Eğitim-Bir-Sen İzmir 1 Nolu Şubesi’nce, İzmir İl Milli Eğitim Müdürlüğü önünde yapılan basın açıklamasında, çıkarılması planlanan “Öğretmenlik Meslek Kanunu” ile ilgili görüşler ve talepler dile getirildi.
Eğitim-Bir-Sen İzmir 1 Nolu Şube Başkanı Ali Kaya, Öğretmenlik Meslek Kanunu’nda yapılacak yeni düzenlemelerin ayrıştırıcı değil kapsayıcı olması gerektiğini belirtti.
Öğretmenlik Meslek Kanunu’nun iyi yıl önce çıkarıldığını söyleyen Kaya, şöyle devam etti:
“Ancak ne yazık ki çıkarılan kanun, bütün uyarılarımıza rağmen ihtiyacı karşılayacak şekilde düzenlenmemiş, daha ilk uygulamasında yetersizliği ortaya çıkmıştı. Bugünlerde yetersizliği açık ve iptal edilen maddeleri ile uygulama şansı kalmayan kanunun yeniden düzenlenmesi ve bu sefer kapsamı geniş, şiddete yaptırım içeren ve eğitimcilerin tamamını memnun edecek bir kanun tasarısı, TBMM gündemine gelsin istiyoruz. Ülkemizin kamu personel sistemi, kamu politikasının belirlenmesi, yürütülmesi ve düzenlenmesi konusunda şef, şube müdürü, daire başkanı, genel müdür şeklinde hiyerarşik sıralanan yönetim hizmetleri kadro grubu şekilde tasarlanmıştır. Nitekim kariyer uzmanlığından şef ve daha üstü kadrolara uzanan bir mesleki kariyer ve görevde yükselme silsilesi kurgulanmıştır. Ancak yönetim hizmetleri kadro grubuna görev, yetki ve sorumluluklarının genişliğiyle uyumlu olmayacak şekilde sınırlı özlük hakları ve yetkileri verilmiştir. Hiyerarşik olarak kendilerine bağlı ve yönetim, karar alma, uygulamaya koyma, hesap verme sorumluluğu bulunmayan diğer kamu görevlilerinden çok da farklılaştırılmamış bir seviyede özlük haklarının verildiği görülmektedir. Mevcut Öğretmenlik Meslek Kanunu’nda da kanunun kapsamı yönüyle düğme daha baştan yanlış iliklenmiş; uzman öğretmenlik ve başöğretmenlik unvanları, eğitim öğretimin içerisinde bilfiil bulunan ve çoğunlukla da öğretmenlik unvanını kazanılmış hak olarak uhdesinde bulunduran şube müdürleri ile dengi ve üstü kadrolarda bulunanlar, fiilen öğretmenlik yapmadıkları ve genel idare hizmetleri sınıfına dahil olmaları gibi gerekçelerle kariyer basamakları sınavına girmelerine dahi imkan tanınmamıştır.”
“Ayrımcı ve dışlayıcı bakış açısının devam ettirilmeye çalışıldığını görmekteyiz”
Öğretmenlik Meslek Kanunu taslağının değişikliğe ihtiyacı olduğunu söyleyen Kaya, yeni taslakta “ayrımcı” bakış açısının devam ettirildiğini belirterek şunları kaydetti:
” Anayasa Mahkemesi’nin kısmi iptal kararı sonrası, Bakanlığın girişimiyle yeni bir Öğretmenlik Meslek Kanunu tasarısı hazırlandığını, Cumhurbaşkanlığı’nda son şekli verilen tasarının TBMM’ye sevk edileceğini biliyoruz. Ancak taslağın görüşüldüğü süreçte, çeşitli bahanelerle eğitim çalışanları arasında ayrımcı ve dışlayıcı bakış açısının devam ettirilmeye çalışıldığını görmekteyiz. Şube müdürü veya üstü kadrolarda bulunan personelin büyük bir çoğunluğunun diğer bakanlıklardan farklı olarak öğretmen kökenli olduğu, öğretmenlik unvanının bu kişiler yönünden kazanılmış bir hak, hak edilmiş bir unvan, yetkinliğe sahip bir mesleki tecrübe olduğu unutulmamalıdır.”
“Öğretmenlik Meslek Kanunu konusundaki beklenti karşılanmalıdır”
Eğitim-Bir-Sen olarak Öğretmenlik Meslek Kanunu’nun yeniden düzenlenmesi amacıyla bir kanun taslağı/önerisi hazırlayarak Milli Eğitim Bakanlığı’na, TBMM Başkanlığı’na, Meclis’te grubu bulunan partilerin yöneticilerine sunduklarını anlatan Kaya şöyle konuştu:
“Eğitim-Bir-Sen olarak, hedefler gerçekler bağlamında eğitimciyi ayrıştırmayan bütünleştiren, farklılaştırmayan eşitleyen, engellemeyen destekleyen; eğitimi ve eğitimciyi bütüncül, eşit, adil ve hakkaniyete uygun bir bakışla ele alan bir meslek kanunu içeriğinin oluşmasının mümkün ve elzem olduğuna inanıyoruz. Eğitimcinin hak ve yetkilerini genişleten, ona destek olan bir içerikle Öğretmenlik Meslek Kanunu konusundaki beklenti karşılanmalıdır. Eğitim-Bir-Sen’in bu hususlar temelinde katkı ve destek sunacağını bu vesileyle bir kez daha temin ve teyit ediyoruz. Siyasi iradeyi ve TBMM’yi meslek kanununda beklentileri karşılayan, milli eğitim uzmanı, Bakanlık müfettişi, il milli eğitim müdürü ve yardımcısı, ilçe milli eğitim müdürü, araştırmacı, şube müdürü, eğitim müfettişi, eğitim müfettiş yardımcısı, eğitim uzmanı kadrolarında görev yapanlardan aranan hizmet süresini tamamlayanlara da uzman öğretmenlik/başöğretmenlik unvanına dayalı hakların tanınması konusunda adım atmaya çağırıyoruz.”
