Koruma – Haber 60 – Tokat Haber https://www.haber60.com.tr Fri, 05 Jul 2024 08:24:07 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 Adalar’da ‘azmanbüs’ tartışması: İmamoğlu ve Demet hakkında suç duyurusu https://www.haber60.com.tr/adalarda-azmanbus-tartismasi-imamoglu-ve-demet-hakkinda-suc-duyurusu/ https://www.haber60.com.tr/adalarda-azmanbus-tartismasi-imamoglu-ve-demet-hakkinda-suc-duyurusu/#respond Fri, 05 Jul 2024 08:24:07 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=37014 Adalar’da hizmete alınan ve ada sakinlerinin ‘azmanbüs’ olarak adlandırdığı elektrikli minibüsün bölgeye zarar verdiğini savunan bir grup, adliyeye gelerek İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu ve İETT Genel Müdürü İrfan Demet hakkında suç duyurusunda bulundu.

Bir grup ada sakini, Adalar’da hizmete alınan ve ‘azmanbüs’ olarak adlandırılan elektrikli minibüse karşı olduklarını belirterek İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu ile İETT Genel Müdürü İrfan Demet hakkında Savcılığa suç duyurusunda bulundu. Suç duyurusu dilekçesinde, Adalar’ın tamamının 2021 tarihli Cumhurbaşkanı Kararıyla Özel Çevre Koruma bölgesi ilan edildiği koruma altına alınan bölgeye yasal dayanağı olmaksızın motorlu araç sokulduğunu, trafik tescili, sigortası olmayan araçlarla yolcu güvenliği tehlikeye atılarak taşımacılık yapıldığı, İmamoğlu’nun 24 Haziran’da basına yaptığı açıklamada, geçici izinle L tipi hizmet veren araçlarla Adalar’da hizmet verilmeye başlandığını söylediğini ve bu konuşmasının İmamoğlu’nun yolcuların güvenliğini yok sayarak yasaların izin vermediği işlemi eylediğini kabul ettiğini dile getirdiği aktarıldı.

Dilekçede ayrıca, Adalar’da toplu taşımaya ihtiyaç duyulmadığı ancak hali hazırda bu uygulamanın dayatılmaya çalışıldığı ve bu kapsamda yüz milyonlarca lira harcanarak kaynak israfına yol açıldığı, İETT tarafından Heybeliada ve Burgazada’nın kıyılarına otobüs peronları inşa edildiği, tel ve çitle çevrilerek bu alanların kullanımının yasal dayanağı olmadan halka kapatıldığı, söz konusu alanların İBB’ye tahsis edilmediği ve Adalar’ın kıyı imar planı bulunmadığı ve şüphelilerin ‘görevin gereklerini yerine getirmede ihmal’, ‘görevi kötüye kullanma’ ve ‘Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’na muhalefet’ ile ‘Kıyı Kanunu’na muhalefet’ suçlarından dava açılması talep edildi.

“Adalar yatırım, rant, kar alanı değil koruma alanıdır”

Konuya ilişkin Çağlayan’da bulunan İstanbul Adalet Sarayı meydanında açıklama yapan Ada sakinlerinden Dolunay Baykul, “İstanbul Adaları’nı dünyanın başka yerlerindeki koruma alanlarından ayıran özelliği motorlu araç trafiğine tamamen kapalı oluşudur. Adalar ilçesinin bütünsel SİT alanı ilan edilmesinin gerekçelerinden biri, Adalar’ın motorlu kara taşıtlarının kullanılmadığı, ulaşımın ve taşımanın sadece atlı taşıtlar ile yapıldığı bir alan olmasıdır. İstanbul Adaları’nın bu özelliği sayesinde Türkiye, dünyanın motorlu araç trafiğine kapalı olan adalara sahip 24 ülkesinden biridir, daha doğrusu biriydi. 2020 yılından itibaren Adalar, bu özelliğini kaybetmiştir. İBB, ada sakinlerinin itirazlarına rağmen demokratik katılım ilkelerini hiçe sayarak, toplu taşıma bahanesiyle Adalar’a 2020’de tescilsiz ve lisanssız minibüsler getirmiştir. Bunlara 15 Haziran 2024’den itibaren Adalılar’ın ‘azmanbüs’ adını taktığı lisanslı minibüsler eklenmiştir. Vatandaşları okula, hastaneye taşıyacağı iddia edilen minibüsler ise bu işi fahiş fiyatla yapmaktadır. Turistik talepler için Adalar’ın tarihsel, kültürel, doğal dokusu yok edilmekte, Türkiye’nin tek motorsuz alanı feda edilmektedir. Karşı karşıya olduğumuz küresel, ekolojik kriz, tüm dünyaya motorsuz alanların önemini kavratmışken ve dünyanın pek çok yerinde belediyeler, bu alanlarını artırmaya çalışıyorken, Türkiye, İBB’nin anti demokratik uygulamaları sayesinde motorsuz adalarını kaybetmektedir. Adalar yatırım, rant, kar alanı değil koruma alanıdır” ifadelerini kullandı. – İSTANBUL

]]>
https://www.haber60.com.tr/adalarda-azmanbus-tartismasi-imamoglu-ve-demet-hakkinda-suc-duyurusu/feed/ 0
Cudi Dağı’nda Anadolu parsı ve sırtlan karşı karşıya geldi https://www.haber60.com.tr/cudi-daginda-anadolu-parsi-ve-sirtlan-karsi-karsiya-geldi/ https://www.haber60.com.tr/cudi-daginda-anadolu-parsi-ve-sirtlan-karsi-karsiya-geldi/#respond Mon, 03 Jun 2024 22:09:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=34602

ŞIRNAK’ın Silopi ilçesinde Cudi Dağı bölgesinde 1 hafta önce Anadolu parsı ile sırtlanın karşı karşıya geldiği anların, termal kameraya yansımasıyla ilgili olarak Dicle Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Kılıç, “Sırtlanın ve Anadolu parsının aynı karede görülmesi iyi bir fırsat oldu. Ülkemiz büyük bir potansiyele sahip, Afrika’nın o vahşi ormanları, stepleri gibi alanlar, bölgemizde var. Cudi Dağı çok önemlidir. Bitkisel, hayvansal çeşitlilik burada zirvededir diyebiliriz. Ama maalesef yeterince araştırılmamış. Bu bölgelerin koruma altına alınması lazım. Koruma altına alındığı zaman uzun yıllar boyunca biz bu nadide türleri görme şansına sahip olacağız. Böylesine nadide türler ülkemizin pek çok yerinde var ve özellikle Güneydoğu Anadolu Bölgesi bu bakımdan çok zengin” dedi.

Silopi ilçesi Cudi Dağı bölgesinde, 1 hafta önce Anadolu parsı ve sırtlan karşı karşıya geldi. O anlar, termal kameraya yansıdı. Silopi Kaymakamı Cihat Koç da o anları sosyal medya hesabından paylaştı. Görüntülerde Anadolu parsının yüksek bir yere çıkıp sırtlanı seyrettiği ve saldırı pozisyonu aldığı, sırtlanın da Anadolu parsına baktığı görüldü. Konu ile ilgili Dicle Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Kılıç, bölgenin geniş biyoçeşitliliğe sahip olduğunu ifade ederek, “Fotokapanların son yıllarda pek çok mekana takılması bize büyük bir fırsat sundu. Çok nadide türleri, leopar gibi, sırtlan gibi türleri kayda alabildik. Son tespitlerde termal kamerayla sırtlanın ve Anadolu parsının aynı karede görülmesi iyi bir fırsat oldu. Büyük bir tesadüf. Ama bu tesadüf aslında bilim insanları tarafından detaylı biliniyor” diye konuştu.

