Olay, 28 Haziran’da saat 21.00 sıralarında Barbaros Mahallesi Troya Caddesi’nde meydana geldi. İddiaya göre, kahvehane işleten Alp Avcı ile kardeşler Mert M., M.M. (19) ve M.M. (18) arasında bilinmeyen nedenle tartışma çıktı. Tartışma kısa süre içerisinde bıçaklı kavgaya dönüştü. Kavgada; evli, bir çocuk babası Avcı, bıçakla göğsünden ve sol elinden yaralandı. Çevredekilerin ihbarıyla olay yerine olay yerine gelen sağlık ekipleri tarafından Çanakkale Mehmet Akif Ersoy Devlet Hastanesi’ne kaldırılan Avcı, kurtarılamadı.
3 ŞÜPHELİDEN 2’Sİ SERBEST
Polis, olayın ardından kaçan iki elektrikçi, en küçükleri ise öğrenci olan şüpheli 3 kardeşin yakalanması için çalışma başlattı. Çanakkale İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü ekipleri, ertesi gün saat 01.30 sıralarında şüpheli 3 kardeşi, suç aleti bıçakla yakaladı. 3 kardeş, polisteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi. Ağabey Mert M. tutuklanırken, iki kardeşi serbest bırakıldı.
‘BANA ELİNDEKİ BIÇAĞI GÖSTEREREK KÜFRETTİ’
Polisteki ifadesinde, Alp Avcı’nın uyuşturucu satması için kendisine baskı yaptığını söyleyen Mert M., “Bu işe bulaşmak istemediğimi kedisine söyledim. Ameliyatımı da bahane ederek, oturmakta zorlandığımı söyledim. Ardından araçtan inerek iş yerime gittim. İş yerime geldiğimde kimliğimi ve gömleğimi Alp Avcı’nın arabasında unuttuğumu fark ettim. Getirmesi için Avcı’yı aradığımda, ‘Seni öldürürüm, kardeşlerini vururum’ diye bağırmaya başladı. Bunun üzerine ‘Kimliğimi ve gömleğimi getirin. Benimle de bundan sonra selamı kesin’ diyerek telefonu kapattım. Bunun üzerine bana sosyal medya üzerinden ‘Seni öldüreceğim’ diye mesaj attı. İş yerimin önündeyken Abdullah’ın elinde bana ait olan gömlek ile geldiğini gördüm. Yanına gidip, gömleğimi aldım. ‘Kimliğimin nerede olduğunu sorduğumda Abdullah, ‘Bende değil’ dedi. Bu esnada caddenin karşı tarafında Alp Avcı’nın aracını gördüm. Hatta Alp Avcı ve Ali de aracın önündeydi. Bu esnada kardeşlerim, dükkanın önünde oturuyordu. Kimliğimi almak için yolun karşısına Alp Avcı’nın yanına gittim. Abdullah da arkamdan geldi. Kardeşlerimin o esnada ne yaptıklarına bakmadım. Yolun karşısına geçip, kaldırıma çıktığım esnada Avcı, bana elindeki bıçağı göstererek küfretti. Bunun üzerine yanağına yumruk atıp, kaçmaya başladığım esnada kardeşimin sesini duyup, geri döndüm. Ali’nin, kardeşim M.M.’yi tuttuğunu, Avcı’nın ise bıçaklamaya çalıştığını gördüm” dedi.
‘OLAY YERİNDEN AYRILIRKEN ALP AYAKTAYDI’
Mert M. kardeşini korumak için Alp Avcı’nın üzerine atladığını da ifadesinde belirtip, şöyle devam etti: “Bu esnada bıçak, Alp’in elindeydi. Kardeşimin kurtulduğunu görünce ‘Kaçın buradan’ diye bağırdım. Diğer kardeşim M.M., bu esnada olay yerine gelmiş. Hep birlikte kaçarak buradan uzaklaştık. Olay yerinden ayrılırken Alp ayaktaydı. Kardeşlerimle birlikte eve giderek olayın şokunu atamaya çalıştık. Sonrasında Alp’in eşi, beni arayarak kocasının göğsünden bıçaklandığını söyleyip, ‘Alp’in uyuşturucu kullandığını neden söylemiyorsun’ diye kızdı ve olayın nasıl olduğunu sordu, ardından da telefonu kapattı. Alp’in göğsünden yaralandığını öğrenince salak gibi oldum. Alp Avcı’yı bıçaklamadım. Elimde bıçak yoktu.”
]]>ATAŞEHİR’de bulunan bir geri dönüşüm merkezinde çalışan 6 çocuk annesi Filiz Sercan, iddiaya göre iş yeri sahibinin oğlunun kullandığı iş makinesinin altında kalarak hayatını kaybetti. Annelerinin ölümünün ardından kirayı ödemekte zorlanan 6 çocuk oturdukları evden atılarak barakada yaşamaya başladı. Sercan’ın ölümüne neden olan iş makinesi operatörü serbest bırakılırken, Filiz Sercan’ın yakınları bu duruma tepki göstererek çocuklara sahip çıkılmasını istedi.
Olay, 28 Mayıs’ta Ferhatpaşa Mahallesi’nde bulunan bir geri dönüşüm merkezinde meydana geldi. 6 çocuğu olan Filiz Sercan (43) geri dönüşüm merkezinde günlük yevmiye ile çalışıyordu. Sercan 28 Mayıs sabahı geri dönüşüm merkezindeki işine gitti. İddiaya göre, iş yeri sahibinin oğlu olan Muhammer T. kullandığı iş makinesi ile geri manevra yaptığı sırada Filiz Sercan’ı görmedi. Filiz Sercan iş makinasının altında kaldı. Sercan, sağlık ekiplerinin yaptığı tüm müdahaleye rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybetti. Filiz Sercan hayatını kaybettikten sonra 6 çocuğu kirayı ödeyemediği için oturdukları evden atıldı. Babaları da cezaevinde olan 6 kardeşe yakınlarının da yardımıyla kalmaları için bir bakara yapıldı. 2’si engelli toplam 6 çocuk barakada yaşam mücadelesi veriyor.
Filiz Sercan’ın ölümünden sorumlu olan Muhammer T. ise olayından ardından tutuklandı. Muhammer T.’nin bir süre sonra tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldığı öğrenildi.
“6 KARDEŞİMLE BİRLİKTE SOKAKTA KALDIM”
İş kazasında hayatını kaybeden Filiz Sercan’ın kızı Bahar Sercan, “Annemle birlikte ben de orda çalışıyordum. Kepçe geri geri geldi, anneme çarparak altına aldı. Sonrasında polis, savcı, sağlık ekipleri geldi. Olay zaten sabah 08.30’da oldu. Anneme vuran kişi şu anda dışarıda. Durumumuz olmadığı için kirayı ödeyemedik, o yüzden ev sahibi bizi dışarı atmak zorunda kaldı. 6 kardeşimle birlikte sokakta kaldım. Adaletin yerini bulmasını istiyorum” dedi.