Kaya talepleri sıraladı
Ali Kaya, Eğitim-Bir-Sen olarak Öğretmen Meslek Kanuna ilişkin taleplerini şöyle sıraladı:
“Öğretmenlik Meslek Kanunu ekonomik krize kurban edilmemeli, memnuniyeti arttıracak şekilde kapsamı muhakkak genişletilmelidir. Ek ders ücreti mevcut haliyle kabul edilebilir değildir, mutlaka artırılmalıdır. Uzman ve başöğretmenlikte sınav olmamalı, kıdem süreleri söz verildiği gibi 5 ve 10 yıl olmalıdır. Kademe ilerlemesinin durdurulması cezası katmerli ceza haline getirilmemeli, kariyer basamaklarında engel olmaktan çıkarılmalıdır. Birinci dereceye gelen bütün memurlara 3600 ek gösterge sözü, toplu sözleşme hükümlerinin gereği olarak geciktirilmeden hayata geçirilmelidir Kadroya geçirilen öğretmenler, beklemeye gerek kalmadan kadrolu öğretmenliğin özlük haklarından faydalanmalıdır. Anayasal bir hak olan aile bütünlüğü, sözleşmelilik gerekçe gösterilerek ötelenmemeli, bir an önce teminat altına alınmalı, bu durumdaki meslektaşlarımıza tayin hakkı verilmelidir. Sözleşmeli öğretmenlik ve öğretmen alımında mülakat kaldırılmalıdır. Yardımcı Hizmetler Sınıfı kaldırılmalı, memurluğa sınavsız geçişin önü açılmalıdır. İptal edilen Toplu Sözleşme İkramiyesi de bir an önce çözüme kavuşturulmalıdır. Kamudaki şeflerin maaş dezavantajları giderilmelidir.”
]]>Trendyol Süper Lig’in 31. haftasında Galatasaray evinde karşılaştığı Hatay spor’u 1-0 mağlup etti. Maçın ardından düzenlenen basın toplantısında açıklamalarda bulunan Galatasaray Teknik Direktörü Okan Buruk, sözlerine vefat eden Haber Global Spor Servisi kameramanı Samet Kulak ve İstanbul’daki yangında vefat edenler için baş sağlığı diyerek başladı.
Kazandıklarını ama sahadan mutlu ayrılmadığını ifade eden Buruk, “Nedenlerinden biri Galatasaray’ın iç sahada ortaya koyduğu performansın daha altında kalmamız. Çok iyi oyuncular, kaliteli sahibiz. Top bizdeyken bireysel ve takım olarak daha iyi işler yapmasını bekliyoruz. Erken gol attık. Rakip rahat bıraktı bizi, buna rağmen hücumda istediğimiz performansı yapamadık. Rakibimizin uzun top üzerinden oynayacağını biliyorduk. Maçın sonunda veri olarak çok öndeyiz ama kendi kalitemizin daha altında oyun ortaya koyduk. Bunun nedenlerinden belki biri uzun bir ara oldu. Gergin de bir ortam var. Ülke üzerinde gergin bir ortam var. Spor üzerinde gergin bir ortam. Siz oyuncuları psikolojik olarak ne kadar hazırlasanız da zaman zaman oyuncuların performansları bu tür maçlarda düşük olabiliyor. Bunun uzun süreceğini düşünmüyorum. Şampiyonluk hedefimizi daha net bir şekilde ortaya koyacağımızı düşünüyorum. Son 7 maçımızı da kazanarak ligi bitirmek istiyoruz” açıklamasında bulundu.
Ligde bir sonraki hafta deplasmanda oynayacakları Alanyaspor’un formda bir takım olduğunu belirten sarı-kırmızılıların teknik direktörü, “Biraz da bizim takım rakibe, maça göre şekil alabiliyor. Biraz da bunu değiştirmemiz gerekiyor” şeklinde konuştu.
“Kimle çıkar, ister çıkmaz rakibimizin kararı”
Fenerbahçe’nin, TFF Süper Kupa maçına U19 Takımı ile çıkma kararı alırsa kendisinin nasıl bir kadro ile sahaya çıkacağının sorulması üzerine üzerine Okan Buruk, “Bu bizim sorunumuz değil. Alanya hangi kadro ile çıkıyor diye bakmıyoruz. Bir sonraki maç Pendikspor, hangi kadro ile çıkıyor diye bakmıyoruz. Biz gideceğiz, maçımıza normal kadromuzla belirlenen yerde ve saatte çıkacağız. Urfa halkı da bizi bekliyor. İki büyük takımı görmek istiyor. Kendi programımız üzerinden gideceğiz. Kimle çıkar, ister çıkmaz rakibimizin kararı. Biz çıkıp kendi kadromuzla maçımızı oynamak istiyoruz. Lig nasıl önemliyse Süper Kupa da aynı şekilde bizim için önemli” diye cevap verdi.
“Bu ülkede isteyen istediğini söylüyor, istediğini yaptırıyor ve karşılığında ceza da almıyor”
Yaşanan olaylarla ilgili sahada dışında kalmak istediklerini vurgulayan Buruk, “Ana amacımız sahanın içinde kalmak. Çünkü herkes her şeyi söyleyebilir. Bu ülkede isteyen istediğini söylüyor, istediğini yaptırıyor ve karşılığında ceza da almıyor. Tehdit eden de, farklı davranan da cezasını almıyor. Böyle bir özgürlük varken de bu özgürlükleri kullanmak isteyenler oluyor. Ben teknik direktör olarak sahada kalmak istediğimi söylüyorum. Fenerbahçeli oyuncularla, Fenerbahçeli teknik heyetle arkadaşız. Milli takım kampına bakıyorsun Fenerbahçeli, Galatasaraylı oyuncular birbirine sarılıyor. Benim de birçok Fenerbahçeli, Beşiktaşlı, Trabzonlu arkadaşım var. Sokakta da biz el ele, kol kolayız. Bunu bozmak isteyen insanlar ortaya çıkabiliyor. Bunla ilgili de zamana ihtiyaç var. Futbolun gerçek sahipleri burada kalıp, futbolun gerçekten sahip olmayan insanlar bu işin içerisinden çekileceklerini ümit ediyorum. Halil Umut Meler’in dövülmesi bu ülkede yaşanmadı mı? O zaman herkes ayağa kalktı herkes ziyarete gitti. Yine benzer şeylerin ortaya çıkarılmaya çalışıldığını görüyoruz. Bu da spor için üzücü. Devletimizin de ortamı sakinleştirecek kararlar almasını bekliyoruz. Çok fazla futbolun dışında gitmeden biz saha içerisinde en iyisini vermek zorundayız. Seyirciler futbol seyretmek istiyor. Hepsinde sevgi var. İki tane çok başarılı Fenerbahçe ve Galatasaray takımı var. Ligde inanılmaz bir çekişme var. Son yılların en çekişmeli ligi. İkisi de kazanarak devam ediyor. Bizim için son 7 hafta. Şampiyonluğa odaklanmamız bizim için daha doğru olacak” değerlendirmesinde bulundu.
