Kahve – Haber 60 – Tokat Haber https://www.haber60.com.tr Fri, 12 Jul 2024 00:18:05 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 TBMM Genel Kurulu, ‘Srebrenitsa Soykırımı Anma Günü’ dolayısıyla genel görüşme yaptı https://www.haber60.com.tr/tbmm-genel-kurulu-srebrenitsa-soykirimi-anma-gunu-dolayisiyla-genel-gorusme-yapti/ https://www.haber60.com.tr/tbmm-genel-kurulu-srebrenitsa-soykirimi-anma-gunu-dolayisiyla-genel-gorusme-yapti/#respond Fri, 12 Jul 2024 00:18:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=38754

TBMM Genel Kurulu, Sırp ordusunun Bosna-Hersek’in doğusundaki Srebrenitsa’yı işgal ederek, 8 binin üzerinde sivili katletmesinin 29’uncu yılı dolayısıyla genel görüşme gerçekleştirdi.

TBMM Genel Kurulu, ‘Öğretmenlik Mesleği Kanunu Teklifi’ni görüşmek üzere Meclis Başkanvekili Sırrı Süreyya Önder başkanlığında toplandı. Genel Kurul’da grubu bulunan partilerin, ‘Srebrenitsa Soykırımının Unutturulmaması, Filistin Halkına Yönelik Benzer Saldırıların ve Bu Türden İnsan Hakları İhlallerinin Önlenmesine Yönelik Tedbirlerin Görüşülmesi Amacıyla’ Meclis başkanlığına sunduğu önergenin kabul edilmesiyle genel görüşme başladı. Saadet Partisi grubu adına söz alan İstanbul Milletvekili Mustafa Kaya, 11 Temmuz 2009 yılında Saraybosna’yı ziyaret ettiğini ve orada karşılaştığı toplu mezarları ziyaret ettiklerini anlattı. Kaya, “Biz Srebrenitsa’yı anarken hep ‘BM’ye bağlı Hollanda askerleri Boşnakları sattı’ deriz. BM, bu utançtan kurtulmak için geçtiğimiz mayıs ayında 84 ülkenin, ‘Evet’ oyuyla Srebrenitsa katliamını tanıdı ve 11 Temmuz’u Srebrenitsa Soykırımını Anma Günü olarak kabul etti. Şunu ifade etmeliyim ki: Srebrenitsa’nın bize anlattığı başka bir ders de erdemli olmaktır. Nitekim merhum Aliya der ki: ‘Savaş yenildiğinde değil, düşmana benzediğimizde kaybedilir.’ İşte, mavi kelebeklerin, bizim orada gördüğümüz şekliyle mavi kelebeklerin ortaya koyduğu çaba koskoca dünyanın Bosna’da ortaya çıkan soykırıma karşı hiçbir şey yapamamasına çare olmuş ve mavi kelebekler Boşnak kardeşlerimizin o noktada onların katliama uğradıklarını tescil etmişti. Bugün Gazze’de katliamlar yaşanırken gereken adımları atmayan, yaşananlara kayıtsız kalan, İsrail’e destek veren ülkeleri tarih ve insanlık vicdanı, yarın, ‘Gazze’yi anma günü’ olarak ilan etse de asla affetmeyecek” ifadelerini kullandı.

‘SOYKIRIM GECESİ EZANLAR KARANLIĞA UYANDI’

İYİ Parti adına söz alan Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan, Srebrenitsa kasabasında yaşanan utancın medeniyet denilen Avrupa’nın gözü önünde yaşandığını kaydederek, “İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana Avrupa’da yaşanan bu tarifi mümkün olmayan soykırım gecesi ezanlar karanlığa uyandı. Evet, ezanlar sadece ve sadece karanlığa uyandı çünkü insanlık ölmüştü. Binlerce Boşnak, kadın, çocuk, bebek demeden evlerinden çıkartıldı. Büyük korkular ve acılar çekilerek ölüme sürüldüler. Bu katliamda savunmasız ne kadar çocuk, kadın, yaşlı varsa hedef alındı ve sistematik bir şekilde yok edildiler. Bu vahşet, insanlık onurunun ayaklar altına alındığı kara bir lekedir. Bosnalı bir çocuğun annesine sorduğu bir soru var. Aslında Bosna katliamını anlatacak tek cümle buydu, ‘Anne, çocukları küçük kurşunlarla öldürüyorlar değil mi?’ diyor. Markale’de pazar yerinde, Saray’da pazar yerinde, Markale’de Sırp baskını sırasında öldürülen bir çocuğun annesine mezarlıkta rastladım. Hemen olayların içindeydi. Buradaki arkadaşlar da tanır, Davut Nuriler arkadaşımla beraber Priyepolye’den uzun bir kısmını yürüyerek gitmiştik. Mezara bir taş koymuşlar, sabah annesi kalktı, arkadaşlarını gördü. Arkadaşları, anneleri tarafından evden uğurlanıyorlardı, ‘Uğurlanırken çocuklarının ceketlerini sevdiklerini gördüm. Ben çok kıskandım onları, senin mezar taşını okşamaya geldim’ dedi” diye konuştu.

‘BOSNA’DA KAHVE FİNCANLARINDA HALEN KULP YOKTUR’

MHP Grubu adına söz alan Kocaeli Milletvekili Saffet Sancaklı, savaşı Bosna’da bizzat yaşayan ailenin çocuğu olduğunu belirterek, “Hikayenin de aslı tam şöyle; kayıplar var, bulunamıyor, bu mavi kelebekler bir vadiye geliyorlar, o vadide çeşitli çiçekler var ama sadece bu mavi kelebekler Artemis çiçeğine konuyorlar yani bu sembol olarak, ‘Srebrenitsa çiçeği’ dediğimiz Artemis çiçeğine konuyorlar, sonra akşam kaybolup gidiyorlar. Bu günlerce, haftalarca sürüyor, ‘Ya, bu nasıl bir iş?’ diyorlar, takip ediyorlar, bulamıyorlar. Bilim adamlarını çağırıyorlar, diyorlar ki: ‘Gelsenize ya, burada bir doğa olayı var, biz bunu çözemedik.’ Bilim adamları geliyor, bakıyorlar bu mavi kelebekler her gün geliyorlar, o vadide bir sürü çeşit çiçek var, sadece buna konuyorlar. ‘Ya, dur, bunları biz takip edelim, akşam nereye gidiyor bunlar?’ diyorlar. Akşam bunları takip ediyorlar, bunlar bir tane vadiye geliyorlar, sadece Artemis çiçekleri var. Bu böyle her gün gidiyor, geliyor, hep aynı şey, diyorlar ki: ‘Akşam bu kondukları Artemis çiçeğinin olduğu vadiyi bir kazalım, bakalım, buradan ne çıkacak?’ İşte arkadaşlar, orayı kazıyorlar bu en büyük toplu mezar orada çıkıyor. Bu da Allah’ın bir hikmeti olarak bu mavi kelebekler ve bu Artemis çiçeğinin manasını bize gösteriyor. Şimdi, o kahveyi içiyorlar ya sabahları. Bosna’ya tabii gitmişsinizdir, görmüşsünüzdür, Bosna’da kahve fincanlarının kulpu yoktur. Yani kahveyi böyle içeriz ya biz bu üç parmakla, kulp yoktur. Bunun da nedeni şudur, ‘Savaş zamanında Sırpların o aşırı fanatikleri olan ve ‘Çetnik’ diye tabir edilen insanların bir tane selamı var. Bu selam da şudur, buradan göstermek istemiyorum. Serçe parmağını ve yanındaki yüzük parmağını kapatarak 3 parmağını havaya kaldırıp Çetnik selamı yaparlar bunlar. İşte savaş zamanında Müslümanların serçe parmağını ve yüzük parmağını kestiler, dediler ki, ‘Bundan sonra siz kahve içerken Çetnik selamıyla kahve içeceksiniz, 3 parmakla içeceksiniz. Onun için savaştan sonra bütün kahve fincanlarının kulpları kırıldı ve Bosnalılar şöyle içer, göstereyim, ‘Hilal şeklinde, doğal olarak böyle içer kahvesini çünkü kulp yoktur o fincanlarda. Bunu bile dayattılar o zaman yani illa bizim selamımızla, siz kahvenizi bile içerken bizi anacaksınız diye. Tabii, Müslümanlar bunu kabul etmedi, Türkler bunu kabul etmedi” değerlendirmelerinde bulundu.

‘EMİNA’YA DİNİNDEN DOLAYI HAKARETLERDE BULUNDULAR’

DEM Parti grubu adına söz alan Diyarbakır Milletvekili Ceylan Akça Cupolo, “1992 yılında 18 yaşında olan Emina’nın hikayesini anlatmak istiyorum. Emina’nın hikayesi bir gazeteci tarafından raporlanmış ve kayda geçmiş bir hikaye. Emina otobüs durağında beklerken Sırp askerlerce kaçırılıyor ve boş bir depoya götürülüyor. Orada başkaca kadınlarla birlikte, başkaca Bosnalı Müslüman kadınla birlikte on hafta boyunca tecavüze uğruyor ve tecavüz sırasında jiletle vücudunu kesiyorlar ve ona dininden ötürü belli hakaretlerde bulunuyorlar, ‘Sizin gibi Müslümanlar yaşamayı hak etmiyorlar. Siz hamile kalacaksanız da Müslüman pislikler doğuracağınıza en azından Çetnikler doğurun’ denilerek hakaretler ediliyor. Emina on hafta boyunca 16 kez tecavüze uğruyor ve daha sonra biraz un karşılığında satılıyor. Neyse ki o dönemde Tuzla’ya getiriliyor, o Sırplardan olan, hamile kaldığı o çocuk en azından kürtajla alınıyor ve Emina hayatı boyunca bu travmanın fizikselleşmiş haline bakmak zorunda kalmıyor. Emina’nın olayı yalnızca Emina’ya özgü bir şey değildi, 50 bine yakın Bosnalı Müslüman kadına o dönemde tecavüz edildi ve tecavüz, savaş süreçlerinde militarist erkek aklın bir savaş aleti edevatı olarak kadınlara uyguladığı bir şiddet biçimidir” dedi.

