Kesici – Haber 60 – Tokat Haber https://www.haber60.com.tr Fri, 19 Jul 2024 08:15:07 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 Uluslararası Su Kurulu Üyesi Dr. Erol Kesici: Su Kanunu Acilen Yasalaşmalı https://www.haber60.com.tr/uluslararasi-su-kurulu-uyesi-dr-erol-kesici-su-kanunu-acilen-yasalasmali/ https://www.haber60.com.tr/uluslararasi-su-kurulu-uyesi-dr-erol-kesici-su-kanunu-acilen-yasalasmali/#respond Fri, 19 Jul 2024 08:15:07 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=40816

ULUSAL Su Kurulu Üyesi Dr. Erol Kesici, yıllardır yaşanan su sorununun en önemli çözüm yolunun ‘su kanunu’ olduğunu belirterek, “30 yılı aşkın süredir taslak çalışmaları içerisinde defalarca yer aldığım su kanununun acilen yasalaşması konusu, Bakan Yumaklı, Genel Müdür Sever ve kurul üyelerince ilke olarak öne çıkartıldı. Kuraklığın ve taşkınların önlenmesinin ilk adımı, su kanununun yasalaşması olmalıdır” dedi.

Türkiye Tabiatını Koruma Derneği (TTKD) Bilim Danışmanı Dr. Erol Kesici, Türkiye genelinde son yıllarda çok sayıda göl ve su kaynağının kuruması, aşırı kirlilik ve ciddi düzeyde su kayıpları yaşanması gibi sorunlar nedeniyle 2023 yılında Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle oluşturulan Ulusal Su Kurulu’nun son toplantısında, ‘su kanunu’nun acil yasalaştırılmasını gündeme getirdi. Dr. Erol Kesici, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Su Yönetimi Genel Müdürü Afire Sever ve kurul üyelerinin katıldığı toplantıda, kuraklığın ve taşkınların önlenmesinin, yıllardır yaşanan su sorununun en önemli çözüm yolunun ‘su kanunu’ olduğuna yönelik sunum yaptığını açıkladı. Dr. Kesici, “30 yılı aşkın süredir taslak çalışmaları içerisinde defalarca yer aldığım su kanununun acilen yasalaşması konusu, Bakan Yumaklı, Genel Müdür Sever ve kurul üyelerince ilke olarak öne çıkartıldı ve bundan büyük mutluluk duydum. Kendilerine teşekkür ederim” dedi.

KULLANMA SUYU İÇİN ARITILMIŞ DENİZ SUYU

Su yönetiminden çok sayıda kurum ve kuruluşun koruma-kullanma konusuyla ilişkili olmasına rağmen, kurumlar arasındaki yetki çakışmalarının süreklilik kazandığına dikkati çeken Dr. Kesici, “Bunun sonucunda da yer üstü ve yer altı su kaynaklarımızla ilgili potansiyel giderek azalıyor. Korumak yerine kullanmak daha öne çıkıyor. Bilhassa Bodrum gibi turizm ve kıyı kentlerinde içme-kullanma suyu konusunda çok büyük sıkıntılar yaşanmaktadır. Bodrum’da bir kısım tesis ve konutlarda içme suyu dışındaki temizlik, havuz, çim sulama gibi kullanımda deniz suyundan ters ozmosla arıtımla elde edilen su kullanımı yaygınlaşmakta. Bu konuda uygun deniz sularının kullanma suyu olarak kullanımı çok daha kolay. Bu tür sistemlerin teşvik edilmesi önemli” dedi.

‘SUYUN DEĞERİ PARAYLA KORUNMAZ’

Su hasadının mutlaka yapılmasının yanı sıra suların arıtılarak kullanımının kuraklık etkilerinin azaltılması ve suyun korunması için alınabilecek acil önlemler olduğunu dile getiren Dr. Kesici, ” Marmara Denizi’ndeki müsilaj artışı konusunda sadece denizlerdeki azot-fosfor kirliliğinin artışının önlenmesi, arıtma sistemleriyle yeterli olmayacak. Denizlerin giderek yok olan biyolojik tür çeşitliliği, ekosistem bütünlüğünün korunmasıyla sağlanacaktır. Suyun değeri, çiftçilerin ürünlerinin tarım teknolojileriyle desteklenerek, bütünlük içerisinde olmasıyla daha iyi korunup, değerlenecektir. Ayrıca suyun korunmasıyla ilgili ‘kullanan öder, kirleten öder’ bakışından vazgeçilmeli. Suyun değeri parayla korunamaz” diye konuştu.

