Gümüşhane’nin Torul ilçesinde bulunan Köprübaşı Mahallesi, ilçe merkezine en yakın mahalle konumunda bulunuyor. İlçe merkezine tarihi Torul Köprüsü ile kısa yoldan ulaşım sağlayan mahalle sakinleri, Torul Baraj Gölü’nün ilkbahar ve yaz aylarında su tutmaya başlaması ile sular altında kalan köprüyü yaklaşık 3 ay boyunca kullanamıyor. Köprünün sular altında kalması nedeniyle araçlarıyla birlikte çevre yolunu kullanan ve bu nedenle yaklaşık 3 kilometre ilçe merkezine uzaklaşan mahalle sakinleri köprüye alternatif yeni bir köprü yapılmasını istiyor. İlçe merkezinin dışında Çamlıca Mahallesi ve birçok köye ulaşım sağlayan yolu da kısaltan köprüye giriş çıkışlar ise barajda su tutulmaya başlamasının ardından kapatılıyor.
“İlçe merkezine ulaşmakta zorluk yaşıyoruz”
Baraj suları nedeniyle tarihi Torul Köprüsü’nün sular altında kalarak 3 ay kullanılamadığını söyleyen Köprübaşı Mahallesi muhtarı Serkan Atasu, “Baraj sahası içerisinde kalan bu köprümüz sular içerisinde kalıyor. Biz de bu sebeple ilçe merkezine ulaşmakta zorluk yaşıyoruz. Tüneli kullanmak zorunda kaldığımız için yol 3 katına çıkıyor. Bunun bir an önce çözümlenmesini istiyoruz. Bu köprü ilkbahar aylarıyla birlikte sular altında kalıyor 3 ay boyunca kapalı kalıyor. Bu köprü tarihi bir köprü, bu bizim için çok değerli bir konu biz bunun onarımının yapılmasını istiyoruz” dedi.
“Dilekçe yazdık, imza topladık fakat cevap alamadık”
Mevcut sorun ile ilgili yıllar önce yaptıkları başvurulara rağmen herhangi bir çalışma gerçekleştirilmediğini ifade eden Çamlıca Mahallesi muhtarı Metin Şahinöz, “12 sene önce ben burasıyla ilgili dilekçe verdim. Ankara’ya, DSİ’ye. Mahalleli olarak imza topladık verdik ve hiçbir cevap alamadık. Burası tek muhtardı yıllar önce şimdi çift muhtar oldu, mahalleler ayrıldı. Biz buradan Trabzon’a gitmek veya dönmek için Torul’u dolaşmak zorunda kalıyoruz. Köprü 3 ay sular altında kalıyor, burada köprü varken köprüden karşıya geçemiyoruz. Devletin buraya bir el atması lazım, köprüyü yükseltmesi lazım. Yeni bir köprü olması lazım, sürekli sular altında kalıyor 3 ay sürekli sıkıntı çekiyoruz” diye konuştu.
“Köprünün taşınıp korunması gerekiyor”
Köprünün mimari açıdan Mostar Köprüsü’ne benzediğini ve korunması gereken bir tarihi köprü olduğunu söyleyen Turgay Bostan da, “Çamlıca Mahallesi ve Köprübaşı Mahallesi’ni birleştiren bu köprüydü. Çocukluğumuzdan beri tüm mahallenin gençleri olarak bu köprünün etrafında toplanır, eski Trabzon- Erzurum yolu üzerinde meyve satar ve burada yüzerdik. Bu köprü 19. Yüzyılın 2’nci yarısında yapılmış, İpekyolu bağlantısını sağlayan bir köprü. Fakat maalesef bu baraj suyuyla bu köprü sular altında kaldı ve yıkılmaya yüz tuttu. 1’inci Dünya Savaşı’nda Rusların, Ermenilerin yıkmadığı bu köprüyü biz maalesef yanlış planlamayla sular altında bıraktık. Devletimiz bunun üzerine çalışsa tabi ki daha iyi bir çözüm bulabilir ama bence nasıl Mostar Köprüsü onarılıp kurtarıldıysa, bu da onun kadar önemli bir köprü ve mimari açıdan birbirlerine benziyorlar, taşınabilir ve korunabilir” ifadelerini kullandı. – GÜMÜŞHANE
]]>(YALOVA) – Bayram tatili sonrası İstanbul’a dönerken İDO Topçular Arabalı Vapur İskelesi’ni kullanan sürücüler, Osmangazi Köprüsü’nün yüksek ücretinden yakındı. Sürücüler köprüyü neden kullanmadıklarını, “Osmangazi Köprüsü gidiş-dönüş 800 lira. Bir de ufacık bir yer yapmışlar, Altınova arası ufak bir yer. Oradan da 40 lira haraç kesiyor”, “Taşımacılık yapıyorum. Bizim aracımız ikinci sınıf geçtiği için bayağı bizim belimizi büküyor. Bunu da müşteriye yansıtamıyoruz”, “Yol geçiş ücretleri pahalı. Yol geçişleri yaklaşık 8 litre benzine, mazota denk geliyor” diyerek ifade etti.
Bayram tatilini fırsat bilen birçok yurttaş memleketine giderken bir kısmı da tatilini Ege ve Akdeniz’de kıyı bölgelerinde geçirdi. Dönüş yapan tatilciler, yollarda yoğunluk oluşturuyor.
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu’nun açıkladığı verilere göre, Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından işletilen otoyol ve köprüler ile birlikte kamu-özel iş birliği ile yapılan otoyollardan ve köprülerden 14- 21 Haziran tarihleri arasında toplam 21 milyon 67 bin 377 araç geçti. Kamu-özel iş birliği projelerinden geçenlerin sayısı 7 milyon 654 bin 309 oldu.
Çoğunluğu İstanbul’a dönmekte olan sürücüler, Yalova’daki İDO Topçular Arabalı Vapur İskelesi’nde ANKA Haber Ajansı’na konuştu. Tek yön 275 lira olan feribotu, 399 lira istenen Osmangazi Köprüsü tercih ettiklerini dile getiren yurttaşlar, otoyol geçiş ve akaryakıt ücretlerinin yüksekliğinden dert yandı.
“Var mı böyle bir haraç”
Bir yurttaş, “Nostaljileri kullanalım. Eski gemilerimiz. 40 yıllık hizmet var burada. Bunları kullanalım. Burada ekmek yiyen bir ton insan var. Ne varsa eskide var. 40 lira zam gelmiş. Köprü gidiş-dönüş 800 lira. Bir de ufacık bir yer yapmışlar, Altınova arası ufak bir yer. Oradan da 40 lira haraç kesiyor. Olur mu öyle şey? Bir araba 440 liraya geliyor. 275 lira burada. Düşün biraz ya. Burada yakıtta da tasarruf var. Bin-bin 500 kişi ekmek yiyor. Olur mu öyle şey? 440 lira, yazık günah ya. Şuradan şuraya gidiyorsun, 50 lira kesiyor. Var mı böyle bir haraç? Ayıptır” diye isyan etti.
“Akaryakıttan başımız dertte”
Bursa’dan gelen bir sürücü de tepkisini “Şu anda yollar güzel, otoban da açık. Aşağısı da açık. Feribotumuz da açık. Biraz zam geldi ama olacak. Ekonomi bu halde. Osmangazi bizim olmadığı için feribotu kullanıyorum ben. Osmangazi bizim Türkiye Cumhuriyeti’nin olsaydı ben de orayı kullanırdım. Akaryakıttan başımız dertte. Ben zaten normalde de servisçiyim. Her hafta 3 bin liralık mazot yakıyorum. Önceden 700-800’lük yakıyorduk. Çok kötü” şeklinde dile getirdi.
“Biz artık paralı yolları kullanmıyoruz”
İstanbul’dan Manisa’ya dönen bir aile ise “Bizim gidişimiz rahat. Yolların açık olacağını sanıyorum ama dönüşlerinki sıkıntılı olacaktır büyük ihtimal. İstanbul’a girişler çok oluyor çünkü. Hakikaten biz artık paralı yolları kullanmıyoruz. Osmangazi Köprüsü’nün fiyatı çok yüksek bizim için. Tamamen normal yoldan gideceğiz biz. Biz Manisa’dan İstanbul’a fulleyip geliyorduk. O yetiyordu bize. İstanbul’un içinde de geziyorduk. Gayet bizim için ekonomik de iyiydi ama şimdi bayramda buraya gelirken bile çok düşündük fiyatlar açısından. Mazot fiyatı çok yüksek çünkü” dedi.
