Kamulaştırma – Haber 60 – Tokat Haber https://www.haber60.com.tr Tue, 09 Jul 2024 21:15:31 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 Pirinççi köyü halkı ile İSKİ arasında tahliye tartışması https://www.haber60.com.tr/pirincci-koyu-halki-ile-iski-arasinda-tahliye-tartismasi/ https://www.haber60.com.tr/pirincci-koyu-halki-ile-iski-arasinda-tahliye-tartismasi/#respond Tue, 09 Jul 2024 21:15:31 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=38190

Mehmet ALA/ EYÜPSULTAN’DA bulunan ve Alibeyköy Barajı’na yakın bir noktada yer alan Pirinççi köyünde, iddiaya göre 38 ev, İSKİ tarafından su kotasının artırılacağı belirtilerek, kamulaştırma gerekçesiyle tahliye edilmesi istendi. Köy halkı ise, Kemerburgaz Kent Ormanı ve içindeki yeni tesislerle birlikte, Mimar Sinan’ın eseri olan Mağlova Su Kemeri’nin de belirtilen seviyenin altında yer aldığını öne sürerek, tahliyeye karşı çıktı. Pirinççi’de yaşamın yaklaşık 470 yıldır sürdüğünü belirten, köyde hayvancılık ve süt ürünleri işletmesi sahibi Kenan Satıcı, “Bu kamulaştırmada yasal bir dayanak yok. Suyun kotasının kaldırılacağı bahanesi gösterilerek; yerlerimizi elimizden almaya çalışıyor İSKİ. Alibeyköy Barajı, tam dolulukla çalışıyor. Kent Ormanı 26.5 kot değerinde, biz 29 kottayız. Yani bununla insanların, yaklaşık 50 bin kişinin hafta sonu ziyaret ettiği Kent Ormanı’nı da su altında bırakacaklarını ifade ediyorlar” dedi. İSKİ ise iddialara ilişkin açıklama yapmadı.

Eyüpsultan’da bulunan ve Alibeyköy Barajı’na yakın bir noktada yer alan Pirinççi Köyü (Mahallesi) ‘nde, köy sakinlerinin iddiasına göre İSKİ ve çevre sakinleri arasında Alibeyköy Barajı’nın su seviyesi yüksekliğine dair kot sınırı sebebiyle tahliye problemi yaşanıyor. Yaklaşık 40 yıl önce alınan fakat uzun dönemdir uygulanmadığı iddia edilen kamulaştırma kararının, uygulamaya geçilmesiyle toprak sahiplerinin öne sürdüğüne göre; Alibeyköy Barajı ve çevresi göz önünde bulundurularak, 3’ü ahır olmak üzere yaklaşık 38 parseldeki ev ve işyerlerine İSKİ tarafından koruma altındaki su havzasında bulundukları, maksimum su kot seviyesinin altında konumlandıkları ve benzeri sebeplerle tahliye kararları verildi.

“KÖYLÜLER KAMULAŞTIRMA KARARINA KARŞI ÇIKTI”

Kararların ise bir kısmının geçen hafta içerisinde bazı evlere tebliğ edildiği öğrenildi. Köylüler ise karara; tahliyeye konu olan maksimum su yüksekliğine dair kot seviyesinin 29.75 metre olarak belirlenen haliyle, Mimar Sinan’a ait Mağlova Kemeri ve Kemerburgaz Kent Ormanı içinde yer alan bazı işletmeleri de su altında bırakacağını öne sürerek, kamulaştırmanın kamu yararı dışında gerçekleştirilmek istendiğini iddia ederek karşı çıktı. Tarım ve hayvancılığın yoğun olarak yapıldığı bölgede su altında kalabileceği sebebiyle tahliyesi istenen bölgede, Pirinççi İlkokulu, cami, otobüs durakları, kafe, birçok süt ürünleri ve hayvancılık işletmesi bulunduğu da görüldü. İSKİ ve köy sakinleri arasındaki hukuki sürecin de devam ettiği, çevre sakinlerinin durumu sosyal medyaya da taşıdığı öğrenildi.