“Daha çok saha içerisinde kalıp, çok fazla cevap vermeden yolumuza devam etmek istiyorum”
Bu olayların kendisini nasıl etkilediğiyle ilgili soruya ise sarı-kırmızılıların teknik direktörü, “Çok dışında kalmak istiyoruz. Direkt beni hedef alarak da konuşmalar oluyor. Çocuğumu da hedef alarak konuşmalar oluyor. Başkan hedef alınıyor, Erden Bey hedef alınıyor. Futbolcular zaman zaman hedef alınıyor. Bunların çok doğru olmadığını düşünüyorum. Çünkü biz dostuz, arkadaşız. Zaman zaman birbirimizi kızdıracağız. Daha çok saha içerisinde kalıp, çok fazla cevap vermeden yolumuza devam etmek istiyorum” dedi.
Okan Buruk son olarak Hatayspor maçının kadrosunda yer alan Fildişi Sahilli sağ bek Serge Aurier için, “Serge antrenmanlara başladı. 3 gün önce bizle ilk antrenmana çıktı. Bugün sahaya sürmek için çok erkendi. Bir sonraki maçta süre alacağını düşünüyorum” diyerek sözlerini tamamladı. – İSTANBUL
]]>Maçın ardından basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Uçar, “Oyun olarak zaman zaman tatmin etmese de girdiğimiz gol pozisyon sayısı açısından kazanmayı hak ettiğimiz bir maç olduğunu düşünüyorum. Çok fazla pozisyon vermedik. Haklı bir galibiyet aldık. İstanbulspor’u da tebrik ediyorum. Çok iyi mücadele ediyorlar. Önümüzdeki hafta bizim için çok önemli. Kupa’da Konyaspor ile içeride oynayacağız hem de Galatasaray ile maçımız var. Sevindirici gelişmeler tabii ki Afrika Uluslar Kupası’ndan dönen oyuncularımız ve sakatlarımızın iyileşmesi. Gedson ve Zaynutdinov sarı kart sınırındaydılar maalesef sarı kart gördüler ve cezalı duruma düştüler. Oyun anlamında gelişme var ancak Beşiktaş çok daha iyisini oynamak zorunda.” ifadelerini kullandı.
Feyyaz Uçar, Tayyip Talha Sanuç ve Ante Rebic’in kadroya alınmaması hakkında ise, “Afrika Kupası’ndan dönen oyuncularla kadro genişledi. Bazı oyuncular kadroya giremeyecek. Bu hocanın tasarrufudur. Tayyip özellikle stoperlerimizin olmadığı dönemde erken başladı. Performansından son derece memnunuz. İlerleyen haftalarda mutlaka görev alacaktır. Rebic özel bir oyuncu. Oynatmak ya da oynatmamak hocanın tasarrufudur. Gelecek maçlarda katkı vereceğini düşünüyorum.” şeklinde konuştu.
“Konya maçını en az Galatasaray maçı kadar önemsiyoruz”???????
Ligde gelecek hafta Galatasaray ile oynayacakları derbi karşılaşmasını da değerlendiren Uçar, “Camialar için derbi maçlar çok önemli. Türk futbolunun lokomotifidir derbi maçları. Bizim ondan önce önemli bir maçımız var. Kupada finali hatta şampiyonluğu hedefliyoruz. İlk oynayacağımız maç bizim için en önemli maç. Konya maçını en az Galatasaray maçı kadar önemsiyoruz.” açıklamasında bulundu.
Salih Uçan ve Cenk Tosun ile Galatasaray maçından sonra sözleşme görüşmelerini sıklaştıracaklarını açıklayan Feyyaz Uçar, “Gedson cezalı duruma düştü. Galatasaray derbisinde yokluğunu hissedecek misiniz?” sorusuna, “Her eksik oyuncunun bu tip maçlarda yokluğu hissedilebilir. Salih’in iyileşip formayı alması, orada Al-Musrati de var. Sanıyorum bu ikili ile Gedson’un yokluğunu çok fazla hissetmeyiz. Tebrik ettik. İlk golünü atması çok önemli. Kalitesini ortaya koyan bir oyuncu. Beklediğimiz performansta ilerliyor. Gol atması öz güven açısında çok önemliydi. Bundan sonra çok daha rahat çok daha fazla yeteneklerini sergileyecek bir Muçi izleyeceğimizi düşünüyorum.” yanıtını verdi.
Uçar, “Semih, A Milli Takım kadrosunda olacak mı? Sizinle bu konuda temas kuruldu mu?” sorusuna ise şu yanıtı verdi:
“Semih mevcut milli takım kadrosunda olmalı. Milli takımın kadrosuna baktığımızda santrfor mevkinde kaç tane golcü var? Herhalde az. Böyle bir performansla milli takıma mutlaka gitmesini bekliyoruz. Seyrettiğim Semih her yerde oynar. Santrfor gerekiyorsa santrfor, kanat gerekiyorsa kanat. Her zaman golü düşünen bir oyuncu. Gelmiş geçmiş en büyük rekorları kıracak. Son yıllarda yetişen en büyük golcü olduğunu düşünüyorum. Onun için mevki fark etmiyor. Kanatta oynadığında driplinglerle içeriye girişleri tehlikeli. Santrfor olduğunda da bitirici vuruşlarıyla ön plana çıkıyor. Çok özel bir oyuncu, mümkün olduğu kadar onu Beşiktaş’ta tutmak ve Beşiktaş formasıyla seyretmek istiyoruz.”
]]>GENÇAĞA KARAFAZLI
Çaykur’da çalışan mevsimlik tarım işçileri Rize Meydanında bir araya gelerek kadro taleplerini tekrarladılar. Bir kadın işçi, “Hakkımızı versinler öbürlerine verdikleri gibi bize de versinler, bizim istediğimiz çok bir şey değil. 10 bin işçiyi bu ülke kaldıramayacaksa biz daha ne yapalım? Bu kadar diyorum hakkımızı versinler vermeyeceklerse bir şey üretsinler başka yerlerde çözüm oluyor bize niye olmuyor? Niye biz hep böyle kilitleniyoruz nokta koyuluyor bize” dedi.
Çay İşletmeleri Genel Müdürlüğü (ÇAYKUR) bünyesinde 6 ay çalışıp 6 ay ise işsiz kalan işçiler Rize Meydanında toplanarak eylem yaptı. Eyleme CHP Rize Milletvekili Tahsin Ocaklı, CHP Rize İl Başkanı Saltuk Deniz, CHP Rize Belediye Başkan adayı Necati Topaloğlu, İYİ Parti Rize Belediye Başkan adayı Köksal Toptan, Saadet Partisi Rize Belediye Başkan adayı Muhammet Yıldız, Yeniden Refah Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Rize Belediye Başkan adayı Cemil Çolak da katılarak destek verdi.
“ÇAYKUR İŞÇİSİNE AYRIMCILIK YAPILDI BU VİCDANİ MİDİR?”
