OMÜ Türkçe Öğretimi Uygulama ve Araştırma Merkezi (TÖMER) Müdürü Serkan Şen, Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi’ndeki programda, Kazakistan’ın kendileri için ayrı bir yere sahip olduğunu söyledi.
Bir yıl Kazakistan’da öğretim üyesi olarak görev yaptığını aktaran Şen, “Kazakistan’dan ülkemize gelen kardeşlerimiz, konuklarımızdır. Onların mutlu günü bizim mutlu günümüz, acıları acımızdır.” dedi.
Uluslararası Öğrenci Koordinatörü Olcay Bayraktar ise etkinliğin geçen yıla göre daha kapsamlı olduğunu anlatarak, “Üniversitemizde 120 civarında ülkeden öğrenci bulunuyor, 80 ülke temsilcimiz var. Bugünkü etkinlik gibi her ülkenin etkinliği keyifli, üretici ve öğretici oluyor.” diye konuştu.
Konuşmaların ardından Kazakça şarkılar seslendirildi, dans gösterileri ve çeşitli etkinlikler gerçekleştirildi.
Programa Kazakistan’ın Ankara Büyükelçiliği Katibi Ardakzhan Askhatkyzy Bekenova, Samsun Uluslararası Öğrenci Derneği Başkanı Hakan Karaduman ile öğrenciler katıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ASTANA – Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, “Bizler her açıdan Peygamber Efendimizi örnek almalıyız. Onun ümmeti için, insanlık için en büyük örnekliği ibadetlerine çok dikkat etmesi ve bütün ümmetinin de ibadetlerinden asla taviz vermemesi noktasında olmuştur” dedi.
Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, Kazakistan’ın başkenti Astana’da bulunan Merkez Camii’nde vatandaşlarla bir araya geldi. Cuma namazı öncesi yaptığı konuşmada Erbaş, “İslam ne büyük bir nimettir ki hangi bölgede yaşıyor olursak olalım hepimizi büyük bir mabette, böyle bir cuma günü dilimiz, rengimiz, ırkımız ne olursa olsun bütün insanları bir arada toplayabiliyor. Bu büyük nimeti bütün yeryüzüne ulaştıran Allah resulü Hz. Muhammed Mustafa Efendimizin (s.a.s.) Mevlid-i Şerifi’ni yani doğumunun yıl dönümünü kutluyoruz, idrak ediyoruz. Yüce Rabbimiz hepimizi Peygamber Efendimizin (s.a.s.) şefaatine nail eylesin” dedi.
“Peygamber Efendimizi örnek almalıyız”
“Şüphesiz Resulullah’ta sizin için en güzel örnek vardır” ayet-i kerimesini hatırlatan Erbaş, “Bizler her açıdan Peygamber Efendimizi (s.a.s.) örnek almalıyız. Onun ümmeti için, insanlık için en büyük örnekliği ibadetlerine çok dikkat etmesi ve bütün ümmetinin de ibadetlerinden asla taviz vermemesi noktasında olmuştur” diye konuştu.
“İnşallah minarelerden kıyamete kadar ezanlar gökleri inletir şekilde okunmaya devam etsin”
Erbaş, namazın önemine değinerek, şunları söyledi:
“Peygamber Efendimiz (s.a.s.); ‘Namaz dinin direğidir’, ‘Namaz müminin miracıdır’ buyurmuştur. İşte görüyorum ki bu muhteşem mabette sizler Peygamber Efendimizin (s.a.s.) bu mübarek sözlerine uyarak namaza olan bağlılığınızı gösteriyorsunuz. Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de ‘Namaz insanı bütün kötülüklerden alıkoyar’ buyurmaktadır. İşte bizler de ibadetlere sığınarak, namazımızı ihmal etmeyerek her türlü kötülükten uzak durmaya gayret ediyoruz. İnşallah sizler, çocuklarınız, neslimiz, zürriyetimiz her zaman namazla beraber olurlar, namazlarını ihmal etmezler ve bu minarelerden kıyamete kadar ezanlar gökleri inletir şekilde okunmaya devam eder.”
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>9 Üniversite ile İş Birliği Protokolü İmzalandı
Ziyaret programı çerçevesinde ilk durak, Kazakistan’ın başkenti Astana’da bulunan Astana Medical Üniversitesi oldu. Burada üniversite yetkilileri ile yapılan görüşmelerde, sağlık bilimleri alanında ortak projeler yürütme kararı alındı. Ayrıca öğrenci ve akademisyen değişim programları konusunda da mutabakat sağlandı. Görüşmelerin ardından taraflar arasında iş birliği protokolü imzalandı.
Daha sonra Maqsut Narikbayev Üniversitesini ziyaret eden Prof. Dr. Çomaklı, hukuk ve sosyal bilimler alanında ortak çalışmalar yürütmek amacıyla protokol imzaladı. Ziyaret sırasında üniversitenin akademik kadrosu ve öğrencileri ile bir araya gelen Çomaklı, iki üniversite arasındaki ilişkilerin geliştirilmesinin önemine vurgu yaptı.
Ziyaretin üçüncü durağı olan Nazarbayev Üniversitesinde, mühendislik ve teknoloji alanlarında iş birliği yapılması için adımlar atıldı. İmzalanan protokolle, iki üniversitenin araştırma ve geliştirme projelerinde birlikte çalışmaları hedeflendi. Nazarbayev Üniversitesi Rektörü ve akademik kadrosu ile yapılan görüşmelerde, ortak laboratuvar kurulması ve projelerde kullanılacak teknolojik altyapının paylaşılması konuları ele alındı.
Akademik Hareketlilik İçin Somut Adımlar Atılacak
Karaganda Buketov Üniversitesinde yapılan görüşmelerde, fen ve edebiyat alanlarında ortak seminerler, konferanslar ve bilimsel yayınlar üzerine iş birliği yapılması kararlaştırıldı. Karaganda Teknik Üniversitesinde ise mühendislik alanında öğrenci ve akademisyen değişim programlarının artırılması için protokol imzalandı. Bu ziyaretlerde, üniversitelerin mevcut projeleri hakkında detaylı bilgiler paylaşıldı ve gelecekteki iş birlikleri için somut adımlar atıldı.
Karaganda Tıp Üniversitesinde tıp eğitimi ve sağlık hizmetleri alanında ortak projeler geliştirilmesi için protokol imzalanırken, Gumilyov Üniversitesi ve Agrotechnical Üniversitesinde yapılan görüşmelerde tarım ve biyoteknoloji alanlarında iş birliği yapılması kararlaştırıldı. Bu üniversitelerde yürütülecek projelerin, iki ülke arasında tarım teknolojileri ve biyoteknoloji alanında önemli katkılar sağlaması bekleniyor.
Kurumlar Arası İletişim Ağı Güçleniyor
TİKA Kazakistan Koordinatörü Hüseyin Hikmet Özdenoğlu ve T.C. Astana Büyükelçisi Mustafa Kapucu ile de bir araya gelen Prof. Dr. Çomaklı, Türkiye ve Kazakistan arasındaki ilişkilerin güçlendirilmesi adına yürütülen çalışmalar hakkında bilgi alışverişinde bulundu. Görüşmelerde, Türkiye’nin Kazakistan’da gerçekleştirdiği projeler ve bu projelerin iki ülke arasındaki iş birliğine katkıları değerlendirildi.
Rektör Çomaklı, Kazakistan ziyaretini değerlendirirken: “Dost ve kardeş ülke Kazakistan ile yürüttüğümüz bu iş birlikleri, iki ülke arasındaki akademik ve bilimsel ilişkilerin güçlenmesine büyük katkı sağlayacak. Bu ziyaretler, ortak projeler geliştirme ve bilgi paylaşımı konusunda önemli bir adım oldu. Kazakistan’daki üniversitelerle kurduğumuz bu güçlü bağlar hem öğrencilerimiz hem de akademisyenlerimiz için yeni fırsatlar oluşturacak” ifadelerini kullandı.
Prof. Dr. Çomaklı, ziyaretlerinin oldukça verimli geçtiğini ve imzalanan protokollerle iki ülke arasındaki akademik iş birliğinin daha da ileriye taşınacağını sözlerine ekledi. – ERZURUM
]]>Yeni Nesil Üniversite Tasarım ve Dönüşüm Projesi vizyonu doğrultusunda dünya üniversiteleri ile iş birliği anlaşmalarını genişletmek amacıyla Kazakistan’a giden Rektör Prof. Dr. Ömer Çomaklı burada; üniversiteler arası bölge araştırmaları, toplumsal araştırmalar ve inovasyon, toplumsal kalkınma, kültür ve medeniyet araştırmaları, saha araştırmaları, sözlü tarih araştırmaları, kent, çevre ve yerel yönetim araştırmaları ile dil eğitimi uygulama ve araştırmaları alanlarında ortak proje ve faaliyetler yürütülmesi adına protokoller imzalıyor.
