GTB’nin faaliyetleri ile üye talep ve önerilerinin görüşüldüğü toplantıda ayrıca kırsaldaki üretim potansiyelinin artırılmasına yönelik atılabilecek adımlar, hububat ekim alanlarındaki bitki gelişimi ve yeni sezon rekolte beklentileri hakkında görüş alışverişinde bulunuldu.
Meclis toplantısının açılışında konuşan GTB Meclis Başkanı Ahmet Tiryakioğlu, kırsal yaşamın desteklenmesi ve cazip hale getirilmesinin önemine vurgu yaptı. 1950’lerden sonra Türkiye’de köyden kente yoğun bir göçün yaşandığını anımsatan Tiryakioğlu, bu hızlı değişim sürecinin üretim ve tüketim alışkanlıklarında değişikliklere neden olduğunu söyledi.
Türkiye’deki kırsal nüfusun 1927 yılında toplam nüfusun yüzde 76’sını oluşturduğunu bu oranın şimdilerde yüzde 7’ler seviyesine indiğini kaydeden Tiryakioğlu, “Kırsal nüfusumuz her geçen yıl azalmakta ve yaşlanmakta. Gıda güvencesinin sağlanması açısından kır-kent denklemine yeni bir bakış açısı ve köylerin genç nüfus için yeniden cazip hale getirilmesine ihtiyaç duyulmakta” dedi.
Kırsal yaşamın, gıda güvencesinin temel kaynağını oluşturduğunu belirten Tiryakioğlu, “Üretmeden, tüketmemiz mümkün değil. Her bir karış toprağımızı ve üretimden gelen tüm gücümüzü en iyi şekilde değerlendirmemiz gerekiyor. Bugün 85 milyonun tüketimi 6 milyonun tarımsal üretimdeki çabasına bakıyor. Bu oranın daha da aşağılara inmemesini sağlayarak yerinde üretim modeliyle tarımsal gücümüzü tazelememiz gerekiyor. Aksi halde bu durum ileride gerek sosyal gerekse de ekonomik açıdan olumsuz etkiler oluşturabilir. Bugün birçok köylümüzün maalesef tarım ve hayvancılıkta kendi ihtiyaçlarına yetecek gıda üretimini yapmadığı gözlemlenmekte. Çiftçi kendi üretebileceği peynir, yumurta, yoğurt ve tavuk gibi birçok temel gıda maddesini bakkaldan veya marketten temin etmekte. Üretimin yeniden çeşitlendirilmesi ve teşvik edilmesi için genel bir dönüşüme ihtiyaç duyulmakta. Bu dönüşümün sağlıklı bir şekilde yapılması için öncelikle köylerde refah seviyesini artırıcı adımlar atılması gerekmekte. Bunun için köylerde altyapı eksikliklerinin giderilmesi, eğitim ve sağlık hizmetlerinin sağlanması, kültürel ve sosyal aktivitelerin desteklenmesi önemli adımlar olacaktır. Ayrıca, tarımsal üretimin desteklenmesi ve çeşitlendirilmesi de genç nüfusu köylere çekmeye yardımcı olacaktır” diye konuştu.
GTB Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Akıncı ise toplantıda yaptığı konuşmada borsanın nisan ayı faaliyetleri ve devam eden projeleri hakkında meclis üyelerine bilgiler verdi. Harmana sayılı haftalar kaldığını anımsatan Akıncı, yeni hasat sezonundan rekolte ve verim açısından umutlu olduklarını söyledi. Yeni üretim sezonun hayırlı ve bereketli geçmesi temennisinde bulunan Akıncı, Ulusal Hububat Konseyi’nin (UHK) 2023/24 Üretim Yılına ilişkin İklim ve Bitki Gelişimi Değerlendirme Raporu hakkında da değerlendirmelerde bulundu.
Rapora göre bölgelerde lokal bazlı alanlar hariç yeterli ve sağlıklı bitki çıkışlarının olduğunu belirten Akıncı, buğdayda geçen yıl 7,3 milyon hektar olarak öngörülen ekim alanının bu yıl 7,5 milyon hektar olacağı ve geçen yılki rekolte beklentisine ulaşılabileceğinin tahmin edildiğini sözlerine ekledi. – GAZİANTEP
]]>Ankara Büyükşehir Belediyesi, Başkent’te kırsal kalkınma adına yürütülen ve tamamlanan projeleri üreticiler ile yetiştiricilere, ilçe ilçe ‘Kırsal Kalkınma Bilgilendirme Toplantıları’ ile anlatmaya devam ediyor. ABB Kırsal Hizmetler Daire Başkanlığı ekipleri, Çubuk Sarısu Mahallesi’nde muhtarlar ve vatandaşlarla bir araya gelerek 5 yılda tarımsal üretimi artırmak için verilen destekler, hibeler ile yeni dönemde yapılacak projeleri anlattı.
YENİ DÖNEMDE DE KAPSAMLI PROJELERLE ÇİFTÇİLERİN YANINDA OLUNACAK
Ankara Büyükşehir Belediyesi, yeni dönemde de vereceği desteklerle çiftçileri güçlendirerek tarımsal üretimin ve verimliliğin artırılmasına katkı sağlayacak. Üretici sorunları ve çözüm önerilerinin masaya yatırıldığı Kırsal Kalkınma Bilgilendirme Toplantısı’nda, Kırsal Hizmetler Daire Başkanlığı ekipleri gelen talepleri tek tek not aldı.
Tarımsal üretimi daha da artırmak ve çiftçilerin refahını yükseltmek için çeşitli projeler hayata geçirileceklerini söyleyen Kırsal Hizmetler Daire Başkanı Ahmet Mekin Tüzün, şunları kaydetti:
“Üreticilerimizin dertlerine çözüm üretiyoruz. Tarımsal destekler veriyoruz. Önümüzdeki dönem gıda ve su krizi gerçekleşecek. Ülkemizi de buna hazırlamamız lazım. Türkiye’de tarımla ilgili en fazla destek veren büyükşehir belediyesiyiz. Ankara’da 18 adet göleti tertemiz yaparken sıfırdan da 14 gölet yaptık. Boru dağıtım programları yaptık, sulama tesisleri inşa ediyoruz. Biz, 2 yılda 130 bin dönümü sulamaya açtık. Yeni büyük sulama projeleri geliştiriyoruz belediye imkanı ile. Suyu kaynaklarının daha etkin kullanımını saplamak için projeler geliştiriyoruz. ABB olarak atık plastikleri toplamaya başladık. Damla sulama borusu fabrikasını ilk kez bir belediye olarak biz kurduk. Damla sulama borusu ile suyu daha etkin kullanacağız. Böylece hem toprağı hem de suyu korumuş olacağız.”
SIVAT (HAYVAN İÇME SUYU OLUĞU) DESTEĞİ
Kırsalda hayvancılıkla uğraşan mahallelerde hayvancılığı teşvik etmek, yayla ve mera alanlarında hayvanların su kaynaklarına daha kolay ulaşmasını sağlayarak et ve süt verimini artırmak, yaban hayvanlarının su ihtiyaçlarını karşılamak ve kısıtlı olan su imkanlarının daha verimli kullanılmasını sağlayarak ekolojik dengenin korunmasını sağlamak amacıyla olukları çatlamış, kırılmış ve atıl durumdaki bakımsız hayvan sulama olukları yenilendi. Çubuk ilçesinde 2022 yılından itibaren 79 mahallede toplam 84 adet başlık, 988 adet oluk dağıtılarak, 1.812.043,40 TL’lik yatırım yapıldı.