İSKİ KÖY SAKİNLERİNİN İDDİALARINI REDDETTİ: BU YAPILARIN BURADA YERİ YOK

İSKİ Genel Müdür Yardımcısı Bülent Solmaz, bölgenin durumunu anlatarak, köy sakinlerinin iddialarına yanıt verdi. Alibeyköy Barajı’nın 29.75 metre kot seviyesine göre inşa edildiğini ve tahliyesi istenilen parsellerin baraj gölün ve baraj aynasında kaldığını aktaran Sönmez, bu zamana kadar bu bölgelerin su altında kalıp zarar görmemesi adına barajın 26 metrelik kot seviyesinde çalıştırıldığını söyledi. Barajın 29.75 metrelik orijinal kot seviyesinde hizmet vermeye devam edilmesinin planlandığını belirten Solmaz, alandaki problemin yaklaşık 40 senedir devam ettiğini ve kamulaştırma işlemlerini gerçekleştireceklerini belirtti. İSKİ Genel Müdür Yardımcısı Solmaz, köylülerin kent ormanı ve Mağlova Kemerine dair iddialarının ise gerçeği yansıtmadığını ifade etti.

“BU KAMULAŞTIRMADA YASAL BİR DAYANAK YOK”

Köyde hayvancılık da yapan esnaf Kenan Satıcı, “İSKİ’nin kamulaştırma çalışması altında, insanların yatırım yaptıkları evleri, ahırları ve yaşam alanları ellerinden alınmaya çalışılıyor. Bu kamulaştırmada yasal bir dayanak yok. Suyun kotasının kaldırılacağı bahanesi gösterilerek; yerlerimizi elimizden almaya çalışıyor İSKİ.” dedi.

“KENT ORMANI’NI DA SU ALTINDA BIRAKACAKLARINI İFADE EDİYORLAR”

Satıcı, “Alibeyköy Barajı, tam dolulukla çalışıyor. Kent Ormanı 26.5 kot değerinde, biz 29 kottayız. Yani bununla insanların, yaklaşık 50 bin kişinin hafta sonu ziyaret ettiği Kent Ormanı’nı da su altında bırakacaklarını ifade ediyorlar. Bu bize göre senaryo çünkü içeride Mağlova Kemeri, yani; Mimar Sinan’ın dünyadaki en önemli eserlerinden olan kemer var ve koruma altında, bizi 29 kotta su altında bırakırsanız, 26.5 kottaki kemeri yaklaşık 4.5 metre su altında bırakmış olursunuz. Böyle bir şey söz konusu olmadığı için bize göre bu mazeret doğru değil. Bu bir ahır bahane edilerek başlatıldı. Fakat, 38 tane eve ve ahıra şu anda yazı gönderilmiş, 3’ü ahır geri kalanı ise ev.” dedi.

“1+1 DAİRENİN 25-30 MİLYONA SATILDIĞI YERE YAKIN OLURSAN ELİNDEN ALMAYA ÇALIŞIRLAR”

Köyün emlak değerinin yüksek olan bir bölgeye yakın olduğunu ifade eden Kenan Satıcı, “Suyun kirliliği bahane edilmişti, bu yol üzerinde, dere üzerinde 13 köy var. 13 köyün etrafında en yakın Boğazköy’de Bolluca’da 21 metrede yapı izni olan bir yer varken, bizim burada hiç dere ile alakası olmayan dağın tepesindeki evleri dahi istimlak etmeye çalışıyorlar. Kemerburgaz’a, Göktürk’e yaklaşık 2.5-3 kilometre mesafedeyiz, emlak değeri ultra yüksek; 1+1 apartman dairesinin 25-30 milyon liraya satıldığı yere bu kadar yakın olursan ve burada köy olarak kalırsan elinizden böyle almaya çalışırlar diye düşünüyoruz.” şeklinde konuştu.

“İSKİ SU HAVASINDA OLDUĞUMUZUN BİLİNCİNDEYİZ”

Satıcı, “Biz zaten İSKİ su havzasında olduğumuzun bilincindeyiz. Hayvancılık yaparken değeri koruyarak yapmaya çalışıyor insanlar. Bundan iki yıl önce zaten bize hayvancıların önlem alması gerektiği söylenildi. Yaklaşık ben 150 metre beton dökerek, havuzlar çekim yerleri yaptırdım. Büyükşehir Belediyesi’nin İSTAÇ’ına da gaz üretimi için gübre temin ediyoruz. Bu yatırımları yapmamıza rağmen, mazeretin aslında hayvanların suyu kirlettiği olmadığını evlere de gelen tebligatlardan anladık. 38 yerin 35’i ev ve bunların bazıları hayatları boyunca çiftçilik, hayvancılık yapmamış insanlar. Fakat gördüğünüz gibi bağ-bahçe ekiliyor burada, bunun hem ekonomiye hem ekosisteme katkısı çok büyük ve İstanbul insanı gelip buradan bizden taze, günlük ürünler alıyor. İstanbul halkı bizi tanır, bizlere sahip çıkmalarını istiyoruz.” dedi.

