Taşpınar köyünde yaşayan ve 2004’ten beri muhtarlık yapan 65 yaşındaki Hüseyin Kayalı, 31 Mart Mahalli İdareler Genel Seçimleri’nde aday olmadı.
Hüseyin Kayalı’nın eşi Hatice Ekinci Kayalı, köy halkının da isteği üzerine muhtar adayı oldu.
Tek aday olarak seçime giren Kayalı, oy kullanan 68 seçmenin geçerli 60 oyunu alarak muhtar seçildi.
Eski muhtar eşinden mührü devralan Kayalı, köy halkının taleplerini yerine getirmek için çalışmalara başladı.
Eşiyle köyün sokaklarında gezerek vatandaşlarla sohbet edip taleplerini alan Hatice Ekinci Kayalı, AA muhabirine, Yozgat merkezden Taşpınar’a gelin geldiğini ve 30 yıldır köyde yaşadığını söyledi.
Kayalı, eşinden dolayı içinde her zaman muhtar olma hevesi bulunduğunu anlatarak, “Eşim 20 yıldır Taşpınar köyünün muhtarlığını yapıyordu ve bırakmak istedi. Köylü de benden muhtar olmamı talep etti. Adaylığımı koydum. Köylülerin desteğiyle seçildim.” dedi.
Eşinin köye çok hizmetleri dokunduğunu ifade eden Kayalı, “Yapılacak pek bir şey yok ama tabii ki hizmetlerimiz devam edecek. Birkaç tane çeşmemiz var, onlar yapılacak. Aşağı mahallelerin yolları taş döşenecek, fırın yapılacak, kadınlarımız için aktiviteler yapılacak. Kadınlarımızın bizden kurslara yönelik talepleri var, eğlence yapabilecekleri yer talep ettiler. Biz de tabii ki yerine getirmeye çalışacağız. Taşpınar-Yozgat yolu biraz kötü, yolu yaptırmaya çalışacağım.” diye konuştu.
“20 yıl hizmet ettim”
Hüseyin Kayalı da muhtar olarak 20 yıl köyüne hizmet ettiğini belirtti.
Köye çok sayıda hizmetin gelmesine vesile olduğunu vurgulayan Kayalı, şunları kaydetti:
“Köye kanalizasyon yapıldı, yollarımız taş parke yapıldı. Cami, mescit, park, çoban lojmanı, mezarlık düzenlemesi, taziyeevi, düğün salonu, çocuk parkaları, piknik alanı yapıldı. 700 dönüm araziye fidan dikilip ormana dönüştürüldü. Artık yoruldum ve aday olmama kararı aldım. Köylümüz ve komşularımız ‘Sen olmazsan olmaz.’ dediler. ‘Sen muhtar olmuyorsan eşini biz muhtar görmek istiyoruz.’ dediler, biz de ‘tamam’ dedik. Eşim de zaten bu işe hevesliydi. Muhtar adayı oldu ve seçildi. Bayrağı bıraktığım yerden alıp daha çok hizmeti benden iyi yapacağına inanıyorum.”
Köy sakini Melek Mermertaş ise köydeki kadınların sorunlarını kadın muhtara daha rahat anlatacağını ifade ederek, “Kadınlar erkek muhtara anlatamaz. Ama bir kadın olduğu zaman tüm sorunlarını dile getirebilir. Bizim için büyük bir şans diyorum, yolu açık olsun. İnşallah sonuna kadar problemsiz görev yapar, desteklerimiz onunla.” ifadelerini kullandı.
Davut Mermertaş, eski muhtar Hüseyin Kayalı’ya hizmetlerinden dolayı teşekkür ederek, yeni muhtara başarı diledi.
Emine Akça ise kadın muhtardan köye, ekmek fırını ve halı yıkamak için çeşme yaptırmasını istedi.
Seyit Akça, köylerinde ilk kez bir kadın muhtar seçildiğini, önceki muhtarın köye çok sayıda hizmette bulunduğunu, kalanlarını da eşinin yapacağını söyledi.
]]>Sesi, iri yapısı ve rengiyle kıymetli türler arasında gösterilen Türkiye’deki 4 ötücü güvercin türü arasında yer alan Bayburt güvercini, adını aldığı kentte yüzyıllardır ‘kültürel bir miras’ olarak gönüllü kişiler tarafından besleniyor. Başındaki tüy yapısıyla yörede ‘çift kukul’ olarak da anılan Bayburt güvercin ırkı, saflığını korumayı başaran türler arasında yer alıyor. Biri başının ön kısmında bir de arka kısmında 2 perçemi bulunan güvercinin, ayaklarında ise paçaları bulunmuyor. Bayburt güvercini ötüşündeki düzgünlük nedeniyle dünya kuş literatüründe ‘Türk Fısıldayıcısı’ olarak tanımlanıyor.
