Kullanım – Haber 60 – Tokat Haber https://www.haber60.com.tr Sat, 01 Jun 2024 00:27:34 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 İYİ Parti, belediye başkanlarına Şeffaflık, Eşitlik ve İsrafla Mücadele Genelgesi gönderdi https://www.haber60.com.tr/iyi-parti-belediye-baskanlarina-seffaflik-esitlik-ve-israfla-mucadele-genelgesi-gonderdi/ https://www.haber60.com.tr/iyi-parti-belediye-baskanlarina-seffaflik-esitlik-ve-israfla-mucadele-genelgesi-gonderdi/#respond Sat, 01 Jun 2024 00:27:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=34282 (ANKARA) – İYİ Parti, partili belediye başkanlarına, Şeffaflık, Eşitlik ve İsrafla Mücadele Genelgesi gönderdi. Genelgede belediye başkanları ve yöneticilerden aile üyelerini veya yakın ilişkide bulundukları kişileri atama veya terfi ettirmekten kaçınmaları, ihale ve sözleşmeleri şeffaf ve rekabetçi bir süreçle yapmaları ve israftan kaçınmaları istendi.

İYİ Parti Genel Başkanı Sayın Müsavat Dervişoğlu, bugün Ankara’da partili belediye başkanları ile bir araya geldi. Basına kapalı gerçekleştirilen toplantının ardından, İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu ve Yerel Yönetimler Başkanı Cumali Durmuş imzasıyla partili belediyelere, Şeffaflık, Eşitlik ve İsrafla Mücadele Genelgesi gönderildi. Genelgenin amacının, İYİ Parti’ye bağlı belediyelerin kamu kaynaklarını etkin, verimli ve adil bir şekilde kullanmasını sağlamak, şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkelerini benimsemek ve kamu yönetiminde etik standartları yükseltmek olduğu vurgulandı.

Kamu kaynaklarında israfın önlenmesi ve vatandaşların yerel yönetimlere olan güvenini pekiştirmenin hedeflendiği belirtilen genelgede; kamu yönetiminde israfın, toplumsal adalet ve ekonomik verimliliği olumsuz etkileyen önemli bir sorun olduğu ifade edildi.

3 başlık altında 7 madde

“Eşitlik ve Şeffaflık İlkesi” başlığı altında yer alan “Liyakate Dayalı Atamalar” maddesindeki “İYİ Partili belediyelerin içerisindeki tüm atamalar ve terfiler, liyakate dayalı olarak gerçekleştirilmelidir. İşe alımlar ve terfi süreçleri, adayların nitelikleri, deneyimleri ve performanslarına dayanmalıdır.” ifadesi ile “Belediye başkanları ve yöneticiler, aile üyelerini veya yakın ilişkide bulundukları kişileri atama veya terfi yapmaktan kaçınmalıdır” uyarısı dikkat çekti.

“Şeffaflık İlkesi” altında; ihaleler ve sözleşmelerin şeffaf ve rekabetçi bir süreçle yapılması gerektiği vurgulandı. Yine aynı madde çerçevesinde belediyelerin bütçe harcamalarını sıkı bir şekilde kontrol etmesinin ve gereksiz harcamalardan kaçınmasının altı çizildi.

Belediye başkanları ve belediye başkan yardımcılarının her yıl mal beyanı vermesi yine “Şeffaflık İlkesi” maddesi altında yer aldı.

“İsrafı Önleme” başlığı altında “Lüks Harcamaların Önlenmesi” maddesinde ise “Belediye yetkilileri, lüks harcamalardan kaçınmalıdır. Gereksiz seyahatler, lüks araçlar veya pahalı etkinlikler gibi harcamalar kısıtlanmalıdır” ifadesi yer aldı.

Yine “İsrafı Önleme” başlığı altında yer alan “Temsil, Tören, Ağırlama ve Tanıtım Faaliyetleri” maddesinde ise uluslararası toplantılar, milli bayramlar, illerin kurtuluş günleri ve Cumhuriyet kutlamaları ile diğer açılış, konferans, seminer, yıl dönümü ve benzeri kutlama ve organizasyonlar sebebiyle gezi, kokteyl, yemek ve benzeri davetler düzenlenmesi halinde aşırılıktan ve israftan kaçınılmasına özen gösterilmesi istendi.

