Pendik’te yaşayan Uğur Can, Kartal’da bulunan Öztek adlı bayiden Peugeot marka bir otomobili 1 milyon 135 bin TL’ye satın aldı. 29 Ocak’ta otomobilini teslim alan Can, bir gün sonra otomobilinde boya kabarıklıkları olduğu gerekçesiyle aracı ekspertize götürdü. Ekspertiz raporlarında iddiaya göre otomobilinin sonradan boyanmış olduğunu, kaportasındaki vidalarda oynanma olduğunu ve kaportanın bazı bölgelerinde işlem yapıldığını tespit etti. Bunun üzerine bayiye giden Can, aracının kusurlu olduğunu belirterek değişim talep etti. İddiaya göre bayi yetkilileri aracın kusurlu olmadığını, değiştirilmeyeceğini ve müşterinin bu durumdan dolayı değer kaybı yaşamayacağını belirtti. Bunun üzerine Uğur Can olayı yargıya taşıdı. Firma yetkilileri ise basın mensuplarına olaya ilişkin açıklama yapmayacaklarını belirtti.
“Ekspertiz sonucunda aracımda kusurlarla karşılaştım”
Olayla ilgili konuşan Uğur Can, “Ben bu aracın Aralık ayında ödemesinin büyük bir kısmını yaptım. Bana yaklaşık 1 buçuk ay sonra 29 Ocak’ta bana teslim edildi. Akşam 16.00 sıralarında teslim edildiği için o anın heyecanı ile aracı dikkatli bakmadan teslim aldım. Herhangi bir kusur olduğunu düşünmedim. Sabah arabaya binerken boya pütürcüklerinden kuşkulandım ve bayinin yakınındaki bir ekspere götürdüm aracımı. Ekspertiz sonucunda aracımda kusurlarla karşılaştım. Bayiye götürerek kusurları gösterdim fakat sadece aracının boya mikron değerleri ile ilgilendiler. Bunları fotoğrafladılar ve genel merkeze ileteceklerini söylediler. Konuyla açıkçası ilgilenmediler. Aracın değer kaybı olmayacağını mağdur olmamam için de firmadan resmi bir yazı talep edileceğini, değer kaybı oluşturmayacağını söyleyerek süreci geçiştirdiler. Kendilerinden değişim talep ettim fakat satış sorumlusu bu araçta herhangi bir kusur olmadığını direterek süreci genel merkeze postaladılar ve süreci yavaşlattılar” dedi. Can şöyle devam etti:
“Aracın kaportasındaki bütün vidalarla ciddi derecede oynanmış, arka kaportayla derin şekilde oynanmış, aracın kaportasında ayar işlemi yapılmış, yer yer eziklikler söz konusu. Eksper raporunda boyalı olarak görünüyor. Boya mikron kalınlığı sadece kaputta 250’yi görmekteyken bagajda 360’ı çamurluklarda 50-80 arası değişiyor. Yani aracın genelinde bir boya kusuru var. Ben raporu elime aldım, bayiye bu kusurları gösterdim. Fakat bayi olayı sadece genel müdürlüğe iletmemi söyledi. Yaklaşık 4 hafta kadar genel merkez beni oyaladıktan sonra ‘araçta herhangi bir sorun yoktur’ şeklinde tarafıma dönüş yapıldı. Ben hukuki süreci başlattım, dava yoluna gittim. Arabuluculuk süreci oldu, avukatım değer kaybı talep etti. Fakat bayi avukatı, bunda bir kusur olmadığını savundu. Sonuç alamadık, dava yoluna gideceğim. Ben aldığımda fiyatı 1 milyon 135 bin TL idi. Tarafıma şeffaf bir satış yapılmadı. Öncelikle bu aracın kusursuzu ile değiştirmelerini talep ettim, fakat bayi bu duruma yanaşmadı. Kendilerinden aracı değiştirmelerini talep ediyorum fakat sonuç olumsuz olacağından dolayı dava yoluna gittim” diye konuştu. – İSTANBUL
]]>Aralarında A ve C sınıfı iş güvenliği uzmanı, çevre, jeoloji, inşaat ve ziraat mühendislerinin bulunduğu heyetin hazırladığı 27 sayfalık ön raporda, olayın iş kazası olarak nitelendirildiği, asıl işveren şirketin 4 farklı alt işveren firmayla çalıştığının tespit edildiği bilgisine yer verildi.
Raporda, aralarında operasyon direktörü vekili, proses oksit müdürü, oksit operasyon başmühendisi, oksit operasyon mühendisi, borulama şefinin yer aldığı 5 kişi asli kusurlu bulundu. Asıl işveren şirketin genel müdür yardımcısı ile alt işveren şirketlerde çalışan vardiya mühendisi, saha formeni, mühendis, formen, 4 şirket müdürünün yanı sıra 2 saha şefi de tali kusurlu olarak tespit edildi.
Asıl işveren şirketin genel müdür yardımcısının alt işveren şirketleri yeterince denetime ve gözetime tabi tutmadığı tespitine yer verilen raporda, bu yöneticinin tali kusurlu olduğu belirtildi.
