, köleleştirilemez.
Büyük Birlik Partisi, Türk Milleti’nin ve Türkiye’nin iki kurucu unsuru olan Türklüğe ve dini değerlerimize aynı anda hadim olan, Türk Milletini güçlendirmek ve Türk Birliğini kurmak ülküsünde gece gündüz çalışan Alperenlerin hareketidir. Anadolucu sol-Kemalistlerin her devirde farklı şekillerde tezahür eden Türk Milliyetçiliğine sızma teşebbüslerine karşı uyanık olmak zorundayız.
Bizler Türklüğün kalpgâhı olan Türkiye’yi güçlendirmeye çalışırken, aynı gayretle Çin zulmüne uğrayan Uygur Türklerinin yanında mücadele etmekte, Balkanlardan, Kafkaslara, Orta ve Güney Asya’dan, Kuzey Afrika’ya kadar nerede Türk varsa dertleri ile dertlenmekte, Türk Birliği mücadelesi vermekteyiz. Şehit Liderimiz Muhsin Yazıcıoğlu’nun ifadesiyle “İslam hassasiyeti olmayan milliyetçiliğin içi boştur.” Bu ulvi mücadelemizde ihtiyaç duyduğumuz destek sol-Kemalistlerin onayı değil, Müslüman Türk Milleti’nin teveccühüdür. “Türküz, Türk Milliyetçisiyiz, İslam’ın Eriyiz.” Büyük Türk Milleti’ne saygılarımızla.”
]]>“AĞIR CEZALIK BİR SUÇTUR, İDEOLOJİK YANI YOKTUR”
Sinan Ateş cinayetinin üzerinden 1 buçuk yıl geçtiğini ve bu süre içerisinde bütün üzüntüsüne rağmen konuşmamaya, hiçbir yorum yapmamaya özen gösterdiğini ifade eden Türkeş,”Bu konu ağır cezalık bir suçtur. Bu konunun ideolojik bir tarafı bulunmamaktadır. Konudan istifade etmek isteyen tarafların da ideolojik bir yanı bulunmamaktadır” ifadelerini kullandı.
“ÜLKÜ OCAKLARI ADLİYENİN ETRAFINI SARACAK” İDDİASI
Açıklamasında”Ülkü Ocakları 1 Temmuz’da adliyenin etrafını saracak, Özgür Özel’in girişine izin verilmeyecek” iddiasına da değinen Türkeş, “1 Temmuz 2024’te başlayacak olan duruşmaya kalabalık olarak gelmek isteyenlerin, onları oraya sokmak istemeyeceklerin de ideolojik bir yanı yoktur” dedi.
“BABAMIN PARTİSİ BU SUÇLA ÖZDEŞLEŞTİRİLEMEZ”
“Türk milliyetçiliği bu meselenin bir tarafı ve/veya paydaşı değildir” diyen Türkeş, “Milliyetçi Hareket Partisi (Babamın Partisi) böyle bir suçla ve onu işleyen bireysel suçlularla özdeşleştirilemez. Kantara çıkartılmak istenen Türk Milliyetçiliği ve MHP kurumsal kimliği değil; ağır işleyen hukuk sistemimiz ve ona köstek olanlar olmalıdır. Keza Cumhur İttifakı ve onun değerli yöneticileri de bu kirli suç organizasyonlarından varestir. Bu kargaşadan muhalefete de ekmek çıkmaz. Bırakın adi suçlular hak ettikleri şekilde yargılansınlar” ifadelerini kullandı.
Türkeş’in “Bu açıklama vicdani bir sorumluluktur” başlıklı açıklamasının tamamı şöyle;
“Sinan Ateş cinayetinin üzerinden bir buçuk yıl geçti. Bu süre içerisinde bütün üzüntüme rağmen konuşmamaya ve hiçbir yorum yapmamaya özen gösterdim.
Taraflar ve hatta hiçbir tarafta yer almayanlar bile aile ziyaretinden kanal gezmeye kadar her fırsatı değerlendirmeye çaba sarf etmekteler.
01 Temmuz 2024 günü bu dava nihayet eksikleri ve olmayanları ile birlikte görülmeye başlıyor.
Gelinen nokta itibarı ile durum aşağıdaki gibidir.
1- Sinan Ateş 30 Aralık 2022 Cuma günü bir suikast sonucu katledilmiş, ardında gözü yaşlı bir eş ve baba hasretiyle büyüyecek olan iki yetim çocuk bırakmıştır. 2- Bu konu ağır cezalık adi bir suçtur.
3- Bu konunun ideolojik bir tarafı bulunmamaktadır.
4 Bu konudan istifade etmek isteyen tarafların da ideolojik bir yanı bulunmamaktadır. 5- 01 Temmuz 2024 de başlayacak olan duruşmaya kalabalık olarak gelmek isteyenlerin de; onları oraya sokmak istemeyeceklerin de ideolojik bir yanı yoktur.
6- 17 Ocak 2021 de o günlerde yaşananlardan endişe duyarak kaleme aldığım AZGIN MİLLİYETÇİLİK yazım tam da bu yaşananları görerek dünyada ve ülkemizdeki bu kötü gidişata dikkat çekmek ve bir nebze engel olmaya gayret etmekti.
