Hazine ve Maliye Bakanlığının hazırladığı vergi paketinden tüm kesimler payını aldı. Pakette, belediyelerin borçlarından OSB’lere, kıymetli maden mevduat hesaplarından iflaslara kadar geniş kapsamlı düzenlemeler öneriliyor.
Vergi paketinde düzenlemelerin hedefleri, “Vergilemede güvenliğin sağlanması ve kayıt dışılıkla mücadele; vergi adaletinin güçlendirilmesi ve dolaysız vergilerin payının artırılması, vergi tabanın genişletilmesi, vergilendirmede basitlik ve vergiye uyumun artırılması, bazı istisnaların kaldırılması veya uygulanma şeklinin değiştirilmesi, cezaların etkinliğinin artırılması, devreden KDV’nin ve KDV iadelerinin azaltılması; ithalatın azaltılmasına katkı sağlanması, ithalat ve yurt içinde vergilendirmenin uyumlaştırılması, tahsilat etkinliğinin artırılması ve ihtilafa neden olan bazı konuların çözülmesi” şeklinde sıralanıyor.
Kanun teklifine dönüştürülerek TBMM’ye sunulması beklenen vergi paketinde, usulsüzlük ve özel usulsüzlük cezaları düzenlemeleri yer aldı. Usulsüzlük ve özel usulsüzlük cezaları her yıl yeniden değerleme oranında artırılıyor. Ancak “gelinen noktada bu cezaların caydırıcılığının azaldığının görüldüğü” belirtilerek, usulsüzlük ve özel usulsüzlük cezalarının artırılması, bazı özel usulsüzlük cezalarının tekrarında artırımlı ceza uygulanması önerisi yapıldı.
Özel usulsüzlük cezaları artırımlı olacak
Usulsüzlük ve özel usulsüzlük cezalarına ilişkin bazı kalemler ile mevcut ve artırılması öngörülen ceza miktarları şu şekilde sıralandı:
Fatura verilmemesi ve alınmaması (asgari) ödeme kaydedici cihaz fişi düzenlenmemesi: 3 bin 400 liradan birinci tespitte 10 bin, ikinci tespitte 20 bin, üçüncü tespitte 30 bin, dördüncü tespitte 40 bin, beşinci tespitte 50 bin, altıncı ve sonraki her bir tespit için 100 bin TL.
Muhasebe standartlarına uymama: 40 bin TL’den 100 bin TL’ye
Tahsilat ve ödemelerini banka, benzeri finans kurumları veya posta idarelerince düzenlenen belgelerle tevsik etme zorunluluğuna uymama: İşleme konu tutarın yüzde 5’i oranında alınan ceza yüzde 10’a ve 8 milyon 700 bin TL olan üst sınırın 20 milyon TL’ye
Tutulması mecburi olan defterlerden herhangi birinin tutulmamış olması (Sermaye şirketleri): 1100 TL’den 20 bin TL’ye
Serbest meslek erbabının defter kayıtlarının ve ilgili vesikaların noksan, usulsüz veya karışık olması: 660 TL’den 10 bin TL’ye
İşe başlamanın zamanında bildirilmemesi (İkinci sınıf tüccar): 330 TL’den 5 bin TL’ye
Vergi beyanname, bildirim, evrak, vesika ve eklerine ilişkin şekil, muhteviyat hükümlerine uyulmaması (Sermaye şirketleri): 580 TL’den 10 bin TL’ye
Bazı evrak ve vesikaların bulunmaması veya ibraz edilmemesi (İkinci sınıf tüccar): 150 TL’den 3 bin 500 TL’ye
Basılı kitap ve süreli yayınlar
Hazine ve Maliye Bakanlığınca hazırlanan vergi paketinde, kitap ve süreli yayınların tesliminde uygulanan KDV istisnası da kaldırılıyor. 3065 sayılı Kanun uyarınca basılı kitap ve süreli yayınların teslimi KDV’den istisna tutuluyor. Uygulamada, istisna kapsamında olmayan yayınlar ve kırtasiye ürünlerine de istisna uygulandığının tespit edildiği, mükelleflerin istisna nedeniyle genel giderleri ve ATİK yüklenimlerini de iade alabildiklerinin belirlendiği gerekçeleriyle bu istisnanın yürürlükten kaldırılması önerildi. İstisna öncesi dönemdeki gibi indirimli oranda KDV uygulanması, uygulamanın kanuni düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren yapılacak işlemler için geçerli olması öngörüldü. 2023 yılı içinde toplam işlem bedeli 64,1 milyar TL olan bu istisnanın kaldırılmasıyla toplam 2,3 milyar TL gelir bekleniyor.
Kayıt dışı çalıştıranlara artırımlı ceza
Pakete göre, kayıt dışı faaliyetlerde vergi kaybı cezaları da artırımlı uygulanacak. Vergi idaresinin bilgisi dışında çalışanlara kesilecek vergi ziyaı cezasının verginin bir katı olarak kesilecek cezalarda 1,5 kat, verginin 3 katı olarak kesilecek cezalarda 4,5 kat olarak uygulanması öneriliyor.