“Aracımız ikinci sınıf geçtiği için bayağı belimizi büküyor”
Araç taşımacılığı ve çekiciliği yapan bir işçi, “Bursa Karacabey’den geliyorum. İki günden beri gelip gidiyorum. Hem çok kalabalık hem de yol ücretleri bayağı bir pahalı. Bizim aracımız ikinci sınıf geçtiği için bayağı bizim belimizi büküyor. Bunu da müşteriye yansıtamıyoruz. Taşımacılık yapıyorum. O yüzden biraz sıkıntılı. Birazcık iyileştirme olsa çok güzel olacak. 770 TL gidiş-dönüş bilet alıyoruz. 770 lira da bizi bayağı bir büküyor. Hem bir de 45-50 dakika sürüyor karşıya geçmemiz. Osmangazi’den geçsek işin içinden çıkamıyoruz. Birazcık fiyatlara iyileştirme olsa sevinirim” diye konuştu.
“Yol geçişleri yaklaşık 8 litre mazota denk geliyor”
Yalova’dan dönen bir sürücü, “İlk kez bu kadar boş, güzel bir yolda geldim. Yol geçiş ücretleri pahalı. Ben Balıkesir’den dönüyorum. Yol geçişleri yaklaşık 8 litre benzine, mazota denk geliyor. Ben Osmangazi’den asla geçmem” dedi. Yalova’dan dönen yurttaş, “9 günlük tatilimiz çok güzel geçti. Pazartesi günü ne yapacağız, bilmiyoruz açıkçası. Şu anda yol durumu gayet güzel. Diğer araçları, diğer köprüleri düşününce çok da kötü olduğunu düşünmüyorum. Osmangazi Köprüsü sanırım 400 lira. Yine hala daha karlı. Akaryakıt fiyatları rahatsız ediyor ve çok da mutlu değiliz. Düzeleceğini de zannetmiyoruz” diye konuştu.
“Osmangazi’yi kullanmıyoruz genel olarak”
Bursa Nilüfer’den dönen kişi, “Biraz zamlı ama ne yapalım? Osmangazi’den daha avantajlı burası. Biraz da gezmiş oluruz.” derken feribotla gidiş-dönüş 510 lira ücreti uygun bulduğunu söyleyen başka sürücü ise “Osmangazi daha pahalı, onu kullanmıyoruz genel olarak. Akaryakıt fiyatları pahalı olsa da olmasa da kullanıyoruz” şeklinde konuştu.
Arabasının arkasına bağladığı mini karavanla Ayvalık’tan dönen bir yurttaş, “Güzel tatildi. Karavanla geziyoruz. Biraz pahalı Osmangazi açıkçası, o yüzden burayı tercih ettik. Fiyatlar biraz olumsuz etkiliyor ama yapacak bir şey yok” dedi.
İskele önünde 21 yıldır sebze-meyve sattığını söyleyen bir yurttaş da şöyle konuştu:
“Buraya zam geldi 275 TL oldu. Çoğu insan köprüden gidiyor. Arasında fazla bir fark yok. 125 lira fark olduğu için herkes köprüden gidiyor. Normalde buranın böyle ana baba günü olması lazım. Hiçbir şey yok şu anda burada. İDO zam yaptığından dolayı böyle daha iyi. Millet de rahatladı. Fazla dönüş olmuyor. Giden gitti zaten. 1 Haziran’da zam geldi. 210 lirayken burada çok sıra vardı. 275 olduğundan dolayı biraz böyle oldu ama daha iyi oldu. Yoğunluk yok. 17 tane gemi çalışıyor şu anda. Çok hızlı çalışıyor. Bayramda da o kadar kalabalık olmadı. Karşıdan çok vasıta geldi. Değişen hiçbir şey olmadı.”
]]>(İSTANBUL) – Köprü ve otoyollara yılbaşında yapılan zammın ardından 15 Mayıs’ta bir zam daha yapıldı. Yapılan zamlardan en çok etkilenen nakliyeciler isyan etme noktasına geldi. ANKA Haber Ajansına konuşan nakliyecilerden Şenol Candar, “Zamlardan aracı çalıştırmaya korkuyoruz. Her şeye zam geliyor. Köprüye yıl başında zam yapıldı, şimdi yine zam oldu yüzde 50. Bu gidişin sonu yok. Uçurumdan aşağı freni patlamış kamyon gibi gidiyoruz şu an” derken, başka bir nakliyeci ise “Bizim araçlarımız ticari araç. Biz yüksek bedel ödüyoruz. Arabamız çalışırsa para kazanıyoruz. Kazandığımız paraya devlet göz dikti. Köprüye zam, otobana zam, vergiye zam. Bu yıl 4 tane vergi ödedim” diyerek dert yandı.
Yüksek enflasyon ve hayat pahalılığı nedeniyle toplumun önemli bir kesimi okonomik zorluklarla yaşam mücüdelesi verirken, son olarak iktidarın otoyol ve köprülerin geçiş ücretlerine yaptığı yüksek zamlar, özellikle işi nedeniyle bu yolları kullanmak zorunda kalan nakliyecileri isyan noktasına getirdi.
1 Ocak’ta kamuya ait otoyol ve köprülere yüzde 76, Yap-İşlet-Devret yöntemiyle yapılan otoyol ve köprülere ise yüzde 50 oranında zam yapıldı. Otoyol ve köprü ücretleri, 15 Mayıs tarihinden itibaren geçerli olacak şekilde bir kez daha zamlandı.
KÖPRÜ VE OTOYOLLARA BÜYÜK ZAM
1 Ocak’ta kamuya ait otoyol ve köprülere yüzde 76, Yap-İşlet-Devret yöntemiyle yapılan otoyol ve köprülere ise yüzde 50 oranında zam yapıldı. Otoyol ve köprü ücretleri, 15 Mayıs tarihinden itibaren geçerli olacak şekilde bir kez daha artırıldı.
15 Temmuz Şehitler ve Fatih Sultan Mehmet köprüleri tek yön otomobil geçişi yüzde 60, Ankara- Niğde Otoyolu otomobil geçişi yüzde 40, 1915 Çanakkale Köprüsü otomobil geçişi yüzde 42 zamlandı.
Karayolları Genel Müdürlüğü’nün (KGM), açıklamasına göre, 15 Temmuz Şehitler ve Fatih Sultan Mehmet köprüleri tek yön otomobil geçiş ücretine yüzde 60 zam yapılarak 15 liradan, 24 liraya, çıkarıldı. Aks aralığı 3.20 metre ve 3.20 metreden büyük araçlar ise 19 liradan 30 liraya, 3 akslı araçlar 42 liradan 67 liraya, 4 ve 5 akslı araçlar 83 liradan 132 liraya, 6 ve yukarı akslı araçlar 110 liradan 175 liraya çıkartıldı.
Osmangazi Köprüsü geçişi otomobiller için (birinci sınıf) yüzde 37,50 zamlanarak 290 liradan 399 liraya çıkartılırken, ikinci sınıf araçlar 465 liradan 640 liraya, üçüncü sınıf araçlar 550 liradan 760 liraya, dördüncü sınıf araçlar 730 liradan 1.005 liraya, beşinci sınıf araçlar 920 liradan 1.270 liraya, altıncı sınıf araçlar 205 liradan 280 liraya çıkartıldı.
1915 Çanakkale Köprüsü 1 sınıf araçlar için yüzde 42 zamlanarak 295 liradan 419 liraya, ikinci sınıf araçlar için 370 liradan 525 liraya, üçücü sınıf araçlar için 665 liradan 945 liraya, dördüncü sınıf araçlar için 740 liradan 1.050 liraya, beşinci sınıf araçlar için 1.400 liradan 1.990 liraya, altıncı sınıf araçlar için 75 liradan 105 liraya çıkartıldı.
Yavuz Sultan Selim Köprüsü birinci sınıf araçlar için yüzde 40 zamlanarak 35 liradan 49 liraya yükseltilirken, ikinci sınıf araçlar 45 liradan 65 liraya, üçüncü sınıf araçlar için 85 liradan 120 liraya, dördüncü sınıf araçlar için 220 liradan 305 liraya, beşinci sınıf araçlar için 275 liradan 380 liraya, altıncı sınıf araçlar için 25 liradan 35 liraya yükseltildi.
Ankara-Niğde Otoyolu otomobil geçiş ücretine yüzde 40 zam yapılarak 210 TL’den 295 TL’ye çıkarıldı.