“METRESİNE 300-500 LİRA VERELİM BURALARI DEVREDİN”

Satıcı, “Bize yaklaşık bir yıl önce bazı arkadaşlara kağıtlar geldi. Gelin İSKİ’yle anlaşın, komik rakamlar söyleyeceğim; ‘gelin size metresine 300 lira 500 lira verelim buraları bize devredin’ gibi saçma resmi olmayacak derecede bir yazı geldi. İnsanlar bu yazıyı ciddiye almadı. 60 günlük de itiraz süreleri vardı, daha sonra yazılara kimse gitmeyince İSKİ mahkeme yoluyla emlak bedel belirleme yoluna gitti. Kendi belirledikleri çok düşük paralara bu insanlardan bu yerleri almaya çalışıyorlar. Tabi yargı yolu açık. İnsanlar yerlerini vermeyeceğini, burada doğduk büyüdük öleceğiz diyerek ifade ettiler.” diye konuştu.

“DEDEMDEN KALAN 70 YILLIK TAPULU YERLERİ İSKİ’YE DEVRETMEMİZ İSTENİYOR”

Köyde girişimcilik de yaptığını belirten Satıcı, “Ben aynı zamanda sporcuyum, ampute milli futbol takımında görev almıştım. Dünya üçüncüsü olan ampute milli takımının da kurucularındanız. Ben burada 10 yıl önce 3 hayvanla başladığımda, Tarım Bakanımızı davet etmiştik. Buraya geldiğinde bakan beni fırçaladı dedi ki, niye bu kadar az hayvan bakıyorsun, bunları artırıp 100 hayvana çıkarman, desteklemelerden faydalanman lazım dedi bana. Ben de bütün destekleme müracaatlarında bulunmuştum. İl Tarım Müdürlüğü ve İlçe Tarım Müdürlüğü de arkamızdaydı. Desteklemeler sayesinde yaklaşık 250 tane mandaya sahip olduk. Fakat bu durum bizi çok içten yaralıyor. Elimizdeki hayvanımızı satmamız, 15-20 yılda kurduğumuz tezgahımızı bir anda bozmamız ve kendi yaşadığımız 40-70 yıllık dedemden kalan tapulu yerleri İSKİ’ye devretmemiz isteniyor, haksız bir şekilde.” İfadelerini kullandı.

“ADİL OLDUĞUNU DÜŞÜNMÜYORUZ”

Satıcı, “İSKİ’den talebimiz bu istimlak çalışmasının durdurulması, biz bu çalışmanın adil olduğunu düşünmüyoruz. Buranın korunması, Mağlova Kemeri’nin korunması gerekir. Burada bulunan dağlarda Bizans’ın 2500 yıllık su taşıyan yapıları, sarnıçları yolları var, bunların su altında kalması zaten söz konusu değil. Köyün aynı şekilde korunmasını, aslında çiftçilik tarım alanında da destek almasını hem hükümetimizden, hem de İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nden destek alarak çiftçiliğin burada birinci köyü olması gerektiğini düşünüyoruz.” dedi.

“1972’DEN BERİ BURADA YAŞIYORUM, TAPULU EVİMİZ VAR”

Tahliyesi istenen bir diğer köy sakini Yücel Onur ise, “Bizim burada tapulu evimiz var. 1972’den beri burada yaşıyorum. Yan tarafta bir kamulaştırma aldı, benim evime yıkım kararı gönderdiler. Yüzde 90 ağır engelli bir kızım var, biz itiraz ettik bekliyoruz. Geçimimi köyde ziraatten sağlıyorum, burada tezgahta satıyorum. 5 yaşından beri bu köydeyim yaşım 57. Bizi rahat bırakmıyorlar, burayı istimlak etmeye uğraşıyorlar. İSKİ geldi fotoğrafladı, kağıt gönderdi, ölçtüler. Ödeme yapılmadı, biz zaten vermiyoruz, kabul etmediğimiz için. 15 günde boşalt dediler, itiraz ettim geçtiğimiz sene, öyle bekliyoruz” dedi.

