Olay, Kılıçaraslan Mahallesi’nde bulunan 2 katlı müstakil evin 2’nici katında meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, bir süredir ulaşamadığı ablasını merak eden S.A. isimli kadın, ablasının kaldığı eve gelip kontrol etmek istedi. Eve giren kız kardeş ablası Nargül Adak’ı (44) tabancayla öldürülmüş halde kanlar içinde yerde buldu. Gördüğü manzarayla neye uğradığını şaşıran kadın çığlıklar atarak evden çıktı. Sokakta yardım çığlıkları atan kadının sesini duyan mahalle sakinleri durumu hemen 112 Acil Çağrı Merkezine bildirdi. İhbar üzerine olay yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Kısa sürede olay yerine gelen 112 Acil Yardım ekipleri kadının öldüğünü belirlerken, polis ekipleri de olayla ilgili inceleme ve araştırma başlattı.
Mahalle sakinlerinin ve kadının ailesinden edinilen bilgilerle yola çıkan polis sürekli eşiyle kavga ettiği iddia edilen kocası S.A.’nın peşine düştü. Şahsın Ankara’nın Şereflikoçhisar ilçesinde olduğunu öğrenen polis ekipleri ilçede şahsı yakalayarak gözaltına alırken, ölen kadının eniştesi Ali A., “Hanımla köyden geldik. Hanımım, ‘Ablamı bir yoklayım’ dedi. Eve girdi ve ‘İçeride kanlar içinde yatıyor, ölmüş’ diye bağırarak çıktı. Kocasıyla arası açıkmış. Polis karakolu da biliyor, birlikleri yoktu. Sürekli kavga ederlerdi” dedi.
Mahalle sakinlerinden Ömer Günay (39) ise “Olay şöyle oldu, ben burada çalışanım. Kadın geldi buraya yattı bacım ölmüş diye. Yukarı çıkıp baktık olayı gördük. Aşağıya inip polisi aradık. Yukarıda cenazeyi gördük. Zaten karı koca sürekli tartışıyorlardı. Bundan 2-3 hafta önce yine kavga ettiler. Polis ekipleri de gelmişti” diye konuştu.
Olay Yeri İnceleme Şubesi ekipleri Cumhuriyet Savcısı ile birlikte olay yerinde incelemeler yaparken, yapılan incelemelerin ardından kadının cesedi otopsi yapılmak üzere Aksaray Eğitim ve Araştırma Hastanesi Morguna kaldırıldı. Aksaray Cumhuriyet Başsavcılığının başlattığı tahkikat sürüyor. – AKSARAY
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Dün akşam saatlerinde Seferihisar ilçesi Turabiye Mahallesi Hamamalanı Mevkiinde meydana gelen olayda, silahlı kavga ihbarı üzerine bölgeye çok sayıda polis ekibi sevk edildi. Adrese intikal eden polis ekiplerine M.S.Ç. isimli şüpheli tarafından silahlı saldırı gerçekleştirildi. Saldırıda başkomiser Furkan Hakan Aşkın, polis memuru Mehmet Tozun, ve polis memuru İbrahim Gümüştekin yaralandı. Olay yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Yaralı polisler hastaneye kaldırıldı. Durumu ağır olan polis memurlarından Mehmet Tozun ve İbrahim Gümüştekin, ilerleyen saatlerde ameliyata alındı.
Validen yaralı polislere ziyaret
İzmir Valisi Süleyman Elban, Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi’nde tedavi gören polis memurları İbrahim Gümüştekin ve Mehmet Tozun’u ziyaret etti. Polis memurlarına geçmiş olsun dileklerini ileten Elban, durumları hakkında da bilgi aldı. Ziyaretin ardından açıklamalarda bulunan Elban, Balçova Kaymakamlığı’na vekaleten bakan Gaziemir Kaymakamı Kudret Kurnaz, İzmir İl Emniyet Müdürü Celal Sel, Sahil Güvenlik Ege Deniz Bölge Komutanı Tuğamiral Tayfun Paşaoğlu, Dokuz Eylül Üniversitesi dekanı Prof.Dr. Serdar Bayrak ve Hastane Başhekimi Prof. Dr. Sefa Kurt, eşlik etti. Polis ekiplerinin 112’ye gelen iki ihbar üzerine adrese gittiklerini söyleyen Vali Elban, “Dün akşam saat 20.00 saat Seferihisar İlçe Emniyet Müdürlüğümüze 112 üzerinden gelen ayrı iki ihbarda silahlı kavga olduğu bilgisi veriliyor. En yakın ekibimiz kavga ihbarının olduğu alana müdahale etmek için gidiyorlar. Husumetli iki ailenin kavga edeceği düşüncesiyle oraya vardıklarında ailelerden birisi karşı ailenin geldiği düşüncesiyle memur arkadaşlarımız sivil olduğu için onlara ateş ediyorlar. Maalesef üç arkadaşımız dün akşam yaralandılar ve süratli bir şekilde üçü de şehrimizdeki hastanelere nakledildi. Başkomiserimiz Furkan Hakan Aşkın Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne sevk edildi. Geldiğinde hayati tehlikesi yoktu. Durumu hafifti. Hafif yaralıydı. İnşallah bir iki gün içerisinde kendisi taburcu edilecek” dedi.
“Her iki arkadaşımız da uyandı”
Yaralı polis memurlar hakkında da bilgiler veren İzmir Valisi, “Dokuz Eylül Tıp Fakültesi Hastanesi’ne İbrahim Gümüştekin ve Mehmet Tozun’un geldiğinde hayati tehlikeleri vardı. Üniversitedeki hocalarımız çok süratli bir şekilde tetkiklerini yapıp arkadaşlarımızı ameliyata aldılar. Yaklaşık 30-40 dakika önce her iki arkadaşımız da uyandı. Şu anda bilinçleri açık ve her iki arkadaşımız da çok şükür hayati tehlikeyi atlatmış durumdalar. Rabbim onları ailelerine ve polis teşkilatımıza ve milletimize bağışladı. İki arkadaşımızın da şu anda yoğun bakımda tedavi süreçleri devam ediyor. İnşallah kısa bir süre içerisinde servise alınıp sonra da taburcu edilecekler” açıklamasında bulundu.
14 gözaltı
14 şüphelinin gözaltına olduğu bilgisini de yineleyen Süleyman Elban, “Olaya karışan, hem polis arkadaşlarımıza ateş eden kişi silahıyla birlikte hem de diğer olaya karışan taraflardan toplam 14 kişi emniyetimiz tarafından gözaltına alındı. Şu anda onlarla ilgili adli süreç devam etmektedir. Bu süreç içerisinde özellikle fedakarca ağır yaralı olan hayati tehlikesi olan iki polis kardeşimizin tedavisinde üstün gayret gösteren Dokuz Eylül Üniversitesi Rektörümüze, başhekimimize, dekanımıza ve tüm öğretim görevlilerimize ve ekibine huzurlarınızda teşekkür ediyorum. Komiserimizin tedavi olduğu Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ndeki tüm doktorumuza, başhekimimize ve ekibine de orada da teşekkür ediyorum. İnşallah Rabbim bir daha böyle bir sıkıntı bizlere, milletimize yaşatmaz. başta polis teşkilatımız ve milletimiz olmak üzere herkese geçmiş olsun diliyorum” diye konuştu. – İZMİR
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>DURUMLARI AĞIR OLAN POLİSLER HASTANEYE KALDIRILDI
Olay, Seferihisar ilçesi Turabiye Mahallesi Hamamalanı mevkisinde meydana geldi. Edinilen ilk bilgilere göre, mahallede meydana gelen silahlı kavga ihbarı üzerine çok sayıda polis ekibi bölgeye sevk edildi. Adrese intikal eden polis ekiplerine M.S.Ç. isimli şüpheli tarafından silahlı saldırı gerçekleştirildi. Saldırıda komiser F.H.A., polis memuru M.T.B. ve polis memuru İ.G. yaralandı. Olay yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Yaralı polisler, ambulanslarla hastaneye kaldırıldı.

İZMİR VALİLİĞİ: SALDIRGAN YAKALANDI
İzmir Valiliği, ihbar üzerine olay yerine giden polis ekiplerine silahla ateş açılması sonucu yaralanan 3 polisin tedavi altına alındığını, olayın şüphelisinin silahıyla birlikte yakalandığı açıkladı.

Yapılan açıklamada, “Seferihisar ilçemizde, 20 Kasım 2024 günü saat 20.00 sıralarında silahlı çatışma ihbarı üzerine olay yerine intikal eden polis ekibimizin üzerine silahla ateş açılmıştır. 3 polis memurumuz yaralanmış ve tedavi altına alınmıştır. Olayın şüphelisi M.S.Ç. isimli şahıs silahıyla birlikte yakalanmış ve hakkındaki adli işlemlere başlanmıştır” denildi.

MAHALLELİ DÜKKANI TAŞLADI
Öte yandan polislere yapılan silahlı saldırının ardından mahalleli sokağa döküldü ve saldırıyı gerçekleştiren şahsın dükkanını taşladı.
GÖZALTINA ALINAN ŞÜPHELİ SAYISI 11’E ULAŞTI
İzmir’de kavga ihbarına giden polislere ateş açılması ve 3 polisin yaralanmasıyla ilgili başlatılan operasyonda saldırganın yakalanmasının ardından 10 kişi daha gözaltına alındı.
POLİSLER HAYATİ TEHLİKEYİ ATLATTI
9 Eylül Üniversitesi Hastanesi ve Yeşilyurt Devlet Hastanesi’nde tedavi gören polislerin hayati tehlikeyi atlattıkları öğrenildi. Olayla ilgili il genelinde geniş çaplı soruşturma sürüyor.
İzmir ValiliğiSeferihisarPolitikaGüvenlikOlaylar3-sayfaHukukKavgaPolisizmir
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İSRAİL MARŞI ISLIKLANDI, TRİBÜNLER KARIŞTI
Fransız taraftarlar, İsrail marşını ıslıkladı. Karşılaşmada ilk düdüğün çalmasının ardından tribünlerde tansiyon yükseldi. İki takımın taraftarları, Stade de France’de oynanan maçta birbirine girdi. Fransa polisi, araya girerek kavgayı ayırmaya çalıştı.
HOLLLANDA’DA DA ORTALIK KARIŞMIŞTI
İsrailli taraftarlar, Hollanda’nın başkenti Amsterdam’da UEFA Avrupa Ligi’nde 7 Kasım’da oynanan Ajax- Maccabi Tel Aviv maçı öncesi ve esnasında Filistin destekçilerine saldırıp provokasyonlarda bulunarak olay çıkarmıştı. Hollanda’da maç öncesi ve sonrasında çıkan olaylarla ilgili 63 kişi gözaltına alınmıştı.
YOĞUN GÜVENLİK ÖNLEMLERİ ALINMIŞTI
Paris Emniyet Müdürü Laurent Nunez, Fransa-İsrail maçında maçta 4.000 polisin görev yapacağını, 2.500’ünün de maçın oynanacağı Stade de France ve Paris’in kuzey banliyöleri ve toplu ulaşım araçlarında devriye gezeceğini söylemişti. Bunlara ek olarak, stadyumda 1.600 özel güvenlik personelinin olacağı ve İsrail Milli Takımı’nı seçkin polis güçlerinin koruyacağı belirtilmişti. İsrail takımı, karşılaşmanın oynanacağı stadyuma yoğun güvenlik önlemleri altında geldi.
FİLİSTİN BAYRAĞI YASAKLANMIŞTI
Öte yandan günler öncesinden stadyuma Filistin bayraklarının getirilmesi de yasaklanmıştı. Maça yalnızca Fransa ve İsrail bayraklarının getirilmesine izin verileceği de duyurulmuştu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Aralarında daha önceden husumet olduğu iddia edilen O.K. ve E.Ö, Atatürk Bulvarı’nda tartıştı.
Olayın kavgaya dönüşmesi üzerine E.Ö, O.K’yi bıçakla bacağından yaraladı.
İhbar üzerine olay yerine polis ve sağlık ekibi sevk edildi.
Polis ekipleri, şüpheli E.Ö’yü suç aletiyle birlikte yakalayarak gözaltına aldı.
Sağlık ekiplerince Çankırı Devlet Hastanesine kaldırılan yaralı O.K’nin sağlık durumunun iyi olduğu öğrenildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Talatpaşa Mahallesi Fatih Sultan Mehmet Caddesi’nde karşılaşan, aralarından henüz bilinmeyen nedenle husumet bulunan iki akraba grup arasında kavga çıktı.
Kavganın büyümesi üzerine silahlarla karşılıklı ateş açıldı.
Silahlı kavgada yaralanan 3 kişi sağlık ekiplerinin müdahalesinin ardından hastaneye kaldırıldı.
Kurşunların isabet ettiği park halindeki bir minibüste hasar meydana gelirken olaya ilişkin 1 şüpheli gözaltına alındı.
Polisin olay yerindeki incelemeleri sürüyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Edinilen bilgiye göre, Borçka ilçesi Çifteköprü köyü Cankurtaran mevkiinde yapımı planlanan Konaklamalı Mesire Alanı Projesi’ne karşı çıkan köylüler, 3 Eylül günü alana iş makinelerinin gelmesini protesto etti. İş makineleri indirilirken köylüler ile özel şirketin yetkilileri arasında tartışma çıktı. Tartışmanın kavgaya dönüşmesiyle yüklenici şirket yetkililerinden Muhammet U. (42) tabancayla ateş etti. Kurşunların isabet ettiği köylülerden Gökhan Koyuncu (38), Reşit Kibar ve Ersan Koyuncu (36) yaralandı. İhbar üzerine bölgeye sağlık ve jandarma ekipleri sevk edildi. Sağlık görevlilerinin ilk müdahalede bulunduğu 3 yaralı, ambulanslarla HopaDevlet Hastanesi’ne sevk edildi. Ameliyata alınan yaralılardan Reşit Kibar kurtarılamadı. Olayla ilgili soruşturma başlatılırken, tabancayla ateş açan Muhammet U. ile suç aleti ruhsatlı silahın sahibi şirket çalışanı Fikret M. (41) gözaltına alındı. Adliyeye çıkartılan şüphelilerden Muhammet U. tutuklanırken, Fikret M. adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.