NAKLİYECİLER TEPKİLİ: “3 BİN 800 LİRA ÖDEDİĞİM YOL VE KÖPRÜLERE 5 BİN 150 LİRA ÖDEDİM”
Köprü ve otoyollara yapılan zamlar işleri nedeniyle otoyol ve köprüleri kullanmak zorunda olan nakliyecileri isyan ettirdi. Gebze Nakliyeciler Garajı’nda bekleyen şoförler ANKA mikrofonuna tepkilerini şöyle dile getirdi:
Oğuzhan Kaptan: Zamlar Türkiye genelinde herkesi etkiliyor. İzmir’den çıkıyoruz otobana bağlanıyoruz, buradan Osmangazi Köprüsü’nden geçiyoruz, Kuzey Marmara’dan Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nden geçiyoruz. Arnavutköy’den çıkana kadar, kuru yük çeken araçlar da Silivri’ye kadar hep ücretli yoldan gidiyor. İzmir’den İstanbul Bayrampaşa Hali’ne kadar benim kendi aracımın 5 bin 150 lira falan HGS bizden para kesiyor. Zamdan önce 3 bin 800 lira ödüyordum. Sadece köprüye, yola değil ki mazota da zam oluyor, yedek parçaya zam oluyor biz de haliyle karşı tarafa yansıtmak zorundayız. Bu durum sebze meyve fiyatlarına yüzde 40-50 yansır.
“UÇURUMDAN AŞAĞI FRENİ PATLAMIŞ KAMYON GİBİ GİDİYORUZ ŞU AN”
Şenol Candar: Zamlardan aracı çalıştırmaya korkuyoruz. Her şeye zam geliyor. Köprüye yıl başında zam yapıldı, şimdi yine zam oldu yüzde 50. Bu gidişin sonu yok. Uçurumdan aşağı freni patlamış kamyon gibi gidiyoruz şu an. Ben İzmir Ödemiş’ten patates getirdim. 5 günden beri arabam yatıyor. Osmangazi Köprüsü’nden geçtim. Zamdan evvel bin 445 lira para gitti. Zamlandığı için en azından 400 lira daha eklense bin 850 lira parayı buluyor. Bu direkt bana yansıyor. Bu bana yansıdığı zaman ben de ürüne yansıtacağım ya da mal getirdiğim adama yansıtacağım, o da ürüne yansıtacak. Şu an iş alsam var ama buradan İzmir’e giderken arabanın karını bırak, mazot parasını vermiyorlar. 10 tekerli kamyonum var, 6-7 bin lira İzmir’e mazot yazıyor. 7 bin lira para veriyor, köprüsü, otobanı, mazotu zaten o para kalmıyor ki. Nasıl alacağım? Mecburen burada (iş-yük) bekliyoruz. Bu işe bir çare bulsunlar, halk, esnaf, kamyoncular çok kötü durumda. Bu zamlara birinin dur demesi lazım.
“BU PARA ÖDEME SOYGUNA DÖNDÜ”
İsmail Candar: Dün akşam ben Orhangazi’den Gemlik’ten otobana girdim 700 lira ödüyordum, dün 900 lira ödedim. 200 lira bu para bizim cebimizden gitti. Diyorlar ki aracılar para kazanıyor, kamyoncular kazanıyor. Ben getirdiğim yükün kilosunu 900 liraya getirdim, 15 ton yük sardım. Zaten 4’de 3’ünü yakıta verdim. Bu sefer ben Ödemiş’ten buraya bir kuruş para kazanmadan gelmiş oldum. Köprülere, otoyollara habire vereceğiz. Girmeseydin deniliyor, nasıl girmeyeceğim? Ben kendi ülkemde yapılmış olan bir şeyi nasıl kullanmayacağım? Ben iyi diye giriyorum, para ödüyorum. Ama bu para ödemeyi de geçti soyguna döndü. İzmir’den giriyorum buraya Orhangazi’den geçiyorum 2 bin lira devlete para veriyorum. Bedava yolu kullansana diyorlar, o zaman bakım yapın. Kafam gibi çukur var. Ben sebze-meyve getiriyorum. Devletin malı değil mi bu yol? Tamam benden bir bedel al, al da böyle uçuk kaçık bedel olmaz ki. Bizim araçlarımız ticari araç. Biz yüksek bedel ödüyoruz. Arabamız çalışırsa para kazanıyoruz. Kazandığımız paraya devlet göz dikti. Köprüye zam, otobana zam, vergiye zam. Bu yıl 4 tane vergi ödedim. Bir aracın yılda iki kere vergisi olur. Geçen yıl 4 tane ödedik. Var mı bunu ödemeyen? Sen benim çoluğumun çocuğumun rızkından alıyorsun. Tamam ülke düzelsin de bir ülke vatandaşın cebine göz dikip de mi düzeliyor? Tasarruf yapalım, halk mı yapacak tasarrufu? Zengin keyif yapsın, halk tasarruf yapsın.
“İŞİN İÇİNDEN ÇIKAMIYORUZ”
Serdar Türk: Zam yapıldığı tarihe kadar Yavuz Sultan Köprüsü’ne 500 lira ödüyorduk, şu an 750 lira olmuş. Biz kazanamıyoruz ki. Lastiklere zam geldi, her şeye zam geldi. İşin içinden çıkamıyoruz. Hatay’dan buraya biz 35 bin liraya geliyorduk. 3 bin lira komisyoncu alıyor, bize 32 bin lira kalıyor. Köprülere veriyoruz, mazot parasına geliyoruz. 3 günden beri buradayız, çıkamıyoruz. Her şey berbat durumda. Zamdan önce Hatay’dan başlıyoruz Yavuz Sultan Selim Köprüsü’ne kadar geliyoruz. Git-gel toplam 6 bin lira masrafı var. Zamdan önce buraya gidip gelme 3 bin 500 lira tutuyordu, şimdi 6 bin lira oldu. Niğde otobanından geçiyoruz, sonra Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nde ödeme yapıyoruz. Kuzey Marmara Otoyolu’nden geçmiyoruz biz. Eski yoldan gidiyoruz. Kuzey Marmara’dan geçsek zaten hiç kazanamayız. Anadolu otobanından direkt Bayrampaşa’ya gidiyoruz.
“SÜRÜCÜLER OSMANGAZİ KÖPRÜSÜ YERİNE FERİBOTLARI TERCİH EDİYOR”
Zamların ardından sürücüler, pahalı olduğu için Osmangazi Köprüsü’nden geçmek yerine Eskihisar’daki feribotlara yönelmeye başladı. Zamlardan memnun olmayan sürücüler tepkilerini şöyle dile getirdi:
“Köprü yapıldığından beri ya bir ya da iki kere geçtim. Çok yüksek maliyetlerden dolayı köprüden geçmiyoruz.”
“ZAMLARDAN SONRA FERİBOTA GEÇTİK”
“Çok yüksek paralar olduğu için mecburen feribotu kullanmak zorunda kalıyoruz. Bir saat de olsa artık geç geliyoruz. Ne yapacağımızı bilemediğimiz için feribotla devam. Osmangazi Köprüsü’ne ben çok kullanıyordum da artık feribota geçtik. Zamdan sonra dördüncü gidip gelişim. Normalde çok Bursa’ya gidip geliyorum, artık Yalova’dan devam. Her şeye zam geldiği için artık alıştık.”
“ARTIK GEMİLER DE YETİŞMİYOR”
“Köprülerdeki, otobanlardaki zamlardan dolayı zaten feribotlar şişmeye başladı. Artık gemiler de yetişmiyor. Burada bekliyoruz. Bu bir saat oluyor, iki saat oluyor. Feribotlar da artık sıkıntı yaşıyor. Artık sayısını mı çoğaltacaklar veya bu zamlara dur mu diyecekler bilemeyeceğiz.”
“HER GÜN ZAM GELİYOR ALIŞTIK ARTIK”
“Her gün zam geliyor. Alıştık artık. Hükümet yemeye içmeye devam ediyor, bizlere yükleniyor. Alıştık artık. Onlar rahat etsin biz çile çekmeye devam. Osmangazi Köprüsü çok pahalı. Gidiş-gelişi buradan daha pahalı. Bu şekilde daha uyguna geliyor. Biraz yoruluyoruz ama olsun.”
]]>Avrasya Tüneli-TEM Anadolu Otoyolu Bağlantı Yolu’nun açılışı Ulaştırma Bakanlığı Altyapı Yatırımları Genel Müdürü Yalçın Eyigün tarafından gerçekleştirildi.
Eyigün, burada yaptığı açıklamada, bağlantı yolunun 4 ana istikametin kesişim noktasında bulunduğunu belirterek, TEM bağlantı yolundan 15 Temmuz Şehitler Köprüsü’ne gidilen ana arterin 15 Temmuz Şehitler Köprüsü’nden Anadolu Yakası’na gelinirken E5 ve D100 Karayolu’na inilen yol ya da Anadolu Otoyolu’na gidilen yolların ortasında bulunduğunu söyledi.
