Trabzon’un Ortahisar ilçesinde 1929 yılında dünyaya gelen Halil İbrahim Demirkanlı (98), çocukluk yaşlarında geçirdiği tifo, sıtma ve raşitizm gibi hastalıklar nedeniyle zor günler yaşadı. Yaşıtları sokaklarda oyun oynarken, pencereden bakan Demirkanlı hastalığı nedeniyle 2 kez öldü sanılarak morga konuldu. Tekrar hayata dönen Demirkanlı, yürüyemediği için ailesi tarafından bebek gibi taşındı. Hastalığı nedeniyle yaşıtları ile oynamayan Demirkanlı bir süre sonra Trabzon’da görev yapan tek çocuk doktoru tarafından muayene edildi. Yapılan tedavinin ardından sağlığına kavuşan Demirkanlı sonrasında spor ile tanıştı. Okul çıkışlarında ve bulduğu her fırsatta spor yapmaya başlayan Demirkanlı, koşu yarışlarına katıldı. Rakiplerine fark atan Demirkanlı’nın hırsını fark eden antrenörler harekete geçti. Bin 500 metre yarışları ile başladığı atletizmde 10 bin metre yarışlara kadar çıkan Demirkanlı, onlarca madalya kazandı.
30 YAŞINA KADAR ATLETİZM YARIŞLARINI BIRAKMADI
Trabzon’un adeta geçilemeyen atleti konumuna gelen Demirkanlı, çeşitli illerde girdiği yarışmalarda da dereceler kazandı. Bir dönem İdmangücü takımının lisanslı sporcu olan Demirkanlı, 30 yaşına kadar atletizm yarışlarını bırakmadı. Trabzon’un en tanınmış atleti olarak tarihe geçen Demirkanlı, son olarak Trabzon PTT Merkez Müdürü olduktan sonra düzenlenen ‘ ‘Postacı Yürüyüş Şampiyonası’na katıldı. Yaş grubunda Türkiye birincisi olan Demirkanlı bir süre sonra ise atletizmi bıraktı.

Kamu kurumundan emekli olduktan sonra birçok şirkette genel koordinatörlük görevi yapan Demirkanlı kendini yüzmeye adadı. 98 yaşına rağmen her sabah erken kalkarak yaz-kış denize giren Demirkanlı’yı görenler gözlerine inanamadı. Sağlığını spora ve düzenli beslenmeye bağlayan Demirkanlı, bir dönem kazandığı madalyaları ise komşularına hediye etti. Komşularının, “Bronz madalyaları bize ver eritip dişlerimize dolgu yaptıralım” teklifini kabul eden Demirkanlı, hayat hikayesini şu şekilde anlattı:
“ÖLDÜM, CANLANDIM”
“Sekiz yaşına kadar hastalıklarla uğraştım. Raşitizm, sıtma, tifo. Annem beklerdi ki ölsün diye. Babam yoktu. Annemin karnındayken babam öldü. Komşu, ‘bu uşak mavi gözlü ölmez’ dedi. Bunu ‘bir doktora götür’ dedi. Annem beni peştamale koydu aldı arkasına doktora götürdü. Doktor dedi ‘Teyze dedi bunu nasıl tedavi ediyorsun?’ Annem de dedi ki ‘Yoğurdu sulandırıyorum entariyi sokuyordum içerisine. Ondan sonra giydiriyorum ona 2 saat sonra ayılıyor’ dedi. Fakat iki gün sonra gene bayılıyor diyordu. Doktor bana bir şey vererek sıtmadan kurtarmıştı. Annem beni mektebe verdi düzeldim. Mektebe giderken tifo oldum. Trabzon’da bir tane hastane vardı. Orada tedavi oluyoruz. Bir leğenin ortasına koyuyorlar seni soğuk su ile yıkıyorlar. Öldüğünde morga indiriyorlar. Orada soğukta canlanıyorsun alıyorlar seni yukarıya. 2 defa morga inip çıktım. Öldüm, canlandım. 27 gün hastanede yattım. Sonrasında tekrar düzeldim. Annem beni mektebe verdi ama okula giderken duvarları tuta tuta gidiyordum. İlkokulda okuyordum. Herkes saat 3’ten sonra evine gidiyor, dağılıyor. Ama ben gitmiyorum. Okulun bahçesi uzundu. Orayı dolanıyordum. Yavaş yavaş. 11 yaşında öyle bir hale geldi ki şahane bir vücut yaptım. Bir fotoğrafçı da benim fotoğrafı çekerek dükkanına astı.”

“ÜNLÜ ATLETLERLE YARIŞIRKEN BİTİME 20-30 METRE KALA 1. OLDUM”
Ünlü atletlerle yarıştığı bir yarışmada birinci olduktan sonra İdmangücü’nün lisanslı sporcusu olduğunu belirten Demirkanlı, “Bir gün sahaya gittim. Futbol maçı var. Ben de 11 yaşlarında varım. Sahada koşuyorum. Orada 11 tur yaptım. Ortaokulda okullar arası üç kilometrede şampiyon oldum. Ortaokul sonunda ikmale kaldım. Trabzon’un şampiyonluk yarışması vardı. Mahalleden toplanarak oraya gittik ama koşu amaçlı değildi. Girdik oraya arkadaşlar dedi ki ‘Ya patron sen de koş’ dedi. Dedim giderim ama beş kilometre koşacağız; Trabzon Şampiyonası diye serbest. Hava sıcaktı. Yarışmada ünlü atletler vardı. O ünlü atletler beraber yarışırken bitime 20-30 metre kala birinci oldum. O yarıştan sonra İdmangücü’nün atleti oldum. Ondan sonra her hafta koşuyordum. Trabzon öyle bir spor şehirdi ki atletizm futbolun önündeydi. Her hafta koşu olurdu. Üç bin metrede, Atatürk koşusu, kır ve bahar koşusu oluyordu hepsinde de birinci geliyordum. Bir defa Atatürk koşusunda 7 bin 500’de iyi koşamadım. Mide bulantısı olmuştu onda ikinci oldum. Şansıma o yarışmadan ikinci kez oldu tekrar çağırdılar ve birinci oldum. Ondan sonra Karadeniz Şampiyonasına gittim. Takım halinde 10 bin metre için gittik. Samsun’da koştuk. Birinci oldum orada. Oradan Türkiye yarışmalarına gittik. Kamyonun kasasında yarışmaya gitmiştim. O yarışmayı bacağıma 2 kez kramp girmesi nedeniyle dördüncü bitirdim. Girdiğim yarışmalarda sadece spor kıyafetleri ve 5 lira yevmiye oluyordu. 14-15 yaşımdan beri 50 yarışmaya girmiştim. O zaman milli takım diye bir şey yoktu. Ama atletizm futbolun önündeydi. 10 kilometrede Trabzon Şampiyonu oldum. Aldığım bir futbol topuydu. Onu da mahallede birisine verdim. Samsun’da koştum. Orada altın kaplama madalya verdiler. Trabzon’da da maraton koştum. Kemal diye birisi vardı. O benim için ‘Trabzon’un hiç geçilmeyen atleti, gönüllerin şampiyonu’ derdi. 10 bin metre rekorum 32 dakikaydı” dedi.
