Kişiler – Haber 60 – Tokat Haber https://www.haber60.com.tr Wed, 08 May 2024 23:18:30 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 Ayşe Ateş’in Savcılık İfadesinde “Mhp” ve “Ülkü Ocakları” Onlarca Kez Geçerken, İddianamede Hiç Yer Almadı https://www.haber60.com.tr/ayse-atesin-savcilik-ifadesinde-mhp-ve-ulku-ocaklari-onlarca-kez-gecerken-iddianamede-hic-yer-almadi/ https://www.haber60.com.tr/ayse-atesin-savcilik-ifadesinde-mhp-ve-ulku-ocaklari-onlarca-kez-gecerken-iddianamede-hic-yer-almadi/#respond Wed, 08 May 2024 23:18:30 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=30879 HABER: ESRA TOKAT

(ANKARA) Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından eski Ülkü Ocakları Başkanı Sinan Ateş’in öldürülmesine ilişkin soruşturma kapsamında hazırlanan ve Ankara 32. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilen iddianamede yer verilmeyen Ayşe Ateş’in ifadesi ortaya çıktı. Ayşe Ateş’in savcılık ifadesinde ve sunduğu belgelerde 11 kez “MHP”, 91 kez “Ülkü Ocakları”, 12 kez “Ahmet Yiğit Yıldırım” 23 kez de “Olcay Kılavuz” ifadeleri geçmesine rağmen savcılık konuya dair bir inceleme talep etmezken Ayşe Ateş’in dönemin MHP Milletvekili Olcay Kılavuz ve dönemin Ülkü Ocakları Genel Merkez Yöneticisi Tolgahan Demirbaş’ın ilişkisinin aydınlatılması ve Sinan Ateş’e yönelik suikasta dahlinin araştırılmasına da iddianamede yer vermedi.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından eski Ülkü Ocakları Başkanı Sinan Ateş’in öldürülmesine ilişkin soruşturma kapsamında hazırlanarak Ankara 32. Ağır Ceza Mahkemesi’nce kabul edilen iddianamede sadece “Olay tarihinde öldürülen Sinan Ateş’in eşi olduğunu, olayın bütün yönleriyle araştırılmasını talep ettiği, eşinin öldürülmesi olayını gerçekleştiren tüm şüphelilerden davacı ve şikayetçi olduğunu beyan ettiği anlaşılmaktadır.” şeklinde yer verdiği Ayşe Ateş’in ifadesinin tamamı ortaya çıktı.

Savcılık ifadesinde Sinan Ateş’in Ülkü Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfı Genel Başkanlığı öncesinde herhangi biri ile husumetinin bulunmadığını belirten Ayşe Ateş, “Ülkü Ocakları Genel Başkanlığı görevinin ardından sürekli FETÖ mensubiyeti olduğu, Ülkü Ocakları’na ihanet ettiği gibi kendisini itibarsızlaştırmaya, yalnızlaştırmaya, çocukluk yıllarından beri mensubu olup kendisini adamış olduğu ülkücü camiadan dışlanması amaçlarına yönelik söylentiler çıkarılıp haberler yapıldı” dedi.

SİNAN ATEŞ’İN SUÇ DUYURULARINA “KOVUŞTURMAYA YER YOK” KARARI

Ayşe Ateş, Sinan Ateş’in ardından Ülkü Ocakları Genel Başkanlığı’na yeni atama yapıldığını ve yeni yönetimdeki isimlerin Sinan Ateş hakkında “FETÖ’cü, ihanet ateşi gibi ithamlar içeren sosyal medya paylaşımlarının yapıldığını belirtti. Sinan Ateş hayattayken kendisine Ülkü Ocakları Genel Başkanı Ahmet Yiğit Yıldırım’ın kontrolünde olan ve genel başkan yardımcısı olarak görev yapan Kadir Ensar Ejder isimli şahıs tarafından yönetilen Orhun Haber isimli internet haber sitesinde 4 Mart 2022’de “bir ihanet ateşi” başlıklı haberin yapıldığını söylediğini belirten Ayşe Ateş, yine bu haber sitesinin Sinan Ateş hakkında yapmış olduğu bu ve benzeri haberleri gerçekte o dönemin Ülkü Ocakları Başkanı Ahmet Yiğit Yıldırım tarafından yapıldığı iddiasında bulundu.

Sinan Ateş’in yapılan haberler ve paylaşımlar üzerine Orhun Haber isimli internet sitesi yöneticileri ve bu haber sitesinin yöneticileri hakkında suç duyurusunda bulunduğunu da kaydeden Ayşe Ateş, şunları kaydetti:

“Ancak Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca suçun yasal unsurları oluşmadığı gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiştir. Savcılık tarafından yapılan soruşturmada suça konu paylaşımları yapan sitenin ve sosyal medya hesaplarının yöneticilerinin tespitine dair bir araştırma dahi yapılmadan meçhul şüpheli üzerinden takipsizlik karar verilmiştir. Eşim bu karara itiraz etmiş ancak itirazının da reddine karar verilmiştir. Eşim Orhun Haber isimli internet haber sitesinde “bir ihanet ateşi” haberi ve aynı sitenin sosyal medya hesaplarından bu haberin paylaşılan linklerine erişimin engellenmesi talebinde bulunmuş ancak bu da reddedilmiştir.”

Orhun Haber isimli internet haber sitesi tarafından yapılan haber sonrasında aynı haber sitesinin sosyal medya hesaplarından devam eden günlerde sürekli ve sistematik olarak eşi Sinan Ateş’in hedef gösterildiği iddiasında bulunan Ayşe Ateş, “Bu paylaşımlar üzerine de Ülkü Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfının o dönem genel merkezi yönetiminde yer alan kişiler, çeşitli kademelerinde görev yapan kişiler, birçok ilin Ülkü Ocakları yönetiminde bulunan kişiler ve çok sayıda sahte sosyal medya hesabı üzerinden rahmetli eşime karşı çeşitli hakaretler ve tehditler içeren paylaşımlar yapıldı. Bu paylaşımları da sunuyorum. Gerçek kullanıcılar olduğu tespit edilen sosyal medya hesaplarından yapılan bu paylaşımlarla ilgili olarak rahmetli eşim tarafından Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurularında bulunulmuş olup, bu paylaşımların suç unsuru içerdiği açık ve net olmasına rağmen halen hiç birisi hakkında kamu davası açılmamıştır.” bilgisini paylaştı.

“EŞİM AHMET YİĞİT YILDIRIM VE OLCAY KILAVUZ’A KARŞI BİR HASIMLIK GÜTMEDİ”

Ayşe Ateş, Sinan Ateş’in savcılığa dönemin Ülkü Ocakları Genel Başkan Yardımcıları Zekai Pınarbaşı, Kadir Ensar Ejder, Burak Kılıç ile Ülkü Ocakları Hatay İl Başkanı Alihan Döner, Ülkü Ocakları Ordu İl Başkanı Doğan Mert Duran, Arnavutköy Ülkü Ocakları Başkanı Emrullah Günay, Ülkü Ocakları Sosyal Medya Yöneticileri Yahya Muca, Hamit Çiftçi, İbrahim Çelik, Mevlüt Özkaya, Tuğbanur Uzunoğlu, Büşra Durna, Elif Yurt, Fatih Koçak, Raşit Özgül, Aleyna Özçiçekçi Mudurnu Ülkü Ocakları Başkanı İbrahim Kartal, Küçükçekmece Ülkü Ocakları Başkanı Ömer Faruk Yıldırım, Arnavutköy Ülkü Ocakları Taşoluk Mahalle Başkanı Berat Göztepe, Sultangazi Ülkü Ocakları Teşkilat Başkanı Furkan Karakuş, Sultangazi Ülkü Ocakları Sosyal Medya Birimi’nden İsmail Uslu, MHP Serdivan İlçe Yöneticisi Murat Özcan, Ankara Ülkü Ocakları Yöneticisi Okan Bozkurt, Küçükçekmece Ülkü Ocakları Yöneticisi İbrahim Tonbul, Küçükçekmece Ülkü Ocakları Teşkilat Başkanı Murat Şakrak, MHP Fatih İlçe Başkanı Furkan Özkan, Ülkü Ocakları Hatay İl Bşkanı Özel Kalem Müdürü Yardımcısı Mehmet Selçuk vee Türkgün Gazetesi Adana Bölge Temsilcisi İbrahim İspaha’ndan şikayette bulunduğunu bildirdi. Ayşe Ateş, söz konusu kişilerin Sinan Ateş’i “hedef gösteren ve tehdit eden sosyal medya paylaşımlarını” da savcılığa iletti.

