(SİNOP) – Sinop Kültür ve Turizm Derneği Başkanı Saim Gürbüz, “Bu kente turizm kenti diyorsak, bu kentin birinci gelir kaynağının turizm gelirleri olduğunu söylüyorsak burada dikkat edilmesi gerekiyor. En kolay yoldan önlemleri almak yerine, tabelaları asmak yerine, cankurtaranları görevlendirmek ya da denetimi yapmak yerine il hıfzıssıhha kurula toplanıyor ve en kolay yoldan ‘denize girme yasağı’ yapalım böylece ‘dertlerimizden kurtulalım’ diyorlar” dedi.
Sinop Kültür ve Turizm Derneği Başkanı Saim Gürbüz, Sinop Valiliği’nin sıklıkla aldığı “denize girme yasağını” ve tarihi Sinop Cezaevi’nin restorasyon aşamasından sonra tam olarak hizmete açılmamasından dolayı tepki gösterdi.
Sinop Kültür ve Turizm Derneği Başkanı Saim Gürbüz, şöyle konuştu.
“Sinop Valiliği’nin deniz yasağı kararı Sinop turizmine etki ediyor. Çünkü, deniz sezonundayız. Bu yasaklar ulusal basında ‘Sinop’ta denize girme yasağı’ olarak yayınlanıyor. Karadeniz’in en güzel sahillerine sahip olan kentte bu haberler gelen insanları tabii ki de olumsuz etkiliyor. Bunun için artık daha dikkatli davranılması gerektiğini düşünüyorum. Bu kente turizm kenti diyorsak, bu kentin birinci gelir kaynağının turizm gelirleri olduğunu söylüyorsak burada dikkat edilmesi gerekiyor. İkinci durum, Sinop’ta ki herkes RİP akıntısına ya da boğulma vakalarını sağlayan rüzgarların Karayel rüzgarlı olmadığını biliyor. Bu rüzgarlar çok özel rüzgarlar ve nadir esen rüzgarlar ama son 15 günlük dönemde 6 kez denize girme yasağı açıklandı. Bu açıklanan günlerde esen rüzgar Karayel’di. En kolay yoldan önlemleri almak yerine, tabelaları asmak yerine, cankurtaranları görevlendirmek ya da denetimi yapmak yerine il hıfzıssıhha kurula toplanıyor ve en kolay yoldan ‘denize girme yasağı’ yapalım böylece ‘dertlerimizden kurtulalım’ diyorlar. Bu turizm kenti için Sinop kadar güzel bir kent için yapılmaması gereken ve daha dikkatli yapılması gereken bir durum.
Sinop Cezaevi…
Cezaevi ile ilgili de sıkıntımız var. Cezaevi başlangıçtan itibaren bir Avrupa Birliği projesiydi. Avrupa Birliği’nden alınan kaynaklarla bu günlere kadar geldi. Ne zaman ki, Avrupa Birliği’nden gelen kaynaklar bitti ve Sinop Cezaevi olduğu gibi kaldı. Geçen sene normal açılması da yaklaşık 1 yıl ertelendi ve sadece bir bölümü açıldı. Ama, gelen misafirlerimizden bu soruyu duymaktan biz gerçekten artık biz utanıyoruz. ‘Cezaevi ne zaman açılacak’ ya da ‘Cezaevine gittik bize sadece tepeden gösterdiler’ diye soruyorlar. Bizim aldığımı bilgiler tamamen şu yönde. Bütçe kısıtlamaları nedeniyle elimiz, kolumuz bağlı. Bu kentte biz turizmcilerin kaderi maalesef bu. Bu kentteki bir çok karara bu kentte olmayanlar, bu kentte hayatının geri kalanını geçirmeyenler, bu kentin hayatının bir bölümünün yolu düşmüş insanlar bir şekilde bu kentin turizmine, turizmcisine, turizmcinin yaşadığı sorunlara karar veriyorlar sonra da gidiyorlar. Biz, bunlarla yaşamak ve mücadele etmek zorunda kalıyoruz. Bu kente turizmciler ciddi yatırımlar yapıyor ve ciddi anlamda işlerini iyi yapmaya çalışıyorlar. Sinop’un da en iyi noktalarından birisi cezaevi. 4 yıldır bir mücadele içerisinde. Şu an verilen tarih Ekim. Ama biz daha önce çok defa bu tarihleri duyduk. Zaten, sezonu bitirmiş olacağız. En basit örnek veriyorum. Türkiye’nin şuan en etkin tur firmalarından bir tanesi bu yaz planına Sinop’u almadı. Kim bunun haberdarı? Kim bunu umursuyor? Bilmiyorum ama Sinop’ta yatırım yapan turizmci bununla ilgileniyor. O yüzden de, bir an evvel kentimizde acil ihtiyacı olmayan yatırımların ne kadar hızlı yapıldığını görüyorsak cezaevinin de bir an evvel yapılmasını bitirilmesini ve tüm fonksiyonlarıyla faaliyete geçmesini bekliyoruz.”
