HAKKARİ Belediyesine kayyım ataması sonrası tepkiler devam ederken, Türkiye’nin bir çok ilinden gelenler, Van’dan Hakkari’ye ‘İdareye saygı yürüyüşüne’ katıldı. DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, “İradeye saygı yürüyüşü yapıyoruz, belediyelerimizin önünde nöbet tutuyoruz. Eskiden insanlar iş yerlerinin önünde nöbet tutarlardı hırsızlık olmasın diye. Şimdi belediyelerimiz çalınmasın, idareleri gasp edilmesin’ diye gece gündüz nöbet tutuyoruz. Bu Türkiye’nin ayıbıdır, bu ayıptan vazgeçilmelidir.” dedi.
Demokratik Bölgeler Partisi (DBP), Özgür Kadın Hareketi (TJA), Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti), öncülüğünde milletvekilleri, demokratik kitle örgütleri, il, ilçe belediye eş başkanları ve parti yöneticilerinin katılımıyla Van’dan Hakkari’ye ‘İradeye Saygı yürüyüşü’ düzenlendi. Hakkari Belediye Eş Başkanı Mehmet Sıddık Akış’ın görevden alınıp tutuklanmasının ardından, belediyeye kayyım atanmasına karşı tepkiler devam ediyor. İstanbul, Ankara, Muğla, Adana gibi birçok ilden gelenler, kayyım atamalarına karşı Van’da buluştu. DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, çeşitli sivil toplum örgütleri, milletvekilleri, belediye eş başkanlarının da aralarında bulunduğu kalabalık, Milli Egemenlik Caddesi üzerindeki Musa Anter Parkında bir araya geldi. ‘Kayyım ve faşizme geçit yok’, ‘Halkın idaresini tanıyın’, Belediyeler bizimdir gaspa izin vermeyeceğiz’ pankartlarının açıldığı yürüyüş öncesi DEM Parti Eş Genel Başkanı Bakırhan açıklama yaptı.
Belediyelere kayyım atamasının irade gaspı olduğunu söyleyen Bakırhan, “Sandıklar kuruluyor. Türkiye’nin dört bir yanında insanlar kendilerini yönetecek yöneticilerini seçiyorlar, iradelerini seçiyorlar. İktidar üç dönemdir diyor ki, eğer DEM partiyi seçiyorsanız iradenizi tanımıyoruz’ diyorlar. Allah aşkına böyle bir şey olabilir mi? İradeye saygı yürüyüşü bu ülkenin ayıbıdır. Sandık kuruyorsun, iki dönem kayyımlarla yönetmişsin, üçüncü dönem sandığı koyuyorsun, Vanlıya, Siirtliye, Amedliye Dersimliye ‘hadi buyrun yöneticilerini seçin diyorsunuz. Halk eş başkanlarını seçiyor. Birisinin boyunu, diğerinin gülüşünü, bir diğeri Cumhurbaşkanının resminin önünden geçerken esas duruşa geçmemiş gibi bahaneler uyduruyorlar. Çok ayıp. Türkiye halklarına yazık, Türkiye’de yaşayan insanlara yazık, büyük bir ayıp. ya sandığı koymayacaksın, ya da sandığı kurduğunda ‘Kürtler oy kullanamaz’ diyeceksin, Kürt evlerine kırmızı çarpı işareti koyacaksın, sonra da oy kullanamazsın diyeceksin. Sandığı koymuşsan kusura bakma saygı duyacaksın. Saygı duymayacaksan, insanlar yöneticilere sahip çıkar. Van’da sahip çıktı, Iğdır’da sahip çıktı. Daha bir kaç gün önce Hakkari’de yaptığımız mitinge on binlerce insan katıldı.” dedi.
