Türkiye Komünist Partisi, Mesleki Eğitim Merkezleri’ndeki (MESEM) stajyer öğrenci kazaları ve ölümlerini Sakarya Caddesi’nde yaptıkları basın açıklamasıyla protesto etti. TKP üyeleri, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’e istifa çağrısında bulundu.
“MESEM’de olan arkadaşlarım okuldan çok iş yerine gidiyor”
Yapılan basın açıklamasında söz alan 17 yaşındaki bir meslek lisesi mezunu öğrenci, meslek lisesini neden tercih ettiğini, meslek lisesinde okurken ve stajda çalışırken yaşadıklarını şu sözlerle anlattı:
“Üniversiteye param yetmezse diye en azından meslek sahibi olurum diye düşündüm. Çünkü Türkiye’de holding patronlarının çocuğu değilseniz, beslenme ve barınma gibi temel ihtiyaçlar artık lüks. Okul okumak sadece parası olanlar için kolay. Bizim için hayat yaşam mücadelesinden ibaret. Bu durumda okuyup, işsiz kalmak yerine meslek lisesi okumak daha mantıklı görünmüştü. Ben de bu yüzden meslek liseli olmayı tercih ettim. MESEM’de olan arkadaşlarım okuldan çok iş yerine gidiyor. Fakat emeğimizle zenginleşenlerin umurunda bile değiliz. Biz iş yerlerinde ölsek de yerimizi başka arkadaşlarımıza dolduruyorlar.
“Sesinizi çıkartmaya çalışırsanız, tehdit ediliyorsunuz”
Çünkü biz, çok çalışıp az para alan, hayatı söz konusu bile olmayan köle olarak görülüyoruz. Ben Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’e sormak istiyorum. Biz bu ülkenin evladı değil miyiz? Bizim canımız patronların karından daha mı değersiz? Biz de insan gibi yaşamayı hak etmiyor muyuz? İş yerlerinde başımıza bir şey gelirse, herkes köşesine çekiliyor. Tek sorumlu siz oluyorsunuz. Ben bunu bir iş kazasından parmağımı kaybetme korkusunu yaşarken öğrendim. En önemlisi de sesinizi çıkartmaya çalışırsanız, herkes tarafından tehdit ediliyorsunuz. Bu düzen bizim canımızı böyle değersiz kılarken, holdinglerin ne kadar kar ettiğini görüyorsunuz. Onlar lüks içinde yaşarken, biz her hafta hangi arkadaşımızı kaybedeceğiz korkusuyla yaşıyoruz.”
“MESEM, AKP’nin patronlara, sermaye sınıfına en büyük hediyesi”
TKP gençlik örgütleri adına basın açıklamasını okuyan Umut Araz, 2023-2024 eğitim öğretim dönemi içerisinde dokuz MESEM öğrencisinin iş kazaları sonrasında hayatlarını kaybettiklerini söyledi. “Türkiye’de her hafta meslek liselilerin, MESEM öğrencilerinin ölüm haberini aldığımız günlerdeyiz” ifadelerini kullanan Araz, şunları kaydetti:
“Sadece 2023 – 2024 eğitim dönemi içerisinde dokuz MESEM’li arkadaşımız iş yerlerinde can verdi. Sadece 2024 yılının yedi ayında 42 çocuk işçi, iş yerlerinde can verdi. Bu bir tesadüf değil. Hiçbir vicdanlı yurttaş, bunların iş kazası olarak kayda geçmesine sessiz kalmayacaktır. Türkiye’de eğitim sistemi tamamen holdinglerin çıkarları uğruna bir düzen içerisinde. Türkiye’nin eğitim sistemi birileri sırf daha fazla zengin olsun diye yapısal bir değişimden geçirildi. Bu değişimin sonucunda artık Türkiye’nin gençleri, patronlar için ucuz iş gücü olarak yetiştirilmeye başlandı. MESEM, AKP’nin patronlara, başta TÜSİAD olmak üzere, sermaye sınıfına en büyük hediyesi. Eğitimi bir bir patronlara teslim ediyorsanız, okulları tarikatlara açıyorsanız, bu memleketin gençleri, liseliler, iş yerlerinde can veriyorsa soruyoruz; Patronların sömürge ülkesi miyiz?.”
