Yeniden Refah Partisi Genel Başkan Yardımcısı Kılıç, partisinin Merkez Yürütme Kurulu toplantısının ardından basın mensupları ile bir araya geldi. İsrail’in Refah’ta yürüttüğü operasyonlarla ilgili konuşan Kılıç, Uluslararası adalet divanının refah operasyonu durdurulsun kararına rağmen İsrail’in sivilleri bombaladığını belirtti.
“İsrail’in devlet terörüne gözcülük ve sözcülük yapanlar da aynı şekilde soykırım suçlusudur”
Kılıç, “Canavarca hisle yapılan bu saldırılar soykırımdır. Bir kez daha altını çiziyorum. Siyonist İsrail’in refahtaki sivillere yönelik canavarca hisle yapılan saldırımları uluslararası hukuk açısından soykırımdır. İşlenen cinayetler insanlık suçudur. Netanyahu adlı azılı katil soykırım suçlusudur. İsrail’in devlet terörüne gözcülük ve sözcülük yapanlar da aynı şekilde soykırım suçlusudur. Israil’in sivillere yönelik hava saldırıları sonrası tanklarla kara harekatı başlattığı bilgileri gelmektedir. Siyonist rejimin hukuk tanımazlığını durdurmak sadece Türkiye’nin değil tüm dünyanın görevidir” ifadelerini kullandı.
” İspanya, İrlanda ve Norveç hükümetlerini siyonist İsrail’in bütün diplomatik baskılarına rağmen Filistin’i devlet olarak tanıdıkları için kutluyoruz”
İsrail’in hukuk tanımazlığının uluslararası kuruluşları da anlamsızlaştırdığını ifade eden Kılıç, “İsrail’in devlet terörü karşısında bütün etkisizliği ve tepkisizliği nedeniyle Birleşmiş Milletler anlamını ve ağırlığını kaybetmiştir. Aynı nedenle İslam işbirliği teşkilatı, Arap ligi gibi birliktelikler de anlamını kaybetmiştir. Bu şekilde uluslararası adalet divanı, uluslararası ceza mahkemesi gibi küresel vicdana tercüme olması gereken kurumlar da kısa bir süre içerisinde anlamını kaybedecektir. Bu şartlar içerisinde İspanya’nın Filistin’i devlet olarak tanıma kararını fevkalade önemli ve değerli buluyoruz. Son dakika bilgisi olarak ulaşan İrlanda ve Norveç’in Filistin’i devlet olarak tanıma kararını da aynı şekilde önemli ve değerli buluyoruz. İspanya, İrlanda ve Norveç hükümetlerini siyonist İsrail’in bütün diplomatik baskılarına rağmen Filistin’i devlet olarak tanıma, özgür ve bağımsız Filistin’i uluslararası camia nezdinde kabul eden devletler olma onurundan dolayı, bir kere daha kutluyor ve tebrik ediyoruz” şeklinde konuştu.
“Kuduz riski taşıyan ve saldırgan köpeklerle ilgili uyutma dahil yapılması gerekenler bellidir”
Başıboş sokak hayvanlarıyla ilgili olarak toplumsal kesimlerde oluşan duyarlılığı takdirle takip ettiklerini ifade eden Kılıç, “Ülkemizde tam sayısını kimsenin bilemediği sokak hayvanları ile ilgili popülasyon tahmini 4 ile 10.000.000 arasında değişmektedir. Bu sayının sokakta kalmasına göz yummak, kayıtsız kalmak mümkün değildir. Sokaktaki başıboş hayvanlar nedeniyle Türkiye kuduz riski taşıyan ülkeler arasında süratle yukarıya doğru yükselmektedir. Kuduz riski taşıyan ve saldırgan köpeklerle ilgili uyutma dahil yapılması gerekenler bellidir. Diğerleri ile ilgili de yapılması gereken neyse devlet ve belediyeler marifetiyle yapılmalıdır, yapılacaktır. Gelişmiş ülkelerin hiç birinde kent merkezlerinde başıboş sokak köpeği çeteleri görmek mümkün değil. Bu sorunun çözümüne 5 yıl önce engel olanlar 5 yıl sonra çözümü tamamen imkansız bir sorunla karşı karşıya kalmamızı arzulayanlardır. Bu mesele partiler üstü bir meseledir. Başıboş sokak hayvanları ile ilgili bugün atılması gereken adımlar atılmazsa 5 yıl sonra istesekte adım atma imkanı kalmayacaktır. Nitekim bulundukları koltuklarda 5 yıldır sokak hayvanları ile ilgili parmağını bile oynatmadan oturanların pişmanlıkları bugün kameralara yansımaktadır” dedi.
“Yeni anayasa çalışmalarında olacağız”
Kılıç, basın mensuplarının, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Anayasa değişikliği ile alakalı açıklamalarını nasıl değerlendirdiği sorusu üzerine, “Sayın Cumhurbaşkanı’nın açıklamalarını biz de takip ettik. Yeni ve sivil ve anayasa konusunda hiçbir siyasi partinin hayır, ben bu oyunda yokum, ben oynamıyorum deme şansı yoktur. Sivillerin Türkiye Büyük Millet Meclisi zemininde yeni bir anayasa baştan bir anayasa yapma imkanı doğacaksa Yeniden Refah Partisi olarak biz bu oyunda varız. Bu anayasanın yazımında da yapımında da olmak zorundayız. Ama henüz ortaya çıkan bir metin yok. Anayasa’nın sıfırdan yazılması mı? Mevcut Anayasa üzerinde kapsamlı bir değişiklik yapılması mı gündemdedir? Tam olarak bu bile netleştirilmiş değildir ama yeni Anayasa çalışmalarında olacağız. Kimden gelirse gelsin sürece katkı sağlayacağız” şeklinde konuştu.
Kuvvetler ayrılığını ön plana alan yasamayı yürütmeyi, yargıyı birbirine karşı kontrol mekanizmalarıyla güçlü kılan yeni bir Anayasa sürecine katkı sağlayacaklarını belirten Kılıç, “Ama önce tekliflerin şekillenmesi ve öne çıkması lazım. İktidar partisiyle ana muhalefet partisi arasında bir uzlaşı olacak mı? Bunu bile tam olarak göremiyoruz. Akıl yürütmek için fikir beyan etmek için bir metin görmek istiyoruz. Ellerinde var da açıklamıyorlarsa bu metinde bir an önce bizlere ulaştırmalarını kendilerinden rica ediyoruz” dedi.
“Anayasa konusu gündemde ama anayasa metni ortada yok”
Anayasa değişikliği için referandumun zorunlu olmayabileceğini ifade eden Kılıç, “Belki öyle bir anayasa metni ortaya çıkar ki, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kabulü için gerekli çoğunluk sağlanır ve referanduma mecburiyet kalmayabilir. Ha denirse ki Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde hangi çoğunlukla kabul edilmiş olursa olsun yeni bir anayasayı baştan yazmak, milletin tamamının oyuna sunulmalıdır doğrusu buna da varız. Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki kabul sayısı ne olursa olsun irade bu şekilde cereyan edebilir. Biz buna da varız. Kendi anayasasını oylamak, milletin sadece temsilcilerinin değil, milletin tümünün görevi olsun. İradesi yansısın deniliyorsa biz buna da varız. Ama önce bir metnin ortaya çıkması lazım ve bu metin üzerinde konuşulması lazım. Şu an görünen o ki Anayasa konusu gündemde ama Anayasa metni ortada yok, bu metni görmek istiyoruz üzerinde konuşabilmek için” ifadelerini kullandı. – ANKARA
]]>Yeniden Refah Partisi Genel Başkan Yardımcısı Suat Kılıç, partisinin Merkez Yürütme Kurulu toplantısının ardından açıklama yaptı. İsrail’in Refah’ta yürüttüğü operasyonlara dikkat çeken Kılıç “İşlenen cinayetler insanlık suçudur” dedi. Kılıç, şunları söyledi:
“Uluslararası Adalet Divanı’nın ‘Refah operasyonu durdurulsun’ kararına rağmen İsrail sivilleri bombalıyor. Canavarca hisle yapılan bu saldırılar soykırımdır. Siyonist İsrail’in Refah’taki sivillere yönelik yaptığı saldırıları uluslararası hukuk tarafından soykırımdır. İşlenen cinayetler insanlık suçudur. Netanyahu adlı azılı katil soykırım suçlusudur. İsrail’in devlet terörü karşısında bütün etkisizliği ve tepkisizliği nedeniyle Birleşmiş Milletler anlamını ve ağırlığını kaybetmiştir. İspanya’nın Filistin’i tanıma kararını önemli ve değerli buluyoruz. İrlanda ve Norveç’in Filistin’i devlet olarak tanıma kararını da önemli ve değerli buluyoruz.”
