Haber sitesi Fanpage, iktidar partisinin Ulusal Gençlik isimli gençlik hareketine sızarak elde ettiği görüntü ve bilgileri yayımladı.
“Meloni Gençliği” ismi verilen dosyanın ilk bölümü iki hafta önce, ikinci bölümü de önceki gün yayımlandı. Video haberde, “Faşistiz” diye övünen, “Sieg Heil”, “Duce” (Mussolini) diye haykıran, faşist selamı veren Ulusal Gençlik üyeleri görülüyor.
Görüntüler arasında, hareketin Bari kenti Başkanı Ilaria Partipilo’nun ırkçı, Yahudi karşıtı, engellileri aşağılayıcı mesajları da bulunuyor.
FdI milletvekili Ylenja Lucaselli’nin sekreteri Elisa Segnini, “ırkçı ve faşist olmayı hiç bırakmadım” derken duyuluyor.
Ulusal Gençlik Roma birimi yöneticilerinden Flaminia Pace de ay başında yapılan Avrupa Parlamentosu seçimlerinde “Duce, Duce, Duce” diye oy vermek istediğini söylüyor. Pace’nin ayrıca FdI’den Yahudi bir senatöre karşı ifadeleri de duyuluyor.
Topluma tepki çağrısı
Fanpage’in haber serisi üzerine, iktidardaki koalisyonun büyük ortağı olan bir parti yetkililerinin özellikle Yahudi karşıtı söylemleri büyük tepki çekti.
Roma Yahudi cemaati lideri Victor Fadlun, araştırmacı gazetecilik dizisiyle ortaya çıkan “utanç verici ırkçılık ve antisemitizm görüntülerini” kınadı. Fadlun hem iktidar partisini hem de diğer kurumlar ve toplumu “her türlü nefret ve ayrımcılığa karşı güçlü tepki vermeye” çağırdı.
Muhalefetteki Daha Fazla Avrupa Partisi lideri Riccardo Magi de Başbakan Meloni’nin “ırkçı, Yahudi karşıtı, Mussolini’ye özlem duyan, Hitler sempatizanı” gençlik kolları üyelerine karşı ses çıkarması gerektiğini, aksi halde bunlara onay vermiş olacağını söyledi.
Meloni ilk günlerde konuyla ilgili herhangi bir açıklama yapmaktan kaçınırken partinin önde gelen bazı isimleri bu görüntüleri kınadı.
Evinde faşist lider Benito Mussolini’nin heykelleri bulunan ve kendisi de faşizmle arasına mesafe koymamakla suçlanan FdI’li Senato Başkanı Ignazio Benito Maria La Russa, “Her türlü ırkçılığı ve Yahudi düşmanlığını tam ve kesin bir şekilde kınadığını” söyledi. La Russa, özellikle Senatör Mieli’ye yönelik sözlerin kabul edilemez olduğunu belirtti ve kendisiyle dayanışma mesajı verdi.
Meloni: Yanlış eve gelmişler
Ülkede son günlerin en çok konuşulan konularından biri haline gelen “Meloni Gençliği” dosyası, başbakanın iktidara geldikten sonra partisini kurumsallaştırma çabalarına bir darbe olarak da görülüyor.
Başbakan Meloni de günlerdir sürdürüğü sessizliğini dün Brüksel’de bozdu. Avrupa Birliği Liderler Zirvesi sırasında gazetecilerin sorularını yanıtlayan Meloni, görüntülerdeki unsurlardan daha önce haberi olmadığını iddia etti.
Siyasete neo-faşist İtalyan Sosyal Hareketi’nin (MSI) gençlik kollarından giren Meloni’nin de 19 yaşındayken faşist rejimi överek “Mussolini’nin iyi bir siyasetçi olduğunu düşünüyorum. Ne yaptıysa İtalya için yaptı” dediği görüntüler mevcut.
Meloni ülke içinde sıklıkla bu geçmişiyle arasına mesafe koymadığı ve kendisini antifaşist ilan etmediği gerekçesiyle eleştiriliyor. Başbakan olduktan sonra özellikle uluslararası alanda endişeleri gidermek için güven verici, ılımlı bir portre çizmeye özen gösterse de Meloni’nin parti tabanındaki aşırı unsurları uzaklaştırmaktan da kaçındığı yorumları yapılıyor.