Ziyaretin ilk gününde T.C. Astana Büyükelçiliği, Türk İş birliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA) Astana Program Koordinasyon Ofisi, Gumilyov Üniversitesi ve Agrotechnical Üniversitesi ile temaslarda bulunan Rektör Çomaklı, çeşitli iş birliği anlaşmalarına imza attı.
Türkiye-Kazakistan ilişkilerinde yeni dönem
Rektör Çomaklı’nın ziyareti, Türkiye ile Kazakistan arasındaki eğitim ve kültür bağlarını güçlendirmek amacıyla düzenleniyor. Türkiye’nin Kazakistan Büyükelçiliğinde gerçekleştirilen ilk toplantıda, iki ülke arasındaki akademik iş birliği imkanları ele alındı. Astana Büyükelçisi Mustafa Kapucu, iki ülke arasındaki ilişkilerin daha da geliştirilmesi konusunda Atatürk Üniversitesinin katkılarının önemine vurgu yaptı.
Büyükelçilikte düzenlenen 15 Temmuz Anma programına katılan Rektör Çomaklı, Demokrasi ve Milli Birlik günü vesilesiyle düzenlenen “Milletin Zaferi” temalı fotoğraf sergisini ziyaret etti.
TİKA ile iş birliği
Rektör Çomaklı’nın ikinci durağı Türk İş birliği ve Koordinasyon Ajansı (TİKA) oldu. TİKA yetkilileri ile yapılan görüşmelerde, Kazakistan’daki Türk okullarının ve üniversitelerinin desteklenmesi ve geliştirilmesi konuları masaya yatırıldı. Bu kapsamda, çeşitli projelerde iş birliği yapılması konusunda mutabakat sağlandı.
Gumilyov Üniversitesi ile eğitimde yenilikçi adımlar
Ziyaretin en önemli duraklarından biri olan Gumilyov Üniversitesinde, iki üniversite arasında akademik değişim programları, ortak araştırma projeleri ve öğrenci değişim programları gibi konular görüşüldü. Gumilyov Üniversitesi yönetimi ile yapılan görüşmede, iki üniversite arasında kapsamlı bir iş birliği anlaşması imzalandı. Bu anlaşma, her iki üniversitenin de uluslararası alanda rekabet edebilirliğini artırmayı hedefliyor.
Agrotechnical Üniversitesi ile tarım ve teknoloji alanında ortaklık
Kazakistan ziyaretinin ikinci durağı olan Agrotechnical Üniversitesinde ise tarım ve teknoloji alanlarında iş birliği fırsatları değerlendirildi. Atatürk Üniversitesi ve Agrotechnical Üniversitesi arasında imzalanan anlaşma ile iki üniversite arasında ortak araştırma projelerinin yürütülmesi, akademik personel ve öğrenci değişim programlarının hayata geçirilmesi kararlaştırıldı.
İş birliği anlaşmalarıyla geleceğe yatırım
Rektör Prof. Dr. Ömer Çomaklı, Kazakistan ziyaretini değerlendirirken, “Bu ziyaret, iki ülke arasındaki akademik ve kültürel bağları güçlendirmek açısından büyük bir adım. İmzalanan anlaşmalar hem Atatürk Üniversitesine hem de Kazakistan’daki üniversitelere büyük katkılar sağlayacaktır. Bu iş birliklerinin, eğitim ve araştırma alanında yeni fırsatlar sunacağına yürekten inanıyorum” dedi.
Rektör Çomaklı’nın Kazakistan ziyareti, iki ülke arasındaki akademik ilişkilerin derinleşmesi ve yeni iş birliği alanlarının keşfedilmesi açısından büyük önem taşıyor. 18 Temmuz’a kadar sürecek olan ziyarette, çeşitli üniversitelerle imzalanan anlaşmalarla birlikte Atatürk Üniversitesi, uluslararası alandaki etkinliğini artırmaya devam edecek. – ERZURUM
]]>ASTANA, 2 Temmuz (Xinhua) — Çin’in Kazakistan Büyükelçisi Zhang Xiao, Çin ve Kazakistan’ın son yıllarda Shanghai İşbirliği Örgütü çerçevesinde çeşitli alanlarda işbirliğini derinleştirerek kalıcı barış, evrensel güvenlik ve müşterek refahın hakim olduğu açık, kapsayıcı, temiz ve güzel bir dünya inşasına katkıda bulunduğunu söyledi.
Zhang kısa süre önce Xinhua ile yaptığı söyleşide, örgütün kurucu üyeleri olan Çin ve Kazakistan’ın, Shanghai İşbirliği Örgütü ve çeşitli alanlardaki işbirliğinin gelişiminin savunucusu, destekleyicisi ve katkı sağlayıcısı olarak her zaman aktif rol oynadığını ifade etti.
Büyükelçi, iki ülkenin yıllar boyunca yakın işbirliği yürüterek, örgütün sürekli değişen uluslararası konjonktüre ve üye ülkelerin ihtiyaçlarına aktif şekilde uyum sağlamasını teşvik ettiklerini belirtti. Zhang, iki ülkenin ticaret, ulaştırma, enerji, tarım, bilim ve teknoloji, eğitim ve kültür alanlarında karşılıklı fayda sağlayan işbirliğini güçlü şekilde derinleştirdiğini, ayrıca Kuşak ve Yol işbirliğinin yüksek kaliteli gelişimini teşvik ettiğini söyledi.
Zhang, örgütün ortak uyuşturucu kontrolü de dahil olmak üzere kapsamlı bir güvenlik işbirliği mekanizması kurarak terörizm, ayrılıkçılık ve aşırıcılıktan oluşan “üç kuvvetin” yanı sıra uluslararası organize suçla da mücadele ettiğini ve Kuşak ve Yol İnisiyatifi için sağlam bir güvenlik kalkanı temin ettiğini vurguladı.
Örgüte üye ülkelerin bilim ve teknoloji, kültür, eğitim, turizm, çevre koruma ve sağlık alanlarında işbirliği yapmaya kararlı olduklarını söyleyen Zhang, bunun da Kuşak ve Yol İnisiyatifi’ne yönelik kamuoyu desteği için sağlam bir zemin oluşturduğunu belirtti.
Üye ülkeler arasındaki tatbiki işbirliğinin giderek derinleştiğine işaret eden Zhang, bunun sadece ekonomik kalkınmayı teşvik edip ilgili ülkelerdeki halkların geçim koşullarını iyileştirmekle kalmadığını, aynı zamanda Kuşak ve Yol İnisiyatifi’nin ilerlemesi ve güncellenmesine de büyük destek ve sürekli ivme sağladığını söyledi.
Çin ve Kazakistan’ın iyi komşu, dost ve ortaklar olduğunu belirten Zhang, 32 yıl önce diplomatik ilişkilerin kurulmasından bu yana ikili ilişkilerin değişen uluslararası dinamiklere meydan okuduğunu ve yeni atılımlara imza attığını belirtti.
Zhang, iki ülkenin de temel çıkarlarını ilgilendiren konularda ve kendi egemenlik, güvenlik ve kalkınma çıkarlarını korumada birbirlerini sıkı şekilde desteklediklerini, diğer ülkelerin iç işlerine müdahale edilmesine ve çifte standartlara kararlılıkla karşı çıktıklarını, aynı zamanda medeniyetler ve sosyal sistemler arasındaki farklılıklara rağmen ortak kalkınma için tatbiki eylemler yoluyla işbirliği arayışını sürdürdüklerini ifade etti.
Zhang, Çin ve Kazakistan’ın Kuşak ve Yol işbirliğinde verimli sonuçlar elde ettiğini ve otomobil imalatı, sınır ötesi e-ticaret, yeni enerji, kültürel etkileşim ve yüksek öğrenim gibi alanlarda işbirliğini geliştirdiğini belirtti.
Büyükelçi, Çin-Kazakistan ilişkilerinin yeni fırsat ve zorluklarla karşılaşacağı yeni bir “altın 30 yıla” atım attığını söyledi.
Cumhurbaşkanı Xi Jinping’in ziyaretini bir fırsat olarak değerlendirdiklerini söyleyen Zhang, Çin’in bölgesel ve küresel istikrar ve kalkınmaya ortak katkılarda bulunmak üzere stratejiler arasındaki uyum ve politika koordinasyonunu güçlendirmek, karşılıklı siyasi güveni derinleştirmek ve ebedi dostluk, karşılıklı sağlam güven ve dayanışma içeren ortak geleceğe sahip bir Çin-Kazakistan topluluğunu birlikte inşa etmek için Kazakistan ile çalışmaya hazır olduğunu ifade etti.