]]>CHP’nin eğitim alanında yaşanan sorunları ve bu sorunlara ilişkin çözüm önerilerini tartıştığı Eğitim Maratonu, Anıtpark’ta devam ediyor. Maratonun beşinci oturumunda mesleki eğitim ve MESEM’ler tartışıldı. Milli Eğitim Bakanlığı’ndan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Suat Özçağdaş başkanlığında gerçekleştirilen oturumda; CHP Sanayi ve Teknoloji Bakanlığından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Pınar Uzun Okakın, işçi sağlığı ve iş yeri güvenliği uzmanı Dr. Arif Müezzinoğlu, öğretmen Cemal Ünlü, Enstitü İSMEK Koordinatörü Dr. Canan Aratemür Çimen, CHP Kocaeli Milletvekili Harun Özgür Yıldızlı yer aldı.
“Hepimiz sorumluyuz”
Genel Başkan Yardımcımız Suat Özçağdaş, mesleki eğitimin sorunlarına işaret ederek, MESEM’lerde hayatını kaybeden çocukların tek tek isimlerini andı. Özçağdaş, “9 ayda 9 çocuğumuzu kaybettik. ‘4 gün işe 1 gün okula’ denilen dünyada eşi benzeri olmayan bir sistemde iş öğrenen değil, iş gören çocuklar oldular, Ucuz işçi olarak çalıştırıldılar ve hayatlarını kaybettiler. Beceremediğimiz için işimizi tam yapamadığımız için hepimiz sorumluyuz” dedi.
“MESEM uygulamasına son verin, çocukların güvenliği yok”
CHP Genel Başkan Yardımcısı Pınar Uzun Okakın, MESEM’lerde yaratılan çocuk işçi sorununa işaret ederek, şu uyarıları yaptı:
“BM Çocuk Hakları Evrensel Bildirgesi ve ILO Asgari Yaş Sözleşmesi ile çelişen MESEM uygulaması, sermayeyi gözetenlerin çocuk işçiliğine yasal kılıf uydurmak için kullandığı bir tür kamu paravanıdır. Milli Eğitim Temel Kanunu’nda yapılan düzenlemelerle birlikte artık tüm meslek liseleri MESEM açabiliyor. 1.5 milyon öğrencinin 300 bini 18 yaş altı çocuklardan oluşuyor. Ücretleri işsizlik fonu üstleniyor, işverenler hiçbir maliyetle karşı karşıya kalmıyor. Çocuklar esnek çalışma şartlarında çalıştırılıyor. Çocuklar tatil takviminde bile işçilik yapmak zorunda kalıyor. Takip, denetim, iş güvenliği yok. Çocukların sağlığı için uygun koşullar yok, ancak çocuk ölümleri var. Sermayenin menfaatini toplumun geri kalan tüm kesiminin menfaatlerinin önüne koyanlar, MESEM uygulamasına son verin. Çocuk işçiliğine kılıf uydurmaktan vazgeçin. Türkiye’nin ihtiyacı olan nitelikli iş gücünü sağlanması için teknolojik gelişmeleri sahiplenen, politik ve doğru karar alan politikalara ihtiyacımız var.
Montaj ve fabrika işçiliği, mekanik ve makine tasarımcılığı gibi işler geçerliliğini yitirirken büyük veri uzmanlığı, süreç otomasyonu uzmanlığı, yapay zeka uzmanlığı gibi işler ve karmaşık becerilere ihtiyaç duyan meslekler öne çıkıyor. Bugün varlık göstermeyen sektörlerin ortaya çıkacağını hesaba katınca siber ekonomi gibi sektörlerde yaratıcı potansiyellerin üzerinde yükselmekten başka çaremiz ve çıkış yolumuz yok. Küresel Beceri Endeksi Raporu’na göre insan sermayemiz ne yazık ki talep edilen kabiliyetlerle uyumlu değil. Sadece işçi yetiştirmek üzere tasarlanan politikasızlık gömleğinden derhal kurtulmak zorundayız. Eğitim teknolojilerinin etkinliğini fırsat eşitliğini gözeterek tüm fertlere eşit imkanları sağlayarak süreci tamamlamak zorundayız.”
