ADALET Bakanı Yılmaz Tunç, Adalet Bakanlığı Ceza İnfaz Kurumları ile Tutukevleri İşyurtları Kurumu’nun düzenlediği Ürün ve El Sanatları Fuarı Açılış Töreni’ne katıldı. Tunç yaptığı konuşmada, “58 bin 500 hükümlü ve tutuklu atölye ve fabrikalarda çalışıyorlar. Çalışırken hem cezalarını çekmiş oluyorlar, hem ekonomiye katkı sağlıyorlar” dedi.
Adalet Bakanlığı Ceza İnfaz Kurumları ile Tutukevleri İşyurtları Kurumu tarafından düzenlenen Ürün ve El Sanatları Fuarı, Bakırköy Özgürlük Meydanı’nda açıldı. Açılış törenine Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Tutukevleri İşyurtları Daire Başkanı Hüsnü Gezginci ve çok sayıda davetli katıldı. Törende konuşan Tunç, “İşyurtları Kurumu’muzun değişik illerde, ilçelerde fuarlar vasıtasıyla İşyurtları’nda üretilen ürünleri hem sergilemek, hem de onların satışından elde edilen gelirle, hem adliyelerimizin giderlerini karşılamak, ülke ekonomisine üretimle destek olmak, aynı zamanda tabii ki bunları üreten hükümlü ve tutukluların topluma kazandırılması ve ıslahı amacıyla önemli çalışmaları yürütüyor İşyurtları Müdürlüğümüz. Bugün burada 42 İşyurdu Müdürlüğü’nün ürettiği ürünler var, değişik stantlarda” dedi.
“HEM CEZALARINI ÇEKİYOR HEM EKONOMİYE KATKI SUNUYORLAR”
Tunç, hükümlülerin ekonomiye değer kattığını ifade ederek, “Adaletin tecellisi dediğimiz zaman bunun en önemli kısmı ceza adaleti. Ceza adaleti, soruşturma, kovuşturma, dava süreci ve infaz olmak üzere üç aşamadan oluşuyor. Suçluya hak ettiği cezayı vermek ama hak ettiği cezayı çekerken de onun bir daha suç işlememesini sağlamak, ıslahını sağlamak. Hem cezasını çeksin hem de cezasını çektikten sonra tahliye olduğunda topluma karıştığında da bir daha suç işlemesin. İşte bu amaçla Ceza ve Tevkif Evleri Kurumu İşyurtları Kurumumuz önemli bir çalışma yapıyor. İşte bugün bu ürünleri göreceğiz. Bu önemli çalışmanın çıktılarını burada görmüş olacağız. Bugün, 42 iş yurdumuz var ama Türkiye genelinde bizim şu anda 403 Ceza İnfaz Kurumumuz var. 368 İşyurdu Müdürlüğümüz var. Bin 700 atölye ve tesis var. Bunların içerisinde fabrika büyüklüğünde çok sayıda tesis var. 200’den fazla meslek dalı buralarda üretiliyor. 58 bin 500 hükümlü ve tutuklu da bu atölye ve fabrikalarda çalışıyorlar. Çalışırken hem cezalarını çekmiş oluyorlar hem ekonomiye katkı sağlıyorlar. Kendi harçlıklarını çıkarıyorlar. Hem de ürettikleri ürünlerle de işte böyle ekonomi dünyasına değer katıyorlar” diye konuştu.
“CEZA İNFAZ KURUMLARIMIZ AYNI ZAMANDA BİRER EĞİTİM-ÖĞRETİM KURUMU”
Bakan Tunç, istihdam sağlanması dışında eğitim alanında da çalışmalar olduğunu vurgulayarak, “Mobilya üretimi yapan 54 fabrikamız var. Bugün burada bunun örnekleri de vardır. Metal işleri var, dolaplar görüyorsunuz, tekstil üretimi yapan 78 atölye ve fabrikamız var. Metal işleri 69 atölye ve fabrika, el işi, temizlik, kozmetik 59, inşaat onarım malzemeleri üreten yerler 151, gıda tarım ve hayvancılığa yönelik Anadolu’nun çok değişik yerlerinde cezaevlerimiz var. ve buralarda hayvancılık, gıda ve tarımla ilgili de önemli üretimler gerçekleştiriliyor. Bunun da sayısı 127. Sosyal tesis işletmeciliği yapan yerlerimiz var. 36 tane İşyurdu Müdürlüğümüz de de bu şekilde üretim yapan, hizmet sektöründe faaliyet gösteren tesislerimiz var. Tabi, sadece Ceza İnfaz Kurumlarımızda İşyurdu Müdürlükleri aracıyla atölye ve fabrikalarda üretime destek verirken aynı zamanda hükümlü ve tutukluların topluma kazandırılması için Ceza İnfaz Kurumlarımız aynı zamanda birer eğitim-öğretim kurumu. Şu anda Ceza İnfaz Kurumlarımızda 65 bin 969 hükümlü ve tutuklu eğitim görüyor. Son iki yılda 4 bin 731 kişi okuma yazma öğendi cezaevlerinde” diye konuştu.