]]>ASTANA, 2 Temmuz (Xinhua) — Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev, Kazakistan ve Çin cumhurbaşkanları arasında gerçekleştirilecek görüşmenin, iki ülkenin halklarına fayda sağlayacağını ve yapılacak anlaşmaların Kazakistan-Çin daimi kapsamlı stratejik ortaklığında yeni bir sayfa açacağını kaydetti.
Kazakistan’a resmi ziyaret gerçekleştirecek olan Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping, önümüzdeki günlerde Shanghai İşbirliği Örgütü Devlet Başkanları Konseyi 24. Zirvesi’ne katılacak.
Tokayev, kısa sürece Xinhua’ya verdiği yazılı özel söyleşide, “Cumhurbaşkanı Xi’nin ziyaretini sabırsızlıkla bekliyor ve bu ziyaretin ikili ilişkilerdeki kalkınma ivmesine güçlü bir canlılık kazandıracağına inanıyoruz” dedi.
Kazakistan-Çin ilişkilerinin sağlam dostluk ve iyi komşuluktan oluşan güçlü bağlar üzerine inşa edildiğini vurgulayan Tokayev, Xi’nin Eylül 2022’de gerçekleştirdiği Kazakistan ziyareti sırasında ikili işbirliğinde yeni bir “altın 30 yıla” adım atıldığını vurguladı.
Tokayev, sadece geçtiğimiz yıl içinde, karşılıklı vize muafiyeti politikasının uygulanması, üçüncü bir demiryolu kontrol noktasının inşa edilmesi, kültür merkezlerinin kurulması ve 2024’ün Çin’de “Kazakistan Turizm Yılı” ilan edilmesi de dahil olmak üzere çok sayıda önemli anlaşmanın imzalandığını belirtti.
Tokayev, Kazakistan ve Çin’in Birleşmiş Milletler, Shanghai İşbirliği Örgütü, Asya’da Etkileşim ve Güven İnşasına Yönelik Önlemler Konferansı ve Çin- Orta Asya mekanizması gibi uluslararası çerçevelerde yakın etkileşim kurduğunu ifade etti.
Tokayev, “Acilen ilgilenilmesi gereken birçok küresel ve bölgesel meselede Çin ile benzer tutumlara sahibiz. Kazakistan, Çin’in önerdiği Kuşak ve Yol İnisiyatifi’ne tam destek vermenin yanı sıra ulusal kalkınma stratejilerimiz arasında devam eden entegrasyona aktif şekilde katılmaya da hazır” dedi.
Kazakistan Cumhurbaşkanı, yatırım işbirliğinin derinleştirilmesi, ikili ticaret cirosunun artırılması, Kuşak ve Yol işbirliğinin güçlendirilmesi, ulaştırma işbirliğinin genişletilmesi ve kültürel ve halklar arası etkileşimin geliştirilmesinden oluşan kilit önemdeki beş alanda işbirliğinin teşvik edilmesi çağrısı yaptı.
Çin’de “Kazakistan Turizm Yılı” açılış töreninin Mart ayında Beijing’de gerçekleştirildiğini hatırlatan Tokayev, özellikle iki ülke arasındaki kültürel ve halklar arası iletişimin önemini vurguladı.
Tokayev, “Çin’in önerdiği Küresel Kalkınma İnisiyatifi, Küresel Güvenlik İnisiyatifi ve Küresel Medeniyet İnisiyatifi, küresel güvenliğin sağlanmasına ve sürdürülebilir kalkınma hedeflerinin hayata geçirilmesine büyük katkılar sunacaktır” dedi.
Kazakistan’ın Shanghai İşbirliği Örgütü dönem başkanlığına da değinen Tokayev, güvenlik sorunlarının çözümüne müşterek yaklaşımlar geliştirmek, ticari ve ekonomik işbirliğini güçlendirmek, çevrenin korunmasını teşvik etmek ve üye ülkeler arasındaki dostluğu pekiştirmek için çaba gösterme sözü verdi.
Cumhurbaşkanı, Shanghai İşbirliği Örgütü’nün önde gelen uluslararası ve bölgesel kuruluşlarla irtibatını genişletmek suretiyle örgütün uluslararası nüfuzunu daha da güçlendirmeyi amaçladıklarını belirtti.
Tokayev, zirvede elde edilecek sonuçların karşılıklı güven, karşılıklı fayda, eşitlik, istişare, farklı medeniyetlere saygı ve ortak kalkınma arayışından müteşekkil Shanghai Ruhu’nu tam olarak yansıtmasını umduğunu söyledi.
“Shanghai Ruhu, insanlık için ortak geleceğe sahip bir topluluk kavramıyla uyumludur. Zira iki kavram da sürdürülebilir kalkınma, ortak refah, açıklık ve kapsayıcılığı teşvik ediyor” diyen Tokayev, bu kavramların uluslararası ilişkilerde norm kabul edilmesi gerektiğini söyledi.
]]>Yılmaz, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi Sergi Salonu’nda Kazakistan Başbakanı Oljas Bektenov ile Türkiye-Kazakistan Hükümetler Arası Karma Ekonomik Komisyon Toplantısı İmza Töreni’ne katıldı.
Burada konuşan Yılmaz, Türkiye-Kazakistan 13. Dönem Karma Ekonomik Komisyon (KEK) Toplantısı dolayısıyla Bektenov ve heyetini Türkiye’de ağırlamaktan büyük memnuniyet duyduğunu söyledi.
Kardeş ülke Kazakistan ile ilişkileri, stratejik işbirliği zemininde sürdürdüklerini ifade eden Yılmaz, gerçekleştirilen iş forumu ile ikili ve heyetler arası görüşmelerin ve toplantının son derece verimli, kardeşliğe, dostluğa yakışır şekilde, başarıyla tamamlandığını dile getirdi.
Sağlam temeller üzerine kurulan ikili işbirliğinin, Türk Devletleri Teşkilatı, İslam İşbirliği Teşkilatı ve Ekonomik İşbirliği Teşkilatı gibi gittikçe güçlenen ve etkinleşen örgütler bünyesinde de bölgesel düzlemde devam ettiğini aktaran Yılmaz, “Mevcut durumda, ikili ticaret hacmimiz Cumhurbaşkanlarımız tarafından ortaya konmuş olan 10 milyar doları aşmış durumdadır. Bu alanda rehavete kapılmadan, daha yüksek hedefler koyup hep birlikte çalışmaya devam edeceğiz.” dedi.
Yılmaz, karşılıklı yatırımların artırılması için çalışmaları sürdürdüklerini belirterek, şunları kaydetti:
“Yatırımların karşılıklı olarak artırılması için gerekli adımların atılması konusunda Sayın Başbakan ile mutabık kaldık. İş insanlarımızın Kazakistan’daki yatırımları 5 milyar doları bulmuş durumda. Kazakistanlı işadamlarının Türkiye’de yaptığı yatırımlar ise 1 milyar dolar seviyesine gelmiş durumda. Bunlar çok sevindirici rakamlar ama bunu daha yukarılara taşımak istiyoruz. Ayrıca, müteahhitlik hizmetleri noktasında da Kazakistan ile ilişkilerimiz son derece ileri düzeyde. Bugün itibarıyla 29 milyar dolar değerinde 528 projeyi müteahhitlik sektörümüz üstlenmiş durumda. Dünyada çok sayıda prestijli projede imzası bulunan Türk müteahhitlik firmalarımızın, edindiği bilgi ve tecrübeleri kardeş Kazakistan’a aktarmasından büyük memnuniyet duyuyoruz. Önümüzdeki süreçlerde de Kazakistan’ın kalkınmasına, gelişmesine, sosyal refahına katkıda bulunacak projelere müteahhitlik sektörümüzün katkıda bulunmasını bekliyoruz.”
“İşbirliği, Erdoğan ve Tokayev’in dostluğu sayesinde üst noktalara ulaştı”
Ortak tarih, dil, din ve kültür bağları temelinde inşa edilen yakın işbirliğinin, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev’in dostluğu sayesinde daha üst noktalara ulaştığına işaret eden Yılmaz, “Bugün, iki ülke arasındaki bölgesel ve uluslararası alandaki başarılı stratejik işbirliğimizin ardında iki liderin kararlı ve dirayetli duruşunun etkisini görüyoruz. Köklü bağlarımızı sadece geçmişle sınırlı tutmuyor, geçmişten edindiğimiz tecrübe ve tarihimize dayanarak geleceğimizi inşa ediyoruz.” diye konuştu.
