Araştırmacılar, aşırı ilaç kullanımı ile tetiklenen huzursuz bağırsak belirtilerinin migren hastalarında kelime bulamama, hatırlayamama gibi bilişsel işlev bozukluklarının görülme riskini artırdığını ortaya çıkardı.
Prof. Dr. Hayrunnisa Bolay Belen, Gazi Üniversitesi Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Merve Hilal Ceren Akgör ve Doç Dr. Doğa Vurallı’nın aralarında bulunduğu bilim insanları tarafından migren ataklarının tetiklenmesine neden olan gıdalara ilişkin yapılan araştırma sonuçları, “Journal of Clinical Medicine” dergisinde yayımlandı.
Prof. Dr. Belen, AA muhabirine araştırma sonuçlarına ilişkin yaptığı açıklamada, migrenin, dünya çapında 50 yaş altı en sık görülen ve kadınların dörtte birini etkileyen bir beyin hastalığı olduğunu söyledi.
Ağrı kesicilerin aşırı kullanımının da migren baş ağrısının sıklaşmasına yol açtığını bildiren Belen, NÖROM’da hastalarda sık görülen sorunlara karşı çözümler üretmek amacıyla bir dizi çalışma yürüttüklerini ifade etti.
Bu araştırmalardan birinde, önce hayvan deneylerinde sonra da migren hastalarında, aşırı ağrı kesici kullanımına bağlı geçirgen bağırsak sendromuyla ilişkili inflamasyon belirteçlerinin varlığını keşfettiklerini bildiren Belen, şöyle devam etti:
“Kronik migren hastalarının çoğunluğuna eşlik eden ilaç aşırı kullanımının bağırsak geçirgenliğini arttırdığını, bakteri toksinlerinin kana sızdığını deney hayvanlarında gösterdik. Buna bağlı olarak kanda ve beyinde inflamasyon süreçlerinin arttığı ve bunun ilaç aşırı kullanım baş ağrısının altında yatan mekanizmalardan biri olduğunu gösterdik. Sonuçlarımızı, etki faktörü yüksek Q1 dergi, The Journal of Headache and Pain’de yayımlanarak bilim dünyasına duyurduk.”
Belen, bu araştırmada ise 1118 kişi üzerinde hastanın baş ağrısı yanında ciddi hazımsızlık sorunları, bağırsak geçirgenliği gibi sindirim sistemlerine ait problemlerini ortaya koyduklarını anlattı.
125 farklı gıda yapay zeka ile analiz edildi
NÖROM Müdürü Prof. Dr. Belen, araştırma kapsamında, migren hastalarının günlük hayatta sık kullandıkları 125 farklı gıda içeriğini yapay zeka veri madenciliği yöntemiyle analiz ettiklerini belirtti.
Belen, “Yapay zeka bize büyük verinin yorumlanmasında büyük katkı verdi. Böylece ilk kez kronik migren ve aşırı ilaç kullanımında huzursuz bağırsak belirtilerinin çok yüksek olduğunu gösterdik. Migren ve ilaç aşırı kullanımı halinde huzursuz bağırsak belirtilerini 2 kat yüksek saptadık.” diye konuştu.
Prof. Dr. Belen, araştırmada, normalde baş ağrısı ile ilişkisi bilinmeyen bazı meyvelerin ve sağlıklı gıdalarında da ilk kez tetikleyici olarak tanımlandığını kaydetti.
“Migren hastalarında huzursuz bağırsak varlığı artıyor”
Prof. Dr. Belen, araştırmada ayrıca migren hastalarında huzursuz bağırsak varlığının bilişsel işlev bozukluğunu, kaygı ve depresyonu artırdığını ortaya koyduklarını bildirdi.
Hastalarda huzursuz bağırsakla ilişkili şikayetlerin fazla olması durumunda bilişsel işlevlerinin daha kötü olduğunu kaydeden Belen, şu bilgileri paylaştı:
“Migren hastalarında huzursuz bağırsak varlığının arttığını ve bunun da bilişsel işlev bozukluğu ve artmış kaygı ve depresyon ile ilişkisini ortaya koyduk. Huzursuz bağırsağın yüksek olduğu migren hastalarında depresyon, uyku bozukluğu, kaygı bozukluğunun yanı sıra kelime bulamama, yol bulamama, ne yapacağını hatırlayamama gibi bilişsel bozukluk riski de artıyor. Böylece yapay zeka yardımı ile migren hastalığında beyin-bağırsak-gıda etkileşimini ortaya çıkardık.”