]]>İzmir Ticaret Odası(İZTO) Meclisi haziran ayı olağan toplantısı İzmir Büyükşehir Belediyesi(İZBB) Başkanı Cemil Tugay’ın katılımıyla gerçekleştirildi. İZTO Meclis Başkanı Selami Özpoyraz idaresinde oda binasında gerçekleşen toplantıda konuşan Tugay, kente dair açıklamalarda bulundu, İZTO meclis üyelerinin sorularını yanıtladı. Tugay, “Ben aslında sadece Cemil Tugay değilim. Yüzde 1 Cemil Tugay’ım, yüzde 99 belediye başkanıyım. Bu kimliğimle her birinizin, bu şehirde her kesimden insanın, bu şehrin canlı, cansız tüm varlıklarının hizmetinde olan, onlar için bir şeyler yapmak zorunda olan, bu sorumluluğu hisseden ve büyük minnet duyduğum oylarınızla bana bu görevi verdiğiniz için sizlere müteşekkir olan bunun gereği olarak da önümüzdeki süreç içersinde sizlere, hayran olduğum şehrimize, hemşehrisi olmaktan, bu topraklarda yetişmiş bir insan olmaktan onur duyduğum bu şehre hizmet etmenin onurunu yaşayacağım. Bu süreçte isterim her konuşmamız birbirimize bir şeyler anlatsın. Bir şeyleri beraber fark edelim, ortak bir nokta buluşmak üzere bir yol yürüyelim” dedi.
“Mutlaka akıldan, bilimden, bilgiden yararlanabilmeniz gerekiyor”
İzmir Büyükşehir Belediye başkanlığı görevini en iyi şekilde yapmaya çalıştığını belirten Tugay, “Belediye yönetiminde başarılı olmanın akılla, bilimle dost olarak bilen insanlardan bilgi alarak gerçekleşeceğini biliyorum. Her sorun çözülür, her şeyle başa çıkabilirisiniz ama önce samimiyetle yanlışı ve doğruyu ayrı ayrı görebilmeniz doğru için mücadele etmeniz ve mutlaka akıldan, bilimden, bilgiden yararlanabilmeniz gerekiyor” diye konuştu.
“İzmir her şeyden önce bir ticaret kenti”
“İzmir’e geçmişi ve geleceği ile bakmayı başarmalıyız” diyerek sözlerini sürdüren Tugay, şunları kaydetti:
“İzmir her şeyden önce bir ticaret kenti. Bunu İzmir Limanı’ndan yapılan ihracattan, Ege’nin verimli tarım topraklarında üretilen ürünlerden, bölgemizin doğal kaynaklarından kaynaklandığını biliyoruz. Başka hangi kimlikleri vardır diye baktığımızda İzmir bir kültür kentidir, sanat kentidir, sosyal yaşam kentidir. Bir tarım, turizm kentidir. Anadolu’nun, bu toprakların yüzü batıya dönük, aydınlığa dönük şehridir İzmir. Geçmişte böyleydi yüzyıllar boyunca bugünkün de önce bu kimlikleriyle var olurken bugün de o kimliklerinde kalan mirasıyla değerli ve o mirasın etkileriyle burada yaşam yaşanıyor. O nedenle bugün için 2022 verilerine göre 972 milyar lira ve yüzde 6,5 payla gayri safi milli hasılada Türkiye genelinde İzmir üçüncü sırada. 2023 yılı itibarıyla ülkemize en çok döviz kazandıran ilk üç şehir arasında. İzmir’den 2023 yılında 34.8 milyar dolar ihracat gerçekleşmiş. Önceki yıla göre biraz azalmış olsa da Türkiye’deki ihracat yüzde 13.6’sı İzmir’den gerçekleşmiş ve dış ticaret fazlası veren nadir şehirlerden bir tanesi. 2023’te şehrimizde kurulan firma sayısı ise kapatılanların üç katıymış. Ocak-Mart 2024 verilerine baktığımızda da ihracat İzmir gümrüklerinden 8.9 milyar dolar, ithalat ise 6 milyar dolar olmuş. Bütün bunların ışığında şehrimizi özel yapan şeyin ne olduğu çok ortada. Neyin üzerine gitmemiz gerektiği, neyi geliştirmemiz gerektiği de çok ortada.
