(ANKARA) – Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından 1,5 yıl geçmesine rağmen bölgede öğrenci ve öğretmenlerin eğitime erişiminde sorunlar devam ediyor. Hatay’da bir okulda branş öğretmenliği yapan görme engelli A.K., “Öğretmenler kendi imkanlarıyla bir şeyler yapıyor. Okulların yeni dönemde toparlanması ve eğitim öğretim yılına hazırlanması çok da mümkün değil. Aileler de artık destek olamıyor çocuklarına. Ailelerin de hayatı değiştiği için önceliği çocukların eğitimi değil artık. Öncelik artık barınma, iş imkanları” dedi.
6 Şubat depremlerinin üzerinden 1,5 yıl geçti. Okulların açılmasına 1,5 ay kalmasına rağmen ihalesi süren okulların yeni eğitim öğretim yılında açılıp açılmayacağı belirsizliğini koruyor. Hatay’da bir ortaokulda görev yapan görme engelli öğretmen A.K., konteyner okullarda hem kendisinin hem de diğer öğretmenlerin yanı sıra öğrencilerin yaşadığı sorunları ANKA Haber Ajansı’na anlattı.
“En iyi konteyner olsa bile su alıyor”
Öğretmen A.K., başka bir ilde çalışmasına rağmen elini taşın altına koymak ve öğrencilere destek olmak için yaklaşık 6 aydır Hatay’da yaşadığını söyledi. A.K., konteynerde bir öğretmen olarak okul ortamında hissetmediğini ve eğitim ortamında gerekli düzenlemelerin yapılmadığını belirterek, “Biz öğretmenler olarak bir şeyler yapmaya çalışıyoruz. Okulların yeni dönemde toparlanması ve eğitim öğretim yılına hazırlanması çok da mümkün değil. Şiir köşesi yaptık, resim öğretmeni de dışarıda oyun alanı oluşturdu. Düşünsenize, demirden bir dikdörtgenin içindesiniz ve ona sınıf diyorsunuz. Yaz olduğunda klima var ama Hatay’da konteynerde bir klima ne kadar etkili olabilir ki? Kışın da yağmur söz konusu. En iyi konteyner olsa bile su alıyor. Yağmur yağdığında sürekli okulu su basıyor. Bu işin fiziksel boyutu. Psikolojik boyutunda da yağmur başladığında çocukların ‘evet deprem geliyor’ psikolojisi bizi de etkiliyor. Sonuçta bizim de orada güçlü durmamız gerekiyor” dedi.
“STK’lar devletten daha aktif çalışıyor”
Depremin ardından 1,5 yıla yakın süre geçmesine rağmen öğrencilerin hala depremin şokunu atlatamadığının altını çizen öğretmen A.K., “Çocuklar dışarıda bir şekilde oyun ve güven ortamını oluşturmaya çalışıyor ama hatırlatıcı faktörler olduğunda en başa dönüyorlar. Mesela çocuk, ‘evim vardı, okulum vardı, oyun alanım vardı’ diyor. Şimdi hayatı konteynerden ibaret olduğu için o psikolojiden çıkamıyor. Öğrencilere psikolojik destek verilmesinde de STK’lar devletten daha aktif çalışıyor” diye konuştu.
“Yol çalışmaları idareten yapılıyor”
Yaşanan en büyük problemlerden birinin yolların düzelmemesi olduğunu belirten A.K., ulaşımda hala çok büyük problemler yaşadıklarını kaydetti. Yapılan yol çalışmalarının anlık olduğunu, yağmur yağdığında yolların eski haline döndüğünü vurgulayan A.K., “Yetkililerin açıklaması da zaten ‘hiçbir yerde ev yok, en son şehir kendine gelince, yapılaşınca biz yolları düzeltelim’ şeklinde oluyor. Burası özellikle kışın yağış alan bir yer. Kışın körler için de büyük bir sorun. Yani ben ulaşımımı kendim sağlıyorum, bu daha da büyük bir sorun Hiç çalışma yapılmıyor diyemem, ama idareten yapılıyor” ifadelerini kullandı.
“Deprem bahane olarak kullanılıyor”
Bozuk olan yolların ulaşımı da etkilediğini, bu sorunun deprem “bahane edilerek” çözülmediğini belirten öğretmen A.K., şunları kaydetti:
“Deprem oldu evet ama belli bir süre sonra bunu bahane olarak kullanıyorlar. Otobüsler, dolmuşlar var ama hala bunlarda bir düzen yok. Okula kendi başıma gidip geliyorum ve desteğe ihtiyaç duyuyorum. Konteyner kentte olmasaydık aslında evimle okul arası yürüme mesafesindeydi. Ama dolmuş ve otobüsün ne zaman geleceği belli olmadığı için iki saat önce yola çıkmak zorunda kalıyorsunuz. Otobüsün veya dolmuşun gelip gelmeyeceğini, durakta durup durmayacağını bilemiyorsunuz. Görmeyen biri için burada otobüsün veya dolmuşun saatte bir veya 45 dakikada bir geldiğini düşündüğümüzde, gerçekten zorlanıyoruz. Derse geç kalma tehlikeniz var çünkü ulaşım yok. Türkiye’nin neresinde var böyle bir şey? Aradan 1,5 yıl geçti artık düzelmesi gerekiyor.”
“Öncelik çocukların eğitimi olmaktan çıktı, öncelik artık barınma”
Depremden önce okuldaki öğrenci sayısının 500’ün üzerinde olduğunu ancak önceki dönemde bu sayının 300’e kadar düştüğünü kaydeden A.K., öğrencilerin odağının ‘mezun olmak’ olduğunu bu nedenle başarı düzeyinin de düştüğünü söyledi. Ebeveynlerin önceliğinin çocukları olmadığını belirten A.K., şöyle devam etti:
“Aileler de artık destek olamıyor çocuklarına. Ailelerin de hayatı değiştiği için önceliği çocukların eğitimi değil artık. Öncelik artık barınma, iş imkanları. Burada hala konteyneri geçtim çadırda kalan insanlar var. İnsanlar bu koşullarda hayatlarını idame ettirmeye çalışıyor, iş bulmaya çalışıyor. Ekonomik olarak zorlanıyorlar.”
]]>(HATAY) – Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat depremlerinden en çok etkilenen Hatay’da, aradan bir buçuk yıla yakın zaman rağmen sağlık hizmetlerindeki sorunlar devam ediyor. Hatay Tabip Odası Başkanı Sevdar Yılmaz, Hatay’daki hastanelerde malzeme eksikliği yaşandığını belirterek, “Hastanede sütür malzemesi (dikiş malzemesi), ameliyathane eldiveni olmadığı için ameliyatlar 1-2 hafta sonraya erteleniyor” dedi. Hatay’ın Samandağ içesinde bulunan konteyner Aile Sağlığı Merkezi’nde (ASM) görev yapan hekim Sabri Kimyon ise en önemli sorunlarının altyapı olduğunu söyledi. Kimyon, “Bu ilkel koşullarda hasta bakıyoruz, bunun artık bitmesi lazım” diye konuştu.
Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat depremlerinde en çok zarar gören illerden biri Hatay’dı… Depremin üzerinden 1,5 ay geçmesine rağmen Hatay’da sağlık hizmetlerinde ciddi sorunlar yaşanıyor. ANKA Haber Ajansı’na konuşan Hatay Tabip Odası Başkanı Sevdar Yılmaz; depremlerde 66 Aile Sağlığı Merkezi’nin (ASM) yıkıldığını ve şu an konteyner ASM’lerde hastaların muayene edildiğini, Hatay’daki hastanelerde malzeme eksikliği nedeniyle ameliyatların ertelendiğini söyledi. Yılmaz, Hatay’da yaşanan sağlık sorunlarını, taleplerini ve çözüm önerilerini Hatay İl Sağlık Müdürlüğü’ne ilettiklerini ancak çağrılarının yanıtsız kaldığını, sorunlarıyla ilgili Hatay Valisi Mustafa Masatlı’ya bir rapor sunacaklarını açıkladı.
Sağlık Bakanlığı yeni ASM yapmadı
6 Şubat’ta 198 Aile Sağlığı Merkezinden 66 tanesinin yıkıldığını hatırlatan Yılmaz, “Bu yıkılan ASM’lerin hepsi apartman altı aile sağlığı merkezi. Yani, Sağlık Bakanlığı’nın, devletin yapmış olduğu ASM’ler değil, özelden kiralanmış olan ASM’ler. Bu da gösteriyor ki ASM’lerin devlet tarafından yapılması gerekiyor. ASM’lerin Sağlık Bakanlığı tarafından yapılıp aile hekimlerine teslim edilmesi gerekiyor. Bunun yanında maddi olarak içeride o kadar çok kayıp oldu ki. Her bir Aile Sağlığı Merkezi’nin kurulumu nereden baksanız 4-5 milyon lira. Bunun bilgisayarından klimasına, buzdolabından jeneratörüne, ekstra güç kaynağına vs. malzemeleri 4-5 milyon lira tutuyor. Bunların hepsi yıkılan o 66 Aile Sağlığı Merkezi’yle birlikte yok oldular. Bunlar aile hekimlerinin kendi cebinden ya da devletin vermiş olduğu Sağlık Bakanlığı’nın ödemiş olduğu cari giderden karşılanmış olan, şimdi bunu tekrar karşılamak zorundalar bu arkadaşlarımız. Sağlık Bakanlığı, bu konuda ne aile hekimlerine yeni bir ASM yaptı, ne de bu malzeme konusunda bir destek oldu” diye konuştu.
“Konteyner ASM’lerde 70-80 ekran televizyon arıyorlar”
Yılmaz, depremde yıkılan 66 ASM’de çalışan hekimlerin, konteyner kentlerde ve konteyner ASM’lerde çalıştığını belirtti. Yılmaz, “20 metrekarelik bir ASM düşünün, genelde 2’şer tane konteyner veriyorlar, birinde hemşire kalıyor, birinde doktor kalıyor. Bu arkadaşlarımıza, bu dönemde Sağlık Bakanlığı ya da Sağlık Müdürlüğü, -yerel yöneticiler artık nereden emir aldılarsa- muhtemelen Sağlık Bakanlığı’nın yönlendirmesi ya da yönlendirmesi yoksa buradaki arkadaşların işgüzarlığı diye düşünüyorum, sınıf denetlemesi yapıyorlar. Yani, Sağlık Bakanlığı’nın verdiği konteynerlerde, olmadığını bildikleri halde, engelli tuvaleti arıyorlar, olmadığını bildikleri halde 70-80 ekran televizyon arıyorlar. Yani, orada çalışılıyor mu, orada aşı yapılıyor mu, orada hasta muayenesi yapılıyor mu, bakmadan sınıf denetlemesine geliyorlar. Sınıf denetlemesinde, bu arkadaşların sınıf düşmesi demek, en az 200’ün üstünde sağlık çalışanının işsiz kalması demek” ifadesini kullandı.
“Şu an emekli bir hekimle aktif çalışan bir hekimin maaşı arasında fark yok”
Yılmaz, aile sağlığı merkezlerinde çalışan hekimlerin maaşının yüksek olmadığına dikkat çekerek, şöyle konuştu:
“Bizim maaşımız nüfusumuza bağlıdır. Nüfusumuz ne kadar fazlaysa maaşınız da o kadar. Tabii onun da sınırı var ama o sınırın yarısına düşmüş durumda. Yani Ankara’da, İstanbul’da, İzmir’de, Kayseri’de çalışan hekimin nüfusunun yarısı nüfusa sahibiz. İkincisi, nüfusumuza ulaşamıyoruz. Yani kimisi köye gitmiş, kimisi il dışına çıkmış, oradaki bebeklere aşı, gebelerin izlemleri vs, onları yetişemediğimiz için, ulaşamadığımız için ya da Sağlık Bakanlığı’nın belirlediği alan dışında bu izlemler, aşılar yapıldığı için ceza alıyorsunuz. Bir gebe izlemi kaçırdığınız zaman, tarihler dışında izlem yapıldığı zaman maaşınızın yüzde 10’u gidiyor. Aşıyı aynı şekilde, izlem aralığı dışında yapsanız dahi maaşınızın bir yüzde 10’u daha gidiyor. Bebeğin izlemini yine aynı şekilde aralıklar dışında yaparsanız bir yüzde 10 daha gidiyor. Teşviki kaldırdılar. Nüfus yarı yarıya düştü. Maaşlar, emekli bir hekimin aldığı maaşa kadar düştü. Şu an emekli bir hekimle aktif çalışan bir hekim arasında neredeyse fark kalmadı, aile hekimleri için söylüyorum. Hangi bölgeler biliyor musunuz? Özellikle yıkımın fazla olduğu Antakya, Defne, Samandağ, Kırıkhan ve Hassa’da. Bu sorunu buralarda yaşıyoruz, yani yıkımın olduğu yerlerde yaşıyoruz.