İflaslarla ilgili düzenleme
Vergi paketinde iflaslarla ilgili de düzenleme öngörülüyor. Kamu alacaklarının tahsil güvenliğini sağlamak ve oluşabilecek ihtilafları önlemek amacıyla kanunda yer alan hileli iflas ifadesi iflas şeklinde değiştirilecek.
Yem ve gübre teslimlerine KDV geri geliyor
Yem ve gübre teslimlerinde KDV istisnasının kaldırılması istendi. Bunun gerekçeleri ise “Uygulamada istisnadan ithalatçılar ile bu ürünlerin ticaretini yapanların yararlanması, istisnanın çiftçilerin alım bedellerine olumlu olarak yansımaması, istisnanın ithalatı cazip kılması (2023 yılında yaklaşık 100 Milyar TL); bu ürünlerin her aşamadaki tesliminin istisna olması nedeniyle alım ve satımı istisna kapsamında olan aracıların taşıma vb. giderler ile ATİK yüklenimlerine ilişkin iade taleplerinin takibindeki sıkıntılar yaşanması, doğalgazın gübrenin temel girdisini oluşturması ve istisna kapsamında doğalgazın KDV’sinin iade edilmesi” gösterildi. Beklenen fayda sağlanamadığından istisnanın kaldırılması önerilen vergi paketinde, “Tarım ve Orman Bakanlığı bütçesinden çiftçiye doğrudan destek ödemesi olarak ayrıca ödeme yapılması ve eskiden olduğu gibi yem teslimlerinde yüzde 10, gübre teslimlerinde yüzde 20 KDV uygulanması uygun olacaktır” ifadeleri yer aldı.
2023 yılında yem için toplam işlem bedelinin 394,2 milyar TL olup istisnanın kaldırılması halinde toplam etkisinin 15,1 milyar TL; 2023 yılında gübre için toplam işlem bedeli 254,7 milyar TL olup istisnanın kaldırılması halinde toplam etkisinin 18,8 milyar TL olacağının tahmin edildiği vurgulandı.
Belediyelerin cari borçları, genel bütçede ayrılan paydan öncelikle kesilecek
Vergi paketinde, “belediyelerin borcunun birikmemesi için” öneriler de yer aldı. “Belediyelerin Cari Borçlarının Genel Bütçe Vergi Gelirlerinden Ayrılan Paylarından Öncelikle Kesilmesi” başlıklı öneride, belediyelerin, bağlı kuruluşlarının ve belediye şirketlerinin gerek vergi gerekse SGK prim borçlarının sürekli arttığı, yapılandırma kanunları kapsamında 10 yıllık ödeme imkanları verilmesine rağmen bu Kanunların şartlarının da yerine getirilmeyerek yapılandırma hükümlerinin ihlal edildiği belirtildi. 5779 sayılı Kanun gereğince il özel idareleri ve belediyeler ile bu idarelere bağlı kuruluşların ve bunlara ait tüzel kişilerin vergi, prim, Hazine alacağı, geçmiş uzlaşma Kanunları kaynaklı borçları ve İller Bankası’na olan borçları için bu idareler adına her ay genel bütçe vergi gelirleri tahsilatı toplamı üzerinden ayrılacak tutardan kesinti yapılarak alacaklı idarelere ödendiği anlatıldı. Bu borçlar için kendilerine verilen payın azami yüzde 40’ının kesilebildiği, yapılacak kesintilerin oranlarını, alacakların çeşidine, alacaklı kuruluşlar dahil çeşitli kriterlere göre Cumhurbaşkanı’nın belirlemeye yetkili olduğu vurgulanan vergi paketinde, kesinti oranının sınırlı olması ve alacaklı kuruluşların çokluğu nedeniyle vergi ve SGK alacaklarına yeterli tutarda ödeme de yapılamadığı kaydedildi.
Vergi paketinde, bu durum nedeniyle 5779 sayılı Kanun’da düzenleme yapılarak il özel idarelerinin, belediyelerin, bu idarelere bağlı kuruluşların ve bunlara ait tüzel kişilerin, gelir (stopaj) vergisi ve katma değer vergisi beyannameleri üzerine tahakkuk eden vergiler ile sosyal güvenlik primlerinin vadesini izleyen ayda bu idarelere ödenecek paydan kesilmesi yoluyla tahsilatının sağlanması önerildi. Böylece yeni borç birikimi önleneceğinden bütçe gelirlerine ve prim gelirlerine olumlu katkı sağlayacağı belirtildi.