“Önce biz bu şehirde sağlıklı ve mutlu insanlar olarak yaşamayı başaralım”
Bir konuşmamda bir gazeteci bana turizm ile ilgili düşüncelerimi sorduğunda İzmir’imizin çokça sorunu var, bu sorunları halletmeden İzmir’de körlemesine yapılacak turizm hamleleri karşılık bulmaz. Geçen yıllarda böyle oldu. Bir taraftan gemiler gelsin istiyoruz, bizden alışveriş yapsın, ticari hayatı zenginleştirsin istiyoruz. Diğer taraftan bununla ilgili üstümüze düşen hazırlığı yapmadan aynı bir maçı kazanmakla ilgili o beklediğimiz umutla bekleyiş gibi niteliksiz yerlerden alışveriş yapmalarını bekliyoruz. Mümkün değil bu. Körfezimiz var, yeterince maalesef temiz değil. Körfezin etrafında muhteşem kıyılar var, bu kıyılardaki yerleşim yerlerine baktığınızda düzenli, insana güven veren halleri yok. Yeşil dokumuz yetersiz. Temizliğimiz de yollarımız da sorunlarımız var. Çok fazla sayıda kültürel, tarihi mirasımız var onlarla ilgili çalışmalarımız iyi niyetli olsa da yeterince hızlı değil. Şimdi bunlar varken ben siyaset mi yapayım? Turistler gelsin de nereye gelsin? Bunları görmeden İzmir’i turizm kenti yapmanın çok gerçekçi olmadığını düşünüyorum. İzmir bir turizm kenti olmalıdır, turizm kenti olması için gereken geçmişe, kültürel mirasa, sosyal yapıya, gastronomiye sahip bir şehir ama. Ama bunları hazırlamdan turistleri getirmeye çalışırsak Türkiye’nin çokça maruz kaldığı niteliksiz turizmin kurbanı olmaktan öteye gidemeyiz. O nedenle altı dolu bir turizm çalışması yapmanın daha doğru olduğunu düşünüyorum. Ama ben öncelikle istiyorum ki İzmirliler İzmir’de yaşarken huzur içinde, sağlıkla, bu şehrin nimetlerinden faydalanarak yaşasın. Yoksulluğu da kötü şehirleşmeyi de çevre sorunlarını da her şeyi halletmiş olalım. Önce biz bu şehirde sağlıklı ve mutlu insanlar olarak yaşamayı başaralım. Bunun için hedefler koyalım. Bunlar olduğu zaman arkasından ‘burası güzel bir şehirmiş’ diyerek çokça insan zaten geliyor.
“İzmir’de 1 milyon 200 bin emekli olduğunu bilmek lazım”
Temizlik, yol, trafik, toplu ulaşımda düzenleme, zabıta hizmetleri, park ve bahçelerin düzenlenmesi, sosyal etkinliklerin arttırılması gibi hizmetlerin hiçbirinin aksatılmadan yürütülmesi gerekiyor. Herkesin sahiplenmesi gereken bir konumuz var; sosyal hizmetler. Belediyeler aslında sosyal hizmetlerde çok ağır sorumluluk üstlenmesi gereken kurumlar değil. Ama son yıllarda yaşadığımız ağır durum gereği süreç böyle gelişti. Toplumumuzun yüzde 12’si engelli. Nüfusumuzun hızla yaşlandığını, İzmir’in bu konuda Türkiye ortalamasının üstünde olduğunu, yalnız yaşayanların alışveriş ve banyo yapamadıklarını hatırlamak lazım. İzmir’de 1 milyon 200 bin emekli olduğunu bilmek gerek.”
“İzmir’de hiçbir sahipsiz hayvan öldürülmeyecek”
İZTO Meclis üyelerinin sorularını da yanıtlayan Tugay, sokak hayvanlarıyla ilgili yasa hazırlığıyla ilgili “Bir eylem planı ortaya koyduk. İzmir’de hiçbir hayvan öldürülmeden bu sorunla başa çıkabileceğimize inanıyoruz. Belediyelerin zorlandığı yerde merkezi hükümetin destek vermesi gerekiyor. İzmir’de yapacağımız şey barınaklarımızın sayısını arttırmak, koşullarındaki iyileştirmeyi sağlamak. İzmir’deki herkesten bize destek olmalarını talep ediyoruz. Ama Türkiye’nin başka şehirlerinde kötü şeyler yaşanmasından endişeliyiz” açıklamalarında bulundu.
İzmir Büyükşehir Belediyesi memurları ile çevik kuvvet ekipleri arasında arbede
Öte yandan toplu iş sözleşmesi görüşmeleri nedeniyle eylemlerine devam eden İzmir Büyükşehir Belediyesi personeli de toplantısı öncesinde İZTO binası önünde toplanarak eylem yaptı. Toplantının ardından Başkan Tugay’ın toplantıdan ayrıldığı sırada bina dışında bekleyen belediye personeliyle çevik kuvvet ekipleri arasında arbede yaşandı.
]]>(SAMSUN) – CHP Genel Başkanı Özgür Özel, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı kutlamaları dolayısıyla gittiği Samsun’da “Samsun’da iki ilçeden birini almak kabul edebileceğimiz bir şey değildir. Büyükşehir’inden metropol belediyelerine, Samsun belediyelerinin tamamını kazanana; Samsun’da birinci parti olana; en çok milletvekili olan parti olana kadar mücadeleye başlıyoruz, seferberlik ilan ediyoruz” dedi.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı dolayısıyla Samsun’a gitti. Özel’e burada; Gençlik Kolları Genel Başkanı Gençosman Killik, Gençlik ve Spor Bakanlığı’ndan Sorumlu Genel Başkan Yarıdmcısı Sevgi Kılıç, Samsun İl Başkanı Mehmet Özdağ, Atakum Belediye Başkanı Serhat Türkel, genel başkan yardımcıları, parti meclisi üyeleri ve milletvekilleri eşilk etti.