Sağlık Bakanlığı bu konuyla ilgili şu ana kadar 6 Şubat 2024’ten beri bir tedbir almış değil. 2023 ile 2024 arasında şubat aylarında, tedbir almışlardı bu konuda, sıkıntı yaşanmıyordu ama 2024 6 Şubat’ından itibaren Hatay’ı biraz önce bahsettiğim iller gibi Antalya, Mersin, Kayseri, İzmir gibi normal bir ile çevirin. Normal görüyor şu an. Herkes, evinde oturuyor; herkes, hastasına, bebeklerine ulaşabiliyor şeklinde kabul etmiş durumda ve bu nedenle maaşlarımız oradaki çalışan arkadaşlarımızın yarısına düştü. Bu neyi getirdi? O dönemlerden dedik, arkadaşlar bakın bunu yaparsanız birçok hekim istifa edecek, tayin yaptıracak, emekliye ayrılacak. Çalıştıracak hekim bulamayacaksınız dedik. İnanmadılar.”
“26 kişilik kadroya sadece 1 kişi başvurdu”
Hatay’da Aile Hekimliği Ek Yerleştirme kurasına 26 boş birim olmasına rağmen sadece 1 hekim başvurmuştu. Yılmaz, konuya ilişkin “1 Temmuz’da 26 kişilik kadro açtılar; Defne, Antakya, Samandağ ve Kırıkhan’a. Başvuran bir arkadaşımız var onunda bu şartlarda çalışıp çalışmayacağının garantisi yok. 26 kadroda sadece bir tane ASM’in binası var o da cezaevi, diğerleri de ya yıkık, ya ağır hasarlı, ya da bina yok. Çalışabileceğiniz hemşireniz yok. Yani tek başınasınız. Aşıyı da, izlemleri de siz yapacaksınız, tahlil için kanları da siz alacaksınız, muayeneleri de siz yapacaksınız ve bu hastaları siz arayıp getirip bulacaksınız, bu şartlarda çalıştıracak hiç kimseyi bulamazsınız tabii” değerlendirmesinde bulundu.
“Malzeme eksikliği nedeniyle ameliyatlar erteleniyor”
Yılmaz, depremden yıkılmadan önce Hatay Eğitim Araştırma Hastanesi’nde 175 doktorun aynı anda poliklinik yaptığını ve şu anda 80 doktorun aynı anda çalıştığını söyledi. Yılmaz, “Bu da 100 küsur doktorumuzun oturması demek. Bu hem ciddi bir israftır. Siz maaş ödüyorsunuz 100 hekime, 100 hekime döner sermaye ödüyorsunuz ve bu kişilere çalıştıracak yer bulamıyorsunuz” dedi. Yılmaz, dahiliye bölümünde 16 hekimin olduğunu, 6 hekimin aktif çalıştığını, 2 hekimin poliklinik yaptığını ve diğer hekimlerin iş yapacak yerlerinin olmadığını belirtti.
Hatay’daki hastanelerde malzeme eksikliği nedeniyle ameliyatların ertelendiğini söyleyen Yılmaz, “Hastanede sütür malzemesi (dikiş malzemesi), ameliyathane eldiveni olmadığı için ameliyatlar 1-2 hafta sonraya erteleniyor” diye konuştu.
“Sağlıkta yaşanan sorunları rapor halinde valiye sunacağız”
Sevdar Yılmaz, Hatay’da yaşanan sağlık sorunlarına ilişkin İl Sağlık Müdürlüğünün çözüm getirmediğini belirterek, Valiye sağlıkta yaşanan sorunlara ilişkin rapor sunacaklarını açıkladı. Yılmaz, “18 ay oldu deprem olalı, Hatay İl Sağlık Müdürü ile sadece bir kere görüşebildik o da ‘lütfen’ görüştüm. Bu sorunları Sağlık Müdürüne direkt anlatmak istiyoruz, çözüm önerilerini sunmak istiyoruz, beraber bir çözüm arayalım istiyoruz ama Sağlık Müdürlüğü nedense bizden uzak duruyor. Şu an bir rapor hazırlıyoruz. Bu raporu Valimiz Mustafa Masatlı’ya sunacağız ve bu konuların çözümü için ondan talepte bulunacağız” dedi.
“Bu ilkel koşullarda hasta bakıyoruz”
Hatay’ın Samandağ içesinde bulunan konteyner Aile Sağlığı Merkezi’nde görev yapan hekim Sabri Kimyon, en önemli sorunlarının altyapı olduğunu söyledi. Kimyon, 18 aylık süreçte yaşadıklarını şöyle özetledi:
“Mesela bu konteyner da çalışıyoruz ama tuvaletimiz yok, ellerimizi yıkayacağımız yer yok. Bağlantı sorunumuz var. Altyapıyı gördünüz, toprak üzerine halen kurulmuşuz. Yaklaşık 1,5 yıldır biz burada hizmet vermeye çalışıyoruz. Konteyner sayımız arttırdık eskiden bir konteyner da 2-3 hekim çalışıyorduk. Bazen sıcaktan dışarıda çalışmak zorunda kalıyorduk çünkü klima da yoktu, hiçbir şey yoktu, sadece bir konteyner. Tabii halkın ciddi bir sağlık ihtiyacı da vardı, bunu karşılamak adına bazen dışarıda hastalara baktık. İçeride reçete yazdık böyle bir süreç yaşadık.
Halen bu süreç biraz konteyner adına iyileşmeler sağlanarak sorunlar devam ediyor. Nasıl iyileşmeler oldu? Biz kendimiz klima bulduk, taktık. Konteyner bulmaya çalıştık. Konteyner sayısını arttırdık. Hemşire arkadaşların, yardımcı sağlık personeli olan arkadaşların, sağlık hizmetini daha iyi verebilmesi için bu sefer onlara klima bulmaya çalıştık. Böyle bir çabamız oldu ama halen ben ilkel diyorum, bu ilkel koşullarda hasta bakıyoruz, bunun artık bitmesi lazım.”
Konteyner ASM’nin bulunduğu alana “Aile Sağlık Merkezi” kurulsun talebi
Hekim Sabri Kimyon, sorunlarının çözümü için yetkililerle görüştüklerini ifade ederek, konteyner ASM’nin bulunduğu alana “Aile Sağlığı Merkezi” kurulmasını istediklerini söyledi. Kimyon, şöyle konuştu:
“Burada 5 kişilik bir ASM merkezi kurmak istiyoruz. Burası yaklaşık Samandağ’ın 7 tane büyük mahallesinin tam ortasında olan bir yer. Biz bir kış geçirdik bu koşullarda, daha ilkel koşullarda yazı geçirdik çok daha ilkel koşullarda. Şu an yazı geçiyoruz kısmen iyileşmiş olsa da halen 3 konteynerimiz var. Biz 5 hekimiz 3 konteynerle hizmet ediyoruz. 2 konteynere daha ihtiyacımız var. İvedi olarak, kliması olan konteynere ihtiyacımız var. Ama asıl önemli olan artık burada sağlıklı bir Aile Sağlık Merkezi’nin oluşması. Bu projenin bitirilmesi lazım artık. İnşallah İlçe Sağlık Müdürümüzün, İl Sağlık Müdürümüzün ve Kaymakamımızın katkılarıyla bu iş bitecek, böyle ummak istiyoruz. Kışı artık konteynerlerde geçirmek istemiyoruz.
Hastamızın özeline önem göstererek hekimliğimizi daha doğru bir şekilde yapmak istiyoruz. Hizmeti en sağlıklı bir şekilde hastamıza ulaştırmak istiyoruz. Bizim koşullarımız bunlar. Biz kendi koşullarımızın olumsuzluğunu söylemek çok istemiyoruz. Çünkü halkın bizden çok daha kötü koşullarda yaşadığını biliyoruz. Buna tanığız, depremden bu yana buna tanığız. Psikososyal olarak hastalarımız çok kötü durumda, nispetten onları burada rehabilite etmeye o küçücük kalan zamanımız içinde rehabilite etmeye çalışsak da zaman olarak çok yetersiz kalıyor bu. Çünkü aile sağlığı hekiminin yasa gereği yapması gereken zorunluluklar var. Aşılar, gebe takipleri, eğer bir sınıfa bağlıysa o sınıfın kimliğini koruma, ekonomik getirisini koruma gibi bir çabası da oluyor. Halkımız çok daha kötü sosyal ve psikolojik koşulları yaşıyor. Ekonomik olarak da çok kötü ama en azından bakanlığımızdan isteğimiz var. Sağlıklı bir sağlık merkezinde bu hizmeti biz çok daha iyi verebiliriz. Bu konuda daha ivedi, daha çabuk, daha pratik olmalarını bekliyoruz, bunu talep ediyoruz.”
]]>(MALATYA) – CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Türkgün gazetesinin Timur Soykan, Barış Terkoğlu, Barış Pehlivan ve Murat Ağırel’i hedef göstermesine ilişkin, “4 gazeteci bizim yaptığımız gibi bu konuları konuşuyor. Türkgün gazetesi hedef gösteriyor, olmadık şekilde. Siyasette olmaması gereken bir şey. Bahçeli’ye bütün Türkiye’nin huzuru için bir kez daha sesleniyorum. Bu partinin bir evladı öldürülüyor. 2 isim var. Bütün kamuoyu bu kişilerin sorgulamaya dahil edilmesini istiyor” dedi.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Malatya’da Rönesans Konteyner Kenti ziyaretinin ardından gazetecilerin sorularını cevapladı.
Özel, “Deprem bölgesinde değişen bir şey gördünüz mü, sıkıntılar devam ediyor mu” sorusunu şöyle cevapladı:
“100 evden 12’si teslim edilmiş”
“Depremden en çok etkilenen 4-5 ilimizde durum birbirinden farklı değil. 10 ilde de verilen sözler tutulmadı. En büyük sıkıntı barınma sorunu. Şu anda bir konteyner kentteyiz. Buradaki insanların barınma sorunu olmasa diğer sorunlarına el atılabilir. Ama az önce bir ablamız söyledi. Malatya’daki bütün özel çocuklar bu konteyener kentte. Ailesiyle birlikte 60-70 özel çocuk var. Onların ayrı bir yere mutlaka alınması gerekiyor. Haluk Levent ile telefonda bugün konuştum. 15 gün içinde gelerek Veli Ağbaba ile buraya bir çare olmaya çalışacak. Ama bu işin böyle konteyner kenti ziyaret ederken ailelerin bize söylemesi, bizim Haluk Bey’e söylememiz ya da bizim belediyelerimizin gelip de kendi görev alanlarının dışındaki bu yerlere yetişmeleri yerine bu devleti yönetenler bu konuda üstlerine düşeni yapsalar çok daha doğru olacak. ‘Oyu bana verin. 1 sene sonra evlerinizi teslim edeceğim’ dedi. Dedi mi demedi mi? Şu ana kadar Türkiye’de 100 evden 12’si teslim edilmiş. Malatya’da 100 evden 7’si teslim edilmiş. 93 kişi ya çadırda ya konteynerde ya da yarı çadır yarı konteynerde kalıyor. 8 kişi aynı yerde kalıyor. 8 kişi bir konteynerin içinde kalır mı? Burada özel çocukların konteynerlerine Bornova Belediyesi klima verdi. Diğerlerinde o da yok. Perişan durumdalar. Verilen sözler tutulmuyor. Deprem bölgesi oy alana kadar gündemdeydi. Oyu aldıktan sonra maalesef gündemlerinden düşürdüler. Biz bu konuyu gündeme getirmeye devam edeceğiz. Rezerv alan sorunu var. Belirsizlik sorunu var. Hangi birini anlatsam bilmiyorum. Bu belirsizliğin ortadan kalkması lazım. Buradaki insanların çığlığını Türkiye’ye duyuracağız. Şu anda bu şehrin başkanı Veli Ağbaba olsaydı bu sorunların hiçbirini konuşmuyor olacaktık. Ben elimden geldiğince bu meseleleri dile getirmeye devam edeceğim.”
Özel, Türkgün gazetesinin gazetecileri hedef göstermesine ilişkin soruya şu yanıtı verdi:
“Tetiği çektirenler, azmettirenler, hedef gösterenler, kaçtıktan sonra bunlara yardım edenler yok”
“Siyasetçi dediğiniz eleştiriye açık olması lazım. Hep bunu savunduk. Bugüne kadar da bunu yerine getirdik. Bir gerçek var. Başkentin göbeğinde yerde bir cenaze duruyor. Cenaze Ülkü Ocakları Başkanı’na ait. Normalde böyle bir kayıp olduğunda MHP’nin yeri göğü inletmesi gerekirken bir taziye tweeti, bir geçmiş olsun mesajı, cenazesine gidip bir çelenk yollama, bir hatır sorma bile yok. Ben konuyu siyasileştirmemek istediğimi hep söyledim. Ama Ayşe Hanım en son geldi bana, ‘Bu konuyu konuşun. Ben onlar için susuyordum. Bu konuyu duyurun. Cumhurbaşkanı’ndan, Bahçeli’den randevu istedim’ dedi. Bahçeli çağırsa oraya da gidecek. Kadıncağızın bir tane derdi var. İki tane kızı babasız kaldı. Babalarının kanı yerde kalmasın diyor. Suçlular hesap versin diyor. Timur Soykan’ın deyimiyle yarım bir iddianame yazmışlar. Tetikçiler var. Tetiği çektirenler, azmettirenler, hedef gösterenler, izlettirenler, kaçtıktan sonra bunlara yardım edenler yok. Bunların altına Audi arabaları çekenler yok.