Yaşanan olayların ardından Muhammet U.’nun ağabeyine ait kereste atölyesinin kundaklanması olayıyla ilgili yeniden gözaltına alınan Yıllar K. ve Mutlu A., çıkarıldıkları mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi. – ARTVİN
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Görgü tanıklarına göre, konser boyunca grup üyeleri arasında artan bir gerginlik vardı. ‘Mountain Song’ sırasında başlayan sözlü atışma, ‘Ocean Days’ şarkısının sonunda fiziksel bir kavgaya dönüştü. Farrell’ın Navarro’ya saldırmasıyla konser aniden durdu.
Güvenlik ekibi hızla müdahale ederek Farrell’ı sahneden uzaklaştırdı. Kısa bir aradan sonra, Navarro, basçı Eric Avery ve davulcu Stephen Perkins tekrar sahneye çıkarak hayranları selamladı.
Bu olay, grubun 15 yıl aradan sonraki ilk turnesi sırasında gerçekleşti. Daha önce New York’taki konserde de sorunlar yaşandığı biliniyordu. Farrell’ın ses problemleri olduğunu açıklaması, grubun zorlu bir süreçten geçtiğini gösteriyordu.
Sosyal medyada yorumlar yapan hayranlar, grubun geleceği hakkında endişelerini dile getirdi. Bir hayran, “Kesinlikle bu Jane’s Addiction’ın son günüydü,” diye yazdı.
Grubun menajerliğinden henüz resmi bir açıklama yapılmadı. Turnenin devam edip etmeyeceği ve grubun geleceği şu an için belirsizliğini koruyor.
Jane’s Addiction’ın bu olaydan sonra nasıl bir yol izleyeceği, rock müzik dünyasında merakla bekleniyor.





Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Aralarında husumet bulunduğu öğrenilen Kayra Ferman D. (20) ile Abdullah Öztürk (20) Bağlık Mahallesi’nde karşılaştı. İkili arasında başlayan tartışma kavgaya dönüştü.
Öztürk, kavga sırasında göğüs bölgesine aldığı bıçak darbesi sonucu ağır yaralandı.
İhbar üzerine olay yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edildi.
Sağlık ekiplerinin ilk müdahalesinin ardından kentteki bir özel hastaneye kaldırılan Öztürk, yapılan müdahaleye rağmen kurtarılamadı.
Polis ekiplerince gözaltına alınan şüpheli Kayra Ferman D, emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi.
Zanlı, çıkarıldığı nöbetçi hakimlikçe tutuklandı.
Hayatını kaybeden Abdullah Öztürk’ün cenazesi ise Hatip Camisi’nde ikindi vakti kılınan namazın ardından Şehir Mezarlığı’nda toprağa verildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Olay, 6 Temmuz 2023 tarihinde Kastamonu’nun Seydiler ilçe merkezinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, düğün merasimine katılan Y.A., A.A., H.A. ve B.Y. ile Ersoy Demirci arasında tartışma çıktı. Tartışmanın büyümesi üzerine çıkan kavgada Ersoy Demirci, aldığı bıçak darbeleri sonrası kaldırıldığı Kastamonu Eğitim ve Araştırma Hastanesinde hayatını kaybetti.
Olayın ardından inceleme başlatan polis ekipleri tarafından olaya karıştığı tespit edilen Y.A., A.A., H.A. ve B.Y. gözaltına alınarak tutuklandı. Tutuklu sanıklardan B.Y.’nin soruşturma aşamasında tahliye edilerek tutuksuz yargılanmasına karar verildi.
Kastamonu Ağır Ceza Mahkemesinde sanıklar hakkında “kasten öldürme” suçundan dava açıldı. Davanın ilk duruşmasında sanıklar kendilerini savundu.
“Ağzındaki tükürükler suratıma geldi, bende korktum, bıçağı salladım”
Cinayetin dedikodu sebebiyle işlendiğini belirten sanıklardan Y.A., “Annem ile Ersoy arasındakiler dedikodudan ibarettir. Seydiler, küçük bir yer. Dedikodu çıkartıyorlar” dedi.
Olay gününü anlatan Y.A., “Telefonla arayıp ‘baban, düğün salonunda birisiyle kavga etmiş’ dediler. Düğün salonuna giderken Ersoy ile karşılaştık. Arabayı park ederken Ersoy kapıyı açıp boğazımı sıktı, bana saldırdı. Bana neden saldırdığını bilmiyorum. Aramızda kavga çıktı. Beni öldüreceğini, arabanın benim mezarım olacağını söyledi. Benim üzerimde iken bana vururken bıçak aklıma geldi. Bıçağı korkutmak için belden aşağıya vurmak isterken göğsüne geldi. Bir yanım toprakta bir yanımda araçtaydı. Ben öldürme kastı gütmedim. Amacım korkutmaktı” diye konuştu.
Bıçağı 2-3 kere salladığını belirten Y.A., “Bıçağı sallarken Ersoy elimden almaya çalıştı. Bende vermedim. Beni araçtan dışarıya çıkarttı. Vücudum araçta, bir elim koltukta, ayağım dışarıdaydı. Bıçak isabet edince bende sallamayı bıraktım. Aracın kapısını Ersoy açtı ve boğamızı sıkıp yumruk atmaya başladı. Ağzındaki tükürükler suratıma geldi. Bende korktum, bıçağı salladım. 2 veya 3 defa vurdum. Ondan sonra beni bıraktı. Tahliyemi istiyorum” şeklinde konuştu.
“Kardeşimi korumak istedim, benim tek amacım buydu”
Diğer tutuklu sanık A.A. ise, “Biz, alkol alırken arkadaş aradı ve baban, düğün salonunda kavga etti, gel babanı al dedi. Kiminle kavga ettiğini söylemedi. Korku ve panik ile aracı durdurdum. Ersoy küfür ederek aracın kapısını açtı. Kardeşimin boğazıma sarıldı. Gücümün yetmeyeceğini bildiğim için bende araçtan çıkıp Ersoy’a tekme attım. Sonra beni geri çektiler. Ellerinden kurtulup tekrar Ersoy’un üzerine gittim. Kardeşimi öldürecekti. Ersoy’u o kalabalıktan 1-2 kişi çekip alsaydı, bizler de Ersoy’da ailesinin yanında olacaktı. Ben, bıçağı sapla diye bir şey demedim. Ben, kardeşimi korumak istedim. Benim tek amacım buydu. Tahliyemi istiyorum” diye konuştu.
“Ersoy, araçtan Y.A.’nın boğazını sıkıp dışarı çıkarmaya çalışıyordu”
Savunma yapan H.A. da, “Beraber alkol alırken telefon geldi ve düğün salonunda kavga çıktığı söylendi. Kiminle olduğunu bilmiyoruz. Olay yerine gelince arbede vardı. Nasıl başladığını bilmiyordum. Biz, olayı ayırırken Ersoy’u fark ettim. Ardından Y.A. yere düştü. Ersoy, Y.A.’nın boğazını tutuyordu. Bizde ayırdık kavgayı. Ersoy ile ablam arasında son bir yıl içinde bazı söylentiler oldu. Bundan dolayı ablam ile aram açıldı. Yine de ben, bu söylentilere ihtimal vermedim. Benim Ersoy ile bir musibetim yoktur. Fakat Ersoy, araçtan Y.A.’nın boğazını sıkıp dışarı çıkarmaya çalışıyordu, sora dışarı çıkarıp diziyle de üzerine bastırdı. Ben, Y.A.’da bıçak olduğunu görmedim. Tahliyemi isterim” ifadelerini kullandı.
“Ben kavga edenleri ayırmaya çalışıyordum”
Tutuksuz yargılanan sanıklardan B.Y. ise, “Ersoy ile bir husumetim yok, kendisiyle yakınız. Olay yerine gittiğimizde Ersoy olduğunu dahi bilmiyordum. İki araç ile gidiyorduk. Olay yerine vardığımızda Y.A. ile Ersoy arasında kavga yaşanıyordu. Bıçağı kimin salladığını görmedim. Bıçak, Y.A.’nın elindeydi. Fakat bıçakladığını görmedim. Ben kavga edenleri ayırmaya çalışıyordum. Ersoy’a karşı bir saldırım olmadı. Ersoy, yere düşünce kanını durdurmak için elimle bastırdım. Başka bir temasım olmadı. Suçlamaları kabul etmiyorum, Yere düşerken bırakmadım. Elimle tampon yapıp ambulansı aradım ve başından hiç ayrılmadım. Beraatımı talep ediyorum” şeklinde konuştu.
Tanıkları da dinleyen mahkeme heyeti, H.A., Y.A. ve A.A.’nın tutukluluğunun devamına karar vererek duruşmayı ileri bir tarihe erteledi. – KASTAMONU
]]>Aziz Yıldırım, stattan ayrıldıktan sonra basın mensuplarına açıklamalarda bulundu
“Kavga etmeyi tercih edenleri kavgayı çıkaranları Fenerbahçelilerin vicdanına havale ediyorum”
Olgucan KALKAN – Metin ARSLANCAN/ İSTANBUL, – Fenerbahçe Kulübü Başkan Adayı Aziz Yıldırım, olağan seçimli genel kuruldan ayrılmasıyla ilgili “Amacım Ali Koç ile sükünet ve barış çağrısı yapmaktı. İki taraf da birbirine hakaret ve kavga edecek hale gelmişti. Daha kongrenin başında. Kongre ilerlediği zaman neler olacağını hepimiz görüyoruz ve anlıyoruz. Ali Bey’e yöneldim ve elini sıktım. Divan kurulunun üslubunun kavgaya yol açacağını ifade ettim. Ali Bey çok gergin bir ifadeyle bana “Gerekirse kavga ederim” dedi. Bunu söyledikten sonra Vefa Bey de aldırışsız bir tavır içindeydi. Biz istediğimiz gibi idare ederiz tavrı içindeydi. Burada yapılması gereken gerilimi tırmandırmamak, provokasyona alet olmamaktı ve bunu yaptım, ayrılacağımı söyledim” dedi.
Fenerbahçe Başkan Adayı Aziz Yıldırım, Fenerbahçe Olağan Seçimli Genel Kurulu’nda yapılan divan başkanlığı seçiminden ayrılmıştı. Fenerbahçe Başkan Vekili Erol Bilecik, 01.01.2023-31.05.2023 mali dönem ve 01.06.2023-29.02.2024 mali dönemine ilişkin Denetim Kurulu Raporu’nu okuduğu esnada başkan adayı Aziz Yıldırım ve yönetim kurulu listesinde yer alan isimler tribünden sahaya inerek konuşmanın gerçekleştirildiği alana yürüdü. Başkan Ali Koç ve yönetiminde yer alan isimlerle tokalaşan Yıldırım, ardından konuşmanın yapıldığı kürsüye geldi. Genel Kurul Divan Başkanlığına seçilen Vefa Küçük, Aziz Yıldırım’a “Benden söz almanız gerekmektedir” deyince, Yıldırım, “Ben alırım. Sen orada seçilmeden oturdun” şeklinde cevap verdi. Konuşmaların sürmesinin ardından Küçük, “Kürsü işgal edilmiştir, kürsüyü boşaltacağız. Aziz Başkan kürsüye kadar geldiğine göre kendisine 30 saniye konuşma hakkı tanıyalım, zaten başkan adayı olarak konuşacak” dedi. Bu sözlerin ardından kısa bir açıklama yapan Yıldırım, “Burada Fenerbahçe’ye yakışır bir kongre olmasını istiyoruz ancak yapılan seçim gayri demokratik bir seçimdir. Ben buradan ayrılıyorum. Yarın oy atmaya geleceğim. Benim arkadaşlarımdan isteyen kalabilir isteyen ayrılır, hepinize teşekkür ederim” diyerek kürsüden indi ve arkadaşlarıyla birlikte stattan ayrıldı. Yıldırım, daha sonra Altunizade’de bulunan ofisinde basın mensuplarına açıklamalarda bulundu.