‘BİYOÇEŞİTLİLİĞİN OLDUĞU YERDE SALGIN HASTALIKLAR OLMAZ’

Bölgenin çok zengin bir tür çeşitliliğine sahip olduğunu kaydeden Prof. Dr. Kılıç, “Bu alanların daha da araştırılmasıyla çok nadide türlerin bol miktarda olduğunu görebileceğiz. Ama buraların korunması lazım. Fotokapanlar pek çok yere yerleştirildi fakat termal kamerayla tespit olursa daha fazla türü görme şansımız olacak ve tespit edilen türlerle bölgede koruma faaliyetleri desteklenir. Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde pek çok bakir bölge var. Mesela Cudi Dağı çok önemlidir. Bitkisel, hayvansal çeşitlilik burada zirvededir diyebiliriz. Ama maalesef yeterince araştırılmamış. Termal kamera veya fotokapanlar ve araştırıcılar desteklenecek olursa bu alanda birçok fazla türü görebiliriz. Bu bölgelerin koruma altına alınması lazım. Koruma altına alındığı zaman uzun yıllar boyunca biz bu nadide türleri görme şansına sahip olacağız. Biyoçeşitliliğin olduğu yerde salgın hastalıklar olmaz. Bu yüzden bizim tabiatı tanıyıp korumamız lazım” ifadelerini kullandı.

‘TÜRKİYE YABAN HAYATI BAKIMINDAN AFRİKA GİBİ BİR POTANSİYELE SAHİP’

Türkiye’nin yaban hayatı bakımından Afrika ülkeleri gibi büyük bir potansiyele sahip olduğunu ifade eden Prof. Dr. Kılıç, “Ülkemiz büyük bir potansiyele sahip. Afrika’nın o vahşi ormanları, stepleri, o gizemli alanları bölgemizde var. Peki, ülkemiz yeterince araştırılıyor mu? Çok büyük bir ülke, çok farklı özellikleri olan bölgeler var. Buraların detaylı bir biçimde araştırılması lazım. Memeli hayvanlar, kuşlar, sürüngenler, böcek türleri, bitki türleri çok nadide dünyada olmayan endemik türler ülkemize var. Bunları korumamız lazım. O da araştırmayla, tanıtmayla olur. Son zamanlarda ters laleleri artık pek çok yerde görebiliyoruz. Böylesine nadide türler ülkemizin pek çok yerinde görülüyor. Özellikle Güneydoğu Anadolu Bölgesi bu bakımdan çok zengin. Buraların desteklenmesi lazım. Araştırıcıların donanım ve personel yönünden, asistanlar yönünden desteklenmesiyle çok daha iyi sonuçlar alınabilecektir. Vatandaşlarımız da bu çalışmalara gönüllü olarak destek veriyorlar. Bizim onları bilgilendirmemiz lazım. O zaman el birliğiyle çok daha iyi sonuçlar alma şansımız var. Maalesef biz neye sahip olduğumuzu bilmiyoruz. Biyoçeşitlilik, habitat çeşitliliği, tabiat güzelliklerimiz var. Çünkü ortaya çıkartılmamış, özellikleri belirlenmemiş pek çok bakir bölgemiz var. Bunları tanıtacak olursak hem bölge halkı hem de ülkemiz pek çok imkanlara kavuşabilecektir” dedi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/cudi-daginda-anadolu-parsi-ve-sirtlan-karsi-karsiya-geldi/feed/ 0
Keşan’da tarım arazilerine izinsiz konulan ‘tiny house’lar kaldırılıyor https://www.haber60.com.tr/kesanda-tarim-arazilerine-izinsiz-konulan-tiny-houselar-kaldiriliyor/ https://www.haber60.com.tr/kesanda-tarim-arazilerine-izinsiz-konulan-tiny-houselar-kaldiriliyor/#respond Fri, 31 May 2024 02:39:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=33945

EDİRNE’nin Keşan ilçesinde, muhtarlar ve çiftçiler, tarım arazilerine izinsiz konulan ‘tiny house’ların kaldırılmasına destek verdi. Keşan Köy ve Mahalle Muhtarları Derneği Başkanı Abdullah Kemik, “Özellikle pandemi döneminden sonra ‘tiny house’ ve böyle yapıların hızla çoğaldığı gözlemlenmiştir. Tarım arazilerinde yapılaşma konusunda toprak ve arazi kullanımı kanunu göz önünde bulundurularak tarımın devamlılığını korumak zorundayız” dedi.

Saros Körfezi Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesi sınırlarında tarım arazisi niteliğindeki tarla vasıflı taşınmazlarda, tarımsal nitelik bozularak ‘tiny house’ adlı izinsiz yapıların koyulması üzerine, Edirne Valiliği tarım alanlarını koruma amacıyla çalışma başlattı. ‘tiny house’ların bir kısmı sahipleri tarafından kaldırılırken Edirne Özel İdaresi ekiplerinin Saros Körfezi’nde kaldırma çalışmaları sürüyor.

Keşan’daki muhtarlar, ziraat odaları, çiftçi kuruluşları ve üreticiler de Edirne Valiliği’nin yaptığı çalışmalara Cumhuriyet Meydanı’nda düzenledikleri basın açıklamasıyla destek verdi. Keşan Köy ve Mahalle Muhtarları Derneği Başkanı Abdullah Kemik, tarımın ülkelerin gıda güvenliği, kırsal kalkınma, istihdam, milli gelire katkı, ihracat ve çevre koruma gibi çok fonksiyonlu özelliğiyle dünyanın her ülkesinde stratejik bir öneme sahip olduğunu belirterek, “Kaçak yapılaşma, tarımsal üretim ve doğal dengeyi olumsuz yönde etkilemektedir. İlimiz, ülkemiz çeltik üretiminde 1’inci, ayçiçeği üretiminde 1’inci, buğday üretiminde 4’üncü sırada yer alarak, stratejik ürünlerin üretildiği verimli topraklarıyla ön plana çıkmaktadır. Son günlerde hem ilimiz Edirne’de hem diğer illerimizde tarım arazilerinin amaç dışı kullanıldığını görmekteyiz. İlimizde tüzel kişiler veya şahısların kooperatif kurarak veya kişisel olarak tarım arazilerini satın aldığı ve bu arazilerde ‘5403 sayılı toprak koruma ve arazi kullanımı kanunu’ kapsamında tarım dışı kullanım izni alınmadan ve ‘3494 sayılı imar kanunu’ gereği, imar planı yapılmadan kooperatif yönetimler tarafından tapu tescili olmayacak şekilde fiili hisseler oluşturulduğu kooperatif üyesi olarak hisse satın alınması durumunda her bir hisse içinde geçici veya kalıcı yapılar (konteyner, tiny house ve benzeri) konulduğu gözlenmiştir. Ayrıca bu alanların tel, çit, tahta gibi malzemelerle bölündüğü, aralarına yollar yapıldığı, kanalizasyon, su ve elektrik hattı döşendiği, imarlı parseller gibi pazarladığı tespit edilmiştir. Tarım arazilerinin bütünlüğünün bozulduğunun ve bitkisel, hayvansal üretimden tamamen çıktığı gözlemlenmiştir” diye konuştu.

‘TARIMIN DEVAMLILIĞINI KORUMAK ZORUNDAYIZ’

Özellikle pandemi döneminden sonra ‘tiny house’ ve benzeri yapıların hızla çoğaldığını ve tarımsal alanlar ile çevreyi tehdit ettiğinin gözlemlendiğini ifade eden Kemik, “Salgın hastalıklar ve savaşlar yaşadığımız bu dönemde gıdaya erişimin ne kadar zor ve önemli olduğu bir kez daha görülmüştür. Bu koşullar göstermiştir ki, dünyada en önemli şey gıda ve bu gıdaya sağlıklı bir şekilde ulaşmaktır. Özellikle pandemi döneminden sonra ‘tiny house’ ve böyle yapıların hızla çoğaldığı, tarımsal alanları ve çevreyi tehdit ettiği gözlemlenmiştir. Tarım arazilerinde yapılaşma konusunda toprak ve arazi kullanımı kanunu göz önünde bulundurularak tarım arazilerindeki yapılaşmanın izinli ve kontrol altında gerçekleşmesini sağlayarak tarımın devamlılığını korumak zorundayız. Bu kapsamda ilimizdeki ilgili kurum ve mercilere Edirne’de tarım arazilerinin korunmasına yönelik olarak ‘tiny house’ ve kaçak yapılaşmaya izin verilmemesi konusunda yaptıkları çalışmalar için desteklerimizi sunar ve teşekkür ederiz” ifadelerini kullandı.

YAPILAR KALDIRILIYOR

Öte yandan Saros Körfezi’nde kıyısı bulunan Keşan’a bağlı Danişment ve Korucu köyleri arasında, tarım arazilerine izinsiz konulan ‘tiny house’ adlı taşınabilir evler, valilik tarafından kaldırılıyor. Mobil olmadıkları, elektrik, su ve tuvalet bağlantılarının yapıldığı belirlenen ‘tiny house’lar İl Özel İdaresi ekipleri tarafından vinçle TIR’lara yüklenip, belirlenen alana götürülüp bırakılıyor.