“4 gazeteci bizim yaptığımız gibi bu konuları konuşuyor”
O yüzden de 4 gazeteci bizim yaptığımız gibi bu konuları konuşuyor. Türkgün gazetesi hedef gösteriyor, olmadık şekilde. Siyasette olmaması gereken bir şey. Bahçeli’ye bütün Türkiye’nin huzuru için bir kez daha sesleniyorum. Bu partinin içinde bazıları var, genellemek istemiyoruz. Ama bu partinin bir evladı öldürülüyor. 2 isim var. 2 isimle ilgili iki şey var. Bütün kamuoyu bu kişilerin de bilgisine başvurulmasını, bağlantılı kişilerin sorgulamaya dahil edilmesini istiyor. Bu ikisinden bu parti yaka silkiyor. Bu ikisini ikisinden başka savunan var mı? ya birbirlerini ya kendilerini savunuyorlar. Bu ikisinin durumu Türkiye’de vicdanları sızlatıyor. Her şeyin altından çıkıyorlar. Dün Kayseri’de bir seçimi kaba kuvvetle iptal ettirmeye uğraşanlar… Vatandaştan demokrasi tokadı yediler. Yine tokat yediler, hazmetmediler. Olmadık işler oluyor. Gerilim tırmanmasın. Ben MHP’nin Grup Başkanvekilini arattırmışım. ‘Devlet Bey ile konuşun bu gerilimi tırmandırmayalım. Ben bizim tarafta intikam almak yok. Karşı saldırı, hedef gösterme yok’ demişim. Adamlar dünya kadar hakaret ediyorlar. Bu gücü nereden alıyorlar? Bunları bu siyasetten birilerinin temizlemesi lazım. Bu da Devlet Bey’e düşer. MHP’nin tümünü içerdeki bir odaktan ayrı değerlendiriyoruz. O odak normalleşmeye karşı. Normal bir Türkiye’de vücut bulamaz. Onlar siyasetçi değil başka bir şeyler.”
Özel, yargıyla ilgili soru hakkında “Bugün yargının, üstünden siyasetin el çekmesine ihtiyacı var. Suç türüne göre değil işleyene göre sınıflanıyor. Türkiye’de bir suça, kim işledi diye bakıyorlar. Gariban birinin üstüne gidiliyorsa sonuna kadar gidiyorlar. Arkası olan biriyse o taraflara doğru gidilmiyor. Yürütmenin ve yasamadaki bazı partilerin liderlerinin yargıdan elini çekmesi lazım” diye konuştu.
]]>(MALATYA)- Malatya’da Yeşilyurt ilçesi Tecde Mahallesi’nde kaldırım kenarlarına depremzede esnaf için kurulan konteyner iş yerlerine yapılan tente, sundurma ve bazı eklentilerin kaldırılması için Malatya Büyükşehir Belediyesi zabıta ekipleri tarafından ihbar tutanağı gönderilerek dört gün süre verildi, esnaf duruma tepki gösterdi.
Zabıtanın ihbar tutanağı üzerine toplanarak eylem yapan esnaf, “Seçimden önce bize yerleriniz güzel olmuş diyenler, şimdi bunları kaldırmamızı istiyor” sözleriyle sitem etti. Esnafın yaptığı eyleme CHP Malatya İl Başkanı Barış Yıldız, CHP Malatya il yöneticileri ve belediye meclis üyeleri de destek verdi.
“BİZE BİR YILDA İŞ YERİ VERECEKLERDİ HANİ NEREDE?”
Tecde Mahallesi’nde konteynerde çalışan Özkan Ateş, “Burada konteynerler kurulurken sınırlar gösterildi. ‘Lokantacısınız, müşteriniz kapının önünde gölgede otursun. Ürünlerinize yağmur gelmesin’ denildi. Bugün söyleyen o isim yok. Arıyoruz belediye başkanının durumdan haberi yok. Zabıtaya soruyoruz ‘bilmiyoruz’ diyorlar. Sizi kim gönderdi bize? Burası Yeşilyurt’un bölgesi, tutanak Malatya Büyükşehir Belediyesine ait, kimden geldiği belli değil. Keyfi bir olay, burada mağduriyet var. Bize bir yılda iş yerleri yapılacaktı. Hani nerede” dedi.
“BORÇ ALARAK BUNLARI YAPTIK ‘KALDIRIN’ DİYORLAR”
Konteynerde lokanta işleten Muğdat İnce ise borç alarak dükkanlarının önündeki eklentileri yaptıklarını ifade ederek, şunları söyledi:
“Bize ilk başta ‘bir çivi bile çakılmayacak’ dediler. Ben lokantacıyım; mangal, tezgah, dolap var. Müşteri oturtacak yerim yok. Moralimiz zaten gitmiş, kimisinin çocuğu öldü kimimizin babası öldü. Buna mı yanalım, eve ekmek götürme derdine mi yanalım? Bir önceki müdür izin vermişti, şimdiki müdür izin vermiyor deniliyor. Biz hangi müdüre uyalım. İzin verildi, sınır çizildi. Söylenen yere kadar yaptık. Bende 20 kalem ürün var, bana illaki dolap ve oturacak yer lazım. Kendi imkanlarımızla bunu yaptık. Geçen kış yaptığımız çalışmalarla biriktirdiklerimiz ve borç alarak bunları yaptık, şimdi ‘kaldırın’ diyorlar.”
“ESNAF OLARAK PERİŞANIZ ŞU ANDA”
Bir başka esnaf ise, “Hep bir şeyleri geçiştirmeye çalışıyorlar ama biz buna boyun eğmeyiz. Malatya esnafı olarak burayı ayakta tutan biziz ya, öyle söylüyorlar ya. Bizim buna göz yumacak durumumuz yok. Gücümüzle dükkanlarımızı kendi paramızla açtık” dedi.
“MALATYALILAR KENTİ AYAKTA TUTMAYA ÇALIŞIYOR”
Deprem sonrası iş yeri bekleyen Malatya esnafının bu sorununun hala çözülemediğini dile getiren CHP Malatya İl Başkanı Barış Yıldız, şunları söyledi:
“Malatyalılar deprem sonrası kenti terk etmeyerek ayakta kalmaya çalışıyor. Her yeni iş yeri açan ve konteynerde hizmet veren esnafa Malatya’yı terk etmedikleri ve ayakta tutmaya çalıştıkları için teşekkür ediyorum. Burada cadde boyunca yer alan esnafın her birinin uzmanlık alanları var. Nereye giderlerse gitsinler bu konteynerden daha büyük iş yapabilecek yeteneğe sahipler ama Malatya’ya sahip çıkmak ve bu şehri büyütmek için gitmiyorlar. Şehri yönetenlerin liyakatsizliği yüzünden Malatyalılar ne ev sahibi olabildi ne de derme çatma bir iş yeri sahibi olabildi. 21 metre konteyner verdikleri hatta veremedikleri için kendi imkanlarıyla buraya konteyner kuran esnaf ayakta durmaya çalışıyor. Malatya’nın her derdi bitti, konteynerde ekmeğini kazanmak isteyen esnafın işgaliyesi mi kaldı? Dükkanın önündeki güneşlik ve yağmurdan korunmak için yaptırdığı sundurmayı kaldırsın diye esnafa yazı geliyor ve pazartesi gününe kadar süre veriliyor. Çay ocağı açmış, çay satıp evine ekmek götürsün diye kapısının önüne iki tane sandalye koymuş, siz Malatya’nın tüm sorunlarını halletmiş gibi esnafın ekmeğiyle oynuyorsunuz.”
]]>Mersin’de gerçekleştirilen operasyonda, Mersin Gümrük Muhafaza Kaçakçılık ve İstihbarat Müdürlüğü ekiplerince yürütülen çalışmalar kapsamında Mersin Limanı’ndaki şüpheli bir konteyner takip altına alındı. Gümrük Muhafaza ekipleri tarafından yakın takibe alınan konteynerin üzerinde aynı numara yazan başka bir konteyner (ikiz konteyner) ile değiştirildiği tespit edildi. Bunun üzerine harekete geçen ekipler şüpheli konteyneri x-ray tarama cihazına sevk etti. Tarama işlemi sonucu konteynerden şüpheli yoğunluk alınması üzerine kuşkuları artan ekipler konteynere yönelik fiziki arama gerçekleştirdi.
Ekiplerce yapılan arama sonucu konteyner içinde beyan edilmemiş 59 bin 600 adet elektronik nargile (puff), 19 bin 450 kilogram menteşe, 101 bin 520 adet dereceli gözlük cinsi ticari eşya ele geçirildi. Yapılan operasyon sonucunda yakalanan kaçak eşyaların yaklaşık piyasa değerinin 75 milyon Türk Lirası olduğu belirlendi.
Konuyla alakalı soruşturma Mersin Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde devam ediyor.
Kapıkule Gümrük Kapısı’nda uyuşturucu kaçakçılarına geçit verilmedi
Gümrük Muhafaza ekiplerinin gümrük kapılarından geçiş yapan yolculara yönelik yürüttüğü risk analizi ve yolcu kontrolleri çalışmaları kapsamında Edirne’de operasyon gerçekleştirildi. Kapıkule Gümrük Kapısı’ndan Türkiye’ye giriş yapmak üzere gelen otobüsteki şüpheli bir yolcu ekiplerce takibe alındı. Otobüste bulunan yolcu bagajları, x-ray taramasından geçirildi ve bazı bagajlarda şüpheli yoğunluk görüldü.
Detaylı ve dikkatli şekilde yapılan aramalar sonucu şüpheli şahsın iki adet çantasında, şeffaf poşetler içerisine sarılı vaziyette paketlere rastlanıldı. Gümrük Muhafaza ekipleri tarafından paketlerde bulunan maddeye yönelik yapılan analizler neticesinde, maddelerin kokain cinsi uyuşturucu olduğu tespit edildi.
Gümrük Muhafaza ekiplerinin gerçekleştirdiği başarılı operasyon sonucu, tahmini değeri 35 milyon Türk Lirası olan ve toplam 20 paket içerisine gizlenmiş halde yaklaşık 22 kilogram ağırlığında kokain cinsi uyuşturucu madde ele geçirildi.
Olayla ilgili olarak Edirne Cumhuriyet Başsavcılığının soruşturması devam ediyor.
Habur’da ekmek arasına gizlenmiş 1 kilo kaçak altın ele geçirildi
Habur Gümrük Kapısı’nda gerçekleştirilen operasyonda ise, Irak’tan Habur Gümrük Kapısı’na gelen bir yolcu yakın takibe alındı. Gümrük Muhafaza ekiplerince, takibe alınan yolcunun tır cinsi aracıyla geldiği fakat gümrük kapısından elindeki poşetlerle geçeceğinin belirlenmesi üzerine harekete geçildi.
Yolcunun elindeki poşetleri kontrol etmek isteyen ekiplerin ekmek poşetinin olması gerekenden daha ağır olduğunu tespit etmesi üzerine yapılan aramada ekmeğin arasına gizlenmiş halde külçe şeklinde 1 kilogram altın ele geçirdi. Ele geçirilen altının piyasa değerinin yaklaşık 2 milyon 400 bin Türk Lirası olduğu tespit edildi.
Olayla ilgili bir kişi gözaltına alınırken, soruşturma Silopi Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde devam ediyor. – ANKARA
]]>Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, 2024 yılının ilk iki ayında denizcilik yük istatistiklerinde yaşanan gelişmelere ilişkin açıklamalarda bulundu. Son aylarda yaşanan ekonomik gelişmelerin ticari hayata yansımalarının görülmeye başladığını söyleyen Uraloğlu, deniz ticaretinde büyümenin kendini rekor seviyelerde gösterdiğini ifade etti.
“Uluslararası arenada deniz taşımacılığında en hızlı büyüyen ülkeler arasındayız”
2024 yılı Şubat ayında limanlara denizden gelerek elleçlenen yük miktarının bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 15,4 artarak 43 milyon 853 bin 985 tona yükseldiğini belirten Uraloğlu, elleçlenen konteyner miktarının ise bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 38,9 artarak 1 milyon 167 bin 210 TEU’ya yükseldiğini açıkladı. Uraloğlu, “2024 yılı Ocak-Şubat döneminde ise limanlarımızda elleçlenen yük miktarı bir önceki yılın aynı dönemine göre toplamda yüzde 6,2 artarak 86 milyon 973 bin 541 ton olarak gerçekleşti. Aynı dönemde limanlarımızda elleçlenen toplam konteyner miktarı ise yüzde 18,9 artarak 2 milyon 180 bin 972 TEU’ya kadar çıktı. Şu an uluslararası arenada deniz taşımacılığında en hızlı büyüyen ülkeler arasındayız” dedi.