“Sektörün okulla ilişkisinin düzenlenmesi ve takibi gerekiyor”
Öğretmen Cemal Ünlü, kültürel yozlaşmanın mesleki eğitimi tehdit ettiğine işaret ederek, “Okuma ve okuduğunu anlama becerilerinden yoksun öğrencilerimiz var” dedi. Ünlü, eğitimde sektör-okul ilişkisinin kurulması gerektiğini vurgulayarak, “Ne yazık ki bunu sürdürebilecek kadrolar Bakanlık teşkilatında da okullarımızda da yok. Sektör okullara yatırım yapıyor ama o proje bitince beslenemediği için yok oluyor. Sektörün okulla ilişkisinin düzenlenmesi ve takibi gerekiyor” diye konuştu.
Mesleki ve teknik liselere öğretmen yetiştiren teknik bir kurum olmadığını belirten Ünlü, “Mesleki eğitim dediğimiz olay teorik değil uygulamalı bir eğitimdir. Şu an atölye ders saati 6 saate indirildi ve uygulama yok. Uygulama için malzeme, alet edevat gerekiyor. Okullara gönderdiğiniz para ne kadar” diye sordu.
“1,5 milyon çocuk MESEM’de çocuk işçi”
Tıp doktoru, işçi sağlığı ve iş yeri güvenliği uzmanı Arif Müezzinoğlu, çocuk işçiliğin arttığına dikkat çekti. Müezzinoğlu, şunları söyledi:
“1.5 milyon çocuk, MESEM’de çalışan çocuk işçidir. 2016 yılında başlayan MESEM, 2021’den sora hızla yaygınlaştı. Küçük ve orta işletmeler zaten meslek hastalıkları anlamında en kötü koşullara sahipti. MESEM’de çalışan çocuklarla bu risk katlandı. 695 çocuk işçi son 10 yılda yaşamını yitirmiştir. 15-25 yaş arası genç işçi kaybımız ise 1500 genç işçi kaybına ulaşmıştır. Çocuk işçiliği ile mücadele ederken, iş güvenliği ve işçi sağlığı hakkında da konuşmalıyız.”
“Gençlerin yurtdışına gitme tercihlerini geri döndürmeye çalışıyoruz”
Enstitü İSMEK Koordinatörü Dr. Canan Aratemür Çimen, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde Bölgesel İstihdam Ofisleri kurduklarını vurgulayarak, “Sadece istihdamı artırmaya çalışmıyoruz, kırılgan grupları da göz önünde bulunduruyoruz. Uzun süreli diplomalı genç işsizliği önemli bir sorun. Bunun tek başına belediyenin kurumları ile çözülmesi imkansız. Gençlerin yurtdışına gitme tercihlerini geri döndürmeye çalışıyoruz. Umut vermeye çalışıyoruz” bilgilerini verdi.
“Eğitimde büyük tahribat var”
CHP Kocaeli Milletvekili Harun Özgür Yıldızlı, ara eleman yetiştirme programında yaşanan usulsüzlüklere değindi. Kocaeli’nde “500 milyonluk vurgun” adıyla basında bir haber yapıldığını kaydeden Yıldızlı, şunları söyledi:
“Kocaeli’nde bir teknik liseye 22 bin üye kaydediliyor. Bu durum Diyarbakır’da bir vatandaşın CİMER’e gitmesi ile ortaya çıktı. Bu programa 1 milyar TL aktarılmış, 500 milyon TL’si hortumlanmış. Bakan Yardımcısı konuyu bildiklerini, soruşturma açtıklarını ve parayı geri alacaklarını söylüyor. Pek alacağını tahmin etmiyorum. Bir yandan vatandaşa kemer sıktırıyorsun, bir yandan ara eleman yetiştirme programı adı altında devlet kaynakları hortumlanıyor. Biz bunu yemeyiz, yedirmeyiz, yedirttirmeyeceğiz.
