Plastikten ucuz elektrik enerjisi nasıl kullanılıyor? Ne işe yarıyor?
Bu uygun fiyatlı teknoloji, özellikle sensörlerin enerji ihtiyacını devrim niteliğinde bir şekilde karşılayabilir ve pil kullanımını gereksiz hale getirebilir. Bu ucuz malzeme, farklı uygulamalar için büyük potansiyel taşıyor. Örneğin, bisiklet lastiklerine uygulandığında, sürüş esnasında enerji üreterek, lastik basıncını Bluetooth üzerinden sürekli olarak iletebiliyor.

Bu yenilikçi plastik tabanlı ucuz enerji üretim teknolojisi, şu şekilde kullanılıyor:
Piezoelektrik etki kullanımı: Bu etki, belirli malzemelerin fiziksel olarak deformasyona uğradığında elektrik üretmesi prensibine dayanır. Plastik, fiziksel bir kuvvet uygulandığında (örneğin bükme, sıkıştırma veya germe) elektrik yükü üretir.
Ucuz enerji üreten plastik malzeme: Joanneum Research tarafından geliştirilen özel plastik malzeme, hafif ve esnek, bu da onu çeşitli uygulamalara uygun hale getiriyor. Bu plastik, küçük hareketlerden bile enerji üretebilir, örneğin bisiklet tekerleklerinin dönmesi veya rüzgarın etkisiyle.
Uygulamalara entegrasyon: Plastik, hedef nesneye doğrudan uygulanabiliyor. Örneğin, bir bisikletin tekerleği veya bir aracın hareketli parçası üzerine monte edilebiliyor. Bu plastik, hareket halindeyken sürekli olarak enerji üretiyor ve bu enerji, çeşitli elektronik cihazlarda kullanılabiliyor.
Veri iletimi ve gerçek zamanlı izleme: Üretilen enerji, sensör verilerini (örneğin, lastik basıncı veya sıcaklık) gerçek zamanlı olarak izlemek ve iletmek için kullanılabiliyor. Bluetooth gibi kablosuz iletişim teknolojileri aracılığıyla, bu veriler mobil cihazlara veya diğer izleme sistemlerine aktarılabiliyor.
Çevre dostu ve sürdürülebilir: Plastik malzeme çevre dostudur ve uzun ömürlüdür, bu da atık miktarını azaltıp çevresel etkiyi düşürüyor. Bu teknoloji, pil kullanımını azaltarak sürdürülebilir ucuz enerji çözümlerine de katkıda bulunuyor.
Güneşten gelen elektrik ile otomobil şarj etmek!
Bu özellikler, plastik tabanlı piezoelektrik enerji üretim teknolojisini, özellikle hareketin sık olduğu uygulamalar için değerli ve yenilikçi bir çözüm haline getiriyor. Bu da bize, özellikle bisikletler için gerçek zamanlı lastik basıncı izleme gibi yenilikçi uygulamalar sunuyor.
Ayrıca, bu malzemenin rüzgar türbinleri gibi diğer alanlarda da enerji üretimi için kullanılması mümkün. Bu ucuz enerji üreten plastik, Siebdruckverfahren (serigrafi) yöntemi ile etkili bir şekilde üretilebiliyor, bu da masrafları düşük tutarken ucuz ve yüksek enerji verimliliği sağlıyor.

Çeşitli taşıtlardan, hatta rüzgar enerjisi tesislerine kadar birçok alanda kullanılabilecek bu teknolojinin geliştirilmesine, Georgia Institute of Technology ve İsviçre’deki EMPA gibi diğer kurumlar da katkıda bulunuyor.
Bu gelişme, sürdürülebilir enerji çözümleri ve uzun vadede pil kullanımının azaltılması açısından büyük bir potansiyele sahip. Önümüzdeki yıllarda, bu teknolojinin hangi yeni alanlarda kullanılacağı ve enerji üretimi konusunda nasıl bir devrim yaratacağını merakla bekliyoruz.
Bu gelişme sizce de pil ihtiyacını ortadan kaldırabilir mi? Görüşlerinizi aşağıdaki yorumlar kısmına yazabilirsiniz.