“Divan başkanlığı seçimi nasıl oldu, bittiye getirildi herkes gördü” diyerek sözlerine başlayan Aziz Yıldırım, “Delegelerin oylarının görmezden gelinmesiyle provokasyonun ilk işareti verilmiş oldu. Delegelerin bu duruma tepkileri büyüdükçe tribünlerde gerilim tırmandı. Yer yer kavgalar başladı. Divan başkanı seçiminde stada kongre üyesi olmayan insanlar da alınmıştı. Taraftar olan kişiler de tribünlere alınmıştı. Görevli kartı dağıtılarak içeriye insanlar sokulmuştu. Fethi Bey’in yapması gereken listeleri okuyup Vefa Bey’in başkanlığını isteyen arkadaşlar elini kaldırsın demekti. Bir ekibin sahanın içinden bunları sayması gerekiyordu. Ama onlar kürsüden bakarak Vefa Bey’i isteyenler kimler dediğinde bu kez tek el değil çift el kaldırıldı. O bitti, Fethi Bey de Vefa Bey kazandı dedi. Diğer adayı oylamaya gerek yok dedi. Daha sonra vazgeçip Şekip Bey’in de ismini söyleyerek onun da oylanmasını istedi. Oylamada daha ne olduğunu kimse anlamadan Vefa Bey seçildi, buyurun Vefa Bey dedi. Provokasyon başladı. Bu gerilimin kongreyi kavgalı bir ortama sürükleyeceğini ben gördüm. Bundan da endişe duydum. Platforma giderek Sayın Ali Koç’tan bu soruna bir çözüm bulmasını istedim. Yoksa ayrılacağımı ifade ettim. Amacım Ali Koç ile sükünet ve barış çağrısı yapmaktı. İki taraf da birbirine hakaret ve kavga edecek hale gelmişti. Daha kongrenin başında. Kongre ilerlediği zaman neler olacağını hepimiz görüyoruz ve anlıyoruz. Ali Bey’e yöneldim ve elini sıktım. Divan kurulunun üslubunun kavgaya yol açacağını ifade ettim. Ali Bey çok gergin bir ifadeyle bana “Gerekirse kavga ederim” dedi. Bunu söyledikten sonra Vefa Bey de aldırışsız bir tavır içindeydi. Biz istediğimiz gibi idare ederiz tavrı içindeydi. Burada yapılması gereken gerilimi tırmandırmamak, provokasyona alet olmamaktı ve bunu yaptım, ayrılacağımı söyledim. Camianın birlik ve beraberlik içinde olması benim için en önemli konudur. Fenerbahçe birlik ve beraberlik içinde olmazsa hedeflediği şampiyonluğu elde edemez. Seçim kazanmak uğruna camiayı birbirine düşürmek benim isteyeceğim bir şey değil, böyle bir şey de olmaz. Kavga etmeyi tercih edenleri kavgayı çıkaranları Fenerbahçelilerin vicdanına havale ediyorum. Bütün Fenerbahçeliler kardeş olduğunu unutmasınlar. Onları çağırıyorum. Kongreler yönetimler gelip geçicidir. Kalıcı olan tarihiyle Fenerbahçe ve Fenerbahçelilik’tir. Gerisi teferruattır. Bu provokasyonları göz alanlar yarın Fenerbahçe’nin sahibi olmaya kalkışırlarsa ben buna şaşırmayacağım. Adaylığımın anlamını bu çerçevede düşüneceğinizi umuyorum. Ben ne için aday olduğum tüm kongre üyeleri düşünsünler, buna göre gelip oylarını atsınlar. Bütün delegeleri stadımıza bekliyorum. Ben de sabah erken saatlerde orada olacağım. Seçim bitene kadar da oradan ayrılmayacağım. Halkın takımı Fenerbahçe’ye sahip çıkmaya çağırıyorum. Hepsini davet ediyorum. Holdinglerin takımı Fenerbahçe mi, yoksa halkın takımı Fenerbahçe mi olmalı? Buna karar verilecek bir gün. Biz halkız. Holding değiliz. Delegeler aklı selim olarak düşünerek devam etsin. Jose Mourinho kullanarak fayda sağlamak yanlıştır. O Fenerbahçe’nin teknik direktörüdür. Onu tartışmaya açmak kadar yanlış bir şey olamaz. Herkes teknik direktöre saygılı olmalı” ifadelerini kullandı.
“BUNCA ZAMAN FENERBAHÇE TARİHİNE KARA LEKE SÜRÜLMESİN DİYE UĞRAŞ VERDİK”
Bir basın mensubunun ‘Aldığınız karardan dolayı pişmanlığınız var mı? sorusuna Aziz Yıldırım “Bir taraf Aziz Yıldırım diye bağırıyor, diğer taraf başka bir şey diye bağırıyor. Her iki tarafta da yuhalamalar olacak ya da başka şeyler olacaktı. Divan başkanı tutumlu olarak bir davaya hizmet için geldiğinden dolayı delegeler bile konuşturulmayacak. Bu tepkiyi koydum. Hep kendi lehlerine olanları konuşturuyorlar. Aleyhte olan hiçbir konuşmayı yaptırmayacaklar. Bunların hepsini gördüm. Ali Bey kavga edelim diyor. Sakin olalım, sakin olalım, bunca zaman Fenerbahçe tarihine kara leke sürülmesin diye uğraş verdik. Bunu görünce ayrıldık” yanıtını verdi.
“BİZİM DERDİMİZ SEÇİM KAZANMAK DEĞİL; FENERBAHÇE’NİN KAZANMASI”
‘Olayı mahkemeye taşımayı düşünüyor musunuz?’ sorusunu Yıldırım şöyle cevapladı:
Ben öyle bir şey düşünmüyorum. Yarın oy atılacak. Seçim olduktan sonra oturup konuşuruz. Sıcağı sıcağına karar vermek yanlış. Bizim derdimiz seçim kazanmak değil; Fenerbahçe’nin kazanması. Dürüstçe bir divan seçimi yapamadılar. Gündem oylaması yapıyor. Oy birliği ile kabul edilmiştir diyor. Ben de reddediyorum. Böyle saçma bir şey olabilir mi? Tek tek okuyacaktı maddeleri. Bu maddeleri sizin onayınıza sunayım mı? diyecekti. Evet veya hayır. Ona göre gündemi sunacağım diyecekti. Gündemi oyladım diyor. Biz biliyoruz. Bizim dışımızda kaç delege biliyor. Bazısı hiç okumamış. Fenerbahçe’nin mal varlığının satılmasına karşıyım. Kongre yaparsın, delegelerin oylarına sunarsın. Bunların onayını alırsın, onlar da tamam der o zaman yaparsın. Hiçbir şeyi okumadan, söylemeden gündem tamam diyor. Baştan sakat başladı, sakat gidiyor.”
Hiçbir zaman ortam germediğini aktaran Yıldırım, “Bugün de yarın de sakin olacağım. Kim kazanırsa kazansın Fenerbahçe kazansın. Holdinglerin Fenerbahçe’si ya da halkın Fenerbahçe’si olmaya yarın üyeler gelip karar versinler. Bu ayrım için üyeleri oy kullanmaya davet ediyorum” diye konuştu.
Aziz Yıldırım, konuşmasından satır başları şöyle:
“Demokrasi demokrasi diyorlar. Böyle demokrasi mi olur. Kimseyi konuşturmuyorlar. Şekip Bey’le çalışmayı düşünmüyorum diyor. Yüksek Divan Kurulu başkanı seçimle gelmiş. Delegelerin oylarıyla gelmiş. Kurallara uyacaksınız. Kim seçilecekse seçilsin ona saygı göstereceksin.”
“Kulüplerin şirketleşmesi ve şahısların malı olmasıyla ilgili özellikle küçük kulüplerle ilgili söylemler yapıyorlar. Onların idarecileri, yanına olanlar konuyu dile getirmeye başladılar. Anadolu kulüplerinin şirketleştirilmesinden sonra sıra büyüklerin şirketleştirilmesine yani sahiplendirilmesine geldi. Buna karşıyım. Biz İngiltere değiliz. Bu Madrid’de veya Barcelona’da yok. Bu daha çok İngiltere’de var. İtalya’da bir iki takımda var. Bizim de 30 milyon taraftarımız var diye övünüyoruz. O kulüplerin sahipleri taraftarları ve kongre üyeleridir. Onları satamazsınız. Onların kafalarında bunlar var.”
Şekip Bey’in oyu fazlaydı. Ama karşı taraf çift el kaldırıyor. İki taraftan da birileri iner. Heyet olurlar. Giderlerdi tribünleri sayarlardı. Üst tribün de kale arkası da sayılmadı. Şekip Bey’in kazanıp kazanmamasından daha önemli bu hareket, bu tavır. Bu tavır tribünleri başka yere götürecekti. Dürüstçe doğru olmayan hareket yapılmadığı için tavır konuyor. Onların istedikleri insanlar konuşacak. Maddelerde de bu ortaya çıkacak. Olmaz yani. Bir ekiple bu sayımlar yapılmalıydı. Olacağı buydu. Bizim orada kalıp kalmamızın önemi yok. Ali Bey kavga edelim diyor. Kaç gündür söylüyorlar. Biz de böyle bir şeye yok, hayır diyoruz. Fenerbahçe’ye zarar verecek. Hepsinde Fenerbahçe’nin büyüklüğüne hitap eden şeyler söyledik. Öyle bir ortam yok. Kara leke sürülecek. Daha büyük lekeler sürülecekti. O yüzden ayrılmayı uygun gördüm.”
“TFF, MHK ve hakemler bu sene Fenerbahçe’nin aleyhine çalıştılar.”
“Ben her söylediğim şeyi ispat ederim, ben de yalan yok.”
“Çok gerginler. Biz sakiniz. Bir aydır konuşmalarla ölü toprağını kaldırdım. Onlara da yön verdim. Biz de bunu şunu yapacağız diye. Ben hedefime ulaştım. Seçilirsem de hepsini yapacağım.”
“Başkanlıktan çekilmeyeceğim. Yarın sabah o saatte statta olacağım. Seçim bitene kadar da statta olacağım. Yanlışın önüne geçmek için ayrıldım oradan.”
“Sürprizim vardı konuştursalardı. Kürsüde teminat mektubu getirecektim. Şampiyon yapamazsam 50 milyon Dolar’ı hibe edecektim. Başka vaadim yok.”
“Ben onları hiç düşünmüyorum. Ben Fenerbahçe’yi düşünüyorum. Ben 20 sene başkanlık yaptım bu kulübe. Şampiyon olmak ve birinci senede Avrupa’da gruplara kalarak gidebileceğimiz yere kadar gitmek; ikinci sene Avrupa’da kupa kaldırmak. Üçüncü sene Şampiyonlar Ligi’nde şampiyonluğa kadar oynamak. Bunları yapamazsak biz niye geldik, o niye geldi? Seçildik hedef koymak gerekiyor.”
“Önemli olan, aklı selim olarak Fenerbahçe’nin nereye gitmesini istiyorlarsa, hangi başkanı istiyorlarsa orada yer alsınlar. Kongre çok önemli. Üç yıldan fazla başarılı olursak devam etmek istemiyorum. 15 gündür işe gitmedim. Biz gelince tüzüğü de tadil edeceğiz.”
]]>Özel, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin “Sinan Ateş cinayeti ile ilgili elinde bilgi, belge olan varsa mahkemeye gitsin” sözlerine ilişkin, “Elinde belge, bilgi olan biri var; İçişleri Bakanı. O da CHP’ye değil, MHP’ye gidiyor nedense. Görüşmeden sonra da MHP’nin önceki dönem milletvekili, bu seçimde de dördüncü sıradan milletvekili adayı birisi grup danışmanıyken görevine son veriliyor” dedi.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Sosyal Demokrasi Derneği’nce Çankaya Belediyesi Yılmaz Güney Sahnesi’nde düzenlenen “21’inci Yüzyılda Yeni Sosyal Demokrat Paneli”ne katıldı. Panel sonrası Özel, basın mensuplarının gündeme dair sorularını cevapladı. Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin “Sinan Ateş cinayeti ile ilgili elinde bilgi, belge olan varsa mahkemeye gitsin” sözlerini değerlendiren Özgür Özel, “Elinde belge, bilgi olan biri var; İçişleri Bakanı. O da CHP’ye değil, MHP’ye gidiyor nedense. Görüşmeden sonra da MHP’nin önceki dönem milletvekili, bu seçimde de dördüncü sıradan milletvekili adayı birisi grup danışmanıyken görevine son veriliyor. Elinde bilgisi belgesi olan birisi hangi partiye gidiyor? O partide hangi işlemler yapılıyor? Neler konuşuluyor ve nelerin konuşulmasına engel olunuyor? Oraya bakmak lazım. MHP’nin içerisindeki bazı odaklar, CHP ile kavga etmek istiyorlar. Çünkü MHP, CHP ile kavga etmediğinde içeride bir sorun daha görünür oluyor. Onlar bir düşman oluşturmak, kavga etmek ve ilgiyi oraya toplamaya çalışıyorlar. Benim ilgim ise Başkent’in orta yerinde torbacılara vurdurulan Sinan Ateş’in evlatlarıdır, eşidir. O cinayetin üstünü sadece bir ittifak ya da bir partinin içi karışmasın, tartışmalar olmasın diye o cenazeyi yerde bırakan anlayışla mücadele ediyorum. Benimle kavga ederek sorumluluklarını gizleyemezler. Bir büyük camiayı, bir partiyi bütün olarak töhmet altında bırakmamak için o partideki konuyla ilişkili kim varsa hesap vermelidir” ifadelerini kullandı.
“Fotoğraf, Türkiye’nin yargı sisteminin duvara yansımış halidir”
İzmir’de bir hakimin odasına silah cephaneliği dizdiği fotoğrafı yorumlayan Özel, “Fotoğraf, Türkiye’nin yargı sisteminin duvara yansımış halidir. Türkiye’de tüm yargı mensuplarını töhmet altında bırakmak istemeyiz ama Türkiye’de seyyar giyotinler var. Birilerinin talimatıyla mahkeme mahkeme gezdirilen ve adaleti katleden giyotinler var. Erdoğan, Rahip Brunson için ‘Bu can bu bedende durdukça o buradan gidemez’ dediğinde ya da ABD’ye seslenerek ‘Ver papazı, al papazı’ dedikten sonra ABD Başkanının bir telefonuyla Rahip Brunson özel jetle kendisini Oval Ofis’te buldu. Türkiye’de kimin hapse gireceğine bizim dünya liderimiz, hapisten kimin çıkacağına dünyanın öbür liderleri karar veriyor. Bu kararların altına imza atanlar, hepimiz adına karar veriyor gibi yapıyorlar ama aslında verilen talimatları yerine getiriyorlar. O talimatları yerine getirirken görünen o ki sadece aldıkları maaşla yetinmiyorlar. Altındaki Türkiye’de satılan en pahalı araba ama sorulan soruya ‘Borsada kazandım’ demiş. O araba Türkiye’de satılan en pahalı arabadır ve bir hakimin altında. Duvardaki silahlar ise devlete güveni tesis etmesi gereken kolluk kuvvetlerine zimmetlenen bir silahın 15 katını duvarda sergilemektedir. Uzun namlulu silahlar dahil. Bunlar birilerinden aldıkları talimatları yerine getirerek, birileri adına orantısız, kanunsuz ve anayasa dışı güç kullanarak, bu gücün sarhoşluğuyla altlarında pahalı arabaları ve arkalarındaki uzun namlulu silahlarıyla hepimize meydan okuyorlar” diye konuştu.