“Sokak hayvanlarıyla ilgili toplumsal duyarlılığı takdir ile takip ediyoruz”
Kılıç, sokak hayvanlarının uyutulmasına ilişkin yasa teklifiyle ilgili de şöyle konuştu:
“Başıboş sokak hayvanlarıyla ilgili toplumsal kesimlerde oluşan duyarlılığı takdir ile takip ediyoruz. Ülkemizde tam sayısını kimsenin bilmediği sokak hayvanlarıyla ilgili popülasyon tahmini 4-10 milyon arasında değişmektedir. Bu sayının sokakta kalmasına göz yummak, kayıtsız kalmak mümkün değildir. Sokaktaki başıboş hayvanlar nedeniyle Türkiye kuduz riski taşıyan ülkeler arasında süratle yukarıya doğru yükselmektedir. Kuduz riski taşıyan ve saldırgan köpeklerle ilgili uyutma dahil yapılması gerekenler bellidir. Diğerleriyle ilgili de yapılması gereken neyse devlet ve belediyeler marifetiyle yapılmalıdır, yapılacaktır. Gelişmiş ülkelerin hiçbirinde kent merkezinde başıboş sokak köpeği çeteleri görmek mümkün değildir. Bu sorunun çözümüne 5 yıl önce engel olanlar 5 yıl sonra çözümü tamamen imkansız bir sorunla karşı karşıya kalmamızı arzulayanlardır. Bu mesele partiler üstü bir meseledir. Başıboş sokak hayvanlarıyla ilgili bugün atılması gereken adımlar atılmazsa 5 yıl sonra istesek adım atma imkanı kalmayacaktır.”
Yeni anayasa konusuna ilişkin konuşan Kılıç, şu ifadeleri kullandı:
“Türkiye Büyük Millet Meclisi zemininde yeni bir anayasa yapma şansı doğacaksa biz bu oyunda varız. Biz bu anayasanın yazımında da yapımında da olmak zorundayız. Henüz ortaya çıkan bir metin yok. Anayasanın yeniden yazılması mı mevcut anayasa üzerinde kapsamlı bir değişiklik yapılması mı gündemdedir tam olarak bu bile netleştirilmiş değildir. Yeni anayasa çalışmalarında olacağız. Kimden gelirse gelsin sürece katkı sağlayacağız. Kuvvetler ayrılığını ön plana alan yasamayı, yürütmeyi, yargıyı birbirine karşı kontrol mekanizmalarıyla güçlü kılan yeni bir anayasa sürecine Yeniden Refah Partisi olarak bize düşen katkıyı sağlayacağız. İktidar ve ana muhalefet partisi arasında bir uzlaşı olacak mı bunu bile tam olarak göremiyoruz. Akıl yürütmek, fikir beyan etmek için bir metin görmek istiyoruz. Anayasa konusu gündemde ama anayasa metni ortada yok. Üzerine konuşabilmek için bu metni görmek istiyoruz.”
]]>
Yeniden Refah Partisi Genel Başkan Yardımcısı Suat Kılıç, Merkez Yürütme Kurulu toplantısının ardından gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Kılıç, 16, 17 ve 18 Mayıs tarihlerinde Genel Başkan Fatih Erbakan liderliğinde Şanlıurfa, Mardin ve Diyarbakır illerinde Yeniden Refah Partisi’nin kazandığı belediyeleri yerinde ziyaret edeceklerini belirtti. Ahlaklı belediyeciliğin başlangıcını bölge belediye başkanlarıyla birlikte vereceklerini söyleyen Kılıç, “Genel Başkanımızla birlikte ziyaret edeceğimiz üç ildeki yüksek oy oranına ulaştığımız ilçelere de aynı şekilde ziyaretlerimizi gerçekleştireceğiz. Vatandaşlarımızla buluşacağız. Vatandaşlarımızın talep, öneri ve şikayetlerini not etme imkanını bu şekilde yakalamış olacağız” dedi.
“Örgütlü yapılarla emniyet, adalet ve istihbarat teşkilatlarının yürüttüğü mücadeleyi sonuna kadar destekliyoruz”
Başta bölücü terör örgütü PKK ve FETÖ olmak üzere her türlü terör yapılanmaları, organize suç örgütleri, uyuşturucu kartelleri ve irili ufaklı örgütlerle mücadelede devlet birimlerinin yanında olduklarını söyleyen Kılıç, “Toplumun ifsadına ve başta aile olmak üzere toplumsal değerlerimizin içten çökertilmesine yönelik örgütlü yapılarla emniyet, adalet ve istihbarat teşkilatlarının yürüttüğü mücadeleyi sonuna kadar destekliyoruz. Adı, sanı, faaliyet alanı ne olursa olsun hiçbir yapılanma Türkiye Cumhuriyeti müesseselerinden daha güçlü ve dokunulamaz değildir. İllegal faaliyetlerle mücadele halinde olan emniyet ve adalet teşkilatlarımıza güveniyoruz. Güvenimizi sonuna kadar korumak istiyoruz” şeklinde konuştu.
“Türkiye tarım ve hayvancılıkta yeniden kendi kendine yeten bir ülke olmak zorundadır”
Dünya Çiftçiler Günü’nü geride bıraktıklarını hatırlatan Kılıç, “Bu özel günde çiftçilerimize güzel haberler verilmesini bekledik ama maalesef olmadı. Türkiye tarım ve hayvancılıkta yeniden kendi kendine yeten bir ülke olmak, hatta nitelikli ve işlenmiş tarım ürünleri ihracatını arttıran bir ülke olmak zorundadır. Tarım ve hayvancılıkta verimliliği artırmadan gıda enflasyonunu dizginlemek mümkün değildir. Köylünün acil ihtiyacı mazot, gübre, tohum ve zirai ilaç giderlerine devletimizin ortak olmasıdır. Çiftçinin üretim maliyeti düşürülmeden tüketicinin gıda enflasyonu düşürülemez. Yaş çay kilogram fiyatı destekleme rakamıyla birlikte 19 lira olarak açıklandı. Bu rakam üreticinin beklentisini karşılamaktan uzaktır. Geçen sene Rize’de bir kilo yaş çay ile iki buçuk ekmek alınabilirken, bu sene bir kilo yaş çay ile bir buçuk ekmek alınabilmektedir” açıklamasında bulundu.
Kılıç, hükümetten beklentilerinin yaş çay alım fiyatının satın alma gücü bakımından 2023 rakamına çıkarılması olduğunu sözlerine ekledi.
“Staj ve çıraklık mağdurları için de adalet arayışlarını desteklemeye devam ediyoruz”
Ekonomide yaşanan kaynak sıkıntısının farkında olduklarını ve bununla birlikte emeklilikte adalet arayanlarının da yanında durduklarını vurgulayan Kılıç, “EYT sorunu çözülürken kademeli geçiş göz ardı edildiğinden, yaşanan adaletsizliğin verdiğimiz kanun teklifi doğrultusunda çözüme kavuşturulmasını bekliyoruz. Aynı şekilde staj ve çıraklık mağdurları için de adalet arayışlarını desteklemeye devam ediyoruz. Staj ve çıraklık mağdurlarıyla kademeli emeklilik bekleyen vatandaşlarımızın sorunlarını Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde düzenlediği basın toplantılarıyla gündemde tutan Konya Milletvekilimiz Sayın Ali Yüksel’e de bu vesileyle teşekkürlerimizi ifade ediyoruz” dedi.
“Tasarruf tedbirlerini Yeniden Refah Partisi olarak ilkesel olarak destekliyoruz”
Hükümet tarafından kamuda tasarruf önlemleri paketinin kamuoyuna duyurulduğunu hatırlatan Kılıç, “Hazine ve Maliye Bakanı Sayın Mehmet Şimşek tarafından açıklanan tasarruf tedbirlerini Yeniden Refah Partisi olarak ilkesel olarak destekliyoruz. Ancak araç kiralama sözleşmeleriyle işçi ve memurların minibüs ve otobüs servisleriyle yapılacak tasarruftan beklenen faydanın sağlanması mümkün değildir. Türkiye’nin tasarruf ihtiyacı 100-200 milyar lira değil, çok daha fazlasıdır. Bunun için de kara deliklerin kapatılması kaçınılmazdır. Vergi af ve muafiyetleri ile yap-işlet-devret projelerin mercek altına alınması halinde tasarruf paketinin tümünden daha fazla tasarruf yapılacağı açıkça ortadadır. Hazine ve Maliye Bakanımız Sayın Mehmet Şimşek’e bu anlamda açık çağrıda bulunuyoruz. İşçi ve memur servislerini kaldırmakla bu paket amacına ulaşmaz. Asıl olan esas kayıp ve kaçakları tespit etmek, önlemek, önüne geçmek ve kamuda gerçek tasarrufu kaynağında yapabilmektir” ifadelerini kullandı. – ANKARA
]]>Kılıç, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türkiye’nin, İsrail’in Gazze’deki savaş suçu niteliğindeki eylemlerine ilişkin Güney Afrika Cumhuriyeti’nin Uluslararası Adalet Divanına açtığı soykırım konulu davaya müdahil olacağının açıklandığını anımsattı.
Açılan davada, Uluslararası Adalet Divanının, İsrail’in eylemlerini durdurması ve aldığı tedbirleri mahkemeye raporlaması yönünde karar aldığını anımsatan Kılıç, “Ama ne yazık ki o tarihten bugüne kadar İsrail yine savaş suçu niteliğindeki eylemlerini sürdürüyor.” dedi.
Saldırılarda çok sayıda Filistinlinin hayatını kaybettiğini belirten Kılıç, sağ kalanların ise yaşam mücadelesi verdiğini belirtti. Kılıç, bölgedeki insanların gıdaya erişim, barınma hakkına erişim noktasında ciddi anlamda bir ablukayla karşı karşıya kaldıklarını, açlıkla yüzleştiklerini ifade etti.
“21. yüzyılın ilk çeyreği biterken böylesi bir durumla karşılaşmak büyük bir trajedi ne yazık ki.” değerlendirmesinde bulunan Kılıç, dünya kamuoyunun İsrail’in soykırım eylemleri karşısında duyarsız kalmadığını dile getirdi.
