Malkoç, Rusya ile Ukrayna arasındaki savaşta geride kalan 2 yılın ardından geçtiğimiz hafta Ukrayna’ya giderek savaş bölgesinde incelemelerde bulundu, Ukrayna’daki Rus savaş esirleri ile Rusya’da tutulan Ukraynalı savaş esirlerinin aileleriyle görüştü.
Ukrayna’daki incelemelerine ilişkin AA muhabirine açıklamalarda bulunan Malkoç, “Savaş demek yıkım demek, ölüm demek, çaresizlik demek, huzursuzluk demek, kaynakların israfı demek.” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın uzun zamandan beri iki ülke arasında barışın temin edilmesi ve Ukrayna’nın toprak bütünlüğünün sağlanması için çaba sarf ettiğini anımsatan Malkoç, bir insan hakları kurumu olan Kamu Denetçiliği Kurumu adına Ukrayna’ya giderek incelemeler yaptığını bildirdi.
İlk olarak Odessa şehrinde, ardından başkent Kiev’de bulunduğunu aktaran Malkoç, burada Ukraynalı esirlerin aileleri ve çocuklarıyla görüşme yaptığını, daha sonra Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy ile de bir araya gelme imkanı yakaladığını dile getirdi.
Ukrayna’nın Lviv kentindeki Rus askerlerin tutulduğu esir kampında da incelemelerde bulunduğunu belirten Malkoç, bazılarının uzuvlarını kaybetmiş olduğunu, fiziken ve ruhen çökmüş durumda olduklarını söyledi.
Malkoç, “Esir askerler ne durumda, yatma yerleri nasıl, tedavi oluyorlar mı, yeme içmeleri nasıl? Bunları görme imkanımız oldu. Günlük hayatları nasıl gidiyor, bunu görme imkanımız oldu ve esirlerle birebir konuşma imkanımız oldu.” dedi.
Savaşın acı yansımalarını ve dehşetini, görüştüğü esir askerlerin ailelerinde gördüğünü anlatan Malkoç, “Bir kısmının kocasının veya çocuklarının ölüm haberi gelmiş ama cenazelerini alamamışlar. Çok acı bir durum tabii.” diye konuştu.
Rusya’daki Ukraynalı esirler de ziyaret edilecek
Şeref Malkoç, Ukrayna ziyaretinin amacına ilişkin, “Şimdi biz bu ziyareti yapıp ardından da rapor hazırlayacağız. Türkiye’nin ilgili ve yetkili makamlarına göndereceğiz. Yalnız raporumuzun tam olması için aynı ziyareti Rusya’ya da yapmak istiyoruz.” dedi.
Ukraynalı esirlerin ailelerinin ve Ukrayna ombudsmanının da bu konuda taleplerinin bulunduğuna işaret eden Malkoç, Ukrayna ziyareti öncesi de Rus ombudsman ile görüşerek incelemesini istediği hususları sorduğunu dile getirdi.
Rusya’nın elindeki Ukraynalı esir askerleri ziyaret etmek istediğini Rus ombudsmana ilettiğini aktaran Malkoç, “Kendisi ilgililerle görüşüp bize dönüş yapacak.” ifadelerini kullandı.
“Barış yolunda atılacak her adım önemli ve değerlidir”
Karşılıklı esir değişimi konusunda başarı elde edilmesinden mutluluk duyacağını kaydeden Malkoç, Rusya’nın elindeki Ukraynalı esir askerleri de görmek istediğini, bunun ardından asker değiş tokuşunda başarı elde edilebileceğini dile getirdi.
Malkoç, şöyle konuştu:
“Geçen yıl, Ukrayna ve Rusya ombudsmanını Türkiye’de bir araya getirdik ve Sayın Cumhurbaşkanı’mızla görüşmüştük. Tahıl koridoru gibi bir insani koridor açılmasını talep etmiştik. Araya tabii Gazze’de yaşanan İsrail’in o vahşeti girince bunlar aksadı. Ama yeniden bunun canlanması gerekir.