“Taşıt Kullanımı” maddesinde de belediyelere ait taşıtların tahsis ve kullanımında lüks, gösteriş ve aşırılıktan kaçınılması gerektiği, taşıtların özel işlerde kullanılmayacağı, hiçbir makam, birim ve şahsın kullanımına tahsis edilemeyeceği kaydedildi.

“Doğal Yaşamı Koruma ve Sürdürülebilirlik” başlığı altında yer alan “Çevre Koruma ve Doğal Kaynakların Kullanımı” ile “Yeniden Kullanım ve Geri Dönüşüm” maddelerinde ise belediye hizmetlerinde çevre dostu ve sürdürülebilir uygulamaların benimsenmesi, geri dönüşümün vurgulanması istedi.

Türkiye genelindeki tüm belediyelerde de prensip olarak uygulanması önerilen genelgenin, belediyelerin daha şeffaf, adil ve verimli bir şekilde hizmet sunmalarını sağlamak amacıyla hazırlandığına işaret edildi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/iyi-parti-belediye-baskanlarina-seffaflik-esitlik-ve-israfla-mucadele-genelgesi-gonderdi/feed/ 0
Dijitalleşmenin Aile İçi Dinamiklere Etkisi Araştırıldı https://www.haber60.com.tr/dijitallesmenin-aile-ici-dinamiklere-etkisi-arastirildi/ https://www.haber60.com.tr/dijitallesmenin-aile-ici-dinamiklere-etkisi-arastirildi/#respond Fri, 31 May 2024 07:57:06 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=34097 Dijitalleşmenin aile içi dinamiklere etkisini inceleyen düşünce kuruluşu Enstitü Sosyal, “Dijital Çağda Ailenin Dönüşümü: Yeni Nesil Bağlar ve Dinamikler” başlıklı araştırma raporunu yayımladı.

Üsküdar’daki Enstitü Sosyal merkezinde düzenlenen basın toplantısında, araştırmacı sosyolog Nursen Tekgöz tarafından açıklanan raporun, İstanbul’un 11 ilçesinde, 16 aileden 48 kişiyle görüşülerek ortaya çıkarıldığı belirtildi.

Görüşmelerin anne, baba ve 13 ile 25 yaş aralığındaki çocuk ile ailenin evinde, aynı gün ve saatlerde yapıldığı aktarıldı.

Farklı sosyoekonomik seviyelerden ailelerle yapılan araştırma, sosyoekonomik seviye düştükçe ve ebeveynlerin eğitim seviyesi azaldıkça dijitalleşmenin risklerine dair farkındalığın da azaldığını ortaya koydu.

Araştırma raporuna göre, aile bireylerinin birlikte geçirdikleri zamanın önemli ölçüde azaldığı, genellikle geç saatlere kadar çevrim içi olarak iş veya eğitimlerini sürdürdükleri, sosyal medyayı da çoğunlukla akşam saatlerinde kullandıkları kaydedildi.

Ebeveynlerin, genellikle çocuklarına kıyasla dijital dünyanın olumlu ve olumsuz yönleri konusunda daha az farkındalığa sahip olduğu aktarılan raporda, ebeveynlerin başta Facebook, Instagram ve WhatsApp durum özellikleri başta olmak üzere sosyal medyayı aktif bir “paylaşım” mecrası olarak kullandıkları tespitine yer verildi.

Raporda kendi dijital deneyimlerinin yoğunluğunu göz ardı eden ebeveynlerin dijitalleşmeyi çocuklara ait bir sorun alanı olarak değerlendirdikleri, bu durumun, çocukların da ebeveynlerinin rollerinin gereklerini yerine getirmedikleri yönünde şikayet etmelerine yol açtığı belirtildi.

“Ebeveynler içerik denetiminden ziyade süre denetimini tercih ediyor”

Ebeveynlerin, aktif bilgi iletişim teknolojilerinin kullanıcıları olmanın yanı sıra içerikler konusunda çocukları kadar bilgiye sahip olmadıkları vurgulanan raporda, bu nedenle ebeveynlerin çocuklarına yönelik kontrollerinin genellikle içerik odaklı değil süre odaklı olduğunun görüldüğü kaydedildi.

Katılımcıların tümü tarafından hem TV hem de dijital platformlardaki içeriklerin “aile ile izlenebilecek” şekilde üretilmediğinin dile getirildiği aktarılan raporda, içeriklerde özellikle cinsellik, şiddet, geleneksel normlara aykırı davranışlar ve aile içi ilişkilerin negatif yönlerine daha fazla odaklanıldığından ebeveynlerle çocukların birlikte içerik tüketmesinin sınırlandığı, bu durumun da evde bireyselleşmeyi ve yalnızlaşmayı artırdığı belirtildi.