Bağışlanan tesislerin inşası için mal teslimi ve hizmette uygulanan KDV istisnası kısmi istisnaya dönüştürülecek
Mevcut durumda genel ve özel bütçeli kamu idarelerine, il özel idarelerine, belediyelere ve köylere bağışlanan tesislerin inşasına ilişkin mal teslimleri ile hizmet ifaları KDV’den istisna tutuluyor. Vergi paketinde, bu istisna nedeniyle mükelleflerin iade talep etmemesinin devreden KDV tutarlarının artmasına neden olduğu belirtilerek, devreden KDV’nin azaltılması amacıyla bu istisnanın kısmi istisnaya dönüştürülerek devam etmesi istendi.
2023 yılı içinde toplam işlem bedeli 2,5 milyar TL olan bu uygulamanın, kısmi istisnaya dönüşmesi halinde toplam etkisinin 107 milyon TL olacağı tahmin ediliyor.
Devreden KDV’ler için düzenleme
5 yıldan fazla devreden KDV’nin gider veya maliyet olarak dikkate alınmasına ilişkin önerilerin de yer aldığı vergi paketinde, mükelleflerin alışları dolayısıyla ödedikleri KDV’nin, satışları üzerinden tahsil ettikleri KDV’den fazla olması halinde aradaki farkın mükelleflere iade edilmeyip, sonraki dönemlerde hesaplanan KDV’den mahsup edilmek üzere devredildiği anlatıldı.
Pakette, bunun yerine, mükelleflerin KDV beyannamelerinde yer alan indirilecek KDV tutarlarının 5 takvim yılı süresince indirim yoluyla giderilememesi halinde, bu süre sonunda yapılacak vergi incelemesi ile bu devreden KDV tutarının mükelleflerin gelir veya kurumlar vergisinin tespitinde gider olarak dikkate alınması önerildi. Ayrıca birleşme, devir ve bölünme işlemlerinde, bu işlemler nedeniyle devreden KDV ve iade hakkının 5 takvim yılı kriterine veya zamanaşımına bağlı olmaksızın vergi incelemesi yoluyla yeni şirkete devrine imkan sağlanması istendi.
Organiza sanayi bölgeleri ile ilgili KDV istisnalarının kısmi istisnaya dönüştürülmesi öngörülüyor
Oganize sanayi bölgeleri (OSB) ile küçük sanayi sitelerinin su, kanalizasyon, arıtma, doğalgaz, elektrik, haberleşme, yenilenebilir ve diğer enerji tesisleri ile yol yapımına ve küçük sanayi sitelerindeki iş yerlerinin inşasına ilişkin, bunlara veya bunlar tarafından oluşturulan iktisadi işletmelere yapılan mal teslimleri ile hizmet ifaları KDV’den istisna bulunuyor. Ayrıca halihazırda bunların arsa ve iş yeri teslimleri de KDV’den istisna tutuluyor. Bu istisnanın “kısmi istisna”ya dönüştürülerek devam etmesi gerektiği belirtilen pakette, “Sanayi ve Teknoloji Bakanlığınca sicil verilerek tüzel kişilik kazanan OSB sayısı 361 olup bunların 269 adedi faaliyette, 92 adedinde ise proje, kamulaştırma ve inşaat işlemleri devam etmektedir.2023 yılı içinde toplam işlem bedeli 13 milyar TL olup kısmi istisnaya dönüşmesi halinde toplam etkisinin 616 milyon TL olacağı tahmin edilmektedir” denildi.
Serbest bölgelerdeki istisna
Serbest bölgelerdeki üretim faaliyetlerinden elde edilen kazançların tamamı, üretilen ürünlerin yurt içine ya da yurt dışına satılıp satılmadığına bakılmaksızın kurumlar vergisinden istisna tutuluyor. Bölgede imal edilen ürünlerin FOB bedelinin en az yüzde 85’inin ihraç edilmesi durumunda çalışanların ücretleri gelir vergisinden istisna tutuluyor. Bu nedenle, serbest bölgelerde faaliyet gösteren kurumların münhasıran ihracattan elde ettikleri kazançların istisna olması, yurtiçine yaptıkları satışlardan elde edilen kazançlara tanınan istisnanın kaldırılması öneriliyor.
Pakette, 2023 yılı itibarıyla 652 mükellefin 42 milyar TL kurumlar vergisi istisnasından faydalandığı, vergi etkisinin yaklaşık 10 milyar TL olacağı hesaplandı. Düzenlemenin ihracatın teşvik edici yönü bulundğu, ayrıca, istisnanın ihracat ile sınırlandırılmasının tahmini gelir etkisinin 7 Milyar TL olacağının tahmin edildiği vurgulandı.