Barış yolunda, insanların esaretten kurtulması veya ailelerine kavuşması yolunda atılacak her adım önemli ve değerlidir. Ne kadar zor olduğunu zaten biliyorduk, Ukrayna’da da gidip gördük ve yaşadık. Ama umutsuzluk yok. Sabırla fakat ısrarla biz bu işin takipçisi olacağız.”
Kamu Başdenetçisi Malkoç, en büyük özleminin de aynı faaliyetlerini Filistin’de yapabilmek olduğunu dile getirdi.
]]>Kamu Denetçiliği Kurumunca (KDK) hazırlanan ve geçen hafta TBMM’de düzenlenen toplantıyla tanıtılan “Gazze: İnsanlığın Felaketi Özel Raporu”, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi, BM organları ve komiteleri, Avrupa Parlamentosu, Avrupa Konseyi, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT), Uluslararası Ceza Mahkemesi başta olmak üzere uluslararası birçok kurum ve kuruluşa gönderildi.
AA muhabirine açıklamalarda bulunan Kamu Başdenetçisi Malkoç, İsrail’in soykırımını belgeleyen önemli bir rapor hazırladıklarını vurguladı. Malkoç, raporun Dışişleri Bakanlığı tarafından da Antalya Diplomasi Forumu’nda 200’e yakın ülkenin temsilcisine verildiğini söyledi.
Raporun takibini sıkı şekilde yapacaklarını aktaran Malkoç, “İnanıyorum ki rapor, Gazze katliamının, savaş suçlarının, soykırımın sorumlularının yargılanacağı mahkemelerde delil olarak kullanılacaktır.” ifadesini kullandı.
“Gazze dünyanın en büyük çocuk mezarlığına dönüştü”
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş öncülüğünde raporun kamuoyuna duyurulduğunu hatırlatan Malkoç, TBMM’deki tanıtım toplantısının ardından birçok ülkenin büyükelçisinin, rapora ilişkin kendilerinden randevu istediğini anlattı. Malkoç, “Güney Afrika’nın büyükelçisi, Uluslararası Adalet Divanına gönderilmek üzere raporu cumhurbaşkanlarına ileteceklerini söyledi. Ayrıca denetçimiz Fatma Benli Yalçın başkanlığında bir ekip, elektronik ortamda raporu, dünyadaki bütün insan hakları savunucularına, ombudsmanlara, ülkelerin parlamentolarındaki insan hakları komisyonlarına, yargılama yapacak olan bütün kurumlara gönderdiler. “diye konuştu.
“7 Ekim’den bu yana Gazze dünyanın en büyük çocuk mezarlığına dönüştü.” diyen Malkoç, dünyada Gazze’de yaşanan katliamın başka örneğinin olmadığını söyledi. Malkoç, “Gazze’ye, Hiroşima ve Nagazaki’ye atılan atom bombasının 3 katı tesirinde bomba bıraktılar. 70 bin tona yakın bomba… Gazze, Ankara’nın Keçiören ilçesi, İstanbul’un Eyüp ilçesi kadar bir yer. Üzüldüğümüz şey şu. ABD ve Avrupa’nın birçok ülkesi halen İsrail’den yanalar. Sevindiğimiz husus şu. Dünyada vicdan sahibi, insan onuruna değer veren milyonlarca insan sokaklara dökülüyor.” değerlendirmesinde bulundu.
2. Dünya Savaşı’ndan sonra Avrupa ve Amerika’nın ortaya koyduğu dünya sisteminin Gazze’de yaşananlarla birlikte çöktüğünü vurgulayan Malkoç, Avrupa ve ABD’nin insan haklarıyla ilgili ortaya koyduğu bütün teori ve içtihatların Gazze’de öldüğünü belirtti. Dünyanın insan hakları açısından yeni bir soluğa ihtiyacı olduğunu ifade eden Malkoç, şunları kaydetti:
“Cumhurbaşkanı’mızın ‘Dünya beşten büyüktür’ söylemi ve bütün dünyada bunun ilgi bulması, en somut gösterge. 7 Ekim’den sonra gerek Gazze gerek Filistin gerekse dünyada insan haklarıyla ilgili hukuk yeniden ele alınacak. Türkiye’de bizim gibi insan hakları kurumlarına büyük görev düşüyor. Biz bu sorumluluğu yerine getirmek için bu raporu hazırladık.”