“YAKLAŞIK 40 YIL ÖNCE İSTİMLAK EDİLMİŞ OLMASI GEREKİRDİ”

İSKİ Genel Müdür Yardımcısı Bülent Solmaz “Problem maalesef bugünün problemi değil. Normal olarak bir barajın inşaatına başlayabilmeniz için baraj aynası dediğimiz, baraj alanının yani su biriktirme alanının bir kere komple istimlak edilmesi lazım. Yani, barajı yapacak olan idare tarafından baraj aynasının istimlakının yapılması lazım. Alibeyköy’de Devlet Su İşleri tarafından yapılan bir baraj ve Alibeyköy Barajı’ndaki bu baraj aynasında maalesef tamamlanamamış istimlaklar var. Problem bunlardan kaynaklanmakta. Aslında İSKİ’nin hani havza dediğimiz kısım ise maksimum su kotundan sonra başlar. Buradaysa maksimum su kotuna varamıyoruz. Maalesef barajın içerisinde birtakım parseller söz konusu. Bu parsellerin bundan yaklaşık kırk yıl önce, kırk bir yıl önce istimlak edilmiş olması gerekiyordu. Fakat bugüne kadar edilemedi. Son dönemde İstanbul’umuzu geleceğe hazırlama vizyonu ışığında, bu tür problemleri de çözmek zorundayız. Yani İSKİ olarak çözmek zorundayız. Bizden önceki nesiller bize bıraktılar. Fakat biz de bizden sonrakilere bırakamayız.” dedi.

“İLAVE BİR KOT ARTIŞI SÖZ KONUSU DEĞİL”

Solmaz, “Yani burada bahsedilen konu havza problemi değil. Barajın içindeki bir problem. Yani üstelik bunu daha dışına yani havza mutlak koruma alanı dediğimiz bölgelerde de kamulaştırma işlemlerimiz, boşaltma işlemlerimiz devam edecek. Aynı zamanda buradaki yapılan işlemler, Alibeyköy Özel Hüküm Çalışmaları onay safhasında. Bu tamamlandığı zaman bunun ışığı altında da devam edecek. Baraj inşa edilirken zaten 29.75 metre kotuna inşa edilmiş durumda ilave bir kot artışı söz konusu değil. Fakat, barajın 29.75 kotuna çıkıldığı zaman maviyle gördüğünüz çizgilerin tamamı su altında kalmakta.” diye konuştu.

“İLKOKULU DA BOŞALTACAĞIZ”

Solmaz, “Fakat şurada mavi çizginin içinde görünen, şu parseller zarar görmesin diye bugüne kadar hep 26 kotunun üstüne çıkılmadan çalışıldı. Hani bunun böyle çalışılması zaten mümkün değil. Ayrıca bu bantta kesinlikle yapılaşma olmaması lazım. Buralarda daha kontrollü bir yapılaşma lazım ki havza koruma kuralları geçerli olsun. Yine aynı şekilde barajın aynası ya da alanı dediğimiz yerde bir de Pirinççi İlkokulu var. Aslında ilkokul bir dönem boşaltılmıştı. Fakat son gelen bilgilere göre hala eğitim ve öğretim sürüyor. Pirinççi İlkokulu’nu da oradan boşaltacağız. Bundan başka çaremiz yok çünkü böyle bir durumun belki de dünyada örneği yok. Yani baraj gölünün içerisinde yapılaşma var.” ifadelerini kullandı.

“BU YAPILARIN BURADA YERİ YOK”

Solmaz, “Şu anda gündeme gelme sebebi şöyle açıklayayım size. Normalde baraj içerisindeki kamulaştırma Devlet Su İşleri’ne ait. Devlet Su İşleri ile yaptığımız yazışmayla bunu kendisinin yapamayacağını bizim tarafımızdan yapılmasına uygunluk verdi. Biz de bunun üzerine çalışmaya başladık. Ayrıca geçen sene yaşadığımız büyük kuraklığı gördüğümüz zaman İstanbul’un bir metreküp ya da en küçük bir su rezervini feda etme şansı da yok. Hani burada su seviyesini yükseltmesek bile bu yapıların burada yeri yok. Tabi kamulaştırma aynı zamanda bir mali bir durum da söz konusu. Şu anda mali olarak da parasal olarak da daha güçlü durumda olduğumuz için bunları hızla kamulaştırmayı planlıyoruz.” dedi.