]]>
https://www.haber60.com.tr/kesanda-tarim-arazilerine-izinsiz-konulan-tiny-houselar-kaldiriliyor/feed/ 0
CHP Genel Başkanı Özgür Özel’den Tayyip Erdoğan’a eleştiri: ‘838 emekliye 1 ayda verilen para Tayyip Bey’in korunması için bir günde harcanıyor’ https://www.haber60.com.tr/chp-genel-baskani-ozgur-ozelden-tayyip-erdogana-elestiri-838-emekliye-1-ayda-verilen-para-tayyip-beyin-korunmasi-icin-bir-gunde-harcaniyor/ https://www.haber60.com.tr/chp-genel-baskani-ozgur-ozelden-tayyip-erdogana-elestiri-838-emekliye-1-ayda-verilen-para-tayyip-beyin-korunmasi-icin-bir-gunde-harcaniyor/#respond Sun, 17 Mar 2024 22:33:32 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=20100 Haber: MERVE GÜVEN Kamera: ONUR BİNGÖL

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, “Tayyip Bey’in, koruması için geçen sene ocak ayında 99 milyon lira, bu sene ocak ayında yüzde 160 artışla 250 milyon lira para harcanmış. Bunu bir güne indirirseniz, 8,3 milyon oluyor. Yani 492 asgari ücret. Yani 10 bin liralık emekli maaşından 838 emekliye 1 ayda verilen para Tayyip Bey’in korunması için bir günde harcanıyor. Bu kadar büyük orduyla gezmek, 500 araçla gezmek. Uçaklar, helikopterlerle kendini korutmanın hiçbir manası yok. Sana koruma değil millete iş, AŞ lazım. Senin aklını başına alman lazım” dedi.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, yerel seçim çalışmaları kapsamında Osmaniye’yi ziyaret etti. Özel burada halka hitap etti ve partisinin adayları için oy istedi. Osmaniyeli olan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ye kolunu incitmesinden dolayı memleketinden geçmiş olsun dileklerini ileten Özel, “Osmaniye’de siyasi ayrılıklar olur, tartışmalar da olur belki. Ama Osmaniye’nin insan yanı kuvvetlidir. Osmaniye, birbirini seven, vatanını seven, kalbinde vatan, millet, bayrak ve Atatürk sevgisi olan insanların kentidir Osmaniye” dedi.

“EMEKLİNİN KIŞKIRMAK İÇİN AYAĞA KALKMAK İÇİN BANA MI İHTİYACI VAR”

Emeklilerin yaşadıkları ekonomik darboğaza dikkat çeken Özel, AKP iktidara geldiğinde emeklilerin maaşlarının asgari ücretin 1,5 katı olduğunu, bu orana hiç dokunulmasaydı şimdi emeklilerin en düşük 10 bin değil 26 bin lira maaş almaları gerektiğini vurguladı. Özel, Erdoğan’ın “emekliyi enflasyona ezdirmem” sözlerini anımsatarak “Enflasyon oranında zam yapacağım dedi. Enflasyonu TÜİK’e hesaplattı, zammı ona göre verdi. TÜİK neyin kısaltması, ‘Tayyip’i Üzmeyen İstatistik Kurumu.’ Tayyip Beyi üzmedi ama sizi üzdü. Enflasyon yüzde 120. TÜİK 68 hesaplıyor. Tayyip Bey en düşük emekliye bu sene yüzde 33 verdi. 7 bin 500 lirayı 10 bin lira yaptı. O kadar. Şimdi iğneden ipliğe her şeye zam. Bana diyor ki birisi de çıkmış otobüsün üstüne, emekliyi kışkırtıyor. Tayyip Bey doğru söylüyor, ben geldim, emeklilerin diyarına onları sana karşı kışkırtmaya geldim. Emekli, 8 çeyrek altın alıyorken senden önce, şimdi 2,5’e düştüyse bu emeklinin kışkırmak için, ayağa kalkmak için bana mı ihtiyacı var” diye konuştu.

Emekli bayram ikramiyelerinin muhalefetin baskısı sonucu verildiğini hatırlatan Özel, 2018’de verilen bin liralık ikramiye ile 2024 için belirlenen 3 bin lirayı kıyasladı. Özel, şunları söyledi:

“HERKESE PARA VAR, EMEKLİYE YOK”

“O beğenmediğimiz bin lira o gün 24 kilo kıyma alıyordu. Şimdi ayın 2’si ile 4’ünde yatıracaklar bayram ikramiyelerini, dün açıkladılar. 3 bin lira alacaksınız. Al 3 bin lirayı git kasaba 6 kilo kıyma alıyor. Sadece 6 yılda senin sofrandan, buzdolabından, tencerenden, Ramazan’ın yemeğinden, aşından, bayram sofrandan, evlatlarının kursağından 18 kilo kıymayı eksiltmişler. Bu memlekette kime böyle davranıyorsunuz? Herkese para var, emekliye yok. Diyorum ki gel emekli kart çıkaralım. En düşük emekli maaşı, hadi 1,5 asgari ücret. Onu sonra biz yaparız. Gel hep beraber bir asgari ücret yapalım. Emekliye 7’şer bin lira seyyanen zam verelim. Emekli kartla elektrik, su, doğal gaza indirim yapalım.

“1 SAN OLDU MU, ERTESİ GÜNE YAPACAK BİR ŞEY YOK. AMA BİR GÜN ÖNCE YAPACAK BİR ŞEY VAR”

Size lazım olan parayı İliç madenine veriyor. Size lazım olan parayı dönüyor, beşli çetesine, yol müteahhitlerine, geçiş garantili köprülere, kur korumalı mevduatçılara veriyor, emekliye gelince ‘yok’ diyor. O zaman emekliye para yoksa, 31 Mart’ta Tayyip Erdoğan’a ve adayına oy var mı? 31 Mart’ta hem namuslu, dürüst, çalışkan bir belediye başkanı, 33 yaşında, pırıl pırıl Serkan Karayiğit’i seçeceğiz. Hem Tayyip Beye yeter kardeşim, canımıza tak etti. Bıçak kemikte. Artık biraz bizi düşün, hep zenginleri düşünme diyeceğiz. Bakın seçimin ertesi günü, 1 Nisan günü çıkıp eyvah, acı reçete geldi. Kemer sıkma geldi. Kemeri zenginler, patronlar sıkmıyor. Holding sahipleri sıkmıyor. Emekli, emekçi, esnaf, çiftçi, fıstık üreticine sıktırıyorlar. Başkasına değil. O yüzden gün 1 Nisan oldu mu, ertesi güne yapacak bir şey yok. Ama bir gün önce yapacak bir şey var.”

“OSMANİYE VE DEPREM BÖLGESİ SEÇİMLER ÖNCE VERİLEN SÖZLER TUTULMAMIŞTIR”

6 Şubat depremlerine de değinen Özel, “Bütün yerel yöneticilerin görevi doğal afetlere, sellere, her türlü doğal afete ve depreme dirençli kentler yaratmak. Serkan kardeşim seçildiğinde dirençli bir Osmaniye yaratmak için var gücü ile çalışacak. Osmaniye’de konut ihtiyacı 20 bin 502’ydi. Kaç konut teslim ettiler, 1976. Yani yüzde 9,6. Osmaniye’de 20 bin konutun, 1976’sı teslim edildi, 10 kişiden biri içeride 9’u dışarıda. Şu anda 8 bin konutun ihalesi yapıldı, kimi temelde, kimi projede, kimi kaba inşaatta. Ama 12 bin 500 konuta da daha çivi çakılmadı, ihalesi bile yapılmadı. Şimdi görünen şudur, Osmaniye ve deprem bölgesi seçimler önce verilen sözler tutulmamıştır. Yalnız bırakılmıştır” ifadelerini kullandı.