]]>SEYFİ ÇELİKKAYA
Endüstriyel kenevir alanında ihtisaslaşan Yozgat Bozok Üniversitesi’nde kenevir katkılı inşaat malzemesi üretiminin ardından yapılan deney sonuçları paylaşıldı. Kenevir katkılı malzemeler kullanılarak inşa edilen yapıların daha az çevresel etkilerden etkilendiği belirtildi. Yapıların kış aylarında oda sıcaklığını dışarıya daha az verdiği, yaz aylarında ise oda serinliğinin daha uzun süreli olduğu saptandı.
Yozgat Bozok Üniversitesi Mühendislik Fakültesi İnşaat Mühendisliği Bölüm Başkanı Doç. Dr. Yuşa Şahin, kenevirle ilgili yaptıkları çalışmanın sonuçlarını paylaşarak, inşa edilen yapıların çevresel faktörlerden daha az etkilendiğini söyledi. Şahin, “Yapılar kışın oturduğunuzda evin sıcaklığını dışarıya daha az verirken yazın ise evin serinliği daha uzun süre tutmaktadır” dedi.
“KENEVİR DUVAR ÖRMEDE KULLANILABİLİR”
Yozgat Bozok Üniversitesi Mühendislik-Mimarlık Fakültesi İnşaat Mühendisliği Bölüm Başkanı Doç. Dr. Yuşa Şahin, kenevir karışımlı yapı malzemeleri sonuçlarının olumlu olduğunu belirterek, şu bilgileri verdi:
“Üniversitemiz 2020 yılından itibaren kenevir araştırmaları konusunda, endüstriyel kenevir konusunda ihtisaslaşmış bir üniversitedir ve akademisyenleriyle bu süreçte kenevir üzerine birçok bilgiyi üretmiş ve toplumun kullanımına sunmuştur. Bunlardan bir tanesi kenevirin yalıtım malzemesi olarak kullanımıdır. Bu konuyla ilgili olarak da uzmanlık alanımız olan yapı malzeme ilgili kenevirin tuğla olarak kullanımı, diğer kaplamalar da kullanımı, diğer malzeme olarak kullanımı üzerine çalışmalar yaptık. Bu sonuçlarımız neticesinde üretmiş olduğumuz kenevir ve karşılaştırma amacıyla yine sıkça kullanmış olduğumuz tuğla ve gaz betonla elde edilen yapıları karşılaştırdık. Yapılarımız her biri iki seneye yakın süredir kullanılmakta olup, biz birebir kullanmıyoruz. Yani keneviri, yalıtım konusunda rahatlıkla duvar örmede kullanılabilir olduğu ortaya konulmuştur. Odak noktamız olmayan fakat kenevir kullanılan yapılar çok doğal yapılardır. Doğal yapılar olmalarıyla beraber suya maruz kalınan yapılarda dahi küf ve benzeri, rutubet kaynaklı oluşumlar gözlemlenmemiştir. Kenevirin ayrıca kullanımıyla dünyamızın şu anda önemli sorunlarından biri olan karbon salınımının da azaltacağı aşikardır. Bunu gerek kullanımda kendisinin kullanımı, gerekse de kendisini oluşturan bağlayıcı malzemenin kullanımının azaltılmasında gösterdiği etkilerle açıklayabiliriz.
“KENEVİR EKİM ALANLARI GÜN GEÇTİKÇE ARTMAKTADIR”
Kenevirle inşa edilen yapılarda şunları gözlemledik; bu yapılarda daha az çevresel etkilerden etkileniyor. Yani yapılar kışın oturduğunuzda evin sıcaklığını dışarıya daha az verirken yazın ise evin serinliği daha uzun süre tutmaktadır. Kenevir üretimi, kenevir ekim alanları gün geçtikçe artmaktadır. Firmalarında bu sektörün oluşmasına yönelik planları olduğunu biliyoruz. Çünkü ihtisaslaşan bir üniversiteyiz. Bizlerle iletişime geçilmekte, planlar paylaşılmakta ve değerlendirilmektedir. Bunun neticesinde sözleşmeli tarımın artacağını ve bir döngü oluşarak tarım sanayisinin, kenevir, endüstriyel kenevir özelinde kurulacağını söyleyebiliriz. Bununla beraber kenevir gayet doğal bir malzemedir. Küf oluşumuna veya benzeri yapılar oluşumuna imkan da vermemektedir. Kenevirin çeşitli formlarda, yani tuğla olarak, panel olarak ve döküm olarak yani doğrudan dökülebilir olarak kullanımıyla kenevir, duvarlar, kenevir esas duvarlar inşa edilebileceği ortaya konulmuştur.”