“BU ÇOCUKLARIN GELECEKLERİ YOK “
Ölen kadının yeğeni Emre E., “Kendisi sabah işe gidiyor. İş kazası geçiriyor, Halam çalışırken orada bulunan kepçe operatörü geri geri geldiği sırada görmeyerek halamı eziyor. Halam orada vefat etti. O kişi tutuklandı. Tutuklandıktan sonra bayram arifesinde tahliye edildi. 6 tane çocuk ortada kaldı. Çocuklar mağdur bizim yanımızda kalıyorlar. Akrabalar, eş dost yardım ediyor. Gereken neyse yapılmasını istiyoruz. Karşı taraf hiçbir şekilde bu çocuklara yardımcı olmadı. Bu çocuklar mağdur oldu. Biri fiziksel engelli diğerinin gözleri görmüyor. Çocuklar şu anda burada kalıyor, okul çağında bu çocuklar. Komşular izin verdi. Kendi imkanlarımızla baraka gibi bir yer yaptık. Yeme içme işlerini biz tedarik ediyoruz ama nereye kadar… Bakıma muhtaç bu çocuklar. Anneleri öldü, gelecekleri bitti bu çocukların. Biz anlamadık, kazadan sonra kişi 10 gün tutuklu kaldı. Tahliye edildi. Orda birisi ölmüş, dava açılmadan duruşma yapılmadan tahliye edilmesini anlamadım. Elini kolunu sallayarak çıktı. Bu çocuklar mağdur oldu” şeklinde konuştu.
“KENDİ OĞLUNU KURTARMAYA ÇALIŞTI”
Ölen kadının kız kardeşi Sevgi E., “6 tane çocuk kömürlükte kalıyor. Kömürlüktü burası biz boşalttık. Şu an bu çocuklar perişan halde. Bir yere kadar yetişebiliyoruz. Durumları kötü, ihtiyaçları var. Benim kız kardeşim daha gencecik 43 yaşında toprağa girdi. Çoluğu çocuğu perişan bir halde kaldı. Çok acı bir durum. Mal sahibi gelip bu çocukların halini hatırını bir defa olsun sormadı. Kendi oğlunu kurtarmaya çalıştı. Benim kız kardeşim öldü ama 6 tane evladını arkada bıraktı. Bizim gücümüz hiçbir şeye yetmiyor. 43 yaşında gencecik bir kadını ezip elini kolunu sallayarak geziyor. Biz kimseye gidip de halimizi anlatamıyoruz. Bu çocukların şu an bizden başka hiç kimsesi yok. Bizde elimizde varsa veriyorsak yiyorlar, veremiyorsak aç kalıyorlar. Yetkililerden yardım istiyoruz” ifadelerini kullandı.
Öte yandan fabrika yetkilileri konuyla ilgili açıklama yapmak istemedi.
]]>
Milli takım seçmeleri öncesinde milli sporcu abisiyle antrenmanlarına devam ediyor
Sümeyye Kılıç:
“Milli takıma girip Avrupa ve dünya şampiyonu olmak istiyorum”
Milli sporcu Doğan Kılıç:
“Kardeşimi milli takıma hazırlıyoruz”
ESKİŞEHİR – Eskişehir’de yaşayan milli sporcu Doğan Kılıç’ın 15 yaşındaki kardeşi Sümeyye Kılıç, abisinin yolundan giderek başladığı kick boks kariyerinde ilk dünya kupasını kazanırken, gözünü milli takıma girip Avrupa arenalarında alabileceği uluslararası başarılara dikti.
Kick boksta aldığı başarılar ile ön plana çıkan milli sporcu Doğan Kılıç’ın 15 yaşındaki kardeşi Sümeyye Kılıç, 11 yaşında sporla tanıştı. Abisinin yolundan giderek kick boksa başlayan Sümeyye Kılıç, 15 Mayıs ile 19 Mayıs tarihleri arasında İstanbul’da düzenlenen Turkish Open Dünya Kick Boks Kupası’nda çıktığı 5 maçta da galip gelerek dünya kupasının sahibi oldu. Bayan yıldız 55 kilogram kategorisinde Türkiye’den, İran’dan ve Lübnan’dan katılan sporcularla yaptığı müsabakalar sonucunda dünya kupasını kazanan Sümeyye Kılıç, temmuz ayında Konya’da yapılacak milli takım seçmelerine hazırlanıyor. Kick Boks Milli Takım Antrenörü Seda Duygu Aygün ve abisi Doğan Kılıç ile yaptığı antrenmanlarla seçmelerden başarılı sonuç alarak milli formayla Avrupa arenalarında Türkiye’yi temsil etmek istediğini belirten 15 yaşındaki Sümeyye Kılıç, “Milli takıma girip Avrupa ve dünya şampiyonu olmak, ilerleyen zamanlarda da profesyonele geçmek istiyorum” dedi.
“Milli takıma girip Avrupa ve dünya şampiyonu olmak istiyorum”
Erken yaşta tanıştığı kick boksta kendisine profesyonel başarı hedefleri koyduğunu ve abisiyle milli takım seçmelerine hazırlandığını belirten Sümeyye Kılıç, “Kick boks ile 11 yaşımda abim sayesinde tanıştım. Abim beni bu spora teşvik etti. İlk önce evde bana lapa tutması ve sonrasında da salona yazdırmasıyla serüvenim başladı. En son katıldığım müsabaka İstanbul’da düzenlenen dünya kupasıydı. 5 maç yaparak şampiyon oldum. İranlı, Lübnanlı ve Türk sporcularla mücadele ettim. Bayan Yıldız 55 Kilogram Kicklight’ta yarıştım. Kilomda toplam 20 sporcu vardı. Şu anda milli takıma girip Avrupa ve dünya şampiyonu olmak, ilerleyen zamanlarda da profesyonele geçmek istiyorum. Abimle çalışmak beni çok geliştiriyor. Kendimle eşit ya da düşük seviyedeki sporculardansa benden çok yüksekte olanlarla, abimle antrenman yapmak beni çok ileriye taşıyor. Bu da çok güzel bir duygu. Yani abim ile kendimi geliştiriyorum, bunu anlatamam” dedi.
“Kardeşimin birebir antrenman partneri benim”
Kardeşi Sümeyye’nin erken yaşta aldığı başarılarının ardından önümüzdeki yıllarda daha büyük zaferlere rahatlıkla imza atabileceğini belirten milli sporcu Doğan Kılıç, şu ifadeleri kullandı:
“Kardeşimle antrenman yaparken 5 dakika bile onu rahat bırakmıyorum. Hep gelişmesi için zorluyorum. En son yapılan dünya kupasında 5 galibiyet alarak dünya kupası şampiyonu oldu. Bu sene milli takıma hazırlıyoruz, girmesini de istiyoruz. Antrenörlerimiz Erdin Aygün ve Seda Duygu Aygün eşliğinde antrenmanlarımızı yapıyoruz. Kardeşimin birebir antrenman partneri benim. Birbirimizi zorlayarak gelişimi sağlıyoruz. Günümüzde birçok genç kardeşimizin spora başlamasına öncülük ettim. Rol model olarak severek, izleyerek ve takip ederek bu spora başladılar. Sevdiler ve devam ediyorlar. Kick boksta her geçen geçen gün lisanslı sporcu sayısı artmakta. Bununla birlikte faaliyetler ve müsabakalar da çoğalıyor. Güzel bir rol model olduğumu ve sporculara teşvik anlamında güzel bir örnek olduğuma inanıyorum. Birçok genci kötü alışkanlıklardansa spora yazılmak konusunda teşvik ettiğimi düşünüyorum. Ben anneme diyorum ki, bir ipte 2 cambaz oynamaz. Bir eve 2 milli sporcu çok. O da çok olmadığını söylüyor. İnşallah Sümeyye’yi de milli sporcu yapıp, milli takımda Avrupa ve dünya şampiyonluğunda göreceğiz. Kendisi beni de geçecek, daha büyük yerlerde dövüşecek. Çok küçük yaşta güzel başarılara imza attı. Daha iyi yerlere geleceğine inanıyorum.”