Ayşe Ateş, savcılıktaki verdiği ifadede konuya ilişkin, “Rahmetli eşim Ülkü Ocakları Genel Başkanı Ahmet Yiğit Yıldırım’a, yönetiminde yer alan kişilere ve MHP Mersin Milletvekili Olcay Kılavuz’a karşı bir hasımlık gütmemiş hukuk dışı hiçbir yola tevessül etmemiştir” dedi.

SİNAN ATEŞ ‘ANKARA OCAK, SİLAHLI 4 KİŞİ GÖNDERMİŞ’ MESAJI ATMIŞ

Ayşe Ateş, “10 Mart 2022 tarihinde Ankara Ülkü Ocakları’nın kullanımında bulunan 06 AT 2… plakalı Volkswagen marka siyah araç ile eşimin kullandığı ofisin önüne dört kişinin geldiğini ve ofis binasının önünde beklediklerini eşim bana söylemişti” iddiasında bulunurken, “Bu konuda arkadaşı Ömer Çağrı Özdemir’e 10 Mart 2022 tarihinde Whatsapp uygulamasından ofis önünde bekleyen aracın resmini göndererek “Ankara Ocak, Silahlı 4 kişi göndermiş” seklinde mesaj göndermiş. Bu konuşmaya ilişkin ekran resmini de ifademin ekinde sunuyorum. Bu hususta Ömer Çağrı Özdemir’in de ifadesine başvurulmasını talep ediyorum.” beyanında bulundu ve şunları söyledi:

“BİR MERKEZ TARAFINDAN YÖNETİLDİĞİ AÇIK VE NET BİR ŞEKİLDE ORTADADIR”

“Rahmetli eşim ile Ömer Çağrı Özdemir arasında geçen 11 Mart 2022 tarihli Whatsaap mesajlaşmasında, eşim Ömer Çağrı Özdemir’e Selahattin Avaroğlu isimli şahıs tarafından başka birisine iletildiği anlaşılan mesajı göndermiş ve mesajda; ‘…Orhun Haber genel merkezin hesabi ve takip et diye telefon aldığım için etmeye başladım’ şeklinde şahsın mesajının olduğu görülmektedir. Bu mesajdan ve eşimin bana anlattığından aktarmam gerekirse; Orhun Haber isimli haber sitesi Ülkü Ocakları Genel Merkezi tarafından yönetilmektedir. Ülkü Ocakları mensupları da Ocak Genel Merkezi yöneticileri tarafından aranarak ve ocak mensuplarının yer aldığı WhatsApp gruplarından talimatlar yazılarak Orhun Haber isimli internet sitesinin sosyal medya hesaplarını takip etmeye ve rahmetli eşim aleyhinde paylaşımlar yapmaya zorlanmışlardır. Sunmuş olduğum paylaşım içeriklerindeki benzerliklere bakıldığında da eşim aleyhine yapılan paylaşımların bir merkez tarafından yönetildiği açık ve net bir şekilde ortadadır. Eşimin telefonu adli emanette ve incelemede olup WhatsApp uygulaması üzerinden kendisine gönderilen mesajlar incelendiğinde bu hususta kendine gönderilen mesajların olduğu görülecektir.”

“BUNLAR İYİCE AZITTILAR, DUR DURAK BİLMİYORLAR, AMAN KARDEŞİM KENDİNİZE DİKKAT EDİN”

Savcılıkta verdiği ifadede Sinan Ateş’in arkadaşı Çağrı Ünel’e yönelik Mersin’de gerçekleştirilen saldırıya ilişkin de beyanlarda bulunan Ayşe Ateş, “Rahmetli eşim döneminde Mersin Ülkü Ocaklar Başkanı olarak görev yapan ve eşimden sonra görevden alınan Çağrı Ünel de kendi sosyal medya hesabından eşim hakkındaki asılsız haberler karşısında eşime destek niteliğinde paylaşımlar yapmıştı. Bunun üzerine Ülkü Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfı Genel Başkan Yardımcısı olan Ömer Şanlı isimli şahıs Çağrı Ünel’i arayarak eşime destek olmamasını, yaptığı paylaşımları kaldırmasını istemiş. Çağrı Ünel de paylaşımlarını kaldırmayacağını, rahmetli eşimin arkadaşı olduğunu, kendisinin de artık Ocak Başkanı olmadığını ve kendisine talimat veremeyeceklerini söylemiş. Ömer Şanlı da ‘o halde bunun sonuçlarına katlanırsınız’ şeklinde Ünel’i tehdit etmiş. Bu konuşmayı Ünel, rahmetli eşimi benim yanımda olduğu sırada telefonla arayarak kendisine bu şekilde iletmişti. Eşim de ‘bunlar iyice azıttılar, dur durak bilmiyorlar, aman kardeşim kendinize dikkat edin, Allah korusun’ seklinde uyararak kendisine dikkat etmesini tembihlemişti.” dedi.

Sinan Ateş ve Çağrı Ünel arasında geçen bu konuşmadan kısa bir süre sonra Ünel’e saldırının gerçekleştiğini belirten Ayşe Ateş, “Adana ve Osmaniye Ülkü Ocakları’na mensup olduğunu duyduğumuz yaklaşık 10 kişi tarafından bıçaklarla ve sopalarla saldırı düzenlenmiş. Ünel kendisine yapılan saldırı ile oluşan arbede sırasında kendisini savunmak üzere silahını kullanmış ve olay yerinde Emrullah Kaplan isimli Kadirli Ülkü Ocakları mensubu olduğunu öğrendiğimiz bir genç hayatını kaybetmiş. Rahmetli eşim ve Ünel arasında geçen bu konuşmalar ve Ünel’e Ülkü Ocakları Genel Merkezi yöneticileri tarafından eşim hakkında yapılan baskı ve tehditlerin ayrıntıları hususunda Ünel’in ifadesine başvurulmasını istiyorum. Ünel’e yapılan bu saldırının Ülkü Ocakları Genel Başkanı Ahmet Yiğit Yıldırım’ın talimatı ile yapıldığı aşikardır.” ifadesini kullandı.

Ayşe Ateş, Yıldırım tarafından, Mersin’de yaşanan saldırı sonrası yaptığı basın açıklamasında, “Bu alçak saldırıyı azmettirip destek olan tüm odaklardan hukuki süreci de yakından takip ederek her türlü hesabi en ağır şekilde soracağız…” ifadelerinin Sinan Ateş’ten her türlü hesabın en ağır şekilde sorulacağı ve alenen tehdit edildiğini yönelik olduğunu öne sürdü.

“BENİ ÖLDÜRMEYE KARAR VERMİŞ ARKADAŞLAR”

Ayşe Ateş, eşi ile arkadaşı Ömer Çağrı Özdemir arasında, Ünel’e yönelik saldırıdan bir gün sonra 16 Mart 2022’de gerçekleşen konuşmayı da savcılığa sundu. Sinan Ateş’in Özdemir’e attığı mesaj şu şekilde:

“Beni öldürmeye karar vermiş arkadaşlar Ömer abi, sürekli geriyorlar ortamı, sağa sola haber yolluyorlar, arıyorlar bilmem ne. Havlamasını bilmeyen köpek sürüye kurt getiriyor, yeni insanlar ölsün istiyorlar. Orası öyle, Reis 18-19 yaşında çocukları gaza getiriyorlar, Cahit’e de ekip yollamışlar, Mersin’de olan Bursa’da olursa, Allah korusun”

Ayşe Ateş, Sinan Ateş’in bu mesajlarında kastettiği kişilerin Ülkü Ocakları Genel Başkanı Ahmet Yiğit Yıldırım ve yönetiminde yer alan kişiler olduğunu öne sürdü ve Sinan Ateş’in arkadaşı ve onun genel başkan olduğu dönemde Bursa Ülkü Ocakları Başkanı Cahit Özdemir’in dinlenmesi talebinde bulundu.