TARIMSAL SULAMA BORUSU DESTEĞİ
Kırsal mahallelerde bitkisel üretimi artırmak, sulu tarım ürünleri yetiştiriciliğini yaygınlaştırmak, tarımsal sulama altyapısının güçlendirilmesini sağlamak ve bitkisel üretim verimini artırmak için iletilen talepler ihtiyaç sırasına göre değerlendirilerek, Çubuk ilçesinde 2021 yılından itibaren 29 mahalleye toplam 23 bin 420 metre tarımsal sulama borusu desteği ile 953.896,07 TL değerinde yatırım yapılmış olup, 4 bin 960 dekar (dönüm) arazi sulu tarım imkanına kavuşturuldu.
KIRSAL MAHALLERDEN BÜYÜKŞEHİR’E TEŞEKKÜR
Son beş yılda Başkentte tarımsal üretime yönelik olarak çeşitli destekler ve hibeler sağlayarak çiftçilerin ekonomik gücünü artıran ABB’ye mahalle muhtarları ve vatandaşlar, şu sözlerle teşekkür etti:
-Çubuk Kösrelik Mahalle Muhtarı Emrah Karakuş: “Öncelikle Belediye Başkanı’mız Sayın Mansur Yavaş’a 5 yıl içerisinde mahallemize verdiği hizmetlerden dolayı çok teşekkür ederiz. Tüm kırsal desteklerden faydalandık, daha önce yapılmayan hizmetleri gördük bu yönetimde. Sağ olsunlar hizmetlerin devamını bekliyoruz.”
-Çubuk Dalyasan Mahalle Muhtarı Gülsüm Kayhaoğlu: “ABB Başkanı’mız Mansur Bey’e ve ekibine teşekkür ediyoruz verdikleri hizmetlerden dolayı. Köyümüze gelen sulama olukları, yem, fide ve tohum destekleri için teşekkür ediyoruz.
-Ercan Koçoğlu: “Sosyoloğum ve üretim sevdalısıyım köyüme geri döndüm. Mansur Yavaş’tan çok memnunuz oda bizim gibi üretim sevdalısı ve çok güzel şeyler yaptığına inanıyoruz. Köyümüze meyve ağaçları geldi, görmediğimiz hizmetleri görüyoruz.”
-Murat Aktaşoğlu: “10 yıl önce köyüme geldim. Başkanımızın verdiği hizmetlerden çok memnunuz. Bize meyve ağacı gönderdi ve bizde anayol üzerine diktik çok teşekkür ederiz. Başkanımızın fikirlerini çok beğeniyoruz.”
]]>Tarımdan gıda sanayine, turizmden yenilenebilir enerjiye kadar 16 farklı sektörde hibe desteği veren TKDK Sinop İl İrtibat Ofisi’nin açılışı ve IPARD Destekleri Tanıtım Programı Sinop Kültür Merkezinde gerçekleşti.
Saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başlayan program konuşmalarla devam etti. İlk olarak konuşan TKDK Samsun İl Koordinatörü Yusuf Özbey, çalışmalarını yerinde üretim ve yerinde kalkınma anlayışıyla yürüttüklerini vurgulayarak, IPARD III Programı’na yeni dahil edilen sektörlerle kırsalı kalkındırmaya destek olmayı sürdürdüklerini anlattı. IPARD III Programı hakkında katılımcılara bilgi veren Özbey, programın 2024 yılı çağrı takviminin de yayımlandığını duyurdu. Programa başvuru yapılmasını isteyen Özbey, bilgi almak isteyenleri Sinop İrtibat Ofisine beklediklerini kaydetti. Özbey, “Samsun’da ve faaliyet gösterdiğimiz bütün illerimizde faydalanıcı dostu bir kurum olarak anıldık ve bazı eksiklerimize rağmen bu amacı büyük ölçüde başardık. Samsun’da bugüne kadar bin 510 adet projeyi destekledik. Bunların bin 238 adedi çiftçi projesidir. Çiftçi projeleriyle 10 binin üzerinde makine ve ekipman destekleyerek tarımsal mekanizasyona önemli bir katkı yaptık. Karadeniz’in en modern et, süt ve balık işleme depolama tesislerinin hayata geçmesine vesile olduk. Et tavukçuluğu sektörünün üretim alt yapısını tamamen yenileyerek 3,5 milyon kapasiteli dünya standartlarında tavuk çiftliklerinin kurulmasını sağladık. Bu projeler sayesinde deflatörlü olarak yaklaşık 3,3 milyar TL’lik bir yatırım gerçekleştirildi. Bu yatırımların bir kısmı bugün yereli aşarak ulusal ölçekte iş yapmaya, bir kısmı ise ihracat seviyesine geldi. Başlangıçta katı olduğumuzu ifade edenler ve yoğun denetimler yapmamızdan şikayet edenler, daha sonra iyi ki bu sürecin içine girmişiz, bu sayede daha kaliteli ve kurumsal bir yapı oluşturduk ve bu da bizi daha ileri bir noktaya taşıdı diyerek memnuniyetlerini ifade ettiler. Samsun’da ve diğer illerimizde bu başarı elde edildiğine göre burada da aynı başarı yakalanabilir. Sinop ilimizde başta kırsal turizm, balıkçılık ve gıda sanayi olmak üzere önemli bir potansiyel bulunmaktadır. Birkaç hafta içinde Sinop’ta dahil Türkiye genelinde ilk proje çağrısına çıkacağız. Başvuru yapacak kişi ve şirketlerin yeterli hazırlık yapabilmeleri için proje kabullerinin mayıs-ağustos aylarında yapılması başkanlığımız tarafından planlanmaktadır. Programın toplam bütçesi 785 milyon avro olup yatırımcı katkısıyla beraber yaklaşık 1,2 milyar avroluk, yani yaklaşık 40 milyar TL’lik bir yatırımın gerçekleşmesi öngörülmektedir” dedi.
Sinop Milletvekili Nazım Maviş yaptığı konuşmada, TKDK desteklerinden Sinop’un da yararlanması için uzunca bir süre mücadele verdiklerini ve nihayetinde Tarım ve Orman Bakanlığı ve AB Komisyonu tarafından 81 ilin tamamının program kapsamına alındığından duyduğu memnuniyeti ifade etti. Nazım Maviş, Sinop’un potansiyel gelişme alanlarını sürdürülebilir üretime kazandırmak için çalışmalarına devam edeceklerini, bu desteklerin başta kırsal alanlar olmak üzere, üretim, yatırım ve istihdamda çok önemli katkılar oluşturacağını ifade ederek hayırlı olması temennisinde bulundu.
