(DENİZLİ) – TBMM Başkanvekili ve CHP Denizli Milletvekili Gülizar Biçer Karaca, Denizli’nin Sarayköy ilçesinde meydana gelen jeotermal patlamanın ardından bölgeye giderek şirket yetkilileriyle görüştü. Biçer Karaca, “Çevre ve insan sağlığına zararı dokunma ihtimali çok yüksek olan bu olayın sorumlularının yargı önünde hesap vermesi gerekir” diye konuştu.
Denizli’nin Sarayköy ilçesinde bulunan Gerali Mahallesi’nde meydana gelen jeotermal patlama ile ilgili TBMM Başkanvekili ve CHP Denizli Milletvekili Gülizar Biçer Karaca, bölgeye giderek incelemelerde bulundu. Biçer Karaca, patlamanın gerçekleştiği yerde şirket yetkililerinden bilgi aldı.
Şirket yetkilisi Halil Pekdemir ile yaptığı görüşmenin ardından konuşan Biçer Karaca, şunları söyledi:
“ÇIKAN GAZIN, HİDROJEN SÜLFÜR OLDUĞU İDDİA EDİLİYOR”
“Sarayköy’de 15 gündür devam eden ve hem ülkenin hem de Denizli kamuoyunun kaygıyla takip ettiği jeotermal kuyu açma sürecinde meydana gelen patlamanın olduğu bölgedeyiz. Az önce firma sahibiyle uzun uzun konuştuk. Gerçekten insanlar çok kaygılı. Neden kaygılılar? Çünkü burada ne olduğu, neden olduğu ve sonuçları hakkında kamuoyu şeffaf bir şekilde bilgilendirilmemektedir. Biz sorularımızı sorduk, sözlü olarak yanıtladı. Ancak söz uçar, yazı kalır. İlk olarak geçtiğimiz günlerde Sarayköy Açık Cezaevi neden boşaltılmak istendi? Neden son dakikada vazgeçildi? İkincisi: Çökme tehlikesi var mıdır? Yok mudur? Buna ilişkin birtakım bilgilendirmeler ve duyumlar var. Bunun araştırılması ve bu bölgede bir çökme riskinin olup olmayacağı da mutlaka belgelendirilmeli ve raporlandırılmalıdır. Çevrede bulunan yurttaşlarımız sürekli bizi arıyor. Boğaz yanması, geniz yanması, göz yaşarması, alerjik astım ve benzeri üst solunum yolu rahatsızlığı bulunanlar kendilerini çok rahatsız hissettiklerini ve bu nedenle burada hastalıklarının daha da ilerleyeceği kaygısı taşıyorlar. Bu çıkan gazın, hidrojen sülfür olduğu iddia ediliyor. Ancak firma sahibi başka bir şeyden bahsediyor. Bu gazın ve biraz önce gördüğümüz kanalda bulunan akışkanın içeriğinin ne olduğu, tarım arazilerine ve çevre sağlığına zararlı birtakım yapılar içerip içermediğinin mutlaka ve mutlaka bağımsız herhangi bir siyasi baskı görmeyen kurum ve kuruluşlar tarafından incelenmesi gerekmekte. İncelendiyse Sarayköy halkının bilgilendirilmesi gerekmektedir.
“YAZILI YANIT İSTİYORUZ”
Israrla sorulan soru şu: Bu gökyüzüne doğru fışkıran gazın içeriği nedir? Asit yağmuru olarak Sarayköy’ün verimli tarım arazilerine, sebze meyve bahçelerinin üzerine akacak mı? Geçtiğimiz süreçte Aydın ve bölgesinde gördüğümüz akışkanın çok ciddi zararları olan toprağı çoraklaştıran bir yapı burada da olacak mı? Çiftçilerimiz ve üreticilerimiz bu nedenle gördükleri zararı ifade ediyor. Birazdan o tarlalarda da bir inceleme yapacağız. Bu zararların miktarı nedir? Bu zararlar kalıcı mı geçici mi? Kısacası, bu patlayan kuyuda az önce firma sahibi ‘doğal afet’ dedi. Doğal afet, insanın müdahale etmediği, insan kaynaklı bir sebep olmaksızın gerçekleşir. Deprem bir doğal afettir. Sel bir doğal afettir. Ama burası insanın müdahalesiyle gerçekleşen bir felakettir. Bu doğal afet değildir. Bunun mutlaka ihmal ve sorumluları vardır. Bu nedenle 15 günden bu yana bir kişinin dahi yargıda ifade vermemiş olması da anlamlıdır. Biz hem bilimsel olarak, hem kamu kurum ve kuruluşlarının incelemeleriyle ama aynı zamanda bu felakete çevre ve insan sağlığına zararı dokunma ihtimali çok yüksek olan bu olayın sorumlularının yargı önünde hesap vermesi gerektiğini düşünüyoruz. Tüm bu kaygı ve endişelere cevap olacak olan rapor ve sonuçların kamuoyu ile paylaşılması, kamu kurumlarının mecburiyetinde ve sorumluluğundadır. Bu nedenle biz de burada halkın kaygılarını bizzat yerinde inceleyerek, ilgililerine sorularımızı sorarak üzerimize düşeni yaptık. Ama sorduğumuz sorulara sözlü yanıt aldık. Yazılı yanıtı istiyoruz. Sorduğumuz soruların raporlarla cevaplarının desteklenmesini istiyoruz. Ama şunu unutmasınlar, biz biliyoruz ki şeffaf bir şekilde bugüne kadar açıklanmamış raporların sonuçları sadece o raporlarla sınırlı kalmayacak. Daha üst mercilerde bunun takipçisi olacağız. Ama yargıda da bu felaketin sorumlularının hesap vermesi için gerekeni yapacağız.”