“Gazze’de kadın olmak konulu bir broşür hazırladık”
Kamu Denetçisi Fatma Benli Yalçın da İsrail’in 7 Ekim’den bu yana Gazze’de soykırım gerçekleştirdiğini, kadınların ve çocukların İsrail’in saldırılarından en çok etkilenen kesim olduğunu söyledi.
Birleşmiş Milletler Nüfus Fonunun tespitine göre hamile kadınların hastaneye giremediği için yüzde 300’e varan oranlarda düşük tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu aktaran Yalçın, “7 Ekim’de Gazze’de 50 bin hamile kadın vardı. Gazze’de 2 milyon insan yerinden edildiği için insanlar temiz suya, gıdaya erişme imkanına sahip değiller. Dolayısıyla bu kadınlar sağlıklı doğum yapma imkanına sahip değiller. Bu nedenle çok fazla çocuk ölümü yaşanıyor. Hatta kadınların anestezi olmadan sezaryen yaptırmak zorunda kaldığına dair çok fazla bildirim var. Gazze’de kadınlar için her şey çok daha kötüye gidiyor. 8 Mart’ta bunu, bütün dünyaya duyurmak gerek.” ifadelerini kullandı.
Gazze’de öldürülen kadın sayısının 7 bin 500’ü geçtiğini bildiren Yalçın, dünyadaki kadın örgütlerinden seslerini 8 Mart’ta, “Gazze’deki kadın ve çocuk katliamına dur” demek için yükseltmelerini istedi. Yalçın, “Gazze’de kadın olmak konulu bir broşür hazırladık. TBMM Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu (KEFEK) ile birlikte Birleşmiş Milletlerde gerçekleştirilecek Kadının Statüsü’nün Güçlendirilmesi Kongresi’nde sunacağız.” dedi.
Gazze’de kadın ve çocukların keskin nişancılar tarafından hedef alınarak öldürüldüğünü bildiren Yalçın, raporla, Gazze’de var olanı belgelendirdiklerini kaydetti.
Gazze’de yaşananların, İsrail’in yaptıklarının cezasız kalmasının neticesi olduğunu dile getiren Yalçın, “Dünya buna daha yüksek sesle karşı çıkmazsa, Filistin Birleşmiş Milletlerde bağımsız bir devlet olarak kabul edilmez, acil ateşkes sağlanmazsa, bu dünyada yaşanan bütün hak ihlalleri tüm dünyadaki yönetimlerin iştirak ettiği suçlar haline gelecek. Biz sadece var olan vakaları, dünyanın en büyük soykırımını belgelendirmek üzere kullanmış durumdayız.” diye konuştu.
Gazze’de binden fazla çocuğun kolunun ve bacağının kesildiğini belirten Yalçın, İsrail’in hastanelere saldırılar düzenlemesi nedeniyle çocukların anestezi olmadan ameliyat edildiğini kaydetti. Yalçın, “Gazze’de her gün 10 çocuğun kolu ve bacağı anestezi olmadan kesiliyor. Gazze konusunu düşünen herkesin, 8 Mart’ta ‘O çocuğun annesi ben olsaydım ne yapardım?’ sorusunu kendisine sorması gerekiyor.” ifadelerini kullandı.
]]>Özbekistan’ın başkenti Taşkent’te “İnsan hakları, devletlerin sürdürülebilir kalkınmasında önemli bir faktör” konulu uluslararası konferans düzenlendi.
Özbekistan Parlamentosu Ombudsmanlığınca organize edilen konferansa aralarında Kamu Başdenetçisi Malkoç’un da bulunduğu çok sayıda ülkeden insan hakları alanında uzman ve yetkili katıldı.
Malkoç, konferansta yaptığı konuşmada, Avrupa’dan Asya’ya insan haklarına çok önem verilmesine rağmen her yerde ihlallerin yaşandığına dikkati çekti.