Eyigün, bağlantı yolunun sürücülere sağlayacağı kolaylıklar hakkında bilgi vererek şöyle devam etti:
“TEM’den gelen sürücülerimiz 15 Temmuz Şehitler Köprüsü’ne gidiyorken, Çamlıca yokuşunda sabahları özellikle çok ciddi bir yoğunlukla karşılaşırlar. Bu projemizin amacı tam bu yoğunluğun başladığı noktada bir alt geçit tünelimiz var, U dönüşü tüneli diyoruz. Bu U dönüşüyle Anadolu yakasına tekrar dönmek amacıyla sürücülerimiz seyir yaparlardı veya Kartal istikametinden köprüye giderken geriye dönüp Ünalan Mahallesi’ne girmek için kullanırlardı. Bizim burada yaptığımız şey ise bu tünelin devamında 600 metrelik bir ilave yol ekledik. Böylece sabah trafiğinde özellikle köprü yerine Avrasya Tüneli’ne geçmek isteyen sürücülerimizin tam da sıkışıklıkla karşılaştıkları noktada bu seçeneği sunuyoruz kendilerine. Avrasya Tünelimize baktığımızda şu an 15-20 bin sayıda aracın daha bize yönelmesini öngörüyoruz.”
Anadolu Yakası için de Kartal, Pendik, Tuzla istikametinden gelip Kadıköy, Fenerbahçe, Bağdat Caddesi ve Göztepe’ye inmek isteyenlerin de D100 ve E5’i hiç kullanmadan bu bağlantı yoluyla Kadıköy’e inme şansları olduğunu aktaran Eyigün, “Kendisi küçük 600 metrelik bir iş, tünelle beraber 900 metre ama fonksiyonu itibarıyla baktığımızda neredeyse her yöndeki sürücülere fayda sağlayacak bir proje.” dedi.
“Yeni tünel yapmış olmak kadar kapasiteyi yükseltici bir iş yapıyoruz”
Yalçın Eyigün, Avrasya Tüneli’nin günlük rakamları hakkında bilgi vererek, öngörülenden daha hızlı şekilde 10 yılı bulmadan 6,5 yılda garanti sayısına ulaştıklarını kaydetti.
Eyigün, şu an günlük 73-74 bin ortalamasında olduklarını dile getirerek, “Amacımız ise 15-20 bin daha artırarak, özellikle sabah trafiğinde, Anadolu-Avrupa geçişlerinde araçlarımızdan 15-20 binini daha zaman içinde Avrasya’ya almak suretiyle hem Avrasya’nın zaten yakaladığımız, geçtiğimiz garanti eşiğini daha da artırmak hem de 15 Temmuz Şehitler Köprüsü’nü bir nebze olsun, yüzde 15-20 ölçüsünde, rahatlatmak ve aynı zamanında gün içinde E5 trafiğinin tamamını Anadolu Yakası’nda Kadıköy’e geçişler gidişler açısından da ferahlatmak.” diye konuştu.
Avrasya Tüneli’nde yaptıkları hesaplamaların öngördükleri gibi çıktığını kaydeden Eyigün, biraz sabredildiğinde geçişlerdeki araç sayısının garantinin ötesinde 20-30 bin bandının üstüne çıkabileceklerini vurguladı.
Eyigün, bağlantı yoluna giden tünelin Avrasya’nın kamu menfaati, kamu finansmanı, kamu maliyesi açısından da faydasını biraz daha artıracak iyi bir proje olduğunun altını çizdi.
Avrasya Tüneli ile beraber Marmaray’a da değinen Eyigün, her iki projenin de insanlara kazandırdığı zamanın gerçek hayatta karşılığının ölçülemez olduğunu söyleyerek, sözlerini şöyle tamamladı:
“Siz bir saatte geçebileceğiniz bir yola Avrasya’yla 4 dakikada geçiyorsunuz karşıya ya da Marmaray’la birkaç dakika içinde Üsküdar’dan Sirkeci’de oluyorsunuz. Bunun karşılığı yok ama maddi anlamda da bizim hesaplarımıza göre her ikisi çoktan amorti ettiler. Kamuya artı değer oluşturdular ve buradaki küçük projemiz fiziksel olarak küçük ama değer olarak çok ciddi bir fayda oluşturacak. İstanbul’a yeni bir fayda anlamında adeta Avrasya Tüneli’nin dörtte biri kadar, beşte biri kadar belki bir yeni tünel yapmış kadar kapasiteyi yükseltici bir iş yapıyoruz.”
]]>Baltimore limanından Sri Lanka’ya doğru 27 gün sürecek yolculuğun henüz ilk birkaç yüz metresinde olan gemi, limandan çıkışı ile gücünü tamamen kaybetti. Bu sırada kentin sembollerinde Francis Scott Key Köprüsü’ne doğru hızla ilerliyordu.
Sabahın ilk saatleriydi ve hava karanlıktı. Güç kaybı nedeniyle geminin ışıkları da aniden söndüğünde mürettebat daha da karanlığa gömüldü.
Gemi yüzen bir cesetti: Elektronik sistemleri susmuştu ve daha da önemlisi motor gücü de sıfırdı.
Kaptan köşkündekilerin elinde gemiyi durdurabilecek bir şey yoktu.
Mürettebat umutsuz girişimlerle gemiyi yeniden canlandırmaya çalışırken alarmlar çalıyordu.
Geminin kaptanı olayın paniği içinde mürettebata dümeni iskeleye doğru sertçe çevirmesini ve sancak tarafına kaymasını önlemek için demir atması emrini verdi
Bu anlarda acil durum jeneratörünün devreye girdiğine inanılırken, geminin motorları çalışmadı.
Başka çare kalmamıştı. Yerel saatle 01:40 sıralarında, (TSİ 08:40) yetkilileri çarpışmanın yakın olduğu konusunda uyaran bir yardım çağrısı yayınladılar.
Hemen sonra kaydedilen telsiz konuşmasında, köprünün bağlı olduğu Maryland Ulaştırma Kurumu’ndan bir yetkilinin
“Dümenini kaybetmiş bir gemi yaklaşıyor” uyarısı duyuluyor. Aynı yetkili, geminin ilerlediği köprü üzerindeki trafiğin durdurulması gerektiğini söylüyor.
Maryland Valisi Wes Moore, trafiği durdurmayı başaran ekipleri kahramanlar olarak selamladı. Çağrı ile çarpma anı arasındaki 2 dakikada trafik durdurulmuştu.
Ancak Dali’nin ilerleyişi durdurulamadı. Geminin, beton bir sütununa çarpması sonrası, 2,4 km’lik köprünün parçaları Patapsco Nehri’nin sularına dökülmeye başladı.
Köprüde çalışan karayolu ekibine mensup oldukları düşünülen 6 kişi buz gibi suda kayboldu. Bu kişilerin daha sonra öldüğünün değerlendirildiği açıklandı.
Yerel basında kayıp işçilerin Meksika, Guatemala, Honduras ve El Salvador vatandaşları olduğu bildirildi.
BBC bu işçilerin bilgilerini doğrulamak için büyükelçiliklerle temasa geçti.
Gemideki 22 mürettebatın tamamı ise Hintliydi.
47 yıl önce açılan sembol köprünün dramatik şekilde yıkılması, Baltimore’da şok etkisi yaratmış durumda.
Vali Moore Salı günü düzenlediği basın toplantısında, “Her gün 30 bin Marylandli işe gidip gelmek burayı kullanıyordu. ‘Key Köprüsü çöktü’ sözünü duymak şok edici. Bu yürek parçalayıcı” dedi.
Dali’deki güç kaybına tam olarak neyin sebep olduğu belirsizliğini koruyor.
Ulusal Ulaşım Güvenliği Kurulu Başkanı Jennifer Homendy, müfettişlerin yolculuğa ilişkin verileri kaydeden cihazı incelemeye alacaklarını duyurdu.
Baltimore’ın nehir kıyısında yaşayan çoğu işçi sınıfına mensup halk, Salı sabahı uyandıkları manzara karşısında şoke olduklarını anlattı.
BBC’ye konuşan bölge sakini John Flansburg, yıkım anında bütün evinin sarsıldığını söyledi.
Darlene Irwin ise “gürleme sesini” duyması sonrası bir şeylerin yanlış olduğunu anladığını anlattı.
Üzerinde en az 3 bin konteyner olan devasa kargo gemisi, çöken köprünün enkazı arasında kaldı.
Ekipler, dondurucu suya düşen köprü çalışanlarını halen aradığı saatlerde, uzmanlar, yıkımın ABD’nin doğu kıyısındaki en işlek limanlardan, Baltimore Limanı üzerinde önemli bir etki yaratabileceği uyarısını yapıyordu.
Maryland Senatörü Ben Cardin gazetecilere, nehrin trafiğe yeniden açılmasının ABD ekonomisi için “kritik” olacağını söyledi.