“EŞİM AHMET YİĞİT YILDIRIM VE OLCAY KILAVUZ’UN BİRLİKTE HAREKET ETTİĞİNİ DEFALARCA BANA İFADE ETMİŞTİ”

Ayşe Ateş, eşi ile Özdemir arasındaki bir başka yazışmada, Mersin’de Ünel’e gerçekleştirilen saldırı olayına ilişkin geçen konuşmaları savcılığa  sundu:

“Gaziantep’ten senin Tayfun. Mersin’ de öyle konuşulduğunu söylüyor”

“Olcay, Ahmet, Doğan Güzelay ve bir kişi daha Ejder demiş olabilir, olaydan bir gün önce oturdular diye konuşuluyormuş”

“KRT’ yi aramışlar haberi niye böyle yaptınız yoksa yaptırdılar mı demişler”

Ayşe Ateş, savcılıkta konuya dair, şu görüşleri dile getirdi:

“Bu mesajlardan da Mersin’de gerçekleştirilen saldırı öncesinde MHP Mersin Milletvekili ve esimden önceki dönemde Ülkü Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfı Genel Başkanı olan Olcay Kılavuz, mevcut Ülkü Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfı Genel Başkanı olan Ahmet Yiğit Yıldırım, Doğan seklinde bahsedilen bir şahıs, Ülkü Ocaklar Eğitim ve Kültür Vakfı Genel Başkan Yardımcısı Deniz Güzelay ve yine Ülkü Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfı Genel Başkan Yardımcısı Kadir Ensar Ejder isimli şahısların bir araya gelerek Mersin’de Çağrı Ünel’e karşı gerçekleştirilecek saldırı olayını planladıklarının konuşulduğu anlaşılmaktadır. Rahmetli eşim; kendisine karşı medya üzerinden yapılan saldırıların, Mersin’de meydana gelen olay ve devam eden süreçlerde yaşananların ve kendisinin aleyhine gerçekleştirilen faaliyetlerin mevcut Ülkü Ocaklar Eğitim ve Kültür Vakfı Genel Başkan olan Ahmet Yiğit Yıldırım ve kendisinden önce Ülkü Ocaklar Eğitim ve Kültür Vakfı Genel Başkanlığa yapan halen de MHP Mersin Milletvekili olan Olcay Kılavuz’un birlikte hareket etmek suretiyle planlandığını defalarca kez bana ifade etmişti.”

“OCAK ONUN KALEMİNİ KIRDI, SEN DE ZARAR GÖRME”

Ayşe Ateş, davanın iddianamesinde azmettirici olarak belirtilen Tolgahan Demirbaş’ın, Sinan Ateş’in arkadaşı Haluk Türk’e giderek kendisinin ‘Ahmet Yiğit Yıldırım ve Olcay Kılavuz tarafından elçi’ olarak gönderildiğini söylediğini aktardı ve, “Bu şahıs eşimin arkadaşına ‘Sinan Ateş’in yanında durma abi, Ocak onun kalemini kırdı, sen de zarar görme’ demiş. Haluk Türk bunu eşime söylemiş, eşim de bana söylemişti. Tolgahan Demirbaş isimli şahsın kendisinin yanına gelerek eşim hakkında söyledikleri dışında eşim tarafından kendisine karşı gerçekleştirilen tehditlerle ilgili paylaşımlarda bulunmuş olabileceğini düşünüyorum. Dosya şüphelisi Tolgahan Demirbaş’ın Haluk Türk’e eşimin öldürülmesi kararı alındığını kimlerin söylediğini, şahsın kendisine başka neler anlattığını ve rahmetli eşime karşı gerçekleştirilen tehditlerle ilgili olarak varsa sahip olduğu bilgileri anlatması hususunda Haluk Türk’ün ifadesine başvurulmasını talep ediyorum.” dedi.

AYŞE ATEŞ, İSTANBUL ÜLKÜ OCAKLARINDAN PEK ÇOK KİŞİNİN İSMİNİ SAVCILIĞA BİLDİRDİ

Sinan Ateş’in kendisine gerçekleştirilen suikasttan bir gün önce İstanbul’da olduğunu kaydeden Ayşe Ateş, “Orada çekilmiş olduğu bir fotoğrafını olayın gerçekleştiği 30 Aralık 2022 tarihinde Cuma kutlaması mesajı ile birlikte sosyal medya hesaplarından yayınlamıştı. Bu paylaşımı üzerine çoğunluğu Ülkü Ocakları İstanbul il Başkanlığı mensubu olan bir takım kişiler tarafından eşimin ölümle tehdit edildiği açıkça anlaşılan tehdit ve hakaret içerikli paylaşımlar yapılmıştır. Bu paylaşımları da sunuyorum. Aynı hesaplar eşime gerçekleştirilen suikasttan sonra bu paylaşımlarını kaldırmışlardır. Bu paylaşımlardan anlaşılacağı üzere Ülkü Ocakları mensubu olan bir takım kişiler tarafından eşime karşı uzun süredir husumet güdülmekte ve kendisi her fırsatta tehdit edilmektedir. Eşimin öldürülmesi olayında dahli olan kişiler ile öldürüldüğü gün bu paylaşımları yapan kişiler arasında bir bağlantının olup olmadığının araştırılmasını talep ediyorum.” isteminde bulundu. Ayşe Ateş, savcılığa şu isimleri bildirdi:

“Ülkü Ocakları İstanbul İl Teşkilat Başkanı Murat Yüksel, Avcılar Ülkü Ocakları Teşkilat Başkanı Uğur Canıtez, Ülkü Ocakları İstanbul İl Yöneticisi Gökhan Yıldızlı, Bakırköy Ülkü Ocakları Başkanı Yunus Emre Öztürk, Ülkü Ocakları İstanbul İl Başkanlığı Medya Tanıtım ve İletişimden Sorumlu İl Başkan Yardımcısı Mehmet Alper, MHP Esenyurt İlçe Yönetim Kurulu Üyesi Harun Kapçak, Ülkü Ocakları Ümraniye İlçe Başkanı Oğuzhan Coşkun”

“SİYASİ GÖREVİ OLAN KİŞİLER, KAMU GÖREVLİLERİNİN ŞÜPHELİ OLDUĞU GÖRÜLMEKTEDİR”

Ayşe Ateş taleplerini sıralamasının ardından ifadesini, “Bizler aile fertleri olarak rahmetli eşime karşı gerçekleştirilen suikast olayının ilk gününden bugüne kadar, devletimize ve devletimizin tüm kurumlarına soruşturmanın hassasiyetle yürütüleceği konusunda inancımızın tam olduğunu ifade ettik. Bu menfur hadiseye ilişkin soruşturmanın tüm yönleriyle aydınlatılması, olaya karışan tüm faillerin araştırılarak açığa çıkarılması ve cezalandırılması devletimizin ve kurumlarının töhmet altında bırakılmasının önüne geçilmesi açısından da büyük önem arz etmektedir. Her ne kadar dosya kapsamında gizlilik kararı bulunsa da basına yansıyan haberlerden dosya kapsamında; siyasi görevi olan kişiler, kamu görevlileri, suç örgütlerinden hüküm alan kişilerin şüpheli olduğu görülmektedir. Bu şahısların hayatin olağan akışı içerisinde bir araya gelmesi mümkün olmayıp bu şahısların organize bir şekilde bir araya getirilerek bu suçun islendiği, bu olayın planlı ve sistematik bir şekilde gerçekleştirildiği ortadadır” sözleriyle sonlandırdı.

AYŞE ATEŞ’İN TALEPLERİ

Ayşe Ateş, savcılıktan “Tolgahan Demirbaş ve dönemin MHP Mersin Milletvekili Olcay Kılavuz’un ilişkisinin aydınlatılmasını ve Sinan Ateş’e yönelik suikasta dahlinin araştırılmasını, Tolgahan Demirbaş ve Olcay Kılavuz’un HTS’lerinin incelenmesini, koruma tahsisli araçların araştırılması” talebinde bulundu. Ayşe Ateş, bavcılık ifadesinde  taleplerini şöyle sıraladı:

“Tolgahan Demirbaş’ın Haluk Türk’e eşim hakkında söylemiş oldukları, eşimin Olcay Kılavuz hakkında bana ifade ettiği hususlar, eşimin 15 Mart 2022 tarihinde Mersin’de meydana gelen olaydan sonra kendisine gelen mesajlar, 16 Mart 2022 tarihinde Ömer Çağrı Özdemir isimli arkadaşına yönlendirmiş olduğu WhatsApp konuşmasında Olcay Kılavuz hakkında geçen ifadeler, Tolgahan Demirbaş isimli şahsın eşime düzenlenen suikasttan sonra Olcay Kılavuz isimli şahsın evinden gözaltına alınarak yakalanmış olması hususları birlikte değerlendirildiğinde Olcay Kılavuz isimli şahsın da da esime gerçekleştirilen suikasta dahlinin olduğu kanaatindeyim. Olcay Kılavuz isimli şahsın da soruşturmaya dahil edilmesini ve eşimin öldürülmesi olayında dahlinin olup olmadığının ayrıntılı bir şekilde araştırılmasını talep ediyorum.

Tolgahan Demirbaş isimli şahsın ilk gözaltına alınmasında düzenlenen tutanakta Olcay Kılavuz isimli şahsın evinden alındığına dair bir tespit bulunmaması halinde Tolgahan Demirbaş’ın olay tarihinde kullanımında olan GSM hattı ile Olcay Kılavuz’ un kullanımında olan GSM hatlarının HTS kayıtlarına, gözaltı saati ve öncesindeki Baz İstasyonu verilerinin ayrıntılı olarak incelenmesini talep ediyorum.