‘KURAKLIK ÜLKEMİZ İÇİN ÇOK CİDDİ BOYUTLARA ULAŞTI’

Suyun kişisel ve evsel kullanımlar için temel insan ihtiyaçlarını karşılamak için kullanma ve uluslararası insan hakları hukuku tarafından korunduğuna da dikkati çeken Dr. Kesici, “Su, şimdiye kadar bütün uyarı, bilgilendirme, eğitim ve cezai işlemlere rağmen çok başlılık ve popülist davranışlar nedeniyle korunamamış, bugün kirlilik ve kuraklık ülkemiz için çok ciddi boyutlara ulaşmıştır. Ülkemizde her geçen gün kullanılabilir su kaynaklarının giderek kuruması, suyun kullanımındaki kurumlar arası uyumsuzluk, buharlaşma oranının, su seviyesinin korunamaması sonucu artışı, mikro klima değişimleri, su kalitesinin olumsuzluğu ve bu kalitesizliğin ve doğadaki tahribatın insan eliyle yapıldığı oldukça açıktır. Bu nedenlerle, her şeye dokunan suyun, su kaynaklarının korunması adına ortaya koyulan hedeflerin varlığı oldukça önemli bir karardır. Kuraklığın ve taşkınların önlenmesinin ilk adımı, su kanununun yasalaşması olmalıdır” dedi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/uluslararasi-su-kurulu-uyesi-dr-erol-kesici-su-kanunu-acilen-yasalasmali/feed/ 0
Marmara Denizi’nde Binlerce Denizanası Görüntülendi https://www.haber60.com.tr/marmara-denizinde-binlerce-denizanasi-goruntulendi/ https://www.haber60.com.tr/marmara-denizinde-binlerce-denizanasi-goruntulendi/#respond Tue, 13 Feb 2024 07:03:26 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=7584

TÜRKİYE Tabiatını Koruma Derneği (TTKD) bilim danışmanı Dr. Erol Kesici, Marmara Denizi’nde Kuruçeşme, Sarıyer ve Beykoz kıyılarında aşırı kirliliğin göstergesi binlerce denizanasını görüntüledi. Dr. Kesici, Marmara’da depremden sonraki en önemli ikinci tehlike olarak gösterdiği istilacı denizanalarının toplanması gerektiğini söyledi.

Marmara Denizi’nin uzun yıllardır önemli sorunlarından, Atlantik Okyanusu göçmeni istilacı bir tür olan ay denizanası, bugünlerde yine çokça görülmeye başlandı. Marmara Denizi, yarı saydam, genellikle yaklaşık 25-40 santim çapında ve tepesinden kolayca görülebilen dört at nalı şeklindeki gonadları (üreme hücresi) ile tanınabilen ay denizanalarının istilasına uğradı. TTKD bilim danışmanı Dr. Erol Kesici, İstanbul’da Sarıyer, Beykoz ve Kuruçeşme kıyılarında denizde çok net görülebilen binlerce denizanasını görüntüledi. Dr. Kesici, denizanalarının acilen temizlenmesi için 24 saat esasına göre çalışma yürütülmesi gerektiğini belirtti.

