Eski CHP lideri Kılıçdaroğlu ile Bolu Belediye Başkanı Özcan arasında tartışma alevleniyor. Kılıçdaroğlu’nun sert sözlerine Tanju Özcan, X’teki hesabından paylaşım yaparak yanıt verdi.

“KOLTUK SEVDASI UĞRUNA GELECEĞİMİZİ KARARTTINIZ”
Bolu Belediye Başkanı Özcan, “Sayın Kılıçdaroğlu” notuyla başladığı paylaşımında, “Size karşı özel bir kinim veya nefretim yok. 13 yıl boyunca başarısız olarak, koltuk sevdası uğruna bizim ve çocuklarımızın geleceğini kararttığınız için öfkem var. Bizi, çeyrek asır süren Erdoğan iktidarına mahkûm ettiğiniz için yoğun bir kızgınlığım var. Bu kadar ekonomik sıkıntıya ve dış politikadaki başarısızlıklara rağmen, bu beceriksiz Erdoğan’ı yenemeyip, oğlum dahil milyonlarca genci ağlatmanızı hazmedemiyorum.” dedi.
“HAYATTA SİZİN KADAR YALAN SÖYLEYEN KİMSEYİ TANIMADIM”
Özcan, “Ayrıca ben değişim için Ankara’ya yürüdüm ve bu eylemi demokratik bir hak olarak gördüm. Attığım koltuk kendi koltuğumdu. Konuyu saptırmayalım. Siz hiç Atatürkçü olmadınız, partiyi sağdan transfer badem bıyıklılarla doldurdunuz. Hayatta sizin kadar yalan söyleyen kimseyi tanımadım, bunu partililer de bilir.” ifadelerini kullandı.
Dönemin CHP lideri Kılıçdaroğlu’nu eleştiren Bolu Belediye Başkanı Özcan’ın CHP Genel Merkezi önünde koltuk fırlatması (2023)“HOCA HELALLİK İSTEDİĞİNDE ‘HAKKIMI HELAL EDİYORUM’ DİYEMEM”
Kılıçdaroğlu’nun “Cenazeme gelme” sözlerine de değinen Özcan, “Ayrıca ‘Cenazeme gelme’ demişsiniz, siz benden önce vefat ederseniz ben o cenazeye gelmem çünkü hoca helallik istediğinde ‘Hakkımı helal ediyorum’ diyemem.” paylaşımını yaptı.
“BENDE ÇOK HAKKINIZ OLDUĞUNA İNANMIYORUM”
Özcan, Kılıçdaroğlu’nun, “Yazık sana, sana verdiğim emeklere” sözlerine ilişkin ise “Öyle iddia ettiğiniz gibi bende de çok hakkınız olduğuna inanmıyorum. İki sefer ön seçimle gelmiş bir milletvekili, Tayyip Erdoğan’ın yüzde 65 oranında oy aldığı Bolu Belediyesi’ni iki sefer rekor oyla kazanmış biriyim. Ayrıca lütfen üslubunuza dikkat edin, emekli oldunuz, genel siyasete değil torunlarınıza vakit ayırınız.” diyerek karşılık verdi.

“SEBEP SİZSİNİZ, SONUÇ ERDOĞAN”
Bolu Belediye Başkanı Özcan, paylaşımı şu şekilde sonlandırdı: “Birazcık partiyi düşünüyorsanız, benim gibi siyasette başarılı olanlarla uğraşmak yerine gazetelerin bulmacalarını çözmeye çalışın. Maalesef sebep sizsiniz, sonuç Erdoğan…”
KILIÇDAROĞLU VE ÖZCAN ARASINDAKİ POLEMİK
Tanju Özcan, dün yaptığı paylaşımda Kılıçdaroğlu’nu hedef almıştı. Özcan, paylaşımında, “Hatırlatmak için söylüyorum..Geçen yıl bu zamanlar DEĞİŞİM adı altında Ankara’ya yürüyordum! Herkes sessizdi neredeyse! Yürüyüş sonunda koltuk attığım kişi Kurultay da da, şimdi yaptıklarıyla da koltuk sevdasını gösteriyor! 50 sadık vekili varmış! Sen Tanrı mısın, tarikat lideri mi? Ne demek sadık vekil?” ifadelerine yer vermişti.

