GELECEK Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, Kayseri’de 7 yaşındaki bir kız çocuğunun Suriye uyruklu bir kişi tarafından taciz edildiği iddiasıyla başlayan olaylarla ilgili, “Kayserilileri bilirim; vatanperverdir, insani değerlere sonsuz hürmeti vardır. Bunlar asla Kayserililere mal edilemez. Türkiye çapında öylesine bir provokasyon uygulanıyor ki, sosyal medya üzerinden öylesine bir kin ve nefret dili kullanılıyor ki, son derece haklı gerekçelerle mültecilerin geri gönderilmesi konusunda konuşanların bile yüzü kızarıyor” dedi.
Saadet Partisi- Gelecek Partisi ortak grup toplantısı TBMM’de yapıldı. İlk olarak Saadet Partisi Grup Başkanvekili Bülent Kaya konuştu. Kaya, Türkiye ve bulunduğu coğrafyanın ağır imtihanlardan geçtiğini belirterek, “Bir taraftan ekonomik krizler, öte taraftan düzensiz göçler, yanı başımızda cereyan eden hadiseler ve hepimiz biliyoruz ki, bu noktaya bizi maalesef bugün bizleri yöneten iktidar getirdi. İktidar bir yanlışı düzeltmek için zannediyor ki ‘yaptıklarımdan vazgeçersem, tersini yaparsam her şey düzelir.’ Her yanlış politikanın, her yanlış yolun elbette bir geriye dönüş maliyeti var. Öte yandan dinmeyen yaramız, Filistin. 22 yıllık AK Parti iktidarında elbette olumlu işler yapılsa da günün sonunda İsrail belki de hiçbir dönemde kazanamadıkları diplomatik başarıları Adalet ve Kalkınma Partisi’nin iş başında olduğu dönemlerde kazandı. ‘One minute’ hepimizin yüreğine su serpti. Elbette o dönemlerde İsrail’in bu vahşi saldırılarının durdurulmasıyla ilgili atılan diplomatik adımları da unutmuş değiliz, bir kenara da bırakmıyoruz. Ama 7 Ekim’den bu yana ticareti kesmek için dahi 8 aylık bir milletin baskısını ve en son 31 Mart’taki sandık sonuçları olmasa belki ticaretle ilgili bir adım dahi atamayacak bir iktidarın İsrail’in bu zulmünü durdurmak için en ufak bir diplomatik adım atamamış olması ve hala Filistin dostu olarak ortalıkta gezmeleri elbette trajikomik bir hikayedir” diye konuştu.
DAVUTOĞLU: TÜRKİYE İLE SURİYE GÖRÜŞMELİ
Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu ise Kayseri’de yaşanan olaylara değinerek, “Kayseri’de olan olayların elebaşlarına bakın; hemen hemen hepsi daha önce birtakım adli suçlardan tutuklanmış suçlular. Suç çetesi gibi. Türkiye 6-7 Eylül’ü yaşadı, ‘Atatürk’ün evine Selanik’te saldırı oldu’ diye bir haber üzerine Türkiye’deki Rum vatandaşlara özellikle talanlar yapıldı. Vatandaş vatandaştır, etnik kimliğine bakmazsın. Nice zenginler türedi, 6-7 Eylül olaylarında. Türkiye itibar kaybetti, Türkiye güç kaybetti, ‘Türkiye’de hukuk yok’ denildi ama birileri zengin oldu. Şimdi ise Kayseri olayları üzerinden vatandaşlarımıza seslenmek istiyorum; Kayserilileri bilirim; vatanperverdir, insani değerlere sonsuz hürmeti vardır. Bunlar asla Kayserililere mal edilemez. Türkiye çapında öylesine bir provokasyon uygulanıyor ki, sosyal medya üzerinden öylesine bir kin ve nefret dili kullanılıyor ki, son derece haklı gerekçelerle mültecilerin geri gönderilmesi konusunda konuşanların bile yüzü kızarıyor” dedi.