“838 EMEKLİYE 1 AYDA VERİLEN PARA TAYYİP BEY’İN KORUNMASI İÇİN BİR GÜNDE HARCANIYOR. SANA KORUMA DEĞİL MİLLETE AŞ LAZIM”

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın koruma masrafına da dikkat çeken Özel şöyle konuştu:

“Tayyip Bey’in, koruması için geçen sene ocak ayında 99 milyon lira, bu sene ocak ayında yüzde 160 artışla 250 milyon lira para harcanmış. 257 milyon lirayı şöyle özetleyelim. Bunu bir güne indirirseniz, 8,3 milyon oluyor. Yani 492 asgari ücret. Yani 10 bin liralık emekli maaşından 838 emekliye 1 ayda verilen para Tayyip Bey’in korunması için bir günde harcanıyor. Tayyip Bey elbette Cumhurbaşkanısın, korunacaksın. Ancak 838 emekli maaşlı koruma AB liderlerinin bırak bir günlük koruma parası, oradaki liderlerin 10 yıllık koruma parası değil, toplamının. Bu kadar büyük orduyla gezmek, 500 araçla gezmek. Uçaklar, helikopterlerle kendini korutmanın hiçbir manası yok. Sana koruma değil millete iş, AŞ lazım. Senin aklını başına alman lazım.”

]]> https://www.haber60.com.tr/chp-genel-baskani-ozgur-ozelden-tayyip-erdogana-elestiri-838-emekliye-1-ayda-verilen-para-tayyip-beyin-korunmasi-icin-bir-gunde-harcaniyor/feed/ 0 Erzincan’da Yaban Hayvanlarının Korunması İçin Çalışmalar Sürüyor https://www.haber60.com.tr/erzincanda-yaban-hayvanlarinin-korunmasi-icin-calismalar-suruyor/ https://www.haber60.com.tr/erzincanda-yaban-hayvanlarinin-korunmasi-icin-calismalar-suruyor/#respond Fri, 23 Feb 2024 08:45:03 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=11235 Yaban hayvan varlığı açısından zengin illerden Erzincan’da, Doğa Koruma ve Milli Parklar ekipleri, kışın çetin arazi şartları ve hava koşullarında avlaklarda kaçak avcıların izini sürüyor.

Tarım ve Orman Bakanlığı Doğa Koruma ve Milli Parklar 13. Bölge Müdürlüğü Erzincan Şubesi ekipleri, yaban hayatının sürekliliğini sağlamak için dron ve fotokapan gibi teknolojinin imkanlarından da yararlanarak görev yapıyor.

Özellikle kış aylarında yem bulmakta zorlanan yaban hayvanları için sivil toplum kuruluşlarının da destekleriyle yemleme çalışması yapan ekipler, bölgede fotokapanlarla yaban hayvan popülasyonunu takibe alıyor.

Avlaklarda kaçak avcıların izini süren, vatandaşların ihbarlarını güvenlik güçleriyle değerlendiren ekipler, bu konuda usulsüzlüğe izin vermiyor.

Sürekli sahada olan ekipler, çalışmaları sayesinde, nesli koruma altındaki yaban keçileri başta olmak üzere bölgedeki birçok yaban hayvanının popülasyonunun da artmasını sağlıyor.

Erzincan Doğa ve Koruma Milli Parklar Şube Müdür Vekili Kadir Kahraman, AA muhabirine, il genelinde av kontrol ve koruma faaliyetlerinin 24 saat esasına göre devam ettiğini söyledi.

Erzincan’ın yaban hayvan çeşitliliği ve zenginliği bakımından Türkiye’nin sayılı illeri arasında yer aldığını ifade eden Kahraman, av kontrol ve koruma faaliyetlerinin aralıksız sürdüğünü belirtti.

Geçen yıl 63 kişiye 6 milyon 870 bin lira ceza uygulandı

“Kent genelinde geçen yıl 63 kişiye kaçak avlanmaktan idari işlem yaptık. Bu kişilere toplam 6 milyon 870 bin lira idari para cezası ve tazminat uyguladık.” diyen Kahraman, özellikle kış mevsiminde hem müdürlük hem de sivil toplum kuruluşlarından aldıkları destekle yaban hayatını yemleyerek doğal yaşama destek olmaya çalıştıklarını anlattı.

Kurum olarak yaralı yaban hayvanlarının tedavilerini de gerçekleştirdiklerini aktaran Kahraman, “Gerek ekiplerimiz tarafından gerekse duyarlı vatandaşlar tarafından bulunan yaban hayvanların tedavilerini yapıyoruz. Tedavilerin ardından sağlığına kavuşan yaban hayvanlarını tekrar doğal ortamlarına bırakıyoruz. Doğada artık hayatına devam edemeyecek yaban hayvanlarını ise rehabilitasyon merkezlerine gönderiyoruz.” diye konuştu.

“Amacımız, gelecek nesillere örnek olmak”

Doğu Anadolu Yaban Hayatını Koruma ve Avcılık Federasyonu Başkanı Yücel Bingöl de DKMP’nin denetimlerini desteklediklerini, esas konunun sürdürülebilir avcılık olduğunu belirtti.

“Yaban hayatı bittiği yerde bunu tekrar yerine koymanız mümkün değil.” ifadesini kullanan Bingöl, federasyon olarak özellikle kış aylarında yaban hayatı için yemleme programları yaptıklarını belirtti. Bingöl, “Amacımız, gelecek nesillere örnek olmak. Doğa varsa insan vardır. İnsanın olmadığı yerde doğa da olmuyor.” diye konuştu.

Kaçak avcılığı hiçbir şekilde onaylamadıklarını vurgulayan Bingöl, vatandaşların kaçak avcılık yapanlara karşı duyarlı olmalarını istedi.

Federasyonun hukuk danışmanı Alp Zekeriya Bingöl de avcılığın doğa sporlarının farklı dallarını barındırdığını belirtti.

Avlaklardaki denetimin önemini anlatan Bingöl, şunları kaydetti:

“Avcılık sadece yaban hayvanın öldürülmesi gibi değerlendirilmemeli. Bu spor aslında kampçılık, doğa yürüyüşü gibi birçok farklı spor dalını da içinde barındırmaktadır. Bunlarla birlikte bu sporu yaptığınızda aslında avcılıktan da biraz çıkmış oluyorsunuz. Avcılık sporunu yaparken önemli iki konu var. Biri eğitimi ikincisi ise avcının sahadayken gerekli denetimlerin yapılması. DKMP şube müdürlüğü ekipleri avlaklarda gerekli denetimleri yaptıklarında çok güzel sürdürülebilir avcılık yapılacaktır.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/erzincanda-yaban-hayvanlarinin-korunmasi-icin-calismalar-suruyor/feed/ 0
700 Yıllık Tarihi Kitabe İstanbul Arkeoloji Müzesi’ne Taşınacak https://www.haber60.com.tr/700-yillik-tarihi-kitabe-istanbul-arkeoloji-muzesine-tasinacak/ https://www.haber60.com.tr/700-yillik-tarihi-kitabe-istanbul-arkeoloji-muzesine-tasinacak/#respond Fri, 09 Feb 2024 08:39:13 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=6676

Burak KESKİNCİ/ BEYOĞLU’ndaki Ceneviz Surları’nın Harup Kapı bölümü üzerinde bulunan yaklaşık 700 yıllık tarihi kitabenin, İstanbul 2 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Kurulu’nca 2019’da İstanbul Arkeoloji Müzesi’ne taşınmasına karar verildi. Hırsızlığa karşı demir bir kafeste tutulan kitabe, önündeki dar yoldan geçiş yapan araçlar sebebiyle tahrip olma riskiyle karşı karşıya. Mimari Restorasyon Kültür Varlıklarını Koruma Derneği Başkanı Mimar Serhat Şahin ” Cenevizlilerden kalan bire bir buçuk metrelik anıtsal değeri olan kitabe maalesef kötü durumda. Burayla ilgili kararı ilgili koruma kurulundan aldırmıştık, mevcut durumundan dolayı İstanbul Arkeoloji Müzesi’ne kaldırılması, yerine replikasının konulması kararı alınmıştı. Restorasyonda bu müdahale maalesef yapılmamış” dedi. İBB’den yapılan açıklamada; Ceneviz surlarında gerçekleştirilen restorasyon çalışmasına devam edildiği ve replikanın henüz hazır olmadığı ifade edildi.