Bayburtlular da, yörelerine ait olan güvercinler için çeşitli etkinlikler düzenliyor. O etkinliklerden biri de ‘kuş dinleme’ geleneği. Sesi için yetiştirilen güvercinler, kentteki irfan sohbetlerinin ana temasını oluşturuyor. Her hafta bir araya gelen vatandaşlar, yöresel adıyla Bayburt Sinisi etrafında toplanarak, kuşların sesini dinliyor. Sessiz bir ortamda güvercinlerin çıkarttığı sesi dinleyen yöre sakinleri, güvercinlerin çıkarttığı sesleri anlamlandırmaya çalışıyor.
Küçük yaştan beri Bayburt güvercini beslediğini söyleyen Mustafa Kayalı, kuş bakıp, besleyen kuşçuların, güvercinin ötüş sesinin Binali Selman adlı müzisyenin meyinin sesi ile topraklı tosun denilen tosunun sesine benzettiklerini kaydetti. Çocuk yaşlarda kuşlara merak salan ve yıllardan beri kuş besleyen Kayalı, 7 yaşındayken mahallede kuşçuluk yapan bir komşusundan etkilenmesiyle Bayburt güvercini besleme merakının başladığını vurguladı. 50 yıldır Bayburt güvercini beslediğini ifade eden Kayalı, Bayburtlular için Bayburt güvercininin önemli bir yere sahip olduğunu belirtti. Belli dönemlerde Bayburt güvercininin öttüğünü dile getiren Kayalı, güvercinlerin ötüş süresinin mart ayında bittiğini, bu aydan sonra ise güvercinlerin yavrulama sürecinin başlandığını belirterek, yavrulama sürecinin eylül ayına kadar devam ettiğini söyledi.
“En önemli özelliği sesinin güzel olması, sesinden ötürü bakılan bir kuş”
Bayburt güvercininin 1800’lü yıllardan beri sesinin güzel olması nedeniyle bakılan bir kuş çeşidi olduğunu ifade eden Kayalı, “Bu kuş 1800’lü yılların sonundan itibaren Bayburt’ta sesi için bakılan bir güvercin çeşidi. Bayburt kuşu yani Bayburt güvercini Türk fısıldayıcısı olarak literatüre geçti. Özelliği ise çift kukul olması tabii bu çok aranan bir özellik değil. Asıl önemli özelliği sesinin güzel olması, bu nedenle sesi için bakılan bir kuş türü diyebiliriz. Eylül ayının sonundan itibaren dişi güvercinleri erkeklerden ayırıyoruz, ta ki ötme sezonları bitene kadar. Mart ayının sonu kuşların ötme dönemleri, Mart ayına kadar güvercinlerimiz öterler” şeklinde konuştu.
“Her akşam arkadaşlarım gelir, ötme sesini dinler keyif alırız”
Bayburt güvercinin ötme döneminde arkadaşlarının gelerek kuş sesi dinlediklerini ve bundan da keyif aldıklarını söyleyen Kayalı, “Her akşam arkadaşlarımız gelir sedirde oturur, kuşları dinleriz. Güvercinin ötüşünü dinledikten sonra arkadaşlarımız ötüş sesi üzerinde kritik yapıyorlar, sesinin güzel olması, ağzının şekli öterken şu şekli aldı gibi kritikler yapıyoruz, Bayburt gecelerini bu şekilde geçiriyor çok da keyif alıyoruz” dedi. Kayalı, Mart ayından, Eylül ayına kadar ki dönemin ise güvercinlerin yavrulama dönemi olduğunu belirtti.
“Bayburtlu nereye gitmişse, Bayburt güvercini de oraya götürmüş”
Türkiye’nin çeşitli yerlerinde Bayburt güvercinin var olduğuna dikkat çeken Kayalı, “Bayburtlular nereye göç etmiş, gitmişse oraya da Bayburt güvercinini götürmüş. İstanbul’da, Bursa’da, Gümüşhane’de, Almanya’da, Fransa’da her yerde bu kuştan var. Nereye gitmişseler kuşu da yanlarında götürmüş, dinlemişler adeta. Evinin bir köşesinde güvercine yer ayırmışlar diyebiliriz” diye konuştu. Öte yandan güvercinlerin yuvalarının kem denilen ottan yapıldığının altını çizen ve Türkiye’de başka benzerinin olmadığını, iddia eden Kayalı, “Güvercinlerin yuvalarını kemden yapıyoruz. Kem dediğimiz şey ise çayır otu denilen bir ottan örülerek hazırlanır ve güvercinlere yuva yapılır. Yuvaların standart ölçüleri var. 21 santimetre eni, 40 santimetre boyu vardır. Bu ölçülerde yapıldığı zaman 3 adet kemle bu yuvayı yaparsın. Türkiye’nin hiçbir yerinde bu şekilde yuva sistemi yoktur. Bu yuvaların en güzel özelliği ise ot olması nedeniyle otların arasında hava sirkülasyonu var, böyle olunca yuvadaki pislik erkenden kurur, yavru güvercinler sağlıklı bir şekilde büyürler. Bunu bu şekilde düşünerek yapan insanlar bence çok güzel düşünmüşler” ifadelerini kullandı. – BAYBURT
]]>