Hayat hikayesini spora bağlayan Demirkanlı, “Mesela 10 bin metrelik koşacağım, 30 kilometre antrenman yapardım. Benim bu hikayemi spora ve yürümeye bağlıyorum. Ayrıca beni tedavi eden doktorun ‘Yürüyecek, koşacak’ lafı kafamda kaldı. Sonra yediğim içtiği her şey doğal. Yayık ayran, tereyağı işte bu tür şeyler yiyorum. Annem iyi bakıyordu. Yüzmeyi hiçbir zaman bırakmadım. Nerede fırsat bulursam denize indim. PTT’de Yomra müdürüyken Yomra ilçesinden Arsin ilçesine kadar yüzüyordum. O ara 8 kilometre var. Denizden korkmuyorum. Denizi kara gibi kullanıyorum. Hala denizdeyim” şeklinde konuştu.

“75 YAŞINA KADAR DAĞLARDA AVCIYDIM”
PTT Trabzon Merkez Müdürü olarak emekli olduktan sonra birçok kurumda genel müdürlük yaptığını kaydeden Demirkanlı, “Ben ortaokuldan sonra PTT’ye gittim. PTT’nin imtihanlarını kazandım. PTT’de okudum. Ondan sonra Trabzon’a memur tayin oldum. Orayı bitirdim. Memurdan sonra yedek subaylığımı yaptım. Askerlikten sonra Erzurum’da 20 ay kaldım. Trabzon’a geldim. 2-3 sene devlet memuru olarak çalıştım. Sonra Yomra’ya müdür gittim. O zaman tahsilli adam yoktu. Bizim durumumuz iyiydi. Yomra’da 3 sene kaldım. Kurslara girdim. Rize müdürü oldum. Rize müdürü iken yüksek tahsili işletme fakültesinde devam ediyordum. Ondan sonra 7-8 sene müfettişlik yaptım. Sonra merkez müdürü oldum. 20 sene görev yaptım. Emekli olduktan sonra mahkemelerde 10 sene bilirkişilik yaptım. 5 sene de Trabel’in genel müdürlüğünü yaptım. Ondan sonra şirketler de genel koordinatörlük yaptım. Bu arada da devamlı avcılık yapardım. 75 yaşına kadar dağlarda avcıydım. 80 yaşında her şeyi bıraktım. Eşim 10 sene önce vefat etti. Antrenör bir oğlum var. Onun hanımı beni iyi bakıyor. Oğlumla beraberiz, mutluyuz. Onlarla beraber yaşıyorum. Ama boş günlerimde hep yüzüyorum, yürüyorum. Ağırlık idmanları hepsini yapıyor” ifadelerini kullandı.
“98 YAŞINDA OLDUĞUMU SÖYLEYİNCE ŞAŞIRIYORLAR”
Gençlere tavsiyelerde bulunan Demirkanlı, “Beni görenler korkuyor. 98 yaşında olduğumu söyleyince şaşırıyorlar. Allah’ın verdiği bir şeyi var. Allah beyin verdi. Akşam sabah sigara veya alkol içsem yaşayabilir miyim. Spor yaparsam, düzgün yersem yaşarım. Allah da yardım ediyor. Hani ben şimdi düşünüyorum ki bu kondisyondan 20 sene daha gidiyim. Ama bunu Allah bilir, Allah’ın takdiri. Sabahları kalktığımda yumurta haşlayıp yerim. Boğazımdan esirgemiyorum. Fazla enerji ihtiyacım var. Tatlı ve hamur işlerini sevmem. 60 yaşındayken bile kar, fırtınada denizde yüzüyordum. Gençler spor yapsınlar. Fuzuli işleri bıraksın. Sağlıklı yaşamak istiyorsalar spor yapacaklar. Yemeklerine dikkat etsinler. Sigara içmesinler” diye konuştu.
]]>İzmir Büyükşehir Belediyesi Zabıta Dairesi Başkanlığı’nın, 36 kişilik zabıta memuru alımı için açtığı sınava 99 kişi başvuruda bulundu. Yalnızca üniversitelerin Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu lisans programından ve Adalet Meslek Yüksek Okulu’ndan mezun olup Kamu Personel Seçme Sınavı’ndan (KPSS) en az 65 puan alan, belirlenen kriterleri taşıyan adayın katıldığı sınavda kıyasıya bir yarış yaşandı.
Şehir dışından da katılım var
Sınavda ayrıca 30 yaşını doldurmamış olmak, kadınlarda en az 1,60, erkeklerde de 1,67 metre boyunda olma şartı arandı. Adaylardan bazıları sınava girmeden önce kilo koşuluna uymak için kilo verirken bazıları da kilo almaya çalıştı. İzmir’in yanı sıra farklı kentlerden de sınav için gelen adaylar, memur olabilmek için önce spor branşlarında ter döktü ardından mülakata katıldı.
Zabıta teşkilatı güçleniyor
İzmir Büyükşehir Belediyesi Zabıta Dairesi Başkanlığı’nın yeni alımlarla güç kazanacağını ifade eden Zabıta Denetim Şube Müdürlüğü’nde görevli Zabıta Amiri Vedat Ayyıldız, “Amacımız İzmirlilere daha iyi ve kaliteli hizmet sunmak. Adaylar bin metre koşu, 100 metre engelli koşu, şınav ve mekik olmak üzere 4 branşta spor mülakatına katıldı. Bu sınavlara katılmalarındaki amaç, onların fiziki kondisyonunu ölçmek ve dayanıklılıklarını test etmek. Arkadaşlarımızın aramıza katılmasıyla, zabıta teşkilatı yaşanan olumsuzluklara daha etkin, verimli, hızlı müdahale edebilir hale gelecek. Vatandaşlarımızın şikayetlerine daha hızlı yanıt verebileceğiz. Kente daha iyi hizmet etmek için daha fazla çalışma arkadaşına ihtiyacımız var” dedi.