Kıymetli maden mevduat hesapları
Vergi paketinde, “Esas faaliyet konusu kıymetli maden alım satımı olmayan işletmeler, yatırım amaçlı olarak altın, gümüş, platin ve paladyum gibi kıymetli madenleri satın almakta ve aktiflerine kaydetmektedirler. Bu kıymetli madenler dövizde olduğu gibi değerlenmediğinden, kıymetlere ilişkin değer artışları satış aşamasına kadar vergilendirilmemektedir. Diğer taraftan kıymetli maden mevduat hesapları, banka açısından bir borç, işletmeler için ise bir alacak niteliği arz etmektedir. Söz konusu hesaplar da döviz hesaplarında olduğu gibi değerlemeye tabi tutulmadığından, vergilendirme vadesinde yapılmaktadır” gerekçesi anlatılarak, şu öneride bulunuldu:
“Aktifte yer alan kıymetli madenler ile mevduat hesaplarının döviz ve döviz hesaplarında olduğu gibi borsa rayici ile değerlenmesi bu değerleme sonucu, geçici vergi dahil hesap dönemleri itibariyle değerleme farklarının vergilendirilmesi, işletmelerin aktifinde yer alan kıymetli madenlerin borsa rayici ile değerlenmesinin gelir artırıcı etkisinin olacaktır. Kıymetli maden mevduat hesaplarının (fiziki ve kaydi) değerleme gününde borsa rayici ile değerlenmesi neticesinde ise bankalar açısından gider, hesap sahibi işletmelerce gelir etkisi olacaktır. Bankacılık sisteminde kıymetli madenlere dayalı hesapların büyüklüğü 852 Milyar TL olup, bu tutarın 52,7 Milyar TL’si ticari işletmelerindir. Düzenlemenin 1 Ocak 2024 tarihinden itibaren elde edilen kazançlara uygulanmak üzere yayımı tarihinde yürürlüğe girmesi önerilmektedir.”
]]>Hazine ve Maliye Bakanlığı, KDV oranlarının artırılacağı iddialarına ilişkin basın açıklaması yayımladı. KDV oranlarının artırılmasına yönelik bir çalışmanın olmadığının belirtildiği açıklama şöyle:
“Son günlerde KDV ile ilgili yaptığımız Tebliğ düzenlemesinden hareketle KDV oran artışı yapıldığı, mal ve hizmetler itibarıyla KDV oranlarının belirlendiği listeler arasında kaydırmalarla oran artışları yapılacağı yönünde haberler görülmektedir. Vatandaşlarımızın doğru bilgilendirilmesi açısından aşağıdaki açıklama gerekli görülmüştür.
KDV ORANLARI NASIL BELİRLENMEKTEDİR?
KDV Kanununun verdiği yetki çerçevesinde KDV oranları günün ekonomik ve sosyal koşullarına göre Cumhurbaşkanı tarafından belirlenmektedir. Mal ve hizmetler itibarıyla halihazırda 3 farklı oran uygulanmaktadır.
Temel gıda maddelerinin yer aldığı 1 sayılı Listedeki mallar için oran %1’dir. Yeme-içme, sağlık, eğitim, tekstil, konaklama gibi bazı mal ve hizmetlerin yer aldığı 2 sayılı Listedeki mallar için oran %10’dur. Bu iki listede yer almayan mal ve hizmetler ise genel oran olan %20 oranına tabiidir.
KDV TEBLİĞ DÜZENLEMESİNE NEDEN İHTİYAÇ DUYULDU?
Yeme içme sektöründe bulunan bazı lokanta ve kafeler ile ilaç dışında çeşitli ürünleri satan eczanelerin, oran farklılığını istismar ettiği ve rekabet eşitliğini bozduğu tespit edildi.
Fiyatları KDV dahil olarak belirlenen ve ilan edilen lokanta veya kafelerde, yeme içme hizmeti karşılığında %10 KDV hesaplaması gerekirken, bu hizmet yerine tıpkı bir market gibi et, su, meyve suyu ve benzeri ürünleri tek tek satmış gibi göstererek %1 oranında KDV hesaplandığı, vatandaştan aldığı %10 oranındaki KDV tutarını fiş veya faturada %1 olarak gösterdikleri görüldü.
Aynı şekilde KDV oranı %10 olan ilaç ve benzeri tıbbi ürünlerin yanında KDV oranı %1 olan gida takviyesi içeren ürünleri satan eczanelerin, KDV dahil belirlenmiş fiyatlar üzerinden satış yaptıkları halde tüm satışlarını gıda takviyesi içeren ürün gibi göstermek suretiyle yine vatandaştan aldığı %10 KDV’yi Devlete vermedikleri görüldü. Bu örneklerin sürekli arttığı dikkate alınarak istismarın önüne geçmek ve bu konudaki tereddütleri gidermek maksadıyla konuya açıklık getiren Tebliğ hazırlandı.
TEBLİĞ İLE KDV ORANLARI ARTIRILDI MI?