“SANA İLK VE SON KEZ CEVAP VERİYORUM”
Bugün ise Kılıçdaroğlu’ndan Özcan’ın sözlerine yanıt geldi. Sosyal medya hesabından paylaşım yapan Kılıçdaroğlu, “Sana ilk ve son kez cevap veriyorum” diyerek başladığı paylaşımında “Söylemediğim bir söz için ve dahi çıkan yalan haberi de tekzip ettiğim halde şu söylediklerine bak. Ne parti ahlakımızda ne de kültürümüzde senin yaptıklarının yeri yoktur. Cumhuriyet Halk Partisinin milletvekilleri yalnızca Anayasaya ve millete bağlıdır.” ifadelerini kullandı.
“AKLINI BAŞINA AL”
Paylaşımının devamında söylemlerini daha da sertleştiren Kılıçdaroğlu “Hakarete varan ifadeler kullandın sustum. Mustafa Kemal Atatürk’ün makamını temsil eden koltuğu fırlattın sustum. Ama edepsize had bildirmek, kırk yetim giydirmek gibiymiş derler… Serseri mayın gibisin. Dengeni yitirmişsin. Bu söylemlerinle partiyi zora sokuyorsun… Kimse söylemiyor, ben söyleyeyim; Aklını başına al… Tanju, ne kadar kin varmış içinde… Kinini daha da diri tut ve kork! ‘Tanrı mısın?’ Ne demek? Allah’a sığınırım. ‘Tarikat lideri misin?’ Ne demek? Hayatım tarikatlarla mücadele ederek geçti.” dedi.

“ÖLÜRSEM CENAZEME GELME”
Son olarak Özcan’a “Ölürsem cenazeme dahi gelme” çağrısında bulunan Kılıçdaroğlu, paylaşımını şu cümlelerle noktaladı: “Eleştiri bizim partimiz için ekmek ve su gibidir, başımın üstünde yeri vardır. Ama saygısızlığa, edepsizliğe ve arsızlığa ne ben ne de Cumhuriyet Halk Partisi müsaade etmez… Gün olur ecel vuku bulursa cenazeme katılmanı istemiyorum… Yazık sana, sana verdiğim emeklere…”
]]>Özel, Bilkent Üniversitesi’nde katıldığı söyleşide tanıştığı ve 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nda koltuğunu kendisine devretmesini isteyen Bilkent Müzik ve Sahne Sanatları Fakültesine bağlı Müzik Hazırlık Ortaokulu 5. sınıf öğrencisi Dora Mimaroğlu’na verdiği sözü tuttu.
Meclis’teki makamında çocuklarla bir araya gelen Özel, Mimaroğlu ile aralarında geçen diyaloğu anlattı. Özel, “Salonun en genci Dora’ydı, ısrarla el kaldırıyordu. Dora bir konuşma yaptı. ‘Benim adımı unutmayın. İleride çok duyacaksınız çünkü çalışıyorum’ dedi. 6 yıldır keman çalıyor. Beni 23 Nisan konserlerine davet etti. Türkiye’deki bütün belediye başkanları vardı, onların yanında akşam yemeğinde birazcık kaldım sonra Dora’nın konserine geldim. Çok güzel bir konser izlerken Dora bu sefer de ’23 Nisan’da koltuğu istiyorum’ dedi. Ben de ‘olur tabii’ dedim.” diye konuştu.
Özgür Özel, koltuğunu Mimaroğlu’na devrederken, “Ben de çok dolaştığım için bu koltukta çok oturmuyorum ama sen geleceksin diye alışayım dedim. Koltuğa oturdum. Koltuğu devredeceksek önce oturmak lazım.” ifadesini kullandı.
Koltuğun önemli bir özelliğinin olduğunu dile getiren Özel, “Bu koltuk, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün koltuğu. O ‘iki büyük eserim var’ diyor. Biri Cumhuriyet biri Cumhuriyet Halk Partisi.” dedi.
CHP Genel Başkanlarının 83 koltuğu olduğunu kaydeden Özel, “Tam 83 tane. Birisi bu. Birisi Genel Merkez’deki koltuk. 81 ilde de il başkanlarımızın oturduğu koltuklar var. O koltuklar da genel başkanın. İl başkanlarımız orada genel başkan adına o görevi yapıyorlar. Tabii en kritik ve en önemli koltuk bu. Çünkü Meclis’teki koltuğu. Ben şimdi büyük bir mutlulukla koltuğu sana teslim ediyorum.” sözlerini sarf etti.
Dora Mimaroğlu’nun elini öptükten sonra koltuğunu devren Özel, “İsterseniz sırtınızı dayayın. Bu koltuktan iyice yerleşmezsen kaldırabilirler.” diye konuştu.