Zaman zaman zorlandılar
Adaylardan Vedat Kaynak ise sınavın beklediği kadar zor olmadığını belirtti. Kaynak, “Biraz daha büyük engeller bekliyordum. Sadece antrenmanlı değildim. O beni biraz zorladı. Genel olarak güzeldi” dedi.
Hüseyin İzmir de, “Önce parkurla başladık. Koşu, engelli parkuru vardı. Onun arkasından şınav ve mekik çektik. Pek alışık olmadığımız parkurlar. Genellikle koşu yaparken yokuş yukarı olan bölümde zorlandım. Mekik de biraz zorladı” diye konuştu.
“Umarım başarılı olurum”
Ankara’dan sınava girmek için geldiğini vurgulayan Gökay Kavak da şunları söyledi: “Zorlu bir sınavdı ama zorlansak da bitirdik. Umarım başarılı olurum. Zabıta mesleği güzel. Yurttaşlarla sürekli iletişim halinde oluyorsunuz. Kentin güvenliği ve daha iyi yaşam alanları oluşturmak için hizmet edilen bir meslek. Ben de bu mesleği gayet iyi yapabileceğime inanıyorum. Umarım bütün sınavlardan başarılı şekilde geçerim.”
“Bu mesleği yapmaya hazırım”
Adaylardan Ali Aydoğan da sınava girmek için Ankara’dan gelenlerden. Aydoğan, “Sınav ilanını gördükten sonra hemen hazırlanmaya başladım. Bir buçuk ay çalıştım.
Kilogram şartı olduğu için 13 kilogram verdim. Emek harcadım, umarım olur. Sınav, beklediğimden daha iyi geçti. Heyecanlandım, parkur gözümde büyüdü ama sahaya çıktığım zaman heyecan bitti. Ben hem bedenen hem de zihnen bu mesleğe hazırım” diye konuştu.
Sınava girebilmek içi kilo aldı
Sude Şahin ise kilogram sınırı nedeniyle sınava katılabilmek için kilo aldığını belirterek, “Sınava gelirken parkur olacağını biliyordum. Koşu kısmı beni çok zorladı. Onun dışında çok zorlu değildi. Başvurunun ilk günü geldiğimde 2 kilo eksik olduğum için kilo almam gerekti. 3 kilogram alarak yeniden başvurdum. Çok yemek yedim. Bu iş benim hayalim. Çocukluk zamanlarımda annemlerle kampa giderdik. Orada işletmeleri kontrol etmek için zabıta ekipleri gelirdi. Benim de çok dikkatimi çekiyordu. O zaman zabıta memuru olmaya karar verdim. Kadro açıldığını görünce hemen başvuru yaptım. Sınavlarda başarılı olur göreve başlarsam, işime sadık bir çalışan olacağım. İşimi gerçekten seveceğim” dedi.
Atanamayan beden eğitimi öğretmeni de katıldı
Sınava girmek için Diyarbakır’dan gelen Ruken Kaplan da “Heyecanlıydım. Heyecanlı ve stresli olduğum zaman bu benim daha iyi koşmamı sağlıyor. Bin kilometre koşusunda ilk gelen kişilerdendim. Mutluyum, bence güzel bir sınav oldu” diye konuştu. Atanamayan beden eğitimi öğretmeni Esra Zilek de şansını zabıta memurluğu için denedi. Zilek, şunları söyledi: ” İstanbul’dan geliyorum. İlanı duyar duymaz eşim ve oğlumla gelip başvurumu yaptım. İzmir’de olması beni ayrıca cezbetti. Sınava girme hakkı kazandığımı öğrenince çok sevindim. Başvurum kabul edilince hemen çalışmalara başladım. Her sabah kalkıp koşuyordum. O günlerde oğlum da bebek arabasında kayınvalidem ile yürüyüş yaptı. Beden eğitimi öğretmeniyim. Beklediğimden biraz daha zorladı ama güzel bir sınav oldu.”
Rakiplerine koşuda fark attı
Ezgi Çankaya ise uzun yıllardır birçok spor dalıyla ilgilendiğini ve antrenmanlı olduğunu anlatarak, “O nedenle koşuda rakiplerime fark attım. İdmanlıyım. Spor geçmişim var. Seçilirsem İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin; çalışkan, disiplinli, mesleğini en iyi şekilde yapmaya çalışan bir zabıta memuru kazanacağına inanıyorum” diye konuştu.
Yalnızca 36 memurun alınacağı ve adayların sabırsızlıkla beklediği sınav sonuçları, önümüzdeki günlerde açıklanacak. Norm kadro sayısı 961 olan İzmir Büyükşehir Belediyesi Zabıta teşkilatı, 463 memur ile hizmet vermeye çalışıyor.
]]>Cengiz ÇOBAN/İsa ALMAÇAYIR/İSTANBUL, TÜRKİYE Gençlik Vakfı, İstanbul Valiliği, İstanbul Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü, 15 Temmuz Derneği ve Atletizm Federasyonu’nun işbirliğinde 4. Vatan Koşusu düzenlendi. 15 Temmuz şehitlerini anmak için düzenlenen koşuya yüzlerce sporcu katıldı. Çengelköy’den başlayan koşu 15 Temmuz Şehitler Anıtı’nda sona erdi.
Türkiye Gençlik Vakfı, İstanbul Valiliği, İstanbul Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü, 15 Temmuz Derneği ve Atletizm Federasyonu’nun işbirliğinde düzenlenen 4. Vatan Koşusuna yüzlerce sporcu katıldı. 15 Temmuz Şehitleri için Çengelköy’den başlayan koşu, 15 Temmuz Şehitler Anıtı’nda sona erdi. Gençlik ve Spor Bakan Yardımcısı Enes Eminoğlu ile Türkiye Gençlik Vakfı Başkanı İbrahim Beşinci de sporcularla koştu. Koşunun başlama işaretini 15 Temmuz Derneği Başkanı İsmail Hakkı Turunç, Üsküdar Kaymakamı Adem Yazıcı, Atletizm Federasyonu Başkanı Fatih Çintimar birlikte verdi. Yüzlerce sporcu, Çengelköy’den 15 Temmuz Şehitler Anıtı’na kadar koştu. Sporcuların ve gençlerin Türk bayraklarıyla koştuğu programda, dereceye girenlere madalya ve ödülleri verildi. Programda, 15 Temmuz şehitlerinden Acıbadem Mahallesi muhtarı Mete Sertbaş’ın kızı Selin ile oğlu Efe Sertbaş’a Kuran-ı Kerim ve Türk bayrağı verildi.