İhracat amaçlı yüklemeler yüzde 34,6 arttı
Bakan Uraloğlu, deniz taşımacılığındaki büyümeyi özellikle ihracat yüklerinin domine ettiğini vurgulayarak, 2024 yılı Şubat ayında limanlarda gerçekleştirilen ihracat amaçlı yükleme miktarının bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 34,6 artarak 12 milyon 49 bin 294 tona çıktığını anlattı. Uraloğlu, “İthalat amaçlı boşaltma miktarımız da bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 11,6 artarak 20 milyon 744 bin 969 ton olarak gerçekleşti. Şubat ayında dış ticaret taşımaları bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 19,0 artarak 32 milyon 794 bin 263 tona yükseldi. Konteyner elleçlemesinde ise bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 26,6 artış yaşanarak, 840 bin 499 TEU konteyner elleçlendi. Şubat ayında limanlarımızda gerçekleştirilen ihracat amaçlı konteyner yüklemeleri ise yüzde 31,4 artarak 434 bin 471 TEU’ya, ithalat amaçlı konteyner boşaltmaları yüzde 21,8 artarak 406 bin 28 TEU’ya yükseldi” dedi.
Transit konteyner miktarı iki kat arttı
Bakan Uraloğlu, limanlarda elleçlenen transit konteyner miktarının ise şubat ayında bir önceki yılın aynı ayına göre iki kattan fazla artış gösterdiğini ifade etti. Uraloğlu, transit konteyner miktarının yüzde 109,3 artarak 267 bin 207 TEU’ya yükseldiğini, kabotajda elleçlenen konteyner miktarının da yüzde 21,9 artarak 59 bin 503 TEU olarak gerçekleştiğinin altını çizdi. Şubat ayında limanlarda elleçlenen toplam transit yük taşımalarının ise yüzde 5,7 artarak 5 milyon 962 bin 868 ton olduğunu açıklayan Uraloğlu, kabotajda taşınan yük miktarının ise 5 milyon 96 bin 854 ton ile bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 6,2 arttığını bildirdi.
En fazla yük Aliağa’da elleçlendi
Bakan Uraloğlu, şubat ayında en fazla yük elleçlemesinin Aliağa’da yapıldığını açıkladı. Aliağa Bölge Liman Başkanlığı sınırlarında faaliyet gösteren limanlarda şubat ayında toplam 7 milyon 392 bin 884 ton yük elleçlemesi gerçekleştiğini belirten Uraloğlu, “Aliağa Bölge Liman Başkanlığı idari sınırlarında elleçlenen yüklerin yüzde 80,7’si, yani 5 milyon 965 bin 398 tonu dış ticaret yükleri oldu. 12,7’lik kısım olan 935 bin 382 tonunu kabotaj yükleri oluştururken, 492 bin 104 tonunu ise transit yükler oluşturdu. Aliağa bölgesini 6 milyon 687 bin 288 ton ile Kocaeli bölgesi, 5 milyon 321 bin 549 ton ile İskenderun bölgesi takip etti. 37 liman başkanlığımız arasında en fazla yük elleçlemesi gerçekleşen ilk 10 liman başkanlığında toplam 37 milyon 263 bin 303 ton yük elleçlenmiş oldu ve bu rakam elleçlenen toplam yükün yüzde 85’ini oluşturdu” ifadelerini kullandı.
Konteyner elleçlemesinde ise en fazla konteynerin Ambarlı bölgesinde elleçlendiğini belirten Uraloğlu, 262 bin 839 TEU konteynerin Ambarlı Bölge Liman Başkanlığı sınırlarında, 200 bin 561 TEU konteynerin Tekirdağ Bölge Liman Başkanlığı sınırlarında, 186 bin 851 TEU konteynerin ise Kocaeli Bölge Liman Başkanlığı sınırlarında elleçlendiğini kaydetti. Büyük deprem felaketinden etkilenen İskenderun’da 2023 yılının ilk 2 ayında İskenderun Bölge Liman Başkanlığı idari sınırlarında faaliyet gösteren liman tesislerinde toplam 8 milyon 176 bin 148 ton yük elleçlenirken, 2024 yılının ilk 2 ayında İskenderun Bölge Liman Başkanlığı idari sınırlarında faaliyet gösteren liman tesislerinde geçen yılın ayını dönemine göre yüzde 41 artışla 11 milyon 528 bin 153 ton yük elleçlemesi gerçekleştiğini belirten Uraloğlu, “Depremin yaralarını sardık ve sarmaya devam ediyoruz” dedi.
En fazla ihraç edilen yük portland çimento oldu
Bakan Uraloğlu, şubat ayında portland çimentonun limanlarda elleçlenen ihracat yükleri içerisinde 757 bin 85 ton ile ilk sırayı aldığını açıkladı. Portland çimentoyu 566 bin 317 ton ile motorinin, 507 bin 318 ton ile klinker yüklerinin takip ettiğini anlatan Uraloğlu, “Ancak deniz yoluyla ithalatta yine ham petrol limanlarımızda elleçlenen en büyük yük oldu. Şubat ayında 2 milyon 279 bin 696 ton ham petrol limanlarımızda elleçlendi. Bunu sırasıyla 2 milyon 70 bin 617 ton ile taşkömürü ve 1 milyon 686 bin 75 ton ile hurda demir takip etti” dedi.
En fazla ihracat İtalya’ya yapıldı
Uraloğlu, şubat ayında denizyolu ile yapılan ihracatta en fazla yük elleçlemesinin 1 milyon 676 bin 310 ton ile İtalya’ya yapıldığını ifade etti. İtalya’yı sırasıyla 971 bin 339 ton ile Amerika’nın, 801 bin 20 ton ile İspanya’nın takip ettiğini kaydeden Uraloğlu, İtalya’ya giden yüklerin 318 bin 764 tonunun ise Türk bayraklı gemilerle taşındığını bildirdi. İthalatta en fazla yük elleçlemesinin 7 milyon 223 bin 347 ton ile Rusya’dan yapılan taşımalarda gerçekleştiğini bildiren Uraloğlu, “Rusya’yı sırasıyla 1 milyon 834 bin 78 ton ile Amerika’dan ve 1 milyon 38 bin 815 ton ile Mısır’dan yapılan taşımalar takip etti. Konteyner elleçlemesinde ise şubat ayında 119 bin 523 TEU ile en fazla konteyner elleçlemesi yapılan ülke Çin oldu. Çin’i sırasıyla 110 bin 293 TEU ile Mısır ile yapılan taşımalar ve 86 bin 396 TEU ile Yunanistan ile yapılan taşımalar takip etti. Denizyolu ile yapılan en fazla ihracat amaçlı konteyner yüklemesini ise 50 bin 847 TEU ile Mısır’a giden konteynerler oluşturdu” açıklamasında bulundu.
Konteyner ağırlığı yüzde 35,2 arttı
Uraloğlu, limanlarda elleçlenen yüklerin kargo tiplerine bakıldığında 2024 yılı Şubat ayında en fazla elleçlemenin 13 milyon 785 bin 117 ton ile sıvı dökme yüklerde gerçekleştiğini açıkladı. Sıvı dökme yükleri 12 milyon 536 bin 154 ton ile bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 19,5 artan katı dökme yüklerin takip ettiğini açıklayan Uraloğlu, konteynerlerde taşınan yüklerin ise 11 milyon 962 bin 485 tona ulaştığını kaydetti. Uraloğlu, konteynerlerde taşınan yüklerin bir önceki yılın aynı ayına göre ton bazında yüzde 35,2 oranda büyük bir artış yaşadığının altını çizdi. Uraloğlu, konteyner cinslerine göre konteyner elleçleme rakamlarına bakıldığında dolu konteyner miktarının bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 38 artarak 880 bin 180 TEU olduğunu kaydetti. Uraloğlu, “Şubat ayında limanlarımızda elleçlenen boş konteyner miktarı ise bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 41,6 artışla 287 bin 29 TEU olarak gerçekleşti. Şubat ayında limanlarımızda elleçlenen konteynerlerin yüzde75,4’ünü dolu konteynerler, yüzde 24,6’sını ise boş konteynerler oluşturdu” dedi. – ANKARA
]]>Uraloğlu, yazılı açıklamasında, bu yılın ilk iki ayında limanlarda elleçlenen yük miktarının toplam 86 milyon 973 bin 541 tona, konteyner miktarının 2 milyon 180 bin 972 TEU’ya ulaştığını bildirdi.
Son aylarda yaşanan ekonomik gelişmelerin ticari hayata yansımalarının görülmeye başladığına işaret eden Uraloğlu, “Deniz ticaretinde büyüme ise kendini rekor seviyelerde gösterdi. Şubatta limanlarda elleçlenen yük miktarı geçen yılın aynı ayına göre yüzde 15,4 artarak 43 milyon 853 bin 985 tona yükseldi. Bu dönemde elleçlenen konteyner miktarı ise yüzde 38,9 gibi rekor oranda artarak 1 milyon 167 bin 210 TEU’ya çıktı.” değerlendirmesini yaptı.
Uraloğlu, ocak-şubat döneminde ise limanlarda elleçlenen yük miktarının geçen yılın aynı dönemine göre toplamda yüzde 6,2 artarak 86 milyon 973 bin 541 ton olarak gerçekleştiğini belirterek, aynı dönemde elleçlenen toplam konteyner miktarının ise yüzde 18,9 artarak 2 milyon 180 bin 972 TEU’ya çıktığını vurguladı. Uraloğlu, “Şu an uluslararası arenada deniz taşımacılığında en hızlı büyüyen ülkeler arasındayız.” ifadesini kullandı.
İhracat amaçlı yüklemeler yüzde 34,6 arttı
Deniz taşımacılığındaki büyümeyi özellikle ihracat yüklerinin domine ettiğini vurgulayan Uraloğlu, şubatta limanlarda gerçekleştirilen ihracat amaçlı yükleme miktarının geçen yılın aynı ayına göre yüzde 34,6 artarak 12 milyon 49 bin 294 tona çıktığını kaydetti.
Uraloğlu, ithalat amaçlı boşaltma miktarının ise yüzde 11,6 artarak 20 milyon 744 bin 969 ton olarak gerçekleştiğini belirterek, “Şubat ayında dış ticaret taşımaları geçen yılın aynı ayına göre yüzde 19 artarak 32 milyon 794 bin 263 tona yükseldi. Konteyner elleçlemesinde ise geçen yılın aynı ayına göre yüzde 26,6 artış yaşanarak 840 bin 499 TEU konteyner elleçlendi. Şubatta limanlarımızda gerçekleştirilen ihracat amaçlı konteyner yüklemeleri ise yüzde 31,4 artarak 434 bin 471 TEU’ya, ithalat amaçlı konteyner boşaltmaları ise yüzde 21,8 artarak 406 bin 28 TEU’ya yükseldi.” değerlendirmesinde bulundu.
Transit konteyner miktarı iki kat arttı
Limanlarda elleçlenen transit konteyner miktarının ise aynı dönemde iki kattan fazla artış gösterdiğini aktaran Uraloğlu, transit konteyner miktarının yüzde 109,3 artarak 267 bin 207 TEU’ya yükseldiğini, kabotajda elleçlenen konteyner miktarının da yüzde 21,9 artarak 59 bin 503 TEU olarak gerçekleştiğini vurguladı.
Uraloğlu, şubatta limanlarda elleçlenen toplam transit yük taşımalarının ise yüzde 5,7 artarak 5 milyon 962 bin 868 ton olduğunun altını çizerek, kabotajda taşınan yük miktarının ise 5 milyon 96 bin 854 tonla geçen yılın aynı ayına göre yüzde 6,2 arttığını bildirdi.
En fazla yük Aliağa’da elleçlendi
Şubatta en fazla yük elleçlemesinin Aliağa’da yapıldığına dikkati çeken Uraloğlu, Aliağa Bölge Liman Başkanlığı sınırlarında faaliyet gösteren limanlarda şubatta toplam 7 milyon 392 bin 884 ton yük elleçlemesi gerçekleştiğini belirtti. Uraloğlu, söz konusu limanda elleçlenen yüklerin yüzde 80,7’sinin yani 5 milyon 965 bin 398 tonunun dış ticaret yükleri olduğuna işaret ederek, şunları kaydetti:
“Aliağa bölgesini 6 milyon 687 bin 288 ton ile Kocaeli bölgesi, 5 milyon 321 bin 549 ton ile İskenderun bölgesi takip etti. 37 liman başkanlığımız arasında en fazla yük elleçlemesi gerçekleşen ilk 10 liman başkanlığında toplam 37 milyon 263 bin 303 ton yük elleçlenmiş oldu ve bu rakam elleçlenen toplam yükün yüzde 85’ini oluşturdu.”
Konteyner elleçlemesinde ise en fazla konteynerin Ambarlı bölgesinde elleçlendiğine işaret eden Uraloğlu, 262 bin 839 TEU konteynerin Ambarlı Bölge Liman Başkanlığı sınırlarında, 200 bin 561 TEU konteynerin Tekirdağ Bölge Liman Başkanlığı sınırlarında, 186 bin 851 TEU konteynerin ise Kocaeli Bölge Liman Başkanlığı sınırlarında elleçlendiğini aktardı.