Denetim yok. Bir program ortaya koyuyorsun, ama denetlemiyorsun. Bu okul müdürünün tek başına becerebileceği bir iş mi? Kim bu müdürün arkasındaki güç? Bunların ivedilikle araştırılması gerekiyor. Danışman firmaların bu işleri belli komisyonlarla yaptıkları söyleniyor. Peki kim bu danışman firmalar? Hangi siyasetçiler bu danışman firmaların arkasında? Her gelen dokuz bakan hepsinin yoğurt yiyişi farklı! Her gelen diğer bakanın yaptığını yazboz tahtasına döndürüyor. Eğitime büyük tahribat yapıyorlar.”
]]>
Ziyaret kapsamında, DİSK Genel Başkan Yardımcısı ve Birleşik Metal-İş Genel Başkanı Özkan Atar, sendikanın işçi sağlığı ve iş güvenliği uzmanı Nuran Gülenç ile birlikte ILO Türkiye Ofisi Direktörü Yasser Ahmet Hassan’la görüşme gerçekleştirdi. Bu görüşmede, ILO’ya sendikanın MESEM projesiyle ilgili hazırladığı rapor da sunuldu.
Söz konusu raporda, son bir yılda yaşları 14 ile 17 arasında değişen MESEM öğrencisi 8 çocuğun, “staj” adı altında çalıştırıldıkları fabrikalarda iş cinayetleri sonucu yaşamlarını yitirdiklerine işaret edildi. Bu çocuklardan Arda Tonbul’un henüz 14 yaşında bir metal fabrikasında, başının sac büküm makinesine sıkışması sonucu can verdiği hatırlatılarak, devlet teşvikiyle cazip kılınan MESEM projesinin bir mesleki eğitim projesi değil, çocuk emeği sömürüsü olduğu vurgulandı. Raporda ayrıca, MESEM uygulamasının bu haliyle ulusal mevzuata, BM Çocuk Hakları Evrensel Bildirgesi’ne ve Türkiye’nin 1990’lı yıllarda onayladığı ILO 59 No’lu Asgari Yaş Sözleşmesi ile ILO 138 sayılı Asgari Yaş Sözleşmesi’ne aykırı olduğunun altı çizildi.
“OKULLAR ÇOCUK İŞÇİ BULMA KURUMUNA DÖNDÜ”
Ziyarette konuşan Birleşik Metal-İş Genel Başkanı Özkan Atar, “MESEM’le birlikte mesleki ve teknik liseler, ‘çocuk işçi bulma kurumuna dönmüş durumda. Mesleki eğitim adı altında uluslararası standartlara uygun olmayan bir çocuk çalıştırma biçimi norm haline getiriliyor” dedi.
Bu proje ve projenin uygulanış biçiminin çocukların sağlığına, hatta hayatına mal olduğunu belirten Atar, “Normal koşullarda fabrikalardan adım bile atmaması gereken ufacık çocuklar bizzat devlet eliyle, kamu kaynaklarıyla fabrikalara sokuluyor ve çocuk işçiliği, çocuk emeği sömürüsü meşrulaştırılıyor. Mesleki eğitim vermesi gereken okullar, çocuk emeğinin ticaretini yapan kurumlar haline dönüştürülüyor” diye konuştu.