“ŞEHİTLERİMİZİN ANILARINI GENÇLERİMİZE AKTARMAYA ÇALIŞIYORUZ”
4. Vatan Koşusuyla ilgili konuşan Gençlik ve Spor Bakan Yardımcısı Enes Eminoğlu, “15 Temmuz haftasındayız. Şehitlerimizi rahmetle yad ediyoruz. Mekanları cennet makamları ali olsun. Binin üzerinde gençle birlikte Çengelköy Şehitler Makamından 15 Temmuz Şehitler Abidesine kadar koşmuş olduk. Bu il müdürlüğümüz, Türkiye Gençlik Vakfı ve 15 Temmuz Derneğiyle birlikte düzenli olarak yaptığımız bir çalışmadır. 4 yıl önce başlamıştı; 4. Vatan koşusu. Burada bir nebze de olsa, şehitlerimizin anılarını hatıralarını gençlerimize aktarmaya çalışıyoruz. 251 şehidimiz var. Hepsi alnından öpülesi şehitlerimizdir. Hepsinin ayrı bir hikayesi var; ayrı bir mücadelesi var. Burada çok kıymetli bir mücadele ortaya konuldu. Türkiye’nin dört bir tarafında büyük bir mücadele vardı. Onları anıyoruz; onların mücadelesini sonsuza kadar yaşatmak için biz de mücadele edeceğiz. 15 Temmuz’u unutturmayalım ve her daim hatırlatalım diyoruz” dedi.
“BU BİLİNCİ GELECEK NESİLLERE GÜÇLÜ BİR ŞEKİLDE AKTARALIM”
4. Vatan Koşusu’nu düzenleyenlerden Türkiye Gençlik Vakfı Genel Başkanı İbrahim Beşinci ise, “Şuanda şehitler makamındayız. 15 Temmuz günü bu insanlar bu necip millet ellerinde bayraklar dillerinde dualar yüreklerinde vatan sevgisiyle tanklara tüfeklere direndiler. Vicdanı hür fikri hür insanlar bu kutlu zafere imza attılar. Biz bu ruhu bu bilinci gelecek nesillere daha güçlü bir şekilde aktarmak istiyoruz. Onlar bu bilinçle bu ruhla bu vatan topraklarını savunsunlar ve bunu anlasınlar istedik. Türkiye Gençlik Vakfı olarak bu yıl da aksiyon aldık. 4. Vatan Koşumuzu gerçekleştirdik. Bu vesileyle, serden geçip yurttan geçmeyen aziz şehitlerimizi rahmetle anıyoruz. Ruhları şad olsun, Allah onlardan razı olsun. Bu nesil onların bıraktığı bu mirası çok daha uzun yıllar ileriye götürecek ve Türk bayrağı ilelebet dalgalanacak” diye konuştu.
Koşuya katılan Sedat Erdoğan ise, “15 Temmuz Şehitlerini anmak için toplandık. Bütün sporcu arkadaşlarımızla biraraya geldik. Bütün şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyoruz, gazilerimiz şifa diliyoruz. Allah bir daha öyle bir gece yaşatmasın” diye konuştu.Milli sporcu Damla Yıldız ise, “15 Temmuz 2016 ‘da yapılan darbe girişiminde dolayı burada şehitlerimiz adına yürüyüşte bulunacağız. Hepsini yad ediyoruz” dedi.
]]>
Uluslararası Isparta Gül Festivali çerçevesinde Gül Koşusu düzenlendi. Isparta Valiliği önünden başlayıp, Çayboyu, Andık Deresi ve tekrar Valilik Meydanında son bulan 10 km’lik parkurda, 3 kategoride düzenlenen koşuda dereceye girenlere madalya ve para ödülleri protokol üyelerince verildi.
Isparta Valiliği ve Isparta Belediyesi tarafından düzenlenen Uluslararası Isparta Gül Festivali kapsamında 2. gün etkinlikleri arasında Gül Koşusu yer aldı. Isparta Valiliği önünde Genel Klasman Erkek-Kadın, 35-45 yaş Erkek-Kadın ve 46 yaş ve üzeri Erkek-Kadın kategorilerinde düzenlenen koşuya 120 sporcu katıldı. Valilik önünden Isparta Belediye Başkan Yardımcısı Uğur Büyükçulcu tarafından verildi. Koşuya kimisi boks eldiveniyle katılırken, kimisi de yöresel kıyafetiyle katıldı. Bu arada yarışa görme engelli gençlerde eşlik ederken, kendileri için belirlenen kısa parkuru tamamladılar.
Koşu sonrası 15 Temmuz Cumhuriyet ve Demokrasi Meydanında gerçekleştirilen ödül törenine Isparta Valisi Aydın Baruş, Belediye Başkanı Şükrü Başdeğirmen ve eşi Şadiye Başdeğirmen, Gençlik ve Spor İl Müdürü Mahmut Danayiyen, belediye başkan yardımcıları, sporcular ve yakınları ile vatandaşlar katıldı.
Koşuya Isparta Görme Engelliler Spor Kulübünden görme engelli arkadaşlarıyla birlikte katılan yönetim kurulu üyesi Alperen Aydemir, “Böyle bir organizasyonu düzenlediği için Isparta Valiliğimize ve Belediye Başkanlığımıza teşekkür ederim. Şükrü Başkanımız her zaman engellilere ve engelli sporculara değer veriyor. Isparta’mız için katkılar sunmaya devam ediyor” şeklinde konuştu.
65 yaşındaki Afyonkarahisar’dan koşuya katılan Recep Uluışık ise Türkiye’nin her yerindeki koşulara katıldığını belirterek, “Isparta gayet güzel ve başarılı organizasyon” dedi.
