Meslek – Haber 60 – Tokat Haber https://www.haber60.com.tr Sat, 03 Aug 2024 22:36:32 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 TKP Gençlik Örgütleri, MESEM’deki İş Kazalarını Protesto Etti https://www.haber60.com.tr/tkp-genclik-orgutleri-mesemdeki-is-kazalarini-protesto-etti/ https://www.haber60.com.tr/tkp-genclik-orgutleri-mesemdeki-is-kazalarini-protesto-etti/#respond Sat, 03 Aug 2024 22:36:32 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=43414 (ANKARA) – Türkiye Komünist Partisi’nin (TKP) gençlik örgütleri, Mesleki Eğitim Merkezleri’nde (MESEM) çalışan stajyer öğrencilerin iş kazalarında ölümlerinin artmasını protesto etti. Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’e istifa çağrısı yapılan açıklamada, “Eğitimi bir bir patronlara teslim ediyorsanız, okulları tarikatlara açıyorsanız, bu memleketin gençleri, liseliler, iş yerlerinde can veriyorsa soruyoruz; Patronların sömürge ülkesi miyiz?” denildi.

Türkiye Komünist Partisi, Mesleki Eğitim Merkezleri’ndeki (MESEM) stajyer öğrenci kazaları ve ölümlerini Sakarya Caddesi’nde yaptıkları basın açıklamasıyla protesto etti. TKP üyeleri, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’e istifa çağrısında bulundu.

“MESEM’de olan arkadaşlarım okuldan çok iş yerine gidiyor”

Yapılan basın açıklamasında söz alan 17 yaşındaki bir meslek lisesi mezunu öğrenci, meslek lisesini neden tercih ettiğini, meslek lisesinde okurken ve stajda çalışırken yaşadıklarını şu sözlerle anlattı:

“Üniversiteye param yetmezse diye en azından meslek sahibi olurum diye düşündüm. Çünkü Türkiye’de holding patronlarının çocuğu değilseniz, beslenme ve barınma gibi temel ihtiyaçlar artık lüks. Okul okumak sadece parası olanlar için kolay. Bizim için hayat yaşam mücadelesinden ibaret. Bu durumda okuyup, işsiz kalmak yerine meslek lisesi okumak daha mantıklı görünmüştü. Ben de bu yüzden meslek liseli olmayı tercih ettim. MESEM’de olan arkadaşlarım okuldan çok iş yerine gidiyor. Fakat emeğimizle zenginleşenlerin umurunda bile değiliz. Biz iş yerlerinde ölsek de yerimizi başka arkadaşlarımıza dolduruyorlar.

“Sesinizi çıkartmaya çalışırsanız, tehdit ediliyorsunuz”

Çünkü biz, çok çalışıp az para alan, hayatı söz konusu bile olmayan köle olarak görülüyoruz. Ben Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’e sormak istiyorum. Biz bu ülkenin evladı değil miyiz? Bizim canımız patronların karından daha mı değersiz? Biz de insan gibi yaşamayı hak etmiyor muyuz? İş yerlerinde başımıza bir şey gelirse, herkes köşesine çekiliyor. Tek sorumlu siz oluyorsunuz. Ben bunu bir iş kazasından parmağımı kaybetme korkusunu yaşarken öğrendim. En önemlisi de sesinizi çıkartmaya çalışırsanız, herkes tarafından tehdit ediliyorsunuz. Bu düzen bizim canımızı böyle değersiz kılarken, holdinglerin ne kadar kar ettiğini görüyorsunuz. Onlar lüks içinde yaşarken, biz her hafta hangi arkadaşımızı kaybedeceğiz korkusuyla yaşıyoruz.”

“MESEM, AKP’nin patronlara, sermaye sınıfına en büyük hediyesi”

TKP gençlik örgütleri adına basın açıklamasını okuyan Umut Araz, 2023-2024 eğitim öğretim dönemi içerisinde dokuz MESEM öğrencisinin iş kazaları sonrasında hayatlarını kaybettiklerini söyledi. “Türkiye’de her hafta meslek liselilerin, MESEM öğrencilerinin ölüm haberini aldığımız günlerdeyiz” ifadelerini kullanan Araz, şunları kaydetti:

“Sadece 2023 – 2024 eğitim dönemi içerisinde dokuz MESEM’li arkadaşımız iş yerlerinde can verdi. Sadece 2024 yılının yedi ayında 42 çocuk işçi, iş yerlerinde can verdi. Bu bir tesadüf değil. Hiçbir vicdanlı yurttaş, bunların iş kazası olarak kayda geçmesine sessiz kalmayacaktır. Türkiye’de eğitim sistemi tamamen holdinglerin çıkarları uğruna bir düzen içerisinde. Türkiye’nin eğitim sistemi birileri sırf daha fazla zengin olsun diye yapısal bir değişimden geçirildi. Bu değişimin sonucunda artık Türkiye’nin gençleri, patronlar için ucuz iş gücü olarak yetiştirilmeye başlandı. MESEM, AKP’nin patronlara, başta TÜSİAD olmak üzere, sermaye sınıfına en büyük hediyesi. Eğitimi bir bir patronlara teslim ediyorsanız, okulları tarikatlara açıyorsanız, bu memleketin gençleri, liseliler, iş yerlerinde can veriyorsa soruyoruz; Patronların sömürge ülkesi miyiz?.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/tkp-genclik-orgutleri-mesemdeki-is-kazalarini-protesto-etti/feed/ 0
Mali Müşavirler, Ankara’da Miting Düzenledi. https://www.haber60.com.tr/mali-musavirler-ankarada-miting-duzenledi/ https://www.haber60.com.tr/mali-musavirler-ankarada-miting-duzenledi/#respond Thu, 01 Aug 2024 22:54:21 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=43082 (ANKARA) -81 ilden gelen serbest muhasebeci mali müşavirler ve yeminli mali müşavirler, Ankara’da miting düzenledi. Mitingde konuşan TÜRMOB Genel Başkanı Emre Kartaloğlu, “Geçtiğimiz hafta TBMM’de vergi kanunlarında değişiklik öngören bir kanun kabul edilmiştir. Bakanlığın hazırladığı bu ve benzer kanunlar sebebiyle, yakında muhasebe mesleğini layıkıyla icra edecek meslek mensubu kalmayacaktır. Bu şartlar altında muhasebe mesleğinin ve muhasebe ofislerinin sürdürülebilirliği büyük tehlike altındadır. Bu durumda da en büyük zararı yine devletimiz görecektir” dedi.

Türkiye Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler ve Yeminli Mali Müşavirler Odaları Birliği (TÜRMOB), 81 ilden gelen üyeleriyle Ankara Anıtpark’ta “Enflasyon düzeltmesinin geçici vergi dönemlerinde yapılmaması ve mesleki sorunların çözümü” talebiyle miting düzenledi. CHP milletvekilleri de mitinge katılarak destek verdi.

Mitingde konuşan TÜRMOB Genel Başkanı Emre Kartaloğlu, şunları söyledi:

“Biz serbest muhasebeci mali müşavirler ve yeminli mali müşavirler, bugüne kadar ülkemizin kötü günlerinde her türlü fedakarlığı yaptık, bundan sonra da yapacağız. Ancak, bugün mali müşavirlerin sırtındaki yük artık dayanılmaz boyutlara ulaşmıştır. Ölçüsüz iş yükü ve adil olmayan ücret tarifesi, mali müşavirlerin iş-yaşam dengesini olumsuz etkilemenin ötesine geçmiş ve meslektaşlarımızın insani yaşam hakkını ellerinden almaya başlamıştır. Meslek camiamız sürekli, kronik hastalıklar, ani ölümler ve maalesef intihar haberleriyle sarsılmaktadır. Ülkemiz yaklaşık 20 yıl gibi bir aradan sonra enflasyon düzeltmesi işlemlerinin tekrar konuşulduğu bir döneme girmiştir. Doğru çıktılar elde etmek için enflasyon düzeltmesi işlemlerini yapmak ve bilançoları enflasyon etkisinden arındırmak gerektiği açıktır. Hazine ve Maliye Bakanlığımızın, yıllık beyannamelerde bu işlemin yapılmasını ve mali tabloların gerçeği yansıtmasını istemesi son derece doğaldır. Ancak Bakanlık, bu işlemlerin her 3 ayda bir geçici vergi dönemlerinde de yapılmasını, geçici vergi beyannamesi ekine bilanço konulmasını ve bunun düzeltilmesini istemektedir. Bilindiği gibi bilanço çıkarmak için yalnızca kayıtlar yeterli olmamakta, başta stoklar olmak üzere bütün varlıkların fiili envanter işlemine tabi tutulması gerekmektedir. Oysaki özellikle küçük ölçekli firmalarda gerek bilgi akışı ve gerekse bilgi işlem ve yazılım altyapılarında önemli eksiklikler bulunmaktadır. Bu da küçük işletmelerde üç ayda bir sağlıklı olarak bilanço çıkartılabilmesine olanak vermemektedir. Nitekim bugüne kadarki geçici vergi uygulamasında Gelir İdaresi, gelir tablosunun düzenlemesini yeterli görmüş bilanço çıkarılmasını istememiştir. Verginin bir bölümünü önden peşin almak için ihdas edilmiş olan geçici vergilemede enflasyon düzeltmesi yapılamaz. Bu işlemi hakkıyla yapacak olanlara da hiçbir şekilde bu süre yetmez. Yapılacak her işlem hatalarla dolu olur. Bu işlemlerden hem meslek mensupları hem de işletmeler ciddi zararlar görür. Dolayısıyla kamu yararı zedelenir. Kamusal sorumluluğumuz gereği bu uygulamadan bir an önce vazgeçilmesini bir kez daha Bakanlığımızdan talep ediyoruz.”

“İnsanlara tepeden ceza yağdırmak modern devlet ilkelerine aykırıdır”

Geçen hafta TBMM Genel Kurulu’nda kabul edilen vergi kanunlarında değişiklik yapılmasını öngören kanun teklifi ile usule ilişkin işlemlerde yapılabilecek ufak hatalarda dahi büyük cezalar uygulanacağını belirten Kartaloğlu, “Diğer taraftan parasal olmayan kıymetlerin enflasyon düzeltme farklarının vergiye konu olacak olması sebebiyle, çoğunlukla yabancı kaynak kullanarak faaliyetlerini yürütebilen küçük ölçekli işletmeler gerçekleşmemiş olan karlar üzerinden vergi ödemek zorunda kalacaktır. Bu sebeple gayri faal işletmeler bile enflasyondan kaynaklı vergi ödemek zorunda kalabilecektir. Bu durum küçük işletmelerde ciddi derecede faaliyetlerini sürdürme zorluğu yaratabileceği gibi ülkemiz ekonomisi de bundan zarar görebilecektir. Yine 2023 dönemine ait enflasyon düzeltmesinin, 2024 dönemine olan olası vergi etkisinin henüz değerlendirilemediği, uygulamada önemli belirsizliklerin olduğu, beklenen açıklamaların henüz yapılmadığı bir ortamda geçici vergi dönemlerinde enflasyon düzeltmesi yapılması sağlıklı sonuçlar doğurmayacaktır. Geçtiğimiz hafta TBMM’de vergi kanunlarında değişiklik öngören bir kanun kabul edilmiştir. Bu kanun ile usule ilişkin işlemlerde hata yapılması halinde uygulanacak cezalar fahiş rakamlar olarak belirlenmiş, tek bir bildirimin atlanması halinde uygulanacak cezalar 60 bin TL olarak öngörülmüştür. Başka bir anlatımla, en küçük ve masum bir hata ya da unutkanlığın bedeli, bir aylık gelirle ödenemeyecek hale getirilmiştir. Hemen her gün mali mevzuatımızda değişiklik olurken, yeni bir beyan ve bildirim getirilirken, mevcut beyannamelerin içerikleri değiştirilirken ve tek bir mükellef için bir ayda onlarca beyan ve bildirim istenirken, meslek mensuplarının hata yapmamalarını beklemek, insafsız bir yaklaşımdır. Yapılan hatanın doğurduğu etkiyi dikkate almadan, vergi kayıp kaçağı olup olmadığını sorgulamadan, insanlara tepeden ceza yağdırmak modern devlet ilkelerine aykırıdır” dedi.

“Artık bu büyük yükü kaldırmakta zorlanıyoruz”

Kartaloğlu, konuşmasının devamında şunları söyledi:

“Bakanlığın hazırladığı bu ve benzer kanunlar sebebiyle, yakında muhasebe mesleğini layıkıyla icra edecek meslek mensubu kalmayacaktır. Bu şartlar altında muhasebe mesleğinin ve muhasebe ofislerinin sürdürülebilirliği büyük tehlike altındadır. Bu durumda da en büyük zararı yine devletimiz görecektir. Mesleğimizin ve meslektaşımızın onlarca sorunu çözüm beklemektedir. Mali müşavirlerin iş yükünü hafifletecek çözüm önerileri Hazine ve Maliye Bakanlığı yetkililerine hem yazılı hem de sözlü olarak birçok kez aktarılmıştır. Bu çözüm önerilerimize kulak tıkayan Bakanlığımız, sorumluluk yüklemede ve cezalandırmada son derece hızlı davranmaktadır. Gelir İdaresi Başkanlığı’nın vergi takvimine bakıldığında, 36 adet beyan ve bildirim yapılması gerektiği görülmektedir. Bunlar arasında, Ocak-Haziran dönemi enflasyon düzeltmesi yapılan ve bilançonun istendiği geçici vergi beyannamesi de bulunmaktadır. Artık bu yük, kaldırılabilir boyutları aşmıştır. Yükümüz sadece bunlarla da sınırlı değil. TÜİK tarafından istenen beyan ve bildirimler, SGK tarafından istenen beyan ve bildirimler, Ticaret Bakanlığı, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından istenen pek çok beyan ve bildirim bulunmaktadır. Bu bilgilerin çoğu aslında devletimizin elinde mevcut olup, bilgi havuzunun oluşturulamaması nedeniyle tekrar tekrar meslek mensuplarına yük olarak getirilmektedir. Bizler yaklaşık 130 bin meslek mensubu ve 25 bin aday meslek mensubu ile bugüne kadar, ülkemiz için devletimiz için kamu yararını gözeterek kamu finansmanının sağlanmasında, ekonomik faaliyetlerin raporlanması ve denetlemesinde büyük fedakarlıklar gösterdik. Ancak artık bu büyük yükü kaldırmakta zorlanıyoruz. Yükümüzün azaltılmasını ve emeğimizin karşılığını almayı, Bakanlık vesayeti olmadan hazırlanan ücret tarifeleri ile mesleğimizi sürdürmeyi, kamu yararı çerçevesinde ülkemiz ve devletimiz için çalışmaya devam etmek istiyoruz. Başta geçici vergi dönemlerinde enflasyon düzeltmesi işlemlerinin yapılmaması olmak üzere aşağıdaki taleplerimizin yerine getirilmesini istiyoruz.”

“Taleplerimiz karşılanana kadar da mücadelemize devam edeceğiz”

Kartaloğlu, konuşmasının sonunda taleplerini şu şekilde sıraladı:

“İnsanca geçirilebilecek, göstermelik olmayan gerçek bir mali tatil yürürlüğe konulmalıdır. Kayıt dışılıkla gerçekten mücadele edilmek isteniyorsa, basit usul kaldırılmalı, istisnasız tüm mükelleflerin beyannamelerini meslek mensuplarına imzalatmaları zorunlu hale getirilmeli, mali müşavirlik hizmetlerine erişimi kolaylaştırmak için de bu hizmetlerdeki KDV oranı düşürülmelidir. İdarenin elektronik sistem altyapısı güçlendirilmeli, beyan ve bildirim gönderimlerinde tıkanıklığa sebebiyet verilmemelidir. İdarelerin birbirlerinden veri alabilecekleri sistemsel altyapılar kurulmalı, aynı bilgilerin birçok yere beyan edilmesinin önüne geçilmelidir. TÜRMOB’un beyan ve bildirimlerin sadeleştirilmesi ve bazı beyannamelerin birleştirilmesi konusundaki önerilerinin hayata geçirilmesi gerekmektedir. Meslektaşlarımızın yetki ve sorumlulukları arasındaki dengesizlik ortadan kaldırılmalı, sorumlulukları azaltılmalıdır. Asgari Ücret Tarifesi yayımlanırken günün ekonomik şartları dikkate alınmalı, ücretin verilen emeğin ve mesainin karşılığı olması sağlanmalıdır. Arabuluculuk yetkisi dünya uygulamalarında olduğu gibi mali müşavirlere de verilmelidir. Belirli kıdeme sahip meslek mensuplarına yeşil pasaport hakkı verilmelidir. Deprem bölgesinde özellikle Maraş, Hatay, Adıyaman ve Malatya illerinde mücbir sebep hali uzatılmalıdır. Meslektaşlarımız KOSGEB desteklerinden yararlanmalıdır. Bu haklı taleplerimizin bir an önce karşılanmasını bekliyoruz. Taleplerimiz karşılanana kadar da mücadelemize devam edeceğiz.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/mali-musavirler-ankarada-miting-duzenledi/feed/ 0
ATO Başkanı, Sosyal Güvenlik Kurumu’nun komisyon ödemelerinde bankalarla görüşülmesini talep etti https://www.haber60.com.tr/ato-baskani-sosyal-guvenlik-kurumunun-komisyon-odemelerinde-bankalarla-gorusulmesini-talep-etti/ https://www.haber60.com.tr/ato-baskani-sosyal-guvenlik-kurumunun-komisyon-odemelerinde-bankalarla-gorusulmesini-talep-etti/#respond Thu, 01 Aug 2024 21:33:44 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=43010 Ankara Ticaret Odası (ATO) Yönetim Kurulu Başkanı Gürsel Baran, beraberindeki heyetle Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan’ı ziyaret etti. Baran, Sosyal Güvenlik Kurumu’nun vergi ödemelerinde olduğu gibi komisyon ödemelerinde de prim tahsilatı yapabilmesi için bankalarla görüşülmesini ve reel sektörün lehine bir çözüm yolu bulunmasını talep eti.

ATO Yönetim Kurulu Başkanı Gürsel Baran ve beraberindeki heyet, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan’ı ziyaret etti. Baran, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı binasında gerçekleşen ziyarette ATO üyelerinin gündeminde yer alan konulara değindi. ATO üyelerinin çalışanları için SGK prim ödemelerinde bankaların değişen oranlarda komisyon uyguladığını kaydeden Baran, “Bankalara ödenen bu komisyon oranları işverenler için önemli bir tutarı ifade ediyor. Sosyal Güvenlik Kurumu’nun da vergi ödemelerinde olduğu gibi komisyon ödemede prim tahsilatı yapabilmesi için bankalarla görüşülmesini ve reel sektörün lehine bir çözüm yolu bulunmasını talep ediyoruz” diye konuştu.

“Mesleki ve teknik liselerden mezun çalışanlara kolaylıklar sağlamalı, teşvikler getirmeliyiz”

Reel sektörün meslekli işgücü ihtiyacını da dile getiren Baran, gençlerin meslek lisesine gitmeyi tercih etmediğini, işverenlerin ihtiyacı olan alanlarda meslekli işgücü bulmakta sıkıntı yaşadığını anlatarak, meslek liselerini ve meslekli işgücü olmayı özendirecek nitelikli düzenlemeler yapılmasını talep etti. Baran, “Mesleki ve teknik eğitim almış, ara eleman olarak adlandırılan iş gücü reel sektörün kalbi durumunda. Oysa gençler ve aileler iyi bir iş bulmak için tek seçeneğin üniversite okumak olduğunu düşünüyor. Öncelikle bu algıyı yıkmalıyız. Her yıl yüzbinlerce genç üniversitelerden mezun oluyor, ne onlar aradığı işi ne de işveren aradığı elemanı bulamıyor. İyi şartlarda bir iş bulmaya giden yolun mesleki eğitimden geçtiğini anlatmalı, mesleki ve teknik liselerden mezun çalışanlara kolaylıklar sağlamalı, teşvikler getirmeliyiz” dedi.

Baran, bedelli askerlikte ücret muafiyeti, sağlık giderlerinde indirim, her yıl için yıpranma hakkı, bireysel emeklilikte indirim, araç sigorta ve kasko bedellerinde indirim gibi teşvik unsurlarının ara eleman sorununun çözülmesinde güçlü adımlar olacağını ifade etti. ATO üyelerinin Bağ-Kur’luların 9 bin gün olan prim ödeme gün sayısının işçi ve memurların emekliliği için gerekli prim ödeme gün sayısı olan 7 bin 200 ile eşitlenmesi talebini de dile getiren Baran, işçi-işveren davalarına da değinerek, işçi alacaklarına ilişkin zaman aşımı süresinin bir yıla indirilmesinin işletmeler açısından faydalı olacağını kaydetti. Baran, ayrıca hizmet alımı ihalelerinde mevcut hizmetin başka bir firma tarafından yüklenildiğinde personelin de yeni yükleniciye geçtiğini ve son işveren olarak özlük haklarından sorumlu olmak durumunda kaldığını belirterek, işveren değişikliklerinde kıdem tazminatı başta olmak üzere işçiye yapılması gereken ödemeler konusunda her işverenin kendi dönemiyle sorumlu tutulmasının sağlanması talebini dile getirdi.

Baran, Bakan Işıkhan’a ATO üyelerinin gündeminde yer alan ve reel sektörü ilgilendiren konuları içeren bir de dosya sundu. Ziyarette Baran’a Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Temel Aktay, Yönetim Kurulu Üyeleri Ahmet Akça, Ali İhsan Güçlü, Ali Yıldız, Halil İlik ve Yasin Özyolu eşlik etti. – ANKARA

]]>
https://www.haber60.com.tr/ato-baskani-sosyal-guvenlik-kurumunun-komisyon-odemelerinde-bankalarla-gorusulmesini-talep-etti/feed/ 0
Gaziantep’te Yarım Asırdır Terzilik Yapan İki Usta https://www.haber60.com.tr/gaziantepte-yarim-asirdir-terzilik-yapan-iki-usta/ https://www.haber60.com.tr/gaziantepte-yarim-asirdir-terzilik-yapan-iki-usta/#respond Thu, 18 Jul 2024 09:03:20 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=40500 Gaziantep’te yaşayan Abdurrahman Ergen ile Haci Demir, yarım asırdır aynı iş yerinde terzilik yaparak hem geçimlerini sağlıyor hem de gelişen teknolojiye direnen mesleği ayakta tutuyor. İki usta, çırak olarak başladıkları mesleklerini ilk günkü heyecanla yaparak müşterilerine hizmet etmeye devam ediyor.

Gaziantep’te küçük bir terzi dükkanında çırak olarak başladıkları terzilik mesleğini usta olarak devam ettirten 67 yaşındaki Abdurrahman Ergen ile 66 yaşındaki Haci Demir, tam 55 yıldır iğne ipliği elinden düşürmüyor. İki usta, yarım asırdır aynı iş yerinde terzilik yaparak hem geçimlerini sağlıyor hem de gelişen teknolojiye direnen mesleği ayakta tutuyor. Çırak olarak başladıkları mesleklerini ilk günkü heyecanla yaparak müşterilerine hizmet eden Abdurrahman Ergen ile Haci Demir, terziliğe başlama hikayelerini ve mesleğin inceliğini anlattı.

“Bu mesleği ilgisi ve sevgisi olmayan yapamaz”

İlkokul 4’üncü sınıfta iken okulu terk ederek terziliğe başladığını anlatan Abdurrahman Ergen, yarım asırdır mesleğini severek yaptığını söyledi. 1968 yılının başında çırak olarak terziliğe başladığını ve 1978 yılında da kendi iş yerini açtığını söyleyen Ergen, “İlkokuldan sonra terzilik mesleğini tercih ettim. Hala da devam ediyoruz. İşimizi de severek yapıyoruz. Bu mesleğe ilgisi ve sevgisi olmayan yapamaz. Terzilik mesleği güzel sanatlara girdiği için biraz daha üzerinde fazla durulması gereken bir meslektir. Bütün ustalar gibi biz de mesleğe ilgi gösterdik. İlgi gösterdiğimiz için de mesleğimizi severek yapıyoruz” dedi.

“Müşterinin ‘eline sağlık’ demesi büyük mutluluk veriyor”

Müşteri memnuniyetini önemsediklerini belirten Ergen, “Mesleğimizin güzel tarafı siparişi bitirip müşteriye teslim ettikten sonra, müşteri de elbisesini giyip ‘eline sağlık’ dediği zaman o bize çok büyük bir mutluluk veriyor. Onun için de mesleğimizi severek yapıyoruz” ifadelerini kullandı.

“Mesleğimiz zor bir meslek olduğu için kimse tercih etmiyor”

Kentteki sayılı terzilerden biri olduğunu ve kendilerinden sonra da terzi kalmayacağını kaydeden Ergen, “Ne benim çocuğum ne de torunum bu mesleği öğrendi. Mesleğimiz zor bir meslek olduğu için kimse tercih etmiyor. Ustamız, kalfamız ve çırağımız olsun, bu mesleğin kazancını az gördükleri için terziliği tercih etmiyor. 10 sene sonra da bu meslekte usta kalacağını sanmıyorum. Mesleğimiz bitmeye mahkum. Çünkü şu anda da sadece hazır elbise giymeyi tercih etmeyen ve takım elbise giymekten zevk alanlar diktiriyor” şeklinde konuştu.

“Hem terzi hem de terzi ustası sayısı azaldı”

İlkokula giderken terziliğe başladığını ve yarım asırdır da bu mesleği icra ettiğini belirten Hacı Demir de “Altın bilezik” olarak nitelendirilen terziliğin çok güzel bir meslek olduğunu ifade etti. Çıraklığı döneminde terziliğin daha kıymetli olduğunu ifade eden Demir, “Ben ilkokulu bitirdikten sonra bu mesleğe başladım. Ondan sonra kalfalık dönemi ve ustalık dönemine kadar bu şekilde bu mesleğe devam edip bugüne geldik. Çocukken bu mesleği sevdiğim için ve beğendiğim için tercih ettim. Çocukluktan beri de devam ediyorum. Çocukluk dönemimizde mesleğe ilgi bayağı vardı. O dönem konfeksiyon sayısı azdı. O dönemler çok sayıda terzi de vardı. Usta, kalfa ve çırak bayağı vardı. Şimdi ise hem terzi hem de terzi ustası sayısı azaldı” diye konuştu.

Mesleğini çok sevdiği için emekli olduğu halde çalışmaya devam ettiğini belirten Demir, Abdurrahman Ergen ile birlikte terzilik yapmaya devam edeceklerini de sözlerine ekledi. – GAZİANTEP

]]>
https://www.haber60.com.tr/gaziantepte-yarim-asirdir-terzilik-yapan-iki-usta/feed/ 0
Zabıta Komiseri 60 Yaşında Yüksekokul Diploması Aldı https://www.haber60.com.tr/zabita-komiseri-60-yasinda-yuksekokul-diplomasi-aldi/ https://www.haber60.com.tr/zabita-komiseri-60-yasinda-yuksekokul-diplomasi-aldi/#respond Fri, 12 Jul 2024 22:18:06 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=38928 Mustafakemalpaşa Belediyesi Zabıta Komiseri Nedim Algan, eğitim azmiyle gençlere örnek oldu.

40 yıllık zabıta memuru Algan, Uludağ Üniversitesi Mustafakemalpaşa Meslek Yüksekokulu Tohumculuk Teknolojisi programını 21 öğrenci arasından birincilikle bitirerek 60 yaşında yüksekokul diploması aldı. 30. dönem mezunlarını veren okuldaki iki yıllık eğitimini başarıyla tamamlayan iki çocuk babası Algan, tarımsal tohumluk üretim aşamaları hakkında yeterli niteliğe sahip olarak mezun olduğunu söyledi.

“Kara düzen üretim geride kaldı”

“Tarımda doğru bildiğimiz yanlışları 40 yıl sonra öğrendik” diyen Nedim Algan, kara düzen üretimin geri kaldığını belirterek; “Daha önce kara gürültüye çiftçilik yapıyormuşuz. Fazla tonaj almak uğruna fazla ilaç ve gübre kullanarak aslında insanların sağlığı ile oynuyormuşuz. Sağlıklı üretimin nasıl olması gerektiğini öğrendik” ifadelerini kullandı. Algan, gençlerin mesleki eğitime sahip çıkmalarını önemle vurgularken; “Gençlerimiz derslerine daha fazla katılım sağlasınlar. Bizim yaşımız artık 60 oldu ama bu ülkenin geleceği onlar” diye konuştu.

Mustafakemalpaşa’da yaşayan Zabıta Komiseri Nedim Algan, hayalini kurduğu Bursa Uludağ Üniversitesi Mustafakemalpaşa Meslek Yüksekokulu Tohumculuk Teknolojisi programını başarıyla tamamlayarak 60 yaşında mezuniyet sevinci yaşadı.

Mustafakemalpaşa Meslek Yüksekokulu 2023-2024 Akademik Yılı içerisinde diploma almaya hak kazanan öğrenciler için geniş katılımlı bir mezuniyet töreni düzenledi. Bursa’da Meslek Yüksekokulu bazında ilk bağımsız müdürlük olan kurum, 30. dönem mezunlarını verdi. İşletme Yönetimi, Muhasebe ve Vergi Uygulamaları, Pazarlama, Gıda Teknolojisi, Organik Tarım ile Tohumculuk Teknolojisi programlarında 32 yıldır meslek eğitimi veren Yüksekokul da 100 öğrenci kep atarak mezun oldu.

Yüksekokul birincisi Gıda Teknolojisi programından Buse Şenbayrakdar olurken, 40 yıllık zabıta memuru Nedim Algan da Tohumculuk Teknolojisi programını birincilikle bitirdi.

Mustafakemalpaşa Belediyesi’nde 10 yıldır görev yapan Algan, 60 yaşında diploma heyecanı yaşadı.

Kültür Merkezi’ndeki törende diplomasını ve başarı belgesini alan bölüm birincisi Nedim Algan’ın sevincine ailesi ve mesai arkadaşları da ortak oldu. Evli ve 2 çocuk babası Algan, küçük yaşlardan itibaren ailesi ile birlikte kırsal Tepecik Mahallesi’nde çiftçilikle uğraştığını, kendisinin de domates, biber, mısır, kavun ve karpuz üretimi yaptığını söyledi.

“Tarımda doğru bildiğimiz yanlışları öğrendik”

İki yıllık eğitiminin kendisi için ufuk açıcı olduğunu vurgulayan Algan; “Okula derece ve kademe için gitmiştim ama sonradan anladım ki tarımda birçok uygulamayı yanlışyapıyormuşuz. Kullandığımız ilaçlardan, gübrelerden, ürettiğimiz sebze ve meyvelerdeki kalıntılara kadar tüm yanlışları burada öğrendik. Okulun bana en büyük katkısıda bu oldu.Maddi yönden ve daha da önemlisi insan sağlığı açısındanüretimin nasıl olması gerektiğini,kalıntıların nasıl yok edileceği, nasıl sağlıklı duruma getirileceğini hocalarımızın engin bilgileri sayesinde uygulayarak öğrendik.Daha önce kara gürültüye çiftçilik yapıyormuşuz. Fazla tonaj almak uğruna fazla ilaç ve gübre kullanarak aslında insanların sağlığı ile oynuyormuşuz. Aslıda çok ilaç ve gübre kullanmadan da üretim yapılabiliyormuş” dedi.

Gençlere okula devam etme tavsiyesinde bulunan Nedim Algan; “Üzüldüğüm nokta 21 kişilik sınıfta

4 kişinin derse katılım sağlamasıydı. Gençlerimizden derslere daha fazla özen göstermelerini beklerdim çünkü aslında onların gelip dinlemesi lazımdı. Bizim yaşımız artık 60 oldu ama bu ülkenin geleceği onlar. İki yıllık meslek yüksekokulları ihtiyaç duyulan elemanların yetiştiği okullar. Bunun için çok önemli. Her yerde iş kapısı açık. Gençlere tavsiyem bu okullara sahip çıksınlar. Bu ülkenin geleceği tarımdır. Tarım olmazsa gelecek olmaz” ifadelerini kullandı. – BURSA

]]>
https://www.haber60.com.tr/zabita-komiseri-60-yasinda-yuksekokul-diplomasi-aldi/feed/ 0
Genç Girişimci Teşvik Uygulaması ile 105 Bin 724 Genç İstihdam Edildi https://www.haber60.com.tr/genc-girisimci-tesvik-uygulamasi-ile-105-bin-724-genc-istihdam-edildi/ https://www.haber60.com.tr/genc-girisimci-tesvik-uygulamasi-ile-105-bin-724-genc-istihdam-edildi/#respond Wed, 10 Jul 2024 21:54:23 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=38392

ÇALIŞMA ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, Türkiye İş Kurumu’nun (İŞKUR) genç istihdamı arttırmak için Genç Girişimci Teşvik Uygulaması ile yaptığı çalışmalara ilişkin, “Elde ettiğimiz son rakamlara baktığımızda 2024 Mayıs ayı itibarıyla 105 bin 724 kişinin ‘Genç Girişimci Teşvik Uygulaması’ndan yararlandığını görüyoruz. Biz bu rakamların daha da artmasını umuyoruz” dedi.

Bakan Vedat Işıkhan, yaptığı açıklamada, gençlerin girişimci olarak kendi işlerini kurmasının ve istihdama katılma teşebbüsünün çok değerli olduğunu belirterek, “Biliyorsunuz bizim bakanlık olarak kendi işinin sahibi olmak isteyenlere yönelik geçmişten bugüne çok fazla uygulamamız ve desteğimiz var. 2018 yılından bu yana uyguladığımız Genç Girişimci Teşvik Uygulaması bunlardan bir tanesi. Bu uygulamayla kendi işinin sahibi olmak isteyen genç girişimcilerimize sigorta prim teşviki sağlıyoruz. Bu uygulama 18-29 yaş arası genç girişimcilerimize yönelik. Yararlanacak genç girişimcilerimizin kazanç istisnasından faydalanması için kendi işinde fiilen çalışıyor veya işi sevk ve idare ediyor olması gerekiyor. Hazinece karşılanan 1 yıllık sigorta prim toplamı, teşvikten yararlanan her bir sigortalı için 82 bin 810 liradır. Elde ettiğimiz son rakamlara baktığımızda ise 2024 Mayıs itibarıyla 105 bin 724 genç girişimcinin bu teşvikten yararlandığını görüyoruz. Biz bu rakamların daha da artmasını umuyoruz. Gençlerimizin bu noktada daha fazla inisiyatif alması çok önemli. ‘Siz yeter ki adım atın, desteğiniz bizden’ diyoruz. Yatırım, üretim, istihdam odaklı bir çalışma hayatı aynı zamanda Türkiye Yüzyılı hedeflerimizin de temelini oluşturuyor. Bu sebeple yatırımın, üretimin önündeki tüm engelleri kaldırmak adına çalışmaya devam ediyoruz” ifadelerini kullandı.

‘İŞKUR ARACILIĞIYLA 4 MİLYON 719 BİN 597 GENÇ İŞE YERLEŞTİRİLDİ’

Bakan Işıkhan, Türkiye’de genç işsizliğinin önlenmesi ve genç istihdamını artırmak için İŞKUR’un aktif iş gücü hizmetleriyle iş ve meslek danışmanlığı sistemini etkin bir şekilde kullandıklarını vurgulayarak, “15-24 yaş aralığındaki 4 milyon 719 bin 597 genç, İŞKUR aracılığıyla işe yerleşirken, 1 milyon 843 bin 710 genç mesleki eğitim kursları ve işbaşı eğitim programları gibi aktif iş gücü hizmetlerinden yararlandırılarak mesleki beceri ve nitelik kazandı. 5 milyon 416 bin 290 gencimiz ise bireysel danışmanlık hizmeti alarak kariyer planlamalarını yaptı. İş Kulüpleri aracılığıyla eğitimlerde 184 bin 856 gence iş arama motivasyonu ve yöntem desteği de sağlandı” dedi.

‘HEM MESLEK ÖĞRENDİLER HEM DE TECRÜBE KAZANDILAR’

Bakan Işıkhan, öğretimde, istihdamda veya eğitimde olmayanlara (NEET) yönelik çalışmalara ilişkin de “Gençlerimizin etkili danışmanlık hizmeti almaları ve İŞKUR faaliyetlerinden yararlanmaları amacıyla kuruma kayıtlı 15-24 yaş aralığındaki gençlere yönelik potansiyel NEET tespiti ve İş Avcılığı Danışmanlık Modeli de hayata geçirilerek etkin bir şekilde uygulanıyor. İş ve meslek danışmanlarımız geri planda potansiyel NEET bireyler için en uygun kurum hizmetlerini (açık iş, kurs, işbaşı eğitim programı vs.) belirliyor ve gençleri bu hizmetlerden haberdar ederek faydalanmalarını sağlıyor. Bu kapsamda; 2019 yılından 2024 Haziran dönemine kadar, İş Avcılığı Modeli ile yaklaşık 702 bin gence danışmanlık hizmeti verildi ve bu gençlerin 96 bin 551’i İŞKUR tarafından işe yerleştirildi. 38 bin 835 genç ise aktif iş gücü programlarından yararlandırılarak hem meslek öğrendi hem de mesleki tecrübe kazandı” ifadelerini kullandı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/genc-girisimci-tesvik-uygulamasi-ile-105-bin-724-genc-istihdam-edildi/feed/ 0
İstanbul Sanayi Odası, Şırnak’ta Mesleki Eğitim İş Birliği Projesi’ni Hayata Geçiriyor https://www.haber60.com.tr/istanbul-sanayi-odasi-sirnakta-mesleki-egitim-is-birligi-projesini-hayata-geciriyor/ https://www.haber60.com.tr/istanbul-sanayi-odasi-sirnakta-mesleki-egitim-is-birligi-projesini-hayata-geciriyor/#respond Thu, 06 Jun 2024 21:37:28 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=34971

İstanbul Sanayi Odası (İSO) heyeti Cizre Ticaret ve Sanayi Odası’nı ziyaret etti. Gerçekleştirilen ziyarette İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan, bölgedeki gençlerin eğitimine yönelik ‘İSO Mesleki Eğitim İş birliği Projesi’ni hayata geçireceklerini duyurdu. Bu projeyle, sanayicilerin gönüllü bir şekilde meslek liseleriyle çalışması ve İstanbul’daki meslek liselerinin iş yapma kültürünün Şırnak’ta yaygınlaştırılması amaçlanıyor. Proje kapsamında Şırnak Valisi Cevdet Atay ve İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan arasında iş birliği protokolü imzalandı.İmzalanan protokolle Şırnak’taki meslek liselerinin kalifiyeli eleman yetiştirmesine katkı sağlanması hedefleniyor.