]]>ÇORUM’un Sungurlu ilçesinde boşanma aşamasındaki eşi Gülten Ataklı’yı tabancayla öldüren polis memuru Mürsel Ataklı, 24 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Karara tepki gösteren kadının kardeşleri adalet arayışını sürdüreceklerini söyledi.
Sungurlu ilçesi Demirşeyh köyü mevkisinde geçen yıl 1 Ağustos’ta yol kenarındaki çalılık alanda bir kadının hareketsiz yattığını görenler, durumu jandarma ve sağlık ekiplerine bildirdi. Olay yerine gelen sağlık ekipleri, başından ve göğsünden silahla vurulan Gülten Ataklı’nın hayatını kaybettiğini belirledi.
‘CİNAYETİ POLİS OLAN EŞİNİN İŞLEDİĞİ ORTAYA ÇIKTI’
Jandarma ekiplerinin araştırması sonucunda, cinayeti boşanma aşamasında olduğu polis eşi Mürsel Ataklı’nın işlediği tespit edildi. Samsun İl Emniyet Müdürlüğü’nde görev yapan Ataklı, Samsun’un Havza ilçesinde yakalanarak, gözaltına alındı. İşlemlerinin ardından çıkarıldığı hakimlikçe tutuklandı.
Sungurlu Ağır Ceza Mahkemesi’nde ‘eşi kasten öldürme’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istemiyle yargılanan Mürsel Ataklı için karar çıktı. Önceki gün görülen karar duruşmasına tutuklu sanık, cezaevinden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla katılırken, tarafların avukatları ve Gülten Ataklı’nın yakınları duruşma salonunda hazır bulundu. Mahkeme heyeti, sanığı 24 yıl hapis cezasına çarptırdı. 11 yaşındaki oğlunun velayeti ise kocasının ailesine verildi. Mahkemenin verdiği karara tepki Gülten Ataklı’nın kardeşleri bu kararı asla kabul etmediklerini söyleyerek tepkilerini dile getirdi.
‘NE OLDUYSA SON DAKİKADA OLDU’
Öldürülen Gülten Ataklı’nın kız kardeşi Sultan Kızılkoca, “Kararda bugüne kadar hep ağırlaştırılmış müebbet hapis beklerken, ne olduysa son dakika oldu. Anlayamadığımız bir şekilde katile çok büyük bir indirim uygulandı. Ben bu indirimi polis olduğu için uygulandığını düşünmekteyim. Biz bunlara hep sessiz kaldık, nedeni ise kardeşim zaten masumdu. Zaten mahkeme bunu da kabul etmişti. Öldürülen kardeşime çok iftira attılar. Verilen kararda olay yerinde olayı kim başlattığını bilmediğimiz için indirim uygulandığı söylendi. Böyle bir kararı asla kabul etmiyoruz, o zaman herkes karısını öldürsün ve 10 yıl yatsın çıksın. Ben de, ailemde bu kararı asla kabul etmiyoruz” dedi.
‘SONUNA KADAR ADALET ARAYIŞIMIZ SÜRECEK’
Ablası Canan Kızılkoca ise, “10 aydır süren adalet arayışımız, karara bağlandı. Hakimin Mürsel Ataklı’ya verdiği bu cezayı kabul etmiyoruz. Biz ibretlik bir ceza beklerken, hakim gerekçesiz bir indirim uyguladı. Hiç bir pişmanlık ya da iyi hal göstermemiş katile indirim uygulandı. Verilen bu kararı asla kabul edemeyiz, yetkililere buradan seslenmek istiyorum. Kız kardeşimiz için öldürülen tüm kadınlar için sonuna kadar adalet arayışımız sürecek” ifadelerini kullandı.
‘CANIMIZ YANIYOR BİZ ADALET ARIYORUZ’
Gülten Ataklı’nın kardeşi Hasan Hüseyin Kızılkoca da zor bir süreçten geçtiklerini belirterek, “Bu yaşadıklarımız kolay bir süreç değil. Ailecek çok zor bir süreç yaşıyoruz. Verilen karar bizi çok üzdü. Bir insanın canı bu kadar ucuz olmamalı, hafif bir ceza verilmemelidir. Bu konuda Türkiye’de canı yanmış kadın ailesi var. Artık yasalarda bu tür olaylarda tatmin edici kararların verilmesini bekliyoruz. Bunun içinde biz sonuna kadar mücadelemizi sürdüreceğiz, son 10 yılda öldürülen kadınların dramatik hikayelerini tüm Türkiye biliyor. Bunun için bir adım atılmalıdır. Kardeşimi öldüren cani boşanma sürecinde ve uzaklaştırma kararı varken, bu cinayeti işledi” diye konuştu.
]]>ANKARA’da avukat Meltem T., doktor kardeşi Y.T. ile trafikte seyir halindeyken, kendisini tehlikeye düşürdüğünü iddia ederek, aracının önünü kesen hasta bulunmayan özel hastaneye ait ambulansın şoförü Süleyman A. tarafından darbedildiği iddiasıyla savcılığa şikayette bulundu. Savcılık, soruşturma başlatırken, ambulans şoförünün trafikte Meltem T.’nin otomobilinin önünü kesmesi, üzerine yürümesi ve yaşanan arbedeye ilişkin kamera görüntüleri dosyaya girdi.
Olay, 28 Mart’ta Çankaya ilçesinde meydana geldi. Özel hastaneye ait hasta bulunmayan ambulansın şoförü Süleyman A., trafikte kendisini tehlikeye düşürdüğünü iddia ettiği avukat Meltem T.’nin kullandığı otomobilin önünü kesti. Süleyman A., sürücü Meltem T. ile yanında bulunan doktor kardeşi Y.T.’ye tepki gösterdi, tartışma çıktı. Arkadan gelen başka bir özel ambulansın şoförü de tartışmaya dahil oldu ve arbede çıktı. Çevredekilerin sakinleştirdiği Süleyman A., daha sonra ambulansla yola devam etti. Ambulans şoförünün otomobilin önünü kesmesi, yaşanan arbede ve tartışma cep telefonu kamerası ile görüntülendi, yol kenarındaki bir iş yerinin güvenlik kamerasına yansıdı.
KAMERA GÖRÜNTÜLERİYLE ŞİKAYET ETTİ
Avukat Meltem T., doktor kardeşi ile birlikte, kamera görüntüleri ve basit tıbbi müdahale ile giderilecek şekilde yaralandığına dair doktor raporu ile savcılığa şikayette bulundu. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, ambulans şoförü Süleyman A., yanındaki sağlık görevlisi E.İ. ve arkadan gelen ambulansın şoförü A.K.G. hakkında ‘darp’, ‘tehdit’, ‘hakaret’ ve ‘mala zarar verme’ suçlarından soruşturma başlattı.
Soruşturma kapsamında ifade veren Meltem T., trafikte seyir halindeyken ambulansın hızla aracının önünü kestiğini belirterek, “Süleyman A. inip aracımın camına anahtarla vurup, küfür etti. Şahıs kardeşimi arabadan indirmeye çalıştı. Ben de o esnada ambulans şoförüne ‘Kusura bakmayın, acemiyim. O yüzden yavaş sürüyorum’ dedim. Kardeşim camı indirerek, ‘Yavaş sürün kaza yaptıracaktınız bize’ demesi üzerine Süleyman A. camdan elini sokarak kardeşimin boğazını sıktı. Kardeşim arabadan inince de aynı şahıs elindeki anahtarla kardeşime yumruk attı. Ben araya girerek kavgayı ayırmaya çalıştım. Ardından yoldan geçen sürücüler ve çevredeki vatandaşlar gelerek kavgayı ayırdı” dedi.