Genel Klasman Kadınlar kategorisinde birinciliği alan Senem Eser, Gül Koşusu organizasyonunun çok güzel olduğunu belirterek, kendilerini koşu boyunca destekleyen vatandaşlara teşekkür etti. Eser, “Milli sporcular olarak davet edildik, çok memnun kaldık. Birinci oldum, 40 yaşındayım, gençlere örnek olmak istiyorum. Sporu seviyorum, koşmak çok güzel bir duygu. Herkese teşekkür ediyorum” diye konuştu.
Genel Klasman Kadınlar kategorisinde dereceye girenlere madalya ve para ödülleri Isparta Valisi Aydın Baruş tarafından verildi. Genel Klasman Erkekler kategorisinde dereceye girenlerin ödüllerini ise Belediye Başkanı Şükrü Başdeğirmen verdi.
Ödül töreninde konuşan Isparta Belediye Başkanı Şükrü Başdeğirmen, Isparta’nın en önemli ve marka değerlerinden biri olan gülün festivalini düzenlediklerini söyledi. Festival kapsamında düzenlenen koşu ve diğer etkinliklerle farkındalık oluşturmaya çalıştıklarını belirten Başkan Başdeğirmen, “Çok güzel bir koşu etkinliği oldu, sizlere Isparta’mız adına teşekkür ediyorum” derken, önümüzdeki yıl yapılacak gül koşusunda kategorilerde farklılıklar oluşturacaklarını dile getirdi. Başdeğirmen, “Gerek Isparta’dan gerek şehir dışından gelerek bu koşuya katılan tüm sporcularımıza teşekkür ediyorum, dereceye giren sporcularımızı kutluyorum” şeklinde konuştu.
Genel Klasman Erkekler kategorisinde Kayseri’den gelerek birinci olan Ömer Amaçtan, Gül Koşusuna emek veren herkese teşekkür ederek, “Isparta’ya geldim, çok memnun oldum, güzel bir koşu oldu, gülleri de gördüm” dedi. – ISPARTA
]]>İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin bu yıl beşincisini düzenlediği “Türkiye’nin En Hızlı Maratonu” Maraton İzmir, 5 bin 600 atletin katılımıyla koşuldu. Uluslararası Yol Yarışları kategorisinde World Athletics Label unvanlı Maraton İzmir’e 38 farklı ülkeden atletler katıldı. Yarış öncesi ve sonrası renkli görüntülere sahne oldu. Kimono giyen yarışçılar, stantlardaki görevliler ve her yaştan İzmirli, Kültürpark’ı adeta renk cümbüşüne çevirdi. Yarışın heyecanı ile müzik ve dansın keyfi, tüm katılıcılara harika saatler yaşattı.
Birincilik Kenya ve Etiyopya’ya
38 ülkeden 600 seçkin atletin katıldığı 42 kilometrelik yarışta erkeklerde Kenyalı Vitalis Kibiwot 02.11.08 derecesi ile birinciliği alırken, Etiyopyalı Sendeku Alelgn 02.13.42 ile ikinci, Kenyalı Silas Kurui 02.13.47 ile üçüncü oldu. Mustafa Kemal Bulvarı ile Karşıyaka sahilinde sabah saatlerinde başlayan şiddetli rüzgar, yarışçıların hızını ve parkurda rekorun çıkmasını da engelledi. 42 kilometrelik koşuda kadınlarda Etiyopyalı Aamelmal Tagel 02.37.26 ile birinciliği elde etti. Yine Etiyopyalı Bekelech Bedada 02.42.10 ile ikinci, Japon Suguru Oktabe ise 02.43.16 ile üçüncülüğü elde etti.
5 bin 600 sporcu koştu
Günün ilk startı sabah 07.00’de 10 kilometre kategorisinde verildi. Yaklaşık beş bin sporcu Kültarpark’taki eski İZFAŞ binası önünden saat 07.00’de start aldı. Koşucular, Mustafa Kemal Sahil Bulvarı üzerindeki Köprü Tramvay durağından dönerek, İZFAŞ binası karşı şeridinde yarışı tamamladı. 42 kilometrelik koşunun startı saat 08.00’de yine aynı noktadan verildi. Atletler, Alsancak üzerinden Karşıyaka’ya ulaşıp Bostanlı İskelesi’ne gelmeden dönüşe geçti. Aynı parkurdan bu kez Mustafa Kemal Sahil Bulvarı üzerinden İnciraltı’na varan sporcular, Marina İzmir’den dönerek başlangıç noktasında yarışı tamamladı.
Bengisu Avcı da koşuda yer aldı
Her iki yarışın da startını İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Ertuğrul Tugay, İzmir Büyükşehir Belediyesi Gençlik ve Spor Hizmetleri Dairesi Başkanı Hakan Orhunbilge, İzmir Gençlik ve Spor İl Müdürü Murat Eskici, İzmir Büyükşehir Belediyesi Spor Kulübü Başkanı Hüseyin Egeli ile ünlü teknik direktörler Ersun Yanal ile Hüseyin Eroğlu birlikte verdi. Dünyada Okyanus Yedilisi’ndeki yedi kanaldan dördünü geçen ilk ve tek Türk kadını İzmirli yüzücü Bengisu Avcı da Sidrex Koşu Takımı ile starttaki yerini aldı.
10 kilometrelik koşuda kazananlar belli oldu
10 kilometrelik koşuda erkeklerde sıralama Mohammad Hosein Tayebi, Ahmet Civci ve Bedri Şimşek şeklinde olurken, kadınlar ve Türk kadınlarda Tuğçe Karakaya, Natalia Kahraman, Özlem Işık bu sıralamayla yarışı tamamlandı. 10 kilometre erkekler 35-39 yaşta Osman Erkam Şafak, kadınlarda Natalia Kahraman, 40-44 yaş erkeklerde Tahsin Ersin Kurşunoğlu, kadınlarda Negin Ayromloo, 45-49 yaş erkeklerde Ahmet Bayram, kadınlarda Yasemin Karasu Dönmez, 50-54 yaş erkeklerde Oktay Ertunç, kadınlarda Leyla Erbay, 55-59 yaş erkeklerde Ayhan Duymuş, kadınlarda Gülşen Sönmez, 60-64 yaş erkeklerde Abdullah Ertekin, kadınlarda Raziye Arabacı, 65-69 yaş erkeklerde Hanis Breuninger, kadınlarda Fatma Musal, 70-74 yaş erkeklerde Mehmet Yavuz Vural, kadınlarda Aysel Ertuğ, 75-79 yaş erkeklerde İsmail Yörükoğlu, kadınlarda Türkay Atalay birincilikleri aldı.