İşçiler adına basın açıklamasını okuyan Çaykur’da mevsimlik işçi Emre Yazar, şunları söyledi:
“Çaykur işçileri olarak uzun yıllardan beri biriken sorunlarımızı ve taleplerimizi kamuoyu ve yetkililerle defalarca paylaştık. Verilen sözlere rağmen çalışma şartlarımızda hiçbir değişiklik yapılmamıştır. Geçen yıl devletimizin en yetkili makamlarından ‘geçici işçiliğin tarih olacağı’ söylenmişti. Şimdi soruyoruz sizlere, tarih oldu mu? Bundan sonra olacak inşallah. Belediyeler, Şeker Fabrikaları, Orman İşletmeleri ve diğer devlet kurumlarında norm kadrolara atamalar yapıldı. Binlerce geçici işçi arkadaşımız kadro hakkı kazandı. Kadro alamayanlarda 11 ay 29 gün çalışma imkanından faydalandılar. Bu uygulamadan bir tek Çaykur işçisi faydalanamadı. Soruyoruz arkadaşlar bizler bu memleketin kamuda çalışan geçici işçileri değil miyiz? Bu ayrımcılık değili midir, vicdani midir? Babamızın evinde yeni gelin olduk.
“ALTI AY ÇALIŞAN BİR İŞÇİ 50 YILDA EMEKLİ OLACAK”
Aynı yıl işe başlayan bir kadrolu işçi 25 yılda emekli olabiliyorsa bu süre 6 ay çalışanlar için 50 yıl olacaktır. Elli yıl sonra emekli olsak ne olur olmasak ne olur. Geçici işçilere kadro verilmesi halinde Çaykur’un batacağı, artan maliyetler sebebiyle rekabet etme gücünün azalacağı iddiaları kesinlikle doğru değildir. Geçmiş yıllardan biliyoruz ki Çaykur işçilerinin önemli bir bölümü kadrolu olarak çalışabilmiş ve kurumumuz bu dönemlerde çoğunlukla kar açıklamıştır. Birkaç yıldır toplumun başka kesimleri gibi bizler de ağır ekonomik şartlar altında ezilmekteyiz. Çaykur’un binlerce eşi olan çocuğu olan çalışanı var. Bu adamlar kışın çoluğunu çocuğuna eşini neyle bakacaklar? Neyle geçindirecekler? Altı ay iş vermiyorlar. Bugün burada talep etmiş olduğumuz bu hak insanca yaşamak için. Bu kadar insan yıllardır bunun mücadelesini veriyor. Çaykur’da bunca hak kayıpları ve mağduriyetler yaşanırken, mevcut haklarımızı korumak ve yeni haklar kazanmak için yetkili olan Öz Gıda iş sendikasının menfaatlerimizi yeterince koruyamadığı kararlı duramadığı işçi arkadaşlar arasında yaygın bir görüştür sendika temsilcilerinden burada kimse var mı? İşçilerinin mücadelesini omuzlamayan hiçbir sendika daha fazla Çaykur’da yetkili kalamayacaktır.”
“3 KEZ CUMHURBAŞKANI SEÇTİK, BURADA BİZE SÖZ VERDİ”
Çaykur’a ait Fındıklı Çay Fabrikasında 26 yıldır mevsimlik geçici işçi olarak çalışan Bülent Maraş, şöyle konuştu:
“Emeğimin 15 senesini, imalatın en zor yeri olan tasnif bölümünde çalışarak verdim. Şu an ki genel müdürümüz kendisi göreve geldikten sonra kurumu kendi şahsi malıymış gibi yönetiyor bizleri düşünmüyor. Genel müdürün yazmış olduğu yazılı tebligatı fabrika müdürü siyasi partilerden korkarak değiştirip işçinin, emekçinin hakkını sömürüyor. Ayşe işçisinin hakkını ‘o partili değil olur mu, AK Parti’den falanca gelecek ona ver’ diyor. Bu gibi düzenlemelere izin vermektedir. Rize Milletvekili Muhammet Avcı akşam 5’te beni cep telefonumdan aradı. Dedim ‘sen bizim vekilimiz değil misin’? Biz sana ne diye para veriyoruz? Biz sayın cumhurbaşkanımızı 3 dönem başbakan, 3 dönem Cumhurbaşkanı aralıksız söz verdik seçtik. Kendisi en son seçimde burada söz verdi ne dedi; ‘gerekli olan çalışma yapılacaktır milletvekillerine söyledim’ dedi. Bizim Rize milletvekillerimi nerede, sözlerini niye tutmuyorlar? Meclis’te namusunuz, şerefiniz üzerinde yemin ettiniz. Sizin namusunuz, şerefiniz bu mudur? Haysiyetiniz bu mudur? Ben işçi arkadaşlarımın hakkını istiyorum eğer namusunuz şerefiniz bu kadarsa bize daimi kadro vermeyin, sizin ne kadar namuslu olduğunuzu biliyorum en geç seçime kadar Çaykur işçisinin hakkını vereceksiniz.”
“VERDİKLERİ KADRO SÖZÜNÜ TUTSUNLAR”
Gıda İş Sendikası Karadeniz Bölge Başkanı Ramazan Sarıoğlu, “Çaykur zarar ediyor diyorlar. Asla ve asla Çaykur zarar etmiyor. Ben 1992’de Çaykur’da çalıştığım zaman 40 bin işçi çalışırdı maaşlarımız da 18 asgari ücrete tekabül ederdi. Bunlara siz kulak asmayın. Çaykur’un şu anda ambarlarına taşeron kuru çayı çekiyor benim norm kadroda olan Çaykur işçileri dışarıda boş geziyor” dedi.
Emine Bayram adlı işçi kadın eylem alanında bulunan belediyeye ait kafeyi göstererek, “Şurada sendika temsilcileri şurada oturuyor bakın, aidat alanlar orada oturuyor işçiler burada” diye konuştu. Bir başka mevsimlik kadın işçi, “Kadro istiyoruz, verdikleri sözü tutsunlar. Ben kendim tek başıma yaşıyorum bu zamanda maaşımız yetmiyor maalesef geçim sıkıntısı…. O yüzden kadro istiyoruz verilen sözlerin tutulmasını istiyoruz” ifadelerini kullandı.
Bir başka kadın işçi, “Hakkımızı versinler öbürlerine verdikleri gibi bize de versinler, bizim istediğimiz çok bir şey değil on bin işçiyi bu ülke kaldıramayacaksa biz daha ne yapalım? Bu kadar diyorum hakkımızı versinler vermeyeceklerse bir şey üretsinler başka yerlerde çözüm oluyor bize niye olmuyor? Niye biz hep böyle kilitleniyoruz nokta koyuluyor bize” dedi.