Özel, masasının üzerindekileri ve odasını tanıtarak, “Burası sizin odanız. Bu koltuğunuz. Bu, hepimizin uyması gereken Anayasamız. Arka tarafta Meclis’in nasıl çalışması gerektiğini söyleyen iç tüzüğümüz. Takılınca buna bakıyoruz. Grubumuzda 125 milletvekili arkadaşımız var. Resimleri, isimleri, telefon numaraları. Meclis grubumuzun kendi yönetmeliği. Milletvekillerimiz hakkında daha ayrıntılı bilgi isterseniz resimleri, özgeçmişleri, mail adresleri, sosyal medya hesapları bunu giderken de alabilirsiniz. Bir emriniz olursa siz Genel Başkan oldunuz artık.” ifadesini kullandı.
“Eğitim seferberliği başlatalım”
CHP Genel Başkanı Özel’den koltuğu devralan Dora Mimaroğlu, “Benim minik kalbimde hayatım boyunca unutamayacağım bir iz bıraktığı için Özgür Bey’e çok teşekkür ediyorum. Dünyanın en değerli sözü bir çocuğa verilen sözdür. Ömür boyu etkileri hiç akıldan çıkmaz.” değerlendirmesinde bulundu.
Mimaroğlu, 6 yıldır keman eğitimi aldığını söyledi. Yeteneği keşfedilmiş şanslı çocuklardan biri olduğunu belirten Mimaroğlu, “Ülkemizde bu şansı bulamamış ve keşfedilmemiş nice yetenekler olduğunu tahmin ediyorum. Eğitim hakkına kavuşması ve her çocuğun içindeki cevherin keşfedilmesi için eğitim seferberliği başlatılmasına inancım sonsuz. Hemen bu seferberliği başlatalım.” dedi.
Dora Mimaroğlu, çevre ve sahipsiz sokak hayvanları için çalışmalar yapılmasına yönelik mesajlar verdi.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel daha sonra Mimaroğlu’na Anadolu Ajansı ve diğer basın kuruluşlarının mikrofonlarını göstererek, “Atatürk Türkiye Cumhuriyeti’ni kurdu. Bir de Cumhuriyet Halk Partisini kurdu. Meclis’i kurdu. Bir kurduğu da Anadolu Ajansı. Atatürk, Anadolu Ajansı’nı, Milli Mücadele’de savaş sırasında cepheden en doğru haberleri getirsin diye kurmuştu. Halen daha devam ediyor. Devletimizin ajansı inşallah bundan sonra da hep haberleri en hızlı, en doğru şekilde, en tarafsız şekilde hiçbirimizi ayırmadan verecekler. Atatürk’ün vasiyet ettiği gibi. Bir diğeri de önceki genel başkanlarımızdan Altan Öymen’in kurduğu Anka Haber Ajansı. Diğerleri de bizi takip eden basın kuruluşları, bizim sesimizi duyuruyorlar. Gazeteci arkadaşlar çalışıyor.” ifadesini kullandı.
Özel, daha sonra kabule katılan diğer çocukları da makama davet ederek fotoğraf çektirdi ve çocukların taleplerini dinledi.
]]>Ankara’da ikamet eden Emrah Arslan, Japon araçları satan bayiden 2023 yılında sıfır kilometre Suzuki Vitara araç satın aldı. Bir süre sonra araca koltuk düzenleyici takarken, koltuk başlarında pas olduğunu fark eden Arslan, aracın garantisinin olduğunu düşünerek Türkiye distribütöründen koltukların değiştirilmesi talebinde bulundu. İddiaya göre, üretici hatası olduğunu kabul eden distribütör, koltukları yenisiyle değiştiremeyeceklerini, yerine 1 kez olmak üzere bakım hediye etmek istediklerini ifade etti. Talebi kabul etmeyen Arslan, Japonya Dışişleri Bakanlığı, Japonya Ankara Büyükelçiliği ve aracın üretim fabrikasının bulunduğu Macaristan ile iletişime geçti. Buralardan da olumlu bir cevap alamadığını belirten Arslan, olayı yargıya taşıdı.