Ayrıca eşime karşı gerçekleştirilen suikast öncesi ve sonrasında bu şahıslar arasında yapılmış olabilecek telefon görüşmesi trafikleri, mesajlaşma trafiklerinin, şahısların internet üzerinden konuşmuş olmaları kuvvetle muhtemel olduğundan şahısların kullanımındaki GSM hatlarının olay öncesi, olay anı ve sonrasında nerelerden sinyal aldığına ilişkin Baz İstasyonu verilerinin de araştırılarak dosya kapsamına alınmasını talep ediyorum.

Dosya kapsamında Tolgahan Demirbaş’ın ilk gözaltına alınmasına ilişkin tutanakta gözaltı ve yakalama işlemlerini yapan kolluk görevlilerinin de bu şahsın nereden ve ne şekilde gözaltına alındığı hususunda ayrıntılı olarak beyanlarına başvurulmasını talep ediyorum. Bununla birlikte basında sürekli olarak Olcay Kılavuz’un bu şahsın kolluk güçlerine teslim edilmesi, yakalama gözaltı işlemi yapılmaması konusunda direnç gösterdiği yönünde haberler yapılmaktadır. Bu hususun da yakalama gözaltına alma tutanağında isimleri bulunan kolluk görevlilerine ayrıntılı olarak sorularak cevaplandırılmasını talep ediyorum.

Ayrıca olay günü, öncesi ve sonrasında Olcay Kılavuz isimli şahsın kullanımında olan araçlar tespit edilerek bu araçların Plaka Tanıma Sisteminden geçiş güzergahlarının tespiti ve diğer şüpheli şahıslar ile irtibatının tespitini talep ediyorum.

Eşime karşı gerçekleştirilen suikast sonrasında, basında saldırı anının saldırgan dışındaki kişi ya da kişiler tarafından geriden kamera ile kayıt altına alındığına dair iddialar sıklıkla gündeme getirilmiştir. Yukarıda Mersin’de Çağrı Ünel’e karşı gerçekleştirilen saldırı olayının da saldırganlar tarafından kamera kaydına alındığı basında görülmüştür. Bu olayda ortaya çıkan bu gerçeklik ile eşime karşı gerçekleştirilen suikast sonrasında basında sıklıkla yer alan bu iddialar birlikte değerlendirildiğinde, bu iddiaların gerçeklik payının kuvvetle muhtemel olduğu kanaatindeyim. Bu hususun aydınlatılması adına, olay yerini gören işyeri, bina ve benzeri yerlere ait güvenlik kameralarının ayrıntılı olarak incelenmesini talep ediyorum.

Şayet iddia edildiği gibi saldırı anı kamera kaydına alınmış ise kaydı yapan kişi/kişilerin tespiti ile soruşturmaya şüpheli sıfatıyla dahil edilmelerini talep ediyorum. Ayrıca bu kişi/kişiler tarafından yapılan kamera kaydının kimlere gönderildiğinin de ayrıntılı olarak araştırılıp soruşturmanın görüntülerin gönderildiği kişiler yönünden de genişletilmesini talep ediyorum.

Eşime karşı gerçekleştirilen suikast sonrasında yine basında 06 AT 5021 plakalı koruma tahsisli bir aracın tetikçileri İstanbul ilinden eskortluk yaparak getirdiği ve olay sonrasında faillerin kaçırılmasında yine eskortluk yaparak kullanıldığı iddialar yer almaktadır. Bu iddiaların doğruluğu ve soruşturmanın aydınlatılması adına bu aracın kim adına kayıtlı olduğu, kimler tarafından kullanıldığı olay tarihi öncesi, olay günü ev olay sonrası, gişe geçiş bilgileri, Plaka Tanıma Sisteminden geçiş güzergahlarının, o tarihlerdeki kullanıcısının, bu araçta kimlerin yer aldığının tespit edilmesini, tespit edilecek güzergah ve bu araçta yer alan kişi bilgileri doğrultusunda bu şahısların diğer şüpheli şahıslar ile baz istasyonu karşılaştırması yapılmak suretiyle tespit edilmesini talep ediyorum. Ayrıca bu konuda başka araçlarda var ise ayni tespit ve araştırmaların bu araçlar hakkında da yapılmasını talep ediyorum.

Dosyada tutuklu bulunan Emre Yüksel isimli şahıs, olay tarihinde Ülkü Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfı Genel Başkan Yardımcısı olarak görev yapmaktaydı. Yine dosyada tutuklu bulunan Serdar Öktem isimli şahıs da İstanbul ilinde avukat olup Ülkü Ocaklar Eğitim ve Kültür Vakfı Genel Başkan Ahmet Yiğit Yıldırım döneminde genel başkan yardımcısı olarak görev yapmıştır. ve duyduğum kadarıyla Ahmet Yiğit Yıldırım’ın çok yakın ve eski arkadaşıymış. Yine dosyada tutuklu bulunan Tolgadan Demirbaş isimli şahıs da olay tarihinde Ülkü Ocaklar Genel Merkezinde birim başkan olarak görev yapmaktaydı. İfademde zikretmiş olduğum tüm isimlerin ve olayların ortak toplanmış olduğu payda Ülkü Ocaklar Genel Başkanı Ahmet Yiğit Yıldırım ve Olcay Kılavuz isimli şahıslardır. Dosya kapsamında şüpheli sıfatı ile yer alan şahısların bu iki şahıs ile olay öncesi ve sonrasına dair irtibatlarının ve kendi aralarındaki irtibatlarının ayrıntılı olarak araştırılmasını talep ediyorum.

Basına yansıyan haberlerden suikastı gerçekleştiren ve yardım eden faillerin İstanbul Elinden Ankara iline Özel Harekatta görev yapan Murat Can Çolak ve Aşkın Mert Gelenbey isimli polis memuru olan şahıslar tarafından getirilmiş olduğu belirtilmektedir. Bu şahısların hangi İl Özel Hareket Şube Müdürlüğü’ne bağlı olarak görev yaptıkları, faillerin Ankara iline getirildiği tarihte polis memuru olan şüpheli şahısların bağlı bulundukları Emniyet biriminin sorumluluk sahasında ya da dışında herhangi bir görevlendirilmelerinin bulunup bulunmadıği, faillerin Ankara iline getirildiği ve faillerin taşındığı aracın İstanbul iline geri götürüldüğü tarihlerde polis memuru olan şüpheli şahısların izinli olup olmadıkları, faillerin Ankara iline getirildiği ve faillerin taşındığı aracın İstanbul iline geri götürüldüğü tarihler itibariyle polis memuru olan şüpheli şahıslar hakkında bir görevlendirme ve izin durumu yok ise mesai saatleri itibariyle görev yerlerine gidip gitmedikleri hususlarının ilgili kamu kurum ve kuruluşları ile yapılacak yazışmalar ile araştırılarak soruşturmanın bu yönüyle de genişletilmesini talep ediyorum. Ayrıca bu şahısların dosya kapsamında şüpheli olan şahıslar ve tespit edilecek yeni şüphelilerle tüm irtibatlarının ayrıntılı olarak araştırılmasını talep ediyorum.

Ayrıca olay günü olan 30 Aralık 2022 günü görev yaptığım Gaziosmanpaşa İÖO nun önüne sabah saatlerinde üç tane ekip otosu gelmiş. Ne amaçla geldiğini bilmiyorum. Ancak olayla bir ilgisi var ise araştırılmasını talep ediyorum.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/ayse-atesin-savcilik-ifadesinde-mhp-ve-ulku-ocaklari-onlarca-kez-gecerken-iddianamede-hic-yer-almadi/feed/ 0
Bucak’ta Gökhan Tombak cinayeti davası devam ediyor https://www.haber60.com.tr/bucakta-gokhan-tombak-cinayeti-davasi-devam-ediyor/ https://www.haber60.com.tr/bucakta-gokhan-tombak-cinayeti-davasi-devam-ediyor/#respond Fri, 15 Mar 2024 01:12:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=19042 Burdur’un Bucak ilçesinde 1 Aralık 2022 yılında evinin önünde kimliği belirsiz kişiler tarafından öldürülen Gökhan Tombak cinayeti davasının dördüncü duruşmasında, tasarlayarak öldürme ve tasarlayarak öldürmeye yardım etmekten haklarında ağırlaştırılmış müebbet hapis istemiyle dava açılan 6 sanığın yargılanmasına devam edildi.