7- Keza birçok konuşmada hukukun üstünlüğünün ve hukuka bağlı kalmanın önemini vurguladım.
Muasir ve refah seviyesi yüksek bir Türkiye’nin; yani milliyetçilerin arzu ettiği, etmesi gerektiği ve ulaşmak isteyeceği hedefin; dolayısıyla “ÜLKÜ” nün bu yoldan sağlanabileceğini dile getirdim.
8- Bugün her türlü sıfatı bir yana bırakarak sade bir Türk Vatandaşı ve Türk Milliyetçisi olarak aşağıdaki hususlara dikkat çekmek istiyorum;
A- Türk milliyetçiliği bu meselenin bir tarafı ve/veya paydaşı değildir.
B- Milliyetçi Hareket Partisi (Babamın Partisi) böyle bir suçla ve onu işleyen bireysel suçlularla özdeşleştirilemez.
C- Kantara çıkartılmak istenen Türk Milliyetçiliği ve MHP kurumsal kimliği değil; ağır işleyen hukuk sistemimiz ve ona köstek olanlar olmalıdır.
D- Keza Cumhur İttifakı ve onun değerli yöneticileri de bu kirli suç organizasyonlarından varestedir.
E- Bu kargaşadan muhalefete de ekmek çıkmaz. Bırakın adi suçlular hak ettikleri şekilde yargılansınlar.
01 Temmuz 2024 günü bu davayı bahane ederek ülkeyi karıştırmak isteyenlere, siyaset üretmedikleri için kaostan medet uman tükenmiş siyasetçilere, ideolojiden uzak ama kendini ideolojik göstermek isteyen gangsterlere, ülkenin yönetimine çomak sokma heveslilerine duyurulur.”
]]>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer’in dirençli kent vizyonu doğrultusunda çalışan İzmir Büyükşehir Belediyesi orman yangınlarına erken müdahale edilmesi, yangın söndürme ekipmanlarının artırılması amacıyla orman köylerine su tankeri dağıtımına devam ediyor. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer’in ev sahipliğinde Kültürpark Atlas Pavyonu yanında bulunan alanda yapılan törenle orman köylerine 40 yangın tankeri daha verildi. Daha öncekilerle beraber toplam dağıtılan tanker sayısı 165 oldu. Törene İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Barış Karcı ile genel sekreter yardımcıları, İzmir Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi Başkanı İsmail Derse, bürokratlar, muhtarlar ve vatandaşlar katıldı. Törenin ardından tankerlerle tatbikat yapıldı.
Soyer: “İklim kriziyle ilgili mücadele vermek zorundayız”
Türkiye’de bir ilki hayata geçirdiklerini söyleyen İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, küresel iklim kriziyle birlikte büyük felaketler yaşandığına dikkat çekti. Başkan Soyer, “Küresel iklim krizi nedeniyle hasta bir gezegende yaşıyoruz. Bu hasta gezegende hiçbirimiz sağlıklı olamayız. İklim kriziyle ilgili mücadele vermek zorundayız” dedi.
“Milliyetçilik sadece kültürel değerlerden mi ibaret?”
2020’de İzmir’de yaşanan deprem felaketinin ardından Seferihisar’daki tsunamiyi hatırlatan Başkan Tunç Soyer, dirençli bir kent oluşturmanın önemine vurgu yaptı. Başkan Tunç Soyer, “Milliyetçilik Özellikle siyasi partilerde çokça konuşulan, herkesin birbiriyle yarıştığı, daha fazla milliyetçi olduğunu anlattığı bir siyasal iklimde yaşıyoruz. Milliyetçilik sadece kültürel değerlerden mi ibaret? Memleketin suyuna, havasına, toprağına sahip çıkmak değil midir? Merasına, ormanlarına, nehirlerine, vadisine sahip çıkmak değil midir? Niçin siyasiler memleketin toprağına, havasına, suyuna sahip çıkmak konusunda yarışmazlar da sadece kültürel değerler üzerinden milliyetçilik yarışındadırlar? Gerçek milliyetçilik; yerli olana, milli olana sahip çıkmak, önce havasına, suyuna, toprağına sahip çıkmakla başlar. ve ben iddia ediyorum; İzmir Büyükşehir Belediyesi şehrinin havasına, suyuna, toprağına, yer altına, yer üstüne, bitki örtüsüne, yerli tohumuna Türkiye’de en çok sahip çıkan şehirdir. İddia ediyorum Türkiye’nin en milliyetçi şehri İzmir’dir. Türkiye’de milliyetçiliğin öncüsü İzmir’dir ve öyle olmaya devam edecektir” diye konuştu.
Derse: “Sonsuz teşekkür ederim”
Yangınların önüne geçmek adına birçok ilkin hayata geçirildiğini ifade eden İzmir Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi Başkanı İsmail Derse, “2021 yılında 60 tanker, 2022’de 65 ve şimdi 40 adet tanker dağıtımı yapıyoruz. Bölgelere göre dağıttık. Kırsal ve orman alanlara ağırlık verdik. Tankerlerin bakım onarımı için de ekip kurduk. Toplamda 325 tankeri faal hale getirdik. Bizi hiçbir yangında yalnız bırakmayan Başkanımız Tunç Soyer’e sonsuz teşekkür ederim” diye konuştu. – İZMİR
]]>