Baltimore Limanı, çelik ve alüminyumun yanında otomobil sektörü için de önemli bir dağıtım ve yükleme merkezi.
General Motors ve Honda gibi otomobil üretecileri bu limanı kullanan küresel iş dünyası devleri arasında yer alıyor.
Maryland Liman İdaresi verilerine göre, geçen yıl en az 750 bin otomobil bu limanda işlem gördü.
Tedarik zinciri hizmetleri sunan Everstream Analytics’ten Mirko Woitzik, Baltimore Limanı’nın bir sürede devreden çıkmasının “ Philadelphia ve Norfolk gibi limanların kapasitesini zorlayacağını” öngördü.
Francis Scott Key Köprüsü’nden “pek çok kez geçtiğini” söyleyen ABD Başkanı Joe Biden da, köprünün yeniden açılması için “yeri göğü oynatacağı” sözünü verdi.
Biden, ihtiyaç duyulan federal kaynakları kullanarak limanın yeniden inşa edileceğini söyledi.
Yetkililer köprünün yeniden açılması noktasında zaman vermekten kaçınıyor. Ancak Vali Moore bu sürenin “kısa olmayacağını” söyledi.
Bu dev konteyner gemisi Dali’nin başına gelen ilk olay değildi.
Gemi trafiğini izleyen Vessel Finder’a göre, gemi 2016 yılında Belçika’nın Antwerp Limanı’nda başka bir çarpışmaya karışmıştı. O olaya ilişkin herhangi bir yaralanma veya ciddi hasar bildirilmemişti.
Bugün Dali, binlerce tonluk köprü enkazının arasında kurtarılmaya bekliyor.
]]>Artvin’e gelerek bir dizi temas ve ziyaretlerde bulunan Uraloğlu, Gençlik Merkezi toplantı salonunda sivil toplum kuruluşları ve iş dünyasının temsilcileriyle bir araya geldi.
Uraloğlu, burada yaptığı konuşmada, Artvin’e Rize-Artvin Havalimanı’nı kullanarak geldiğini belirterek, “Rize-Artvin Havaalanı’nda geçen yıl 1 milyonu geçen yolcu trafiğimiz oldu. Haftalık sefer sayımız 65.” dedi.
Artvin’e şimdiye kadar birçok yatırım yaptıklarına işaret eden Uraloğlu, “86 milyar liralık sadece Ulaştırma ve Altyapı bakanlığı olarak ilimize yatırım yaptık. Yapmaya da devam edeceğiz.” ifadesini kullandı.
Uraloğlu, Yusufeli’nde özel tasarım viyadüğü inceledi
Bakan Uraloğlu daha sonra Yusufeli ilçesine giderek yapımı devam eden Yusufeli Merkez Viyadüğü’ndeki çalışmaları inceledi. Karayolları ve firma yetkililerinden bilgi alan Uraloğlu, bir süre viyadük üzerinde dolaştı.
Uraloğlu, burada gazetecilere, Yusufeli Barajı nedeniyle Yusufelililerin doğdukları, büyüdükleri yerleri terk ettiğini, bunun zor bir durum olduğunu bildiklerini söyledi.
Türkiye’nin de ihtiyaçları olduğunu kaydeden Uraloğlu, “Ülkemizin bu anlamda yapılması gerekenleri var. Yusufeli halkımız gerekli özveride bulundu. Gerçekten onlara güzel yaşam merkezleri beraberce yaptık, Cumhurbaşkanımızın talimatıyla.” diye konuştu.
Bakan Uraloğlu, bölgede bazı eksikliklerin olduğunu bildiklerini dile getirerek, “Cumhurbaşkanımız Yusufeli’nin evladını, sizin abinizi, kardeşinizi buraya tekrar gönderdi. Sayın Bakanımız inşallah onları takip edecek, biz de kendisini, bize düşen ne varsa destekleyeceğiz. Bundan sonra Yusufeli inşallah çok daha yaşanır, çok daha güzel bir şehir olma yolunda adımlar atacak.” dedi.
“Türkiye’de kendi sınıfında önemli köprülerden biri”
Yusufeli Merkez Viyadüğü’ne ilişkin de Uraloğlu, şunları söyledi:
“Bu köprü ile ilgili güzel hatıralarımız var, aldığımız güzel kararlar var. Şunu söyleyeyim teknik bir detaya girmeden, 685 metre uzunluğunda, 147 metre ayak yüksekliğinde ve bu itme sürme dediğimiz bu tabletleri kenarda yapıp buraya krikolarla beraber sürdüğümüz bir köprü. Türkiye’de kendi sınıfında önemli köprülerden biri. İnşallah önümüzdeki ay içerisinde de bu köprüyü bitirerek hizmete açmış olacağız. Yusufeli’nin hizmetine vermiş olacağız. O manzaradan baktık mı aşağısını boğaz düşünelim, bunu da boğaz köprüsü düşündük mü gerçekten güzel bir manzara olacak. Hayırlı uğurlu olsun.”
Uraloğlu, yerel seçimlere de değinerek, sözlerini şöyle tamamladı:
“Önümüzde bir seçim var, bu seçimde de belediye başkan adayımız var. Mevcut belediye başkanımıza teşekkür ediyoruz yaptığı hizmetlerden dolayı. Yeni başkanımız da inşallah 1 Nisan’dan itibaren daha güzel işler yapma noktasında gayret edecek. Biz de kendisini destekleyeceğiz. Ben Yusufelili hemşehrilerimizin, kardeşlerimizin ramazan-ı şerifini kutluyorum, Allahutaala mübarek etsin. İnşallah 31 Mart’ta da Allah’ın izniyle tekrar Yusufeli’yi alacağız ama yüksek oy oranıyla almak istiyoruz.”
Bakan Uraloğlu’na, AK Parti Artvin Milletvekili Faruk Çelik, Yusufeli Belediye Başkanı Eyüp Aytekin, ilgili kurum müdürleri ve partililer eşlik etti.
]]>CHP İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Dr. Cemil Tugay, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda AKP’nin İzmir’de vadettiği köprü ve tüpten oluşan Körfez Geçişi Projesi’ni eleştirdi. Tugay, AKP Genel Başkan Yardımcısı ve İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Hamza Dağ’a projeyle ilgili altı soru sordu. Tugay, “Geçmediğimiz köprüye, kullanmadığımız tünele, gitmediğimiz otoyola, uçmadığımız havalimanına her yıl milyarlarca dolar akıtıyoruz. En iyimser tahminle 2 milyar dolara (66 milyar TL) mal olması beklenen bu tüp ve köprü geçişi projesinin finansman modeli ne olacak? Geçiş garantili yeni bir kara delik ile mi karşı karşıya kalacağız” dedi.
“EMEKLİYE VEREMEZKEN HÜKÜMET, BU KAYNAĞI NEREDEN BULACAK?”
Proje kamu- özel iş birliği modeli ile gerçekleştirildiğinde tek yön geçiş ücretinin en iyimser tahminle 20 euro civarında olacağının onun da bugünkü kurla yaklaşık 700 TL’ye karşılık geldiğine dikkat çeken Tugay, “Bu ücretin tümünü araç sahipleri mi verecek? Şayet vermeyecekse, devletin Hazine’sinden araç başına ne kadarlık finansman sağlanacak? Emeklisine vereceği bayram ikramiyesindeki 1000 TL’lik artışı bile mesele yapan Hükümetimiz, bu kaynağı nereden karşılayacak” diye sordu.
“METRO PROJELERİ BEKLİYOR”
Projenin kent içinde yaşanan trafik sıkışıklığına somut ve ölçülebilir etkisinin ne olacağını, İzmir’in Balçova ve Narlıdere’den başlayarak, yarımada aksından Çiğli yönüne bir günde kaç aracın geçiş yaptığını da soran Tugay, Otogar-Halkapınar ve Karabağlar-Gaziemir metro projelerini hatırlatarak, sorularını şöyle sürdürdü:
“İzmir’in proje ihalesine çıkılmayı bekleyen raylı sistem projeleri varken ve bu projeler kentin Ulaşım Master Planı’nda tanımlanmışken, (Örnek Otogar-Halkapınar ve Karabağlar-Gaziemir metro projeleri) kimin kullanacağı bile belli olmayan bir tüp geçit projesine milletin 66 milyar TL’sini akıtmaktaki neden-sonuç ilişkisini nasıl açıklayacağız? Henüz fizibilitesi dahi yapılmamış, 13 sene önceki resimlerin tekrar tekrar İzmirliler’e gösterildiği, köprü mü tüp tünel mi olacağı bile henüz belli olmayan bu projenin, İzmir Körfezi’nde bulunan fay hatlarından ne derecede etkileneceği belli mi? Bu yönde bir bilimsel araştırma yapıldı mı? Şayet bu proje köprü ve tünel olarak projelendirilecekse kentin en önemli değerleri arasında yer alan İzmir Limanı’na giriş çıkış yapan gemilerin geçişini ne ölçüde etkileyeceği ve hepsinden önemlisi Büyükşehir Belediyesi’nin gündeminde olan körfezin kuzey aksında açılması planlanan sirkülasyon kanalına nasıl etki edeceği biliniyor mu? Benim dileğim, hamaset değil, bilimsel veriler ışığında İzmir’imizin aklına ve kamu vicdanına seslenmek. Araştıralım, öğrenelim, ‘gereklidir’ ya da ‘gerekli değildir’ sorusunu ondan sonra yanıtlayalım.”