Burdur’un Bucak ilçesine bağlı Karaaliler köyünde Gökhan Tombak 1 Aralık 2022 günü kimliği belirsiz kişiler tarafından tüfek ile öldürülmüştü. Jandarma ekipleri tarafından yapılan incelemeler sonrasında gözaltına alınan Hasan U. (56) ve Emrah T. gözaltına alınarak çıkarıldığı mahkemenin ardından tutuklanmıştı. Bir süre ceza evinde kalan iki şüpheli yeterli delil olmadığı için tahliye edilmişti.

Olayla ilgili süren davanın dördüncü duruşması bugün Burdur Ağır Ceza Mahkemesinde görüldü. Duruşmaya tutuksuz sanıklar Hasan U. (56), Emrah T. (28), Ahmet U. (28), Ahmet S. (28), Selahattin A. (47), Muhammet A. (22), maktul Gökhan Tombak’ın yakınları ve tarafların avukatları katıldı.

Duruşmada söz verilen maktulün eşi Asuman Tombak eşine yönelik kasten öldürme eylemine gerçekleştiren kişilerin tutuksuz yargılandığını söyleyerek, “Gözümün içine baka baka gülerek geçiyorlar önümden. Onca delile rağmen tutuksuz yargılanmalarını kabul etmiyorum. Öldürenlere ve yardım edenler belli, hepsinin tutuklanmasını istiyorum” dedi.

Maktulün babası Kemal Tombak ise eylemi gerçekleştiren kişilerin Emrah T. ile Hasan U. olduğunu iddia ederek bu kişilerin cezalandırılmasını talep etti. Maktulün oğlu Kemal Tombak da, “Babamın katillerinin tutuklanmasını istiyorum” dedi.

İddia makamı mahkemede dosyadaki eksik hususların tamamlanmasını istedi.

Tanıkların dinlenmesinin ardından sanık avukatları da beyanlardaki aleyhe olan hususları kabul etmeyerek dosyadaki eksikliklerin tamamlanmasını ve 3 tanığın daha dinlenmesini mahkemeden talep etti.

Mahkeme heyeti de sanıklardan Emrah T. ve Hasan U. hakkında uygulanan adli kontrol hükümlerinin uygulanmasına ve dosyadaki eksikliklerin tamamlanmasına karar vererek duruşmayı ileri bir tarihe erteledi.

Mahkeme çıkışı açıklamada bulunan Gökhan Tombak’ın eşi Asuman Tombak, “En azından bu duruşmada sesimizi duyurabildik. Adalet inşallah yerini bulacak. Eşimin katili bir an önce bulunsun başka bir şey istemiyorum. Şüphelilerin tutuklanmasını istemiştim ama olmadı. İnşallah bir dahaki mahkemede tutuklanırlar. Adalet yerini bulsun, başka bir şey istemiyorum. Bu cinayet define ve kıskançlıktan dolayı işlendi. Eşim onlarla birlikte kazıya gidiyordu. Onu ortadan kaldırdılar” dedi.

Gökhan Tombak’ın kardeşi Gürel Tombak ise, “Mahkememiz bitti ama istediğimiz sonucu alamadık henüz. Tutuklanmalarını talep etmiştik ama tutuklanmadılar. Yine ellerini kollarını sallayarak gezecekler. Ama yine de önceki mahkemelere göre bu duruşma daha iyi geçti. Bizi dinlediler. Ama yine de üzgünüz tutuklama olmadığı için. Asuman’ın ve çocukların can güvenliği tehlikesi var. Bunlar bu saatten sonra her şeyi yaparlar. Umarım bir gelecek duruşmada tutuklama olur. Şüphelilerden hiçbiri suçunu kabul etmiyor. Elinde barut izi çıkanlar özellikle. Bu barut testi bize de yapıldı, dokunmayla çıkabilir diyorlar. Asuman her yerine sarıldı ama onda çıkmadı. Böyle iş mi olur?” şeklinde konuştu. – BURDUR

]]>
https://www.haber60.com.tr/bucakta-gokhan-tombak-cinayeti-davasi-devam-ediyor/feed/ 0
MİT, İsrail’e casusluk yapan hücreyi çökertti https://www.haber60.com.tr/mit-israile-casusluk-yapan-hucreyi-cokertti/ https://www.haber60.com.tr/mit-israile-casusluk-yapan-hucreyi-cokertti/#respond Tue, 05 Mar 2024 23:42:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=15773 İsrail dış istihbarat servisi MOSSAD’a bilgi sattıkları iddiasıyla aranan ve uluslararası casusluk faaliyetleri nedeniyle Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) unsurlarınca çökertilen hücrede, Fetullahçı Terör Örgütü üyeliği (FETÖ/PDY) nedeniyle emniyetten ihraç edilen İsmail Kaya ile hücrenin başındaki kilit isim eski Emniyet Amiri Hamza Turhan Ayberk, İstanbul Vergi Dairesi aktif memur Mehmet Yetimova da bulunuyor. Uluslararası casusluk faaliyetleri nedeniyle yakalanan hücrenin hedef kişilere ait sırlara ulaşıp ulaşmadıkları henüz bilinmiyor.

Alınan bilgilere göre, MİT ve İstanbul Emniyeti İstihbarat Şube ile Terörle Mücadele ekipleri, edindikleri bilgileri İsrail dış istihbarat servisi MOSSAD’a sızdırdıkları iddiasıyla aranan 8 kişilik ajan ağını deşifre etti. Yapılan çalışmalar sonunda bu sabah operasyonun düğmesine basıldı. MOSSAD’a bilgi sattıkları iddiasıyla aranan ve uluslararası casusluk faaliyetleri tespit edilen 8 kişiden 7’si yakalanarak gözaltına alındı. Bir şüphelinin firar olduğu öğrenilirken, operasyona ilişkin çarpıcı detaylara ulaşıldı.

FETÖ üyesi hangi sırları MOSSAD’a aktardı

Şüpheliler arasında bulunan ve hücrenin tepesindeki isim; eski emniyet amiri Hamza Turhan Ayberk, Tehdit, taciz ve takip eylemlerinde de bulunduğu öğrenilen Ayberk’in kurduğu ekipte FETÖ/PDY üyesi kilit bir isim de bulunuyor. Hücrenin başındaki eski Emniyet Amiri Hamza Turhan Ayberk’ten sonra en kilit isim olarak öne çıkan FETÖ/PDY üyesi ihraç polis, MİT ve emniyet İstihbaratın düzenlediği operasyonda 4 buçuk kilo kokain ve uyuşturucu ticaretinde kullanılan hassas terazi ile birlikte yakalandı. Yakalanan hücredeki isimlerden Mehmet Yetimova’nın ise İstanbul Vergi Dairesi’nde görevli memur olduğu tespit edildi. Para karşılığı MOSSAD’a bilgi sızdırmakla suçlanan uluslararası casusluk şebekesinin içinde yine cinsel istismar suçundan hakkında soruşturma açılan ve bu nedenle emniyet teşkilatından ihraç edilen Özkan Şahin de bulunuyor. Emekli polis memuru Ercan Kama’nın yanısıra polislikten istifa ettiği öğrenilen Ömer Burak Gezer, özel güvenlik görevlisi Funda Kadayıfçıoğlu ile rüşvet suçundan emniyet teşkilatından atılan Hakan Kabaca, söz konusu casusluk faaliyetlerinde bulunan kişiler olduğu kaydedildi.

Eğitim MOSSAD ajanları tarafından Belgrad’da verildi

Sosyal medya platformlarında İsrail saldırılarına karşı Filistin lehine paylaşımlarda bulunduğu ortaya çıkan hücrenin başındaki Hamza Turhan Ayberk’in, Tel Aviv’de bulunan MOSSAD karargahındaki “Victoria” kod adlı İsrail ajanıyla teması kuran kişi olduğu aktarıldı. Ayberk’in, Victoria kod adlı MOSSAD ajanı tarafından yönlendirildiği anlaşıldı. Özel dedektiflik yaptığı belirtilen Hamza Turhan Ayberk’in, para karşılığında İsrail istihbaratına Filistinli kişi ve kuruluşlarla ilgili bilgi sızdırdığı belgelenirken, Ayberk’in, aldığı talimatlar üzerine Türkiye’de yaşayan Ortadoğu kökenli başka kişi ve şirketler hakkında da bilgi derlediği öğrenildi.

Sırbistan’ın başkenti Belgrad’da 2019’da, MOSSAD’dan eğitim aldığı öğrenilen Ayberk’in, İsrail gizli servisi tarafından önce “yem” diye tabir edilen basit işlerde kullanıldığı kaydedildi. Hamza Turhan Ayberk’in, MOSSAD’ın yönlendirmesiyle gizli haberleşme uygulamaları kullanırken, resmi kayıtlara yansımaması için ödemeleri ise kripto para cinsinden aldığı belirlendi.