Belen, çalışmanın son verilerine doktorlar olarak migren hastalarına yeni öneriler sunduklarını belirterek, şöyle konuştu:
“Hastalara, ağrı kesici ilaçların kesilmesi ve tedavi sürecinde beslenme önerileri getiriyoruz. Hızlı yemekten kaçınmaları ve lokmalarını 30 saniyeden uzun çiğneyerek sindirimi kolaylaştırmalarını öneriyoruz. Ayrıca bir öğünde aşırıya kaçmadan, karbonhidrat içeriğini kontrol ederek ve uzun süre çiğneyerek beslenmelerini tavsiye ediyoruz. Türk kültüründe çok yoğun tükettiğimiz simit, poğaça, sucuk, kaymak gibi gıdaları dikkatli tüketmelerini öneriyoruz.”
“Huzursuz bağırsak belirtileri, tedavi planına eklenmeli”
Gazi Üniversitesi Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Merve Hilal Ceren Akgör de migrenin iş gücü kaybı ve yaşam kalitesinde bozukluğa yol açan ciddi bir hastalık olduğunu vurguladı.
Araştırmada, normalde baş ağrısı ile ilişkisi bilinmeyen kiraz, karpuz gibi bazı meyvelerin ve sağlıklı gıdaların da bu hastalarda tetikleyici olduğunu saptadıklarını belirten Akgör, “Ayrıca kaymak, krema, poğaça, simit, işlenmiş et ürünleri, hazır konserve ve dondurulmuş gıdalar, mayonez, ketçap gibi hazır soslar, kırmızı renkli gıda boyası içeren tatlılar tetikleyici listesinde yer aldı. Bu sonuçlar gıda içeriğindeki histamin yanında dopaminin de baş ağrısındaki tetikleyici rolüne işaret etmiş oldu.” bilgilerini verdi.
Akgör, tıpta uzmanlık tezi olan çalışma sonuçlarının hastalığa ilişkin daha önce bilinmeyen bazı durumları aydınlattığını belirterek, tedavilere ekledikleri bu durumları şöyle anlattı:
“Huzursuz bağırsak belirtileri, migren hastalarında sorgulanmalı ve tedavi planına eklenmelidir. Baş ağrısı yanında gıda günlüğü tutulmalı, kişiye özgü diyet uygulanmalı ve listelenen gıdalar için farkındalık oluşturulmalıdır. Ağrı kesici kullanımı kesilmeli ve uygun koruyucu tedavi başlanmalıdır. Öğünlerde az miktarda yemek yemeli, düşük miktarda karbonhidratlı gıdalar tüketilmelidir.”
]]>Tıbbi Genetik Uzmanı Prof. Dr. Ceylaner, AA muhabirine yaptığı açıklamada, son dönemde bazı hastalarda migrenle glutenin ilişkisini ispatlayan çalışmaların yapıldığını kaydetti.
Gluten hassasiyetinin, bağışıklık sistemiyle ilgili otoimmün hastalıklardan biri olduğunu, migrenin de bu hastalıklara eşlik eden bir durum olarak ortaya çıkabildiğini belirten Ceylaner, “Elbette bu, her gluten hassasiyeti olanda migren ortaya çıkar anlamına gelmiyor. Ancak bazı hastalarda bu tablo yaşanabiliyor.” bilgisini paylaştı.
Prof. Dr. Ceylaner, gluten hassasiyeti kaynaklı migrenin tespiti için ayırt edici bazı testlerin yapılması gerektiğini vurgulayarak, “Bize en çok ‘migren hastasıyım o zaman doğrudan gluteni keseyim mi’ gibi sorular geliyor. Buna cevabımız, ‘hayır’. Önce migrenin sebebinin anlaşılması gerekiyor. Örneğin, bazı epilepsi türleri, damar hastalıkları da migren gibi belirtilerle seyredebiliyor.” diye konuştu.
