(ANTALYA) – Antalya Büyükşehir Belediyesi Antalya Su ve Atıksu (ASAT) Genel Müdürü İbrahim Kurt, son günlerde kamuoyunda su tarifelerinde yapılan değişiklik sonrası çıkan iddialara ilişkin, “Suya yüzde 446 oranında zam gelmesi söz konusu değildir. 5 ton su yarım damacana su fiyatındadır. Akaryakıt ve elektriğe gelen son zamlarla birlikte ASAT’a 1 metreküp suyun maliyeti 60 TL’dir. Halkın büyük çoğunluğunun kullandığı 20 metreküpe kadar su tarifesinde bir zam olmamıştır. Antalya Büyükşehir Belediyesi olarak Türkiye’nin en ucuz suyunu tüketen 6’ncı Büyükşehir Belediyesi’yiz” dedi.
ASAT Genel Müdürü İbrahim Kurt, Antalya Büyükşehir Belediyesi ASAT Genel Kurulu’nda su tarifelerinde yapılan değişiklik sonrası kamuoyunda su zammı ile ilgili çıkan iddialara ilişkin açıklama yaptı. Sosyal medyada su tarifelerindeki değişikliklere ilişkin farklı haberlerin dolaştığına dikkati çeken İbrahim Kurt, şunları kaydetti:
“‘Suya yüzde 500, yüzde 446 zam geldi’ diye haberler gördük. Böyle bir zam söz konusu değildir. Antalya’daki yaklaşık 1 milyon 565 bin abonemizin, 1 milyon 231 bin mesken abonesidir. 5 metreküpe kadar su kullanan abone yüzde 27’lik bir kısma denk gelir. 5 metreküpe kadar su kullanan aboneleri koruyacak şekilde bir tarife düzenlemesi yapıldı. 5 ton su yarım damacana; 50 TL olacak şekilde bir düzenleme yapılmıştır.”
0-20 metreküp su kullanımı aynı fiyatta kaldı
Artan elektrik ve akaryakıt maliyetlerine rağmen su tarifelerinde kademe kademe vatandaşın lehine olacak şekilde düzenleme yapıldığını aktaran Kurt, şu bilgileri verdi:
“Nüfusun büyük çoğunluğunun kullandığı 1-20 metreküp kademesinde bir artış yapılmamış 20,47 TL olarak sabit kalmıştır. 40 metreküp üzeri kullanımlar da ise su kaynaklarının azaldığını dikkate alarak, halkımızı su tasarrufuna yöneltmek amacıyla suyun tonu 50,34 TL olarak belirlenmiştir. Sonuç olarak 0-5 metreküp kullanan vatandaşları koruyacak bir düzenleme yaptık. Başkanımızın da her zaman belirttiği gibi küçük esnafı koruyan bir düzenleme yapıldı. Antalya’daki 133 bin 802 ticarethane abonesinin yüzde 71’i 0-10 metreküp arası su kullanmaktadır. Bu kademede fiyatında bir değişiklik yapılmayarak küçük esnaf desteklenmiştir.”
Başkan Muhittin Böcek’in öğrenci evlerine yönelik başlattığı 5 ton ücretsiz su kullanımının 10 tona çıkarıldığını belirten ASAT Genel Müdürü İbrahim Kurt, şöyle devam etti:
“Şehit aileleri ve gazilere yüzde 90, engelli bireylere yönelik yüzde 40 indirim uygulanmaktadır. Hayvancılıkla uğraşan abonelere yönelik 50 ton su indirimli olarak verilmeye devam edecektir. Yine belediyemizden sosyal kart kullanan vatandaşlara yönelik 10 metreküpe kadar su kullanımı ücretsiz olarak devam edecek.”
Son günlerde kamuoyunun yanlış yönlendirilerek “Antalya Türkiye’nin en pahalı suyunu kullanıyor” şeklinde bir algı yaratılmakta olduğunu ifade eden Kurt, “Antalya Büyükşehir Belediyesi olarak, Türkiye’deki 30 Büyükşehir arasında Türkiye’nin en ucuz suyunu kullanana 6’ncı Büyükşehir Belediyesiyiz. Ticari aboneliklerde ise Türkiye’nin en ucuz suyunu kullanan 5’inci Büyükşehir Belediyesi’yiz” diye konuştu.
Antalya ve 19 ilçede yerleşik nüfus olarak 2 milyon 700 bin; yerli ve yabancı misafir olarak ise yılda 25 milyon vatandaşa hizmet verdiklerini dile getiren Kurt, sözlerini şöyle tamamladı:
“1 ton suyun maliyeti 60 TL”
“Antalya merkezdeki suyumuzun yüzde 98’ini yer altından sondajla elektrik kullanarak temin ediyoruz. Antalya’nın coğrafi konumundan kaynaklı bin 600 depomuz, bin 200 sondajımız 7/24 çalışmaktadır. Halkımıza sağlıklı ve kaliteli su ulaştırmak, atık suyu arıtmak, sahillerimizi, denizimizi, çevremizi korumak amacıyla çalışmalarımızı 7/24 hiç durmadan sürdürüyoruz. ASAT’ın tüm bu tesisleri elektrikle çalışan tesislerdir. Türkiye’de elektrik harcaması en fazla olan kurumuz. Elektriğe yapılan zamdan önce aylık ortalama 185 milyon TL elektrik faturası geliyordu. Son zamlarla birlikte aylık elektrik faturamız 250 milyon TL’ye yükselmiştir ve ASAT’a 1 metreküp suyun maliyeti 60 TL olmuştur. ASAT Genel Müdürlüğü olarak Antalyalı vatandaşlarımıza ucuz, sağlıklı ve kaliteli suyla buluşturmanın yanında yeni yatırımlarımıza da devam edeceğiz.”