‘BİR DAHA İNSANLIK SUÇUNUN OLMAMASINI DİLİYORUM’

CHP adına söz alan Grup Başkanvekili Murat Emir ise “Avrupa’nın ortasında yaşanmış, herkesin gözü önünde yaşanmış ve olmasına izin verilmiş katliam hala hepimizin yüreğinde bir acı olarak varlığını korumaya devam ediyor. Bizler, Birleşmiş Milletlerin mayıs ayında aldığı karardan son derece memnunuz. Bu karar, 84 ülkenin onayıyla geçti ve bundan sonra 11 Temmuz’un anma günü olarak yaşanması ve anma günü olarak tespit edilmesini Birleşmiş Milletler karara bağladı. Sonrasında, bizler, Cumhuriyet Halk Partisi grup başkanvekilleri olarak bir yasa tasarısı hazırladık ve bu yasa tasarısında talebimiz şuydu: Bu anma gününü Türkiye Büyük Millet Meclisi de bir kanunla anma gününe dönüştürsün ve Türkiye Cumhuriyeti de Türk Milleti de Meclisiyle birlikte, Birleşmiş Milletlerin aldığı bu kararın arkasından gitsin, destek olsun. Bize bu yakışırdı. Bu teklifle birlikte biz muhataplarımıza gittik, tüm parti grup başkanvekillerini ziyaret ettik. Hatta şunu da söyledik: ‘Bu kararı birleştirelim çünkü bu bizim açımızdan milli bir meseledir. Her birimizin Bosna’da yaşananlarla ilgili yüreğimizin kanadığı konusunda en ufak bir tereddüdümüz yoktur. Türkiye Cumhuriyeti, Meclisiyle ve milletiyle bu soruna elbette sahip çıkacaktır. Bunu ortaklaştıralım ve bir kanun teklifine dönüştürelim.’ Ama bu yapılmadı. Sayın Grup Başkanvekilinin sözlerinden de anlıyoruz ki bir Cumhurbaşkanlığı genelgesiyle soykırımı anma günü olarak tespit edilmiş, ilan edilmiş. Oysa, bir Cumhurbaşkanlığı genelgesiyle değil de yani bir kişinin iradesiyle değil de bu iradenin arkasına Türkiye Büyük Millet Meclisini ve 85 milyonu koysaydık çok daha anlamlı olurdu diyorum, Gazi Meclisimize çok daha yakışırdı diyorum. Son söz olarak, yine, orada katliama uğrayan 8 binden fazla Boşnak insanımızı, onların yakınlarını anıyorum ve bu acının bir daha yaşanmaması için tüm toplumların üstüne düşeni en iyi şekilde yapmasını diliyorum ve dünyanın hiçbir yerinde bir daha böyle bir insanlık suçunun, bir soykırımın, etnik arındırmanın olmamasını diliyorum” ifadelerini kullandı.

‘SREBRENİTSA BOSNA SOYKIRMININ SİMGESİDİR’

AK Parti Ankara Milletvekili Zeynep Yıldız, Bosna’da soykırımın yalnızca Srebrenitsa ile sınırlı olmadığını vurgulayarak, “Bosna’nın tamamında Sırp Çetnikler, Bosnalı Müslümanları, Boşnakları sistemli bir şekilde yok etmek amacıyla eski Yugoslavya Uluslararası Ceza Mahkemesi statüsünün 4’üncü maddesinde yer alan tanımıyla gerçek bir soykırım suçu işledi. Srebrenitsa, esas itibarıyla Bosna soykırımının simgesidir. Srebrenitsa soykırımı, uluslararası kuruluşların ve uluslararası toplumun işlevsizlik simgesidir. Hollanda’da, Srebrenitsa’da Bosnalı Müslümanları Çetniklere teslim edenlere iade-i itibar yapılırken, batılı kurumların iki yüzlülüğü önümüzde halen buz gibi duran bir gerçektir. ‘Bosna’da soykırım gerçekleşirken dünyanın gözünün önünde böyle bir pervasızlığa nasıl müsaade edildi? Sesini çıkaran hiç kimse olmadı mı?’ diye sorarken bizler, soykırımın nasıl olageldiğine bugünlerde de şahitlik ediyoruz. Saraybosna nasıl yıllar içinde kuşatma altında kaldıysa, bugün de Gazze kuşatma altındadır. O gün Aliyev ve aslanları nasıl Igman Dağı’nda kahramanca soykırıma direndiyse, bugün Gazzeli mücahitler Müslümanların izzetini korumakta ve soykırıma kahramanca direnmektedir. Çetnik komutan Karadiç soykırım suçlusu olarak cezalandırılmıştır evet, ancak onun cezalandırılmış olması Bosna Hersek’in tamamında soykırıma uğrayanları geri getirmemekte ve bu vahşete şahit olanların zihnini temizleyememektedir. Esas olan önceki soykırımları hatırda tutarken bir soykırımı gerçekleşmeden engelleyebilmektir. Bugün Uluslararası Adalet Divanında İsrail yargılanmaktadır. Bu yargılanmanın ivedi bir biçimde nihayetlendirilmesi, İsrail’in Refah ve Gazze’nin tamamındaki saldırılarını sonlandırmasını diliyorum. Bizler de Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde bu noktada her türlü imkanla girişimlerimizi sürdürüyoruz” dedi.

GÖRÜŞMELER TAMAMLANDI

Meclis Başkanvekili Sırrı Süreyya Önder, genel görüşmenin tamamlandığını ifade ederek Genel Kurul’a ve grup başkanvekillerine uzlaşı sağladıkları için teşekkür etti. Genel Kurul, ‘Öğretmenlik Mesleği Kanunu’ teklifi üzerindeki görüşmelerini sürdürecek.

]]>
https://www.haber60.com.tr/tbmm-genel-kurulu-srebrenitsa-soykirimi-anma-gunu-dolayisiyla-genel-gorusme-yapti/feed/ 0
OLIVTECH ve İzmir Kahve Fuarı 18 Bin Ziyaretçiyi Ağırladı https://www.haber60.com.tr/olivtech-ve-izmir-kahve-fuari-18-bin-ziyaretciyi-agirladi/ https://www.haber60.com.tr/olivtech-ve-izmir-kahve-fuari-18-bin-ziyaretciyi-agirladi/#respond Sat, 01 Jun 2024 21:21:48 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=34329 Bu yıl 11.’si düzenlenen OLIVTECH- Zeytin, Zeytinyağı, Süt Ürünleri, Şarap ve Teknolojileri Fuarı ile İzmir Kahve Fuarı yaklaşık 18 bin ziyaretçiyi ağırladı. Üç gün süren ve son günü halka açık olan OLIVTECH Fuarı ile dört gün süren ve son iki günü halka açık olan İzmir Kahve Fuarı, yerli ve yabancı katılımcı ile ziyaretçiyi bir araya getirdi.

İzmir Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde, İZFAŞ tarafından düzenlenen ve zeytin, zeytinyağını ana ürün grubu olarak bünyesinde barındıran Türkiye’deki tek uluslararası ihtisas fuarı olan 11. OLIVTECH – Zeytin, Zeytinyağı, Süt Ürünleri, Şarap ve Teknolojileri Fuarı, 23 – 25 Mayıs tarihlerinde Fuar İzmir’de düzenlendi. Ulusal Zeytin ve Zeytinyağı Konseyi’nin (UZZK) desteğiyle gerçekleştirilen fuarı, Türkiye’nin 33 şehrinden 6 bin 923 yerli ve Amerika Birleşik Devletleri’nden Belçika’ya, İtalya’dan Fas’a dünyanın dört yanındaki 57 ülkeden bin 624’ü yabancı olmak üzere 8 bin 547 kişi ziyaret etti. OLIVTECH Fuarı’nda; üretici, ithalatçı, distribütör, gıda sektörü firmaları, şişe ve ambalaj üreticileri ve makine üreticileri başta olmak üzere 11 ilden katılımcı yer aldı. Fuar kapsamında Avrupa’dan Orta Doğu’ya, Kuzey Afrika’dan Türk devletlerine kadar birçok ülkeden, toplam 210 profesyonel yabancı ziyaretçi de düzenlenen B2B programı ile katılımcılarla ticari görüşmeler yaptı. Sofralık zeytinden dolum tesislerine ve paslanmaz çelik depolara kadar birçok alanda dünyada söz sahibi olan makine üreticileri, fuarda birçok iş birliği anlaşmasına ve satışa imza attı. İlk iki gün yalnızca sektör profesyonellerine açıkken son gün halka da açılan fuarda; akademisyenler, uzmanlar, şefler, sanatçılar ve sektörün önde gelen isimlerinin katılımıyla birçok söyleşi de düzenlendi. Ziyaretçiler, tadım etkinliğinde zeytinyağı ile ilgili doğru bilgileri edinme fırsatı buldu.

İzmir Kahve Fuarı binlerce ziyaretçi ağırladı

100 yılı aşkın süredir kahve ticaretine ve kahve kavurma makinesi üreticilerine ev sahipliği yapan İzmir, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin ev sahipliğinde, İZFAŞ ve TACTFAIR iş birliği ile 23-26 Mayıs 2024 tarihleri arasında düzenlenen İzmir Kahve Fuarı – Kahve, Kahve Ekipmanları ve Sarf Malzemeleri Fuarı ile sektördeki konumunu pekiştirdi. İzmir Kahve Fuarı hem sektör profesyonellerine hem de kahve tutkunlarına sunduğu yenilikçi çözümler ve etkinliklerle, kahve sektörünün geleceğine ışık tuttu. Fuarın ilk iki günü yalnızca sektör profesyonellerine ayrıldı. Profesyoneller, kahve makinalarından yeşil çekirdeğe, sütten şuruba, mobilyadan danışmanlık hizmetlerine kadar geniş bir yelpazede ürün ve hizmet sunan katılımcılarla buluşma fırsatı yakaladı. Sektör temsilcileri, hem yurt içi hem de yurt dışından iş bağlantıları kurarak yeni iş birliklerine imza attı. Fuarın son iki gününde kapılarını kahve meraklılarına açan etkinlik, büyük ilgi gördü. Fuar, ikinci yılında 42 ilden ve 27 ülkeden toplam 9 bin 365 kişi ziyaret etti. Profesyonel ziyaretçiler ve kahve severlerin fuara olan ilgisi, İzmir Kahve Fuarı’nın önemini bir kez daha ortaya koydu.