Türkiye Cumhuriyeti Devletinin olayların başladığı 7 Ekim’den bu yana “Filistin’in bağımsızlığı ve ayrı bir devlet olarak varlığını sürdürme” noktasında irade ortaya koyduğunu belirterek, insani desteğini de sürdürdüğünü kaydetti.
Türkiye’nin son olarak açılan davaya müdahil olacağının açıklandığını dile getiren Kılıç, şu değerlendirmelerde bulundu:
“(Türkiye) Bu trajedi sürecinde insani desteğini sürdürmüştü ve başından itibaren siyasi anlamda desteğini de sürdürdü. Boykot kararı aldı. Ticari ilişkileri bu noktada kesmişti. En son gelişme bu noktada Uluslararası Adalet Divanına söz konusu dava çerçevesinde müdahillik açıklamasında bulundu. Güney Afrika’nın açmış olduğu bu savaş suçuyla, soykırım suçu davasına müdahil olacak Türkiye. Türkiye’nin müdahil olmasının anlamı, değeri, bir kere hukuken zaten Uluslararası Adalet Divanının ilgili mevzuatı çerçevesinde baktığımız zaman taraf ülkelere buna imkan tanındığını görüyoruz. Türkiye bu yetkisini, taraf ülke olması hasebiyle kullanıyor. Bunu herhangi bir hukuki engel söz konusu değil.”
“Bu tarihi hadiselerin kayıt altına alınması ceza adaleti anlamında önemli”
TİHEK Başkanı Kılıç, Türkiye’deki sivil toplum örgütleri ile kamu kurumlarının Gazze’de yaşananları delillendirdiğini, kayıt altına aldığını bildirdi.
Anadolu Ajansının “Kanıt” isimli kitabında İsrail’in Gazze’deki katliamına yer verildiğini aktaran Kılıç, “Bu tarihi hadiselerin kayıt altına alınması, tarihe not düşülmesi noktasında önemli. Hakikatin ortaya çıkması açısından, ceza adaleti anlamında da önemli.” dedi.
Türkiye’nin, İsrail’in zulmünden kaçan Filistinlilere ev sahipliği yaptığını belirten Kılıç, “Türkiye’nin siyaseten bu süreçte müdahil olması hukuk tekniği açısından da önemli diyebilirim delilerin ispatı noktasında.” dedi.
“Türkiye’nin davaya müdahilliği İslam İşbirliği Teşkilatı üyelerini motive edecek”
Prof. Dr. Kılıç, TİHEK’in Filistin’de yaşanan soykırım eylemleri ve insan hakları ihlallerine ilişkin bir komisyon oluşturduğunu, komisyonun raporlama faaliyeti çerçevesinde Türkiye’ye gelen Filistinlilerle görüşmeler gerçekleştirdiğini bildirdi.
İsrail zulmüne maruz kalan Filistinlilerin gözlemlerinin alındığı, yaşadıkları durumların tespit edildiğini aktaran Kılıç, “Bunları da biz raporumuza derç edeceğiz ve yakın zamanda komisyonumuz faaliyetini tamamladıktan sonra bütün dünya kamuoyuyla paylaşacağız.” dedi.
Türkiye’nin açılan soykırım davasına müdahil olmasının uluslararası diplomasındaki ağırlığı dikkate alındığında olumlu etki doğuracağını vurgulayan Kılıç, şu ifadeleri kullandı:
“Türkiye’nin bu davaya müdahil olmasının bir başka önemli boyutu da İslam İşbirliği Teşkilatı bünyesindeki devletlerin harekete geçmesi, siyasi tutum sergilemesi, davaya müdahil olmaları, taraf olmaları noktasında bir motivasyon yaratacağını, bütün dünyada bir etki yaratacağını ifade etmeliyim. Malumunuz Kolombiya’nın müdahillik talebi söz konusuydu. İslam dünyası açısından da Türkiye hem diplomasi noktasında hem jeopolitik gücü ve uluslararası diplomasındaki ağırlığı çerçevesinde böyle bir davaya müdahilliği olumlu bir etki edecek. Bu soykırım eylemlerine, insanlığa karşı eylemlere karşı vicdanın sesi olarak, küresel adaletin sesi, nefesi olarak büyük önem arz ediyor.”
]]>Yeniden Refah Partisi Genel Başkan Yardımcısı Suat Kılıç, partisinin MKYK toplantısının ardından yaptığı açıklamada; Yüksek Seçim Kurulu’na (YSK) yaptıkları itirazları hatırlatarak “Kamuoyu vicdanının rahatlatılması, kanuna ve kurumlara olan güvenin tüm topluma yaşatılması lazımdır. YSK’ya duyulan güveni korumak, kollamak ve muhafaza etmek gereklidir. Seçmen ve siyasi partiler olarak YSK’ya olan güvenimizi yitirmek istemiyoruz” dedi. Kılıç, yeni anayasa tartışmalarına ilişkin de “Yeni anayasa çağrılarına Yeniden Refah Partisi, kapı olarak da kafa olarak da açıktır” diye konuştu.
Yeniden Refah Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Siyasi İşler Başkanı Suat Kılıç, partisinin bugün yapılan MYK toplantısı sonrasında açıklama yaptı. Kılıç, “31 Mart yerel seçimleri yaşandı ve geride kaldı. Ancak devam eden itirazlar ve alışık olmadığımız uygulamalar var. İtirazların YSK’da hukukun bütün normlarına uygun şekilde karara bağlanmasını istiyoruz” dedi.
“ELAZIĞ BELEDİYE BAŞKANI BEŞER KİŞİDEN OLUŞAN BELEDİYE KOMİSYONUNU ÜÇER KİŞİYE İNDİRDİ”
Elazığ, Gaziantep ve Samsun’da olağanüstü itirazlarını YSK’ya sunduklarını ifade eden Kılıç, şunları kaydetti:
“Elazığ ilimizde örneğine pek rastlamadığımız örneği paylaşmak istiyorum. Belediye başkanlığı kazanıldı, meclis üyelikleri de dağıldı. Elazığ Belediye Başkanı, sıra dışı uygulama imza atarak beşer kişiden oluşan belediye komisyonunu üçer kişiye indirerek, Elazığ’daki belediye meclisinde muhalefetin sesini tamamen kısmayı tercih etti. Bu uygulama antidemokratik. Yasal olan hak olmayabilir, kanuna uygun olabilir ama hukuka uygun değil. Yasal olabilir ama hak değil. Bir belediye meclisinde o halkın seçilmiş temsilcilerini, belediyenin ilgili komisyonlarından uzaklaştırmak belediyede yapılacak olan işleri kamuoyu dikkatinden kaçırmaktır. Ortak akıldan uzaklaştırmaktır, müzakereye kapatmaktır. Elazığ Belediye Başkanı’na bu yanlıştan dönmesi çağrısında bulunuyoruz. Elazığ Belediye Başkanı’na ‘hukuka dön, eski köye yeni icraat getirme’ diyoruz.
Olağanüstü itiraz başvurusunun neticesini beklediğimiz üç ilçemiz var. Bunlardan biri Gaziantep Nurdağı. Nurdağı’ndaki aykırılıkları kapsamlı dilekçemizle YSK’ya ilettik. Şanlıurfa Siverek’te de oyların defalarca sayılmasına rağmen hak tecelli etmemiştir. İtirazlarımız harfiyen dikkate alınmış değildir. YSK’da tüm delillerin değerlendirilmesini, yeniden sayım ve gerekiyorsa yeniden seçim kararının alması kaçınılmazdır.
Samsun Bafra’da tam kanunsuzluk hali var. Seçim pusulasında DSP ambleminin olması gereken yerde Memleket Partisi var. Bu durumda o seçimdeki seçimlerin yenilenmesi gerektiği kanunun emredici hükmüdür. Aynı zamanda sayım ve tasnif sırasında partilerin oyları karşılıklı olarak birbiri adına kaydedilmiştir. Kamuoyu vicdanının rahatlatılması, kanuna ve kurumlara olan güvenin tüm topluma yaşatılması lazımdır. YSK’ya duyulan güveni korumak, kollamak ve muhafaza etmek gereklidir. Seçmen ve siyasi partiler olarak YSK’ya olan güvenimizi yitirmek istemiyoruz.”
“BU SÜRE KRONİK SORUNLARIN ÇÖZÜMÜ İÇİN VAR”
Kılıç, yerel seçim sürecinden sonra erken seçim tartışmalarına ilişkin ise erken seçimin parti gündemlerinde olmadığını ifade ederek “Biten seçimlerle birlikte erken seçim tartışmaları başladı. Yeniden Refah karşı tutum aldı. Türkiye’nin gündemi seçim değildir. Türkiye’nin ihtiyacı, seçim değil geçimdir. Hükümetimizden ekonomideki sorunlara yönelmesini bekliyoruz. Enflasyonla mücadele, hayat pahalılığı, mutfak enflasyonunun önlenememesi gibi ekonominin öncü gündemi olmalıdır. Hükümetin önünde dört yıldan fazla süre vardır. Bu süre kronik sorunların çözümü için vardır” diye konuştu.
Kılıç, basın açıklamasının devamında, üreticinin desteklenmesi gerektiğine vurgu yaptı. İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarına ilişkin de konuşan Kılıç, “İsrail soykırım politikası sürdürüyor. Netanyahu’nun Gazze’yi yerle bir etmesi yetmezmiş gibi Refah kapısına sığınan insanlara bombalar yağdırıyor. İnsanlar denizden gıda paketleri yakalamaya zorlanıyor. Bu görüntüler insanlık dışıdır.” dedi.