İsrail’e çalışan hücrenin, hedef kişilere ait sırlara ulaşıp ulaşmadıkları henüz bilinmiyor

MOSSAD’a bilgi sızdırmanın yanı sıra tehdit ve takip eylemlerinde de bulunan Ayberk’in, hedefindeki kişilerin araçlarına yerleştirdiği takip cihazıyla konumlarını anlık olarak MOSSAD’a aktardığı, bu kişileri taciz ettiği ve zaman zaman tehditlerde bulunduğu öğrenildi.

MİT İsrail istihbarat servisi MOSSAD adına casusluk yapan 8 kişiyi deşifre etmiş, ajan ağıyla ilgili bilgiler tek tek tespit edip bu sabah operasyon için düğmeye basılmıştı. Düzenlenen operasyonla 8 kişiden 7’si yakalandı. İsrail dış istihbarat servisi MOSSAD’a bilgi sattıkları iddiasıyla aranan ve uluslararası casusluk faaliyetleri nedeniyle yakalanan 7 şüphelinin hedef kişilere ait sırlara ulaşıp ulaşmadıkları henüz bilinmiyor. – İSTANBUL

]]>
https://www.haber60.com.tr/mit-israile-casusluk-yapan-hucreyi-cokertti/feed/ 0
Türkiye’de Sosyal Ağ Yorgunluğu Araştırması Sonuçları Açıklandı https://www.haber60.com.tr/turkiyede-sosyal-ag-yorgunlugu-arastirmasi-sonuclari-aciklandi/ https://www.haber60.com.tr/turkiyede-sosyal-ag-yorgunlugu-arastirmasi-sonuclari-aciklandi/#respond Mon, 04 Mar 2024 23:45:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=15308 Türkiye genelinde yapılan bir araştırma sonucunda, kişilerde sosyal ağ kullanımından uzaklaşmaya yönelik işaretler tespit edildi. Araştırma neticesinde illerin sosyal ağ yorgunluğu açıklandı. En az sosyal ağ yorgunluğu yaşayan şehir Erzincan.

İletişim Fakültesi Yeni Medya ve İletişim bölümü akademisyenlerinden Dr. Öğr. Üyesi Nihal Acar, Prof. Dr. Birol Gülnar danışmanlığında hazırladığı doktora tezinde Türkiye’nin sosyal ağ yorgunluğu yaşadığını belirledi.

2022 yılında başlayan ve 5 ayın sonunda tamamlanan araştırmada en az sosyal ağ yorgunluğu yaşayan şehrin Erzincan, en yoğun sosyal ağ yorgunluğu yaşayan ilin Afyonkarahisar olduğu belirlendi. Bölge bazında ise Güney Doğu ile Doğu Anadolu bölgelerinin batı bölgelerine göre daha fazla sosyal ağ yorgunluğu yaşadıkları tespit edildi. Araştırmada, kişilerin yaşadıkları sosyal ağ yorgunluğunun kendilerinden kaynaklamadığı görülürken, kullanıcılar; platformlarda yer alan aşırı miktardaki bilgi, sürekli iletişim hali ya da sosyal ağların kendi teknik özelliklerine bağlı olarak yorgunluğa maruz kaldığı belirtildi.

Araştırma 81 ili kapsıyor

Türkiye’de ilk olan araştırma ile ilgili bilgiler veren Dr. Öğr. Üyesi Nihal Acar, “Çalışmamız aslında 2010 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nde Pazar araştırmacıların bulduğu bir durum tespitidir. Şöyle ki sosyal ağların kullanım oranlarında ki düşüşe ve bu düşüşün kişiler üzerinde ortaya çıkarttığı fiziksel ve ruhsal nedenlere dayanan bir araştırmadır. Araştırmada Türkiye’de ilk Prof. Dr. Birol Gündar ve benim tarafımdan doktora tezi olarak hazırlandı. Araştırmayı biz tüm Türkiye’de yani 81 ili temsil edecek şekilde yapılandırdık. Kavramın yani sosyal ağ yorgunluğunun nasıl üretildiğine baktığımızda ise büyük Pazar şirketleri kullanım oranlarında 2011 yılında 2010’a göre yüzde yirmilik bir düşüşten bahsediyor. Bu oran sosyal ağ için yüksek bir oran. Pazar araştırmacılar bunun yani insanların neden artık platform kullanmaktan uzaklaştığının araştırılması gerektiğini literatür kısmına yöneltiyor. Yani biraz daha bu işle uğraşan bilim adamlarının araştırma yapmasını söylüyor” ifadelerine yer verdi.

“Sosyal ağ yorgunluğu Türkiye’de mevcut”

Pazar araştırmacılarının temel nedeninin reklam olduğuna dikkat çeken Nihal Acar, “Çünkü onlar sosyal ağlar üzerinden reklam aldığı için kullanılmayan bir platforma da ister istemez hiçbir firma reklam vermez. Araştırma da 2 boyut elde ettik. Vatandaşların sosyal ağ kullanımı sonucunda 2 olumsuz durumla karşılaştığını tespit ettik. Bunlardan bir tanesi teknostres, yani sosyal ağ kullanımına bağlı olarak kişilerin bunalma, stres, depresyon, anksiyete. Fiziksel anlamda da kas ve eklem ağrıları sürekli masa başında oturmaktan ya da göz bozuklukları, ani kalp atışı, nefesin aniden yükselmesi gibi durumlar tespit edilir. Ama araştırmanın bir diğer ilginç boyutunda da tükenme. Yani Kişiler artık yavaş yavaş sosyal ağ kullanmak istemiyor. Örnek verecek olursak bir sosyal ağ platformu temmuz ayında kendisine bağlı küçük bir üretip piyasaya sürdü. Burada ki temel neden kullanıcı sayısını düşürmemek, kullanıcı sayısını kaybetmemek olarak söylenebilir. Sosyal ağ yorgunluğu artık bizim ülkemizde mevcut. Kişiler özellikle ağ kullanımından yavaş yavaş uzaklaşmaya başladı” şeklinde konuştu. – ERZİNCAN

]]>
https://www.haber60.com.tr/turkiyede-sosyal-ag-yorgunlugu-arastirmasi-sonuclari-aciklandi/feed/ 0
Kadın İsimleriyle Sahte Hesap Oluşturan Şebeke Şantaj İddiasıyla Gündemde https://www.haber60.com.tr/kadin-isimleriyle-sahte-hesap-olusturan-sebeke-santaj-iddiasiyla-gundemde/ https://www.haber60.com.tr/kadin-isimleriyle-sahte-hesap-olusturan-sebeke-santaj-iddiasiyla-gundemde/#respond Sun, 03 Mar 2024 07:27:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=14537 Kadın isimleri ile sahte sosyal medya hesapları oluşturan bir şebekenin, tuzağa düşürdükleri erkeklerin cinsel içerikli gönderilerini ele geçirdiği iddia edildi. Adım adım ilerleyen dolandırıcıların ağına düşürdükleri kişilere kendilerini önce karşı tarafın ailesi olarak tanıttıkları, gönderdikleri içerikler nedeniyle şikayetçi olacaklarını söyledikleri ileri sürüldü. Dolandırıcıların mağdur üzerinde sağladığı korkunun ardından ise kendilerini bu kez avukat olarak tanıttığı ve haklarında açılmış cinsel suç davasını para karşılığında kapatabileceğini söyledikleri iddia edildi. Gerçek avukatlarının unvanını ve isimleri kullanan şebekenin mağdur ettiği avukatlardan Ahmet Haklıgör ise yaşadığı durum sebebiyle hayatının şokunu yaşadığını söyledi.

Ülke genelindeki bir şebekenin, internette oluşturdukları sahte kadın profilleri ile tuzağa düşürdükleri erkeklere şantaj uyguladıkları iddia edildi. Kandırdıkları kişilerin önce cinsel içerikli fotoğraf ve video ele geçiren şebekenin, ardından kendilerini karşı taraftaki kadının ailesi olarak tanıttığı ve gönderilen içeriklerden dolayı şikayetçi olacakları söyleyerek korku sağlamaya çalıştıkları ileri sürüldü. Dolandırıcıların son olarak ise gerçek avukatların ismini kullanarak ağına düşürdükleri kişilere ulaştıkları, adına cinsel suçtan dava açıldığını ve sorunu çözmek için para istedikleri iddia edildi. Kendi adının ve unvanın da söz konusu dolandırıcılar tarafından kullanıldığı belirten mağdur avukatlardan Ahmet Haklıgör ise şoke olduğu durum hakkında açıklamalarda bulundu.