]]>Gazze’deki savaş mağdurlarına desteğini sürdüren Türk Kızılay, bölgeye yardım ulaştırmak için çabalarına devam ediyor. Bu çerçevede sivil toplum kuruluşları iş birliğiyle Ramazan ayı öncesi yaklaşık 2 bin 737 tonluk yardım malzemesini Gazze’ye ulaştıracak 7’inci yardım gemisi hazırlandı. Hazırlanan en büyük yardım gemisi, bugün Türk Kızılay Genel Başkanı Prof. Dr. Fatma Meriç Yılmaz ve STK temsilcilerinin katılımıyla Mersin Limanı’ndan uğurlandı. Yardımların önce Mısır’a, ardından da ülkedeki Türk Kızılay uzman personelinin yönlendirmesiyle tırlarla Refah Sınır Kapısı’ndan Gazzelilere ulaştırılacağı ifade edildi. 7’inci yardım gemisinde başta hazır yemek içerikli gıda kolileri, su, gıda paketleri, un, giyim, hijyen, çadır, uyku tulumu, battaniye gibi barınma malzemeleri, tıbbi malzeme ve bebek malzemeleri bulunduğu kaydedildi.
“Bu gemi Kızılay’ın gemisi değil, bu gemi iyilik gemisi”
Gazze’nin en çok temel ihtiyaç malzemelerine ihtiyaç duyduğunu belirten Türk Kızılay Genel Başkanı Prof. Dr. Fatma Meriç Yılmaz, “Bugün en büyük gemimizi uğurlamanın heyecanını yaşıyoruz. Bugüne kadar Türkiye’den 12 uçak ve 6 tane gemi gitti. Arkamda gördüğünüz gemi, bugüne kadarki yardımların en büyüğünü ifade edecek. Bu gemi 2 bin 700 tonu aşan bir kapasiteye sahip. İçinde çok kıymetli emanetlerimiz var. Bu gemi Kızılay’ın gemisi değil, bu gemi iyilik gemisi. Bu gemi Türk halkının şefkatini, yardımseverliğini, duasını ve iyiliğin taşıyor. Bizler de bu iyiliğin emanetçileri olarak gözümüz gibi bakıp 3 günde Mısır’a, oradan tırlara yüklenerek Gazze’ye ulaşmasını sağlayacağız” dedi.
Yardımların sürekli ve uzun süreli yapılmasının önemli olduğuna dikkat çeken Yılmaz, bu geminin boşalmasının ardından tekrar gelerek yüklenip tekrar gönderileceğini kaydetti.
“Gazze olayında bir devletin olmasının ne kadar önemli olduğunu görüyoruz”
Ramazan ayının önemine de değinen Yılmaz, “Biz burada iki tane büyük operasyonu birlikte yürüteceğiz. Bunlardan biri deprem bölgesi, buradan Hatay’a gideceğiz ve Ramazan kampanyamızı başlatacağız. Deprem bölgesindeki ihtiyaçlar çok farklı, Gazze’deki ihtiyaçlar çok farklı. Biz aslında başımızda bir devletin olmasının ne kadar önemli olduğunu görüyoruz Gazze olayında tekrar tekrar. Gazze’de şu anda insanlar açlıktan ölüyor, suya, ilaca ulaşamıyorlar, yaşam mücadelesi veriyorlar. Biz bir taraftan deprem bölgesindeki vatandaşlarımızın elini bırakmayacağız, bir taraftan da Gazze’ye ‘Biz sizi unutmadık’ demeye, en azından yardımlarımızı göndermeye devam edeceğiz. Bir taraftan da çok yüksek sesle diyeceğiz ki, ‘Yeter.’ Bir savaşın da onuru olması lazım. Uluslararası hukuka uygun olarak yürütülmesi lazım. Sivillerin, kadınların, çocukların hedef alınmaması lazım. Dolayısıyla biz bu dram devam ettiği müddetçe ilk olarak bu gemilerle insani yardım malzemeleri, ardından da kalıcı ateşkes sağlandıktan sonra da Gazze’nin yeniden imarı noktasında tüm mazlumlara kucak açan bir ülkenin evlatları olarak orada hizmet etmeye devam edeceğiz” diye konuştu. – MERSİN
]]>Kimya Mühendisliği Bölümü Doktor Öğretim Üyesi Yeliz Toptaş ile Makine Mühendisliği Bölümü Araştırma Görevlisi Murat Toptaş, Türkiye’nin ilk astronotu Alper Gezeravcı’nın uzaya gönderilmesinin ardından radyasyon ışınlarına karşı koruyucu kalkan üretmek için çalışmalara başladı.