“İDDİALAR DOĞRU DEĞİL”

Köy sakinlerinin Mağlova Kemeri ve Kemerburgaz Kent Ormanı konusundaki söylemlerine yanıt veren ve ölçümlerin İSKİ çalışanları tarafından daha önce yapıldığını belirten Solmaz, “Bu iddialar doğru değil çünkü Mağlova Kemeri’nin üst kotu 41 metreler civarında. Bizim yükseleceğimiz maksimum su kotu 29.75 yani nereden baksanız maksimum su kotunda bile kemerin 13-14 metrelik kısmı açıkta kalacak. Ayrıca dünya şaheseri olan ve su temini için yapılmış olan bir sanat eserinin suya engel olacağını düşünemeyiz. Geçmiş dönemlerde bahsettiğimiz gibi 26 kotuna kadar da suyun yükseldiği dönemler oldu. Herhangi bir zarar da görmüyor. Aynı şekilde, kent ormanıyla da ilgili herhangi bir teras ya da herhangi bir yapı gölün içerisinde kalmıyor. Gölün içerisinde kalmadığı gibi mutlak koruma alanında da kalmıyor.” ifadelerine yer verdi.

“MAHKEME TARAFINDAN KARARLAŞTIRILAN FİYAT TARAFIMIZDAN ÖDENİYOR”

Köylülerin düşük fiyatlar ile kamulaştırma ile ilgili iddialarını yanıtlayan Solmaz, “Bir yerin, hani emlak konusunda çok bilgili de birisi değilim ben, alım satım işimiz de olmaz. Fakat bildiğimiz kadarıyla yani vatandaş olarak bir emlakın bedelinin ya da bir arsanın bedelini sahip olduğu imar özellikleri de belirliyor. Bizim buraların emlak bedeli olarak, arsa bedeli olarak belirlediğimiz bir kamulaştırma bedeli var. Bu resmi bir fiyat. Bu fiyatı kabul eden maliklerle, mal sahipleriyle hemen anlaşıp paralarını ödüyoruz. Kamulaştırmasını yapıyoruz. Eğer bu fiyatımız makul görülmezse bunun haklarını bu sefer mahkemelerde, bağımsız Türk Mahkemelerinde hem onların müracaat oluyor hem biz müracaat ediyoruz. Dolayısıyla dava neticesinde mahkeme tarafından kararlaştırılan fiyat tarafımızdan ödeniyor.” diye konuştu. Solmaz, tapusu bulunmayan noktalarda ise yapılara dair ücretlerin Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın uyguladığı yönetmelikler çerçevesinde belirlenerek ödendiğini aktardı.

“MAĞDUR ETMEK GİBİ BİR DÜŞÜNCEMİZ YOK”

Solmaz, “Burada vatandaşımızı mağdur etmek gibi bir düşüncemiz yok. Bu yüzden zaten adım adım gidiyoruz. Yani aslında, burada yapılması gereken iş buranın komple temizlenmesi.” dedi.

“İSKİ OLARAK BURADAN BUNLARI KALDIRALIM, YER BULALIM DİYE BİZİM KAMUDA BİR GÖREVİMİZ YOK”

Bölgedeki vatandaşla iletişim halinde olduklarını aktaran Solmaz, “Kamulaştırmayla ilgili müdürlerimiz, mühendislerimiz mutlaka görüşüyorlar, mutlaka konuşuyorlar. Dertlerini bize de anlatıyorlar, biz de dinliyoruz. Ama bunun hani çözüm bulunabilecek yani teknik olarak bir problem yok. Ha şöyle de bir şey yok, hani bizim İSKİ olarak buradan hani bunları kaldıralım, bunlara yer bulalım diye bizim kamuda böyle bir görevimiz de yok. Biz bedeli mukabilinde bunları satın alacağız, kamulaştıracağız. Çok kısa bir süre içerisinde dediğim gibi hani burayı normal diğer baraj göllerimizin durumu neyse o duruma getireceğiz.” ifadelerini kullandı.

]]> https://www.haber60.com.tr/pirincci-koyu-halki-ile-iski-arasinda-tahliye-tartismasi/feed/ 0 Muğla’da Akbelen Ormanı Kamulaştırma Kararı Değerlendirildi https://www.haber60.com.tr/muglada-akbelen-ormani-kamulastirma-karari-degerlendirildi/ https://www.haber60.com.tr/muglada-akbelen-ormani-kamulastirma-karari-degerlendirildi/#respond Wed, 13 Mar 2024 01:36:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=18314 DİLAN KUTLU

Cumhurbaşkanı’nın imzasıyla Muğla’da Akbelen Ormanı çevresindeki 190 parsellik tarım arazisinin maden sahası olarak kullanılmak üzere acele kamulaştırılması kararını, İkizköylülerin avukatları ANKA’ya değerlendirdi. Avukat Arif Cangı, “Bu kamulaştırma için kamu yararının olması lazım. Kamu yararının kabul edilmesi için de ancak yargı denetiminden geçmiş bir durumun söz konusu olması gerekir ki Akbelen direnişi sırasında bütün kamuoyuna mal olduğu sürece bölgede bu işletmeye ilişkin davalar hala devam etmekte.” dedi. Avukat İsmail hakkı Atal da “Teknik olarak bir kamulaştırma hizmetinin olabilmesi için bir kamu hizmetinin kamu idaresi vasıtasıyla yerine getirilmesi gerekiyor. Oysaki burada bir kamu hizmeti var fakat özel şirketler tarafından yerine getiriliyor.” değerlendirmesinde bulundu.