‘KAZA TEHLİKESİ ATLATTIK’
Gözaltına alınıp serbest bırakılan Süleyman A. ise ifadesinde, “Orta şeritte sirenim kapalı, tepe lambalarım açık şekilde seyir halindeydim. Önüme bir araba seri şekilde geçti. Ben de çarpmamak için keskin bir manevrada bulundum, kaza tehlikesi atlattık. Ardından araca çarptığımı düşünerek yolun ortasında durdum. Aracıma baktığımda çarpmadıklarını gördüm. Araca doğru ‘ne yapıyorsunuz’ dedim. Araçta bulunan erkek şahıs bir şeyler söylüyordu, duymadım. Etrafta bulunan vatandaşların yardımıyla tartışma noktalandı” dedi.
‘YUMRUK ATIYOR, BOĞAZINI SIKIYOR’
Meltem T.’nin avukatı Gizem Koç, müvekkilinin Etlik Şehir Hastanesi’nden nöbetten çıkan doktor kardeşini alıp eve dönerken ambulans şoförü tarafından trafikte sıkıştırıldığını iddia ederek, “Sonrasında ambulans şoförü önünü kesiyor. Müvekkilimize ve kardeşine karşı hakaretlerde bulunuyor. Aracın camını anahtarla yumruklamaya başlıyor ve sonrasında doktor olan müvekkilimize karşı boğazını sıkıyor. Arabadan çıkartıp hakaret ve tehditlerine devam ediyor. Bunu yapan kişinin ambulans şoförü olması zaten daha da hazin bir duruma getiriyor. Yani bir ambulans şoförü nöbetten çıkmış bir doktora karşı bunları uyguluyor. Bununla da kalmıyor, meslektaşımız kadın, ona karşı da ambulans şoförünün eylemleri mevcut. Darbediyor, hakaret ediyor, tehdit ediyor. Daha sonrasında ambulansta görevli ATT olan hanımefendi iniyor, kendisi de aynı şekilde müvekkilimize karşı darp ve hakaret eylemlerine devam ediyor. Sonrasında bir ambulans daha duruyor. Bu ambulans şoförü de iniyor, olaya karışıyor. O da aynı şekilde doktor olan müvekkilimize karşı darp eylemlerinde bulunuyor” dedi.
Gizem Koç, olaya karışan kişiler hakkında bakanlığa da şikayette bulunduklarını ve soruşturmayı takip edeceklerini söyledi.
Haber-Kamera: Eda KOÇ- Emirhan YÜZÜGÜLDÜ/ANKARA,
]]>ANKARA’da avukat Meltem T., doktor kardeşi Y.T. ile trafikte seyir halindeyken, kendisini tehlikeye düşürdüğünü iddia ederek, aracının önünü kesen hasta bulunmayan özel hastaneye ait ambulansın şoförü Süleyman A. tarafından darbedildiği iddiasıyla savcılığa şikayette bulundu. Savcılık, soruşturma başlatırken, ambulans şoförünün trafikte Meltem T.’nin otomobilinin önünü kesmesi, üzerine yürümesi ve yaşanan arbedeye ilişkin kamera görüntüleri dosyaya girdi.
Olay, 28 Mart’ta Çankaya ilçesinde meydana geldi. Özel hastaneye ait hasta bulunmayan ambulansın şoförü Süleyman A., trafikte kendisini tehlikeye düşürdüğünü iddia ettiği avukat Meltem T.’nin kullandığı otomobilin önünü kesti. Süleyman A., sürücü Meltem T. ile yanında bulunan doktor kardeşi Y.T.’ye tepki gösterdi, tartışma çıktı. Arkadan gelen başka bir özel ambulansın şoförü de tartışmaya dahil oldu ve arbede çıktı. Çevredekilerin sakinleştirdiği Süleyman A., daha sonra ambulansla yola devam etti. Ambulans şoförünün otomobilin önünü kesmesi, yaşanan arbede ve tartışma cep telefonu kamerası ile görüntülendi, yol kenarındaki bir iş yerinin güvenlik kamerasına yansıdı.
KAMERA GÖRÜNTÜLERİYLE ŞİKAYET ETTİ
Avukat Meltem T., doktor kardeşi ile birlikte, kamera görüntüleri ve basit tıbbi müdahale ile giderilecek şekilde yaralandığına dair doktor raporu ile savcılığa şikayette bulundu. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, ambulans şoförü Süleyman A., yanındaki sağlık görevlisi E.İ. ve arkadan gelen ambulansın şoförü A.K.G. hakkında ‘darp’, ‘tehdit’, ‘hakaret’ ve ‘mala zarar verme’ suçlarından soruşturma başlattı.
Soruşturma kapsamında ifade veren Meltem T., trafikte seyir halindeyken ambulansın hızla aracının önünü kestiğini belirterek, “Süleyman A. inip aracımın camına anahtarla vurup, küfür etti. Şahıs kardeşimi arabadan indirmeye çalıştı. Ben de o esnada ambulans şoförüne ‘Kusura bakmayın, acemiyim. O yüzden yavaş sürüyorum’ dedim. Kardeşim camı indirerek, ‘Yavaş sürün kaza yaptıracaktınız bize’ demesi üzerine Süleyman A. camdan elini sokarak kardeşimin boğazını sıktı. Kardeşim arabadan inince de aynı şahıs elindeki anahtarla kardeşime yumruk attı. Ben araya girerek kavgayı ayırmaya çalıştım. Ardından yoldan geçen sürücüler ve çevredeki vatandaşlar gelerek kavgayı ayırdı” dedi.
‘KAZA TEHLİKESİ ATLATTIK’
Gözaltına alınıp serbest bırakılan Süleyman A. ise ifadesinde, “Orta şeritte sirenim kapalı, tepe lambalarım açık şekilde seyir halindeydim. Önüme bir araba seri şekilde geçti. Ben de çarpmamak için keskin bir manevrada bulundum, kaza tehlikesi atlattık. Ardından araca çarptığımı düşünerek yolun ortasında durdum. Aracıma baktığımda çarpmadıklarını gördüm. Araca doğru ‘ne yapıyorsunuz’ dedim. Araçta bulunan erkek şahıs bir şeyler söylüyordu, duymadım. Etrafta bulunan vatandaşların yardımıyla tartışma noktalandı” dedi.
‘YUMRUK ATIYOR, BOĞAZINI SIKIYOR’
Meltem T.’nin avukatı Gizem Koç, müvekkilinin Etlik Şehir Hastanesi’nden nöbetten çıkan doktor kardeşini alıp eve dönerken ambulans şoförü tarafından trafikte sıkıştırıldığını iddia ederek, “Sonrasında ambulans şoförü önünü kesiyor. Müvekkilimize ve kardeşine karşı hakaretlerde bulunuyor. Aracın camını anahtarla yumruklamaya başlıyor ve sonrasında doktor olan müvekkilimize karşı boğazını sıkıyor. Arabadan çıkartıp hakaret ve tehditlerine devam ediyor. Bunu yapan kişinin ambulans şoförü olması zaten daha da hazin bir duruma getiriyor. Yani bir ambulans şoförü nöbetten çıkmış bir doktora karşı bunları uyguluyor. Bununla da kalmıyor, meslektaşımız kadın, ona karşı da ambulans şoförünün eylemleri mevcut. Darbediyor, hakaret ediyor, tehdit ediyor. Daha sonrasında ambulansta görevli ATT olan hanımefendi iniyor, kendisi de aynı şekilde müvekkilimize karşı darp ve hakaret eylemlerine devam ediyor. Sonrasında bir ambulans daha duruyor. Bu ambulans şoförü de iniyor, olaya karışıyor. O da aynı şekilde doktor olan müvekkilimize karşı darp eylemlerinde bulunuyor” dedi.