Fanpage’in haber dosyası da Avrupa Birliği içinde aşırı sağın önemli pozisyonlardan uzak tutulması girişimleri kapsamında Meloni’nin “dışlandığı” konuşulan bir dönemde geldi.
İtalya Başbakanı dün Brüksel’de yaptığı açıklamalarda, partisinin gençlik kolları üyelerinin söylemlerine mesafe alarak “Irkçı, Yahudi karşıtı ya da nostaljik hisler içinde olanlar yanlış eve gelmişler, çünkü bu hisler İtalya’nın Kardeşleri ile uyumsuz” dedi.
Öte yandan Başbakan, siyasi amaçlarla bir partinin içine sızılmasının baskıcı rejimlere has bir yöntem olduğunu, “bir gazetecilik metodu” olmadığını da savunarak Fanpage sitesini eleştirdi.
Tepkiler üzerine görüntülerde yer alan Elisa Segnini ve Flaminia Pace istifa etti. Ancak parti yönetimine daha geniş kapsamlı tedbirler alınması çağrıları sürüyor.
]]>Meloni, İtalya’nın dönem başkanlığını yaptığı G7’nin ilk liderler zirvesine Ukrayna’dan katıldı. Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin 2. yıldönümünde Meloni ile birlikte Kanada Başbakanı Justin Trudeau ve Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen de Kiev’de Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy ile bir araya geldi.
Meloni, işgalin 2. yıldönümü ve bu ziyaret vesilesiyle İtalya’da yayımlanan Il Giornale gazetesine bir söyleşi verdi. Burada, “Rus işgalinin, Putin’in uzun yıllardan beri çeşitli cephelerde kendini gösteren neo-emperyalist vizyonunun doğal ve öngörülebilir bir sonucu” olduğunu söyledi.
Gazetenin “ Papa Francesco, parçalar halinde bir Üçüncü Dünya Savaşı yaşandığını söylüyor.
Ukrayna ve Orta Doğu’dan sonra üçüncü “parça” Uzak Doğu’da patlayabilir. Böyle bir senaryodan korkuyor musunuz?” sorusuna Meloni şöyle yanıt verdi:
“Bence Rusya Ukrayna’yı işgal etmeseydi, Hamas büyük olasılıkla (7 Ekim’de) İsrail’e böyle bir saldırı düzenlemezdi. Hukuka dayalı uluslararası sistemin, üstelik BM Güvenlik Konseyi’nin daimi bir üyesi tarafından bu kadar ciddi bir şekilde çiğnenmesinin, Orta Doğu’dan Balkanlar’a ve Afrika’ya kadar dünyanın diğer bölge ve coğrafyalarında da peş peşe sonuçlar doğurması kaçınılmazdı… Eğer Ukrayna’da uluslararası hukuk yeniden tesis edilmezse, çatışmalar artarak patlak vermeye devam edecek.”
İtalya Başbakanı, “Hamas’ın vahşi saldırısının İsrail’i çok sert bir tepki vermeye ittiğini”, ancak bu tepkinin boyutları nedeniyle bugün İsrail’in hem Ortadoğu’da hem de Batı’da kamuoyu nezdinde “izole edildiğini” söyledi.
Meloni, “iki halk-iki devlet” hedefinin gerçekleştirilebilmesi için uzun süreli bir ateşkes ve rehineler için çözüm bulunması gerektiğini belirtti.
Polis göstericileri copladı
Başbakan Meloni’nin sözünü ettiği kamuoyu görüşü İtalya’da son günlerde düzenlenen çok sayıda gösteriyle yansıtılıyor. Kamu yayıncısı Rai’nin İsrail tezlerine yakın yayın yaptığı iddiasıyla çok sayıda protesto eylemi düzenleniyor.
Geçen Cuma günü de Floransa ve Pisa kentlerinde Filistin’e destek amacıyla gösteriler düzenlendi. Öğrencilerin, sendika temsilcilerinin ve Filistin toplumu üyelerinin de aralarında yer aldığı göstericilere sert müdahalede bulunulması ise ülkede infial yarattı.