‘BELEDİYELERİMİZİN ÖNÜNDE NÖBET TUTMAK TÜRKİYE’NİN AYIBIDIR’
Bakırhan, sandığın irade beyanı olduğunu ve Kürtleri de bu cumhuriyetin vatandaşı olarak görülmesi gerektiğini ifade ederek, “Bu irade beyanına hepiniz saygı duymak zorundasınız. Kaldı ki; 2 dönem bu iradeyi gasp ettiniz, yerine kayyımlar atadınız. En iyi örneği Van’dır. Belediyeler borç batağına sokulmuş. Hizmet yok, üretim yok. Göç var, işsizlik var, altyapı yok, yol yok, su yok. Birilerine belediyelerin olanakları peşkeş çekilmiş, Kürdün inancına, yaşamına dair ne varsa yok etmişsin. Buradan çağrı yapıyorum. Hakkari’de vermiş olduğunuz hukuk dışı antidemokratik yaklaşımınızdan vazgeçin. Mehmet Sıddık eş başkanımızdır, serbest bırakın Hakkari halkını yönetsin. Tekrar kendinize güveniyorsanız bir seçim sonra adaylarınızla karşımıza çıkın. Halk kimi seçiyorsa biz de saygı gösterelim. Aksi bu ülkeye kaybettiriyor. İradeye saygı yürüyüşü yapıyoruz, belediyelerimizin önünde nöbet tutuyoruz. Eskiden insanlar işyerlerinin önünde nöbet tutarlardı hırsızlık olmasın diye. Şimdi belediyelerimiz çalınmasın, idareleri gasp edilmesin diye gece gündüz nöbet tutuyoruz. Bu Türkiye’nin ayıbıdır, bu ayıptan vazgeçilmeldir. Bu ülkeyi yönetenleri bu ayıptan vazgeçmeye çağırıyoruz. Buradan Hakkari’ye kadar 6 günlük yürüyüş düzenliyoruz. Bu yürüyüşle eğer verdiğimiz mesajı almıyorlarsa biz bu mücadeleyi tekrar devam ettireceğiz.” diye konuştu.
Açıklamanın ardından kalabalık, polisin güvenlik önlemleri altında Hakkari’ye doğru yürüyüşe geçti.
]]>(ANKARA)- DEM Parti, kayyım uygulamasına son verilmesi ve bugüne kadar yerine kayyım atanan belediye başkanlarının göreve iade edilmesi için kanun teklifi verdi. Teklifin gerekçesinde “Kayyım uygulamasının yerel yönetimler üzerindeki olumsuz yansımaları, seçimle elde edilemeyen belediyelerin vesayetle elde edilmesine olanak sağlaması, kayyımların atandığı yerellerde yarattıkları tahribatlar bu uygulamanın mevzuattan kaldırılması için düzenleme yapılmasını zorunlu kılmıştır” denildi.
DEM Parti Grup Başkanvekilleri Gülüstan Kılıç Koçyiğit ve Sezai Temelli, kayyım uygulamasına son verilmesi için Belediye Kanunu’nda değişiklik öngören kanun teklifi verdi. TBMM Başkanlığı’na sunulan teklifte, anayasaya aykırı olan kayyım uygulamasına son verilmesi önerilirken, belediye başkanlarının görevden uzaklaştırılmasıyla ilgili şu düzenleme öngörüldü:
“Görevleriyle ilgili zimmet, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama suçlarından biri nedeniyle haklarında soruşturma veya kovuşturma açılan belediye organları veya bu organların üyeleri, kesin hükme kadar İçişleri Bakanı tarafından görevden uzaklaştırılabilir.
Görevden uzaklaştırma kararı ayda bir gözden geçirilir. Devamında kamu yararı bulunmayan görevden uzaklaştırma kararı kaldırılır. Görevden uzaklaştırılanlar hakkında; kovuşturma açılmaması, kamu davasının düşmesi veya beraat kararı verilmesi veya görevden düşürülmeyi gerektirmeyen bir suçla mahküm olunması durumunda görevden uzaklaştırma kararı kaldırılır. Görevden uzaklaştırılan belediye başkanına, görevden uzak kaldığı sürece aylık ödeneğinin üçte ikisi ödenir ve bu süre içinde diğer sosyal hak ve yardımlardan yararlanmaya devam eder.”
Teklifte kayyım uygulamasının getirildiği 31 Mart 2019 tarihli yasa değişikliğinin ardından görevden uzaklaştırılan ve yerine kayyım atanan belediye başkanlarının da görevlerine iade edilmesi önerildi.
Teklifin genel gerekçesinde ise şu görüşler dile getirildi:
“OHAL KHK’si ile getirilen ve yasalaşan düzenlemeler öncesi, bir belediye başkanı hakkında soruşturma veya kovuşturma açılmışsa İçişleri Bakanlığı’nın tasarrufunda kesin hükme kadar görevden uzaklaştırma kararı alınabiliyordu. Bu geçici ‘önlem’ sürecinde de belediye meclisi toplanıp kendi üyeleri arasından bir başkanvekili seçiyordu. Ayrıca isnat edilen suçun görevle ilgili olması da gerekiyordu. Kayyım politikaların Kürt halkına tek zararı, seçme seçilme hakkının ihlal edilmesi, halk iradesinin yok sayılması olmamış; yolsuzluk, rüşvet, talan, usulsüzlük kayyımların belediyelerde temel yönetim anlayışı olmuştur. Kayyım atamalarının ardından, yerel yönetimlerde birçok usulsüzlük ve hukuksuzluk yaşanmış, bu durum defalarca kamuoyuna yansımış olmasına rağmen hiçbir siyasi sorumluluk alınmamış, denetim görevleri yerine getirilmemiştir.