Kentte tatlı sulardaki ölü yengeçleri toplayarak kabuklarından ürün geliştirmeyi başaran çift, alfa, beta, gama ve x ışın radyasyonlarını önemli ölçüde durdurarak koruma sağlayacak malzeme geliştirdi.
Patent başvurusu yapıldı
Akademisyen çift, elastik yapılı ve hafif olması nedeniyle de tercih edilebilecek “radyasyon kalkanı”nın patentini almak için Türk Patent ve Marka Kurumuna başvurdu.
Kimya Mühendisliği Bölümü Doktor Öğretim Üyesi Yeliz Toptaş, AA muhabirine, Türkiye’nin uzay faaliyetlerinin ardından radyasyon kalkanı konusundaki çalışmalarını hızlandırdıklarını söyledi.
Radyasyona maruz kalanlar için koruyucu bir kalkan geliştirmek istediklerini anlatan Toptaş, “Uzayda radyasyon miktarı bir insanın tolere edemeyeceği miktarda. Önümüzdeki dönemde uzaya gönderilecek astronotlarımızın kıyafetleri için ve yörüngede görev yapan uydularımızın ekipmanlarını radyasyona karşı korumak amacıyla koruyucu bir kalkan geliştirmek istedik.” dedi.
Toptaş, geliştirdikleri kalkanın radyasyonun önemli bir kısmını tuttuğunu vurgulayarak, “Giyilebilir teknolojide uzay kıyafetlerinde daha çok astronot kıyafetlerinde, uzayda kullanılan uyduların radyasyona karşı korunmasında önemli bir malzeme oldu. Mevcut astronot kıyafetleri ağır ve hareketi kısıtlayan bir yapıda. Bu malzemenin elastik özelliğinden dolayı astronotlarımızın giydiği kıyafetlerde oldukça esnek bir malzeme olarak giyilebilir teknolojide kullanılabilecek. Nükleer santrallerde çalışanlarımız için koruyucu kıyafetlerde, hastanelerde kullanılan radyasyon cihazlarına karşı koruyucu kıyafetlerde kullanılabilecek.” diye konuştu.
Gömlek ve önlük tarzında üretilebilecek
Radyasyon koruyucu kıyafetlerin kurşun ve ağır malzemelerden yapıldığı için hareketi kısıtladığını ve vücudu tam kaplamadığını belirten Toptaş, ürettikleri malzemenin esnek özelliğe sahip koruyucu kalkan, gömlek ve önlük tarzında üretilebileceğini ifade etti.
Çalışmayı yaparken canlılara zarar vermediklerini ve ölmüş yengeç kabuklarını kullandıklarını dile getiren Toptaş, şunları söyledi:
“Bu çalışmayı yaparken hiçbir canlıya zarar vermedik. Ölmüş yengeç kabukları doğada atıl durumda, hiçbir maliyeti yok. İleride seri üretime geçildiğinde yöntem değişecektir. Maliyet açısından oldukça düşük diyebiliriz. Malzeme ve üretim maliyetini de göz önüne alırsak oldukça ekonomik.”
Makine Mühendisliği Bölümü Araştırma Görevlisi Murat Toptaş da geliştirdikleri malzemenin kurşundan 6,5 kat hafif olduğunu ve rahatlıkla uzaya gönderilebilir olduğunu belirtti.