KDV oranlarını artırma konusunda Cumhurbaşkanı yetkilidir. Tebliğ ile KDV oran artışı yapılması mümkün değildir. Dolayısıyla Tebliğ ile herhangi bir oran artışı yapılmamıştır. Yeme içme hizmeti sunan işletmeler, gıda maddelerini olduğu gibi satmamakta, bu ürünlerden hazırlanmış bir yemeği veya içeceği hizmet şeklinde müşterilerine sunmaktadır. Bu hizmetle beraber sunulan tuzun, karabiberin, peçetenin, ıslak mendilin veya ikram edilen çay ya da kahvenin ayrı fiyatlandırması söz konusu değildir. Tüm bunlar yeme içme hizmetinin bir parçasıdır ve bu nedenle hizmet bedeli tüm maliyetler dikkate alınarak belirlenir ve KDV oranı da %10’dur.
Müşteriye sundukları menülerde KDV dahil fiyatlar yer alır ve müşterilerinden menüde yer alan tutarın içindeki %10 KDV’yi tahsil ederler.
Düzenledikleri fiş veya faturada doğru KDV oranı belirtildiği takdirde vatandaşın ödediği vergi Hazine’ye intikal eder. Aksi halde ise işletmenin kasasında kalır. Yukarıda da belirtildiği gibi KDV oranlarında suistimalin önüne geçilmesi amacıyla yayınlanan Tebliğ ile;
Yeme içme hizmeti sunan lokanta, kafe, pastane gibi işletmelerin, kendilerinin hazırlayıp sundukları yiyecek ve içecekler ile dışarıdan temin ederek buralarda sattıkları ürünler için %10 oranında KDV hesaplayacakları hususu açıkça belirtilmiştir.”
]]>(İZMİR)- Lokanta, kafe ve pastane gibi işletmelerde yüzde 8 olarak uygulanan KDV oranının yüzde 10’a, yüzde 18 olarak uygulanan KDV oranının yüzde 20’ye çıkarılmasına İzmir’de esnaf ve vatandaşlar tepki gösterdi. Bir işletmeci, “Bugün devletin vergi toplaması gereken yer en üst kademelerdir. Bugün nasıl zenginleştiği belli olmayan zenginlerdir. Halkın eli değildir” dedi.
Hazine ve Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı’nın hazırladığı “Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ” Resmi Gazete’de yayımlandı. Tebliğe göre, lokanta, kafe, pastane gibi işletmelerde imal edilen veya bu işletmelerin dışarıdan temin ettiği gıda maddelerinin satışında uygulanan KDV oranı, yüzde 8’den yüzde 10’a çıkarıldı. Alkollü içecekler için ise bu oran yüzde 18’den yüzde 20’ye yükseltildi. Tebliğ, mayıs başından itibaren yürürlüğe girecek.
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ise “Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliği”nde yapılan değişikliği, sosyal medya hesabından değerlendirerek, şu ifadelere yer verdi:
“KDV artışı yapılmadı. İşletmelerin vatandaştan aldığı KDV’nin doğru belgelendirilmesi için düzenleme yapıldı. Bu konuda hassasiyet gösteren ve bizlere bilgi veren vatandaşlarımıza teşekkür ediyoruz.”
“DEVLETİN VERGİ TOPLAMASI GEREKEN YER EN ÜST KADEMELERDİR”
İzmir’de ise ANKA Haber Ajansı’na konuşan esnaf ve vatandaşlar karara tepki gösterdi. Bir işletmeci “Bugün hükümetin yaptığı Türk esnafına yapılan bir darbedir. Gelirine karşı yapılmış yanlış bir düzenlemedir. Bugün devletin vergi toplaması gereken yer en üst kademelerdir. Bugün nasıl zenginleştiği belli olmayan zenginlerdir. Halkın eli değildir. Halktan uzak durulması gereklidir. Bu ekonomi politikaları yanlıştır” dedi.
“DEVLET BİZİ DE GÖRMELİ”
Döner işletmecisi Levent Şahin şunları söyledi:
“KDV’ler yüzde 10’a çıkarılınca tabi bu bizim için eksi yönlü bir zarar oluyor. Çünkü bizim aldığımız çoğu ürünlerin hepsi yüzde 1. Biz onlarla çalışınca faturalar da geri iadesinde yüzde dokuzluk bir kayıp yaşıyoruz. Yüzde 10’luk KDV’yi ödeyebilmek için de daha fazla zam gerekiyor bu sonuçta biz kasap ya da tavukçularla çalıştığımız için onlar yüzde 1 işletiyor. Ama biz de onu kurtarabilmek için o farkı kapatabilmek için yani hatır sayılır bayağı bir zam geliyor. Bizim için kötü. Yani bunu bir yüzde 5 oranında gibi sabit tutsa ya da marketlerde yüzde 5 gibi yapsa o zaman belki iyi olur ama KDV bizim için yüksek. Zam olarak geri dönüş yapacak. Sonuçta işveren de sonuçta aradaki karını korumak zorunda, çalıştırdığı insanlar için ödemeler var giderler var. O aradaki karı tutabilirse bu dükkan ayakta kalabilir. Yoksa iflasa sürüklenir. Sonuçta günümüzde her ay kaç bin adet şirket iflas ediyor? Bu KDV farkının etkileri bunlar. Bize direkt olarak zam yansıyınca biz ertesi gün fiyatları uygulamak zorundayız. Bu da müşteriyi azaltıyor. Sonuçta müşteri de haklı. Asgarinin 17 bin gibi bir değer olduğu yerde yemeklerin fiyatının yükselmesi onun 7-8 binlere varan giderler oluşuyor. Düzenleme şart. Çünkü markette bile yüzde 1 çoğu üründe. İşlenik gıdada bile yüzde 1. Bizim aldığımız ürünlerde bizzat ben kendim yapıyorum KDV işlemlerini. Ama hala yüzde 1 çoğu yerde ve ona rağmen marketler aşırı fahiş fiyatlarda zam yapıyorlar ve daha çok kazanıyorlar. Yani bizi de görmeli devlet. Bizim paramızla onlar daha çok kazanıyor.”