Ayrıca, Türkiye ile Suriye’nin görüşmesi gerektiğini ve bu görüşmenin de belli bir bağlamda yapılması gerektiğini söyleyen Davutoğlu, “Putin’e ‘Esad dostuna söyle BM Güvenlik Konseyinin 2254 sayılı kararını uygulasın’ diyeceksiniz. Sonra daimi üyelere ‘altına imza attığınızı uygulayın’ diyeceksiniz. Birleşmiş Milletlere ‘Türkiye olarak biz bu yükü kaldıramıyoruz, kararınıza sahip çıkın. Güvenli bir şekilde mültecilerin gitmesi için tedbirleri alın. Gerekirse BM gücü gönderin.’ diye başvuracaksınız. Sonra Esad’a ‘Şimdi konuşabiliriz’ diyeceksiniz. Muhalefete, ‘Temsilcilerinizi seçin’ Esad ile birlikte görüşeceğiz’ diyeceksiniz” ifadelerini kullandı.
]]>İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, “Bugün burada bir tahterevalli oyununa vermek için geldik. İYİ Parti olarak biz; milletimiz bir tarafa, partimiz bir tarafa dedik. Sayın Erdoğan diyordu ki, ‘İstanbul’u alan Türkiye’yi alır’ ama sonra gördük ki, herkesin çok rahatı varmış. Yani AK Parti’nin varlığından CHP memnun, CHP’nin varlığından AK Parti memnun; bizden kimse memnun değil. Niye memnun değil? Çünkü biz, sizin sesiniz olmak üzere yola çıktık” dedi.
İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Edirne’de partisinin Uzunköprü Belediye Başkan adayı Ediz Martin’e destek için ilçeye geldi. Esnaf ziyareti öncesinde toplanan kalabalığa seslenen Akşener, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e duyduğu sevgiyi dile getirerek konuşmasına başladı. Akşener, özetle şunları söyledi:
“Bugün burada bir tahterevalli oyununa vermek için geldik. İYİ Parti olarak biz; milletimiz bir tarafa, partimiz bir tarafa dedik. Başından itibaren milletimizin yanında yer almak için ittifaklarda yer aldık. 2019 ittifakını Cumhuriyet Halk Partisi’ne bizzat biz teklif ettik. 19 ilçe, 4 belde ile ayrıldık, bitirdik ama İstanbul, Ankara, Adana, Antalya gibi şehirlerin alınmasına vesile olduk. Çünkü Sayın Erdoğan diyordu ki, ‘İstanbul’u alan Türkiye’yi alır’ ama sonra gördük ki, herkesin çok rahatı varmış. Yani AK Parti’nin varlığından CHP memnun, CHP’nin varlığından AK Parti memnun; bizden kimse memnun değil. Niye memnun değil? Çünkü biz, sizin sesiniz olmak üzere yola çıktık. Siz, bizim velinimetimizsiniz. Yani milletimiz, siyasetçinin velinimetidir. Ben tam 3 yıl boyunca esnaf gezdim. Bu dükkanların içinde hiçbir başka partiyi yermedim, kendi partimi övmedim. Onların derdini, müşterilerinin derdini dinledim.
“BİZ VARIZ, EDİZ VAR”
Çiftçiyi öğrendim. Mazot parasının neye mal olduğunu öğrendim ve yem parasının, ucuza alınan sütün ve büyük faturalar ödenen elektriğin, gübrenin, işçi parasının ne kadar çiftçiyi, üreticiyi yıktığını ama buna karşılık ürettikleri mamule, mala, ürüne yeteri kadar değer verilmediğini gördüm bu dükkanların içinde. Kızı ya da oğlu 87 puan, 93 puan alanı gördüm ama mülakatta 67-73 puan alan arkadaşının tayin edildiğini ama diğer çocuğun atanmadığını gördüm. Yani haksızlık gördüm ve bunu dile getiren hiçbir siyasetçinin var olmadığını gördüm. Çünkü gördüm ki, sizi kandırıyorlar. Yani ne yapıyorlar? Diyorlar ki size, ‘Ey Uzunköprü, bize oy vermezseniz AK Parti gelir’. AK Partililer de diyor ki, ‘Ey Uzunköprü, bize oy vermezseniz CHP gelir’. Ben de diyorum ki, ‘Ey değerli hemşehrilerim. Biz varız, Ediz var.