]]>ANTALYA – Antalya Büyükşehir Belediyesi Antalya Su ve Atıksu Genel Müdürü İbrahim Kurt, son günlerde kamuoyunda su tarifelerinde yapılan değişiklik sonrası çıkan haberlere açıklık getirerek, “Suya yüzde 446 oranında zam gelmesi söz konusu değildir. 5 ton su yarım damacana su fiyatındadır. Akaryakıt ve elektriğe gelen son zamlarla birlikte ASAT’a 1 metreküp suyun maliyeti 60 TL’dir. Halkın büyük çoğunluğunun kullandığı 20 metreküpe kadar su tarifesinde bir zam olmamıştır. Antalya Büyükşehir Belediyesi olarak Türkiye’nin en ucuz suyunu tüketen 6’ncı Büyükşehir Belediyesi’yiz” dedi.
ASAT Genel Müdürü İbrahim Kurt, Antalya Büyükşehir Belediyesi ASAT Genel Kurulu’nda su tarifelerinde yapılan değişiklik sonrası kamuoyunda su zammı ile ilgili çıkan haberlere ilişkin bir değerlendirmede bulundu. Sosyal medyada su tarifelerindeki değişikliklere ilişkin farklı haberlerin dolaştığına dikkat çeken İbrahim Kurt, “Suya yüzde 500, yüzde 446 zam geldi diye haberler gördük. Böyle bir zam söz konusu değildir. Antalya’daki yaklaşık 1 milyon 565 bin abonemizin, 1 milyon 231 bin mesken abonesidir. 5 metreküpe kadar su kullanan abone yüzde 27’lik bir kısma denk gelir. 5 metreküpe kadar su kullanan aboneleri koruyacak şekilde bir tarife düzenlemesi yapıldı. 5 ton su yarım damacana; 50 TL olacak şekilde bir düzenleme yapılmıştır” dedi.
“0-20 metreküp su kullanımı aynı fiyatta kaldı”
Artan elektrik ve akaryakıt maliyetlerine rağmen su tarifelerinde kademe kademe vatandaşın lehine olacak şekilde düzenleme yapıldığını ifade eden ASAT Genel Müdürü Kurt, şu bilgileri verdi: “Nüfusun büyük çoğunluğunun kullandığı 1-20 metreküp kademesinde bir artış yapılmamış 20,47 TL olarak sabit kalmıştır. 40 metreküp üzeri kullanımlar da ise su kaynaklarının azaldığını dikkate alarak, halkımızı su tasarrufuna yöneltmek amacıyla suyun tonu 50,34 TL olarak belirlenmiştir. Sonuç olarak 0-5 metreküp kullanan vatandaşları koruyacak bir düzenleme yaptık. Başkanımızın da her zaman belirttiği gibi küçük esnafı koruyan bir düzenleme yapıldı. Antalya’daki 133 bin 802 ticarethane abonesinin yüzde 71’i 0-10 metreküp arası su kullanmaktadır. Bu kademede fiyatında bir değişiklik yapılmayarak küçük esnaf desteklenmiştir.”
“Öğrenciye 10 ton su bedava”
Muhittin Başkan’ın öğrenci evlerine yönelik başlattığı 5 ton ücretsiz su kullanımının 10 tona çıkarıldığını açıklayan ASAT Genel Müdürü İbrahim Kurt, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Şehit aileleri ve gazilere yüzde 90, engelli bireylere yönelik yüzde 40 indirim uygulanmaktadır. Hayvancılıkla uğraşan abonelere yönelik 50 ton su indirimli olarak verilmeye devam edecektir. Yine belediyemizden sosyal kart kullanan vatandaşlara yönelik 10 metreküpe kadar su kullanımı ücretsiz olarak devam edecek.”
“En ucuz suyu kullanan 6’ıncı büyükşehir Antalya”
Son günlerde kamuoyunun yanlış yönlendirilerek ‘Antalya Türkiye’nin en pahalı suyunu kullanıyor’ şeklinde bir algı oluşturulmakta olduğuna dikkati çeken Kurt, “Antalya Büyükşehir Belediyesi olarak, Türkiye’deki 30 Büyükşehir arasında Türkiye’nin en ucuz suyunu kullanana 6’ıncı Büyükşehir Belediyesiyiz. Ticari aboneliklerde ise Türkiye’nin en ucuz suyunu kullanan 5’inci Büyükşehir Belediyesiyiz” ifadelerini kullandı.