]]>
(ANKARA) – CHP İzmir Milletvekili Sevda Erdan Kılıç, İzmir Valiliği’nin deprem gerekçesiyle yıkım kararı aldığı Konak BİLSEM binasını TBMM gündemine taşıdı. Kılıç, “Sınavla seçilmiş, yüzde 2’lik başarı diliminde olan üstün yetenekli çocukları geleceğe hazırlayan tek kamu eğitim kurumu BİLSEM’dir. Bizim bu kurumu sarıp sarmalamamız lazımken onu başka bir okulun sadece 3’üncü katına hapsederek eğitim ve öğretimini sürdürmesini sağlamaya çalışmak AKP’nin bilim ve sanat düşmanlığının yansımasıdır” diye konuştu.
CHP İzmir Milletvekili Sevda Erdan Kılıç, İzmir Valiliği’nin deprem gerekçesiyle yıkım kararı aldığı Konak Bilsem binasını Meclis gündemine taşıdı. 780 öğrencisi ve 35 bilim ve sanat atölyesi ile laboratuvarları, matematik müzesi ve geniş kütüphanesi bulunan Merkezin akıbetini soran Kılıç, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in yanıtlaması istemiyle Meclis’e soru önergesi verdi.
Kılıç, konuya ilişkin şunları kaydetti:
“İzmir depreminden sonra hasar gören BİLSEM’in Konak Kampüsü depremin üzerinden yıllar geçtikten sonra yıkım kararıyla karşı karşıya kaldı. Ancak kampüs yıkıldıktan sonra tekrar yapılacak mı, nerede yapılacak ve ne zaman yapılacak soruları kurumun paydaşları tarafından merakla bekleniyor. Bir başka cevap arayan soru ise; madem İzmir depreminden sonra bu binalar hasar aldı, neden yıllarca eğitim öğretime devam edildi? Neden yüzlerce öğrenci ile öğretmenlerin ve görevli personellerin hayatı tehlikeye atıldı? Burada büyük bir tedbirsizlik, plansızlık ve ciddiyetsizlik olduğu ortada. Sınavla seçilmiş, yüzde 2’lik başarı diliminde olan üstün yetenekli çocukları geleceğe hazırlayan tek kamu eğitim kurumu BİLSEM’dir. Bizim bu kurumu sarıp sarmalamamız lazımken onu başka bir okulun sadece 3’üncü katına hapsederek eğitim ve öğretimini sürdürmesini sağlamaya çalışmak AKP’nin bilim ve sanat düşmanlığının yansımasıdır. Burada önemli olan nokta, BİLSEM’in sadece fiziksel bir yer olmaktan öte, bilimsel keşiflerin, sanatsal yeniliklerin yeşereceği bir ortam olmasıdır. Bu öğrenciler; uluslararası arenalarda başarılar elde ediyor, bilimsel makaleler yayımlıyorlar. Ancak, şimdi karşılarına çıkan bu engeller geleceğimizin teminatı olan gençlerimizin potansiyelini köreltebilir. Bu eğitim kurumunun özgün projeler üretebilmesi için uygun bir yapıya kavuşturulması gerekiyor. 780 öğrencisi, 35 bilim ve sanat atölyesi ile tam teşekküllü fizik, kimya, biyoloji ve fen bilgisi laboratuvarları, ayrıca Avrupa’nın en büyük matematik müzesi ve geniş kütüphanesi bulunan kurumun bir okul binasının üçüncü katındaki 8 derslik ve 3 malzeme odasına sığması mümkün değildir. Acilen bakanlığın konuyla ilgili tedbir alması gerekmektedir.”