“BÜTÜN EMEKLİLERİN OYUNA TALİBİM”
Şimdi birbirine sövmeyen, birbirine hakaret etmeyen, daha iyi hizmet ederim iddiasıyla, rekabetiyle yola çıkan bir İYİ Parti ve bir kara oğlan, Ediz kardeşim, evladım var. Kendini beğenmişlik yapmayacak. Belediyenin kapısı açık olacak. Özellikle gençlerin umutlarını yeniden yeşertecek. Akrabalarını, yandaşlarını, dostlarını kayırmayacak. Liyakate dikkat edecek ve en önemlisi çalmayacak, çaldırmayacak. Tam bu seçimin başından beri 3 kol üzerinde ısrarla duruyorum. Emekliler Hakkari’de aç, Uzunköprü’de de aç. 10 bin lira emekli maaşı alan bir emeklinin geçinmesi mümkün değildir. Diyorum ki Sayın Erdoğan, 5 gün kaldı. Bu 5 gün içinde, her şey iki dudağının arasında. Emeklilere bayram ikramiyesi olarak 7 bin lira vereceksin. Sonra her bir emekliye 11 bin lira seyyanen zam yapacaksın. En düşük emekli aylığını asgari ücret kadar yapacaksın. Yaptın yaptın; yapmadın, bütün emeklilerin oylarına talibim. Söz veriyorum, şahsen kendime oy istiyorum. Elimden tutun, güç verin. Görün, haklarınızı söke söke nasıl alacağım ben.”
]]>“HATAY’DAKİLERİ HAREKETE GEÇİREN GÖKHAN ZAN’DI”
Savaş, “Hatay’ı kimseye teslim etmeyeceğiz. Bana gösterdikleri tepkilerin en az 100 katını bakanlara gösterdiler. Bakanları bile konuşturmayan bir kitle vardı. Onları da harekete geçiren bir Gökhan Zan vardı. Bana karşı yapılan bir kumpas var nedenini bilmiyorum. Benim geldiğim süre içinde insanlar huzur içinde dua ederek geliyordu. Orada provokasyonlar esnasında birinin elinde silah olabilirdi” demişti.
GÖKHAN ZAN’DAN SAVAŞ’A YANIT GECİKMEDİ
Hatay’dan yeniden aday gösterilen Büyükşehir Belediye Başkanı Lütfü Savaş’ın sözlerine eski futbolcu Gökhan Zan’dan yanıt gecikmedi. Sosyal medya hesabından bir açıklama yapan Zan, “Siz daha depremin ilk günlerinde, binlerce insanın vebaline girmiş idealist müteahhitlerinizi aklamadınız mı?” tepkisini gösterdi. Zan, açıklamasında şu ifadelere yer verdi; “Değerli büyüğüm Sayın Lütfü Savaş Başkanıma cevaben; Öncelikle şunu belirtmek isterim ki, şahsıma karşı atfettiğiniz suçlamaları şaşkınlıkla izledim ve bu toprakların bir evladı olarak Hataylılar adına daha çok üzüldüm. Bir devlet büyüğüm olarak bana katkılarınızı inkar etmeyeceğim gibi, yanınızda çalışmış biri olarak, emeğimin karşılığını almamın nesi sizi bu kadar rahatsız etti anlayabilmiş değilim.
