“SAÇ DÖKÜLMESİNE KARŞI ANAMNEZ ÇOK ÖNEMLİ”
Dr. Doğanay, saç dökülmesinin nedenini araştırırken kişinin sağlık geçmişinin (anamnez) bilinmesinin önemine dikkat çekerek, “Saç dökülmesinin altında yatan sebepleri öğrenmeden doğru bir tedaviye başlamak mümkün değil” dedi. Kadınlarda özellikle gebelik ve doğum sonrası süreçte saç dökülmesinin sıkça görülebileceğini vurguladı. Ayrıca, günde 20-30 saç telinin dökülmesinin normal olduğunu söyledi.

“DEMİR VE VİTAMİN EKSİKLİĞİ DERİN ETKİLER YARATIYOR”
Saç dökülmesinin en önemli nedenlerinden birinin demir ve vitamin eksikliği olduğunu ifade eden Dr. Doğanay, “Bu eksiklikler saç dökülmesini derinleştirebilir. Ayrıca saç sağlığı için bağırsak sistemimize de dikkat etmeliyiz” dedi.

“SÜLFATLI ŞAMPUANLAR SIK KULLANILMAMALI”
Saç sağlığını korumak için şampuan seçimine dikkat edilmesi gerektiğini belirten Doğanay, sülfatlı şampuanların her gün kullanılmamasını önerdi. Saç dökülmesine karşı uygulanabilecek çeşitli tedavi yöntemlerinden bahseden uzman doktor, bireye özel tedavilerin başarı oranını artırdığını belirtti.
Saç DökülmesiEğitimSağlıkKadınYaşam
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“17 YIL ÖNCE SEVGİLİYKEN…”
Kendisinin 15 yaşında gelin olduğunu belirten kadın, “15 yaşında evlenmiş olmanın en güzel yanı belki de bu… Siz burada mutfakta yemek yapan sıradan bir çift görmüş olsanız da aslında başka bir yerden neler hissettiğimizi görebilirsiniz. 17 yıl önce sevgiliyken uzaktan uzağa izlediğimiz filmin tekrarını açmışız, kızlarımız boyumuz kadar olmuş, uykuya dalmış.. Birlikte yürüdüğümüzde başarabildiğimiz her şeyin özeti… Ve belki en güvende hissettiğimiz en sıcak yer” ifadelerine yer verdi.
KISA SÜREDE ÇOK SAYIDA YORUM ALDI
Kısa sürede viral olan görüntünün altına “15 yaşında evlenmenin hiç bir olumlu yanı olamaz”, “15 yaşımda ben hala parkta oynuyordum”, “Ben okumayı tercih ederim. Her şey zamanında güzel”, “15 yaşında yapılan evliliğin olumlu yönü mü olur?”, “15 yaşında evlenmesini neden basari hikayesi gibi anlatıyor” şeklinde yorumlar yapıldı.

EvlilikGüncelEğitimKadınYaşamÇocuk
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
“BEDENİNİZİ ‘SATMAYA’ ÇALIŞIYORSUNUZ”
Takipçisi, Allen’ın tercih ettiği kıyafeti eleştirerek,”Seni gerçekten seviyorum. Bu yüzden kendine bunu yapıyor ve diğer kadın ünlüler gibi giyiniyor olmanı görmek çok üzücü. Sanki kendinizi olabildiğince çıplak bir şekilde sergileyerek bedeninizi ‘satmaya’ çalışıyorsunuz. Bu, sana hiç yakışmıyor ve nefret edenlerine harika bir hediye verdin. Sana içtenlikle en iyisini diliyorum.” dedi.

“İNSAN BEDENİ KUTLANMALI”
Eleştiriye kayıtsız kalamayan ünlü oyuncu ise yanıt olarak, “İnsan bedeni kutlanması gereken bir şeydir. En muhafazakâr kıyafetler bile, gözlemleyen kişiye bağlı olarak erotik olabilir.” ifadelerini kullandı.
Yasemin Kay AllenKültür SanatMagazinKadınYaşam
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Başkan Köksal, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü öncesi Sekibaşı Kadın Dayanışma Merkezi’nde kent paydaşlarıyla bir araya geldi. Toplantı, Menteşe Belediyesi’nin kadınlara ve kadına yönelik şiddete karşı yaptığı çalışma ve projelerin katılımcılara anlatılmasıyla başladı.
Toplantıda konuşan Başkan Köksal, şunları söyledi:
“İlk defa, 100 yıl sonra bir ilçede kadın bir belediye başkanı oldu. Biz, bunu kadın mücadelesi açısından bir avantaja çevirip konuyla ilgili farklı ve etkin yöntemler belirlemeliyiz. Bugün bu samimi ortamda bir araya geldik. Bölünmeden, ayrışmadan yerelden bu mücadeleye nasıl bir ses vereceğimizi konuşmalıyız. Örneğin, Yerel Eşitlik Eylem Planı’nı nasıl yürüteceğimizi hep birlikte, sizlerin fikirlerini de alarak belirleyeceğiz. ’25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’ kapsamında farkındalık yaratacak bir çalışma hazırladık ve bunu sizlerle paylaşacağız. Fikirlerinizi alacağız. Hep birlikte kol kola girelim, hedefimizi belirleyip ilerleyelim istiyoruz.”
Toplantıya katılan kadınlar, toplantı ve sağlanan birliktelik için Köksal’a teşekkür ederek konuyla ilgili önerilerini paylaştı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>KARAMAN – Karaman’da üniversiteden mezun olduktan sonra köyünde devletten aldığı hibe ile hayvancılık yapmaya başlayan 30 yaşındaki Sümeyye Teber hem annelik yapıyor hem de 70 koyuna bakıyor.
Karaman merkeze bağlı Kızık köyünde yaşayan 30 yaşındaki Sümeyye Teber, Erciyes Üniversitesi Safiye Çıkrıkçıoğlu Meslek Yüksekokulu Laborant ve Veteriner Sağlık Teknikerliği Bölümünden mezun olduktan sonra Uzman Eller Projesi kapsamında devletten aldığı 250 bin liralık hibe ile 51 koyun ve 2 koçla çiftlik kurdu ve 51 koyunu 1 yıl içerisinde 70’e çıkardı. 3 yaşındaki oğlu ile birlikte hayvancılık yapan Teber hayalindeki işi yapmanın mutluluğunu yaşıyor.
“Aldığım 250 bin liralık hibe ile 51 adet koyun ve 2 koç alarak işe başladım”
Üniversiteden mezun olduktan sonra hayvancılıkla uğraşmaya başlayan 30 yaşındaki Sümeyye Teber, “Erciyes Üniversitesi Safiye Çıkrıkçıoğlu Meslek Yüksekokulu Laborant ve Veteriner Sağlık Teknikerliği mezunuyum. Karaman’ın Kızık köyünde yaşıyorum ve hayvancılık yapıyorum. Karaman, hayvancılık ve tarımın ön planda olduğu bir şehrimiz. Hayvancılığa uzaktan da olsa aşinalığım vardı. Üniversitede, hayvancılığın ileride daha verimli olacağını düşündüğüm için bu bölümü seçtim. Mezun olduktan sonra, imkanlar el verdikçe bu işe başladım. Şu an geliştirme aşamasındayım. 2023 yılında Uzman Eller Projesi kapsamında aldığım 250 bin liralık hibe ile 51 adet koyun ve 2 koç alarak işe başladım. Şu an 70’e çıkardım, yaklaşık 2-3 yıl içerisinde mevcut sayıyı iki katına çıkararak devam etmek istiyorum. Hayalim her zaman kendi işimi yapmaktı, kendi işimin başında olmaktı. İmkanlar el verdiği için bu işe başlayabildim. Devlet projesi ile hibe almak büyük bir avantaj oldu, bu sayede kendimi geliştirebildim. Şu an yaklaşık 70 tane dişi hayvanımız var ve bunu minimum 250 kapasiteye çıkarmayı hedefliyoruz. Şu anda hem yavru verimi hem de süt verimi açısından iyi sonuçlar alıyoruz. İleride bu sütü işleyerek satmak, yani yoğurt ve peynir gibi ürünler üreterek satışa sunmayı planlıyorum” dedi.
“Çocuğumla birlikte bu işi yapabilmek çok güzel”
Devletin çeşitli hibe ve kredileri olduğunu belirten Teber, “Bunları araştırabilirler, ben de yaklaşık bir yıl araştırdıktan sonra Uzman Eller Projesi’ne denk geldim, benim için büyük bir şanstı. Hibe dışında genç çiftçi kredileri, hayvancılık kredileri, hayvan alımından sonra yem kredileri gibi imkanlar var. Eğer ailelerinden destek alıyorlarsa ve mevcut bir yerleri varsa, bu kredilerle işe başlayabilirler. Elbette her işte olduğu gibi ilk 2-3 yıl biraz zorlanacaklardır ama daha sonra kendi işlerini yapmak ve bu konuda uzmanlaşıp kaliteli bir seviyeye ulaşmak, bu işe ayrı bir değer katacaktır. Sabit olarak 8-5 bir işte çalışsalar, başka insanlarla muhatap olacaklar, o işin zorluklarını yaşayacaklar ve kariyer sahibi olmak için en azından 1-2 yıl çabalayacaklar. Hayvancılıkta da aynı. Krediyi alıp işe başladıklarında, hatta bir veteriner bile olsalar, ilk başlarda zorlanabilirler, ‘yapamıyorum’ diyebilirler ama bence bir kadın bir evi çekip çeviriyorsa, bir çocuğu büyütebiliyorsa yani bu dünyaya bir insan yetiştirebiliyorsa, kolaylıkla hayvan da yetiştirip bu işi de başarabilir. Ben hayvancılığa 51 koyun ile başladım, şu an 70 tane var ve hepsi gebe. Bu gelen kuzularla sayıyı en az 100’e tamamlayacağım. Başta zorlanacağımı düşündüm ama işin göründüğünden daha kolay olduğunu fark ettim. Türk kadınları cephede bile kendini göstermiştir; böyle bir atalara sahipken, biz de gayet başarılı bir şekilde hayvancılığı yapabiliriz. Deneyen herkesin bu konuda başarılı olabileceğini düşünüyorum. Hayvanlarla ilgileniyoruz, onların kuzularını bekliyoruz ama kendi kuzuma da vakit ayırıyorum. Evet, biraz zorluğu olabiliyor ama üstesinden gelebiliyorum çünkü oğlum da benim gibi hayvanları severek büyüdü. Beraber bile çıkıp bu işleri yapabiliyoruz. O yüzden, çocuğumla birlikte bu işi yapabilmek çok güzel” diye konuştu.
(AKO-MD-FM-
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Beşiktaş Belediyesi, komşularının hayatını kolaylaştıran projelere bir yenisini daha ekliyor. İlçede ikamet eden ve ihtiyaç sahibi olan anne adaylarına destek olmak amacıyla sunulan “Lohusa Paketi” hizmeti, doğum yapacak kadınların ihtiyaç duyabileceği pek çok malzemeyi içeriyor. Ayrıca, doğumdan 15 gün önce ve 15 gün sonra olmak üzere iki kez yapılacak doğal içerikli ev temizliğiyle annelerin evleri hijyenik ve güvenli hale getirilecek.
20 gün boyunca günde iki öğün yemek ulaştırılacak
Bu süreçte, yeni annelere 20 gün boyunca günde iki öğün sağlıklı yemekler ulaştırılacak. Ayrıca, annelere ve ailelerine yönelik grup terapileri, atölye çalışmaları ve eğitimler düzenlenerek yalnız olmadıklarını hissetmeleri sağlanacak. Beşiktaş’ta yaşayan anne adayları, Beşiktaş Belediyesi Çözüm Merkezi üzerinden bu hizmet için başvuruda bulunabilecek.
Başkan Akpolat, projeye ilişkin şunları söyledi:
“Kadınların, ailelerimizin ve toplumumuzun gücünü birlikte büyüteceğiz”
“Değerli komşularım, Beşiktaş Belediyesi olarak, kadınların annelik yolculuklarına destek olmak amacıyla Lohusa Destek Paketi projemizi hayata geçiriyoruz. Bu paketle, kadınların doğum sonrası en hassas döneminde yanlarında olmayı, bu süreci huzur ve sağlıkla atlatmalarına katkı sunmayı amaçlıyoruz. Uzman doktorlarımızın önerileriyle hazırlanan Lohusa Destek Paketi’miz, annelik sürecinde ihtiyaç duyulabilecek her detayı içeriyor. Doğumdan 15 gün önce ve 15 gün sonra toplam iki kez sağlanacak doğal içerikli ev temizliği hizmetimizle annelerin evlerini hijyenik ve güvenli hale getiriyoruz. Ayrıca, Aşevi ekibimiz lohusa annelerimize 20 gün boyunca günde iki öğün sağlıklı ve lezzetli yemekler de ulaştıracak. Bu süreçte yalnız olmadıklarını hissettirmek için, annelere ve ailelerine yönelik grup terapileri, atölye çalışmaları ve eğitimler de düzenleyeceğiz. Beşiktaş’ta yaşayan anne adaylarımız Çözüm Merkezi’miz üzerinden bu hizmetimiz için başvurularını yapabilir. Sevgili komşularım, Beşiktaş Belediyesi olarak, ihtiyaç duyduğunuz her an yanınızdayız. Kadınların, ailelerimizin ve toplumumuzun gücünü birlikte büyüteceğiz. Bu özel dönemde, Lohusa Destek Paketi ile Beşiktaş’ta annelere destek olmaktan mutluluk duyuyoruz.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin KO-MEK merkezlerinde son zamanlarda vatandaşlar tarafından oldukça ilgi duyulan epoksi kursları, gerek hobi amaçlı öğrenmek isteyenlerin, gerekse bu işin ticaretini yapmak isteyenlerin eğitim merkezi olmuş durumda. KO-MEK Karamürsel kurs merkezi de epoksi kurslarıyla oldukça dikkat çekiyor. Burada alanında uzman eğitmenler tarafından eğitim alan kursiyerler, 3. haftanın sonunda kalıplar dökülerek ilk el emeği göz nuru ürünleri hazırlamanın mutluluğunu yaşadı. Yapımı oldukça dikkat isteyen birçok kimyasal ve boyanın karışımı ile hazırlanan epoksi ürünleri gencinden yaşlısına birçok vatandaşın dikkatini çekmiş durumda. Evde doğal ürünler yaparak satışını gerçekleştiren Pelin Gülmez, “Evde yaptığım doğal ürünleri satın alan müşterilerime beni tercih etmelerinden dolayı teşekkür etmek için, sattığım ürünlerin yanına doğal hediyeler koymak istedim. Biraz araştırınca KO-MEK’te epoksi kursu olduğunu öğrendim. Müşteriler doğal ürünler tercih ettiği için ben de bu kursa gelerek doğal bir şeyler yapmak istedim. Şimdiden birçok çeşit ürün hazırladım. Evde hazırladığım ürünlerin yanında gönderdiğim sürprizleri gören müşterilerim bu durumdan oldukça memnun kaldılar. KO-MEK’te epoksi öğrenmem benim işlerimi de artırdı. Bu durumdan hem müşterilerim hem de ben oldukça memnunuz” diye ifade etti.
44 kurs merkezinde 387 farklı branşta binlerce kursiyere eğitim veren Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Meslek ve Sanat Eğitimi Kursları (KO-MEK), verdiği epoksi kursuyla vatandaşların yeni ve farklı bir eğitim almalarını sağlarken, hem kadın girişimciliği artıyor, hem de kursiyerlere yeni bir kazanç kapısı açılıyor. Usta eller tarafından epoksi reçinesi ve boyası hazırlanarak anahtarlık, tablo, takı, tepsi ve bunun gibi birçok farklı alanda kullanılan hediyelik eşyalar hazırlanabiliyor. – KOCAELİ
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bilecik Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü tarafından ‘Aile İçi İletişim’ ve ‘Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele’ konularında Polis Meslek Eğitim Merkezi Müdürlüğünde eğitim alan polis adaylarına farkındalık eğitimi düzenlendi. Eğitime Polis Meslek Eğitim Merkezi Müdürü 1. Sınıf Emniyet Müdürü Suat Günbey, Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü İlkay Türkoğlu, kıdemli polis memurları ve Bilecik Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü personelleri katıldı.
“Kadınların maruz kalabileceği şiddete karşı bilinçlendiler”
Verilen eğitim hakkında bilgi veren Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü İlkay Türkoğlu, “Polis okula öğrencilerimize Kadın Acil Destek (KADES), ‘Kadın Acil Destek Uygulaması’ ve ‘Aile İçi İletişim ve Kadına Karşı Şiddetle Mücadele Eğitimi’ için bir araya geldiler. Bilecik Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü, Bilecik Şiddet Önleme ve İzleme Merkezi’nde görevli sosyal hizmet uzmanı tarafından gerçekleştirilen panelde özellikle kadına yönelik şiddetin hayati bir konu olduğunu belirterek bu sebeple kadınların maruz kalabileceği şiddete karşı bilinçlendirildiler. KADES uygulaması ile Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ALO 183 Sosyal Destek Hattı hakkında bilgi verildi. Panelde ayrıca kadına yönelik şiddetin ve istismarın ne olduğu, şiddetin çeşitleri, şiddetin nedenleri, şiddet veya istismar gören kadınların başvurabileceği yerler ve yaralanabileceği haklardan bahsedildi. Ayrıca, birlikte ortak yapılabilecek çalışmalar hakkında fikir alışverişinde bulunduktan sonra gerçekleşen panel sona erdi” dedi.
Öte yandan eğitim sonunda katılımcılara sertifika verildi. – BİLECİK
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İSTANBUL – Esenyurt Belediyesi’nin meme kanserine farkındalık oluşturmak amacıyla düzenlediği seminerde, erken teşhisin önemine dikkat çekildi. Programda katılan 40 yaş üstü kadınlar, ücretsiz mamografi ve ön muayene yapılmak üzere belediyenin anlaşmalı olduğunu hastanelere davet edildi.
Esenyurt Belediyesi tarafından 1-31 Ekim Meme Kanseri Farkındalık Ayı dolayısıyla Nazım Hikmet Kültür Merkezi’nde seminer düzenlendi. Programa, Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Nuri Faruk Aykan, Genel Cerrah Doç. Dr. Ebru Esen ve Psikiyatr Dr. Öğr. Üyesi Levent Tekin konuşmacı olarak katıldı. Çağımızın hastalığı kanserden korunmanın yolları ve erken teşhisin öneminin vurgulandığı seminerde, kanserin psikolojik etkileri de konuşuldu. Uzmanlar, bu kanser türünün son yıllarda görülme sıklığının arttığını, ancak doğru tedavi ile ölümlerin azaldığını belirtti. Programda ayrıca meme kanserinde erken tanının tedavi başarısını artırdığına dikkat çekildi. Seminer sırasında vatandaşlardan gelen sorulara ayrıntılı cevaplar verilirken, 40 yaş üstü kadınlar Esenyurt Belediyesi’nin anlaşmalı olduğu hastanelere ücretsiz mamografi ve ön muayene yapılmak üzere davet edildi. Programa katılan Esenyurt Belediye Başkanı Prof. Dr. Ahmet Özer, bu anlamlı etkinliğe destek sağlayan doktorlara ve hastane yönetimine plaket takdim etti.
“356 kadına mamografi hizmeti sunduk”
Son yıllarda giderek artan meme kanserine farkındalık oluşturmak amacıyla böyle bir etkinlik düzenlediklerini söyleyen Başkan Özer, “Hasta olmadan önce sağlığın kıymetini bilmek ve gereğini yapmak gerekir. İşte bu nedenle en önemli iş burada mamografi çekme işi. Bununla ilgili biz daha önce bir çalışma yaptık. 356 kadına mamografi hizmeti sunduk. Katılım yoğundu. Demek ki kadınlar bilgili. Ama bunu daha da büyütmek lazım. Rahim ağzı sağlık taraması ile ilgili bir çalışmamız oldu. Bununla ilgili de gerekli taramaları, çalışmaları yürütüyoruz. Mobil sağlık aracımız var. Altı ayda kadınlara yönelik olarak ev temizliği hizmeti sunduk. 8 bin 530 kadına sosyal danışmalık, kurumlara yönlendirme ve hastanelerde randevu hizmeti verdik. Yatalak, engelli ve talepte bulunan bin 500 kadın belediye personelimiz sağlık hizmetimizden faydalandı. Kadınlar, kültürel ve eğitimsel faaliyetlerimize katıldı. Çünkü toplumun asıl mimarları kadınlardır. Kadın varsa bir yerde hayat var, kadın varsa ilerlemek var. Yaşasın sağlıklı kadın diyoruz. Bu konuda biz belediye olarak üstümüze düşen her şeyi yapmaya çalışıyoruz” dedi.
“Bizleri ücretsiz olarak hastaneye götürüp mamografi testini yapacaklar”
Seminerin kadınlar için çok faydalı olduğunu belirten Aynur Kara, “Burada sağlığımızla ilgili çok şey öğrendik. Yılda en az bir kere tarama yaptırmamız gereken bir rahatsızlık. Belediyemizde bize böyle bir imkan sunmuş. Bizim için çok faydalı oldu. Şimdi bilgilendirme yapıldı. Daha sonra bizleri ücretsiz olarak hastaneye götürüp mamografi testini yapacaklar. Bu da çok güzel bir şey. Bizim için çok büyük kolaylık oldu” diye konuştu.
“böyle seminerleri çok faydalı buluyorum”
Meme kanseri konusunda tüm kadınların bilinçli olması gerektiğini ifade eden Songül Günay ise, “1992 yılında kendim kitleyi fark ederek ameliyat oldum. O yüzden bu konuda herkesin bilinçli olması gerektiğini düşünüyorum. Bunun eğitimi okullarda bile verilmeli. Çünkü bilmeden sağlığımızı es geçiyoruz. Bilgimiz olmadığı için dikkat etmiyoruz. Böyle seminerlerin olması çok güzel, çok faydalı buluyorum. İnsanlar sağlığının farkına varmalı” diyerek emeği geçenlere teşekkür etti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Özdemir, yaklaşık 6 ay önce babası Seyit Özdemir’in Seydişehir Yeni Oto Sanayi Sitesi’ndeki oto tamirci atölyesinde çalışmaya başladı.
Seydişehir Mesleki Eğitim Merkezi’ne de devam eden Özdemir, mesleğin aranan ustalarından olmak için babasının öğrettiklerini dikkatle uyguluyor.
Her çırak gibi günlük işleri yapıyor
İki kız çocuğu babası Seyit Özdemir, AA muhabirine, bir otomobil firmasının servisi olarak 28 yıldır araçların lastik ve motor gibi arızaları üzerine oto tamirciliği yaptığını söyledi.
Yaklaşık altı ay önce yanında çalışanlarla yollarını ayırdığını aktaran Özdemir, bunun üzerine kızı Didem’in yanında çalışmaya başladığını dile getirdi.
Birlikte işe gidip geldikleri kızıyla çok mutlu olduklarını anlatan Özdemir, “Çocukluğundan beri dükkana gidip gelirdi. Malzemeleri bir kere gösterdim hemen öğrendi. Kızım her çırak gibi dükkanı açınca çayı demliyor, aletleri yerleştiriyor, temizliği yapıyor.” dedi.
İş yerinde ustası, evde babası
Özdemir, kızı Didem’in araçların tekerleklerini, silindir kapaklarını sökebildiğini belirterek şöyle konuştu:
“Didem, sanayinin tek kız çalışanı. Esnaf önce, ‘Sanayide kız çocuğu olmaz’ diye düşündü ama sonra alıştılar. Herkes Didem’i çok seviyor. Didem, çıraklık eğitimine gidiyor. Onu usta yapacağım. İlk adımlarımızı attık. Yapacak, başaracak. Burada ustasıyım, evde babasıyım. Evde ve burada ilişkimiz çok farklı. İş yerindeyken ‘usta’, evdeyken ‘baba’ diyor. Bugüne kadar yaklaşık 25 çırak yetiştirdim. Bunların arasındaki iyiler gibi kızım da çok iyi usta olur. Dükkanımı, işimi kızıma devredeceğim aklıma gelmezdi. Kızlar, kamyon sürüyor, lastik tamiri yapıyor, uçak kullanıyor. Niye araba tamir edemesin?”
Eşinin ise kadın giyim üzerine konfeksiyon dükkanı olduğuna değinen Özdemir, “Annesinin dükkanı var. Soğuk görmez, eli yağ olmaz. Didem, orayı kesinlikle istemedi. Annesi de ‘Kızım buraya gel, babanın yanında ne işin var?’ dedi. Didem, burayı tercih etti. Bir insan severek yaparsa başaramayacağı iş yok.” diye konuştu.
“Arabalara ayrı bir ilgim var”
Didem Özdemir de annesinin giyim dükkanında çalışmayı teklif ettiğini ancak rahat edemeyeceği için babasının oto tamir atölyesinde çalışmak istediğini söyledi.
Arabalara ve tamire ilgisi olduğunu vurgulayan Özdemir, “Babamla aramız çok iyi. İş zor ama öğreniyorum. Ben de usta olmak istiyorum. Çıraklık eğitiminde tek kız benim. Hedefim usta belgesi alıp ayrı dükkan açmak. Komşu esnaf hep erkek ama bana diğer çıraklara davrandıkları gibi davranmıyorlar. Arabaların, amortisörü, alt takımı, motoru her şeyiyle ilgileniyorum.” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İnsan vücudundaki organların, el ve ayaklarda sonlanan sinir uçlarına baskı uygulanarak çeşitli rahatsızlıklara yönelik destek tedavi metodu olarak bilinen refleksoloji ile kristallerle yapılan bir enerji terapisi olarak nitelendirilen litoterapi alanında araştırmalar yapan Gökçe, yaklaşık 2 yıl önce mineral taşları kullanarak terlik tasarladı.
Tüm birikimini bu alana kullanan Gökçe, ayakkabı sektörüne girerek mineral taşları tabanlarına yerleştirdiği terlik ve sandalette seri üretime başladı.
İlk ihracatını Kafkasya’ya yapan kadın girişimci, ürünlerini 40 ülkeden yaklaşık 450 yabancı markanın katıldığı Eksposhoes Antalya Ayakkabı Saarciye ve Moda Fuarı’nda sergiledi.
Gökçe’nin dumanlı kuvars, kaplan gözü, sitrin, aventurin, ametist, rodonit, kristal kuvars, jasper, akik gibi farklı taşlarla, farklı renk ve modelde tasarladığı terlik ile sandaletler, fuara katılan yabancı marka sahiplerinin ilgisini çekti.
Dağıstan’a 200 çift ürün
“Ayaktan başa sağlık” sloganıyla hazırladığı ürünlerini iç pazarda ve yurt dışında yaygınlaştırmayı hedefleyen Gökçe, AA muhabirine, daha çok takı alanında kullanılan “şifalı” taşlar olarak nitelendirilen mineral taşların farklı nasıl kullanılabileceği yönünde araştırma yaptığını ve aklına refleksoloji geldiğini belirtti.
Bu alana yoğunlaştığını, bilimsel çalışmaları incelediğini dile getiren Gökçe, şunları söyledi:
“Refleksoloji, ayak tabanında sinir uçlarını hafif bası uygulayarak tüm vücudun kendini iyileştirme yetisini harekete geçiren bir ilim. Aslında tüm dünyada bilinen bir teknik. Türkiye’de de son yıllarda yoğun olarak kullanılıyor. Litoterapi de taş terapisi. İkisini harmanlayarak böyle bir ürün ortaya çıkardım. ‘Maksimum faydayı nasıl sağlayabilirim?’ diye çıktığım bu yolda, güzel bir sonuca ulaştığıma düşünüyorum.”
Terliklerle ayak tabanından topraklama yaptıklarını anlatan Gökçe, kullanıcılardan en belirgin geri bildirimin sakinlik hissi olduğunu ifade etti.
Ürünlerinin ilgi çekmeye başladığını aktaran Gökçe, “İlk ihracatımı Rusya Federasyonuna bağlı Dağıstan Özerk Cumhuriyeti’ne yaptım, 200 çift gönderdim. İç pazarda da medikal sektöründe birçok firmayla görüştüm ve sipariş aldım.” dedi.
EKS Fuarcılık yetkilileriyle tanıştığını ve ürünlerini sektörde ünlü markaların katıldığı fuarda sergileme fırsatı bulduğunu belirten Gökçe, yakın zamanda mineral taşlarla ayakkabı tasarlamayı da planladığını kaydetti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kovid-19 salgını sonrası 2021 yılında eşi ve çocuklarıyla memleketine dönen ev kadını Kayacan, ormanda gezerken ağaç kabuğu ve çiçek, deniz kenarlarından da taş ve deniz kabuğu toplamaya başladı.
Doğadan topladığı bitkileri kitapların arasında kurutan Kayacan, bunları silikon bir kalıba yerleştirdikten sonra üzerine epoksi reçine döküyor.
İsteğe göre hazırlanan anahtarlık, kolye, toka, bardakaltı, magnet gibi süs eşyaları yapan Kayacan, bu ürünleri satışa çıkarıyor.
Şaziye Kayacan, AA muhabirine, internette izlediği videolarla öğrendiği bu işe İstanbul’da hobi olarak başladığını söyledi.
Salgın nedeniyle eşiyle memleketleri Hanönü’ne döndüklerini belirten Kayacan, şöyle konuştu:
“İstanbul’da bu işi yaparken, kullandığım malzemeleri satın alıyordum. Buraya geldikten sonra doğada her şeyin olduğunu gördüğümüz için gittikçe doğadan ağaç parçaları, çiçekler topladık. En büyük destekçim eşim Sadık Kayacan oldu. Denizden deniz kabukları topladık. Doğayı sevdiğimiz için, farklılık olsun diye ve doğanın bize verdiği binbir renk ve çiçekleri ortaya çıkarmak için böyle bir şeye kalkıştık.”
Epoksi reçine yöntemiyle hediyelik ürünler yaptığını anlatan Kayacan,”Yaptığımız ürünleri burada vatandaşlar alıyor. İlçemizdeki kadın kooperatifi üzerinden, internet üzerinden satışlarımızı yapıyoruz.” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>MUĞLA – Son yıllarda artan kadına yönelik şiddet olaylarına karşı Muğla’da özellikle üniversite öğrencileri yakın savunma eğitimi almaya başladı. Menteşe Belediyesi Kadın Dayanışma Merkezi tarafından açılan “Yakın Savunma Sporu” kursuna ev kadınlarının yanı sıra üniversite öğrencileri büyük rağbet gösteriyor.
Menteşe Belediyesi tarafından yakın savunma eğitimleri kapsamında eğitimlere katılan kadınlara Menteşe Belediyesi Psikoloğu ve Sosyoloğu tarafından kurs öncesi kadına yönelik gerçekleştirilen şiddet türleri üzerinde bilgilendirme yapıldı. Menteşe Belediyesi Kötekli Gençlik Merkezinde verilen eğitimlerde belediyenin bir psikoloğu ve bir sosyoloğu tarafından Menteşe Belediyesine bağlı ve 7/24 telefonla ulaşılabilen Kadın Danışma Merkezi hakkında da bilgi verdi. Şiddet, şiddet türleri ve şiddetin temel sebebi olan ‘Toplumsal Cinsiyet Eşitsizliği’ ve ‘Ayrımcılık’ konularının anlatıldığı eğitimlerde özellikle üniversite öğrencilerinin çoğunlukla maruz kaldığı flört şiddeti üzerinde durularak; fiziksel şiddet, ekonomik şiddet, psikolojik şiddet, ısrarlı takip ve dijital şiddet konularında bilgiler aktarıldı.
Menteşe Belediyesi tarafından açılan yakın savunma sporu kursuna katılan kursiyerler belediyeye kadınlara yönelik böyle bir kurs açtığı için teşekkür ederken, kursta kendilerine yönelik yapılabilecek fiziki bir şiddet karşısında nasıl savunma yapabileceklerini öğrendiklerini açıkladılar.
Kendisini savunmak için kursta katıldığını belirten Perihan Çetin, “Tamamen kendimi koruma odaklı. Çünkü günümüzde kadına, hatta herkese şiddet olayları biraz da gündemde olduğu için ihtimal şiddet durumunda ya da aksi hallerde kendimi koruma için bu kursa katıldım” şeklinde konuştu.
Savunma sporu kursundan memnun olduğunu dile getiren Sinem Eroğlu ise, “Kendimi korumayı öğrenmem gerekiyor. Menteşe Belediyesinin sunmuş olduğu bu kursta kendimi korumayı öğrenmek istedim. Çok memnunum. İyi ki böyle bir kurs açıldı ve bizler burada bu alanda kendimizi korumayı öğreniyoruz” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Konyaaltı Belediyesi kadınlara yönelik; şiddet karşısında yasal haklar, cinsiyet eşitsizliklerine karşı mücadele alanları, kadınların siyasete katılımları gibi pek çok konuda güçlenmelerine destek olmak amacıyla Kadının İnsan Hakları Derneği’nin düzenlediği eğitim programına ilişkin KİHEP İşbirliği Protokolü imzaladı. 30 yıllık mücadelenin bir parçası olmaktan mutluluk duyduğunu belirten Başkan Kotan, “Çağdaş toplum istiyorsak toplumun her alanında kadınların olması lazım” diye konuştu. Eğitici eğitimlerine katılarak bu konuda uzmanlaşan Konyaaltı Belediyesi personelleri, imzalanan protokolle birlikte Konyaaltı Belediyesi bünyesinde tüm kadınların katılabileceği 16 haftalık eğitim programı düzenleyecek. Kadınların güçlenmelerini destekleyen bu program ile; yasal hak ve özgürlükler, psikososyal dayanıklılık, siyaset ve kadın gibi pek çok konuda eğitim gerçekleştirilecek.
Daha güçlü olacağız
Kadınların yaşam alanlarında haklarını bilmesi gerektiğine dikkat çeken Başkan Kotan, “Kadınların her alanda güçlenmesi, sadece kadınlar için değil, toplumun tamamı için bir gerekliliktir. KİH ile attığımız bu adım, şehrimizde toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlam temellere oturmasına katkı sağlayacak. Bu işbirliği ile kadınların hem bireysel hem toplumsal düzeyde güçlenmesine yönelik önemli bir adım atmış bulunuyoruz. Eğitimler ve projeler, belediyenin kadın hakları konusunda öncü rol üstlenmesine katkı sağlayacak. Sizlerle çıktığımız bu yolda daha güçlü olacağız” şeklinde konuştu.
Her alanda cinsiyet eşitliğini sağlamak önceliğimiz
Kadınların, haklarını bilmesinin önemini vurgulayan Başkan Kotan, “Kadınların bu noktada eşitlik mücadelesi vermesi çok önemli. Bu da ancak hak ve hukukla olabilecek bir şey. Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde kazanılan Cumhuriyet’le birlikte kadınların hakları noktasında çok büyük gelişmeler oldu, kadınlar Avrupa ülkelerinden önce seçme seçilme hakkını kazandı ancak yüz yıl önceden bugüne ne yazık ki kadın cinayetlerini, çocuk cinayetlerini konuşuyoruz. Kadınların hak mücadelesi, yaşam hakkı mücadelesine dönüştü. Bunun için biz de yerel yönetimler olarak elimizi taşın altına koyuyoruz. Kadınlara, çocuklara, yaşlılara, engellilere, tüm dezavantajlı gruplara her zaman için tam destek olacağız” dedi.
Kotan, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Kamuoyuna yansıyan kadar, görünmeyen yerlerde de kadına yönelik şiddetin var olduğunu biliyoruz. Bizim mücadelemiz şiddet gören, toplumda görünmeyen, sesini duyuramayan, güçlenmek isteyen kadınlara erişmek içindir. Bu eğitim programına dahil olmamızın sebebi de bu. Kadın ve erkeklerin eşit haklara sahip olduğu bir toplum, adaletin ve kalkınmanın teminatıdır. Bu yüzden her alanda cinsiyet eşitliğini sağlamak en büyük önceliğimizdir.”
Kadınlar dönüştükçe toplum da dönüşecek
Konyaaltı Belediyesi’nin Antalya’da bu protokolü imzalayan ilk belediye olduğunu belirten KİH Derneği Danışmanı Nigar Etizer Karacık, “Amacımız yaşananları doğru bir dille anlatıp çözüm yollarını birlikte düşünerek bir alan açmak. Kadınlar dönüştükçe toplumun da dönüşeceğine dair güçlü bir inancımız var. Bu programların da toplumu daha sağlıklı bir yere taşıyacağını düşünüyoruz. Yerel yönetimlerin sahaya daha hızlı ulaşabildiğini gördük ve Antalya’da Konyaaltı Belediyesi ile ilk protokolümüzü imzaladık. Konyaaltı Belediye Başkanı Cem Kotan’a çok teşekkür ederiz. Kadınların eğitim alabileceği bir alan açarak bu protokole imza attı. Eşitlik birimi konusunda da önemli bir adım attı. Topluma sağlıklı bir gelecek sunma yolundaki çabalarımızda bize destek verdiği için kendisine minnettarız, Konyaaltı Belediyesi’nin ardından, umuyorum Antalya’da diğer belediyelerle de ortak çalışmalar yürüteceğiz” şeklinde konuştu. – ANTALYA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
1-31 Ekim Meme Kanseri Farkındalık Ayı dolayısıyla Esenyurt Nazım Hikmet Kültür Merkezi’nde seminer düzenlendi. Esenyurt Belediyesi’nin ev sahipliğinde gerçekleşen programa Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Nuri Faruk Aykan, Genel Cerrah Doç. Dr. Ebru Esen ve Psikiyatr Dr. Öğr. Üyesi Levent Tekin konuşmacı olarak katıldı.
Kanserin psikolojik etkileri de ele alındı
Kanserden korunmanın yolları ve erken teşhisin öneminin vurgulandığı seminerde, kanserin psikolojik etkileri de ele alındı. Uzmanlar, meme kanserinin son yıllarda görülme sıklığının arttığını, ancak doğru tedavi ile ölümlerin azaldığını belirtti. Programda ayrıca meme kanserinde erken tanının tedavi başarısını artırdığına işaret edildi.
Seminer sırasında vatandaşlardan gelen sorulara ayrıntılı cevaplar verilirken, 40 yaş üstü kadınlar Esenyurt Belediyesi’nin anlaşmalı olduğu hastanelere ücretsiz mamografi ve ön muayene yapılmak üzere davet edildi. Programa katılan Esenyurt Belediye BaşkanıAhmet Özer de etkinliğe destek sağlayan doktorlara ve hastane yönetimine plaket takdim etti.
Son yıllarda giderek artan meme kanserine karşı farkındalık oluşturmak amacıyla böyle bir etkinlik düzenlediklerini söyleyen Başkan Özer, şöyle konuştu:
“356 kadına mamografi hizmeti sunduk”
“Hasta olmadan önce sağlığın kıymetini bilmek ve gereğini yapmak gerekir. İşte bu nedenle en önemli iş burada mamografi çekme işi. Bununla ilgili biz daha önce bir çalışma yaptık. 356 kadına mamografi hizmeti sunduk. Katılım yoğundu. Demek ki kadınlar bilgili. Ama bunu daha da büyütmek lazım. Rahim ağzı sağlık taraması ile ilgili bir çalışmamız oldu. Bununla ilgili de gerekli taramaları, çalışmaları yürütüyoruz. Mobil sağlık aracımız var. Altı ayda kadınlara yönelik olarak ev temizliği hizmeti sunduk. 8 bin 530 kadına sosyal danışmalık, kurumlara yönlendirme ve hastanelerde randevu hizmeti verdik. Yatalak, engelli ve talepte bulunan bin 500 kadın belediye personelimiz sağlık hizmetimizden faydalandı. Kadınlar, kültürel ve eğitimsel faaliyetlerimize katıldı. Çünkü toplumun asıl mimarları kadınlardır. Kadın varsa bir yerde hayat var, kadın varsa ilerlemek var. Yaşasın sağlıklı kadın diyoruz. Bu konuda biz belediye olarak üstümüze düşen her şeyi yapmaya çalışıyoruz.”
“Hastanelerde istesek de bu sırayı bulamıyoruz”
Seminerin kadınlar için çok faydalı olduğunu belirten vatandaş Aynur Kara, “Burada sağlığımızla ilgili çok şey öğrendik. Yılda en az bir kere tarama yaptırmamız gereken bir rahatsızlık. Belediyemiz de bize böyle bir imkan sunmuş. Bizim için çok faydalı oldu. Şimdi bilgilendirme yapıldı. Daha sonra bizleri ücretsiz olarak hastaneye götürüp mamografi testini yapacaklar. Bu da çok güzel bir şey. Çünkü biz hastanelerde istesek de bu sırayı bulamıyoruz. Bizim için çok büyük kolaylık oldu” dedi.
Meme kanseri konusunda tüm kadınların bilinçli olması gerektiğini belirten bir diğer vatandaş Songül Günay ise “1992 yılında kendim kitleyi fark ederek ameliyat oldum. O yüzden bu konuda herkesin bilinçli olması gerektiğini düşünüyorum. Bunun eğitimi okullarda bile verilmeli. Çünkü bilmeden sağlığımızı es geçiyoruz. Bilgimiz olmadığı için dikkat etmiyoruz. Böyle seminerlerin olması çok güzel, çok faydalı buluyorum. İnsanlar sağlığının farkına varmalı” diye konuştu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Germiyan Konağı’nda (TÜGVA) düzenlenen programa kadınlar yoğun ilgi gösterdi. AK Parti Kütahya İl Kadın Kolları Başkanı Esra Özbek Balcı yaptığı konuşmada, “AK Parti Kütahya İl Kadın Kolları Başkanlığı olarak düzenlemiş olduğumuz Mevlit Kandili programımıza Kütahya’mızın tüm mahallelerinden gelip burada bizi yalnız bırakmayan, bizim milli birlik ve beraberliğimizin yeniden kuvvetlendiği, birleştiği bu manevi atmosferde bulunan tüm kardeşlerimize teşekkürlerimi ifade ediyorum. Katılamayan, dualarıyla teşrif eden tüm kardeşlerimize de yeniden teşekkürlerimi ifade ediyorum. İnsanlara insanlığı öğreten, bütün insanlığa sevgiyi, muhabbeti, vicdanı öğreten yüce Peygamberimizin dünyaya teşriflerinin müjdecisi olan Mevlid Kandili’nin tüm İslam alemine, tüm insanlığa huzur ve barış getirmesini temenni ediyor, her şeyin başında Filistin halkının, Doğu Türkistan’ın, Arakan’ın ve daha sayamadığım binlerce, yüzlerce kanı akan İslam coğrafyasının kurtuluşuna vesile olmasını temenni ediyorum” diye konuştu. – KÜTAHYA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ADIYAMAN’da Ekrem Daşcan (36), 3 çocuğunun gözü önünde eşi Merve Daşcan’ı (26) tabancayla vurarak öldürüp, yaşamına son verdi.
Olay, dün gece saatlerde Bahçelievler Mahallesi’nde meydana geldi. Merve Daşcan ile eşi Ekrem Daşcan arasında evde bilinmeyen nedenle tartışma çıktı. Tartışmanın büyümesiyle Ekrem Daşcan yanındaki tabancayı çekip, Merve Daşcan’a ateş etti. Daşcan daha sonra silahı kendi başına dayayıp, tetiği çekti. Silah sesini duyan komşuların ihbarı üzerine adrese sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Sağlık görevlileri yaptıkları kontrolde Ekrem Daşcan ve Merve Daşcan’ın yaşamını yitirdiğini belirledi. Çiftin cenazeleri, yapılan incelemenin ardından otopsi için Adıyaman Eğitim ve Araştırma Hastanesi morguna götürüldü.
Olay sırasında evde bulunan çiftin 1, 4 ve 7 yaşındaki çocukları ise Adıyaman Aile Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü tarafından koruma altına alındı.
Olayla ilgili soruşturma başlatıldı.
Haber: Mahir ALAN-Kamera -ADIYAMAN-DHA)
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İran'ın Nur şehrinde 31 yaşındaki Kolej Escort Arezoo Badri isimli kadın, bir arkadaşıyla birlikte evine giderken başörtüsü takmadıkları gerekçesiyle polis memurları tarafından durdurulmak istendi. Polisin hoparlör aracılığıyla durmalarını istediği kadınlar, korkuya kapılarak yollarına devam etti.
Bu esnada silahına davranan polis, önce aracın Kuzey Ankara Escort tekerleğine sonra da kapısına ateş etti. Bu esnada seken kurşunlardan biri Badri'nin sırtına isabet etti. Yaralanan kadın, çevredekiler tarafından apar topar hastaneye kaldırıldı.
Tahran'daki Vali-i Asr Hastanesi'nin yoğun bakım ünitesinde tedavi gören kadının akciğer ve omuriliğinde ciddi hasarlar oluştu. Talihsiz kadının durumu ciddiyetini Maltepe Escort korurken, İran polisi hastane çevresinde ciddi önlemler aldı.
İran'da 22 yaşındaki Mahsa Amini'nin ailesiyle birlikte ziyaret ettiği başkent Tahran'da "örtünme kurallarına uymadığı gerekçesiyle" gözaltına Yenimahalle Escort alındıktan sonra şüpheli bir biçimde yaşamını yitirmesi o dönem büyük yankı uyandırmıştı.
]]>Üzerinden 40 yıl geçmesine rağmen hala suyun soğukluğunu çok iyi hatırlıyor, “ellerime, bacaklarıma kramplar giriyordu” diyor.
Dean, antrenman yaparken vücudunun yeniden ısınmasının bazen saatler sürdüğünü anımsıyor.
Rekor kıran bir yüzücü olabilmesi için Dean’in soğuğu yenmesi çok önemliydi.
Kadınların vücudundaki yağ dağılımı, aşırı soğuk koşullarda vücut ısısının düzenlenmesine yardımcı olabiliyor, bu da yüzme sporunda önemli bir avantaj sağlıyor.
Dean, kadınların aynı zamanda zorlu koşullara karşı daha yüksek bir toleransa sahip olduğuna inanıyor.
Kadınlar, atıcılık ve uzun mesafe koşu gibi bazı spor dallarında erkeklerden daha iyi veya benzer performans gösterebiliyor.
Ancak kadınların sporda görünürlüğü zaman içinde düzenli bir şekilde artmadı. Atletik performansta cinsiyetin rolüyle ilgiliyse zaman içinde cevaptan çok yeni sorular doğdu.
Kıyaslama yapmak zor
NorveçUiT Artic Üniversitesi’nde spor bilimleri profesörü ve Norveç Elit Spor Okulu (NTG) direktörü olan Øyvind Sandbakk yaptığı çalışmalarda elit kadın ve erkek sporcuların ortalama performansının dünya rekoru sonuçlarında erkekler lehine yaklaşık %8-12’lik bir fark gösterdiğini tespit ediyor.
Bu fark yüksek düzeyde dayanıklılık gerektiren yüzme sporlarında önemli ölçüde azalırken, üst vücut gücü gerektiren sporlarda artıyor.
Sandbakk kadınların uzun mesafe koşularda, başlangıç hızları ve tempoları konusunda daha ölçülü olarak avantaj yakaladığını söylüyor.
Öte yandan cinsiyet önyargıları kadın ve erkek sporcular arasında kıyaslama yaparken etkili olabiliyor. Örneğin “estetik” unsurlar içeren bazı spor dalları kadınsı olarak kalıplaştırılabiliyor. Mesela Paris Olimpiyatları’nda Artistik Yüzme dalında hiçbir erkek yarışmıyor. Boks gibi dövüş sporları ise bazı toplumlarda kadınlar için uygun görülmüyor.
Sandbakk, kadınlar ve erkekler arasındaki farklılıklara katkıda bulunan biyolojik ve sosyal yönleri ayırmanın da çok zor olduğunu vurguluyor. Bazı spor dallarına erişim cinsiyete göre önemli ölçüde değişebiliyor.
Uzmanlar cinsiyetler arasındaki rekabetçiliğin de sadece fizyolojik olmadığını, aynı zamanda sosyal koşullanma ve psikolojiyle ilişkili olduğunu kaydediyor.
Bu alanda yapılan araştırmalarda kız çocuklarının içinde bulunduğu sosyal ortamların erkeklere kıyasla rekabet gücünü etkileyebileceğini gösteriyor.
Hormonlar nasıl etkili oluyor?
Amerikan Spor Hekimliği Koleji’nin 2023’te yayımladığı bir çalışmaya katılan uzmanlara göre, kız ve erkek çocukları arasındaki atletik performans farklılıkları ergenlikten önce “minimum” düzeyde ve ergenlikten sonra artıyor.
Testosteron seviyeleri genellikle kas yoğunluğu ve gücün yanı sıra daha yüksek hemoglobin konsantrasyonu ve dolayısıyla daha iyi oksijen alımı ile ilişkilendiriliyor.
Ayrıca testosteron hormonunun erkeklerde hem spor yaparken hem de gündelik hayatta daha fazla risk alma eğilimine yol açtığı düşünülüyor.
Ancak ergenlik öncesi performansa ilişkin bilimsel veriler birbiriyle çelişebiliyor. Örneğin bazı araştırmacılar genç erkeklerin atletizm sporlarında doğal olarak üstün olduğuna inanıyor.
Testosteronun kadınları nasıl etkilediği (veya östrojenin erkekleri nasıl etkilediği) konusundaki araştırmalar ise oldukça sınırlı.
Elit sporcuların testosteron seviyeleri düşük olabiliyor
Spor ve toplumsal cinsiyet konularına odaklanan gazeteci Maggie Mertens, testosteron seviyeleri ile performans arasında net bir doğrusal ilişki olmadığını söylüyor.
Mertens, “Aslında pek çok elit erkek sporcunun testosteron seviyeleri genel ortalamaya bakıldığında oldukça düşük” diyor.
Örneğin bir 15 olimpik spor dalının 12’sinde yarışan erkeklerin dörtte birinde düşük testosteron konsantrasyonu tespit edildi.
Öte yandan Mertens, hiperandrojenizmi olan ve ortalama bir erkeğin testosteron seviyesine sahip olan kadınların erkeklerle aynı performansa sahip olmadığını söylüyor.
Vücut yağının etkisi
Elit bir yüzücü, beden eğitimi öğretmeni ve su sporları antrenörü olarak kariyerini sürdüren Penny Lee Dean, maraton yüzücülüğünün tutkulu bir savunucusu olmaya devam ediyor.
Özellikle uzun yarışları seven Dean, “Bence 20 mil (32 km) ve üzerindeki mesafelerde kadınlar erkekleri yenebiliyor” diyor.
Dean, “suyun daha soğuk olduğu durumlarda kadınların avantajlı” olduğuna inanıyor.
Kadınların tipik olarak daha yüksek oranda vücut yağına sahip olması, soğuk suda vücut ısısını düzenlemenin yanı sıra su üstünde kalmaya da yardımcı olması mümkün olabilir.
Uluslararası Maraton Yüzme Onur Listesi Yürütme Kurulu Başkanı Ned Denison, “Normal sıcaklıklarda erkeklerin daha hızlı olma eğiliminde” olduğunu söylüyor.
Erkek yüzücülerin genellikle uzun boylu ve zayıf olduklarını ve çok daha fazla vücut yüzey alanına sahip olduklarını belirten Denison, “vücut yüzey alanı ne kadar üşüyeceğinizi belirler” diye ekliyor.
Spor gazetecisi Mertens da vücut yağının “dayanıklılık gerektiren yarışlar için gerçekten yararlı olduğunu” söylüyor ve belli bir süre ilerledikten sonra vücudun yakıt olarak yağı kullanmaya başladığını belirtiyor.
Mertens, “Eğer yeterince vücut yağına sahip değilseniz uzun mesafeler boyunca gidemeyebilirsiniz” diyor.
Diğer taraftan spor bilimci Øyvind Sandbakk, kadınların yüzmeye kıyasla soğuk havada yapılan diğer ultra dayanıklılık sporlarında daha az avantajlı olduğunu, bu dallarda sporcuların giydiği kıyafetlerin vücut ısısını dengelemeye yardımcı olduğunu düşünüyor.
Uzun mesafe yarışlarda, zorlu hava koşulları ve fiziksel rahatsızlıklarla başa çıkabilmek de çok önemli.
Uzun mesafe koşularda mesafe uzadıkça erkek ve kadınların süreleri arasındaki fark azalıyor.
2020 yılında yapılan bir analizde 314 kilometrenin ötesindeki mesafelerde kadınların %0,6 oranında daha hızlı olduğunu tespit ediliyor.
Zihinsel güç
2024 Paris Olimpiyatları’nda Atıcılık dalında yarışan Kim Yeji, zihinsel dayanıklılığın önemini vurguluyor.
Güney Koreli sporcu bu yılın başlarında Uluslararası Atıcılık Spor Federasyonu (ISSF) Dünya Kupası’nda kadınlar 25 metre tabanca atışında dünya rekoru kırmış ve takım arkadaşı Yang Jiin’in kısa süre önce kırdığı rekoru kıl payı geçmişti.
Kim, “Atıcılığın fiziksel olmaktan çok zihinsel olduğuna inanıyorum. Bence bu spor daha çok zihin ve ruh haliyle ilgili” diyor ve baskı altında sakin kalabilme becerisinin özellikle kadın atıcılar için faydalı olabileceğine inanıyor.
Olimpiyatlarda erkeklerin katıldığı 25 metrelik tabanca müsabakaları hızlı atışlar içerdiğinden fiziksel açıdan kadınlar için düzenlenen müsabakalardan farklı.
Tokyo 2020 Olimpiyatları’nda atıcılık sporu üzerine yapılan bir araştırmada, erkeklerin hareketli hedefleri içeren etkinliklerde daha iyi performans gösterdiği, sabit koşullarda ise performansın cinsiyet açısından dengeli olduğu tespit edilmişti.
ISSF Sporcular Komitesi Başkanı Cassio Rippel, erkeklerin kaslarının dayanıklılık sağladığını, kadınların düşük vücut kütlesi ve düşük ağırlık merkezinin ise onlara daha iyi denge kontrolü sağladığını söylüyor.
Rippel’e göre tüfek etkinlikleri, Olimpiyatlardaki üç tür atış etkinliği arasında cinsiyet açısından en dengeli olanı.
Atıcılık sporunda kadınların katılımı açısından şimdiye kadar ilginç bir yol izlendi.
1992 Barcelona Olimpiyatları’nda Çinli av tüfeği atıcısı Zhang Shan, karışık atış etkinliğinde altın madalya kazanmıştı. Ancak Zhang’ın başarısı kadınlar için doğrudan bir zafer değildi. Bir sonraki Olimpiyatlarda kadınların karışık etkinliğe katılması yasaklandı. Kadınlara özel atıcılık yarışması ise yapılmadı.
Hangi spor dallarının hangi sporcular için, hangi koşullar altında düzenleneceğine ilişkin kararlar oldukça karmaşık.
Mertens, karışık sporlar konusunda kamuoyunda hala büyük bir rahatsızlık olduğuna inanıyor.
Bundan sonra ne olabilir?
Paris Olimpiyat Oyunları, eşit sayıda kadın ve erkek sporcunun katıldığı ilk olimpiyat olma özelliğini taşıyor.
Bu aynı zamanda cinsiyet eşitliği konusunda hala ne gibi eksiklikler olduğunu değerlendirmek için iyi bir fırsat.
Sandbakk, cinsiyet ve performans alanında kadınlar üzerinde daha fazla çalışma yapılması gerektiğini söylüyor.
Spor bilimcilerin antrenman, fizyoloji, ekipman ve kıyafetlerle ilgili bilgilerinin çoğu erkekler üzerinde yapılan araştırmalara dayanıyor.
Mertens, kadın sporlarındaki başarıların erkeklerle kıyaslanmadan kutlanmasının önemini ve bazı atletizm müsabakalarının cinsiyete göre ayrı tutulması gerektiğini vurguluyor.
Bunun yanı sıra Mertens, kadınların zaman zaman erkekleri sporda yendiğini görmenin, insan performansının bir spektrum üzerindeki değişken olduğunu anlamımızda yardımcı olduğunu söylüyor ve devam ediyor:
“Spor hakkında konuşurken ikili cinsiyet üzerinden konuşmak zorunda değiliz. Bu da umarım daha fazla cinsiyet çeşitliliğini kucaklamanın yolu olur.”
]]>Ayvalık Belediyesi iş birliğiyle Seyir Derneği tarafından 17-22 Eylül arasında üçüncü kez düzenlenecek festival programında yer alacak ilk filmler belli oldu. 2024 Cannes Film Festivali’nin ödüllü yapımları Türkiye’de ilk kez ilçede izleyiciyle buluşacak. Belediye Başkanı Mesut Ergin, festivalin bir kültür sanat şöleni olarak Türkiye’deki önemli festivaller arasında yerini aldığını söyledi. Başkan Mesut Ergin, “Böylesi önemli ve uluslararası bir festivalle,Türkiye’nin sinema kültürüne, akademik çalışmalara ve festival takvimine belediye olarak yaptığımız katkılar nedeniyle gerçekten büyük bir mutluluk yaşıyoruz. Ayvalık’a sinemaya katkı sunmuş tüm emekçilere ve sanatseverlere saygı ve hürmetlerimi sunuyorum” dedi.
Festivalde gösterimler, bu yıl Belediye Vural Sineması Nejat Uygur Sahnesi, Fabrika Ayvalık, ASKEV Sera, İsmet İnönü Kültür Merkezi ve Kırlangıç Ayvalık’ta gerçekleşecek.
Parthenope filminin Türkiye prömiyeri Ayvalık’ta yapılacak
Cannes Film Festivali’nde En İyi Yönetmen Ödülü kazanan Miguel Gomes’in Grand Tour’u; En İyi Senaryo ödüllü Colin Fargeat imzalı The Substance; Jüri Büyük Ödülü’nün sahibi Payal Kapadia yönetmenliğindeki All We Imagine as Light ve Jüri Özel Ödülü’nü kazanan Mohammad Rasoulof’un yönettiği The Seed of the Sacred Fig ile Altın Palmiye için yarışan Ali Abbasi yönetmenliğindeki The Apprentice; Christophe Honoré imzalı Marcello Mio ve Paolo Sorrentino’nun yeni filmi Parthenope Türkiye prömiyerlerini ilçede yapacak.
Tamamı siyah beyaz çekilen film
Tabu ve Arabian Nights üçlemesi ile tanınan Portekizli yönetmen Miguel Gomes imzalı Grand Tour, 1918 yılında nişanlısı Molly’den kaçıp, o dönem çok meşhur olan Asya turuna çıkan Edward’ı takip ediyor. Film Molly’nin de Edward’ı aramak için yola çıkmasıyla aynı turu farklı şekillerde deneyimleme imkanı sunuyor. Tamamı siyah beyaz çekilen film güçlü sinematografisi ile dönemin ruhunu yakalıyor. Başrolde Gonçalo Waddington’a Crista Alfaiate ve Teresa Madruga eşlik ediyor.
Film yaş ve cinsiyet ayrımcılığına dikkat çekiyor
Colin Fargeat yönetmenliğindeki The Substance, güzellik ve gençlik algısının kadınlar üzerinde yarattığı baskıyı anlatıyor. Ödüllü eski bir oyuncunun bu baskı nedeniyle kendisinin daha genç ve güzel versiyonunu yaratacak bir ürünü kullanmaya karar vermesiyle başlayan film yaş ve cinsiyet ayrımcılığına dikkat çekiyor. Film, başrollerdeki Demi Moore ve Margaret Qualley’nin etkileyici performanslarıyla da dikkat çekiyor. 2017 yılındaki ilk filmi Revenge’de gerilim öğelerini kullanan Fargeat, The Substance ile kadınların karşılaştığı baskıyı sert bir sinematografik dille eleştiriyor.
Üç hemşirenin yaşamlarına odaklanan dokunaklı bir film
Cannes’da 30 yıl aradan sonra ana yarışmada yer alan ilk Hintli kadın yönetmen Payal Kapadia imzalı All We Imagine as Light farklı yaşlardaki Bombay’li üç hemşirenin yaşamlarına odaklanan bir film. Görücü usulü evlendiği, işi sebebiyle bir yıldır görmediği ve haber almadığı kocasına bağlılığını koruyan Prabha, sevgilisiyle rahat görüşebilmek için yollar arayan uçarı genç kadın Anu ve ölen kocasının kendisine bırakmadığı belgeler nedeniyle evinden tahliyesi istenen ve hakkını almaya çalışan Parvaty… Filmin dördüncü karakteri ise her türlü zıtlığı içinde barındıran ülkenin en kalabalık şehri Mumbai. Kani Kusruti, Divya Prabha ve Chhaya Kadam’ın canlandırdığı üç kadın görünmedikleri bu şehirde dayanışmayla var olmaya çalışıyor.
Tamamen gerçek olay ve kişilere dayanıyor
Kendi ülkesinde uzun bir hapis cezasına çarptırılan ve ülkesinden kaçmak zorunda kalan Mohammad Rasoulof’un yönettiği The Seed of the Sacred Fig, tamamen gerçek olay ve kişilere dayanıyor. Rasoulof, Tahran’daki Devrim Mahkemesi’nde soruşturma yapan bir yargıç ve ailesi üzerinden bir İran mikrokozmosu yaratıyor. İran teokrasisi ve rejimin kadın düşmanlığı ile birlikte, ülkedeki ayrıcalıklı sınıflar arasındaki bölünme ve suç ortaklığını da gözler önüne seren filmin başrollerinde, Soheila Golestani ve Missagh Zareh yer alıyor.
Paolo Sorrentino’nun kadını merkeze aldığı ilk filmi
Yönetmen Paolo Sorrentino 2021 yılında çektiği filmi The Hand of God’ın ardından Parthenope ile bir kez daha memleketi Napoli’ye geri dönüyor. Adını şehrin tarihiyle doğrudan bağlantılı mitolojik sirenden alan Parthenope, Sorrentino’nun kadını merkeze aldığı ilk filmi. Yönetmen bu kez kadınların yaratılan güzellik ve gençlik mitinin üstesinden gelmek ve hayatta kalmak için nasıl savaş vermek zorunda kaldığını anlatıyor. Adını filmden alan ve sadece güzelliğinden ibaret olmadığını kanıtlamaya çalışan Parthenope karakterini Celeste Dalla Porta canlandırırken, aktör Gary Oldman da alkolik yazar John Cheveer rolünde küçük ama unutulmaz bir performans sergiliyor.
Gabriel Sherman tarafından yazılan biyografik film
Border ve Holy Spider filmleri ile tanıdığımız Ali Abbasi yeni filmi The Apprentice ile Donald Trump’ın gençlik yıllarını ve bugünkü gücüne kavuşmak için geçtiği yolları anlatan bir biyografi ile izleyici karşısına çıkıyor. New York Times’ın en çok satanlar listesine giren kitabıyla da tanınan Gabriel Sherman tarafından yazılan bu biyografik filmde, Trump’ı, Sebastian Stan canlandırıyor. Trump’ın bugün bulunduğu yerde olmasında büyük önemi olan McCarthy dönemine damgasını vuran acımasız avukat Roy Cohn rolünde, Succession dizisiyle tanınan Jeremy Strong yine çok başarılı.
Komedi dozu yüksek
Fransız sinemacı Christophe Honoré imzalı Marcello Mio, komedi dozu yüksek ve kişisel bir Marcello Mastroianni anması. Filmde, Marcello Mastroianni ve Catherine Deneuve’ün kızı Chiara Mastroianni başrolde. Ebeveynlerinin efsanevi kişiliklerinin gölgesinde var olmanın gerçekliğine dokunan filmde, Chiara Mastroianni, yaşadığı benlik bunalımıyla babasının karakteri ve görünümüne bürünen bir kadını canlandırıyor. Filmde Catherine Deneuve, Melvil Poupaud ve Benjamin Biolay kendilerine hayat veriyorlar.
]]>İSHAK KARA
(VAN) – Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM) Demokratik Yerel Yönetimler Kadın Kurulu, ‘Yerel Yönetimler Kadın Çalıştayı’ düzenliyor. Tüm kadın belediye eş başkanlarının katıldığı çalıştay iki gün devam edecek. DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, “Bizler kendimizi de kentimizi de en iyi yönetme konusunda iddialıyız ve kararlıyız” dedi.
Van’ın Edremit ilçesinde düzenlenen DEM Parti Demokratik Yerel Yönetimler Kadın Çalıştayı başladı. Çalıştaya, DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, Van Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Neslihan Şedal, Diyarbakır Büyükşehir Belediye Eş Başkanı Serra Bucak, bir süre önce cezaevinden tahliye olan Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi eski Eş Başkanı Gültan Kışanak, Siyasetçi Sebahat Tuncel, eski belediye başkanlarından Çağlar Demirel ve tüm il, ilçe ve belde belediye eş başkanları katıldı.
“Yerel Yönetimlerde Eğitim Çalıştayı’nın ilk iki gününü kadınlarla gerçekleştireceğiz. Bizler dört günlük süre boyunca yerel yönetim anlayışımızın nasıl daha derinleştirilip dönüştürülebileceğini, demokratik, ekolojik kadın özgürlükçü yönetim anlayışımızı daha derinleştirip içleştirip hayata nasıl en iyi şekilde tatbik edebileceğimizi bu çalıştayda konuşacağız” diyen DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, Çalıştay ile ilgili ANKA Haber Ajansı’na değerlendirmelerde bulundu:
“İlk iki gün kadınlarla kadın eş başkanlarımızla olacağız. Diğer iki gün ise karma yapacağız. Bu çalıştayda Dem Parti’nin yerel yönetim anlayışının ve paradigmasını hayata geçirme konusunda atılabileceğimiz adımların neler olabileceğini daha güçlü çalışmalara nasıl imza atabileceğimizi, kadın politikalarımızı demokratik yerel yönetim anlayışımızı nasıl en güçlü anlamda hayata geçirebileceğimizi detaylı bir biçimde konuşacağız. Elbette bir yanıyla kendi programatik yerel yönetimlerle ilgili programatik yaklaşımımızın nasıl hayata geçeceğini konuşurken güncel aktüel gelişmeleri de hep birlikte değerlendireceğiz.
“AKP’nin seçimle yenemediği siyasi partilere dönük farklı biçimlerde gerçekleştirdiği operasyonlar var”
Bugün AKP’nin seçimle yenemediği siyasi partilere dönük çok farklı biçimlerde gerçekleştirdiği operasyonlar var. Dem Parti belediyeleri üzerinde geçmiş dönemde denemiş olduğu kayyum stratejileri çökmüş durumdadır. Bugün kayyum rejimi Türkiye’nin hiçbir kesimi tarafından hatta kendi seçmenleri tarafından da kabul görmemektedir. Hakkari’ye Kayyum atandı. Hakkari’ye atanan kayyumun derhal el çektirilmesi gerektiği talebini yeniliyoruz. Mevcut yasalar çerçevesinde Viyan Tekçe eş başkanımızı belediye meclisi seçmiştir ve onun resmi başkan vekili olarak atanması gerekiyor.
Yine ikinci operasyonel yaklaşım mali operasyonları bugün 2024 yerel seçimlerinde ağır yenilgi alan AKP belediyeleri muhalefette olan belediyeleri nasıl çalıştıramam üzerine belli ki oturup ince bir mühendislik faaliyeti yürütmüş ve Mersin’de mal varlıklarına, hesaplarına haciz kondu. SGK’ya olan borçlar sanki yeni akılları başlarına gelmiş gibi bir adım atıyorlar. Oysa ki bütün belediyeler ne borçları varsa yapılandırılarak peyder pey ödemesi yapılıyor. Ama buradaki amaç belediyeleri tamamen çalışamaz hale getirmek bugün belediyelere yönelik bu mali yaptırımlar merkezi hükümetin kendi merkezdeki gücünü kullanarak yerelin gücünün üzerinde güç estirmesini kabul etmiyoruz. Bu bizim açımızdan kayyumla ve atamayla eş değerdir. Kayyum anlayışının başka tezahürüdür. Bunu da batı belediyeleri üzerinde sergilemektedir. Kabul etmek mümkün değildir. Bizler kendimizi de kentimizi de en iyi yönetme konusunda iddialıyız ve kararlıyız. Bütün engellemelere ve kaynak kesintilerine rağmen belediyelerimizin en iyi şekilde yönetilme konusunda her türlü adımı ve pratiği atacağımız bilinsin.”
]]>
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, Kürtçe şarkılarla çekilen halaylar üzerinden operasyonel bir yaklaşım olduğunu söyleyerek, “Buradan iktidara sesleniyoruz; ana dilimizde konuşmaya, şarkılar söylemeye, dans etmeye, halay çekmeye, ana dilimizde rüya görmeye, hislerimizi ana dilimizle yaşamaya devam edeceğiz. Hiçbir güç bizi ana dilimizden koparamaz. Bu konuda bütün yerel yönetimlere çağrımızdır; o belediyenin sınırları içinde konuşulan bütün dillerle hizmet sağlanmasının çağrısını, o dillerle kültürel faaliyetlerin yerel yönetimler eliyle sürdürülmesinin çağrısını yapıyoruz” diye konuştu.
Edremit ilçesindeki bir otelde düzenlenen ‘DEM Parti Demokratik Yerel Yönetimler Çalıştayı’ başladı. İki gün sürecek olan çalıştaya, DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğlulları’nın yanı sıra il, ilçe, belde kadın belediye eş başkanları katıldı.
Çalıştayda açılış konuşması yapan Van Büyükşehir Belediye Eş Başkanı Neslihan Şedal, seçimlerin üzerinden 4 aylık zaman geçtiğini hatırlatarak, “Her zaman söylüyoruz; seçimler bizler için sıradan geçmiyor, mücadeleyle geçiyor. Bize yönelik gelişen saldırılara karşı bir mücadele alanı olarak görüyoruz seçimleri. Geride bıraktığımız seçim sürecinde kirli politikalar hayata geçirilmeye çalışıldı, ancak buna rağmen ciddi başarı elde ettik. Bu çalıştayda daha güçlü bir çıkış yaparak mücadelemizin topluma yayılmasını sağlayacağız” dedi.
‘EŞ BAŞKANLIK, EŞİT TEMSİLİYETİN VAZGEÇİLMEZİDİR’
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları ise yönetim anlayışlarının tamamında eş başkanlık ve eşit temsiliyetin vazgeçilmezleri olduğunu söyleyerek, “Eş başkanlık ve eşit temsiliyet mor çizgimizdir’ dedik, bunun için çok bedel ödedik. Tüm belediyelerde kadın eş başkanlarımız var. 78 kadın eş başkan ile tüm Türkiye ve Orta Doğu’ya model olduk. Erkek egemen zihniyeti ile mücadele ettik ve başardık diyebileceğimiz bir süreçte değiliz. Bizler, sürekli başarmak zorundayız. Çünkü erkek egemen, iktidarcı anlayış bulduğu her alanda, bizlerin kadın hareketinin zayıfladığını hissettiği her anda karşımıza çıkar. Boşlukları iktidarlar çok kolay doldurur. Mücadelemizdeki diriliği çok önemli. Bu konuda da yerellerde seçilmiş kadın eş başkanlar olarak da sanıyorum ki en büyük görev sorumluluk, sizlerin üzerindedir. Çünkü sizler halkın iradesini, kadınların iradesini temsil ediyorsunuz. Sizlerin her birinin pratik bir adımı o ilde belediyede örnek teşkil edecektir. Biz, sadece biz değiliz. Seçilmişler sadece kendileri değildir, temsil ettikleri kadınlardır. O yüzden attığımız her adımın sorumluluğumun bilincinde davranmak gibi çok önemli bir görev ve sorumluluğumuz var” diye konuştu.
Hatimoğulları, Kürtçe şarkılar eşliğinde çekilen halaylar üzerinden operasyonel bir yaklaşım gözlemlediklerine işaret ederek, şunları söyledi:
“Buradan iktidara sesleniyoruz; ana dilimizde konuşmaya, şarkılar söylemeye, dans etmeye, halay çekmeye, ana dilimizde rüya görmeye, hislerimizi ana dilimizle yaşamaya devam edeceğiz. Hiçbir güç bizi ana dilimizden koparamaz. Bu konuda bütün yerel yönetimlere çağrımızdır, o belediyenin sınırları içinde konuşulan bütün dillerle hizmet sağlanmasının çağrısını, o dillerle kültürel faaliyetlerin yerel yönetimler eliyle sürdürülmesinin çağrısını yapıyoruz” dedi.
Hatimoğulları’nın konuşmasının ardından çalıştay basına kapalı olarak devam etti.
]]>Kahramanmaraş merkezli depremlerden etkilenen İslahiye ilçesinde Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP) Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı, Gaziantep Büyükşehir Belediyesi ile Gaziantep Tarım ve Orman İl Müdürlüğü işbirliğinde depremzede kadınların tarımsal üretime teşvik edilmesi amacıyla “Kınalı Eller Çilek Kokuyor” projesi hayata geçirildi.
Amanos Dağlarında bin 600 rakımlı alanda yer alan ve 1992 yılında turizm merkezi olan Huzurlu Yaylası eteklerinde bulunan İslahiye ilçesinin köylerinde ikamet eden 20 kadın, hem depremlerin stresinden uzaklaşmak hem de aile bütçelerine katkı sağlamak için çilek üretimi yapmak için projeye başvurdu.
Gaziantep Tarım ve Orman İl Müdürlüğü ile İslahiye Tarım ve Orman İlçe Müdürlüğü tarafından çeşitli eğitim programına alınan afetzede çiftçi kadınlar, çilek üretimiyle ilgili aldıkları eğitimlerin ardından ise üretim için kolları sıvadı.
Proje kapsamında bölgedeki yayla köylerinde üretime uygun arazisi ve suyu olan kadın çiftçilere çilek fidesi ve gübre başta olmak üzere üretim için gerekli olan tüm ihtiyaçları verildi.
Doğa güzelliği ve endemik bitki zenginliği ile Karadeniz iklimin yaşandığı Huzurlu Yaylasının eteğinde bulunan kırsal Tandır Mahallesinde ikamet eden 48 yaşındaki Zeynep Can, 12 dönüm alanda devlet desteğiyle çilek üretimine başladı.
Depremlerin yaralarının sarıldığı İslahiye’nin bereketli topraklarında devlet desteğiyle ve eşi Ömer Can’ın yardımıyla çilek üretimine başlayan Zeynep Can, hem üretiyor hem de depremlerin etkisinden uzaklaşmaya çalışıyor. Depremzede çiftçilerin geleceğe olan umutlarını yeşerten bereketli çilek hasadı, asrın felaketinin ciddi zarar verdiği İslahiye ilçesinde başlarken Zeynep Can, gün boyu yetiştirdiği çilekleri ailesiyle ve kendisi gibi projeye katılan kadın komşuları ile birlikte topluyor. İslahiye Tarım ve Orman Müdürü Yüksel Şahin, marifetli kadın çiftçiler ile birlikte çileğin zorlu hasadı için bahçesinde çalışan Zeynep Can’ı ziyaret etti.
İlçede hasat yapan diğer üreticileri de ziyaret eden Yüksel Şahin, Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP) Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı, Gaziantep Büyükşehir Belediyesi ile Gaziantep Tarım ve Orman İl Müdürlüğü işbirliğinde Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından hayata geçirilen “Kınalı Eller Çilek Kokuyor” projesi” ile depremzede kadınların tarımsal üretime teşvik edilmesini amaçladıklarını söyledi.
Proje kapsamında depremzede 20 kadının 20 dekar alanda çilek yetiştiriciliği yaptığını belirten Şahin, deprem bölgesindeki tarımsal üretimi önemsediklerini ve desteklediklerini ifade etti.
“Aile ekonomisine büyük bir katkı sağlamaktadır”
İslahiye Tarım ve Orman Müdürü Yüksel Şahin, “Şu an İslahiye’nin Huzurlu Yaylasındayız. Huzurlu Yaylası Amanos Dağlarında kurulu güzel bir yayladır. Gaziantep Tarım İl Müdürlüğümüz, İlçe Müdürlüğümüz GAP İdaresi Başkanlığımız ve ayrıca Büyükşehir Belediyemiz katkılarıyla burada çilek üretimi yapıyoruz. “Kınalı Eller Çilek Kokuyor” projesi” ile şu an görmüş olduğunuz alanda çilek yetiştiriciliği yapılmakta. Biz bugün Zeynep Can, hanımın tarlasındayız. Zeynep hanım bu çilekleri hasat ederek çevre il ilçelere göndermektedir. Aile ekonomisine büyük bir katkı sağlamaktadır” dedi.
“Destekler için devletimize teşekkür ederiz”
Çiftçi Zeynep Can ise 12 dönüm alanda devlet desteğiyle çilek üretimi yapmaya başladığını ve aile ekonomisine katkı sağladığını belirterek, “Çiftçilik yapıyoruz. Çilek ekiyoruz. Çilek yetiştirmeye başladık. Şimdi çilek hasadı yapıyoruz. Projeye başvurduk ve kınalı ellerimizle çilekleri topladık. Destekler için devletimize teşekkür ederiz” şeklinde konuştu.
Çiftçi Ömer Can da üretim konusunda her zaman eşini desteklediğini belirterek depremden sonra böyle bir uğraşın eşine ve köydeki kadınlara maddi ve manevi açıdan çok iyi geldiğini ifade etti.
Çiftçi kadınlardan üniversite öğrencisi Melike Yıldırım ise yaz tatili olduğu için köyüne geldiğini ve kadın dayanışması kapsamında komşusu olan Zeynep Can’a yardım ettiğini söyledi. – GAZİANTEP
]]>İstanbul Havalimanı VIP Salonu’nda gerçekleştirilen, Paris 2024 Yaz Olimpiyat Oyunları’na katılan sporcuların yer aldığı “Team Türkiye” kafilesini uğurlama töreninde konuşan Yılmaz, Türkiye’yi olimpiyatlarda temsil edecek sporcularla bir arada bulunmaktan ve bu coşkuya ortak olmaktan duyduğu mutluluğu dile getirdi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın selamlarını ve tüm sporculara başarı dileklerini ileten Yılmaz, “Son yıllarda, ülkemiz spor alanında büyük başarılara imza atmış, uluslararası alanda adından sıkça söz ettirmiştir.” diye konuştu.
Almanya’da düzenlenen Avrupa Futbol Şampiyonası’ndan milli takımın sergilediği performansın Türk milletine büyük sevinç ve gurur yaşattığını, geleceğe çok daha umutla bakmalarına vesile olduğunu ifade eden Yılmaz, sözlerini şöyle sürdürdü:
” Filenin Sultanları’nın Avrupa Şampiyonası’ndaki birincilikleri, Mete Gazoz evladımızın okçuluktaki üstün başarıları, güreşte elde edilen altın madalyalar ve atletizmde kırılan rekorlar gibi daha pek çok alanda spor, yükselen yıldızımızdır. Bu başarılar sadece sahada kalmayıp, bir duygu seli olup ülkemizin dört bir yanına yayılıyor. 85 milyonu birbirine adeta kenetleyerek birlik beraberlik duygusunu pekiştiriyor.
102 sporcumuzdan oluşan olimpiyat kafilemiz de geçmişten bu yana nice başarıyı tatmış, milletimizin göğsünü kabartmıştır. Sizler ön müsabakaları başarıyla tamamladınız ve zorlu bir hazırlık sürecini geride bıraktınız. Türkiye Cumhuriyeti’nin Olimpiyat Oyunları’ndaki 100. yılında her birinizin üstün gayret göstereceğine ve bize yeni sevinçler yaşatacağınıza yürekten inanıyorum. Gözümüz, kulağımız, gönlümüz sizlerin yanında olacak.”
“Lisanslı sporcu sayımız 2024’te 16 milyona ulaştı”
Yılmaz, son yıllarda artan sportif başarıların ve Türkiye’nin uluslararası organizasyonlarda tercih edilen bir ülke olmasının tesadüf olmadığını, bu başarının temelinde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın gençliğe ve spora verdiği önem ile sahip olduğu insan odaklı kalkınma vizyonunun bulunduğunu aktardı.
Tesisleşme hızı, tesis sayısı ve tesislerin kalitesi ile spor altyapısında Türkiye’nin Avrupa’nın en iddialı ülkelerinden biri haline geldiğini kaydeden Yılmaz, “Doğu batı ayırt etmeksizin bugün 81 ilimizde farklı spor dallarına ve sporcularımıza özel tasarlanmış 4 bin 547 modern spor tesisimiz var. 2002’de 278 bin olan lisanslı sporcu sayımızın 2024’te 16 milyona ulaşması ki bu rakam bazı ülkelerin nüfusundan daha fazla, spora ve sporcuya verdiğimiz değerin en önemli göstergesidir.” ifadelerini kullandı.
Özellikle kadın sporcuların artan başarısının göz ardı edilemeyeceğini vurgulayan Yılmaz, şöyle konuştu:
“Paris 2024 Olimpiyat Oyunları’na 48 erkek sporcu ve 54 kadın sporcu ile 18 branşta katılıyoruz. Kadınlar şimdiden erkekleri geçmiş durumda. Katılımdaki madalya kadınlarımızda, tebrik ediyoruz. Kadın Boks ve Kadın Güreş Milli Takımlarımızın en fazla sporcu ile katıldığı olimpiyat olacak. Kürek branşına ise ilk kez kadın sporcumuzla katılıyoruz. Artistik Cimnastik Erkek Milli Takımımız, tarihimizde bir ilki başararak takım olarak olimpiyat kotası almayı başardı, onları da yürekten tebrik ediyorum. Modern pentatlonda Paris 2024 Olimpiyat Oyunları’na gitmeye hak kazanan ilk erkek sporcumuz ile yarışacağız. Güreşten boksa, judodan küreğe, cimnastikten eskrime kadar pek çok farklı branşta bizlere ilkleri yaşatacak sporcularımıza güvenimiz tamdır. Sizlerin uluslararası alandaki başarıları arttıkça çocuklarımız ve gençlerimiz başta olmak üzere ülkemizdeki tüm sporseverlere rol model olacaksınız ve sizler gibi başarılı nice sporcunun yetişmesine de vesile olacaksınız.”
“Sizi bugün dualarla uğurluyoruz, madalyalarla bekliyoruz”
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, 15 gün sürecek Paris 2024 Yaz Olimpiyat Oyunları’nda birbirinden özel ve heyecanlı anlara şahitlik edeceklerini, sporcuların podyuma çıkıp İstiklal Marşı’nı olimpiyatlarda dinletmesi ve ay yıldızlı bayrağı en üstte göndere çekmesi için dualarla yanlarında olacaklarını söyledi.
Sportif başarının mühim olduğunu, ancak netice ne olursa olsun olimpiyatlara katılma başarısı gösteren, duruşuyla ve mücadele ruhuyla milyonlara örnek olan sporcuların her durumda kıymetli olduğunu belirten Yılmaz, “Kalbinizin üzerinde ay yıldızımızı taşıyarak ringe, mindere, arenaya çıktığınızda sizinle atan 85 milyon yüreği, milletimizin güçlü desteğini hissetmenizi ve sizlerle her durumda gurur duyduğumuzu hatırlamanızı isterim.” ifadesini kullandı.
Sporculara kapsamlı bir hazırlık ortamı sağlayan ve her yönden destekleyerek motive eden Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak başta olmak üzere tüm bakanlık çalışanlarına, spor federasyonları ile federasyon çalışanlarına teşekkür eden Yılmaz, şunları kaydetti:
“Paris 2024 Olimpiyatları’nda sporcularımızla birlikte ter dökecek olan antrenörlerimize, destek personeli ve teknik ekiplere de başarılar diliyorum. Sporcularımızın bu aşamalarına gelmelerinde yakın destek veren ailelerine özellikle teşekkür ediyorum. Sporcularımızın Paris’ten başarı hikayeleri ile dönerek milletimizi gururlandıracağına yürekten inanıyorum. Team Türkiye yolunuz açık olsun. Sizi bugün dualarla, alkışlarla uğurluyoruz, madalyalarla da geri dönmenizi bekliyoruz. Yolunuz, bahtınız açık olsun, Allah yar ve yardımcınız olsun.”
Konuşmanın ardından Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, Gençlik ve Spor Bakanı Bak ve İstanbul Valisi Davut Gül ile federasyonların yetkilileri ve milli sporcular, Paris’e gidecek uçağın önünde aile fotoğrafı çektirdi.
]]>EMEP Milletvekili Sevda Karaca, Ankara’da Emek Partisi’nin gençlik örgütü olan Emek Gençliği üyelerinin bir süredir kolluk tarafından çeşitli şekillerde taciz edildiğini iddia etti. Kolluğun, Emek Gençliği üyelerini arayarak, yarattığı taciz ve şiddeti önlemek için adım atmadığını iddia eden Karaca konuyla ilgili İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’nın yanıtlaması istemiyle TBMM Başkanlığı’na soru önergesi verdi..
“Esenyalı’da kolluk erkekleri değil, derneği izliyor”
Karaca, İstanbul Pendik’de Esenyalı Kadın Dayanışma Derneği’nin son 1 yılda 4 binden fazla şiddet başvurusu aldığını ve bu kadar başvurunun olmasının nedeninin de kadınların karakolda çözüm bulamamaları, şikayet ve korunmak için başvurdukları kolluk makamlarından evlerine gönderilmeleri olduğunu öne sürdü. Karaca soru önergesinde dernek başkanı Adile Doğan’ın da aktarımına yer vererek “Yakın zamanda Nurcan isimli bir mahalle sakini, ayrıldığı erkek tarafından ısrarlı takibe maruz kaldığı için koruma kararı çıkartmak talebiyle karakola başvurmuş ancak savcılığa dilekçeyi kendisinin iletmesi söylenerek geri gönderilmesi üzerine derneğe başvurmuştur. Yine kurban bayramının ikinci günü şiddet gören bir kadının darp raporu ile koruma istediğini ancak ‘Boşanma aşamasında değilsin, gerekçen yok’ denilerek kollukça geri çevrilmiştir” ifadelerini kullandı.
“Ölüm tehdidine sıfır önlem, bolca baştan savma”
Ankara’da Emek Partisinin gençlik örgütü olan Emek Gençliği üyelerinin bir süredir kolluk tarafından çeşitli şekillerde taciz edildiğini iddia eden Karaca, kolluğun Emek Gençliği üyelerini arayarak yarattığı taciz ve şiddeti önlemek adına adım atılmadığını ifade etti. Karaca, şunları söyledi:
“Tehditler üzerine genç kadınlar, avukatları eşliğinde karakola başvurarak hem suç duyurusunda bulunmak hem de 6284 sayılı yasa kapsamında tedbir kararı almak istemişlerdir. Ancak başvurdukları Çankaya Merkez Polis Karakolundaki polis memurları ‘bizim yetki alanımıza girmiyor’ diyerek başvuruyu almamıştır. dilekçenin sunulduğu tarih itibarıyla kadınlar hakkında hala 6284 sayılı yasa kapsamında tedbir kararı verilmemiştir.
Kolluk güçleri Bakan ve Bakan Yardımcısının aktardığı şekilde kadına yönelik şiddeti birincil görev olarak kabul etmeme yanında, şiddetle hızlı ve etkin müdahale bir yanda kadınların talep ettiği hakları kullanılmasına da engel olmaktadır. Adı geçen kadınlar, silahlı bir kolluk personeli tarafından silah fotoğrafı gönderilmek suretiyle ölümle tehdit edilmektedir. Bu suçlu kişi için kolluk harekete geçmemektedir. Bu nedenle 3 tane genç kadının can güvenliği tehlike altındadır.”
Karaca, Bakan Yerlikaya’ya şu soruları yöneltti:
Esenyalı Kadın Dayanışma Derneği’nin faaliyetlerini engelleyecek ve derneği kriminal bir yer gibi gösterecek şekilde kolluk ablukası altına alınmasının sebebi nedir? Bu emri kim vermiştir ve yasal dayanağı nedir?
Esenyalı Kadın Dayanışma Derneği’ne son bir yılda 1 yılda yapılan 4 binin üzerindeki şiddet başvurusunun çoğunluğunun “kolluğun kayıtsız kalması” sonucu gerçekleştiği açıklanmaktadır. Kadına yönelik şiddet vakalarında kadınların şikayetlerini ve korunma kararı başvurularını işleme almayan kolluk görevlileri hakkında ne tür yaptırımlar uygulayacaksınız?
Şiddet faillerinin kadınlara ulaşmak amacıyla başvuru yaptığı karakoldaki kolluk görevlilerinin dernek adresini vererek failleri derneğe yönlendirmeleri; bunun sonucunda şiddet mağduru kadınlar ve dernek yöneticilerinin tehlikeye atılmasına yol açan kolluk görevlileri hakkında adli ya da idari bir işlem başlatılacak mıdır?”
]]>CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Kadın Kolları Genel Başkanı Aylin Nazlıaka, “Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş ile yaptığımız görüşmede umudumuzu büyüten en önemli haber; soyadı düzenlemesinin 9’uncu Yargı Paketi’nden çıkarılacağı bilgisi oldu. Bu sabah aldığımız bilgiye göre; soyadı dayatmasına ilişkin bakanlık bünyesinde yeniden bir değerlendirme yapılacak” dedi.
CHP’li Nazlıaka, parti genel merkezinde basın toplantısı düzenledi. Nazlıaka, dün Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş ile görüştüklerini ve Bakan Göktaş’a 11 maddeden oluşan geniş kapsamlı bir dosya sunduğunu söyledi. Nazlıaka, “Sayın Bakan sunduğum dosyayı inceleyeceğini, dosyadaki bazı sorulara yazılı cevap vereceğini belirtti. Bir saati aşan görüşmede Sayın Bakan ile kadına yönelik şiddetle mücadele başlığının altında; İstanbul Sözleşmesi’ni, verilerin ulaşma sorununu, kadın cinayetlerinin şüpheli ölüm adı altında gizlenmesini, deprem bölgesinde artan kadına yönelik şiddet vakalarını, KADES (Kadın Destek) uygulamasındaki eksikleri, elektronik kelepçe sayısındaki yetersizliği, ŞÖNİM (Şiddet Önleme ve İzleme Merkezi) sayılarının artırılması gerektiğini ve budanmaya çalışılan 6284 Sayılı Kanun’u konuştuk. Sil baştan yazılamaya çalışılan Medeni Kanun, 9’uncu Yargı Paketi içerisindeki soyadı dayatması, kadın yoksulluğu ve sosyal desteklerdeki adaletsizlikler hakkında görüşlerimizi ilettik. Çocuk hakları başlığı altında; çocuk işçileri, eğitim dışına itilen çocukları, karma eğitim tartışmasını, devlet korumasındaki çocukları, erken yaşta zorla evlilikleri, depremdeki kayıp çocuklar konusunu anlattık. Engelliler, şehit yakınları ve gaziler ile Romanların yaşadığı hak mağduriyetlerini ve çözüm önerilerimizi sunduk. Tarikat ve cemaatlerle imzalanan protokoller hakkında geniş kapsamlı bilgi talep ettik. Verimli bir sohbet gerçekleştirdik” ifadelerini kullandı.
‘YENİDEN DEĞERLENDİRME YAPILACAK’
Nazlıaka, kadınların soyadı düzenlemesine ilişkin, “Sonda söyleyeceğimizi en başta söyleyeyim. Bu görüşmede umudumuzu büyüten en önemli haber, soyadı düzenlemesinin 9’uncu Yargı Paketi’nden çıkarılacağı bilgisi oldu. Bu sabah aldığımız bilgiye göre; soyadı dayatmasına ilişkin bakanlık bünyesinde yeniden bir değerlendirme yapılacak. Partimizin Meclis grubu, özellikle de Adalet ve Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu üyesi olan milletvekillerimiz, Türkiye kadın hareketi, eşitlikçi erkekler ve benzer görüşü paylaşan diğer siyasi partiler, bu süreçte net tavır aldı. İtirazlarını dile getirdi. Kadın örgütleri basın açıklamaları yaparak Anayasa Mahkemesi kararına uyulması çağrısı yaptı. Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel grup konuşmasında ve kamuoyuna yaptığı açıklamalarda ‘Hangi soyadını kullanacağına sadece kadınlar karar verir’ dedi. Grup başkan vekillerimiz ve milletvekillerimiz sabaha kadar süren komisyon toplantılarında soyadı dayatmasına ‘Hayır’ dediler. Emeği geçen herkese binlerce teşekkür ederiz” dedi.
‘İSTANBUL SÖZLEŞMESİ’NDEN VAZGEÇMEDİK’
Görüşmede, İstanbul Sözleşmesi’nin önemine de değindiğini belirten Nazlıaka, “İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçmediğimizi ve sözleşmenin yeniden yürürlüğe konulması talebimizi ilettim. 6284 sayılı Kanun’un etkin uygulanmaması nedeniyle suç duyurusunda bulunan kadınların, karakolda şiddet uygulayan kişiyle uzlaştırılıp şiddet sarmalına mahkum edildiğini anlattım. Özellikle İstanbul Sözleşmesi’nin feshinden sonra bu tablonun arttığı bilgisini paylaştım. 64 binden fazla 6284 kapsamında takip edilen dosya olduğu bilgisi verildi. Bakanlık yetkilileri şüpheli ölüm vakalarının dosyalarına müdahil olduklarını kaydetti. Ayşe Tuba Arslan’ın 23 kez suç duyurusunda bulunduğunu ve göz göre göre öldürüldüğünü hatırlattım. Bakanlık yetkilileri bu vakaların bir daha yaşanmaması için çalışıldığını söyledi. Emniyet mensuplarına verilecek toplumsal cinsiyet eşitliği eğitiminin önemine değindiğimde, Sayın Bakan jandarmanın farkındalık çalışması yaptığından bahsetti. Sayın Bakan, İstanbul Sözleşmesi ile ilgili Avrupa’da da pek çok ülkede geri çekilmeler olduğunu ancak sözleşmenin kıymetli bir altyapısı olduğunu, 6284’ün ise dünyada eşi benzeri olmayan bir yasa olduğunu bildirdi. Öncelikle şunu belirtelim; Erdoğan, sözleşmeyi 2021’de feshetti. 2023’te ise Avrupa Parlamentosu birlik genelinde İstanbul Sözleşmesi’nin uygulanmasını kabul etti. Yani sözleşmeye olan destek her geçen gün artıyor. Gelişmiş ülkeler sözleşmenin önemini kavrarken, ülkemiz ‘3 kez boş’ diyerek sözleşmeden çıkıyor” ifadelerini kullandı.
]]>CHP Kadın Kolları Başkanı Aylin Nazlıaka, CHP Genel Merkezi’nde Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş ile yaptığı görüşmeye ilişkin basın toplantısı düzenledi. Görüşmede Bakan Göktaş’a 11 maddelik bir dosya sunduğunu belirten Nazlıaka, şöyle konuştu:
“Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel ile Cumhurbaşkanı Erdoğan arasında gerçekleşen görüşme sonrasında gölge bakanlarımız, bakanlarla bir araya gelmeye başladı. Aile ve Sosyal Hizmetlerden Sorumlu Gölge Bakan olarak ben de bakanlığın faaliyet alanlarına yönelik olarak partimizin politikaları, bakanlığın faaliyet alanı konusunda yaşanan bir takım sorunlar ve buna dair çözüm önerilerimizi iletmek üzere Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Sayın Mahinur Özdemir Göktaş ile bir araya geldim. Öncelikle Sayın Bakan’a misafirperverliği için çok teşekkür ediyorum. Kadın Kolları Genel Sekreterimiz Mehtap Yücel ile gittiğimiz görüşmede Sayın Bakan’a 11 maddeden oluşan geniş kapsamlı bir dosya sundum. Sayın Bakan sunduğum dosyayı inceleyeceğini hatta dosyadaki bazı sorulara yazılı cevap vereceğini iletti.
Bir saati aşan görüşmede Sayın Bakan ile şu başlıkları görüştük: Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele başlığının altında; İstanbul Sözleşmesi’ni, verilere ulaşma sorununu, kadın cinayetlerinin şüpheli ölüm adı altında gizlenmesini, deprem bölgesinde artan kadına yönelik şiddet vakalarını, KADES uygulamasındaki eksikleri, elektronik kelepçe sayısındaki yetersizliği, ŞÖNİM sayılarının artırılması gerektiğini ve budanmaya çalışılan 6284 sayılı kanunu konuşma imkanımız oldu. Sil baştan yazılamaya çalışılan Medeni Kanun hakkında konuştuk, 9. yargı paketi içerisindeki soyadı dayatmasını, kadın yoksulluğu ve sosyal desteklerdeki adaletsizlikleri dile getirdik. Çocuk hakları başlığı altında; çocuk işçileri, eğitim dışına itilen çocukları, karma eğitim tartışmasını, devlet korumasındaki çocukları, erken yaşta zorla evlilikleri, depremdeki kayıp çocuklar konusunu anlattık. Engelliler, şehit yakınları ve gaziler ile Romanların yaşadığı hak mağduriyetlerini ve çözüm önerilerimizi sunduk. Bakanlığın tarikat ve cemaatlerle imzaladığı birtakım protokoller var. Bu protokoller hakkında geniş kapsamlı bilgi talep ettik. Verimli, yapıcı bir sohbet oldu.
“Bakanlık yeniden bir değerlendirme yapacak”
En sonda söyleyeceğimizi en başta söyleyeyim. Bu görüşmede umudumuzu büyüten en önemli haber, soyadı düzenlemesinin 9. yargı paketinden çıkarıldığına yönelik aldığımız bilgiydi. Son aldığımız habere göre de sanıyorum kadın örgütlerinin, kadınların, eşitlikçi erkeklerin bu konudaki sesleri duyulmuş. Bakanlık şimdi tekrar yeniden bir değerlendirme yapacak. Dolayısıyla umudumuz yüksek. Sizlerin de çok iyi bildiği üzere uzun zamandır 9. yargı paketi ülke gündemini meşgul ediyor. Partimizin Meclis Grubu, özellikle de Adalet ve KEFEK komisyonu üyesi olan milletvekillerimiz, Türkiye kadın hareketi, bu sürecin içinde yer alan eşitlikçi erkekler ve benzer görüşü paylaşan diğer siyasi partiler bu süreçte net tavır aldı, itirazlarını dile getirdi. Kadın örgütleri basın açıklamaları yaparak Anayasa Mahkemesi kararına uyulması çağrısı yaptı. Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel grup konuşmasında ve kamuoyuna yaptığı açıklamalarda ‘hangi soyadını kullanacağına kadınlar karar versin’ dedi. Dolayısıyla süreç henüz kesinleşmiş olmamakla birlikte bu süreçte grup başkanvekillerimiz ve milletvekillerimiz sabaha kadar süren komisyon toplantılarında soyadı dayatmasına ‘hayır’ dediler. Emeği geçen herkese binlerce teşekkür ederiz.
“İstanbul Sözleşmesi‘nin yeniden yürürlüğe konulması talebimizi ilettim”
Sayın Bakan ile tüm kırılgan grupların güçlendirilmesi konusunda da konuştuk. Kadına yönelik şiddet vakaları konusu gündeme geldiğinde Sayın Bakan da her cinayet ve şiddet vakasının kendileri için çok önemli olduğunu bildirdi. Amaçlarının topyekün bir mücadele ile kadına yönelik şiddeti sıfırlamak olduğunu vurguladı. Kendisinin de bizzat Belçika’da bir kadın cinayetine tanıklık ettiğini söyledi. Sayın Bakanı bu konuda samimi ve kararlı buldum. Önceki Bakan’ın ‘şiddeti tolere edilebilir’ bulduğunu anımsayınca, Sayın Göktaş’ın şiddete sıfır tolerans yaklaşımını önemsedim. Bu konuda verileri kendisine sunduğumda Sayın Bakan her türlü katkıya açık olduğunu ifade etti. Türkiye’deki kadın örgütleriyle yakın temasta olduğumuzu, bu görüşme öncesi onların görüşlerini aldığımızı belirttim ve İstanbul Sözleşmesi’nin ne kadar vazgeçilmez olduğuna değindim. Kendi alanında altın standart niteliğinde olan bir sözleşme olduğunu, kadınların can simidi olduğunu vurguladım. İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçmediğimizi ve Sözleşme’nin yeniden yürürlüğe konulması talebimizi ilettim.
“Bakan Yerlikaya’nın belirttiği kadın cinayeti verileri ile platformun verileri arasında uçurum olduğunu dile getirdim”
Türkiye kadın hareketinin ve bizlerin çokça altını çizdiği gibi; şeffaf ve hesap verilebilirliğe dayalı bir veri akışı olmadığını, tespit olmadan çözüm üretilemeyeceğini söyledim. Görüşmeye katılan Kadının Statüsü Genel Müdürü Sayın Süreyya Erkan, veri ve istatistik için koordinasyon kurulu kurulduğunu söyledi. Ben verileri Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’ndan aldığımızı, onların basına yansıyan haberlerden isim isim çetele tuttuğunu, Bakanlığın bu konuda eksikliğinin olduğunu belirttim. KEFEK Komisyonu’nda, İçişleri Bakanı Sayın Ali Yerlikaya’nın belirttiği kadın cinayeti verileri ile platformun verileri arasında uçurum olduğunu dile getirdim. Ayrıca şüpheli ölüm adı altında kadın cinayetlerinin üzerinin örtülmeye çalışıldığına da değinerek, üzerine gidildiğinde şüpheli ölüm vakalarının cinayet olduğunun ortaya çıktığını anlattım. Bu vakaların üzerine gidilmesini talep ettim. Günde kaç kadının katledildiğini, cinayete kurban giden kadınların kaçının önceden yargıdan medet umduğunu, kaçının uzaklaştırma kararı olan erkek tarafından öldürüldüğünü sordum. Bakanlığın Hukuk Hizmetleri Genel Müdürü Sayın Özge Aydiş, soruşturma aşaması tamamlanmadan kadın cinayeti olarak tanımlamadıklarını bildirdi. Ben de soruşturması tamamlanıp üzeri kapatılan vakaları kastettiğimi söyledim. Bu konuda Bakanlık yetkililerinin de hassasiyet göstereceklerine inanıyorum.
“60 binden fazla 6284 kapsamında takip edilen dosya olduğu bilgisi verildi”
6284 sayılı kanunun etkin uygulanmaması nedeniyle suç duyurusunda bulunan kadınların karakolda şiddet uygulayan kişiyle uzlaştırılıp şiddet sarmalına mahkum edildiğini anlattım. Özellikle İstanbul Sözleşmesi’nin feshinden sonra bu tablonun arttığı bilgisini paylaştım. 60 binden fazla 6284 kapsamında takip edilen dosya olduğu bilgisi verildi. Bakanlık yetkilileri şüpheli ölüm vakalarının dosyalarına müdahil olduklarını kaydetti. Ayşe Tuba Arslan’ın 23 kez suç duyurusunda bulunduğunu ve göz göre göre öldürüldüğünü hatırlattım. Bakanlık yetkilileri bu vakaların bir daha yaşanmaması için çalışıldığını söyledi. Emniyet mensuplarına verilecek toplumsal cinsiyet eşitliği eğitiminin önemine değindiğimde, Sayın Bakan jandarmanın farkındalık çalışması yaptığından bahsetti. Sayın Bakan İstanbul Sözleşmesi ile ilgili Avrupa’da da pek çok ülkede geri çekilmeler olduğunu ancak sözleşmenin kıymetli bir alt yapısı olduğunu, 6284’ün ise dünyada eşi benzeri olmayan bir yasa olduğunu bildirdi. Öncelikle şunu belirtelim; Erdoğan sözleşmeyi 2021’de feshetti. 2023 ise Avrupa Parlamentosu birlik genelinde İstanbul Sözleşmesi’nin uygulanmasını kabul etti. Yani Sözleşmeye olan destek her geçen gün artıyor. Gelişmiş ülkeler sözleşmenin önemini kavrarken, ülkemiz 3 kez boş diyerek sözleşmeden çıkıyor.
6284 nolu yasaya gelince; o dönemde milletvekili olduğumu, bu yasanın geçmesinde benim de emeğim olduğunu belirttim. Ancak komisyondan geçen yasanın adının Genel Kurul’a indirilirken adının değiştiğini ve ‘Kadına Yönelik Şiddet Sözleşmesi’ yerine ‘Ailenin Korunması ve Kadına Yönelik Şiddetin Önlenmesi’ olduğunu hatırlattım. Böylece kadını aile içinde eriten bir anlayışın pekiştirildiğini, kadın şiddet görse de kol kırılır yen içinde kalır, önemli olan ailenin korunmasıdır mesajı verildiğini ifade ettim. Aile bütünlüğünün elbette önemli olduğunu söylediğimde Sayın Bakan sağlıklı aileler eklemesi vurgusu yaptı. Sayın Bakan sağlıklı aileleri korumak istediklerini, kadını güçlendirmek için eylem planları olduğunu söyleyerek, keşke vakaları sıfırlayabilsek ifadesini kullandı. Kadının birey olarak güçlendirilmesi gerektiğinin altını çizdiğimde, Bakanlık yetkilileri bu konudaki çalışmaların hızlandırıldığını söyledi. Sayın Bakan da kadınların istihdamda güçlendirilmesi ve kendi ayaklarının üzerinde durması için farkındalık çalışması yürüttüklerini ekledi.
“Bu konuda farklı düşünüyoruz”
YaşamHak projemiz kapsamında hayata geçirdiğimiz 444 82 85 numaralı ALO Şiddet hattımızın deprem bölgesindeki mağdur kadınlar tarafından çok arandığını ve bu şikayetleri kendilerine iletmek istediğimizi söyledim. Sayın Bakan da uluslararası kurumlarla çalışmalar yürüttüklerini ve sadece deprem bölgesi değil şikayet vakalarının kendilerine iletilmesini ve önleyici tedbir almayı istediklerini belirtti. Deprem bölgesindeki sorunları da ilettim. Sayın Bakan’a KADES uygulamasını önemli bulduğumuzu belirterek akıllı telefon kullanım ve internete erişimde yaşanan sıkıntıları aktardım. Emniyet verilerini paylaşarak başvuru sayısına rağmen elektronik kelepçe sayısının yetersizliğini dile getirdiğimde 744 vakanın elektronik kelepçe ile aktif takipte olduğu bildirildi. ŞÖNİM’lerin sayısının yetersiz olduğunun altını çizdiğimde 82 ŞÖNİM olduğu ve altı tane daha açılacağı belirtildi. Bu sayının da yetersiz olduğunu ilettim. Ayrıca terminoloji olarak konukevi ifadesinin doğru olmadığını sığınma evi ya da sığınak ifadesinin kullanılması gerektiğini kaydettim. Bu konuda farklı düşünüyoruz.
“Yazılı olarak daha detaylı yanıt verecekler”
Yoksulluktan en fazla kırılgan gruplar zarar görüyor. Mart 2024’te BM Kadının Statüsü Komisyonu ortak bir karara imza attı. Buna göre haneye değil kişiye dayalı veri sistemine geçilmesi gerekiyor. Kadın yoksulluğunun tespit edilmesi açısından bu çalışmayı çok önemsiyoruz. Bir haneye asgari ücret tutarında gelir girebilir ancak kadının payına 17 bin TL’den 17 lira bile düşmeyebilir. O nedenle bu konuda gerekli çalışmalara başlanıp başlanılmadığını sordum. Ayrıca vergi adaletinde kadın yoksulluğuna yönelik ne gibi çalışmalar yapıldığını da öğrenmek istedim.
Bakanlık bütçesinde önceliğin kadının güçlendirilmesine değil, ailenin güçlendirilmesine verildiğini söyledim. Bütçede kadınların güçlendirilmesi için ayrılan payın sadece binde 8.6 oranında olduğunu ifade ettim. Sayın Bakan, bu oranın yükseltildiğini söyleyerek, yükseliş oranını yazılı olarak ileteceğini söyledi.
Ayrıca, Mayıs 2024’te Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla çıkan genelgeyi sordum. ‘Ailenin Korunması ve Güçlendirilmesi’ne yönelik olan bu genelgeye göre, bir koordinasyon kurulu kurulacak ve kurul aileye yönelik sorunların tespitini yapacak ve çözüm önerileri geliştirecekti. Bu genelgeye baktığımızda paralel bir bakanlık kuruluyor algısına kapıldık. Bakanlığın 81 ilde şubeleri, müdürlükleri varken bu genelge ile ne planlandığını öğrenmek istedim. Sayın Bakan, kendi başkanlıkları altında Adalet, İçişleri, Milli Eğitim, Sağlık Bakanlığı gibi bakanlıkların bakan yardımcılarının katılacağı bir koordinasyon yürütüleceğini iletti. Bu konuda yazılı olarak daha detaylı yanıt vereceklerini söyledi.
Son olarak, Bakanlığın birçok cemaat ve tarikata bağlı derneklerle protokol imzalamaya devam ettiğini basına yansıyan haberlerden takip ettiğimizi ilettim. Nur Cemaati’ne bağlı Hayrat İnsani Yardım Derneği arasında imzalanan protokolü, Menzil Cemaati’ne bağlı Beşir Derneği ile yapılan protokolü hatırlattım. Protokole göre, Beşir Derneği’nin çocuk evleri açma yetkisi olduğunu söyledim. ‘Bakanlık neden kendi imkanlarıyla çocuk evleri açmıyor’ diye sordum. Sayın Bakan bu konuyu araştıracağını söyledi.
“Önümüzdeki süreçte tekrar bir araya geleceğimizin sinyallerini aldım”
Özetlemek gerekirse birçok konunun gündeme getirildiği son derece verimli, samimi ve açık bir görüşmeydi. Ben bu karşılıklı iletişimi çok değerli buldum. Önümüzdeki süreçte tekrar bir araya geleceğimizin sinyallerini aldım, bunu da çok anlamlı buluyorum. Çünkü önemli olan ülke sorunlarının çözülmesi, önemli olan halkın sesine ses katmak. Bundan sonra yapılacak görüşmelerde özel dosyalar üzerinden giderek kırılgan grupların yaşadığı sorunların tek tek konuşulacağı nitelikte toplantılar yapılabilir.”
]]>(ANKARA)- CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Kadın Kolları Genel Başkanı Aylin Nazlıaka, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş ile TBMM’de yaptığı görüşmenin ardından “9. yargı paketinde kadınlar için bir tehdit olarak duran soyadı dayatması bizim çok üzerinde durduğumuz bir konu. Biz meseleye sadece bir soyadı seçimi olarak bakmıyoruz. Bu aslında kadınların kimliğine sahip çıkma hakkıdır. Bu aslında kadın erkek eşitliği hakkıdır. Sayın Bakanla yaptığımız görüşmede bu dayatmanın 9. Yargı Paketi’nden çıkartıldığı müjdesini sizlere vermek isterim” dedi.
CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Kadın Kolları Genel Başkanı Aylin Nazlıaka, Kadın Kolları Genel Sekreteri Mehtap Yücel ile Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş ile TBMM’de bir araya geldi. Yaklaşık 1,5 saat süren görüşmenin ardından açıklama yapan Nazlıaka, görüşmenin olumlu geçtiğini ve Bakan Göktaş’a bir dosya sunduklarını söyledi.
“Pek çok konuda istişarede bulunabileceğimizi gördük”
“Sayın Bakan’a kendi alanı içerisinde olan konulardaki politikalarımız, yaşanılan bir takım sorunlar ve bunlara dair çözüm önerilerimizi sundum. Bu toplantıya gelmeden önce Türkiye Kadın Hareketi ile birtakım istişarelerde bulunduk. Onlardan bize iletilen bir dosyayı da kendilerine sunduk. Sayın Bakan bu dosyaya bakacak bizim CHP olarak sunduğumuz dosyadaki bazı soruları da daha sonrasında yazılı olarak yanıt verecek. Ben de görüşmenin detaylarını yarın saat 10.30’da Genel Merkezimizde yapacağımız basın açıklamasında iletiyor olacağım. Görüşmenin içerisinde ileteceğim detaylar tamamen Sayın Bakan’ın da onayladığı, itiraz etmediği içerikler olacak. Bizler bugün kendisiyle kadına yönelik şiddet meselesini konuştuk. Kadın hakları, çocuk hakları, yaşlıların, yoksulların sorunları, engellerin sorunları, şehit yakınları ve gazilerin sorunları kısacası Türkiye’deki tüm kırılgan gruplara dair görüşmeleri içerdi. Sayın Bakan aslında pek çok konuda istişarede bulunabileceğimizi, bir daha görüşme yapabileceğimizi, bundan sonraki süreçte de bu tip görüşmeleri yapabileceğimizi bir kez daha anlaşmış olduk. Bu açıdan kıymetli ve değerli bir görüşmeydi.
“Karma eğitim konusunda Bakan ile uzlaştık”
Şu tip unsurlarda ortaklaştığımızı söyleyebilirim; medeni kanun biz kadınlar için eşit yurttaşlık bildirgesi niteliğinde ve bizim önemli bir çimentomuz. Burada daha önce Adalet Bakanı’nın birtakım söylemleri olmuştu daha önce. Kendisi Medeni Kanunu ‘sil baştan yazacağız’ demişti. Bu da biz kadınları teyakkuza geçirmişti, oldukça endişelenmiştik. Ancak Sayın Bakan’ın da bu konuda bizimle benzer şekilde düşündüğünü gördük, bu mutluluk verici. Yine Eğitim Bakanı’nın da bir açıklaması olmuştu; ‘eğer kız okulları açılırsa, karma eğitime son verilirse birçok aile çocuklarını daha fazla okula gönderir’. Oysa ki biz tabi ki her zaman laik, çağdaş ve karma eğitimden yanayız. Dolayısıyla karma eğitim noktasında da uzlaştığımızı söyleyebilirim. Ayrıca 6284 nolu yasanın budanmaması noktasında yine ortaklaşabileceğimizi hissediyorum. İstanbul Sözleşmesi’nden asla vazgeçmediğimizi bir kez daha vurguladım. Kadınların can simidi olduğunu ve kendi alanında hazırlanmış olan altın sözleşme olduğunu vurguladım. ŞÖNİM sayısının artması gerektiğinden tutun da elektronik kelepçede yaşanan birtakım zafiyetler, KADES sistemine dair birtakım değerlendirmeler gibi birçok unsuru konuştuk.
“Kadın yoksulluğu en önemli sorunlardan biri”
Türkiye’de yaşanan en büyük sorunlardan bir tanesi de sorunların çözülebilmesi adına verilerin eksikliğine yönelik yaşanan sorunlar. Dolayısıyla veri eksikliği ile ilgili olarak da Bakanlığın bir çalışması olduğunu mutlulukla öğrendim. Çünkü şu anda örneğin kadın cinayetlerine dair verileri biz Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’ndan alıyoruz. O yüzden bu konudaki çalışmayı çok değerli buluyoruz. Şüpheli ölümlerin üzerine gidilmesi noktasında bir değerlendirme de yaptık çünkü şüpheli ölüm diye bir şey yoktur, üzeri kapatılan bir dosya, korunan bir katil vardır diyoruz. Bu konuda da önümüzdeki süreç içerisinde birtakım istişarelerde bulunmak mümkün. Kadın doğurganlığı üzerinden de konuştuk. Birleşmiş Milletler Kadının Statüsü Komisyonu’nda bu yıl ortak bir karara atılan imza var. Buna göre de aslında haneye değil kişiye dayalı gelir analizi yapılması gerekiyor. Özellikle kadın yoksulluğu konusunda bunu çok önemsiyoruz. Bir ailenin asgari ücret düzeyinde bir geliri olabilir yani 17 bin 2 lira girebilir ama kadının cebine değil 170 lira 17 lira bile girmiyor olabilir. Dolayısıyla kişiye özel bir çalışma yapılması gerekiyor.
“Soyadı dayatması 9. yargı paketinden çıkartıldı”
Bir de müjde vermek istiyorum; 9. yargı paketinde kadınlar için bir tehdit olarak duran soyadı dayatması bizim çok üzerinde durduğumuz bir konu. Biz meseleye sadece bir soyadı seçimi olarak bakmıyoruz. Bu aslında kadınların kimliğine sahip çıkma hakkıdır. Bu aslında kadın erkek eşitliği hakkıdır. Ailenin eşitlik esasına dayalı olarak kurulması, kadının bir soy kütüğünden bir başka soy kütüğüne geçmeme hakkıdır. Kadınların tercih hakkıdır. Kadınların kendi yaşam tercihlerini belirleyebilmesi demek bir demokrasi hakkıdır. Anayasa Mahkemesi’nin bu yönde vermiş olduğu bir karar var. Bu karara uyularak aslında anayasaya uyulması noktasında da son derece hassas olduğumuz bir unsurdur. Sayın Bakan’la yaptığımız görüşmede bu dayatmanın 9. yargı paketinden çıkartıldığı müjdesini sizlere vermek isterim. Bunun için mücadele veren tüm kız kardeşlerime, eşitlikçi erkeklere, başta Genel Başkanımız Özgür Özel olmak üzere partimize de teşekkür ediyorum. Bu biz kadınlar için olmazsa olmazdı.”
]]>
BAKAN GÖKTAŞ’A CHP’DEN DOSYA
Gölge Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Nazlıaka, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Göktaş ile görüşmesinden sonra TBMM’de açıklama yaptı. Nazlıaka, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Göktaş ile görüştüklerini belirterek, “Ben Sayın bakana bir dosya sundum bu dosyada CHP olarak Bakanlığın alanı içinde olan politikalarımız, sorunlar ve buna dair çözüm önerilerimizi sunduk. Aynı zamanda bu toplantıya gelmeden önce Türkiye Kadın Hareketi ile bir takım istişarelerde bulunduk. Onlardan bize iletilen bilgileri ve dosyayı kendisine ilettim. Sayın Bakan bu dosyaya bakacak, CHP olarak sunduğumuz dosyadaki bazı sorulara yazlı cevap verecek” ifadelerini kullandı.
“BAKANIN BİZİMLE BENZER DÜŞÜNDÜĞÜNÜ GÖRDÜK”
Nazlıaka, kadına şiddet konusunda konuştuklarını aktararak, “Kadın, çocuk hakları, yaşlıların, yoksulların sorunları, engellilerin sorunların, şehit aileleri ve gazilerin sorunları, Romanlar, Türkiye’deki tüm kırılgan gruplara dair görüşleri içerdik, buna dair sorun ve çözüm önerilerini ilettik. Sayın Bakanla birçok konuda istişare yapabileceğimiz, görüşme yapabileceğimizi anlamış olduk. Medeni Kanun kadınlar için eşit yurttaşlık bildirgesi niteliğinde. Adalet Bakanı’nın çeşitli, söylemleri olmuştu. ‘Medeni Kanunu sil baştan yazacağız’ demişti. Bu da biz kadınları teyyakkuza geçirmişti. Sayın Bakanın bu konuda bizimle benzer şekilde düşündüğünü gördük. Milli Eğitim Bakanı’nın açıklaması olmuştu. ‘Eğer kız okulları açılırsa katma eğitime son verilirse, birçok aile kızlarını daha çok okula gönderir’. Oysaki bizler laik, çağdaş, bilimsel, karma eğitimden yanayız. Bu konuda da uzlaştığımızı söyleyebilirim. Ayrıca 6284 sayılı kanunun budanmaması noktasında ortaklaşabileceğimizi hissediyorum” şeklinde konuştu.
Veri eksikliğine ilişkin çalışma yapıldığını öğrendiğini kaydeden Nazlıaka, “Şu anda kadın cinayetlerine ilişkin verileri ‘Kadın Cinayetlerini durduracağız’ platformundan alıyoruz. Şüpheli ölümlerin üzerine gidilmesi konusunda değerlendirme yaptık. Şüpheli ölüm yoktur, üzeri kapatılan bir dosya vardır, korunan katil vardır demeye devam ediyoruz. Bu konuda bir takım istişareler bulunmak mümkün diyoruz” diye konuştu.
“KADININ SOYADI DAYATMASI YARGI PAKETİNDEN ÇIKARILDI”
9. yargı paketinde kadının soyadına yönelik olarak Nazlıaka, “9. Yargı paketinde kadınlar için tehdit niteliğinde duran kadının soyadı dayatması. Biz meseleye sadece soyadı seçimi olarak bakmıyoruz. Aslında kadınların kimliğine sahip çıkma hakkıdır. Bu aslında kadın erkek eşitliği hakkıdır. Sayın Bakan ile yaptığımız görüşmede bu dayatmanın 9. Yargı paketinde çıkartıldığı müjdesini vermek isterim. Bu kadınlar açısından çok önemli bir konuydu” dedi.
Nazlıaka görüşmesinin ayrıntılarını yarın saat 10.30’da CHP Genel Merkezi’nde yapacağı basın toplantısında paylaşacağını bildirdi.
SOYADI DÜZENLEMESİ HAKKINDA
Kadının Evlenmeden Önceki Soyadını Kullanma Hakkı: Yeni düzenleme, kadınların evlenmeden önceki soyadlarını kullanma hakkını kısıtlayarak, evlendikten sonra eşinin soyadını almasını öngörüyor.
Çifte Soyad Kullanımı: Kadınların, evlendikten sonra kendi soyadlarını eşlerinin soyadı ile birlikte kullanmalarına izin verilmesi, ancak bu hakkın kapsamının daraltılması.
]]>Yavuzeli Kaymakamlığı, Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP) Bölge Kalkınma İdaresi, Gaziantep Büyükşehir Belediyesi, Gaziantep Tarım ve Orman İl Müdürlüğü ile Yavuzeli Tarım ve Orman İlçe Müdürlüğü iş birliğinde hayata geçirilen “Seracı Kadınlar Güçleniyor” projesi kapsamında kadın çiftçilere seracılık eğitimi verilmesi amacıyla eğitim ve uygulama serası kuruldu.
2022 yılında Yavuzeli ilçesinde seracılığı geliştirmek amacıyla Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP) Bölge Kalkınma İdaresi ile 10 kadın çiftçiye bir dekar alanda sera kurulumu için sözleşme imzalandı.
İlerleyen süreçte projede revizyona gidilirken, Yavuzeli İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü bünyesinde eğitim ve uygulama serası yapılmasına ve bu eğitim uygulama serasında kadın çiftçilere seracılık eğitimi verilmesi kararlaştırıldı.
Projenin ihale ve kurulum aşamaları tamamlanarak üretime hazır getirildi. Proje kapsamında eğitim faaliyetleri kapsamında kursiyerler belirlenmiş olup, 14 kadın çiftçiye seracılık eğitimi verilmeye başladı.
Kadın çiftçilerin tarım alanındaki bilgi birikimini artırmak ve sektörde tecrübe kazanmalarına destek olmak amacıyla kurulan eğitim ve uygulama serasında, 14 kadın çiftçiye teorik ve pratik eğitimler verilmeye başlandı ve seradaki ilk hasat toplandı.
Seranın tüm gelirinin ise Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı üzerinden fakir ailelere dağıtımı yapılacak.
Yavuzeli İlçe Tarım Orman Müdürü Ali Kurt, projenin başarıyla hayata geçmesinden duydukları mutluluğu dile getirdi.
Gaziantep Tarım ve Orman İl Müdürlüğü olarak kentte sebze üretimini artırmak için çeşitli projeler hazırladıklarını belirten Kurt, sunulan projelerin onaylanmasıyla 14 kadının iş sahibi olduğunu ve bu projelerin sayısını artırmak istediklerini ifade etti.
“Dezavantajlı olan kadın çiftçilerimize birer dönümlük sera projesi yapmaya karar verdik”
Hayata geçirilen “Seracı Kadınlar Güçleniyor” projesi sayesinde 14 ev kadınının sahibi oldukları serada üretime başladıklarını ifade eden Kurt, “İlçemizdeki tarım arazileri genelde küçük parça tarım arazileridir. Dezavantajlı olan kadın çiftçilerimize birer dönümlük sera projesi yapmaya karar verdik. Projemiz 2022 yılında GAP bölge Başkanlığı tarafından onaylandı. Artan enflasyondan dolayı projeyi uygulayamadık. Projeyi uygulamadığımızdan dolayı GAP ile yaptığımız görüşmeler sonucu eğitim ve uygulama serası kurmaya karar verdik. Bayan kursiyerlerimize eğitim vermeye başladık. Çok şükür projeyi başlattık ve eğitimlerimize başladık. Seramızda 2000 adet domates fidemiz var. Kadınlarımız domateslerimizi yetiştirdi. Kursiyerlerimiz 168 seans eğitim alacaklar. Şu anda domates ekimi yaptık, domates ekiminden üretimine kadar eğitimler veriyoruz. Kadın çiftçilerimize hem teorik ve hem de uygulamalı eğitim vereceğiz. Aynı zamanda projenin devamını niteliğinde olan 10 tane kadın çiftçiye birer dönümlük sera projesi için destek bekliyoruz. Gerçekten kadınlarımız meraklı ve özverililer. Kadınlar her zaman dezavantajlı kesimde olduklarından dolayı eşlerinin ellerine bakıyorlar. Artık kadınlarımızın da kendi ekonomik özgürlüklerini kazanmaları lazım. Bu konuda kadın çiftçilerimiz bizden destek bekliyor” dedi.
Eğitime katılan kadınlar ise seracılık eğitimlerinden memnun olduklarını, hem Yavuzeli hem Gaziantep hem de aile ekonomisine katkıda bulundukları için çok mutlu olduklarını ve kadın çiftçilerin her zaman desteklenmesini istediklerini söylediler. – GAZİANTEP
]]>Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras Gazi Mustafa Kemal Atatürk Kültür Merkezi’nde düzenlediği İlk 100 Gün Tanıtım töreni ile seçimlerden sonra gerçekleştirdiği hizmetleri ve projeleri kamuoyu ile paylaştı. “100 Günde Neler Yapılabilir” başlığı ile düzenlenen tanıtım töreninde Başkan Aras 31 Mart Yerel seçimlerinde vaat ettiği birçok hizmeti başlattıklarını ve kısa sürede çok uzun yol kat ettiklerini belirtti. “100 Günde Neler Yapılabilir” toplantısına CHP Muğla İl Başkanı Zekican Balcı, İlçe belediye başkanları, Rodos Belediye Başkanı’nın özel temsilcisi Michail Iskas, STK temsilcileri, muhtarlar ve çok sayıda vatandaş katıldı.
Başkan Aras; “Yeni kadromuzla, önceki dönemin de tecrübesi ile sizlerin karşısına çıkacak kadar hizmet biriktirdik. Bizim pusulamız sizlersiniz”
“100 Günde Neler Yapılabilir” tanıtım töreni hizmetlerin anlatıldığı ve vatandaş röportajlarından oluşan kısa video ile başladı. Yoğun katılımın olduğu tanıtım toplantısında daha sonra kürsüye Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras çıktı. Başkan Aras konuşmasına belediye başkanı olarak en büyük desteklerinin, pusulalarının vatandaşlar olduğunu söyledi ve bu toplantı için çok heyecanlı olduğunu belirtti. Başkan Aras; “Bugün çok heyecanlıyım, sizlerle birlikte olmaktan dolayı gururluyum. En büyük destek sizlerden aldığımız enerji. Seçimlerden önce Dünya Kenti Muğla vizyonu ile yola çıktık. Muğla’mızın güveni ve teveccühü ile görevimize başladık. 100 gün hizmet için kısa bir süre. Yeni kadromuzla, önceki dönemin de tecrübesi ile sizlerin karşısına çıkacak kadar hizmet biriktirdik. Asıl farkı bundan sonra göreceksiniz. Atamızın bizlere bıraktığı 100 yıllık mirasımız var. O’nun yolunda, ışığında hareket ediyor, mutlu, refah dolu, yalansız, talansız, kaynakların eşit kullandığı bir Muğla için var gücümüzle çalışıyoruz. Bizim pusulamız, sizlersiniz.” dedi.
Başkan Aras; “Karamsar rüzgardan şikayet eder, iyimser rüzgarın değişmesini bekler, gerçekçi ise yelkenlerini rüzgara göre ayarlar.”
Cumhuriyet’in ikinci yüzyılında ilk yerel seçimde ülke genelinde büyük başarı elde ettiklerini, bunun bir parçası olmaktan dolayı çok mutlu olduklarını söyleyen Başkan Aras sözlerine şöyle devam etti; “Sevdiğim bir sözü sizlerle paylaşmak istiyorum; “Karamsar rüzgardan şikayet eder, iyimser rüzgarın değişmesini bekler, gerçekçi ise yelkenlerini rüzgara göre ayarlar.” Bugün ülkemizin içinde bulunduğu ekonomik durum, yoksulluk ortada, gelir adaletsizliği, tüm bunlara rağmen bizler adaletsizliğin karşısına eşitliği, gericiliğin karşısına laikliği koyacağız ve halkçı, sosyal belediyecilikle vatandaşlarımızın yanında olacağız. İşte bu yüzden 1 Nisan’dan itibaren yeni ve güçlü bir yapılanmayla işe başladık. Ülkemizin önceliği kadına şiddete karşı Kadın ve Aile Hizmetleri daire başkanlığımızı kurduk. Avrupa Yerel Yaşamda Kadın-Erkek Eşitliği Şartı’nı ve Şiddete Karşı Tutum belgesini hemen imzaladık. Kadın sığınma evleri açmak için adımları attık. İlçe Hizmetleri Bölge daire başkanlığını kurarak yerinden yönetim ilkesini uygulamaya başladık. Çünkü Muğla coğrafi olarak dağınık bir yapıya sahip. Dış İlişkiler Dairesi Başkanlığı, Denizcilik A.Ş, Akıllı Kentler Dairesi Başkanlığı’nı kurduk. 100 dünya ülkesi ile iletişime geçtik. Diplomasi başlattık. Muğla Planlama Ajansı’nı kurduk. Bütün paydaşların katılım sağlayacağı, ortak kararların alınıp Muğla’mızın planlanacağı bir hizmeti devreye soktuk. 108 Belediye’nin yer aldığı Kıyı Ege Belediyeler Birliği başkanlığını devraldık. Katılımcı belediyeciliğin ilk uygulamasını Menteşe Evleri bölgesinde sandık koyarak başlattık.” dedi.
“Emeklilerimiz için kapsamlı bir destek paketi hazırlıyoruz”
Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras tanıtım toplantısında yeni projeleri de açıkladı. Başkan Aras; “Kadın sığınma evi, Muhtarlık Hizmet binaları, Gündüz Bakımevi, Etüt Merkezleri, Semt Polikliniği, HPV Aşı uygulaması, Oyna, Öğren, Muğla İstihdam Ofisleri, Belediye Plajları, 4 Paylaş Otobüsü hizmetleri için çalışmaları başlattık. Cenaze nakil hizmetlerini tamamen ücretsiz hale getirdik. Vektörle mücadele ve itfaiye için yeni araç alımı yapıyoruz. 100 yeni içme suyu deposu, Datça Betçe 3. Etap çalışmalarını başlatıyoruz. En çok önemsediğimiz konulardan biri de emeklilerimiz. Emeklilerimiz için kapsamlı bir destek paketi hazırlıyoruz. Muğla Kart ile emeklimiz, öğrencimiz, çiftçimizin yanında olacağız.” dedi.
Emekli Destek Paketi Devreye Giriyor
Türkiye’nin ekonomik ve sosyal olarak en önemli konularından biri olan ve son olarak en düşük emekli maaşına yapılan zamla gündeme gelen emeklilerin durumu ile ilgili Muğla Büyükşehir Belediyesi devreye girerek emekli destek paketi hazırlıyor. Büyükşehir Belediyesi sosyal destekle emeklilere Pazar alışverişi, su, ekmek ve et desteğini kapsayan paketi en kısa sürede devreye sokacak.
100 günlük hizmet sunumunda emekliler için ayrı bir parantez açan Başkan Aras şunları söyledi; “Emeklilerimize kapsamlı bir destek paketi hazırlıyoruz. Devletine, milletine yıllarca hizmet etmiş emeklilerimize 10 bin lira maaş veriliyor. Bu çok üzücü bir durum. Kapsamlı bir destek paketini emeklilerimizle yakında paylaşacağız. Muğla Kart Çalışmaları başladı ve yakında bitecek. 65 yaş üstü vatandaşlarımız ulaşımdan ücretsiz yararlanırken 60-65 yaş aralığı ve öğretmenlerimiz için de ulaşımda indirim dönemini başlattık. Ayrıca Bodrum-Turgutreis-Didim, Marmaris-Fethiye deniz otobüsü seferlerimizden de kara ulaşımından ücretsiz, indirimli yararlanan vatandaşlarımız ücretsiz yararlanacak.
Muğla’da Çiftçilerin Yüzü Gülecek
Muğla’nın bir tarım kenti olduğunu söyleyen Başkan Aras 100 günlük hizmet sunumunda çiftçiler için verecekleri destekleri de açıkladı; “4 ilçede tarım market açıyoruz. Bodrum, Yatağan, Menteşe ve Fethiye’de kooperatiflerimizin üretimlerini destekleyerek ürettikleri ürünleri pazarlamaları için Tarım Marketlerimiz devreye girecek. Çiftçilerimiz için Çiftçi Kart projemizle de yemi, gübreyi, canlı hayvanı, tohumları indirimli almalarını sağlayacağız. Tarım makinesi desteği sağlamaya başladık. Fethiye’de salça üretim tesisi kuracağız. Muğla’da canlı hayvan yemi üretecek tesis açacağız. Yem fiyatları bir hayvanın yüzde 85 maliyetini kapsadığı için yem üretmeye başlayacağız. 47 bin metre tarımsal sulama kanalının temizliğini ve tamiratını yaparak bu sıcak günlerde üreticilerimizin yanında olduk.” dedi.
Kültür Kenti Muğla’da Öğrencilere Büyük Destek
Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras öğrenciler için ulaşımı 1 TL yaptıklarını ve bunun çok olumlu geri dönüşleri olduğunu belirtti. Başkan Aras; “Tasarruf tedbirleri nedeni ile bina yapamıyoruz. Bizde Yatağan’da bulunan Hasan Haşmet Işık Sosyal Tesisleri’nde 40 çocuk kapasiteli gündüz bakımevimizi Eylül ayında hizmete açıyoruz. Öğrencilerimiz için Seydikemer ve Menteşe’de etüt merkezleri açıyoruz. Öğrencilerimize ulaşımı 1 TL yaptık. Sınava giren gençlerimizin sınav ücretlerini ödüyor, ücretsiz ulaşım sağlıyoruz.
Büyükşehir Avrupa Yerel Yaşamda Kadın-Erkek Eşitliği Şartı’nı İmzaladı
Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras kadınlar için öncelikli olan hizmetlere de sunumunda yer verdi ve şunları söyledi; “Ülkemizin önceliği kadına şiddete karşı Kadın ve Aile Hizmetleri daire başkanlığımızı kurduk. Avrupa Yerel Yaşamda Kadın-Erkek Eşitliği Şartı’nı ve Şiddete Karşı Tutum belgesini hemen imzaladık. Kadın sığınma evleri açmak için adımları attık. İki ilçemizde kadın sığınma evleri, tüm ilçelerimizde kadın dayanışma merkezleri ve kadın atölyeleri çalışmalarını başlattık. Yine kadınlarımızın yanında olmak için ülkemizde çok pahalı olan HPV Aşı uygulaması için başvuruları almaya başladık.”
Seydikemer’e Otogar Yapılacak
Muğla’nın 13 ilçesi için hizmet ürettiklerini söyleyen Başkan Aras yollar, nazım imar planı, dirençli kentler, kültür merkezleri, otogarlar, spor kulüplerine destek, yeni otobüs hatları, öğrenciye ulaşımın 1 TL yapılması konularında da katılımcılara bilgi verdi. 1 Temmuz Denizcilik ve Kabotaj Bayramı’nda deniz otobüsü seferlerini başlattıklarını söyleyen Başkan Aras Kabotaj’ın denizlerin Kurtuluş Savaşı olduğunu, bu hizmetin o gün devreye alınmasının gururunu yaşadıklarını belirtti.
Yeni bir sinerji ile Muğla’ya hizmet ettiklerini belirten Başkan Aras bu işlerin bir ekip işi olduğunu söyledi ve tüm ekibini tanıtım töreninde sahneye davet ederek birlikte poz verdi.
]]>EŞİK Platformu, TBMM Adalet Komisyonu’nda kabul edilerek TBMM Genel Kurulu gündemine gelen “Kadın, evlenince kocasının soyadını alır” düzenlemesinin yer aldığı 9. Yargı Paketi’ne tepki gösterdi. Platform’un konuyla ilgili yaptığı yazılı açıklama şöyle:
“Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, 13 Temmuz Cumartesi günü basına verdiği demeçte ‘Anayasa Mahkemesi burada bir iptal kararı verdi ve iptal kararı sonrasında o boşluğun yeniden düzenlenmesi gerekti. Taslak çalışmamızı biz TBMM grubumuza ilettik ve onlar da değerlendirmelerde bulundular ve kadın evlenmekle kocasının soyadını alır, isterse kızlık soyadını da bununla beraber kullanabilir hükmü Adalet Komisyonu’nda aynı şekilde korundu ama Anayasa Mahkememizin gerekçelerine de atıf yapılarak yeni bir düzenleme gerçekleştirildi. Durum bundan ibaret’ diyerek kadınlara soyadı dayatması getiren tekliflerini savunmuştur.
“Kadının içine doğduğu kendi ailesini neden korumuyorsunuz”
Hangi aileyi koruyorsunuz? Kadının içine doğduğu kendi ailesini neden korumuyorsunuz?
Kadınlara evlendiği erkeğin soyadını dayatarak ‘aileyi koruma’ iddiası AKP’li üyeler tarafından komisyon görüşmeleri boyunca da tekrarlanmıştır. Adalet Komisyonu’nda yasa teklifini savunan AKP vekili Cahit Özkan, teklifi ‘aile yapısını zayıflatacak her türlü girişim karşısında teyakkuzda olmalıyız’ demiş ve iptal kararı nedeniyle Anayasa Mahkemesi’ni suçlamayı ihmal etmemiştir. Komisyonda söz alan diğer AKP’li üyeler de soyun sadece erkekler üzerinden gitmesinin, kadının erkeğin soyadını almaya kanunen zorlanmasının erkek egemenliğinin ilanı olduğunu hatırlatan çoğu hukukçu muhalefet vekillerinin ve TBB Başkanı Erinç Sağkan’ın itirazlarına, tekraren aile birliği, ailenin öneminden bahsederek cevap vermiştir.
Türkiye’de kadınlara, kendi öz anne ve babaları, kendi öz kardeşleri ile aynı soyadlarını taşımaları yasaklanmaktadır. Kadınlara, sanki hep yeni evlendikleri eşlerinin anne babasının, kardeşlerinin soyuna dahil imiş gibi, onların soyadı ile yaşamaları dayatılmaktadır. Evlilikle soyadını değiştirme dayatması, sadece kadınları kendi ailelerinden kopartmakla kalmamakta, çocuklarını yani torunları da kadının ailesinden kopartmaktadır.
“Soyadı, insan soyunun hangi cins üzerinden yürüyeceği tartışmasıdır”
Soyadı, basit bir isim tartışması değildir. İnsan soyunun hangi cins üzerinden yürüyeceği tartışmasıdır. Bu soruya, ‘İnsan soyu erkek cinsi üzerinden yürüyecektir’ yanıtı verildiğinde tüm hayat erkeklerin egemenliği üzerinden yürüyecektir. Bilimden sanata, siyasetten spora, hayatın tüm alanlarında erkeklerin üstünlüğü, belirleyiciliği ve denetimi esas alınacaktır. Kadınlar ve çocuklar erkeklerin mülkü olarak görülecektir. Soy erkekler üzerinden yürüyeceği için kadınların varlığı ve hayatları değersiz görülecek; kadınlar erkek çocuk doğurmaya zorlanacaktır. Kadının kendi soyadını kullanması, ortak çocukların anne veya babanın soyadını, ya da her ikisini de kullanmaları aileye zarar vermez; tam tersine ailede eşitliği pekiştireceği için güçlendirir. Nitekim birçok ülkede bunun örnekleri yaşanmaktadır.”
]]>
(ESKİŞEHİR) – Eskişehir Barosu Kadın Hakları Komisyonu’ndan Funda Güney Kökçınar, kadınların evlendikten sonra bekarlık soyadlarını tek başına kullanmasının önüne geçen düzenlemeye tepki gösterdi. Kökçınar, “Kadınların medeni birer varlık ve eşit birer vatandaş olarak toplumsal hayatta yer alabilmeleri için en temel haklardan biri kendi soyadını kullanabilme hakkının ellerinden alınması kabul edilemez” dedi.
Eskişehir Barosu Kadın Hakları Komisyonu, kadının soyadıyla ilgili 9. Yargı Paketi’nde yer alan düzenlemeyle ilgili açıklama yaptı. Komisyon adına konuşan Funda Güney Kökçınar, şunları söyledi:
“9. Yargı Paketi olarak bilinen kanun teklifi, TBMM gündemine sunuldu. Teklif içeriğinde, Anayasa Mahkemesi’nin 22 Şubat 2023 tarihli kararı ile eşitlik ilkesine aykırı olması nedeni ile iptal edilen, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun ‘kadının soyadı’ başlıklı 187. maddesi de bulunmaktadır. Kanun teklifi TBMM Adalet Komisyonu’nda 12 Temmuz 2024 tarihinde kabul edildi. Hukuka, cinsiyet temelli eşitlik ilkesine ve temel haklara aykırı olan ve bizler için ‘kazanılmış hak’ olarak kabul edilen soyadı hakkımıza ilişkin yapılan bu kanun teklifini kesinlikle kabul etmiyoruz.
“Kadın hareketinin 25 yılda verdiği mücadele ile kazanıldı”
Anayasa Mahkemesi, Türk Medeni Kanunu’nun 187. maddesini ‘cinsiyet temelinde eşitlik ilkesine uygun olmadığı’ gerekçesiyle iptal etmişti. 28 Ocak 2024 tarihi itibarıyla da karar yürürlüğe girmişti. Anayasa Mahkemesi’nin iptal ettiği hüküm maddelerinden sonra kadınlar artık evlendikleri eşlerinin soyadlarını almak zorunda değildi. Bu kararla tabiri caizse uzun yıllardır, bu konuda emek sarf edenler için artık net bir aşama daha atlanmış ve sonuç alınmıştı. Kadın hareketinin 25 yıldır verdiği mücadele sonrası alınan bu karar en büyük kazanılmış haklarımızdan olmuştur.
“İktidarın ilk hedefi kadınlar”
Ne var ki iktidar, artık Anayasa Mahkemesi’nin kararlarına, normlar hiyerarşisini hiçe sayarak uymamayı alışkanlık haline getirmiş ve tabii ki iktidarın yine ilk hedefi kadınlar olmuştur. 9. Yargı Paketi’ndeki kanun teklifine göre, kadınlara sadece kendi doğum soyadlarını kullanma hakkı tanınmış, kocasının soyadını almak konusunda da kadınlar özgür bırakılmamıştır. Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, 9. Yargı Paketi’ndeki düzenlemede, hükmün Adalet Komisyonu’nda aynı şekilde korunduğunu ancak Anayasa Mahkemesi’nin iptal gerekçelerine atıf yapılarak yeni bir düzenleme gerçekleştirildiğini söylemiş ise de teklifteki düzenleme, Anayasa Mahkemesi’nin kararını karşılamak şöyle dursun iptal edilen düzenlemenin hemen hemen aynısıdır.
“Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları ile de örtüşmektedir”
Anayasa Mahkemesi’nin, kadın-erkek soyadı eşitliğini sağlamak amacıyla vermiş olduğu karar, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları ile de örtüşmektedir. Bununla birlikte, iktidar partisinin TBMM’ye sunduğu ve TBMM Adalet Komisyonu tarafından kabul edilen yasa teklifi, cinsiyet temelli farklı işlemi devam ettirerek Anayasa Mahkemesi’nin kararına ve uluslararası sözleşmelere açıkça aykırıdır. İktidar tarafından, soyadı konusunda da kadının eşitliğinin bilinçli olarak sağlanmasına izin verilmeyerek aile içi eşitliğe zarar verilmektedir. Kadınların medeni birer varlık ve eşit birer vatandaş olarak toplumsal hayatta yer alabilmeleri için en temel haklardan biri kendi soyadını kullanabilme hakkının ellerinden alınması kabul edilemez.
“Tüm kadınları tepki göstermeye davet ediyoruz”
Kazanımlarımızdan asla vazgeçmiyoruz, kadının soyadı konusunda eşitlik sağlanıncaya, kadınlar evlenmeden önceki soyadlarını dava açmak zorunda kalmaksızın tek başına kullanabilme hakkını elde edinceye kadar yürütülecek mücadelenin Eskişehir Kadın Hakları Komisyonu olarak parçası olacağımızı kamuoyuna bildiriyoruz. Kadınları, TBMM’deki tüm siyasi partileri, baroları, sivil toplum kuruluşlarını, kazanılmış bir hakkı gasp eden yeni yasal düzenlemeye karşı tepki göstermeye çağırıyoruz.”
]]>
Torres geçtiğimiz aylarda bu kadınlardan birine yönelik insan kaçakçılığı ve kölelik suçlarından sekiz yıl hapis cezasına çarptırıldı.
BBC’nin edindiği bilgiye göre ikinci kadınla ilgili de Torres hakkında suç duyurusunda bulunuldu.
Peki Leonardo DiCaprio ile partilere katılan ve uluslararası dergilere kapak olan bu eski model nasıl oldu da takipçilerini kandırıp, cinsel istismara sürükleyebildi?
“Benim için bir nevi umudu temsil ediyordu.”
2017’de Kat Torres’in Instagram sayfasına rastladığı anı bu sözlerle anlatan Ana, kayıp iki kadından biri değil ama o da Torres’in baskılarına maruz kaldığını anlatıyor ve kadınları arama operasyonunda kilit rol oynadı.
BBC’ye konuşan Ana, Torres’in Brezilya’nın yoksul gecekondu mahallelerinden uluslararası podyumlara ve Hollywood’un ünlü isimleriyle partilere uzanan hikayesinin onu cezbettiğini paylaştı.
“Çocukluğundaki şiddetin, istismarın ve tüm bu travmatik deneyimlerin üstesinden gelmiş gibi görünüyordu.”
Ana da şiddet dolu bir çocukluk geçirmiş ve ardından Brezilya’nın güneyinden ABD’ye tek başına taşınmış ve istismar içeren bir ilişki yaşamış.
Torres kısa bir süre önce A Voz (Ses) adlı otobiyografisini yayımlamıştı.
Kitapta ruhani güçleri sayesinde tahminlerde bulunabildiğini iddia eden fenomen, Brezilya medyasının saygın programlarına da röportaj vermişti.
Torres’in ruhani meselelere yaklaşımından özellikle etkilendiğini söyleyen Ana, “Dergi kapaklarındaydı. Leonardo DiCaprio gibi ünlü insanlarla birlikte görülüyordu. Gördüğüm her şey inandırıcıydı” diyor.
Ancak Ana, Torres’in anlattığı ilham veren hikayelerin kısmen yalanlar üzerine kurulduğunu bilmiyordu.
New York’taki eski ev arkadaşı Luzer Twersky, Hollywood’daki arkadaşlarının Torres’i halüsinasyon etkisi olan ayahuasca adlı bir bitkisel uyuşturucu ile tanıştırdığında bir daha asla eskisi gibi olmadığını anlatıyor.
“İşte o zaman bir nevi… kendini kaybetmeye başladı.”
Twersky, Torres’in bu sırada zengin ve güçlü erkeklerle romantik ilişkiye girmek için para aldığını ve bu erkeklerin paylaştıkları dairenin parasını da ödediğini düşünüyor.
Torres’in sağlıklı yaşam sitesi ve abonelik hizmeti müşterilerine, “Her zaman hayalini kurduğunuz aşk, para ve özgüven” sözü veriyordu.
Yardım videoları, hipnoz, meditasyon ve egzersiz programları da dahil olmak üzere ilişkiler, sağlık, işte başarı ve ruhani konularda tavsiyeler sunuyordu.
150 dolar karşılığında özel birebir video görüşmeleri yapan Torres, bu görüşmeler sırasında müşterilerinin tüm sorunlarını çözebileceğini iddia ediyordu.
Brezilya’nın başkentinde yaşayan ve Torres’in eski müşterisi olan Amanda, Torres’in kendisini özel hissettirdiğini anlatıyor.
“Tüm şüphelerimi, sorularımı, kararlarımı önce ona anlatırdım, böylece birlikte karar verebilirdik.”
Ancak Torres’in verdiği tavsiyelerin karanlık bir tarafı da vardı. Ana, Amanda ve Torres’in bazı diğer takipçileri, bu süreçte kendilerini arkadaşlarından ve ailelerinden psikolojik olarak giderek daha fazla soyutlanmış hissettiklerini ve Torres’in önerdiği her şeyi yapmaya istekli olduklarını anlatıyor.
Torres 2019’da Ana’dan New York’a taşınarak onunla yaşamasını ve asistanı olarak çalışmasını istediğinde Ana teklifi kabul etti.
Bu sırada Boston’da bir üniversitede okuyan Ana, üniversiteden ayrılarak internet üzerinden eğitim almaya karar verdiğini ve ayda yaklaşık 2 bin dolar karşılığında Torres’in hayvanlarına bakma, yemek pişirme, çamaşır yıkama ve temizlik yapma teklifini kabul ettiğini söylüyor.
Ancak Torres’in dairesine vardığında Ana, sosyal medya fenomeninin hayatının Instagram’da yansıttığından çok farklı olduğunu anladı.
“Çok şaşırtıcıydı. Ev çok dağınıktı, kirliydi, kötü kokuyordu.”
Ana, Torres’in yalnız kalmaya dayanamadığını ve tek başına duş almak gibi basit şeyleri bile yapamadığını anlatıyor.
Torres’in her ihtiyacına koşmak zorunda kaldığını anlatan Ana, evde olduğu süre boyunca kedi idrarıyla kaplı bir kanepede birkaç saatlik kısa uykularla yaşadığını söylüyor.
Ana bazı günler apartmanın spor salonunda saklandığını, egzersiz yapmak yerine birkaç saat uyuduğunu anlatıyor.
“Şimdi anlıyorum ki beni bir köle olarak kullanıyormuş… bundan tatmin oluyormuş.”
Ana, kendisine hiç ödeme yapılmadığını söylüyor.
“Orada sıkışıp kalmış, çıkış yolum yokmuş gibi hissediyordum. Muhtemelen onun ilk insan kaçakçılığı kurbanlarından biriydim.”
Ana New York’a taşındığında Boston’daki evinden ayrılmıştı, bu yüzden geri dönecek bir yeri yoktu ve yeni bir ev tutmak için yeterli gelire sahip değildi.
Torres’le yüzleşmeye çalıştığında saldırganlaştığını söyleyen Ana, bu davranışların kendi geçmişinde yaşadığı aile içi şiddet travmalarını tetiklediğini söylüyor.
Ana üç ay sonra yeni erkek arkadaşının yanına taşınarak Torres’in evinden kaçmanın bir yolunu buldu.
Ancak Torres’in hayatındaki rolü burada sona ermedi. Eylül 2022’de iki genç Brezilyalı kadının kayıp olduğunu duyduğunda Ana harekete geçmesi gerektiğini biliyordu.
Bu noktada Torres’in hayatı oldukça farklıydı. California’da tanıştığı 21 yaşındaki Zach adlı biriyle evliydi ve Teksas eyaletinin Austin kentinin banliyölerinde beş odalı bir ev kiralıyordu.
Torres, Ana’yla yaptığı gibi en sadık takipçilerini hedef almış ve onları gelip kendisi için çalışmaya ikna etmeye uğraşıyordu. Karşılığında takipçilerinin kendisiyle paylaştıkları mahrem kişisel ayrıntılardan yararlanarak hayallerine ulaşmalarına yardımcı olacağına söz vermişti.
Bir dönem Almanya’da yaşayan Brezilyalı Desirrê Freitas ve Brezilyalı Letícia Maia, Torres ile birlikte yaşamaya başladı.
Bu kadınlar daha sonra kaybolan ve FBI tarafından aranan kadınlar.
Sol adını verdiğimiz bir başka Brezilyalı kadın da aynı dönemde Torres tarafından işe alındı.
Sosyal medya kanallarında paylaşımlar yapan Torres, takipçilerine ” cadı klanını” tanıttı.
BBC, en az dört kadının daha Torres’e katılmaya ikna edilmek üzereyken anlaşmadan son dakikada çekildiğini öğrendi.
Kadınlardan bazıları, internette tacize uğramaktan korktukları ve deneyimlerinden ötürü hala travma yaşadıklarını söyleyerek bu haberde yer almaktan çekindi.
Ancak biz anlattıklarını mahkeme belgeleri, telefon mesajlaşmaları, banka hesap ekstreleri ve Desirrê’nin deneyimlerini anlattığı, DISRUPTalks tarafından yayınlanan @Searching Desirrê adlı kitabını kullanarak doğrulayabildik.
Desirrê, Torres’in intihara meyilli olduğunu ve desteğine ihtiyaç duyduğunu söyleyerek ona Almanya’dan Amerika’ya gelmesi için uçak bileti aldığını anlatıyor.
Torres ayrıca, kendisiyle yaşam koçluğu seanslarına başladığında 14 yaşında olan Letícia’yı çocuk bakıcılığı yapmak için ABD’ye taşınmaya ve daha sonra onunla birlikte yaşamak ve çalışmak için okulu bırakmaya ikna etmekle suçlanıyor.
Sol ise evsiz kaldıktan sonra Torres’in yanına taşınmayı kabul ettiğini ve tarot okumaları ve yoga dersleri vermek üzere işe alındığını söylüyor.
Ancak kadınlar çok vakit geçmeden yeni hayatlarının kendilerine vadedilen peri masalından çok farklı olduğunu anladı.
Desirrê birkaç hafta içinde Torres’in kendisine bir striptiz kulübünde çalışması için baskı yaptığını, çalışmaması halinde ona olan tüm borçlarını geri ödemek zorunda kalacağını söylediğini anlatıyor.
Torres’in ayrıca onu “büyülerle” de tehdit ettiğini söyleyen Desirrê, o dönemde Torres’in ruhani güçlerine inandığını ve bu ihtimal karşısında dehşete düştüğünü söylüyor.
Desirrê isteksiz bir şekilde striptiz kulübünde çalışmayı kabul etti.
BBC’ye konuşan kulübün yöneticisi James, Desirrê’nin haftanın yedi günü, her gün uzun saatler boyunca çalıştığını söylüyor.
Desirrê ve Sol, Austin’deki evde kadınların katı ev kurallarına tabi tutulduğunu, birbirleriyle konuşmalarının yasaklandığını, odalarından çıkmak ve tuvaleti kullanmak için Torres’ten izin almak zorunda olduklarını ve tüm kazançlarını derhal ona teslim etmeleri gerektiğini paylaşıyor.
BBC’ye konuşan Sol, “Bu durumdan kurtulmak çok zordu çünkü paramızın hepsi ondaydı” diyor ve devam ediyor:
“Çok korkutucuydu. Başıma bir şey gelebileceğini düşündüm çünkü tüm bilgilerim, pasaportum, ehliyetim de ondaydı.”
Ancak Sol, Torres’in başka bir müşterisine “ceza” olarak Brezilya’da seks işçisi olarak çalışması gerektiğini söylediği bir telefon görüşmesine kulak misafiri olduktan sonra bir şekilde kaçması gerektiğini fark etti.
Sol, eski bir erkek arkadaşının yardımıyla evden ayrılabildi.
Bu sırada eşine ait silahlar düzenli olarak Torres’in Instagram hikayelerinde yer almaya başladı ve kadınlar için bir korku kaynağı haline geldi.
Desirrê bu sıralarda Torres’in kendisini striptiz kulübünü bırakıp seks işçisi olarak çalışmaya ikna etmeye çalıştığını anlatıyor.
Bunu reddettiğinde Torres’in onu sürpriz bir şekilde atış poligonuna götürdüğünü paylaşan Desirrê, korkup Torres’in talebine boyun eğdiğini söylüyor.
Olanları kitabında anlatan Desirrê, “Aklımda çok fazla soru vardı: istediğim zaman durabilir miydim? Prezervatif yırtılırsa hastalık kapar mıydım? (Müşteri) gizli bir polis olabilir ve beni tutuklayabilir miydi? Ya beni öldürürse?”
Kadınlar, Torres’in belirlediği üzere günde 3 bin dolar kazanamadıkları durumda o gece eve dönmelerine izin verilmediğini anlatıyor.
Desirrê, “Ben birçok kez yeterince para kazanamadığım için sokakta uyumak zorunda kaldım” diyor.
BBC tarafından görülen hesap dökümlerinde Desirrê’nin 2022’nin Haziran ve Temmuz aylarında Torres’in hesabına 21 bin dolardan fazla para gönderdiği anlaşılıyor.
Desirrê, çok daha fazlasını da nakit olarak vermeye zorlandığını söylüyor.
Seks işçiliğini bırakmak istediğinde Desirrê, Torres’in onu polise ihbar etmekle tehdit ettiğini paylaşıyor.
2022’nin Eylül ayında Desirrê ve Letícia’nın Brezilya’daki arkadaşları ve aileleri, aylardır kendilerinden haber alınamamasının ardından onları bulmak için sosyal medya kampanyaları başlattılar.
Kadınlar artık tanınmayacak hale gelmişti. Siyah saçları Torres’inki gibi sarıya boyanmıştı.
Desirrê bu noktada telefonundaki tüm kişilerin engellendiğini ve Torres’in her emrini yerine getirdiğini söylüyor.
@searchingDesirrê (Desirrê’yi arıyoruz) adlı Instagram sayfası giderek yaygınlaştı ve genç kadının hikayesi Brezilya’daki haber kanallarında sıkça yer aldı.
Desirrê’nin arkadaşları öldürülmüş olabileceğinden bile endişe ederken, Letícia’nın ailesi de kadınların eve sağ salim dönmeleri için yardım çağrıları yaptı.
Ana, haberleri görür görmez alarm zillerinin çaldığını ve “(Torres’in) başka kızları da alıkoyduğunu” hemen tahmin ettiğini söylüyor.
Ana, Torres’in bazı diğer eski müşterileriyle birlikte FBI da dahil olmak üzere çok sayıda emniyet birimiyle temasa geçmeye başladı.
Bundan beş ay önce Ana ve Sol, Torres’i ABD polisine ihbar etmiş, ancak ciddiye alınmadıklarını söylemişti. O dönemde kanıt olarak kaydettiği ve BBC ile paylaştığı bir videoda Ana’nın “bu kişi çok tehlikeli ve beni öldürmekle tehdit etti” dediği duyuluyor.
Kayıp kadınların eskort ve seks işçiliği sitelerindeki profilleri keşfedildiğinde sosyal medyada paylaşılan cinsel istismar şüpheleri doğrulanmış oldu.
Medyanın ilgisi karşısında paniğe kapılan Torres kadınlarla birlikte Teksas’tan Maine eyaletine geçti. Instagram’da paylaşılan tüyler ürpertici videolarda Desirrê ve Letícia esir tutulduklarını inkar ediyor ve insanların onları aramayı bırakmasını talep ediyor.
Ancak BBC’nin izlediği bir video, o sırada neler olduğuna dair bir fikir veriyor. ABD’li yetkililer artık kadınların güvenliğine ilişkin endişelerin farkındaydı. İç Güvenlik Bakanlığı’nın iletişime geçerek durumu bildirdiği bir polis memuru, kadınların durumunu kontrol etmek için Torres’i FaceTime’dan aramıştı. Ancak bu görüşme başlamadan hemen önce Torres’in videoda, “Soru sormaya başlayacak. Hilelerle dolular. O bir dedektif, çok dikkatli olun. Tanrı aşkına, bir şey söylerseniz sizi dışarı atarım. Bağırırım” dediği duyuluyor.
Kasım 2022’de polis nihayet Torres ve diğer iki kadını Maine’de bir sağlık kontrolüne katılmaya ikna etti.
BBC’ye konuşan Dedektif David Davol, Torres, Desirrê ve Letícia’yı sorguladığında endişeye kapıldığını söylüyor.
Davol, kolluk kuvvetlerine güvensizlik, izolasyon ve Torres’in izni olmadan konuşma isteksizliği gibi bir dizi endişe verici işaret gördüklerini belirtiyor.