CHP lideri Özel, Atakum Belediyesi’nin düzenlediği etkinlik kapsamında “Kurtuluş Yürüyüşü”ne katıldı. Yürüyüşte Özel’e, Atakum Belediyesi Cumhuriyet Kadınları Bandosu eşlik etti. Yürüyüşün ardından halk oyunları ekibinin göstersini izleyen Özel, halka hitap etti. Özel’in konuşması şöyle:
“ATATÜRK’ÜN PARTİSİNİ 47 YIL SONRA BİRİNCİ PARTİ YAPARAK GELDİK”
“Bugün Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ülkeyi kurtarmak ve ardından bir cumhuriyet kurmak için çıktığı yolda ilk adımı attığı kentteyiz. İlkadım’ın 100’üncü yılında, hep beraber buradaydık, bugün 105’inci yılı, bir kez daha hep beraber buradayız. Ancak bu kez bir kıvancımız, bir mutluluğumuz var ki bugün Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kentine, Cumhuriyet kentine ve milli mücadelenin başlangıç kentine CHP’liler olarak başımız dik bir şekilde geldik. Onun partisini 47 yıl sonra birinci parti yaparak geldik. Türkiye’de umutların yükseldiği, gençlerin umutsuzluklarının kırıldığı, gözlerinin içinin gülmeye başladığı, kadınların haklı kaygılarından biraz olsun ayrıldıkları ve yeniden kendilerine bütün hakları tanıyan cumhuriyetin aydınlanma devriminin devam edeceğine olan inançlarının yükseldiği bir dönemde, bugün Samsun’a geldik. Elbette Atakum Belediye Başkanımızın bize ev sahipliği yapması ve seçimlerde, Samsun’da başarılı olduğumuz tüm noktalarda hepinize kıvanç, minnet duyuyorum. Ancak bu dönemde Türkiye’de, örneğin büyük zaferin kentinde, Afyon’da, Kütahya’da, Uşak’ta, Manisa’da büyük zaferler kazanmışken; şapka devriminin kenti Kastamonu’yu almışken, Amasya’yı kazanmışken Samsun gibi bir şehri kazanamamış olmayı da içinize sindiremiyoruz.
“SAMSUN’DA BİRİNCİ PARTİ OLANA KADAR MÜCADELEYE BAŞLIYORUZ, SEFERBERLİK İLAN EDİYORUZ”
Bundan sonra Samsun’da sadece bir milletvekili asla kabul edebileceğimiz bir sonuç değildir. Samsun’da iki ilçeden birini almak kabul edebileceğimiz bir şey değildir. Büyükşehirinden metropol belediyelerine, Samsun belediyelerinin tamamını kazanana; Samsun’da birinci parti olana; en çok milletvekili olan parti olana kadar mücadeleye başlıyoruz, seferberlik ilan ediyoruz. Ben partimin genel başkanı olarak üzerime düşeni yapacağım. İl örgütünden, ilçe örgütlerinden, partinin tüm seçilmişlerinden bu konuda üst düzey gayret bekleyeceğim. Bu inanca ortak olanlarla yol yürüyeceğiz. Bu inanca ortak olmayanlarla, yorulanlarla, inanmayanlarla, Samsun için değil kendisi için bir hayali olanlarla atacak bir adımımız, kaybedecek bir dakikamız yoktur. Onun için önümüzdeki günlerde Samsun’da çok ciddi bir çalışma yapacağız. Arkadaşlarımız gelecek, müfettişlerimiz gelecek, raporlar tutacak, sizlerle konuşacak, Samsun’u dinleyecek, en doğru kararı verecek ve Samsun’da büyük değişimin ateşini yakacağız, ben de takipçisi olacağım.
“TEK GÜVENCEM ATATÜRK SEVGİSİ OLAN SAMSUNLULARDIR”
Bu konuda tek güvencem yüreğinde vatan, millet, bayrak ve Atatürk sevgisi olan Samsunlulardır; sizlersiniz. Samsunlulara, Samsun’un kadınlarına, Samsun’un gençlerine güveniyorum. Ancak biz döndükten sonra bu inançla, Samsun’a sahip çıkmaya, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün iki eserinden biri olan partimize sahip çıkmaya ve bundan sonraki süreçte artık bu kenti Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e yakışır bir noktaya getirmeye var mısınız? Size inanıyorum, size güveniyorum. Her geçen gün daha çok birlikte olacağız. Her geçen gün daha çok güçleneceğiz. Hep beraber başaracağız.”
]]>Kuşadası Belediye Meclisi, mayıs ayı olağan toplantısını Pera Düğün Salonu’nda yaptı. Müdürlüklerden gelen ve komisyonlara havale edilen konuların ele alındığı toplantıda, kardeş şehir ilişkilerinin geliştirilmesi için iki önemli adım atıldı.
Belediye Meclisi, Kuşadası’nın Almanya’daki kardeş kenti Marl Belediyesi tarafından düzenlenen Kardeş Şehir Eşleştirme Toplantısı ile 2024 Uluslararası Gençlik Toplantısı’na katılım sağlanması ve kentin temsil edilmesi kararı aldı.
KUŞADASI VE SENEGAL’İN BAMBEY ŞEHRİ ‘KARDEŞ ŞEHİR’ OLDU
Toplantıda, Senegal’in Bambey şehri ile kardeş şehir olunması kararı alındı. Kardeş şehir ilişkilerinin önemine dikkati çeken Başkan Günel, şunları söyledi:
“Senegal’in Bambey kenti özellikle UNESCO’nun kültür, sanat ve spor alanında yürüttüğü projelere dair fon temini noktasında önemli bir şehir. Kuşadası ile Senegal’in ne alakası var dememek lazım. Kardeş şehir ilişkileri Avrupa Birliği tarafından sunulan hibe ve fonlardan daha etkin şekilde faydalanmamızı sağlıyor. Mesela Marl ile kurulan kardeş şehir ilişkisi kentimize Engelliler Köyü’nü kazandırdı. Kuşadası bir turizm kenti ve turizm kentleri açısından uluslararası nitelik taşıyan tüm ilişkilerin büyük önemi vardır.”
