1963 ve 1964 model Chevrolet marka arabaların yanı sıra 3 adet klasik Tofaş araba ve 1 adet eski kasa klasik minibüsü hemen hemen hurda halinde alarak işyerinin garajında aslına uygun bir şekle yaptırarak tekrar çalışır duruma getiren Gökhan Değirmenci (31) klasik arabalara merakının çocuk yaşlarda başladığını söylüyor. Değirmenci, arabaları görmek için işyerine kadar gelenler bile olduğunu ancak hiçbir zaman satmayı düşünmediğini ifade ediyor. Klasik arabaların değeri 15-20 milyon TL’yi bulduğunu kaydeden Değirmenci, arabaların çoğu parçalarını yurt dışından getirttiğini belirterek yenilenen arabaları trafiğe çıkarmaya kıyamadığını söylüyor.
Arabaları görmek için çok gelen oluyor
Klasik arabaları görmek için çok gelen olduğunu ifade eden Değirmenci, “Tel örgü örme işi yapıyorum. Çocukluktan beri klasik arabalara hevesim vardı çocukluk hayali diyelim. Tamamen hobi olarak imkanım oldu Allah nasip etti. 1963 model olanı 4 yıl önce bir işadamından almıştım. Satın aldığım arabayı komple revize ettik içi, dışı boyası olsun sıfırdan yaptık diyebiliriz. Aracın parçalarını sıfırdan yurt dışından tedarik ettik. Diğer klasik olan 1964 model dört kapı direksiz Chevrolet marka otomatik arabanın da parçalarını Amerika’dan getirttik. Bunları ayda belki bir sefer garajdan çıkartıp sürüyorum. Arabaları yaklaşık dört yıldır burada koruyoruz. Arada sırada çalıştırıp yağını suyunu kontrol ediyoruz. Arabaları görmek için çok gelen oluyor. Bunlardan Türkiye’de az sayıda var. Sürmeye ister istemez kıyıyorum düğün nişanlarda çok istek oluyor bazen yapacak bir şey kalmıyor” dedi.
“Yüksek fiyat veren oluyor yine de satmıyorum”
Arabalara yüksek fiyat verenlerin olduğunu ancak satmayı düşünmediğini belirten Değirmenci, garajında yer alan Murat 124 model arabayla büyüdüğünü kaydederek, “Murat 124 model arabayla neredeyse çocukluktan beri büyüdük. Yaklaşık 10 yıldan beri bizde. Bunun da parçalarını yurt dışından tedarik ederek çok uğraşlar çekerek getirttik. Uzun uğraşlar sonucu sıfır şekilde bu vaziyete getirdik. Satar mısın? Diye çok teklif geliyor, satmayacağımızı biliyorlar. Çok yüksek fiyat veren de oldu, değerinin iki takını veren oldu yine de satmadım” diye konuştu.
Garajdan çıkartmak için önündeki ağacı kestiler
Satın aldığı otomobili garajdan çıkarmak için önündeki ağacın kesildiğini kaydeden Değirmenci, “Doğan ve 131 model arabalarda yaklaşık üç buçuk yıldır bizde. Doğan marka araba sekiz bin 500 kilometrede, diğeri de benzinli 131 model. Doğan marka arabayı galerici arkadaşım yaşlı bir amcadan almıştı eşi rahmetli olunca arabayı garaja çekmişti. En son çocukları satmaya karar verdi garajdan çıkartırken önünde ağaç vardı ağacı kesmek zorunda kalmışlardı o şekilde çıkardılar. Yine klasikler arasında yer alan minibüsümüz var. Aracı Bayburt tarafından aldık. Komple baştan aşağı kendi işyerimizde aslına uygun yenilemeye çalışıyoruz Aracımız 1984 model yaklaşık 2 yılda kaporta bölümünü dışını bitirdik. Arabayı satmak için yapmıyoruz. Hepsi 15-20 milyon TL’yi bulur ama almaya çalışsan tedarik edilemez” şeklinde konuştu. – TRABZON
]]>Kurulduğu 1991’den bu yana çok sayıda ses getiren etkinliğe imza atan vakıf, klasik Türk müziği meraklılarına verdiği eğitimlerle musiki geleneğini yıllardır koruyor.