“YENİDEN REFAH PARTİSİ, KAFA OLARAK DA KAPI OLARAK DA AÇIKTIR”
Gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Kılıç, yeni anayasa çağrılarının anımsatılması üzerine şunları söyledi:
“Yeni Anayasa çağrılarına Yeniden Refah Partisi, kapı olarak da kafa olarak da açıktır. Bir teklif olursa bu teklifi değerlendirmeye de açık olduğumuzu daha önce beyan ettik. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde temsil edilen herhangi bir siyasi parti tarafından anayasa değişikliği teklifi hazırlanacak olursa bunu değerlendirmeye ve destek verip vermeyeceğimizi parti zeminlerinde tartışmaya hazırız ve açığız. Seçimler sonrasında görüyoruz ki yeni anayasa Türkiye’nin gündeminde önemli bir yer edinecek. Nasıl katkı bulunabilir noktasında çalışmalarımızı başlatıyoruz. Partilerden gelebilecek olan teklife yeterince katkı verebilmek adına çalışmalarımızı başlatıyoruz. Sayın Bahçeli nasıl bir anayasadan bahsediyor, detaylarına vakıf değiliz. 50+1 yerine 40+1 şeklinde bir önermeleri olacak mı? Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi yerine farklı bir hükümet modeli önerileri olacak mı? Bunu bilmiyoruz. Sorunların çözümüne katkı sağlayacak, denge ve denetim mekanizmalarını daha etkin kılacak anayasa tekliflerine biz hazırız.”
]]>
Kılıç, AA muhabirine fetva hattının 2012’den beri Diyanet’in ülke genelindeki müftülükleri bünyesinde hizmet vermeye devam ettiğini belirtti.
Fetva hattının 2021’e kadar sadece illerin müftülükleriyle sınırlı olduğunu ifade eden Kılıç, “2021’den itibaren çağrı merkezi sistemine geçiş yaptık. Türkiye’nin neresinde olursa olsun vatandaşlarımız, aradığında öncelikle kendi iline, ilinde yoğunluk varsa kendi bölgesinde, orada da bir yoğunluk varsa Türkiye’deki herhangi bir ile ulaşıp sorularına cevap alabilmektedir.” diye konuştu.
Din İşleri Yüksek Kurulunun fetva odalarında günlük beş uzmanın hocanın fetvaların istişaresi için görev yaptığını açıklayan Kılıç, çağrı merkezi sisteminin, kurulun uzmanları koordinesinde çalıştığının altını çizdi.
Kılıç, danışanların vaizin yönlendirmesiyle doğrudan kurulun uzmanlarıyla da görüşebileceğini vurgulayarak, “Sorulara verilen cevapların uygun olup olmadığını denetleme imkanımız da bulunuyor.” ifadesini kullandı.
Fetva hattının ramazanda yoğun mesai harcadığına dikkati çeken Kılıç, “Ramazandan önce günde yaklaşık 3-4 bin çağrı alırken, şu an ramazan dolayısıyla günde 13 binin üzerinde çağrı geliyor. Vatandaşlarımız özellikle ramazan ayında fetva hattına ayrı bir ilgi gösteriyor. Gelen çağrı ve kayıtlardan bunu görebiliyoruz.” dedi.
Kılıç, ramazanın oruç ayı olması hasebiyle soruların büyük çoğunluğunun oruçla ilgili olduğunu, orucun niyetiyle ilgili çok sık soru aldıklarını bildirdi.
Bunun yanı sıra doğrudan orucu bozan ve bozmayan durumlarla ilgili sorular geldiğini belirten Kılıç, şöyle konuştu:
“Bunun başında ‘İğne orucu bozar mı bozmaz mı?’ geliyor. Yine astım hastalarının kullandığı spreyler, benzer rahatsızlıklar yaşayan kişilerin kullandığı buhar solunum cihazları ve benzeri şeyler orucu bozar mı bozmaz mı minvalindeki sorular en çok karşılaştığımız sorulardır. Dil altı hapı, kan almak, kan vermek, kusma ve benzeri gerekçelerle orucun bozulup bozulmadığına ilişkin sorular vatandaşlarımızın en çok merak ettiği şeylerdir.”
Sorular en çok İstanbul’dan geliyor
Kılıç, çağrı merkezi sistemine geçildikten sonra hangi ilden en çok soruların geldiğine dair veriye ulaştıklarını ifade ederek, “Günlük 13 bin çağrının yaklaşık 2-3 bini İstanbul’dan geliyor. Bu nüfusa paralel olarak değişiyor. Daha sonra Ankara, İzmir ve Bursa gibi büyük şehirlerimiz en çok soru trafiğinin olduğu iller olarak kayıtlarımızda görülebilmektedir. Sadece hizmet içi eğitim seminerlerimize katılmış vaizlerimiz bu hatlardan görev yapmaktadır. Kadın ve erkek olmak üzere günde tecrübeli 250 vaizle bu hizmeti sürdürüyoruz.” bilgisini paylaştı.
Kılıç, hattın çalışma sistemine ilişkin bilgi vererek, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Vaiz tarafından o an cevabı verilemeyen bir soru varsa vatandaşımızı hatta bekletilir, vaizimiz Din İşleri Yüksek Kurulundaki nöbetçi uzmanla istişare eder. O soru daha önce sorulmuş, cevabı verilmişse zaten uzmanımız o sorunun cevabını vaizimize aktarır, vaiz de vatandaşımıza cevabı iletir. Ama bazen öyle meselelerle karşılaşıyoruz ki ilk defa sorulmuş. Uzmanımız önce araştırılması gereken bir mesele olduğunu tespit ediyor. Vaizimizden soruyu soran vatandaşın irtibat numarasını not etmesini ve cevap hazırlandıktan sonra kendisine dönüş yapılacağı bilgisini iletmesini istiyor. Sorunun cevabı ilgili komisyon tarafından oluşturuluyor, cevabı ilgili vaize iletiliyor, o vaiz de vatandaşımıza geri dönüş yaparak sorusunun cevabını veriyor.”
“Ramazanda her gün 09.00-22.00 saatlerinde hizmet veriyoruz”
Fetva hattının ramazandan önce hafta içi 09.00-22.00, hafta sonu ise sadece cumartesi günleri 10.00-17.00 saatleri arasında hizmet verdiğini açıklayan Kılıç, şunları kaydetti:
“Ramazanda ise her gün 09.00-22.00 saatleri arasında bu hizmeti veriyoruz. Yani haftanın her günü alanında uzman nöbetçi vaizlerimiz, vatandaşlarımızın sorularına cevap vermek için hazır bekliyorlar. Soruların doğrudan 190 hattı üzerinden telefondan sorulacağı gibi e-Devlet aracılığıyla da yazılı sorulma imkanı var.”
]]>Kalıtsal bir metabolizma hastalığı olan “mukopolisakkaridoz tip 6” tanısı konulan ve aynı zamanda albino olan Beyza Kılıç, spordaki başarısı ile hayata tutunuyor.
Hastalığına bağlı görme ve işitme engeli de bulunan Kılıç, ailesinin ve öğretmeninin yönlendirmesiyle karateye başladı.
Engeli nedeniyle zaman zaman spora devam etmek istemeyen Kılıç, antrenörünün çabalarıyla müsabakalara katılarak dereceler elde etti ve adından söz ettirmeyi başardı.
Bu yıl Ankara’da düzenlenen “Türkiye Büyükler – Para Karate – Veteranlar – İşitme Engelliler Karate Şampiyonası”na katılarak birincilik elde eden Kılıç, şimdi Avrupa Şampiyonası’nda altın madalya kazanıp milli sporcu olmak istiyor.
“Öğretmenim olmasaydı bunları yapamazdım”
Kılıç, AA muhabirine, çocukluğundan beri rehabilitasyon merkezine gittiğini ve bunun kendisini çok yorduğunu söyledi.
Yoğunluğu ve engeli nedeniyle müsabakalara katılmak istemediğini dile getiren Kılıç, “Öğretmenim olmasaydı bunları yapamazdım. Ben pes ettiğimde Serap öğretmenim, ailemle konuştu ve tekrar spora başladım.” dedi.
Söz verdiği öğretmeni için müsabakalarda derece elde ettiğini aktaran Kılıç, “Serap öğretmenimle birlikte çalıştık, bana çok destek oldu. Ailem ve öğretmenim için yarışmaları kazanmak istedim. Türkiye Büyükler – Para Karate- Veteranlar- İşitme Engelliler Karate Şampiyonası’nda birinci oldum. Şimdi tek hedefim Avrupa Şampiyonu olmak.” diye konuştu.
Baba Emrah Kılıç da doğduğu günden bu yana hastalıklarıyla boğuşan kızının ilk defa 2 yaşında duyduğunu belirtti.
Beyza’nın eğitimi için çok çaba sarf ettiklerini dile getiren Kılıç, “Beyza’nın en büyük şansı hayatına dokunan eğitimciler oldu ama karate antrenörümüz Serap hocanın yeri ayrı. Beyza sporla ilgili olmamasına rağmen Serap hocamızın yaklaşımıyla spora başladı. Serap hocam başladıklarında bir söz vermişti. ‘Size madalya kazandıracağım’ demişti. Beyza’ya özel bir ilgi göstererek bu süreçte çok destek oldu.” diye konuştu.
Kızının müsabakalarda birincilik elde etmesinin kendisini çok gururlandırdığını ifade eden Kılıç, “Hiç hayal etmediğimiz bir durumdu. Özel çocukların aileleri çocuklarına kesinlikle inanmalı. Beyza gibi şanslılarsa hayatlarını değiştirebilecek eğitimcilerle tanışmalı.” dedi.