En fazla ihraç edilen yük portland çimento oldu
Uraloğlu şubatta portland çimentonun limanlarda elleçlenen ihracat yükleri içerisinde 757 bin 85 ton ile ilk sırayı aldığını belirterek, “Portland çimentoyu 566 bin 317 ton ile motorin, 507 bin 318 ton ile klinker yükleri takip etti. Ancak deniz yoluyla ithalatta yine ham petrol limanlarımızda elleçlenen en büyük yük oldu. Şubatta 2 milyon 279 bin 696 ton ham petrol limanlarımızda elleçlendi. Bunu sırasıyla 2 milyon 70 bin 617 ton ile taşkömürü ve 1 milyon 686 bin 75 ton ile hurda demir takip etti.” ifadelerini kullandı.
En fazla ihracat İtalya’ya yapıldı
Şubatta deniz yolu ile yapılan ihracatta en fazla yük elleçlemesinin ise 1 milyon 676 bin 310 ton ile İtalya’ya yapıldığının altını çizen Uraloğlu, İtalya’yı sırasıyla 971 bin 339 ton ile Amerika’nın, 801 bin 20 ton ile İspanya’nın takip ettiğini vurguladı.
Uraloğlu, İtalya’ya giden yüklerin 318 bin 764 tonunun ise Türk bayraklı gemilerle taşındığına işaret ederek, ithalatta ise en fazla yük elleçlemesinin 7 milyon 223 bin 347 ton ile Rusya’dan yapılan taşımalarda gerçekleştiğini bildirdi. Uraloğlu, şunları kaydetti:
“Rusya’yı sırasıyla 1 milyon 834 bin 78 ton ile Amerika’dan ve 1 milyon 38 bin 815 ton ile Mısır’dan yapılan taşımalar takip etti. Konteyner elleçlemesinde ise şubatta 119 bin 523 TEU ile en fazla konteyner elleçlemesi yapılan ülke Çin oldu. Çin’i sırasıyla 110 bin 293 TEU ile Mısır ile yapılan taşımalar ve 86 bin 396 TEU ile Yunanistan ile yapılan taşımalar takip etti. Deniz yolu ile yapılan en fazla ihracat amaçlı konteyner yüklemesini ise 50 bin 847 TEU ile Mısır’a giden konteynerler oluşturdu.”
]]>Elektrik dağıtım hizmeti sağladığı Afyonkarahisar, Bilecik, Eskişehir, Kütahya ve Uşak illeri birinci veya ikinci derece deprem kuşağında olan Osmangazi Elektrik Dağıtım AŞ (OEDAŞ) başta deprem olmak üzere her türlü olası afette operasyonel faaliyetlerini aralıksız sürdürmek üzere Eskişehir’de yaşam konteynerleri aldı. OEDAŞ’ın Eskişehir-Ankara yolu üzerindeki Sultandere Mahallesi’nde bulunan ana ambarında bulunan 20 konteyner ile afet durumunda sahada çalışacak OEDAŞ ekibinin yaşam ihtiyaçları karşılanacak. Bu sayede çalışanlar şehirdeki olası kesintilere daha hızlı bir şekilde müdahale edebilecek.
OEDAŞ bu konteynerlerin yanı sıra afet durumundaki olası kesintilerde şehrin enerji ihtiyacını karşılamak üzere üç adet 100 kVA, dört adet 400 kVA ve bir adet 1.000 kVA orta gerilim elektrik hatlarını besleyen toplam sekiz jeneratör ve enerji olmayan bölgelerde aydınlatma sağlayan yedi adet ışık kulesini envanterine kattı. Konteyner, jeneratör ve ışık kuleleri, OEDAŞ’ın hizmet verdiği diğer illerde yaşanabilecek bir afet durumunda hızla o bölgeye taşınacak. Böylece o ilde de yaşam konteynerleri kurulmuş olsa dahi konteyner ve diğer ekipmanların sayısı artırılmış olacak. Bununla birlikte engebeli ve ormanlık alanlardaki elektrik arızalarının tespiti için kullanılan dronlar da afet bölgesindeki çalışmalarda kullanılacak.
“Afet senaryoları üzerinde çalışıp önlem alıyoruz”
OEDAŞ Direktörü Muzaffer Yalçın, ilki Eskişehir’deki envantere katılan yaşam konteynerlerinin önümüzdeki dönemde Afyonkarahisar, Bilecik, Kütahya ve Uşak için de alınacağını söyledi. Olası bir afet durumunda çalışanlarının can güvenliğini sağlarken operasyonel faaliyetlerine de devam etmek üzere afet senaryoları üzerinde çalıştıklarını ifade eden Yalçın şöyle devam etti;
“Özellikle büyük bir depremde yıkılan direkler dolayısıyla kesintiler yaşanabilir veya bazı bölgelerde güvenliği sağlamak adına kesinti yapılması gerekebilir. İşte bu anlarda OEDAŞ olarak bölge halkının yanında olmak, faaliyetlerimizi aralıksız sürdürmek için önlemlerimizi alıyoruz. Çalışanlarımızın ihtiyacı olmadığı zaman bu konteynerleri vatandaşların kullanımına da sunabiliriz. Diğer taraftan çalışanlarımıza afetlere yönelik eğitimler düzenleme ve acil durum tatbikatları yapmaya devam ediyoruz. Geçtiğimiz yıl 1048 çalışanımız, toplam 82 saat süren 41 adet acil durum tatbikatına katıldı. Mevzuat gereği çalışanlarımızın yüzde 10’unun ilk yardımcı sertifikası olması yeterliyken şirketimizde bu oran yüzde 70 seviyesinde. Umuyoruz bölgemiz ve ülkemiz böylesine yıkıcı afetleri bir daha yaşamaz. Ancak biz her koşula hazırlıklı olmak durumundayız.” – ESKİŞEHİR
]]>Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Denizcilik Genel Müdürlüğü, ocak ayı konteyner ve yük istatistiklerini açıkladı.
Buna göre, söz konusu ayda limanlarda elleçlenen konteyner miktarı, geçen yılın aynı ayına kıyasla yüzde 2 artarak 1 milyon 13 bin 762 TEU’ya yükseldi.
Ocakta limanlarda elleçlenen dış ticarete konu konteyner miktarı, 2023’ün aynı ayına göre yüzde 2 azalarak 761 bin 944 TEU oldu. İhracat amaçlı konteyner yüklemeleri, geçen yılın aynı ayına kıyasla yüzde 4,4 artışla 392 bin 622 TEU’ya çıkarken ithalat amaçlı konteyner boşaltmaları yüzde 7,9 azalışla 369 bin 322 TEU olarak gerçekleşti.
Transit konteyner miktarı bu dönemde yüzde 22,7 artarak 190 bin 228 TEU oldu. Kabotajda elleçlenen konteyner miktarı ise geçen yılın aynı ayına kıyasla yüzde 0,2 azalışla 61 bin 590 TEU olarak kayıtlara geçti.
En fazla konteyner elleçleme işlemi Ambarlı Bölge Liman Başkanlığı idari sınırlarında gerçekleşti. Burada faaliyet gösteren liman tesislerinde 226 bin 708 TEU konteyner elleçlendi. Söz konusu bölgeyi, Kocaeli ve Tekirdağ liman başkanlıkları takip etti.
Deniz yoluyla yapılan en fazla ihracat amaçlı konteyner yüklemesini 48 bin 539 TEU ile Mısır’a giden konteynerler oluşturdu. En fazla konteyner boşaltması ise 51 bin 686 TEU ile Yunanistan’dan gelen konteynerlerde gerçekleştirildi.
Yük miktarı azaldı
Ocakta limanlarda elleçlenen yük miktarı geçen yılın aynı ayına göre yüzde 1,8 azalarak 43 milyon 119 bin 556 ton oldu.
Ocakta limanlarda gerçekleştirilen ihracat amaçlı yükleme miktarı geçen yılın aynı ayına kıyasla yüzde 6 artarak 11 milyon 196 bin 920 ton, ithalat amaçlı boşaltma miktarı ise yüzde 2,3 artışla 22 milyon 35 bin 884 ton olarak kaydedildi.
Dış ticaret taşımaları da aynı dönemde yüzde 3,6 artarak 33 milyon 232 bin 804 tona çıktı.
Transit yük taşımaları yüzde 20,1 azalışla 5 milyon 194 bin 876 ton, kabotajda taşınan yük miktarı yüzde 11,8 düşüşle 4 milyon 691 bin 876 ton olarak belirlendi.
Limanlarda en fazla petrol koku yük elleçlendi
Aliağa Liman Başkanlığı idari sınırlarında faaliyet gösteren liman tesislerinde toplam 7 milyon 1713 ton yük elleçlemesi gerçekleştirildi. Burayı, Kocaeli ve İskenderun liman başkanlıkları takip etti.
Elleçleme miktarına göre en fazla artış, ocakta petrol koku yük cinsinde oldu. Söz konusu ayda limanlarda 404 bin 487 ton petrol koku yük elleçlemesi gerçekleştirildi. Bu yük cinsini briketlenmiş taşkömürü, kok ve yarı kok kömürü izledi.
Deniz yoluyla en fazla ihraç edilen yük cinsi de portland çimento oldu.
Bu yolla ihracatta en fazla yük elleçlemesi, 1 milyon 530 bin 77 tonla İtalya’ya yapılan taşımalarda gerçekleşti. Bu ülkeyi, ABD ve Mısır’a yapılan taşımalar izledi.
İthalatta en fazla yük elleçlemesi 7 milyon 613 bin 860 tonla Rusya’dan taşımalarda yapıldı.
]]>Uraloğlu, yaptığı yazılı açıklamada, bu yıl dünya deniz ticaretinin yüzde 2,1 büyüyerek yaklaşık 12,636 milyar tona ulaşmasını beklediklerini bildirdi.
Söz konusu büyümeden Türk boğazları ve Karadeniz trafiğinin de olumlu yönde etkilenmesini beklediklerini aktaran Uraloğlu, “2023 yılında İstanbul Boğazı’ndan 39 bin, Çanakkale Boğazı’ndan ise 44 bin 892 olmak üzere boğazlarımızdan 83 bin 892 gemi geçti. Böylece, 2022’ye göre yüzde 8,2 artış olduğunu görüyoruz. Karadeniz’de ise yaşanan savaş nedeniyle birçok limanın kapalı olduğu ve açık olanların da tam kapasiteyle çalışmadığı göz önüne alındığında, Türk boğazlarından geçen gemi sayısındaki artışın, yakın gelecekte Karadeniz’deki deniz trafiğini daha da artıracağını düşünüyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.
Türkiye limanlarındaki konteyner elleçlemeleri 2023’ü artışla kapattı
Uraloğlu, Türkiye limanlarındaki konteyner elleçlemelerinin de dünyadaki trendin aksine arttığına dikkati çekerek, Türkiye limanlarında elleçlenen konteyner miktarının 2023’te bir önceki yıla göre ton bazında yüzde 2,5 artarak 133 milyon 467 bin 400 ton, TEU bazında ise yüzde 1,5 artarak 12 milyon 556 bin 401 TEU olduğunu bildirdi.
Geçen yılın ikinci çeyreğinden itibaren Türkiye’nin deniz yolu konteyner ticaretindeki düşüş trendinin sona erdiğini ve aylık olarak bir önceki yıla göre yüzde 10 civarında artışlar gözlendiğini aktaran Uraloğlu, “Bu yıl dünya deniz yolu konteyner taşımacılığının yüzde 4 büyümesi beklenmektedir. Bu yıl uygulayacağımız ekonomi politikalarıyla ve bölgemizdeki çatışmaların sona ermesi ile deniz ticaretinde yeni rekorlar kırmayı hedefliyoruz.” ifadelerini kullandı.
En fazla yük Aliağa’da elleçlendi
Uraloğlu, Aliağa Bölge Liman Başkanlığı idari sınırlarında faaliyet gösteren liman tesislerinde geçen sene 81,9 milyon ton yük elleçlemesi gerçekleştiğine işaret eden ederek, açıklamasını şöyle sürdürdü:
“Kocaeli Bölge Liman Başkanlığı’nın 81,29 milyon ton elleçlemesini geçerek ilk defa ülkemizde en çok yükün elleçlendiği bölge Aliağa olmuştur. Konteynerde ise en yüksek elleçleme yaklaşık 3,17 milyon TEU ile Ambarlı Bölge Liman Başkanlığı’nda gerçekleşmiştir. Bu liman bölgemizi 2,16 milyon TEU konteyner elleçleme ile Kocaeli Bölge Liman Başkanlığı takip etmiştir.”
Deniz yolu bağlantılı yurt dışı hatlarda geçen yıl 2 milyon 764 bin 390 otomobil taşınarak 2022’ye göre yaklaşık yüzde 17 artış sağlandığını aktaran Uraloğlu, yurt dışı bağlantılı Ro-Ro hatlarında 698 bin 133 birimin taşındığını belirtti.