İsrail’in 7 Ekim 2023’ten beri insanlığın bugüne kadar ulaştığı teknolojiyle ürettiği silah ve bombalarla 140 günden beri ayrım gözetmeksizin Gazze’ye saldırdığını, okullar ve hastaneler dahil her yeri bombaladığını anlatan Malkoç, son yıllarda eşi benzeri görülmemiş insani felakete yol açtığını söyledi.
Malkoç, “Çoğu kadın ve çocuk 30 bin insan öldürüldü. 2 milyon insan yerinden, yurdundan edildi. Bütün bunlar canlı yayınlarla dünyanın gözü önünde işlenen suçlar. İnsan hakları savunucuları olarak insanlık adına umudumuz, bu suçu işleyenler Adalet Divanında ve Uluslararası Ceza Mahkemesinde yargılanıp hak ettikleri cezayı alsınlar.” dedi.
“Türkiye Ombudsmanlığı olarak Uluslararası Ceza Mahkemesine delil teşkil edecek Gazze raporu hazırladık.” diyen Malkoç, şunları kaydetti:
“Bu raporun sunumunu Parlamento Başkanı’nın desteğiyle Türk Parlamentosunun tören salonunda yapacağız. Ombudsman, sivil toplum kuruluşları ve parlamento dayanışmasının güzel bir örneğidir. Hazırlanan bu raporu sizlere ve dünyadaki bütün insan hakları savunucularına göndereceğiz.”
Malkoç, Türkiye Ombudsmanlığı ve sivil toplum kuruluşlarıyla işbirliği konularında katılımcılara bilgi verdi.
Açılışta konuşan Özbekistan Parlamentosu İnsan Hakları Temsilcisi Feruza Eşmatova da konferansın Özbekistan Ombudsmanlığı’nın 29. yılı dolayısıyla düzenlendiğini, 20’ye yakın ülkeden çok sayıda davetlinin katıldığını belirtti.
Eşmatova, ülkede insan haklarına yönelik çok sayıda yasa ve kararın kabul edildiğini, bu konuya özel önem veren hükümetin girişim ve çabalarının Özbekistan’ın 2030 kalkınma stratejisinde de yer aldığını söyledi.
“İsrail’in Gazze’ye, Filistinlilere yaptığı zulüm artık dayanılmaz noktaya gelmiştir”
Malkoç, konferansa ilişkin gazetecilere yaptığı açıklamada Özbekistan ile Türkiye’nin dost ve kardeş ülkeler olduğunu, hukuk, insan hakları, demokratikleşme alanlarında ombudsmanlıklar ve insan hakları kurumlarının dayanışmasının ve karşılıklı görüş alışverişinde, tecrübe paylaşımında bulunmasının fevkalade önem taşıdığını söyledi.
Özbekistan ile Türkiye’nin yürüteceği ortak çalışmaların tüm Türk dünyasına, bölgeye ve insanlığa faydalı olacağını dile getiren Malkoç, insan haklarının 21. yüzyılda çok daha önemli hale geldiğini, çoğu İslam dünyasında olmak üzere dünyanın farklı bölgelerinde savaş, gerginlik ve göçlerin yaşandığını, tüm bunların kendilerini çok üzdüğünü ve yüreklerini dağladığını ifade etti.
Malkoç, sözlerini şöyle tamamladı:
“Özellikle 4 aydan beri İsrail’in Gazze’ye, Filistinlilere yaptığı zülüm artık dayanılmaz noktaya gelmiştir. Çoğu çocuk ve kadın olmak üzere 30 bin kişi katledilmiştir. 60 bin ton bomba bir avuç toprağa bırakılmıştır. Amerikalıların Japonya’ya attığı atom bombasının 3 katı tesirinde bomba atılmıştır. Dolayısıyla bu haksızlıklara, bu yanlışlıklara ‘Dur’ demek gerekir. Dünyanın bu konuda daha duyarlı olması gerekir. Bu yanlışlıkları, haksızlıkları yapanların, Uluslararası Ceza Mahkemesinde, Lahey Adalet Divanında yargılanması gerekir.”
]]>