İki ülke ilişkilerinin sadece ticari ve ekonomik alanda değil, enerji, savunma ve kültür alanları başta olmak üzere her alanda artarak devam ettiğini dile getiren Yılmaz, bu kapsamda, karşılıklı kurumları ve özel sektörü buluşturan Karma Ekonomik Komisyon toplantılarının büyük önem taşıdığını vurguladı.
KEK toplantılarının yalnızca kamu sektörünü bir araya getiren bir mekanizmanın ötesinde olduğunun altını çizen Yılmaz, amaçlarının iş dünyaları arasındaki temasın sıkılaştırılması ve ortak projelerin artması olduğunu söyledi.
Yılmaz, bu kapsamda, bugün, iki ülke iş insanları ile kapsamlı istişareler gerçekleştirdiklerini aktararak, sonrasında, iş insanlarını bir araya getiren ve iş fırsatlarının değerlendirildiği İş Forumu’nu başarıyla tamamladıklarını kaydetti.
“Güncel işbirliği hedeflerini belirledik”
Daha sonra, Türkiye-Kazakistan Karma Ekonomik Komisyon 13. Dönem Toplantısı’nı tamamladıklarını belirten Yılmaz, KEK toplantısını gerçekleştirdikleri Bektenov ile yeni bir işbirliği sürecinin kapısını açtıklarını dile getirdi.
Yılmaz, 12. Dönem KEK Toplantısı Protokolü’nün ekinde yer alan ve 68 maddeden oluşan Eylem Planı’nın yüzde 72’sinin tamamlandığını hatırlatarak, 13. Dönem KEK toplantısı kapsamında gerçekleştirdikleri görüşmeler ve heyetler arası toplantıları sonucu ise 90 maddeden oluşan yeni eylem planıyla işbirliğini ve hedefleri güncellediklerini ifade etti.
Yeni Eylem Planı’nın ticaretten finansa, sanayiden enerjiye, ulaştırmadan eğitime, tarımdan kültüre birçok alanda yeni işbirliği maddelerini içerdiğini aktaran Yılmaz, şunları kaydetti:
“Bunlardan sadece birkaçını burada örnek olarak sıralayacak olursam, Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve Korunması Anlaşması’nın tadiline ilişkin süreci sonuçlandırmayı hedefliyoruz. Madencilik ve elektrik alanında işbirliğimizi güçlendireceğiz. Orta Koridor başta olmak üzere lojistikte, ulaştırmada yeni adımlar atacağız. Denizcilik alanında bir anlaşma imzalamayı öngörüyoruz. Kazakistan’da Milli Eğitim Bakanlığımıza bağlı Türk okullarının açılmasını bu süreçte gerçekleştirmeyi hedefliyoruz. Bölgesel kalkınma alanında işbirliğimizi artırmayı öngörüyoruz. Akıllı şehirler başta olmak üzere, bilgi ve tecrübe değişimi yapılması ve Kazakistan’ın bölgelerinde iş forumları, yatırım forumları düzenlenmesi hedeflerimiz arasında.”
“İşbirliğinin derinleşmesine katkı sağlayacak”
Ayrıca KOBİ’ler arasında işbirliğinin güçlendirilmesi için Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı (KOSGEB) ile Kazakistan Cumhuriyeti Girişimciliği Geliştirme Fonu (DAMU) arasında eylem planının imzalandığını belirten Yılmaz, “Gerek bu eylem planı gerekse daha geniş anlamda KEK Eylem Planı Protokolümüzün hayırlara vesile olmasını diliyorum. Kardeş Kazakistan’a ve aziz milletimize hayırlı uğurlu olsun.” ifadelerini kullandı.
KEK 13. Dönem toplantısının, ticari ve ekonomik işbirliğinin daha da derinleşmesine katkı sağlayacağına gönülden inandığını dile getiren Yılmaz, “Ülkelerimiz arasındaki ticari ve ekonomik ilişkilerin en kısa zamanda kardeşlik ilişkilerimizi yansıtacak seviyelere ulaşmasını, daha da yükselmesini temenni ediyorum. Bu çalışmalarda, gerek koordinasyonda gerek teknik hazırlıklarda emek sarf eden her iki taraflara çok teşekkür ediyorum.” dedi.
Kazakistan’a sevgilerini ileten Yılmaz, Kazakistan Başbakanı Oljas Bektenov ve heyetine, Türkiye’ye gerçekleştirdikleri bu verimli ziyaret için teşekkür etti. Yılmaz, bundan sonra da işbirliği için her fırsatta bir araya gelmeye devam edeceklerini söyledi.
Törende, Cevdet Yılmaz ile Kazakistan Başbakanı Oljas Bektenov, Türkiye-Kazakistan arasında Eylem Planı Protokolü’nü imzaladı.
]]>Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) binasında Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, Kazakistan Başbakanı Olzhas Bektenov, TOBB Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu, Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Başkanı Nail Olpak ve iş adamlarının katılımıyla Türkiye-Kazakistan İş Forumu düzenlendi. Forumda Türkiye ve Kazakistan arasında geçmişte yapılan ve gelecekte yapılması planlanan iş birlikleri ve ortaklık anlaşmaları ele alındı. Forumda konuşan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, “Türkiye ekonomisi küresel ve bölgesel zorluklara rağmen olumsuzlukların üstesinden gelmiş ve gelmeye devam etmektedir. Geçtiğimiz yıl Türkiye ekonomisinde ilk defa 1 trilyon dolar eşiği aşıldı ve Gayrisafi Yurt İçi Hasıla tarihte ilk kez 1,1 trilyon dolar seviyesine ulaştı. Kişi başına düşen gelirimiz ise 13 bin dolar seviyesini geçti. Kazakistan’ın milli geliri ile bizim milli gelirimizi topladığımızda 1,4 trilyon dolarlık bir büyüklükten bahsediyoruz. Bu da hepimizi gururlandırıyor” diye konuştu.
“Türkiye ve Kazakistan’ın gösterdiği büyüme performansı takdire şayan”
Yılmaz, “Önümüzdeki dönem bir taraftan iki kardeş ülke olarak büyümeye devam edeceğiz. Diğer taraftan da aramızdaki ekonomik ilişkileri büyüteceğiz. 2023 yılında Orta Vadeli Programımız çerçevesinde az da olsa hedefimizin üstünde büyüdük. 4,5 oranında bir büyüme kaydettik. Kazakistan’da geçen yıl yanlış hatırlamıyorsam yüzde 5 oranında bir büyüme kaydetti. Dünyanın bu zor şartlarına rağmen Türkiye ve Kazakistan’ın gösterdiği büyüme performansı takdire şayan. Böylece 14 çeyrektir aralıksız büyümeyi sürdürüyoruz. Büyüme performansı açısından ülkemiz 2023 yılında Avrupa Birliği ülkeleri ve OECD ülkeleri arasında ikinci sırada yer almaktadır. Dış ticaretimiz de yukarı yönlü ivmesini sürdürmektedir. Geçen yıl ihracatımız 256 miyar dolarla rekor bir seviyeye ulaştı. Bu yılki hedefimiz 267 milyar dolara ulaşmak. 2026 hedefimiz ise 300 milyar doları aşan bir ihracat performansı sergilemek” şeklinde konuştu.
“Türk ve Kazak iş dünyasını tebrik ediyorum”
Ticaret ve ekonomide yakaladıkları pozitif atmosferin dost ve kardeş ülke Kazakistan ile ikili ticaretlerine de olumlu yansıdığını gördüklerini belirten Yılmaz, “Sayın cumhurbaşkanlarımız geçmişte 10 milyar dolar ticaret hedefi koymuşlardı. 2023 yılında bu hedefi aşmış durumdayız. Artık yeni hedefler belirleme zamanı. Bir önceki yıla kıyasla yüzde 20 civarında bir atış oldu ticaretimizde. Bu konu da iş dünyamızın, ihracatçılarımızın, yatırımcılarımızın büyük bir katkısı var. Ben sizlerin huzurunda Türk ve Kazak iş dünyasını tebrik ediyorum” ifadelerini kullandı.
TOBB Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu ise yaptığı konuşmada, “Biz Kazakistan ile ilişkilerimize tek millet iki devlet olarak bakıyoruz. Kazakistan’ın güçlü oluşu, zenginliği ve uluslararası arenadaki saygınlığı bize hep gurur vermiştir” değerlendirmesini yaptı.
“Türkiye ile Kazakistan ikili ve transit taşımacılık geçiş belgesi sayısı ihtiyaca cevap verecek düzeye mutlaka çıkarılmalıdır”
Hisarcıklıoğlu, “Biz TOBB ve Türk iş dünyası olarak ata yurdumuz Kazakistan’a daha fazla yatırım yapmaları için desteğimizi sürdüreceğiz. Rusya-Ukrayna savaşından sonra aslında Kazakistan enerji kaynaklarının daha iyi değerlendirilmesi için ciddi fırsatlar da ortaya çıkmıştır. Türkiye ile Kazakistan ikili ve transit taşımacılık geçiş belgesi sayısı ihtiyaca cevap verecek düzeye mutlaka çıkarılmalıdır” ifadelerini kullandı.