Kılıç, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’e BİLSEM Kampüsü ile ilgili şu soruları yöneltti:
“Yıkılacak BİLSEM binasının yerine ne yapılacak ve kurumun daimi yerleşim yeri neresi olacaktır? Yeni binanın yapımı için bir proje ve takvim belirlenmiş midir?
Geçici olarak taşınacak Necatibey Ortaokulu binasının BİLSEM’in eğitim ihtiyaçlarını karşılaması mümkün müdür? Laboratuvar, atölye ve özel eğitim gereksinimlerini karşılayacak ek düzenlemeler yapılacak mıdır?
BİLSEM’in yapısına uygun olarak projelendirilmiş bir Bilim ve Sanat Merkezi binası tahsisi için çalışmalar yapılmakta mıdır? Bu konuda hangi adımlar atılacaktır? Eğitim kalitesinin devamlılığını sağlamak ve öğrenci velilerinin memnuniyetini korumak için ne tür önlemler alınacaktır? Öğrenci kayıtlarının başka kurumlara kayması durumunda doğacak olası kayıplar nasıl telafi edilecektir?
Konak Şehit Ömer Halisdemir Bilim ve Sanat Merkezi kampüsünün yıkım kararı ne zaman alınmıştır? Depremde hasar gören bu binaların yıkılması gerekiyorsa neden şimdiye kadar beklenmiştir? Depreme dayanıksız bu binalarda yıllarca eğitim ve öğretime devam edilmesi hakkında bakanlığınızın görüşleri nelerdir? Öğrenciler, öğretmenler ve okul yönetimi ile personellerinin hayatlarının tehlikeye atıldığını düşünüyor musunuz? Bu binalarda depremden sonra eğitim ve öğretime devam edilmesi kararı hangi kurum ve kimler tarafından alınmıştır? Bu durum cinayete davetiye çıkarmaktır. Bu kurumdaki sorumlular hakkında bir soruşturma veya disiplin işlemi uygulanmış mıdır?”
]]>
CHP Genel Başkan Yardımcısı Erhan Adem, “Vatandaşımız müthiş derecede sıkıntı içerisindedir. Et ve Süt Kurumu olmasına rağmen, kurum ne vatandaşın hayvanını alıp kesim yapıyor ne de sütünü alıyor. Kırmızı ete Et Kurumu’nun yaptığı açıklamaya göre 1 yıl içerisinde Şubat ayında et fiyatlarına yüzde 119 zam gelmiş. Vatandaş maalesef et alıp yiyemiyor. Sabahın 5’inde Et ve Süt Kurumunun önünde ucuz et almak için kuyruğa giriyor” dedi.
Erhan Adem seçim çalışmaları kapsamında Van’a geldi. Burada Van Barosu ve Van Ticaret Odasını ziyaret eden Adem’e Parti Meclisi Üyesi Uğurcan İrak, Van İl Başkanı Seracaettin Bedirhanoğlu, Van Büyükşehir Belediyesi Başkan Adayı Şükrü Şahar, Edremit Belediye Başkan Adayı Av. Rıza Özcan, Tuşba Belediye Başkan Adayı Adil Şahinoğlu, Gevaş Belediye Başkan Adayı İsa Baran da eşlik etti.
Erhan Adem, şunları söyledi:
“Ziraat Odası ve halk ile yaptığımız görüşmelerde çiftçi bölgesi olmasına rağmen maalesef çiftçilerimiz çok şikayetçi. Norduz isimli bu bölgeye has bir koyun var. İlk defa Türkiye’de ihracatı bu bölgeden yapılmış bir hayvan ancak bunun üretimi gerçekleştirilmemiş, üretimi arttırılmamış, üzerinde bir inceleme yapılmamış ve yok olmayla karşı karşıyadır. Emin olun Tarım Bakanının Norduz cinsi koyundan haberi bile yoktur. Vatandaşımız müthiş derecede sıkıntı içerisindedir. Et ve Süt Kurumu olmasına rağmen, kurum ne vatandaşın hayvanını alıp kesim yapıyor ne de sütünü alıyor. Hiçbir şekilde çalıştırılmıyor. Vatandaş bundan şikayetçi. Ticaret ve Sanayi Bakanı bir açıklama yapmış ete çok cüzi miktarda zamların geleceğini söylemiş. Ramazan ayında merkezi hükümetin söylediği et fiyatlarının ucuzlayacağıydı fakat bakan bu söylemiyle merkezi hükümeti de yalanlamış oluyor. Kırmızı ete Et Kurumu’nun yaptığı açıklamaya göre 1 yıl içerisinde Şubat ayında et fiyatlarına yüzde 119 zam gelmiş. Vatandaş maalesef et alıp yiyemiyor. Sabahın 5’inde Et ve Süt Kurumunun önünde ucuz et almak için kuyruğa giriyor.