Gizem Koç, olaya karışan kişiler hakkında bakanlığa da şikayette bulunduklarını ve soruşturmayı takip edeceklerini söyledi.
]]>Olay, geçen perşembe, saat 23.30 sıralarında, Ereğli ilçesi Şinasi Mahallesi 90714’üncü Sokak’taki müstakil evde meydana geldi. İddiaya göre, ev kadını Ebru Barık, yaklaşık 1 ay önce eşinin kendisini darbettiği ve üzerine kuma getirmek istediği için 3 çocuğunu yanına alıp evi terk etti. Barık, Ereğli’ye yerleşirken, erkek kardeşi E.B., dini nikahla birlikte yaşadığı Y.Ş. ile ablasının evine gelidi. E.B. Barık’ı, Y.Ş. de 2 kızını darbetti. Sesleri duyup eve gelen Barık’ın ev sahibinin araya girmesiyle E.B. ve Y.Ş. kaçtı. İhbarla adrese sevk edilen ambulansla, Ereğli Devlet Hastanesi’ne kaldırılan Barık ve kızları E.B. (8) ile E.B. (7) tedaviye alındı. Barık, kardeşi ve Y.Ş.’den şikayetçi oldu.
‘MEYVE BIÇAĞINI BOĞAZIMA DAYADI’
Tedavileri tamamlanan Ebru Barık ve 3 çocuğu taburcu edildi. Barık, polise verdiği ifadesinde, “Evimde çocuklarımla olduğum sırada, kapı çaldı ve kızım E.B.’nin kapıyı açması üzerine E.B. ve Y.Ş. eve girdi. E.B. yattığım odaya gelerek bana saldırdı ve beni yumruklamaya başladı, elinde getirdiği ağaç dalı ile sırtıma ve vücuduma vurmaya başladı. Benim boğazımı sıktı, cebinden çıkarttığı meyve bıçağını boğazıma dayadı, bıçak boğazımı tahriş etti. O sırada Y.Ş. ise çocuklarımı eliyle vurarak darbetti. Ben ellerinden kurtulamaya çalıştım ancak kurtulamadım. Bizim çığlıklarımızı duyan ev sahibim yardım etmek için eve geldi. Beni E.B.’nin elinden aldı. E.B. ve Y.Ş. de bunun üzerine olay yerinden ayrıldı. Beni darbettiği sopa ise olay anında bana vurmasıyla üzerimde parçalandı” diye konuştu.
DHA muhabirine yaşadıklarını anlatan Ebru Barık, “Çocuk yaşta evlendim. Bir rahatsızlığım vardı, bu yüzden 7 yıl çocuğum olmadı. Bu süreçte çocuğum olmuyor, diye benim kuzenimi üzerime kuma getirdi. Ben de evi terk ettim ve 23 yaşına kadar tedavi oldum. Tedavimin ardından eşim pişman oldu, kuzenimi terk ederek bana geri döndü. O yıl da en büyük çocuğum E.B.’ye hamile kaldım. Sonra resmi nikahımı kıydık, dini nikahla yaşıyorduk. Bu süreçte yine benim üzerime kuma getirmeye çalıştı, ben de bunu istemedim ve bu yüzünden beni devamlı darbetti. Eşimden şikayetçi oldum ve uzaklaştırma kararı alarak ailemin yanına gittim. ‘Bize laf getirdin’ diye ailem de beni darbediyordu. Sonra eşimin yanına döndüm ve eşim beni tekrar aldatmaya yeltendiği için en sonunda da evi terk ettim ve geri dönmedim. 25 gün önce çocuklarım ve ben Ereğli’de kendi tuttuğum evde yaşamaya başladık. Geçimimi sağlamak için ev temizliği yapıyorum, tarlada çalışıyorum” dedi.
‘KOCAN SENİ İSTEMİYOR, ÖLDÜRMEMİ İSTİYOR’
Kendisini döven erkek kardeşinin daha sonra arayıp özür dilediğini ifade eden Barık, “Eşim beni özel numaradan aradı, numarasını her yerden engellemiştim. Beni geri istediğini söylemişti. Ben de “Seni istemiyorum çünkü kuzenlerimi kuma getirdin” dedim ve telefonu suratına kapattım. Bu konuşmadan 2 gün sonra kardeşim evime geldi ve beni darbetti. Beni döverken de ‘Kocan, seni artık istemiyor, bana seni öldürmemi söyledi’ gibi laflar etti. Telefonumu da alarak gitti. Ertesi gün ise cep telefonumu akrabamıza bırakmış oradan aldım. Bir süre sonra da beni kardeşim aradı ve bana ‘Senin kocanın gazına geldim, öyle yaptım, pişmanım beni şikayet etme’ dedi. Benim öz kardeşim benim evime zorla girip sopayla öldüresiye dövdü, bıçağı boğazıma dayadı. Y.Ş., çocuklarımı sopayla dövdü, şikayetimden vazgeçmeyeceğim” diye konuştu.
]]>50 yıl önce memleketleri Ardahan’dan göç edip İstanbul Çekmeköy, Sultançiftliği Mahallesi’nde oturmaya başlayan Hülya ve İzzet Sarıkaya çifti kendilerine yeni bir hayat kurdular. Mutlu evliliklerinden Semih ve Tolga adını verdikleri iki erkek çocukları oldu. Tanısı konulmamış bir hastalık nedeniyle Tolga henüz 15 yaşındayken felç geçirdi. Yürüme ve konuşma yetisini büyük ölçüde yitirdi. Sarıkaya çifti, oğullarının hastalığıyla ilgili çalmadık kapı, gitmedik hastane bırakmadı ancak sonuç alamadı.
DAVUL ZURNAYLA ASKERE GİTTİ, ANCAK…
Kardeşinin ani hastalığı Semih’te de büyük üzüntü yarattı. Mahallede akrabaları, komşuları onu davul zurnayla 2008 yılında askere gönderdi. Semih acemi birliği için Sivas’a ardından da usta birliği için Trabzon’a gitti. Askerliğinin beşinci ayında Semih’ten acı haber geldi. O da kardeşi gibi aniden hastalandı. Önce tedavi için GATA’ya yatırıldı. Bir süre sonra GATA’dan taburcu edilen Semih’i de doktor doktor dolaştıran Sarıkaya çifti, onun için de bir çözüm bulamadı.
“SEMİH’İN MÜCADELESİ HEPİMİZE DERS OLMALI”
Çekmeköy Sultançiftliği Mahallesi’nde yaşayan Sarıkaya Ailesi’ni ziyaret eden Belediye Başkanı Orhan Çerkez’in Semih ve Tolga’yla buluşmasına, mahalle muhtarı Engin Çelik de katıldı. Sarıkaya ailesinin bugüne kadar her türlü ihtiyacıyla ilgilenen Muhtar Çelik, “Mahallemizde 26 tane dezavantajlı evladımız var. Hem İBB yetkilileri hem de yeni dönemde Çekmeköy Belediye Başkanımız yakından ilgileniyor” dedi.