“İnsan kaçakçıları her zaman filmlerdeki gibi bir çete değil. Güvenilen biri olması çok daha yaygın görülen bir durum.”
Desirrê ve Letícia, Aralık 2022’de güvenli bir şekilde Brezilya’ya dönmüştü.
Davol, insan kaçakçılığının arttığına tanık olduğunu söylüyor.
Birleşmiş Milletler’e göre insan kaçakçılığı dünyada en hızlı şekilde yaygınlaşan suçlardan biri ve dünya çapında yılda 150 milyar dolar değerinde kâr getiriyor.
Davol aynı zamanda sosyal medyanın, insan kaçakçılarının kurbanları bulmasını ve aldatmasını çok daha kolay hale getirerek, bu suçun gelişmesi için bir platform sağladığına inanıyor.
BBC’nin Torres ile röportajı
Bu yılın Nisan ayında, BBC ekibine Torres ile Brezilya’daki bir hapishanede röportaj yapmabilmek için nadir görülen bir mahkeme emri verildi.
Bu, tutuklanmasından bu yana kendisiyle yapılan ilk medya röportajıydı.
Torres o sırada, Desirrê’ye muamelesiyle ilgili olarak hakkında açılan davanın kararını bekliyordu.
Bize ilk başta gülümseyerek, sakin ve soğukkanlı bir tavırla yaklaştı.
Tamamen masum olduğu konusunda ısrarcıydı ve kadınların kendisiyle birlikte yaşadığı ya da seks işçiliğine zorlandığı yönündeki iddiaları reddetti.
“İfade veren insanları gördüğümde o kadar çok yalan söylüyorlardı ki. O kadar çok yalan söylüyorlardı ki bir noktada gülmekten kendimi alamadım” diyen Torres şöyle devam etti:
“İnsanlar benim sahte bir guru olduğumu söylüyorlar ama aynı zamanda şunu da söylüyorlar: ‘O toplum için bir tehlike çünkü sözleriyle insanların fikrini değiştirebiliyor’.”
Kendi gördüğümüz kanıtlardan bahsettiğimizde ise Torres saldırganlaştı ve bizi de yalan söylemekle suçladı.
“Neye inanmak istiyorsanız ona inanmayı seçiyorsunuz. Size İsa olduğumu söyleyebilirim. Siz de İsa’yı ya da şeytanı görebilirsiniz, hepsi bu. Bu sizin seçiminiz. Bu sizin aklınız.”
Hücresine dönmek için ayağa kalktığında Torres tehditkar bir şekilde özel güçlere sahip olup olmadığını yakında öğreneceğimizi iddia etti ve beni (Hannah Price) işaret ederek “Ondan hoşlanmadım” dedi.
Torres bu ayın başlarında Brezilyalı bir yargıç tarafından Desirrê’yi insan kaçakçılığı ve köleliğe maruz bırakmaktan sekiz yıl hapis cezasına çarptırıldı.
Yargıç, Torres’in genç kadını cinsel sömürü amacıyla ABD’ye getirdiğine hükmetti.
BBC’nin konuştuğu 20’den fazla kadın Torres tarafından dolandırıldıklarını ya da sömürüldüklerini söylüyor ve birçoğu Torres’in kendilerine yönelik muamelesi nedeniyle halen psikiyatrik tedavi gördüklerini paylaşıyor.
Torres’in avukatı, BBC’ye yaptığı açıklamada müvekkilinin masum olduğunu savunmaya devam ettiğini ve mahkumiyet kararının temyize sunulduğunu söyledi.
Brezilya’da diğer kadınların iddialarıyla ilgili bir soruşturma devam ediyor.
Ana, Torres’in işlediği suçları gören başka mağdurların da ortaya çıkabileceğine inanıyor ve insanların Torres’in yaptıklarının bir “Instagram draması” değil, ciddi bir suç olduğunu anlamalarını istiyor. Kendisi de ilk kez yaşadıklarını kamuoyuna açıklıyor.
Desirrê kitabının son sayfalarında yaşadıklarını şöyle anlatıyor:
“Henüz tam olarak iyileşmiş değilim, zorlu bir yıl geçirdim. Cinsel istismara uğradım, köleleştirildim ve hapsedildim. Umarım hikayem bir uyarı görevi görür.”
]]>Gevaş İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü ve Artos Kadın Kooperatifi, ilçede bal üretiminin daha da yaygınlaşması için hazırladıkları ‘Pembe Maskeli Kadınlar Bal Üretiyor’ projesini Tarım ve Orman Bakanlığına sundu. Bakanlık tarafından kabul edilen proje kapsamında gönderilen 250 adet arılı kovanlar kadın girişimcilere teslim edildi. Teslim töreninde konuşan Gevaş İlçe Kaymakamı Bayram Yıldız, Van ve ilçelerinde tarıma yönelik faaliyetlerin Van Valisi Ozan Balcı’nın öncülüğünde devam ettiğini ifade ederek, “Artos Kadın Kooperatifi üyesi olan 10 üyeye 25’er adet arılı kovanın teslimini gerçekleştiriyoruz. Proje bedeli 900 bin TL olup bu tamamen yüzde 100 hibe şeklindedir. 25’er arılı kovanın yanı sıra bir takım arıcılık malzemesi de teslim ediyoruz. Ben projede emeği geçen herkese teşekkür ediyor, kadınlarımıza da faaliyetlerinde başarılar diliyorum” dedi.
“Marka değeri yüksek ballar elde etmek istiyoruz”
Tarım ve Orman İl Müdürü İbrahim Görentaş ise Van’da organik tarımı geliştirmek istediklerinin altını çizerek, “Bakanlığımıza sunduğumuz proje kapsamında daha önce eğitimiz 10 çiftçimize 25 adetten toplam 250 arılı kovan vereceğiz. İlimizde 178 bin kovanımız mevcut olup bunun 26 bini kara kovandır. Bu kara kovanı ilimizde yaygınlaştırarak, marka değeri yüksek ballar elde etmek istiyoruz. Ayrıca Van balını tanıtım amacıyla coğrafi işaret içinde başvurduk. İleriki süreçte coğrafi işaretini de alarak arıcılarımızı belli bir noktaya getirmeyi hedeflemekteyiz. Bunun tanıtımını iyi yaptığımız taktirde Gevaş balı da, Van balı da hak ettiği noktaya gelecektir. Çünkü 2 bin rakımda, bitki florası son derece gelişmiş olan bir balı tanıtmak için bu tür organizasyonlara ihtiyacımız var. Eğer biz coğrafi işaret alıp bu tür çalışmalar yaparsak balımız da hak ettiği noktaya gelecektir” ifadelerini kullandı.
“Hedefimizin balımızı bütün dünyaya tanıtmak”
Gevaş Artos Kadın Kooperatifi Başkanı Songül Güleç de amaçlarını kooperatifi daha da aktif hale getirip, arıcılık yapan kadınların hayaline dokunmak istediklerine vurgu yaparak, “Amacımız organik bal üretimini daha da fazlalaştırıp, daha fazla organik balı satışa sunmaktır. 7 kadın üye ile hakiki kara kovan bal üretimi yapıyoruz. Bizler ‘Pembe Maske’ markasını alarak; Gevaş ilçesinde, 3 bin 500 rakım yüksekliğindeki Artos Dağı eteklerinde, söğüt ağacı ile yapılmış ve etrafı çamurla sıvanmış kovanlardan kara kovan üretimi yapıyoruz. Pembe Maskeli arıcılar olarak hedefimiz kovan sayısını arttırmak ve bu proje ile balımızı bütün dünyaya tanıtmaktır. Çünkü balımızın prolin değeri dünya çapında en yüksek prolin değerine sahip. Bizde bu kadar endemik bitkisi fazla olan bir bölgede, bu kadar prolin değeri yüksek olan bir balı daha fazla satışa sunmayı hedefliyoruz. Bizler burada sadece bal üretimi yapmıyoruz. Aynı zamanda arı ürünleri, polen, propolis, arı ekmeği ve arı sütü üretimi de yaparak organik sertifikalı balı satışa sunuyoruz” şeklinde konuştu.
“Biz bu mesleğe aşığız”
Arıcılığın çok zor bir meslek olduğuna da değinen Güleç, “Bu şekilde bakınca arıcılık zor görünüyor ama içine girdikten sonra, arının dünyası çok farklıdır. İnsan hayatı ile birebir aynı olup eş değerdedir. Çalıştıktan sonra, güzel yönlerini aldıktan sonra zorluklarını aşıyoruz. Çünkü biz bu mesleğe aşığız” dedi. – VAN
]]>Pazara giden aile, eve geldiğinde hayatının şokunu yaşadı. Ziynet eşya, döviz ve yüklü miktarda parasının çalındığını güvenlik kameralarında da izleyen ailenin ihbarı sonrası polis şüphelileri kısa sürede yakaladı. Çıkarıldığı mahkemece tutuklanan hamile hırsız 7,5 yıl hapis cezasına çarptırıldı. 4 Ocak’ta hakkında hapis kararı verilen hırsız 13 gün sonra verdiği dilekçe sonrası kanun gereği serbest bırakıldı. Hamile hırsız 1 yıl 6 ay sonra cezaevine geri dönecek. Ayrıca zanlı, bu süre zarfında Başsavcılığın ve mahkemenin yakın takibinde olacak. Kadın hırsızın suç dosyasının kabarık çıktığı ve 47 dosyadan toplamda 96 yıl 10 ay 5 gün kesinleşmiş hapis cezasının bulunduğu öğrenildi.
Olay, merkez Yıldırım ilçesine bağlı Demetevler Mahallesi’nde meydana geldi. 29 Kasım günü eşiyle birlikte pazara giden Soner Uğuz (31) alışverişini tamamladıktan sonra eve geldi. Yatak odasında bulunan çelik kasanın yerinde olmadığını gören Oğuz, çekmecedeki 130 gram altın ve yüklü miktardaki parasının olmadığını fark etti. Durum üzerine güvenlik kamerasına izleyen aile durumu hemen polise bildirdi. Yaklaşık 500 bin TL zararı olan Uğuz, duruma isyan etti
Şüpheli kısa sürede yakalandı
Polis, hırsızlık yapan şüphelinin Z.İ. olduğunu belirledi ve şahsı kısa sürede gözaltına aldı. Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma sonrası Z.İ. yargılandığı mahkemece “hırsızlık, mala zarar verme, konut dokunulmazlığını ihlal ve suçun ikinci kez işlenmesi sebebiyle 7 yıl 6 ay” hapis cezasına çarptırıldı.
Cezaevine girdi, hamile olduğunu belirtmesiyle serbest bırakıldı
Şüpheli Z.İ. cezaevine girdikten 13 gün sonra hamile olduğunu ifade eden dilekçe vermesinin ardından kanun gereği cezası 1 yıl 6 ay ertelendi. 1 yıl 6 ay sonra Z.İ. en yakın kolluk kuvvetine giderek teslim olması gerekiyor. Bu süre zarfından şüpheli Z.İ. Başsavcılığın ve mahkemenin yakın takibinde olacak.
Hamile kadının suç dosyası kabarık çıktı
Z.İ.’nin 47 ayrı dosyadan toplamda 96 yıl 10 ay 5 gün kesinleşmiş hapis cezası bulunduğu öğrenildi. Doğum yapmasının ardından yasal süre dolduğunda cezaevinde cezasını yatacak.
“Hamile kadınların suç işlediklerinde cezasız kalacakları anlamına gelmez”
Konuya açıklık getiren Bursa Barosu Avukatlarından Yasin Uğur, “Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazı hakkında kanunun 16/4 Maddesinde ” Hapis cezasının infazı, gebe olan veya doğurduğu tarihten itibaren bir yıl altı ay geçmemiş bulunan kadınlar hakkında geri bırakılır” hükmü yer almaktadır. Tabi bu kanun bir çok etik tartışmayı kendisiyle birlikte getiriyor. Ancak unutulmamalıdır ki bu durum hamile kadınların suç işlediklerinde cezasız kalacakları anlamına gelmez, sadece ertelenir. Her ne kadar bu erteleme, çocuğun doğması ve gerekli bakımı alması için anneye zaman tanısa da bunu suistimal edenlere karşı kanunun koyucu gerekli önlemleri alması gerekir” ifadelerini kullandı. – BURSA
]]>Kocaeli’de oynanacak karşılaşma öncesi teknik direktör Necla Güngör Kıragası, “Yarın dünya sıralamasında 24. sırada olan çok kıymetli bir takımla, çok önemli maça çıkacağız. Bizim Avrupa Şampiyonası’ndaki yolumuzda ilerlemek, play-offta bir adım daha alabilmek için mutlaka puan ve puanlar almamız gereken bir maç. 11 gündür kamptayız. Çok ciddi şekilde bu maça hazırlandık. Yine her zaman olduğu gibi elimizden gelenin yüzde yüzünü sahaya vererek, en iyi performansımızı ortaya koyarak ülkemizi gururlandırmak istiyoruz” dedi.
2025 Avrupa Şampiyonası Elemeleri B Ligi 1. Grup’ta mücadele eden Türkiye Kadın A Milli Futbol Takımı, 12 Temmuz Cuma günü (yarın) saat 20.30’da Kocaeli Yıldız Entegre Stadyumu’nda grubun beşinci maçında İsviçre’yi konuk edecek. Deplasmanda oynanan ve milli takımın 3-1’lik mağlup olduğu karşılaşmanın rövanşını kazanmak isteyen A Milli Takım, Kocaeli’de sürdürdükleri hazırlıkları tamamladı.
“Bu maçta öncekinden farklı bir oyun planıyla devam edeceğiz”
Bugün 2 takım da Yıldız Entegre Kocaeli Stadyumu’nda antrenmanlarını tamamladı. Antrenman öncesi 2 ülkenin milli takımı basın toplantısı düzenledi. İlk önce basın toplantısı yapan İsviçre Kadın A Milli Takım Teknik Direktörü Pia Sundhage, “Bu maçta öncekinden farklı bir oyun planıyla devam edeceğiz. Ama önemli olan, ilk maça bakarsanız, Macaristan’a karşı ilk 45 dakikada profesyonelliğin yeterince iyi olmadığı ve biraz yavaş bir oyunumuz vardı. İkinci yarının daha iyi olduğunu düşünüyorum. Bunun üzerinde çalışacağız ve topun hareket ettirilmesinin faydasını göreceğiz. Topun hareketinin daha iyi olacağını göreceğiz. Çoğunlukla düşündüklerimi sahada göreceksiniz” ifadelerini kullandı.
“En iyi performansımızı ortaya koyarak ülkemizi gururlandırmak istiyoruz”
Antrenman öncesinde milli takım teknik direktörü Necla Güngör Kıragası basın toplantısı düzenledi. Türkiye’de milli takımlar düzeyinde görev yapan ilk kadın antrenör Necla Güngör Kıragası yarınki maç öncesinde basın mensupları aracılığıyla önemli mesajlar verdi. Teknik direktör Necla Güngör Kıragası, “Erkek A Milli Takımımızın Avrupa Şampiyonası’na göstermiş olduğu performanstan dolayı hem kutluyorum hem de ne kadar gurur duysak azdır diyorum. Onları yürekten takımım ve kendim adıma çok teşekkür ediyorum. Yarın dünya sıralamasında 24. sırada olan çok kıymetli bir takımla, çok önemli maça çıkacağız. Bizim Avrupa Şampiyonası’ndaki yolumuzda ilerlemek, play-offta bir adım daha alabilmek için mutlaka puan ve puanlar almamız gereken bir maç. 11 gündür kamptayız. Çok ciddi şekilde bu maça hazırlandık. Yine her zaman olduğu gibi ülkemiz için elimizden gelenin yüzde yüzünü sahaya vererek en iyi performansımızı ortaya koyarak yine ülkemizi gururlandırmak istiyoruz. Umarım taraftarlarımız da bizlerin yanınızda olarak destek olurlar. Çok kıymetli bir ülkeyle, çok kıymetli kadın futboluna yatırım yapan bir ülkenin karşısında kendi futbolumuzu, kendi oyunumuzu sergilemeye çalışacağız. Bu oyunu da bizimle beraber paylaşırlarsa gelen seyircilerimize şimdiden teşekkürlerimizi iletiyoruz” diye konuştu.
“Seyircisiz bir kişi eksiğiz”
Daha önce Kocaeli’de çok fazla bulunduğunu söyleyen Kıragası, “Onun en büyük nedeni de Hasan Hocanın önderliğini yürüttüğü Kocaeli kadın takımı var. Şu anda onun kadrosunda bulunan ama şu anda milli takımda antrenör olan Hilal Başkol burada var. Onun yetiştirdiği oyuncularla beraber Kadın A Milli Takımı olarak yarın maça çıkacağız. O yüzden Kocaeli’ye hiç yabancı değiliz. Çok gurur duyduğumuz, çok desteklediğimiz kadın futbolunu, kadın milli takımlarını çok destekleyen bir şehir burası. O yüzden de tabii ki seyircimizin yanımızda olmasını istiyoruz. Çünkü biz seyirciyle beraber o tempolu oyunumuzu daha da fazla sürdürebiliyoruz. Daha fazla kızlar moral ve motivasyon anlamında kendilerini yüksek tutabiliyorlar. Tabii ki seyircisiz bir kişi eksiğiz. Umarım onlar yarın bu stadyumu doldurur, bizi de sonsuz şekilde desteklerler” şeklinde konuştu.
Basın açıklamasının ardından Kadın A Milli Takım antrenman gerçekleştirdi.
Maç ücretsiz olarak izlenecek
Kadın A milli takımın Kocaeli’de İsviçre ile oynayacağı müsabakayı futbolseverler ücretsiz olarak izleyebilecek. Gruptaki diğer karşılaşma ise saat 20.00’de Azerbaycan ile Macaristan arasında oynanacak. Milli takım 16 Temmuz’da ise grubun son maçında deplasmanda Macaristan’a konuk olacak. 13 Temmuz tarihinde Budapeşte’ye gidecek olan Ay-Yıldızlılar, 16 Temmuz tarihinde Macaristan ile karşılaşacak ve grup maçlarını tamamlayacak.
Milli Takım kazanırsa zirvede puanlar eşitlenecek
İsviçre’nin 4 maçta elde ettiği 3 galibiyet ve 1 mağlubiyetiyle 9 puanı bulunan İsviçre grupta liderlik koltuğunda oturuyor. Türkiye ise 2 galibiyet ve 2 mağlubiyetle 6 puanla 2. sırada bulunuyor. Milli Takım’ın İsviçre’yi yenmesi halinde puanlar eşitlenecek ve zirve yarışı son maçlara taşınacak. Averajla 3’üncü sırada bulunan Macaristan ve Azerbaycan’ın ise 4’er puanı bulunuyor.
A milli takım kamp kadrosu şu isimlerden oluşuyor:
Kaleciler: Selda Akgöz (Ankara Büyükşehir Belediyesi Fomget GSK), Gamze Nur Yaman (Galatasaray A.Ş.), Göknur Güleryüz (Fenerbahçe Petrol Ofisi Kadın Futbol Takımı)
Defans: Sejde Aylin Abrahammson (Club Brugge), Gülbin Hız, İlayda Cansu Kara, İlayda Civelek (Fenerbahçe Petrol Ofisi Kadın Futbol Takımı), Ümran Özev (Ankara Büyükşehir Belediyesi Fomget GSK), Didem Karagenç, Kezban Tağ (Beşiktaş JK United Payment Kadın Futbol Takımı), Dilara Deli (Sporting Charleroi)
Orta Saha: Ebru Topçu, Eda Karataş (Galatasaray A.Ş.), Halle Houssein Şensizoğlu (West Ham United), Derya Arhan (Beylerbeyi Spor Kulübü), Meryem Cennet Çal, Busem Şeker, Ece Türkoğlu (Fenerbahçe Petrol Ofisi Kadın Futbol Takımı), Miray Cin (Msv Duisburg), Birgül Sadıkoğlu (Ud Tenerife), Elif Keskin (Beşiktaş JK United Payment Kadın Futbol Takımı)
Forvet: Arzu Karabulut (Galatasaray A.Ş.), Kader Hançar (Fatih Vatan Spor) – KOCAELİ
]]>İÇİŞLERİ Bakanı Ali Yerlikaya, “Kadına şiddet konusu üzerinde büyük bir hassasiyetle duruyoruz. 2023 yılında maalesef 308 kadın, uğradığı şiddet nedeniyle hayatını kaybetti. 2024 yılının ilk 6 ayında ise 166 kadın maalesef yaşamını yitirdi. Şiddetin her türlüsünü olduğu gibi kadına yönelik şiddeti de asla ama asla kabul etmiyoruz” dedi.
TBMM Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu (KEFEK), AK Parti Sakarya Milletvekili Çiğdem Erdoğan’ın başkanlığında toplandı. Komisyonun bugünkü toplantısına İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya ile bakan yardımcıları ve bürokratlar da katıldı. Bakan Yerlikaya, konuşmasında bakanlığın kadın erkek fırsat eşitliği politikaları ve kadına şiddetle mücadele çalışmalarına ilişkin komisyona bilgi verdi. Yerlikaya, kurulduğu günden bugüne önemli çalışmalara imza atan komisyon üyelerine teşekkür etti. Yerlikaya, “Kadınların siyasi olsun sosyal olsun hayatın her alanında gösterdikleri mücadeleyi bir hak mücadelesi olarak görüyoruz. Kadın ve erkek birer birey olarak medeniyet değerlerimizde de fikir dünyamızda da yasalarımızda da hür ve eşittir. ve böyle olmaya da devam edecektir. Kadın erkek fırsat eşitliğini ise ülkemizin ilerlemesi ve gelişmesi için temel bir gereklilik olarak görüyorum. Ancak kadınlar tarih boyunca başta eğitim ve istihdam olmak üzere pek çok alanda engellerle potansiyellerini göstermekte maalesef zorluklarla karşılaştılar. Ancak görüyoruz ki modern dünya ve yeni üretim modelleri kadınıyla erkeğiyle tüm toplumun katkısına, çabasına ve emeğine ihtiyaç duyuyor” dedi.
‘2023 YILINDA 308 KADIN UĞRADIĞI ŞİDDET NEDENİYLE HAYATINI KAYBETTİ’
Yerlikaya, İçişleri Bakanlığı ailesi olarak 600 bin personele sahip olduklarını ve 2024 yılında kadın personel sayısının, toplam personel sayısının yüzde 10’una ulaştığına işaret ederek, “Gelecek yıllarda bu oran daha da yükselecek. Kadına şiddet konusu üzerinde büyük bir hassasiyetle duruyoruz. 2023 yılında maalesef 308 kadın, uğradığı şiddet nedeniyle hayatını kaybetti. 2024 yılının ilk 6 ayında ise 166 kadın maalesef yaşamını yitirdi. Şiddetin her türlüsünü olduğu gibi kadına yönelik şiddeti de asla ama asla kabul etmiyoruz. Bir rakamını dahi çok buluyor ve bunu kabul etmiyoruz. Bu sorunun çözümüne yönelik de her türlü çalışmayı, girişimi en güçlü şekilde sizler gibi bizler de destekliyoruz. Kadınlara yönelik her türlü şiddeti, olumsuz tavrı ve davranışı sadece o kadının şahsında değil, milletimize, devletimize ve değerlerimize yapılmış bir saldırı olarak değerlendiriyoruz” diye konuştu.
‘KADES HAYATA GEÇTİĞİNDEN BERİ 6 MİLYON 597 BİNİ AŞKIN İNDİRİLME SÖZ KONUSU’
Yerlikaya, aile içi ve kadına yönelik şiddetle mücadele konusunda birçok yeniliği hayata geçirdiklerini ifade ederek, “Elektronik kelepçe projesiyle, yüksek riskli şiddet vakalarını önlemeyi başardık. Geçen yıl elektronik kelepçe kapasitesini yüzde 50 arttırarak bin 500’e çıkardık. 1 Temmuz 2024 itibarıyla 689 vaka, elektronik izleme merkezince aktif olarak izlenmektedir. KADES uygulaması da çok önemli. KADES uygulamamız, bu alanda verdiğimiz mücadelede çok önemli bir yere sahip. Hayata geçirildiği günden itibaren 6 milyon 597 bini aşkın kişi tarafından indirilme söz konusu. KADES uygulamamızla bugüne kadar 1 milyon 219 bin ihbar yapıldı. Bunlar en hızlı şekilde değerlendirildi ve en yakın güvenlik birimlerimizle müdahalede bulunuldu.” diye konuştu.
‘KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELEMİZİ KARARLILIKLA DEVAM ETTİRECEĞİZ’
Son olarak emniyet ve jandarma teşkilatlarında kadına yönelik şiddetle mücadele alanında faaliyet gösteren birim sayısının bin 287’ye yükseltildiğini belirten Yerlikaya, “Bu mücadeleyi verirken şiddeti doğuran sebepleri ortadan kaldırmak ve farkındalık programlarını yaygınlaştırmak da en temel önceliklerimiz arasında yer alıyor. Bakanlığımıza bağlı birimlerde erkek çalışanlara yönelik kadın erkek fırsat eşitliği eğitimleri veriyoruz. Ayrıca uzaktan eğitim sistemi ile erkek personelimize, aile içi ve kadına yönelik şiddetin önlenmesi eğitimi ile aile içi iletişim eğitimi veriyoruz. Bakanlık olarak kadın erkek fırsat eşitliği alanında politikalarımızı sizlerin de desteğiyle geliştirerek sürdüreceğiz. Kadına yönelik şiddetle mücadelemizi kararlılıkla devam ettireceğiz.” dedi.
]]>Paris 2024 Yaz Olimpiyat Oyunları 26 Temmuz – 11 Ağustos 2024 tarihleri arasında düzenlenecek. 32 spor dalında, 35 yarışma tesisinde, yaklaşık 10 bin 500 sporcunun katılımıyla düzenlenecek oyunlarda 329 madalya yarışması gerçekleştirilecek. Olimpik Programda yer alan sabit 28 spor dalına ek olarak, break dans, dalga sörfü, kaykay ve spor tırmanışı Paris 2024’te yer alacak.
Daha önce 1900 ve 1924 Olimpiyatlarına ev sahipliği yapan Paris’te, 2024’te Yaz Olimpiyat Oyunları üçüncü kez düzenlenmiş olacak. Fransa daha önce üç kez de (1992, 1968, 1924) Kış Olimpiyat Oyunlarına ev sahipliği yapmıştı. Tokyo 2020’de yüzde 48,8 kadın sporcu katılımıyla büyük bir ilerleme kaydedilen cinsiyet eşitliği hedefine Paris 2024’te tam olarak yüzde 50-50 erkek-kadın katılımıyla ulaşılmış olacak.
Maraton yarışı Olimpiyat tarihinde ilk kez halkın katılımına açık olacak. Paris 2024 yolunda düzenlenen çeşitli koşu etkinliklerinde dereceye giren amatör sporcular, Olimpiyatlarda sporcularla aynı parkurda yarışacaklar. Yaz Olimpiyat Oyunları tarihinde ilk kez, açılış töreni bir stadyumda gerçekleşmeyecek. Seine Nehri boyunca şehir merkezinde yapılacak açılış töreni son gösterilerin yapılacağı Trocadero’da 6 kilometrelik rotasını tamamlayacak.
26 Temmuz – 11 Ağustos tarihlerinde düzenlenecek Paris 2024 Olimpiyat Oyunları’na 17 gün kala, Türkiye’yi Oyunlarda temsil edecek Team Türkiye kafilesi belli oldu. 8 Temmuz Pazartesi itibarıyla, Yüz Yılın Takımında 18 spor dalında 54 kadın, 48 erkek olmak üzere, toplam 102 sporcunun yer alması kesinleşti. Böylece Londra 2012’den sonra ikinci kez kafilemizdeki kadın sporcu sayısı erkek sporculardan daha yüksek oldu.
Atıcılıkta, Yusuf Dikeç, Beijing 2008’den bu yana üst üste 5. kez Olimpiyat Oyunlarında Türkiye’yi temsil ederek atıcılık tarihinde en çok Olimpiyata katılan sporcu olacak. Toplamda 7 sporcu atıcılıktaki ilk Olimpiyat madalyasını kazandırmayı hedefleyecek.
Atletizmde, Rio 2016 bronz madalyalı sporcu Yasmani Copello üçüncü kez üst üste Oyunlara katılacak. 3 adım atlamada son Avrupa ikincisi Tuğba Danışmaz, sırıkla atlamada son Avrupa 3.’sü Ersu Şaşma, Tokyo 2020’de Olimpiyat 4.’sü olan cirit atma sporcusu Eda Tuğsuz ve Tokyo 2020’de Olimpiyat 6.’sı olan üç adım atlama sporcusu Necati Er de atletizm takımında yer alacak.
Badmintonda Olimpiyat tarihinin ilk sporcusu (Londra 2012) Neslihan Yiğit Arıkan, Tokyo 2020’den sonra Paris 2024’te de Türkiye’yi temsil ederek üçüncü Olimpiyat deneyimini yaşayacak.
Bisikletteki tek temsilci Burak Abay, ilk Olimpiyat deneyimini yol yarışında yaşayacak.
Boksta Tokyo 2020’deki başarıları ile tarihin ilk kadın Olimpiyat madalyalı sporcuları olan şampiyon Busenaz Sürmeneli ve gümüş madalyalı sporcu Buse Naz Çakıroğlu yine madalyaya yakın sporcular arasında yer alacaklar. 6 Olimpiyat kotasının 5’ini kazanan kadın boksörlerin yanı sıra, 3 erkek sporcu da ringde madalya mücadelesi verecek.
Artistik cimnastikte Olimpiyat tarihinin ilk erkek takımı Paris 2024’te mücadele edecek. Tokyo 2020’deki bronz madalyası ile Olimpiyat tarihinin tek madalyalı cimnastikçisi olan Ferhat Arıcan, Tokyo 2020’de ilk 8 içerisinde yer alan Ahmet Önder, Adem Asil, İbrahim Çolak ve ilk Olimpiyat deneyimini yaşayacak Emre Dodanlı Paris’te temsil edecek isimler arasında bulunuyor.
Eskrimde Enver Yıldırım Münih 1972’den sonra kılıçtaki ilk temsilci olacak. Nisanur Erbil ise tarihte kadınlar kılıçtaki ilk sporcu olarak Olimpiyatlarda ilk deneyimini yaşayacak.
104 Olimpiyat madalyasının 66’sının sahibi olan milli güreşçiler (29 altın, 18 gümüş, 19 bronz), Rio 2016’daki altını ve Tokyo 2020’deki bronzundan sonra 4. Oyunlar deneyiminde de madalya arayacak olan Taha Akgül, Tokyo 2020’deki bronzu ile tarihimizin ilk Olimpiyat madalyalı kadın güreşçisi ve Rio 2016’dan sonra üçüncü kez üst üste Oyunlarda Türkiye’yi temsil edecek olan Yasemin Adar ve 6 Olimpiyat kotasının 5’ini alan kadınlar güreşte ayrıca son dünya Şampiyonu ünvanıyla Buse Çavuşoğlu ile son dünya şampiyonu grekoromen Ali Cengiz önderliğinde Paris 2024’te minderde olacak.
Halterde Tokyo 2020’den sonra Paris 2024’te ikinci Olimpiyat deneyimini yaşayacak olan Muhammed Furkan Özbek ay-yıldızlıları temsil edecek.
Judoda Rio 2016 ve Tokyo 2020’deki beşinciliklerinden sonra Paris 2024’te de madalya hedefiyle tatamiye çıkacak olan Kayra Sayit ve Tokyo 2020’deki beşinciliğinden sonra Paris 2024’te madalya hedefiyle üçüncü Oyunlar tecrübesini yaşayacak olan Mihael Zgank’la beraber 8 sporcu, Olimpiyat tarihinin en çok judocuyla katıldığı Oyunlarında madalya mücadelesi verecek.
Tekvandoda Tokyo 2020 bronz madalyalı sporcular Hatice Kübra İlgün ve Hakan Reçber’e ek olarak sıkletinde dünyanın ilk 5 sporcusu arasında yer alarak kotanın sahibi olan Merve Dinçel Kavurat, Nafia Kuş Aydın ve Emre Kutalmış Ateşli, Oyunlarda yer alacak.
Voleybolda Londra 2012’de ilk kez Oyunlarda Türkiye’yi temsil eden, Tokyo 2020’yi beşincilikle tamamlayan Kadın Milli Takımı üçüncü Olimpiyat deneyiminde takım sporlarındaki ilk madalyasının sahibi olmak için Paris 2024’te olacak.
Yüzmede serbest stil 1500 metrede son gençler ve büyükler Avrupa şampiyonu, tüm takımların en genç sporcusu (16 yaşında) Kuzey Tunçelli’nin de aralarında olduğu 8 yüzücü, öncelikle Olimpiyat tarihindeki ilk finali yüzmek ve sonrasında da ilk madalyayı kazanmak amacıyla kulaç atacaklar.
Yelkende üst üste beşinci Olimpiyat deneyimini yaşayarak Oyunlarda en çok katılım gösteren yelkenci olacak Deniz Çınar ve üst üste dördüncü Olimpiyat deneyiminde ilk kez mücadele edeceği Nacra 17 sınıfında yarışacak olan Alican Kaynar’a 6 sporcu daha eşlik edecek.
18 branşta mücadele edecek 102 sporcu şöyle:
Atıcılık: 4 kadın, 3 erkek
Atletizm: 6 kadın, 10 erkek
Badminton: 1 kadın
Bisiklet: 1 erkek
Boks: 5 kadın, 3 erkek
Artistik Cimnastik: 5 erkek
Eskrim: 1 kadın, 1 erkek
Güreş: 5 kadın, 6 erkek
Halter: 1 erkek
Judo: 3 kadın, 5 erkek
Kürek: 1 kadın
Masa Tenisi: 1 kadın
Modern Pentatlon: 1 kadın, 1 erkek
Okçuluk: 1 kadın, 3 erkek
Tekvando: 3 kadın, 2 erkek
Voleybol: 13 kadın
Yüzme: 4 kadın, 4 erkek
Yelken: 5 kadın, 3 erkek
Toplam: 54 kadın, 48 erkek, 102 sporcu – İSTANBUL
]]>Çanakkale’de, ülke ve dünyada önemli sağlık sorunlarının başında gelen HPV (Human Papilloma Virus) için ücretsiz aşı kampanyası başlatılıyor. Proje kapsamında Çanakkale mücavir alan içerisinde ikamet eden ve belediyeden sosyal yardım alan 15- 25 yaş arasındaki kadın ve kız çocuklarına ücretsiz HPV aşı uygulaması desteği verilecek. Uygulamada öncelikli olarak 20-25 yaş arası, ardından 15-20 yaş aralığındaki hedef kitle aşılanacak. HPV Aşıları, üç doz halinde gerçekleştirilecek olup uygulama 2 Eylül 2024 tarihi itibariyle başlayacak.
Proje doğrultusunda HPV virüsünün neden olduğu enfeksiyonlara karşı hayata geçirilen HPV aşı uygulamasının tam teşekküllü sağlık tesislerinde yapılması amacıyla Çanakkale Belediye Başkanlığı ve Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi iş birliğiyle düzenlenen Kadın Vatandaşlara Yönelik Human Papilloma Virüs (HPV) Aşısı Uygulama Hizmeti için protokol imza töreni yapıldı.
İmza töreni öncesinde bir açıklama yapan Çanakkale Belediye Başkanı Muharrem Erkek, “Bugün Çanakkale Belediyesi olarak, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversite Hastanemiz ile birlikte toplum sağlığı açısından önemli bir adım atıyoruz. Rahim ağzı kanseri kadınlarda maalesef çok sık görülen vir kanser türü ve önlenebilir bir kanser türü. Bunu önlemek için de belli dönemlerde HPV aşısı uygulaması çok çok önemli. Biz de Çanakkale’de Merkez ilçede ikamet eden ve sosyal yardım alan 15-25 yaş arasındaki genç kızlara ve kadınlara bu HPV aşısını uygulayacağız. Bunun teminini ve maaliyetini Çanakkale Belediyemiz karşılayacak. Aşıların yapılmasını, sağlık açısından gerekli kontrolleri üniversite hastanemiz sağlayacak. Birlikte yapabilirdik böyle bir uygulamayı Çanakkale açısından, toplumsağlığı açısından. Genç kızlarımızın, kadınlarımızın gelecekleri açısından çok çok önemli gördüğümüz bir uygulama. Bunu Ankara ve İstanbul Büyükşehir Belediyelerimiz uyguluyor. Biz Türkiye’de uygulayan üçüncü belediye, üçüncü kent olacağız. Şimdi de üniversitemiz ile birlikte bu konuya ilişkin iş birliği protokolünü Rektörümüzle birlikte imzalayacağız. Çanakkale’miz için hayırlı olsun” dedi.
Üniversite ile birlikte bu konuda farkındalık oluşturmak içinde belli eğitim çalışmaları yapacaklarını belirten Başkan Erkek, “Maddi imkanı olan tüm genç kızlar ve kadınlarda bu aşıyı yaptırsın. Maliyetli bir aşı bu. 3 doz uygulanıyor. Biz sosyal yardım alan biz genç kız ve kadınlar için 15-25 yaş arasında. Çünkü bu dönemde olması da çok çok önemli. Böyle bir adım atıyoruz” şeklinde konuştu.
ÇOMÜ Rektörü Prof. Dr. Cüneyt Erenoğlu ise, “Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi olarak bünyemizdeki iki hastanemiz, bir tanesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanemiz diğeri de Diş Hekimliği Fakültemize bağlı olan Ağız ve Diş Sağlığı Uygulama ve Araştırma Merkezimiz. Tüm faaliyetlerimizi halkımız için, Çanakkale halkı için ve halk sağlığı için yürütüyoruz. Başkanımızdan da böyle bir istek geldiğinde biz hızlı bir şekilde Başkanımız, Belediye Başkan Yardımcılarımız, Başhekimliğimiz, Dekanlığımızca hızlı bir şekilde görüşmeleri yaptık. Bu HPV aşısını özellikle Çanakkale’deki hem genç kızlara hem de kadınlara yönelik bu aşının uygulanması noktasında üzerimize düşen neyse hızlı bir şekilde çözümledik. Hemen acil servisimizde bir odayı hem aşının uygulanması hem de aşı sonrası aynı kovid aşısı gibi kısa sürede aşı uygulanan bireylerin gözlemlenmesi, sağlıklarının izlenmesi gerekiyor. Uzman hekimlerimizce bu izlenme çalışması yapılacak. Hayırlı ve uğurlu olsun” diye konuştu.
Konuşmaların ardından Başkan Erkek ve Rektör Erenoğlu arasında HPV Aşısı Uygulama Hizmetinin protokolü için karşılıklı imzalar atıldı. – ÇANAKKALE
]]>Yerli üretime, atalık tohumlara ve coğrafi işaretli ürünlere sahip çıkmak amacıyla 2021’de kurulan Alfa Arge Kadın Girişimi Üretim ve İşletme Kooperatifi, 15 kadınla faaliyetlerini sürdürüyor.
Uzak Doğu mutfağında yaygın olarak kullanılan siyah sarımsak üretimi yaparak işe başlayan kadınlar, bu ürünün tüketimini yurt içi ve dışında artırmayı amaçlıyor.
Kooperatif Başkanı Ebru Akad, AA muhabirine, katma değeri yüksek bir ürünle tüketiciye ulaşmayı hedeflediklerini belirterek, ” Türkiye’nin tarımsal üretiminde bir sorun yok. Ancak üretimin pazarlanmasında bir sıkıntı olduğunu düşünerek, farklı ve işlenmiş bir ürünle pazara girelim istedik. Bu nedenle siyah sarımsak üretimine başladık. Siyah sarımsak, Avrupa Birliği’nden coğrafi işaret tescili bulunan Taşköprü sarımsağının özel yöntemlerden geçirilmesiyle elde ediliyor.” dedi.
“Siyah sarımsak rengini ısı ve nemden alıyor”
Siyah sarımsağın fermantasyon süreciyle oluştuğunu anlatan Akad, “Bildiğimiz beyaz sarımsak topraktan alınıyor. Yaklaşık 60 gün, 60-90 santigrat derece sıcaklıktaki özel fırınlarda ve bellirli orandaki nem altında ısıtılıyor. Böylelikle siyah hale geliyor. İçinde bulunan maddeler bu şekilde daha fazla değerleniyor. Sağlık açısından da değerli olduğu biliniyor.” diye konuştu.
Akad, siyah sarımsağı, mürdük, püre ve çeşni olarak 3 farklı türde ürettiklerini bildirerek, bu ürünün dokusu, tadı ve kokusunun beyaz sarımsaktan farklı olduğuna işaret etti.
Siyah sarımsağa, İstanbul ve Ankara’daki restoranlar ile Antalya ve Ege Bölgesi’ndeki tüketicilerden talep geldiğini aktaran Akad, “Bizim amacımız bu ürünü ihraç etmek. Türkiye ham madde ihraç eden bir ülke. Biz bunu tersine çevirerek, işlenmiş ürünü de ihraç edelim istiyoruz. Siyah sarımsağı, başta Avrupa ve ABD pazarına ihraç etmeyi amaçlıyoruz.” ifadesini kullandı.
“Kadın kooperatifleri eğitimle desteklenmeli”
Akad, kooperatifte, tarhana kıtırı ile elma, muz, vişne, üzüm ve hurma gibi meyvelerin dondurularak kurutulmasıyla elde edilen atıştırmalık da ürettiklerini söyleyerek, “Çok farklı ürünlerimiz var. Dolayısıyla bu ürünlere mutlaka katma değer katmak ve bunları geliştirmek gerekiyor. Bunu yaptığınızda yurt dışından talep de daha fazla oluyor.” değerlendirmesinde bulundu. Akad, kadın kooperatiflerine, katma değeri yüksek ürünler üretebilmesi için eğitim desteği verilmesini de talep etti.
“Antioksidan özelliği çiğ sarımsağa göre yüksek”
Medicana International Ankara Hastanesi Uzman Diyetisyeni Çağrı Yüksel de belirli sıcaklık ve nem altında yapılan eskitme işlemi sırasında sarımsak bileşenlerinde birçok reaksiyonun gerçekleştiğini söyledi.
Bu değişikliklerin, siyah sarımsağın kalite ve antioksidan özelliklerinde çiğ sarımsağa kıyasla artışa neden olduğunu anlatan Yüksel, “Siyah sarımsak, öncelikle daha yüksek fenolik bileşikler, flavonoidler ve sülfürik bileşikler içeriğine atfedilen gelişmiş antioksidan aktivitesiyle bilinir. Bu bileşikler, güçlü antioksidan özelliklerine katkıda bulunur.” dedi.
Yüksel, siyah sarımsağın bazı kronik hastalıklarda fayda sağlayabileceğini belirterek, “İlaç kullanan kişilerin siyah sarımsak tüketiminde uzman hekim tavsiyesi alması önemli. Siyah sarımsağın günlük tüketim miktarı uzmanlar tarafından en fazla 4 gram olarak tavsiye edilir. İnsan sağlığını destekleyici ürünler arasında yer alan sarımsak günlük 4 gramdan fazla tüketilirse yan etkilere sebep olabilir.” diye konuştu.???????
]]>Dermatoloji Uzmanı Dr. Elçin Akdaş, “Kadınlarda saç dökülmesi görüldüğünde mutlaka polikistik over sendromu açısından da değerlendirme yapılmalı ve hormonal tetkikler yaptırılmalıdır” dedi.
Liv Hospital Ankara Dermatoloji Uzmanı Dr. Elçin Akdaş, saç dökülmesi hakkında açıklamalarda bulundu. Uzm. Dr. Akdaş, saç dökülmesinin kadınlarda ve erkeklerde oldukça yaygın görüldüğünü ve bireylerde depresyon, anksiyete ve özgüvende azalmaya neden olduğunu vurguladı. Hastalığın psiko-sosyal yükünün de oldukça fazla görüldüğünü söyleyen Akdaş, saçlarda gerileme ve yenilenme döngüsü nedeniyle günlük olarak 150-200 saç tele kadar dökülmenin normal olduğunu ancak bu miktardan fazla saç dökülmesinin normal kabul edilemeyeceğine dikkat çekti. Saç dökülmesinin çeşitli nedenleri olduğunu ifade eden Akdaş, “Doğru teşhis için bir dermatoloji uzmanına danışılarak altta yatan nedenler araştırılmalıdır. Etkili bir tedavi planı kritik rol oynamaktadır. Vitamin ve mineral eksikleri, hormon düzensizlikleri, stres, hızlı kilo kayıpları, yakın zamanda geçirilmiş ameliyat, ateşli enfeksiyonlar, gebelik sonrasında saçlarda genellikle kendini sınırlayan bir dökülme görülebilir. Fakat altında yatan neden ortadan kalktığında, saç dökülmesi 3-6 ay içerisinde gerileyecektir” şeklinde konuştu.
‘EN SIK ERKEK TİPİ DÖKÜLME GÖRÜLÜYOR’
Hormonlara ve genetik faktörlere bağlı dökülmelerin de olabileceğini belirten Dr. Akdaş, “Hormonlara ve genetik faktörlere bağlı olarak ortaya çıkan androjenik alopesi (erkek tipi dökülme) hem kadınlarda hem de erkeklerde çok yaygın görülen bir saç dökülmesi şeklidir. Testosteronun bir metobiliti olan dihidrotestosterona karşı kıl köklerinde duyarlılık söz konusudur. Buna bağlı olarak saçlar zamanla incelir ve sonunda kıl kökleri tamamen boşalarak kalıcı kellik durumu oluşabilir. Genelde erkek tipi dökülmeden müzdarip olan bireylerin ailesinde benzer dökülme öyküleri olabilir. Erkeklerde genelde altta yatan bir hormonal bozukluk yoktur ancak kadınların mutlaka polikistik over sendromu açısından değerlendirilmesi ve hormonal tetkikler yaptırması gerekmektedir. Menopoz sonrasında da östrojen hormonun çekilmesine bağlı olarak kadınlarla erkek tipi dökülme sıklıkla görülebilmektedir. Erkek tipi dökülmede, kadın ve erkekte dökülme şeklinin farklı olabileceğini ve erkeklerde saç çizgisinde geriye çekilme, yanlarda ve tepede açılma görülürken, kadınlarda genelde ön saç çizgisi korunup saçların tepe bölgesinde seyrelme görülür” dedi.
‘SAÇ DÖKÜLMESİNDE TEDAVİ YOLLARI’
Akdaş, erkek tipi dökülmenin tedavisi ile ilgili, “Sürme ilaçlar, kıl köklerini besleyen ve kanlanmayı artıran PRP, mezoterapi, dermapen ve kıl köklerini yenileyen eksozom ve kök hücre tedavileri incelen saçlarda ve bebek tüylerinde kalınlaşma, saç teli sayısında artış ve saçlarda gürleşme sağlayabilmektedir. Saç dökülmesinin ileri düzeyde olduğu durumlarda ise saç ekimi yapılabilmektedir. Ancak dökülmenin sabitleşmesi ve estetik açıdan tatmin için en erken 30 yaşından sonra saç ekimi yapılması daha uygundur. Bununla birlikte, saç ekimi öncesinde ne kadar kıl kökü korunduysa saç ekimi sonuçları da o kadar başarılı olur. Saç dökülmesi bu sebepler dışında, travma ve kıl kökünü tutan çeşitli dermatolojik hastalıklara bağlı olabilir. Dermatolog ya da saç hastalıkları uzmanı tarafından değerlendirilerek nedene yönelik tedavi uygulanması oldukça önemlidir” ifadelerini kullandı.
]]>AK Parti’de, ‘Nüfus Dinamikleri; Riskler, Uluslararası Uygulamalar ve Politika Önerileri’ konulu çalıştay düzenlendi. Çalıştayda sunum yapan Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Demografi İstatistikleri Daire Başkanı Metin Aytaç, “İstihdamda olan kadın için doğurganlık hızı 1,38, istihdamda olmayan kadın için toplam doğurganlık hızı 1,72. İstihdam bir miktar doğurganlık hızını etkileyebiliyor ama istihdamda olmayan kadınlar için de doğurganlık hızımız 2’nin altında” dedi.
AK Parti Genel Merkez Kadın Kolları Başkanlığı, parti genel merkezinde, ‘Nüfus Dinamikleri; Riskler, Uluslararası Uygulamalar, Politika Önerileri’ konulu çalıştay düzenledi. Çalıştayın açılışında konuşan AK Parti Genel Merkez Kadın Kolları Başkanı ve Düzce Milletvekili Ayşe Keşir, nüfus yenilenme hızının 2019 yılından itibaren kritik seviyelere gerilediğini belirterek, “Ne yazık ki, Türkiye ilk defa Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) ülkeleri ortalamasının altına düştü. Bu konuyu son derece önemsiyoruz çünkü genç nüfus açısından yani beşeri sermaye açısından bizim için önemli. Burada tabii 2 kritik eşik var; birincisi 2,1 eşiği ve Türkiye çok hızlı bu eşiğe geldi. Niye? Bu eşikten sonra nüfus yenilemiyor. Bir başka kritik eşlik 1,9. Uzmanlar 1,9 eşiğinin kritik olduğunu ve bunu tekrar geriye çevirmenin veya yükseltmenin zor olduğunu söylüyor. Türkiye ilk defa 1,7’den 1,6’ya düşerken 1.51’i gördü” ifadelerini kullandı.
‘SEFERBERLİK YAPMAMIZ GEREKTİĞİNİ DÜŞÜNÜYORUM’
Çalıştaya, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Gençlik ve Spor Bakanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, sendika temsilcileri ve akademisyenlerin katıldığını söyleyen Keşir, “Nüfus konusunun sadece ekonomik boyutu yok, sosyolojik ve ekonomik boyutu var, işçi, memur, çalışan ve işveren boyutu var. Kamu yöneticileri açısından farklı boyutları var. Onun için hepsini burada, disipliner bir şekilde değerlendirmek istiyoruz. Biz bu toplantıyı ilk gün haziranda gerçekleştirmiştik. Biz bütüncül bir yaklaşımla, sizlerin tecrübelerini, deneyimlerini, bilgilerini, araştırmalarını ve en sonunda da politika önerileri çıkarabileceğimiz bir rapor hazırlamayı amaçlıyoruz. Bu raporu da hem partimizin gerekli kurullarına hem de hükümetimizin yetkili kurumlarına aktaralım, istiyoruz. Şunu özellikle ifade etmek istiyorum ki, elimizde her ne işimiz varsa bunu bir parça bekletip aslına bu konuda bir seferberlik yapmamız gerektiğini düşünüyorum. Hem nüfusun gençleşmesi açısından hem de bizim ‘Büyük Türkiye’ idealimiz açısından. Büyük Türkiye idealini gerçekleştirmek için genç nüfus her zaman en önemli faktörümüz olacak. Bu eşiği hep birlikte aşacağımızı, sizlerin deneyimleriyle aşacağımızı inanıyorum” diye konuştu.
‘NÜFUS YENİLENME HIZI DÜŞMEYE DEVAM EDECEK’
Çalıştaya konuşmacı olarak katılan TÜİK Demografi İstatistikleri Daire Başkanı Metin Aytaç ise ‘Doğurganlık Oranlarındaki Eğilimler ve Düşüşün Temel Nedenleri’ başlıklı bir sunum yaptı. Aytaç, nüfus yenilenme hızının gerilemesiyle Türkiye’nin yaşlı nüfusunun ilk kez yüzde 10’un üzerine çıktığını ve yaşlı ülkeler kategorisine girdiğini belirterek, “Toplam doğurganlık hızımız yıllar içerisinde çok hızlı bir şekilde düşmeye başladı. 2023 yılında 1,71 seviyesine kadar gelmiş durumdayız. Hızlı düşüş eğilimi var. Öncü göstergelerimize baktığımızda önümüzdeki yıl 1,51 seviyesinin daha da aşağıya düşeceğini tahmin ediyoruz. Şu andaki göstergeler onu gösteriyor” dedi.
‘EĞİTİM DURUMU BİRAZ BELİRLEYİCİ’
Çalışan ve çalışmayan kadınlar için de doğurganlık hızını değerlendiren Aytaç, “İstihdamda olan kadın için doğurganlık hızı 1,38, istihdamda olmayan kadın için toplam doğurganlık hızı 1,72. İstihdam bir miktar doğurganlık hızını etkileyebiliyor ama istihdamda olmayan kadınlar için de doğurganlık hızımız 2’nin altında. İstihdam oranları ülkedeki doğurganlık hızının 2’nin altına düşmesini bir miktar etkilemiş ama istihdam dışında başka alanlara da bakmamız gerekir, diye düşünüyorum. Toplam doğurganlık hızını, annelerin eğitim durumuna göre çalıştık. Okuma yazma bilmeyen, okuma yazma bilen fakat bir okul bitirmeyen veya ilkokul mezunu yani eğitim seviyesi düşük olan kadınlarımızın toplam doğurganlık hızları, hatta ilkokul ve orta öğretim seviyesine dahil olmak üzere 2,39 ve üstü. Lise veya dengi okul mezunları ve yükseköğretim mezunlarının toplam doğurganlık hızları da 2’nin altında 1,47 ve 1,30 seviyelerinde bulunuyor. Toplam doğurganlık hızında eğitim durumu biraz belirleyici bir unsur gibi görünüyor” ifadelerini kullandı.
Çalıştay daha sonra basına kapalı devam etti.
]]>TOKAT’ın Erbaa ilçesinde kesme çiçekçilik sektörüne nitelikli iş gücü sağlamak için başlatılan proje kapsamında 300’ü kadın, toplam 400 kişi hem eğitim alıyor hem de üretime katılıyor. Yılda 20 milyon çiçeğin üretildiği şehirde hedef yıllık 45 milyon dal çiçek üretim rakamına ulaşıp, Türkiye’nin 2’nci büyük üretim merkezi olmak. Erbaa Kaymakamı İsmail Altan Demirayak, “Kısa vadede yaklaşık 900 dönüm olan üretim alanımızı, bin dönümün üzerine çıkartmayı, yıllık üretim hacmimizi de 25 çiçek türünde 40-45 milyon adet kesme çiçek sayısına ulaşmayı hedefliyoruz” diye konuştu.
Erbaa ilçesinde yılda 25 çeşitte 20 milyon dal çiçeğin üretildiği kesme çiçekçilik sektörünün istihdam ihtiyacının karşılanması için Erbaa Kaymakamlığı Köylere Hizmet Götürme Birliği tarafından Orta Karadeniz Kalkınma Ajansı’nın desteğiyle proje hazırlandı. Nitelikli iş gücü ihtiyacının karşılanması için 300’ü kadın toplam 400 kişi eğitim programına alındı. Uygulamalı eğitim için çiçek serası da kurulan proje kapsamında, eğitim faaliyetlerine katılanların sektöre dahil edilmesi, kurulan serada üretim yapması ve kurulacak kooperatifle gelir elde etmesi planlanıyor. Yaklaşık 100 kişinin eğitiminin tamamlandığı ilçede, toplam 900 dönüm alanda çiçek üretimi yapılıyor. Erbaa’da, Türkiye’nin 2’nci üretim merkezi olmak, hedefleniyor.
Özellikle kadınları gelir getirici faaliyetlerle desteklemek için projeyi geliştirdiklerini ifade eden Erbaa Kaymakamı İsmail Altan Demirayak, “Erbaa Kaymakamlığı Köylere Hizmet Götürme Birliği tarafından 2023 yılı programı kapsamında bir proje gerçekleştirdik. Projemizin adı ‘Erbaa Çiçeklerle Güçlensin’ projesidir. Bu projenin destekçisi, Orta Karadeniz Kalkınma Ajansı SOGEP programıdır. Bu proje kapsamında özellikle Erbaa’da kesme çiçekçilik konusunda kadın istihdamını arttırmak, bu alanda özellikle kadınlarımızın daha fazla üretimde bulunarak gelir getirici faaliyetlerle destekleme hedefindeydik. Şu anda bulunduğumuz alan, Tokat Valiliği İl Özel İdaresi tarafından altyapısı oluşturulmuş Tokat İl Özel İdaresi’nin mülkiyetinde bulunan yaklaşık 700 dönümlük bir alan. Burada 560 dönümlük kapalı sera alanında, kesme çiçekçilik üretim faaliyeti devam ediyor. Bunun dışında geçmiş yıllarda da ilçemizde muhtelif yerlerde 302 dönümlük alanda kesme çiçekçilik üretimi devam etmektedir. Dolayısıyla 900 dönüme yakın bir alanda yıllık yaklaşık 20 milyon adet 25 ayrı çeşitte kesme çiçek üretimi halihazırda gerçekleştirilmektedir” dedi.
EĞİTİM VE ÜRETİM
Projeyle 300 kadının sektöre dahil olacağını ifade eden Demirayak, “Bizim burada oluşturduğumuz organize çiçek üretim bölgesi 108 üreticinin aktif şekilde üretimde bulunduğu bir üretim bölgesidir. Erbaa’mız toprak yapısı, iklim özellikleri itibarıyla kesme çiçekçilik üretimi bakımından fevkalade elverişli bir bölgedir. Bizim zaten Erbaalı üreticilerin geçmiş yıllardan bu yana, son 30 yıldır Antalya’da kesme çiçekçilik üretimi konusunda bir deneyimi bulunmaktaydı. O deneyimi Erbaa’ya taşımak suretiyle buradaki uygun koşulları da değerlendirerek Tokat Valiliği İl Özel İdaresi ve Erbaa Kaymakamlığı Köylere Hizmet Götürme Birliği olarak burada organize kesme çiçek üretim bölgesi oluşturmuş olduk. Bu kadar geniş alanda kesme çiçekçiliğin gerçekleştirilebilmesi, istihdam ihtiyacını da nitelikli iş gücü ihtiyacını da ortaya çıkarttı. Biz özellikle bu SOGEP kapsamında 400’e yakın iş gücünü nitelikli hale getirerek, çiçekçilik konusunda eğiterek ve bunların 4’te 3’ü kadınlardan oluşacak şekilde en az 300 kadınımızı bu üretim sektörünün içine dahil etmek suretiyle burada gelir getirici bir faaliyeti desteklemeyi hedefliyoruz. Proje kapsamında sadece eğitim vermiyoruz. 3 dönümlük bir sera kurduk, bu hibe programı kapsamında 3 dönümlük bir seramız var. Eğitim süreci sonunda kadınlarımızın oluşturduğu bir üretici kadın kooperatifi vasıtasıyla 3 dönümlük seramızın işletilmesini gerçekleştireceğiz. Bu seradaki üretim faaliyetine kadınlarımızı dahil edeceğiz. Mevcut kurduğumuz serada hem eğitim hem üretim faaliyetinde bulunacaklar. Hem oradan elde ettikleri gelirler o kooperatif vasıtasıyla kadınlarımıza geri dönmüş olacak” diye konuştu.
‘KARADENİZ’E KESME ÇİÇEKÇİLİK TİCARET MERKEZİ KURMAYI HEDEFLİYORUZ’
Kaymakam Demirayak, açıklamasında, “Önümüzdeki dönemde bizim hedefimiz, yazlık üretimde özellikle nisan-aralık arasındaki yazlık ve sonbahar döneminde üretim açısından baktığımızda, Yalova’dan sonra Türkiye’de ikinci büyük üretim merkezi olmayı hedefliyoruz. Biz kısa vadede yaklaşık 900 dönüm olan üretim alanımızı, kapalı seralardaki üretim alanımızı, bin dönümün üzerine çıkartmayı, akabinde de yıllık üretim hacmimizi 25 çiçek türünde 40-45 milyon adet kesme çiçek sayısına ulaşmak suretiyle, biz yazlık üretimle Yalova’dan sonra Türkiye’de 2’nci üretim merkezi olacağız. Bunu hedefliyoruz. Buna ilişkin yeterli nitelikli iş gücünü oluşturacağız. Yeterli alanımız var. Buna ilişkin desteklerimizi sürdüreceğiz. Bir adım sonrasında da burada bir soğuk hava deposu ve mezat alanı oluşturmak suretiyle bütün Karadeniz Bölgesi’nin kesme çiçekçilik ticaret merkezini kurmayı hedefliyoruz” dedi.
]]>Avrupa Konseyi oturumundaki konuşmasını Gezi Davası tutuklularından Çiğdem Mater ve Mine Özerden ile birlikte Cumartesi Anneleri’ne ithaf eden Bankoğlu, popülist hükümetlerin en çok kadın hareketlerini hedef aldığını belirtti. Bankoğlu, AKPM Genel Kurulu’ndaki konuşmasında şunları söyledi:
“Feminist gece yürüyüşüne katılan binlerce cesur kadına…”
“Popülizmin yükselişiyle birlikte kadın insan hakları savunucularının karşılaştığı zorlukları anlatan bu rapor için Sayın Petra Bayr’a teşekkür ederim. Türkiye’de hak savunucularının, hükümetin ataerkil zihniyetine karşı etkili muhalefet oluşturduğunu belirtmekten gurur duyuyorum. Bir parlamenter olarak ve daha da önemlisi, Türkiye’de kadın hakları aktivizmine katılan binlerce kadından biri olarak, bugün sözlerimi haklarını erkeklerin veya siyasi gücün lütfuyla değil, kendi mücadeleleriyle elde eden kadınlara, İstanbul Sözleşmesi’ni geri getirmek için hala direnen kadınlara, her yıl 8 Mart’ta İstanbul’da feminist gece yürüyüşüne katılan binlerce cesur kadına, sevdiklerinin akıbetini öğrenmek için mücadele eden Cumartesi Annelerine, Gezi protestoları nedeniyle cezaevinde olan çevre insan hakları savunucuları Çiğdem Mater ve Mine Özerden’e ithaf ediyorum.
“Bu kalıplar konusunda çok dikkatli olmalıyız”
Raporda popülizme yapılan vurgu çok önemli. Popülizmin kadın hakları savunucularını nasıl hedef aldığını gördük. Hak savunucuları, siyasi görüşlerinden dolayı birçok platformda, sosyal medyada ve siyasi mecralarda linç edilmektedir. Online nefret kampanyaları, kadın düşmanlığı yani mizojiniyle iç içe geçmiş durumda. Popülist hükümetler genellikle ahlak, aileyi koruma ve güçlü bir ülke olma bahanesi ve ataerkil düzeni sürdürme amacıyla kadın hakları savunucularını bir kalıba sokup hedef almaktadır. Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmesi, bu tutumun açık bir örneğidir. Bu kalıplar konusunda çok dikkatli olmalıyız. Güç ve ahlak üzerinde düşünmeliyiz, popülist yönetimlerin amaçlarını ve popülizmin nasıl kullanıldığını iyi analiz etmeliyiz. Eğer kadınlar, iktidar pozisyonlarına veya ahlaki bir yapıya sığdırılamıyorsa, bu mevcut yapıları yeniden tanımlamalıyız.
“Kadın hakları savunucuları hedef alınmaktadır”
Tam da bu yüzden, kadın hakları savunucuları, insan haklarının temel bir parçasıdır ve aynı zamanda popülist hareketlere karşı önemli bir direnç kaynağıdır. Yine bu nedenle dünya genelinde sürekli olarak kadın hakları savunucularını hedef alınmaktadır. Dolayısıyla, Avrupa Konseyi’nin hak savunucularını koruma konusundaki desteği, her zamankinden daha kritik bir öneme sahiptir.”
CHP’li Bankoğlu ayrıca İstanbul Sözleşmesi’nin mimarlarından, GREVIO başkanlığı ve CEDAW üyeliği yapmış ve Avrupa Konseyi’nin 75.yılında rol model gösterilen 75 kadından biri seçilen Prof. Dr. Feride Acar’ı ve AKPM tarafından onursal üyelik ve Meclis madalyası ile ödüllendirilen CHP Genel Sekreteri Selin Sayek Böke’yi tebrik etti.
]]>İSHAK KARA
(VAN) – Van Kadın Platformu, Van ve çevre illerde 6 ayda 21 kadının şüpheli şekilde hayatını kaybetmesiyle ilgili açıklama yaptı. Açıklamada, “Bizler kadın cinayetlerini sayılar ve listeler üzerinden okumak istemiyoruz. Kadına yönelik şiddeti önleme mekanizmalarının etkin kullanılmadığını artan cinayet ölüm haberlerinden görüyoruz. Devlet, bireyin maddi ve manevi varlığını her türlü tehlikeden, tehditten ve şiddetten korumakla yükümlüdür” dedi.
Van Kadın Platformu öncülüğünde 6 ayda 21 kadının öldürülmesini protesto etti. “Kadın cinayetleri politiktir” pankartı açılan eyleme, DEM Parti Van Milletvekili Gülcan Kaçmaz Sayyiğit, Van Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Neslihan Şedal, Star Kadın Derneği, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) ile Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) il ve ilçe yöneticileri, TJA, belediye eşbaşkanları ve çok sayıda kadın katıldı.
“24 saatte 7 kadın öldürüldü”
Platform adına konuşan Star Kadın Derneği Başkanı Avukat Zeynep Demir, son 24 saatte 7 kadının erkekler tarafından öldürüldüğünü belirterek, yaşamını yitiren her kadın için üzgün ve öfkeli olduklarını vurguladı. Star Kadın Derneği’nin 2024 yılı Van ve çevre illeri için hazırladığı rapora dikkat çeken Demir, “Yılın ilk yarısında, şüpheli kadın ölümü ve kadın cinayetiyle 21 kadın yaşamını kaybetti. Kadınlar her gün toplumsal tanıklığımız huzurunda katlediliyorlar. Bizler kadın cinayetlerini sayılar ve listeler üzerinden okumak istemiyoruz. Kadına yönelik şiddeti önleme mekanizmalarının etkin kullanılmadığını artan cinayet ölüm haberlerinden görüyoruz. Devlet, bireyin maddi ve manevi varlığını her türlü tehlikeden, tehditten ve şiddetten korumakla yükümlüdür. Bu yükümlülüklerine uygun davranılmadığını yakın zamanda, Diyarbakır’ın Çınar ilçesiyle Mardin’in Mazıdağı ilçesi arasında 20 Haziran Perşembe akşamı başlayan ve 15 kişinin ölümüyle sonuçlanan yangınla da görmekteyiz” dedi.
“Frenleyici politikalar ve mekanizmalar acilen devreye sokulmalı”
Demir sözlerine şu şekilde devam etti:
“Antidemokratik uygulamalar, özelleştirilmiş kamu kurumları ve ırkçı söylemlerin üretilmeye devam ederken bizler her gün yeni bir felaketin haberiyle uyanmaktayız. Devletin negatif yükümlülüklerini ve taahhüt ettiği görevlerini yerine getirmeye çağırıyoruz. Şiddetin, ölümlerin, tecavüz ve tacizlerin artarak sürdüğü; kadın cinayetlerinin, tecavüz dahil tüm şiddet biçimlerinin sıradanlaştırıldığı bu dönemde, frenleyici politikalar ve mekanizmaların acilen devreye sokulması gerekiyor. Oysa siyasi iktidar bu süreçlerde, kadına yönelik şiddetle mücadele mekanizmalarını uzun yıllardır kayyım yönetimiyle engellendiği Hakkari’de Belediyeye tekrar kayyım atayarak ve yine Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmesi yetmezmiş gibi 6284’ü de hedef alarak akıl almaz girişimlerde bulunuyor. Bizler hukuksuzlukları hiçbir şekilde kabul etmediğimizi ve haklarımı talep etmekten vazgeçmeyeceğimizi her yerde ve her platformda ilan ettik, etmeye devam ediyoruz.”
Son olarak iktidara çağrıda bulunan Demir, “Biz kadınlar, kadına yönelik şiddet ve aile içi şiddet konularında devletlerin yükümlülüklerini yerine getirmesini, kadına yönelik şiddetin ortaya çıkmadan önlenmesini, mağdurların korunmasını, faillerin gerektiği gibi cezalandırılmasını talep ediyoruz. Yine kadınların yaşam hakkının güvence altına alınması için gerekli çalışmaların yapılmasını bir kez daha talep ediyor, kadına yönelik şiddetin önlenmesi mücadelemizi sürdüreceğimizin bilinmesini isteriz” diye konuştu.
Açıklama “Jin, jiyan ve azadi” sloganları ve oturma eyleminin ardından son buldu.
]]>
Kayseri’de faaliyet yürüten ABC Nakliyat’ta tır şoförlüğü yapan Elif Eşgünoğlu, mesleğe tutkusunun babasından başladığını söyledi. Babasının da tır şoförü olduğunu ve kendisine öncülük ettiğini aktaran Eşgünoğlu, “Çocukluktan beri bu mesleğin içindeyim, babam tır şoförüydü. Baba esleği olduğu için öncülük etmiş oldu. Aşinaydım, uzun yolda yüksek araç hoşuma gidiyordu. Sonrasında çevrem ve arkadaşlarım çok destek oldu. Bir anda kursa gidip ehliyeti aldıktan sonra mesleğin içerisine girmiş oldum” dedi.
“Kontağı çalıştırdıktan sonra yeter ki tekerimize taş değmesin”
Meslek hayatında 4 ülke gördüğünü ve en uzun yolculuğunun 17 gün sürdüğünü aktaran Elif Eşgünoğlu, “Şu ana kadar 4 ülke gördüm. Genelde Asya bölgesine çalıştığım için bu yolculuklarda kadın şoför olanağı daha düşük, daha yalnız başımızayız. Bir kısım ‘helal olsun kocaman tırı götürüyorsun, getiriyorsun, maşallah’ diyen de var, ‘kadın evinde oturmalı’ diyen kesim de var. Benim bu konuda en çok diri tutan şey; ‘yapamazsın’ diyenlere diyorum ki ‘şu an buradayım ve yapıyorum’ cevabımdır. En uzun yolculuğumda İran- Tahran’a gittim, yaklaşık 5 bin 600 kilometreyi buldu, 17 gün de yolculuk sürdü. Onun haricinde Azerbaycan – Rusya sınırına kadar sevkiyatımızı gerçekleştirdik. Yolun uzunluğu ya da kısalığı çok etkilemiyor aksine keyif veriyor. Yani kontağı çalıştırdıktan sonra istersek fizana gidelim, yeter ki tekerimize taş değmesin” ifadelerini kullandı.
“Lastiği söküp takarken elbette zorluk yaşarız ama temiz bir şekilde yaparız”
Meslekte karşılaştığı zorluklara değinen Eşgünoğlu, yolculuk sırasında yaşadıklarının da kendisini mutlu ettiğini ifade etti. Her yolculuğunda unutamayacağı anlar yaşadığını kaydeden Eşgünoğlu, “En can alıcısı; Azerbaycan seferimi tamamlarken gümrük kapısında olan bir komutan tarafından tanınmam oldu. Kahramanmaraş Depremi’nde beni Hatay’da gördüğünü ve unutmadığını söyledi. Gönüllü çalıştıktan sonra kilometrelerce uzaklıktaki insanla karşılaşmak beni çok duygulandırdı. Onun haricinde Asya bölgesi olduğu için kadın şoför görmediklerinden genelde el sallarlar. Selamlaşarak yolculuğumuza devam ediyoruz. Hoşuma gidiyor açıkçası. Zorlukları elbette ki var. Bir kadın olarak erkek kadar güçlü değiliz. Örneğin bir lastiği söküp takarken elbette zorluk yaşarız. Belki daha uzun sürede yaparız ama temiz bir şekilde yaparız. Onun dışında insanlar sevecen karşılıyorlar” diye konuştu.
Hedefinin bir filoya sahip olarak kendisi gibi hevesli kadınlara öncülük yapmak olduğunu da sözlerine ekleyen Elif Eşgünoğlu, “Meslek olarak bu mesleği seçtim ve bunda da ilerlemek istiyorum. Hayalim bir filoya sahip olmak ve benim gibi hevesli olan kadın şoförlerimize öncü olabilmek. Olursa ne mutlu bana. Hedeflerim doğrultusunda ilerlemeye çalışacağım” dedi.
Tır şoförü Yasin Bayram ise, erkeklerin ağırlıklı olduğu sektörde kadın meslektaşlarının bulunduğundan dolayı mutlu olduğunu ifade etti. – KAYSERİ
]]>ESKİ EŞ KAPIYA DAYANARAK TEHDİT ETTİ
Karabağlar ilçesi 31 Ocak 2024’te meydana gelen olayda, 4 çocuk annesi Büşra Karademir, boşanma aşamasındaki eşi Cenk Karademir’in kapıya dayanarak “Kırar girerim” demesi üzerine 112’yi arayarak ihbarda bulundu. İhbar üzerine adrese gelen polisler Karademir’i ifadesini almak üzere Yeşilyurt’taki Aile İçi ve Kadına Karşı Şiddetle Mücadele Büro Amirliğine götürdü.
“BURAYA BÖYLE GÜZEL KADINLAR GELMİYOR”
İddiaya göre, polis Ay, “Buraya böyle güzel kadınlar gelmiyor” deyip şeker verdikten sonra Karademir’in yanağına dokundu. İfade işlemi bittikten sonra Karademir ekip otosuna bindi. Karademir, Süleyman Ay ile aracı kullanan diğer polis Ş.M. ile birlikte evine götürüldü. Araçtan inen Ay, “Kapıyı kontrol edeyim” diyerek Karademir’in evine girdi.
TACİZDE BULUNARAK “DUDAKLARIN ÇOK GÜZEL” DEDİ
Daha sonra beylik silahını ve ceketini çıkararak evdeki aynanın önüne bırakan Ay, iddiaya göre, Karademir’i köşeye sıkıştırarak cinsel tacizde bulundu, genç kadına “Dudakların çok güzel. Sarıl bana sevgili olalım” dedi.
“POLİSİ VURDUM” DİYE BAĞIRIP YARDIM İSTEDİ
Daha sonra zorla Karademir’i öpmeye çalışan Ay’ı engellemeye çalışan genç kadın aynanın üzerindeki polise ait olan silahı alarak ateşledi. Polis Ay, karnından yaralanırken, Karademir, balkona çıkarak “Polis bana saldırdı. İmdat. Polisi vurdum” bağırarak yardım istedi.
ŞAHİT TUTULAN POLİS OLAYI ANLATTI
Soruşturma kapsamında olayın şahidi diğer polis Ş.M. ifadesinde, “Olay günü ekip aracını ben kullanıyordum. Büşra hanımın evine geldiğimizde Süleyman Ay, bana ‘sen araçta bekle’ dedi. Beraber apartmana girdiler. Süleyman Ay’ın daha önce de kadınlarla samimi olmaya ve arkadaşlık kurmaya çalıştığını fark etmiştim. Eve girdikten yaklaşık 7-8 dakika sonra Büşra Karademir balkondan bağırarak yardım istedi. ‘Polis bana saldırdı. Polisi vurdum’ diye bağırıyordu” dedi.
“POLİSLİK BİR İŞ YOK, İÇERİDE NE YAPIYOR ALLAH BİLİR”
Polis Ş.K.’nin olay öncesi cep telefonu kamerasıyla yaptığı görüntü kaydı da dosyada yer aldı. Görüntülerin ses çözümünde, “Araçta 15 dakikadır bekliyorum. Süleyman beyefendi kadınla içeride hiçbir işimiz olmadığı halde içeride ne yapıyor bir kendileri bir Allah biliyor. Polislik hiçbir işi yok şu an. Beyefendi kadının evine girdi. Hadi evine bıraktık ama niye girildiği enteresan” dediği görüldü.
TACİZCİ POLİSİN 36 YIL HAPSİ İSTENDİ
İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianame İzmir 1. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. Sanık Süleyman Ay’ın ‘nitelikli olarak konut dokunulmazlığını ihlal’ suçundan 1 yıldan 3 yıla, ‘cebir tehdit hile kullanarak cinsel amaçla kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma’ suçundan 3 yıldan 10.5 yıla, “Nitelikli cinsel saldırıya teşebbüs” suçundan 7.5 yıldan 15 yıla kadar, “Zincirleme cinsel taciz” suçundan 6 aydan 3 yıla, “Sarkıntılık suretiyle cinsel saldırı” suçundan 2 yıldan 5 yıla kadar olmak üzere 14 yıldan 36.5 yıla kadar hapsi istendi.
KADININ 18 YILA KADAR HAPSİ İSTENİYOR
Öte yandan Büşra Karademir’in ise “Kasten öldürmeye teşebbüs” suçundan 9 yıldan 15 yıla, “Ruhsatsız ateşli silahlarla mermileri satın alma, taşıma veya bulundurma” suçundan 1 yıldan 3 yıla olmaz üzere toplam 10 yıldan 18 yıla kadar hapsi istendi.
“MASUMİYETİ ORTAYA ÇIKACAK”
Ay ile Karademir önümüzdeki günlerde hakim karşısına çıkacak. Karademir’in avukatları Şule Ak ve Eriş Önen, “Gerçeğin er ya da geç ortaya çıkmak gibi bir huyu vardır. Mahkemenin de titiz ve tarafsız bir yargılama yürüteceğinden ve müvekkilimizin masumiyetinin ortaya çıkacağından şüphe etmiyoruz” ifadelerini kullandı.
]]>Daha önce Sibirya ve Galler’deki çeşitli işlerin yanı sıra turizm sektöründe de çalışan 28 yaşındaki Nilay Boyluoğlu, böcek korkusu olmasına rağmen, kendini ait hissettiği doğaya dönmeye karar verdi. Yurtdışındaki başarılı dolu turizm kariyerini geride bıraktıktan sonra, korkularını yenerek baba mesleği arıcılığı devam ettirmek isteyen Boyluoğlu, Odunpazarı Belediyesi tarafından hizmete açılan Arıköy’de eğitim aldı. Burada donanımını arttıran kadın girişimci kent merkezinden 38 kilometre uzaklıktaki Mihalgazi ilçesinin Karaoğlan Mahallesi yakınlarında bulunan sarp arazide 200 kovanın adeta başına geçti. Hayali olan sürdürülebilir hayatta babasıyla birlikte üretim yapan Nilay Boyluoğlu’nun yeni hedefi ise markalaşıp, kadın arıcılarla bir araya gelmek.
“Babam da sağ olsun her zaman arkamda”
Uluslararası turizmdeki görevini bırakıp Eskişehir’in dağlarında arılarıyla bal üreten Nilay Boyluoğlu, “Bu serüvenim tamamen işte, turizmden sonra yurt dışı projeler için koşturdum. Yurt dışında tamamen sürdürülebilir doğal odaklı bir projeye gittim. Ondan sonra Galler’de ofis işinde çalıştım sonrasında dedim ki ben bu ikisini neden bağlamayayım? Sürdürülebilir bir ortamda yaşamak istiyorum proje işleriyle de kendimi büyütmek istiyorum. En sonunda dedim; ‘babacığım ben yanında seninle bu yolda ilerlemek, sana destek olmak istiyorum’. Babam da sağ olsun her zaman arkamda, böyle başladı yolculuğumuz. Şu anda işte bir sosyal medyam var, orada keyifli videolar, bilgiler paylaşıyorum. Daha da ilerlemeyi düşünüyorum. Tabii ki desteklere de başvuracağım bu süreçte, bir yıllık bir arıcıyım daha yeniyim. Daha çok kadın arıcıyla birlikte olmak istiyorum ki Eskişehir’de çevresinde kadın arıcıyı kendime çekmek istiyorum. Burada böyle birlikte ilerleyebileceğimiz sadece kadınlarla ilerleyebileceğimiz” dedi.
“Her kovanın bal verimi 16 ile 20 kilogram”
Üretim bilgileri hakkında bilgi veren Nilay Boyluoğlu şöyle devam etti;
“Türkiye ortalaması normalde bir kovana yıllık düşen bal verimi 16 ile 20 kilogram. Hani bu arılara bırakılan kuluçkalıktaki arılara bırakılır, 0lması gereken budur. Bize yine 15-16 kilo kalıyor ama değişebiliyor. hani. Bazı kovanlar alamaya da biliyorsun. Şu an toplamda bizim 200 kovanımız var. Ama hani ben yeni başlayan olduğum için kendi kovanlarım da ayrı 10 kovanla başladım, 20’ye çıkarttım bölme yaparak. Arı bakımları her dönem değişiyor, şu anda bir bal hasadı için çalışıyoruz. İşte arıları geliştiriyoruz, geliyoruz, suları boşaldıysa ki bu demek ki arılar yavruya yatıyor. Daha çok su içiyorlar. Sularını kontrol ediyoruz, önceden bellidir zaten yapacağımız işler. İşte bugün gelip şu kovana bakılacak. Bu kovanın anası yok belki işte, bu kovana bir de takviye vermemiz gerekiyor gibi olaylarımız var.” – ESKİŞEHİR
]]>İzmir’de Konak Belediyesi tarafından kadın cinayetlerine karşı Alsancak Türkan Saylan Kültür Merkezi önünde basın açıklaması düzenlendi. Kadın cinayetlerini protesto edildiği basın açıklamasına Konak Belediye Nilüfer Çınarlı Mutlu, Karabağlar Belediye Başkanı Helil Kınay’ın yanı sıra İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın eşi Öznur Tugay, CHP İzmir Kadın Kolları Başkanı Nurdan Şenkal Uçar, CHP İzmir İl Başkanı Şenol Aslanoğlu ile STK temsilcileri ve kadınlar katıldı.
“Erkeklerden katil yaratan karanlık bütün ülkeyi sardı”
Son bir haftada İzmir’in Konak ilçesinde üç kadın cinayetinin yaşandığını kaydeden Konak Belediye Nilüfer Çınarlı Mutlu, burada yaptığı konuşmada “Biz artık sokaktayız. Özellikle kadın belediye başkanları olarak, kadın cinayetlerine, erkek şiddetine ‘hayır’ demek için ‘dur’ demek için sokağa çıktık. Kadınların eşit, özgür, erkeklerle yan yana eşit birey olarak yaşadığı bir İzmir, bir Türkiye hayaliyle çıktığımız yolda sadece son bir haftada Konak’ta üç kadın cinayeti yaşandı. Üç erkek şiddeti yaşandı. Bu kabul edilemez. ‘İstanbul Sözleşmesi yaşatır’ dediğimizde bir gece de İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçtiklerinde ‘Bunu yapmayın. Bu kadınları öldürebilirsiniz’. Ne kadar haklı olduğunuzu maalesef bir kere daha üç canımızı kaybederek gördük. Hace Çağla 15 yaşındaydı ama onu öldüren de 15 yaşındaydı. ‘Bir çocuktan katil yaratan karanlık’ demiştik buna. Erkeklerden katil yaratan karanlık bütün ülkeyi sardı. İzmir’i, Konak’ı sardı. Biz buna bugün burada susmuyoruz, itaat etmiyoruz. Hep birlikte bugünden itibaren sokaklardayız, alanlardayız. Erkek şiddetine hayır, kadın cinayetlerine hayır” ifadelerini kullandı.
“Bu ses tüm Türkiye’ye yayılmak zorunda”
Karabağlar Belediye Başkanı Helil Kınay ise “Yıllardır bu acılar, bu acıları yaşayanların mücadelesi devam ederken biz bundan sonra sadece konuşmayacağız. Şimdi ayağa kalkmak, mücadele etmek ve bu karanlık, yobaz zihniyete karşı sesimizi duyurmak zorundayız. Kadın cinayetleri politiktir. Kadın mücadelesi sadece kadınların mücadelesi değildir. Eşitlik, hak, emek, özgürlük mücadelesidir. Çağla 15 yaşında çocuktu. Onu öldüren 15 yaşında bir çocuk. Vazgeçmeyeceğiz. Herkesin ayağa kalkıp hayatımıza, geleceğimize, özgürlüğümüze başka canlar yanmasın, kimse eksilmesin diye kadınıyla erkeğiyle yaşama ve adalete sahip çıkması gerekiyor. Hepimiz buradayız. Susmayacağız, vazgeçmeyeceğiz, korkmayacağız. Hiç kimse yalnız değil. Bu ses dalga dalga büyüyerek tüm Türkiye’ye yayılmak zorunda” diye konuştu.
“Benim kızım yaşamayı seviyordu”
Eski sevgilisi tarafından öldürülen 15 yaşındaki Hacer Çağla Çetinalp’in annesi Kadriye Kaya da basın açıklamasına katılarak “Benim kızım yaşamayı seviyordu. Benim kızım daha çocuktu. Yapan da çocuk. Lütfen erkek çocuklarımızı kadınların üzerinde bir hak sahibi gibi büyütmeyelim” dedi.
]]>
Parti yapıyor, eğleniyor ve kendi deyimiyle, “çılgın bir hayat” yaşıyordu.
Ta ki bir gün bayılıp hastaneye kaldırılana kadar.
Başına ne geldiği hakkında hiçbir fikri yoktu.
Yapılan tetkikler dört hafta içinde bebek sahibi olacağını gösterdi.
BBC’nin Reliable Sauce isimli podcastına konuşan Tawana, haberi duyduğunda “panik atak” yaşadığını söylüyor.
Haber aklını başından almıştı:
“Birisinin, ‘evet, hayatını toparlamak için dört haftan var’ dediğini düşünün” diyerek hissettiği endişeyi açıklıyor.
Hastaneye kaldırıldıktan sonra doktorlar Tawana’ya, MR’dan önce hamilelik testi yapmasını tavsiye etti.
Ancak genç kadın bu tavsiyeyi gülünç bularak görmezden geldi.
Deri altına yerleştirilmiş bir doğum kontrol implantı vardı ve hamile olduğuna dair de hiçbir belirti göstermemişti.
Test negatif çıktığında Tawana haklılığına daha da ikna oldu.
Ancak hamilelik ihtimalinin güçlü olduğunu düşünen bir hemşire, onu ultrasona ikna etmesi için doktoruyla konuştu.
Doğan çocuğunun babası Emmanuel, hamilelik haberini aldığında inanamadığını anlatıyor.
“Hiç mantıklı değildi. Doğaüstü bir durum gibiydi” diyor.
Kusma ve karın şişliği gibi belirgin hamilelik işaretlerinin herhangi biri olmadan bir bebeğe sahip olmak, gizli hamilelik olarak adlandırılıyor.
Bu nadir bir durum ancak doktorları Tawana’ya, siyahlar arasında gizli hamileliğin daha yaygın olduğunu anlattı:
“Bana, bunun kalça ve kemik yapımız yüzünden olabildiği söylendi. Bebek dışa doğru büyümüyor, içe doğru büyüyor. Ters doğuma da bizde daha sık rastlanıyor.
“Dolayısıyla doğum zamanım geldiğinde en büyük endişem onun ters olup olmayacağıydı.”
Gizli hamilelik vakalarına ilişkin veriler henüz mevcut olmasa da, Londra’daki South Bank Üniversitesi’nden Alison Leary, etnik azınlıkların hamileliklerinde farklılıklar görülme ihtimalinin daha fazla olduğuna işaret ediyor.
BBC Newsbeat’e konuşan Leary, özellikle siyah kadınların, hamilelikte ve doğumda daha fazla sorun yaşayabildiğini gösteren çalışmalar olduğunu söylüyor.
Alison Leary, yalnızca gizli hamilelik vakalarına eğilen daha fazla araştırma yapılması gerektiğini de aktarıyor:
“Az sayıda insanı etkileyen bir durum olsa da çok önemli bir konu çünkü hamilelikte ve doğuma yakın iyi bakıma erişiminiz olmazsa, doğumda kötü sonuçlarla karşılaşma olasılığınız daha yüksek.”
Hamileliğinin ona söylenmesinden tam dört hafta dört gün sonra Tawana, River’ı kucağına aldı.
Genç anne, doğum sonrası depresyonuyla mücadele ettiğini ve bu kadar kısa sürede anne olma konusunda tavsiye bulmak için TikTok’a yöneldiğini söylüyor.
Ancak önce ABD’de benzer bir durum yaşamış bir kadın dışında kimseyi bulamadığını belirtiyor.
“Gerçekten derin bir depresyona girdim çünkü sanki kimsenin bana verecek tavsiyesi yoktu.
“Kimse bunun hakkında konuşmuyordu. Sonra sanırım 100 kadar izlenen bir videoda bu konuda konuşan bir kadın gördüm. Kelimenin tam anlamıyla bana akıl veren tek kişi oydu.
Tawana daha sonra bu benzersiz deneyimi sosyal medyada bir videoyla paylaşmaya karar verdi.
Bu paylaşım o zamandan beri neredeyse 400 bin kez beğenildi.
Ayrıca diğer annelerle konuştuğu bir podcast da başlattı.
Hikayesini paylaştığını söyleyen Tawana, bunun hamile olduklarını son dakikada öğrenen genç annelere destek olmasını umduğunu söylüyor.
Kendi durumunda o annesinden maddi yardım alabildi ancak başkalarının o kadar şanslı olmayabileceğini de biliyor.
İsteği bu durumdaki kadınlara yardımcı olacak bir hayır kurumu kurulması.
Gizli hamilelik nedir?
Kaynak: Helen Cheyne, Stirling Üniversitesi’nde ebelik profesörü
]]>AİLE ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, “Kadının; yaşama, sağlık, güvenlik ve özgürlük gibi temel haklarını ihlal eden, aile ve toplum huzurunu tehdit eden şiddet karşısında duruşumuzdan asla taviz vermedik. Fiziksel, psikolojik ve ekonomik boyutları olan bu sorunla mücadelemizi, ‘sıfır tolerans’ ilkesi doğrultusunda büyük bir kararlılıkla sürdürüyoruz ve sürdürmeye devam edeceğiz” dedi.
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, TBMM’de, AK Parti Sakarya Milletvekili Çiğdem Erdoğan başkanlığında toplanan ‘Kadın-Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu’na sunum yaptı. Göktaş, Türkiye’de kadın hakları ve refahı konusunda büyük bir devrimin gerçekleştiğini belirterek, “Kadın erkek eşitliğini, 2004 ve 2010 yıllarında Anayasanın 10’uncu maddesinde yapılan değişikliklerle güçlendirdik. Kadınların siyasi ve sosyal alanlarda güçlenmelerinin önünü açan çalışmalara imza attık. Bu çalışmalarla bugün millet iradesinin tecelli ettiği bu çatı altında bulunan kadın milletvekili oranı yüzde 20’lere ulaşmış durumdadır. Biz bu sayıyı elbette yeterli görmüyoruz. Bunun yanı sıra 2023 yılında kadın öğretim görevlisi oranı yüzde 51,6’ya yükseldi. Kamuda çalışan kadın oranı yüzde 42,66’ya ulaştı. Kadın istihdam oranı yüzde 32,5’e, kadınların iş gücüne katılım oranı yüzde 36,6’ya yükseldi. Diğer yandan Türkiye, 2007-2023 döneminde, kadının iş gücüne katılma oranını 14,6 puan, kadın istihdam oranını 12 puan artırarak, bu oranı OECD ülkeleri arasında en fazla artıran ülke konumundadır” diye konuştu.
‘GÜÇLÜ KADIN, GÜÇLÜ TÜRKİYE DEMEKTİR’
12’nci Kalkınma Planı doğrultusunda 2028 yılı sonuna kadar kadın istihdam oranını yüzde 36,2’ye çıkartmayı hedeflediklerini söyleyen Göktaş, “Kadınların, hayatın tüm alanlarında hak, fırsat ve imkanlardan eşit şekilde yararlanması, temsil ve katılımlarının artması, her tür şiddet ve ayrımcılıktan uzak yaşaması elzemdir. Şuna yürekten inanıyoruz ki, kadını güçlü kılacak her somut adım, ülkemizin güçlenmesi demektir. Güçlü kadın, güçlü Türkiye demektir. Bu kapsamda kadınları daha da güçlü kılacak çalışmalarımızı artırmak için bu yıl kadının güçlenmesi programına ayırdığımız bütçeyi yüzde 165 oranında artırdık. Sadece Bakanlık çalışanlarımızın değil, Türkiye’nin bütün kadınlarının güçlenmesi, kadın ve erkek fırsat eşitliğini sağlamaya yönelik faaliyetlerimizi bizzat Kadının Statüsü Genel Müdürlüğümüz kanalıyla yürütüyoruz. 2024 Performans Programı’nda, Bakanlık hizmet performans göstergelerini kadın ve erkek olmak üzere ayrıştırdık” dedi.
‘TOPLUMSAL FARKINDALIĞI ARTIRAN TEDBİRLER ALIYORUZ’
Kadına yönelik şiddete değinen Bakan Göktaş, bunun tüm dünyanın ortak sorunu olduğunu vurgulayarak, “Biz Bakanlık olarak, kadının yaşama, sağlık, güvenlik ve özgürlük gibi temel haklarını ihlal eden, aile ve toplum huzurunu tehdit eden şiddet karşısında duruşumuzdan asla taviz vermedik. Fiziksel, psikolojik ve ekonomik boyutları olan bu sorunla mücadelemizi, ‘sıfır tolerans’ ilkesi doğrultusunda büyük bir kararlılıkla sürdürüyoruz ve sürdürmeye devam edeceğiz. 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Kanunu ile bu konuda dünyada eşi benzeri az bulunan hukuki bir düzenlemeye sahibiz. 2012 yılında yürürlüğe giren bu kanun kapsamında Bakanlık olarak, şiddetle mücadelede kurumlar arası koordinasyonu ve iş birliğini sağlıyoruz. Bunun yanı sıra şiddeti önlemek için toplumsal farkındalığı artıran tedbirler alıyoruz. Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Koordinasyon Kurulunu yeniden yapılandırdık. Oluşturduğumuz bu mekanizmayla şiddetle mücadelede farkındalık oluşturma, kurumsal kapasiteyi artırma ve mevzuata ilişkin çalışmalar yürütüyoruz” ifadelerini kullandı.
‘ŞÖNİM, 1 MİLYON 772 BİN KİŞİYE HİZMET VERDİ’
Erken yaşta ve zorla yapılan evlilikleri tamamen ortadan kaldırmayı hedeflediklerini belirten Göktaş, “ALO 183 Şiddetle Mücadele Hattı ile şiddete uğrayan ya da uğrama riski taşıyan, destek ve yardıma ihtiyacı olan kadın ve çocuklara 7 gün 24 saat hizmet veriyoruz. 11 dil desteği bulunan KADES uygulaması ile şiddet ihbarında bulunanlara hızlı bir şekilde ulaşıyoruz. Elektronik kelepçe uygulamasıyla yüksek riskli vakaları yakından takip ediyoruz. Şiddetle topyekun mücadelede tüm bakanlıklarımızın farklı sorumlulukları bulunuyor. Sağlık, Adalet ve İçişleri bakanlıklarımızla veri entegrasyonunu sağlayarak mağdura daha hızlı ulaşıyor, takip ve izleme süreçlerini etkin bir şekilde sürdürüyoruz. Ayrıca, 81 ilimizde bulunan 82 Şiddet Önleme ve İzleme Merkezi (ŞÖNİM) ile kadına yönelik şiddetle mücadelede bilgilendirici faaliyetler ve danışmanlık hizmetleri vermeye devam ediyoruz. Bu kapsamda ŞÖNİM’lerle 2012’den bugüne kadar toplam 1 milyon 772 bin kişiye hizmet verdik. Bu başvuruların büyük bölümü rehberlik ve psikososyal desteklerden oluşuyor. Ayrıca 7 ilimizde daha yeni ŞÖNİM’leri faaliyete geçirmek için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bunun yanı sıra 414 Şiddetle Mücadele İrtibat Noktamız ile önleyici hizmetler sunuyoruz” diye konuştu.
‘ÜLKEMİZDE HER 10 KİŞİDEN 1’İ YAŞLI’
Bakan Göktaş, dünya nüfusunun hızla yaşlandığını söyleyerek, “Her ne kadar diğer ülkelere kıyasla ülkemiz genç nüfus bakımından zengin bir ülke olsa da Türkiye’nin nüfusu da yaşlanıyor. TÜİK verilerine göre, 65 yaş ve üzeri nüfus son 5 yılda yüzde 21 artarak 9 milyona yaklaştı. Yani bu, ülkemizdeki her 10 kişiden birinin yaşlı olduğu anlamına geliyor. Yaşlı nüfus oranının 2030 yılında yüzde 13, 2040 yılında yüzde 16’yı aşacağı öngörülüyor. Uzak bir tarih gibi gelebilir ama 2080’de ülkemizde her dört kişiden birinin yaşlı olması bekleniyor. Bu gerçeklikten hareketle, sağlıklı ve aktif yaşlanmayı önemsiyoruz. Bakanlığımıza bağlı 168 huzurevinde 14 bin 654 yaşlıya bakım hizmeti sağlıyoruz” dedi.
Komisyon toplantısı Bakan Göktaş’ın sunumunun ardından milletvekillerinin görüş ve sorularıyla devam ediyor.
]]>Türkiye’deki Kadın Kooperatiflerinin Ağ Oluşturma Kapasitelerinin Güçlendirilmesi Projesi kapanış toplantısında konuşan Göktaş, program sayesinde kadın kooperatifçiliğinde önemli bir yol katedileceğine yürekten inandığını söyledi.
Bakan Göktaş, çalışmaya öncü olan Kadın Emeğini Değerlendirme Vakfı ve Simurg Kadın Kooperatifleri Birliği başta olmak üzere emeği geçen herkesi tebrik etti.
Ekonomik ve ticari hayatın en önemli aktörlerinden birinin kooperatifler olduğunu belirten Göktaş, “Kooperatifler geçmişten bugüne her daim toplumsal ve ekonomik ihtiyaçlara çözüm üreten önemli kuruluşlar oldu. Cumhuriyet’in ilk yıllarında kurulan tarım kooperatifleri, şehirlere yoğun göçün yaşandığı zamanlarda kurulan konut kooperatifleri bu ihtiyaçlar doğrultusunda varlık buldu. Kadın kooperatifleri ise 1999 depreminden sonra kadın iş gücünün ekonomiye kazandırılması amacıyla faaliyetlerine başladı.” diye konuştu.
Bu kapsamda kooperatiflerin, dünyada olduğu gibi Türkiye’de de dayanışmanın eşsiz bir örneğini sunduğunu kaydeden Göktaş, sürdürülebilir kalkınma ve istihdamı artırmada önemli bir imkan sağladıklarını vurguladı.
Göktaş, bugün dünyada 145 ülkede 1 milyarın üzerinde ortak ve müşteriye sahip 2,6 milyon kooperatif bulunduğunu aktararak, “Türkiye’de de benzer biçimde yaklaşık 54 bin kooperatif ve 7 milyonu aşkın ortak bulunuyor. Bugün özellikle kadınların kooperatif ile başlayıp istihdam sağlayan başarılı girişimciler olmalarına şahit olmak bizleri son derece mutlu ediyor.” ifadesini kullandı.
“Güçlü bir ülkenin temelinde kadınlarıyla güçlü olan bir toplum vardır”
Her bir kadın kooperatifinin başarı hikayesinin bulunduğuna vurgu yapan Göktaş, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Şunu özellikle vurgulamak isterim ki güçlü bir ülkenin temelinde kadınlarıyla güçlü olan bir toplum vardır. Bu anlamda aile ve toplum refahının artmasında büyük etkisi olan kadınlar, iş hayatına bir dinamizm kazandırıyor. Bilimden teknolojiye, sanayiden tarıma kadar pek çok sektörde sayıları gittikçe artan kadın girişimciler, çığır açıcı yeniliklerin kapısını aralıyor. Nitekim kadınlar, kooperatifler aracılığı ile ekonomik güçlerini bir araya getirerek kendi iş fırsatlarını yaratıyor ve yaşam kalitelerini yükseltiyorlar. Bilgi ve becerilerini, tecrübelerini geliştiren, birçok eğitim fırsatına erişebilen kadınlar bu sayede kendilerine daha çok güveniyor.”
Göktaş, kendilerinin de Bakanlık olarak kadın kooperatifleri alanında farkındalık oluşturmak için var güçleriyle çalıştıklarını anlatarak, bu kapsamdaki çalışmalar hakkında bilgi verdi.
Kadın kooperatiflerinin ihtiyaçlarını gidermeye yönelik çözümler ürettiklerini dile getiren Göktaş, “Ürünlerini geliştirmeleri ve pazarlamaları için danışmanlık hizmetleri ve eğitimler sunuyoruz. Ayrıca yine kadın kooperatiflerinin ürünlerinin bu topraklara has olduğunu gösteren ‘coğrafi işaret’ almaları için destek oluyoruz. Kadın kooperatifleri arasındaki işbirliği ve koordinasyonu güçlendirmek amacıyla geçtiğimiz yıl web portalımızı erişime açtık. Bu portal ile kadın kooperatiflerinin iletişim bilgileri, ürün ve hizmet kataloglarını yayımlayarak satışlarını artırmalarına destek oluyoruz.” dedi.
Göktaş, 22 yıldır Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde kadın girişimciliğini destekleyen ve kadın istihdamını artıran pek çok çalışmaya imza attıklarını kaydederek, “Bu alanda yürüttüğümüz çalışmalarla 2002 yılında yüzde 28 olan kadınların iş gücüne katılım oranını 2023 yılında yüzde 36’ya ulaştırdık. 12. Kalkınma Planı’mızda, kadınların geleceğine dair önemli hedefler belirledik. Bu kapsamda 2028 yılı sonuna kadar kadının iş gücüne katılma oranını yüzde 40,1’e, kadın istihdam oranını ise yüzde 36’ya yükseltilmeyi hedefliyoruz. Bu hedeflerimizi gerçekleştirmek için kadın girişimciliğini desteklemek ve iş imkanlarını artırmak adına yeni hizmet modelleri geliştiriyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.
“Tüm bu çalışmalarımızı kadınların sahip olduğu gücü ve potansiyeli ortaya çıkarmak için yürütüyoruz”
Bu kapsamda, 0-3 yaş çocuklara yönelik “Mahalle Odaklı Kreş Modeli”yle bakım ve eğitim hizmeti veren kurumların yaygınlaştırılmasını çok önemsediklerini bildiren Göktaş, “Ülke geneline yaygınlaştırılacak bu model ile kadınların ev ve iş hayatı arasında tercih yapmak zorunda kalmalarının önüne geçmeyi hedefliyoruz. 8 Mart’ta açıkladığımız Kadının Güçlenmesi Strateji Belgesi ve Eylem Planı, bu hedeflerimizi gerçekleştirmemizde bize önemli bir yol haritası sunuyor. Tüm bu çalışmalarımızı kadınların sahip olduğu gücü ve potansiyeli ortaya çıkarmak için yürütüyoruz. Böylece kadınların refahının artmasına destek olarak, Türkiye’nin sosyal ve ekonomik gelişimine katkıda bulunacağımıza inanıyoruz.” diye konuştu.
Bakanlık olarak en büyük önceliklerinin, kadının iş gücüne katılımının, istihdamının artırılması ve kadın girişimciliğinin desteklenmesi olduğuna dikkati çeken Göktaş, şöyle devam etti:
“Bugün sanattan siyasete, sanayiden finansa, eğitimden sağlığa her alanda aktif rol alan kadınlarla birlikte güçlenen bir Türkiye var. 21. yüzyıl, kadınların, ekonominin ve kalkınmanın yön veren aktörleri olmaya başladığı bir dönüşüm sürecine sahne oluyor. Gelin hep birlikte bu dönüşüme ortak olalım. Kadın kooperatifleri gibi bütüncül bakış açısı gerektiren bir konuda işbirliğinin öneminin elbette farkındayız. Bu anlamda kadın kooperatiflerini ve kadınları attıkları her adımda desteklemeye, daha ileri bir noktaya taşımaya gayret ediyoruz. Çünkü biz, hayatın her alanında başarılı ve güçlü kadınların, Türkiye’ye güç verdiğine inanıyoruz.”
Bakan Göktaş, konuşmaların ardından, programa katılan kadın kooperatif temsilcileriyle özçekim gerçekleştirdi.
Programda, KEDV Genel Müdürü Şengül Akçar da selamlama konuşması gerçekleştirdi.
]]>Melikgazi ilçesi Ağırnas Mahallesi’nde Mimar Sinan’ın evinin bulunduğu sokakta oturan Mustafa Halıcıoğlu’nun babası İsmail Halıcıoğlu, geçmiş yıllarda el dokuma halı imalatçılığı yaptı. Babasından sonra işi devralan Mustafa Halıcıoğlu, 1988’e kadar halı imalatçılığını devam ettirdi. Fabrika halılarının çıkması ile Halıcıoğlu ailesi, halı imalatçılığına son verdi. Bu süreçten sonra Mustafa Halıcıoğlu, halı dokumasında kullanılan, dönemin ilkokul öğrencileri ile genç kızları tarafından el işçiliğiyle yapılan yaklaşık 1500 halı motifini muhafaza ederek sahip çıktı.
‘BABAMIN KÖYDE 100’E YAKIN TEZGAHI VARDI’
Yaklaşık 80 yıllık motifleri gün yüzüne çıkarıp, evinin odasında sergileyeceğini belirten Mustafa Halıcıoğlu, “Halıcılığın içine doğduk. Babam halı imalatçısıydı, köydeki en büyük halıcılardan biriydi. Köyde kime sorsanız, ‘Halıcı İsmail Ağa’ diye bilirler. Bu köyde, çok uzun yıllar halıcılık yaptık. Bu köyün bütün geliri eskiden halıcılıkla sağlanıyordu. Kışın kadınlar halı dokuyarak kocalarına yardım ederlerdi. Bundan 25 yıl öncesine kadar köyümüzün bütün geliri halıyla karşılanıyordu. Halıcığı 1988’e kadar devam ettirdik. Fabrika halıları çıkınca, bizim el dokuma halılara rağbet azaldı. O zamanki kadınlarımız halı dokuyarak kocalarına destek oluyorlardı ama yeni gelen nesil bu işe sıcak bakmadı. Halının dibinde oturmadılar. Bu sanat yok olmaya başladı. Babamın köyde 100’e yakın tezgahı vardı. Bu tezgahları topladık” dedi.
‘MOTİFLERİN HEPSİ GÖZ NURU, EL İLE ÇİZİLİRDİ’
Elinde bulunan motiflerin çok eski olduğunu söyleyen Halıcıoğlu, “Yok olmaya yüz tutmuş tarihi gün yüzüne çıkarmak için böyle bir yola girdik. Elimizdeki bu modeller, 70-80 yıllık. Bu motifler çok eski. Bunları bulmak artık çok zor. Motiflerin hepsi göz nuru, el ile çizilirdi. Bu modelleri gençler çizerdi. Bu sayede onlar da para kazanıyordu. İlkokula giden çocuklar, buraya gelip model çizerek, her modele para alırlardı. Bu da yok oldu. Halısı, ipi, halı çözmesi gibi halı dokuyanlardan hariç 5 kişi ayrıca çalışırdı. Büyük halıları 3 veya 4 kadın dokurdu ve 1 ayda bitirirlerdi. Küçük halıları ise bir kadın evinde 15 günde dokur ve bitirirdi. Bunlar unutulmaya yüz tuttu. Gelecek nesillere bunu anlatmak lazım. Bunların unutulmaması için gelecek nesillere bir şeyler bırakacağız” diye konuştu.
‘BU MOTİFLERİN GEÇMİŞİ 80 YILA YAKIN’
Yaklaşık 1500’e yakın motif olduğunu söyleyen Halıcıoğlu, “Bunları takım haline getirirsek, bu 800-900’e düşer. Çünkü her halıya 6-7 motif gidiyor. Bu motiflerin geçmişi 80 yıla yakın. Gözümüz gibi bakmaya çalışıyoruz. Maalesef birçok şey kayboldu. Bunları tamamlamaya çalışıyoruz. Benim ağabeyim çok güzel model çizer. Onunla birlikte bunları yeniden gün yüzüne çıkarmaya çalışıyoruz. İnşallah Mimarsinan’ın doğum yeri Ağırnas kasabası, yine eski imece usulü yapılan işlere yeniden dönecek. Çok güzel şeyler olacağını ümit ediyoruz” dedi.
‘KADIN O ANKİ DUYGULARINI MOTİFLERE YANSITIYOR’
Bazı türkülerin, halı dokuyan kadınlar tarafından ortaya çıkarıldığını aktaran Halıcıoğlu, “Gesi Bağları türküsünün Ağırnas Kasabası’ndan çıktığı söyleniyor. ‘Yarim İstanbul’u mesken mi tuttun?’ türküsü, halı diplerindeki kadınların kocalarına duydukları hasreti dile getirmek için söyledikleri bir türkü. Halı bittikten sonra motifler ile halıların renginde farklılıklar görebilirsiniz. Kadın o anki duygularını motiflere yansıtıyor ve doğaçlama bir halı ortaya çıkıyor. Biz motifi veriyoruz ama halı ortaya çıktıktan sonra bakıyoruz ki renkler değişmiş. Güllerin şekli değişmiş. Bu motiflerdeki desenlerin her birinin ayrı anlamı var. Motiflere, daha çok bu bölgedeki bitkiler ve çiçekler yansıtılmış. Bunları herhangi bir ressam çizmedi. Motiflerin birçoğunda isimlerin yazıldığı desenler var. Halı bittikten sonra, genç kızların kendi isimlerini ve sevgililerinin isimlerini dokuduklarını gördük” diye konuştu.
‘TÜRKİYE’DE MUHTEMELEN BU KADAR ÖRNEĞİ YOK’
Çevre ve Kültür Değerlerini Koruma ve Tanıtma Vakfı’nın (ÇEKÜL) Temsilcisi Prof. Dr. Osman Özsoy ise “Ağırnas’ta önceden beri geçim kaynağı, endüstriyel üretim boyutu olan ve Türklerin Orta Asya’dan bu tarafa taşıdığı, günümüze kadar gelen kilimler ve motifler aslında bir uğraş. Bunları bir medeniyetin birikimi olarak görüyoruz. Ağırnas’taki ilgi çekici halı modelini, birikimini veya bu işin bir koleksiyona dönüşmesini önemsiyoruz. Türkiye’de ve taşrada muhtemelen bu kadar örneği yok. Umarım bu ‘halı modeli evi’ enteresan bir başlık şeklinde gelişerek devam eder. Çünkü bu halı modellerinden zamanında her yerde vardı. Yerine göre sobalarda yakıldı veya çöpe atıldı” dedi.
]]>Her yaştan Mersinli kadının katıldığı seminerde Kurt, ‘zor insanla başa çıkma teknikleri’, ‘karakter analizi’, ‘duygu kontrolü’ ve ‘algı yönetimi’ konu başlıklarına yer verdi. Çocukluklarına kadar giden katılımcılar, duygularını hem ağlayarak hem gülerek hem de dans ederek doyasıya yaşadı.
“Mersinli kadınlar siz kimsenin kimsesi değil, siz kendinizin her şeyisiniz”
Keyifli bir seminer geçirdiklerini söyleyen Eğitim Bilimci ve Davranış Bilimleri Uzmanı Kunter Kurt, Mersinli kadınların çok özel olduğunu vurgulayarak, “Kitleleri etkileyen kişilerle birlikte oldum. Ben de çok şeyler öğreniyorum eğitimlerde. Burada biz sadece bilgilerin tozunu aldık. İnsan başkalarından beklentiyi bıraktığı andan itibaren bilmediklerini kendinden de öğrenebiliyor” sözlerine yer verdi. Atalardan öğrenilen örf ve adetlerin hepsinin psikolojik ve bilimsel karşılığı olduğunu belirten Kurt, “O yüzden harika bir seminerdi, katılımcılara sonsuz teşekkür ediyorum. Çünkü sahnedeki insan seyircilerden o enerjiyi alamadığı takdirde performansı da üretemiyorlar. Muhteşem bir farkındalık geliştirdik ve herkese ayrı ayrı çok teşekkür ediyorum. ve diyorum ki, Mersinli kadınlar siz kimsenin kimsesi değil, siz kendinizin her şeyisiniz” ifadelerini kullandı.
“Çok güzel duygular yaşadık, kendimizi fark ettik”
Seminerin çok keyifli geçtiğini belirten Kadın Şube Müdürü Edibe Sahil, paydaşlarla her hafta bir etkinlik düzenlemeye çalıştıklarını belirterek, “Her hafta bir araya geliyoruz ve neler yapacağımızı planlıyoruz. Kadın atölyelerimizin etkinlikleri, köy şenlikleri, söyleşiler, seminerler gibi etkinlikleri yapmaya beraber karar veriyoruz. Bu etkinliği de yine Türk Kadınlar Birliği ile işbirliğiyle düzenledik” diye konuştu. Kunter Kurt’u ağırladıklarını belirten Sahil, “Çok güzel duygular yaşadık, kendimizi fark ettik, yeri geldi ağladık, yeri geldi güldük. Çok güzel bir duygusal farkındalık oldu. Hepimiz için herkes çok memnun ayrıldı. Biz de bu durumdan ötürü çok mutluyuz” sözlerine yer verdi. Coşkulu bir kalabalık olduğuna da değinen Sahil, “Toplumda sevilen isimleri toplumla buluşturuyoruz. İlgilerden de çok memnunuz, etkinlikten de çok mutluyuz. Bu etkinliklerimiz devam edecek” şeklinde konuştu.
“Çok güzel etkinlikler çıkacak ilerleyen dönemlerde”
Kadın ve Aile Hizmetleri Dairesi Başkanlığına teşekkür ederek sözlerine başlayan Türk Kadınlar Birliği Mersin Şubesi İkinci Başkanı Funda Yıldız, “Güçler birleştiği zaman her şey daha güzel oluyor. Kunter Kunt, bu konuda oldukça başarılı. Ona da çok teşekkür ediyorum” dedi. Büyükşehir ile her hafta toplantı aldıklarını ve etkinliklerin kararlarının bu toplantılarda ortaya çıktığını belirten Yıldız, “Mersin kentimizin kadınlarına kırsalından, kentlisine bu tür imkanları ulaştırmayı her zaman hedefliyoruz. Çok güzel etkinlikler çıkacak ilerleyen dönemlerde, siz de göreceksiniz” ifadelerine yer verdi.
Katılımcılar seminerden çok memnun ayrıldı
Çok faydalı bir seminer olduğunu söyleyen katılımcı Saadet Apaydın, “Faydasına inandığım için geldim. Uzun yıllar personel müdürlüğü yaptım. Tüm camiamıza Kunter Beyi tanıttık ve tüm camiamız Kunter Beyi kazandı. Çok eğitimlerini dinledim ve çok şey öğrenileceğine inanıyorum. O nedenle ben emekli olduktan sonra bu tür eğitimleri duyduğum zaman hemen gitmeye, katılmaya çalışıyorum” diye konuştu. – MERSİN
]]>Kıragası: “Play-off için büyük bir adım daha attık”
ERZİNCAN – 2025 Avrupa Şampiyonası Elemeleri B Ligi 1. Grup 3. maçında Azerbaycan’ı mağlup eden Kadın A Milli Takımında Teknik Direktör Necla Güngör Kıragası, maç sonunda değerlendirmelerde bulundu.
Azerbaycan maçlarının gruptaki yerleri için çok kritik öneme sahip olduğunun altını çizen Kıragası, “İlk hedefimiz evimizdeki maçı kazanmaktı. Çok şükür ki bunu başardık. Şimdi ikinci hedefimiz deplasmandaki Azerbaycan maçını kazanmak. Ana hedefimiz ise Play- off’lara kalmak. Bunu başarmak için var gücümüzle çalışıyoruz ve bugün çok büyük bir adım daha attık.” diye konuştu.
“Son 9 resmi maçta 8. galibiyetimize ulaştık”
Azerbaycan karşısında maçın başından sonuna üstün bir oyun sergilediklerini ifade eden Kıragası, “Rakibimizin oyuna sert bir şekilde başlayacağını ve daha sonra kapanacağını biliyorduk. Bu yüzden acele etmedik. Topa sahip olmak önemliydi. Bunu başardık. Üçüncü bölgede etkili hücumlar gerçekleştirdik. Zaman zaman oyuncularımızın bireysel yetenekleri ön plana çıktı ve göze hoş gelen hareketler de izledik. Maç sonucunda kalitemizi ortaya koyarak sonuca gittik. Macaristan maçından sonra bu maçı da kazanmak bize büyük motivasyon oldu. Son 9 resmi maçımızda 8. galibiyetimize ulaştık ve kalemizde sadece 4 gol gördük. Bu istatistik bile kadın futbolunun muhteşem gelişimini çok güzel özetliyor” dedi.
” Erzincan’a çok teşekkür ediyoruz”
Erzincan’a ayrı bir paragraf açmak istediğini belirten Kadın A Milli Takım Teknik Direktörümüz, “20 Mayıs’tan beri Erzincan’da muhteşem şekilde ağırlandık. Yerel yönetimlere gösterdikleri muhteşem ev sahipliği için çok teşekkür ediyoruz. Erzincan halkına maç boyunca sergiledikleri coşkulu destek için teşekkür ediyoruz. Erzincan tarihinde ilk kez bir milli maç oynandı ve bu da bize nasip oldu. Kazandığımız ve taraftarlarımıza galibiyet hediye ettiğimiz için son derece mutluyuz.” ifadelerini kullandı.
Bir teşekkür de Arzu Karabulut’a
Özel bir insan için ayrıca teşekkür etmek istediğini ifade eden Necla Güngör Kıragası, “Bu güzel gece, bir güzel şey daha yaşandı. Milli oyuncumuz Arzu Karabulut, bugün Kadın A Milli Takım formasını 100. kez terletti. 2005 yılından beridir kendisi milli takımda forma giyiyor. Bu gerçekten çok özel ve güzel bir duygu. Arzu, kadın futbolunun çok uzun bir dönem cefasını çekti. Bugün ise sefasını sürüyor. Kazandığımız bir maça da 100 sayısının denk gelmesi ayrı bir güzellik oldu. Kendisine, ‘Nice 100 maçlara’ diyorum” değerlendirmesini yaptı.
“Arzu Karabulut, Kadın Milli Takım formasını 100. kez giydi”
Kadın A Milli Takımının hücum oyuncularından Arzu Karabulut, Azerbaycan karşısında forma giyerek “Dalya” dedi. Milli oyuncu, Kadın Milli Takımlarda tüm yaş kategorilerinde bugün 100. kez Ay-Yıldızlı formayı terletti.
Çok büyük bir gurur yaşadığını ifade eden Arzu Karabulut, “Erzincan’ı ve bu maçı hiç unutmayacağım. Bugün kendim için ve ailem için gurur duyuyorum. Ailemi gururlandırdığım için çok mutluyum. Allah bugünü görmeyi bana nasip etti. Kadın futbolu muhteşem bir şekilde yükseliyor. Bugün kadın futbolu için çok büyük bir adım daha attık. Avrupa Şampiyonası Finalleri hayalleri kurabiliyoruz. Takım arkadaşlarımla gurur duyuyorum. Çok üstün bir mücadele gösterdiler. Teknik heyetimizle gurur duyuyorum. Bizim önümüze hep gerçekçi hedef koydular ve bu doğrultuda bizi yönlendirdiler. Azerbaycan karşısında çok güzel bir galibiyet aldık. Şimdi Bakü’de aynı başarıyı tekrarlamak istiyoruz. Umuyorum çok çalışan, didinen ve isteyen tüm takım arkadaşlarım benim gibi bugün 100 sayısına ulaşır, hatta bu rakamları kırar geçer” ifadelerini kullandı.
]]>SODEV, TÜSES ve FES ortaklaşa “31 Mart sonrası yerel yönetimler” başlığıyla panel düzenledi. 31 Mart yerel seçimleri sonrasında tehdit ve fırsatların değerlendirildiği panelde Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney, SPD Federal Meclis üyesi Nezahat Baradari ve CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik konuşmacı olarak katılırken, moderatörlüğü Ertan Aksoy yaptı. Açılış konuşmasını SODEV Başkanı Rasim Şişman’ın gerçekleştirdiği panelde CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik 31 Mart seçimlerine ilişkin aday belirleme sürecinden, sandık güvenliğine kadar birçok başlıkta deneyimlerini paylaştı.
“Bu topraklara gerçekten adaleti getirmek, hukuku getirmek gibi çok önemli görev ve sorumluluklarımız var”
Konuşmasına Gezi Parkı eylemlerinin yıldönümüne vurgu yaparak başlayan Çelik, “Gezi’nin 11. yıl dönümü. Gezi’de yitirdiklerimizi anıyorum ve tabii Gezi tutsakları için hep birlikte hem bağımsız bir yargıyı oluşturmak hem de bu topraklara gerçekten adaleti getirmek, hukuku getirmek gibi çok önemli görev ve sorumluluklarımız var. Gezi’de yitirdiklerimizi anarken Gezi tutsaklarının da özgürlüklerine kavuşması için hep birlikte kararlılıkla mücadele edeceğimizin altını çizmek isterim” dedi.
“Gençlerin ve kadınların öncelendiği bir kurultayı gerçekleştirdik”
31 Mart seçimlerinin kazanılması sürecine değinen Çelik, partide yaşanan değişimin elde edilen başarıdaki önemine dikkati çekerek şunları söyledi:
“Bu umudun azaldığı noktada tabii ki dar zamanda önemli işler yaptık. Bu 2023 seçimlerinin üzerinden toplam bugün on 10-12 ay gibi bir zaman geçti. Ancak biz altı ay önce bir biçimiyle sürece başladık. Altı ay önce kongrelerimizi gerçekleştirdik. İstanbul Kongresi, kurultay ve partinin bir değişim süreci, bu başarının önemli adımlarından biri. Seçim sonuçları değerlendirilirken bazen parti içi toplantılarda konjonktürün etkisi ya da ekonomik koşullar denebiliyor. Doğru. Kesinlikle konjonktürün etkisi önemli. İçinde bulunduğumuz ekonomik koşullar 2023’te Türkiye ekonomisi buna benzer bir durumdaydı aslında. Depremdeki duygular daha çok tazeydi, salgındaki duygular tazeliğini koruyordu. Ama 2023 seçimlerinde bir sonucu alamamış olduk. Aslında 2024 seçimlerinde sonuç almanın önemli adımlarından bir tanesi Cumhuriyet Halk Partisi’nin bir değişimi kendi içerisinde demokratik yöntemlerle gerçekleştirebilmesiydi. Bu önemli bir şeydi. Gençlerin ve kadınların öncelendiği bir kurultay gerçekleştirdik. Kurultayımız da Parti Meclisimizin yaş ortalaması 42. İstanbul’dan bizim önerdiğimiz 26 yaşında, 27 yaşında, 30 yaşında genç kadın arkadaşlarımız var. Yani Cumhuriyet Halk Partisi’nin Türkiye’deki politikalarına karar verecek altmış kişilik kurulun yaş ortalaması 42. MYK’mızda önemli sayıda kadın arkadaşımız var.”
Kadın belediye başkanları…
Doğru bir aday belirleme süreci yürüttüklerini ifade eden Çelik, artan kadın belediye başkanlarının altını çizdiği konuşmasına şöyle devam etti:
“İlçelerde masalar kurduk, meclis üyesi adaylarını dinledik. İlde masalar kurduk, meclis üyesi adaylarını dinledik ve buna göre önerilerimizi Ankara’ya gerçekleştirdik ve günün sonunda adaylarla ilgili şunu ifade edebilirim: 2019 ile 2024 arası İstanbul’da hiç kadın belediye başkanı yoktu. Bugün İstanbul’da üç kadın belediye başkanı var. İstanbul’da belediye başkanlarının yaş ortalaması yüksekti. Çok deneyimli belediye başkanlarımız var. Tuzla’da Eren Ali Bingöl 31 yaşında. Avcılar’da Utku Caner Çaykara 32 yaşında. Hakan Bahçetepe 35 yaşında. Kartal’daki arkadaşımız 37 yaşında. Gençlere ve kadınlara fırsat verdiğinizde toplum da size şans verebiliyor.”
“Sandık güvenliğini eksiksiz bir biçimde gerçekleştirdik”
“Kampanya sürecinde ilçe belediye başkan adaylarımızla gerçekten çok etkili kampanyalar yürüttüler. Milletvekillerimiz, parti meclis üyelerimiz, ilçe başkanlarımız ve örgütümüz çok büyük bir mücadele verdi” ifadelerini kullanan Çelik, sandık güvenliği konusunda eksiksiz bir çalışma yaptıklarını belirterek şunları söyledi:
“Sandık güvenliğiyle ilgili ciddi krizlerimiz vardı. İlçe başkanlarımızla, il yöneticilerimizle iğneyle kuyu kazar gibi bu süreci tamamladık. Seçim günü sabah ilk defa genel merkezin bilişim sorumlusunun deyimiyle söylüyorum: İstanbul’un 33.227 sandığında dijital yoklamayı eksiksiz bir biçimde gerçekleştirdik. ve aslında daha açılmaya başlandığında sonucu kendi bilişim sorumlularımızla ve sandık görevlilerimizle biliyorduk”
Yerel seçimlerden sonra başlayan sürecin zorlu bir süreç olacağını dile getiren Çelik, konuşmasına örnek vererek devam etti:
“Bir tanesini örnek vereyim. Eyüpsultan’ın nüfusu 400 bin. Eyüpsultan personel sayısı şu anda üç bin altı yüz kişi. Yani üç bin iki yüz civarında kadrolu personeli var ama yanındaki beş yüz bin nüfuslu Gaziosmanpaşa’nın çalışan sayısı bin altı yüz kişi örneğin. Yani bazı alanları siyaseten gerçekten yönetilemez hale getirmişler. Mesela Eyüpsultan Belediyesi’nin şu anda bugün itibariyle ödenmesi gereken borcu 2.2 milyar. 2024 sonuna kadar ödemesi gereken rakam 1.9 milyar. Yani 2024’te Eyüpsultan Belediyesi’nin dört milyar bir bütçeye ihtiyacı var. Ama İller Bankası’ndan gelen gelir maaşlarının dörtte birini bile ödeyemiyor ne yazık ki.”
Konuşmasında zorluk ve tehditlere de değinen Çelik, “Birtakım engellemelerle de tabii büyükşehir açısından bu dönem bakanlıklar eliyle karşı karşıya geleceğiz. Merkezi yönetimin birtakım uygulamaları bizim için tehdit oluşturabilir. Ama tasarruf tedbirleri meselesi biraz da belediyelerin elini kolunu bağlamak için aslında kendilerinden değil de yerel yönetimlerin etkili hizmet üretmesini engelleyecek bir biçimde karşımıza çıkabilir” ifadelerini kullandı.
“Seçmen bize yerel yönetimleri doğru yönetebilirseniz merkezi iktidarı size vereceğiz dedi”
Çelik konuşmasının fırsatlar bölümündeki kısmında şunları söyledi:
“Fırsatlarımız nelerdir? Büyükşehir Belediyesiyle 26 ilçe belediyesi çok uyumlu ve koordinasyonlu çalışacak. Tabii ki büyükşehir belediye başkanımız geriye kalan 13 ilçeyi ayırmıyor. Onlarla da ortak çalışmalar yürütüyor. Fırsatlarımızdan önemli bir tanesi gençlerin, kadınların belediye başkanı olarak seçilmesi. Kente dair önemli bir vizyon ortaya koyabileceklerine olan inancımız, deneyimli arkadaşlarımız da var. Deneyimlilerin tecrübesiyle gençlerin enerjisini kadınların birikimini harmanlayarak önemli bir süreç yönetebiliriz. Zira yapmak zorundayız.”
Seçmenin 31 Mart seçimlerinde kendilerine bir mesaj verdiğinin altını çizen Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Seçmenin bize mesajı şudur: Seçmen, yerel yönetimi doğru yönetmemiz için bize bir şans verdi. 2019’da bize sınırlı bir yönetme yetkisi verdi yerelde. 2023’te bizi iktidar yapmadı. Ama 2024’te seçmen bize dedi ki biz size merkezi iktidarı vermedik. Ama sizi yerel yönetimde güçlendiriyoruz. Sizi Türkiye’de birinci parti yapıyoruz. Eğer siz yerel yönetimleri doğru yönetebilirseniz size merkezi iktidarı vereceğiz dedi. Dolayısıyla bu mesajı doğru algılayabilecek bir kadroyla sürecimizi şekillendireceğiz”
“800’ü aşkın meclis üyesi sertifika programına katılacak”
Çelik, 800’ü aşkın meclis üyesinin, İstanbul Üniversitesi’yle imzalayacakları protokol kapsamında sürekli eğitim merkezinde bir aylık bir sertifika programına katılacağını belirterek “Yerel yönetimlerdeki temel kurallardan imar kanunlarına, afet ve risk yönetiminden depreme, ekolojiden çevreye, toplumsal cinsiyet eşitliğinden birçok konuya kadar haftanın üç dört günü gideceği eğitimler alacaklar. İstanbul Üniversitesi’ne benzerlerini düşünce kuruluşlarıyla, hem sendikalarla, sivil toplum kuruluşlarıyla, kadın örgütleriyle, sivil toplumla bir takım çalışmalar yürüteceğiz” diye konuştu.
“31 Mart bir son değil başlangıçtır”
Çelik, “Bir süreci organize etmeye gayret edeceğiz ama temel motivasyonumuz şudur. 31 Mart bizim için bir sonuç değildir. 31 Mart bizim için bir başlangıçtır” dedi ve sözlerini şu cümlelerle tamamladı:
“Demokratik Türkiye’nin başlangıcıdır. Buna ihtiyacımız var. Türkiye’nin çok ağır sorunları var. Demokratik Türkiye mücadelesini de hep birlikte güçlü bir biçimde vereceğiz. Aslında 2017’de referandumdan bu yana bir arada durmayı başarabilmiş Gezi’de birlikte mücadele etmeyi başarabilmiş bütün siyasi partilerin, bütün demokratik kitle örgütlerinin, sendikaların, sivil toplum kuruluşlarının birlikte mücadelesiydi. Demokratik bir Türkiye mücadelesini de belki bir erken seçimde, belki 2028’de yine hep birlikte vereceğiz.”
“Beyoğlu’nun 30 yıllık kaybını hep birlikte tersine çevireceğiz”
Panelde konuşan Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney de Beyoğlu’nun ilklerin ilçesi olduğunu belirtti, “Beyoğlu ilk tramvayın olduğu ilçe, ilk belediye binası olan 6. Dairenin olduğu ilçe. İstiklal Caddesi ilk otellerin olduğu, ilk sokak aydınlatmaların olduğu, konsoloslukların olduğu bir cadde. Otuz yıl sonra biz de ilklerin ilçesi olan Beyoğlu’nu sosyal, demokrat ilkelerle yönetme şerefine nail olduk. Beyoğlu’nu sadece para kazanma hırsıyla mekan açılan, bu para kazanma hırsını Beyoğlu’nu Beyoğlu yapan değerlerin üzerinde tutan piyasa anlayışına maalesef terk ettik. Yerel yönetim maalesef burada bir yönlendirme yapmadı, yapamadı. Tabi bu yitip giden Beyoğlu 30 yıllık bir süreç, dünden bugüne olmuş bir şey değil. 30 yıllık bu süreci inşallah hep beraber tersine saracağız” dedi.
]]>ŞOK Marketler 2024 yılının ilk çeyreğinde de büyümesini sürdürdü. 2024 yılının ilk üç ayında ŞOK Marketler’in cirosu 37,2 milyar TL’ye, mağaza sayısı ise 10 bin 789’a ulaştı.
ŞOK Marketler, 2024 yılının ilk çeyreğinde yaklaşık 47 bine varan istihdamı ve yatırımlarıyla ekonomiye katkı sağlamaya devam ederken cirosu 37,2 milyar TL oldu. Yılın ilk üç ayında yeni açılışlarla mağaza sayısını 10 bin 789’a ulaştıran ŞOK Marketler, “ara sıra değil hep ucuz” ilkesiyle temel ihtiyaç ürünlerini Türkiye’nin tamamında uygun fiyatlarla müşterilerine sunmaya devam ediyor.
TEKNOLOJİK YATIRIMLAR ÖNE ÇIKTI
Yılın ilk çeyreğinde ŞOK Marketler’de teknolojik altyapı alanında önemli bir yatırım gerçekleşti. Şirketin e-ticaret uygulaması “Cepte ŞOK”ta yeni arayüz güncellemesi yapıldı. Müşteri geribildirimleri sonucunda yapılan güncellemeyle birlikte uygulama üzerinden 60 dakika içerisinde teslimat seçeneği sunularak kullanıcı deneyimi iyileştirildi. ŞOK Marketler, başarılı mobil uygulamasının yanı sıra sadakat programı olan “Win” ile müşterilerine her hafta farklı ürün gruplarında, seçili ürün ve markalarda kampanyalar düzenliyor. Win’li müşteriler kampanyalı ürünlerden alışveriş yaptıkça Win para kazanıyor; kazanılan Win paralar, Cepte ŞOK’taki Win cüzdanlarına yüklenerek hem ŞOK mağazalarında hem de Cepte ŞOK’taki alışverişlerde kullanılabiliyor.
UĞUR DEMİREL: YATIRIMLARIMIZLA MÜŞTERİ DENEYİMİNİ DAHA DA İYİLEŞTİRMEYE DEVAM EDECEĞİZ
2024 yılı ilk çeyrek finansal sonuçlarını değerlendiren ŞOK Marketler CEO’su Uğur Demirel kaliteli ürünleri uygun fiyattan tüketicilere ulaştırmaya devam ettiklerini aktararak sözlerine şöyle devam etti:
“ŞOK Marketler olarak daima ülkemizin ekonomisine ve müşterilerimizin bütçesine katkı sunmak üzere çalışıyor, ülkemizin 81 ilinde temel ürünlerde sürekli ucuzluk sağlayarak bu ürünleri mümkün olan en uygun fiyatlarla müşterilerimizle buluşturuyoruz. Bu doğrultuda 2024 yılının ilk çeyreğinde de büyümemizi sürdürerek 37,2 milyar TL ciroya ulaştık. Mağaza ve depo yatırımlarımızı hız kesmeden sürdürürken, arayüz güncellemesi yaptığımız mobil uygulamamız Cepte ŞOK ile 60 dakikada teslimat seçeneği sunarak müşteri deneyimini daha da iyileştirmeyi hedefliyoruz. Bunun yanı sıra geçtiğimiz yıl hayata geçirdiğimiz Win programımızla müşterilerimize kaliteli ürünü uygun fiyattan ulaştırırken, kazandıkları Win paraları Win cüzdanları aracılığıyla kullanma imkanı sağlıyoruz. ŞOK Marketler olarak, “ara sıra değil hep ucuz” sloganımızla, önümüzdeki dönemde de yapacağımız yatırımlarla yeni mağazalar açmaya ve istihdamımızı artırmaya devam edeceğiz.”
“ŞOK’TA BEN DE VARIM” PROJESİYLE KADIN EMEĞİ DESTEKLENİYOR
Toplam çalışan sayısı ile Türkiye’de en fazla istihdam sağlayan ve 2023 yılında istihdam oranını en çok artıran şirketlerden olan ŞOK Marketler, yüzde 54 kadın çalışan oranıyla da sektöre öncülük ediyor. Diğer yandan 2019 yılında kadının güçlendirilmesine yönelik hayata geçirdiği “ŞOK’ta Ben de Varım” projesiyle ülkemizdeki kadınların ekonomiye katkı sunmalarını destekliyor. 2024 yılının ilk çeyreğinde proje kapsamında Türkiye’nin deprem bölgesi başta olmak üzere farklı yörelerindeki kadın kooperatiflerinden kadınların ürettiği el emeği ürünler seçili ŞOK mağazalarında satışa sunuldu. Proje ile kooperatiflerdeki kadın istihdamının artmasına ve kadınların ekonomik olarak güçlendirilmesine katkı sağlanıyor.
]]>CHP Bartın Milletvekili Aysu Bankoğlu,yaptığı yazılı açıklamada, iktidarın hazırladığı 9. Yargı Paketi taslağının kadınların kazanılmış haklarını elinden alan düzenlemeler içerdiğine dikkat çekti. Bankoğlu, taslakta yer alan düzenlemelerle kadın cinayetlerinin daha da artacağını ifade etti.
Bankoğlu açıklamasında açıklamasında şunları kaydetti:
“Bir süredir konuşulan 9. Yargı Paketi’nin taslağında tüm toplumu yakından ilgilendiren maddeler yer alıyor. Özellikle toplumsal muhalefet açısında çok tehlikeli maddeler olduğunu görüyoruz. Toplumsal muhalefeti tümüyle susturmak için ‘etki ajanlığı’ maddesi getiriliyor. AKP bu maddeyle her muhalif ve aykırı görüşü ajanlıkla itham edip cezalandırmayı ve herkesin birbiri aleyhinde sürekli şikayette bulunduğu bir muhbirlik borsası yaratmayı öngörüyor. Yargı paketinin kamuoyunda çok fazla tartışılmayan bir yönü de kadınlarının kazanılmış haklarına yönelik maddeleridir. Soyadı düzenlemesi başta olmak üzere tazyik hapsine itiraz yolunun açılması ve genel affa yönelik çalışmaları kadınlar açısından oldukça tehlikeli bir durum yaratıyor.
“Kadın cinayetlerinin, cinsel şiddet ve istismarın bu cezasızlık rejiminden beslendiğini görüyoruz”
AKP hükümeti uzun yıllardır kadınların kazanılmış haklarına yönelik saldırılar yapıyor. AKP’nin evrensel hukuku bir yana bırakıp kadın ve çocuklara karşı mücadeleden vazgeçtiğinin en somut sonucunu 20 Mart 2021’de Cumhurbaşkanı kararıyla İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılmasıyla yaşadık. Kadın erkek eşitliğini ‘fıtrata aykırı bir durum’ olarak değerlendiren zihniyet, kadın cinayetlerine, taciz ve istismarlara karşı cezasızlık rejimi kurmaya başladı. Son yıllarda kadın cinayetlerinin, cinsel şiddet ve istismar vakalarının bu cezasızlık rejiminden beslendiğini görüyoruz. Son yıllarda da aile kurumunun güçlendirilmesi gerekçesiyle yine kadın haklarını tırpanlamaya yönelik kararlar alınıyor. Aynı gerekçeyle bu kez 9. Yargı Paketi’ni getirip anayasaya ve evrensel hukuka açıkça aykırılık teşkil eden kararları yasalaştırmaya çalışıyorlar.
“Düzenleme, her yıl sayısı binleri bulan kadın cinayetlerini daha da artıracak”
Adalet Bakanı Tunç bu paketin ‘cezasızlık algısını ortadan kaldırmaya yönelik’ olduğunu söylüyor; ancak yasa taslağındaki özellikle 6284 sayılı yasadaki değişiklikle bu cezasızlık halinin daha da konsolide edildiğini görüyoruz. 6284 sayılı yasayı halihazırda fiilen uygulanamaz hale getirmeye çalıştılar. Şimdi de tedbir kararlarına uymayanlara verilen zorlama hapsine karşı itiraz yolu açılıyor. 6284’ün neredeyse tek caydırıcı maddesi fiilen kaldırılmak isteniyor. Tazyik hapsi kararına itiraz yolunu açmak demek, yasanın tümüyle içini boşaltmak, işlevsiz hale getirmek demektir. Şikayetçi oldukları halde, ellerinde koruma kararı olmasına rağmen her yıl onlarca kadın cinayeti yaşanıyor. Şimdi tazyik hapislerinin sürecini uzatacaklar. Kadın koruma kararı aldıracak, erkek karara uymayacak, kadına şiddete devam edecek, şikayet edilip tazyik hapsi istenince de itiraz edip süreci uzatacak. Halihazırda koruma kararına rağmen öldürülen kadınların olduğu ülkemizde kadınlar bir de gelmeyen duruşma günlerini ve aylarca yargılamanın sürmesini bekleyecek. Bu her yıl sayısı binleri bulan kadın cinayetlerini daha da artıracak oldukça tehlikeli bir düzenleme. 6284’ün neredeyse tek yaptırım maddesine itiraz yolu açıp kadınları tümüyle saldırıya açık ve hukuki olarak güvencesiz hale getirmeyi planlıyorlar.
“Ataerkil aile modelini güçlendiren bir madde getiriliyor”
Paketin en çok dikkat çeken hususu soyadına yönelik değişiklik içeren maddesi. Ocak ayında Anayasa Mahkemesi’nin evli kadının kocasının soyadını taşıma zorunluluğunu iptal eden kararı yok sayılarak ataerkil aile modelini güçlendiren bir madde getiriliyor. Pakete göre kadınlar evlendikten sonra bekarlık soyadlarını tek başına kullanamayacak. Bu düzenleme alt metinde ailenin yani soyun devamlılığının erkek üzerinden yürümesi gerektiğini içeren bir düzenlemedir. Çocukların geleceği, soy bağının devamlılığı, aile birliğinin sağlanması gibi gerekçeler sunuyorlar. Çocukları bu kadar düşünenler, laik eğitimi yok sayıp çocukları ÇEDES karanlığına terk ediyor. Ne idüğü belirsiz tarikatların yurtlarında istismara maruz bırakıyor. MESEM’lerde çocuk işçiliği ve iş cinayetini meşrulaştırıyor. Bu düzenleme erkeği ‘ailenin reisi’ olarak öngörenin maddeyi akıllara getiriyor. Medeni Hukuk’tan 2002’de kaldırılan bu düzenlemeye karşı AKP bir tür rövanş alma gayesinde.”
]]>
(ANKARA) – CHP Kadın Kolları Genel Başkanı Aylin Nazlıaka, Kadın Kolları Genel Başkanlığı için yeniden aday olduğunu açıkladı. Nazlıaka, “Her gün evde, işte, sokakta, otobüste öldürülen, tacize tecavüze uğrayan kız kardeşlerimizin hakkını savunmak için adayım. Kadınların nasıl giyineceğinden, nasıl konuşacağına; kaç çocuk doğuracağından ne zaman evleneceğine kadar dikte eden, bize ‘itaat et, rahat et’ diyerek pasif rol biçenlere hadlerini bildirmek için adayım” dedi.
CHP Kadın Kolları, 4 Ağustos 2024 tarihinde 15’inci Olağan Kurultayı’nı düzenleyecek. Mevcut Kadın Kolları Genel Başkanı ve Genel Başkan Yardımcısı Aylin Nazlıaka, CHP Genel Merkez binası önünde yaptığı basın açıklamasıyla başkanlık için tekrar aday olduğunu açıkladı. Nazlıaka’ya il kadın kolları başkanları eşlik etti. Nazlıaka, şunları söyledi:
“Siyasete adım attığım o ilk günden beri şuna inandım, şuna inanıyourm: Kurucu Genel Başkanımız, Ebedi Liderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün işaret ettiği gibi, ‘Vatanını en çok seven, görevini en iyi yapandır.’ Yalnız bir tek şeye ihtiyacımız var: Çalışkan olmak, çalışmak. Haklarımız, geleceğimiz, ülkemiz, Cumhuriyet, halk, adalet için çalışmak. Bizim yolumuz yorulana kadar değil, dinlenmek için değil; başarmak, kazanmak için çalışmak. Kazandırdıklarımızı korumak, geliştirkmek, büyütmek için çalışmak. Ben hayatım boyunca hep çalışarak var oldum. Herkes gibi benim de önüme zaman zaman çeşitli engeller çıktı. Bütün kız kardeşlerimin yaşadığı gibi zaman zaman bana da çelmeler takıldı. O engelleir hep çalışarak aştım. Ne zaman düştüysem çalışarak ayağa kalktım. Kendi ayaklarımın üzerinde çalışarak yükseldim. ve hep örgütlü mücadeleye ve dayanışmanın gücüne inandım. Kadınlardan aldığım gücü yine kadınlara vermeye çalıştım. Hep şunu söyledim: Hiçbirimiz, hepimiz kadar güçlü değiliz.
Siyasi hayatıma kadın kollarında başladım. Buradaki kız kardeşlerim gibi ben de mücdele ederek partimizde birçok görevler ve sorumluluklar üstlendim. Şu anda Kadın Kolları Genel Başkanı ve Aile ve Sosyal Hizmetlerden sorumlu Gölge Bakan olarak ülkeme, partime, milletime hizmet etmekten büyük bir onur ve gurur duyuyorum. Meydanlarda hep bir ağızdan söylemiyor muyuz, biz çalışa çalışa kazanacağız. Çünkü biz kendini yenileyen, gücünü tarihinden alan, geleceğe umutla ve cesaretle bakan 100 yıllık bir çınarın mensuplarıyız. Ne mutlu ki CHP’liyiz. Geçmişte kökümüz, gelecekte imzamız var. Geçmişin mirasıyla yeni yüzyılı kuracak yine bizleriz. ‘Değişimin yüzyılı, yüzyılın değişimi’ sloganıyla Genel Başkanımız Özgür Özel’in önderliğinde yürüdüğümüz bu yolda, 1977 yılından beri ilk defa Türkiye’de birinci parti olmanın haklı gururunu ve aynı zamanda da büyük sorumluluğunu yaşıyoruz. Biz CHP’li kadınlar önce yerelde iktidarı kazanan, şimdi de Türkiye’de iktidara yürüyen partinin öz gücü, öncü gücü olmak için çalışmaya devam ediyoruz.
“Dört yıl önce, ‘Kotalar bize dar, rotamız iktidar’ diyerek yürüyüşe başlamıştık”
Dört yıl önce, CHP Kadın Kolları Genel Başkanlığı için yola çıkarken ‘Kotalar bize dar, rotamız iktidar’ diyerek yürüyüşümüzü başlatmıştık. Şimdi yine bir kurultay süreci içerisindeyiz. Bu ay ilçe kongrelerimiz başladı. İl kongrelerimiz ise temmuz ayında sonuçlanacak ve 4 Ağustos’ta da Büyük Kadın Kolları Kurultayımızı gerçekleştireceğiz. Dört yıl önce Kadın Kolları Genel Başkanlı’na adaylığımı açıklarken şunları söylemiştim: ‘Bizler bu partinin emektarıyız. Biz partimizi karşılıksız seviyoruz. Biz ülkemizi, Cumhuriyetimizi karşılıksız seviyoruz. Kadın kadının yurdudur diyoruz ve birbirimizi de karşılıksız seviyoruz çünkü ben değil, biz varız. Ben değil, biz oldukça biz mutlaka başaracağız.’ İşte o günlerde başardığımız bu ‘biz olma, hep birlikte olabilme hali’ bugün Türkiye’de yaşadığımız baharın müjdecisiydi. Göreve geldikten sonra partimizi Türkiye’de toplumsal muhalefetin öncüsü olan kadın mücadelesinin merkezi haline getirdik. ‘Kadın umuttur, mücadeledir, eşitiktir, gelecektir, azimdir, emektir’ dedik. ‘Yaşam kadındır’ dedik. ‘Kadın dönüştürücü güce sahiptir, değişimin kendisidir’ dedik. Bu anlayışla birçok başarıya imza attık.
“YaşamHak otobüsümüzle 81 ile gittik”
Ortalama her ay 81 ilde ve 973 ilçede eş zamanlı basın açıklamaları yaptık. YaşamHak projemizle kadınlara dokunduk. Ülkemizin en can yakıcı sorunlarından olan kadına yönelik şiddet -fiziksel, cinsel, ekonomik, dijital, psikolojik şiddet diye açmalıyım bunu- türlerine ve kadın cinayetlerine karşı bir mücadele başlattık. İstanbul Sözleşmesi’nin bir maddesini hayata geçirdik. ve partimizde genel merkezimizde kurduğumuz 7/24 faaliyet gösteren Alo Şiddet Hattı ile 444 82 85 numaralı hattımızı arayan tüm şiddet mağduru kadınlara ve istismara uğrayan çocuklara ve yakınlarına destek olduk. Projemizin sloganı ‘Yalnız değilsin, biz varız.’ Mağdur arkadaşlarımıza ücretsiz hukuki ve psikolojik destek verdik, vermeye de devam ediyoruz. Projemizin ülke genelinde bilinirliğini arttırmak ve şiddet mağduru kız kardeşlerimize ulaşmak amacıyla YaşamHak otobüsümüzle 81 ile gittik, dünyanın çevresini dört kez dolaşacak kadar yol katettik. Gittiğimiz her ilde, her ilçede, her beldede, her mahallede, her köyde şiddet mağduru olan kız kardeşlerimizle buluştuk. ve onlara elimizi uzattık. Projemiz kapsamında barolar ve meslek odalarıyla 120 protokol metninin altına imza attık. Böylece şiddet mağduru kadınlara barınma ve istihdam, çocuklarına da burs gibi çeşitli imkanlar sağlayabildik.
“Depremden etkilenen 11 ilde, YaşamHak konteynerleri kurduk“
Afet bölgelerinde hızla ihtiyaçları tespit ettik ve örgütlü gücümüzle çözüm ürettik. Doğa katliamlarında halkımızla nöbet tuttuk, hukuk mücadelelerine omuz verdik. Toplumsal mücadeleyi büyütmek adına nerede bir hak gaspı varsa orada hak arayanlar bizler olduk. Ülke tarihimizin en büyük felaketlerinden olan Kahramanmaraş merkezli, 11 ili etkileyen depremde bölge halkının yanından hiç ayrılmadık. Bizzat 41 gün deprem bölgesinde kaldım. Enkaz altında yakınlarını arayanlarla nöbet tutup, yakınlarını kaybedenlerin acısına ortak oldum. Depremden etkilenen 11 ilde, YaşamHak konteynerleri kurduk ve kadınların, çocukların özel ihtiyaçlarını giderdik.
“9. Yargı Paketi ile göz dikilen haklarımıza ve soyadımızı kullanma hakkımızın gaspına karşı mücadeleyi örgütlüyoruz“
CHP olarak ana hedefimiz toplumsal cinsiyet eşitliği, tam eşitlik. Bu konuda dev bir adım attık ve kadınların siyasette eşit temsilini sağlayabilmek amacıyla Siyasi Partiler Yasası’nda değişiklik öngören kanun teklifimizi Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sunduk. Listelerin bir kadın, bir erkek şeklinde ‘fermuar yöntemi’ ile yapılmasını şart koştuk. Teklifimiz, AKP ve MHP oyları ile reddedildi ancak bu konudaki haklı ve kararlı mücadelemiz sürüyor. Bugün Genel Başkanımızın atadığı Merkez Yönetim Kurulu’muzun da yarısı kadınlardan oluşuyor. Genel ve yerel seçimlere stratejik programlarımızla ve planlamalarımızla hazırlandık. Ülke tarihimizde hiç kadın milletvekili seçilmemiş 20 ilden 2’sinde kadın milletvekili çıkardıysak, CHP’li kadın belediye başkanı sayısını ve kadın belediye meclis üyesi sayısını 4’e katladıysak, Türkiye’yi kırmızıya boyadıysak, partimizin bu başarısında Kadın Kolları olarak kararlı, örgütlü ve eşgüdümlü olarak yürüttüğümüz çalışmaların payı büyük. Bu dönemde CHP Kadın Kolları’ndan belediye başkanları, milletvekilleri, il, ilçe başkanları çıkardık. Yeter mi? Yetmez. Hedefimiz net: Tam eşitlik. Dünyadaki ve Türkiye’deki kadın hareketiyle sımsıkı kenetlendik. İstanbul Sözleşmesi’ne nasıl sahip çıktıysak, budanmaya çalışılan 6284 Sayılı Kanun’a da, sil baştan yazılmak istenen Medeni Kanun’a da aynı karalılıkla sahip çıktık, çıkıyoruz. Şimdi de 9. Yargı Paketi ile göz dikilen haklarımıza ve soyadımızı kullanma hakkımızın gaspına karşı mücadeleyi örgütlüyoruz. Bu haklarımızın elimizden alınmasına asla ve asla izin vermeyeceğiz.
“Kadın voleybol takımımızı,tarifeli uçaklarla seyahat etmek zorunda bırakanları kınıyorum“
Başarılarıyla göğsümüzü kabartan, bu ülkenin kadınlarının her şeyi başarabileceklerini tüm dünyaya kanıtlayan sporcularımız… A Milli Kadın Voleybol Takımımız, elde ettiği zaferlerle bayrağımızı en yukarıya taşıdı. Milli oyuncumuz İlkin Aydın ne güzel söylemişti: ‘Filenin Sultanları diyoruz ama nam-ı diğer Atatürk’ün Kızları demek benim daha çok hoşuma gidiyor.’ Gururumuz olan bu kadın sporcularımız, birilerinin her türlü karartma, ötekileştirme, yok sayma çabalarına rağmen hiç yılmadan, yorulmadan, vazgeçmeden mücadele etmeye devam ediyor. Yalnızca kazandıkları maçlar, kaldırdıkları kupalar için değil çocuklarımızın hayallerine ışık oldukları için de her birine ayrı ayrı bir kez daha canı gönülden teşekkür ediyorum. Dünyanın en iyisi olmayı başarmış kadın voleybol takımımızı, ülkemizi temsil etmek için katılacağı turnuvaya tarifeli uçaklarla seyahat etmek zorunda bırakanları da bir kez daha kınıyorum. Bu ayrımcılığı, bu ötekileştirmeyi asla unutmayacağız ve günü geldiğinde hesabını mutlaka soracağız.
“Kadın cinayetlerine sadece ‘sayı’ olarak bakılmasına karşı kadın cinayetlerini durdurmak için mücadeleye devam etmek var“
4 yıllık görev sürecinde yaptıklarımızı kısaca özetlemeye çalıştım. Görevde olduğumuz her günün, her dakikanın hakkını vermeye çalıştık. Bundan sonra da, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün gösterdiği hedefe doğru; laik, demokratik ve çağdaş bir Türkiye inşası için en iyi bildiğimizi yapmaya; yani çalışmaya devam edeceğiz. Şimdi sırada ne mi var? Kadın Sivil Toplum Kuruluşları’nın da katkısıyla hazırladığımız ‘Eşit temsil ve fermuar sistemini’ partimize getirmek var. Kadın kollarımızı daha da güçlendirmek var. Kadın üye sayımızı 1 milyona çıkarmak var. Her il ve ilçede ‘Ev Kadınları Komiteleri’ kurup; her iki ev kadınından birinin partimize oy vermesini sağlamak var. Partimizin ve belediyelerimizin eşitlikçi politikalarını tüm Türkiye’ye yaymak var. Toplumsal, kültürel, ekonomik ve siyasal yaşamda kadınların ve erkeklerin eşit haklara sahip olması adına Medeni Kanun’a sahip çıkmak var. ‘Medeni Kanun’u sil baştan yazacağız’ diyenleri siyaset sahnesinden silmek var. 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’unu değiştirmeye çalışanlara karşı kadın mücadelesini büyütmek var. Şiddet uygulayanı durdurmaya yönelik verilen zorlama hapsine itiraz yolunu açmak isteyenlere ‘Haddinizi Bilin’ demek var. 9. Yargı Paketi’nde yer alan ve haklarımızı gasp eden düzenlemelere karşı, ülke genelinde kadın örgütleriyle mücadeleyi büyütmek var. Kadınlar çantalarında koruma kararları varken öldürülürken, 6284’ün işlevsizleştirilmesine izin vermemek var. Kadının soyadını kullanma hakkına sahip çıkmak var. ‘Etki ajanlığı’ adı altında demokrasinin askıya alınmasına karşı demokrasiden yana saf tutmak var. Mahkemede sırf kravat taktı, efendi durdu diye verilen ceza indirimlerini ifşa etmeye ve yargı kararlarını üst mahkemeye taşımaya devam etmek var. ‘Şüpheli ölüm’ adı altında kadın cinayetlerinin gizlenmeye çalışılmasına, kadın cinayetlerine sadece ‘sayı’ olarak bakılmasına karşı kadın cinayetlerini durdurmak için mücadeleye devam etmek var.
“Yoksulluğu yönetmek değil, bitirmek var”
Kadınları şiddet sarmalına mahküm eden zihniyetle mücadele etmek, YaşamHak projemizle daha fazla mağdura destek olmak var. Kadınların meslek sahibi olmasını ve istihdama katılmasını teşvik etmek yerine, anneliği en büyük kariyer olarak sunan zihniyetin karşısında dimdik durup, kadın istihdamını artırmak var. ‘Evdeki işler yetmiyor mu?’ diyenlere, meslekleri kadın-erkek mesleği diye ayıranlara karşı, cinsiyet kodlarını kırmak var, kadın otobüs şoförleri, kadın itfaiyeciler, kadın vatmanlarla çalışan belediyelerimiz kanalıyla kadın istihdamını her alanda teşvik etmek var. AKP iktidarının hayata geçirdiği ‘evlenen, nişanlanan öğrencilerin örgün eğitimle ilişiği kesilir, açık öğretime yönlendirilir’ uygulamasıyla çocukların okuldan uzaklaştırılmasına son vermek var. Erken yaşta ve zorla evliliklere hukuki kılıf hazırlayanların karşısında dimdik durmaya devam etmek var. 4+4+4 ucube sistemi ile uygulamaya giren ‘ilkokuldan sonra hafızlık eğitimi için okula ara verilebilir’ maddesi ile zorunlu eğitimin fiilen düşürülüp çocukları tarikatlara teslim eden anlayışı yerle bir etmek var. Çocuk istismarı davalarında utanmaksızın ‘çocuğun rızasından’ bahsedenlerin iktidarına son vermek var. 2018 yılında Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliği ile uygulamaya geçen; Çok Programlı Anadolu Liseleri üzerinden yaptıkları değişiklikle liselerde karma eğitim yapılmamasına imkan tanıyan yönetmeliği kaldırmak var. Laik, eşit, adil, özgür, demokratik ve herkesin tok olduğu bir Türkiye tesis etmek var. Yoksulluğu yönetmek değil, bitirmek var. Şimdi sırada CHP’yi iktidara taşımak var.
“Çalıştığı şirketlerde mobbinge uğrayan, cam tavana takılan, eşit işe eşit ücret almayan kadınlar için adayım”
İktidara geldiğimizde ilk iş olarak İstanbul Sözleşmesi’ni yeniden uygulamaya koymak var. Eşitlik, demokrasi, laiklik için, kadının insan hakları mücadelesini büyütmek için, birlikte, el ele, kol kola, yürek yüreğe mücadeleyi ileriye taşımak için, ebedi liderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu Partimizi iktidar yapmak için yeniden kadın kolları genel başkanlığına adayım. Evine ekmek götürmek, çocuğunun okul masraflarını karşılamak için sigortasız, güvencesiz çalışan, çalıştırılan kız kardeşlerimizin hakkı için; gülmeyi unutan yüzleri için adayım. Ev işçileri için, tekstil işçileri için, tarım işçileri için adayım. Çalıştığı şirketlerde mobbinge uğrayan, cam tavana takılan, eşit işe eşit ücret almayan kadınlar için adayım. Elinde diplomasıyla her gün iş kuyruklarından evine çaresizce yürümek zorunda kalan gençler için adayım. Görünmeyen emeğin iktidarı için adayım. Bu ülkede iki cinsiyetten biri değil de ikinci cinsiyet olarak görülen kadınların kazanılmış haklarını savunmak; gasp edilen haklarımızı söke söke geri almak için adayım. Her gün evde, işte, sokakta, otobüste öldürülen, tacize tecavüze uğrayan kız kardeşlerimizin hakkını savunmak için adayım. Kadınların nasıl giyineceğinden, nasıl konuşacağına; kaç çocuk doğuracağından ne zaman evleneceğine kadar dikte eden, bize ‘itaat et, rahat et’ diyerek pasif rol biçenlere hadlerini bildirmek için adayım.”
]]>Orta Karadeniz Kalkınma Ajansı (OKA) tarafından Girişimcilik Ekosisteminin Desteklenmesi Sonuç Odaklı Programı kapsamında, bölgede kadın istihdamı ve girişimciliğinin desteklenmesi amacıyla çeşitli faaliyetler yürütülüyor. Bu çerçevede başarılı kadın girişimciler ile bölge paydaşlarını bir araya getirmek ve kadınları girişimcilik yolunda teşvik etmek amacıyla Çorum’da, “Dijitalleşen Dünyada Markalaşan Kadınlar Girişimcilik Söyleşisi” düzenlendi.
Söyleşide Öznur Alkan, Nurper Özcan ve Aysel Şairoğlu konuşmacı olarak yer aldı ve katılımcılarla başarılı girişimcilik öykülerini paylaştı. Dijitalleşen Dünyada Markalaşan Kadınlar Girişimcilik Söyleşisi, TOBB Çorum Kadın Girişimciler Kurulu Başkanı Zeynep Yarımca, TOBB Samsun Kadın Girişimciler Kurulu Başkanı ve Batı Karadeniz Bölge Temsilcisi Mihriban Akyüz ve OKA Genel Sekreteri Mehlika Dicle’nin açılış konuşmaları ile başladı.