Polisin aralarında reşit olmayan öğrencilerin de yer aldığı ve barışçıl şekilde protesto eylemi yaptıkları görülen göstericilere coplarla saldırması hükümete yönelik tepkilere yol açtı.
Muhalefet, sağcı hükümeti karşıt görüşleri susturmaya çalışmakla suçladı. Merkez soldaki Demokratik Parti’nin lideri Elly Schlein, ara sokaklarda mahsur kalan öğrencilerin polis tarafından dövülmesinin kabul edilemeyeceğini, hükümetin bir “baskı ortamı” yarattığını söyledi.
Hükümet kanadından ise polisi savunan ve göstericilerin hassas bölgelere girişinin önlenmesi amacıyla müdahale edildiğini belirten açıklamalar geldi. İktidar partisi İtalya’nın Kardeşleri, sol muhalefeti ‘şiddete destek vermekle’ suçladı. Muhalefete yönelik bu sözler de demokratik diyaloğa aykırı olduğu gerekçesiyle eleştiri aldı.
Cumhurbaşkanı ‘polisi azarladı’
Tartışmalara, genel olarak ihtiyatlı duruşu ve sert çıkışlardan uzak durmasıyla bilinen Cumhurbaşkanı Sergio Mattarella da müdahil oldu.
Cumhurbaşkanı Sergio Mattarella dün yayımladığı mesajında, İçişleri Bakanı’yla görüştüğünü, “güvenlik güçlerinin otoritesinin coplarla sağlanamayacağını” bildirdiğini açıkladı. Mattarella, insanların görüşlerini açıklama özgürlüğünün korunması gerektiğini vurguladı ve “Gençlerin coplanması iflasın göstergesidir” dedi.
Cumhurbaşkanının açıklaması sıra dışı biçimde sert bulundu ve bugünkü ulusal gazetelerin hemen hepsinin baş sayfalarında yer aldı.
Corriere della Sera Cumhurbaşkanı Mattarella’nın “Gençlerin coplanması iflastır” sözlerini manşetine taşıdı. La Repubblica, “Mattarella’nın öfkesi” manşetiyle çıktı. Il Giornale “Mattarella polisi azarladı” derken, Il Manifesto ise Cumhurbaşkanının fotoğrafı üzerine “Ellerinizi indirin” manşetini attı.
]]>Avrupa Birliği (AB) ülkeleri arasında Afrika’dan göç akşının ilk duraklarından olan İtalya, Roma’da düzenlenen İtalya-Afrika Zirvesi kapsamında, bu kıtaya yönelik kalkınma-istikrar projelerini içeren Mattei Planı’nı açıkladı. İtalya Başbakanı Giorgia Meloni, bu planla Afrika’nın enerjisini özgürleştireceklerini, bu kıtadan gençlerin göç etmeme ve köklerinden kopmama hakkını garanti altına almak istediklerini belirtti.
Başkent Roma’daki Senato binasında dün akşam saatlerine kadar süren “İtalya-Afrika: Ortak Büyüme İçin Bir Köprü” başlıklı zirveye 45 Afrika ülkesinden devlet ve hükümet liderleri ile dışişleri bakanları ve İtalyan hükümetinin yanı sıra Afrika Birliği (AfB), Avrupa Birliği (AB), Birleşmiş Milletlerin bazı kuruluşları, Uluslararası Enerji Ajansı ve Uluslararası Para Fonu gibi 25 uluslararası kuruluşun üst düzey temsilcileri katıldı.
Daha önce bakanlar seviyesindeyken ilk kez liderlerin katılımıyla düzenlenen zirve, İtalya’nın G7 başkanlığını yılbaşında üstlenmesinin ardından gerçekleştirdiği ilk uluslararası etkinlik olma özelliğini taşıyor. Ev sahibi Başbakan Giorgia Meloni, bu girişimin, G7 gündeminde Afrika’ya onurlu bir yer verilmesine yol açacak son derece kesin bir dış politika tercihinin sonucu olduğunu ifade etti.