“Bir sonraki adımı AK Parti’nin sunacağı kanun teklifinde görmemek isteriz”
Sokak hayvanları konusunda Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Hepsi sahiplendirilirse bir sonraki adıma gerek kalmaz” sözlerine cevap veren Özel, “Bir sonraki adımı AK Parti’nin sunacağı kanun teklifinde görmemek isteriz. Bir sonraki adımın ne olduğu belli. Bu bir sonraki adımla kimse kimseyi tehdit etmesin ya da o bir sonraki adıma psikolojik ve toplumsal bir zemin hazırlamaya çalışmasın. Yapılacak iş bugüne kadar devlet iradesiyle bir an önce yapılması gereken ve ertelenen kısırlaştırma kampanyasının 81 ilde ve 973 ilçede bir an önce başlatılmasıdır. Kaynak yok diyenlere kendi milletvekillerinin 4 yıl önce altına imza attıkları Meclisin araştırma komisyonu raporunun 101. sayfasını hatırlatıyorum. Hayvan Hakları Fonu kurulması gerekiyor. Bu fona vergilerden katkı yapılması gerekiyor. At yarışından, Spor Toto’dan ve Spor Loto’dan katkı yapılması gerekiyor. Bu fonla da bir kısırlaştırılma yapılması gerekiyor. Yapılan yapılır, yapılmazsa son çare ölüm değildir. Ölüm denince bu topraklarda herkesin tüyleri diken diken olur, Allah geçinden versin denir. Ölümün vadesini öne çekmek fanilerin işi değildir. Birilerinin kararıyla bu topraklarda milyonlarca canın katledilmesine asla izin vermeyiz” ifadelerine yer verdi. – ANKARA
]]>(MANİSA)– CHP Genel Başkanı Özgür Özel, memleketi Manisa’nın Alaşehir ilçesinde halka seslendi. Özel, “Herkes şunu bilsin ki birileri kavga etmek istiyor, etmeyeceğiz. Birileri laf dalaşı istiyor. Yapmayacağız. Birileri gündem saptırmak istiyor, bu oyuna düşmeyeceğiz. Kavga isteyenler kavga şöyle olacak, öyle kimlik siyasetinde kavga, günlük siyasette kavga, atışma, hakaret, birbirine iftirada yarışma değil kavga edeceksek çiftçiler için edeceğiz, işçiler için edeceğiz. Kimsesizlerin kimsesi olmak bizim görevimiz. Ancak lüzumsuz tartışmalarla birilerinin bitmiş olan kredilerini yeniden kazandırmak, tükenmiş olan siyasi geleceklerine yeniden umut olmak niyetinde değiliz. . Bu ülke Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün partisine ikinci yüzyılda görevi verecek. Yeniden Cumhuriyet ve demokrasi, yeniden güçlü, müreffeh, zengin bir Türkiye’yi hep beraber kuracağız. Size bunun sözünü veriyorum” dedi.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Alaşehir Belediyesi’ni ziyaret etti. Özel, ardından belediye binası önünde toplanan vatandaşlara hitap etti. Özel, “Bu coşku 31 Mart’ın coşkusudur. Bu coşku 47 yıldır birinci parti olmayı özleyen CHP’lileri coşkusudur” dedi.
Seçim çalışmaları nedeniyle ilçe yöneticilerine teşekkür eden Özel, Belediye Başkanı Ahmet Öksüzoğlu’nun aday gösterilme ve seçim başarısını şu sözlerle anlattı:
“Ahmet Öküzcüoğlu 2017 yılında adaşı ilçe başkanı Ahmet Başkanım tarafından bana dişhekimi Ahmet Öküzcüoğlu’nu ikna edersek biz Alaşehir’i alırız demişti. Ben de demiştim ki Alaşehir’i almak için çok önceden çok iyi bir adaya ihtiyaç var. Gittik, konuştuk. İkna ettik. Türkiye’nin ilan edilen ilk belediye başkan adayıydı. 1,5 yıla varan bir kampanya sürecinde gitmediği köy, mahalle, çalmadığı kapı, görüşmediği kimse kalmadı. Zaten geçmişten kayınpederi CHP’nin, kendi babası merkez sağın sevilen ve sayılan isimlerindendi. Erkin Türker bizim büyüğümüzdü. Öyle bir başarı elde etti ki geçen seçimlerde Manisa’nın en büyük sürprizini yaptı. Ama bu sene aday olduğunda kimileri Alaşehir’de zorluklar var diyordu. Ama ben şundan emindim. Ahmet Öküzcüoğlu, temiz belediyecilik yaptı. Çalışkandı, dürüsttü. Şeffaftı. Birileri gibi bir partiye üye olanların sadece kendi gençlik kollarının değil bütün Alaşehir’in belediye başkanlığını yapmıştı. İnancım ve güvenimi hiç biriniz boşa çıkarmadınız. Ahmet Öküzcüoğlu, bu sefer iki kişinin birinden de fazla, yüzde 53 oyla seçildi. Kendisini kutluyorum.”
“BENİM İŞİM VE GÜCÜM TÜRKİYE”
Alanda pankart açan gençlere de seslenen Özel, “Bizim Ahmet Başkanın işi gücü Alaşehir, benim işim ve gücüm Türkiye. Sizin de işiniz gücünüz okulunuz ve dersleriniz” dedi.
“HARAMDAN BIKAN, UZAKLAŞAN MUHAFAZAKAR DEMOKRATLARDAN OY ALDIK”
“Biz 31 Mart akşamı CHP olarak bir zafer elde etmedik. Kazanılan başarı hepimizindir” diyen Özel, şunları söyledi:
“Biz Alaşehir’de elbette siz aslan sosyal demokratlardan oy aldık. Ancak Alaşehir’de gönlünde ve gözünde güneş olan iyi insanlardan, geçmişte MHP’de olan demokrat ülkücülerden, milliyetçi demokratlardan oy aldık. Geçmişte AKP ile yola çıkan ama son zamanlarda yalandan ve haramdan bıkan, uzaklaşan muhafazakar demokratlardan oy aldık. Dünya kadar göç alan Alaşehir’imizde, biz vatanına, milletine, bayrağına saygılı Kürt demokratlardan oy aldık. Biz Alaşehir’de Alevi’sinden Sünni’sinden, Pomak’ından göçmeninden, Laz’ından, Çerkez’inden, biz Alaşehir’de bütün Alaşehir’den oy aldık. Alaşehir ittifakı kazandı, Türkiye ittifakı kazandı. Her birine ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Bu seçim başarısı bizleri asla şımartmayacak. Bunu bir zafer olarak görmüyoruz. Bunu sadece ve sadece bizim omuzlarımıza yüklenmiş bir vazife ve geleceğe doğru Türkiye adına yakalanmış bir fırsat olarak görüyoruz. Bu fırsat bizlerin evlatlarını işe yerleştirme ya da yandaşlarını zenginleştirme, ona buna ihaleleri peşkeş çekme fırsatı değildir.
“TÜRKİYE’NİN YÜZÜNÜ GÜLDÜRMEYE, ATATÜRK’ÜN PARTİSİNİ İKTİDAR YAPMAYA GELDİK”
Biz hep beraber Türkiye Cumhuriyetinin tarihini değiştirme, tarihini yeniden yazma fırsatını yakaladık. Bu tarih artık Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün milletin efendisi dediği köylülere, al ananı da git diyenlere inat, köylüyü, çiftçiyi, hayvancılıkla uğraşanları, yalnız bırakmayan, onlara sahip çıkan Cumhuriyet tarihini, esnafı, Ahi Evran’ın torunlarını, dürüst ve çalışkan esnafı, siftahsız bırakanlara karşı onlara sahip çıkmak için, artık onlar için yeniden Cumhuriyetin temel değerlerini sahiplenmeyi, emekliye 10 bin lira verip açlığa ve yoksulluğa itenlerin, 10 bin lira ile kira verip aç kalacak, karnını doyursa aç kalacak emeklinin sesini duymak için, Atatürk’ün dediği gibi Cumhuriyet ki kimsesizlerin kimsesidir. Kimsesizlere, sahipsizlere, unutulanlara, yoksullaştırılanlara, iflasa sürüklenenlere sahip çıkmanın fırsatını yakaladık hep beraber. Bunun için çok çalışacağız, kimseyi geride bırakmayacağız. Cumhuriyet’in ikinci yüzyılının ilk yerel seçimlerinde elde ettiğimiz başarıyı Cumhuriyet’in ikinci yüzyılının ilk genel seçimlerinde yeniden birinci çıkarak, -bu haritada gördüğünüz kırmızı yerler yetmez- bütün Türkiye’yi kırmızıya boyayarak, ortasına ay yıldızlı al bayrağı koyarak, Türkiye’nin yüzünü güldürmeye, Atatürk’ün partisini iktidar yapamaya geldik.
“BİRİLERİ KAVGA ETMEK İSTİYOR, ETMEYECEĞİZ”
Herkes şunu bilsin ki birileri kavga etmek istiyor, etmeyeceğiz. Birileri laf dalaşı istiyor. Yapmayacağız. Birileri gündem saptırmak istiyor, bu oyuna düşmeyeceğiz. Kavga isteyenler kavga şöyle olacak, öyle kimlik siyasetinde kavga, günlük siyasette kavga, atışma, hakaret, birbirine iftirada yarışma değil kavga edeceksek çiftçiler için edeceğiz, işçiler için edeceğiz. Emekçiler için, emekliler için kavga edeceğiz. Elbette her geçen gün biraz daha meydanlarda bizimle olan, heyecanlanan, partimize koşturan gençlerin kaybolan umutlarını yeniden canlandırmak için, gençlerin dünyanın gelişmiş ülkelerinde değil bu güzel ülkede hayal kurmalarını sağlamak için, gençler ki Atatürk Cumhuriyeti onlara emanet etmiştir. Onların geleceğine sahip çıkmak için hep birlikte çalışacağız. Bundan sonra vatandaşın gündeminde olmayan hiçbir gündemle meşgul değiliz. Yoksulluk bizim gündemimiz. İşsizlik bizim gündemimiz. Kimsesizlerin kimsesi olmak bizim görevimiz. Ancak lüzumsuz tartışmalarla birilerinin bitmiş olan kredilerini yeniden kazandırmak. Tükenmiş olan siyasi geleceklerine yeniden umut olmak niyetinde değiliz. Bu ülke kendi kaderine kendi karar verecek. Bu ülke Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün partisine ikinci yüzyılda görevi verecek. Yeniden Cumhuriyet ve demokrasi, yeniden güçlü, müreffeh, zengin bir Türkiye’yi hep beraber kuracağız. Size bunun sözünü veriyorum.
“TÜRKİYE İTTİFAKI ADINI GÜZEL ÜLKEMİZDEN, RENKLERİNİ AY YILDIZLI ŞANLI BAYRAĞIMIZDAN ALIR”
Biz bu seçimi söylediğim gibi Türkiye ittifakıyla kazandık. Türkiye ittifakı bir büyük ittifaktır. Ama partiler arasında kurulmuş değildir. Türkiye ittifakı sandıkta kurulmuştur. Türkiye ittifakı Alaşehir’in Cumhuriyet Meydanı’nda kurulmuştur. Türkiye ittifakı tarlalarda, fabrikalarda, Türkiye ittifakı köylerde kurulmuştur. Gönüllerde kurulmuştur. Türkiye ittifakı Türkiye’de milli takım gol atınca sevinen herkesin ittifakıdır. Türkiye ittifakı filenin sultanları şampiyon olunca, İstiklal Marşı ile şanlı bayrak gönlere çekilirken kızlarımız ile birlikte ağlayan herkesin ittifakıdır. Türkiye ittifakı adını güzel ülkemizden, renklerini ay yıldızlı şanlı bayrağımızdan alır. Kırımız, beyaz. En büyük Türkiye. Şundan emin olun ki günü gelince yine Türkiye ittifakı kazanacak. Günü gelince yine Türkiye kazanacak. Hiç kimse kaybetmeyecek. AKP’liler siz bizim milletimizin birer ferdisiniz. Biz sizi asla itmedik, asla itmeyeceğiz, asla bu memleketin ötekisi yapamayacağız.
“YENİ BİR SAYFA AÇIYORUZ”
MHP’liler geçmişte yaşanan her şey bir yana, son yıllarda yaşanan Alaşehir gerilimleri bir yana, biz temiz bir sayfa açıyoruz. Yeni bir sayfa açıyoruz. Bundan sonra tartışmaların, gerilimlerin değil bu güzel Alaşehir ve Manisa’da, bu güzelim memlekette hep birlikte barış içinde yaşamak için herkese kucaklarımızı açıyoruz. Belediyenin kapısı ardına kadar açıktır. Gönüllerimiz ardına kadar açıktır. CHP’nin kapıları ardına kadar açıktır. Zira CHP, herhangi bir siyasi parti değildir. CHP, savaş meydanlarında kurulmuş, kurucuları bu ülkenin de kurucuları olan kahramanlardır. CHP, o yüzden baba evidir. Baba evi herkesin içine doğduğu, kiminin ileride ayrıldığı, kiminin kaldığı, kiminin ırakta oturduğu, kiminin yakında oturduğu, kiminin büyüğünü aradığı, kiminin küçüğüne razı olduğu ama herkesin çayının demli olduğunu bildiği, çorbasının kaynadığını bildiği, bacasının tüttüğünü bildiği, başım sıkışırsa baba evi orada diye bildiği yerdir. Zorda kalırsam baba evine dönerim dediği yerdir. Şimdi gün o gündür. Baba evinin kapısı ardına kadar açıktır. Arkamda gördükleriniz bu partinin yöneticileri, üyeleri bugüne kadar o çorbayı kaynatanlardır. O baca tütsün diye odun çekenlerdir. Hepsinden Allah bin kere razı olsun.
“BUNDAN SONRAKİ SÜREÇTE ARTIK SİYASİ KAVGALAR DEĞİL BİRLİKTE MÜCADELELERİN DÖNEMİDİR”
Ama baba evine, dün baba evinde olmayıp bugünden gelene içine girmese de yakınında durana, CHP üyesi olmasa da oyunu verene diyorum ki bu ev benim kadar senindir. Çünkü buranın tapusu ne bendedir, ne bir başkasındadır. Bu evin tapusu Ecevit’te de yoktu, rahmetli İsmet Paşa’da da. Bu evin tapusu bir kişiye kayıtlıdır. O da Gazi Mustafa Kemal Atatürk’tür. Bunun için bundan sonraki süreçte artık siyasi kavgalar değil birlikte mücadelelerin dönemidir.