Sektörün önde gelen isimleri Şerif Başaran, Sam Çeviköz, Atilla Narin, Orkun Üstel, Aykut Yaşar, Atahan Kaygusuz, İsmail Gökcan, Serkan Özkan ve Funda Açıkgöz bilgi ve deneyimlerini paylaştı. Fuar, kahve ve kahve ekipmanları sektörünün gelişimine yönelik çözümler sunarak, özellikle ekipman anlamında güçlü olan Türkiye’nin ihracatçı sektör paydaşlarına yeni pazarlar bulma fırsatı sundu. Fuara katılan firmalar, uluslararası alanda iş bağlantıları kurarak ihracat potansiyellerini artırma imkanı da buldu. Fuar katılımcıları ve sektör profesyonelleri, fuarın, gelecek yıllarda daha büyük katılımlarla sektöre olan katkısını artırarak devam ettireceğini dile getirdi. – İZMİR

]]>
https://www.haber60.com.tr/olivtech-ve-izmir-kahve-fuari-18-bin-ziyaretciyi-agirladi/feed/ 0
Bursa Büyükşehir Belediyesi Kahve Sohbetleri Gecesi Düzenledi https://www.haber60.com.tr/bursa-buyuksehir-belediyesi-kahve-sohbetleri-gecesi-duzenledi/ https://www.haber60.com.tr/bursa-buyuksehir-belediyesi-kahve-sohbetleri-gecesi-duzenledi/#respond Mon, 27 May 2024 02:09:31 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=33317 Bursa Büyükşehir Belediyesi tarafından bu yıl 3’üncüsü düzenlenen ‘Kahve sohbetleri gecesi’, vatandaşlara 6 asırlık İpek Han’ın tarihi atmosferinde kahvelerini yudumlayarak keyifli bir akşam geçirme imkanı verdi. Eşi Seden Bozbey’le birlikte kahve sohbetlerine katılan Başkan Mustafa Bozbey, “Kahve bir bahane. Asıl olan gönül sohbetlerimiz” dedi.

Bursa’yı gastronomi turizminde de öne çıkarmak amacıyla Türk Mutfağı Haftası’nda birbirinden farklı etkinlikler düzenleyen Büyükşehir Belediyesi, tarihin dokusunu kahvenin lezzetiyle buluşturdu. 15’inci yüzyılda Hacı İvaz Paşa tarafından yaptırılan İpek Han’ın önündeki yeni meydan, Büyükşehir Belediyesi’nin bu yıl 3’üncüsünü düzenlediği ‘Kahve sohbetleri gecesi’ne ev sahipliği yaptı. Büyükşehir Belediyesi turist rehberlerinin anlattığı Tarihi Hanlar Bölgesi’nin hikayelerini keyifle dinleyen Bursalılar, hikayeler arasından sorulan sorulara doğru cevap vererek hediyeler de kazandı.

Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey de kahve sohbetlerine eşi Seden Bozbey ile birlikte katıldı. Programa, Başkan Mustafa Bozbey’in yanı sıra Vali Yardımcısı Rıza Gençoğlu, İl Kültür ve Turizm Müdürü Kamil Özer, Dış İlişkiler Daire Başkanı Pınar Işıkyıldız, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ve vatandaşlar katıldı.

“Tarihe keyifli bir yolculuk yapacağız”

Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, ‘gönül ne kahve ister, ne kahvehane. Gönül sohbet ister, kahve bahane’ sözüyle konuşmasına başladı. Tarihin esintisiyle kahvenin lezzetini Kahve sohbetleri gecesi’nde buluşturduklarını söyleyen Başkan Mustafa Bozbey, 40 yıl hatırlı kahvelerin mekanında buluştuklarını hatırlattı. UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne giren 700 yıllık Tarihi Çarşı ve Hanlar Bölgesi’nin Osmanlı’nın ilk çarşılarından olduğunu belirten Başkan Bozbey, “Hanlar Bölgesi bugün de sosyal hayatımızın vazgeçilmez bir parçasıdır. Tarih boyunca farklı kültürlere ve sosyal yaşantıya sahip insanların sohbet ettiği, dertlerini paylaştığı, gazete okuduğu, tavla oynadığı bu bölgede kahve vazgeçilmez bir simgedir. Kahve, Osmanlı’dan günümüze uzanan tamamlanan işlerin yorgunluğunu attığımız, bayramların, kız isteme merasimlerinin, mutlu anların keyfini paylaştığımız kültürümüzün önemli bir parçasıdır. Bu gece kahvelerimizi yudumlarken hem kültürel mirasımızı yaşatacak hem de güzel sohbetler eşliğinde keyifli anlar geçireceğiz. Kahve kültürünün farklı yönlerini tanıyacak, geleneksel tatlarımızı yeniden keşfedecek, tarihe keyifli bir yolculuk yapacağız. Kahve bir bahane. Asıl olan gönül sohbetlerimiz. Geleneklerimizin ve kültürümüzün yaşatılmasıdır. Herkese afiyet olsun. Emeği geçenleri kutluyorum” dedi.

Vali Yardımcısı Rıza Gençoğlu, Türk Mutfağı Haftası’nın tüm Türkiye’de olduğu gibi Bursa’da keyifli programlarla kutlandığını dile getirdi.

İl Kültür ve Turizm Müdürü Kamil Özer, Türkiye’nin en lezzetli haftası olan Türk Mutfağı Haftası’nı dolu dolu programla geçirdiklerini söyledi. Gastronominin artık turizm ve kültürün tanıtılmasında önemli bir etken olduğunu anlatan Özer, Türk kahvesinin sadece bir içecek değil kültür olduğunu belirterek, bu değeri tanıtmanın önemine vurgu yaptı.

Konuşmaların ardından konuklara kahve ikramında bulunuldu. Tarihi Çarşı ve Hanlar Bölgesi’nin büyüleyici atmosferinde kahvelerini yudumlayan vatandaşlar, tarihi bölgede huzur dolu bir akşam geçirdi. Bursalılarla birlikte kahvesini yudumlayan Başkan Bozbey, vatandaşlarla sohbet edip hatıra fotoğrafı çekildi.

Program, Kahve eksperi ve barista eğitmeni Mehmet Koray Eroğlu’nun ‘Gelenekten geleceğe kahve kültürü söyleşisi’ ve kahve sunumuyla devam etti. Hacivat ve Karagöz gösterisinin ardından Orkestra Şube Müdürlüğü Türk Halk ve Türk Sanat Müziği Bölümü sanatçılarının konser verdiği gecede, Bursalılar Türk kahvesi eşliğinde keyifli saatler yaşadı. – BURSA

]]>
https://www.haber60.com.tr/bursa-buyuksehir-belediyesi-kahve-sohbetleri-gecesi-duzenledi/feed/ 0
OLIVTECH Fuarı ve İzmir Kahve Fuarı büyük ilgi görüyor https://www.haber60.com.tr/olivtech-fuari-ve-izmir-kahve-fuari-buyuk-ilgi-goruyor/ https://www.haber60.com.tr/olivtech-fuari-ve-izmir-kahve-fuari-buyuk-ilgi-goruyor/#respond Mon, 27 May 2024 00:03:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=33249 Bu yıl 11’incisi düzenlenen OLIVTECH Fuarı-2. İzmir Kahve, Kahve Ekipmanları ve Sarf Malzemeleri Fuarı, büyük ilgi görüyor. Lezzet ve teknolojiyi buluşturan iki fuar kapsamındaki söyleşilerde, “Dünyada ve Türkiye’de zeytinciliğin güncel durumu ve gelecek öngörüleri” ile “Türk kahvesinin 500 yıllık öyküsü ve yeni nesil yapım teknikleri” konuşuldu.

İzmir Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde, İZFAŞ tarafından 23-25 Mayıs tarihlerinde düzenlenen 11. OLIVTECH- Zeytin, Zeytinyağı, Süt Ürünleri, Şarap ve Teknolojileri Fuarı ile 23-26 Mayıs tarihlerinde yapılan 2. İzmir Kahve Fuarı-Kahve, Kahve Ekipmanları ve Sarf Malzemeleri Fuarı; sektör profesyonelleri, üreticiler, tüketiciler ve meraklıları için önemli bir buluşma noktası oldu. OLIVTECH Fuarı kapsamında; Ticaret Bakanlığı, Uluslararası Zeytin Konseyi ve Ulusal Zeytin ve Zeytinyağı Konseyi tarafından düzenlenen söyleşide, “Dünyada ve Türkiye’de zeytinciliğin güncel durumu ve gelecek öngörüleri” konuşuldu. Uluslararası Zeytin Konseyi İcra Direktörü Jaime Lillo ve Ulusal Zeytin ve Zeytinyağı Konseyi Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Mustafa Tan’ın konuşmacı olarak katıldığı etkinliğin moderatörlüğü, Ticaret Bakanlığından Yönetim Hizmetleri Daire Başkanı Çilem Çatalbaş ve Ticaret Uzmanı Didem Baykara tarafından gerçekleştirildi. Çatalbaş, “Markalaşma ve uzun dönem sürdürülebilir ihracat hedefleri içinde hem ülkemizin hem sektörümüzün, yüksek kazanca, kaliteye ve teknolojiye ulaşmasını hedefliyor ve bu konuda çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Türk markalarının daha çok tanındığı, Amerika Birleşik Devletleri, Avustralya, Japonya gibi yüksek gelir grubundaki ithalatçı ülkelerde lider ihracatçı ve markalaşmış ülkelerin rakibi olan bir sektör olmayı hedefliyoruz” dedi.