“Maddelerin demokratikleştirilmesi gerekmektedir”
Kayyım uygulamasının yerel yönetimler üzerindeki olumsuz yansımaları, seçimle elde edilemeyen belediyelerin vesayetle elde edilmesine olanak sağlaması, kayyımların atandığı yerellerde yarattıkları tahribatlar bu uygulamanın mevzuattan kaldırılması için düzenleme yapılmasını zorunlu kılmıştır. Sadece kayyım atamasına olanak veren yasa maddeleri değil, belediye eşbaşkanlarının görevden uzaklaştırılmalarına olanak sağlayan maddelerin de demokrasinin temel ilkeleri, hukukun üstünlüğü, temel insan hak ve özgürlükleri gibi evrensel kurallar gereğince demokratikleştirilmesi gerekmektedir.”
]]>CHP Sözcüsü Deniz Yücel, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yarın CHP’ye gerçekleştireceği ziyarete ilişkin, “Bu görüşmelerin, ilişkinin, diyaloğun temel amaçlarından birisi ülkenin normalleşmesi, hukuk sisteminin, demokrasisinin yeniden olması gerektiği ölçüye ve ayara gelmesi” dedi.
CHP’de Parti Meclisi, Genel Başkan Özgür Özel başkanlığında genel merkezde toplandı. Parti sözcüsü Deniz Yücel, toplantının ardından basın toplantısı düzenledi. Yücel, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından hazırlanan, ‘Türkiye Yüzyılı Maarif Modeline’ karşı çıktıklarını belirterek, “Yapay zekanın konuşulduğu günümüzde, çocuklarımız daha çok araştırmaya, soru sormaya teşvik edilmesi gerekiyor. AKP’nin uygulamaya koyduğu bu yeni sistem, özgür düşünceyi, sorgulamayı, yorumlamayı ve muhakeme yapma becerisini geliştirmeyi ortadan kaldırıyor. Biz laik, bilimsel ve çağdaş eğitim sisteminden yanayız. Biliyoruz ki bu ülkede, bizim gibi düşünen milyonlar var. AKP’nin bu ısrar ve oldubittiye getirme çabasının karşısında, dernekler, odalar, sendikalar, diğer siyasi partilerden oluşan, ‘Müfredata Hayır Platformu’ 11 Haziran’da eylem kararı aldı. Cumhuriyet Halk Partisi olarak, çocuklarımızın nitelikli eğitim hakkı için çaba sarf eden tüm eğitim paydaşlarının mücadelesini değerli buluyoruz. Laiklik ve bilim karşıtı müfredatı reddediyoruz, bu çağdışı programın karşısında olan her türlü itirazın yanındayız” ifadelerini kullandı.
‘SARI KARTIN KIRMIZIYA DÖNMESİ YAKINDIR’
Yücel, Kurban Bayramı’nın toplumun her kesiminde, ‘Bayram’ olarak kutlanamadığına belirterek, “En son AKP’nin Genel Başkan Yardımcısı Hamza Dağ konuşmuş; asgari ücrette ikinci bir zamma ihtiyaç yokmuş çünkü enflasyon düşüyormuş. Görüyoruz ki, Sayın Hamza Dağ, İzmir’deki seçim sonucundan hiç ders çıkarmamış. Bu ekonomik koşullarda, utanmadan 17 bin 2 liralık asgari ücrete zam yapılmasına gerek olmadığını söyleyebiliyorlar. Ben de İzmir’de yaşıyorum, Hamza Dağ da, ben de Türkiye’de yaşıyorum. Benim yaşadığım yerde enflasyon yüzde 124, emekli maaşı 10 bin lira, asgari ücret de 17 bin lira. Benim yaşadığım yerde hayat pahalılığı düşmüyor, emekliler ayın sonunu getiremiyor, asgari ücretlinin de yüzü gülmüyor. Hayat pahalılığı düşmüyor; ama AKP’nin oyu, hızla yüzde 30’un altına düşüyor. 31 Mart’ta gördükleri sarı kartın kırmızıya dönmesi yakındır” diye konuştu.