“1 ton suyun maliyeti 60 TL”
Antalya ve 19 ilçede yerleşik nüfus olarak 2 milyon 700 bin vatandaşa, yerli ve yabancı misafir olarak yılda 25 milyon vatandaşa hizmet verdiklerini dile getiren İbrahim Kurt, sözlerini şöyle tamamladı: “Antalya merkezdeki suyumuzun yüzde 98’ini yer altından sondajla elektrik kullanarak temin ediyoruz. Antalya’nın coğrafi konumundan kaynaklı 1600 depomuz, 1200 sondajımız 7/24 çalışmaktadır. Halkımıza sağlıklı ve kaliteli su ulaştırmak, atık suyu arıtmak, sahillerimizi, denizimizi, çevremizi korumak amacıyla çalışmalarımızı 7/24 hiç durmadan sürdürüyoruz. ASAT’ın tüm bu tesisleri elektrikle çalışan tesislerdir. Türkiye’de elektrik harcaması en fazla olan kurumuz. Elektriğe yapılan zamdan önce aylık ortalama 185 milyon TL elektrik faturası geliyordu. Son zamlarla birlikte aylık elektrik faturamız 250 milyon TL’ye yükselmiştir ve ASAT’a 1 metreküp suyun maliyeti 60 TL olmuştur. ASAT Genel Müdürlüğü olarak Antalyalı vatandaşlarımıza ucuz, sağlıklı ve kaliteli suyla buluşturmanın yanında yeni yatırımlarımıza da devam edeceğiz.”
]]>EDİRNE’nin tarım alanlarının sulanmasında kullanılan Tunca Nehri’nin bir kısmı kurudu, bazı bölümleri yosunla kaplanıp, yeşile büründü. Meriç Nehri’nin ise debisi düştü. Çeltik üreticilerine Tunca’dan dönüşümlü su verildiğini söyleyen Edirne Valisi Yunus Sezer, “Meriç genelinde de artık kritik seviyelere gelmiş durumdayız” dedi.
Edirne’de aşırı sıcaklar ve yetersiz yağışlar nedeniyle tarımsal sulamada kullanılan önemli su kaynaklarından Meriç ve Tunca nehirlerinin bazı kesimleri kuruma noktasına geldi. Meriç Nehri’nin debisi 43 metreküp/saniye, Tunca’nın ise 4 metreküp/saniye olarak ölçüldü. Bir kısmı kuruyan Tunca Nehri’nin kent merkezinden geçtiği kesim, yosunlarla kaplanıp, yeşile büründü.
‘KURAKLIĞI CİDDİ MANADA HİSSEDİYORUZ’
Edirne Valisi Yunus Sezer, yaşanan kuraklık ve su sıkıntıları ile ilgili Meriç Nehri üzerinde kurulan Lastik Savaklı Arşimet Burgulu Hidroelektrik Santrali’nde basın açıklaması yaptı. Meriç ve Tunca nehirlerinde havaların sıcak gitmesiyle erken yaşanan bir kuraklığın söz konusu olduğunu söyleyen Vali Sezer, “Daha önceki yıllarda ağustos sonuna doğru başlayan kuraklık, maalesef bu sene yeterince yağmur almaması nedeniyle erken başladı. Haziran’ın 15’inden itibaren kuraklığı çok ciddi manada hissediyoruz. Malumunuz burası çeltiğin Türkiye’de en fazla ekildiği alan ve çeltiğin de suya ihtiyacı var. Diğer bir alan da ayçiçeğinin de çok yoğun bir şekilde ekildiği bir alan ve onun da suya çok ihtiyacı var. Şu anda nehir debileri senenin 12 aylık sürecin en alt seviyesinde. Bazen Tunca Nehri’nde 3 metreküp/saniyeye, Meriç Nehri’nde de saniyede 40 metreküpe kadar düşüyor. ve bu aşağılara, İpsala tarafına indiği zaman 24 metreküpe kadar düşüyor. Bununla ilgili olarak Tunca Nehri’nde dönüşümlü bir planlamaya gittik, kooperatiflerimizle. Yani üst taraftaki suyu kesip, aşağı taraftaki tarım arazilerine, çeltik alanlarına veriyoruz ve 3-4 gün sonra da yukarıya verip aşağı kesiyoruz. Yani hepsini aynı anda veremiyoruz. Yani yaklaşık 20 gündür bu bunu uyguluyoruz” diye konuştu.