MATTEI PLANI
Afrika’dan Avrupa’ya göç akışının önüne geçmek için göçe yol açan sebepleri zayıflatarak bu kıtadaki ülkeleri ekonomik açıdan istikrara kavuşturmayı amaçlayan İtalya’nın Mattei Planı adını, enerji devi ENI’nin kurucusu Enrico Mattei’den alıyor. Bunun için Afrika ülkeleriyle ikili ilişkilerin güçlendirilmesinin yanı sıra, Afrika Kalkınma Bankası bünyesinde çok taraflı bir fon oluşturulması da bekleniyor.
5.5 MİLYAR EUROLUK PİLOT PROJELER
2022’nin sonbaharında bu göreve gelmesinden önce seçim kampanyasının hatırı sayılır bir kısmını Afrika’dan göç akışına karşıtlık üzerine kurarak “Bu meseleyi kaynağından çözmek gerek” diye Afrika’yı işaret etmiş olan Meloni, Roma’daki zirvenin başarılı geçtiğini, ancak önlerinde yapacak çok iş olduğunu söyledi. İlk etapta 9 Afrika ülkesinde başlatılacak eğitim ve öğretim ile sağlık, tarım, enerji ve su alanlarında bazı pilot projeleri hayata geçirmeyi hedefleyen İtalya, 5.5 milyarlık Euroluk bir kaynakla bu planı devreye soktu.
Başbakan Meloni, bunun 3 milyar Euro’sunun ülkesinin iklim fonundan, 2.5 milyar Euro’sunun ise kalkınma işbirliği fonundan sağlandığını aktardı. Meloni, bunun yeterli olmadığını, bu nedenle uluslararası kuruluşların ve bağışçıların bu plana dahil olmasının gerekliliğini de ifade etti.
“AFRİKALILAR GÖÇ ETMEK ZORUNDA KALMAMALI”
Afrika uluslarıyla işbirliği, kalkınma ve eşit ortaklık modeli yoluyla birlikte büyümeyi hedefleyen Mattei Planı’nın başarılı olacağına inanan Başbakan Meloni, Afrikalı gençlerin göç etmek zorunda kalmaması gerektiğini ifade ederek şöyle konuştu:
“Bu, Afrika’nın enerjisinin özgürleşmesine katkı sağlamasını istediğimiz bir müdahale planıdır. Aynı zamanda oradaki genç nesillerin şimdiye kadar reddedilen hakkını garanti altına almak istiyoruz; Avrupa’da sık sık göç etme hakkından bahsettik, ancak göç etmeye zorlanmama hakkının nasıl garanti altına alınacağından neredeyse hiç bahsetmedik. Onlar, Avrupa’da elde edilmesi giderek zorlaşan daha iyi bir yaşam arayışı için köklerinden kopmak zorunda kalmamalı.”
Başbakan Meloni, eğer Afrika’daki insanların evini terk etmeye iten nedenler ele alınmazsa kitlesel yasadışı göçün asla durdurulamayacağını ve insan kaçakçılarının asla yenilmeyeceğini de ekleyerek, “Bir yandan üçüncü binyılın köle tüccarlarına savaş ilan edip, diğer yandan Afrika halklarına fırsatlar, iş, eğitim ve yasal göç yollarından oluşan bir alternatif sunmaya çalışmak, yapmak istediğimiz şey tam olarak budur,” diye sözlerini sürdürdü.
MELONI: ZENGİN OLANIN DOĞAL, FAKİR OLANIN SENTETİK GIDA YEMESİNE MÜSAADE EDEMEYİZ
Zirvede konuşan Başbakan Giorgia Meloni, Afrika’yı İtalya’nın stratejik önceliği olarak tanımlarken Afrika ülkeleri olmadan geleceği düşünemeyeceklerini söyleyerek, “Afrika’nın fakir bir kıta olduğuna ilişkin bazı yanlış anlatıları ortadan kaldırmalıyız. Çünkü öyle değil; Afrika dünya maden kaynaklarının yüzde 30’unu, ekilebilir arazinin de yüzde 60’ını barındırıyor. Nüfusunun yüzde 60’ı 25 yaşın altında; dünyanın en genç kıtası ve bu aynı zamanda onu insan sermayesi için muazzam potansiyele sahip bir ülke haline getiriyor,” ifadelerini kullandı.