“VAN’DA EN BÜYÜK SORUNLARDAN BİRİ İŞSİZLİK”
Çiftçi mağdur, çiftçi şikayetçi, Türkiye’de mera ortalamasının yüzde 10’unun olduğu bir memlekette maalesef hayvancılığımız ölmek üzeredir. Bir an önce özellikle Van kücükbaş hayvan yetiştiriciliğinde ve Norduz cinsi koyunun mutlaka büyütülüp genişletilip yaygınlaştırılması gerekiyor. Hem endemik bir türdür hem et ve süt verimi olarak çok kaliteli bir hayvandır. Çiftçilerimiz bunu istiyor, destek istiyor. Mazot, gübre desteği istiyor. Maalesef kredi verilirken de kredinin bir kısmı veriliyor, bir kısmıyla da vatandaşın kredi kartları ile mazot ve gübre alımı zorlanıyor. Halbuki bu kredinin daha uygun bir şekilde vatandaşa verilmesi gerekir. Vatandaş ister mazotunu alır ister gübresini, ister yemini alır. Vatandaşı sıkıştırmamak gerekiyor. Devletin merkezi hükümetin uyguladığı tarım politikası kredi uygulaması tamamen yanlış ayrıca vatandaşlarla gezdiğimizde söylenen konulardan bir tanesi de belediye başkanlığında Vanlı vatandaşların halkımızın kullandığı oylarla seçilen belediye başkanının belediyeyi yönetmesidir. Kayyum atanması istenmiyor. Kayyum atanması olacaksa belediye başkanı eğer suçluysa yargılansın, suçu açığa çıkarılsın isteniyor. İstenilen bu önümüzdeki seçimlerde 31 Mart’ta halk tarafından kim seçilirse seçilsin layıkıyla yöneteceğine inanıyor Vanlılar. Vatandaşın beklentisi bu, vatandaşın beklentisi yüksek, vatandaş mağdur yoksul ve işsiz. Van’da en büyük sorun işsizlik, genç nüfus hızla kenti terk ediyor. Bir an önce önlem alınması gerekiyor.”
]]>Yurtnaç, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Gazi Mustafa Kemal Atatürk tarafından 16 Şubat 1925’te kurulan THK’nin kendilerine emanet olduğunu, halkın da kurulduğu günden bugüne kadar Kurumu desteklediğini ifade etti.
THK’nin “gençlere havacılığı sevdirmek” amacıyla kurulduğunu dile getiren Yurtnaç, gençlere havacılık eğitimleri vermeye devam edeceklerini ve yeni kursların açılacağını bildirdi.
THK’nin Eskişehir-İnönü’deki 925 dönümlük alanını Gençlik ve Spor Bakanlığı ile yürütecekleri ortak projeyle onaracaklarını ve gençlerin hizmete açacaklarını belirten Yurtnaç, şu ifadeleri kullandı:
“Burada planör, İHA gibi hava sporlarına ilişkin kurslara devam edeceğiz, yaz kampları açacağız. Kamplarda gençlerimize havacılığı öğretip, sevdireceğiz. Kurumun 100’üncü yılında söz konusu kursları hem yenileyeceğiz hem de gençlerden gelen talepler doğrultusunda çağa uygun yeni kurslar açacağız.”
” Kurumu ayağa kaldıracağız”
Kayyum Heyeti olarak 3,5 ay önce göreve başladıklarını hatırlatan Yurtnaç, “Kurumun idari, teşkilat, mali, hukuki alanlarda sorunları var. Kurumu tadil edeceğiz, ayağa kaldıracağız, çalıştıracağız ve halkımıza yaraşır güzel bir teşkilatı ortaya koyacağız. 100’üncü yılımızda bu ülkeye, insanına yaraşır bir THK teşkilatını hazırlayacağız. Onun altyapı çalışmalarını şimdiden yapıyoruz.” dedi.