İzmir Büyükşehir Belediyesi Meclisi CHP Grup Sözcüsü Elvin Sönmez Güler, ödüllerini kazananlara teslim ederken İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay’ın selamlarını getirdiğini belirterek, “Başkanımız sizlerin katılımlarından dolayı hepinize tek tek teşekkür etti. Tüm sporcularımızı canı gönülden kutluyoruz ve katılımınız için bize güç kattığınız için sizleri tekrardan tebrik ediyorum” dedi. – İZMİR
]]>67 yaşındaki antrenör Dursun Düzgün tarafından 15 yıl önce kurulan çeşitli mesleklerde çalışan, esnaf, akademisyen, emekli ve yöneticilik yapan 35 ile 70 yaş üzerindeki kişilerin bir araya geldiği Palandöken Masterler Koşu Grubu, Ramazan ayında da koşularını sürdürüyor. Haftada 3 gün salon ve atletizm tartan pistinde yaz kış demeden antrenman yapan sporcular maratonlara sistematik ve disiplin içinde hazırlanıyor. Gruba katılmak için yılda iki defa sağlık raporu ve doktor kontrolünden geçmek ise en önemli şartlardan birisi. Palandöken Masterler Koşu Grubu üyelerinin en büyük isteği ise kendilerine destek olunması.
İstanbul Maratonu’na hazırlanıyorlar
Ramazanda da antrenmanlarını aksatmayan ve kendilerini “Çılgın Dadaşlar” olarak nitelendiren atletler, Antrenör Dursun Düzgün ve koordinatörü Hikmet Maraşlı ile İstanbul Maratonu’na katılmak için iftar öncesi yaklaşık 2 saatlik çalışma yapıyor. Dursun Düzgün, sporun bir insanın en yüksek verime ulaşabilmesi için ruhen ve bedenen yapmış olduğu egzersizlerin tümü olduğunu ifade ederken, “Sporun, öğrenmenin, okumanın yaşı yok. Spor yapanla yapmayan kesinlikle bir değil. Ramazanda hepimiz orucuz ve bu halde çalışıyoruz, iftara 1-2 saat kala gelip bu performansı göstermek kimsenin harcı değil. Biz çalışıyoruz, yağ yakıyoruz, emek harcıyoruz. Herkese spor yapmasını tavsiye ediyorum. Evde, kahvede oturmaktansa gelip spor yapsınlar” dedi.
İftara doğru antrenmanları başlıyor
Beraber spor yapmayı seven, sağlık için yaşam boyu sporu seçen bir ekip olduklarını ifade eden Hikmet Maraşlı, “Bizler uzun yıllardır DSİ spor salonunda hep beraber sporla uğraşıyoruz. Sağlık için yaşam boyu spor yapıyoruz. 8-9 yıldan beri de yurt içi, yurt dışı maratonlara katılıyoruz. Maratonlar da genellikle 10, 15 veya 21 kilometre maratonlarına katılıyoruz. Yurt dışında Tataristan Kazan, Gürcistan Tiflis, Azerbaycan Bakü maratonuna katıldık. Bizler sağlığımız el verdiği sürece spora devam edeceğiz. Tüm gençliğimize bu spora yönelmelerini, birlikte koşu, yürüyüşlere katılmalarını özellikle tavsiye ediyoruz. Bizim için yaz-kış yani sıcak-soğuk, Ramazan hiç fark etmiyor bizim için. Tabii ki sağlığımızı düşünecek şekilde kontrollü bir vaziyette Ramazan’da da akşam iftara yakın belli bir saatte sporumuzu yapıyoruz. Bazı insanlar bunun acaba sağlık için çok riskli olabileceğini düşünebilir. Ama biz ölçülü bir şekilde Ramazan günlerinde iftara yakın çok harika bir koşu ve etkinlikler düzenliyoruz. İftara doğru spor yapmak çok sağlık için de çok yararlı oluyor.” şeklinde konuştu.
72 yaşında grubun en hızlısı emekli öğretmen
Palandöken Masterler Koşu Grubu’nun en yaşlı üyelerinden birisi olan 72 yaşındaki emekli öğretmen Celal Arpacık, “Yaşamım el verdiği sürece koşuya devam edeceğim. 25 yılık spor hayatım var, son 9 yıldır koşu ile uğraşıyorum. Ramazan günlerinde kendimi koşarak daha fazla zinde hissediyorum. Geçen yıl Azerbaycan’da katıldığım yarı maratonda 21 kilometrede yaş grubunda ikinci, aynı yıl Gürcistan Tiflis’teki yarı maratonda ise birinci oldum” diye konuştu. – ERZURUM
]]>Kentte uzun yıllar atletizm, voleybol, hentbol, cimnastik ve judo gibi branşlarda uluslararası hakemlik de yapan 67 yaşındaki antrenör Dursun Düzgün, 15 yıl önce çeşitli mesleklerde çalışan ya da emekli olan 35 ile 70 yaş üzerindeki kişilerin bir araya geldiği Palandöken Masterler Koşu Grubu’nu kurdu.
Gruba katılmak isteyenlerden yılda iki defa sağlık raporu ve doktor kontrolünden geçmelerini isteyen Düzgün, haftada 3 gün salon ve atletizm tartan pistinde yaz kış demeden antrenman yaptırdığı sporcuları maratonlara hazırlıyor.
Ramazanda da antrenmanlarını aksatmayan lisanslı sporcular, antrenör Düzgün’ün 40 yıllık tecrübesiyle katıldıkları birçok maratonda yaş gruplarında ilk 3’e girip kupa ve madalya kazandı.
Kendilerini “Çılgın Dadaşlar” olarak nitelendiren atletler, antrenör Düzgün ve grup koordinatörü Hikmet Maraşlı ile İstanbul Maratonu’na katılmak için ter döküyor.
“İftara 1-2 saat kala bu performansı göstermek kimsenin harcı değil”
Antrenör Düzgün, AA muhabirine, 15 yıl önce “Çılgın Dadaşlar” olarak bilinen Palandöken Masterler Koşu Grubu’nu kurup sporcuları atletizm branşında uluslararası organizasyonlara hazırladıklarını söyledi.