Malzemenin diğer ürünlere göre daha az maliyetli olduğunu aktaran Toptaş, şu ifadeleri kullandı:
“Uzayda istasyonu, uyduları olan ülkeler, ekipmanları ve personelleri radyasyona karşı koruyacak bazı ekipmanlar geliştiriyorlar. Ülkemizde buna dair yapılmış çalışma yoktu. Üretmiş olduğumuz malzeme tatlı su yengeçleri kabuklarından yapıldı. Kurşundan 6,5 kat daha hafif aynı zamanda 1,71 gram santimetreküp yoğunluğu var. Bu yoğunlukta malzeme rahatlıkla hava araçlarında veya uydularda kullanılabilir, uzaya gönderilebilir. Çünkü oldukça hafif bu da onun uzaya gönderme maliyetlerini düşürüyor. Bugün uzaya gönderdiğimiz her bir malzeme kilogram olarak binlerce dolar fiyatla gönderiliyor. Ama yapmış olduğumuz koruyucu kalkan, oldukça hafif bir malzeme olduğu için uzaya oldukça ucuz maliyetlerle de gönderilebilir. Bu sebeple uzayda kullanılabilir.”
]]>(MÜ) Metalurji ve Malzeme Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof.Dr. Mustafa Taşkın, beraberindeki akademisyenler ve savunma sanayisine çalışan bir firma ile TÜBİTAK 1507 destekli nano boyutlu yüksek mukavemetli bağlantı elemanı üretimiyle ilgili proje çalışması gerçekleştirdi. Gerçekleştirilen çalışmada çeliğin içerisine yeni alaşım elementleri ilave edilerek bazı termomekanik işlemlere tabi tutarak yurt dışından ithal edilen bin 100 megapaskal bağlantı elamanlarından daha kalitesini üretti.
Yeni bir ‘alaşım’ geliştirdik
Nano boyutlu yüksek mukavemetli bağlantı elemanı üretimiyle ilgili bir proje çalışması yaptıklarını belirten Prof.Dr. Mustafa Akın, “Türkiye çelik üretimi konusunda iyi durumda. Ancak yüksek kaliteli çelik üretimi konusunda çok iyi bir durumda ve konumda değiliz. Var olan bu eksikliği gidermek amacıyla biz ekip arkadaşlarımızla birlikte bir çalışmaya başladık. O amaçla da yeni bir kompozisyon bize uygun ifadeyle ‘alaşım’ geliştirdik. Bu alaşımı döktük. Sonrasında bu alaşımı döküm olarak elde ettik. Bunu sonrasında iki eksenli olarak dövdük. Bu malzemeyle ilgili ısıl işlemlerimizi yaptık. Malzemeye ilave etmiş olduğumuz tane küçültücüler, malzememizin tane boyutunu ortalama 30-40 mikrometre olan tane boyutunu 5 mikrometre seviyesine düşürdük. Bunun sonrasında da yaptığımız çalışmalar ve deney sonuçlarında şunu gördük ki dünyada var olan havacılık standardına göre istenilen malzemenin çekme dayanımı bin 100 megapaskal olması gerekirken, bizim numunelerimizde çekme dayanımımız bin 500 megapaskal seviyesine çıktı. Biz bu numunelerde çekme dayanımı bin 500 megapaskal, tane boyutu 4-6 mikrometre arasında ve sertliği de 40 ila 60 Rockwell arasında istediğimiz seviyede ayarlayabiliyoruz” dedi.
“Katma değeri çok yüksek olan bir ürün elde ettik”
Bağlantı elemanı olarak kullanılan malzemelerin büyük ekseriya yurt dışından ithal olarak temin edildiğine dikkat çeken Prof.Akın,” Bizim bu malzememizde ithal elde edilen malzemenin eşdeğerini biz kendimiz üretmiş olduk. Ayrıca bu tür malzemelerin en önemli özelliği stratejik malzeme olmalarıdır. Siz paranız olsa dahi bu özellikteki bir malzemeyi stratejik öneme sahip olmasından dolayı herhangi bir kriz, ambargo durumunda almanız mümkün değildir. Bunu satın alamazsınız. Bizim ürettiğimiz malzeme havacılık sektöründe kullanılmaya başlandığında fiyatı 50 dolar seviyesinde olacaktır. Katma değeri çok yüksek olan bir ürün elde ettik. Şu anda ülkemizde mevcut olmayan bir malzemeyi geliştirdik. Stratejik öneme sahip olan bir malzemeyi deney aşamasında üretmiş olduk”ifadelerini kullandı.