Sinop Valisi Dr. Mustafa Özarslan ise “IPARD kapsamına Sinopumuzun alınması yönünde hep birlikte büyük bir gayret gösterdik. Hamdolsun alındı ve faaliyete geçti. Bugün de tanıtım programında sizlerle beraberiz. Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumumuz; hayvancılık yatırımlarına, gıda sanayi tesislerine, bitkisel üretim kırsal turizmine, makine parklarına yapılacak hibe desteklerine ilişkin kadar birçok alanda ‘bilgilendirme faaliyetinde’ Sinoplu yatırımcılarımıza destek olacak. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın belirttiği üzere; Türkiye Yüzyılı, üretimin ve üreticinin yüzyılı olacak. Sinopumuzun bu üretim vizyonuna katkısı açısından; Tarımsal ve Kırsal Kalkınma Destekleme Kurumu Sinop İrtibat Ofisi ilimiz için en önemli aktörlerden biri olacaktır. Sinopumuz özellikle kırsal turizm bakımından yaylaları ve dağlarıyla eşsiz destinasyonları barındıran bir coğrafyaya sahip. İlimiz aynı zamanda deniz ürünleri, tarım ve hayvancılık üretimiyle de eşsiz bir potansiyele sahip. IPARD III Projesi, Avrupa Birliği aracılığı ile sağlanan birçok farklı türde desteklerle, Sinopumuzun çiftçisine, üreticisine ve yatırımcısına yüzde 50 ile yüzde 75 oranları arasında hibe desteği sunacaktır. Program kapsamında her bir il için ayrılmış bir bütçe bulunmamaktadır. Yani iller arası bu bütçeden faydalanma noktasında aralarında tatlı bir rekabet olacaktır. Her ildeki yatırımcılar, hazırlayacakları uygun-nitelikli projeler sayesinde; desteklerden daha fazla yararlanmaları mümkün olacaktır. Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu Sinop İrtibat Ofisimiz, Tarım ve Orman İl Müdürlüğü’nden bağımsız olarak açılmıştır” diye konuştu. – SİNOP
]]>Ankara Büyükşehir Belediyesi, kırsal kalkınma projeleriyle Başkentli üreticilerin yanında olmaya devam ediyor. Kahramankazan Fethiye Mahallesi’nde muhtar ve vatandaşlarla bir araya gelen Kırsal Hizmetler Daire Başkanlığı ekipleri, ilçe ilçe gezerek “Kırsal Kalkınma Bilgilendirme Toplantısı” düzenliyor.
Ankara’da toplam sulamaya açılmayı bekleyen alan miktarının 850 bin dönüm olduğunu 130 bin dönümünü Büyükşehir olarak sulamaya açtıklarının altını çizen ABB Kırsal Hizmetler Daire Başkanı Ahmet Mekin Tüzün, şu bilgileri verdi:
“ANKARA’DA 2 YILDA 130 BİN DÖNÜM ALANI SULAMAYA AÇTIK”
“Üreticilerin kartlarına para yatıracağız tohum bayisinden nohudunuzu alabileceksiniz. Ankara’mızın ve ülkemizin bel kemiğini küçük tarım işletmeleri oluşturuyor. Küçük ve orta boy işletmeler üretime devam etmeliler. Biz 500 dönüm altındaki işletmelere destek veriyoruz. 14 tane yeni gölet yaptık ve 18 tane göleti temizledik. İnşa ettiğimiz sulama şebekeleriyle Ankara’da 2 yılda 130 bin dönüm alanı sulamaya açtık. Gübre fabrikası ve damla sulama fabrikası kurduk, sulama boruları üretiyoruz. Avrupa Birliği FAO’dan bir proje alarak bütün ilçeler için çok detaylı çalıştık. Her ilçenin önemli olan ürünlerini belirledik. Sizin ürünlerinizi işleyerek satmayı sağlayacağız. Örneğin Fethiye’de karadut var, onu çoğaltacağız. Kapama bahçeler kuracağız. Kahramankazan için en büyük Akıncıovası Sulama Projesi’ni hayata geçirmeyi hedefliyoruz.”
TARIMSAL SULAMA BORUSU DESTEĞİ SAĞLANDI
Kırsal mahallelerde bitkisel üretimi artırmak, sulu tarım ürünleri yetiştiriciliğini yaygınlaştırmak, tarımsal sulama altyapısının güçlendirilmesini sağlamak ve bitkisel üretim verimi arttırmak için Kırsal Hizmetler Daire Başkanlığı’na iletilen talepler ihtiyaç sırasına göre değerlendirilerek, 2022 yılında 16 milyon 584 bin 19 TL maliyet ile 248 metre, 2023 yılında 275 milyon 143 bin 58 TL maliyet ile 4 bin 410 metre, 2024 yılında ise 179 milyon 931 bin 79 TL maliyet ile 2 bin 956 metre uzunluğunda boru desteği sağlandı.
GÖLET VE KANAL BAKIM ONARIMI YAPILDI
Sulama kanalları, tarımsal sulama ve hayvan içme suyu göletlerinin zaman içerisinde rüsubat dolması sebebiyle verimleri düşerek ve kullanım güçlükleri yaşanmaya başlaması nedeniyle ihtiyaç olan yerlerde yeni gölet yapım çalışmaları tamamlandı. Yakupderviş Mahallesi’nde 114 milyon 804 bin 79 TL maliyet ile 14 bin 700 metrekare HİS Göleti, Bitik Mahallesi’ne 241 milyon 742 bin 09 TL maliyet ile 4 bin metrekaresulama kanalı temizliği desteği sağlandı.
SIVAT DESTEĞİ
Hayvancılıkla uğraşan mahallelerde hayvancılığı teşvik etmek, yayla ve mera alanlarında hayvanların su kaynaklarına daha kolay ulaşmasını sağlayarak et ve süt verimini arttırmak, yaban hayvanlarının su ihtiyaçlarını karşılamak ve kısıtlı olan su imkanlarının daha verimli kullanılmasını, ekolojik dengenin korunmasını sağlamak amacıyla olukları çatlamış, kırılmış ve atıl durumdaki bakımsız hayvan sulama olukları yenilendi. Kahramankazan’da 2022 yılında 16 mahallede toplam 23 adet başlık, 189 adet oluk dağıtılarak 223 milyon 993 bin 50 TL’lik yatırım yapıldı.
VATANDAŞTAN BÜYÜKŞEHİR’E TEŞEKKÜR
Kırsal Hizmetler Bilgilendirme Toplantısı’na katılan muhtar ve vatandaşlar memnuniyetlerini, şu sözlerle dile getirdi:
Selahattin Kavak: “Kırsal hizmetlerle ilgili köyümüze mazot, nohut ve tohum desteği verildi. Bugün burada Kırsal Hizmetler Daire Başkanı sulama ve tohumlama hakkında bilgiler verdi. Bizi bilgilendirmeleri bize çok faydalı oluyor.”
Hacı İbrahim Güral: “Büyükşehir Belediyesi tarafından yol olsun, içme suyu olsun, kanalla ilgili olsun mahallemize çalışmaları yaptı, hayata geçirdi. Kırsal Hizmetler olarak da bugün yapılan ve bilmediğimiz hizmetlerle ilgili bilgilendirme toplantısı yaptık. Toplantıda bilmediğimiz konularda bilgi sahibi olduk. Bugüne kadar buğday, arpa, sebze fidesi gibi desteklerden yararlandım. Gereken hizmetleri ve desteği gördük. Mansur Başkan’ın çiftçinin, üretenin, üreticinin yanında olduğuna bizzat şahidim, kendilerine teşekkür ediyorum.”