Semih’in verdiği mücadelenin, yaptığı güzelliklerin herkese ders olması gerektiğini söyleyen Başkan Çerkez, şöyle devam etti:
“Haftanın dört günü buradan kalkıp, Üsküdar’a gitmek büyük bir çaba. Belediye otobüsüyle gidip, akşam 22.00 sularında tekrar eve dönen Semih, akülü arabayla mendil satıyor. Bu halde verdiği mücadele, yaşama azmi ve isteği takdirle karşılanmalı.
“İNSANLIK DERSİ, İYİLİK MELEĞİ”
Bu azim ve gayret hepimiz için rehber olmalı. Tanısı konulamayan hastalığa yakalanan iki kardeşi hayata bağlayan en önemli şey ise anne ve babasının gayreti. Bu gayret çok kıymetli. Semih, koyu bir Fenerbahçe taraftarı. Kendisi kongre üyesi olmak istiyor. İlk fırsatta onu Fenerbahçe kongre üyesi yapacağım. Önümüzdeki sezon da birlikte maç izlemeye gideceğiz. O verdiği mücadeleyle hepimize insanlık dersi veren bir iyilik meleği. Altın kalpli. Zaman zaman mendil satarak kazandığı parayla sokak havanlarına mama, mahallede ihtiyacı olan ailelere de destek oluyor…”
SEMİH ÜSKÜDAR ESNAFININ DA KAHRAMANI
]]>
50 yıl önce memleketleri Ardahan’dan göç edip İstanbul Çekmeköy, Sultançiftliği Mahallesi’nde oturmaya başlayan Hülya ve İzzet Sarıkaya çifti kendilerine yeni bir hayat kurdu. Mutlu evliliklerinden Semih ve Tolga adını verdikleri iki erkek çocuğu oldu. Tanısı konulamamış bir hastalık nedeniyle Tolga henüz 15 yaşındayken felç geçirerek yürüme ve konuşma yetisini büyük ölçüde yitirdi. Sarıkaya çifti, oğullarının hastalığıyla ilgili çalmadık kapı, gitmediği hastane kalmadı ancak Tolga’nın hastalığına bir çare bulamadılar.
Davul zurnayla askere gitmişti ancak kardeşi gibi aniden hastalandı
Kardeşinin ani hastalığı Semih’e de büyük üzüntü yaşattı. Mahallede akrabaları, komşuları onu davul zurnayla 2008 yılında askere gönderdi. Semih acemi birliği için Sivas’a ardından usta birliği için Trabzon’a gitti. Askerliğinin beşinci ayında Semih’ten de acı haber geldi. O da kardeşi gibi aniden hastalığa yakalandı. Önce GATA’ya tedavi için yatırıldı. Bir süre GATA’da yatan Semih taburcu edildi. Sarıkaya çifti Semih’i de doktor doktor dalaştırdı, ona da bir çözüm bulamadılar.
“Semih’in mücadelesi hepimize ders olsun”
Çekmeköy Sultançiftliği Mahallesi’nde yaşayan Sarıkaya ailesini ziyaret eden Belediye Başkanı Orhan Çerkez’in Semih ve Tolga’yla buluşmasında mahalle muhtarı Engin Çelik de yer aldı. Sarıkaya ailesinin bu güne kadar her türlü ihtiyacıyla ilgilenen muhtar Çelik, “Mahallemizde 26 tane dezavantajlı evladımız var. Hem İBB yetkilileri hem de yeni dönemde Çekmeköy Belediye Başkanımız yakından ilgileniyor” dedi.
Semih’in verdiği mücadelenin, yaptığı güzelliklerin herkese ders olması gerektiğini ifaden eden Başkan Çerkez ise, “Haftanın dört günü buradan kalkıp, Üsküdar’a gitmek büyük bir çaba. Belediye otobüsüyle gidip, akşam 22.00 sularında tekrar eve dönen Semih, akülü arabayla mendil satıyor. Bu halde verdiği mücadele, yaşama azmi ve isteği takdirle karşılanmalı” diye konuştu.
Semih’in engelli kardeşi ve okuyan öğrenci kardeşleri için verdiği mücadelenin büyük bir insanlık dersi olduğuna dikkat çeken Çerkez, “Bu azim ve gayret hepimiz için rehber olmalı. Tanısı konulamayan hastalığa yakalanan iki kardeşi hayata bağlayan en önemli şey ise anne ve babasının gayreti. Bu gayret çok kıymetli. Semih, koyu bir Fenerbahçe taraftarı. Kendisi kongre üyesi olmak istiyor. İlk fırsatta onu Fenerbahçe kongre üyesi yapacağım. Önümüzdeki sezon da birlikte maç izlemeye gideceğiz. O verdiği mücadeleyle hepimize insanlık dersi veren bir iyilik meleği. Altın kalpli. Zaman zaman mendil satarak kazandığı parayla sokak havanlarına mama, mahallede ihtiyacı olan ailelere de destek oluyor” dedi.
Semih Üsküdar esnafının da kahramanı
Satış yaptığı Üsküdar’da bölge esnafının da kahramanı olan Semih Sarıkaya, yaptıklarını önce anlatmak istemese de Başkan Çerkez ısrar edince, “Başkanım çok önemli değil. Benim tek isteğim kardeşimin sigortasını ödeyip, onu malulen emekli etmek. Bir diğer isteğim de gücüm yettiğince çalışıp, öğrencilere burs vermek. Ben bölüştükçe, paylaştıkça mutlu oluyorum. Sokak hayvanlarına bakıyorum. Hayatı ve yaşamayı çok seviyorum” diye konuştu.
“Tek isteğim Fenerbahçe’nin şampiyonluğu”
Başkan Çerkez’in, “Bizden başka ne istiyorsun Semih” diye sorması üzerine Semih, “Tek isteğim Fenerbahçe’nin şampiyonluğu. Aziz Yıldırım başkan olursa, birlikte maç izlemek benim için paha biçilmez bir an olacak” şeklinde konuştu. Haziran ayında kongrede tekrar aday olduğunu açıklayan Aziz Yıldırım ile görüntülü de konuşan Semih, “Bugünün kazananı benim” diyerek mutluluğunu ifade etti.
Akülü sandalye ve koltuk değnekleri verildi
Sarıkaya ailesinin taleplerini de dinleyen Başkan Çerkez, kardeşlerden gelen elektrikli tekerlekli sandalye, kol değnekleri, fizik tedavi, engelsiz yaşam aracıyla ulaşım ve evlerinin bahçesine kamelya isteğini de gerçekleştireceklerini belirtti. – İSTANBUL
]]>Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi Başhekimi Onur Koyuncu ile Hatay Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi Başhekimi Mahmut Koyuncu’nun anne ve babasının oturduğu bina, Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat’taki depremlerde yıkıldı.
Kardeşlerden Mahmut Koyuncu anne ve babasının bulunduğu Cebrail Mahallesi’ndeki enkazın başına, Onur Koyuncu ise başhekimliğini yaptığı üniversite hastanesine gitti.
Enkazdan çıkarılan yaralılara müdahale ederek onlara hayatta tutmaya çalışan Koyuncu, fırsat bulduğu zamanlarda da enkaz başına giderek gelecek haberi bekledi.