Bugün Afrika ile ilişkilerinde yeni bir sayfa açıldığını belirten Meloni, “Hayırsever ya da vahşi bir tavırla değil, eşitlerin işbirliğinden bahsedilen bir işbirliğini düşünüyoruz,” dedi.
Zirvenin önemli başlıklarından biri olan tarıma ve gıda güvenliğine de değinen Meloni, Afrika kıtasındaki ekilebilir arazilerin çoğunun bir dizi nedenden dolayı kullanılamadığını ve amaçlarının onları kullanmaya uygun hale getirmek olduğunu dile getirerek, “Amaçlarımızdan biri herkese sadece güvenli gıda değil, kaliteli gıda da sağlamak. Zengin olanın parası olduğu için doğal gıdayı yiyebilmesi ve fakirin de sentetik gıdaya muhtaç edilmesi, inşa etmek istediğimiz bir dünyayı temsil etmiyor,” diye konuştu.
Zirveye katılan Afrika Birliği Komisyonu Başkanı Moussa Faki Mahammed, kıtada büyük sorunlar olduğunu, ancak bu planla ilgili kendilerine danışılmadığını söyleyerek soğuk rüzgarlar esmesine neden oldu. Muhammed, yine de bu planı tartışmaya hazır olduklarını, verilen sözlerin ötesine giderek artık harekete geçilmesi gerektiğini dile getirerek, “Hiçbir zaman yerine getirilmeyen basit vaatlerle artık bizi mutlu etmelerine izin veremeyiz,” dedi.
]]>“Avrupa’da aşırı sağ” başlıklı dosya haberin 5. bölümünde, AA muhabirleri, bir yılı aşkın süredir aşırı sağcı partilerce yönetilen İtalya’daki siyasi tabloyu ve AP seçimlerinden beklentileri uzman görüşleriyle ele aldı.
Kuzey Afrika üzerinden son yıllarda ciddi düzensiz göç baskısına maruz kalan, Avrupa Birliği (AB) ile hem göçmenler hem de mali konularda zaman zaman anlaşmazlık yaşayan ve hükümetlerin uzun ömürlü olmaması nedeniyle sık sık siyasi istikrarsızlığa giren İtalya’da 25 Eylül 2022’de yapılan erken genel seçimlerde, aşırı sağ iktidara geldi.
AB’nin üçüncü büyük ekonomisi İtalya’daki seçimlerden birinci çıkan aşırı sağcı Giorgia Meloni liderliğindeki İtalya’nın Kardeşleri (FdI) partisi, parlamentoda tek başına iktidar olacak çoğunluğu yakalayamayınca bir diğer aşırı sağcı Matteo Salvini liderliğindeki Lig partisi ile merkez sağda konumlanan Silvio Berlusconi’nin partisi Forza Italia’yı (FI) yanına alarak 22 Ekim 2022’de sağ koalisyon hükümetini kurdu.
Bir yılı aşkın süredir görevde olan Meloni liderliğindeki sağ koalisyon hükümeti, düzensiz göç konusunda caydırıcı bazı yasal önlemlere başvurup, uluslararası girişimlerde bulunmasına karşın göçmen gelişlerini önlemede istediği sonucu henüz elde edemedi. Meloni hükümeti, bu konuda gerek AB yönetimi gerekse de diğer üye ülkelerle anlaşmazlıklar yaşamaya devam ediyor.
Göçmen karşıtı politikaların, güvenlik bağlamında halk nezdinde karşılık bulması ve AB’ye karşı zaman zaman sergilenen eleştirel tavır nedeniyle kamuoyu yoklamalarında Meloni liderliğindeki sağ koalisyon partilerinin oylarını artırarak mevcut konumlarını koruduğu görülüyor.
Bununla birlikte İtalya’da iktidar ortağı olan FdI, Lig ve FI’nin farklı siyasi gruplarda yer alması, 6-9 Haziran 2024’te yapılacak AP seçimlerinde iktidar ortaklarını karşı karşıya bırakma riski de taşıyor.