]]>
Zorlu, İYİ Parti Genel Merkezi’nde düzenlediği basın toplantısında, Erzincan’ın İliç ilçesindeki maden ocağında toprak kaymasında “ihmal” bulunduğunu, toprağa, havaya ve suya karışan siyanürün bölge halkının sağlığını tehlikeye düşürdüğünü savundu.
Toprak altında halen 9 işçinin bulunduğunu anımsatan Zorlu, “İliç’teki felaketin sorumlularının hukuk önünde hesap vermesi ve cezalandırılması için hukukçularımızla sürecin birebir takipçisi olduğumuzu ifade etmek istiyorum.” diye konuştu.
Zorlu, en düşük emekli maaşının asgari ücret seviyesine çıkarılmasını ve öğretmenler için 100 bin kadroluk atama yapılmasını beklediklerini söyledi.
EYT düzenlemesinin ardından, bazı kişilerin emekli olamadığını, bunun adaletsizlik meydana getirdiğini savunan Zorlu, “Biz böyle bir düzenlemeyi Meclis çatısı altında konuşmaya hazırız. Bir an önce Türkiye Büyük Millet Meclisinde bu konuda adımlar atılırsa biz de bu konudaki çabalarımızı ortaya koyacağız.” ifadesini kullandı.
“Ülkemizdeki Afganlar ivedilikle ülkelerine iade edilmelidir”
Zorlu, TÜİK’in yayımladığı 2023 nüfus verilerine göre, Türkiye’nin nüfusunun sadece 92 bin 824 kişi arttığını, artış oranının binde 1,1 olarak kayıtlara geçtiğini belirtti.
Bu verilere göre Türkiye’de 3 kaygı verici ihtimalin bulunduğuna işaret eden Zorlu, bunlardan ilkinin doğurganlık hızındaki azalma olduğunu söyledi. “Nüfus verileriyle ilgili ikinci kaygımız; depremde vefat eden sayısının resmi açıklamadan fazla olması ihtimali.” diyen Zorlu, “dış göç” konusunun da nüfus dinamikleriyle bir diğer kaygıyı oluşturduğunu kaydetti.
TÜİK’in dış göçe ilişkin 2023 verilerini henüz açıklamadığına işaret eden Zorlu, Türkiye’nin 10 milyondan fazla sığınmacıya ev sahipliği yaptığını dile getirdi.
“Kaçak Afganlara, iltica sistemine alınarak geçici koruma verilmesi için bir hazırlık yapıldığı duyumunu aldık.” iddiasında bulunan Zorlu, Türkiye’nin gerek ulusal mevzuatı gerekse taraf olduğu milletlerarası antlaşmalar kapsamında Afganları Türkiye’ye alma yükümlülüğü bulunmadığını, Suriyeliler konusunda yapılan yanlışların, Afganlar açısından da yapılmaması gerektiğini söyledi.
Zorlu, Türkiye’deki Afganların ivedilikle ülkelerine iade edilmesini istedi.
“Belki çok başka bir ülkeye uyanmış olacaktık”
Kürşad Zorlu, açıklamalarının ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı.
CHP’nin Hatay Büyükşehir Belediye Başkan adayının henüz belirlenmediğinin ve CHP’de aday belirlemede yapay zeka kullanıldığına yönelik açıklamaların hatırlatılması üzerine Zorlu, başka bir partinin hangi adayı göstereceğiyle ilgilenmediklerini, kendilerinin Hatay Büyükşehir Belediye Başkan adaylarının Nusret Cömert olduğunu söyledi.
Zorlu, yapay zekayla aday belirleme konusunda, “Böyle teknik detayların, teknolojilerin siyasete uyarlanması faydalı bir şey. Keşke bu anlayışı anketti, yapay zekaydı bu uygulamaları 14 Mayıs’tan önce İYİ Parti bu kaygılarını, bu hassasiyetini, bu çekincesini ortaya koyduğunda, Sayın Meral Akşener bu iddiasını, bu teklifini, bu önerisini getirdiğinde de yapmış olsalardı. Bugün belki çok başka bir ülkeye uyanmış olacaktık.” diye konuştu.
Kürşad Zorlu, “İYİ Parti Genel İdare Kurulu Üyesi Ayşen Kurt’un eşi Yahya Kurt’un eski Manavgat İlçe Başkanı Hüseyin Ergen’e suikast düzenlettiği, başarısız olduğu, bunun üzerine Ayşen Kurt’un Fransa’ya kaçtığı, Yahya Kurt ile azmettirici ve tetikçinin cezaevinde olduğu” iddialarına ilişkin soru üzerine konunun adalete intikal ettiğini söyledi.
Süreci takip ettiklerini bildiren Zorlu, “Bunun şahsi bir mesele olduğu kanaatindeyiz. Önümüzdeki günlerde yargının ilerleyişine, ortaya çıkacak somut delillere göre yeniden bir açıklama yapmayı planlarız.” dedi.
]]>