Raporda, operasyon direktörü vekilinin ehil yetkili biri olarak şantiyede ortaya çıkması muhtemel tehlikeli durumların belirlenerek risklere dönüşmesine yol açan faktörleri analiz ettirmediği, çalışanlarını risklerden korumak için gerekli tedbirleri aldırmadığı, iş yerinde çalışanların sağlıklarının olumsuz yönde etkilenmemesi hususunda gerekli gözetim ve denetim mekanizması kurdurmadığı, kurdurduysa da bunu uygulatmadığı, yetkili biri olarak sabah yığın liçinde oluşan çatlakların şantiyede olumsuzluklara yol açabileceği konusunda tedbirsiz davranış sergilediğinin tespit edildiği belirtilerek, meydana gelen kazada asli kusurlu olduğu kanaatine varıldığı kaydedildi.
Proses oksit müdürünün yığın liçinde meydana gelen açıklık ve çatlaklıkların kısa zamanda olmaması hususu değerlendirildiğinde, iş yerinde yetkili biri olarak yığın liçinde gün içinde tespit edilen çatlakların artmasıyla büyük risk oluşturacağını bilmesine rağmen liç yığını altında bulunan yolun kapatılması talimatını vermediği (eğer verilmiş olsaydı yığın liçi altında çalışan olmayacaktı) ve bu konuda tedbirsiz davranış sergilediği, dolayısıyla oluşan çatlakları ehil biri olarak çok büyük risk oluşturacağını bilmesine rağmen bunları göz ardı ettiği ve tehlikeli davranış sergilediğinin belirlendiği kaydedilen raporda, söz konusu kişinin olayda asli kusurlu olduğu kanaatine varıldığı aktarıldı.
“Çalışanların can güvenliklerinin tehlikeye atıldığı tespit edilmiştir”
Raporda, oksit operasyon başmühendisinin de yığın liçinde meydana gelen çatlaklar konusunda iş güvenliği uzmanı tarafından defalarca uyarılmasına rağmen solüsyon verdiği ve yığın liçinde hareketi hızlandırdığı, çatlakların belli aralıklara gelmesini gördüğü halde bunu hiçe saydığı, bu riskli durumu bilmesine rağmen alanın boşaltılması konusunu göz ardı ederek çalışanların can güvenliklerini tehlikeye attığının tespit edildiği vurgulanarak, kazada asli kusurlu olduğu kanaatine varıldığı bildirildi.
Raporda, oksit operasyon mühendisi ile ilgili de üretim mühendisi olarak yığın yapılan serbest malzemenin çimento şerbetinin birbirine yeterince aderans sağlayıp sağlamadığının kontrolünü göz ardı ettiği, eğer göz ardı edilmeseydi derin çatlakların oluşmayacağı kaydedildi.
Mühendisin malzeme depolama esnasında şev açısı, şev durabilitesi ve benzeri parametreleri göz ardı ettiği, meydana gelen çatlaklar hususunda gerekli uyarılar yapılmasına rağmen bunları dikkate almadığı, üretim mühendisi olarak yığınlarda çatlaklar oluşmaması veya akmaması için sahada imalat aşamasında yeterli planlamanın eksik olduğu ve bu çatlakların akmalara yol açacağını ehil biri olarak bilmesine rağmen bu işlere devam ettiği ve alanı güvenli hale getirmediğinin tespit edildiği belirtilen raporda, kazada asli kusurlu olduğu kanaatine varıldığı vurgulandı.
Raporda, borulama şefinin iş tecrübesi dikkate alındığında, meydana gelen çatlakların normal olmadığını bilmesi gerekmesine rağmen solüsyona devam ettiği ve devam eden solüsyonun malzemenin hareketini hızlandırdığı, bu nedenle de kazada borulama şefinin de asli kusurlu olduğu kanaatine varıldığı belirtildi.
Alt işveren şirketlerin vardiya mühendisi, saha formeni, mühendisi, müdürleri ile saha şeflerinin çalışma ortam ve gözetimi yapmadıkları ifade edilen raporda, riskli durumları göz ardı ederek işçilerin can güvenliklerini hiçe saydıkları, meydana gelen kazada tali kusurlu oldukları görüşüne yer verildi.
Raporda ayrıca, Hibliç bölge sorumlusu iş güvenliği uzmanının, yığın liçinde meydana gelen çatlaklarla ilgili üretim mühendislerini uyardığı, sorumluluklarını yerine getirdiği, risk analizi yaparak işverene önerilerde bulunduğuna değinilerek, kazada bir kusurunun olmadığı kanaatine ulaşıldı.
Raporda, olaydan bir gün önce işe başlayan maden mühendisinin kusuru olmadığı belirtildi. Ayrıca raporda, jeoteknik mühendisiyle ilgili de “tahkikat dosyası tamamlandığında gerekli incelemeler yapılarak kusur durumunun değerlendirileceğine” ilişkin ifadeler yer aldı.
İliç’e bağlı Çöpler köyündeki altın madeninin bulunduğu bölgede 13 Şubat’ta meydana gelen toprak kayması sonucu kaybolan 9 işçinin bulunması için çalışma başlatılmıştı.
]]>