İstanbul Sanayi Odası (İSO) heyeti Cizre Ticaret ve Sanayi Odası’nı (CTSO) ziyaret etti. Gerçekleştirilen toplantıya İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan, İSO Meclis Başkanı Ender Yılmaz, İSO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcıları İrfan Özhamaratlı ve Cemal Keleş, Yönetim Kurulu Sayman Üyesi Sultan Tepe, Yönetim Kurulu Üyeleri Kemal Akar, Vehbi Canpolat, Hüseyin Çetin, Faruk Sarı, Murat Çökmez ve meclis üyeleri ile CTSO Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Faruk Yıldırım ve CTSO Meclis Başkanı Mesut İverendi katıldı.

Toplantıda İstanbul ve Şırnak arasındaki ticari ve sanayi ilişkiler ele alındı. İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan, bölgedeki istihdamın arttırılması ve eğitime katkı sağlamak adına Şırnak’ta İSO Mesleki Eğitim İş birliği Projesi’ni hayata geçireceklerini duyurdu. Gerçekleştirilecek projeyle meslek liselerindeki eğitimin niteliğinin artırılması hedefleniyor. Proje kapsamında Şırnak Valiliği’nde Şırnak Valisi Cevdet Atay ve İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan arasında iş birliği protokolü imzalandı.

ATAY: BURADAKİ İSTİHDAMA ÇOK CİDDİ FAYDALAR SAĞLAYACAĞINA İNANIYORUM

Şırnak Valisi Cevdet Atay iş birliğine ilişkin, “Bugün burada bir okul protokolü imzalayacağız. Sizleri şehrimizde ağırlamaktan dolayı mutlu olduğumu ifade etmek istiyorum. Karşılaştığımız insanların genelde iş konusunda talepleri oluyor. Burada da inşallah İSO’nun iş birliği içerisinde bir model ile buraya yeni yatırımcılar getirerek belki burada ki işsizliğe, buradaki istihdama çok ciddi faydalar sağlayacağına inanıyorum. Burası ciddi anlamda avantajlar içeren bir şehir. Geçmişte hep kötü olaylarla anılan şehrimiz Allah’a hamd olsun bugün güvenlik içerisinde herhangi bir olaya maruz kalmadan emin ellerde. Tam yatırıma muhtaç halde bekliyor. İnşallah İSO’daki arkadaşlarımızın buraya yatırımları söz konusu olacak. Bu şehre çok ciddi katkıları olur, memleket için de ciddi faydalar sağlayacağına inanıyorum” dedi.

BAHÇIVAN: İSTANBUL’DA HUZURLU OLMANIN YOLU CİZRE’DE MUTLU OLMAKTAN GEÇİYOR

İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan ise “Bu seyahat bizim için hakikaten çok anlam taşıyor. Uzun zamandan beri sözümüz vardı. İstanbul Sanayi Odası olarak her sene ülkemizin farklı bölgelerine meclis ziyaretlerimiz oluyor. Şırnak ve ilçeleri bir de yarın gideceğimiz Hakkari bugüne kadar İstanbul sanayisi tarihinde eksik bırakmış olduğumuz noktalardı, borcumuz büyüktü. Çok şükür Allah nasip etti, bugün inşallah bu borcu kapatıyoruz. Ben inanıyorum ki önümüzdeki yıllar, bu bölgenin geçmiş yıllarda olduğu gibi yine insanlık ve dünya tarihinde söz sahibi olacak yılların ilk işaretleri. Yeter ki biz birlikteliğimizi, huzurumuzu, kardeşliğimizi bozmayalım. Zaten bizim de İstanbul’dan buraya gelmemizin temelinde sizin buradaki bu heyecanınıza, bölgenin gelişmekte olan yeni kalkınmasına şahit olmaktı. Şahit olmaktan da ötürü bunu ülkemiz adına nasıl değerlendirebiliriz fikriyatı yatıyordu. Çünkü inanıyoruz ki İstanbul’da huzurlu olmanın yolu Cizre’de mutlu olmaktan geçiyor. Biz eğer İstanbul’da huzurlu ve mutlu yaşamak istiyorsak Cizre huzurlu ve mutlu olmalı, Cizre’deki gençler huzurlu olmalı, Cizre’deki gençler gelecek adına umut beslemeli. Bu umudun ilk tohumlarını atmak adına kendimize ait bir sorumluluğumuz var. Eğer bu konuda o fidanlar adına bir tohum ekebilirsek İstanbul Sanayi Odası olarak bundan büyük bir gurur duyacağız” diye konuştu.

“MESLEK LİSELERİYLE BERABER BU İŞ YAPMA KÜLTÜRÜNÜ BÖLGEYE TAŞIYACAĞIZ”

‘İSO Mesleki Eğitim İş birliği’ Projesinden bahseden Bahçıvan, “İstanbul’da meslek liselerine dönük başlatmış olduğumuz projenin başka şehirlere taşınması noktasındaki ilk uygulama örneğini bugün Şırnak’ta Sayın Valimizle beraber bir mesleki eğitim ortak çalışma protokolü haline getireceğiz. Sanayicilerimizin gönüllü bir şekilde meslek liseleriyle birlikte çalışmasını Şırnak’a ve Şırnak’ın kıymetli ilçelerinde nasıl taşıyabiliriz noktasında bir model başlatıyoruz. Bizzat Milli Eğitim Bakanımızın ve İl Milli Eğitim müdürümüzün bilgisi dahilinde olan bir proje olacak. Bu konudaki deneyimlerimizi ve İstanbul’daki meslek liseleriyle beraber bu iş yapma kültürünü bölgeye taşıyacağız. Geleceğimizin en büyük kazancı ve teminatı olan gençlerimizi işsiz ve umutsuz kalmak değil, daha genç yaşlarında bir meslek sahibi edebilmek ve Türkiye’nin de en önemli problemi olan bu işsizliği ve mesleksizliği çözmek adına İstanbul tecrübesini bu bölgeye aktarmış olacağız. Bu proje, bir okul yapmaktan daha ziyade var olan okulları nasıl geliştirebiliriz noktasındaki hayalimiz ve vizyonumuzdur” ifadelerini kullandı.

“GENÇLER KENDİ BÖLGELERİNE ÇOK DAHA GÜÇLÜ KATKILAR SUNABİLECEK HALE GELECEK”

Bahçıvan, “Buradaki gençlerimizin geleceğe dönük eğitimine sunabileceğimiz her bir katkı bizim için çok kıymetli. İnşallah Türkiye’nin gelecek yıllarında da bu bölgenin pırıl pırıl gençleri kendi ekonomilerine ve bölgelerine çok daha güçlü katkılar sunabilecek hale gelecek. Hepimizi dönem dönem üzen başka sapkın arayışlara girmek yerine ülkemizin geleceği konusunda gençlerimizi yetiştirmek, geliştirmek adına gayretlerimizi sonuna kadar sürdüreceğiz. Hatta bırakın Türkiye’yi uluslararası boyutta da bu gayretlerimizi devam ettireceğiz” dedi.

YILMAZ: ÜLKEMİZİN EKONOMİK BÜYÜMESİNE KATKI SAĞLAYACAĞINA İNANCIMIZ TAM

İSO Meclis Başkanı Ender Yılmaz da “Bu ziyaretimiz vesilesiyle iki şehrimiz arasında ticari ve sanayi ilişkilerinin daha güçlenmesi adına atılacak adımların, ülkemizin ekonomik büyümesine katkı sağlayacağına inancımız tam. Cizre’nin zengin tarihi ve kültürel dokusuyla beraber, ticaret ve sanayideki dinamik yapısıyla bölgesel kalkınmada önemli bir role sahip olduğunu hepimiz biliyoruz. İstanbul Sanayi Odası olarak bu potansiyeli daha ileriye taşıyacak iş birliklerine ve projelere de büyük önem veriyoruz. Özellikle sanayicilerimizin beklentileri ve çözüm önerileri üzerine odaklanarak çalışma hayatına yenilikçi bir anlayışla yaklaşım sergiliyoruz. Ayrıca sürdürülebilir kalkınma ve çevre dostu üretim yöntemleri konusunda yürüttüğümüz faaliyetler İSO’nun toplumsal sorumluluk bilincinin de bir göstergesi. Cizre’ye olan iş birliğimizin bu hedef doğrultusunda önemli bir adım ve her iki taraf için de önemli katkılar olacağına da inanıyoruz” ifadelerini kullandı.

YILDIRIM: TİCARETİN GELİŞİMİ İÇİN EMEK SARF EDEN BİR MESLEK ODASIYIZ

CTSO Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Faruk Yıldırım ise “Bazı sıkıntılardan dolayı geri kaldığımız topraklarda ticaretin gelişimi için emek sarf eden bir meslek odasıyız. İSO gibi ülkemizin güzide odalarından arkadaşların burada bulunması bizi ziyadesiyle mutlu etti. İnşallah bu gelişiniz şehrimizde ticaretin, sanayinin gelişimine ve gençlerimizin istihdamına bir katkısı olur” diye konuştu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/istanbul-sanayi-odasi-sirnakta-mesleki-egitim-is-birligi-projesini-hayata-geciriyor/feed/ 0
İzmir Büyükşehir Belediyesi Meslek Fabrikası’ndan kadınlara Oksijen Kaynakçılığı Kursu https://www.haber60.com.tr/izmir-buyuksehir-belediyesi-meslek-fabrikasindan-kadinlara-oksijen-kaynakciligi-kursu/ https://www.haber60.com.tr/izmir-buyuksehir-belediyesi-meslek-fabrikasindan-kadinlara-oksijen-kaynakciligi-kursu/#respond Mon, 27 May 2024 02:45:32 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=33338 (İZMİR) “İşin cinsiyeti olmaz” diyen kadınlar, İzmir Büyükşehir Belediyesi Meslek Fabrikası Şube Müdürlüğü tarafından verilen Oksijen Kaynakçılığı Kursu’na katılarak tezgah başına geçti. Geleceğini Kuran Genç Kadınlar Projesi kapsamında 240 saat teorik ve uygulamalı eğitim alan kadın kursiyerler, mesleğin inceliklerini öğrenerek sektöre güçlü bir giriş yapmaya hazırlanıyor.

İzmir Büyükşehir Belediyesi Meslek Fabrikası Şube Müdürlüğü, Geleceğini Kuran Genç Kadınlar Projesi kapsamında Karabağlar Atatürk Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi atölyesinde Oksijen Kaynakçılığı Kursu veriyor. 240 saat teorik ve uygulamalı eğitim alan 9 kadın kursiyer, oksijen kaynakçılığının tüm aşamalarını tek tek öğreniyor. Kadınların her alanda çalışabileceğini vurgulayan kursiyerler, erkek egemen sektörde var olmayı ve başka kadınlara örnek olmayı hedefliyor.

“Her şeyin sanal olduğu bir dönemde elle tutulur bir iş yapıyorum”

Yazılım alanında eğitim alan ve ardından kursa katılan 25 yaşındaki Özge Bektaş, “Kaynak yazılımı alanında çalışmayı düşündüğüm için önce kaynakçılığı öğrenmek istedim. Ailem ve arkadaşlarım da beni teşvik etti. Her şeyin dijitalleştiği ve sanal olduğu bir dönemde yaşıyoruz. Elle tutulur bir iş yapmak bana keyif veriyor. Kariyerimi bu alanda ilerletmek istiyorum. Bu kurs da benim ufkumu açtı. Kadınlar olarak attığımız her adımın radikal olduğunu düşünüyorum. Mesleklerin cinsiyetsiz olduğunu savunan bir insanım ve erkeklerin domine ettiği bir alanda çok güzel bir adım attığımızı düşünüyorum” dedi.

“Hedefimize koşarak ilerliyoruz”

30 yaşındaki iki çocuk annesi kursiyer Yaprak Zöngül de “Daha önce çalışma hayatım olmamıştı. Çocuklarım ve evimi odağıma alarak yaşıyordum. Arkadaşımın tavsiyesi üzerine bu kursa başladım. Kaygılarım vardı ama artık kendime yönelik bir şeyler yapmak istiyordum. Oksijen kaynakçılığı işi ilgimi çekti. Eşim de beni destekliyor, iş planlamalarını kursuma göre yapıyor. Kurs bittikten sonra çalışmak istiyorum. Biz kadınlar her yeri renklendirip, çiçeklendireceğiz. Kadınlar bu işi çok güzel yapabilir. Bu yüzden hedefimize koşarak ilerliyoruz” sözlerine yer verdi.

Annesi için kurs ararken kaynakçılığa başladı

Annesini bir kursa yönlendirmek için arayış içindeyken Meslek Fabrikası’nın Oksijen Kaynakçılığı Kursu ilanı ile karşılaştığını ifade eden 23 yaşındaki kursiyer Ceren Yıldız, “Ben İnşaat Mühendisliği Bölümü’nde eğitim aldım. Oksijen kaynakçılığı işini de öğrenerek ülkeme katkıda bulunmak, başka kadınlara örnek olmak istiyorum. Bu iş çok zevkli, kadınlara tavsiye ediyorum. Kadının yapamayacağı hiçbir iş yok. İstedikten sonra herkes başarabilir” ifadelerini kullandı.

Aşçılığı bıraktı, kaynakçılık kursuna başladı

Kursta eğitim görmekten büyük keyif aldığını dile getiren 27 yaşındaki Tuğçe Bırak, şöyle konuştu:

“Ben daha önce aşçılık yapıyordum ama mesleğimi bazı sebeplerden dolayı bıraktım. Oksijen kaynakçılığı eğitimimiz çok güzel ilerliyor. Kurs bitiminde öğrendiğim bilgileri uygulayabileceğim bir alanda çalışmak istiyorum. Bu mesleği ‘kadınlar yapamaz’ diye düşünülüyor. Arkadaşlarıma kurstan bahsettiğimde onlar da böyle düşünmüştü. Kadının olduğu her yerde güzellikler olur. Biz kendimize bu konuda güveniyoruz. İşimizdeki başarımızla bunu kanıtlayacağımızı düşünüyoruz.”

“Meslekler cinsiyete göre ayrıştırılmamalı”

Uzun süre futbol oynayan ancak sakatlığı nedeniyle spora ara verdiğini belirten 27 yaşındaki Nagihan Evcil, “Kaynak yapmak bana çok iyi geldi. Kursa başlarken herhangi bir olumsuz eleştiri ile karşılaşmadım çünkü çevremdeki herkes benim böyle bir işi yapabileceğimi biliyor. İşi öğrenip iyi bir firmada çalışmak istiyorum. Kendi işyerimi açıp istihdam da sağlayabilirim. Bence meslekler cinsiyete göre ayrıştırılmamalı. Erkekler kadar kadınlar da birçok işi yapabiliyor. Erkekler daha çok düz mantıkla hareket ederken, biz kadınlar daha ayrıntılı düşünüyoruz. Bu yüzden kadınların daha farklı alanlarda çalışması gerektiğini düşünüyorum” diye konuştu.

“İlk defa kadınlara kaynakçılık eğitimi verdim”

Kadın kursiyerlere mesleğin inceliklerini aktaran Karabağlar Atatürk Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Metal Bölümü Alan Şefi ve Kurs Öğretmeni Akif Canmaya, “Oksijen kaynakçılığında yapılabilecek tüm kaynak türlerini, kurs kapsamında kadın kursiyerlerimize öğretiyoruz. 43 yıllık meslek hayatımda ilk defa kadınlara yönelik eğitim verdim. Bundan çok büyük mutluluk ve gurur duyuyorum. Kadınların bu konuda erkeklerden daha üstün olduğunu söyleyebilirim. Kadınların bu mesleği biz erkeklerin elinden alabileceğini düşünüyorum” dedi.

Sektörün ihtiyacı karşılanacak

Geleceğini Kuran Genç Kadınlar Projesi; Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı iş birliğinde, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) ve Sabancı Vakfı tarafından yürütülüyor. Projenin İzmir’deki uygulama paydaşı İzmir Büyükşehir Belediyesi Meslek Fabrikası Şube Müdürlüğü,Oksijen Kaynakçılığı Kursu’nu UNDP, İnci Vakfı, İmbat İklimlendirme ve Soğutma Sistemleri ile Karabağlar Atatürk Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi iş birliğiyle sürdürüyor. Kursa katılım için kadınlardan 18-29 yaş aralığında olmaları, en az ilköğretim düzeyinde eğitim almış olmaları ve herhangi bir işte çalışmama şartları arandı. Eğitim sayesinde hem sektör için kaynakçı ihtiyacının karşılanması hem de kadınların kaynakçılık alanında da yer alabilmesi hedefleniyor.

]]>
https://www.haber60.com.tr/izmir-buyuksehir-belediyesi-meslek-fabrikasindan-kadinlara-oksijen-kaynakciligi-kursu/feed/ 0
Mobilya Üreticileri ve Mağazaları İade ve Değişim Talepleri Nedeniyle Zarar Görüyor https://www.haber60.com.tr/mobilya-ureticileri-ve-magazalari-iade-ve-degisim-talepleri-nedeniyle-zarar-goruyor/ https://www.haber60.com.tr/mobilya-ureticileri-ve-magazalari-iade-ve-degisim-talepleri-nedeniyle-zarar-goruyor/#respond Sun, 26 May 2024 22:54:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=33203 Perakende satışları artan mobilya üreticileri ve mağazaları son yıllarda artan iade ve değişim talepleri nedeniyle ciddi zararlara uğruyor. Birçok müşterinin ürünleri keyfi sebeplerle iade ve değişim talebinde bulunduğunu söyleyen üreticiler, tüketici hakem heyetinin de incelemelerinin yetersiz olduğunu belirterek yanlış kararlara imza attığını öne sürüyor.

Mobilya sektöründe e-ticaret kullanımının da yaygınlaşmasıyla, müşterilerin iade ve değişim talebi son yıllarda hızla arttı. Mobilya üreticilerinin iddiasına göre müşteriler, görüp beğenerek aldıkları ürünleri, kullanıcı hatası olmasına rağmen iade ve değişim talebinde bulunuyor. İade edilen ürünün nakliye maliyetinin yanı sıra kullanılmış olmasından kaynaklı tekrar satılamayacağını söyleyen üreticiler, tüketici hakem heyeti bilirkişilerinin kusur tespiti noktasında yeterli bilgiye sahip olmadıklarından, yanlış kararlar aldıklarını belirtiyor.

Kusur tespitlerini meslek okulu öğretmenleri yapıyor

Bursa Marangozlar ve Benzerleri Odası Başkanı Cemil Vardar, “2018’de göreve geldiğimizde, Tüketici Hakem Heyeti’nden gelen şikayetler odamıza iletiliyordu. Bu şikayetleri meslektaşlarımız ile birlikte değerlendiriyorduk. Ürünleri denetleyip, bilirkişi masamızda toplantı yapıp, kusurun nerede olduğunu esnaf arkadaşlarımız ile birlikte masaya yatırıp sorunları çözüyorduk. 2020’den sonra yapılan değişiklikle artık biz değil meslek liselerindeki öğretmenler bu işi üstlendi. Meslektaşlarımız, ustalarımız, zanaatkarlarımız varken okulda öğretmenlik yapan bir kişinin doğru tespit yapması imkansız. Mesleğin içinde değil sadece öğretim üyesi. Biz çekirdekten yetişen insanlarız . Mobilyada, koltukta, yatakta tüm meslek erbaplarımız ile birlikte sorunların, kusurların çok daha doğru tespitini gerçekleştiririz. Biz bu eski düzenlemenin geri getirilmesini istiyoruz. Bunun için Bursa Marangozlar ve Benzerleri Odası olarak gerekli yerlere sorunlarımızı ilettik. İnşallah bu hatadan çok çabuk dönülecek” ifadelerini kullandı.

“Şartsız değişim talebi, üreticiye darbe vuruyor

BTSO Halı ve Mobilya Perakende Komitesi Başkanı Serkan Feytek, “Perakende sektöründe nihai tüketici, ürünü görerek, beğenerek alıyor. Mağazalar ürünü satarken bazı tavizler vererek müşterinin istediği tarzda modeli geliştiriyor. Müşteri ürünü teslim aldıktan 15-20 gün sonra ‘bu benim istediğim gibi olmamış’ diyerek mağazaya kayıtsız şartsız iade etmek istiyor. Bu da inanılmaz derecede mağazacıları rahatsız ediyor. Üretim ve sevkiyat maliyetleri çok yüksek olduğu için kar oranı da az olduğundan zarar görüyorlar ve bunun önüne geçmek istiyoruz. Tüketici hakem heyeti önceden gelen şikayetleri Bursa Marangozlar ve Benzerleri Odası tahkim heyetine sunardı. Onlar da işin erbapları ile beraber boya kusuru varsa boyacıyla, döşeme hatası varsa döşemeciyle müşteriye giderek hatayı tespit ederdi. Hata kullanıcı hatasıysa belirtilirdi, üretim hatası varsa hata giderilirdi. Ne tüketici ne de üretici üzülmez, adaletli olurlardı. Şu anda benim bildiğim kadarıyla meslek liselerinin emekli öğretmenleri ve mevcut bilirkişilere görev veriliyor. Bunlar üretici değil, sadece öğretmen ve teorik olarak eğitim görmüş kişilerin kararıyla iadeler oluyor. Bu tarz iadeler hem mağazacıyı hem de üreticiyi ciddi manada üzüyor. Çünkü birçok karar yanlış veya müşteri arzusuna istinaden veriliyor. Mobilya sektöründe tüm meslektaşlarım internet satışları için platformlar kuruyor. Ürünlerini internet sitelerinde yayınlayarak satıyorlar. Tüketiciler ürünleri beğenerek alıyor. Ürün evlerine gittiğinde birçoğunu tenzih ediyorum ama ürün birkaç gün kullanılıp sonrasında vazgeçilerek iade ediliyor. Mobilya ürünleri metreküp bazında çok yer kapladığı için sevkiyat maliyeti de bir hayli yüksek oluyor. Geri iadelerinde de aynı bedeli ödediklerinden dolayı meslektaşlarımız e-ticareti çok arzulamalarına rağmen satış yapamıyorlar. E-ticaret korkulu rüyaları oldu. Gerekirse bununla alakalı bir platform kurulup ürünün gerçekten hatalı olduğunu, istedikleri ürün olmadığı ispatlama şartı getirilirse bu sektör e-ticarette sürdürülebilir konuma gelebilir” şeklinde konuştu. – BURSA

]]>
https://www.haber60.com.tr/mobilya-ureticileri-ve-magazalari-iade-ve-degisim-talepleri-nedeniyle-zarar-goruyor/feed/ 0
Didim Meslek Yüksekokulu’ndan 150 öğrenci mezun oldu https://www.haber60.com.tr/didim-meslek-yuksekokulundan-150-ogrenci-mezun-oldu/ https://www.haber60.com.tr/didim-meslek-yuksekokulundan-150-ogrenci-mezun-oldu/#respond Sat, 18 May 2024 22:21:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=32346 Didim Meslek Yüksekokulu’nun 2023-2024 Eğitim Öğretim yılı mezuniyet töreni düzenlendi. Mezun olan 150 öğrenci kep atarak mezuniyet coşkusu yaşadı.

Didim Meslek Yüksek Okulu’nun mezuniyeti töreni Didim Amfi tiyatroda yapıldı. Törene Didim Garnizon Komutanı Albay Ali Saçan, Didim Belediye Başkanı Hatice Gençay, Didim Cumhuriyet Başsavcısı Anıl Altay, ADÜ Rektör yardımcısı Prof. Dr. Erkan Salan, ADÜ Didim MYO Müdürü Dr. Öğr. Gör. Nimet Çavuş, Oda Başkanları, siyasiler, sivil toplum kuruluş temsilcileri, akademisyenler ile aileler katıldı.

Saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşının okunmasının ardından törenin açılışında konuşan ADÜ Didim MYO Müdürü Nimet Çavuş “Didim Meslek Yüksekokulu 2005 yılında ülkemizin en önemli sektörlerinden biri olan turizme, donanımlı çalışanlar yetiştirmek için eğitim vermeye başlamış ve 2008 yılında ilk mezunlarını vermiştir. Kurulduğu günden itibaren yetiştirdiği öğrencilerin başarısı ile gurur duyan okulumuz, bugün bu başarı zincirine bir halka daha ekleme mutluluğunu yaşamaktadır. Bugün 18. Mezuniyet Törenimizde 150 mezunumuzun daha, ülkesini seven, milli ve manevi değerlerini önemseyen, donanımlı bireyler olarak ülkemizin kalkınma hamlesine işgücü olarak katılmasından dolayı gurur duyuyoruz.Didim Meslek Yüksekokulu olarak, turizm sektörünün ihtiyaç duyduğu donanımlara sahip, yenilik ve değişimlere duyarlı, mesleki standartlar düzeyinde hizmet veren, sorumluluk alarak mesleki kariyerini geliştiren, yaşam boyu öğrenmeyi benimsemiş turizm çalışanı ve yöneticisi yetiştirmeyi ilke edindik” diye konuştu.

Didim Belediye Başkanı Hatice Gençay ise konuşmasında üniversitelerin bilim yuvası olduğunu kaydederek “Üniversitemiz kurulduğu tarihten bu yana hem şehrimize hem ülkemize katkı sağlamış bir çok insan yetiştiren bir bilim yuvasıdır. Sevgili gençler, sevgili çocuklarım. Eğitiminiz boyunca sizleri ağırlamış olmaktan mutluluk duyduğumu bilmenizi isterim. Umuyorum ki Didim sizde güzel hatıralar bırakmıştır. Doğal ve tarihi zenginliklerle bürünmüş kentimizde, Üniversitemizin Turizm ve gastronomi alanında yetkin eğitim görmüş insanlarımıza büyük ihtiyaç duyulmaktadır. Bu anlamda kentimize ve ülkemize faydalı işler yapacağınızı biliyor, bilim ve irfanın peşinden ayrılmayacağınızın temennisi ile tüm bölüm mezunlarımızı, değerli hocalarımızı ve sizleri bu gün gururla izleyen ailelerinizi canı gönülden kutluyorum. Ulu Önderimiz Atatürk’ün 2 orduya ihtiyaç vardır; biri ülkeyi koruyan silahlı Ordu, diğeri milleti eğitecek ilim irfan ordusu ” sözündeki o ilim ordusu sizsiniz. Ben de bir anne olarak, hepinizi gururla, mutlulukla, bu güzel günde kucaklıyorum” dedi.

Konuşmaların ardından Didim MYO’ya katkı sunan Oda, STK ve iş isanlarına teşekkür belgeleri verildi.

Ardından Aşçılık, Turizm ve Seyahat İşletmeciliği ile Turizm ve Otel işletmeciliği bölümlerinde ilk 3’e giren öğrencilere belgeleri verildi. Didim MYO birincisi ve Aşçılık bölümü birincisi Dilan Çelik plaketini ve ödülünü Rektör Yardımcısı Erkan Salan’ın elinden aldı; ardından okul anıtına ismini çaktı. Ardından ADÜ Didim MYO akademisyenlerince mezun öğrencilere belgeleri verildi; ardından tüm öğrenciler kep atarak mezuniyet coşkusu yaşadı. – AYDIN

]]>
https://www.haber60.com.tr/didim-meslek-yuksekokulundan-150-ogrenci-mezun-oldu/feed/ 0
Prof. Dr. Mehmet Ümit Ergenoğlu’nun ailesi, maaş kesintisiyle ilgili dava açtı https://www.haber60.com.tr/prof-dr-mehmet-umit-ergenoglunun-ailesi-maas-kesintisiyle-ilgili-dava-acti/ https://www.haber60.com.tr/prof-dr-mehmet-umit-ergenoglunun-ailesi-maas-kesintisiyle-ilgili-dava-acti/#respond Fri, 17 May 2024 23:45:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=32286 Haber- GAYE ŞEYMA CAN/ Kamera- MEHMET ÇALPAR

(İSTANBUL) – Covid-19 pandemi sürecinde hayatını kaybeden Prof. Dr. Mehmet Ümit Ergenoğlu’nun eşi Aslı Ergenoğlu kızlarına bağlanan maaşın kesilmesiyle ilgili açtığı davanın duruşması öncesinde, “Babalarının meslek hastalığı sebebiyle SGK’nın bize daha doğrusu iki kızıma ayrı ayrı bağladığı maaşların geri ödemesiyle ilgili eve kağıt geldi. Dolayısıyla babaların vefatından beri evde hiç konu kapanamıyor. Üzüntü bitemiyor” dedi.

İstanbul Tabip Odası Covid-19 pandemi sürecinde hayatını kaybeden Prof. Dr. Mehmet Ümit Ergenoğlu’nun ailesine meslek hastalığı nedeniyle SGK tarafından bağlanan maaşlarıN kesilmesine karşı açılan dava öncesinde adliye önünde basın açıklaması yaptı.

Bakırköy 17. İş Mahkemesi’nde görülen davaya ve öncesinde gerçekleşen basın açıklamasına Ergenoğlu’nun eşi Aslı Ergenoğlu da katıldı. Erganoğlu kızlarının haklarını savunacağını belirterek, şunları söyledi:

“Ben babaları vefat ettiği sırada biri 12, biri 16 yaşında olan iki kızım adına buradayım. Kendi adıma değil. Onların hakları için buradayım. Onlar babalarının vefatı gibi ağır bir konuyla bir yandan mücadele etmeye, bunun her türlü maddi manevi yüküyle mücadele etmeye çalışırken kendimizi böyle bir şeyin içinde bulduk. Hatta en son başımıza gelen; eve, kızlarımın adına ayrı ayrı onların isimleri üzerinde yazarak birer zarf gelmesi oldu. Bu meslek hastalığı sebebiyle SGK’nın bize, daha doğrusu iki kızıma ayrı ayrı bağladığı maaşların geri ödemesiyle, taksitli olarak, geri ödemesiyle ilgiliydi. Dolayısıyla babaların vefatından beri evde hiç konu kapanamıyor. Üzüntü bitmiyor bu açıdan onlar adına onların hakkını korumak adına buradayım.”

Basın açıklamasını da Tabip Odası Yönetim Kurulu Üyesi Emrah Kırımlı okudu. Kırımlı, süreci şöyle anlattı:

“MESLEK HASTALIĞI SEBEBİYLE VEFAT ETTİĞİ SAPTANMIŞTI”

“Bu davaya konu olan yaşadığımız deneyimler, devletin kurumları ve sermayenin fütursuzluğunun nasıl bir araya geldiğini bizlere göstermekte.

Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Ümit Ergenoğlu, Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde görev yaptığı sırada Covid-19 hastalığına yakalanmış ve 15 Mart 2021 tarihinde vefat etmiştir. Prof. Dr. Mehmet Ümit Ergenoğlu’nun meslek hastalığı sebebiyle vefat ettiği saptanmış ve 2 kızına gelir bağlanmıştı. 20 Mart 2023 tarihinde, Rehberlik ve Teftiş İstanbul 2 No’lu Grup Başkanlığı’nın (29.12.2022 tarih ve 420749/07/İR/07 sayılı) raporu sebebiyle hak sahiplerine bağlanan gelirin kesileceği ve geçmişe dönük borç çıkartılarak şimdiye dek yapılmış ödemelerin tahsil edileceği Esenyurt Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından hak sahiplerine bildirilmiştir. Buna göre; Prof. Dr. Mehmet Ümit Ergenoğlu’nun koronavirüse maruz kaldığı sırada iş yerine hem öğretim üyesi olarak hem de hekimlik hizmet alım sözleşmesi ile çalıştığı, meslek hastalığının da hizmet alımı sözleşmesi ile çalıştığı sırada oluştuğu, bu nedenle gelir bağlanmasının mümkün olmadığı belirtilmiştir.

“SGK MAAŞI KESTİ, İTİRAZI KABUL ETMEDİ”

SGK’nın bu kararına, öğretim üyesi hekimin görevini ikiye bölerek, iki görevin birbiriyle ilişkisi yokmuş gibi değerlendirmesine itiraz etmiştik. İtirazımızın reddedilmesi üzerine ise meslektaşımız Prof. Dr. Mehmet Ümit Ergenoğlu’nun kızları adına 20 Kasım 2023 tarihinde dava açtık.  Prof. Dr. Mehmet Ümit Ergenoğlu, Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde öğretim üyesi olarak görev yapmaktaydı. 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun 3. Maddesi uyarınca, yükseköğretim kurumlarında eğitim öğretimin desteklenmesi amacıyla çeşitli alanların uygulama ihtiyacı ve bazı meslek dallarının hazırlık ve destek faaliyetleri uygulama ve araştırma merkezlerinde yürütülmektedir. Tıp ve tıpta uzmanlık eğitimleri de bu çerçevede kurulan sağlık eğitimi uygulama ve araştırma merkezlerinde, yani tıp fakültesi hastanelerinde sürdürülmektedir. Vakıf yükseköğretim kurumları için de aynı kurallar geçerlidir.

“ÜNİVERSİTE ERGENOĞLU’NUN OKULLA İLİŞKİSİ YOK GİBİ DEĞERLENDİRDİ”

Prof. Dr. Mehmet Ümit Ergenoğlu tarafından verilen tıpta uzmanlık eğitimi, amfide verilen sözlü bir eğitim değildir. Kalp ve Damar Cerrahisi uzmanlık eğitimi, tıpkı diğer uzmanlık branşlarında olduğu gibi, doğrudan hastanede ve hastalara hizmet sunularak verilmektedir. Uzmanlık eğitimi öğrencileri, yani asistan hekimler de doğal olarak bir yandan hastanede eğitim görmekte bir yandan da hastalara verilen sağlık hizmetine katılmaktadır. Rehberlik ve Teftiş İstanbul 2 No’lu Grup Başkanlığı’nın raporunda, Prof. Dr. Mehmet Ümit Ergenoğlu tarafından yapılan görevi ikiye bölünmüş ve iki görevin birbiriyle ilişkisi yokmuş gibi değerlendirilmiştir. Bu değerlendirmeye göre, Prof. Dr. Mehmet Ümit Ergenoğlu öğretim üyesi olarak hasta görmemiş, ameliyat yapmamış ve Covid-19’a maruz kalmamıştır”

“SERMAYENİN ÇIKARLARINI KORUMA ÇABASI”

“Tüm bu hukuksuz değerlendirmelerin, kuralsız hallerin, kötücül kararların altında sermayenin çıkarlarını amansız koruma çabası olduğunu” savunan Kırımlı, şöyle devam etti:

“Prof. Dr. Mehmet Ümit Ergenoğlu’nun ailesinin mücadelesi başta Covid-19 olmak üzere mesleğini icra ederken zarar görmüş tüm sağlık çalışanlarının ve hekimlerinin mücadelesidir. Davanın meslektaşımızın ailesi lehine sonuçlanması durumunda, sağlık emekçilerinin geçmişte yaşadığı ve gelecekte yaşayabilecekleri meslek hastalıkları açısından emsal teşkil edecek bir karar olacaktır. Bu davada tüm bir özel sağlık sermayesi adına hareket ettiğine şahit olduğumuz Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi, diğer özel hastaneler gibi aynı kurumun çatısı altında iki farklı hukuk oluşturup, ücretlendirmede daha az vergi ödeme ve yükümlülüklerden kaçmanın bedelini meslektaşımız ve ailesine ödetmektedir. Sağlık Bakanlığı ise ilk elden bu suç ortaklığını yürütmektedir. Vergi oranı tartışmaları ile mevcut usulsüzlükler, yasal kılıflara sokulmaya çalışılmaktadır.

“KARARDAN DÖNÜLMESİNİ BEKLİYORUZ”

Bakırköy 17. İş Mahkemesi’nde görülmekte olan davanı bugün yapılacak duruşmasına, Prof. Dr. Mehmet Ümit Ergenoğlu’nun Biruni Üniversitesi’nde aynı dönem görev yaptığı hekim öğretim üyeleri tanık olarak çağrılmış olup, ifadeye gelmelerini beklemekteyiz. Yaratılan ikili çalışma hukukuna dayanılarak vefat eden meslektaşımızın ailesine karşı mali yükümlülüklerin Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından yerine getirilmesini, Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi yöneticilerinin meslektaşımız aleyhine olan iddialarını geri çekmesini, meslektaşımızın kızlarına bağlanan maaşın geri ödenmesi kararından dönülmesini bekliyoruz. Mesleğimiz ve meslektaşlarımız için bu karardan dönülünceye kadar mücadelemizi sürdürmeye devam edeceğimizi bildiririz.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/prof-dr-mehmet-umit-ergenoglunun-ailesi-maas-kesintisiyle-ilgili-dava-acti/feed/ 0
Erzurum Teknik Üniversitesi’nde Hemşireler Haftası programı düzenlendi https://www.haber60.com.tr/erzurum-teknik-universitesinde-hemsireler-haftasi-programi-duzenlendi/ https://www.haber60.com.tr/erzurum-teknik-universitesinde-hemsireler-haftasi-programi-duzenlendi/#respond Wed, 15 May 2024 06:45:35 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=31760 Erzurum Teknik Üniversitesi’nde 12-18 Mayıs Hemşireler Haftası münasebetiyle program düzenlendi.

Sağlık Bilimleri Fakültesi ve ETÜ Türk Hemşireler Derneği Öğrenci Konseyi iş birliğiyle düzenlenen programa ETÜ Rektörü Prof. Dr. Bülent Çakmak, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ceren Sultan Elmalı, Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Elanur Yılmaz Karabulutlu akademisyenler ve çok sayıda öğrenci katıldı.

Prof. Dr. Muammer Yaylalı Konferans Salonu’nda “Hemşirelerimiz Geleceğimiz: Bakımın Ekonomik Gücü” temasıyla düzenlenen programın açılışında konuşan Dekan Karabulutlu, hemşirelerin sağlık hizmetlerinin sağlanmasında her zaman öncü güç olduğunu dile getirerek: “Din, dil, ırk ayrımı gözetmeksizin “Herkes için Sağlık” ilkesini benimseyen hemşireler birey, aile ve topluma sağlık hizmeti sunmada ekibin en etkin rol oynayan üyesi olma konumundadır. Hemşirelik, özveri isteyen bir meslektir. Florance Nightingale’in Kırım Savaşı sırasında yaşanan dizanteri ve kolera salgınında binlerce askerin hayatını kaybettiği bir dönemde yaptığı analizler ve hemşirelik uygulamaları ile mortalite hızını ciddi boyutlarda düşürmesi; geçmişte yaşanan salgınlarda hemşirelerin ön cephede yer aldığının ve hizmetlerinin ne kadar etkin olduğunun en önemli örneğidir. Bunu Covid 19 pandemisi bizlere tekrar göstermiştir. Tüm dünyada hemşireler pandeminin gerçek kahramanları olarak kabul edilmiş ve toplum tarafından önemleri daha fazla anlaşılır hale gelmiştir. Bu özel gün vesilesiyle, kaliteli bakım ve bu bakımı sağlayacak hemşirelerin yetiştirilmesinden sorumlu eğitim ve eğitici kalitesinin öneminin yanı sıra mesleği değiştirecek ve geliştirecek kişilerin, siz değerli hemşirelerin ve geleceğin hemşirelerinin olacağı gerçeğine de vurgu yapmak istiyorum. Ülkemizin her köşesinde insan hayatının kutsallığından ödün vermeksizin sonsuz sabır, her türlü özveri, gayret ve sevgi ile mesleğini icra etmeye çalışan, değerli Hemşirelerimizin 12-18 Mayıs Hemşirelik Haftasını kutlar, meslek hayatlarında başarılar dilerim” dedi.