DEPREM KADAR TEHLİKELİ

Şu an Marmara Denizi’nin ay denizanalarının işgali altında olduğunu belirten Dr. Erol Kesici, “Marmara Bölgesi için deprem kadar önemli, deprem kadar yıkıcı ve tehlikeli bir durum. Marmara Bölgesi’nin depremden sonra önlem alınması gereken en ciddi ve tehlikeli sorunu Marmara Denizi ve körfezin kirliliğidir. Ne yazık ki ülkemizin en kirli denizlerinin başında, iç deniz özelliğine sahip, çok hassas ve kırılgan ekosistemi bulunan Marmara Denizi geliyor. Marmara Denizi’nin kirliliğinin temel nedeni, insan faaliyetleri, insandır. Marmara Denizi 20 milyonu aşan nüfusun ve neredeyse Türkiye’nin yüzde 70 oranında sanayisini etrafında barındıran bölgelerimizdendir. Tarım atıklarının oluşturduğu kirlilikte önemli bir etkendir” dedi.

KİRLİLİK VE AV BASKISI

Marmara Denizi’ni kirleten tüm unsurların acilen engellenmesi gerektiğini belirten Dr. Kesici, “Kirliliğe bağlı denizde azot, fosfor gibi besi elementlerinin aşırı artması sonucu müsilaja da neden fitoplankton, yani bitkisel mikroskobik alglerin artmasıdır. Aynı zamanda Marmara Denizi’nde çok sayıdaki balık türünün, kabuklu organizmaların, deniz kaplumbağası ve benzeri ekosistem elemanlarının tür ve popülasyonlarının azalması, kirliliğin aşırı artmasının diğer bir nedenidir. Diğer önemli bir faktör de Marmara Denizi’nde ne yazık ki çok aşırı şekilde av baskısı söz konusu. Bu av baskısı, balık popülasyonlarını azaltmakta, denizde kirliliği giderek artırmaktadır” diye konuştu.

İSTİLACI AY DENİZANASI

Marmara Denizi’nin biyolojik istila altında olduğunu ifade eden Dr. Kesici, “Yani doğal tür sayısı azalmakta, istilacı türler ise küresel ısınma ve su sıcaklığının artışıyla aşırı şekilde çoğalmaktadır. Akdeniz’den Ege ve Marmara’ya gelen istilacı türler yaygınlaştı. Marmara Denizi’nde şu an bunlar içinde en tehlikeli olanı denizanalarıdır. Burada görülen ay denizanası olarak bilinen bir tür olup, zaman zaman çok tehlikeli ve zehirli olan pusula denizanasına da rastlanmaktadır. Şu anda Marmara Denizi’nin her tarafını ay denizanaları istila etmiş durumda. Bu denizanaları balık yumurtaları, larvalarıyla beslendiği için, denizdeki balık popülasyonunu da yok ediyor. Çözüm, denizi kirleten tüm unsurlar kesinlikle engellenmelidir. Balık çeşitliliği, doğal türler artırılmalıdır. Aşırı av baskısı sonlandırılmalı ve 24 saat çalışma esaslı denizanaları toplanmalıdır” dedi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/marmara-denizinde-binlerce-denizanasi-goruntulendi/feed/ 0
Sulak Alanların Yok Olması İnsan Medeniyetini Tehdit Ediyor https://www.haber60.com.tr/sulak-alanlarin-yok-olmasi-insan-medeniyetini-tehdit-ediyor/ https://www.haber60.com.tr/sulak-alanlarin-yok-olmasi-insan-medeniyetini-tehdit-ediyor/#respond Fri, 02 Feb 2024 07:21:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=5678

TÜRKİYE Tabiatını Koruma Derneği (TTKD) bilim danışmanı hidrobiyolog Dr. Erol Kesici, 2 Şubat Dünya Sulak Alanlar Günü dolayısıyla son yıllarda artan kuraklıklara dikkati çekerek, “Sulak alanlarımız ve suyumuzu tüketirsek ‘Büyük Kitlesel 6’ncı Yok Oluş’ kapımızı çalar. Su yoksa insan medeniyeti yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalacaktır. Bu yok oluşun şakası yok” uyarısında bulundu.