“Çocuklar sosyal medyada pasif, oyun oynama ve dizi izlemede aktif”

Bilgi ve teknoloji araçlarının kullanımında anne-babalar ile çocukların aktif olduğu alanların farklılık gösterdiği vurgulanan raporda, çocukların sosyal medyada anonim olarak aktif oldukları ancak paylaşım yapmadıkları, genel itibarıyla “takip eden” konumunda kaldıkları aktarıldı.

Raporda, televizyonun ebeveynler, telefonun gençler, tabletin ise daha çok küçük çocuklar tarafından kullanıldığı, televizyon izlenme oranlarının sosyoekonomik gelir düzeyi düşük hanelerde daha yoğun olduğu belirtildi.

Dijital cihazlara ve sabit internet erişimine sahip olmayan hanelerde yaşayan çocuklar açısından eğitime erişim noktasında bir eşitsizliğin ortaya çıktığı, söz konusu durumun eğitimde dijitalleşmenin artışıyla daha da perçinlendiği kaydedildi.

“Fiziki olarak aynı evde olsalar da zihnen orada değiller”

Enstitü Sosyal Genel Koordinatörü İpek Coşkun Armağan da araştırmada elde ettikleri temel bulguya göre ailelerin dijital kullanım konusunda ciddi anlamda çocuklarından yana çaresiz olduklarını söyledi.

Ancak yetişkinlerin dijital davranışlarında da ciddi problemler olduğunu dile getiren Armağan, dijital kullanım konusunda ebeveynlerin otoritesinin çocuklar karşısında ciddi anlamda sarsıldığını kaydetti.

Armağan, anne-babalarının kendileri kadar iyi dijital araç kullanamamasının, çocukların ebeveynlerini birer rehber olarak belirleme konusunda daha çekingen davranmalarına yol açtığını belirtti.

Yetişkinler ile çocukların bağının birbirinden koptuğu bir sürecin yaşandığına dikkati çeken Armağan, “Aslında aynı evdeler, herkes bir arada ama fiziki olarak evde olsalar da zihnen orada değiller. Yetişkinler televizyon, çocuklar telefon veya bilgisayar ekranlarında.” ifadesini kullandı.

Armağan, araştırmadan elde edilen bulgulardan yola çıkarak yapılması gerekenlere ilişkin şu tespitleri dile getirdi:

“Temelde bizim dijitalleşmeye ilişkin kurumsal politikalarımızı, Avrupa’nın ya da Batı’nın belirlediği kıstaslara göre değil de biraz daha kendi sosyolojik ve kültürel özelliklerimize göre düzenlememiz gerekiyor. Avrupa veya Amerika’da toplum teknolojiyle ilgili bir süreçten geçti. Biz çok hızlı bir şekilde interneti elimize aldık. Bununla ilişkilerimizi düzenleyebileceğimiz vakit olmadı. O yüzden eğer Batı veya Avrupa ülkeleri sosyal medya kullanımı için 13 diyorsa bence biz o yaşı 18’e çıkarmalıyız. Bana kalırsa 18 yaş altında hiçbir çocuğun sosyal medya kullanımına izin verilmemesi gerekiyor.”

Yetişkinlerde dijital okur yazarlık konusuna vurgu yapan Armağan, “Çocuklarının karşısında bu konudaki bilgisizliklerinden dolayı otoritesini kaybeden bir yetişkin kitle var. O otoriteyi yeniden inşa edebilmek için dijital okur yazarlıkların artırılması gerekiyor. Yoksa o nesiller arasındaki uçurum çok daha büyüyecek. Bunu yapabilen ebeveynler aile bağlarını yeniden güçlü kurabilirler. Yapamayanlar için riskli bir durum söz konusu.” dedi.

“Sofralar hala kutsal”

Araştırmanın danışmanı Prof. Dr. Hatice Ferhan Odabaşı, AA muhabirine, elde ettikleri bulguların kendilerini bazı yerlerde mutlu, bazı yerlerde ise tedirgin ettiğini söyledi.