“Kadın girişimciliğini özendirmeye, kadın istihdamını artırmaya yönelik faaliyetlere ve projelere destek vermeyi hedefliyoruz”
Genel Sekreter Dicle konuşmasında katılımcıları selamlayarak, ajansın bölgedeki rolüne ve çalışmalarına yönelik bilgi verdi. Ajansın kadın girişimcilerin kapasitelerini, iş yapma becerilerini ve kadın istihdamını artırmaya, kadın girişimciliğini özendirmeye yönelik faaliyetlere ve projelere destek vermeyi hedeflediğini vurgulayan OKA Genel Sekreteri Mehlika Dicle, “Orta Karadeniz Kalkınma Ajansı, kamu, özel sektör ve sivil toplum kuruluşları arasında iş birliğini destekleyerek çalışmalarını üretim ve ihracat, turizm ve girişimcilik alanlarında sürdürmektedir. Kadın istihdamı ve kadın girişimciliği, 2024 yılı için Kalkınma Ajanslarının ana çalışma temalarından biri olarak belirlenmiştir. Ajansımız bu doğrultuda önümüzdeki dönemde özellikle kadın girişimcilerin kapasitelerini ve iş yapma becerilerini artırmaya, bölgede kadın girişimcilik kültürünün yaygınlaştırılması için ekosistemi oluşturan aktörler ile işbirliği yapmaya, kadın istihdamını artırmaya ve kadın girişimciliğini özendirmeye yönelik faaliyetlere ve projelere destek vermeyi hedefliyor. Ajansımız, Teknik Destek Programları kapsamında uyguladığı kapasite geliştirme programları ile 1000’lerce kadına erişmiştir. Çorum ilimizde yakın zamanda uyguladığı eğitim programlarıyla imalat sanayiinde kadın kaynakçı ve dış ticaret personeli istihdamına katkı sağlamıştır. Sanayinin yanı sıra tarım, turizm ve teknoloji alanlarında da kadın istihdamı ve kadın girişimciliğini destekleyen yüz akı projelerimiz bulunmaktadır” dedi.
Nurper Özcan, Kadın Emeğini Değerlendirme Vakfı (KEDV) Gıda Mühendisi ve Süt ve Süt Ürünleri Eksperi olarak, gıda sektöründe kadın girişimciliğinin nasıl bir fark oluşturduğunu ve bu alandaki deneyimlerini aktararak TEDx konuşması olan kadim reçetelerden bahsetti. Çalıştığı Anadolu şehirlerinde peynir üretiminde kadının rolüne değinilen örnekler arasında Çorum ilinin coğrafi işaret tescilli Kargı Tulum Peyniri de yer aldı.
Aysel Şairoğlu, 2017 yılından bu yana Anadolu’nun farklı illerindeki kadın kooperatifleri tarafından üretilen gıda ve el işi ürünleri, kurumsal firmalara, alternatif kurumsal hediye seti olarak sunan sosyal girişim İyimser Abla iş modelini anlattı. 150’den fazla kurumsal firma ile 600 kadın üretici ve 30 kadın kooperatifine dokunan İyimser Abla, kadın istihdamına katkıda bulunurken özel sektörde kurumsal sosyal sorumluluk ve sosyal satın alma bilincinin gelişmesine katkıda bulunuyor. Program, Bölgede bulunan kadın kooperatifleri ve girişimcilerin kurumsal firmalar ile iş birliği imkanlarını değerlendirmek açısından da bir fırsat sundu.
Kedi ve köpek tasmaları üreten ve globalde satışını gerçekleştiren Gliparis markası kurucusu Öznur Alkan, dijitalde var olmanın önemi, konumdan bağımsız iş yapmanın mümkün olduğunu kendi girişimcilik yolculuğunu paylaşarak aktardı. Alkan, pazar yeri (marketplace) ve stoksuz satış (dropshipping) kavramlarından bahsederek dijitalin gücünü vurguladı. Motivasyon kaynağını üretim olarak değerlendiren, kendi web sitesini ve sosyal medya hesaplarını yöneten Öznur Alkan, ” Osmancık’tan ben yapabiliyorsam herkes yapabilir” şeklinde değerlendirmelerde bulundu. Söyleşi sonrasında, Çorum’da kadın girişim örnekleri olarak Hitit Rölyef Tabloları Sergisi ziyaret edildi.
Programın ikinci gününde ise Çorum’un turizm değerlerinin tanıtımına yönelik Alacahöyük Müze ve Ören Yeri, Boğazköy Müzesi, Hattuşaş Antik Kenti, Yazılıkaya Açık Hava Tapınağı ziyareti gerçekleştirildi. Ayrıca bölgedeki kadın girişim ürünlerine örnek olarak Hitit Köyü’nde faaliyet gösteren S.S. Puduhepa Kadın Girişimi Üretim ve İşletme Kooperatifi ziyaret edildi. Tüm katılımcılar, ilham verici hikayeler ve değerli bilgilerle dolu bu etkinlikte, girişimcilik yolculuklarına yeni bir bakış açısı kazanma fırsatı buldular.
Çorum Ticaret ve Sanayi Odası (TSO) ve TOBB Kadın Girişimciler Kurulu iş birliği ve ev sahipliğinde gerçekleştirilen söyleşiye ayrıca Çorum Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Üyesi Nilüfer Akın, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Girişimcilik Müdür V. Duygu Kılıç Çanakçımaksutoğlu, Hitit Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dekan V. Sabiha Kılıç, Genç Girişim Yönetişim Derneği Başkanı Özden Özkeser, OKA Girişimcilik Ekosisteminin Desteklenmesi Birim Başkanı Sümer Çakır, OKA Çorum Yatırım Destek Ofisi Koordinatörü Tuğba Purtul Kılıç, Samsun, Tokat, Çorum, Amasya, Düzce, Bartın ve Kastamonu illerinin Kadın Girişimciler icra kurulu başkanları ve üyeleri ile çok sayıda kurum ve işletme temsilcisi, ildeki girişimciler, kooperatifler, Halk Eğitim Merkezi üreticileri, girişimciliğe ilgi duyan gençler katıldı. – ÇORUM
]]>Toplumsal cinsiyet eşitliği hususunda farkındalık oluşturmak ve bilinç düzeyini artırmak amacıyla hibrit olarak düzenlenen kongreye ETÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ceren Sultan Elmalı, Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Uğur Akbulut, Gaziantep Üniversitesi Öğr. Üyesi Doç. Dr. Sibel Bayıl Oğuzkan ile çok sayıda akademisyen ve öğrenci katıldı.
Kongrenin açılışında konuşan Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ceren Sultan Elmalı, Kadın Çalışmaları Merkezi’nin kadın sorunları ve toplumsal cinsiyet eşitliği ile ilgili konularda toplumsal farkındalık oluşturma misyonu ile hareket ettiğini belirterek: “Kadın temalı konu ve problemleri ele almak amacıyla düzenlediğimiz kongremizde verimli bir tartışma ortamı oluşturarak, farklı bakış açılarını değerlendirecek ve problemlerin çözümleri hakkında fikir alışverişinde bulunacağız. Kadının varlığını ortaya koyabilmesi, anlamlı bir varoluş sergileyebilmesi ve kadın sorunlarına yönelik bir farkındalık oluşturup çözüm önerileri üretilebilmesi için bu tarz çalışmaların yapılması ve sürekliliğinin sağlanması gerekmektedir. Bu anlamda EKAUM’un TÜBİTAK desteği alarak büyük bir özveri ile gerçekleştirdiği ve artık gelenekselleşen Kadın Temalı Ulusal Öğrenci Kongresi hem böyle bir misyona hem de sürdürülebilir ve toplumu daha ileri taşıyacak genç nesillerin bilgi, düşünce ve yaklaşımlarını akademik bir ortamda paylaşmasına olanak sağlayacaktır. Böylesine önemli bir kongrenin gerçekleşmesinde desteklerini esirgemeyen başta rektörümüz olmak üzere düzenleme komitesinde emeği geçen tüm hocalarımıza teşekkür ediyorum. Ayrıca davetimizi kırmayarak bugün aramızda bulunan Doç. Dr. Sibel Bayıl Oğuzkan ve online olarak bize destek verecek olan Prof. Dr. Kadriye Bakırcı hocalarıma ayriyeten teşekkür ediyorum. En önemlisi bu güzel organizasyonda bizleri yalnız bırakmayan siz değerli katılımcılara teşekkür ediyor, kongrenin bahsettiğimiz amaçlar doğrultusunda faydalı olmasını diliyorum” şeklinde konuştu.
Rektör Yardımcısı Elmalı’nın ardından konuşan EKAUM Müdürü Doç. Dr. Bahtinur Möngü: “Bu yıl Ulusal Kadın Temalı Öğrenci Kongremizin dördüncüsünü gerçekleştirmenin mutluluğu içindeyiz. Her kongremizde yeni bir şeyler öğreniyor, farklı noktalara temas ediyor, hem kadın hakları ve sorunlarını ele alıp değerlendiriyor hem de genç nesiller için akademik platformlar oluşturarak akademik ve kişisel gelişimlerine katkıda bulunuyoruz. Katılımlarınızdan ötürü hepinize teşekkürlerimi sunuyorum” dedi
Açılış konuşmalarının ardından söz alan Doç Dr. Sibel Bayıl Oğuzkan, “Toplumda Kadın ve Kalkınmada Rölü: Gazantep Örneği” başlıklı konuşması ile dinleyicilere bilgi verdi.
Online olan öğlenden sonraki otumun açılışında ise Prof. Dr. Kadriye Bakırcı, “Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu Kanunu” konuşması ile insan hakları ve kanunlar açısından kadının konumunu hakkında bilgilendirmelerde bulundu.
İlgiyle takip edilen kongrede ayrıca kadın hamamcılardan, anne olmak isteyen ve anne olmak istemeyen kadınlara yönelik kalıp yargılarına, Anadolu’daki kadınların mirastaki konumunun sebeplerinden gebelik yogası ve anne bebek bağlanmasına kadar kadın temalı çeşitli konular konuşuldu. – ERZURUM
]]>Çerkezköy’ün Güveniş Caddesi üzerindeki bir otelde eşi Süleyman A. ile birlikte geçici konaklama statüsünden kalan Suriye uyruklu Rana J. (23) isimli kadın otel çıkışında sancısı tutunca bağırarak kendini yere bıraktı. Kadının çığlıklarına vatandaşlar koşarken, otel çalışanları da 112 sağlık ekiplerine durumu bildirdi. Çerkezköy İlçe Emniyet Müdürlüğü’nde görevli kadın polis memurunun ilk müdahalesinin ardından 112 sağlık ekipleri kısa sürede olay yerine geldi. 112 ekipleri tarafından otelin önünde doğum gerçekleşti. Sağlıklı bir kız çocuğu dünyaya getiren kadın daha sonra ambulansla Çerkezköy Devlet Hastanesine kaldırıldı.
Suriyeli ailenin dünyaya gelen kız çocuğuna ise ismini ailenin de isteğiyle otel çalışanlarından Ömer Faruk Turan verdi. Turan’ın da önerisiyle bebeğe ‘Reyhan’ ismi verildi.
Ziyaret ederek hediye takdiminde bulundu
Otel işletmecisi Furkan Dağlı, sonrasında aileyi Çerkezköy Devlet Hastanesi’nde ziyaret etti. Dağlı, dünyaya gözlerini yeni açan Reyhan’ın babası Süleyman’a altın ve çiçek takdiminde bulundu. Dağlı, ayrıca ailenin 1 hafta boyunca otelde ücretsiz konaklayacağını belirtti. Suriyeli baba Süleyman A., Dağlı’ya teşekkür ederek, “Allah sizden razı olsun. Biz otelden çıktığımızda çok zor bir süreç oldu. Burada bizim kardeşlerimiz var. Sabahtan saat 7’ye kadar odamızdaydık. Eşim hamileydi. Kahvaltımızı ettikten sonra odamıza geçtik. Eşimin doğum sancıları tuttu. Dışarı çıktığımız anda birden yere yığıldı. Otel çalışanları bize çok yardımcı oldu. Battaniye aldılar, eşime yardımcı oldular, ambulansı aradılar. Sağ salim buradaki sağlık çalışanlarımızın yardımıyla çocuğum dünyaya geldi. Çocuğumuza da burada bize çok yardımcı olan personelin isim vermesini istedik. Reyhan ismini önerdi biz de çok sevindik. Benim çocuğumu onlar kurtardı ben de çocuğuma onların isim vermesini istedim” diye konuştu.
Uzun ve sağlıklı ömür diledi
Otel işletmecisi Furkan Dağlı da Reyhan’a uzun ömürler dilemesinin ardından her türlü ihtiyaçlarında da kendisine ulaşabileceklerini kaydetti. Dağlı, “Bu sabah güzel bir haber aldık. Kardeşimizin eşi tam otelden çıkış yaparken dünyalar tatlısı güzel bir bebekleri dünyaya geldi. Arkadaşımız Ömer ve diğer çalışanlarımız yardımcı oldular. Biz de gittik, hediyemizi takdim ettik. Uzun ve sağlıklı bir ömür diledik. Allah gülen yüzünü hiç soldurmasın minik bebeğimizin. Hastanenin önünde bebeğimizin babası Süleyman’ı gördük, hediyemizi mahremiyet açısından babasına takdim ettik” dedi.
Zor ve duygusal bir andı
Otel çalışanı Ömer Faruk Turan ise, “Biz arkadaşlarımızla çalışıyorduk. Müşterilerimiz geldi. Acil bir durum vardı, doğum yapacağını anladık. İlk müdahaleyi yaptık. Ambulansı falan aramıştık zaten ama biz dışarı çıkana kadar daha da fenalaştı. Kadın olduğu için biz uzak kaldık yanından. Battaniyemizi falan verdik eşine. Bizim için zor ve duygusal bir andı. Allah uzun ve sağlıklı bir ömür versin bebeğimize” ifadelerine yer verdi. – TEKİRDAĞ
]]>Türkiye Soroptimist Kulüpleri Federasyonu (TSKF), Kadının Ekonomik Güçlendirilmesi Çalışma Grubu, Kadın Liderlerle Dönüşüm Buluşmalarının ikincisini Denizli’de gerçekleştirdi. Denizli Merkezefendi İlçe Belediye Başkanı Şeniz Doğan ve Bozkurt İlçe Belediye Başkanı Birsen Çelik’in de katıldığı etkinlik, kadınlardan büyük ilgi gördü. Konuşmasında kadının ekonomideki yerinin tartışılamayacağını vurgulayan DTO Başkan Yardımcısı Melek Sözkesen Kartay, ” Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi dünyadaki her şey kadının eseridir! Denizli’de iş hayatında yer alan girişimci kadınlarımızla çalışan kadınlarımızın oranı, Türkiye ortalamasının üzerindedir. Türkiye genelinde yüzde 28 olan kadın istihdam oranı, Denizli’de yüzde 33’ün üzerindedir. Bu sevindirici bir veri fakat yeterli değil. 98 yıllık Denizli Ticaret Odası tarihinin yönetim kurulundaki ikinci kadın üyeyim ve başkan yardımcısıyım. Şu andaki hedefimiz, yönetim kurulumuzun yüzde 50’sini kadınların oluşturduğunu bir gün görebilmektir. Diğer taraftan Denizli Ticaret Odası’nda kayıtlı kadın girişimcimiz 2 bin 800 kişi fakat şirketlerin yönetim kurullarında, komitelerinde ve komisyonlarında kadınların adı yok. Kadın çalışıyor ama esamesi okunmuyor. Çünkü şirketi ya babasının üzerine ya da kocasının üzerine; kadınsa orada maaşlı olarak çalışıyor. Herhangi bir karar mekanizmasında yetkisi bulunmuyor. Artık hepimiz yaptığımız işlerde biraz daha sorumluluk almalıyız, sorumluluk verilmesini beklememeliyiz ve bu şekilde ilerlemeliyiz” dedi.
“Kadın erkek yan yana yürümeliyiz”
Dünyada ve Türkiye’deki toplumsal cinsiyet eşitsizliğine dikkat çeken SKF Başkanı Betül Elmasoğlu, “Dünya Ekonomik Forumu’nun Küresel Toplumsal Cinsiyet Uçurumu Raporu’na göre Türkiye ne yazık ki 146 ülke arasında 129’uncu. Bunun da sebebi kadınların istihdama, siyasete ve karar alma mekanizmalarına katılımlarının düşük kalması. Tüm bu yaşananlarsa maalesef ata erkil düzenin sonuçlarıdır. Bizlerin zihinlerimizi değiştirmeye, dönüştürmeye, kadınların öncelikli ve önde olduğu bir yaşama ihtiyacımız var. Ülkelerin sürdürülebilir kalkınması, kadınların özgürce var olabilmesi ile mümkündür. Bu tablonun bize yakışmadığı çok açıktır; çıkış yolumuzsa toplumsal cinsiyet kalıplarının aşılmasından geçmektedir. Çağdaş, demokratik ve müreffeh bir ülke için kadın erkek yan yana yürümeliyiz, birlikte mücadele etmeliyiz. Türkiye Soroptimist Kulüpleri Federasyonu olarak iş hayatında öncü kadınlarla birlikte olmak, onların başarı hikayelerini dinlemek, kızlarımıza örnek olalım istedik. Bugün de bu kapsamda burada ikinci toplantımızı yapmanın mutluluğu ve gururunu yaşıyoruz. Denizli’de bize bu imkanı sundukları için Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanımız Sayın Uğur Erdoğan başta olmak üzere Başkan Yardımcımız Sayın Melek Sözkesen Kartay ile yönetim kurulu üyelerine çok teşekkür ediyoruz” dedi.
“Kadın mutlu olduğunda, toplum da mutlu olur”
Bozkurt Belediye Başkanı Birsen Çelik ise konuşmasında kadın liderlerin önemine değindi. Çelik, “Bizlerin yani siyasetçilerin tek amacı, toplumu mutlu etmektir. Toplumu mutlu etmenin yolu da kadını mutlu etmekten geçmektedir. Çünkü kadını mutlu ettiğinizde aile de mutlu olur. Aile mutlu olduğunda da toplum mutlu olur. O nedenle Şeniz başkanımla bulunduğumuz bölgelerde pozitif ayrımcılık yapıp hem kadını mutlu etmek hem de toplumu mutlu etmek için çalışıyoruz” diye konuştu.
“Kadının olduğu yerde zarafet ve iletişim olur”
Kadınların yaşadıkları zorlukları belediye başkanı olduktan sonra daha net gördüğünü eden Merkezefendi Belediye Başkanı Şeniz Doğan, “Başkan olduktan sonra, Türkiye’de kadınların ne kadar büyük zorluklar içinde olduğunu daha iyi gördüm. Şuna inanıyorum ki kadının bağımsız olabilmesi için ekonomik özgürlüğünün olması gerekiyor. Bizler, kadın yöneticiler olarak aldığımız eğitimle, yaptığımız işlerle ve doğru belediyecilik yönetimiyle, kadınlarımıza ve kızlarımıza örnek oluyoruz. Kadının olduğu yerde zarafet ve iletişim olur. Bu yüzden siyasi partilerde ve çalışma hayatında daha fazla kadının olması gerekiyor. Farklı bir zamanda biz de sizinle ortak bir proje yapmak isteriz” ifadelerini kullandı.
Açış konuşmalarının ardından Kadın Liderlerle Dönüşüm Oturumuna geçildi. TSKF Kadının Ekonomik Güçlendirilmesi Çalışma Grubu Koordinatörü Dilek Cesur’un moderatörlüğünde ManPowerGroup Türkiye Genel Müdürü Feyza Narlı, katılımcılara iş hayatındaki tecrübelerini aktardı. Narlı, kadının katma değeri yüksek işlerde yer almasının toplumun hızlı gelişmesindeki en önemli etkenlerden biri olduğuna inandığını dile getirdi. Özellikle mesleki beceri gerektiren alanlarda iyi yetişmiş nitelikli kadınların yer almasının buna büyük katkı sağlayacağını kaydetti. Bunun için de sivil toplum kuruluşlarıyla kurum ve kuruluşların iş birliğinin önemli olduğunu vurguladı. Bunları anlatmak için Denizli’de kendilerine sunulan imkandan dolayı DTO’ya teşekkür etti. – DENİZLİ
]]>Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği (ÇYDD), hızla artan kadın cinayetlerine ve kadına yönelik şiddete dikkati çekti. Dernek’ten bugün konuya ilişkin yapılan yazılı açıklama şöyle:
“Kadına yönelik şiddet ve kadın cinayetlerinin artarak devam etmesiyle Türkiye’de kadın olmak ne yazık ki her geçen gün daha da zorlaşıyor. Yasa ve düzenlemelerin kadınları korumakta yetersiz kalması; kadını sindiren, öldüren veya güvenli olduğu gerekçesiyle evlere hapseden zihniyetin artmasına neden oluyor. Kadınların özgür ve güvenli bir şekilde yaşayabildiği, şiddete maruz kalmadığı bir toplum için mücadele ediyoruz ancak bugün, kadınlar hala şiddetle başa çıkmaya çalışırken yalnız bırakılıyor ve yaşam hakları ellerinden alınıyor. Bu duruma artık sabrımız kalmadı.
2024 yılı itibarıyla Türkiye’de en az 166 kadın, erkek şiddeti nedeniyle hayatını kaybetti. Gülay Akça, Hande Ciğeroğlu, Fahriye Kaya ve Besra Kırmızı bu isimlerden sadece bazıları. Son olarak 19 Mayıs’ta dini nikahla birlikte yaşadığı kişi tarafından çocuklarının gözleri önünde üzerine benzin dökülerek yakılan ve hayatını kaybeden Hanife Yılmaz’ın ölümü, bu şiddetin ne denli vahşi ve acımasız bir boyuta ulaştığını bir kez daha gösterdi.
Artık şiddet, taciz ve vahşet içeren haberler görmek istemiyoruz. Şiddet faillerinin haklı çıkarıldığı, mağdurların suçlandığı bir adalet sistemini reddediyoruz. Kadınları karanlığa sürüklemeye çalışanlara rağmen; kadının özgürlük sesini, özgürce duyduğumuz günler talep ediyoruz. Kadınların sindirildiği, susturulduğu ve yaşam haklarının ellerinden alındığı bir toplumu kabul etmiyoruz. Kadın cinayetlerinin sadece bireysel değil, toplumsal ve politik bir sorun olduğunu biliyoruz.
Aynı zamanda bir kadın devrimi olan Cumhuriyet’ten ve kazanımlarından aldığımız güçle, kadına yönelik her türlü şiddete karşı çıkıyor; İstanbul Sözleşmesi’nin yaşatacağını ve kadınların hayatlarını koruma altına alacağını biliyoruz. Bu sözleşmenin yeniden ve etkin bir şekilde uygulanması gerektiğini bir kez daha haykırıyoruz: ‘Kadınların yaşam hakkını savunmak, eşit ve adil bir toplumda yaşamalarını sağlamak için buradayız ve her zaman onların yanında olacağız.’
Laik ve bilimsel eğitimin insan haklarına saygılı, çağdaş bir toplum yaratmadaki gücüne inanarak şubelerimiz, üyelerimiz, öğrencilerimiz, gönüllülerimiz ve destekçilerimizle toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması için yaşadığı yer, mesleği veya kaç yaşında olduğu fark etmeksizin kadınların yanındayız.
ÇYDD olarak kadın cinayetlerinin son bulduğu, kadınların güvenle ve özgürce yaşadığı bir Türkiye için mücadelemize kararlılıkla devam ediyoruz. Kadınların özgürce nefes alabileceği, eşitlik ve adaletin hüküm sürdüğü bir toplum için çalışmaktan asla geri durmayacağız çünkü biliyoruz ki İstanbul Sözleşmesi yaşatır ve yaşamak haktır.”
]]>(ANKARA)- Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu ‘Türkiye’nin demografik dönüşümü’ gündemiyle toplandı. Toplantıda sunum yapan Hacettepe Üniversitesi Nüfus Etüdleri Enstitüsü Müdürü Prof. İsmet Koç, Türkiye nüfusunun artık yaşlı bir nüfus olduğunu ancak bunu değiştirmek için 2040’a kadar bir ‘fırsat penceresi’ bulunduğunu söyledi. Koç, araştırmalara göre doğum oranı düşmesine rağmen Türkiye’deki kadınların çocuk doğurmak istediğini ancak çeşitli engellerden yapmadığını ifade etti.
TBMM Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu’nda (KEFEK) Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu temsilcileri, komisyon üyelerine ‘Türkiye’nin demografik dönüşüm süreci ve nüfus politikaları’ hakkında bilgi verdi.
“Uygulanabilir çözümler geliştirilmeli”
Komisyon Başkanı Çiğdem Erdoğan Atabek şunları söyledi:
“Sosyal ve ekonomik gelişmelerin etkisiyle hem ülkemizde hem de dünyada büyük bir demografik dönüşüm yaşanmaktadır. Bu çerçevede kadın politikalarının şekillenmesinde kadın erkek eşitliğinin uygulanmasında, Türkiye’nin demografik yapısı ve bu alanda yaşanan gelişim ve dönüşümün son derece önemli olduğunu düşünüyoruz. Türkiye genelinde yerelde ve merkezde kadın alanında politika üretirken, plan ve programlar yaparken demografik verilerin gözetilmesinin somut ve uygulanabilir çözümlerin geliştirilmesi adına hayati öneme sahip olduğunun farkındayız. Nitekim son yıllarda Türkiye’de de doğum oranlarında dikkat çekici bir düşüş yaşanıyor. Her alanda olduğu gibi nüfus politikaları alanında da uluslararası çalışmalarla birlikte çalışmayı ve katkılarını almayı önemsiyoruz.”
“Sorun nüfusun yaşlanması değil buna hazır olmak”
UNFPA Program Koordinatörü Aysel Yüksel de şunları söyledi:
” Dünya’da da genel bir trend olarak doğurganlığın düştüğünü, insanların yavaş yavaş yaşlanmaya doğru evrildiğini görebiliyoruz. Ölüm ve doğurganlık bir süre sonra dünya genelinde birbirini yakalamaya başladı. Haliyle ölümlülüğün de azaldığı doğurganlığın da azaldığı bir dönemde artık nüfusun artış hızı azalmaya başladı. Dünyada neredeyse bütün ülkeler bu paterni devam ettiriyor. Farklı zaman aralıklarında olmakla beraber hepimiz önce yükselen bir nüfus, sonra ise azalan bir nüfusa doğru ilerliyoruz. Dünyanın nüfusu şu aşamada 2022 yılında 8 milyar olarak hesaplandı, 2080’e kadar bu oran artmaya devam edecek. 2080 döneminde 10 milyara eriştikten sonra şu anki hesaplamalar üzerinden bu nüfusun bir süre devam etmesi bekleniyor. ‘Doğurganlığımız azalıyor fakat hala büyümeye devam ediyoruz’ diyoruz bunun da sebebi aslında doğurganlığın yüksek olduğu dönemden getirdiğimiz genç nüfusun hala orta yaş grubu olarak sürmesi. Nüfusun azalması için dolayısıyla biraz daha zamana ihtiyacımız var.”
Yüksel, Batı Avrupa ülkelerinde yaşlanma paterninin yaklaşık 200 yıl önce başladığını, dolayısıyla yaşlı bakımına ilişkin sosyal ve ekonomik koşulların oluştuğunu ve bu durumun olumsuz etkilerinden daha az etkilendiklerini anlattı. Türkiye’nin bu düşüşe çok hızlı bir zaman aralığında ulaştığını söyleyen Yüksel, “Sorun yaşlanmakta değil, ülkenin buna hazırlıklı olup olmamasında” dedi. Yüksel, “Kıta Avrupası’nda insanlar belirli bir refah seviyesine ulaştıktan sonra yaşlanmaya başladılar. Haliyle yaşlanmayla ortaya çıkacak olan sorunları absorbe edebilecek kadar zamanları ve varlıkları vardı” ifadelerini kullandı.
“Doğum yaşı 25-29 yaş aralığına kaydı”
Hacettepe Üniversitesi Nüfus Etüdleri Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. İsmet Koç da şunları söyledi:
“Bizi en çok şaşırtan şey nüfus artış hızımızın binde 1,1 olarak açıklanması oldu. Bu gerçekten çok önemli bir düşüş. Nüfusumuz 85,4 milyon civarında. Bugünkü doğurganlık eğilimleri böyle devam ettiği takdirde nüfusumuzun 2040-2050 yıllarında 94 milyona ulaşıp orada kalacağı ve durağan bir yapıya ulaşacağı beklentisi var. Bu noktadan sonra ise nüfusumuz azalmaya başlayacak. Şu an kadın başına Türkiye’de düşen doğum sayısı 1,51 olarak açıklandı. Bu, birçok Avrupa ülkesinden daha düşük bir oran. Batı Avrupa ülkelerinin avantajı zenginleşerek bu dönüşümü tamamlamaları oldu. Türkiye’nin ise en önemli dezavantajı henüz zenginleşmeden bu doğurganlık dönüşümünü tamamlamış olması oldu. Türkiye’de çok uzun yıllar 20- 24 yaş grubundaki kadınlar en yüksek doğurganlığa sahipti. Günümüzde bu 25- 29’a kaydı çünkü doğurganlık artık evlilik içinde erteleniyor. Eskiden doğurganlık evlendikten 18 ay sonra gelirken şimdi 24-36’ya doğru kaymaya başladı. Önemli bir nokta; Türkiye’de ideal çocuk sayısı gerçekleşen çocuk sayısından daha yüksek. Bu aslında şunu gösteriyor, kadınlar aslında doğum yapmak istiyorlar ama doğum yapmalarının önünde bazı engeller var demektir. O engellerin ortadan kalkması durumda kadınlar doğum yapmak isteyecek durumdalar.
“Demografik fırsat penceresi henüz kapanmadı”
Türkiye artık uluslararası sınıflamalarda ‘yaşlı nüfusa sahip ülke’ konumunda. 65 yaş üzeri vatandaşlar nüfusun yüzde 10’unun üzerinde. Türkiye’de eskiden üç çocuklu ailer yaygındı, artık iki çocuklu ya da tek çocuk normunun oturmaya başladığını görüyoruz. Bazı bölgelerimizde çocuksuzluğun bir norm haline dönüşmeye başladığını görüyoruz. Demografik fırsat penceresi yaklaşımına göre ülkelerde yaşlı nüfus henüz yüzde 15’e ulaşmamışken, çalışma çağı nüfusları da artma eğilimine devam ederken ülkelerin bu pencereye girdiği söyleniyor. Türkiye’nin 2005- 2010 döneminde bu fırsat penceresine girdiğini biliyoruz. Türkiye’nin önünde 20 yılı daha var. 2045 döneminde bu pencerenin kapanması bekleniyor. Çalışma çağı nüfusunu verimli alanlarda istihdam edebilirsek Türkiye ekonomisinin sıçrama yapması mümkün.”
“Sağlık harcamalarında dönüşüm yaşanacak”
UNFPA Program Koordinatörü Dr. Gökhan Yıldırımkaya da sağlık harcamalarında yaşanması beklenen yapısal dönüşüme işaret etti. Yaşlı nüfusun artması ile birlikte sağlık çalışanlarının yeni doğan branşlardan yaşlı bakımına kayacağını anlatan Yıldırımkaya, uzaktan yapılacak sağlık hizmetlerinin de artması gerektiğini belirtti. T=
ürkiye’de 65 yaş üstü özellikle kadın nüfusunun okur yazar olmamasının, evde ve dijital sağlık hizmetlerini kullanma konusunda sorun yaratabileceğini belirten Yıldırımkaya, benzer bir dönüşümün eğitim alanında da olabileceğine işaret etti. İlkokul çağında şu an 5 milyonu bulan çocuk sayısının 2050 yılında 3,3 milyona düşeceğini söyleyen Yıldırımkaya, bu okulların da dönüşümü noktasında çalışamalar yapılabileceğini, yaşam boyu öğrenme merkezi gibi projelere yönelim olabileceğini belirtti.
“Türkiye’deki göçmenlerin de doğurganlık oranı azaldı”
Sunumların ardından soru soran milletvekilleri özellikle Türkiye’de resmi rakamlara göre 6 milyonu bulan göçmenler ile Türkiye’nin doğurganlık rakamlarının farklılığına dikkati çekerek, bunun ülke açısından nasıl bir sorun teşkil edebileceği konusuna değindi. Sorulara yanıt veren Dr. Gökhan Yıldırımkaya, şunları söyledi:
“Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu’nun 2010 yılında ilk göç hareketi başladığında yapmış olduğu çalışmaya göre Suriyeli göçmenlerin doğurganlık oranı 5,3’tü. 2024 yılında da bu araştırma yapılırsa bu sorunun yanıtı orada saklı fakat yaptığımız ara ölçümlerde şunu gördük; 5,3, 4,1’e düştü ve arzulanan çocuk sayısı da 3,5’e doğru azalmaya başladı. Türkiye’deki sosyal yapıyla etkileşimle Suriyeli kadınların doğurganlık tercihi azaldı fakat karşılanmamış aile planlaması ihtiyaçları yüzde 21. Yani bizim bu hizmetleri sunmamız gerekiyor, Göç Sağlığı Merkezleri’nde.”
]]>
Koçyiğit, Meclis’te düzenlediği basın toplantısında, dün Resmi Gazete’de yayımlanan Seferberlik ve Savaş Hali Yönetmeliği’ne göre Cumhurbaşkanının kuvvetli eylemli bir kalkışmanın ortaya çıkması durumunda seferberlik ilanına karar verebileceğini söyledi.
Önceki tüzük ile yerine konulan yönetmelik arasında mevzuatın ruhunu temelden değiştirecek bir yaklaşım olduğunu belirten Koçyiğit, “15 Temmuz sonrasında bile iktidar böyle bir değişiklik yapma ihtiyacı duymadı. O zaman soruyoruz; neden şimdi?” diye konuştu.
Yönetmelikte yer alan “ülkenin ve milletin bölünmez bütünlüğünü içten ya da dıştan tehlikeye düşüren davranışların ortaya çıkması durumunda” ifadesine dikkati çeken Koçyiğit, “Seferberlik gibi oldukça önemli bir meseleyi getirip davranış gibi oldukça muğlak, kişiden kişiye değişebilecek, herkesin farklı yorumlayabileceği bir şeye indirgemek tam bir akıl tutulması.” değerlendirmesinde bulundu.
Yönetmelikteki “buhran dönemleri” ifadesini de eleştiren Koçyiğit, “Yönetmeliğin, aslında ülkeyi olası bir tehlikeden korumaya yönelik değil, bizzat Erdoğan’ın kendisinin tehdit olarak gördüğü meseleleri engellemeye dönük olduğunu anlayabiliyoruz. Bu yönetmelikle bir parti genel başkanı seferberlik ilan edebilecek.” sözlerini sarf etti.
Koçyiğit, yönetmeliği, protesto gösterilerini tarihe gömme amaçlı bir adım olarak değerlendirdi.
Yönetmelikle Cumhurbaşkanının yedek er toplama yetkisine de sahip olacağını dile getiren Koçyiğit, “Yedek er kategorisi dediğiniz aslında AKP-MHP ittifakına bağlı bir paramiliter grubun devlet tarafından içerilmesi meselesi midir sorusuna da bir açıklık getirilmesi gerekiyor.” ifadesini kullandı.
9. Yargı Paketi’ni değerlendirdi
DEM Parti Grup Başkanvekili Koçyiğit, hazırlıkları süren 9. Yargı Paketi’ne ilişkin, “İlk etapta yargıda bir iyileşme yaratmayı amaçlıyorlar gibi duruyor. Daha önce gelen 8 paket, hukuk düzenini telafisi olmayacak şekilde tahrip etti. Aslında her gelen paket, hukuk devleti ilkesi, yargı bağımsızlığı ve adaleti paket yapıp götürdü.” yorumunda bulundu.
“Etki ajanlığı” meselesine karşı muhalefetin ses yükseltmesi gerektiğini vurgulayan Koçyiğit, “AKP-MHP ittifakı anayasa tartışmalarının gölgesinde ‘etki ajanlığı’ gibi bir düzenlemeyle demokrasinin, basın özgürlüğü, temel hak ve özgürlüklerin tabutuna son çiviyi çakmak istiyor.” görüşünü paylaştı.
Kadının soyadı düzenlemesine ilişkin, Anayasa Mahkemesi’nin, kadınlar lehine bir karar verdiğini anımsatan Koçyiğit, “Şimdi bu lehimize olan kararı tekrar aleyhimize çevirmeye çalışan bir düzenleme yapılıyor.” dedi. Muhalefet ve iktidar partilerindeki kadın milletvekillerine çağrıda bulunan Koçyiğit, “Gelin, kadınların safında yer alın; gelin kadınların hakkını hep beraber savunalım.” diye konuştu.
Sahipsiz hayvanlara ilişkin yasal düzenleme çalışmalarına işaret eden Koçyiğit, “Böyle bir katliam ve tecrit yasasının getirilmesini kabul etmiyoruz.” ifadesini kullandı.
Hayvan hakları örgütleriyle beraber çalışma yapılmasını ve daha önce kurulan Hayvan Hakları Araştırma Komisyonu raporunun esas alınmasını öneren Koçyiğit, sokak hayvanlarının bir risk oluşturabileceğini ama bunun çözüm yönteminin sahipsiz hayvanları uyutmak olmadığını vurguladı.
]]>(TBMM) – Saadet Partisi, TBMM Genel Kurulu’nun bugünkü birleşiminde doğurganlık oranlarındaki azalmanın nedenlerinin araştırılması için grup önerisi getirdi. DEM Parti İstanbul Milletvekili Kezban Konukçu, “Çoğunluğunu erkeklerin oluşturduğu Meclis’te kadınlara soruldu mu? Kadınlara sorulmadan kadınların bedeni üzerinden politikalar yapılmasına biz, her zaman karşı çıktık, buna da karşı çıkıyoruz” dedi. İYİ Parti Tekirdağ Milletvekili Selcan Hamşıoğlu ise,”İnsanımız doyuramayacağı çocuğu doğurmak istemiyor” diye konuştu. CHP Muğla Milletvekili Gizem Özcan da, “Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan doğurganlık hızının düşmesini Türkiye açısından varoluşsal bir tehdit olarak tanımlamış. Sayın Cumhurbaşkanına hatırlatmak istiyorum: Sizin iktidarınız, öğrencilerimize bir öğün ücretsiz yemeği fazla görüyor. Sizin iktidarınız ki bir milyon çocuk işçi yokmuş gibi davranıyor. Bu gerçekler ‘Çok çocuk geleceğimizin teminatı’ hamasetini çökertiyor” ifadelerini kullandı.
Saadet Partisi, TBMM Genel Kurul’da Türkiye’de doğurganlık oranının azalmasının sebeplerinin ortaya konulması için verdiği Meclis araştırma önergesinin bugün görüşülmesi için grp önerisi getirdi. Grup önerisi üzerinde söz alan Saadet Partisi CHP Kayseri Milletvekili Mahmut Arıkan, “TÜİK verilerine doğum oranlarıyla ilgili açıkladığı verilere dikkat çekti. Arıkan şunları söyledi:
“TÜİK’in açıkladığı son istatistikler hepimiz için endişe verici. TÜİK raporu, doğurganlık oranının düştüğünü, nüfusumuzun yaşlandığını, evlilik kurumunun da ciddi şekilde zayıfladığını söylüyor. Raporda önem arz eden 2 tane istatistik var. Bunlardan bir tanesi, gençlerimizin evlilik yaşının hızla ileriye gitmesidir. İkincisi, son yirmi yılda evlenenlerin sayısı yüzde 20 azalırken boşananların sayısı yüzde 47 artmıştır. Evlilik yaşının yükselmesi, boşanma oranlarının artması bir zamanlar iftiharla övündüğümüz genç nüfus potansiyelimizin giderek eridiğini göstermekte. Şu gerçekle yüzleşmemiz gerekir. Bugün, gençlerimizi yuva kurmaktan uzaklaştıran, kurulan yuvayı bozan sebeplerin başında ekonomi gelmektedir. Düğün masrafları, fahiş kiralar, barınma ve beslenme sorunları, düşük ücretler, istihdam yetersizliği de gençlerimizin kafasındaki en önemli sorunlardan bazılarıdır.”
İYİ Partili Hamşıoğlu: “İnsanımız doyuramayacağı çocuğu doğurmak istemiyor”
İYİ Parti Grubu adına Tekirdağ Milletvekili Selcan Hamşıoğlu da konuşmasında, nüfus artış hızındaki düşüşün gençlerle övünmek dışında onlara bir yatırı yapmamanın bir sonucu olduğunu söyledi. Hamşıoğlu, “Dolayısıyla ortada hayret edilebilecek bir durum yok. İnsanımız pekala doyuramayacağı bir çocuğu doğurmak istemiyor olabilir artık” dedi.
Hamşıoğlu şunları söyledi:
“Evlatların başkentin göbeğinde, gün ortasında, polis eskortluğunda katledilebildiği ve koca bir ülkenin şehadetine rağmen azmettirenlerin emsalsiz bir yüzsüzlükle gölgelendiği bir ülkede koruyamayacağı çocuklar doğurmak istemiyor olabilir. Yirmi yıl saçının teline zarar getirmeyip devletin himayesinde, bir devlet yurdunda, asansörde sıkışıp can vermek üzere çocuk doğurmak istemiyor olabilir. Merdiven altı yapılanmalarda tacize, tecavüze uğrayacak, 5 yaşında çalışmak zorunda kalacak, aile mefhumundaki tahribata bağlı olarak annesiz yahut babasız büyümesi kaçınılmaz çocuklar harçlığını çıkarmaya çalışırken sokakta suç makinelerince 25 yerinden bıçaklanan, ağacı savunurken, kuşu, çiçeği, böceği savunurken devlet gücünü kendine kalkan yapanlarca ölesiye dövülecek ve dahi öldürülecek çocuklar doğurmaya cesaret edemiyor olabilir. Bir kadın, evladını doyurmak için hırsızlık yapmak zorunda kalacağını biliyorsa mesela annelik isteğini, anne olma isteğini erteliyor veya bundan vazgeçiyor olabilir ama bu durum ne kadar anlaşılır olsa da sebepleri üzerinden bu gidiş sonuçları itibarıyla memnun olunabilecek bir halde değildir.”
DEM Partili Konukçu: “Kadınlar ister doğurur, ister doğurmaz kendileri bilir“
DEM Parti Grubu adına konuşan İstanbul Kezban Konukçu, önergenin verilirken kadın milletvekillerine sorulması gerektiğini belirterek, “Çoğunluğunu erkeklerin oluşturduğu bir Genel Kurul’da, Meclis’te, kadınların kararı olması gereken bir konuda konuşuyoruz burada. Kadınlara soruldu mu? Kadın örgütlerine soruldu mu? Hayır, sorulmadı. Bize sorulmadan, kadınlara sorulmadan kadınların bedeni üzerinden politikalar yapılmasına biz, partimiz her zaman karşı çıktık; buna da karşı çıkıyoruz” diye konuştu.
Konukçu, şöyle konuştu:
“Kadınlar ister doğurur ister doğurmaz, bunu kendileri bilir. Bunu ne zaman anlayacaksınız, çok merak ediyorum gerçekten. İşinize gelince ‘Kürtler çoğaldı, nüfusu arttı’ deyip doğum kontrolü dayatıyorsunuz, işinize gelince ‘Suriyeliler arttı, demografik yapı bozuluyor’ diye doğum kontrolünü dayatıyorsunuz ama işinize gelince de ‘Nüfus azaldı, üç çocuk doğurun.’ diye bas bas bağırıyorsunuz. Peki, bir de olaya şu açıdan bakalım. ‘En az üç çocuk doğurun’ diyorsunuz. Peki, doğurmasını istediğiniz kadınlara sosyal güvence veriyor musunuz? Hayır, vermiyorsunuz. Doğurmasını istediğiniz kadınların çocuklarına kreş imkanı sağlıyor musunuz? Sağlamıyorsunuz. İş imkanı sağlıyor musunuz, sağlamıyorsunuz.”
CHP’li Özcan: “Ülkemizde çocuk yoksulluğu var”
CHP Muğla Milletvekili Gizem Özcan ise, “Elbette ülkemizin 30 yıl sonra da genç bir nüfusa sahip olmasını, bu dinamik nüfusun da ülkemizi kalkındırmasını bizler de istiyoruz ancak çocuklara hak temelli bir ülke inşa etmeden ‘Doğurganlık hızı düştü’ diye ah vah etmenizi de ciddiye almıyoruz. Ciddiye aldığımız şey, ülkenin tüm çocuklarına başta geçim sorunlarından azade, nitelikli kamusal eğitim sağlayabilme mücadelesidir; ciddiye aldığımız şey, kadını da çocuğu da özgürleştiren bir siyaseti Cumhuriyetimizin, demokrasimizin bel kemiği haline getirme mücadelesidir” dedi.
Özcan, düşen doğurganlık hızının temel nedeninin ekonomi olduğunu ifade ederek, “Hangi siyasi görüşten olursa olsun ailelerin çocuklarını okula aç göndermemek istemesi, hatta bundan da önce nasıl nitelikli eğitim alacaklarıyla ilgili duydukları kaygı. İktidarın pek umurunda değil ama ülkemizde ciddi bir çocuk yoksulluğu var. Verilerle konuşacak olursak, ülkemizde bakalım, Türkiye’de TÜİK verilerine göre çocuklarda yoksulluk veya sosyal dışlanmışlık oranı kaç? Yüzde 42,7 yani çocuk yoksulluğunda Avrupa Birliği lideriyiz.
Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan doğurganlık hızının düşmesini Türkiye açısından varoluşsal bir tehdit olarak tanımlamış. Sayın Cumhurbaşkanına hatırlatmak istiyorum: Sizin iktidarınız, öğrencilerimize bir öğün ücretsiz yemeği fazla görüyor. Sizin iktidarınız ki bir milyon çocuk işçi yokmuş gibi davranıyor, her yıl 65-70 çocuğumuzun iş cinayetlerinde ölmesine gözlerini kapatıyor. Bu gerçekler ‘Çok çocuk geleceğimizin teminatı’ hamasetini çökertiyor. Eğer iktidar bir nebze çocukları düşünüyorsa çocuk yoksulluğuyla mücadele acil eylem planını hayata geçirmelidir; gerisi lafügüzaftır.”
]]>Maltepe Çınar Mahallesi Sosyal Merkezi’nin temel atma töreni gerçekleştirildi. Törende konuşma yapan İmamoğlu, yeni yatırımlar ve icraatlar yapmaya devam ettiklerini belirterek, “Sizleri daha iyi hizmetlerle buluşturmak için her konuda adım atmaya devam ediyoruz. Burada tek amacımız vatandaşımızın hayatını kolaylaştırmak. Bu amaçla çok yönlü belediyeciliği sizlerle buluşturmak istiyoruz. Her konuda bir ihtiyacı tamamlayan, bir eksiği tamamlayan ya da bir sorunu çözen, çok yönlü bir belediyecilik gayretimiz var” dedi.
“Çok çalışmanın şart olduğunun farkındayız”
İstanbul için çok fazla çalışmanın mecburiyet olduğunu bildiklerinin altını çizen İmamoğlu, şunları söyledi:
“16 milyona hizmet ediyoruz dolayısıyla sizleri layıkıyla temsil etmek, insanlarımıza daha çok hizmeti sunmak için çok çalışmanın şart olduğunun farkındayız. ve tempomuz yüksek olacak, göreceksiniz. Sizleri açılışlara, temel atma törenlerine, hizmetlerimizle buluşturmaya sıklıkla davet edeceğiz. Siz gelmekten yorulur musunuz bilmiyorum ama biz çalışmaktan yorulmayacağız. Tempomuz yüksek olacak. Tempomuzdan asla taviz vermeyeceğiz. Vatandaşımızın hizmetkarı olduğumuzun farkında olacağız. Biliyoruz ki durmadan çalışırsak, milletimize hizmetin hakkını vermiş oluruz. Biliyoruz ki durmadan çalışırsak, İstanbul’umuz gelişmeye devam edecek. O bakımdan yeni yatırımlarla her daim tam yol ileri demeye devam edeceğiz.”
“Projenin bütçesi 208 milyon lira”
Partizanlık yapmadan, hiçbir vatandaşı ayırt etmeden, özellikle yaş almış büyüklere hizmeti önceleyerek, onlara vefa borcunu ödeyen bir nesil olma gayretiyle hizmet sunmaya devam edeceklerini söyleyen İmamoğlu, şöyle devam etti:
“Yaklaşık 280 milyon liralık bütçesi olan bu projemizde ‘Alzheimer Gündüz Yaşam Evi’, ‘Yuvamız İstanbul’, ‘İBB Kadın’ ve otoparkımız olacak. Burada ‘alzheimer’ın dönemin önemli bir problemi olduğunu biliyoruz. Burada destek alan hastalarımız ve yakınlarımızı, özellikle nitelikli insanlarla, nitelik hekimlerle, uzmanlarla burada buluşturmayı hedefliyoruz. Tabii bu yönüyle hem aileleri daha huzurlu hem de alzheimer hastası olan hemşehrilerimize de iyi hizmet etme gayreti içinde olacağız. Burada bir de kreşimizin olması, elbette beni çok mutlu ediyor. İstanbul’a her kazandırdığımız yeni bir Yuvamız İstanbul’un, İstanbul’un geleceğinin ve ülkemizin geleceğinin teminatı olduğunun farkındayız. Çocuklarımız için ne yapsak az. Bunların devamını da yapacağız. Göreceksiniz 100-150 demeden, yüzlerce ‘Yuvamız’ markasını sizlerle buluşturmanın gayreti içerisinde olacağız”
“Her projemizde mutlaka çocuklarımız, kadınlar, gençler var”
Yakında bulunan okuldan çıkan öğrencilerin de temel atma törenini izlediğini gören İmamoğlu, “Çocuklar, afişlerle bizi karşıladınız. Helal olsun size. Okulumuzun çocukları dayanamadı aşağıya indiler. Onları yanaklarından öpüyorum. Her projemizde mutlaka çocuklarımız da var, kadınlar var, gençler var. İnşallah o çocuklarımızın her daim hakkını vereceğim, hakkını vermekle onur duyacağım bir duygu var. O da ne biliyor musunuz? Bana ‘Ekrem Abi’ diyorlar ya; gerisi boş. Bana o yetiyor. ‘Başkanım’ lafının çok ötesinde bir duygu bu. O bakımdan buradaki kadın birimimizi de önemsiyoruz. Mahalle ölçeğinde hayata geçirdiğimiz, ‘İBB Kadın Merkezi’, kadınların çok yönlü taleplerini de karşılayacak, sorunlarına çözüm olacak merkezler haline gelecek. Bu çok fonksiyonlu alanlar, İstanbul’un her mahallesine yayılsın istiyoruz. İçinde birçok fonksiyonu barındıran bu güzel tesisimiz, şimdiden İstanbul’umuza hayırlı olsun. Allah tamamına erdirsin. İstanbul, ‘Yeni yatırımlarla tam yol ileri’ demeye, güzelleşmeye, hayatı güzelleştirmeye devam edecek”
Konuşmaların ardından butonlara basılarak, Maltepe Çınar Mahallesi Sosyal Merkezi’nin temeline ilk harç döküldü.
Törene, Maltepe Belediye Başkanı Esin Köymen ve Ataşehir Belediye Başkanı Onursal Adıgüzel ile çok sayıda vatandaş katıldı.
]]>Üniversitenin 15 Temmuz Merkez Yerleşkesindeki Kongre ve Kültür Merkezi’nde Kadın ve Aile Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından gerçekleştirilen çalıştaya, Rektör Prof. Dr. Kurtuluş Karamustafa, Melikgazi Kaymakamı Bülent Karacan, Sarıoğlan Kaymakamı Mehmet Fatih Uçar, Sarız Kaymakamı Kerem Albayrak, Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Serdar Öztürk, Aile ve Sosyal Politikalar Kayseri İl Müdürü Mustafa Yıldırım, Eğitimci – Yazar Tahir Fatih Andı, senato üyeleri, akademisyenler, öğrenciler ve çok sayıda davetli katıldı.
Saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başlayan sempozyumun açılış konuşmalarında Rektör Prof. Dr. Kurtuluş Karamustafa, toplumda aile yapısının, sağlam aile yapısının önemine dikkat çekti.
Rektör Karamustafa, “Biz Üniversitemizde Kadın ve Aile Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezini yaklaşık iki buçuk yıl önce kurmuştuk. Kadın ve aile; sağlıklı, nitelikli bir toplum için önemlidir. Toplumun eğitimi nereden başlıyor? Toplumun eğitimi ana kucağında, baba ocağında başlıyor. Sonra mahallede, okulda, evde, mezara gidinceye kadar hayatın her evresinde devam ediyor. Tabi ki nasıl güçlü birey olunur? Bilgi ile donatılmış, kişiliği kuvvetli, özgüvene sahip, aynı zamana kendisine eleştirel bakabilen bireylerle güçlü olunur. Güçlü bireyler nerede yetişir? Aile içerisinde yetişir. Ana kucağında baba ocağında yetişir. O yüzden aslında bu üçlü arasında; güçlü birey, aile ve gelişen sağlıklı toplum arasında döngüsel bir ilişki vardır. Güçlü toplumlar güçlü aileyi ve neticede güçlü bireyleri oluşturur. Güçlü aileler, güçlü bireyler ise güçlü toplumları oluşturur. Bu döngüde güçlü bireylerin, güçlü ailenin ve güçlü toplumun çok önemli olduğunu söyleyebiliriz. Biz, kadın ve aileyi çok önemsiyoruz. Kadın ve aileyi önemseyen bir inanç sisteminin, milli değerlerin ve kadim kültürün evlatlarıyız. Dolayısıyla bugün kendi kadim kültürümüzün güçlü bağları ve sağlam toplum yapımımızla kadına, aileye, bireye her zamankinden daha çok önem vermeli ve bunlar arasındaki bağların güçlü tutulması için elimizden gelen çabayı göstermeliyiz. Bu açıdan bugün düzenlenen bu sempozyumu önemsediğimizi belirtir, çalıştayın düzenlenmesinde emeği geçen herkese teşekkür ederim” dedi.
Melikgazi Kaymakamı Bülent Karacan ise, “Sürekli güçlü birey, sağlıklı aile, gelişen toplum diyoruz. Ben olaya farklı açıdan bakmak istiyorum. Olayı güçlü kadın, sağlam çocuk ve değişen toplum alanından değerlendirmek gerekiyor. Toplumda kadın güçlü olacak, kadın eğitimli olacak, kadın ayakları üzerinde duracak. Kadın ailenin temelini oluşturandır. Kadın ayakları üzerinde duramıyor ise eksik bir şey vardır. Kadın ekonomik özgürlüğe sahip olduğu müddetçe toplumun gelişimine olan katkısı daha fazla olacaktır. Bir de kadına yönelik şiddet konusu var. Kadına yönelik şiddeti sadece fiziksel şiddet olarak görüyoruz. Ekonomik ve psikolojik şiddet gözümüzden kaçıyor. Eğer bir ailede kadına yönelik şiddet mevcutsa, bundan çocuğun gelişimi olumsuz etkilenir. Çocuk problemli hale gelir. O yüzden hem kadınlarımız, kızlarımız okuyacak, diplomalı olacak. Bir meslekleri ve sanatları olacak. Kendi ayaklarının üzerinde durmasını bilecekler. Eğer bunu sağlayamadığınız zaman, istediğiniz kadar sağlıklı aile deyin, olmaz. Yani kadınlarımızın, çocuklarımızın eğitimine çok önem vermeliyiz. Bu konuda yapıcı eleştiride bulunarak, eksiklerimizi ve yapmamız gerekenleri iyi görmeliyiz” diye konuştu.
Açılış konuşmalarının ardından panele geçildi. Aile ve toplum konusunun geniş boyutuyla ele alındığı oturumlar sonrası konuşmacılara plaket takdim edildi. – KAYSERİ
]]>CHP Sağlık Bakanlığı’ndan sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Zeliha Aksaz Şahbaz, yaptığı yazılı açıklamada, HPV’nin kadınlarda rahim ağzı kanseri başta olmak üzere pek çok kansere yol açtığını ve ülkemizde her yıl yüzlerce kadının bu nedenle hayatını kaybettiğini hatırlattı. Onaylanmış ve dünyada yaygın olarak uygulanan HPV aşılarının olmasına rağmen, Türkiye’de halen bu aşının ücretsiz sunulmadığına dikkat çeken Şahbaz, “Sağlık Bakanlığı iki yıl önce ‘ücretsiz HPV aşısı’ sözü verdi ancak aradan geçen zamana rağmen hala net bir tarih belirlenmedi. Bu durum kabul edilemez” ifadesine yer verdi.
Yerel yönetimlerin kısıtlı imkanlarla HPV aşısı kampanyaları başlattığını ancak bunun yeterli olmadığını vurgulayan Şahbaz, “Halk sağlığı birincil olarak Sağlık Bakanlığı’nın sorumluluğundadır. Sayın Bakan, ülke genelinde yüzlerce kadının hayatını kurtaracak bu aşıyı bir an önce ücretsiz sunmak için harekete geçmelidir” çağrısında bulundu.
“Halk sağlığı ve kadınlarımızın hayatı hiçe sayılmaktadır”
CHP’li Şahbaz’ın yazılı açıklaması şöyle:
“Human Papilloma Virüs (HPV) siğil, kanser gibi hastalıklara neden olan bir virüstür. Tensel temas ve cinsel ilişki ile bulaşan HPV, kadınlarda ikinci sıklıkla görülen rahim ağzı kanserinin kanıtlanmış etmenidir. Ülkemizde her gün en az üç, yılda yaklaşık 1250 kadın aşı ile önlenebilen rahim ağzı kanseri nedeniyle hayatını kaybetmektedir. Erkeklerde genital ve anal bölge, ağız ve yutak bölgesinde siğil ya da kondilom denilen yumuşak doku tümörleri ve kansere neden olmaktadır. HPV pozitif annelerde doğum öncesi ve esnasında bebeğe bulaşma ile bebeğin ağız ve solunum yollarında kondiloma ve kansere neden olabilmektedir.
Tedavisi olmayan ama sonuçlarının tedavi edilebildiği HPV’nin ne kadar yaygın olduğu ve çok zor çözüm üretilebilen bir virüs olduğunu ilgili uzmanlık alanlarındaki hekimler iyi bilmektedir. HPV enfeksiyonunu engelleyen aşı geliştirilmiştir ve cinsel aktivite başlamadan 9-30 yaş arasında önerilmektedir. Bu kadar yaşamsal olan HPV aşısı, Pakistan, Mozambik, Zimbabve’nin de dahil olduğu 150 ülkede ulusal aşı takviminde ücretsiz uygulanırken, ülkemizde ulusal aşı takviminin dışındadır. Tek dozu yaklaşık 3300 TL bedelle iki ya da üç toz alınarak yaptırılabilmektedir. Aşı bedelini maalesef ağır yoksulluk altında, en temel ihtiyaçlarını karşılamaktan uzak olan halkımızın karşılaması imkansızdır. İnsani ve ekonomik olarak çok ağır sonuçlar doğuran bu hastalıkta esas olan koruyucu hekimlik ve aşıdır.
Türkiye’de Sağlık Bakanlığı, 2022’de ‘ücretsiz aşı’ sözü vermiş olmasına rağmen hala bunun için net bir tarih verebilmiş değildir. Ücretsiz HPV aşısını ilk olarak Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş tarafından Mart ayında 30 yaş altı ve sosyal destek alan kadınlara başlatıldı. Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin ardından İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu da 16 Mayıs’tan itibaren ücretsiz HPV aşı uygulamasına başladı. İstanbul’da başlatılan ücretsiz HPV aşısı için ilk gün 85 bin başvuru yapıldı. Yerel Yönetimlerimiz ne kadar problemi çözmeye çalışsa da yeterli gelmemektedir ve Halk sağlığı birincil olarak Sağlık Bakanlığının sorumluluğundadır. HPV aşısı ertelenmeden tüm yurtta ulusal aşı takvimine alınarak ücretsiz yapılmak zorundadır. Dünyada geliştirilmiş ve onay almış aşılar varken Sayın Sağlık Bakanı tarafından ifade edildiği gibi biz yerel aşı geliştireceğiz ve ücretsiz uygulayacağız demek tek kelimeyle halk sağlığını ve kadınlarımızın hayatını hiçe saymaktır.”
]]>Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer, Esenyurt Kadınlar Birliği Platformu’nun düzenlediği dayanışma gecesine katıldı. Nene Hatun Kültür Merkezi’ndeki programa, Başkan Özer’in yanı sıra Kadınlar Platformu yöneticileri ile çok sayıda kadın katıldı.
Kadınlara yönelik başlattığı projelere dikkati çeken Özer, konuya ilişkin şöyle konuştu:
“Değerli kadınlar, ‘Kadın varsa hayat var, kadın yoksa hayat yok’ gerçeğinden yola çıkarak, ‘Kadın varsa Esenyurt var, kadın yoksa Esenyurt yok’ diyoruz. Kadınlar aynı zamanda toplumları yaratandır. Çünkü kadınlar olmazsa hayatı çekip çeviren erkekler olmaz. Çünkü kadınlar olmazsa çocuklarımız geleceğe hazırlanamaz. Bir çocuğun ilk mimarı kadındır, annesidir. Daha sonra öğretmenleri, toplum ve kitaplar gelir. Dolayısıyla kadınların iyi yetişmiş olduğu bir toplum her zaman ileriye doğru gider. Kadınlara değer veren bir toplum, kalkınır ve yücelir. Örneğin ben Orta Doğu’da birçok Arap ülkesinde bulundum. Bu ülkelerin petrol gibi çok büyük zenginlikleri var ancak kalkınamamışlar. Bunun nedeni kadınların kalkınma süreci içinde olmaması. Bugün ülkemizde ise kadın hukuki olarak kalkınma sürecinin içinde yer alıyor ancak bu tek başına yeterli değil. Bizim en büyük eksikliğimiz kadınlara gereken değeri vermiyor olmak. Bugün kadın cinayetleri ile karşı karşıya kalıyoruz. Bu konu maalesef benim yüreğimi yaralayan bir durumdur. Konuşmamın başında da söylediğim gibi, çocukların ilk mimarı annelerdir. Dolayısıyla kadınlarla ilgili bizim yapacak çok işimiz var. İlk olarak kültür merkezlerinin sayısını arttıracağız. Çünkü kadının kendi içindeki hünerlerini gerçekleştirmesi lazım. Kadınlar, bu merkezlerde müzik, sinema, tiyatro, el işi, gezi ve eğitimlere katılarak düşüncelerini hayata geçirebilir.”
“Sultanahmet Camii stantlarında Esenyurtlu kadınlarımız da olacak”
Programda, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı İmamoğlu ile Esenyurtlu kadınlar için planladıkları çalışmalara da değinen Başkan Özer, “Ekrem Başkan ile ilçemizin birçok sorununu konuştuk. Evet, asfalt yapacağız, yolları tamir edeceğiz, park yapacağız, bahçe yapacağız, kültür-sanatı geliştireceğiz, yeşili artıracağız ama çok önemli bir şey daha yapacağız. Esenyurtlu kadınlar, bizim kültür merkezlerimizde kendi hünerlerini gerçekleştiriyorlar. En son anneler gününde Marmara Park’taki sergileri dolaştım ve çok etkiledim. Hatta oradan bir çalışmayı alarak Ekrem Başkan’a hediye ettim. Başkanımız; Bakın, bunlar Esenyurtlu kadınların ürünleri, eserleri. Sizden Sultanahmet Camii’nin altında bulunan iş yerlerinde, Esenyurtlu kadınların kendi el emeklerini satabilecekleri pazarlar istiyorum dedim. O da bu durumu onayladı. Bu çalışmayı da hayata geçireceğiz” dedi.
“Kadınlar işe, çocuklar kreşe”
“Kadınlar işe çocuklar” kreşe sloganı ile kadınların hayatlarını kolaylaştıracaklarını belirten Özer, konuşmasına şöyle devam etti:
“Kadınlarla ilgili meclisler kuracağız, onların hayata katılımını sağlayacağız. Ayrıca çalışan kadınlar için bir mottomuz vardı: ‘Kadınlar işe, çocuklar kreşe’ diye. Bunun için ilçemizdeki sanayicileri gezdim ve onlardan kazanmanın bedeli ve şükran borcu olarak Esenyurt’a bir katkıda bulunmalarını istedim. Onlar da ne yapabiliriz hocam diye sordular. Onlardan kreş, okul, hastane yapmalarını istedim. İlk olarak işe 15 kreşle başlamak istiyoruz. Siz seçimlerde sözünüzü bizi seçerek söylediniz, artık söz söyleme sırası bizde. Bizim de sözümüzü söyleme biçimimiz hizmet yoluyla, gece gündüz demeden, bayram seyran demeden daima çalışmak olacaktır.”
]]>Esenyurt Belediye Başkanı Prof. Dr. Ahmet Özer, Esenyurt Kadınlar Birliği Platformu’nun düzenlemiş olduğu dayanışma gecesine katıldı. Esenyurt Nene Hatun Kültür Merkezi’nde gerçekleşen programda, Başkan Özer’in yanı sıra Kadınlar Platformu yöneticileri ile çok sayıda kadın yer aldı. İlçede kadınlara yönelik başlattığı projelerle dikkat çeken Prof. Dr. Özer burada yaptığı konuşmada, “Değerli kadınlar; kadın varsa hayat var, kadın yoksa hayat yok gerçeğinden yola çıkarak kadın varsa Esenyurt var, kadın yoksa Esenyurt yok diyoruz. Çünkü kadınlar olmazsa hayatı çekip çeviren erkekler olmaz. Çünkü kadınlar olmazsa çocuklarımız geleceğe hazırlanamaz. Bir çocuğun ilk mimarı kadındır, annesidir. Daha sonra öğretmenleri, toplum ve kitaplar gelir. Dolayısıyla kadınların iyi yetişmiş olduğu bir toplum her zaman ileriye doğru gider. Kadınlara değer veren bir toplum kalkınır ve yücelir. Örneğin ben Orta Doğu’da birçok Arap ülkesinde bulundum. Bu ülkelerin petrol gibi çok büyük zenginlikleri var ancak kalkınamamışlar. Bunun nedeni kadınların kalkınma süreci içinde olmamasıdır. Bugün ülkemizde ise kadın hukuki olarak kalkınma sürecinin içinde yer alıyor ancak bu tek başına yeterli değil. Bizim en büyük eksikliğimiz kadınlara gereken değeri vermiyor olmak. Bugün kadın cinayetleri ile karşı karşıya kalıyoruz. Bu konu maalesef benim yüreğimi yaralayan bir durumdur. Konuşmamın başında da söylediğim gibi çocukların ilk mimarı annelerdir. Dolayısıyla kadınlarla ilgili bizim yapacak çok işimiz var. İlk olarak kültür merkezlerinin sayısını arttıracağız. Çünkü kadının kendi içindeki hünerlerini gerçekleştirmesi lazım. Kadınlar, bu merkezlerde müzik, sinema, tiyatro, el işi, gezi ve eğitimlere katılarak düşüncelerini hayata geçirebilir” dedi.
“Sultanahmet Camii stantlarında Esenyurtlu kadınlarımız da olacak”
Programda İBB Başkanı İmamoğlu ile Esenyurtlu kadınlar için planladıkları çalışmalara da değinen Prof. Dr. Ahmet Özer şöyle konuştu:
“Ekrem Başkan ile ilçemizin birçok sorununu konuştuk. Evet, asfalt yapacağız, yolları tamir edeceğiz, park yapacağız, bahçe yapacağız, kültür-sanatı geliştireceğiz, yeşili artıracağız ama çok önemli bir şey daha yapacağız. Esenyurtlu kadınlar, bizim kültür merkezlerimizde kendi hünerlerini gerçekleştiriyorlar. En son anneler gününde Marmara Park’taki sergileri dolaştım ve çok etkiledim. Hatta oradan bir çalışmayı alarak Ekrem Başkan’a hediye ettim. Başkanımız; bakın, bunlar Esenyurtlu kadınların ürünleri, eserleri. Sizden Sultanahmet Camii’nin altında bulunan iş yerlerinde, Esenyurtlu kadınların kendi el emeklerini satabilecekleri pazarlar istiyorum dedim. O da bu durumu onayladı. Bu çalışmayı da hayata geçireceğiz” dedi.
“Kadınlar işe çocuklar kreşe”
“Kadınlar işe çocuklar kreşe” mottosu ile Esenyurtlu kadınların hayatlarını kolaylaştıracaklarını ifade eden Başkan Özer, “Kadınlarla ilgili meclisler kuracağız, onların hayata katılımını sağlayacağız. Ayrıca çalışan kadınlar için bir mottomuz vardı; ‘Kadınlar işe, çocuklar kreşe’ diye. Bunun için ilçemizdeki sanayicileri gezdim ve onlardan kazanmanın bedeli ve şükran borcu olarak Esenyurt’a bir katkıda bulunmalarını istedim. Onlarda ne yapabiliriz hocam diye sordular. Onlardan kreş, okul, hastane yapmalarını istedim. İlk olarak işe 15 kreşle başlamak istiyoruz. Siz seçimlerde sözünüzü bizi seçerek söylediniz, artık söz söyleme sırası bizde. Bizim de sözümüzü söyleme biçimimiz hizmet yoluyla, gece gündüz demeden, bayram seyran demeden daima çalışmak olacaktır” ifadelerini kullandı. – İSTANBUL
]]>‘Yüzü gülen, nefes alan Toroslar’ hedefiyle çalışan Toroslar Belediye Başkanı Abdurrahman Yıldız, Toroslar’da kadına ve aileye verdiği değeri ortaya koydu. Belediye bünyesinde Kadın ve Aile Hizmetleri Müdürlüğü kuruldu. Yapılan görevlendirmeyle eski nikah memuru Ayşe Bulat, Kadın ve Aile Hizmetleri Müdürü oldu.
Başkan Yıldız, Yunus Emre Kültür Merkezi’nde hizmet veren Kadın ve Aile Hizmetleri Müdürlüğünü ziyaret ederek, birim müdürü Ayşe Bulat’tan hayata geçirilecek çalışmalar ve projeler ile ilgili bilgiler aldı.
“Kadınlar için yeni bir dönem başlıyor”
Toroslar Belediye Başkanı Abdurrahman Yıldız, burada yaptığı konuşmada, kadınların kendi ayakları üzerinde durabilmeleri, kendi yaşamlarını organize edebilmeleri için Kadın ve Aile Hizmetleri Müdürlüğünü kurduklarını söyleyerek; “Bu müdürlüğümüzün altında Kadın Danışma ve Çocuk Danışma birimleri de oluşturacağız. Dayanışma ilişkileri ile Toroslar Belediyesinde yeni bir dönem başlatacağız” dedi.
“Güçbirliğiyle çalışacağız”
Başkan Yıldız, bugüne kadar Toroslar Belediyesinde böyle bir müdürlük ihdas edilmediğini de hatırlatarak, “Bizden önceki dönemde kadınlar ile ilgili bir kısım çalışmalar yapılıyordu ancak bu çalışmalar daha çok Sosyal Hizmetler Müdürlüğüne bağlı alt birimlerde gerçekleştiriliyordu. Bunun sosyal dayanışma destekleriyle yürütülmesi yeterli değil. Biz, kampanya dönemimizde de söylemiştik. Kadınlar her anlamda ve her alanda bizim için önemli. Buna ilişkin verdiğimiz sözlerimiz de vardı. Özellikle mahallelerimiz içerisinde kadınlarımızın yaşamlarını kolaylaştıracak ve onların sosyalleşmelerini sağlayacak, çocuklarını belli bir saat bırakıp kendi işlerini görebilecekleri alanlar oluşturmak ve kreşlere de değinmiştik. İhtisas Sanayi Sitelerimizi tartışırken, aynı zamanda Kadın Sanayi Sitesi de oluşturalım demiştik. Bu dünyada erkeklerin yaptığı hangi iş varsa mutlaka kadınlarımız yapıyor ve bunu en üst düzeyde başarıyorlar. Kadınlarımız, kendileri ve çocukları için Kadın ve Aile Hizmetleri Müdürlüğümüze gelip her açıdan faydalanabilirler. Projelerimize destek ve ortak olabilirler. Belediyemizin kadın çalışmalarına ilişkin bütün önerilerin ve tekliflerin arkasında olacağız. Buradaki üretimlerimizin tamamına da kadınlarımız ortak edilecek, güç birliğinin sağlanması gerçekleştirilecek” diye konuştu.
“Toroslarımızda kadınlarımız için başka bir hayat, başka bir gün başlıyor ve başka bir güneş başlıyor” diyen Başkan Yıldız; “Toroslarımızdaki yaşamı kadınlar için daha yaşanabilir, daha konforlu ve daha kaliteli hale getirmek için Kadın ve Aile Hizmetleri Müdürlüğümüzü kurduk. Geçen meclisimizde bunu karar altına aldık, teşkilat şemamıza ekledik ve müdürümüzü tayin ettik. Bu çalışmaların önünü açan her işin içerisinde bizzat ben olacağım ve destek vereceğim” ifadelerini kullandı.
“Kadın olan her yerdeyiz”
Toroslar Belediyesi Kadın ve Aile Hizmetleri Müdürü Ayşe Bulat da Toroslar Belediye Başkanı Abdurrahman Yıldız’ın talimatları doğrultusunda kadınlarımızın hayatın her alanında önemli bir konumda bulunması için çalışmalar gerçekleştireceklerini söyledi. Bulat; “Korucuyu ve önleyici hizmetlerimizi geliştirmek ve yürütmek başlıca amaçlarımız arasındadır. Kadınlara ve çocuklara yönelik uygun projelerimiz ile sağlık, eğitim, kültür gibi birçok alanda kadınlarımızı söz sahibi yaparak ailelerimizin, çocuklarımızın yanında olacağız. Mutlu kadın, mutlu aile ve mutlu toplum şeklinde oluşan zincirin her halkasını kadının eliyle güçlendirip geliştireceğiz. Başta çocuklarımız olmak üzere sevgi, dayanışma ve hoşgörü içerisinde daha güzel yarınları birlikte başaracağız. Kadın olan her yerdeyiz” şeklinde konuştu. – MERSİN
]]>CHP’den yapılan açıklamaya göre, CHP lideri Özel, CHP Kadın Kolları Genel Başkanı Aylin Nazlıaka ile birlikte 300’ü aşkın bileşeni bulunan EŞİK’in temsilcileriyle görüştü. EŞİK Platformu’nun temsilcileri Hülya Gülbahar, Serap Dalkılıç, Özlem Günel Tekşen, Teşrife Boysan, Ayşe Aydan Barut, Özgül Kaptan ve Meral Güler, toplumsal cinsiyet eşitliği ve kadın hakları alanlarında güçlü adımlar atılması talepleriyle CHP Genel Merkezi’nde CHP Kadın Kolları Genel Başkanı Aylin Nazlıaka’yı ve Kadın Kolları Genel Sekreteri Mehtap Yücel’i ziyaret etti.
Nazlıaka, EŞİK Platformu’nun temsilcilerine eşitlik mücadelesinde birlikte hareket edeceklerini söyledi. Daha sonra Nazlıaka heyeti CHP Genel Başkanı Özgür Özel ile buluşturdu. Heyet, Özel’e “9. Yargı Paketi içerisinde yer alan ‘etki ajanlığı’, evli kadınların kendi soyadlarını kullanma hakkı, 6284 sayılı şiddeti önleme yasasının tek yaptırımı olan zorlama hapsinin işlevsizleştirilmesi ve iktidarın yeniden gündeme getirdiği yeni Anayasa yapılması” konularındaki görüşlerini dile getirndi.
Ayrıca 15 Mayıs’ta Resmi Gazete’de yayımlanan “Ailenin Korunması ve Güçlendirilmesi” için tüm illerde kurulacak yeni kurullarla ilgili genelgenin sakıncalarına değinildi.
“Kadının soyadı hakkında yanındayız”
Heyet adına ilk sözü alan avukat Hülya Gülbahar, 9. Yargı Paketi içerisinde yer alan ‘etki ajanlığı’ ve evli kadınların kendi soyadlarını kullanma hakkına değindi. Gülbahar, etki ajanlığının ilk etapta gazetecilere yönelik kullanılacağı algısı yaratılsa da Türkiye’de yaşayan herkes için büyük bir tehdit oluşturduğuna dikkati çekti. Kadın Sivil Toplum Kuruluşları dahil tüm toplumsal örgütlerin varlığına, STK yöneticilerinin ve aktivistlerin hukuki güvenliğine dair tehdit oluşturduğunu vurguladı.
Ayrıca 9. Yargı Paketi’nde kadının kendi soyadını kullanma hakkının ihlal edileceğine de değinen Gülbayar, “İktidar, ailenin reisi erkektir bakış açısı ile hareket ediyor. Evlenen kadının eşinin soyadını almasını şart koşuyor. Bu zihniyet soyun erkekten devam ettiği anlayışını hakim kılmak istiyor. Bu paketteki yanlış düzenlemelere karşı mücadelede sizin desteğinizi talep ediyoruz” diye konuştu.
CHP lideri Özel de “Evli kadının soyadı konusunda size tam destek vereceğiz. İstanbul Sözleşmesi’ni kaldırırken 6284’e sığındılar şimdi onu da değiştirmeye çalışıyorlar. Sırada boşanan kadının nafaka hakkı var. Esas hedeflerinde ise Medeni Kanun var” ifadesini kullandı.
Eşitlik konusunda partinin çok ciddi bir adım attığına değinen Özel, “Gölge kabinenin yarısını kadınlar oluşturuyor, yerel yönetimlerde kadın sayısını artırdık. Önümüzdeki dönemde kadın temsil oranını daha da artırmayı hedefliyoruz” şeklinde konuştu. Özel, 9. Yargı Paketi’nde yer alan etki ajanlığı konusunda “Bu düzenlemeyle propaganda yapmayı dahi suç haline getiriyorlar. Bu kabul edilemez” dedi.
“Anayasa’ya uymayanlarla Anayasa yapılmaz”
Eşik Platformu’nun “Anayasa konusunda müzakere dahi yapılmamalıdır” talebini de dinleyen Özel, “Bu bakış açısını çok önemsiyorum. Mevcut Anayasa’ya uymayanlarla Anayasa yapılmaz. Erdoğan’ın gündeminde Anayasa var. Benim gündemimde ise Anayasa’ya harfiyen uyulması var. İstanbul Sözleşmesi’ni hukuksuzca feshedenlerle yeni bir anayasa konuşmak zaman kaybı olur” açıklamasını yaptı.
Görüşmede “Yargı Paketi’ndeki 6284 sayılı Kanun’da şiddet konusunda tek yaptırım olan zorlama hapsin itiraza açık hale getirilmesinin yasanın işlevini ortadan kaldıracağı” dile getirildi. Paketteki mükerrer suçlulara getirilen ceza indirimlerinin cezasızlık politikalarının devamı anlamına geleceği vurgulandı.
Görüşmenin sonunda, EŞİK Platformu 9. Yargı Paketi, Anayasa tartışmaları, mor, yeşil kamucu ekonomi ve yerel yönetimlerde eşitlik konusunda görüşlerini içeren bir dosya sundu.
]]>CHP, bugün İstanbul Saraçhane’de öğretmenlerin ve eğitimin sorunlarına dikkat çekmek için Büyük Eğitim Mitingi düzenledi. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından mitingin açış konuşmasını CHP Milli Eğitim Bakanlığı’ndan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Suat Özçağdaş yaptı. Mitingde, eğitim sendikalarının temsilcileri ve atanmayan öğretmenler de konuştu.
SUAT ÖZÇAĞDAŞ: “MÜLAKATA HAYIR LİYAKATE EVET DEMEK İÇİN BURADAYIZ”
Yoksulluk sınırı altında gelire mahkum edilmiş, hakları elinden alınmak istenen öğretmenler için alanda olduklarını söyleyen CHP Genel Başkan Yardımcısı Özçağdaş, “Mülakata hayır, liyakata evet demek için, hak, hukuk, adalet demek için buradayız. Depremde sevdiklerini, yaşam alanlarını kaybetmiş, çifte mağduriyet yaşayan atanmayan öğretmenler için buradayız. 2022 KPSS’de ek atama sözü verilen ancak verilen sözler yokmuş gibi davranılan öğretmenler için buradayız. Üniversitelerin özerkliği ve nitelikli bilimsel eğitim için mücadele veren tüm demokrat öğretim üyeleri ve öğrenciler için buradayız. Getirilen çağ dışı eğitim müfredatına karşı çıkmak için buradayız. Düşünen, üreten, yurttaşlar yerine itaatkar ve kanaatkar yurttaşlar isteyen iktidara hayır demek için bıuradayız. Laik, nitelikli, kamusal eğitim talebi için buradayız” dedi.
Özçağdaş’ın ardından 4 yıldır KPSS’ye giren buna karşın atanmayan okul öncesi öğretmeni Hilal Başkapan konuştu. Başkapan, şunları ifade etti:
“BİZLER MESLEĞİMİZİ İNSANCA ŞARTLARDA YERİNE GETİRMEK İSTİYORUZ”
“Ataması yapılmayan öğretmenler ya düşük ücretlerle okullarda çalışmaya ya da asgari ücretin neredeyse yarı fiyatına ücretli öğretmenlik yapmaya mecburlar. Bizler mesleğimizi insanca şartlarda yerine getirmek istiyoruz. Bizler üniversite hocalarımızdan sözlü yapılan sınavların en güvenilmez sınavlar olduğunu defalarca öğrendik ama şimdi onların büyük bir bölümünün de sessizliğini anlayabilmiş değiliz. Suriyeli öğretmenlerin sınavsız bir şekilde göreve başlaması bizleri derinden üzmektedir.”
KADEM ÖZBAY: “ATANMAYAN ÖĞRETMENLER VARSA, İKTİDARI ATMAK DA YURTTAŞLARIN SORUMLULUĞUDUR
Mitingde Eğitim İş Genel Başkanı Kadem Özbay da bir konuşma yaptı. Özbay konuşmasında CHP’nin düzenlediği miting için “Bugün bir tarihe tanıklık ediyoruz” ifadelerini kullandı. Yıllardır sendikal mücadelesi içerisinde olduklarını belirten Özbay, “Hep şunu söyledik; siyasi iktidar kim olursa olsun bizim tarafımız hep eğitim emekçilerinin, çocukların tarafı olacak. Ancak bu ülkede fındık mitingi yapıldı, patates mitingi yapıldı, hepsi çok doğruydu ama ilk defa bir eğitim mitingi yapılıyor. Sayın Başkana ve tüm örgütüne teşekkür ediyorum. Buradan bazıları da der ki ‘CHP’nin mitinginde Eğitim İş Genel Başkanı konuştu.’ Bir kere öğretmenin fikrini aldınız mı? Bir kere okullarda aç susuz bıraktığınız çocukların derdini dinlediniz mi? Bir kere atanmayan öğretmenin derdini dert edindiniz mi? Eğitimde yarattığınız tahribatın sorumlusu sizsiniz. Atanmayan öğretmenler varsa iktidarı atmakta bence bu ülkenin yurttaşlarının sorumluluğudur” diye konuştu.
KEMAL IRMAK: “O MÜFREDATI HAYATA GEÇİRMEMEK DİRENİŞİMİZE DEVAM EDECEĞİZ”
Eğitim-Sen Genel Başkanı Kemal Irmak da şunları söyledi:
“Biz liyakat dedikçe onlar ‘biat ve mülakat’ dediler. Biz eşit işe eşit ücret dedikçe onlar ‘öğretmene apolet’ dediler. Biz laik, demokratik, kamusal ve karma eğitim dedikçe onlar ‘eğitimi dincileştireceğiz’ dediler. Biz güvenceli iş, gelecek dedikçe onlar asgari ücretin bile çok altında köle gibi öğretmen çalıştırmaya devam ettiler. Biz çocuklara 1 öğün yemek, ulaşılabilir su dedikçe onlar bizim cebimiz yeşil dolar demeye devam ettiler. Ama biz ‘öğretmen ders verir, öğretmen biat etmez, öğretmen diz çökmez’ diyen Fakir Baykurtların yolundan ve izinden giden eğitim bilimcileriyiz. Bu ülkenin aydınlanması için hiçbir koşulda hiç kimseye biat etmeyen ve diz çökmeyen bir eğitim ordusunun temsilcileriyiz. Bu son müfredata ve bu karanlık gidişe karşı biz toplumsal aydınlanma diyoruz, onlar ‘hayır toplumu bir bütün olarak karanlığa sürükleyeceğiz’ diyorlar. O müfredatı hayata geçirmemek için okullar kapanana kardar da eylül ayında da direnişimize devam edeceğiz.”
MERAL GÜLER: “BU MÜFREDAT PROGRAMINDA KADIN ERKEK EŞİTLİĞİ YOK”
EŞİK Platformu adına Türkiye Üniversiteli Kadınlar Derneği Genel Başkanı Meral Güler de hazırlanan yeni müfredat programında kadının adının olmadığını, kadın erkek eşitliğinin bulunmadığını söyledi. Güler, “Biz en az 3 kadının kadın cinayetleri ile katledildiğini biliyoruz. Kadın erkek eşitliğinin hiçbir zaman eğitim sisteminde olmadığını biliyoruz. Ama artık olmalı derken tam tersi müfredatla karşı karşıya kaldık. Biz kadın erkek eşitliğinin eğitim modelinde geçmesini istiyoruz. Kız çocuklarının da erkek çocukları kadar eğitime katılmasını istiyoruz. Yeni müfredat bizim kabul edebileceğimiz bir eğitim modeli değildir. Eşitlik sağlanana kadar mücadelemiz devam edecek” diye konuştu.
Konuşmaların ardından CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu sahneye çıkarak mitinge gelenleri selamladı.
]]>
(İSTANBUL) – İstanbul Barosu Kadın Hakları Merkezi ve Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği’nin de aralarında bulunduğu 33 sivil toplum örgütü İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü önünde yaptığı açıklamayla, Milli Eğitim Bakanlığı’nın ‘Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’ne tepkilerini dile getirdi. Açıklamada, “Tarikat ve cemaatleri ‘sivil toplum kuruluşu’ olarak gören, onları protokol imzalayarak okula sokan anlayış, bilimsel bir eğitim programı yapamaz. Düşünme ve sorgulama becerilerini geliştiren felsefeye 67 sayfa ayırırken din öğretimine 572 sayfa ayıran bir program, çağımızın, ülkemizin, çocuklarımızın gereksinimlerini karşılayamaz. Çağın gereklerine uymayan, laik- bilimsel eğitimi göz ardı eden “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” adlı öğretim programı taslağını çöpe atıyoruz” denildi.
Açıklamaya katılan CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik de kadınları, eğitimcileri, atanamayan öğretmenleri yarın 13.00’te Saraçhane Meydanı’nda CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in katılımıyla gerçekleşecek mitinge davet etti.
Aralarında İstanbul Barosu kadın Hakları Merkezi ve Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği’nin de bulunduğu sivil toplum örgütleri, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yayımlanan “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” adlı metinle ilgili herhangi bir görüş bildirmediklerini açıkladı. Konuyla ilgili İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü önünde bir basın açıklaması yapıldı. CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik’in de katıldığı açıklamada, açıklama metnini Kadın Araştırmaları Derneği ve ÇYDD Küçükçekmece Şube üyesi Emekli Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni Gülsün Kaya okudu. Açıklamada görüş bildirmemeye gerekçeleri şöyle sıralandı:
“DİL OYUNUYLA OSMANLI DEVLETİNİ YIKILMAMIŞ GİBİ GÖSTEREREK TARİH YAZICILIĞINA SOYUNUYOR“
“Hiçbir görüşümüzün dikkate alınmayacağını, önceki deneyimlerimizden biliyoruz. Eğitimde program geliştirme bilimsel bir çalışmadır. Tarikat ve cemaatleri ‘sivil toplum kuruluşu’ olarak gören, onları protokol imzalayarak okula sokan anlayış, bilimsel bir eğitim programı yapamaz. Düşünme ve sorgulama becerilerini geliştiren felsefeye 67 sayfa ayırırken, din öğretimine 572 sayfa ayıran bir program, çağımızın, ülkemizin, çocuklarımızın gereksinimlerini karşılayamaz.
Bu taslak insan hakları, vatandaşlık ve demokrasi alanında hak ve özgürlüklerden çok görev ve sorumluluklara yer veriyor. İfade özgürlüğü, din ve vicdan özgürlüğü gibi konulara yer vermiyor. Bu yaklaşım, öğrencilerin hak ve özgürlükleriyle ilgili bilgi edinme hakkının önüne geçiyor. Türkiye’nin 1990 yılında imzaladığı Çocuk Haklarına Dair Sözleşme ihlal ediliyor. Bu taslak, kapsayıcı değil; toplumsal cinsiyet eşitliğine yer vermeyerek toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanmasının devletin yükümlülüğü olduğunu görmezden geliyor. Anayasal haklar yanında Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmeleri dikkate almıyor. Bu taslak, herhangi bir pilot uygulama yapılmadan yangından mal kaçırır gibi uygulanmak isteniyor. Bu taslak, “Evrim” teorisini dışlıyor; bilimin temel gerçeklerini bilen ve kullanan, analitik düşünen, farklı görüşlere saygılı, demokratik tutuma sahip bireyler yetiştirmeyi amaçlamıyor. Bu taslak “seyreltme” gerekçesiyle Atatürk ve devrimlerine az yer vererek, dil oyunlarıyla Osmanlı devletini yıkılmamış gibi göstererek yakın tarihi çarpıtıp yeni bir tarih yazıcılığına soyunuyor.”
Açıklamada, “Bizler, tüm toplumu ikna eden gerekçelere sahip, açık ve sağlam bir hazırlık sürecinden geçmiş, geniş ve şeffaf bir toplumsal katılım sağlanarak ve bir pilot uygulamayla denenerek yapılacak bir eğitim ve öğretim programı istiyoruz. Bu isteklerimizi karşılamayan, çağın gereklerine uymayan, laik- bilimsel eğitimi göz ardı eden “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” adlı öğretim programı taslağını çöpe atıyoruz” denildi.
ÇELİK, KADINLARI, EĞİTİMCİLERİ, ATANAMAYAN ÖĞRETMENLERİ SARAÇHANE’YE DAVET ETTİ
CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik de STK’ların yaptığı eyleme katılarak destek verdi. Çelik, yaptığı konuşmada, Türkiye’nin eğitimde kökleşmiş sorunları olduğunu anımsatarak şunları söyledi:
“Bunlardan bir tanesi de son günlerde dayatılmaya çalışan müfredat. Eğitimde şiddet gün geçtikçe artıyor. Öğretmenlerimizin saygınlıkları ne yazık ki gün geçtikçe azalıyor. Türkiye çağdaş, bilimsel, laik eğitimden uzaklaştırılıyor. Öğretmenlerimizin çalışma koşulları öğretmenlerimizin aldıkları ücretle yaşama koşulları gün geçtikçe zorlaşıyor… Yarın hem atanamayan öğretmenler için hem çağdaş, laik, bilimsel eğitim için hem çağ dışı müfredata ‘dur’ demek için, eğitimde şiddete ‘dur’ demek için Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel’le birlikte Saraçhane Meydanı’nda yarın saat 13.00’te bir miting gerçekleştireceğiz. Mitingimizin temel konusu eğitim ve eğitimin sorunları, hem müfredatı konuşacağız, hem atanamayan öğretmenlerin sesi olacağız, hem çağdaş, laik, bilimsel eğitim talebimizi dile getireceğiz. Hem eğitimde şiddete son diyeceğiz. Hem buradaki bütün katılımcıları, bütün kurum kuruluşlarımızı, hem de bütün İstanbulluları sizin aracılığınızla mitinge davet ediyorum.”
AÇIKLAMAYA 33 STK İMZA KOYDU
Açıklamaya katılan STK’lar ise şunlar:
Kadın Araştırmaları Derneği
Türk Üniversiteli Kadınlar Derneği
Kadın ve Mücadele Derneği
Türkiye Soroptimist Kulüpleri Federasyonu
Etiler Soroptimistler Kulübü
Boğaziçi Soroptimistler Kulübü
Levent Soroptimistler Kulübü
IWSA Uluslararası Kadınlar Dayanışma Derneği İst.Şb.
İstanbul Barosu Kadın Hakları Merkezi
Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği
Notre Dame de Sion’lular Derneği
Kadın Haklarını Koruma Derneği
UKDD Uluslararası Kadınlar Dayanışma Derneği İst.Şb.
Çağdaş Anneler Derneği
Türkiye Yardımseverler Derneği Beyoğlu Şb.
KA-DER Kadıköy Şb.
Bakırköy Kent Konseyi Kadın Meclisi
Çağdaş Eğitim Vakfı
İstanbul Dayanışma Platformu
İstanbul Düşünce ve Eğitim Derneği
Çocuk Gelinlere Son Grubu
Vakıflar Yüksek Tahsil Kız Yurdundan Yetişenler Eğitim ve Kültür Vakfı
Florance Nightingale Hemş.Yüksek Okulu Mev.Derneği
İstanbul Öğretmen Okulu Mezunları Derneği
Öğretmen Okulları,Öğretmen Liseleri Mezunları ve Eğitimciler Birleşme ve
Dayanışma Derneği
İstanbul Öğretmen Okulu Mezunları Derneği
Köy Enstitüleri Araştırma ve Eğitimi Geliştirme Derneği
TÜMOD Tüm Öğretim Emenları Derneği
Bilim ve Gelecek Dergisi
Doğa İçin Sanat Derneği
Türk Kadınlar Biliği Beşiktaş, Şişli, Bakırköy Şubeleri.
10.Köy Derneği
CHP Kadın Kolları
]]>MEHMET REBİİ ÖZDEMİR
(SAMSUN)- Samsun Sol Feminist Hareket, “Yaşanan cinayetler, istismarlar münferit değil, iktidarın politikalarının bir sonucu. Hayatları çalınan her kadının sorumlusunun bu iktidar olduğunu biliyoruz. Bu sebeple buradan bir kez daha söylüyoruz; bu kadın düşmanı iktidarla müzakere edilmez mücadele edilir. Muhalefet güçleri bütünlüklü olarak Anayasa tartışmalarına güçlü bir hayır demelidir” açıklamasını yaptı.
Samsun Sol Feminist Hareket üyesi kadınlar, İlkadım Süleymaniye Geçidi’nde bir araya gelerek İstanbul Sultanbeyli’de bir kız çocuğuna yapılan cinsel taciz ile iktidarın kadın ve çocuklara yönelik politikalarına tepki gösterdi.
“İKTİDARIN KADINLARI HEDEF ALAN ADIMLARI KATİLLERE CESARET VERİYOR”
Hareket adına açıklama yapan Şafak Yeşiltepe şunları söyledi:
“Dün kanımızı donduran bir istismar haberiyle güne başladık. İstanbul Sultanbeyli’de bir kız çocuğunun yıllarca organize bir şekilde birçok kişi tarafından psikolojik ve cinsel şiddete maruz bırakılarak istismar edildiği ortaya çıktı. AKP’nin adaletinin hiçbir istismarı önlemediğine, hatta failleri cezasızlıkla ödüllendirdiği, gerici, baskıcı ve kadın düşmanı söylemlerle cesaretlendirdiği bu şiddet sarmalının her geçen gün büyüyerek bir hayatı daha boğduğuna hep birlikte şahit oluyoruz. Memleketimiz yoksulluk, yolsuzluk, hukuksuzlukla lime lime dökülürken, AKP iktidarının kendi çıkarları için toplumu dinci gerici bir anlayışla dizayn etme çabası hız kesmiyor. Bu çabanın altındaysa emeğimizle, bedenimizle, yaşamlarımızla, en çok da biz kadınlar eziliyoruz, hedef alınıyoruz. İktidarın kadınları hedef alan her adımı katillere cesaret veriyor. 2024’ün ilk 4 ayında 147 kadın katledildi ve biliyoruz ki bu sayının katbekat üzerinde kadın ve çocuk istismar edildi! Yine biliyoruz ki bu sayıların artış göstermesi İstanbul Sözleşmesi’nin feshinin, Medeni Kanun’a ve 6284’e yapılan saldırıların kaçınılmaz bir sonucudur. Daha bugün ‘Ailenin Korunması ve Güçlendirilmesi Vizyon Belgesi ve Eylem Planı’ adı altında kadınları aileye hapsederek cehennemi yaşatmak istediklerini beyan ettiler. Kadınlar biz varız, buradayız dedikçe kadının varlığıyla mücadele etmek için her gün yeni bir adım atıyorlar.
“9. YARGI PAKETİNDE 6284 DOĞRUDAN HEDEF ALINIYOR”
AKP iktidarının hız kesmeden sürdürdüğü saldırıların en güncel ayaklarından biri de 9. yargı paketi. Bu yargı paketinden 6284 doğrudan hedef alınıyor. Kadınların yıllarca mücadele ettiği soyadı hakkına set konuluyor. Her gün en az bir kadın öldürülürken kadın cinayetlerini önlemek bir yana dursun kadınların nasıl eve kapatacaklarının yollarını arıyorlar. Yarattıkları düzende kız çocukları okuyamıyor, kadınlar çalışamıyor, nafaka hakkından mahrum bırakılıyor, kendi soyadlarını kullanamıyor, şiddete, istismara uğruyor. Ama katilleri, sorumluları asla ceza almıyor. Yaşanan cinayetler, istismarlar münferit değil, iktidarın politikalarının bir sonucu. Hayatları çalınan her kadının sorumlusunun bu iktidar olduğunu biliyoruz. Bu sebeple buradan bir kez daha söylüyoruz; bu kadın düşmanı iktidarla müzakere edilmez mücadele edilir! Muhalefet güçleri bütünlüklü olarak Anayasa tartışmalarına güçlü bir hayır demelidir. Laikliğe utangaç sözlerle değil gerçekten sahip çıkarak mücadele etmelidir. Kadınlar 22 yıldır bu iktidarı çok iyi tanıyor. Karanlık iktidarları da bizi çok iyi tanıyor. Karanlığınıza boyun eğmeyiz, biat etmeyiz. Hayatlarımızı cehenneme çevirmenize müsaade etmeyiz. Ne yaparlarsa yapsınlar, yaratmaya çalıştıkları karanlığa karşı buradayız. Laikliğe, emeğimize, haklarımıza, özgürlüğümüze, geleceğimize, yaşamlarımıza sahip çıkmak için direniyoruz, direneceğiz. Bizi öldürmek isteyenlere karşı mücadelemizin geri dönüşü yok.”
]]>Bursa İş Kadınları ve Yöneticileri Derneği’nin (BUİKAD) Bursa Büyükşehir Belediyesi desteğiyle düzenlediği “Geleceğe Yön Veren Kadınlar Zirvesi”, Merinos Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi’nde gerçekleşti. Programa Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir eşi Nuray Özdemir ile birlikte katıldı. İş dünyası ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcilerinin katıldığı program gün boyu sürdü. Üç oturumdan oluşan programın açılışında konuşan BUİKAD Yönetim Kurulu Başkanı Şeyda Şençayır, kamusal hayatta, yerel yönetimlerde ve sektörde geliştirdikleri iş modelleriyle ilham kaynağı olan yöneticileri dinleyeceklerini söyledi.
‘Kamusal Hayatta Kadının Yeri, Yerel Yönetimlerin Kadın İstihdamına ve Gelişimine Katkısı’ konu başlıklı 1’inci oturuma geçildi. Gazeteci Yazar Banu Şen’in moderatörlüğünü yaptığı programda konuşan Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, seçimlerden önce ‘Yerel Yönetimlerde Eşitlik Politika Belgesi’ imzaladıklarını hatırlatarak, belediyeye işe alımlarda önceliğin kadınlarda olduğunu hatırlattı. Belediyenin idari yapılanmasında da bu konuya dikkat ettiklerini açıklayan Özdemir, 7 başkan yardımcısından 4’ünün, 30 müdürden de 17’sinin kadın olduğunu dile getirdi. Belediyede çalışan memurlarda yüzde 34, genelde ise yüzde 28 kadın çalışanın istihdam edildiğini belirten Özdemir, belediye meclisinde de kadın ve genç oranının önceki döneme göre yükseldiğine işaret etti.
Kadınların ev dışında eğlence, kültürel veya sosyal aktivite gibi faaliyet yapacakları zaman daha çok Nilüfer’i tercih ettiklerini belirten Özdemir, burayı güvenli gördüklerini ifade etti. Kadınların kendilerini daha özgür ve rahat hissetmeleri için çabaladıklarını ifade eden Özdemir, bunun için de görev süresi boyunca çalışacağını vurguladı.
Türkiye’de kadına yönelik şiddetin fazla olduğunu belirten Şadi Özdemir, ancak haber olunca bu tarz konularda farkındalık oluştuğunu söyledi. Kadınlara destek olabilmek adına Nilüfer Belediyesi bünyesinde ‘Eşitlik Birimi’ oluşturduklarını söyleyen Özdemir, şiddet mağduru kadınların hukuki ve psikolojik desteğini üstlendiklerini dile getirdi. Özdemir, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde ve 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günleri’nde yapılacak etkinliklere katılmak isteyen kadın çalışanları idari izinli saydıklarını da belirtti.
Kadınların ekonomik açıdan güçlendirmek için bir bakış açısı sunduklarını da anlatan Özdemir, özellikle tarım alanında ürettiklerini pazarlayacak ortamlar oluşturmaya çalıştıklarını aktardı. Kent Bostanları’nda da ürünlerin satıldığını hatırlatan Özdemir, tarımda çalışan kadınların ürünlerinin satışı ile ilgili Nilkoop aracılığıyla destek sağlayacaklarını da ekledi.
Kadınların iş yaşamı içinde kalmalarını önemsediklerinin altını çizen Özdemir, Mahalle Çocuk Bakım Evleri ile anne olan kadınlara destek olmak istediklerini dile getirdi. Eğitim alan kız öğrencilerin barınma sorununa yönelik çalıştıklarını da ifade eden Özdemir, kız öğrenci yurtları yapmak istediklerini aktardı. Özdemir, yeni bir kadın sığınma evi açmak istediklerini de projeleri arasında dile getirdi.
Nilüfer’in Kadın Çocuk Akademileri’nde hem kadınların, hem çocukların eğitim aldıklarını ifade eden Özdemir, mahallelerdeki kadın derneklerini güçlendirmek ve daha çok üretime katmak istediklerini söyledi.
Oturumda Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, Edirne Belediye Başkanı Avukat Filiz Gencan Akın, Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz ve Mudanya Belediye Başkanı Deniz Dalgıç da projeleri ve yaptıkları çalışmalardan bahsetti. Programın sonunda konuşmacılara teşekkür belgesi verildi.
Program çerçevesinde ‘Geleceğin İş Modelleri ve Kadınların Konumlandırılması’, ‘Sektörlerde Kadınların Rolü ve Kadın Odaklı İş Modelleri’ başlıklı oturumlar gerçekleştirildi. – BURSA
]]>Bünyesindeki 56 kadın derneği bulunan Açık, Avrupa Birliği’nin kadına yönelik şiddeti önleme ve şiddetle mücadele etme amacıyla tarihinde ilk kez yaptığı ortak yasa hakkında değerlendirmede bulundu. Kadınların dünyanın her yerinde benzer sorunlarla mücadele ettiğini belirten Prof. Dr. Açık, “AB, kadınları her türlü şiddetten korumak için güçlü bir yasal çerçeve sundu. Ülkemizde de benzer adımların atılması, kadına yönelik şiddetle mücadelenin yanı sıra AB ile uyum sürecinde de kritik bir adım olacaktır. Bu alandaki çalışmalara destek vermeye hazırız” dedi.
“Bu yasa şiddetle mücadelede bir kilometre taşı”
Yeni yasanın dünyanın her yerinde şiddetle ve eşitsizlikle mücadele eden kadınlar için bir umut ışığı olduğunu aktaran Prof. Dr. Yasemin Açık, “Avrupa Birliği’nin hazırladığı yasa, kadınların ve kız çocuklarının yaşadığı her türlü eşitsizlik, ayrımcılık ve şiddetle mücadelede bir kilometre taşıdır. Güçlü bir yasal çerçeve sunan bu ortak metin, kadınların temel haklarını güvence altına alarak tacizden ve şiddetten korkmadan yaşayabilecekleri, kendilerini evde, sokakta, sosyal medyada güvende hissedebilecekleri bir zemin hazırlıyor. Gerçek eşitlik ancak kadınların güvende oldukları bir dünyada sağlanabilir. Bu yasa da bu hedefe ulaşmada önemli bir adım” diye konuştu.
“Ülkemizde yapılacak çalışmalara katkı sunmaya hazırız”
Türkiye’de bu alanda yapılacak çalışmalara destek vermeye hazır olduklarını ifade eden Prof. Dr. Açık, “Toplumun yarısını oluşturan kadınların toplumsal cinsiyet ve fırsat eşitliği temelinde, hayatın her alanına etkin ve yetkin bir şekilde katıldığı, şiddetin her türünden uzak bir Türkiye hayal ediyoruz. AB’nin bu yasasının sadece üye ülkelerde değil, ülkemizde de şiddetle ve eşitsizlikle mücadele etmek için son derece önemli olduğunu düşünüyoruz. Üye ülkelerin kendi yasalarını bu yasa doğrultusunda yeniden düzenlemek için üç yıl zamanları var. Bizim de benzer adımlar atmamız, kadına yönelik şiddetle mücadelenin yanı sıra AB ile uyum sürecimizde de kritik bir adım olacaktır. Kadına yönelik şiddetin her türlüsüne karşı mücadele etmek için elimizden gelen desteği sunmaya, bu alanda kamu nezdinde yapılacak tüm çalışmalara katkı sunmaya, daha adil ve eşit bir toplum için şiddetin ve eşitsizliğin her türüyle kararlılıkla mücadele etmeye hazırız” şeklinde konuştu.
13 Mayıs 2024/ İstanbul – Avrupa Birliği (AB), kadına yönelik şiddeti önleme ve bu şiddetle mücadele etmeye yönelik ortak bir yasa hazırladı. Nisan ayında Avrupa Parlamentosu’nda, geçtiğimiz hafta da üye ülkeleri temsil eden AB Konseyi’nde onaylanan yasada, kadın sünneti, zorla evlilik, mahrem görüntülerin rızasız paylaşımı, siber alanda ısrarlı takip-taciz, nefret ile şiddetin teşvik ve tahrik edilmesi suç sayılırken bu suçların mağdurlarının korunması için standartlar belirlendi. AB ülkelerinin yasanın yürürlüğe girmesinden itibaren ilgili hükümleri/kuralları ulusal hukuklarına aktarmak için üç yıl süreleri olacak. – ELAZIĞ
]]>Mersin Büyükşehir Belediyesi, ‘Anneler Günü’nde de kadınları ve çocukları yalnız bırakmadı. Kentin pek çok noktasında anneler ile bir araya gelen ekipler, annelerin güzel zaman geçirmesini sağlamak için çeşitli etkinlikler düzenledi.
Özel bireylerin anneleriyle kahvaltıda buluşan Büyükşehir ekipleri, Tarsus Gençlik Kampı’nda birçok ilçeden anneyi ve anne adaylarını ağırladı. Bunların yanı sıra Büyükşehir’e bağlı Münir Özkul, Adile Teyze, Halkkent, Begonvil, 100. Yıl Atatürk Çocuk gelişim merkezlerinde ve Yenice Yaşar Bayboğan, Gülnar Çocuk Atölyesi’nde de Anneler Günü etkinliği düzenleyen ekipler, anneleri ve anne adaylarını unutmadı.
ÖZEL BİREYLERİN ANNELERİ MİSKET KAFE’DE BULUŞTU
Özel birey annelerini Misket Kafe’de bir araya getiren Büyükşehir ekipleri, annelerin keyifli zaman geçirmesini sağladı. Birlikte zaman geçirmenin önemli olduğuna değinen anneler, hem temiz havanın tadını çıkardı hem de dinlendi.
Anneler Günü’nün 10-16 Mayıs Engelliler Haftası’na denk geldiğine dikkati çeken Sağlık İşleri Dairesi Başkanı Dr. Hülya Atila, şunları söyledi:
“Biz özel çocuklarımızın, özel anneleriyle birlikteyiz. Özel çocuklarımızın annelerini canı gönülden tebrik ediyorum. Onların fedakarlıkları, özverileri, sağ duyuları, onların anlatamadığım o içten gelen kutsal sevgileri olmasa herhalde biz bugün daha farklı şeyler konuşuyor olurduk. Onlarla birlikte biz çok yollar aşıyoruz, onlarla birlikte engelleri aşıyoruz. Bütün annelerin Anneler Günü’nü kutluyorum.”
Organizasyonda yer almaktan çok mutlu olduğunu belirten özel çocuk annesi Betül Tosun da “Ara sıra nefes almamız bize çok iyi geliyor. Mersin Büyükşehir Belediye Başkanımıza ve bize bu imkanları sağlayan Mersin Büyükşehir Engelsiz Yaşam Parkı’na, bu organizasyonda emeği geçen herkese çok teşekkür ederiz. Annelik bir kadının yüreğindeki en yüce makamdır ve bu duyguya erişmiş olan tüm annelerin Anneler Günü’nü kutluyorum” dedi.
Çok duygulandığını ve çok özel bir gün olduğunu belirten Nursel Badan ise “Etkinlikler yaptığı için Vahap Başkan’a gönülden teşekkür ediyorum. Mola Evi’ndeki hizmetlerinden çok memnunuz, çok teşekkür ederiz. Her zaman yanımızda oldu” diye konuştu.
TARSUS GENÇLİK KAMPI ANNELER GÜNÜ ETKİNLİĞİYLE RENKLENDİ
Mersin Büyükşehir Belediyesi Kadın ve Aile Hizmetleri Dairesi Başkanlığı’na bağlı Tarsus Gençlik Kampı, Anneler Günü dolayısıyla toplumun farklı kesimlerinden birçok kişiyi ağırladı. ‘Anneler Tarsus Gençlik Kampında Buluşuyor’ sloganıyla gerçekleştirilen programa; Bisikletli Kadınlar Topluluğu, Mersin Otizm ve Özel Çocuk Anneleri Derneği üyeleri, ayrıca Mersin ve Tarsus’tan da çok sayıda kadın katılım gösterdi. Kampın doğal ortamında hep birlikte yemek yiyen anneler, eğlencenin tadını çıkarırken çocuklar da gezinti aracı ile tur yaptı.
Büyükşehir’e bağlı Münir Özkul, Adile Teyze, Halkkent, Begonvil, 100. Yıl Atatürk Çocuk gelişim merkezlerinde ve Yenice Yaşar Bayboğan, Gülnar Çocuk Atölyesi’nde de Anneler Günü etkinliği düzenleyen ekipler, çalışan anneleri de unutmadı.
ÇAMLIYAYLALI ANNELER TARSUS GENÇLİK KAMPI’NDA MİSAFİR EDİLDİ
Anneler Günü dolayısıyla Çamlıyaylalı kadınlar Tarsus Gençlik Kampı’nda misafir edildi. Çamlıyaylalı kadınlar Tarsus Gençlik Kampı’nda yemek yedikten sonra, çalınan müzik eşliğinde doyasıya eğlendi. Çamlıyayla grubunda yer alan çocuklar ise survivor parkurlarında oynadı. Çamlıyayla’dan gelen ekip ardından Tarsus Doğa Parkı’na da götürüldü.
Tarsus Gençlik Kampı’na ilk kez gelen Hacer Pekmek, çok mutlu olduğunu kaydederek, “Mersin Büyükşehir Belediyesi’ne, Çamlıyayla Belediyesi’ne Anneler Günü’nde bizleri unutmadıkları için çok teşekkür ediyorum. Evimizden alındık, güler yüzle karşılandık. İlk defa geliyoruz böyle bir organizasyonda yer alıyoruz. Bizi böyle bir günde unutmadıkları için çok teşekkür ediyoruz” dedi.
TARSUS 100. YIL ATATÜRK İLE BEGONVİL ÇOCUK GELİŞİM MERKEZİ’NDE ÖZEL PROGRAMLAR
Tarsus 100. Yıl Atatürk Çocuk Gelişim Merkezi ile Begonvil Çocuk Gelişim Merkezi’nde de Anneler Gününe özel programlar gerçekleştirildi. Etkinlikler kapsamında anneler çikolata yapım atölyesine katılarak, birbirinden güzel atıştırmalıkların yapılmasına katkı sağladı. Begonvil Çocuk Gelişim Merkezi’nde de annelerine sevgilerini şiirler okuyarak gösteren çocuklar, dans gösterisiyle beğeni topladı. Burada da annelerine taç ve sevgi kartları armağan eden çocuklar, birlikte atölye çalışması yaptı.
Çocuğunu 100. Yıl Atatürk Çocuk Gelişim Merkezi’ne gönül rahatlığıyla gönderdiğini söyleyen Firdevs Çolak, “Bu güzel etkinliği bizlere hazırladığınız için öncelikle çok teşekkür ediyoruz. Annelerimiz değerlidir; siz bizi daha da değerli hissettirdiniz. Bizi daha da özel hissettiriyorsunuz. ve çocuğumu ben buraya getirirken kesinlikle gözüm arkada kalmıyor” diye konuştu.
Oğlunu Begonvil Çocuk Gelişim Merkezine gönderen Asuman Güvenç ise “Buradan çok memnunum. İyi ki göndermişim buraya. Büyükşehir Belediyemizin bize bu katkısından dolayı çok teşekkür ediyorum, eğitim hizmetinden dolayı. Anneler Günü etkinliğinizi çok şık buldum. Güzel bir sürpriz oldu” diye konuştu.
]]>CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Kadın Kolları Genel Başkanı Nazlıaka, Anneler Günü dolayısıyla Manisa İl Başkanlığı’nda basın toplantısı düzenledi. Bugün tüm dünyada Anneler Günü’nün kutlandığını dile getiren Nazlıaka, Türkiye’de 1955’ten itibaren kutlanmaya başladığını belirterek, “Başta ülkemizin kurucusu ve kurtarıcısı Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün annesi Zübeyde Hanım olmak üzere ebediyete intikal eden bütün annelerin, anne adaylarının ve yüreğinde anne sevgisi taşıyan tüm kadınların Anneler Günü kutlu olsun” ifadelerini kullandı.
Nazlıaka, “Elbette, annelik çok kutsaldır ancak AKP iktidarında kadınlara adeta kuluçka makinesi muamelesi yapılıyor. ‘Bir çocuk iflas, iki çocuk patinaj, üç eh. Bize dört beş çocuk lazım’ gibi söylemlerle, kadınlara çocuk doğurmak dayatılıyor. Kadınların meslek sahibi olmasını ve istihdama katılmasını teşvik etmek yerine, annelik en büyük kariyer olarak sunuluyor. Anne olamayan ya da anne olmayı tercih etmeyen kadınlar, toplumsal bir baskı görüyor. ‘Anne olmayan kadın yarımdır’ sözü ise, bu kadınları daha da incitiyor” şeklinde konuştu.
“İKTİDAR BU ANNELERİ DUYMUYOR, GÖRMÜYOR”
Annelerin yoksullukla, yoksunlukla, erkek şiddetiyle ve işsizlikle sınandığını belirten Nazlıaka, “Bugün birçok evde kutlamadan çok gam ve keder var” diye konuştu.
Kadına yönelik şiddede değinen Nazlıaka, Manisa’da Buse Demirkıran’ın kadın cinayetine kurban gittiğine işaret etti. Nazlıaka, “Daha birkaç gün önce Manisa’nın Turgutlu ilçesinin Selvilitepe Mahallesi’nde kısa bir süre önce cezaevinden çıkan Mirza Ali E, 3 çocuğunun annesi Hatice E’yi öldürdü. Manisa’nın Alaşehir ilçesinde yaşayan Buse Demirkıran, evli olduğu Hamza Demirkıran tarafından iki çocuğu uyuduğu sırada öldürüldü. İstanbul Sözleşmesi’ni hukuksuzca fesheden, Medeni Kanun’u sil baştan yazmayı planlayan, erken yaşta zorla evliliklerin önünü açmak için fırsat kollayan zihniyet nedeniyle anneler çocuksuz, çocuklar annesiz kalıyor…” ifadelerini kullandı.
Annelerin adalet aradığını vurgulayan Nazlıaka, “Kayıplarının akıbetini soran Cumartesi Anneleri 998 haftadır adaleti arıyor. İktidar ise bu anneleri duymuyor, görmüyor” dedi.
“ÜLKEMİZDE DÜN GECE KAÇ ANNE ÇOCUĞUNU AÇ YATIRDI?”
“Asgari ücretin açlık sınırının altında kaldığı ülkemizde dün gece kaç anne çocuğunu aç yatırdı?” diye soran Nazlıaka, şunları kaydetti:
“10 Mayıs’ta TÜİK’in açıkladığı verilere göre bile, Türkiye’de geniş tanımlı işsizlik oranı yüzde 24,1 oldu. İşsizlik oranı erkeklerde yüzde 6,8 iken kadınlarda bunun yaklaşık iki katı (yüzde 12) olarak tahmin edildi. Kısacası; kadınların payına yine işsizlik düştü. Bu koşullar altında anneler ne kendilerini ne çocuklarını yoksulluk kıskacından kurtarabiliyor.
Okullarda ücretsiz öğün uygulamasına son veren iktidar, 1, 3, 5 çocuk çağrısı yaparken annelerin yürek acısını biliyor mu? Ekmeğin ortalama 10 TL’ye yükseldiği ülkemizde annelerin çocuklarına kuru ekmek dahi yedirmekte zorlandığından haberi var mı? Anneler, zar zor okuttuğu çocuğunun işsizlik çaresizliğini ve gelecek kaygısını yüreğine yaşıyor. ‘Ev genci’ diye bir tanım oluştu. Hayatının en verimli döneminde çalışamayan gençlerin anneleri, ‘çocuğuma iş verin’ diye sessiz çığlık atıyor.”
“GELECEK GÜZEL GÜNLER BİZ KADINLARIN ELLERİNDE YÜKSELECEK”
Nazlıaka Türkiye’de annelerin sorunlar yumağına hapsedilmiş durumda olduğunu vurgulayarak, “Bizler ise hayatımızın üzerine çöken AKP iktidarının karanlığını aydınlığa çevirmek için direniyoruz. Bütün annelerin güldüğü, çocukların açlıkla sınanmadığı, kadınların şiddet görmediği, istihdama katıldığı, hayatın her alanında eşit temsil edildiği bir Türkiye için mücadele ediyoruz. Tüm çocuklara aydınlık yarınlar bırakmak isteyen biz kadınlar kararlıyız. Gelecek güzel günler biz kadınların ellerinde yükselecek.” şeklinde konuştu.
Nazlıaka’nın basın toplantısında, CHP Manisa İl Başkanı İlksen Özalper, Manisa Şehzadeler Belediye Başkanı Gülşah Durbay, Kadın Kolları MYK Üyesi Nurşen Balcı ve ilçe kadın kolu başkanları da bulundu.
]]>Bolu Belediyesi Park ve Bahçeler Müdürlüğü’nde çalışan 44 yaşındaki Filiz Şahan, 9 yıldır kar, güneş, yağmur, çamur demeden çocuklarını okutmak için çalışıyor. Eşinden boşandıktan sonra maddi sorumluluğu artan 2 çocuk annesi Şahan, şehrin sokaklarını güzelleştirmek için tüm özverisiyle sokak sokak çalışma yapıyor. Ara sokaklarda fazla uzayan çimleri, zararlı otları eline aldığı makine ile biçen fedakar anne, 8.sınıfa giden oğlunu okutmak için ter döküyor. Sabah saatlerinden itibaren işine giden Şahan, mesai bitiminden sonra evindeki işleri tamamlıyor. Şahan, “Bizim işimiz sadece burada bitmiyor, eve gidiyoruz, bir de evde çocuklarla uğraşıyoruz. Yemek, ev işleri zor kadının işi gerçekten çok zor. Bir anne olmak daha bir ağır bir mesuliyet gerektiriyor” dedi.
“Bizim işimiz sadece burada bitmiyor”
Kadınların işinin gerçekten zor olduğunu ifade eden Filiz Şahan, “9 senedir Bolu Belediyesi Park ve Bahçeler Birimi’nde çalışıyorum. Biz kadınların işi gerçekten zor. Çalışan bir anne olarak park bahçelerde gördüğümüz işler, yaptığımız işler, hepsi gerçekten ağır işler. Bizim işimiz sadece burada bitmiyor, eve gidiyoruz, bir de evde çocuklarla uğraşıyoruz. İşte yemek, ev işleri, yani zor, kadının işi gerçekten çok zor. Bir anne olmak daha bir ağır bir mesuliyet gerektiriyor. Allah bütün annelere kolaylıklar versin. Eşlerin de annelere çok yardımcı olması gerekiyor bu konularda bence. Çünkü zaten kadın yorgun gidiyor işten eve. Bir de evde koşturuyor. Bitmiyor yani kadının mesaisi. O yüzden kadınlara bence biraz daha özen gösterilmeli. Her konuda daha iyi şartlarda çalışmalarını gerekiyor bence” diye konuştu.
“Gayemiz, onlar büyüsünler, iyi bir meslek sahibi olsunlar”
Anneliğin ebedi süren bir meslek olduğunu ifade eden Filiz Şahan, “Çok severek yaptığımız bir şey ama annelik, sanıyorum, ebedi süren bir meslek. Hani o yüzden, çok gocunmuyorsunuz. Hem evin maddi açıdan çeviriyor hem temizlik, yemek falan. Yani kadınlar gerçekten aşırı derecede yoruluyor. Büyük oğlum okumuyor. Küçük oğlum ise 8.sınıfa gidiyor. Mesuliyeti bana ait. Her türlü maddi manevi hayat şeyini karşılayan benim. Gayemiz, onlar büyüsünler, iyi bir meslek sahibi olsunlar, tek istediğimiz o. Biz olamadık, anneleri olarak. Onları daha iyi yerlerde görmek istiyoruz. Tek amacımız o. Anneler onun için cefa çekiyor. Hem evlatları için, hem yaşamak zorundayız bu şekilde. Annelere, Allah sabır versin, güç kuvvet versin diyorum. Gerçekten hem evde, hem işte çalışan annelerin işi çok zor. Allah onlara kolaylık versin, güç kuvvet versin. Hepimize de. Çocuklarımıza Allah bağışlasın. Bütün annelerin de Anneler Günü kutlu olsun” dedi. – BOLU
]]>İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin raylı sistemlerinden Metro A.Ş ile İzmir Tramvayı’nda çalışan 282 vatmanın 33’ü kadın. Onlar zorlu eğitimlerden geçerek, hayalindeki mesleğe kavuştu. Kadınlar bu mesleği yaparken, yalnızca kendilerine değil çocuklarına da büyük bir gurur ve mutluluk yaşatıyor. Anne şefkatini yansıttıkları işlerini, büyük bir özveriyle yürüten kadınlar, çocuklarının kahramanı. Gülşah Yurttaş, Merve İyigün ve Burcu Duman, vatman olma hikayelerini ve mesleklerinin çocukları üzerinde etkisini anlattı.
“Benim annem tramvay kullanıyor”
10 yıldır İzmir Tramvayı’nda çalışan Gülşah Yurttaş’ın (38) 8 yaşında bir oğlu var. Oğlu Çağan Yurttaş’ın vatmanlık mesleğine karşı çok ilgili olduğunu belirten Gülşah Yurttaş, bu mesleği tercih etme nedenlerini şu sözlerle anlattı: ” İZBAN’da çalışan kadınları görünce, bu işe karşı ilgi duydum. İşimi severek yapıyorum. Mutluyum.” İlk zamanlar işe gittiğinde oğlunun bunu pek istemediğini fakat şimdi mesleğinin onu çok mutlu ettiğini belirten Yuttaş, “Oğlum artık işimi çok seviyor. Arkadaşlarına ‘Benim annem tramvayı kullanıyor’ deyip bununla gurur duyuyor. Bu durum oğlumu mutlu ediyor. Babası da İZBAN’da çalışıyor. Mesleğimiz üzerinden arkadaşlarına hava atıyor” dedi. Tramvay kullandıklarını gören insanların şaşırdığını da vurgulayan Gülşah Yurttaş, şunları söyledi: “Özellikle çocuklar bizi gördükleri zaman mutlu oluyor. Yaş almış kadınlar da tebrik ediyor. ‘İşte kadının gücü. Bravo size. Kadının bu işi yapması çok güzel’ diyen birçok kişi oluyor.”
Zorlu eğitimlerden geçti
İstihdam standında yaptığı başvurusu olumlu sonuçlanınca, zorlu eğitimlerden geçerek vatman olan Merve İyigün (35) de 10 yıldır bu mesleği yapıyor. 7 yaşındaki oğlu Osman Emre’nin trenlere ilgisini arttıran Merve İyigün, “Başvurduğum zaman, diğer adayların hepsinin erkek olduğunu gördüm. Böyle bir işi kadınların yapamayacakları yönündeki algıyı kırmak adına şansımı denemek istedim. Özgeçmişimi verdim ve bir yıl sonra beni aradılar. 3 aşamalı sınavdan geçtim. Yine 3 aşamalı mülakat yapıldı. Zorlu birçok sınavın ardından başarılı oldum ve işe başladım” dedi.
“Oğlum okulda benim mesleğimi anlatıyor”
Osman Emre’nin tramvayı kullanırken kendisini gördüğünde heyecanla el salladığını, trenleri arkadaşlarına anlattığını belirten Merve İyigün, “Oğlum tramvayın nasıl kullanıldığını merak ediyor. Okula gittiğinde işimi anlatıyor. Bu çok güzel, gurur verici bir duygu. Sürekli trene binip yanıma oturmak istiyor. Çok meraklı. Her şeyi öğrenmek istiyor” dedi. Kadınların böyle bir işi yapmasının gurur verici olduğunu da dile getiren İyigün, şunları söyledi: “Erkeklerin mesleğini yaptığımız için çok mutluyuz. Bir anne olarak bu işi yaptığım için ayrıca mutluyum. Eşim de bana çok destek veriyor. Beni gördüklerinde el sallayan, alkışlayan çok insan oluyor. Çok güzel bir duygu benim için. İşimizi çok seviyoruz.”
“Zorlukların üstesinden geldim”
Metro’da 7 yıldır vatman olarak görev yapan Burcu Duman (34) da 9 yaşındaki oğlu Egemen’in kahramanı. Vatman olarak çalışmak için 2,5 yaşındaki çocuğunu bırakıp iş başvurusu yaptığını, kabul edilince de işi öğrenmek için çok çalıştığını ve başardığını ifade eden Burcu Duman, “Çok zorlu eğitimlerden geçtik. Ama çok fazla çalışıp tüm o zorlukların üstesinden geldim. Yaptığımız iş kesinlikle çok keyifli. Ben bunu başardıysam herkes başarabilir diye düşünüyorum” dedi.
“9 yaşındaki oğlum tren kullanmak istiyor”
Egemen’in vatmanlık mesleğine karşı çok ilgili olduğunun altını çizen Duman, “Çok heves ediyor. Makinist olmak istediğini söylüyor. Tren kullanmak istiyor. Ben de bu durumu çok hoş karşılıyorum. Eşim ve oğlum bir gün yolcu bölümünde benim kullandığım trene bindi. Oğlum her istasyonda inip bana el sallayıp, tekrar biniyordu. Bu işe karşı çok hevesli. ‘Ben de tren kullanacağım. Anneciğim lütfen bana izin verir misin, treni ben sürmek istiyorum’ diyor. Vatman olmak isterse kesinlikle desteklerim” diye konuştu.
“Bebek arabalı insanları görünce bekleme süremi uzatıyorum”
Çalışırken özellikle yaş almış kişiler ile çocuklara karşı daha hassas davrandığını belirten Burcu Duman, şunları söyledi: “İstasyonlarda yaş almış ve küçük çocukları gördüğüm zaman, bekleme süremi biraz uzatıyorum. Özellikle bebek arabalı birini gördüğüm zaman böyle yapıyorum. Çocuğun istasyonda soğuk veya çok sıcak havada beklemesine gönlüm el vermiyor.” – İZMİR
]]>Ankara Büyükşehir Belediyesi “Geleceğin Meslekleri için İstihdam Oluşturma Projesi” kapsamında farklı branşlardaki meslek edindirme kurslarıyla Başkentlileri geleceğin mesleklerine hazırlıyor.
Kadınların, dezavantajlı bireylerin ve iş hayatında aktif olmayanların öncelendiği Avrupa Birliği destekli projede, öğrenciler alanında uzman eğitimciler tarafından Android Mobil Programlama, Web Güvenliği ve Log Kayıt Analizi (Siber Güvenlik), Güneş Panelleri Bakım Onarım ve Montajı, Dron Pilotluğu Eğitimi (İHA), Enerji Yöneticiliği, Dijital Reklamcılık ve 3D Grafik Animasyon branşlarında eğitim alıyor.
İş gücündeki dijital ve teknolojik dönüşüme uygun olarak becerilerin geliştirilmesi yoluyla istihdam edilebilirliğin artırılmasının hedeflendiği proje kapsamında 29 kadın öğrenci 44 saat süren Dijital Pazarlama eğitimini tamamladı. Dron Pilotluğu Eğitimi alan 25 öğrenci ise 36 saat süren teorik eğitimin ardından pratik eğitimlerine başladı. 204 saat sürecek pratik eğitiminin ardından öğrenciler İHA-1 Ticari Pilot lisansına sahip olacak.
Ankara Büyükşehir Belediyesi olarak meslek kazandırma faaliyetlerinin devam ettiğini belirten Kültür ve Sosyal İşler Daire Başkanı Ali Bozkurt, “Geleceğin Meslekleri için İstihdam Oluşturma Projesi”ne ilişkin şunları kaydetti:
“Bu çerçevede günümüzdeki gelişime göre oluşan bazı branşlarda kurslara başlamış bulunuyoruz. Bu kurslarımız da devam edecek. Geleneksel mesleklerin zaman içerisinde artık talebi azalıyor ve fonksiyonunu kaybediyor. Biz de Büyükşehir Belediyesi olarak toplumun bu ihtiyacına cevap verme noktasında böyle bir proje oluşturduk ve başarılı bir şekilde devam edecek.”
Bozkurt, proje ile kadınların iş gücüne katılım oranını da yükseltmeyi amaçladıklarını vurgulayarak, “Ülkemizde kadınların iş gücüne katılımı Avrupa Birliği ülkelerinin 3’te 1’i oranında. Bu projeyle kadınların iş gücüne katılım oranının da yükseltilmesi amaçlanmakta. Ayrıca günümüzde geleceğin meslekleri olarak kabul edilen başlıklarda kadın istihdamını artırmak gibi amacı var bu projenin” dedi.
Dijital Pazarlama Eğitmeni Ahmet Çağatay Sayışman ise, “İstihdam oluşturma projesi kapsamında bizler burada dijital pazarlama eğitimi veriyoruz. Dijital pazarlamanın içerisinde sosyal medya, Google SEO, dijital pazar yerleri. Buralara girişler nasıl oluyor veya ‘bir web sitem Google’da ön tarafta nasıl çıkıyor’ ya da ‘sosyal medyam sosyal mecrada nasıl önde çıkıyor?’ Bunlar hakkında katılımcılara bilgiler veriyoruz. Hızlandırılmış bir program. Sonrasında da son bir sınav yapılıp öğrencilere Milli Eğitim Bakanlığı onaylı sertifika veriliyor” şeklinde konuştu.
Öğrenci Dilşat Uludağ ise şu ifadelere yer verdi:
“İstihdam oluşturma projesini Ankara Büyükşehir Belediyesinin sayfasında gördüm. Sosyal medya kullanımı ve burada doğru şeyler yapabilmek adına Dijital Pazarlama’ya başvurdum. İnternet üzerinden bir şeyleri doğru yapmayı planlıyorum. Doğru mecralara başvurmayı, bu başvuruları yaparken doğru şekilde başvurmayı planlıyorum. Kalıcı olabilmek adına, kaliteli şeyler yapabilmek adına doğru bilgiyi öğrenmeye geldim. Doğru şeyler yapmak istiyorum.” – ANKARA
]]>(ANKARA) – CHP Genel Başkan Yardımcısı Gamze Taşcıer, İstanbul Sözleşmesi’nin kabul edilişinin 13. yıl dönümünde, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan kararıyla sözleşmeden çıkılmasını eleştirdi. Taşcıer, “Kadına yönelik şiddetin her çeşidinin önlenmesi için bütüncül politikalar öneren böylesine önemli ve etkili bir temel insan hakları belgesinden feragat eden Erdoğan iktidarı, kadınları kuşatan şiddetle mücadele etmek bir yana halihazırda var olan politika ve tedbirlerden de vazgeçme niyetinde olduğunu ortaya koydu. Böylece yıllardan beri savunduğumuz, ‘Kadın cinayetleri politiktir’ savımızı da bizzat doğrulamış oldu” dedi.
Ankara Milletvekili ve TBMM Kadın-Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu Başkanvekili Gamze Taşcıer, 1 1 Mayıs 2011 tarihinde imzalanan İstanbul Sözleşmesi’nin yıl dönümü nedeniyle açıklamalarda bulundu. Taşcıer, kadına yönelik şiddetin iktidarın ısrarla savunduğu üzere bireysel olmadığını aksine toplumsal ve siyasi sonuçları olan politik bir sorun olduğunu söyledi.
Taşçıer, yaptığı yazılı açıklamada; 13 yıl önce imzalanan İstanbul Sözleşmesi’nin kadınların her türlü şiddetten uzak onurlu ve insanca bir hayat sürme hakkını gözeten en kapsamlı mutabakat metni olduğunu söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Türkiye’yi ilk imzacısı olduğu İstanbul Sözleşmesi’nden bir gecede çıkartan karara da imza atmasının şiddeti meşrulaştırdığını bildiren Taşcıer, “Kadına yönelik şiddetin her çeşidinin önlenmesi için bütüncül politikalar öneren böylesine önemli ve etkili bir temel insan hakları belgesinden feragat eden Erdoğan iktidarı, kadınları kuşatan şiddetle mücadele etmek bir yana halihazırda var olan politika ve tedbirlerden de vazgeçme niyetinde olduğunu ortaya koydu. Böylece yıllardan beri savunduğumuz, ‘Kadın cinayetleri politiktir’ savımızı da bizzat doğrulamış oldu” dedi.
“ŞİDDET BİLİNÇLİ, CİNAYETLER POLİTİK”
Kadına yönelik şiddetin toplumsal cinsiyet rollerinin ve güç ilişkilerinin bir sonucu olduğunu ifade eden Gamze Taşcıer, “İktidarın süregelen politikaları kadınları korumak yerine şiddeti teşvik eder hale geldi. İktidarın kadın hakları konusundaki karnesi kırıklarla dolu. 22 yıldır uyguladığı eksik ve zayıf politikalarla kadını şiddetin öznesi haline getiren bu iktidar cezasızlık kültürünün yayılmasına katkıda bulunuyor. İstanbul Sözleşmesi imzalanalı 4 bin 745 gün oldu. Bu süre zarfında Türkiye’de en az 4 bin 169 kadın, erkek şiddeti neticesinde hayattan kopartıldı. Şiddet bu kadar yaygınlaşmışken, taraf devletlere kadına yönelik her türlü şiddete ve suçlara karşı etkili, orantılı ve caydırıcı tedbirler alınması gerektiğini vurgulayan İstanbul Sözleşmesi’nden çıkmak, ‘biz cinayetlerin politik olduğunu kabul ediyoruz’ demektir” ifadelerini kullandı.
“ZİHNİYET DEĞİŞMEDİKTEN SONRA KANUN DEĞİŞSE NE OLUR?”
TBMM’de Kadın-Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu’nda geçtiğimiz hafta açıklamalarda bulunan Adalet Bakanı’nın, “Türkiye’de son 22 yılda Temel Kanunlar değişti. Ceza kanunları, Hukuk Muhakemeleri, Ceza Muhakemeleri Usul Kanunları yenilendi” dediğini anımsatan Taşcıer, “Peki kadına yönelik şiddet geriledi mi? Karşı karşıya olduğumuz veriler bırakın gerilemeyi, Türkiye’de kadına yönelik fiziksel, cinsel, psikolojik ve ekonomik şiddetin boyutu her geçen yıl katlanarak arttığını ortaya koyuyor. Çünkü kadınları ötekileştiren, toplumsal yaşamdan soyutlayan, sosyal alanlardan dışlayan ve hayattan koparan şiddeti görmezden gelen, takdir indirimleriyle failleri cesaretlendiren eril yargı pratiği olanca gücüyle adalet mekanizması içindeki egemenliğini sürdürüyor. Şiddetin her türlüsünü yücelten zihniyet değişmedikten sonra kanunlar değişse ne olur? Adalet Bakanı’nın deyimiyle, ‘en iyi kanun kötü uygulayıcının elinde en kötü kanun’ haline geliyor” ifadelerini kullandı.
İktidarın kadınları kendi zihin dünyasında ikincil bir statüde gördüğünün altını çizen Taşcıer şöyle konuştu:
“Zorla evlilikler, küçük yaşta erken doğumlar, namus cinayetleri gibi bugün hala toplumun vicdanını kanatan suçlar karşısında tanık olduğumuz cezasızlık ve kadını sürekli aile içinde tanımlama çabası şiddetin kökleşmesine ve normalleşmesine katkıda bulunuyor. Bu da şiddetin görünmez kalmasına ve devam etmesine yol açıyor. CHP olarak, kadına yönelik şiddeti sonlandırmak için sadece yasal düzenleme yapmanın yetmeyeceğini defaatle ifade ettik. Kadına yönelik şiddetle cinsiyetçi önyargıların ışığında mağduru suçlayan ve faili aklayan bir yaklaşımla mücadele etmek mümkün değil. Bu bakımdan İstanbul Sözleşmesini, “Türk aile yapısını bozduğu” gerekçesiyle hedef göstermek iktidarın “Kadına yönelik şiddete sıfır tolerans” söyleminin gerçekle bağdaşmadığının kanıtıdır.
“ŞİDDETSİZ BİR GELECEĞİ HEP BİRLİKTE İNŞA EDECEĞİZ”
Kadına yönelik şiddeti önlemenin öncelikli yolu yasa yapıcının çıkardığı kanunları arkadan dolaşan yürütmenin manipülatif algı operasyonlarını tamamen ortadan kaldıracak zihinsel bir devrim yapmaktır. Bunu da bugün ülke nüfusunun yüzde 65’ini yöneten Cumhuriyet Halk Partisi kadroları ilk seçimle birlikte gerçekleştirecektir. Yerel seçimler sonucunda ortaya çıkan tablo 22 yıllık iktidarın yarattığı sosyo-ekonomik çözülme ve tahribatın giderilmesi için Cumhuriyet Halk Partisi’ne önemli bir sorumluluk yüklemiştir. Daha demokratik, daha eşit, daha huzurlu bir toplum için hak temelli yeni bir sosyal mutabakatı sağlamak zorundayız. Bu bilinçle “İstanbul Sözleşmesi Yaşatır” demeye devam edecek, şiddetsiz bir geleceği hep birlikte inşa edeceğiz.”
]]>
Diyarbakır’ın merkez Sur ilçesindeki Hazreti Süleyman Camisi yerleşkesinde bir araya gelen AK Partili kadınlar İsrail’in Filistin’e yönelik saldırılarını protesto etti.
Burada basın açıklaması yapan AK Parti Diyarbakır Kadın Kolları Başkanı Mervenur Seyit Beşe, Gazze’de yaşanan soykırım nedeniyle annelerin çok zor günler geçirdiğini söyledi.
Saldırılarda binlerce kadının hayatını kaybettiğini ifade eden Beşe, “Anneler olarak İsrail’e bir kez daha çağrıda bulunuyor, ateşkes için bir adım bekliyoruz. AK Parti teşkilatları ve kadınlar olarak Gazze’deki anneler için dimdik ayaktayız. Yaşanan tüm zulme, acıya rağmen, eşini, evladını, ailesini kaybetmesine rağmen çocukları için, ülkesi için dimdik ayakta duran Filistinli anneler, er ya da geç kazanacak.” dedi.
Programa, AK Parti Genel Merkez Kadın Kolları İnsan Hakları Başkanı Oya Eronat, AK Parti İl Başkanı Raşit Ocak, AK Parti Gençlik Kolları Başkanı Abdurahman Kikizade ve AK Partili kadınlar katıldı.
Batman
AK Parti Kadın Kolları İl Başkanlığı tarafından Gazze’de yaşanan zulüm protesto edildi.
Atatürk Parkı önünde toplanan partililer adına basın açıklamasını okuyan AK Parti Kadın Kolları Başkanı Seval Aksoy, Gazze’deki annelerin yaşadığı zorluklara dikkati çekti.
Aksoy, 12 Mayıs’ta Anneler Günü’nün kutlanacağını ifade ederek, Gazze’de anne olmanın hiç bu kadar zor olmadığını belirtti.
“Biz okuldan gelecek çocuklarımızı, Gazzeli anneler ise çocuklarına verecek bir lokma ekmeği bekliyor. Bizler karışmasın diye çocuklarımızın defterlerine, kitaplarına isim yazarken, Gazzeli anneler ise cesetleri teşhis edilebilsin diye çocuklarının kollarına isim yazıyor” diyen Aksoy, anneler olarak İsrail’e bir kez daha ateşkes çağrısında bulunduklarını söyledi.
Şırnak
Şırnak AK Parti Kadın Kolları Başkanlığı öncülüğünde Atatürk Mahallesi Gaffar Okan Caddesi’nde toplanan kadınlar ellerinde Filistin ve Türk bayrakları ile “İsrail katliama son ver”, “Daha kaç annenin yüreği yanacak?” yazılı dövizler taşıdı, İsrail aleyhine slogan attı.
Buradan Sanat Sokağı’na kadar yürüyen grup adına basın açıklamasını okuyan AK Parti Kadın Kolları Başkanı Bişenk Fatma Acar, anneler olarak İsrail’e çağrıda bulunduklarını, ateşkes için adım beklediklerini söyledi.
Acar, “Anneler bitmeden bu direniş bitmez. Yeter artık İsrail, kanlı ellerini sivillerin, annelerin, çocukların üzerinden çek.” dedi.
Elazığ
Elazığ’da AK Parti Kadın Kolları Başkanlığınca 15 Temmuz Demokrasi Meydanı’nda bir araya gelen kadınlar ellerinde taşıdıkları pankartlarla İsrail aleyhine slogan attı.
İl Kadın Kolları Başkanı Burcu Tüver, yaptığı açıklamada, Gazze’de İsrail’in saldırılarının giderek arttığını belirtti.
Tüver, her yerde Anneler Günü telaşı, heyecanı yaşanırken Gazze’de annelerin ve evlatlarının acı dolu günler yaşadığını söyledi.
Mardin
Mardin’in merkez Artuklu ilçesinde Şakir Nuhoğlu Camisi önünde toplanan AK Parti Kadın Kolları üyeleri İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarına tepkisini dile getirdi.
AK Parti Kadın Kolları İl Başkanı Esengül Aydın Sancar, AK Parti’li kadınların bugün 81 ilde Gazze’deki anneler için bir araya geldiğini söyledi.
Gazze’de binlerce kadının öldüğünü ifade eden Sancar, İsrail’in saldırılarında hayatını kaybeden annelere Allah’tan rahmet diledi.
Programa, AK Parti Mardin İl Başkanı Vahap Alma ve AK Parti Artuklu İlçe Başkanı Yavuz Çaltekin de katıldı.
Siirt
AK Parti Siirt Kadın Kolları Başkanlığı öncülüğündeki 15 Temmuz Demokrasi Meydanı’nda toplanan kadınlar ellerinde “İsrail savaş suçlusudur” ve “Daha kaç annenin yüreği yanacak?” yazılı dövizler taşıdı.
Katılımcılar adına açıklama yapan AK Parti İl Kadın Kolları Başkanı Betül Tuğba Mavi, İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarını kınadı.
Filistin’de yaşanan soykırım nedeniyle annelerin zor bir süreçten geçtiğini dile getiren Mavi, Filistinli annelerin yanında olduklarını belirtti.
Programa, AK Parti Siirt Milletvekili Mervan Gül, AK Parti Siirt İl Başkanı Bahri Caner Özturan ve vatandaşlar katıldı.
]]>Van’da Millet Bahçesi’nde bir araya gelen kadınlar adına açıklama yapan AK Parti Kadın Kolları İl Başkanı Havva Duran, Gazze’de 9 bin kadının öldüğünü söyledi.
Gazze’deki annelerin günlerdir ağır bir imtihandan geçtiğini belirten Duran, şunları kaydetti:
“Günlerdir her yerde tatlı bir telaş yaşanıyor. Anneler Günü, öksüzlerin ve evladını kaybeden annelerin de ağır imtihanı. Biz, bugün okuldan gelecek çocuklarımızı, Gazzeli anneler ise çocuklarına verecekleri bir lokma ekmeği bekliyor. Gazzeli kadınlar çocukları için hayata tutunuyor. 2 çocuğu şehit edilen Gazzeli kadın soruyor ya ‘Hasan ve Bera’nın suçları neydi? Ne günah işlediler? Kalbi Gazzeli anneler için çarpan kadınlar olarak haykırıyoruz. Yeter artık İsrail, kanlı ellerini sivillerin, annelerin, çocukların üzerinden çek.”
Basın açıklamasına, AK Parti İl Başkan Yardımcısı Abdullah Çalım ve partinin kadın üyeleri katıldı.
Bitlis
Bitlis’te de Mevlana Parkı’nda bir araya gelen kadınlar adına açıklama yapan AK Parti Kadın Kolları İl Başkanı Çiğdem Ula, Filistin Sağlık Bakanlığının 5 Mayıs’ta yaptığı açıklamaya göre, İsrail’in 7 Ekim’den bu yana Gazze Şeridi’ne düzenlediği saldırılarda 34 bin 683 kişinin öldüğünü ve 78 bin 18 kişinin yaralandığını belirtti.
Birleşmiş milletler kadın biriminin raporuna göre Gazze’de 9 bin kadının yaşamını yitirdiğini aktaran Ula, “Her gün 180 anne ölümle burun buruna doğum yapıyor. Zor şartlarda, ölümle burun buruna yaşayan ve yetersiz beslenme nedeniyle erken doğum yapan, sütü kesilen anneler var. Hamas’ın ateşkes masasına oturmayı kabul etmesi gelecek için bir umuttur. Ancak çağrıya rağmen özellikle Gazze ve Refah’ta artarak devam eden saldırılar, İsrail’in niyetini ortaya koymuştur. Biz anneler olarak yine de İsrail’e bir kez daha çağrıda bulunuyoruz ve ateşkes için bir adım bekliyoruz.” ifadelerini kullandı.
Hakkari
Hakkari’de de ellerindeki Türk ve Filistin bayraklarıyla Kent Park’ta bir araya gelen kadınlar, İsrail’in saldırılarını kınadı.
İl Kadın Kolları Başkanı Münevver Ertuş, yaptığı açıklamada İsrail’in saldırıları nedeniyle Gazzeli annelerin büyük zorluklar yaşadığını ifade etti.
Ertuş, şöyle devam etti:
“Biz bugün okuldan gelecek çocuklarımızı, Gazzeli anneler ise çocuklarına verecek bir lokma ekmeği bekliyor. Bizler karışmasın diye çocuklarımızın defterlerine, kitaplarına isim yazarken, Gazzeli anneler ise cenazeleri teşhis edilebilsin diye çocuklarının kollarına isim yazıyor. Bir kadın, bir anne olarak çok net ifade ediyorum, her can tek, her can biricik ve bir cana kıyan tüm insanlığa kıymış gibidir.”
Açıklamaya, AK Parti İl Başkanı Zeydin Kaya, Merkez İlçe Başkanı Cumhur Demir ve Gençlik Kolları İl Başkanı Kenan Beyter de katıldı.
Muş
Parti binasında düzenlenen basın açıklamasını okuyan Muş Kadın Kolları Başkanı Şeyma Arslan, yaşanan soykırım nedeniyle Gazze’de anne olmanın çok zor olduğunu belirtti.
Gazzeli annelerin çocuklarına verecek bir lokma ekmeği beklediğini ifade eden Arslan, şunları söyledi:
“Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın Birleşmiş Milletler ve pek çok uluslararası platformda haykırdığı gibi ‘Savaşın da bir ahlakı, hukuku vardır. Sivillerin hedef alındığı saldırıyı haklı gösterecek tek bir neden dahi olamaz.’ Sayın Cumhurbaşkanımız ve Hanımefendi’nin, çocuk ve kadınlar başta olmak üzere sivilleri korumak için yaptığı pek çok girişim tüm dünyaya örnek oluyor. Hamas’ın ateşkes masasına oturmayı kabul etmesi gelecek için bir umuttur. Ancak çağrıya rağmen özellikle Gazze ve Refah’ta saldırılar artarak devam ediyor.”
Basın açıklamasına, AK Parti İl Başkanı Melik Emre ve partililer katıldı.
]]>AK Parti Kadın Kolları Teşkilatınca Anneler Günü vesilesiyle, Gazze’deki annelerin sesi olmak amacıyla basın açıklaması gerçekleştirildi.
Menteşe Kurşunlu Camisi önünde toplanan partililer adına basın açıklamasını okuyan Kadın Kolları Başkanı Duygu Pınar Marçalı Doğru, Gazze’deki annelerin yaşadığı zorluklara dikkati çekti.
Gazze’deki annelerin ağır bir imtihandan geçtiğini belirten Doğru, pazar gününün “Anneler Günü” olduğunu hatırlatarak, Gazze’de yaşanan soykırım nedeniyle anne olmanın hiç bu kadar zor olmadığını söyledi.
Gazzeli annelerin çocuklarına verecek bir lokma ekmek beklediğini ifade eden Doğru, Birleşmiş Milletler (BM) raporuna göre, İsrail’in 7 Ekim’den bu yana düzenlediği saldırılarda Gazze’de günde ortalama 63 kadının öldürüldüğünü ve bunların 37’sinin anne olduğunu, Filistin’de sağlık sisteminin çökmesi nedeniyle yaklaşık 60 bin hamile kadının risk altında olduğunu dile getirdi.
Doğru, İsrail’in 7 Ekim’den bu yana Gazze Şeridi’ne düzenlediği saldırılarda 34 bin 683 kişi öldüğünü 78 bin 18 kişi yaralandığını söyledi.
Açıklamaya, AK Parti Muğla Milletvekilleri Yakup Otgöz, Kadem Mete, AK Parti MKYK Üyesi Yelda Erol Gökcan, İl Başkanı Gültekin Akça ile partililer ve kadınlar katıldı.
Konuşmanın ardından vatandaşlara lokma dağıtıldı.
Burdur
Cumhuriyet Meydanı’nda toplanan partili kadınlar adına açıklama yapan AK Parti Burdur Kadın Kolları Başkanı Cennet Özalp Tanrıöver, her canın tek ve biricik olduğunu söyledi.
İsrail’in saldırılarının sonucunda binlerce kişinin yaşamını yitirdiği belirten Tanrıöver, Birleşmiş Milletler’in raporuna göre, Gazze’de 9 bin kadının hayatını kaybettiğini aktardı.
Tanrıöver, Filistin’de günde ortalama 63 kadının öldüğünü, bunların 37’sinin anne olduğuna işaret ederek, “Her gün 180 anne ölümle burun buruna doğum yapıyor. Bir Gazzeli anne ‘Ben 6 çocuk doğurmakla yükümlüyüm. Çünkü 2’sini İsrail öldürecek, 2’si eve ekmek getirmek için çalışacak, 2’si de ülkesi için okuyacak.’ ya anne olduğunu göremeden, karnında bebeğiyle ölen kadınlar, ölen annesinin bedeninden ameliyatla alınan bebekler… Gazze’deki her 5 kadından 4’ü aile bireylerinden en az birinin üst üste iki öğün yemek yiyemediğini ifade ediyor.” diye konuştu.
Sloganlarla İsrail’e tepki gösteren grup dağıldı.
Isparta
Isparta’da ise kadınlar, ellerinde pankartlarla Kaymakkapı Meydanı’nda Gazze için nöbet tutulan çadırın önünde toplandı.
Grup adına konuşan AK Parti Isparta Kadın Kolları Başkanı Sevim Köse, Birleşmiş Milletler toplantılarında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Savaşın da bir ahlakı, hukuku vardır. Sivillerin hedef alındığı saldırıyı haklı gösterecek tek bir neden dahi olamaz.” sözlerini anımsattı.
Cumhurbaşkanının ve eşinin, çocuklar ve kadınlar başta olmak üzere sivilleri korumak için yaptığı pek çok girişimin tüm dünyaya örnek olduğunu belirten Köse, “Hamas’ın ateşkes masasına oturmayı kabul etmesi gelecek için bir umuttur. Ancak çağrıya rağmen özellikle Gazze ve Refah’ta artarak devam eden saldırılar İsrail’in niyetini ortaya koymuştur. Biz anneler olarak yine de İsrail’e bir kez daha çağrıda bulunuyoruz; ateşkes için bir adım bekliyoruz.” ifadelerini kullandı.
]]>Trabzon’da Atatürk Alanı’ndaki parti binasının önünde bir araya gelen kadınlar adına AK Parti İl Kadın Kolları Başkanı Ayfer Cihan, Anneler Günü’nün öksüzlerin ve evladını kaybeden annelerin ağır imtihanı olduğunu söyledi.
Filistin’de, Gazze’de, Refah’ta yaşanan soykırım nedeniyle anne olmanın hiç bu kadar zor olmadığını belirten Cihan, “Biz bugün okuldan gelecek çocuklarımızı, Gazzeli anneler ise çocuklarına verecek bir lokma ekmeği bekliyor. Bizler karışmasın diye çocuklarımızın defterlerine, kitaplarına isim yazarken, Gazzeli anneler ise cesetleri teşhis edilebilsin diye çocuklarının kollarına isim yazıyor.” dedi.
Cihan, her canın kıymetli olduğunun altını çizerek, şunları kaydetti:
“Filistin Sağlık Bakanlığının 5 Mayıs’ta yaptığı açıklamaya göre, İsrail’in 7 Ekim’den bu yana Gazze Şeridi’ne düzenlediği saldırılarda 34 bin 683 kişi öldü, 78 bin 18 kişi yaralandı. BM Kadın Birimi’nin raporuna göre, Gazze’de 9 bin kadın öldü. Günde ortalama 63 kadın hala ölüyor ve bunların 37’si ise anne. Kayıp ve akıbeti bilinmeyen kadınların sayısı 2 bin 100. Peki ya sağ kalan ve yaşam savaşını sürdürmeye, çocukları için hayata tutunmaya çalışan kadınlar, anneler. Filistin’de sağlık sisteminin çökmesi nedeniyle yaklaşık 60 bin hamile kadın risk altında. Her gün 180 anne ölümle burun buruna doğum yapıyor.”
Filistin’de kadınların anne olduğunu göremeden, karnında bebeği ile öldüğünü vurgulayan Cihan, “Zor şartlar, ölümle burun buruna yaşamak ve yetersiz beslenme nedeniyle erken doğum yapan, sütü kesilen anneler. Gazze’deki her 5 kadından 4’ü, aile bireylerinden en az birinin üst üste iki öğün yiyemediğini ifade ediyor. Çocuklar, annelerinin gözü önünde eriyor. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın BM ve pek çok uluslararası platformda haykırdığı gibi, savaşın da bir ahlakı, hukuku vardır. Sivillerin hedef alındığı saldırıyı haklı gösterecek tek bir neden dahi olamaz.” diye konuştu.
“Gazze’de her gün 37’si anne 63 kadın ölüyor” yazılı pankart açan grup, “İsrail katliama son ver”, “Anne katili İsrail” yazılı dövizler taşıdı.
Protestoya, AK Parti Yerel Yönetimler Başkan Yardımcısı Ayşe Sula Köseoğlu ve AK Parti İl Başkanı Sezgin Mumcu da destek verdi.
Ordu
Ordu’daki basın açıklaması ise Ceren Özdemir Meydanı’nda gerçekleştirildi.
Grup adına açıklama yapan AK Parti Kadın Kolları İl Başkanı Ayşegül Baysal, “Bir kadın, bir anne olarak çok net ifade ediyorum ki her can tek, her can biriciktir ve bir cana kıyan, tüm insanlığa kıymış gibidir.” dedi.
Baysal, Gazzeli bir annenin, “Ben 6 çocuk doğurmakla yükümlüyüm çünkü ikisini İsrail öldürecek, ikisi eve ekmek getirmek için çalışacak, ikisi de okusun ki ülke için işe yarasın.” sözlerini hatırlatarak, “Ya anne olduğunu göremeden, karnında bebeği ile ölen kadınlar, ölen annesinin bedeninden ameliyatla alınan bebekler. Zor şartlar.” ifadelerini kullandı.
Etkinlikte, MHP Ordu Milletvekili Naci Şanlıtürk, Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Hilmi Güler ve AK Parti İl Başkanı Selman Altaş da yer aldı.
Rize
Rize’de de kadınlar Tuzcuoğlu Memişağa Parkı’nda bir araya geldi.
AK Parti İl Kadın Kolları Başkanı Sema Yağcıtekin, 12 Mayıs’ta Anneler Günü’nün kutlanacağını, bunun için de günlerdir her yerde tatlı bir telaş yaşandığını söyledi.
Gazze’de yaşanan insanlık dramına dikkati çeken Yağcıtekin, annelerin yaşadığı zorlukları, verilen büyük mücadeleyi anlattı.
???????Programa, AK Parti İl Başkanı Hikmet Ayar, İl Genel Meclisi Başkanı Ali İmran Büyük, İl Gençlik Kolları Başkanı Arif Berber de katıldı.
Giresun
Giresun’da da AK Parti İl Kadın Kolları Başkanı Berrin Aydın, Atatürk Meydanı’nda yaptığı açıklamada, Gazze’de binlerce kadının öldüğünü ya da kayıp olduğunu söyledi.
Yaşam savaşını sürdürmeye, çocukları için hayata tutunmaya çalışan Gazzeli annelere dikkati çeken Aydın, Filistin’de yaşanan insanlık dramının bir an önce sona ermesini diledi.
Aydın, 81 ilde Gazzeli anneler için dimdik ayakta olduklarını sözlerine ekledi.
Artvin
Artvin’de ise AK Parti İl Kadın Kolları üyeleri Atapark Meydanı’nda Gazzeli anneler için bir araya geldi.
AK Parti Artvin Kadın Kolları Başkanı Sonnur Şahin, Anneler Günü dolayısıyla her yerde tatlı bir telaş, Gazze’de ise büyük bir dram yaşandığını söyledi.
Şahin, “Biz anneler olarak İsrail’e bir kez daha çağrıda bulunuyoruz, ateşkes için bir adım bekliyoruz. Yaşanan tüm zulme, acıya rağmen eşini, evladını, ailesini kaybetmesine rağmen çocukları, ülkesi için dimdik ayakta duran Filistinli anneler er ya da geç kazanacak. Anneler bitmeden, bu direniş bitmez.” dedi.
Bayburt
AK Parti Bayburt İl Kadın Kolları üyeleri de İsrail’in Gazze’ye saldırılarına tepki gösterdi.
Şehit Nüsret Parkı’nda toplanan grup adına açıklama yapan AK Parti İl Kadın Kolları Başkanı Elif Çil, Filistin’de günde 63 kadının öldürüldüğünü, bunlardan 37’sinin de anne olduğunu ifade etti.
Çil, Gazze ve Refah’ta İsrail’in saldırılarının aratarak devam ettiğini vurgulayarak, “Bizler bugün AK Parti teşkilatları olarak buradayız. Yaşamayacağını bile bile çocuk doğuran Gazzeli anneler için susmuyoruz. Kalbi Gazzeli anneler için çarpan kadınlar olarak haykırıyoruz, bu zulüm daha ne kadar sürecek? Yeter artık İsrail, kanlı ellerini sivillerin, annelerin, çocukların üzerinden çek.” diye konuştu.