Yatırım çekme konusunda Kazak yetkililerin çok iyi çalıştığını belirten Hisarcıklıoğlu, şunları kaydetti:
“Enerji dışı yatırımlarda Türkiye, Kazakistan’da 5 milyar doları bulan doğrudan yatırım sağladı şu ana kadar. Neredeyse her hafta bir firmamızdan Kazakistan’da yatırım haberleri alıyoruz. Ayrıca kurulan şirketler sıralamasında Kazakistan’da iki numaraya yükseldik. Kazakistan’da 5 bine yakın kurulu şirketimiz var. Kazak firmalarını da ülkemize sanayii üretimi dahil büyük ölçeklerde yatırım yapmaya davet ediyoruz.” – ANKARA
]]>Astana Yunus Emre Enstitüsü tarafından Kazakistan Milli Müzesi’nde açılan sergi, ülkenin güneyindeki Sırderya (Seyhun) Nehri bölgesinin idari merkezi Kızılorda eyaletinde bulunan “Kızılorda İl Müzesi” işbirliğinde gerçekleştirildi.
Dede Korkut’un eserlerinin seslendirilmesiyle başlayan serginin açılış törenine Türkiye’nin Astana Büyükelçisi Mustafa Kapucu, Kazakistan Senato ve Meclis milletvekillerinin yanı sıra Astana’daki yabancı diplomatik misyon temsilcileri, tarihçiler, arkeologlar, basın mensupları ile çok sayıda davetli katıldı.
Sergide Kazakistan’ın Kızılorda, Türkistan ve Karagandı bölgelerinde yapılan arkeolojik kazı çalışmaları sonucu gün yüzüne çıkarılan Orta Çağ Oğuz dönemine ait Oğuz kentlerinin kalıntıları, tarihi türbeleri ile eserlerinin 30 fotoğrafı yer alıyor.
Bunun yanı sıra Kızılorda İl Müzesi’nde sergilenen Oğuzlar dönemine ait 50’den fazla eser de “Kazak Bozkırlarında Oğuzların Tarihi Mirası” sergisinde sanatseverlerle buluştu.
Büyükelçi Kapucu, açılış töreninde yaptığı konuşmada, Türkiye için Kazakistan’ın yalnızca çok iyi ilişkilere sahip olduğu bir ülke değil aynı zamanda ortak kültürel mirasa sahip ve kardeşlik hukukuyla bağlı olan bir ülke olduğunu söyledi.
Türkiye Türklerinin büyük ölçüde mensubu olduğu Oğuz boyları ile Kazakların mensubu olduğu Kıpçak Türk boylarının aynı çınarın dalları olduğunu belirten Kapucu, “Nasıl Kazak bozkırlarından Oğuz izlerinden bahsediyorsak, Kıpçak isimli yerleşim yerlerinin bulunduğu Azerbaycan’da ve Anadolu’nun çeşitli bölgelerinde Kuman-Kıpçak izlerine rastlamak mümkündür. Dolayısıyla ortak tarihimiz konusunda kapsamlı çalışmalar yapılması, kültürlerimize yönelik bu tür projelere imza atılması ve Türkiye-Kazakistan toplumları arasındaki bu ortak bilincin gelecek nesillere aktarılması bizi memnun ediyor.” diye konuştu.
Kızılorda İl Müzesi Araştırma Görevlisi Saylau Ashat, AA muhabirine, bu serginin Türkiye ile ortak düzenledikleri ilk proje olduğunu söyledi.
Seyhun Nehrinin aktığı Kızılorda bölgesinin Oğuz mirası açısından zengin bir bölge olduğuna işaret eden Ashat, “Müzemiz, 2 binden fazla Oğuz dönemine ait eserlere ev sahipliği yapıyor.” dedi.
Ashat, sergide Oğuzlarda kentleşme kültürünün geliştiğini gösteren eserlerin yer aldığını dile getirerek “Bunların arasında Orta Çağ döneminin ünlü kentleri Jankent, Jent, Asanas, Sortöbe, Zangar, Sıganak ön plana çıkıyor. Bu konuda zamanında Oğuz Devletinin başkenti olan Jankent’in bambaşka bir rolü var.” ifadesini kullandı.
Dokuz Eylül Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erkan Göksu da söz konusu serginin önemine dikkati çekerek, şunları kaydetti:
“Bizim mevcut kaynaklarımızın tamamında aslında Selçuklu Devletinin kurucusu Oğuzların bu topraklarla ilişkisine dair çok fazla kayıtlar var. Hatta bu sadece Orta Çağ tarih kaynaklarında değil aynı zamanda destanlarda, mitolojide, halk edebiyatında da mevcut. Ama bunların maddi kayıtları henüz çok bilinmiyordu.”
Göksu, Kazakistan coğrafyasında yapılan arkeolojik araştırmaların, bu ülkedeki Oğuz mirasını delilleriyle ortaya koyduğuna ve bu bakımdan çok önemli olduğuna dikkati çekti.
Türklerin genellikle Avrupa kaynaklı tarih anlayışının etkisiyle hep göçebe olarak nitelendirildiğini hatırlatan Göksu, şu değerlendirmede bulundu:
“Fakat bu coğrafyada irili ufaklı 200 Oğuz şehrinden bahsediliyor. Özellikle Sırderya havzasında 10 ila 20 büyük şehirden söz ediliyor. Bu bize gösteriyor ki Türkler tamamı göçebe olan bir topluluk değil Oğuzların bir kısmı konar göçer hayatını devam ettirirken bir kısmı da çok önemli şehirler kurmuş.”
Sergi kapsamında Kazak ve Türk bilim insanlarının katılımıyla “Kazakistan’daki Oğuz Türk Mirası: Kültürel Değerler ve Zaman Kervanı” konulu uluslararası seminer de düzenlendi.
Sergi, bir hafta süreyle ziyaret edilebilecek.
]]>Tokayev, bu kez Kazakistan’ın “petrol başkenti” olarak bilinen Atırau kentinde düzenlenen 3’üncü Ulusal Kurultay’da bir konuşma yaptı.
Tokayev, gelişmiş bir ülke olmak için sadece ekonomik sorunların çözülmesi değil aynı zamanda ideolojik alanda da yönlerin belirlenmesi ve bu kapsamda hareket edilmesi gerektiğini söyledi.
Toplum olarak bazen tarihi fazla duygusal algıladıklarına işaret eden Tokayev, “Geçmişe çok fazla takılıp kalmak bize yarardan çok zarar verecektir. Hiç kimse geçmişi değiştiremez. En adil yargıcın zaman olduğunu unutmamalıyız.” ifadesini kullandı.
Tokayev, Kazaklar için soy geleneğinin büyük önem taşıdığını ancak bunun siyasallaştırılmasının kabul edilemez olduğunu vurguladı.
Kazakistan’ın yurt dışında “anıtlar toprağı” olarak anıldığını dile getiren Tokayev, şu değerlendirmede bulundu:
“Bunu hem uzak tarihi geçmişe hem de Sovyet dönemine ait çok sayıda anıtlara dayanarak söylüyorum. Bu nedenle onomastik politikada, önemli tarihi şahsiyetlerin yanı sıra egemenlik, cumhuriyet ve birlik gibi devletimizin ideallerini somutlaştıran milli değerlerin vurgulanması önemlidir.”
Tokayev, Kazak dilinin kullanım kapsamının genişletilmesinin devlet politikasının temel önceliği olmaya devam edeceğini kaydederek, “İş dünyasının, teknolojinin ve bilimin dili haline dönüşmeye başlayan Kazak diline talep her geçen yıl artıyor. Devlet politikasının özü, kimseyi zorlamadan Kazakçanın günlük yaşamdaki rolünü sürekli olarak güçlendirmektir.” ifadesini kullandı.
Kazakistan’ın Altın Ordu Devleti gibi göçebe uygarlığının doğrudan varisi olduğuna dikkati çeken Tokayev, “Cuci Han’ın Altın Ordu Devleti, her zaman Orta Avrasya’nın uçsuz bucaksız topraklarında devlet inşasının bilinen zirvesi olmuştur. Bu Orta Çağ gücünün jeopolitik mirası, Kazak Hanlığı da dahil olmak üzere birçok Avrasya devletinin ortaya çıkışı için verimli bir zemin görevi gördü. Genel olarak ülkemizin uluslararası arenadaki imajının inşasında Altın Ordu Devleti markasının daha aktif ve yaygın olarak kullanılması gerekmektedir.” ifadelerini kullandı.