Böyle bir ekibi çalıştırmaktan onur ve gurur duyduğunu ifade eden Düzgün, şöyle konuştu:
” Spor, bir insanın en yüksek verime ulaşabilmesi için ruhen ve bedenen yapmış olduğu egzersizlerin tümüdür. Sporun, öğrenmenin, okumanın yaşı yok. Spor yapanla yapmayan kesinlikle bir değil. Ramazanda hepimiz orucuz ve bu halde çalışıyoruz, iftara 1-2 saat kala gelip bu performansı göstermek kimsenin harcı değil. Biz çalışıyoruz, yağ yakıyoruz, emek harcıyoruz. 60 yıldır sporun içindeyim, atletizm ve diğer branşlarda uluslararası hakemlik yapıyorum. Sporcular genelde ‘baba’ ve ‘hoca’ diyor, beni sayıp severler, aslında çoğu benden büyük. Herkese spor yapmasını tavsiye ediyorum. Evde, kahvede oturmaktansa gelip spor yapsınlar.”
Düzgün, kentte yarı maraton organizasyonu düzenlenmesi için bir süre önce Gençlik ve Spor İl Müdürü Levent Çakmur ile görüştüklerini ve talebe olumlu bakıldığını dile getirdi.
“Spor yaparak gençlere örnek olmaya çalışıyoruz”
Emekli öğretmen Yurdal Topçuoğlu, yıllar önce gençleri spora teşvik etmek amacıyla “yaşam boyu spor” adı altında başladıkları sporda atletizme yöneldiğini ve 10 yıldır İstanbul Maratonu başta olmak üzere yurt içi ve yurt dışındaki organizasyonlara katıldığını belirtti.
Türkiye’deki yol koşullarının çoğuna gittiklerini söyleyen 70 yaşındaki Topçuoğlu, “Benim ve çok sayıda arkadaşımın kupası var, yaş gruplarında kesin dereceye giriyoruz. Kardiyo ve egzersiz çalışmalarıyla tamamen vücudu dayanıklı ve kuvvetli hale getiriyoruz. Antrenmanları aksatmıyoruz, ayrıca en önemlisi gençlere spor yaparak örnek olmaya çalışıyoruz. Dursun hocamız hepimizi bu denli dayanıklı yaptıysa emeği çoktur. Erzurum’da spor tesisleri çok, sporun yaşı yok. Arkadaşlarımın çoğu 50’sinden sonra spora başladı.” diye konuştu.
Spor sayesinde sağlıklı kaldığına dikkati çeken 74 yaşındaki Arslan Yakup Pirimoğlu ise “10 yıldır maraton koşuyorum, çok sayıda kupa ve madalya aldım. Gençlere örnek olmak için bu sporu yapıyorum. Bazıları ‘Bu yaştan sonra bu iş yapılır mı?’ diyor. Onlara aldırmadan devam ediyoruz. Alıştım artık, spor yapmazsam rahatsız olurum. Spora başlamadan önce şekerim 380 idi, şimdi şeker hastalığım kalmadı.” dedi.
Erzurumspor’un eski oyuncularından 71 yaşındaki Alparslan Yılmaz da ailecek sporcu olduklarını ve sporu hiç bırakmadığını anlatarak, “Antrenör Düzgün nezaretinde koşu ve kondisyon çalışmalarına devam ediyoruz. 70 yaş üzeri Türkiye şampiyonluğum, madalya ve kupalarım var. Önümüzde İstanbul Maratonu var, arkadaşlarımızla 42 kilometre koşmaya hazırlanıyoruz.” ifadelerini kullandı.
]]>İSTANBUL,
Halk arasında şeker hastalığı denilen tip2 diyabet rahatsızlığına rağmen Mardin’de düzenlenen Mezopotamya Yarı Maratonu’nda 21 km yaş grubunda 1’inci olan 42 yaşındaki Özcan Bos, “2013 yılında halk arasında şeker hastalığı denilen tip2 diyabet rahatsızlığıyla yüzleşmek zorunda kaldım. Doktorum bana bundan sonra hareketli bir hayat sürmemem, beslenme alışkanlıklarımı tümüyle değiştirmem gerektiğini söyledi. Ben de günün her saati açık havada yapabileceğim, benim için en uygun olan sporun hafif tempoyla koşmak olduğunu düşündüm. Böylelikle koşu serüvenim başlamış oldu” dedi.
Edirne’de yaşayan 42 yaşındaki Özcan Bos, halk arasında şeker hastalığı denilen tip2 diyabet rahatsızlığı olduğunu öğrendikten sonra koşulara başladı ve Mezopotamya Yarı Maratonu’nda 21 km yaş grubunda 1’inci oldu. Sporcunun şimdiki hedefi ise İstanbul Yarı Maratonu’nda kendi yaş grubunda ilk 3’e girmek.
Özcan Bos’un soru-cevap şeklindeki röportajı şöyle;
– Kendinden bahsederek başlayalım. Nerede doğdun büyüdün, ne iş yaparsın? Profesyonel olarak hangi sektördesin?
“1982 yılında Edirne’nin Lalapaşa ilçesi Çömlekakpınar köyünde doğdum ve büyüdüm. Ticaret meslek lisesinden mezun olup, askerliği yaptıktan sonra Edirne Merkez’de bulunan bir akaryakıt istasyonunda çalışmaya başladım ve o yıllardan beri aynı sektörde yönetici olarak çalışıyorum.”
– Koşma fikri ne zaman başladı? Bir kırılma anı var mı? Yoksa ‘fırsat bulursam koşmaya başlarım’ mı dedin?
“Ortaokul yıllarımda amatörce okul takımında koştuğum zamanlar oldu ama asıl 4 yıl önce başladım diyebilirim. Aslında başlamamın bir dönüm noktası. 2013 yılında halk arasında şeker hastalığı denilen tip2 diyabet rahatsızlığıyla yüzleşmek zorunda kaldım. Doktorum bana bundan sonra hareketli bir hayat sürmemem, beslenme alışkanlıklarımı tümüyle değiştirmem gerektiğini söyledi. Ben de günün her saati açık havada yapabileceğim, benim için en uygun olan sporun hafif tempoyla koşmak olduğunu düşündüm. Böylelikle koşu serüvenim başlamış oldu.”
– İlk yarıştan, kürsü gördüğün ana kadar yaşadığın deneyimler nelerdi?