“YÜZDE 1 KDV İLE ALDIĞIM ÜRÜNDE YÜZDE 10 KDV UYGULAMASI. YANİ YÜZDE 9’U ZATEN BANA YÜKLEMİŞ OLUYORLAR”
Bir diğer esnaf ise “Şimdi vatandaş zaten maaşını alırken KDV’si kesilerek alıyor. Ama gidip ekmek aldığında yine kesiliyor. Çalışan da öyle. Gelelim esnafa yüzde 1 KDV ile meyve alıyorum. Yüzde 10’la çıkıyorum. Dünyanın başka bir yerinde böyle bir şey var mı? Yüzde 1 KDV ile aldığım üründe yüzde 10 KDV uygulanıyor. Yani yüzde 9’u zaten bana yüklemiş oluyorlar. Bu durum aslında yöneticilerimiz biliyor ne olduğunu. Yöneticilerimiz sağ olsun bizi çok güzel kullanıyorlar. Kaç sene oldu. Dünyada hiçbir ülkede bu eziyet yok. Gelen müşteri profiline göre de söyleyelim. Yabancılar çok rahat. Para harcarken rahatlar. Bir şey alırken rahatlar. Ama biz buradan Manisa’ya giderken zorlanıyoruz. Bunların zaten klasik söyledikleri düzeltme, ayarlama. Onlar kendince yapıyor ama sıkıntısını biz çekiyoruz. Söyleyebilirim hep bizden çıkıyor yani. Onların da bir düzenleme yapacağı bizi düşüneceği yok” ifadelerini kullandı.
Fırıncı Muzaffer Özcan ise “Bunlar hep düzenleme yapıyorlar zaten. Artış yapmadılar bugüne kadar. Her şeyi düzenlediler. Benzin fiyatlarını da düzenliyorlar. O yüzden biz alıştık düzenlenmeye. Gerçekten bu son 20 yıldır insanları alıştırdılar bu konuya. Yani yüzde 1, yüzde 2, yüzde 5, kimse hiçbir şey ses de çıkartmıyor. Kaç para diyor, sadece soruyor, ödüyor” diye konuştu.
“TAHSİLAT VATANDAŞTAN VERGİ YOLU İLE YAPILIYOR”
Bir vatandaş da “Tahsilat vatandaştan vergi yolu ile yapılıyor. Buna da şaşırmadım çünkü cebinizdeki bütün parayı almak için her türlü çaba sarf ediliyor şu anda. Çünkü kasada para yok. Devlette para yok lüzumsuz harcamalardan dolayı. Gereksiz masraflardan dolayı para yok. Onun yerine bir şeyler koymak zorunda. İşte sonuç da bu oluyor” dedi.
]]>
DENETİMLERE GELİR UZMANLARI KATILDI
Yüksek oranlı ürün teslim ettiği halde düşük oranlı KDV kesen işletmelere yönelik Beşiktaş, Şişli, Fatih, Beyoğlu ve Kadıköy’de gerçekleştirilen saha denetimlerine 200 gelir uzmanı katıldı. Denetimlerde yaklaşık 1600 mükellef denetlendi.

İstanbul Vergi Dairesi Başkanı Rıza Bilgiç, restoran, pastane, fırın, kafe ve eczane işletmek suretiyle faaliyet gösteren mükelleflere yönelik vergi denetimlerinin gerçekleştirildiğini söyleyerek sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bu kapsamda KDV oranlarına ilişkin denetim, ödeme kaydedici cihaz ve pos cihazı denetimi, kira ödemeleri, iş yeri kiralıksa ödemelerin bankadan mı elden mi yapıldığına ilişkin tespit, bankadan yapılıyorsa banka dekontlarının tespiti, pos cihazları işletmeye ait mi değil mi işletmeye ait olmayan pos cihazları kullanıyorsa bunların tespiti, kayıt dışı istihdam bulunması durumunda bunun tespiti ve IBAN numarasına hesaben ödeme alan işletmeler varsa bu IBAN numaralarının tespiti işletmeye ait olup olmadıkları konularının tespitiyle alakalı vergi denetimi gerçekleştireceğiz.”
