CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Sivas Milletvekili Ulaş Karasu yaptığı yazılı açıklamada, Sivas-İstanbul hattaki güvenlik sorunlarına bir kez daha dikkat çekti. Karasu, önlem alınması için Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’nı ve Meclis’i göreve davet ederek “6 yılda biteceği açıklanan, 15 yılda bitirilemeyen, ancak son genel seçim öncesinde şovla hizmete alınan Yüksek Hızlı Tren (YHT) Ankara-Sivas hattında gecikmeler yaşanıyor, vatandaşlar mağdur oluyor” dedi.
Karasu, Sivaslı vatandaşların beklediği YHT’nin, son genel seçim öncesinde 26 Nisan 2023 tarihinde hizmete alındığını ve seferleri başladığını, mayıs ayında da ilk İstanbul seferlerinin gerçekleştirildiğini hatırlattı. Hattın hizmete alınmasının üzerinden geçen 14 ayda, iki kez arızalandığını belirten Karasu, geçen yıl haziran ayında, hattın Yozgat yakınlarındaki kısmında yoğun yağışın ardından meydana gelen heyelan nedeniyle rayların çöktüğüne, yol kontrolü yapan kılavuz lokomotif raydan çıktığına dikkat çekti. Karasu, mayıs ayında da yine Yozgat’ın Yerköy ilçesi Sarayköy mevkiinde yoğun yağmurdan dolayı toprak kayması yaşandığını, hattın ulaşıma kapatıldığını, yolcuların otobüslerle taşınmak durumunda kaldığını vurguladı.
“Sorumluluk TCDD’nin üzerinden atılmaya çalışıldı”
Karasu, “Bu kazalarda can kaybı olmadı, ancak normal şartlarda 2 saat 35 dakika süren YHT seferlerinde, bu kez gecikmeler yaşanmaya başlandı. Yaklaşık 90 dakika süren gecikmeyle hızlı tren seferleri 4 saati de aşmaya başladı. Hattın tadilatta olduğu bildirilirken, TCDD taşımacılık vatandaşları bilgilendirmek adına bir whatsapp hattı kurdu. Bu hat üzerinden gecikmelerin neden kaynaklandığı sorusuna verilen bilgide, gecikmelerin sorumluluğu TCDD’nin üzerinden atılmaya çalışıldı” diye konuştu.
“İki Elim Yakanızda”
Hattaki zemin etütleri noktasında ve hattın bütünlüklü olarak bitirilmeden açılmasının felaketler doğurabileceği uyarısında bulunduğunu anımsatan Ulaş Karasu, hattın yapımının devam ettiği 2014 yılında 8 ayrı göçük meydana geldiğini hatırlattı. YHT işletmeciliğinde emniyet açısından olması gereken sinyalizasyon sisteminin bir üst devresi olan Avrupa Tren İşletim Sistemi (ETCS), bu projenin erken açılmasından dolayı hattın bir kesiminde henüz devreye girmediğine dair bulgular olduğunu belirten Karasu, ETCS sisteminin hat kesiminin belli kısmında olmamasının getirdiği risklerin TCDD Demiryolu Emniyeti ve Risk Yönetim Müdürlüğü’nün yazılarında da ifade edildiğini vurguladı.
Şartnameyi sağlamayan bazalt taşı kullanıldığı ve teknik şartnamenin değiştirildiğine yönelik bilgilerin de paylaştığını hatırlatan Karasu, hattın bütünlüklü olarak incelenmesi ve bu konuda Meclis’te verdiği önergelerin dikkate alınması gerektiğinin altını bir kez daha çizdi. Karasu, şöyle dedi:
“Yapılan açıklamalar, atılan adımlar gizli saklı yapılıyor. Bir whatsapp hattı kurmuşlar, sözüm ona sorumluğu üzerlerinden atacaklar. Bu mudur kurumsal yapı? Bu mudur bakanlığın ciddiyeti? Vatandaşlar mağdur, ama bakanlık da bakan da sessiz. Sorunun ne olduğunu, gidermek adına ne yaptıklarını ne yapacaklarını vatandaşa açıklayamıyorlar. Bunun adı suç psikolojisidir. Çıkın ‘Biz bu hattı erken açarak hata yaptık, düzeltmek için de şunları yapıyoruz’ deyin. Ama ses yok. Bu hattaki sorunları aksamaları dile getirdim, zemin etüdü konusunda defalarca uyarılarda bulundum. Biraz insan utanır. Son derece ciddiyetsiz bu tutumdan dolayı sorumluluğu olanları kınıyorum. Bir kez daha uyarıyorum, gelin hattın tamamını bir kez daha bilimin ışığında yeniden inceleyelim, alınacak önlemleri belirleyelim. Allah korusun, bir felaket yaşanması halinde iki elim yakanızda olacaktır, bilesiniz.”