Uraloğlu, 2023’te limanlara uğrak yapan kruvaziyer gemi sayısının bir önceki yıla göre yüzde 20 artışla 1192, limanları ziyaret eden kruvaziyer yolcu sayısının da yüzde 52,6 artışla 1 milyon 542 bin 522 olduğunu kaydederek, “2023 yılında en fazla kruvaziyer gemi uğrak sayısı 531 gemiyle Kuşadası Limanı’nda yakalanmıştır. Bu rakamlar 2015 yılından beri gerçekleşen en yüksek rakamlar olup, 2024 yılında hedefimiz 2 milyon yolcuya ulaşmaktadır.” değerlendirmesinde bulundu.
]]>İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, İliç’teki madende toprak altında kalan işçilerin 5’inin bir konteyner içinde, 3’ünün bir araç içinde yer aldığını, bir şoförün de kamyon içinde olduğunu açıkladı.
İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Erzincan’ın İliç ilçesindeki altın madeninde gerçekleşen faciaya ilişkin bilgi verdi.
Yerlikaya’nın yaptığı açıklama şöyle:
9-10 MİLYON METREKÜPLÜK BİR TOPRAKTAN BAHSEDİYORUZ: “Bildiğiniz üzere dün saat 14.28’de Erzincan ilimiz İliç ilçesinde Çöpler köyündeki maden ocağında toprak kayması meydana gelmiştir. Kayan kütlenin toplam hacminin ilk belirlemelere göre yaklaşık 9-10 milyon metre küp olduğu belirtiliyor. Maalesef 9 işçimiz bu kütlenin altında kaldı ve hemen arama kurtarma çalışmaları başlatıldı. Olayı takiben sahadaki çalışmaları koordine etmek için afet acil durum merkezimizde sayın Bakanımızla birlikte Erzincan milletvekili, 3. Ordu Komutanı, İçişleri, Enerji ve Tabii Kaynaklar, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakan yardımcıları, Erzincan valimiz, AFAD Başkanı, Erzincan Belediye Başkanı, İliç Belediye Başkanı, Cumhuriyet Başsavcısı ve savcılar, mülki idare amirleri, jandarma, emniyet ile ilgili kurum ve kuruluşlardan genel müdürler, üniversitelerden bilim insanları çalışmalarını yürütüyorlar. Şuan itibariyle bölgede AFAD, TSK, arama kurtarma, JAK, PAK, madenciler ve sivil toplum kuruluşlarından oluşan 339’u arama kurtarma personeli ve diğer görevlilerle beraber bin 700 personel görev yapıyor. Ayrıca 626 araç, 97 aydınlatma kulesi, 32 iş makinesi, 6 drone, 44 jeneratör, 3 KBRN aracı, 5 metale duyarlı radar aracı ile arama kurtarma çalışmalarımız devam ediyor. İnsan kaynakları ve personel açısından hiçbir ihtiyacımız şuan için yok.”
ARADIĞIMIZ İŞÇİLERİMİZDEN 5’İ KONTEYNER İÇİNDE: “Aradığımız işçilerle ilgili bir detay paylaşmak istiyorum. Yapılan tüm değerlendirmelerde aradığımız arkadaşların 5’inin bir konteyner içinde yer aldığı, 3’ünün bir araç içinde ve aynı bölgede yer aldığı; diğer şoför kardeşimizin de kamyon içinde farklı bir bölgede olduğu değerlendiriliyor. Buraya dikkat etmek istiyorum. Biliyorsunuz 100 dönüme yayılmış 9-10 milyon metreküpten bahsediyoruz. Bu kütle içerisinde bir avantajımız var bilim insanlarının bize söylediği. Araç içinde ve konteyner içinde olan demek bizim metal radar tespitleriyle bu kütle üzerinde tespit edilmesi… Daha hızlı aksiyon alabilmek adına bu radar taramalarıyla bu araçlar ve konteyner ile ilgili bir iz alır almaz daha çok oraya odaklanıp mesafe almak istiyoruz. Herhangi bir toprak kayması olup olmadığını bilim insanlarımız anbean değerlendiriyor. AFAD koordinasyonunda arama çalışmalarına güvenliğe dikkat ederek devam ediyor. İfade ettiğimiz gibi arama kurtarma çalışmalarımız gece gündüz devam edecek.”
4 GÖZALTI VAR: “Çevre Bakanlığımız dün ve bugün alınan numunelerden tahlillerini yaptı. Bakan Özkaseki bilgi veriyor. Sürecin aydınlatılması ile ilgili de Bakanlarımız açıklamalarını yapıyor. Bir ihlal var yok meselesinin izahı ile ilgili idari ve adli soruşturma devam ediyor. Daha üzerinde 24 saat olmayan bir meseleyle ilgili cevap alacaksınız. Bunların her biri açıklanacak. Şu an için 4 gözaltı var.”
Yerlikaya, “Göçükten önce yarılmaların olduğu, işçilerin yetkilileri bilgilendirdiği iddiaları var. Konuyla ilgili maden şirketinin bir ihlali var mı?” sorusuna ise “Bir ihmal var yok meselesinin izahıya ilgili idari soruşturma, adli soruşturma eş zamanlı devam ediyor. Daha üzerinden 24 saat geçmemiş bir meseleyle ilgili bu sorularınızın hepsine yanıt bulacaksınız, hiç merak etmeyin. Zaten bunun için buradayız. Yağmurun altında hep beraber milletimizi aydınlatma görevi yapıyoruz. Bunların her biri açıklığa kavuşacak ama daha 24 saat olmadı” yanıtını verdi.
Bakan Bayraktar ise yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:
“Bizim için en önemli konu buradaki işçi kardeşlerimizin kurtarılması. Bu madenin ilgili tüm izinleri bu süreç içerisinde en son 2021 yılında Çevre Bakanlığı tarafından ilave izinlerini almıştır. En son denetim görevimiz geçtiğimiz yıl Ağustos ayında yapılmış durumda. Onların yaptıkları denetimlere dün gerçekleşen kazayla ilgili bir tespit yok. Bu zaman içerisinde ne olmuş olabilir Bakanın da ifade ettiği gibi araştırmamız sürüyor. Konun derinlemesine tetkik edilmesi ve sizlere doğru bilgi verilmesi için zamana ihtiyaç var.”
]]>Şirketten yapılan açıklamaya göre, Toroslar EDAŞ, envanterini mümkün olan en iyi şekilde kullanarak geçen 1 yıllık sürede bölgede kurulu güç, yüksek gerilim ve alçak gerilim hat uzunluğu gibi şebeke değerlerinde deprem öncesindeki seviyenin üzerine çıkmayı başardı.
Şirket, ilk günlerde güvenlik amaçlı acil enerji kesintileri yapılmasından, yüzlerce jeneratörle arama kurtarma, aydınlatma ve iletişim faaliyetleri için enerji desteği verilmesine, takiben çadır ve konteyner kentlere enerji dağıtımından sonrasında enkaz kaldırma ve yerleşim yerlerinin yeniden inşa işlemlerine enerji sağlanmasına kadar birçok süreçte, tüm gücüyle mücadele verdi.
Adana, Gaziantep, Hatay, Kilis, Mersin ve Osmaniye ile birlikte 6 ilden oluşan hizmet bölgesinde, yalnızca Mersin’in depremden etkilen 11 il arasında bulunmadığı Toroslar EDAŞ, bu şehirde ise deprem sonrası hızla artan nüfusla orantılı katlanan enerji talebini karşılamak için yatırımlarını sürdürdü.
Depremin akut döneminde görevlerine koşan Toroslar EDAŞ çalışanları, şirket envanterindeki tüm jeneratörleri, arama kurtarma çalışmalarında aletlerin çalıştırılması ve çalışmaların gece de sürdürülebilmesi adına aydınlatma sağlanması için seferber etmenin yanı sıra elektrik direklerine ulaşmak için kullanılan sepetli araçlarla da binalardan kurtarma çalışmalarını yürüttü.
İlk günden itibaren diğer Enerjisa Dağıtım Şirketleri, Başkent EDAŞ ve Ayedaş’tan ekipler Ankara, Kırıkkale, Çankırı, Kastamonu, Karabük, Bartın, Zonguldak ve İstanbul’dan yola çıkarak bölgeye ulaştı.
Bölgedeki akaryakıt sıkıntısı göz önünde bulundurularak, jeneratörlere düzenli yakıt ikmali yapılabilmesi için pick-up araçlar akaryakıt tanklarıyla donatıldı. Getirilen merkezi tankerlerden sahada kurulan jeneratörlere bu pick-up araçlarla düzenli olarak yakıt ikmali yapılarak, şebekenin kullanım dışı kaldığı yerlerde jeneratörle enerji sağlandı.
Depremi takip eden iki haftada bölgede saha çalışanı sayısı destek ekiplerle 3 bin 167’ye yükselirken, dünyanın tek merkezden yönetilen en büyük jeneratör operasyonu yürütüldü.
22 Şubat itibariyle, büyüklüğü 5 kilovat ile 2 bin kilovat arasında değişen toplam 41 bin kilovat güçteki 2 bin 472 jeneratör bölgede kullanılırken, kurulan akaryakıt ikmal ağıyla jeneratörlerden enerji arzının sürekliliği sağlandı.
Seferberlik bilinciyle hareket eden tüm elektrik dağıtım ekipleri, 198 sepetli araç ve 969 pick-up ile çalışmalarını sürdürdü.
Antakya Lojistik Hizmet Merkezi çalışan ve ailelerinin yeni yuvası oldu
Toroslar EDAŞ’ın yıkılan Antakya Bölge Müdürlüğü binası terk edilerek, şirketin elektrik dağıtım malzemelerinin depolandığı geniş alana sahip Lojistik Hizmet Merkezi ve içindeki konteyner yapı faaliyetlerin yeni merkezi oldu.
Kısa zamanda destek ekiplerinin kullanacağı konteyner, yemekhane, duş ve tuvalet gibi gerekliliklerle donatılan merkez, etrafına yerleştirilen onlarca konteynerde Toroslar EDAŞ çalışanları ve ailelerine ev sahipliği yaptı. Şirketin üst yönetimi ve mühendisleri de bu merkezdeki konteynerlerde kalarak operasyonu kriz merkezine dönüştürülen bir odadan yönetti.
Söz konusu merkezde felaketin izin verdiği tüm imkanlarla, elektrik dağıtım çalışanlarının yanı sıra güvenlik güçleri, arama kurtarma ekipleri ve yakınlardaki vatandaşlar gibi bölgedeki herkese destek verilmeye çalışıldı. Benzer merkezler depremden etkilenen diğer ilçelerde de kuruldu.
Toroslar EDAŞ çalışanları aileleriyle Hatay’da kurulan tamamı gerekli eşyalarla donatılmış 232 konteynerlik, İskenderun’da ise aynı donanımla 32 konteynerlik, konteyner kentlere yerleştirildi. Kendi bahçe veya tarla gibi özel arazilerine yerleştirmek isteyen 236 çalışana da şirket tarafından konteyner teslim edildi.
Afet haberleşme sistemiyle akut dönemde kritik iletişim sorunu aşıldı
Deprem nedeniyle mobil telekomünikasyon altyapısının çökmesi ve bölgede iletişimin en büyük sorunlardan biri olması üzerine, olası İstanbul depremine karşı Enerjisa Dağıtım Şirketleri tarafından geliştirilen ve Ayedaş’ta hazır tutulan Afet Haberleşme Sistemi, ekipler ve merkez arasındaki iletişim için Antakya’ya getirildi.
Yüksek noktalara kurulan ve güneş enerjisiyle çalışan 3 mobil kule, haberleşme istasyonu ve ekip araçlarına takılı telsizler sayesinde Toroslar EDAŞ ekiplerinin olası çarpılmalara karşı iletişim ve koordinasyonu İş Sağlığı ve Güvenliği kuralları içinde sağlandı. Günler içinde Antakya merkezdeki sokak aydınlatmalarının büyük bir çoğunluğu yanar hale getirildi.
Sektöründe bir ilk olan bu sistem sayesinde bölgede iletişime ihtiyaç duyan diğer altyapı kurum ve kuruluşlarına da telsiz frekansı sağlandı. Öte yandan aydınlatma direklerinin üst kısımlarına baz istasyonları kurulup enerji sağlanarak mobil telekomünikasyonun yeniden ayağa kaldırılmasına destek verildi.
Hatay ile Gaziantep’in Nurdağı ve İslahiye ilçelerine yoğunlaşıldı
Toroslar EDAŞ depremden bu yana geçen 1 yılda, Hatay ve Gaziantep’te toplamda yaklaşık 1,9 milyar lira tutarında deprem harcaması yaparak bölgedeki yatırım, bakım ve onarım çalışmalarını sürdürdü.