]]>Manavgat Belediyesi tarafından kent trafiğini rahatlatmak ve ulaşımı kolaylaştırmak amacıyla yapılan, Örnek ile Eski Hisar mahallelerini birbirine bağlayan Şükrü Sözen Taşıt Köprüsü, Pinhani konseriyle açıldı.
Manavgat Belediye Başkanı Şükrü Sözen’in vizyon projelerinden olan taşıt köprüsü, estetik yapısı ve ışıklandırmasıyla vatandaşların büyük ilgisini ve beğenisini topladı. Şükrü Sözen Taşıt Köprüsü 91 metre uzunluğa, 16,5 metre yol genişliğine sahip bulunuyor. Şükrü Sözen Taşıt Köprüsü’nün açılışı kurdele kesimi ve havai fişek gösteriyle gerçekleştirildi. Açılışa katılan binlerce vatandaş bu anları telefonlarıyla kayıt altına aldı. Köprü açılışı için Manavgat Irmak kenarına akın eden çoluk, çocuk, yaşlı, genç binlerce kişi Pinhani grubu konseriyle eğlendi.
Açılış töreninde konuşan Manavgat Belediye Başkanı Şükrü Sözen, belediyenin tüm yatırımlarını öz kaynaklarıyla yaptığını, devletin bir kuruş katkısını olmadığını söyledi.
“İnanmak her şeyin başıdır”
Belediyeciliğin hayal etmek olduğunun altını çizen Sözen, ” Belediyecilik, hayallerinizi öyle veya böyle çalışarak gayret ederek neticeye götürmektir. İnanmak her şeyin başıdır. Söz verdik, verdiğimiz sözleri bir bir neticeye götürdük. Bundaki en büyük pay sizin. Bize inanmasaydınız, bizim yanımızda olmasaydınız,bu yüzlerce projenin hiçbirisi hayata geçmezdi. Bu ülkede yönetici olarak, idareci olarak, bir sözünü tutanlar var bir de sözlerini yutanlar var yutanlar. Bizler sizlerin aranızda huzurlu gezebilmek adına sözünü tutanlardan olmaya karar verdik. 15 yılda yaptığımız o kadar projeden sonra, sadece bu dönem, bu 5 yıl içinde sizlerle yaptığımız işlerimiz: Barbaros Caddesi, Sorgun’da binlerce hemşehrimizin, siz kıymetli gençlerin kullandığı yürüyüş yolu-plajlarımız, bütün dünyaya mal olan Side projesinin devamı, cazibe noktası haline gelen Side Limanı, Sorgun’da 2 gün önce açtığımız plajımız aynı zamanda kır düğünlerinin yapıldığı, restoranların parkların olduğu o güzel mekanı Manavgat için açtık. Biraz sonra açılışını gerçekleştireceğimiz Manavgat’ın trafiğine büyük rahatlık getireceğine inandığımız bu araç köprümüz, hemen altımızda yeni çehreye kavuşturduğumuz, bu kente yakışır hale getirdiğimiz Rauf Denktaş Köprüsü. Yine birkaç gün sonra sizlerle beraber açacağımız 400 öğrencilik, geleceğimiz olan çocuklarımızın sağlıklı yetişmesi için bir kreş açılışını da beraber yapacağız. Dönemimiz bitmeden yetiştirmeye çalışıyoruz, Taşağıl’daki soğuk hava depomuz. Önem verdiğimiz projelerimizden bir tanesi Düzağaç’ta bütün Manavgat Belediyesi’nin elektrik tüketimini karşılayacak güneş enerji panellerinin bütün bakanlık görüşleri alındı, Dünya Bankası’ndan kredisi onaylandı, çok kısa bir süre sonra inşallah startını vereceğiz”diye konuştu.
“Köprü dahil onlarca yatırımı sadece Manavgat Belediyesi’nin öz kaynaklarıyla yaptık” diyenSözen, “Öncelikle bu güzel köprünün hazırlanması sürecinde bugün geç saatlere kadar canhıraş çalıştılar, Manavgat Belediyesi emekçilerine, her türlü katkıyı koyan çalışma arkadaşlarıma minnettarım. Bu güzel eserin Manavgat’a kazandırılması noktasında, yaptığı örnek teşkil eden işlerle isim edinmiş, haklı bir isim edinmiş, firma sahibi Fatih Yurdemi’ye ve bütün ekibine teşekkür ediyorum” dedi.
Köprü açılışına, CHP Antalya Milletvekili Aliye Coşar, Manavgat Belediye Başkanı Şükrü Sözen, CHP Manavgat İlçe Başkanı Oykun Başar, CHP Manavgat Belediye Başkan Adayı Doktor Niyazi Nefi Kara, belediye başkan yardımcıları, belediye meclis üyeleri ve CHP meclis üyesi adayları, oda başkanları, sivil toplum örgütü temsilcileri, muhtarlar ve binlerce vatandaş katıldı. Manavgat Belediye Başkanı Şükrü Sözen, ERK İnşaat Anonim Şirketi adına Fatih Yurdemi’ye plaket; Pinhani grubu Solisti Sinan Kaynakçı’ya da plaket ve çiçek takdiminde bulundu. – ANTALYA
]]>Cizre’de 7 yıl önce 11 Gözlü Taş Köprü olarak yapımına başlanan ancak daha sonra asma köprü olarak devam eden İsmail Ebul-İz El-Cezeri Asma Köprüsü’nün açılışı binlerce kişinin katılımı ve havai fişek
gösterisi ile gerçekleştirildi. Cizre’de Dicle Nehri üzerinde bulunan Cizre John F. Kennedy Köprüsü ve Çevreyolu Köprüsü arasında Cizre Belediyesi tarafından yaptırılan İsmail Ebul-İz El-Cezeri Asma Köprüsünün açılışı, Şırnak Valisi Cevdet Atay, Cizre Kaymakamı ve Belediye Başkan Vekili Nazlı Demir,İl ve İlçe Protokol üyeleri ve yaklaşık on bin kişinin katıldığı tören ve muhteşem bir hava fişek gösterisi eşliğinde gerçekleştirildi.
Köprü açılışı için Dicle Nehri kenarına akın eden çoluk, çocuk, yaşlı, genç binlerce kişi canlı müzik eşliğinde düğünleri aratmayan bir ortamda halay çekerek köprünün açılmasını bekledi. Vatandaşların bu coşkusunu gören Şırnak Valisi Cevdet Atay ve Cizre Kaymakamı ve Belediye Başkan Vekili Nazlı Demir’de vatandaşlarla birlikte halay çekti. Nehir kenarında toplanan kalabalığa hitaben kısa bir konuşma yapan Şırnak Valisi Cevdet Atay, “Cizre artık huzur şehri. Cizre deyince akla gelen Güven ve huzur.Bu köprünün yapımında emeği olan herkese teşekkür eder Köprünün hayırlı ve uğurlu olmasını dilerim” dedi.
“Kadının mutlu olduğu bir toplum mutludur”
Cizre’ye bugün şenlik havasının hakim olduğunu belirten Cizre Kaymakamı ve Belediye Başkan Vekili Nazlı Demir, Bugün Nur mahallesinde tamamlanan Taziye evi ve Caminin açılışını gerçekleştirdiklerini ifade ederek, “İlçenin ilk kadın Kaymakamı olarak 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kadınlarımızla geçirmek istedik ve Dirsekli mahallesindeki Mesire alanının hem açılışını gerçekleştirdik hem de kadınlarımız ile beraber şenlik havasında bir kutlama yaptık. Binlerce kadınımız ile birlikte muhteşem bir atmosfer vardı. Bizim inandığımız ilke şudur; Kadının mutlu olduğu bir toplum mutludur ve bunun içinde herkesin elinden geleni yapması gerekir” dedi.