“YARIN ARTIK KISA ÇÖPÜN UZUN ÇÖPTEN HAKKINI ALACAĞI GÜNDÜR”
“Atanmayan öğretmene de staj ve çıraklı mağduruna da, emeklilikte kademe bekleyene de, 9 bin gün yüzünden emekli olamayan Bağ-Kurluya da, hak ettiği primi alamayan, bugün üzümcünün ve bağcının sıkıntılarının çözülmediğini, yapraktaki ve üzümdeki sorunları biliyoruz. Çiftçinin mücadelesini hep birlikte yürüteceğiz. Esnafa da emekçilere de emeklilere de hep birlikte sahip çıkacağız. Bu ülke yoksulluk çekecek bir ülke değildir. Bu ülke işsizlik çekecek bir ülke değildir. 3 tarafı güzel denizler olan. Her zaman turizm için uygun bir yeri olan. Genç nüfusu olan. 600 yer altı zenginliği bulunan. Mineraliyle, vitaminiyle, cevherleriyle, madenleriyle, petrolüyle, her tarafından bereket fışkıran bu ülke kendinden çok daha mağdur ülkeler varken, onların 10’da biri emekli ücretine, 5’te biri asgari ücrete asla razı olamaz. Yarın birlikte mücadelenin günüdür. Yarın artık kısa çöpün uzun çöpten hakkını alacağı gündür. Yarın Alaşehirli üzüm üreticisinin, bağ üreticisinin, Alaşehirli çiftçinin hakkını alacağı gündür.
“SİZİN İÇİN ÇALIŞACAĞIM VE BU PARTİYİ İKTİDAR YAPIP SİZE BORCUMU ÖYLE ÖDEYECEĞİM”
Ben burada ilk kez size CHP’nin Genel Başkanı olarak hitap ediyorum. Hepinizin bugüne kadar vermiş olduğu tüm desteklere minnet duyuyorum. İyi ki varsınız, iyi ki birlikteyiz. İyi ki Manisalıyım. İyi ki sizin evladınızım. Örgütümüze, ilçe yönetimimize, belediye başkanımızı, onun hizmetlerini, kadrolarını emanet ediyorum. Belediye başkanıma Alaşehir’in yoksullarını, Alaşehir’in gençlerini, emeklilerini, çiftçilerini, güzel insanlarını emanet ediyorum. Alaşehirlileri, Evliya Çelebi’nin gelip de gördüğü ‘Ne ala şehir’ dediği, bu ala şehrin, ne ala insanlarını, en ala insanlarını Allah’a emanet ediyorum. Hep birlikte başaracağız. İyi ki varsınız. Hakkınızı helal edin. Sizin için çalışacağım ve bu partiyi iktidar yapıp size borcumu öyle ödeyeceğim.”
]]>CHP Genel Başkanı Özgür Özel memleketi Manisa’nın Sarıgöl ilçesini ziyaret etti. İlçe ziyaretinde Kent Meydanında coşkulu bir kalabalığa hitap eden CHP Genel Başkanı Özgür Özel, “Bugün ilk kez yıllardır gelip gittiğim Sarıgöl’de CHP Genel Başkanı olarak kucaklaşıyorum, hepinize çok teşekkür ediyorum. CHP’nin Genel Başkanı olacağıma ilk inanan ilçe bunu ilk söyleyen ilçe yıllardır Sarıgöl’dür. Biraz önce onlarca büyüğüm ‘Ben sana 10 sene önce ne dedim, 8 sene önce ne dedim’ diye hatırlattılar. Biliyorsunuz büyük bir kötülükle mücadele ettik, siz de ettiniz, hala ediyoruz, edeceğiz. Bizim gücümüz iyiliktir, iyi insanlardır. Hepinize yürekten teşekkür ediyorum. Biz bir zaman bu belediyeyi çok hak etmeyerek hepimizin ufak tefek kusurlarıyla kaybettik. Yıllarca MHP’nin elinde kaldı biz sabrettik ama üzdüler bizi. Sarıgöl’ün en yardımsever insanını otobüs üstlerinde yuhalattılar. Tek suçu partisine sahip çıkmaktı. Hüseyin abinin elini tuttum o ağladı ben ağladım dedim ki ‘Merak etme bir gün bu belediyede seninle birlikte oturacağız’ dedim. Şimdi belediyede beni bekliyor. Aramızda olmayanları rahmetle olanları minnetle anıyorum Allah onlardan razı olsun. 23-24 köyümüz var, 35 mahallemiz var. Hepsini tek tek gezdik. Belediye Başkanımız Tahsin Akdeniz güzel anons yapar. Biz çok zorluk çektik. MHP belediyesi çok eziyet etti. Dışlandık. Bugün biz geldik ama gün bize edileni etme günü değildir. Tahsin Başkanım ve CHP’lilerin hepsi ne kadar MHP’li varsa ne kadar AK Parti’li varsa kucaklıyoruz. Ben milletvekili oldum, çok çeşitli görevler yaptım, genel başkan oldum. Herkes hemşehrimize sahip çıkacağız diyerek oy verdiler. Verenlerden de vermeyenlerden de Allah razı olsun. Atatürk’ün partisi kin gütmez, intikam almaz, affeder, kapısını açar buyur eder. Bu parti baba evidir. Herkesin bir zamanlar baba evi burasıydı. Herkes bilir ki baba evinin bacası tütmektedir. Bu CHP’liler o bacayı tüttürenlerdir. AK Parti’lilere, MHP’lilere, Gelecek’lilere, İYİ Partililere bütün partililere kapımız her zaman açıktı. Baba evinin tapusu ne Özgür Özel’dedir ne de bir başkasında bir kişiye kayıtlıdır o da Gazi Mustafa Kemal Atatürk’tür. O yüzden ‘Ben MHP’liyim şimdi ne çekeceğim’ demeyin. Biz sana hizmet edeceğiz, hürmet edeceğiz, saygı sevgi göstereceğiz. Madem ki kutuplaştırmaları kaldıracağız, Sarıgöl’den başlatacağız, kucaklaşacağız” dedi.
“Seçmen kavga istemiyor, çalışmak istiyor”
Seçimlerde halkın hem iktidara hem de kendilerine önemli mesajlar verdiğini dile getiren Özel, “Biz bu seçimde Sarıgöl’de Manisa’nın 15 ilçesinde Türkiye’de yüzde 38 oyla bir zafer kazandık ama şımarmadık, biz büyük bir görev üstlendik. Sırtımızda eşit ve ayrımsız hizmet etmenin, çiftçilere, emeklilere, emekçilere ve gençlere sahip çıkmanın sorumluluğu vardır. Onların sorunlarını dile getirmenin yükümlülüğü vardır. Onlarla birlikte yürüyüp onların dertlerini çözecek CHP’yi iktidar yapma sorumluluğumuz vardır. İşte bunun için çok çalışacağız. Sorumluluğun farkında olacağız ve yakaladığımız fırsatı değerlendireceğiz. Bu fırsat evlatlarımızı işe sokma fırsatı değil, yandaşları zengin etme fırsatı değildir. Bu fırsat Türki’nin tarihini yeniden yazma, Atatürk’ün partisini yeniden iktidar yapma fırsatıdır. bu nedenle tüm kadrolarımız çok çalışacak. Örgütümüz başkanlara sahip çıkacak. Başkanlarımızda tüm partilerin belediye başkanları orada üzerine düşen sorumluluğu yerine getirecek. Önümüzdeki seçimler için CHP’nin iktidarı için herkes sabredecek, herkes fedakarlık yapacak, kusur görürse üstünü örtecek, yanlış görürse uyaracak, doğruyu alkışlayacak, herkese anlatacak hepimiz bu ülkenin maküs tarihini yeneceğiz, yoksulluğu, işsizliği yeneceğiz, çiftçiyi, ‘Al ananını da git’ dediklerini yine Gazi’nin dediği gibi milletin efendisi yapacağız. Bugün burada sizinle birlikte geldiğimiz oturduğumuz sohbet ettiğimiz bu şirin ilçeden bütün ülkeye bir kez daha seslenmek istiyorum. 31 Mart seçimleri yeni bir siyasi hat, yeni bir siyasi iklim, yeni bir sorumluluk, yeni bir dönem başlattı. İktidara da mesaj verdi bize de mesaj verdi. Bizi 47 yıl sonra kullandığımız pozitif dili bizim halkın gerçek sorunları ışında sorunlarla ilgilenmeyeceğimize ilişkin irademizi, istedikleri kadar hakaret etsinler, küfretsinler buna karşı sadece gerçek meseleleri konuşma iradesini ödüllendirdi. Bize bir kredi açıldı. Bu kredi Türkiye’nin geleceğine yatırım yapan bir yatırım kredisiydi. Bugün tüketmek için verilen bir tüketici kredisi değil. Eğer iyi yönetirsek seçmen bize yönünü döndü. Seçmen kendisinden oy alıp onu unutanlara, zenginlerle paylaşanlara, bir avuç zengin için hepimizin cebine el atanlara da sırtını döndü. Önümüzde sorumluluklarımız var. Seçmen kavga istemiyor, çalışmak istiyor. Bizden mücadele ederken müzakereyi de sürdürmemizi istiyor. Şunu biliyor ki Özgür Özel konuşurken suni gündemlere takılmaz, birilerinin isteklerinin peşine düşmez ama kendi gündeminden de birilerini düşürmez, kimi düşürmez, çiftçiyi, atanmayan öğretmenleri, staj mağdurları, esnafı dilinden düşürmez, Özgür Özel 10 bin Liraya geçin dedikleri emeklinin derdini dilinden düşürmez. Kimse istiyor diye kimseyle kavgam etmem. Kimseyi beni eleştiriyor diye gündeme getirmem. Kavgayı elbette ederim, cesaretle ederim. Kavgayı çiftçi için, işçi için, esnaf için, halk için, emekliler için ederim. İlk günden bugüne bana sahip çıkan Sarıgöl’e minnet ediyorum. Belediye Başkanımızı örgüte, Başkanımızı Sarıgöllülere, Sarıgöllüleri de Allah’a emanet ediyorum. Yine görüşeceğiz. Hepinizi çok seviyorum.” şeklinde konuştu.
Özel, halka hitap etmesinin ardından CHP’li Sarıgöl Belediye Başkanı Tahsin Akdeniz’i ziyaret için belediyeye geçti. – MANİSA
]]>Olay 14 Nisan saat 17.00 sıralarında, Çahabey Mahallesi’nde bulunan Ömür Cebeci Parkı’nda meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, 3 kişilik arkadaş grubuyla parkta bulunan Kenan Efe Aytekin (17) ile yakın arkadaşı olduğu öğrenilen Ö.B.O. (17) buluştu. İki arkadaş burada buluştuktan kısa süre sonra kavga etmeye başladı. Her iki tarafın da bıçak kullandığı kavgada, Kenan Efe Aytekin kalbinden, Ö.B.O. ise sırtından ve karnından bıçaklandı. Kenan Efe Aytekin arkadaşlarının kullandığı otomobille Bozyaka Eğitim ve Araştırma Hastanesine kaldırılırken, Ö.B.O. da Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesine kaldırıldı. Acil serviste tedavi altına alınan Kenan Efe Aytekin, burada yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybetti. Aytekin’in cansız bedeni İzmir Adli Tıp Kurumu morguna kaldırılırken, hastanedeki tedavisi tamamlanan Ö.B.O., tedavisinin tamamlanmasının ardından gözaltına alındı ve çıkarıldığı mahkemece tutuklandı.
Cinayet anı kamerada
Öte yandan meydana gelen olay çevredeki bir iş yerinin güvenlik kamerası tarafından görüntülendi. Görüntüde, parka gelen Ö.B.O. ile Kenan Efe Aytekin’in kavga ettiği, daha sonra Aytekin’in yola yığıldığı, yaralı olan Ö.B.O.’nun da karnını tuttuğu anlar yer aldı. Arkadaş grubunun aynı otomobile binerek hastaneye doğru gittiği anlar da kamera görüntülerinde yer aldı.
Otopsi işlemleri tamamlanan Kenan Efe Aytekin’in cenazesi ailesine teslim edildikten sonra Aşağı Narlıdere Mezarlığına defnedildi. Olayla ilgili geniş çaplı soruşturma başlatıldı.
‘Biz yapmadık abla’ dediler
Oğlunu kaybettiğinin haberini aldığı anları anlatan Gülçin Ergier (42), hastanede Kenan Efe’nin arkadaşlarını gördüğünü ve kendisine ‘Biz yapmadık abla’ dediklerini daha sonra da o çocukların oradan uzaklaştığını söyledi. Ergier, “Ben evdeydim O, saat 3 gibi evden çıktı. Saat 4’e doğru oğlumla telefonda konuştum. Son konuşmamız oldu. Okul arkadaşlarıyla Balçova’ya gidip mangal yapacaklarını söyledi. Daha sonra planın iptal olduğunu söyledi. Sonra annem beni aradı ve Kenan Efe’nin kavga ettiğini, hastaneye kaldırıldığını söyledi. Hastaneye gittiğimde üstleri kan olmuş ve sima olarak tanıdığım arkadaşlarını gördüm ve bana ‘Biz yapmadık abla’ deyip durdular. Orada oğlumu kaybettiğimin haberini alıp çığlık atınca, o arkadaşlarının orada olmadığını fark ettim” dedi.