Dekan Karabulutlu’nun ardından kürsüye çıkan Rektör Çakmak, Hemşireler Gününün Kırım Savaşında büyük fedakarlıklar yapan Florance Nightingale’in doğum günü olan 12 Mayıs’ta kutlandığını ifade ederek” Florance Nightingale çok yönlü kişiliğiyle dikkat çeken bir isim. Bizler de her zaman öğrencilerimize bunu hatırlatıyoruz. Hemşirelik çok kutsal bir meslek. Öğrencilerimiz bir yandan mesleki eğitimlerine devam ederken bir yandan da spor, kültür ve sanattan da geri kalmadan kendilerini çok yönlü bir şekilde geliştirmelidir. Tabi bu tip programlarda Florance Nightingale ismi ön plana çıksa da tarihimizde Safiye Elbi ve Esma Deniz gibi bu mesleği icra eden çok önemli figürlere de sahibiz. Bizler değerlerimizin kıymetini bilerek hepsine sahip çıkmalıyız. Hemşirelik sevgiyle, şefkatle ve özveriyle dolu bir meslektir. Her biriniz bir gün değil bir ömür minnet duyulmayı hakkediyorsunuz. Bu vesileyle gününüzü kutluyor başarılar diliyorum” diye konuştu.

Açılış konuşmalarının ardından devam eden programda akademisyenler ve uzmanlar, dinleyicilere hemşirelik mesleğindeki yenilikçi çalışmalar hakkında bilgi verdi. Program ETÜ Hemşirelik Bölümü 2. sınıf öğrencilerinin eğitim öğretim dersi kapsamında hazırladığı materyalleri katılımcılara sergilemesi ile sona erdi. – ERZURUM

]]>
https://www.haber60.com.tr/erzurum-teknik-universitesinde-hemsireler-haftasi-programi-duzenlendi/feed/ 0
“Büyük Savunma Mitingi… Erinç Sağkan: “Biz Hukuk Devleti Diye Haykırırken Kanun Devleti Bile Olmaktan Uzaklaşılıyor” https://www.haber60.com.tr/buyuk-savunma-mitingi-erinc-sagkan-biz-hukuk-devleti-diye-haykirirken-kanun-devleti-bile-olmaktan-uzaklasiliyor/ https://www.haber60.com.tr/buyuk-savunma-mitingi-erinc-sagkan-biz-hukuk-devleti-diye-haykirirken-kanun-devleti-bile-olmaktan-uzaklasiliyor/#respond Sat, 27 Apr 2024 22:21:30 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=29629 (ANKARA) – Türkiye Barolar Birliği (TBB) ve barolar öncülüğünde avukatlar Anıtpark’ta “Büyük Savunma Mitingi” düzenledi. Binlerce avukatın kaldığı mitingde konuşan TBB Başkanı Erinç Sağkan, “Biz hukuk devleti diye haykırırken kanun devleti bile olmaktan uzaklaşılıyor, anayasasızlaşmaya doğru yol alınıyor. Ülkemizde bağımsız yargının, adil yargılanma hakkının, hukukun üstünlüğünün en güçlü savunucusu her zaman biz avukatlar olduk. Yine bugün de hukuk devleti için, yargı bağımsızlığını savunmak için buradayız” dedi. Mitinge Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Avukat Mansur Yavaş da desteklerini sundu ve “Ülkede en çok ihtiyacımız olan adalete olan inancınız bizi ayakta tutuyor. Sığınacağımız tek şey adalet” ifadelerini kullandı.

TBB ve barolar, “Şiddete ve angaryaya karşı meslek onurunu ve emeği savunmak için” diyerek Ankara’da Anıtpark’ta “Büyük Savunma Mitingi” düzenledi.

TBB’nin Balgat’ta bulunan binası önünde toplanan avukatlar Anıtpark’a yürüdü. Mitingte avukatlar “Savunmayı savunuyoruz”, “Eşit işe eşit ücret”, “Angaryaya hayır, şiddete son”, “Çoklu baroya hayır”, “Avukat güvende değilse yurttaş tehlikede”, “Savunma boyun eğmeyecek”, “Hak aramanın vergisi olmaz”, “Stajyer avukatlara hazineden ücret”, “Bağımsız yargı, bağımsız baro”, “CMK ücretleri AAÜT’ye eşitlensin”, “AYM kararları uygulansın” gibi taleplerin yer aldığı dövizleri taşıdılar.

HATAY BAROSU: “SESİMİZİ DUYUYOR MUSUNUZ?”

Hatay Barosu, miting alanına “Sesimi duyuyor musunuz” diyerek girdi ve “Deprem değil cinayet” sloganlarını attı. Miting alanında Hatay Barosu büyük alkışlarla karşılandı. Öte yandan, Adalet için Hukukçular Derneği  “Can Atalay’a Özgürlük” pankartı ile Çağdaş Hukukçular Derneği ise “Tutuklu Avukatlara Özgürlük” pankartı ile alana giriş yaptı.

GENÇ AVUKATLAR: “SAVUNMA HAKKI KUTSALDIR, GENÇ AVUKATLAR OLARAK SUSMADIK, SUSMAYACAĞIZ”

Genç Avukatlar Çalıştayı’nın sonuç bildirgesi açıklandı. Sonuç bildirgesi Van Barosu’ndan Mehmet Salih Coşkun ve Yozgat Barosu’ndan Sevde Nazlıcan Sargın tarafından açıklandı. “Bizler geç avukatlar olarak mesleğin geleceğiyiz” denilen açıklamada genç avukatlar sorunlarını şu sözlerle anlattı:

“Mesleğimizin ekonomik sıkıntıları için halkımızın refah seviyesinin yükseltilerek savunma hakkının korunması sağlanmalıdır. Temel ofis giderleri ve abonman sözleşmelerinde genç avukatlara indirim sağlanmalı, vergi muafiyeti artırılmalıdır. Tarafımızca hak olan ücretlerin ödenmemesi emeğimizin sömürüsü haline gelmiştir. Kolluk personellerinin keyfi uygulamaları nedeniyle meslek onuruna uygun mesleğimizi icra edemiyoruz. Savunma hakkı kutsaldır, genç avukatlar olarak hiçbir zaman susmadık, susmayacağız.”

“CUMHURİYET HUKUKUNA SAHİP ÇIKMAK GÖREVİNİ RUHUNDA VE VİCDANLARINDA TAŞIYANLARIZ”

Genç Avukatlar Çalıştayı’nın sonuç bildirgesinin açıklanmasının ardından TBB Başkanı Erinç Sağkan söz aldı. Miting alanındaki kalabalığı işaret eden Sağkan “Bu tablo Cumhuriyet’in neden ilelebet payidar kalacağının göstergesidir” diyerek sözlerine başladı.

“Biz avukatız; mevcudiyeti yüzlerce insan ömrüne tekabül eden, dünyanın en kutsal mesleklerinden birinin düğmesiz bir cübbeyle birbirine eşitlenmiş üyeleriyiz. Biz avukatız; hayatını hak mücadelesine adamış; anayasal düzeni korumak, Cumhuriyet hukukuna ve hukukun üstünlüğüne sahip çıkmak görevini ruhunda ve vicdanlarında taşıyanlarız. İnsan haklarına dayalı demokratik, laik, sosyal hukuk devleti ilkelerini temel alan Cumhuriyetimizi ilelebet yaşatmayı sorumluluğu ve zorunluluğu olarak gören hak savunucularıyız” diyen Sağkan, şöyle konuştu:

“KULA KUL DEĞİL, BİREY OLMA HAKKININ HİÇBİR BASKI DÜZENİNE VAKFETMEMEK ÜZERİNE YEMİN ETMİŞ MESLEK GRUBUYUZ”

“Biz avukatız; savaşların ve hüznün coğrafyasının tam ortasında, Cumhuriyet’in bizlere sağladığı kula kul değil birey olma hakkının, özgürlüğün, eşitliğin, insan onurunun ve hukuk devletinin zerre-i miskal kadarını hiçbir zümreye, kişiye ya da baskı düzenine vakfetmemek üzerine yemin etmiş meslek grubuyuz. Biz avukatız ve tarafız; haksızlığın kimden geldiğine ve kime dönük olduğuna bakmaksızın adalete erişimlerine engel olunanların ve sesi kısılmaya çalışılan kim varsa onun yanındayız.

“BU CÜBBE SADECE ÜLKEMİZDE DEĞİL, İSRAİL’İN GAZZE’DE YAPTIĞI KATLİAMA KARŞI FİLİSTİNLİ SİVİLLERİN DE KALKANI OLDU”

Üzerimizde bizi birbirimize eşitleyen düğmesiz cübbelerimize iyi bakınız. İşte bu cübbe; yağmurda, soğukta, direnişte ama en çok umutta vücut buldu. Bu cübbe, barolarımızın bölünmemesi, mesleğimizin itibarının korunması için omuz omuza direnirken, barınağımız ve çatımız oldu. Bu cübbe, bütün darbe dönemlerinde darbecilere karşı yurttaşlar için kalkan, ortadan kaldırılmaya çalışılan hak ve özgürlükler içinse son sığınak oldu. Bu cübbe sadece ülkemizde değil bugün İsrail’in Gazze’de yaptığı katliama, soykırıma karşı Uluslararası Ceza Mahkemesi nezdinde yaptığımız başvuru ile Filistinli sivillerin, kadınların ve çocukların da kalkanı oldu.

“ŞİDDET SARMALINA DUR DEMEK İÇİN BURADAYIZ”

Biz, dünya çapında Tehlikedeki Avukatlar Günü’nün iki kez ve üst üste kendilerine ithaf edildiği bir ülkenin avukatlarıyız. “Avukat” olmanın tarihini baştan yazan, dünyanın geri kalanına avukatların nasıl mücadele etmeleri gerektiğini öğreten meslektaşlarımız ve mesleğimiz fiziksel, psikolojik ve ekonomik olarak ağır tehdit ve tehlike altındadır. Biz bu şiddet sarmalına artık dur demek için, tek bir kayba daha tahammülümüz olmadığı için buradayız!

“MESLEĞİMİZ AĞIR BİR EKONOMİK TEHDİT ALTINDA”

Mesleğimiz ağır bir ekonomik tehdit altındadır! Bu tehdit, stajyer meslektaşımdan genç meslektaşlarıma, kamuda görev yapan meslektaşlarımdan bütünsel olarak tüm avukatlara sirayet etmiş ve mesleğimizin sürdürülebilirliğini tehlikeye sokmuştur. Bugün artık avukatın emeğini ve hakkını savunmak için buradayız. Biz bugün nitelikli hukuk eğitiminin olmazsa olmazlığını haykırmak için buradayız! Her yıl mesleğe katılan 20 bin avukatla bu sistemin sürdürülebilmesinin mümkün olmadığını daha güçlü dile getirmek için buradayız! ‘Bu sorun yalnızca avukatın değil, aynı zamanda senin de sorunun ey yurttaşlarımız’ demek için buradayız! Bu gidişat hiç iyi gidişat değil, uyarmak için buradayız.”

“SEFALET ÜCRETLERİNİN AYIBINI ÜSTLENMEYECEĞİMİZİ GÖSTERMEK İÇİN BURADAYIZ”

CMK ücretlerine değinen Sağkan, “Meslektaşımın eline geçen net ücretleri veriyorum: Soruşturma aşamasındaki görevlendirmelerde 1.528 TL, Asliye Ceza görevlendirmesinde 2.640 TL, Ağır Ceza görevlendirmesinde 4.700 TL..! Öyle her ay cebine havadan giren paradan değil, yıllarca sürecek, maddi manevi yükü olan bir dosya için meslektaşımızın emeğinin karşılığı olarak reva görülen miktardan söz ediyoruz. Peki, aylık olarak ödenen en düşük Bağ-Kur primi ne kadar? 6.900 TL! Bugün biz, bu sefalet ücretlerinin ayıbını üstlenmeyeceğimizi göstermek için buradayız! Ailelerimizle, çocuklarımızla, sevdiklerimizle geçireceğimiz zamanlardan feragat ederek adalet adına üstlendiğimiz onurlu görevin karşılığının bu olamayacağını haykırmak için buradayız!” ifadelerine yer verdi ve şöyle devam etti:

“BİZ HUKUK DEVLETİ DİYE HAYKIRIRKEN ANAYASASIZLAŞMAYA DOĞRU YOL ALINIYOR”

“Bugün ülkemizde AİHM kararlarının, AYM kararlarının uygulanmadığı bir dönemi yaşıyoruz. Sayılar ve istatistiki veriler üzerinden bir değerlendirme yapamayız. Çünkü tek bir dosyaya ilişkin kararın uygulanmaması bile yargı bağımsızlığı ve hukukun üstünlüğü bakımından büyük bir kaygı duymak için yeterlidir. Henüz geçtiğimiz Kasım ayında Anayasa Mahkemesi önünde, hukukun ve anayasanın üstünlüğünü savunmak için bir aradaydık. Anayasa Mahkemesinin meslektaşımız Can Atalay hakkında verdiği kararın bağlayıcılığını anlatmaya çalıştık. Ne yazık ki, geldiğimiz noktada meslektaşımız Anayasa Mahkemesinin ihlal kararına rağmen hala cezaevinde tutuluyor. Biz hukuk devleti diye haykırırken kanun devleti bile olmaktan uzaklaşılıyor, anayasasızlaşmaya doğru yol alınıyor.

“HUKUK DEVLETİ İÇİN, YARGI BAĞIMSIZLIĞINI SAVUNMAK İÇİN BURADAYIZ”

Ülkemizde bağımsız yargının, adil yargılanma hakkının, hukukun üstünlüğünün en güçlü savunucusu her zaman biz avukatlar olduk. Yine bugün de hukuk devleti için, yargı bağımsızlığını savunmak için buradayız.”

KÖROĞLU: “İKTİDARIN TESLİM ALAMADIĞI TEK BİR KURUM KALDI O DA SAVUNMA VE SAVUNMANIN ÖRGÜTÜ”

Sağkan’ın ardından konuşan Ankara Barosu Başkanı Mustafa Köroğlu da “Hiçbir zaman hukuk devleti olmadık aslında biz ancak artık yasa devleti bile değiliz. İktidar TBMM’den çıkan yasalara uymuyorsa hukukun üstünlüğü diye bildiğimiz her şeyin değeri iktidarın gözünde çöp kadarsa geride yaşatacağınız bir hayat kaldı mı? Ama biz buradayız işte. Çünkü teslim alamadıkları tek bir kurum kaldı o da savunma ve savunmanın örgütü. Her şeye rağmen biz dara düşen herkesin umudu olduk. İktidarları bu kadar huzursuz eden hukukun üstünlüğünü tanımamız” ifadelerine yer verdi.

MANSUR YAVAŞ: “ADALETE OLAN İNANCINIZ BİZİ AYAKTA TUTUYOR”

Mitinge gelerek avukatlara desteklerini sunan Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, “Ülkede en çok ihtiyacımız olan adalete olan inancınız bizi ayakta tutuyor. Sığınacağımız tek şey adalet. Bu mücadelenizi sonuna kadar desteklediğimi ifade etmek isterim”  dedi.

DİYARBAKIR BARO BAŞKANI EREN: “BARIŞIN EGEMEN OLDUĞU, SAVUNMANIN SUSTURULMADIĞI YARINLAR DİLİYORUM”

Diyarbakır Barosu Başkanı Avukat Nahit Eren de Tahir Elçi’yi anarak sözlerine başladı. Hukukun üstünlüğünün rafa kaldırıldığı, adil yargılanma hakkının kullandırtılmadığı bir ülkede savunma hakkının da önemi bilinmiyor. Baskıyla, katlederek ve ekonomik olarak sindirmeye çalıştığınız avukatlar hiçbir zaman boyun eğmeyecek. Barışın egemen olduğu, savunmanın susturulmadığı yarınlar diliyorum. İyi ki avukatlar var, iyi ki bu ülkede barışı, özgürlüğü ve demokrasiyi savunan sizler varsınız” dedi. Avukatlar bunun üzerine “Tahir Elçi ölümsüzdür” sloganını attı.

İSTANBUL BARO BAŞKANI FİLİZ SARAÇ: “ADLİYELER İÇİNDE ADİL YARGILAMALARIN YAPILMADIĞI AVM’LERE DÖNÜŞTÜRÜLDÜ”

İstanbul Barosu Başkanı Filiz Saraç, ise çoklu baroya dikkati çekti ve şunları söyledi:

“Savunmanın etkisiz kılındığı bir sistemde demokrasiden ve hukuktan bahsedilemez. Avukat mesleğinin güçlendirilmesi yurttaşın savunma hakkının da güçlendirilmesidir. Mesleğimizi yapabilmek için büyük bedeller ödüyoruz ama avukatlar korunmuyor. Ülkemiz hukuk kurallarına uymuyor, Can Atalay hala cezaevinde tutuluyor. Adaleti, eşitliği savunan barolar eşitsiz temsil edilmektedir. Bu yanlıştan biran önce dönülmelidir. Adliyeler büyüdü ama içinde adli yargılamalar yapılmayan AVM’lere dönüştü. Savunmanın etkisiz kılındığı bir sistemde demokrasiden ve hukuktan söz edilemez. Cumhuriyet’in değerlerine sahip çıkmak konusundaki mücadelemiz devam edecek.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/buyuk-savunma-mitingi-erinc-sagkan-biz-hukuk-devleti-diye-haykirirken-kanun-devleti-bile-olmaktan-uzaklasiliyor/feed/ 0
Türkiye Barolar Birliği Başkanı Erinç Sağkan: Mesleğimiz tıkandı, nefes alamıyoruz https://www.haber60.com.tr/turkiye-barolar-birligi-baskani-erinc-sagkan-meslegimiz-tikandi-nefes-alamiyoruz/ https://www.haber60.com.tr/turkiye-barolar-birligi-baskani-erinc-sagkan-meslegimiz-tikandi-nefes-alamiyoruz/#respond Fri, 26 Apr 2024 06:39:31 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=29440 HABER: ESRA TOKAT KAMERA: ÜNAL AYDIN

(ANKARA) – Türkiye Barolar Birliği (TBB) Başkanı Erinç Sağkan, yarın yapılacak “Büyük Savunma Mitingi” öncesi ANKA Haber Ajansı’na değerlendirmelerde bulundu. Sağkan, “Daha fazla kaybedecek zamanımız yok. Bizim mesleğimiz tıkandı. Bizim mesleğimiz artık nefes alamıyor, genç meslektaşlarımızın hayalleri yıkıldı, yerle bir oldular. O genç meslektaşlarımızın tekrar o cübbeyi onurla taşıyacakları bir düzeni hayata geçirmek zorundayız.” dedi.

Türkiye Barolar Birliği (TBB), “Şiddete ve angaryaya karşı meslek onurunu ve emeği savunmak için” diyerek 27 Nisan’da Ankara Anıtpark’ta “Büyük Savunma Mitingi” düzenleyecek.

Miting öncesi ANKA Haber Ajansı’na konuşan Türkiye Barolar Birliği Başkanı Erinç Sağkan, mitingin 3 temel başlığı olduğunu, bunların avukatların sosyoekonomik sorunları, şiddet ve yargı bağımsızlığı olduğunu söyledi.

Avukatların sosyoekonomik sorunlarını anlatan Sağkan, “Türkiye’de 190 bin avukat var. Şu anda 26 bin 800 stajyer avukat 1 yılda sisteme kayıt oluyor. Yani senede yaklaşık 20 binin üzerinde avukat meslek örgütlerimize kayıt yaptırıyorlar. Bu ihtiyacın çok daha ötesinde bir sayı. Bir ihtiyaç analizi yapılarak uzun vadeli planlamalarla maalesef Türkiye’de hukuk sistemi geliştirilmiyor. 92 tane fakültenin nitelik olarak büyük oranda da sıkıntılı olduğunu biliyoruz. Bu bahsettiğimiz nicelik problemi aynı zamanda hukukçu niteliğinin de düşmesiyle beraber vatandaşlarımızın da yaşadığı ciddi bir soruna da dönüşüyor. Temelde biz bu anlamda planlamanın doğru yapılması gerektiğini bundan sonra da fakültelerin ciddi bir akreditasyon kriterleri belirlenerek bu kriterleri taşımayanların YÖK tarafından öğrenci kabul etmesinin engellenmesi; bu şekilde avukat sayısının ülkedeki nüfus ve ekonomik potansiyelle orantılı bir şekilde ilerlemesine dönük bir planlamanın yapılmasını talep ediyoruz” dedi.

“TÜM MESLEKTAŞLARIMIZ AÇISINDAN MESLEK ONURUNA YAKIŞIR BİR EKONOMİK DÜZEN SAĞLANMASINI İSTİYORUZ”

190 bin avukatın yüzde 50’ye yakınının 0-5 yıl kıdemli avukatlardan oluştuğu bilgisini veren Sağkan, “Yani çok genç arkadaşlarımız asgari ücretle dahi çalışacak iş bulamıyorlar. Bürolarını açamıyorlar. Maalesef home ofis şeklinde evlerinde mesleği yürütmeye çalışıyorlar. Biz tüm meslektaşlarımız açısından meslek onuruna yakışır bir ekonomik düzenin sağlanmasını istiyoruz. Biz bu anlamda kamu hizmeti boyutumuzu yansıtan CMK ücretlerinin angarya olmaktan çıkartılarak Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi ile eşitlenmesi, adli yardım ücretlerinin zamanında ödenmesi, genç meslektaşlar bakımından genç girişimci prim desteklerinin daha makul seviyelere çıkartılmasını istiyoruz. Depremden etkilenen meslektaşlarımız hiçbir katkıdan faydalanamıyorlar. Depremde 9 binin üzerinde meslektaşımız evini ve bürosunu yitirdi. Esnaflar için krediler verilirken, KOSGEB imkanları sağlanırken avukatlara tek bir lira dahi imkan sağlanmıyor. Ancak o meslektaşlarımız deprem bölgesinde yurttaşlarımızın hakkını savunmaya, tüm zorluklara rağmen devam ediyorlar. Bizim tek bir derdimiz var. Hiç kimseden bir lütuf talep etmiyoruz, ‘başka meslek gruplarına tanınan ayrıcalıklar ve bize neden tanınmıyor’ demiyoruz. Biz avukat güçlü olmazsa yurttaşın çok güçsüz olacağını biliyor ve görüyoruz. Bu sebeple bu mesleğin onuruna, emeğimizin karşılığına yaraşır ücret politikalarının ve avukat sayısının belirlenmesindeki politikanın ivedi bir şekilde ortaya konulmasına yönünden taleplerimiz var.”

“AVUKATLAR ŞİDDETE HAYATIN HER ALANINDA AÇIK”

İkinci başlığın ise avukata dönük şiddet olduğunu kaydeden Sağkan, “Avukata şiddet vakaları son dönemde inanılmaz oranda arttı. Buna artık bir ‘dur’ denilmesi gerekiyor. Bizim Adalet Bakanlığı’na çok somut taleplerimiz var. Çok somut, madde madde yazdık. Haciz mahallerine giden araçlarda muhakkak bir kolluk görevlisinin zorunlu olarak bulundurulması. Avukatlar şiddete hayatın her alanında açık. Bizim iş yerimiz sadece adliye içleri değil. Biz dışarıda, emniyette, kollukta, cezaevinde, haciz mahallinde ve sokakta her yerde işimizi yapıyoruz ve şiddete çok açık bir meslek grubuyuz. Maalesef ki vatandaşın algısında müvekkille özgürleştirilen, davanın tarafı yerine konulan avukat meslek grubu haline döndük. Haliyle kamu spotlarıyla vatandaşın avukatın davanın tarafı olmadığının anlatılması gerekiyor. Avukata dönük şiddetin CMK 100. Madde kapsamında ‘Katalog Suçlar’a alınması gibi taleplerimizin artık ivedi olarak hayata geçirilmesi gerektiğine inanıyoruz.” ifadelerini kullandı.

“BİZİM MESLEĞİMİZ TIKANDI, ARTIK NEFES ALAMIYOR”

Sağkan şunları söyledi:

“Daha fazla kaybedecek zamanımız yok, bizim mesleğimiz tıkandı. Bizim mesleğimiz artık nefes alamıyor, genç meslektaşlarımızın hayalleri yıkıldı, yerle bir oldular. O genç meslektaşlarımızın tekrar o cübbeyi onurla taşıyacakları bir düzeni hayata geçirmek zorundayız. Sadece mitingle sınırlı kalmayacağız, bu taleplerimizin ısrarcı şekilde bundan sonra da takipçisi olacağız.”

“TEKRAR BU ÜLKEDE HUKUKA OLAN GÜVENİ TESİS ETMEK ZORUNDAYIZ”

Üçüncü başlığımız yargı bağımsızlığı. Tabii soyut gelebilir ancak hiç soyut değil. Türkiye’de hukuka olan güven azaldıkça avukata olan ihtiyacın da azaldığını, vatandaşın zihninde azaldığını görüyoruz. Çünkü ‘ne olursa olsun bu yargılamada avukat benim için hiçbir şey yapamaz’ algısı doğmaya başlıyor. Yargı bağımsızlığının altına çok şey ekleyebiliriz. Çok basit bir kira tahliye davasının bile 4 yıl 5 yıl sürdüğü; artık insanların hakkını aramak için hukuka gitmekten kaçındıkları ve kişinin kendi hakkını kendisinin aradığı sisteme büyük oranda zihinsel olarak yaklaşmanın varlığını da görüyoruz. Bu hepimizin sorumluluğu, yargının tüm bileşenlerinin sorumluluğu. Tekrar bu ülkede hukuka güveni tesis etmek zorundayız. Tabii Anayasa Mahkemesi kararına Yargıtay tarafından uyulmaması gibi çok ağır ihlallerin de hukuka olan güvenin sarsılmasında çok net etkisi olduğunu biliyoruz. O yüzden taleplerimizden birisi de yargı tarafsızlığı ve bağımsızlığının gerçek anlamda sağlanması, içselleştirilmesi için gerekli önlemlerin alınması olacak.

“KİMSE ORTADA YOKKEN BİZ ADLİYE KORİDORLARINDA, CEZAEVLERİNDE OLUYORUZ”

Biz hep vatandaşlar için sokağa çıktık. İfade hürriyeti için, basın emekçileri için basın özgürlüğünü savunduk. Çünkü basın özgürlüğü sadece basın emekçisinin hakkı değil bizim de aynı zamanda haber alma hakkımızı içeriyor. Hep böyle baktık. ‘Herkes için adalet, adalet için avukat’ diyorduk şimdi ‘Avukat için de adalet’ diyoruz. Ben yurttaşlarımızın belirli bir vadede aslında iyi bir politika ortaya konulursa savunmanın önemini çok kısa zaman içerisinde zihinlerine yerleştirebileceklerine inanıyorum. Çünkü gecenin ikisinde bir insan gözaltına alındığı zaman, sabahın beşinde kapısını polis çaldığında herkesin aklına gelen ilk meslek grubu ‘aman avukatım gelsin’ oluyor. Biz orada oluyoruz sabahın beşinde kimse ortada yokken, biz emniyet müdürlüklerinde oluyoruz, biz cezaevlerinde, adliye koridorlarında… Buna rağmen şiddete uğruyoruz, hakarete ve tehdide uğruyoruz. Bu kadar özveri ile görev yapmamıza rağmen mesleğin itibarına dönük saldırılarla karşılaşıyoruz.

“AVUKATIN GÜÇLÜ OLMADIĞI YERDE VATANDAŞ DA GÜÇLÜ OLMAZ”

Bundan uzun yıllar önce ekonomik olarak gerçekten belirli bir insan onuruna yaraşır bir şekilde karşılığı olan bu meslek grubu son yıllardaki bu orantısız artış nedeniyle özellikle genç meslektaşlarımız bakımından maalesef ki yapılabilir bir iş olmaktan çıktı. İnsanlar üzerlerine giydikleri cübbeleri çıkartıp maalesef başka bir meslek bakmak zorunda kalıyorlar. Biz tekrar kişilerin hedeflerindeki avukatlığın Türkiye’de yapılabilir olmasını sağlamak istiyoruz. Avukatın güçlü olmadığı yerde vatandaşın da güçlü olmasından söz edemeyiz. Bu taleplerimizin dokunduğu, temas ettiği bir yerde bir şekilde muhakkak ki adalete ihtiyaç duyan Türkiye’deki tüm yurttaşlarımızdır.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/turkiye-barolar-birligi-baskani-erinc-sagkan-meslegimiz-tikandi-nefes-alamiyoruz/feed/ 0
İzmir Barosu Başkanı Yılmaz: “Avukatın Sesini Kısarsanız Her Türlü Sıkıntı Yaşayan İnsanın Sesini Kısmış Olursunuz” https://www.haber60.com.tr/izmir-barosu-baskani-yilmaz-avukatin-sesini-kisarsaniz-her-turlu-sikinti-yasayan-insanin-sesini-kismis-olursunuz/ https://www.haber60.com.tr/izmir-barosu-baskani-yilmaz-avukatin-sesini-kisarsaniz-her-turlu-sikinti-yasayan-insanin-sesini-kismis-olursunuz/#respond Thu, 25 Apr 2024 07:09:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=29258 HABER: FATİH ÖZKILINÇ – KAMERA: KERİM UĞUR

(İZMİR) – Türkiye Barolar Birliği’nin 27 Nisan’da Ankara’da düzenleyeceği “Büyük Savunma Mitingi” öncesi ANKA Haber Ajansı’na konuşan İzmir Barosu Başkanı Sefa Yılmaz, meslektaşlarına mitinge katılma çağrısı yaptı. Avukatların yaşadıkları sorunlara dikkat çeken Yılmaz, “En temel sorun aslında avukatın, yargının kurucu unsuru olduğu anlayışının bugünkü  bakış açısıyla değerlendirilmemiş olması. Yani avukatsız adliye, avukatsız yargılama, avukatın olmadığı kamu alanları ya da özel alanlar isteniyor. O yüzden avukatın itibarsızlaştırılmadığı, avukatın gerçekten mesleğini onuruyla yerine getirdiği bir sürecin başlaması gerekir. Avukatın sesini kısarsanız yurttaşın, mağdurun, işçinin, köylünün aklınıza gelebilecek her türlü sıkıntı yaşayan insanın sesini kısmış olursunuz” dedi.

Türkiye Barolar Birliği’nin 27 Nisan’da Ankara’da “Büyük Savunma Mitingi” düzenleyecek. Miting öncesi İzmir Baro Başkanı Sefa Yılmaz, İzmir Barosu Genç Avukatlar Meclisi Başkanı Melisa Topçu ve İzmir Barosu Stajyer Avukat Temsilcisi Emirhan Mumin ANKA Haber Ajansı’na değerlendirmelerde bulundu, meslektaşlarına mitingle katılma çağrısı yaptı.

AVUKATIN MESLEĞİNİ ONURUYLA YERİNE GETİRDİĞİ BİR SÜRECİN BAŞLAMASI GEREKİR”

Avukatların sorunlarının uzun yıllardır artarak devam ettiğini ifade eden İzmir Barosu Başkanı Sefa Yılmaz, “Avukatların mesleksel ve hukuka dair birçok sorunu var. En temel sorun aslında avukatın, yargının kurucu unsuru olduğu anlayışının bugünkü  bakış açısıyla değerlendirilmemiş olması. Yani avukatsız adliye, avukatsız yargılama, avukatın olmadığı kamu alanları ya da özel alanlar isteniyor. O yüzden avukatın itibarsızlaştırılmadığı, avukatın gerçekten mesleğini onuruyla yerine getirdiği bir sürecin başlaması gerekir. Onun için de elbette hukukun üstünlüğünün bu ülkede hakim kılınması gerekir. Bunun en önemli argümanı da yargının bağımsız ve tarafsız olmasıdır. Bunun teminatı da savunma mesleğidir. Çünkü yurttaşın, doğanın, kadının, çocuğun her şeyin sesi savunma mesleğidir. Elinizi uzattığınız her yerde hukuk var. Avukatın sesini kısarsanız yurttaşın, mağdurun, işçinin, köylünün aklınıza gelebilecek her türlü sıkıntı yaşayan insanın sesini kısmış olursunuz. İşte orada da hukukun üstünlüğünden bahsedilmez” dedi.

“AVUKATA KARŞI ÖLDÜRMEYE KADAR GİDEN BİR SÜREÇ YAŞANIYOR”

Avukatların mesleki alanlarının daraltıldığını dile getiren Yılmaz, “Meslek alanlarımızın bir kısmı ne yazık farklı meslek gruplarına adeta armağan edildi. Bu alanların genişletilmesi şart. Biz bunları 7 Temmuz 2023’de Ankara’da Adalet Bakanıyla baro başkanları olarak yaptığımız toplantıda bir kitapçık halinde sorunlar ve çözüm önerilerini sunduk. Aslında hükümetin, Adalet Bakanının özellikle çok iyi bildiği sorular. Avukatların meslek alanları çok daraltıldı. Buna bağlı olarak da ekonomik şiddet arttı, gelirleri azaldı. Sigorta primleri çok yüksek. Emeklilik süreleri, sigorta primi ödedikleri süreler çok uzun. Bunların iyileştirilmesi gerektiğini hep ifade ettik. Ama bu yönüyle de herhangi bir çalışma ne yazık ki bu bugüne kadar yapılmadı. KDV oranlarımız çok yüksek. Bununla ilgili birtakım taleplerde bulunmak istediğimiz geçen yıl 6 Temmuz günü 8 olan KDV, 18 olan KDV 20’ye yükseltildi. Biz avukatlar olarak bazı taleplerde bulunmaya çalışırken bu taleplerin bulunulduğu gün avukatların ödemeleri gereken KDV oranları arttırıldı. Avukata karşı sözel ve fiziksel şiddet. Hatta öldürmeye kadar giden bir süreç yaşanıyor. Bu süreç sonunda sanıklar ne yazık ki cezasızlıkla ödüllendiriliyor bir nevi” diye konuştu.

“AVUKATLARIN SORUNLARINI BU ÜLKENİN SORUNLARINDAN ÇOK AYRI DÜŞÜNMÜYORUZ”

Son 20 yılda 500’ün üzerinde avukatın öldürüldüğünü belirten Yılmaz, “Şiddetin önünün mutlaka alınması lazım. Avukatın, yargının, asli unsuru olduğu, fikri benimsenirse o zaman bunları engelleyebilirsiniz. Şimdi avukatlara karşı işlenen suçlarda elbette avukatlık kanununda da hüküm var. ‘Hakim ve savcılara karşı işlenen suçlar gibi cezalandırılır sanıklar’ der ama siz duruşmada söylediğiniz eleştirel bir söz sebebiyle duruşma salonundan atılırsınız. Ama duruşma salonunun önünde avukata şiddet uygulanır, dışarıya çıktığında cinayete kurban gider. Bu eylemi yapanlar ne yazık ki ellerini, kollarını sallaya sallaya tutuksuz yargılanırlar ya da çok kısa bir süre tutuklu kalırlar. Sonra da salıverirler. Aslında bizler avukatların sorunlarını bu ülkenin sorunlarından çok ayrı düşünmüyoruz” dedi.

“AVUKATLIK MESLEĞİ TOPLUMDAKİ İTİBARINI KAYBETMİŞTİR”

Kısa bir süre önce avukatlara yönelik gerçekleşen şiddet örnekleri üzerinden sözlerini sürdüren Yılmaz, “Çok yakın bir zamanda bir meslektaşımıza karşı şiddet uygulandı. Bu şiddeti uygulayan vatandaş adliyenin kapısında yarım saatten fazla meslektaşımızı bekleyerek planlayarak adeta bu eylemi gerçekleştirdi. Ondan bir hafta önce aynı mahalde yine bir başka meslektaşımız aracında saldırıya uğradı. İşte bunların önünü ancak hukuk devleti olarak alabilirsiniz. Avukata toplum içinde, kamusal alanda önem verirseniz, onun yargının kurucu unsuru olduğunu kabul ederseniz bu irade sizde oluşur. Yargı, siyasal iktidarda oluşur. Bu oluşan çerçeve avukatı bulunduğu, bulunması gerektiği yere elbette taşır. Çünkü avukatlık mesleği onurlu bir meslektir. Avukatlık mesleği dünyanın her yerinde görmesi gereken itibarı görürken ne yazık ki bizim ülkemizde halen bu konuda sanki bilinçli bir şekilde itibarsızlaştırmaya yönelik bazı uygulamalar, yasal düzenlemeler olduğu için ne yazık ki toplumdaki itibarını kaybetmiştir. Böyle olunca da tabii avukata yönelik şiddetin cezasızlıkla ödüllendirildi ya da avukatın fakirleştirildiği süreçte de avukattan beklenen yargısal hizmetin aksadığını, neredeyse durma noktasına geldiğini söyleyebiliriz” şeklinde konuştu.

“BİZ VERİLEN SÖZE DEĞİL NEYİN YAPILDIĞINA BAKARIZ”

Hükümetin avukatlara yönelik verdiği sözlerin tutulmadığını belirten Yılmaz, “Verilen sözlerin yerine getirilmesidir aslolan. Bugüne kadar siyasal iktidarın verdiği sözlerden hangisinin yerine getirildiğini gördük; özellikle hukuk, barolar, avukatlar anlamında? Hiçbiri. Aksine barolar bölünmeye çalışılıyor, ekonomik anlamda güçsüzleştirilmeye çalışılıyor. Çünkü ekonomik anlamda güçlü olmayan baro eğitim çalışması yapamaz. Bilgi birikimini hayata geçirecek arkadaşlarımızla bir araya gelemez. Ekonomi sadece ülkeler için değil, kurumlar için de çok önemlidir. Siz kurumları fakirleştirirseniz, etkisini azaltırsınız. Bugün Türkiye’de 5 buçuk milyon yoksulluk maaşı alan insan var. Fakirleştir ve yönet. Mantığın bu olduğunu çok çok iyi biliyoruz. O yüzden biz verilen söze değil neyin yapıldığına bakarız. Avukatlık mesleği için, barolar için yapılması gereken çok şey var. Ancak bunun için bir iradenin oluşması gerekir. O iradede siyasal iktidarda oluşmalıdır” diye konuştu.