İkizköylülerin avukatları ANKA Haber Ajansına, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla Resmi Gazete’de yayımlanan ve Muğla’nın Milas, İkizköy, Çamköy ve Karacahisar köylerini kapsayan 190 parsellik arazinin, linyit madeni sahası olarak kullanılmak üzere acele kamulaştırılması kararını değerlendirdi.

“İŞLETMEYE İLİŞKİN DAVALAR DEVAM ETMEKTE”

Avukat Arif Cangı, Yeniköy Kemerköy Elektrik Üretim ve Ticaret AŞ’ye açtıkları davaların devam etmesine rağmen bu kararın verildiğine dikkati çekerek, acele kamulaştırma kararını eleştirdi. Cangı şunları söyledi:

“Milas İkizköy Çamköy’de bugün alınan acele kamulaştırma kararı tamamıyla Cumhurbaşkanlığının takdiri ile alınmış bir karardır. Peki bu kararın hukuki dayanağı var mıdır? Yoktur tabii. Öncelikle, bu kamulaştırma için kamu yararının olması lazım. Kamu yararının kabul edilmesi için de ancak yargı denetiminden geçmiş bir durumun söz konusu olması gerekir ki Akbelen direnişi sırasında bütün kamuoyuna mal olduğu sürece bölgede bu işletmeye ilişkin davalar hala devam etmekte.

Örneğin işletme ruhsatı ve işletme iznini 2021’den 2041’e kadar uzatılmasına ilişkin MAPEG’in kararının iptali için şu anda İzmir Bölge İdare Mahkemesi 7. İdari Dava Dairesi’nde İstinaf incelemesinde. Tarım ve Orman Bakanlığının vermiş olduğu Akbelen ormanlarının linyit maden ocağına tahsisine ilişkin iptal davası İzmir Bölge İdare mahkemesi 7. İdari Dava Dairesinde incelemede. Bu maden ocakları için uygulanan ÇED muafiyeti kararlarının iptali davasının bir tanesi Danıştay’da, bir tanesi Anayasa Mahkemesinde… Bu karar kamu yararına aykırı bir karar. Tek amaç şirketin elini güçlendirmek. Şirket köylülerin yerlerini satın almak istiyor. Bunun baskısını yaratmış durumda.”

“SIRA İKİZKÖY’DEN ÇIKTI, DİĞER YERLERİ YOK ETMEYE BAŞLADILAR”

Avukat İsmail Hakkı Atal da Cumhurbaşkanlığı acele kamulaştırma kararının iptali ile ilgili daha önce emsal bir karar verildiğini kaydetti. Atal,  “İkizköy direnişi başladığından bu yana biz maden ruhsat sahasının 200 bin dönüm olduğunu ve Milas’a doğru on binlerce dönüm tarım arazisini, 100 bin dönüme yakın ormanlık alanı ve 50 bin dönüm zeytinliği yok edeceğini hep belirtiyorduk. Şimdi sıra İkizköy’den çıktı yavaş yavaş diğer yerleri yok etmeye başladılar. Fakat burada şöyle bir şansımız var; Daha önce açtığımız davalar AKP’li hakimlere düşüyordu. Acele kamulaştırmanın iptali davası, Danıştay’da açılacak. Daha önce biz Danıştay 6. Dairesinde Niğde Kale Mahallesi’nde, Niğde Belediyesinin yaptığı bir tarihi yok etmesine ilişkin Cumhurbaşkanlığı kararının iptali davasını kazanmıştık.” şeklinde konuştu.