‘KAYYIM BELEDİYELERE ÇÖKME PROJESİDİR’
Hakkari Belediyesine kayyım atanarak halkın iradesinin gasp edildiğini savunan Yücel, yapılan işlemin darbe kanununa uygun olduğunu vurguladı. Yücel, “Elbette devam eden bir yargı süreci olabilir. Ciddi deliller olabilir. Belediye Başkanıyla ilgili hukuki süreç ayrı bir mesele, Hakkari halkının iradesinin gasp edilmesi ayrı bir mesele. Bir kere önce şunu sormak lazım, bu adam aday olduğunda, eğer yasal bir engel varsa YSK adaylığı neden kabul etti? Eğer adaylığa engel bir hali yok ise o zaman belediye başkanı seçildikten 2 ay sonra yerine neden kayyım atandı. 15 Temmuz hain darbe girişiminden sonra çıkarılan 674 sayılı KHK ile değişik Belediye Kanunu’nun 45’nci maddesinden önce, Belediye Başkanı şayet tutuklanır ve fiilen görevini yerine getiremez ise veya görevden uzaklaştırılırsa, yerine belediye meclis üyeleri içerisinden bir belediye başkan vekili seçilirdi. Ancak AKP iktidarı ne yaptı? Belediye Kanunu’nun 45’nci maddesini OHAL döneminde değiştirerek, kendine konforlu bir alan açtı ve seçimle, sandıkla, demokrasiyle kazanamadığı belediyelere kayyım atama yöntemiyle çökmeyi tercih etti. Kayyım uygulamaları AKP’nin belediyelere çökme projesidir” değerlendirmesinde bulundu.
‘SİNAN ATEŞ DAVASI GÖRÜŞMEDE GÜNDEME GELEBİLİR’
Yücel, basın toplantısının ardından gazetecilerin sorularını cevaplandırdı. Bir gazetecinin, CHP Genel Başkanı Özgür Özel ve Cumhurbaşkanı Erdoğan ile yapacağı görüşmede Sinan Ateş konusunun gündeme gelip gelmeyeceğine ilişkin sorusu üzerine, “Sayın Cumhurbaşkanının ziyareti, genel başkanımızla yapacakları görüşme, bir iade-i ziyaret. Genel başkanımızın, ziyaret etme konusundaki teklifi ve önerisi Sayın Cumhurbaşkanınca kabul gördü ve gündemli olarak bir araya geldiler. Belli konu başlıkları üzerinde görüşmeler yaptılar. Yarın ki görüşme bir iade-i ziyaret olacağı için, şunu görüşürler bunu görüşürler gibi bir yorum yapmak istemem; ama tabii ki bu görüşmelerin, ilişkinin, diyaloğun temel amaçlarından birisi ülkenin normalleşmesi, hukuk sisteminin, demokrasisinin yeniden olması gerektiği ölçüye ve ayara gelmesi. Dolayısıyla Türkiye toplumunu, siyasetini, gündemini bu kadar yakından ilgilendiren bir davanın da konuşulması ya da görüşülmesi mümkün olabilir. Ama yarın ki ziyaret, tekrar altını çiziyorum, bir iade-i ziyaret olduğu için şu konular görüşülecektir diyemiyorum” dedi.
]]>(DİYARBAKIR) – Diyarbakır’da DEM Parti’nin kazandığı Yenişehir Belediyesi’nde 31 Mart seçimleri öncesinde “kayyım tarafından güvenlik kamera kayıtlarının hard disklerine el konulduğu” ileri sürüldü. Yenişehir Belediyesi Eş Başkanı Safiye Akdağ, görüntülere ulaşmak için ilgili firmayla görüştüklerini belirterek, “4 Nisan 2024 tarihinde de kuruma ait kamera kayıtlarının tümünün silinerek hard disklere el konulduğu, ilgili güvenlik şirketinden hard disklerin iadesi talep edildiğinde bedel olarak 200 milyon dolar karşılığında iade edileceği tarafımıza bildirilmiştir” dedi.
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partili (DEM Parti) Yenişehir Belediyesi Eş Başkanları Safiye Akdağ ile Mehmet Ergün, düzenledikleri basın toplantısıyla, kayyım yönetimleri döneminde biriken borçlar, devredilen ve satışı yapılan taşınmazlara ilişkin bilgi verdiler. Safiye Akdağ, kayyım yönetimi döneminde birçok usulsüz işlemin yapıldığını tespit ettiklerini savundu.