Bayburt Belediye Başkanı Mete Memiş, İl Genel Meclis Başkanı Hüseyin Şahin, AK Parti İl Başkanı Turgut Çalışkan da gruba destek verdi.
]]>Adana’da Ziyapaşa Parkı’nda bir araya gelen kadınlar, sloganlarla İsrail’in Filistin’e yönelik saldırılarını protesto etti.
İl Kadın Kolları Başkanı Hacer Söylemez, pazar gününün “Anneler Günü” olduğunu hatırlatarak, Gazze’de yaşanan soykırım nedeniyle anne olmanın hiç bu kadar zor olmadığını belirtti.
Birleşmiş Milletler raporuna göre Gazze Şeridi’nde 9 bin kadının öldüğünü aktaran Söylemez, Gazze’de günde hala ortalama 63 kadının öldüğünü ve bunların 37’sinin anne olduğunu söyledi.
Kayıp ve akıbeti bilinmeyen kadınların sayısının 2 bin 100’e ulaştığını anlatan Söylemez, şöyle devam etti:
“Filistin’de sağlık sisteminin çökmesi nedeniyle yaklaşık 60 bin hamile kadın risk altında. Her gün 180 anne ölümle burun buruna doğum yapıyor. Gazze’deki her 5 kadından 4’ü aile bireylerinden en az birinin üst üste iki öğün yiyemediğini ifade ediyor. Çocuklar, annelerinin gözü önünde eriyor. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın Birleşmiş Milletler ve pek çok uluslararası platformda haykırdığı gibi savaşın da bir ahlakı, hukuku vardır. Sivillerin hedef alındığı saldırıyı haklı gösterecek tek bir neden dahi olamaz. Sayın Cumhurbaşkanı’mız ve Hanımefendi’nin çocuk ve kadınlar başta olmak üzere sivilleri korumak için yaptığı pek çok girişim tüm dünyaya örnek oluyor.”
Açıklamaya, İl Başkanı Ozan Gülaçtı, partinin ilçe teşkilatları ve vatandaşlar da destek verdi.
Mersin
Mersin’de AK Parti İl Kadın Kolları Başkanlığı üyeleri, Anneler Günü öncesi Gazze Şeridi’ndeki annelere destek için parti binası önünde toplandı.
İl Kadın Kolları Başkanı Fatma Abacı, Gazze’deki annelerin ağır bir imtihan verdiğine dikkati çekti.
İsrail’in saldırılarında çok sayıda Filistinli annenin evlatlarından koptuğuna işaret eden Abacı, “Yaşanan tüm zulme, acıya, eşini, evladını, ailesini kaybetmesine rağmen çocukları, ülkesi için dimdik ayakta duran Filistinli anneler er ya da geç kazanacak. Anneler bitmeden bu direniş bitmez.” ifadesini kullandı.
Açıklamanın ardından İsrail’in Filistin’e yönelik saldırılarını protesto eden kadınlara, AK Parti İl Başkanı Adem Aldemir de destek verdi.
Hatay
Hatay’da da AK Parti İl Kadın Kolları üyeleri İsrail’in saldırılarını protesto etti.
AK Parti İl Başkanlığı önünde toplanan grup adına açıklama yapan İl Kadın Kolları Başkanı Fatma Gül Çalım, Filistin’de, Gazze’de ve Refah’ta yaşanan soykırım nedeniyle anne olmanın hiç kolay olmadığını ifade ederek, “Biz bugün okuldan gelecek çocuklarımızı, Gazzeli anneler ise çocuklarına verecek bir lokma ekmeği bekliyor. Bizler karışmasın diye çocuklarımızın defterlerine, kitaplarına isim yazarken, Gazzeli anneler ise cesetleri teşhis edilebilsin diye çocuklarının kollarına isim yazıyor.” diye konuştu.
Osmaniye
AK Parti Osmaniye İl Kadın Kolları da Gazze’de yaşam hakları elinden alınan anneler için basın açıklaması yaptı.
İl Başkanlığı önünde toplanan kadınlar, ellerinde döviz ve pankartlarla Filistin’de aylardır devam eden İsrail saldırılarını protesto etti.
İl Kadın Kolları Başkanı Sultan Okur, grup adına yaptığı açıklamada, “Yaşanan tüm zulme, acıya rağmen, eşini, evladını, ailesini kaybetmesine rağmen çocukları için, ülkesi için dimdik ayakta duran Filistinli anneler, er ya da geç kazanacak.” dedi.
]]>12 Mayıs Anneler Günü nedeniyle AK Parti Kadın Kolları yurt genelinde eş zamanlı etkinlikler düzenledi. Etkinliğe, AK Parti İStanbul İl Kadın Kolları Başkanı Saliha Demirer ve çok sayıda partili isim katıldı. Arnavutköy’de bulunan ormanlık alana, Filistinli Anneler Hatıra Ormanı’nın ilk fidanlarını dikildi. Programa yüzlerce düzenlenen etkinlikte dikilen fidanlara can suyu da verildi.
“78 binden fazla Gazzeli ise yaralı ve tedavi bekliyor”
Düzenlenen programda konuşan AK Parti İl Kadın Kolları Başkanı Saliha Demirer, “Gönül isterdi ki bugün burada “Anneler Günümüzü” çocuklarımızla şenlik havasında kutlayalım. Hayat bayram havasında geçsin. Oysa Dünya’nın orta yerinde, yanı başımızda Filistin’de, Gazze’de, Refah’ta yaşanan soykırım nedeniyle anne olmak belki hiç bu kadar zor olmamıştı. Biz bugün okuldan eve gelecek çocuklarımızı beklerden Gazzeli anneler ise çocuklarına verecek bir lokma ekmeği bulmayı bekliyor. Bizler karışmasın diye çocuklarımızın defterlerine, kitaplarına isim yazarken, Gazzeli anneler eğer şehit olurlarsa tanıyabilsinler diye çocuklarının kollarına isimlerini yazıyor. Katil İsrail, 7 Ekim’den bu yana Gazze Şeridi’ne düzenlediği saldırılarda 35 bine yakın insanı kadın, çocuk, yaşlı sivil demeden soykırıma maruz bıraktı, 78 binden fazla Gazzeli ise yaralı ve tedavi bekliyor. Birleşmiş Milletler Kadın Birimi’nin raporuna göre Gazze’de 9 bin kadın hayatını kaybetti, Günde ortalama 63 kadın hala canından oluyor ve bunların 37’si ise anne. Tüm bunların yanında kayıp ve akıbeti bilinmeyen pek çok kadın bulunuyor. Peki ya sağ kalan ve yaşam savaşını sürdürmeye, çocukları için hayata tutunmaya çalışan kadınlar, anneler. Filistin’de sağlık sisteminin çökmesi nedeniyle yaklaşık 60 bin hamile kadın risk altında. Her gün 180 anne ölümle burun buruna gelerek doğum yapmak zorunda kalıyor” şeklinde konuştu.
“Bizi toprağa gömdüler fakat tohum olduğumuzu bilmiyorlardı”
Konuşmasına devam eden AK Parti İl Kadın Kolları Başkanı Saliha Demirer, “Bizler bugün AK Parti İstanbul İl Kadın Kolları Başkanlığı, teşkilatlarımız, Kadın Milletvekilleri, sivil toplum kuruluşu temsilcileri olarak buradayız. Şu anda 81 ilde AK Partili kadınlar olarak Gazzeli anneler için dimdik ayaktayız, onların yanındayız. Yaşamayacağını bile bile çocuk doğuran Gazzeli anneler için susmuyoruz. Yaşanan tüm zulme, acıya rağmen eşini, evladını, ailesini kaybetmesine rağmen çocukları için, ülkesi için dimdik ayakta duran Filistinli Gazzeli anneler, er ya da geç kazanacak. Anneler bitmeden bu direniş bitmez. Çünkü anne, bir çocuktan bir Kudüs yapar. Toprağa düşmüş her anne yeniden yeşerir. Aliya diyor ya; “Bizi toprağa gömdüler fakat tohum olduğumuzu bilmiyorlardı.” Bizler bu inançla bugün Filistinli Gazzeli şehit annelerimiz için fidanlarımızı toprakla buluşturacağız. Ormanımız onların kutlu direnişini nesillere aktaracak, adlarının yıllar boyu anılmasını sağlayacak. Bugün hepimiz Filistin’de ve tüm mazlum coğrafyalarda çocukları için direnen güçlü anneler için ayaktayız. O güçlü kadınlarla beraberiz. ve kalbi Gazzeli anneler için çarpan kadınlar olarak haykırıyoruz; Yeter artık İsrail, kanlı ellerini sivillerin, annelerin, çocukların üzerinden çek” ifadelerini kullandı.
Rahide Bozkurt, “Ak Parti Kadın Kolları olarak hatıra ormanı oluşturuyoruz. Rabbim tekrar yaşatmasın bu acı günleri inşallah biran önce biter. İnşallah bu ağaçlar büyür onlara gölge olur” şeklinde konuştu. – İSTANBUL
]]>İzmir’de Bilal Saygılı Camisi önünde toplanan kadınlar adına AK Parti İl Kadın Kolları Başkanı Emel Dalkıran açıklama yaptı.
Birleşmiş Milletler kadın biriminin raporuna göre Gazze’de günde ortalama 37’si anne 63 kadının öldüğünü vurgulayan Dalkıran, kayıp ve akıbeti bilinmeyen kadın sayısının 2 bin 100 civarında olduğunu söyledi.
Filistin’de sağlık sisteminin çökmesi nedeniyle yaklaşık 60 bin hamile kadının risk altında olduğunu, her gün 180 annenin ölümle burun buruna doğum yaptığını dile getiren Dalkıran, “Ne diyordu Gazzeli anne; ‘Ben 6 çocuk doğurmakla yükümlüyüm. Çünkü ikisini İsrail öldürecek, ikisi eve ekmek getirmek için çalışacak, ikisi de okusun ki ülke için işe yarasın.’ ya anne olduğunu göremeden, karnında bebeği ile ölen kadınlar, ölen annesinin bedeninden ameliyatla alınan bebekler… Zor şartlar, ölümle burun buruna yaşamak ve yetersiz beslenme nedeniyle erken doğum yapan, sütü kesilen anneler…” diye konuştu.
Hamas’ın ateşkes masasına oturmayı kabul etmesinin gelecek için umut verici olduğunu belirten Dalkıran, “Biz anneler olarak İsrail’e bir kez daha çağrıda bulunuyoruz, ateşkes için bir adım bekliyoruz. İsrailli yetkililere soruyorum; vadedilmiş topraklar hedefinizi, hayattan kopardığınız annelerin ve çocukların bedeni üzerine mi inşa edeceksiniz?” dedi.
Açıklamaya partinin MKYK üyesi Dilek Yıldız Büyükdağ ile İzmir İl Başkanı Bilal Saygılı’nın annesi Emine Saygılı ile eşi Şahika Saygılı da katıldı.
“Bir cana kıyan tüm insanlığa kıymış gibidir”
Denizli’de 15 Temmuz Delikliçınar Şehitleri Meydanı’nda toplanan kadınlar adına ise AK Parti İl Kadın Kolları Başkanı Feride Kabadayılar açıklama yaptı.
Kabadayılar, pazar gününün Anneler Günü olduğunu hatırlatarak, şöyle konuştu:
“Anneler Günü, öksüzlerin ve evladını kaybeden annelerin de ağır imtihanı. Fakat bir yandan da dünyanın orta yerinde Filistin’de, Gazze’de, Refah’ta yaşanan soykırım nedeniyle anne olmak hiç bu kadar zor olmamıştı. Biz bugün okuldan gelecek çocuklarımızı, Gazzeli anneler ise çocuklarına verecek bir lokma ekmeği bekliyor.
Bizler karışmasın diye çocuklarımızın defterlerine, kitaplarına isim yazarken, Gazzeli anneler ise cesetleri teşhis edilebilsin diye çocuklarının kollarına isim yazıyor. Bir kadın, bir anne olarak çok net ifade ediyorum; her can tek, her can biricik ve bir cana kıyan tüm insanlığa kıymış gibidir.”
Manisa’da 15 Temmuz Demokrasi Meydanı’nda AK Parti Manisa İl Kadın Kolları Başkanı Ebru Kalfa Kaplan’ın yaptığı basın açıklamasına partinin Manisa İl Başkanı Salih Hızlı ve il yönetim kurulu üyeleri de katıldı.
Uşak’ta ise 15 Temmuz Şehitler Meydanı’nda Uşak Milletvekili Fahrettin Tuğrul ve partinin Uşak İl Başkanı Himmet Yaşar’ın katılımıyla yapılan eylemde AK Parti Uşak İl Kadın Kolları Başkanı Hilal Sabancı, basın açıklaması yaptı.
Aydın’da da Atatürk Kent Meydanı’nda toplanan grup adına açıklamayı AK Parti İl Kadın Kolları Başkanı Ebru Kayır yaptı. Eyleme çok sayıda kadının yanı sıra Aydın milletvekili Ömer Özmen ve partinin İl Başkanı Gökhan Ökten de destek verdi.
]]>Sakarya’da Gar Meydanı’nda bir araya gelen kadınlar, döviz ve pankart taşıdı.
Burada konuşan AK Parti İl Kadın Kolları Başkanı Yasemin Turan, Filistin, Gazze ve Refah’ta yaşanan soykırım nedeniyle anne olmanın hiç bu kadar zor olmadığını söyledi.
Turan, Birleşmiş Milletler Kadın Biriminin raporuna göre Gazze’de 9 bin kadının öldüğünü aktararak, “Günde ortalama 63 kadın hala ölüyor ve bunların 37’si ise anne. Kayıp ve akıbeti bilinmeyen kadınların sayısı 2 bin 100.” dedi.
Filistin’de sağlık sisteminin çökmesi nedeniyle yaklaşık 6 bin hamile kadının risk altında olduğuna işaret eden Turan, her gün 180 annenin ölümle burun buruna doğum yaptığını kaydetti.
Turan, Hamas’ın ateşkes anlaşmasına ilişkin önerileri onayladığını bildirmesine değinerek, “Ancak çağrıya rağmen özellikle Gazze ve Refah’ta artarak devam eden saldırılar İsrail’in niyetini ortaya koymuştur. Biz anneler olarak İsrail’e bir kez daha çağrıda bulunuyoruz; ateşkes için bir adım bekliyoruz. İsrailli yetkililere soruyorum; vadedilmiş topraklar hedefinizi, hayattan kopardığınız annelerin ve çocukların bedenleri üzerine mi inşa edeceksiniz?” ifadesini kullandı.
Açıklamaya, AK Parti İl Başkanı Yunus Tever, MHP İl Başkanı Oğuz Alkaş ile partililer katıldı.
Kocaeli
İzmit ilçesinde Anıtpark’ta toplanan AK Partili kadınlar, ellerinde Türk ve Filistin bayrakları ile İsrail’in saldırılarını kınayan dövizler taşıdı.
Basın açıklamasını okuyan AK Parti İl Kadın Kolları Başkanı Yasemin Özdemir, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve eşi Emine Erdoğan’ın çocuk ve kadınlar başta olmak üzere sivilleri korumak için yaptığı pek çok girişimin tüm dünyaya örnek olduğunu belirterek, yaşanan zulme ve acıya rağmen ülkesi için dimdik ayakta duran Filistinli annelerin, er ya da geç kazanacağını söyledi.
Açıklamaya, Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, AK Parti İl Başkanı Şahin Talus ile partililer katıldı.
Düzce
Düzce’de belediye binası önünde bir araya gelen kadınlar adına AK Parti Kadın Kolları İl Başkanı Şulenur Kubilay Yılmaz açıklama yaptı.
Gazze’de sivillerin hedef alındığı saldırıyı haklı gösterecek hiçbir nedenin olmadığını vurgulayan Yılmaz, “Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın Birleşmiş Milletler ve pek çok uluslararası platformda haykırdığı gibi savaşın da bir ahlakı, hukuku vardır. Hamas’ın ateşkes masasına oturmayı kabul etmesi gelecek için bir umuttur ancak çağrıya rağmen özellikle Gazze ve Refah’ta artarak devam eden saldırılar İsrail’in niyetini ortaya koymuştur.” diye konuştu.
Bolu
AK Partili kadınlar, ellerindeki Türk ve Filistin bayrakları ile İsrail’in saldırılarını kınayan dövizlerle Kadı Cami önünde toplandı.
Basın açıklamasını okuyan AK Parti İl Kadın Kolları Başkanı Hicran Çağalı, İsrail’in saldırıları nedeniyle hayatını kaybeden ve zor durumda olan Filistinli kadınlar ile ilgili bilgi paylaştı.
Her gün çok sayıda annenin ölümle burun buruna doğum yaptığına dikkati çeken Çağalı, zor şartlar altında yaşamak ve yetersiz beslenme nedeniyle erken doğum yapan, sütü kesilen annelerin bulunduğunu dile getirdi.
Açıklamaya, AK Parti İl Yönetim kurulu üyeleri ve AK Partili belediye meclis üyeleri de katıldı.
Karabük
AK Parti Karabük İl Başkanlığı önünde bir araya gelen kadınlar, döviz ve pankart taşıdı.
Burada konuşan AK Parti İl Kadın Kolları Başkanı Hülya Uluçay, Anneler Günü dolayasıyla tatlı telaşenin yaşandığını belirterek, şöyle devam etti:
“Anneler Günü öksüzlerin ve evladını kaybeden annelerin de ağır imtihanı fakat bir yandan da dünyanın orta yerinde yanı başımızda Filistin’de, Gazze’de, Refah’ta yaşanan soykırım nedeniyle anne olmak hiç bu kadar zor olmamıştı. Biz bugün okuldan gelecek çocuklarımızı, Gazzeli anneler ise çocuklarına verecek bir lokma ekmeği bekliyor.”
Uluçay, İsrail’in 7 Ekim’den bu yana Gazze Şeridi’ne düzenlediği saldırılarda 9 bini kadın 34 bin 683 kişinin öldüğünü, 78 bin 18 kişinin ise yaralandığını aktararak, İsrail’den ateşkes için adım beklediklerini kaydetti.
Açıklamaya, AK Parti Karabük Milletvekili Durmuş Ali Keskinkılıç, Karabük Belediye Başkanı Özkan Çetinkaya, AK Parti İl Başkanı Ferhat Salt ile partililer katıldı.
Zonguldak
Zonguldak’ta sahilde toplanan AK Partili kadınlar, ellerinde Türk ve Filistin bayrakları ile İsrail’in saldırılarını kınayan dövizler taşıdı.
Burada basın açıklamasını okuyan AK Parti İl Kadın Kolları Başkanı Tülay Sayılı, “Gazze’deki her 5 kadından 4’ü, aile bireylerinden en az birinin üst üste iki öğün yiyemediğini ifade ediyor. Çocuklar, annelerinin gözü önünde eriyor. Biz anneler olarak yine de İsrail’e bir kez daha çağrıda bulunuyoruz; ateşkes için bir adım bekliyoruz.” dedi.
Açıklamaya, AK Parti İl Başkanı Mustafa Çağlayan ile partililer katıldı.
]]>Anneler Günü’ne sayılı günler kala İsrail’in ablukası altındaki Gazze’de her gün 63 kadının öldüğünü vurgulayan AK Partili kadınlar, yaşanan insanlık suçunun derhal sona ermesi konusunda çağrıda bulundu. Gazzeli kadınlar için Şehit Nusret Parkında düzenlenen basın açıklamasına, Bayburt Belediye Başkanı Mete Memiş, AK Parti Bayburt İl Başkanı Turgut Çalışkan, İl Genel Meclis Başkan Vekili Nesli Kocabey, Kadın Kolları Başkanı Elif Çil, partililer, STK’lar ve vatandaşlar katıldı.
AK Parti Kadın Kolları Başkanı Elif Çil tarafından okunan basın açıklamasında şu ifadelere yer verildi:
“Pazar günü anneler günü, günlerdir her yerde tatlı bir telaş yaşanıyor. Anneler günü öksüzlerin ve evladını kaybeden annelerin de ağır imtihanıdır. Fakat bir yandan da dünyanın orta yerinde, yanı başımızda Filistin’de, Gazze’de, Refah’ta yaşanan soykırım nedeniyle anne olmak hiç bu kadar zor olmamıştı. Biz bugün okuldan gelecek çocuklarımızı, Gazzeli anneler ise çocuklarına verecek bir lokma ekmeği bekliyor. Bizler karışmasın diye çocuklarımızın defterlerine, kitaplarına isim yazarken, Gazzeli anneler ise cesetleri teşhis edilebilsin diye çocuklarının kollarına isim yazıyor. Bir kadın, bir anne olarak çok net ifade ediyorum, her can tek, her can biricik ve bir cana kıyan tüm insanlığa kıymış gibidir. Filistin Sağlık Bakanlığının 5 Mayıs’ta yaptığı açıklamaya göre, İsrail’in 7 Ekim’den bu yana Gazze Şeridi’ne düzenlediği saldırılarda 34 bin 683 kişi öldü, 78 bin 18 kişi yaralandı. BM kadın biriminin raporuna göre Gazze’de 9 bin kadın öldü. Günde ortalama 63 kadın hala ölüyor ve bunların 37’si ise anne. Kayıp ve akıbeti bilinmeyen kadınların sayısı 2 bin 100’dür. Peki ya sağ kalan ve yaşam savaşını sürdürmeye, çocukları için hayata tutunmaya çalışan kadınlar, anneler, Filistin’de sağlık sisteminin çökmesi nedeniyle yaklaşık 60 bin hamile kadın risk altında. Her gün 180 anne ölümle burun buruna doğum yapıyor. ya anne olduğunu göremeden, karnında bebeği ile ölen kadınlar, ölen annesinin bedeninden ameliyatla alınan bebekler. Zor şartlar, ölümle burun buruna yaşamak ve yetersiz beslenme nedeniyle erken doğum yapan, sütü kesilen anneler. Gazze’deki her 5 kadından 4’ü, aile bireylerinden en az birinin üst üste iki öğün yiyemediğini ifade ediyor. Çocuklar, annelerinin gözü önünde eriyor. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın birleşmiş milletler ve pek çok uluslararası platformda haykırdığı gibi savaşın da bir ahlakı, hukuku vardır. Sivillerin hedef alındığı saldırıyı haklı gösterecek tek bir neden dahi olamaz. Cumhurbaşkanımız ve hanımefendinin çocuk ve kadınlar başta olmak üzere sivilleri korumak için yaptığı pek çok girişim tüm dünyaya örnek oluyor. Hamas’ın ateşkes masasına oturmayı kabul etmesi gelecek için bir umuttur. Ancak çağrıya rağmen özellikle Gazze ve Refah’ta artarak devam eden saldırılar İsrail’in niyetini ortaya koymuştur. Biz anneler olarak yine de İsrail’e bir kez daha çağrıda bulunuyoruz, ateşkes için bir adım bekliyoruz. İsrailli yetkililere soruyorum, vaad edilmiş topraklar hedefinizi, hayattan kopardığınız annelerin ve çocukların bedenleri üzerine mi inşa edeceksiniz? Bizler bugün AK Parti Bayburt İl Kadın Kolları Başkanlığı, teşkilatlarımız, kadın milletvekilleri, sivil toplum kuruluşu temsilcileri olarak buradayız. Şu anda 81 ilde ak partili kadınlar olarak Gazzeli anneler için dimdik ayaktayız. Yaşanan tüm zulme, acıya rağmen eşini, evladını, ailesini kaybetmesine rağmen çocukları için, ülkesi için dimdik ayakta duran Filistinli anneler, er ya da geç kazanacak. Anneler bitmeden bu direniş bitmez” – BAYBURT
]]>ÇANAKKALE – AK Parti Çanakkale İl Kadın Kolları tarafından Anneler Günü vesilesiyle Gazze’de yaşam hakları elinden alınan anneler için basın açıklaması gerçekleştirildi.
Çanakkale’de AK Parti Çanakkale İl Kadın Kolları tarafından İskele Meydanı’nda Anneler Günü vesilesiyle, Gazze’de yaşam hakları elinden alınan anneler için basın açıklaması düzenlendi. Açıklamaya AK Parti Çanakkale İl Başkanı Naim Makas, AK Parti Çanakkale İl Kadın Kolları Başkanı Özlem Karadayı, AK Parti Çanakkale İl Gençlik Koları Başkanı Alperen Uysal ve partililer katıldı.
Basın açıklamasını yapan AK Parti Çanakkale İl Kadın Kolları Başkanı Özlem Karadayı, “Pazar günü Anneler Günü . Günlerdir her yerde tatlı bir telaş yaşanıyor. Anneler Günü öksüzlerin ve evladını kaybeden annelerin de ağır imtihanı. Fakat bir yandan da dünyanın orta yerinde, yanı başımızda Filistin’de, Gazze’de, Refah’ta yaşanan soykırım nedeniyle anne olmak hiç bu kadar zor olmamıştı. Biz bugün okuldan gelecek çocuklarımızı, Gazzeli anneler ise çocuklarına verecek bir lokma ekmeği bekliyor. Bizler karışmasın diye çocuklarımızın defterlerine, kitaplarına isim yazarken, Gazzeli anneler ise cesetleri teşhis edilebilsin diye çocuklarının kollarına isim yazıyor. Bir kadın, bir anne olarak çok net ifade ediyorum. Her can tek, her can biricik ve bir cana kıyan tüm insanlığa kıymış gibidir. Filistin Sağlık Bakanlığının 5 Mayıs’ta yaptığı açıklamaya göre; İsrail’in 7 Ekim’den bu yana Gazze Şeridi’ne düzenlediği saldırılarda 34 bin 683 kişi öldü, 78 bin 18 kişi yaralandı. Birleşmiş Milletler kadın biriminin raporuna göre Gazze’de 9 bin kadın öldü. Günde ortalama 63 kadın hala ölüyor ve bunların 37’si ise anne. Kayıp ve akıbeti bilinmeyen kadınların sayısı 2 bin 100. Peki ya sağ kalan ve yaşam savaşını sürdürmeye, çocukları için hayata tutunmaya çalışan kadınlar, anneler! Filistin’de sağlık sisteminin çökmesi nedeniyle yaklaşık 60 bin hamile kadın risk altında. Her gün 180 anne ölümle burun buruna doğum yapıyor. Ne diyordu gazzeli anne, “Ben 6 çocuk doğurmakla yükümlüyüm. Çünkü 2’sini israil öldürücek, 2’si eve ekmek getirmek için çalışacak, 2’si de okusun ki ülke için işe yarasın.” ya anne olduğunu göremeden, karnında bebeği ile ölen kadınlar, ölen annesinin bedeninden ameliyatla alınan bebekler. Zor şartlar, ölümle burun buruna yaşamak ve yetersiz beslenme nedeniyle erken doğum yapan, sütü kesilen anneler. Gazze’deki her 5 kadından 4’ü, aile bireylerinden en az birinin üst üste iki öğün yiyemediğini ifade ediyor. Çocuklar, annelerinin gözü önünde eriyor. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın Birleşmiş Milletler ve pek çok uluslararası platformda haykırdığı gibi “Savaşın da bir ahlakı, hukuku vardır. Sivillerin hedef alındığı saldırıyı haklı gösterecek tek bir neden dahi olamaz.” Sayın Cumhurbaşkanımız ve Hanımefendi’nin çocuk ve kadınlar başta olmak üzere sivilleri korumak için yaptığı pek çok girişim tüm dünyaya örnek oluyor. Hamas’ın ateşkes masasına oturmayı kabul etmesi gelecek için bir umuttur. Ancak çağrıya rağmen özellikle Gazze ve Refah’ta artarak devam eden saldırılar İsrail’in niyetini ortaya koymuştur. Biz anneler olarak yine de İsrail’e bir kez daha çağrıda bulunuyoruz; ateşkes için bir adım bekliyoruz. İsrailli yetkililere soruyorum. Vaad edilmiş topraklar hedefinizi, hayattan kopardığınız annelerin ve çocukların bedenleri üzerine mi inşa edeceksiniz? Bizler bugün AK Parti Çanakkale İl Kadın Kolları Başkanlığı, teşkilatlarımız, sivil toplum kuruluşu temsilcileri olarak buradayız. Şu anda 81 ilde AK Partili kadınlar olarak Gazzeli anneler için dimdik ayaktayız. 2 çocuğu şehit edilen gazzeli kadın soruyor ya “hasan ve bera’nın suçları neydi? Ne günah işlediler?” İşte o anneler için soruyoruz. Yaşamayacağını bile bile çocuk doğuran Gazzeli anneler için susmuyoruz! Yaşanan tüm zulme, acıya rağmen eşini, evladını, ailesini kaybetmesine rağmen çocukları için, ülkesi için dimdik ayakta duran Filistinli anneler, er ya da geç kazanacak. Anneler bitmeden bu direniş bitmez. ve kalbi Gazzeli anneler için çarpan kadınlar olarak haykırıyoruz. Bu zulüm daha ne kadar sürecek? Yeter artık israil, kanlı ellerini sivillerin, annelerin, çocukların üzerinden çek” ifadelerini kullandı.
]]>Anneler Günü’ne sayılı günler kala İsrail’in ablukası altındaki Gazze’de her gün 63 kadının öldüğünü vurgulayan AK Partili kadınlar, yaşanan insanlık suçunun derhal sona ermesi konusunda çağrıda bulundu. Gazzeli kadınlar için AK Parti İl Binası önünde düzenlenen basın açıklamasına, AK Parti Erzincan Milletvekili Süleyman Karaman, 26 dönem Erzincan Milletvekili ve AK Parti Genel Merkez Siyasi Erdem ve Etik Kurulu üyesi Sebahattin Karakelle, AK Parti Erzincan İl Başkanı Çetin Özyurt, Erzincan eski Belediye Başkanı Cemalettin Başsoy ve kadın kolları mensupları katıldı.
Okunan basın açıklamasında şu ifadelere yer verildi:
“Pazar günü anneler günü, günlerdir her yerde tatlı bir telaş yaşanıyor. Anneler günü öksüzlerin ve evladını kaybeden annelerin de ağır imtihanıdır. Fakat bir yandan da dünyanın orta yerinde, yanı başımızda Filistin’de, Gazze’de, Refah’ta yaşanan soykırım nedeniyle anne olmak hiç bu kadar zor olmamıştı. Biz bugün okuldan gelecek çocuklarımızı, Gazzeli anneler ise çocuklarına verecek bir lokma ekmeği bekliyor. Bizler karışmasın diye çocuklarımızın defterlerine, kitaplarına isim yazarken, Gazzeli anneler ise cesetleri teşhis edilebilsin diye çocuklarının kollarına isim yazıyor. Bir kadın, bir anne olarak çok net ifade ediyorum, her can tek, her can biricik ve bir cana kıyan tüm insanlığa kıymış gibidir. Filistin Sağlık Bakanlığının 5 Mayıs’ta yaptığı açıklamaya göre, İsrail’in 7 Ekim’den bu yana Gazze Şeridi’ne düzenlediği saldırılarda 34 bin 683 kişi öldü, 78 bin 18 kişi yaralandı. BM kadın biriminin raporuna göre Gazze’de 9 bin kadın öldü. Günde ortalama 63 kadın hala ölüyor ve bunların 37’si ise anne. Kayıp ve akıbeti bilinmeyen kadınların sayısı 2 bin 100’dür. Peki ya sağ kalan ve yaşam savaşını sürdürmeye, çocukları için hayata tutunmaya çalışan kadınlar, anneler, Filistin’de sağlık sisteminin çökmesi nedeniyle yaklaşık 60 bin hamile kadın risk altında. Her gün 180 anne ölümle burun buruna doğum yapıyor. ya anne olduğunu göremeden, karnında bebeği ile ölen kadınlar, ölen annesinin bedeninden ameliyatla alınan bebekler. Zor şartlar, ölümle burun buruna yaşamak ve yetersiz beslenme nedeniyle erken doğum yapan, sütü kesilen anneler. Gazze’deki her 5 kadından 4’ü, aile bireylerinden en az birinin üst üste iki öğün yiyemediğini ifade ediyor. Çocuklar, annelerinin gözü önünde eriyor. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın birleşmiş milletler ve pek çok uluslararası platformda haykırdığı gibi savaşın da bir ahlakı, hukuku vardır. Sivillerin hedef alındığı saldırıyı haklı gösterecek tek bir neden dahi olamaz. Cumhurbaşkanımız ve hanımefendinin çocuk ve kadınlar başta olmak üzere sivilleri korumak için yaptığı pek çok girişim tüm dünyaya örnek oluyor. Hamas’ın ateşkes masasına oturmayı kabul etmesi gelecek için bir umuttur. Ancak çağrıya rağmen özellikle Gazze ve Refah’ta artarak devam eden saldırılar İsrail’in niyetini ortaya koymuştur. Biz anneler olarak yine de İsrail’e bir kez daha çağrıda bulunuyoruz, ateşkes için bir adım bekliyoruz. İsrailli yetkililere soruyorum, vaad edilmiş topraklar hedefinizi, hayattan kopardığınız annelerin ve çocukların bedenleri üzerine mi inşa edeceksiniz? Bizler bugün AK Parti Erzincan İl Kadın Kolları Başkanlığı, teşkilatlarımız, kadın milletvekilleri, sivil toplum kuruluşu temsilcileri olarak buradayız. Şu anda 81 ilde ak partili kadınlar olarak Gazzeli anneler için dimdik ayaktayız. Yaşanan tüm zulme, acıya rağmen eşini, evladını, ailesini kaybetmesine rağmen çocukları için, ülkesi için dimdik ayakta duran Filistinli anneler, er ya da geç kazanacak. Anneler bitmeden bu direniş bitmez” – ERZİNCAN
]]>Anneler Günü’ne sayılı günler kala İsrail’in ablukası altındaki Gazze’de her gün 63 kadının öldüğünü vurgulayan AK Partili kadınlar, yaşanan insanlık suçunun derhal sona ermesi konusunda çağrıda bulundu. Gazzeli kadınlar için Demokrasi Parkı’nda düzenlenen basın açıklamasına, AK Parti Adıyaman İl Başkanı Emrah Bulucu, Kadın Kolları Başkanı Saliha Diler, partililer, STK’lar ve çok sayıda kişi katıldı.
Basın açıklamasını okuyan AK Parti İl Kadın Kolları Başkanı Saliha Diler, “Pazar günü anneler günü, günlerdir her yerde tatlı bir telaş yaşanıyor. Anneler günü öksüzlerin ve evladını kaybeden annelerin de ağır imtihanıdır. Fakat bir yandan da dünyanın orta yerinde, yanı başımızda Filistin’de, Gazze’de, Refah’ta yaşanan soykırım nedeniyle anne olmak hiç bu kadar zor olmamıştı. Biz bugün okuldan gelecek çocuklarımızı, Gazzeli anneler ise çocuklarına verecek bir lokma ekmeği bekliyor. Bizler karışmasın diye çocuklarımızın defterlerine, kitaplarına isim yazarken, Gazzeli anneler ise cesetleri teşhis edilebilsin diye çocuklarının kollarına isim yazıyor. Bir kadın, bir anne olarak çok net ifade ediyorum, her can tek, her can biricik ve bir cana kıyan tüm insanlığa kıymış gibidir. Filistin Sağlık Bakanlığının 5 Mayıs’ta yaptığı açıklamaya göre, İsrail’in 7 Ekim’den bu yana Gazze Şeridi’ne düzenlediği saldırılarda 34 bin 683 kişi öldü, 78 bin 18 kişi yaralandı. BM kadın biriminin raporuna göre Gazze’de 9 bin kadın öldü. Günde ortalama 63 kadın hala ölüyor ve bunların 37’si ise anne. Kayıp ve akıbeti bilinmeyen kadınların sayısı 2 bin 100’dür. Peki ya sağ kalan ve yaşam savaşını sürdürmeye, çocukları için hayata tutunmaya çalışan kadınlar, anneler, Filistin’de sağlık sisteminin çökmesi nedeniyle yaklaşık 60 bin hamile kadın risk altında. Her gün 180 anne ölümle burun buruna doğum yapıyor. ya anne olduğunu göremeden, karnında bebeği ile ölen kadınlar, ölen annesinin bedeninden ameliyatla alınan bebekler. Zor şartlar, ölümle burun buruna yaşamak ve yetersiz beslenme nedeniyle erken doğum yapan, sütü kesilen anneler. Gazze’deki her 5 kadından 4’ü, aile bireylerinden en az birinin üst üste iki öğün yiyemediğini ifade ediyor. Çocuklar, annelerinin gözü önünde eriyor. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın birleşmiş milletler ve pek çok uluslararası platformda haykırdığı gibi savaşın da bir ahlakı, hukuku vardır. Sivillerin hedef alındığı saldırıyı haklı gösterecek tek bir neden dahi olamaz. Cumhurbaşkanımız ve hanımefendinin çocuk ve kadınlar başta olmak üzere sivilleri korumak için yaptığı pek çok girişim tüm dünyaya örnek oluyor. Hamas’ın ateşkes masasına oturmayı kabul etmesi gelecek için bir umuttur. Ancak çağrıya rağmen özellikle Gazze ve Refah’ta artarak devam eden saldırılar İsrail’in niyetini ortaya koymuştur. Biz anneler olarak yine de İsrail’e bir kez daha çağrıda bulunuyoruz, ateşkes için bir adım bekliyoruz. İsrailli yetkililere soruyorum, vaad edilmiş topraklar hedefinizi, hayattan kopardığınız annelerin ve çocukların bedenleri üzerine mi inşa edeceksiniz? Bizler bugün AK Parti Adıyaman İl Kadın Kolları Başkanlığı, teşkilatlarımız, kadın milletvekilleri, sivil toplum kuruluşu temsilcileri olarak buradayız. Şu anda 81 ilde ak partili kadınlar olarak Gazzeli anneler için dimdik ayaktayız. Yaşanan tüm zulme, acıya rağmen eşini, evladını, ailesini kaybetmesine rağmen çocukları için, ülkesi için dimdik ayakta duran Filistinli anneler, er ya da geç kazanacak. Anneler bitmeden bu direniş bitmez” diye konuştu. – ADIYAMAN
]]>AK Parti Genel Merkez Kadın Kolları Başkanlığınca 81 ilde eş zamanlı olarak “Gazze’de yaşam hakları elinden alınan Anneler için” AK Parti İl Kadın Kolları Başkanı Şulenur Kubilay Yılmaz tarafından basın açıklaması düzenlendi. Düzce Belediyesi önünde düzenlenen basın açıklamasına AK Parti Düzce İl Başkanı Hasan Şengüloğlu, siyasiler ve kadınlar katıldı.
AK Parti Düzce Kadın Kolları Başkanı Av. Şulenur Kubilay Yılmaz, Gazzali annelerin çocuklarına vereceği bir lokma ekmek beklediğini belirterek “Pazar günü anneler günü. Günlerdir her yerde tatlı bir telaş yaşanıyor. Anneler günü öksüzlerin ve evladını kaybeden annelerin de ağır imtihanı. Fakat bir yandan da dünyanın orta yerinde, yanı başımızda Filistin’de, Gazze’de, Refah’ta yaşanan soykırım nedeniyle anne olmak hiç bu kadar zor olmamıştı. Biz bugün okuldan gelecek çocuklarımızı, Gazzeli anneler ise çocuklarına verecek bir lokma ekmeği bekliyor. Bizler karışmasın diye çocuklarımızın defterlerine, kitaplarına isim yazarken, Gazzeli anneler ise cesetleri teşhis edilebilsin diye çocuklarının kollarına isim yazıyor. Bir kadın, bir anne olarak çok net ifade ediyorum her can tek, her can biricik ve bir cana kıyan tüm insanlığa kıymış gibidir” dedi.
“Günde ortama 37 anne ölüyor”
Günde ortama 63 kadının öldüğünü işaret eden Yılmaz, “İsrail’in 7 Ekim’den bu yana Gazze Şeridi’ne düzenlediği saldırılarda 34 bin 683 kişi öldü, 78 bin 18 kişi yaralandı. Birleşmiş milletler kadın biriminin raporuna göre Gazze’de 9 bin kadın öldü. Günde ortalama 63 kadın hala ölüyor ve bunların 37’si ise anne. Kayıp ve akıbeti bilinmeyen kadınların sayısı 2 bin 100. Peki ya sağ kalan ve yaşam savaşını sürdürmeye, çocukları için hayata tutunmaya çalışan kadınlar, anneler. Filistin’de sağlık sisteminin çökmesi nedeniyle yaklaşık 60 bin hamile kadın risk altında. ya anne olduğunu göremeden, karnında bebeği ile ölen kadınlar, ölen annesinin bedeninden ameliyatla alınan bebekler. Zor şartlar, ölümle burun buruna yaşamak ve yetersiz beslenme nedeniyle erken doğum yapan, sütü kesilen anneler. Gazze’deki her 5 kadından 4’ü, aile bireylerinden en az birinin üst üste iki öğün yiyemediğini ifade ediyor. Çocuklar, annelerinin gözü önünde eriyor” ifadelerinde bulundu.
“Bu zulüm daha ne kadar sürecek”
Gazzali anneler için susmayacaklarını belirten Şulenur Kubilay Yılmaz, “Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın Birleşmiş Milletler ve pek çok uluslararası platformda haykırdığı gibi ‘Savaşın da bir ahlakı, hukuku vardır. Sivillerin hedef alındığı saldırıyı haklı gösterecek tek bir neden dahi olamaz’ Cumhurbaşkanımız ve Hanımefendi’nin çocuk ve kadınlar başta olmak üzere sivilleri korumak için yaptığı pek çok girişim tüm dünyaya örnek oluyor. Hamas’ın ateşkes masasına oturmayı kabul etmesi gelecek için bir umuttur. Ancak çağrıya rağmen özellikle Gazze ve Refah’ta artarak devam eden saldırılar İsrail’in niyetini ortaya koymuştur. Biz anneler olarak yine de İsrail’e bir kez daha çağrıda bulunuyoruz; ateşkes için bir adım bekliyoruz. İsrailli yetkililere soruyorum? Vaat edilmiş topraklar hedefinizi, hayattan kopardığınız annelerin ve çocukların bedenleri üzerine mi inşa edeceksiniz? Bizler bugün AK Parti Düzce il kadın kolları başkanlığı, teşkilatlarımız, kadın milletvekilleri, sivil toplum kuruluşu temsilcileri olarak buradayız. Şu anda 81 ilde AK Partili kadınlar olarak Gazzeli anneler için dimdik ayaktayız. 2 çocuğu şehit edilen Gazzeli kadın soruyor ya ‘Hasan ve Bera’nın suçları neydi? ne günah işlediler?’ İşte o anneler için soruyoruz. Yaşamayacağını bile bile çocuk doğuran Gazzeli anneler için susmuyoruz. Yaşanan tüm zulme, acıya rağmen eşini, evladını, ailesini kaybetmesine rağmen çocukları için, ülkesi için dimdik ayakta duran Filistinli anneler, er ya da geç kazanacak. Anneler bitmeden bu direniş bitmez. ve kalbi Gazzeli anneler için çarpan kadınlar olarak haykırıyoruz bu zulüm daha ne kadar sürecek? Yeter artık İsrail, kanlı ellerini sivillerin, annelerin, çocukların üzerinden çek” şeklinde açıklamasını sonlandırdı.
Basın açıklamasının ardından partililer ve kadınlar dağıldılar. – DÜZCE
]]>Çanakkale’de AK Parti Çanakkale İl Kadın Kolları tarafından İskele Meydanı’nda Anneler Günü vesilesiyle, Gazze’de yaşam hakları elinden alınan anneler için basın açıklaması düzenlendi. Açıklamaya AK Parti Çanakkale İl Başkanı Naim Makas, AK Parti Çanakkale İl Kadın Kolları Başkanı Özlem Karadayı, AK Parti Çanakkale İl Gençlik Koları Başkanı Alperen Uysal ve partililer katıldı.
Basın açıklamasını yapan AK Parti Çanakkale İl Kadın Kolları Başkanı Özlem Karadayı, “Pazar günü Anneler Günü . Günlerdir her yerde tatlı bir telaş yaşanıyor. Anneler Günü öksüzlerin ve evladını kaybeden annelerin de ağır imtihanı. Fakat bir yandan da dünyanın orta yerinde, yanı başımızda Filistin’de, Gazze’de, Refah’ta yaşanan soykırım nedeniyle anne olmak hiç bu kadar zor olmamıştı. Biz bugün okuldan gelecek çocuklarımızı, Gazzeli anneler ise çocuklarına verecek bir lokma ekmeği bekliyor. Bizler karışmasın diye çocuklarımızın defterlerine, kitaplarına isim yazarken, Gazzeli anneler ise cesetleri teşhis edilebilsin diye çocuklarının kollarına isim yazıyor. Bir kadın, bir anne olarak çok net ifade ediyorum. Her can tek, her can biricik ve bir cana kıyan tüm insanlığa kıymış gibidir. Filistin Sağlık Bakanlığının 5 Mayıs’ta yaptığı açıklamaya göre; İsrail’in 7 Ekim’den bu yana Gazze Şeridi’ne düzenlediği saldırılarda 34 bin 683 kişi öldü, 78 bin 18 kişi yaralandı. Birleşmiş Milletler kadın biriminin raporuna göre Gazze’de 9 bin kadın öldü. Günde ortalama 63 kadın hala ölüyor ve bunların 37’si ise anne. Kayıp ve akıbeti bilinmeyen kadınların sayısı 2 bin 100. Peki ya sağ kalan ve yaşam savaşını sürdürmeye, çocukları için hayata tutunmaya çalışan kadınlar, anneler! Filistin’de sağlık sisteminin çökmesi nedeniyle yaklaşık 60 bin hamile kadın risk altında. Her gün 180 anne ölümle burun buruna doğum yapıyor. Ne diyordu gazzeli anne, “Ben 6 çocuk doğurmakla yükümlüyüm. Çünkü 2’sini israil öldürücek, 2’si eve ekmek getirmek için çalışacak, 2’si de okusun ki ülke için işe yarasın.” ya anne olduğunu göremeden, karnında bebeği ile ölen kadınlar, ölen annesinin bedeninden ameliyatla alınan bebekler. Zor şartlar, ölümle burun buruna yaşamak ve yetersiz beslenme nedeniyle erken doğum yapan, sütü kesilen anneler. Gazze’deki her 5 kadından 4’ü, aile bireylerinden en az birinin üst üste iki öğün yiyemediğini ifade ediyor. Çocuklar, annelerinin gözü önünde eriyor. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın Birleşmiş Milletler ve pek çok uluslararası platformda haykırdığı gibi “Savaşın da bir ahlakı, hukuku vardır. Sivillerin hedef alındığı saldırıyı haklı gösterecek tek bir neden dahi olamaz.” Sayın Cumhurbaşkanımız ve Hanımefendi’nin çocuk ve kadınlar başta olmak üzere sivilleri korumak için yaptığı pek çok girişim tüm dünyaya örnek oluyor. Hamas’ın ateşkes masasına oturmayı kabul etmesi gelecek için bir umuttur. Ancak çağrıya rağmen özellikle Gazze ve Refah’ta artarak devam eden saldırılar İsrail’in niyetini ortaya koymuştur. Biz anneler olarak yine de İsrail’e bir kez daha çağrıda bulunuyoruz; ateşkes için bir adım bekliyoruz. İsrailli yetkililere soruyorum. Vaad edilmiş topraklar hedefinizi, hayattan kopardığınız annelerin ve çocukların bedenleri üzerine mi inşa edeceksiniz? Bizler bugün AK Parti Çanakkale İl Kadın Kolları Başkanlığı, teşkilatlarımız, sivil toplum kuruluşu temsilcileri olarak buradayız. Şu anda 81 ilde AK Partili kadınlar olarak Gazzeli anneler için dimdik ayaktayız. 2 çocuğu şehit edilen gazzeli kadın soruyor ya “hasan ve bera’nın suçları neydi? Ne günah işlediler?” İşte o anneler için soruyoruz. Yaşamayacağını bile bile çocuk doğuran Gazzeli anneler için susmuyoruz! Yaşanan tüm zulme, acıya rağmen eşini, evladını, ailesini kaybetmesine rağmen çocukları için, ülkesi için dimdik ayakta duran Filistinli anneler, er ya da geç kazanacak. Anneler bitmeden bu direniş bitmez. ve kalbi Gazzeli anneler için çarpan kadınlar olarak haykırıyoruz. Bu zulüm daha ne kadar sürecek? Yeter artık israil, kanlı ellerini sivillerin, annelerin, çocukların üzerinden çek” ifadelerini kullandı. – ÇANAKKALE
]]>HABER: NİSANUR YILDIRIM/ KAMERA: UĞUR DEMİRCİ
(ANKARA) – 27. Uçan Süpürge Kadın Filmleri Festivali’nin açılış töreni Ankara Devlet Opera ve Balesi’nde yapıldı. Festivalin bu yılki Onur Ödülü oyuncu Hatice Aslan’a verildi. Aslan, “Ankara, benim için çok özel. Hayatımın dönüm noktası olan bir şehir burası. Kendine ve tüm varlıklara şefkatin, özenin ve saygının iyileştirici gücünü daima hatırlamaya devam edeceğim. Özü sözü bir olmak benim için çok özel bir şey” diye konuştu.
27. Uçan Süpürge Kadın Filmleri Festivali’nin açılış töreni Ankara Devlet Opera ve Balesi’nde dün akşam yapıldı. Şenay Gürler ve Yetkin Dikinciler’in sunuculuğunu yaptığı törene; Çankaya Belediye Başkanı Hüseyin Can Güner, Ankara Barosu Başkanı Mustafa Köroğlu, SİYAD Başkanı Esin Küçüktepepınar, Sinema Eseri Yapımcıları Meslek Birliği (SEYAP) Başkanı Sevil Demirci, yönetmen Biket İlhan, Uçan Süpürge Vakfı gönüllüleri, festival gönüllüleri ve Ankaralı kadın sinemaseverler katıldı.
DENİZ İLHAN: “BÜTÜN KADINLAR CADIYIZ AMA TESCİLLİ CADI OLMAK ÇOK SEVİNDİRDİ”
Festival, Sevda Cenap And Müzik Vakfı Dostlar Korosu’nun kısa bir müzik şöleniyle başladı. Festivalin bu yıl Genç Cadı Ödülü oyuncu Deniz İlhan’a verildi. İlhan’a, ödülünü geçen yıl Genç Cadı Ödülü’nü alan Öyküsu Özyürek takdim etti. İlhan, “Bütün kadınlar cadıyız ama tescilli cadı olmak çok sevindirdi. Kadın dayanışması tarafından ödüllendirilmenin de insan çok güvende hissettiren bir tarafı var” dedi.
Festivalin Bilge Olgaç Başarı Ödülleri film yapımcısı Nida Karabol, yönetmen Ayşe Polat ve oyuncu Tülin Özen’e verildi. Karabol’a ödülünü yönetmen Biket İlhan takdim etti. Ödül konuşmasında Gazze için ateşkes çağrısı yapan Karabol, şunları söyledi:
NİDA KARABOL: “EN ÇOK İSTEDİĞİMİZ ŞEY BARIŞ”
“Festivalin teması olan ‘Daha fazlası azı değil.’ Neler dersek, her şeyden önce toplumsal cinsiyet eşitliği diyoruz. Kesinlikle daha fazlası, daha azı değil. Günümüzde çok önemli olan hak, hukuk, adalet kesinlikle daha fazlası daha azı değil. En çok istediğimiz şeylerden biri barış, empati, sevgi. Laik eğitim istiyoruz. Kültür-sanat istiyoruz. En çok sinemayı istiyoruz.”
AYŞE POLAT: “ÇOĞUNLUKLA KADIN YÖNETMENLER ARKA PLANDA KALMIŞTIR”
Yönetmen Ayşe Polat, bir diğer Bilge Olgaç Başarı Ödülü’nün sahibi oldu. Polat, “Kadın olmak zor, kadın yönetmen olmak daha zor. Çoğunlukla kadın yönetmenler arka planda kalmıştır. Sinema tarihi böyledir. Gelecek için çok umutluyum. Yeni nesil çok aktif, kadın dayanışmasını çok iyi biliyorlar” diye konuştu.
Bir diğer Bilge Olgaç Başarı Ödülü’nün sahibi olan Tülin Özen, bu gece açılış törenine katılamadığı için kadın sinemaseverlere bir video mesaj yolladı. Özen, “Bilge Olgaç ile anılan bir ödüle sahip olmak çok gurur verici. Bundan sonrası için de çok büyük bir güç veriyor bana” dedi.
Festivalin bu yılki Onur Ödülü oyuncu Hatice Aslan’a verildi. Aslan’a ödül takdimini oyuncu Ece Dizdar yaptı. Aslan, şunları söyledi:
HATİCE ASLAN: “ÖZÜ SÖZÜ BİR OLMAK BENİM İÇİN ÇOK ÖZEL”
“Opera binası benim için çok özel bir yer. Çünkü ben ilk tiyatro oyunumu burada seyrettim. Yücel Erten sahneye koymuştu. Çok etkilendim, 10 defa seyrettim. Sivas’tan gelip böyle bir oyunu seyretmenin ne demek olduğunu anlarsınız diye düşünüyorum. Ankara, benim için çok özel. Hayatımın dönüm noktası olan bir şehir burası. Ece, benim için çok özel. Benim biricik manevi kızım. Kendine ve tüm varlıklara şefkatin, özenin ve saygının iyileştirici gücünü daima hatırlamaya devam edeceğim. Özü sözü bir olmak benim için çok özel bir şey.”
Açılış töreni, tüm kadınların sahneye çıkarak “Kadınlar Vardır” şarkısını söylemesiyle son buldu.
Onur Ödülü alan oyuncu Hatice Aslan, ANKA Haber Ajansı’na duygu ve düşüncelerini şöyle paylaştı:
“Bu ödülü Ankara’da almak benim için çok kıymetli. Ankara benim hayatımın dönüm noktası olan yer. İlk oyunculuk eğitimime burada başladım. Sivas’tan Ankara Devlet Konservatuvarı’na geldim. 27 yıl dile kolay, festivalin 27. yılı. Çok çaba sarf ettiklerini gözlüyorum. Özümle sözüm birbirini tuttuğu sürece ben varım. Yoksa bilgi var. Harekete geçmek ve onu en azından kendi bulunduğun köşede yapabilmek… Çünkü her yere kolumuz yetişemez. Oyuncu olduğum için insan olmanın çok kıymetli bir şey olduğunu, değişik karakterler oynadığım için biliyorum. Her bir karakter benim için kıymetli. Şefkat ve anlayışa devam.
“DAİMA CESARETLİ VE ÖZGÜRDÜM”
Daima yapabileceğimin en doğrusunu yapmaya çalıştım. Daima cesaretli ve özgürdüm. Başkasının ne dediği ya da ne yaptığından çok kendi yaptığımla ilgilendim. O zaman zaten bir şeyler yapmaya başlıyorsun. Başkalarını bırakıp kendine odaklı, yaptığın işe saygı gösterdiğin zaman çok farklı bir yere doğru gidiyor hayat.”
“HAYALİM KADIN YÖNETMENLERLE ÇALIŞMAK”
Oyuncu Deniz İlhan ise ANKA Haber Ajansı’na “Çok mutluyum, gururluyum. Filmde oynayalı 2 sene oldu. O zamandan bu zamana insan bazen durgunlaşabiliyor. Sinemayla ilgili bir düşüncem yoktu. Daha sonra film çıktı. Oyunculuk, tekrardan aklıma düştü. Daha sonra hiç beklemediğim bir anda bu ödül haberi geldi. Bunun bir kadın filmleri festivalinden gelmesi çok büyük bir motivasyon oldu. Hayalim, kadın yönetmenlerle ve genç insanlarla çalışmak” diye konuştu.
]]>
(ESKİŞEHİR) – CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Eskişehir Büyükşehir Belediyesi’ni ziyaretinde, “Türkiye’de bir tek kadın büyükşehir belediye başkanımız varken beşini aday göstermenin üçünün seçilmiş olmasından büyük bir gurur duyuyoruz. Aydın artık yalnız değil. Ümit ediyoruz, gelecekte 30 belediyeye 15 kadın aday gösterelim. Önemli bir zorluğu, önemli bir eşiği aştınız. Sizin liyakatinizden, becerinizden, mesleğinize, yaptığınız göreve hakimiyetinizden hiç kimsenin şüphesi yoktu. Ama Yılmaz Büyükerşen öylesine önemli, öylesine marka bir isim ki, hani yeri dolmaz denilecek bir ismin yerine aday olmak ve seçimde bu başarıyı göstermek çok çok önemliydi.” dedi.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, yerel seçimler ardından partisinin seçimi kazandığı il ve ilçelere teşekkür ziyaretlerini sürdürüyor. CHP lideri Özel, bu kapsamda Eskişehir’e geldi.
Özel ilk olarak partisinin il başkanlığını ziyaret etti. Burada CHP Eskişehir İl Başkanı Takat Yalaz’ı, Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce ve parti örgütüne yerel seçim başarısı dolayısıyla teşekkür eden Özel, ardından partililere açıklama yaptı. Özel, ardından Eskişehir Büyükşehir Belediyesi’ne gitti. Özel’e burada Genel Sekreter Selin Sayek Böke, Kadın Kolları Genel Başkanı Aylin Nazlıaka ve CHP Eskişehir Milletvekilleri eşlik etti.
AYŞE ÜNLÜCE: “SİVRİHSAR’DAKİ ALTIN MADENİ İÇİN YÜRÜTMEYİ DURDURMA KARARI GELDİ”
Özel’i makamında ağırlayan Ünlüce, şunları söyledi:
“Bugün sizleri Eskişehir’de ağırlamak çok güzel. Programımız burayla başlıyor, sonra Odunpazarı ve Tepebaşı Belediyelerimizle, sonra da beraber seçim dönemini tekrar konuşmak, o dönemle ilgili sizlerin görüşlerini almak üzere akşam da beraber olacağız. Ben bugün Eskişehir’e uğurlu geldiğinizi düşünüyorum. Güzel bir haberim var size. Bizim Sivrihisar ilçemizde, Kaymaz Mahallesi’nde altın madeniyle ilgili bir konu vardı. Biz üçüncü havuzu yapmayla ilgili, kapasite genişletmesiyle ilgili bir konu vardı. Buna karşı çıkıyoruz. Fakat buna rağmen ÇED süreci olumlu sonuçlanmıştı. Biz dava açtık. Bugün yürütmeyi durdurma kararı geldi. Büyükşehir Belediyesi olarak açmıştık. Eskişehir’in havasını, suyunu, toprağını her zaman korumak için elimizden geleni yapıyoruz. Bu güzel müjdeli haberi de bugün size vermek istedim.”
ÖZGÜR ÖZEL: “VEFALI BİR VEDA OLDU”
CHP Lideri Özgür ise şöyle konuştu:
“Bugün Eskişehir Büyükşehir Belediyesi’ne kaçıncı gelişimdir, belki bu koltuğa 20’inci oturuşum, belki daha çok olmuştur. Burada tabii hep karşımızda Yılmaz Büyükerşen bizi Büyükşehir Belediye Başkanımız olarak karşılıyordu. Bundan da büyük bir gurur ve onur duyuyorduk. Tabii bütün başarı hikayeleri bir vedayla sonlanıyor. Ama o vedaya bir vefanın eşlik etmesi çok önemli. Vefalı bir veda oldu. Hem il örgütümüz tarafından, Sayın İl Başkanımız tarafından hem üç milletvekilimiz hem de sizinle birlikte yakın çalışma arkadaşları ve metropoldeki ve ilçelerdeki belediye başkanlarımız hocamıza üst düzeyde bir vefa gösterdiler. Bunu Eskişehir halkı da en üst düzeyde gösteriyordu. Tabii biz CHP olarak Sayın Genel Sekreterimizle birlikte hocamızın bundan sonra yerel yönetimlerde eğitim, eş güdüm ve denetim komisyonundaki koordinatörlüğünü çok önemsiyoruz. Hatta bu akşam da bu konuda iki saatlik bir özel gündemli toplantımız da olacak kendisiyle. Ama tabii biz burada hocanın ardından yeni bir CHP’liyi görmekten, bir Cumhuriyet kadınını görmekten, bir genç Cumhuriyet kadınını görmekten büyük bir mutluluk duyuyoruz.
Türkiye’de bir tek kadın büyükşehir belediye başkanımız varken beşini aday göstermenin üçünün seçilmiş olmasından büyük bir gurur duyuyoruz. Aydın artık yalnız değil. Eskişehir’le, İç Anadolu’ya doğru, Tekirdağ’la, Trakya’ya doğru kadın büyükşehir belediye başkanlarımız iki önemli adım daha attınız. Ümit ediyoruz, gelecekte 30 belediyeye 15 kadın aday gösterelim. Kazandıklarımızın yarısı kadar kadın belediye başkanları olsun. Tabii bunlar sizin göstereceğiniz başarı, ihtimam ve halkın size göstereceği teveccühle doğru orantılı olacak. Önemli bir zorluğu, önemli bir eşiği aştınız. Sizin liyakatinizden, becerinizden, mesleğinize, yaptığınız göreve hakimiyetinizden hiçkimsenin şüphesi yoktu. Ama Yılmaz Büyükerşen öylesine önemli, öylesine marka bir isim ki, hani yeri dolmaz denilecek bir ismin yerine aday olmak ve seçimde bu başarıyı göstermek çok çok önemliydi.”
]]>İzmir’in kadın belediye başkanlarının bulunduğu söyleşiye katılan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, İzmir’in kadın belediye başkanları ile yola birlikte çıktıklarını belirterek; “İzmir’in kadın belediye başkanları bu dönem Türkiye için örnek işler yapacaklar. Önümüzdeki dönemde çok daha aktif bir şekilde kadınların siyasette temsilini sağlayacaklar” ifadelerini kullandı.
Başkan Sengel: “Yardımdan dayanışmaya, ranttan halka”
Söyleşide konuşan İzmir’in kadın belediye başkanlarından Selçuk Belediye Başkanı Filiz Ceritoğlu Sengel, Cumhuriyet Halk Partili belediyelerin geride kalan beş yılda birçok krizle başarılı bir şekilde mücadele etmesinin 2024’teki tablonun mimarı olduğuna dikkat çekerek; “Cumhuriyet Halk Partili belediyeler yardım etmekten ziyade dayanışmayı esas alan, ranttan ziyade halkın yanında durmayı esas alan bir anlayışla hareket etmeye devam edecekler. Her şeyden öte her şeye rağmen dayanıklı kentler nasıl olur 2019’dan itibaren göstermeye çalıştık. Bu konuda rüştümüzü ispatladık. 2028’de de iktidarda bunu göstereceğiz” dedi.
Mutlu: “Adaylarımız doğru seçildi”
Konak Belediye Başkanı Nilüfer Çınarlı Mutlu, İzmir’de aday gösterilen kadın belediye başkanlarının kadın olmalarının yanı sıra toplumda karşılığı olan adaylar olduğunu belirterek; “Biz İzmir’de 8 kadın belediye başkanı olarak seçildik. Ben seçileceğimizi biliyordum. Çünkü adaylarımız çok doğru belirlendi” diye konuştu.
Kınay: “Erkek egemen siyasete doğru cevabı verdik”
Karabağlar Belediye Başkanı Helil Kınay, Karabağlar’da kadın belediye başkanı seçilmez algısını kırdıklarını belirterek; “Karabağlar’da sadece kadınlarla değil eşitliği, aydınlığı savunan erkeklerle hep birlikte erkek egemen siyasete karşı doğru cevabı vermiş olduk” vurgusunu yaptı.
Ünsal: “Önümüzdeki süreç büyük bir fırsat”
Karşıyaka Belediye Başkanı Yıldız Ünsal, söyleşide yaptığı konuşmada, sadece kadın belediye başkanlarının değil CHP’li tüm belediye başkanlarının çok büyük bir sorumluluk yüklendiğini belirterek; “Türkiye’de birçok şeyin değiştiğini anlatabilmemiz için önümüzdeki süreç büyük bir fırsattır” sözlerine yer verdi.
Fıçı: “Kadın adaylar için örnek olacağız”
Foça Belediye Başkanı Saniye Bora Fıçı, Foça’nın ilk kadın belediye başkanı olmanın mutluluğunu yaşadığını belirttiği söyleşide; “Sekiz kadın belediye başkanının önümüzdeki 5 yıllık süreçte yapacağı işler belki de bugüne kadar cesaret edememiş olan kadın aday adayları için örnek teşkil edecek. Bizim misyonumuz bu. Bir kente, bir kasabaya, bir büyükşehire kadın eli değdiğinde nelerin olacağını gösterme zamanı” diye belirtti.
Erdoğan: “Kadın belediye başkanlarının sayısı artacak”
Söyleşide konuşan Karaburun Belediye Başkanı İlkay Girgin Erdoğan, kadın belediye başkanlarının farklı bir bakış açısına sahip olduğunu belirterek; “Biz hepimiz liyakat sahibi, hayata karşı belli bir duruşu olan kadınlarız. Umarım İzmir’de ve Türkiye’de önümüzdeki dönem kadın belediye başkanlarının ayısı artacaktır” ifadelerini kullandı.
Bodur: “Kadınlardan çok destek gördüm”
Kınık Belediye Başkanı Sema Bodur, Kınık’ta kadın belediye başkanı seçilmesiyle bir algının kırıldığını belirterek; “Kınık’ta bir kadın belediye başkanı seçilmesinin zor olduğu söyleniyordu. Ama ben Kınık’ta en çok kadınlardan destek gördüm” sözlerine yer verdi.
Denizli: “Biz başarırsak kadınların önü açılacak”
Çeşme Belediye Başkanı Lal Denizli ise kadın ve genç adayların önyargılarla karşılaşabildiğine değinerek; “Biz sadece kadın olduğumuz için değil hem parti liyakatine hem eğitim liyakatine sahip olduğumuz hem de her birimiz iş alanlarımızda ortaya koyduklarımız sayesinde bu koltuklarda oturuyoruz. Biz başarırsak kadınların ve gençlerin önü daha çok açılacak” vurgusunu yaptı. – İZMİR
]]>(ANKARA) – Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, 9’uncu yargı paketi ile ilgili hazırlıkların devam ettiğini belirterek, “Muhalefet milletvekillerinden bu konuda kendilerinin de öneride bulunmak istedikleri yönünde geri dönüş aldık. Vekiller de katkı verirlerse verimli olur” dedi.
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, TBMM Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonuna katıldı. Komisyonda konuşma yapan Tunç, kadın hakları konusunda Türkiye’de önemli mesafeler alındığını söyledi. Anayasa’da kadın-erkek eşitliğine ilişkin yapılan düzenlemeleri anlatan Tunç, şunları kaydetti:
“Kadınlara yönelik uygulamaların, yasal düzenlemelerin eşitlik ilkesine aykırı olarak yorumlanamayacağına yönelik, onların lehine yapılan düzenlemelerin eşitlik ilkesine aykırı yorumlanamayacağına yönelik pozitif ayrımcılık düzenlemesi Anayasa’mızın 10’uncu maddesinde 2010 yılındaki Anayasa değişikliğinde yerini almıştı. 81 il 144 ilçe adliyesinde, 225 adliyede kadına karşı işlenen suç soruşturmalarını gerçekleştiren bürolarımız var ve bu bürolar 2019 yılından itibaren faaliyete geçti. Tabii davalar açıldıktan sonra da adli süreçlerde kadınlarımızın mağdur olmaması lazım. Adliyelerde, özellikle onlara yönelik, onların ifadelerinin alınabileceği, mağdur kadınların ifadelerinin alınabileceği özel odalar kurduk, ‘Adli görüşme odaları’ dediğimiz. Yine, çocukların ifadelerinin alınabileceği adli görüşme odaları adliyelerimizde, büyüklerden ayrı, diğer kişilerden ayrı şekilde ifadelerin alınmasını hem kadınlarımız hem çocuklarımız bakımından sağladık, bunların sayısını da artırmaya devam ediyoruz.”
“GİYİM KUŞAMIN DİKKATE ALINMAMASI GEREKİR”
“Israrlı takip müstakil bir suç olsun” önerilerinin Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonunun sürekli gündemine geldiğini söyleyen Bakan Tunç, bu konuda da yasal düzenleme yapıldığını hatırlatarak, şunları anlattı:
“Israrlı takip özellikle çocuğa, ayrılık kararı verilen ve boşanılan eşe, mağdurun okulunu, iş yerini, konutunu değiştirmesine sebep olmuşsa, uzaklaştırma kararı verilen fail tarafından işlenmişse burada da cezayı artırıcı sebep olarak kanunumuzda yerini aldı. Önemli düzenlemelerden bir tanesi de Ceza Muhakemesi Kanunu’muzdaki tutuklamaya ilişkin düzenlemeydi. Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 100’üncü maddesinde bir kadına yönelik kasten yaralama suçlarının tutuklama sebebi sayılacağına yönelik çok önemli bir düzenlemeyi de hayata geçirmiştik. Bir de yıllarca iyi hal indirimiyle ilgili konu vardı ‘kravat indirimi’ olarak hep tartışılan, failin sırf indirim almak için duruşmada gösterdiği tavır, giyim kuşam vesairenin iyi halde dikkate alınamayacağına yönelik. Aslında alınmaması gerekir. Yani burada maalesef uygulamada problemler oluyordu, bunu kanuna derc ederek bu konuyu vurgulamış olduk. Sırf indirim almak için, failin kılık kıyafeti düzgün vesaire şekliyle, o şekli şeylerin iyi halde ona bir fayda sağlamayacağına yönelik yasal düzenlemeyi de hayata geçirmiş olduk.”
“YASA KOYUCULAR YASALAR KADAR ÖNEMLİ”
Kadına yönelik şiddetle mücadele konusuna da değinen Bakan Tunç, en iyi kanunun kötü uygulayıcının elinde en kötü kanun, en kötü kanunun da iyi uygulayıcının elinde iyi kanun haline gelebileceğini söyledi. Tunç, şunları kaydetti:
“Dolayısıyla, bu anlamda da uygulayıcıların eğitimi, hizmet içi eğitimleri önemli. Hakim ve savcılarımız neticede bunu uygulayacak. Yine, İçişleri Bakanlığımızın, soruşturma aşamasında emniyet mensuplarımızın, onların da ayrıca bu konuda çalışmaları var. Adalet Akademimizin, özellikle hakim savcı adaylarının -artık hakim savcı yardımcılığı dönemine geçtik- onların üç yıl süren bir eğitim süreci var, bu süreç içerisinde bu konulara, özellikle bu konulara ağırlık vermesi konusundaki tedbirlerimizi de aldık ve uygulamalarına da başladık. Adalet Bakanlığı olarak, özellikle bizim adliyelerde çalışan personeller bakımından baktığımız zaman 96 bin 508 personelimiz var adliyelerde. Bunun 42 bin 545’i yani yarısı kadınlardan oluşuyor. Dolayısıyla, kamuda kadın istihdamı konusunda Adalet Bakanlığının kadına pozitif ayrımcılık yaptığını da söylemek mümkün. Tabii, biz bunları yeterli görmüyoruz. İnsanı güçlendireceğiz ki kadın, çocuk güçlü olsun, aile güçlü olsun; hep beraber toplum olarak güçlü olalım. Bu konuda Adalet Bakanlığı olarak her türlü fikre, görüşünüze açık olduğumuzu belirtmek istiyorum.”
“KADIN ÖRGÜLERİ DE MUHATTAP ALINMALI”
Komisyonda Bakan Tunç’a, muhalefet partilerinin milletvekilleri tarafından kadına yönelik şiddetle mücadele konusu başta olmak üzere sivil toplum örgütleri ve kadın örgütleriyle ortak çalışmalar gerçekleştirilmesi yönünde talepler iletildi. Emek Partisi Gaziantep Milletvekili Sevda Karaca, “İlk kez muhatap alınmamız oldukça önemli. Aynı muhataplığın kadın örgütleri ve demokratik kitle örgütlerine de gösterilmesi gerektiğini düşünüyorum. Buradaki temel gündem maddelerinden biri sizin göreve geldiğinizde ifade ettiğiniz ‘Aile hukukunu sil baştan ele alma’ projesi. Bununla ilgili kaygılar oldukça büyük. Aileye ilişkin çalışmalarda, çalıştaylarda müftüler bile çağırıldı ama kentlerin kadın örgütleri bu çalıştaylarda yer alamadı” ifadelerini kullandı.
Bunun üzerine Bakan Tunç, 6284 sayılı Kanun’un İstanbul Sözleşmesi’nden daha bağlayıcı bir metin olduğunu söyledi. Tunç, “Sözleşme öncesi ve sonrası kadın cinayetlerine baktığımızda, tabii ki istatistik olarak vermek doğru değil, ancak sayının azaldığını görüyoruz. Geçen sene 315, bu sene ise 107 kadın hayatını kaybetti. Hiç olmasın istiyoruz. Elbette eleştiriler olacak” şeklinde konuştu. “Aile hukuku sil baştan” cümlesinin yanlış anlaşıldığını belirten Tunç, “Kadınların, çocukların mağdur olmaması için sil baştan düzenleme yapacağız demiştim. Böyle bir algı oluştu. Medeni Kanun 2001’de topyekun değişti zaten” dedi.
“9’UNCU YARGI PAKETİNE YÖNELİK ENDİŞELERİMİZ VAR”
CHP Trabzon Milletvekili Sibel Suiçmez de “Normalde Adalet Bakanlığı kadına yönelik düzenlemeler yaptığında hepimizin daha sevinçle bunu beklemesi lazımken, inanın bizi bir endişe alıyor. Hepimizin yüreği ağzında bekliyoruz. ‘9’uncu Yargı Paketi hazırlanıyor’ dediniz. Biz milletvekilleri olarak şu ana kadar ne olduğunu bilmiyoruz. 4 ayda 130 gibi bir kadın cinayeti var Türkiye’de. Bu gerçek karşısında anlattıklarınızın ne kadar anlamı kaldığı konusunda şüphem var. Kadın çalışması yapan örgütlerle lütfen sıkça bir araya geliniz.” şeklinde konuştu.
Bakan Tunç, Suiçmez’in sözlerine “Hazırlıklar devam ediyor, henüz tamamlanmadı. Muhalefet milletvekillerinden bu konuda kendilerinin de öneride bulunmak istedikleri yönünde geri dönüş aldık. Vekiller de katkı verirlerse verimli olur. Genelde bunlar teknik konular. Özellikle üzerinde çalıştığımız konular hakim savcılarımızdan, vatandaşlarımızdan gelen talepler. Gerçekten mecbur kalınan düzenlemeler. Çoğu hukuki ve teknik. Dolayısıyla burada milletvekillerimizin komisyon süreçlerinde katksını önemsiyoruz” karşılığını verdi.
]]>Konak Belediye Başkanı Nilüfer Çınarlı Mutlu, İzmir Kent Konseyi’nde düzenlenen Tülay Aktaş Gönüllü Kuruluşlar Güç Birliği toplantısına konuşmacı olarak katıldı. Homeros Salonundaki toplantıya Başkan Mutlu’nun yanı sıra ev sahibi İzmir Kent Konseyi Başkanı Nilay Kökkılınç, Tülay Aktaş İzmir Gönüllü Kuruluşlar Güç Birliği Dönem Sözcüsü Fatma Dayıoğlu, İzmir Kadın Kuruluşları Birliği Başkanı Gülsen Özkan ile gönüllü kuruluşların başkan ve temsilcileri yer aldı. İlginin yoğun olduğu etkinliğe Karabağlar Belediye Başkanı Helil Kınay da konuşmacı olarak katıldı. Yaptığı konuşmada önümüzdeki beş yıl boyunca Konak’ta somut işlere imza atacaklarını dile getiren Başkan Mutlu, ilk etapta büyük ihaleler gerektirmeyen küçük dokunuşlarla, ileride büyük ve somut sonuçlar alacaklarını ifade etti. Başkan Mutlu, sözlerini şöyle sürdürdü: “Somut işler anlatıyorum çünkü ben Konak’a somut iş yapmaya geldim. Dolayısıyla iş yapma zamanı, diyerek yola çıktık. Tabii bu iş yapmada birliktelik çok önemli. Değişen Büyükşehir yasasıyla ilçe belediyeleri müdürlük gibi tarif edilir oldu yasada. Bu da sizin bütçe olarak elinizi kolunuzu bağlıyor. Ama bu bir mazeret değil. Seçim çalışmasına hazırlanırken Genel Merkezimizde yaptığım sunumun başlığını ‘Mazereti Olmayan Kent Konak’ diye koymuştum.”
KADINLARIN SESİ DAHA GÜR, ÇOCUKLARA FIRSAT EŞİTLİĞİ
Konak’ın nüfusunun yüzde 51’inin kadın olduğunu hatırlatan Başkan Mutlu, kadınların sesinin daha çok çıkacağı bir dönem olacağını belirtti ve şöyle devam etti:
“Konak nüfusunun yüzde elli biri kadın. Bir de kadın belediye başkanı olunca, bu dönem kadınların sesinin daha gür çıktığı, daha görünür olduğu bir Konak hedefledik. Bunun için de işe özellikle dezavantajlı bölgelerden başlıyoruz. Kreş sorununun çözülmesi, özellikle yaşlıların ve engellilerin yükünün azaltılması, evde bakım hizmetleri üzerinde çalıştığımız konular. Konak’ta hiç kreş yok, oyun odaları var. Uygun binalarımızı araştırarak kreş olması için görüşmelere başladık. Çocukların emin ellerde ve daha ekonomik şartlarda okul öncesi eğitim alması önemli. Annelerin de rahatça iş hayatına, sosyal hayata katılabilmesini sağlayacak. Emekliler için Abacıoğlu Han’daki yerimizde çaylarını, kahvelerini daha ekonomik alabilecekleri, sosyalleşebilecekleri bir mekan hazırlayacağız. Gençlik Merkezi için de çalışmalarımız devam ediyor.”
EN ÇOK SOSYAL YARDIM ALAN KESİM KONAK’TA
Konak Belediye Başkanı Nilüfer Çınarlı Mutlu, Konaklıların komşularıyla arasındaki makasın azalması ve etkileşimin çoğalması için çalışacaklarını da sözlerine ekleyerek, “Konak sadece herkesin bildiği Kordon’dan, Güzelyalı’dan oluşmuyor. Devletten en çok sosyal yardım alan kesim de Konak’ta yaşıyor. 330 binlik nüfusun 100 bini imar affıyla oluşmuş bir bölgede yaşıyor. Konak’ta gelirler arasında uçurum var. En varsıl da en yoksul da aynı ilçede. Bu ekonomik durum eğitime de yansıyor. Okuma yazma bilmeyen çok ciddi bir nüfus var. Ama tüm bu farklılıklara rağmen sonunlar aşağı yukarı aynı. Bizim bu beş yıldaki hedefimiz, bu grupların, komşuların birbiriyle arasındaki makasın hem azalması hem etkileşimin artması ve sonunda herkesin Konak’ta kendisini iyi hissetmesini istiyoruz” diye konuştu.
“AMAÇ CEZA KESMEK DEĞİL TOPLUM KÜLTÜRÜ OLUŞTURMAK”
Konaklıların sıklıkla dile getirdiği işgaliye konusunda da göreve gelir gelmez mücadele başlattıklarını vurgulayan Başkan Mutlu, amaçlarının ceza kesmek değil bir kent kültürü oluşturmak olduğunun altını çizerek, “Göreve gelir gelmez kaldırım işgalleriyle mücadele başlattık. Şu an için para cezası kesmiyoruz. Bunun bir toplum kültürü olması gerektiğine inanıyorum. Özellikle esnafımızı sınırlarına çekmeye davet ediyoruz. İşgalleri kesinlikle bir gelir olarak görmüyoruz. Kaldırımlar yayaların olsun istiyoruz. Çünkü özellikle kadınların, bebek arabalıların, engellilerin en büyük sıkıntısı işgaller. Masa, sandalye düzeni için de çalışma yapıyoruz çünkü bunun bir kentsel tasarım konusu olduğuna inanıyorum. Sonuçta Akdeniz kentliyiz, tabii ki sokakta yiyip, içeceğiz. Sadece kuralları belirlenecek, çizimleri yapılacak” dedi.
“HİÇBİR KAMU ARAZİSİ SATMADAN 5 YIL GEÇİRMEK İSTİYORUZ”
Konak’ta kamusal alanların, az olması nedeniyle değerli olduğunu, hiçbir kamu arazisini satmayacaklarını dile getiren Başkan Mutlu, “Konak’ta maalesef çok kamusal alan yok. Bu yüzden elimizdeki hiçbir kamu arazisini satmadan bu beş yılı geçirmek istiyoruz. Çünkü gerçekten Konak’taki kamu arazileri çok kıymetli. Göreve geldiğimizde park alanları da araştırdık. Çünkü yaşayan parklar amacıyla yola çıkmıştık. Konak’ta hiç yeni park alanı yok sanıyorduk ama park olabilecek alanları bulduk ve listeledik” ifadelerini kullandı.
TARİHİN KENTİ KONAK
Başkan Mutlu, Konak’ta tarih koruyan ve tanıtan projeleri olduğu da belirtti ve “Biz aslında müthiş bir tarihi üzerinde yaşıyoruz. Kadifekale, Agora, Kemeraltı, Kordon Boyu hepsi Konak sınırlarında. Konak’ın tüm bu zenginliklerine sahip çıkıp bunları hem ulusal hem uluslararası arenaya sunabilmesi ve bunları tekrar gündeme getirebilmesi gerekiyor. Bir yandan bu çalışmaları yürütmek için görüşmelerimiz devam ediyor” diye konuştu.
MESLEK ODALARIYLA İŞBİRLİĞİ
Kendisi de meslek odasından gelen Başkan Mutlu, Konak Belediyesi olarak meslek odalarıyla omuz omuza çalışacaklarının da mesajını verdi ve “Evde bakım hizmetlerine destek olmak için Tabip Odası ile çalışmaya başladık. Onun dışında, sokak hayvanlarıyla ilgili Veterinerler Hekimleri Odasıyla da iş birliği yapıyoruz” açıklamasını yaptı.
]]>Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) Kadın Meclisi, “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” başlıklı yeni eğitim müfredatı taslağıyla ilgili sendikanın genel merkezinde açıklama yaptı. Eğitim Sen Merkez Kadın Sekreteri Simge Yardım, yeni müfredatta cinsiyete dayalı ayrımcılığı daha da derinleştiren bir içerik hazırlığı olduğunu söyledi.
“Cinsiyet eşitsizliğine dayalı eğitim politikaları ile toplumsal cinsiyet algısı ve eşitsizliği siyasi iktidarın muhafazakar ve gerici cinsiyet anlayışı ile birlikte giderek derinleşmektedir” ifadelerinin yer açıklamadan öne çıkan başlıklar şöyle:
“YENİ MÜFREDAT, SORGULAMAYAN İTAATKAR BİREYLER YETİŞTİRMEYİ AMAÇLAMAKTA”
Toplumu ve özellikle eğitim sistemini ‘tek din, tek mezhep, tek kimlik’ anlayışıyla, kendi siyasal ideolojik hedeflerine uygun bir biçimde dizayn etmeye çalışan AKP iktidarı; MEB, Diyanet İşleri Başkanlığı, dini tarikat ve cemaatlerle ile işbirliği içinde eğitimi dinselleştirmeyi sürdürmekte, Laik, bilimsel ve kamusal eğitimden giderek uzaklaşılmaktadır. Bu anlayışla, kadını ve kız çocuklarını eğitimden dışlayan, eve kapatan, güçsüzleştiren ve sömüren cinsiyetçi anlayışın okulların içine girmesine izin vererek, bir taraftan çocukları şiddete ve istismara açık hale getirmekte öte taraftan yeni müfredat düzenlemeleri ile sorgulamayan itaatkar bireyler yetiştirmeyi amaçlamaktadır.
“CİNSİYET AYRIMCILIĞI YENİDEN ÜRETİLMEKTEDİR”
Kadına ve erkeğe yüklenen toplumsal rollere dayalı cinsiyet ayrımcılığı, farklı cinsel yönelimlere yönelik nefret söylemleri ana sınıfından başlayarak üniversiteye kadar eğitim sisteminin her kademesinde pekiştirilmektedir. Eğitimde cinsiyet ayrımcılığı okulun fiziki şartlarından, öğretmenlerin tutum ve davranışlarına, kullanılan dil ve materyallerden, ders içeriklerine kadar bir dizi araçla yeniden üretilmektedir. Okullarda, cinsiyetçi rol, beklenti ve kalıp yargılar kız ve erkek öğrencilere dolaylı ya da dolaysız yollarla aktarılmaktadır.
“İKTİDARIN SİYASAL PROGRAMINA PARALEL OLARAK HAZIRLANMIŞ BİR EĞİTİM MÜFREDATI”
Eğitim müfredatının toplumsal cinsiyet normlarını yaratmaya ve yeniden üretmeye katkıda bulunan yapısı, kadın ve çocuğu koruyan uluslararası sözleşmelerin uygulanmaması, iktidarın kadın kazanımlarını daraltan politikalarının birer sonucudur. Bugün karşımızda eğitim programlarında yapılan teknik değişikliklerden çok, iktidarın siyasal programına paralel olarak hazırlanmış bir eğitim müfredatı bulunmaktadır.
“BİLİMSEL, DEMOKRATİK, LAİK, BİREYİN YANI SIRA…”
Eğitim müfredatı hazırlanırken bilimsel, demokratik, laik, bireyin yanı sıra aynı zamanda toplumsal faydayı da gözeten, insan hak ve özgürlüklerine dayalı eğitim programlarının oluşturulması gereklidir. Bu çerçevede yaratıcı ve eleştirel düşünen, üretici, çevre bilincini kazanmış, toplumsal sorunlara duyarlı, kendine güvenen, demokrasiyi özümsemiş, insan hak ve özgürlüklerini ön planda tutan, eşitlikçi, adalet duygusu gelişmiş bireylerin yetiştirilmesini hedefleyen eğitim programları oluşturmak temel hedef olmalıdır.”
]]>ESMA TURAN
(MUĞLA) – Muğla’nın Menteşe ilçesinde öğretmen eşini darp ettiği iddiasıyla tutuklanan saldırgan tahliye edildi. Mağdur kadının avukatı Alev Öztürk, tahliyeye itiraz edeceklerini ve müvekkilinin tahliye kararı sonrası tedirgin olması nedeniyle elektronik kelepçe talebinde bulunacaklarını söyledi. Darp edilen kadın ise, sanığın en ağır cezayı almasını istediğini belirterek, “Adalet yerini bulsun ve bir kadın daha eksilmesin bu dünyadan” dedi.
Menteşe’ye bağlı Yeniköy Mahallesi’nde yaşayan mağdur kadın 18 Şubat gece saatlerinde eşi tarafından darp edildi. İddiaya göre; yaklaşık 1 saat süren şiddet sonrası kadın telefonunu da yanına alıp kendini odaya kilitledi ve KADES uygulamasına bastı. Arama seslerini duyan saldırgan ise evden kaçtı. İhbar üzerine olay yerine sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Sağlık ekiplerince ilk müdahalesi yapılan kadın, Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırıldı. Kadının burnunda ve belinde kırıklar olduğu tespit edildi.
SANIK İLK DURUŞMADA SUÇLAMALARI KABUL ETMEDİ
Kadının hastaneye kaldırılmasının ardından eve dönen saldırgan eş polis ekipleri tarafından gözaltına alındı. Emniyetteki işlemleri sonrası şüpheli, çıkarıldığı hakimlikçe tutuklandı. Yapılan savcılık soruşturması neticesinde açılan davanın 14 Mart’ta yapılan duruşmasında tutuklu sanık savunmasında suçlamaları kabul etmedi. İkinci duruşma ise 4 Nisan’da yapıldı. Duruşmada ise şiddet mağduru kadın, saldırganın en ağır cezayı almasını istedi.
SANIK TAHLİYE EDİLDİ, DURUŞMA ERTELENDİ
Davanın üçüncü duruşmasında ise sanık tutuksuz yargılanmak üzere tahliye edildi. Mahkeme heyeti duruşmayı, kadının yüzünde sabit iz kalıp kalmayacağı konusunda 6 ay sonrasında rapor alınması gerektiğine karar vererek 24 Eylül’e erteledi. Mağdur kadının avukatı Alev Öztürk, tahliye kararına itiraz edeceklerini ve elektronik kelepçe talep edeceklerini söyledi.
Avukat Öztürk şöyle devam etti:
“Dünkü duruşmada sanığın tahliyesine karar verildi. Savcılık da tahliye edilmemesi yönünde mütalaada bulunmuştu. Elbette biz tahliye kararına itiraz edeceğiz. Çünkü sanığın müvekkile karşı işlemiş olduğu birden fazla nitelikli suç var. Sanık, eşe karşı işlenen kasten yaralama suçunun nitelikli halleri olan, vücutta birden çok kemik kırığına sebebiyet verecek şekilde ve yüz de sabit iz oluşturacak şekilde suçları işlemiştir. Ayrıca silahlı tehdit suçunu da işlemiştir. Tüm bunlar birlikte değerlendirildiğinde sanığın oldukça yüksek bir hapis cezası ile karşı karşıya kalma durumu vardır.
sanığın tutuklu yargılanması gerekirdi bize göre ama mahkeme tahliyesine karar verdi. Müvekkil şu an bu tahliye kararından dolayı oldukça tedirgin. Kendisi hakkında ek tedbir koruma kararları taleplerinde bulunuyoruz. 24 Eylül’deki duruşmada savcılığın mütalaasını vereceğini ve karar çıkacağını bekliyoruz.”
“ADALET YERİNİ BULSUN”
Şiddet mağduru kadın ise tahliye kararına ilişkin şunları söyledi:
“Korkuyorum ve endişeleniyorum. Uzaklaştırma ve koruma kararı aldım fakat narsist bir kişiliğe ve şiddete meyilli olduğu için ne zaman, nerede ne şekilde karşıma çıkacağını bilmediğim için korkuyorum. Koruma kararlarının yeterli olmadığını düşündüğüm için elektronik kelepçe talep ettim. Yaptıklarının çok normal bir şeymiş gibi davranması beni korkutuyor ve tedirgin ediyor. Koruma kararlarının uygulanmasını talep ediyorum. Ülkemizde bu kararlar pek uygulanmıyor ve mağdur her zaman kadın olarak gösteriliyor. Caydırıcı cezalar yeterli olmadığı için bu tarz kişiler ellerini kollarını sallayarak geziyor ve akabinde yarım bıraktıkları işi tamamlıyorlar. İlla bir kadının daha ölmesi mi gerekiyor? Ben sürekli bu endişeyle yaşamak istemiyorum. Sanığın en ağır cezayı almasını istiyorum.”
]]>Şirketten yapılan açıklamaya göre, uluslararası danışmanlık, denetim ve vergi hizmetleri şirketi EY tarafından küresel çapta 55’ten fazla ülkede gerçekleştirilen ve 1000’den fazla başarılı kadın girişimciyi ağında barındıran EY Girişimci Kadın Liderler Programı (EY Entrepreneurial Winning Women Program), işini büyütme hedefi, tutkusu ve potansiyeli olan girişimci kadınları bir araya getirerek uluslararası pazarlara açılma, rekabet avantajı sağlama ve uzun vadeli değer yaratma gibi konularda destek olmayı amaçlıyor.
Programa katılanlara eğitim, mentörlük, koçluk ve danışmanlık hizmeti verilmesinin yanı sıra küresel bir girişimcilik ağına katılmalarına imkan sağlanıyor. Türkiye’de 7 yıldır yürütülen programa, bugüne kadar 70 başarılı Türk kadın girişimci dahil oldu.
Program kapsamında her yıl farklı bir ülkede düzenlenen konferansa bu yıl ilk kez İstanbul ev sahipliği yaptı.
Programa, Fark Holding Yönetim Kurulu Başkanı ve Arya Kadın Yatırım Platformu Kurucusu Ahu Serter, Turkven Direktörü Selin Dilmener, Reeder Kurucu Ortağı Sezen Sungur Saral, Burpol Polimer Genel Müdürü İlkay Yıldırım, Mako Kids Kurucu Ortağı Irmak Atabek ve Sosyal Gastronomi Şefi Ebru Baybara Demir konuk konuşmacılar arasında yer aldı.
Konuşmacıların yanı sıra EY EMEIA Private Lideri Suwin Lee, EY Türkiye Ülke Başkanı Metin Canoğulları, EY Türkiye Strateji ve Kurumsal Finansman Bölüm Başkanı Özge Gürsoy Büyükavşar ve EY Türkiye İklim Değişikliği ve Sürdürülebilirlik Hizmetleri Lideri Ece Sevin, iş dünyasına yönelik değerlendirmelerini paylaştı.
Açıklamada görüşlerine yer verilen EY Türkiye Girişimci Kadın Liderler Programı Lideri Müge Tan Belviso, dünyanın birçok ülkesinden gelen girişimci kadınları İstanbul’da ağırlamaktan, Türkiye’deki girişimci kadınlarla bir araya getirmekten ve yatırım fırsatlarıyla tanıştırmaktan çok mutlu ve gururlu olduklarını belirtti.
Girişimci kadınların dünyanın her yerinde çeşitli zorluklarla karşılaşabildiğine ve potansiyellerini ortaya çıkarmak için yeterli desteği bulmakta güçlük yaşayabildiğine değinen Belviso, “Bu noktada, kadınların doğru kişilere ve kaynaklara ulaşması, ağını genişletmesi ve geleceğe yönelik değer yaratan bir yol haritası çizmesi çok önemli.
EY Girişimci Kadın Liderler Programımız ile kadın girişimcilerin liderlik becerilerini ve vizyonlarını geliştirmelerine destek oluyor, işlerini büyütürken yanlarında oluyoruz. Önümüzdeki aylarda Türkiye’de programın 8’inci dönemini başlatmak için de sabırsızlanıyoruz.” ifadelerini kullandı.
EY EMEIA Girişimci Kadın Liderler Programı Lideri Natasa Nikolic de kadınların, önce aileden başlayarak toplumu ve iş dünyasını şekillendirdiğini, dolayısıyla eşitliğin sağlanması ve daha iyi bir dünya oluşmasında kilit bir rol üstlendiğini kaydetti.
Nikolic, “Biz de EY Girişimci Kadın Liderler Programımızla eşitlik, çeşitlilik ve kapsayıcılık anlayışımız doğrultusunda, kadın girişimcileri iş dünyasında daha da cesaretlendirerek toplumların sosyo-ekonomik olarak kalkınmasına destek oluyoruz. Bunun yanı sıra, kadınların hayatın her alanındaki temsilinin çok önemli olduğuna inanıyor, işlerini büyütmelerini destekleyerek milyonlarca iş fırsatı yaratılmasını ve istihdamın artırılmasını hedefliyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.
EY EMEIA Strateji ve Kurumsal Finansman Lideri Julie Hood da kadınların doğaları gereği güçlü bir bağlayıcı olduğunu, içinde bulunduğu ekosistemlerde iş başarısı için kritik öneme sahip destek ve danışmanlık ağlarını oluşturmada uzmanlığı bulunduğundan bahsetti.
EY Girişimci Kadın Liderler Programı kapsamında Türkiye’de yeni dönem başvuruları ve detaylı bilgiler EY web sitesinde yayınlandı.
]]>Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı, tarım ve hayvancılığa verdiği destekleri sürdürüyor. Bu kapsamda ‘Güneş Topluyoruz Sizin İçin’ sloganıyla hayata geçirilen Güneş Paneli Desteği projesi, küçükbaş hayvancılıkla uğraşan konar-göçer ailelerin ve arıcılık yapan üreticilerin yaşamlarına katkı sunmaya devam ediyor.
Yenişehir İlçesi Değirmençay Mahallesi’nde geçimlerini küçükbaş hayvan yetiştiriciliği ile sağlayan ve çadırda yaşayan Asiye ve Ali Yağmurkaya çifti de proje sayesinde elektriğe kavuştu. Asiye Yağmurkaya’nın başvurusu üzerine çiftin yaşadığı çadıra güneş paneli desteği sağlandı. Elektrik olmadığı için çoğu işlerini gündüz yapmak zorunda kaldıklarını aktaran Yağmurkaya ailesinin fertleri, Büyükşehir Belediyesi sayesinde artık istedikleri zaman işlerini kolaylıkla halledebildiklerini anlattı.
“Karanlık olduğu için yemeği akşam yapamıyorduk”
Güneş paneli desteğine başvuru yapan Asiye Yağmurkaya, “Başvurumuzu yaptık ve panelimizi aldık. Paneli almadan önce hayatımız karanlıktı şimdi çadırımız aydınlandı. Şarjımızı doldurabiliyoruz ve sürekli ışığımız oluyor” dedi.
Güneş paneli desteğinden önce çoğu işlerini gündüz yapmak zorunda olduklarını belirten Yağmurkaya, şöyle konuştu: “Karanlık olduğu için yemeği akşam yapamıyorduk. Mecburen gündüz yapmak zorundaydık. Şimdi akşam da olsa hayvanlarımızın işlerini hallettikten sonra yemeğimizi yapabiliyoruz. Çocuklarımız ışığın şavkında dersine çalışabiliyor, televizyonumuzu rahatlıkla izleyebiliyoruz, yemeğimizi rahat yiyebiliyoruz. Daha önce işlerimizi el lambalarıyla yapmak zorundaydık. Şimdi geç de olsa akşam ışığın şavkında her şeyimizi yapabiliyoruz. Karanlıktan kurtulduk, hayatımız aydınlandı.”
Aldıkları destekten dolayı da Başkan Vahap Seçer’e teşekkürlerini ileten Yağmurkaya, kadınlara seslenerek, “Her kadın başarabilir, her kadın yapabilir, her kadın başvuruda bulunup, tarımsal desteğini alabilir. Hiçbir kadının başaramayacağı bir iş yok” diye konuştu.
“Destek sayesinde çadırımız aydınlandı”
Ali Yağmurkaya da güneş panelinin hem iş, hem günlük hayatta kendilerine büyük kolaylık sağladığını kaydetti. Yağmurkaya, “Eskiden akşam vakitlerinde karanlıktaydık, ışıldakla veya çapa motorunun aküsüyle idare ediyorduk. Şimdi çadırımız aydınlandı” dedi. Biri Açıköğretim lise son sınıfta, diğeri 7. sınıfta olan iki çocuğunun panel sayesinde aydınlık ortamda ders çalışabildiklerini ifade eden Yağmurkaya, bu tür projelerin devam etmesini istedi.
“Akşamları ışığımızı yakıp dersimize çalışabiliyoruz”
Lise son sınıfta eğitim gören Hasan Hüseyin Yağmurkaya ise “Akşamları ışığımızı yakıp dersimize çalışabiliyoruz. Önceden akşam vakitlerinde ışığımız yoktu, telefonları ve lambaları şarj etmek için köye götürüyorduk. Şimdi gündüz keçileri güdüyor, akşam eve gelip sıcak sıcak yemeğimizi yiyebiliyoruz” şeklinde konuştu.
“Bu yıl toplam 400 üreticiye güneş paneli desteğinde bulunduk”
Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı’nda ziraat mühendisi olarak görev yapan Zeynep Durmaz da, bu yıl toplam 400 üreticiye güneş paneli desteğinde bulunduklarını ifade etti. Bunların 150’sinin arıcılar, 250’sinin de küçükbaş hayvan yetiştiricileri olduğunu belirten Durmaz, geçen yıl da 360 üreticiye destek sağladıklarının altını çizerek, “2023 yılında 54 kadın üreticimiz, 2024 yılında da 52 kadın üreticimiz projeden faydalanmış oldu” dedi. – MERSİN
]]>Futbolda, kadınlar hem oyunculukta hem de hakemlikte iddiasını ortaya koydu. Sivas’ta da 35 kadın hakem, futbol maçlarında görev yaparak yeşil sahaların yeni gözdeleri oldu. Sahalarda ve tribünlerde kadın hakemler sayesinde küfür ve kavga da yerini centilmenliğe bıraktı.
Yeşil sahada erkeklerle kondisyonlarını eşit seviyeye getirebilmek için haftanın büyük bir bölümünü antrenman yaparak geçiren kadın hakemler, kendilerine de güveniyor. Hayallerinin, Süper Lig’de düdük çalmak olduğunu belirten kadın hakemler, çok çalışarak daha iyi konuma gelmek istediklerini de belirttiler.
“Kadınlarda futbola yönelmeye başladı”
İhlas Haber Ajansı (İHA) muhabirine açıklama yapan Süper Lig eski yardımcı hakemi ve Sivas İl Hakem Kurulu Başkanı Barış Yüksektepe, son yıllarda Sivas’ta kadın hakem sayısının arttığını ifade etti. Yüksektepe, “Ben 2018 yılında göreve geldim ve geldiğimde 2 tane kadın hakemimiz görev yapıyordu. Şu anda sayımız 35’e çıktı. 20 kadın hakemimiz aktif olarak hakemlik yapıyor. Diğer 15 tanesi de fırsat buldukça geliyorlar. Bunun artma nedeni; futbol güncelleniyor dünya genelinde. Özellikle kadınlar da futbola yönelmeye başladı. Kadın futbol takımları var. Önümüzde FIFA kadın hakemlerimiz var. Onları tabii sosyal medyadan görüyorlar, televizyon maçlarını izliyorlar. Doğal olarak da bir etkilenme oluyor. Şu anda da 20 tane kadın hakemimiz çok istekli bir şekilde hakemliğe devam ediyor. Müsabakaları olmasa dahi gelip tribünde maç izliyorlar. Sivas olarak mutluluğumuzu belirtmek isterim” diye konuştu.
“Eğitimlerimiz devam ediyor”
Yüksektepe, hakemlerin yoğun tempoda idman yaptığını söyleyerek, “Türkiye genelinde salı ve perşembe günleri hakemlere yönelik antrenmanımız var. Kadın hakemlerimiz zaten oraya zorunlu katılmak zorunda. Kadın ve erkek bütün hakemler katılıyor. Haftada 2 gün antrenman yapıyorlar. Hafta sonu ortalama 2 maçları oluyor. Toplamda haftada 4 gün spor yapıyorlar. Bizde aylık eğitim paketleri var. Türkiye Futbol Federasyonu bize eğitim paketi gönderiyor. Biz bir araya gelerek teorik olarak işliyoruz. Onun dışında antrenmanlarımızın sonunda mümkün olduğunca saha çalışmaları yapıyoruz. Hakemlerimize kart gösterme teknikleri, bayrak çalışmaları, pozisyonda yer alma çalışmaları gibi eğitimlerimiz devam ediyor. Aktif olarak yoğun bir şekilde çalışmalarımız devam ediyor” ifadelerini kullandı.
“Küfür, hakaret ve aşağılayıcı sözler azaldı”
Kadın hakemlerin görev aldığı maçlarda küfür ve argo kelimenin azaldığını söyleyen Yüksektepe, “Amatör takımlarımız kadın hakemlerimizin yönettiği maçlarda teknik direktörlerimiz ve oyuncularımızın daha sakin olduğunu gözlemledik. Onlara karşı daha saygılı olduğunu gözlemledik. Aynı hatayı bir erkek hakem yaptığında çok farklı tepki veriyorlar. Yalnız kadın hakemimiz yaptığında ya onun bu sahaya çıkması bile iyi bir cesaretti gibi cümleler kuruluyor. Kadınlara olan saygı daha farklı. Tribünlerde, kadın hakemlerimizin görev aldığı müsabakalarda küfür, hakaret ve aşağılayıcı sözlerin azaldığını gözlemledik. Erkek hakemlerimize yapılan saygısızlığı da asla kabul etmiyoruz. Her zaman da onların arkasındayız. Ancak kadın hakemi olduğu zaman işte toplum olarak da kadına olan saygımıza, anneye olan saygımızdan dolayı daha saygılı geçiyor müsabakalarımız” sözlerini kaydetti.
Semanur Mamalı: “Bizlere daha saygılı davranıyorlar”
Kadın futbol hakemlerinden Semanur Mamalı mesleğini çok sevdiğini dile getirerek, “Sivas’ta en eski aktif olarak görev yapan kadın futbol hakemiyim. 2018’de 2 kişi görev yapıyorduk şu an 35 kadın hakem olarak devam ediyoruz. Arkadaşlar çok istekli ve azimli. 2018’den sonra ciddi yatırımlar yapıldı ve imkanlarımız arttı. Daha iyi imkanlarla daha iyi görev yapmaktayız. Kadın olduğumuz için çok abartılı tepkiler aldığımızı düşünmüyorum. Arkadaşlar bizlere erkeklere göre daha saygılı davranıyor. Çok olumsuz tepkiler almıyoruz” şeklinde konuştu.
Gülseren Kurtoğlu: “Futbol hakemliği için voleybolu bıraktım”
Hakemlerden Gülseren Kurtoğlu da futbol hakemliği için voleybolu bıraktığını ifade ederek, “Benim futbola karşı pek ilgim yoktu. Ben aslen voleybolcuyum. Futbolu içine girdikten sonra daha çok sevmeye başladım. Kendi branşım olan voleybolu bıraktım. Okulumuza futbol hakemliği ile ilgili bildirge geldi ve başvuru yaptım. Futbol hakemliğine girdikten sonra etrafımdaki bütün spor dallarını bıraktım. 3 yıl önce 4-5 tane kadın hakem vardı. Sonrasında bir anda artmaya başladı. Tüm kadın hakemlerimize başarılar diliyorum” sözlerini dile getirdi.
İlayda Özmen: “Hakemliği çok seviyorum”
Hakemliğe küçüklükten ilgisinin olduğunu söyleyen İlayda Özmen ise, “Hakemlikte ailemde de bu işle ilgilenen kişiler vardı. Benimde ilgim vardı küçüklükten beri. Birçok spor branşı ile de uğraştım. Voleybol ve basketbol ile ilgilendim ama hiçbiri hakemlik kadar bana iyi gelmedi. Şuanda da severek yapıyorum. Hedefim yüksek yerlere gelmek. Bu işte başarılı olup Sivas olarak kadın hakemleri iyi şekilde temsil etmek istiyorum” dedi. – SİVAS
]]>ABB Kültür ve Sosyal İşler Dairesi Başkanlığı Meslek Edindirme Şube Müdürlüğü bünyesinde faaliyet gösteren BELMEK’ler, kadınların iş hayatına katılımını sağlamak amacıyla 56 merkezde 31 farklı branşta hizmet vermeye devam ediyor. BELMEK’te ücretsiz verilen kurslarla kursiyerler yeni bilgi ve becerilerle donatılırken, 2019’da 18 bin 296, 2020’de 19 bin 317, 2021’de 11 bin 405, 2022’de 20 bin 42, 2023’de 25 bin 899 ve 2024 yılının ilk 4 ayında 18 bin 208 olmak üzere toplam 113 bin 167 kadın meslek sahibi olarak aile ekonomisini güçlendirme imkanı buldu.
Kadın emeğinin ön plana çıktığı BELMEK’lerde; makine nakışı, el nakışı, sim sırma, iğne oyası, şiş dantel, tel kırma, dantel anglez, giyim, mefruşat, patchwork, trikotaj, yorganlama, ahşap boyama, kumaş boyama, ipek pentür, tezhip-hat, minyatür, ebru, çini, seramik, mozaik, rölyef, ahşap rölyef, taş bebek, takı tasarımı, gümüş işlemeciliği, turistik el sanatları, ev ekonomisi, resim, kilim ve el örücülüğü olmak üzere toplam 31 farklı branşta ders veriliyor.
Katılımcılar, Ankara Büyükşehir Belediyesi ile Milli Eğitim Bakanlığı Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü arasında yapılan protokol kapsamında Milli Eğitim Bakanlığı onaylı sertifikaya sahip oluyor.
BELMEK MAĞAZALARI GELİR KAPISI OLUYOR
Büyükşehir Belediyesi her yıl binlerce kişinin faydalandığı BELMEK’ler ile kadınlara ekonomik yönden destek olmayı da sürdürüyor. Kursiyerlerin ve usta öğreticilerin ürünleri Başkent Kadın Girişimi ve Üretimi Kooperatifi aracılığıyla, Gökkuşağı Kamu Pazarı ve Zafer Çarşısı’nda hizmete açılan satış ofisleri ile baskentkadingirisimi.com internet adresi üzerinden satışa sunuluyor.
ÜRÜNLER GENİŞ KİTLELERE TANITILIYOR
BELMEK’lerde bir yıllık uygulamalı eğitimin ardından ortaya çıkan el emeği ve göz nuru ürünler yıl sonu sergisiyle, Başkentlilerin beğenisine sunuluyor. Ulusal ve uluslararası sergi ile fuarlarda Ankara Büyükşehir Belediyesi’ni temsil ederek eserlerini geniş kitlelere tanıtma şansı yakalayan kursiyerler bu gibi organizasyonlarda ürünlerini satma imkanına da sahip oluyor.
31 branştan kendine uygun seçtiği kurslara katılan kursiyerlerden bazıları memnuniyetini, şu sözlerle dile getirdi:
-Ayşe Ural: “Kurslara 3 yıldır katılıyorum. Hem arkadaşlıklarımız gelişiyor, hem kendimizi geliştiriyoruz hem de ev ekonomisine katkıda bulunuyoruz. Mutlu oluyoruz, güzel zaman geçiriyoruz.”
-Göksu Toprak Kuruçalı: “Neredeyse 6 yıldır geliyorum. Daha önce başka kurslara da gittim. Bu sene de her zaman istediğim dikiş kursuna geldim. Sene başından beri büyük bir değişim ve gelişim gösterdiğime inanıyorum.”
-Nuran Özkan: “Burada bütün dertlerimizden, sorunlarımızdan uzak, güzel vakit geçiriyoruz. Hem de yıllardır yapmak istediğim bir şeydi seramik. Güzel vakit geçiriyoruz, mutluyum.
-Gamze Daşdemir: “Büyükşehir Belediye’mizin sunduğu imkanlara çok teşekkür ediyoruz. Ebru sanatı benim hayalimdi zaten. Hayallerimizi gerçekleştiriyor. Çok güzel işler çıkarıyoruz.”
-Havva Muharremoğlu: “Hanımlara hem kültürel anlamda hem de sosyal anlamda çok şey kattığını düşünüyorum. Güzel bir imkan. Çok mutluyuz biz buraya gelmekten.”
-Fatma Deneri: “Yeni bir şeyler öğrenmek insanı zinde tutan bir şey. Ben onun için katılıyorum. Merak ettiğimiz evde tek başına yapamayacağımız geleneksel Türk sanatları için bize böyle bir imkan verilmiş. Çok teşekkür ederiz, çok memnunuz.”
-Tuğba Gençer: “Hanımların emeklerinin değerlendirilmesi, içindeki cevherin ortaya çıkması için bulunmaz bir imkan diye düşünüyorum. Herkese de tavsiye ediyorum.”
-Songül Aloğlu: “BELMEK kursuna 3 senedir geliyorum. Psikolojik sorunlarım vardı ben bu sayede düzeldim, sağlığım yerine geldi. Herkese tavsiye ediyorum.”
]]>27. Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali kadın yönetmenlerin eserlerini 9-16 Mayıs arasında Ankara’da Kült Kavaklıdere Sineması’nda sinemaseverlerle buluşturacak. Bu kapsamda festival komitesi, programını bugün açıkladı.
Uçan Süpürge Film Festivali Danışmanı Prof. Dr. Reyhan Atasü Topçuoğlu, festivale ilişkin şunları dile getirdi:
“ÖZGÜRCE YAŞAMAK İÇİN SANATIN İLHAMINA, GÜCÜNE İHTİYACIMIZ VAR”
“30 yıla yaklaşan mücadelesinde pek çok kadına dokunan Uçan Süpürge, daha insancıl ve eşitlikçi bir dünya için kadınların vizyonunun vazgeçilmez olduğunu biliyor. Yarınlar için umudun vazgeçilmez olduğunu biliyor. Yereli ve küreseli Ankara’da buluşturan bir kültür sanat faaliyetini 27 yıl sürdürmek kolay değil. Bu yıl bizim için ayrıca özel çünkü festivalimizin doğum yeri olan Ankara’nın kültür tarihinde çok özel bir yeri olan eski adıyla Kavaklıdere Sineması, yeni adıyla Kült Kavaklıdere’nin salonlarında seyircilerimizle buluşmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Kadınlar olarak Ankara’ya ve kentsel belleğimize sahip çıkıyoruz. Bu yıl yine sadece Ankara’da değil, tüm Türkiye’de sinema sektörünün yönetmenlerini, yapımcılarını bir araya getiren kadın ve toplumsal cinsiyet eşitliği temelindeki toplantılar gerçekleştireceğiz çünkü ‘daha azı değil daha fazlası’. İşte festival temamız bu ‘daha azı değil daha fazlası’. Bir de yan temamız var İranlı kadın şair Füruğ Ferruhzad’ın dizelerinden aldık onu; ‘Sen uçuşu hatırla’, uçuşu hatırlayalım diye. Özgürce yaşamak için sanatın ilhamına, gücüne ihtiyacımız var. Sanat ve sanatın ilhamı hep bizlerle olsun.”
Festival direktörü Dilek Metin Sert de festival ve teması hakkında detaylı bilgiler verdi. Metin Sert, en önemli kriterlerinin filmlerin kadın yönetmenler tarafından yönetilmesi ve son 2 yıla ait olması gerektiğini söyledi.
Metin Sert, festivalde ödül alacak isimleri kategorilerine göre açıkladı. Buna göre;
ÖDÜL ALACAK İSİMLER
Onur Ödülü, Hatice Aslan’a verilecek. Bilge Olgaç Başarı Ödüllerini sahipleri de Oyuncu Alanında Tülin Özen, Yönetmen Dalında Ayşe Polat, Yapımcı Alanında da Nida Karabol oldu. Genç Cadı Ödülü de Deniz İlhan’a verilecek.
ÖĞRENCİ BİLETİ 25, YETİŞKİN 50 TL
Metin Sert, herkes filmlere kolay ulaşsın, rahatça izlesin diye amaçladıkları için bilet fiyatlarını öğrenciler için 25 TL, yetişkinler için de 50 lira olarak belirlediklerini kaydetti.
FERRUHZAD’IN KARA EVİ’İ GÖSTERİLECEK
Metin Sert, “İkinci bir adresimiz de söyleşiler için Goethe Enstitüsü olacak. Burada özel gösterimleri de gerçekleştireceğiz ve Füruğ Ferruhzad’ın ‘Kara Ev’ filmini de göstereceğiz. Ardından yaşamı ve sanatı üzerinde duran bir söyleşi gerçekleştireceğiz” dedi.
ÖDÜLLÜ FİLMLER İLK KEZ ANKARA’DA İZLENECEK
Bu yıl da festivale 100’ün üzerinde başvuru olduğunu anlatan Metin Sert, başvurulardan belirledikleri filmlerden örnekler verdi. 70’in üzerinde gösterim yapacaklarını dile getiren Metin Sert, filmlerin hepsinin ödüllü olduğunu ve Ankara’da ilk kez sanatseverlerle buluşacağını da sözlerine ekledi. Metin Sert’in konuları ile birlikte aktardığı bazı filmler ve yer alacağı kategorileri de şöyle;
Oyunbozanlar Seçkisi – Dahomey Filmi, Faruk, En Sevdiğim Pastam, La Çimera
Küçük Kadınlar Seçkisi – My Degol, Tiger Stripes
Yarışma Bölümü – Green Border, Olmak İstediğim Her Şey Değilim, Hoşça kal Taberiya, Buriti Çiçeği, Kime Aitim?, Benim Adım Mutlu, Favoriler, Gloria
AÇILIŞ TÖRENİ 9 MAYIS’TA OPERA SAHNESİNDE
Metin Sert, ayrıca “27. Uçan Süpürge Kadın Filmleri Festivali, açılışını 9 Mayıs akşamı geleneksel olarak Opera Sahnesinde gerçekleştirecek. 10’undan itibaren başlayan filmlerimiz 16’sına kadar Kült Kavaklıdere’de takip edilebilir. Biletler Biletinial üzerinden de alınabilir, sinema salonundan da temin edilebilir” açıklamasını yaptı.
]]>Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Prof. Dr. Vedat Işıkhan, “İş Pozitif Kadın İstihdamı Fuarı” açılışı için geldiği Samsun’da ilk olarak Samsun Valiliği’ni ziyaret ederek şeref defterini imzaladı. Burada yetkililerden bilgi alan Bakan Işıkhan, ardından Samsun Büyükşehir Belediyesi Şehit Ömer Halisdemir Toplantı Salonu’na geçerek İş Pozitif Kadın İstihdamı Fuarı açılışına katıldı.
Toplantının açılışında söz alan Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Halit Doğan, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Samsun Milletvekili Çiğdem Karaaslan ile Samsun Valisi Orhan Tavlı, kadın istihdamının öneminin farkında olduklarını belirterek, kadının iş gücüne katılması konusunda üzerlerine düşen görevleri eksiksiz yerine getireceklerini ifade etti.
“Kadınların gücüne ve desteğine ihtiyacımız var”
Geçmiş yüzyıllarda olduğu gibi bu yüzyılda da kadının gücü ve desteğine ihtiyaçlarının olduğunu vurgulayan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Prof. Dr. Vedat Işıkhan, “Geçtiğimiz Şubat ayında Emine Erdoğan Hanımefendi’nin öncülüğünde kadın istihdamına destek olacak yeni bir projenin duyurusunu yapmıştık. İnşallah ülke çapında bir seferberliğe dönüşmesini arzu ettiğimiz bu projemizi tüm bölgelerimize ve 81 ilimize duyurmak üzere yaklaşık 2 aydır bölge bölge, il il geziyoruz. İstiyoruz ki bu önemli girişimden bütün kadınlar haberdar olsun ve yararlansın. Biliyorsunuz ki kadın istihdamı, Türkiye olarak bizim 21 yıldır üzerinde hassasiyetle durduğumuz, gelecek hedef ve vizyonumuzun temel argümanları arasında yer alan önemli bir konudur. Geleceğin güçlü Türkiye’sine giden yol, kadın erkek her bir insanımızın, sosyal ve ekonomik kalkınma sürecinde imkanı ölçüsünde yer aldığı topyekun bir seferberlik şuurundan geçmektedir. Bu sebeple, geçmişten günümüze binlerce yıldır olduğu gibi önümüzdeki yüzyılda da kadınların gücüne ve desteğine ihtiyacımız var. Biz, kadını baş tacı sayan bir inancın ve kültürün temsilcileriyiz. Nüfusumuzun yaklaşık yarısını oluşturan kadınların gücü olmadan, sürdürülebilir kalkınma hedeflerimize ulaşmamız mümkün değildir. Bu sebeple kadınların toplumsal hayata aktif ve üretken katılımını destekleyecek projeler geliştirme gayreti içerisindeyiz. Sağlıktan eğitime, sanattan spora, bürokrasiden siyasete her zaman yanlarında olduğumuz gibi çalışmak, üretmek, ülkemize ve milletimize değer katmak isteyen bütün kadınları destekliyoruz” diye konuştu.
“2023 yılı içerisinde 464 bini aşkın kadının işe yerleştirilmesini sağladık”
İŞKUR vasıtası ile kadınları iş gücüne entegre ettiklerini dile getiren Bakan Vedat Işıkhan, “Son 21 yılın rakamlarına baktığımızda ise İŞKUR vasıtasıyla işe yerleştirdiğimiz 13 milyonu aşkın vatandaşımızın 4 milyondan fazlasını kadınlar oluşturmaktadır. Yine son 21 yılda, kurumumuz İŞKUR’un Aktif İşgücü Programlarından yararlanan vatandaşlarımızın sayısına baktığımızda ise yaklaşık 5 milyon insanımızın 2 buçuk milyonunu kadınlar oluşturmuştur. İŞKUR aracılığıyla sadece 2023 yılı içerisinde 464 bini aşkın kadının işe yerleştirilmesini sağlamış durumdayız. Eğitim, özellikle nitelikli iş gücünü artırma noktasında hayati bir öneme sahiptir. Yine 2023 yılı boyunca 877 bine yakın kadına danışmanlık hizmeti vermiş durumdayız. Sadece danışmanlık hizmeti alanların sayısına baktığımızda bile kadınların çalışma isteği ve azmini görebiliyoruz. Biz de bakanlık olarak bu azmi ve kararlılığı, sahip olduğumuz tüm imkanları seferber ederek birer katma değere dönüştürmenin gayreti içerisindeyiz. İş Pozitif Projemiz de tam olarak böyle bir anlayışın eseridir. Proje kapsamında, 10 bakanlığımızın proje ortağı olduğu, tüm kamu ve özel sektör kuruluşları ile sivil toplum kuruluşları arasındaki istihdam eşleştirme süreçlerini kayıt altına alacak, İş-Pozitif adı altında bir bilgi sistemi kurduk” şeklinde konuştu.
“Kayıtlı istihdam hepimiz için çok önemli”
Kayıtlı istihdamın önemine de değinen Bakan Işıkhan, “Kayıt dışı istihdam hem insanlarımızın hem de ülkemizin geleceği için ciddi bir tehdit oluşturuyor. Bugün tüm dünyada hayranlıkla takip edilen bir sosyal güvenlik sistemimiz var. Avrupa ve Amerika dahil, dünyanın bir çok ülkesinde artık insanlar hasta olmaktan dahi korkar hale geldi. Neden? Çünkü gönül rahatlığıyla güvenebilecekleri bir sosyal güvenceleri yok. Sosyal güvenlik hizmetlerinin sürdürülebilirliği noktasında birçok ülke ciddi finansal krizler yaşamaktadır. Mevcut güvenceleri için ciddi ödemeler yapmak durumunda kalıyorlar. Sağlık problemi yaşadığında tek kuruş ödemeden tedavi alabilecekleri bir sosyal devlet anlayışları maalesef yok. Ancak bugün Türkiye’nin hangi şehrine giderseniz gidin, sadece TC kimlik belgenizle istediğiniz sağlık hizmetini rahatlıkla alabiliyorsunuz. Üstelik bu hizmeti her şehrimize adeta 5 yıldızlı otel konforunda inşa ettiğimiz son teknoloji ürün ve cihazlarla donattığımız hastanelerimizden alabiliyorsunuz. Tüm bunları, biz sosyal güvenlik reformuyla başardık. Bu sistemin, sürdürülebilir şekilde işlemesini sağlamanın en önemli yollarından birisi de çalışan, üreten tüm vatandaşlarımızın sistemin içerisinde, yasal bir şekilde yer aldığı sosyal güvenlik sürecinden geçmektedir. O nedenle kayıtlı istihdam hepimiz için çok önemli. Kadınların iş gücüne katılımı da hem iş gücü piyasasının genişlemesine ve üretkenliğin artmasına yardımcı olacak hem de sosyal güvenlik sistemimizin daha da gelişmesine katkı sağlayacaktır. Kadın istihdamı aynı zamanda; sürdürülebilir bir ekonominin tesis edilmesinin yanı sıra sosyal uyum ve katılımı da beraberinde getirecektir. Bu noktada hedefimiz; bu alanla ilgili daha fazla politika geliştirmektir. Ben inanıyorum ki kadınlar, ülkemizin kalkınmasındaki en önemli gücü olacaktır” ifadelerini kullandı.
Kadınların Cumhuriyet’in kuruluş sürecinden itibaren büyük bir fedakarlık örneği gösterdiğinin altını çizen Işıkhan, ayrıca şunları söyledi:
“Samsun’un kahraman kadınları çok iyi bilir ki Milli Mücadele sürecinde kadınlar büyük fedakarlıklar göstererek Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş sürecinde önemli bir rol oynamıştır. Milli Mücadele’nin ardından ülkemizin en zor zamanlarında çalışarak, üreterek toparlanma sürecimize omuz vermişlerdir. Bugün de yine aynı güçle çalışarak üreterek hem toplumsal hem de iktisadi kalkınmamıza katkı sağlayan emektar kadınlarımızla birlikte Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılını inşallah Türkiye Yüzyılı yapacağız. Bu yüzden, Yüzyılın Kadın İstihdamı’nı gerçekleştirmeyi hedeflediğimiz bu projeye Milli Müdafaadan Milli Kalkınmaya, Türkiye Yüzyılı’nın Kadınları ismini verdik. Projemizin başta, üreten tüm kadınlar olmak üzere, çalışma hayatımıza, ülkemize ve milletimize hayırlar getirmesini diliyorum. Kadınlara verdiği değerle, 21 yıldır kadınların hukuki, sosyal ve ekonomik özgürlük mücadelesini himaye eden Cumhurbaşkanımız, liderimiz, Recep Tayyip Erdoğan’a ve Emine Erdoğan Hanımefendi’ye şükranlarımı arz ediyorum. Katılımlarınız ve destekleriniz için; siz değerli başkanlarımıza, milletvekillerimize ve hemşehrilerimize teşekkür ediyorum.”
Program, konuşmaların ardından Bakan Işıkhan’ın Samsun’da en çok kadın çalıştıran işletmelerine plaket vermesi ile devam etti. Bakan Işıkhan ve beraberindeki heyet açılış konuşmalarının ardından İş Pozitif Kadın İstihdamı Fuarı’ndaki stantları gezerek kadınlardan bilgi aldı.
Programa ayrıca AK Parti Samsun Milletvekili Ersan Aksu, kamu kurum ve kuruluş temsilcileri ile kadın girişimciler katıldı. – SAMSUN
]]>50 yaşındaki oyuncu, yazar ve şarkıcı Paola Cortellesi’nin C’è Ancora Domani (Hala Umut Var) adlı filmi, geçen yıl İtalya’da hem Barbie hem de Oppenheimer’ın önüne geçtikten sonra şimdi Avrupa’da gösterime giriyor.
Sinemalarda geçen ay itibarıyla neredeyse 40 milyon dolarlık bilet satışı yapan ve kadınların maruz kaldığı şiddeti ele alan film aynı zamanda bir İtalyan kadın yönetmen tarafından yönetilen en başarılı film seçildi.
BBC’ye konuşan Cortellesi, filmin başarısına hâlâ inanamadığını söyledi.
“Hiç kimse izleyicilerin bu filme olan ilgisini ve sevgisini tahmin edemezdi” diyen Cortellesi sözlerine şöyle devam etti:
“Yaklaşık 30 yıldır oyunculuk yapıyorum ve son 10 yıldır senaryo yazıyorum, şimdi de 50 yaşında ilk filmimi yaptım. Barbie gibi kadınların deneyimlerini ele alan dev bir filmle beyazperdeyi ve gişeyi paylaşmak sanırım iyi bir şey olmalı.”
‘Kadın cinayetleri ne yazık ki İtalya’da çok güncel bir konu’
Filmin İtalya’da bu kadar ses getirmesinin bir nedeni, Cortellesi tarafından canlandırılan filmin kahramanı Delia’nın kocası tarafından fiziksel ve duygusal tacize uğraması.
Filmde Cortellesi, İtalya’da kadınların ilk kez oy kullanma hakkına sahip olduğu 1946 yılında, savaş sonrası Roma’da yoksulluk içinde yaşayan bir ev kadını ve anneyi canlandırıyor.
Ancak hikaye İtalyan izleyicide kadınların güvenliğine ilişkin günümüz kaygıları yansıtıyor.
En güncel istatistiklere göre İtalya’da 2023 yılında 120 kadın öldürüldü. Bu, her üç günde bir kadına denk geliyor.
Bu kadınların yüzde 50’den fazlasının partnerleri ya da eski partnerleri tarafından, dörtte birinin ise çocukları (yüzde 89’u erkek çocuğu) tarafından öldürüldüğü belirtiliyor.
İtalya’da kadın cinayetleri konusu Kasım 2023’te, filmin gösterime girmesinde birkaç hafta sonra patlak verdi.
Giulia Cecchettin adlı 22 yaşındaki bir üniversite öğrencisinin, hala yargılanmayı bekleyen eski erkek arkadaşı tarafından öldürüldüğü yönündeki iddialar ülkede kitlesel protestolara yol açtı. Cecchettin’in cenazesine binlerce kişi katıldı.
Kadın cinayetlerinin “ne yazık ki İtalya’da çok ama çok güncel bir konu” olduğunu söyleyen Cortellesi, filmin “binlerce yıldır devam ettiğini” savunduğu kültürel bir zihniyeti keşfetmeye çalıştığını belirtiyor.
‘Nelerin değiştiğini ve nelerin aynı kaldığını karşılaştırmak istedim’
İtalya’da “Tutku suçları” olarak adlandırılan suçların 1981 yılından beri cezası var.
Temmuz 2023’te cinsel saldırının 10 saniyeden az sürmesi nedeniyle bir okul bekçisinin 17 yaşındaki bir kız öğrenciyi taciz etmekten beraat etmesi dünya çapında manşetlere taşındı.
“Kısa süreli taciz” ifadesi İtalya’da Instagram ve TikTok’ta #10secondi hashtag’iyle birlikte bir trend haline geldi.
Cortellesi, kadına yönelik şiddet temasının yıllardır senaryolarının yanı sıra oyunculuğunun da bir parçası olduğunu, ancak bunu bizzat yaşamadığını paylaşıyor.
“Nelerin değiştiğini ve nelerin aynı kaldığını karşılaştırmak için geçmişte geçen çağdaş bir film yapmak istedim” diyen Cortellesi devam ediyor:
“Artık kadınlar olarak bazı haklara ve güvencelere sahip olabiliriz, ancak toplumda değişmeyen şey, sevgiyi çarpıtan ve onu sahiplenme eylemine dönüştüren zihniyet. Bu yüzden daha iyi bir eğitim sistemine ihtiyacımız var.”
Mizahın kullanımı
C’è Ancora Domani zor konuları ele alan bir film olabilir, ancak Cortellesi, izleyicilerin filmle ilişki kurmasına yardımcı olmak için mizaha başvurduğunu söylüyor.
“Geçmişte yazdığım senaryolarda da aynı dili kullandım” diyen Cortellesi, “Bu komedi değil ama çok ciddi temalar hakkında konuşmak için komedi dilinin kullanımı” diye açıklıyor.
Cortellesi aynı zamanda İtalya’daki izleyici kitlesinin yüzde 45’inin erkek olduğunu belirtiyor ve bunu “büyük bir mutluluk” olarak nitelendiriyor.
Cortellesi, “Bu asla İtalyan erkeklere karşı bir film değil, paylaşmaya ve hayatta aynı yolda birlikte yürümeye bir davet. Erkekleri filmi izlemekten soğutmak ve onları suçlayan bir parmakla işaret ettiğimi düşünmelerini istemedim” diyor.
]]>(TEKİRDAĞ) – CHP Genel Başkanı Özgür Özel, 31 Mart yerel seçimlerin ardından Manisa’dan sonra ikinci büyükşehir belediye ziyaretini Tekirdağ’da yaptı. Başkan seçilen Candan Yüceer’i ziyareti sırasında Özel, “Yereldeki başarımız, geneldeki iktidarımızın önünü açacak. Atatürk’ün partisinin belediye başkanları, Atatürk’ün partisinin ikinci yüzyılın ilk genel seçiminde iktidar olmasının yolunu açacak. İyi kamu görevi, şeffaf yönetim, adil yönetim, CHP’nin iktidarının yolunu açacak” dedi.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, bugünkü Tekirdağ programları kapsamında önce Çorlu tren faciası davasının karar duruşmasını izledi, ardından sırasıyla Çorlu CHP İlçe Başkanlığı’nı, Çorlu Belediyesi, CHP Süleymanpaşa İlçe Başkanlığı, CHP Tekirdağ İl Başkanlığı ve il başkanlığı önünde kurulan bir semt pazarını ziyaret etti, vatandaşlarla sohbet etti. Özel, son olarak da Tekirdağ Büyükşehir Belediye Başkanı Candan Yüceer’i makamında ziyaret etti. Geçen 31 Mart’ta yapılan seçimlerde başkan seçilen Yüceer, ziyareti için Özel’e teşekkür etti, seçimde en yakın rakibine yüzde 15’lik fark attıklarını hatırlattı. Özel de görevinde başarılar dileyerek şunları söyledi:
“KADINLARA DESTEK VEREN BELEDİYELERE MOR BAYRAK VERECEĞİZ”
“Mayıs ayında yaşadığımız üzüntüden sonra Tekirdağ Büyükşehir Belediye Başkanlığına aday olduğunda yapılan ölçme ve değerlendirmelerde önemli bir avantajı olduğunu gördük. Yeni dönem siyasetimizde kadın ve gençlere çok önem veriyoruz. Daha önce il belediye başkanı olarak seçilip büyükşehir belediye başkanı olan Aydın’ın topuklu efesi Özlem Çerçioğlu, tek büyükşehir adayımızdı. Bu seçimde 5 büyükşehirde kadın aday gösterdik. Sakarya ve Kahramanmaraş’ta adaylarımız, galibiyeti bir sonraki sefer tadacaklar inşallah ama 3 büyükşehrimizde; Tekirdağ, Eskişehir ve Aydın’da kadın belediye başkanlarımız var. Geçmiş dönemin 3 katı kadın belediye başkanımızla çok önemli işleri yapacağız. Ben çok başarılı sonuçlar alacaklarına inanıyorum. Önümüzdeki dönem Türkiye, CHP’li belediyelerin mor bayrak uygulamasını konuşacak. Önce belediyelerimizden yeteri kadar kadın istihdamı yaratan, önüne konulan hedefleri gerçekleştiren, kadının çalışma hayatına katılımı için yeterince kreş yapan, sosyal hayata katılımının önündeki engelleri kaldıran, kadınlar için bütün tedbirleri alan, 0-4 yaş arası çocuğu olan kadınların ulaşımını, çocuklarının sütünü sağlayan belediyelerde, belli kriterleri ilan ettiğimiz belediyelerde, o belediyelerimize kadınların mücadelesine destek verdikleri için mor bayrak vereceğiz. Sonra da o belediyeler yukarıdan aşağıya doğru kendi görev yaptıkları yerde, kendi denetimine tabi olan müesseselerde, esnaflarda, lokantalarda, işyerlerinde ilk önce kolay uyulabilir kriterler koyup dönem içinde onları artırarak kadın emeğini değerlendiren, kadın istihdamını artıran, kadının hayatını kolaylaştıran standartları sağlayan işyerlerine mor bayrak verecekler. Biz de diyeceğiz ki mor bayrağı görüyorsanız kadın emeğine saygı vardır, kadın istihdamına saygı vardır. Buradan alışveriş yaparsanız kadınları desteklemiş olursunuz diyeceğiz.
“DAHA FAZLA KADIN BAŞKANIMIZIN OLMASINI ÜMİT EDİYORUZ”
Bu, Türkiye’nin belli standartları sağlaması için de yerel yönetimlerden çok önemli bir hamle olacak. Ben bu anlamda sabahleyin Çorlu Belediye Başkanımız bu konuda oldukça iddialı olduklarını söylemişti. Zaten Candan Yüceer’in Meclis mücadelesi, kadın hakları mücadelesiyle geçmiştir. İlerleyen zamanlarda çok daha fazla kadın belediye başkanımızın olmasını ümit ediyoruz. Bugün çok sayıda belediye meclis üyemizle, kent konseyi başkanımızla, sayıları 3’e katlanan kadın muhtarlarımızla Tekirdağ, bir Cumhuriyet kenti olduğunu bir kez daha ispatlamış durumda. Ben il başkanımla birlikte ilde de ifade ettim. Gençlere önem vermeye, kadınlara önem vermeye ve sosyal politikalara önem vermeye devam edeceğiz. Bugün kapının girişinde sabahleyin Çorlu Belediyesinde belediye başkanımızın mal bildirimini gördüm. Süleymanpaşa Belediye Başkanımıza şimdi uçağa gidip Denizli’ye geçeceğim için gidemedik, ilçeyi ziyaret ettik ama o da fotoğrafını gösterdi. Candan Yüceer, kapının girişine binaya mal bildirimini astı. Biz kampanya boyunca bunu söylemiştik. Bazı belediye başkanlarımız, Mansur (Yavaş) Başkan gibi seçimi çoktan kazanmış başkanlar önceden astılar. Burada tabii Candan Başkan ilk kez adaydı. Bugün kapıda mal bildirimini gördük. Bu özgüveni yüksek, temiz belediyeciliğin, temiz yerel yönetimlerin taahhüdüdür. Bunlar çok kıymetlidir. Bundan sonra bu belediyeleri, Türkiye’deki nüfusun yüzde 65’ine, ekonominin yüzde 80’ine, toplanan vergilerin yüzde 86’sına hizmet ediyoruz. Yereldeki başarımız, geneldeki iktidarımızın önünü açacak. Atatürk’ün partisinin belediye başkanları, Atatürk’ün partisinin ikinci yüzyılın ilk genel seçiminde iktidar olmasının yolunu açacak. İyi kamu görevi, şeffaf yönetim, adil yönetim, CHP’nin iktidarının yolunu açacak.
“CHP’NİN BAŞARISI SADECE KENDİNE AİT DEĞİL”
Bugün CHP’nin yerelde kazanmış olduğu başarı sadece kendisine ait bir başarı değildir. Çağrımız Tekirdağ’da Tekirdağ ittifakınaydı, Türkiye’de Türkiye ittifakınaydı. Tekirdağ’ın aslan sosyal demokratları partimizdedir, bizimledir, Tekirdağ ittifakındadır ama sadece onlardan oy almadık. Tekirdağ’da neredeyse her iki oyun bir tanesini alırken aldığımız oyda milliyetçi demokratların payı vardır. Geçmişte başka partilerde olsa da bugün CHP’ye oyunu vermiş milliyetçi demokratların oyunun kıymetini bileceğiz. Onları pişman etmeyeceğiz. Bu belediye, onların da belediyesidir. Yalandan ve haramdan bıkmış muhafazakar demokratlar, bu seçimde dürüst ve iyi yönetim için Türkiye ittifakına gelirken Tekirdağ’da Tekirdağ ittifakında bize oy verdiler. Onları pişman etmeyeceğiz. Tekirdağ’da yerlilik çok önemli olduğu kadar dışarıdan göç alan bir yerdir. Çok sayıda Kürt kardeşim oy verdi, verdiği için pişman etmeyeceğiz. Yine İç Anadolu, Doğu Anadolu, Güney Doğu Anadolu’dan gelmiş, Tekirdağ’a yerleşmiş vatandaşlarımızın hiçbirini pişman etmeyeceğiz. Onlarla birlikte Türkiye ittifakını iktidar yapacağız. Türkiye ittifakı iktidar olduğunda artık sadece yandaşların değil, bütün vatandaşların yüzü gülecek. Türkiye ittifakı iktidar olduğunda sadece bir partiye mensup olanlar değil, tüm siyasi görüşten olan tüm yoksullar, emekliler, tüm memurlar, tüm emekçilerin yüzü gülecek. Yine Türkiye ittifakında gençlerin yüzü gülecek.
“İKTİDAR OLMAK İÇİN ÇALIŞACAĞIZ”
Biz bugün 20 gün gençlerin yüzünü güldürdük, memnun oldular ama gençler okulda barınma sorunlarıyla, emekliler 10 bin lirayı kiraya verirlerse aç karınlarıyla, yemeğe verirlerse sokakta kalışlarıyla ağır bir ekonomik krizler karşı karşıyalar. Kredi kartları birinden çekip öbürüne kapatılırken kar topu gibi büyüyor, esnafın ve vatandaşın kredi kartı borcu büyüyor. Ayçiçek üreticisinden başlayarak burada buğday üreticisi, hububat, tahıl üreticileri çok zor durumdalar. Bunların hepsinin sesi olmaya çalışacağız ama onların yüzünü güldürmek için hep birlikte iktidar olmak için çalışacağız. Burada yerel yöneticilere, büyükşehirlere, illere, ilçelere, örgütümüze, il başkanlarımıza, ilçe başkanlarımıza çok önemli görevler düşüyor. Biz bu dönemi iyi geçirdiğimiz taktirde, millet zaten bıçak kemikte, bize mesajı verdi 31 Mart’ta. ‘Böyle siyaset yapın, ben size kredi veriyorum’ dedi. ‘Türkiye’nin geleceğine sizinle yatırım yapacağım’ dedi. ‘Size tüketmeniz için tüketici kredisi vermiyorum, Türkiye’nin geleceğine yatırım yapmak için yatırımcı kredisi sağlıyorum’ dedi. İyi yönetirseniz unutmayın banka müdürleri yatırımcı kredisini verir. Kar eden şirket kredinin bitmesine yakın gider. Genel müdürlüğümüz sizin kredinizi genişletti, daha çok kullanır mısınız der ama şirkette işler gidiyorsa dönem sonu gelmeden krediyi kapamaya kalkar. Biz iyi yönetimimizle vatandaşın yatırımcı kredisini günü geldiğinde artırarak vermesini sağlayıp Türkiye’nin geleceğine yaptığı yatırım ve bize açtığı krediyi en iyi şekilde değerlendirmeye hepimiz mecburuz.”
]]>Kültür ve Turizm Bakanlığı, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ve RTÜK’ün ortak çalışmasıyla yürütülen Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele 4. Ulusal Eylem Planı Etik İlkeler Rehberi Tanıtım Toplantısı, ATO Congresium’da gerçekleştirildi.
Burada konuşan Ersoy, Türkiye’de kadına yönelik şiddetin önlenmesi konusunda özellikle son yıllarda çok ciddi çalışmaların hayata geçirildiğini, özellikle “geçmiş dönemlerle mukayese edilemeyecek şekilde” alınan önlemler sayesinde toplumda ciddi bir hassasiyetin oluştuğunu söyledi.
Kadına yönelik şiddetin önlenmesi konusuna bugün Türkiye’de en üst düzeyde dikkat çekildiğini belirten Ersoy, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve eşi Emine Erdoğan’ın bu konuda çok sayıda kampanyaya destek verdiklerini, bu sorunla ilgili konferans, sempozyum, ulusal ve uluslararası toplantılar düzenlediklerini anımsattı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan ve eşi Emine Erdoğan’ın, kadına yönelik şiddetin çok farklı boyutlarına dikkati çektiklerini, kadın derneklerinin yürüttüğü çalışmalara katkı sağladıklarını belirten Ersoy, savaş ve şiddet bölgelerinde kadınların yaşadığı mağduriyete işaret ederek, kadına şiddet sorununun uluslararası boyutunu gözler önüne serdiklerini anlattı.
Tüm bu çalışmalar ve kadın haklarını önceleyen sivil toplum kuruluşlarının da önemli katkılarıyla bu konuda ciddi bir bilinç oluştuğunu dile getiren Ersoy, bu çerçevede kamu kurumları tarafından birçok yasal düzenlemenin hayata geçirildiğini bildirdi.
“Kadına yönelik şiddetin son bulması için daha fazlasını yapacağız”
Bürokrasi, yerel yönetimler, iş dünyası, spor kamuoyu, dernekler ve vakıfların bu alanda farkındalık oluşturacak kampanyalar düzenlendiğini aktaran Ersoy, meselenin psikolojik, sosyolojik, kültürel yanına dikkati çeken çalışmalar yapıldığını kaydetti.
Olumsuz haberlerin geldiğini üzülerek görmeye devam ettiklerini dile getiren Ersoy, “Kadınlarımızın bireysel özgürlüklerinin yanı sıra siyasi ve sosyal alandaki etkilerinin artmış olmasına rağmen karşılaştığımız bu tablo ne kadar büyük bir sorunla karşı karşıya olduğumuzu göstermektedir.” diye konuştu.
Ortaya konan mücadelenin, uzun soluklu ve zorluklarla dolu olduğunu gözler önüne serdiğini anlatan Ersoy, “Sorun ne kadar büyük olursa olsun, bu sorunu çözmek ne kadar karmaşık gibi görünse de biz kadına yönelik şiddetin son bulması için elimizden gelen gayretin daha fazlasını yapmaya devam edeceğiz.” ifadesini kullandı.
Bakan Ersoy, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Öncelikle şunu ifade etmek isterim ki bu soruna asla alışmayacağız. Kadına yönelik şiddeti asla normalleştirmeyeceğiz. Televizyon ekranlarında bu sorunla ilgili bir haberle karşılaştığımızda bunu sıradan bir olay olarak görmeyeceğiz. Unutulmamalıdır ki toplumsal yaşamı, insan onurunu, iyi bir yaşamı tehdit eden bir sorun karşısında en büyük tehlike onu normalleştirmektir. Bu soruna alışmaktır. İşte biz bu bakış açısını reddediyoruz. Kadına şiddeti asla normalleştirmeyeceğiz ve buna alışmayacağız.”
Bu açıdan en büyük rolün medya yöneticilerine düştüğünün altını çizen Ersoy, medyanın, üretilen içeriğin etkisini arttırmak adına kadına karşı şiddeti normal bir olay gibi göstermesi tehlikesinin de önemli bir sorun olduğunu vurguladı.
Dünyanın dört bir yanında ilgi gören, 150’den fazla ülkede seyredilen yapımlara imza atan medya temsilcileri ve yapımcılarından bu konuya biraz daha hassasiyet göstermelerini isteyen Ersoy, “Artık Türkiye Yüzyılı’nda bu meseleyi sorun olmaktan çıkartmak zorundayız. Bize yakışmayan, kültürel değerlerimizle bağdaşmayan şiddete karşı topyekun bir mücadele içine girerek bu sorunu kökten halletmek durumundayız.” değerlendirmesinde bulundu.
Ersoy, bu açıdan RTÜK tarafından hazırlanan “Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Etik İlkelerine” bağlı kalınmasının, bu sorunun çözümüne katkı sağlayacak önemli adımlardan biri olduğuna inandığını aktardı.
“Toplumsal sorunun körüklenmesine sebep olan bazı içerikleri de görmüyor değiliz”
Programda konuşan RTÜK Başkanı Ebubekir Şahin de medyanın kadına yönelik şiddetle mücadeleyi, yayınlar yoluyla yapmaları gerektiğini belirtti.
Kuşak programlarıyla ilgili daha önce televizyonların üst yöneticileriyle yaptıkları toplantılarda hassasiyetlerini dile getirdiklerini bildiren Şahin, üst yöneticilere konuyla ilgili tavsiyelerde bulunduklarını anlattı.
Şahin, “Dramatik yapımlar başta olmak üzere, bir takım haber bültenlerinde veya kuşak programlarında, belli ki bazen bilinçsizce bazen de bilinçli bir şekilde dikkatsizce, bu toplumsal sorunun körüklenmesine sebep olan bazı içerikleri de görmüyor değiliz.” sözlerini sarf etti.
Özellikle kuşak programlarına ilişkin çok sayıda şikayet aldıkları bilgisini veren Şahin, bu programların içeriklerini, kadın eğitimi, çocuk bakımı veya kadın hakları konularında oluşturmaları tavsiyesinde bulunduklarını hatırlattı.
Haber programlarına da akıllı işaret uygulaması gelecek
Haber bültenlerindeki durumların da bundan farklı olmadığını ifade eden Şahin, şöyle konuştu:
“Sabah kalktığımız zaman cinayet haberiyle başlayan haber programları akşam geç saatlere kadar cinayet ve şiddet, kadına yönelik şiddet içerikli haber programlarının yapılması sanki ülkemizde cinayetlerin, kadına yönelik şiddetin, toplumsal şiddetin en üst noktada olduğunu gösteren haber programlarına tahammül etmemiz mümkün değildir.”
Şahin, Üst Kurul’un onayının ardından haber programlarında da akıllı işaretler uygulamasını hayata geçirmeyi planladıklarını bildirdi.
Yayınlarda yer alan kadına yönelik şiddet konusundaki hassasiyetlerini bugüne kadar her fırsatta dile getirdiklerini anımsatan Şahin, “Bundan sonraki süreçte kusura bakmasınlar, programları yapanlar veya bu şekilde devam edenler. Artık, maalesef, üzülerek belirtmek istiyorum ki hiç sevmediğimiz, hiç gündeme getirmek istemediğimiz müeyyide konuları ve en ağır müeyyide konuları gündeme gelecektir.” görüşünü paylaştı.
RTÜK Başkanı Şahin, etik kurallarını “Mağduru değil faili göster”, “Şiddeti meşrulaştırma”, “Saygın değil suçlu”, “Cezayı yayınla, adaleti göster”, “Mücadeleyi destekle, çocuklara örnek ol”, “Güçlü kadını anlat, kadını güçlü anlat” şeklinde özetledi.
Konuşmaların ardından etik kurallarına ilişkin sunum yapıldı.
]]>“Dur” ihtarına uymayıp jandarmadan kaçan alkollü kadın 53 kilometre sonra yakalandı
3 alkolmetre değiştiren ve 43 kez üflermiş gibi yapan kadın sürücünün 44. üflemesinde promili alındı
AKSARAY – Aksaray- Konya Karayolunda jandarmanın “dur” ihtarına uymayarak kaçan kadın sürücü, jandarma ve emniyeti alarma geçirdi. 53 kilometre kaçan kadın sürücü E-90 Karayolunda kovalamaca sonucu yakalandı. Alkolmetreye üflermiş gibi yapıp üflemeyen ve 3 alkolmetre değiştirerek kadına üfleme eğitimi veren polis, üfletme imtihanına girdiği kadın sürücünün 44. üflemesinde promilini alabildi. 0.97 promil alkollü çıkan kadın sürücüye ceza kesilerek ehliyetine el konuldu.
Olay Aksaray – Konya Karayolu Eşmekaya Kavşağı’nda yaşandı. Edinilen bilgiye göre, Aksaray Konya Karayolunda yol kontrolü yapan İl Jandarma Komutanlığı ekipleri durumundan şüphelendikleri kadın sürücünün kullandığı 68 AAN 849 plakalı otomobile ‘dur’ ihtarında bulundu. İhtara uymayan kadın sürücü hızla denetim noktasından kaçtı. Aksaray istikametine kaçan kadın sürücünün plakası jandarma ekipleri tarafından hem jandarma hem de emniyet haber merkezine bildirildi. Bunun üzerine jandarma ve polis ekipleri karayolu ve aracın geldiği istikamete yönelik adeta bölgeyi abluka altına aldı. Jandarma ekipleriyle kısa süre kovalamacaya giren kadın sürücü 53 kilometre kaçtıktan sonra şehir merkezi girişinde polis ekiplerinin de “dur” ihtarına uymadı. Ekiplerin kaza riskine karşı kontrollü bir şekilde takip ettiği kadın sürücü çok gidemeden Tacin Mahallesi E-90 Karayolu üzerinde yakalandı.
44. üflemesinde pes eden kadın sürücü 0.97 promil alkollü çıktı
Durdurulduktan sonra araçtan indirilen ve isminin Gülten Nas Y. olduğu belirlenen kadın sürücü rahat tavır ve hareketleriyle dikkat çekti. Ehliyet ve ruhsat kontrolünden geçirilen kadın sürücüye alkol kontrolü yapmak isteyen polis memurlarının üfleme eğitimi ile imtihanı burada başladı. Alkol kontrolünden geçirilmek istenen kadına polis memurlarınca alkolmetre üfletilmek istendi. Alkolmetreyi üflemeye çalışan kadın üflermiş gibi yapıp üflemekten çekinirken, polis memurları kadına adeta üfleme eğitimi verdi. Bir polis memuru ağzıyla kadına üflemeyi gösterirken, bir değir polis memuru da elindeki üfleme çubuğunun poşetiyle üflemeyi anlattı. Eğitimin ardından polis memurlarının üfletme imtihanı başladı. Kadına defalarca alkolmetreyi üfletmeye çalışan polis memurları kadının üflemeyip üflüyormuş gibi göstermesiyle büyük bir sınav verdi. Alkolmetreye de güvenmeyen kadın sürücüye 3 farklı alkolmetre üfletildi. Zaman zaman su içen ve dinlenmeye geçen kadın sürücü 1 saat boyunca polis memurlarına ecel teri döktürdü. 43 kez alkolmetreyi üflemeyerek kandırmaya çalışan kadın sürücü 44. üflemesinde pes ederek normal bir şekilde üfledi. Üflemenin ardından kadının 0.97 promil alkollü olduğu belirlendi. Polis ve kadın arasındaki yaşanan ilginç diyaloglar ise anbean kameralara yansıdı. Alkollü araç kullanmaktan 6 bin 439 TL para cezası kesilen kadın sürücünün ehliyetine de 6 ay süreyle el konuldu. Araç ise olay yerine çağırılan bir yakınına teslim edildi.
]]>Kadına yönelik şiddet ile aile içi şiddete karşı ağır cezalar içeren yeni yasa, kadın sünneti ve zorla evlendirmeyi suç kapsamına alıyor.
Yeni yasal düzenleme, siber şiddete karşı daha güçlü mücadele, mağdurlara daha iyi yardım ve tecavüzü önlemeye yönelik adımları içeriyor.
Çarşamba günü Avrupa Parlementosu Genel Kurulu’nda ele alınan yasa, 27’ye karşı 522 oyla kabul edildi. 72 milletvekili de çekimser kaldı.
Yasa hangi düzenlemeleri içeriyor?
Büyük bir çoğunluğun desteğiyle kabul edilen yasa, üye ülkelerde yeterince ele alınmayan, kadınları orantısız şekilde etkileyen belirli şiddet türlerini AB genelinde suç kapsamına alıyor.
Yeni düzenleme ile kadın sünneti ve kadınların zorla evlendirilmeleri yasaklanıyor. Özel bilgilerin ifşa edilmesi ve internet yoluyla işlenen suçlara ilişkin yeni kurallar getiriliyor.
Yasa uyarınca, tecavüzün önlenmesi konusunda “rıza” kavramına kapsamlı bir açıklama getirilirken, internet ve sosyal medya üzerinden yapılan taciz de cezalandırılıyor.
Yeni yasa, şu suçları düzenliyor:
Yasada hangi cezalar öngörülüyor?
Yasa kapsamında, tecavüz tanımı, rıza dışı tüm cinsel eylemleri kapsayacak şekilde genişletiliyor.
Yeni yasada, korkutma, bilinç kaybı, sarhoşluk, uyku, hastalık, bedensel yaralanma veya sakatlık gibi savunmasız durumlar, “rıza dışı eylem” kapsamında değerlendiriliyor.
Kadının sessizliği, sözlü veya fiziksel olarak direnmemesi, faille mevcut ya da geçmişteki ilişkisi gibi etkenlerin, “rızası varmış gibi” ele alınması yasaklanıyor.
Yasada, bireyin rıza göstermiş olmasına rağmen rızasından vazgeçme hakkı da tanınıyor.
Kadına Yönelik Şiddet ile Aile İçi Şiddetin Önlemesi Yasası, tecavüz ve şiddete ilişkin suçlarda 8 – 10 yıl hapis cezası öngörüyor.
Yasa, cinsel saldırı suçları için en az 3 yıl, suçun ağırlaştırıcı nedenler altında işlenmesi halinde ise en 5 yıl hapis cezası verilmesini emrediyor.
Yeni yasayla, bu suçlara ilişkin ağırlaştırıcı nedenler listesi de genişletildi.
Liste, kamu görevlilerine, gazetecilere veya insan hakları savunucularına karşı işlenen suçların yanı sıra, mağdurların cinsiyetlerine, cinsel yönelimlerine, ten renklerine, dinlerine, sosyal kökenlerine veya siyasi inançlarına göre cezalandırmayı da içeriyor.
Mağdurlar için neler öngörülüyor?
Avrupa Parlementosu tarafından kabul edilen yasa, cinsel şiddet mağdurlarına destek konusunda da yeni düzenlemeler içeriyor.
Mağdurlara, sığınma ve barınma ortamı ile kapsamlı sağlık hizmeti sağlanması başta olmak üzere, güvenlik ve refahı artırıcı çeşitli yardımlar sağlanacak.
Yeni düzenlemeyle, şikayetler ve yasal işlemlerin takibi kolaylaştırılacak.
Yasa kapsamında, AB üyesi ülkeler, “rıza dışı cinsel ilişkinin ceza gerektiren bir suç olarak kabul edildiği” konusunda kamuoyunu bilinçlendirecek kampanyalar düzenleyecek.
Yeni yasa ne zaman yürürlüğe girecek?
Yeni yasal düzenleme, AB Resmi Gazetesinde yayımlandıktan 20 gün sonra yürürlüğe girecek.
AB üyesi ülkeler, yeni yasayı 3 yıl içinde hayata geçirmiş olacak.
Yasal düzenlemeye neden ihtiyaç duyuldu?
Avrupa Parlementosu’na göre, kadınlara yönelik şiddet ile aile içi şiddet AB genelinde oldukça yaygın.
AB üyesi ülkelerde her 3 kadından birinin bu durumdan etkilediği tahmin ediliyor.
AB verilerine göre, 2014 yılında her 10 kadından biri cinsel saldırıya uğradığını, her 20 kadından biri ise tecavüze uğradığını bildirdi. Her 5 kadından yaklaşık ikisi de aile içi şiddete maruz kaldığını söyledi.
Avrupa Parlementosu’na göre, son yıllarda da tahminen her 2 genç kadından biri cinsiyete dayalı siber şiddete maruz kalıyor.
Siber şiddet özellikle politikacı, insan hakları savunucuları veya gazeteciler gibi kamusal yaşamda aktif olan kadınları etkiliyor.
AB genelinde cinsel tacize uğrayan kadınların yaklaşık üçte biri iş yerinde şiddete maruz kalıyor.
Bu nedenle de bütün üye ülkelerin, bu konuda daha etkin ve hızlı önlemler alması için kapsamlı bir yasal düzenlemeye ihtiyaç duyduğu savunuldu.
Yasanın kabulüne yönelik tepkiler neler?
Avrupa Parlementosu Kadın Hakları ve Cinsiyet Eşitliği Komisyonu eş raportörü Frances Fitzgerald, yasal düzenlemenin kabul edilmesini, “Avrupa’yı dünyada kadına yönelik şiddeti sona erdiren ilk kıta yapmak için atılan ilk adım” olarak değerlendirdi.
Düzenlemeyi, “kadına yönelik şiddeti önleyecek, mağdurları koruyacak ve failleri yargılayacak, böylece bu menfur suçlarla mücadelede bütünsel bir yaklaşım sağlayacak geniş kapsamlı bir yasa” diye tanımlayan Fitzgerald, “Kadına yönelik şiddet ortadan kaldırılmadan eşitlik olamaz; Bu tür suçları işleyenlerin cezasız kalmamasını sağlamalıyız” dedi.
Parlamento Sivil Özgürlükler Komisyonu eş raportörü Evin İncir de, yasanın, “AB genelinde adalet ve eşitlik için bir zafer” olduğunu söyledi.
]]>Merkez Bağlar ilçesi Şeyhşamil Mahallesi’nde Çiçek Gözen, Körhat Mahallesi’nde Dilek Dere, Muradiye Mahallesi’nde Dilek Demir, Yenişehir ilçesi Yolaltı Mahallesi’nde Suzan Altıntaş, Kooperatifler Mahallesi’nde Fatima Kantar, Şehitlik Mahallesi’nde Sadiye Sebat ve Sur ilçesinin Lalebey Mahallesi’nde Şener Çelik Mahalli İdareler Genel Seçimi’nde muhtarlık yarışına girdi.
2014 ve öncesinde tek kadın muhtarın görev yaptığı kent merkezinde, bu seçimde 7 mahallede mühür, kadın muhtarlara geçti.
Seçimde rakiplerini geride bırakan ve mazbata ile mühürlerini alan kadınlar, vatandaşlara hizmet için işe koyuldu.
Üçüncü dönemde yine muhtar seçildi
Muradiye Mahallesi’nde 3’üncü kez muhtar seçilen Dilek Demir, AA muhabirine, 5 çocuk annesi olduğunu ve 17 yıl önce eşinden ayrıldıktan sonra çocuklarını tek başına büyüttüğünü söyledi.
Muhtar olmadan önce mahallelinin sorunlarının çözümü için çaba gösterdiğini ve bu nedenle çevresindekilerin kendisine “muhtar” dediğini belirten Demir, mahalle esnafından kendisine muhtar adayı olması için öneri geldiğini ve ailesinin desteğiyle aday olduğunu dile getirdi.