“Başarının önünde hiçbir engel yoktur”
Antrenör Serap Yıldız ise Beyza’yı ilk gördüğünde çok içine kapanık bir çocuk olduğunu ve bunu kırmak istediğini söyledi.
Beyza ile sık sık konuştuğunu ve onu hem sosyal hayata hem de müsabakalara hazırladığını aktaran Yıldız, şunları kaydetti:
“Ona, ‘Şampiyon olmak ister misin? Böyle bir yol var önümüzde.’ dedim. Ancak süreç biraz uzadı çünkü Beyza buraya ilk geldiğinde kendini diğer arkadaşlarından farklı gördü ve çekindi. Ailesiyle tekrar iletişim kurdum ve süreci onlara anlattım. Bunun büyük bir şans olduğunu ve işin Avrupa’ya kadar uzanabileceğini, bunun da Beyza’ya özgüven ve saygınlık kazandıracağını söyledim. Ailesi, kızlarına çok büyük destek verdi ve her an arkasında durdu.
Sonra Beyza’yı tekrar ikna ettim ve çalışmaya başladık. İlk maça gittiğimizde çok korktu. ‘Burası çok büyük, ben burada yapamam’ dedi. Alanı gezdirdim ve rahatlamasını sağladım. Daha sonra girdi ve madalyasını kazandı. Müsabakadan sonra bir yürüyüşü vardı böyle özgüvenli saçlarını sallaya sallaya. Dedim ki, ‘İşte bu.’ Çocuğumuza kazandırmak istediğimiz şey buydu. Başarının önünde hiçbir engel yoktur. Yeter ki azmedin, doğru kişiyle karşılaşın ve arkanızda duran bir aile olsun.”
]]>Çalışmaya ilişkin AA muhabirine açıklamada bulunan Kılıç, İİT’nin 57 İslam ülkesinden meydana geldiğini, IRCICA’nın da İİT’nin alt organlarından biri olarak kültür, sanat, tarih araştırmaları üzerine yoğunlaştığı bilgisini paylaştı.
IRCICA’nın faaliyetlerine değinen Kılıç, “Arkeoloji ve sanat tarihi bölümümüzde, İslam dünyasında ve İslam dünyasının dışında yer alan İslam eserlerinin kaydını tutmaktayız. Halihazırdaki mevcut durumlarının yanında ilk kuruluşlarının kaydını da alıp bir veri bankası oluşturuyoruz. Bu meyanda önemli çalışma faaliyetlerimizden bir tanesi de Filistin ve Kudüs araştırmaları merkezimiz.” dedi.
“Ecdadımız bütün Orta Doğu’nun kaydını tutmuştur”
Kılıç, İİT’nin Kudüs’te Mescidi Aksa’ya yönelik radikal Yahudilerin gerçekleştirdiği saldırı neticesinde İslam ülkeleri devlet başkanlarının bir araya gelmesiyle kurulduğuna işaret ederek, şunları kaydetti:
“İslam İşbirliği Teşkilatı’nın en önemli maddesi Filistin ve Kudüs’tür. Biz İİT’nin kültür organı olarak çeşitli faaliyetler yaptık. Bunlardan bir tanesi ‘Filistin Mühimme Defterleri’dir. Filistin ve Orta Doğu coğrafyasında yaşayan halklar en son Osmanlı Devleti tebaasıydı. Osmanlı Devleti yönetimi, idaresi altındaydılar. Bu manada ecdadımız gerçekten sokak sokak, ev ev hatta bazen hane sahiplerinin adlarına varıncaya kadar kaydetmek suretiyle bütün Orta Doğu’nun kaydını tutmuştur. Osmanlı arşivleri dediğimiz merkezde binlerce tapu kaydı, fermanlar var, bir hayli vesika bulunmakta. Bu vesikalar tabii ki Osmanlıca. Arap dünyasındaki araştırmacılar ise Osmanlıcayı çok iyi bilmediklerinden, Osmanlıcanın Arapçaya doğrudan bir intikali bu manada zor olabilmekte.”
Prof. Dr. Fazıl Bayat ile bazı gençlerin bu konuda çalışmalar yaptığına işaret eden Kılıç, “Kendisi de aslen Filistinli Temim Bey’in hazırladığı ve Arapça basılmış ilk kitaplarımızdan biri Filistin vakıfları üzerineydi. Şimdi onun gözden geçirilmiş yeni bir baskısını hazırlamaktayız.” diye konuştu.
Mahmut Erol Kılıç, yapılan çalışmalara ilişkin şu bilgileri verdi:
“Mühimme defterleri, Şer’iyye sicilleri (Kadı defterleri) ve 25 ciltlik mahkeme kayıtları gibi Filistin bölgesine yönelik çok evrak var. Bu çalışmalar meyanında 10 ciltlik bir serimiz oldu, Osmanlı Vesikalarında Arap Beldeleri adında. Bu seriden en son bir kitap neşrettik. Bütün Filistin değil, bütün Kudüs şehri de değil, hususen Kudüs’teki harem bölgesiyle ilgili siyonist rejim tarafından ileri sürülen bazı iddialar vardı. ‘Bu tepenin mülkiyetinin Müslümanların elinde olduğuna dair hiçbir resmi kayıt ya da belge yoktur.’ gibi iddiada bulundular. Biz bu iddiayı çürütmek üzere yola çıktık ve yaklaşık bir yıllık çalışma neticesinde Osmanlı arşivlerinde, ona dair belgeler bulduk ve o belgeleri bir araya getirdik. O kitabımızı sadece harem bölgesindeki belge ve vesikalarla neşrettik.”
Tarihi vesikaların önemine de vurgu yapan Prof. Dr. Kılıç, Osmanlı Devleti’nin son dönemlerinde evrak kaydının ilk dönemlerine göre çok daha fazla olduğunu vurguladı.
Kılıç, yeni bir çalışmaya başlayacaklarının altını çizerek, “Bugünlerde Gazze halkının mağdur olduğu bu feci katliamlar ve zulmü, bir bakıma ilmi manada da telin etmek üzere ‘Osmanlı Vesikalarında Gazze’ başlığında çalışmayı düşünüyoruz. Çünkü 3 bölgesi var Osmanlı’da Filistin idaresinin. Bunlar Hayfa, Kudüs ve Gazze. Osmanlı belgelerinde yer alan Gazze ile ilgili bir çalışma yapacağız. Bu belgeleri Osmanlıcadan Arapçaya çevirmek suretiyle Arap dünyasındaki kardeşlerimize buradaki belgeleri duyurmak istiyoruz.” ifadelerini kullandı.
“Her türlü mirası kayıt altına almamız gerekiyor”
IRCICA’nın Arapça, İngilizce ve Fransızca olmak üzere üç resmi dili olduğuna dikkati çeken Kılıç, “Bizim bütün yayınlarımızın öncelikle bu üç dilden biriyle olması tercih sebebidir. Tabii ki Türkçe, Farsça, Kazakça, Urduca gibi bazı dillerle de yayınlar yapabilmekteyiz. Bunlar yan ürün olarak değerlendiriliyor. Üç resmi çalışma dillerinden biriyle olması bekleniyor.” değerlendirmesinde bulundu.
Prof. Dr. Kılıç, Gazze’ye ilişkin çok sayıda belge olduğunu aktararak, şunları kaydetti:
“İki ciltte toplanabilecek kadar belge var. Tabii ki Osmanlı Döneminde de orada çeşme, köprü, medrese, mescit, hükümet binası gibi yapılan bazı imar çalışmaları var. Buna dair özellikle Yıldız arşivlerinde, İkinci Abdülhamit zamanında gönderilen fotoğrafçılarla bunların hepsi belgelenmeye çalışılmıştır. Bu eserlerin halihazırdaki durumlarını da ayrıca tespit etmek, her türlü mirası kayıt altına almamız gerekiyor.”
Gazze ile Anadolu coğrafyasının tarih boyunca yakın ilişkileri olduğuna da değinen Kılıç, Bursa’da önemli alimlerden Gazzizade Abdüllatif Efendi’nin tekkesinin olduğunu, Çanakkale Şehitliği’nde Gazze doğumlu şehitlerin mezar taşlarının bulunduğunu söyledi.
Kılıç, Gazze’de devam eden İsrail zulmüne sadece İslam ülkelerinin değil dünyada pek çok ülkenin tavır aldığına dikkati çekerek, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Her cumartesi günü Londra’da büyük bir yürüyüş yapılmakta. Benim kızım şu an Londra’ya altı saat mesafede yüksek lisansını yapıyor. Çok enteresan bir olayı nakletti. ‘O yürüyüşe gitmek için bindiğim otobüste, tek Müslüman bendim baba. Otobüsün tamamı Galler bölgesinden insanlardı ve otobüsün bütün ücreti varlıklı bir Gallerli hanımefendi tarafından ödenmişti.’ dedi. Her hafta otobüs altı saat gidiyor ve geri dönüyor. Müslüman da değiller, Arap da değiller. ‘Sadece insanlık onuru için bunu yapıyoruz.’ diyorlarmış. Hanımefendi de sponsorluğunu üstlenmiş. Bu manada Gazze, vicdanı olan, içinde insanlıktan parçalar barındıran insanların ortak bir platformu haline geldi. Biz de IRCICA olarak her ne kadar kültürel mirası esas alıyorsak da insan mirasımız da çok önemli. Aslında buradan çıkarılacak çok ders var. Buradan bazı hayırlar çıkacağı kanaatindeyim. Öyle bir temenni ve niyazda bulunuyorum.”