Depremden birkaç gün sonra anne ve babalarının cansız bedeni enkazdan çıkarılan Koyuncu kardeşler, acılarını yüreklerine gömerek kendileriyle aynı kaderi yaşayan hemşehrilerinin yardımına koştu.
Depremin ilk anından bu yana binlerce hastaya hizmet veren Koyuncu kardeşler, sağlıklarına kavuşmalarını sağlayarak teselli buluyor.
“Hatay Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi deprem öncesi hizmet standartlarına ulaştı”
Mahmut Koyuncu, AA muhabirine, depremde oturdukları 13 katlı binanın ağır hasar gördüğünü söyledi.
Ailesi ve aynı binada oturan kardeşiyle apartmandan çıktıklarını anlatan Koyuncu, anne ve babasının defin işlemlerinin ardından görevi başına döndüğünü belirterek, “Çevre illerden gelen ve içinde diş üniteleri olan otobüslerde, çadır kentlerde ve konteyner kentlerde hizmet verdik. Sonrasında sağlık merkezlerimizin enkazından kurtardığımız malzemelerle hizmet vermeye devam ettik. Deprem öncesi hangi hizmetler veriliyorsa şu anda da aynı hizmetleri veriyoruz.” diye konuştu.
Günlük 700’ün üzerinde hastaya baktıklarını aktaran Koyuncu, sayının deprem öncesi verilere yakın olduğunu kaydetti.
Kardeşi Onur Koyuncu’nun hastaneden neredeyse hiç ayrılmadığını dile getiren Koyuncu, “Depremde kardeşim hastaneye, ben de anne ve babamın bulunduğu binanın enkazına gittim. Enkazda beklerken birkaç gün geçti ve ben kardeşime sitem ettim. ‘Sen orada hastanedesin ama burada da annem ve babam enkazda’ dedim. Kardeşim ise ‘abi buradaki durumu bilmiyorsun, burayı bırakamıyorum’ demişti. Anne ve babamın cansız bedenini çıkardıktan sonra hastaneye gittim. Kardeşimin ne demek istediğini daha iyi anladım. İnsanlar yerde doğum yapıyordu, sedyelerin üzerinden yıkılan hastanelerden getirilen çocuklar vardı. Kardeşim haklıydı ve orayı bırakamadı.” ifadelerini kullandı.
Kendisinin de önce gezici diş otobüsü ve sonrasında da konteyner diş sağlığı merkezinde depremzedelere hizmet verdiğini bildiren Koyuncu, abi-kardeş insanların yaralarına merhem olmaya çalıştıklarını söyledi.
“Acılarımızı içimize gömerek hizmet verdik”
Başhekim Onur Koyuncu da depremin ilk anından itibaren insanlara hizmet verdiğini anlattı.
Her Hataylı gibi kendisinin de depremzede olduğunu belirten Koyunca, “Bizi bu memleket yetiştirdi biz de acılarımızı içimize gömerek hizmetimize devam ettik. Şu da bir gerçekti biz gidersek kim yapacaktı? O yüzden şehrimizi terk etmedik, terk etmeyi de düşünmedik. Elimizden geleni de yapmaya çalıştık.” dedi.
Koyuncu, depreme her zaman hazırlıklı olunması gerektiğinin altını çizerek, deprem sonrası yardımlarını esirgemeyen herkese teşekkür etti.
]]>ÜSKÜDAR’da iddiaya göre ev sahibi, kiracısı Gülay Alpagut’tan kirayı artırmasını istedi, daha sonra da 2023 yılına ait kiraları ödemediğini öne sürerek tahliye davası açtı. Ev sahibi, kiraları elden ödediğini söyleyen Gülay Alpagut’un evine giderek kardeşi Tülay Alpagut’a saldırdı. Polis merkezine gittikten sonra tahliye davası açıldığını öğrenen Alpagut, 2023 yılında elden verdiği kiraları ev sahibinin banka hesabına bir kez daha yatırmak zorunda kaldığını söyledi. Alpagut’un kardeşinin saldırıya uğradığı anlar, cep telefonu kamerasıyla kaydedildi.
Üsküdar Ahmediye Mahallesi’nde 2021 yılından bu yana kirada oturan Gülay Alpagut, iddiaya göre ev sahibinin kira artışı talebine itiraz etti. Bu itirazdan kısa süre sonra ise ev sahibinin eşi kapıya gelerek evi tahliye etmelerini istedi. Ev sahibi bir süre sonra da Gülay Alpagut’un 2023 yılında elden verdiğini söyleyediği kiraları ödemediğini öne sürerek tahliye davası açtı. Alpagut ise bu davayı, ara bulucu olarak ev sahibine gönderdiği Tülay Alpagut’un saldırıya uğramasından sonra polis merkezinde öğrendi.
ARA BULUCU OLARAK GİTTİ, SALDIRIYA UĞRADI
Kiracı Gülay Alpagut, 27 Ekim tarihinde ev sahibi ile uzlaşmak için kardeşi Tülay Alpagut’u gönderdi. Bir üst katta oturan ev sahibinin kapısını çalan Tülay Alpagut ise iddiaya göre ev sahibinin saldırısına uğradı. O sırada yanında bulunan yeğeni ise saldırı anını telefonuyla kayıt altına aldı. Darbedilen Tülay Alpagut, sağlık ekiplerince ambulansla hastaneye kaldırıldı. Alpagut, hastanedeki tedavisinin ardından ev sahibinden şikayetçi oldu.
Yaşanan kavgadan sonra polis merkezine giden kiracı Gülay Alpagut ise burada 2023 yılı kiralarını ödemediği gerekçesi ile hakkında dava açıldığını öğrendi. İcra ve tahliye davası karşısında şaşkına dönen Gülay Alpagut, daha önce elden ödediği kiraları ev sahibinin banka hesabına yatırarak bir kez daha ödediğini söyledi. Öte yandan ev sahibi, iddalara yanıt vermekten kaçındı.
“BİZ YASALARI TANIMIYORUZ GEREĞİNİ YAPARIZ, DİYEREK TEHDİT ETTİ”
Yaşananları anlatan Gülay Alpagut, “Bir süredir biz ev sahibiyle sorun yaşıyoruz. Kendisinin istediği kira artışını ben karşılayamayacağımı söylediğim takdirde, eşi beni tehdit etti. Yasaları kullanmaları gerektiklerini söyledim. Ben yasal hakkımı kullanıyorum. O da ‘Biz yasaları tanımıyoruz, gereğini yaparız’ dedi. ‘Tehdit mi ediyorsunuz?’ dedim. ‘Yapınca görürsünüz’ dedi bana. Sonra kız kardeşim geldi. Neden böyle yaptıklarına dair görüşmek istedi. Kız kardeşim ara bulucu olarak gitti. ve gittiğinde darbedildi. Kızım ve kız kardeşim oradaydı. Ben sesleri duyduğumda öldürüyorlar zannettim. KADES uygulamasıyla polisler geldi. Kız kardeşim feci şekilde kafatası ve boynundan darbe almıştı. Baygınlık geçirdi, hastaneye gitti. Biz de karakola yasal işlemleri yapmaya gittik” dedi.