“BU KAMULAŞTIRMA, HALKI MÜLKSÜZLEŞTİRMEK İÇİN KULLANILAN BİR APARAT”

Teknik olarak bir kamulaştırma işleminden bahsetmenin mümkün olmadığını söyleyen Atal, şöyle devam etti:

“Çünkü teknik olarak bir kamulaştırma hizmetinin olabilmesi için bir kamu hizmetinin kamu idaresi vasıtasıyla yerine getirilmesi gerekiyor. Oysaki burada bir kamu hizmeti var. Fakat özel şirketler tarafından yerine getiriliyor. Limak İştaş; İbrahim Çeçen Nihat Özdemir tarafından yerine getiriliyor. Dolayısıyla İbrahim Çeçen ve Nihat Özdemir adına kamulaştırma yapılması Anayasa’ya ve kamulaştırma kanununa aykırı. Şu anda enerji ve maden şirketleri adına yapılan bu kamulaştırma işlemleri halkı mülksüzleştirmek için kullanılan bir aparat niteliğinde. Küresel güçlerin isteği doğrultusunda Türkiye’de, halkın mülkü enerji ve maden şirketleri adına yapılmış gibi görünen kamulaştırılmalarla ellerinden alınıyor. Yani aslında olay daha değişik ve tehlikeli boyutta değerlendirilmesi gereken bir hadise.”

NE OLMUŞTU?

Akbelen Ormanı, dönemin Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’nin imzasıyla Muğla Milas’taki iki termik santrale kömür sağlamak amacıyla 2020 yılında Yeniköy Kemerköy Elektrik Üretim ve Ticaret AŞ’ye (YK Enerji) devredilmişti. Özelleştirme kararı sonrası bölgede ağaçların kesildiğini iddia eden köylüler, duruma itiraz ederek Akbelen’de nöbet tutmaya başladı.

İkizköylülerin Temmuz 2021’de  Orman Genel Müdürlüğü’ne karşı Muğla 1’inci İdare Mahkemesi’nde açtığı yürütmeyi durdurma davası sürerken; Akbelen Ormanı’nda yaklaşık 100 ağaç kesildi. İkizköylülerin ve çevre aktivistlerinin protestoları üzerine ağaç kesimleri durdu.

1 Mart 2022’de Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının Resmi Gazete’de yayımlanan Maden Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılması Hakkındaki Yönetmelik ile “Elektrik ihtiyacını karşılamak üzere yürütülen madencilik faaliyetleri” kapsamında, Akbelen’de madencilik faaliyetlerinin yapılmasına izin verilmişti. Bakanlığın bu kararının ardından 2021’den beri nöbet tutulan alanda bulunan ağaçlar kesildi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

1. Avukat İsmail Hakkı Atal (00.00-03.07)

2.Avukat Arif Ali Cangı (03.07-08.02)

]]>
https://www.haber60.com.tr/muglada-akbelen-ormani-kamulastirma-karari-degerlendirildi/feed/ 0
DSİ kamulaştırdığı tarlaların parasını 47 sene sonra köylüye ödedi https://www.haber60.com.tr/dsi-kamulastirdigi-tarlalarin-parasini-47-sene-sonra-koyluye-odedi/ https://www.haber60.com.tr/dsi-kamulastirdigi-tarlalarin-parasini-47-sene-sonra-koyluye-odedi/#respond Sat, 02 Mar 2024 01:21:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=13805 DSİ kamulaştırdığı tarlaların parasını 47 sene sonra köylüye ödedi

Değirmenci Göleti’nde yarım asırlık kamulaştırma zaferi

Kamulaştırma bedellerini almak torunlarına nasip oldu

EDİRNE – Edirne’de yarım asır önce DSİ tarafından köylünün tarım arazisi üzerine yapılan “Değirmenci Göleti” davasında dedelerinden kalan kamulaştırma bedelleri torunlara nasip oldu.

Edirne’nin Uzunköprü ilçesine bağlı Yeniköy, Hamitli ve Değirmenci köyleri sınırları içinde yer alan “Değirmenci Göleti ve Sulaması” projesi çerçevesinde yapılan barajla birçok köylünün arazisi 1977 yılında sular altında kaldı.

Proje alanında bulunan tarlaların sular altında kalması birçok köylüyü geçim kaynaklarından etti. Ancak köylülerin mağduriyetleri bununla sınırlı kalmadı. Kamulaştırma bedelleri de Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü tarafından köylülere ödenmedi. Köylülerin yıllarca idareye yaptığı yasal başvurular ise sonuçsuz kaldı.

Üzerinden geçen yıllar, torunları hak arayışından vazgeçirmedi. Hak sahiplerinden Turna ailesi, DSİ 11. Bölge Müdürlüğüne yazılı olarak başvurdu ve kamulaştırma bedellerini talep etti. Dedeleri gibi olumsuz cevap alan aile soluğu mahkemede aldı. Aynı mağduriyeti tarlalarından yüksek gerilim hattı geçmesi nedeniyle de yaşayan köylüler dava açtılar.