“SESİMİZİ DUYURABİLMEK ADINA ANKARA’DA OLACAĞIZ”

27 Nisan’da Ankara’da gerçekleşecek “Büyük Savunma Mitingi”ne yönelik meslektaşlarına çağrıda bulunan İzmir Barosu Başkanı Sefa Yılmaz, “Avukatların ve baroların ne durumda olduklarını, genç avukatların, stajyer avukatların hangi koşullarda yaşadığını, nasıl bir olumsuzluk içerisinde çırpındıklarını bütün ülkeye anlatabilmek, sesimizi duyurabilmek, görünür kılmak adına bizler 27 Nisan günü Ankara’da olacağız, büyük avukat buluşmasını gerçekleştireceğiz. Belki Cumhuriyet tarihinde benzer bir yürüyüş, miting çok fazla olmadı. Bunlardan bir tanesi olacak. Toplumun da buna dikkat edeceğini ve önemseyeceğini umut ediyorum. 27 Nisan’da İzmir Barosu’na kayıtlı tüm meslektaşlarımı Ankara’da Türkiye Barolar Birliği’nin binası önünde görmek istiyoruz. Türkiye’deki bütün meslektaşlarımıza çağrımızdır. Sesimizi yükselterek haykırmaya devam edelim” ifadelerini kullandı.

TOPÇU: “SORUNLARA KARŞI SUSMADIK VE SUSMAYACAĞIZ”

İzmir Barosu Genç Avukatlar Meclisi Başkanı Melisa Topçu ise “Mezun olduktan sonra staja başladığımız ilk günden itibaren ne yazık ki mesleki sorunlarımızla birebir yüz yüze geliyoruz. Avukatlara ve avukatlık mesleğine yönelik saldırıların giderek arttığı, savunma hakkının sınırlandırıldığı, yargının ne yazık ki bağımsız olmadığı, avukatlığın itibarsızlaştırılmaya çalışıldığı bir dönemde mesleğimizi icra etmeye çalışıyoruz. Mesleğimizi icra ederken karşılaştığımız sorunlar ülkemizin içinde bulunduğu siyasi, ekonomik krizden insan hakları ve demokrasinin rafa kaldırılmasından ayrı yargı düzeninden de ayrı düşünülemez ne yazık ki. Bizler İzmir Barosu mensubu avukatlar olarak hiçbir zaman bu sorunlara karşı susmadık ve susmayacağız. Çünkü tüm bu sorunların çözümüne dayanışma ve birlikte mücadele ile ulaşacağımızın bilincindeyiz” dedi.

“ALIŞILMIŞ ÇARESİZLİKLERE BOYUN EĞMEDEN, MESLEĞİMİZİ İCRA ETMEK İSTİYORUZ”

Genç meslektaşlarına “Büyük Savunma Mitingi” için çağrıda da bulunan Topçu, “26 Nisan Cuma günü Barolar Birliği’nde genç avukatların mesleki sorunlarına ilişkin bir çalıştay düzenlenecek. Bizler de orada yer alacağız. Tüm gün sürecek olan bu çalıştayda tüm sorunlarımızı bir şekilde birlikte mücadele ederek, değerlendirerek sonucuna ilişkin değerlendirme yapacağız. Ertesi gün de miting programında da basın açıklamasıyla çalıştayımızın sonuç raporunu okuyacağız. Tabii ki sadece tek bir günle sorunlar çözülmeyecek. Bunlar için daha örgütlü bir mücadeleye devam edeceğiz. Daha fazla çalışma yapacağız. Çünkü bizler başka bir avukatlığın mümkün olduğunu biliyoruz, görüyoruz. Alışılmış çaresizliklere boyun eğmeden, mesleğimizi icra etmek istiyoruz. Yıllar sonra şu an benim bulunduğum konumda olan genç meslektaşlarımın yüzüne dik bir şekilde bakabilmek ve ‘bizler de bu sorunlar için zamanında çok mücadele ettik. Sonuçlarını gördük diyebilmek istiyoruz.’ Bu nedenle ‘avukat içinde adalet’ demek ve mesleğimizin çözüm bekleyen sorunlarına bir kez daha haykırmak için 27 Nisan’da Ankara’da ‘Büyük Savunma Mitingi’nde yer alacağız” diye konuştu.

“STAJYER AVUKATLAR AİLELERİNİN DESTEĞİYLE GEÇİMLERİNİ SAĞLAYABİLİYOR”

“Türkiye’deki hukuk fakültesi sayısı arkadaşlarımızla yaptığımız çalışmada 89 çıkarılmış ve her sene 20 binin üzerinde genç stajyer avukat arkadaşımız aramıza katılıyor” diyen İzmir Barosu Stajyer Avukat Temsilcisi Emirhan Mumin de şunları söyledi:

“Yaşadığımız problemler genelde özlük hakları kaynaklı problemler. Ücret problemlerimiz var. Sigorta gibi problemlerimiz var. En basitinden bir ulaşım kartı problemi dahi var. Stajyer avukat meslektaşlarımın çoğunluğu ulaşım kartlarını açık öğretim fakültelerine öğrenci kartına başvurarak alıyorlar. Bu bile yaşadığımız sorunlardan bir tanesi. Ailelerin desteğiyle genelde geçimlerini sağlayabiliyorlar. Bu da bizim için çok büyük bir problem. Bunun kanuni anlamda değiştirilmesini istiyoruz. Meclisimizin yarıdan fazlası avukatlardan oluşuyor ve biz onların meslektaşı olacağız. Bu sebeple stajyer avukatların haklarına yönelmelerini istiyoruz. Staj kredisinin bir bursa çevrilmesini, miktarının artırılmasını istiyoruz. Çünkü komik bir rakam olarak 3 bin lira gibi bir staj kredisi var aylık. Bu yani yol mu karşılasın, yemek mi karşılaşma açıkçası. Bütün stajyer arkadaşlarımın 27 Nisan’da yapacağımız ‘Büyük Savunma Mitingi’ne bekliyoruz.”

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

İZMİR BARO BAŞKANI SEFA YILMAZ RÖPORTAJ

İZMİR BAROSU GENÇ AVUKATLAR MECLİSİ BAŞKANI MELİSA TOPÇU RÖPORTAJ

İZMİR BAROSU STAJYER AVUKAT TEMSİLCİSİ EMİRHAN MUMİN RÖPORTAJ

]]>
https://www.haber60.com.tr/izmir-barosu-baskani-yilmaz-avukatin-sesini-kisarsaniz-her-turlu-sikinti-yasayan-insanin-sesini-kismis-olursunuz/feed/ 0
Mali Müşavirler: İşlerimizi Yapamaz Hale Geldik, Bıçak Kemiğe Dayandı https://www.haber60.com.tr/mali-musavirler-islerimizi-yapamaz-hale-geldik-bicak-kemige-dayandi/ https://www.haber60.com.tr/mali-musavirler-islerimizi-yapamaz-hale-geldik-bicak-kemige-dayandi/#respond Thu, 25 Apr 2024 00:36:35 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=29219 (İSTANBUL) Türkiye genelindeki Serbest Muhasebeci Mali Müşavir Odaları, meslek mensupları aracılığıyla alınan beyan ve bildirimlerin sayısının her geçen gün artması, içeriklerinin kolaylaşacağı yerde giderek zorlaşması ve sistemlerin çalışmaması nedenleriyle artan iş yükü baskısına tepki gösterdi. İstanbul’da 55 bin üyesi bulunan İstanbul Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası’nın (İSMMMO) Şişli’deki merkezi önünde bir araya gelen çok sayıda mali müşavir, “Artık günlük işlerimizi bile yapamaz hale geldik ve bıçak kemiğe dayandı. Sesimize kulak verin, taleplerimizi bir an önce hayata geçirin” dedi.

Basın açıklaması sırasında konuşan İSMMMO Başkanı Erol Demirel, Hazine ve Maliye Bakanlığı’na seslenerek, “Yazılı ve sözlü başvurularımızı dikkate almanız için meslektaşlarımızın masa başında ölmesi mi gerekli!” diye sordu. Demirel, mali müşavirlerin sırtındaki yükün dayanılmaz bir boyuta ulaştığını, dünyada haftalık çalışma gününün 4 güne indirilmesi tartışılırken, mali müşavirlerin adeta 7/24 çalışmak zorunda kaldığına dikkat çekti. Görünürde mükellef veya işverenlerden istenilen, iktisadi ve sosyal hayata ilişkin hemen her verinin mali müşavirler aracılığıyla toplanılır hale gelmesini eleştiren Demirel, konuşmasına şöyle devam etti:

“Bu durum meslek mensuplarının çok ağır bir iş yükü altında ezilmelerine neden olurken, bir de beyan ve bildirimleri almak için kullanılan sistemlerin sağlıklı çalışmaması, yoğunluk dönemlerinde tıkanması, zamanla yarışan meslektaşlarımızın streslerini katbekat artırmaktadır. Meslektaşlarımız, rutin dönemlerde dahi beyan ve bildirimleri hazırlayamaz hale gelmiştir.”

“BU ORTAMDA ENFLASYON MUHASEBESİ MÜMKÜN DEĞİL”

55 bin, ülke genelinde ise 130 bin mali müşavir için zorlu bir ay yaşandığının da altını çizen Demirel, Gelir İdaresi Başkanlığı’nın vergi takviminde sadece Nisan ayında toplam 56 beyan ve bildirimin verileceğine vurgu yaptı. Demirel, “Bu beyan ve bildirimlerin yanında bir de en son 20 yıl önce uygulanan, genel tebliği ile sirküleri henüz 2.5 ay önce yayımlanan, hala uygulamada birçok tereddütü barındıran enflasyon düzeltme işlemlerini de aynı takvimde tamamlanmak zorunda bırakılmayı adil ve uygulanabilir bulmuyoruz. Üstelik Nisan ayında, Ramazan Bayramı, 23 Nisan, idari ve hafta sonu tatilleriyle birlikte sadece 18 çalışma günü bulunuyor. Bu kadar kısa sürede bu kadar beyan ve bildirimin sağlıklı bir şekilde verilmesine olanak yoktur. Mükelleflerden bilgi ve belgenin toplanamaması sebebiyle, kurumlar vergi beyannamelerinin süresinde sağlıklı bir şekilde hazırlanabilmesi mümkün değildir” diye konuştu.

Demirel, “Hazine ve Maliye Bakanlığı ve Gelir İdaresi Başkanlığı’na, 2024 yılının geçiş dönemi olması, ikincil mevzuatın geç yayımlanması ve aşırı yoğunluk nedeniyle, bu yıl geçici vergi dönemlerinde enflasyon düzeltmesi işlemlerinin yapılmaması için yaptığımız müracaatımıza olumlu yanıt verilmesini istiyoruz. Aynı şekilde Nisan ayındaki resmi tatil sürelerinin uzun olması nedeniyle, 2023 yılına ilişkin Kurumlar Vergisi Beyannameleri’nin ve Elektronik Defter Beratlarının yüklenmelerinin zamanında yapılması mümkün değildir. Geçici vergi beyan süresi mutlaka uzatılmalıdır” ifadelerini kullandı.

“YETKİLİLERİN BU ÇIĞLIĞI DUYMASI GEREKİYOR”

Meslek camiasında bir infial yaşandığını belirten Demirel, mali müşavirlerin ağır iş yükü altında ezildiğini, beden ve ruh sağlıklarının olumsuz etkilendiğini, adil olmayan ücret tarifesinin eşitsizlik yaratarak, insanca yaşam hakkına engel bir ortam yarattığını, dolayısıyla yetkililerin bu çığlığı duymaları gerektiğini söyledi. Demirel, sözlerini “Artık günlük işlerimizi bile yapamaz hale geldik ve bıçak kemiğe dayandı. Sesimize kulak verin, taleplerimizi bir an önce hayata geçirin.” çağrısıyla tamamladı.

MALİ MÜŞAVİRLERİN SİSTEMİN DÜZGÜN ÇALIŞMASINA YÖNELİK TALEPLERİ:

Başkan Demirel, ‘her ay beyan sürelerinin uzatılması’ gibi günü kurtaracak kararlar yerine, Hazine ve Maliye Bakanlığı’na ilettikleri öneri ve taleplerini altı madde ile özetledi:

1. Elektronik uygulamalar aracılığıyla toplanan veriler, etkin bir şekilde sınıflandırılmalı

2. Aynı verileri içeren tekrarlı beyan ve bildirim yükleri hafifletilmeli

3. Vergi beyan dönem ve süreleri, resmi tatil günleri dikkate alınarak düzenlenmeli

4. TÜİK, Merkez Bankası ve Kamu İhale Kurumu benzeri tüm kamu kurumlarla veri paylaşılmalı

5. Beyan ve bildirimler sadeleştirilmeli, bilgi sistemleri alt yapıları modernize edilmeli.

DİĞER MESLEKİ TALEPLER:

1. Belirli kıdemin üzerindeki meslek mensuplarına yeşil pasaport hakkı verilmeli

2. Uluslararası uygulamalarda olduğu gibi mali müşavirlere de arabuluculuk hakkı verilmeli

3. Mali müşavirlik ve denetim hizmetlerindeki KDV oranı indirilmeli

4. Bütün beyannamelerin mali müşavirler tarafından imzalanması zorunlu tutulmalı

5. Stajyerlerin istihdamına destek sağlanmalı, sigorta prim yükü azaltılmalı

6. Meslek mensupları KOSGEB destek programlarından ve kredilerinden yararlanabilmeli

]]>
https://www.haber60.com.tr/mali-musavirler-islerimizi-yapamaz-hale-geldik-bicak-kemige-dayandi/feed/ 0
İzmir’de Mali Müşavirlerden Çalışma Koşullarının İyileştirilmesi İçin Eylem https://www.haber60.com.tr/izmirde-mali-musavirlerden-calisma-kosullarinin-iyilestirilmesi-icin-eylem/ https://www.haber60.com.tr/izmirde-mali-musavirlerden-calisma-kosullarinin-iyilestirilmesi-icin-eylem/#respond Tue, 23 Apr 2024 00:36:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=28862 HABER: ECE AZAK – KAMERA: ÖZGÜR ŞENGÜL

(İZMİR)- İzmir’de mali müşavirler, çalışma koşullarının iyileştirilmesi ve yükünün azaltılması için İzmir Mali Müşavirler Odası önünde toplanarak eylem yaptı. Burada yapılan açıklamada, “Buradan meslek odalarımıza ve meslek üst birliğimiz TÜRMOB’a da sesleniyoruz. Sesimize kulak verin. Bizi duyun. Bu süreçte tüm tarafların üzerine düşenleri yapmasını talep ediyor ve İzmir Mali Müşavirler Odamızın önünden bir kez daha haykırıyoruz. Angaryalara hayır. Mali müşavirler köle değildir. Demokratik mesleki mücadelemiz sürecektir” denildi.

İzmir Mali Müşavirler Odası önünde toplanan mali müşavirler çalışma koşulları ve iş yükünün fazla olması nedeniyle eylem yaptı. Eylemde “Angaryalara hayır”, “Çalışan altyapı istiyoruz”, “Enflasyon düzeltmesi yıllık yapılsın”, Ba bs bildirimleri kaldırılsın”, “Sözde değil özde mali tatil”, “Çalışan portal istiyoruz”, E-Defterler yıllık gönderilsin”, “KDV beyanları birleştirilsin” pankartları açılırken; “Maliye şaşırma sabrımızı taşırma”, “İnsanız, haklıyız, kazanacağız” sloganları atıldı.

Mali Müşavirler adına açıklamayı okuyan Ebru Akçınar, 3568 sayılı meslek yasasından aldıkları yetkiye dayanarak mesleklerini icra etmeye çalıştıklarını söyleyerek şunları kaydetti:

“Çok yoğun bir staj ve sınav maratonundan sonra binbir zorlukla ofislerimizi açıyoruz. ya da firmalarda bağımlı olarak çalışmaya başlıyoruz. Yaptığımız iş ülke ekonomisine büyük değer katıyor. Milyarlarca lira vergi bizlerin emeğiyle hesaplanmakta ve hazineye intikal etmektedir. Pandemi döneminde sağlık çalışanlarından sonra en fazla can kaybı veren meslek camiasıyız. Peki buradan başta TÜRMOB ve Hazine ve Maliye Bakanlığı olmak üzere yetkililere sormak gerekmez mi? Tüm bu fedakarlıklara ve zorluklara rağmen mali müşavirler neden gece yarılarına kadar ofislerinde çalışmak zorunda kalmaktadır? Bu kadar çok beyanname ve bildirim yapma sorumluluğuyla kuşatılmış başka bir meslek grubu var mıdır? Mali müşavirler köle midir? Mali müşavirler 50-55 yaşında masa başında kalp krizinden ölüp gitmek zorunda mıdır?”

“‘BEN YAPTIM OLDU’ DİYEREK YASAYA AYKIRI TEBLİĞLE DÜZENLEME YAPMA YETKİSİNİ HANGİ HAKLA KULLANABİLMEKTEDİRLER?”

Çok fazla iş yükünün olduğunu belirterek çalışma koşullarının iyileştirilmesini isteyen Akçınar, iş hayatında yaşadıkları sorunları ise söyle aktardı:

“KDV, KDV 2, Muhtasar SGK, ÖTV, Geçici, Yıllık, Kurumlar, GEKAP, TÜİK, Turizm Beyannamesi, Damga Vergisi Beyannamesi, Konaklama Beyannamesi, Form Ba Bs, Yıllık İşletme Cetveli ve yüzlerce beyan ve bildirimle mücadele eden mali müşavirlerin iş yükü yetmemiş olacak ki Hazine ve Maliye Bakanlığı Vergi Usul Kanunu’nun 174. maddesini görmezden gelerek; adeta canına okuyarak geçici vergi dönemlerinde bilanço ve düzeltilmiş bilanço isteyebilmektedir. Vergi Usul Kanunu 174. maddesi ‘Defterler hesap dönemi itibariyle tutulur. Kayıtlar her hesap dönemi sonunda kapatılır ve ertesi dönem başında yeniden açılır. Hesap dönemi normal olarak takvim yılıdır’ demektedir. Enflasyon Düzeltmesi Tebliği’ni yazanların bunu bilmemesi mümkün olmadığına göre; ‘ben yaptım oldu’ diyerek yasaya aykırı tebliğle düzenleme yapma yetkisini hangi hakla kullanabilmektedirler? Bizler enflasyon düzeltmesine elbette karşı değiliz ya da devletin vergi toplamasına karşı değiliz. Bilakis bu konularda söyleyecek sözü olan bir akademik mesleki camiayız. Bizler bunu yaparken rasyonel yöntemlerin esas alınmamasına ve tüm iş yükünün mali müşavirlere bırakılmasına isyan ediyoruz. Bizler aynı anda onlarca beyan ve bildirim isteyen Bakanlığın yazılım, donanım ve bilişim altyapısını buna uygun hale getirmemesine karşıyız. Bilgisayarlarımızın karşısında Bakanlığın sistemlerinin açılmasını saatlerce beklemek zorunda oluşumuzadır isyanımız.”

“MESLEKTAŞLARIMIZIN ÇALIŞMA ŞARTLARI VE KOŞULLARI TAKİP EDİLMELİ VE GEREKLİ DÜZENLEMELER YAPILMALIDIR”

Yoğun çalışma koşulları ve iş yükünün fazla olması sebebi ile sabırlarının tükendiğini söyleyen Akçınar, mali müşavirlerin öncelikli taleplerini de şöyle aktardı:

“İzmir Mali Müşavirler Odamızın önünden bir kez daha sabrımızın tükendiğini belirtiyor, artık yeter diyoruz. Bizler de hafta sonunu ailelerimizle geçirmek istiyoruz. Mali müşavirlik hizmetlerinde KDV oranı yüzde 1 olarak düzenlenmelidir. Mali müşavirlik hizmetinde stopaj uygulamasına son verilmelidir. KDV 1 ve KDV 2 beyannameleri birleştirilmelidir. Vergi Usul Kanunu’nda hüküm algına alınan vergi mahremiyeti maddesi güncellenmeli ve SMİYB düzenleyenlere ilişkin sorgu sistemi mali müşavirlere açılmalıdır. Mali Tatil Uygulaması mevcut haliyle tatil olmanın uzağında kağıt üzerinde bir uygulamadır. Mali Tatil dönemindeki beyanname ve bildirimlere ait süreler bir sonraki aykilerle birleştirilmelidir. Mali müşavirlerin sağlık Bakanlığı’nın denetimindeki sağlık kuruluşlarından alacakları sağlık raporlarındaki süre kadar beyanname ve bildirim süreleri uzamalıdır. Başta Hazine ve Maliye Bakanlığı olmak üzere, kurumlar mesleğimizi ilgilendiren konularda tebliğ yayınlamadan önce TÜRMOB’un da görüşünü almalıdır. Meslek mevzuatımızda bulunan ve Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın vesayeti anlamına gelen tüm hükümler masama faaliyeti ile mevzuattan çıkarılmalıdır. Mali Mühür uygulaması kaldırılmalı, mali müşavirlerin Mali mühürleri mükellefleri için geçerli olabilmelidir. Başta Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın vereceği listelere binaen mali müşavirlere gönderdikleri beyanname ve bildirim başına hazineden katkı payı ödenmelidir. Ödenecek katkı payı ilgili işlem için alınan damga vergisinin yüzde 70’inden az olmamalıdır. 6 tane büyükşehirde devlet üniversitelerine bağlı mali müşavirlik fakülteleri kurulmalıdır. Bağımlı çalışan meslektaşlarımızın çalışma şartları ve koşulları takip edilmeli ve gerekli düzenlemeler yapılmalıdır.”

“DEMOKRATİK MESLEKİ MÜCADELEMİZ SÜRECEKTİR”

Mali müşavirlerin başta haksız rekabet olmak üzere onlarca önemli problemle de karşı karşıya olduklarını dile getiren Akçınar, “Buradan meslek odalarımıza ve meslek üst birliğimiz TÜRMOB’a da sesleniyoruz. Sesimize kulak verin. Bizi duyun. Bu süreçte tüm tarafların üzerine düşenleri yapmasını talep ediyor ve İzmir Mali Müşavirler Odamızın önünden bir kez daha haykırıyoruz. Angaryalara hayır. Mali müşavirler köle değildir. Demokratik mesleki mücadelemiz sürecektir” dedi.

]]> https://www.haber60.com.tr/izmirde-mali-musavirlerden-calisma-kosullarinin-iyilestirilmesi-icin-eylem/feed/ 0 Mali Müşavirler İş Yükünden Şikayetçi https://www.haber60.com.tr/mali-musavirler-is-yukunden-sikayetci/ https://www.haber60.com.tr/mali-musavirler-is-yukunden-sikayetci/#respond Sat, 20 Apr 2024 21:24:53 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=28457 İSHAK KARA

(VAN) – Van Serbest Muhasebeci ve Mali Müşavir Odası Başkanı Yakup Örenci, “Biz mali müşavirler artık işimizi, mesleğimizi yapamaz duruma getirildik. Gelir idaresinin gönüllü memurları olduk. Buradan Maliye ve Hazine bakanımıza sesimizi duyurmak istiyoruz, muhasebe ve vergisel işlemler uygulanabilir duruma getirilerek, biz mali müşavirler artık Tatil yapmak,  kendimize ve Ailemize  zaman ayırmak istiyoruz. Bunları hak etmedik mi?” dedi.

Van, Ağrı ve Hakkari Serbest Muhasebeci Mali Müşavirleri Odası üyeleri, Van’da bir araya gelerek açıklama yaptı. Mali müşavirlerin iyileştirme yapılmasını istediği talepler arasında beyan bildirimin sadeleştirilmesi, Gelir İdaresi Başkanlığı’nın dijital sistemlerinin sorunsuz çalışması ve mali tatilin gerçek anlamda uygulanması yer aldı.

GELİR İDARESİNİN GÖNÜLLÜ MEMURLARI OLDUK

Mali müşavirlerin işlerini yapamaz duruma geldiğini belirten Van Serbest Muhasebeci ve Mali Müşavir Odası Başkanı Yakup Örenci, şunları söyledi:

“Mali Müşavirler, Ekonominin kaydını tutan, analiz eden, toplumun her kesimi için bilgi, hizmet üreten meslek grubuyuz. Hiçbir fedakarlıktan kaçınmadan gece gündüz demeden her zor durumda mesleki etik değerlere sahip çıkarak kamuya bilgi üretiyoruz. Biz Mali Müşavirler artık işimizi, mesleğimizi yapamaz duruma getirildik. Gelir idaresinin gönüllü memurları olduk, Sürekli artan ve giderek karmaşıklaşan iş yükü ile karşı karşıya kaldık. Bu durum sadece hayallerimiz yıkmakla kalmadı, aynı zamanda angaryaların esiri olduk.”

“İŞ YÜKÜ GETİREN İŞLEMLERİN EKONOMİK KARŞILIĞI YOK”

“Çok sık mevzuat değişikliği sebebiyle muhasebe paket programlarında güncellemelerinden dolayı maddi külfete katlanmaktayız” diyen Örenci, Gelir İdaresi Başkanlığı’nın dijital vergi sistemindeki teknik sorunlar nedeniyle sürekli ciddi zaman kaybı yaşadıklarını ifade ederek, şunları söyledi:

“Teknik sorunlardan dolayı idarenin verdiği süre uzatmalarını son gün hatta son saatlerde açıklaması kabul edilebilir bir durum değildir. Bu sorunlar mali müşavirleri çalışmaz duruma getirmiştir. Devletin büyük bir iş yükünü ve bütün kırtasiye masrafını, meslek mensuplarına devretmesi, ekonomik kaybımıza neden olmaktadır. Vergi incelemeleri, SGK teftişleri, KOSGEB işlemleri, kredi işlemleri için bilgi ve belge temini, devletin çıkarmış olduğu vergi ve SGK ile ilgili teşvikler için ekstra zaman harcanması, sık sık çıkan yapılandırmalar gibi, meslek mensuplarına  iş yükü getiren bu işlemlerin,ekonomik karşılığı da bulunmamaktadır.

Mali Müşavirler, Devlet ile mükellef arasında köprü görevi gören bir meslek grubu olmamız sebebiyle, Kayıt dışı ekonomi ile mücadele, toplumda vergi bilincinin artması, büyüyen ekonomi ile beraber muhasebe sistemlerimizin uluslararası muhasebe standartlarına uyumlu hale gelebilmesi gibi birçok temel konuda sorumluluk üstlenmiş olan biz mali müşavirler bu uygulanan vergi ve maliye politikaları karşısında gün be gün ezildiğimizi belirtmek istiyoruz. Hal böyle iken devletin, mesleğe olan ilginin ve meslek mensuplarının niteliğini artırmak, onların sorunlarına çözüm yolu bulmak gibi bir sorumluluğu bulunmaktadır.”

BEYAN VE BİLDİRİMLERİN SADELEŞTİRİLMESİNİ İSTİYORUZ

Mali müşavirlerin talepleri basın açıklamasında, şu şekilde sıralandı:

“Beyan ve bildirimlerin sadeleştirilmesini istiyoruz. Beyan ve Bildirimlerde süre uzatımı değil, Gelir idaresinin dijital sistemlerinin sorunsuz çalışmasını istiyoruz. Enflasyon muhasebesi yıllık olarak yapılmasını talip ediyoruz. 2024 ve sonrasında geçici vergi dönemlerinde enflasyon muhasebesinin uygulanmamasını ve bilançoların talebinden vazgeçilmesini talep ediyoruz. 2023 yılı Kurumlar vergisi beyan süresinin uzatılmasını talep ediyoruz. E-Defter beratların süresinin uzatılmasını talep ediyoruz. Mali tatilin gerçek anlamda uygulanmasını istiyoruz. Meslekte kota uygulamasının bir an önce çıkarılmasını talep ediyoruz. Buradan Maliye ve Hazine bakanımıza sesimizi duyurmak istiyoruz, muhasebe ve vergisel işlemler uygulanabilir duruma getirilerek, Biz mali müşavirler artık tatil yapmak,  kendimize, ailemize  zaman ayırmak istiyoruz. Bunları hak etmedik mi?”

]]>
https://www.haber60.com.tr/mali-musavirler-is-yukunden-sikayetci/feed/ 0
Gelecek 10 Yılda Ön Plana Çıkacak Meslekler Açıklandı https://www.haber60.com.tr/gelecek-10-yilda-on-plana-cikacak-meslekler-aciklandi/ https://www.haber60.com.tr/gelecek-10-yilda-on-plana-cikacak-meslekler-aciklandi/#respond Sat, 13 Apr 2024 22:21:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=27306 İşgücü Piyasası Araştırması’nda gelecek 10 yılda ön plana çıkması beklenen mesleklerin yazılım mühendisi, e-ticaret uzmanı, yapay zeka uzmanı, bilişim uzmanı, inşaat mühendisi, pazarlama uzmanı, dil ve konuşma terapisti ve CNC operatörü olduğu belirlendi.

BAKAN IŞIKHAN VERİLERİ PAYLAŞTI

Konuyla ilgili açıklamada bulunan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, işgücü piyasasının ihtiyaçlarını belirlemek ve etkin çözümler üretebilmek için çalışmalarını sürdürdüklerini belirtti.

Türkiye İş Kurumu (İŞKUR) tarafından 2023’de 2 ve üzeri istihdam sağlayan 86 bin iş yeriyle görüşülerek hazırlanan İşgücü Piyasası Araştırması’nın sonuç raporlarının yayımlandığını bildiren Işıkhan, şu ifadeleri kullandı:

“İş gücü ihtiyacının en fazla olduğu alan imalat sektörü. İşverenlerden alınan geri bildirimlere göre gelecek 10 yılda ön plana çıkması beklenen meslekler ise yazılım mühendisi, e-ticaret uzmanı, yapay zeka uzmanı, bilişim uzmanı, inşaat mühendisi, pazarlama uzmanı, dil ve konuşma terapisti ve CNC operatörü.”

3 SEKTÖRDE KADIN ÇALIŞANLAR ERKEKLERDEN DAHA FAZLA

Bakanlıktan araştırmaya ilişkin yapılan yazılı açıklamaya göre, İŞKUR’un 5 Haziran-14 Temmuz 2023 tarihlerinde bilgi formu uygulayarak gerçekleştirdiği araştırma kapsamındaki çalışanların yüzde 70’i erkekler, yüzde 30’u kadınlardan oluştu.

Kadın çalışan sayısının, erkeklerden daha yüksek olduğu sektörler, “insan sağlığı ve sosyal hizmet faaliyetleri” ile “eğitim” oldu. Ayrıca kısmi zamanlı çalışma yapılan iş yerlerindeki kadın istihdamının, kısmi zamanlı çalışma yapılmayan iş yerlerine göre daha yüksek olduğu belirlendi.

Araştırmaya göre, işgücü ihtiyacının en fazla olduğu imalat sektöründeki iş yerlerinin yüzde 16,6’sında, aynı sektördeki 20 ve üzeri çalışanı olan iş yerlerinin ise yüzde 37,3’ünde eleman ihtiyacı bulunuyor.

EN FAZLA ELEMAN ARANAN MESLEKLER

Araştırma kapsamında işverenler tarafından en fazla eleman aranan meslekler de belirlendi. En çok açık iş olan 10 meslek arasında, makineci (dikiş), garson, satış danışmanı, ahşap mobilya imalat ustası, temizlik görevlisi, gazaltı kaynakçısı, konfeksiyon işçisi, akaryakıt satış elemanı, ark kaynakçısı ve yük taşıma şoförü yer aldı. Açık işlerde en fazla aranan beceriler, “yeterli mesleki ve teknik bilgi” ve “iş tecrübesi” oldu.

Ülke genelinde iş yerlerinin yüzde 8,7’sinde açık iş bulunduğu, bu oranın 20 ve üzeri çalışanı olan iş yerlerinde 27,6’ya ulaştığı tespit edildi. Kadın iş gücü tercih edilen açık işlerde, makineci (dikiş), temizlik görevlisi, satış danışmanı, mutfak görevlisi, mantı ustası, ön muhasebeci, garson, konfeksiyon işçisi, aşçı ve okul öncesi öğretmeni meslekleri öne çıktı.

10 MESLEKTE ELEMAN TEMİNİNDE GÜÇLÜK ÇEKİLİYOR

Araştırmada, işverenlerin yüzde 12,5’inin eleman temininde güçlük çektiği saptandı. Eleman temininde en fazla güçlük çekilen 10 meslek, makineci (dikiş), garson, ahşap mobilya imalat ustası, gazaltı kaynakçısı, inşaat işçisi, satış danışmanı, tır-çekici şoförü, yük taşıma şoförü, akaryakıt satış elemanı ve çelik kaynakçısı olarak sıralandı.

Bu mesleklerde eleman temininde güçlük çekilmesinin en önemli nedenleri, “ilgili meslekte yeterli iş başvurusunun yapılmaması”, “gerekli mesleki beceriye/niteliğe sahip eleman bulunamaması” ve “yeterli iş tecrübesine sahip eleman bulunamaması” oldu.

Araştırma kapsamında görüşülen iş yerlerinde bir yıl sonraki istihdam artış beklentisinin yüzde 5,4 olduğu tespit edildi.

En fazla istihdam artışı beklenen 10 meslek arasında garson, kurye, satış danışmanı, makineci (dikiş), inşaat işçisi, ahşap mobilya imalat ustası, ark kaynakçısı, yük taşıma şoförü, konfeksiyon işçisi ve ağ teknolojileri meslekleri gösterildi.

İŞVERENLERLE YÜZ YÜZE GÖRÜŞÜLECEK

İŞKUR, 2024 yılı İşgücü Piyasası Araştırmasını 15 Nisan-17 Mayıs 2024 tarihlerinde yapacak. Geçmişten farklı olarak bu yıl İŞKUR personeli araştırmanın tamamını yüz yüze ziyaretlerle gerçekleştirecek.

Türkiye genelinde, iş gücü piyasasının talep tarafının geniş bir çerçevesini çizecek araştırmayla, iş yerlerinin yapısal özellikleri, çalışan sayıları, açık işleri, eleman temininde güçlük çektikleri meslekler ve istihdam beklentileri gibi veriler temin edilerek geleceğin mesleklerine ilişkin tahminler üretilecek.

]]>
https://www.haber60.com.tr/gelecek-10-yilda-on-plana-cikacak-meslekler-aciklandi/feed/ 0
Elazığ’da Kız Meslek Lisesi Öğrencileri Beslenme Desteği Projesiyle Anaokulu Öğrencilerine Hizmet Veriyor https://www.haber60.com.tr/elazigda-kiz-meslek-lisesi-ogrencileri-beslenme-destegi-projesiyle-anaokulu-ogrencilerine-hizmet-veriyor/ https://www.haber60.com.tr/elazigda-kiz-meslek-lisesi-ogrencileri-beslenme-destegi-projesiyle-anaokulu-ogrencilerine-hizmet-veriyor/#respond Fri, 29 Mar 2024 21:25:30 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=24837 Elazığ’da kız meslek lisesi öğrencileri Milli Eğitim Bakanlığının (MEB) deprem bölgesi illerde başlattığı Beslenme Desteği Projesi kapsamında 1400 anaokulu öğrencisine günlük kahvaltı ve yemek hizmeti sunuyor.

Öğretmen Sıdıka Avar Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi yiyecek içecek hizmetleri bölümü öğrencileri, alan şefi ve usta öğreticilerin eşliğinde, 23 anaokulunda eğitim gören minik öğrencilere günde iki öğün yemek gönderiyor.

“Mesleki açıdan kendilerini daha da geliştirmelerini istiyoruz”

Okul Müdürü Abdurrahman Güvenç, AA muhabirine, İl Milli Eğitim Müdürlüğü ile yapılan protokol kapsamında öğrencilerin, anaokulu öğrencilerine hijyenik ortamda sabah kahvaltısı ve öğle yemeği hazırladığını belirtti.

Hazırlanan yemeklerin günlük sıcak ve uygun koşullarda araçlarla okullara ulaştırıldığını ifade eden Güvenç, şöyle konuştu:

“Bu proje sayesinde öğrencilerimiz sınıflarda aldıkları teorik eğitimi burada uygulama alanı buluyor, bilgi ve becerilerini daha da pekiştirerek mesleki açıdan daha donanımlı hale geliyor. Aynı zamanda öğrencilerimiz üretim odaklı sundukları hizmetin karşılığında eğitim harçlıklarını da çıkarıyor. Bu projeyle herhangi bir kar amacı taşımıyoruz, öğrencilerimizin bu projede aktif olarak yer alması ve mesleki açıdan kendilerini daha da geliştirmelerini istiyoruz. Mesleki açıdan kendilerini geliştiren öğrencilerimiz ilgili işletmelerde veya kamuda rahatlıkla çalışabilecek donanıma sahip oluyorlar.”

“Hijyen açısından gerekli tüm kontrolleri yapılıyor”

Güvenç, meslek lisesi öğrencilerinin atölyelerde üretim yaparak elde ettikleri tecrübenin ilgili sektörün kalifiye eleman ihtiyacını giderme noktasında son derece önemli olduğunu vurguladı.

Proje kapsamında anaokullarına sabah kahvaltısını zamanında ulaştırmak için öğrencilerin hazırlıklarını bir gün önce tamamladıklarını aktaran Güvenç, şöyle devam etti:

“Öğle yemekleri için öğrencilerimiz sabahın erken saatlerinde iş başı yapıyor. Öğrencilerimiz, hijyenik koşullarda ve özenle hazırladıkları besinlerle büyüme dönemindeki anaokulu öğrencilerinin sağlıklı bir şekilde beslenmesini sağlıyorlar, bu bizim için son derece önemli ve mutluluk verici bir görev. Hedefimiz bu projeyi kent genelindeki tüm anaokullarına yaymak ve miniklerin güvenli ve sağlıklı bir şekilde beslenmelerini sağlamak. Burada hazırlanan yemeklerin alan şeflerince hijyen açısından gerekli tüm kontrolleri yapılıyor ve yemeklerden günlük numuneler alınarak 72 saat boyunca saklanıyor. Hazırlanan birbirinden lezzetli ve sağlıklı besinleri anaokulu öğrencilerimize güvenle sunuyoruz.”

“Mesleğimizi daha iyi öğrenme imkanı bulduk”

10’uncu sınıf öğrencisi Nisanur Kaplan da yaptıkları çeşitli yemeklerin kendilerine büyük bir tecrübe kazandırdığını söyledi.

Çok güzel çalışma ortamına sahip olduklarını aktaran Kaplan, “Bu proje sayesinde mesleğimizi daha iyi öğrenme imkanı bulduk. Gelecekte iyi bir şef olmak istiyorum. Burada çeşitli yemekler ve tatlılar yaparak deneyim kazanıyoruz. Minik kardeşlerimize böyle bir hizmeti sunduğumuz için çok mutluyuz.” ifadelerini kullandı.

Öğrencilerden Rabia Mertoğlu ise yemek yapmayı çok sevdiğini, yürütülen çalışmanın kendileri için büyük bir fırsat olduğunu dile getirdi.