Toplantıda, Adagöl Mesire Alanı’nda bulunan otoparkın ihtiyacı karşılama konusunda yetersiz kalması nedeniyle aynı mevkide 20 bin ile 40 bin metrekare arasında bir alan kiralanması konusu da karara bağlandı.
8 YENİ İHTİSAS KOMİSYONU
Kuşadası Belediye Meclis toplantısında yeni dönemde görev yapacak 8 ilave ihtisas komisyonu kuruldu. Kentin farklı kesimlerinin talep ve ihtiyaçlarına yönelik çalışma yürütecek Emekliler ve Sosyal Destek Komisyonu, Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Komisyonu, Turizm ve Tanıtım Komisyonu, Kadın Üretim ve El Emeği Komisyonu, Gençlik, Spor ve Kültür Komisyonu, Tarım ve Kırsal Kalkınma Komisyonu ile Esnaf ve Çarşı Komisyonuna üye seçimi de yapıldı.
Günel, komisyonların etkin çalışmasının önemine dikkati çekerek “Belediye Meclis üyelerimiz arasında çok birikimli ve deneyimli isimler var. Spesifik konularda kurduğumuz komisyonlarımız aracılığıyla onların bu bilgi ve birikimlerinden kentimiz yararına istifade etmek istiyoruz” dedi.
2023 mali yılı kesin hesaplarının da kabul edildiği toplantıda yaşanan tüm ekonomik belirsizlik ve olumsuzluğa rağmen bütçe gerçekleşme oranının yüzde 78 olduğu belirtildi. İlçe belediyelerinin ekonomik olarak her geçen gün daha kötü bir tablo içerisine girdiğini vurgulayan Günel, “5 yıldır devletten bir tek el arabası dahi alamadık. Yaptığımız bütçe rehabilitasyonu ile Kuşadası’nı kendi kaynakları ile yatırım yapabilen bir kent konumuna getirdik. Bugüne kadar benim için Kuşadası’nın menfaatleri her zaman siyasetin üzerinde oldu. Bu, önümüzdeki 5 yılda da böyle olacak. Tüm meclis üyesi arkadaşlarımdan da aynı bakış açısını ve hassasiyeti bekliyorum” diye konuştu.
]]>33 medeniyete ev sahipliği yapan Diyarbakır, tarihi ve turistik mekanlarıyla kültür turizminde son yılların en önemli cazibe merkezlerinden biri oldu.
UNESCO Dünya Miras Listesi’nde yer alan tarihi surlar, İçkale Müze Kompleksi, tarihi Ulu Cami, Ongözlü Köprü, restore edilen kiliseler, Hasanpaşa Hanı gibi tarihi ve kültürel mekanlar ile çarşıların ziyaretçi akınına uğradığı kentte turizm polislerinin görev yapması için İl Emniyet Müdürlüğünce çalışma yürütülüyor.
Kentin tarihi ve kültürel mekanlarında, İngilizce, Almanca, Fransızca, Arapça, Kürtçe ve Zazaca bilen polislerden görevlendirilecek ekipler hem yerli ve yabancı turistlerin güvenliğini sağlayacak hem de gerektiğinde rehberlik hizmeti sunacak.
“Diyarbakır’ın huzuru gururumuzdur”
İl Emniyet Müdürü Fatih Kaya, AA muhabirine, kentte sağlanan huzur ve güven ortamı sayesinde Ramazan Bayramı’nda otellerdeki doluluğun yüzde 100’e ulaştığını, kentin ziyaretçi akınına uğradığını söyledi.
Ziyaretçi ilgisini sevinçle karşıladıklarını ifade eden Kaya, tarihi, coğrafi güzellikleri, kültürü ve gastronomisi ile kentin turistlerin odak noktası haline geldiğini belirtti.
Kaya, “Adeta batıdan doğuya turist akını var. ‘Kentin huzuru ve güvenliği bizim onurumuz ve gururumuz’ sloganıyla yola çıktık. Emniyet Müdürlüğü ve polis teşkilatı olarak Diyarbakır’ı huzur ve güven kenti haline getirmek için var gücümüzle gece gündüz çalışıyoruz. Suçun azaltılması, güvenliğin sağlanması noktasında büyük mesafe katettik.” dedi.
Ramazan Bayramı’nda yaşanan turist yoğunluğunun Kurban Bayramı’nda daha da artmasının beklendiğini dile getiren Kaya, bu doğrultuda Kurban Bayramı’nda güvenlik önlemlerinin daha da artırılması gerektiğine inandıklarını aktardı.
Kaya, “Kentimizin Kurban Bayramı’nda daha da güvenlikli bir hal alacağının şimdiden sözünü veriyoruz. Şehrimizin güvenli olması, buranın bir turizm cenneti haline gelmesi için bize düşen misyonun farkındayız ve bunun gereklerini yerine getirmek için bütün personelimizle gece gündüz özveriyle çalışıyoruz.” diye konuştu.