2014 yerel seçimlerinde 6 erkek adaya karşı, 2019 yerel seçimlerinde bir kadın ve üç erkek adaya karşı, son seçimde de bir kadın ve bir erkek adaya karşı yarışı kazandığını ifade eden Demir, “Vatandaşım benden memnun, onlar tekrar aday olmamı istedi ve beni desteklediler. Ben halkıma verdiğim güzel hizmetin karşılığını aldım. Hem anneyim hem muhtarım. Mahallemin de annesiyim.” dedi.
Kendisinin başka kadınlara da örnek olduğunu ve son seçimde kentte seçimi kazanan kadın muhtar sayısında artış olduğunu anlatan Demir, kadın muhtarların sayısının artmasını istediğini dile getirdi.
Görev süresince 81 çocuğun hayatına dokunduğunu söyleyen Demir, “Bunlardan 41’i zorla evlendirilen kız çocukları, 25’i de aile ve çevreleri tarafından istismar edilen kız ve erkek çocuk, 15’i de madde bağımlısı. Hepsini hayata kazandırdık. En büyük zaferim budur.” ifadelerini kullandı.
Demir, mahalleye bugüne kadar olduğu gibi bundan böyle de hizmet etmeyi sürdüreceğini sözlerine ekledi.
Gelin olarak geldiği kentte muhtar oldu
Yaklaşık 20 yıl önce Mardin’in Midyat ilçesinden gelin olarak geldiği Kooperatifler Mahallesi’nde yaşayan 2 çocuk annesi Fatima Kantar da mahallede kendisini tanıyanların muhtar olması için öneride bulunduğunu anlattı.
İnsanların kalbine dokunmak için bu öneriyi kabul ettiğini, seçim için evleri tek tek ziyaret ettiğini belirten Kantar, şöyle konuştu:
“Çok sevindiler, hayır dualarını aldım. Gelin olarak Diyarbakır’a geldim, burada muhtar oldum. Seçimde 4 erkek adaya karşı tek kadındım. ‘Mahallemize kadın eli değsin’ dedik. Bu nedenle 8 azayı da kadınlardan seçtim. Bana güvendikleri için çok teşekkür ederim. İnşallah her şey çok güzel olacak. Güzel şeyler yapacağımızı umuyorum. Bu kentin gelini, ablaları ve kardeşi olarak elimden gelen bütün çabayı göstereceğime inanıyorum. Adaylık kararı almamda ve seçim sürecinde en büyük destekçim sevgili eşim oldu. Ona sonsuz teşekkür ederim.”
Kantar, mazbata ve mührü aldıktan sonra ilk işinin muhtarlığı temizleyip, boyasını yaptırmak olduğunu aktardı.
“Kadınların gücünü göstermek için geldim”
Yolaltı Mahallesi muhtarı emekli ve 4 çocuk annesi Suzan Altıntaş ise 12 yıl önce trafik kazasında eşini kaybettiğinden evinin sorumluluğunun kendisinde olduğunu söyledi.
Semt pazarında yaklaşık 3 yıldır çalıştığını ifade eden Altıntaş, kadınlarla kurduğu iletişim sayesinde onların sorun ve ihtiyaçlarını öğrendiğini belirtti.
Altıntaş, “Kadınlar erkek muhtarların yanına gelip her türlü dertlerini, sorunlarını anlatamıyorlar. Bir kadın, bir kadına her şeyini söyleyebilir. ‘Burası sizin eviniz gelip çay kahvemizi içersiniz, gelip derdinizi sorununuzu bana anlatırsınız.’ dedim. Onlar da sağ olsunlar bana destek verdi. Kadınların her isteğini yerine getirmek istiyorum.” dedi.
Seçimi 4 erkek rakibe karşı kazandığını ifade eden Altıntaş, mahallenin sorunlarını çözeceğini söyledi.
Altıntaş, şöyle devam etti:
“Kadın ve çocuklar için varım. Kadınların gücünü göstermek için geldim, aday oldum. İnşallah başarırım. Kadınlar olarak bu yola çıktık, 8 azamın hepsi kadın. Bir kadın olarak 8 kadın azamla birlikte bu mahalleyi çiçek, gül bahçesine çevireceğiz. Tabi erkekleri de dışlamıyoruz ama kadınların çok eksiği var, çok yıprandılar, artık onların mutlu olmasını istiyorum. Onlara, abla, kardeş ve anne olacağız. Onların her eksiğini tamamlamaya çalışacağız. Mühür artık dünyayı güzelleştiren kadının elinde, dünyayı, mahallemizi güzelleştireceğiz.”
“9 erkek adayla yarıştım”
Şehitlik Mahallesi muhtarı 4 çocuk annesi Sadiye Sebat da doğup büyüdüğü mahallesindeki sorunları çok iyi bildiğini ve bu sorunları çözmek için muhtar adayı olduğunu anlattı.
Azalarını 4 kadın ve 4 erkek olarak seçtiğini ifade eden Sebat, kadınların yanı sıra erkeklerden de destek aldığını söyledi.
2019’daki seçimlerde 20 oyla seçimi kaybettiğini dile getiren Sebat, “Bu seçimde tek kadın adaydım, 9 erkek adayla yarıştım. Kadının elinin değdiği her şey çiçek açar, kadın her şeyi başarır, yapabilir, neden yapamasın.” diye konuştu.
İlk projesinin atölyeler açtırıp sorun yaşayan kadınların maddi sorunlarına çözüm bulmak olduğunu dile getiren Sebat, kadın muhtarların daha verimli çalıştığına inandığını kaydetti.
Sebat, “Kadınlar gelip yanımda rahatlıkla oturabilir, sorunlarını dinleriz, çayımızı içebilirler. Burası benim yerim değil, onların yeri. Onlar sayesinde biz buraya geldik. Kadınlar destek çıkmasaydı, şu anda burada olmazdım.” değerlendirmesinde bulundu.
]]>FIBA Süper Kupa, Kadınlar Türkiye Kupası, FIBA Kadınlar Avrupa Ligi ve ING Kadınlar Basketbol Süper Ligi’nde şampiyonluk yaşayarak 4 kupa kazanan sarı-lacivertli ekibin genel menajeri Nalan Ramazanoğlu, Fenerbahçe Müzesi’nde AA muhabirinin sorularını yanıtladı.
Her sporcunun, her çalışanın, kulüplerdeki herkesin hayalinin bütün kupaları kazanmak olduğunu dile getiren Razamanoğlu, yorucu bir sezonun ardından bunu başardıkları için mutluluk duyduklarını dile getirdi.
Takımdaki herkesin yoğun özverisiyle başarıya uzandıklarını aktaran Ramazanoğlu, “Çok mutluyuz. Hayallerin ötesinde bir sezon geçirdik. Olabilecek her kupayı aldık. Çok güzeldi. Dünyanın en büyük spor kulübü olarak başkanımıza, yönetimimize hediye ettik. Mutlu ve gururluyuz. Bu anı herkese yaşattığımız için sevinçliyiz.” dedi.
“Şubemize, kızlarımıza, bizlere verilen değer çok fazla”
Fenerbahçe’de 1992-1993 sezonunda basketbola başlayıp, 2009 yılında kariyerini noktalayana dek sarı-lacivertli formayı giydiğini belirten Nalan Ramazanoğlu, bu periyotta 23 kupa kaldırdığını vurguladı.
Sarı-lacivertli kulübün, kadın basketbol şubesi için her zaman yatırımını sürdürdüğünün altını çizen Ramazanoğlu, bu yatırımın karşılığının da geldiğini ifade etti.
Şube olarak 2 sene önce en dibi gördüklerini kaydeden Ramazanoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:
“İki sene önce 10 bin taraftarımızın önünde kaybettiğimiz bir final vardı. Ligde ciddi farkla yendiğimiz rakibin karşısında finalde kaybetmiştik. Aylarca kendimize gelemedik. Seyircimizin önünde çok utanmıştık. Taraftarlarımızdan, bize emek veren herkesten utanmıştık. Başkanımıza da yönetime de teşekkür ediyoruz, yatırımı kesmediler. En dibi görmüştük o dönemde. Belki de bu durumu yaşamamız gerekiyordu. Ardından ayaklarımızı yere basarak sıçrayış yaptık. Bu da başkanımız sayesinde oldu. Peşinden arka arkaya gelen 2 FIBA Avrupa Ligi şampiyonluğu ve tarihte ilk kez kazanılan FIBA Süper Kupası oldu. Bu kupaları kazanırken geçmişi de unutmamak lazım. Bu yatırım her zaman katlanarak gitti. Bir başarının arkasına saklanıp ertesi yıl bütçeler düşmedi. Kulübümüzde her zaman şampiyonluklar hedef alınıyor. Şubemize, kızlarımıza, bizlere verilen değer çok fazla. Biz de bunun karşılığını mutlu şekilde verdik diyebilirim.”
1999 yılında yaşanan şampiyonluğun ardından yatırımların her geçen gün arttığının altını çizen Ramazanoğlu, “Fenerbahçe; Türkiye’de ve Avrupa’da lokomotif görevi görüyor. O dönemde kazanılan kupayla başlayan bir hikaye oldu. Anlatılacak çok hikayesi olan başarıların geldiği yerdeyiz. O ilk kupayı aldığımız andan itibaren Fenerbahçe Kadın Basketbol Takımı, basketbolda lokomotif görevi görüyor.” ifadelerini kullandı.
“Tarih onların isimlerini yazacak”
Fenerbahçe’nin kadın basketbolunda büyük saygı gördüğüne dikkati çeken Ramazanoğlu, “Şu anda Avrupa’da da çok büyük saygı görüyoruz. Herkes bizi Avrupa’nın en büyüğü olarak görüyor. Bizle oynarken takımlar çekiniyor. Biz de bundan mutluyuz. Sesimiz Türkiye’yle sınırlı kalmıyor.” diye konuştu.
Röportajın yapıldığı Fenerbahçe Müzesi’nin çok önemli bir mekan olduğunu aktaran Ramazanoğlu, şunları söyledi:
“Bu müze bir ilk. Hem kadın şube hem de erkek şube olarak önemli bir müze. Çok güzel bir yer. Çocuklarım buraya girdiklerinde, adımı gördüklerinde, formamı asılı gördüklerinde mutlu ve gururlu oluyorlar. Annelerinin böyle bir müzede isminin olduğunu görmeleri çocuklarımı çok mutlu ediyor. Fenerbahçe benim ikinci ailem. Bunu sadece taraftarlarımızın yansıtmasıyla değil, ailelerimizden de görüyoruz. Bu durum bizi mutlu ediyor. Bu müzenin açılışında ilk kaptanımız Ayten Salih’i misafir etmiştik. Bir kaptandan dinlediğimiz hikayeler inanılmazdı. Ben de ondan çok şey öğrendim. Basketbol kariyerleri sona erince, buranın ne kadar emek verilerek oluşturulduğunu fark edecekler, bu gururu yaşayacaklar. Herkese nasip olmayacak bir şey. Tarih onların isimlerini yazacak.”
Son olarak Fenerbahçe taraftarlarına teşekkür eden Nalan Ramazanoğlu, ” Mersin’de oynadığımız final maçında evimizde gibiydik. İki senedir tarih yazıyoruz. Bu takımın her zaman taraftarın itici gücüne ihtiyacı var. Önümüzdeki sezonlarda da maçları izleyip desteklemeye devam etsinler.” diyerek sözlerini tamamladı.
]]>Polis şu anda aktif olarak videoları çeken kişi ya da kişileri yakalamaya çalıştıklarını söylüyor.
Videoları çekilen herkesten polise başvurmaları isteniyor.
Manchester’dan 23 yaşındaki Meg, bu rahatsız edici akımın mağdurlarından biri.
Makyöz TikTok fenomeni, Manchester’da bir gece dışarıdayken filme alındığını, videonun linki kendisine gönderilinceye kadar bunu fark etmediğini söyledi.
“Bu şekilde hedef alındığıma inanamıyorum. Demek ki bana baktı ve ‘evet, bunları videoya çekeceğim’ diye düşündü.”
Meg, tanımadığı iki kadınla birlikte yürürken kayda alındığını aktardı. Bir grup erkek tarafından tacize uğradıklarını fark ettiğinde onlarla yürümeyi teklif etmiş.
Meg’in videosu o gecenin ilerleyen saatlerinde bir yabancı tarafından paylaşıldı.
Bu video TikTok, YouTube ve Instagram gibi platformlara her gün yüklenen onlarca videodan biri ve genellikle çekildikleri gece yayınlanıyor.
Genellikle “Manchester gece hayatı” ya da ” Liverpool gece hayatı” başlıklarını taşıyan klipler milyonlarca kez izleniyor ve çok sayıda kadın düşmanı yorum yapılıyor.
Meg olanlar için “Mide bulandırıcı” diyor ve filme çekilen birçok genç için “belki de kaydedildiklerinin farkında olmayan reşit olmayan kızlar” uyarısında bulunuyor.
“Kızların yere düştüğü, iç çamaşırlarının göründüğü ve benzeri videolar var. Ve sonra bu şekilde internette yayınlanıyor, bu konuda gerçekten bir şeyler yapılması gerekiyor.”
Manchester Polisi, videoları çeken kişileri yakalamak için aktif olarak çalıştığını söyledi.
Polis memurları vardiyalarından önce durum hakkında bilgilendiriliyor.
Polis, insanları toplum içinde filme almanın yasadışı olmamasına rağmen, eylemin sıkıntı veya tacize neden olması halinde suç olarak değerlendirilebileceğini belirtiyor.
Kullandıkları teknoloji nedeniyle film çeken kişileri tespit etmenin zor olabileceği vurgulanıyor.
Polis memuru Ellison, “Pek çok insan yanlarından geçerken telefonlarıyla konuşuyor. Caddede ilerlerken video çekip çekmediklerini bilmiyoruz. Bu yüzden bunu yakalamak oldukça zor olabiliyor” diyor.
Manchester Polisi yetkilisi Stephen Wiggins, filme çekilen ya da videolarda yer alan herkesi polise başvurmaya çağırdı.
“Eğer gerçek mağdurlardan bu bilgiyi alamazsak çok zor durumda kalırız” dedi.
Son zamanlarda şehir merkezinde şüpheli davranışlarda bulunan erkeklerin yer aldığı bir dizi olaya müdahale ettiklerini belirten Wiggins, “şehir merkezinde herhangi bir şüpheli davranış” görüldüğünde polisin aranması gerektiğini söyledi.
Tecavüzle ilgili çalışmalarıyla bilinen bir kuruluşta çalışan Charlotte, sosyal medya platformlarını bu tür paylaşımlarda bulunanların hesapları kapatmaya çağırıyor.
Yorumlarda mağdurun suçlanması nedeniyle, cinsel şiddete maruz kalmış kişilerin başvuru yapmasının zorlaştığını belirtiyor.
“Bu tür mağduru suçlayıcı yorumlar başka bir utanç düzeyi yaratıyor. Bu da kadınların desteğe erişiminin önünde bir engel haline geliyor.”
TikTok ve YouTube, kuralları ihlal ettiği için bu içeriklerle bağlantılı bir dizi video ve hesabı kaldırdıklarını söyledi.
Bir TikTok sözcüsü “TikTok’ta kadın düşmanlığı yasaktır. Bu kuralları ihlal ettiği tespit edilen tüm içerikler kaldırılacaktır” dedi.
Meg’e göre bu hesaplar bir an önce kapatılmalı.
“İzin alınmadan internette yayınlanmalarına izin verilmemeli. Bu videolar neredeyse kadınlara yönelik bir şiddet tehlikesi yaratıyor.
“Benimle ilgili çekilen video aynı gece yayınlandı. Yani o gece hala dışarıdaysam ve bu video yayınlandıysa, bunun bir tür şiddet tehlikesi yarattığına inanıyorum.”
]]>Sinema Türk Film Merkezi Derneği’nin bünyesindeki Münih Türk Film Günleri başladı. Festivaldeki film yolculuğu İstanbul’dan başlayarak Ege’ye uzandı, İç Anadolu’dan geçerek ülkenin doğusuna doğru devam ediyor. Gösterimler Goetheplatz Royal Filmplatz ile Sendlig Gasteig HP8’de yapılıyor. 35 yıldır tamamen gönüllülerden oluşan bir ekip tarafından hazırlanan festivalde 450 eser arasından seçilen 27 film yer aldı. Türkiye’den deneyimli yapımcı ve yönetmenlerin hazırladığı bağımsız sanat filmleri seçkisi dokuz uzun metraj, sekiz belgesel ve on kısa filmden oluştu.
Bu yıl odak noktasına tüm engelleri aşan güçlü kadınları koyan festival, 50. yılını kutlayan Türk sinemasının yıldızlarından Müjde Ar’ı “Yaşam Boyu Başarı ve Onur Ödülü”ne değer gördü. München Royal Film Palast’ta gerçekleştirilen galaya Müjde Ar ile eşi Ercan Karakaş, Münih Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Verena Dietl, Avrupa Sosyal Demokrat Halk Dernekleri Federasyonu Genel Başkanı Necip Şahin de katıldı.
DİETL: MÜJDE AR BÜYÜK BİR İDOL
Sunuculuğu Esra Şahin ile Erkan Taşkıran’ın, çevirileri Şükran Atay ile Aylin Romey’in yaptığı galada sahneye davet edilen Belediye Başkanı Verena Dietl, “Münih Türk Film Günleri bugüne kadar pek çok tanınmış başarılı sanatçıyı ağırladı fakat Müjde Ar gibi bir şöhret sanırım ilk kez burada. O Türkiye’de büyük bir film idolü ve Türkiye’de yaşamış ya da orada kökleri olan herkes ona saygı duyuyor. Kariyeri 1974 yılında başlamıştı. Bugün sadece Münih Türk Film Günleri’nin 35’inci yılını değil, Müjde Ar’ın da sahnelerdeki 50’nci yılını kutluyoruz. Çok saygıdeğer Müjde Ar, yıl dönümünüzü Münih kentiyle ve şehrin bu festivaliyle paylaştığınız için mutluyum” dedi.
LİNDNER: PEK ÇOK KADINA ROL MODEL OLDU
Sinema Türk’ün ve festivalin kurucularından Margit Lindner, “Müjde Ar konformist olmayan, asi, aynı zamanda şehvetli kadınları canlandırarak Türk sinemasında yeni bir kadın tipi yarattı. Bunu yaparken sinemaseverlerin kalbini kazandı ve Türk sinemasının ikonu haline geldi. 85 fazla filmde önemli karakterlere can veren Müjde Ar, kadının toplumdaki konumunu, cinsiyet eşitsizliğini ve erkek egemen bakış açısını benzersiz bir şekilde sorgulama ve hicvetme cesaretine sahipti. Pek çok kadın için rol model oldu ve kendisinden sonra gelen pek çok oyuncuyu etkiledi. Sadece rolleri ile Türk Sinema tarihinin yarım yüzyılını şekillendirmekle kalmadı, kişiliği ve karakteriyle Türkiye’de kadınların bağımsızlığı ve eşitliği için de bir öncü oldu” diye konuştu.
MÜJDE AR: BEN SIKI BİR FEMİNİSTİM
Daha sonra gecenin yıldızı Müjde Ar, alkışlar eşliğinde sahneye çıktı. “Şunu anladım ki, başka hayatlarda var olmak inanılmaz bir zenginlik. 50 yıl boyunca, boynunu eğmeden dimdik ayakta durabilmek çok da kolay değil” diyen Ar, “Ben yorulmaz ve yılmaz bir insan hakları savunucusu ve kadın hakları savunucusuyum. Sıkı bir feministim. Onun için bu ödülü annem Deli Aysel (Gürel) ve ablam Mehtap Ar dahil bütün kadınlara adıyorum. Acı çeken, şiddet gören, haklarını alamayan bütün güzel kadınlara” ifadelerini kullandı. Konuşmanın ardından yönetmenliğini Kartal Tibet’in yaptığı, Müjde Ar’ın Şener Şen’le başrolü paylaştığı “Şalvar Davası” filminin gösterimi yapıldı.
]]>Ülker Spor ve Etkinlik Salonu’nda yer alan Fenerbahçe Basketbol Müzesi’nde AA muhabirine açıklamalarda bulunan Uzun; FIBA Süper Kupası, Kadınlar Türkiye Kupası, Kadınlar Avrupa Ligi ve ING Kadınlar Basketbol Süper Ligi şampiyonluğunu kazandıkları 4 kupalı sezonu ‘İnanılmaz’ kelimesiyle ifade etti.
Tarihi ve çok başarılı bir sezonu geride bıraktıklarını ifade eden Uzun, Kadınlar Avrupa Ligi kupasının yanında, “Kimsenin unutmayacağına çok eminim. Yanımda da en değerlisi, en büyüğü var. Her gördüğümde geriye dönüp bakıyorum, sanki dün olmuş gibi. Çok yoğun bir hafta geçirdik. Avrupa Ligi’nin ardından Süper Lig finalini de oynadık. Bizim için sezonun sonu çok yoğundu. Başarıyla bittiği için, kupaları aldığımız için çok mutluyuz.” açıklamasını yaptı.
Fenerbahçe taraftarının kendilerini sezon boyunca yalnız bırakmadığını da dile getiren Uzun, şöyle devam etti:
“Sadece iç sahada değil, gittiğimiz her deplasmanı evimiz yaptılar bize. Bizi hiç yalnız bırakmadılar. Onlarla daha güçlü olduğumuzu her zaman söylüyoruz. Salonun her zaman dolu olmasını istiyoruz. Gerçekten çok keyifli oluyor ve maçların atmosferi değişiyor, biz çok farklı hissediyoruz. İç sahada ve deplasmanda bizleri yalnız bırakmadıkları için, gücümüze güç kattıkları için onlara teşekkür ediyoruz. Bu kupalar da onlara armağan olsun.”
“Avrupa’nın en büyüğündeyim”
Yaz sezonunu WNBA ekiplerinden Dallas Wings’le geçirecek olan başarılı sporcu, ABD’ye salı günü gideceğinin altını çizerek “Arkadaşlarımla kupaların keyfini çıkarıp aileme vakit ayırmak istiyorum. Sonra da gideceğim ve antrenman süreci olacak. Umarım çok güzel geçer. Takıma da girersem harika ve eğlenceli bir sezon olur. Orada sezon bitince Türkiye’ye döneceğim. Birbirini bağlayan bir süreç olacak. Yeni sezon nasıl giderse ona göre diğer adımları atacağım.” ifadelerini kullandı.
Fenerbahçe’nin Avrupa’nın en büyük takımı olduğunu, buna karşın kariyerinde bir sezon dahi olsa Avrupa tecrübesi yaşamak istediğini söyleyen Uzun, şöyle konuştu:
“Avrupa’nın en büyüğündeyim. Avrupa tecrübesi yaşamak istiyorum, kariyerimde bir Avrupa senesi olsun istiyorum. Ama Avrupa’nın en büyüğünde oynadığınızda, yarıştığınız her kulvarda kupa aldığınızda insan bırakmak istemiyor. En iyisinden gidip başka bir yerde maceraya girmek ayrı bir tecrübe. Tabii ki Türkiye’de kadın basketboluna çok şey katacağını düşünüyorum Avrupa’nın. Ama şu anda bu kupaların keyfini çıkarıyorum. Belki ileride olabilir.”
Avrupa Ligi şampiyonluğunu kazandıktan sonra rüya gibi bir güne uyandığını söyleyen Uzun, bu kupanın ardından lig şampiyonluğu için mücadele ettiklerini hatırlatarak şunları söyledi:
“Ancak sonrasında başka bir maçımız vardı. Keyfini çıkaralım derken sonra bir kupa daha aldık. Sabah 5’te döndük. Başkanımızı görmeye gittik. Herkes idrak etmeye çalışıyor ama edemiyor. Sadece sezonun bitmiş olması, görevini tamamladığımızı bilmek ve 4 kupayı alıp tarihi bir sezon yaşamak çok büyük bir gurur. Hepimiz şu anda derin bir nefes alıp başardık diyebiliyoruz.”
Fenerbahçe Basketbol Müzesi’ne bir gün çocuklarıyla gelip ‘Biz bunları yaptık.’ demek istediğini söyleyen Uzun, bu sezon kazanılan 4 kupanın ardından önümüzdeki sezonun hedefleri için de “4 aslında bir rakam. Bu 5 de olabilir, 3 de olabilir. Yarıştığımız kulvar sayısı kaçsa, o kulvarların hepsinde bütün kupaları kazanmak yine bizim hedefimiz olacaktır.” diyerek sözlerini tamamladı.
]]>31 Mart seçimlerinde oyların yüzde 37,7’sini alarak seçimlerden birinci parti çıkan CHP, 20-21 Nisan tarihlerinde “İktidar Yolunda CHP Belediyeciliği Çalıştayı” düzenledi. Çalıştaya CHP’nin 408 belediye başkanı katıldı. Çalıştayın açış konuşmasını CHP lideri Özel yaptı. Özel, konuşmasında şunları kaydetti:
“İşimiz gücümüz Manavgat, işimiz gücümüz Antalya’ dedik. Başka da bir şey demedik. İki büyükşehirde başkanların özel durumları ve elde etmeleri gereken başarıdan dolayı o kampanyayla konuşan ama o şehirlerin özel kampanyalarına da alan bırakan bir tasarımı biz talep ettik, şirket onu hazırladı, getirdi. Dört dörtlük kampanyalarla, kimsenin birbirinin ayağına basmadığı, diğerinin mesajını gölgelemediği, aksine dengelediği bir süreci yaptık. Çok özel hazırlanmış şarkılar, odak gruplara dinletilmeden yayınlanmadı. Hazırladığımız reklam filmleri CHP’li, MHP’li, AKP’li, İYİ Partili, DEM Partili odak gruplara dinletildi. Rahatsız oldukları kelimeler değiştirildi. Her bir adımı ölçülerek ilk ölçümü Türkiye’deki seçim otobüslerinin şoförlerine yaptık. ‘Yola çıktınız, millet ne yapıyor?’ Dediler ki ‘Şarkı tuttu.’ 5 gün sonra gelen anketler şarkının tuttuğunu gösterdiği için yaydık. Tutmayan reklam filmini, ‘Yayınlarsak tamamını, olmadıysa maliyetini öderiz’ anlaşmamızla maliyetini verdik, çöpe attık. O yüzden CHP olarak bu süreçte bilimden, üçüncü anahtardan da sonuna kadar yararlandığımızı hatırlatmak isterim.
“GÜN GELDİ KURULTAYDA, GÜN GELDİ BÜYÜKŞEHİRLERDE VEFALI VEDALAR YAŞADIK”
Bundan sonra ne yapacağız? Biz CHP’yiz, bu topraklara sosyal belediyecilik anlayışını getiren, sosyal devlet anlayışını getiren, sosyal demokrasiyi yerleştiren partiyiz. Büyük bir mirasın sahibiyiz. Türkiye’de yerel yönetimler tarafından ilk kez ortaya konulan kentsel dönüşüm, toplu konut, metro, metrobüs, hafif raylı sistem, biyolojik arıtma gibi bugün olmazsa olmaz belediyecilik hizmetlerini Türkiye’ye ilk kez getiren parti biziz. Biz, belediyeciliği İstanbul’da ilk tercihli yol uygulamasını hayata geçiren Aytekin Kotillerden, yine 1992’de ilk doğal gaz projesini yapan Nurettin Sözen’den, ilk halk ekmek fabrikasını kuran Ahmet İsvan’dan, Ankara’da ilk metronun temelini atan Murat Karayalçın’dan, metrolardan tramvaylara, üretim merkezlerinden öğrenci yurtlarına, kooperatiflerden kreşlere kadar Türkiye’de sosyal belediyecilik anlayışını hayata geçiren Vedat Dalokaylardan, Celal Altınaylardan, Yüksel Çakmurlardan, Ali Dinçerlerden, Ahmet Piriştinalardan öğrendik. Biz belediyeciliği Anadolu’nun bozkırına bir cennet yaratan Yılmaz Büyükerşenlerden öğrendik. Gün geldi kurultayda, gün geldi büyükşehirlerde kötü oldukları, başarısız oldukları ve istenmedikleri için değil zamanı gelmiş, vefalı vedalar yaşadık. Ama kimseye ‘Bugüne kadar iyiydin ama bundan sonra sen kenara çekil’ demedik. Herkesle konuştuk, dinleyenler oldu, dinlemeyenler oldu.
“ÖLÇME-DEĞERLENDİRMEYİ BUNDAN SONRA SİYASETİMİZİN ODAK NOKTASINDA TUTACAĞIZ”
Yılmaz Büyükerşen, bu büyük deneyimi bir 5 yıl daha Eskişehir’de tekrar etmek istese dünya rekoru kırabilirdi. Ama Eskişehir’i bir cumhuriyet kadınına devretti, şimdi CHP’nin sosyal belediyeciliği, halkçı belediyeciliği, bütün Türkiye’ye yayacağı, eşgüdüm yapacağı, eğitim vereceği, denetim yapacağı bir sistemde, o sistemin başında, kendisiyle birlikte Muğla’da çok iyi hizmetleri yapmış ve bu dönem vefalı bir vedanın talebini açmış olan Osman Gürün ile birlikte, Tekirdağ’da Kadir Albayrak’la birlikte, Çanakkale’de Ülgür Gökhan ile birlikte, Edirne’de Recep Gürkan ile birlikte ve Türkiye’nin neresinde tüm il başkanlarıma, tüm belediye başkanlarıma bildirmeleri üzerine sorarak partiye katkısı olmuş, birikimi ve enerjisi olan, son seçimlerde parti için çalışmış kim varsa, onların da deneyimlerinden, belediyecilik deneyimlerinden yararlanacağımız danışma kurullarıyla çalışacağız. Ölçme-değerlendirmeyi bundan sonra siyasetimizin odak noktasında tutacağız. Belediyenin boyutuna göre, üçer aylık, altışar aylık, birer yıllık ölçme-değerlendirme raporlarını, karneleri merkezi olarak çıkaracak, sizlerle paylaşacağız. Doğru yapanı örnek gösterecek, yanlış yapanı doğruya davet edecek, doğruları hep beraber tekrar edecek, yanlışlardan hep beraber uzak duracağız. Eğer ibre yukarıysa devam edeceğiz, durağansa doğrusunu arayacağız, aşağıysa mutlaka yanlıştan döneceğiz.
“SORUMLULUK SİZİN SIRTINIZDADIR”
Çünkü bugün burada bizlerin yapmak üzere oldukları görev, görünüşte belediyecilik görevidir. Beşer yıl kamu görevi yapmaya, beşer yıl beldenize, ilçenize, şehrinize hizmet etmeye görevlendirildiniz. Bu doğru. Bunu en iyi şekilde yapmalısınız. Bunu en şeffaf, dürüst, izlenebilir ve insan ayırmadan yapmak sizin göreviniz. Zaten milletimiz de sizi bu yüzden taktir etti, bu yüzden bu görevleri size verdi. Ama bizim bu seçimlerde, sizin omzunuza milletimizin yüklediği yük bundan fazladır. Biz, cumhuriyetin birinci yüzyılının ilk döneminde, ilk 15 yılında, Gazi Mustafa Kemal ile sonraki 12 yılında İsmet Paşa ile birlikte başlayan bir aydınlanma devriminin, toplu iğnesi yokken vagon üreten, uçak üreten bir ülkenin, 900 tane kamu iktisadi teşekkülü yapmış bir ülkenin son 20 yılda bu emanetinin nasıl hayırsız bir evlat gibi çarçur edildiğini, yok edildiğini, peşkeş çekildiğini, eğitimin nasıl bilimsellikten uzak hale getirildiğini, belli tarikatlar, cemaatler güçlensin diye öğrencilerin barınma sorununun bile bile göz ardı edildiğini, ülkenin, dedemizin, ninemizin, babamızın emek emek biriktirdiği rezervlerinin nasıl hepimizin gözü önünde cayır cayır yakıldığını, nasıl kur korumalı mevduat diye tarihin en büyük fon transferinin yoksullardan bir avuç zengine, hepimizden yandaşlara nasıl aktarıldığını hep beraber yaşadık. Cumhuriyetin ikinci yüzyılının ilk yerel seçimlerinde sırtınıza konan yük, ilk genel seçimlerini bu ülkenin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün partisinin kazanıp ikinci yüzyılın yine ilk 20 yılında cumhuriyetin kuruluş ilkelerine, hedeflerine uygun olarak bu ülkenin yeniden kurtarılması, demokrasinin yeniden kurulması, ekonominin yeniden ayağa kalkması ve vasiyetin yerine gelmesidir. Muasır medeniyetler yakalanacak ve geçilecektir. Sorumluluk sizin sırtınızdadır.
“BİZ TARİHİN AKIŞINI DEĞİŞTİRME FIRSATINI YAKALADIK”
Bir yandan seçim gecesi seçmenin mektubunu balkondan okuyanlar, inip grup toplantısına gidince hikaye ve masal okumaya başladılar. Seçmenin mesajını anlamadıkları ortada. Birisi CHP’nin kazandığı bu başarıya dönüp tesadüfen, konjonktürel gibi hiçe saymayla meşgulken, bir diğeri çıkmış, ‘Seçimleri biz kazandık’ diyecek kadar seçmene karşı küstahlaşmış ve kibrinden arınamamış bir noktadadır. Oysa biz bunu bir zafer olarak görmüyoruz. Evet bir başarıdır, önemli bir başarıdır ama zafer değildir, görevdir. Görev önümüzdeki ilk seçimlerde parti iktidar olduğunda, bu iktidar değiştiğinde ancak zafere dönüşecektir. Elimizde belediyeleri yönetme, rantı yönetme, gençleri ve kendi evlatlarımızı, yakınlarımızı bir takım makamlara getirme, yandaşlarımızı zengin etme fırsatı yakalamadık arkadaşlar. Biz tarihin akışını değiştirme fırsatını yakaladık. Cumhuriyetin ikinci yüzyılında, cumhuriyetin tarihini yeniden yazma fırsatını yakaladık. Bu yüzden sadece partimizle, sadece biz bize, sadece ‘Yetkiyi aldık, biz yönetiriz’ değil; yetkiyi kimden aldığımızı biliyoruz.
“HİÇBİR BELEDİYE BAŞKANINA VERİLMEMİŞ SORUMLULUK, SİZE VERİLMİŞTİR”
Hadi bakalım diyeceklerdir, Ankara, İstanbul, İzmir’i yönettiğiniz gibi 14 büyükşehri yönettiğiniz gibi, bu 35 şehri yönettiğiniz gibi, 357 ilçeyi yönettiğiniz gibi, gelin bakalım, gelin. Hatta bu 60 beldeyi yönettiğiniz gibi. O beldede karar Özgür Özel’e bakarak değil belde belediye başkanın ne yaptığına bakarak verilecek. Diyecekler ki buraları yönettiğiniz gibi gelin bu ülkeyi yönetin. Bu şehirleri düze çıkardınız, gelin Türkiye’yi de düze çıkarın. Bizim hiç verdiğimiz oydan bizi pişman etmediniz, gelin Türkiye’yi de yönetin diyecekler. O yüzden dünya üzerinde hiçbir belediye başkanına verilmemiş sorumluluk, size verilmiştir, sizin sırtınızdadır. Adalar’ından Kilis’ine kadar, Manavgat’ından Rize Pazar’ına kadar bu sorumluluk sizin sırtınızdadır. Elbette edilecek çok teşekkür var. Adıyaman il başkanına mı edeyim, Adıyaman’ın çalışkan milletvekilinin iki oydan birini almasına mı? Afyon’a mı, Kastamonu’ya mı, Kırıkkale’ye mi? Her birisi bambaşka sosyolojilerin bambaşka özelliklerdeki adayların iki oydan birini almıştır. Ne adaysız, ne örgütsüz olurdu. Kimse bir şeyi eksik bırakmamıştır. Ege’de, kıyıların partisi diyenler, hattı bir kat çekmeyi bırakıp ta Ankara’ya kadar getirmişlerdir. Artık Karadeniz’de CHP adına, koca koca il belediyeleri, güzelim Sinop, Zonguldak, Giresun, Bartın’da belediyelerimiz, Artvin’de dalgalanmaya en tepede devam eden sancak bayrağımız durmaktadır. Ardahan elde ettiği mevziiyi terk etmemiştir. Hangi birisine, hangi birisine teşekkür edelim.
“TARİH CHP’Yİ İKTİDAR YAPAN İL BAŞKANI MI OLDUNUZ, ONA BAKACAK”
Ama şunu unutmayın ki ne benim ne kazanan başkanların kibre kapılmaya, kendimizde tarihi bir başarı elde etmiş muzaffer kahramanlar, onu göreceğiz, tarihi başarıyı göreceğiz günü gelince. Tarihi fırsatı yakalamış, tarihi görevi sırtına bindirilmiş parti emekçileri, kamu görevlileriyle karşı karşıyayız. ‘Ben burayı filanca yıl sonra kazanan il başkanıyım.’ Allah senden razı olsun. Emeklerini biliyoruz ve büyük bir saygı duyuyoruz. ‘Belediyeyi ben yöneteceğim, ilçe başkanlarımın talepleri şöyle olacak.’ Bunlara girdik mi, bunun içinden çıkamayacağız. Belediye başkanlarımız parti aidiyetlerini unutmadan, kamu görevi yaptıklarının bilinciyle ve onların başarısı için her birimiz, her biriniz onları başarmaya, motive ederek, şüphesiz elde edecekleri başarıları en iyi şekilde anlatarak bu 4 yıllık süreçte şunun sınavını vereceksiniz: Manisa’yı kazanan il başkanı olmak İlksen Alper için onur vericidir. Tarih bunu yazmayacak arkadaşlar. Tarih CHP’yi iktidar yapan il başkanı mı oldunuz, 4 yıl boyunca belediyelerle ilgili yönetimi doğru yapamayıp tarihi fırsatı kaçırıp elinize, yüzünüze mi bulaştırdınız, ona bakacak. O yüzden sabah yataktan kalkarken sizden ricam: Belediyeyi kazanmış, muzaffer komutan, tadını çıkarmaya giderek değil. 4 yıl sonraki büyük mücadelenin ilk günlerini yaşayan, enerjisi olan, özgüveni tam ve büyük zafer için şu anda çalışmak zorunda olan neferler olarak kalkın. Ben her sabah yataktan bu niyetle kalkıyorum.
“ERDOĞAN İLE YÜZ YÜZE BİR GÖRÜŞME GERÇEKLEŞTİRECEĞİM”
Yeni bir dönemdeyiz. Bayramda Recep Tayyip Erdoğan, AKP’nin Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı arayarak başladım. Tüm partinin siyasi liderleriyle, 18 liderle bayramlaştım. CHP, herkesle bayramlaşabilen tek partidir. Bundan sonraki süreçte bugün sizin yapacağınız toplantılardaki çıktılar da önemli olmak üzere Sayın Erdoğan ile yüz yüze bir görüşme gerçekleştireceğim. Hem şu sorumlulukla: Türkiye ekonomisinin yüzde 80’ine yerel yönetim hizmeti veriyoruz. Türkiye çok büyük bir sıkıntının içinde. Bu süreçte yoksulluk var, işsizlik var, ekonomik krizlerin sosyolojik toplumsal krizlere dönüşme potansiyeli var. O coğrafyada milletin yetki verdiği iki kişi var. Birisi genel yönetim yetkisini kullananlar, diğeri yerel yönetim yetkisini kullananlardır. Bu iki yapının çatışması, sürtüşmesi, kapışması millete kaybettirir. Yurt dışından bulunmuş hazır fonların Türkiye’ye hizmete sunulmaması, bir inadın kurbanı edilmesi milletimize kaybettirir. Millet böyle hataları affetmez. Biz kibre kapılırsak bize, kim kibre kapılırsa ona hesap sorar. Biz bir nezaket telefonu açtık. Şimdi bir çalışma ziyaretine gideceğiz. Sizlerin masalarda çalışarak ortaklaştıracağınız taleplerden, ajandamızda olması gereken önceliklileri, PM’mizin, MYK’mızın, parti grubumuzun bize toplam siyaset üzerinden yaptığı okumaları billurlaştırıp, gündemimizi oluşturup, nezaketle talepte bulunup, bir yüz yüze görüşme gerçekleştireceğiz.
“YURT DIŞINA ÇIKTIĞIMIZDA TÜRKİYE’NİN PARTİSİYİZ”
Ben ilerleme sağlayacağımızı, öncelikle toplumdaki bu kutuplaşmayı kırmak için bir adım atacağımızı, sonra bu toplumun yararına çok önemli işlerde birlikte mesafe alabileceğimize yürekten inanıyorum. Güçlü kaslarımız var CHP olarak. Biz bu ülkede ana muhalefet partisiyiz şimdilik, milletimiz yeni bir görev verene kadar ama bu topraklardan çıktığımızda; Kıbrıs Cumhurbaşkanına da söyledim, Sayın Aliyev’e de yazdım, Sosyalist Enternasyonal’de başkan yardımcısı seçildiğimde yaptığım konuşmada da söyledim, Avrupa’daki sol, sosyal demokrat partilerin çatı örgütünün liderler toplantısında da anlattım, Alman Başbakanı Olaf Scholz’a da söyledim, haftaya bizi resmi ziyaret programına alan Sayın Alman Cumhurbaşkanına da söyleyeceğim: Biz bu ülkede ana muhalefet partisiyiz. Yurt dışına çıktığımızda Türkiye’nin partisiyiz. CHP’nin yetkinlikleriyle, siyasi akrabalıklarıyla, etki alanlarıyla, liyakatli kadrolarıyla, bu ülkenin dış politikasına da iç politikasına da ekonomisine de yapabileceği katkıları açıklıkla paylaşmak, bu milletin yararına sunmak, o hizmeti yapmak, görünür kılmak bizim yeni süreçte yeni siyasi hattımızın olmazsa olmazlarıdır.
“ERKEN SEÇİM ÇAĞRISI YAPMAK SEÇMENLE KURDUĞUMUZ AKDİ BOZMAK DEMEKTİR”
İl başkanlarımızdan ilçe başkanlarımıza kadar bir siyasi örgüt yönetiyoruz. Bu örgütün tabandan beslenmesi önemlidir, vazife sizdedir. Ancak yukarıda belirlenen politikaların örgütümüze yayılması, seçmenimize anlatılması ve bu konuda rıza oluşturulması örgütün en önemli görevidir. Seçim bitti, 20 gün tadını çıkardık, belli bir ölçüde dinlendik. Bundan sonra örgütümüz sürekli seçim motivasyonu ile çalışmak zorundadır. Yerel seçimlerin 20’inci gününde değiliz. Genel seçimlerin 20’inci günündeyiz. Her geçen gün iktidara yürüdüğümüzün bilinci, ciddiyeti, sorumluluğuyla davranmak durumundayız. Milletimiz birilerine sarı kart gösterirken bize biraz önce bahsettiğim krediyi tanımıştır. Bize, ‘4 yıl boyunca sizi izleyeceğim ve kararımı vereceğim’ demiştir. Sayın Erdoğan, her konuşmasında özenle 4 yıllık bir seçimsiz dönemin altını çizmektedir. Ben her birinizin iki yanımda olduğunuz il başkanlarım, adaylarımla birlikte yaptığım tüm kampanyada bunun bir yerel seçim olduğunu, sarı kart gösterilmesi gerektiğini, bu seçimin genel sonuçlar doğurmayacağını ama genele mesaj vereceğini, ses duyuracağını söyleyip AK Parti’liden de MHP’liden de oy istedim. Bu teveccüh görüldü. Yeni yeni bütün araştırmalar birbirini destekliyor. Önemli bir miktar AKP ve MHP seçmeninin evde durduğu, oya gitmediği ve protesto ettiği doğrudur. Ama çok önemli bir miktarda seçmenin Türkiye İttifakının siz değerli adaylarına oy verdiği de ortadadır. Bu seçmene seçimden sonra bu bir yerel seçim deyip erken seçim çağrısı yapmak, bu seçmenle kurduğumuz akdi bozmak demektir.
“SARI KARTTAN ANLAMAYIP İKİNCİ SARI KARTA ARANANLAR VAR: ÖRNEĞİN MHP”
Bir erken seçim talebi olacaksa, o şöyle olacaktır: Sarı karttan anlamayıp ikinci sarı karta arananlar var. Örneğin MHP, ‘Bizimkiler CHP’ye oy vermedi’ diyor. Niye? Bal gibi var, bütün sonuçlar ortada. Çünkü bizim gibi bakmıyor. Biz diyoruz ki ‘Bize verilen oylar, değerlidir. Başımızın üstündedir. Hak edeceğiz ve kalıcılaştırmak istiyoruz.’ Biz görüyoruz o oyu. Belki de emanettir. İhanet etmezsen burada kalır. Ama o daha ilk günden, daha geçen seçim kendisine oy vermiş seçmene ‘Sen CHP’lisin, sen oralı oldun artık, sen hainsin’ diyor. Hepimize diyordu ya, sıra yıllardır oy aldığı seçmene geldi. İlk oy vermediğinde hain ilan ettiler. ‘Bizden değildir’ diyor. Tayyip Erdoğan’ın da ilk başlarda mektubu doğru okuyup şimdi martaval okuması tam olarak da buna işarettir. Biz gelene hoş geldin derken onlar gideni kendinden saymamakta ve görmezden gelmeye çalışmaktadırlar. Varsın, öyle yapsınlar. Varsın, milletin mesajını almasınlar. Millet mesajı almayanlara diyeceğini de bilir, mesajı doğru okuyanlara gereğini yapanlara da diyeceğini bilir.
“KEPEZ BELEDİYE BAŞKANIMIZA UYGULANAN TUTUKLAMA HUKUKİ, AHLAKİ DEĞİLDİR. DÜPEDÜZ SİYASİDİR”
Bir mesaj almama durumu da Antalya Kepez Belediye Başkanımıza yapılan haksız muameledir. CHP tarihsel bir tutarlılık içinde, eğer insanların canlarına bir şey geldiyse, mallarına bir şey geldiyse, burada kamu görevlilerinin sorumluluğu varsa onların usulüne uygun soruşturmalarını, kovuşturulmalarını ve gerekirse cezalandırılmalarını hep savundum, aynı noktadayım. Ancak Kepez Belediye Başkanımız Mesut Kocagöz, geçmişte görev yaptığı bir şirketten, o dönemde ilgili bakanlığın onay verdiği şirkete bakım ve onarımları yaptırmışken, o dönemde hiçbir kaza olmamışken, denetimler yine bakanlıktan onaylı şirket tarafından yapılmışken, kendisi 2023’te bu görevinden ayrılmışken, sonrasında yeniden bakım ve yeniden denetimler yapılmışken bugünlerde yapılan bir kazada sorumlu olarak tutulup kendisinin hiçbir sorumluluğu olmamasına rağmen Soma’dan İliç’e kadar AKP döneminde binlerce, on binlerce iş cinayetinin ya da kazanın sorumlularından bir teki, bırakın tutuklanmak, kovuşturma aşamasına dahi izin verilmemişken Soma’nın katilleri ödüllendirilmiş, Çorlu tren kazasının sorumluları önce görevden el çektirilip yargılanmasına izin verilmeden Devlet Demiryolları’nın en başına getirilmişken, İliç’teki kamu görevlileri, İliç’in imzasını atan kişi o günün bakanı, İstanbul’u yönetsin diye İstanbul’a önerilmişken Kepez Belediye Başkanımıza uygulanan tutuklama tedbiri hukuki değildir, ahlaki değildir. Düpedüz siyasidir. Başkanın arkasındayız, Kepez Belediye Başkanımızın özgürlük hakkıdır. Vazifesi Kepez Belediye Başkanlığıdır.
“CHP BELEDİYECİLİĞİ SANDIKTA ÖDÜLLENDİRİLMİŞTİR”
Bundan sonraki süreçte kalkınma belediyeciliğiyle şehirlerimizi, dirençli ve güvenli hale getirecek, ucuz, etkin ve sürdürülebilir belediye hizmetleri vereceğiz. Refah belediyeciliğiyle halkımıza huzurlu ve konforlu bir yaşam sunacağız. Dayanışma belediyeciliğiyle adil ve yaşanılabilir kentler için seçmenimizden, milletimizden destek alıp bunu doğru yöneterek, gücümüzün çok üzerinde işleri geçmişte yapan iyi örneklerin deneyimlerinden istifade ederek dayanışma belediyeciliğini tüm Türkiye’ye yayacağız. Temel hizmetlerde hiçbir kusur yapmayacak, sosyal belediyecilikte kendi rekorlarımızı kırmaya devam edecek ancak yepyeni vizyon projeleriyle de Türkiye’deki kentlerin önlerini açacağız. Sosyal yardımları 5-6 katına çıkardık, arttırmaya devam edeceğiz. Pandemide birileri talimat beklerken pandemide hemen harekete geçen, üç maske dağıtılamazken maske fabrikalarını, tekstil atölyelerine dönüştüren, çalışamayanların, çalışamadıkları için derhal gidip onları evinde bulan, onların karınlarını doyuran, süreç içinde yapılmayan her şeyi yaparken boşalan sokaklara, aval aval bakmayıp onu hizmet için bir fırsata çeviren CHP belediyeciliği sandıkta ödüllendirilmiştir.
“VATANDAŞLARIMIZA SUNDUĞUMUZ İMKANLAR BİRER LÜTUF DEĞİL, HAK OLDUĞUNU BİLECEĞİZ”
Artık kent lokantaları, askıda fatura, halkın bakkalı, veresiye defterlerinin silinmesi, anne kart, halk marketler, halkın kasabı gibi, okul sütü gibi tüm projeleri standardize edip aynı iletişimle halkın haberdar olmasını sağlayıp her tarafa yaygınlaştıracağız. Bunun için çok önemli bir yapıyı, bizim aklımızda olan, sizin önerilerinizi alarak somutlaştıracağımız, hem partinin yönetim mimarisini, hem parti yönetiminin yönetim şeklini bir reforma tabi tutacağız. Sizlerle uyumlu, sizlerle konuşan, etkileşen, doğru yöneten ve yönlendiren, destek olan, yaptıklarınızı doğru anlatıp hak ettiğiniz teveccühü görmenizi sağlayan devasa bir yapıyı seçim dönemindeki gibi bilimsellikle, profesyonellikle siyaset tecrübesini birlikte harmanlayarak yöneteceğiz. Bu konudan bizim tarafımızda hiç kimsenin şüphesi olmasın. Direnç, itiraz ve bunlara karşı işbirliğine soğuk olmak hem partililiğe hem de önümüzdeki 4 yıl sırtımızdaki ağır yüke ve o yükü sırtımıza koyanlara haksızlıktır, ihanettir. Katıksız bir işbirliği, şüphesiz iyi bir eşgüdüm ve açık diyalog kanallarıyla doğrularda buluşacak ve hep birlikte başaracağız. Vatandaşlarımıza sunduğumuz imkanların birer lütuf değil hak olduğunu bileceğiz. Bu hizmetlerin kimin tarafından yapıldığını, nasıl bir anlayışın bu hizmetleri götürdüğünü görünür kılmak hayatın olağan akışının gereğidir ama göze sokmak, teşhir etmek ve kötü iletişimle o yoksulluğu bir mahcubiyete dönüştürmek, bizim anlayışımızda asla olmaması gereken bir noktadır. İşsizlerin, geliri olmayanların, kendini güvencesiz hissedenlerin, özellikle ev kadınlarının, beslenme sorunu yaşayan çocukların, barınma sorunu yaşayan öğrencilerin, karnını bile doyurmakta zor durumda kalan emeklilerin beklentilerini biliyoruz. Birinci önceliğimiz olması gerektiği konusunda hem fikiriz. Bu konuda hep beraber büyük bir enerjiyle, büyük ve hızlı bir atılımla bizden çözüm bekleyen herkese sahip çıkacağız. Hiç şüphe yok, genel yönetimin etkisinde olan işleri yerelden halletmek ve tamamını çözmek olanaklı değildir. Milletimiz bunu da bilir. Ancak CHP belediyeciliği mazeret değil, çözüm üreten belediyeciliktir. Olmayan kaynağı yaratan, gerektiğinde dayanışmayı örgütleyerek dahiyene çözümler üreten anlayış önümüzdeki 4 yıl hepimizin benimsemesi, öğrenmesi, uygulaması ve geliştirmesi gereken bir anlayıştır.
“MOR BAYRAK PROJESİNİ HAYATA GEÇİRECEĞİZ”
İstihdamda liyakati esas alacağız. Şeffaf mülakatlar yapacağız. Nepotizme, kayırmacılığa son vereceğiz. İşi ehline vereceğiz. Kişiye göre iş değil, işe göre kadro yaklaşımıyla hareket edeceğiz. Kadınların ve gençlerin istihdamına, engellilerin istihdamına önem vereceğiz. Buradan sadece proje havuzundaki iyi projelerin ortaklaştırılması, Amerika’nın yeniden yeniden keşfedilmemesi, hazır projelerin hemen uygulanması, bunun için proje desteği, yetişmiş eleman desteği ve pratik destekleri sağlayacağız. Yaratıcı, ses getirici işler yapacağız. Örneğin mor bayrak uygulaması yapacağız. Buradan tüm siyasi partilere, o partilerin kadın kollarına, Türkiye kadın hareketine ve kadın örgütlerine hem bir selam yolluyor hem de önce CHP’li belediyeler, kadına karşı şiddetle mücadele başta olmak üzere, kadın istihdamının kademeli olarak artırılması, kadının örneğin emzirme odaları, çocuk bakım odalarıyla hayatın içine katılması, anne kart gibi harika uygulamalarla desteklenmesi, yine yeni doğan bebeklerin ailelerinin ziyareti, hoş geldin bebekle ilgili olarak yapılan iyi uygulamaların ortaklaştırılması gibi işlerin yapılması, kadına karşı şiddet noktasında bilinç projelerinin hayata geçirilmesi ve belli standartların sağlanmasıyla belediyelerimize mor bayrak sertifikası vereceğiz. Mor bayrağı gören kadınlar o belediyede belli standartlarda kadın haklarının, kadın emeğinin kayrıldığını, kadın hakları mücadelesine saygılı bir kamu yönetimi yapıldığını bilecekler. Bununla kalmayacağız. Belediyelerimiz kuracakları ilgili birimlerle sorumluluk alanlarındaki fabrikalar, işletmeler, küçük esnafların, kadın istihdamı, kadının hayatın içinde rahat etmesi, kadınların eşit temsiline yönelik olarak atacakları adımları, başta cesaretlendirici basit kriterlerle başlatarak, belli aralıklarla onlara yeni sorumluluklar vererek, bunu yapan işletmelere mor bayrak asacağız. Türkiye’nin yüzde 50’si kadınlar, mor bayrağı gördüğü fırının kadınlara sahip çıkan, kötü davranmayan, kadınları istihdam eden, kadınlar için daha iyi bir geleceğe katkı sağlayan bir işletme olduğunu bilecek ve tercihlerini öyle yapacaklar. Bu pozitif ayrışmanın Türkiye’deki kadın haklarına da kadın hareketine de çok önemli katkılar sağlayacağını ümit ediyoruz. Mor bayrak projesi CHP’nin geçmişinden bugününe birikimleri taşıyacağı, şekillendireceği ve Türkiye’yi yeniden tanıştıracağı bambaşka vizyon projelerinden sadece bir tanesidir.
“KURULTAYDA SÖZ VERDİĞİMİZ DEMOKRATİK DİJİTAL KATILIMIN KULLANIM İMKANINA KAVUŞTUK”
Kurultayda söz verdiğimiz demokratik dijital katılımın şu anda kurultay delegelerimiz, PM üyelerimiz, il başkanlarımız düzeyinde, önümüzdeki hafta ilçe başkanları düzeyinde, bir ay içinde tüm üyelerimiz düzeyinde kullanım imkanına kavuştuk. Alacağımız kararlarda, üyelerimiz ne diyor? Yaş kırılımına, meslek tercihlerine, coğrafyalarına göre ne diyorlar, onları görerek tartışacağız. Bir sonraki aşama sizden hizmet alan vatandaşlarımızın geri bildirimlerini dijital demokratik katılımla yapacakları, bunun raporlanacağı bir süreç içinde çalışmaya şimdiden başlamış durumdayız. Çoğunuzun borçlu belediyeler devraldığını biliyoruz, güçlü mali disiplinle bu sorunların üstesinden geleceğinize inanıyoruz. Harcadığınız her kuruşta, her bir vatandaşın hakkının olduğunu hiçbir zaman unutmayacağız. Güven şefkatle sağlanır. Harcamalarınızı, ihalelerinizi, alımlarınızı, yasaların izin verdiği ölçüde halkın denetimine ve gözetimine açarak, uygulayacağınız bu şeffaflıkla halkın sandıkta gösterdiği güveni her geçen gün artıracaksınız. Birikim ve tecrübelerinizi bizimle ve birbirinizle paylaşmanızı bekliyoruz. Bunun için yapılar kuracağız. Bunun için oluşturacağımız kurumsal yapıları bu iki gün sizinle tartışacağız. Genel Merkez olarak her sorununuzda yanı başınızda olacak, bunun yanında etkin bir denetim mekanizmasını işletecek, bize oy veren tek bir vatandaşımızın bir mahcubiyete, bir vehme, bir pişmanlığa kapılmasına izin vermeyeceğiz.
“408 KAHRAMANA SESLENİYORUM: AYAĞA KALKIN VE BU ÜLKEYİ KURTARIN”
Sizler bu partinin değil, bu ülkenin hatta bu ülke gibi otoriter, popülist rejimlerde git gide otoriterleşen, haklarını kaybeden, yoksullaşan, ezilen ve sesini duyuramayan milyonların ve gözünü Türkiye’ye dikmiş acaba başaracaklar mı diyen başka mazlum milletlerin dahi ümidisiniz. Gazi Mustafa Kemal Atatürk, 100 yıl önce arkadaşlarıyla beraber önce bu toprakları kurtardı, sonra bütün mazlum milletlere örnek oldu. Dünyaya büyük bir gerileme yaşatan, birbirlerini çok seven ama milletlerinin burnundan getiren otoriter, popülist liderlere karşı ilk büyük başarıyı, bu seçimde Türkiye’de sizlerin emekleriyle yaşadık. Uluslararası platformda duyduklarımız, gördüklerimiz Türkiye’nin başarısının küresel bir ayağa kalkışa, popülist sağcı liderlerin yaşattığı büyük gerilemeleri durdurmaya, hep beraber ilerici adımlara umut olduğunu ve bizden ilham almak için herkesin gözünün Türkiye’de olduğunu bilin. 100 yıl önce başardık, yine başaracağız. Siz bu partiyi tercih ederek siyaset yapmakta, adayı olmakta ne imkanları elinizin tersiyle ittiğinizi hepimiz biliyoruz. Bundan sonra da ahlaksız teklifler, şantajlar, bambaşka baskılar olacaktır. Siz milletimizden aldığınız güç ve her birinizin her türlü zor şartta, her türlü zorlukta, tüm zorluklar kendisine hatırlandığında birisinin ne dediğini hatırlayın. O birisi karşınızdadır. Siz onun belediye başkanlarısınız. Her zorluğa karşı inat, azim ve kararlılıkla dik durmuş bir liderin partisinin şimdi milletimizin görev getirdiği 408 kahramana sesleniyorum: Hadi, ayağa kalkın. Bu işi başarın. Milletimiz, partimiz, size güveniyor; ben size güveniyorum. Ayağa kalkın ve bu ülkeyi kurtarın.”
CHP lideri Özgür Özel’in konuşmasından sonra çalıştay basına kapalı olarak devam etti. Kapalı bölümde, CHP Genel Sekreteri Selin Sayek Böke ve Yerel Yönetimlerden sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Gökan Zeybek de konuştu.
BİTTİ
]]>31 Mart yerel seçimlerinden yüzde 37,7 ile birinci parti çıkan CHP, 20-21 Nisan tarihlerinde “İktidar Yolunda CHP Belediyeciliği Çalıştayı” düzenledi. CHP’li 408 belediye başkanı ile il teşkilatı yöneticilerinin katıldığı çalıştayda, CHP Lideri Özgür Özel açılış konuşması yaptı.
Özgür Özel, belediye başkanları ile il teşkilat başkanlarını “baba evinde” ağırlamaktan büyük gurur duyduklarını ifade ederek, şöyle konuştu:
“Böyle bir günde, bu 650 kişilik salonda, seçilmiş belediye başkanları ve il başkanlarıyla birlikte bu salonu hınca hınç doldurabilmenin, koltuklarında oturan her bir kişinin ilçe seçim kurullarından, il seçim kurullarından aldıkları mazbatalarıyla seçilmiş birer CHPli olmasının verdiği gururu yaşıyorum. Gün oldu bu parti baraj altında kaldı; gün oldu, çelengi il başkanları kendileri taşıdı. Ama 81 ilde, 973 ilçede, Atatürk’ten emanet bu bayrağı yere düşürmeden bugünlere taşıyan ve onların sayesinde ki baba evi herkesin içinde doğduğu büyüdüğü, kiminin ırakta kiminin yakında durduğu, kiminin büyüğünü aradığı kiminin küçüğüne razı olduğu ama başı sıkışan herkesin çorbasının kaynadığını, bacasının tüttüğünü bildiği ve bir gün ihtiyaç duyarsa kapının kendisine açık olduğunu bildiği yerdir baba evi. Partimizi 47 yıl birinci parti yapabilmemiz için en kötü günde bu partiye sahip çıkanlara, en zor zamanlarda üstlendikleri görevleri layıkıyla yapıp milletimize, ‘Burayı yönetiyorlarsa, burayı da yönettirelim. Orada o hizmet varsa bizde neden olmasın’ dedirtecek kadar en iyi kamu görevlilerini liyakatle kanunlara, vicdana, ahlaka sadakatle şeffaf, açık bir şekilde yapan ve geçmişte yerel yönetimlerde görev alıp bugün bu salonu hınca hınç dolduracak kadar çok mazbatayı almamızı, milletin teveccühünü kazanmamızı sağlayan emeği geçen geçmiş dönem tüm belediye başkanlarımıza yürekten teşekkür ediyorum.”
Çalıştayın 31 Mart yerel seçimlerinden 20 gün sonra düzenlendiğine işaret eden Özel, şöyle konuştu:
“Türkiye’nin dört bir yanından gelen kıymetli il başkanlarımla, belediye başkanlarımla birlikteyim. Yerel seçimlerin sonunda 14 tane büyükşehri, 21 il merkezini kazanarak toplam 35 ilde belediyeleri kazandık ve en yakın takipçimizden 11 fazla il belediyemiz var. 314 ilçede, 60 beldede 409 belediyeyi hep birlikte kazandık. 4 milyon seçmenin desteğiyle yüzde 38 oy oranına ulaşarak partimizi hep birlikte Türkiye’nin birinci partisi yaptık. Partimiz artık her bölgeden, toplumun her kesiminden, Türkiye’nin tüm demokratlarından oy alabilen bir siyasi partidir. Büyük bir başarı elde ettik. Bu başarıda elbette milim sapmadan bu partiye, değerlerine sahip çıkan aslan sosyal demokratların payı büyük. Ancak bu başarıda geçmişte birlikte olup da yöneticileriyle mutabakat sağlayamadığımız ama geçmişte emekleri bulunan CHPli belediyelerin ayrımsız, eşit, temiz, namuslu yönetimlerinden memnun olan; günün Saray’ın yüzünü güldürme değil, muhalefeti bir ve bir arada tutma günü olduğunun bilincinde olan; CHP gibi bir partinin altı oklarından birisi milliyetçilik olan bir partinin iyi niyetinden o partinin bu ülkeye, bu vatana, bu millete bağlılığından zerre şüphesi olmayan ve artık bizimle birlikte olan iyi insanların; yakasında değilse gönlünde, gözünde pırıl pırıl güneş olan iyi insanların, milliyetçi demokratların bu seçimde payı vardır. Bu seçime geçmiş dönemlerde birlikte olduklarının yalanlarından, uzandıkları haramdan, ortaya koyduklarından artık yaka silken ve dürüst yönetimlere imkan veren muhafazakar demokratların payı vardır. Bu ülkede bizimle birlikte yaşayan, dedeleri bizimle birlikte dedelerimizle Çanakkale’de koyun koyuna yatan, bu ülkeye kurucusuna bu ülkenin birliğine, bütünlüğüne saygılı tüm Kürt demokratların emeği vardır. ve kim ki milli takım ile birlikte gol atınca ayağa kalkar, kim ki filenin sultanları ağlarken ağlar, kim ki bu ülkeyi ülke yapan temel değerleri şurasında hisseder; işte o hissin adı Türkiye İttifakı’dır. Seçimleri Türkiye İttifakı kazanmıştır. Türkiye kazanmıştır. Türkiye İttifakı’nın belediye başkanlarına selam olsun.
“NÜFUSUN YÜZDE 65’İNE, BU SALONDA BULUNAN 408 CHP’Lİ BELEDİYE BAŞKANI HİZMET EDECEK”
Hep beraber, başımızın üzerindeki yüzde 25’lik cam tavanı bu anlayışla tuzla buz ettik. Artık nüfusun yüzde 65’ine, bu salonda bulunan 408 CHP’li belediye başkanı hizmet edecek. Onların hizmet ettikleri bölgede, Türkiye ekonomisinin yüzde 80’ini yönetilmektedir, dönmektedir. Biz bu yola çıkarken partimizin gençlerin ve kadınların partisi olacağı vurgusunu ısrarla ifade etmiştik. Bugün 35 seçilmiş kadın belediye başkanımız görevi başındadır. 2019’a göre tam üç buçuk kat, yüzde 350’lik bir artış asla yeterli değildir ama atılan bu kararlı adım çok önemlidir. 20 ilimizde kadın belediye başkanlarımız var. İzmir’de, Cumhuriyet tarihi boyunca 6 kadın belediye başkanı görev yapmışken şu an İzmir’imizde 8 kadın belediye başkanımız görevinin başındadır. Geçtiğimiz dönemlerde ‘Topuklu Efe’ lakabıyla bütün Türkiye’de örnek ve hepimizin çok değer verdiği Başkanımız artık tek değildir. Aydın Büyükşehir Belediye Başkanımıza, Tekirdağ’ımızın ve Eskişehir’imizin de belediye başkanları katılmış, seçimlerde ayrıca iki büyükşehrimizde daha gösterdiğimiz başkanlarımız, o şehirleri yönetmeyi bir sonraki döneme bırakmışlar ama büyük bir mücadele vermişlerdir. Nüfusu 300 binin üzerinde olan 8 metropol ilçeyi; Seyhan’ı, Merkezefendi’yi, Karşıyaka’yı Konak’ı, Karabağlar’ı, İzmit’i, Maltepe’yi ve Üsküdar’ı CHP’li kadın belediye başkanları yönetecektir. 40 yaş altında 58, 30 yaş altında 3 belediye başkanımız bu salondadır. Nüfusu 300 binin üzerinde olan 11 metropol ilçemizi; Anıtkabir’e, Çankaya Köşkü’ne, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne ve CHP’nin genel merkezine ev sahipliği yapan Çankaya’dan başlayarak Sancaktepe’yi, Gaziosmanpaşa’yı, Kartal’ı, Kadıköy’ü, Avcılar’ı, Ataşehir’i, Bayraklı’yı, Bornova’yı, Buca’yı ve Tarsus’u 30’lu yaşlarında olan CHP’nin gençlik kollarından gelen ve ikinci yüzyılı yönetecek olan evlatları yönetecektir. Hepsini kucaklıyorum.
“BU BÜYÜK BAŞARIYI KİMSENİN GÖLGELEMESİNE İZİN VERMEYECEĞİMİZ BİR NOKTADAYIZ”
Bu listeleri elbette ölçme-değerlendirmeyle illerden, ilçelerden gelen raporlarla, illere gidip yazdıkları raporlarla bizleri çok doğru yönlendirdikleri sonradan anlaşılan milletvekillerimiz ve PM üyelerimizin emekleriyle ve tabii ki yaş ortalaması 43 olan bir PM ile yaş ortalaması 46 olan ve yarısı kadınlardan oluşan MYK ile kararlaştırdık. Yani yeni kuşak siyaset, tecrübeyle dinamizmin, olgunlukla gençliğin heyecanını ve hayatın ayrılmaz iki parçası olan kadın-erkek eşitliğini önemseyen bir anlayışın hayata geçmesi, bugün ‘CHP’nin seçim başarısını nereye mal etsek ya da hangi bahaneyle küçümsesek ya da hangi çarptırmayla işlevsizleştirsek’ diyenlere karşı işte hep birlikte yaşadığımız gerçek budur. Bir başarıyı partinin sadece genel başkanına, yöneticilerine, adaylarına, örgütüne, sadece konjonktüre, ekonomiye bağlamak bu sadecelerin her bir tanesine haksızlıktır. Kazandığımız başarı multifaktöriyel bir süreçte, bu faktörlerin her birisinin üzerine düşeni fazlasıyla yaptığı, kimsenin kimsenin emeğine haksızlık etmemesi gereken, mütevazilikten asla vazgeçmeyeceğimiz ancak bu büyük başarıyı da kimsenin gölgelemesine izin vermeyeceğimiz bir sürecin önemli bir noktasındayız.”
“GAZİ MUSTAFA KEMAL’DEN EMANET ÜÇ ANAHTARI ALDIK, KALENİN KAPISINA DAYANDIK”
Geçen günlerde Bilkent Üniversitesi’nde 700 kişilik bir salonda gençlerle buluştuğunu anlatan Özel, şöyle devam etti:
“Gençler, ‘Seçim başarısı, seçimin formülü, anahtarı neydi’ diye soruyorlardı. Onları şunu söyledim, 12 Eylül darbesi solun, sendikaların, siyasetin, demokrasinin üstünden geçtikten sonra CHP maalesef siyaset kalesinin başarı kapısını bir türlü açamıyordu. Tüm emeklere, tüm iyi niyetli çabalara, gayretlere rağmen açamıyordu. ‘Bu kapıyı nasıl açacağız’ diye gencecik bir ekiple ve çok tecrübeli bir birikimle beraber düşündük. ‘Bir kilit geçmişte açılmışsa mutlaka anahtarı bizde olmalı. Mutlaka bu partinin kurucularından, kurucu kadrolarından, kurucusundan mutlaka bu kilidin anahtarı bir yerdedir. Bu partinin tarihinde o kilit duruyordur’ dedik. Gazi Mustafa Kemal’den emanet üç anahtarı aldık, o kalenin kapısına dayandık. Birinci anahtarı soktuk, çevirdik, açıldı. Birinci anahtar, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün cumhuriyeti kime emanet ettiğinde gizliydi. Cumhuriyet, partinin genel başkanlarına emanet değildi. Kendisi partiyi kurmuştu ama kendinden sonraki genel başkanlara emanet etmedi. Askerdi, Genelkurmay Başkanıydı, Başkomutandı, sonra cumhurbaşkanıydı ama askere emanet etmedi. Ne il başkanlarını bıraktı ne milletvekillerine, ne başkanlarına belediye emanet etti ne kamu görevlilerine… Gazi Mustafa Kemal Atatürk, cumhuriyeti gençlere emanet etmişti. Gençlik, gençleşme, daha çok genç aday diyerek ilk anahtarı soktuk, çevrildi.
“‘KADINLARI, SEÇMENİN YARISI OLAN KADINLARA EMANET EDECEĞİZ’ DEDİK. İKİNCİ KİLİT DE AÇILDI”
İkinci anahtar, Avrupa’nın en ileri demokrasilerinden 40 yıl önce, kadına seçme-seçilme hakkı verilmiş. İlk kadın belediye başkanının seçildiği Kocaeli’de şimdi de bir kadın belediye başkanımız var. İlk seçilen kadın milletvekillerinin tedrisatıyla, uyumuyla bizzat ilgilenmiş. Sonra emanete ne kadar sahip çıkmışız? Bugün ne haldeyiz? Ona bir hep beraber bakmak lazım ama cumhuriyet, kadını eşit yurttaş, eşit temsil ve kadına olan güvenle yükselmişti. ‘Çok daha fazla kadın, kadınlarla birlikte olacağız. Kadınları, seçmenin yarısı olan kadınlara emanet edeceğiz’ dedik. İkinci kilit de açıldı. Üçüncü kilit: Gazi Mustafa Kemal, bu ülkenin bir gerçek beka sorunu yaşadığında, işgale uğradığında neden işgal edildiğini gayet iyi biliyordu. Fatih Sultan Mehmet çağ açıp çağ kaparken dünyanın en iyi mühendislerini getirip dünyanın en iyi toplarını döktürüyordu. Galata Kulesi’nden uçan Hezarfen Ahmet Çelebi, çağının en ilerisindeki vizyoner bilim insanlarından bir tanesiydi, maceraperest görünümlü bir muhteşem bilim insanıydı. Mimar Sinanları benimseyen ve bu ülkede bu topraklarda bilime, ilime sarıldığında yükselen Osmanlı’nın 200 yıl matbaadan korktuğunu, donanmayı kişisel bir kapristen 30 yıl Haliç’te çürüttüğünü biliyordu. ve bu ülkenin doğru bir cumhuriyet olarak doğru istikametini, bir yön olarak değil batı; bilim orada olduğu için, orası fenne zamanında sarıldıkları için, dogmalara sırtını dönüp bilime yüzünü dönen cumhuriyetin başarılı olacağını biliyordu.
“DÜNYADAKİ EN İYİ YÖNETİLEN SİYASİ PARTİLER NASIL YÖNETİLİYORSA SÜRECİ ÖYLE YÖNETME KARARLILIĞINI BENİMSEDİK”
O yüzden aday belirleme yönteminden tutun, kampanyanın tasarımına adayların sahada izlenmesinden tutun, seçim gecesinin yönetimine kadar çağdaş dünyadaki en iyi yönetilen siyasi partiler nasıl yönetiliyorsa bu süreci öyle yönetme kararlılığını konuştuk, benimsedik ve uyguladık. 335 bin tekil anketle aday belirleme sürecine katkı sağladık. Adaylarımızı sahada 665 bin tekil anketle takip ettik. Seçime 10 gün kala risk ve fırsat illerindeki tüm adaylarımıza, ‘Hangi partiden oy alıyoruz, kendi seçmenimizde durum ne’ siyasi parti kırılımlarından tutun, kendini seçmenin tanımlayış şekline göre kırılımlarına kadar; en iyi 5 mahalle, en kötü 5 mahalle… Oradan genelde göremeyeceğimiz, yerelde okunduğunda anlamlı, mahalle kırılımlarına kadar bütün bilgiler üretildi, paylaşıldı. Genel Başkan’ın seçim programı dahil, fırsat ve risk illerine göre planlanıp haftalık revizyonlarla, ölçme-değerlendirmeyle yönlendirildi. Bir basit örnek, Kilis gibi hiç iddiamızın olamayacağı düşünülen bir ilde doğru bir adaylaşma süreci, örgütün sesini dinlemek, oradaki gençlerin sesini dinlemek, doğru bir genç adayı çıkarmak, ardından anketlerle takip ederken adaydaki canlanmayı, adayın Kilis’te gördüğü teveccühü ankette gördüğümüzde öğrenilmiş çaresizliği gördük orada. AK Partililer bıkmış. Dön dolaş aynı isimler milletvekili, belediye başkanı, MHP’liler bıkmış, 5 kişi arasında dönüyor. Bizim genç adayımıza oy veriyorlar. CHP’liler ‘nasılsa kazanamıyoruz’ çaresizliğiyle, iki turlu seçim mantığıyla AK Partiliyi istemeyenler MHP’ye, MHP’liyi istemeyenler AK Parti’ye veriyor. ve seçimi bize kendi seçmenimiz kaybettiriyor, öğrenilmiş çaresizlikle.
“ŞARKININ SÖZLERİNE KADAR SİYASİ BİR AKLIN MÜDAHALESİ OLDU”
Programa Kilis ekledik. Kilis’e gittik. 45 dakika yağmur altında, Kilisli CHP’lilerle açık açık konuştuk. MHP’liler etraftan izliyordu. Ama elimizdeki anket, kime ne söylememiz gerektiğini söylüyordu. Bir sonraki ankette Kilis mesajı aldı, ‘bu iş oluyor’ dediler. Seçim akşamı ilk haber Kilis’ten geldi. Kilis Belediyesi’ni CHP kazandı. Kilis’i ben kazanmadım, 36 yaşında bir avukat mazbatayı aldı ama o da kazanmadı, örgüt de kazanmadı. Hepimiz birden bilime sarılarak bilimsel bir işin önemine saygı duyarak ve onun gereğini yaparak… O ne diyorsa aday onu yaptı. O ne diyorsa genel başkan bunu yaptı. Doğrusunu yaptık. Kilis ile başladık. Sonu çok iyi oldu. Risk ve fırsat illerinde çalıştık. Gidemediğimiz il başkanları üzüntülerini akşam Türkiye haritasını kıpkırmızıya boyadığımızda hafiflettiler. Bugün gidemediğimiz adaylar belki üzüldüler ama bir sonraki sefer sıra oraya geliyor. O yüzden üçüncü anahtar da bilimsel yöntemlerdi. Örneğin bir reklam şirketine ikna olup, onunla anlaşmayı yapıp kampanyayı onlara falan bırakmadık. Türkiye’deki 20 reklam şirketine çağrı yaptık. 8’i uluslararası ortaklarından dolayı siyasi iletişim yapmayacaklarını söylediler. 12’si ilgi gösterdi. Kendilerine bu siyasi heyet, bilimsel bir çalışmayla ‘Neredeyiz, ne hedefliyoruz, nasıl bir kampanya, riskler ve fırsatlar ne, nasıl bir iletişim istiyoruz’u anlattık. 8 tane konkur aldık. 4 tane finalistten, son 3’nünkinde ben de vardım. Şarkının sözlerine kadar siyasi bir aklın müdahalesi oldu. Reklamcılar siyaset bilmez, siyasetçiler iletişim bilmez. Ama siyasi iletişim reklamcılara da bırakılmayacak kadar, tek başına burnunu dikine gidilmeyecek kadar hassas bir iş. Dünyada nasıl yapılıyorsa öyle yaptık.
SÜRECEK…
]]>Antalya OSB’de kadın istihdamının azalmaya başlamasıyla, sorunun sebeplerini araştırmaya başlayan Bölge Yönetim Kurulu, başlıca nedenlerin artan trafik yoğunluğu ve çocuk yaştaki öğrencilerin okul saatleri olduğunu tespit etti. Kadınların çalışma şartlarının kolaylaştırılması ve sanayideki kadın istihdamının artırılması için Antalya OSB Müteşebbis Heyet Üyesi Canan Keskin Gürkan Başkanlığında Bölgedeki kadın sanayicilerden oluşan bir komisyon kuran Yönetim Kurulu Başkanı Ali Bahar, tespit edilen sorunları tüm detaylarıyla ele alıp çözüm için harekete geçti. Komisyon ilk iş olarak, Antalya OSB Eğitim Merkezi ve ATSO MESEM iş birliğinde bir çelik kaynakçılığı kursu hazırlayıp, iş arayan kadınlara istihdam garantili bir eğitim programı açtı.
Bölgeye ulaşım zorlaştı
Yapılan çalışmalar sonucunda kadın istihdamındaki düşünün en önemli sebeplerinden birinin artan trafik yoğunluğu olduğunu dile getiren Canan Keskin Gürkan; “Antalya, son yıllarda nüfusunun hızla artmasıyla birlikte trafik sorunlarıyla karşı karşıya kalmıştır. Özellikle şehir merkezine ve sanayi bölgelerine giden ana yollar, iş saatlerinde yoğun bir trafiğe sahiptir. Bu durum, çalışan kesimin işe ulaşımını ciddi şekilde etkilemektedir. Kadınlar, özellikle ailevi sorumlulukları nedeniyle daha fazla zaman harcamakta ve işe gitmek için daha fazla çaba sarf etmektedirler. Çocukların okula gidiş-geliş saatleri de trafikten dolayı zaman sorunu yaşayan kadınların çalışmalarına engel olan başka bir unsurdur. Uzun ve yorucu bir trafik süreci, kadınların işe gitmelerini zorlaştırmakta ve motivasyonu olumsuz etkilemektedir” dedi.
Sanayide kadın eli
Antalya OSB’de yaklaşık 7 bin 500 kadın çalışan olduğuna dikkat çeken Gürkan; “Komisyonumuz kurulur kurulmaz toplantılarımıza başladık. Hem yetişmiş iş gücüne sahip kadınlarımızı istihdam etmek hem de ev hanımı olarak nitelendirilen kadınlarımızı eğiterek iş dünyasına kazandırmak için ne yapılması gerektiğini planladık. Kadınlarımız sanayide çalışmak istiyor fakat ilk başta söylediğim nedenler, kadınlarımızın iş hayatından kopmalarına neden oluyor. Onların bu isteklerini gerçekleştirmek için hayatlarını kolaylaştırmak zorundayız. Bu doğrultuda TOBB Kadın Girişimciler Kurulu’muzun Sanayide Kadın Eli projesi kapsamında ATSO Kadın Girişimciler Kurulu ile de güç birliği yaparak etki alanımızı güçlendirdik” şeklinde konuştu.
“Çelik kaynakçısı yetiştirecekler”
Kadınların iş dünyasındaki yerini artırmak için hızla harekete geçtiklerini dile getiren Gürkan, “İlk olarak sanayi sektörüne daha fazla kadını çekebilmek ve iş arayan bireylere Bölgemizdeki iş imkanlarını tanıtmak için firmalarımızda çalışan kadınların kariyer hikayelerinden ve mesleki başarılarından oluşan “Sanayide Kadın” isimli belgesel serisi hazırlayıp geniş kitlelere ulaşmasını sağladık. Şimdi de ATSO ve Antalya OSB iş birliği ile kadınlarımıza yönelik iş garantili Çelik Kaynakçılığı Eğitimi hazırlıklarına başladık. İş arayan, meslek edinmek isteyen kadınlarımıza ücretsiz bir şekilde çelik kaynakçılığını öğretip firmalarımızda istihdam edeceğiz” ifadelerini kullandı.
Kreş müjdesi
Kadınların çalışma şartlarını kolaylaştırılması için Antalya OSB’ye bir ekolojik kreş açacaklarını müjdeleyen Antalya OSB Başkanı Ali Bahar, “Amaçlarının talep edilenin niteliğini yükseltmek olduğuna vurgu yapan Bahar, “Biz talep edilen niteliğinin her yerde yükseltmeye devam edeceğiz. Yeni bir şey planlıyoruz. Antalya OSB’ye OSİAD ile bir ekolojik kreş kuracağız. OSİAD işin koordinatörlüğünü yapacak. İnşallah ekolojik kreşi de biz yapacağız” dedi. – ANTALYA
]]>ŞANLIURFA – Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde, evinin önünde kurduğu serada mantar yetiştiren kadın girişimci Saadet Seray, yoğun talep ve siparişlere yetişemiyor.
Yaklaşık 5 yıl önce ailesinin geçimine katkı sağlamak için küçük bir sera kurarak mantar yetiştirmeye başlayan 4 çocuk annesi Saadet Seray İlçe tarımın desteğiyle kurduğu 3 büyük çadır sera içinde işini büyüterek ilçe merkezi dahil, çevre il ve ilçelere mantar satışı yapıyor.
Daha önce eşine destek amacıyla küçük bir yerde mantar yetiştirmeye başladığını belirten Saadet Seray, Siverek Kadın Destek Merkezi sorumlusu Zuhal Laçin Kucaklı’nın tavsiye ve destekleriyle bir yıldır işini büyüttüğünü söyledi.
“Eşimin işleri iyi gitmeyince bu işi düşündüm”
Saadet Seray, “Eşim daha önce ayakkabıcılık yapıyordu, işleri iyi gitmeyince destek amacıyla mantar yetiştirmeye başladım. Beş yıl önce başladığım işimi desteklerle daha büyüterek bu yeni yere geçtim. Eşimde iyi gitmediği işini bırakarak, burada çalışmaya başladı. Beraberce çalışıp ekmeğimizi buradan çıkartıyoruz. Hem çocuklarıma, hem evime ve hem de işime bakıyorum çok memnunum. Siverek’te bu işi pek yapanın olmadığını ve Pazar sorunu yaşamadığını söyleyen Seray, “Gerek Siverek’te ve gerekse de çevre il ve ilçelere mantarlarımızı gönderiyoruz, talep çok iyi. Biraz daha bize imkan ve destek verilirse bu işi daha da büyütmek istiyorum” dedi.
Eşinin kendisine destek amacıyla bu işe başladığını söyleyen Eyüp Seray,” Eşim bana destek amacıyla bu işi yapmak istediğini, mantar yetiştirebileceğini söyledi. Daha önce mantar yetiştiriciliği ile ilgili hiçbir bilgimiz veya tecrübemiz yoktu. Eşime inandım güvendim ve beraberce bu işi yapmaya başladık. İlk başta evimizin küçük bir bodrum katı vardı, orda üretmeye başladık. Birkaç yıl sınırlı kapasitede üretim yapık ve mantar ile ilgili bilgi sahibi olduk, pazarı keşfettik” şeklinde konuştu.
“İlçe tarım desteğiyle işi büyüttük”
İşlerini büyütmek amacıyla ilçe tarıma başvurduklarını ve İlçe tarımdan çadır desteği aldıklarını söyleyen Seray, ” Başvurumuz sayesinde ilçe tarım 2 tane yüzde 40 hibeli çadır desteğinde bulundu ve şimdi bir yıldır 3 tane çadır seramız da üretimimize devam ediyoruz. Gelen taleplere yetişemiyoruz, çok sayıda talep var. Önce ek iş olarak başladığımız bu işi, şimdi asıl işimiz olarak devam ediyoruz. Eşimi takdir ediyorum, tebrik ediyorum” ifadelerini kullandı.
Aylık 2 ton üretim yapılıyor
Eyüp Seray, ilk işe giriştiklerinde aylık 250 kilo üretim yaptıklarını, şimdi 2 ton üretim kapasitesine ulaştıklarını belirtti. Seray,” biz bu kapasiteyi daha da yükseltmek ve insanlara istihdam ortamı oluşturmak istiyoruz. İmkanlarımızın kısıtlı olması ve yerlerimizin yaz ayına uygun almaması nedeniyle yaz mevsiminde maalesef üretim yapamıyoruz. İmkanlarımız el verirse yılın 12 ayında üretim yapmak istiyoruz. Talepler çok fazla ama taleplere yetişemiyoruz. Şimdi iç Pazar ile çevre il ve ilçelere veriyoruz” dedi.
Şanlıurfa Kadın Destek Birimi Sorumlusu Zuhal Laçin Kucaklı’da, “Kadın destek merkezimize gelen tüm kadınlarımızla gurur duyuyorum. Her konuda maddi ve manevi olarak yanlarındayız, girişimci ruhuna sahip tüm kadınlarımızın destekçisi olduk ve olmaya devam ediyoruz, en güzel örneği de Saadet ablamız oldu. Saadet ablamız yaklaşık 3 yıla yakın kursiyerimizdir. Böyle bir mantar üretimi yaptığını ve geliştirmek istediğini söyledi. Bizde her şartta destek olduk ve ablamız işi büyüttü ve geliştirdi de. İlçe Tarımda destek oldu ve işini çok daha fazla büyütmek istiyor ve her konuda destek olmaya devam edeceğiz” diye konuştu.
]]>Sağ koalisyon hükümetinin büyük ortağı İtalya’nın Kardeşleri (FdI) partisi tarafından hazırlanan yasal düzenleme Temsilciler Meclisi’nden onay aldı.
Pandemi sonrası Avrupa Birliği tarafından sağlanan kurtarma fonunun kullanımıyla ilgili bir torba paketin içinde yer alan düzenlemenin Senato’dan da sorunsuz şekilde geçmesi bekleniyor.
Yeni düzenlemeye göre, kadınlara gebeliklerini sonlandırma talebini onaylayan bir sertifika veren danışma kliniklerine kürtaj karşıtı dernekler ve aktivistler de girebilecek.
Kendilerini ‘yaşam taraftarı’ olarak adlandıran derneklerin, bu yasa ile kürtaj olmak isteyen kadınlara psikolojik baskıyı sıkılaştırabileceği yorumu yapılıyor.
İtalya’da 1978 tarihli yasayla 90 gün içinde gebelikleri gönüllü olarak sonlandırma hakkı verilse de pratikte kürtaja erişimde güçlükler yaşanabiliyor. Doktorlara vicdani ret hakkı tanınması nedeniyle ülke çapındaki jinekologların yüzde 60’tan fazlası kürtaj yapmayı reddediyor, bazı bölgelere bu oran yüzde 90 seviyesine kadar çıkıyor.
Sağ partilerin yönetimindeki bazı bölgelerde de yerel yönetmeliklerle kürtaj hapının kullanımına kısıtlama getirilmesi ve kürtaj karşıtı gruplara fon sağlanması tartışmalara neden olmuştu.
Başbakan Giorgia Meloni bu göreve gelmeden önce, kürtaja izin veren 194 numaralı yasayı değiştirmeyeceği sözü verse de kadınlara ‘kürtaj olmama hakkı’ tanımak istediğini de söylemişti.
Meloni’nin partisinin girişimiyle yapılan yeni yasal düzenleme sonrası muhalefet başbakanı yasaya dokunmama sözünü yerine getirmemekle ve kadınların haklarını tırpanlamakla suçladı.
Psikolojik baskı endişesi
Merkez-soldaki Demokratik Parti’nin (PD) lideri Elly Schlein, “Meloni’nin 194 numaralı yasaya dokunmayacağını söylediğini hatırlıyor musunuz? Yalan söylemiş” dedi.
Schlein, sosyal medyada yayımladığı mesajında “Kadınların kendi bedenleri üzerine karar alma özgürlüğüne yönelik saldırılar sürüyor” dedi ve kürtaj karşıtı derneklerin kliniklere girmesiyle gebeliklerini sonlandırmak isteyen kadınlara psikolojik baskı uygulanacağını vurguladı.
5 Yıldız Hareketi’nin Başkan Yardımcısı Chiara Appendino da, AB fonlarıyla ilgili bir kararnameye kürtaja erişimle ilgili bir değişikliğin eklenmesini eleştirdi. Appendino, “Bunu yeni klinikler kurmak için mi yapıyorlar? Kadınlara yönelik hizmetleri geliştirmek için mi? Hayır, kürtaj karşıtı derneklerin kliniklere girmesine izin vermek için yapıyorlar! Kadınların kendi kaderini tayin etme olanaklarını azaltmak istiyorlar” dedi. Appendino, ülkenin ilk kadın başbakanı olan Meloni’nin “kadınlarla bir problemi olduğunu” da savundu.
Kadın örgütleri de dün parlamento önünde bir gösteriyle hükümeti protesto etti. Non Una Di Meno (Bir kadın daha eksilmeyeceğiz) derneği, kürtaj karşıtlarının danışma kliniklerine girerek “yargılayıcı bir şiddetle” kürtaj yasasının uygulanmasını pratikte engelleyeceğini belirtti.
‘Yasa değişmeyecek’ sözü
Hükümetin merkez-sağdaki ortağı Haydi İtalya’nın lideri Antonio Tajani ise kürtaj yasasına dokunulmayacağını söyledi.
Hükümette Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı olarak görev yapan Tajani, “Herkesin kendi inancına ve vicdanına göre davranmasının doğru olduğuna inanıyorum ama kürtaj karşıtlığını da suç haline getirmemeliyiz. Yasayı değişmek gibi bir niyet yok” dedi.
Ülkede üzerine tartışmaların zaman zaman kızıştığı kürtaj konusundaki yeni düzenleme ve buna tepkiler bugünkü gazetelerin baş sayfalarında yer aldı.
La Repubblica, “Meloni’nin yalanları” başlığıyla, Başbakan’ın kürtaj yasasına dokunmama sözünü tutmadığı, hükümetin 194 sayılı kanuna “saldırdığı” yorumunu yaptı.
La Stampa da “Kürtaj danışma merkezleri kuşatma altında” başlığını kullandı ve “194’e dokunmayacaklarını söylemişlerdi ama yasalara birçok farklı şekilde dokunulabilir” dedi.
Sağ kanattaki La Verita’ gazetesi ise hükümete destek vererek “Sola göre kürtaj bir zorunluluk” başlığını attı.
]]>OSMANİYE – Osmaniye’de kooperatif aracılığıyla aile ekonomisine destek olmak isteyen kadın girişimcilerin 25 liraya aldıkları rende ile başlayan hikayeleri 1 buçuk milyonluk sermayeden oluşan bir işletmeye dönüştü.
Osmaniye’nin Düziçi ilçesinde kooperatif aracılığıyla coğrafi işaret tescili bulunan Osmaniye yer fıstığı helvası ve yöresel ürünleri de kooperatif çatısı altında üreten kadınlar, elde ettikleri gelirle aile bütçelerine katkı sağlıyorlar. Düziçi Kadın Girişimi Üretim ve İşletme Kooperatifi çatısı altında bir araya gelen 23 ev hanımı, 25 Türk lirasına aldıkları rendeyle çıktıkları yolda Ticaret Bakanlığı(KOBDES), Sanayi Bakanlığıve Doğu Akdeniz Kalkınma Ajansı(DOĞAKA)’nın 1 buçuk milyonluk ekipman desteği sayesinde makineleşen kooperatif 50 çeşit ürünün yurtiçi ve yurtdışı satışını yapıyor.
Osmaniye’nin kadınlarının ne kadar güçlü olduğunu göstermek için kooperatif kurduğunu söyleyen Başkan Rahime Yüksek, “Kooperatifi kurma hikayem aslında bütün kadınların şu anda sıkıntısı gibi benim de bir sıkıntıdan kaynaklandı. Eşim bir rahatsızlık geçirdi sağlık sorunları oldu ondan dolayı ekonomik bir sıkıntı içerisine girdim. Kendim gibi bu tür ekonomik sıkıntı çeken kadınlara nasıl destek olabilirim, bunlarla nasıl bir işbirliği içerisinde bir platform kurabilirim diye düşünürken kooperatifi kurmak geldi aklıma. Çocukluk arkadaşlarımı, mahalleden ve köylümden kadınları topladım ve kooperatifi anlattım. Biz Kars’ın kadınlarını, Kahramanmaraş’ın kahraman kadınlarını, İzmir’in Urla’nın kadınlarını izledik. Osmaniye’nin neden güçlü kadınları olmasın diyerek. Osmaniye’nin Düziçi ilçesinde çok güzel bir kooperatif kurduk” dedi.
“Bir rendeyle başlayan hikayemiz, 1 buçuk milyonluk sermayeye dönüştü”
Her zaman devletin desteğini hissettiklerini söyleyen Başkan Yüksel, “Başta tabii kooperatifi kurduğumuz zaman imkansızlıklar vardı. Zor şartlar altında 25 TL ile almış olduğumuz bir rendeyle başlayan hikayemiz şu an gördüğünüz gibi 1 buçuk milyonluk bir makine ekipman desteğiyle devam ediyor. Hem yurtiçi hem yurtdışı satışlarımızla beraber büyüyoruz. Ticaret Bakanlığı’na bağlı bir kooperatif olduğumuz için, Ticaret Bakanlığı’nı KOBDES projesinden kaynaklanarak 150 bin liralık bir hibe aldık. Sanayi Bakanlığı’nın SOGEP projesi çerçevesinde 1 buçuk milyonluk makine ve ekipmana sahip olduk, 25 lirayla başlayan hikayemiz, şu an milyonlara ulaşan bir sermayeye dönüştü. Bu konuda bize destek olan Osmaniye Valimizin emekleri çok büyük, Doğu Akdeniz Kalkınma Ajansı çalışanların ve genel sekreterlerin emeği çok büyük. Her zaman devletimiz yanımızdaydı ve biz çok büyük destekler aldık” dedi.
“Hedefimiz Osmaniye yer fıstığı geliştirmek”
Yer fıstığının Osmaniye için önemli olduğunu belirten Yüksek, “Kooperatif bünyemizde çalışan kadınlarla beraber biz coğrafi işaretli yer fıstığımızı işlemeyi hedefledik. Bununla ilgili mutfağımıza çok güzel bir AR-GE çalışmasıyla Osmaniye yer fıstığı helvasını ürettik. Yer fıstığı helvası çıktığımız pazarlarda, fuarlarda ve panayırlarda çok dikkat çekti. Şu anda hem yurtdışı hem de yurtdışı pazarlarda artı sosyal medya satışlarında yer fıstığı helvamız yerini buldu. Bununla beraber yine yer fıstıklı acuralar, yer fıstık ezmeleri, yer fıstıklı baklavalara kadar üretimli yapmaktayız. Yaklaşık 50 çeşit ürünümüz bulunmakta. Şuan yaptığımız çalışmalarda mutfağımızda bu ürün yelpazemizi genişletmek için çabalamaktayız” ifadelerini kullandı.
]]>Osmaniye’nin Düziçi ilçesinde kooperatif aracılığıyla coğrafi işaret tescili bulunan Osmaniye yer fıstığı helvası ve yöresel ürünleri de kooperatif çatısı altında üreten kadınlar, elde ettikleri gelirle aile bütçelerine katkı sağlıyorlar. Düziçi Kadın Girişimi Üretim ve İşletme Kooperatifi çatısı altında bir araya gelen 23 ev hanımı, 25 Türk lirasına aldıkları rendeyle çıktıkları yolda Ticaret Bakanlığı KOOP-DES, Sanayi Bakanlığı SOGEP ve Doğu Akdeniz Kalkınma Ajansı’nın (DOĞAKA) 1 buçuk milyonluk ekipman desteği sayesinde makineleşen kooperatif 50 çeşit ürünün yurt içi ve yurt dışı satışını yapıyor.
Osmaniye’nin kadınlarının ne kadar güçlü olduğunu göstermek için kooperatif kurduğunu söyleyen Başkan Rahime Yüksek, “Kooperatifi kurma hikayem aslında bütün kadınların şu anda sıkıntısı gibi benim de bir sıkıntıdan kaynaklandı. Eşim bir rahatsızlık geçirdi sağlık sorunları oldu ondan dolayı ekonomik bir sıkıntı içerisine girdim. Kendim gibi bu tür ekonomik sıkıntı çeken kadınlara nasıl destek olabilirim, bunlarla nasıl bir iş birliği içerisinde bir platform kurabilirim diye düşünürken kooperatifi kurmak geldi aklıma. Çocukluk arkadaşlarımı, mahalleden ve köylümden kadınları topladım ve kooperatifi anlattım. Biz Kars’ın kadınlarını, Kahramanmaraş’ın kahraman kadınlarını, İzmir’in Urla’nın kadınlarını izledik. Osmaniye’nin neden güçlü kadınları olmasın diyerek. Osmaniye’nin Düziçi ilçesinde çok güzel bir kooperatif kurduk” dedi.
“Bir rendeyle başlayan hikayemiz, 1 buçuk milyonluk sermayeye dönüştü”
Her zaman devletin desteğini hissettiklerini söyleyen Başkan Yüksel, “Başta tabii kooperatifi kurduğumuz zaman imkansızlıklar vardı. Zor şartlar altında 25 TL ile almış olduğumuz bir rendeyle başlayan hikayemiz şu an gördüğünüz gibi 1 buçuk milyonluk bir makine ekipman desteğiyle devam ediyor. Hem yurt içi hem yurt dışı satışlarımızla beraber büyüyoruz. Ticaret Bakanlığı’na bağlı bir kooperatif olduğumuz için, Ticaret Bakanlığı’nın KOOP-DES projesinden kaynaklanarak 150 bin liralık bir hibe aldık. Sanayi Bakanlığı’nın SOGEP projesi çerçevesinde 1 buçuk milyonluk makine ve ekipmana sahip olduk, 25 lirayla başlayan hikayemiz, şu an milyonlara ulaşan bir sermayeye dönüştü. Bu konuda bize destek olan Osmaniye Valimizin emekleri çok büyük, Doğu Akdeniz Kalkınma Ajansı çalışanlarının ve genel sekreterlerin emeği çok büyük. Her zaman devletimiz yanımızdaydı ve biz çok büyük destekler aldık” dedi.
“Hedefimiz Osmaniye’de yer fıstığını geliştirmek”
Yer fıstığının Osmaniye için önemli olduğunu belirten Yüksek, “Kooperatif bünyemizde çalışan kadınlarla beraber biz coğrafi işaretli yer fıstığımızı işlemeyi hedefledik. Bununla ilgili mutfağımıza çok güzel bir AR-GE çalışmasıyla Osmaniye yer fıstığı helvasını ürettik. Yer fıstığı helvası çıktığımız pazarlarda, fuarlarda ve panayırlarda çok dikkat çekti. Şu anda hem yurt dışı hem de yurt dışı pazarlarda artı sosyal medya satışlarında yer fıstığı helvamız yerini buldu. Bununla beraber yine yer fıstıklı acuralar, yer fıstık ezmeleri, yer fıstıklı baklavalara kadar üretimli yapmaktayız. Yaklaşık 50 çeşit ürünümüz bulunmakta. Şu an yaptığımız çalışmalarda mutfağımızda bu ürün yelpazemizi genişletmek için çabalamaktayız” ifadelerini kullandı. – OSMANİYE
]]>Kuzey Marmaray Otoyolu Anadolu Feneri mevkisinde lastiği patlayan araç yol kenarına girip şarampole uçtu
Ölen kadının kızı ambulansın içinde “annem” diyerek feryat etti
İSTANBUL – Kuzey Marmara Otoyolu Anadolu Feneri mevkisinde lastiği patlayan hafif ticari araç, yol kenarından çalılık alana girip 250 metre sürüklendikten sonra şarampole uçtu. Can pazarının yaşandığı kazada aynı aileden 1’i bebek olmak üzere 2 kişi öldü, 3 kişi de yaralandı. Annesinin öldüğünü öğrenen yaralı kadının ambulansın içinde “annem” diye feryat etmesi, bebeğini kaybeden adamın ise çaresizce dizinin üstüne çöktüğü o anlar yürekleri dağladı.
Olay, önceki gün saat 17.00 sıralarında Kuzey Marmara Otoyolu Beykoz Anadolu Feneri Mahallesi mevkisinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre bayram ziyareti sonrasında Kocaeli’ne hafif ticari araçla dönüşe geçen Murat D. (29), eşi Büşra D. (27), baldızı B.A. (21), kayınvalidesi Ayşe Ateş ve 3 yaşındaki bebeği D.D. ile yola koyuldu. Aracın şoförü Murat D., otoyolda seyrettiği esnada lastiği patladı. Sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu kontrolden çıkan araç, yol kenarından çalılık alana doğru yaklaşık 250 metre sürüklendi. Araç ardından takla atarak şarampole yuvarlandı. Yaklaşık 50 metre derinliğe uçan araç devrilerek yan yattı.
Bayram dönüşü lastik patladı araç uçtu
Kaza sonucu çarpmanın etkisiyle camları kırılan araçta bulunan 3 yaşındaki kız çocuğu D.D., camdan fırlayarak ağır yaralandı. Kazada araç sürücü Murat D.ile eşi Büşra D.ve baldızı B.A.vatandaşların yardımıyla araçtan çıkartılarak yaralı olarak kurtuldu. Ancak yolcu koltuğunda oturan kayınvalide Ayşe Ateş (57), yan yatan aracın altında kalarak feci şekilde hayatını kaybetti. Kazanın ardından ihbar üzerine olay yerine çok sayıda sağlık, itfaiye, jandarma ve polis ekibi sevk edildi. Kısa sürede olay yerine gelen sağlık ekipleri, ağır yaralı bebeğe kalp masajı yaparak ambulansla hastaneye kaldırdı. Ancak hastanede yapılan tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetti.
Anneanne ve 3 yaşındaki torunu öldü
Öte yandan annesinin öldüğü haberini alan kadını, kadın polis memuru elini tutarak ve sarılarak teselli etmeye çalıştı. Ambulansla bildirilen kadının “annem” diyerek feryat etmesi, eşinin ise dizlerinin üstüne çöküp çaresizce beklediği o anlar yürekleri dağladı. Olay yerine gelen sağlık ekipleri tarafından ambulanslarla hastenelere kaldırılan Murat D., eşi Büşra D. ve baldızı B.A.’nın hayati tehlikesi olmadığı öğrenildi. Tüm bu yaşananlar ise İhlas Haber Ajansı kameralarına yansıdı.
Anneanne ve torunu toprağa verildi
Diğer yandan aracın altında kalarak hayatını kaybeden Ayşe Ateş ise olay yeri inceleme polisi ve cumhuriyet savcının incelemesi sonrasında ambulansla hastane morguna kaldırıldı. Kadının ve torununun cenazesi Kocaeli’nin Gebze ilçesindeki Mimar Sinan Camii’nde kılınan cenaze namazı sonrasında memleketi Samsun’da toprağa verildi. Polis olayla ilgili çalışma başlattı.
]]>Rus uyruklu kadının kiraladığı aracı çalan hırsız sokak sokak kovalanmıştı
Bir sokağın çıkışında kıstırılan şahıs kadına bıçak çekince imdadına ünlü oyuncu yetişmişti
Rambo Berk olarak bilinen ünlü oyuncu Ferhat Yılmaz hırsızın ellerini bağlamıştı
İSTANBUL – Şişli’de Rus uyruklu bir kadının kiraladığı otomobili çalan hırsızı etkisiz hale getirerek ellerini bağlayan ünlü oyuncu Ferhat Yılmaz o anları anlattı. Yılmaz, “Kadını bıçaklayacaktı. Müdahale etmek zorunda kaldım ve kişiyi etkisiz hale getirdim” dedi.
Şişli Duatepe Mahallesi’nde önceki gün saat 17.30 sıralarında meydana gelen olayda, Rus uyruklu kadın S.B., bir firmadan elektrikli bir otomobil kiralamıştı. Kadın evinin önüne gelip aracından inerek kontak anahtarı içerisinde olan aracı uygulama üzerinden kilitlemişti. Ancak o esnada kadını takip eden bir şahıs, aracın kapılarının kilitlenmediğini fark ederek içine girmişti. Aracı çalıştıran şahıs ardından uzaklaşmaya başlamıştı. Aracın gittiğini gören kadın ise durumu eşine bildirmişti. Eşiyle birlikte motosiklete binen kadın, hırsızı kovalamaya başlamıştı. Sokak sokak kovaladıkları esnada bir otomobil sürücüsünden de yardım isteyen kadın, bir sokağın girişinde şahsı önünü kesip durdurmuştu.
“Rambo Berk” hırsızı etkisiz hale getirip ellerini bağlamıştı
O esnada motosikletten inen kadın şahsın olduğu şoför kapısını açarak indirmeye çalışmıştı. Ancak şahıs kadına bıçak çekerek karşılık vermişti. O esnada kafeteryada oturan efsane Yılan Hikayesi dizisinde “Rambo Berk” karakteriyle tanınan ünlü oyuncu Ferhat Yılmaz, aracın yolcu kapısını açarak şahsın müdahale etmişti. Dakikalarca süren mücadele sonrasında şahıs, çevredeki vatandaşların da yardımıyla aşağıya indirilerek etkisiz hale getirilmişti. Yüzüstü yere yatırılan şahsın boynunu bir vatandaş tutarken, elleri de kaçmasın diye de bağlamıştı. Ardından da polis ekiplerine ihbarda bulunulmuştu.
Ünlü oyuncu hırsıza hayat dersi vermişti
Hırsız yerde bekletildiği esnada oyuncu Ferhat Yılmaz, şahsa adeta hayat dersi verdi. Şahsa “yakışıyor mu sana paşam” diyen Yılmaz ardından onu olay yerine gelen polis ekiplerine teslim etmişti. Yaşananlar ise hem güvenlik hem de cep telefonu kamerasına anbean yansımıştı. Kadın ise arabayı firmaya teslim edip eşiyle kafeteryada bir çay içtikten sonra olay yerinden ayrılmıştı. Gözaltına alınan B.C. ise ifadesi alınmak ve adli işlemleri yapılmak üzere emniyete götürülmüştü.
“Kadını bıçaklayacaktı, müdahale etmek zorunda kaldım”
Yaşanan o olayla ilgili hırsıza müdahale eden ünlü oyuncu Ferhat Yılmaz o anları anlattı. Yılmaz, “Talihsiz bir olay yaşandı ne yazık ki. Üzücü bir olay. Kendi muhitinde çok sevdiğim bir kafe var sanatçı arkadaşlarımla da oturduğum. Orada otururken bir olaya şahit oldum. Sol taraftan bir araba geldi. İçinde bir çocuk vardı ve arkadaş onu takip eden bir BMW marka bir araba ve önünü kesen Vesta marka bir motosiklet vardı. Aşağıya bir kadın indi ve arabadaki kişiye vurmaya başladı ‘arabamı çaldın’ diyerek. O sırada ben senaryo okuyordum. Arabadaki kişi bıçağını çıkardı kadını bıçaklayacaktı ve motosikletle arabanın önünde duran eşini ezecekti. Burası da kalabalık bir yer kafelerin olduğu bir nokta. O yüzden burada çocuklar, kadınlar var. Müdahale etmek zorunda kaldım ve kişiyi etkisiz hale getirdim ne yazık ki. Biraz da sert davranmak zorunda kaldım” dedi.
“Yere yatırıp ters kelepçe yaptım ve üst taramasını yaptım”
Yılmaz, “Yere yatırıp ters kelepçe yaptım ve üst taramasını yaptım. Sonra da polisi çağırdım. Ardından emniyetteki kardeşlerim geldiler sağ olsunlar ve kendisini alıp götürdüler. Olay bundan ibaret. Ama üzücü olan şu tabii, olayı yapan genç bir arkadaşımız ve büyük bir ihtimalle madde kullanmış. Belki de birçok insanın hayatıma mal olacaktı olan olay. Elimden geleni yaptım müdahale ettik arkadaşlarla konuyu kapattık ama genç arkadaşların bu durumda olması bu kadar çaresiz olmaları çok üzücü. Ben çok üzülüyorum. Ülkemde hiçbir arkadaşımın bu durumda olmasını istemiyorum. Kendisine de söyledim zaten ters kelepçe yaptıktan sonra. Üzüldüm o kadar sert müdahale etmek istemezdim ama mecbur kaldım durum bu. İnşallah böyle durumlar yaşamayız. İnşallah böyle tatsız olaylar yaşanmaz. İnşallah bu ülkenin genç arkadaşları, kardeşleri böyle olaylara katılmazlar” diye konuştu.
]]>Şişli Duatepe Mahallesi’nde önceki gün saat 17.30 sıralarında meydana gelen olayda, Rus uyruklu kadın S.B., bir firmadan elektrikli bir otomobil kiralamıştı. Kadın evinin önüne gelip aracından inerek kontak anahtarı içerisinde olan aracı uygulama üzerinden kilitlemişti. Ancak o esnada kadını takip eden bir şahıs, aracın kapılarının kilitlenmediğini fark ederek içine girmişti. Aracı çalıştıran şahıs ardından uzaklaşmaya başlamıştı. Aracın gittiğini gören kadın ise durumu eşine bildirmişti. Eşiyle birlikte motosiklete binen kadın, hırsızı kovalamaya başlamıştı. Sokak sokak kovaladıkları esnada bir otomobil sürücüsünden de yardım isteyen kadın, bir sokağın girişinde şahsı önünü kesip durdurmuştu.
“Rambo Berk” hırsızı etkisiz hale getirip ellerini bağlamıştı
O esnada motosikletten inen kadın şahsın olduğu şoför kapısını açarak indirmeye çalışmıştı. Ancak şahıs kadına bıçak çekerek karşılık vermişti. O esnada kafeteryada oturan efsane Yılan Hikayesi dizisinde “Rambo Berk” karakteriyle tanınan ünlü oyuncu Ferhat Yılmaz, aracın yolcu kapısını açarak şahsın müdahale etmişti. Dakikalarca süren mücadele sonrasında şahıs, çevredeki vatandaşların da yardımıyla aşağıya indirilerek etkisiz hale getirilmişti. Yüzüstü yere yatırılan şahsın boynunu bir vatandaş tutarken, elleri de kaçmasın diye de bağlamıştı. Ardından da polis ekiplerine ihbarda bulunulmuştu.
Ünlü oyuncu hırsıza hayat dersi vermişti
Hırsız yerde bekletildiği esnada oyuncu Ferhat Yılmaz, şahsa adeta hayat dersi verdi. Şahsa “yakışıyor mu sana paşam” diyen Yılmaz ardından onu olay yerine gelen polis ekiplerine teslim etmişti. Yaşananlar ise hem güvenlik hem de cep telefonu kamerasına anbean yansımıştı. Kadın ise arabayı firmaya teslim edip eşiyle kafeteryada bir çay içtikten sonra olay yerinden ayrılmıştı. Gözaltına alınan B.C. ise ifadesi alınmak ve adli işlemleri yapılmak üzere emniyete götürülmüştü.
“Kadını bıçaklayacaktı, müdahale etmek zorunda kaldım”
Yaşanan o olayla ilgili hırsıza müdahale eden ünlü oyuncu Ferhat Yılmaz o anları anlattı. Yılmaz, “Talihsiz bir olay yaşandı ne yazık ki. Üzücü bir olay. Kendi muhitinde çok sevdiğim bir kafe var sanatçı arkadaşlarımla da oturduğum. Orada otururken bir olaya şahit oldum. Sol taraftan bir araba geldi. İçinde bir çocuk vardı ve arkadaş onu takip eden bir BMW marka bir araba ve önünü kesen Vesta marka bir motosiklet vardı. Aşağıya bir kadın indi ve arabadaki kişiye vurmaya başladı ‘arabamı çaldın’ diyerek. O sırada ben senaryo okuyordum. Arabadaki kişi bıçağını çıkardı kadını bıçaklayacaktı ve motosikletle arabanın önünde duran eşini ezecekti. Burası da kalabalık bir yer kafelerin olduğu bir nokta. O yüzden burada çocuklar, kadınlar var. Müdahale etmek zorunda kaldım ve kişiyi etkisiz hale getirdim ne yazık ki. Biraz da sert davranmak zorunda kaldım” dedi.
“Yere yatırıp ters kelepçe yaptım ve üst taramasını yaptım”
Yılmaz, “Yere yatırıp ters kelepçe yaptım ve üst taramasını yaptım. Sonra da polisi çağırdım. Ardından emniyetteki kardeşlerim geldiler sağ olsunlar ve kendisini alıp götürdüler. Olay bundan ibaret. Ama üzücü olan şu tabii, olayı yapan genç bir arkadaşımız ve büyük bir ihtimalle madde kullanmış. Belki de birçok insanın hayatıma mal olacaktı olan olay. Elimden geleni yaptım müdahale ettik arkadaşlarla konuyu kapattık ama genç arkadaşların bu durumda olması bu kadar çaresiz olmaları çok üzücü. Ben çok üzülüyorum. Ülkemde hiçbir arkadaşımın bu durumda olmasını istemiyorum. Kendisine de söyledim zaten ters kelepçe yaptıktan sonra. Üzüldüm o kadar sert müdahale etmek istemezdim ama mecbur kaldım durum bu. İnşallah böyle durumlar yaşamayız. İnşallah böyle tatsız olaylar yaşanmaz. İnşallah bu ülkenin genç arkadaşları, kardeşleri böyle olaylara katılmazlar” diye konuştu. – İSTANBUL
]]>İSTANBUL – Zeytinburnu’nda 2020 yılında 5 el ateş ederek eşinin yaraladığı Nurtaç Canan, bu kez de 4 yıldır boşanamadığı eşi Ragıp Canan’ın tehdit ve hakaret mesajlarının hedefi oldu. Cezaevinden tahliye edildikten sonra kadını mesaj yoluyla rahatsız eden Ragıp Canan’a elektronik kelepçe takıldı. Ancak kelepçeyi de kıran Ragıp Canan tehdit mesajları yağdırmaya devam etti. Korkudan dışarı çıkamadığını ifade eden Canan, “Şahıs kelepçeyi kırınca Ankara İzleme Merkezi’nden beni aradılar. ‘Biz tekrar kelepçe takana kadar KADES’e basabilirsiniz ya da kadın sığınma evine geçebilirsiniz’ diye söylendi. Daha sonra eve hapsoldum oldum. Hiçbir yere çıkamadım. Can güvenliğim de yok” dedi.
Nurtaç Canan, şiddetli geçimsizlik yaşadığı 25 yıllık eşi Ragıp Canan’dan ayrılma kararı aldı. Nurtaç Canan, 4 Haziran 2020 günü kayınpederinin Zeytinburnu’ndaki evindeyken içeri Ragıp Canan kadını 5 el ateş ederek yaraladı. Kurşunların hedefi olan kadın uzun bir savaşın ardından hayata tutundu. Gözaltına alınan Ragıp Canan’a ‘eşini kasten yaralama’ suçundan 9 yıl hapis cezası verildi. Hastaneden taburcu olduktan sonra Nurtaç Canan ise boşanma davası açtı. Ragıp Canan boşanmayı kabul etmedi. 4 yıldır devam eden boşanma davası sonuçlanmadı. Ayrıca eşini silahla yaralayan Ragıp Canan 3 yıl cezaevinde kaldıktan sonra tahliye edildi. Cezaevinden çıkan Ragıp Canan eşiyle barışmak istedi fakat Nurtaç Canan kabul etmeyince hakaret ve tehdit yoluna başvurdu. Nurtaç Canan’a korku dolu günler yaşatmaya devam eden Ragıp Canan’a, tehditleri nedeniyle elektronik kelepçe takıldı. Yaklaşık 5 gün önce ise Ragıp Canan’dan, Nurtaç Canan’a fotoğraflı bir mesaj geldi. Mesajı açan kadın, Ragıp Canan’ın kırdığı kelepçeyi gördü.
“200 metre yakınındayım”
Şüpheli attığı sesli tehdit mesajlarında, devletin, polisin ve savcının kendisine engel olamayacağını, kadının nerede olduğunu bildiğini, 200 metre yakınında olduğunu belirtti. Nurtaç Canan ise bir türlü boşanamadığı eşi Ragıp Canan’ın kelepçesinin yeniden takılmasını ve yaşadığı bu korku dolu günlerin bitmesini istiyor.
“‘Biz kelepçe takana kadar KADES’e basabilirsiniz ya da kadın sığınma evine geçebilirsiniz'”
Yaşadığı korkuyu anlatan Nurtaç Canan, “2020 yılında beni 5 kurşunla yaraladı. Yargılama, adam öldürmeye teşebbüsle başladı. Daha sonra 8 sene 9 ay ceza aldı. Bunun da 3 yılını yattı, çıktı. Daha sonra kelepçe kararı verildi. Fakat kelepçesini kırdı. Ankara İzleme Merkezi’nden kırdıktan sonra beni aradılar. Şahıs kelepçeyi kırdı. ‘Biz kelepçe takana kadar KADES’e basabilirsiniz ya da kadın sığınma evine geçebilirsiniz’ diye söylendi. Daha sonra ben eve hapsoldum oldum. Hiçbir yere çıkamadım. Can güvenliğim de yok zaten” dedi.
“Tedirginim çünkü kelepçesiz bir şekilde geziyor”
Ragıp Canan’ın her yerden çıkabilecek tehlikede olduğunu söyleyen Nurtaç Canan, “Bu adamın hemen yargılanıp tekrar yeni baştan kelepçenin takılmasını talep ediyorum. Fotoğraf attı ve izleme merkezi hemen beni aradı. Saat sabah 1 buçuk gibi. Şahıs kelepçeyi çıkartmış. ‘Güvende misiniz? Ekip yollayalım’ dediler. Ben güvendeyim. Evdeyim dedim şu anda. O halde dedi ‘KADES’e basabilirsiniz. Yeniden bir kelepçe gönderene kadar’ diye söylediler. Şahıs her an, her yerden çıkabilecek nitelikte bir potansiyel tehlikedir. Benim can güvenliğim yoktur. Acilen buna kelepçe takılırsa ben yeniden rahat edeceğim. Fotoğrafı gördükten sonra sabah erken karakola gittim. Kelepçe gelene kadar dikkat etmemi söylediler. Tedirginim çünkü kelepçesiz bir şekilde geziyor” şeklinde konuştu.
“Sürekli tehdit altındayım”
Boşanma davasının sürdüğünü belirten Nurtaç Canan, “Bana 5 kurşun sıkan bir adamdan bahsediyoruz. Ayrıca boşanma davam hala sürüyor. İstinaf mahkemesinde hala bekliyor. Ben rica ediyorum, benim boşama hakimim bayandı. Ona özellikle söyledim. Hanımefendi dedim ben boşanmak istiyorum. Empati kurun. Sizin de kızınızın, kendinizin başına böyle bir şey gelse nasıl bir şey hissedersiniz? Ben hala boşanamadım. ve bu boşanma süreci dört yıldır devam ediyor. Çok korkuyorum. Arabama gidemiyorum, dışarı çıkamıyorum, bayramda eve hapsoldum diyebilirim. Çünkü biz azılı bir gangsterden bahsediyoruz. Sürekli ses kayıtları atıyor. Sürekli ses mesajları geliyor. Sürekli tehdit altındayım. Her telefonunu engelliyorum. Başkalarının aracılığıyla bana mesaj atıp başka numaralardan mesaj atıp o numarayı da engelliyor. Sabit hatlardan çok arama geliyor bana. Sürekli tehdit altındayım. Sürekli ses kayıtları atıyor. Sürekli korkmam gerektiğini, her an ölebileceğim yönünde mesajlar atıyor. Bunun gibi yüzlerce mesaj var. Bu da kırdığı kelepçe” şeklinde konuştu.
]]>Nurtaç Canan, şiddetli geçimsizlik yaşadığı 25 yıllık eşi Ragıp Canan’dan ayrılma kararı aldı. Nurtaç Canan, 4 Haziran 2020 günü kayınpederinin Zeytinburnu’ndaki evindeyken içeri Ragıp Canan kadını 5 el ateş ederek yaraladı. Kurşunların hedefi olan kadın uzun bir savaşın ardından hayata tutundu. Gözaltına alınan Ragıp Canan’a ‘eşini kasten yaralama’ suçundan 9 yıl hapis cezası verildi. Hastaneden taburcu olduktan sonra Nurtaç Canan ise boşanma davası açtı. Ragıp Canan boşanmayı kabul etmedi. 4 yıldır devam eden boşanma davası sonuçlanmadı. Ayrıca eşini silahla yaralayan Ragıp Canan 3 yıl cezaevinde kaldıktan sonra tahliye edildi. Cezaevinden çıkan Ragıp Canan eşiyle barışmak istedi fakat Nurtaç Canan kabul etmeyince hakaret ve tehdit yoluna başvurdu. Nurtaç Canan’a korku dolu günler yaşatmaya devam eden Ragıp Canan’a, tehditleri nedeniyle elektronik kelepçe takıldı. Yaklaşık 5 gün önce ise Ragıp Canan’dan, Nurtaç Canan’a fotoğraflı bir mesaj geldi. Mesajı açan kadın, Ragıp Canan’ın kırdığı kelepçeyi gördü.
“200 metre yakınındayım”
Şüpheli attığı sesli tehdit mesajlarında, devletin, polisin ve savcının kendisine engel olamayacağını, kadının nerede olduğunu bildiğini, 200 metre yakınında olduğunu belirtti. Nurtaç Canan ise bir türlü boşanamadığı eşi Ragıp Canan’ın kelepçesinin yeniden takılmasını ve yaşadığı bu korku dolu günlerin bitmesini istiyor.
“‘Biz kelepçe takana kadar KADES’e basabilirsiniz ya da kadın sığınma evine geçebilirsiniz'”
Yaşadığı korkuyu anlatan Nurtaç Canan, “2020 yılında beni 5 kurşunla yaraladı. Yargılama, adam öldürmeye teşebbüsle başladı. Daha sonra 8 sene 9 ay ceza aldı. Bunun da 3 yılını yattı, çıktı. Daha sonra kelepçe kararı verildi. Fakat kelepçesini kırdı. Ankara İzleme Merkezi’nden kırdıktan sonra beni aradılar. Şahıs kelepçeyi kırdı. ‘Biz kelepçe takana kadar KADES’e basabilirsiniz ya da kadın sığınma evine geçebilirsiniz’ diye söylendi. Daha sonra ben eve hapsoldum oldum. Hiçbir yere çıkamadım. Can güvenliğim de yok zaten” dedi.
“Tedirginim çünkü kelepçesiz bir şekilde geziyor”
Ragıp Canan’ın her yerden çıkabilecek tehlikede olduğunu söyleyen Nurtaç Canan, “Bu adamın hemen yargılanıp tekrar yeni baştan kelepçenin takılmasını talep ediyorum. Fotoğraf attı ve izleme merkezi hemen beni aradı. Saat sabah 1 buçuk gibi. Şahıs kelepçeyi çıkartmış. ‘Güvende misiniz? Ekip yollayalım’ dediler. Ben güvendeyim. Evdeyim dedim şu anda. O halde dedi ‘KADES’e basabilirsiniz. Yeniden bir kelepçe gönderene kadar’ diye söylediler. Şahıs her an, her yerden çıkabilecek nitelikte bir potansiyel tehlikedir. Benim can güvenliğim yoktur. Acilen buna kelepçe takılırsa ben yeniden rahat edeceğim. Fotoğrafı gördükten sonra sabah erken karakola gittim. Kelepçe gelene kadar dikkat etmemi söylediler. Tedirginim çünkü kelepçesiz bir şekilde geziyor” şeklinde konuştu.
“Sürekli tehdit altındayım”
Boşanma davasının sürdüğünü belirten Nurtaç Canan, “Bana 5 kurşun sıkan bir adamdan bahsediyoruz. Ayrıca boşanma davam hala sürüyor. İstinaf mahkemesinde hala bekliyor. Ben rica ediyorum, benim boşama hakimim bayandı. Ona özellikle söyledim. Hanımefendi dedim ben boşanmak istiyorum. Empati kurun. Sizin de kızınızın, kendinizin başına böyle bir şey gelse nasıl bir şey hissedersiniz? Ben hala boşanamadım. ve bu boşanma süreci dört yıldır devam ediyor. Çok korkuyorum. Arabama gidemiyorum, dışarı çıkamıyorum, bayramda eve hapsoldum diyebilirim. Çünkü biz azılı bir gangsterden bahsediyoruz. Sürekli ses kayıtları atıyor. Sürekli ses mesajları geliyor. Sürekli tehdit altındayım. Her telefonunu engelliyorum. Başkalarının aracılığıyla bana mesaj atıp başka numaralardan mesaj atıp o numarayı da engelliyor. Sabit hatlardan çok arama geliyor bana. Sürekli tehdit altındayım. Sürekli ses kayıtları atıyor. Sürekli korkmam gerektiğini, her an ölebileceğim yönünde mesajlar atıyor. Bunun gibi yüzlerce mesaj var. Bu da kırdığı kelepçe” şeklinde konuştu. – İSTANBUL
]]>İzmir Karabağlar’ın ilk kadın belediye başkanı Helil İnay Kınay, “Bir kadın belediye başkanı olarak görevi devralmanın gururunu yaşıyorum. Türkiye Cumhuriyeti’nde Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde ülkemizin çağdaş aydınlık geleceğinde kadınlara ve gençlere verdiği önemin bugün göstergelerinden bir tanesiyim, bunun bir parçası olmak benim için çok değerli” dedi. 31 Mart’ta bahara uyandıklarını ve yeni bir başlangıç yaptıklarını kaydeden Kınay, “Şimdi hayallerimizle umutlarımızla kol kola omuz omuza gerçekleştireceğimiz, belediyelerimizle beraber de aslında ailelerimizi büyüteceğimiz yeni bayramları çok kutlayacağız” diye konuştu.
31 Mart yerel seçimlerinde CHP’den Karabağlar Belediye Başkanı seçilen Helil İnay Kınay, mazbatasını aldıktan sonra çalışmalarına başladı. Karabağlar’ın ilk kadın belediye başkanı ünvanına sahip olan Helil İnay Kınay, seçim döneminde yaptıkları çalışmaları ve görev süresi boyunca hayata geçireceği projeleri ANKA Haber Ajansı’na anlattı.
“Karabağlar’da kadının ne işi var? Kadından Belediye Başkanı mı olur?” soruları ile zaman zaman karşı karşıya kaldığının belirten Başkan Helil İnay Kınay, “Bizler bu anlayışa karşı hayatın yarısı olan kadınlar olarak Karabağlar’da kadının gücünü ve emeğini gördük çünkü kadınların çok emeği var. Karabağlar’da her bir sokak da her bir esnafta biz sesimizi birlikte büyüttük seçim ve sandıktan çıkan sonuçlarla beraber, ben o mazbatayı alırken tüm kadınlar için, gençler için emekçiler için emekliler için Karabağlar’ın hepsi için aldım” dedi.
Seçim kampanyası boyunda her gün artan sevgi ve destek ile çalıştıklarına vurgu yapan Helil İnay Kınay, “Yaklaşık 60 gün süren bir yolculuk yaptık ve yeni bir başlangıca imza attık. Karabağlar’da ve bununla beraber hep şunu sormuştum: Var mısınız, tüm hayallerimizi umutlarımızı kentlere dair, ülkeye dair inançlarımızı paylaşmaya? ve bu 60 günde boyunca her gün artan bir ivme ile kadınlarla gençlerle çocuklarla emekçilerle beraber ne kadar çok olduğumuzu gördük. Karabağlar’da biz varız dedik ve bir kadın belediye başkanı olarak da aslında Karabağlar’da kadının ne işi var kadından belediye başkanı olur mu? Anlayışına karşı bizler hayatın yarısı olan kadınlar olarak Karabağlar’da kadının gücünü ve emeğini gördük çünkü kadınların çok emeği var Karabağlar’da, her bir sokakta her bir esnafta, biz sesimizi birlikte büyüttük. Seçim ve sandıktan çıkan sonuçlarla beraber, ben o mazbatayı alırken tüm kadınlar için, gençler için emekçiler için emekliler için Karabağlar’ın hepsi için aldım ve biliyorum ki bundan sonra yolculuğumuz büyüyerek devam edecek” dedi.
“GÜVENLİ BARINMA HAKKIMIZ”
Karabağların en büyük sorunlarından kentsel dönüşüm konusunu kuracakları bir komisyonla çözmeyi hedeflediklerini vurgulayan Helil İnay Kınay, şunları söyledi:
“Kentsel dönüşüm ülkemizin en önemli ve öncelikli problemi Karabağlar’da bizim de öncelikli olarak değerlendirdiğimiz ve seçim kampanyamız boyunca da çalıştığımız bir konuydu. Ben bir çevre mühendisi olarak da yıllardır aslında güvenli barınmanın vatandaşlık hakkımız olduğunu savundum. Sağlıklı güvenli binalarda barınmak ama aynı zamanda sosyal hakkımız olan yeşil alanları ile birlikte yaşanılabilir bir kent için kentsel dönüşümü önemli buluyorum. Bu nokta da Karabağlar’daki tüm çalışmalarda Karabağlar’ın bütününde yerinde vatandaşımızın hakkını savunan, ekonomik olarak vatandaşımıza yük getirmeyecek sağlıklı güvenli yaşanabilir bir kent yaşamı ortaya koyacak bir kentsel dönüşümü, görev aldığımız ilk günden itibaren yine ortak bir masada değerlendireceğimiz vatandaşlarımızın da sözünü ortaya koyacağımız bir çalışma ile hayata geçireceğiz. Seçim kampanyamız sırasında da konuşmuştuk ilk işimiz bir komisyon kurmak ve bu komisyonun içinde birlikte çalışmak demiştik. İlk meclisimiz ile birlikte komisyonlarımızı oluşturarak vakit kaybetmeden Karabağlar da dönüşümün doğru, güvenilir, adil ve herkes tarafından bilinir şeffaf bir şekilde gerçekleşmesi için adımlar atmaya başlayacağız.”
“VATANDAŞIN EN BÜYÜK PROBLEMİ EKONOMİ”
Seçim kampanyası boyunca vatandaşlardan en çok ekonomik sıkıntı şikayeti aldıklarını belirten Başkan Kınay, “Karabağlar’da vatandaşlarla sohbet ettiğimiz sırada, kente dair değerlendirmeler yapılırken en büyük şikayet ekonomiydi. İşsizlik, umutsuzluk, yoksulluk her sokakta her konuşmamızda bu ortaya çıktı. Kentle ilgili cümlelerimizi söyledik ama bir taraftan da aslında siyasetin sokağa inmemesi ve unutulmuş olma hissi insanların yalnızlığıydı karşımıza çıkan. Tabi değerlendirmelerimizle beraber erkek siyasetin getirmiş olduğu otoriter yapı, koyu renkler de var. Onun dışında biz sohbetlerimizde sorunlarımızla beraber çözümlerimizi de paylaştık o yüzden Karabağlar’da artık baharı getirdiğimiz daha farklı bir anlayışa doğru gittiğimiz, hep bir arada olacağımız daha güzel sohbetlerle vatandaşımızla belediyenin iç içe olacağı ayrı olmayacağımız bir aile hayatı paylaşıyoruz. Bu da bize seçim boyunca da kampanyamız boyunca da mazbatayı aldıktan sonra da vatandaşımızdan gelen o sıcak tepki ile beraber büyüyerek devam ediyor” dedi.
“58 MAHALLEMİZİN HER BİRİNDE, BİRLİKTE OLACAĞIMIZ SOSYAL BELEDİYECİLİK YAPACAĞIZ”
Sosyoekonomik durumundan dezavantajlı bireylerin çoğunlukta olduğu Karabağlar’da sosyal belediyecilik yapacaklarını kaydeden Kınay, 58 mahallede her bir vatandaşla temas halinde olacaklarını belirterek, “Karabağlar’da yoksulluk ve yoksunluk çok fazla. Eski İzmir olan Karabağlar bir taraftan ülkenin ekonomik krizin içinde o darbeyi en ağır yaşayan bölgelerden birisi. İzmir’de Karabağlar, baktığınızda yaşlı yoksulluğun çok fazla olduğu, genç işsizlerin çok fazla olduğu, kadınların çocukların aslında kent yoksulluğunun tüm aşamalarını en ağır yaşayan yerlerden birisi o yüzden biz de belediyecilik yaparken sosyal belediyecilik yapacağız, belediye hizmetlerinin yanı sıra halka dokunan ihtiyaçlarını sağlayan kadınlara, çocuklara dokunan gençlere, yaşlılara, engelli vatandaşlara ihtiyacı olanlara dokunan bir belediyecilik yapacağız. Bunu nasıl yapacaksınız derseniz, kimi zaman kreşler yaparak yapacağız, kimi zaman aşevleri ile yapacağız. Kimi zaman parklarla, sosyal tesislerle sosyal desteklerle dayanışma ile yapacağız. Ama hangi kanaldan yaparsak yapalım Karabağlar’da yaşayan her bir vatandaşımızın elini tutacağımız hiç kimsenin kendini yalnız hissetmeyeceği, 58 mahallemizin her birinde insanlarımızla beraber olacağımız bir mekanizma ile gerçekleştireceğiz bunu. Bizim temel hedefimiz önümüzdeki 5 yıl boyunca sosyal belediyecilik yapmak, halktan yana olmak, ekonomik krizin yoksulluğun giderek hepimizi mutsuzluğa düşürdüğü bir sürecin içerisinde Karabağlar Belediyesi vatandaşının yanında onun hakkını savunan, onun yanında olan, onunla dayanışan bir belediye olacak” ifadelerini kullandı.
“BİZ 31 MART’TA BAHARI KARŞILARKEN BAYRAMI YAŞADIK”
CHP’nin 31 Mart yerel seçimlerinde Türkiye’de birinci parti olması sebebiyle bir bayram yaşadıklarını kaydeden Kınay, bu Ramazan Bayramı’nın ayrı bir anlamı olduğuna dikkat çekerek “Biz 31 Mart’la beraber baharı karşılarken aslında bir 31 Mart bayramı yaşadık. Ülkenin her yerinde Cumhuriyet Halk Partisi’nin sosyal demokrat halktan yana belediyecilik anlayışı ile kazandığımız belediyeler ülkeye dair umutlarımızı, inançlarımızı büyüttü. Şimdi bayramı karşılarken de daha büyük bir umutla birliktelikle geleceğe dair hayallerimizi enerjimizi büyüttüğümüz bir dayanışma ile beraber karşılıyoruz. O yüzden bu bayramın bizim için ayrı bir anlamı var. ve bahar havasının içerisinde bizi izleyen herkese de iyi bayramlar diliyorum. Sevdiklerimiz ile beraber geçireceğimiz, huzurlu mutlu bayram tadında geçireceğimiz günlerin devam ettiği günler diliyorum. Bizler bir bahara uyandık, yeni bir başlangıç yaptık. Şimdi hayallerimizle umutlarımızla kol kola omuz omuza gerçekleştireceğimiz, belediyelerimizle beraber de aslında ailelerimizi büyüteceğimiz yeni bayramları çok kutlayacağız. Bir kadın belediye başkanı olarak görevi devralmanın gururunu yaşıyorum. Türkiye Cumhuriyeti’nde Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde, ülkemizin çağdaş aydınlık geleceğinde kadınlara ve gençlere verdiği önemin bugün göstergelerinden bir tanesiyim, bunun bir parçası olmak benim için çok değerli. Partimizin değişim anlayışı içerisinde kadınlara ve gençlere verdiği önemle birlikte Karabağlar’da kadın bir belediye başkanı olarak görevi devralmak benim için çok önemli. ve biliyorum ki sözlerimizi paylaşırken ben Karabağlar’da diğer belediye başkanı arkadaşlarımız kendi kentlerinde bizler aslında hayatımızı umudumuzu çalışmalarımızı büyüteceğiz. ve ben her zaman şunu söyledim: Karabağlar’da kadınların izi olacak gençlerin, çocukların, emekçileri, emeklilerin hayatımızı paylaşan herkesin izi ve sözü olacak. Biz demokrasiyi de kentlerimizi de sağlıklı güvenli hak ettiğimiz yaşamları da kentlerimizden başlayarak ülkeye dair beraber paylaşacağız” dedi.
]]>Ticari bakımdan işlenebilir en kaliteli lüle taşı yataklarının bulunduğu Tepebaşı ilçesi kırsal Kozlubel Mahallesi’nde 1984’te bu madenle tanışan 54 yaşındaki Çınar, katıldığı festivallerde Eskişehir’in bu ekonomik ve kültürel değerini tanıttı.
Kültür ve Turizm Bakanlığı Geleneksel El Sanatçısı ünvanını 1996’da alan Çınar, 6 yıl önce Eskişehir Olgunlaşma Enstitüsünde usta öğretici olarak görev yapmaya başladı.
Enstitüde lüle taşını pipodan takıya, satranç takımından büstlere kadar birçok ürüne dönüştüren, ABD ve Çin’den gelen siparişleri yetiştirmeye çalışan Çınar, mesleğinin gelecek nesillerde devamını sağlamak amacıyla aralarında iki kadının bulunduğu birçok kişiye bu sanatı öğretti.
Mehmet Çınar, AA muhabirine, ilkokulu bitirdikten sonra yaz tatilinde doğduğu yer olan Kozlubel’de madeni işlemeye başladığını, 1984’te eline aldığı lüle taşını bir daha bırakamadığını söyledi.
Adeta bu madenin içinde büyüdüğünü belirten Çınar, şöyle devam etti:
“Lüle taşını işlemeyi bırakamıyorum. Başka bir işle uğraştığımda aklım lüle taşında kalıyor. Pipo, tespih, satranç takımı, takı, topaç, büst gibi ürünler yapıyorum. 1996 yılında İstanbul’da Taksim Meydanı’ndaki bir festivale katıldım. Kültür ve Turizm Bakanlığı görevlileri lüle taşını işlerken beni izledi. Daha sonra işlemleri başlatıp, Kültür ve Turizm Bakanlığı sanatçısı oldum. Eskişehir Olgunlaşma Enstitüsünde 6 yıldır usta öğreticiyim.”
Çınar, lüle taşının gelecek nesillere aktarılmasının önemini vurguladı.
Bu madenin çok değerli olduğunu dile getiren Çınar, “ABD ve Çin’den gelen siparişler üzerine pipo üretiyorum. Yurt dışından yoğun talep var ancak bunu karşılamakta zorlanıyoruz çünkü yeteri kadar usta yok. Taşı çıkaranların sayısı bile istenilen seviyede değil. İki kadın usta yetiştirdim. Kadın ustalarım çok iyi noktaya geldiler. Bir de erkek yetiştiriyorum.” diye konuştu.
“Kadının elinin değdiği her şey güzel oluyor”
Çınar’ın yetiştirdiği ustalardan Çiğdem Genç Dündar, daha önce Halk Eğitimi Merkezinde ebru kursu verdiğini, 4 yıldır lüle taşıyla uğraştığını anlattı.
Lüle taşında farklı teknikler uyguladıklarını, kağıtları yakıp renklendirdiklerini belirten Dündar, “Kadının elinin değdiği her şey güzel oluyor. Benim lüle taşı ustası olduğumu öğrenenler şaşırıyor. ‘Lüle taşıyla erkekler uğraşır’ diye kalıplaşmış düşünce var ancak kadınlar olarak da gayet güzel yapıyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.
Çınar’dan öğrendiği lüle taşı işlemesini 2 yıldır sürdüren Şeyda Özbakan, bu sanatla uğraşmaktan memnuniyet duyduğunu belirtti.
Özbakan, “Her yıl daha iyi olmak için çabalıyorum. Gelecekte kadın lüle taşı sanatçıları da yetiştirmek istiyorum. Kadınların rahatlıkla yapabileceği bir iş. Onları eğitmeyi ve yardımcı olmayı çok istiyorum. Lüle taşıyla uğraşmak rahatlatıyor.” ifadesini kullandı.
Mehmet Çınar’dan lüle taşı dersi alan emekli Önder Beşibirlik ise lüle taşına şekil vermekten keyif aldığını, istek, inanç ve ilgiyle çoğu insanın rahatlıkla bu sanatı yapabileceğini dile getirdi.
]]>31 Mart yerel seçimlerinde belediye başkanlıklarının yanı sıra muhtar adayları da kıyasıya yarıştı. Seçimin sonuçlanmasının ardından Fethiye’nin 41 mahallesinde toplam 15 muhtar değişti. Değişen muhtarlar arasında ise en çok dikkat çeken 3 mahalle oldu. İnlice Mahallesi’nde Kezban Kalkan ve Karacaören Mahallesi’nde Arife Akça kadın muhtar olarak seçilirken, geçmiş dönemde Fethiye’nin tek kadın muhtarı olan Kesikkapı Mahalle Muhtarı Süzen Taşar da tekrar güven tazeledi. Böylelikle 41 mahallede 3 kadın muhtar göreve başlamış oldu. Mazbatalarını alan kadın muhtarlar, görevlerini en titiz şekilde sürdüreceklerini söylediler. Kadınlara seslenen muhtarlar, tüm kadınların kendilerine güvenmeleri gerektiğini ifade ederek, “Bu görevi yapmak isteyen tüm kadınlarımıza tavsiye ederiz. Çalışabilecek tüm insanlar seçime katılabilirler. Bu bir demokrasi yarışıdır” dediler. Kadın Muhtarları tebrik eden Fethiye Muhtarlar Derneği Başkanı Niyazi Canözü ise Fethiye’de en az 10 kadın muhtarın görev yapmasını istediklerini ifade etti.
“Görevi yapmak isteyen tüm kadınlarımıza tavsiye ederiz”
Kadın muhtarlar olarak örnek olmak istediklerini ifade eden Kesikkapı Mahalle Muhtarı Süzen Taşar; “Mahalle sakinlerimize ve bize önem veren herkese çok teşekkür ederim. 5 yıl boyunca mahallemiz için çalıştık ve Kendine güvenen ve bu görevi yapmak isteyen tüm kadınlarımıza tavsiye ederiz. Çünkü öncelikle bizler kadın erkek ayrımı yapmadan iyi insan ve kötü insan ayrımı yapıyoruz. Çalışabilecek tüm insanlar seçime katılabilirler. Bu bir demokrasi yarışıdır. Bizler kadın muhtar olarak bunu öne çıkarabilmemiz için belediyemizden, kaymakamlıktan, valilikten, büyükşehirden kısacası tüm kurumlardan hizmetlerimizi alabilmeliyiz ki, kadınlara muhtar olarak örnek olalım. Mahallelerimiz hizmet bekliyor” dedi.
“Muhtar mı oldun Kezban Yenge? şarkısını gerçekleştirmek için buradayız”
İnlice Mahallesi Muhtarı Kezban Kalkan ise “Muhtar mı oldun Kezban yenge?’ şarkısını gerçekleştirmek için buradayız. Başardık. Arkamda duran ve beni destekleyen herkese çok teşekkür ediyorum” diye konuştu.
“Başaracağımızdan eminim”
Karacaören Mahallesi Muhtarı Arife Akça da kendisini destekleyenlere teşekkür ederek “Tüm seçmenlerime, beni bu göreve layık gören herkese çok teşekkür ediyorum. Çok heyecanlıyım. İnşallah en iyi şekilde görevimizi yaparız. Başaracağımızdan eminim” şeklinde konuştu.
“En az 10 mahallemizde kadın muhtarımızın olmasını istiyoruz”
Kadın muhtarları tebrik eden Fethiye Muhtarlar Derneği Başkanı Niyazi Canözü, “Aramıza 2 kadın arkadaşımız daha katıldı. Kendilerini tebrik ediyorum. Gerçekten onlara güveniyoruz. İnşallah mahallelerine güzel hizmetler vereceklerdir. Bundan eminiz. Kendilerine hayırlı uğurlu olsun. Fethiye’mizde 15 mahalle muhtarımız değişti. Onlara da görevlerinde başarılar diliyorum. Beni sevindiren tek olay, kadınların katılımı oldu. Bunun daha fazla olmasını istiyoruz. En azından 41 mahallemizin 10’unda kadın muhtarımızın olmasını istiyoruz. Gelecek seçimde yine kadın muhtarlarımızın daha fazla olacağından eminim” dedi. – MUĞLA
]]>İpekyolu ilçesindeki Cumhuriyet Mahallesi’nde yaşayan iki çocuk annesi Tanrıtanır, 2009 yılında “Kadından muhtar olmaz” söylemlerine karşı çıkarak muhtar adayı oldu.
Kentin ilk kadın muhtarı seçilen ve mahalle halkının takdirini kazanan Tanrıtanır, ardından iki dönem daha rakiplerini geride bırakarak seçimleri kazanmayı başardı.
Tanrıtanır, son olarak 31 Mart Mahalli İdareler Genel Seçimlerinde erkek rakibini geride bırakarak yeniden muhtar seçildi.
Yıllardır hizmet ettiği mahallenin “Leyla ablası” olarak bilinen Tanrıtanır, muhtarlık bürosuna gelen mahalle sakinlerinin tebriklerini kabul ediyor.
Hayata geçirmeyi planladığı yeni projeler için şimdiden hazırlıklara başlayan Tanrıtanır, AA muhabirine, mahalledeki sorunları çözmek için 2009’da aday olduğunu ve o dönemde Van’ın ilk kadın muhtarı olarak seçildiğini hatırlattı.
Mahallede 30 yıldır ikamet ettiğini anlatan Tanrıtanır, şöyle konuştu:
“Muhtarlıktan önce iş kadınıydım. Bir kadın olarak mahalledeki sorunlarla bire bir karşılaşınca mevcut muhtara sürekli sorunları ilettim. Muhtarımız elinden geldiğince sorunlarla ilgilenmeye çalıştı ama yetersiz kaldığını gördüğümde onun da rızasını alarak muhtar adayı oldum. Ataerkil hakimiyeti yüksek bir bölgede yaşıyoruz. İlk adaylık sürecimde ‘Kadından muhtar olmaz’ söylemini sıkça duyuyordum. Benim de hedefim bu algıyı değiştirmekti. Seçimi kazandıktan sonra yaptığım çalışmalar ve hizmetlerle kendimi kanıtladım. Kadınlara karşı dile getirilen söylemleri de çürüttüm.”
“Yeni çalışmalar için kolları sıvadık”
İlk seçildiği 2009’dan bu yana mührü kimseye kaptırmadığını belirten Tanrıtanır, 31 Mart’ta tekrar seçilmenin mutluluğunu yaşadığını dile getirdi.
Bu seçimde tek rakibi olduğu için güzel bir süreç geçirdiğini ifade eden Tanrıtanır, şunları aktardı:
“Birbirimizi kırmadan seçimi bitirdik. Destek olan, olmayan herkese teşekkür ederim. Önümüzdeki 5 yıl içinde yarım kalan projelerimizi tamamlayıp, yeni çalışmalar için de kolları sıvadık. Mahallenin güzelleşmesi için birçok çalışmamız mevcut. Kadınlara ve çocuklara yönelik değişik projelerimizi de hayata geçirmek için hep birlikte çalışacağız. İnsanları sevdiğinizde, muhtarlığa gelen kimseyi geri çevirmediğinizde, arayan numaralara geri dönüş sağladığınızda ve vatandaşların gönlüne dokunduğunuzda onlar da size kıymet veriyor. Zaman ilerledikçe mahallenin ‘Leyla Ablası’ olarak görüldüm. Bundan da çok büyük bir mutluluk duyuyordum.”
Tanrıtanır’ı tebrik etmeye gelen mahalle sakinlerinden Güldane Yanger, “Leyla muhtardan önce mahallemizde bir tane bile sokak lambası yoktu ve mahallenin birçok eksiği vardı. Leyla Hanım muhtar olunca, mahalledeki birçok eksiği tamamladı. Alçakgönüllü bir muhtarımız var, ihtiyacı olan ailelerle yakından ilgileniyor. Başarısı beni mutlu ediyor.” değerlendirmesinde bulundu.
Hatuniye Mahallesi Muhtarı Turgut Külay ise “2009’dan bu yana görevini sürdüren Leyla muhtarımız, bu süreçte mahallesinde birbirinden güzel hizmetlere imza atarak, ismini ülkenin her tarafına duyuruyor. Yaptığı güzel çalışmalar sayesinde dört dönemdir muhtarlık görevini sürdürüyor. Diğer birçok kadına hem örnek oldu hem cesaret verdi. Ondan sonra kentteki kadın muhtar sayısı arttı.” ifadelerini kullandı.
]]>Taşpınar köyünde yaşayan ve 2004’ten beri muhtarlık yapan 65 yaşındaki Hüseyin Kayalı, 31 Mart Mahalli İdareler Genel Seçimleri’nde aday olmadı.
Hüseyin Kayalı’nın eşi Hatice Ekinci Kayalı, köy halkının da isteği üzerine muhtar adayı oldu.
Tek aday olarak seçime giren Kayalı, oy kullanan 68 seçmenin geçerli 60 oyunu alarak muhtar seçildi.
Eski muhtar eşinden mührü devralan Kayalı, köy halkının taleplerini yerine getirmek için çalışmalara başladı.
Eşiyle köyün sokaklarında gezerek vatandaşlarla sohbet edip taleplerini alan Hatice Ekinci Kayalı, AA muhabirine, Yozgat merkezden Taşpınar’a gelin geldiğini ve 30 yıldır köyde yaşadığını söyledi.
Kayalı, eşinden dolayı içinde her zaman muhtar olma hevesi bulunduğunu anlatarak, “Eşim 20 yıldır Taşpınar köyünün muhtarlığını yapıyordu ve bırakmak istedi. Köylü de benden muhtar olmamı talep etti. Adaylığımı koydum. Köylülerin desteğiyle seçildim.” dedi.
Eşinin köye çok hizmetleri dokunduğunu ifade eden Kayalı, “Yapılacak pek bir şey yok ama tabii ki hizmetlerimiz devam edecek. Birkaç tane çeşmemiz var, onlar yapılacak. Aşağı mahallelerin yolları taş döşenecek, fırın yapılacak, kadınlarımız için aktiviteler yapılacak. Kadınlarımızın bizden kurslara yönelik talepleri var, eğlence yapabilecekleri yer talep ettiler. Biz de tabii ki yerine getirmeye çalışacağız. Taşpınar-Yozgat yolu biraz kötü, yolu yaptırmaya çalışacağım.” diye konuştu.
“20 yıl hizmet ettim”
Hüseyin Kayalı da muhtar olarak 20 yıl köyüne hizmet ettiğini belirtti.
Köye çok sayıda hizmetin gelmesine vesile olduğunu vurgulayan Kayalı, şunları kaydetti:
“Köye kanalizasyon yapıldı, yollarımız taş parke yapıldı. Cami, mescit, park, çoban lojmanı, mezarlık düzenlemesi, taziyeevi, düğün salonu, çocuk parkaları, piknik alanı yapıldı. 700 dönüm araziye fidan dikilip ormana dönüştürüldü. Artık yoruldum ve aday olmama kararı aldım. Köylümüz ve komşularımız ‘Sen olmazsan olmaz.’ dediler. ‘Sen muhtar olmuyorsan eşini biz muhtar görmek istiyoruz.’ dediler, biz de ‘tamam’ dedik. Eşim de zaten bu işe hevesliydi. Muhtar adayı oldu ve seçildi. Bayrağı bıraktığım yerden alıp daha çok hizmeti benden iyi yapacağına inanıyorum.”
Köy sakini Melek Mermertaş ise köydeki kadınların sorunlarını kadın muhtara daha rahat anlatacağını ifade ederek, “Kadınlar erkek muhtara anlatamaz. Ama bir kadın olduğu zaman tüm sorunlarını dile getirebilir. Bizim için büyük bir şans diyorum, yolu açık olsun. İnşallah sonuna kadar problemsiz görev yapar, desteklerimiz onunla.” ifadelerini kullandı.
Davut Mermertaş, eski muhtar Hüseyin Kayalı’ya hizmetlerinden dolayı teşekkür ederek, yeni muhtara başarı diledi.
Emine Akça ise kadın muhtardan köye, ekmek fırını ve halı yıkamak için çeşme yaptırmasını istedi.
Seyit Akça, köylerinde ilk kez bir kadın muhtar seçildiğini, önceki muhtarın köye çok sayıda hizmette bulunduğunu, kalanlarını da eşinin yapacağını söyledi.
]]>Eskişehir Kadın Sağlığı Eğitim Projesi’nin öncüsü olan Hülya Aksoy ve Eskişehir İl Sağlık Müdürü Yaşar Bildirici, 1-7 Nisan Ulusal Kanser Haftası Sempozyumu’nda projenin güncel durumuyla ilgili bilgiler paylaştı. 2023 yılının ekim ayında başlatılan proje ile toplamda 350 bin kadının bilinçlendirilmesi hedefleniyor. Kadınları ilgilendiren meme kanseri, benzeri hastalıklar ve kadına şiddet gibi önemli konularda il merkezinde ve ilçelerde bilgilendirme çalışmaları devam ederken, proje çerçevesinde günümüz itibariyle 51 bin 210 kadına ulaşıldı. Aksoy, kadınların olumlu tepkiler gösterdiği projeyi tamamlanana kadar devam ettireceklerini vurgularken, Bildirici ise, proje çerçevesinde bir araya getirilen kadınlara sağlık hakkında verilen eğitimlerin devam ettiğini ve gerekli taramaların gerçekleştirildiğini belirtti.
“Kadınımızın olduğu her noktaya ulaşmaya çalışıyoruz”
Eskişehir Valisi Hüseyin Aksoy’un eşi Hülya Aksoy, projenin amacından ve güncel durumundan bahsederek, “Projemizin amacı, kadınlarımızı özellikle başta kanser olmak üzere kendi sağlıkları ile ilgili bilgilendirme ve farkındalık oluşturmak. Bununla birlikte kadınları ve insanları ilgilendiren birçok konuda bilgilendirme çalışması yürütüyoruz. Eskişehir ilinde de bu çalışmaları ekim ayında başlattık. Proje bütün ilçeleri dolaştı. Şimdi de il merkezimizde devam ediyor. Toplamda 350 bin kadın hedefimiz. Şu anda 51 bin kadına ulaşmış durumdayız. Tamamlanana kadar projemiz devam edecek. Kadınımızın olduğu her noktaya ulaşmaya çalışıyoruz. Kadınlarımızı bilinçlendirmek, farkındalık oluşturmak adına böyle bir hedefle yola çıktık. Özellikle her ilçeye birer kere gitmeyi hedefledim ve birçoğuna katıldım. Katılamadıklarım oldu ama oralarda da proje yine devam ediyor. Proje sürdüğü sürece devamlı katılmak için çaba sarf ediyorum. Başta kırsaldaki kesim olmak üzere tüm kadınlar, bu projenin kendileri için yapıldığının farkındalar ve çok memnun olduklarını ifade ediyorlar” dedi.
“Sayın valimizin eşinin yürüttüğü proje kanser haftasını da anlamlandırıyor”
Projeyle ilgili konuşan Eskişehir İl Sağlık Müdürü Yaşar Bildirici ise, şu şekilde konuştu:
“Sayın valimizin değerli eşi hanımefendinin koordinasyonunda bir kadın sağlığı eğitimi projesini ilimizde cari hale getirmiş durumdayız. Aslında bu proje, şu an içinde bulunduğumuz haftaya da anlam katan bir proje. Biliyorsunuz 1-7 Nisan Kanser Haftası içerisindeyiz. Dolayısıyla aslında sayın valimizin eşinin yürüttüğü proje kanser haftasını da anlamlandırıyor. Biz bu projeyle yaklaşık ilimizde 15 ile 69 yaş arasında 350 bin civarında kadına ulaşmayı hedefliyoruz. Şu anda da yaklaşık 50 bin civarında bir kadına ulaşmış durumdayız. Eğiticilerimizin marifetiyle, merkez ilçeler ve periferik ilçeler dahil kadınları belli periyotlarla topluyoruz ve bunlara kadın sağlığı ile ilgili eğitim veriyoruz. Tabii bunları tahmin edebileceğiniz gibi kanser erken tanı merkezlerimize yönlendiriyoruz ve bunlarda meme kanseri, rahim ağzı kanseri ve kolorektal kanser taramaları için teşvik ediyoruz. Dolayısıyla bu çerçevede on binlerce kişiye ulaşılmış, taramaları yapılmış durumda.” – ESKİŞEHİR
]]>15 yılda 3,9 milyon TL proje desteği ve 7,2 milyon TL yatırım
Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Kalkınma Ajansları Genel Müdürlüğü koordinasyonunda faaliyetlerini yürüten OKA, 15 yıldır bölgede bin 200 projeye güncel rakamla 3,9 milyon TL destek vererek, 7,2 milyon TL yatırım yapılmasını sağladı. İmalat sanayi, turizm, sosyal kalkınma, çevre, enerji, kentleşme, tarım ve kırsal kalkınma, kurumsal kapasite, yatırım ve tanıtım gibi tematik alanlarda özel sektör, sivil toplum kuruluşları ve kamu kurumları tarafından merkezi ve yerel programlar aracılığıyla uygulanan bu projeler Amasya ve Tokat illerinde turizm sektöründe mekansal bir dönüşüm sağlarken, Çorum ve Samsun illerinde yoğunlukla imalat sanayi alanında dönüşüm sağlayarak üretim kapasitesi ve istihdam olanaklarını artırdı. Ajans, ülke ölçeğinde başarılı uygulama örneği niteliğindeki bu çalışmalarıyla Bölgenin kalkınma sürecine ivme kazandırdı.
En fazla uluslararası kaynağı bölgesine çeken kalkınma ajansı
Ajans, bugüne dek başvuru sahibi, ortak ve iştirakçisi olduğu 15 dış kaynaklı proje ile 54,3 milyon avro AB kaynağını da bölgesine kazandırarak, Kalkınma Ajansları Genel Müdürlüğü tarafından “En Fazla Uluslararası Kaynağı Bölgesine Çeken Kalkınma Ajansı” olarak başarı sertifikasına layık görüldü. 2023 yılında genç istihdamı, turizm, katma değerli üretim ve ihracat, girişimcilik ile bölge planlaması odaklı başarılı çalışmalarını 2024 yılında da devam ettirmeyi hedefleyen OKA, yeni dönemde Bölge potansiyelinin değerlendirilmesine ve geliştirilmesine yönelik etkili hamleleriyle, kapasiteyi güçlendirip öncü ve örnek çalışmalarına devam ediyor.