“Araçlar da ve zırhlarda kullanılabilecek”
Ürettikleri malzemenin sadece bağlantı elemanları olarak kullanılmayacağına da değinen Akın,” Aklınıza gelebilecek her yerde kullanılacak bir malzemedir. En yaygın örneğini verecek olursak otomobil üretimi Türkiye’de iyi bir konumdadır. Otomobillerde birçok bağlantı elemanı kullanılmaktadır. Bunlardaki güvenilirlik oranı belirli bir değerdedir. Ama spor araçlarda yüzde 100 güvenilir eleman, malzeme isterler. Bu malzeme ile yüzde yüz güvenilirliği sağlayacak bir kaliteyi de elde etmiş olacağız. Bu malzemeyi biz zırh yapımında kullanacağız, ZTP’lerde (Zırhlı Personel Taşıyıcı), askeri araçlarda, tanklarda kullanılabilecek bir malzeme. Asıl kullanılacağı ve ihtiyaç duyulan yer savunma sanayidir. Şu anda yurt dışından ithal edilen ürünlerin yerine kullanabileceğimiz yerli, milli ve maliyet açısından da diğer ithal ürünlere göre en az 10’da 1 daha ucuz olan bir ürün olarak karşımıza çıkacaktır. İşlemimizin aslında baktığımızda tamamı yerli. Biz şu anda ülkemizde var olan çelik malzemesinin içerisine yeni alaşım elementleri ilave ettik. ve elde ettiğimiz ürünü daha sonra birtakım termomekanik işlemlere tabi tutarak farklı bir ürün haline getirdik. Yaptığımız işlemlerin hiç biri dışa bağımlılık sağlayan bir şey değil. Hepsi kendi teknolojimizle, kendi imkanlarımızla ve kendi kaynaklarımızla elde ettiğimiz bir ürün olarak karşımıza çıkmaktadır. Hedefimiz bu ürünü bundan sonraki süreçte öncelikle yüksek yorulma dayanımı istenilen yerlerde bağlantı elemanı olarak kullanmak, yüzde yüz kalitenin ve güvenliğin istendiği yerlerde kullanmak. Akabinde de zırhlı personel taşıyıcılardan başlamak üzere savunma sanayinde askeri araçlarda, tanklarda, korunmada kullanmayı hedefliyoruz. Bu amaçla da firmayla birlikte ortak çalışmalarımız şu anda projemizi daha da büyüterek, genişleterek ortak çalışmalarımız devam etmektedir”diye konuştu. – MERSİN
]]>EDİRNE’de, Trakya Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Heykel Bölümü mezunu Moldova asıllı Serghei Gulpea (27), hurdalıktan topladığı metallerden heykeller yapıyor. Eğitimi sürecinde sanayide demircilerle de çalıştığını anlatan Gulpea, “Rahatlıkla söyleyebilirim ki, üretmek adına gittiğim ve aradığım bir şey yok. Tamamıyla geri dönüştürülmeye müsait, bulduğum ve tekrar hayat bulmasını istediğim materyalleri bir araya getirmek, şu andaki işim” dedi.
Moldova’dan ailesiyle geldiği İstanbul’a yerleşen Serghei Gulpea, Aşık Veysel Güzel Sanatlar Lisesi’nden 2016’da mezun olduktan sonra Trakya Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Heykel Bölümü’ne birincilikle girdi. Küçük yaşlardan itibaren resme ilgisi olan Gulpea, üniversite eğitimi sırasında heykele yönelip, topladığı geri dönüşüm malzemelerini eser haline getirmeye başladı. 2021’de üniversiteden mezun olan ve çalışmalarını Edirne’de sürdüren Gulpea, heykel yapım sürecinde tasarım aşamasından, malzeme seçimine ve işçiliğe kadar birçok alanda, geri dönüştürülebilir malzemelerin ilham kaynağı olduğunu söyledi.