“İlk yarışımı 2019 Nisan ayında yaşadığım şehir Edirne’de koştum. İlk kez kürsüye 2022 yılı Kasım ayında Gelibolu’da yaş grubumda 1. olarak çıktım. İlk yarışımla ilk kürsüye çıkma zamanım arasında yaklaşık 3,5 yıl kadar bir süre var. Bu süre içerisinde pandemi dönemi de var. Sokağa çıkma yasaklarında bile koşmaya devam ettim. İlk başladığım zamanlar 10 dakika bile koşamıyordum. Tekrar tekrar aynı koşuları yapmaya devam ettikçe bu süreler uzamaya başladı. Hatta bir gün beraber koştuğumuz arkadaşlar “Bugün 21 km koşacağız sen de gel” dediler. Ben o zamana kadar hayatımda 21 km hiç koşmamıştım. Başladık koşmaya tabii ben 21 km’yi koşarak tamamlayamadım. Bacaklarımda her çeşit ağrı ve kasılmalara maruz kaldım. Ama bu olay beni asla durdurmadı ve koşamadığım bu mesafeyi 2 yıl sonrasında 26 Kasım’da Mardin’de yapılan Mezopotamya Yarı Maratonu’nda 21 km yaş grubunda 1’inci olarak tamamladım.”
– Bu yola girdiğinde ailenden ve çevrenden nasıl geri dönüşler aldın?
“Eşim bu yolda benim gerçekten en büyük destekçim oldu. O bu denli destek olup arkamda durmasaydı ben şu anki başarılarıma ulaşamazdım diye düşünüyorum. Sonuçta her gün devamlı zaman ayırmanız gereken bir durum var. Hem işte çalışıyorsun, hem zaman ayırman gereken ailen var. Bir yerden biri eksik kalıyor. Bazen bu dengeyi kurmakta zorlandığım zamanlar da olmadı değil, hatta çocuklarla daha fazla zaman geçirmek için bazen gece onlar uyuduktan sonra koşmaya gittiğim bile oldu. Çoğu zaman çevremdekilerden çok fazla koştuğum için olumsuz yorumlar aldığım oldu. Tabii ki bazen sırf bu yorumlara maruz kalmamak için koştuğumu gizlediğim zamanlar da oldu ama her şeye rağmen beni destekleyenlerin sayısı az değildi. Benim kendimce gerçekleştireceğim hedeflerim olduğu için olumsuz olan her yoruma kulaklarımı tıkadım ve motivasyonumu kaybetmedim.”
– Koşu maceranda olumlu/ olumsuz sende iz bırakan en önemli olay neydi?
“Benim gibi bu sporu düzenli olarak yapanların en büyük korkusu sakatlanmaktır. Çok şükür şu ana kadar böyle bir olumsuzlukla karşı karşıya kalmadım. Fakat başladığım günden şu zamana kadar önce sağlığıma hızla kavuştum diyebilirim. Sigara ve alkol kullanıyordum, zaman içerisinde daha iyi koşabilmek için hepsini bıraktım. Bedenen yapılan bir spor olmasına rağmen her antrenmandan sonra sanki bedenime karşı borcumu ödemişçesine ruhsal olarak da bir değişim içerisine girdiğimi fark ettim. Yarışmalar için gittiğim yerlerde her ne kadar rakiplerim olsalar da iz bırakan arkadaşlık kazanımlarım oldu. Yarışma için gittiğim yerleri bu vesile ile tanımış ve gezmiş olmanın avantajını da söylemeden geçmek olmaz.”
– Geri dönsen, bu macerada değiştirmek istediğin şey ne olurdu?
“Ben bu spora 38 yaşımda başladım. Başladığımda “Yarışlara katılırım, kürsüye çıkarım” gibi hedeflerim yoktu. Şimdi bugün geriye dönme fırsatım olsa daha genç yaşta bu spora başlamak isterdim. Kim bilir belki profesyonel olur, bu alanda iyi bir kariyer yapma fırsatı yakalardım. Yani içimde geç kalmışlığın burukluğu yok değil.”
Bu hikaye nerede bitecek? Nihai hedefin ne? Ne kadar daha? ya da neyi gerçekleştirdiğinde bırakacaksın?
“Bu hikaye sanırım sağlığım el verdiği sürece devam edecek gibi, katıldığım yarışmalarda 70’li 80’li yaşlarda halen devam edenleri gördükçe bu inancım daha da güçleniyor. Bu yüzden şunu da gerçekleştireyim, bu başarı da olsun bırakırım gibi bir düşüncem hiç olmadı. Fakat önümde uzun bir yol olduğunun farkındayım. Gerçekleştirmek istediğim başarılarım ve hedeflerim tabi ki var, İstanbul Yarı Maratonu’nda yaş grubumda ilk 3’e girmek istiyorum ve benim için zor bir hedef olduğunun da farkındayım. Fakat koşuya ilk başladığımda da yarı maraton koşmak benim için zordu. İstemek ve çalışmak bir araya gelince hedefler daha yakın oluyor sanki. Bir de kendimi hazır hissettiğimde 3 saatin altındaki sürede 1 kere tam maraton 42.195 metre koşmak istiyorum.”
– Yaşadığın şeyi tam olarak nasıl tanımlarsın? Bir ispat çabası mı? Seni mutlu eden şeyi yapmak mı? Başka bir şey mi?
“Hayatım boyunca yapığım bir işten dolayı çevremdekilere bir şeyleri ispat etmek gibi bir çabam olmadı. Koşuda da aynı şey geçerli aslında. Yarışlarda her ne kadar rakiplerimizle yarışıyor, kendimizi ispatlıyor gibi görünüyor olsak da ben her yarışanın ilk önce kendisi ile yarıştığını düşünenlerdenim. Koşmak şu an için hayatımın beni mutlu eden bir parçası, bir tutku benim için. İnşallah hayatımın bundan sonraki dönemlerimde bu tutkum hep aynı sıcaklığını korur.”
– Hayatı boyunca hiç koşmamış ama içinde koşmaya dair cesaret kırıntıları olan insanlara ne söylemek istersin?
“Benim bu konuyla alakalı çok sevdiğim biz söz var. “Koşmak istiyorsanız hemen çalışmaya başlayın, hayatınızı keşke yapabilseydim diye harcamayın.’ Geç kaldım dediğinde başlasan bile hiç başlamayanların önünde olduklarını fark etmeliler bence. Tek dikkat edilmesi gereken konu doğru materyal ile koşmaktır: Bunların en önemlisi ayakkabı olmalıdır. Doğru ayakkabı ile koşulmadığı takdirde ortopedik sakatlanmalara maruz kalma riski yüksek olacaktır.”
]]>