“Son 10 yılda dünyada ilk defa iki sene üst üste üretimde azalma görülmekte”

Toplantıya çevrimiçi olarak katılan Uluslararası Zeytin Konseyi İcra Direktörü Jaime Lillo, “Şuanda dört kıtadan 20’ye yakın ülke üyemiz var. Türkiye’nin de üye olduğu konseyimiz; ayrıca gözlemci ülke niteliğinde olan Amerika Birleşik Devletleri, Avustralya ve Brezilya gibi ülkelerle de iş birliği yapmakta. Bunun yanında özel sektörle düzenli bir diyalog yürütmek amacıyla kurulan bir danışma komitemiz de bulunmakta. Son 30 yıldır dünyada zeytin ve zeytinyağı üretimi ikiye katlanmış durumda. Dünyadaki en büyük beş tüketici ve beş üretici ülkeden biri Türkiye. Son 10 yılda ise dünyada ilk defa iki sene üst üste üretimde azalma görülmekte. İklim değişikliğinin zeytinyağı üretimi üzerindeki etkisine şimdiden tanık oluyoruz. Özellikle Akdeniz bölgesinde bu eğilimi görüyoruz. Öngörülemeyen hava şartlarıyla başa çıkmak ve üretim ve tüketim dengesini kurmak için Konseyimizin standardizasyon ve araştırmaya yönelik uzun süredir devam eden çalışmaları var. Zeytin ağacının beşiği olan Akdeniz havzası dışındaki coğrafyalarda da zeytin ve zeytinyağı üretimindeki büyümeyi desteklemek için çalışıyoruz” şeklinde konuştu.

Zeytin ağacı sayısı 202 milyona ulaştı

Ulusal Zeytin ve Zeytinyağı Konseyi Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Mustafa Tan da, “Ülke olarak bir miras üzerinde oturuyoruz. Türkiye, zeytin ağacının ana vatanıdır. Bunu bilerek üretimimizi, tüketimimizi, ihracatımızı arttırmalıyız. 2007 yılında kurulan Ulusal Zeytin ve Zeytinyağı Konseyi, Türkiye’de ilk kurulan konseydir. Uluslararası Zeytin Konseyi neyse Türkiye’de de Ulusal Zeytin ve Zeytinyağı Konseyi odur. Sektörün bileşenlerinin içinde olduğu, ortak akılda buluştuğu çatı kuruluştur. Hedef çok önemlidir. Hedef başarının kutup yıldızıdır. 2007 yılında bir hedef koyduk. Zeytin alanını 660 bin hektardan 1 milyon hektara, zeytin ağacı sayısını 144 milyondan, 180 milyona çıkarmayı hedefledik. 2023 Cumhuriyetimizin kuruluşunun 100. yılında, zeytin ağacı sayımıza baktığımız zaman şu anda 202 milyon. Zeytinyağı üretimi ise 115 bin tonlardayken geçtiğimiz yıl 421 bin tonla dünya hedefi ikinciliğe ulaştık. Bizim Konsey olarak en onurlu hedefimiz, zeytin ağacını ana vatanında layık olduğu yere getirmektir. Gelecek öngörümüz dünyada birinci ülke olmak. Binlerce yıllık kültür birikimi, müthiş bir iklim ve toprak şartlarına sahibiz. Zeytinyağı ihracatımız, 70 bin tondan 150 bin tona çıktı. Ülkemizde, resmi ağaç sayımızın üstüne her yıl ilave olarak 5 milyon zeytin fidanı dikilmekte. Güneydoğu Bölgemizde özellikle Güneydoğu Anadolu Projesi’nde öyle arazilerimiz var ki dünyaya yetecek kadar zeytinyağı üretebiliriz. Türkiye sofralık zeytinde dünya birincisidir. Kaliteli üretim bizim şiarımızdır” diye konuştu.

Türk kahvesinin inceliklerini anlattı

İzmir Kahve Fuarı kapsamında gerçekleştirilen söyleşiler de ziyaretçilerden büyük ilgi görüyor. Türk kahvesi ile ilgili çalışmalarıyla tanınan kahve yazarı ve eğitmen Atilla Narin, “Türk kahvesinin 500 yıllık öyküsü ve yeni nesil yapım teknikleri” başlıklı oturumda konuştu. Atilla Narin, Türk kahvesinin dünyanın ilk nitelikli kahvesi olduğunu belirterek, “Kahve, 500 yıldır Türklerin hayatında önemli bir yere sahip. Türk kahvesinin tarihine baktığımızda kökleri Etiyopya’ya, dalları bir Arap Yarımadası ülkesi olan Yemen’e kadar uzansa da Osmanlı coğrafyasında kimliğini kazanan kahvenin Avrupa’ya tanıtılması Türkler aracılığıyla olmuştur. Kahvenin Türkiye’ye girdiği 16. yüzyılın ortalarından itibaren kahve ile Türkler arasında tutkulu bir ilişki kuruldu. Kahve bitkisinin Türkiye’de yetiştirilmesi ne kadar imkansız olsa da kahve çekirdeklerini kavurmaktan başlayıp fincana dökene kadar olan süreçte Türkler tarafından geliştirilen hazırlama yöntemi Türk kahvesi olarak bilinir” dedi.

Türk kahvesi nasıl hazırlanmalı

İyi bir Türk kahvesinin nasıl yapılması gerektiğini de anlatan Atilla Narin, “Suyun sıcaklık derecesi, kahve yapısı, kahvenin yapılacağı cezve, içine konulacağı fincanın yapısı ve kahvenin sunumu çok önemli. Türk kahvesi pişirilirken köpük rengi, dolgunluğu ve yapısı dikkate alınır, kremamsı kıvam aranılan özelliklerdir. Büyük hava kabarcıkları olmaması gerekmektedir. Telvenin içerken dipte kalıp ağza gelmemesi önem taşır. Öncelikle iyi bir çekirdek, doğru kavrularak, doğru biçimde taze olarak öğütülmeli. Bir fincan için yedi gram kahve kullanın, kahveyi kalın bakır cezve içerisine boşaltın, üzerine kullandığınız fincanın hacmi ki yaklaşık 70 mililitre kadar suyu gezdirerek boşaltın. Fazla acılaşmayı engellemek için oda sıcaklığında ılık su kullanın, kullanılan su arıtma suyu ve temiz bir su olmasına özen gösterin, musluk suyu kullanmayın, tüm kahvenin suyla teması için 8-10 tur karıştırın, orta derece ateşte pişirin ve demlenme esnasında kesinlikle karıştırmayın. İki-iki buçuk dakika demlenme süresinde kaynamadan ocaktan alın ve altı geniş, üst kısmı ise dar olan fincan tercih edin. Kahveyi içmeden önce de tepkimenin sona ermesi için bir dakika bekleyin. Biraz su ile damağınızı temizledikten sonra kahvemizi afiyetle içebilirsiniz” diye konuştu. – İZMİR

]]>
https://www.haber60.com.tr/olivtech-fuari-ve-izmir-kahve-fuari-buyuk-ilgi-goruyor/feed/ 0
OLIVTECH-Zeytin ve İzmir Kahve Fuarı yarın açılıyor https://www.haber60.com.tr/olivtech-zeytin-ve-izmir-kahve-fuari-yarin-aciliyor/ https://www.haber60.com.tr/olivtech-zeytin-ve-izmir-kahve-fuari-yarin-aciliyor/#respond Fri, 24 May 2024 21:15:44 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=32833 Bu yıl 11.’si düzenlenen OLIVTECH- Zeytin, Zeytinyağı, Süt Ürünleri, Şarap ve Teknolojileri Fuarı ile 2. İzmir Kahve Fuarı-Kahve, Kahve Ekipmanları ve Sarf Malzemeleri Fuarı, yarın düzenlenecek törenle Fuar İzmir’de kapılarını açacak. Fuarların açılışını İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay ve sektör temsilcileri yapacak.

Fuarlar kenti İzmir, zeytin, zeytinyağı ve kahve tutkunlarını bir araya getirecek iki fuara ev sahipliği yapacak. İZFAŞ tarafından düzenlenen 11. OLIVTECH – Zeytin, Zeytinyağı, Süt Ürünleri, Şarap ve Teknolojileri Fuarı ile İZFAŞ ve TACTFAIR iş birliği ile düzenlenen 2. İzmir Kahve Fuarı -Kahve, Kahve Ekipmanları ve Sarf Malzemeleri Fuarı yarın İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay ve sektör temsilcilerinin katılacağı törenle açılacak.

11 ilden katılımcı

11. OLIVTECH – Zeytin, Zeytinyağı, Süt Ürünleri, Şarap ve Teknolojileri Fuarı, sektör profesyonellerini bir araya getirerek iş birliği imkanı sağlarken ziyaretçilerine de zeytin, zeytinyağı, süt ürünleriyle ilgili etkinliklerde bilgilendirip lezzetli anlar yaşatacak. Ulusal Zeytin ve Zeytinyağı Konseyi’nin (UZZK) desteğiyle gerçekleştirilen OLIVTECH Fuarı’nda; üretici, ithalatçı, distribütör, gıda sektörü firmaları, şişe ve ambalaj üreticileri ve makina üreticileri katılımcı olarak yer alıyor. 11 ilden katılımcının olduğu fuarda, zeytin ve zeytinyağı üretimi ve işleme süreçlerine odaklanan sunumlar, süt ve süt ürünleri endüstrisinin son gelişmelerini sergileyen stantlar ile teknolojik yenilikler de yer alacak. Fuar kapsamında Avrupa’dan Orta Doğu’ya, Kuzey Afrika’dan Türki devletlere kadar birçok ülkeden, toplam 210 profesyonel yabancı ziyaretçi ticari görüşmeler yapacak.

Son gün halka açık olacak

Fuar İzmir B Hol’de 23-25 Mayıs 2024 tarihleri arasında yapılan fuar, ilk iki gün yalnızca sektör profesyonellerine açıkken son gün ise halka açık olacak. Fuar, 10.00 – 18.00 saatleri arasında ziyaret edilebilecek. Fuarın ilk günü, Ticaret Bakanlığı, Uluslararası Zeytin Konseyi ve Ulusal Zeytin ve Zeytinyağı Konseyi tarafından “Dünyada ve Türkiye’de zeytinciliğin güncel durumu ve gelecek öngörüleri” paneli düzenlenecek. Ayrıca, “Ege ve İzmir mutfak kültürü”, “İklim krizi çağının Akdeniz ülkeleri zeytinciliğine etkileri ve Türkiye’nin konumu” başlıklı oturumlar da fuar kapsamında gerçekleştirilecek. Fuarın diğer günlerinde de akademisyenler, uzmanlar, şefler, sanatçılar ve sektörün önde gelen isimlerinin katılımıyla geçmişten günümüze zeytinyağının üretim serüveni, yeni teknolojiler, son tüketiciler için doğru zeytinyağı ve tadımı gibi birçok farklı konuda söyleşi ve etkinlik de düzenlenecek.