]]>Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, yerel seçimler öncesi çiftçilerin belediyelerden beklenti ve taleplerini açıkladı. Bayraktar, büyükşehirlerde 2 buçuk milyon dekarlık işlenen tarım alanın yok olduğunu belirterek, “Tarım arazileri korunmalıdır. Kırsalda genç nüfusu tutabilmek için sosyal alanlar artırılmalıdır. Belediyeler ve ziraat odaları birlikte hareket etmelidir. Pazarlama kooperatiflerinin kurulmasına destek olmalıdır. Çiftçilere destekler artırılmalıdır, sürekliliği sağlanmalıdır. Kırsal Alanlara altyapı hizmetleri artırılmalıdır” dedi.
TZOB Genel Başkanı Bayraktar, yaklaşan yerel seçimler öncesi çiftçilerin belediyelerden beklentilerine ve taleplerine yönelik ziraat odaları aracılığıyla yapılan çalışmanın sonuçlarını değerlendirdi.
Bayraktar şunları söyledi:
“6360 SAYILI KANUNLA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYELERİNİN TARIMDA SORUMLULUKLARI ARTTI”
“Tarım, stratejik bir sektör olması sebebiyle tüm dünyada destekleniyor ve korunuyor. Ülkemizde de başta kamunun yaptığı destekler olmak üzere tarım sektörüne birçok farklı araçla destek veriliyor. Yerelde de belediyeler tarafından tarım sektörüne destekler, teşvikler ve yatırımlar yapılıyor.
2012 yılında yayınlanan 6360 sayılı Kanun’un 2014 yılında yürürlüğe girmesiyle birlikte Büyükşehir ile ilçe belediyelerine tarım sektörüne yönelik hizmet ve faaliyetler konusunda görev ve yetkiler verildi.
Ülkemizde kırsal alana hizmet etme görevi 81 ilin 30’unda büyükşehir belediyeleri, kalan 51 ilde ise il özel idarelerinin yetkisinde bulunuyor. Kanunla verilen görev ve yetkiler sonucu 2014 yılından bu yana büyükşehir belediyeleri tarımsal üretimin doğrudan içindedir. Geçen süreç içerisinde büyükşehir belediyeleri tarıma yönelik hizmet götürme birimlerini oluşturdu. Bu açılan birimler bölgeleri dahilinde tarıma ve kırsal alanlara yönelik çalışmalar yapıyor, destekler veriyor.
Birliğimiz tarafından Ziraat Odalarımız aracılığıyla bir çalışma yapıldı. İl ve ilçelerde belediyelerin tarım sektörüne yönelik gerçekleştirdiği çalışmalar ve çiftçilerin belediyelerden beklentileri tespit edildi. Yapılan çalışma neticesinde, büyükşehir belediyelerinin bulunduğu illerde tarım alanlarının yeterince korunmadığı, verilen desteklerin çiftçiler tarafından yeterli bulunmadığı tespit edildi.”
“BÜYÜKŞEHİRLERDE, 10 YILDA TOPLAM İŞLENEN TARIM ARAZİLERİNDE 2,5 MİLYON DEKAR AZALMA OLDU”
“Ülkemizde işlenen tarım alanı ve uzun ömürlü bitki alanı toplamı 2023 yılı itibarıyla 23 milyon 941 bin 709 hektardır. Toplam tarım alanının yüzde 55,7’si yani 13 milyon 337 bin 897 hektar büyükşehir belediyesi sınırları içerinde bulunan 30 ildedir.
2014 yılında 30 büyükşehir belediye sınırlarında bulunan işlenen tarım alanı ve uzun ömürlü bitki alanı toplamı 13 milyon 589 bin 850 hektardır. 2023 yılında ise yüzde 1,85 azalarak 13 milyon 337 bin 897 hektara geriledi.
6360 sayılı Büyükşehir Kanunu’nun yürürlüğe girdiği tarihten bu yana 10 yıl geçti ve bu sürede büyükşehirlerde 2 buçuk milyon dekarlık işlenen tarım alanı yok oldu. Büyükşehirlerin önemli kısmı sanayinin fazla olduğu, sahile yakın turizmin daha ön planda olduğu illerden oluşuyor. Birinci sınıf verimli tarım arazilerinin fazlaca olduğu bu illerde tarım arazilerinin, tarım dışı amaçla kullanımına yönelik tehdidi gün geçtikçe daha da artırıyor.”
“BELEDİYELER VE ZİRAAT ODALARI BİRLİKTE HAREKET ETMELİ”
Bayraktar, çiftçilerin belediyelerden beklentilerini 10 maddede sıraladı:
“-Tarım arazileri korunmalıdır.
-Kırsalda genç nüfusu tutabilmek için sosyal alanlar artırılmalıdır.
Belediyeler ve ziraat odaları birlikte hareket etmelidir.
-Pazarlama kooperatiflerinin kurulmasına destek olmalıdır.
-Semt pazarlarında üreticilere daha fazla yer ayrılmalı, üretici pazarları her ilçede kurulmalıdır.
Çiftçilere destekler artırılmalıdır, sürekliliği sağlanmalıdır.
-Kırsal alanlara altyapı hizmetleri artırılmalıdır.
-Tarımsal ürün işleme tesisleri kurulmalıdır.
-Yenilenebilir enerji kaynaklarının kurulmasına destek olmalıdır.
-Kırsal turizm ile kırsalda gelirin artırılması sağlanmalıdır.”
]]>
ANKARA – Türkiye Ziraat Odaları Birliği Genel Başkanı Şemsi Bayraktar ” Dünya Bankası’nın verilerine göre 2014’te Türkiye nüfusunun yüzde 27’si kırsalda yaşarken 2022’de bu oran yüzde 23’e geriledi” dedi.
Türkiye Ziraat Odaları Birliği Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, yaklaşan yerel seçimler öncesi çiftçilerin belediyelerden beklentilerine ve taleplerine yönelik Ziraat Odaları aracılığıyla yapılan çalışmanın sonuçlarını paylaştı.
Tarımın stratejik bir sektör olması nedeniyle tüm dünyada desteklendiğini söyleyen Bayraktar, Türkiye’de de kamu aracılığıyla tarım sektörüne birçok farklı araçla destek verildiğine işaret ederek, “2012 yılında yayınlanan 6360 sayılı Kanun’un 2014 yılında yürürlüğe girmesiyle birlikte Büyükşehir ile ilçe belediyelerine tarım sektörüne yönelik hizmet ve faaliyetler konusunda görev ve yetkiler verildi” ifadesini kullandı.
Türkiye’de kırsal alana hizmet etme görevini 81 ilin 30’unda büyükşehir belediyeleri kalan 51 ilde ise il özel idarelerinin yetkisinde bulunduğunu hatırlatan Bayraktar, “Kanunla verilen görev ve yetkiler sonucu 2014 yılından bu yana büyükşehir belediyeleri tarımsal üretimin doğrudan içindedir. Geçen süreç içerisinde büyükşehir belediyeleri tarıma yönelik hizmet götürme birimlerini oluşturdu. Bu açılan birimler bölgeleri dahilinde tarıma ve kırsal alanlara yönelik çalışmalar yapıyor, destekler veriyor” diye konuştu.