‘UZMANLAŞMAK İSTEDİĞİM ALAN METALDİ’
Edirne’de hurdalıktan topladığı metalleri, çalıştığı üniversitenin atölyesinde heykellere dönüştüren Gulpea, sanata olan yeteneğini 5 yaşında ailesinin desteğiyle keşfettiğini söyledi. İlkokuldan beri birçok yarışmaya katıldığını belirten Gulpea, “İlkokulda birtakım yarışmalarda dereceler almaya başladım. Bir yarışma sonrasında Pera Güzel Sanatlar Lisesi’nin özel kursuna burslu olarak girme fırsatı buldum. Liseyi de bu sayede kazanmış oldum. Liseden sonra da 2 boyutlu anlamda yani resim konusu bana biraz daha sınırlı alan olduğu için üniversitede heykel alanını tercih ettim. Heykelde de uzmanlaşmak istediğim alan metaldi. Metal üzerine yoğunlaştım. Bu süreçlerde de daha çok doğal malzemeler ve metal ağırlıklı işler yapıyorum. Heykele olan merakım da 2 boyutlunun sınırlarının dışına çıkmak” dedi.
‘HAYAT BULMASINI İSTEDİĞİM MATERYALLERİ BİR ARAYA GETİRİYORUM’
Topladığı metalleri heykele dönüştürmeden önce kağıt üzerinde tasarladığını anlatan Gulpea, “Tasarımı kağıda geçirdikten sonra birtakım hurdacıları gezerek ya da yolda rastgele denk geldiğiniz herhangi bir malzeme, sizleri tamamlayıcı anlamda zaten o tasarıma götürüyor. Sonrasında birtakım parçalar bir araya geldikten sonra, ilk başta yaptığınız tasarımın biraz ötesine çıkmaya başladığınızda, ortaya çıkarttığınız işin nereden nereye geldiğini görmek çok keyif veriyor. Özellikle hurda ve geri dönüştürülmeye müsait ürünleri kullanmak da yaptığım işlerde aslında ön plana çıkartmak istediğim konulardan bir tanesi oluyor. Bu yüzden rahatlıkla söyleyebilirim ki, üretmek adına gittiğim ve aradığım bir şey yok. Tamamıyla geri dönüştürülmeye müsait ve bulduğum ve tekrar hayat bulmasını istediğim materyalleri bir araya getirmek, benim şu andaki işim diyebilirim. Geri dönüşüme müsait malzemeleri tekrar organize ederek gerek dış mekan, gerekse de iç mekanlarda estetik anlamda altyapıya uygun şekilde işler üretmeye özen gösteriyorum” ifadelerini kullandı.
‘SANAYİDE DEMİRCİLERLE ÇALIŞTIM’
Edirne’de eğitimi süresinde, sanayi alanında deneyim kazandığını dile getiren Gulpea, “Daha güzel işler çıkartmak için sanayilerde demircilerle birlikte çalıştım. Edirne’nin demir ustalarıyla beraber çalışırken, geri kalan zamanlarda kendi işlerimi üretebiliyordum. Bu işi yaparken hurdalıkları gezme fırsatı buldum. Hurdacıları gezmek benim için çok verimli geçiyor. Çünkü geri dönüştürülmeye müsait ürünleri sanata kazandırmaya başlayınca işin çok daha keyifli kısmını keşfetmiş oldum. Bu nedenle de yaptığım işlerde özellikle geri dönüştürülmeye müsait malzeme kullanmaya özen gösteriyorum” diye konuştu.
‘HİÇBİR ŞEY ATIL DEĞİLDİR, YETER Kİ GÜZEL GÖREBİLELİM’
İnsanların çöp olarak gördüğü atıl malzemeleri dönüştürdüğünü söyleyen Gulpea, “Sanat değimiz şey, bakış açınızı biraz değiştirip ve işin içerisine estetik girdikten sonra, etrafa bakındığım zaman, insanların çöp olarak gördüğü şeyler, elim değdikten sonra güzel köşelere yerleştirilebilecek eserlere dönüşebiliyor. Bunun tadını alabilmek, bu süreci izlemek, bu hazzı alabilmek, bu işi yapmama sebep oluyor. Çünkü insanlara bunları teslim ediyorken bile enerjiyi hissetmek beni besleyen bir duygu. Hiçbir şey atıl değildir, yeter ki güzel görebilelim” dedi.
Gulpea’nın çalışmalarından bazıları Edirne’de çeşitli mekanlarda sergileniyor.