‘KRİTİK SEVİYELERE GELMİŞ DURUMDAYIZ’
Vali Yunus Sezer, Meriç Nehri’nde durumun biraz farklı olduğunu belirterek, “Meriç genelinde de artık kritik seviyelere gelmiş durumdayız. Orada da iki gün önce İpsala’ya kadar giderek bir inceleme yaptık. Orada en büyük sulama birliğimiz Hamzadere Sulama Birliği ile, kooperatiflerimizle, üreticilerimizle bir araya geldik. Öncelikle Keşan tarafındaki çeltik arazilerinde yapılan sulamada deşarj edilen suların kullanılması noktasında bir görüş birliğine vardık. Bu sular direkt denize akıyordu daha önce. Şimdi bir kanal vasıtasıyla tekrar Meriç’e Nehri’ne aktarılıyor. Meriç Nehri’nden de tekrar çeltik arazilerine aktarılacak yaklaşık 80 bin dönüm alan bu sayede kullanılabilecek. İkinci olarak da Çakmak Barajı’nın olduğu yerden Ergene Havzası’na, Ergene Nehri’ne, Uzunköprü tarafına su basılıyordu. Burada da suyun debisinin aşağı düşmesi nedeniyle biraz Yunanistan tarafına doğru bir yön değişikliği olmuş, su havzasında. DSİ ve kooperatifimizi beraber çalıştırıyoruz. Orada da yine gölet alanı suyun rahat alınabileceği bir alan oluşturuyoruz. Şu anda o da bitmiş olması lazım. Oradan da suyun rahatlıkla çekilip, Ergene ve Uzunköprü’nün tarafına gönderilebilecek birçok çalışma ortaya koyuyoruz” ifadelerini kullandı.
‘BULGARİSTAN İLE GÖRÜŞMELER
Daha önceki yıllarda Bulgaristan tarafından su bırakılmasının söz konusu olduğunu söyleyen Sezer, “Onunla ilgili yaklaşık bir aydır Bulgaristan makamlarıyla Tarım Bakanlığımız, Tarım Bakanımız vasıtasıyla, Dışişleri Bakanlığımız vasıtasıyla, bunlarla ilgili yoğun bir şekilde görüşmeler yapılıyor. Fakat Bulgaristan tarafında da ciddi bir kuraklık söz konusu. Oradan bir miktar su salınması için artık zannediyorum bu süreç doğru yönde ilerliyor. Umarım onunla ilgili de olumlu sonuçları alırız. Ama hem Tarım Bakanımız, hem Dışişleri Bakanımız hem de Enerji Bakanı bu süreçle ilgili yoğun bir şekilde çalışmaları takip ediyorlar” dedi.
‘MERİÇ NEHRİ’NDE SU TUTULMASI SÖZ KONUSU DEĞİL’
Vali Yunus Sezer, hafta sonunda Meriç Nehri’nde yapılan Gençler Türkiye Kürek Kupası yarışmaları nedeniyle su tutulduğu iddialarına değindi. Sezer, “Buradaki suyun tutulmasıyla aşağıdaki suyun az gitmesi arasında bir ilişki söz konusu değil. Çünkü nehir yatağında ne kadar su varsa mecburen savaklardan akarak aşağıya doğru gitmesi gerekiyor. Yani bir damla su buraya düşse, bir damla savaklardan akarak gidecek. Burada bir suyun tutulması söz konusu değil. Burası bir baraj değil. Burası suyun yönünü, enerji üretim bölümüne yönlendirmek için yapılmış bir set. Dolayısıyla burası bir baraj değil. Baraj olmadığı için de su tutulması söz konusu değil. Belki çiftçilerimiz artık ürünlerinin zarar görmesinden dolayı, insanlar burada suyun tutulması, suyun belli bir havzada bulunmasını gerekçe gösterebilirler. Fakat mevcut nehirde ne akıyorsa aşağıya da aynısı gidiyor. Bir daha burada kalmış değil. Şu anda 2,5 milyon metreküp setlerin arkasında birikmiş su var. O birikmiş suyunun da belki çok zor kaldığımız zaman can suyu olması için, kooperatiflerimizle birliklerimizle görüştük; bu 2,5 milyon metreküp suyu da eğer çok çok zor durumda kalırsak bırakacağız. Burada bizim amacımız hani enerji üretmek değil, zor gününde çiftçilerimize de buranın bir faydası olabilir, o da bizim memnun edecektir. Biz buradaki suyu günlük 10 metreküp bıraktığımız zaman 3 gün içerisindeki bu havzada hiçbir damla su kalmıyor. Nehir normal yatağına dönüyor. Yani 10 metreküple 2,8 günlük su hacmimiz var. Onu da o aşağıdaki havzadaki arkadaşlarımızın yani kooperatif birlik ve üreticilerimizin nihai noktada değerlendirmelerine göre bunu da bırakacağız. O şekilde de kendi aramızda anlaşma yaptık. Yani şu ana kadar burada bir elektrik üretilmemiş. 3-4 ay sonra üretsin bizim açımızdan çok bir anlamı yok. Keşke daha fazlası olsa, böyle bir ay, iki ay böyle verebileceğimiz bir suyu burada hapsedebilseydik. Bakın onu da yapma imkanı yok. Dediğim gibi en fazla 2 milyon metreküp su var. Onu da 10 metreküp olarak sattığımız zaman 2,8 sekiz günde yani yaklaşık 3 günde bu gördüğümüz alanda hiçbir su kalmıyor. Normal nehir yatağına dönüyor. Nehir olarak şu anda saniyede 44 metreküp suyumuz var. Meriç Nehri’nde ne kadar geliyorsa buradan açılıp devam ediyor. Bunu biriktirme imkanımız yok zaten. Fiziki olarak da bu çok mümkün değil. Bu süreç zor bir süreç. Gece gündüz çiftçilerimizle, kooperatif ve birliklerimizle beraber çeltik üretiminde ve nispeten ayçiçeği üretiminde ürünlerde herhangi bir eksiklik olmasın, diye yoğun bir şekilde çalışıyoruz. Amacımız çiftçimizin zarar etmemesi, mağdur olmaması ve bu süreci bu sezonu bu şekilde kapatmaktır” diye konuştu.