Tokayev, Altın Ordu Devleti tarihinin ve mirasının kapsamlı bir şekilde incelenmesi için sistematik faaliyetler yürütmenin önemine değinerek,”Benim girişimimle Cuci Han Ulusu Araştırma Enstitüsü kuruldu. 60’ı yabancı uzman olmak üzere 250’den fazla bilim insanının yer aldığı 7 ciltlik Kazakistan’ın yeni bir akademik tarihinin yazılması için çalışmalar sürüyor.” dedi.
Tokayev, devlete ve genel ahlaka zarar vermeyen tüm dinlere, görüşlere ve öğretilere her zaman hoşgörülü olacaklarını vurgulayarak, “Manevi köklerimizi onurlandırarak devletimizin laik statüsünü mümkün olan her şekilde güçlendirmeliyiz.” dedi.
Kazakistan devlet armasının değiştirilmesini öneren Tokayev, “Başta gençlerin olmak üzere uzmanların ve vatandaşların Kazakistan armasının algılanmasının çok zor olduğu, eklektizm ve Sovyet dönemi işaretleri içerdiği yönündeki makul argümanlarının dikkate alınması gerektiğini düşünüyorum.” diye konuştu.
Tokayev, gelecek yıl 9 Mayıs Zafer Bayramı’nın 80. yıl dönümü olacağını ve bunun bir parçası olarak ülkede kutlama hazırlıklarının başlatılmasına yönelik öneriyi desteklediğini bildirdi.
Kazakistan’ın çok taraflı ve ikili işbirliğine olan bağlılığını sürdüreceğini belirten Tokayev, “Avrasya alanı ve Orta Asya bölgesindeki entegrasyon süreçleri odak noktamız olmaya devam edecek. Kazakistan’ın Türk devletleri arasındaki işbirliğinin gelişmesine de olumlu katkısı sürecektir.” diye konuştu. ???????
Tokayev, bir sonraki Ulusal Kurultay’ın Kenesarı Han ve Abılay Han gibi Kazak Hanlığının önemli isimleriyle bağlı Burabay’da toplanacağını açıkladı.
]]>Çevirisi ve baskısı Ahmet Yesevi Üniversitesi (AYÜ) Avrasya Araştırma Enstitüsü tarafından yapılan kitabın tanıtım töreninde Türkiye’nin Astana Büyükelçisi Mustafa Kapucu, Kazakistan Parlamentosu Kazakistan-Türkiye Dostluk Grubu Başkanı Nurtöre Jüsip, AYÜ Mütevelli Heyet Başkanı Prof. Dr. Muhittin Şimşek, Avrasya Araştırma Enstitüsü Direktörü Suat Beylur’un yanı sıra büyükelçiler, Kazakistan Senato ve Meclis milletvekilleri, akademisyenler ve çok sayıda davetli yer aldı.
“Umarım değerli Kazak okuyucuları bu kitaptan istifade ederler”
MİT Başkanı Prof. Dr. Kalın, etkinlikte paylaşılan video mesajında, eserin tercümesinde ve yayımlanmasında emeği geçenlere teşekkür etti.
Eserde İslam ve Batı medeniyetlerinin neredeyse 1300 yıllık uzun tarihi üzerinden “ben” ile “öteki” arasındaki ilişkinin değişik dönemlerini, boyutlarını ve yönlerini ele aldığını anlatan Kalın, şöyle konuştu:
“Tarih boyunca İslam’ı sadece bir siyasi ve askeri rakip olarak değil ama aynı zamanda kültürel, teolojik dini bir rakip olarak gören Batı medeniyetinin İslam algısının hatta İslam takıntısının nasıl şekillendiğini, İslam’ı bir öteki olarak kurgulamasının nelere mal olduğunu izah etmeye çalıştım. Aynı şekilde İslam dünyasında özellikle 17-18. yüzyıldan sonra Batı’nın ötekileştirilerek İslam dünyasının ötekisi olarak kurgulanmasının ürettiği zihni sorunları, maliyetleri biraz açmaya çalıştım. ‘Bugün İslam ve Batı medeniyetleri, yeni bir yol haritası belirleyeceklerse bunu ancak kendileri kalarak ama ötekini düşmanlaştırmadan, şeytanlaştırmadan, gayriinsanileştirmeden yapabilecekler.’ diyorum. Bu da kitabın ana tezi.”
Kalın, kitapta İslam ve Batı medeniyetlerinin yüzlerce yıl boyunca devam eden etkileşimleri, alışverişleri, ziyaretleri, karşılıklı geliş-gidişleri ve diğer konuları da ele aldığını belirterek, “Umarım değerli Kazak okuyucuları, dost ve kardeş Kazakistan aydınları, akademisyenleri, politika yapıcıları, kanaat önderleri, öğrenci arkadaşlarım da bu kitaptan istifade ederler.” dedi.
“Kazak dili daha yaygın hale geliyor”
Büyükelçi Kapucu, katılımcılara teşekkür ederek, “Prof. Dr. İbrahim Kalın, malumunuz olduğu üzere en üst düzey görevlerde bulunmuş bir bürokrat olmasının yanı sıra değerli bir akademisyen ve bir entelektüeldir. Kendisi, bu görevleri yerine getirdiği dönemlerde de akademik çalışmalarına ara vermemiş, okumayı, yazmayı ve üretmeyi sürdürmüş bir kişi.” diye konuştu.
Kitabın ilk baskısının 2016’da çıktığını dile getiren Kapucu, medeniyetler tarihi, Avrupa-İslam ilişkilerine felsefi ve kültürel perspektiften ışık tutan bu eserin Kazakça basılmasının önemli olduğuna dikkati çekti.
“Kazakistan’da Kazak dili hem devlet kurumlarında hem de toplum nezdinde daha yaygın hale geliyor.” diyen Kapucu, şunları dile getirdi:
“Bir milletin öz benliğini ve kimliğini tanımlayabilmesine imkan sağlayan ana dilde yayınlar yapılması, eserlerin gelecek nesillere aktarılması, tabiatıyla çok önemlidir. 2021 yılında Kazakçanın Latin alfabesine uyarlanmış versiyonu kamuoyuna sunuldu. Önümüzdeki yıllarda, öngörüldüğü gibi Kazak dili Latin alfabesiyle kullanıldığı takdirde, aynı dil ailesine mensup akraba diller olan Türkçe ve Kazakça arasındaki bağlar daha da sıkılaşacaktır. Bu vesileyle Hoca Ahmet Yesevi Üniversitesi ve Avrasya Araştırma Enstitüsünü bu çalışmalarından ötürü kutluyor, özellikle Türkçe ve Kazakça dillerinde gelecekte yapacakları çalışmalarda da başarılar diliyorum.”
Kazak Senatör Darhan Kıdırali de eserde Doğu ile Batı arasındaki ilişkilerin kronolojisiyle ele alınmasının değerli olduğunu kaydederek, “Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ‘Dünya 5’ten büyük’ tezinde biz bunun aksettirmesini görüyoruz. Dünyanın içerisinde Doğu da İslam ülkeleri de vardır. İslamofobi’nin yersiz olduğunu gösteriyor.” ifadelerini kullandı.
Kıdırali, eserde üzerinde durulan konuların sadece Türkiye açısından değil kendileri açısından da önemli olduğunu vurguladı.
]]>Bu tartışma aynı zamanda Kazakistan’daki kimlik arayışını yansıtıyor: Ülke yönetimi İslam’a bağlılığını ortaya koyarken, Sovyet döneminden kalma kuralları gevşetme konusunda hala isteksiz.
Karagandalı yedinci sınıf öğrencisi Anelya, 13 yaşında hayalini gerçekleştirerek prestijli Nazarbayev Entelektüel Okulu’na (NIS) girmeyi başardı.
Kazakistan’ın eski cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev’in adını taşıyan bu okulda Anelya’nın planı onun izinden giderek ülkenin ilk kadın cumhurbaşkanı olmaktı.
Anelya, sınavlarda başarılı oldu ve yaklaşık 800 başvuru arasından en iyi 16. sonucu aldı.
Ağustos ayında hazırlık sınıfına katıldı, ancak ilk gün ailesi okula çağrıldı ve kızlarının orada okuyamayacağı söylendi.
Gerekçe ise 13 yaşından itibaren takmaya başladığı başörtüsüydü.
“NIS’te başörtümü taktığımda kendimi diğerlerinden farklı hissetmedim: Bu sadece bir kıyafet, bir aksesuar. Derslerimi ya da diğer öğrencilerle ilişkilerimi etkilemedi. Sınıf arkadaşlarım da bunu sorun etmedi” diyor Anelya.