“Diyarbakır artık bir turizm kenti”
Diyarbakır’ın son yıllarda herkesin akın ettiği bir kent haline geldiğini belirterek, ziyaretçilerin kentten memnuniyetle ayrıldığını aktardı.
Kaya, “Diyarbakır artık bir turizm kenti. Hiç aman vermiyor, bir suç şebekesi veya bir suçlu grubunun yeşermesine müsaade etmiyoruz. Bu da şehrin güvenliğinin sağlanmasında çok ileri bir sıçrama sağlıyor.” ifadelerini kullandı.
-“Turizm patlaması var ama turizm polisi yok”
Turizm kenti Diyarbakır’da turizm polisi gibi önemli bir eksikliği fark ettiklerini kaydeden Kaya, bunun için de çalışmalara başladıklarını belirtti.
Polislerin İngilizce, Almanca, Fransızca, Arapça, Kürtçe ve Zazaca tercümanlık yapacağını dile getiren Kaya, şunları söyledi:
“Diyarbakır’da turizm polisi yok ama turizm patlaması var. Yakın zamanda turistik lokasyonda turizm polislerimizi göreceğiz, çalışmalara başladık. Hem buradaki huzur ve güven ortamını sağlayacaklar hem de vatandaşlarımızın turizm konusunda ihtiyaçlarına cevap verecekler. Bütün polislerimize duyuru yaptık. İngilizce, Arapça, Almanca, Fransızca gibi dünyada kullanılan diller konusunda eğitimi, becerisi olan, bu dilleri bilen arkadaşlarımızı seçiyoruz. Hiç Türkçe bilmeyen ninemizin, amcamızın da dilinden anlayacak arkadaşlarımızı eğitiyoruz, donatıyoruz. Hatta Çince, Japonca bilen polislere de fırsat tanıyacağız, onlardan da istifade edeceğiz. Aynı zamanda halkla ilişkiler konusunda da eğitim vereceğiz. Kültür ve Turizm Müdürlüğümüzden de bölgeyle alakalı, bilgi içeren dersler talep edeceğiz. Çok yönlü olarak arkadaşlarımızı donatacağız.”
Polislerin motosikletli görev yapması planlanıyor
Kaya, turizm polislerinin motosikletli görev yapmasını öngördüklerini belirterek, turizm polislerinin bulunacağı merkezin de Sur ilçesinin Yenikapı Caddesi’nde olacağını aktardı.
“Çok güzel çalışmalarımızın olduğunu müjdeleyebilirim. Bundan iyi sonuçlar alacağımızı tahmin ediyorum. Bu sıcak ilişkiler insanımızın ve şehrimizin tanıtılması açısından da son derece önemli.” diyen Kaya, hazırlıkların sürdüğünü ifade etti.
]]>Ülkenin birçok kentinde “zlabiye ve “maharik” tatlısının yapıldığı tatlıcılar bulunsa da en iyi yapıldığı yer olarak Tunus’un güneybatısında yer alan Beca kenti gösteriliyor.
Beca kentinde onlarca tatlıcının yer aldığı merkez çarşısında “Marsavi Tatlıcısı” adlı bir dükkan dikkati çekiyor.
“Beca’da yapılan maharik tatlısının eşsiz bir tadı var”
Zlabiye ve maharik tatlısının en yoğun şekilde satışının yapıldığı Marsavi Tatlıcısı’nın sahibi Abdurrezak el-Marsavi, AA muhabirine, bu tatlının en iyi yapıldığı yerin Beca olduğunu söyledi.
Marsavi, “Beca’da yapılan maharik tatlısının eşsiz bir tadı var. Bu tatlının bizim şehrimiz dışında dünyada eşi benzeri yok. Çünkü maharik tatlısının en önemli malzemeleri olan yağ, bal ve irmik Beca kentinde bolca üretiliyor. Bu yüzden maharik tatlısının ilk olarak Beca kentinde ortaya çıktığını düşünüyoruz.” dedi.
“Beca çarşısında dedelerimin mesleğini devam ettirmekten çok mutluyum”
Dedesinin 1860 yılında bu tatlıyı ustası Muhammed et-Taburi’den öğrendiğini aktaran Marsavi, şunları söyledi:
“Zlabiye ve maharik tatlılarının hazırlanışında kullanılan temel malzemeler irmik, un, yumurta, yağ, şeker ve bal. Bu malzemeyle zlabiye tatlısı için iyi ve akışkan bir hamur hazırlıyoruz, meharik tatlısı için ise daha katı bir hamur kullanıyoruz. Tabi ki bu ustalık isteyen bir iş, bu yüzden ustaların yanında eğitim almak gerekiyor. Beca çarşısında dedelerimin mesleğini devam ettirmekten dolayı çok mutluyum.”
Tatlıcılığın aileyle yapılan mesleklerden olduğunu dile getiren Marsavi, sözlerini şu şekilde sürdürdü:
“Zlabiye ve maharik tatlılarının hazırlanması bir aile geleneği olarak on yıllardır devam ediyor. Baba, kardeş, yeğen, amca hepimiz beraber bu işle meşgulüz. Kadınlarımız da bu tatlıların hamurlarını hazırlamak suretiyle bize destek oluyor. Ramazan ayı boyunca yoğun tempoda ev ve iş yerimizde bu tatlıları hazırlayıp insanların iftar sofralarında yerimizi alıyoruz.”