Beyoğlu’nda Galata Kulesi’ne yakın bir bölgede bulunan, Yanıkkapı Sokak’ta yer alan yaklaşık 700 yıllık Ceneviz armalı tarihi kitabe; hırsızlık ve çevresel tahribattan korunması için uzun bir süredir demir kafeste tutuluyor.  Mimari Restorasyon Kültür Varlıklarını Koruma Derneği’nin de başvurusuyla 2019 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı İstanbul 2 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Kurulu’nca Ceneviz Surları’nda yer alan tarihi kitabenin replikasının yapılarak; orijinal eserin İstanbul Arkeoloji Müzesi’ne kaldırılmasına karar verildi. Alandaki restorasyon çalışmaları ve İstanbul Restorasyon Konservasyon Merkez ve Bölge Laboratuvarı’nda hazırlanacak replika kitabenin aynı noktaya yerleştirilmesi işlemlerinin ise İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nce gerçekleştirileceği öğrenildi. Mimari Restorasyon Kültür Varlıklarını Koruma Derneği Başkanı Mimar Serhat Şahin, alanda İBB ekipleri tarafından yaklaşık bir yıl önce gerçekleştirilen restorasyon çalışması sonrasında eser aynı yerinde muhafaza edilirken, kapı ve eser çevresindeki demir korkuluk, gergi ve statik destek ekipmanları da genişletildi belirtti. Daha önce; küçük bir çerçeve içerisinde bulunan kitabenin; çevresindeki demir çerçeve de büyütüldü. Çevre sakinleri ise dar bir sur kapısında yer alan kitabenin, altından geçen araçlar sebebiyle olası bir kaza veya sürtmede, tahribata uğrama riskine vurgu yaptı. Yakınında, metro istasyonunun da yer aldığı, surların bulunduğu nokta otopark olarak da kullanılıyor. Tarihi eserin yer aldığı alan havadan da görüntülendi. İBB’den yapılan açıklamada, Ceneviz surlarında gerçekleştirilen restorasyon çalışmasına etaplar halinde devam edildiği ve replikanın henüz hazır durumda olmadığı, hazır olduğunda orijinal kitabenin müzeye taşınacağı belirtildi. Taşınma tarihi ve demir çerçevenin genişletilmesi hakkında ise bilgi verilmedi.

“RESTORASYONA RAĞMEN KÖTÜ DURUMDA”

Mimari Restorasyon Kültür Varlıklarını Koruma Derneği Başkanı Mimar Serhat Şahin, “Maalesef restorasyon yapılmasına rağmen kötü durumda. Gerekli ilgi gösterilmemiş gibi. Biz, Mimari Restorasyon ve Kültür Varlıklarını Koruma Derneği Başkanı olarak ilgili koruma kurulundan karar aldırdık. Mevcut kötü durumundan dolayı İstanbul Arkeoloji Müzesi’ne kaldırılması yerine replikası konulması kararını aldırdık. Restorasyon yapıldığı sırada bu müdahale maalesef yapılmamış. Önemi şurada dediğimiz gibi 700 yıllık bir kitabeden bahsediyoruz” şeklinde konuştu.

“ÇEVRESİNDEKİ KÖTÜ ŞARTLARDAN DOLAYI KARAR ALDIRDIK”

Kitabe hakkında bilgi veren Şahin, “Ortasında, Genoa’nın kurucu meleği Aziz George’un hacı var, her iki tarafında da Doria ve Meruda ailelerinin imtiyazlarını gösteren armaları bulunmakta. 2863 Sayılı Koruma Kanunu’muza göre böyle evrensel değere sahip tarihsel belge niteliğindeki bir kitabe, kapının uluslararası tüzüklere göre koruma altına alınması gerekiyor. Maalesef mevcudiyet, yakın çevresindeki kötü şartlardan dolayı 2019 yılının başında bu kararı aldırdık. İnşallah yetkililerimiz tarafından durum tekrar gözden geçirilir ve Yanıkkapı dediğimiz bu bölgedeki tek olduğunu söylediğimiz eser de, koruma ilkeleri gereği İstanbul Arkeoloji Müzesi’ne kaldırılır” diye konuştu.

“ARMA MEVCUT MÜHENDİSLİK METOTLARIYLA KALDIRILABİLİRDİ”

“Evrensel değerlere sahip bir kitabeden bahsediyoruz” ifadesini kullanan Şahin, “Mevcut şartlarla durumun uygun olmadığını söyleyebiliriz. Yapılan restorasyon çalışmalarında, tabi projeye uygun olarak kararlar alındı; ilgili koruma kurullarında alındı, müdahale şekilleri yakın çevresiyle birlikte kurullardan geçirildi. Böyle bırakılmamalıydı. Eğer böyle bir restorasyondan geçilseydi, mevcut statik sorunları da halledilip bu arma mevcut mühendislik metotlarıyla kaldırabilirdi. Kaldırılmaması tercih edilmiş. Tabi yapılsa, biz altyapısını da hazırlamıştık, koruma kurullarından geçirdik. Bu yapılabilirdi, İstanbul Arkeoloji Müzesi’nin yetkileriyle konservasyonu, replikası yapılıp, halka açılabilirdi” dedi.

“ÇALINMAYA DA MÜSAİT”

Alandaki çalışmalarla ilgili konuşan Şahin, “Yapılan uygulamalar; biz her zaman söylüyoruz, halk dilinde konuşalım; çamaşır suyundan çıkmış gibi. Derz dolgu ile yapılan restorasyon tam bir restorasyon değil. Bazı özgün malzemeleri de yeni yapılan malzemelerle, dolgu malzemeleriyle kullandığınızda özgün malzemeyi kaybediyorsunuz. Tabi bunun mevcut yerinde durması tercihimiz olurdu. Mevcut kültürel altyapımız ise buna uygun değil. Hala yerinde duruyor maalesef. Armaları ve kabartmaları da kötü hale geliyor. Çalınmaya da kötü müdahaleye de müsait. Vandallığa da uğrayabilir. Üzerindeki kabartmalar da fiziksel koşullardan dolayı yavaş yavaş eriyor. Müzede korunması gerektiğini düşünüyorum” ifadelerini kullandı.

“ARABALAR GEÇERKEN SÜRTEBİLİYOR”

Kitabenin bulunduğu surun yakınında dükkanı bulunan esnaf Selami Özkan “Böyle bir şeyin burada olmasına şaşırdım, güzel bir şey hemen dükkanımızın yanında demek ki tarihi bir yerin yakınında duruyormuşuz. Burada hemen hemen 8-9 aylık bir çalışma yapıldı. Buralar düzenlendi, fakat onu hiç sökmediler. Tabi arabalar geçerken sürtebiliyor, hatta bir duvar yıkıldı, tekrar yaptılar burada”dedi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/700-yillik-tarihi-kitabe-istanbul-arkeoloji-muzesine-tasinacak/feed/ 0
700 yıllık tarihi kitabenin taşınması kararı alındı https://www.haber60.com.tr/700-yillik-tarihi-kitabenin-tasinmasi-karari-alindi/ https://www.haber60.com.tr/700-yillik-tarihi-kitabenin-tasinmasi-karari-alindi/#respond Fri, 09 Feb 2024 08:33:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=6670

Burak KESKİNCİ/ BEYOĞLU’ndaki Ceneviz Surları’nın Harup Kapı bölümü üzerinde bulunan yaklaşık 700 yıllık tarihi kitabenin, İstanbul 2 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Kurulu’nca 2019’da İstanbul Arkeoloji Müzesi’ne taşınmasına karar verildi. Hırsızlığa karşı demir bir kafeste tutulan kitabe, önündeki dar yoldan geçiş yapan araçlar sebebiyle tahrip olma riskiyle karşı karşıya. Mimari Restorasyon Kültür Varlıklarını Koruma Derneği Başkanı Mimar Serhat Şahin ” Cenevizlilerden kalan bire bir buçuk metrelik anıtsal değeri olan kitabe maalesef kötü durumda. Burayla ilgili kararı ilgili koruma kurulundan aldırmıştık, mevcut durumundan dolayı İstanbul Arkeoloji Müzesi’ne kaldırılması, yerine replikasının konulması kararı alınmıştı. Restorasyonda bu müdahale maalesef yapılmamış” dedi. İBB’den yapılan açıklamada; Ceneviz surlarında gerçekleştirilen restorasyon çalışmasına devam edildiği ve replikanın henüz hazır olmadığı ifade edildi.