Odabaşı, “Aile üyeleri maalesef hepinizin tahmin edebileceği gibi dijitalleşme sonucunda birbirlerine ayırdıkları zamanı kaybediyor. Benim için en önemli bulgulardan biri bu. Birbirlerine gösterdikleri özen, zaman, rol paylaşımı, sorumluluk paylaşımı, bunların hepsinde dijitalleşmeye bağlı olarak bir azalma görüyoruz.” dedi.

Araştırma sonucunda ailede hala önem verilen bazı değerlerin ise devam ettiğinin görüldüğünü aktaran Odabaşı, şunları kaydetti:

“Mesela soframız hala kutsal. Yani yemek masasına kimse cep telefonunu getirmiyor. Yemek zamanı herkes için hala özel. Bir diğeri de yüz yüze görüşmek. Yüz yüze olmak hala tercih edilen bir durum. Ailelerin bu davranışı göstermesi çok güzel. Öte yandan endişeler de bizim için çok değerli. Ailenin endişe duyması, bu konuda belli bir farkındalığının olduğunu gösteriyor. Yani bir sorun var, bunun farkında. Fakat aile bizden bir yol gösterme bekliyor.”

Odabaşı, dijital araç kullanımına ilişkin de “Yaptığımız görüşmelerde çocukların dijital araç kullanımlarının daha bilinçli olduğunu gördük. Örneğin sosyal medyada fazla aktif rol almıyorlar, izleyici konumundalar. Bu, akıllı bir sosyal medya kullanımı.” dedi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/dijitallesmenin-aile-ici-dinamiklere-etkisi-arastirildi/feed/ 0
Dicle Elektrik, Güneydoğu Anadolu Bölgesindeki Kaçak Elektrik Kullanımıyla Mücadelesini Sürdürüyor https://www.haber60.com.tr/dicle-elektrik-guneydogu-anadolu-bolgesindeki-kacak-elektrik-kullanimiyla-mucadelesini-surduruyor/ https://www.haber60.com.tr/dicle-elektrik-guneydogu-anadolu-bolgesindeki-kacak-elektrik-kullanimiyla-mucadelesini-surduruyor/#respond Mon, 20 May 2024 08:09:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=32475 Dicle Elektrik’in Güneydoğu Anadolu Bölgesindeki kaçak elektrik kullanımıyla mücadelesinde hukuki süreçler, zorluklara rağmen aralıksız sürüyor. Şirket, bir yandan kaçak kullanım nedeniyle elektriği kesilen borçlu abonelerle mücadeleye devam ederken diğer taraftan çiftçiler, mahkemeye başvurarak elektriklerinin kesilmesini engelliyor.

Mahkemelerden çoğu zaman aynı gün içerisinde karar çıkartan çiftçiler, bedelsiz elektrik kullanımını yeniden başlatabiliyor. Şirketin hukuki süreçleriyle ilgili açıklamalarda bulunan Dicle Elektrik Genel Müdürü Yaşar Arvas, “Abone dahi olmaksızın kaçak elektrik kullanan kimi çiftçilerin elektrikleri kesildiğinde, bazı mahkemeler tarafından yeniden enerji sağlanması yönünde tedbir kararları alınıyor. Bu tür olayları göz önünde buldurduğumuzda, dava süreçlerine dahil edilmesi gereken savunma dosyalarının önemi daha iyi anlaşılıyor” dedi.

Güneydoğu Anadolu Bölgesinde Diyarbakır, Şanlıurfa, Mardin, Siirt, Şırnak ve Batman illerinde sürdürülebilirlik odaklı elektrik dağıtım hizmeti veren Dicle Elektrik, kaçak elektrik kullanımına karşı yaptığı saha mücadelesini hukuk zemininde de sürdürmeye çalışıyor. Şirket, borcunu ödemeyen abonelerin elektriğini kesiyor ancak çiftçiler mahkeme kararıyla bu kesintileri kısa sürede iptal ettirebiliyor. Şirket, halihazırda 70 bini aşkın dava dosyası ile mücadele ediyor.

Toplam borç miktarı 400 milyon TL

Dicle Elektrik tarafından yapılan açıklamaya göre kaçak tüketim nedeniyle kesilen elektrik bağlantıları, mahkemeye itirazlar sonucu teminatsız olarak yahut küçük bir teminatla yeniden sağlanıyor. Bu süreç, bazı avukatlar tarafından bir fırsata dönüştürülmüş durumda. Ayrıca mahkemelerce verilen elektriğin kesilmemesine yönelik tedbir kararlarına konu tarımsal sulama ve mesken abonelerine ait toplam borç miktarı 400 milyon TL’ye ulaştı. Kaçak kullanım tespiti yapılmış olmasına rağmen mahkeme kararıyla tekrar enerji bağlatılan abonelerin aylık tüketim bedeli ise yaklaşık 50 milyon TL seviyelerinde.