Kazakistan’da Müslüman nüfus çoğunlukta. 2022 nüfus sayımına göre nüfusun % 69’u kendini Müslüman olarak tanımlıyor. Ancak başka araştırmalara göre dindar Kazakların üçte birinden azı kendini koyu dindar olarak görüyor.
Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev de İslam’a bağlılığını açıkça ifade ediyor. Oysa Kazakistan anayasal olarak laik bir ülke.
Anelya gibi onlarca öğrenci, nüfusunun çoğunluğu Rusça konuşan bir sanayi şehri olan Karaganda’da benzer sorunlarla karşılaştı.
Ekim ayında, oradaki 47 kız öğrencinin ebeveynlerinin “Kazakistan Cumhuriyeti’nde eğitimle ilgili yasaların öngördüğü şekilde” sorumluluklarını yerine getirmedikleri için hukuk davalarıyla karşı karşıya oldukları ortaya çıktı.
2016 yılında eğitim bakanlığı “herhangi bir mezhebe ait dini kıyafetlerin okul formalarına dahil edilmesine izin verilmediğini” belirten bir yönerge yayınladı.
“Laik devlete dair açık bir tanım yok”
Ebeveynler ve insan hakları savunucularına göre okul yetkililerinin, vatandaşların kamu kurumlarında ücretsiz eğitim alma hakkını garanti altına alan Kazak anayasasının üzerinde bir bakanlık yönergesine öncelik vermesi kabul edilemez.
Bu tür durumlarda dindar ailelere yardımcı olan insan hakları aktivisti Zhasulan Aitmagambetov, “Kızların okul yetkililerinin baskısı altında başörtülerini çıkardığı birçok vaka var” diyor:
“Birkaçı direniyor ama derslere katılamıyor. Bu baskı, okullardaki dindarların sayısını azaltmanın bir yolu.”
Kazakistan hükümeti okullarda başörtüsü sorununu ele alırken devletin anayasa tarafından da güvence altına alınan laik yapısını vurguluyor.
Cumhurbaşkanı Tokayev, Ekim ayında yaptığı açıklamada, “Okulun öncelikle çocukların bilgi edinmek için geldikleri bir eğitim kurumu olduğunu unutmamalıyız. Çocukların seçimlerini büyüdükten ve kendi dünya görüşlerine sahip olduktan sonra yapmalarının daha doğru olacağına inanıyorum” dedi.
Almatı’daki Felsefe, Siyaset Bilimi ve Dini Çalışmalar Enstitüsü’nde araştırma görevlisi olan dini çalışmalar uzmanı Asıltay Taşbolat, “Yetkililer ve uzmanlar arasında ‘laik devlet’ kavramının ne anlama geldiğine dair açık ve somut bir tanım yok. Toplumumuz henüz olgunlaşmadı ve tartışmanın her iki tarafı da ‘laikliği’ kendine göre yorumluyor. Bazı vatandaşlar laikliği ateizm olarak anlıyor” diyor.
Bazı ülkeler, Müslüman kadınların kamusal alanlarda belirli kıyafetler giymesine kısıtlama uyguluyor.
Bu kısıtlamalar genellikle başörtüsünden ziyade peçe gibi yüz kapatan örtüler için geçerli.
Çoğunluğu Müslüman olan devletlerin bu tür yasaklar getirmesi nadir olsa da Kazakistan’ın komşuları olan eski Sovyet cumhuriyetleri Özbekistan ve Tacikistan bu tür ülkeler arasında.
Bağımsızlıktan sonra Kazakistan’da dini dernekler gelişti ve camiler inşa edilmeye başlandı.
Sovyet döneminde birkaç düzine olan cami sayısı şimdi neredeyse üç bine ulaştı.
Ancak Sovyet döneminde dini işlere müdahale eden kurumun yerini, Kazak kültürüne ve laik devlet ilkelerine uygun geleneksel bir İslam versiyonunu teşvik etmekle görevli devlet destekli bir kurum olarak Kazakistan Müslümanlarının Ruhani İdaresi (DUMK) aldı.
Kazak hükümeti din üzerindeki kontrolü bir ulusal güvenlik meselesi olarak görüyor. Araştırmacılar 2005 yılından bu yana Kuzey Kafkasya, Afganistan-Pakistan bölgesi ile Suriye ve Irak’taki İslamcı hareketlerin etkisiyle ülkede aşırı dinciler tarafından gerçekleştirilen şiddet olaylarının arttığına dikkat çekiyor.
Kazakistan 2011 yılında ilk intihar saldırısını yaşamış, 2016’da ise silah dükkanlarına ve bir askeri üsse düzenlenen silahlı saldırılarda 25 kişi hayatını kaybetmişti. Dönemin Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev, saldırganların İslam’ın köktendinci Selefi koluna mensup olduklarını açıkladı.
Sonraki yıllarda hükümet, dini cemaatlerin kayıt altında tutulması için yasal bir zorunluluk ve özel evlerde dini ayinlerin yapılmasının yasaklanması da dahil olmak üzere inanç alanında çeşitli kısıtlamalar getirdi.
“Alternatif bir eğitim yolu sunmuyorlar”
Hükümet bu tür önlemlerin amacını ülkeyi “radikal” dini fikirlerden korumak olarak açıklarken, insan hakları aktivistleri yasaların inananların haklarını sınırladığını ve devletin dini örgütlenmeyi sıkı bir şekilde kontrol etmesini sağladığını savunuyor.
Geçtiğimiz Ekim ayında hükümet, terörizmin ve köktendinciliğin teşvik edilmesine karşı yasa hazırlamak istediğini açıkladı.
Kültür ve Enformasyon Bakanı Aida Balayeva’ya göre yasa, bireylerin tanınması için peçe ve diğer yüz örtülerinin kamusal alanda takılmasını yasaklayacaktı, ama başörtüsünü yasaklamak gibi bir niyet olmadığını söyledi.
Anelya ise başörtüsü nedeniyle okuldan atıldı.
Babası Bolat Musin, kızının okuldan atılmasının yasalara aykırı olduğuna inanıyor. Okulun dini inanç sembollerinin takılmasını yasaklayan iç yönergelerinin iptali, kızının iadesi ve manevi zararlarının tazmini için dava açtı.
“Yetkililer ya bizi bir bürokratik kurumdan diğerine attılar ya da sadece başörtüsünü çıkarmamızı söylediler” diyor.
“Devletten net bir cevap bekliyoruz. Dindar bireyler olarak ne yapmamız gerektiği konusunda bize yol gösterin. Bizi şu seçenekle baş başa bırakmayın: ‘Toplumumuzda yaşamak istiyorsanız dininizi terk edin’.”
Karaganda’daki NIS okul yetkilileri Anelya’nın atılmasıyla ilgili yorum yapmayı reddetti. Haberin yayınlandığı sırada Eğitim Bakanlığı BBC’nin yorum taleplerine yanıt vermemişti.
DUMK, hükümetin yasaklarını doğrudan eleştirmemekle birlikte, Şeriat’ın kızların ergenliğe ulaştıklarında başörtüsü takmalarını gerektirdiğine dikkat çekerek ihtiyatlı bir açıklama yaptı. DUMK, hükümetin kendi görüşlerini dikkate alacağını umduğunu belirtti.
İnsan hakları aktivisti Zhaslan Aitmagambetov, Karaganda’daki dindar ailelerin kız çocuklarını eğitmek için hiçbir seçenekleri olmadığını söylüyor.
Ülkenin diğer bölgelerinde özel kız okulları var, ancak bunların yıllık maliyeti 700.000 tenge’ye (1.500 dolar) kadar çıkıyor.
Kazakistan’da ayrıca dokuz medrese var ancak bunların hepsi kızları kabul etmiyor.
“Bu konuyu bu yıl ve geçen yıl defalarca gündeme getirdik. Başörtüsü yasağından bahsediyorlar ama alternatif bir eğitim yolu sunmuyorlar” diyor Aitmagambetov.
İlüstrasyonlar: Maharram Zeynalov
]]>Kazakistan Acil Durumlar Bakanlığına bağlı Astana Acil Kurtarma Merkezi görevlileri Azamat Jumabayev, Nikolay Popov ve köpeği Mirta 10 gün Gaziantep’in Nurdağı ilçesinde arama kurtarma çalışmalarında yer aldı.
Jumabayev ve Popov, bir yıl önce afet bölgesinde yaşadıklarını AA muhabirine anlattı.
Astana’da 8 yıldır arama kurtarma görevlisi olarak çalıştığını söyleyen Jumabayev, Türkiye’deki deprem bölgesinin kendisinin ilk yurt dışı görevi olduğunu belirtti.