“Zlabiye ile maharik, hem halk hem de saray tatlısı”
Zlabiye ve maharik tatlılarına ilişkin bilgi veren Becalı akademisyen ve tarihçi Züheyir bin Yusuf, bu tatlıların sadece ramazan ayına özel olmadığını yılın tüm aylarında tüketildiğini belirtti.
Maharik tatlısının Fas, Libya ve Cezayir gibi bölge ülkelerinde farklı isimlerle bilindiğini belirten Bin Yusuf, “Maharik tatlısının tarihiyle ilgili bir çok farklı tez var, bu konuda kesin bir fikir birliği yok. Sözlü anlatılar ile arşivlerde yazılanlar farklı, bu yüzden bu tatlıya ilişkin bilgiler toplumun hafızasında herkeste farklı bir yere sahip. Sözlü rivayetler arasında maharik tatlısının Beca’ya Türk askerleri aracılığıyla geldiği de yer alıyor.” dedi.
Bin Yusuf, sözlerini şu şekilde sürdürdü;
“Tunus arşiv kaynaklarında, özellikle Tunus’un beylik ile yönetildiği döneme ait saray defterlerine göre 18. yüzyıldan bu yana zlabiye ve maharik tatlısı hem halk tarafından hem de saray ahalisi tarafından tüketiliyor. Arşiv kaynaklarına göre Beca yemeklerinde Osmanlı ve Endülüs mutfağının etkisi mevcut. Ama özellikle maharik tatlısının kökeninin Tunus olduğunu düşünüyorum.”
]]>Dağ, İzmir Ticaret Odası (İZTO), Ege Bölgesi Sanayi Odası (EBSO) ve İzmir Ticaret Borsası (İTB) tarafından İZTO binasında düzenlenen sohbet toplantısına katıldı.
Konuşmasında, şehrin ekonomik kalkınmasına yönelik stratejileri hakkında bilgi veren Dağ, kentin trafik sorununu bitirmeyi öngördüklerini söyledi.
Seçilmeleri halinde yeni çevre yolunu İzmir’e kazandıracaklarını dile getiren Dağ, bu yolun, 9 bağlantı yoluyla şehir merkezine bağlanacağını belirtti.
Toplam 16 köprülü kavşak, altgeçit ve alternatif yollarla şehir merkezinde akıcı trafik sağlayacaklarını anlatan Dağ, Körfez Geçişi Projesi ile Çiğli ve Balçova arasının 5 dakikaya ineceğini, bu hat üzerinde bir raylı sistemi de hizmete almayı vadettiklerini bildirdi.
Dağ, kentin ekonomik kalkınmasında bilişim, yenilenebilir enerji ve turizmi stratejik alan olarak belirlediklerini ifade etti.
Bu yola çıkarken günlük siyasi tartışmaların içinde bulunmayacaklarını söylediklerini ancak bir konuya temas etmenin zaruri hale geldiğini belirten Dağ, şöyle konuştu:
“Son zamanlarda CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in son derece panik halinde olduğunu görüyorum. İzmir’deki programlarında ya da televizyon ve gazetelere çıktığında sürekli bizimle ilgili bazı söz ve ifadeleri oluyor. Bir genel başkanın İzmir’deki bir aday hakkında bu kadar konuşmasını manidar buluyorum. Konuşmakla da yetinmiyor, milyonlarca hemşehrime mesaj atarak şahsımızla ilgili alakasız ifadeler kullanıyor.
Şunu net bir şekilde ifade edeyim ki korkunun ecele faydası yok. Korkusu, yakın geçmişte kazanmış olduğu genel başkanlık koltuğunu başka birine kaptırmak herhalde. Bunun yanında çantada keklik gördükleri İzmir’de durumun çok da iyi gitmediğinin farkındalar. Sayın Özel’e şunu söylemek istiyorum, bu şehre dayatma yapmayın. Bu şehir dayatmayı kabul etmez. Büyükşehir ve 30 ilçeyi ‘Ben yaptım oldu.’ anlayışıyla adaylaştırırsanız ben de İzmirli olarak buna sonuna kadar isyan ederim. 31 Mart’ta da İzmirlilerin bu isyanıma omuz vereceğinden hiç şüphe yok. Sayın Özel, CHP tarihinin en kısa süre görevde kalan genel başkanı olarak kalacağı korkusuyla herhalde son dönemde böyle bir yola girdi. Biz İzmir’de gayet güzel bir süreç yürütüyoruz.”
İş dünyası temsilcilerinin konuşmaları
İZTO Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener, kentin ekonomisinin gelişmesi için ulaştırma ve lojistik imkanlarının iyileştirilmesi gerektiğini vurgulayarak, “Bir liman kenti olarak dış ticarette ve özellikle de ihracatta ülkemiz açısından çok önemli bir role sahibiz.” dedi.