Beyoğlu’nda Galata Kulesi’ne yakın bir bölgede bulunan, Yanıkkapı Sokak’ta yer alan yaklaşık 700 yıllık Ceneviz armalı tarihi kitabe; hırsızlık ve çevresel tahribattan korunması için uzun bir süredir demir kafeste tutuluyor.  Mimari Restorasyon Kültür Varlıklarını Koruma Derneği’nin de başvurusuyla 2019 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı İstanbul 2 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Kurulu’nca Ceneviz Surları’nda yer alan tarihi kitabenin replikasının yapılarak; orijinal eserin İstanbul Arkeoloji Müzesi’ne kaldırılmasına karar verildi. Alandaki restorasyon çalışmaları ve İstanbul Restorasyon Konservasyon Merkez ve Bölge Laboratuvarı’nda hazırlanacak replika kitabenin aynı noktaya yerleştirilmesi işlemlerinin ise İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nce gerçekleştirileceği öğrenildi. Mimari Restorasyon Kültür Varlıklarını Koruma Derneği Başkanı Mimar Serhat Şahin, alanda İBB ekipleri tarafından yaklaşık bir yıl önce gerçekleştirilen restorasyon çalışması sonrasında eser aynı yerinde muhafaza edilirken, kapı ve eser çevresindeki demir korkuluk, gergi ve statik destek ekipmanları da genişletildi belirtti. Daha önce; küçük bir çerçeve içerisinde bulunan kitabenin; çevresindeki demir çerçeve de büyütüldü. Çevre sakinleri ise dar bir sur kapısında yer alan kitabenin, altından geçen araçlar sebebiyle olası bir kaza veya sürtmede, tahribata uğrama riskine vurgu yaptı. Yakınında, metro istasyonunun da yer aldığı, surların bulunduğu nokta otopark olarak da kullanılıyor. Tarihi eserin yer aldığı alan havadan da görüntülendi. İBB’den yapılan açıklamada, Ceneviz surlarında gerçekleştirilen restorasyon çalışmasına etaplar halinde devam edildiği ve replikanın henüz hazır durumda olmadığı, hazır olduğunda orijinal kitabenin müzeye taşınacağı belirtildi. Taşınma tarihi ve demir çerçevenin genişletilmesi hakkında ise bilgi verilmedi.

“RESTORASYONA RAĞMEN KÖTÜ DURUMDA”

Mimari Restorasyon Kültür Varlıklarını Koruma Derneği Başkanı Mimar Serhat Şahin, “Maalesef restorasyon yapılmasına rağmen kötü durumda. Gerekli ilgi gösterilmemiş gibi. Biz, Mimari Restorasyon ve Kültür Varlıklarını Koruma Derneği Başkanı olarak ilgili koruma kurulundan karar aldırdık. Mevcut kötü durumundan dolayı İstanbul Arkeoloji Müzesi’ne kaldırılması yerine replikası konulması kararını aldırdık. Restorasyon yapıldığı sırada bu müdahale maalesef yapılmamış. Önemi şurada dediğimiz gibi 700 yıllık bir kitabeden bahsediyoruz” şeklinde konuştu.

“ÇEVRESİNDEKİ KÖTÜ ŞARTLARDAN DOLAYI KARAR ALDIRDIK”

Kitabe hakkında bilgi veren Şahin, “Ortasında, Genoa’nın kurucu meleği Aziz George’un hacı var, her iki tarafında da Doria ve Meruda ailelerinin imtiyazlarını gösteren armaları bulunmakta. 2863 Sayılı Koruma Kanunu’muza göre böyle evrensel değere sahip tarihsel belge niteliğindeki bir kitabe, kapının uluslararası tüzüklere göre koruma altına alınması gerekiyor. Maalesef mevcudiyet, yakın çevresindeki kötü şartlardan dolayı 2019 yılının başında bu kararı aldırdık. İnşallah yetkililerimiz tarafından durum tekrar gözden geçirilir ve Yanıkkapı dediğimiz bu bölgedeki tek olduğunu söylediğimiz eser de, koruma ilkeleri gereği İstanbul Arkeoloji Müzesi’ne kaldırılır” diye konuştu.

“ARMA MEVCUT MÜHENDİSLİK METOTLARIYLA KALDIRILABİLİRDİ”

“Evrensel değerlere sahip bir kitabeden bahsediyoruz” ifadesini kullanan Şahin, “Mevcut şartlarla durumun uygun olmadığını söyleyebiliriz. Yapılan restorasyon çalışmalarında, tabi projeye uygun olarak kararlar alındı; ilgili koruma kurullarında alındı, müdahale şekilleri yakın çevresiyle birlikte kurullardan geçirildi. Böyle bırakılmamalıydı. Eğer böyle bir restorasyondan geçilseydi, mevcut statik sorunları da halledilip bu arma mevcut mühendislik metotlarıyla kaldırabilirdi. Kaldırılmaması tercih edilmiş. Tabi yapılsa, biz altyapısını da hazırlamıştık, koruma kurullarından geçirdik. Bu yapılabilirdi, İstanbul Arkeoloji Müzesi’nin yetkileriyle konservasyonu, replikası yapılıp, halka açılabilirdi” dedi.

“ÇALINMAYA DA MÜSAİT”

Alandaki çalışmalarla ilgili konuşan Şahin, “Yapılan uygulamalar; biz her zaman söylüyoruz, halk dilinde konuşalım; çamaşır suyundan çıkmış gibi. Derz dolgu ile yapılan restorasyon tam bir restorasyon değil. Bazı özgün malzemeleri de yeni yapılan malzemelerle, dolgu malzemeleriyle kullandığınızda özgün malzemeyi kaybediyorsunuz. Tabi bunun mevcut yerinde durması tercihimiz olurdu. Mevcut kültürel altyapımız ise buna uygun değil. Hala yerinde duruyor maalesef. Armaları ve kabartmaları da kötü hale geliyor. Çalınmaya da kötü müdahaleye de müsait. Vandallığa da uğrayabilir. Üzerindeki kabartmalar da fiziksel koşullardan dolayı yavaş yavaş eriyor. Müzede korunması gerektiğini düşünüyorum” ifadelerini kullandı.

“ARABALAR GEÇERKEN SÜRTEBİLİYOR”

Kitabenin bulunduğu surun yakınında dükkanı bulunan esnaf Selami Özkan “Böyle bir şeyin burada olmasına şaşırdım, güzel bir şey hemen dükkanımızın yanında demek ki tarihi bir yerin yakınında duruyormuşuz. Burada hemen hemen 8-9 aylık bir çalışma yapıldı. Buralar düzenlendi, fakat onu hiç sökmediler. Tabi arabalar geçerken sürtebiliyor, hatta bir duvar yıkıldı, tekrar yaptılar burada”dedi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/700-yillik-tarihi-kitabenin-tasinmasi-karari-alindi/feed/ 0
Tarım ve Orman Bakanlığı, Yaban Hayvanlarını Doğal Ortamlarına Bıraktı https://www.haber60.com.tr/tarim-ve-orman-bakanligi-yaban-hayvanlarini-dogal-ortamlarina-birakti/ https://www.haber60.com.tr/tarim-ve-orman-bakanligi-yaban-hayvanlarini-dogal-ortamlarina-birakti/#respond Fri, 19 Jan 2024 08:39:20 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=4181 Tarım ve Orman Bakanlığı Doğa Koruma ve Milli Parklar (DKMP) Genel Müdürü Kadir Çokçetin, ülke genelindeki 24 yaban hayvanı üretim istasyonundan 2002-2023 yıllarında 2 bin 41 memeli yaban hayvanının, 42 milyon alabalık ile 1,4 milyon keklik ve sülünün doğal ortamlarına bırakıldığını bildirdi.

Çokçetin, AA muhabirine, yaban hayatını koruma faaliyetlerine ilişkin değerlendirmede bulundu.

Söz konusu faaliyetlere kanuni yükümlülüklerin yanında daha çok insani hassasiyetle yaklaşıldığını ifade eden Çokçetin, bu bilinçle, alanların türlerden bağımsız korunamayacağı yaklaşımıyla hareket ettiklerini belirtti.

Çokçetin, bu yaklaşımın, temel hedefleri arasında olduğunu vurgulayarak, “Yaban hayvanı türleri içinde yer alan memelilerden 123, kuşlardan 386 ve sürüngenlerden 141 olmak üzere toplam 650 tür Genel Müdürlüğümüzce koruma altında.” diye konuştu.