“Bu projeyle aynı zamanda yardımlaşma ve paylaşma duyguları ile takım çalışmasının ne demek olduğunu kavradık. Burada edindiğimiz tecrübe ve deneyim ile gelecekte kendi işimi kurabilir ya da bir işletmede şef olarak çalışabilirim.” diyen Mertoğlu, gelecekte restoran işletmek istediğini aktardı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/elazigda-kiz-meslek-lisesi-ogrencileri-beslenme-destegi-projesiyle-anaokulu-ogrencilerine-hizmet-veriyor/feed/ 0
Ormancılığı Seçen Genç Kadınlar: Merve Yumuş ve Merve Emiroğlu https://www.haber60.com.tr/ormanciligi-secen-genc-kadinlar-merve-yumus-ve-merve-emiroglu/ https://www.haber60.com.tr/ormanciligi-secen-genc-kadinlar-merve-yumus-ve-merve-emiroglu/#respond Sat, 23 Mar 2024 08:42:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=22628 Lise son sınıfta ormancılara özenen ve bu alanda eğitim alan 22 yaşındaki Merve Yumuş, meslek olarak orman koruma memurluğunu seçti.

Din görevlisi olan babasının çalıştığı köylerde gördüğü ormancılardan etkilenen Yumuş, lise yıllarında orman muhafaza memuru olmayı hayal etti.

Üniversite sınavının ardından birinci tercihi olarak yerleştiği Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi Mudurnu Süreyya Astarcı Meslek Yüksekokulu Ormancılık ve Orman Ürünleri Programını tamamlayan Yumuş, daha sonra Kamu Personeli Seçme Sınavında (KPSS) aldığı puanla Sakarya’ya orman muhafaza memuru olarak atandı.

Söğütlü ilçesindeki Orman İşletme Şefliğinde 8 ay önce çalışmaya başlayan Yumuş, ormanların korunması için her koşulda görev yapıyor.

Kendini adeta ormanların korunmasına adayan Yumuş, hayalindeki mesleği yapmanın mutluluğunu yaşıyor.

“Kadın elinin değdiği her yer belli oluyor”

Merve Yumuş, AA muhabirine, üniversiteden mezun olur olmaz mesleğe atandığını söyledi.

Yumuş, lise son sınıftayken ormancıları gördükçe mesleğe olan heves ve merakının giderek arttığını dile getirerek, “Aklımda soru işaretleri vardı ilk başta. Yapabilir miyim diye düşünüyordum, sonradan geçti. Mesleğe girecekler, akıllarında soru işareti kalmadan seçebilirler. Yapabilecekleri bir meslek bence. Kadın elinin değdiği her yer belli oluyor zaten.” diye konuştu.

İş ortamından ve çalışma arkadaşlarından memnun olduğunu belirten Yumuş, şöyle devam etti:

“Aslen Orduluyuz ama babam 18 senedir burada imam olarak görev yaptığı için burayı seçtim. İşimi severek yapıyorum. İyi ki orman muhafaza memuru olmuşum. En azından bildiğim, sevdiğim bir iş. Daha öncesinde polislik gibi önüme fırsatlar da çıkmıştı ama kendi bölümümden ilerlemek istedim. İyi ki de o şekilde yapmışım.”

Yumuş, en büyük destekçisinin ailesi olduğunu anlatarak, “O yüzden güzelce ilerledim ve mesleğimi elime aldım, mutluyum. İş arkadaşlarım da benimle beraber çok mutlu oldu. Herkes benimle gerçekten gurur duydu. Ekip arkadaşlarım kalabalık ama yanımda hemcinsimin olması güzel oluyor. Merve’yle beraber çalışıyoruz. Güzel vakit geçiriyoruz, o açıdan rahatım.” ifadelerini kullandı.

“Kızımla gurur duyuyoruz”

Baba Aydın Yumuş da çocuklarının eğitimi için elinden geleni yaptığını söyledi.

Kızının meslek tercihini kendi isteğiyle yaptığını anlatan Yumuş, “Daha önce ben polis olmasını istedim. ‘Ben ormancılığı seviyorum’ dedi ve o bölüme devam etti. Azmetti ilk senesinde istediği bölümü kazandı. Orayı bitirdikten sonra 21 yaşında hiçbir boşluk yaşamadan görevine başladı. Herkes kızımla gurur duydu, biz de gurur duyuyoruz.” diye konuştu.

Aynı işletme şefliğinde çalışan Merve Emiroğlu ise orman yönünden zengin olan Kastamonu’da büyüdüğünü ve çocukluğundan beri ormanlarda gezdiğini kaydetti.

Hep ormancı olmak istediğini aktaran Emiroğlu, “Çamurda, yağmurda, karda, her şekilde arazideyiz. Kadın için zor bir meslek ama çok severek yaptığın zaman kolaylaşıyor. Tek başıma kadın memurdum burada, daha sonra Merve arkadaşımız geldi. Şimdi daha iyi çalışıyoruz beraber. Orman muhafaza memuru olmaktan çok mutluyum. Herkese de tavsiye ediyorum.” dedi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/ormanciligi-secen-genc-kadinlar-merve-yumus-ve-merve-emiroglu/feed/ 0
Özgür Özel: “İzmir’in Malı İzmir’indir. 31 Mart’tan Sonra da Cemaat ve Tarikatları İzmir’e Sokmayacağız” https://www.haber60.com.tr/ozgur-ozel-izmirin-mali-izmirindir-31-marttan-sonra-da-cemaat-ve-tarikatlari-izmire-sokmayacagiz/ https://www.haber60.com.tr/ozgur-ozel-izmirin-mali-izmirindir-31-marttan-sonra-da-cemaat-ve-tarikatlari-izmire-sokmayacagiz/#respond Sat, 23 Mar 2024 03:42:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=22482 HABER: ECE AZAK – ÖZGÜR ŞENGÜL/ KAMERA: KERİM UĞUR

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, AKP’nin İzmir’de seçimleri kazanması halinde Karşıyaka İskelesini TÜGVA’ya, Alsancak İskelesi’ni ise TÜRGEV’e vereceğini ifade ederek, “Bunlar İzmir’in malını cemaatlere verecekler. Büyük bir baskı uyguluyorlar, takiyye yapıyorlar. Hamza Dağ’a oy veren tüm AKP’liler şimdi gelmiş alkollü mekanlarda video çekiyor. İzmir, Cumhuriyet’in güvence kentlerinden bir tanesidir. Adaylarımızla birlikte 5 yıl boyunca bir destan yazacağız. İzmir’in malı İzmir’indir. 31 Mart’tan sonra da cemaat ve tarikatları İzmir’e sokmayacağız” dedi.

CHP Lideri Özel, seçim çalışmaları kapsamında geldiği İzmir’de İzmir Gazeteciler Cemiyeti’ni (İGC) ziyaret etti. Ziyarete, CHP İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Cemil Tugay, CHP İzmir İl Başkanı Şenol Aslanoğlu, CHP Konak Belediye Başkan Adayı Nilüfer Çınarlı Mutlu ve partililer eşlik etti.

İzmir Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Dilek Gappi, yaptığı konuşmada, şunları söyledi:

“Bugün sizleri ağırlamaktan kıvanç duyuyoruz. İGC 1946 yılında kurulmuş bir cemiyet 78 yıllık bir çınar ve İzmir’de tek bir vücut İzmirli gazeteciler. İzmir’in şöyle bir özelliği var Osmanlı’da ilk gazete İstanbul’da kurulsa dahi en etkin yerel gazeteler İzmir’de. İzmir’in levanterler şehri olması çok kültürlü yapya sahip olmasından dolayı 1800’li yılların başından 1950’ye kadar 300’ün üzerinde gazete ve dergi çıkıyor. Bunların önemli bir kısmı kurtuluş savası öncesiydi Hasan Tahsin’in kenttiyiz o nedenle İzmir basınında bağımsız gazetcilik mücadelesi bizler için çok önemli. Biz hiçbir zaman bağımsız gazetecilik anlayışımızdan taviz vermedik ama onun yanı sıra istihdamı çok önemsiyoruz. Özellikle de genç istihdam. Bu kentin gençleri burada kalsın diye çaba harcadık model oluşturmaya çalıştık. İçinde bulunduğumuz Uluslararası Basın Merkezi de bu modellerden birisi burada amacımız meslektaşlarımızın özellikle iletişim fakültesinden mezun olan meslektaşlarımızın tecrübe kazanması ayrıca biliyorsunuz istihdam açısından sıkıntılı bir mecrayız. Son 20 yılda ciddi sıkıntılı süreçler yaşıyoruz Türk basını olarak. Türk medyası elinden şekillendirilmeye çalışılan bir toplum var. O nedenle biz her zaman duruşumuzu net ortaya koymaya çalışıyoruz. Bunu yapabilmek içinde donanımı bilgi birikimi ve çağdaş dijitalleşmeye yatkın meslektaşlarımızın sayısının artması gerektiğine inanıyoruz Bu arkadaşlarımız ile yol yürüyoruz. Burada aynı zamanda iş arama sürecinde olan meslektaşlarımıza da kucak açıyoruz.”

“ATATÜRK VE İZMİR’İN DURUŞU TAVİZ VERMEYECEĞİMİZ KONULAR”

“Yerel medya ve yerel güçler birbirine ‘kazan kazan’ formülü ile destek vermek durumunda aslında aynı şey yani duruşumuzla bir model oluyoruz” diyen Gappi, “Bu İzmir ise eğer bizim en çok önemsediğimiz şey İzmir dışından gelen herkesin Atatürk’ün kentine geliyorum duygusuyla gelmesidir ve biz önce buna sahip çıkmak zorundayız ama gücümüz de birlikte yükseltmeliyiz bugün gelen konuğuma şunu söyledim. İktidar partisindendi kaynakların bir çok kısmı ulusallara veriyorsunuz çok güzel peki yerel kanalları biz nasıl büyüteceğiz? İşte bunlar ortak doğru formüller ile olmalı. Biz destek kelimesine inanmıyoruz birlikte kazanmaya inanıyoruz. İki tane vazgeçilmezim var biri mesleki açıdan mesleki kimliğimiz, etik ilkelerimiz ve istihdam o yüzden de birlikte çalışmak bizim için önemli elzem. Taviz vermediğimiz konular belli Mustafa Kemal Atatürk ve İzmir’in duruşu taviz vermeyeceğimiz konular bunlar” ifadelerini kullandı.

CHP Genel Başkanı Özel de ziyarette yaptığı konuşmada, şunları kaydetti:

“Tarihi Havagazı Fabrikası’ndan bir buluşma için geldiğimizde il başkanımız davetinizi iletti. Ben de çok memnun oldum. Zaten ben gittiğim şehirlerde mümkün olduğu kadar bütün meslek örgütlerine ziyaretlerde bulunmaya çalışıyorum. Basın meslek örgütleri de çok önemli. Çünkü sadece kendi üyelerinin ad ve menfaatlerini değil aynı zamanda kamunun hak ve menfaatlerini de koruyorlar. Hepimizin hakkı menfaatini koruyorlar. Sizlerin bir az önce söylediğiniz gibi son dönemlerde yaşanan bütün sıkıntılara rağmen özgür ve bağımsız şekilde gazetecilik mesleğini yapmanız, halkın haber alma doğruları öğrenme hakkının teminatı. Maalesef Türkiye’de yaygın medya üzerinden medyanın patronaj ilişkileri, devlet ile patronların ilişkileri, maalesef gazeteci olmayanların gazete ve televizyon sahibi olabilmesi, devletin birçok Avrupa ülkesinde yasak olan kamu ihalelerinden öncesinde ve sonrasında yararlanma noktasında bir sınırlamaların olmaması, aynı zamanda bankacılık kanunu ile bankacılık yapmaları, gazete sahiplerinin çok farklı işlerle iştigal ediyor olmaları çok önemli bir sıkıntı yaratıyor. Bunun en çok da bedelini sesini eşit şekilde duyurmak isteyen muhalif siyasetçiler çekiyorlar. Özellikle seçim dönemlerinde. Tabii dijital mecralar bir yandan halka ulaşım açısından çok çok önemli. Otomatik olarak dijitalleşme gazetecilik mesleğini de değiştiriyor ve eskiden bir haber Anadolu’nun iki gün sonra belli bölgelerine ulaşabiliyorken, şimdi dünyanın herhangi bir yerine saniyeler içinde tüm haberler ulaşıyor. Ertesi güne haber satmak gibi bir görevi olan gazeteler ertesi gün haber satamadıklarından tavır satmaya başlıyorlar. Herkes kendi görüşüne yakın bir gazeteden tavır satın alıyor. ve bu çok büyük bir başkalaşım yaratıyor sektörde. Şimdi yerel seçimlerde bile daha bundan birkaç yıl önce hiç aklınızın almayacağı, sadece internet hesaplarında bir videonun yayınlatılmasının seçimin kaderine tesir edebileceğine bir inanç gelişmiş durumda. İzmir’de de biraz bu dijital habercilik üzerinden yerel seçimlerin ciddi şekilde yönlendirilmeye çalışıldığı bir süreci de yaşıyoruz. O yüzden yazılı kurallara, denetime, ahlaka ve öz denetime sahip sizin gibi kurumların varlığı son derece önemli. Bundan sonraki süreçte biz de sizi Ankara’da ağırlamak isteriz. Hem İzmir Gazeteciler Cemiyeti tüm İzmir’de faaliyet gösteriyor ama Konak size coğrafi ev sahipliği yapan bir yer. Coğrafi ev sahiplerinizden Konak’ta bir kadın belediye başkan adayımız var. İzmir gibi Atatürk’ün kentinde 6 tane bugüne kadar belediye başkanımız olmuş ama bugün 9 kadın belediye başkan adayımız var seçilecek yerden. Karabağlar Karşıyaka gibi büyük metropol ilçelerde kadın başkan adaylarımız var. 12 tane genç belediye başkan adayımız var. Hepsinin İzmir’in gençlerine kadınlarına ve kadınlara saygılı her yaştan genç erkeklere emanet ediyoruz. Ümit ediyorum 1 Nisan günü adaylarımızın tamamının göreve geldiği ve sizinle uyum içinde iş birliği içinde çalıştıkları bir süreci hep beraber  yaşayacağız ve yakalayacağız. Ben sizin şahsınızda mesleğini yapan, hayata tutunmak için mesleğinden taviz vermeyen tüm üyelerimizi saygıyla selamlıyorum. Bundan sonra da hep birlikte olmayı, bir arada olmayı ümit ediyorum.”

“BUNLAR İZMİR’İN MALINI CEMAATLERE VERECEKLER”

Ziyaretin ardından gezetecilerin sorularını yanıtlayan Özel, şunları söyledi:

“Anketlere baktık. İzmir ittifakı sahada kuruldu, sandıkta da kurulacak. Oyların inanılmaz yükseldiğini gördük. Büyükşehir Belediye Başkan adayımıza teveccüh var. Karşı tarafta ise İzmir’e neler yapabileceği korkusunu göstermeden çalışan birisi var. Bir kapalı toplantıda bu arkadaş şöyle konuştu, ‘Hele şu belediyeyi bi’ kazanalım, Belediyeyi TÜRGEV’e, TÜGVA’ya açacağım’ dedi. Bakın arkadaşlar, İstanbul Adalar’da muhteşem bir yer var. Orayı kiraya versek Adalar’ın bütün masrafına yetecek kadar kira geliri elde edebiliriz ama İBB bize geçmeden önce AKP ne yaptı? Orayı TÜGVA’ya 30 yıllığına kiraladı. AKP İzmir’i kazanırsa Karşıyaka İskele TÜGVA’ya, Alsancak İskelesi’ni ise TÜRGEV’e verecekler. Bunlar İzmir’in malını cemaatlere verecekler. Büyük bir baskı uyguluyorlar, takiye yapıyorlar. Hamza Dağ’a oy veren tüm AKP’liler şimdi gelmiş alkollü mekanlarda video çekiyor. İzmir, Cumhuriyet’in güvence kentlerinden bir tanesidir. Adaylarımızla birlikte 5 yıl boyunca bir destan yazacağız. İzmir’in malı İzmir’indir. 31 Mart’tan sonra da cemaat ve tarikatları İzmir’e sokmayacağız.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/ozgur-ozel-izmirin-mali-izmirindir-31-marttan-sonra-da-cemaat-ve-tarikatlari-izmire-sokmayacagiz/feed/ 0
Sağlık Meslek Örgütleri 14 Mart Tıp Bayramı Haftası’nda Yürüyüş Gerçekleştirdi https://www.haber60.com.tr/saglik-meslek-orgutleri-14-mart-tip-bayrami-haftasinda-yuruyus-gerceklestirdi/ https://www.haber60.com.tr/saglik-meslek-orgutleri-14-mart-tip-bayrami-haftasinda-yuruyus-gerceklestirdi/#respond Sun, 17 Mar 2024 00:54:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=19872 HABER-KAMERA: HAKAN KAYA

Sağlık meslek örgütleri, 14 Mart Tıp Bayramı Haftası kapsamında Kadıköy Haydarpaşa Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi önünden Kadıköy’e yürüyüş gerçekleştirdi. Yürüyüşün ardından İskele Meydanı’nda açıklama yapan hekimler 14 maddelik taleplerini açıkladı. İstanbul Tabip Odası (İTO) Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Nergis Erdoğan, “Şiddetsiz bir ortamda hekimlik yapmak istiyoruz. Gücümüz ölçüsünde hasta görüp iyi hekimlik yapmak istiyoruz. İnsanca yaşayacağımız koşullara sahip olmak istiyoruz. Gelecek güvencesi yaşamaksızın ve de bütün enerjimizi, mesleğimize daha fazla yöneltmek üzere rahat koşullar istiyoruz” dedi.

Hekimler, 14 Mart Tıp Bayramı Haftası kapsamında “Şiddetsiz, güvenli ve güvenceli ortamda iyi hekimlik yapmak istiyoruz” sloganıyla Büyük hekim yürüyüşü gerçekleştirdi.

Kadıköy Haydarpaşa Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi önünde toplanarak yürüyüşe geçen hekimler, “İnsanca yaşamak, yaşatmak istiyoruz”, “Hak hukuk adalet”, “Sarayın hekimi olmayacağız” sloganları attı.

Yürüyüşün ardından hekimler, Kadıköy İskele Meydanı’nda basın açıklaması gerçekleştirdi.

“SUSMUYORUZ, HİÇBİR YERE GİTMİYORUZ”

Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi Başkanı Şebnem Korur Fincancı yaptığı açıklamada sağlıkta şiddete dikkat çekerek, “Uzun zamandır meslektaşlarımız, kamu hastanelerinde şiddetle burun buruna kalmanın ağırlığı altında eziliyorlar. 5 dakikada bir muayeneye zorlandıklarında, yetemedikleri duygusuyla artık kamudan vazgeçmek zorunda kalıyorlar. İstanbul’da özel hastane sayısı ne yazık ki kamu hastanesi sayısının üç katına çıkmış durumda. Meslektaşlarımız bu çabalar içinde, ya birkaç dakika ayırdıkları hastalarına bakamamanın yükünü omuzlarında hissedecekler. Her gün şiddetle karşı karşıya kaldıklarında ölüme gitme kaygısıyla yaşayacaklar ya da kendilerini bu ülkeden gitme zorunda hissedecekler. Biz meslek örgütü olarak, onları sermayenin kollarına, onları yurtdışına göç etmek yoluna bırakmamak için mücadele ediyoruz. Hep birlikte, Türkiye’nin her yerinden, Türk Tabipleri Birliği ve Tabip Odaları, bugün bu 14 Mart’ı olmasa da önümüzdeki 14 Mart’ları hep birlikte, bayram tadında kutlama sözü vermeliyiz. Birlikte olacağız, birlikte kutlayacağız. Susmuyoruz, hiçbir yere gitmiyoruz.” dedi.

“İNSANCA YAŞAYACAĞIMIZ KOŞULLARA SAHİP OLMAK İSTİYORUZ”

İstanbul Tabip Odası (İTO) Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Nergis Erdoğan ise şöyle konuştu:

“Aslında hekimlerin talepleri son derece basit. Biz şiddetsiz bir ortamda hekimlik yapmak istiyoruz. Gücümüz el ölçüsünde hasta görüp iyi hekimlik yapmak istiyoruz. İnsanca yaşayacağımız koşullara sahip olmak istiyoruz. Gelecek güvencesi yaşamaksızın ve de bütün enerjimizi, mesleğimize daha fazla yöneltmek üzere rahat koşullar istiyoruz. Vergide adalet bunlardan bir tanesi, göstergeler bir tanesi. Bulunduğumuz ortamlarda doktor odası istiyoruz. Kreş istiyoruz, kafeterya istiyoruz. Çünkü insanlara iyi hizmet verebilmek için nefes almaya ihtiyacımız var. Evet bunlar son derece basit, uygulanabilir istekler. Son derece insani istekler. Ama biz biliyoruz ki, bu bir tercih meselesi. Nereye ve kime yatırım yapacağınıza dair bir siyasi tercih meselesi ne yazık ki. ve günümüzde bu tercihin nereleri nasıl yapıldığı belli. Vergi meselesinden tutun, depremdeki gördüğümüz ağır kayıplara kadar, tercihin nerelere yapıldığını hepimiz biliyoruz. Tercihi kendimizden yana döndürebilmek için, evet gücümüze ihtiyacımız var. Biz son derece güçlü bir meslek grubuyuz. Aynı anda davrandığımızda bütün taleplerimiz, insani taleplerimizin karşı karşılanacağına hiç kuşkum yok benim. Ama tabii o tarafımıza da darbe vurulmak isteniyor. 1980 anayasasından bu tarafa çok çeşitli yollarla örgütlülüğümüze de darbe vurulmak isteniyor. Bunlara meydan vermemek için birlikte insanca çalışacağımız koşullara kavuşmak için hep birlikte olmanın önemini bir kez daha vurguluyorum ve o günlerin geleceğini hep birlikte bu tercihleri değiştireceğimiz karar masalarına oturacağımız günlerin geleceğine inanıyorum.”

14 MADDELİK TALEPLERİNİ AÇIKLADI

İstanbul Tabip Odası adına basın açıklamasını İTO Yönetim Kurulu üyesi Dr. Saffet Ercan okudu. “Hekimlere şiddetsiz, güvenli, güvenceli, demokratik çalışma koşulları sağlayan, halkımız için ulaşılabilir bir sağlık ortamı istiyoruz” diyen Ercan, hekimlerin 14 maddeden oluşan taleplerini şöyle açıkladı:

1. TTB’nin sağlıkta şiddet yasa teklifi, şiddetsiz, güvenli çalışma ortamları için mekansal önlem önerileri kabul edilmelidir. Güvenli çalışma ortamlarının sağlanması idarecilerin sorumluluğundadır. Şiddet olaylarında idarecilerin sorumluluğu öncelikli olarak dikkate alınmalıdır.

2. Hekimlerin/sağlık emekçilerinin dinlenme koşulları, sağlık hizmetinde hataya sevk etmeyecek şekilde yeniden düzenlenmelidir. Doktor dinlenme odaları, emzirme odaları, kreş her sağlık kurumunda yeterli sayıda sağlanmalıdır. Nöbet ertesi izin, idarecilerin insafına bırakılmamalıdır.

3. Pandemilerde, pandemiye yol açan hastalık, sağlık emekçileri için illiyet bağı aranmadan meslek hastalığı kabul edilmelidir.

4. Sağlık emekçileri için fiili hizmet süresi zammı 120 gün olmalıdır.

5. Hekimlerde ek gösterge üst sınırı 7600’e yükseltilmelidir.

6. Tüm sağlık emekçilerine hakları olan, hiçbir koşuldan negatif etkilenmeyen, emekliliğe yansıyan, gerçek enflasyona uygun, insanca yaşayabilecekleri tek kalem maaş verilmelidir.

7. Emekli sandığı, SSK, Bağ-Kur emekli aylıkları arasındaki uçurum giderilmeli, tüm emekli hekim aylıkları yoksulluk sınırının üzerine çıkarılmalı, tüm hekimler emeklerinin hakkı ölçüsünde emekli ikramiyesi alabilmelidir.

8. Vergide adalet istiyoruz! Vergi dilimi üst sınırı yüzde 15 olmalıdır.

9. Muayene süreleri, bilimsel ve nitelikli sağlık hizmeti gözetilerek düzenlenmelidir.

10. Acil servislerde yeşil alan kaldırılmalı, poliklinik hizmeti verilmemelidir.

11. Sağlık ortamına dair düzenlemeler, TTB ve ilgili sağlık emek-meslek örgütlerinin görüşleriyle yapılmalıdır.

12. Atamalar bilimsel ölçütlere ve liyakate dayalı olmalıdır.

13. Tıp fakültesi ve tıpta uzmanlık eğitimi kontenjanları, eğitimin niteliği gözetilerek azaltılmalıdır.

14. Koruyucu sağlık sisteminin öncelendiği, güçlü ve bölge tabanlı birinci basamak, basamaklandırılmış ve parasız bir sağlık sistemi inşa edilmelidir.

]]>
https://www.haber60.com.tr/saglik-meslek-orgutleri-14-mart-tip-bayrami-haftasinda-yuruyus-gerceklestirdi/feed/ 0
DAİMFED ve ATÜ iş birliğiyle ‘İlk Baretim-İlk Yeleğim’ projesi hayata geçirildi https://www.haber60.com.tr/daimfed-ve-atu-is-birligiyle-ilk-baretim-ilk-yelegim-projesi-hayata-gecirildi/ https://www.haber60.com.tr/daimfed-ve-atu-is-birligiyle-ilk-baretim-ilk-yelegim-projesi-hayata-gecirildi/#respond Sun, 03 Mar 2024 07:36:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=14544 Doğu Akdeniz İnşaat Müteahhit Birlikleri Federasyonu (DAİMFED) ve Adana Alparslan Türkeş Bilim ve Teknoloji Üniversitesi (ATÜ) iş birliğiyle ‘İlk Baretim-İlk Yeleğim’ projesinin yelek ve baretleri öğrencilere teslim edildi.

Adana’da 14’üncüsü düzenlenen, İnşaat, Yapı Malzemeleri, İnşaat Teknolojileri, İş ve İnşaat Makineleri ve IHS Fuarı’nda gerçekleşen törende, proje çerçevesinde DAİMFED tarafından ATÜ Mühendislik Fakültesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği, İnşaat Mühendisliği, Maden Mühendisliği, Makine Mühendisliği Bölümleri ile Mimarlık ve Tasarım Fakültesi Mimarlık Bölümü öğrencilerine 250 yelek ve baret teslim edildi.

DAİMFED Genel Başkan Yardımcısı Sayım Azmaz, kaliteli müteahhit ordusu yetiştirmek istediklerini ve ilk baretim ilk yeleğim projesiyle öğrencileri motive etmeyi amaçladıklarını belirterek, “Mimarlık ve mühendislik fakültesinde okuyan gençlerimiz ilk yeleğini giyecek, ilk baretini takacak. Meslekle ilgili inşallah motive olacaklar. Gelecekte de arkalarında böyle bir derneğin olduğunu hissederek güçlü ve gelecekten emin bir çalışma yürütecektir diye düşünüyoruz. DAİMFED iş birliğiyle üniversitelerimizle iş birliği yaparak sadece ilk baretim ilk yeleğim değil farklı projeleri de inşallah gerçekleştireceğiz. Burada iyi eğitimli mühendislerimizin işlerin başına geçerek ve müteahhitlik sektöründe kaliteli hizmet üretmesi, iyi yapılar yapması, vizyonuyla, misyonuyla, her yönüyle sosyal içerikleriyle kaliteli bir müteahhit ordusu yetiştirmek istiyoruz. Bu gençlerimizi şimdiden böyle heveslendirerek bunlara pozitif enerji vererek birlikte çalışmanın güç birliği oluşturmanın hayalini güdüyoruz. İnşallah iyi sonuç alacağız” dedi.

Alparslan Türkeş Bilim ve Teknoloji Üniversitesi Otomotiv Mühendisliği Bölümü Dekanı Prof. Dr. Ahmet Beycioğlu’da genç nesile de yatırım yapmak gerektiğini söyleyerek, “Fuarda bu işin sektör bileşenlerini paydaşlarını buluşturuyoruz. Tanışacaklar, iş birliği yapacaklar, alışveriş yapacaklar, kendilerini tanıtacaklar. Ama dedik biz bir de bu işin genç nesline de yatırım yapalım. Üniversitedeki mimarlık, inşaat mühendisi öğrencileri pırıl pırıl çocuklarımızı buraya getirelim. Onların meslek hayatındaki kullanacakları ilk bareti, ilk yeleği biz verelim. Çünkü baret ve yelek biraz da sembolik bir kavram. Meslek hayatı boyunca kullanacakları bir şey. Dedik ki bu çocuklarımıza biz burada verirsek hem sektörü tanırlar, malzemeleri görürler sektördeki duayen insanlarla bir araya gelirler. Hem de bugün hayatlarında anlamlı bir hatıra olarak kalır dedik ve böyle bir etkinlik yaptık. Çok da keyifli oldu. Umarım bu bir geleneğe dönüşür ve sürekli devam eder” diye konuştu.

Güvenli bir inşaat firması kurmak istediğini söyleyen Mühendislik Fakültesi öğrencisi Uğur Geylani Oğuz ise “Çok mutluyum. Hele de TÜYAP gibi bin bir çeşit fuarın, bin bir çeşit kutlamaların yapıldığı bir yerde böyle bir şeyin olması beni çok mutlu etti. Hele de mezun olarak çok mutlu etti. Meslek arkadaşlarıma da çok çok başarılar diliyorum. Çünkü zor bir meslek yapacağız, detaylı bir meslek yapacağız. Yaptığımız işleri o kadar titiz ve düzenli bir şekilde yapmamız gerekiyor ki gördüğünüz gibi geçmişte bir deprem meydana geldi, bu tarz can kayıplarına sebep olmak istemiyoruz. İşimizi düzgün yapmak istiyoruz. Elimizden geldiğince inşaat mesleğini ileriye doğru götürmek istiyoruz. Türkiye’de bilinen tanınan en önemlisi güvenilir bir inşaat firması kurmak istiyorum. Güzel şeylere imza atmak istiyorum” dedi. – ADANA

]]>
https://www.haber60.com.tr/daimfed-ve-atu-is-birligiyle-ilk-baretim-ilk-yelegim-projesi-hayata-gecirildi/feed/ 0
Ceza İnfaz Kurumlarında Mesleki Eğitim Merkezleri Hükümlülere Belge Veriyor https://www.haber60.com.tr/ceza-infaz-kurumlarinda-mesleki-egitim-merkezleri-hukumlulere-belge-veriyor/ https://www.haber60.com.tr/ceza-infaz-kurumlarinda-mesleki-egitim-merkezleri-hukumlulere-belge-veriyor/#respond Wed, 28 Feb 2024 08:42:03 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=13053 Ceza infaz kurumlarındaki 46 mesleki eğitim merkezinde son 2 yılda yetiştirilen 4 bin 381 hükümlü ve tutukluya çıraklık, ustalık ve kalfalık belgesi verildi.

Milli Eğitim Bakanlığı ile Adalet Bakanlığı arasında 2021’de imzalanan “Eğitim ve Öğretim İş Birliği Protokolü” kapsamında hayata geçirilen Adalet Mesleki Eğitim Merkezlerinin sayısı 46’ya ulaştı.

Şu ana kadar 4 bin 381 hükümlü ve tutukluya çıraklık, ustalık ve kalfalık belgesi verilen merkezlerin sayısının 101’e ulaşması hedefleniyor.

Niğde Açık Ceza İnfaz Kurumundaki işyurdu atölyelerinde incelemelerde bulunan ve yeni açılacak süt sağım tesisini gezen Adalet Bakanlığı Ceza İnfaz Kurumları ile Tutukevleri İşyurtları Kurumu Daire Başkanı Hüsnü Gezginci, AA muhabirine, İşyurtları Kurumunun, ceza infaz kurumlarında kalan tutuklu ve hükümlülerin, infaz süresince meslek edinmeleri ve mevcut mesleklerini sürdürmelerini, tahliyelerinden sonra sosyal ve toplumsal hayata hazırlanmalarını ve topluma kazandırılmalarını sağlamak amacıyla kurulduğunu söyledi.

Hükümlü ve tutukluların tamamının çağdaş koşullarda üretime katılmalarını sağlayarak işyurdu faaliyetlerinde dünyaya örnek olmak istediklerini belirten Gezginci, bu amaçla hükümlü ve tutuklular için meslek edinebilecekleri atölyeler tesis ettiklerini dile getirdi.

Gezginci, aynı zamanda işyurtlarında hükümlü ve tutukluların atölyelerde ürettiklerinin ekonomiye kazandırıldığına da dikkati çekerek, şunları kaydetti:

“Son yıllarda ülkemizde yaşanan pandemi sonrasında yeniden atölyelerimiz aktif kurulmaya başlandı. Adalet Bakanımız Yılmaz Tunç’un büyük destek ve katkılarıyla işyurtlarının atölyelerini büyütüyor ve geliştiriyoruz. Günümüz ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde hükümlülerin meslek edindirilmesine ve mevcut mesleklerini devam ettirmelerine yönelik modern ve çağdaş atölyelerin kurulumlarına devam ediyoruz. Bu atölyelerde üretilen ürünler, ülkemizin ekonomisine büyük katkı ve destek veriyor. Özellikle kamu kurumlarımızın ihtiyaçları burada üretilen ürünlerle karşılanmaktadır. Yine üretilen ürünler, özel sektörde vatandaşlarımızın beğenisine sunuluyor. Ülke genelinde düzenlediğimiz fuarlarla bu ürünlerimizi halkımızın beğenisine sunuyoruz.”

Hükümlülerin meslek öğrenmelerinin yanında tahliye olduktan sonra kendi işyerlerini açabilmeleri için ustalık, kalfalık ve çıraklık belgesi almalarını sağladıklarını vurgulayan Gezginci, “Bu eğitimleri de kurumsal olarak yapıyoruz. Bu mesleki belgelendirme ve sertifikaları da infaz kurumlarında ve işyurtlarında yer alan meslek eğitim merkezlerinde gerçekleştiriyoruz. Türkiye’de şu an toplam 46 meslek edindirme merkezimiz bulunmaktadır. Amacımız bu sayıyı giderek arttırmak ve böylece hükümlülerin hem uygulama hem de teorik eğitimlerle tam bir meslek sahibi olmalarını sağlamaktır.” diye konuştu.

Gezginci, Niğde Açık Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğü ve İşyurdu Müdürlüğünde faaliyetlere 1962’de başlandığını, müdürlüğün 7 bin dekarın üzerinde arazisi bulunduğunu bildirdi.

Yaklaşık 4 bin dekarlık alanda tarım ve hayvancılık faaliyetleri yürütüldüğüne işaret eden Gezginci, sözlerini şöyle tamamladı:

“Burada tarım ve hayvancılık faaliyetleri dışında mobilya üretimi, döşecemecilik ve dekarosyon, metal teknolojileri işletmeciliği, süt ve ürünleri tesisi, et entegre tesisi, kesimhane, fırıncılık atölyesi gibi ustalık gerektiren atölyelerimiz bulunmakta. Bu atölyelerimizde de özellikle hükümlülerimizin meslek edindirilmesine yönelik çok büyük çalışmalar ve faaliyetler yapılmaktadır. Mesleği olan hükümlü ve tutuklularımız da burada mesleklerini icra etme fırsatı bulmakta. Özellikle buradaki ceza infaz kurumumuzun işyurdu müdürlüğünün faaliyet alanları ülke ekonomisine çok büyük katkı ve destek vermektedir. Aynı zamanda burası yerli ve milli üretimimizi destekleyen en büyük işyurtları müdürlüğümüzden biridir.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/ceza-infaz-kurumlarinda-mesleki-egitim-merkezleri-hukumlulere-belge-veriyor/feed/ 0
Samsun’da En Fazla İş İlanı Terzilik İçin https://www.haber60.com.tr/samsunda-en-fazla-is-ilani-terzilik-icin/ https://www.haber60.com.tr/samsunda-en-fazla-is-ilani-terzilik-icin/#respond Tue, 27 Feb 2024 23:30:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=12747 Türkiye İş Kurumu, ‘Samsun işgücü piyasası araştırması’nda il genelinde açık işlerin en fazla olduğu meslek grubunu ‘erkek ve kadın terzisi’ olarak belirledi.

Türkiye İş Kurumu Genel Müdürlüğü, ‘Samsun işgücü piyasası araştırması’nı tamamladı. İstihdamın artırılması ve işsizliğin azaltılmasının; eğitimin işgücü talebine duyarlılığının artırılmasına, işgücü arz ve talebinin doğru olarak tespit edilmesine ve buna uygun politikaların geliştirilmesine bağlı olduğu ifade edildi. Bu hedef doğrultusunda kurum tarafından Samsun’da işgücü piyasası talep boyutunu tespit edebilmek amacı ile 2023 yılında işgücü piyasası araştırması gerçekleştirildi.

En çok erkek ve kadın terzisi aranıyor

Konu hakkında yapılan yazılı açıklamada, “Saha çalışmasından elde edilen veriler doğrultusunda Samsun genelinde açık iş oranı yüzde 1,9 olarak hesaplanmıştır. Sektörler itibari ile bakıldığında en yüksek açık iş oranının yüzde 4,5 ile imalat sektöründe olduğu görülmektedir. Diğer hizmet faaliyetleri sektörünün yüzde 2,8’lik açık iş oranını, yüzde 2,4 ile gayrimenkul faaliyetleri sektörü ve yüzde 2,2’lik açık iş oranı ile finans ve sigorta faaliyetleri sektörü izlemektedir. Ancak bu oranlar değerlendirilirken ilgili sektörlerdeki işyeri ve çalışan sayılarının göz ardı edilmemesi gerekmektedir. İl genelinde açık işlerin en fazla olduğu ilk beş meslek şu şekilde sıralanmaktadır: Diğer erkek terzileri kadın terzileri ve giyecek dikicileri, dokuma konfeksiyon makineci, konfeksiyon işçisi, makineci (dikiş), garson (servis elemanı)” ifadeleri kullanıldı.

Net istihdam artışı beklentisi yüzde 2,8 olarak tahmin ediliyor

Açıklamada, Samsun işgücü piyasası araştırması sonuçlarına göre 14 Temmuz 2024 itibari ile net istihdam artışı beklentisi yüzde 2,8 olarak tahmin edildiği belirtilirken, “14 Temmuz 2024 itibari ile istihdam artışının; yüzde 54,1’inin imalat, yüzde 9,3’ünün toptan ve perakende ticaret, yüzde 7,6’sının da su temini; kanalizasyon, atık yönetimi ve iyileştirme faaliyetleri sektörlerinde gerçekleşmesi beklenmektedir. Söz konusu istihdam artışının yüzde 71’inin bir önceki cümlede sıralanan üç sektörde gerçekleşmesi beklenmektedir. Diğer taraftan, sektörler içerisinde istihdam değişimine oransal olarak bakıldığında; sektör içerisinde oransal olarak en yüksek istihdam artışı beklenen üç sektörün; yüzde 27 ile gayrimenkul faaliyetleri, yüzde 14,2 ile su temini; kanalizasyon, atık yönetimi ve iyileştirme faaliyetleri ve yüzde 4,8 ile imalat sektörü olduğu görülmektedir” denildi.