AP’de FdI’nin Avrupa Muhafazakarları ve Reformcular (ECR) grubunda, Lig’in Kimlik ve Demokrasi (ID) grubunda ve FI’nin Avrupa Halk Partisi’nde (EPP) bulunması, AP seçimlerinin İtalyan iç politikasına yansıması olup olmayacağı yönünde tartışmaları şimdiden başlatırken; bu üç partinin İtalya’daki birlikteliğinin yeni dönemde AB’nin yeni yönetimine yansıyabileceği yorumları da yapılıyor.
Bu arada Matteo Salvini’nin partisi Lig’in 17 Eylül’deki geleneksel mitingine, Fransız aşırı sağcı Marine Le Pen’i davet etmesi, 3 Aralık’ta Floransa’daki etkinliklerinde Kimlik ve Demokrasi grubundaki diğer partilerle AP seçimleri için 3. sırayı kendilerine hedef koyması, Lig’in İtalya’daki diğer iktidar ortakları FdI ve FI ile örtülü bir rekabetin ilk sinyalleri olma özelliğini taşıyor.
“Anketler, AP içinde aşırı sağın bir miktar büyüyeceği fikrini veriyor”
Roma’daki Luiss Üniversitesi’nde çağdaş tarih ve siyaset bilimi derslerine giren Prof. Andrea Ungari, AA muhabirine yaptığı açıklamada, AP seçimleri için henüz zaman olduğuna işaret ederek, “Son dönemdeki anketler, aşırı sağda Matteo Salvini-Marine Le Pen ikilisinin, Meloni’nin de içinde yer aldığı ECR’nin önünde yer aldığını gösteriyor. Aslında anketler, AP içinde aşırı sağın bir miktar büyüyeceği fikrini veriyor.” dedi.
İtalya’da iktidar ortağı olan ama Avrupa’da farklı gruplarda yer alan Meloni ve Salvini ikilisinin AP seçimlerinde alacağı sonuçların hükümete yansıması olup olmayacağına ilişkin Ungari, “Meloni, bunun koalisyon içindeki dengelere yansıması olmayacağını söylemişti. Ben de AP seçimlerinde elde edilebilecek bir başarının hemen yansıyacağını düşünmüyorum.” değerlendirmesinde bulundu.
Ungari, AP seçimlerinin, İtalyan kamuoyunun çok da ilgi gösterdiği bir seçim olmadığını kaydetti.
AP içindeki dengeleri ve dolayısıyla AB yönetimini değiştirmeye yönelik EPP ile sağ partilerin arasında bir anlaşmaya ihtiyaç duyulduğunu vurgulayan Ungari, “Dolayısıyla EPP’nin böyle bir anlaşmayı kabul edip etmeyeceğini görmek gerekiyor. Çünkü aşırı sağ, Avrupalı muhafazakarlarla ittifak yapsa da AP’de bir şekilde çoğunluğa sahip olabileceğini düşünmüyorum.” ifadesini kullandı.
Ungari, Meloni’nin geçen yılki seçimlerden önce bazı açılardan Avrupa karşıtı bir profil çizdiğini hatırlatarak, şöyle devam etti:
“Ancak hükümette bu tutumu sergileyemeyeceğini, her şeyden önce bugün böyle bir ülkenin Avrupa’nın desteği olmadan idare edilemeyeceğini anladı. Bana göre, bu çok net. ‘Avrupa yanlısı oldu’ diyemem ama geçmişteki bazı tutumlarını hafifletti. Açıkçası Salvini bu çerçevede, önce Meloni’yi destekleyen ama Meloni’nin daha ılımlı bir pozisyona geçmesi nedeniyle bundan memnun olmayan seçmen kitlesini geri kazanmaya çalışıyor. Dolayısıyla kendisini bir bakıma Meloni’nin sağında konumlandırarak, birkaç Avrupa Birliği’ne daha hasmane tutum içindeki seçmen kitlesini geri kazanma peşinde.”
Castiglioni: “ID ile bağlantılı partiler yükselişte”
Roma merkezli önde gelen düşünce kuruluşlarından Uluslararası İlişkiler Enstitüsü (IAI) araştırmacılarından Dr. Federico Castiglioni de aşırı sağ olarak partilerin bazılarının ID şemsiyesi, bazılarının ise Avrupa Muhafazakarları ve Reformistleri (ECR) altında olduğunu belirterek, “ID ile bağlantılı partiler yükselişte.” dedi.