“Uyuşturucu satanların kökü kurusun”
Olayın asıl sebebinin uyuşturucu olduğunu söyleyen Gülçin Ergier, “O gün arkadaşlarıyla Karataş’ta bir evde oturmuşlar; sonra da parka gitmişler. Evde kullanılan uyuşturucu maddeler varmış. Uyuşturucu kullanan arkadaşları, oğlumun da arkadaşı olan Ö.B.O.’yu parka çağırmışlar ve orada kavgaya tutuşmuşlar. Olay da orada olmuş. Oğlumla Ö.B.O. yakın arkadaşlardı, yedikleri içtikleri bir giderdi. Ben görüşmelerini istemiyordum ve her defasında Kenan Efe’yi uyarıyordum. Olayın sebebinin uyuşturucu olduğunu biliyorum. Bu gençleri uyuşturucuya sevk eden, bunları satan insanların kökünün kurumasını istiyorum ki hiç bir annenin yüreği benim gibi yanmasın” diye konuştu.
“Oğlum avukat olacaktı”
Kenan Efe’nin hayalinin avukatlık olduğunu söyleyen acılı anne Gülçin Ergier, “Benim evladım 17 yaşındaydı ve hukuk okumak istiyordu. Avukat olacaktı. Bu vatana, millete avukat olacaktı. O suçla mücadele edecekken, şimdi suçlular onu bu hale getirdi. Tek isteğim, kim bu olayda suçluysa Allah uykularını kaçırsın. Bir de gören, şahit olan kimse gelip bir ifade de olsa, ufacık bir bilgi de olsa versinler ve olay aydınlığa kavuşsun” açıklamasında bulundu. – İZMİR
]]>“ALEYHİNDE KONUŞTUKTAN SONRA TELEFONDA GÖRÜŞTÜ”
Beyaz Futbol programında Fenerbahçe’nin Galatasaray karşısına U19 takımıyla çıktığı ve sahadan çekildiği Süper Kupa maçının değerlendirildiği anlarda Ahmet Çakar ile Rasim Ozan Kütahyalı arasında çıkan tartışma programa damga vurdu. Kütahyalı, Ahmet Çakar’ın TFF Başkanı Mehmet Büyükekşi aleyhine tweet attıktan sonra telefonla görüştüğünü, kahve içmek için davet ettiği iddia etti. Bu sözlerin üzerine ikili arasında gerilim yükselince programın sunucusu Ertem Şener, “Acil bir reklama girelim” diyerek programı erken bitirdi.
Ahmet Çakar ile Rasim Ozan Kütahyalı arasında yaşanan diyalog:
Ahmet Çakar
Beni tatmin edecek, kamuoyunun tatmin bir açıklama gelmedi.
Rasim Ozan
Hocam da diyor ki devlet haklı, devlet komplo kurdu.
Ahmet Çakar
Ertem şunu bir sustur musun?
Rasim Ozan
Kimi susturuyorsun be? Ali Koç’a haksızlık edildi dedik ama bu da saçma sapan bir yere döndü ya… Ne oluyor ya, abartma!
Ahmet Çakar
Rasim ateşle oynuyorsun!
Rasim Ozan
Hocam Suudi Arabistan’da ateşle oynadın sonra seni kurtardık. Telefonlar geldi tweetlerin değişti. Yapma, yapma… Büyükekşi ile uzlaşmadın mı sen? Büyükekşi canımsın, Büyükekşi geri alıyorum… Gel kahve içelim demedin mi?
Ertem Şener
Kameralar bana dönsün, acil reklama girebilir miyiz?

ERTEM ŞENER’DEN AÇIKLAMA
Programı erken bitiren Ertem Şener’den konuyla ilgili sosyal medya hesabından açıklama yaptı.
Şener, “Kamuoyuna; Bu akşam Beyaz Futbol’u erken bitirdim, evet. 29 yıllık yayıncılık tecrübem, bunu gerektirdi. Böylesine sıkıntılı futbol ikliminde, kulüplerin insanlar üzerinde yaşattığı olumsuz hava yetmezmiş gibi bir de bizim programda kavga ve gürültü yaşanmasını istemedim. Reyting için programa devam eder ve 1 saat kavga edilmesine izin vermeyi de bilirdim. Yarın da “oh reytingin kralını aldım” derdim. Ama bu sefer futbolu kaosa sürükleyenlerin ekmeğine yağ sürmüş olurdum. Lakin bundan sonra da buna sebep olan kavgacıları eleştirmeye hakkım, hiç olmazdı. Ben, futbolda barış, sükunet ve huzurdan yanayım. Fırsatı reytinge çevirmek, benim programcılık anlayışımda, “özellikle böyle bir dönemde olmaz, olamaz.” dedi.
“KAVGA VE GÜRÜLTÜYE MÜSADE ETMİYORUM”
Ertem Şener, Beyaz Futbol ve Derin Futbol olarak objektif, tarafsız, ilkeli ve barışı sağlamaya yönelik yayınlara “ben olduğum sürece” devam edilecek diye vurgulayarak, “Aksi takdirde, kim olursa olsun, benim programlarımda, kavga ikliminin yaşanmasına ve yaşatılmasına asla izin vermeyeceğim. Gerekirse yine, yeniden reklama gidip ardından jenerik gireceğim. Ayrıca; Benim hiçbir programımda sansür olmaz. Kim olursa olsun buna müsaade etmem. Böyle bir durum, bugünkü yayın ve önceki programlarımda ispat edildiği an, mesleğimi anında bırakacağıma şeref sözü veriyorum! Benim tek derdim kaybolan sevgi, saygı, güven ve huzur ortamının yakalanmasına yardımcı olmak. Kavga ve gürültüyü sevmiyorum. Müsaade etmiyorum. Etmeyeceğim de. Saygılarımla…” ifadelerini kullandı.

RASİM OZAN, AHMET ÇAKAR’DA ÖZÜR DİLEDİ
Rasim Ozan Kütahyalı ise yaşananların ardından Ahmet Çakar’dan özür dilediğini açıklayarak, “İçinde bulunduğumuz futbol iklimi hepimizi aşırı gerdi. Bu akşam programda hoş olmayan görüntüler oldu, mutlu değilim. Ben Ahmet Çakar’ı severim, onu bu gece üzdüm, kırdım. Üzmek istemezdim. O bana ters davranınca şalterlerim attı. Çakar 62 yaşında, benim büyüğümdür, özür dilerim.” dedi.

Çanakkale’nin Lapseki ilçesinde Çınaraltı Meydanı’nda düzenlenen açık hava toplantısında katılımcılara hitap eden Turan, yarınki Mahalli İdareler Genel Seçimleri’nin ardından 4 yıl seçimsiz bir sürecin geçeceğini söyledi.
Genel ve yerel seçimler, referandumlar olmak üzere seçmenlerin birçok kez sandık başına gittiğini belirten Turan, şöyle devam etti:
“Yorulduk, çok emek sarf ettik. Bunlar masraf, bunlar zaman, bunlar emek aynı zamanda. O yüzden altını tekrar çiziyorum, yarın seçimi bitirdikten sonra 4 yıl seçim yapmayacağız. Çanakkale insanı akıllıdır, irfan sahibi, izan sahibidir. Maceraya hiç gerek yok. Bu insanlar bayrağa, fotoğrafa, ajansa oy vermez. Kim iş yapar, kim polemik yapar bilir. O yüzden Lapseki’de Eyüp Bey’in çıraklığı, kalfalığı bitti, yarın ustalığa başlasın istiyoruz.”
Lapseki Belediye Başkanı Eyüp Yılmaz’a destek isteyen Turan, şunları dile getirdi:
“Biz Ankara’da görevimizin başındayken tanımadığımız adamların, yeni seçilmiş belediye başkanlarının gelip ‘Tanış olalım’ demesini değil, ‘Ben seni yıllardan beni tanıyorum, bu toprağın evladısın, randevu almadan geldim. Şu işimizi yap’ demesini istiyoruz. O yüzden Eyüp Bey’in yeni dönemde de yanında olduğumuzu, makamımızın emrinde olduğunu söylemek için buradayız. Yeter ki iş yapsınlar, yeter ki üretsinler. Bir iş yerine personel alırken bile referans sorarsınız, ‘Kim?’ dersiniz. Ben de diyorum ki bizim referansımız eserlerimiz. Yarın sandığa giderken köprüye bakın, doğal gaza bakın, suya bakın, okula hastaneye bakın, tüm altyapıya bakın, o referansla beraber Eyüp Bey’e oyunuzu verin.”
Turan, yarın verilecek her bir oy ile 5 yılın şekilleneceğini, belediye hizmetlerinin yerine getirileceğini belirtti.
Kaldırımların, parkların temizleneceğini, yenilerinin inşa edileceğini anlatan Turan, şöyle konuştu:
“Yeni maceralara gerek yok. Seçimden sonra ne olacağı bilinmeyen partilerin adaylarına hiç bakmayın. Bazı partiler vardır 100 yıllıktır, 20 yıllıktır, köklüdür. Bazı partiler vardır bir rüzgarda yıkılır. O rüzgar gelir ve devirir. Seçimden sonra var mı yok mu belli olmayan genel başkanların, seçimden sonra var mı yok mu belli olmayan partilerin Lapseki’ye ne faydası olur Allah aşkına? O yüzden Lapsekili iyi düşünecek ve doğru kararı verecektir.”
Bülent Turan, Cumhur İttifakı’nda MHP ile uyum halinde hizmetlerde bulunduklarını vurguladı.
Geçen dönem Lapseki’de de çok güzel örnek bir beraberlik kurulduğunu kaydeden Turan, sözlerini şöyle tamamladı:
“Çok kıymetli işler yapıldı. Bırakın kavgayı, huzur içinde çalıştık. Zaten bir işin esası huzurdur. Huzur yoksa başarı olmaz. Belediye başkanı, ilçe başkanı ile kavga ederse, ilçe başkanı vekille kavga ederse, vekil kadın kollarıyla, meclis üyeleriyle kavga ederse hiç başarılı olunmaz. Lapseki’nin en kıymetli tarafı Eyüp ağabey dedik. Hep beraber uyum içinde İl Genel Meclisi, Belediye Meclisi, muhtarları ve teşkilatı hep beraber keyifle çalıştık. Huzurun olmadığı yerde başarı olmaz. Polemiğin kavganın olduğu yerde başarılı olunmaz.”
Turan ve beraberindekiler, Çanakkale merkeze bağlı Kepez beldesinde düzenlenen etkinlikte de vatandaşlarla bir araya geldi.
]]>CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Antalya’da Gazipaşa Belediyesi Toplu Açılış Töreni’ne katıldı. Törende konuşan Özel, sözlerine Çanakkale Zaferi’nin 109’uncu yıldönümü dolayısıyla zaferin kahramanları Başkomutan Mustafa Kemal Atatürk’ü ve şehitleri anarak başladı.
Özel, bölgedeki turizme dikkati çekerek Gazipaşa’ya da otel yatırımları yapılması gerektiğinin altını çizdi. Bölge turizminin gelişmesi için yatırımcılara çağrı yapan Özel, Gazipaşa’da yaşanacak çok güzel günler var.” diye konuştu.
“ANTALYA’NIN ÜVEY EVLAT OLMASINA İZİN VERMEYECEĞİZ”
Özel, konuşmasına şöyle devam etti:
“Antalya bu iktidarın üvey evladı. Adalet ve Kalkınma Partisi 2023 yılında 73,6 milyar lira vergi tahsilatı yapılan, devletin sağ eli alan eli, 73,6 milyar almış buradan. Burası Türkiye’deki bütün milli gelirin yüzde 3,3’ünü üretmiş. Burada 55 milyar dolarlık turizmin 25’i yapılmış. Yani bacasız sanayi burada ve 73,6 milyar vergi toplanmış. Peki yatırım programında Antalya’ya ne verilmiş? 7,1 milyar lira, yani yüzde 9,5’i. Yani 10 almışlar Antalya’ya 1 vermişler. Kepçeyle almışlar, çay kaşığıyla vermişler. Antalya’nın hakkını yemişler. Antalya’ya haksızlık. Antalya’nın hakkını da arayacağız, hakkını da savunacağız. Antalya’nın üvey evlat olmasına izin vermeyeceğiz.”
“MERAL HANIM’LA EMEKLİ İTTİFAKINDA BULUŞTUK”
Emeklilerin yaşadığı ekonomik zorluğa, düşük maaşlarına işaret eden Özel, AKP’nin iktidara geldiği yıl ile bugün arasında kıyas yaptı. Emekli maaşları ve bayram ikramiyeleri üzerinden örnekler veren Özel, “Emekliye bulamadığı parayı 5’li çeteye buluyor. Emekliye bulamadığı parayı yol müteahhitine, yandaş müteahhite buluyor. Emekliye de yok diyor. Buradan soruyorum; emekliye yok diyen Tayyip Erdoğan’a, 31 Mart’ta oy var mı? Yok işte yok. Meral Hanım’la Ankara’da siyasi ittifak kuramadık ama emekli ittifakında buluştuk. Meral Hanım da söylüyor, bütün partiler söylüyor. En güçlü ittifak emeklilerin ittifakıdır. Sizin için çalışıyoruz, sizin için uğraşıyoruz. Bundan sonra emeklinin hakkını alana kadar susmayacağız.” diye konuştu.
“SİZDEN YÜZDE 60’A YAKIN OY BEKLİYORUM”
Yerel seçimleri hatırlatan Özel, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Tayyip Bey benimle kavga etmek istiyor. Sürekli zam yapıp dönüp öbür taraftan DEM deyip kavga etmek istiyor. Kimlik siyaseti yapmak istiyor. Mezhep siyaseti yapmak, ayrıştırma, ötekileştirme istiyor. İlla kavga yapmamı istiyorsan tamam, senle kavga yapacağım. Emeklinin, köylünün, işsizin, gençlerin hakkı için kavga yapacağım. Senin istediğin kavgayı değil, halkın milletin taleplerinin kavgasını yapacağım.”
Gazipaşalı seçmenlerden partisinin adayları için oy isteyen Özel, “Yüzde 60’a yakın oy bekliyorum sizden.” dedi.