“Bölgesel Kalkınmanın Yüzyılı olacak bir sürecin başındayız”
Bölgenin, ülkenin kalkınma hedeflerine katkısını devam ettirmek üzere OKA olarak gayretle çalışmaya devam edeceklerini söyleyen OKA Genel Sekreter Vekili Mehlika Dicle, “Cumhuriyetimizin 100. yılında Bölgesel Kalkınmanın Yüzyılı olacak bir sürecin başındayız. Bölgelerimizin potansiyellerinin harekete geçirilmesi, kendilerine özgü imkan ve kabiliyetlerinin yenilik temelinde geliştirilmesi, bölge dirençliliklerinin artırılması ve afet sonrası ekonomik ve sosyal iyileşmenin sağlanması yoluyla ülkemizin dengeli kalkınmasına azami katkının sağlanması ile bölge içi ve bölgeler arası gelişmişlik farklarının azaltılması temel amacı ile tüm Ajanslarımız çalışmalarını yürütmeye devam edecektir. Yılın ilk 3 aylık dönemini geride bıraktık. Mart ayının başında ilan ettiğimiz Fizibilite ve Teknik Destek Programları ile yatırım, üretim, istihdam, ihracat temelinde bölgemizin kalkınmasına yönelik proje portföyünü geliştirmeyi amaçlıyoruz. Bölgemizde sayıları her geçen gün artan organize sanayi bölgelerine yeni özel sektör yatırımlarının kazandırılması kadar yatırım ortamının iyileştirilmesine yönelik altyapı projeleri de önem arz ediyor. Önümüzdeki beş yıl gündemimizde yer alacak ikiz dönüşüm başlıkları yeşil dönüşüm ve dijital dönüşüm ajansımızın da önemli gündem maddeleri arasında yer alacak” dedi.
Kalkınmaya yönelik faaliyetlerini yatırım destek faaliyetleri ile bütünleşik olarak sonuç odaklı programları çerçevesinde yürüttüklerini vurgulayan Dicle, “Ajansımızda uygulamakta olduğumuz 3 sonuç odaklı programımızla bölgemizde mekansal, ekonomik ve toplumsal dönüşüm süreçlerinin öncüsü olduğumuzu söylememiz gerekir. ‘Kültür ve Doğa Turizmi Ekseninde Şehirlerin Markalaşması’, ‘Katma Değerli Üretim ve İhracat’ ve ‘Girişimcilik Ekosisteminin Desteklenmesi’ sonuç odaklı programları faaliyetleri ile 2024 yılında turizm, ihracat ve girişimcilik alanlarını desteklemeye devam edeceğiz. Ajansımızın etkin hizmet üreten birimleri olan Yatırım Destek Ofislerimizin, Bölgedeki potansiyel yatırım konularında tanıtım ve bilgilendirme faaliyetlerine ağırlık vereceğiz. Ayrıca YDO faaliyetlerinin çeşitlendirilmesine yönelik çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Araştırma, analiz çalışmalarının yanı sıra kapasite geliştirme, tanıtım ve iş birliği faaliyetleri uygulayacağız” diye konuştu.
“İş birliği, koordinasyon ve yönlendirme kavramları ön plana çıkacak”
2024-2028 dönemini kapsayan Orta Karadeniz Bölge Planı ile ilgili değerlendirmelerde bulunan Mehlika Dicle, “Ajansımız, bölgenin gelecek 5 yılına yön verecek 2024-2028 yılı TR83 Bölgesi Bölge Planı hazırlık çalışmalarını Kalkınma Ajansları Genel Müdürlüğü ile koordine şekilde yürütmüş ve belirlenen takvim çerçevesinde tamamlamıştır. 2024 yılındaki çalışmalarımızı da yeni Bölge Planımızın ortaya koyduğu vizyon çerçevesinde tasarladık. Bu dönemde Ajansımız açısından iş birliği, koordinasyon ve yönlendirme kavramları ön plana çıkacak” şeklinde konuştu.
“Kadın girişimciliğini ve kadın istihdamını destekleyeceğiz”
Genel Sekreter Dicle, kalkınma ajansları için belirlenen 2024 yılı temasına da değinerek, “Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Kalkınma Ajansları Genel Müdürlüğümüzce, kalkınma ajanslarının 2024 yılı çalışma teması ‘Kadın Girişimciliği/Kadın İstihdamı’ olarak belirlendi. Bu kapsamda Girişimcilik Ekosisteminin Desteklenmesi Sonuç Odaklı Program faaliyetlerimizde kadın girişimciliği ve kadın istihdamı odağında çalışmalarımıza başladık. Yeni kadın girişimciler yetiştirecek, kadın istihdamı ve iş yaşamında kadına bakış açısında farkındalık oluşturacak, iş hayatında kadın temsilini güçlendirecek, yeni kadın girişimcilere rol model oluşturacak, imalat sanayi özelinde nitelikli kadın işgücünü artıracak faaliyetlerimiz planlı şekilde ilerliyor. Bu alanda önemli bir kapasite oluşturmayı ve nitelikli sonuçlar elde etmeyi hedefliyoruz.” ifadelerini kullandı. – SAMSUN
]]>Kaza, sabah saat 10.30 sıralarında Adapazarı ilçesi Şirinevler Mahallesi Adnan Menderes Caddesi üzerinde Ormanpark önünde bulunan yaya geçidinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, Adapazarı istikametinde ilerlemekte olan kadın sürücü S.K. kontrolündeki 54 SA 697 plakalı Volkswagen marka otomobil, yaya geçidinden yolun karşısına geçmek isteyen 23 yaşındaki Sena E.’ye çarptı. Çarpmanın etkisi ile metrelerce yükseğe savrulan genç kadın, kanlar içerisinde kaldı. Çevredeki vatandaşların yardım için bölgeye koştuğu kazanın haber verilmesi üzerine adrese sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Olay yerine ulaşan sağlık ekiplerince ilk müdahalesi yapılan yaralı kadın Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırıldı. Vücudunun çeşitli yerlerinde kırıklar olduğu öğrenilen genç kadının hastanedeki tedavisinin devam ettiği öğrenilirken kazaya ilişkin inceleme başlatıldı.
Korkunç kaza kamerada: Koşmaya başladı ama kaçamadı
Öte yandan, kaza anı ise cadde üzerinde bulunan bir işletmenin güvenlik kamerasınca saniye saniye kaydedildi. Görüntülerde, genç kadının yaya geçidinden karşıya geçmeye çalıştığı esnada hızla gelen otomobili fark ettiği son anda koşmaya başlaması ancak otomobilin kadına çarpması yer aldı. Çarpmanın şiddeti ile yayanın metrelerce yükselerek yere savrulduğu ve otomobil sürücüsünün ise araçtan inerek şoka girdiği, çevredeki vatandaşların da kaza yerine koştuğu anlar da görüntülere yansıdı.
“Burada sürekli kaza oluyor, bu kaçıncı bilmiyorum”
Yaşanan olayı anlatan işletme sahibi Bayram Budak, “İş yerinde içeride çalıştığımız esnada gelen kaza sesi üzerine dışarıya çıktık. Çünkü bu kazalara maalesef alıştık ve bıktık. Burada sürekli kaza oluyor ve bu kaçıncı kaza bilmiyorum. Maalesef yaya geçidinde çok fazla yayaya çarpıyor araçlar. Kaza sesini duyunca hemen refleks olarak dışarıya çıktım ve o esnada yaralının maalesef ağzından, burnundan kan geldiğini gördüm. Durumu 112’e bildirdim, nabzını kontrol ettik ve yaralı kadına sorular sorarak bilincini açık tutmaya çalıştık. Öncesinde tepki vermedi ve korktuk. Hastane yakın tek tesellimiz o hemen olay yerine ambulans geldi, müdahalede bulundular” dedi.
“Bir önlem alındı ama yetersiz kalıyor”
Birçok kazanın meydana geldiği bölgede önlem alındığını ancak bu önlemlerin yetersiz kaldığını aktaran Budak, “Buradaki kazalar için bir önlem alındı, bazı değişiklikler yapıldı ama yetmiyor. En önemli etken, minibüslerin durağı ve o durak yaya geçidini kapattığı için yayalar sıkıntı yaşayabiliyor. Benim önerim; bu durağın belli bir mesafede ileriye taşınması ve minibüslere cep yapılması. Daha öncesinde üst geçidi dile getirdik farklı bir önlem alındı bu önlem kazaları azalttı eskiden daha fazlaydı ama yine de araçlar durmuyor. Ambulans yolu ve bu sebeple ışıkta konulmuyor buraya. Bence bir üst geçit veya minibüslere bir cep yapılması buradaki kazaları bitirecek gibi duruyor” diye konuştu.
“Güvenlik kamerası çok ürkütücü, metrelerce havaya uçmuş”
Kadının metrelerce havaya savrulduğunu aktaran Budak, “Olayın şoku ile yardım ettim ama güvenlik kamerası çok ürkütücü, metrelerce havaya uçmuş ve sürüklenmiş. Arabanın ön camı patlamıştı, ciddi bir kaza. Yaklaşık 15-20 metre sürüklenmiş yaya. Bu duruma artık söyleyecek bir söz bulamıyoruz” şeklinde konuştu. – SAKARYA
]]>31 Mart Yerel İdareler Seçimleri’nde Burdur’un Bucak ilçesinde Cumhuriyet Halk Partisi’yle girdiği seçimde resmi olmayan sonuçlara göre 11 bin 57 oy alarak yüzde 39,99 ile Bucak Belediye Başkanı seçilen 28 yaşındaki Hülya Gümüş, Burdur’un hem ilk kadın belediye başkanı hem de en genç belediye başkanı seçilerek tarihe adını altın harflerle yazdırdı. En son 50 yıl önce CHP’li Cemal Aktaş’ın kazandığı Bucak Belediyesi’ni 50 yıl sonra tekrardan CHP’ye kazandıran Gümüş, bayrağı teslim almanın gururunu yaşadığını dile getirdi.
28 yaşındaki Makine Mühendisi Hülya Gümüş’ün başarılı siyaset dönemi 2020 yılında Bucak Gençlik Kolları Başkanlığı’na seçilmesiyle başladı. Gençlik kolları ile birlikte Bucak’ta çalışmalar yapan Gümüş, 2023 yılında gerçekleştirilen 28’inci Dönem Milletvekili Seçimleri’nde Cumhuriyet Halk Partisi’nden 2. sıra milletvekili adayı oldu. Bu süreçte Burdur genelinde ilçe ilçe, köy köy gezerek halkın sempatisini ve güvenini kazandı. Milletvekilliği seçimlerinde kaybeden Gümüş, pes etmeyip Belediye Başkanlığı Seçimleri için aylar öncesinden çalışmalarına başladı. Bucak’ta gece gündüz demeden herkese ulaşmak için sokaklarda olan Gümüş kendini halka ispatlayarak Bucak Belediye Başkanı seçildi. Seçim sonrası gelen zaferle Bucak Halkı sokaklara dökülürken Belediye Binası önünde gerçekleştirilen kutlamalarda binlerce kişi Gümüş’ün sevincine ortak oldu.
“Aydınlık yarınların mimarları gençler ise gençlerin söz sahibi olması gerekir”
Tarihte hep gençlerin isimlerinin söylenip vurgulandığını ama en başta siyaset olmak üzere yaşam alanlarında çok fazla şans verilmediğini belirten Bucak Belediye Başkanı Hülya Gümüş:
“Ben bunu hep şöyle örneklendiriyorum; ‘gençlik kollarına girin, siyasete atılın’ dendi ama sadece bayrak asmaktan broşür dağıtmaktan öteye ilerlenmesi engellendi. Bunun için Cumhuriyet Halk Partisi aileme çok teşekkür ediyorum. En başta bu cesareti ailenden toplaman lazım, daha sonra partinden. Sağ olsun Bucak da bana sahip çıktı, kızına, gencine sahip çıktı. Buradan gençlere şunları söylemek istiyorum, ne olursa olsun mücadelelerinden vazgeçmesinler. Çünkü aydınlık yarınların mimarları gençlerse eğer gençlerin de mutlaka bu ülke hakkında söz sahibi olması gerekir. İnşallah da bu saatten sonra, bu süreçten sonra hep böyle olacaktır” ifadelerini kullandı.
“Kadınlar yapamaz, elinin hamuruyla ne işi var söylemleri artık bir kenara bırakıldı”
Burdur’da kadınlara karşı yapılan ön yargıları kırarak Burdur’da ilk kadın Belediye Başkanı seçilen Hülya Gümüş, “Bucak’ta, Burdur’da ilk kadın Belediye Başkanıyım. Bu beni gerçekten çok mutlu ediyor. Bu bir gurur olmasıyla birlikte aynı zamanda maalesef üzüyor. Biz doksan yıldır siyasetin içerisindeyiz, seçme seçilme hakkımızı doksan yıl önce aldık. Ama bu topraklara uğramaması ne üzücü. İnşallah bu devri kapattık. Artık kadınlarımızın aktif rol alması için önünde hiçbir engel olmadığını gösterdik. İşte kadınlar yapamaz, elinin hamuruyla ne işi var, kadın başına ne yapacaksın söylemleri artık bir kenara bırakıldı. Sağ olsun gerçekten Bucak halkı bana güvendi, bütün hemşerilerim bana güvendi, İnşallah onların güvenlerini boşa çıkartmamak için daha çok çalışacağız. Daha çok bir arada olacağız. Güzel işler yapacağız inşallah” şeklinde konuştu.
“Gençlik çoban ateşi yakacağız burada yeni nesil siyaseti uygulayacağız”
Cumhuriyet Halk Partisi’nin Bucak’ta belediyeyi en son 50 yıl önce Cemal Aktaş ile aldığının altını çizen Hülya Gümüş, “Cemal Aktaş Başkanımın çok ayrı bir yeri vardı. Şu an bayrağı elinden almak çok mutlu edici bir durum, çok gurur verici bir durum. Maalesef partimizi Bucak’ta tanıtamadığımızı düşünüyorum şimdiye kadar. Biz bu yola çıktığımızda, dedik ki ‘Gençlik çoban ateşi yakacağız burada yeni nesil siyaseti uygulayacağız’. Kapı kapı gezdik, çalmadığımız kapı, sıkmadığımız el kalmadı. Çünkü biliyoruz ki dokunmak lazım. İnsanların bizden en büyük isteği şuydu yaptığımız ankette; ulaşılabilir bir belediye başkanlığı. ‘Benim belediye başkanım seçim zamanında nasıl geziyorsa seçimden sonrada ben ona ulaşabileyim, telefonlarımı açsın, beni ziyaret etsin, halimi hatırımı sorsun’. Bizim çalışkanlığımız biraz ön plana çıktı. O sayede de sağ olsun vatandaşlarımız bize güven duydu, oylarını verdiler. İnşallah onları mahcup etmeyeceğiz” dedi.
“Memleket güzel olacak ise gençlerin renkleriyle olacak”
Gençlerin ve kadınların asla umudunun kırılmaması gerektiğini düşündüğünü belirten Hülya Gümüş, “Çünkü gerçekten ülke düzelecekse, memleket düzelecekse, bu hep birlikte, birlik beraberlik içerisinde olması gerekiyor. Bu çerçevede kadınlarımızın artık evde hapis olmasına karşı çıkıyoruz. Onları sahaya alıyoruz, siyasete alıyoruz, aktif iş hayatına alıyoruz. Gençlerimizde şu an çok büyük bir gelecek kaygısı var biliyorum. Elindeki fırsatı yurt dışına kaçmakla değerlendirmek istiyorlar. Biz onlara şunu söylüyoruz; Biz kimseyi dışarıya göndermek istemiyoruz, burada eğer güzel olacaksa memleket onların renkleriyle, hepimizin renkleriyle olacak. Sadece omuz omuza mücadele etmeyi bilelim, birbirimizi destekleyelim, birbirimize mutlaka omuz verelim. Onun haricinde bizim yıkamayacağımız hiçbir duvar yok Allah’ın izniyle” ifadelerini kullandı. – BURDUR
]]>Lansmanı 9 Şubat’ta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan tarafından İstanbul’da yapılan Milli Müdafaadan Milli Kalkınmaya Türkiye Yüzyılı Kadınları, Yüzyılın Kadın İstihdamı İş-Pozitif Projesi (KİPAP) ile ilgili Manisa’da Teleset Firması ile Manisa Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğü arasında iş birliği protokolü imzalandı.
İş birliği protokolü imza törenine Vali Enver Ünlü, Manisa Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürü Günseli Tufan, Teleset Yönetim Kurulu Başkanı Murat Çam, Manisa OSB Bölge Müdürü Funda Karaboran, Manisa Sosyal Güvenlik Kurumu İl Müdürü Buket İnce katıldı.
Kadın istihdamının artırılmasının önemini vurgulayan Vali Ünlü, “Memleketimizin kurtuluşunda ve Cumhuriyetimizin kuruluşunda Türk kadını çok büyük paya sahiptir. Tarihimize baktığımızda, Anadolu kadınının sosyal ve ekonomik hayatın merkezinde olduğunu çok net bir şekilde görüyoruz. Hafsa Sultan, Gördesli Makbule, Nene Hatun, Sabiha Gökçen, Safiye Ali gibi güçlü Türk Kadınları her dönem harika işler başararak medeniyetimize iz bırakmışlardır. Güçlü kadın; güçlü aile ve güçlü toplum demektir. Bu sebeple de kadının ekonomik, kültürel ve sosyal hayattaki yeri ve konumu güçlendirilmelidir. Bu amaç doğrultusunda Cumhurbaşkanımızın Eşi Sayın Emine Erdoğan Hanımefendinin himayesinde başlatılan İş Pozitif Kadın İstihdam Programı kapsamında Manisa’da kadınlar için çalışmalara başladık ve çok şükür olumlu sonuçlar alıyoruz. 2024 yılının ilk çeyreğini bitirmek üzere olduğumuz şu günlerde 3 bin 106’sı kadın olmak üzere 8 bin 209 kişi İŞ-KUR Müdürlüğümüz aracılığıyla işe yerleştirilmiştir. Bu da ilimizi özel sektör işe yerleştirme sıralamasında Türkiye genelinde 4. sıraya yükseltmiştir” dedi.
“İlimizde kayıtlı toplam 108 bin 584 iş gücünün 51 bin 2’si kadın”
Manisa’da kayıtlı toplam 108 bin 584 iş gücünün 51 bin 2’sinin kadın olduğunu belirten Vali Ünlü, “Bugün burada bir araya gelmemizin sebebi de kadınlara yeni iş imkanları sağlamak, iş gücüne kazandırılan kadınların oranını arttırmaktır. Teleset Mobilya ve İŞ-KUR Müdürlüğümüz arasında imzalanacak olan protokol ilimizin vizyonuna büyük katkı sağlayacaktır. İmzalayacak olduğumuz İş Pozitif Protokolünün ilimiz için hayırlı olmasını temenni ediyor, özellikle kadın istihdamına sağladıkları destek dolayısı ile Teleset Mobilya yönetimine, İŞ-KUR İl Müdürlüğümüze ve emeği geçenlere teşekkür ediyorum. Yarınlarımızın daha güçlü olması için bu güzel ve anlamlı iş birliklerinin devam edeceğine inanıyorum.” diye konuştu.
Manisa Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürü Günseli Tufan, Teleset Yönetim Kurulu Başkanı Murat Çam imzalanan iş birliği protokolünün hayırlı olmasını temenni etti.
2024 yılı içerisinde Manisa İŞKUR aracılığı ile 21 bin 446 kişiyle bireysel görüşme yapıldığı bu kişilerden 8 bin 785’inin kadın olduğu, 2024 yılı içerisinde başlatılan 27 Aktif İşgücü Programına 60 katılımcının iştirak etmekte olduğu ve 24’ünün kadın katılımcı olduğu bilgisi de verildi.
İş birliği protokolü imza töreni sonrası Teleset firmasında çalışan personelle birlikte iftar yapıp sohbet eden Vali Enver Ünlü, daha sonra firmanın üretim birimlerinde incelemelerde bulunarak yetkililerden bilgi aldı. – MANİSA
]]>Siirt’teki temaslarını sürdüren Yılmaz, merkez Yeni Mahalle’deki AK Parti Kadın Lokali’nde düzenlenen “Siirt Buluşması”nda yaptığı konuşmada, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın selam ve sevgilerini iletti.
Aile kurumunun ve ailede kadının önemine dikkati çeken Yılmaz, AK Parti’nin siyasetinde kadınlara büyük bir önem ve değer verildiğini söyledi.
Bir toplumun gelişmesi, kalkınması, demokrasinin güçlenmesi için kadınların mutlaka daha aktif olması gerektiğini vurgulayan Yılmaz, kadın olmadan kalkınma ve demokrasinin olamayacağını aktardı.
Siyasi olarak da kadınlara değer verdiklerini ifade eden Yılmaz, şöyle konuştu:
“Kadınların AK Parti’yi, Recep Tayyip Erdoğan’ı sevmesi boşuna değil. Kadınlara gerçekten doğrudan ve dolaylı olarak birçok hizmetler bu dönemde yapıldı. En önemlisi Haydi Kızlar Okula Kampanyası. Eğitim olmadan hiçbir şey olmuyor. Güçlü kadın eğitimle olur. Burada da kıymetli Hanımefendiyi şükranla zikretmek isterim. Kampanyaya hamilik yaptı. Bölge başta olmak üzere ülkemizin her yerinde kızlarımız okullu oldu. Bunun etkilerini gelecekte daha iyi göreceğiz. Okullarla ilgili konular böyle hemen bir yılda, iki yılda sonuç vermiyor. Ama bir 10 sene, 20 sene sonra bu eğitilmiş kadın nüfusunun ne kadar önemli olduğunu hep birlikte göreceğiz. Şimdiden görmeye başladık. Belli alanlarda, iş dünyasında, siyasette, girişimcilikte kadınlar artık çok daha güçlü konumdalar.”
Eğitimin her kademesinde kadınların çok daha güçlü olduğunu, üniversite mezunu kadınların sayısının her geçen yıl katlayarak arttığını anlatan Yılmaz, kadınlara yönelik şiddetin önlenmesi, kadının istihdamı, hak ve özgürlüklerinin geliştirilmesine dönük çok çeşitli mekanizmalar kurduklarını ve projeler gerçekleştirdiklerini bildirdi.
İstihdamda kadın sayısının her geçen yıl arttığını, Halkbank kanalıyla sadece 3 yılda 220 bin kadın girişimciye 60 milyar lira finansal destekte bulunduklarını belirten Yılmaz, kadınların sadece çalışan değil, girişimci de olmasını istediklerini dile getirdi.
Kadın kooperatiflerine çok destekler verdiklerini, şu anda kadın kooperatifleri sayısının 1000’i bulduğunu anlatan Yılmaz, kooperatifler aracılığıyla kadınların ürettikleri ürünleri pazarlara daha kolay ulaştırdığını, gelirlerinin arttığını, aile ekonomilerine katkıda bulunduğunu aktardı.
Önümüzdeki dönemde kadın kooperatiflerinin sayısını ve kalitesini artırmaya devam edeceklerini bildiren Yılmaz, siyasette de kadınların aktif olması için her türlü çabayı gösterdiklerine dikkati çekti.
Ulusal ve yerel düzeyde kadın temsilini arttırdıklarını söyleyen Yılmaz, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Bizim bir ana muhalefet partisi var biliyorsunuz. Sabah akşam kadından bahsediyorlar. Kadın şöyle, kadın böyle diyorlar. Peki sormak lazım, sizin kadın milletvekili sayınız mı, AK Parti’nin ki mi çok? Mecliste şu anda en fazla kadın milletvekiline sahip parti AK Parti. Biz slogan söylemiyoruz, laf olsun diye konuşmuyoruz. Biz gerçek anlamda kadınları güçlendiriyoruz. Temsil noktasında da çok farklı adımlar atıyoruz. Kendim bizzat şahidim. Cumhurbaşkanı’mız hepimizi sıkı sıkı tembihliyordu,’Mutlaka listelere kadınlar yazılsın, kadın kontenjanlarına dikkat edilsin.’ diye. Toplumsal bir direnç var bu konuda, kolay değil. Onu da ama aşama aşama kırıyoruz. Şu an geldiğimiz nokta oldukça iyi, daha da iyi bir noktaya gideceğiz inşallah.”
AK Parti’de de en büyük güçlerinin kadınlar olduğunu dile getiren Yılmaz, seçim çalışmalarında da kadınların hiçbir karşılık beklemeden, gönüllü bir şekilde gece gündüz çalıştığını anlattı.
AK Parti döneminde Türkiye’de tabuların yıkıldığını aktaran Yılmaz, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“O öcü gibi gösterdikleri bir sürü tezviratlar yaptıkları konuda sanki Türkiye’de demokrasi bitecek, her şey elden gidecek diye sunmuşlardı. Tam aksine, ülkemiz daha birleşti, bütünleşti. Daha güçlü hale geldi. İnsanların inançlarıyla uğraşmayacaksınız. İnançlarını daha rahat yaşarlarsa hem ailelerine hem topluma daha büyük katkıları olur. O toplumda daha çok huzur olur. İnançları bastırarak yasaklayarak hiçbir yere varmaz bu toplum. Aynı şekilde yine özgürlükçü adımları ana dili konusunda attık. Alevilikte aynı şekilde tartışmalar yapıldı. Roman kardeşlerimiz, gayrimüslimlerin hakları bütün bunlar AK Parti dönemindedir. Demokraside de kalkınmada da bizimle yarışamazlar. Aynı şekilde Diyarbakır annelerinin yanındayız. Onların acısını, onların özlemini dindirmek için her türlü gayreti sarf ediyoruz. Güçlü yarınlara, Türkiye Yüzyılı’na kadınlarla yürüyeceğiz. Türkiye Yüzyılı aynı zamanda kadınların yüzyılı olacaktır.”
Yerel seçimde AK Parti’nin Siirt Belediye Başkanı adayı Ekrem Olğaç’a destek isteyen Yılmaz, Siirt’e yönelik yapılan çalışmaları ve projeleri aktardı.
Siirt’te huzur ve güvenin hakim olduğunu, bunun bozulmasına izin verilmemesi gerektiğini ifade eden Yılmaz, konuşmasını şöyle tamamladı:
“Bir yerel seçim yapıyoruz. Siyaset yapmak isteyen genel seçimi beklesin. Genel seçimde ideolojik neyse siyasetini yapsın. Ama yerel seçim hizmet seçimi. Yerel seçimde Siirt’e oyumuzu verelim. İdeolojik çatışmalara, polemiklere oyumuzu vermeyelim. Yerel seçimde oyumuzu kendimize verelim. Ekrem kardeşimize verelim. İnşallah en ön safta kadınların desteğiyle Ekrem Başkanı seçeceğiz.”
Programda, AK Parti İl Başkanı Bahri Caner Özturan, AK Parti Siirt Belediye Başkanı adayı Ekrem Olğaç ve AK Parti İl Kadın Kolları Başkanı Betül Tuğba Mavi de birer konuşma yaptı.
]]>MELTEM KARAKAŞ
Adaletin Hukuku ve Parlamenter Demokrasi İdeali Derneği (AHPADİ) Başkanı Avukat Mehmet Ektaş, yaptığı basın açıklaması ile kreş vaadinde bulunan AK Parti Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Nebi Hatipoğlu’nu eleştirdi. Ektaş, “Sayın Hatipoğlu’nun bugüne kadar kreş açmasında fabrikasında hiçbir engel de söz konusu değildi. Sayın Hatipoğlu vaadinde samimi olsaydı, kadın istihdamına destek sağlamak isteseydi öncelikle yönetmeliğin 13. maddesine uygun, elverişli koşullar oluşturarak işe başlayabilirdi. Ancak Hatipoğlu iş yerinde bugüne kadar herhangi bir çocuk yurdu açmamıştır” dedi.
İş insanı olan AK Parti Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Nebi Hatipoğlu, seçimleri kazandığı taktirde kadınların istihdama daha fazla katılması adına 12 saat boyunca açık olacak 20 adet kreşi Eskişehir’e kazandıracağını ifade etti. Hatipoğlu’nu eleştiren AHPADİ Derneği Başkanı Avukat Mehmet Ektaş, Hatipoğlu’na kendi fabrikasında kreş olup olmadığını sordu.
“VAAT SİYASETİNİN EN ÖNEMLİ ARAÇLARINDAN BİR TANESİ KREŞLER OLDU”
Avukat Mehmet Ektaş açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“Yerel seçim propaganda döneminde vaat siyasetinin en önemli araçlarından bir tanesi kreşler oldu. Mevcut belediye başkanlarımız açmış oldukları kreşlerle, vermiş oldukları kreş hizmetlerinin sayılarıyla kendilerine övünç kaynağı oluşturdular. Bunun yanında Eskişehir’imizin sayılı sanayicilerinden olup önümüzdeki dönem Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanlığına AK Parti’den aday olan Sayın Nebi Hatipoğlu ise kreş sayılarının yetersiz olmasını, kreşlerin 8 saatle çalışmalarının sınırlı olmasını, bunun kadın istihdamının önünde engel olduğunu, bu başarısızlığın da belediyelere ait olduğu eleştirisi üzerinden hareket etti ve kendisinin büyükşehir belediye başkanı seçilmesi durumunda günde 12 saat çalışacak 20 adet kreşi Eskişehir’de açacağını vaat etti.
EKTAŞ İŞ İNSANLARINA YÖNETMELİĞİ HATIRLATTI
Sayın Hatipoğlu’nun bu vaadi iş verenlerin kreş ve çocuk yurdu açma konusundaki sorumluluğunu hatırlamamıza da vesile oldu. 16 Ağustos 2013 tarihli 28737 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan gebe veya emziren kadınların çalıştırılma şartlarıyla emzirme odaları ve çocuk bakım yurtlarına dair 13. maddesinin 1. ve 2. fıkraları işverenlere emzirme odaları ve çocuk yurtları açma sorumluluğu yüklüyor. Yönetmeliğin 13. maddesinin birinci fıkrasında 100-150 arasında kadın çalıştıran iş yerlerinde emzirme odalarının bulundurması 150’den daha fazla kadın çalıştıran iş yerlerinde ise çocuk yurtları oluşturulması zorunlu olarak gösteriliyor. Çocuk yurtlarından kasıt da çocukların bakımlarının korunmasının ve kişisel gelişmelerinin sağlanması olarak ifade ediliyor.
“İŞ YERİNDE BUGÜNE KADAR HERHANGİ BİR ÇOCUK YURDU AÇMAMIŞTIR”
Yine yönetmelik bu çocuk yurtlarının işverenlerin bir veya birkaçının bir araya gelerek açabilmelerine veya kamu kurumlarınca onaylanmış çocuk yurtlarından hizmet satın alma yolunu da onlara bir olanak olarak sunuyor. Sayın Hatipoğlu’nun Eskişehir’de bulunan fabrikasında 2 bine yakın çalışanı var. Sayın Hatipoğlu’nun bugüne kadar kreş açmasında fabrikasında hiçbir engel de söz konusu değildi. Sayın Hatipoğlu vaadinde samimi olsaydı, kadın istihdamına destek sağlamak isteseydi öncelikle yönetmeliğin 13. maddesine uygun, elverişli koşullar oluşturarak işe başlayabilirdi. Ancak Hatipoğlu iş yerinde bugüne kadar herhangi bir çocuk yurdu açmamıştır. Herhangi bir yurtla anlaşması olmadığı da bilinmektedir. Sadece Hatipoğlu’nun değil organize sanayide bulunan büyük fabrikalarında herhangi bir çocuk yurdu söz konusu değildir. Bu nedenle yönetmeliğin kendi yüklediği görevi yerine getirmeyen Hatipoğlu’nun seçilirse kreş açacağı yönde vaadini samimi bulmak mümkün değildir.
“ORGANİZE SANAYİ BAŞKANLIĞI VE SANAYİ ODASINI ÇALIŞMAYA DAVET EDİYORUZ”
Hatipoğlu’nun elinde yine de bir fırsat vardır. Milletvekili olması sebebiyle kanunlara uyulmasının da takipçisi olması gereken sayın Hatipoğlu’nu seçimden hemen sonra 2 ay içinde fabrikasına çocuk yurdu açacağı ve kadın işçi sayısını toplam işçi sayısının en az yüzde 30 oranına yükselteceğine söz verebilir. Bu vesileyle Eskişehir’imize büyük hizmetleriyle övündüğümüz organize sanayide bulunan fabrikalarımızı ve organize sanayi başkanlığıyla sanayi odasını çocuk yurtlarının hizmete alınması, kanuni sorumluluklarını yerine getirilmesi noktasında çalışmaya davet ediyoruz.”
]]>
Kadın sinemacıların emeğini görünür kılmak amacıyla düzenlenen “Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali” 27. yılında, 9-16 Mayıs tarihlerinde Ankaralı sinemaseverlerle buluşmaya hazırlanıyor. Türkiye’de ve dünyada direnen, ilham veren ve dayanışma gösteren kadınların hikayelerinin Ankara seyircisine sunulacağı festivalin bu yılki teması “Daha Fazlası, Daha Azı Değil: Sen Uçuşu Hatırla” olarak belirlendi.
FESTİVALİN EV SAHİBİ KÜLT KAVAKLIDERE
Festivalin bu yılki film seçkisinin sunulacağı ve film gösterimlerinin, söyleşilerinin yapılacağı mekan başkentin en eski sinemalarından olan ve yaklaşık 1 yıl önce yeniden açılan Kavaklıdere Sineması, yeni adıyla Kült Kavaklıdere olarak belirlendi.
Eski Kavaklıdere Sineması, Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali’ne önceki yıllarda da birçok kez ev sahipliği yapmıştı. Kült Kavaklıdere’de gösterilecek festivalin film seçkisi ve programı ise yakın zamanda açıklanacak.
ONUR ÖDÜLÜ 22’NCİ KEZ VERİLİYOR
Festival kapsamında her yıl sinemadaki kadın emeğini görünür kılmak ve yeni kuşak kadın sinemacıları teşvik etmek hedefiyle kadın sinemacılar ödüllendiriliyor.
Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali’nin sinemada yönetmen ya da oyuncu olarak yıllardır üreten ve emek veren kadınlara saygı sunmayı amaçlayan Onur Ödülü’nün 22’nci sahibi Hatice Aslan oldu.
Oyunculuğa Ankara Devlet Tiyatrosu’nda 1983-1984 sezonunda “Bozkır Güzellemesi” adlı oyunla başlayan, 1986-1992 yılları arasında İzmir Devlet Tiyatrosu’nda görev alan, 1992’de Ankara Devlet Tiyatrosu’na dönerek dizi oyunculuğuna da başlayan ve Türkiye’de yayınlanan ilk günlük televizyon dizisi “Ferhunde Hanımlar”da rol alan, Ankara Devlet Tiyatrosu’nun 1995’te sahnelemeye başladığı “Azizname 95″adlı oyunda oynayan, “Küçük Adam Ne Oldu Sana” oyunuyla 6. Afife Jale Ödülleri’nde Yılın En İyi Yardımcı Kadın Oyuncusu ödülüne aday gösterilen, İstanbul Devlet Tiyatrosu’nun “Kaygusuz Abdal” ve “Ölümsüzler” isimli oyunlarında rol alan, 2008-2009 tiyatro sezonunda Tiyatro DOT’un sahneye koyduğu 16 kısa oyundan oluşan “Vur/Yağmala/Yeniden” epik oyun serisinde “Mahşer” bölümünde yer alan, Tiyatro DOT”ta sahnelenen “Pornografi” adlı oyunda oynayan, 2015-2016 sezonunda Craft Tiyatrosu’nda Dario Fo’nun kadın öykülerinden oluşan “Hepimizin Öyküsü Aynı” oyununda “Bir Ana”yı oynayan ve bu oyundaki performansıyla 21. Sadri Alışık Tiyatro ve Sinema Oyuncu Ödülleri’nde “Seçici Kurul Özel Ödülü”ne değer görülen, 2008’de Nuri Bilge Ceylan’ın dördüncü uzun metrajlı filmi Üç Maymun’da baş kadın karakter Hacer’i canlandırarak bu filmdeki rolüyle 7. River Run Uluslararası Film Festivali, 2. Yeşilçam Ödülleri ve 41. SİYAD Türk Sineması Ödülleri’nde En İyi Kadın Oyuncu Ödülü’nü, 2011 yapımı Vücut filmiyle ise 18. Altın Koza Film Festivali’nde En İyi Kadın Oyuncu Ödülü’nü alarak unutulmaz performanslara imza atan Aslan, şu sıralar “Bahar” dizisiyle izleyici karşısına çıkıyor.
BİLGE OLGAÇ BAŞARI ÖDÜLLERİ; ÖZEN, KARABOL VE POLAT’A
Festival kapsamında Türkiye sinemasının farklı alanlarında emek veren kadınların başarılarını kutlamak için erkek egemen sinemanın ilk kadın yönetmenlerinden Bilge Olgaç anısına verilen Bilge Olgaç Başarı Ödülleri, her yıl olduğu gibi bu yılda üç isme takdim edilecek. Ödülün sahipleri oyuncu Tülin Özen, yapımcı Nida Karabol ve yönetmen Ayşe Polat olarak belirlendi.
Bu kapsamda ödüllerden biri, 2003 yılında Melek Oyunu filmi ile beyaz perdeye adım atan, 2005 yapımı Meleğin Düşüşü filmiyle Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde En İyi Kadın Oyuncu Ödülü’nü kazanan, 2007 yapımı Yarın Geçti filminde, “Bal, Süt, Yumurta” üçlemesinden oluşan film serisinde, 2008’de Vicdan, 2009’da 11’e 10 Kala, 2012’de Yük, 2013’te Mavi Dalga ve Karnaval, 2014’te Gülümse ve Pek Yakında, 2015’te Abluka, 2017’de Kötü Çocuk, 2018’de Şiir Saklayan Çocuk, 2019’da App, 2020’de Kara Komik Filmler 2 ve Yara, 2023’te ise Tereddüt Çizgisi ile Paket filmlerinde oynayan ve her filminde güçlü kadın karakterlere hayat veren oyuncu Tülin Özen’e sunulacak.
Yapımcılık kariyerine 1995 yılında İstanbul Kanatlarımın Altında ile başlayan, 2000’de Ofsayt filminin, Pelin Esmer’in ödüllü belgeseli “Oyun”, “11’e 10 Kala” ve “Gözetleme Kulesi” adlı uzun metrajlı filmlerin yapımcılığını üstlenen ve 1996-2007 yılları arasında Türkiye Sinema Eseri Meslek Sahipleri Meslek Birliği (SESAM) yönetim kurulunda görev alan, 2007-2011 yılları arasında Film Yapımcıları Meslek Birliği (FİYAB) Başkanlığı, Umut Sanat Şirketi’nin ortağı ve genel müdürlüğünü yapan yapımcı Nida Karabol, festivalde bu yıl Bilge Olgaç Başarı Ödülü alacak.
15 yaşındayken hobi amaçlı Süper 8 video filmler çeken, üniversite eğitimi sırasında bu tecrübesini sosyal projelerle birleştirerek Almanya’da yaşarken 4. kuşak toplumun sorunlarını içeren kısa filmler çeken, 1991 yılında yabancı öğrencilere verilen bir fonla yaptığı çalışmalarla ödüllendirilen, 1992’de intihar eden bir Türk kökenli sığınmacının hayatının anlatıldığı ilk filmi Fremdnacht’ı çeken, 1997 yılında çektiği Ein Fest für Beyhan (Beyhan için Bir Eğlence) filmiyle birçok festivalde ödül alan, “En Garde” filmiyle 2004 Locarno Uluslararası Film Festivali’nde “En İyi Film” ve “En İyi Kadın Oyuncu” ödülleri ile Alman Film Eleştirmenleri Ödülleri’nde ise “En İyi Film” ödülünü kazanan ve 2023’te ise Berlin Film Festivali’nin Karşılaşmalar bölümünde dünya prömiyerini yapan, 42. İstanbul Film Festivali’nde “En İyi Film” ve “FIPRESCI” ödülleri dahil 4 ödül kazanan, 34. Ankara Film Festivali’nden ise toplam 7 ödülle dönen “Kör Noktada” filminin yönetmeni Ayşe Polat, Bilge Olgaç Başarı Ödülü’nün bir diğer sahibi oldu.
GENÇ CADI ÖDÜLÜ DENİZ İLHAN’A
Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali; kariyerinin başında genç kadın oyuncuları yüreklendirmek, sinema yolculuklarını destekleyerek bu alandaki üretimlerine dikkat çekmek ve Türkiye sinemasında kadınlara yönelik güçlü, olumlu kadın rollerinin yazılmasını teşvik etmek amacıyla 2009 yılından beri “Genç Cadı Ödülü” veriyor.
Daha önce Elit İşcan, Damla Sönmez, Esme Madra, Ezgi Mola, Neslihan Atagül, Ayris Alptekin, Begüm Akkaya, Ece Yüksel, Ecem Uzun, Öykü Karayel, Gözde Çığacı, Cemre Ebüzziya, Ahsen Eroğlu, Nazlı Bulum ve Öyküsu Özyürek gibi genç ve başarılı oyunculara takdim edilen ödülün bu yılki sahibi de belirlendi.
Reha Erdem’in yönettiği 11. uzun metrajlı film olan 2023 yapımı “Neandria” daki rolüyle ilk sinema deneyimini yaşayan ve filmin başrolü olan “Suna” karakterine hayat veren genç oyuncu Deniz İlhan, 27. Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali’nin “Genç Cadı Ödülü” sahibi oldu.
]]>Efeler ilçesinde doğalgaz işi yapan Aykut Ünlü, geçtiğimiz hafta sabah işe geldiğinde havalandırmak için dışarıya çıkardığı süs bitkilerinin saksısında olmadığını fark etti. Bunun üzerine güvenlik kamerası görüntülerini inceleyen Ünlü, süs bitkisinin içerisindeki değerli taşlarla birlikte kimliği belirsiz bir kadın tarafından köklenerek çalındığını gördü. Hayatında ilk defa böyle bir şeyle karşılaştığını ifade eden Ünlü, kamera kayıtlarından tespit ettiği hırsıza seslenerek, çaldıklarını geri getirmesini, aksi takdirde kamera kayıtlarıyla birlikte suç duyurusunda bulunacağını söyledi. Ünlü’nün çağrısını duyan kimliği belirsiz kişi, akşam saatlerinde poşet içerisinde getirdiği bitkiyi saksısına bırakarak olay yerinden uzaklaştı. Tanınmamak için yüzünü kapatan kişinin çalınan süs bitkisini geri getirmesi ise güvenlik kameralarınca anbean kaydedildi.
“Bu kez saksısıyla çalmak istedi”
Yaşanan olayın ardından Ünlü’nün çok sevdiği bitkisi, bu kez bir başka kadın tarafından saksısı ile birlikte çalınmak istendi. Olay esnasında iş yerinde bulunan Ünlü’nün kardeşi, sesleri duyunca kapıyı açtı. Kucakladığı saksıyı poşete koymaya çalışan kadın ile karşılaşan Ünlü’nün kardeşi, gözlerine inanamadı. Çiçeği çalarken suçüstü yakalanan kadının “Çok hoşuma gitti, ondan almak istedim” sözleri üzerine Ünlü’nün kardeşi, köklendirmek için çiçeğin yaprağını vermeyi teklif etti. Bunu kabul etmeyen hırsız, yanında getirdiği poşeti de bırakarak olay yerinden uzaklaştı.
“Hırsızlar yüzünden çiçek sevgimiz köreldi”
Hırsızlar yüzünden çiçek sevgisinin köreldiğini ifade eden Aykut Ünlü, “Geçtiğimiz hafta çiçeğimiz çalınmıştı. Yaptığımız çağrı neticesinde çiçeğimiz, geri poşet içerisinde bırakılmıştı yerine. Biz onu aldık tekrar saksısına koyduk, düzenledik. Yine havalandırmak için dışarı çıkardığımız günün akşamında bu sefer farklı bir vatandaş geliyor ve bu kez saksısıyla beraber poşetin içine koymaya çalışırken o sırada dükkanda bulunan kardeşim suçüstü yakalıyor hanımefendiyi. Kardeşim çıkıp, ‘Hayırdır, ne yapıyorsunuz?’ diyor. O da ‘Çok hoşuma gitti’ diyor. Kardeşim de köklendirmesi için yaprağından vermeyi teklif ediyor ama kadın ‘Nasıl yapacağımı bilmiyorum ki’ deyip arkasını dönüp gidiyor. Poşetini de burada bırakıyor. Bu çiçek merakı nedir ben çözemedim açıkçası. Dışarıya bırakmıyoruz artık çiçeklerimizi. Hırsızlar yüzünden çiçek sevgimiz köreldi. Dışarıya da koymuyoruz. Ne yapacağımızı bilmiyoruz. Dükkanımızın önünü güzelleştirelim, temiz olsun diye uğraşırken, vatandaşlar gelip dükkanımızın önüne koyduğumuz çiçekleri, saksıları alıp gidiyor. Bir çiçek için hırsız damgası yemeye değmez. Vatandaşlara buradan sesleniyorum; uğraşmayın çiçekle böcekle. Vatandaşın kapısındaki çiçekten size ne, çok beğeniyorsanız gidin alın başka yerden. Köklendirecekseniz de biz verelim yaprağını koparalım. Zaten geldiğinde yaprağını koparıp gitse kimse bir şey demez de niye saksı ile beraber komple alıyorsunuz ki” dedi.
Artık çiçeklerini dışarıya koymaya çekindiğini ifade eden Ünlü, “Artık dışarıya çıkarmıyoruz. Millet malını mülkünü kollar, biz çiçeğimizin peşinde koşturuyoruz” diyerek tepkisini dile getirdi. – AYDIN
]]>İzmir Kadın Platformu, kadına şiddet ve kadın cinayetlerine dur demek için Türkan Saylan Kültür Merkezi önünde basın açıklaması yaptı. Açıklamada, “Öldürülen her bir kız kardeşimiz için sokakları, meydanları doldurmaya devam edeceğiz. Hiçbir kadın yalnız ve güçsüz hissetmeyene kadar örgütlü mücadeleyi sürdüreceğiz. Aileye kul, sermayeye köle olmayacağız” denildi.
İzmir Kadın Platformu, kadına şiddet ve kadın cinayetlerine karşı basın açıklaması düzenledi. Türkan Saylan Kültür Merkezi önünde bir araya gelen kadınlar, “Kadın, yaşam, özgürlük”, “Susmuyoruz, korkmuyoruz, itaat etmiyoruz”, “Katledilen kadınlar isyanımızdır” sloganları attı.
İzmir Kadın Platformu adına basın açıklamasını yapan Pınar Çetinkaya, kadına şiddet ve kadın cinayetlerinin her geçen gün katlanarak arttığını belirterek, şunları söyledi:
“İstanbul Sözleşmesi’nden imzanın çekilmesinden Medeni Kanun’un tartışmaya açılmasına, miras hakkının hedefe konmasından 6284 sayılı yasanın değiştirilmek istenmesine, AKP’nin kadın düşmanı politikaları kadınların yaşamlarına mal oluyor. Evlilik yaşının düşürülmek istenmesinden, boşanmaların engellenmesi, arabulucu uygulamalarına, nafaka hakkının gasp edilmek istenmesinden çok eşliliğin meşrulaştırılmasına, çocuk istismarının aklanmasına, kadınların eşitlik haklarına yönelik saldırılara, Diyanetinden, medyasına, tarikat şeyhinden bakanına gerici söylemler kadınların katledilmesinin zeminini yaratıyor. Kamusal hizmetler tasfiye edilirken ev içi bakım yükleri altında ezilen kadınlar şiddet dolu hayatlara mahkum ediliyor.
KAZANILMIŞ HAKLARIMIZ HEDEFE KONULUYOR
Kadınların ve LGBTİ’lerin yaşam hakları, AKP ve gerici ittifakın seçim kampanyalarında, mitinglerinde kazanılmış haklarımız hedefe konuluyor. Gerici, cinsiyetçi, erkek egemen politika ve söylemlerle şiddet sıradanlaştırılırken, şiddet faillerine cezasızlık politikası ve iyi hal indirimleriyle kadına yönelik erkek şiddeti ve kadın katliamları körükleniyor. İçeriği “Kadın erkek eşit değildir”, “kadının yeri evidir”, “kutsal aile” “aile hukukunun yeniden düzenlenmesi” sözleriyle somutlanan aile şuaralarıyla kadınların eşitlik ve özgürlük hakları hedefe konuyor. Tarikat ve cemaatler palazlandırılırken, eşitsizlik doğrudan Diyanet ve Milli Eğitim Bakanlığı tarafından örgütleniyor. Tüm bu politikalar hayatlarımızı kuşatan şiddete dönüşüyor.”
“2024’ÜN BAŞINDAN BERİ 85 KADIN ERKEKLER TARAFINDAN KATLEDİLDİ”
AKP’nin iktidara geldiği tarihten günümüze 8 bine yakın kadının öldürüldüğünü ifade eden Çetinkaya, şu ifadeleri kullandı:
“Derinleşen yoksulluk erkek-devlet şiddeti ile yönetilmeye çalışılıyor. Kadın ve nefret cinayetleri artıyor. AKP’nin iktidara geldiği günden bu yana 8 bine yakın kadın katledildi. 2023 yılında 315 kadın öldürüldü, 248 kadın şüpheli bir şekilde ölü bulundu. 2024’ün başından beri 85 kadın erkekler tarafından katledildi. İzmir’de ayrı yaşadığı erkek tarafından katledilen Özlem Çankaya’da dahil bu ülkede 24 saatte 8 kadın öldürüldü.”
“GERİCI POLİTİKALAR YÜZÜNDEN KADINLAR ÖLÜMLE BURUN BURUNA YAŞIYOR”
Hükümetin kadın ve aile politikalarına da eleştiri getiren Çetinkaya, “Bu katliamların sorumluları “Türkiye yüzyılı” diye kent kent meydan meydan gezerken, o gittikleri kentlerin evlerinde, sokaklarında kadınlar öldürülüyor. Seçim beyannamelerinde ise kadının adı sadece aile içinde geçiyor. Aile diye diye kadınları şiddet gördükleri evlere mahkum eden gerici politikalar yüzünden kadınlar ölümle burun buruna yaşıyor. Güvenceli bir işe sahip olmadığı, çocuğunu gönderecek kamu kreşlerini kapattıkları için o çok kutsadıkları aile içinde şiddete mahkum ediliyor. Kadınları şiddetten koruyacak mekanizmalar işlemediği için, şiddet gördüklerinde başvurabilecekleri yeterli sayıda sığınma evi, danışma merkezleri bulunmadığı için, şiddet failleri salıverildiği için öldürülüyor” dedi.
“KATLEDİLEN KIZ KARDEŞLERİMİZİN HESABINI SORACAĞIZ”
Katledilen her kadın için mücadelelerine devam edeceklerinin altını çizen Çetinkaya, sözlerini şöyle noktaladı:
“Müjde diye sundukları esnek çalışmayla ya ölümü ya zulümü reva gören bu düzene de, ayrımcı politikalarınıza da, gerici ittifakınıza da iktidarınızı sürdürmek için kadınları tahakküm altına alan erkek egemen politikalarınıza da yol vermeyeceğiz. Bu katliamlardan siz sorumlusunuz. Öldürülen her bir kız kardeşimiz için sokakları, meydanları doldurmaya devam edeceğiz. Hiçbir kadın yalnız ve güçsüz hissetmeyene kadar örgütlü mücadeleyi sürdüreceğiz. Aileye kul, sermayeye köle olmayacağız. Katledilen kız kardeşlerimizin hesabını soracağız. Buradan bütün kadınlara sesleniyoruz; eşit özgür insanca bir hayatı kurmak bizim ellerimizde. Bunun için işyerinde, mahallede, okulda bulunduğumuz her yerde örgütlenelim mücadele edelim. Emeğimize, bedenimize, yaşamımıza kast eden bu düzene karşı bir kişi daha eksilmemek için birbirimizden hayatlarımızdan, haklarımızdan vazgeçmeyeceğiz.”
]]>Gölyaka ilçesinde ev hanımı, öğrenci ve arıcı 3 kadın, oyuncak, el işi ve bal mumu üretimindeki maharetlerini geliştirmek için 3 yıl önce kooperatifleşmeye karar verdi. Kadın girişimciler, ev hanımı 4 arkadaşlarının daha desteğini alarak 2021’de 7 ortaklı Gölyaka Kadın Kooperatifi’ni kurdu.
Kovid-19 salgını döneminde insanların organik ürünlere yöneldiğini fark eden girişimciler, faaliyet alanlarına organik sabun üretimini de ekledi. Kadınlar, hem internet üzerinden hem de uygulamalı kurslara katılarak öğrendiklerini geçen yıl üretime başlayarak hayata geçirdi.
Kooperatifin kurucu üyelerinden evli ve 1 çocuk annesi 35 yaşındaki Nurcan Tekneci, AA muhabirine, sabun üretiminde doğru sonucu almak için çok çaba sarf ettiklerini söyledi.
Herkesin evine organik, doğal, yenilebilir yağlardan yapılan sabunları ulaştırma niyetiyle yola çıktıklarını belirten Tekneci, “Gerekli eğitimlerimizi aldık, çalışmalarımızı yaptık. Bayağı uzun AR-GE dönemimiz oldu açıkçası. Çok malzemeler tükettik belki ama doğru sonuca ve şu an geldiğimiz noktaya ulaşabilmemiz için çok çaba sarf ettik.” diye konuştu.
Tekneci, “Sabunlarımızın 3 ana maddesi var. Zeytinyağı, Hint yağı ve Hindistan cevizi yağı. Biz hangi sabunu üretirsek üretelim, lavantalı, güllü, portakallı fark etmez, bu 3 yağı muhakkak içine koyuyoruz.” dedi.
Cilt tiplerine göre ayrı ayrı ürünlerinin bulunduğunu, egzama ve akneli ciltler için sabunlara özel olarak defne veya çörek otu yağını bol miktarda koyduklarını dile getiren Tekneci, köpürmeyi sağlayan kimyasal madde yerine ise Hint yağı kullandıklarını aktardı.
Kestane ballı sabun için coğrafi işaret tescili hedefi
Tekneci, AR-GE sürecinden itibaren lavantalı, güllü, portakallı, hamam kokulu, çörek otlu ve kestane ballı başta olmak üzere 10 çeşit sabun ürettiklerini kaydetti.
Şu anda ballı olanın üzerinde yoğunlaştıklarına işaret eden Tekneci, “Sebebi şu; Gölyaka Kadın Kooperatifi olarak coğrafi işaret istiyoruz. Evet, kooperatifimizde ilk akla gelen sabun ama sonrasında kestane ballı sabun geliyor çünkü burası Batı Karadeniz, burada kestane ağaçları var. Ben arıcılık yaptığım için biliyorum. Önümüzdeki günlerde başvuru yapacağımız Kooperatifçilik Destekleme Programı’ndan yararlanabilirsek, marka ve coğrafi işaret tescilini alarak bu yolda ilerlemek istiyoruz.” şeklinde konuştu.
Tekneci, ilk siparişlerini Ankara’ya gönderdiklerini, ardından Düzce ve İstanbul’dan talepler geldiğini, böylece öz güvenlerinin daha çok arttığını dile getirdi.
Düzce Valiliğince girişimci kadınlar için kurulan Kadın Emeği Merkezi’nde aldıkları eğitimlerle de e-ticaret platformlarına giriş yaptıklarını ifade eden Tekneci, sabun fabrikası kurmayı hedeflediklerini sözlerine ekledi.
Sürdürülebilirlik ve geri dönüşüme önem veriyorlar
Düzce Üniversitesi Düzce Meslek Yüksekokulu Moda Tasarım Bölümü öğrencisi 25 yaşındaki Hümeyra Çoban ise normalde organik oyuncak ürettiğini söyledi.
Diğer üyelerin de uğraşlarının bulunduğunu ancak toplanıp kooperatif çatısı altında ortak üretim yapmayı istediklerini belirten Çoban, “Pandemiyle organik ürünlere dönüldüğünü fark edince organik sabun üretmeye başladık. Sabunlarımız arasından en çok kestane ballı tercih ediliyor.” diye konuştu.
Çoban, kooperatiflerinde sürdürülebilirlik ve geri dönüşüme önem verdiklerini, bu çerçevede sabun artıklarını da üretimde kullandıklarını ifade etti.
Evli ve 3 çocuk annesi 35 yaşındaki Sevcan Sever de kooperatifle tanıştıktan sonra “Ben de yapabilirim, başarabilirim” düşüncesinin kendisinde hakim olduğunu ve öz güveninin arttığını dile getirdi.
]]>SETA Toplum ve Medya Direktörü Faruk Taşcı moderatörlüğünde “İnsan Hakları Söylemleri: Filistin’de Çocuk Olmak” başlıklı ilk oturumda konuşan Üsküdar Üniversitesi Dr. Öğr. Üyesi Abdülhakim Beki, yurt içi ve dışında sosyal hizmetle ilgili kurum ve kuruluşların, İsrail’in Gazze’deki saldırılarına ve insan hakları ihlallerine sessiz kalmasını eleştirdi.
Beki, “Gazze’de çocuk olmak, tüm evrensel çocuk haklarının çiğnendiği bir yerde olmak demektir. Gazze’de çocuk olmak, güçlünün egemenliği karşısında tüm dünyanın, söylemlerden öteye geçmediğine şahit olmak demektir.” ifadelerini kullandı.
Yeryüzü Çocukları Derneği Başkanı Sümeyye Altun da “Filistinli Çocuk Olmak” başlıklı sunumunda, 1948’de başlayan işgal nedeniyle tek bir Filistin hikayesinden bahsetmenin mümkün olmadığını söyledi.
Altun, 7 Ekim 2023’ten sonra Gazze’de 2 milyon kişinin zorla yerinden edildiğini, 14 bin çocuğun öldürüldüğünü, 27 çocuğun açlıktan öldüğünü, 432 okulun bombalandığını ve 31 hastanenin hizmet dışı bırakıldığını belirtti.
Filistin’de işgal altında çocuk olmanın zorluklarına değinen Altun, çocukların bitmek bilmeyen travmalarının bulunduğunu vurguladı.
Yetim Vakfı Başkanı Murat Yılmaz, Gazze’de yaklaşık 1 milyon 200 bin çocuğun sıkıştırılmış durumda, psikolojik desteğe ihtiyaç duyduğunu aktardı.
Gazze’de 70 bin konutun yıkıldığını, kullanılmaz hale geldiğini ya da kısmi hasar gördüğünü kaydeden Yılmaz, bu nedenle oradaki çocuklara ulaşmanın da zaman alacağını ifade etti.
Yılmaz, Gazze’de çocukların “sürekli şiddet sarmalında” yaşadığını, şiddet ortamının son bulmasının ardından psikososyal destek faaliyetleri yürüteceklerini dile getirdi.
Murat Yılmaz, İsrail’in “insan haklarıyla ilgili Batı medeniyetinin oluşturduğu tüm metinlerin üzerinde postallarla gezdiğini ve bunları çöpe attığını” belirtti.
“Filistin’de Kadın Direnişi ve Dayanışma”
Moderatörlüğünü SETA Araştırmacısı Nursem Keskin Aksay’ın yaptığı “Filistin’de Kadın Direnişi ve Dayanışma” başlıklı ikinci oturumda konuşan akademisyen Nihad Abunnaser, “Siyonizm dedi ki, babalar ölür, çocuklar unutur. Babalar ve anneler yaşadıklarını her gün anlattı ve çocuklar unutmadı. Serüven Filistin’de bu şekilde devam ediyor.” ifadelerini kullandı.
Filistinli annelerin, çocuklarını, her gün “Korkma biz burada kalıcıyız, onlar ise gidici, o yüzden böyle yapıyorlar.” diyerek büyüttüğünü aktaran Abunnaser, “100 yıldan fazladır bu mücadeleyi veriyoruz.” diye konuştu.
Abunnaser, çocuklara uygulanan ev hapsine değinerek, evlerin asla boş bırakılamadığını söyledi.
İnsan Film Ekibi Eğitim Kültür ve Yardımlaşma Derneğinden Tülay Gökçimen, Kudüs’te çektikleri “Biz Burada Kalacağız” belgeselinde kadınların direnişinden ilham aldığını anlatarak, “İmanlarından aldıkları güçle davalarına o kadar inanıyorlar ve o kadar iman dolular ki o imanın verdiği duruş onları çok güçlü kılıyor. Benim belgeselime isim veren de o kadınların güçlü duruşu olmuştur.” dedi.
Gökçimen, 7 Ekim’den bu yana Gazze’deki kadınların direniş ve dayanışmasından anekdotlar paylaşarak, “Gazze’de şu ana kadar hiç kitlesel isyan olmadı. Bir bölgede kitlesel bir isyan yoksa o bölgede dayanışma ve direniş ruhu vardır diyebiliriz.” değerlendirmesinde bulundu.
Orta Doğu araştırmacısı Kadriye Sınmaz, Filistin’deki siyasi kırılma noktalarının kadın aktivizmini dönüştürdüğünü ve kendine has yol izlemesini sağladığını söyledi.
Kadınların tarihsel süreçte “Filistin direnişine katkı sağladığını” kaydeden Sınmaz, kadınların, direnişin dünyaya duyurulmasına çeşitli şekillerde yardımcı olduğunu aktardı.
Sınmaz, öte yandan, eğitimin, direniş ruhunu gelecek nesillere aktarmada en temel unsur olduğuna dikkati çekerek, “Filistinli kadınlar hayatının her alanında direnişin bir parçası haline geldi.” dedi.
“Medyanın Söylem Gücü ve Gazze”
Moderatörlüğünü SETA’dan Osman Zeki Gökçe’nin yaptığı “Medyanın Söylem Gücü ve Gazze” başlıklı son oturumda konuşan TRT Haber Editörü gazeteci Sümeyye Ertekin Yıldız, Gazze konusunda her meslek grubunun kendi özelinde yapabileceği bir şey bulunduğunu, gazetecilerin ise hakikati arayıp en yalın haliyle vermekle mükellef olduğunu belirtti.
Yıldız, İsrail’in medyaya ciddi abluka uyguladığını ve Batı medyasının da buna çanak tuttuğunu aktardı.
Medyanın, yaşananları insanlara duyurmanın yanı sıra hukuki boyutta etkili olabildiğini söyleyen Yıldız, “Anadolu Ajansının yaptığı ‘Kanıt’ kitabını bilirsiniz. Direkt oradaki foto muhabirleri ve gazetecilerin çektiği fotoğrafları bu kitapta toplayarak Uluslararası Adalet Divanına verdi ve bu çok kıymetli bir şey.” ifadelerini kullandı.
Yıldız, “İsrail, her savaşta medyayı hedef alıp susturmaya çalışıyor, böylece katliamları daha rahat yapabileceğini düşünüyor.” dedi.
SETA araştırmacısı Mahmut Alrantisi, medya savaşının 7 Ekim sabahından itibaren İsrail’in yalanlarıyla birlikte başladığını, ilk hafta İsrail’in propagandada başarılı olduğunu ancak daha sonra insanların gerçeği görmeye başladığını dile getirdi.
Birkaç gün önce, iftara bir dakika kala yapılan İsrail saldırısı sebebiyle kuzeninin şehit edildiğini aktaran Alrantisi, medyaya yansıyan görüntülerin gerçekte yaşanan vahşetin sadece yüzde 10’u olabileceğini belirtti.
Alrantisi, ülkelerin politikalarına göre medyalarının da tavır aldığını kaydetti.
Sabah Gazetesi Ankara Temsilcisi Okan Müderrisoğlu da meselenin adının doğru konulması gerektiğini söyledi.
“Meselenin özü bugün itibarıyla aslında bir medeniyetler hesaplaşması ama görünür gelecekte bir medeniyetler çatışmasına doğru gidecek. Bu büyük bir çatışmanın habercisi olabilir, Gazze sadece bir örnek.” diyen Müderrisoğlu, Gazze’nin sezonluk bir dosya olarak ele alınmaması gerektiğini kaydetti.
İsrail’in medyaya uyguladığı kısıtlamalara rağmen yaptıklarını gizleyemediğine dikkati çeken Müderrisoğlu, gerçekleri paylaşmayan tüm medya kuruluşlarının da en az İsrail hükümeti kadar suçlu olduğunu ifade etti.
Müderrisoğlu, “Hepimizin ileriye dönük olarak nasıl bir dünya düzeni kurulduğunu, argümanları kimlerin ürettiğini ve hangi kanallar üzerinden pazarladığını düşünmemiz gerekiyor.” diye konuştu.
]]>TİHEK’in kararına göre, evlilik öncesi arkadaşlarıyla kutlama yapmak isteyen A.Ö, İzmir’deki bir eğlence mekanında rezervasyon yaptırmak istedi.
Eğlence mekanına 8 erkek gelecekleri bilgisini veren A.Ö, “Sadece erkek müşterilerden oluşan grupların rezervasyon taleplerinin kabul edilmediği” yanıtını aldı. Bu gerekçeyle rezervasyon talebi reddedilen kişi, cinsiyet temelinde ayrımcılık yapıldığı iddiasıyla TİHEK’e başvurdu.
İşletmeyle yaptığı yazışmayı delil olarak sundu
Şikayetçi, işletmeyle yaptığı telefon yazışmalarının ekran görüntüsünü de delil olarak sundu. Görüntüdeki yazışmalarda işletmenin, rezervasyon talebi sonrası “Sadece erkek alamıyorum maalesef efendim.” ifadesini kullandığı görüldü.
A.Ö’nün, “Kadınlar da aynı şekilde rezervasyon yaptığında bunu mu söylüyorsunuz?” diye sorması üzerine ise “Hayır, konseptimiz kadın müşterilerimize yönelik olduğu için sadece erkek veya erkek çoğunluğu olan kalabalık grupları da alamıyorum.” karşılığı verildi.
İnceleme kapsamında yazılı görüşü talep edilen eğlence mekanı, işletmelerinde etnik köken, ırk ve cinsiyet ayrımı gözetmeden her müşterilerine en iyi hizmeti vermeyi amaçladıklarını belirterek, başvuranın iddialarının gerçeği yansıtmadığını öne sürdü.
Görüşte, mekanın ailelerin ve kadınların daha çok rağbet gösterdiği bir yer olması, sadece erkeklerden oluşan kalabalık grupların içkinin de tesiriyle kadın misafirlere karşı olumsuz tutum ve davranışlarda bulunduğunun tecrübe edilmesi ve bu konuya ilişkin şikayetlerin olması üzerine rezervasyonlarda titiz davranıldığı anlatıldı.
Kadın ağırlıklı gruplara ve ailelere öncelik verildiği belirtilen görüşte, çok kalabalık olmayan erkek gruplarına da rezervasyon yapıldığı öne sürüldü.
Başvuruyu karara bağlayan TİHEK, işletmeye, cinsiyet temelinde ayrımcılık yasağını ihlal ettiği gerekçesiyle 80 bin lira idari para cezası verdi.
Karardan
TİHEK’in kararında, eşitlik ilkesi ve ayrımcılık yasağının, insan haklarına ilişkin uluslararası sözleşmelerin ayrılmaz bir parçası olduğu gibi uluslararası hukukun en üstünde yer alan temel hukuk normu olarak da kabul edildiğine vurgu yapıldı.
6701 sayılı Kanun’un 3. maddesinde sayılan ayrımcılık temellerinden birini de cinsiyetin oluşturduğu anlatılan kararda, bir kişinin hukuken tanınmış hak ve hürriyetlerden karşılaştırılabilir durumdakilere kıyasla eşit şekilde yararlanmasını cinsiyeti nedeniyle engelleyen veya zorlaştıran her türlü farklı muamelenin cinsiyet temelinde ayrımcılık oluşturduğu bildirildi.
Ayrımcılık olgusu tam da “erkeklerin içki tükettiklerinde rahatsızlık vereceği” gibi ön yargılardan beslenmektedir”
İşletmenin, “Tamamı erkek grupların, içkinin tesiriyle kadın misafirleri rahatsız edici tavırlarda bulundukları” iddiasına kararında yer veren TİHEK, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Kadınların içki tükettiklerinde rahatsızlık vermeyeceği ancak erkeklerin içki tükettiklerinde rahatsızlık vereceği ve diğer müşterilerin rahatsız olacağı inancı bir ön yargıdan ibarettir ve ayrımcılık olgusu bunun gibi ön yargılardan beslenmektedir. Kaldı ki somut olayda başvuran ve arkadaşlarının bu yönde bir tavır sergileyip kadın müşterilere rahatsızlık vereceğine ya da daha önce bu tarz tavırlarda bulunduklarına ilişkin objektif bir değerlendirme de yer almamaktadır. Yalnızca ön yargı ve varsayımdan hareketle erkeklerden oluşan grupların İşletmeye alınmaması ile elde edilmek istenen amacın meşru olmadığı kanaatine varılmıştır.”
]]>İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, farklı iş kollarından kadınlarla bir araya geldiği iftar programında; “İstanbul ittifakı olarak bu şehrin bütün duygularını, bütün hissiyatlarını, bütün maneviyatını, her şeyiyle, her yönüyle kendi ruhunda taşıyan bir süreci herkesle paylaşan bir belediye başkanınız ve bir belediye başkanı adayı olarak iddia ediyorum ki; bunu hep birlikte, büyük bir ittifak olarak gerçekleştireceğiz. İnşallah bu İstanbul ittifakı, beraber, güçlü bir Türkiye ittifakına dönüşecek ve bu süreçte Türkiye ittifakı olarak da buradaki bu anlayışı ve bu başarıyı, bütün Türkiye’ye hep birlikte yayacağız” dedi.
İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, eşi Dilek Kaya İmamoğlu ile birlikte bugün farklı iş kollarından kadınlarla iftarda bir araya geldi. Beşiktaş’taki bir otelde yapılan iftar öncesinde konuşan İmamoğlu, sözlerine “Çok güçlü, çok sabırlı, bir o kadar da enerjik kadın topluluğunun karşısında olduğumun farkındayım. Benim için de tabii çok itinalı olmak zorunda olduğum bir ortamdayım. Zorlanıyorum şu anda. Daha spontane konuşabilirim ama dikkat edeceğim olabildiğince. Umarım hatasız bitirebilirim” diyerek başladı.
“KADINLAR HAK ETTİKLERİ YERDE DEĞİL”
Cumhuriyet’in 100 yıllık kazanımlarına karşın kadınların hak ettikleri yerde ve konumda olmadığının altını çizen İmamoğlu, “Bu gerçekle yüzleşmeden bir doğru yolu tariflemenin mümkün olmadığını düşünüyorum. Eşitliği şiar edinmiş bir ülkede kadınlara seçme-seçilme hakkını, eğitim hakkını, medeni haklarını çok erken dönemde vermiş bir Cumhuriyet’te karar vericiler olarak bu emanetin hakkını teslim etmek ne kadar çabalasak az ama hak ettiği seviyeye bunu taşıyamadık. Yani dünyada çok öncü hamlelerin kadınlar adına yapıldığı bir ülke olmamıza rağmen geldiğimiz seviye, gurur duyacağımız bir seviye değil. Elbette çok şey yapıldı. Elbette çok kazanımlar elde edildi. Bütün bu kazanımlar için fedakarlık yapan, hayatını ortaya koyan çok değerli insanları, burada hepinizin huzurunda minnetle anıyorum. Hayatını kaybetmiş olanlara rahmet diliyorum” dedi.
“KIZ BABASI SORUMLULUĞUYLA HAREKET EDİYORUM”
Bu anlamda sorumluluk duygusunun olduğuna vurgu yapan İmamoğlu, bunu tetikleyen en önemli unsurların başında kız çocuğu babası olmasının geldiğini belirtti. “Hiçbir kız çocuğunun asla haksızlığa uğramasına tabii ki tahammül edemem” diyen İmamoğlu, “Bugünün dünyasının yetenekleriyle, küçüklüğünden beri görüp büyümesini izlediğim kızıma yeteceğini düşünmüyorum. Dolayısıyla benim kızıma yetmeyen, hiçbir memleket kızımıza yetmeyecektir. Onun için yapacak çok işimiz var diye burada özellikle bu duygumu ifade etmek isterim” diye konuştu.
“KADIN YÖNETİCİ ORANINI YÜKSELTTİK”
İBB’de kadınların hayata, iş gücüne ve karar mekanizmalarına eşit katılımı konusunda değerli işler yaptıklarına dikkat çeken İmamoğlu, şunları söyledi:
“Bir kısmı devrim niteliğinde oldu. Örneğin bizden önce İBB’de 12 meslek dalında bir tek kadın çalışmıyordu. Bu meslekler, fiilen kadınlara kapatılmıştı diyebilirim. İnanın her birini, özenli çalışarak kadınlara açık hale getirdik ve gayet başarılı, çok üstün, güzel işlere imza attıkları alanlarda kadınların varlığını sağladık. Bugün İBB çatısı altında çalışan personel sayısını yüzde 15’ten yüzde 19’a çıkarttık. Tabii bu düşük gibi görünse de 4 puanlık bir artış, artık 100 bine yaklaşan bir sayıda, elbette ciddi bir sayısal değişim. Kadın yönetici oranını ciddi anlamda yükselttik. Mesela burada da genel sekreter yardımcılarımız var. Genel sekreter yardımcısı pozisyonunda bizden önce hiçbir kadın yönetici olmadığını, biz atamaları imzaladıktan sonra öğrendim. Hani, ‘Bizden önce öyle atanmamıştır’ diye bir şey düşünerek o atamaları yapmamıştım ama sonrasında danışmanım bana gelip ‘İlk kez kadın genel sekreter yardımcıları atadınız’ deyince gerçekten şaşırdım.
“İSPARK’TA KADIN ÇALIŞAN YOKTU”
Bizim dönemimizde kadın çalışma arkadaşlarımla bu kente hizmet etme onurunu yaşadık. Bütün bunları lütuf olsun diye değil, gerçekten kadınların iş gücünde ve karar mekanizmalarında yeterince yer almalarını sağlamak, çok önemli bir eşitlik ve adalet sorunu olarak gördüğümüz için yaptık. Zaten kadınları dışlayarak, bir adım geride bırakarak kadınların sesine kulak vermeden insani ve toplumsal kalkınma hedeflerine asla ulaşamayacağımızı biliyoruz. Bunu bildiğimiz için yaptık. Çok şaşırtıcı, çok üzücü verilerle karşı karşıya olduğumuzu ifade etmek isterim. Yani kocaman bir yapımız vardı. Görevi devraldığımızda koca İSPARK kurumunda bir kadın bile çalışmıyor olduğunu duymak, beni şaşkın bir hale düşürmüştü. 2 bine yakın çalışanı olan İSPARK’ta ve genel müdürlüğünün olduğu yerde kadın tuvaleti yoktu örneğin. Yani böyle bir işletmeyi devraldık. Aslında bu, özensizliğin belki de varabileceği en uç noktalarından biri olsa gerek.
“ÇOK ZAMAN KAYBETTİK”
Kadının iş gücüne ve karar mekanizmalarına katılımını ne kadar değerli olduğunu tecrübe etmekte olan bir belediye başkanı olarak söylüyorum. Kadınların insani ve demokratik haklarını kullanmasını fiilen engelleyen, eşitlik fikrinin önünde engel oluşturan tüm sosyal, ekonomik ve siyasi yapıları dönüştürmek için hep birlikte kararlı bir mücadeleyi vermek, bu noktada asla bir milim bile geri adım atmadan atılması gereken adımları da normalin üzerinde daha hızlı atarak bu süreci mutlaka başarıya kavuşturmak zorundayız. Çünkü çok zaman kaybettiğimizi düşünüyorum. Bu noktada İstanbul ittifakı olarak bu şehrin bütün duygularını, bütün hissiyatlarını, bütün maneviyatını her şeyiyle, her yönüyle kendi ruhunda taşıyan bir süreci herkesle paylaşan bir belediye başkanınız ve bir belediye başkanı adayı olarak iddia ediyorum ki; bunu hep birlikte büyük bir ittifak olarak gerçekleştireceğiz. İnşallah bu İstanbul ittifakı, beraber, güçlü bir Türkiye ittifakına dönüşecek ve bu süreçte Türkiye ittifakı olarak da buradaki bu anlayışı ve bu başarıyı bütün Türkiye’ye hep birlikte yayacağız.”
]]>Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, İzmir Çiğli’de düzenlenen halk buluşmasında, iktidarı emekli maaşları ve ikramiyeleri, mazot fiyatları üzerinden eleştirdi, “31 Mart günü sandıkta sen bu işin sonucunu görürsün” dedi.
Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, İzmir Çiğli’de düzenlenen halk buluşmasına katıldı. Çiğli Kaymakamlık binası karşısındaki alanda gerçekleştirilen halk buluşmasında, CHP Genel Başkan Yardımcısı Yankı Bağcıoğlu, CHP İzmir Milletvekilleri Sevda Erdan Kılıç, Rıfat Turuntay Nalbantoğlu, Ednan Arslan, Rahmi Aşkın Türeli, Murat Bakan, Mahir Polat, İzmir İl Başkanı Şenol Aslanoğlu, Çiğli İlçe Başkanı Erkan Akar, İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Cemil Tugay, Çiğli Belediye Başkan Adayı Onur Emrah Yıldız ve çok sayıda partili de bulundu.
“ÇİĞLİ’NİN ÖNEMLİ SORUNU VAR, HARMANDALI ÇÖPLÜĞÜ..”
CHP Lideri Özel burada yaptığı konuşmada Çiğli’deki Harmandalı çöplüğü sorununa değinerek şunları söyledi:
“Yapılacak çok iş var. Öncelikle Çiğli Belediyesi’nde ufak tefek sorunlar vardı, ödemelerde ufak tefek gecikmeler oluyordu. Önümüzdeki hafta pazar günü göreve geldikten sonra o iş Onur’a emanet. Çiğli’nin önemli sorunu var, Harmandalı Çöplüğü… Onur, Çevre Mühendisi kardeşimiz. Belediyeciliğe ilk kez niyetleniyor değil. 2021’de kanalizasyon daire başkanlığı görevine geldi. Mesleği gereğince atıklar, çöpler onun konusu. Cemil Tugay ile birlikte çalışıyorlar. 4’üncü büyük alan için çalışıyorlar. Size söz veriyoruz. El ele omuz omuza verecekler Harmandalı Çöplüğü sorununu Çiğli’nin gündeminden çıkaracaklar”
“ONU ERDOĞAN’A SÖYLEYECEKSİN”
Geçtiğimiz günlerde AKP Çiğli Belediye Başkan adayı Murat Gökçekaya’nın bir açıklamasını okuduğunu belirten Özel, “Vaadinde seçilirse İZBAN’ı aşağıya almak vardı. İZBAN’ın üstünün işletmesi belediyeye ait, altyapısı Ulaştırma Bakanlığına ait. İZBAN’ı aşağıya aldırmak için Çiğli Belediye Başkanı, Büyükşehir Belediye Başkanı olmaya gerek yok. Söyle partine, alsın aşağıya! Elinden tutan mı var? Murat Kurum’un 65 yaşından büyükleri vapura bedava bindirmesi gibi, nerede-ne oluyor, kimin yetkisi var bilmiyorlar. Tutmuş vaat diye İZBAN’ı aşağıya indireceğiz diyor. Söyleyeceksen onu Erdoğan’a söyleyeceksin” şeklinde konuştu.
“İZMİR’DE KADIN VE GENÇLİK DEVRİMİNİ BAŞARIRSAK PEK ÇOK GENÇ VE KADININ ÖNÜNÜ AÇACAK”
Kadın ve genç adayları önemsediğine vurgu yapan Özel, şunları söyledi:
“Bunun yanında ben şunu çok önemsiyorum. Gazi Mustafa Kemal Atatürk cumhuriyeti gençlere emanet etti. Genç cumhuriyet hem gençlere emanet ayrıca Avrupa Birliği’nde en gelişmiş ülkelerden 40-50 yıl önce kadına seçme-seçilme hakkını da verdi. Biz bu seçimde bir yenileşmenin, bir değişimin içindeyiz. Bunu ülke için başarabilmek için önce partimizin sonra partimizin milletvekillerinin, belediye başkanlarının hem kadın sayısının artması hem de gençleşmesi gerekiyor. Biz MYK’da yarı yarıya kadın yaptık, parti meclisinin yaş ortalamasını 43’e getirdik. İzmir’de bugüne kadar 6 kadın belediye başkanı seçilmişken bu dönem listelere hepsi seçilecek yerlerden 9 belediye başkan adayı gösterdik. 40 yaş altı 12 belediye başkan adayı gösterdik. İşte onlardan biri Onur Emrah Çiğli’ye emanettir. Onur Emrah Yıldız Çiğli’ye, İzmir’deki bütün kadın belediye başkanlarımız önce cumhuriyet kadınlarına ayrıca cumhuriyet devrimlerine bağlı, kadın haklarına saygılı İzmir’in centilmen erkeklerine emanettir. Biz İzmir’de bu kadın ve gençlik devrimini başarırsak bu pek çok genç ve kadının önünü açacak. Partimizin rakiplerinden olumlu yönde ayrışmasını sağlayacak”
“İZMİR’İN VARLIKLARINA ÇÖKMEK İSTİYORLAR”
Özel, AKP İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Hamza Dağ’ın ‘Yaşam tarzına müdahale etmeyeceğiz’ söylemlerine ilişkin ise şöyle konuştu:
“Birileri İzmir’in üzerine kara bulutlar getirmek istiyor. İzmir’in varlıklarına çökmek istiyorlar. İzmir’in özgürlüklerini İzmir’den almak istiyorlar bunun için adaylaştılar. İzmir’de çok sıcak karşılanmadılar. Hemen rozetleri çıkardılar, bilboardlardan ampulleri sildiler, Erdoğan’ın resimlerini kaldırdılar, kendilerinin partilerini unutturmaya çalıştılar. Onlar gelince önce İzmir’in mallarını İzmirlilerden alacaklar. Sonra başlayacaklar hayat tarzına karışmaya. Onlar Ramazan da olsa meyhaneleri gezdik, iki klip çektik diye insanları kandırdıklarını sanıyorlar. Bak işine! İzmir kimsenin hayatına karışmaz ama İzmir kimseyi hayatına karıştırtmaz da. Boğaziçi’ne atadığın kayyumu İzmir’de yapamazsın. Müsaade etmezler. Bir partinin bir şehirde ne yapacağını merak ediyorsanız seçim döneminde ne söylediğine değil başka şehirlerde ne yaptığına bakacaksınız. Yetkiyi ele geçirip de yaşam tarzına müdahale edenlere İzmir haftaya Pazar müdahale edecek.”
“31 MART GENELDEKİ İKTİDARI YERELDEN DENGELEME SÜRECİDİR”
İktidarla emeklinin hakkı ve atanmayan öğretmenler için kavga edeceğinin altını çizen Özel “Bu süreç geneldeki iktidarın yerelden dengelenme sürecidir. Bizimle kavga etmek istiyorlar etmiyoruz. Eğer bizimle kavga edeceklerse onun istediği konularda değil, kimlik, mezhep siyasetinde değil emeklinin hakkı, atanmayan öğretmenler, köylüler, balıkçılar, yoksullar ve güvencesizler için kavga edeceğiz ve hakkımızı sonuna kadar arayacağız” dedi
“31 MART GÜNÜ SANDIKTA SEN BU İŞİN SONUCUNU GÖRÜRSÜN”
İktidarı emekli maaşları ve ikramiyeleri, mazot fiyatları üzerinden eleştiren Özgür Özel, “31 Mart günü sandıkta sen bu işin sonucunu görürsün. Türkiye’de 2.5 milyon genç işsiz yaşıyor. Gençlerin yüzde 62’si öğrenimini sürdürürken ekonomik zorluklar çekiyor. Gençlerin yüzde 38’i ailesi barınma giderlerini karşılayamadığı için ya kayıt donduruyor ya üniversiteyi bırakıyor. Sinema, tiyatro, maç biletleri bir yılda yüzde 100 arttı. AKP’li belediyeler yapmadı ama CHP’li belediyeler son 5 yılda 61 tane yurt yaptı. İzmir’de de bolca yurt olacak, İzmir’de de gençlerin barınma sorununa belediyelerimiz el atacak. İzmir’de de bundan sonra halk lokantaları olacak, 4-5 yaşındaki çocuk sahibi anneler için anne kart, emekli kart olacak. İstanbul’da ne varsa Ankara’da ne varsa CHP’li belediyelerde ne varsa hepsi İzmir’de de olacak” şeklinde konuştu.
“ATATÜRK’ÜN PARTİSİNİ İKTİDAR YAPACAĞIZ”
Gençlere sandık çağrısında bulunan Özel sözlerini şöyle noktaladı:
“İzmir kadınların güvenle yaşadıkları, gençlerin önünün açıldığı, çalıştıkları, kimsenin memleketten ümidini kesmediği bir şehir olacak. Biz ilk önce İzmir’de gençlerle kazanacağız, kadınlarla kazanacağız, her yaştan gençlerin desteğiyle kazanacağız, Atatürkçülerle kazanacağız. Sonra İzmir’den aldığımız güçle ilk genel seçimleri hep beraber kazanacağız. Kemal Kılıçdaroğlu’nun, Ecevit’in, İnönü’nün, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün partisini iktidar yapacağız. Biz korku ittifakının karşısında umudun ittifakıyız. Gençlere sesleniyoruz, 31 Mart’ta sandığa gelin, Türkiye’ye sahip çıkın”
]]>Bakan Göktaş, AK Parti İzmir İl Başkanlığının bir otelde düzenlediği “Kadın Buluşması”nda, “Güçlü Kadın, Güçlü Türkiye” anlayışıyla Türkiye Yüzyılı hedefleri doğrultusunda büyük bir azim ve kararlılıkla çalıştıklarını söyledi.
Kadının dokunduğu her işin veriminin arttığını, zorlukların kolaylaştığını, her düzenin ahenk bulduğunu ifade eden Göktaş, “Attığımız her adımla Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılında kadınların eğitime, sağlığa, diplomasiye ve iş dünyasına katılımları, ülkemizin yükselen dinamiklerinden biri haline geldi. Biz de Bakanlık olarak, hayatı bu derece anlamlı kılan kadınları sosyal, siyasal ve ekonomik alanlarda daha da güçlü kılmak için çalışıyoruz” diye konuştu.
Kadının her alanda aktif rol almasının Türkiye’nin daha sağlam temeller üzerinde yükselmesi açısından önemli olduğunu vurgulayan Göktaş, şunları kaydetti:
“Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde, son 22 yılda kadınların hak ve özgürlüklerinin genişletilmesi, refahının artırılması, her alanda etkin şekilde yer almaları için önemli adımlar attık. Kadınların karar alma mekanizmalarında daha fazla söz hakkına sahip olmaları için büyük atılımlar gerçekleştirdik. Bunun yanı sıra kadın yaşamını sarsan, aile ve toplum huzurunu tehdit eden şiddet karşısında olan duruşumuzdan asla taviz vermedik. Sahip olduğumuz, dünyada eşi benzeri az bulunan bir hukuki mevzuat ve sıfır tolerans ilkesi doğrultusunda şiddetle mücadelemizi büyük bir kararlılıkla sürdürdük, sürdürüyoruz. Çok güçlü mevzuatımızla kadınların yanındayız. Bunun dışında oluşturulmak istenen algılara inanmayın. Türkiye’ye güç veren kadınlarla gönül birliği yaparak önümüze çıkan tüm engelleri ve cam tavanları bir bir aşıyoruz. Cumhuriyetimizin kuruluşunda da yüz yıl boyunca attığımız önemli adımlarda da kadınların varlığı hep belirleyici oldu. Bu anlamda kadınları ekonomik alanda güçlendirmeye yönelik politikalar yürütmeyi, ülkemizin geleceği açısından önemli bir mesele olarak görüyoruz.”
Göktaş, Adana’dan İzmir’e, Bursa’dan Kars’a yurt genelinde kadın girişimciliğini ve istihdamını artıran çalışmalar yürüttüklerini belirterek, mesleki eğitimlerden girişimcilik desteklerine kadar çok yönlü bir anlayışla kadınların ekonomik hayata katılımını teşvik ettiklerini söyledi.
“Yüzde 28 olan kadınların iş gücüne katılım oranını yüzde 36’ya çıkardık”
Özellikle kız çocuklarımızın eğitimi ve kariyerleri için özel çaba sarf ettiklerini vurgulayan Göktaş, şu ifadeleri kullandı:
“Biliyoruz ki Türkiye’nin gelişmesinde ve ilerlemesinde kadınların rolü her zaman hayati bir unsur olmuştur. Bu alanda yürüttüğümüz çalışmalarla 2002’de yüzde 28 olan kadınların iş gücüne katılım oranını 2023’te yüzde 36’ya çıkardık. 12. Kalkınma Planımızda, kadınların geleceğine dair önemli hedefler belirledik. 2028 yılı sonuna kadar kadının iş gücüne katılma oranını yüzde 40’a, kadın istihdam oranını ise yüzde 36’ya yükseltilmeyi hedefliyoruz. Bu hedefi gerçekleştirmek adına Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımızla iki önemli protokol imzaladık. Bu protokollerden biri kadın istihdamını ve girişimciliğini artırmaya yönelik. Bu kapsamda başlattığımız yeni bir projeyle temiz teknoloji alanında kadın girişimcilerin şirketlerini büyütme süreçlerine destek oluyoruz.”
Bakan Göktaş, proje kapsamında “kadingirisimci.gov.tr” adıyla bir web portalı kurduklarını belirterek, şöyle konuştu:
“Kadın girişimciler için her türlü desteği tek bir portal ile bir araya getirdik. Diğer taraftan girişimcilik, finansal okuryazarlık, teknoloji becerileri gibi uygulamalı eğitimlerin yer alacağı bir Kadın Girişimcilik Akademisi kurmak için hazırlıklarımızı sürdürüyoruz. Ne eğitimde ne istihdamda olan kadınlar için ‘Geleceğini Kuran Genç Kadınlar Projesi’ni hayata geçirdik. Mühendis olmak isteyen öğrencileri desteklemek amacıyla ‘Türkiye’nin Mühendis Kızları Projesi’ni başlattık. ‘Kadının Güçlenmesi Strateji Belgesi ve Eylem Planı’ ile de kadınların değişen iş gücü piyasasına tam, eşit ve etkin katılımlarını artırmayı hedefliyoruz. Kadınların gücünü ve potansiyelini doğru bir şekilde yönlendirdiğimizde ülkemizin refahını artıracağımıza yürekten inanıyoruz.”
“Kadınları daha da güçlendirecek yeni düzenlemeler hayata geçirmeyi planlıyoruz”
Bir yandan kadınların ekonomik hayatlarına destek olurken diğer yandan aile yaşamlarında da yanlarında olmaya gayret ettiklerini dile getiren Göktaş, “Hayatın bize sunduğu en güzel hediye olan çocuklarımızın doğumu ve anne bakımına ihtiyaç duydukları dönemde ailelerin sorumluluğunu paylaşıyoruz. Önümüzdeki dönemde de kadınları daha da güçlendirmek için yeni düzenlemeler ve yeni uygulamalar hayata geçirmeyi planlıyoruz.” dedi.
Göktaş, bu hedefimiz doğrultusunda esnek ve uzaktan çalışma modeli ve mahalle tipi kreşler gibi uygulamalara yönelik çalışmalarımızı başlattıklarını hatırlatarak, “Özellikle 0-3 yaş arası çocuklara yönelik mahalle odaklı kreş modelimizle bakım ve eğitim hizmeti veren kurumların sayısının artmasını önemsiyoruz. Ülke geneline yaygınlaşmasını arzuladığımız bu model ile kadınların ev ve iş hayatı arasında tercih yapmak zorunda kalmalarının önüne geçmeyi hedefliyoruz. Kadının yaşamını kolaylaştıran, kadını güçlendiren her politikanın güçlü Türkiye hedeflerimize bizleri biraz daha yaklaştırdığına inanıyoruz.” ifadelerini kullandı.
“Artık İzmir’in daha fazla zaman kaybetmesine izin veremeyiz”
Yerel yönetimlerin ülkenin ve şehirlerin geleceğini şekillendirmede önemli vizyon üstlendiğini aktaran Göktaş, kendisinin siyasete Belçika’da yerel yönetimlerden başladığını, güçlü yerel yönetimlerin siyasete etkisine yakından şahit olduğunu belirtti.
Kadınların yerel yönetimlerde etkili olmasını çok değerli bulduğunu vurgulayan Göktaş, şunları kaydetti:
“Kadının yerel yönetimlerde yer alması, toplumun farklı kesimlerinin ihtiyaç ve beklentilerini anlamada çok önemli bir husustur. Vatandaşın ihtiyaçları doğrultusunda politikalar geliştirmede ise kadınların perspektifi her zaman fark yaratır. 31 Mart’tan sonra, Cumhur İttifakımızın adayları olan Ceyda Bölünmez Çankırı ile Konak’ta, Saliha Özçınar Kutlu ile Kiraz’da, Gümüş Saime Bucaklıoğlu ile Güzelbahçe’de, Sema Akıncı ile Dikili’de bu farkı çok net bir şekilde göreceğimize yürekten inanıyorum. İzmir, her köşesinde bir cennet saklı olan nadide bir şehir. İhmal edilmesi sadece İzmir için değil, Türkiye için büyük bir kayıp.”
Bakan Göktaş, konuşmasına şöyle devam etti:
“Artık İzmir’in daha fazla zaman kaybetmesine izin veremeyiz. Hamza Dağ başkanımız, İzmir’in kaybettiği zamanı telafi edecek, İzmir’in çehresini değiştirecek projelerle geliyor. İzmir’e hak ettiği hizmetleri sunacak kadın dostu projelerle geliyor. Kadın, erkek, genç, yaşlı 7’den 77’ye İzmir’in güzel insanlarına hizmet etmek için geliyor. Kadınlar için, yaşam merkezleri, kreşleri, sosyal tesisleri, ulaşım ve finans destekleri ile geliyor. Hamza Dağ başkanımız, eşsiz şehir İzmir’i, gerçek belediyecilikle buluşturacak, hak ettiği yere taşıyacak. Bu başarı da en çok sizin desteğinizle gerçekleşecek. 1 Nisan’da çocuklarımızın, kadınların, ailelerin ve tüm İzmirlilerin gerçek belediyeciliğe ve yepyeni bir İzmir’e uyanacağına yürekten inanıyorum.”
]]>Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Adana’da tarihi Taş Köprü’de düzenlenen “Kadın Buluşması Programı”na katıldı. Adana’nın, güçlü ve çalışkan kadınların şehri olduğunu dile getiren Göktaş, “Çukurova’nın bereketli topraklarında, sanayisinden çıkan her üründe, sokaklarında koşan çocuklarında Adana’nın kadınlarının göz nuru, alın teri, emeği var. Biz, bu emeğin hak ettiği karşılığı Adana’da görmek istiyoruz. Kadınların, bu şehrin geleceği adına alınan kararlarda daha fazla söz hakkı olsun istiyoruz” ifadelerini kullandı.
Göktaş, kadınların güçlü olmasının güçlü Türkiye anlamına geldiğini vurgulayarak, “Kadının hayatın her alanında daha güçlü ve etkin bir role sahip olması, Türkiye Yüzyılı hedeflerimizi gerçekleştirmede çok önemlidir ve kıymetlidir. Bu anlamda kadınları güçlendirmek için çalışmalarımızı büyük bir kararlılıkla sürdürüyoruz” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ortaya koyduğu vizyonun sonucunda kadınların hayatın her alanında eşit imkan ve fırsatlara sahip olduğunu kaydeden Göktaş, kadınların siyasal, sosyal ve ekonomik hayatta daha etkin yer almaları için son 22 yılda büyük atılımlar gerçekleştirdiklerini anlattı.
Kadınların ev ve iş hayatı arasında bir tercih yapmak zorunda kalmalarının önüne geçeceklerini belirten Bakan Göktaş, “Bugün Türkiye’de kadınlar hayatın her alanında eşit imkanlara ve fırsatlara sahipse bu Cumhurbaşkanımızın ortaya koyduğu vizyonun bir sonucudur. Son 22 yılda kadınların siyasal, sosyal ve ekonomik hayatta daha etkin yer almaları için büyük atılımlar gerçekleştirdik. 2002 yılında yaklaşık yüzde 28 olan kadınların iş gücüne katılım oranını 2023 yılında yüzde 36’ya çıkardık. 12. Kalkınma Planımızda, 2028 yılı sonuna kadar kadının iş gücüne katılma oranını yüzde 40,1’e, kadın istihdam oranını ise yüzde 36,2’ye yükseltmeyi hedefliyoruz. Ayrıca finansman ve danışmanlık hizmetleriyle pek çok kadının kendi işini kurmasına, doğum ve evlenme yardımlarıyla destek olduk. Her türlü şiddete karşı aldığımız önleyici tedbirlerle kadını daha da güçlü kıldık. Önümüzdeki dönemde kadınları hayatın her alanında daha güçlendirmek için yeni düzenlemeler ve yeni uygulamalar hayata geçireceğiz. Bu çerçevede esnek ve uzaktan çalışma modeli ve mahalle tipi kreşler gibi uygulamalara yönelik çalışmalarımızı başlattık. Bu hedeflerimizi tek tek hayata geçirdiğimiz zaman kadınların ev ve iş hayatı arasında bir tercih yapmak zorunda kalmalarının önüne geçeceğiz” ifadelerini kullandı.
Göktaş, kadınların gücünün, milletin hak ettiği hizmetlere kavuşmasına değerli katkılar sunduğunu söyleyerek, “Şimdi Adana’nın güçlü kadınlarını daha da güçlendirme zamanı. Adana Büyükşehir Belediye Başkan adayımız Fatih Mehmet Kocaispir, ‘Adana’mızı kadınlarımızla birlikte büyüteceğiz.’ diyor. Başkanımızın bu sözü ve bizi heyecanlandıran ‘kadın dostu belediyecilik’ anlayışı, bu hedefimizi gerçekleştirmede büyük rol oynayacak” diye konuştu.
Bakan Göktaş, Cumhur İttifakı’nın Büyükşehir Belediye Başkan adayı Fatih Mehmet Kocaispir’in kente 5 yılda 100 kreş kazandırma sözünün olduğunu hatırlatarak, şunları söyledi:
“Her mahallemizde kadınların iş ve sosyal hayatına destek olacak bu değerli yatırımın takipçisi ve destekçisi olacağız. Bunun yanı sıra ulaşım, eğitim, sağlık gibi birçok alanda Adana’nın kadınlarına destek olduğunu gösteren projeleri var. Başkanımız, kadınlara yönelik spor salonları, yaşam alanları içeren tesislerle Adana’da sosyal hayatı canlandıracak eserler kazandıracak. Eğitim ve mesleki kurslarla meslek kazandırma ve istihdama yönlendirme konusunda önemli adımlar atacak. Yüreğir’de çok güzel hizmetlere imza attı, şimdi sıra Adana’da. Fatih Mehmet Kocaispir Başkanı’mız da ‘Adana, kadınların gücüyle güzelleşecek.’ diyor. İnşallah Adana’yı kadınların desteğiyle gerçek belediyecilikle buluşturacağız. Adanalı kadınların emeğiyle, çabasıyla Adana kazanacak, şehrimizi geleceğe taşıyacağız.”
Bakan Göktaş, kente Kozan Engelsiz Yaşam Merkezi’nin kazandırılacağı müjdesini vererek, “Merkezimizin yapım çalışmalarını nisanda inşallah başlatacağız. Bu merkez tamamlandığı zaman engelli vatandaşlarımızın ve ailelerinin gönül rahatlığıyla destek bulacakları bir kuruluşu Adana’mıza kazandırmış olacağız. Ben şimdiden Adana için, Adanalı kardeşlerimiz için hayırlı, uğurlu olmasını diliyorum” dedi.
Bakan Mahinur Özdemir Göktaş, konuşmasının ardından tarihi Taş Köprü’de halay çeken kadınlara alkış tutarak eşlik etti. – ADANA
]]>CHP Genel Başkanı Özgür Özel, CHP Selçuk Belediye Başkan Adayı Filiz Ceritoğlu Sengel’in projelerini açıkladığı lansman toplantısına katıldı. Sengel’in projeleri video gösterimi eşliğinde sunuldu. gerçekleştirilen toplantıda konuşan Özel, “Süleyman Soylu uzun süre İçişleri Bakanlığı yaptı. Türkiye’de 2 kişiye kafayı taktı. Bir tanesi Filiz Ceritoğlu Sengel, bir tanesi de Ekrem İmamoğlu. İkisiyle de özel uğraştı. Mahkemelere verdi. Ekrem Bey’e kumpaslar kurarak ceza aldırdı. Burada da Filiz’e kafayı taktı. ‘Vay efendim nasıl Selçuk yerine Efes Selçuk der’ diye. Süleyman Soylu’ya o gün söylediğimi bugün yine söyleyeyim, dediğimiz gibi diyelim, ‘Filiz Başkan sen kimseden korkma, karıncanın kardeşi var o da Cumhuriyet Halk Partililerdir. 5 yıl önce elini kaldırdım beni pişman etmedi. Sizi de pişman etmedi. Selçuk’ta bir başka CHP adayı yok. Selçuk’ta CHP’nin adayı Filiz Hanımdır” dedi.
Mayıs ayında Cumhur İttifakı ve Millet İttifakı olmak üzere iki ittifakın yarıştığını belirten Özel, şunları kaydetti:
“İki ittifaktan da ayrılanlar oldu. Cumhur İttifakı’ndan Yeniden Refah Partisi ayrıldı. Birlikteyken ondan iyisi yok ama ayrılınca diyor ki ‘ip cambazı, şantajcı.’ Oysa bizden ayrılanlar var, ne diyoruz canın sağ olsun. Ben başka partiden bile bizden ayrılana canın sağ olsun derken, başka partilere dahi kötü söz söyletmezken kendimizden olan kimseye kötü sözüm olmaz. Fakat parti başka bir şeydir. Partinin gerçekleri vardır. Partinin yüzünü öne düşürmemiş, hiçbirimizi mahcup etmemiş, anketlerde yüksek memnuniyet oranıyla yeniden aday olmuş bir adayı vardır. Filiz Ceritoğlu Sengel’e sahip çıkmak her Atatürkçü’nün, CHP sevdalısının boynunun borcudur. O bundan önce Cumhuriyet tarihinde aday olmuş ve seçilmiş 6 kadın belediye başkanlarından biriydi. İzmir’deki bütün kadın adaylarımızı önce İzmir’deki kadınlarımıza sonra kadın haklarına saygılı centilmen erkeklere emanet ediyorum.”
“Önümüzdeki sandıkta iktidara sarı kart göstermek”
Bundan sonraki süreçte daha çok birlikte olacaklarını aktaran Özel, “Türkiye’de yerel seçimlerin yerel adayları kadar bu seçimin geçen seçimden hemen sonra yapılması, 14-28 Mayıs’taki bütün umutlarımıza rağmen ortaya çıkan sonuçtan sonra olması, 4 yıl daha seçim olmayacak olması. Geneldeki ittifakın yerelden dengelenmeye ihtiyacı olması, bu iktidarın her şeye rağmen oy alması durumunda. Emekli, çiftçi, köylü, memur bu durumdayken oy veriyor, siftahsız esnaf oy veriyor diye düşünüp bundan sonra 4 yıl boyunca kemerleri size sıktırması, acı reçeteyi size içirmesi gündeme gelecektir. Bunun önünde durmanın tek yolu önümüzdeki sandıkta iktidara sarı kart göstermek, kırmızı ışık yakmak. Bizi hesaba katmak zorundasın demek zorundayız” diye konuştu.
“Herkesi Türkiye İttifakı’nda birleşmeye davet ediyorum”
Cumhur İttifakı’na yönelik de eleştirilerde bulunan Özgür Özel, “Karşımızda bir ittifak var. Adı Cumhur İttifakı, görevleri korkutmak, tehdit etmek, şantaj yapmak, sindirmek. Biz kutuplaştıranlara inat kucaklaşmaya geliyoruz. Biz şeytanlaştıranlara inat kardeşleştirmeye geliyoruz. İttifakımız gücünü milletten renklerini ay yıldızlı al bayraktan almaktadır. Bizim ittifakımızın adı Türkiye ittifakıdır. Türkiye ittifakı milli takım gol atınca sevinen herkestir. Kürt’üyle, Laz’ıyla, Türk’üyle, Çerkez’iyle, yerlisiyle, göçmeniyle, yüreğinde vatan millet bayrak sevgisi olan herkesi Türkiye İttifakı’nda birleşmeye davet ediyorum” diye konuştu.
2019’da belediyeyi devraldıklarında ciddi bir borç yükü altında olduğunu ifade eden mevcut Selçuk Belediye Başkanı ve CHP Başkan Adayı Filiz Ceritoğlu Sengel ise, şunları söyledi:
“Fakat hiçbir zaman bunu kendimize bahane etmediğimiz gibi bununla ilgili olarak da uzun uzadıya konuşmadık. Hep çalıştık, çabaladık çünkü bir amacımız vardı. O da Selçuk’un daha güzel yarınlara sahip çıkabilmesi ve daha güzel yarınlara emin adımlarla ilerleyebilmesiydi. Tam bunları yaşarken, belediyeyi bir nebze olsun rahatlatmışken pandemiyle karşılaştık. Hepimiz evimizdeydik, ölüm korkusunu yaşıyorduk. O sırada Selçuk Belediyesi’nin emekçileriyle birlikte, ‘bizler acaba sizler için ne yaparız?’ diye düşünürken, sizlerle dayanışmanın ne kadar güzel olduğunu ve ne kadar kıymetli olduğunu anladık.”
“Sadece tek yapmamız gereken 31 Mart’ta tekrardan seçilmem”
“Ekonomik krizle karşı karşıya kaldık ama biz dayanışma gösterdik” diyen Sengel, “Hep beraber bir yol yürüdük, sizlerle beraber. Yaralar oldu, sosyal yardımla o yaraları beraberce sardık. Çocuklar gıdadan eksik kalmasın diye gıda erişimini başlattık. Taşımalı eğitimden eksik kalmasınlar ve eğitimden eksik durmasınlar diye köylerden, Pranga Mevkii’nden, Arvalya Mevkii’nden çocukları hep birlikte taşıdık. Amacımız şuydu; geleceğe köprü atabilmek, geleceğe daha güvenli bir şekilde ilerleyebilmek. Şu anda biraz önce izlediğiniz o bütün projelerin hepsi hali hazırda bu geçtiğimiz 5 yıl boyunca yaptıklarımıza ek olarak hepsi uygulamaya hazır. Daha önemlisi AK Parti’nin rezil ettiği Selçuk Belediye bütçesinin düzeltilmiş haliyle hazır. Bizler seçimi atlattıktan sonra bütçesi hazır, uygulamaya hazır, hatta bir kısmı da uygulanmaya başlanmış, örneğin kreşlerimiz gibi, hepsi de uygulamaya hazır. Sadece tek yapmamız gereken 31 Mart’ta tekrardan sizlerin oylarıyla belediye başkanı olarak seçilmem” diye vurguladı. – İZMİR
]]>Türkiye, Karaman’da Ensar Vakfı ve KAİM-DER yurdunda kalan 8-9 yaşındaki çocuklara karşı istismar skandalından sonra bu kez Bağcılar’da yine aynı yaşlarda çocuklara yönelik zincirleme istismarla karşı karşıya kaldı. Hakkında yüzlerce yıla varan hapis cezası istenen sanığın daha önce de benzer suçlama ile hakim karşısına çıktığı ve beraat ettiği bilgisi tepkileri daha da artırdı. Akşam saatlerinde Bağcılar Meydanı’nda buluşan bir grup yurttaş, “Çocuk istismarını aklatmayacağız, hesap soracağız” mesajı verdi.
2016 yılında Karaman’da Ensar Vakfı ve Karaman Anadolu İmam Hatip Lisesi Mezunları Derneği’ne (KAİM-DER) ait evlerde kalan 8-9 yaşlarında çocukların cinsel istismara uğradıklarının ortaya çıkması büyük tepki çekmişti. Benzeri bir skandal yıllar sonra İstanbul Bağcılar’da yaşandı. Metin Şenay isimli sucunun süngerle ses izolasyonu sağladığı dükkanındaki bir odada çok sayıda çocuğa zincirleme cinsel istismarda bulunduğu ve o anları kayıt altına aldığı ortaya çıktı. Sanık hakkında 196 yıla kadar hapis istendi. Ayrıca sanığın 2009 yılında benzeri bir suçtan yargılandığı ancak delil yetersizliğinden beraat ettiği ileri sürüldü. Gelişmeler endişe ve tepkileri artırdı. O tepkilerden biri de Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Kadın Meclisleri’nden geldi. Akşam saatlerinde olayın yaşandığı Bağcılar’da toplanan kadınlar, “Çocuk istismarını aklatmayacağız, hesap soracağız” mesajı verdi.
Platform Genel Sekreteri Fidan Ataselim, Bağcılar halkına geçmiş olsun dedi. Ataselim, şunları söyledi:
ÇOCUKLARIN ÇIKARDIĞI SESİ DUYALIM
“Geçmiş olsun ve son olsun bu istismarlar artık. Geçmiş olsun ve geçsin bu ihmalkarlıklar artık. Geçmiş olsun ve sorumluluğu bulunanlar, üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirsinler artık. Çocuk koruma kanunu, Lanzarote Sözleşmesi etkin uygulansın artık. Klasik bir slogan vardır, hani denir ya: ‘Çocukların çıkaramadığı ses olalım.’ Ben bugün tam tersini söyleyeceğim size. 2009 nere, 2024 nere! 2009’da Metin Şenay şikayet edilmiş. Ne olmuş: yargılama yapılmış, ceza almış, Yargıtay’dan dosya geri dönmüş. Niye? Delil yetersizliği demişler. Bu çocuklar daha ne yapsın? Bu çocuklar daha nasıl seslerini çıkarsın? Bu insanlar, bu halk daha ne yapsın? Karakola gidiyor, dava açıyor, savcılığa gidiyor. Daha ne yapalım biz? Ama kimlerin ne yapmadığını biliyoruz. Yargının nasıl işlemediğini görüyoruz. Bu yüzden bugün ben, çocukların çıkaramadığı ses olalım demiyorum. Çocukları duyalım, çıkarttıkları sesi duyalım, çocukların davranışlarını görelim. Çocuklarla, kendi çocuklarımızla aramıza büyük büyük duvarlar örmeyelim ki, çocuklar kendilerini bize anlatabilsinler, anlatıyorlar da. Anlattıkları zaman inanmamazlık etmeyelim, kendi çocuklarımıza güvenmemezlik etmeyelim. Etmediğinizi biliyorum. O yüzden siz suçlu değilsiniz.
‘BİR KEREDEN BİR ŞEY OLMAZ’ DİYEN SİYASİ İKTİDAR SUÇLUDUR
Bu yaşanan olayda, 2009 yılından 2023 yılına, yıllar geçmiş, onlarca çocuğun istismarından bahsediyoruz. Elbette ihmali bulunanları söyleyeceğim. Kimin suçu vardı burada söyleyeceğim. O ilk suç duyurusunda bulunulduğunda konunun üzerine gidilseydi, yeterli araştırma yapılsaydı, istismarcı adam bulunamaz mıydı soruyorum size. Açığa çıkamaz mıydı bunca istismar? Bu kadar çocuk boşuna istismara uğradı. Uğramayabilirdi, bunun önüne geçilebilirdi. Bütün deliller toplanabilirdi. Bütün delilleri toplamayan kolluk sorumludur bu süreçte! Bir delil yetersizliğinden bahsediliyorsa eğer, o delilleri soruşturacak savcılardır sorumlu olan! Bir dava başladıysa eğer, hak ettiği cezayı vermeyenler, delil yok diyerek üzerini kapatan yargı mensuplarıdır, hakimlerdir, Yargıtay’dır sorumlu olan! ve her seferinde ‘Bir kereden bir şey olmaz’ diyen siyasi iktidar da sorumludur bu olanlardan.
BAKANLIKLARA SESLENİYORUZ: SORUMLULUĞUNUZUN ÜSTÜNÜ ÖRTEMEZSİNİZ
Bunca çocuk istismara uğramış daha sayılarını bilmiyoruz. Belki kendi çocuklarımız da istismara uğramış olabilir. Nice çocuğun o odada duvarda ismi var. Bunları bugün görüyoruz, duyuyoruz. Daha önce görülebilirdi, duyulabilirdi. Bir şey daha eklemek istiyorum. Aile Bakanlığı bir açıklama yaptı. ve diyor ki, bir çocuğun koruma altına alındığını söylüyor, diğer iki çocukla ilgili ne yapıldığını bilmiyoruz. ve tüm bu süreç içerisinde bakanlığın neler yaptığınıysa hiç bilmiyoruz. Ne yaptınız Aile Bakanlığı, soruyorum buradan ne yaptınız? Bu çocuklar niye istismara uğradı? Bakanlığın açıklamasındaki cümlelerin ne anlama geldiğini biz çok iyi biliyoruz mücadelemizden. O cümlelerden birinde şunu söylüyor: ‘Soruşturma aşaması davaya döndüğü zaman, biz de bakanlık olarak müdahil olduk. En ağır cezanın verilmesi için müdahiliz.’ Bazı hukuksal kavramlarla, cümlelerle sorumluluğunuzun üstünü örtemezsiniz. Sadece Aile Bakanlığı da değil, Adalet Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı neredesiniz? Bizim ihtiyacımız olan şey, yetkililerin yükümlülüklerini yerine getirmesi, çocukların üstün yararı gözetilerek istismara uğramayacakları bir hayat ortaya koymak.
“TEK İMKANIMIZ VE GÜCÜMÜZ POLİTİK ÖRGÜTLÜLÜĞÜMÜZ, İHMALLERİ BİZLER AÇIĞA ÇIKARACAĞIZ”
Müdahilliğin de en iyi örneğini biz gösteriyoruz. Bir istismar şüphesi ortaya çıktığı zaman, ailelerle birlikte o delilleri toplamaktan tutun da, savcının istemediği raporları istemeye kadar. Hangi istismara uğramış çocuğun ailesini dinlediniz bakanlıklar, soruyorum size. Müdahil olmak demek taraf olmak demektir. Yaşamaya taraf olun kadınlar için, çocuklar için, tüm canlılar için. Elimizde imkan olmamasına rağmen biz bunu yapmaya çalışıyoruz. Tek imkanımız ve gücümüz eşit özgür yaşayacağımıza olan inancımız, politik örgütlülüğümüz. Buradaki kadınlar bizim tek gücümüz. Sizin yetkiniz var, polisiniz var, yasanız var, yargınız var, her şeyiniz var. Her gün bütün ekranlarda, meydanlarda konuşma hakkınız var. Biz bu imkansızlıklarla nica kadın cinayetini durdurabiliyorsak eğer, nice istismarcıyı, faili açığa çıkartabiliyorsak, sadece davanın açılmasını beklemeden şüpheli kadın ölümlerinde gerçekleri açığa çıkartabiliyorsak, siz bakanlık olarak çok daha fazlasını yapabilirsiniz. Yapmadınız, yapmıyorsunuz! İstismara uğrayan her bir çocuk için suçlusunuz! ve sizler de yargılanacaksınız. Bunca yıldır her kimin ihmali varsa hepsini birer birer bizler açığa çıkaracağız. Her bir çocuğun hesabını soracağız.
Biz bugün bir kadın örgütü olarak buradayız, kadınlar olarak bu açıklamayı yapıyoruz. Ama bizi dinleyen birçok erkek arkadaşlarımız da var. Abilerimi kardeşlerimi görüyorum burada. Çok farklı siyasi görüşlerden, partilerden temsilciler var. Bir çocuğun hayatını konuşuyorsak eğer, bunun ötesinde ne olabilir ki? O yüzden biz el ele vermeye bu konuların üzerine gitmeye devam etmeliyiz. Çocuklarımızın yaşadıkları şeyleri bizlere rahatlıkla anlatabileceği ilişkileri kurmaya özen göstermeliyiz. Sevgili Bağcılar halkına sesleniyorum: Sizin aklınızda en ufak bir şüphe varsa eğer, mutlaka bize başvurun. Korkmayın, hiçbir çocuk korkmasın, sizler de korkmayın.Biz varız biz! Elimizde bazı imkanlar yok ama bizim mücadele gücümüz var. Biz kenetlendiğimiz zaman, çocuklarımız gülüp oynayıp neşeyle geleceklerine kavuşabilir. Kadınlar şiddete uğramayabilir. Bunu hep birlikte sağlayabiliriz. ve sağlayacağız”
]]>Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, bir dizi program yapmak için geldiği İzmir’de programlarını sürdürmeye devam ediyor. İlk olarak Şehit Yakınları ve Gaziler Buluşması gerçekleştiren Özel, daha sonra da Ege İhracat Birlikleri’ni ziyaret etti. Basına kapalı gerçekleştirilen toplantıdan sonra basın mensuplarıyla bir araya gelen CHP Genel Başkanı Özgür Özel, İzmir’in yarınlarını konuştuklarını belirterek, “Cemil Başkan’ın yönetiminde, 30 Belediye Başkanımızın yönetiminde ‘İzmir’in sanayisi, ticareti ve ihracatı için ne yapabiliriz?’ diye konuştuk. Her iki taraf içinde heyecan ve umut veren bir toplantıyı gerçekleştirmiş olduk” dedi.
“İzmir, üst düzey hizmet bekliyor”
En büyük anketin 31 Mart günü yapılacağını söyleyen CHP Genel Başkanı Özgür Özel, “Seçim yaklaştıkça artık anket söylemek biraz da böyle seçmeni yönlendirmeye yönelik oluyor. Ama son değerlendirmemden bugüne daha kötü bir anket görmediğimi, her gördüğüm anketin daha iyiye gittiğini söyleyebilirim. 31 Mart tarihinde İzmir’de bir büyük başarı yakalayacağız ve İzmir’in beklediği değişimi, dönüşümü gerçekleştireceğiz. Bundan önceki dönemde görev yapan belediye başkanlarımız konvansiyonel belediyecilik anlamında üzerlerine düşeni fazlasıyla yaptılar ve daha önce de söylemiştim bu belediye başkanları Türkiye’nin herhangi bir coğrafyasında da yüksek memnuniyet oranlarına ulaşabilecek belediye başkanlarımız. İzmir’de Cumhuriyet Halk Partisi’ne, Cumhuriyet’e ve ülkesine çok şey veren bir kent. Ege bölgesinde 6,5 milyarlık AR-GE’nin 3,5 milyarı sadece İzmir’de yapılıyor. Türkiye ithalatı ihracatından fazla bir ülke. Bu bir sorun. İhracatın ithalatı karşılama oranı Türkiye’de yüzde 70, Ege bölgesinde yüzde 205, İzmir’de yüzde 300’ün üzerinde. Şimdi bu rakamları gördüğünüzde İzmir ülkeye bu kadar çok şey veriyorken ve Cumhuriyet Halk Partisi’ne bu kadar önemli bir destek veriyorken çok üst düzeyde hizmetler bekliyor” şeklinde konuştu.
“İzmir, Türkiye’nin göz bebeğidir”
Cemil Tugay’dan övgüyle bahseden Özel, “Cumhuriyet Halk Partisi, daha önce Avrupa Birliği’ndeki ilgili raportörlerin de Türkiye’deki en iyi belediye olarak tanımladıkları Karşıyaka Belediyesi ve Belediye Başkanımız Cemil Tugay’ın sürdürülebilir kalkınma noktasında Avrupa Birliği standartlarında tam sağlamış hatta ilerisinde olan bir belediyeyi yönettiğini görmemiz lazım. İzmir’in bundan sonraki süreçte doğasıyla, çevresiyle, sanayisiyle, tarihiyle İzmir Türkiye’nin göz bebeği bir kenttir. Ama gerçekten bir marka şehir olarak dünyadaki diğer marka şehirlerle yarışacak ve Türkiye’nin dünyada turistler tarafından en çok tercih edilen ulaşımıyla, havasıyla, suyuyla, deniziyle hepimizin göğsünü kabartan bir şehir olarak çok iyi bir noktaya getireceğimiz bir iddiaya sahibiz” dedi.
“9 kadın belediye başkan adayımız var”
30 belediye başkanından 9 tanesinin kadın olduğunun altını çizen Özel, “Bugüne kadar sadece 6 kadın belediye başkanımız olmuştu. İzmir, kadın-erkek eşitliğinin kadınların özgürlüklerinin bu kadar üst düzeyde olduğu ve bunları Cumhuriyete borçlu olan bu kente borcumuz bir dahaki seçimlerde 15 kadın belediye başkan adayıdır. İzmir’de her koltuğun biri erkeğe ise biri kadına olmalıdır. Şu anda 9 çok iddialı ve hepsi seçilecek yerden kadın belediye başkanımızı İzmir’in kadınlarına ve kadın haklarına saygılı erkeklerine emanet ediyoruz. 40 yaş altında 12 tane belediye başkanımızın vizyonlarıyla dünyadaki marka şehirlerle yarışacak bir İzmir’i, İzmir’in yeni devrimini gerçekleştireceğiz. İzmir, Cumhuriyet için ilk kurşunun atıldığı, milli mücadeleye son noktanın konulduğu yerdir. Birinci yüzyılda çok önemli işler başardık. İkinci yüzyılda, büyük ikinci yüzyıldaki hem belediyecilik noktasında hem de Cumhuriyet Halk Partisi’nin iktidara yürüyüşü noktasındaki en büyük atılımı ve devrimi yine İzmir’den başlatıyoruz” diye konuştu. – İZMİR
]]>Kentte kadınların sosyal ve iş hayatına katılmalarını sağlamak amacıyla 2021 yılında kurulan Sinop Kadın Emeğini Kalkındırma Kadın Girişimi Üretim ve İşletme Kooperatifi’nde bir araya gelen 9 kadın, tekstil ve gıda ürünleri üretimi yapıyor.
Ketenden dokudukları bluz ve kaftan gibi ürünleri “Gaşka” ismiyle markalaştıran kadınlar, ayrıca çeşitli firmalarla anlaşma sağlayarak ürünlerinin ülke pazarında yer almasını sağlıyor.
Sinop Kadın Emeğini Kalkındırma Kadın Girişimi Üretim ve İşletme Kooperatifi Başkanı Funda Akalın, AA muhabirine, kooperatif olarak amaçlarının evde üretim yapan kadınların ürünlerini turizm pazarında değerlendirmek olduğunu söyledi.
Kadın kooperatiflerinin bir amacının da kadınlara önderlik yaparak onlara sosyal ve ekonomik destekler sağlamak olduğunu vurgulayan Akalın, bunu başarabilmek için var güçleriyle çalışmaya devam ettiklerini anlattı.
“Gıda ve tekstil olarak iki grup üretim yapıyoruz”
Gıdada en önemli ürünlerinin “Sinop mantısı” olduğuna işaret eden Akalın, “Sinop’a gelen bir turist, ‘Yöresel yemekleri nerede bulurum?’ dediğinde bizi bulacak. Çünkü Sinop mantısı, ıslama, keşkek, mısır çorbası ve lahana sarması işte biz bunların hepsini yaparak sergiliyoruz. Ayrıca tekstilde de Sinop’ta keten ön planda. Biz de keteni kıyafette kullanıyoruz. Keten bluzlar, çantalar, kaftanlar dikiyoruz ve bu alanda ayrıca markalaştık. Şu anda Gaşka adı altında markamız var.” dedi.
Akalın, üretilen ürünlerin pazarlanması sürecinde de ciddi adımlar attıklarını ve bunun da meyvelerini yavaş yavaş almaya başladıklarını dile getirdi.
Geçen yıl ürettikleri çantaların Antalya’daki bazı mağazalarda satışa sunulduğunu aktaran Akalın, “Geçen yıl Antalya’da birkaç mağazaya ürün yolladık buradan, toplu bir şekilde. Onlar satışlarını gerçekleştirdi. Bu sene de bir iç giyim firması plaj kıyafetleri ve günlük giyilebilecek kıyafetleri tasarlıyor. Anlaşma sürecindeyiz.” diye konuştu.
Hedeflerinde güçlü toplum için kadını güçlendirmek var
Kooperatiflerinin bünyesinde 9 kadının üretim yaptığına işaret eden Akalın, şöyle devam etti:
“Ama biz birçok kadına da el uzatıyoruz ayrıca. Toplu iş aldığımızda bu işi yapan kadınlarımız belli, onlarla iletişim halindeyiz sürekli. Görülmeyen çok kadın işin içinde aslında. Son yıllarda maalesef tamamen tüketim toplumu haline geldik, üretmeyi unuttuk. Dolasıyla yeniden üretimi canlandırmak, az ya da çok kadınlara ekonomik katkı sağlamak istiyoruz.”
Üretim yapan kadınlardan Fame Ustacan ise ürettikçe çok mutlu olduklarını ancak daha fazla gelir elde edebilmek için desteğe ihtiyaç duyduklarını söyledi.
Pazarlama süreçlerinde kooperatif olarak ellerinden geleni yaptıklarını ancak kentteki satış noktalarının daha iyi şartlara getirilmesi gerektiğini vurgulayan Ustacan, “Şehrimiz turistik bir şehir. Yazın turizmin daha yoğun olduğu bir yerde bir satış mağazamız olsun isteriz. İnsanların daha yoğun olduğu, tarihi ve turistik mekanlarda bir standımız olsa daha çok ürün satabiliriz diye düşünüyorum. Böyle bir talebimiz var.” dedi.
Ustacan, ürünlerine gösterilen ilginin kendilerini mutlu ettiğine işaret ederek, “Çok güzel tepkiler alıyoruz. Bunlar bizi ayrıca mutlu ediyor. İnsanlar bize ulaşarak siparişler veriyor. Ama biz daha büyük kitlelere ulaşmak istiyoruz.” ifadesini kullandı.
]]>İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi, (İSİG) İzmir’de Agrobay Seracılık’ta sendika üyesi oldukları gerekçesiyle işten çıkarılan 39 işçinin Ankara’ya başlattıkları yürüyüşe destek için basın açıklaması yaptı. Olgunlar Sokak’taki Madenciler Anıtı önünde gerçekleştirilen basın açıklamasına Tarım Sendikası’nın temsilcileri de katıldı.
“AGROBAY SERACILIKTA HAK GASPI YAŞANIYOR”
“Bugün; 200’ü aşkın gündür emeği için direnen Agrobay işçilerini selamlamak, mücadelelerini büyütmek için buradayız” denilen açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“Yaklaşık 500 işçinin çalıştığı ve büyük çoğunluğunu kadınların oluşturduğu Agrobay seracılıkta büyük bir hak gaspı yaşanıyor. Tarım-Sen öncülüğünde Şubat ayında başlayan sendikalaşma sürecine tahammül edemeyen Agrobay patronu, 39 işçiyi işten çıkardı. Maaş ve tazminat hakları verilmeyen işçiler, direnişlerinin 210. gününde seslerini duyurmak için Ankara’ya yürüme kararı aldı. Tarım işçisi kadınlar yağmur çamur demeden bu kışta neden yürüyor?”
“AGROBAY İŞÇİLERİ YOĞUN KİMYASALA MARUZ KALIYOR”
Basın açıklamasında Agrobay’da çalışan kadın işlere ağır işler yaptırıldığı, işçilerin yoğun kimyasala maruz kaldığı ifade edilirken koruyucu ekipmanların da yetersiz kaldığı ya da verilmediği bilgisi paylaşıldı.
İşçilerin jeotermal enerjiyle ısıtılan seralarda çalıştığı ve sıcaklığın 60 dereceye kadar çıktığı ifade edilen açıklamada, “Serada yüksek tonlu hasatlar yapılıyor ve işçiler domatesleri asansörlerle topluyor. Bu araçlar eski ve doğru düzgün güvenlik önlemi yok. Ağır ve aynı işi sürekli yapmaktan kaynaklı fıtık gibi fiziksel hastalıklar çok yaygın. Kimyasal maddelere maruz kalmalarından ötürü solunum rahatsızlıkları mevcut” denildi.
“KADIN İŞÇİLERİN ÜCRETLERİ ERKEK İŞÇİLERDEN DÜŞÜK”
Agrobay işçilerinin, iş cinayetlerinin en çok yaşandığı ve işçi sağlığı ve güvenliği tedbirlerinin alınmadığı bir iş kolunda çalıştığı bilgisine yer verilen açıklamada, tarım işkolunda son on yılda bin 803 işçinin çalışırken hayatını kaybettiği belirtildi. “Tarım işkolunda çalışma koşulları ağır olduğu kadar, cinsiyet eşitsizliği de ağırlığını hissettirmektedir” ifadelerine yer verilen basın açıklamasında şunlar kaydedildi:
“Mevsimlik tarımda çalışan kadın işçiler, toplam istihdamın neredeyse yarıdan çoğunu oluşturuyor. Ücretlerde toplumsal cinsiyet eşitsizliği belirgindir. Çalışma süreleri erkeklerle aynı, hatta kimi durumlarda fazla olmasına rağmen ücretler erkek işçilerden düşüktür. Göçmen kadın tarım işçileri işgücü piyasasında daha da dezavantajlı konumdadır.”
“ZAFER BİNLERCE TARIM İŞÇİSİNİN OLACAK”
İSİG’in açıklamasında ayrıca Agrobay işçilerinin taleplerine de yer verildi. İşten çıkarılan işçilerin işe geri alınması, Kod-46’nın değiştirilmesi, maaşların düzenli yatırılması, koruyucu ekipmanların verilmesi, sıcaklarda soğuk su verilmesi, tuvalet izni, mobbingin ortadan kaldırılması ve servis koşulunun iyileştirilmesi bu talepler arasında yer aldı. Açıklamanın devamında şu ifadelere yer verildi:
“Biz; burada ‘Agrobay işçileri, tarım işçileri kimsesiz değildir’ demek için toplandık. Bu direnişin zaferi, çocukluktan başlayıp emeklilik haklarına bile erişmeden ömrünü harcayan binlerce tarım işçisinin olacak. Köylünün toprağını, suyunu, emeğini, çocukluğunu, yaşlılığını çala çala büyüyen Agrobay ve benzer tüm holdinglere karşı ‘tırnaksız kadınların’ iradesinden tarafız. İşçiyiz haklıyız kazanacağız.”
]]>Cumhuriyet Kadınlar Derneği Nazilli Şubesi, bazı belediye başkan adaylarının ‘pembe otobüs’ ve ‘pembe vagon’ vaadini protesto etti. Şube Başkanı Sema İkiz, “Bunlar, küresel emperyalist sistemin beslediği bölücülük ve irticadan paçalarını kurtaramıyorlar. Önerdikleri pembe otobüsle de kadını ötekileştirmenin, kadınla erkek arasına duvar örmenin, kadını da erkeği de aşağılamanın, kısaca milletimizi iyice bölüp kutuplaştırmanın yolunu açmaya çalışıyorlar” dedi.
Cumhuriyet Kadınları Derneği Nazilli Şubesi üyesi kadınlar, yerel seçim sürecinde bazı partilerin belediye başkan adaylarının kadınlar için ‘pembe otobüs’ ve ‘pembe vagon’ gibi vaatlerine basın açıklaması yaparak tepki gösterdi. Açıklamayı okuyan Nazilli Şube Başkanı Sema İkiz, şunları söyledi:
“Pembe otobüs konusu aslında yeni değildir, 10 yıldır dillendirilmektedir. Kadınların toplu ulaşımda rahat etmeleri bahanesiyle ortaya atılan pembe otobüs fikrinin akılla mantıkla bağdaşır hiçbir yönü bulunmuyor. Belediyelerin toplu taşıma araçlarında kadın, erkek, yaşlı, çocuk tüm yurttaşlarımızın rahat etmesini sağlamak görevi varken ve bunun için araç ve sefer sayılarını artırmak gibi mantıklı bir çözüm ortada iken, bazılarının kadınlara özel pembe otobüsleri ortaya sürmesi nasıl açıklanabilir? Pembe otobüsle sözüm ona rahat ettirilen kadının otobüsten inince rahatı nasıl sağlanacak? Pembe otobüsten inen kadınlar pembe markete mi gidecek, pembe okula mı pembe hastaneye mi pembe iş yerine mi gidecek? Acaba şehrin yarısı pembe mi olacak? Kadın ve erkek şehirde ayrı ayrı mı yaşayacak? Aslında bunlar da önerilmemiş değildir. Kadın hastaneleri, kadın üniversiteleri, kız ve erkek çocukların ayrı okullarda okutulması hepsi hafızamızdadır.
“KUTUPLAŞMANIN ÖNÜNÜ AÇIYORLAR”
Bugün kadınların toplu ulaşımda rahat etmesi bahanesiyle gündeme getirilen pembe otobüsün, yarın esas gideceği durağı biz açıklıyoruz: Kadınlarımız pembe otobüslerle kafeslere sokulacak. Pembe otobüs ancak yaşamdan sıyrılmış ve kafeslere konmuş kadın için anlam taşıyabilir. Bunu özellikle pembe otobüsle kandırılan kadınlarımıza söylüyoruz. Pembe otobüsü öneren partilerin ortak noktaları laik, üniter Türkiye Cumhuriyeti ile kavgalı olmaktır. Bunlar, küresel emperyalist sistemin beslediği bölücülük ve irticadan paçalarını kurtaramıyorlar. Önerdikleri pembe otobüsle de kadını ötekileştirmenin, kadınla erkek arasına duvar örmenin, kadını da erkeği de aşağılamanın, kısaca milletimizi iyice bölüp kutuplaştırmanın yolunu açmaya çalışıyorlar. Bilmezler mi ki kadınlarımız fabrikada, laboratuvarda, sanatta, sporda, tarlada, yaşamın her yerinde erkekle beraber çalışarak, üreterek varlıklarını ispat edeli çok oldu.
“KADINLAR GERİCİLİĞE GEREKLİ CEVABI VERECEKTİR”
Milletimiz Türk kadınının üstün başarılarıyla gurur duyuyor. Sporda altın madalyalara doymayan kadınlarımız; akademide, sanatta dünya çapında tanınan kadınlarımız; en ücra köylerde çocuklara kendini adayan kadın öğretmenlerimiz… Her biri büyük önderimiz Atatürk’ün gösterdiği tam bağımsız, aydınlık Türkiye hedefine koşuyor. Emperyalist kıskaçtan kurtulmak için mecbur olduğumuz milli üretim seferberliği kapımızdadır ve üreten Türkiye’de kadınlarımız saf tutmaya hazırdır. İşte küresel sistemin de, bu sistemin yönlendirdiği partilerin de esas korktuğu Türkiye’deki büyük değişim iradesidir. Bu yerel seçimde kadınlarımız pembe otobüs rumuzlu gericiliğe gereken cevabı verecektir.”
]]>
BuKafa Medya’da AA muhabirine açıklamada bulunan yönetmen Ahmet Kapucu, filmde romantik komedilerden ayrı kulvarda bir şey denediklerini söyledi.
Kapucu, kendileri için çılgınca bir deneyim olduğunu belirterek, “Yani terminolojik olarak sinemada dördüncü duvarı yıkmak diye tabir edilen, genelde dram filmlerinde ve tiyatro oyunlarında yapılan bir şey. Biz bunu romantik komedide yapmaya çalıştık, başarılı olduğumuzu düşünüyorum. Umarım izleyiciler de bizim yapmaya çalıştığımız şeyden mutlu olurlar.” dedi.
Filmin bir kadın hikayesini anlattığına vurgu yapan Kapucu, şunları kaydetti:
“Kadın kadının yurdudur, kadın kadının kurdudur. Son dönemdeki bu gündem üzerine biz de yurdudur üzerinden yürüdük. 30 yaşlarında kendi ayakları üzerinde duran bir karakterimiz var. İdil moda tasarımcısı, çok başarılı bir kadın. Bir gün hayatını çok değiştirecek bir şeyle karşılaşıyor, kendisini terk eden erkek arkadaşı ve yeni nişanlısının gelinlik tasarımını yapmak görüşmesiyle baş başa kalınca bütün macera buradan başlıyor. Eski erkek arkadaşının ona yaşattıklarını başka bir kadına yaşatmaması için bu evliliğe son vermek çabasında olduğu bir yol aslında. Başka bir kadının mutsuzluğunu engellemek için çıktığı bir macera.”
Filmin çekimlerinin aralık ayında 3 şehirde gerçekleştirildiğini aktaran Ahmet Kapucu, “İstanbul’da başladık, Tekirdağ’da devam ettik ve son olarak Antalya’da bitirdik. Yaklaşık 4 hafta gibi bir süreç aldı.” ifadesini kullandı.
“Kamera önü kadar kamera arkası da çok keyifliydi”
Filmin başrol oyuncularından Serhat Teoman, filmin seyirciyle buluşacak olmasından dolayı heyecanlı olduğunu belirterek, “Filmimiz romantik komedi ama farklı bir yerden, farklı bir teknikle yapılan bir film. Onun için seyircilerin beğeneceğini düşünüyorum.” görüşünü paylaştı.
Setin çok keyifli olduğunu dile getiren Teoman, “Yönetmenimiz çok güzel bir ekip bulmuş. Kamera önü kadar, kamera arkası da çok keyifliydi. Onun için çok güzel çalıştık, çok güzel anlaştık. Güzel şeyler de geldi başımıza.” dedi.
Teoman, seyircinin filmde aşkı, dayanışmayı, dostluğu ve kendilerinden bir şeyleri bulacağına işaret ederek, “Yani burada kendilerinden çok şey bulacaklar ve çok fazla yelpaze var burada bulacakları. Çok karakter var ve her karakter için bir izleyici ‘bak bu beni temsil ediyor’ diyebilecek bu filmde.” şeklinde konuştu.
“Arkadaşlık duygusunu çok fazla göreceğiz”
Oyuncu Ayça Ayşin Turan ise seyirciyi güzel bir filmin beklediğini, filmi keyifle ve eğlenerek çektiklerine işaret ederek, “İdil’in kendi hayal dünyasında kendi hikayesini anlattığı bir film izleyeceğiz. Onun haricinde bir hırs, bir intikam duygusuyla yola çıktığı bir hikaye. Burada arkadaşlık duygusunu da çok fazla göreceğiz ve günün sonunda o intikama çıktığı yolda gerçek aşkı bulmasıyla aslında final yapacağız.” ifadelerini kullandı.
Turan, çekimler esnasında bir günde dört mevsimi yaşadıklarını, hava şartları nedeniyle zaman zaman zorlandıklarını, çekimlerde her günün dolu dolu geçtiğini aktararak, “Bir tane flashback sahnesinde bir doğaçlama sahnemiz oldu. O ekibi çok güldüren ve keyifli bir şeydi. Genel olarak keyifli bir iş oldu.” değerlendirmesini yaptı.
PRT Film ve 2518 Film’in ortak yapımcılığında çekilen romantik komedi türündeki “Sevmek Yüzünden” filminin başrollerini Serhat Teoman ve Ayça Ayşin Turan paylaşıyor.
Seçil Çömlekçi ve Ahmet Kapucu’nun senaryosunu yazdığı filmin oyuncu kadrosunda ayrıca Ezgi Şenler, Ali Gözüşirin, Ali Yoğurtçuoğlu, Yasemin Yazıcı, Gizem Kala ve Yıldız Kültür yer alıyor.
]]>Seçim çalışmalarına devam eden SBB Belediye Başkan Adayı Halit Doğan, “Bu birikim ve tecrübeyle Samsunumuza hizmet etmek için insanlarımızı dinlemeye, anlamaya, anlatmaya çalışarak ortak payda Samsun’da ‘birleştirici bir güç’ olalım istedik. Biz siyaseti insan için yapıyoruz, bizim siyasetimizin merkezinde insan var. Bir şehri yönetmek, temel belediyecilik hizmetlerini gerçekleştirmek ile sınırlandırılamaz. Bu hizmetler zaten olmazsa olmazdır. Ulaşımı, sağlık ve sporu, kültür ve sanatı, temel altyapıyı ve istihdamı olması gereken seviyeye çıkartacağız. Biz her alanda hemşehrilerimizin hep yanında olan bir anlayışla projelerimizi oluşturduk. Bu kapsamda çölyak hastalarımızın yanında olarak glütensiz gıdaya erişimlerini artırmak adına sorumluluk üstleneceğiz. On-line diyetisyen ve psikolog hizmetleriyle hayat temposu içerisinde psikolog ve diyetisyen danışmanlık hizmetlerine vakit ayıramayan veya ulaşamayan vatandaşlarımızın ihtiyaçlarını gidermiş olacağız. Mahalle aralarındaki pazar yerlerinde pazarcı esnafımıza ve alışverişe gelen vatandaşlarımıza kolaylık sağlamak amacıyla pazar yerlerinde mobil olarak hizmet verecek tuvaletler ve mescit uygulamasını hayata geçireceğiz. Bu sayede özellikle pazarcılarımız tezgahlarını bırakarak pazar yerinden uzaklaşmak zorunda kalmayacak” diye konuştu.
“Gençlik Çalıştayları, Gençlik Buluşmaları”
Gençlere yönelik vaatlerinden bahseden Halit Doğan, “Bir yandan da öğrenci dostu, öğrenci şehri Samsunumuzda güçlü yarınlarımızı oluşturacak, bugünümüzün kıymetlileri gençlerimizin her alanda olduğu gibi liseye ve üniversiteye hazırlık dönemlerinde de yanlarında olmayı sürdürüyoruz. Hazırladığımız sistemle sınırsız video izleme, yapay zeka destekli rehberlik, ders anlatım föyleri, deneme sınavları ve çözümlü sorularla öğrencilerimize sınavlara hazırlık döneminde destek veriyoruz. Gençliğin Şehrinde, Gençlik Çalıştayları diyerek Gençlik ve Kadın Meclisleri oluşturacağız. Üniversite şehri Samsunumuzda, öğrencilerimizle her alanda birlikte olacak, düzenleyeceğimiz ‘Gençlik Çalıştayları’ ve ‘Gençlik Buluşmaları’ ile genç fikirlerimize ve şehrimize dair önerilere kulak vereceğiz. Öğrencilerimiz ve gençlerimiz ile sürekli iç içe olacak, kültür sanattan bilime, hobilerden sosyal alanlara ve daha birçok konuda sohbet edebilecek ortamlar düzenleyerek Samsun’a gençlerimizin fikirleriyle yön vereceğiz. Samsun bir spor şehri. Gelecek vizyonumuza uygun olarak Samsun’u uluslararası müsabakaların ve spor turizminin marka şehirlerinden biri haline getirme hedefimiz var. Bu kapsamda spora ve sporcularımıza destek olacağız. Spor bilincinin küçük yaşta mahalle aralarında başladığının bilincinde olarak mahallelerimizdeki sahaları ve spor alanlarını yenileyerek imkanlarımızı arttıracağız” şeklinde konuştu.
” Türkiye Yüzyılı’nda ‘engelsiz Samsun’ bilinciyle hareket ediyoruz”
“Felsefemiz gönül belediyeciliği” diyerek sözlerine devam eden Başkan Adayı Halit Doğan, “Her zaman ailelerimizin, kadınlarımızın ve çocuklarımızın yanında olduk olmaya da devam edeceğiz. Güçlü belediyecilik anlayışıyla kadınlarımıza, ailelerimize desteklerimizi sürdüreceğiz. Hayata geçireceğimiz Aile Akademileri bünyesinde ailelerimize, erkeklerimize ve kadınlarımıza yönelik evlilik öncesinde ve sırasında eğitim, rehberlik ve danışmanlık hizmetleri sunacağız. Kadınlarımız için meslek ve el sanatları kursları açmanın yanı sıra, destek ve iş kurmak isteyen girişimci kadınlara eğitimler vereceğiz, kadınlarımızın yöresel ürünlerden takı, tasarım, tekstil gibi ürettikleri ürünlerle ev ekonomisine katkı sağlayabilecekleri örnek bir çarşı modelini oluşturacağız. Samsun’da insanımızın yaşam konforunu etkileyen tüm engelleri kaldırmak ve hayatı herkes için kolaylaştırmak temel hedefimiz. Türkiye Yüzyılı’nda ‘engelsiz Samsun’ bilinciyle, özel gereksinimli vatandaşlarımızın hareket kapasitesini artıracak uygulamalarla şehrimizi daha erişebilir hale getireceğiz. Engellilerimizin ulaşımlarını, ihtiyaçlarına uygun olarak dizayn edilmiş otobüsler ile sağlayacağız. Plaj ve sahillerimizi onların kullanımına uygun hale getireceğiz, ulaşımlarını kolaylaştıracağız. Engelliler için parklarımızı ve engelli çocuklar için oyun alanlarımızı evrensel standartlara göre geliştireceğiz. Tarihi, kültürel ve turistik alanlarımızı engelli dostu hale getireceğiz” ifadelerini kullandı. – SAMSUN
]]>AK Parti Bayrampaşa Belediye Başkan Adayı Av. İlknur Kovaç Bayraktar, seçim çalışmaları kapsamında ilçede faaliyetlerini sürdürüyor. İlk olarak ‘Salın sepeti, alın pideyi’ etkinliğinde İlknur Kovaç Bayraktar, iftar vaktinden hemen önce balkonlarından sepet sallayan ilçe sakinlerinin, sepetine pide ve karanfil bıraktı. Bayrampaşalıların her kesimiyle vakit geçirmek için çaba sarf eden Bayraktar, oradan bir tekstil atölyesine giderek çalışanları ziyaret etti. Çalışanların ilçeye yönelik görüş ve dileklerini dinleyen İlknur Kovaç Bayraktar, sonrasında Bayrampaşa Bilim Merkezi’nde öğrencilerle bir araya geldi. Bilim Merkezi’ndeki laboratuvarda gençlerle ve çocuklarla bir araya gelen Bayraktar, projelerini ve gelecek hayallerini dinledi. Belediye Başkan Adayı İlknur Kovaç Bayraktar, son ziyaretinde ise, ilçede bulunan bir parkta vatandaşların taleplerini dinleyerek 2024 – 2029 dönemindeki projelerini paylaştı.
“Önceliğimiz kentsel dönüşüm, otopark ve kadın çalışmaları”
Projelerini anlatan AK Parti Bayrampaşa Belediye Başkan Adayı İlknur Kovaç Bayraktar, “Çok heyecanlıyım çünkü seçime çok az bir zaman kaldı. Hep sokaklardayım. Bayrampaşalıların ne istediklerini dinliyorum. Söyledikleri benim için çok kıymetli. Dolayısıyla projelerimi oluştururken Bayrampaşalıları dinleyerek yola çıktım. Bayrampaşa çok küçük bir ilçe. 22 bin binamız var. Bunların 15 bini 1999 depremi öncesi. Tabii ki önceliğimiz kentsel dönüşüm ve otopark. Bayrampaşa’nın en çok ihtiyacı olan iki proje bunlar. Pırıl pırıl, ışıl ışıl bir Bayrampaşa istiyorum. Her yerin ışıklandırılmasını istiyorum. Çünkü kadınlarımız gece sokaklara çıkamadıklarını söylüyor. Karanlık olduğunu, parklara giremediklerini söylüyor. Biz parkların hepsini kameralandırmak istiyoruz. Çocuklarımız da, kadınlarımız da istedikleri zaman parklara gidebilsin istiyorum. Aynı zamanda kadınlarımızla alakalı bir kooperatif kurmak istiyorum. Bu kooperatifle de kadın istihdamını sağlamak istiyorum. Burada kadınlarımızın meslek edinip, sosyal hayata karışmalarını istiyorum. Kadınlarımızın spor yapmalarını istiyorum. Okul saatleri dışında kadınlarımızın, okullarda spor yapmalarını istiyorum. Bunu da her gittiğim yerde söylüyorum. Aynı zamanda bütün kadınlarımızın benden istediği ortak bir kahve evi var. Mahallelerimize kahve evi yapmak istiyorum. Kadınlarımızın, buralara gidip sosyalleşerek daha iyi hissetmelerini istiyorum” dedi. Bayraktar “Çocuklarımız ile ilgili ise, her mahalleye oyun evi yapmak istiyorum. Sokakları renklendirmek istiyorum. Çocuklar okullarına giderken keyifle koşsunlar. Oyun oynasınlar. Bu da hayallerimden biri aslında. Onun haricinde gençlerimizin, akademik gelişimleriyle ilgili projelerim var. Üniversiteyi ve LGS’ye hazırlanan çocuklarımız için akademik destek vermek istiyorum. Kitap yardımı yapmak istiyorum” dedi.
“Bayrampaşa’ya büyük bir hastane yapmak istiyorum”
Bayrampaşa’nın spor ile anılan bir ilçe olduğunu kaydeden Başkan Adayı İlknur Kovaç Bayraktar, “Bayrampaşa sporla anılan bir ilçe. Buradan birçok futbolcu ve basketçi çıktı. Ben daha çok Arda Turanlar, Necip Uysallar, Hidayet Türkoğlu çıksın istiyorum. Bu nedenle Bayrampaşa’yı bir spor merkezi haline getirip, burada birçok spor alanı oluşturmak istiyorum. Yaş almışlarımız için de bir sosyal tesis yapmak istiyorum. Bu sosyal tesiste 60 yaş üzeri yaş almışlarımızın ücretsiz olarak yararlanmasını istiyorum. Çünkü onlar bizim başımızın tacı, yol göstericilerimiz. Benim için çok da değerliler. Aynı zamanda öğretmenlerimiz için bir öğretmen evi yapmak istiyorum. Ben Bayrampaşa’da doğdum, büyüdüm. Üniversiteye kadar da buradaydım. Benim burada birçok öğretmenim var. Onların sosyal olarak yararlanabilecekleri ve yatılı olarak faydalanıp misafirlerini ağırlayabilecekleri bir öğretmen evi projem de var. Bir tane hastane projemiz var. Şu anki Bayrampaşa Belediye Başkanı Atila Aydıner’in başlattığı, sözleşmesinin bitmek üzere olduğu büyük bir hastanemiz var. Bu hastanemizi 400 yatağa çıkarıp, çocuk acili, 40 müşahede odası olan ve birçok yan dalı bulunan hastane yapmak istiyorum. Yani Bayrampaşa’da yaşayanların, Bayrampaşa’nın dışına değil, Bayrampaşa dışındakilerin bizim ilçemize gelebileceği büyük bir hastane yapmak istiyorum. Çocuklarımız ve gençlerimiz için de Uzay Araştırma Merkezi yapmak istiyorum. Bu alanda çocuklarımız çok meraklılar. Benim de iki tane çocuğum olduğu için her ikisinden de biliyorum. Kadınlarımızın benden bir ricası daha var. Benden hep ‘pazar’ istiyorlar. Genelde kadınlarımız evin alışverişini yaparlar. Dolayısıyla her mahallede mini pazarlar yapmak istiyorum. Kadınlarımızın araçsız gidebileceği, çok vakit harcamadan, kendi oturdukları eve yakın mini pazarlardan kadınlarımız alışveriş yapsın istiyorum. Önceliğim Bayrampaşa’da kadınlarımızın mutlu olması çünkü ben hep şu düsturda büyüdüm. Bir evde anne mutluysa, herkes mutludur. Çocuk da mutlu, eş de mutlu” ifadelerini kullandı.
“İnşallah başarılı bir 5 yıl olur”
Başkan Adayı İlknur Kovaç Bayraktar hakkında konuşan ilçe sakini, “Yerinde bir karar. Genç, her kesime hitap eden, her şartta orta yolu bulabilecek ve bir de donanımlı, eğitimli biri. Yapacağı hizmetleri, bilinçli bir şekilde yapacaktır. İnşallah milletimizin için mantıklı bir karar olur. Milletimiz, Türkiye, Bayrampaşa için inşallah güzel bir hizmet verir. Biz de memnun kalırız. Şu anda memnunuz zaten. Allah muvaffak eylesin. İnşallah başarılı bir 5 yıl olur. Allah daha da uzun zaman geçirmeyi nasip etsin” dedi.
“Onu çok seviyorum ve inanıyorum”
31 Mart yerel seçimlerde Başkan Adayı Bayraktar’ın kazanmasını istediğini söyleyen Fatma Bulut, “Onu çok seviyorum ve inanıyorum. Bu ilçeye bunun gibi insanlar lazım. Öbürleri gitsin. Onun için gece gündüz dua ediyorum. Bazı oluyor ki ağlıyorum, o kadar seviyorum” diye konuştu. – İSTANBUL
]]>UĞUR İSTANBULLU
Artvin’in Kemalpaşa ilçesine bağlı Uzunyalı mahallesinde azalarının tamamı çay üreticileri kadınlarından oluşan muhtar adayı Emine Akbıyık, “Çay üreticisiyim, ev kadınıyım, çocuk büyütüyorum aynı zamanda anneyim ve elimizden gelen tüm işleri yapıyorsak mahallemiz için de her şeyi yapabileceğimizi söylemek istiyorum. Halkımız desteklerse, mahallemiz için çocuklarımız için güzel şeyler yapamaya çalışacağız” dedi.
Artvin’in Kemalpaşa ilçesine bağlı Uzunyalı mahallesinde 22 yıldır oturan Emine Akbıyık mahallenin ilk kadın muhtarı olmak için 8 erkek muhtar adayına karşı adaylığını koydu.
Emine Akbıyık, şunları söyledi:
“Hopa Yoldere köyünde dünyaya geldim ve 22 yaşında Kemalpaşa’ya gelin geldim. Muhtarlık konusunu öncelikle ailemle beraber karar verdik. Sonrasında arkadaşlarıma fikrimi açtım ve arkadaşlarımda beni destekledi. Tek tek hepsini aradım ve kendilerinin onaylarını ve desteklerini aldım kendileri de bu sürece katıldılar, biz de yola çıktık böylece. Mahallemizde seçim sürecinde çok farklı şeyler yaşanıyor ama güzel tepkiler aldım ama tabi seçim sonucu ne olur bilemiyorum. Mahallemizde benim dışımda 8 tane daha muhtar adayı var. Kadın adaya mesafeli yaklaşanlar oluyor. ‘Gece olaylara nasıl gidilecek’ gibi söylemler olabiliyor ama biz bütün bunları düşündük ve hepsinin hakkından geleceğiz. Bize izin versinler mahallemizde güzel şeyler yapacağız. Çay üreticisi ve ev kadınıyım, çocuk büyütüyorum aynı zamanda anneyim. Elimizden gelen tüm işlerimiz yapıyoruz. Mahallemiz için de elimizden gelen her şeyi yapıp mahallemizi güzelleştireceğiz. Halkımız desteklerse bizim için, mahallemiz için, çocuklarımız için güzel şeyler yapacağız. Şayet seçilirsek mahallemizde sokak isimlerinin yazıldığı tabelalar asılacak ve insanlarımız sokaklarından haberdar olacak. Ailece oturabilecek yerlerimiz yok ve biz bütün bunları mahallemize kazandıracağız. Bir akşam kitap okuyacağız, bir akşam müzik dinleyeceğiz, söyleşiler yapacağız. Hatta mahallemize psikologlar getirip daha güzel yaşayabilmenin ve mutlu yaşamanın püf noktalarını öğrenmeye çalışırız.”
“MAHALLEMİZİ ÇİÇEKLERLE DONATIP, ÇOCUKLARIMZA PARKLAR YAPABİLİRİZ”
Aza adayı Naime Yılmaz, “Ev hanımıyım ve Emine ablanın daveti üzerine geldim ve daha öncesinde böyle bir şey düşünmemiştim ama bu davetten çok mutlu oldum. Eve nasıl kadının eli değdiğinde birçok şey değişip güzelleşiyorsa mahallede de çok şey değişeceğine inanıyorum” dedi. Aza adayı Yasemin Kar, “Hiçbir şey yapmazsak bile ve kendi öz gücümüzle belediyeden destek alarak mahallemizi temizleriz aynı zamanda yol boyunca insanlarımızın oturabileceği oturaklar ve mahallerde kamelyalar yaptırabiliriz. Bütün bunları kendi öz gücümüzle yaptırma olanaklarımız var. Seçimleri kazanabilirsek şayet mahallemizde çocuk parkı yaptıracağız. Mahallemizi düzenleriz, biz kadınlar olarak mahallemizi çiçeklerle donatırız. Mahallelerimizde oturan kadınlar termoslarını alıp kamelyalarda çaylarını içebilirler ve bunlar zor şeyler değil” ifadelerini kullandı.
Güngör Kodal, “Kemalpaşa’ya geleli 14 yıl oldu ve Emine abla beni davet etti kendisine teşekkür ederim. Şayet seçilirsek eğer ailelerimizle birlikte oturabileceğimiz alanlar maalesef mahallemizde yok. Bizler başta çocuk parkı olmak üzere Kemalpaşa merkezde yapılan bu etkinlileri mahallemize de taşımak istiyoruz” dedi. Aza adayı Yeliz Akbıyık ise, “Hopalıyım Kemalpaşa’ya gelin oldum ve Emine Abla fikrini bana söyledi ben de kabul ettim. Kendisini destekleyeceğimi söyledim. Ben yapabileceği her şeyin yanındayım ve seçilmesi halinde de biz kadınlar olarak her zaman destekleyeceğiz” diye konuştu.
]]>“Kadın kooperatiflerimizi güçlendirme, markalaşma, satış ve pazarlama süreçlerine yönelik yeni çalışmalar başlatıyoruz”
BURSA – Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, bir dizi ziyaret için Bursa’ya geldi. Şehit yakınları ve gazilerle iftar yapan Bakan Göktaş, daha sonra Bursa’daki kadın kooperatifleri temsilcileri ile bir araya geldi. Programda konuşan Bakan Göktaş, “Çalışma hayatında kadın ve erkek eşitliğinin sağlanması ile kadın istihdamının arttırılması amacıyla güçlü politikalar hayata geçirdik. Son 22 yılda attığımız adımlarla kadınlarımızın iş gücüne katılım oranlarının yüzde 28’den yüzde 36’ya, kadın istihdamı ise yüzde 25,3’ten yüzde 31,4’e çıkardık” ifadelerini kullandı.
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, bir dizi ziyaret için Bursa’ya geldi. Merinos Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen şehit yakınları ve gaziler ile birlikte iftar programına katılan Bakan Göktaş, daha sonra Bursa’daki kadın kooperatifleri temsilcileri ile buluştu. Mevcut kadın kooperatiflerinin güçlendirilmesi ve markalaşması için yeni bir çalışma başlattıklarını müjdeleyen Bakan Göktaş, “Mevcut kadın kooperatiflerimizi güçlendirme, markalaşma, satış ve pazarlama süreçlerine yönelik yeni çalışmalar başlatıyoruz. Bunun da müjdesini burada vermek istiyorum. Kadın kooperatiflerinin ürettikleri ürünleri daha geniş pazarlara ulaştırabilmeleri için desteklemeye devam ediyoruz” dedi.
“Son 22 yılda kadın istihdamını yüzde 25,3’ten yüzde 31,4’e çıkardık”
Kadın erkek eşitliği çerçevesinde kadınların iş gücüne katılması ve istihdamı için çalışmalarına devam ettiklerini ifade eden Bakan Göktaş, “Ülkemizin kalkınmasında ve büyümesinde kadınların ekonomik anlamda sağlayacağı katkının çok büyük olduğuna inanıyoruz. Bu anlamda kadınların her anlamda görünür olmasına, karar mekanizmalarında daha fazla yer almaları için çalışmalarımızı büyük bir kararlılıkla sürdürüyoruz. Cumhurbaşkanımızın liderliğinde kadın haklarının korunması ve refahın arttırılmasına yönelik önemli atılımlar gerçekleştirdik. Çalışma hayatında kadın ve erkek eşitliğinin sağlanması ile kadın istihdamının arttırılması amacıyla güçlü politikalar hayata geçirdik. Son 22 yılda attığımız adımlarla kadınlarımızın iş gücüne katılım oranlarının yüzde 28’den yüzde 36’ya, kadın istihdamı ise yüzde 25,3’den yüzde 31,4’e çıkardık. 12’nci kalkınma planımızda 2028 yılında kadınların iş gücüne katılım oranının yüzde 40,1’e, kadın istihdam oranının ise yüzde 36,2’ye yükseltmeyi hedefliyoruz. Bunun için çok çalışmamız lazım. Dijital ve yeşil dönüşüm ile değişen iş gücü piyasasında kadınların tam, eşit, güvenceli ve etkin katılımlarını arttıracağız. Kadınların beceri ve yeteneklerini geliştirmeleri için özel programlarla girişimcilik, finansal okuryazarlık ve kooperatifçilik gibi alanlarda faaliyetlerimizi arttırarak sürdüreceğiz. Bu hedefimiz doğrultusunda kadınlara yeni iş imkanları sağlamaya ve özellikle kadın girişimciliği desteklemeye devam ediyoruz. Bu çerçevede 0-3 yaş arası çocuklara yönelik mahalle odaklı kreş modeli ile bakım ve eğitim hizmetleri veren kurumların yaygınlaştırılmasını çok önemsiyoruz. Ülke genelinde yaygınlaştıracağımız bu model ile kadınların ev ve iş arasında bir tercih yapmalarının önüne geçmeyi hedefliyoruz” şeklinde konuştu.