THK’nin eski, güçlü günlerine kavuşabilmesi konusunda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın her zaman en büyük destekçileri olduğunu vurgulayan Yurtnaç, şu değerlendirmede bulundu:
“Kurumu kapatmaya değil, borçlarını ödeyip ayağa kaldırmaya geldik. Bu konuda arkamızdaki en büyük gücümüzü de Sayın Cumhurbaşkanı’mızdan alıyoruz. 100’üncü yılımızda Kurumun borçlarının ortadan kaldırılmasını, idari yapılanmasını yenilemeyi planlıyoruz. Böylece halkın göz bebeği olan Kurumumuzu, daha iyi günlere taşıyacağız.”
Yurtnaç, THK’nin çağın gereklerine uygun şekilde yenileneceğini dile getirerek, Kurumun iktisadi faaliyetler de yaptığını bildirdi. Kurumun 8 anonim şirketi bulunduğuna işaret ederek, bu şirketlerin mali durumlarının çok iyi olmamakla beraber, yapılacak yenileme çalışmalarıyla daha da güçleneceklerini kaydetti.
Kamu hizmeti de veren THK’nin orman yangınları, sağlık, savunma ve havacılık sektörlerine insan kaynağı yetiştirme gibi konularda hizmet verdiğine dikkati çeken Yurtnaç, geçmişte idari yapılanmada yaşanan sorunlar nedeniyle yangın söndürme uçaklarına ilişkin oluşan olumsuz algının geride kaldığının altını çizdi.
“Yangın söndürme uçaklarımız her zaman devletin ve milletin hizmetinde”
Yurtnaç, yangın söndürme uçaklarının her zaman devletin ve Türk milletinin hizmetinde olduğunu ve bundan sonra da olacağını vurgulayarak, Tarım ve Orman Bakanlığının orman yangınlarına ilişkin açacağı ihaleye gireceklerini bildirdi.
THK bünyesindeki CL-215 tipi yangın söndürme uçaklarının bakım ve tamirinin, yapılan anlaşma kapsamında, Türk Havacılık ve Uzay Sanayiinde (TUSAŞ) yapıldığını belirten Yurtnaç, iyi durumda olan bu uçakların, orman yangınlarında aktif olarak kullanıldığını söyledi. Yurtnaç, Sağlık Bakanlığı kanalıyla THK’nin hava ambulansları hizmetinin de devam ettiğini dile getirdi.
Yurtnaç, 9 yangın söndürme uçağından 4’ünün aktif olarak kullanıldığını bildirerek, “Bunlar, gövdeleri gayet sağlam uçaklar. Yani helikopterler 2 bin-2 bin 500 litre su alırken, THK bünyesindeki yangın söndürme uçakları yaklaşık 5 bin litre su alıyor. Orman yangınları için çok elverişli uçaklar.” diye konuştu.
“Yabancı ülkelere de insan kaynağı eğitimi veriyoruz”
THK’nin Türkiye’nin yanı sıra Orta Doğu, Afrika ve Balkan ülkelerinin de savunma sanayileri ve havacılık sektörlerine insan kaynağı yetiştirme konusunda destek verdiğine işaret eden Yurtnaç, “THK bünyesinde TUA adıyla uçuş akademimiz var. Hava Kuvvetleri Komutanlığı ile yapılan protokol kapsamında 40 subaya eğitim vermeye başladık. Yabancı ülkelerden gelen taleplere ilişkin eğitimleri de burada veriyoruz.” bilgisini paylaştı.
Söz konusu kurslarla ekonomik katkının yanında Kuruma ilişkin oluşan olumsuz algının da olumluya dönüştürüldüğünü dile getiren Yurtnaç, 2012’den bu yana mali sorunlarla iç içe olan Kurumun yapılandırılan borçlarının, hem halkın desteği hem açılan kurslar hem de yurt içindeki ve dışındaki kurumların eğitim taleplerinden gelen paralarla ödenmeye devam ettiğini sözlerine ekledi.
]]>