TZOB tarafından yapılan çalışmaları aktaran Bayraktar, “İl ve ilçelerde belediyelerin tarım sektörüne yönelik gerçekleştirdiği çalışmalar ve çiftçilerin belediyelerden beklentileri tespit edildi. Yapılan çalışma neticesinde, büyükşehir belediyelerinin bulunduğu illerde tarım alanlarının yeterince korunmadığı, verilen desteklerin çiftçiler tarafından yeterli bulunmadığı tespit edildi” açıklamasında bulundu.
Türkiye’de 2023 yılı itibariyle 23 milyon 941 bin 709 hektar tarım alanı olduğuna dikkati çeken Bayraktar, şunları kaydetti:
“Toplam tarım alanının yüzde 55,7’si yani 13 milyon 337 bin 897 hektar büyükşehir belediyesi sınırları içerinde bulunan 30 ildedir. 2014 yılında 30 büyükşehir belediye sınırlarında bulunan işlenen tarım alanı ve uzun ömürlü bitki alanı toplamı 13 milyon 589 bin 850 hektardır. 2023 yılında ise yüzde 1,85 azalarak 13 milyon 337 bin 897 hektara geriledi. 6360 sayılı Büyükşehir Kanunu’nun yürürlüğe girdiği tarihten bu yana 10 yıl geçti ve bu sürede büyükşehirlerde 2 buçuk milyon dekarlık işlenen tarım alanı yok oldu. Büyükşehirlerin önemli kısmı sanayinin fazla olduğu, sahile yakın turizmin daha ön planda olduğu illerden oluşuyor. 1. sınıf verimli tarım arazilerinin fazlaca olduğu bu illerde tarım arazilerinin, tarım dışı amaçla kullanımına yönelik tehdidi gün geçtikçe daha da artırıyor.”
“Kırsal nüfusun oranı yüzde 23’e geriledi”
Türkiye’de kırsal nüfusun azaldığını söyleyen Bayraktar, şöyle konuştu:
“Dünya Bankası’nın verilerine göre 2014’te Türkiye nüfusunun yüzde 27’si kırsalda yaşarken 2022’de bu oran yüzde 23’e geriledi. Son yıllarda kırsaldan kente göçün hızlandığı göz önüne alındığında karşımıza ilk olarak kırsal bölgelere sosyal ve kültürel yaşantıyı geliştiren hizmetlerin götürülmesi gereği çıkıyor. Belediyeler, kırsal hayatın doğal yapısını bozmadan sosyal ve kültürel açıdan destek vererek buraları yaşanılabilir hale getirmelidir.”
“Yine yaptığımız çalışmada, 6360 sayılı Kanunla 30 büyükşehir belediyesinde tarımsal üretime yönelik kurulan birimlerle çeşitli destekler verilmesine rağmen diğer belediyelerde tarımsal üretime yönelik faaliyetler yok denecek kadar azdır. Belediyelerce verilen desteklerin başında en fazla tohum, fide, fidan dağıtımının yapıldığı tespit edildi” diyen Bayraktar, “Ayrıca, bazı belediyeler tarafından afet sonrası yardımlar, mazot, gübre, yem, ilaç, tarım alet-makine, malç naylonu, tekne bakım malzemesi, sera yardımları yapıldığı ve kırsal kalkınmaya yönelik projeler üretildiği de tespitlerimiz arasındadır” ifadelerini kullandı.
“Ülkemizde tahıllar ve diğer bitkisel ürünler ekim alanlarının yüzde 56’sı, sebze bahçeleri alanlarının yüzde 68’i, meyveler, içecek ve baharat bitkileri alanlarının yüzde 75’i büyükşehirlerde bulunuyor. Ayrıca büyükşehirlerde, Türkiye sığır varlığının yüzde 54,8’ine, koyun varlığının yüzde 56’sına, keçi varlığının yüzde 56 buçuğuna ve kümes hayvanlarının yüzde 67’sine sahiptir” diyen TZOB Başkanı Bayraktar, “Ülkemizde bulunan tarım alanlarının yüzde 55,7’sini oluşturan, bitkisel ve hayvansal üretimin yarıdan fazlasının yapıldığı 30 ilde tarımsal üretime ve çiftçilere verilen önem ve ayrılan kaynak daha fazla olmalıdır. Kırsala harcanacak kaynağın yerinde kullanılmasına dikkat edilmeli, ihtiyaçlar yerinde tespit edilerek çözüm sağlanmalıdır. Dolayısıyla belediyelerin yaptığı ve yapacağı desteklerin çiftçi odaklı olması önemlidir” açıklamalarında bulundu.
Bayraktar konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Köy tüzel kişiliğine ait tarım arazilerinin 6360 sayılı Kanunla büyükşehir belediyelerine devredilmesiyle köylere ait arazilerle verimli tarım arazilerini korumak büyükşehir belediyelerinin en önemli sorumluluklarından biri haline geldi. Büyükşehir belediyeleri, kendilerine emanet edilen bu arazilere sahip çıkmalıdır. Tüm belediyeler arazilerin amacı dışında kullanılmaması ve imara açılmaması konusunda her türlü tedbiri almalıdır. Belediyeler, her ilde oluşturulan Toprak Koruma Kurullarında Ziraat Odalarının yer almasına destek vermeli ve bu kurullara gelen amaç dışı kullanım taleplerine yönelik de Ziraat Odalarıyla birlikte hareket etmelidir.”
“Gençleri kırsalda tutamamak, tarımsal üretimde sorunların en başında yer alıyor. Bunun en önemli nedenleri arasında ise kırsal alanda eğitim, sağlık ve benzeri imkanların kısıtlı olması, sosyal ve kültürel imkanların olmaması geliyor” diyen Bayraktar, “Kırsal nüfusun gençleştirilmesi için kırsalın sorunları çözülmeli, kent ve kır arasındaki ekonomik ve sosyal farklılıklar giderilmelidir. Bu anlamda her belediye kırsal alana daha fazla kaynak ayırmalı, kadınlara yönelik eğitici ve meslek edindirici kurslar açmalı, çocuklar için etkinlik alanları oluşturmalıdır” ifadelerini kullandı.
Tarıma verilen desteklerin etkinliğinin her zaman sorgulandığını ve tartışıldığını aktaran Bayraktar, “Tarımsal desteklerdeki en önemli sorun, desteklerin çiftçinin ihtiyaçlarını karşılayıp karşılamadığıdır. Bu sorunun çözümü de çiftçiyle birlikte hareket etmekten geçiyor. Belediyeler, yaptıkları ve yapacakları uygulamalarda mutlaka çiftçi ihtiyaçlarını en iyi bilen, çiftçiyi en iyi tanıyan Ziraat Odalarıyla beraber hareket etmeli, görüşlerini almalıdır” diye konuştu.