‘SANTRALİN SU TUTMA SÜRECİ TAMAMLANDI’
Edirne’de geçen yıl temmuz ayında Meriç Nehri üzerinde yapımı biten ve ağustos ayında test aşamasına alınan Lastik Savaklı Arşimet Burgulu Hidroelektrik Santrali’nde çalışmalar, arıza nedeniyle durduruldu. Zemin kaynaklı olduğu belirlenen arızanın ardından yapılan proje değişikliğiyle santralde güçlendirme çalışması gerçekleştirildi. Vali Sezer, “Malumunuz bunun yapım süreci yaklaşık planlamasıyla beraber yılı aşkın bir süre. Son 8 ayda da inşaattaki yapım sürecindeki aksaklıklardan dolayı daha önce meydana gelen kaza sonucunda buradaki savakların bazılarının yıkıldığını görmüştük ve yeniden burada proje revizyonuyla beraber, inşaat sürecini bir 8 aylık süre içerisinde DSİ, üniversite, danışmanlık firmalarıyla beraber, baştan sona kadar yeniden ele alıp, yeniden süreci tamamladık. Şu anda da yaklaşık bir ay önce su tutma süreci tamamlandı. Bugünkü aslında açıklamanın iki tane amacı var; birincisi bu santral binasının en son burguların da testleri yapıldı. Almanya’dan gelen bir teknik ekip tarafından. TEDAŞ ve TEİAŞ’la beraber enerji verme süreci de deneme süreci daha doğrusu başlatıldı ve bununla ilgili son kabul aşamasına gelindi. Kabul yapıldıktan sonra da buradaki işlemleri tamamlamış olacağız” ifadelerini kullandı.
]]>Jeopark Belediyeler Birliği Meclis Toplantısı için Kula’ya giden Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Ferdi Zeyrek, ilçede mahalle muhtarlarıyla bir araya geldi. Mahalle muhtarlarının sorunlarını ve taleplerini dinleyen Başkan Ferdi Zeyrek’e toplantıda Kula Belediye Başkanı Hikmet Dönmez de eşlik etti.
“31 MART’TA SİYASET BİTTİ”
31 Mart itibarıyla siyasetin bittiğini vurgulayan Başkan Zeyrek, “Seçim döneminde beni veya bir başka adayı desteklemiş olabilirsiniz. 31 Mart itibarıyla o defter kapandı, siyaset bitti. 1 Nisan sabahında artık sadece Manisa’da yaşayan 1,5 milyon için çalışacak, sizler de köylerinizde yaşayan vatandaşlarımız için hep birlikte çalışacak ekip arkadaşlarını oluşturduk. Bizim tek bir amacımız var. Manisa’mdaki yaşayan herkese eşit, adil ve şeffaf hizmeti sunmak, onlara daha yaşanılabilir bir kent oluşturmak, depreme, doğal afetlere dirençli kentler ile sosyal hayatlarını ve aynı zamanda Manisa Büyükşehir Belediyesi’nden bekledikleri hizmeti sağlamak benim öncelikli görevim olacak” diye konuştu.
“ŞEFFAF BİR YÖNETİM ANLAYIŞI OLACAK”
Önümüzdeki 5 yıllık süreçte çok şeffaf bir yönetim anlayışının olacağını kaydeden Başkan Zeyrek, “Artık Manisa Büyükşehir Belediyesi’nin internet sitesine girdiğinizde aylık yapılan harcamalardan tutun da yapılan yatırımların seviyesine kadar, ihalelerin canlı yayınına kadar her şeyi görebileceksiniz. Şeffaflık bizde olmazsa olmaz. Adaletli olacağız, herkese eşit olacağız. Bu köyün nüfusu az, buradan bize oy gelmiyor anlayışı 31 Mart itibariyle bitti. Artık herkes hak ettiği hizmeti alacak Manisa Büyükşehir Belediyesi’nden. Bunu nasıl yapacağız, hizmet edecek olan bütçemiz oranında nüfusa göre dağılımla sağlayacağız bunu. Manisa Büyükşehir Belediyesi’nin yıllık bütçesinden Kula ne kadar faydalanacağını bilecek. Kula’da yaşayanlar da nüfus yoğunluğuna kadar hangi parayı alacaklarını bilecekler. Bu sizin köyünüze kaç lira para düşüyorsa oradaki köylünün vatandaşın istekleri doğrultusunda bu parayı Manisa Büyükşehir Belediyesi olarak harcayacağız. Öncelik sıralamasını orada yaşayan sizler bilirsiniz. Köylerimizin ihtiyaçları çoktur. Ama bunların en öncelikli olanlarını belirlememiz gerekiyor. Öncelikten başlayarak daha sonrasında planlı ve düzenli bir şekilde yapmak benim en büyük hayalim ve amacım olacak” şeklinde konuştu.