İstihdam artışı en çok konfeksiyon işçilerinde artacak, inşaat işçilerinde azalacak

Araştırmada en çok istihdam artışının beklendiği meslek kollarına da değinilirken, “Konfeksiyon işçisi, dokuma konfeksiyon makineci, elektronik cihazlar montörleri, beden işçisi (inşaat), makineci (dikiş) meslekleri 14 Temmuz 2024 itibarıyla en fazla net istihdam artış beklentisinin olduğu ilk beş meslektir. Buna karşılık; inşaat işçisi, alüminotermit kaynakçısı, ısıtma ve doğal gaz iç tesisatçısı, fındık işleme işçisi, açık deniz balıkçısı meslekleri ise 14 Temmuz 2024 itibari ile en fazla net istihdam azalış beklentisinin olduğu ilk beş meslektir. Araştırma kapsamında işyeri ziyaretleri sırasında görüşülen işverenlere hangi mesleklerde eleman temininde güçlük çektikleri ve hangi nedenlerden dolayı eleman temininde güçlük çektikleri sorulmuştur. Eleman temininde en fazla güçlük çekilen ilk beş meslek; dokuma konfeksiyon makineci, makineci (dikiş), düz dikiş makineci, garson (servis elemanı) ve mekanik bakım onarımcısıdır. Diğer taraftan, bu kapsamda görüşülen işverenlerin; yüzde 94,4’ü ilgili meslekte yeterli beceriye/niteliğe sahip eleman olmamasından, yüzde 84,2’si ilgili meslekte işe yeterli başvuru yapılmamasından, yüzde 78,9’u ilgili meslekte iş tecrübesine sahip eleman olmamasından, yüzde 22,9’u çalışma ortam ve şartlarının beğenilmemesinden ve yüzde 22,6’sı da önerilen ücretin az bulunmasından dolayı eleman temininde güçlük çektiklerini belirtmişlerdir” açıklamasında bulunuldu.

Araştırmanın detayları

Bu araştırma Samsun’da il genelinde, Haziran-Temmuz 2023 döneminde, toplam bin 451 işyerinde işverenler/işveren temsilcileri ile yüz yüze gerçekleştirilen görüşmeler sonucunda derlenen verilere dayanılarak hazırlandı. Bu verilerin daha kapsamlı ve ayrıntılı sonuçlarının da kapsandığı “Samsun İşgücü Piyasası Analizi Raporu” ilerleyen günlerde yayınlanacak. Bu rapor kapsamında ilin işgücü arzı ve talebine ilişkin temel veriler derlenecek. – SAMSUN

]]>
https://www.haber60.com.tr/samsunda-en-fazla-is-ilani-terzilik-icin/feed/ 0
ÇGD 46. Kuruluş Yıl Dönümünde Açıklama Yaptı https://www.haber60.com.tr/cgd-46-kurulus-yil-donumunde-aciklama-yapti/ https://www.haber60.com.tr/cgd-46-kurulus-yil-donumunde-aciklama-yapti/#respond Fri, 23 Feb 2024 22:51:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=11349 ÇGD Genel Yönetim Kurulu, 46. kuruluş yıl dönümünü dolayısıyla yazılı açıklama yaptı. Açıklamada, “Çağdaş, cezaevleriyle, davalarla, şiddetle, tehditle, sömürüyle her geçen gün daha fazla karşı karşıya bırakılan gazetecilerin emek ve meslek haklarını savunmaktan, demokratik hakların geliştirilmesi için çaba göstermekten, barışa ve bağımsızlığa inanmaktan dün olduğu gibi yarın da vazgeçmeyecektir. Bu düşünceler doğrultusunda bütün meslektaşlarımızı gazeteciliğin ve gazetecilerin savunulması için tek mümkün yol olan örgütlü mücadeleyi daha etkin şekilde sürdürmek için Çağdaş çatısı altında buluşmaya ve bugünlere ulaşan onurlu geçmişi çoğaltarak geleceğe bırakmaya çağırıyoruz” denildi.

ÇGD’nin 46. kuruluş yıl dönümü dolayısıyla yapılan açıklamada, şu görüşlere yer verildi:

“ÖRGÜTÜMÜZ 46 YILI GERİDE BIRAKTI”

“Gazetecilerin gerçek bir örgüte olan ihtiyacını karşılamak için yola çıkanların kurduğu, dönemin toplumsal koşulları içinde şekillenen, bugüne gelirken büyük ve onurlu bir mücadele deneyimi biriktiren örgütümüz Çağdaş Gazeteciler Derneği, 46 yılı geride bıraktı.

Kurulduğu günlerde kastlaşmış yapılar haline gelen dernek ve sendikalardan dışlanan fakat alanın gerçek emektarları olan genç gazetecilerin, ‘Rüzgarlı’nın Barbarları’ olarak gösterdikleri irade, 1978 yılında yeni ve gerçek bir gazeteci örgütü ortaya çıkardı. Çağdaş, gazetecilerin emek ve meslek haklarının korunması, toplumsal yaşamın demokratikleştirilmesi ve örgütsel dağınıklığın son bulması için 46 yıl önce bugün harekete geçti.

Yargısız infazların, hak ihlallerinin, milliyetçiliğin, yoksulluğun, faşizmin giderek yükseldiği günlerde ‘laf olsun diye değil, ihtiyaçtan’ kurulan ÇGD’nin amacı tüzüğünde şu şekilde ifade edildi: ‘Demokrasinin en temel kurumu olan, bütün öteki özgürlüklere kaynaklık eden düşünceyi ifade ve basın özgürlüğünün Türkiye’de tam olarak gerçekleşmesi, haber alma hakkının hiçbir baskı ve sınırlama olmaksızın kullanılabilmesi, gazetecilerin mesleki hak ve çıkarlarının korunup geliştirilmesi ve bu yönde sendikal örgütlenmenin güçlendirilmesi için çalışmak; üyelerinin kültürel gelişmesine, ekonomik ve sosyal refah düzeyinin yükseltilmesine katkıda bulunmak.’ Bu amaç ve ilkeler doğrultusunda Alaattin Orhan, Mehmet Genç, Osman Z. Yüksel, Mehmet Öztoprak, Necmiye Aba, Alaattin Sevim, Cengiz Kuşçuoğlu tarafından kurulan Çağdaş, kısa sürede oldukça güçlü ve etkili bir meslek örgütü haline geldi.

“ÇAĞDAŞ,  GAZETECİLİK MÜCADELESİNİN EN ÖNÜNDE OLMAYI HEP SÜRDÜRDÜ”

Türkiye’nin en çalkantılı günlerinde kurultaylar düzenleyen, demokratik haklarla ilgili raporlar hazırlayan, geniş bir gazetecilik külliyatı oluşturan ve alanın mesleki-politik perspektifini geliştiren Çağdaş, geride bıraktığı yıllar boyunca binlerce üyesi, yüzlerce yöneticisi ile gazetecilik mücadelesinin en önünde olmayı hep sürdürdü. Çağdaş, 46 yıllık birikimi ve deneyimi ile bugün de kurucu iradesinin belirlediği çizgide, Kuruluş Bildirgesi’nin ışığında gazetecilerin özlük haklarının iyileştirilmesi, ifade özgürlüğünün savunulması, sendikal örgütlenmenin genişletilmesi için çalışmaya devam etmekte; demokratik meslek mücadelesini basın emekçilerinin hakları mücadelesiyle bir tutarak kendi öz-gücüne dayanan bir örgüt olarak varlığını inatla sürdürmektedir. Çağdaş her zaman olduğu gibi bugün de örgütsel yapısını günün koşullarına göre yenileyerek, genç gazetecilerin varlığını önceleyerek, mücadele alanındaki dağınıklığa ve ideolojik savrulmalara karşı tutum alarak yoluna devam etmektedir.

“ÇGD’Yİ BUGÜNLERE ULAŞTIRAN HERKESE SAYGILARIMIZI VE ŞÜKRANLARIMIZI SUNUYORUZ”

Çağdaş, cezaevleriyle, davalarla, şiddetle, tehditle, sömürüyle her geçen gün daha fazla karşı karşıya bırakılan gazetecilerin emek ve meslek haklarını savunmaktan, demokratik hakların geliştirilmesi için çaba göstermekten, barışa ve bağımsızlığa inanmaktan dün olduğu gibi yarın da vazgeçmeyecektir. Bu düşünceler doğrultusunda bütün meslektaşlarımızı gazeteciliğin ve gazetecilerin savunulması için tek mümkün yol olan örgütlü mücadeleyi daha etkin şekilde sürdürmek için Çağdaş çatısı altında buluşmaya ve bugünlere ulaşan onurlu geçmişi çoğaltarak geleceğe bırakmaya çağırıyoruz. Geride bıraktığımız 46 yılda kaybettiğimiz tüm ustalarımızı saygıyla anıyor, ÇGD’yi bugünlere ulaştıran herkese saygılarımızı ve şükranlarımızı sunuyoruz. Gazeteciliğin ve gazetecilerin özgür olacağı nice 46 yıllara. Yaşasın basın özgürlüğü, yaşasın örgütlü mücadelemiz, yaşasın ÇGD.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/cgd-46-kurulus-yil-donumunde-aciklama-yapti/feed/ 0
Bakan Kacır: “Kaynaklarımızı Türkiye’nin mesleki eğitimi için seferber etmeyi amaçlıyoruz” https://www.haber60.com.tr/bakan-kacir-kaynaklarimizi-turkiyenin-mesleki-egitimi-icin-seferber-etmeyi-amacliyoruz/ https://www.haber60.com.tr/bakan-kacir-kaynaklarimizi-turkiyenin-mesleki-egitimi-icin-seferber-etmeyi-amacliyoruz/#respond Fri, 23 Feb 2024 02:57:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=11153 Bakan Kacır: “Kaynaklarımızı Türkiye’nin mesleki eğitimi için seferber etmeyi amaçlıyoruz”

KONYA – Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, önümüzdeki dönemde hem organize sanayi bölgelerinin kaynaklarını hem de bakanlığın kaynaklarını Türkiye’nin mesleki eğitimi için seferber etmeyi amaçladıklarını söyledi.

Konya’da bulunan Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Konya Sanayi Odası’nda düzenlenen Konya Sanayiciler İstişare Toplantısı’na katıldı. Burada konuşan Bakan Kacır, “Konya’nın potansiyelini bugünkünden çok daha ileri bir düzeye çıkarıyor olacağız. İnsan kaynağı, insan kıymeti meselesi sorunu var. Tabii bu meselenin aslında çok boyutlu bir mesele olduğunu zannediyorum hepimiz farkındayız. Yani bir yandan bir kültürel dönüşüm boyutu var bu işin. Bir yandan da eğitim sistemimizle ilgili yönleri, yanları var. Şunu savunuyoruz bakanlık olarak; mutlaka mesleki eğitime özel sektörün öncülük etmesi lazım. Müfredatından tüm eğitim uygulamalarına kadar özel sektörün himayesinde mesleki eğitim çalışmalarını gerçekleşiyor olması lazım. Bunu yapabilecek mekanizmalar geçmişte kuruldu. Kurulan mekanizmalardan işler olanlarını, ki bunların başında organize sanayi bölgelerinde kurulmuş meslek liseleri, meslek yüksekokulları gelmektedir, daha iyi bir düzeye çıkarmak için daha fazla kaynak ayırmamız lazım. Önümüzdeki dönemde hem organize sanayi bölgelerimizin kaynaklarını, hem bakanlığımızın kaynaklarını, hem yatırım teşvikleri ile sektöre sunduğumuz, özellikle büyük ölçekli firmalara sunduğumuz kaynakları bir ölçüde Türkiye’nin mesleki eğitimi için seferber etmeyi amaçlıyoruz. Bunu yapmazsak bugün yaşadığımız sorunlar önümüzdeki dönemde artarak devam edecek. Bunu yaparsak Allah’ın izniyle hızlı sonuç alacağız. Aslında Türkiye’de özel sektör dokunuşu olan bazı alanlarda mesleki eğitimde çok hızlı neticeler aldık. Geçtiğimiz yıl Türkiye’de bir ilk yaşandı. Bazı meslek liseleri tam puanla öğrenci aldılar. Lise giriş sınavlarında tam puan alan öğrencilerin bazıları Türkiye’de meslek lisesi tercihi yaptılar. Ama hangi meslek liselerini tercih ettiler? Baykar’ın kurduğu Havacılık, Uzay, Mesleki Teknik Anadolu Lisesi’ni. Özdemir Bayraktar Havacılık Meslek Havacılık ve Uzay Mesleki Teknik Anadolu Lisesi’ni, ASELSAN’ın himaye ettiği Ankara’daki Mesleki Teknik Anadolu Lisesi’ni, Teknopark İstanbul’daki siber güvenlik Mesleki Teknik Anadolu Lisesi. Demek ki biz markalarımızla, kurumlarımızla mesleki eğitimi himaye ettiğimizde doğrudan netice alabiliyoruz. Şimdi savunma sanayii Türkiye’nin gözde sektörü elbette. Bu bir gerçek. Fakat hala savunma sanayiinin geldiği bu konuma rağmen savunma sanayiinden çok daha büyük sektörlerimiz var bizim. Üretim düzeyleriyle, ihracat düzeyleriyle otomotiv sektörümüz, kimya sektörümüz, tekstil sektörümüz, makine sektörümüz, gıda. Sektörümüz halen ölçek itibarıyla savunma sanayiinden çok daha büyük sektörler. ve bu sektörlerde de çok fazla büyük oyuncu var. ve bu oyuncuları biz devlet eliyle her daim destekleyegeldik. O vakit önümüzdeki dönemde devlet özel sektör el ele vereceğiz. ve bu mesleki eğitim meselesini bir sorun olmaktan çıkaracak adımları hızla atıyor olacağız” şeklinde konuştu.

“İnsan kaynağı bulmakta olağanüstü zorluk yaşıyoruz”

Konya Sanayi Odası Başkanı Mustafa Büyükeğen, Konya’nın güçlü bir sanayileşme süreci yaşadığını ifade ederek, “Yüksek enflasyona, artan maliyetlere, etrafımızdaki tüm istikrarsızlık ve savaşlara rağmen üretime olan inancımızı koruyor, yatırım ve üretim motivasyonumuzu güçlü tutmaya çalışıyoruz. Ancak üzülerek ifade ediyorum ki hepimizin ortak sorunu insan kaynağı. Fabrikalarımızda çalışacak, üretecek insan kaynağı bulmakta olağanüstü zorluk yaşıyoruz. Bir yandan ülkemizde genç işsizlik oranı yüzde 15.5’a ulaşırken, diğer yandan sanayinin insan kaynağı sıkıntısı yaşaması artık üretim güvenliğini tehdit eder hale gelmiştir. Bu meselenin çözümünün mesleki eğitimde olduğunu düşünüyoruz. Son dönemde devletimiz de, özellikle 28 Şubat’tan sonra ihmal edilen mesleki eğitimi yeniden özendirmek amacıyla çok ciddi yatırımlar yaptı. Biz tüm bu yatırımlar için teşekkür ediyoruz. Bu konuda adeta milli bir seferberlik ruhu ile hareket ederek, mesleki eğitimi ülkemizin en öncelikli gündem maddesi haline getirmek zorundayız” diye konuştu.

Konya Sanayi Odası Meclis Başkanı Memiş Kütükçü ise, “Konya 1970’li yıllardan sonra hızla sanayileşmeye inmesi arttırarak bugün ihracatının yüzde 75’sini sanayi mamullerinden oluşan net bir sanayi şehri haline gelmiş bir kentimiz. Konya Organize Sanayi Bölgemizde Türkiye’nin an itibariyle 31 milyon metrekareyle 2. büyük organize sanayi bölgesi haline gelmiş ve Konya’nın kendi girişimcilerinin ağırlıklı kurdukları tesisler ve tesislerle ki bugün teşriflerinizden bir tanesinin açılışını gerçekleştirdik. Dün itibariyle de 6. genişleme bölgemizin ön tahsis sözleşmeleri ve yer çekim kuralları sürecini tamamladığımız halen gelişmekte ve genişlemekte olan bir bölgemiz. Bu konularda bakanlığımızın şehrimize organize sanayi bölgemize verdiği destekten dolayı müteşekkiriz” ifadelerini kullandı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/bakan-kacir-kaynaklarimizi-turkiyenin-mesleki-egitimi-icin-seferber-etmeyi-amacliyoruz/feed/ 0
Sanayi ve Teknoloji Bakanı, Türkiye’nin mesleki eğitimi için kaynakları seferber etmeyi amaçlıyor https://www.haber60.com.tr/sanayi-ve-teknoloji-bakani-turkiyenin-mesleki-egitimi-icin-kaynaklari-seferber-etmeyi-amacliyor/ https://www.haber60.com.tr/sanayi-ve-teknoloji-bakani-turkiyenin-mesleki-egitimi-icin-kaynaklari-seferber-etmeyi-amacliyor/#respond Fri, 23 Feb 2024 02:45:11 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=11143 Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, önümüzdeki dönemde hem organize sanayi bölgelerinin kaynaklarını hem de bakanlığın kaynaklarını Türkiye’nin mesleki eğitimi için seferber etmeyi amaçladıklarını söyledi.

Konya’da bulunan Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Konya Sanayi Odası’nda düzenlenen Konya Sanayiciler İstişare Toplantısı’na katıldı. Burada konuşan Bakan Kacır, “Konya’nın potansiyelini bugünkünden çok daha ileri bir düzeye çıkarıyor olacağız. İnsan kaynağı, insan kıymeti meselesi sorunu var. Tabii bu meselenin aslında çok boyutlu bir mesele olduğunu zannediyorum hepimiz farkındayız. Yani bir yandan bir kültürel dönüşüm boyutu var bu işin. Bir yandan da eğitim sistemimizle ilgili yönleri, yanları var. Şunu savunuyoruz bakanlık olarak; mutlaka mesleki eğitime özel sektörün öncülük etmesi lazım. Müfredatından tüm eğitim uygulamalarına kadar özel sektörün himayesinde mesleki eğitim çalışmalarını gerçekleşiyor olması lazım. Bunu yapabilecek mekanizmalar geçmişte kuruldu. Kurulan mekanizmalardan işler olanlarını, ki bunların başında organize sanayi bölgelerinde kurulmuş meslek liseleri, meslek yüksekokulları gelmektedir, daha iyi bir düzeye çıkarmak için daha fazla kaynak ayırmamız lazım. Önümüzdeki dönemde hem organize sanayi bölgelerimizin kaynaklarını, hem bakanlığımızın kaynaklarını, hem yatırım teşvikleri ile sektöre sunduğumuz, özellikle büyük ölçekli firmalara sunduğumuz kaynakları bir ölçüde Türkiye’nin mesleki eğitimi için seferber etmeyi amaçlıyoruz. Bunu yapmazsak bugün yaşadığımız sorunlar önümüzdeki dönemde artarak devam edecek. Bunu yaparsak Allah’ın izniyle hızlı sonuç alacağız. Aslında Türkiye’de özel sektör dokunuşu olan bazı alanlarda mesleki eğitimde çok hızlı neticeler aldık. Geçtiğimiz yıl Türkiye’de bir ilk yaşandı. Bazı meslek liseleri tam puanla öğrenci aldılar. Lise giriş sınavlarında tam puan alan öğrencilerin bazıları Türkiye’de meslek lisesi tercihi yaptılar. Ama hangi meslek liselerini tercih ettiler? Baykar’ın kurduğu Havacılık, Uzay, Mesleki Teknik Anadolu Lisesi’ni. Özdemir Bayraktar Havacılık Meslek Havacılık ve Uzay Mesleki Teknik Anadolu Lisesi’ni, ASELSAN’ın himaye ettiği Ankara’daki Mesleki Teknik Anadolu Lisesi’ni, Teknopark İstanbul’daki siber güvenlik Mesleki Teknik Anadolu Lisesi. Demek ki biz markalarımızla, kurumlarımızla mesleki eğitimi himaye ettiğimizde doğrudan netice alabiliyoruz. Şimdi savunma sanayii Türkiye’nin gözde sektörü elbette. Bu bir gerçek. Fakat hala savunma sanayiinin geldiği bu konuma rağmen savunma sanayiinden çok daha büyük sektörlerimiz var bizim. Üretim düzeyleriyle, ihracat düzeyleriyle otomotiv sektörümüz, kimya sektörümüz, tekstil sektörümüz, makine sektörümüz, gıda. Sektörümüz halen ölçek itibarıyla savunma sanayiinden çok daha büyük sektörler. ve bu sektörlerde de çok fazla büyük oyuncu var. ve bu oyuncuları biz devlet eliyle her daim destekleyegeldik. O vakit önümüzdeki dönemde devlet özel sektör el ele vereceğiz. ve bu mesleki eğitim meselesini bir sorun olmaktan çıkaracak adımları hızla atıyor olacağız” şeklinde konuştu.

“İnsan kaynağı bulmakta olağanüstü zorluk yaşıyoruz”

Konya Sanayi Odası Başkanı Mustafa Büyükeğen, Konya’nın güçlü bir sanayileşme süreci yaşadığını ifade ederek, “Yüksek enflasyona, artan maliyetlere, etrafımızdaki tüm istikrarsızlık ve savaşlara rağmen üretime olan inancımızı koruyor, yatırım ve üretim motivasyonumuzu güçlü tutmaya çalışıyoruz. Ancak üzülerek ifade ediyorum ki hepimizin ortak sorunu insan kaynağı. Fabrikalarımızda çalışacak, üretecek insan kaynağı bulmakta olağanüstü zorluk yaşıyoruz. Bir yandan ülkemizde genç işsizlik oranı yüzde 15.5’a ulaşırken, diğer yandan sanayinin insan kaynağı sıkıntısı yaşaması artık üretim güvenliğini tehdit eder hale gelmiştir. Bu meselenin çözümünün mesleki eğitimde olduğunu düşünüyoruz. Son dönemde devletimiz de, özellikle 28 Şubat’tan sonra ihmal edilen mesleki eğitimi yeniden özendirmek amacıyla çok ciddi yatırımlar yaptı. Biz tüm bu yatırımlar için teşekkür ediyoruz. Bu konuda adeta milli bir seferberlik ruhu ile hareket ederek, mesleki eğitimi ülkemizin en öncelikli gündem maddesi haline getirmek zorundayız” diye konuştu.

Konya Sanayi Odası Meclis Başkanı Memiş Kütükçü ise, “Konya 1970’li yıllardan sonra hızla sanayileşmeye inmesi arttırarak bugün ihracatının yüzde 75’sini sanayi mamullerinden oluşan net bir sanayi şehri haline gelmiş bir kentimiz. Konya Organize Sanayi Bölgemizde Türkiye’nin an itibariyle 31 milyon metrekareyle 2. büyük organize sanayi bölgesi haline gelmiş ve Konya’nın kendi girişimcilerinin ağırlıklı kurdukları tesisler ve tesislerle ki bugün teşriflerinizden bir tanesinin açılışını gerçekleştirdik. Dün itibariyle de 6. genişleme bölgemizin ön tahsis sözleşmeleri ve yer çekim kuralları sürecini tamamladığımız halen gelişmekte ve genişlemekte olan bir bölgemiz. Bu konularda bakanlığımızın şehrimize organize sanayi bölgemize verdiği destekten dolayı müteşekkiriz” ifadelerini kullandı. – KONYA

]]>
https://www.haber60.com.tr/sanayi-ve-teknoloji-bakani-turkiyenin-mesleki-egitimi-icin-kaynaklari-seferber-etmeyi-amacliyor/feed/ 0
Bursa’da İl Milli Eğitim Müdürlüğü ve MÜSİAD arasında işbirliği protokolü imzalandı https://www.haber60.com.tr/bursada-il-milli-egitim-mudurlugu-ve-musiad-arasinda-isbirligi-protokolu-imzalandi/ https://www.haber60.com.tr/bursada-il-milli-egitim-mudurlugu-ve-musiad-arasinda-isbirligi-protokolu-imzalandi/#respond Fri, 23 Feb 2024 01:00:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=11037 Bursa’da, İl Milli Eğitim Müdürlüğü ile Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) Bursa Şubesi arasında kaynakların ortak kullanımı, mesleki ve teknik eğitimin niteliğinin ve etkinliğinin artırılmasına yönelik işbirliği protokolü imzalandı.

MÜSİAD Bursa Şubesi’nde gerçekleştirilen törende konuşan Vali Yardımcısı Mustafa Kılıç, Bursa’nın nüfus bakımından Türkiye’nin dördüncü kalabalık ili olduğunu ve sanayi bakımından da oldukça önemli olduğunu hatırlattı.

Bursa’nın özellikle yurt dışına yapılan sanayi ürünleri ihracatında da Türkiye’nin en önde gelen illerinden olduğunu belirten Kılıç, “Bunun altyapısı ilimizde bulunan 17 organize sanayi bölgesi ve burada üretilen ürünlerin ihracatıyla bu önemli gelirler ülkemize sağlanmış oluyor. Mesleki eğitim bu anlamda ilimiz için çok önemli çünkü sanayi destekleyen, bu okullarımızdan mezun öğrencilerimiz eliyle istihdam sağlanıyor.” dedi.

İşbirliği protokolünün hayırlara vesile olmasını dileyen Kılıç, şunları kaydetti:

“İnşallah önümüzdeki süreçte hem mesleki eğitim anlamında eğitim veren kurumlarımızın altyapısının güçlendirilmesi hem burada eğitim gören öğrencilerimizin eğitim kalitelerinin arttırılması ve istihdama hazırlanması anlamında bu gerçekten önemli bir adım teşkil ediyor. Bu süreçte eksiklerimizi karşılıklı olarak tamamlayarak bize emanet edilen bu gençlerimizi en iyi şekilde hayata hazırlama ve onları istihdama hazırlama anlamında çalışmaların yapılacağına inanıyorum. Mesleki eğitimde öğrencilerimizin yönlendirilmesi de önemli. Lise çağından itibaren öğrencilerin istihdama yönelmesi ve üretime katılması çok daha önemli.”

“Bursa’da meslek liselerine kayıt oranı yüzde 55”

İl Milli Eğitim Müdürü Ahmet Alireisoğlu da bu işbirliğinin bereketli olmasını ve sürekliliğini temenni etti.

Mesleki ve teknik liselerden mezun olan öğrencilerin yüzde 20’sinin kendi alanında iş bulduğunu, yüzde 15’inin ise üniversiteye gittiğini anlatan Alireisoğlu, “Türkiye’de meslek liselerine kayıt oranı yüzde 40’a yakın. Bursa’da bu oran yüzde 55, bu oran çok yüksek. Bu anlamda biz daha fazla çalışıp, daha güzel örnekleri Türkiye için model olarak üretmek durumundayız.” ifadesini kullandı.

MÜSİAD Bursa Şubesi Başkanı Alparslan Şenocak ise beşeri sermayenin, bir ülkenin ekonomik ve sosyal kültürel gelişiminde kritik bir rol oynadığını ve insan kaynağının niteliğini arttırmanın en önemli unsurunun, mesleki eğitim olduğunu belirtti.

Mesleki eğitimi geliştirmek amacıyla atılan her adımın aslında gelecek için umut, başarı ve toplumsal refahın yükselmesi anlamına geldiğini kaydeden Şenocak şöyle konuştu:

“Türkiye Yüzyılı’nı hedeflere taşıyacak en önemli gücümüzün, nitelikli insan kaynağımız olduğunu hepimiz biliyoruz. Hızla yaşanan teknolojik gelişmeler, küreselleşme, mesleki eğitimi daha da değerli hale getirmektedir çünkü üretimin niteliğinin artması sadece teknik becerilere değil, aynı zamanda iş gücünün problemine çözümüne çözüm kabiliyeti, iletişim becerileri ve takım çalışması gibi yeteneklerle de yakından ilişkilidir. Tüm bu nedenlerle mesleği olan iş gücünü oluşturan ve ürettikleriyle yaşam kalitemizi yükselten nitelikli teknik elemanların yetiştirilmesi aslında hepimizin ortak sorumluluğunda ve görevinde. Bursa’da meslek okullarımız güncel müfredatı ve eğitim içerikleriyle iş dünyasının taleplerine ve sektör ihtiyaçlarına uygun hale getirmek en önemli görevlerimiz ve hedeflerimizin arasında.”

Protokol imza törenine, İl Milli Eğitim Müdür Yardımcıları, mesleki teknik lisesi müdürleri ve MÜSİAD Bursa sektör başkanları katıldı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/bursada-il-milli-egitim-mudurlugu-ve-musiad-arasinda-isbirligi-protokolu-imzalandi/feed/ 0
MEB, meslek liselilerin istihdamını kolaylaştırmak için yeni okul programları hayata geçiriyor https://www.haber60.com.tr/meb-meslek-liselilerin-istihdamini-kolaylastirmak-icin-yeni-okul-programlari-hayata-geciriyor/ https://www.haber60.com.tr/meb-meslek-liselilerin-istihdamini-kolaylastirmak-icin-yeni-okul-programlari-hayata-geciriyor/#respond Thu, 22 Feb 2024 08:39:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=10822 Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), Türkiye’nin her bölgesinde eğitim alan meslek liselilerin istihdamının kolaylaştırılması için “bölge”, “ihtisas”, “sektör içi” ve “sektöre entegre” olmak üzere 4 yeni okul programının hayata geçirilmesini kararlaştırdı.

Yeni mevzuatla meslek liselerinin sektörlerin içinde eğitim vermesinin önü açıldı. Ayrıca, sektör yoğunluğunun bulunduğu okullara yerleştirilecek 11. sınıf öğrencileri için yeni kontenjanlar ayrılacak, barınma ihtiyaçları da karşılanacak.

Bakanlığın mesleki eğitime “istihdam odaklı” yaklaşımı yerleştiren yeni mevzuatı, gelecek eğitim öğretimden itibaren uygulamaya geçecek.

MEB Mesleki ve Teknik Eğitim Genel Müdürü Ali Karagöz, AA muhabirine, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in talimatıyla hazırlanan, “MEB bölge, ihtisas, sektör içi ve sektöre entegre mesleki ve teknik ortaöğretim kurumlarına ilişkin usul ve esaslar hakkında yönerge” adlı yeni mevzuata ilişkin açıklamalarda bulundu.

Milli Eğitim Bakanlığı olarak mesleki ve teknik eğitim sürecinde ihtiyaç duyulan nitelikli iş gücünü yetiştirmek için yoğun bir çalışma içinde olduklarını dile getiren Karagöz, bu kapsamda 30’un üzerinde şehirde, işletme ve sektör temsilcileriyle bir araya geldiklerini, toplantılara atölye, laboratuvar öğretmenleri ve yöneticilerin de katıldığını aktardı.

Bu toplantılarda, mesleki teknik eğitim sürecinin nasıl yürüdüğünü, iyileştirilmesi gereken alanları görüştüklerini dile getiren Karagöz, bu kapsamda yeni bir yönergenin hazırlanarak illere gönderildiğini bildirdi.

Karagöz, mesleki eğitimde fırsat eşitliğini karşılamaya ve erişimi kolaylaştırmaya yönelik hazırlanan yeni yönergeye ilişkin şu bilgileri verdi:

“Yeni yönergemiz doğrultusunda Türkiye’nin herhangi bir yerindeki meslek liselilerin istihdamının kolaylaştırılması için bölge, ihtisas, sektör içi ve sektöre entegre olmak üzere 4 yeni okul programını hayata geçiriyoruz. Burada yeni okul türleri tanımlamıyoruz, mesleki eğitim merkezleri ile mesleki ve teknik Anadolu liselerinin mevcut yapısı içine yeni okul eğitim modelleri getiriyoruz. Bunun sonucunda, mesleki ve teknik eğitim kurumlarının kendilerini yenilemesi, değişen ve dönüşen sistemlere entegre olması, sektörün talep ettiği nitelikli iş gücü ihtiyacını karşılaması, öğrencilerin edindikleri bilgi ve beceriler sonucunda istihdam edilebilmelerinin kolaylaştırılması sağlanmış olacak.”

Sektör yoğunluğunun bulunduğu bölgelere öğrenci hareketliliği başlayacak

Genel Müdür Karagöz, sektör yoğunluğunun bulunduğu bölgelere öğrenci hareketliliğini başlatacak “bölge okulu” adı verilen programı şöyle tanıttı:

“Bölge okullarımız, işletmelerin yoğun olduğu yerlerde ve pansiyonlu olacak. İşletme eğitimine tam erişemeyen 11. sınıflarda okuyan öğrencilerimiz için bölge okullarımızda yeni kontenjanlar açacağız. Bu öğrencilerimiz, başarılarına bağlı olarak yerleşmeleri halinde okulun barınma imkanından yararlanacak ve işletme eğitimleri dahil tüm eğitimlerini bu okullarda alacaklar. Böylece 11. sınıflarda da işletmelerde meslek eğitimini hayata geçireceğiz.”

İhtisas okullarında mesleki kümelenmeler oluşturulacak

Meslek liselerinde 53 alanda 114 dalda eğitim verdiklerini belirten Karagöz, bu alanlar içinde birbirini destekleyen ve aynı eğitim ortamlarında olabilecek şekilde mesleki kümelenmeler oluşturarak “ihtisas” okullarını hayata geçireceklerini bildirdi.

Eğitim ortamlarının daha etkin ve verimli kullanılmasının sağlanacak ihtisas okulları ile aynı zamanda mesleki teknik eğitime ilişkin Ar-Ge faaliyetlerinin yürütüleceğini belirten Karagöz, böylece mesleki eğitime ilişkin öğretim programlarını okulların tecrübeleriyle güçlendireceklerini söyledi. Karagöz, ihtisas okullarında alan öğretmenlerinin hizmet içi eğitimlerinin de yapılacağını kaydetti.

Öğrenciler sektör içi okullarda hem eğitim alacaklar, hem üretim yapacaklar

Ali Karagöz, “sektör içi” özelliğe sahip okullarla üretim kabiliyeti çok güçlü ve kapasitesi büyük işletmelerin üretim altyapısıyla meslek ve teknik eğitim sürecini buluşturacaklarını belirterek, şu bilgileri verdi:

“Sektör içi okullarımız, üretim ve işletme teknikleri güncel ve sürekli gelişim içindeki büyük işletmelerin içerisinde açılacak. Öğrencilerimiz 9. sınıftan itibaren işletmenin içinde açılmış okulda eğitim alacaklar. Öğrencilerimiz, 9 ve 10. sınıf eğitimlerini işletmenin içindeki güvenli ortamlarda alacaklar, 11 ve 12. sınıfta ise o işletmenin üretim hattına öğretmenlerinin gözetiminde, usta öğreticilerinin nezaretinde dahil olacaklar.”

“Sektöre entegre okullarla mesleki yeterlilikleri artacak

Genel Müdür Karagöz, “sektöre entegre” okullara ilişkin, “Bölge okullarında olduğu gibi sektöre entegre özellikli okullarımızda da mesleki ve teknik eğitim kurumlarımızın içerisindeki alanların sektörle ilişkilendirilmeleri sağlanacak, öğrencilerin sektörel yoğunluğun bulunduğu yerlerdeki işletmelerde mesleki eğitime katılmaları sağlanacak, böylece mesleki yeterlilikleri artırılacak.” değerlendirmesini yaptı.

Bu modele, mesleki ve teknik Anadolu liselerinin 11. ve 12. sınıf öğrencilerinin dahil olacağını bildiren Karagöz, şöyle devam etti:

“Bölge okulu ve sektöre entegre özellikli okul programımızda, okulun bulunduğu kayıt alanı dışındaki diğer mesleki ve teknik eğitim veren liselerde öğrenim gören ve 10. sınıfı tamamlayan belli niteliklere sahip öğrencilerin nakil ve geçişleri yapılacak. Bunun için nakil kontenjanları oluşturulacak. Sanayinin az geliştiği bölgelerdeki öğrenciler, parasız yatılılık imkanlarından yararlandırılarak sanayisi gelişmiş bölgelerde fırsat eşitliği temelinde, mesleki ve teknik eğitim almalarının yolu açılmış olacak. Öğrenciler, yerleşmeleri halinde işletmenin içerisinde doğrudan üretim hattıyla bütünleşmiş, sektörün üretim kabiliyetiyle, oradaki yetişmiş iş gücünün teknik personelin de nezaretinde mesleki derinleşmelerini sağlayacaklar.”

Karagöz, “sektör içi” ve “sektöre entegre” okullarla öğrencilerin, mesleğin gerektirdiği iklim içerisinde yetişmesini ve mezuniyetleri sonrası istihdama daha hızlı geçmesinin sağlanacağını belirtti.

Bu dönem içinde mesleki eğitimdeki yeni yaklaşıma entegrasyon için çalışacaklarını dile getiren Karagöz, 2024-2025 eğitim öğretim yılından itibaren meslek lisesi öğrencilerinin yeni programa sahip okullarıyla buluşacaklarını bildirdi.

Genel Müdür Ali Karagöz, “Meslek eğitimdeki öğrencilerimize öncelikli önerimiz, 9 ve 10. sınıf eğitimlerini başarılı geçirsinler. Bu okullarımızın kontenjanlarını belirledikten sonra duyuruya çıkaracağız. Öğrencilerimiz ve velilerimiz, duyurularımızı takip etsinler. E-okul üzerinden öğrencilerimiz başvuru yapacak.” dedi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/meb-meslek-liselilerin-istihdamini-kolaylastirmak-icin-yeni-okul-programlari-hayata-geciriyor/feed/ 0
Sanayideki çırak sorununa babadan oğula çözüm https://www.haber60.com.tr/sanayideki-cirak-sorununa-babadan-ogula-cozum/ https://www.haber60.com.tr/sanayideki-cirak-sorununa-babadan-ogula-cozum/#respond Tue, 20 Feb 2024 09:12:15 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=10056 Sanayideki çırak sorununa babadan oğula çözüm

İzmir’deki sanayilerde çırak krizi

Çırak bulamayan esnaf açığı kendi çocuğunu yetiştirerek kapatmaya çalışıyor

İZMİR – İzmir’de sanayi esnafı, mesleklerini öğretecek çırak bulamamaktan dert yakınıyor. Esnafın en büyük sorununun ‘çırak’ bulamamak olduğunu ifade eden ustalar, bu nedenle birçok meslek dalının yok olma tehlikesi ile karşı karşıya olduğunu, çırak açığını kapatmak için artık kendi çocuklarını yetiştirmeye çalıştıklarını söyledi.

Bornova ilçesindeki 3. Oto Sanayi Sitesinde farklı alanlarda faaliyet gösteren onlarca esnaf, bugünlerde mesleklerini öğretecek çırak bulamamaktan şikayetçi. Esnaf, birçok meslek dalının bu nedenle yok olma tehlikesi ile karşı karşıya olduğunu ifade ederken, sorunun ‘eğitim sistemi üzerinden yapılacak teşvik’ ile kısmen çözülebileceğini aktarıyor. Tek başına mesleğini sürdürmekte zorlanan esnaf, kendi çocuklarını yanlarına alıp çırak olarak yetiştiriyor.