Mahkeme Dicle Elektrik’in görüşlerine başvurmuyor

Hukuki süreçlerde karşılaşılan zorluklara ilişkin açıklamalarda bulunan Dicle Elektrik Genel Müdürü Yaşar Arvas, “Türkiye Cumhuriyeti Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ve Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) tarafından belirlenen regülasyonlara uyum gösteren bir elektrik dağıtım şirketi olarak, kaçak elektrik kullanımına karşı olan mücadelemizi hukuki alanda da sürdürüyoruz. Bu süreçte maalesef bazı mahkemeler, çiftçilerimizin tedbir kararlarını çok hızlı bir şekilde almasına imkan sağlıyor. Mevzuat çerçevesinde yapılan kaçak kullanım tespiti nedeniyle veya borç nedeniyle kesilmiş elektriğin tekrar bağlanması için borcun ödenmiş olması gerekiyor. Ancak maalesef bazı mahkemeler, şirketimizin savunmasını almadan elektriğin bağlanmasına yönelik kararları hızla alıyor. Evrensel hukuk ilkelerine de aykırı olan bu durum, telafisi imkansız zararlara yol açmaktadır. Özellikle tarımsal sulama sezonları arasında yaşanan planlı elektrik kesintileri ve yeniden bağlama süreçleri, adil olmayan durumları daha da belirginleştiriyor. Bir önceki tarımsal sulama döneminin sonunda borç yahut kaçak kullanım nedeniyle kaçak elektrikleri kesilmesine rağmen çiftçilerimiz, yeni sezon başlangıcında mahkemelerce verilen tedbir kararıyla aynı gün içerisinde elektriklerini yeniden bağlatabiliyor. Sulama sezonunun kısa sürmesi nedeniyle, bu süre zarfında kaçak elektrik kullanımları gerçekleşiyor ve çiftçilerimiz bedelsiz olarak tarlalarını sulayabiliyor” ifadelerini kullandı.

“Hukuki süreçleri titizlikle yürüten hakimlere minnettarız”

Yargı sürecinde yaşanan trajikomik olaylara da değinen Yaşar Arvas, “Abone dahi olmaksızın kaçak elektrik kullanan kimi çiftçilerin elektrikleri kesildiğinde, bazı mahkemeler tarafından yeniden enerji sağlanması yönünde tedbir kararları alınıyor. Bu tür olayları göz önünde buldurduğumuzda, dava süreçlerine dahil edilmesi gereken savunma dosyalarının önemi daha iyi anlaşılıyor. Bu sadece şirketimiz için değil, tüm tarımsal ve mesken abonelerimiz için de daha adil bir süreç oluşturacaktır. Şirket olarak hukuki süreçleri ve uygulamaları titizlikle yürüten hakimlere minnettarız ve onların çabaları için teşekkürü borç biliyorum” diye konuştu. – DİYARBAKIR

]]>
https://www.haber60.com.tr/dicle-elektrik-guneydogu-anadolu-bolgesindeki-kacak-elektrik-kullanimiyla-mucadelesini-surduruyor/feed/ 0
Türkiye’de Sosyal Ağ Yorgunluğu Araştırması Sonuçları Açıklandı https://www.haber60.com.tr/turkiyede-sosyal-ag-yorgunlugu-arastirmasi-sonuclari-aciklandi/ https://www.haber60.com.tr/turkiyede-sosyal-ag-yorgunlugu-arastirmasi-sonuclari-aciklandi/#respond Mon, 04 Mar 2024 23:45:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=15308 Türkiye genelinde yapılan bir araştırma sonucunda, kişilerde sosyal ağ kullanımından uzaklaşmaya yönelik işaretler tespit edildi. Araştırma neticesinde illerin sosyal ağ yorgunluğu açıklandı. En az sosyal ağ yorgunluğu yaşayan şehir Erzincan.

İletişim Fakültesi Yeni Medya ve İletişim bölümü akademisyenlerinden Dr. Öğr. Üyesi Nihal Acar, Prof. Dr. Birol Gülnar danışmanlığında hazırladığı doktora tezinde Türkiye’nin sosyal ağ yorgunluğu yaşadığını belirledi.