“Genetik zemin söz konusu”
Yeni genetik teknolojiler, analizler sayesinde migren tanısının ve ortaya çıkma nedeninin daha kolay anlaşılabildiğini aktaran Ceylaner, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Gluten hassasiyeti dahil bütün otoimmün hastalıklarda altta bir genetik zemin söz konusudur. Bu genetik zemin nedeniyle bağışıklık sistemi vücutta kendi hücrelerine az da olsa zarar vermeye başlar. Bazen tek başına glutene karşı hassasiyet, bazen de birkaç faktörün bir araya geldiği durumlar oluşabiliyor. Dolayısıyla altta yatan durumu iyi saptayıp, buna göre bir tedavi planı oluşturmak çok önemli.”
“Gluten hassasiyeti ile çölyak birbirine karıştırılıyor”
Prof. Dr. Serdar Ceylaner, gluten hassasiyeti ile çölyak hastalığının birbirine karıştırıldığına işaret ederek, çölyağın çocukluk çağında görülen, ciddi gelişme geriliği, boy kısalığı gibi problemlere yol açan ağır bir hastalık olduğunu vurguladı.
Gluten hassasiyetinde ise gluten tüketiminin bağışıklık sistemini etkilediğini anlatan Ceylaner, “Gluten hassasiyeti, başta bağırsak olmak üzere vücuttaki birçok sistemde soruna yol açıyor, migren de bunlardan biri. Ayrıca yüzde sivilce, vücutta ağrı, fibromiyalji gibi farklı klinik bulgular da ortaya çıkabiliyor.” dedi.
“Migren hastalık değil, bulgu”
Migrenle ilgili güncel çalışmaları aktaran Ceylaner, “Tıbbi genetik uzmanlarının, yeni tıbbın yaklaşımı ‘migren bir hastalık değil, bulgu. O bulgunun altındaki sebepleri araştırıp tespit ettiğinizde, tedavi etmeniz de kolaylaşıyor.” değerlendirmesinde bulundu.
Uluslararası alanda 2019’da hazırlanan “Gluten İlişkili Hastalıkların Tanısı, Takibi ve Tedavisi” konulu rehberde, çölyağın yanı sıra gluten hassasiyeti sonucu ortaya çıkan birçok hastalığa da yer verildiğini anımsatan Ceylaner, gluten hassasiyetinin, gebelik kayıpları, migren, alerji, cilt hassasiyeti gibi birçok rahatsızlıktaki etkisinin rehberde paylaşıldığını söyledi.
Ceylaner, “Gluten hassasiyetinde, genetik HLA testlerinin yapılması, risk altında olanlara da 6 haftalık bir diyet uygulanması ve bunun sonunda bulgularında değişiklik olup olmadığının belirlenmesi önemli. Kişinin bulgularında azalma varsa, iki sonucu bir araya getirerek, ‘çölyak olmayan gluten hassasiyeti’ tanısını koyuyoruz.” ifadesini kullandı.
“‘Gluteni hayatımızdan çıkaralım’ anlamına gelmiyor”
Tıbbi Genetik Uzmanı Prof. Dr. Serdar Ceylaner, gluten hassasiyeti kaynaklı migren atakları yaşayan çok sayıda hastayla karşılaştıklarına değinerek, şöyle devam etti:
“Gluten hassasiyeti saptadığımız kişilerde, gluteni kestiğimizde kişilerin migren bulgularının azaldığına veya kaybolduğuna, ayrıca bağırsak sıkıntıları, ödem, kronik yorgunluk gibi şikayetlerin azaldığına ilişkin geri dönüşler alıyoruz. Bugüne kadar çok sayıda hastada bu tabloyu gördük.
Ancak bu, ‘hepimiz gluteni hayatımızdan çıkaralım’ anlamına gelmiyor. Bu sadece gluten hassasiyetinde geçerli olan bir durum. Gluten, özünde sağlık açısından çok önem verdiğimiz tahıllarda yer alan bir protein. Buğdayın içindeki her şeye ihtiyacımız var ve bu nedenle gluten hassasiyeti olan kişilerde yulaf ürünleriyle bu açığı kapatmaya çalışıyoruz.”
]]>