Jumabayev, Gaziantep Havalimanı’na indikten sonra Kazakistan ekibine verilen bölgeye doğru yola çıktıklarını dile getirerek, “Nurdağı’na girişte uzun bir araç kuyruğu oluşmuştu. Sokaklar karanlıktı. Çöken binalar ve yardım isteyen insanlar vardı.” dedi.
Nurdağı’nda tamamen çöken 9 katlı bir apartmanda arama kurtarma çalışmalarına başladıklarını anlatan Jumabayev, “Burada 3 kişiye ulaştık. İlk çıkardığımız kişi işitme engelliydi. Konuşamıyordu, sadece nefesinden bulunduğu yeri tespit edebildik. Bu anı ekip olarak hala unutamıyoruz.” diye konuştu.
Jumabayev, söz konusu apartmandaki çalışmaların uzun sürdüğünü kaydederek, “Arama kurtarma çalışmalarına başladığımızda artçılar devam ediyordu. Ayrıca bu apartmanın yanında çökmek üzere olan bir bina daha vardı. Dolayısıyla bu durum çalışmamızı zorlaştırdı.” ifadesini kullandı.
Afet bölgesinde kaldıkları süre boyunca Türk halkının desteği ile misafirperverliğinin hiç eksik olmadığını vurgulayan Jumabayev, “Oradaki halkın bize desteğini hep hissettik. Arama kurtarma çalışmaları sırasında yanımıza gelerek bir ihtiyacımızın olup olmadığını soruyorlardı, sıcak çay ve yemek bırakıyorlardı.” görüşünü paylaştı.
Jumabayev, böyle bir afete ilk defa tanıklık ettiğini dile getirerek, “Mesleğim gereği çeşitli afet ve kazalara alışığım ama bu büyüklükteki depremi ilk defa kendi gözlerimle gördüm. Tek dileğim böyle bir afetin hiçbir yerde tekrarlanmaması.” dedi.
Türkiye’deki arama kurtarma çalışmaları sayesinde tecrübe kazandığına işaret eden Jumabayev, cep telefonundaki o anları hatırlatan fotoğraflara sık sık baktığını dile getirdi.
“Mirta’nın işareti sayesinde bir kadını kurtardık”
Kinoloji uzmanı Popov da köpeği Mirta ile Nurdağı’nda tamamen çöken 9 katlı apartmanın enkazında kalan işitme engelliyi bulan ekipte yer aldı.
Mirta’nın işareti sayesinde söz konusu apartmanın enkazından bir kadını daha kurtardıklarını anlatan Popov, “Kazakistan’dan Türkiye’ye uzun bir uçuş saati var. Ayrıca şubat ayında burası çok soğuktu ama indiğimiz bölge sıcaktı. Bunlar tabii ki köpeklerin de durumunu etkiledi ama en çok böyle büyük bir afetle ilk kez karşılaştıklarını anladık.” değerlendirmesinde bulundu.
Popov, 2000’lerden bu yana arama kurtarma görevlisi olarak çalıştığını ifade ederek, “Türkiye’deki deprem bölgesinde edindiğim deneyim hiçbir şeyle kıyaslanamaz.” diye konuştu.
Kazakistan’dan yaklaşık 100 kişilik arama kurtarma ekibi görev yaptı
Kahramanmaraş merkezli depremlerden sonra Türkiye’ye ulaşan ilk yabancı ekiplerden olan 100 kişilik Kazakistan ekibi, 4 arama kurtarma köpeğiyle birlikte depremlerden etkilenen Gaziantep, Nurdağı ve Hatay’da arama kurtarma çalışmalarında yer aldı.
Ekip, 7 kişiyi enkazdan kurtardı, 10’u çocuk 88 kişinin cansız bedenini çıkardı.
]]>Türkiye’ye 2019’da gelen ve Bursa’da alkollü restoranda garson olarak işe başlayan Kazakistan uyruklu Irına Franzen, işletme sahibi Turan Döner ile sevgili oldu. Franzen ile Döner, Yıldırım ilçesindeki kiralık evde birlikte yaşamaya başladı. Franzen, 8 Ağustos’ta ailesini görmek için gittiği Kazakistan’dan Bursa’ya geri döndü. Aynı evi paylaştığı Döner’in cep telefonunu kontrol eden Franzen, sevgilisinin en yakın arkadaşı ile kendisini aldattığını öğrendi. İkili arasında tartışma çıktı. İddiaya göre; Turan Döner, sevgilisini darbetmeye başladı. Bu sırada Franzen de mutfaktan aldığı bıçak ile Döner’i bıçakladı. Kalbinden bıçaklanan Döner kanlar içinde yere yığılırken, şoke olup, çığlık atan kadın çevredekilerden yardım istedi. İhbarla bölgeye çok sayıda ekip gönderildi. Turan Döner’in hayatını kaybettiği belirlendi, gözaltına alınan Irına Franzen tutuklandı.
‘SİNİRLENİP, KAFAMA VURMAYA BAŞLADI’
Irına Franzen hakkında ‘kasten öldürmek’ suçlaması ile Bursa 6’ncı Ağır Ceza Mahkemesi’nde müebbet hapis istemi ile dava açıldı. İddianamede, sanık Franzen’in ifadesi doğrultusunda, cinayeti öldürülme korkusu nedeniyle işlediğine dikkat çekildi. Franzen’in “Turan ile sevgiliydik. Kazakistan’a, ailemin yanına tatile gitmiştim. Bir süre sonra tekrar Türkiye’ye döndüm. Bir gece Turan’dan şüphelenip, telefonunu karıştırdım. Turan’ın en yakın arkadaşım ile beni aldattığını gördüm” şeklindeki ifadesine yer verildi. Franzen, ifadesinde cinayeti işledikten sonra polise teslim olduğunu, tüm bunları kendisini korumak için yaptığını belirterek, “Turan, cep telefonunu karıştırdığımı öğrenince çılgına döndü. O anda çok korktum. Turan, telefonunu kurcaladığım için sinirlenip, kafama vurmaya başladı. Kendimi savunmak için mutfaktan bıçağı alıp, salladım. Öldürme kastım yoktu” dedi.
‘SARHOŞ GELİP, BANA ŞİDDET UYGULUYORDU’
Irına Franzen’in yargılanmasına, Bursa 6’ncı Ağır Ceza Mahkemesi’nde başlandı. Tutuklu sanık ile taraf avukatlarının katıldığı duruşmada, öldürülen Turan Döner’in kardeşleri ve annesi de hazır bulundu. Mahkemedeki ifadesinde, Turan Döner’in kendisine sürekli şiddet uyguladığını ve öldürme kastı ile hareket etmediğini söyleyen Franzen, “Turan ile 31 Mayıs 2023 tarihinde tanıştık. Bir süre sonra Turan’ın işlettiği kulüpte çalışmaya başladım. Turan, beni bir otele yerleştirdi. Sürekli eve sarhoş gelip, bana şiddet uyguluyordu. Bir süre sonra Turan bana bir apart daire tuttu. Orada birlikte yaşamaya devam ettik. Beni sürekli darbediyordu. Ona artık bu ilişkiye devam edemeyeceğimi ve kendi ülkeme geri döneceğimi söyleyip, Kazakistan’a döndüm. Bir süre sonra beni arayıp, bilet aldığını ve geri dönmemi istedi. Bir daha bana el kaldırmayacağını söyleyerek, ‘Sana bir daha el kaldırırsam beni öldür’ dedi. Evleneceğimizi ve mutlu bir hayatımız olacağını söyledi” dedi.
‘BENİ EN YAKIN ARKADAŞIM İLE ALDATTIĞINI ÖĞRENDİM’
Turan Döner’in kendisini en yakın arkadaşı ile aldattığını söyleyen Franzen, “Beni en yakın arkadaşım ile aldattığını öğrendim, çılgına döndüm. Bir sabah Turan uyurken cep telefonunu karıştırmaya başladım. Mutfağa gelip, elimde cep telefonunu gördü. ‘Neden cep telefonumu karıştırıyorsun?’ diye bana bağırdı. Bana vurduktan sonra mutfak tezgahının üstüne düştüm. Turan, eline ekmek bıçağını aldı. Bir yandan da benim elimi tutuyordu. Ben de kendisini ittirdim. Her şey çok hızlı gelişti. Bıçağın elime nasıl geçtiğini hatırlamıyorum. Hırıltı çıkardığını görünce, yardım istemek için sokağa çıktım. Çok pişmanım. Onu seviyordum öldürme kastım yoktu” diye konuştu. Sanığın tutukluluk halinin devamına karar veren mahkeme heyeti, duruşmayı erteledi.
]]>