Yaklaşık yedi yıldan bu yana devam eden bir süreci son bir yılda hızlandırarak İsmail Ebul-İz El-Cezeri Asma Köprüsü’nün açılışını büyük bir coşku ile gerçekleştirdiklerini belirten Demir, “Vatandaşımızın yoğun bir ilgisi ve onlar için hazırladığımız özel bir havai fişek gösterisi ile köprümüzün açılışını gerçekleşirdik. Bu süreç içerisinde biz yatırımlarımızın hepsini sonuçlandırıp, sona erdirip açılışlarını yapmaya başladık. Cizre’de artık huzur var, güven var. İnsanlar huzur istiyor ve huzuruna sahip çıkıyor. Terör ortamının ortadan kalkması ile beraber Cizre’mizin tarihi, kültürü, zenginlikleri ortaya çıktı. Cizre bir turizm şehri olmaya aday. Cizre bir sanayi şehri olmaya aday, Cizre bir ticaret şehri olmaya aday. Kadim Cizre’miz tarihte hak ettiği değeri bu yatırımlarla inşallah bulacak” dedi.
Tüm Cizrelilere teşekkür ederek konuşmasına devam eden Demir, “Bizler onların huzuru, güveni için buradayız. Devletimizin bize verdiği sorumluluk ve bilincinde olarak vatandaşımızın huzuru ve mutluluğu için tüm kamu kurum ve kuruluşları ile beraber 7/24 mücadele içerisindeyiz. Vatandaşlarımız ile bir kardeşlik hukuku yakaladık. İnşallah bu hukuku devam ettireceğiz. Birliğimiz, beraberliğimiz daim olsun diyorum. İnşallah nice güzel hayırlı hizmetler ile Cizre’mize hizmet etmeye devam edeceğiz” ifadelerine yer verdi.
Yapılan konuşmalara müteakiben İsmail Ebul-İz El-Cezeri Asma Köprüsü’nün açılışı dualar eşliğinde kesilen kurdele ve muhteşem havai fişek gösterisi ile gerçekleştirildi. Açılışa katılan binlerce kişi Köprü manzarası eşliğinde patlayan havai fişek şölenini telefonları ile çekerek kayıt altına aldı. Havai fişek gösterisinin ardından vatandaşlar canlı müzik eşliğinde geç saatlere kadar halay çekerek doyasıya eğlendi. – ŞIRNAK
]]>Manisa’nın Şehzadeler ilçesinde birçok kırsal mahalleyi birbirine bağlayan ve şiddetli yağış nedeniyle çöken Sarma Çayı köprüsü, Manisa Büyükşehir Belediyesi tarafından yeniden inşa edilmeye başlandı. Manisa Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Ali Öztozlu da, Yol Yapım Bakım ve Onarım Dairesi Başkanı Kurtuluş Kuruçay ve Mahalle Muhtarları eşliğinde inşaat çalışmalarını yerinde inceledi. Öztozlu, mahalle muhtarlarına yapılacak olan çalışma hakkında bilgilendirme yaparken proje üzerinde görüş alışverişinde bulundu.
“En kısa sürede hizmete açacağız”
Hummalı bir şekilde yürütülen çalışmalar hakkında bilgi veren Yol Yapım Bakım ve Onarım Dairesi Başkanı Kurtuluş Kuruçay, “Yunusemre ve Şehzadeler ilçemizde bulunan mahallelerimize ulaşım sağlayan Sarma çayı köprümüz geçtiğimiz aylarda yaşanan yoğun yağışlarda yıkılmıştı. Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Cengiz Ergün’ün talimatları doğrultusunda en kısa sürede kendi imkanlarımız ile köprümüzü projelendirerek yapım ihale sürecini tamamladık. Geçtiğimiz haftalar itibari ile çalışmalara başladık. Buradaki yıkılan mevcut köprümüz 16 metre uzunluğunda ve yaklaşık 6 metre genişliğindeydi. Bu köprüyü biz 25 metre uzunluğunda ve 10 metre genişliğinde olacak şekilde projelendirdik. Zemin güçlendirme adına da yaklaşık 16 kazık çakılmasıyla birlikte 25 metrelik hazır kiriş betonarme inşa edip dere geçişlerini de genişleterek en kısa sürede vatandaşlarımızın hizmetine sunmayı amaçlıyoruz” dedi.
Projelendirme çalışmalarının ardından kısa süre içerisinde yapımına başlanan sarma çayı köprüsünün çok daha güzel olacağını ifade eden Sarma Mahalle Muhtarı Ramazan Şenli, “Selden etkilenen köprümüzde şuan da çalışmalar başladı. Bu kadar hızlı olacağını hiç düşünmemiştik. Şahsım ve mahallelim adına Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Cengiz Ergün’e çok teşekkür ediyorum. Allah nasip ederse köprümüz kısa süre içerisinde faaliyete geçecektir” dedi.
Çamköy Mahalle Muhtarı Kadir Çelik de, “Şiddetli yağışlardan etkilenen köprümüz geçtiğimiz aylarda yıkılmıştı. Sağ olsun Büyükşehir Belediyesi hemen müdahalede bulundu ve yeni köprümüzün yapımı için çalışmalara hızlı bir şekilde başladı. Şuan çalışmalar hızla ilerliyor. Bu nedenle de Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Cengiz Ergün’e hizmetleri için çok teşekkür ediyorum” şeklinde konuşurken, Halıtlı Mahalle Muhtarı Mehmet Akbaş, “Selden yıkılan köprümüzün inşaatı hızlı bir şekilde başladı ve çok güzel ilerliyor. Vatandaşlarımızın mağdur olmamaları adına Büyükşehir Belediyemiz çalışmaları çok hızlı bir şekilde yürütüyor. Mahallelim ve şahsım adına Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Cengiz Ergün’e çok teşekkür ediyorum” dedi.
Kırançiftlik Mahalle Muhtarı Celali Çınar ise, “Aşırı yağışlarda yıkılan köprünün kısa süre içerisinde yapılacağının sözünü almıştık. Bugünde gördüğümüz gibi çalışmalar başladı. İnşallah kısa süre içerisinde de bitecek. Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Cengiz Ergün’e hizmetlerinden ötürü çok teşekkür ediyoruz” ifadelerini kullandı. – MANİSA
]]>Bartın’da 50 haneli mahalleyi 6 parça kütükten yapılan 30 metre uzunluğundaki ahşap köprü ayırıyor
Yaklaşık 30 santimetre genişliğindeki köprüden yan yana iki insan geçemiyor
BARTIN – Bartın’ın Ulus ilçesinde bulunan Aktaş Köyü Kadiroğlu Mahallesi’ne bağlı bulunan 3 hanede yaşayan 12 kişi, evlerine 6 parça kütükten yapılma 30 metre uzunluğundaki derme çatma köprü ile ulaşabiliyor. İki insanın yan yana geçemediği köprü nedeniyle cenaze ve düğün gibi merasimlerde büyük zorluk yaşayan bölge halkının sel felaketlerinde ise günlerce dış dünya ile bağlantısı kopuyor.
Aktaş Köyü’nde 50 hanenin bulunduğu Kadiroğlu Mahallesini Söğütlü Deresi ikiye ayırıyor. Kadiroğlu Mahallesi’nde ırmağın bir tarafında kalan kısmında 47 ev bulunurken diğer tarafında ise aynı mahalleye bağlı 3 ev yer alıyor. Yarım asırdan fazla zaman öncesinde yapılan 3 evin bulunduğu bölgeye ulaşım ne araçla ne de yayan sağlanabiliyor. Mahalleyi yaklaşık 50 yıl önce 6 parça kütükten yapılan 30 metre uzunluğundaki ahşap köprü birbirine bağlıyor. Yaklaşık 30 santimetre genişliğinde bulunan ve tek tarafında ise geçerken tutunulabilen korkuluğu bulunan köprüden hem araç geçişi mümkün olmadığı gibi iki insanın yan yana yürümesi mümkün olmuyor. Yıllardır atalarından kalan evlerde yaşadıklarını belirten bölge insanı ise yarım asrı aşkın süredir ahşap köprüyü kullanarak, evlerine ulaşabildiklerini ifade etti.
Düğün, cenaze gibi merasimlerde ise büyük zorluk yaşadıklarını anlatan bölge halkı, sel felaketlerinde ise köprünün yıkılarak dünya ile bağlantılarının koptuğunu ifade etti. Her kış mevsiminde ırmağın yükselmesi ve taşması durumlarında köprülerin yıkıldığını ve zarar gördüğünü belirten mahalleli, sular çekildikten sonra yeniden köprüyü yaptıklarını ve onardıklarını ifade etti.