]]>CHP Genel Başkan Yardımcısı Ulaş Karasu, Kamu Özel İş Birliği projeleri Meclis gündemine taşıdı. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu’nun yanıtlaması talebiyle soru önergesi veren Karasu, “2002 yılından, önergenin yanıtlandığı tarihe kadar olan dönemde bakanlığınızın Yap-İşlet-Devret (YİD) ya da Yap İşlet (Yİ) modeliyle gerçekleştirdiği yatırımlar nelerdir? Bu yatırımlardan otoyol, köprü, havaalanı ve tünellerin yapımını üstlenen özel firmalar tarafından bakanlığınıza bildirilen yapım maliyetinin tutarı nedir” diye sordu.
KÖİ modeliyle yapılan yatırımlarda şirketlere taahhüt edilen geçiş garantilerine ulaşılamamasının hazine büyük bir yük oluşturmaya devam ettiğini söyleyen Karasu, “DHMİ’nin yayınladığı 2023 yılı faaliyet raporu DHMİ tarafından gerçekleştirilen ve yolcu garantileri nedeniyle geçen yıl sonu itibarıyla, garanti altında gerçekleşmeler nedeniyle firmalara tam 199,7 milyon euro (yaklaşık 6 milyar 949 milyon TL) ödeme yapıldığını ortaya koydu. Raporda bu durum ‘Genel Müdürlüğümüzce gerçekleştirilen YİD Projelerinde verilen yolcu garantileri nedeniyle 2023 yıl sonu itibarıyla özel sektör tarafından kuruluşumuza 544,8 milyon euro ödeme gerçekleşmiş olup garanti altı gerçekleşmeler nedeniyle özel sektöre 199,7 Milyon Euro ödeme yapılmıştır’ ifadeleriyle yansıdı.” değerlendirmesini yaptı.
“BU KARADELİKLERİN BİR AN ÖNCE KAPATILMASI GEREKİYOR”
Karasu, kamuda tasarruf isteniyorsa önceliğin bu yatırımların kur garantili geçiş ücretlerine ve garantilerine verilmesine işaret etti. Döviz üzerinden araç, yolcu ve hasta garantisi verilen projelerin yükünün, her geçen gün ağırlaştığını vurgulayan Karasu, 2024 Bütçe verilerine göre 2024-2026 döneminde yıllık ortalama kurlarla; bakanlığın ve Karayolları Genel Müdürlüğü’nün döviz garantili projeler için yaklaşık 9 milyar dolar ödeme yapacağını belirtti.
Karasu, “Bütün vatandaşlarımızın geliri ve satın alma gücü düşerken, döviz üzerinden verilen garantilerin yükü ise artıyor. Esnaf işyerini siftahsız kapatırken, vatandaştan tasarruf istenirken döviz garantili projelerde geçilmeyen köprü, kullanılmayan yol, uçak inmeyen havaalanı için milyarlarca lira ödeniyor. Biz vatandaşlarımızın ihtiyaçlarına uygun, çevreye duyarlı ve bilimsel ölçütlerle yapılan hiçbir projeye karşı değiliz. Biz, döviz kuru üzerinden verilen garantilere karşıyız. O nedenle, döviz kuru üzerinden verilen garantilerin bir an önce TL’ye dönüştürmesi gerekiyor. Tasarruf edilmesi isteniyorsa Hazine’yi ipotek altına alan bu karadeliklerin bir an önce kapatılması gerekiyor. Kur garantili geçiş ücretlerin, döviz kuru üzerinden verilen garantileri bir an önce Türk Lirası’na dönüştürülmesi gerekiyor” diye konuştu.
“YAPIM MALİYETİNİN TUTARI NEDİR?”
Karasu, önergesinde şu sorularına yanıt verilmesini talep etti:
“2002 yılından, önergenin yanıtlandığı tarihe kadar olan dönemde bakanlığınızın Yap-İşlet-Devret (YİD) ya da Yap İşlet (Yİ) modeliyle gerçekleştirdiği yatırımlar nelerdir? Bu yatırımlardan otoyol, köprü, havaalanı ve tünellerin yapımını üstlenen özel firmalar tarafından bakanlığınıza bildirilen yapım maliyetinin tutarı nedir? Bu yatırımların havaalanı, otoyol, köprü ve tünellerin her biri ayrı ayrı gösterilmek üzere, söz konusu yatırımın hizmete girdiği tarih, sözleşmenin yürürlüğe girdiği tarih, işletim süresi ve araç geçiş/yolcu sayısına bağlı ödeme garantisi verilen projeler hangileridir?