]]>BURHAN DEMİRCİOĞLU
Osmaniye’nin Kadirli ilçesinde spor aletleri yapıp satan makine mühendisi Aykut Kütküt, malzemelere sürekli gelen zamlara tepki gösterdi. Kütküt “Ben 2 yıl önce 40’a 40 profili 35 liraya alırken şu an 400 lira civarı. Ben bunu maliyetlerin üzerine ekleyemiyorum müşteriye fiyat veremiyorum. Çok aşırı bir enflasyon var bu konuda. Elektrotlarımız, boyalarımız olsun bütün malzemelerimiz olsun hepsinde bir yüzde 100 bir fiyat artışları var. Ben bunu müşteriye sunarken de çok aşırı zorlanıyorum. Müşterilere kısa sürede zam arttığı için müşterilere ben ürünleri sunamıyorum” dedi.
Osmaniye’nin Kadirli ilçesi Akova köyünde yaşayan makine mühendisi Aykut Kütküt, iş bulamadığını ve bu yüzden spor aletleri yapıp satarak para kazanmaya çalıştığını belirtti. 2018 yılında Kütahya Dumlupınar Üniversitesi’nden mezun olduğunu ve sonrasında 3 yıl iş aradığını belirten Kütküt, edindiği kısa iş tecrübesinden sonra köyüne kendi atölyesini kurdu. Malzeme fiyatlarının devamlı yükselmesinden dert yanan Aykut Kütküt, fiyatların sürekli olarak değiştiğini ve müşterilerine güncel fiyat veremediğini ifade etti.
“İŞİMİ BÜYÜTMEKTE ZORLANIYORUM”
Aykut Kütküt şunları söyledi:
“Ben 4 yıl önce makine mühendisliğinden mezun oldum. Fabrikaya girmiştim Kadirli’de. Hayalim üretim yapmaktı, imalat yapmaktı. Kendi imkanlarımla köydeki malzemeleri kullanarak, demirleri kullanarak ilk başta kendime bir spor aleti yaptım. Ondan sonra bu işin ticaretini yapabilir miyim acaba diyerek, 2 yıl önce başladım spor aletleri yapmaya. Ev tipi olarak tasarladım ondan sonra profesyonel spor salonları olarak imalatını yapıyorum şu an. Yeni kazandıklarımla da yeni makineler almaya çalışıyorum. Yeni projeler, yeni makineler var aklımda. Profesyonel spor salonlarına malzeme satmak hedefim, yurt dışına satmak. Bu arada maliyetlerimiz aşırı şekilde arttı. Ben 2 yıl önce 40’a 40 profili 35 liraya alırken şu an 400 lira civarı. Ben bunu maliyetlerin üzerine ekleyemiyorum müşteriye fiyat veremiyorum. Çok aşırı bir enflasyon var bu konuda. Elektrotlarımız, boyalarımız olsun bütün malzemelerimiz olsun hepsinde bir yüzde 100 bir fiyat artışları var. Ben bunu müşteriye sunarken de çok aşırı zorlanıyorum. Kısa sürede zam arttığı için müşterilere ben ürünleri sunamıyorum. Yeni güncel fiyat veremiyorum müşterilere. Onlarda ister istemez alım gücünü yavaşlatıyor bende işi büyütmekte zorlanıyorum. Ben stoklu çalışamadığım için her müşteri için teker teker malzeme alıyorum. Maddi durumum olmadığından dolayı onun için örnek veriyorum, müşteriyle ben 3 bin liraya anlaştım, gidip alıyorum malzemeleri, eski fiyattan hesaplıyorum. Tekrardan maliyete bakıyorum 2 bin 500 lira olmuş maliyeti. O yüzden çok zorlanıyorum stoklu çalışmam lazım.”
“5 YIL İŞ ARADIM BIKTIM USANDIM VAZGEÇTİM”
Oğuzhan Kafalı ise “Meslek lisesi makine bölümü mezunuyum. 5 yıldır işsizim. Beş yıldır artık iş aramaktan bıktım, usandım artık vazgeçtim iş aramaktan. Köyümde çiftçilikle uğraşıyorum. Boş zamanlarımda da Aykut arkadaşıma yardıma geliyorum. Onunla birlikte çalışıyoruz” dedi.
]]>