]]>Survivor’a geçen haftalarda katılan Sema Aydemir ile Pınar arasında tansiyon yükseldi. Sema’nın Pınar’a karşı sert ifadeleriyle başlayan olay kavgaya dönüştü. Eleme adaylarından ilki Begüm ikincisi de Pınar Saka olmuştu. Eleme adayının belirlendiği konsey sonrasında Sema Aydemir ile Pınar Saka arasında büyük kavga çıktı.

SEMA AYDEMİR DİSKALİFİYE OLDU
Temaslı kavgada Acun Ilıcalı acil durum konseyini toplayarak yarışmacıları dinledi. Ilıcalı kavga eden yarışmacılar hakkında kararını verdi. Karara göre Sema Aydemir yarışmadan diskalifiye oldu.
Sema Aydemir, “Bana bundan sonra bir hakaret daha edersen” diyerek Pınar’ın yanına geldi. Pınar da “Sana mı soracağım?” cevabını verince ikili arasında sinirler gerildi. Sema yerde uzanan Pınar’a tekme attı. Sema, “Benim huzurumu kaçırma, benim kardeşimin adını bir daha ağzına alma” derken ikili birbirine tekrardan temas etti. Sema, Nagihan ile Aleyna’nın uzaklaştırma çabalarına rağmen Pınar’a tokat salladı. Sema araya giren arkadaşlarına “Bunu yapamaz. Sürekli böyle uğraşıp ondan sonra ben buna karşıyım. Ben sana yüze nasıl vurulur göstereyim mi, ister misin?” dedi. Pınar da “Ben sana vurmadım zaten. Bana vurma diye uzak tuttum sadece” cevabını verdi. Sema kendini ifade ederken tekrar harekete geçince Atakan onu barakadan uzaklaştırdı.

Atakan’ın uzaklaştırmasıyla az da olsa sakinleşen Sema Aydemir, arkadaşlarıyla konuşarak yaşadıklarını anlatmaya çalıştı. Sema şu ifadeleri kullandı: “Ben onların sayesinde olimpiyata gitmişim, bakar mısın? Olimpiyat barajını da mı sen geçirdin bana? Bu zamana kadar Atakan ben böyle bir şey yapmadım ama insanın emeğiyle… Bak sana dese ki sen benim sayemde dünya şampiyonu oldun dese ne yaparsın? Bunlar bu rahat böyle yaşarken ben hem çocuğuma baktım, kamplara çocuğumla gittim. Ben kolay Olimpiyat barajı geçmedim. Benim emeğime kimse şey yapamaz.”

KAVGANIN NEDENİ ORTAYA ÇIKTI
Yarışmacı Nagihan, Pınar’la Sema’nın kavgası sonrası toplanan acil durum konseyinde ikili arasındaki tartışmanın nedenlerini anlattı. Nagihan, “Sadece bu Survivor değil. Bir önceki Survivor ve 2011 yılına dayanan bizim, benim, Merve Aydın’ın, Pınar Saka’nın dünya şampiyonasında madalya aldıktan sonra bayraklı yarışa çıkacaktık. Aslında bütün hikaye oradan başlıyor. 2017’ye de yansıdı. Bu seneye yansıdı. Bu konu açılınca açıkçası biz çok oralı olmak istemedik çünkü bizlik bir durum yok. Biz hem kendi bireysel madalyalarımızı almışız. Hem de bayrakta da. Nasıl ki Survivor’ı Acun Ilıcalı yönetiyorsa, Milli Takımı da bir teknik direktör yönetiyor. Burada Pınar ile Sema’nın bir türlü anlaşamadığı anlaşmak istemediği bir kan davası var. Yok benim hakkımdı, yok senin hakkındı. Aslında net olan bir şey vardır. Saniyeler konuşur, saniseler konuşur. Atletizmde de bu böyle olmuştur. O zaman ki madalyamızı aldığımız içinde formda olduğumuz içinde teknik direktörümüz yani hocamız bizi dörtlüyü öne sürdü ve çıktığımızda da en iyi saniyeyi yapıp madalya getirdik ülkemize ama bu buruk sevinci bir türlü atlatamadık üzerimizden 13 sene geçmesine rağmen.” ifadelerini kullandı.

Nagihan açıklamasının devamında şunları söyledi:
“Burada da Survivor adı altında ama hiçbir olay olmadan birbirlerine bilenmiş iki yarışmacı vardı. Ben Pınar’ı sivil hayatta tanırım, ikisi de benim milli takım arkadaşım. İkisiyle de iyi anlaşırım ne kadar rekabet içerisinde olsakta, tartışırız kavga ederiz, rakip oluruz ama tabii ki koruma noktasında da ne yapacağımı açıkçası ben de bilemedim. Bir anda kargaşa oldu. Zifiri karanlık zaten, hiçbir şey yok. Bir anda olayın içerisinde kendimi buldum. Tekmeler, yumruklar yani açık konuşmak gerekirse Sema benim rakibim. Pınar çok fazla şiddete dayalı birisi değil ama burası gerçekten çok hep söylüyorum da. Herkes belki benden bekliyordu bunu ama gerçekten buranın zorluğunu anlatmakla bitiremeyiz.”
]]>BURSA’da, yeğenlerinin kavgasının ayırırken 3 katlı evin çatısından atılan beton parçası başına isabet eden 2 çocuk babası Ramadan Bayar (65), yaşamını yitirdi. Olayla ilgili gözaltına alınan Yusuf Aydın (20) tutuklanırken, Ramadan Bayar’ın 33 yıllık hayat arkadaşı Mevlüde Bayar (48), “Kimseye zarar yoktu. Gözlerimizin önünde öldürüldü” dedi.
Yıldırım ilçesi Samanlı Mahallesi’nde geçen yıl aralık ayında, Yusuf Aydın, kavga ettiğini iddia ederek, yardıma çağırdığı arkadaşları Uğur (20) ve Hüseyin Balta (20) kardeşlerin otomobilini çalıp, kaçtı. Otomobil ile Balıkesir’e giden Aydın, aracın yakıtı bitince kendini polise ihbar etti. Gözaltına alınan Aydın, denetimli serbestlik koşulu ile serbest bırakıldı.
İddiaya göre Yusuf Aydın, olaydan 1 ay sonra 16 Ocak’ta, Hüseyin ve Uğur Balta ile mahallede karşılaştı. Araç hırsızlığı yüzünden başlayan tartışma kavgaya dönüşünce yaşanan arbedeye tarafların yakınları da karıştı. Bu sırada 3 katlı evlerinin çatısına annesi Nuran Aydın ile çıkan Yusuf Aydın, çatıdaki beton parçalarını kavga ettikleri kalabalığın üzerine attı. Beton parçalarından biri, yanında eşi Mevlüde Bayar (48) ve oğlu Umut Bayar (32) ile kavgaya karışan yeğenlerini ayırmaya çalışan 2 çocuk babası Ramadan Bayar’ın başına isabet etti. Ramadan Bayar, kanlar içerisinde yere yığılırken, eşi Mevlüde ve oğlu Umut Bayar sinir krizi geçirdi.
KALBİ 2 KEZ DURDU
İhbar üzerine olay yerine jandarma ve sağlık ekipleri sevk edildi. Sağlık ekibinin yaptığı kontrolde, Ramadan Bayar’ın kalbinin durduğu belirlendi. Yapılan kalp masajıyla kalbi yeniden çalıştırılan Bayar, ambulansla kaldırıldığı Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde tedaviye alındı. Hastanede ikinci kez duran kalbi yeniden çalıştırılan Bayar, müdahaleye rağmen kurtarılamadı.
Jandarma ekiplerince olay yerinde yakalanıp gözaltına alınan Yusuf Aydın ise işlemlerinin ardından sevk edildiği adliyede çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi.
‘EŞİMİN KİMSEYE ZARARI YOKTU’
Olayla ilgili soruşturma sürerken, oğluyla birlikte 33 yıllık hayat arkadaşının ölümüne tanık olan Mevlüde Bayar, şüpheli Yusuf Aydın’ın en ağır şekilde cezalandırılmasını istedi. Mevlüde Bayar, o anları şu sözlerle anlattı:
“Olaydan bir ay önce yeğenlerimden arabayı alıp kaçtı. Araya polis, jandarma girdi. Arabayı Balıkesir’de buldular. Sonra burada sokakta karşılaşmışlar. Biraz tartışıp ayrılmışlar. Oğlum ile eşim onları ayırmaya gitmiş. Benden evden geldim. Herkes ayrıldıktan sonra biz evimizin önüne geçmiştik. Onlarda evin üstüne çıktı, olay durduktan sonra yukarıdan bize tuğla, beton attılar. Taşlar ayaklarımıza geldi. Eşim benim sağ tarafımdaydı. Bana yakındı. Ses geldi. Bir şeyler düştü. Sonrasında eşim de başına gelen beton parçasıyla yere düştü. Ben kıl payı kurtuldum, eşim yere yığıldı. Kanlar aktı. Hastaneye kaldırdık. Ondan sonra hastanede iki sefer kalbi çalıştı. Fakat hayata tutunamadı. Eşim yaşamını yitirdi. Ramadan’ın kimseye zararı yoktu. Gözlerimizin önünde öldürüldü. O anı asla unutmayacağız.”
‘BABAM KARINCAYI BİLE İNCİTMEZDİ’
Babasının ölümüne tanık olan Umut Bayar da “Babam karıncayı bile incitmezdi. Kendi halinde, arabasıyla işine gidip gelirdi. Yeğenlerim bakkaldan çocuğa yiyecek alıp, bizim kapının önüne doğru geliyorlar. O sırada Yusuf Aydın ile karşılaşmışlar. Yusuf Aydın, ‘Gelin konuşalım’ demiş. Yeğenlerim de ‘Mahkemede görüşürüz’ demiş. Çocuklara bıçak çekmiş. Kendilerini savunmak için Yusuf Aydın’ı itmişler. Biz, ailemizle o saatte evdeydik. Onlar kavgaya tutuşmuş. Biz de gürültü seslerini duyunca dışarı çıktık. Ben ayırmaya koştum. Babam da ayırmak için yanımıza geldi. Ortalık sakinleşmişti. O sırada bir şeylerin düştüğünü anladım. Arkamı bir döndüm, babam yerde kanlar içinde yatıyordu. Ne yapacağımı bilemiyordum, dizlerimin üstüne çöktüm” diye konuştu.
]]>BURSA’da, yeğenlerinin kavgasının ayırırken 3 katlı evin çatısından atılan beton parçası başına isabet eden 2 çocuk babası Ramadan Bayar (65), yaşamını yitirdi. Olayla ilgili gözaltına alınan Yusuf Aydın (20) tutuklanırken, Ramadan Bayar’ın 33 yıllık hayat arkadaşı Mevlüde Bayar (48), “Kimseye zarar yoktu. Gözlerimizin önünde öldürüldü” dedi.
Yıldırım ilçesi Samanlığı Mahallesi’nde geçen yıl aralık ayında, Yusuf Aydın, kavga ettiğini iddia ederek, yardıma çağırdığı arkadaşları Uğur (20) ve Hüseyin Balta (20) kardeşlerin otomobilini çalıp, kaçtı. Otomobil ile Balıkesir’e giden Aydın, aracın yakıtı bitince kendini polise ihbar etti. Gözaltına alınan Aydın, denetimli serbestlik koşulu ile serbest bırakıldı.
İddiaya göre Yusuf Aydın, olaydan 1 ay sonra 16 Ocak’ta, Hüseyin ve Uğur Balta ile mahallede karşılaştı. Araç hırsızlığı yüzünden başlayan tartışma kavgaya dönüşünce yaşanan arbedeye tarafların yakınları da karıştı. Bu sırada 3 katlı evlerinin çatısına annesi Nuran Aydın ile çıkan Yusuf Aydın, çatıdaki beton parçalarını kavga ettikleri kalabalığın üzerine attı. Beton parçalarından biri, yanında eşi Mevlüde Bayar (48) ve oğlu Umut Bayar (32) ile kavgaya karışan yeğenlerini ayırmaya çalışan 2 çocuk babası Ramadan Bayar’ın başına isabet etti. Ramadan Bayar, kanlar içerisinde yere yığılırken, eşi Mevlüde ve oğlu Umut Bayar sinir krizi geçirdi.
KALBİ 2 KEZ DURDU
İhbar üzerine olay yerine jandarma ve sağlık ekipleri sevk edildi. Sağlık ekibinin yaptığı kontrolde, Ramadan Bayar’ın kalbinin durduğu belirlendi. Yapılan kalp masajıyla kalbi yeniden çalıştırılan Bayar, ambulansla kaldırıldığı Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde tedaviye alındı. Hastanede ikinci kez duran kalbi yeniden çalıştırılan Bayar, müdahaleye rağmen kurtarılamadı.
Jandarma ekiplerince olay yerinde yakalanıp gözaltına alınan Yusuf Aydın ise işlemlerinin ardından sevk edildiği adliyede çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi.
‘EŞİMİN KİMSEYE ZARARI YOKTU’
Olayla ilgili soruşturma sürerken, oğluyla birlikte 33 yıllık hayat arkadaşının ölümüne tanık olan Mevlüde Bayar, şüpheli Yusuf Aydın’ın en ağır şekilde cezalandırılmasını istedi. Mevlüde Bayar, o anları şu sözlerle anlattı:
“Olaydan bir ay önce yeğenlerimden arabayı alıp kaçtı. Araya polis, jandarma girdi. Arabayı Balıkesir’de buldular. Sonra burada sokakta karşılaşmışlar. Biraz tartışıp ayrılmışlar. Oğlum ile eşim onları ayırmaya gitmiş. Benden evden geldim. Herkes ayrıldıktan sonra biz evimizin önüne geçmiştik. Onlarda evin üstüne çıktı, olay durduktan sonra yukarıdan bize tuğla, beton attılar. Taşlar ayaklarımıza geldi. Eşim benim sağ tarafımdaydı. Bana yakındı. Ses geldi. Bir şeyler düştü. Sonrasında eşim de başına gelen beton parçasıyla yere düştü. Ben kıl payı kurtuldum, eşim yere yığıldı. Kanlar aktı. Hastaneye kaldırdık. Ondan sonra hastanede iki sefer kalbi çalıştı. Fakat hayata tutunamadı. Eşim yaşamını yitirdi. Ramadan’ın kimseye zararı yoktu. Gözlerimizin önünde öldürüldü. O anı asla unutmayacağız.”