“Adıma 8 farklı cep telefonu numarası kullanıp profil oluşturmuşlar”

Olayla ilgili açıklamalarda bulanan mağdurlardan İş Hukuku Uzmanı Avukat Ahmet Haklıgör, “Sosyal medyadan sahte bir kadın profili oluşturup, tuzağa düşürdükleri kişilerle konuşmaya başlamışlar. O kişiye çıplak fotoğraf gönderip, ondan da göndermesini istemişler. Daha sonra söz konusu hayali kadının abisi ya da babası olduğunu söyleyen kişiler farklı numaralardan tehdit mesajı atmış. ‘Seni öldüreceğim, bulacağım. Kardeşime, kızıma nasıl böyle fotoğraflar atarsın’ diyerek karşı tarafı korkutmuşlar. Bir sonraki gün de avukat görünümünde benim ya da başka bir meslektaşımın adı kullanılarak para istenmiş. Sahte bir şikayet dilekçesi hazırlanmış. Benim adıma 8 farklı cep telefonu numarası kullanıp profil oluşturmuşlar. Profilin alt kısmına ise sahte bir internet sitesi linki eklemişler. Konunun sonuna kadar takipçisi olacağım” ifadelerini kullandı.

“Hiçbir avukat tehditle para istemez”

Hukukçuların hiçbir zaman kimseyi tehdit etmeyeceğini dile getiren Avukat Haklıgör, “Vatandaşlardan da ricam, bunlara inanmasınlar. Karşısındakilerin gerçek avukat olup olmadığını sorgulasınlar. Bana ulaşanlara durumu anlatıp, arayanların dolandırıcı olduğunu ve kesinlikle para göndermemeleri gerektiğini söylüyorum. Hiçbir avukat tehditle para istemez. Parayı da muhasebecilerine göndermelerini istiyorlar” diye konuştu.

“Arkadaşım aradı, kendisini avukat olarak tanıtan bir kişinin para istediğini söyledi”

Yurdun dört bir yanından arandığını söyleyen Haklıgör, “Birkaç ay önce bir arkadaşım aradı. Kendisini avukat olarak tanıtan bir kişinin para istediğini söyledi. Ben de numarasını, adını ve soyadını sorguladığımda öyle bir avukatın olmadığını gördüm. Sonra da o numarayı arayıp durumu öğrenmeye çalıştım. O da benim avukatlığımı sorguladı. Ben de baro levhasından sorgulattığı takdirde görebileceğini belirttim. Ardından da beni cep telefonu üzerinden engelledi. Bir süre sonra vatandaşlar beni aramaya başladı. ‘Adınızın olduğu bir mesaj aldık. Para istemişsiniz’ dediler. Ülkenin her yerinden aranmaya başladım. Şu ana kadar bu sebepten dolayı 25 kişi bana ulaştı. Ben de şikayetçi oldum. Dava şu an soruşturma aşamasında” dedi. – ANKARA

]]>
https://www.haber60.com.tr/kadin-isimleriyle-sahte-hesap-olusturan-sebeke-santaj-iddiasiyla-gundemde/feed/ 0
Sosyal medya fenomeni Kıvanç Talu ve eşi Beril Talu’nun hakimlik ifadesi ortaya çıktı https://www.haber60.com.tr/sosyal-medya-fenomeni-kivanc-talu-ve-esi-beril-talunun-hakimlik-ifadesi-ortaya-cikti/ https://www.haber60.com.tr/sosyal-medya-fenomeni-kivanc-talu-ve-esi-beril-talunun-hakimlik-ifadesi-ortaya-cikti/#respond Tue, 09 Jan 2024 07:48:37 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=2759 150 MİLYON liralık vurgun yaptıkları iddia edilen ve tutuklanarak cezaevine gönderilen sosyal medya fenomeni Kıvanç Talu ve eşi Beril Talu’nun hakimlik ifadesi ortaya çıktı. Kıvanç Talu hakimlikteki ifadesinde, “Son dönemlerde bir sarmala girmiştim. Öyle ki kendi kullandığım ancak eşimin babası adına olan Porsche marka bir araç ve şirkete ait bir araç ve tekneyi satmak zorunda kaldım. Hatta pek çok kredi çektim. Borcu borçla kapatmaktaydım” dedi.

Sosyal medya fenomeni Kıvanç Talu ve eşi Beril Talu’nun yaklaşık 150 milyon liralık vurgun yapıp yurtdışına kaçtıkları iddia edilmişti. Türkiye’ye geldikten sonra gözaltına alınan Kıvanç ve Beril Talu çifti, Anadolu Adliyesi’ne getirildi. Savcılık ifadelerinin ardından Sulh Ceza Hakimliğine sevk edilen Talu çifti, “Tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin ticari faaliyetleri sırasında; kooperatif yöneticilerinin kooperatifin faaliyeti kapsamında dolandırıcılık” suçundan tutuklandı.

‘BİZİ ÇOCUĞUMUZ ÜZERİNDEN TEHDİT ETMEYE BAŞLADILAR”

Kıvanç ve Beril Talu çiftinin hakimlikte verdiği ifadeler ortaya çıktı.Kimlik tespiti sırasında aylık kazancının 60 bin lira olduğunu söyleyen Beril Talu ifadesinde, “Şirketten ayrıldıktan sonra eşimle birlikte kendimize ait ‘ Var böyle tipler’ organizasyon ve nakliye hizmetleri limited şirketinde faaliyet göstermeye başladık. Yaklaşık 60 adet proje aldık, proje oluşturduk. Bunlardan 5-6 tanesini gerçekleştirdik. 10-15 tanesi türlü sebeplerden dolayı iptal oldu ya da ertelendi. Biz faaliyetlerimize devam ederken istifaya zorlandığım şirkete dair alacaklılar ve projelerini yürüttüğüm kişiler tarafından ödeme yapmam istendi. Biz de bir kısmını kendime ait araç, babama ait bir araç ve tekne satmak suretiyle ödemeye çalıştık ancak faaliyetlerimiz aksadığı için çevremizden borç almak zorunda kaldık. Zamanla borç aldığımız kişiler bize tehditvari konuşmaya başladılar. Kendilerini tahsilatçı olarak tanıtan kimi kişiler, bizi çocuğumuz üzerinden tehdit etmeye başladılar. Ben ve eşim bu kişilerle konuşmayı denedik ancak hayatımızla ve çocuğumuzla tehdit edildiğimiz için konuşmanın bir faydasının olmayacağını gördük” dedi.

“BORÇ ALDIĞIMIZ KİŞİLER YÜZDE 100’ÜN ÜZERİNDE FAİZ TALEP ETTİ”

Beril Talu ifadesinin devamında, “Bundan ötürü can güvenliğimizden dolayı 15 Ekim’de Gürcistan’a gittik. Gittiğimizin ertesi günü sosyal medya ve kimi haber sitelerinde eski arkadaşım olan bir muhabirin şahsımızı zan altında bırakacak ve tarafımızla ilgili dolandırıcı algısı oluşturacak kimi haberler yaptığını gördük. Eşim Gürcistan’dayken dahi şirket faaliyetlerini sürdürmeye çalışmaktaydı ancak haberler çok farklı yönlere gidince bizden alacaklı olan herkes suç duyurularında bulunmaya ve asparagas twitler atmaya başladılar. Bunların artık sonu gelmiyordu. Bizim eşimle birlikte hiçbir şekilde bu kişileri dolandırmak veya borçlarımızı ödememek gibi niyetimiz yoktu ancak borç aldığımız kişiler yüzde 100’ün üzerinde dahi faizler talep etmeye başladılar. Dosyada bulunan suç duyurularından da bunu zaten görebilirsiniz. Borçlarımız tahmin edemeyeceğimiz şekilde çok büyüyünce ödeyemez duruma düştük” ifadelerini kullandı.

“BORCU BORÇLA KAPATMAKTAYDIM”

Kimlik tespitinde aylık kazancının 40 bin lira olduğunu söyleyen Kıvanç Talu ise ifadesinde, “Ülkenin içinde bulunduğu ekonomik durumdan dolayı bazı projeler iptal edildi. Bu noktada ben kalan projeleri sürdürmek için sermayeye ihtiyaç duydum. Bundan dolayı eşimin yakın çevresinden borç talep ettik. Aldığımız bu borçlarla hem önceki borçları hem de mevcut projelere dair nakit ihtiyacı karşıladık. Bir zaman sonra alacaklılar beni ve eşimi tehdit eder duruma geldiler. Biz bu borcu ödemek zorundaydık zira hepimiz aynı piyasada çalışıyorduk. Ödemememiz halinde piyasada iş yapamaz duruma gelirdik. Bunun sebebi şirkete ait borçlardı. Son dönemlerde bir sarmala girmiştim. Öyle ki kendi kullandığım ancak eşimin babası adına olan Porsche marka bir araç ve şirkete ait bir araç ve tekneyi satmak zorunda kaldım. Hatta pek çok kredi çektim; borcu borçla kapatmaktaydım. Bu zamana kadar bir mal varlığına sahip olmamamın sebebi kazanmış olduğum parayı düzgün şekilde değerlendiremediğim içindir” dedi.