“Bin 12 kadın kooperatifinin kurulmasına destek olduk”
Türkiye’nin 81 ilinde gerçekleştirilen çalıştay ve eğitim programları ile bin 12 kadın kooperatifinin kurulmasına destek olduklarını ifade eden Bakan Göktaş, “Finansal okuryazarlık ve kadınların ekonomik güçlenmesi seminerleri ile kadınların ekonomik destek, teşvik ve başvuru mekanizmalarına kolay ulaşmalarını sağlıyoruz. Bu seminerler ile 2018 yılından bu yana 751 bin kadına destek olduk. Ticaret Bakanlığı ile Tarım ve Orman Bakanlığı işbirliği içerisinde kadın kooperatifleri güçlendirme çalışmaları yürütüyoruz. Bu programı geçtiğimiz ekim ayında bir 5 yıl daha uzattık. 81 ilimizde düzenlediğimiz 907 çalıştay ve eğitim programı ile 437 kadın kooperatifi ile 45 bin kişiye ulaştık. Bugün itibariyle 40’ı Bursa’da olmak üzere bin 12 kadın kooperatifinin kurulmasına destek olduk. Bunun yanı sıra her bir bölgemizde şehirlerimizin yöneticileri ile bir araya gelerek kadın kooperatifleri bölgesel buluşmaları gerçekleştirdik. Bu buluşmalar vesilesi ile farklı bölgelerden 3 bin 522 kadın ile bir araya geldik. Bugün 30 ilimizde kadın kooperatifleri kurulması ve yaygınlaştırılması için bir proje yürütüyoruz. Bu çerçevede kooperatif kurma ve kooperatife katılma potansiyeli olan kadınlara iş birliği ve geliştirme çalışmalarına destek oluyoruz. Bu zamana kadar proje kapsamında gerçekleştirilen toplantı eğitim ve faaliyetlerle 10 bin 13 kişiye ulaştık. Mevcut kadın kooperatiflerimizi güçlendirme, markalaşma, satış ve pazarlama süreçlerine yönelik yeni çalışmalar başlatıyoruz. Bunun da müjdesini burada vermek istiyorum. Kadın kooperatiflerinin ürettikleri ürünleri daha geniş pazarlara ulaştırabilmeleri için desteklemeye devam ediyoruz” dedi.
]]>Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, bir dizi ziyaret için Bursa’ya geldi. Merinos Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen şehit yakınları ve gaziler ile birlikte iftar programına katılan Bakan Göktaş, daha sonra Bursa’daki kadın kooperatifleri temsilcileri ile buluştu. Mevcut kadın kooperatiflerinin güçlendirilmesi ve markalaşması için yeni bir çalışma başlattıklarını müjdeleyen Bakan Göktaş, “Mevcut kadın kooperatiflerimizi güçlendirme, markalaşma, satış ve pazarlama süreçlerine yönelik yeni çalışmalar başlatıyoruz. Bunun da müjdesini burada vermek istiyorum. Kadın kooperatiflerinin ürettikleri ürünleri daha geniş pazarlara ulaştırabilmeleri için desteklemeye devam ediyoruz” dedi.
“Son 22 yılda kadın istihdamını yüzde 25,3’ten yüzde 31,4’e çıkardık”
Kadın erkek eşitliği çerçevesinde kadınların iş gücüne katılması ve istihdamı için çalışmalarına devam ettiklerini ifade eden Bakan Göktaş, “Ülkemizin kalkınmasında ve büyümesinde kadınların ekonomik anlamda sağlayacağı katkının çok büyük olduğuna inanıyoruz. Bu anlamda kadınların her anlamda görünür olmasına, karar mekanizmalarında daha fazla yer almaları için çalışmalarımızı büyük bir kararlılıkla sürdürüyoruz. Cumhurbaşkanımızın liderliğinde kadın haklarının korunması ve refahın arttırılmasına yönelik önemli atılımlar gerçekleştirdik. Çalışma hayatında kadın ve erkek eşitliğinin sağlanması ile kadın istihdamının arttırılması amacıyla güçlü politikalar hayata geçirdik. Son 22 yılda attığımız adımlarla kadınlarımızın iş gücüne katılım oranlarının yüzde 28’den yüzde 36’ya, kadın istihdamı ise yüzde 25,3’den yüzde 31,4’e çıkardık. 12’nci kalkınma planımızda 2028 yılında kadınların iş gücüne katılım oranının yüzde 40,1’e, kadın istihdam oranının ise yüzde 36,2’ye yükseltmeyi hedefliyoruz. Bunun için çok çalışmamız lazım. Dijital ve yeşil dönüşüm ile değişen iş gücü piyasasında kadınların tam, eşit, güvenceli ve etkin katılımlarını arttıracağız. Kadınların beceri ve yeteneklerini geliştirmeleri için özel programlarla girişimcilik, finansal okuryazarlık ve kooperatifçilik gibi alanlarda faaliyetlerimizi arttırarak sürdüreceğiz. Bu hedefimiz doğrultusunda kadınlara yeni iş imkanları sağlamaya ve özellikle kadın girişimciliği desteklemeye devam ediyoruz. Bu çerçevede 0-3 yaş arası çocuklara yönelik mahalle odaklı kreş modeli ile bakım ve eğitim hizmetleri veren kurumların yaygınlaştırılmasını çok önemsiyoruz. Ülke genelinde yaygınlaştıracağımız bu model ile kadınların ev ve iş arasında bir tercih yapmalarının önüne geçmeyi hedefliyoruz” şeklinde konuştu.
“Bin 12 kadın kooperatifinin kurulmasına destek olduk”
Türkiye’nin 81 ilinde gerçekleştirilen çalıştay ve eğitim programları ile bin 12 kadın kooperatifinin kurulmasına destek olduklarını ifade eden Bakan Göktaş, “Finansal okuryazarlık ve kadınların ekonomik güçlenmesi seminerleri ile kadınların ekonomik destek, teşvik ve başvuru mekanizmalarına kolay ulaşmalarını sağlıyoruz. Bu seminerler ile 2018 yılından bu yana 751 bin kadına destek olduk. Ticaret Bakanlığı ile Tarım ve Orman Bakanlığı işbirliği içerisinde kadın kooperatifleri güçlendirme çalışmaları yürütüyoruz. Bu programı geçtiğimiz ekim ayında bir 5 yıl daha uzattık. 81 ilimizde düzenlediğimiz 907 çalıştay ve eğitim programı ile 437 kadın kooperatifi ile 45 bin kişiye ulaştık. Bugün itibariyle 40’ı Bursa’da olmak üzere bin 12 kadın kooperatifinin kurulmasına destek olduk. Bunun yanı sıra her bir bölgemizde şehirlerimizin yöneticileri ile bir araya gelerek kadın kooperatifleri bölgesel buluşmaları gerçekleştirdik. Bu buluşmalar vesilesi ile farklı bölgelerden 3 bin 522 kadın ile bir araya geldik. Bugün 30 ilimizde kadın kooperatifleri kurulması ve yaygınlaştırılması için bir proje yürütüyoruz. Bu çerçevede kooperatif kurma ve kooperatife katılma potansiyeli olan kadınlara iş birliği ve geliştirme çalışmalarına destek oluyoruz. Bu zamana kadar proje kapsamında gerçekleştirilen toplantı eğitim ve faaliyetlerle 10 bin 13 kişiye ulaştık. Mevcut kadın kooperatiflerimizi güçlendirme, markalaşma, satış ve pazarlama süreçlerine yönelik yeni çalışmalar başlatıyoruz. Bunun da müjdesini burada vermek istiyorum. Kadın kooperatiflerinin ürettikleri ürünleri daha geniş pazarlara ulaştırabilmeleri için desteklemeye devam ediyoruz” dedi. – BURSA
]]>BM Kadının Statüsü Komisyonunun 68’inci Oturumu için New York’ta bulunan KADEM heyeti, BM binasında, gazeteci Fatih Er’in moderatörlüğünde “Görünmeyen Mücadeleler ve Cesur Yürekler: Filistin’de Kadın Olmak” başlıklı bir etkinlik düzenledi.
Yoğun ilgi gören etkinlik, Filistinli kadınların Gazze’deki çektikleri acıları aktaran bir videoyla başladı.
“Filistin üzerinde hakim gelen ideoloji bugün insani değerleri bombalıyor”
Etkinliğin açılış konuşmasını yapan KADEM Başkanı Doç. Dr. Saliha Okur Gümrükçüoğlu, KADEM’in çok sayıda farklı etkinlikle Filistin halkıyla dayanışma gösterdiğini, yakın zamanda Türkiye’de eğitim gören Filistinli öğrencilere burs sağlamaya başladıklarını bildirdi.
Gümrükçüoğlu, Gazze’deki durumu ifade etmek için kelimelerin yetersiz olduğuna işaret ederek, tüm insanlığın bir sınavdan geçtiğini söyledi.
Yahudilerin uzun yıllar insani vasıflardan arındırılarak Holokost gibi çok büyük bir vahşete maruz kaldığını, bunun lekelerinin hala insanlığın ruhunu kirletmeye devam ettiğini anımsatan Gümrükçüoğlu, “Şimdi de dünya yine sonsuz kötülüğün icrasına şahitlik ediyor. Filistin üzerinde hakim gelen ideoloji bugün insani değerleri bombalıyor.” ifadelerini kullandı.
“ABD hem ateşkesi, hem de İsrail’in suçları için cezalandırılmasını engellemektedir”
Filistin’in BM Daimi Temsilci Yardımcısı Feda Abdelhady, Türkiye’ye Filistin halkına gösterdiği sarsılmaz destek için minnettar olduklarını dile getirdi.
Abdelhady, Filistinli kadınlar ve ailelerin yıllardır son bulmayan bir “Nekbe’ye” maruz kaldığına, İsrail’in hiçbir zaman hesap vermek zorunda bırakılmadığına işaret etti.
İsrail’in cezasız kalarak uluslararası hukuk ve BM kararlarını ihlal ettiğini ifade eden Abdelhady, BM Güvenlik Konseyi reformunun şart olduğunun altını çizdi.
Abdelhady, “Filistin halkının mevcut durumunun temel sebebi BM Güvenlik Konseyi’nin BM Şartı ve Filistin’e ilişkin kararları yerine getirmemesinden kaynaklanıyor.” diye konuştu.
ABD’nin vetosu nedeniyle İsrail’in yıllardır gerçekleştirdiği ihlallerin cezasız kaldığını ifade eden Abdelhady, “ABD hem ateşkesi, hem de İsrail’in suçları için cezalandırılmasını engellemektedir.” değerlendirmesinde bulundu.
Abdelhady, BM Güvenlik Konseyinde veto yetkisinin kaldırılması ya da insanlığa karşı suçlar gerçekleştiğinde kısıtlandırılması gerektiğini savunarak, Filistin’in BM’nin tam üyesi olarak kabul edilmemesinin de Filistin halkının haklarının ihlali olduğunu söyledi.
Filistin’in dünya genelinde 140’tan fazla ülke tarafından tanındığını, işgal altında bir devlet olduğunu kaydeden Abdelhady, “Size sorarım, eğer çatışma çözülmediği için Filistin tam üye olamıyorsa, neden İsrail 1949’da tam üye olarak kabul edildi?” ifadelerini kullandı.
“Adımı Bacağıma Yaz Anne” şiiri katılımcıları duygulandırdı
Filistin’deki edebiyat tarihi hakkında bilgi veren Şair Zeina Azzam, halihazırda Gazze’de gençlerle iletişimde olduğunu, kendisine iletilen şiirlerin acı dolu yaşamı yansıttığını anlattı.
Azzam, Filistin’de anne ve babaların bombalama sonrasında çocuklarını tespit edebilmek için kol ve bacaklarına isimlerini yazdıklarını gördükten sonra bir şiir yazdığını aktardı.
Azzam’ın “Adımı Bacağıma Yaz Anne” adlı şiirini okuması katılımcıları duygulandırdı.
“Anestezi ve hijyenin olmadığı Orta Çağ’a geri döndük”
“Soykırıma Karşı Doktorlar” adlı kuruluşun kurucularından Dr. Karameh Kuemmerle, 7 Ekim’in ardından İsrail’in Gazze’de sağlık sistemini nasıl hedef aldığını anlattı.
Kuemmerle, “Artık sınıra ulaştık derken her sabah uyanıyoruz ve yeniden şok oluyoruz.” şeklinde konuştu.
Gazze’de 36 hastaneden sadece 6’sının kısmen işlevsel olduğunu aktaran Kuemmerle, hemşireler ve doktorların çok zor koşullar altında çalıştığının altını çizdi.
Kuemmerle, ilaç ve hijyen olmadığını, enfeksiyonun hızla yayıldığını, doktorların anestezi olmadan ameliyat yaptığını ifade etti.
“Anestezi ve hijyenin olmadığı Orta Çağ’a geri döndük.” diyen Kuemmerle, Gazze’de 60 bin hamile kadının olduğunu, her gün “bir otobüs dolusu” kadının öldürüldüğünü ve 183 kadının korkunç koşullarda doğum yaptığını bildirdi.
Kuemmerle, “Kendi soykırımımızı izlerken ve televizyonlardan gösterirken, dünya hiçbir şey yapmıyor. Her şeyi bir kenara bırakın ve sadece Filistinlileri değil tüm insanlığı etkileyen bu duruma son verilmesini sağlayın.” ifadelerini kullandı.
Söz konusu vahşet karşısında kimsenin sessiz kalmaması gerektiğini vurgulayan Kuemmerle, siyasetçilerin de desteğini istedi.
Arap Sağlığını İyileştirme Kurumu kurucularından Safa Salem ise “Arap ve Filistinli” kavramlarının hatalı bir şekilde kullanıldığını, bunu da Filistinlilerin “diğer Arap ülkelere” gönderilmesini kolaylaştırmak için kasıtlı yapıldığını belirtti.
Salem, ABD’nin İsrail’e en fazla yardım ve silah sağlayan ülke olduğunu anımsatarak, ABD’deki Arapların vergilerinin de buralara gittiğine işaret etti.
ABD’deki Arap toplumunun seçimler için önemli bir mesaj verdiğini aktaran Salem, Arap toplumunun ABD’nin İsrail’e desteğine karşı çıktıklarını gösterdiklerini söyledi.
]]>CHP Karabağlar Belediye Başkan adayı Helil İnal Kınay, proje tanıtım toplantısında konuştu, “Karabağlar’ı ortak katılımcı yönetim anlayışıyla, yönetimin tüm aşamalarında oluşturacağımız mahalle komisyonları, muhtar meclisi, kadın meclisi, çocuk meclisi, engelli meclisi, danışma kurulları ve kentsel dönüşüm paydaş komisyonlarıyla yöneteceğiz” ifadelerini kullandı
CHP Karabağlar Belediye Başkan adayı Helil İnay Kınay, proje tanıtım toplantısı düzenledi, Karabağlar’da yapacaklarını anlattı. Toplantıya, CHP Sözcüsü Deniz Yücel, Genel Başkan Yardımcısı Murat Bakan, CHP İzmir Milletvekilleri Ednan Arslan, Rıfat Nalbantoğlu, Sevda Erdan Kılıç, İl Başkanı Şenol Aslanoğlu katıldı.
“KARABAĞLAR’I EMEK VERMEK İSTEYEN HERKESLE BERABER YÖNETECEĞİZ”
Karabağlar’ı katılımcı yönetim anlayışıyla yöneteceklerini ifade eden Kınay, “30 yıldır İzmir’in her köşesinde İzmir’in, halkın hakkını savunan, adalet, emek ve demokrasi için konuşurken ne kadar çok mücadele etmişiz, yürünecek ne kadar çok yol var demişim. Her birimizin kendi hikayeleri var ve şimdi biliyorum ki Karabağlar’da bu mücadeleyi beraber yöneteceğiz. Karabağlar’dan İzmir’e İzmir’den Türkiye’ye ittifakımızı beraber yaratacağız. Karabağlar’ı ortak katılımcı yönetim anlayışıyla, yönetimin tüm aşamalarında oluşturacağımız mahalle komisyonları, muhtar meclisi, kadın meclisi, çocuk meclisi, engelli meclisi, danışma kurulları ve kentsel dönüşüm paydaş komisyonlarıyla yöneteceğiz. Karabağlar’ı emek vermek isteyen herkesle beraber yöneteceğiz. Planlama aşamasından başlayarak, halktan ve yaşamdan yana olarak yöneteceğiz” dedi.
“EN BÜYÜK PROBLEM KENTSEL DÖNÜŞÜM”
Karabağlar’da kentsel dönüşümün ortak akılla gerçekleştirileceğini söyleyen Kınay, “Sadece Karabağlar’da değil Türkiye’nin her yerinde en büyük problem Kentsel Dönüşüm, bugün hala en ufak bir sarsıntıda titreyerek uyanıyoruz. Bu ülkeyi yönetenlerin 20 yılda çıkardığı 20 İmar Affı sebebiyle yas tutmaya devam ediyoruz. Bizler, kendi mahallesinde dönüşen, rantçı değil halkçı bir anlayışla Kentsel Dönüşüm modeli oluşturacağız ve bunu yaparken Büyükşehir’in yaptığı gibi ortak akılla, vatandaşlarla, derneklerle, meslek odalarıyla masaya oturduğumuz bir dönüşüm gerçekleştireceğiz. Akıllı belediyecilik uygulamalarını hayata geçireceğiz. Her bir vatandaşın belediye hizmetlerini takip edebileceği bir sistem getireceğiz. Vatandaşlarımızın rahatlıkla ulaşabileceği Vatandaş İletişim Merkezi kuracağız, Sınırsız İnternet Bölgeleri oluşturacağız” diye konuştu.
“ETKİN VE VERİMLİ ŞEKİLDE TOPLU ULAŞIMI SAĞLAYACAĞIZ”
Sırrı Atalay Caddesi Fuar Bağlantı Yolu, Yaşayanlar Kavşağı, Dostluk Bulvarı’ndaki yolun genişletilmesi işlerini gerçekleştireceklerini ifade eden Kınay, “İlk 180 gün içerisinde gerçekleştireceğimiz çalışmalarla üst yapıdaki sıkıntıları gidereceğiz. Kendi bölgemizdeki otoparkların sayısını arttıracağız ve araçlar yolu işgal etmeyecek. Otobüs ve minibüs seferlerinin sıklıklarıyla ilgili şikayetler var, arttırılmış seferler, durakların yeniden değerlendirildiği bir çalışma yapacağız. Daha etkin ve verimli şekil toplu ulaşımı sağlayacağız. Halkapınar-Karabağlar metro hattıyla beraber ulaşım sorunu büyük ölçüde çözülecek. Karabağlar’da meydanımız olması gerekiyor. Kent Merkezini belirleyecek kent meydanını hayata geçireceğiz. 41 bin metrekarelik bir alana inşa edeceğimiz ödüllü projemiz 5 yıl içerisinde bitecek. Şu ana kadar Karabağlar Belediyesi 15 kadar semt merkezini hayata geçirdiği, bizler 58 mahallemizin her birine semt merkezi inşa edeceğiz ve Karabağlar’da kadın, genç ve çocukların kullanabileceği yerler oluşturacağız” dedi.
“KADININ KARABAĞLAR’DA NE İŞİ VAR? DEMİŞLERDİ”
Kadınlar hakkındaki projelerini açıklayan Kınay, “Belediye Başkan adayı olarak açıklandığımda, ‘Kadının Karabağlar’da ne işi var?’ demişlerdi. Bu karanlık zihniyet ve anlayışa karşı mücadele ediyoruz. ‘Karabağlar’a kadın eli değecek’ diyor dostlarımız, ben hep itiraz ediyorum çünkü Karabağlar’da zaten çalışan, emek veren ve Karabağlar’ı inşa eden kadınlar var. Biz, her bir mahallede kadınlarımızın yanında olan bir belediye yöneteceğiz. Kadın İşleri Müdürlüğü kuracağız, Kadın Meclisi kuracağız, Kadın Danışma Merkezimiz, Kadın Konuk Evimiz ve Kadın Sığınma Evimiz olacak. Açlığın ve yoksulluğun tavan yaptığı bir ülkede çılgın projeler açıklayamam. Ne yazık ki demokratik, eşitlikçi ve adil bir yönetim anlayışını vaat olarak sunabiliyorum. Söylediğimiz her söz bir taahhüt, sosyal demokrat bir belediyecilik anlayışı içerisinde, Atatürk’ün partisi içerisinde, Atatürk’ün söyledikleri gibi eşitlik politikalarıyla, kadın ve erkek olduğumuz, eşit olduğumuz anlayışıyla yola çıkıyoruz. Yapacağız iş, sözümüz ve taahhüdümüz buradadır” diye konuştu.
]]>İlçeye bağlı Uzunyalı Mahallesi’nde yaşayan 3 torun sahibi 58 yaşındaki Akbıyık, mahallenin ilk kadın muhtarı olmak için 7 erkek rakibine karşı adaylığını koydu.
Çocuk oyun parkı ve kadınların zaman geçirebileceği sosyal yaşam olanı olmayan mahallenin tüm sorunlarının çözümü için “Uzunyalı’ya kadın eli değecek” sloganıyla muhtarlığa aday olan Akbıyık, 8 azasının tamamını da kadınlardan seçti.
Azalarıyla birlikte ev ve esnaf ziyaretleri yaparak oy isteyen Akbıyık, cadde ve sokaklara afiş asıp broşür dağıtarak seçim kampanyası yürütüyor.
Emine Akbıyık, AA muhabirine, 35 yıldır ikamet ettiği Uzunyalı Mahallesi’nin sorunlarını çok iyi bildiğini söyledi.
Kadınların yerel yönetimlerde yeterince söz sahibi olmadığını gözlemlediğini aktaran Akbıyık, öncülük yapmak isteğiyle muhtar adayı olduğunu ifade etti.
“Bütün işleri biz kadınlar yapıyoruz ama sosyal hayattan eksik kaldık”
Akbıyık, kadın dayanışmasının gücüne çok inandığını vurgulayarak, “Bütün azalarım kadın, topluma ve ilçeye öncü olacağız. Gelecek yıllarda ilçemizde kadınların daha güzel işler yaptığını, daha önde olduğunu göreceksiniz. Bütün işleri biz kadınlar yapıyoruz. Evde, bağda, tarlada çalışıyoruz. Çocukları biz yetiştiriyoruz. Her şeyde başarılıyız ama ilçede sosyal hayatımız yok, faaliyet alanımız yok. Sosyal hayattan eksik kaldık. Bundan dolayı istek oluştu. Kadınlarla birlikte adımlar atalım, kendimizi ileriye taşıyalım dedik. Kaymakamımız kadın, belediye başkan adaylarıyla konuştuk seçilirsek bize destek olacaklarına dair söz verdiler.” diye konuştu.
Çevre temizliğine çok önem verdiğini, zaman buldukça özellikle okul çevresinde eşiyle birlikte gönüllü olarak çöp topladığını anlatan Akbıyık, şunları kaydetti:
“Seçilmem durumunda muhtarlık maaşımı çocuklara çevre bilinci kazandırmak için harcayacağım. Çocuklarda çevre bilinci oluşturmak için ödüllü yarışmalar düzenleyeceğim daha temiz bir çevrede yaşamak için. Erkek egemen toplumda yaşıyoruz. Erkekler bizi pek önde görmüyor. Biz kadın dayanışması ile kendimizi göstermek istiyoruz. Başardığımızı herkese kanıtlayacağız.”
Akbıyık, seçilmesi durumunda mahallede çocukların güvenle oynayacağı parklar ve kadınların vakit geçirebileceği sosyal mekanlar yapılmasını sağlayacağını da sözlerine ekledi.
“Mahallede erkeklerden daha çok zaman geçirdiğimiz için sorunları daha iyi biliyoruz”
Aza adayı Naime Yılmaz, Emine Akbıyık’ın muhtarlık seçimleri için kadın oluşumuyla çıktığı yolun kendisini çok mutu ettiğini, bu oluşumda aza adayı olarak yer almaktan gurur duyduğunu söyledi.
Muhtar adayının ve azalarının tamamının kadın olmasıyla ilk defa karşılaştığını anlatan Yılmaz, şöyle devam etti:
“Seçim çalışmalarımızda bu durum karşısında genellikle olumlu tepkiler alıyoruz. Bazı erkeklerden, ‘Neden aranızda bir erkek yok’ diye eleştirenler de oldu. Her işin üstesinden gelen kadının muhtarlıkta da erkeğe ihtiyaç duymayacağını düşünüyoruz. Mahallede erkeklerden daha çok zaman geçirdiğimiz için sorunları biz daha iyi biliyoruz. Oyun parkımız yok, çocukları çıkartıp güvenli bir yerde oynatamıyoruz. Biz kadınların oturup zaman geçireceği bir yer yok. Bunlar gibi erkeklerin görmediği sorunları biz görüyoruz. Mahallemize kadın eli değecek.”
Aza adaylarından Yasemin Kar da “Bir kadın olarak Emine hanıma güvenim tam. Biz kadınlar bugüne kadar hep erkeklerin arkasındaydık. Şimdi erkekler bizim arkamızda dursun. Biz erkeklerden de destek bekliyoruz.” ifadesini kullandı.
]]>CHP Genel Başkanı Özgür Özel, 31 Mart’ta yapılacak seçimlerde Isparta ve ilçe adaylarını tanıtarak, 31 Mart seçimleri için vatandaşlardan destek istedi. Isparta Demokrasi ve Cumhuriyet Meydanında vatandaşlara seslenen Özel, genel seçimlerde kafa kafaya gittikleri mücadelede haksız yere kaybettiğini söyleyerek, “Bu parti 46 yıldır iktidar değil ama 46 yıldır buradalar. Bunları bir arada tutan şey rant, para, ihale değil vatan, millet bayrak sevgisidir” dedi.
CHP İstanbul İl Başkanlığında çekildiği iddia edilen para sayma görüntülerine ilişkin açıklamalarda bulunan Özel, “Biliyorsunuz geçen seçimlerde bir yalan videoyla kafa kafaya olan seçimde kandıra bildiğini kandırdı haksız bir şekilde bütün televizyonları kullanarak yalan videolarla kampanya yaptı. Geçtiğimiz günlerde yeni bir video yayınladılar her tarafı kapatmışlar bir kişi para sayıyor görür görmez dedim ki tamamını bulun görüntünün. Görüntüler 2019 yılına ait İstanbul il binasını satın alıyoruz adam kapora istemiş kapora. Paranın sayıldığı yer avukatlık bürosu. AK Parti’li bir avukat görüntüleri almış sonra demiş ki bu görüntüleri para karşılığı size vereyim bizde demişiz ki hiçbir çekinecek şeyimiz yok paranın geldiği yer belli, verildiği yer belli alınan bina belli, daha bugün diyor ki birkaç ay önce balya balya paralar topluyor diyor. Recep Tayyip Erdoğan 2019’daki görüntüden bugüne böyle bir yalana sığınıyorsan vay senin haline” dedi.
“En düşük emekli maaşı 3 Kasım 2002 günü tam 8 çeyrek altın alıyordu”
Meydandan emekli vatandaşlara seslenen Özel, “Isparta’da çok önemli iki toplumsal kesim var bunlardan bir tanesi Süleyman Demirel Üniversitesi’nde ve Isparta Uygulama Üniversitesi’ndeki genç kardeşimiz. Bir de Türkiye nüfusuna oranla en yüksek emekli sayılarından birine sahip olan Isparta. Recep Tayyip Erdoğan geldiğinde 3 Kasım 2002’de partisi iktidar olduğunda en düşük emekli maaşı 1 buçuk asgari ücretti. Düzeninizi bozmasa, sizinle uğraşmasa, emeklinin maaşını 1 buçuk asgari ücretle tutsa bugün alacağınız maaş 26 bin TL olurdu ama şu anda 10 bin TL alıyorsunuz. En düşük emekli maaşı 3 Kasım 2002 günü tam 8 çeyrek altın alıyordu bugün en düşük emekli maaşı 2 buçuk çeyrek altın alıyor. Emekli bir ay değil her seferinde cebinden kaybediyor, her emeklinin cebinden 5 buçuk çeyrek altını çekip aldılar” şeklinde konuştu.
Isparta’nın da olan kadın işsizliğine değinen Özel, “Isparta’da en kötü işlerden biri de kadın işsizliği. Kadınların yüzde 58’i işsiz niye istihdam yok, kadın kooperatifi yok, yeterince kreş yok, yaşlılar için gündüz bakım evleri yok, olmayınca kadın evde çocuk bakacak hasta bakacak engellisine bakacak. Kadın evde oturacak ve iş hayatına katılmayacak. Bunun çaresi sosyal belediyecilik uygulamalarıdır, kadın kooperatifleridir ve bunun çaresi kreşler gündüz bakım evleri açmaktır onu yapacak olan da Atakan Yazgan’dır” şeklinde konuştu.
“Dört gençten üçü yurtdışına gitme planı yapıyor”
Konuşmasının devamında gençlere değinen Özel, “Gençler zihinlerinde valizleri toplamış, dört gençten üçü yurtdışına gitme planı yapıyor. Bir ülke için dünyanın diğer ülkelerinin bu ülkede hayal kurması, bu ülke üzerinde hesap yapması, beka sorunu değildir. Onlar günü gelince nasıl püskürtüldüyse yine püskürtülür ama ülkedeki dört gençten üçü yurtdışına gideceğim, orada kalacağım, bir daha geri dönmeyeceğim diyorsa işte beka sorunu budur ve biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak yeniden bu güzel gençlere dünyanın öbür ucunda değil bu ülkede hayal kurdurtacağız” dedi.
31 Mart 2024 Yerel seçimlerinde Atakan Yazgan’ın belediye başkanı seçilmesi durumunda Isparta’ya büyükşehir belediyelerinden destek sağlayacağını belirten Özel, “Atakan Yazgan Isparta’nın umutlarını arttırmak için Isparta’ya hizmet etmek istiyor. Dereboğazı yolunda ki ölümlü kazaları anlattı. Miskinler kavşağındaki kazaları anlattı. Isparta’nın ikinci teşvik bölgesinde bırakılmasının, yatırımları üçüncü ve dördüncü bölge olan komşu illere kaçmasını ve buraya insanların o yüzden fabrika açamadıklarını, kadın işsizliğin yüzde 58 olduğunu, işsizliğin Türkiye genelinin çok üzerinde olduğunu anlattı. Eğirdir Gölü’nün kurumasıyla mücadele için, gerek işsizlikle mücadele için, gerek yoksullukla mücadele için, eğer Isparta Atakan başkana görev verirse, size genel başkan sözü veriyorum Büyükşehir belediyelerimizin eli omuzunda olacak. Isparta’yı yönetme yetkisini Isparta Atakan başkana versin bir omuzunda Mansur Yavaş’ın bir omuzunda ise Ekrem İmamoğlu’nun eli olacak. Size sonuna kadar sahip çıkacağız” dedi.
Isparta’ya hizmet etmek için elinde bulunan tüm imkanları kullanacağını söyleyen Özel, “Dünya Bankası fonlarından, çok uluslu fonlardan Eğirdir Gölü için ne alınması gerekiyorsa Isparta’ya hizmet etmek için ne yapılması gerekiyorsa önce Cenabı Allah, sonra Özgür Özel yanınızda, arkanızda, sonuna kadar mücadele edeceğiz” açıklamalarında bulundu.
Miting alanında bulunan vatandaşlara karanfil atan Özel, daha sonra Burdur mitingi için alandan ayrıldı. – ISPARTA
]]>Haber: NİSANUR YILDIRIM/ Kamera: UĞUR DEMİRCİ
Türkiye İşçi Partisi (TİP), Ankara’da Güvenpark’ta halk buluşması düzenledi. TİP Çankaya Belediye Başkan adayı İrfan Değirmenci, “Bu kez Çankaya’nın gerçekten nasıl parlayacağını çok iyi görecekler. Cumhuriyet’in başkentinde, Cumhuriyet’in kurulduğu yerde, Cumhuriyet’in ikinci yüzyılında halk kendi kaderini eline alacak. Söz veriyoruz. Hepimiz karar vereceğiz, birlikte üreteceğiz ve Çankaya’nın 5 kuruşunun hesabını hep birlikte soracağız” dedi. TİP Sözcüsü Sera Kadıgil de siyasette kadınların yeterince yer almadığını belirterek, “5 ilçede aday gösterdik bu 5 adayımızdan 3’ü kadın arkadaşlarımdan oluşuyor. 25 ilçenin tamamında belediye meclis üyesi adayları gösterdik. Gururla ilan ediyorum, yüzde 80’e yakını kadın arkadaşlarımdan oluşuyor. Çünkü bizim buna çok ihtiyacımız var” dedi.
TİP, bugün yerel yönetim seçimleri kapsamında Ankara Güvenpark’ta halk buluşması düzenledi. Halk buluşmasına TİP Sözcüsü Sera Kadıgil, TİP Çankaya Belediye Başkan adayı İrfan Değirmenci, TİP’in Altındağ Belediye Başkan adayı Neslihan Şahin Dalkaya, Mamak Belediye Başkan adayı Öznur Bilen, Gölbaşı Belediye Başkan adayı Aysel Duman, TİP Ankara İl Örgütü ve Ankaralı yurttaşlar katıldı.
TİP Sözcüsü Sera Kadıgil, şöyle konuştu:
“BELEDİYE MECLİS ÜYELERİ SEÇİLİYOR, ÇATIR ÇATIR. YÜZDE 10’U BİLE KADIN DEĞİL”
“Gençler, ‘Ben artık istemiyorum. İlgilenmiyorum. Haber de okumuyorum. Oy da vermeyeceğim’ diyorlar. Ben de onlara ‘Ne yapacaksınız, nereye gideceksiniz’ diyorum. Bundan başka bir ülkemiz, gidecek yerimiz var mı bizim? Gidecek olsak, imkanlarımız olsa dahi gitmek istemiyoruz. Biz bu toprakları AKP denen karanlığa teslim etmemek için 20 yıldır direniyoruz. Gerekirse 20 yıl daha direneceğiz. Türkiye’de seçmenlerin yüzde 52’si kadın. 2019 seçiminde erkeklerin tek başına yönettiği partilerde gösterilen adaylarda yüzde kaç belediye başkanı var biliyor musunuz? Yüzde 3. 52 bin tane muhtar seçmişiz. Bin 200 tanesi kadın. Hak mı? Belediye meclis üyeleri seçiliyor, çatır çatır. Yüzde 10’u bile kadın değil. 2024 seçimlerinde de sağ olsun erkeklerimiz her köşeyi yine parsellemiş durumdalar. Sorduğumuz zaman da ‘Ne yapalım, kadınlarımız ilgilenmiyorlar, kadınlarımız aday olmak istemiyorlar’ diyorlar bize. Biz de kadınlar olarak onlara şunu söylüyoruz: Biz istiyoruz aslında, sizden çok da alasını yaparız ama bütün çocuk bakımı bizim üzerimizde, çamaşır bizde, ütü bizde, yemek bizde, bulaşık bizde, bize zaman mı bırakıyorsunuz da biz aday olalım, siyaset yapalım?
“AKP-MHP FAŞİST BLOKUNA MEVZİ KAZANDIRMAYACAK ŞEKİLDE ADAYLARIMIZI BELİRLEMEYE GAYRET ETTİK”
Biz bunu yıkmak için buradayız. Dedim ya, 15 gün var. TİP, 800’den fazla yerde seçime giriyor. Benim Ankara’ya gelme sebebim bu. 5 ilçede aday gösterdik ve ayrıca da şuna da dikkat ettik, AKP-MHP faşist blokuna mevzi kazandırmayacak şekilde adaylarımızı belirlemeye gayret ettik. ve gururla ilan ediyorum, bu 5 adayımızdan 3’ü kadın arkadaşlarımdan oluşuyor. 25 ilçenin tamamında belediye meclis üyesi adayları gösterdik. Gururla ilan ediyorum, yüzde 80’e yakını kadın arkadaşlarımdan oluşuyor. Çünkü bizim buna çok ihtiyacımız var.
“CHP’Lİ DOSTLAR ALINMASIN AMA 20 YILDIR PARLAMAYAN ÇANKAYA ŞİMDİ NEDEN PARLAYACAK?”
Şu anda Çankaya’dayız. CHP’li dostlar alınmasın ama her yere ‘Parla Çankaya’ diye afişler asıldığını görüyorum. İnsan şunu sormadan edemiyor. 20 yıldır bu Çankaya’yı siz yönetmiyor musunuz? 20 yıldır parlamayan Çankaya şimdi neden parlayacak?”
TİP Çankaya Belediye Başkan adayı İrfan Değirmenci, şunları söyledi:
“BU KEZ ÇANKAYA’NIN GERÇEKTEN NASIL PARLAYACAĞINI ÇOK İYİ GÖRECEKLER”
“Günlerdir, yaklaşık bir aydır sokak sokak, cadde cadde geziyoruz. ‘Başka bir Çankaya, başka bir Ankara, başka bir dünya mümkün’ demek için yollara düştük. Çok paramız yok ama çok enerjimiz var ve umudumuz çok yüksek. Evrim Hocam (Ulusan), belediye meclis üyesi birinci sıra adayımız, şehir plancısı. Birlikte kampanya yapıyoruz, bir aydır Ankara’da adım atılmadık yer bırakmadık hep birlikte. O belediye meclisinde daha fazla yer alacağız birlikte, kent suçlarına karşı, ranta karşı ‘Buradayız’ demek için, ‘Böyle gelmiş, böyle gider’ diyenlere inat. Yola çıktık, son 15 güne girdik. Umudumuz yüksek. Bu kez Çankaya’nın gerçekten nasıl parlayacağını çok iyi görecekler. Cumhuriyet’in başkentinde, Cumhuriyet’in kurulduğu yerde, Cumhuriyet’in ikinci yüzyılında halk kendi kaderini eline alacak. Söz veriyoruz: Hepimiz karar vereceğiz, birlikte üreteceğiz ve Çankaya’nın 5 kuruşunun hesabını hep birlikte soracağız, hep birlikte.
“CUMHURİYET’İN SEÇME VE SEÇİLME HAKKINA SAHİP EŞİT YURTTAŞLARIYIZ VE DAYATMALARA KARŞIYIZ”
Çankayalı komşularım, son 15 gün. Kendinize çok dikkat edin, sağlığınıza çok dikkat edin. Zaten 1 Nisan’dan sonra sağlığınız da bize emanet. Toplumsal cinsiyet eşitliğini de mutlaka politikalarımızın merkezine oturtacağız. Eşit yurttaşlık, Cumhuriyet’in seçme ve seçilme hakkına sahip eşit yurttaşlarıyız ve dayatmalara karşıyız. ‘Ben öyle istedim öyle oldu’ demelere karşıyız. Birlikte karar vereceğiz, birlikte yöneteceğiz. Yolumuz açık olsun.”
“BELEDİYE YÖNETİMİNİ ALMAK İÇİN GELİYORUZ, KORKABİLİRSİNİZ”
Değirmenci, konuşmasını tamamladıktan sonra sözü TİP Çankaya Belediye Meclis Üyesi 1. Sıra Adayı Evrim Ulusan’a verdi. Ulusan, “En kısa konuşan ben olacağım, uzun bir cümle kuracağım. Diyeceğim ki, bir kent kadın gözüyle nasıl yönetilir, nasıl planlanır, nasıl tasarlanır? Bir kentin bütçesi, bir evin bütçesi gibi bir kadın eliyle nasıl etkin bir şekilde kullanılır? Göstermek için, meclisleri almak için, belediye yönetimini almak için yola çıktık, geliyoruz. Korkabilirsiniz” diye konuştu.
Değirmenci, son olarak şöyle konuştu:
“ANKARA’NIN SOKAKLARININ BİR ÇİRKİNLİĞİNE BİR BAKIN. HER TARAFA BEZ AFİŞLER, PANKARTLAR. KENT BÖYLE PARLAMAZ”
“Ankara’nın göbeğinde saat 13.00’te sadece TİP’liler değil, bu kez TİP’e ve İrfan Değirmenci’ye güvenerek yılların oy alışkanlığını değiştirecek olan komşular bir araya geldi, diye yazacaklar. Burada ANKA Haber Ajansı var herkese servis edecektir. Artı TV var. Bakalım kimler televizyonda gösterecek, gösterebilecek? Kimler gösteremeyecek? Seçim gecesi iyi izleyin. Gece 12.00’ye kadar Çankaya’dan sonuç vermeyecekler. Sonra diyecekler ki ‘Çankaya’da gördüğümüz doğru mu, bu oluyor olabilir mi’ diyecekler. Oluyor bile, olacak. Şu Ankara’nın sokaklarının bir çirkinliğine bir bakın hele. Her tarafa bez afişler, pankartlar. Kent böyle parlamaz. Kent bilime, sanata, kadına, üretene kulak verirseniz parlar. Parlatacağız. Yolumuz açık olsun.”
DEĞİRMENCİ’DEN ÇANKAYA BELEDİYESİ İŞÇİSİNE: “DIŞARIDA SİZİ GÖRÜP YAKANIZA YAPIŞIYORLAR ‘ÇANKAYA’DA NİYE HİZMET YOK?’ DİYE. BÖYLE OLMAYACAK”
Değirmenci’nin konuşmasının ardından Çankaya Belediyesi’nde çalışan bir işçi yaşadıkları sıkıntılardan bahsetti. Değirmenci, belediye işçisine “Geçen cumartesi işçi arkadaşların bir kısmıyla bir araya geldim. Benimle konuşmalarına izin vermiyorlarmış. İçeride neler yaşandığını gördüm. 5 bin kişisiniz. Bir kısmı taşeron. Asgari ücretin bile altında alan var. Dışarıda sizi görüp yakanıza yapışıyorlar ‘Çankaya’da niye hizmet yok?’ diye. Böyle olmayacak. Başkanı görüp benim yakama yapışacaklar. Siz de insanca yaşayacak, insanca çalışacaksınız” diye yanıt verdi.
]]>
Valiliğimiz ve Menteşe, Bodrum, Milas, Marmaris ve Fethiye Kaymakamlıklarımızda hizmet veren Açık Kapı birimlerimizce gerek yüz yüze gerekse internet ve mobil uygulama kanalları üzerinden yapılan vatandaş başvuruları ilgili birimlere yönlendirilmiş ve sonuçlandırıldı.
2023 yılı içerisinde Açık Kapı sistemi üzerinden yapılan başvuruların bin 553’ü Milas, bin 252’si Bodrum, bin 11’i Fethiye, 984’ü Menteşe, 555’i Ortaca, 441’i Marmaris, 432’si Yatağan, 397’si Dalaman, 262’si Köyceğiz, 221’i Seydikemer, 193’ü Ula, 153’ü Datça, 37’si Kavaklıdere ilçelerimizden yapıldı.
Müracaatlar konusu bakımından değerlendirildiğinde yapılan başvuruların yüzde 73’ü sosyal yardım ve sosyal hizmetler başlığı altında yapılmıştır. Valilik hizmetleri, deprem, eğitim, çalışma ve sosyal güvenlik, yerel yönetimler, gıda, tarım ve hayvancılık, çevre şehircilik gibi hizmet başlıkları da başvuru yoğunluğunun oluştuğu konular arasında yer aldı.
7 bin 18 başvuru ile en çok başvurunun e-devlet kanalı üzerinden yapıldığı Açık Kapı’ya, 246 başvuru ‘açikkapi.gov.tr’, 5 başvuru mobil uygulama üzerinden yapılırken, 222 vatandaşımızın başvurusu ise Açık Kapı yetkililerince yüz yüze alındı.
Kadınların başvuru sayısı daha fazla
2023 yılında Açık Kapı sistemine toplamda 7 bin 491 başvurunun yapıldığı ilimizde en çok başvuru kadınlar tarafından yapılmıştır. 5 bin 31 başvuru kadınlar tarafından yapılırken, 2 bin 460 başvuru ise erkekler tarafından yapıldı.
2023 yılı içerisinde, Açık Kapı birimlerinin tanınırlığını ve işlevselliğini artırmak, vatandaşlarla birebir iletişime geçilerek Açık Kapı birimlerinin hangi amaçla çalıştığı, Açık Kapı’ya başvuru yolları ve takibi gibi hususlarda bilgilendirmek, halkla ilişkileri kuvvetlendirmek, vatandaşın talep ve önerilerini yerinde almak amacıyla Açık Kapı Şube Müdürlüğümüz ve beş ilçe Kaymakamlığımızda bulunan birimlerimizce ziyaretler gerçekleştirildi.
Bu kapsamda köy ve mahalle sakinlerinin hanelerine, köy kahvehanelerine, camilere ve diğer sosyal alanlara gidilerek vatandaşlarımızca birebir görüşmeler sağlanmış ve başvuru oluşturmak isteyen vatandaşlarımızın talepleri alınarak Açık Kapı sistemine girişi yapılmıştır.
Vatandaşa yerinde ulaşma ve Açık Kapı sistemi hakkında bilgilendirme yapmak amacıyla merkez ve ilçelerimizde kadın buluşmaları düzenlenerek kadın kursiyerlerin bulunduğu merkezler ve kadın kooperatiflerine ziyaretler gerçekleştirildi.
Ayrıca il merkezinde ve ilçelerimizde vatandaş yoğunluğunun olduğu meydan, park gibi alanlarda tanıtım stantları kurulmuş, pazar yerleri, kıraathaneler, çay ocakları gibi alanlara gidilerek Açık Kapı birimlerinin sunduğu hizmetler hakkında bilgilendirmeler yapılmış ve başvuru oluşturmak isteyen vatandaşlarımızın başvuruları yerinde alınarak sisteme kaydedildi.
Yapılan faaliyetlerde, Açık Kapı sistemin ne olduğu, bizzat, web sitesi, mobil uygulama ve e-devlet üzerinden nasıl başvuru yapabilecekleri, yapılan başvuru sonucunu nasıl takip edebilecekleri anlatılmış ve “Açık Kapı, Milletin Kapısı” sloganıyla, şikayet, talep ve önerisi olan tüm vatandaşlarımızın dertlerine çözüm ortağı olabilmek için Açık Kapı Şube Müdürlüğü olarak her zaman yanlarında olduğumuz belirtildi.
Depremzede vatandaşlar ziyaret edildi
6 Şubat tarihinde gerçekleşen ve asrın felaketi olarak nitelendirilen depremin yaşandığı illerden ilimize gelerek yurtlar başta olmak üzere ilçelerimizdeki otellere ve yurtlara yerleştirilen depremzede misafirlerimizin dışında; kendi imkanlarıyla ev tutan, ekseriyetle yakınlarının-tanıdıklarının evlerinde de misafir olan depremzede vatandaşımızın bulunduğu 66 haneye ziyaretler gerçekleştirilmiştir. Ziyaretlerde, büyük kayıplar yaşayan ve bu travmatik süreçte her türlü desteğe ihtiyaç duyan depremzede vatandaşlarımızın özellikle kamu hizmetlerine erişimde yaşadıkları sorunların çözüme kavuşturulmasında yardımcı olundu. – MUĞLA
]]>Göktaş, Birleşmiş Milletler Kadının Statüsü Komisyonu’nun 68’inci oturumu için geldiği New York’ta, Yeşilay’ın düzenlediği “Bağımlılık ve İyileşme 2. Kadın Forumu” yan etkinliğine katıldı.
Türkevi’ndeki toplantıda konuşan Göktaş, Birleşmiş Milletler Kadının Statüsü Komisyonu’nun faaliyetleri arasında kadınlarda bağımlılık ve iyileşme konusunun tartışılmasını önemsediğini belirtti.
Bağımlılığı, tedavi edilmediği takdirde kalıcı hasarlara hatta can kaybına neden olabilen karmaşık bir sağlık sorunu olarak nitelendiren Göktaş, bağımlıların kendileri kadar ailesi ve toplum için de sorunlar çıkarabildiğini ifade etti.
Tedavi sürecinin önemine dikkati çeken Göktaş, şunları söyledi:
“Kadınlar eleştiri ve ötekileştirilme korkusuyla bağımlılıklarını mümkün olduğunca gizli tutuyorlar. Kadınlar dışlanma korkusuyla bağımlılıklarını konuşmaktan çekiniyor ve sağlık kuruluşlarından yardım arıyor. Ancak, bağımlılık tedavi programlarının koşulları öncelikle erkekler düşünülerek tasarlanmaktadır. Kadınların farklı ihtiyaçlarının dikkate alındığına dair hiçbir kanıt yoktur. Bu durum kadınların tedaviden daha da dışlanmasına yol açmaktadır. Kadınların bağımlılıkla mücadelede ihtiyaçlarına uygun sağlık hizmetlerine erişememesi, hayatlarını bir kısır döngüye hapsetmektedir. Bu bağlamda, bağımlılığı olan kadınların her türlü şiddete karşı daha savunmasız ve istismara daha açık olduğunu hepinize hatırlatmak isterim. İnsan haklarına ve sosyal politikalara bakış açımıza göre kadınların bu konuda yalnız bırakılması asla kabul edilemez.”
“Kadınları, karşılaştıkları sorunlarla yalnız bırakma lüksümüz yok”
Kadınların sağlık ve mutluluklarının, yaşam kalitelerinin yanı sıra aile içi barışta, toplumların refahında ve ülkelerin kalkınmasında da kilit rol oynadığını bildiren Göktaş, “Güçlü toplumlar güçlü ailelerle, güçlü aileler de güçlü kadınlarla kurulur. Bu nedenle hiçbir durumda kadınları karşılaştıkları sorunlarla yalnız bırakma lüksümüz yoktur. Böylelikle, kadın ve bağımlılık konusunun önemli bir halk sağlığı stratejisi olarak tüm ülkeler tarafından büyük bir dikkatle ele alınması gerektiğine inanıyorum.” dedi.
Kadınların bağımlılıkla mücadelede yaşadıkları zorlukların farkında olduklarını ifade eden Göktaş, şunları söyledi:
“Bağımlılıkla mücadele ve korunmaya yönelik çalışmalarımızı Sağlık Bakanlığı öncülüğünde hazırlanan ulusal politikalar çerçevesinde yürütüyoruz. ‘Türkiye Bağımlılığı Önleme Eğitim Programı’ ile uyuşturucu, tütün, alkol, teknoloji ve kumar bağımlılığı konusunda eğitimler veriyoruz. Bakanlık olarak kadınlara özellikle tütün bağımlılığı konusunda bilinçlendirme eğitimi düzenledik. Çeşitli bağımlılıklar nedeniyle koruyucu önlemler almış bireylere de tedavi ve rehabilitasyon hizmetleri veriyoruz. Uyuşturucuyla Mücadele Ulusal Strateji Belgesi ve Eylem Planı doğrultusunda bu hizmetlere erişimi teşvik ediyor ve yaygınlaştırıyoruz. 2024-2028 yıllarını kapsayacak Kadının Güçlenmesi Strateji Belgemizin ve Eylem Planımızın başlıklarından birini oluşturan kadınlarda bağımlılık konusunu sağlık alanında kapsamlı bir şekilde ele aldık. Şiddete karşı sıfır tolerans tutumumuzu sürdürüyor, bağımlılık dahil şiddete yol açan tüm koşulları ele alıyoruz.”
6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesi Hakkında Kanun’un bağımlılık sonucu şiddete başvuran kişilerin tedavisine yönelik tedbirler düzenlediğini anımsatan Göktaş, 2021’de Yeşilay işbirliğiyle Kadın Sığınakları ve Şiddet Önleme ve İzleme Merkezlerinde çalışan personele yönelik “Bağımlılık ve Farkındalık Eğitimi” gerçekleştirdiklerini belirtti.
Sosyal Hizmet Merkezlerine başvuran bireylere ve ailelerine, bağımlılık danışmanlığı ve psikososyal destek hizmetleri de verdiklerini ifade eden Göktaş, şunları kaydetti:
“Bağımlılıkla mücadele etmek ve yarattığı zararları önlemek için çalışmalarımızı kararlılıkla sürdüreceğiz. Özellikle, tedavi sürecini olumsuz etkileyen ayrımcılık ve ötekileştirme gibi tabularla etkin bir şekilde mücadele edeceğiz. Kadınların sağlığı ve refahı için Sağlık Bakanlığı ve Yeşilay Vakfı ile etkin ve güçlü işbirliklerimiz devam edecek. Türkiye olarak kadının statüsünün yükseltilmesi ve tüm sosyal haklara erişimlerinin sağlanması için çok taraflı çalışmalar yürütüyoruz. Bağımlılık ve kadınlarda iyileşme süreci konusunda küresel düzeyde sorumluluk almaya ve işbirliği yapmaya hazırız.”
Toplantıya, Gençlik ve Spor Bakan Yardımcısı Safa Koçoğlu, TBMM Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu (KEFEK) Başkanı ve AK Parti Sakarya Milletvekili Çiğdem Erdoğan, KEFEK Başkanvekili AK Parti Antalya Milletvekili Tuba Vural Çokal, Türkiye’nin Birleşmiş Milletler (BM) Daimi Temsilcisi Büyükelçi Sedat Önal ile Türkiye’nin New York Başkonsolosu Reyhan Özgür ve davetliler de katıldı.
]]>Kaliforniya Üniversitesi tarafından yayınlanan araştırmada, kadın çalışan sayısı fazla olan şirketlerin, çoğunlukla erkek yönetici ve çalışanları olan şirketlerden önemli ölçüde daha iyi performans gösterdiğini ortaya koyduğu tespit edildi. Toplumsal cinsiyet eşitliliği ve kadın istihdamına yönelik attığı adımlar ile dikkat çeken Asset GLI, lojistik ve gümrük sektöründe de kadın istihdamına destek oluyor. Firmanın İnsan Kaynakları Direktörü Ezgi Özden, Küresel Toplumsal Cinsiyet Uçurumu Endeksi’nde Türkiye’nin 146 ülke arasında 129’uncu sırada yer aldığına dikkat çekerek, şirketlerinin kadın istihdamına verdiği önemi vurguladı.
“Çeşitlilik iş dünyasında başarı için kritik rol oynuyor”
İşe alımlarda pozitif ayrımcılık yaparak kadın adaylara öncelik tanıdıklarını ve şirket içinde çalışanlara destek vermek amacıyla projeler geliştirdiklerini belirten Özden, “Kadın yöneticilerin ağırlıklı olduğu şirketlerin daha fazla kar elde ettiğine dair yapılan araştırmalar bulunuyor. Çeşitlilik iş dünyasında başarı için kritik rol oynuyor. Bizde işe alımlarda pozitif ayrımcılık yaparak kadın adaylara öncelik tanıyor ve şirket içinde kadın çalışanlara destek vermek amacıyla projeler geliştiriyoruz. Şirket genelinde kadın çalışan oranımız yüzde 29, yönetim kademelerinde ise yüzde 31 oldu. İcra Kurulu’nda ise bu oran yüzde 40’a ulaştı. Firmamız, kadın girişimcilere destek sağlama konusundaki çabalarını da sürdürüyor. Son dönemde yapılan araştırmalar da gösteriyor ki; kadın yöneticilerin ağırlıkta olduğu şirketlerin daha fazla karlılık elde ettiği tespit edilmiştir. Kaliforniya Üniversitesi tarafından yayınlanan araştırmada, kadın çalışan sayısı fazla olan şirketlerin, çoğunlukla erkek yönetici ve çalışanları olan şirketlerden önemli ölçüde daha iyi performans gösterdiğini ortaya koyduğu belirtilmiştir” dedi.
“Kurulduğumuz günden beri kadın istihdamını destekler adımlar atıyoruz”
Bir kadın yönetici olarak, kadınları destekleyen şirkette görev almanın gururunu yaşadığını ifade eden Özden, “Şirketimiz 20 yılı aşkın tecrübesiyle Lojistik ve Gümrük alanında faaliyet göstermekte. Bu süre zarfında hem Türkiye’de hem de dünya çapında lojistik ve gümrük sektörlerindeki başarılarımızı kadın çalışanlarımız ile başarmanın haklı gururunu yaşıyoruz. Asset GLI olarak Türkiye’de 10 dan fazla ilde ve yurtdışı ofislerimizde kadın istihdamını kurulduğumuz günden itibaren destekler adımlar atmaya devam ediyoruz. Daha önceki yıllarda da olduğu gibi hizmetlerimizden kadın girişimlerin indirimli yararlanması için kampanyalar düzenlemeye devam ediyoruz. Bir kadın yönetici olarak kadınları destekleyen bir şirkette görev almanın haklı gururunu yaşıyor ve şirketimizin bu vizyonu doğrultusunda İnsan Kaynakları süreçlerimizi de sürdürmeye devam ediyoruz. Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün de dediği gibi; ‘İnsan topluluğu kadın ve erkek denilen iki cins insandan mürekkeptir. Kabil midir ki; bu kütlenin bir parçasını ilerletelim, ötekini ihmal edelim de kütlenin bütünlüğü ilerleyebilsin? Mümkün müdür ki; bir cismin yarısı toprağa zincirlerle bağlı kaldıkça öteki kısmı göklere yükselebilsin?’ Hep birlikte başarabilmek ve daha güçlü olabilmek adına elimizden gelen gayreti göstermeye devam edeceğiz” diye konuştu.
“Krizleri engellemek için en iyi fikirlere ihtiyaç duymaktayız”
Davos Dünya Ekonomik Forumu Başkanı Klaus Schwab, “İnovasyon çeşitliliğin olduğu ortamlarda yeşermekte ve içinde bulunduğumuz ekonomik durgunlukta buradan çıkabilmek ve tekrar benzer krizlerin olmasını engellemek için en iyi fikirlere ihtiyaç duymaktayız. Bunun tek yolu kadınlarla, erkeklerin akıllarının ve yeteneklerinin birlikte çalışmasını sağlamaktan geçmektedir” şeklinde konuştu. – İSTANBUL
]]>Işıkhan, Sincan Belediyesi Fuar ve Kongre Merkezi’nde düzenlenen “Milli Müdafaadan Milli Kalkınmaya Türkiye Yüzyılı’nın Kadınları Kadın İstihdam Sistemi İş-Pozitif Tanıtım Programı ve İstihdam Fuarı”na katıldı.
Bakan Işıkhan, programda, milli mücadeleyi hem başlatan hem de nihayetinde zaferle taçlandıran kadim şehir Ankara’nın 100 yıl önce milli mücadeleye öncülük ettiği gibi 100 yıl sonra yine hükümetin Türkiye Yüzyılı vizyonuna rehberlik edecek şehirlerin başında geldiğini söyledi.
Başkentin İş Pozitif Kadın İstihdamı Projesi’nin sloganında da yer aldığı gibi “Milli Müdafaadan Milli Kalkınmaya” rotası istikametinde büyüyen Türkiye’nin işaret fişeği olacağını dile getiren Işıkhan, bunu kadın erkek, genç yaşlı demeden el birliğiyle katma değer üreterek, daha fazla yatırımla ve istihdamla başaracaklarını kaydetti.
“Ülkenin kalkınma ve ilerleme hamlesinde kadınlar aktif rol oynadı”
Türk milletinin, kadını toplumun kurucu unsuru olarak gören bir gelenekten, baş tacı yapan bir inanç ve kültürden geldiğini belirten Işıkhan, son 21 yılda aynı anlayışla, ülkenin gerçekleştirdiği kalkınma ve ilerleme hamlesinde de kadınların emeği, çabası ve gayretiyle aktif rol oynadığını söyledi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve eşi Emine Erdoğan’ın, kadınların sosyal, ekonomik ve hukuki mücadelesine öncülük ettiğini ve bu alanda Türkiye’ye küresel bir vizyon kazandırdıklarına işaret eden Işıkhan, kendilerinin de onların izinde yeni yüzyıla mührünü vuracak yeni bir kadın istihdam seferberliği projesini daha hayata geçirdiklerini ifade etti.
Emine Erdoğan’ın öncülüğünde açılışını gerçekleştirdikleri İş Pozitif ile 21 yıldır hükümet olarak en fazla önem verdikleri konuların başında gelen kadın istihdamı seferberliğini başlattıklarını anımsatan Işıkhan, “Bu kapsamda projemizi, doğudan batıya, güneyden kuzeye her il ve bölgemizde anlatmak üzere yola çıktık. Projemizi başlattığımız 9 Şubat’tan bu yana yaklaşık bir ayda, 45 bin kadını işe yerleştirdik. İnşallah bu rakam, her geçen gün katlanarak artacak.” dedi.
“Projelerimiz ve programlarımızla kadın istihdamını önceliyoruz”
Vedat Işıkhan, şu ifadeleri kullandı:
“Geleceğin güçlü Türkiye’sine giden yol, kadın-erkek her bir insanımızın sosyal ve ekonomik kalkınma sürecinde imkanı ölçüsünde yer aldığı topyekun bir seferberlik şuurundan geçmektedir. Nüfusumuzun yaklaşık yarısını oluşturan kadınların gücü olmadan sürdürülebilir kalkınma hedeflerimize ulaşmamız mümkün değildir. Geçmişten günümüze binlerce yıldır olduğu gibi önümüzdeki yüzyılda da kadınların, aklına, fikrine, vizyonuna ihtiyacımız var. Bu sebeple projelerimiz ve programlarımızla kadın istihdamını önceliyoruz.”
Son 21 yılda İŞKUR vasıtasıyla işe yerleştirilen 13 milyonu aşkın vatandaşın 4 milyondan fazlasının kadınlardan oluştuğunu belirten Işıkhan, yine son 21 yılda İŞKUR’un “Aktif İşgücü Programları”ndan yararlanan yaklaşık 5 milyon kişiden 2,5 milyonunun kadınlardan oluştuğunu ifade etti.
Nitelikli iş gücünü artırma noktasında eğitimin önemli olduğunu dile getiren Işıkhan, geçen yıl 27 binin üzerinde kadını kurs ve programlardan yararlandırdıklarını kaydetti.
Işıkhan, İŞKUR’un iş ve meslek danışmanlığı hizmetinden geçen yıl yaklaşık 877 bin kadının faydalandığını belirterek, şöyle devam etti:
“Sadece danışmanlık hizmeti alan kadınların sayısına baktığımızda bile kadınların çalışma isteği ve azmini görebiliyoruz. Biz de Bakanlık olarak bu azmi ve kararlılığı, sahip olduğumuz tüm imkanları seferber ederek ülkemizin istikbali için birer katma değere dönüştürmenin gayreti içerisindeyiz. İş Pozitif projemiz de tam olarak böyle bir anlayışın sonucudur. Proje kapsamında, on Bakanlığımızın proje ortağı olduğu, tüm kamu ve özel sektör kuruluşları ile sivil toplum kuruluşları arasındaki istihdam eşleştirme süreçlerini kayıt altına alacak, İş-Pozitif adı altında bir bilgi sistemi kurduk. İş Pozitif, istihdama yönelik eğitim veren ve çeşitli kurslar düzenleyen, iş gücü ihtiyacı olan ve istihdam oluşturma potansiyeline sahip aktörlerin, çevrimiçi olarak bir araya gelebileceği bir işbirliği sistemidir.”
Kayıt dışı çalışmanın, çalışma hayatının en büyük problemlerinden biri olduğuna dikkati çeken Işıkhan, kayıt dışı çalışmanın özellikle kadınların sosyal güvenliğini, geleceğini, emeğini tehdit ettiğini, bu projeyle bu tür problemlerin de önüne geçileceğini söyledi.
“Hedefimiz daha çok üreten güçlü kadınların sayısını artırmak”
AK Parti Grup Başkanvekili ve Ankara Milletvekili Leyla Şahin Usta ise Türkiye’de eskiden kadın denilince akıllara negatif ayrımcılığın geldiğini belirterek, yeni Türkiye’de, Türkiye Yüzyılı’nda kadınların gücünden ve pozitif ayrımcılıktan bahsedildiğini söyledi.
Bir kadının istemesi, karar vermesi ve önüne konulan fırsatları iyi değerlendirmesi halinde Türkiye’ye üreten kadın olarak katkı verebileceğini ifade eden Usta, hedeflerinin daha çok üreten güçlü kadınların sayısını arttırmak olduğunu kaydetti.
Usta, kadınları ötekileştiren, ayrıştıran ve farklı statülerle sınıflandırmaya çalışan zihniyetleri hiçbir zaman kabul etmediklerini ve etmeyeceklerini belirterek “Her kadının kapasitesinin olduğunu, içinde müthiş bir sır olduğunu ve isterse bu sırlarla ve bu kapasiteyle her şeyi başarabileceğine inanan insanlarız. 22 yıllık iktidarımızda da hep kadınlarımıza inandık. Kadınlarımızı hayatın içerisinde, toplumsal hayatta, sivil toplumda, siyasette, ekonomide, iş hayatında işin öznesi olarak kabul ettik. O yüzden de her türlü imkanı ve fırsatı kadınlar için sunmaya çalıştık.” diye konuştu.
Kadınlarla ilgili yapılan yasal düzenlemeleri hatırlatan Usta, kadınlarla ilgili konularda daha yapacak çok iş, aşılacak çok yol olduğunu söyledi.
Usta, “Ama şundan eminim ki gerek bu salonda bulunan, gerekse Türkiye’nin dört bir yılında bulunan her kadınımızın inancıyla, gücüyle Türkiye’yi yeni yüzyılımızda çok daha güçlü bir Türkiye hale getireceğiz. Üreteceğiz, ürettiklerimizle gurur duyacağız ve başarılarımızla beraber Sayın Emine Erdoğan Hanımefendinin öncülüğünde başlatmış olduğumuz İş Pozitif ile beraber kadın istihdamını OECD ülkeleri arasında üst sıralara taşımayı başaracağımıza inanıyorum.” ifadelerini kullandı.
Konuşmaların ardından Işıkhan, kadın istihdamına katkıda bulunan kurum ve firmaların yöneticilerine ödüllerini verdi.
Işıkhan ve diğer protokol üyeleri, kurum ve firmaların açtığı stantları gezdi, çalışmalar hakkında bilgi aldı.
]]>Hamad, New York’taki Birleşmiş Milletler (BM) binasında, İsrail saldırıları, Filistin halkının uluslararası toplumdan beklentileri ve Gazze’deki genel durum hakkında AA muhabirine açıklamalarda bulundu.
Gazze Şeridi’ndeki durumun benzeri görülmemiş bir felaket olduğuna dikkati çeken Hamad, “Şu ana kadar Gazze Şeridi’nde şehit ve yaralılar dahil 110 binden fazla zarar görenimiz var. Bunların yüzde 73’ünü kadın ve çocuklar oluşturuyor.” ifadesini kullandı.
Hamad, 7 Ekim 2023’ten bu yana 14 bin çocuk ile 9 bin kadının öldürüldüğünü aktararak, Gazze’deki kadınların halihazırda su, elektrik ve yiyeceğin olmadığı çadırlarda yaşadığını, burada eğitim, sağlık hizmetleri ve aileyi koruyacak imkanlar bulunmadığını dile getirdi.
Ramazanda Filistin halkının alışkın olduğu aile, ev ve toplu iftar programlarının düzenlenemediğini, Gazze’de İsrail’in yıkım ve katliamları sonucu ailevi ağların tahrip olduğunu vurgulayan Hamad, şöyle devam etti:
“İsrail savaş uçaklarının bombardımanında çocuk, anne, eşlerden biri veya tüm aile öldürülüyor. Dolayısıyla Filistinlilerin halihazırdaki durumu, insan eliyle oluşturulan bir deprem felaketi gibi. Türkiye’de sizler bir deprem yaşadınız ancak Türkiye’deki deprem, Allah’ın takdiriydi. Bugün ise işgalcinin eliyle oluşturulan deprem sonucu, Gazze’de hiçbir şey kalmadı. Filistinli kadınlar da bundan en çok zarar gören ve etkilenenler olarak psikolojik yıkım yaşıyor.”
Hamad, Filistinli kadınların çok ciddi yoksulluk ve benzeri görülmemiş bir işsizlik döneminden geçtiğine işaret ederek, “Gazze Şeridi’ndeki Filistinli kadınlar, mevcut koşullarda ölüm için sırasını bekliyor.” dedi.
“Refah bölgesindeki nüfus yoğunluğu normalin üstünde”
Gazze Şeridi’nin güneyinde Mısır sınırına yakın Refah kentindeki durumun ciddiyetine dikkati çeken Hamad, Refah kentinin yüzölçümünün Gazze Şeridi’nin yüzde 20’sine tekabül ettiğini söyledi.
Hamad, halihazırda Gazze Şeridi sakinlerinin yüzde 60 ila 70’inin Refah kentine sığınmış durumda olduğunu kaydetti.
“Refah bölgesindeki nüfus yoğunluğu normalin üstünde. Oradaki insanlar çadırlarda yaşıyor, su yok, yiyecek yok ve hayat koşulları çok kötü. Refah’taki insanlar benzeri görülmemiş bir korku ve endişe içindeler.” uyarısında bulunan Bakan Hamad, “Refah kentine sığınan her insan, ölüm sırasının ne zaman kendisine geleceği düşüncesiyle yaşıyor, yani öldürüleceği anı bekliyor.” ifadesini kullandı.
“Birçok ülkenin ihraç ettiği silahlarla Gazze’de öldürülüyoruz”
Hamad, Filistin halkının uluslararası toplumdan beklentilerine ilişkin “Bizler, uluslararası toplumdan; Gazze’de ve özellikle de Refah kentinde her Filistinlinin yaşadığı öldürülme ve korku halinden kurtarılması için üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmesini istiyoruz. Nitekim Refah kentindeki nüfus yoğunluğu, yeryüzünün hiçbir yerinde bulunmuyor.” değerlendirmesinde bulundu.
Öncelikli mesajlarının BM’ye olduğuna işaret eden Hamad, “Bizler, BM içinde zulme maruz kaldığımızı gördük. BM’nin evinde zulme maruz kaldık çünkü BM’de Filistin davası lehine olan her karar, ABD’nin vetosuna takılıyor. Maalesef BM’nin Filistin davası lehine olan yüzlerce karardan hiçbiri uygulanmadı.” diye konuştu.
Hamad, Filistin’den desteğini esirgemeyen halk ve hükümetlere teşekkürlerini sunarak, bunun Filistin davasının adil olduğuna inanışla Filistin halkının haklarına ilişkin bilinçlenmeyle bağlantılı olduğunu söyledi.
Tüm ülkeler ile BM’den, Gazze’de saldırıları durdurarak ateşkesi sağlamak için işgalci İsrail’e baskı uygulamalarını talep ettiklerini belirten Hamad, “Birçok ülkenin ihraç ettiği silahlarla Gazze’de öldürülüyoruz. Dolayısıyla halkların, bu ülkelerin hükümetlerine de baskı uygulamalarını istiyoruz. İsrail’e silah sağlayan her ülke, öldürülen Filistinli sivil, çocuk ve kadınların sorumluluğunu taşıyor.” ifadesini kullandı.
“Türkler, Filistin halkını ve davasını gerçek anlamda destekliyor”
Özellikle Türk halkına teşekkürlerini ileten Hamad, “Onlar, Filistin halkını ve davasını gerçek anlamda destekliyor. Türkiye, BM’de olsun, Gazze’deki yaralıların tedavisini üstlenmek olsun veya uluslararası alanlarda olsun her yerde Filistin davasına ve halkına destek çıkıyor.” dedi.
Hamad, Gazze’de acil ateşkesin sağlanması için Türkiye’nin daha büyük rol üstlenmesini umduklarını belirterek, Türkiye’nin Filistin davasının çözümünde BM’nin yanı sıra Avrupa Birliği (AB) ve İslam ülkelerinde güçlü etkiye sahip olduğunu dile getirdi.
Bakan Hamad, “Başkenti Doğu Kudüs olacak bağımsız Filistin devletimizi kurmak istiyoruz.” temennisini paylaştı.
]]>Göktaş, Birleşmiş Milletler Kadının Statüsü Komisyonunun 68’inci Oturumu için geldiği New York’ta, Bakanlık ile Kadın ve Demokrasi Vakfı (KADEM) tarafından düzenlenen “Türk ve Yabancı Kadın Liderler ve STK Başkanları Buluşması” ile iftar programına katıldı.
Türkevi’nde, moderatörlüğünü Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı (SETA) Washington Araştırma Direktörü Kılıç Buğra Kanat’ın gerçekleştirdiği programda konuşan Göktaş, Filistin gibi çok sayıda ve yıkıcı krizlerle karşı karşıya olunan bu dönemde kadın-erkek eşitliğinin sağlanmasının her zamankinden daha önemli olduğunu belirtti.
Gelecek nesiller için daha güvenli bir dünya sağlamanın tek yolunun kadınların ve kız çocuklarının haklarını korumak ve onları hayatın her alanında güçlendirmek olduğunu aktaran Bakan Göktaş, “Kadınların onurlu işlerde çalışabilmesi, üst düzey yönetim pozisyonlarında yer alabilmesi, medyada güçlü temsil edilebilmesi, karar alma süreçlerine katılabilmesi ve toplumda genel olarak ön plana çıkabilmesi yönündeki tüm çabaları canıgönülden kutluyorum.” diye konuştu.
Türkiye’de son 21 yılda anayasa ve kanunlarda kadına yönelik önemli ilerlemelerin kaydedildiğini ifade eden Göktaş, şunları söyledi:
“Anayasanın 10. maddesinde yapılan değişiklikle kadınlara yönelik pozitif ayrımcılığı güvence altına aldık. 2002’de yürürlüğe giren Yeni Türk Medeni Kanunu’nda, kadınlarla erkekler arasındaki ayrımcılığı sona erdirmeye yönelik önlemleri içeren düzenlemeler yaptık. Kadınların ve kız çocuklarının eğitim ve istihdama katılımını destekleyen faaliyetleri hızlandırdık. Ailede ve toplumda kadını erkekle eşitleyen, kadın emeğini görünür kılan yeni düzenlemeleri hayata geçirdik. 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesi Hakkında Kanun ile şiddet, ihmal ve istismara karşı mücadelemiz güçlü bir hukuki zemine kavuşmuştur.”
Eğitimin, kadının sosyal statüsünü artırmanın yanı sıra aile içindeki işlevini de güçlendirdiğini belirten Göktaş, “Türkiye’de kadınların ve kız çocuklarının eğitim ve öğretimine destek olmayı önceledik. Kadınların okuryazarlığını ve kız çocuklarının okullaşma oranını artırmak için seferberlik başlattık. Kadınların iş-yaşam entegrasyonunu destekleyen tedbirleri hayata geçirdik.” dedi.
Doğum ve ebeveyn izni kapsamında önemli düzenlemeler yaptıklarını, evde bakım desteği, kreş desteği, işyerlerinde kreş zorunluluğu, sigorta primi destekleri, yarı zamanlı çalışma, esnek çalışma gibi uygulama ve teşvikleri hayata geçirdiklerini aktaran Bakan Göktaş, şöyle konuştu:
“Mesleki Eğitim Kursları, İşbaşı Eğitim ve Girişimcilik Eğitim Programları ile kadınların iş gücüne katılmasını ve becerilerini geliştirmesini teşvik ettik. 2002 yılında yüzde 25,3 olan kadın istihdam oranını yüzde 31,4’e, yüzde 27,9 olan kadınların iş gücüne katılma oranını da yüzde 35,9’a çıkardık. Türkiye’de kadın istihdamının artmasındaki en önemli etkenlerden biri kadın girişimcilerimizin sektöre rol model olma başarısını göstermesidir. Kadın girişimcilerimizin gücüne inanıyoruz. Girişimcilik, bilgi ve deneyimle yenilikçi fikirlerin itici gücüdür. Bu konuda her türlü çaba ve gayreti önemsiyor ve bu yolda atılan her adımı gönülden destekliyoruz. Girişimciliği ekonomik büyümenin önemli bir bileşeni olarak görüyor ve kadın girişimci sayısını artırmayı hedefliyoruz. Kadın kooperatiflerini de kadın girişimciliği ve kadın istihdamı açısından benzersiz bir iş modeli olarak görüyoruz. Bilim, teknoloji ve mühendislik alanlarında varlıklarını artıran kadınlar, dijital teknolojilerde ve inovasyonda öncülük yaparak Türkiye’nin küresel rekabetteki konumunu güçlendiriyor. Bu bağlamda, iş gücü piyasasının değişen ihtiyaçlarını ve yeni ortaya çıkan meslek alanlarını dikkate alarak, kız çocuklarının bilim, teknoloji, mühendislik ve matematik (STEM) alanlarında kariyer yapmalarını teşvik etmek için çalışmalarımızı sürdürüyoruz.”
Kadının hayatın her alanında güçlendirilmesi
Göktaş, kadınların tüm karar alma mekanizmalarına aktif katılımını, sosyal ve kamusal hayatta aktif rol almasını, sorunlarına çözüm bulunmasını sağlamak için çalıştıklarını belirterek, “Bakanlık olarak önümüzdeki dönemde de kadının hayatın her alanında güçlendirilmesi için çalışmalarımızı sürdüreceğimizi, kadının gücüne inandığımızı ve onların önünü açmak için elimizden geleni yaptığımızı vurgulamak isterim.” dedi. Bakan Göktaş, şunları kaydetti:
“Kadınların maruz kaldığı çatışma kaynaklı şiddete karşı birlik olup sesimizi yükseltmemiz gerektiğini bir kez daha vurgulamak istiyorum. Filistin’de kadınlar ve çocuklar her an şiddete ve vahşete maruz kalıyor. Bu zulme bir an önce son verilmeli ve çözüm için adımlar atılmalıdır. Bu noktada kadınların çatışmaların çözümünde büyük etkisi olduğunu vurgulamak isterim. Kalıcı ve sürdürülebilir barışın ancak kimsenin dışlanmadığı bir süreçten ortaya çıkabileceği unutulmamalıdır. Sayın Emine Erdoğan Hanımefendinin de belirttiği gibi, ‘Toplumun temel ve dönüştürücü parçası olan kadınların yer almadığı bir barış sürecinin başarıya ulaşması beklenemez.’ Bu doğrultuda, herkesi bu adaletsizliğe karşı sesimizi yükseltmeye ve Filistin halkının daha parlak, daha barışçıl bir geleceği için birlikte durmaya çağırıyoruz.”
KADEM Genel Başkanı Gümrükçüoğlu
KADEM Başkanı Doç. Dr. Saliha Okur Gümrükçüoğlu ise ramazan ayının Müslümanlar için teslimiyet, özdenetim ve tefekkür ayı olduğunu belirterek, bu ayın kişinin inancını derinleştirmesi ve erdemli bir yaşam sürme ve kendini geliştirme yolundaki kararlılığını yenilemesi için bir fırsat olduğunu söyledi.
Oruç tutan kişilerin iftar öncesi yaptıkları duanın kabul edildiğine inanıldığını anlatan Gümrükçüoğlu, “Sizleri de bizimle beraber dünya barışı ve huzuru için dua etmeye davet ediyorum.” dedi.
Gümrükçüoğlu, etkinliğin sivil toplum kuruluşu temsilcileri, aktivistler ve iş dünyasından kadınları buluşturan önemli bir platform teşkil ettiğini kaydederek, “Burada işbirliği fırsatı buluyoruz, çalışmalarımızı konuşuyoruz ve birlikte güçlü bir kadın ağı geliştiriyoruz.” diye konuştu.
Etkinlik kapsamında geçen yıl 10 ülkeden 25 kadınla bir araya geldiklerini, bu yıl ise Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının desteğiyle etkinliğin daha da büyüdüğünü ifade eden Gümrükçüoğlu, KADEM’in esas aldığı temel ilkeyi “Varoluşta eşitlik, sorumlulukta adalet” olarak tanımladı.
Gümrükçüoğlu, KADEM’in kadınların hiçbir ayrımcılığa maruz kalmadan, eğitim, sağlık, iş dünyası ve siyaset gibi her alanda var olabilmesi için faaliyetler yürüttüğünü ve akademik çalışmalar yaptığını anlattı.
“Şiddetin her türü ile mücadele ediyoruz”
KADEM’in en çok önemsediği çalışma alanlarından birinin hak savunuculuğu olduğunu kaydeden Gümrükçüoğlu, “Özellikle istismara uğramış çocuklara ve şiddet görmüş kadınlara hukuki destek veriyoruz. Şiddetin her türü ile mücadele ediyoruz. Kampanyalar düzenliyoruz.” bilgilerini paylaştı.
Gümrükçüoğlu, 2022 yılında İstanbul’da KADEM Kadın Destek Merkezi’nin açıldığını anımsatarak, kadınların buraya gelerek sorularına cevap bulabildiğini, ihtiyaçları olan her alanda destek isteyebildiğini söyledi.
6 Şubat depreminden sonra da deprem bölgesindeki 3 şehirde Kadın Destek Merkezlerini hayata geçirdiklerini aktaran Gümrükçüoğlu, burada 1 yıllık kısa zaman içinde binlerce kadına psiko-sosyal destek verildiğini, iyi olma hallerine katkı sunulduğunu ifade etti.
Gümrükçüoğlu, KADEM’in Türkiye genelinde 55 kentte temsilciliğinin bulunduğunu, buralarda kooperatifçilik ve girişimcilik faaliyetleri sürdürdüklerini aktardı.
Başkonsolos Özgür
Türkiye’nin New York Başkonsolosu Reyhan Özgür, Türkevi’nin, açılışından bu yana çok sayıda etkinliğe ev sahipliği yaparak adeta bir diplomasi merkezi haline geldiğini belirtti.
BM Kadının Statüsü Komisyonu’nun 68. Oturumu’na çok sayıda Türk sivil toplum kuruluşunun katıldığını ifade eden Özgür, “Kuruluşlarımızın New York’taki etkinliklerde öncü rol oynamalarından ve aktif katılımlarından gurur duyuyoruz.” dedi.
Özgür, bunun esasen Türk hükümetinin kadın haklarına yönelik tutumunun yansıması olduğunu belirterek, Türkiye’nin kadın ve erkek arasında eşitliğe ve kadınların hayatın tüm alanlarına eşit katılımı ile kadına karşı şiddetle mücadeleye büyük önem atfettiğinin altını çizdi.
Ramazanın tefekkür, dua ve barış ayı olduğunu kaydeden Özgür, “Maalesef bu etkinliğimizi dünya şiddetin gölgesindeyken gerçekleştiriyoruz. Çatışmanın kadınlar üzerinde asimetrik bir etkisi bulunuyor. Ukrayna, Afganistan, Sudan, Filistin ve başka yerlerde çatışmanın kadınlar üzerindeki etkisini görüyoruz. Bu krizlerle hiçbir ülke tek başına mücadele edemez.” değerlendirmesinde bulundu.
Başkonsolos Özgür, ramazan ayının tüm dünyaya barış getirmesini diledi ve özellikle Gazze halkına yönelik ayrım gözetmeksizin, sistematik ve kasıtlı katliamın son bulması gerektiğini ifade etti.
Konuşmaların ardından Göktaş ve davetliler iftar yaptı.
]]>Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığınca Birleşmiş Milletler Kadının Statüsü Komisyonunun 68’inci Oturumu marjında, Arnavutluk ve BM Kadın Birimi işbirliğiyle “Kapsayıcı ve eşitlikçi bir topluma yönelik dönüştürücü bir yaklaşım olarak cinsiyete duyarlı bütçeleme” konulu yan etkinlik düzenlendi.
Panelde konuşan Göktaş, kadın ve erkeklerin farklı ihtiyaçlarını, önceliklerini ve etkilerini dikkate alan bütçeleme yaklaşımlarının dönüştürücü etkilere sahip olduğunu belirtti.
Kamusal gelirler ve harcama planlanmasının daha sağlam bir toplumun oluşturulmasına katkıda bulunduğunu da ifade eden Göktaş, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Bu görüş, kadın ve erkeklerin farklı ihtiyaçları için kaynakların etkin bir şekilde tahsis edilmesi yoluyla etkili planlama ve bütçeleme oluşturmayı amaçlar. Kadın ve erkek arasında eşitliğin sağlandığı, eşit hak, hizmet ve fırsatlardan yararlandıkları bir toplum yaratmayı hedefler. Böylece, kadınlar ve erkekler arasındaki eşitsizliklerin ortadan kaldırılmasıyla eşitliğin sağlanmasına, kadın haklarının ilerletilmesine, yoksulluğun azaltılmasına, ekonomik verimliliğin, hesap verebilirliğin ve şeffaflığın artırılmasına ve eşit toplumlar yaratılmasına destek olmayı amaçlıyoruz.”
“12. Kalkınma Planı, güçlü bir politika çerçevesi oluşturuyor”
Merkezi ve yerel yönetimleri, farklı ihtiyaçlara ve önceliklere cevap veren daha etkili politikalar için planları ve bütçeleri yeniden düzenlemeye teşvik ettiklerini bildiren Göktaş, Türkiye’nin bu konuda güçlü bir yasal çerçeve, stratejik planlar ve temel istatistikler konusundaki çalışmalarına işaret etti.
Bakan Göktaş, Türkiye’nin kadın-erkek eşitliği ve kadınların güçlendirilmesi alanlarında birçok taahhütte bulunduğunu, Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi (CEDAW), Pekin Bildirisi ve Eylem Platformu’nu destekleme taahhüdünü verdiğini anımsatarak, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Kadın ve erkeklerin ihtiyaçlarına duyarlı bütçeleme uygulamalarımız, hükümetimizin bu taahhütleri yerine getirme kararlılığının bir göstergesidir. 12. Kalkınma Planı, çevresel duyarlılığı ve adil gelir dağılımına önem veren istikrarlı ve müreffeh bir Türkiye yaratmayı hedefler. Planda ‘Nitelikli İnsan, Güçlü Aile, Sağlıklı Toplum’ teması altında kadınlara ayrılmış bir bölüm bulunur. Bu plandaki temel politika önceliği, tüm politika ve programlarda kadın-erkek eşitliğinin sağlanması ve kadınların güçlendirilmesidir. Ayrıca, plan, kadın ve erkekler için eşit fırsatları teşvik eden bütçeleme faaliyetlerini genişletmeyi ve entegre etmeyi amaçlamaktadır. Bu yaklaşım, 2024-2028 döneminde kadın ve erkekler arasında eşitliği teşvik etmek için güçlü bir politika çerçevesi oluşturur.”
Kadınların güçlendirilmesine yönelik Strateji Belgesi ve Eylem Planı
Bakan Göktaş, 2020’den bu yana kadın ve erkeklerin farklı ihtiyaçlarını ve önceliklerini dikkate alan planlama ve bütçeleme odaklı projelerin bu alandaki girişimleri artırmaya yardımcı olduğuna dikkati çekerek, bu çabaların bir sonucu olarak temel göstergelerde iyileşmelerin kaydedildiğini söyledi.
Kadın ve erkeklerin ihtiyaçlarına duyarlı bütçeleme uygulayan OECD ülkelerinin sayısı 2016’da 12 iken 2022’de 23’e yükseldiğini dile getiren Göktaş, “Bu rakam OECD ülkelerinin yüzde 61’ini oluşturmaktadır. Türkiye, bütçeleme süreçlerinde kadın ve erkeklerin farklı ihtiyaç ve gereksinimlerini dikkate alan 23 ülke arasında yer almıştır. Kadın-Erkek Eşitliğine Duyarlı Bütçeleme Strateji Belgesi ve Eylem Planı, projenin diğer önemli bir çıktısı olup, Türkiye’nin sürdürülebilirliğine katkıda bulunacak ve gelecek için bir yol haritası olarak hizmet edecektir.” diye konuştu.
Bakan Göktaş, şunları kaydetti:
“Strateji Belgesi ve Eylem Planı, Türkiye’de kadınların güçlendirilmesi ve kadın-erkek eşitliğinin sağlanmasına yönelik 1 amaç, 4 hedef, 16 strateji ve 57 eylemden oluşmaktadır. Hedefler arasında demografik istatistiklerin geliştirilmesi, planlama ve bütçeleme süreçlerinde kadın ve erkeklerin farklı ihtiyaçlarının, önceliklerinin ve etkilerinin dikkate alınması, kurumsal kapasitelerin geliştirilmesi, bütçeleme süreçlerinin ve izleme mekanizmalarının iyileştirilmesi yer almaktadır.
UN Women Türkiye ile iş birliği içinde gerçekleştirilecek olan bu projenin yaklaşan ikinci aşamasıyla, ülkemizin bu alandaki çabalarını bir adım daha ileriye götüreceğiz. Plan, kadınlarla erkekler arasında eşitliği sağlamak için daha fazla kaynağın tahsis edilmesini amaçlayarak, hem kadınların hem de toplumun yararına olan daha adil bir kalkınma modeline öncülük etmeyi hedefliyor.”
Arnavutluk Sağlık ve Sosyal Koruma Bakanı Albana Koçiu’nun da konuşmalarının ardından TBMM Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu (KEFEK) Başkanı ve AK Parti Sakarya Milletvekili Çiğdem Erdoğan, Arnavutluk Sağlık ve Sosyal Koruma Bakanlığı Sosyal İçerme ve Cinsiye Eşitliği Politikaları Direktörü Etleva Sheshi, Türkiye Belediyeler Birliği Genel Sekreter Yardımcısı Ahmet Kazan ile UN Women Program Uzmanı Ermira Lubani’nin yer aldığı panele geçildi.
]]>Sinema, televizyon, iş, sanat, moda ve müzik alanının enlerinin belirlendiği törenin sunuculuğunu Şenol İpek ve Legend Fashion magazin imtiyaz sahibi Oksana Kuznetsova üstlendi. İşte 2024 yılı Legend Fashion Magazin Ödüllerini kazanan isimler…

LEGEND FASHION DERGİSİ ÖDÜLLERİ SAHİPLERİNİ BULDU!
Geleneksel Legend Fashion Magazin “Yılın En Efsaneleri” Ödül töreni The Green Park Otelde gerçekleştirildi.Legend Fashion Magazin “Yılın En Efsaneleri” Ödüllerini kazananlar belli oldu. İşte, Legend Fashion Magazin Ödülleri’ni kazananlar;
DRAMA DALINDA EN İYİ ERKEK OYUNCU
Legend Fashion Magazin Ödül Töreni’nde Drama Dalında En İyi Erkek Oyuncu Ödülü CENK TORUN’nun oldu.
DRAMA DALINDA EN İYİ KADIN OYUNCU
Legend Fashion Magazin Ödül Töreni’nde Drama Dalında En İyi Kadın Oyuncu Ödülü MAHASSİNE MERABET’in oldu.
EN İYİ ERKEK ÇOCUK OYUNCU
Legend Fashion Magazin 2024 En İyi Erkek Çocuk Oyuncu BERAT RÜZGAR ÖZKAN oldu.
EN İYİ KIZ ÇOCUK OYUNCU
Legend Fashion Magazin 2024 En İyi Kız Çocuk Oyuncu GECE IŞIK DEMİREL oldu.
EN İYİ ÇIKIŞ YAPAN ERKEK OYUNCU
Legend Fashion Magazin 2024 En İyi Çıkış Yapan Oyuncu BARIŞ BAKTAŞ oldu.
EN İYİ ÇIKIŞ YAPAN KADIN OYUNCU
Legend Fashion Magazin 2024 En İyi Çıkış Yapan Oyuncu YAĞMUR YÜKSEL oldu.
EN İYİ ERKEK OYUNCU
Legend Fashion Magazin Ödül Töreni’nde Yılın En İyi Erkek Oyuncusu Ödülü HALİL İBRAHİM CEYHAN’ın oldu.
EN İYİ KADIN OYUNCU
Legend Fashion Magazin 2024 Ödül Töreni’nde En İyi Kadın Oyuncu Ödülü Sıla Türkoğlu’nun oldu.
EN İYİ ULUSLARARASI KADIN OYUNCU
Legend Fashion Magazin 2024 En İyi Uluslararası Kadın Oyuncu NANA STAMBOLİSHVİLİ seçildi.
EN İYİ ULUSLARARASI ERKEK OYUNCU
Legend Fashion Magazin 2024 En İyi Uluslararası Erkek Oyuncu OĞUZ HAN seçildi.
EN İYİ YETİŞKİN KIZ ÇOCUK OYUNCU
Legend Fashion Magazin 2024 Ödül Töreni’nde En İyi Yetişkin Kız Çocuk Oyuncu Ödülü Tuana Tiryaki’nin oldu.
EN İYİ YETİŞKİN ERKEK ÇOCUK OYUNCU
Legend Fashion Magazin 2024 Ödül Töreni’nde En İyi Yetişkin Erkek Çocuk Oyuncu Ödülü Çağan Efe Ak’ın oldu.
EN İYİ TİKTOK FENOMENİ
Legend Fashion Magazin 2024 Ödül Töreni’nde En İyi TikTok Fenomeni Ödülü Aybüke Çangal’ın oldu.

YILDIZI PARLAYANLAR
Legend Fashion Magazin 2024 Ödül Töreni’nde Yıldızı Parlayan Erkek Oyuncusu Recep Usta Seçildi
YILDIZI PARLAYANLAR
Legend Fashion Magazin 2024 Ödül Töreni’nde Yıldızı Parlayan Erkek Oyuncusu Erol Gedik Seçildi
YILDIZI PARLAYANLAR
Legend Fashion Magazin 2024 Ödül Töreni’nde Yıldızı Parlayan Kadın Oyuncusu Lizge Cömert Seçildi
YILDIZI PARLAYANLAR
Legend Fashion Magazin 2024 Ödül Töreni’nde Yıldızı Parlayan Kadın Oyuncusu Melis Minkari Seçildi
EFSANE SANAT BAŞARI ONUR ÖDÜLÜ
Legend Fashion Magazin 2024 Efsane Sanat Başarı Onur Ödülün sahibin MURAT BAŞARAN oldu.
SANAT BAŞARI ÖDÜLÜLegend Fashion Magazin 2024 Ödül Töreni’nde En İyi Sanat Başarı Ödülü Cüneyt Sözütek’in oldu.

LEGEND FASHION MAGAZIN FULL AWARDS LİST:
1. QAİRYDENT/ SALİHA BİNİCİ – Yılın En İyi Çıkış Yapan Uluslararası Diş Kliniği
2. MERVE ÖZKAN/ A HABER – Yılın En Başarılı Hafta Sonu Haber Sunucusu
3. UĞUR KORKMAZ – Yılın En İyi Ekonomi Spikeri – Piyasa Gündemi/ Ekonomi Notları
4. UĞUR KORKMAZ – Yılın En İyi Tarih Programı ve Moderatörü/EVVEL ZAMAN İÇİNDE
5. BUĞDAY TANESİ FİLMİ/ SERKAN BAYRAM – Yılın En İyi Sosyal Sorumluluk Projesi
6. CİNE 1/ M.Y. BARBAROS ÖZDEMİR – Yılın En İyi Çıkış Yapan Televizyon Kanalı
7. PATRON MUTFAKTA/ DOĞUKAN ERDEM KUTLU – Yılın En İyi İş Dünyası Programı
8. EKONOMİ DÜNYASI/ SHOW TÜRK – Yılın En Başarılı Sektörel Programı
9. NURCAN SABUR – Yılın En İyi Gazetecisi
10. KLASS MAGAZİN – Yılın En İyi Dergisi
11. EN İYİ GAZETECİ – Nurcan Sabur’un oldu.
12. KOBİ TÜRKİYE/ KORAY AKSU – Yılın En İyi İhracat Teşvikleri Veren Firması
13. MELİSSA ONAT – Yılın En İyi Modeli (FROM TURKEY)
14. MONİCA KHASANOVA – Yılın En İyi Ses Getiren Modeli From Russia
15. EN İYİ DERGİSİ – Legend Fashion Magazin 2024 Ödül Töreni’nde En İyi Dergi Ödülü KLASS MAGAZİN’in oldu.
16. EVOS ANGELS – Yılın En İyi Dijital Dergisi
17. BEST LIFE/ CENK İÇTEN – Yılın En İyi Magazin Dergisi
18. SİYAH ORKİDELER/ HAKAN SOLAKER – Kadına Şiddet içerikli Yılın En Başarılı Kitabı
19. 1.AZT TEKSTİL – AZAT BESHİMOV – MİRALİNA – Yılın En İyi Uluslararası Tekstil Şirketi
20. 2. DİNA GALİMOVA – ONERETTO – Yılın En İyi Uluslararası Tekstil Şirketi .
21. 3. FERİT İNCİ – LAVİNCİ – Yılın En İyi Uluslararası Tekstil Şirketi
22. FERHAN ARAL – Best Choreographer Of The Year
23. HATİCE AÇIKGÖZ/ DRESSES WHITE – Yılın En İyi Gelinlik Tasarımcısı
24. NEFES VADİ PARK – Yılın En İyi Çıkış Yapan Mekanı
25. FERHAT ÇOBAN – Yılın En Başarılı Genç Yazarı
26. ALİ OSMAN SCHALTZENTRALE – Yılın En İyi Habercisi/ From Germany
27. JUST VOGUE TV – Yılın En İyi Moda Magazin Kanalı
28. ELİF ÇAMAŞ ÖZATİK – Yılın En İyi Kişisel Gelişim Uzmanı
29. GÖZDE ÇELİKEL – Best Sales Manager Of The Year
30. DİLARA KARDEŞ – Yılın En Başarılı Sosyal Medya Uzmanı
31. NATALİİA HORYTSKA – Yılın En İyi Saç Kaynak Uzmanı (From Ukraine
32. ASYA FORBS – Yılın En Başarılı Saç & Kaynak Uzmanı & Eğitmeni FROM KAZAKİSTAN
33. OKTAY SEVEN – The Best International Fashion Designer Of The Year
34. RECEP DEMİRAY – Yılın En İyi Ülkemizi Temsil Eden Moda Tasarımcısı
35. GÖZDE İŞBİLİR – Yılın En İyi Haute Couture Tasarımcısı
36. ŞİNASİ GÜNAYDIN/ ALİ GÜNAYDIN – Yılın En İyi Erkek Tasarımcısı
37. ALİ EŞİTMEZ – Yılın En İyi Yönetmeni
38. MURAT BAŞARAN – Efsane Sanat Başarı Ödülü
39. CÜNEYT SÖZÜTEK – Sanat Başarı Ödülü
40. AYÇAM – Yılın En Dikkat Çeken Pop Sanatçısı
41. ÇİĞDEM TUNÇ/ Kösem Sultan Oyunu – Yılın En İyi Tiyatro Oyuncusu
42. ÇİLEM DAĞISTANLI – Yılın En İyi Protokol Sunucusu
43. EMİN KÜÇÜK – Yılın En İyi Seslendirme Sanatçısı
44. RENK KUMAŞ/ İzzet Akdoğan – Yılın En İyi Kumaş Şirketi
45. TEMMUZ AJANS – Yılın En İyi Dijital Medya Ajansı
46. AYYILDIZ SPOR CENTER/ FURKAN GÜREŞ – Yılın En İyi Spor Salonu
47. ÇETİN GÖREN – Yılın En Başarılı Yatırımcı İş İnsanı
48. IRFAN TRANSFER/ İLHAN ARIK – Yılın En İyi VİP Transfer Şirketi
49. YEŞİM AKINCI – Yılın En İyi Uzman Psikoloğu
50. 4 A FİLM/ İbrahim Arslantaş – Yılın En İyi Yapım Şirketi
51. KİTAPLAR YAZACAK AŞKIMIZI/ MERVE AKINCI – Yılın En İyi Çıkış Yapan Aşk Şarkısı
52. SARE AYÇA – Yılın En İyi Çıkış Yapan Kadın Ses Sanatçısı
53. ZEHRA ATMACA – Yılın En İyi Çıkış Yapan Kadın Ses Sanatçısı
54. KİTAPLAR YAZACAK AŞKIMIZI/ MERVE AKINCI – Yılın En İyi Çıkış Yapan Aşk Şarkısı
55. YUSUF GÜLTEKİN – Yılın En İyi Çıkış Yapan Şarkıcısı
56. EN İYİ ÇIKIŞ YAPAN KADIN SES SANATÇISI – Yılın En İyi Kadın Ses Sanatçısı Ödülü Zehra Atmaca’nın oldu.
57. ENGİN BERK SEZEN/ MACHA – Yılın En İyi Çıkış Yapan Pop Sanatçısı
58. GÜLSÜM AYDEMİR – Yılın En İyi Evet & Organizasyon Ştd
59. GA PRODUCER/ GÜLSÜM AYDEMİR – Yılın En İyi Çıkış Yapan Producer ŞTD

60. CANSENEM KAPLAN – Yılın Çıkış Yapan Genç İş Kadını
61. GÜLSÜM AYDEMİR – Yılın En İyi Evet & Organizasyon Ştd
62. SERCAN ASLAN – Yılın En Başarılı Saç Ekim Kliniği
63. MEHMET SIDRA – Yılın En İyi Çıkış Yapan İş İnsanı
64. LEVENT SAYDAM – Yılın En İyi Bay & Bayan Kuaförü
65. ŞEVKET SAYDAM – Yılın En İyi Bayan Kuaförü
66. LEYAN ACADEMIA – Yılın En İyi Güzellik Akademisi
67. TUĞBA MEŞE – Yılın En İyi Makyaj Eğitmeni
68. ELİF KILIÇ – Yılın Sosyal Sorumluluk Çevre Projesi
69. DOÇ. DR. GÖKÇEN ÇATLI – Yılın En İyi Yazarı
70. BARBAROS İZZETTİN GENİŞ – Yılın En İyi Müzik Öğretmeni
71. HASSAN ÖZAY – Yılın En İyi Stil ve Marka Danışmanı
72. HALİME KAYGUSUZ BEAUTY – Yılın En İyi Güzellik Koçu/ Estetisyeni
73. CUENTO GROUP – Yılın En İyi Yat Kiralama ve Satış Şirketi
74. AVRASYA HASTANESİ – YILIN SAĞLIK KURUMU
75. CRYSTAL BEAUTY – Yılın En Başarılı Güzellik Merkezi
76. MERT KILIÇ – Yılın en başarılı borsa yorumcusu
77. MEKPROS/ HALİT TAŞKAN – Yılın En Başarılı Mekanik Tesisat Şirketi
78. HABBE/ BURAK SABUNCU – Yılın En İyi Markalaşan Tekstil Markası
79. KADİR BALIK – Yılın En Başarılı Radyo Programcısı
80. ŞİFA NİYETİNE TİYATRO ATÖLYESİ – Yılın En İyi Çocuk Tiyatrosu
81. UUR DEMİROW – Yılın En İyi Performance DJ’i
82. TURGAY YAZAR – Yılın En İyi Sosyal Sorumluluk Projeleri Yapan İş Adamı
83. ESHABİL ŞEF – Yılın Şefi “ESHABİL ŞEF”
84. MUTLULUĞUN ADRESİ – Yılın En İyi Sosyal Yardımlaşma Derneği
85. MELEK ŞENOL – Yılın En İyi Çıkış Yapan Gazetecisi
86. FASHION BEAUTY – Yılın En İyi Çıkış Yapan Güzellik Merkezi
87. CİTY LOUNGE CAFE – Yılın En İyi Çıkış Yapan Lounge Cafe’sı
88. TOLGA PEHLİVAN – Yılın En İyi Uluslararası Konser Organizatörü/ Mea Karaoke Club
]]>Kadın ve Demokrasi Vakfı, 11-22 Mart tarihleri arasında New York’ta gerçekleştirilen Birleşmiş Milletler Kadının Statüsü Komisyonu 68. Oturumu çerçevesinde Türkevi’nde “Bütüncül İyi Olma Hali için Birlikte Yürümek: Kadın Merkezlerinden Alternatif Uygulamalar” başlıklı panel düzenledi. Dünyadaki kadın destek merkezleri ve sığınma evlerinin temsilcilerinin katıldığı panelde, dezavantajlı kadınlara destek veren merkezlerin yanı sıra en iyi uygulama örneklerinden biri olan vakfın “Kadın Destek Merkezleri” anlatıldı. Panelistler iyi uygulama örnekleri üzerinde durdu. Türkevi’nde gerçekleştirilen panel, Yönetim Kurulu Başkanı Doç. Dr. Saliha Okur Gümrükçüoğlu’nun açılış konuşmasıyla başladı.
“Merkezlerin amacı kadınların ekonomik ve sosyal dönüşümünü desteklemek”
Kadın Destek Merkezlerinin 2022 yılında faaliyete geçtiğini ifade eden Gümrükçüoğlu, “Projenin amacı 15-29 yaş arası NEET, yani ‘Not in Education, Employment or Training’, kadınların ekonomik ve sosyal dönüşümünü desteklemek. NEET kategorisinde yer alan, kendini yalnız hisseden ve desteğe ihtiyaç duyan kadınlar, merkezimize başvurabiliyor. Kadınlar buraya gelerek sorularına cevap bulabiliyor, ihtiyaçları olan her alanda destek isteyebiliyorlar. Merkezlerimizde psikologlar ve sosyal hizmet uzmanlarından oluşan profesyonel ekiplerimiz var” ifadelerini kullandı.
Merkezin işleyişi hakkında detaylı bilgiler veren Gümrükçüoğlu, sadece İstanbul’daki Kadın Destek Merkezinde 2 bin 517 kadına hizmet verdiklerini söyledi. Konuşmasında 6 Şubat depremine de değinen Gümrükçüoğlu, “Depremin 3. haftasında Adıyaman, Hatay ve Kahramanmaraş’ta Kadın Destek Merkezlerimizi açtık. Deprem sonrası ne yapacağını, nereden yardım alacağını bilmeyen kadınlara rehberlik ettik. Kadınlara ve çocuklara kurslar, etkinlikler, eğitimler düzenledik. Deprem bölgesindeki Kadın Destek Merkezleri aracılığıyla psiko-eğitimler ve grup çalışmaları ile 372 kişiye, rehabilitasyon faaliyetleri kapsamında düzenlenen kurslarla 475 kişiye, kadınların istihdamına yönelik eğitimlerle 50 kişiye ulaştık. Toplamda ise deprem bölgesinde açtığımız Kadın Destek Merkezlerimiz ile bir yılda 6 bine yakın kadına hizmet verdik” diye konuştu.
“Amacımız kadınların karşılaştıkları zorlukların parametrelerini ve refah imkanlarını çeşitli örneklerle ele almak”
Moderatörlüğünü vakfın Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Öğr. Üyesi Nursem Keskin Aksay’ın yaptığı panelde, kadın destek merkezleri ve iyi uygulamaları anlatmak üzere New Jersey’deki Women’s Rights Information Center adına Lil Corcoran, Faces of Hope adına Jean Fisher, Women Welfare Organisation adına Amna Rumaisa, Malikah adına Rana Abdelhamid ve Türkiye’den vakıf adına Aslıhan Nişancı konuşmacı olarak yer aldı. Nursem Keskin Aksay konuşmasında, “Vakıf olarak bugün düzenlediğimiz programın amacı alternatif kadın destek merkezi modelimizi anlatmak ve kadınların hayatın farklı alanlarında karşılaştıkları zorlukların karmaşık parametrelerini ve bütünsel refah imkanlarını dünyanın dört bir yanından çeşitli örneklerle ele almak” ifadelerini kullandı.
Kadın Destek Merkezi proje danışmanı Doç. Dr. Aslıhan Nişancı ise vakfın kurduğu Kadın Destek Merkezlerinin bütüncül, kapsayıcı ve yenilikçi vaka yönetimi süreçlerini anlatarak, “İstanbul’da ve deprem bölgesinde kadınları desteklemekle kalmıyor, güçlenme süreci boyunca onlara eşlik ederek bu özel yolculuğu kadınlara kolaylaştırıyoruz” dedi.
Vakıf, 2014 yılında Birleşmiş Milletler Kadının Statüsü Komisyonu 58. Oturumu ile başlattığı gözlemci katılım sürecini 2015 yılından itibaren etkinlik düzenleyici olarak yürütüyor. Vakıf, bu yılki BM oturumlarına biri Kadın Destek Merkezleri, diğeri ise Gazze’de devam eden soykırım konulu iki etkinlikle katılıyor. – NEW YORK
]]>KADEM’den yapılan açıklamaya göre vakıf, 1-22 Mart’ta New York’ta gerçekleştirilen BM Kadının Statüsü Komisyonu 68. Oturumu kapsamında bir panel düzenledi.
Gümrükçüoğlu’nun açılış konuşmasıyla başlayan panele, dünyadaki kadın destek merkezleri ve sığınma evlerinin temsilcileri katıldı.
Moderatörlüğünü KADEM Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Nursem Keskin Aksay’ın yaptığı panelde, kadın destek merkezleri ve iyi uygulamaları anlatmak üzere New Jersey’deki Women’s Rights Information Center adına Lil Corcoran, Faces of Hope adına Jean Fisher, Women Welfare Organisation adına Amna Rumaisa, Malikah adına Rana Abdelhamid ve Türkiye’den KADEM adına da Doç. Dr. Aslıhan Nişancı konuşmacı olarak yer aldı.
“Deprem bölgesinde bir yılda 6 bine yakın kadına hizmet verdik”
Gümrükçüğlu, kadın destek merkezlerinin 2022 yılında faaliyete geçtiğini hatırlatarak, projeyle, 15-29 yaş arası eğitime ve çalışma hayatına katılamayan kadınların ekonomik ve sosyal dönüşümünü desteklemeyi amaçladıklarını bildirdi.
Bu kategoride yer alan, kendini yalnız hisseden ve desteğe ihtiyaç duyan kadınların, merkezlerine başvurabildiğini aktaran Gümrükçüoğlu, “Kadınlar, kadın destek merkezleri gelerek sorularına cevap bulabiliyor, ihtiyaçları olan her alanda destek isteyebiliyorlar. Merkezlerimizde psikologlar ve sosyal hizmet uzmanlarından oluşan profesyonel ekiplerimiz var.” ifadelerini kullandı.
Merkezin işleyişi hakkında detaylı bilgiler veren Gümrükçüoğlu, sadece İstanbul’daki Kadın Destek Merkezinde 2517 kadına hizmet verdiklerine dikkati çekti.
Konuşmasında 6 Şubat depremlerine de değinen Gümrükçüoğlu, şunları kaydetti:
“Depremin 3’üncü haftasında Adıyaman, Hatay ve Kahramanmaraş’ta kadın destek merkezlerimizi açtık. Deprem sonrası ne yapacağını, nereden yardım alacağını bilmeyen kadınlara rehberlik ettik. Kadınlara ve çocuklara kurslar, etkinlikler, eğitimler düzenledik. Deprem bölgesindeki kadın destek merkezleri aracılığıyla psiko-eğitimler ve grup çalışmaları ile 372 kişiye, rehabilitasyon faaliyetleri kapsamında düzenlenen kurslarla 475 kişiye, kadınların istihdamına yönelik eğitimlerle 50 kişiye ulaştık. Deprem bölgesinde açtığımız merkezlerimizle bir yılda 6 bine yakın kadına hizmet verdik.”
Keskin ve Nişancı’nın konuşmaları
Nursem Keskin Aksay da alternatif kadın destek merkezi modellerini anlatma, kadınların karşılaştıkları zorlukların karmaşık parametrelerini ve bütünsel refah olanaklarını dünyanın dört bir yanından çeşitli örneklerle ele almayı amaçladıklarını bildirdi.
Kadın Destek Merkezi proje danışmanı Aslıhan Nişancı ise KADEM’in kurduğu Kadın Destek Merkezleri’nin vaka yönetimi süreçlerini anlattı. Nişancı, “İstanbul’da ve deprem bölgesinde kadınları desteklemekle kalmıyor, güçlenme süreci boyunca onlara eşlik ederek bu özel yolculuğu kadınlara kolaylaştırıyoruz.” ifadesini kullandı.
Panel ve paralel etkinlik
Dezavantajlı kadınlara destek veren merkezlerin yanı sıra en iyi uygulama örneklerinden biri olan KADEM kadın destek merkezlerinin anlatıldığı panelde, diğer panelistler de iyi uygulama örnekleri üzerinde durdu.
KADEM’in kadınların çok yönlü güçlendirilmesini amaçlayan projelerinden “Kadın Destek Merkezi” modelinin, NGO CSW/NY bünyesinde anlatıldığı “Bütüncül İyi Olma Hali için Birlikte Yürümek: Kadın Merkezlerinden Alternatif Uygulamalar (Walking Together for Holistic Wellbeing: Alternative Practices from Women’s Centers)” başlıklı paralel etkinlik ise Türkevi’nde gerçekleşti.
]]>CHP Genel Başkanı Özgür Özel, İzmir programları kapsamında İzmir Ticaret Odası’nda (İZTO) düzenlenen İş Dünyası Buluşması’na katıldı. İzmir Ticaret Odası (İZTO) Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener, Ege Bölge Sanayi Odası (EBSO) Yönetim Kurulu Başkanı Ender Yorgancılar ve İzmir Ticaret Borsası (İTB) Yönetim Kurulu Başkanı Işınsu Kestelli’nin ev sahipliği yaptığı toplantıya; CHP İzmir Milletvekili Deniz Yücel, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Cemil Tugay ve birçok partili katılım gösterdi.
“Aday gösterilseydim önemli projelerim vardı”
“Aday gösterilseydim birçok önemli projeye imza atacaktık” diyen İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, “Vizyon projelerimizden biri İZMAN olacaktı. Türkiye’nin şehirler arası ilk metro hattı olacak. Bu projeyle İzmir ve Manisa merkez arası toplu taşımayla 15 dakikaya inecek. Zaten ekonomik ve sosyal açıdan birbirine sımsıkı bağlı olan iki şehirde de büyük bir canlanma olacaktır. Dilerim bu projede başlar. Diğer bir konumuz Meraizmir projesi. Ne yazık ki bizden önceki yönetimler, silajlı mısıra dayalı büyükbaş üretimini biraz da küçük menderesle teşvik etmiş. Birçok bilimsel rapora göre bu sürdürülemez bir yönetim. Çünkü aynı zamanda GDO Mısır’ın aşırı su tüketimi nedeniyle yer altı suları yüzlerce metre derine indi ve suyu o kadar derinden çekmek için çiftçinin gücü elektrik parasına yetmiyor. O yüzden İzmir’de muhakkak mera hayvancılığının ve İzmir meralarına uygun koyun ve keçi desteğinin desteklenmesi şart. Dilerim bu konuda da geri adım atılmaz. İnanmak istiyorum ki bizden sonra 5 yıl boyunca ilmek ilmek ördüğümüz bu mirasa sahip çıkılır” diye konuştu.
“Sonunda beni anlayan çıktı”
Özgür Özel yaptığı konuşmada, bir taziye evinde yaşananları anlatarak, “Ortam gergin ve sıkıntılıydı. Birisi geldi ve bana ‘Cemil Tugay’ı nereden buldunuz? Ben Avrupa Birliği Sürdürülebilirlik Raportörüyüm. Türkiye’de sürdürülebilirlik konusunu bilen yüzde 20. Uygulayan da çok düşük. Bunu tam olarak uygulayan ve yapan, Avrupa Birliğine girsek tek hazır olan belediye Karşıyaka Belediyesi’ dedi. ‘Oh’ dedim bir anlayan çıktı. Vizyoner işlerin bir gün karşılığını görüyorsun” şeklinde konuştu.
“İzmir seçmemin notu kıttır”
Belediye başkan adaylarını belirlerken memnuniyet anketi yaptıklarını ifade eden Özel, “İzmir’de seçmenin notu kıttır. Buradaki belediye başkanları başka yere yollasak çok memnun olunan hizmetler anlatılır ama İzmir’de beklentiler yüksek. Bizim İzmir’de aday gösterdiğimiz, göstermediğimiz tüm adaylarımız, partimizi hiç utandırmamış, sıkıntıya sokamamış ve bundan sonraki dönemler için çok umutlu olduğumuz arkadaşlarımız” dedi.
Tunç Soyer, halası rahatsızlandığı için salondan ayrıldı
Özgür Özel, konuşma yaptığı sırada Tunç Soyer’in salondan ayrılması gerektiğini belirterek, “Tunç başkanın halası Kütahya’da rahatsızlık geçirmiş. Yola çıkması gerekiyordu, alkışlarınızla yolcu ediyoruz. Allah sağlık versin. Cumhuriyeti kuran partiyiz. Övündüğümüz husus şudur. Pek çok Avrupa ülkesinden önce kadına seçme hakkı vermişiz. İzmir’de bu seçime kadar kadın belediye başkanı sayısı 6. Dünyada faşizm rüzgarı eserken o seçme seçilme hakkı veriyor. Bugün geldiğimizde İzmir gibi Cumhuriyet Halk Partisi’nin amiral gemisinde 3 kadın belediye başkanımız vardı. Bugün 9 kadın aday. 9’u da seçilecek yerden. Karşıyaka, Konak gibi metropollere kadın aday gösterecek özgüvene sahiptir. İzmir kadın adaylara ve kadın adaylara sahip çıkabilecek erkeklere sahiptir” dedi.
“Kilit bir konumdayız”
İzmir’in bir liman kenti olarak dış ticarette ve özellikle de ihracatta kilit rol oynayan bir merkez konumundu olduğunu ifade eden İZTO Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener, “Kentimizin liman bağlantıları ile Batı Anadolu ve tüm ülkemize hizmet verecek bir lojistik merkez olarak konumlanması gerektiğine inanıyoruz. Bu doğrultuda, alt yapısı büyük ölçüde tamamlanan 1 milyon 300 bin metrekarelik Kemalpaşa Lojistik Merkezi alanının İzmir Valiliği ve Odaların da içinde olduğu şirkete süresiz tahsisi yakın zamanda gerçekleştirildi. Bu merkez tamamlandığında entegre gümrük ve lojistik hizmetleriyle kentimizin bu alandaki operasyonel hız ve verimliliği artacak, bölgemiz ticaretine büyük katkı sağlayacaktır” dedi.
Öte yandan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer ve İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Cemil Tugay, yerel seçimler için adaylar açıklandıktan sonra ilk kez yan yana geldi. – İZMİR
]]>Göktaş, Türkiye Kadın Girişimciler Derneği (KAGİDER), BM Kadın Birimi işbirliğinde düzenlenen “Piyasalara ve finansmana erişim yoluyla krizdeki tüm kadınların ekonomik toparlanmasını hızlandırmak, ekonomiyi kadın işletmeleriyle büyütmek” konulu yan etkinlikte konuştu.
Konuşmasına Filistinli kadınların “gösterdiği direnç ile onların güçlerine” yönelik takdirlerini dile getirerek başlayan Göktaş, Filistin’deki zulmün sona ermesine yönelik çağrılarını yineledi. Göktaş, “Filistin’de olduğu gibi dünyanın birçok yerinde yıkıcı krizler ve çatışmalarla karşı karşıya olduğumuz bu dönemde, kadın-erkek eşitliğinin sağlanması artık her zamankinden daha önemli. Kadın ve kız çocuklarının haklarının korunması dünya barışı için şarttır. Gelecek nesillere daha güvenli, daha müreffeh ve daha adil bir dünya bırakmanın tek yolu kadınları hayatın her alanında güçlendirmektir.” ifadelerini kullandı.
Kadınların çalışma hayatına aktif katılımını, aileyi ve toplumu güçlendiren temel bir değer olarak tanımlayan Göktaş, şunları söyledi:
“Devletler ancak kadınların gücü, bilgeliği ve üretkenliği sayesinde gerçek bir ekonomik güç haline gelebilir. Ülkelerin sürdürülebilir kalkınması, kadınların iş gücüne katılımının artırılmasına bağlıdır. Bu amaçla kadın istihdamının artırılması ve kadın girişimciliğinin desteklenmesi önceliklerimiz arasındadır. 12. Kalkınma Planı’nın kadınların çalışma hayatına katılımının önemine yaptığı vurgu bunun en somut göstergesidir. Kalkınma planında 2028 yılı sonuna kadar kadınların iş gücüne katılım oranının yüzde 40,1’e, kadın istihdam oranının ise yüzde 36,2’ye çıkarılması hedeflenmektedir. Bu hedef doğrultusunda kadınlara yeni iş olanakları sağlamaya ve özellikle kadın girişimciliğini desteklemeye devam ediyoruz. Günümüzde girişimci kadınlar sadece kendi hayatlarını değil, istihdam yaratma potansiyelleriyle çevrelerini ve toplumu da olumlu yönde etkiliyor. Yeni girişimler yaratmanın yanı sıra mevcut sektörlerde inovasyonu da teşvik ediyorlar. Bu nedenle, Türkiye’de sürdürülebilir kalkınmanın sağlanması için kadın girişimcilerin sayısının artırılması büyük önem taşımaktadır. Kadınların Türkiye’nin sosyal ve ekonomik kalkınmasına katkıda bulunacağına olan inancımız tamdır.”
“Asrın felaketi” olarak nitelendirilen 6 Şubat Kahramanmaraş merkezli depremlerde hayatını kaybedenlere rahmet, yaralılara şifa dileklerini ileten Göktaş, “Doğal afetler sadece yapılara zarar vermekle veya fiziksel acılara yol açmakla kalmaz, aynı zamanda etkilenen nüfusun sosyal ve ekonomik dokusu üzerinde de önemli yıkımlar yaratır. Bu çerçevede Bakanlığımız, depremin yaralarını sarma çalışmaları kapsamında sosyal yardım ve psikososyal destek hizmetlerine öncülük etmiştir. Çocuklar, engelliler, yaşlılar ve kadınların özel gereksinimlerini göz önünde bulundurarak deprem sonrası ihtiyaçlara uygun acil müdahale programları geliştirdik.” dedi.
Özellikle kadınlar bağlamında, kriz ve afet sonrası toparlanmada girişimciliğin katkılarından etkin bir şekilde yararlandıklarını bildiren Göktaş, şöyle konuştu:
“Kadın Girişimciler Derneği ve UN Women tarafından afet sonrası, deprem bölgelerinde faaliyet gösteren kadın girişimcilerin ihtiyaçlarını tespit etmek amacıyla yapılan çalışmada, kadın girişimcilerin ticari ve üretim faaliyetlerini sürdürebilmeleri için öncelikli ihtiyaçlarının hibe, personel ve ekipman desteği olduğu kaydedilmiştir. Bakanlığımız, deprem bölgesindeki kadınların hayatlarını yeniden inşa etmeleri, yıkımın olumsuz etkilerinden kurtulmaları, sosyal ve ekonomik olarak güçlenmeleri için yeni hizmet birimleri kurarken, kadın girişimcileri de desteklemektedir. Adıyaman, Gaziantep, Kahramanmaraş ve Malatya gibi depremden etkilenen illerde çadır ve konteyner kentlerde iş atölyeleri kurulmuştur. Ülke genelindeki kadın kooperatiflerinin de destek verdiği bu girişim, hem ekonomik hem de manevi destek sağlamıştır. Kadınlar, dikiş, nakış gibi faaliyetlere katılırken hem yeni beceriler kazanmakta hem de yaşadıkları travmayı atlatırken kendilerinin, hayatta kalanların ihtiyaçlarını karşılamaktadır.”
Kadınların iş gücüne katılımı
Güçlü işbirlikleriyle kadınların iş gücüne katılımını artırmak ve kadın girişimciliğini desteklemek için çalışmalarını sürdürdüklerini vurgulayan Bakan Göktaş, “Kadınların toplumda güçlü bireyler olarak var olabilmeleri ancak kadın-erkek eşitliğinin sağlandığı bir iş ortamında mümkündür. Bu kapsamda kadınların ekonomik hayatın içinde daha fazla yer almalarını sağlamak için çalışmalarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz.” diye konuştu.
Göktaş, “Finansal Okuryazarlık ve Kadının Ekonomik Güçlenmesi Seminerleri” ile 2018’den bu yana 751 bin kadına destek olduklarını, kadınların ekonomik yardım, teşvik ve destek mekanizmalarına erişimini kolaylaştırdıklarını belirterek, şunları kaydetti:
“Kooperatifler Yoluyla Kadının Güçlendirilmesi Projesi ile kadınların ekonomik ve sosyal hayata daha etkin katılımını teşvik ediyoruz. Bakanlıklarımızla birlikte yürüttüğümüz çalışmalarla 1008 yeni kadın kooperatifinin kurulmasını sağladık. Genç Kadınlar Geleceğini İnşa Ediyor Projesi ile ülkemizde eğitim almayan ve istihdam edilmeyen 18-29 yaş arası genç kadınların iş, staj ve eğitime erişimlerine destek sağlıyoruz. Mühendis olmak isteyen kız öğrencileri desteklemek ve mesleklerinde öne çıkmalarına yardımcı olmak amacıyla ‘Türkiye’nin Mühendis Kızları Projesi’ni yürütüyoruz. 18 Ocak’ta gerçekleştirdiğimiz ‘Kadın Girişimciliğinde Yeni Ufuklar’ toplantısında kadın girişimciliğinin mevcut durumunu, yaşanan sorunları ve çözüm önerilerini kapsamlı bir şekilde ele aldık. 30 Ocak 2024 tarihinde Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı işbirliğiyle ‘Kadın Girişimcilerimizle Güçlü Yarınlara’ programını başlattık. Etkinlikte kadınların ekonomik ve sosyal hayata katılımını güçlendirmeye yönelik iki önemli işbirliği protokolüne imza attık. Bu protokoller ile kadınların gelir getirici faaliyetlere katılımını kolaylaştırmayı ve istihdam olanaklarını artırarak kadınları güçlendirmeyi hedefliyoruz. Korunmaya muhtaç çocuklar, engelliler, yaşlılar ve şiddet mağduru kadınların psikososyal refahını desteklemek için de harekete geçtik. Çok yakında uygulamaya başlayacağımız ‘Kadının Güçlenmesi Strateji Belgesi ve Eylem Planı’ ile kadınların değişen iş gücü piyasasına tam, eşit ve etkin katılımını artıracağız.”
Güçlü bir ekonomi olmanın ancak kadınları desteklemek ve kadın girişimcileri güçlendirmekle mümkün olduğuna vurgu yapan Göktaş, “Türkiye’nin ikinci yüzyılının kadın girişimcilerin üretimde, inovasyonda, kalkınmada ve sürdürülebilirlikte atılım yapacağı bir dönem olacağına inancımız tamdır. Kadınların çalışma hayatında hak ettikleri yeri almaları, iş gücüne aktif olarak katılmaları ve üretimin içinde yer almaları için elimizden geleni yapıyoruz. KAGİDER ve Hepsiburada’nın kadınları güçlendirerek geleceğimize katkı sağladığını açıkça görebiliyorum.” dedi.
Birleşmiş Milletler Kadın Birimi Program, Politika ve Hükümetlerarası İlişkiler Direktörü Sarah Hendriks’in de konuşmacı olarak katıldığı etkinlikte, Women20 W20/G20’nin Kurucusu ve AW20’nin Kurucu Ortağı Elvira Marasco’nun moderatörlüğünde KAGİDER Yönetim Kurulu Başkanı Esra Bezircioğlu, Hepsiburada Kurumsal İlişkiler, İletişim ve Sürdürülebilirlik Grup Direktörü Cem Tanır, Birleşmiş Milletler Kadın Türkiye Direktörü Asya Varbanova ve Türkiye Hayırseverlik Fonu (TPF) İcra Direktörü Şenay Ataselim Yılmaz’ın katıldığı panel düzenlendi.
Toplantıya, TBMM Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu (KEFEK) Başkanı ve AK Parti Sakarya Milletvekili Çiğdem Erdoğan, KEFEK Başkanvekilleri AK Parti Antalya Milletvekili Tuba Vural Çokal, CHP Ankara Milletvekili Gamze Taşcıer ile Gençlik ve Spor Bakan Yardımcısı Safa Koçoğlu da katıldı.
]]>Verimli ovalara sahip Samsun’da tarımsal üretimin arttırılması için hazırlanan projelerden kadın çiftçilerin yararlanmaları sağlanıyor.
Doğu Karadeniz Projesi Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı (DOKAP), Orta Karadeniz Kalkınma Ajansı (OKA) Samsun Büyükşehir Belediyesi işbirliği ile yapılan projelerde kadın çiftçilere destek olan Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesinde görevli kadın ziraat mühendisleri, saha çalışmalarıyla kadın çiftçileri yalnız bırakmıyor.
Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesinde görevli Ziraat Mühendisi Hicran Çıkış Kanca, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Samsun’un tarım şehri olduğunu ifade etti.
Tarımsal Hizmetler Dairesinde aynı birimde 5 mühendisten 4’ünün kadın olduğunu ifade eden Kanca, “Belediyemize yapılan başvuru ve talepleri alıyoruz. Sonra arazide ihtiyaç nerededir, eksiklik nerededir, nasıl katkı sağlayabiliriz diye bir planlama yapıyoruz. Tarımsal kurum ve kuruluşların da bizden talepleri oluyor.” dedi.
Son 5 yılda 7 bin kadın çiftçi desteklendi
Uygulanan projeler için başvuruların birçoğunun kabul edildiğini ve çiftçilerin desteklendiğini dile getiren Kanca, 2019 yılından buyan destek verdikleri 14 bin 966 çiftçiden 7 bininin kadın çiftçi olduğu ifade ederek, şunları kaydetti:
“Önder olunacak bir konuda biz mutlaka çiftçiyi destekliyoruz, yalnız bırakmıyoruz. Yaptığımız projelerde kadınlara pozitif ayrımcılık yapıyoruz. Kadınlar projelere el attıkları zaman son derece kanaatkarlar ve daha azimliler. O yüzden daha sürdürülebilir oluyor. Kadınlarla yürüttüğümüz projelerin mutlaka devamı geliyor. Kadın ailenin temeli, direği olduğu için kırsal alanda ailesinin kalmasını sağlıyor. Ailesini kırsalda tutuyor. Haliyle de bir aile işletmeciliği oluyor. Bu nedenle biz kadın çiftçilerimizi kırsalda destekliyoruz.”
Kanca, bu yıl kadınlara yönelik kesme çiçekçilikle ilgili sera kurulumu, tıbbi aromatik bitkilerin yetiştiriciliği ve geliştiriciliği, organik tarımın yaygınlaştırılması, tarımda mekanizasyonun geliştirilmesi, aronya, kivi, mavi yemiş, sebze üretimi gibi çalışmalar yaptıklarını ifade ederek, “Mesleğimiz tohumun topraktan çıkıp çimlenmesinden meyvenin ağaçta oluşumuna kadar sürüyor. Üretimin her aşamasında planlama, projelendirme ve uygulama gerekiyor. O zaman devreye mühendislik giriyor.” diye konuştu.
Kadın çiftçilere işletme girdi maliyetleri dışında eğitimlerle de destek olduklarını belirten Kanca, “Projelerimizi sonuna kadar aşama aşama kadınlar için götürüyoruz. Eğer girdi maliyetlerine ulaşamazsa en ufak bir rüzgarda, bir esintide yıkılabiliyor çiftçi. Biz fide desteğiyle başlıyoruz sonrasında biçiminde, hasadında makinelerle destek sağlayıp işin kurutma kısmında da çiftçilere destek olduk. Biz aşama aşama destek verdiğimizde kendini güvende hissediyor.” dedi.
Yağmur çamur demeden sahadalar
Kanca, proje kapsamında çiftçilerin üretim aşamalarında da yanlarında olduklarını ifade ederek, “Bizi çağırıyorlar ekim dikim yapacak bir sıkıntı yaşıyor o zaman yağmur çamur demeden koşa koşa gidiyoruz. Tarım makineleriyle ilgi bir problem yaşadı, içinden çıkamayacağı bir durum var bizi aradığında danışmanlık hizmeti veriyoruz. Biz başarıya ulaşan projelerle de çok mutlu oluyoruz. Sonuca varan başarılı projelerde bizi çok mutlu ediyor.” diye konuştu.
Tarım sektöründe kadınların başarılı olmasının tarımın sürdürülebilir olması açısından önemli olduğunu da ifade eden Hicran Çıkış Kanca, “Mesleğimi severek canı gönülden yapıyorum. Kadınların tarımda başarılı olmaları beni çok mutlu ediyor. Onlarla birlikte yağmur çamur demeden hep birlikte çalışıyoruz. Kadınlar tarım sektörüne girdikleri zaman daha mücadeleciler, daha özverililer. Çabuk vazgeçmiyorlar. Tarım sektöründe bizim yaptığımız projelere baktığımızda kadınları çok daha başarılı buluyorum. Netice ve sonuca götürdüğümüz projelerde kadın başarısı çok belirgin.” ifadelerini kullandı.
Ziraat Mühendisi Melike Üner, çiftçilere tarımsal anlamda destek verdiklerini belirterek, “Bu alanda kadın çiftçilerimizi destekliyoruz. Onların istihdama katkı sağlamalarını istiyoruz. Onlarla sahada uyum içinde çalışıyoruz. Yardım istedikleri konularda onlara destek veriyoruz.” diye konuştu.
Çalışmalara katılan Ziraat Mühendisi Hande Alan ise bitkisel üretim projeleri hazırladıklarını dile getirerek, “Çiftçilere eğitimler veriyoruz. Bu kapsamda çalışmalar yürütüyoruz. Sürekli sahadayız. Projelerimiz kapsamında çiftçilerimizi takip ediyoruz, onlara eğitim veriyoruz, destekte bulunuyoruz.” dedi.
Kadın çiftçilerden Nazike Taşpınar, yaklaşık 24 yıldır çiftçilik yaptığını anlatarak, “Bilmediğimiz şeyler var, mühendis hanımlara sorup öğreniyoruz. Her konuda destekliyorlar bizi. Bu da bizi mutlu ediyor. İlgileniyorlar, değer veriyorlar. Biz de yaptığımız işte daha mutlu oluyoruz. Bir ihtiyacımız olduğunda onlara müracaat ediyoruz, onlarda yardımcı oluyorlar. Kadın dayanışması çok önemli. Her istediğimizi rahatça sorabiliyoruz. Gelip ziyaret ediyorlar işlerimizi takip ediyorlar.” diye konuştu.
]]>
“KRİZİ GÖRMEZDEN GELEMEYİZ”
İsrail Sosyal Eşitlik ve Kadının Gelişimi Bakanı May Golan’ın konuşmasının ardından yeniden salona gelen Göktaş, “İsrail’in Filistinlilere yönelik eylemlerinin bir sonucu olarak süregelen ve büyük insani acılara yol açan krizi görmezden gelemeyiz. Gazze’deki saldırıları şiddetle kınayan Türkiye, derhal ateşkes sağlanması ve insani yardımların hızlı ve engelsiz bir şekilde ulaştırılması çağrılarını yinelemekte ve Filistin halkının yanında olduğunu belirtmektedir” dedi.

“SESİMİZİN DAHA GÜÇLÜ DUYULMASINI SAĞLAMALIYIZ”
Bakan Göktaş, küresel zorlukları ele alırken, başta yoksulluk ve kurumsal kırılganlık olmak üzere temel nedenlerle yüzleşmenin önemini vurguladı. “Eşitlik konusunu tartışırken, İsrail’in Filistinlilere yönelik eylemlerinin bir sonucu olarak süregelen ve büyük insani acılara yol açan krizi görmezden gelemeyiz” diyen Göktaş, şunları söyledi; “Gazze’deki saldırıları şiddetle kınayan Türkiye, derhal ateşkes sağlanması ve insani yardımların hızlı ve engelsiz bir şekilde ulaştırılması çağrılarını yinelemekte ve Filistin halkının yanında olduğunu belirtmektedir. Bu vesileyle, silahlı çatışmaların kadınlar üzerindeki orantısız ve benzersiz etkisinin ele alınmasında önemli bir dönüm noktası olan BM Güvenlik Konseyi’nin 1325 Sayılı Kararı’nı hatırlatmak isterim. BM’nin 1325 Sayılı Kararı’nın temel hükümlerinin uygulanması hayati önem taşımaktadır. Filistin’de devam etmekte olan katliamı küresel gündemin en üst sıralarında tutmalı ve bu trajediye son vermek için çabalarımızı iki katına çıkarmalıyız. Ortak acı duygumuzda birleşmeli ve sesimizin daha güçlü ve daha yüksek duyulmasını sağlamalıyız.”

“CESUR VE KARARLI ADIMLAR ATMAYA DEVAM EDECEĞİZ”
Göktaş, kadınların geleceği şekillendirmeye aktif katılımlarının sağlanmasının önemine değinerek, “Türkiye’de hayata geçirdiğimiz her düzenlemeyle kadın haklarının daha da güçlendirilmesi yönünde adımlar atarken, sosyal politikalar aracılığıyla aile değerlerimizi ön planda tutuyoruz” diye konuştu. Eşitsizlik ve yoksullukla mücadelede insan merkezli bir yaklaşım benimsediklerini ifade eden Göktaş, 12. Kalkınma Planı’ndaki ‘Nitelikli İnsanlar, Güçlü Aileler ve Sağlıklı Bir Toplum’ vurgusuna dikkati çekti. Türk medeniyetinde kadının saygın bir yeri olduğunu, kadın-erkek eşitliğini daha da geliştirmek için çalıştıklarını aktaran Göktaş, şöyle konuştu; “Bu bağlamda, son yirmi yılda genel istihdam oranı yüzde 12 artarken, Türkiye’de kadın istihdamının yüzde 25 arttığının altını çizmek isterim. Ayrıca eğitim ve KOBİ destek programları aracılığıyla kadın girişimciliğini destekliyoruz. Kadınların iş gücüne aktif katılımını kolaylaştıran 0-3 yaş arası çocuklar için Mahalle Odaklı Okul Öncesi Modelimiz gibi gündüz bakım hizmetlerini geliştirerek ebeveynlere destek sağlıyoruz. ‘Genç Kadınlar Geleceğini İnşa Ediyor Projesi’ ile eğitim alamayan ve istihdam edilemeyen genç kızlara yönelik eğitim ve danışmanlık çalışmaları yürütüyoruz. Amacımız, Türkiye genelinde genç kadınların istihdam, staj, eğitim ve girişimcilik desteklerine erişmelerinde yardımcı olmaktır. ‘Türkiye’de Eşitliğe Duyarlı Planlama ve Bütçeleme Projesi’ ile planlama ve bütçelemenin tüm aşamalarının kadın-erkek eşitliği ilkesi temelinde yapılandırılmasını hedefliyoruz. Kapsamlı yasal çerçevelerimiz kadına yönelik şiddetle mücadele etmektedir ve devam eden çabalarımız arasında ‘Kadına Yönelik Şiddete Sıfır Tolerans’ hedefine ulaşma yolundaki Dördüncü Ulusal Eylem Planı ve Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Genelgesi de yer almaktadır.”
]]>Eskişehir’de, Anadolu Üniversitesinde 8- 14 Mart Bilim ve Teknoloji Haftası kapsamında düzenlenen etkinliğe katılan Mandal, AA muhabirine, haftayla ilgili faaliyetlerin en büyüğünü, Kocaeli’nin Gebze ilçesinde yer alan TÜBİTAK Kampüsü’ndeki festival alanında oluşturduklarını söyledi.
3 gün boyunca alanda olduklarını ve gençlerin, çocukların, teknoloji meraklılarının hayallerini nasıl dönüştürebileceklerini görme imkanı sunduklarını belirten Mandal, şöyle devam etti:
“Bu ne demek? İMECE Uydusu’nu 15 Nisan 2023’te gönderdik. Bu çocuklarımız bu uyduların maketlerini yapıyorlar. Orada bir zaman, emek ayırıyorlar, bilgileniyorlar. Yine ‘Eskişehir-5000’ tip elektrikli lokomotifimiz, bunun maketini yapıyorlar. Amacımız şu; bu çocuğumuz, gencimiz akşam evine giderken bunu alıp gitsin. Karşısına koyduğu zaman düşünecek, ‘Bugün bunu mühendisler, araştırmacılar yapabiliyorsa ben bundan daha iyisini yapmak için adayım’ diye.”
Mandal, Bilim ve Teknoloji Haftası’nda, gençlerin teknolojinin kullanıcısı ve bağımlısı olmaktan çok teknolojinin hem ülke hem de insanlık için tasarlayıcısı, geliştiricisi ve üretici olmalarını sağlamayı amaçladıklarını vurguladı.
Bu durumun hızlı bir şekilde yayıldığını dile getiren Mandal, “TEKNOFEST Havacılık, Uzay ve Teknoloji Festivali’yle 2018 yılından itibaren tüm Türkiye’de inanılmaz bir şekilde teknoloji bağımlılığından teknoloji tasarlayıcılığı ve geliştiriciliğine doğru bir dönüşüm var. Bu ülkemiz ve insanlık için bir kazanç. Onlara vermeye çalıştığımız; heyecan ve sorumluluk. Birini tek başına verdiğiniz zaman yetmez.” diye konuştu.
“49 şehirde 111 bilim söyleşisi gerçekleşiyor”
Prof. Dr. Mandal, Türkiye genelinde yerleşik 25 Bilim Merkezinin bulunduğunu dile getirdi.
Bu merkezlerde 14 Mart’a kadar etkileşim, faaliyet ve atölyelerin süreceğini aktaran Mandal, ” Ankara’da Savunma Sanayii Araştırma ve Geliştirme Enstitüsü’nde (SAGE), yine Ankara’da Uzay Enstitümüzde devam ediyor. 49 şehirde 111 bilim söyleşisi gerçekleşiyor. Belki herkesin bir gündemi var. Bilim ve Teknoloji Haftası’nda çocuklarımızın, gençlerimizin bu heyecanını gördükçe mutlu oluyorum. Bizzat şahit oluyorum; aynısını değil daha iyisini yapabilme noktasında gençlerdeki, çocuklarımızdaki heyecanı görmek, bizim bu haftayı niye yaptığımızın güzel bir göstergesi.” ifadesini kullandı.
Kadın araştırmacıların kendileri için değerli olduğunu anlatan Mandal, TÜBİTAK’ın 6 bin çalışanından 3’te 1’inin kadınlardan oluştuğu bilgisini verdi.
Mandal, kadınları araştırmacı olmasının ötesinde karar verme, değerlendirme süreçlerine, yönetsel süreçlere daha fazla dahil edebilmek için çalıştıklarını belirtti.
Geçen hafta Eskişehir Teknik Üniversitesi’nde 55. TÜBİTAK Lise Öğrencileri Araştırma Projeleri Bursa Bölge Yarışması’nı gerçekleştirdiklerini anımsatan Mandal, sözlerini şöyle tamamladı:
“23 bin projede, 37 bin lise öğrencimiz vardı. Bu öğrencilerimizin yüzde 57’si kız öğrencilerimiz. Bu tesadüfi değil. Gerçekten kız öğrencilerimizin, kadın araştırmacılarımızın ne kadar hızlı ilerlediğini görüyorum. Yine burslarımıza baktığımız zaman, kadın araştırmacılarımızın oranı erkeklerin üzerinde. Projelerimize, proje yürütücülerimize baktığımız zaman da yüzde 40’lara, yüzde 50’ye çıkacağız inşallah artık ama sayı gittikçe artıyor. İhtiyaç duyulan bir gelişim alanı ve bunu da rahatlıkla söyleyebiliyorum. Kadın araştırmacılarımız daha fazla değerlendirici ve yönetsel süreçlerde görebilmemiz lazım. Kadınlarımızdaki bu hızlı gelişimi, araştırma projelerine dahil olma, proje yapma, yürütme deneyimini çok pozitif görüyorum. Daha fazla onlara güvenerek ve arkalarında durarak, yönetsel görevlerde daha fazla fırsat vermemiz lazım. Kurumum da bu noktada kendisine bu sorumluluğu alan bir kurum olarak gereğini yapmak için çaba gösteriyor.”
]]>Göktaş, Kadının Statüsü Komisyonunun 68’inci Oturumu’nda İsrail Sosyal Eşitlik ve Kadının Gelişimi Bakanı May Golan’ın konuşmasına başladığı sırada Genel Kurul Toplantı Salonu’nu terk ederek, İsrail’in Filistin’e yönelik saldırılarına Türkiye’nin tepkisini gösterdi
İsrailli Bakan’ın konuşmanın ardından tekrar salona giren Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Göktaş: “İsrail’in Filistinlilere yönelik eylemlerinin bir sonucu olarak süregelen ve büyük insani acılara yol açan krizi görmezden gelemeyiz”
“Gazze’deki saldırıları şiddetle kınayan Türkiye, derhal ateşkes sağlanması ve insani yardımların hızlı ve engelsiz bir şekilde ulaştırılması çağrılarını yinelemekte ve Filistin halkının yanında olduğunu belirtmektedir”
NEW YORK – Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Birleşmiş Milletler Kadının Statüsü Komisyonunun 68’inci Oturumu’nda İsrailli Bakan söz aldığı sırada salonu terk ederek, İsrail’in Gazze saldırılarına yönelik Türkiye’nin tepkisini gösterdi. İsrail Sosyal Eşitlik ve Kadının Gelişimi Bakanı May Golan’ın konuşmasının ardından yeniden salona gelen Göktaş, “İsrail’in Filistinlilere yönelik eylemlerinin bir sonucu olarak süregelen ve büyük insani acılara yol açan krizi görmezden gelemeyiz. Gazze’deki saldırıları şiddetle kınayan Türkiye, derhal ateşkes sağlanması ve insani yardımların hızlı ve engelsiz bir şekilde ulaştırılması çağrılarını yinelemekte ve Filistin halkının yanında olduğunu belirtmektedir” dedi.
Birleşmiş Milletler Genel Merkezi’ndeki Kadının Statüsü Komisyonunun 68’inci Oturumu’na katılan Göktaş, toplantıda söz alan İsrail Sosyal Eşitlik ve Kadının Gelişimi Bakanı May Golan’ın konuşmasına başladığı sırada Genel Kurul Toplantı Salonu’nu terk ederek, İsrail’in Gazze saldırılarına yönelik Türkiye’nin tepkisini gösterdi.
Golan’ın konuşması bitmesinin ardından yeniden Genel Kurul Toplantı Salonu’nu giren Bakan Göktaş, küresel zorlukları ele alırken, başta yoksulluk ve kurumsal kırılganlık olmak üzere temel nedenlerle yüzleşmenin önemini vurguladı.
“Eşitlik konusunu tartışırken, İsrail’in Filistinlilere yönelik eylemlerinin bir sonucu olarak süregelen ve büyük insani acılara yol açan krizi görmezden gelemeyiz” diyen Göktaş, şunları söyledi:
“Gazze’deki saldırıları şiddetle kınayan Türkiye, derhal ateşkes sağlanması ve insani yardımların hızlı ve engelsiz bir şekilde ulaştırılması çağrılarını yinelemekte ve Filistin halkının yanında olduğunu belirtmektedir. Bu vesileyle, silahlı çatışmaların kadınlar üzerindeki orantısız ve benzersiz etkisinin ele alınmasında önemli bir dönüm noktası olan BM Güvenlik Konseyi’nin 1325 Sayılı Kararı’nı hatırlatmak isterim. BM’nin 1325 Sayılı Kararı’nın temel hükümlerinin uygulanması hayati önem taşımaktadır. Filistin’de devam etmekte olan katliamı küresel gündemin en üst sıralarında tutmalı ve bu trajediye son vermek için çabalarımızı iki katına çıkarmalıyız. Ortak acı duygumuzda birleşmeli ve sesimizin daha güçlü ve daha yüksek duyulmasını sağlamalıyız.”
“Cesur ve kararlı adımlar atmaya devam edeceğiz”
Göktaş, kadınların geleceği şekillendirmeye aktif katılımlarının sağlanmasının önemine değinerek, “Türkiye’de hayata geçirdiğimiz her düzenlemeyle kadın haklarının daha da güçlendirilmesi yönünde adımlar atarken, sosyal politikalar aracılığıyla aile değerlerimizi ön planda tutuyoruz.” diye konuştu.
Eşitsizlik ve yoksullukla mücadelede insan merkezli bir yaklaşım benimsediklerini ifade eden Göktaş, 12. Kalkınma Planı’ndaki “Nitelikli İnsanlar, Güçlü Aileler ve Sağlıklı Bir Toplum” vurgusuna dikkati çekti.
Türk medeniyetinde kadının saygın bir yeri olduğunu, kadın-erkek eşitliğini daha da geliştirmek için çalıştıklarını aktaran Göktaş, şöyle konuştu:
“Bu bağlamda, son yirmi yılda genel istihdam oranı yüzde 12 artarken, Türkiye’de kadın istihdamının yüzde 25 arttığının altını çizmek isterim. Ayrıca eğitim ve KOBİ destek programları aracılığıyla kadın girişimciliğini destekliyoruz. Kadınların iş gücüne aktif katılımını kolaylaştıran 0-3 yaş arası çocuklar için Mahalle Odaklı Okul Öncesi Modelimiz gibi gündüz bakım hizmetlerini geliştirerek ebeveynlere destek sağlıyoruz. ‘Genç Kadınlar Geleceğini İnşa Ediyor Projesi’ ile eğitim alamayan ve istihdam edilemeyen genç kızlara yönelik eğitim ve danışmanlık çalışmaları yürütüyoruz. Amacımız, Türkiye genelinde genç kadınların istihdam, staj, eğitim ve girişimcilik desteklerine erişmelerinde yardımcı olmaktır. ‘Türkiye’de Eşitliğe Duyarlı Planlama ve Bütçeleme Projesi’ ile planlama ve bütçelemenin tüm aşamalarının kadın-erkek eşitliği ilkesi temelinde yapılandırılmasını hedefliyoruz. Kapsamlı yasal çerçevelerimiz kadına yönelik şiddetle mücadele etmektedir ve devam eden çabalarımız arasında ‘Kadına Yönelik Şiddete Sıfır Tolerans’ hedefine ulaşma yolundaki Dördüncü Ulusal Eylem Planı ve Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Genelgesi de yer almaktadır.”
Kadınların özerkliğinin ve güçlendirilmesinin hem Türkiye’de hem de küresel düzeyde desteklenmesine öncelik verdiklerini bildiren Göktaş, bunun toplumsal ilerleme ve uluslararası kalkınma için önemini kabul ettiklerini söyledi.
Kadına yönelik şiddetle mücadele etme ile kadın-erkek eşitliğini teşvik etme konusundaki kararlılıklarını yineleyen Göktaş, “Toplumsal eşitsizliklerin ve yapısal engellerin etkin bir şekilde aşılması, çözüm üretme sürecini hızlandırmak için elzemdir. Türkiye olarak, daha adil bir dünya için dikkatimizi vermemiz gereken her alanda cesur ve kararlı adımlar atmaya devam edeceğiz” dedi.
]]>Kamu, özel sektör ve sivil toplum kuruluşlarından alanında yetkin isimlerin yer aldığı oturumlarda, kadının kırsal kalkınmadaki rolü ve bu rolün daha da güçlendirilmesi için olması muhtemel yeni stratejiler tüm ayrıntılarıyla masaya yatırıldı. Oturumlarda TKDK destekleriyle çeşitli sektörlerde yatırım yapan kadın girişimciler de deneyimlerini paylaşarak katılımcıların sorularını yanıtladı.
Zirvede Tarım ve Orman Bakanlığına bağlı kurumların yanı sıra TKDK desteklerinden faydalanan Yerel Eylem Grubu (YEG) dernekleri ile kadın girişimciler ve kadın kooperatifleri stant açarak yöresel ürünlerini tanıttı. TKDK Samsun İl Koordinatörlüğünün açtığı stantta Ladik ilçesinde kadın yatırımcı Hanife Aydın tarafından TKDK destekleriyle kurulan 14 dekarlık serada yetiştiriciliği yapılan ‘Red Naomi’ cinsi güller sergilendi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, salona girişinde Hanife Aydın tarafından hazırlanan gül buketiyle karşılandı. Ayrıca Cumhurbaşkanlığı Külliyesi bahçesine dikilmek üzere Hanife Aydın tarafından aşılanan kokulu gül fidanları da ilgililere teslim edildi.
TKDK destekleriyle kurulan YEG Derneklerinden Ondokuzmayıs YEG Derneği ve Engiz Kadın Kooperatifinin birlikte açtığı stantta 19 Mayıs ilçesinde yetiştiriciliği yapılan başta marka ürünlerden salep olmak üzere, aromatik bitkiler, fındık, meyve kuruları ve cam işleme sanatı gibi ürünlerin tanıtımı yapıldı. Tamamen atık camların elle şekillendirilmesiyle yapılmış ‘sıfır atık’ yazılı cam tablo Emine Erdoğan’a takdim edildi. Kavak YEG Derneği ve Kavak Kadın Kooperatifinin açtıkları stantta yöreye özgü kuşburnu marmelat, dal turşusu, kocabaş turşusu, lavanta ürünleri, Kavak şalı ve kilimleri gibi çok sayıda yöresel ürünlerin tanıtımı yapıldı. Salıpazarı YEG Derneği ve Salıpazarı Üreten Toprak Analar Derneğinin birlikte açtıkları stantta ise coğrafi işaret belgesine sahip Salıpazarı kestane balı başta olmak üzere hurma kurusu, hurma pekmezi, yöresel işlemeler ve ahşap yakma tekniğiyle yapılmış ürünlerinin tanıtımı yapıldı. Protokol üyelerine Salıpazarı ürünlerinden oluşan sepet hediye edildi.
Sınırlı sayıda YEG derneğinin ve kadın kooperatifinin davet edildiği zirvede Samsun YEG dernekleri ve kooperatiflerinin sergiledikleri ürünler büyük beğeni topladı. TKDK Samsun İl Koordinatörlüğü tarafından yapılan açıklamada ulusal düzeyde yapılan bu zirvenin hem Samsun’un tanıtımı, hem de yöresel ürünlerin tanıtımı için büyük bir fırsat oluşturduğu, kendileriyle birlikte zirveye katılan dernek ve kooperatiflerin de bu tanıtım faaliyetlerine büyük bir katkı sağladığı ve programa zenginlik kattığı ifade edildi. Bu programlar sayesinde Samsun ilindeki dernek ve kooperatiflerin diğer illerdeki çalışmaları görerek vizyonlarına katkı sağlandığı gibi, bu yapıların sürdürülebilir hale gelmesi noktasında pazarlama ve işbirliği imkanları da buldukları için önemli olduğu ifade edildi.
“Avrupa kıtasının tamamında 13 bin çeşit, Türkiye’de 12 bin çeşit bitki var”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, zirvede yaptığı konuşmada, Avrupa kıtasının tamamında 13 bin çeşit bitki türü varken, Türkiye’de 12 bin çeşit bitki yetiştiğini söyledi. Bir ayrıcalık olan coğrafyanın bu zenginliğini korumanın herkese mühim bir sorumluluk yüklediğini ifade eden Erdoğan, “Bu sorumluluğun ağırlığını en iyi sizlerin anladığını düşünüyorum çünkü kadınla toprak arasında, emeğe dayalı uzun bir geçmiş var. Tohumu, topraktan kundağına yatıran, suyunu dualarla veren, şefkat damlayan elleriyle büyüten, sizlersiniz. Toprağın alın yazısı olduğunu, sabrı öğreten kadim bir öğretmen olduğunu biliyorsunuz. Anadolu toprağı nasıl bereketliyse Anadolu kadını da çalışkandır, üretkendir. Dünyada olduğu gibi Türkiye’de de gıda üretiminin yarıdan fazlası kadınların ellerinde gerçekleşiyor” dedi.
Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, kırsal kalkınmadaki başarıların ana kaynağının kadınlar olduğunu vurguladı.
TKDK Başkanı Dr. Ahmet Antalyalı ise şimdiye kadar 6 binden fazla kadın girişimciye yaklaşık 14 milyar lira hibe desteği sağladıklarını belirterek, bu desteklerle ülkeye 30 milyar liraya yakın yatırım kazandırıldığını, yatırımlar sayesinde 33 bin kadının istihdam edildiğini açıkladı.
Zirveye, TKDK Samsun İl Koordinatörlüğü ve beraberinde Ondokuzmayıs, Kavak ve Salıpazarı YEG Dernekleriyle Engiz Kadın Kooperatifi, Kavak Kadın Kooperatifi ve Salıpazarı Üreten Toprak Analar Derneği katıldı. – SAMSUN
]]>Alanya Güller Pınarı Mahallesi Muhtarı Serap Neğiş iddiaya göre, 8 Mart Kadınlar Günü’nde önceki dönem bir muhtar adayı olan B.G. isimli şahıs ile muhtarlıkta olduğu anda telefonla tartışmaya başladı. B.G. isimli şahıs, muhtar Serap Neğiş’e telefonda hakaretler ederek tehdit etti. Muhtar Neğiş, telefonu kapattıktan sonra olayın şokuyla polis merkezine giderek şikayette bulundu.
“Yakınlarından duyduğuma göre apartmanda broşürümü görmüş. O yüzden de çok sinirlenmiş”
Olayla ilgili konuşan muhtar Serap Neğiş, telefonla konuştuğu şahsın kendisine hakaretler ve küfürler ettiğini söyledi. Olayın ardından polis merkezine giderek şahıstan şikayetçi olduğunu belirten Neğiş, şahsın önceki dönem mahallede muhtar adayı olan birisinin olduğunu söyledi. Şahsın, seçim çalışmaları kapsamında bir apartmanda kendisinin broşürünü görmesinden dolayı kendisine sinirlendiğini ifade eden Neğiş, şöyle konuştu:
“Kadınlar Günü’nde akşam arkadaşlarımla birlikte ofisteydik, çalışıyorduk. Bir telefon geldi. Bilinmeyen numara aradığı için bakıyoruz. ‘Muhtar mısın?’ dedi. ‘Evet.’ dedim. ‘Ofise geldim yoktun, niye yoktun? Seni yaşatmayacağım. Kazandırmayacağım.’ Arkasından ‘Allah belanı versin’ ile başlayıp çeşitli hakaretlerde ve küfürlerde bulundu. Ama kim olduğunu bilmediğim için bir şey deme şansım yoktu. Teşekkür ederim dedim kapattım. Ama kötü oldum İster istemez korktum. Başıma ne gelir, akşam saati ne yapılabilir diye düşündüm. Arkadaşım da şahit olduğu için karakola giderek şikayetçi olduk. Daha sonra kendisinin benim mahallemde önceki seçimde aday olan bir şahıs olduğunu öğrendik. Ona çok üzüldüm. Üzerinden 5 yıl geçti. Ne geldi ne tanıştı ne de bir ortamda karşılaştığım birisiydi. Şu anda bir akrabasının aday olması ve kendi yakının da aza olması kaynaklı sinirlendiğini düşünüyorum. Yakınlarından duyduğuma göre apartmanda broşürümü görmüş. O yüzden de çok sinirlenmiş. Sinirlerime hakim olamadım, o yüzden diye cevap veriyormuş.”
“Kimseden çekinmeyeceğim, korkmayacağım”
Yaşadığı olayın arkasında duracağını ve süreci takip edeceğini dile getiren Neğiş, Kadınlar Günü’nde böyle bir olayın yaşanmasından dolayı üzgün olduğunu söyleyerek, “Kendisinin bu konuda savcılığa sevki yapıldı. Bundan sonraki süreci takip edeceğim. Her şekilde arkasında duracağım. Çünkü bu beni kadın olarak yıpratma ve yıldırma çabasıydı. Ama yılmayacağız, daha da çoğalacağız. Her alanda, her sahada biz de olacağız. Kendisini kınıyorum. Bu mahallede yıllardır yaşayan bir insan olarak şahsına ait olduğunu düşünüyorum. Ailesini bu konuda tabii ki yargılamıyorum. Ama en azından bir daha hiç kimseye yapmasın, yapamasın. Bu da ona ders olsun. Kimseden çekinmeyeceğim, korkmayacağım. Kadınlar Gününde olması ayrıca üzücüydü. Bir kadın olarak bu olayı kınıyorum” diye konuştu. – ANTALYA
]]>Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Birleşmiş Milletler (BM) Kadının Statüsü Komisyonu Toplantıları için geldiği ABD’nin New York kentindeki Türkevi’nde, Türk vatandaşları ile bir araya geldi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın selamlarını ileterek sözlerine başlayan Göktaş, “Bugün burada Anadolu’nun sıcaklığı, sevgisi ve muhabbeti var ama aynı zamanda gurbet de var” diye konuştu.