“BİR AYDIR YOĞUN BİR ŞEKİLDE ÇALIŞIYORUZ”
Su, altyapı ve kanalizasyon sorunlarının büyük sıkıntılar arz ettiğini kaydeden Başkan Zeyrek, “Bunları çözebilmek için bir aydır yoğun bir şekilde çalışıyoruz. Çözümleri konusunda da projeler ve fikirler oluşmaya başladı. Bu çözümleri gerçekleştirebilecek finansmanları gerek AB fonlarından gerek Dünya Bankası’ndan gerekse İller Bankası ile görüşmelerle bunları da oluşturmaya başladık. Çok kısa bir sürede reaksiyon gösterip altyapı sorununu sırayla ve planla çözmeyi düşünüyorum” ifadelerini kullandı.
“İLK 2 TON SU 1 LİRA OLDU”
Olağanüstü MASKİ Genel Kurulu kararıyla ilk 2 ton suyun 1 lira olmasını sağladıklarını ifade eden Başkan Zeyrek, “1 Mayıs itibariyle de şehrimin her yerinde ilk 2 ton insani su kullanım hakkı 1 liradan sağlandı. 45 metreküpe kadar da yüzde 30 indirim sağlanıyor. 46 metreküpün üstü de var. 4 kişilik aile bir ayda 8 veya 10 metreküp su kullanıyor. 46 metreküpe girildiğinde de bağ bahçe sulamaya kadar gidiyor bunun üstü. Artık bu insani su kullanım hakkı değildir, bu bir ticarethaneye dönüyor. O yüzden dolayı 46 metreküp ve üzerindeyse indirim uygulanmadan metreküpü 72 liradan kullanılmaya devam edilecek” dedi.
“ORTAK AKLA İNANAN BİRİSİYİM”
Ortak akla inanan birisi olduğunu söyleyen Başkan Zeyrek, “Sizin yaşadığınız sorunları sizden daha iyi kimse bilemez. O sorunları siz orada tespit edin, biz de yetkimiz, bütçemiz ve kanunun el verdiği oranda destek verelim. Tabii ki binalar, oyun alanları yapacağız ama öncelikli ihtiyacımız eğer altyapıysa, suysa, ekmekse, çiftçiye destekse önceliğimiz bunlar olacak. Park sonradan yapılabilir ama oradaki üreticiyi zenginleştirmek, ürününü alıp başka pazarlarda satmak bence daha öncelikli diye düşünüyorum. Sizin öncelikli gördüğünüz her türlü sorunu ben yapmak için çok çalışacağım ve bütçemi bu noktada harcayacağım. Sizin fikirlerinize ve görüşlerinize benim ihtiyacım var” diye konuştu.
]]>Bakan Yumaklı, Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürlüğü’nde düzenlenen Dünya Su Günü Programı’nda, söz konusu günün bu yılki temasının “Barış için sudan faydalanmak” olduğunu bildirdi.
Suyun yönetiminin Bakanlığına ait olduğuna işaret eden Yumaklı, “Vatandaşlarımızın evlerine 7 gün 24 saat temiz içme ve kullanma suyu ulaştırıyoruz. Sanayicimizin ihtiyacı olan suyu her daim temin ediyoruz. En önemlisi de gıdamızı üreten çiftçilerimizin ihtiyaç duyduğu suya onları kavuşturuyoruz. Burada büyük bir emek, gayret ve yatırım olduğunun altını çizmek istiyorum.” diye konuştu.
Yumaklı, suyla ilgili dün ne yapıldıysa bugün ondan daha iyisini yapmak için çalıştıklarını aktararak, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Bildiğiniz gibi küresel ısınma ve iklim değişikliği, başta su kaynaklarımız olmak üzere birçok konuyu yakından ilgilendiriyor. Ülkemizin, Akdeniz Havzası’nda olması sebebiyle iklim değişikliğinden en çok etkilenen ülkeler arasında olduğunu biliyoruz. Bu etkiyi son dönemde çok yoğun şekilde hissetmeye başladık. Dünya Meteoroloji Örgütü raporuna göre, dünyanın son 10 yılı, tarihteki en sıcak 10 yıl oldu. Aşırı iklim olaylarında rekor artışlar gerçekleşti. Sıcak hava dalgaları, sel baskınları, kuraklık ve orman yangınları insan hayatını olumsuz etkiledi. Milyarlarca dolarlık ekonomik zarara sebep oldu. Bu durumun bir yansıması olarak ülkemizde bir yandan kuraklık, bir yandan orman yangınları, diğer yandan da sel felaketleriyle son dönemde karşılaşır olduk.”