2022 yılında başlayan ve 5 ayın sonunda tamamlanan araştırmada en az sosyal ağ yorgunluğu yaşayan şehrin Erzincan, en yoğun sosyal ağ yorgunluğu yaşayan ilin Afyonkarahisar olduğu belirlendi. Bölge bazında ise Güney Doğu ile Doğu Anadolu bölgelerinin batı bölgelerine göre daha fazla sosyal ağ yorgunluğu yaşadıkları tespit edildi. Araştırmada, kişilerin yaşadıkları sosyal ağ yorgunluğunun kendilerinden kaynaklamadığı görülürken, kullanıcılar; platformlarda yer alan aşırı miktardaki bilgi, sürekli iletişim hali ya da sosyal ağların kendi teknik özelliklerine bağlı olarak yorgunluğa maruz kaldığı belirtildi.

Araştırma 81 ili kapsıyor

Türkiye’de ilk olan araştırma ile ilgili bilgiler veren Dr. Öğr. Üyesi Nihal Acar, “Çalışmamız aslında 2010 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nde Pazar araştırmacıların bulduğu bir durum tespitidir. Şöyle ki sosyal ağların kullanım oranlarında ki düşüşe ve bu düşüşün kişiler üzerinde ortaya çıkarttığı fiziksel ve ruhsal nedenlere dayanan bir araştırmadır. Araştırmada Türkiye’de ilk Prof. Dr. Birol Gündar ve benim tarafımdan doktora tezi olarak hazırlandı. Araştırmayı biz tüm Türkiye’de yani 81 ili temsil edecek şekilde yapılandırdık. Kavramın yani sosyal ağ yorgunluğunun nasıl üretildiğine baktığımızda ise büyük Pazar şirketleri kullanım oranlarında 2011 yılında 2010’a göre yüzde yirmilik bir düşüşten bahsediyor. Bu oran sosyal ağ için yüksek bir oran. Pazar araştırmacılar bunun yani insanların neden artık platform kullanmaktan uzaklaştığının araştırılması gerektiğini literatür kısmına yöneltiyor. Yani biraz daha bu işle uğraşan bilim adamlarının araştırma yapmasını söylüyor” ifadelerine yer verdi.

“Sosyal ağ yorgunluğu Türkiye’de mevcut”

Pazar araştırmacılarının temel nedeninin reklam olduğuna dikkat çeken Nihal Acar, “Çünkü onlar sosyal ağlar üzerinden reklam aldığı için kullanılmayan bir platforma da ister istemez hiçbir firma reklam vermez. Araştırma da 2 boyut elde ettik. Vatandaşların sosyal ağ kullanımı sonucunda 2 olumsuz durumla karşılaştığını tespit ettik. Bunlardan bir tanesi teknostres, yani sosyal ağ kullanımına bağlı olarak kişilerin bunalma, stres, depresyon, anksiyete. Fiziksel anlamda da kas ve eklem ağrıları sürekli masa başında oturmaktan ya da göz bozuklukları, ani kalp atışı, nefesin aniden yükselmesi gibi durumlar tespit edilir. Ama araştırmanın bir diğer ilginç boyutunda da tükenme. Yani Kişiler artık yavaş yavaş sosyal ağ kullanmak istemiyor. Örnek verecek olursak bir sosyal ağ platformu temmuz ayında kendisine bağlı küçük bir üretip piyasaya sürdü. Burada ki temel neden kullanıcı sayısını düşürmemek, kullanıcı sayısını kaybetmemek olarak söylenebilir. Sosyal ağ yorgunluğu artık bizim ülkemizde mevcut. Kişiler özellikle ağ kullanımından yavaş yavaş uzaklaşmaya başladı” şeklinde konuştu. – ERZİNCAN

]]>
https://www.haber60.com.tr/turkiyede-sosyal-ag-yorgunlugu-arastirmasi-sonuclari-aciklandi/feed/ 0
AA, Medyada Yapay Zeka Etik Kullanım Rehberi Hazırladı https://www.haber60.com.tr/aa-medyada-yapay-zeka-etik-kullanim-rehberi-hazirladi/ https://www.haber60.com.tr/aa-medyada-yapay-zeka-etik-kullanim-rehberi-hazirladi/#respond Sat, 10 Feb 2024 07:06:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=6784 Anadolu Ajansı (AA), AA ve diğer medya kuruluşları için yapay zeka teknolojilerini kullanırken takip edilecek çerçeveye katkıda bulunmak amacıyla “Medyada Yapay Zeka Etik Kullanım Rehberi” hazırladı.