TTKD bilim danışmanı Dr. Erol Kesici, dünyanın son yarım milyar yılda 5 kez kitlesel yok oluş yaşamış olmasının, 2 Şubat Dünya Sulak Alanlar Günü’nde unutulmaması gereken en önemli husus olduğuna dikkati çekti. Dr. Erol Kesici, “Sulak alanlarımızı ve suyumuzu tüketirsek Büyük Kitlesel 6’ncı Yok Oluş kapımızı çalar. Su yoksa, insan medeniyeti yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalacaktır. Kuraklık ve artan iklim krizi 6’ncı yok oluş olabilir mi? İnsanlık kendi bindiği dalı kesmekte ve büyük kitlesel yok oluşu hızlandırmakta. Dünyanın bugüne kadar 5 büyük kitlesel yok oluş evresinden geçtiği ve bu evrelerin her biri dünya üzerindeki canlı türlerinin büyük bir bölümünün (havada yaşayan kuşlar bazı türleri dışında yüzde 80-96 arasında) soyunun tükenmesine neden olduğu bildirilmektedir. Doğal felaket olarak nitelendirilen beş yok oluşun sonuncusu olan 5’inci Büyük Kitlesel Yok Oluş, Paleojen’e 65 milyon yıl önce 11 kilometre çapında dev bir asteroittin dünyaya çarpmasının neden olduğu belirtilmektedir” dedi.

‘SULAK ALANLAR HIZLA KİRLENİYOR VE KURUYOR’

Sulak alanların hızlı şekilde kirlendiği ve kuruduğuna işaret eden Dr. Kesici, “Endüstriyel devrimden bu yana bitmeyen tüketim hızı ve bilim dışı yöntemler nedeniyle, sulak alanlar yok olursa hiçbir canlının yaşaması da mümkün olamaz. Kuraklık, iklim krizi, ekosistem bozulmaları gibi insan faaliyetleriyle doğanın çok hızlı bir şekilde değişmesi paralelinde 6’ncı Büyük Kitlesel Yok Oluş’un çok hızlı bir şekilde yaşanmakta olduğu akıllardan çıkarılmamalıdır. Çünkü su ve sulak alanlar yaşamın olmazsa olmazıdır, iyi yönetilmezse hastalık ve felaket getirirler” diye konuştu.

3 MARMARA DENİZİ KADAR SULAK ALAN YOK OLDU

Türkiye’de 1950’den bu yana üç Marmara Denizi büyüklüğünde sulak alan kaybı yaşandığını kaydeden Dr. Kesici, bu kayıpların iklim krizinin etkilerini de artırdığını söyledi. Dr. Kesici, “Yani suyun iyi yönetilememesi, sulak alanlarda kayıpların giderek artması, iklimin değişmesine neden olmaktadır. Bu olay bir nevi zincirleme reaksiyonlarla sulak alanlarımızın yer altı sularının da beslenememesine neden olmaktadır. İklim değişikliğinde etkili olan karbonun neredeyse yüzde 42’sinin sulak alanlarda depolandığını da unutmamamız gerekir. Sulak alanlar kurudukça, işlevlerini kaybettikçe karbonu depolamayı bırakın, bünyelerindeki karbondioksitin salınmasıyla iki katı ters etki yapmaktadır” dedi.

‘BU YOK OLUŞUN ŞAKASI YOK’

Dünyadaki milyonlarca canlı türünden olan insanların tatlı su kaynaklarının yarısından fazlasını kullandığını söyleyen Dr. Kesici, “Artık insanlar bu suları kullanırken daha çok düşünmesi ve koruması gerekir. Dünyanın en çok tüketeni ve atık bırakanı insanın, tutumlu ve atıksız bir dünya için verilen sözleri tutup, 6’ncı yok oluşu önleyebilecek bilimsel, akılcı, yaşama dayalı girişimleri (fosil yakıt, plastik kullanımından vazgeçmesi) uygulamaya geçirmesi gerekmektedir. Bu yok oluşun şakası yok. Suya ulaşma ve suyun sürdürülebilirlik sorunu öncelikli olarak çevresel anlamda sorunlar yaratsa da aslında sosyal ve ekonomik açılarda da yadsınamaz derecede önemli ve öncelikli sorunumuz haline geldi” diye konuştu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/sulak-alanlarin-yok-olmasi-insan-medeniyetini-tehdit-ediyor/feed/ 0