Tarımdaki en önemli sorunlardan birinin ekonomik örgütlenme ve pazarlama olduğunu dile getiren Bayraktar, şu ifadelere yer verdi:
“Kooperatifleşme ve önemi konusunda belediyeler ve Ziraat Odaları işbirliği ile çiftçi eğitimleri yapmalıdır. Belediyeler, pazarlama kooperatiflerinin kurulmasına öncülük etmeli, etkin, fonksiyonel, profesyonel, idari ve mali açıdan güçlü örgütlenmenin oluşturulması sağlanmalıdır. Kooperatiflerle hem üretime hem de üretilen ürünlerin tüketiciye en kısa yoldan ulaşmasını sağlayacak çalışmalar yapılmalıdır.”
“Pazar Yerleri Hakkında yönetmelik hükümlerinde pazaryerlerinin en az yüzde 20’sinin özel satış yeri olarak üreticilere ayrılması hükmü bulunuyor. Ürettiği ürünü doğrudan semt pazarında satmak isteyen üreticimize tüm belediyeler yer ayırmalı ve ayrılan alan yüzde 20 ile sınırlandırılmamalıdır. Bu sınırlama özellikle yaz aylarında ürün arzındaki artış nedeniyle kendi ürününü pazarda satmak isteyen üreticilerimize engel teşkil ediyor” diyen Bayraktar, şunları kaydetti:
“Yine belediyelerce belirlenecek günlerde sadece üreticinin ürettiği ürünü halka doğrudan sunabileceği üretici pazarlarının her il ve ilçede kurulması sağlanmalıdır. Gıda fiyatları üzerinden haksız kazanç elde etmeye yönelik hareketlere belediyeler tarafından izin verilmemelidir. Belediyelerin hallerde yaş sebze ve meyve ticaretine yönelik denetimlerinin yanı sıra, halkımıza gıda arzında son nokta olan bakkal, market, fırın gibi temel tüketim mallarının satıldığı noktalarda, denetimler artırılmalı, piyasa üzerinde bozucu etkisi olanlara ceza uygulanmalıdır.”
“Belediyelerin kırsal alanda gerçekleştirdiği çalışmaların en önemlisi çeşitli konularda yapılan desteklerdir. Belediyeler tohum, girdi ve benzeri konularda çiftçilere hibe destekleri yapıyor. Bazı belediyeler Ziraat Odaları ve Kooperatifler aracılığıyla çiftçilere tarım alet ve makinası hibe ediyor. Belediyelerin çiftçilerin ihtiyaçları doğrultusunda bu destekleri artırması bekleniyor” ifadelerini kullanan Bayraktar, şunları aktardı:
“Destek miktarını artırmanın yanı sıra desteklerin düzenli olarak verilmesi ve verilecek desteklerin üretim döneminden önce açıklanması da önem arz ediyor. Özellikle de tohum, fide, gübre, mazot, yem ve ilaç gibi girdilerin tek bir defaya mahsus verilmesi, tarımsal üretimin sürdürülebilirliğine katkı sunmayacaktır.”
Tarımsal üretim için yapılan destekler kadar ekim yapılacak yerin altyapısının da uygun olması gerektiğini ifade eden Bayraktar, “Türkiye’nin birçok kırsal bölgesinde bu anlamda eksiklikler vardır. Belediyeler; yol ıslahı, tarla yollarının yapımı ve bakımı, tarım arazilerindeki drenaj ve sulama kanallarının bakımı gibi yatırımlarını artırmalıdır” dedi.
Bayraktar, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Bölgede tarımsal faaliyetlerin gelişmesinde, üretimin artırılması ve daha kolay pazarlanmasında ürüne yönelik işleme tesislerinin kurulması oldukça önemlidir. Belediyeler, İl ve ilçelerin üretim deseni ve çiftçi ihtiyaçlarına göre tespit edilerek, meyve-sebze kurutma, meyve suyu, ürün paketleme tesislerinin, soğuk hava depolarının ve toprak, bitki ve sulama suyu analiz laboratuvarlarının kurulmasında öncülük etmelidir. Tarımsal ürünlerin pazarlanmasında markalaşmanın önemi biliniyor. Bitkisel ve hayvansal ürünlerin işlenmiş ve paketlenmiş olarak pazarlanması için gerekli altyapı ve pazar ağlarının belediyelerce bölgelerde oluşturulması önemlidir.”
Yenilenebilir enerji kaynaklarına da dikkati çeken Bayraktar, “Hem dünyada hem de ülkemizde yenilenebilir enerjiye rağbet artıyor. Çevrenin sürdürülebilirliği ve tarımsal maliyetlerin azaltılması için belediyeler bölgelerinde biyogaz, rüzgar enerjisi ve güneş enerjisi gibi alternatif enerji kaynaklarının çoğalmasına ön ayak olmalıdır” şeklinde konuştu.
Kırsal turizm konularına da dikkati çeken Bayraktar, “Kent merkezinde yaşayanların kırsal hayata yönelik artan ilgileri sonucu kırsal kesimde yeni gelir kapıları açılıyor. Belediyelerin kırsal alanları tanıtıcı faaliyetlerde bulunmaları ve cazibe oluşturmalarını hem üreticilerin hem de bölgedeki diğer insanların gelirlerini artıracak, kırsal kalkınmaya katkı sağlayacaktır” ifadelerine yer verdi.
]]>Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu (TKDK) tarafından organize edilen Tarımda Kadın Emeği Zirvesi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan’ın katılımıyla The Ankara Otel’de başladı.
Yumaklı, burada yaptığı konuşmada, kırsal kalkınmadaki başarıların ana kaynağının kadınlar olduğuna işaret ederek, kırsal kalkınmanın, ülkenin gıda arz güvenliği, sanayiye hammadde temini ve istihdama sağladığı katkı nedeniyle stratejik bir alan olduğunu söyledi.
Yürüttükleri politikalarda kadınlara pozitif ayrımcılık yaptıklarını ve yapmaya devam edeceklerini bildiren Yumaklı, “Biliyoruz ki kırsal kalkınmada kadın varsa sürdürülebilirlik vardır. Bu kapsamda kadınlarımızın ekonomik anlamda güçlenmesi, kırsal alanların gelişmesinde ve güçlenmesinde kilit rol oynamaktadır.” ifadelerini kullandı.
Yumaklı, kadınların desteklenmesi ve liderlik rolüne teşvik edilmesinin büyük öneme sahip olduğuna işaret ederek, Bakanlık olarak kadınların ve gençlerin tarımsal üretimde yer almaları için çalıştıklarını dile getirdi.
Kırsal bölgelerin, insanların yaşamlarını sürdürdükleri, geleceğe miras bırakılacak zenginlikler olduğuna dikkati çeken Yumaklı, kırsalda yaşayanların yaşam ve çalışma koşullarının yükseltilmesini amaçladıklarını aktardı.
Yumaklı, kırsal yaşam koşullarının yükseltilmesi için çeşitli projeler yürüttüklerini belirterek, “Kırsal kalkınmada son 22 yılda 774 bin projeye reel rakamlarla yaklaşık 120 milyar lira hibe ödemesi yaptık. Bu desteklerde gençlerimize ve kadınlarımıza her zaman pozitif ayrımcılık yaptık. Kırsal kalkınma yatırımlarımız içerisinde IPARD ve TKDK hibe desteklerinin önemli yeri bulunuyor.” diye konuştu. Yumaklı, Emine Erdoğan’a, himayesinde yürütülen Sıfır Atık, Su Verimliliği Seferberliği projeleri ile Tarımda Kadın Emeği Zirvesi için teşekkür etti.