“ÖDEDİĞİM KİRALARI YENİDEN TALEP EDİYOR”
Ev sahibinin haksız kazanç peşinde olduğunu ileri süren Gülay Alpagut, “Bize icra ve tahliye davası açmış. Tahliye davasının konusu da bizim kiralarımızı ödemediğimizle ilgili. 2023 yılında ödediğim kiraları tekrar benden talep ediyor. Bunu yapabilmesinin sebebi de bana İBAN numarası vermedi. O nedenle de ben üst kata çıkarak gelinine teslim ettim. Elimde delillerimin de olmasına rağmen maalesef ben geçtiğimiz cuma günü 2023 yılı kiralarımı 44 bin 800 lira olarak tekrar ödemesini gerçekleştirdim. Şunu anladım ben, haksız kazanç sağlıyor. Kendisi eski bir zabıta müdürü. Resmen ev sahibi terörü yaşıyorum. Eşi kapımın önünden geçerken sözlü şiddet uyguluyor hala. Kendi paramla şiddet görüyorum. Kimseyi kendiniz gibi düşünmeyin. İnsanların gerçekten de parasal bir durum araya girdiğinde ne kadar kötü olabileceklerini öğrendim. Asla güvenmesinler ve İBAN’larına yatırsınlar paralarını” şeklinde konuştu.
“HEM BAŞÖRTÜMÜ HEM DE KENDİ ELİNİ SİLAH OLARAK KULLANIP BAŞIMA VURDU”
Ev sahibinin hedefi olan Tülay Alpagut ise, “27 Ekim günü aslında olayla yakından ilişkim olmamasına rağmen iyi niyetimin kurbanı oldum. Ablam hep iyi insanlar olduğunu söylüyordu. Ben tanımıyorum ama insanları az çok tanıyabiliyorum. Böyle olunca gidelim görüşelim diyerek gittim. Yanıma 16 yaşında çocuğu aldım ve 1.55 boyunda ben vardım. Yani ne yapabiliriz? Ne kadar ev basabiliriz? Yukarı çıktığımızda Yaşar Bey ile görüşmek istediğimi söyledim. Ben cümleye başlamadan küfreder bir tarzla kapıyı yüzüme kapattı. Benim başörtümü silah olarak kullandı. Arkadan şalımı çekerek başımı açtı. Boğazıma indirerek beni nefessiz bıraktı. Ben hem kas hem de alerjik astım hastasıyım. Ebrar’a sadece polisi çağırmasını söyledim. Ondan sonra dizlerinin üzerine çökerek; sanırım zabıtalıktan dolayı o kadar çok deneyimli ki, elinin üzerini kullandı. Hem benim başörtümü hem de kendi elini silah olarak kullanarak başıma belki on kez vurdu. Ben göz ameliyatı olmuştum. Darp olayıyla birlikte ambulansla hastaneye kaldırıldım. Onlar her ne kadar adalet tanımasalar da, biz Türkiye Cumhuriyeti’nin adaletine ve yüce yaradanımın adaletine güveniyorum” ifadelerini kullandı.
]]>BURSA’da, kardeşi Suat Ekmekci’nin (25) kullandığı otomobili sıkıştırarak, kaza yapmasına neden olduğunu iddia ettiği aracın sürücüsü Enes Alptuğ Gültekin’i (29), 4 yerinden bıçaklayarak yaralayan Murat Ekmekci (28), 20 yıla kadar hapis istemiyle tutuklu yargılandığı davanın duruşmasında, “Olay yerini görünce şok oldum. Gözlerime inanamadım. Aynı yerde 3 yıl önce diğer kardeşim kaza yapıp ölmüştü. Suat’a da bir şey olacak diye çok korktum” dedi.
Olay, nisan ayında Karacabey ilçesinin kırsal Dağesemen Mahallesi’nde meydana geldi. 34 SF 507 plakalı otomobiliyle ilçe merkezine seyir halinde olan Enes Alptuğ Gültekin, iddiaya göre karşı yönden gelen Suat Ekmekci yönetimindeki otomobile yol vermeyip sıkıştırarak kaza yapmasına neden oldu. Araç hasar görürken, Suat Ekmekci, ailesini arayarak kaza yaptığını söyledi. Bunun üzerine Suat Ekmekci’nin babası, annesi ve kız kardeşi olay yerine gelip kazaya neden olmakla suçlanan Enes Alptuğ Gültekin’in kullandığı otomobili durdurdu. Taraflar arasında tartışma çıkarken, Suat Ekmekci’nin ağabeyi Murat Ekmekci de otomobiliyle olay yerine geldi. Tartışma kısa sürede kavgaya dönüştü, cebindeki bıçağı çıkartan Murat Ekmekci, Enes Alptu Gültekin’i bıçakladı. 3’ü göğsüne, 1’i de sırtına isabet eden 4 bıçak darbesiyle yaralanan Gültekin, kanlar içerisinde yere yığılırken, o anlar çevredeki güvenlik kamerasına yansıdı.
Gültekin, otomobilde bulunan 2 arkadaşı tarafından kaldırıldığı Karacabey Devlet Hastanesi’nde tedaviye alındı. Olayın ardından gözaltına alınan Murat Ekmekçi ise tutuklandı.
‘SUAT’A DA BİR ŞEY OLACAK DİYE ÇOK KORKTUM’
Soruşturmanın ardından hakkında, ‘kasten öldürmeye teşebbüs’ suçlamasıyla 20 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açılan Murat Ekmekci’nin yargılanmasına devam edildi. Bursa 8’inci Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmaya, tutuklu sanık Ekmekci ile taraf avukatları katıldı. Mahkemede ilk kez ifade veren Ekmekci, olay günü kardeşinin kendisini cep telefonu ile arayarak kaza yaptığını söylediğini belirterek, “Kardeşim Suat, korku ve panik içeren ses tonuyla beni arayıp, ‘Kaza yaptım’ dedi. Hemen söylediği yere gittim. Olay yerini görünce şok oldum. Gözlerime inanamadım. Aynı yerde 3 yıl önce diğer kardeşim kaza yapıp ölmüştü. Suat’a da bir şey olacak diye çok korktum. Burada, kazaya neden olan kişileri sitemkar şekilde uyarırken, Enes bana küfredip üzerime gelerek kafama yumruk attı. Ben de cebimdeki bıçağı çıkartıp havaya salladım. Sonrasını hatırlamıyorum. Ona isabet etmiş. Haberim yok” dedi.
AVUKATI SUÇ VASFININ DEĞİŞMESİNİ İSTEDİ
Sanık avukatı Alper Kahraman da müvekkilinin kendisini savunmak amacıyla bıçağını kullandığını, tahrik eden ilk hamlenin karşı taraftan geldiğini belirtti. Kamera görüntülerinin de savunmalarını destekler nitelikte olduğunu ve suçun vasfının değişmesi gerektiğini söyleyen Kahraman, “Dosya kapsamında bulunan tutanaklar ve görüntüler incelendiğinde, ilk haksız eylemin müşteki tarafça gerçekleştiği, müvekkilin kendisine ve ailesine yönelik haksız eylemi savuşturma amacıyla hareket ettiği ve kalabalık grubun saldırısını sonlandırmak için bıçak kullandığı sabittir. Kamera görüntülerinin yapılan dökümünde, müvekkilin karşı tarafın göğüs bölgesine herhangi bir darbe vurmadığı, yalnızca bacağına darbe vurduğu görülecektir. Müvekkilin öldürme gibi bir amacı yoktur. Suç vasfı yaralamadır. Meşru savunma ve haksız tahrik hükümleri uygulanmalıdır” diye konuştu.
Sanığın tutukluluk halinin devamına karar veren mahkeme heyeti, eksik evrakların tamamlanması için duruşmayı erteledi.
]]>