Teknolojinin hızla ilerlemesi, medya sektöründe yapay zeka uygulamalarının kullanımını kaçınılmaz kılıyor. Yapay zeka, veri işlemeden içerik üretimine, kişiselleştirilmiş haber akışından otomatik dil çevirisine kadar geniş bir yelpazede medya endüstrisini dönüştürüyor.

Haberlerin daha hızlı ve etkileşimi artıracak bir şekilde işlenmesi, analiz edilmesi ve sunulması için fırsatlar sunarken, aynı zamanda ahlaki, hukuki ve toplumsal sorumlulukları da beraberinde getiriyor.

Bu kapsamda, gazeteciliğin temel ilkeleri ile yeni teknolojik imkanlar arasında bir köprü kurulması gerekiyor. Bu nedenle yapay zekanın medya sektörüne sağlıklı bir şekilde entegre edilmesini destekleyen AA, AAtölye’de “Medyada Yapay Zekayı Yönetmek” başlığıyla forum düzenledi.

Medyada yapay zeka kullanımı ve uyulması gereken etik ilkeler tartışıldı

Türkiye’nin saygın üniversiteleri ve medya kuruluşlarından akademisyen ve gazeteciler ile sektör temsilcilerinin katıldığı söz konusu forumda, medyada yapay zeka kullanımı ve uyulması gereken etik ilkeler tartışıldı. Forumun bir çıktısı olarak da “Medyada Yapay Zeka Etik Kullanım Rehberi” hazırlandı. Söz konusu rehber, AA ve diğer medya kuruluşları için yapay zeka teknolojilerini kullanırken takip edebilecekleri çerçeveye katkıda bulunmayı amaçlıyor.

Sürekli gelişen teknolojik yeniliklere ve medya sektöründeki değişen ihtiyaçlara göre güncellenmeye açık olan “Medyada Yapay Zeka Etik Kullanım Rehberi”, AA’nın köklü gazetecilik tecrübesini ve medya sektöründe yapay zeka kullanımına dair evrensel uygulamaları temel alıyor.

Forum katılımcılarının ve AA Akademi’nin katkılarıyla hazırlanan “Medyada Yapay Zeka Etik Kullanım Rehberi”nde yer alan 10 madde şöyle:

Gazetecilik ilkelerinin korunması

Medya kuruluşları yapay zeka kullanımında gazetecilik meslek ilkelerinden ödün vermez. Gazetecilerin haberleri doğru, tarafsız ve etik bir şekilde sunmasını teşvik eden basın ahlak esaslarına harfiyen uyar.

Medyada yapay zeka algoritmaları kullanımı

Medyada yapay zeka algoritmalarının kullanımı, haberlerin kişiselleştirilmesi, içerik önerileri, dil işleme, ses ve görüntü analizi gibi bir dizi alanda etkili bir şekilde gerçekleşiyor. Bu teknolojilerin kullanımı, veri gizliliği, içerik manipülasyonu ve tarafsızlık gibi etik ve hukuki sorunları da beraberinde getiriyor. Bu nedenle medya kuruluşları kullandıkları yapay zeka uygulamalarında gazetecilik meslek ilkeleri ve basın ahlak esasları ile tutarlı, tarafsızlığı sağlanmış algoritmalar kullanıyor. İnsanlığın temel değerlerini ve kişisel zaafları suistimal eden algoritmalardan uzak durur.

Gerçeğe sadakat ve teyit mekanizması

Medya kuruluşları dezenformasyon ve yalan haberle mücadeleye katkı sağlayacak uygulamaları destekler. Yapay zeka çıktılarının filtrelenebildiğini, gerçek olmayan, ön yargı ve ayrımcı bilgiler içerebildiğini unutmaz. Yanıltıcı bilgilere karşı dikkatli olur ve doğrulama mekanizmaları oluşturur. Gerçeği tahrif eden (deepfake) her türlü teknolojik uygulamadan kaçınır. Dezenformasyon ve manipülasyon tehlikesine karşı gazetecilerin süreç içinde kontrol amaçlı kişisel inisiyatiflerini kullanmalarına olanak tanır.