Sektörün ve kahve tutkunlarının buluşma noktası olacak

İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin ev sahipliğinde, İZFAŞ ve TACTFAIR iş birliği ile düzenlenen İzmir Kahve Fuarı -Kahve, Kahve Ekipmanları ve Sarf Malzemeleri Fuarı da 23 – 26 Mayıs 2024 tarihleri arasında, Fuar İzmir A Hol’de gerçekleştirilecek. Bölge itibariyle 100 yılı aşkın süredir, kahve ticaretine ve kahve kavurma makinesi üreticilerine ev sahipliği yapan İzmir, bu yıl ikinci kez İzmir Kahve Fuarı’na ev sahipliği yapacak. İlk iki gün yalnızca sektör profesyonellerinin ziyaret edebileceği fuar, son iki gününde ise kahve meraklılarının da ziyaretine açık olacak.

İlk yılında 10 bine yakın ziyaretçi

Fuara gelen profesyoneller, makineden yeşil çekirdeğe, sütten şuruba, mobilyadan danışmanlık hizmetlerine kadar yan sektörleriyle birlikte tüm bileşenlerin hepsine ulaşabilecek. Fuar, kahve ve kahve ekipmanları sektörünün gelişimi için çözümler üreterek, özellikle ekipman anlamında güçlü olan ülkemizin ihracatçı sektör paydaşlarına, yeni pazarlar bulma fırsatı da sunacak. Fuara katılan sektör temsilcileri, yurt içi ve yurt dışındaki iş bağlantılarına ulaşarak yeni iş birliklerine imza atacak. İlk yılında, 41 ülkeden ve Türkiye’nin 60 ilinden toplam 9 bin 668 kişinin ziyaret ettiği fuar, sektöre olan ilgiyi de ortaya koydu.

Önde gelen isimleri ziyaretçilerle buluşturacak

İzmir Kahve Fuarı, katılımcı ve ziyaretçilerine ev sahipliği yaparken bir yandan da farklı söyleşi, kahve kavurma, demleme gibi workshop ve etkinlikleriyle de dikkat çekiyor. “Kahve kavurma teknikleri”, “Türk kahvesinin 500 yıllık öyküsü ve yeni nesil yapım teknikleri”, “Sayısal verilerin kahvedeki rolü”, “Nitelikli çekirdek kahvelerden Türk kahvesi yapımı ve tadımı”, “Yeşil kahve çekirdek pazarı ve geleceği”, “Kahvenin yüzlerce yıllık kavrulma tekniği”, “Demleme teknikleri arasındaki farklar” gibi birçok konudaki etkinlikler fuarda yer alacak. Bu etkinlikler, Şerif Başaran, Sam Çeviköz, Atilla Narin, Orkun Üstel, Aykut Yaşar, Atahan Kaygusuz, İsmail Gökcan, Serkan Özkan, Funda Açıkgöz gibi sektörün önde gelen isimleri ziyaretçilerle buluşturacak.

İlk iki gününde saat 10.00 – 18.00 saatleri arasında ziyaret edilebilecek fuar, halka açık olduğu son iki gününde ise saat 10.00 – 19.00 saatleri arasında açık olacak. Fuarla ilgili tüm bilgilere ve detaylı etkinlik programına, https://kahvefuari.com/ adresinden ulaşılabiliyor. – İZMİR

]]>
https://www.haber60.com.tr/olivtech-zeytin-ve-izmir-kahve-fuari-yarin-aciliyor/feed/ 0
Şırnak’ta Menengiç Kahvesi İşine Girişen Kadın Girişimci https://www.haber60.com.tr/sirnakta-menengic-kahvesi-isine-girisen-kadin-girisimci/ https://www.haber60.com.tr/sirnakta-menengic-kahvesi-isine-girisen-kadin-girisimci/#respond Sat, 09 Mar 2024 01:57:32 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=17236 Şırnak’ta 2018 yılında eşi Abdi Erkan’ın kazada yaralanması sonucu ziyarete gelen misafirlere menengiç kahvesi yapıp ikram eden Hayal Erkan, daha sonra bu fikri geliştirip işini kurdu.

Hayal Erkan’ın (44) eşi Abdi Erkan (44), 2018 yılında çalıştığı yerde iş kazası geçirdi. Ziyarete gelen misafirlere Hayal Erkan, bir şeyler ikram etmek için bıttımı menengiç kahvesi işlemlerinden geçirdikten sonra sunum yaptı. Klasik yöntemler ile yapılan kahve misafirler tarafından beğenilince 5 çocuk annesi Hayal Erkan, bunu ticarete dönüştürmek için girişimde bulundu. Giriştiği işle KOSGEB’ten de destek alan Erkan, hem aile ekonomisine katkı sağlamaya başladı, hem de kahveleri için marka tescilini aldı.

Hayal Erkan, İhlas Haber Ajansı (İHA) muhabirine yaptığı açıklamada, eşinin geçirdiği kazadan sonra yaralanınca gelen misafirleri olduğunu söyledi. İkram edebilecek bir şeylerin olması gerektiği için de kahve yapıp ikram ettiklerini belirten Erkan, yaptıkları kahvenin beğenilmesiyle fikir geliştirip özenle yapmaya başladıklarını anlattı. Eşi iyileşene kadar satış yapmaya başladıklarını aktaran Erkan, şöyle konuştu:

“Eşim çalışamadığı için evdeydi, beraber bunu yapmaya başladık. Yavaş yavaş eşim de düzelmeye başladı. Kafe, dükkan dolaştı, sokakta geçen vatandaşa alır mısınız deyip bir potansiyel yakaladık. Dağlardan toplanan yabani bıttımların menengiç kahvesi olması meşakkatli yollardan geçiyor. Bıttımın hasadı eylül-ekim aylarında başlıyor. Toplamaya giderdik. Dağlardan toplayıp, küçük dallarından ayıklayıp eve getiririz. Eve getirdikten sonra, koca büyük leğenlerde yıkarız. Yıkadığımız zaman da beyazlar üste çıkar, yeşiller de alta durur. Güzelce yıkadıktan sonra, damlarda kuruturuz. Kuruduktan sonra tertemiz olana kadar elenir. Şu anda kavrulmuş menengiç, kırma menengiç ve menengiç yağı yapıyoruz.”

Menengiç kahvesinin üretimini yapabilmek için KOSGEB’e proje sunduklarını belirten Erkan, “Resmi işlemlerimizi bitirdikten sonra, baktık işin içinden çıkamıyoruz KOSGEB’in kapısını çaldık. Onlarda projemizi çok beğendiler. Bize 100 bin liralık makine desteği verdiler. Bizde aldığımız destek ile makinelerimizi büyüttük. Küçük makineden 2-3 büyük makine aldık. İşimiz şimdi hem daha kolay hem de işleyişimiz daha güzel gidiyor. Aldığımız desteğin dışında marka tescilini aldık. Onun dışında Şırnak için coğrafi işaret başvurusunda bulunduk” dedi.

“Irak, Hollanda, İsviçre, Amerika’dan da teklifimiz var”

Şırnak sokaklarında satışını yaptıkları menengiç kahvesinin, herkes tarafından beğenildiğini ve hedeflerinin dünyanın her yerine markasını taşımak olduğunu söyleyen Erkan, “Biz ürünümüzü ilk başta Şırnak ve çevresine veriyorduk ama şu anda Türkiye’nin hemen hemen her iline gönderdik. Yurt dışına da gönderiyoruz. Irak, Hollanda, İsviçre, Amerika’dan da bir teklifimiz var. Bunları duydukça mutlu oluyoruz. Geri dönüşler bizi mutlu ediyor. Biz içtik çok beğendik diyorlar. Bizzat arayıp tebrik edenler oluyor. Hedefimiz daha büyük. Markamızı dünyanın her yerine taşımak. Görünen de o, her yerden talepler alıyoruz” şeklinde konuştu.

“Kadınlara destek verilsin”

Her zaman eşinin arkasında olduğunu ifade eden Abdi Erkan ise, “Eşim ile beraber kahve üretimini yapıyoruz. Eşim ile atölyede olsun, pazarlamada olsun her zaman el ele yapıyoruz. Her zaman eşimin arkasındayım. Herkesin bayanlara destek vermesi gerekiyor” ifadelerine yer verdi. – ŞIRNAK

]]>
https://www.haber60.com.tr/sirnakta-menengic-kahvesi-isine-girisen-kadin-girisimci/feed/ 0
Elazığ’da Kahve Fincanı Müzesi ziyaretçilerin ilgisini çekiyor https://www.haber60.com.tr/elazigda-kahve-fincani-muzesi-ziyaretcilerin-ilgisini-cekiyor/ https://www.haber60.com.tr/elazigda-kahve-fincani-muzesi-ziyaretcilerin-ilgisini-cekiyor/#respond Tue, 27 Feb 2024 21:42:18 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=12671 Elazığ’da kurulan Kahve Fincanı Müzesi’ni ziyaret edenler, tarihi eser niteliği taşıyanlar ile ülkenin farklı bölgelerinden getirilen 5 bin fincanı görme ve hatıraları yad etme imkanı buluyor.

Valilik ve belediyenin desteğiyle Elazığ Turizm Kültür ve Tanıtma Derneği (ETUDER) tarafından Harput Mahallesi’ne kazandırılan müze, açılışının yapıldığı 29 Ekim 2023’ten bu yana ziyaretçilerden büyük ilgi gördü.

Müzenin açılışında Cumhuriyet’in 100. yılına atfen 2023 fincan sergilendi. Teşhir edilen fincan sayısı zamanla 5 bine ulaştı.

Ayrıca, “Bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı vardır” sözüne uygun olarak, bağışçıların bakır levhalara yazılan isimleri fincanlara iliştiriliyor.

Kahve fincanlarının bulunduğu müzeyi ziyaret edenlerin sayısı 4 ayda yaklaşık 20 bine ulaştı.

“Dünyada böyle bir müzenin olmadığını gördük”

ETUDER Başkanı Ahmet Bulut, AA muhabirine, dernek olarak Harput Mahallesi’nde spesifik müze oluşturmak için Kahve Fincanı Müzesi’ni kurduklarını söyledi.

Anadolu’nun yaklaşık 500 yıllık kahve kültürü geçmişinin olduğunu dile getiren Bulut, “Cumhuriyet’in 100. yılında 2023 fincan” hedefiyle bu yola çıktıklarını belirtti.