“6 binden fazla kadın girişimciye yaklaşık 14 milyar lira hibe desteği sağladık”
TKDK Başkanı Ahmet Antalyalı da kurumlarının bugüne kadar 6 binden fazla kadın girişimciye yaklaşık 14 milyar lira hibe desteği sağladığını söyledi.
Antalyalı, bu desteklerle ülkeye 30 milyar liraya yakın yatırım kazandırıldığının altını çizerek, yatırımlar sayesinde 33 bin kadının istihdam edildiğini belirtti.
IPARD-I ve II programları kapsamında bugüne kadar 25 binden fazla projeye 45 milyar lira hibe desteği verildiğini aktaran Antalyalı, bu hibeler sayesinde ülkenin tarım ve gıda sektörlerine 95 milyar lira tutarında yatırım kazandırıldığını bildirdi.
Antalyalı, bu yatırımlarla 100 binden fazla istihdam sağlanmasına katkıda bulunulduğuna işaret ederek, “Önümüzdeki dönemde başlatacağımız IPARD-III Programı’yla da 786 milyon avroluk hibe desteğimizle 1,2 milyar avro tutarında yatırım sağlanacak ve 40 bin kişilik yeni istihdam olanağı oluşturulacak.” değerlendirmesinde bulundu.
Hibe desteklerinin yüzde 67’sinin genç, yüzde 30’unun ise kadın yatırımcılar tarafından kullanıldığını belirten Antalyalı, bugüne kadar 42 ilde uyguladıkları IPARD Programı’nı 81 ile yayacaklarını kaydetti.
Bu arada, “Kırsal Alan ve Kadının Kırsal Ekonomik Hayata Katılımı”, “Kırsal Alanda Kadın Yatırımlarına Yönelik Destekleme Mekanizmaları”, “Kırsal Alanda Kadının İstihdamı ve Örgütlenmeye Katılımı”, “IPARD Programı ve Kadın”, “Kırsal ve Agro Turizm”, “Kadın ve Ata Tohumu” ile “IPARD III Programı Tanıtımı” konulu oturumların düzenleneceği zirve, 8 Mart’a kadar devam edecek.
]]>Ankara Büyükşehir Belediye (ABB) Başkanı Mansur Yavaş, Ankara’da faaliyet gösteren Tarım ve Ticaret Bakanlığı’na bağlı üretici, kadın, sulama kooperatifi ve sulama birliklerinden 196 derneğin temsilcisi ile bir araya geldi. Yavaş, “Dünyada kendi kendine yeten ender ülkelerden birisiydik değil mi? Niye yurt dışından almak ihtiyacını hissettik? Niye kendi çiftçimizi desteklemiyoruz? Oysa Anayasa’ da da yazıyor bütçenin belirli yüzdesinin çiftçiye destek olarak verileceği. Ama gerçeği şu; uğraşmayın diyorlar, yurt dışından getirip vatandaşa ucuz yedireceğiz diye düşünürken, yarın bir gün doğal gazda olduğu gibi petrolde olduğu gibi fiyatı onlar belirleyecek ve yarın çiftçi bulunmayacak… Geleceğin en büyük zenginliği gıda olacak. Petrolden daha önemli. Gıda olmadığı zaman ölürüz. En büyük zenginliğimiz ürettiğimiz gıdalar olacak…Yeter ki Ankara’nın kırsalında bu tür üretimlere başlansın, biz sonuna kadar destek olacağız” dedi.
ABB Başkanı ve CHP ABB Başkan Adayı Mansur Yavaş, bugün Ankara Kent Konseyi’nde “Kırsal Kalkınma Kooperatif, Birlik ve Dernekleri İstişare Toplantısı”na katıldı. Kırsal Kalkınma Başkanı Halil İbrahim Yılmaz, ABB Kırsal Hizmetler Daire Başkanı Ahmet Mekin Tüzün, AKK Çevre ve İklim Meclisi Başkanı Ömer Şan, Kırsal Kalkınma Çalışma Grubu Sözcüsü Ayfer Ulusoy, eski AKP Gümüşhane Milletvekili Feramuz Üstün ve Kooperatifçilik Uzmanı Necmettin Pehlivan’ın da katıldığı toplantıda konuşan Yavaş, şunları söyledi:
“30-40 YILDIR MAALESEF TARIMI ÖLDÜRDÜLER”
“Aynı politikayı bundan 30-40 yıl önce de şöyle başladılar; niye siz arpa, buğdayla uğraşıyorsunuz? Amerika’dan geçirseniz çok daha ucuza mal oluyor ve halk daha ucuza un alacak, daha ucuza gıdasını temine edecek gibi şeylerle bu tarımı kırsalda herkesin yapması yerine çok büyük karteller oluşturmak suretiyle onların yapması gerektiği iddia edilmeye başlandı. Ben kendi gözümle gördüm. Amerika’da bir çiftçinin yaptığı üretim neredeyse Türkiye’nin üretimine eşit. GDO’lu ürünlerle falan bir şekilde daha fazla ürün alıyor. Bunları gemilerle bize gönderiyorlar. Sonuçta ne oluyor? Böyle olunca Türk çiftçisi yavaş yavaş tarımı bırakmaya başlıyor. Bunun sonucu nedir? Gıdada dışarıya bağımlı olmak. Aynen petrolde bağımlı olduğumuz gibi. Daha sonra köy okulları kapatıldı. ve sürdürülen tarım politikaları nedeniyle artık insanlar uğraşmaz oldular. Hayvancılıkta da aynısı yaşandı. Hayvancılıkta ben yurt dışında gördüm. 100 bin başlık çiftlikler var. Tarımla uğraşan nüfus Amerika’da yüzde 14 tarımda hayvancılıkta Türkiye’de de bunun böyle olması lazım diye bunu bize kabul ettirdiler. Bunu kabul ettirirken şöyle olsaydı mantıklıydı; eğer siz bu çiftçilikle uğraşanların çocuklarına tarımın yerine sanayi ikame edip koyup bunları o şekilde yönlendirip çoluğuna çocuğuna bu şekilde iş bulacak hale getirseydiniz belki mantıklıydı. Ama Türkiye gerçekleri öyle değil. Türkiye’de hala Türkiye’nin her yerinde hatta köylerde, kırsalda yaşayan insanlar kendilerini hiç kimseye yük olmadan üreteceğiz diye uğraşıyorlar. Bunları ‘Bu işi bırak dediğiniz’ zaman yapacak iş yerleri yok, aç kalacaklar. ve sürdürmek istiyorlar. Bunu 30-40 yıldır sert bir şekilde yapıp maalesef tarımı öldürdüler. Peki sonuç ne oldu? Ben neden bu kadar destek olmak istiyorum? En basit örneği Ukrayna-Rusya Savaşı. Ukrayna-Rusya Savaşı olduğu zaman Dünya buğday krizine girdi. Ukrayna’nın arazileri bizden mi büyük? Halbuki bizdeki tarımsal üretim çok daha fazla. Ama bilinçli bir şekilde siz bunu yapmayın diye diye başkasını muhtaç olduk.