Bu sürede Hatay ve Gaziantep’te 146 kilometre iletken bağlanırken, 556 bin 980 kilovolt-amper (kVA) kurulu güçte 493 trafonun kurulumu sağlandı. Saha ekipleri tarafından 7 bin 869 aydınlatma armatürünün montajı yapılırken, 206 kilometre yüksek gerilim, 352 kilometre alçak gerilim hattı ve yeraltı kablosu tesis edildi.
Aynı dönemde, Reyhanlı, Kırıkhan, İskenderun, Dörtyol ve Hatay Merkez’de 316 pano, 666 trafo, 4280 armatür ve 228 binanın, İslahiye ve Nurdağı’nda ise 47 pano, 40 trafo, 212 armatür ve 96 binanın bakım ve onarım faaliyetleri tamamlandı.
Bölgede deprem öncesi şebeke seviyesine ulaşıldı
Enerjisa Dağıtım Şirketleri’nden Toroslar EDAŞ, kardeş şirketleri Başkent EDAŞ ve Ayedaş’ın da desteğiyle Hatay’da 2 bin 150, Gaziantep’in Nurdağı ve İslahiye ilçelerinde ise 184 saha çalışanı ile elektrik altyapısında tüm zorluklara rağmen yürüttüğü çalışmalarla deprem öncesi şebeke değerlerini aştı.
Deprem öncesinde devirli, kurum ve özel olmak üzere Hatay’da 9 bin 663, Gaziantep’in söz konusu iki ilçesinde 1995 trafo bulunurken, deprem sonrasında büyük bir hızla hayata geçirilen yatırımlarla Hatay’ın Merkez, Arsuz, Dörtyol, İskenderun, Kırıkhan ve Reyhanlı ilçelerinde trafo sayısı 10 bin 297’ye, Gaziantep’in İslahiye ve Nurdağı ilçelerinde trafo sayısı 2 bin 94’e ulaştı.
Yapılan bu yatırım çalışmaları ile deprem öncesinde Hatay’da 1 milyon 429 bin 217 kVA olan toplam kurulu güç, deprem sonrası 1 milyon 538 bin 347 kVA’e, deprem öncesinde 6 bin 946 kilometre olan orta gerilim hat uzunluğu deprem sonrası 7 bin 119 kilometreye ve deprem öncesinde 15 bin 876 kilometre olan alçak gerilim hat uzunluğu ise Hatay’daki elektrik tüketim ihtiyacını tamamen karşılayacak şekilde 13 bin 182 kilometreye çıktı.
Deprem öncesinde Gaziantep’in iki ilçesinde 378 bin 432 KVA olan toplam kurulu güç, deprem sonrası yapılan yatırımlarla 447 bin 127 kVA’e, depremden önce 1286 kilometre olan orta gerilim hat uzunluğu deprem sonrası 1347 kilometreye ulaştı ve deprem öncesinde 1406 kilometre olan alçak gerilim hat uzunluğu da bölgedeki elektrik tüketim ihtiyacını tamamen karşılayacak şekilde 1483 kilometre olarak gerçekleşti.
Yaz kış kesintisiz enerji mücadelesi
Toroslar EDAŞ, depremin yol açtığı maddi hasarla mücadeleye ek olarak, önce depremlerin gerçekleştiği kış mevsimi nedeniyle bölgede oluşan acil nitelikli ısınma ihtiyacının karşılanması için gerekli enerji arzının sağlanması sonra da son yılların en sıcak yaz mevsiminde çoğalan klima kullanımı nedeniyle artan enerji tüketiminin şebekelere getirdiği rekor yükü karşıladı.
Deprem sonrası bölgedeki barınma ihtiyacını karşılamak üzere kurulan konteyner kentlerin enerji ihtiyacına Toroslar EDAŞ tarafından mümkün olan en kısa sürede cevap verildi. Hatay’daki 229 adet konteyner kentin enerjisi 450 megavat kurulu güç ile sağlanırken, Gaziantep’te ise 21 konteyner kentin enerjisi 46 megavat kurulu güç ile karşılandı.
Şebekede elektrik dağıtım şirketinin yetki sınırı olan panolara kadarki şebeke yatırımları büyük bir hızda gerçekleştirildi. Çadır ve konteyner kentlerin bu panolardan sonraki elektrik iç tesisatları kamu kurumlarının yönlendirmeleriyle ilgili yetkililerce gerçekleştirildi.
Öte yandan bu alanların dış aydınlatmaları Toroslar EDAŞ ekiplerinin çalışmalarıyla direk ve armatürler tesis edilerek kısa sürede tamamlandı.
Toroslar EDAŞ ekipleri konteyner kentlere sağlanan elektriğin panolara kadar olan yetki bölgesinde enerji arz güvenliğinin sağlanması için kesintisiz görev yaparken, bu noktalarda şirketin yetki alanı dışında kalan pano sonrası iç elektrik tesisatı işlemlerinde alınması gereken tedbirler konusunda konteyner kentlerdeki yetkilileri düzenli olarak bilgilendirdi.
Halen yaşanan kış mevsimi ve soğuklarda depremzedelerin konteynerlerde ısınma ihtiyacını karşıladığı elektrikli ısıtıcı ve ısı pompası gibi cihazların oluşturduğu rekor talep nedeniyle aşırı yüklenen trafolar, yüksek kapasiteli olanlarla değiştirildi, yeni direkler dikilerek enerji taşıyan iletkenler yüksek talebi karşılayabilecek hale getirildi.
Böylece konteynerlerde yaşamlarını sürdüren vatandaşların soğuk kış şartlarından olabildiğince az etkilenmesi için tüm imkanlar seferber edildi.
Yıkımlar için AFAD talebiyle 6 binin üzerinde kesinti yapıldı
Deprem bölgesinde yürütülen çalışmalar saha çalışanlarının iş sağlığı ve güvenliği nedeniyle zorunlu olarak uygulanan planlı kesintilerle gerçekleştirilirken, bölgedeki hasarlı yapıların yıkımı için AFAD tarafından talep edilen elektrik kesintileri de sürelerinde gerçekleştirildi.
Bu türdeki kesinti sayısı bir yıllık dönemde Hatay özelinde 3 bin 311’e, Toroslar bölgesi genelinde ise 6 bin 105’e ulaştı.
Öte yandan bazı noktalarda kontrolsüz yapılan yıkım çalışmalarının ve izinsiz üçüncü şahıs müdahalelerinin elektrik dağıtım şebekesine verdiği hasar sonucu yaşanan plansız elektrik kesintileri yapılan müdahalelerle mümkün olan en kısa sürede giderildi.
1 yılda 1100’den fazla çalışana psikolojik destek
Toroslar EDAŞ, 6 Şubat 2023’te gerçekleşen deprem nedeniyle sorumluluk sahasındaki Hatay ve Gaziantep’te depremin ağır etkilerine ve zor şartlara rağmen kesintisiz ve kaliteli enerji için çalışmalarını sürdürürken depremden etkilenen çalışanları ve ailelerini de unutmadı.
Depremin ilk gününden itibaren Hatay ve Gaziantep’te görev yapan Enerjisa Dağıtım Şirketleri çalışanları ve ailelerinin depremin ağır etkilerinden korunması amacıyla yetişkin, ergen ve çocuk psikolojisinde uzman isimler tarafından bölgede psikolojik destek faaliyetleri yürütüldü.
1100’den fazla çalışanın katılımıyla psikolojik ilk yardım konulu seminerler düzenlendi. İskenderun ve Antakya’da gerçekleştirilen toplam 37 oturumda etkinlikler ve oyunlar düzenlendi. 261 çalışan için online psikolojik eğitim verilirken, 200’ün üzerinde terapi seansı gerçekleştirildi.
“Deprem bölgesinde yatırımlarımız devam edecek”
Açıklamada görüşlerine yer verilen Enerjisa Dağıtım Şirketleri Genel Müdürü Oğuzhan Özsürekci, deprem bölgesinde elektrik altyapısında oluşan hasarı gidermek için yürütülen çalışmalarda önemli mesafe kat edildiğini belirterek, şunları kaydetti:
“Deprem sonrasında bölgenin ekonomik, sosyal, kültürel, güvenlik ve sağlık başta olmak üzere hayati enerji ihtiyaçlarını karşılamak için yaklaşık 1,9 milyar lira tutarında deprem harcaması ile elektrik altyapısını yeniden oluşturduk. Tarihte pek çok medeniyete ev sahipliği yapan kadim kentlerimizde depremin izleri silinip, yeniden inşa faaliyetleri devam ederken biz de yatırımlarımızı sürdüreceğiz. Enerjisa Dağıtım Şirketleri olarak önümüzdeki süreçte de Toroslar EDAŞ ile hizmet verdiğimiz deprem bölgesinde üzerimize düşeni yapmaya, daha iyi bir gelecek için fark yaratmaya devam edeceğiz.”
]]>Depremlerin ardından zor günler geçiren esnaf, yaklaşık 10 bin kişinin yaşadığı Teknokent Geçici Konaklama Merkezi’ne yaptıkları başvurunun kabul edilmesinin ardından 8 aydır burada satış yapıyor.
Sabahın erken saatlerinde iş yerlerini açarak güne başlayan esnaf, konteyner kentte tanıştıkları yeni komşularıyla birlik ve beraberlik içerisinde çalışıyor.
Konteyner kentte depremzedelere hizmet veren iş yerleri arasında manav, berber, terzi, şarküteri ve giyim mağazalarının yanı sıra eczane de bulunuyor.
Konteyner kentin tek balıkçısı Halis Ürgen, AA muhabirine, depremde iki yeğeni ve eniştesini kaybettiğini söyledi.
Mesleğini sürdürebilmek için burada iş yeri açtığını belirten Ürgen, destek veren yetkililere teşekkür etti.
Ürgen, istavrit, uskumru, hamsi ve alabalık sattığını belirterek, “Fiyatlarımız normal. Devam etmemiz ve çalışmamız gerekiyor. Hemen, ‘kapat ve git’ olmaz. En azından sezonun bitmesini bekleyeceğiz.” dedi.
“Devlet ve insan olarak herkes elinden geleni yaptı”
Züccaciye ürünleri satan Mehmet Turan ise şehirdeki iki mağazasının ağır hasar aldığını, akraba ve tanıdıklarından çok kayıplar verdiklerini dile getirdi.
Sıkıntılı bir süreci geride bıraktıklarını ifade eden Turan, “Devlet ve insan olarak herkes elinden geleni yaptı. Hepimiz iç içeydik ve birbirimize destek içerisinde bunları aştık. İlk başlarda konteyner kentte ‘İş olacak veya olmayacak’ gibi endişemiz vardı. Çok şükür burada bir imkan tanıdılar bize. Biz de elimizdeki imkanı en iyi şekilde değerlendirmeye çalıştık. Daha çok ihtiyaca yönelik ürünlere yer verdik. İnsanlara en güzel şekilde hizmet etmeye çalışıyoruz.” diye konuştu.
Turan, fiyatlar konusunda depremzedelere yardımcı olmaya çalıştıklarının da altını çizerek, şöyle devam etti:
“Elimizden geldiğince yardımcı oluyoruz. Biz bir şekilde faaliyet gösteriyoruz onlar da ihtiyaçlarını karşılıyorlar. Esnaflarla diyaloğumuz çok güzel, yeni insanlarla tanıştık. Şehirde bir çevremiz vardı ama birçok insanla da tanışmış olduk. Şu da bir gerçek, bu deprem süreci insanları biraz daha bir araya getirdi. Genel olarak insanlar güzel dersler çıkardı, ben buna inanıyorum.”
“Elimizden geldiği kadarıyla insanlara yardımcı olmaya çalışıyoruz”
Kentte 20 yıldır terzilik yapan Mehmet Ede de depremin ardından prefabrike iş yerinde yeniden çalışmaya başladı.
Depremin ilk günlerinin çok kötü geçtiğini vurgulayan Ede, “Allah bir daha böyle bir şey yaşatmasın. Biz yaşadık gördük, Allah’tan geldi baş göz üstüne. Devletimizden Allah razı olsun. Her konuda yanımızda oldular, nankör olmamak lazım. Her imkanlarla barınma, yiyecek her konuda yanımızda oldular. Buradayız ve insanlara hizmet ediyoruz. Elimizden geldiği kadarıyla insanlara yardımcı olmaya çalışıyoruz.” ifadesini kullandı.
Ede, parası olmayanlara da yardım ettiklerini anlatarak, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Parası olan da olmayan da oluyor. Fırsatçılık yapmıyoruz, bu yüzden de işlerimiz çok iyi, bir sıkıntımız yok. Tek sıkıntımız evlerimiz yapılsa yerleşsek güzel bir şey olur. Konteyner içerisinde rahat değiliz ama yine buna şükür. Çadırdan bin kat iyidir. Allah insanların ve bizlerin de yardımcısı olsun. Memleketi terk edemeyiz. Ne olursa olsun Malatyalıyız ve burayı terk edemeyiz, başka yerde yapamayız. Bu bizim genelimizde var. İstanbul’da da yıllarca kaldım, gitmeyi düşünmüyorum çünkü Malatya başka güzel.”
Yaklaşık 8 aydır konteyner kentte yaşayan depremzede Abuzer Bulut ise devletin sağladığı bir çok imkandan faydalandıklarını söyledi.