“Göreve başladıkları 4 Nisan’da belediyedeki güvenlik kameralarının kaydedildiği hard disklerin olmadığını, bunun üzerine sözleşme yapılan ilgili firmayla görüştüklerini” aktaran Akdağ, şunları söyledi:
“Hukuksuz şekilde belediyelerimizi gasp eden kayyım yönetimi yarattığı tahribatlarla kalmamış, yarattığı usulsüzlük ve yolsuzlukların üstünü örtmeye çalışması da ayrı bir kamu zararına neden olmuştur. 4 Nisan 2024 tarihinde de kuruma ait kamera kayıtlarının tümünün silinerek hard disklere el konulduğu, ilgili güvenlik şirketinden hard disklerin iadesi talep edildiğinde bedel olarak 200 milyon dolar karşılığında iade edileceği tarafımıza bildirilmiştir.”
“Kayyımın bıraktığı borç 140 milyon 879 bin”
Kayyımın bıraktığı borç ve sattığı taşınmazlar hakkında da bilgi veren Akdağ, şunları kaydetti:
“Elbette halkçı ve sosyal belediyecilik anlayışı ile temel belediyecilik hizmetlerini aksatmadan, kayyım yönetiminin bu kente ve halka ait olan belediye bütçesinin kişi veya kurum fark etmeksizin, mevzuata aykırı ve usulsüzce nerelere verdiğinin tespitini ve hukuk mücadelesini de vermeye devam edeceğiz. Bugün itibarıyla toplam borcumuz 140 milyon 879 bin 119 lira. Satılan taşınmazların bedeli 653 milyon 347 bin 643 lira. Belediyeyi yürütmekle mükellef olduğu kamu hizmetlerini devasa borçlandırmalarla yapamaz hale getiren kayyım zihniyetinin sadece irade gaspıyla yetinmediğini; halkın hakkı olan belediye bütçesini yandaşlara peşkeş çeken, yüksek faizlerle çekilen krediler ve kamu mallarına yönelik tahribat talan uygulamalarıyla tüm sosyal ve kentsel hizmetlerin de gasp edildiği görülmektedir.”
‘Kayyım hakkında suç duyurusunda bulunduk’
Akdağ’ın ardından söz alan Yenişehir Belediyesi Eş Başkanı Mehmet Ergün ise, kayyım hakkında suç duyurusunda bulunduklarını, incelemelerin yapılması için İçişleri Bakanlığı’ndan mülkiye müfettişi talep ettiklerini ifade etti.
Hukuki incelemelerin devam ettiğini belirten Ergün, şuyle konuştu:
“Sözüm ona burada görev yapan kayyım, kamu düşünerek hareket ettiği iddia etmiş. Aslında böyle bir şey yok. 2021-2024 tarihleri arasında 650 milyon lira değerinde arsa satmış. Peki bu arsada elde edilen gelir nerede? Onu da ben kısaca anlatayım. Seçim döneminde beyaz eşya, tabletler alındı. Bu alınan beyaz eşya ve tabletler ise seçim döneminde halka dağıtarak, halktan oy almak amacıyla yapıldı. 1-5 Nisan 2024 tarihleri arasında eşyalar buradaki depoda tutulmuş. Bu tarihlerde malzemeleri çıkarıp, götürürken güvenlik kameralarımız ve hard disklerimiz alınıyor. Nedeni bu görüntülerin ortaya çıkmaması. Biz bunlara dönük gerekli hukuki mücadelemizi yürüteceğiz ve suç duyurusunda bulunduk. 45 gündür buna yönelik çalışmalarımızı yürütüyoruz. Aynı zamanda bakanlıktan inceleme yapması için müfettiş talebinde bulunduk.”
]]>Diyarbakır Sanayi ve Ticaret Odası Başkanı Mehmet Kaya, CHP’nin Afyon Belediye Başkan adayı Burcu Köksal’ın açıklamalarını ve İmamoğlu’nun verdiği yanıtı değerlendirdi. Kaya, “Irkçı bir açıklamanın karşısında İmamoğlu’nun açık net bir şekilde sahiplenmesi bana göre önemli bir adım, yeterli mi hayır. İmamoğlu’nun ilişkileri kadar CHP’nin genel anlamda Kürt politikası da İmamoğlu’yla Kürtlerin oy geçişini belirleyecektir” dedi.