“İNSANCA BİR YAŞAM İSTİYORUM”
Sezin Altunkaya adlı işçi şunları söyledi:
“Biz hiçbir sendikanın ya da hiçbir partinin arka bahçesi değiliz. Biz insanca yaşamak için emeğimizle geçinen vergi veren vatandaşlarız, ben 30 gün çalışacağım, 1 günüm Hak- İş’e gidecek, neden o sendika yok şu anda burada ya da gelecek yüzleri mi yok? Arkadaşlar lütfen şu sendikadan kurtulalım, bunlar mevcut hükümetin arka bahçesi oldukları için nasılsa bunlar oy veriyorlar bize çünkü biz çantada kekliğiz onlar için. İki çocuğum üniversite okuyor, insanlardan burs dileniyorum, çocuğum aradığı zaman eziliyorum çünkü kiralar olmuş 110- 15 bin, marketlere zaten gidemiyoruz. İşte şeker veriyoruz, polar veriyoruz diyorlar, şeker, polar istemiyoruz. Ben emeğimin karşılığında çocuklarımla, ailemle geçinebileceğim insanca bir yaşam istiyorum.”
“31 MART’A KADAR İKTİDAR, SİYASET, SAYIN CUMHURBAŞKANI DA DUYSUN”
CHP Rize Milletvekili Tahsin Ocaklı da şunları söyledi:
“Değerli Çaykur işçileri sizin bu alanı doldurmanızı çok anlaşılır buluyorum. Ben parlamentoda defalarca seslendirdim, burada Rizelilerin istediği şey size daha önce 20 yıl boyunca söz verilen kadro hakkının talebidir. Buradan sevgili Rizelilere bir çağrım var; daha vakit var 31 Mart’a kadar iktidar, siyaset sayın cumhurbaşkanı da duysun, bu işçilerin kadrosunu versin, ekmek için buluşan herkes de özgür iradesiyle siyasetteki istediği yere oyunu versin bu siyasete çağrım ama eğer Rizelilere 20 yıllık bu hakkı vermezler ise 31 Mart’ta siz tepkinizi göstereceksiniz. Şu partiye bu partiye oy verinde demiyorum ama iktidara oy vermeyerek bu gücünüzü gösterin. Bu mücadeleyi siz kazanacaksınız ben bugün bu kadar kalabalık olduğunu görünce inanındım, kadro gelecek. Başarılarınızı ve örgütlü halinizi birlikte sürdürmenizi diliyorum. Sizi, bizi herkes duydu bu barışçıl dirensiniz için Rizelileri kutluyorum.”
“BİZLER BURAYA HAK ARAMAK İÇİN GELDİK”
Yeniden Refah Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Rize Belediye Başkan adayı Cemil Çolak da şu görüşleri dile getirdi:
“Çaykur’un 5 kişi ile yönetilemeyeceğini, çaya 5 kişinin karar veremeyeceğini, çayla ilgili birilerinin hükümdarlığına bırakamayacağımızı, bugün o bakan, başbakan olmuş ise Allah’ın bize vermiş olduğu o nimetten dolayıdır. ya 6 ay gözünüze mi durdu yahu. 30 tane holdingin vergisini sildiniz siz. Bir tanesinin vergisi değil mevsimlik işçinin bütün Türkiye’nin mevsimlik işçilerin 6 ayını karşılar. Bu bizim kaderimiz değildir bakın herkesi, inançlarımıza dahil oyun ediyorlar. Bizler çaba için buraya geldik, hak aramak için buraya geldik. Ekmek, ekmek, ekmek başka bir şey yok. Bizi soktular namazın, orucun, hacın arasına Müslümanlık öyle değil bu din, insanların en hayırlısı insanlara en faydalı olandır. Nerede bu söz? Öyle değil bu, komşusu açken tok yatan bizden değildir, nerede bu söz?”
Saadet Parti Rize Belediye Başkan adayı Muhammet Yıldız, “Bu devletin ayakta kalmasının temel ayağını siz oluşturuyorsunuz. Burada bulunmanızdaki sebeplerden birisi ise, eş konumunuzda bulunan insanlara kadro verilmişken sizlere kadro verilmemesi bir adaletsizliktir” dedi.
]]>
SEYFİ ÇELİKKAYA
Yozgat’ta özel günlerde davul, zurna, keman, saz, cümbüş, darbuka çalarak, düğünlerde köçeklik yaparak ve çocukları sünnet ederek geçimlerini sağlayan Abdallar, geleneklerini yaşatamamanın sıkıntısını yaşıyor. Abdal geleneğinin son temsilcilerinden Veli Metin, artık eskisi gibi çocuklara müzik aleti öğretmediklerini, okuyup bir devlet kapısında iş bulmaları için mücadele ettiklerini söyledi.
Yozgat’ta, çaldığı enstrümanı çocuk yaşta eline alarak büyüyen abdallar, yeni mesleklere yöneldi. Abdal geleneğinin son temsilcilerinden Veli Metin, eskiden mesleği öğrenmeyenlerin, günümüzde ise eğitimini tamamlamayanların geçim sıkıntısı yaşadığını belirterek geleneğe sahip çıkılmasını istedi. Metin, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından diğer illerde olduğu gibi kendilerine verilen kadro sözünün tutulmadığından yakındı.
“SEÇİMLERDE BÜYÜK ROL OYNAYAN BİR MAHALLE, NEREYE VERİRSE ORA BELEDİYE BAŞKANI OLURDU”
Veli Metin, Yerköy ilçesinde ikamet ettiği Bağlarbaşı Mahallesi ile Kırşehir’in Çiçekdağı ilçesine bağlı Köseli beldesi arasındaki alanda daha önceleri yüzlerce çocuğun ve Abdalın davul, zurna, cümbüş, darbuka, saz çalıp eğitim aldıklarını, şimdi ise 10-15 çocuğun seksek oynayıp, evlerinde ders çalışarak zaman geçirdiklerini anlattı. Metin, şöyle konuştu:
“Yerköy Abdallar Kültür Dernek Başkanlığı yaptım, derneği ilgisizlikten dolayı kapatmak zorunda kaldım, 10 yıldır kapalı. Bu gördüğünüz 250-270 hane Abdal mahallesiydi, seçimlerde büyük rol oynayan bir mahalle, nereye verirse ora belediye başkanı olurdu. Şöyle bir bakın, ören oldu, viran oldu. Derler ya işte 40 yıllık ağaç kurumuş kuş kalkmış baykuşlar tünemiş. Baykuşlar tünedi, Abdal aşiretinin mekanına. 270 haneydi, şu anda 12 hane kaldı.”