Bulut, devlete zeval gelmemesi temennisinde bulunarak, “Esnafımız, insanımız burada bir şekilde tutunmaya, kaldıkları yerden ilerlemeye çalışıyorlar. Allah yardımcımız olsun. Esnaflarımızla bir sıkıntı yaşamadık. Terzisinden manavına kadar hepsiyle sıkıntısız bir şekilde alışverişimizi yapıyoruz, problem yaşamıyoruz. Bu da bizim için büyük bir nimet.” dedi.
]]>HATAY – Deprem bölgesinde başta olmak üzere meydana gelen konteyner yangınlarına karşı vatandaşlara önemli tavsiyelerde bulunan Hatay Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanı Özer Gövce, yangınlara karşı elektrik tesisatında kaliteli ürün kullanılması ve uzun süreli elektrikli ısıtıcı ile klima kullanımından kaçınılması uyarısında bulundu.
Kahramanmaraş merkezli depremler sonrası binlerce insan evsiz kalmış ve geçici yaşam alanlarında yaşamaya başlamıştı. Hatay’da depremin ardından kurulan ve afetzede vatandaşlara yuva olan konteylerde 211 yangın meydana geldi. İtfaiye ekiplerinin başarılı çalışmasıyla kısa sürede söndürülen yangınlardan elde edilen deneyimlerle büyük kayıpların yaşanmaması için elektrik tesisatı önem arz ediyor. Hatay Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanı Özer Gövce, deprem bölgesi başta olmak üzere konteynerlerde yaşam sürdüren vatandaşlara yönelik hayat kurtaracak açıklamalarda bulundu. Gövce, konteynerlerde kullanılan elektrik tesisatı ürünlerinin kaliteli olmasına dikkat çekerek tesisatın uzman kişiler tarafından döşenmesi gerektiğini vurguladı. Konteynerlerde uzun süreli elektrikli ısıtıcı ve klima kullanımın elektrik tesisatında kopmalara neden olduğunu belirten Gövce, bununla birlikte elektrik tesisatı kaynaklı yangınların meydana geldiğini söyledi.
“211 çadır, 238 konteyner yangını tespit ettik ve müdahalede bulunduk”
Yangın çalışma grubunun deprem sonrası 211 çadır ve 238 konteyner yangınına müdahele ettiğini belirten İtfaiye Daire Başkanı Gövce, “Hatay Büyükşehir Belediyesi, yangın çalışma grubu olarak vatandaşlarımızın konteyner kentlerde yada bireysel olarak oluşturmuş oldukları konteynerlerde 211 çadır, 238 konteyner yangını tespit ettik ve müdahalede bulunduk. Yangınların daha çok elektrik tesisatından kaynaklı olduğu bu kapsamda vatandaşlarımızın biraz daha bilinçli olması gerektiğini söylemek isterim. Bunların dışında oluşabilecek olumsuzluklarla ilgili ilk müdahalenin olması babında konteyner kentlerde yangına müdahale ve tahliye eğitimleri de gerçekleştirdik. 178 konteyner kentimizin çoğunda yangına müdahale ve tahliye eğitimleri verildi” dedi.
“En önemli husus elektrik tesisatının mutlaka uzman bir kişi tarafından kontrol edilmesi”
Konteynerlerde elektrik tesisatının uzman kişiler tarafından döşenmesi gerektiğine dikkat çeken Gövce, ” Bireysel kurulan konteyner ve prefabrik yapılarda çıkan yangınların çoğu elektrik tesisatından ötürü çıktı. Bu kapsamda vatandaşlarımızdan ricamız ferdi olarak yaptırılan bu yapıların işinin uzmanı kişiler tarafından yaptırılarak eğer varsa ilgili mevzuat ve standartlara uyulması oldukça önem arz etmekte. Aksi taktirde içeride kullanılan elektrik yükünün kaldıramayacağı gelişigüzel planlanan tesisatlardan ötürü yangınlara maruz kalınmaktadır. Özellikle bireysel konteyner yapımına gidildiğinde elektrik tesisatını makul şekilde yapabilecek, mümkünse ucuz malzeme kullanılmayacak şekilde yapmaları vatandaşlarımızdan ricamızdır. Aksi takdirde çok büyük yangınlara neden olacağını söyleyebiliriz. bizim tespitimiz; özellikle bireysel konteynerlerde elektrikli ısıtıcılar saatlerce yanmak suretiyle konteynerler içerisinde bekletiliyor. Bazen komşuya gidiliyor, unutuluyor. Bunlarda aslında çok büyük etken. Saatlerce yanan elektrikli ısıtıcı, elektrik tesisatında kopmalara neden oluyor. Oda yanıcı bir madde olan konteyner malzemesinin hızlıca tutuşmasına neden oluyor. Bunlarla ilgili olarak da vatandaşlarımızdan biraz daha dikkatli olmalarını mümkün mertebe işin uzmanı arkadaşlardan destek almalarını rica ediyoruz. Bu kapsamda sadece elektrikli ısıtıcıyla sınırlandırmamak lazım, aynı şey klima içinde geçerli. En önemli husus elektrik tesisatının mutlaka uzman bir kişi tarafından kontrol edilmesi ve bu tarz olumsuzluklara mahal verilmemesi iyi olacaktır” şeklinde konuştu.
]]>Kahramanmaraş merkezli depremler sonrası binlerce insan evsiz kalmış ve geçici yaşam alanlarında yaşamaya başlamıştı. Hatay’da depremin ardından kurulan ve afetzede vatandaşlara yuva olan konteynerlerde 211 yangın meydana geldi. İtfaiye ekiplerinin başarılı çalışmasıyla kısa sürede söndürülen yangınlardan elde edilen deneyimlerle büyük kayıpların yaşanmaması için elektrik tesisatı önem arz ediyor. Hatay Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanı Özer Gövce, deprem bölgesi başta olmak üzere konteynerlerde yaşayan vatandaşlara yönelik hayat kurtaracak açıklamalarda bulundu. Gövce, konteynerlerde kullanılan elektrik tesisatı ürünlerinin kaliteli olmasına dikkat çekerek tesisatın uzman kişiler tarafından döşenmesi gerektiğini vurguladı. Konteynerlerde uzun süreli elektrikli ısıtıcı ve klima kullanımın elektrik tesisatında kopmalara neden olduğunu belirten Gövce, bununla birlikte elektrik tesisatı kaynaklı yangınların meydana geldiğini söyledi.
“211 çadır, 238 konteyner yangını tespit ettik ve müdahalede bulunduk”
Yangın çalışma grubunun deprem sonrası 211 çadır ve 238 konteyner yangınına müdahale ettiğini belirten İtfaiye Daire Başkanı Gövce, “Hatay Büyükşehir Belediyesi, yangın çalışma grubu olarak vatandaşlarımızın konteyner kentlerde ya da bireysel olarak oluşturmuş oldukları konteynerlerde 211 çadır, 238 konteyner yangını tespit ettik ve müdahalede bulunduk. Yangınların daha çok elektrik tesisatından kaynaklı olduğu bu kapsamda vatandaşlarımızın biraz daha bilinçli olması gerektiğini söylemek isterim. Bunların dışında oluşabilecek olumsuzluklarla ilgili ilk müdahalenin olması babında konteyner kentlerde yangına müdahale ve tahliye eğitimleri de gerçekleştirdik. 178 konteyner kentimizin çoğunda yangına müdahale ve tahliye eğitimleri verildi” dedi.
“En önemli husus elektrik tesisatının mutlaka uzman bir kişi tarafından kontrol edilmesi”
Konteynerlerde elektrik tesisatının uzman kişiler tarafından döşenmesi gerektiğine dikkat çeken Gövce, “Bireysel kurulan konteyner ve prefabrik yapılarda çıkan yangınların çoğu elektrik tesisatından ötürü çıktı. Bu kapsamda vatandaşlarımızdan ricamız ferdi olarak yaptırılan bu yapıların işinin uzmanı kişiler tarafından yaptırılarak eğer varsa ilgili mevzuat ve standartlara uyulması oldukça önem arz etmekte. Aksi takdirde içeride kullanılan elektrik yükünün kaldıramayacağı gelişigüzel planlanan tesisatlardan ötürü yangınlara maruz kalınmaktadır. Özellikle bireysel konteyner yapımına gidildiğinde elektrik tesisatını makul şekilde yapabilecek, mümkünse ucuz malzeme kullanılmayacak şekilde yapmaları vatandaşlarımızdan ricamızdır. Aksi takdirde çok büyük yangınlara neden olacağını söyleyebiliriz. Bizim tespitimiz; özellikle bireysel konteynerlerde elektrikli ısıtıcılar saatlerce yanmak suretiyle konteynerler içerisinde bekletiliyor. Bazen komşuya gidiliyor, unutuluyor. Bunlar da aslında çok büyük etken. Saatlerce yanan elektrikli ısıtıcı, elektrik tesisatında kopmalara neden oluyor. O da yanıcı bir madde olan konteyner malzemesinin hızlıca tutuşmasına neden oluyor. Bunlarla ilgili olarak da vatandaşlarımızdan biraz daha dikkatli olmalarını mümkün mertebe işin uzmanı arkadaşlardan destek almalarını rica ediyoruz. Bu kapsamda sadece elektrikli ısıtıcıyla sınırlandırmamak lazım, aynı şey klima için de geçerli. En önemli husus elektrik tesisatının mutlaka uzman bir kişi tarafından kontrol edilmesi ve bu tarz olumsuzluklara mahal verilmemesi iyi olacaktır” şeklinde konuştu. – HATAY
]]>Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Denizcilik Genel Müdürlüğü, Aralık 2023 konteyner ve yük istatistiklerini açıkladı.
Söz konusu ayda limanlarda elleçlenen konteyner miktarı bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 5,4 artarak 1 milyon 98 bin 50 TEU’ya yükseldi.
Aralıkta limanlarda elleçlenen dış ticarete konu konteyner miktarı, 2022’nin aynı ayına göre yüzde 5,8 artarak 856 bin 514 TEU oldu. İhracat amaçlı konteyner yüklemeleri, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 10,1 artarak 436 bin 28 TEU’ya çıkarken, ithalat amaçlı konteyner boşaltmaları yüzde 1,7 artışla 420 bin 486 TEU’ya yükseldi.
Transit konteyner miktarı bu dönemde yüzde 12,1 artarak 182 bin 348 TEU oldu.
En fazla konteyner elleçleme işlemi, Ambarlı Liman Başkanlığı idari sınırlarında gerçekleşti. Bu başkanlığın idari sınırlarında faaliyet gösteren liman tesislerinde 231 bin 932 TEU konteyner elleçlendi. Burayı, Kocaeli ve Mersin liman başkanlıkları takip etti.
Deniz yoluyla yapılan en fazla ihracat amaçlı konteyner yüklemesini 55 bin 284 TEU ile Mısır’a giden konteynerler oluşturdu. En fazla konteyner boşaltması ise Yunanistan’dan gelen konteynerlerde gerçekleştirildi.
Yük miktarı arttı
Aralık 2023’te limanlarda elleçlenen yük miktarı bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 4,2 artarak 46 milyon 767 bin 286 ton oldu.
Aralıkta limanlarda gerçekleştirilen ihracat amaçlı yükleme miktarı bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 12,5 artarak 13 milyon 48 bin 195 ton, ithalat amaçlı boşaltma miktarı ise yüzde 14,1 artarak 23 milyon 327 bin 302 ton oldu.
Dış ticaret taşımaları da aynı dönemde yüzde 13,5 artarak 36 milyon 375 bin 497 tona çıktı. Transit yük taşımaları yüzde 27,8 azalarak 5 milyon 238 bin 880 ton, kabotajda taşınan yük miktarı da yüzde 7,9 gerileyerek 5 milyon 152 bin 909 ton olarak belirlendi.
Limanlarda en fazla demir cevheri ve konsantreleri elleçlendi
Aliağa Liman Başkanlığı idari sınırlarında faaliyet gösteren liman tesislerinde toplam 8 milyon 200 bin 904 ton yük elleçlemesi gerçekleştirildi. Burayı, İskenderun ve Kocaeli liman başkanlıkları takip etti.
Elleçleme miktarına göre en fazla artış, aralıkta demir cevheri ve konsantreleri yük cinsinde oldu. Söz konusu ayda limanlarda 1 milyon 706 bin 122 ton demir cevheri ve konsantreleri elleçlemesi gerçekleştirildi. Bu yük cinsini LNG ve motorin izledi.
Deniz yoluyla en fazla ihraç edilen yük cinsi de portland çimento oldu.
Bu yolla yapılan ihracatta en fazla yük elleçlemesi, 1 milyon 313 bin 712 tonla İtalya’ya yapılan taşımalarda gerçekleşti. Bu ülkeyi, Mısır’a ve Çin’e yapılan taşımalar izledi.
İthalatta en fazla yük elleçlemesi, 8 milyon 546 bin 764 tonla Rusya’dan yapılan taşımalarda görüldü.
]]>