“Yıllık bakım verelim konu kapansın”
Yaşadıklarına ilişkin İHA muhabirine konuşan mağdur Arslan, koltuk başlarında oluşan paslanmanın üretici kaynaklı olduğunu servisin kabul ettiğini ifade ederek, “Aracımızı 2023 yılının Ocak ayında aldık. Aracımızın koltuklarına, koltuk düzenleyici takarken, koltuk başlıklarında paslanmalar fark ettik. Ardından aracın markasının Türkiye distribütörüyle iletişime geçtik. Servislerine davet ettiler. Servis bu durumun ciddi boyutlu olduğunu, tüm koltuklarda bulunduğunu ve paslanmaların derinlere gittiğini bize anlattı. Servis bize ‘tamirat mümkün gözükmüyor, 4 koltuk için yenisini isteyeceğiz ancak gelen koltuklar da paslı olabilir’ dedi. Ardından distribütörle tekrardan konuştuk. Onlar da üretici hatası olduğunu kabul etti. ‘Yenisiyle değiştiremiyoruz. Sizin için 1 adet yıllık bakım verelim, konu kapansın’ dediler, biz de bunu kabul etmedik” diye konuştu.
“Bizi rahatsız etmeyin diyerek engellediler”
Japonya Dışişleri Bakanlığı, Japonya Ankara Büyükelçiliği, Macaristan’daki aracın üretim fabrikası ile iletişime geçtiğini söyleyen araç sahibi Arslan, “Aldığımız yanıt, ‘Siz Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıymışsınız. Avrupa Birliği veya Amerika ülkesinde yaşamıyorsunuz. Türk ortaklarımız bize bilgi verdi. Ülkenizdeki davalar yıllar sürüyormuş. Türk yargısına bol şanslar, bizi de bir daha rahatsız etmeyin’ dediler ve bizi engellediler. Bu durum bizim zorumuza gitti. Başka ülkelerdeki insanlarla da iletişime geçtik. Üçüncü sınıf ülke olarak görülen Asya’dan, Latin Amerika’dan insanlar da ‘benim aracımda da bu konu var’ dedi. Avrupa’daki insanlara sorduk. Hiç kimse bizde bu konu var demedi. Bu da markanın üçüncü sınıf ülke gördükleri yerlere sevkiyat araçlarına defolu parçaları kullandıklarının bir ispatıydı” ifadelerine yer verdi.
“Markanın en üst model tüm araçları paslıydı”
Firmanın bayisine giderek diğer araçları da inceleyen Arslan, “Yargı sürecinin çok uzun süreceğini anlayınca Tüketici Hakem Heyetine başvurduk. Buradan bir tazminat kazandık. Durumu bilirkişi de inceledi. Bunun bir üretici hatası olduğunu tespit etti, paslanmaların derinlere gittiğini. Bize bir tazminat hükmetti. Biz tazminatımızı almak için firmaya başvurduk. Marka da bizi davaya verdi. Mahkeme süreci başladı. Süreçte tek itirazları şuydu; ‘Bu tamamen bir tüketici hatasıdır. Kendi ıslatmış. Bizim üzerimizden para kazanmaya çalışıyor. Bizim servis kayıtlarımız var. Bunun delillerini vereceğiz’ dediler. Bunun üzerine kendi bayilerindeki araçları gezdik. Bu markanın en üst model tüm araçları paslıydı. Bunu da mahkemeye delil olarak koyduk” dedi.
Mağdur Arslan, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, yargı ve vatandaşlarını üçüncü sınıf ülke olarak gördüğünü iddia ettiği bu zihniyete karşı hukuk mücadelesi verdiğini ifade etti. Süreci şahsi olarak takip ettiğini söyleyen Arslan, karşı tarafın 8 avukatına karşı avukat tutmadığını, kendi mücadelesini verdiğini dile getirdi.
” ‘Dava sürecini kapatalım’ dediler”
Markanın ilerleyen süreçte aradığını ve koltukları yenisiyle değiştirme talebinde bulunduğunu söyleyen Arslan, “Bu marka daha sonra bizi aradı. ‘Sizin tüm koltuklarınızı yenisiyle değiştirelim. Bu dava sürecini kapatalım’ dedi. Biz kabul etmedik. İkinci kez bu şirketin baş hukukçusu aradı. ‘Sizin hem koltuklarınızı değiştirelim hem de size tazminat verelim. Sizin koltuklarınızı da söküp fabrikaya incelemeye gönderelim’ dedi. Ben de kendilerine benim aracımdaki koltukları sökmenize gerek yok, bayinizde satılan mahkemeye koyduğum delilleri siz de görüyorsunuz. O bayilerdeki sıfır araçlardan koltukları sökün, fabrikaya gönderin dedim” ifadelerine yer verdi.
Olayla ilgili davanın 17 Ocak’ta Ankara 5. Tüketici Mahkemesinde görüleceği öğrenildi. – ANKARA
]]>