]]>İzmir Buca’da görevli imam hatip Yusuf Kılıç, Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın genel seçim döneminde 29 Nisan 2023 tarihinde İzmir Gündoğdu Meydanı’nda yapacağı miting öncesinde AKP Buca İlçe Başkanlığı’ndan arandığını, kendisinden cemaatini miting için toplamasının istendiğini açıklamıştı. Kılıç, “Ben, bir cami imamıyım. Evet, bu ülkede demokrasi şöleni olabilir. Ama burada ben taraf değilim… Cemaatimden bir kısmını mitinglere götürürsem ben, bu caminin ilkesine, amacına karşı düşmüş olurum. Bu da benim için ve toplum için çok büyük bir sıkıntı” demişti.
Kılıç, bu olayın ardından kendisi hakkında soruşturma açıldığını ve ciddi tehditler aldığını duyurmuştu. Kılıç, kendisini tehdit edenler hakkında 3 Mayıs 2023 tarihinde İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunduğunu belirtmişti.
Kılıç, olayın üzerinden 10 ay geçmesinin ardından İzmir dışına sürgün edildiğini, kendisine ‘kademenin ilerlemesinin durdurulması’ cezası verildiğini ve bir imam tarafından işinden atılmakla tehdit edildiğini açıkladı. Sendikası Diyanet-Sen’in arkasında durmadığını belirten Kılıç, AKP Buca İlçe Başkanlığı’nın kendisini aramasının ardından yaşadıklarını şöyle özetledi:
“BAŞKA BİR İMAM TARAFINDAN GÖREVDEN ATILMAKLA TEHDİT EDİLDİM”
“Merhaba, ben Yusuf Kılıç. Cami, insanların Allah’a, kitaba ve peygamberlere karşı sorumluluklarını yerine getirmeye çalıştığı toplu bir yerdir. Ben de cami imamı olarak halka karşı sorumluluğumun bilinciyle çalışmaya başladığım günden bu yana hiçbir şekilde aksatmadan görevimi yürütmekteydim. 26 Nisan 2023 tarihinde kendisini AKP Buca İlçe Başkan Yardımcısı olarak tanıtan bir şahıs beni arayarak mitingleri için cami cemaati ayarlamamı ve mitinge götürmemi istedi. Ben de bunu reddettim. Deyim yerindeyse o günden sonra başıma gelmeyen kalmadı. Sürgün ile tehdit edildim. Hemen akabinde 29 Mayıs 2023 tarihinde Buca’da başka bir camiye gönderildim. Bu camide 4 ay boyunca görev yaptım. İmkanlar çok kısıtlı olduğu için cami tuvaletinde 4 ay boyunca banyomu yaptım. Aynı şekilde camide yatmak zorunda kaldım. Bir işim için Buca Müftülüğü’ne gittiğimde başka bir imam tarafından görevden atılmakla tehdit edildim. Miting için kendisini de aradıklarını ve benim, kendisi gibi davranmadığım için bana ‘PKK’lı ve FETÖ’cü’ diyerek üzerime geldi. Polis çağırarak, şahıs hakkında karakola giderek şikayetçi olmak zorunda kaldım.
“İZMİR’İN DIŞINA SÜRGÜN EDİLDİM. EN SON TARAFIMA ‘KADEMENİN İLERLEMESİNİN DURDURULMASI’ CEZASI VERİLDİ”
Bu olaydan sonra İzmir’in dışına sürgün edildim. En son tarafıma ‘kademenin ilerlemesinin durdurulması’ cezası verildi. Bu olaylar yaşanırken sendikam hiçbir şekilde arkamda durmadı. Ben buradan Türkiye Barolar Birliği’ne seslenmek istiyorum. Başıma gelen bu olayların araştırılmasını ve avukat yardımı istiyorum. Kimin haklı, kimin haksız olduğunu en güzel şekilde adalet, hukuk ortaya çıkartabilir. Sizi adaletin ilk basamağı olan vicdanlarınızın sesini dinlemeye davet ediyorum. Ben, insanların siyasi görüşlerini sorgulayamam. İbadethanelere yakışmayan bu çirkin teklifi reddetmemin sebebi, camiyi, imamlık kimliğimi ve kurumumu siyasete bulaştırmak istemememdir. İnsanların camiye ve dine olan güvenlerine zarar vermek istemedim. Hangi siyasi görüş olursa olsun, kurumun itibarını zedeleyecek hiçbir teklifi kabul etmek mümkün değildir. Ben insanlara hizmet etmek için buradayım. Bir siyasi gruba ya da kutsallarımız üzerinden çıkar sağlamaya çalışanlara asla biat edemem.”
]]>“DRIFT ATMA HEYACANINI BU PİSTLERDE TATMİN EDECEKLER”
Yeniden Refah Partisi’nin merakla beklenen 3 büyükşehir belediye başkan adayı belli olurken kulislerde konuşulan İBB adaylığı için Fatih Erbakan’ın kardeşi Elif Erbakan’ın öne sürülmesi, eşi Mehmet Altınöz’ün açıklanmasıyla sonuçlandı.
Aday tanıtım toplantısı sırasında gençlere vaatte bulunan Erbakan, “Drift atma heyecanını” daha kaliteli pistlerde sağlayacaklarını söyledi. 2028 yılında iktidar olacaklarını iddia eden Erbakan “Gençlerimiz için ileri sürüş pistleri açacağız. Gençlerimiz arasında her gün daha da yaygınlaşan drift atma heyecanını ileri sürüş pistlerinde gerçekleştirmelerini sağlayacağız. Bu pistlerde hız tutkularını tatmin edecekler.” ifadelerini kullandı.
BELEDİYELERE LGBT VE İÇKİ ELEŞTİRİSİ: “MİLYONLARCA LİRA AKITIYORLAR”
“Heykelci belediyecilik demek iş değil, laf üretmek demektir. Festivallere, kutlamalara, konserlere milyonlarca lira akıtmak demektir. Belediyenin imkanlarıyla LGBT etkinliklerine destek olmak ve nesillerin ifsadına vesile olmak demektir. İbadethanelerimizin yanı başında düzenlenen içkinin su gibi aktığı konserlere milyonlarca lira aktarmaktır.” diyen Erbakan “Sözde onur yürüyüşleriyle ahlaksızlığı, sapkınlığı yaygınlaştırmaya çalışan bu örgütlerle mücadele Yeniden Refah Partisi’nin asli vazifesidir.” ifadelerini kullandı.
YENİDEN REFAH PARTİSİ İSTANBUL ADAYI MEHMET ALTINÖZ KİMDİR?
Bursa’da 1973 yılında dünyaya gelen Mehmet Altınöz, Bursa Anadolu Lisesi ve Eskişehir Anadolu Üniversitesi İktisat Fakültesi İktisat bölümü mezunudur. Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi İşletme Bölümünde Yönetim ve Organizasyon yüksek lisansı (MBA) yapan Altınöz, Altınöz AŞ. Yönetim Kurulu Başkanı’dır.
Saadet Partisi Genel Merkez Yüksek Disiplin Kurulu Üyeliği ve STK ve Halkla ilişkiler Başkan Yardımcılığı görevlerinde bulunan Altınöz, Prof. Dr. Necmettin Erbakan Vakfı Mütevelli Heyeti üyesidir. İyi derecede İngilizce bilen Altınöz, Fatih Erbakan’ın ablası Elif Erbakan’la evlidir. Çiftin iki çocuğu bulunuyor.

YENİDEN REFAH PARTİSİ ANKARA ADAYI SUAT KILIÇ KİMDİR?
Samsun’da 23 Temmuz 1972’de doğan Suat Kılıç, Samsun 19 Mayıs Lisesi’nden mezun olduktan sonra Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni tamamladı. Avukatlık stajını Ankara Barosu’nda yapan Kılıç; Kanal 7, NTV ve Kanal D’de görev aldı. Sarı basın kartı sahibi olan Kılıç, 22,23 ve 24. dönemlerde AK Parti Samsun Milletvekili olarak TBMM’de yer aldı.
AK Parti Tanıtım ve Medya Başkan Yardımcılığı,AK Parti Grup Başkanvekilliği görevlerinde de bulunan Kılıç, TBMM Başkanlık Divanı, Anayasa Komisyonu, Milli Savunma Komisyonu ve Karadeniz Ekonomik İşbirliği Parlamenter Asamblesi’nde de çalıştı. 61. Hükümet’te Gençlik ve Spor Bakanı olan ve 3 dönem TBMM’de bulunan Kılıç, 3 Kasım 2002’de başlayan milletvekilliği, 7 Haziran 2015 seçimleriyle sona erdi. Suat Kılıç, evli ve üç çocuk babasıdır.

YENİDEN REFAH PARTİSİ İZMİR ADAYI CEMAL ARIKAN KİMDİR?
1977’de İstanbul’da dünyaya gelen Cemal Arıkan, 9 Eylül Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İktisat Bölümü’nden mezun oldu. Ticaretle meşgul olan Arıkan, evli, iki çocuk babasıdır. Arıkan, 7 Haziran 2015 Genel Seçimleri Saadet Partisi 25. Dönem milletvekili adayı olmuştur.