‘BABAM KARINCAYI BİLE İNCİTMEZDİ’
Babasının ölümüne tanık olan Umut Bayar da “Babam karıncayı bile incitmezdi. Kendi halinde, arabasıyla işine gidip gelirdi. Yeğenlerim bakkaldan çocuğa yiyecek alıp, bizim kapının önüne doğru geliyorlar. O sırada Yusuf Aydın ile karşılaşmışlar. Yusuf Aydın, ‘Gelin konuşalım’ demiş. Yeğenlerim de ‘Mahkemede görüşürüz’ demiş. Çocuklara bıçak çekmiş. Kendilerini savunmak için Yusuf Aydın’ı itmişler. Biz, ailemizle o saatte evdeydik. Onlar kavgaya tutuşmuş. Biz de gürültü seslerini duyunca dışarı çıktık. Ben ayırmaya koştum. Babam da ayırmak için yanımıza geldi. Ortalık sakinleşmişti. O sırada bir şeylerin düştüğünü anladım. Arkamı bir döndüm, babam yerde kanlar içinde yatıyordu. Ne yapacağımı bilemiyordum, dizlerimin üstüne çöktüm” diye konuştu.
]]>KAYSERİ’de, iki grup arasındaki silahlı kavgada Suriye uyruklu Ahmed (29) ile kardeşi Muhammed Alhalaf’ı (26) öldürdüğü suçlamasıyla tutuklanan ve ifadelerinde cinayeti işlemediğini öne süren Hüseyin El Hammud (20), cezaevinden itirafçı olmak istediğine dair mektup yazdı. Savcılıkça yeniden ifadesi alınan Hammud, olaydan önce Alhalaf’tan kullanmak için 150 TL karşılığında uyuşturucu aldığını ama parasını vermediğini belirterek, “Beni arayıp, ‘150 TL, bin TL oldu’ dedi. Küfretti. 15 dakika sonra da eve 5-6 kişi geldi. Beni dövmeye başladılar. Öldürecekler diye korktum. Tüfek ile 1 el ateş ettim. Ama, korkmadılar. Üzerime gelmeye devam ettiler. 2 el daha ateş ettim. Sonra da korkumdan olay yerinden kaçtım. Daha önce koktuğum için farklı ifade verdim” dedi.
Olay, geçen yıl 24 Kasım’da saat 21.00 sıralarında, Kocasinan ilçesi Gevher Nesibe Mahallesi Gür Sokak’ta 5 katlı binanın son katında meydana geldi. Suriye uyruklu iki grup arasında çıkan tartışma, silahlı kavgaya dönüştü. Kavgada Ahmed ile kardeşi Muhammed Alhalaf, tüfekle vuruldu. İhbarla adrese sevk edilen ekipler, 2 kardeşin öldüğünü belirledi. Kayseri Devlet Hastanesi’ndeki işlemler sonrası kardeşlerin cenazeleri, yakınları tarafından Suriye’ye götürüldü.
Olayla ilgili çalışma başlatan İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ekipleri, şüphelileri tespit edip, operasyon düzenledi. Gözaltına alınan 4 şüpheli, adliyeye sevk edildi. Şüphelilerden Hüseyin El Hammud’un 2 kardeşi öldürdüğü, tartışmanın da borç meselesi yüzünden çıktığı belirtildi. Adliyeye sevk edilen Abdul Hamid Alhıs ile cinayet şüphelisi Hüseyin El Hammud ve kardeşi Beşşar El Hammud tutuklandı, U.H. ise adli kontrolle salıverildi.
2 FARKLI GÜNDE 5 KİŞİ DAHA GÖZALTINA ALINDI
İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ekipleri, olaya ilişkin 2 farklı günde operasyonlar düzenledi. Polis ekipleri ilk operasyonda İsmail O., Muhammed El H. ve Bilal O.’yu, diğer operasyonda ise Eymed İ. ve Ahmad A.’yı gözaltına aldı. 5 şüpheli, çıkarıldıkları Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliği tarafından ‘Kasten öldürme’ suçundan tutuklandı. Böylece olayla ilgili yürütülen soruşturma kapsamında tutuklananların sayısı 8’e yükseldi.
İLK İFADESİNDE ÖLDÜRDÜĞÜNÜ KABUL ETMEDİ
Cinayet şüphelisi Hammud, ilk ifadesinde cinayeti kimin işlediğini görmediğini öne sürerek, “Kardeşim Beşşar ile birlikte yaklaşık 1 aydır Abdulhamit Alhıs’ın evinde misafir olarak kalırım. Olay gününde Bilal’e telefon geldi ve ölen şahısların da içinde olduğu 4 kişi eve geldi. Şahıslar eve geldiğinde ellerinde bıçaklar vardı. Eve geldiklerinde bıçaklar ceplerindeymiş, odaya geçtiler. Orada Bilal ile kavga ettiklerini duyunca odaya girdik. Bu sırada ellerinde bıçakları gördük. Kavga edenleri ayırmaya çalıştık. O sırada yaralandım. Bilal kavga esnasında ilk önce yere doğru daha sonrasında da biz kaçarken şahıslardan birisine ateş etti. Biz korkup aşağıya indik. Kaçarken 2-3 el daha ateş edildiğini duydum. Benim elimde kesinlikle silah veya tüfek yoktu. Ben kimseyi öldürmedim. Öldüreni de görmedim” diye konuştu.
CEZAEVİNDEN MEKTUP YAZARAK İTİRAFÇI OLDU
Hüseyin El Hammud, cezaevinden itirafçı olmak istediğine dair mektup yazdı. Savcılıkça yeniden ifadesi alınan Hammud, “3 yıldır uyuşturucu kullanıyorum. Olaydan 2 gün önce Muhammed’den 150 TL karşılığında uyuşturucu aldım. Ama parasını vermedim. Ardından beni arayıp, ‘150 TL, bin TL oldu’ dedi. Küfür etti. 15 dakika sonra da eve 5-6 kişi geldi. Beni dövmeye başladılar. Öldürecekler diye korktum. Tüfek ile 1 el ateş ettim. Ama, korkmadılar. Üzerime gelmeye devam ettiler. 2 el daha ateş ettim. Sonra da korkumdan olay yerinden kaçtım. ‘Parayı vermezsen seni keseceğiz’ dediler. Daha önce korktuğum için farklı ifade verdim” dedi.
Olayla ilgili soruşturmanın devam ettiği bildirildi.
]]>KOCAELİ’nin İzmit ilçesinde lise öğrencisi Kıvanç Uman’ın (16) öldürülmesine ilişkin davanın ilk duruşmasında, tutuklu sanık Y.K. (14), çıkan kavgada yumruklaştıklarını, bu sırada maktule 7-8 defa yumruk attığını söyledi. 3’ü tutuklu 5 sanıklı davanın duruşmasında konuşan baba Orhan Uman da “19 Mayıs’ta müzik dinlemeye okula gideceğimize oğlumu toprağa verdik” dedi.
Olay, geçen yıl 15 Mayıs’ta Kemalpaşa Mahallesi İnönü Caddesi’ndeki parkta meydana geldi. Lise öğrencisi Kıvanç Uman, Y.K.’nin eski sevgilisi ile sevgili olunca ikili arasında kavga çıktı. Kavgaya Y.K.’nin arkadaşları H.M.K. (16) ve Y.A. (16) da dahil oldu. 3 kişinin darbeleriyle yere yığılan Uman, yaralandı. İhbarla bölgeye gelen sağlık ekipleri, yaralıyı İzmit SEKA Devlet Hastanesi’ne kaldırdı. Uman, daha sonra İstanbul’daki bir hastaneye sevk edildi. Ancak Kıvanç Uman, 19 Mayıs’ta hastanede hayatını kaybetti. Uman’ı darbeden Y.K., H.M.K. ve Y.A. tutuklandı. Olaya karışan Y.S.K. (15) ve A.B.K. (15) ise adli kontrol kararıyla serbest bırakıldı.
İDDİANAME HAZIRLANDI
Olay ile ilgili hazırlanan iddianamede, tutuklu sanık Y.K.’nin ‘kasten öldürme’ suçunu çocuğa karşı işlediği gerekçesiyle ağırlaştırılmış müebbet hapis, alenen hakaret suçu işlediği gerekçesiyle de 2 yıl 4 aya kadar hapis cezası ile cezalandırılması talep edildi. İddianamede, Y.K.’nin yaşı nedeniyle öldürme suçundan 15 yıla kadar, alenen hakaret suçundan ise 1 yıl 3 aya kadar cezalandırılması istendi. Tutuklu sanıklar Y.A. ve H.M.K.’nin ‘kasten öldürme’ suçunu çocuğa karşı işledikleri gerekçesiyle ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası talep edilirken, yaşlarının küçük olması nedeniyle 24 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılmalarına, sanıklar A.B.K. ve Y.S.K.’nin ise çocuğun kasten öldürülmesi ve azmettirme suçlarından ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılmaları, çocuk olmaları nedeniyle 15 yıla kadar hapis cezası almaları istendi.
‘7-8 DEFA YUMRUK ATTIM’
Davanın ilk duruşması, dün Kocaeli 7’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Duruşmada sanıklar ile öldürülen Kıvanç Uman’ın ailesi ve taraf avukatları hazır bulundu. Sanık ve tanıkların dinlendiği duruşmada tutuklu sanık Y.K., Kıvanç’ın kendisini teke tek kavgaya çağırdığını, birkaç gün sonra Kıvanç’ın kendisini arayıp, kavganın iptal olduğunu, konuşacaklarını, tek gelmesi gerektiğini söylediğini belirtti. Kavga anını da anlatan Y.K., “O bana vurdu, ben de ona vurdum. Kavga sırasında 7-8 defa yumruk attım. Sonra olay yerinden ayrıldık. Diğer arkadaşlarım kavgaya girmiş. Sonra kavga tamamen bitti, ben de uzaklaştım. Sonra da polisler bizi aldı” dedi.
‘2 KERE KARNINA, 1 KERE DE YÜZÜNE VURDUM’
Diğer tutuklu sanık H.M.K. de duruşmada kendini savundu. H.M.K., parka gittiklerinde Kıvanç ve arkadaşlarının geldiğini belirterek, “Zaten bir çember oluştu. Kıvanç ceketini çıkardı, oradan birisi ‘Başla’ dedi. Kıvanç, Y.K.’ye vurdu. Birbirlerini darbetmeye başladılar, sonra bunları ayırdık” diye konuştu.
H.M.K., ayırma sırasında Kıvanç’ın kendisine ‘Sen ne karışıyorsun’ demesi üzerine Kıvanç’ın 2 kere karnına 1 kere de hafif şekilde yüzüne vurduğunu anlattı. H.M.K., “Arkamdan Y.A. gelip, Kıvanç’ın üstüne çıktı. Kafasını, boynunu, yüzünü yumruklamaya başladı” dedi. Y.A.’yı ayırmak amaçlı ittiğini söyleyen H.M.K., Kıvanç’ın bayılmış durumda olduğunu belirtti.
‘İTMESİ İÇİN ‘DİZ AT’ GİBİ BİR ŞEYLER SÖYLEDİM’
Tutuklu sanık Y.A. ise Kıvanç’a vurmadığını ve olaya karışmadığını söyledi. Azmettirici olarak yargılanan Y.S.K. de Kıvanç’ın yorgun olduğunu görünce korktuğunu, başına bir şey gelmemesi için desteklediğini anlatarak, “Kıvanç’ın halsiz olduğunu görünce itmesi için ‘Diz at’ gibi bir şey söyledim. Tam olarak ne dediğimi hatırlamıyorum” dedi.
‘KARDEŞİM ÖLÜYOR DİYE BAĞIRDI’
Azmettirici olarak yargılanan A.B.K. ise kargaşa çıktığını, Kıvanç’ın yerde olduğunu söyledi. A.B.K., “Sonra K.’nin sesini duydum, ‘Kardeşim ölüyor’ diye bağırdı. Ondan sonra tekrar gittiğimde Kıvanç, tepkisiz yatıyordu, onu kollarıma aldım, ‘Ayıl’ dedim, 2-3 defa suratını elledim, ayılma yoktu. Kıvanç’ın yüzünü yıkadım, yıkamama rağmen bir tepki yoktu. Sonra Kıvanç benim ellerime kan kusunca orda zaten kendimi kaybettim” diye konuştu.
“OĞLUMU 19 MAYIS’TA KAYBETTİM’
Sanıkların savunmalarının ardından mahkeme heyeti, Kıvanç Uman’ın annesi Derya Uman’a söz hakkı verdi. Derya Uman, sanıkların hepsinin çelişkili ifade verdiğini belirterek, “Acılı bir anne olarak benim çocuğum bu kadar ne yapmış olabilir ki? Küfür dediğiniz şey, hani buna sebep mi? Sen de küfredersin; bu olay kapanır, bu kadar basittir. Benim çocuğum orada 15 dakika kavga ederken, o çemberi orada oluşturacağına, ‘Vur’ diyeceğine, neden kimse polis çağırmamış? Çocuğuma gittiğimde orada zaten hayatını kaybetmişti, müdahale ediliyordu, entübe edildi. Rabb’im, oğlumu çok şükür ki 4 gün yoğun bakımda sevmeme müsaade etti. Oğlumu 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı’nda kaybettim” dedi. Baba Orhan Uman ise “Kıvanç okulunda başarılı bir öğrenciydi. 19 Mayıs’ta da müzik gösterileri vardı. 19 Mayıs’ta müzik dinlemeye okula gideceğimize oğlumu toprağa verdik” diye konuştu. Mahkeme heyeti, dosyadaki eksikliklerin giderilmesi için duruşmayı erteledi.
]]>