“Durum böyle devam ederse sanayi esnafı kapanmak durumunda kalır”

3. Oto Sanayi Sitesi Eski Başkanı Bülent Akşakar, “Şuanda çırak bulma sorunu çok büyük bir aşamada. Sanat okullarında uygulanan ‘4 + 4 + 4’ sistemi ile öğrenci, eğitiminin son 4 senesini esnafın içerisinde çalışarak, bizlerin vereceği başarı raporlarıyla dönemini bitirecekti. Bu öğrencilerin maaşlarını devlet verecek ve sigortalarını da ödeyecek; fakat biz de onlara bir bahşiş verdiğimiz takdirde bu durumun daha yaygın hale geleceğini düşünüyorum. 25-30 seneden beri bu sorun devam ediyor. Durum böyle devam ederse sanayi esnafı kapanmak durumunda kalır. Devletimizin ve sanat okullarımızın bu işi düşünüp, bir masaya yatırıp bunun için bir çalışmalar yapmalarını ve teşvikte bulunmalarını istiyoruz” dedi.

“Çırak gelse de alsak, canla başla yetiştirsek”

Yanında bir çırak çalıştığını, başka da başvuran çırakların olmadığını söyleyen oto servis esnafı İshak Güzel, “Şuanda çırak yok desek doğrudur. Meslek liseleri teşvikte bulunmaya başladı; ama ilköğretimden öğrenciler seçmeleri lazım. Liseden ve ortaokuldan sonra seçilirse olmaz. İlköğretim 4. sınıftan sonra başlanırsa çırak bulmak daha sağlıklı olur. Yanımda bir çırak çalışıyor. Onun dışında başvuran olmuyor. Çırak gelse de alsak, canla başla yetiştirsek. Elbette çocuklar okumalı; ama öğretmenler, ‘çocuklar okumak mı istiyor yoksa meslek mi seviyor?’ diye ayrım yapıp yönlendirmeleri lazım” diye konuştu.

Sorun devam ederse tek başına mesleğini sürdürmeye çalışacağını vurgulayan Güzel, sözlerine şunları da ekledi:

“Müşterilerimiz aradığında bakım zamanı bile gelse ’10-20 gün sonra randevu vermek zorunda kalacağım. Bu kadar piyasaya araba sürülürken, bunları yapacak ustaların da bulunması lazım. Bizim çalışma zamanımız dolduğu zaman, yetişen çıraklar bizim arkamızdan bu işi sürdürebilmeli.”

Oto kaportacı olarak 42 yıldır sanayide faaliyet gösteren ve çırak bulamadıkları için yakınan İbrahim Yazgan da, “Günümüzde, bizim çıraklık dönemimizdeki gibi yetişen çırak bulamıyoruz. Sanayilerde son 10 yıldır çırak sorunu çok büyük. Eskisi gibi çekiç atıp, doğrultma yapıp arabayı tekrar imal eden insanlar kalmadı. Çırak sorunu bundan sonra hep devam eder. Biz mesleğe ilk başladığımızda babalarda, ‘çocuklarımız esnaf olsun, zanaatı olsun’ düşüncesi vardı. Şimdiki çocuklarımız da okuyor, belki mühendis oluyor, belki mimar oluyor, doktor oluyor; ama olmayanlar da piyasada aç kalıyor. Artık Avrupa, sök-tak sistemine geçiyor. Sanayide de sök-tak dönemi ile birlikte çıraksızlık ortaya çıkıyor. Çok üzülüyoruz” ifadelerini kullandı.

Çırak bulamayınca oğlunu yetiştirmeye başladı

3. Oto Sanayi Sitesinde oto boyacı olarak uzun yıllardır faaliyet gösteren, çırak bulamadığı için oğlunu yanına alarak yetiştirdiğini belirten Ramazan Budak, “Oğlum ortaokulu bitirdi. Çırak bulamadığım için onu yanıma aldım ve ona meslek öğretiyorum. Baba mesleğini alacak. Hem okumasına devam edecek hem meslek öğrenecek. Elinde bir mesleği olsun. Biz bu mesleği 10 sene daha yaparız. 10 sene sonra çırak bulamazsak meslek ne olacak belli değil. Çırak bulamazsak meslek dalları sıkıntıya girecek. Çocuklarımızı yönlendirmemiz lazım” cümlelerini aktardı.

Sanayide otomotiv sektöründe 3 aydır çırak olarak çalışan 16 yaşındaki Adnan Özyaşar ise “Buraya hem kendi isteğimle geldim hem de okulumun yönlendirmesi etkili oldu. Ben de burada meslek öğrenmeye çalışıyorum. Sanayide çırak sorunu var. Ben ellerimle yağlı paslı olmak istiyorum. Bunu kendim seçtim. Arkadaşlarım tercih etmiyor ama ben kaliteli bir usta olmak için geldim. Çalışıyorum, çabalıyorum” şeklinde konuştu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/sanayideki-cirak-sorununa-babadan-ogula-cozum/feed/ 0
İzmir’de Sanayi Esnafı Çırak Bulamamaktan Şikayetçi https://www.haber60.com.tr/izmirde-sanayi-esnafi-cirak-bulamamaktan-sikayetci/ https://www.haber60.com.tr/izmirde-sanayi-esnafi-cirak-bulamamaktan-sikayetci/#respond Tue, 20 Feb 2024 08:21:26 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=10025 İzmir’de sanayi esnafı, mesleklerini öğretecek çırak bulamamaktan dert yakınıyor. Esnafın en büyük sorununun ‘çırak’ bulamamak olduğunu ifade eden ustalar, bu nedenle birçok meslek dalının yok olma tehlikesi ile karşı karşıya olduğunu, çırak açığını kapatmak için artık kendi çocuklarını yetiştirmeye çalıştıklarını söyledi.

Bornova ilçesindeki 3. Oto Sanayi Sitesinde farklı alanlarda faaliyet gösteren onlarca esnaf, bugünlerde mesleklerini öğretecek çırak bulamamaktan şikayetçi. Esnaf, birçok meslek dalının bu nedenle yok olma tehlikesi ile karşı karşıya olduğunu ifade ederken, sorunun ‘eğitim sistemi üzerinden yapılacak teşvik’ ile kısmen çözülebileceğini aktarıyor. Tek başına mesleğini sürdürmekte zorlanan esnaf, kendi çocuklarını yanlarına alıp çırak olarak yetiştiriyor.

“Durum böyle devam ederse sanayi esnafı kapanmak durumunda kalır”

3. Oto Sanayi Sitesi Eski Başkanı Bülent Akşakar, “Şu anda çırak bulma sorunu çok büyük bir aşamada. Sanat okullarında uygulanan ‘4 + 4 + 4’ sistemi ile öğrenci, eğitiminin son 4 senesini esnafın içerisinde çalışarak, bizlerin vereceği başarı raporlarıyla dönemini bitirecekti. Bu öğrencilerin maaşlarını devlet verecek ve sigortalarını da ödeyecek; fakat biz de onlara bir bahşiş verdiğimiz takdirde bu durumun daha yaygın hale geleceğini düşünüyorum. 25-30 seneden beri bu sorun devam ediyor. Durum böyle devam ederse sanayi esnafı kapanmak durumunda kalır. Devletimizin ve sanat okullarımızın bu işi düşünüp, bir masaya yatırıp bunun için bir çalışmalar yapmalarını ve teşvikte bulunmalarını istiyoruz” dedi.

“Çırak gelse de alsak, canla başla yetiştirsek”

Yanında bir çırak çalıştığını, başka da başvuran çırakların olmadığını söyleyen oto servis esnafı İshak Güzel, “Şu anda çırak yok desek doğrudur. Meslek liseleri teşvikte bulunmaya başladı; ama ilköğretimden öğrenciler seçmeleri lazım. Liseden ve ortaokuldan sonra seçilirse olmaz. İlköğretim 4. sınıftan sonra başlanırsa çırak bulmak daha sağlıklı olur. Yanımda bir çırak çalışıyor. Onun dışında başvuran olmuyor. Çırak gelse de alsak, canla başla yetiştirsek. Elbette çocuklar okumalı; ama öğretmenler, ‘çocuklar okumak mı istiyor yoksa meslek mi seviyor?’ diye ayrım yapıp yönlendirmeleri lazım” diye konuştu.

Sorun devam ederse tek başına mesleğini sürdürmeye çalışacağını vurgulayan Güzel, sözlerine şunları da ekledi:

“Müşterilerimiz aradığında bakım zamanı bile gelse ’10-20 gün sonra randevu vermek zorunda kalacağım. Bu kadar piyasaya araba sürülürken, bunları yapacak ustaların da bulunması lazım. Bizim çalışma zamanımız dolduğu zaman, yetişen çıraklar bizim arkamızdan bu işi sürdürebilmeli.”

Oto kaportacı olarak 42 yıldır sanayide faaliyet gösteren ve çırak bulamadıkları için yakınan İbrahim Yazgan da, “Günümüzde, bizim çıraklık dönemimizdeki gibi yetişen çırak bulamıyoruz. Sanayilerde son 10 yıldır çırak sorunu çok büyük. Eskisi gibi çekiç atıp, doğrultma yapıp arabayı tekrar imal eden insanlar kalmadı. Çırak sorunu bundan sonra hep devam eder. Biz mesleğe ilk başladığımızda babalarda, ‘çocuklarımız esnaf olsun, zanaatı olsun’ düşüncesi vardı. Şimdiki çocuklarımız da okuyor, belki mühendis oluyor, belki mimar oluyor, doktor oluyor; ama olmayanlar da piyasada aç kalıyor. Artık Avrupa, sök-tak sistemine geçiyor. Sanayide de sök-tak dönemi ile birlikte çıraksızlık ortaya çıkıyor. Çok üzülüyoruz” ifadelerini kullandı.

Çırak bulamayınca oğlunu yetiştirmeye başladı

3. Oto Sanayi Sitesinde oto boyacı olarak uzun yıllardır faaliyet gösteren, çırak bulamadığı için oğlunu yanına alarak yetiştirdiğini belirten Ramazan Budak, “Oğlum ortaokulu bitirdi. Çırak bulamadığım için onu yanıma aldım ve ona meslek öğretiyorum. Baba mesleğini alacak. Hem okumasına devam edecek hem meslek öğrenecek. Elinde bir mesleği olsun. Biz bu mesleği 10 sene daha yaparız. 10 sene sonra çırak bulamazsak meslek ne olacak belli değil. Çırak bulamazsak meslek dalları sıkıntıya girecek. Çocuklarımızı yönlendirmemiz lazım” cümlelerini aktardı.

Sanayide otomotiv sektöründe 3 aydır çırak olarak çalışan 16 yaşındaki Adnan Özyaşar ise “Buraya hem kendi isteğimle geldim hem de okulumun yönlendirmesi etkili oldu. Ben de burada meslek öğrenmeye çalışıyorum. Sanayide çırak sorunu var. Ben ellerimle yağlı paslı olmak istiyorum. Bunu kendim seçtim. Arkadaşlarım tercih etmiyor ama ben kaliteli bir usta olmak için geldim. Çalışıyorum, çabalıyorum” şeklinde konuştu. – İZMİR

]]>
https://www.haber60.com.tr/izmirde-sanayi-esnafi-cirak-bulamamaktan-sikayetci/feed/ 0
Makina Mühendisleri Odası’nda genel kurul heyecanı başladı https://www.haber60.com.tr/makina-muhendisleri-odasinda-genel-kurul-heyecani-basladi/ https://www.haber60.com.tr/makina-muhendisleri-odasinda-genel-kurul-heyecani-basladi/#respond Sat, 17 Feb 2024 22:03:11 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=9134 Makina Mühendisleri Odası Kayseri Şubesi’nde 17. Olağan Genel Kurul heyecanı başladı.

Saygı duruşunda bulunulması, İstiklal Marşı okunması ve divan üyelerinin seçilmesinin ardından başlayan Olağan Genel Kurul Toplantısı’na Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Memduh Büyükkılıç, Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkan Yardımcısı ve Kayseri Milletvekili İsmail Özdemir ve MHP Kayseri Milletvekili Baki Ersoy, Saadet Partisi Kayseri Milletvekili Mahmut Arıkan, Kocasinan Belediye Başkanı Ahmet Çolakbayrakdar, protokol üyeleri, oda temsilcileri ve oda üyeleri katıldı.

Seçime tek aday olarak girecek olan Makina Mühendisleri Odası Kayseri Şube Başkanı Süleyman Varol yaptığı açılış konuşmasında, “Yönetim Kurulu olarak göreve geldiğimiz günden itibaren, meslektaşlarımızla birlikte, mesleğimizde öncü olarak, ülkemizin ve toplumumuzun tüm kesimlerine, en güzel hizmetleri vermeye çalıştık. Meslekte birlik ruhuyla, sorumluluklarımızı yerine getirme bilinci içerisinde, çalışmalar yaptık. Bu vesileyle, görevi teslim aldığım başkanımız, Akif Aksoy’dan kurucu başkanımız Sn. Mazhar Gündoğ’a kadar, büyük bir özveri ve titizlikle çalışarak, odamızın bugünlere gelmesinde emeği geçen, tüm başkanlarıma şahsım ve yönetim kurulum adına teşekkür ediyorum. Bugün TMMOB’un en büyük odası haline gelen Makina Mühendisleri Odası, ülke ve toplum yararı doğrultusunda mesleki olarak birçok etkinlik düzenlemektedir. Şube olarak bizler, bir yandan ülke ve kent sorunlarına müdahil olmaya çalışıyor, bir taraftan üyelerimize yönelik eğitim, belgelendirme ve her türlü destek çalışmalarını düzenliyor diğer taraftanda da kamusal hizmet ve kamusal denetim çalışmaları yapıyoruz. Makina Mühendisleri Odası Kayseri Şubesi, Kırşehir-Sivas-Nevşehir-Erzincan-Yozgat temsilciliklerimiz dahil olmak üzere 3500 ü aşkın üyesiyle büyük bir ailedir. Bünyemize ait olan AKM merkezimizde asansörlerin periyodik kontrolleri yapılmaktadır. Şu an itibari ile 43 ilçe ile protokolümüz vardır. Protokollerimizi genişletmek, daha fazla vatandaşımıza yardımcı olabilmek adına çalışmalarımız devam etmektedir. Yine aynı şekilde düzenli olarak devam ettiğimiz periyodik kontroller, bilirkişilik hizmetlerimiz, baca uygunluk kontrolü gibi hizmetlerimiz bulunmaktadır. Üyelerimize yönelik düzenlemiş olduğumuz mesleki eğitim, seminer çalışmalarımız artarak devam ederken, özellikle genç meslektaşlarımıza yönelik Cv Hazırlama ve Mülakat Teknikleri, İş Görüşmesine Hazırlık, Pazarlamada Analitik Yaklaşım, Mühendis İlişkileri Yönetimi, Mühendisler İçin Satış Yönetimi, Makina Emniyet Yönetimi, Risk Değerlendirme Uzmanlığı, Solidworks, Cadcam, Analiz Gibi Teknik Programlar, İleri Düzey Excel gibi kariyer ve mühendislik yaşamlarına katkı sağlayacak yeni eğitimler düzenlenirken; Endüstri 4-0, Yapay Zeka, Karbon Ayak İzi, Yalın Kalite, Sürdürülebilir Enerji gibi güncel konulara yönelik eğitim çalışmalarımız veSempozyum, kongre katılımı ile teknik geziler, Oda Üniversite İşbirliği Komisyonumuzun gündemine alınmış durumdadır. Firmalardan gelen talepler doğrultusunda özellikle yeni mezun ve iş arayan üyelerimizin, etkili bir özgeçmiş hazırlamasından başlayarak her aşamasında yanında olup istihdam sağlanmasına yardımcı olmaktayız. Bahsetmiş olduğumuz mesleki gelişimlere katkı sağlayacak faaliyetlerin yanı sıra yoğun iş temposunda çalışan üyelerimize ve ailelerine yönelik sosyal ve kültürel faaliyetlerimize de birlik beraberlik ve kaynaşma anlayışı ile devam etmekteyiz. Sizlerin de bildiği üzere şubemiz Yenilenebilir Enerji Kaynakları Sempozyumu yürütücülüğünü uzun süre başarı ile yapmış ve ülkemizin yenilenebilir enerji kaynaklarına geçişte büyük katkı sağlamıştır. Bu anlayış içerisinde mühendis istihdamının artırılması, meslektaşlarımızın özlük haklarının ve çalışma şartlarının iyileştirilmesi, Katma değeri yüksek ürün üretimi ile şehrimiz ekonomisi ve teknolojisine katkı sağlanması, stratejik önemi bakımından uluslararası arenada ülkemizin güçlenmesine destek olması amacıyla Savunma Sanayi Sempozyumu ve Sergisi düzenledik. Milli Savunma Bakanlığımız ve Savunma Sanayi Başkanlığımızın destekleri ile düzenlemiş olduğumuz sempozyumumuzda 60’ın üzerinde akademik bildirinin yanı sıra kalite sistemleri, patent, teşvikler ve stratejik iş birliği anlaşmaları konularında sunumlar yapılmıştır. Aynı zamanda savunma sanayinin büyük firmaları, üretici firmalar ve üniversite öğrenci kulüplerinden oluşan sergimize 20 bini aşkın ziyaret gerçekleşmiştir. Sempozyumumuz devam ederken ana yüklenici ve alt yükleniciler arasında B2B olarak adlandırılan özel ikili görüşmeler düzenlenmiştir. Bu görüşmeler neticesinde şehrimizde faaliyet gösteren firmalarımızla, TUSAŞ, ROKETSAN, ASPİLSAN, MKE, AFGM, ASELSAN, AIRBUS, TEİ ve ASFAT gibi savunma sanayimizin büyük firmaları arasında iş birliği anlaşmaları imzalanmıştır. Sempozyumumuz sonrasında ülkemizin ilk uçak fabrikası olan TOMTAŞ’ın yeniden kurulması bizleri ayrıca gururlandırmıştır. Savunma Sanayi Başkanlığımız ve Milli Savunma Bakanlığımızla yaptığımız görüşmeler neticesinde uluslararası olarak planladığımız sempozyumumuzun ikincisini 2024 yılı sonunda yapmak üzere çalışmalarımız başlamıştır. Şubat ayı içerisinde yaşadığımız deprem felaketleri ülkemizi derinden sarsmıştır. Depremlerin hemen ardından, TMMOB Kayseri İl Koordinasyon Kurulu “Acil Dayanışma Çağrısı” gündemiyle toplantısını yapmıştır. İlk olarak deprem bölgesinde yardıma ihtiyacı olan ve Kayserimize gelen depremzede vatandaşlarımız için; barınma, ev eşyası ve gıda gibi ihtiyaçlarını karşılamak üzere yardım kampanyaları düzenlenmiştir. Kayseri ilimiz, yaşanan depremlerden çok etkilenmiştir. Bu nedenle büyük tehlike oluşturan asansörlerin deprem anında kullanımıyla alakalı, valiliğimizin bilgisi dahilinde, belediyelerimizi ve basın kuruluşları aracılığıyla da kamuoyunu bilgilendirmek adına gerekli çalışmalar yapılmıştır. Makina Mühendisleri Odasına bağlı teknik personellerimiz, vatandaşlardan gelen talepler üzerine asansörlerin kontrollerini tamamı ücretsiz bir şekilde tamamlanmıştır. Kayserimizde yaşanan depremler, çevre illerde yaşanan depremleri hissetmenin dışına çıkarak merkez üssü depremler haline gelmiştir. İnşaat mühendisleri odası, jeoloji mühendisleri odası, jeofizik mühendisleri odası ve şehir plancılar odası başta olmak üzere TMMOB’a bağlı 14 meslek odası ile Kayseri Tabip Odası, veteriner hekimler odası ve eczacılar odamızla şubemiz ev sahipliğinde bir araya gelerek “Kayseri Deprem Raporu” oluşturmuştur. Ülkemizin çeşitli üniversitelerinden akademisyenlerin görüşleri alınarak, TMMOB’a bağlı odalarımızın yapmış olduğu sempozyum, çalıştay ve kongre gibi bilimsel çalışmaların sonuç raporları ile kayseri 2021 İrap Raporu incelenerek yaklaşık bir ay gibi bir sürede raporumuz hazırlanmıştır. Bilgilendirmek ve alınması gereken önlemleri her detayı ile açıkladığımız raporumuz, Kayseri Valiliği ve Büyükşehir Belediye Başkanlığı başta olmak üzere ilçe belediyelerine, ilgili kamu kurum ve kuruluşlarına iletilmiştir. Ayrıca odamızın geleneksel gece ve plaket törenleri, hem şube merkezimizde hem de temsilciliklerimizde üyelerimizin yoğun katılımı ile gerçekleşmiştir. Hep birlikte geçmiş yıllarda olduğu gibi 17. Dönemde de başarılı hizmetlere imza atmak istiyoruz. Ülkemizin problemlerine kendi ölçeğimizde ve sorumluluk alanımızda çözümler üretmek istiyoruz. Yüce Rabbimizin razı olacağı, iyi olan, doğru olan, güzel olan ne varsa onu yapmak istiyoruz. Birlik ve beraberlik içerisinde bunları başarmak istiyoruz. Bugün olduğu gibi bundan sonrada, meslekte birlik anlayışıyla, birlik ve beraberlik içerisinde olduğumuz, samimiyet içinde hareket ettiğimiz sürece, başaramayacağımız üstesinden gelemeyeceğimiz hiçbir şey kalmayacaktır.Yaptığımız tüm faaliyetlerde bizlerden desteğini esirgemeyen, yanımızda olan ve yapılan faaliyetlerin şehrimiz ve ülkemiz adına katkılarının artmasına vesile olan değerli meslektaşımız Makina Mühendisleri Odası Kayseri Şubesinin kıymetli üyesi ve gururu Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkan Yardımcımız ve Kayseri Milletvekilimiz İsmail Özdemir’e huzurlarınızda bir kez daha teşekkür ediyorum. Bu duygular içerisinde sözlerimi bitirirken, bizlere duyduğunuz güven ve verdiğiniz destekten dolayı sonsuz teşekkürlerimi ve şükranlarımı sunuyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum” dedi.

MHP Genel Başkan Yardımcısı, Kayseri Milletvekili ve aynı zamanda Makina Mühendisi olan İsmail Özdemir de konuşmasında, “Böylesine güzide bir günde böylesine geniş bir kitleyi bir araya getirdiği için Allah’a hamd ediyoruz. Ailem olarak gördüğüm Kayseri Makina Mühendisleri Odası’nda sizlerle beraber olmaktan ötürü de büyük bir gurur ve mutluluk yaşadığımı da ifade etmek istiyorum. Bu nedenle ben her şeyden evvel bu zamana kadar görev yapmış, Makina Mühendisleri Odası’nın bu aşamaya gelmesini sağlayan kim varsa hepsinden Allah’ın razı olmasını niyaz ediyorum. Ben hepinizi sevgi, saygı ve muhabbetlerimle selamlıyorum. 16. dönemde görev yapmış olan şubemizin tüm yönetim kurulu üyelerini, il temsilciliklerimizi ve üyelerini tebrik ediyorum. Kendilerine teşekkür ediyor yeni dönemde de görev alacak bütün arkadaşlara da şimdiden Allah’tan üstün muvaffakiyetler diliyorum” ifadelerini kullandı.

Konuşmaların ardından faaliyet ve mali raporlarının okunması ile Olağan Genel Kurul sona erdi. Makina Mühendisleri Odası Kayseri Şubesi’nin seçimleri ise yarın 09.00 ile 17.00 saatleri arasında gerçekleşecek. – KAYSERİ

]]>
https://www.haber60.com.tr/makina-muhendisleri-odasinda-genel-kurul-heyecani-basladi/feed/ 0
İstanbul Rehberler Odası, Turist Rehberliği Meslek Kanunu’na itirazlarını dile getirdi https://www.haber60.com.tr/istanbul-rehberler-odasi-turist-rehberligi-meslek-kanununa-itirazlarini-dile-getirdi/ https://www.haber60.com.tr/istanbul-rehberler-odasi-turist-rehberligi-meslek-kanununa-itirazlarini-dile-getirdi/#respond Wed, 14 Feb 2024 23:15:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=7965 İSTANBUL Rehberler Odası (İRO), 6326 sayılı Turist Rehberliği Meslek Kanunu’nda yapılması planlanan ve TBMM’ye sunulan teklif maddelerine itirazlarını dile getirmek için Beyoğlu’nda basın açıklaması düzenledi. Basın toplantısında konuşan İRO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Gökhan Çeliktaş yapılması planlanan değişikliklere ilişkin, Turist rehberliği mesleğinin doğasına, çalışma şartlarına ve standartlarına uygun olmayan, meslek kalitesini ve meslek itibarını ileriye götürmeye değil tam aksine geriletmeye yönelik bir kanun tasarısı olduğunu bugün burada bulunan arkadaşlarımızla birlikte bir kez daha ilan etmek istiyoruz dedi.

İstanbul Rehberler Odası üyeleri, 6326 sayılı Turist Rehberliği Meslek Kanunu’nda yapılması planlanan ve TBMM’ye sunulan teklif maddelerine itiraz etmek için Beyoğlu’nda basın açıklaması yaptı. Grup adına İRO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Gökhan Çeliktaş basın açıklaması yaptı. Çeliktaş, yapılmak istenilen kanun değişikliklerinin meslek kalitesini ve meslek itibarını ileriye götürmeye değil tam aksine geriletmeye yönelik bir kanun tasarısı olduğunu belirtti.

BUNUN MİLLİ GÜVENLİK SORUNU TEŞKİL EDECEĞİNİ DÜŞÜNÜYORUZ

Gökhan Çeliktaş, Bugün burada toplanma amacımız yapılmak istenilen değişiklikler ile ilgili kanun teklifini incelediğimizde turist rehberlerinde endişe uyandıran maddelere dair bir basın açıklamasında bulunmak. 9 Şubat tarihinde meclise gönderilen yeni kanun değişikliği teklifi incelediğimizde bizler arasında endişe uyandıran bazı maddeler olduğunu tespit ettik. Bu maddelerden bir tanesiyle, biz turist rehberleri tur araçlarından indirilmek ve sadece müze ve ören yerlerinde çalıştırılmak isteniyoruz. Bizler turist rehberliği meslek erbapları olarak bildiğiniz güzel ülkemizin her bir bölgesindeki coğrafi zenginlikleri, kültürel mirasları, gelenekleri, sosyal yaşamı ve damak tadına varana kadar farklılık gösteren kültür mozaiğini, hem ülkemiz içerisinde bir bölgeden farklı bir bölgeye seyahat eden Türk vatandaşlarına hem de dünyanın her bir köşesinden ülkemize gelen yabancı turistlere tanıtmakla mükellefiz. Görevimizi de layıkıyla yerine getirmek için çalışıyoruz. Şimdi ilk maddeyi incelediğimiz zaman turist araçlarından indirilmek ve sadece ören yerlerinde gerçekleştirilen turlarda çalıştırılmak isteniyoruz. Ancak bizler anlatımlarımızın çok önemli kısmını turun başlangıç noktasından bitiş noktasına kadar turistlere eşlik ettiğimiz sırada tur araçları içerisinde gerçekleştirmekteyiz. Müze ve ören yerlerinde araç içerisinde yaptığımız anlatımları görsel ögelerle pekiştirmekteyiz. Aynı zamanda bunun bir milli güvenlik sorunu teşkil edeceğini düşünüyoruz. Çünkü araç içerisinde yerli ve yabancı turistlerin kim olduğu belirsiz olan bu kişilere bırakılması, bu araçlar içerisindeki anlatımların hangi emeller ile hangi amaçlar ile nasıl propagandalara alet edileceğinin denetlenmesine imkan olmadığını düşünüyoruz dedi.

KAZANILMIŞ HAKLARIMIZIN ELİMİZDEN ALINMAK İSTENMESİ ŞEKLİNDE YORUMLUYORUZ

Çeliktaş, Bir diğer maddede turist rehberlerinin daha önce belirttiğim gibi 38 farklı yabancı dilde yeterliliğini ispatlamış ve ruhsatnamelerinde bu dilleri kaydettirmiş meslektaşlarımızın her 5 yılda yeniden yabancı dil sınavına tabi tutularak zaten aktif olarak çalışmakta oldukları dillerini yeniden ve yeniden kanıtlamaları istenmektedir. Bunun anayasa ilkelerine aykırı olduğunu, hem de kazanılmış haklarımızın elimizden alınmak istenmesi şeklinde yorumluyoruz ve bu maddeye de karşı çıkıyoruz. Bir diğer madde de turist rehberliği mesleğe giriş şartları arasında yabancı dil bilme şartının kaldırılmasının Türkçe rehberlik adı altında ve de rehberlik bölümü mezunlarının yabancı dil şartını yerine getirmeden mesleğe alınmasının önünün açılmasının söz konusu olduğunu görüyoruz. Bu noktada bizler yine mesleğimizin hizmet kalitesinin bu maddeyle birlikte gerilemeye sebep olacağını düşünüyoruz. Bir diğer madde de arkeoloji sanat tarihi mezunları ve uzak doğu dillerini bilen kişilere kolay yoldan rehber olmanın önünün açılacağından bahsediliyor. Halen yürürlükte olan 6326 sayılı turist rehberliği kanunu uyarınca, her bir Türk vatandaşının üniversitelerin lisans ve ön lisans düzeyinde turist rehberliği programlarından mezun olarak veya herhangi bir lisans programından mezun olduktan sonra tezli-tezsiz yüksek lisans imkanıyla yine özel ve devlet üniversitelerinde bulunan uzaktan eğitimle turist rehberi olabilmesi gibi haklar tanınmışken gerekli olmadığını düşünüyoruz. Bu kanunla ilgili yapılmak istenilen değişiklikler hizmet kalitesini artırmak ve mesleğimizi ileriye taşımak adına savunulmakta ancak maddeleri tek tek incelediğimiz zaman az önce değindiğim maddeler dışında da kanunun meslek kuruluşlarımızın görüşleri alınmadan ilgili akademik kuruluşların görüşleri alınmadan hazırlanmış ve turist rehberliği mesleğinin doğasına, çalışma şartlarına ve standartlarına uygun olmayan, meslek kalitesini ve meslek itibarını ileriye götürmeye değil tam aksine geriletmeye yönelik bir kanun tasarısı olduğunu bugün burada bulunan arkadaşlarımızla birlikte bir kez daha ilan etmek istiyoruz ifadelerini kullandı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/istanbul-rehberler-odasi-turist-rehberligi-meslek-kanununa-itirazlarini-dile-getirdi/feed/ 0
İstanbul Rehberler Odası, Turist Rehberliği Kanunu’na İtiraz Etti https://www.haber60.com.tr/istanbul-rehberler-odasi-turist-rehberligi-kanununa-itiraz-etti/ https://www.haber60.com.tr/istanbul-rehberler-odasi-turist-rehberligi-kanununa-itiraz-etti/#respond Wed, 14 Feb 2024 23:03:11 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=7953

İSTANBUL Rehberler Odası (İRO), 6326 sayılı Turist Rehberliği Meslek Kanunu’nda yapılması planlanan ve TBMM’ye sunulan teklif maddelerine itirazlarını dile getirmek için Beyoğlu’nda basın açıklaması düzenledi. Basın toplantısında konuşan İRO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Gökhan Çeliktaş yapılması planlanan değişikliklere ilişkin, “Turist rehberliği mesleğinin doğasına, çalışma şartlarına ve standartlarına uygun olmayan, meslek kalitesini ve meslek itibarını ileriye götürmeye değil tam aksine geriletmeye yönelik bir kanun tasarısı olduğunu bugün burada bulunan arkadaşlarımızla birlikte bir kez daha ilan etmek istiyoruz” dedi.

İstanbul Rehberler Odası üyeleri, 6326 sayılı Turist Rehberliği Meslek Kanunu’nda yapılması planlanan ve TBMM’ye sunulan teklif maddelerine itiraz etmek için Beyoğlu’nda basın açıklaması yaptı. Grup adına İRO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Gökhan Çeliktaş basın açıklaması yaptı. Çeliktaş, yapılmak istenilen kanun değişikliklerinin meslek kalitesini ve meslek itibarını ileriye götürmeye değil tam aksine geriletmeye yönelik bir kanun tasarısı olduğunu belirtti.

“BUNUN MİLLİ GÜVENLİK SORUNU TEŞKİL EDECEĞİNİ DÜŞÜNÜYORUZ”

Gökhan Çeliktaş, “Bugün burada toplanma amacımız yapılmak istenilen değişiklikler ile ilgili kanun teklifini incelediğimizde turist rehberlerinde endişe uyandıran maddelere dair bir basın açıklamasında bulunmak. 9 Şubat tarihinde meclise gönderilen yeni kanun değişikliği teklifi incelediğimizde bizler arasında endişe uyandıran bazı maddeler olduğunu tespit ettik. Bu maddelerden bir tanesiyle, biz turist rehberleri tur araçlarından indirilmek ve sadece müze ve ören yerlerinde çalıştırılmak isteniyoruz. Bizler turist rehberliği meslek erbapları olarak bildiğiniz güzel ülkemizin her bir bölgesindeki coğrafi zenginlikleri, kültürel mirasları, gelenekleri, sosyal yaşamı ve damak tadına varana kadar farklılık gösteren kültür mozaiğini, hem ülkemiz içerisinde bir bölgeden farklı bir bölgeye seyahat eden Türk vatandaşlarına hem de dünyanın her bir köşesinden ülkemize gelen yabancı turistlere tanıtmakla mükellefiz. Görevimizi de layıkıyla yerine getirmek için çalışıyoruz. Şimdi ilk maddeyi incelediğimiz zaman turist araçlarından indirilmek ve sadece ören yerlerinde gerçekleştirilen turlarda çalıştırılmak isteniyoruz. Ancak bizler anlatımlarımızın çok önemli kısmını turun başlangıç noktasından bitiş noktasına kadar turistlere eşlik ettiğimiz sırada tur araçları içerisinde gerçekleştirmekteyiz. Müze ve ören yerlerinde araç içerisinde yaptığımız anlatımları görsel ögelerle pekiştirmekteyiz. Aynı zamanda bunun bir milli güvenlik sorunu teşkil edeceğini düşünüyoruz. Çünkü araç içerisinde yerli ve yabancı turistlerin kim olduğu belirsiz olan bu kişilere bırakılması, bu araçlar içerisindeki anlatımların hangi emeller ile hangi amaçlar ile nasıl propagandalara alet edileceğinin denetlenmesine imkan olmadığını düşünüyoruz” dedi.

“KAZANILMIŞ HAKLARIMIZIN ELİMİZDEN ALINMAK İSTENMESİ ŞEKLİNDE YORUMLUYORUZ”

Çeliktaş, “Bir diğer maddede turist rehberlerinin daha önce belirttiğim gibi 38 farklı yabancı dilde yeterliliğini ispatlamış ve ruhsatnamelerinde bu dilleri kaydettirmiş meslektaşlarımızın her 5 yılda yeniden yabancı dil sınavına tabi tutularak zaten aktif olarak çalışmakta oldukları dillerini yeniden ve yeniden kanıtlamaları istenmektedir. Bunun anayasa ilkelerine aykırı olduğunu, hem de kazanılmış haklarımızın elimizden alınmak istenmesi şeklinde yorumluyoruz ve bu maddeye de karşı çıkıyoruz. Bir diğer madde de turist rehberliği mesleğe giriş şartları arasında yabancı dil bilme şartının kaldırılmasının Türkçe rehberlik adı altında ve de rehberlik bölümü mezunlarının yabancı dil şartını yerine getirmeden mesleğe alınmasının önünün açılmasının söz konusu olduğunu görüyoruz. Bu noktada bizler yine mesleğimizin hizmet kalitesinin bu maddeyle birlikte gerilemeye sebep olacağını düşünüyoruz. Bir diğer madde de arkeoloji sanat tarihi mezunları ve uzak doğu dillerini bilen kişilere kolay yoldan rehber olmanın önünün açılacağından bahsediliyor. Halen yürürlükte olan 6326 sayılı turist rehberliği kanunu uyarınca, her bir Türk vatandaşının üniversitelerin lisans ve ön lisans düzeyinde turist rehberliği programlarından mezun olarak veya herhangi bir lisans programından mezun olduktan sonra tezli-tezsiz yüksek lisans imkanıyla yine özel ve devlet üniversitelerinde bulunan uzaktan eğitimle turist rehberi olabilmesi gibi haklar tanınmışken gerekli olmadığını düşünüyoruz. Bu kanunla ilgili yapılmak istenilen değişiklikler hizmet kalitesini artırmak ve mesleğimizi ileriye taşımak adına savunulmakta ancak maddeleri tek tek incelediğimiz zaman az önce değindiğim maddeler dışında da kanunun meslek kuruluşlarımızın görüşleri alınmadan ilgili akademik kuruluşların görüşleri alınmadan hazırlanmış ve turist rehberliği mesleğinin doğasına, çalışma şartlarına ve standartlarına uygun olmayan, meslek kalitesini ve meslek itibarını ileriye götürmeye değil tam aksine geriletmeye yönelik bir kanun tasarısı olduğunu bugün burada bulunan arkadaşlarımızla birlikte bir kez daha ilan etmek istiyoruz” ifadelerini kullandı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/istanbul-rehberler-odasi-turist-rehberligi-kanununa-itiraz-etti/feed/ 0
İstanbul Rehberler Odası, Turist Rehberliği Meslek Kanunu’na İtiraz Ediyor https://www.haber60.com.tr/istanbul-rehberler-odasi-turist-rehberligi-meslek-kanununa-itiraz-ediyor/ https://www.haber60.com.tr/istanbul-rehberler-odasi-turist-rehberligi-meslek-kanununa-itiraz-ediyor/#respond Wed, 14 Feb 2024 22:51:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=7941

İSTANBUL Rehberler Odası (İRO), 6326 sayılı Turist Rehberliği Meslek Kanunu’nda yapılması planlanan ve TBMM’ye sunulan teklif maddelerine itirazlarını dile getirmek için Beyoğlu’nda basın açıklaması düzenledi. Basın toplantısında konuşan İRO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Gökhan Çeliktaş yapılması planlanan değişikliklere ilişkin, Turist rehberliği mesleğinin doğasına, çalışma şartlarına ve standartlarına uygun olmayan, meslek kalitesini ve meslek itibarını ileriye götürmeye değil tam aksine geriletmeye yönelik bir kanun tasarısı olduğunu bugün burada bulunan arkadaşlarımızla birlikte bir kez daha ilan etmek istiyoruz dedi.

İstanbul Rehberler Odası üyeleri, 6326 sayılı Turist Rehberliği Meslek Kanunu’nda yapılması planlanan ve TBMM’ye sunulan teklif maddelerine itiraz etmek için Beyoğlu’nda basın açıklaması yaptı. Grup adına İRO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Gökhan Çeliktaş basın açıklaması yaptı. Çeliktaş, yapılmak istenilen kanun değişikliklerinin meslek kalitesini ve meslek itibarını ileriye götürmeye değil tam aksine geriletmeye yönelik bir kanun tasarısı olduğunu belirtti.