“MESEM PROJESİNDEN DERHAL VAZGEÇİLMELİ”
Birleşik Metal-İş Genel Başkanı Özkan Atar, MESEM uygulaması ile çocukların mesleki eğitimi ve staj koşullarına yönelik öneri ve taleplerini ise şöyle sıraladı:
“MESEM projesinden derhal vazgeçilmelidir. Kamu kaynakları sermayenin çıkarı doğrultusunda çocuk işçiliğine yasal kılıf sağlayan MESEM’ler için değil, gerçek ve nitelikli bir mesleki eğitim için meslek liselerinin güçlendirilmesi amacıyla kullanılmalıdır. Staj yapacak öğrenciler için yaş sınırı getirilmelidir. Staj alanları çocukların fiziksel, ruhsal ve akademik gelişimleri için uygun olmalı, sistematik olarak denetimi ve takibi yapılmalıdır. Tehlikeli ve çok tehlikeli işlerde çocuğun üstün yararı gözetilerek ek önlemler alınmalı, koruyucu düzenlemeler yapılmalıdır. Meslek liseleri bünyesindeki okul atölyelerine, işliklere yatırım yapılmalı; çocuklar ilk pratik eğitimlerini bu atölye ve işliklerde yapmalıdır. Öğrenciler temel mesleki dersleriyle altyapıları oluştuktan sonra, son sınıfta, işçi sağlığı ve iş güvenliği önlemlerinin eksiksiz alındığı, denetim ve takibin sağlandığı koşullarda sınırlı sürelerle fabrika ortamına sokulmalıdır. Öğrencilerin staj yapacağı işyerlerinin seçimi için kriterler net şekilde belirlenmeli, bu kriterleri yerine getirmeyen işyerlerine öğrenci gönderilmemelidir. İşletmelere kurallara uymamaları ve yasa dışı işlem yapmaları durumunda etkin yaptırımlar uygulanmalıdır. Stajyer öğrencilere uygun kişisel koruyucu donanım sağlanmalıdır.”
“ÜÇLÜ YAPI BİLEŞENLERİNE DESTEK VERMEYE HAZIRIZ”
ILO Türkiye Ofisi Direktörü Yasser Ahmet Hassan ise mesleki eğitim ve çıraklık programlarının özellikle önemli olduğunu ve istihdamı, istihdam edilebilirliği, beceri gelişimini ve insana yakışır işlerin yaratılmasını desteklemek için birer araç olarak tanındığını belirtti. Haziran 2023’te Uluslararası Çalışma Konferansı tarafından kabul edilen 208 Sayılı Tavsiye Kararı’na atıfta bulunan Hassan; çıraklığın iyi düzenlenmiş, yeterince finanse edilmiş, kapsayıcı ve ayrımcılıktan uzak olması gerektiğini ifade etti.
Hassan ayrıca, ILO üye devletlerinin çıraklık sistemlerini ve uluslararası çalışma standartlarını, çocuk işçiliğiyle ilgili iki ILO Sözleşmesi olan 138 Nolu “Asgari Yaş Sözleşmesi” ile 182 No’lu “En Kötü Biçimlerdeki Çocuk İşçiliğinin Yasaklanması ve Ortadan Kaldırılmasına İlişkin Acil Eylem Sözleşmesi”ni gözetecek şekilde oluşturmaları gerektiğini kaydetti. Çıraklık konusunda hükümetlerin, işçi ve işveren örgütlerine danışarak, temel çalışma ilkeleri ve haklarına saygı göstermesi ve bu hakları teşvik etmesi için önlemler alması gerektiğini vurgulayan ILO Türkiye Direktörü Yasser Hassan, Türkiye’nin üçlü yapı bileşenlerine bu bağlamda destek vermeye hazır olduğu konusunda güvence verdi.
]]>MESEM uygulamasıyla çocuk yaştaki öğrencilerin çalıştıkları iş yerlerinden peş peşe ölüm haberleri geliyor. İstanbul Hadımköy’deki Özkanlar Metal Fabrikası’nda çalışan 14 yaşındaki MESEM öğrencisi Arda Tonbul da sac büküm makinesine başının sıkışması sonucu 15 Ocak’ta hayatını kaybetti.
Konuya ilişkin Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu’na (DİSK) bağlı Birleşik Metal-İş Sendikası, Arda Tonbul’un babası Raşit Tonbul’un da katılımıyla Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği’ne (TMMOB) bağlı Makina Mühendisleri Odası’nın İstanbul Şubesi’nde bugün basın toplantısı düzenledi. Burada konuşan sendika Genel Başkanı Özkan Atar, Arda’nın iş cinayetinde ölen ne ilk ne de son MESEM öğrencisi olduğuna dikkat çekti. Arda’nın ölümünün üzerinden henüz bir ay bile geçmemişken iki MESEM öğrencisinin daha yaşamını yitirdiğini dile getiren Atar, “mesleki eğitim” adı altında öğrencilerin ucuz iş gücü olarak kullanılmasının 2016 ve 2021 yıllarında yapılan iki yasa değişikliğiyle ciddi biçimde arttığını vurguladı.