“AMACIMIZ KAYIT DIŞILIĞI ENGELLEMEK”
Bilgiç, en önemli amaçlarının “kayıt dışılığı ve kayıt dışı faaliyetleri engellemek” olduğunun altını çizerek, “Bu kapsamda özellikle KDV oranlarını yanlış uygulamak suretiyle yüksek oranlı ürün teslim ettiği halde, düşük oranlı KDV kesen ve belge düzenleyen mükelleflerle alakalı denetimlerimiz artarak devam edecek.” diye konuştu.
Denetimlerde hem mükelleflere hem de vatandaşlara vergi konusunda rehberlik etmeye çalıştıklarını da anlatan Bilgiç, uyumlu olmayan mükelleflere cezai müeyyideleri uygulamak suretiyle kayıt dışılığı önlemek için çalışmalarını sürdürdüklerini söyledi.

VATANDAŞLARA “KDV ORANINI KONTROL EDİN” ÇAĞRISI
İstanbul Vergi Dairesi Başkanı Bilgiç, son günlerde özellikle KDV oranlarını yanlış ve hatalı uygulayan işletmeler ve mükelleflerle ilgili denetimlerin artarak devam ettiğini kaydederek, şu ifadeleri kullandı:
“Vatandaşlarımızdan yaptıkları alışverişlerde aldıkları ürün ve hizmetin belgeye intikal edip etmediğini tespit etmelerini ve bunu kontrol etmelerini istiyoruz. Aksi bir durumda karşılaşmaları halinde de gerek CİMER gerek VİMER vasıtasıyla bunları bizlere, Gelir İdaresi Başkanlığımıza intikal ettirmeleri durumunda gerekli incelemeler ivedilikle yapılacaktır. Hem vatandaşlarımıza hem de kurum olarak mükelleflerimize şu ana kadar yaptıkları olumlu faaliyetlerden ve katkılardan ötürü teşekkür ediyorum. Amacımız; vergi bilincini topluma yaymaya çalışmak ve kayıt dışılığı önlemektir. Kayıt dışılığı önlemek birinci vazifemizdir.”
KESİLMEYEN HER BİR FİŞ İÇİN 3 BİN 400 LİRA CEZA
Rıza Bilgiç, gerek fiş ya da fatura düzenlemeyen gerekse de KDV oranlarını hatalı olarak uygulayan mükelleflere ceza kesileceğini belirterek, vergi mevzuatı uyarınca fiş vermeyen işletmelere her bir fiş için 3 bin 400 lira, fatura vermeyen işletmelere ise her fatura için 3 bin 400 liradan az olmamak üzere belgede yer alması gereken tutarın yüzde 10’u oranında özel usulsüzlük cezası kesildiğini anlattı.
Yapılan denetimlerde yeni nesil ödeme kaydedici cihaz kullanması gereken mükelleflerin bu cihazları kullanıp kullanmadığını ve bu cihazlarla satış yazılımları arasında entegrasyon yapılıp yapılmadığının da kontrol ettiklerini dile getiren Bilgiç, şu bilgileri verdi:
“Yeni nesil ödeme kaydedici cihaz kullanması gerektiği halde kullanmayan işletmelerle, bu cihazlarla satış yazılımları arasında entegrasyon sağlamayan işletmelere 11 bin 800 lira özel usulsüzlük cezası kesiliyor. Ayrıca denetlenen iş yerlerinde kayıt dışı işçi çalışıp çalışmadığı da kontrol edilen konular arasında yer alıyor. Kayıt dışı çalıştığı tespit edilenlere ilişkin bilgiler Sosyal Güvenlik Kurumu ile paylaşılacak. Bu denetimler önümüzdeki günlerde diğer illerde de artırılarak devam edecek.” şeklinde konuştu.

Bu yıl KDV oranlarına yönelik yapılanlar dahil olmak üzere belge düzenine yönelik 33 bin 360 denetim yapıldığını kaydeden Bilgiç, 2024 yılında yapılan saha denetimlerinde uyumsuzluk gösteren mükelleflere yaklaşık 1,5 milyar lira ceza kesildiği bilgisini verdi.
Bilgiç, belge düzenine uymayan işletmeler ile ilgili bu yıl alınan ihbar sayısının 9 bin 546 olduğunu ve bu ihbarlar hakkında gerekli işlemlerin yapıldığını belirterek, kayıt dışılıkla mücadele kapsamında gerek saha denetimlerinin gerekse risk analizine dayalı denetimlerin artarak devam edeceğini ve saha denetimlerinin konu bazlı sürekli değişebileceğini sözlerine ekledi.