Türkiye’de 2030 yılında su kaynaklarının yüzde 20 azalmasının, nüfusun da yüzde 10 artmasının beklendiğini bildiren Yumaklı, 2050’de artan nüfusla birlikte gıda ihtiyacının karşılanması için yüzde 65 ila 70 daha fazla gıdaya ihtiyaç duyulacağının, bu gıdayı üretmek için de yüzde 55 daha fazla suya ihtiyaç olacağının öngörüldüğünü söyledi.
Yumaklı, 1313 metreküp kişi başı su kullanım potansiyeliyle Türkiye’nin su stresi çeken bir ülke olduğunu belirterek, “Bu rakamın yıllar itibarıyla yavaş yavaş azalmaya devam ettiğini görüyoruz. Eğer hiçbir şey yapmazsak bu rakamın 2030 yılında 1000 metreküpün altına düşmesi, su stresi çeken bir ülkeden su fakiri bir ülkeye dönüşmemiz son derece mümkün. Altını çizelim, Türkiye su zengini bir ülke değildir.” dedi.
Su kaynaklarının korunması için gerekli çalışmaları sürdürdüklerine işaret eden Yumaklı, bu kapsamda su ve sulama alanında 2 trilyon 400 milyar liralık yatırım değeriyle 10 binden fazla projeye imza attıklarını aktardı.
İbrahim Yumaklı, mavi vatanın korunması için 1744 baraj ve gölet inşa ettiklerini belirterek, içme ve kullanma suyu ihtiyacı için içme suyu tesislerini hizmete aldıklarını anlattı.
Yer altı barajları inşa ettiklerini, sulama projeleriyle bereketli Anadolu topraklarını suyla buluşturduklarını bildiren Yumaklı, şöyle devam etti:
“Tarımsal sulamada su kaynağından bitkiye kadarki mesafeyi kapalı sistemde götürmek için büyük çaba sarf ediyoruz. Bütün projelerdeki sulama sistemleri kapalı şu anda. Yüzde 35 olan kapalı devre sulama sistemlerinin oranını öncelikle yüzde 50’ye ve 60-70 oranlarına çıkarmak üzere çalışıyoruz. Üreticilerimizin de kullandıkları suyu kapalı veya basınçlı sulama sistemleriyle tarlalarına, bağlarına götürmeleri gerekiyor. Bunda da Bakanlığımız yüzde 50 hibe desteği vererek onların bu yatırımlarını destekliyor. Ulusal Su Kurulu’nun teşekkül etmesi de devletin bütün kurumlarıyla birlikte bu alandaki kararlılığının diğer bir göstergesi.”
Bu yatırımlar ve çalışmalar yapılmazsa su sıkıntısı yaşayan ülkeler arasında yer alma tehdidiyle karşı karşıya kalınacağına dikkati çeken Yumaklı, “Su zengini olmadığımız için suyumuzu verimli kullanmamız gerekir. Bu amaç etrafında, kamu kurumlarımız, sivil toplum kuruluşları ve özel sektör işbirliğinde çalışmalarımızı hız kesmeden sürdüreceğiz.” dedi.
Susuzluk, kuraklık ve sel gibi felaketlerin sınır tanımadığını aktaran Yumaklı, Türkiye Cumhuriyeti’nin, bu anlayışla Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde su sıkıntısının yoğun yaşandığı ülkelerde insanları sağlıklı ve temiz suyla buluşturmak adına çalışmalar yürüttüğünü söyledi.
Yumaklı, suyun etkin ve verimli kullanılması için Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan öncülüğünde başlatılan “Su Verimliliği Seferberliği”ne işaret ederek, sözlerini, “Kamu-özel bütün kurumlarımızı, sivil toplum kuruluşlarımızı hülasa hiç kimseyi geride bırakmadan bu seferberliğimize devam edeceğiz. Topyekün bir seferberlik ruhuyla suyumuz daha tasarruflu ve verimli kullanacağız.” diye tamamladı.
“Suyun depolanması önem taşıyor”
DSİ Genel Müdürü Mehmet Akif Balta da dünyada tatlı su kaynaklarının sadece yüzde 1’inin kullanıma uygun olduğunu belirterek, “Alternatifsiz bu kaynağın özellikle bizim gibi yağış rejimi düzensiz ülkelerde kurak periyotlarda kullanmak üzere depolanması büyük önem taşımaktadır.” ifadesini kullandı.
DSİ’nin, 1018 baraj ve 726 gölet inşa ederek işletmeye aldığını ve toplam depolama kapasitesini 183 milyar metreküpe ulaştırdığını bildiren Balta, “Bu kapasite, özellikle iklim değişikliğiyle birlikte sıklığında artış gözlemlenen kurak dönemlerde verimli tarım arazilerimize su arzının sağlanması bakımından hayati önem taşımaktadır.” dedi.
Balta, bu yıl 527 tesisi tamamlayarak milletin hizmetine sunmayı planladıklarını aktararak, temin edilecek içme suyu miktarını 5,2 milyar metreküpten 5,4 milyar metreküpe, taşkın erken uyarı sistemi sayısını 322’den 533’e, taşkın tesisi sayısını 10 bin 697’den 11 bin 11’e, depolanan su miktarını 183 milyar metreküpten 190 milyar metreküpe ulaştırmayı hedefledikleri bilgisini paylaştı.
TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Başkanı Vahit Kirişci de su konusunda çok başlılık olduğunu, bu konuda mevzuat düzenlemesi yapılması veya mevzuatın tekleştirilmesi önerisinde bulundu. Suyun kullanımıyla ilgili artık “tek ses, tek yürek” olunması gerektiğini belirten Kirişci, “Bu konuda Meclis olarak üzerimize düşen bir görev olursa bunu da seve seve yerine getiririz.” dedi. Kirişci, bu konudaki AR-GE çalışmalarına hız verilmesi gerektiğini de aktardı.
Konuşmaların ardından Dünya Su Günü dolayısıyla organize edilen afiş ve fotoğraf yarışmasında birinci olanlara ödüllerini takdim eden Bakan Yumaklı, hazırlanan sergiyi de gezdi.
]]>Bodrum altyapısına 433.5 milyonluk yatırım daha
Muğla Büyükşehir Belediyesi Gümbet Atıksu Arıtma Tesisi’ni 9 bin 900 metreküp mevcut kapasitesini 29 bin 900 metreküp güne, Gümüşlük Atıksu Arıtma Tesisi kapasitesini de 2 bin 500 metreküpten 9 bin 900 metreküpe çıkararak 200 bin nüfusa hitap eder hale getirdi. 400 Milyon 197 bin yatırımla modernize edilen tesisler ileri teknoloji atıksu arıtma teknolojisine sahip hale geldi. Güvercinlik İçme suyu arıtma tesisi de 33.5 Milyon TL yatırımla 40 bin metreküp kapasiteden 53 bin metreküpe çıkarıldı. Modernizasyon çalışması ile tesis günlük 70 bin kişinin su ihtiyacını karşılar hale getirildi.
Başkan Gürün, “DSİ’ye arızalı hatların borcunu silin tüm sistemi yenileyelim dedik kabul görmedi. HDPE hatların borcunu sildiler burada yaptığımız çalışmalarla patlakları %85 azalttık”
Açılış töreninde konuşan Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Osman Gürün, Bodrum’da yaşanan su sorunları için DSİ’ye arızalı hatların borcunu silmeleri durumunda tüm sistemi yenileme teklifinde bulunduklarını ancak bu teklifin kabul görmediğini söylerken HDPE hatların DSİ tarafından borcunun silindiğini ve bu hatlarda yaptıkları çalışmalarla patlakları %85 azalttıklarını vurguladı. Gürün, “Bodrumumuzun önemli konularından biri de su konusu. Şuan da yeni binalara su durum belgesi vermiyoruz. Bu Türkiye’de bir ilk. Bodrum’da suyumuz yetersiz. Şuan yetkim olsa imarı durdururum. Altyapı ve içme suyu sorunları giderilip yavaş büyüme sağlanması lazım. Bu Bodrum’u geleceğe taşırken riskli bir durum oluşturuyor. Bodrum çok fazla göç alan bir kent haline geldi. DSİ hatları ile ilgili 10 yıldır mücadele veriyoruz. Üniversiteler ve bilimsel kuruluşların raporlarına göre hatların defolu olduğu ortaya kondu. Ancak dava hala devam ediyor. Biz patlayan defolu malın parasını ödemeye devam ediyoruz. Bizim istediğimiz bu defolu maldır borcunu silin ve biz tüm sistemi yenileyelim. Normalde kendileri yapmaları gerekiyor ama biz bundan vazgeçtik. Büyükşehir olarak yapalım diyoruz. Nitekim HDPE denilen boruların borcunu almayacaklarını söylediler ve hemen bunları yenilemeye başladık şimdi oradaki patlakları yüzde 85 oranında azalttık. Yine basınç düzenlemeleri ile ilgili ek ödenek oluşturarak su çıkmayan yerlere su çıkarmaya başladık. Biz bu hatlar için hem borcunu ödeyip hem yenilersek kamu zararı oluştururuz ve bu nedenle cezalandırabilirler. O nedenle borcu silinen yerlerde çalışma yaptık” dedi.
Başkan Gürün konuşmasına şu şekilde devam etti; “Geyik Barajını satın almak için müracaat ettik. Buranın suyu Termik Santrallerde kullanılıyor. İçme suyu niteliğindeki suyun burada kullanılması doğru değil. Hep beraber bu su bizim denmeli. Bizim Barajı satın alacak gücümüz var ve ödemesini yaparız. Mumcular Arıtma tesisimizde arttığımız su, tarımsal sulama için uygun nitelikte. Biz dedik ki tesisten çıkan suyu tarımsal sulamaya verelim Mumcular Barajındaki suyu ise içme suyu olarak Bodrum’a verelim. Ancak maalesef buna da izin verilmedi. Bodrum’da su kesilmesi utanç verici ancak çözüm için tüm paydaşların çalışması gerekiyor” dedi. – MUĞLA
]]>