ID bünyesindeki Hollandalı aşırı sağcı Geert Wilders’in, Hollanda’daki seçimlerin ardından iktidar olma ihtimali olduğuna işaret eden Castiglioni, “Avrupa seçimlerine gelince mevcut anketler, aslında ID’nin yükselişte olduğunu gösteriyor, özellikle de Fransa’da Marine Le Pen’in partisi Ulusal Birlik’in büyüyeceği düşüncesi nedeniyle. Siyasi analistlere göre, Le Pen’in büyümesinin nedeni tam olarak İtalyan deneyimi olabilir.” diye konuştu.
Castiglioni, bu noktada İtalya’da koalisyondaki 3 sağ partinin de Avrupa’da 3 farklı siyasi grupta yer aldığına dikkati çekerek, şunları kaydetti:
“Aşırı sağ olarak kabul edilenler, hükümette ve hükümet güçleri arasında yer alması sebebiyle artık tehlikeli olarak algılanmıyorlar ve bu nedenle dışlanmamaları gerekiyor gibi düşünülüyor. Ilımlı partilerin, ilk kez aşırı sağdan bu partilere açılıp koalisyonlar kurma ihtimali var. Avrupa siyasi panoramasında söyleyebileceğimiz gerçek yenilik budur ve Haziran 2024 AP seçimlerinde ‘Kimlik ve Demokrasi’nin ama özellikle ECR’nin de büyüyeceğinin düşünülmesinin nedeni budur.”
Aşırı sağın, AP seçimlerinde oylarını yükseltmesi halinde Avrupa’nın yönetimine dair nasıl bir tablo ile karşılaşılacağına ilişkin Castiglioni, şunları söyledi:
“Seçimlerden sonra ne olacağını tahmin etmek elbette çok zor. Kimilerine göre, Avrupa ölçeğinde bir İtalya’daki deneyimin tekrarlanması yani EPP, ECR ve ID’nin birlikte iktidara gelmesi mümkün. Rakamlara ve anketlere bakıldığında ise bu zor, ayrıca EPP her ikisini de defalarca veto etti ama özellikle Kimlik ve Demokrasi’yi veto etti. Dolayısıyla açıkça Avrupa karşıtı partilerle ittifak kurmak, EPP için açıkçası inanılmaz derecede zor.”
Castiglioni, AB’nin ve AP seçimlerinin sorununun, Avrupa’nın çıkarlarını ilgilendiren temel konuları gözden kaçırması olduğunu belirterek, göç gibi bazı temel konularda hem sağ hem sol seçmende hassasiyetler olduğuna işaret etti.
Avrupa’da genel durumu özetleyen Castiglioni, “Benim bakışıma göre, kamuoyunda belli bir sağ hakimiyeti yok ama muhafazakar hissiyatın, düşüncenin hakim olduğu kesin.” dedi.
Macron’un aşırı sağcılara karşı Draghi önerisi tutar mı?
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un gündeme getirdiği ileri sürülen Eski Avrupa Merkez Bankası Başkanı Mario Draghi’nin, AP seçimlerinden sonra AB Komisyonu Başkanı olması önerisine değinen Castiglioni, Macron’un da siyasi açıdan hamle yapması gerektiğini ama şu aşamada Draghi’nin bu pozisyona adaylığını bugünden somut görmediğini ancak siyasette her şeyin 1-2 haftada değişebildiğini ifade etti.
Draghi adının, AP seçimlerinin sonuçlarına bağlı olmadığına inandığını dile getiren Castiglioni, şunları kaydetti:
“Draghi, kesinlikle önemli ve tanınmış bir şahsiyet. Onun böyle bir göreve getirilmesi bize saygı getirecektir. Onun mükemmel bir seçim olduğunu düşünüyorum ve bazen bazı konularda görevini tam yerine getiremeyen Ursula von der Leyen’in yerini almak için her türlü yetenek ve olasılığa sahip diye düşünüyorum. Ayrıca Draghi, Avrupa kurumlarında sahip olduğu pozisyonlarda her zaman İtalya’nın konumunu biraz da olsa korumaya çalışmıştır.”
]]>