Gözlerinin önünde ev kül oldu hayvanlar yandı
3 evden birinde oğlu Erdal Zortaoğlu ve 2 torunu ile yaşayan Asiye Zortaoğlu, itfaiye ve jandarma araçlarının dereden geçememesi nedeniyle gözlerinin önünde evin kül olduğunu kaydetti. Abiye Zortaoğlu, “Bu bölgede 3 ev var. Yangın çıktığında itfaiye gelemedi, jandarma gelemedi. Ev cayır cayır yandı. Gözlerimizin önünde hayvanlar yandı. İnsanlar zor kurtuldu. Hasta oluyoruz ambulans gelemiyor. Hasta halimle köprüden geçerken, az kalsın suya düşüyordum. Çok büyük zorluk çekiyoruz” dedi.
Yıllardır ulaşım çilesini çektiğini anlatan Erdal Zortaoğlu ise “Yıllardan beri aynı çileyi çekiyorum. Çocuğum seneye okula gidecek, nasıl okula gidip gelecek bilmiyorum. Ufak bir geçit olsa, çok iyi olur. Şeker hastasıyım. babaannem, İstanbul’da yaşamak zorunda kalıyor. Köyde kalmak istiyor ama ulaşım sıkıntısı nedeniyle gelemiyor” ifadelerini kullandı.
Irmağın karşı tarafında yaşayan Mustafa Akın ise, misafirliğe gittiklerinde köprüden geçmekte zorlandıklarını ifade etti. Her selde köprünün yıkıldığını ve yeniden yaptıklarını da hatırlatan Akın, “Bu mahallede yaşayanlar gerçekten zor durumda. Hasta olduğu zaman karşıya ambulans ulaşamıyor. Köprüden geçerken, bir çocuk düşse sorumlusu kim olacak. Vatandaşlarımızın köprüden geçerken hiç bir can güvenliği yok. Devlet büyüklerimizden yardım istiyoruz. Benim çocukluğumdan itibaren bu köprü, bu durumda. Sel geldiğinde köprüyü alıp götürüyor. Ama yıkıldığı zaman, zarar gördüğünde yeniden yapıyoruz” şeklinde konuştu.
Mahalle Muhtarı Mustafa Aktaş ise küçük de olsa bir köprü yapılması için defalarca kez müracaatta bulunduklarını ve netice alamadıklarını belirtti. Devlet yetkililerinden yardım isteyen Muhtar Aktaş,
“Vatandaşlarımız yıllardır bu ağaç köprüden geçiyor. O kadar müracaat ettik. Hiç bir sonuç alamadık. Bu mahallede yaşayan 50 kişi. Dedelerimizden yapılma köprü, her selde yıkılıyor. tamir ediyoruz, kepçe çağırıyoruz, millete öyle ulaşabiliyoruz. Hasta olduğunda yangın çıktığında, ambulans yada itfaiye karşıya geçemiyor. İstanbul’da yaşayan hemşehrilerimiz var, burada arazileri var. Ev yapacaklar ama araç geçiremedikleri için ev yapamıyorlar. En azından bir aracın geçebileceği köprü olsun istiyorlar. İlla eski köprünün olduğu yere değil, yakın bir yere de yapılabilir. Müsait görülen bir yere de yapılabilir. Bize devlet malzeme gibi bazı desteği versinler. Biz kendi imkanlarımız ile de yapmaya talip oluruz” diye konuştu.
Mahalleye yaklaşık 2 kilometre uzaklıkta bir beton köprü bulunduğunu hatırlatan Muhtar Aktaş, bu köprünün ise hem çok uzak olduğunu hem de 3 evin bulunduğu bölgeye hiç bir faydasının bulunmadığı kaydetti.
]]>Aktaş Köyü’nde 50 hanenin bulunduğu Kadiroğlu Mahallesini Söğütlü Deresi ikiye ayırıyor. Kadiroğlu Mahallesi’nde derenin bir tarafında kalan kısmında 47 ev bulunurken diğer tarafında ise aynı mahalleye bağlı 3 ev yer alıyor. Yarım asırdan fazla zaman öncesinde yapılan 3 evin bulunduğu bölgeye ulaşım ne araçla ne de yaya sağlanabiliyor. Mahalleyi yaklaşık 50 yıl önce 6 parça kütükten yapılan 30 metre uzunluğundaki ahşap köprü birbirine bağlıyor. Yaklaşık 30 santimetre genişliğinde bulunan ve tek tarafında ise geçerken tutunulabilen korkuluğu bulunan köprüden hem araç geçişi mümkün olmadığı gibi iki insanın yan yana yürümesi mümkün olmuyor. Yıllardır atalarından kalan evlerde yaşadıklarını belirten bölge insanı ise yarım asrı aşkın süredir ahşap köprüyü kullanarak, evlerine ulaşabildiklerini ifade etti.
Düğün, cenaze gibi merasimlerde ise büyük zorluk yaşadıklarını anlatan bölge halkı, sel felaketlerinde ise köprünün yıkılarak dünya ile bağlantılarının koptuğunu ifade etti. Her kış mevsiminde derenin yükselmesi ve taşması durumlarında köprülerin yıkıldığını ve zarar gördüğünü belirten mahalleli, sular çekildikten sonra yeniden köprüyü yaptıklarını ve onardıklarını ifade etti.
Gözlerinin önünde ev kül oldu hayvanlar yandı
3 evden birinde oğlu Erdal Zortaoğlu ve 2 torunu ile yaşayan Asiye Zortaoğlu, itfaiye ve jandarma araçlarının dereden geçememesi nedeniyle gözlerinin önünde evin kül olduğunu kaydetti. Abiye Zortaoğlu, “Bu bölgede 3 ev var. Yangın çıktığında itfaiye gelemedi, jandarma gelemedi. Ev cayır cayır yandı. Gözlerimizin önünde hayvanlar yandı. İnsanlar zor kurtuldu. Hasta oluyoruz ambulans gelemiyor. Hasta halimle köprüden geçerken, az kalsın suya düşüyordum. Çok büyük zorluk çekiyoruz” dedi.
Yıllardır ulaşım çilesini çektiğini anlatan Erdal Zortaoğlu ise “Yıllardan beri aynı çileyi çekiyorum. Çocuğum seneye okula gidecek, nasıl okula gidip gelecek bilmiyorum. Ufak bir geçit olsa, çok iyi olur. Şeker hastasıyım. Babaannem, İstanbul’da yaşamak zorunda kalıyor. Köyde kalmak istiyor ama ulaşım sıkıntısı nedeniyle gelemiyor” ifadelerini kullandı.
Derenin karşı tarafında yaşayan Mustafa Akın ise, misafirliğe gittiklerinde köprüden geçmekte zorlandıklarını ifade etti. Her selde köprünün yıkıldığını ve yeniden yaptıklarını da hatırlatan Akın, “Bu mahallede yaşayanlar gerçekten zor durumda. Hasta olduğu zaman karşıya ambulans ulaşamıyor. Köprüden geçerken, bir çocuk düşse sorumlusu kim olacak. Vatandaşlarımızın köprüden geçerken hiç bir can güvenliği yok. Devlet büyüklerimizden yardım istiyoruz. Benim çocukluğumdan itibaren bu köprü, bu durumda. Sel geldiğinde köprüyü alıp götürüyor. Ama yıkıldığı zaman, zarar gördüğünde yeniden yapıyoruz” şeklinde konuştu.
Mahalle Muhtarı Mustafa Aktaş ise küçük de olsa bir köprü yapılması için defalarca kez müracaatta bulunduklarını ve netice alamadıklarını belirtti. Devlet yetkililerinden yardım isteyen Muhtar Aktaş,
“Vatandaşlarımız yıllardır bu ağaç köprüden geçiyor. O kadar müracaat ettik. Hiç bir sonuç alamadık. Bu mahallede yaşayan 50 kişi. Dedelerimizden yapılma köprü, her selde yıkılıyor. tamir ediyoruz, kepçe çağırıyoruz, millete öyle ulaşabiliyoruz. Hasta olduğunda yangın çıktığında, ambulans yada itfaiye karşıya geçemiyor. İstanbul’da yaşayan hemşehrilerimiz var, burada arazileri var. Ev yapacaklar ama araç geçiremedikleri için ev yapamıyorlar. En azından bir aracın geçebileceği köprü olsun istiyorlar. İlla eski köprünün olduğu yere değil, yakın bir yere de yapılabilir. Müsait görülen bir yere de yapılabilir. Bize devlet malzeme gibi bazı desteği versinler. Biz kendi imkanlarımız ile de yapmaya talip oluruz” diye konuştu.
Mahalleye yaklaşık 2 kilometre uzaklıkta bir beton köprü bulunduğunu hatırlatan Muhtar Aktaş, bu köprünün ise hem çok uzak olduğunu hem de 3 evin bulunduğu bölgeye hiç bir faydasının bulunmadığı kaydetti. – BARTIN
]]>