“DÜĞÜN ÇALMAZSAK BAŞKA BİR GELİRİMİZ YOK”
Veli Metin, Atilla Koç’ün Kültür Bakanlığı döneminde Yozgat’ın kültürünü temsil etmeleri için iki kez kadro sözü verildiğini belirterek, şunları söyledi:
“Özellikle Sayın Cumhurbaşkanımızın sesimizi duyulmasını istiyorum. Birkaç sefer sosyal medyada duyurmaya çalıştım, ilgi görmedi. Şu hale bir bakın, bu Abdal kültürü yok oldu. Sanat ilimdir, sanat Abdal’dır, bu kültür Abdal’ındır. Şu çoluğumuz çocuğumuz eline bir meslek alıp da mesleğimizi icra edemiyor. Ufacık bir tarihi eser buluyor vatandaşın birisi, bu kaçakçılık yapıyor diye velvele koparıyorlar. Halbuki Abdal bütünü bütüne bir kültür, tarihi eser. Kendi tarihimize sahip çıkmamız lazım. Sayın Kültür Bakanımızın bize vermiş olduğu kadroyu özellikle Cumhurbaşkanımızın sesimizi duyup, duyuramadım bu zamana kadar inşallah bu sefer duyururum, bize de kulak verir, bizimle de irtibat kurar, kadromuzu Cumhurbaşkanımızdan istiyoruz. Emekliliğimiz yok, bir şeyimiz yok, perişanız. Sayın Cumhurbaşkanım, duyarsan, ilgilerini ilgilenmemi özellikle bekliyoruz.”
“ZURNA ÇALAN İLGİSİZLİKTEN, BİLGİSİZLİKTEN DOLAYI HEMEN HEMEN HİÇ KALMADI”
Mahallede yetişen çocukların davuldan başka enstrüman çalmadıklarını aktaran Veli Metin, “Zurna çalan ilgisizlikten, bilgisizlikten dolayı hemen hemen hiç kalmadı. Ben 62 yaşındayım, benden sonra bu meslekte bitmek üzere. Belki efendim Pakistan’da vardır, ithal zurnacı getirtebilirler, getirebilirlerse. Bu neden oldu? İşte bize verilen kadronun geri elimizden alınmasından kaynaklandı. Bir bakan kadro verir de müdür geri kadroyu bozabilir mi? İnşallah tekrarlıyorum, Sayın Cumhurbaşkanımız sesimizi duyar, kadromuzu verir de biz de geri mesleğimizi devam ettiririz” diye konuştu.
]]>Belediye Çalışanları ve Kamu Taşeron İşçileri Derneği, Belediye Mimar ve Mühendisleri Derneği, Taşeron Belediye İşçileri Birliği (TABİB), Aile Sağlık Merkezi Elemanları Derneği, Belediye İşten Çıkarılanlar Platformu, Kamu Taşeron İşçileri Sendikası, Karayolları Taşımacılık Emekçileri Sendikası, Enerjisen, Tüm Otel ve Turizm İşçileri Sendikası,bugün İzmir Cumhuriyet Meydan’ında bir araya gelerek kadro taleplerini yinelediler.
Belediye Çalışanları ve Kamu Taşeron İşçileri Derneği adına konuşan Cenan Ünal yaptığı kunuşmada şunları söyledi:
“5393 Sayılı Belediyeler Kanunu 49. Maddesi yeniden düzenlenmeli, norm kadro sayıları revize edilerek arttırılmalı, tüm belediye işçilerin istihdamı bu maddeye göre yapılmalıdır. Sendikalar tarafından her ay açıklanan “Yoksulluk Sınırı tüm belediye işçilerinin net taban ücreti olmalıdır.6772 sayılı kanun’a göre 52 günlük ilave tediye ayrım gözetmeksizin belediyelerdeki her işçiye verilmeli, geriye dönük hakkedişlerimiz de ödenmelidir.”Brüt” yerine, “net ücret” olarak belirtilmeli, gelir vergisi yükü kaldırılmalıdır. Kadın erkek eşitsizliği, kadın istihdamının arttırılması ile çözülecek kadar basit değildir. Belediyelerdeki cinsiyetçi iş bölümü ve ücretlendirme son bulmalı, kadınların güvenceli ve güvenli çalışma koşulları sağlanmalıdır. Belediye işçilerinin çocukları için kreş hakkı, günün koşullarına uygun ve gerçekçi biçimde karşılanmalıdır. Doğum iznine ayrılan kadın işçiler, işlerini kaybetme endişesi içerisinde olmamalıdır.
60 günlük sendikal ikramiye, haftalık 35 Saat çalışma, sosyal haklara her ay Enflasyon oranında zam, meslek pirimi, yeterli miktarda yemek ve ulaşım ücreti, refah payı ve tayin hakkı verilmelidir. Tüm belediyelerde, işçi sağlığı ve iş güvenliğine uygun çalışma ortamı oluşturulmalı, meslek hastalıklarına karşı önlemler alınmalı, iş yükü hakkaniyetli biçimde bölüştürülmelidir. İş kanunu, işçilerin lehine göre yeniden düzenlemeli, sendika ve toplu iş sözleşmesi kanununda değişiklik ile sendikal örgütlülüğün önündeki tüm engeller kaldırılmalıdır. Sendika aidatı tutarları derhal düşürülmelidir. Anayasa 128 maddesi gereğince belediyelerde, güvenlik, mimarlık, mühendislik, zabıta gibi alanlarda memur işi yapan tüm işçiler ayrım yapılmaksızın memur kadrosunda geçirilmelidir.Haksız işten çıkarmalarda, işçilerin iş akdini sona erdiren kamu görevlileri, işçiye ödenecek kötü niyet tazminatından kişisel olarak sorumlu tutulmalı, işten keyfi çıkarmaların önüne geçilmelidir. Bu haklı taleplerimiz için birkaç yıldır olağanüstü bir mücadele içerisindeyiz. İşyerlerinde örgütlenmekten, kent meydanlarında basın açıklaması yapmaya kadar, sosyal medyada sesimizi yükseltmekten, Meclis’te vekillere soru önergesi ve kanun teklifi verdirmeye kadar pek çok alanda haklarımız için mücadele ediyoruz. Mücadelemiz gün geçtikçe daha fazla ses getiriyor. Bu çalışmaları sayıca fazla işçi grupları ile birlikte yapmalıyız. Bunun için her işçi arkadaşımızı bizimle birlikte mücadele etmeye çağırıyoruz, Katılın, birlikte değiştirelim.”