Toplumsal fayda ve okur hakları

Yapay zekanın medya sektöründeki kullanımı, temelde toplumsal faydayı koruma ve bilgiyi daha etkili bir şekilde iletme amacı taşır. Bu nedenle yapay zeka uygulamaları medya kuruluşları tarafından tiraj, reyting ya da görüntülenme artırmak için değil, haberlerin hızlı, şeffaf ve kesin bir biçimde okurlara, izleyicilere ve dinleyicilere ulaşmasına yardımcı olmak amacıyla kullanılır.

İnsan onur ve haysiyetine saygı

İnsanların mahremiyeti ve kişisel bilgilerinin korunması, temel bir insan hakkıdır ve bu haklara saygı göstermek zorunludur. Bu nedenle medya kuruluşları kişisel verilerin kullanımında, veri gizliliği ve mahremiyet hakkına tam saygı gösterir, rıza esasını ön planda tutar. İnsanlık onurunu zedeleyebilecek her türlü yapay zeka uygulamasından kaçınır. Yapay zeka tabanlı sanal ikizler (dijital avatarlar) için kullanılan gerçek insanlara ait profil ve sesleri, telif haklarına uygun olarak lisanslar ve kaynaklarını belirtir. Hak sahiplerine saygı göstermenin yanı sıra yasal gereklilikleri karşılayarak adil bir kullanımı teşvik eder.

Ön yargıya karşı editoryal çerçeve

Yapay zeka uygulamalarındaki potansiyel ön yargılar, ifade edilen görüşleri etkiler. Bu nedenle medya kuruluşları bu teknolojileri özenle kullanır. Olası ön yargıları azaltmak için yapay zeka tarafından ifade edilen görüşlerin insan editörler tarafından denetlenmesini ve doğrulanmasını sağlar.

Sürdürülebilir gazetecilik

Yapay zeka, medya sektöründe süreçlerin hızlanması ve otomasyon için önemli fırsatlar sunuyor. Ancak bu otomasyon kaygısı, insani yaratıcılığın değerini azaltmamalıdır. Bu bağlamda, medya kuruluşları, haber üretimi, çizerlik, yazarlık, foto muhabirliği, görsel yönetmenlik ve grafik tasarım gibi yaratıcılığı besleyen iş alanlarında yapay zekanın kullanımını düzenler, istihdam üzerinde olumsuz etkileri en aza indirir ve gazetecinin hakkını korur. Sürdürülebilir gazetecilik, insan yeteneklerinin ve yaratıcılığının korunmasını sağlayarak medya endüstrisinde dengeli bir teknolojik entegrasyonu teşvik eder.

İnsan üretimi bilgi ve çeşitliliğin korunması

Yapay zeka tarafından üretilen verilerin yapay zeka uygulamalarındaki payı sürekli artıyor. Medya kuruluşları, içerik zenginliğinin sürdürülebilirliği için, yapay zeka uygulamalarında insan üretimi özgün bilgi oranını makul bir düzeyde tutar. Ayrıca bilgi ve kaynak çeşitliliğine özellikle dikkat eder. Bu yaklaşım içerik kalitesini korur ve yapay zeka tarafından üretilen verilerle insan yaratıcılığını dengeli şekilde bir araya getirerek daha sağlam bir bilgi temeli oluşturur.

Hukuki sorumluluk, şeffaflık ve telif haklar

Medya kuruluşları yapay zeka tarafından üretilen içeriklerin hukuki çerçevesinin net bir şekilde çizilmesine katkı sunar, şeffaflık ve telif hakları konularına saygı gösterir. Bu kapsamda içeriklerde yapay zeka tarafından üretildiğini gösteren bir logo kullanır ve içeriklerde yapay zekanın katkısı ve kullanılan kaynakları dipnot ve uyarı şeklinde açıkça belirtir.

Yapay zeka kullanımında hukuksal süreç

Yapay zekanın kullanımı, teknolojinin hızlı gelişimi ve değişen doğası nedeniyle henüz net bir hukuki çerçeveye sahip değildir. Medya kuruluşları yapay zekanın kullanımına dair belirgin evrensel ve ulusal kural ve yönergeler oluşturulana kadar, hazırlanan geçici düzenlemeler ve etik kuralları takip eder.

]]>
https://www.haber60.com.tr/aa-medyada-yapay-zeka-etik-kullanim-rehberi-hazirladi/feed/ 0