Uzunköprü Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen davalarda kamulaştırma bedellerinin hak sahiplerinin mirasçılarına ödenmesine karar verildi. Emsal karar bütün köylülere umut oldu.

İstanbul Barosuna kayıtlı avukat İbrahim Çınar, yaptığı açıklamada, adaletin geç de olsa tecelli ettiğini vurguladı.

Yarım asırlık mücadele

Avukat İbrahim Çınar, “Değirmenci Göleti ve sulama projesi çerçevesinde birçok köylünün arazisi sular altında kalmıştır. O tarihte kamulaştırma kararı alınmış olmasına rağmen kamulaştırma işlemleri günümüze kadar tamamlanmamıştır. Yaklaşık yarım asır sonra müvekkillerim mirasçılar olarak hak arayışını sürdürmüşlerdir. Uzunköprü Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından açtığımız kamulaştırmasız el atma kaynaklı tazminat davasının kabulüne, kamulaştırma bedelinin müvekkililer miras payı oranında ödenmesine karar verilmiştir” dedi.

“Adalet er geç yerini buluyor”

Müvekkillerinin mağduriyetlerini dile getiren Çınar, “Öncelikle hak sahibi olan ve davalarını kazanan müvekkillerimizi pes etmeyerek haklarını aradıkları için tebrik ediyorum. Bizlere güvendiler ve haklarını alacaklarına her zaman inandılar. Müvekkillerimizin hakları olan kamulaştırma bedellerini idareden tahsil ettik. Gönül isterdi ki 50 yıl önce dedeleri haklarını alsın ancak, kamulaştırma bedelleri bugünkü kuşağa nasip oldu. Adalet er geç yerini buluyor” ifadelerini kullandı.

“Mülkiyet hakkı anayasal bir haktır”

Müvekkillerinin başına gelen bu durumun münferit bir olay olmadığını da vurgulayan Avukat Çınar, “İlkemizde kamulaştırma kararı alınmasına rağmen kamulaştırma bedelleri ödenmeyen ya da kamulaştırma kararı olmaksızın idareler tarafından fiili ve hukuki el atılan birçok taşınmaz bulunmaktadır. Bu durum mülkiyet hakkının ihlalidir. Mülkiyet hakkı anayasal bir haktır. Mülkiyet hakkına ilişkin olan kamulaştırma davaları zamanaşımına tabi değildir. Sahipleri kamulaştırma bedelinin tahsili için her zaman dava açabilirler” diye konuştu.

“Vatandaşlarımız büyük bir mağduriyet yaşamıştır”

Edirne’nin Uzunköprü ilçesine bağlı Yeniköy Mahalle Muhtarı Onur Erkan, “Gölet yapıldıktan sonra DSİ’den parasını alamayan bir çok vatandaşımız olmuştur. Bu nedenle vatandaşlarımız büyük bir mağduriyet yaşamıştır. Şimdi istimlak parasını alan arkadaşlarımız oldu. Daha önce başvuranlara ret geliyordu ama şimdi toplu olarak hak talebi için başvurulduğunda birkaç kişi parasını almış. Su altında kalan tarlalar dedelerinden şimdiki torunlarına geçtiğinden dolayı bu torunlar haklarını aramak için hak talebi için mahkemeye başvuruyor” dedi.

“Hak sahibi hakkından vazgeçmez”

Edirne’nin Uzunköprü ilçesinde Yeniköy köyünde çiftçilik ile uğraştığını ifade eden vatandaşlardan Erdoğan Bayraktar, “Yaklaşık 50 yol önce burada baraj yapımına başlandı. Bu alan tamamen ağaçlıktı. Buradaki ağaçlar kesilerek baraj yapıldı. Tabii o zamanlar ilkokul çağlarındaydık. Bu tarlaların bir kısmı hiç bedeli ödenmeden imza atıldığı söylendi. Devlet Su İşleri bu işe pek sıcak bakmadı. İnsanlar burada parasını alsın diye olumlu yaklaşmadı. Yeni nesil kişiler, bu işlere biraz daha vakıf olduğundan dolayı biz ila paramızı alacağız deyip avukatlar aracılığıyla istimlak bedellerini aldılar. Hak sahibi hakkından vazgeçmez” ifadelerini kullandı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/dsi-kamulastirdigi-tarlalarin-parasini-47-sene-sonra-koyluye-odedi/feed/ 0