Kentte ikinci çevre yoluna ihtiyaç olduğunu, trafiğin azaltılması için toplu taşımada otobüslerin payının azaltılması, otopark sorununun çözüme kavuşturulması gerektiğini dile getiren Özgener, kentin depreme karşı dirençli hale getirilmesinin önemini de vurguladı.
EBSO Başkanı Ender Yorgancılar da İzmir’in Körfez Geçişi Projesi ile yeni bir çevre yoluna ihtiyacının olduğunu aktardı.
İTB Yönetim Kurulu Başkanı Işınsu Kestelli, Dağ’ın sadece İzmir’e dair projelerini ve hizmet hedeflerini anlatan kampanyasının Türkiye genelinde de örnek seçim kampanyası yönetimi olarak gösterildiğini, bu nedenle kendisini kutladığını söyledi.
Toplantıya, AK Parti İzmir Milletvekili Şebnem Bursalı ve iş dünyası temsilcileri katıldı.
]]>İSHAK KARA
CHP Van Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Şükrü Şahar, seçim bürosunun açılışında; “Otogar, stat, Van Gölü sorunumuz var. Yıllardır Van’da tapusu verilmeyen binlerce konutlarımız var. Utanarak söylüyorum ama yeni yüzyılda içme suyu sorunumuz var. Çözüm için geliyoruz. Van’ı kayyumlar değil halkımızla yönetmeye geliyoruz” dedi. İpekyolu Belediye Başkan Adayı Ömer Doğan ise “Bir yıl içerisinde 120 gencimiz işsizlikten dolayı inşaatlardan düşüp hayatlarını kaybetmişlerdir. Bugüne kadar bu kenti yönetenler bu sorunu üzerine almamıştır. Biz bu sorunları bilerek aday olduk” diye konuştu.
CHP Van İl Başkanlığı, 31 Mart yerel seçimleri kapsamında seçim bürosunun açılışını yaptı. Açılışa Van İl Başkanı Seracettin Bedirhanoğlu, CHP Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Şükrü Şahar, İpekyolu Belediye Başkan Adayı Ömer Doğan, Edremit Belediye Başkan Adayı Rıza Uçar, Tuşba Belediye Başkan Adayı Adil sahinoğlu ve çok sayıda partili katıldı.
“KAPI KAPI GEZERE BAŞARABİLİRİZ”
CHP Van İl Başkanı Seracettin Bedirhanoğlu şunları söyledi:
“Van’da uzun yıllardan sonra Cumhuriyet Halk Partisi yüzde 10 bandına yaklaştı. Buna emin olun biz bu kentte daha fazlasını alabiliriz. Ciddi bir çalışma ve emekle hep beraber kazanma şansımız olabilir. Bu kentte CHP’nin üçüncü yol olduğunu anlatmamız lazım. Bizler bunu hep beraber sahada emek göstererek, ev ev kapı kapı gezerek yapabiliriz. Bizim çok geniş imkanlarımız yok ama bizim sizin gibi dostlarımız var. Bu kentte üçüncü aktörleri üretmek zordur ama bir birinden değerli büyükşehir ve ilçe belediye başkanlarımız ile birlikte bu yola hep beraber başarıyı getirecek şekilde emek vererek çalışacağız hepimize hayırlı olsun.”
“KENTİN SORUNLARINI BİLİYORUZ ÇÖZÜM İÇİN GELİYORUZ”
CHP Van Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Şükrü Şahar, şunları söyledi:
“Yola çıktık, yerelden genele doğru yürüyeceğiz. Neden aday oldunuz sorusuna; biz 3-5 yıldır siyasetin içindeyiz, sürekli sokaktayız. Kentin tüm sorunlarını biliyoruz. Van’ın çok büyük sorunları var. Van’ın halka olarak boynuna geçirdiği 18. madde sorunu var. İmar sorununu çözmeye çalışacağız. Allah’ın izniyle iktidara geldiğimizde otogar, stat, Van Gölü sorunumuz var. Yıllardır Van’da tapusu verilmeyen binlerce konutlarımız var. Utanarak söylüyorum ama yeni yüzyılda içme suyu sorunumuz var. Çözüm için geliyoruz.”
“BİR YILDA GENÇ İNŞAATLARDA HAYATINI KAYBETTİ”
İpekyolu Belediye Başkan Adayı Ömer Doğan ise şöyle konuştu:
“Bu kentin çok ciddi sorunları var: Birinci sorunu imar planıdır. Bir kentin imarı o kentin anayasasıdır. Eğer siz kentin imar sorunu çözemezseniz o kentte işsizlik, yoksulluk olur, ticaret biter her şey biter. Bizim için en önemli konu bu kentin imar sorununu çözmektir. Van Gölü sahilinden Erek Dağı’na kadar hepimizi birbirimize müşterek etmişler. Biz bugün bir sorun yaşamıyoruz ama inanın ki ileride çoluk çocuğumuzun başına büyük bela olacaktır. Bir yıl içerisinde 120 gencimiz işsizlikten dolayı inşaatlardan düşüp hayatlarını kaybetmişlerdir. Bugüne kadar bu kenti yönetenler bu sorunu üzerine almamıştır. Gençlerimiz batıda ölüyor. Dün bile iki cenaze geldi. 120 genci biz trafik kazalarında bile kaybetmedik. Biz bu sorunları bilerek aday olduk.”
]]>