Bulut, “Fincan sayısı yaklaşık 5 bini buldu. Bu fincanların çoğu tarihi eser sayabileceğimiz en az 100 ile 150 yıllık. Hatta 300 yıllık bir fincanımız da var. Türkiye’de kahve fincanı adına açılmış tek müze. Hatta dünya çapında da bir araştırma yaptık ve böyle bir müzenin olmadığını gördük.” dedi.

Harput’a böyle müze kazandırdıkları için gurur duyduklarını ifade eden Bulut, kış ayı olmasına rağmen günde 30-40 fincan getirilip, müzeye bağışlandığını belirtti.

Bulut, “Fincan getirenlerin isimlerini bakır levhalara yazıyor ve fincana iliştiriyoruz. Buranın bir anlamda da ‘hatır müzesi’ olmasını istiyoruz. İnsanlar buraya 50 yıl sonra geldiklerinde hem fincanlarını hem isimlerini görsünler istiyoruz.” ifadelerini kullandı.

“Guinness Rekorlar Kitabı’na girmeyi hedefliyoruz”

Müzede çok değerli fincanların olduğunu, getirilen fincanları kategorize etmek için bir uzman da davet ettiklerini dile getiren Bulut, ilerleyen süreçte üretildiği yıllara göre fincanların dizayn edileceğini aktardı. Bulut, şunları kaydetti:

“Hediye olarak gelen fincanlardan biri antikacı arkadaşımıza ait ve 150 yıllık. Osmanlı sarayına İngiltere’den gönderilen bir fincanımız var. Bunların yanı sıra en kıymetlisi Cumhuriyet’imizin kurucusu Ulu Önder Atatürk’ün 17 Kasım 1937’de Elazığ ziyaretleri sırasında kendisine kahve ikram edilen fincan. Müzemiz çok büyük ilgi gördü. 4 ayda 20 bin insana bu müzeyi gezdirebildik. Kültür turlarına katılan ziyaretçiler de gelmeye başladı. Guinness Rekorlar Kitabı’na da girmeyi hedefliyoruz. Şu an müracaat aşamasındayız. Dünyanın tek Kahve Fincanı Müzesi olarak literatüre girmeye de çalışacağız.”

Şehitlerin hatırası olarak fincan bağışladı

Mardin’den Elazığ’ı ziyarete gelen Gülbahar Mavidemir de kentte Kahve Fincanı Müzesi olduğunu duyunca görmek istediklerini söyledi.

Gezi kapsamında ilk olarak heyecanla bu müzeyi ziyaret ettiklerini anlatan Mavidemir, “Şehit olan iki kaynımın hatırasına buraya 2 fincan bıraktık. Burası inşallah diğer illerimize de örnek olur. Burada dikkatimi en çok çeken Atatürk’ün kahve içtiği fincanının sergilenmesi. Tarihin içinde bir gezinti.” ifadelerini kullandı.

Zübeyde Ateş de çok güzel bulduğu müzeyi herkesin görmesi gerektiğini söyledi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/elazigda-kahve-fincani-muzesi-ziyaretcilerin-ilgisini-cekiyor/feed/ 0
GÖRÜŞ- Dikkat, kahveyi nasıl içtiğiniz sosyal sınıfınızı mı belirliyor? https://www.haber60.com.tr/gorus-dikkat-kahveyi-nasil-ictiginiz-sosyal-sinifinizi-mi-belirliyor/ https://www.haber60.com.tr/gorus-dikkat-kahveyi-nasil-ictiginiz-sosyal-sinifinizi-mi-belirliyor/#respond Sat, 24 Feb 2024 08:54:03 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=11690 Uluslararası Balkan Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Lütfi Sunar, Türkiye’de ve dünyada yükselişe geçen kahve kültürünü ve kahve deneyiminin sınıf algısını nasıl şekillendirdiğini AA Analiz için kaleme aldı.

***

“Ağalar beyler içerler

kahve de kara değil mi?”

Karacaoğlan

Kahve, dünyada sudan sonra en çok tüketilen içecek. Uluslararası Kahve Örgütü (ICO) verilerine göre, son 5 yılda Asya kıtasında kahve tüketimi yüzde 15 oranında büyüdü. Bu büyüme muhtemelen Türkiye’de çok daha yüksektir. Kahve tüketimindeki bu patlama, kahve içmenin özel olarak tasarlanmış bir deneyim olarak sunulmasıyla yakından alakalı.

“Büyüleyici, unutulmaz, benzersiz, yaratıcı, tarz sahibi, modaya uygun.” Bunların hepsi yüksek kalibreli bir otomobil için sık kullanılan ifadeler. Ancak tasarım, yaratıcılık, yenilik ve farklılık gibi ifadeler artık sadece otomobiller veya ev eşyaları için değil aynı zamanda yiyecekler için de kullanılıyor. Özellikle de kahve söz konusu olduğunda bu tanımlamalar genişliyor ve ilginç tonlar kazanıyor. Kahvenin günümüzde ritüelvari bir kimlik üretme aracına dönüştüğünü söylemek abartı olmayacaktır.

Türkiye’de kahve kültürü son yıllarda giderek artan ilgiyle birlikte karmaşık bir yapıya kavuştu. Elimizde tam bir veri olmasa da ülkemizde şu an 40 civarında zincir markanın 2 bin 600 şubede faaliyet gösterdiği tahmin ediliyor. Buna butik mekanlar da eklendiğinde ülke çapında 6 bin civarında kahve dükkanı olduğu söylenebilir.

Tüm dünyada sudan sonra en çok tüketilen içecek olan kahve Türkiye’de henüz milli içeceğimiz siyah çayı geçemese dahi hızlı yükselişi şaşırtıcı tezahürlerle dolu bir gündem sunuyor. Kahvenin çayla rekabeti aslında yeni kültürel evrenin eskisinin yerine yerleşmesinin bir hikayesini de sunuyor. Türkiye’de kahve tüketiminin küresel ortalamayı geride bırakan büyümesi, kahvenin Batılı modernitenin bir simgesi olarak algılanmasıyla da ilişkilidir. Bir zamanlar çayın da böyle bir simge olduğunu bir anlığına unutursak bu değişim bizi yeterince şaşırtabilir.

Değişen kahve tüketimi

Yıllar önce yerli bir markanın soğuk kahve reklamında küresel kahve markaları ile ilgili eğlenceli bir anlatı sunulmuştu. Küresel markaların kendine özel adları ve söyleyişleri ile dalga geçen bu reklam kendi ürünlerinin de en az öteki kadar orijinal ve lezzetli olduğunu savunuyordu. Ancak aslında mesele bundan ibaret değil. Çünkü bugün herhangi bir şeyi tükettiğinizde sadece o şeyi tüketmiş olmazsınız. Markalar artık metalarla birlikte imajları da sunuyor. Hatta çoğu kez tüketilen metadan daha fazla imajlar öne çıkıyor.

Son zamanlarda gündelik hayatımıza ne kadar çok şey ne kadar hızlı girip kendisine yer ediniyor. Hatta öyle bir hale geliyor ki biz o şeylerin hep bizimle olduğunu düşünmeye bile başlıyoruz. Ancak bunlar arasında kahvenin özel bir yeri var. Çünkü bir zamanlar Türk kültürünün en önemli parçalarından birisi olan ama zamanla unutulmuş olan kahvenin geri dönüşü hayli hızlı ve ilginç oldu. Bugünlerde arkadaşıyla kahve içmeye gitmek, bir kahve ikram etmek sosyal hayatın en önemli parçalarından birisi artık. Kahveyi insanlığa tanıtan Türk kahvesi Türkiye’de unutulmaya yüz tutmuşken önce hazır kahvelerin kolay ve ucuz erişilebilirliği, akabinde küresel kahve zincirlerinin her yere yayılması, son olarak da üçüncü nesil nitelikli kahve kültürünün yaygınlaşması ile kahve bir anda her yerde karşımıza çıkmaya ve günün her anında hayatımıza eşlik etmeye başladı.

Aslında geleneksel Türk kahvesinden başlayan ve nitelikli kahveye varan dalgalar halindeki gelişim seyri kendi içinde büyük kültür değişimlerini ve bir o kadar da sınıfsal tezahürleri yansıtıyor. Nasıl ki hazır kahve hayatımıza hızlı tüketimin ve “fast food” çağının bir emaresi olarak girdiyse küresel kahve markalarının dükkanları da AVM kültürünün bir parçası olarak yaygınlaştı. Şimdilerde pek çok insanı bir “barista”ya dönüştüren nitelikli kahve yapma ve sunma arayışı da küresel “gastrokültür”ün bir yansıması olarak hayatımıza girdi.

Yeni orta sınıfın gündelik kimlik arayışında kahve

Kahve ilginç bir şekilde gündelik hayatta benliğin sunumu için bir enstrümana dönüşmüş vaziyette. Elinde karton kahve bardağı ile yolda yürümek, gidilecek yere kahve termosu ile kahve taşımak, kahve fincanı ile havalı fotoğraflar vermek, kahve yapımından anladığını ima etmek, güne kahvesiz başlayamamak, kahve içmeden duramamak özellikle beyaz yakalı eğitimli kesimler arasında günlük hayatta artık yerleşmiş durumda. Bunların ağız tadından daha fazlasıyla ilişkili olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.

Ünlü sosyolog Bryan S. Turner, “Günlük vakaların içine sosyal sınıfı eklerseniz sosyolojik olgular elde edersiniz.” diyor. Gerçekten de biz gündelik hayattaki pek çok şey üzerinden sınıfı teşhis edebiliriz. Fransız sosyolog Pierre Bourdieu, bunu “habitus” kavramıyla anlatmıştı. Bourdieu günlük hayatta bazen bilinçli bazen de bilinçsiz tekrarlanan örüntülere temel teşkil eden olgunun sosyal sınıf olduğunu belirtir. Kahve tüketimi de esasen yeni çalışma kültürünün ve sınıfsal ilişkilerin bir tezahürü olarak karşımıza çıkıyor.