Nesli tehlike altında olan türlerin korunmasına yönelik olarak tür eylem planları yaptıklarını söyleyen Çokçetin, bu kapsamda 2013-2019 yıllarında 100 türün eylem planını tamamladıklarını ve bu planların 65’inin bitki, 35’inin ise hayvan türü olduğunu dile getirdi.

Çokçetin, tamamlanan eylem planlarıyla türleri beşer yıllık süreyle izlediklerini dile getirerek şöyle devam etti:

“Genel Müdürlük olarak memeli ve kanatlı yaban hayvanları ile alabalık üretimi maksadıyla kurulmuş 24 yaban hayvanı üretim istasyonumuz mevcut. Bunlardan 12’sinde memeli, 9’unda kanatlı, 3’ünde alabalık üretimi yapılıyor. Bu üretim merkezleri yaban hayatı popülasyonlarını destekliyor. 2002-2023 yıllarında üretim istasyonlarından 2 bin 41 memeli yaban hayvanı, 42 milyon alabalık ile 1,4 milyon kanatlı hayvan (keklik-sülün) doğal ortamlarına salındı. Ayrıca yürütülen bu üretim çalışmaları sayesinde 2003’te yalnızca 65 birey olan kelaynak sayısı günümüzde 300’e ulaştı.”

Üretme istasyonlarında korumaya alınan birçok yaban hayvanının yok olmasının önüne geçildiğini belirten Çokçetin, örnek olarak Anadolu yaban koyunu, alageyik, ceylan, kınalı keklik, çil keklik, sülün ve kelaynakları gösterdi.

Çokçetin, ayrıca 85 yaban hayatı geliştirme sahası ilan ettiklerine ve bu alanlarda da hedef türleri korumak için özenle çalıştıklarına dikkati çekerek, “Bu sahalardaki korunan hedef türlerimizin arasında su kuşları, kızıl geyik, yaban keçisi, karaca, Anadolu yaban koyunu, ceylan, dağ ceylanı, çengel boynuzlu dağ keçisi, çizgili sırtlan, alageyik, dağ horozu, sülün, toy, kara akbaba, çöl varanı, karakulak, Fırat kaplumbağası gibi türler var.” dedi.

Popülasyon büyüklüğünün tespiti amacıyla hedef türü büyük memeli olan 62 yaban hayatı geliştirme sahasında her yılın eylül-şubat aylarında envanter çalışmaları yapıldığını dile getiren Çokçetin, bu sahalarda yaban hayvanı türlerini yaşam alanlarıyla koruduklarını söyledi.

66 bin yaban hayvanı tedavi edilerek doğaya salındı

Çokçetin, fotokapan, halkalama, GPS ve GSM’li tasmalarla türler izlenerek koruma stratejileri belirlendiğini ve yeni alanlara yönelik etüt çalışmaları yürüttüklerini belirterek, “Ülke genelinde doğaya yerleştirdiğimiz yaklaşık 3 bin fotokapan ile yaban hayvanlarını takip etmekteyiz. Son 2 yılda 8 türden 32 yaban hayvanına GPS vericili tasma takılarak izleme çalışmaları yaptık.” ifadesini kullandı.

Genel Müdürlükçe doğada yaralı bulunan yaban hayvanları için de tedavi ve rehabilitasyon çalışmaları yapıldığına işaret eden Çokçetin, “Bölge düzeyinde 11 yaban hayvanı kurtarma ve rehabilitasyon merkezi inşa edildi ve 2012 yılından itibaren yaklaşık 66 bin yaban hayvanı rehabilitasyon merkezlerinde tedavi edilerek yeniden doğaya kazandırıldı.” diye konuştu.

Yemleme çalışmalarına da değinen Çokçetin, şunları kaydetti:

“Ağır kış şartları sebebiyle yiyecek bulmakta güçlük çeken yaban hayvanları için uygun yerlere 2012’den bu yana yaklaşık 7 bin 600 ton besin desteği sağladık. Mevsim ve arazi şartları nedeniyle suya erişimi olmayan yaban hayvanlarına su temini maksadıyla gölet ve sondaj yapılarak çıkarılan suyu, yalak gibi yapılarla yaban hayvanlarıyla buluşturuyoruz.”

Geçen yıl 589 bin 112 deniz kaplumbağasını denizlerle buluşturduk

Çokçetin, tür koruma çalışmaları kapsamında deniz kaplumbağalarına yönelik 20 önemli yuvalama alanı belirlediklerine dikkati çekerek, bu alanların 14’ünün Genel Müdürlük tarafından korunduğunu ve geçen yıl toplam 589 bin 112 kaplumbağayı denizlerle buluşturduklarını ifade etti.

Bu çalışmaların türlerin takibi ve ileride yapılacak koruma çalışmalarına veri sağlaması bakımından çok kıymetli olduğunu vurgulayan Çokçetin, sözlerini şöyle tamamladı:

“Yapılan çalışmaların meyvesini almak da ayrıca mutluluk verici. Örneğin, yapmış olduğumuz bu koruma ve izleme çalışmalarının sevindirici bir gelişmesi olarak en son Ankara ili Beypazarı ilçesinde 1974 yılında görüntülenen Anadolu Parsı’nın ülkemizde yaşadığı ve doğada yaşam alanı oluşturduğuna yönelik 25 Ağustos 2019’da tespitimiz oldu. Binlerce yıllık topraklarımızın tarihinde varlığı tarihi eserlerle dahi çok kez kanıtlanmış olan bu türü yeniden coğrafyamızda görmek yaptığımız işe olan sevgimizi daha da artırıyor.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/tarim-ve-orman-bakanligi-yaban-hayvanlarini-dogal-ortamlarina-birakti/feed/ 0
Leopar Sazanı Türü RTEÜ Bilim İnsanları Tarafından Bulundu https://www.haber60.com.tr/leopar-sazani-turu-rteu-bilim-insanlari-tarafindan-bulundu/ https://www.haber60.com.tr/leopar-sazani-turu-rteu-bilim-insanlari-tarafindan-bulundu/#respond Fri, 12 Jan 2024 08:51:30 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=3224 DOĞAL Kaynakları Koruma Birliği’nce (IUCN) kırmızı listeye alınıp, dünyanın en çok aranan 10 balık türü arasında 2’nci sırada yer alan ‘leopar sazanı’nın varlığını kanıtlamak isteyen Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi’ndeki (RTEÜ) bilim insanlarının başlattığı keşif çalışmaları, olumlu sonuç verdi. 3 aylık uğraşların ardından bilim insanları, ‘komanda balığı? olarak da adlandırılan 2 ‘leopar sazanı’nı Dicle ve Fırat nehirlerinde yakalamayı başardı. RTEÜ Su Ürünleri Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Cüneyt Kaya, tür için koruma planı hazırlanacağını belirterek, ‘Dünyada en çok aranan türü bulmanın mutluluğu ve gururunu yaşıyoruz” dedi.

Dünya Doğayı ve Doğal Kaynakları Koruma Birliği tarafından kırmızı listeye alınan ve Shoal adlı Doğa Koruma Örgütü tarafından dünyanın en çok aranan 10 balık türünden 2’incisi olan leopar sazanı için RTEÜ Su Ürünleri Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Cüneyt Kaya ile meslektaşı Münevver Oral, keşif turuna çıktı. Bölgedeki balıkçı esnafından da destek alan bilim insanlarının 3 ay süren çalışmaları olumlu sonuç verdi. 3 ay süren uğraşların ardından bilim insanları, ‘komanda balığı? olarak da adlandırılan 20 ve 50 santim uzunluğunda 2 ‘leopar sazanı’nı, aynı gün farklı zamanlarda Dicle ve Fırat nehirlerinde yakalamayı başardı. Ağlara takılan ve yetişkin olduğu tespit edilen ender türler, konulduğu özel fanusta incelenip, görüntü kaydı alınarak doğal yaşam ortamına geri bırakıldı. Keşif sonrası bölgede türün korunması ile ilgili planlamalar yapılması hedeflenirken, anatomik ve morfik çalışmaları tamamlanacak türle ilgili koruma eylem planı da hazırlanacak.