“YÜKÜ OMUZLAYAN AİLE SAĞLIK MERKEZİ ELEMANLARI KADROSUZ”
Aile Sağlık Merkezi Elemanları Derneği adına konuşan Özlem Şahin, “Bizler ne devlet büyüklerimize nede asmlere yük değiliz aksine yükü omuzlayan tarafız asmlerde kurum içinde sizlerle ilgilenen tıbbı sekreter att ebe hemşire ve temizlik personelleri kadrosuz. Asgari ve daha altında maaşlarla iki dudak arasında çalışıyor.18 bin kişi ile başladığımız bu yolda işten çıkarmalar yüzünden 13 bin civarı bir sayımız kaldı ve her geçen günde azalmaktayız.2022 kasım ayında yan odamızda 4a’lı çalışan kamu dışı aile sağlığı elemanları nasıl KPSS şartı aranmadan kadro ile müjdelendirildiyse o kadro bizimde hakkımızdır.Aynı iş aynı diploma fazla iş yükü ama farklı muamele gördük. aynı kurum içinde ayrıştırıldık. bu haksızlık daha fazla göz ardı edilmemelidir.Buradan değerli devlet büyüklerimize soruyoruz emekli olup çalışan personellerde dahil olmak üzere 13 bin kişi sayımız varken bu kadar kişi sizler gerçekten yük mü” dedi.
“SORUNLARIMIZIN ÇÖZÜLMESİNİ İSTİYORUZ”
Karayolları Taşımacılık Emekçileri Sendikası adına konuşan İsmail Otmar ise
“2010 yılında Yol İş Sendikası’nın açtığı davalar Yargıtay’da da onanınca 2012’den sonra KGM hizmet alımı ihalesini iptal edip anahtar teslimi ihalesine geçildi. Dün bizle birlikte çalıştığımız arkadaşlarımız 2015 ve 2016 yılında kadro alırken bizler hala kadro alamadık. Bu da yetmiyormuş gibi Türkiye’de 1 milyon kişi kadro alırken 4 Aralık 2017’de anahtar teslim ibaresi yüzünden ve yüzde 70 maliyeti diye bir kriter yüzünden bizler tekrar kadro dışı bırakıldık. 2023 yılı içerisinde karayollarında mevcut çalışan taşeron işçi varken 3 bin kişi İŞKUR üzerinden kadrolu işçi alımı yapıldı dolayısıyla Şimdi de 100 bin kişinin kadroya alınacağına dair sözler verildi ama Öğrendiğimiz bilgilere göre tekrar bizlerin kapsam dışı kaldığımızdır. Bizler karayollarında asıl işi yapıyoruz Bu konuda yardımlarınıza ihtiyacımız var bizleri lütfen destekleyin sorunumuzunçözülmesini istiyoruz.”
]]>
Karşılaşmanın ardından düzenlenen basın toplantısında açıklamada bulunan Buruk, Türkiye Kupası’na önem verdiklerini belirterek, “Kupayı en çok kazanan takımız. Hedefimiz tekrar bu kupayı kazanmak. Bu maçta erken ve şanssız bir gol yedik. Devamlı reaksiyon gösterdik. Attığımız goller var. Çok fazla pozisyona girdik. Attığımız şut ile golün oranı biraz düşük ama güzel bir galibiyet oldu. Karşımızda futbol oynamaya çalışan iyi bir takım vardı. Bu anlamda Ümraniyespor’u kutlamak istiyorum.” dedi.
Okan Buruk, müsabakada planlarını uygulamaya koyduklarını anlatarak, “Dakikaları doğru dağıttık. Oyuna giren genç oyuncularımız oldu. Farklı mevkilerde oynayan oyuncularımız oldu. Baktığımızda hem turu geçmek hem oyunu istediğimiz gibi götürmek hem de sakatlıksız bir maç olması bizim için önemliydi. O anlamda mutluyuz. Sanchez, uzun aradan sonra döndü. Icardi de döndü. O da sabah ilk antrenmanına çıktı. Sadece Oliveira sakat. Onun yanında milli takımlarda bulunan iki oyuncumuz eksik. Bu süreçte genç oyuncularımız bize olumlu sinyaller verdi.” diye konuştu.
Davinson Sanchez için hazırladıkları programa uyduklarını anlatan Buruk, “Aslında onunla ilgili çok fazla bilgi kirliliği vardı. Davinson’un programı zaten böyleydi. Artık oynayabilecek durumda.” ifadelerini kullandı.
Bu sezon ilk kez 11’de görev verdikleri Eyüp Aydın’ın performansından memnun kaldığını aktaran Buruk, ağrıları nedeniyle Kaan Ayhan’ı maçta görevlendiremediklerini dile getirdi.
Okan Buruk, savunma oyuncuları Victor Nelsson ve Abdülkerim Bardakcı’ya yönelik basında yer alan transfer haberlerinin sorulması üzerine, “Nelsson’a teklif gelip gelmediği konusunda bilgim yok. Bu tür haberler çıkabiliyor. Abdülkerim’in Milan haberi çıktı. Nelsson’un Napoli haberi çıktı. Bunlar iyi oyuncular, iyi oynuyorlar. Avrupa’da pazarı, piyasası olan oyuncular. Bu tür istekler olabilir. Bana ulaşan bir şey yok.” değerlendirmesinde bulundu.
“Barış konusunda şanslıyım”
Tecrübeli teknik adam, bugün sağ bekte görev verdiği Barış Alper Yılmaz’ın iyi mücadele ettiğini vurgulayarak, “Barış konusunda şanslıyım. ‘Kaleye geç’ desek, ‘Tamam hocam yaparım.’ deyip kaleye geçecek. Oynadığı her mevkide de en iyisini yapmaya çalışıyor. İyi işler de yapıyor. Bugün iki kaleye de gol attı. Gerçekten ofansif anlamda da takıma çok şey kattı. Barış’ın oynadığı mevkilerden değerinin ne kadar arttığını daha net görebilirsiniz.” diye konuştu.
Okan Buruk, Mauro Icardi’nin Trabzonspor maçında oynayıp oynamayacağına yönelik soruya, “Icardi ilk antrenmanına çıktı. Cuma ve cumartesiye bakacağız. Onunla ilgili net kararımızı vereceğiz. Yine orada birçok seçeneğimiz var. Icardi de onlardan biri olacak. İleri uçtaki oyuncumuza cumartesi günü son antrenmanda karar vereceğiz.” cevabını verdi.
“Eksikliğimiz sol bek”
Okan Buruk, transfer çalışmalarıyla ilgili bir soru üzerine, şunları kaydetti:
“Sol beke bir oyuncu takviyesi yapacağız. Bu yerli de yabancı da olabilir. Sona yaklaştığımız bir şey yok ama belirlediğimiz, istediğimiz, görüştüğümüz oyuncular var. Diğer bölgeler konusunda ise şu an elimizde oyuncular var. Şu anda ilk düşüncemiz maçlarımızı elimizdeki oyuncularla oynayabilmek. Eksikliğimiz sol bek. Bu sezon 9 yeni oyuncu geldi. Hepsinden verim almaya çalışıyoruz. İyi oyunculara sahibiz. Bazılarından daha az, bazılarından daha fazla verim aldık. Elimizdeki oyunculardan en iyi verimi almaya çalışacağız ama değişim her zaman olabilir.”