“STAJ YAPACAK ÖĞRENCİLER İÇİN YAŞ SINIRLAMASI GETİRİLMELİ”
“Bu yasal düzenlemelerle mesleki eğitimin en önemli sacayağını oluşturan meslek liselerindeki öğrencilerin fiilen okuldan ayrılmasının ve çocuk işçi olarak çalışmasının önünün açıldığını” diyen Atar, şu talepleri sıraladı:
“MESEM projesinden derhal vazgeçilmelidir. Kamu kaynakları sermayenin çıkarı doğrultusunda çocuk işçiliğine yasal kılıf sağlayan MESEM’ler için değil, gerçek ve nitelikli bir mesleki eğitim için meslek liselerinin güçlendirilmesi amacıyla kullanılmalıdır.
Staj yapacak öğrenciler için yaş sınırı getirilmelidir. Staj alanları çocukların fiziksel, ruhsal ve akademik gelişimleri için uygun olmalı, sistematik olarak denetimi ve takibi yapılmalıdır. Tehlikeli ve çok tehlikeli işlerde çocuğun üstün yararı gözetilerek ek önlemler alınmalı, koruyucu düzenlemeler yapılmalıdır.
Meslek liseleri bünyesindeki okul atölyelerine, işliklere yatırım yapılmalı; çocuklar ilk pratik eğitimlerini bu atölye ve işliklerde yapmalıdır. Öğrenciler temel mesleki dersleriyle altyapıları oluştuktan sonra son sınıfta, işçi sağlığı ve iş güvenliği önlemlerinin eksiksiz alındığı, denetim ve takibin sağlandığı koşullarda sınırlı sürelerle fabrika ortamına sokulmalıdır.
Öğrencilerin staj yapacağı iş yerlerinin seçimi için kriterler net şekilde belirlenmeli, bu kriterleri yerine getirmeyen iş yerlerine öğrenci gönderilmemelidir. İşletmelere kurallara uymamaları ve yasa dışı işlem yapmaları durumunda etkin yaptırımlar uygulanmalıdır. Stajyer öğrencilere uygun kişisel koruyucu donanım sağlanmalıdır.
“ÇOCUK İŞÇİLİĞİ YOKSULLUĞUN SONUCUDUR”
Usta öğreticilik belgesi alma koşulları zorlaştırılmalı, usta öğreticiler yüz yüze ve uygulamalı pedagojik eğitimden geçirilmelidir.
12 yıllık kesintisiz zorunlu eğitimin yerine getirilen ve 2012 yılında yasalaşan 4+4+4 eğitim sistemi, çocuk işçiliğini besleyen bir sistemdir. Bu nedenle kademeli eğitimden vazgeçilmeli, yeniden 12 yıllık zorunlu temel eğitime dönülmelidir.
Çocuk işçiliği yoksulluğun bir sonucudur. Yoksullukla mücadele kapsamında gerekli sosyal politikalar hayata geçirilmelidir. Çocuk işçiliğine ve çocukların örgün eğitimden koparılma riskine karşı meslek lisesi öğrencilere ve ailelerine ekonomik destek sağlanmalıdır.”
“BAŞKA ARDALAR ÖLMESİN”
Arda Tonbul’un babası Raşit Tonbul da şunları söyledi:
“Acımız çok büyük, hala acımızı dindiremedik. Ailece yıkıldık; annesi, kardeşleri, hepsi üzüntü içerisinde. 14 yaşında bir çocuğun normal şartlarda ağır işlerde çalıştırılmaması gerekiyor. Maalesef tedbirler yok, donanım yok, denetim yok ve ihmaller çok fazla. Zaten benim çocuğum da ihmal sonucu yaşamını yitirdi. Belki orada bir yetkili olsa çocuğum ölmeyecekti, 16 dakika çok uzun bir süre. Başka Ardalar ölmesin, bu iş yerlerinde gerekli önlemler alınsın. Devlet yetkililerinden tek isteğim bu. Çocukların bu işyerlerinde olgunluk yaşlarına gelmeden çalıştırılmamasını talep ediyorum.”
]]>