‘BİZ ÜZERİMİZE DÜŞENİ YAPTIK’

RTEÜ Su Ürünleri Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Cüneyt Kaya, dünyanın en çok aranan balıklarını buldukları için gururlu olduklarını belirtti. Keşfedilen tür için koruma planı hazırlanacağını da aktaran Kaya, “Balıklar genellikle birbirine benzer. Ama leopar sazanının farklı bir özelliği var. Hiçbir türde olmayan, vücudunda, başında ve yüzgeçlerinde olan büyük siyah benekler, bu türü çok net bir şekilde karakterize ediyor. Bunun için küçük bir çocuk bile leopar sazanını rahatlıkla ayırt edebilir. Balığı bulduğumuz anda gerçekten çok sevindik. Dünyada en çok aranan birinci balığı bulmuştuk. Çok mutlu olduk. İnanılmaz bir andı. Biz üzerimize düşeni yapıp, Türkiye dosyasını kapatmış olduk. Bizim bahsettiğimiz iki tür, kritik düzeyde kayıp olduğu kabul edilen türlerdendi. Bunlar çünkü yıllardır ortada yoklardı. Biz çok mutlu ve gururluyuz. Ülkemiz adına güzel işler yaptığımızı düşünüyoruz. Dünya’nın en çok aranan 2 türü bulmamız çok güzel oldu. Şimdiki hedefimizde bu türü koruyup, gelecek nesillere aktarabilmek. Leopar sazanı Dicle’nin sembolü olabilecek bir balık türü. O yüzen biz bunu korumalıyız” dedi.

‘DİCLE’DE GİRİLMEDİK AKARSU BIRAKMADIK’

RTEÜ Su Ürünleri Fakültesi Dr. Öğretim Üyesi Münevver Oral da “Dünyanın en fazla aranan, 10 balık listesine dahil edilen ülkemizde 2 tür vardı. Bunlardan biri olan ‘Batman bantlı çöpçü balığı’nı 2021 yılında bulup, literatüre kazandırmıştık. Bugün ise ikinci leopar sazanı bulmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Uluslararası literatürde Türkiye dosyasını kapatmış olduk. Leopar sazanı, kayıp diğer türe oranla oldukça farklılık gösteriyor. Bu tür Dicle ve Fırat nehir havzasında oldukça derin ve bol oksijenli bölgede yaşıyordu. Avcı bir tür olduğundan, bu türü balıkçı desteği olmadan bulmamız mümkün değildi. Yaklaşık 3 aydır süren yoğun bir arazi çalışması gerçekleştirdik. Mesai arkadaşım Doç. Dr. Cüneyt Kaya ile birlikte oluşturduğumuz strateji ile birlikte adım adım Dicle’de girilmedik akarsu bırakmadık. Bu türü bulmak için kolay değildi gece ve gündüz çok sayıda ağ atıp çektik. Yıllardır aranan balığı aynı gece ve sabahında bulmak bizim için çok keyifliydi” diye konuştu. (DHA)

]]>
https://www.haber60.com.tr/leopar-sazani-turu-rteu-bilim-insanlari-tarafindan-bulundu/feed/ 0
Leopar Sazanı Türü Bulundu: Türkiye Dosyası Kapatıldı https://www.haber60.com.tr/leopar-sazani-turu-bulundu-turkiye-dosyasi-kapatildi/ https://www.haber60.com.tr/leopar-sazani-turu-bulundu-turkiye-dosyasi-kapatildi/#respond Fri, 12 Jan 2024 07:33:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=3169

DOĞAL Kaynakları Koruma Birliği’nce (IUCN) kırmızı listeye alınıp, dünyanın en çok aranan 10 balık türü arasında 2’nci sırada yer alan ‘leopar sazanı’nın varlığını kanıtlamak isteyen Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi’ndeki (RTEÜ) bilim insanlarının başlattığı keşif çalışmaları, olumlu sonuç verdi. 3 aylık uğraşların ardından bilim insanları, ‘komanda balığı’ olarak da adlandırılan 2 ‘leopar sazanı’nı Dicle ve Fırat nehirlerinde yakalamayı başardı. RTEÜ Su Ürünleri Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Cüneyt Kaya, tür için koruma planı hazırlanacağını belirterek, “Dünyada en çok aranan türü bulmanın mutluluğu ve gururunu yaşıyoruz” dedi.

Dünya Doğayı ve Doğal Kaynakları Koruma Birliği tarafından kırmızı listeye alınan ve Shoal adlı Doğa Koruma Örgütü tarafından dünyanın en çok aranan 10 balık türünden 2’incisi olan leopar sazanı için RTEÜ Su Ürünleri Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Cüneyt Kaya ile meslektaşı Münevver Oral, keşif turuna çıktı. Bölgedeki balıkçı esnafından da destek alan bilim insanlarının 3 ay süren çalışmaları olumlu sonuç verdi. 3 ay süren uğraşların ardından bilim insanları, ‘komanda balığı’ olarak da adlandırılan 20 ve 50 santim uzunluğunda 2 ‘leopar sazanı’nı, aynı gün farklı zamanlarda Dicle ve Fırat nehirlerinde yakalamayı başardı. Ağlara takılan ve yetişkin olduğu tespit edilen ender türler, konulduğu özel fanusta incelenip, görüntü kaydı alınarak doğal yaşam ortamına geri bırakıldı. Keşif sonrası bölgede türün korunması ile ilgili planlamalar yapılması hedeflenirken, anatomik ve morfik çalışmaları tamamlanacak türle ilgili koruma eylem planı da hazırlanacak.

‘BİZ ÜZERİMİZE DÜŞENİ YAPTIK’

RTEÜ Su Ürünleri Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Cüneyt Kaya, dünyanın en çok aranan balıklarını buldukları için gururlu olduklarını belirtti. Keşfedilen tür için koruma planı hazırlanacağını da aktaran Kaya, “Balıklar genellikle birbirine benzer. Ama leopar sazanının farklı bir özelliği var. Hiçbir türde olmayan, vücudunda, başında ve yüzgeçlerinde olan büyük siyah benekler, bu türü çok net bir şekilde karakterize ediyor. Bunun için küçük bir çocuk bile leopar sazanını rahatlıkla ayırt edebilir. Balığı bulduğumuz anda gerçekten çok sevindik. Dünyada en çok aranan birinci balığı bulmuştuk. Çok mutlu olduk. İnanılmaz bir andı. Biz üzerimize düşeni yapıp, Türkiye dosyasını kapatmış olduk. Bizim bahsettiğimiz iki tür, kritik düzeyde kayıp olduğu kabul edilen türlerdendi. Bunlar çünkü yıllardır ortada yoklardı. Biz çok mutlu ve gururluyuz. Ülkemiz adına güzel işler yaptığımızı düşünüyoruz. Dünya’nın en çok aranan 2 türü bulmamız çok güzel oldu. Şimdiki hedefimizde bu türü koruyup, gelecek nesillere aktarabilmek. Leopar sazanı Dicle’nin sembolü olabilecek bir balık türü. O yüzen biz bunu korumalıyız” dedi.

‘DİCLE’DE GİRİLMEDİK AKARSU BIRAKMADIK’

RTEÜ Su Ürünleri Fakültesi Dr. Öğretim Üyesi Münevver Oral da “Dünyanın en fazla aranan, 10 balık listesine dahil edilen ülkemizde 2 tür vardı. Bunlardan biri olan ‘Batman bantlı çöpçü balığı’nı 2021 yılında bulup, literatüre kazandırmıştık. Bugün ise ikinci leopar sazanı bulmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Uluslararası literatürde Türkiye dosyasını kapatmış olduk. Leopar sazanı, kayıp diğer türe oranla oldukça farklılık gösteriyor. Bu tür Dicle ve Fırat nehir havzasında oldukça derin ve bol oksijenli bölgede yaşıyordu. Avcı bir tür olduğundan, bu türü balıkçı desteği olmadan bulmamız mümkün değildi. Yaklaşık 3 aydır süren yoğun bir arazi çalışması gerçekleştirdik. Mesai arkadaşım Doç. Dr. Cüneyt Kaya ile birlikte oluşturduğumuz strateji ile birlikte adım adım Dicle’de girilmedik akarsu bırakmadık. Bu türü bulmak için kolay değildi gece ve gündüz çok sayıda ağ atıp çektik. Yıllardır aranan balığı aynı gece ve sabahında bulmak bizim için çok keyifliydi” diye konuştu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/leopar-sazani-turu-bulundu-turkiye-dosyasi-kapatildi/feed/ 0