Tecrübeli teknik adam, geniş bir kadroya sahip olmalarına rağmen sakatlıklar nedeniyle son dönemde sorun yaşadıklarını anlatarak, “O yüzden bizim gibi üç kulvarda oynayan takımlar için geniş kadro çok önemli. Burada oyuncuların hazır gelip gelmemesi de önem taşıyor. Kaliteli oyuncular aldık. Herkes ‘Galatasaray, Premier Lig’e yakın bir kadro kurdu.’ diye övgüler yağdırdı. Bu kadroyu en iyi şekilde yarıştırmaya çalışıyoruz. Avrupa’da devam ediyoruz. Ligdeki şampiyonluk yarışımız devam ediyor. Türkiye Kupası’nda bu maçta kazandık. O yüzden geniş bir kadroya bundan sonra da ihtiyacımız olacak.” değerlendirmesinde bulundu.
]]>Başantrenör Gordo, göreve geldikten sonra Türkiye Hentbol Federasyonunun Ankara’daki merkezinde milli takıma yaptırdığı bir haftalık ilk kamp bölümünü AA muhabirine değerlendirdi.
Kampta iki bölüm halinde 18’er kişilik kadrolarla, toplam 36 oyuncuyla çalışacaklarını aktaran İspanyol teknik adam, ilk bölümde 18 milli hentbolcuyu tanıma fırsatı bulduğunu dile getirerek. “Bu 36 kişi, daha önceki teknik ekibimizin belirlediği geniş kadromuz. Önceki hocalarımıza bu zamana kadarki emeklerinden ötürü teşekkür ediyorum. Onların buraya kadar getirdiği takımı daha iyiye nasıl götürebileceğimizin arayışı içerisindeyiz. Bu geniş kadrodan, çalışmalarımız içinde esas milli takım kadromuzu oluşturacağız. 18 ile 21 oyuncu arasında daha yoğun bir çalışma prensibiyle ilerlemeyi planlıyorum.” diye konuştu.
Milli takımda şu ana kadar yapılan çalışmaların oldukça iyi olduğunu gördüklerini aktaran Gordo, “Bazı ince ayarların yapılması gerektiğini düşünüyorum. Bu ince ayarlar yapıldığı zaman takımın dengesinin daha iyi olacağına, o aşamayı kat edebileceğimize inanıyorum. Bunun için de oyuncularımızı tarayacağız, tekrardan bir takım yapacağız. Hem teknik hem taktik hem de strateji olarak baştan bir takım kuracağız.” dedi.
“Türkiye’deki bütün hentbolcuları tarayacağız”
Bir haftadır çalıştığı hentbolcular içinde potansiyeli yüksek olan oyuncuların da bulunduğunu belirten İspanyol teknik adam, “Milli takıma çağırılan ikinci 18 hentbolcuyu da gördükten sonra ana kadro için potansiyel oyuncuları çıkaracağız. Belki de bu 36 oyuncunun haricinde şu ana kadar gözden kaçmış olan genç bir yetenek olabilir veya başka değerli oyuncularımız olabilir onları da tarayacağız. Hentbol Süper Ligi’ni de takip edeceğim, bütün değerli oyuncuları belirleyeceğiz ve esas kadromuzu bu anlayışla oluşturacağım.” değerlendirmesinde bulundu.
Milli takımın özel turnuvalarla kendini test edeceğini ifade eden Gordo, “Önümüzdeki günlerde resmi bir müsabakamız olmasa dahi Avrupa Hentbol Federasyonunun belirlediği milli takım haftalarında ekibimiz toplanmaya devam edecek. Turnuvalar, dostluk maçları gibi organizasyonlara katılmayı veya organize etmeyi planlıyoruz. Dolayısıyla A Milli Erkek Hentbol Takımı’nın bu dönemde de mutlaka müsabakaları olacak.” şeklinde konuştu.
Türk hentbolunda “efsane” olarak anılmak istiyor
Gelecekte Türk hentbolunda efsaneleşmiş bir teknik adam olarak anılmak istediğini belirten Gordo, “Her teknik adam büyük başarılarla anılmayı çok ister. Bunun için tabii ki bizim zamana ve sıkı bir çalışmaya ihtiyacımız var. Eğer planlarımızla hedeflerimizle istediğimiz şekilde ilerleyebilirsek, ulaşılamayacak hedef yok. Bunlar yapılamayacak şeyler değil ama bunun için gerçekten zamana ve iyi bir çalışmaya ihtiyacımız var, bunun altını çiziyorum. Eğer hedeflediğimiz şeylere ulaşırsak, Türkiye’ye hentbol adına oldukça büyük katkı yapacağımızı düşünüyorum.” ifadelerini kullandı.
Basketbolda “12 Dev Adam”, voleybolda “Filenin Efeleri” gibi isimlendirmelerin A Milli Erkek Hentbol Takımı’na nasıl kazandırılacağına ilişkin de Gordo, şöyle konuştu:
“Bu tür efsane isimler kendiliğinden oluşmuyor. Diğer iki değerli branşımız ’12 Dev Adam’ ve ‘Filenin Efeleri’ gibi isimleri tesadüfen kazanmadılar. Çok büyük emek ve büyük çalışmalar var, bunun karşılığında bu isimler geldi. Bizim burada yapmamız gereken oyuncularımızı cesaretlendirmek, onlara hedef vermek, onları motive etmek, yönlendirmek. Hem mental olarak hem teknik olarak en büyük hedefimiz şu anda bu. Bunu gerçekleştirdikten sonra ancak ve ancak bu tarz bir nickname’in bize geleceğini düşünüyorum. Tabii ki bunu biz seçmeyeceğiz, bunu hentbol seyircisi ve taraftarı seçecek ve bize koyacak. Bu uğurda çalışmalarımızı sürdüreceğiz.”
Gordo, Türk halkının spora önemli bir katkı sunduğunu belirterek, “Tabii ki diğer değerli branşlarımız futbol, basketbol, voleybol hepsi için Türk halkının çalışmalarından ötürü hem hayranlık duyuyor, hem de tebrik ediyorum. Biz de onların branşları gibi yüksek seviyede hentbolu bir gün Türkiye’de kurabileceğiz ve de bu isimler ve başarılar ülkeye gelecek.” açıklamasında bulundu.
]]>