“UKRAYNA SAVAŞI’NDAN SONRA İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ GÖSTERDİ Kİ ARTIK GIDA ERİŞİMİZ ZORLAŞIYOR. ÖNÜMÜZDEKİ YILLARIN EN BÜYÜK PETROLÜ GIDA OLACAK”
Dünyada kendi kendine yeten ender ülkelerden birisiydik değil mi? Niye yurt dışından almak ihtiyacını hissettik? Niye kendi çiftçimizi desteklemiyoruz? Oysa Anayasa’da da yazıyor bütçenin belirli yüzdesinin çiftçiye destek olarak verileceği. Ama gerçeği şu; uğraşmayın diyorlar, yurt dışından getirip vatandaşa ucuz yedireceğiz diye düşünürken, yarın bir gün doğal gazda olduğu gibi petrolde olduğu gibi fiyatı onlar belirleyecek ve yarın çiftçi bulunmayacak. İkincisi Ukrayna Savaşı’ndan sonra iklim değişikliği gösterdi ki artık gıda erişimi zorlaşıyor. Yani önümüzdeki 15-20, 50 yılın en büyük petrolü gıda olacak. Geçen televizyonda bir profesörden izleyerek dinledim. Diyor ki bakın dünyanın en zengin adamı dünyanın çeşitli yerlerinden binlerce dönüm tarla almaya başladı. Halbuki bunların hiçbirine ihtiyacı yok. Cep telefonundan, bilgisayardan bir uygulamayla tarımdan kazanacağı paranın yüz mislini kazanacak durumda. ve yerin altına depolar yaptırıyorlar. Ata tohumlarını saklıyorlar orada. Bunları televizyonlarda görüyoruz. Bunlar bunu niye yapıyorlar sanıyorsunuz? Çünkü iklim değişikliği nedeniyle artık ya aşırı yağışlar olacak tarladan ürününüzü alamayacaksınız ya da sık sık Türkiye’de de rastlıyoruz aşırı sıcaklar nedeniyle yine ürününüzü alamayacaksınız. Bu nedenle bizim Ankara’da tekrar tarıma yönelmemiz gerekiyor. Bunun bir sebebi de şu; bu bina dahil Ankara’da gördüğünüz ilçelerde gördüğünüz bütün binaların toplamı Ankara’nın arazisinin sadece yüzde üçüne eşit. Ankara’nın yüzde 97’si hala boş tarla, boş arazi. Bunların en az yüzde 50’si de tarıma uyuyor. Dolayısıyla zaten bizim petrolümüz var meydanda, mesele buna bir şekilde destek olup tekrar insanlar üretmesini sağlamak. Sorun nerede peki? Üretimdeki maliyetlerde. İşte eğer hükümetimiz, devletimiz gereğini yapsa, çiftçimizin bu maliyetlerini en aşağı indirse gerekli destekleri verse herkes para kazansa yapma deseniz de yapar öyle mi? Ama üretimdeki maliyetler artıyor, mazot fiyatları derken artık insanlar ekemez hale geldi.
Şimdi biz Kırsal Kalkınma Daire Başkanımız vasıtasıyla büyük bir çalışma başlattık, insanları üret teşvik etmek için ve başarılı olduğumuza inanıyorum. Beş yıl içerisinde verdiğimiz destek 880 milyon lira yani bir milyara yakın destek olduk. Bizim kendi bütçemize göre ancak bu kadar yaptık. Fakat pandemi dönemi ve arkasından gelen ekonomik sıkıntılar gösterdi ki bizim daha fazla destek olmamız lazım. Benim bir projem vardı. Köylere güneş enerjisi götürmek. Şimdi köylere güneş enerjisini götürdüğü zaman yönetmeliğe göre şöyle bir şey var; herkes kendi evinin üstüne yapabiliyor. Ben de köylerin birçoğuna köye ortak mal olarak bir taneyi koyalım. Bütün köylü oradan yararlansın dedim. Şu andaki yönetmeliğe göre uygun değil. Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu’na bunu düzenleyin diye yazdık. Cevap dahi yazmadılar. ve sözümüzü tutmak için seçtiğimiz birkaç tane köyde en azından vatandaş görsün diye bazı yerlerin üzerine koyduk. Daire başkanımıza talimat verdim, sulama kooperatiflerin de enerjisine ayrıca destek olacağız. Onda yasal bir engel yok.
“YETER Kİ ANKARA’NIN KIRSALINDA ÜRETİMLERE BAŞLANSIN. BİZ SONUNA KADAR DESTEK OLACAĞIZ”
Şunu bilmenizi isterim; kooperatifleri çoğaltırsanız sadece tarımsal değil özellikle yöresel ürünlerle ilgili kooperatifler şimdi çok değerlendi. Yeter ki Ankara’nın kırsalında bu tür üretimlere başlansın, biz sonuna kadar destek olacağız. Evvelsi gün Elmadağ Belediye Başkanı’yla beraberdik. Onların da kendine has ekmeği var. Halk ekmek üzerinden satıyorlar ve yetiştiremiyorlar. Kent konseyi başkanımızın söylediği gibi Türkiye’de ilk defa Beypazarı’nın belediye başkanıyken kendi yerel ürünlerimize coğrafi işaret için ben başvurdum. Sizler de kendi bulunduğunuz bölgelerde yöreye has ürünler için coğrafi işaretlere de başvurabilirsiniz. Biz bunları değerlendirmeye hazırız. Sadece tarımsal üretimde değil, hayvancılıkla, yöresel ürünlerin satılmasında öncülük etmeye hazırız. Ne kadar çok üretirseniz, çoluğunuz çocuğunuz, bu işte uğraşırsa bana bir tane öz geçmiş az gelir. Ankara Büyükşehir Belediyesi olarak daha fazla destek olmak suretiyle inşallah hep birlikte bu işi başaracağız.
Başından beri söylüyorum. Çılgın proje yok. Proje yapıyorum deyip sizlerden aldıkları paraları çöp projelere gömdüler şimdiye kadar. Görüyorsunuz Ankara’ya girerken bu kapıların kime ne faydası var? İnanın o kapılara harcanan parayla bugün Ankara’nın bir ilçesi ayağa kalkardı. Onun için diyorum kanalizasyon ihtiyaçlarını bitireceğiz inşallah. Susuz köy kalmayacak inşallah. İlk önce onları yapacağız. Farz var ortada önce. Farz bunlar. ve ikinci olarak da dediğim gibi orada yaşanır hale gelmezsiniz, çocuklarınızı orada kalmaz. Onun için orada elektriği, suyu, interneti, her şeyi olmalı ki çoluğunuz çocuğunuz orada yaşamaya devam etsin ve sizlerin yaptığı iş sürdürmeye devam etsin. Hem kendileri kazansın hem Ankara kazansın.
Geleceğin en büyük zenginliği gıda olacak. Petrolden daha önemli. Çünkü arabaya binmezsiniz petrol yoksa birçok şeyi yapmazsınız ama gıda olmadığı zaman ölürüz. En büyük zenginliğimiz ürettiğimiz gıdalar olacak. Biz görevde olduğumuz sürece inşallah desteklerimizi bütçemizle bu işe ayırdığımız payı arttırarak sizleri desteklemeye devam edeceğiz.”
]]>