BUNUN MİLLİ GÜVENLİK SORUNU TEŞKİL EDECEĞİNİ DÜŞÜNÜYORUZ

Gökhan Çeliktaş, Bugün burada toplanma amacımız yapılmak istenilen değişiklikler ile ilgili kanun teklifini incelediğimizde turist rehberlerinde endişe uyandıran maddelere dair bir basın açıklamasında bulunmak. 9 Şubat tarihinde meclise gönderilen yeni kanun değişikliği teklifi incelediğimizde bizler arasında endişe uyandıran bazı maddeler olduğunu tespit ettik. Bu maddelerden bir tanesiyle, biz turist rehberleri tur araçlarından indirilmek ve sadece müze ve ören yerlerinde çalıştırılmak isteniyoruz. Bizler turist rehberliği meslek erbapları olarak bildiğiniz güzel ülkemizin her bir bölgesindeki coğrafi zenginlikleri, kültürel mirasları, gelenekleri, sosyal yaşamı ve damak tadına varana kadar farklılık gösteren kültür mozaiğini, hem ülkemiz içerisinde bir bölgeden farklı bir bölgeye seyahat eden Türk vatandaşlarına hem de dünyanın her bir köşesinden ülkemize gelen yabancı turistlere tanıtmakla mükellefiz. Görevimizi de layıkıyla yerine getirmek için çalışıyoruz. Şimdi ilk maddeyi incelediğimiz zaman turist araçlarından indirilmek ve sadece ören yerlerinde gerçekleştirilen turlarda çalıştırılmak isteniyoruz. Ancak bizler anlatımlarımızın çok önemli kısmını turun başlangıç noktasından bitiş noktasına kadar turistlere eşlik ettiğimiz sırada tur araçları içerisinde gerçekleştirmekteyiz. Müze ve ören yerlerinde araç içerisinde yaptığımız anlatımları görsel ögelerle pekiştirmekteyiz. Aynı zamanda bunun bir milli güvenlik sorunu teşkil edeceğini düşünüyoruz. Çünkü araç içerisinde yerli ve yabancı turistlerin kim olduğu belirsiz olan bu kişilere bırakılması, bu araçlar içerisindeki anlatımların hangi emeller ile hangi amaçlar ile nasıl propagandalara alet edileceğinin denetlenmesine imkan olmadığını düşünüyoruz dedi.

KAZANILMIŞ HAKLARIMIZIN ELİMİZDEN ALINMAK İSTENMESİ ŞEKLİNDE YORUMLUYORUZ

Çeliktaş, Bir diğer maddede turist rehberlerinin daha önce belirttiğim gibi 38 farklı yabancı dilde yeterliliğini ispatlamış ve ruhsatnamelerinde bu dilleri kaydettirmiş meslektaşlarımızın her 5 yılda yeniden yabancı dil sınavına tabi tutularak zaten aktif olarak çalışmakta oldukları dillerini yeniden ve yeniden kanıtlamaları istenmektedir. Bunun anayasa ilkelerine aykırı olduğunu, hem de kazanılmış haklarımızın elimizden alınmak istenmesi şeklinde yorumluyoruz ve bu maddeye de karşı çıkıyoruz. Bir diğer madde de turist rehberliği mesleğe giriş şartları arasında yabancı dil bilme şartının kaldırılmasının Türkçe rehberlik adı altında ve de rehberlik bölümü mezunlarının yabancı dil şartını yerine getirmeden mesleğe alınmasının önünün açılmasının söz konusu olduğunu görüyoruz. Bu noktada bizler yine mesleğimizin hizmet kalitesinin bu maddeyle birlikte gerilemeye sebep olacağını düşünüyoruz. Bir diğer madde de arkeoloji sanat tarihi mezunları ve uzak doğu dillerini bilen kişilere kolay yoldan rehber olmanın önünün açılacağından bahsediliyor. Halen yürürlükte olan 6326 sayılı turist rehberliği kanunu uyarınca, her bir Türk vatandaşının üniversitelerin lisans ve ön lisans düzeyinde turist rehberliği programlarından mezun olarak veya herhangi bir lisans programından mezun olduktan sonra tezli-tezsiz yüksek lisans imkanıyla yine özel ve devlet üniversitelerinde bulunan uzaktan eğitimle turist rehberi olabilmesi gibi haklar tanınmışken gerekli olmadığını düşünüyoruz. Bu kanunla ilgili yapılmak istenilen değişiklikler hizmet kalitesini artırmak ve mesleğimizi ileriye taşımak adına savunulmakta ancak maddeleri tek tek incelediğimiz zaman az önce değindiğim maddeler dışında da kanunun meslek kuruluşlarımızın görüşleri alınmadan ilgili akademik kuruluşların görüşleri alınmadan hazırlanmış ve turist rehberliği mesleğinin doğasına, çalışma şartlarına ve standartlarına uygun olmayan, meslek kalitesini ve meslek itibarını ileriye götürmeye değil tam aksine geriletmeye yönelik bir kanun tasarısı olduğunu bugün burada bulunan arkadaşlarımızla birlikte bir kez daha ilan etmek istiyoruz ifadelerini kullandı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/istanbul-rehberler-odasi-turist-rehberligi-meslek-kanununa-itiraz-ediyor/feed/ 0
Türkiye Eczacılar Birliği, 6 Şubat depremlerinin birinci yıl dönümünde açıklama yaptı https://www.haber60.com.tr/turkiye-eczacilar-birligi-6-subat-depremlerinin-birinci-yil-donumunde-aciklama-yapti/ https://www.haber60.com.tr/turkiye-eczacilar-birligi-6-subat-depremlerinin-birinci-yil-donumunde-aciklama-yapti/#respond Tue, 06 Feb 2024 08:27:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=6277 Türkiye Eczacılar Birliği, Kahamanmaraş merkezli 6 Şubat depremlerinin birinci yıl dönümünde, “Ülkemizin bir deprem ülkesi olduğu gerçeği, devlet kademelerinden, yerel yönetimlere, sivil toplum kuruluşlarından her bir vatandaşımıza kadar hiç kimsenin geri plana atmaması gereken öncelikli bir gerçektir. Kamu otoritesinden, sivil toplum örgütlerine, meslek birliklerinden vatandaşlarımıza kadar herkesin, geçmişteki acı tecrübeleri unutmadan, üzerine düşeni yerine getirmesi, depreme hazırlıklı olmak için topyekun bir çalışmayı başlatması, her şeyden önde gelen en acil zorunluluktur” açıklamasını yaptı.

Türkiye Eczacılar Birliği 11 ili etkileyen 6 Şubat depremlerinin birinci yıl dönümü nedeniyle açıklama yaptı. Depremde, 44 eczacı, 21 eczacılık fakültesi öğrencisi ve eczane teknisyeni ve Adıyaman Bölge Eczacı Odamızın Başkanı Eczacı Hüseyin Kemal Taş’ın hayatını kaybettiği belirtilen açıklamada, “Yaşamını yitiren meslektaşlarımızı, eczacılık fakültesi öğrencilerimizi, eczane teknisyenlerimizi bir kere daha saygı, minnet, rahmet ve özlemle anıyoruz. Bu maksatla Ülke çapında faaliyet gösteren bütün meslektaşlarımız, bugün saat 11.00’de 1 dakikalık saygı duruşunda bulunacaklar” denildi.

Türkiye Eczacılar Birliği’nin açıklaması şöyle:

“Bugün Cumhuriyet tarihimizin en kara, en acı günlerinden birinin yıl dönümü. Tam bir yıl önce 6 Şubat’ın o soğuk sabahında ateş, sadece düştüğü yeri yakmadı, 80 milyonluk bir ülkenin bütün fertlerini yaktı kavurdu. Yaralarımız hala iyileşmedi, acılarımız hala ilk günkü kadar taze.

Merkez üssü Kahramanmaraş-Pazarcık ve Elbistan olan 7,7 ile 7,6 büyüklüğündeki iki büyük deprem, son yüzyılda Türkiye’de yaşanan en yıkıcı ve etki alanı en geniş depremler olarak kayıtlara geçti. 11 ilimizi etkileyen, toplam 62 ilçe ve 10 bin 190 köyde yıkıma yol açan depremlerde 50 bini aşkın vatandaşımız yaşamını yitirdi. Depremde yaşamını kaybeden bütün vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet diliyoruz.

Bu büyük afette, maalesef köklü meslek ailemizden de 44 meslektaşımızı, 21 eczacılık fakültesi öğrencimizi, eczane teknisyenlerimizi ve Adıyaman Bölge Eczacı Odamızın Kıymetli Başkanı Ecz. Hüseyin Kemal Taş’ı kaybetmenin acısını yaşadık. Yaşamını yitiren meslektaşlarımızı, eczacılık fakültesi öğrencilerimizi, eczane teknisyenlerimizi bir kere daha saygı, minnet, rahmet ve özlemle anıyoruz. Bu maksatla, ülke çapında faaliyet gösteren bütün meslektaşlarımız, bugün saat 11.00’de 1 dakikalık saygı duruşunda bulunacaklar.

TEB, DEPREMİN HEMEN ARDINDAN, TÜRKİYE’DEKİ TÜM BÖLGE ECZACI ODALARI VE 46 BİNİ AŞKIN MESLEKTAŞI İLE BERABER BİR SEFERBERLİK RUHUYLA HAREKET ETTİ”

Deprem bölgesine yardım için bütün halkımızın adeta çırpındığı bir ortamda, eczacılar depremin yaşandığı ilk günden itibaren, toplum sağlığı için en hızlı harekete geçen meslek gruplarının başında yer aldı. Türk Eczacıları Birliği, depremin hemen ardından, Türkiye’deki tüm Bölge Eczacı Odaları ve 46 bini aşkın meslektaşı ile beraber bir seferberlik ruhuyla hareket etti. İlk 2 saat içerisinde Türk Eczacıları Birliği Merkez Heyeti ve Denetleme Kurulu Üyelerince oluşturulan “Afet Yönetimi Koordinasyon Merkezi” aracılığıyla bölgeye en hızlı şekilde yardım çalışmaları organize edilmeye başlandı.

Depremin ilk gün itibariyle Türk Eczacıları Birliği Gezici TIR Eczanesini en hızlı şekilde Kahramanmaraş’a sevk ettik ve depremin ilk günü itibariyle vatandaşlarımıza hizmet vermeye başladık.

7 Şubat itibarıyla Kahramanmaraş, Hatay, Malatya, Gaziantep ve Adıyaman’da 5 konteyner eczanemizi hizmete başlattık ve sahra eczanelerimizin de hızla eklenmesiyle bu sayıyı 28 sahra eczanesine ulaştırdık. Bölgedeki ihtiyaçları gözeterek sahra eczanelerimizin konum bilgilerini sürekli güncelledik ve kamuoyuyla paylaştık.

Bölgelerdeki ilaç ve tıbbi malzemelerinin tedarikinin en hızlı şekilde sağlanması için Birliğimizin oluşturduğu dijital bir sistem aracılığıyla “Afet Yardım Kampanyası” başlattık. Bu şekilde, sahada oluşturulan ilaç dağıtım merkezlerimizdeki ilaç ve tıbbi malzeme sürekliliğini sağladık. Sahra eczanelerimizde depremzede vatandaşlarımızın ücretsiz eriştiği ilaç ve tıbbi malzemeler meslektaşlarımızın yaptıkları bağışlarla tedarik edildi.

500’Ü AŞKIN MESLEKTAŞIMIZIN ECZANESİ DE YIKILDI YA DA AĞIR HASAR GÖRDÜ”

Birliğimizin ve Bölge Eczacı Odalarımızın koordinasyonunda, Türkiye’nin dört bir yanından deprem bölgesine giden yaklaşık 5 bini aşkın gönüllü meslektaşımız, Gezici TIR Eczanemiz ve 28 adet sahra eczanemiz aracılığı ile depremin ilk gününden itibaren 74 gün boyunca kesintisiz ve ücretsiz olarak halkın ilaç eczacılık hizmetlerine erişimini sağladılar. Meslektaşlarımız, depremden etkilenen bölgelerdeki tüm yurttaşlarımızın acılarına ortak; ilaç ihtiyaçlarına çare oldular.

Hep birlikte yaşadığımız bu acı tecrübe, eczacıların olağanüstü koşullarda dahi nasıl hızlı, etkin ve organize hizmet sunabildiğini bir kez daha ortaya koydu. Hiç bir beklenti içinde olmaksızın sadece mesleki sorumlulukla ettiğimiz yeminin gereği vatandaşlarımızın yanında olduk.

Yaşanan büyük felaket, bu bölgede faaliyet gösteren eczanelerimizi de ciddi anlamda etkiledi. 500’ü aşkın meslektaşımızın eczanesi de yıkıldı ya da ağır hasar gördü. Meslek örgütü olarak, depremden zarar gören meslektaşlarımıza ekonomik ve sosyal anlamda destekler sunduk.

DEPREME HAZIRLIKLI OLMAK İÇİN TOPYEKUN BİR ÇALIŞMAYI BAŞLATMASI, HER ŞEYDEN ÖNDE GELEN EN ACİL ZORUNLULUKTUR”

Ülkemizin bir deprem ülkesi olduğu gerçeği, devlet kademelerinden, yerel yönetimlere, sivil toplum kuruluşlarından her bir vatandaşımıza kadar hiç kimsenin geri plana atmaması gereken öncelikli bir gerçektir. Kamu otoritesinden, sivil toplum örgütlerine, meslek birliklerinden vatandaşlarımıza kadar herkesin, geçmişteki acı tecrübeleri unutmadan, üzerine düşeni yerine getirmesi, depreme hazırlıklı olmak için topyekun bir çalışmayı başlatması, her şeyden önde gelen en acil zorunluluktur.

Türk Eczacıları Birliği olarak bu amaçla, depremin birinci yılında vatandaşlarımızın olası bir deprem felaketine karşı hazırlıklı olması için bir farkındalık çalışmasını da başlattık. Olası bir deprem sonrasında, ilk 72 saatte yardım ekipleri ulaşıncaya kadar hayati önem taşıyan acil durum çantalarının içeriğini gösteren “Acil Durum Çantasında Neler Olmalı?” afişlerini hazırladık ve ülke çapındaki bütün eczanelerimize dağıttık.

Yaşadığımız deprem tecrübeleri, afet öncesi önlemleri kadar afet sonrası hızlı ve etkili müdahale protokollerinin de ne kadar önemli olduğuna işaret ediyor. Meslek örgütleri ve sivil toplum kuruluşlarının olası bir afet sürecine ilişkin planlamalarını kapsayan bir kılavuz hazırlaması, organizasyon kabiliyeti açısından hayati önem taşıyor.

İLAÇ VE ECZACILIK ALANINDA DOĞAL AFETLERE VE RİSKLERİNE HAZIRLIK KILAVUZU”

Birliğimiz bu konuda hemen harekete geçti ve “İlaç ve Eczacılık Alanında Doğal Afetlere ve Risklerine Hazırlık Kılavuzu” başlıklı belgeyi hazırladı. Hazırlık kılavuzumuz Bölge Eczacı Odalarımız ile paylaşılarak etkinleştirildi.

Kılavuz hazırlanırken, yakın geçmişte yaşadığımız deprem, orman yangınları, sel felaketleri gibi acı tecrübelerden edinilen deneyimler, Uluslararası Eczacılık Federasyonumuz ve diğer ilgili kurum ve kuruluşların hazırladığı bilgi, belge ve dokümanlar da gözetildi.

Ülkemizdeki tüm Bölge Eczacı Odalarımızın Başkanları ve yöneticileri ile sahada görev almak için çırpınan, topladığı yardımları bölgeye göndermek için çaba harcayan, hiçbir beklentisi olmadan sadece vatandaşlarımızın yaralarını sarmaya çalışan bütün Meslektaşlarımıza bir kez daha şükranlarımızı sunuyor, yaşadığımız felaket nedeniyle milletimize başsağlığı diliyoruz. Temenni ediyoruz ki, bir daha böyle büyük acılar yaşanmasın.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/turkiye-eczacilar-birligi-6-subat-depremlerinin-birinci-yil-donumunde-aciklama-yapti/feed/ 0
ATO Başkanı Gürsel Baran: Dayanışma içinde milletçe üstesinden gelemeyeceğimiz hiçbir zorluk yok https://www.haber60.com.tr/ato-baskani-gursel-baran-dayanisma-icinde-milletce-ustesinden-gelemeyecegimiz-hicbir-zorluk-yok/ https://www.haber60.com.tr/ato-baskani-gursel-baran-dayanisma-icinde-milletce-ustesinden-gelemeyecegimiz-hicbir-zorluk-yok/#respond Sun, 04 Feb 2024 08:39:11 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=5958 Ankara Ticaret Odası (ATO) Yönetim Kurulu Başkanı Gürsel Baran, “Asrın felaketinde bir kez daha gördük ki dayanışma içinde milletçe üstesinden gelemeyeceğimiz hiçbir zorluk, hiçbir engel yok” dedi.

ATO Başkanı Gürsel Baran, 6 Şubat Kahramanmaraş’ta meydana gelen depremlerin 1’inci yıl dönümü dolayısıyla bir mesaj yayımladı. Ankara Ticaret Odasının 6 Şubat’ta Kahramanmaraş merkezli gerçekleşen ve 11 ilde yıkıma yol açan depremlerin ardından hemen harekete geçerek, tüm imkanlarını felaketin yaşandığı bölgeye seferber ettiğini belirten Baran, “Devletimiz tüm kurum ve kuruluşlarıyla, aracıyla, gereciyle, personeliyle tüm imkanlarını deprem bölgesine seferber ederken, iş dünyasından sivil toplum kuruluşlarına milletimizin her bir ferdi Türkiye için tek yürek oldu. Asrın felaketinde bir kez daha gördük ki dayanışma içinde milletçe üstesinden gelemeyeceğimiz hiç bir zorluk, hiç bir engel yok. Felaket karşısında sergilenen dayanışmayı iliklerimize kadar hissettik. Ankara Ticaret Odası olarak yönetim, meclis, meslek komitelerimiz ve üyelerimiz ile tüm varlığımızla deprem bölgesinde olduk. Türk milletinin en büyük gücünün birlik ve beraberlik olduğunu bir kez daha gördük” diye konuştu.

“ATO olarak kalbimiz deprem bölgesinde attı”

Ankara Ticaret Odasının meslek komiteleri ve üyeleriyle birlikte depremin hemen ardından teyakkuza geçtiğini kaydeden Baran, şunları kaydetti:

“Depremzede vatandaşlarımızın ihtiyacını gidermek üzere bebek bezinden gıda maddesine, jeneratörden ısıtıcıya, battaniyeye, uyku tulumuna varıncaya kadar her türlü ürünü tırlarla bölgeye ulaştırdık. Afet bölgesinde meydana gelen akaryakıt ihtiyacını karşılamak üzere tankerlerle akaryakıt sevkiyatı gerçekleştirdik. Arama kurtarma ve enkaz kaldırma çalışmalarına destek verdik, onlarca iş makinesi, vinç, beton delici ve demir kesici aleti, afet bölgesine gönderdik. Hasar tespit çalışmalarına gönüllü olarak destek verdik. İçinde ısınma, aydınlanma gereçleri ile jeneratörlerin, ranza yatakların yer aldığı çadırlar kurduk. Günlük 20 bin kişiye sıcak yemek servis eden mobil mutfaklar oluşturduk, mobil tuvaletleri kullanıma sunduk. Malatya’da bin kişinin barınabileceği bir çadır kurduk. Depremzede kardeşlerimizin barınma ihtiyacını karşılamak için İskenderun Çay Mahallesi’nde 96 ailenin barınabileceği bir prefabrik yaşam alanı inşa ettik. Çocukları düşünerek onlara oyun alanları da eklettiğimiz bu yaşam alanlarının içini yatağından yorganına, ısıtıcısından buzdolabına, perdesinden nevresimine kadar her türlü ihtiyacı temin edecek şekilde donatarak AFAD’a teslim ettik. Kuaför ve Güzellik Salonları Meslek Komitemizin organizasyonuyla deprem bölgesine 50’ye yakın kuaför ve güzellik uzmanı göndererek, aralarında çocukların da yer aldığı 800’ü aşkın depremzedeye kuaförlük ve kişisel bakım hizmeti verilmesini sağladık. Gözlükçülük ve Fotoğrafçılık Hizmetleri Meslek Komitemizin organizasyonu ve Ankara Optisyenler ve Gözlükçüler Odası iş birliği ile Adıyaman Devlet Hastanesi ve Adıyaman Eğitim Araştırma Hastanesi göz doktorları ile koordineli olarak vatandaşların gözlük ihtiyacının giderilmesini sağladık. Bunlarla da yetinmedik bölgenin yaralarını sarmak için, üretimin, ticaretin, hayatın devamı için vatandaşlarımızın kalıcı konut ihtiyacını karşılayabilmek üzere ‘Ayın Yıldızıyım ya Sen’ temasıyla bir çağrı başlattık. 68 meslek komitemiz, Meclis ve komite üyelerimizle tek yürek olduk. ATO olarak kalbimiz deprem bölgesinde attı.” – ANKARA

]]>
https://www.haber60.com.tr/ato-baskani-gursel-baran-dayanisma-icinde-milletce-ustesinden-gelemeyecegimiz-hicbir-zorluk-yok/feed/ 0
Adana OSB Kadın Sanayiciler Platformu, Prof. Dr. Bahar Uslu’yu öğrencilerle buluşturdu https://www.haber60.com.tr/adana-osb-kadin-sanayiciler-platformu-prof-dr-bahar-usluyu-ogrencilerle-bulusturdu/ https://www.haber60.com.tr/adana-osb-kadin-sanayiciler-platformu-prof-dr-bahar-usluyu-ogrencilerle-bulusturdu/#respond Thu, 18 Jan 2024 06:30:06 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=3927 Adana Organize Sanayi Bölgesi Kadın Sanayiciler Platformu, kuruluş amaçları çerçevesinde bir projeyi daha hayata geçirdi. Bölgedeki okullarda eğitim öğretim gören öğrencilerin kariyer planlarında yol gösterici olmayı hedefleyen projenin ilk konuğu geliştirdiği yöntemle Tıp Literatürüne geçen Prof. Dr. Bahar Uslu oldu.

Bölge sınırlarında eğitim öğretim veren meslek lisesi ve meslek Yüksekokulu öğrencileri ile bir araya gelmeyi ve bu çerçevede bir mentor-menti ilişkisi oluşturmayı görev edinen Kadın Sanayiciler Platformu, ABD’de görev yapan Prof. Dr. Bahar Uslu’yu meslek lisesi öğrencileri ile buluşturdu.

Platformun Kurucu Üyesi Ayça Çelik, ‘Geliştirdiği “Uslu Yöntemi” ile tıp literatürüne geçen ve halen bir üniversitede akademik çalışmalarına devam eden Prof. Dr. Bahar Uslu’yu konuk etmekten duyduğu memnuniyeti ifade ederek, “Kendisine nazik ziyaretinden ve projemize vermiş olduğu destekten dolayı şahsım ve platformumuz adına teşekkür ederim” dedi.

Kadın sanayicileri bir araya getirip, tanışma ve güçbirliği oluşturulmasının yanı sıra kadın girişimcilere rol model olmak, öncülük etmek ve bölge sınırlarındaki Meslek Lisesi’nde eğitim öğretim gören kız öğrencilerin yoluna ışık tutmak hedefiyle yola çıkan platformun “Mentörlük Projesi”nin konuğu olan Türk Tıp Profesörü Bahar Uslu, deneyimlerini öğrencilerle paylaşırken, altın değerinde nasihatlerde bulundu.

Amerikan hükümeti tarafından “olağanüstü yeteneğe sahip tıp insanı” olarak değerlendirilen, “Yılın Akademisyeni”, “Yurtdışındaki En Başarılı 30 Kadın” dahil olmak üzere ulusal ve uluslararası birçok ödüle sahip olan Prof. Dr. Uslu ise ‘Bir Adanalı olarak Adana OSB’nin tekstil dahil olmak üzere farklı sektörlerde de gelişmiş olması gurur verici” dedi.

Uslu, tarımsal üretimi ve tarıma dayalı olarak gelişmiş sanayisi ile Adana’nın hak ettiği seviyeye ulaşmasında OSB’nin katkısına dikkati çekerek, bundan sonraki süreçte Adana’yı çok daha iyi noktalarda göreceğine inandığını kaydetti.

Mentörlük Komitesi Üyesi Ayşegül Fatıma Gök Çoşkun, ise 2024 yılında Platformun önemli projelerinden birisi olan ‘Mentorluk Projesi’ ile kariyer hayatını planlama aşamasında olan öğrencilere katkı sunmayı hedeflediklerini söyledi.

Coşkun, platformun Mentörlük Komitesi tarafından yürütülen projenin amaçlarına dikkati çekerek, “Öğrencilerimizin kişisel ve mesleki gelişimlerine yönelik ihtiyaç duyabilecekleri bilgi, deneyim, kaynaklarla buluşabilmelerine destek olmak, kendilerini tanıyarak, özgüvenlerini ve kariyer bilincini arttırıp, kendilerini yöneten bireyler olabilmelerine yardımcı olmaktır” dedi.

Programın devamında, Prof. Dr. Bahar Uslu, AOSB Seyhan Salonu’nda Özel Erkan AOSB Sarıçam Teknoloji Koleji Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi, Türk Tekstil Vakfı Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi ile Çukurova Üniversitesi Adana Organize Sanayi Bölgesi Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulu öğrencilerine tecrübelerini anlattı.

Uslu’nun tıp literatürüne geçen çalışması

Dışarıdan destekli hamilelik ve tüp bebek edinme gibi bilimsel araştırmaları çerçevesinde geliştirdiği yöntemden de öğrencilere söz eden Prof. Dr. Uslu, bu çalışmasının tıp literatürüne “Uslu Yöntemi” olarak geçmesinden duyduğu gururu ifade etti.

Yurt dışında yaşadığını ancak, ailesiyle vakit geçirmek üzere her fırsatta Adana’ya geldiğini ve memleketini çok sevdiğini anlatan Prof. Dr. Uslu, “Tecrübelerimi paylaşıp, siz gençlere moral vermek, umut vermek ve çıkış yolları göstermek gerektiğine inanıyorum. Lütfen kendinize güvenin, hayal edin ve planlayın. Kendinize duyduğunuz güven; kararlarınızı, davranışlarınızı ve bu doğrultuda tüm hayatınızı etkiler” ifadelerine yer verdi.

Prof. Dr. Uslu, deneyimlerini paylaştığı konuşmasının sonunda, öğrencilerin sorularını da yanıtladı.

Platformun Mentörlük Komitesi Üyeleri Ayşegül Fatıma Gök Çoşkun, Erva Tozlu, Gamze Severoğlu ve Yazgül Uğur Ersöz ile birlikte platform üyelerinin katıldığı toplantıda, Adana sanayisinin önemi ihracat ve sektörel konular hakkında da bilgi alışverişinde bulunuldu. – ADANA

]]>
https://www.haber60.com.tr/adana-osb-kadin-sanayiciler-platformu-prof-dr-bahar-usluyu-ogrencilerle-bulusturdu/feed/ 0
Kuaförlerde Mesleksel Alerjik Hastalıkların Değerlendirilmesi Projesi Tamamlandı https://www.haber60.com.tr/kuaforlerde-mesleksel-alerjik-hastaliklarin-degerlendirilmesi-projesi-tamamlandi/ https://www.haber60.com.tr/kuaforlerde-mesleksel-alerjik-hastaliklarin-degerlendirilmesi-projesi-tamamlandi/#respond Thu, 11 Jan 2024 08:21:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=3057

ERCİYES Üniversitesi (ERÜ) ile Ankara Üniversitesi İmmünoloji ve Alerji Hastalıkları Bilim Dalları ortak projesi olarak 2021 yılında başlayan, ‘kuaförlerde mesleksel alerjik hastalıkların değerlendirilmesi’ projesi tamamlandı. Proje araştırmacılarından ERÜ Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı İmmünoloji ve Alerji Hastalıkları Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. İnsu Yılmaz, “Kuaförler, fırıncılar, boyacılar, mobilyacılar ve inşaat işçileri hem solunumsal hem de cilt hastalıkları açısından risk grubunda olan meslek gruplarıdır. Bunların başında da kuaförler geliyor. Kabaca, 4 kuaförden birinde alerjik cilt hastalıkları görülebiliyor” dedi.

ERÜ Tıp Fakültesi ile Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi İmmünoloji ve Alerji Hastalıkları Bilim Dalları öğretim üyelerinin, 2021 yılında, ‘kuaförlerde mesleksel alerjik hastalıkların değerlendirilmesi’ isimli ortak projesi 2 yılda tamamlandı. Proje araştırmacılarından ERÜ Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı İmmünoloji ve Alerji Hastalıkları Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. İnsu Yılmaz, tamamlanan projeyle ilgili bilgi vererek, klinikteki hastalarının çoğunu, alerjik kişilerin oluşturduğunu belirtti. Prof. Dr. Yılmaz, “İmmun yetmezlikler çok daha az bir kısmını oluşturuyor. Çünkü erişkin dönemde görülen immun yetmezlikler daha nadir. Ama alerjik hastalıklara çok sık rastlıyoruz. Bunlardan toplumda en sık karşılaşılanları, alerjik nezle, alerjik rinit (saman nezlesi), alerjik konjonktivit, alerjik astım, alerjik kontakt dermatit (egzema), alerjik cilt hastalıkları ve solunum yolu hastalıkları gibi birçok hastalığı kliniğimizde sıklıkla görüyoruz. Hem tanı hem de tedavi konusunda hastalara yardımcı oluyoruz” diye konuştu.

‘CİLT ALERJİLERİ BAZI MESLEKLERDE DAHA SIK GÖRÜLÜYOR’

Alerjik hastalıkların bir kısmının da yapılan mesleklerle ilişkili olduğunu aktaran Prof. Dr. Yılmaz, “Özellikle bazı solunum yolu hastalıkları ve alerjileri ile cilt alerjileri bazı mesleklerde daha sık görülüyor. Bunlara örnek olarak kuaförler, boyacılar, inşaat işçileri, fırıncılar hem solunumsal hem de cilt hastalıkları açısından risk grubunda olan meslek grupları. Bunların başında da kuaförler geliyor. Solunum yolu alerjileri, alerjik nezle, alerjik astım, alerjik kontakt dermatit gibi hastalıklar kuaförlerde daha fazla görülüyor. Kuaförlerde, cilt hastalıkları, solunum yolları hastalıklarına göre daha fazla görülüyor. Yurt dışında bu hastalıkların, mesleklerde görülmesiyle ilgili daha fazla oranlar var. Kabaca, 4 kuaförden birinde alerjik cilt hastalıkları görülebiliyor. Kuaförlerden 5-10’undan birinde ise astım gibi solunum yolu hastalıkları görülüyor” dedi.

‘KUAFÖRLERDE EN ÇOK EGZEMA HASTALIĞI GÖRÜLÜYOR’

Kuaförlerde görülen hastalıklara değinen Prof. Dr. Yılmaz, “Kuaförlerde en çok egzema hastalığı görülüyor. Kuaförler gerçekten çok fazla saç boyası, saç açıcı, şampuanlar gibi kimyasal kullanıyorlar. Çok sık ellerini yıkıyor ve eldiven kullanıyorlar. Bir şekilde kimyasallara daha fazla maruz kalıyorlar. Kullandıkları maddelerin içinde bazı kimyasallar var. Bunlardan özellikle persülfatlar kuaförlerde hastalıklara neden olan maddelerin başında geliyor. Bunlar kullanılan malzemelerin içinde sıklıkla bulunabiliyor. Bunlara ne kadar sık maruz kalırsa alerjik egzema dediğimiz cilt problemi ortaya çıkabiliyor. Burada çevresel maruziyet çok önemli. Hastanın, genetik olarak da o maddeye alerji oluşturabilecek yatkınlığı olması gerekiyor. 4-5 kuaförden birinde gelişiyor diyoruz ama diğerlerinde de gelişmeyebiliyor” dedi.

‘ELDİVENİN KENDİSİ DE EGZEMA YAPABİLİR’

Hastaların kliniğe başvurmaları gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Yılmaz, şöyle devam etti:

“Burada hangi maddeye karşı alerji olduğunu anladıktan sonra kişinin o maddeden uzak durması gerekiyor. Maddelere temasın engellenmesi ve eldiven kullanılması gerekiyor. Ancak burada eldivenin kendisi de alerjik egzema yapabilir. Çok sık eldiven kullananlarda latekse bağlı alerji ortaya çıkabiliyor. Sağlık çalışanları da aslında risk grubu içindeler. Ama lateks içeren eldivenler eskisi kadar çok sık kullanılmıyor. Lateksin pudraya yapışması sonucunda hem solunum yolu hem de cilt alerjileri ortaya çıkabiliyor. Kuaförlerde çok sık eldiven kullanıyorlar. Islak elleri nemleniyor ve bariyerleri bozuluyor. Lateks içermeyen eldiven kullansa bile eldivenin içinde bulunan diğer katkı maddelerine karşı alerjik reaksiyon geliştirebilme potansiyelleri var. Bu kişilerin mutlaka immünoloji ve alerji hekimlerine başvurması gerekiyor. Etkeni ortaya çıkarmak, teşhis etmek, önerilerde bulunmak ve tedavi için bazı ilaçlarda tavsiye de bulunmak etkili oluyor.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/kuaforlerde-mesleksel-alerjik-hastaliklarin-degerlendirilmesi-projesi-tamamlandi/feed/ 0
Milli Eğitim Bakanlığı ve Ankara Müzik ve Güzel Sanatlar Üniversitesi iş birliğiyle güzel sanatlar okulları kurulacak https://www.haber60.com.tr/milli-egitim-bakanligi-ve-ankara-muzik-ve-guzel-sanatlar-universitesi-is-birligiyle-guzel-sanatlar-okullari-kurulacak/ https://www.haber60.com.tr/milli-egitim-bakanligi-ve-ankara-muzik-ve-guzel-sanatlar-universitesi-is-birligiyle-guzel-sanatlar-okullari-kurulacak/#respond Wed, 10 Jan 2024 21:21:14 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=2979

MİLLİ Eğitim Bakanlığı ile Ankara Müzik ve Güzel Sanatlar Üniversitesi arasında, üniversite bünyesinde güzel sanatlar ilköğretim okulu ve güzel sanatlar lisesi kurulması için iş birliği protokolü imzalandı. Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, “Türkiye’de müzik eğitimi konusunda devrim niteliğinde bir adım olduğuna inanıyorum. Bu konuda yetenekli çocuklarımız için yepyeni bir alan açılıyor, yepyeni bir imkan açılıyor” dedi.

Ankara Müzik ve Güzel Sanatlar Üniversitesi’nde düzenlenen imza törenine Bakan Tekin ile Rektör Prof. Dr. Erhan Özden katıldı. Bakan Tekin, Türkiye’de özellikle sanat eğitimi konusunda, genelde de eğitimle ilgili çok farklı bir yolun açıldığını, 2014 yılından itibaren proje okulu formatıyla eğitim öğretim sistemine dahil ettikleri okul türlerinden birini daha hayata geçirdiklerini belirtti. Bakan Tekin, şöyle konuştu:

“Proje okulu formatının esprisi şuydu; Milli Eğitim Bakanlığı’nın bünyesindeki genel eğitim öğretim kurumlarının dışına çıkabileceğimiz, gerek alan itibarıyla gerekse öğretmen arkadaşlarımızın eğitimleri itibarıyla farklı uygulamaları hayata geçirebileceğimiz bir model üretmeye çaba sarf etmiştik. O tarihten itibaren de özellikle mesleki ve teknik Anadolu liselerinde, hemen ardından da spor liselerinde bu yeni ürettiğimiz modelden hareketle daha rahat hareket edilebilecek, işin doğasına daha uygun nitelikte sürecin içerisinde paydaşlarımızı da katabileceğimiz yeni okullar ortaya çıkmaya başladı. Meslek liseleri ile ilgili kısımda sektörle irtibat halinde, sektörün ihtiyaç duyduğu insan kaynağı profiline uygun, sektörün ihtiyaç duyduğu eğitimi almış elemanlar yetiştirmek üzere tematik proje meslek liseleri ortaya çıkmaya başladı. Bu meslek liselerinin mesleki alanla ilgili programlarını ilgili paydaşlarımızla beraber yaptık. Öğretmen kadrosunun seçiminde ve niteliklerinde yine sektörle birlikte iş birliği yaparak meslek liselerinin tematik hale gelmesi için önemli bir adım artık.”

‘FEDERASYONLARIN DESTEĞİNİ ALDIK’

Spor liseleri ile ilgili de adımlar attıklarını kaydeden Bakan Tekin, “Spor liselerimizi ilgili federasyonlarla entegre bir biçimde tematik hale getirerek, Türkiye’de sporcu yetişmesi sürecine katkıda bulunmaya çalıştık. Voleybol lisesi, futbol lisesi, basketbol lisesi başta olmak üzere birçok spor alanında ilgili federasyonlardan yine bahsettiğim çerçevede proje okul formatında okullar kurmaya başladık. Bu okullarda, okulların sporla ilgili alanlarındaki programların oluşumunda ilgili federasyonların desteğini aldık. Aynı şekilde eğitici kadrolarının belirlenmesinde, ilgili federasyonlarda bu konunun uzmanı kişilerin desteğini aldık. O tarihte eksik bıraktığımız, yeterince aynı formatta okul açmakta zorlandığımız konulardan bir tanesi güzel sanatlar liselerimizdi” dedi.

‘BİR BAŞARI HİKAYESİ YAZABİLİRİZ’

Bakan Tekin, şimdi bu hayali gerçekleştirdiklerini söyleyerek, “Genelde sanat ve spor, özelde de müzik eğitiminin çok küçük yaşlardan itibaren eğitim sürecine başlamasının, sürece çok katkısı olacağını herkes biliyor. Bizler de bu realitelerin hareketle burada tematik bir üniversite, Ankara Müzik ve Güzel Sanatlar Üniversitesi bünyesinde ilkokul, ortaokul ve lisenin bulunduğu bir eğitim öğretim sürecini inşallah başlatmış olacağız. Ben gerçekten çok heyecanlıyım. Türkiye’de müzik eğitimi konusunda devrim niteliğinde bir adım olduğuna inanıyorum. Bu konuda yetenekli çocuklarımız için yepyeni bir alan açılıyor, yepyeni bir imkan açılıyor. İnşallah bu heyecanımızı devam ettirebilecek, sürdürebilecek bir başarı hikayesi buradan yazabiliriz” ifadelerini kullandı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/milli-egitim-bakanligi-ve-ankara-muzik-ve-guzel-sanatlar-universitesi-is-birligiyle-guzel-sanatlar-okullari-kurulacak/feed/ 0