MELTEM KARAKAŞ
Eskişehir Ulus Anıtı önünde bir araya gelen TOKİ mağdurları, kendilerine verilen 240 ay sabit ödeme ve yüzde 1 KDV sözünün tutulmasını talep etti. Mağdurlar adına açıklama yapan Serhan Alağaç, “Başlıca insan hakkı olan barınma hakkımız elimizden alınamaz. Çözüm yoksa oy yok” dedi.
Eskişehir’de her hafta olduğu gibi bu pazar da Ulus Anıtı önünde bir araya gelen TOKİ mağdurları, hükümete seslendi. Topluluk adına açıklama yapan Serhan Alağaç, şunları söyledi:
“YETKİLİLER SÖZÜNDEN CAYDI”
“0.49 vade farkıyla ve 240 ay sabit ödemeyle ev sahibi olacağımız ve evlerin bize teslimi sırasında yüzde 1 KDV ödeneceği şeklindeydi. Ama şu anda yetkililer bu sözlerden caymış durumda ve 180 ay memur maaş artışında ödeme, yüzde 10 KDV ödemesi talep etmektedir. Geçtiğimiz hafta içinde yüzde 10 KDV’li ilk ev teslimleri Gaziantep’te yapılmaya başlandı. Gaziantepli vatandaşlarımız doğal olarak bu paraları ödeyemediği için TOKİ tarafından KDV’leri 180 aylık taksitlerine bölündü. Bu insanların algısıyla oynamaktan başka bir şey değildir.”
“ALGI OYUNLARIYLA YÜZDE 1 KDV’NİN İPTAL EDİLMESİNİ KABUL ETMİYORUZ”
Algı oyunlarıyla yüzde 1 KDV haklarının iptal edilmesini kabul etmediklerini belirten Alağaç, “Sabit ödeme olmadığı sürece taksitlere eklenecek her maliyet 6 ayda bir zam görecektir. Ayrıca sorunumuz teslimatta ödenecek KDV değil her 6 ayda bir evimizin değerine gelecek zamda peşin ödenmesi gereken KDV’dir. Peki 6 ayda bir ödenmesi gereken KDV’leri nerelere bölmeyi düşünüyorlar. Onlar da kalan taksitlere bölünürse zaten hali hazırda ödenmesi çok zor olan taksitler ödenmesi imkansız hale gelecektir. KDV’nin taksitlere bölünmesi bazı hak sahiplerine çok büyük bir lütuf gibi gelse de bizler böyle algı oyunlarıyla hakkımız olan yüzde 1 KDV’nin iptal edilmesini kabul etmiyoruz” diye konuştu.
“REZERV ALANINDA OLAN EVLERİMİZİN ELİMİZDEN ALINMAYACAĞININ GARANTİSİNİ KİM VEREBİLİR?”
Yüzde 1 KDV olmasının formülünün proje alanının rezerv alanı olarak gösterilmesi olduğuna dikkat çeken Alağaç, söz konusu uygulamaya da tepki gösterdi. Alağaç, ” İstanbul’da yüzde 25 indirim ve sadece İstanbul’a özel yüzde 1 KDV sözü verildiğini söylemiştik. Öğrendik ki İstanbul’daki KDV’nin yüzde 1 olmasının formülü proje alanının rezerv alanı olarak gösterilmesinde saklıymış. Bunu hak sahipleriyle paylaştığımızda bizlerin projesinde öyle gösterip vermesinler diye tepki aldık. Çünkü rezerv alanı şu demek: Rezerv yapı alanlarında her türlü imar ve yapılaşma hizmetleri durdurulabilir. Taşınmazların satışını, devrini ve kiralanmasını yasaklayabilir. Yapıların elektik, su ve doğal gazlarını kesebilir. Rezerv yapı alanında bulunan sağlam binalarda proje bütünlüğü gerekçe gösterilerek yıkılabilir. İleride rezerv alanında olan evlerimizin elimizden alınmayacağının garantisini bize kim verebilir” şeklinde konuştu.
“BARINMA HAKKIMIZ BU ŞEKİLDE ELİMİZDEN ALINAMAZ”
Alağaç, konuşmasını şu şekilde sürdürdü:
“Biz böyle bir çözümle yapılacak KDV indirimini kabul etmiyoruz. Ayrıca KDV oranı proje bazında değil tüm sosyal konutlar için indirilmediği sürece de kabul etmiyoruz. Hükümet yetkilileri buradan niye vergi kazancı elde etmeye çalışıyorlar anlamıyoruz. İstanbul’daki arkadaşların yaptığı gibi sadece indirim ve yüzde 1 KDV kabul edilecek bir durum değildir. Bizler en başta bize verilen 0.49 vade farkıyla 240 ay sabit ödeme hakkından feragat etmeyeceğimizi, haklarımızı görüşmeler yoluyla alamazsak kurduğumuz dernek ile sonuna kadar arayacağımızı bildirmek isteriz. Başlıca insan hakkı olan barınma hakkımız bu şekilde elimizden alınamaz. Çözüm yoksa oy yok.”
]]>