OMÜ Ziraat Fakültesi Zootekni Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ünal Kılıç yürütücülüğünde hazırlanan “Kenevir Atıklarından Yapılan Silaj ve Toplam Karma Rasyon Silajlarının Yem Değerinin On Vitro ve İn Vivo Yöntemlerle Belirlenmesi Enterik Metan Üretimi Üzerine Etkilerinin Shotgun Metagenom Yaklaşımı ile Değerlendirilmesi Projesi”, TÜBİTAK 1001 Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Projeleri Destekleme Programı kapsamında kabul edildi.
Çalışmaların 36 ayda tamamlanması planlanan projede OMÜ öğretim üyeleri Prof. Dr. Mehmet Akif Çam, Prof. Dr. İsmail Kaya, Prof. Dr. İsmet Boz, Doç. Dr. Levent Mercan ve OMÜ Kenevir Araştırmaları Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Selim Aytaç’ın yanı sıra Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Boğa danışman olarak görev alıyor. Projeye, lisans ve lisansüstü düzeyde 4 öğrenci katılıyor.
Prof. Dr. Kılıç, AA muhabirine, kenevir bitkisinin hasadı sırasında bazı kısımlarının imha edildiğini söyledi.
Kenevirin bu kısımlarının geviş getiren hayvanlarda süt veriminin artmasına ve metan gazı üretiminin azaltılmasına katkı sağladığını belirten Kılıç, “Besicilerimize bu konuda yardımcı olmak, metan üretimini azaltıcı bazı stratejilerle hayvanların beslenmesini desteklemek gerekiyordu. Bu kapsamda keneviri kullanabileceğimizi düşündük.” dedi.
Metan üretiminin azaltılmasının tek başına kenevirin kullanılmasıyla mümkün olmadığına dikkati çeken Kılıç, “Kenevirden katkı maddesi olarak faydalanmayı düşünüyoruz. Bu kapsamda kenevir az miktarlarda dahi kullanılsa, yemlerdeki metan üretimini azaltacak ve yemle israf olan enerjinin kaybolmadan hayvanın performansına, et ve süt verimine aktarılabileceği bir strateji amaçladık. Hayvanların metan üretimini azaltırsak, bir taraftan küresel ısınmayı önleyip bir taraftan da yemin daha etkin şekilde kullanmasıyla önemli kazanımlar sağlayabiliyoruz.” ifadelerini kullandı.
Kenevirin hasadı sonrasında ortaya çıkan, kıtık adı verilen atıkların birçok kullanım alanı bulunduğunu belirten Kılıç, “Yem olarak kullanıldığında yüksek protein değeri bulunduğunu, besleme değerinin samandan daha yüksek olduğunu yaptığımız ön çalışmalarda belirlemiştik. Bunu tek başına kullanmak zor olacağından belirli miktar kullanıldığında samandan daha yüksek performans alınabileceğini düşündük.” diye konuştu.
Ziraat Fakültesi Tarımsal Biyoteknoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Levent Mercan ise kenevir atıklarından üretilen yemlerle beslenen hayvanların işkembesinden alınacak sıvılardaki mikroorganizma çeşitliliğinin ve buna bağlı metan üretiminin azalıp azalmadığını kontrol edeceklerini anlattı.
Yaptıkları çalışmanın Türkiye’de öncülük yapacağını vurgulayan Mercan, “Hayvanlardan alınan rumen (işkembe) sıvısı örneklerinin içerdiği mikroorganizmalar üzerine, yeme kenevir ilavesinin nasıl etki edeceğini moleküler düzeyde analiz edeceğiz. İşkembenin iç ortamı, tanımlanmış ve tanımlanmamış pek çok canlıdan oluşuyor. Çalışmamızda hedefimiz daha önce tanımlanmamış olduğunu varsaydığımız birtakım mikroorganizmaların bulunup bulunmadığını moleküler düzeyde tespit etmek.” diye konuştu.
Projelerinde, hayvanların kenevir içeren yemlerle beslendikten sonra durumlarındaki değişikliği de belirlemeyi hedeflediklerini aktaran Mercan, mevcut işkembe içeriğindeki mikroorganizmalar ile diğer biyomoleküllerin değişim eğilimlerini de belirlemeyi hedeflediklerini kaydetti.???????
]]>YRP Genel Başkan Yardımcısı Kılıç: “İttifak için AK Parti tavrını daha net ortaya koymalı”
ANKARA – Yeniden Refah Partisi Genel Başkan Yardımcısı Suat Kılıç, ” AK Parti’nin tavrını daha açık ortaya koymasında yarar var diye düşünüyorum. AK Parti böylesi bir ittifakta mutabakatı sağlamak için yapabileceği fedakarlığı net bir şekilde ortaya koyduğunda çerçeve netliğe kavuşacaktır” dedi.
YRP Genel Başkan Yardımcısı Suat Kılıç, partisinin Merkez Yürütme Kurulu toplantısının ardından gündem ve yerel seçimler hakkında açıklamalarda bulundu.
Kılıç, Türkiye’de son günlerde bazı sosyal ve toplumsal provokasyonlarla karşı karşıya kalındığını belirterek, “Son olarak İstanbul Fatih Camisi imamı ve cemaatinden bir kardeşimize dün akşam yatsı namazı sırasında yapılan bıçaklı saldırıyı esef verici buluyoruz. Saldırganı, saldırının ardındaki hedef ve odağını kınıyor ve lanetliyoruz. İç İşleri Bakanlığımız İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı mutlaka saldırıyla ilgili gereken tahkikatı yapacaktır. Bir an evvel meselenin açıklığa kavuşturulmasını saldırganın sorgulanmasını niyetin be odağın ortaya çıkarılmasını devletimizden bekliyoruz. Bu meseleye kayıtsız kalınamaz bu hadise provokatif bir girişim ise devletin de toplumun da benzer provokatif girişimler karşısında dikkatli ve uyanık olması zaruret halini almış bulunmaktadır” diye konuştu.
10 Ocak Dünya Çalışan Gazeteciler Günü vesilesiyle her bir gazetecinin gününü kutladığını aktaran Kılıç, “Sağlık sıhhat içinde nice meslek yıllarınızın olmasını diliyorum. Gazetecilere sağlanan haklar önemlidir. Gazetecilik mesleği yıpratıcı bir meslektir. Bu konuyla ilgili gazetecilik mesleğinin daha rahat icra edilmesi için son günlerde gündeme alınmış bulunan, gazetecilik mesleğini belirli bir süre icra edenlere yeşil pasaport hakkını biz de Yeniden Refah Partisi olarak destekliyoruz. Gazeteciliğin doğasında seyahat var dolayısıyla gazetecilerin yaptığı görevlerin kamu görevi olduğuna göre bu haktan kamu görevlileriyle eş değer koşullarda yararlanmaları en tabi durumdur” ifadelerini kullandı.
28 Ocak tarihinde Ankara’da yapacakları tanıtım toplantısıyla tüm belediye başkan adaylarını ve partisinin yerel seçim beyannamesini açıklayacaklarını dile getiren Kılıç, “Seçim beyannamemiz açıklandığında Türkiye’de çok ses getirecek. Birçok siyasi partinin seçim beyannamesi ile topluma esaslı vaatler vermek yerine maalesef havanda su dövmekte olduğunu görüyoruz. Kötü sorunda dokunamadıklarını, farkında bile olamadıklarını güvenli şehirler, ahlaklı belediyecilik için esaslı bir duruş ortaya koyamadıklarını görüyoruz. YRP bu yönde çok ciddi bir hazırlıkla yola devam ediyor” şeklinde konuştu.
AK Parti heyeti üçüncü görüşmenin ertelenmesi talebinde bulundu
Kılıç, konuşmasına şöyle devam etti:
“Dün üçüncü görüşme AK Parti ve YRP heyetleri arasında gerçekleşecekti fakat AK Parti heyeti zaman talebinde bulunarak görüşmenin tehir edilmesi yönünde bir rica iletti. Biz de bu yaklaşımı olumlu karşıladık. Önümüzdeki günlerde son görüşme gerçekleştirilebilir. Bir ittifak talebi olduğuna göre bir mutabakat zeminin de olması gerekir. Her ittifak bir mutabakat zemini üzerine inşa edilir. YRP ile AK Parti arasında devam eden görüşmelerin bir ittifaka bir mutabakat üzerinden dönüşüp dönüşmeyeceğini önümüzdeki günler gösterecek.
İstanbul’da yeninden bir İmamoğlu döneminin yaşanmasını istemiyoruz ama kendi seçmenimizin iradesine de her zeminde her şekilde sahip çıkma niyet ve irademizi de sergilemekten, açıkça ifade etmekten geri durmuyoruz. YRP yaklaşımları olan görüşleri olan esaslı duruşu olan bir siyasi partidir. Beyannamemiz açıklandığında da bu görülecektir.
İttifak oluşması için de ittifak talebinde bulunan AK Parti’nin tavrını daha açık ortaya koymasında yarar var diye düşünüyorum. Bizim şu büyükşehir bu il, şu ilçeler gibi bir ne alırsan kardır yaklaşımı içerisinde olmadığımızı ifade etmem lazım. Daha ziyade biz ahlaki temelli, ilkeler temelli, duruş temelli bir anlayışı burada temsil ediyoruz. AK Parti böylesi bir ittifakta mutabakatı sağlamak için yapabileceği fedakarlığı net bir şekilde ortaya koyduğunda çerçeve netliğe kavuşacaktır.”
]]>Kılıç, AA Spor Sohbetleri’ne konuk olarak, Türk hentbolunun 2023 yılını ve gelecek hedeflerini değerlendirdi.