“ANAPARA BORCUNU ÖDEDİĞİMİZ AMA FAİZİNİ ÖDEYEMEDİĞİMİZ DURUMLAR DAHİ OLDU”

Kıvanç Talu ifadesinin devamında, “Eşim çevresinden sürekli borç istediği için alacaklılar çok yüksek oranlarda faiz talep etmeye başladılar. Hatta anapara borcunu ödediğimiz ama faizini ödeyemediğimiz durumlar dahi oldu çünkü faizler çok yüksek değerlerdeydi. Zaten tarafım hakkında suç duyurusunda bulunan kişilerin dilekçelerinde bu husus açıktır. Yurtdışına çıkma iradem kesinlikle insanları dolandırma veya paralarını kaçırma kapsamında değil, eşim ve çocuğumun can güvenliğini sağlamak amacıylaydı. Zira eski bir muhabir balon bir haber yapmış, bunu duyan tüm alacaklılarımız dolandırıldığını düşünmüş, bize karşı suç duyuruları ve tehditlerde bulunmuşlardır” dedi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/sosyal-medya-fenomeni-kivanc-talu-ve-esi-beril-talunun-hakimlik-ifadesi-ortaya-cikti/feed/ 0
Sosyal medya fenomeni Kıvanç Talu’nun hakimlik ifadesi ortaya çıktı https://www.haber60.com.tr/sosyal-medya-fenomeni-kivanc-talunun-hakimlik-ifadesi-ortaya-cikti/ https://www.haber60.com.tr/sosyal-medya-fenomeni-kivanc-talunun-hakimlik-ifadesi-ortaya-cikti/#respond Tue, 09 Jan 2024 07:45:13 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=2756

150 MİLYON liralık vurgun yaptıkları iddia edilen ve tutuklanarak cezaevine gönderilen sosyal medya fenomeni Kıvanç Talu ve eşi Beril Talu’nun hakimlik ifadesi ortaya çıktı. Kıvanç Talu hakimlikteki ifadesinde, “Son dönemlerde bir sarmala girmiştim. Öyle ki kendi kullandığım ancak eşimin babası adına olan Porsche marka bir araç ve şirkete ait bir araç ve tekneyi satmak zorunda kaldım. Hatta pek çok kredi çektim. Borcu borçla kapatmaktaydım” dedi.

Sosyal medya fenomeni Kıvanç Talu ve eşi Beril Talu’nun yaklaşık 150 milyon liralık vurgun yapıp yurtdışına kaçtıkları iddia edilmişti. Türkiye’ye geldikten sonra gözaltına alınan Kıvanç ve Beril Talu çifti, Anadolu Adliyesi’ne getirildi. Savcılık ifadelerinin ardından Sulh Ceza Hakimliğine sevk edilen Talu çifti, “Tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin ticari faaliyetleri sırasında; kooperatif yöneticilerinin kooperatifin faaliyeti kapsamında dolandırıcılık” suçundan tutuklandı.

“BİZİ ÇOCUĞUMUZ ÜZERİNDEN TEHDİT ETMEYE BAŞLADILAR”

Kıvanç ve Beril Talu çiftinin hakimlikte verdiği ifadeler ortaya çıktı.Kimlik tespiti sırasında aylık kazancının 60 bin lira olduğunu söyleyen Beril Talu ifadesinde, “Şirketten ayrıldıktan sonra eşimle birlikte kendimize ait ‘ Var böyle tipler’ organizasyon ve nakliye hizmetleri limited şirketinde faaliyet göstermeye başladık. Yaklaşık 60 adet proje aldık, proje oluşturduk. Bunlardan 5-6 tanesini gerçekleştirdik. 10-15 tanesi türlü sebeplerden dolayı iptal oldu ya da ertelendi. Biz faaliyetlerimize devam ederken istifaya zorlandığım şirkete dair alacaklılar ve projelerini yürüttüğüm kişiler tarafından ödeme yapmam istendi. Biz de bir kısmını kendime ait araç, babama ait bir araç ve tekne satmak suretiyle ödemeye çalıştık ancak faaliyetlerimiz aksadığı için çevremizden borç almak zorunda kaldık. Zamanla borç aldığımız kişiler bize tehditvari konuşmaya başladılar. Kendilerini tahsilatçı olarak tanıtan kimi kişiler, bizi çocuğumuz üzerinden tehdit etmeye başladılar. Ben ve eşim bu kişilerle konuşmayı denedik ancak hayatımızla ve çocuğumuzla tehdit edildiğimiz için konuşmanın bir faydasının olmayacağını gördük” dedi.

“BORÇ ALDIĞIMIZ KİŞİLER YÜZDE 100’ÜN ÜZERİNDE FAİZ TALEP ETTİ”

Beril Talu ifadesinin devamında, “Bundan ötürü can güvenliğimizden dolayı 15 Ekim’de Gürcistan’a gittik. Gittiğimizin ertesi günü sosyal medya ve kimi haber sitelerinde eski arkadaşım olan bir muhabirin şahsımızı zan altında bırakacak ve tarafımızla ilgili dolandırıcı algısı oluşturacak kimi haberler yaptığını gördük. Eşim Gürcistan’dayken dahi şirket faaliyetlerini sürdürmeye çalışmaktaydı ancak haberler çok farklı yönlere gidince bizden alacaklı olan herkes suç duyurularında bulunmaya ve asparagas twitler atmaya başladılar. Bunların artık sonu gelmiyordu. Bizim eşimle birlikte hiçbir şekilde bu kişileri dolandırmak veya borçlarımızı ödememek gibi niyetimiz yoktu ancak borç aldığımız kişiler yüzde 100’ün üzerinde dahi faizler talep etmeye başladılar. Dosyada bulunan suç duyurularından da bunu zaten görebilirsiniz. Borçlarımız tahmin edemeyeceğimiz şekilde çok büyüyünce ödeyemez duruma düştük” ifadelerini kullandı.

“BORCU BORÇLA KAPATMAKTAYDIM”

Kimlik tespitinde aylık kazancının 40 bin lira olduğunu söyleyen Kıvanç Talu ise ifadesinde, “Ülkenin içinde bulunduğu ekonomik durumdan dolayı bazı projeler iptal edildi. Bu noktada ben kalan projeleri sürdürmek için sermayeye ihtiyaç duydum. Bundan dolayı eşimin yakın çevresinden borç talep ettik. Aldığımız bu borçlarla hem önceki borçları hem de mevcut projelere dair nakit ihtiyacı karşıladık. Bir zaman sonra alacaklılar beni ve eşimi tehdit eder duruma geldiler. Biz bu borcu ödemek zorundaydık zira hepimiz aynı piyasada çalışıyorduk. Ödemememiz halinde piyasada iş yapamaz duruma gelirdik. Bunun sebebi şirkete ait borçlardı. Son dönemlerde bir sarmala girmiştim. Öyle ki kendi kullandığım ancak eşimin babası adına olan Porsche marka bir araç ve şirkete ait bir araç ve tekneyi satmak zorunda kaldım. Hatta pek çok kredi çektim; borcu borçla kapatmaktaydım. Bu zamana kadar bir mal varlığına sahip olmamamın sebebi kazanmış olduğum parayı düzgün şekilde değerlendiremediğim içindir” dedi.

“ANAPARA BORCUNU ÖDEDİĞİMİZ AMA FAİZİNİ ÖDEYEMEDİĞİMİZ DURUMLAR DAHİ OLDU”

Kıvanç Talu ifadesinin devamında, “Eşim çevresinden sürekli borç istediği için alacaklılar çok yüksek oranlarda faiz talep etmeye başladılar. Hatta anapara borcunu ödediğimiz ama faizini ödeyemediğimiz durumlar dahi oldu çünkü faizler çok yüksek değerlerdeydi. Zaten tarafım hakkında suç duyurusunda bulunan kişilerin dilekçelerinde bu husus açıktır. Yurtdışına çıkma iradem kesinlikle insanları dolandırma veya paralarını kaçırma kapsamında değil, eşim ve çocuğumun can güvenliğini sağlamak amacıylaydı. Zira eski bir muhabir balon bir haber yapmış, bunu duyan tüm alacaklılarımız dolandırıldığını düşünmüş, bize karşı suç duyuruları ve tehditlerde bulunmuşlardır” dedi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/sosyal-medya-fenomeni-kivanc-talunun-hakimlik-ifadesi-ortaya-cikti/feed/ 0