Cumhurbaşkanlığı Klasik Türk Müziği Korosu Şef Yardımcısı Hulusi Yücebıyık, konsere ilişkin AA muhabirine yaptığı açıklamada, müzikseverleri yeniden Türk müziğinin klasik ve neo-klasik eşsiz eserleriyle buluşturacaklarını belirterek, “Konserin ismini, repertuvarda bulunan ve Ali Rıza Avni Bey’e ait bir acemaşiran şarkıdan esinlenerek verdik. Konserde daha birçok kıymetli eser, Musiki Eğitim Vakfı Korosu’nun, sazendelerin ve solistlerin icralarıyla buluşacak.” dedi.
Vakfın yetiştirdiği genç yetenekler sahnede olacak
Genç müzisyen Ahmet Yağmur Kucur, konserde güftesi Yahya Kemal Beyatlı’ya ait “Aheste Çek Kürekleri Mehtap Uyanmasın” şarkısını Nihavend makamında seslendirecek.
Müziğe 9 yaşında Maltepe Musiki Eğitim Vakfı çatısı altında başladığını dile getiren Kucur, “Vakıf bünyesinde Murat Aydemir’den tambur dersleri alarak başladım. Uzun yıllar derslerimiz devam etti. Yaklaşık 10 yıl kadar hocamdan ders aldım ve kendimi aslında burada yetiştirdim. Buradaki hocalarım sayesinde sözlü musikide de repertuvarımı geliştirmiş oldum. Tambur sazını da buradaki meşklere katılarak geliştirdim. Bu şekilde bana çok fayda sağladı buradaki çalışmalara katılmak.” ifadelerini kullandı.
Kucur, çocukluğundan bu yana vakfa dair birçok hatıra biriktirdiğini vurgulayarak, şunları aktardı:
“Burayla ilgili zihnimdeki şeyler hep çok güzeldir. Birçok arkadaşım oldu. Birlikte çok güzel anılar biriktirdik. 2019’da Kültür ve Turizm Bakanlığına bağlı İstanbul Tarihi Türk Müziği Topluluğu’nda ses sanatçısı olarak vazife yapmaya başladım. Geriye dönüp baktığım zaman da şunu rahatlıkla söyleyebiliyorum ki birikimimin ve tecrübemin büyük bir çoğunluğunu buradaki çalışmalarıma, burada istifade ettiğim hocalarıma borçluyum.”
“Türk musikisini ve geleneksel sanatları yaşatma misyonu
Vakfın çalışmalarına ilişkin bilgi veren Fikret Erkaya ise öğrencilerin vakıf bünyesinde solfej, usul, nota, nazariyat ve repertuvar dersleri ile alanında uzman hocalardan çeşitli enstrüman dersleri aldığını kaydetti.
Erkaya, koro derslerinde klasik Türk musikisi, tasavvuf musikisi ve Türk halk müziğine ait örnekler üzerinde çalışıldığını belirterek, “Musiki Eğitim Vakfımızda musiki ilminin bütün dallarını icra ediyoruz. Batı müziği bölümünde klasik piyano, klasik gitar, çello, keman ve şan derslerini veren hocalarımız var. Türk müziğindeki bütün enstrümanların eğitimi de vakfımızda verilmekte. Ney, klasik kemençe, keman, ut, kanun, tambur, rebap ve lavta derslerinin hepsi vakfımızda görülmekte.” dedi.
Boğaziçi Musiki Vakfı Türk Müziği Konservatuvarının, 2015’te vakıf bünyesine katıldığını aktaran Erkaya, ” Kadıköy’de bulunan, vakfımızın ikinci merkezinde müziğin yanı sıra, hat, tezhip, minyatür ve dijital tasarım eğitimleri de verilmekte.” ifadelerini kullandı.
Sanatçı Erkaya vakfın, dünyanın çeşitli ülkelerinden gelen müzisyenleri ve müzikseverleri ağırlayıp onlara Türk müziğini tanıtma misyonu üstlendiğini de vurgulayarak, “Vakfımızın en önemli misyonu Türk musikisini ve geçmişten gelen hepsi çok değerli geleneksel sanatlarımızı yaşatmak, müzikseverlere ve gelecek nesillere en doğru şekilde anlatmak, aktarmak, yeni hocalar, sanatçılar yetiştirmek.” değerlendirmesinde bulundu.
]]>