Başkan Kılıç, 2024 yılının çalışmalarını yaptıklarını belirtirken, “2023 bizim açımızdan çok verimli ve yoğun geçti.” dedi.
Geçen yıl 17 Yaş Altı Kız Milli Hentbol Takımı’nın B Klasman Avrupa Şampiyonası’nda gümüş madalya kazanarak A klasmanına yükseldiğini hatırlatan Kılıç, “Kızlarımızın bu başarısı, beklentilerimizden önce gerçekleşti. Özellikle kadınlarla ilgili çalışmalarımızla öne çıktığımızı görüyorum. Bildiğim kadarıyla kadın kurulu olan ilk federasyonuz. Çünkü kadınların erkeklerle eşit sayılarda temsil edilmesinin spor federasyonları için önemli olduğunu düşünüyorum. Bizde sporcu sayısı ve takım sayısı olarak baktığınızda bu eşitlik çok yakın.” diye konuştu.
Kılıç, milli takımların hedefine ilişkin, “Hem kadın hem erkek A milli takımlar düzeyinde bugüne kadar Avrupa ve Dünya Şampiyonası finallerinde yarışamadığımız için başarılı olamadık ama o yoldayız. Özellikle A Milli Kadın Takımı şu an Avrupa Şampiyonası grup elemeleri oynuyor. Belki de tarihimizde ilk defa şampiyona finallerine bu kadar yakınız.” şeklinde konuştu.
A Milli Kadın Takımı’nın şubat ayının sonu ve mart ayı başında önce deplasmanda sonra Ankara’da Bulgaristan ile iki maç yapacağını aktaran Kılıç, “Bu iki maçı alırsak Avrupa Şampiyonası finaline gitme yolunda çok büyük bir avantaj elde edeceğiz. İnşallah bir tarih yazacağız ve bu tarih devam edecek. Hem erkeklerde hem kadınlarda sürekli olarak finallerde olmalıyız. Daha sonra madalya kovalamalıyız. Türkiye için en nihai hedef olimpiyatlarda yarışan bir hentbol olmalı.” ifadelerini kullandı.
“EHF Kadınlar Avrupa Kupası’nda tekrar bir başarı kazanılabilir”
Kulüplerde Konyaaltı Belediyespor Kadın Takımı’nın hentbol tarihinde ilk kez EHF Avrupa Kupası’nı kazandığının hatırlatılması üzerine de Kılıç, şöyle konuştu:
“Konyaaltı Belediyespor, maç da kaybetti ama hiç yılmadı, sonuna kadar mücadele etti. Meşakkatli bir yoldan geçerek bu kupayı kazandı. O yüzden Konyaaltı Belediyespor bir ilki gerçekleştirdiği için hentbola farklı bir ivme kazandırdı. Diğer takımlarımızın da bu hedefleri başarabilme tutkusu ve çalışması içerisinde olabileceğini gösterdi. Bu başarı EHF tarafından da çok ses getirdi. İnşallah diğer takımlarımız da bu yolda ilerleyecek. Keza şu an aynı kupada son 16 turunda Armada Praxis Y?lık?v?kspor ile Yenimahalle Belediyespor eşleşti ve birisi çeyrek finalde devam edecek. EHF Kadınlar Avrupa Kupası’nda tekrar bir başarı kazanılabilir.”
EHF Avrupa Kupası’nda erkeklerde de şuan Beşiktaş Safi Çimento’nun son 16 turuna kaldığını aktaran Kılıç, “Hedefleri finale çıkmak. Konyaaltı Belediyespor’un elde ettiği başarıyı devam ettireceklerini düşünüyoruz. Bu inşallah milli takımlara da sirayet edecek. Federasyon olarak en büyük hedefimiz A milli takımlar ile Avrupa ve dünya şampiyonalarında madalya peşinde koşmak.” açıklamasını yaptı.
Alt yapıya çok yatırım yaptıklarını belirten Kılıç, “Şu anki kulüplerimize hentbola katkılarından dolayı teşekkür ediyoruz ama daha fazla kurumsal ve camia kulüplerine ihtiyacımız var. Öncelikle Fenerbahçe, Galatasaray ve Trabzonspor olmak üzere bütün camia kulüplerinden hentbola yatırım yapmalarını bekliyoruz. Yanı sıra diğer branşlarda olduğu gibi hentbolun ilk kurulduğu yıllarda da var olan Halkbank gibi kurumsal takımların hentbola yatırım yapması gerekiyor.” ifadelerini kullandı.
A Milli Erkek Hentbol Takımı’nın yeni antrenörüne ilişkin de Kılıç, şu bilgiyi verdi:
“Sahadan gelen bir başkanım. Hiçbir zaman sonuçların günlük alınamayacağını bilen, uzun yıllara dayanan çalışmaların gerektiğine inanan bir spor insanıyım. Karşılıklı anlaşarak ayrıldığımız Okan Halay hocama teşekkür etmek istiyorum. Milli takıma çok emek verdi. Bazen değişiklikler yapmanız gerekiyor. Hentbol milli takımı önemli bir aşama kaydetti. Şimdi İspanyol bir antrenörle devam edeceğiz. Uzun soluklu bir proje içerisinde olmasını istiyoruz. Önemli deneyimleri olan bu İspanyol antrenörle milli takımlarımızın başarılarının arzu ettiğimiz seviyeye taşınabileceğine inanıyoruz. Türk hentbolu için önemli bir transfer olacak.”
“Sporcu sayımızı 2,5 kat artırarak 19 bin 100’e çıkarttık”
Geçmişten günümüze erkek hentbolunun Avrupa’da biraz daha önde olduğunu dile getiren Kılıç, “Ancak çok hızla koşan bir kadın hentbolu var. Türkiye’de de kadın hentbolu biraz erkek hentbolunun önüne geçmek üzere. Sporcu sayılarında da buna benzer şeyler yaşanıyor.” açıklamasında bulundu.
EHF ile bir projes yaptıklarını anlatan Kılıç, “Bu projeyle şu an 8-9 yaşlarında 2 bin 517 çocuğu hentbola başlattık. Bunların bin 400’ü kız öğrencilerden oluşuyor. Biz göreve geldiğimizde 7 bin 800 olan sporcu sayımızı 2,5 kat artırarak 19 bin 100’e çıkarttık. Kulüp sayımızda da artış oldu. Okullarda hentbol oynayan çocuklarla birlikte yaklaşık 50 bin kişi şu an aktif hentbolla ilgileniyor. İnşallah bu sayıyı yakın zamanda 100 bine çıkartarak, master projesiyle hentbolu tabana yaymaya çalışacağız.” şeklinde konuştu.
“(Kral Şakir) projesi hentbol için çok değerli”
Hentbol için çizgi film karakteri “Kral Şakir” üzerinden hayata geçirdikleri projeyle ilgili konuşan Kılıç, “Kral Şakir projesi hentbol için çok değerli. Özellikle 6-11 yaş arasındaki kız ve erkek çocukları için çok yüksek düzeyde reytinge sahip. Tabii Kral Şakir’in çizeri Varol Yaşaroğlu, hentbol için bize çok destek oldu. İlk önce bir çizgi film projesi ortaya koyduk, bu çizgi film projesi giderek büyüyecek.” dedi.
Hentbol akademilerini de “Kral Şakir Hentbol Akademileri” olarak hayata geçireceklerini ifade eden Kılıç, “Okullarda, ‘Kral Şakir ile hentbol oynuyoruz’ adı altında, çocukların bu branşı sevmesini sağlayacak projeler içerisindeyiz. Geri dönüşlerden çok memnunuz. Devam filmleri çekimleri konusunda bir anlaşmaya vardık. Hentbol ürünleri de çıkartacağız ve 10 binlerin hentbolun içine girmesi için bir fırsat olacak.” diye konuştu.
Avrupa’da hentbolun bambaşka bir yerde olduğuna işaret eden Kılıç, “Avrupa’daki rakipleriyle Türk hentbolcuların yarışma koşullarının eşitlenmesi, sporcu gelirlerinin artırılması gerekiyor. Bunun için sponsorluk çalışmalarımız var. Kulüplere destek olmaya çalışıyoruz ama camia kulüplerinin hentbol yatırımları yapması önümüzü açacak ve hedeflediğimiz yolu kolaylaştıracak hamleler olacaktır.” yorumunda bulundu.
Depremzede çocuklara hentbol ile destek olundu
Depremzedeler için Kızılay ile birlikte çalışmalar yürüttüklerini dile getiren Başkan Kılıç, şunları kaydetti:
“Depremde çok acı kayıplarımız oldu. A Milli Erkek Takımı kaptanımız Cemal Kütahya’yı kaybettik. Gönüllülerimizle birlikte ilk önce çadır kentlere, sonra konteyner kentlere sporcularımızı gönderip, oradaki çocuklara hentbol oynatıyoruz. EHF de bu projenin içinde olmak istedi. Yine Heybeliada’da Kızılay’ın kamp merkezinde kızlara yönelik tematik hentbol kampı yaptık. Eskişehir’de down sendromlu çocuklarımıza hentbol oynatıyoruz. Hentbol olarak sahanın dışında da var olarak iletişimimize güçlü bir şekilde devam ediyoruz.”
Gelecek adına önemli planları olduğunu vurgulayan Kılıç, “Sporcularımız hentbolu hayatlarının merkezine alacaklar, yılmadan çalışacaklar. Hedefe hep birlikte gideceğiz ve Türk bayrağını olimpiyatlarda dalgalandıracağız inşallah.” diyerek sözlerini tamamladı.
]]>