“KÜRTLER ARAYIŞTA, İMAMOĞLU AVANTAJA DÖNÜŞTÜREBİLİR”
AKP’nin özellikle 2015 sonrasında güvenlikçi politikalara yöneldiğine dikkati çeken Kaya, “Şimdi bunu İmamoğlu tam olarak avantaja dönüştürebilir mi? Buna dönüp baktığınız zaman, aslında Kürtlerin bu konuda bir arayış içinde olduklarını söyleyebiliyoruz. Yani Kürtler, gerçek anlamda kendilerini temsil edip, kendileriyle sağlıklı diyalog oluşturabilecek bir yönetici arayışındalar, özellikle batıdaki illerde. İmamoğlu, bu hükümetin ve tavırlarına karşılık yeni bir açılımla bunu gerçekleştirebilir. Bunun gerçekleştirecek altyapısı da uygun ama tabii ki bunlar riskli konular. Özellikle seçime giderken yüzde 10 oy alacağım diye diğer oylarla ilgili sorun yaşama endişesi de var” diye konuştu.
“AK PARTİ’NİN BU POLİTİKASIYLA KÜRTLERDEN OY ALMA ŞANSI YOK”
Kayyım atamalarından genel anlamda Kürtlerin rahatsız olduğunu ve İstanbul’da durumun bu şekilde olduğunu ifade eden Kaya, “Kayyım atamalarını Kürtler, kendi yönetim ve kültürlerine yapılan bir saldırı olarak algılıyor. Bu Diyarbakır’da böyle algılanıyor, İstanbul’daki Kürtlerde de böyle algılanıyor. Bu da Kürtlerde AK Parti ve şu anki Cumhur İttifakı’na karşı bir defans oluşmasına sebep oluyor. AK Parti adayına oy vermek şu an Kürtler için son sıralarda. İstanbul’da öncelik kendi adayı, ikinci İmamoğlu’na oy verebilir miyiz tartışması. Henüz AK Parti’nin bu politikasıyla Kürtlerden oy alma şansı yok. Burada İstanbul seçiminin sonucu bir kayyım atama atamama gibi bir sürece de dönüştürüldü. Türkiye’nin gözü sadece İstanbul seçiminde olacak” dedi.
“DEM YÜZDE 3-4 OY ALIR, GERİSİ İMAMOĞLU’NA GİDER”
Bölgenin en önemli sivil toplum kuruluşlarından GÜNSİAD (Güneydoğu Sanayici ve İş İnsanları Derneği) Başkanı Şah İsmail Bedirhanoğlu, sık sık İstanbul’a gidip geldiğini hatırlatarak, gözlemlerini paylaştı.
Bedirhanoğlu, “İstanbul’a sıkça giden birisi olarak gözlemim, DEM’in yüzde 8-10 arasından bir oyu var. DEM’in orada aday çıkarmış olmasına rağmen, mevcut adayın yüzde 3-4 arasında bir oy alabileceğini, diğer oyların da İmamoğlu’na akacağını düşünüyorum. Başak Demirtaş neden aday gösterilmedi, seçmen bunu sorguluyor. İmamoğlu bir yönü ile muhafazakar, bir yönü ile liberal, böyle klasik Kemalist ve ulusalcı olan bir aktör değil. Bu yönünü de öne çıkararak hem muhafazakarları hem Kürtleri etkilemek bakımından böyle bir profil çiziyor ve bu profilini akıllıca kullanıyor. Bu profil, muhafazakar Kürtlerden de kısmen oy almasını sağlar; bu profil İstanbul özelinde bir avantaj” diye konuştu.
“KAYYIM MESELESİ SEÇİMLERLE ALAKALI”
Kayyım meselesi ile İstanbul seçimleri arasında ilinti olduğunu belirten Bedirhanoğlu, “Sadece Diyarbakır değil, tüm Kürt seçmeninin gözü İstanbul’da. Herkes biliyor ki AK Parti iktidarı da İstanbul’u çok istiyor. Dolayısı ile önümüzdeki dönemlerde Kürt meselesi bağlamında bu yumuşamanın ya da tansiyon düşüklüğünün, İstanbul seçim sonuçları ile doğru orantılı olacağını hepimiz biliyoruz. Bunu hepimiz kendi aramızda konuşuyoruz. Kayyımlar meselesinin bu seçimlerle bağlantılı olacağını düşünüyorum” ifadesini kullandı.
]]>