Aslında en başından beri sosyal statüyü sembolize eden bir içecek olan kahve Türkiye’de de tarih boyunca kültürel ve geleneksel bir öneme sahipti. Ancak son dönemlerde özellikle çalışma hayatının farklılaşan boyutları ile birlikte kahvenin sembolik evreni de önemli bir evrim geçirdi. Günümüzde kahve, geleneksel çay kültürüyle tezat oluşturacak şekilde modernliği ve kentsel profesyonelliği sembolize ediyor ve kahve dükkanları kentsel tüketim kalıplarını şekillendiren yeni sosyal merkezler olarak ortaya çıkıyor.

Bu değişimde özellikle kahve tüketiminin deneyimsel bir boyut kazanması ve artizan bir zanaatkarlık eserine dönüşmesi önemli. Deneyimsellik, her şeyin gittikçe standartlaştığı küresel üretim ve tüketim kültüründe markaların ve ürünlerin kendilerini diğerlerinden ayırmak için benimsedikleri en önemli taktiklerden birisidir. Özellikle eğitim ve profesyonel uzmanlığa dayalı becerileri ile kendisine sosyal bir konum elde eden yeni orta sınıf için deneyimlemek günlük rutini aşmanın bir yolu olarak benimseniyor. Deneyimlemek bu sınıf için bir özneleşme ve var olma biçimidir. Günlük işlerdeki rutinizasyonu ve standardizasyonu, tanımlı hayat pratiklerini aşmak üzere bir deneyim evreni imdada yetişiyor. Tatili, ortamı, dostluğu, sporu, eğlenceyi deneyimleme yoluyla kendi dünyasına katan yeni orta sınıf mensupları bu deneyimlerini yansıtarak ve paylaşarak da bir kimlik ve statü oluşturma çabasındadır.

Artizan zanaatkarlık ise var olanla kendisinde olanı birleştirerek yeni ve farklı şeyler yaratma ve sunma arayışının bir parçası olarak karşımıza çıkıyor. Bu tür kahve hazırlama ile ilgili bir sohbette ulaşılan “görgü düzeyi” şaşırtıcı bir üst kültür oluşturma isteğini de yansıtıyor. Yenilikçiliğin en uç seviyelere ulaştığı, yerel tatlar ve malzemelerle sosyallik ve geleneklerin harmanlandığı bu evrende kahve yapıcısı kendisini üstün bir sanatsal yaratımın sınırlarında hisseder ve bu ana tanıklık eden ve “eseri” edinen kişi de bu anın bir parçası olur. Bu tür bir artizan sanatkarlık deneyimi, aslında çok büyük bir çaba harcamadan bir kabiliyet edinme ve üretmenin tadını ve tatminini bununla elde etmenin de bir yoludur. Zira yeni orta sınıfın en büyük sızısı içinde bulunduğu çalışma evreninde üretmenin somut hazzını yaşayamamak ve belirsizlikler dünyasında bir ürünün sağlayacağı tatmine hasret kalmaktır.

Bu bağlamda “kendine has kılma” mottosu yeni nesil kahve tüketiminin önemli unsurlarından birisi olarak karşımıza çıkıyor. Genç profesyoneller ile eğitimli kesimler için kahve kültürü günlük hayatın teatral entelektüel deneyimi ile doğrudan bağlantılıdır. Bu evrende kahve dükkanları benzersiz, niş butik alanları olarak algılanıyor. Sofistike, kişiselleştirilmiş ve özel kahveler sunan mekanlarda kahve adeta kültürel bir ritüel haline geliyor. Böylece günlük hayatın gerekli ritüel ve mistifikasyon dozları güvenli bir şekilde alınmış oluyor.

Batılı küresel tüketim ve kültür trendlerini benimseyen yeni orta sınıfın genişlemesi ile birlikte “mutlu” bir zevk ve beğeni patlaması yaşanıyor. Küresel zevk ve beğeni dünyasına eklemlenen yeni orta sınıfta yiyecek ve içecekte popüler dil, parlak imaj, neşeli ve beklenmedik tatlar aranıyor. Kahve bugün Türkiye’deki ortalama bir birey için yeni bir kültürün sembolü olarak bu arayışa en iyi cevap veren tüketim aracı. Hem geleneksel hem heretik hem kültürel hem karşı-kültürel yapısı ile kahvenin bu sınır tanımaz gelişiminin seyrini izlemek de bir o kadar kışkırtıcı.

[Prof. Dr. Lütfi Sunar, Uluslararası Balkan Üniversitesi Rektörü’dür.]

Bu yazıda anlatılan meseleleri yazar tarafından yazılan ve Güncel Sosyoloji dergisinde yayımlanan “Kahve, Sınıf ve Kimlik: İstanbul’da Yeni Orta Sınıfın Üçüncü Dalga Kahve Tüketimi” başlıklı yazıda daha detaylı şekilde bulabilirsiniz.

]]>
https://www.haber60.com.tr/gorus-dikkat-kahveyi-nasil-ictiginiz-sosyal-sinifinizi-mi-belirliyor/feed/ 0
Bursa’da Bisiklette Kahve Konsepti https://www.haber60.com.tr/bursada-bisiklette-kahve-konsepti/ https://www.haber60.com.tr/bursada-bisiklette-kahve-konsepti/#respond Wed, 21 Feb 2024 08:51:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=10450 Bursa’da yaşayan ve geçirdiği hastalığın ardından tur bisikletçiliğine merak salan genç, en büyük iki tutkusunu birleştirerek “bisiklette kahve” konseptiyle hazırladığı kahveleri müşterilerinin beğenisine sunuyor.

Lisede uçak bakım alanında öğrenim gören ve ardından İstanbul’da bir hava yolu şirketinde teknisyen olarak çalışan 27 yaşındaki Enes Sefa Ünlü, 2020’de havacılık kariyerini sonlandırıp Bursa’ya dönmesinin ardından farklı alanlarda çalıştıktan sonra 2021’de tur bisikletçiliğiyle tanıştı.

Bisiklete olan tutkusunu bir başka merakı olan kahveyle birleştiren Ünlü, demleme ve sunum eğitimi almasının ardından geçen yıl “bisiklette kahve” konseptini hayata geçirdi.

Ünlü, yol arkadaşı olarak gördüğü 1980 model yarış bisikletini bir arkadaşının yardımıyla tamir edip adeta kahve dükkanı formatına dönüştürdü.

Kahve tezgahı bulunan, üretim için gerekli ekipmanları barındıran, iki sepetli ve bir tezgahlı bisikletiyle yollara düşen Ünlü, Bursa’da üniversite öğrencilerinin yoğun olduğu Nilüfer ilçesi Görükle Mahallesi’nin yanı sıra başka şehirlere de giderek müşterilerine hizmet veriyor.

Kağıt kahve filtreler yerine metal veya yeniden kullanılabilir pamuklu bezden ürünler tercih eden, pet şişe kullanmayan Ünlü, günün sonunda kahve posalarını kompost olarak doğayla yeniden buluşturup Sıfır Atık Projesi’ne katkıda bulunuyor.

“Bisikletle gezip dünyaya kahvemizi tanıtmayı istiyorum”

Enes Sefa Ünlü, AA muhabirine, Görükle’nin yanı sıra bireysel olarak veya bisiklet kulübü üyeleriyle Türkiye’nin farklı şehirlerine, kahve festivallerine, davet edildiği organizasyonlara gittiğini söyledi.

Sürdürülebilir ve çevreci ekipmanlarla kahve demlemenin mümkün olduğunu belirten Ünlü, Vietnam, Endonezya gibi bisikletin yaygın olduğu ülkelerdeki kültürü Türkiye’ye taşımak için iki tutkusunu birleştirip bu işe başladığını dile getirdi.

Bisiklet tutkusunun geçirdiği ağır hastalık sonucunda başladığını anlatan Ünlü, şöyle devam etti:

“Özgürlüğüne düşkün bir insanım. Ağır bir hastalık atlattıktan sonra bisikletle insanların nasıl gezdiğini, bisikletle nereye gidilebileceğini merak ettim. Bunu araştırınca insanların dünyayı gezdiğini fark ettim. Ben de bunu bu şekilde yapmayı hayal ediyorum. Yani bisikletle gezip dünyaya kahvemizi tanıtmayı, kahveleri tanıtmayı ve bu şekilde sürdürülebilir çevreci bir olaylara imza atmak istiyorum. Bu bisiklet artık gerçekten yol arkadaşım oldu. Onunla o kadar fazla şehre gittik ki bir gönül bağımız oluştu. Nihayetinde gerçekten bir el emeği var ve bir hayal ürünü aslında. Bir hayalin meydana getirdiği bir olay bu. Dolayısıyla kendisiyle bir bağımız var.”

Ünlü, bisikletin çevreye ve doğaya en az zarar veren taşıt olduğunu ifade etti.

Katıldığı etkinliklerde yaptığı sunumlarda odak noktasının çevreci üretim olduğunu aktaran Ünlü, şunları kaydetti:

“Benim bunu bisikletle yapmamın sebebi hem bu doğaya vermiş olduğu katkı yüzünden hem de bu özgürlükçü ruhu. Yolda olmanın felsefesini verdiği için bisikleti seçtim. Şimdi kahve tüketildikten sonra ortada bir posa kalıyor ve bu posa çöpe gidiyor. Halbuki bu posa yumurta kabuğuyla evde kompost yapılarak doğaya tekrar kazandırılabilir. Ortaya çıkan atığı da tekrar doğaya geri kazandırarak aslında yani bakıldığında birçok şeyi doğaya geri kazandırmış oluyorum. Umarım oluyorumdur yani bu konuyu keşke herkes yapabilse de doğaya katkımız olabilse.”

Alpaslan Zengin ise “bisiklette kahve”yi sosyal medyadan gördüğünü, Görükle’de yürüyüş yaptığı sırada tesadüfen karşılaştığını belirtti.

Ünlü’nün hazırladığı kahveleri beğendiğini belirten Zengin, “Bisiklette kahve konseptine bayıldım. Genç girişimci olması, böyle dinamik olması… Böyle insanlara ihtiyacımız var.” dedi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/bursada-bisiklette-kahve-konsepti/feed/ 0
GÜNGÖREN’de Müzisyen Tartışmasında Ölüm https://www.haber60.com.tr/gungorende-muzisyen-tartismasinda-olum/ https://www.haber60.com.tr/gungorende-muzisyen-tartismasinda-olum/#respond Mon, 05 Feb 2024 08:00:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=6047

GÜNGÖREN’de nişanlısıyla birlikte bir restorana giden müzisyen Umut Emre Aytekin(36) ile iki kişi arasında tartışma çıktı. İki kişinin tekme tokat saldırdığı Aytekin’i nişanlısı Maria Zeppin kurtarmaya çalıştı. Başına aldığı darbelerle ağır yaralı olarak hastaneye kaldırılan Aytekin yapılan tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetti. O anlar iş yerinin güvenlik kamerasına saniye saniye yansıdı.