Bu projelerin, sözleşmesinin başladığı tarihten önergenin yanıtlandığı tarihe kadar devletin işletmeci firmalara garanti verdiği araç geçiş/yolcu sayıları ne kadardır? Önergenin yanıtlandığı tarihe kadar gerçekleşen araç geçiş sayıları nedir?
Her bir yatırım ayrı ayrı gösterilmek üzere, yıllık araç geçiş/yolcu hedefi nedir? Bakanlığınızın 2002 yılından itibaren otoyol, köprü, tünel havaalanlarını işleten özel firmalara verdiği araç geçiş garanti/yolcu sayılarının gerçekleşme oranı yüzde kaç olmuştur?”
]]>Sivas’ın havuz köyünde dünyaya gelen 77 yaşındaki Zeki karasu isimli şair 13 yıldır huzurevinde kalıyor
SİVAS – Sivas’ın havuz köyünde dünyaya gelen 77 yaşındaki Zeki karasu isimli şair 13 yıldır huzurevinde kalıyor. Ev ortamını çok özlediğini belirten Karasu, akşam olunca dışarıdaki evlerin yanan ışıkları izlediğini söyledi.
Sivas Valiliği İhramcızade İsmail Hakkı Toprak Huzur Evi’nde kalan 77 yaşındaki ‘sabır baba’ mahlaslı Zeki Karasu, iki şiir kitabı yazdı. Üçüncü şiir kitabının yolda olduğunu söyledi. Karasu, “Çok çileler çektim. İyi günlerim de kötü günlerim de oldu. Çocukluğumu özlüyorum, gençliğimi özlüyorum, memurluğumu özlüyorum. Hepsini özlüyorum” dedi.
“Bura dört dörtlük hizmet veriyorlar ama evin yerini hiçbir şey tutmaz”
Akşam olunca dışarıdaki evlerin yanan ışıkları izlediğini ifade eden Zeki Karasu, “Üç kızım var. Biri profesör, biri avukat, biri de İstanbul’da özel bir bankada çalışıyor. Profesör olan kızım ziyaretime gelir. Hanımla ayrılmıştım daha sonra vefat etmiş. Tercihim huzurevi oldu, iyiyim burada. Yanan ışıklara gözüm düşüyor. Yanan ışıklara, akşamlara, apartmanlarda, evlerde yanan ışıklara gözüm düşüyor. Burası dört dörtlük ama gece kondu olsun evin olsun. Aile hayatın olsun, bunlar çok önemli. Ben eski ismi yol, su, elektrik YSE, sonradan köy hizmetleri oldu orada içme suları teknisyeniydim, oradan emekli oldum. Emekli olduktan sonra çocuklarım üniversitede okuyordu. Aldığım maaş yetişmiyordu. Ambar memurluğu yaptım.” dedi.
Üçüncü şiir kitabı yolda
Karasu, üçüncü şiir kitabının hazırlıklarının tamamlanmak üzere olduğunu ifade edip, “İki şiir kitabım var. Biri ‘Gün Akşam Oldu’ diye, biri de ‘Mum Işığı’ diye. Mum ışığını burada yazmıştım. Şimdilerde üçüncü kitap hazırlığındayım. Çok çileler çektim. İyi günlerim de oldu. Çok iyi günlerim de oldu. Yalnız yaşamaya başlayınca çileli günlerim oldu. O zamanlar aklıma sabır baba geldi. Sabretmek en güzeli. Yüce dinimizde de var sabır. Bu nedenle mahlasımı Sabır baba koydum.” şeklinde konuştu.
“Evin yerini hiç bir şey tutmaz”
Karasu, huzur evinde kendilerine dört dörtlük bakılsa da hiç bir şekilde bir ev sıcaklığının yerini tutmayacağının altını çizip şunları söyledi. ” 1947’de dünyaya geldim, Sivas’ın kangalında, Ağustos’unda. Dünkü gibi geliyor bana. 77 yıl sanki 27 gün gibi geliyor. Dünkü gibi geliyor, Özlüyorum. Çocukluğumu özlüyorum, gençliğimi özlüyorum, memurluğumu özlüyorum. Hepsini özlüyorsun. Çocuklarımı özlüyorum, ev hayatımı özlüyorum. Bura dört dörtlük hizmet veriyor ama evi hiçbir şey tutmaz. Zaman çok hızlı nankör. Geçmişe dönsem evlenmeyi çok iyi düşünürdüm. Memurluk hayatıma geri dönmek isterdim. Sivas’ın 1237 köyü var. Birçoğuna görevli gittim, teknisyenlik yapıyordum. Halk ile haşır neşir oldum. Anadolu halkı, köylüsü misafirdir. Bir hindisi olsa onu keser misafire yedirir. Oralara gittim, onlarla sohbet etmeyi severdim bunları tekrar yaşamak isterdim” şeklinde konuştu.”
]]>