“PROTESTOYA MARUZ KALMANIZ HERKESTEN ÇOK BENİ ÜZMÜŞTÜR”
Sizin depremin birinci yılında, Hataylılar tarafından böylesine bir protestoya maruz kalmanız herkesten çok beni üzmüştür. Ancak, bu protestoların nedeni ben değil, kendi seçmeninizle bu denli iddialaşmanız, en zor zamanlarımızda yanımızda olmamanız ve kalpten kalbe giden yolda bizlerle bağınızı koparıp, savaşmak yerine yalnız bırakmanızdır.
“VOLKAN DEMİREL’İ BAHANE ETMENİZ…”
Kaldı ki, farklı kültürlerin sembolü olan Hatay’da, birlik ve beraberliğimizi yakanda, kül edende, yanlış kararlara imza atanda, bize sırtını dönen de sizsiniz! Ayrıca şahsınıza karşı yapılan bu protestolar yeni değil, daha adaylığınızın açıklandığında ilk gün başlamıştır. Yani benimle alakalı değildir! Öyle ki, olayla hiç alakası olmayan, depremde gece gündüz çalışan, Hatay için elini taşın altına koyan kıymetli hocam kardeşim Volkan Demirel’i bahane etmeniz ise, hem kendisine, hem halkın gönlündeki yerine hakarettir. Zaten, geldiğiniz yerin diliyle topluma karşı siyasi söylem üretmekten asla vazgeçmemeniz, ahde vefayı yüreğine kötülük uğramamış Hataylılarla değil, gaflet ve dalalet ve hatta hıyanet içinde olduklarınızla, yol arkadaşlığı etmenizdir.
“ALTIN MAKASLI AÇILIŞLARI BENİM YAPMADIĞIMI EN İYİ SİZ BİLİYORSUNUZ”
Üstelik, protesto edilmenizle benim bir alakamın olmadığını, idealist uğrularla, altın makaslı açılışları benim yapmadığımı en iyi siz biliyorsunuz! Hiçbir anmada bir Hataylının elini tuttunuz mu? Elinizi omzumuza koydunuz mu? İçtenlikle samimi bir şekilde sarıldınız mı? Siz seçilmiş biri olarak, hemşehrilerimizin enerjisini polemiklerle tüketip, ihanet ideolojisi içerisinde Hatay ve Hataylılara en büyük kötülüğü yapmıyor musunuz? Siz kendi mensubu olduğunuz siyaset arenasında bile, mecburi bir aday olarak karşımıza çıkartılmadınız mı? Siyasi şaibelerinizle hakkınızda yapılan anketler yeterli görülmediğinden, yenilerini yaptıranlar bizzat siyaset evinizin mensupları değil mi!
“MÜTEAHHİTLERİNİZİ AK-LAMADINIZ MI?”
Siz daha depremin ilk günlerinde, binlerce insanın vebaline girmiş idealist müteahhitlerinizi aklamadınız mı? Bizim tek isteğimiz, kaybettiklerimiz için saatler tam 04:17’yi gösterdiğinde sessizce yas tutmaktı. Ne yazık ki, bu mümkün olmadığı gibi sizde yanımızda da durmadınız. Bizim sizden beklentimiz, ağır yıkım yaşamış yaralı yüreklere birazda olsa dokunabilmenizden ibaretti. İhtiyaç duyduğumuz tam da buydu ama olmadı, yapmadınız. Siz suçunu bilen siyasetçi kimliğinizle bahaneler üretip, bizleri provokatörlükle suçlamak yerine, kişisel hırslarınız, tercihleriniz ve heveslerinizin bir gün milli iradenin kalkanına çarparak darmadağın olacağınızı bilmeliydiniz. Keşke siz, “Kırk yıl önce düşman eline bırakılmayan Türk yurdu Hatay’ı, eski görkemli günlerine kavuşturup ihya ve inşa etmek için hep birlikte mücadele edelim, Hatay hepimizin şahsi meselesi olsun” diyebilseydiniz. Bilmenizi isterim ki, Son söz elbette Hatay halkının olacaktır.”