Olay, dün sabah saatlerinde Abdurrahman Nafiz Gürman Mahallesi’nde bulunan bir restoranda meydana geldi. Müzisyen Umut Emre Aytekin (36), kahve içmek için nişanlısı Maria Zeppin ile birlikte Güngören’de bulunan bir fast food zincirinin şubesine gitti. Kafede oturdukları sırada Aytekin ile yan masalarında oturan Ceyhun T.(22) ve Hayrettin Ö.(23) arasında henüz belirlenemeyen bir nedenle tartışma çıktı. Aytekin, kahve almak için kasaya doğru yöneldiği sırada iki kişinin saldırısına uğradı. Ceyhun T. ve Hayrettin Ö.’nün tekme ve yumruklu saldırısıyla yere yığılan Aytekin’i kurtarmak için nişanlısı Zeppin araya girdi. İhbar üzerine olay yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Sağlık ekipleri tarafından ilk müdahalesi olay yerinde yapılan Aytekin, ambulansla Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırıldı. Aytekin, hastanede yapılan tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetti. Adli Tıp Kurumu önünde Aytekin’in cenazesini bekleyen annesi göz yaşlarını tutamadı.

SALDIRGANLAR DA MÜZİSYEN

Müzisyen oldukları öğrenilen Ceyhun T. ve Hayrettin Ö., Aytekin’in yere düşmesinin ardından olay yerinden ayrıldı. Saldırganların bir süre sonra tekrar olay yerine gelerek yerde yatan Aytekin’in başında bekledikleri görüldü.

AYTEKİN’İN SALDIRIYA UĞRADIĞI ANLAR KAMERADA

Aytekin’in hayatını kaybettiği olay anları, iş yerinin güvenlik kamerasına yansıdı. Görüntülerde, Aytekin ve nişanlısının masada oturduğu sırada Ceyhun T. ve Hayrettin Ö. ile tartıştığı, daha sonra Aytekin’in kahve almak için kasaya geçtiği sırada saldırganların tekme ve yumruklarla saldırdığı anlar yer alıyor. Görüntülerde ayrıca, Aytekin’i kurtarmak isteyen nişanlısı Maria Zeppin’in araya girdiği ve o esnada saldırganlar tarafından darbedildiği görülüyor. Zeppin’in saldırganların olay yerinden ayrılmasının ardından Aytekin’in başını kucağına alarak ağladığı anlar da kameraya yansıdı.

“BÜTÜN UMUDUMUZ GİTTİ”

Umut Emre Aytekin’in Dayısı Mahmut Dilek, “Umut Emre Aytekin, çok iyi bir çocuktu. Askerden yeni gelmişti müzisyendi, tekrar Taksim’de işe başlamıştı. Ufacık bir şeyden ötürü tekmeler tokatlar ne demektir? Arkasından gelip vurmak, tekmelemek ne demektir? Çocuğumuz bir ailenin bir çocuğuydu oda maalesef gitti. Anne ve ailesi perişan halde. Ailesi, gelecekleri her şeyi yok oldu. Bitti bütün umudumuz gitti. O kadar geleceği parlak bir müzisyendi ki, o kadar güzel sesi vardı ki, Harika bir çocuktu. O kadar seviliyordu ki, inanamazsınız. Bu çocuğa nasıl kıyarsınız? Yapanlarda müzisyen diyorlar birde. Nasıl böyle bir duruma gelebildiniz? Arkadan gelip vuruyorsun, hadi vurdun niye yerde tekmeliyorsun? Bu nasıl bir insanlık, ne oldu bize?” dedi.

“NİŞANLISIYLA EVLENECEKTİ, PARA BİRİKTİRİYORDU”

Umut Emre Aytekin’in arkadaşı Eren Tunçer, “Hak etmedi, işinde gücünde normal bir vatandaştı. Hiç kimseyle bir problem yaşamazdı. Müzisyenlikle geçiniyordu, tek işi de oydu zaten. Severek yapıyordu işini. Senelerdir müzik işiyle uğraşıyordu. Askerden yeni geldi. Nişanlısıyla evlenecekti, onun için para biriktiriyordu. İşten çıktıktan sonra evine yakın olan bir kafeye nişanlısıyla beraber kahve içmeye gitmiş. Orada bir tartışma yaşanmış galiba. Tartışmayı çok büyütmemiş galiba ki kahve almaya gitmiş. Kahvesini alırken arkasından gelip yumruk atmışlar” diye konuştu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/gungorende-muzisyen-tartismasinda-olum/feed/ 0
GÜNGÖREN’de Müzisyen Tartışma Sonucu Hayatını Kaybetti https://www.haber60.com.tr/gungorende-muzisyen-tartisma-sonucu-hayatini-kaybetti/ https://www.haber60.com.tr/gungorende-muzisyen-tartisma-sonucu-hayatini-kaybetti/#respond Mon, 05 Feb 2024 07:57:12 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=6044 GÜNGÖREN’de nişanlısıyla birlikte bir restorana giden müzisyen Umut Emre Aytekin(36) ile iki kişi arasında tartışma çıktı. İki kişinin tekme tokat saldırdığı Aytekin’i nişanlısı Maria Zeppin kurtarmaya çalıştı. Başına aldığı darbelerle ağır yaralı olarak hastaneye kaldırılan Aytekin yapılan tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetti. O anlar iş yerinin güvenlik kamerasına saniye saniye yansıdı.

Olay, dün sabah saatlerinde Abdurrahman Nafiz Gürman Mahallesi’nde bulunan bir restoranda meydana geldi. Müzisyen Umut Emre Aytekin (36), kahve içmek için nişanlısı Maria Zeppin ile birlikte Güngören’de bulunan bir fast food zincirinin şubesine gitti. Kafede oturdukları sırada Aytekin ile yan masalarında oturan Ceyhun T.(22) ve Hayrettin Ö.(23) arasında henüz belirlenemeyen bir nedenle tartışma çıktı. Aytekin, kahve almak için kasaya doğru yöneldiği sırada iki kişinin saldırısına uğradı. Ceyhun T. ve Hayrettin Ö.?nün tekme ve yumruklu saldırısıyla yere yığılan Aytekin’i kurtarmak için nişanlısı Zeppin araya girdi. İhbar üzerine olay yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Sağlık ekipleri tarafından ilk müdahalesi olay yerinde yapılan Aytekin, ambulansla Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırıldı. Aytekin, hastanede yapılan tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetti. Adli Tıp Kurumu önünde Aytekin’in cenazesini bekleyen annesi göz yaşlarını tutamadı.

SALDIRGANLAR DA MÜZİSYEN

Müzisyen oldukları öğrenilen Ceyhun T. ve Hayrettin Ö., Aytekin’in yere düşmesinin ardından olay yerinden ayrıldı. Saldırganların bir süre sonra tekrar olay yerine gelerek yerde yatan Aytekin’in başında bekledikleri görüldü.

AYTEKİN’İN SALDIRIYA UĞRADIĞI ANLAR KAMERADA

Aytekin’in hayatını kaybettiği olay anları, iş yerinin güvenlik kamerasına yansıdı. Görüntülerde, Aytekin ve nişanlısının masada oturduğu sırada Ceyhun T. ve Hayrettin Ö. ile tartıştığı, daha sonra Aytekin’in kahve almak için kasaya geçtiği sırada saldırganların tekme ve yumruklarla saldırdığı anlar yer alıyor. Görüntülerde ayrıca, Aytekin’i kurtarmak isteyen nişanlısı Maria Zeppin’in araya girdiği ve o esnada saldırganlar tarafından darbedildiği görülüyor. Zeppin’in saldırganların olay yerinden ayrılmasının ardından Aytekin’in başını kucağına alarak ağladığı anlar da kameraya yansıdı.

BÜTÜN UMUDUMUZ GİTTİ

Umut Emre Aytekin’in Dayısı Mahmut Dilek, Umut Emre Aytekin, çok iyi bir çocuktu. Askerden yeni gelmişti müzisyendi, tekrar Taksim’de işe başlamıştı. Ufacık bir şeyden ötürü tekmeler tokatlar ne demektir Arkasından gelip vurmak, tekmelemek ne demektir Çocuğumuz bir ailenin bir çocuğuydu oda maalesef gitti. Anne ve ailesi perişan halde. Ailesi, gelecekleri her şeyi yok oldu. Bitti bütün umudumuz gitti. O kadar geleceği parlak bir müzisyendi ki, o kadar güzel sesi vardı ki, Harika bir çocuktu. O kadar seviliyordu ki, inanamazsınız. Bu çocuğa nasıl kıyarsınız Yapanlarda müzisyen diyorlar birde. Nasıl böyle bir duruma gelebildiniz Arkadan gelip vuruyorsun, hadi vurdun niye yerde tekmeliyorsun Bu nasıl bir insanlık, ne oldu bize dedi.

NİŞANLISIYLA EVLENECEKTİ, PARA BİRİKTİRİYORDU

Umut Emre Aytekin’in arkadaşı Eren Tunçer, Hak etmedi, işinde gücünde normal bir vatandaştı. Hiç kimseyle bir problem yaşamazdı. Müzisyenlikle geçiniyordu, tek işi de oydu zaten. Severek yapıyordu işini. Senelerdir müzik işiyle uğraşıyordu. Askerden yeni geldi. Nişanlısıyla evlenecekti, onun için para biriktiriyordu. İşten çıktıktan sonra evine yakın olan bir kafeye nişanlısıyla beraber kahve içmeye gitmiş. Orada bir tartışma yaşanmış galiba. Tartışmayı çok büyütmemiş galiba ki kahve almaya gitmiş. Kahvesini alırken arkasından gelip yumruk atmışlar diye konuştu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/gungorende-muzisyen-tartisma-sonucu-hayatini-kaybetti/feed/ 0