Kendisinin gurbetin ne anlama geldiğini çok iyi bilen kişiler arasında yer aldığını dile getiren Göktaş, “Büyükelçiliklerimizin kapısı vatandaşlarımıza sonuna kadar açık, taleplerini net bir şekilde ifade edebiliyor, büyükelçilerimize, başkonsolosluğumuza her aradığında ulaşabiliyor. Sizler zaman zaman yurt dışında gurbette olduğunuzu hissedebilirsiniz ama her zaman sizinle olan bir devletiniz ve arkanızda duran bir ülkeniz var” ifadelerini kullandı. Yurt dışındaki vatandaşların hassasiyetlerini yakından takip ettiklerini belirten Göktaş, şöyle konuştu:
“Ülkesinden uzakta vatandaşlarımızın aile bağları kırgınlaşabiliyor veya yaşadıkları ülkelerde çocuklarını yetiştirmede yetkililerle sorunlar yaşayabiliyorlar. Bizler de 2015’te aile ataşeliklerini kurduk, hizmet vermeye başladık. Bazı Avrupa ülkeleri ile ABD’de de bunu açmayı planlıyoruz. Aile ataşeliklerimiz vesilesiyle hem ülkemizdeki aile politikaları hem de sosyal devlet olmanın getirdiği bütün hassasiyetleri vatandaşlarımızla paylaşıyoruz. Ailenin güçlü olması, evlatlarımızın temeli sağlam bir zeminde büyümesi ve geleceğe daha güçlü bir şekilde hazırlanması demektir. Bunun için yürüttüğümüz faaliyetlerin başında Aile Eğitim Programı gelmektedir. Bu programları 2012’den beri Türkiye de uyguluyoruz. Bu programın farklı bir modelini yurt dışındaki vatandaşlarımıza sunmak için çalışmalarımızı başlattık.”
“Yurt dışında yaşayan vatandaşlarımızın başarısı Türkiye’yi daha güçlü kılıyor”
Türkiye’ye yönelik yurt dışındaki tehditlere karşı o ülkelerdeki vatandaşların duruşlarının önemine dikkat çeken Göktaş, “Burada yaşayan vatandaşlarımızın kardeşlik bağıyla birbirlerine kenetlenmesi ülkemizi daha da güçlü kılacaktır. Birliğimiz, Türkiye’ye kasteden her türlü örgüt ve yapılanmaya karşı özgürlüğümüzün ve bağımsızlığımızın savunucusu olacaktır. Beraberliğimiz, ülkemizin bu yapılanmalara karşı haklı davasında milletimizin sesi olacaktır. Bu anlamda yurt dışında yaşayan vatandaşlarımıza hizmet veren, destek olan tüm kuruluşlarımıza ve okullarımıza şükranlarımı sunuyorum. Yurt dışında yaşayan siz kıymetli vatandaşlarımızın her alanda ortaya koyacağı başarı Türkiye’yi daha güçlü kılıyor. Daha adil bir dünyanın mümkün olduğuna olan inancımız artıyor. Biz de devlet olarak her daim sizin yanınızda olmaya, her türlü desteği vermeye hazırız. Evlatlarımızın geleceği, ülkemizin geleceği, milletimizin geleceği için her türlü fedakarlığa hazırız” şeklinde konuştu.
Türkiye’nin New York Başkonsolosu Reyhan Özgür ise Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Göktaş’ı ve beraberindeki heyeti Türkevi’nde ağırlamaktan memnuniyet duyduklarını belirtti.
Bakan Göktaş’ın ABD’deki temaslarının önemine işaret eden Özgür, ABD’deki Türk diplomatik misyonları eliyle yürütülen ve kadınların gelişimine katkı sağlayabilecek çalışma ve projelere yönelik de bilgi verdi. Özgür, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının ve diğer ilgili kurumların bu noktadaki katkıları dolayısıyla yetkililere teşekkür etti.
“Türkevi’nde bu hafta kadınlara yönelik faaliyetlere devam edecek”
Türkiye’nin BM Daimi Temsilcisi Sedat Önal da Bakan Göktaş ile beraberindeki heyetin BM’de katıldıkları toplantıların çok önemli olduğunu belirterek kadınların tüm toplumsal alanlarda daha aktif şekilde rol almalarının önemine vurgu yaptı. Önal, Bakan Göktaş ile beraberindeki heyeti misafir etmekten memnuniyet duyduklarını ve Göktaş’ın BM’de Türkiye’nin kadın hakları ve kadınların toplumsal rolü ile ilgili görüş ve tezlerini dile getirecek olmasının çok önemli olduğunu belirtti.
Türkiye’nin Washington Büyükelçiliği görevine yakın zamanda resmen başlaması beklenen Önal, Türkevi’nin ABD’deki tüm Türkler için de değerli bir buluşma mekanı olduğunu ve adının ifade ettiği gibi gerçek anlamda bir “Türk evi” olduğunu vurguladı. Önal, Türkevi’nde bu hafta kadınlara yönelik faaliyetlere devam edileceğini de sözlerine ekledi.
Toplantıya ABD’deki Türk vatandaşlarının yanı sıra TBMM Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu (KEFEK) Başkanı ve AK Parti Sakarya Milletvekili Çiğdem Erdoğan ile KEFEK Başkanvekili ve AK Parti Antalya Milletvekili Tuba Vural Çokal da katıldı.
Bakan Göktaş, toplantı sonrası New York’ta, First Robotics Competitions’a (FRC) katılarak Türkiye’yi başarıyla temsil eden İstanbul Tenzile Erdoğan İmam Hatip Lisesi kız öğrencilerinden oluşan robot takımı ile sohbet etti, öğrencilerle fotoğraf çektirerek, başarılarından dolayı kutladı. – NEW YORK
]]>Karalar, eşi Nuray Karalar, siyasiler, Adanalılar, bürokratlar ve konukların katıldığı programda hemşerilerine hitap ederek, “İşimiz gücümüz Adana” diyerek başladığı konuşmasında, kamulaştırma gereken Kent Meydanı Projesi’nin önemine vurgu yaptı. Kadın Akademisi’nde mesleki eğitimin yanı sıra, oluşturulacak üretimin; kadınların gücünü artıracak gelire döneceğini ifade eden Başkan Zeydan Karalar; “8 Mart Kadınlar Günü’nüz kutlu olsun. Kadınlar mevcut haklarını almak için çok direndiler, çok bedel ödediler. Biz kadınlarımızın yanında olmaya devam edeceğiz. Türkiye Cumhuriyeti’nin Kurucusu Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün ufkundaki kadın erkek eşitliğini sağlayınca değin kadınlarımızla birlikte mücadele edeceğiz. Kadınlarımızın çalışma hayatındaki oranı yüzde 50’nin üzerinde olmalı ve ne yazık ki bugün istenilen noktada değiliz. Siyasette, ekonomik alanda, karar alma mekanizmalarında, sosyal hayatta kadınlarımız çok daha fazla yer almalı ki; ülkemiz daha çağdaş, zengin ve gelişmiş bir hale gelsin. Son dönemde bu konularda geriye gidiş var. Kadına yönelik şiddet, kadın cinayetleri arttı” dedi.
Karalar, Adana Büyükşehir Belediyesi’ni çok kötü koşullarda devraldıklarını ama müthiş bir dönüşüm gerçekleştirerek 3 alt geçit, 5 bulvar yapımı, 440 km asbestli boru değişimi, önemli miktarda su isale hattı döşenmesi, 3 milyon tona yakın asfalt dökümü, 321 iş makinesi, 111 otobüs alımı, arıtmalar, kütüphaneler, yurtlar, kreşler, mahalle merkezleri, önemli altyapı hizmetleri, sosyal belediyecilik hizmetleri, üreticiye, zor durumdaki vatandaşa destek, aşevi yapımı ile başka birçok hizmetin hayata geçirildiğini anlattı. Başkan Zeydan Karalar, Adana’nın bir festivaller ve karnavallar şehri olarak tanınmaya başladığını, kentin değerlendirilmeyen potansiyelini harekete geçirdiklerini kaydederek şunları söyledi: “Adana bir sanayi ve tarım kenti ama turizm kenti olmayı da hak ediyor. Kentimizin bütün güzelliklerini dünyaya tanıtıyoruz. Biz tanıttıkça da ilgi artıyor. Turist sayımız her yıl artıyor ve böylece işletme sayımız da çoğalıyor, istihdam olanakları gelişiyor.”
Pandemide ve depremde 11 Büyükşehir Belediyesi’nin halkçı-sosyal belediyeciliğin nasıl yapılacağını gösterdiğini ifade eden Başkan Zeydan Karalar, yeni dönemde öğrencilere destek vereceklerini, ekonomi iyileştikçe oluşan artı değeri öğrencilerle, zor durumdaki emeklilere paylaşacaklarını açıkladı. Başkan Zeydan Karalar, pandemiye, depreme ve ağır borç yüküne rağmen bunca işi yapan Adana Büyükşehir Belediyesi’nin, ekonomik durum iyileştikçe neler yapabileceğini herkesin göreceğini söyledi. Önümüzdeki dönem 8 alt geçit daha yapacaklarını, hafif raylı sistemin üniversiteye kadar uzatılacağını, tramvay ve nostaljik tramvay yapılacağını, 2 büyük spor akademisinin kente kazandırılacağını, yaşlı yaşam merkezi yapılacağını, kültür merkezi, otogar inşa edileceğini bildirdi. Başkan Zeydan Karalar, açılışı yapılan Kadın Akademisi’nin diğer tesislerin her siyasi görüşten hemşerisine açık olduğunun da altını çizdi.
Adana’nın artık emin ellerde olduğunu ifade eden Karalar, Adana’nın hak ettiği yere gelmesi konusunda kararlı olduklarını ve bu yolda gece gündüz, Adana Adana çalışmaya devam edeceklerini söyledi.
Konuşmaların ardından Kadın Akademisi’nin açılışı gerçekleştirildi, Kent Meydanı 5. Etap’ın temeli atıldı, ardından Kolpa Grubu konser verdi. – ADANA
]]>Adıyaman’ın Besni Kaymakamlığından 11 Ağustos 2022’de Cumhurbaşkanı Kararnamesi ile Şırnak’ın Cizre ilçesine atanan Demir, ilk kadın kaymakam olarak görev yaptığı ilçede, birçok projeyi hayata geçirerek vatandaşların hizmetine sundu.
Altyapı ve üstyapı hizmetlerinin yanı sıra İsmail Ebul-İz El-Cezeri Köprüsü, Dirsekli Mahallesi’nde 64 dönümlük alanda mesire alanı, Seyir Cizre Cam Teras, belediye hizmet binasında güneş enerji sistemi, itfaiye binası, kadın yaşam merkezi ve yaşam parkları gibi hizmetleri sunan Demir, yaptığı ziyaretlerle vatandaşların takdirini kazandı.
Kaymakam Demir, AA muhabirine, haraketli ve potansiyeli yüksek bir ilçede ilk kadın kaymakam olarak görev yapmanın gururunu yaşadığını belirterek, bu görevi layık gören devlet büyüklerine teşekkür ettiğini söyledi.
İlçeyi güzelleştirmeye, ilçenin çehresini değiştirmeye, vatandaşlar için daha yaşanabilir bir Cizre oluşturmaya çalıştıklarını aktaran Demir, “Geldiğimiz günden beri Cizre’nin devam eden projelerini tamamlamak, yeni projelerle vatandaşa nefes olmak için elimizden geleni yapmaya çalıştık. Belediye imkanlarını vatandaşların huzuru, refahı için seferber etmeye çalışıyoruz.” dedi.
Demir, öncelikle ilçenin sosyal donatı alanları ve parklarda iyileştirmeler yaptıklarını, aynı zamanda 64 dönümlük mesire alanını hizmete aldıklarını belirterek, yaz aylarında sıcaklıkların 50 dereceyi bulduğu ilçede özellikle Dicle Nehri kenarındaki park ve bahçelerde vatandaşların daha huzurlu zaman geçirebilecekleri alanlar oluşturduklarını ifade etti.
“Dicle’nin yeni gerdanlığı Cizre’ye çok yakıştı”
Daha önce atıl durumdaki alanı cam teras olarak değerlendirdiklerini ifade eden Demir, şöyle konuştu:
“Cam teras 2 aydır faaliyet gösteriyor. Orası evlenen çiftlerin fotoğraf çektiği bir mekana da döndü. Vatandaşlarımız da ilgi gösteriyor. Hafta sonları ve özellikle akşamları Cizre’nin eşsiz manzarasının tadını çıkarıyorlar. Sonrasında da bize teşekkür ediyorlar. İsmail Ebul-iz El Cezeri Köprüsü yaklaşık 6 yıldır devam eden bir süreçti. Göreve başladığımızda bunu hızlandırdık. Yaklaşık bir yılda bu aşamaya getirdik. Tabiri caizse Dicle’nin yeni gerdanlığı Cizre’ye çok yakıştı. Özellikle ışıklandırma ile geceleri çok güzel bir görüntü oluşturuyor.”
Demir, Konak ve Nur mahallelerinde inşaatı devam eden taziye evleri olduğunu kaydederek, belediyenin enerji ihtiyacını en aza indirmek için ÇatıGes Projesini hayata geçirdiklerini, belediye ve içme suyu arıtma tesis binası çatısında 1,5 megavatlık güneş enerji sistemi kurduklarını bildirdi.
ÇatıGes Projesi ile Cizre Belediyesinin elektrik ihtiyacını karşılayacaklarını belirten Demir, elektrik için harcanan kaynağın hizmetler için kullanılacağını vurguladı.
Demir, yenilenebilir enerji kaynaklarının tanıtımını sağlamak ve doğayı koruyarak diğer nesillere daha yaşanabilir bir dünya bırakmak istediklerini dile getirerek, Konak Mahallesi’nde yapımı süren itfaiye binasını en kısada sürede hizmete almayı planladıklarını söyledi.
Tüm Cizrelilerin göreve başladığından bu yana kendisini bağırlarına bastığını belirten Demir, şunları kaydetti:
“Bir kadın kaymakam olarak hiç kendimi yalnız hissetmedim. Kimin elini sıktıysak, kime dokunduysak hep bir tebessümle karşılaştık. Yaptığımız ev ziyaretlerinde özellikle kadın kardeşlerimizle ablalarımızla görüştüğümüzde onların mutluluğu bizim için çok önemli. Çünkü ‘Kadın gülerse dünya güler, kadın mutlu olursa herkes mutlu olur.’ diyoruz. Biz de kadınların gönüllerine dokunmak için çalışmalarımıza devam ediyoruz. Nur Mahallesi’nde kadın kültür merkezi vardı. Tek katlı bir binada faaliyet gösteriyordu. Buna ikinci bir katı yaptık. Yeni 8 derslik ekledik. Burası kadınlarımıza iyi hizmet verecek. Bu da kadınlarımıza bir hediye oldu.”
“Onun gelişiyle Cizre’de parklar ve yeşil alanlar çoğaldı”
Vatandaşlarından Emine Acar da Kaymakamın kadın olmasından dolayı memnun olduğunu dile getirerek, göreve geldiğinden beri parkların yenilendiğini ve Dicle Nehri üzerinde yeni asma köprü yapıldığını ifade etti.
Kadın kaymakamının göreve başlamasıyla kadınlara yönelik kurs gibi faaliyetlerin arttığına işaret eden Acar, “Kendisi resmen Cizre’ye bir nefes, arkadaş, yoldaş oldu. Görevini layıkıyla yaptığını düşünüyorum. Cizre’de gözle görülür bir değişim, güzelleşme ve temizlik var. Kaymakamdan memnunuz. Görevinde başarılar diliyorum.” diye konuştu.
Zekiye Kaçar ise Kaymakam Demir’in açtığı kursla kadınların iş sahibi olduğunu, kendisinin de bu sayede iş sahibi olduğunu söyledi.
Kaçar, şöyle dedi:
“Allah kendisinden razı olsun. Onun gelişiyle Cizre’de parklar ve yeşil alanlar çoğaldı. Cizre’de çok şey değişti. Onun elinin değdiği her şey güzelleşti. Özellikle biz kadınlar için çok iyi oldu. Kız çocuklarımız için bir örnek. Artık onlar da ‘Ben de kaymakam olacağım.’ diyor. Kendisinden çok memnunuz.”
???????
]]>Minimal İnvaziv Üroloji Derneğince bu yıl sekizincisi düzenlenen “Ulusal Minimal İnvaziv Ürolojik Cerrahi Kongresi”, 7-10 Mart’ta Antalya’daki bir otelde yapıldı.
Çok sayıda Türk ve yabancı bilim insanın katıldığı kongrede, üroloji alanında en güncel tanı yöntemleri ve minimal invaziv cerrahi teknikleri konuşuldu.
Minimal İnvaziv Üroloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Demir, AA muhabirine, üriner sistem taş hastalığının ciddi sağlık sorunlarına yol açabildiğini söyledi.
Türkiye’de de bu hastalığın sıklıkla görüldüğünü aktaran Demir, sıvı tüketiminin azlığı, idrar yollarındaki anatomik darlıklar, doğumsal bozukluklar, beslenme alışkanlıkları, şişmanlık ve diyabetin taş oluşumunu artırdığını dile getirdi.
Demir, taş hastalığının genetik tabanının olduğuna dikkati çekerek, hastalığın tedavisinde çeşitli yöntemlerin uygulanabildiğini hatırlattı.
“Minimal invaziv yöntemi hastalar için daha konforlu”
Dışarıdan şok dalgaları yöntemiyle müdahalenin her taş için uygun olmadığını belirten Demir, şunları kaydetti:
“Bazı durumda gelişimsel tedavi dediğimiz bir ameliyat gerekli. Bu da minimal invaziv cerrahi. Bundan 20-25 yıl önce bir santimetrelik taş belki 15 santimetrelik cerrahi kesiyle alınıyordu. Günümüzde artık bir santimlik taş için belki hiç kesi yapılmadan idrar kanallarından girilerek, taş lazerle kırılıp küçük parçalar şeklinde alınıyor veya düşmesi bekleniyor. Daha büyük taşlara ise böbrek bölgesinden yaklaşık beş santimetrelik kesiyle taşın bulunduğu alana girip, taş görüntülendikten sonra küçük parçalara ayrılıp oradan alınması yöntemi uygulanıyor.”
Hastalar için bu yöntemlerin çok daha konforlu olduğunu vurgulayan Demir, “Bir santimetrelik bir delikten ya da hiç kesi yapmadan minimal invaziv cerrahi yöntemiyle yapılan işlem hastanın hayat kalitesini yükseltiyor. Cerrahiye bağlı etkiler, ağrı ve enfeksiyon gibi yan etkilerin mümkün olduğunca az olmasını sağlıyor. Minimal invaziv cerrahi yöntemleri hastalarımız açısından çok büyük konfor sağlıyor.” ifadelerini kullandı.
Kongre Başkanı Prof. Dr. Ender Özden de kongreye 460 uzmanın katıldığını, teorik sunumların yanı sıra yarı canlı ve 8 canlı ameliyat sunumu yapıldığını söyledi.
Kongrede bu yıl kadın ürologlara pozitif ayrımcılık tanıdıklarını aktaran Özden, “Ürolojide kadın oranı çok düşük. Bir toplum içinde kadın oranı arttığında orada güzel şeyler çıkıyor. Ürolojide de kadın uzman oranının artmasını çok önemsiyoruz. Bu nedenle farkındalık yaratmak istedik. Kongremizde 39 kadın üroloji uzmanı ve asistanını ağırladık.” diye konuştu.
Diğer konuşmacılar
Kongre kapsamında düzenlenen basın toplantısında konuşan Derneğin İkinci Başkanı Prof. Dr. Barbaros Başeskioğlu ise prostat kanserinin tanı sürecinde robotik yöntemlerle yapılan biyopsilerin kanama, ağrı ve enfeksiyon riskini ciddi oranda düşürdüğünü vurguladı.
Derneğin Kurucu Başkanı Prof. Dr. Cenk Yücel Bilen ise erkeklerde en sık görülen kanser türlerinden biri olan prostat tedavisinde robotik cerrahinin giderek daha popüler hale geldiğin belirtti.
Türkiye’nin “ilk öğretim üyesi kadın üroloğu” Doç. Dr. Naşide Mangır da üroloji alanında eşit temsilin ve çeşitlilik sağlanmasının, farklı görüşlerle birlikte sağlık hizmetinin kalitesini artırdığını, ürolojik hastalıkların sadece erkeklerde görülmediğini bildirdi.
Derneğin Genel Sekreteri Doç. Dr. Ahmet Güdeloğlu ise iyi huylu prostat büyümesinde enükleasyon teknikleri hakkında bilgi verdi.
]]>Partisinin kadın kolları tarafından kentteki bir düğün salonunda düzenlenen “Kadınlar Günü Buluşması” programında konuşan Destici, ramazan ayının yeryüzündeki tüm mazlumlar için kurtuluşa vesile olmasını temenni etti.
Bazı çevrelerin İslam ile kadın arasında bir problem varmış gibi göstermeye çalıştığını ifade eden Destici, “Sanki İslam kadını öteliyormuş gibi, sanki bizim Türk kültürümüz, ahlakımız, inancımız kadını ikinci plana atıyormuş gibi bir kanaat oluşturmaya çalışıyorlar.” diye konuştu.
“Kadınlarımızı çalışma hayatında görmek istiyoruz”
Buna başka çevrelerin de eklendiğini dile getiren Destici, şunları söyledi:
“Kadınlarımız da her türlü hakkı elbette ki hukuk, ahlak ve İslam çerçevesinde yaşamak ve kullanmak hakkına sahiptir ve kullanmalıdır. Kadınlarımızı çalışma hayatında da elbette görmek istiyoruz. Ama kadına yakışır bir şekilde, yine aynı şekilde okul hayatında, eğitim hayatında öncelikli olarak görmek istiyoruz. Eğer kadın eğitimli olmazsa evde çocuğunu nasıl eğitecek, evini nasıl yönetecek, ailesine nasıl sahip çıkacak. Bunun için kadınlarımızın mutlaka ama mutlaka iyi eğitimli olması gerekmektedir. Bunun için de kadınlarımızın rahatça okuyabileceği okullar, rahatça eğitim görebileceği eğitim kurumları ve rahatça hayatını devam ettirebileceği çalışma hayatındaki koşullar iyileştirilmeli, daha da iyileştirilmelidir.”
“Kadına şiddet ölümle sonuçlanıyorsa idam cezası getirilmelidir”
Türkiye’de kadın denildiği zaman akla gelen en büyük konunun kadına şiddet olduğuna dikkati çeken Destici, şöyle devam etti:
“Türkiye’de kadın dediğimiz zaman aklımıza gelen en büyük konu maalesef kadına şiddet ve bu şiddet sonucu oluşan ölümler, bunun yanında tacizler… Büyük Birlik Partisi olarak şiddet kimden gelirse gelsin ve kime karşı yapılırsa yapılsın bunun sonuna kadar karşısındayız. Şiddet bir kadına, bir çocuğa, bir kız çocuğuna, bir engelliye yapılıyorsa buna sonuna kadar karşıyız ve bu şiddeti kim gerçekleştiriyorsa gerçekleştirsin eli kırılmalı, uygulanmış şiddet ölümle sonuçlanıyorsa ona da idam cezası getirilmelidir. Biz bu konuda çok samimiyiz, bununla ilgili Meclis’e kanun teklifi verdim. Onun için biz burada kadına şiddete sonuna kadar karşıyız ve bunun önlenmesi için de ne gerekiyorsa, hangi tedbir alınması gerekiyorsa alınmasının yanındayız ve kadına şiddete cezaların arttırılmasından yanayız. Bu konuda yasal düzenlemeler iyileştirildi ama hala sonu ölümle biten şiddet, tecavüz ya da tacizlerde mutlaka idam cezasının getirilmesinden yanayız.”
Destici, bazı kesimlerin bu konuda “İstanbul Sözleşmesi” diye tutturduğunu söyleyerek, “Bizim kadına şiddeti önlemek için İstanbul Sözleşmesi’ne ihtiyacımız yok. Biz bunu kanunlarımızda, Anayasa değişikliğiyle düzenleriz. İdam dışındaki bütün düzenlemeler de yapıldı. İstanbul Sözleşmesi’nde aslında malum çevrelerin amacı kadına şiddeti önlemek değil, kadına şiddeti bahane kılarak Türkiye’de maalesef bizim inancımızın, kültürümüzün kabul etmeyeceği ve bu salonda bulunan herkesin sapkınlık olarak niteleyebileceği ilişkileri meşrulaştırma çabasından başka bir şey değildir. Onun için biz buna karşıyız.” diye konuştu.
“Terörün karşısında durmaya devam edeceğiz”
Kırmızı çizgilerinin terör ve şiddet olduğunu vurgulayan Destici, “Kim terör örgütüne sempati duyuyorsa, kim terör örgütünün siyasi uzantılığını yapıyorsa, sözcülüğünü yapıyorsa ve kim terör örgütünün siyasi partisiyle işbirliği yapıyorsa biz buna karşıyız ve buna sonuna kadar da karşı durmaya devam edeceğiz.” ifadelerini kullandı.
CHP Afyonkarahisar Belediye Başkan adayı Burcu Köksal’ın, “Başkan seçilirsem belediyenin kapıları DEM Parti hariç herkese açık olacak” sözlerini anımsatan Destici, konuşmasını şöyle tamamladı:
“PKK’nın uzantılarıyla iş birliği yapmak ya gaflettir ya delalettir ya da ihanettir. Hangisi olursa olsun biz bunu kabul etmiyoruz. Bakın o işbirliğine de Afyon’dan bir kadın siyasetçi bayrak açtı. Şimdi o işbirliğini yapanlar genel başkanları, İstanbul belediye başkan adayları ne yapıyor, toparlamaya çalışıyor. Ama Afyon belediye başkan adayları, kadın, hanımefendi açıkça bunu ortaya koydu. Dolayısıyla da burada da işte kadınların siyasette olmasının ne kadar önemli olduğunu bir kere daha söyledim. O partide erkek bir siyasetçinin açıktan söyleyemediğini bir kadın siyaseti çok açık bir şekilde söyledi ve onların terör örgütünün partisiyle işbirliğini ifşa etti. Şimdi etekleri tutuştu ve bunu toparlamaya çalışıyorlar. Ama güneş balçıkla sıvanmaz. Onun için diyoruz ki terörden, teröristten ve onların uzantılarından uzak durun.”
Destici, partisinin Sivas Belediye Başkan adayı Adem Uzun’a destek istedi.
]]>Mersin Valiliği, Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü ile Gençlik Hizmetleri ve Spor Kulübünce Mersin Tenis Kortu’nda organize edilen turnuvaya 14 kategoriden 350 sporcu katıldı.
Turnuvanın açılışında Vali Ali Hamza Pehlivan ile Türkiye Tenis Federasyonu Başkanı Cengiz Durmuş tenis oynadı. Düzenlenen mini konserin ardından konuşan Vali Pehlivan, sözlerine 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutlayarak başladı. Pehlivan, “Gün içinde aile ziyaretleri yaptık. Eğitim kurslarımıza devam eden kadın kardeşlerimizle bir araya geldik. Sadece bugün değil, 365 gün kadınlarımızın yanında olduğumuzu, devletimizin bütün birimleri ve imkanlarıyla kadınların ekonomik ve sosyal hayatta her geçen gün çok daha etkin bir şekilde var olmasıyla ilgili çalışmalar içerisinde bulunduğumuzu bugün vesilesiyle bir kere daha ifade etmiş olduk” dedi.
“Kadına hürmet ve kadına saygı esastır”
Türkiye Cumhuriyeti ve Türk milleti olarak sahip olunan milli ve manevi değerlerin önemine dikkat çeken Pehlivan, “Devlet geleneği, millet geleneği, medeniyet değerleri bağlamında kadına hürmet ve kadına saygı esastır. Aslında kadınla erkek arasında bir ayrımcılık cümlesi dahi yoktur” diye konuştu.
Türkiye’deki istihdamda kadınların oranına değinen Pehlivan, “Kadınlarımız her alanda başarılı şekilde hizmetler ve eserler ortaya koymaya devam etmektedir. Akla gelebilecek bütün alan ve sektörlerde eğitiminden üretimine, sanayiden teknolojiye, sanattan edebiyata kadar kadınlarımız her alanda vardır. Kadınlarımızın başarılı olduğu alanlardan biri de spordur. Bugün tenis vesilesiyle bir araya geldik ve bir turnuvanın açılışını gerçekleştiriyoruz” dedi.
“Lisanslı sporcu sayımız 200 binin üzerine çıkmış durumda”
Mersin’deki altyapı ve tesislerinden de bahseden Pehlivan, şöyle devam etti:
“Mersin’de çok güzel bir altyapımız var. Gençlik ve Spor İl Müdürlüğümüze ait çok güzel tesislerimiz var. Gençlik ve Spor Bakanlığımızın uluslararası nitelikte tesisleri var. Bunlar arasında tenis sporu yapabileceğimiz tesisler de çok güzel. Sporcularımız bu tesisleri ne kadar fazla kullanır, faydalanırsa arkadan yeni sporcular gelecek ve biz de, ‘iyi ki bu tesislerimiz var, bunlara yenilerini ekleyelim’ diyeceğiz. Bugün itibariyle Gençlik ve Spora tahsis edilen tesis ve yapı sayımız yurtlarımız da dahil 80. Yerel yönetimleri ve özelleri de kattığımız zaman 100’ün üzerinde tesisimiz var. Lisanslı sporcu sayımız bütün branşlarda toplamda 200 binin üzerine çıkmış durumda. Kadın sporcularımızın da yeri gerçekten önemli ve oran olarak da hemen hemen erkekler ile aynı nispette ve tenis branşı da bunlardan birisi.”
“Hedefimiz dünyanın en iyi sporcusunu yetiştirmek”
Türkiye Tenis Federasyonu Başkanı Cengiz Durmuş da 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutlamak için bir araya geldiklerini söyledi.
Federasyon olarak hedeflerinin dünyanın en iyi sporcusunu yetiştirmek olduğunu belirten Durmuş, “Dünyanın en iyi sporcusunu da yetiştireceğimize inanan bir federasyonuz. Her projemizde bu anlayışla çalışırken, özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesinde gençlerimizin, çocuklarımızın tenise erişimini sağlayabilmek için yerel yönetimlerimizi çok önemsiyoruz. Aslında tenis çok güzel bir branş, kişisel gelişime, çocuklarımıza, kadınlarımıza, ailelere birlikte olmanın keyfini yaşatan bir branş” şeklinde konuştu. – MERSİN
]]>Anadolu Üniversitesi AKAUM Müdürü Doç. Dr. Zerrin Sungur Taşdemir’in moderatörlüğünü yaptığı, ESTÜ Çevre Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi ve Cumhurbaşkanlığı Eğitim ve Öğretim Politikaları Kurulu Üyesi Prof. Dr. Sayın Tuncay Döğeroğlu, ESOGÜ Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi ve Cumhurbaşkanlığı Sağlık Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Sayın Selma Metintaş ve Anadolu Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Elif Dağdemir’in konuşmacı olarak katıldığı panele, ESTÜ Bilim ve Teknolojide Kadın Araştırma ve Uygulama Birimi Müdürü Prof. Dr. Ferhan Kuyucak Şengür ve BİTEK Müdür Yardımcısı Dr. Öğr. Üyesi Banu İçmen Erdem de katıldı.
“Güçlenen kadın eşittir güçlenen Türkiye”
Anadolu Üniversitesi İİBF Dekanı Prof. Dr. Elif Dağdemir, “Ekonomik Yaşamda Kadının Güçlendirilmesi” başlıklı konuşmasında şunları söyledi: “Ekonomik yaşamda kadın dediğimizde bunun içine hem eğitimli hem de eğitimsiz kadın çalışanlar giriyor. Bugün eğitimde fırsat eşitliğini yakalayamamış ve daha az eğitime ulaşmış kadınlar liderlik anlamında nasıl konumlandırılabilirler bunu konuşacağız. Ekonomik kalkınma ve kadının güçlendirilmesi konuları birbiriyle bağıntılı, birbirinden beslenen konular. ‘Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’ndaki amaçlardan biri toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlamak ve kadınları, kız çocuklarını güçlendirmek. Diğer bir amaç ise kadınların siyasi, ekonomik ve sosyal hayatın karar verme süreçlerine etkin bir biçimde katılımını sağlamak. Bu önümüzde güzel bir kılavuz. Kadınların liderlik pozisyonlarında daha aktif rol alabilmeleri için toplumda hem fikir hem de eylem olarak ciddi bir değişime ihtiyacımız var çünkü güçlenen kadın eşittir güçlenen Türkiye.”
“Akademide kadın sayısı gittikçe artıyor fakat liderlik pozisyonunda hala kadınların sayısı az”
“Akademide Kadın Liderliği” başlıklı sunumunda bilgi ve görüşlerini katılımcılarla paylaşan ESTÜ Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tuncay Döğeroğlu ise, “Akademide kadın sayısı gittikçe artıyor fakat liderlik pozisyonunda hala kadınların sayısı az. Kadınların liderlik pozisyonlarına yükselmesi ve bu pozisyonlarda kalabilmeleri için yeni stratejilerin geliştirilmesi ve bu stratejilerin ülke genelinde ele alınıyor olması çok önemli. Kültür oluşumu ve mentorlük, koçluk gibi desteklerin yanında takdir edilme, başarı hikayelerinin paylaşılması, ödüllendirme gibi planlamalar da bu konuda oldukça fayda sağlayacak.” dedi.
“Liderlikte toplumsal cinsiyet eşitliği herkese daha iyi bir sağlık sağlayacaktır”
“Sağlık Alanında Kadın Liderliği” konusunda konuşmasını gerçekleştiren ESOGÜ Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selma Metintaş ise konuşmasında şunları aktardı: “Dünyada kadın işgücünün dağılımına baktığımızda yüzde 68 gibi oldukça düşük bir yüzdeyle karşılaşıyoruz. Türkiye’de ise bu yüzde 47’ye kadar düşüyor. Aslında sağlık çalışanlarının yüzde 70’ini kadınlar oluşturuyor fakat konu liderlik pozisyonuna geldiğinde bu yüzde 25’e kadar düşüyor. Kadınlar çalışma hayatlarında “Cam Tavan” ve toplumsal cinsiyet ayrımcılığına maruz kalıyorlar. Liderlik pozisyonunda cinsiyet eşitliğini sağlamak ilk önce sağlık alanında sonra da toplumsal alanda büyük fayda sağlayacak.”
“Kadının Güçlenmesi ve Liderlik” paneli soru cevap kısmının ardından Anadolu Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Betül Demirci’nin konuşmacılara teşekkür belgelerini takdim etmesiyle son buldu. – ESKİŞEHİR
]]>Büyükçekmece ilçesinde ilk kutlama Büyükçekmece Belediye Meydanı’nda gerçekleşti. Büyükçekmece Belediyesi’nde çalışan yüzlerce kadının 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü kutlayan Belediye Başkanı Dr. Hasan Akgün, daha sonra kadın mesai arkadaşları ile birlikte kadına şiddete dikkat çekmek amacıyla gökyüzüne mor balon bıraktı.
Çiğdem Gürdal konseri ile unutulmaz bir güne dönüştü
Büyükçekmece’de ikinci kutlama ise 2 bin Büyükçekmeceli kadının katılımıyla gerçekleşti. CHP İstanbul Milletvekili Engin Altay, CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, Büyükçekmece Belediye Başkanı Dr. Hasan Akgün, CHP Büyükçekmece İlçe Başkanı Halis Çiçekçi, 24. Dönem CHP İstanbul Milletvekili Süleyman Çelebi’nin de katıldığı etkinlik yoğun ilgiyle karşıladı. Etkinlik şarkıcı Çiğdem Gürdal konseri ile unutulmaz bir güne dönüştü.
“Eğitim, eğitim, eğitim”
Büyükçekmece Belediye Başkanı Dr. Hasan Akgün, önceki gün Büyükçekmece’de 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü etkinliğine katılan Türk sinemasının sultanı Türkan Şoray’ın eğitim konusundaki sözlerinden de alıntı yaparak şunları söyledi: “Memleketteki ekonomik sıkıntıyı, zorlukları adaletsizliği, haksızlığı en çok çeken sizlersiniz. En çok itilip kalkılan bu ülkede kadınlardır. Kadına karşı yapılan şiddetler, yapılan eziyetler bir bakıma insanlık ayıbıdır. Bu ayıbın ortadan kaldırılabilmesi için Türkan Şoray dün ne dedi? “Eğitim” dedi. Eğitim, eğitim, eğitim. Toplumun eğitimli olması, toplumun ekonomik özgürlüğünü kazanmış olması halinde Türk kadını, kadınlarımız bu eziyetlerden kurtulacaklardır.”
“Türk kadının, sizlerin hak etmediğini düşünüyorum”
CHP Milletvekili Engin Altay, kadın olup da emekçi olmamanın imkansız olduğuna vurgu yaparak şöyle konuştu: “Türk kadını Büyük Atatürk tarafından Avrupa’daki kadınlardan önde bir çok hakkını almış, seçme ve seçilme hakkını almış olsa da dünyada en çok kadın cinayetinin, en çok kadına taciz ve tecavüzün yaşandığı bir Türkiye’nin, Türk kadının sizlerin hak etmediğini düşünüyorum. Bundan kurtulmanın yolu ülkeyi yönetenlerin zihniyetinden kurtulmaktır diye düşünüyorum.”
“Yaşasın 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, diyorum”
CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik ise “8 Mart’ın çok tarihi bir önemi var. Yıl 1857 ABD’de kadınlar kötü çalışma şartlarını protesto ettiler. Çok az ücretle çalışıyorlardı. O çalışma ücretlerini protesto ettiler ve bir direniş başlattılar. O direnişin sonucunda da uzun bir zaman sonra haklarını elde ettiler. Türkiye’de de kadınların eşitlik mücadelesi, kadınlara eşitlik hakkı Gazi Mustafa Kemal Atatürk ile Cumhuriyetle beraber verildi. Cumhuriyet eğitim seferberliği demek, cumhuriyet aydınlanma demek, cumhuriyet kadın erkek eşitliği demek, cumhuriyet kadınlara seçme seçilme hakkı demek. Bizlere bu güzel Cumhuriyeti armağan eden, kadınlara seçme seçilme hakkını armağan eden Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e şükranlarımızı, saygılarımızı ve minnetlerimizi sunuyorum. Bugün hayatın her alanında kadınların eşitlik mücadeleleri için hep birlikte mücadele etmemiz gerekiyor. 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü Kutlu Olsun demiyorum. Ne zaman bu ülkede kadın cinayetleri sonlanırsa, ne zaman İstanbul Sözleşmesi hayata geçerse, ne zaman toplumsal cinsiyet eşitliği sağlanırsa, ne zaman kadınlar ve erkekler hayatın her alanında eşitliğe kavuşursa o gün kutlarız, diyorum. Yaşasın 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, diyorum” ifadelerini kullandı. – İSTANBUL
]]>Kentte kadınlara istihdam sağlamak amacıyla İl Özel İdaresi ile İl Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından 2022’de çalışma başlatıldı.
Bu kapsamda Sosyal Gelişmeyi Destekleme Programı (SOGEP) çerçevesinde Fırat Kalkınma Ajansına “Üreten Kadınlar Güçlü Yarınlar Projesi” sunuldu.
Projenin Sanayi ve Teknoloji Bakanlığınca onaylanması ve 1 milyon 938 bin 420 lira destek almaya hak kazanmasıyla Atatürk Mahallesi’ndeki tek katlı atıl bir bina, meyve sebze kurutma ve istiridye mantarı üretim tesisine dönüştürüldü.
Gerekli başvuruların ardından eğitimden geçen 11 kadın, Tunceli Üreten Kadınlar Kooperatifini kurarak yaklaşık 4 ay önce tesiste çalışmaya başladı.
Birçok meyvenin kurusu yapılıyor
Haftanın belirli günlerinde iş yerine gelen kadınlar, ilk olarak elma, armut, mandalina, portakal, kivi, muz, cennet hurması, kavun, ananas, greyfurt ve pancar gibi meyveleri bol suyla yıkayıp atıklardan temizliyor.
Ürünleri makine yardımıyla dilimleyen kadınlar, daha sonra meyve parçalarını fırında yaklaşık 8 saat kurutmaya bırakıyor.
İyice neminden arındırılan ve katkı maddesi kullanılmayan meyve kuruları, paketlenerek satışa sunuluyor. Kadınlar belirli dönemlerde de tesisin bir alanında istiridye mantarı yetiştiriyor.
“İlerleyen dönemlerde bazı satış noktaları belirleyeceğiz”
Tesiste çalışan Özlem Dinlergüler Topaç, AA muhabirine, meyve kurutma ve istiridye mantarı üretimiyle ilgili eğitimler aldıklarını söyledi.
Çalışma hayatına başladığı için mutlu olduğunu belirten Topaç, şöyle konuştu:
“Meyve sebze kurutma işlemi uzun bir süreç ve yaklaşık 8 saat sürüyor. Bu süreçte meyvelerimiz hiçbir şekilde besin değerini kaybetmiyor ve sadece nemini alıyoruz. Ürünlerde tatlandırma yapmayıp doğal haliyle kurutuyoruz ve gayet organikler. Kadın olarak bu üretimin içesinde bulunmak güzel bir duygu çünkü üretmek kadınların işi diyorum, ‘her yerde varız’ demek istiyoruz. Arkadaşlarımızla güzel bir ortamda çalışıyoruz, eğlenceli geçiyor. Satışlarımızı üretim tesisinde satıyoruz ve zaman zaman stantlar açıyoruz. İlerleyen dönemlerde bazı satış noktaları belirleyeceğiz.”
“Tesisi büyüttükçe kadın çalışan sayısını artırmayı hedefliyoruz”
Yüksel Leyla Tan ise Tunceli’de kadınların çalışabileceği iş alanlarının kısıtlı olduğunu dile getirdi.
Bölgedeki kadınların genellikle mevsimlik işlerde çalıştığını anlatan Tan, “Bu tesisi büyüttükçe kadın çalışan sayısını artırmayı hedefliyoruz. Tunceli kadınları gerçekten güçlüler ve her şeyin üstesinden gelebilirler. Öncelikle Vali Bey’e, İl Özel İdaresine, İl Tarım ve Orman Müdürlüğüne, SOGEB’e ve Fırat Kalkınma Ajansı’na çok teşekkür ederiz. Çünkü üzerimizde çok büyük emekleri var ve her şekilde yardımcı oluyorlar.” diye konuştu.
Meral Boy da kadının gücü, emeği ve dayanışmasıyla üretime yoğunlaştıklarını belirtti.
Boy, tesis sayesinde ev ortamından uzaklaştığını anlatarak, “Çalışmaya başladıktan sonra aileme ekonomik olarak katkı sundum ve daha güçlendik. Yapmaya zorlandığımız şeyleri artık beraber kolayca yapıp daha güçlü bir aile ortamı oluşturuyoruz.” ifadelerini kullandı.
Gülçin Atan da tesiste çalışarak ekonomik anlamda ailesine katkı sunduğunu vurguladı.
Atan, “Meyve kurularının lezzetinin çok hoş olduğuyla ilgili çok güzel dönüşler alıyoruz. Bizim ürünlerimizde kesinlikle şeker ya da herhangi bir katkı maddesi yok.” dedi.
]]>Cizre’de 7 yıl önce 11 Gözlü Taş Köprü olarak yapımına başlanan ancak daha sonra asma köprü olarak devam eden İsmail Ebul-İz El-Cezeri Asma Köprüsü’nün açılışı binlerce kişinin katılımı ve havai fişek
gösterisi ile gerçekleştirildi. Cizre’de Dicle Nehri üzerinde bulunan Cizre John F. Kennedy Köprüsü ve Çevreyolu Köprüsü arasında Cizre Belediyesi tarafından yaptırılan İsmail Ebul-İz El-Cezeri Asma Köprüsünün açılışı, Şırnak Valisi Cevdet Atay, Cizre Kaymakamı ve Belediye Başkan Vekili Nazlı Demir,İl ve İlçe Protokol üyeleri ve yaklaşık on bin kişinin katıldığı tören ve muhteşem bir hava fişek gösterisi eşliğinde gerçekleştirildi.
Köprü açılışı için Dicle Nehri kenarına akın eden çoluk, çocuk, yaşlı, genç binlerce kişi canlı müzik eşliğinde düğünleri aratmayan bir ortamda halay çekerek köprünün açılmasını bekledi. Vatandaşların bu coşkusunu gören Şırnak Valisi Cevdet Atay ve Cizre Kaymakamı ve Belediye Başkan Vekili Nazlı Demir’de vatandaşlarla birlikte halay çekti. Nehir kenarında toplanan kalabalığa hitaben kısa bir konuşma yapan Şırnak Valisi Cevdet Atay, “Cizre artık huzur şehri. Cizre deyince akla gelen Güven ve huzur.Bu köprünün yapımında emeği olan herkese teşekkür eder Köprünün hayırlı ve uğurlu olmasını dilerim” dedi.
“Kadının mutlu olduğu bir toplum mutludur”
Cizre’ye bugün şenlik havasının hakim olduğunu belirten Cizre Kaymakamı ve Belediye Başkan Vekili Nazlı Demir, Bugün Nur mahallesinde tamamlanan Taziye evi ve Caminin açılışını gerçekleştirdiklerini ifade ederek, “İlçenin ilk kadın Kaymakamı olarak 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kadınlarımızla geçirmek istedik ve Dirsekli mahallesindeki Mesire alanının hem açılışını gerçekleştirdik hem de kadınlarımız ile beraber şenlik havasında bir kutlama yaptık. Binlerce kadınımız ile birlikte muhteşem bir atmosfer vardı. Bizim inandığımız ilke şudur; Kadının mutlu olduğu bir toplum mutludur ve bunun içinde herkesin elinden geleni yapması gerekir” dedi.
Yaklaşık yedi yıldan bu yana devam eden bir süreci son bir yılda hızlandırarak İsmail Ebul-İz El-Cezeri Asma Köprüsü’nün açılışını büyük bir coşku ile gerçekleştirdiklerini belirten Demir, “Vatandaşımızın yoğun bir ilgisi ve onlar için hazırladığımız özel bir havai fişek gösterisi ile köprümüzün açılışını gerçekleşirdik. Bu süreç içerisinde biz yatırımlarımızın hepsini sonuçlandırıp, sona erdirip açılışlarını yapmaya başladık. Cizre’de artık huzur var, güven var. İnsanlar huzur istiyor ve huzuruna sahip çıkıyor. Terör ortamının ortadan kalkması ile beraber Cizre’mizin tarihi, kültürü, zenginlikleri ortaya çıktı. Cizre bir turizm şehri olmaya aday. Cizre bir sanayi şehri olmaya aday, Cizre bir ticaret şehri olmaya aday. Kadim Cizre’miz tarihte hak ettiği değeri bu yatırımlarla inşallah bulacak” dedi.
Tüm Cizrelilere teşekkür ederek konuşmasına devam eden Demir, “Bizler onların huzuru, güveni için buradayız. Devletimizin bize verdiği sorumluluk ve bilincinde olarak vatandaşımızın huzuru ve mutluluğu için tüm kamu kurum ve kuruluşları ile beraber 7/24 mücadele içerisindeyiz. Vatandaşlarımız ile bir kardeşlik hukuku yakaladık. İnşallah bu hukuku devam ettireceğiz. Birliğimiz, beraberliğimiz daim olsun diyorum. İnşallah nice güzel hayırlı hizmetler ile Cizre’mize hizmet etmeye devam edeceğiz” ifadelerine yer verdi.
Yapılan konuşmalara müteakiben İsmail Ebul-İz El-Cezeri Asma Köprüsü’nün açılışı dualar eşliğinde kesilen kurdele ve muhteşem havai fişek gösterisi ile gerçekleştirildi. Açılışa katılan binlerce kişi Köprü manzarası eşliğinde patlayan havai fişek şölenini telefonları ile çekerek kayıt altına aldı. Havai fişek gösterisinin ardından vatandaşlar canlı müzik eşliğinde geç saatlere kadar halay çekerek doyasıya eğlendi. – ŞIRNAK
]]>Göktaş, bir otelde düzenlenen “Türkiye Yüzyılında Başkentin Güçlü Kadınları” programında yaptığı konuşmasına, 8 Mart Dünya Kadınlar Gününü kutlayarak başladı. Göktaş, bu özel günün, Gazze başta olmak üzere dünyanın dört bir yanına barışı, huzuru ve adaleti getirmesi dileğinde bulundu.
Milli ve manevi değerleri koruyan ve bugünlere taşıyan kadınların tarihin tüm safhalarında sosyal, siyasal ve ekonomik yaşamın merkezinde olduğunu belirten Göktaş, “Güzel ülkemin kadınları bürokrasiden siyasete, tıptan sanata, sanayiden ticarete kadar ülkemizi her alanda kalkındırıyor, büyütüyor ve geliştiriyor. Türkiye ile güçlenen kadınlar, Türkiye’yi güçlendiriyor. Türkiye Yüzyılı hedeflerimize başarıyla ulaşacağımıza yürekten inanıyorum.” dedi.
Göktaş, Türkiye’de kadınların hak ve özgürlüklerinin genişletildiği, çalışma hayatında daha etkin yer alabildikleri dönemin AK Parti dönemi oyduğunu ifade ederek, her bir yatırımın hayat bulmasında kadınların çok büyük roller üstlendiğini söyledi.
Her daim, ülke ekonomisine katkı sunan kadınların, haklarını koruyan ve refahını artıran bir anlayışla hareket ettiklerini belirten Göktaş, “Güçlü kadın, güçlü aile, güçlü Türkiye” vizyonu doğrultusunda kadını hayatın her alanında güçlendirdiklerini kaydetti.
Kadın istihdamının artırılması ve kadın girişimciliğinin desteklenmesinin öncelikleri arasında bulunduğunun altını çizen Göktaş, bu hedef doğrultusunda kadınlara yeni iş imkanları sağlamaya devam edeceklerini ifade etti.
Kadınların iş ve ev arasında tercih yapmak zorunda kalmamaları için 0-3 yaş grubunu kapsayacak şekilde mahalle tipi kreş modelinin yaygınlaştırılmasını önemsediklerini belirten Göktaş, kadın kooperatifleri ve kadınlara yönelik diğer projeleri anımsattı.
“Yeni bir proje başlattık”
Kadınları hayatın her alanında daha da güçlü kılma projelerine ilişkin bilgi veren Göktaş, “Yeni bir proje başlattık. Bu proje, temiz teknoloji alanında kadın girişimcilerin şirketlerini büyütme süreçlerini desteklemektir. Böylece, teknoloji alanında faaliyet gösteren kadın girişimcilere destek olacağız. Kadın ve aile odaklı bilimsel çalışmaları desteklemek üzere TÜBİTAK ile birlikte ortak araştırma projeleri çağrısına yakında çıkacağız.” dedi.
“Kadının Güçlenmesi Strateji Belgesi ve Eylem Planı” ile kadınların değişen işgücü piyasasına tam, eşit ve etkin katılımlarını artıracaklarını vurgulayan Göktaş, şunları kaydetti:
“Kadınları, ekonomik alanda güçlendirirken, bugün küresel bir sorun haline gelen şiddete karşı da mücadelemizi kararlı bir şekilde sürdürüyoruz. ‘Sıfır tolerans’ ilkemizden hiçbir taviz vermeden mücadele politikalarımızı uygulamaya devam ediyoruz. Bu konuda dünyada eşi benzeri az bulunan hukuki düzenlemeye sahibiz. Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele 4. Ulusal Eylem Planı, kararlı mücadelemizde bizler için önemli bir yol haritasıdır. Kadına yönelik şiddetle mücadele siyaset üstü bir meseledir. Biz bu konuya her zaman bu anlayışla yaklaştık. Asla müsamaha göstermedik, göstermeyeceğiz. Bu mücadeleyi kararlı bir şekilde sürdürmek hepimizin görevidir.”
“31 Mart akşamı yeni bir tarih yazacak”
Göktaş, el ele vererek 31 Mart’ta Ankara’yı gerçek belediyecilikle buluşturacaklarını belirterek, Cumhur İttifakı’nın Ankara Büyükşehir Belediye Başkan adayı Turgut Altınok’u, kadınlara topraksız tarım desteği vereceğini, üreten kadınlar için pazar yerleri, kadın kooperatifleri ve ticaret platformu kuracağını kaydetti.
Altınok’un, Ankara’ya kazandıracağı meslek edinme kursları ve aile terapi merkezleriyle kadınlara destek olacağını ifade eden Göktaş, “Kadına şiddeti önlemeye yönelik etkinlikler ve programlar yapacaklar. İnşallah Ankara Cumhur İttifakımızla, 31 Mart akşamı yeni bir tarih yazacak.” diye konuştu.
“Şehirden ve kentten çocuklarımızın umudu olmalı”
Cumhur İttifakı’nın Ankara Büyükşehir Belediye Başkan adayı Turgut Altınok da Kadınlar Günü’nü kutlayarak, “Şehitlerimizi, gazilerimizi, bu cennet vatanı bize bırakan bütün kahraman analarımızı, kadınlarımızı rahmet ve minnetle anıyoruz. Bugünlere gelmemizde yiğit kadınlarımızın, kahramanlarımızın çok büyük emekleri vardır.” dedi.
Gençler ve kadınlara yönelik projeleri anlatan Altınok, “Şehirden ve kentten çocuklarımızın umudu olmalı. Gençlerimizin, çocuklarımızın bugün ve yarınlarına dair Ankara’da yapılan hiçbir yatırım yoktur.” ifadesini kullandı.
Turgut Altınok: “Başkentte DEM iş birliği çok üzücüdür”
Altınok, bir gazetecinin, “DEM Parti Ankara’da 3 ilçede adaylarını çekti. CHP ile İstanbul’daki gibi bir ittifak söz konusu.” ifadesi üzerine, bunun üzücü olduğunu belirterek, “Başkentte DEM iş birliği, Ankara adına, başkentimiz adına, devletimiz adına çok üzücüdür.” dedi.
Atatürk’ün, “Mevzubahis vatansa gerisi teferruattır.” ifadesini anımsatan Altınok, şunları söyledi:
“Belediye başkanlığı almak, bir kaç belediye almak, belediye meclis üyesi almak için böyle bir pazarlığı yapmak ülke, devlet, birliğimiz, dirliğimiz, beraberliğimiz adına çok vahimdir. Sadece 3 ilçe değil, Ankara’nın tamamında bir iş birliği gözüküyor. Üstelik bu adayların bir tanesi de sayın Büyükşehir Belediye Başkanı’nın özellikle MHP’den transfer ettiği bir adaydır. Ankaralı bilir bunu. Yani şehitlerin kemikleri sızlıyor. Gazilerimizi üzüyorlar.
Türk, Kürt, Alevi, Sünni kardeştir. Bu vatan hepimizin, ayrım yapan vatan haini kalleştir. Bunlarla PKK’yı ayırt etmek lazım. Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı PKK’yla işbirliği yapmıştır, DEM ile işbirliği yapmıştır. Bu da ifşa olmuştur, yazıklar olsun. Yani makam, mevki için vatanı satanlara, vatan üzerinde pazarlık yapanlara yazıklar olsun. Söylenecek başka bir söz yok.”
Milli mücadelenin merkezi Ankaralının bunu kabul etmeyeceğinin altını çizen Altınok, “CHP’li vatandaşlarımızın da, her vatanseverin, ‘vatanım, milletim, ülkem, bayrağım’ diyen hiç kimse bunu kabul edemez. Kişiler, belediyeler, belediye başkanları, partiler gider. Baki olan Türkiye Cumhuriyeti devletimizin birliği, beraberliği, bütünlüğü ve kardeşliğimizdir. Şu CHP’nin geldiği nokta maalesef Atatürk’ün kemiklerini sızlatıyor. Olacak iş değil.” dedi.
]]>İSTANBUL – 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde İş Bankası’nın düzenlediği panelde spor, sanayi, tarım, bilim gibi farklı alanlarda başarılı kadınlar ilham verici hikayelerini, başarıya giden yolda yaşadıkları deneyimleri paylaştı.
8 Mart Dünya Kadınlar Günü, hem dünyada hem ülkemizde düzenlenen ve kadınların ekonomik, sosyal, siyasi açıdan bir insan hakkı olan toplumsal cinsiyet eşitliği temelinde daha da güçlenmelerine vurgu yapan çeşitli etkinliklerle kutlanıyor.
Türkiye İş Bankası da Birleşmiş Milletler’in bu yıl ‘Kadınlara yatırım yapın: İlerlemeyi hızlandırın’ temasıyla kutladığı 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde “Daha Eşitlikçi Bir Dünya” paneli düzenledi.
İş Bankası Sermaye Piyasaları Müdürü Işıl Dadaylı’nın açılış konuşmasını yaptığı panelde spor, tarım, sanayi, bilim gibi farklı alanlarda başarılı işlere imza atan kadınlar, iki ayrı oturumda bir araya gelerek ilham verici hikayelerini, kendilerini başarıya götüren yolda yaşadıkları deneyimleri paylaştı.
Güçlü Kadın Güçlü Gelecek/ Girişimcilik Dünyasında Kadın
Moderatörlüğünü Nilay Örnek’in yaptığı “Güçlü Kadın Güçlü Gelecek” oturumuna Fenerbahçe Üniversitesi Yeni Medya Bölüm Başkanı Doç. Dr. Ebru Güzel, Milli Tenisçi Çağla Büyükakçay ile KOÇKAM Bursiyeri ve Konuşmamız Gerek Derneği Eş Kurucusu İlayda Eskitaşçıoğlu katıldı.
İş Grubu Yeni Nesil Girişimcilik Başkanı Barış Karakullukçu’nun moderatörlüğünü üstlendiği “Girişimcilik Dünyasında Kadın” oturumunda ise İş Bankası’nın ana destekçisi olduğu Workup Girişimcilik Programı’nın mezunlarından, Juphy’nin ortağı ve CEO’su Alara Eren İplikçioğlu, Yüzeytek Yüzey İşlem Teknolojileri Sanayi Kurucusu Ferda Yazıcıol ve Hatay’da ipekböceği yetiştiriciliği yapan Tülay Genç katıldı.
Işıl Dadaylı, “Kadının toplumsal hayatta daha güçlü bir konuma sahip olmasının, profesyonel yaşamdaki ağırlığının artmasıyla mümkün olabileceğine; bunun için de kadınları iş hayatına hazırlayacak sürecin gözden geçirilerek iyileştirilmesinin önem taşıdığına inanıyoruz. Aile hayatı, eğitim süreci ve toplumsal hayat üzerinden çizilecek bir çerçeve iş hayatında kadınları daha fazla sorumluluk gerektiren pozisyonlarda ve girişimci olarak görmek için neler yapılabileceği konusunda da yol gösterici olacaktır” diye konuştu.
İş hayatında kadın yönetici oranının düşük olduğuna işaret eden Dadaylı, Borsa İstanbul’a kayıtlı 512 şirkette kadın yönetim kurulu üyesi oranının yüzde 17,9; tüm yönetim kurulu erkeklerden oluşan şirket sayısının ise 179 olduğunu aktardı. 3. yaşını kutlayan İş Portföy İş’te Kadın Hisse Senedi Fonu’na ilişkin de bilgiler paylaşan Dadaylı, “Fondan elde edilen gelirin yüzde 50’si KOÇKAM’a aktarılarak bilimsel araştırmalar için kaynak oluşturuyor. Yatırım evreninde 198 şirket bulunuyor; fon yüzde 85 getirisiyle 2023’de hisse senedi yoğun fonlar arasında ilk 5’te yer alırken, toplam büyüklüğü 1 milyar TL’ye, yatırımcı sayısı 29 bine ulaştı” dedi.
Görünürlüğün büyük önem taşıdığı günümüzde bu tür etkinliklerde yer alacak kişilerin kimler hakkında konuşulduğunu belirlediğini söyleyen Nilay Örnek, “Bugün konuşmacı olarak yer alan kadınlar alanlarında çok başarılı oldukları, gelecek kuşakları değiştirmek istedikleri için buradalar. Aynı zamanda erkekler ve kadınların birlikte olmayı öğrenmesi; kadınlara ilişkin konuşmaların sadece kadınlar arasında kalmaması; birbirimizi anlamamız gerekiyor” dedi.
Kadın tarihinin daha çok erkekler tarafından üretildiğini, kadının gözüyle kadınları anlatan kitapların çok az olduğunu söyleyen Ebru Güzel, tarihte kadının bugün anlatıldığı gibi toprak ana ya da doğayla özdeşleştirilmediğini; yazıyı bulan, ilk çömleği üreten, dansı keşfeden, ilk taşı yontanın kadınlar olduğunu; kadının uygarlaştırıcı rolü bulunduğunu söyledi. Günümüzde yeni medyada kadınların yansıtılma şekillerine de değinen Güzel, “Yeni medya söz konusu olduğunda olmakla görünmek arasında bir bunalım yaşıyoruz. Herkes bir aynaya bakarak ve olmak istediği şeyle orada var olmaya çalışıyor. Sistem özellikle kadınları tarihteki gibi yetenek ve donanımıyla değil bütün referans kaynağını bedeninden alarak var olmaya teşvik ediyor” açıklamasında bulundu.
Konuşmamız Gerek Derneği ile kadınlar ve kız çocuklarının yaşamında çok önemli yeri olan ancak toplumun genellikle konuşmaktan kaçındığı regl konusunu normalleştirmek istediklerini belirten İlayda Taşçıoğlu, yürüttükleri bilgilendirici çalışmalarla deprem bölgesine, köy okullarına, hapishanelere, mevsimlik işçilere gittiklerini aktardı. Eskitaşçıoğlu, “Eğitimlerde kız çocuklarının bu konuyu günahla, ayıpla, küfürle özdeşleştirdiğini görüyoruz. Eğitimler kadınların kendi bedenleriyle barışmaları, bir duygudaşlık kurmalarını sağlıyor; oğlan çocuklarının ise bu temel ihtiyaçları tamamen görmezden gelmesini engelliyor” dedi.
Çağla Büyükakçay, sporcu olarak kız çocuklarına, bu işten para kazanabileceklerini, ülkemizin reklam yüzü olabileceklerini, başka kız çocukları ve kadınlara ilham verebileceklerini göstermek istediğini belirterek, “Hem kendi sporumu tanıtma hem de başaramayacağımız bir şey olmadığını gösterme umuduyla yoluma devam ettim. Çocuklar belirli bir yaşa geldiğinde eğitim ve spor arasında kalabiliyor. Bu dönemde en büyük destekçilerimden biri annem oldu, arkamda durdu ve tenise devam edebilirsin dedi. Ben de kız çocuklarını daha fazla spora yönlendirmek için elimden geleni yapmaya her zaman devam edeceğim” diye konuştu.
Barış Karakullukçu, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde kadınların bugün sahip olduğu hakları ne kadar zor kazandığının hatırlanmasının önemli olduğunu belirterek, ilham verici kadın hikayelerinin paylaşıldığı; genç kadınların ileride zorlandıkları dönemlerde feyz alabilecekleri yolculuklarla tanıştığı bir gün olması dileğini paylaştı. Girişimcilik dünyasında kadınların yerine de değinen Karakullukçu, “Türkiye’de kadın girişimci oranının yüzde14-15 olduğu bir durumda daha fazla girişimci kadınla hem ekonomimizin gelişeceğini hem de sosyal fayda oluşacağına inanıyoruz. Bu yüzden kadınların seslerini yükseltmenin, deneyimlerini paylaşmanın önemli olduğunu düşünüyoruz” dedi.
Juphy’nin ikinci girişimcilik tecrübesi olduğunu, ilk girişimi esnasında dahil olduğu Workup programındayken şu andaki ortaklarıyla tanıştığını belirten Alara Eren İplikçioğlu, “3,5 yılda 98 ülkede 2 binden fazla şirkete satış yaptık; 3 yatırım turu kapattık; 15 yatırımcıdan 1,5 milyon dolar yatırım aldık. Erken yaşta güzel başarılara imza attık. Bunu kariyerimde bir başlangıç olarak görüyorum. Benim için ‘çocuk da yaparım kariyer de’ çok önemli bir hayal. Sonsuza kadar çalışmaya, üretmeye devam etmek; kendi güzel ailemi de kurmak, anne olduğum noktada kariyerimi de en iyi şekilde yönetmek istiyorum. Kadının anne olduğunda kariyerinin geride kalacağı algısını yıkacak daha çok örneğe ihtiyaç var” diye konuştu.
Silikon ürünler, sporcu ekipmanları gibi endüstriyel üretim yapan bir firmanın kurucusu olduğunu belirten Ferda Yazıcıol, erkeklerin ağırlıkta olduğu bir sektörde faaliyet gösterdiğini söyledi. Yazıcıol, “Sektörümüzde ayrımcılık olabiliyor. Niye bu işi seçtin, ne güzel bankada çalışıyormuşsun gibi yorumlar yapılabiliyor. Ancak bir şey üretmek, başarmak, böyle bir sektörde kadın olarak var olabilmek çok anlamlı ve özel. Üretim sektöründe kadın çalışan da olmayacağı gibi bir önyargı var. Bu yüzden kadın istihdamına önem veriyorum” dedi.
Artık deprem bölgesinde olduğunu söylemek istemediğini, bir anka kuşu olmak, kadınlara çare olmak istediğini söyleyen Tülay Genç, “İş Bankası’nın da desteğiyle çok sağlam temeller attım. Nisan ayında hem ipek böceklerini hem de Defne kadınlarını uyandıracağım. 1 Nisan’dan sonra yapacaklarım başlayacak. Oluşturduğumuz çadıra kadınlar gelsin, sevgi dolu çadırımızda çocuklarına istedikleri renkte nevresim diksin, acılarını paylaşsın ve ben de bu kadınların acılarının dindiğini, bir daha sosyalleştiklerini bileyim istiyorum. Kadını iyileştirirseniz bütün ili iyileştirmiş olursunuz” dedi.
Cinsiyet eşitsizliğinin kaldırılması küresel büyüme oranını iki katına çıkarabilir
Dünya Bankası’nın, 190 ekonomide toplumsal cinsiyet eşitliğinde sağlanan ilerlemenin değerlendirildiği “Kadınlar, İş Dünyası ve Hukuk 2024” raporunda, istihdam ve girişimcilikte cinsiyet eşitsizliğinin giderilmesinin küresel gayri safi yurtiçi hasılayı yüzde 20’den fazla artırabileceği öngörülüyor. Aynı raporda, gelecek 10 yılda cinsiyet eşitsizliğinin ortadan kaldırılmasının mevcut küresel büyüme oranının iki katına çıkmasını sağlayacağı tahmin ediliyor. Bu oranlar, veriler bile başlı başına kadınların ekonomik hayata katılmalarının, kurumların kadınlar konusundaki yaklaşımının, desteğinin ne kadar önemli olduğunu ortaya koyuyor.
İş Bankası’nın son yıllarda kadınlara yönelik çalışmaları şöyle açıklandı:
Mart 2023’de “Kadının Güçlenmesi Bildirgesi”ni yayımlayan Banka, bildirge ile kadın işletmecilere 2028 yılına kadar 100 milyar TL tutarında finansman sağlama ve 15 bin kadın girişimciye finansal okuryazarlık konusunda eğitim sağlamayı hedefliyor. Bu çerçevede 2023 yılında kadın girişimcilere kullandırılan toplam tutar 35 milyar TL oldu.
İş Portföy tarafından İş Bankası ve KOÇKAM iş birliğinde 8 Mart 2021 tarihinde kurulan İş Portföy İş’te Kadın Hisse Senedi Fonu, cinsiyet eşitliği temasına dayalı ilk fon olma özelliğini taşıyor.
Banka, fondan elde edilen gelirin yüzde 50’si Koç Üniversitesi’ne bilimsel araştırma programı ve eğitim programlarında kullanılmak üzere bağışlanıyor.
1 Ocak 2024 itibarıyla IHK fonu yatırım evreninde 198 şirket bulunuyor.
Fon, kuruluşundan bugüne yaklaşık yüzde 850 getiri sağladı.
Fonun toplam büyüklüğü 1 milyar TL’ye ve yatırımcı sayısı 29 bine ulaştı.
Türk Girişim ve İş Dünyası Konfederasyonu yürütücülüğünde, İş Bankası iş birliği ve UN Women desteğiyle 2021 yılında “Girişimde Kadın Gücü” projesi hayata geçirildi. Pojeyle, Türkiye’nin farklı bölgelerinde sektör ve ölçek fark etmeksizin çalışan girişimci kadınlara kapasitelerinin gelişmesi ve iletişim ağlarının güçlenmesi için yüz yüze ve çevrim içi eğitim desteği veriliyor. 2023 yılsonu itibarıyla 5 bin 43 kadına eğitim verildi.
Banka bünyesinde ‘cinsiyetsiz sözlük’ uygulaması hayata geçirildi. Uygulamayla, eril dil kullanımının en aza indirilmesi, ayrımcılık ifade eden sözcük kullanılmasının önüne geçilmesi ve farkındalık oluşturulması hedefleniyor.
Banka, kuruluşundan beri benimsediği eşitlikçi yaklaşımı 2020 yılında BM Kadının Güçlenmesi Prensiplerinin (WEPs) imzacısı olarak pekiştirdi.
Banka, 2022 yılında şirketlerin her seviyesinde toplumsal cinsiyet eşitliği dengesini iyileştirmeyi amaçlayan ve yönetim kurullarında kadın temsiliyetini artırmak ve bunu sürdürmek misyonuyla çalışmalarını yürüten uluslararası bir inisiyatif olan yüzde 30 Kulübü’ne üye oldu.
Yine 2022 yılında Banka, toplumsal cinsiyet eşitliği alanındaki çalışmalarıyla Bloomberg Cinsiyet Eşitliği endeksine dahil oldu.
2021 yılında Yönetim Kurulu kararıyla Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Politikası oluşturuldu.
2022 yılında bu alandaki Yönetim Kurulu onaylı politikalara bir yenisini eklenerek Yönetim Kurulu Çeşitlilik Politikası yürürlüğe alındı. Söz konusu politikayla İş Bankası,2026 yılsonuna kadar Yönetim Kurulundaki kadın üye oranını yüzde 30’un üzerine çıkarmayı hedefliyor.
]]>İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı Ekrem İmamoğlu, açılış programında yaptığı konuşmada, Gaziosmanpaşa Yaşam Merkezi’nin ilçeye ve mahalleye çok yönlü faydalar sunacağını söyledi.
Bu projenin, aslında bir kütle projesi olduğuna değinen İmamoğlu, “Arkadaşlarım, buraya yeni bir mimari, yeni fonksiyonlarla donatılmış, çevreyi üzmeyen, çevreyi baskılamayan, çevreye güzellikler katan bir proje oluşturmanın çok değerli olduğunu söylediler. Mimarımızın kaleminden böylesi güzel, çevreye uyumlu ve fonksiyonları, bizim yönetim anlayışımıza uygun hale geldi.” ifadelerini kullandı.
Yaşam merkezinde modern bir pazar yeri olduğunu belirten İmamoğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Burada zemin otoparkının yanı sıra yarı olimpik muazzam bir yüzme havuzumuz var. Aynı zamanda çocuk yüzme havuzumuz da var. Fitness salonumuz var. Çocuk oyun alanları var. Çok şık bir kafeteryası var. Bir de olimpiyatlara şampiyon yetiştirsin diye, Gaziosmanpaşa’nın yetenekli çocukları olduğunu biliyorum, onlar için gerçekten uluslararası seviyede bir jimnastik salonumuz da var.
Aynı zamanda İstanbul’un en güzel kütüphanelerinden birini de açtık. Üst tarafta en modern, en kaliteli saha üniteleriyle iki basketbol, bir voleybol sahamız var, iki çok amaçlı salonumuz var. İstanbul’da özellikle kadınlara en önemli hizmetleri sunan Enstitü İstanbul İSMEK Eğitim Alanları Merkezi’miz de var. Bir de biliyorsunuz, bu konuda büyük atılım yaptık, yapmaya devam edeceğiz. İstanbul’un, iddia ediyorum açtığımız 100 kreşin içinde en güzel ilk 5 kreşin arasına girecek, 100’e yakın öğrenci kapasiteli bir kreşimizi de açmış bulunuyoruz.”
Atom Karınca gibi çalıştıklarını söyleyen İmamoğlu, “Bu ülkenin başına gelen bütün sıkıntılar particilikten, partizanlıktan, insanları ayırt etmekten olmuştur. Onun için kimseyi, ‘Git de şu partiye üye ol’ diye zorlamadık, zorlamayız. Tüm yurttaşlarımız buna tanıktır. Böyle şeyler yapmadık, yapmayız.” diye konuştu.
Konuşmaların ardından İmamoğlu ve beraberindekiler Yaşam Merkezi’nin açılış kurdelesini kesti.
Beşiktaş Jimnastik Kulübünü ziyaret
İmamoğlu, Beşiktaş Jimnastik Kulübüne (BJK) ziyarette bulundu. Beşiktaş’taki Tüpraş Stadyumu’na gelen İmamoğlu’nu, BJK Başkanı Hasan Arat karşıladı.
Görüşmenin ardından basın mensuplarına konuşan İmamoğlu, Beşiktaş’ın, Fenerbahçe ve Galatasaray ile birlikte İstanbul’un en güçlü üç markasından biri olduğunu söyledi.
İstanbul’un bütün değerleriyle her alanda işbirliği içerisinde dayanışmacı ve güçlü bir toplumsal ittifakı temsil ettiklerini ifade eden İmamoğlu, “İstanbul’umuzu bütün değerleriyle büyütecek yeni bir 5 yıla adım atmak, bizim için en büyük hedef.” dedi.
Arat ise İmamoğlu’nun ziyaretinin önemli olduğunu söyleyerek “Türkiye için bir demokrasi yarışı var. Bu yarışta siz, rakiplerinizle birlikte yarışıyorsunuz. Centilmence, güzel bir yarış temenni ediyoruz. Beşiktaş camiası olarak, tüm adaylara güzel çalışmalar diliyoruz.” diye konuştu.
Arat, ziyarette İmamoğlu’na adının yazılı olduğu 34 numaralı BJK 100. yıl özel formasını hediye etti.
Eyüpsultan’da Kadınlar Günü Etkinliği
İmamoğlu, daha sonra Eyüpsultan’daki Artİstanbul Feshane’de düzenlenen “Kadınlar Günü Etkinliği”ne katıldı.
İmamoğlu, burada yaptığı konuşmada, kadının iş hayatındaki yerini güçlendirmenin, kendileri için büyük bir sorumluluk olduğuna dikkati çekti.
Fırsat eşitliğini sağlama gayreti içinde olduklarını dile getiren İmamoğlu, şunları kaydetti:
“Bu anlamda meslek kollarını kadınlara açarak İBB’de, ülkenin diğer kurum ve kuruluşlarına da örnek olma gayreti içerisinde olduk. Şöyle ifade edeyim. İşte otobüs şoförü kadın olur mu? Olur. Bal gibi oluyor işte. İstedik, oldu ve çalışıyorlar ve başarılılar.”
Üsküdar halk buluşması
İmamoğlu, Üsküdar’da halk buluşması programına katıldı. Mimar Sinan Meydanı’ndaki buluşmada katılımcılara otobüsten seslenen İmamoğlu, 31 Mart Mahalli İdareler Genel Seçimleri’nde destek istedi.
]]>Haliliye Belediyesi, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü nedeniyle El Emeği Sergisi düzenledi. Eyyüp Cenap Gülpınar Spor ve Yaşam Merkezinde düzenlenen programa, Haliliye Kaymakamı Serap Özmen Çetin, Belediye Başkanı Mehmet Canpolat ve eşi Fethiye Canpolat ile yüzlerce kadın katıldı. Programın açılış konuşmalarını yapan Canpolat, hizmete sundukları eser ve projeler ile Haliliye Belediyesi’nin, her zaman kadınların yanında olduğunu ifade etti.
Canpolat, açıklamasında, “8 Mart günü bizim buluşmayla ilgili günümüz ama bize, Haliliye Belediyemize her gün 8 Mart, her gün Kadınlar Günü çünkü biz size gönlümüzü açmışız. Biz size tesislerimizi, hizmetlerimizi açmışız. Biz sizinle her gün biriz, her gün beraberiz. Dünyanın omurgası; insanlık, şefkat, merhamet üzerine siz kıymetli kadınların omuzlarındadır. Peygamber Efendimizin de ifade ettiği gibi ‘Cennet annelerin ayakları altındadır.’ Biz sizlerden razıyız, Allah’ta sizlerden razı olsun. Öncelikle şunu ifade etmek isterim, Haliliye Belediyesi olarak kadın destek merkezlerimizde, kurs merkezlerimizde, spor salonlarımızda ve buna benzer birçok tesisimizle sizlerin arasında olduk. Haliliye Belediyesi deyince aklımıza ne geliyor, doğumdan ölüme kadar biz vatandaşlarımızın her türlü iyi gününde, kötü gününde yanlarında olduk ve yanlarında olmaya devam edeceğiz. Bizi biz yapan değer de budur. Biz birlik ve beraberlik içerisinde sizlerle hemhal olarak, inşallah yine 31 Mart’ta da, sizde inşallah sandıklarda bunun hakkını vererekten kaldığımız yerden durmak yok yola devam diyor muyuz? Sizin Allah’ınıza kurban, Haliliye’ye can kurban diyorum. Teşekkür ediyorum” şeklinde konuştu.
Haliliye Kaymakamı Serap Özmen Çetin ise, “İyi ki varsınız, kadınların olduğu her yer gerçekten güzelliklerle doluyor. Kadınlar her yere güzelliklerini, zarafetlerini getiriyorlar. Ben bugün burada bulunan kadınlarımızın 8 Mart Dünya Kadınlar Gününü kutluyorum. Kadın deyince güzellikler akla geliyor. Kadın demek, evinin neşesi, rengi, gücü, merhamet, şefkat, vicdan, fedakarlık, zarafet demektir. Dolayısıyla kadınlarımızla ilgili olarak akla gelen tüm değerler saymakla bitmez. Ben tekraren burada bulunan tüm kadınlarımın Kadınlar Gününü kutluyorum. Bu vesile ile bizleri bir araya getiren çok kıymetli Haliliye Belediye Başkanımız Mehmet Canpolat’a ve kıymetli eşi Fethiye Hanımefendiye çok teşekkür ediyorum. Hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum” diye konuştu.
Konuşmaların ardından, Süleymaniye Milletevinde devam eden Kırmızı Kurdele Projesi çerçevesinde okuma yazma kursunu başarıyla tamamlayan kadın kursiyerlere, sertifikaları takdim edildi. Sertifikaları takdim eden Canpolat, okuma yazma öğrenen kadınları tebrik etti.
Başkan Mehmet Canpolat ve beraberindekiler, daha sonra ise Milletevlerindeki kadınların ürettiği El Emeği Sergisini ziyaret etti.
Kadın personeller kahvaltı programında buluştu
Haliliye Belediyesi tarafından düzenlenen kahvaltı programı ile kadın personeller 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla bir araya geldi.
Canpolat’ın vizyon projelerinden biri olan ve şehrin gözdesi haline gelen Göbeklitepe Gastronomi Merkezinde düzenlenen programa, Canpolat’ın eşi Fethiye Canpolat ve kadın personeller katıldı. Burada yaptığı konuşma ile kadınlara verdikleri değerden bahseden Fethiye Canpolat, tüm kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Gününü kutladı.
Program, kadınlara karanfil hediye edilmesi ve hatıra fotoğrafı çekilmesinin ardından sona erdi. – ŞANLIURFA
]]>Manisa Büyükşehir Belediyesi, “Kadın Kooperatiflerimize ve Mahallelerimize Makine ve Ekipman Desteği” projesiyle çiftçilere ve kadın kooperatiflerine dev bir destek daha sağladı. Cumhuriyet Meydanı’nda düzenlenen törenle kadın kooperatiflerine ve çiftçilerin kullanımına sunulmak üzere mahalle muhtarlıklarına makine ve ekipmanları teslim edildi. Törene Manisa Valisi Enver Ünlü, MHP Grup Başkanvekili ve Manisa Milletvekili Erkan Akçay, Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Cengiz Ergün, İl Emniyet Müdürü Fahri Aktaş, Manisa Celal Bayar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Rana Kibar, MHP İl Başkanı Cüneyt Tosuner, Şehzadeler Kaymakamı Fatih Genel, Manisa Tarım İl Müdürü Metin Öztürk, Ticaret Borsası Başkanı Sadık Özkasap, Manisa Büyükşehir Belediyesi’nin daire başkanları, kadın kooperatiflerinin temsilcileri, mahalle muhtarları ve vatandaşlar katıldı.
Büyükşehir Belediyesi’ne teşekkür etti
Saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşının okunmasının ardından Manisa İl Tarım Müdürü Metin Öztürk bir konuşma yaparak üreticiye yapılan destekler için Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Cengiz Ergün ve ekibine teşekkür ederek, 2024 yılı içinde de verilen desteğinde bütçe bazında artarak devam etmesi talebinde bulundu.
Dünya Kadınlar Günü’nü kutladı
Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Cengiz Ergün, törende yaptığı konuşmasında kadınlar gününü kutlayarak başladı. Başkan Ergün, “Bugün, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü. Tabi ki, 1 gün değil, her gün kadınların günü. Öncelikle tüm kadınların, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutluyorum.” dedi.
“Destekte bulunacağız”
Kadın Kooperatiflerine desteklerinin devam edeceğini belirten Başkan Ergün, “Kadın kooperatifleri, dernekleri ve sivil toplum örgütleriyle daima omuz omuza çalıştık. Bugün de Manisa’mızda hizmet veren 19 kadın kooperatifine üretim kapasitelerini arttırmak, iş gücünü hafifletmek ve girdi maliyetlerini azaltmak amacıyla makine ve ekipman desteği sağlayacağız. Daha önce de, projesi Büyükşehir Belediyemiz tarafından hazırlanan ve Zafer Kalkınma Ajansı SOGEP kapsamında başarılı bulunan ‘Kadınlar Üretiyor Ekonomi Canlanıyor’ Projesi’yle de kadın kooperatiflerinin üretim merkezlerinin ihtiyaçlarının giderilmesi ve üretilen ürünlerin alternatif satış kanalları üzerinden piyasaya sunulması hedefiyle 6 adet kadın kooperatiflerine önemli bir destek sağlamıştık” dedi.
Çiftçilere de destekte bulunuldu
Başkan Ergün, kırsal kalkınmanın sağlanması üretimin artması ve ekonomik anlamda üreticilerin canlanması amacıyla desteklere devam ettiklerini belirterek, “Bugün, çiftçilerimizin ihtiyacı olan ancak satın almaları durumunda ekonomik anlamda yük olacak makinelerin 4’üncü parti teslimi için bir aradayız. 2022 yılında 2,5 milyon liralık desteğimizle 17 adet makine ve ekipmanla başlayan desteğimiz; 2023 yılı Ağustos ayında, 3 milyon liralık destekle 58 adet ve Ekim ayında da yaklaşık 2 milyon liralık 69 adet makinenin teslimini yapmıştık. 2022-2023 döneminde 7 milyon lira gibi bir yatırımla toplamda 144 adet tarım makinesini üreticimizin makine parkına kazandırmış olduk. Muhtarlarımızdan ve çiftçilerimizden gelen yoğun talepleri aldık başımızın üstüne dedik. Bu doğrultuda toplamda 173 adet daha makinenin alımını gerçekleştirdik. Bu makinelerin 165’ini mahalle muhtarlıklarımıza; geri kalan 8’ini de Gördes, Köprübaşı, Kula Ziraat Odaları ile Saruhanlı Muhtarlık İşleri Şube Müdürlüğümüze teslim edeceğiz. 4. Etap makine desteğimizin toplam maliyeti 7 milyon TL’dir. Manisa’mız sınırları içinde bulunan 19 adet kadın kooperatifimize de talepler doğrultusunda 35 farklı cins makine ve ekipman modeli ile toplamda 73 adet makine ve ekipman desteği sağlayacağız. Yapacak olduğumuz bu makine ve ekipman desteğinin toplam maliyeti de 3 milyon TL’dir. Yani sadece bugün, toplamda 10 milyon liralık destek sağlamış oluyoruz” dedi.
“390 makine ve ekipman desteği sağlamış oluyoruz”
Tarımın yoğun olduğu Manisa’da üretim kapasitesinin arttırılması amacında olduklarını belirten Başkan Ergün, “Manisa ilimiz içerisinde tarım ve üretimin olduğu bölgelerde insan gücünden ziyade makine gücünün kullanılması, bu sayede üretim kapasitesinin arttırılması ve üretimde zaman kaybının önüne geçilmesi adına başlattığımız ‘Tarım Makineleri Parkı’ ve ‘Kadın Kooperatiflerine Makine ve Ekipman Desteğ’i’ projelerimizle mahalle muhtarlıklarımıza, İlçe Ziraat Odalarımıza ve kadın kooperatiflerimize 390 adet makine ve ekipman desteği sağlamış oluyoruz. Bugüne kadar toplamda makine ve ekipman desteklerimizin miktarı 17 milyon liraya ulaşmış oluyor. Rabbim, güzel günlerde kullanmayı nasip etsin, hayırlı uğurlu olsun inşallah. Kadınlara ve çiftçilerimize yönelik desteklerimizi hiçbir zaman esirgemedik, esirgemeyeceğiz” dedi.
Kadınlar adına teşekkürlerini iletti
Türk Kadınlar Konseyi Derneği Manisa Şube Kurucu Başkanı Mübeccel Kafkaslı, tören sonrasında yaptığı konuşmasında 19 kadın kooperatifine verilen desteklerden dolayı teşekkürlerini iletti.
Kadın kooperatiflerinin stantları gezildi
Yapılan konuşmaların ardından protokol üyeleri tarafından kadın kooperatifleri tarafından Cumhuriyet Meydanı’nda açılan stantlar gezilerek üretilen ürünler ve yapılan çalışmalar hakkında bilgi alındı. Kadınlara ekipman ve makineleri teslim edildi. Protokol üyeleri daha sonra meydanda yer alan makinelerin mahallelere ve ziraat odalarına teslimlerini gerçekleştirdi. Başkan Ergün, makine ve ekipmanların teslim edileceği mahalle muhtarlıklarını ve ilçe ziraat odaları temsilcileri ile tek tek tokalaşarak makine ve ekipmanlarını teslim etti, hatıra fotoğrafı çektirdi. Başkan Ergün, dağıtımı yapılan makine ve ekipmanların hayırlı uğurlu olmasını, bereketli kazançlar getirmesi temennisinde bulundu. – MANİSA
]]>Dağ, bir otelde düzenlediği toplantıda kadın ve aileyle ilgili projelerini paylaştı.
İzmir’deki kadınların hayatın her alanında işlerini kolaylaştıracak projeler hazırladıklarını belirten Dağ, bunları kadınlar için eğitim, istihdam ve sosyal çalışmalar, aile, çocuklar için eğitim ve sosyal çalışmalar, engelsiz yaşam çalışmaları, yaşlı ve emekliler için sosyal çalışmalar olmak üzere 5 ana başlıkta topladıklarını söyledi.
Dağ, pozitif ayrımcılık yapacakları kadın girişimcilere kentte oluşturacakları teknopark ve kuluçka merkezlerinde minimum yüzde 30 kullanım payı ve kontenjan ayıracaklarını aktararak, açacakları el emeği kooperatifleri ile kadınların el sanatları eğitimleri almasını sağlayacaklarını ifade etti.
Belediye ve bağlı kuruluşlarına personel alımında kadınlara pozitif ayrımcılık yaparak kadın kotası uygulayacaklarını belirten Dağ, “İzmir’imizde kadınların iş gücüne katılım oranı yüzde 40’ın altında. Hedefimiz 5 yılın sonunda bu oranı yüzde 40’ın üstüne çıkarmaktır. Amacımız, kadınların maddi özgürlüğünün sağlanması ve yetenekleriyle ülke ekonomisine daha güçlü bir katkı sunmasıdır.” diye konuştu.
Dağ, 2 yıl içinde 100 kreş açacaklarını, 0-7 yaş arası çocuğu olan kadınlara ulaşımı ücretsiz yapacaklarını belirterek, “Anne İzmirim Kart sayesinde kadınlarımız, kamu kurumlarımızın sosyal imkanları ve özel sektörün sunduğu hizmetlere, özel avantajlarla ulaşabilecek, evlatlarının eğitim ve seyahat takiplerini yapabilecek.” dedi.
Olimpiyat şampiyonu adayı çocuklar için “Çocuk Olimpiyat Köyü”, gelecek nesillerin tarıma olan ilgisini artırmak için “Çocuk Tarım Köyü” projelerini hayata geçireceklerini dile getiren Dağ, dezavantajlı emeklilere yılda bir kez Sosyal İzmirim Kartlarına 10 bin lira yükleme yapacaklarını, bu karta sahip emeklilerin hane başı tükettikleri doğal gazın 50 metreküplük kısmını ücretsiz olarak karşılayacaklarını kaydetti.
Dağ, İzmir’in hayallerindeki gibi yönetilmesi konusunda dertli olduğunu belirterek, şöyle konuştu:
“Bu derdin dermanı da 7 gün 24 saat çalışmak, kadınlarla birlikte başarmak için emek sarf etmektir. İşte o zaman güçlü bir belediyecilik ortaya çıkacaktır. Bunun için, biz kadınlarımızla birlikte çalışacağız ve kazanacağız. Sizlerin ortak olmadığı, fikirleriyle ve aklıyla destek vermediği bir vizyonun misyonunu tamamlaması düşünülemez. Bizler görev süremiz boyunca Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün de ifade ettiği gibi kadınları çalışmamıza ortak edeceğiz. İzmir’imizin eşsiz kadınları, hem kendi hayatlarını hem de şehrin çehresini kolaylaştırma sürecinde başrol oynayacaktır.”
Cumhur İttifakı Konak Belediye Başkan adayı Ceyda Bölünmez Çankırı da 1 Nisan’dan itibaren kadınları her alanda olduğu gibi belediye hizmetleri konusunda da desteklemeye devam edeceklerini söyledi.
Kendi işletmesini kurmak isteyenler ve küçük işletmelerin büyümesini teşvik etmek için gerekli destekleri vereceklerini kaydeden Çankırı, “1 Nisan itibarıyla girişimci kadınlara 10 bin ila 100 bin lira aralığında can suyu niteliğindeki hibeyi Konak Belediyesi olarak biz vereceğiz.” ifadelerini kullandı.
Programda “Eşsizmir Kadın ve Aile Çalıştayı”nın sonuç raporu çalıştay sözcüsü İlayda Çalışkan tarafından okundu.
Toplantıya AK Parti İzmir Milletvekili Şebnem Bursalı da katıldı.
]]>Türkiye’nin ilk kadın amirali Tuğamiral Gökçen Fırat ve Milli Savunma Üniversitesi (MSÜ) Deniz Harp Okulu mensubu kadın Harbiyeliler, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla Çanakkale’ye geldi. Tuğamiral Gökçen Fırat ve Harbiyeliler, Çanakkale Boğaz ve Garnizon Komutanı Tuğamiral Mustafa Biçen’i ziyaret etti. Boğaz ve Garnizon Komutanı Tuğamiral Biçen, Tuğamiral Fırat ve MSÜ Deniz Harp Okulu mensubu kadın Harbiyelilerin 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutlayarak, karanfil verdi.
Ziyaretin ardından Tuğamiral Gökçen Fırat ve Harbiyeliler, 2011’de Gölcük’te aslına uygun inşa edilen ‘TCG Nusret’ mayın gemisi ile 8 Mart Dünya Kadınlar Günü anısına seyir faaliyeti gerçekleştirdi. Seyir sırasında Kilitbahir köyü dağında bulunan ‘Dur Yolcu’ yazısı açıklarına gelindiğinde Tuğamiral Fırat ve Harbiyeliler, Çanakkale Savaşları’nın gidişatını döktüğü 26 mayınla değiştiren Nusret Mayın Gemisi anısına denize çelenk bıraktı. Seyir faaliyetinin ardından MSÜ Deniz Harp Okulu mensubu kadın öğrencilere Tuğamiral Gökçen Fırat tecrübelerini aktardı.
Çanakkale Deniz Savaşları sırasında Nusret Mayın Gemisi’nin döktüğü 26 mayının sadece taktik anlamda bir başarı olmadığını söyleyen Fırat, “Bundan tam 109 yıl önce Nusret Mayın Gemisi’nin Çanakkale Deniz Savaşları’nın en kritik zamanında döktüğü 26 mayın sadece taktik anlamda bir başarı değildi. Aynı zamanda stratejik ve operatif çok büyük etkileri oldu. Savaşın gidişatını değiştirdi, bir milletin kaderini değiştirdi. Kurtuluş Savaşı’na giden yolda Türk milletine ihtiyaç duyduğu güveni ve inancı getirdi. Çanakkale Deniz Savaşı, ‘Çanakkale Geçilmez’in denizdeki mührü oldu. Şimdi bu tarihi olayla aynı zamanda 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nün bir araya gelmesinin vesilesiyle bayan Harp Okulu öğrencilerimizle bir araya geldik. Bayan öğrencilerimiz Deniz Harp Okulu’ndaki eğitimlerinin ardından donanmamıza katılacaklar. Deniz Kuvvetlerimizin çok önemli bir unsuru olacaklar. Ancak Türk kadınının, Deniz Kuvvetlerimizin, donanmamızın geniş anlamda savunma güvenliğinin önemli bir parçası olması aslında yeni bir şey değil. Türk milleti buna çok aşina. Kurtuluş Savaşı’nda kendi canı pahasına, çocukları pahasına kurtuluş mücadelesine destek veren, bizzat katılan tarihi kadın kahramanlarımızla dolu. Geçmişte olduğu gibi bugün ve gelecekte de Türk kadını ve Türk erkeği birlikte yan yana, omuz omuza ülkesinin başarısı için çalışmaya, üretmeye ve mücadele etmeye devam edecek. Bu sadece bizim tarihimize olan bir borcumuz, sorumluluğumuz değil aynı zamanda geleceğimizi ve çocuklarımıza bırakacağımız en önemli mirasımız olacaktır. Ben bu vesileyle tüm kadınlarımızın Kadınlar Günü kutlu olsun diyorum” dedi.
‘TCG Nusret’ gemisiyle seyrin ardından Türkiye’nin ilk kadın amirali, Tuğamiral Gökçen Fırat ve Milli Savunma Üniversitesi Deniz Harp Okulu mensubu kadın Harbiyelilerin, Çanakkale Deniz Müzesi önünde fotoğraf çektirmesiyle program sona erdi. – ÇANAKKALE
]]>Kahta ilçesindeki konteynerlerde kalan kadınları ziyaret ederek karanfil dağıtan Bakan Yardımcısı Ahmet Aydın, kadınlarla sohbet edip taleplerini dinledi.
Kadının barış, huzur ve gelecek olduğunu belirten Bakan Yardımcısı Ahmet Aydın, Yeni Türkiye Yüzyılını kadınlarla birlikte inşa edeceklerini söyledi.
Bakan Yardımcısı Aydın, “Bugün 8 Mart Dünya Kadınlar günü. Bu münasebetle özellikle Adıyaman ilimizin Kahta ilçesinde şu anda konteyner kentte meskun olan kadınlarımızı, ailelerimizi ziyaret etme imkanı bulduk. Bu vesileyle ben bir kez daha tüm kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar gününü kutluyorum. Tabii ki burada yaşayan kadınlar şu anda özellikle 6 Şubat depreminden sonra en çok mağdur olan kesimler kitleler. Çoluk çocuğuna ailesine bakmak zorunda olan hanımlar, kadınlar ve bu zor şartlar altında da sağ olsunlar ellerinden gelen bütün imkanları seferber ederek hem çocukların eğitim ve diğer sağlık gibi ihtiyaçların giderilmesi ailenin bir arada tutulması ve bu manada da geleceğe güvenle bakmak noktasında hep bizlere enerji verdiler kadınlar. Allah onlardan razı olsun. Günleri kutlu olsun. Tabii biz şunu ifade ediyoruz; aslında Türkiye Yüzyılının gerçek mimarları kadınlar olacak. Biz kadınlara inanıyoruz, güveniyoruz. Güçlü kadın her alanda her bulunduğu konumda siyasette sanatta iş dünyasında her bulunduğu ortamda, güçlü kadın güçlü toplum demek, güçlü toplum güçlü devlet demek ve bu arada aileyi de bir arada tutan en büyük unsurdur kadınlar. O açıdan kadınların her türlü ihtiyaçlarının giderilmesi, kadınların ailenin tüm taleplerine, beklentilerine cevap verebilmesi adına bizler ilk günden itibaren özellikle Sayın Cumhurbaşkanımızın emir, talimatları ve direktifleri doğrultusunda hep elimizden gelen tüm gayreti ortaya koymaya çalıştık. Bugün de en zor durumda olan depremi yaşamış, zor şartlar altında ailesinin başında duran, ailesini bir arada tutan ve geleceğe güvenle bakan geleceğe çocuklarını taşıyan, onların her türlü imkanını ihtiyacına karşılayan kadınlarla bir arada olmak istedik. Ben onları hem tabii 6 Şubat’tan dolayı büyük bir üzüntü yaşadık. Büyük bir afet yaşadık. Kayıplarımız için bir kez daha hepimize geçmiş olsun diyorum. Allah rahmet eylesin kayıplarımıza. Ama yine de hayata tutunmak kadın eliyle mümkün. Kadın elinin değdiği her iş başarıyla sonuçlanır. Kadının elinin değdiği her iş güzellikle neticelenir. Kadın barış demektir, kadın huzur demektir, kadın gelecek demektir ve inşallah bu geleceği de Türkiye Yüzyılında kadınlarla birlikte inşa edeceğiz. Ben tekrar tüm kadınların kadınlar günü tebrik ediyorum. Bu manada burada kaymakamlığımız, teşkilatlarımız her birimiz vekillerimiz buradayız. Her daim olduğu gibi bugün de yine onların yanında, onların ihtiyacını karşılamak üzere yanlarındayız buradayız. Ben tekrar günlerini tebrik ediyorum, kutluyorum. İnşallah hep birlikte yeni vizyonla yeni hedefle çocuklarımızı da ailelerimizi de geleceğe taşıyarak Türkiye yüzyılını oluşturacağız” dedi.
Bakan yardımcısına AK Parti Adıyaman Milletvekili Hüseyin Özhan, Kahta Kaymakamı Selami Korkutata, AK Parti Adıyaman İl Başkanı Emrah Erkan Bulucu, AK Parti Kahta İlçe Başkanı Osman Çetinkaya, AK Parti Kahta Belediye Başkan Adayı Mehmet Can Hallaç ve partililer eşlik etti. – ADIYAMAN
]]>Cumhurbaşkanı Erdoğan, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığınca Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlenen “Türkiye ile Güçlenen, Türkiye’ye Güç Veren Kadınlar Programı”nda yaptığı konuşmada, inançları gereği cennetin anaların ayakları altına serildiğini belirtti.
Millet olarak tarihlerinin kadınların başarıları ve fedakarlıklarıyla örüldüğünü söyleyen Erdoğan, “Nene Hatun’dan Nezahat Onbaşı’ya, Şerife Bacı’dan Kara Fatma’ya kadar nice kadın kahramanlarımızın mücadelesini biz nasıl unutabiliriz? Bölücü terör örgütü tarafından şehit edilen Aybüke Yalçın öğretmenin ve daha nice kahramanımızın fedakarlıklarını nasıl yok sayabiliriz? 15 Temmuz gecesi ellerinde bayraklarla tanklara ve darbeci hainlere meydan okuyan kadınların cesaretlerini biz nasıl görmezden geliriz? Son 21 yılda yazılan başarı destanından kadınların emeğini, alın terini, katkısını, çabasını nasıl inkar edebiliriz?” diye konuştu.
Erdoğan, şayet ekonomiden eğitime, güvenlikten tarıma, demokrasiden hak ve özgürlüklere varıncaya kadar her alanda ortada göz kamaştıran bir başarı varsa burada en az erkekler kadar kadınların da katkısı ve emeğinin olduğunu vurguladı.
Önlerine çıkartılan engellerden, hayatlarına kast etmeye varan saldırıların üstesinden hep kadınların desteğiyle geldiklerini belirten Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti:
“Yürek yüreğe, omuz omuza verdik. Türkiye’yi tarihinin en aydınlık, en özgürlükçü her açıdan en güçlü günlerine birlikte kavuşturduk. Her kim, kadın hakları konusunda eski Türkiye’den övgüyle bahsediyorsa biliniz ki sizlerin mücadelesine kara çalıyor demektir. Çünkü hiçbir şey kolay olmadı, kolay elde edilmedi. 28 Şubat’ın karanlığından çıkmak öyle zahmetsiz, çilesiz olmadı. Sizler bugünkü haklarınızı üniversite kapılarında gözyaşı dökerek, sırf kıyafetinizden dolayı işinizden ayrılmak zorunda kalarak baskıya uğrasanız bile hukuk ve demokrasi içinde hareket ederek, gerektiğinde 15 Temmuz gecesi olduğu gibi darbecilere cesaretle meydan okuyarak yani hep mücadele ile elde ettiniz. Ne olursa olsun, yılmadınız. Geri adım atmadınız. Böylece siyasetten akademiye, bürokrasiden iş dünyasına, spordan sanata farklı alanlarda özgürce var oldunuz, başarıdan başarıya koştunuz. Biz de sizlerin bu asil ve zorlu mücadelenize sahip çıktık. Elimizdeki tüm imkanlarla sizlere destek olduk.”
“Karar alma mekanizmalarında kadın temsil oranı 4-5 kat arttı”
Kadının statüsünün güçlendirilmesi, kadınların önündeki engellerin kaldırılması, kadınlara iş, eğitim, temsil ve diğer alanlarda destek verilmesi hususlarında neler yapıldığını en iyi kadınların bildiğine dikkati çeken Erdoğan, “Başörtüsüne özgürlük başta olmak üzere kadınlar lehine pozitif ayrımcılık yapılmasını anayasa kuralı haline getirdik. ŞÖNİM, kadın konuk evi, KADES, elektronik kelepçe gibi uygulamaları hayata geçirdik. Aile içi şiddeti şikayete tabii olmaktan çıkardık. Daha pek çok alanda tarihi nitelikte adımlar attık. Bu çabalarımız neticesinde de en az bir eğitim düzeyini tamamlama oranı kadınlarda yüzde 70’lerden yüzde 90’lar seviyesine ulaştı.” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Karar alma mekanizmalarında kadın temsil oranı 4-5 kat arttı. İstihdamdaki kadın sayısı 6 milyondan 10,5 milyona çıktı. Covid-19 salgını döneminde eşim Emine Erdoğan’ın liderliğinde başlatılan destek paketiyle, kadın girişimcilerimizin yanında olduğumuzu gösterdik. Bu kapsamda Halk Bankamız aracılığıyla son 3 yılda 220 bin kadın girişimcimize 60 milyar lira finansal destekte bulunduk. Daha bunun gibi burada saymaya kalksak nice reformu, hayal dahi edilemeyen atılımları son 21 yılda sizlerle beraber hayata geçirdik”
Bu süreçlerde bir sürü asılsız ithamla, iftira ile saldırıyla da karşılaştıklarını vurgulayan Erdoğan, attıkları her adımın itibarsızlaştırılmaya çalışıldığını söyledi.
“Bizi itham edenlerin ellerine güç geçtiğinde kadınlara nasıl hakaret ettiklerini gördük”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kadınlar arasındaki ayrımcılığa son veren reformlarımız bile hedef alındı. Bizi itham edenlerin aslında kendilerinin yasakçı ve baskıcı olduğunu, geride bıraktığımız 21 yıllık dönemde defalarca tecrübe ettik. Kadınlar konusunda aleyhimizde yürütülen onca propagandaya rağmen siyasi hayatımızın hiçbir safhasında kimsenin hayat tarzına karışmadık.” diye konuştu.
Hem belediye başkanlığı hem de 21 yıllık iktidarlıkları döneminde bu tavırlarının aksine tek bir örnek gösterilemeyeceğini dile getiren Erdoğan, “Bugün de aynı çevrelerin raf ömrü dolmuş söylemlerle kadınları tekrar korkutmaya çalıştığını üzülerek müşahede ediyoruz. Nefes alamayacaksınız, şu gelecek, bu olacak diyerek tamamı yalan, tamamı hezeyan ürünü ifadelerle güya kadınları kendilerine oy vermeye ikna edebileceklerini sanıyorlar. Aynı korku siyasetine 14-28 Mayıs seçimleri öncesinde de başvurmuşlar ama milletin ve kadınların feraseti karşısında hezimete uğramışlardır. Biz kadınların haklarını kısıtlayıcı hiçbir adım atmadık ama bizi itham edenlerin ellerine güç geçtiğinde kadınlara nasıl hakaret ettiklerini, fiziki saldırıda bulunduklarını hep birlikte gördük, görüyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, kadınların 31 Mart’ta bir kez daha korku siyasetini ellerinin tersiyle iteceklerine yürekten inandığını ifade ederek, 31 Mart’ta İstanbul başta olmak üzere tüm şehirlerde kadınlardan yine güçlü destek beklediklerini söyledi.
Erdoğan, ödüle layık görülen kadınları kutlayarak, Türkiye’ye güç veren kadınlara teşekkürlerini iletti.
Oya işlemeli yazma hediye edildi
Programda, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş ve Cumhur İttifakı İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkan adayı Murat Kurum birer konuşma yaptı.
Törende, “Türkiye’ye Güç Veren Kadınlar” başlıklı bir gösteri sahnelendi. Gösteri sonunda bir kız çocuğu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a elindeki minyatürü hediye etti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşmasını tamamlamasının ardından, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Göktaş, Erdoğan’a Türkiye’deki kadınları temsilen ve 81 ilden kadınlar tarafından işlenen oya işlemeli yazmayı hediye olarak takdim etti.
Erdoğan, 12 kadına ödül takdim etti
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin ilk kadın generali olan Tuğgeneral Özlem Yılmaz, Kahramanmaraş depreminde eşi ile iki çocuğunu kaybeden ve iki erkek kardeşe korucuyu aile olan Aliye Üzüm, “From Your Eyes” isimli yapay zeka uygulamasını geliştiren görme engelli Zülal Tannur, Türkiye’nin uzay misyonu doğrultusunda çalışmalar yürüten Prof. Dr. Didem Balkanlı, FETÖ’nün 15 Temmuz Darbe Girişimi’nde Ankara’da şehit olan ikiz polisler Ahmet ve Mehmet Oruç’un annesi Senem Oruç ile Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının koruma altında yetişen ve Nice Sophia Antipholis Üniversitesi Nice Konservatuarında sınıf atlayarak lisans flüt-profesyonel müzik yorumlaması dalından 3 yılda mezun olan Merve Başoğlu’na ödül verdi.
Erdoğan, daha sonra Ankara’da 2022’de Kurban Bayramı’nda esnaf babasına yardım ederken kolunu kıyma çekme makinesine kaptıran ve sağ eli bileğinden ampute edilen Rabia Birsen Göğercin, 6 Şubat 2023’te meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremlerde Gaziantep’te hastanedeki hasta bebekleri kurtaran hemşire Şeyma Alakuş, Gazze’den gelen, Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) Başkanlığı Program Koordinatörlüğü görevi yürüten Nihad Abunasser ve 9 yaşında geçirdiği trafik kazası sonrasında omurilik felci olan paralimpik atlet Hamide Doğangün’e ödüllerini takdim etti.
Törende ayrıca, “Vefa Ödülleri” kapsamında merhum yazar ve mütefekkir Alev Alatlı için Funda Firuz Aktan’a, 60 yılı aşkın süre boyunca Kasımpaşa Çocuk Evleri Sitesi’nde gönüllü görev yapan Oya Kayacık için ise Belkıs Kayacık Metin’e ödülleri Erdoğan tarafından verildi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, ödül takdimi sırasında paralimpik atlet Hamide Doğangün’ün oğluna harçlık verdi.
Törende, Cumhurbaşkanı Erdoğan, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Göktaş, ödüle layık görülen 12 kadın ve protokol üyeleri aile fotoğrafı çektirdi.
Programa, Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya, İstanbul Valisi Davut Gül, eski başbakanlardan Tansu Çiller ve kadınlar katıldı.
(Bitti)
]]>Göktaş, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığınca Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlenen, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da katıldığı “Türkiye ile Güçlenen, Türkiye’ye Güç Veren Kadınlar Programı”nda yaptığı konuşmada, kadınların, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutladı.
Programda açıklanan Kadının Güçlenmesi Strateji Belgesi ve Eylem Planı’nın ülke ve millet için hayırlı olmasını dileyen Göktaş, Anadolu’nun, cesur ve arif, devletinin bekasını kendisinden, evladından aziz bilen, cesaretiyle, fedakarlığıyla kadim medeniyeti ilmek ilmek oya gibi işleyen kadınların yurdu ve toprağı olduğunu söyledi.
Göktaş, kadın olmayı “farklı kültürleri, sesleri ve renkleri birleştirerek bir olmak, beraber olmak, bilgisi, emeği, alın teriyle ülkenin güzel yarınlarına umut olmak, her türlü eşitsizlik karşısında adalet ve hakikat yolunda öncü olmak” şeklinde tanımlayarak, şöyle devam etti:
“Bu toprakların kadını olmak fedakarca vatanını savunmak, değerlerini korumaktır. Nene Hatun, Onbaşı Nezahat, Aybüke öğretmen olmaktır. Safiye Ali, Alev Alatlı olmaktır. Bugün bu salonda, sporcudan sanatçıya, sağlıkçıdan generale, iş kadınından ev hanımına kadar ülkemizin her rengini yansıtan kadınlar var. Bizim için her kadın kıymetli, her kadın değerli. Biz her biriyle gurur duyuyoruz.”
“Türkiye Yüzyılı kadınların yüzyılı olacak”
Bakan Göktaş, hikayeleriyle herkese örnek ve öncü olan bu kadınların, yola çıkmakta tereddüt eden birçok kadına ilham ve cesaret verdiğini kaydederek, “El birliğiyle Türkiye’nin her alanda büyümesini, gelişmesini, kalkınmasını sağlayacağız. Gönül birliğiyle evlatlarımıza güzel yarınlar bırakacağız. Bunu bizler yapacağız, el ele yapacağız, hep birlikte yapacağız. Bu ülkenin kadınları yapacak. Türkiye Yüzyılı, kadınların yüzyılı olacak.” şeklinde konuştu.
Güçlü kadın, güçlü aile, güçlü Türkiye anlayışıyla, büyük Türkiye hedeflerine doğru emin adımlarla yürüdüklerini dile getiren Göktaş, “Bugün zatıalinizin (Cumhurbaşkanı Erdoğan) liderliğinde, devrim niteliğinde sosyal politikaları ve uygulamaları hayata geçirmiş bir Türkiye var. Bugün, hayatın her alanında eşit fırsatlara ve eşit imkanlara sahip olan kadınlarıyla güçlü bir Türkiye var. Kadınlar, siyasi, sosyal ve hukuki haklarda önemli kazanımlar elde etmiştir.” ifadelerini kullandı.
Göktaş, kadının katılımını hayatın her alanında güçlendirdiklerini belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Tüm bu kazanımları eşit bir şekilde istisnasız tüm kadınlar için ulaşılabilir kılmak sizin eserinizdir. Nobel Ödülü alan kadının da Belçika’da değerlerini savunduğu için partisinden ihraç edilen milletvekilinin de yanında siz oldunuz. Uluslararası müsabakalarda ay yıldızımızı temsil eden sporcu kızlarımıza da şehit annelerine de Diyarbakır annelerine de siz destek oldunuz. Bugün bu ülkenin başörtülü bir doktoru, bir hakimi, bir profesörü, bir pilotu, bir milletvekili, bir bakanı varsa bu sizin sayenizdedir. Sizin öncülüğünüzde ‘Daha adil bir dünya mümkün.’ diyerek Gazze başta olmak üzere mazlum coğrafyalarda yaşayan kadınların yanında olduk, olmaya devam ediyoruz. 8 Mart’ın, Filistin başta olmak üzere dünyanın pek çok ülkesinde insanüstü bir güçle mücadele eden kadınların sesi ve sözü olmasını diliyorum.”
“Teknoloji alanında faaliyet gösteren kadın girişimcilere destek olacağız”
Türkiye’nin geleceğini inşa eden, kadınların haklarını koruyan ve refahını artıran bir anlayışla çalışmaları sürdürdüklerini vurgulayan Göktaş, 2024-2028 dönemini kapsayan Kadının Güçlenmesi Strateji Belgesi ve Eylem Planı ile kadınların gücüne güç katmaya devam edeceklerini söyledi.
Göktaş, bu strateji belgesini kamu kurumları, üniversiteler, özel sektör ve sivil toplum kuruluşları ile işbirliğinde, temsil gücü yüksek bir katılımla hazırladıklarını aktardı.
Eylem planını eğitim, sağlık, ekonomi, liderlik ve karar alma mekanizmalarına katılım, çevre ve iklim değişikliği olmak üzere 5 ana eksende belirlediklerini kaydeden Göktaş, “Planımız 5 temel politika, 20 strateji, 83 faaliyetten oluşuyor. Bu kapsamda, kadınların eğitimin tüm kademelerine tam erişimini ve etkin katılımını hedefliyoruz. Kadınlara, tüm yaş gruplarını ve ihtiyaçlarını gözeten, kapsamlı ve bütüncül sağlık hizmeti sunmayı amaçlıyoruz. Diğer yandan kadının değişen iş gücüne tam, eşit ve etkin katılımıyla ekonomik yönden güçlenmelerini hedefliyoruz.” diye konuştu.
Göktaş, siyaset, liderlik ve karar alma mekanizmalarında kadınların temsil ve etkinliklerini artırmayı amaçladıklarını anlattı.
Bunun yanı sıra çevre ve iklim değişikliğinin olumsuz etkilerine karşı mücadelede kadının etkin katılımını hedeflediklerini aktaran Göktaş, kadını metalaştıran, araçsallaştıran ve sömüren ideolojilerin etkisinden kurtarmak istediklerini dile getirdi.
Kadınların, ekonomik ve sosyal hayatta etkin roller üstlenmelerinin yalnızca bireysel bir kazanım olmadığını vurgulayan Göktaş, aynı zamanda toplumsal ve sosyal gelişimi sağlayan, kalkınma hızını destekleyen temel bir değer olduğunu aktardı.
Göktaş, belirledikleri hedefler çerçevesinde tüm kurumların eylem planını büyük bir titizlikle uygulayacağına yürekten inandıklarını kaydederek, “Kadının Güçlenmesi Strateji Belgesi ve Eylem Planı’mız ülkemiz için, milletimiz için hayırlı, uğurlu olsun.” dedi.
“Kadınların iş gücüne katılım oranı 2023 yılında yüzde 36’ya ulaştı”
Son 22 yılda kadınların ekonomik hayatta daha fazla yer almaları için büyük atılımlar gerçekleştirdiklerini dile getiren Göktaş, 2002 yılında yaklaşık yüzde 28 olan kadınların iş gücüne katılım oranının 2023’te yüzde 36’ya ulaştığını anlattı.
Göktaş, 12. Kalkınma Planı’nda kadınların geleceğine dair önemli hedefler belirlediklerini vurgulayarak, şunları kaydetti:
“2028 yılı sonuna kadar kadının iş gücüne katılma oranını yüzde 40,1’e yükseltmeyi hedefliyoruz. Bu hedefi gerçekleştirmek adına geçtiğimiz ocak ayında Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımız ve TÜBİTAK ile iki işbirliği protokolü imzalamıştık. Bugün bu protokoller kapsamında yeni bir proje başlattığımızın da müjdesini sizlerle paylaşmak isterim. Bu proje, temiz teknoloji alanında kadın girişimcilerin şirketlerini büyütme süreçlerini desteklemektir. Böylece teknoloji alanında faaliyet gösteren kadın girişimcilere destek olacağız. Diğer yandan, yine bu protokol kapsamında, kadın ve aile odaklı bilimsel çalışmaları desteklemek üzere TÜBİTAK ile araştırma projeleri çağrısına yakında çıkacağız, şimdiden ülkemize hayırlı uğurlu olsun.”
Kadınların, hayatın her alanına aktif katılımı için yürütülen çalışmaların, büyük başarılara imza atmalarıyla meyvelerini verdiğini belirten Göktaş, bu sonuçların kadınlar için her zaman daha iyisini yapmak adına motivasyonu ve heyecanı arttırdığını ifade etti.
Göktaş, “Konuşan Oyalar” sergisiyle, 81 ilin rengini, desenini, kültürel değerlerini geleceğe aktaran tasarımcı-yazar Gönül Paksoy’a, kadınlara her daim güvendiği ve destek olduğu için de Cumhurbaşkanı Erdoğan’a teşekkür etti.
]]>Özel, partisince Odunpazarı Meydanı’nda düzenlenen Eskişehir Halk Buluşması’nda yaptığı konuşmada, seçime 23 gün kaldığını, Eskişehir’de bir cumhuriyet kadınının Büyükşehir Belediye Başkanlığı için aday olduğunu söyledi.
Eskişehir ile gurur duyduklarını belirten Özel, Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen’in bozkırın ortasında cennet oluşturduğunu anlattı.
Özel, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutlayarak, şunları dile getirdi:
“Türkiye’de kadın hakları mücadelesi çok önemli inişler ve çıkışlar yaşıyor. Avrupa Birliği’nin en güçlü ülkelerinden kiminden 40 yıl evvel, kiminden 30 yıl evvel Atatürk’ün büyük vizyonu ve güveniyle, her birisi teker teker bunu hak ederek Türk kadını, seçme ve seçilme hakkını bütün gelişmiş ülkelerden önce aldı. Türkiye Cumhuriyeti, genç cumhuriyet, kadınlar için çok önemli kazanımları, hem miras hukukunu hem nafaka hakkını hem de kadınlarla ilgili pek çok eşitlikçi düzenlemeyi hayata geçirdi.”
Hükümeti eleştiren Özel, “Bugün 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde hep birlikte Eskişehir’den haykırıyoruz. Medeni Kanun’a dokundurtmayız. Kadınların haklarına dokundurtmayız. Kadın demek cumhuriyet demektir, kadın demek Atatürk devrimleri demektir.” şeklinde konuştu.
“Bu güzel cumhuriyet kentinde seçimlerde bir rekor bekliyorum”
Özel, AK Parti’nin Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkan adayı Nebi Hatipoğlu’na eleştirilerde bulunarak, şunları kaydetti:
“Eskişehir dürüstleri sever, Yılmaz Hoca gibi. Eskişehir çalışkanları sever, Yılmaz Hoca gibi. Eskişehir kavga edenleri değil hizmet edenleri sever. Bakıyorum önüne gelenle kavga ediyor. Ayşe Hanım gibi hanımefendi, hizmet odaklı, çalışma odaklı birisiyle her gün kavga etmek istiyor. Allah muhafaza bu gelse Eskişehir’deki barış ortamını, huzur ortamını, refah ortamını bozar. Allah muhafaza gelse her gün bir belediye başkanıyla, birileriyle kavga eder. Kendini düşüneni değil kentini düşüneni, Ayşe Ünlüce’yi 31 Mart’ta büyükşehir belediye başkanı yapacağız.”
Türkiye’nin en mutlu gençlerinin Eskişehir’de yaşadığını anlatan Özel, “Türkiye’de 4 gençten 3 tanesi zihninde bavulları çoktan toplamış. ‘Fırsatını bulursam yurt dışına gitmek isterim.’ diyor. İşte bu anlayışı değiştirmek için Eskişehir, Türkiye’nin en mutlu gençlerinin kentiyken ben Eskişehir’de gençlerden, annelerinden, babalarından, Eskişehir’in bütün güzel insanlarından, gençleri mutlu eden, kadınlara sahip çıkan bu güzel cumhuriyet kentinde seçimlerde bir rekor bekliyorum.” diye konuştu.
Sağanak nedeniyle konuşmasını sonlandıran Özel, partisinin Eskişehir adayları için vatandaşlardan oy istedi.
Etkinlikte CHP Genel Başkan Yardımcısı Aylin Nazlıaka, Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen, CHP İl Başkanı Talat Yalaz ile Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkan adayı Ayşe Ünlüce de katılımcılara hitap etti.
Programın sonunda CHP’nin Eskişehir belediye başkan adayları tanıtıldı.
]]>İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkan Adayı Murat Kurum Üsküdar’da düzenlenen 8 Mart Kadınlar Günü Buluşması’nda kadınlarla bir araya geldi. Programda Kurum’a eşi Şengül Kurum eşlik etti. Programa Murat Kurum’un yanı sıra İstanbul Milletvekilleri Belma Satır, Rabia İlhan, Özlem Zengin, Ak Parti Genel Merkez Kadın Kolları Başkanı Ayşe Keşir, Ak Parti İl Kadın Kolları Başkanı Saliha Demirer ve Ak Parti Kadın Kolları Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya, MKYK üyeleri, milletvekilleri, siyasi parti üyeleri ve çok sayıda kadın katıldı. Programda kadınlar için hazırlanan film gösterimi yapıldı.
Programda ilgiyle karşılanan Kurum vatandaşlarla sohbet edip hatıra fotoğrafı da çektirdi.
“Tüm kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü yürekten kutluyorum”
“Başımızın tacı her bir hanım kardeşimi sevgiyle, saygıyla, muhabbetle selamlıyorum” sözleriyle konuşmasına başlayan Kurum, “Bugün burada, İstanbul’umuzun vefakar, fedakar kadınlarını görüyorum. Hamdolsun, böylesine anlamlı, böylesine güzel bir günde sizlerle bir arada olmaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum. Bu vesileyle sizlerin ve sizlerin şahsında, ülkemizin ve dünyanın dört bir yanındaki tüm kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü yürekten kutluyorum. Bu günün, Türkiye’nin ve dünyanın tüm kadınları için hayırlara vesile olmasını diliyorum. ‘Yeniden İstanbul’ diyerek çıktığımız bu kutlu yolda, bizi daima destekleyen, yanımızda yol yürüyen tüm kadınlarımıza; hoş geldiniz, şeref verdiniz, safalar getirdiniz diyorum” dedi.
“Bu şehri kadınların nasıl imar ettiğini, dantel gibi ilmek ilmek ördüğünü görürsünüz”
Kadın elinin değdiği her yerin çok daha güzel ve huzurlu olacağına vurgu yapan Murat Kurum, “Bunun en güzel ispatlarından biri de hiç şüphesiz İstanbul’dur. Bu şehri kadınların nasıl imar ettiğini, dantel gibi ilmek ilmek ördüğünü görürsünüz. İstanbul’umuzun silüetinde Fatih Sultan Mehmet, Kanuni Sultan Süleyman ve Üçüncü Ahmet kadar, Hürrem Sultan’ın, Haseki Sultan’ın ve Bezmialem Valide Sultan’ın eserleri de yer alır. İstanbul, Vakıf Medeniyetimizin merkezi olmuşsa bunda kadınların imzası, emeği ve sermayesi vardır. Bu yüzden bu şehrin mayasında sevgi, şefkat ve merhamet iç içedir. İstanbul’un Sultanları gizliden gizliye birbiriyle hayırda yarışmıştır. Her biri bir öncekinden daha güzelini, daha faydalısını, daha hayırlısını yapmaya çalışmıştır. Hürrem Sultan’ın Mimar Sinan’a inşa ettirdiği Haseki Hastanesi ve Külliyesi, dünyanın ilk kadın hastanesi olarak tarihe geçmiştir. İkinci Abdülhamit’in 8 aylıkken ölen kızının hayrına yaptırılan Şişli Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi İstanbul’daki ilk çocuk hastanesidir. Hatice Turhan Sultan’a ait olan ve baharat kokan Mısır Çarşısı, İstanbul Üniversite’mize maddi kaynak sağlayan bir kuruluştur. Bunlar gibi tarih boyunca kadınların inşa ettiği nice eserler, halen günümüzde İstanbul’a hizmet ediyor, İstanbul’umuzu zenginleştiriyor” diyerek sözlerine devam etti.
“AK Parti, Türkiye’nin en büyük kadın hareketidir”
Çocukluğunun anne merkezli bir yuvada geçtiğine ve kadının el üstünde tutulduğu bir ortamda yetiştiğine dikkat çeken Kurum, “Şu anda da evimizin kalbi, evimizin merkezi eşim ve kızlarımdır. Onlar, sadece evimizin değil, hayatımın da merkezindeler. İşte bugün de hepimizin ortak sevdası, ortak evi İstanbul’dur. Aynı şekilde, siyasi kariyerim kadını el üstünde tutan, hatta kadınların omuzları üzerinde yükselen bir davanın neferi olarak başladı. AK Parti, Türkiye’nin en büyük kadın hareketidir. ve bu kadın hareketi, aynı zamanda bir merhamet hareketidir. Bir adalet hareketidir. Çünkü, bu hareket, en başta kadınlara yönelik ayrımcılığa karşı bir duruştur. Ben de böyle bir hareketin bir mensubu, bir parçası olmaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum. Sizler gibi adaletin yılmaz savunucusu kadınlarımızla yol arkadaşı olduğum için son derece bahtiyarım. Ben, bu vesileyle birkaç hafta önce trafik kazasında kaybettiğimiz İstanbul İl Kadın Kolları Başkan Yardımcımız, dava arkadaşımız Fatma Sevim Baltacı kardeşimize Allah’tan rahmet diliyorum. Mekanı cennet olsun” şeklinde konuştu.
“85 milyon benim ailem”
Türkiye’nin her yerinde bir ailesi olduğunu ifade eden Kurum, “Bugün Türkiye’nin neresine gidersek gidelim orada bir ablamızla, bir annemizle, bir babamızla karşılaşıyoruz. Çünkü orada yaşadığınız süreçte artık dost, arkadaş, kardeş oluyorsunuz. Gittiğimiz her afette o hikayeleri yaşadık. O yüzden benim çok büyük bir ailem var. 85 milyon benim ailem. Biz o ailenin güzelliğiyle yaşamaya devam edeceğiz. Yolda beni gördüğü zaman, ‘Sen bizi Hatay’da yalnız bırakmadın. Sen gelip Giresun’da Dereli’de, Antalya’da yangında bizim yanımızdaydın’ demesi, ‘Allah senden razı olsun. Allah seni yetiştiren anadan, babadan razı olsun.’ Demesi bizim için şereflerin en büyüğü” dedi.
“İstanbul’da annelerimizin, kardeşlerimizin endişelerini gidermek için çalışacağız”
İstanbul’da tek bir riskli yapı kalmayıncaya kadar çalışacaklarını belirten Kurum, şöyle konuştu: “Türkiye’nin neresine giderseniz gidin, 81 ilde 365 bin konut yapmışız, 80 tarihi meydanın ihyasını yapmışız, yine 81 ilde 72 milyon metrekare millet bahçesi bitirmişiz ve her ilimiz her ilçemiz için bir hikayemiz olmuş. Bu anlayışla şimdi ‘Sadece İstanbul’ diyoruz. Dün nasıl Elazığ, Malatya ve İzmir’deki depremlerde, Antalya ve Muğla’daki yangınlarda, Kastamonu, Sinop ve Bartın’daki sellerde, asrın felaketinde 100 binlerce yuvamızı yaptıysak şimdi de İstanbul’da annelerimizin, kardeşlerimizin endişelerini gidermek için çalışacağız. İstanbul’da 650 bin yuvamızı azimle aşkla kararlılıkla yapacağız. İlk kez bu manada yine bir şey daha yapacağız. 100 bin kentsel dönüşüm konutuyla birlikte kiralanacak konutları inşa edeceğiz. Bu konutlar asla satılmayacak, evleri kentsel dönüşüme girecek vatandaşlarımıza uygun fiyatlarla kiralayacağız. İstanbul’a söz veriyoruz, tek bir riskli yapı kalmayıncaya kadar, şu acıları bir kez daha yaşamamak için gece gündüz çalışacağız.”
“İstanbul’un her yerinde kadın istihdamını süratle artıracağız”
Geçtiğimiz gün gerçekleştirdiği ‘Eşsiz İstanbul Lansmanı’nda, “Kadınlar ve aileler İstanbul’un en büyük gücü” dediğini hatırlatan Kurum, “İşte bu yüzden biz de ‘Aile Dostu Belediyecilik’ diyoruz, ‘Ailenin ve Kadınların İstanbul’u diyoruz. 1 Nisan’dan itibaren; tüm kadın girişimcilerimize 100 bin lira hibe vererek, İstanbul’u büyütecek kadınları destekleyeceğiz. Belediyemizden başlamak üzere, İstanbul’un her yerinde kadın istihdamını süratle artıracağız” diye konuştu. Kadınlara yönelik projelerini açıklayan Murat Kurum, çocukları da unutmadı, şöyle devam etti: “İşlerini büyütmek istediklerinde; pazarlama, e-ticaret gibi alanlarda doğrudan desteklerimiz hazır. Ürettikleri el emeklerini, alım garantili e-ticaret ve pazar yeri uygulamalarımızla kazanca dönüştüreceğiz. 964 mahallemize, bir bölümü 7/24 esasıyla çalışacak yeni kreşler armağan edeceğiz. Her gün yüzlerce anneyle dertleşiyorum. Göreve gelir gelmez; şu anda 6 yaşa kadar ücretsiz olan ulaşım hizmetini değiştireceğiz. Artık, ilk ve orta öğretimdeki yavrularımızdan toplu ulaşımda tek bir kuruş bile almayacağız. İlkokul çağındaki çocuklarımıza da; öyle plansız programsız değil, sistematik ve düzenli bir şekilde beslenme desteği vereceğiz. Ayrıca, çocuğu 6 yaşına kadar olan anne ve babalara da yavrularıyla ücretsiz seyahat hakkı tanıyacağız. Yine 6 yaşına kadar çocuğu olan annelerimizi; yavruları yanlarında olsun olmasın, toplu ulaşımdan tamamen ücretsiz faydalandıracağız. Anne babalarımız okullarımızın temizlik ve güvenlik sorunlarından dolayı çok dertliler. Büyükşehir burada da çocuklarımızın yanında olacak; tüm devlet okullarımızın temizlik ve güvenlik hizmetlerini biz yapacağız.”
“31 Mart çok kritik bir seçim olacak”
31 Mart’ın çok kritik bir seçim olduğunu sözlerine ekleyen Kurum, “Bir tarafa baktığınızda bizim rahmetli Kadir Ağabeyimizin temelini attığı metrolara sahip çıkanlar var. Siyasi kibri aklının önüne geçmiş Belediye Başkanı, Kadir Abimizin temelini attığı metro işine ‘Temelini ben attım’ diyor. Bu işin temelini attım demek emek hırsızlığı yapmak, orada çalışanların emeklerine sahip çıkmak, onların alın terini yok etmek. Böyle pervasızca açıklamalar yapan, İstanbul’la ilgisi olmayan, İstanbul’un sorunlarına odaklanmayan Belediye Başkanı’nın bu söylemlerinden artık İstanbul’umuz yoruldu. Artık İstanbul gülmek istiyor. Artık İstanbul özgürlüğüne kavuşmak istiyor. 31 Mart’ta da bu kararı vereceğiz ve 31 Mart’ta İstanbul’la birlikte İstanbul’da yaşayan her bir kardeşimizle birlikte geleceğimizi inşa edeceğiz” ifadelerini kullandı.
“Reklama 175 milyon lira harcayanlara İstanbul’un kadınları çok güzel bir cevap verecek”
Bu seçimde İstanbul için çalışanlarla, İstanbul’un kaynaklarını kendi çıkarları için harcayanların karşı karşıya geleceğini belirten Kurum, “Bu seçimde ya 5 yıldır verdiği sözleri tutmayanlar ile bu 5 yıllık süreçte İstanbul’a 365 milyar lira yatırım yapmış, milletin en zor anında yanında olmuş, her zaman milletin yanına gidip söz vermiş, o sözleri tutmak için gece gündüz çalışmış bir iradeyi tercih edeceğiz. Bir tarafta İstanbul’un kaynaklarının İstanbul’a, İstanbul’un kadınlarına harcanması için çalışan; bir tarafta da İstanbul’un kaynaklarını geleceği adına harcayan, İstanbul’u bir basamak olarak görüp, İstanbul’un kaynaklarını Cumhuriyet Halk Partisi’nin kongrelerinde harcayanlar var. ‘İsrafı Bitirdik’ diyerek tabelalara 175 milyon harcayanlara 31 Mart’ta İstanbul’un kadınları çok güzel bir cevap verecek” dedi.
“İSMEK’i özüne döndüreceğiz”
İSMEK bünyesinde sanat ve meslek eğitimlerinin önemini vurgulayan Kurum, eğitim vaatlerini ” ‘Önce İstanbul’ diyorsak, ‘önce eğitim’ de diyeceğiz. En çok kadınlarımızın yararlandığı İSMEK’i yeniden ele alacağız, özüne döndüreceğiz. Müfredatını güncelleyecek eğitmen ve bina sayısını süratle artıracağız. Buralarda kadınlarımıza yeni iş imkanları, yeni eğitim fırsatları sunacağız” şeklinde sıraladı.
“Anadolu Yakası’nda bir Fuar ve Kongre Merkezi açacağız”
Kültür ve Sanat’ta İstanbul’un marka değerini yükseltmek için çalışacaklarını söyleyen Kurum, bu alandaki projelerini de paylaştı. Kurum, “Süratle, İstanbul’un turizm planlamasını yapacağız. İstanbul’u dünyanın en popüler üç destinasyonundan biri haline getireceğiz. İstanbul Turizm Şurası’nı düzenleyecek, Uluslararası Boğaziçi Festivali’ni hayata geçireceğiz. Anadolu Yakası’nda bir Fuar ve Kongre Merkezi açacağız. Atatürk Kültür Merkezi’mizi 1 yıl içinde muhteşem bir görünüme kavuşturduk. Şimdi de Ataşehir’de, sahneleri, galerileri, kütüphanesi ve yeme-içme mekanlarıyla Anadolu Kültür Merkezi’ni kazandıracağız. Biri Anadolu Yakasına olmak üzere, Harbiye Cemil Topuzlu Sahnesi gibi görkemli 2 yeni konser alanını daha İstanbul’a hediye edeceğiz. İstanbullu genç sanatçılarımıza ilk eser desteği vereceğiz. Genç sanatçılarımıza yurt içi ve yurt dışı eğitim desteği vereceğiz” ifadelerine yer verdi.
“3 yeni İstanbul Şehir Kütüphanesi kuracağız”
İstanbul’a 3 yeni Şehir Kütüphanesi ile birlikte her ilçeye en az 1 çocuk kütüphanesi yapacaklarını söyleyen Kurum, “Rami kütüphanemize kardeş olacak 3 yeni İstanbul Şehir Kütüphanesi kuracağız. Çocuklarımızın okuma zevkiyle büyümesi için her ilçemize en az 1 çocuk kütüphanesi yapacağız. 37 bin tescilli yapımızın olduğu şehrimizde, kaybolmaya yüz tutan Tarihi Surlarımızı, tüm cami, türbe, hazire, eski mezar ve tarihi çeşmelerimizi ihya edeceğiz. Fetih yolunu yeniden canlandıracağız. Buradan, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü vesilesiyle, tüm İstanbullulara söz veriyorum; İstanbul, kadınların güven içinde yaşadığı, huzur içinde yaşadığı bir şehir olacak. Hatta, müzeleriyle, kültür sanat merkezleriyle, parklarıyla, tarihi mekanlarıyla, gastronomisiyle hem ülkemiz hem de dünya kadınlarının ilk tercih edecekleri bir destinasyon olacak” dedi.
“Bu zihniyetin kadınlarımızı ötekileştiren bir anlayış olduğunu tüm milletimiz biliyor”
“Ev hanımlarımızı bile siyasi tercihlerinden ötürü ayrıştıran bir zihniyetle karşı karşıyayız” diyen Kurum, “Bu zihniyetin geçmişte de Kur’an kurslarımızı orta çağ zihniyeti olarak tabir eden, kadınlarımızı ötekileştiren bir anlayış olduğunu tüm milletimiz biliyor. İşte yaptıkları bu çalışmalar, yaptıkları bu söylemlerle İstanbul’u getirdikleri yer malum. İstanbul bugün maalesef yaşanamaz, çile çekilen, trafikte saatlerce beklediğimiz, gideceğimiz yeri bildiğimiz ama ne zaman gideceğimizi bilmediğimiz bir şehir haline geldi. O yüzden bu yerel seçimde bu kararı vermek için buradaki tüm iş insanlarımız, buradaki tüm misafirlerimizle birlikte kalan 22 günde herkese ulaşacağız. Herkese projelerimizi, hayallerimizi anlatacağız. Mesele Murat Kurum değil, mesele İstanbul’dur. Mesele aziz İstanbul’un emin ellere teslim edilmesidir. Liyakatli kadrolarla birlikte İstanbul’un sokaklarının güvene, huzura kavuşmasıdır” şeklinde konuştu.
“Kadın hakları ve eşitliğine yönelik mücadelemizi sürdürmeye devam edeceğiz”
Program sonrası basın açıklaması yapan AK Parti Genel Merkez Kadın Kolları Başkanı Ayşe Keşir, “AK Parti kurulduğu günden bugüne, temel insan haklarını göz önüne alarak kadınların; bilimden sanata, spordan siyasete, eğitimden kültür hayatına kadar tüm alanlarda karar alma mekanizmalarına katılımının artırılmasına yönelik pek çok düzenlemeyi hayata geçirdi. 5 milyon 506 bin 206 kadın üyesiyle dünyadaki pek çok siyasi partiden daha fazla üyeye ve Türkiye’nin en büyük kadın teşkilatlanmasına sahip tek parti AK Parti’dir. Cumhurbaşkanımız, kadının siyasetin nesnesi değil öznesi olduğunu vurgulayarak 22 yıldır kararlı bir duruş sergilemiştir. Ulusal ve uluslararası düzeyde birçok adım atılmıştır. Politikalarımızı bu yönde oluşturuyoruz. Elde ettiğimiz kazanımların yanında yeni ihtiyaçlarla birlikte daha da yapılacak çok iş var. Kadın hakları ve eşitliğine yönelik mücadelemizi sürdürmeye devam edeceğiz. Türkiye Yüzyılı vizyonunu hep birlikte hayata geçireceğiz. Kadim doğrular ve yeni gerçekler ışığında; evinde, ofisinde, fabrikada, tarlada, kendi işinin başında, alın teri ve akıl teriyle, emeğiyle fedakarca destan yazan kadınların başarılarıyla gurur duyuyoruz. Bu vesileyle, tüm kadınların 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü en içten dileklerimle kutluyor, daha güçlü, daha eşit ve daha adil bir toplum için kadın erkek omuz omuza, birlikte azim ve kararlılıkla çalışacağımızı yinelemek istiyorum” diye konuştu. – İSTANBUL
]]>Cumhurbaşkanı Erdoğan, Haliç Kongre Merkezi’nde 8 Mart Dünya Kadınlar Günü nedeniyle düzenlenen “Türkiye ile Güçlenen, Türkiye’ye Güç Veren Kadınlar” programında konuştu. Konuşmasına dünyanın tüm emekçi, mazlum, mağdur kadınlarını selamlayarak başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Vatanımız, bayrağımız, bağımsızlığımız için canlarını ortaya koyan tüm yiğit kadınlarımızı rahmetle yad ediyorum. 81 vilayetimizin tamamında, 922 ilçemizin her birinde anne olarak, eş olarak, kardeş olarak, evlat olarak hayatımıza anlam katan kadınlarımıza şükranlarımızı sunuyorum. Vatan, millete, ümmete ve tüm insanlara hayırlı evlatlar yetiştirebilmek için ömürlerini harcayan eli öpülesi annelerimize özellikle teşekkürlerimi iletiyorum. Şehitlerimizin her biri birer metanet abidesi olan anne babalarına, geride boynu bükük, gözü yaşlı, kalbi mahzun bıraktıkları eşlerine ve öksüzlerine Mevla’dan sabırlar diliyorum. Son olarak eşimin ve sevgili kızlarımın da Kadınlar Günü’nü tebrik ediyorum” dedi.
Vatandaşların 22 gün sonra sandıklara giderek yerel yöneticileri belirleyeceklerini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, her kademede kadın adayların seçimlere yoğun ilgi gösterdiğini ifade etti. Siyasete kadın elinin değmesini daima desteklediğini, siyasi hayatı boyunca kadınlarla beraber yol yürüdüğünü kaydeden Erdoğan, “Seçimlere hazırlanan tüm kadın adayları selamlıyor, kendilerine şimdiden başarılarını diliyorum. Tabi burada bir hususu vurgulamak istiyorum. Tabii burada bir hususu vurgulamayı özellikle görev addediyorum. Sadece 8 Mart değil yılın kalan 364 günü de esasen kadınların günüdür, öyle olmalıdır. Kadınların şahsi hayatımızın yanı sıra devletimiz, milletimiz ve insanlığa yaptığı katkılar, yılda sadece bir güne hapsedilemeyecek kadar büyüktür, önemlidir, kıymetlidir. Bizim nazarımızda 8 Mart’ı diğer günlerden ayıran yegane husus, hayatı paylaştığımız kadınlara olan minnettarlığımız, şu an olduğu gibi çeşitli programlarla ifade etmemize vesile olmasıdır. Yine 8 Mart’ı aracı kılarak devletimizin kadınlara yönelik politikalarını gözden geçiriyor, nerede bir eksik, nerede bir sorun tespit edersek onu gidermeye çalışıyoruz. Kendimizi bugüne kadar asla sloganlara hapsetmedik. Kadın politikalarında her zaman en idealin, en iyinin, ülkemiz, milletimiz ve kadınlar için en hayırlı olanın peşinde koştuk. Bu anlayışla kadınlarla buluşmalarımızda şiddetin önlenmesinden kadının güçlendirilmesine, istihdamdan hak ve özgürlüklere kadar geniş bir yelpazede yeni projeler, programlar, strateji belgeleri açıkladık” dedi.
Kadınların insan onuruna yakışan bir hayat sürmeleri, her alanda daha aktif rol almaları, hak, fırsat ve imkanlardan adil bir şekilde faydalanmaları için ne gerekiyorsa yaptıklarını ve yapacaklarını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, destek mekanizmalarıyla, reform paketleriyle, yenilikçi uygulamalarla kadının ekonomik ve sosyal statüsünü güçlendirmeye gayret ettiklerini kaydetti.
“Türkiye Yüzyılı’nın hazırlıklarını güçlü kadın, güçlü aile, güçlü Türkiye ekseninde yürütüyoruz”
Bunun en son örneğinin Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş’ın genel çerçevesini paylaştığı Kadının Güçlenmesi Strateji Belgesi ve Eylem Planı olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “2024-2028 yılları arasını kapsayan strateji belgemiz 5 ana sütun üzerinde yükselmektedir. Aile Bakanımızın şahsında 5 temel amaç, 20 strateji, 83 faaliyetten oluşan bu belgenin hazırlanmasında emeği geçenleri tebrik ediyorum. Kamu kurumlarımızın yanı sıra özel sektörümüzün, iş dünyamızın ve sivil toplum kuruluşlarımızın da belgenin layıkıyla hayata geçirilmesi için üzerlerine düşen görevleri yapacaklarına inanıyorum. Cumhuriyetimizin ilk asrını tamamlayıp Türkiye Yüzyılı vizyonuyla ikinci asrına yelken açmış bulunuyoruz. Geçmişte yaşadıklarımızdan ders alarak her açıdan daha huzurlu, daha aydınlık, daha müreffeh bir geleceği inşa etmenin çabasındayız. Türkiye Yüzyılı’nın hazırlıklarını güçlü kadın, güçlü aile, güçlü Türkiye ekseninde yürütüyoruz. Amacımız sırasıyla kadını, aileyi ve ülkemizi güçlendirmektir. Burada bir hususu özellikle ifade etmek isterim. Bizim inancımızda ve kültürümüzde aile, toplumun temel direğidir. Yeryüzüne indirilen ilk insanlar olan Hz. Adem ve Hz. Havva validemiz aynı zamanda ilk ailedir. Hz. Adem ve Hz. Havva ile başlayan aile kurumu tarih boyunca insanı insan yapan değerlerin yaşatılmasına, yeni nesillere aktarılmasına imkan sağlamıştır” diye konuştu.
“Güçlü ailenin ilk ve en önemli şartı güçlü kadındır”
Ailenin bireyleri ayakta tuttuğunu, toplumu yozlaşmalara karşı koruduğunu, iyi, güzel ve doğru olanın yaşayarak öğretilmesini temin ettiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şurası tartışmasız bir gerçektir ki, aile ne kadar güçlüyse, bireyler de o derece güçlü, muhkem ve diri olmuştur. Aynı şekilde ailenin zayıfladığı, aile kurumunun yara aldığı dönemlerde kadın, erkek, çocuk fark etmeksizin tüm bireyler de kötüye gitmiş, toplum kan kaybetmiş, zafiyet yaşamıştır. Bu bakımdan güçlü aile sadece millet ve devlet olarak bekamızın değil, aynı zamanda geleceğimizin de garantisidir. Güçlü ailenin ilk ve en önemli şartı ise güçlü kadındır. Hal böyleyken aileyle kadını ayıran, kadını ailenin karşısına yerleştiren, kadınla aile arasında duvarlar ören her türlü yaklaşımı reddediyoruz. Farklı ambalajlar içinde toplumumuza sunulan bu tür bakış açılarını sadece milletimizin değil, tüm insanlığın istikbali adına tehlikeli buluyoruz” ifadelerini kullandı.
Türkiye’de aile kavramına karşı alerjisi olan bir kesimin eskiden beri var olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, bunların modernleşme ve batılılaşma iddiasıyla aile mefhumuna karşı adeta savaş ilan ettiklerini ifade etti.
“Dünyada kadın hakları diye ortalığı ayağa kaldıranlar, Filistin’de katledilen32 bini aşkın masum için seslerini yükseltti mi hiç?”
Bozuk bakış açısının bakanlığın adında yer alan aile kavramından bile rahatsız olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bunların bir başka özelliği de lafa gelince özgürlüğü, demokrasiyi, insan hak ve hukukunu kimseye bırakmamalarıdır. Ama kendi kalıplarına uymayan herkesi ötekileştirenler de yine bunlardır. Sorsanız kadın haklarını savunuyoruz derler fakat 28 Şubatvari vesayet dönemlerinde kadınların eğitim, çalışma ve siyasi temsil haklarının gasp edilmesine aleni destek verirler. Kadının ve ailenin en büyük düşmanı olan cinsiyetsizleştirme politikalarına karşı tek bir cümle kurmazlar. Aynı şekilde kendileriyle aynı ideolojik kabileye mensup bazı kibirli siyasetçilerin başımızın tacı olan ev hanımlarını aşağılaması, ev kadınlarını hor, hakir görmesi karşısında gıklarını dahi çıkarmazlar. Kendi mahallelerindeki kadına yönelik tacizleri, şiddeti, ayrımcılığı, haksız uygulamaları asla gündeme getirmezler. Yani söz konusu gerçekten kadınların temsil, eğitim, çalışma ve kamusal alanda özgürce var olma hakları olunca bunlar, ya yasakçılığın ya da çifte standardın yanında saf tutarlar. Esasında bahsettiğim ikircikli tablo, sadece ülkemiz için değil, dünyadaki pek çok kuruluş için de geçerlidir. Soruyorum sizlere dünyada kadın hakları diye ortalığı ayağa kaldıranların 7 Ekim’den beri Filistin’de katledilen çoğu kadın ve çocuk 32 bini aşkın masum için seslerini yükselttiğini sizler hiç duydunuz mu? İnsanlığın geri kalanına sürekli hak, hukuk dersi verenlerin İsrail’in soykırım politikaları karşısında harekete geçtiğini hiç gördünüz mü? Ülkelere basın özgürlüğü karnesi düzenleyenlerin İsrail’in katlettiği 100’ü aşkın gazeteciyle ilgili tepkilerine şahit oldunuz mu? Son raporunda Türkiye’yi eleştiren Avrupa Konseyi’nden ve diğer Avrupa Birliği kurumlarından bugüne kadar İsrail’e gizli-açık destek dışında bir beyan işittiniz mi? Suriye’den Filistin’e kadar hemen burunlarının dibindeki bölgelerde on binlerce kadın ve çocuğun vahşice katledilmesine tepkisiz kalanları diğer konularda biz nasıl ciddiye alacağız? Filistin halkının soykırıma uğramasına ses çıkarmayanların bu katliamları görmezden gelen tutarlı, etkili ve tarafsız olabilmesi mümkün mü? Elbette mümkün değil. Suriye’deki, Filistin’deki, Arakan’daki, Türkistan’daki ve diğer İslam beldelerindeki hak ihlalleri karşısında kıllarını dahi kıpırdatmayanların başkalarıyla ilgili beyanları lafügüzaf hükmündedir. Türkiye olarak biz diplomatik girişimlerimizle, yardımlarımızla, kamuoyu oluşturma çabalarımızla kendi duruşumuzu sergiliyor, mücadelemizi kararlılıkla yürütüyoruz. Çünkü biz onlar gibi riyakar değiliz. Hiçbir zaman da olmayacağız” dedi.
“Türkiye’yi tarihinin en aydınlık en özgürlükçü her açıdan en güçlü günlerine birlikte kavuşturduk”
“Bizim inancımız, cenneti anaların ayakları altına sermiştir” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Millet olarak tarihimiz kadınların başarıları ve fedakarlıklarıyla örülmüştür. Nene Hatun’dan Nezahat Onbaşı’ya, Şerife Bacı’dan Kara Fatma’ya kadar nice kadın kahramanlarımızın mücadelesini biz nasıl unutabiliriz. Bölücü terör örgütü tarafından şehit edilen Aybüke Yalçın öğretmenin ve daha nice kahramanın fedakarlıklarını nasıl yok sayabiliriz. 15 Temmuz gecesi ellerinde bayraklarla tanklara ve darbeci hainlere meydan okuyan kadınlarımızın cesaretlerini biz nasıl görmezden gelebiliriz. Son 21 yılda yazdığımız başarı destanında ülkemiz kadınların emeğini alın terini, katkısını, çabasını nasıl inkar edebiliriz. Şayet ekonomiden eğitime güvenlikten tarıma demokrasiden hak ve özgürlüklere varıncaya kadar her alanda ortada göz kamaştıran bir başarı varsa bunda en az erkeklerin kadar kadınların da katkısı ve emeği vardır. Önümüze çıkartılan engellerin hayatımıza kast etmeye varan saldırıların üstesinden hep siz kadınların desteğiyle geldik. Yürek yüreğe omuz omuza verdik. Türkiye’yi tarihinin en aydınlık en özgürlükçü her açıdan en güçlü günlerine birlikte kavuşturduk. Her kim kadın hakları konusunda eski Türkiye’den övgüyle bahsediyorsa biliniz ki sizlerin mücadelesine kara çalıyor demektir. Çünkü hiçbir şey kolay olmadı. Kolay elde edilmedi. 28 Şubat’ın karanlığından çıkmak öyle zahmetsiz çilesiz olmadı. Sizler bugünkü haklarınızı üniversite kapılarında gözyaşı dökerek sırf kıyafetinizden dolayı işinizden ayrılmak zorunda kalarak baskıya uğrasanız bile hukuk ve demokrasi içinde hareket ederek gerektiğinde 15 Temmuz gecesi olduğu gibi darbecilere cesaretle meydan okuyarak, yani mücadeleyle elde ettiniz. Ne olursa olsun yılmadınız, geri adım atmadınız, böylece siyasetten akademiye, bürokrasiden iş dünyasına, spordan sanata, farklı alanlarda özgürce var oldunuz, başarıdan başarıya koştunuz. Biz de sizlerin bu asil ve zorlu mücadelenize sahip çıktık. Elimizdeki tüm imkanlarla sizlere destek olduk. Kadının statüsünün güçlendirilmesi, kadınların önündeki engellerin kaldırılması, kadınlara iş, eğitim, temsil ve diğer alanlarda destek verilmesi hususlarında neler yaptığımızı en iyi sizler biliyorsunuz” ifadelerini kullandı.
“İstihdamdaki kadın sayısı 6 milyondan 10,5 milyona çıktı”
Başörtüsüne özgürlük başta olmak üzere kadınlar lehine pozitif ayrımcılık yapılmasını anayasa kuralı haline getirdiklerini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, ŞÖNİM, kadın konukevi, KADES, elektronik kelepçe gibi uygulamaları hayata geçirdiklerini ifade etti. Aile içi şiddeti şikayete tabii olmaktan çıkardıklarını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Daha pek çok alanda tarihi nitelikli adımlar attık. Bu çabalarımız neticesinde de en az bir eğitim düzeyini tamamlama oranı kadınlarda yüzde 70’lerden yüzde 90’lar seviyesine ulaştı. Karar alma mekanizmalarında kadın temsil oranı 4-5 kat arttı. İstihdamdaki kadın sayısı 6 milyondan 10,5 milyona çıktı. Covid-19 salgını döneminde eşim Emine Erdoğan’ın liderliğinde başlatılan destek paketiyle kadın girişimcilerin yanında olduğumuzu gösterdik. Bu kapsamda Halkbank aracılığıyla son 3 yılda 220 bin kadın girişimcimize 60 milyar lira finansal destekte bulunduk. Daha bunun gibi burada saymaya kalksak nice reformu, hayal dahi edilemeyen atılımları son 21 yılda sizlerle beraber hayata geçirdik” diye konuştu.
“Siyasi hayatımızın hiçbir safhasında kimsenin hayat tarzına karışmadık”
Bu süreçte bir sürü asılsız ithamla, iftira ile saldırı ile karşılaştıklarını söyleyen Erdoğan, “Attığımız her adım itibarsızlaştırılmaya çalışıldı. Kadınlar arasındaki ayrımcılığa son veren reformlarımız bile hedef alındı. Bizi itham edenlerin aslında kendilerinin yasakçı ve baskıcı olduğunu geride bıraktığımız 21 yıllık dönemde defalarca tecrübe ettik. Kadınlar konusunda aleyhimizde yürütülen onca propagandaya rağmen siyasi hayatımızın hiçbir safhasında kimsenin hayat tarzına karışmadık. Hem belediye başkanlığımız hem de 21 yıllık iktidarlarımız dönemlerimizde bu tavrımızın aksine tek bir örnek gösterilemez. Bugün de aynı çevrelerin laf ömrü dolmuş söylemlerle kadınları tekrar korkutmaya çalıştığını üzülerek müşahede ediyoruz. ‘Nefes alamayacaksınız, şu gelecek, bu olacak’ diyerek tamamı yalan, tamamı hezeyan ürünü ifadelerle güya kadınları kendilerine oy vermeye ikna edebileceklerini sanıyorlar. Aynı korku siyasetine 14-28 Mayıs seçimleri öncesinde de başvurmuşlar, ama milletin ve kadınların feraseti karşısında hezimete uğramışlardır. Biz kadınların haklarını kısıtlayıcı hiçbir adım atmadık ama bizi itham edenlerin ellerine güç geçtiğinde kadınlara nasıl hakaret ettiklerini, fiziki saldırılarda bulunduklarını hep birlikte gördük, görüyoruz. Kadınların 31 Mart’ta bir kez daha korku siyasetini ellerinin tersiyle iteceklerine yürekten inanıyorum. 31 Mart’ta İstanbul başta olmak üzere tüm şehirlerimizde kadınlardan yine güçlü destek beklediğimizi ifade etmek istiyorum” ifadelerini kullandı. – İSTANBUL
]]>Cumhurbaşkanı Erdoğan, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığınca Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlenen “Türkiye ile Güçlenen, Türkiye’ye Güç Veren Kadınlar Programı”ndaki konuşmasında, 8 Mart’ı aracı kılarak, devletin kadınlara yönelik politikalarını gözden geçirdiklerini, nerede bir eksik, nerede bir sorun tespit ederlerse onu gidermeye çalıştıklarını söyledi.
Kendilerini bugüne kadar asla sloganlara hapsetmediklerini, kadın politikalarında her zaman en idealin, en iyinin, ülke, millet ve kadınlar için en hayırlı olanın peşinden koştuklarını anlatan Erdoğan, bu anlayışla kadınlarla buluşmalarında şiddetin önlenmesinden kadının güçlendirilmesine, istihdamdan hak ve özgürlüklere kadar geniş bir yelpazede yeni projeler, programlar, stratejik belgeleri açıkladıklarını belirtti.
Erdoğan, kadınların insan onuruna yakışan bir hayat sürmeleri, her alanda daha aktif rol almaları, hak, fırsat ve imkanlardan adil bir şekilde faydalanmaları için ne gerekiyorsa yaptıklarını ve yapacaklarını vurgulayarak, destek mekanizmalarıyla reform paketleriyle yenilikçi uygulamalarla kadının ekonomik ve sosyal statüsünü güçlendirmeye gayret ettiklerini dile getirdi.
Bunun en son örneğinin, Kadının Güçlenmesi Strateji Belgesi ve Eylem Planı olduğuna dikkati çeken Erdoğan, “2024-2028 yılları arasını kapsayan Strateji Belgemiz, 5 ana sütun üzerinde yükselmektedir. Aile Bakanı’mızın şahsında 5 temel amaç, 20 strateji, 83 faaliyetten oluşan bu belgenin hazırlanmasında emeği geçenleri tebrik ediyorum. Kamu kurumlarımızın yanı sıra özel sektörümüzün, iş dünyamızın ve sivil toplum kuruluşlarımızın da belgenin layıkıyla hayata geçirilmesi için üzerlerine düşen görevleri yapacaklarına inanıyorum.” diye konuştu.
“Aile ne kadar güçlüyse bireyler ve toplum da o derece güçlü, muhkem ve diri olmuştur”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhuriyet’in ilk asrını tamamlayıp Türkiye Yüzyılı vizyonuyla ikinci asrına yelken açtıklarını anımsatarak, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Geçmişte yaşadıklarımızdan ders alarak, her açıdan daha huzurlu, daha aydınlık, daha müreffeh bir geleceği inşa etmenin çabasındayız. Türkiye Yüzyılı’nın hazırlıklarını ‘Güçlü kadın, güçlü aile, güçlü Türkiye’ ekseninde yürütüyoruz. Amacımız sırasıyla kadını, aileyi ve ülkemizi güçlendirmektir. Burada bir hususu özellikle ifade etmek isterim; biliyorsunuz bizim inancımızda ve kültürümüzde aile toplumun temel direğidir. Yeryüzüne indirilen ilk insanlar olan Hazreti Adem aleyhissalatü vesselam ve Hazreti Havva validemiz aynı zamanda ilk ailedir. Hazreti Adem ve Hazreti Havva ile başlayan aile kurumu tarih boyunca insanı insan yapan değerlerin yaşatılmasına, yeni nesillere aktarılmasına imkan sağlamıştır.”
Ailenin, bireyleri ayakta tuttuğunu, toplumu yozlaşmalara karşı koruduğunu, iyi, güzel ve doğru olanın yaşayarak öğretilmesini temin ettiğini belirten Erdoğan, aile kavramıyla ilgili şu değerlendirmelerde bulundu:
“Şurası tartışmasız bir gerçektir ki aile ne kadar güçlüyse bireyler ve toplum da o derece güçlü, muhkem ve diri olmuştur. Aynı şekilde ailenin zayıfladığı, aile kurumunun yara aldığı dönemlerde kadın, erkek, çocuk fark etmeksizin tüm bireyler de kötüye gitmiş, toplum kan kaybetmiş, zafiyet yaşamıştır. Bu bakımdan, güçlü aile sadece millet ve devlet olarak bekamızın değil, aynı zamanda geleceğimizin de garantisidir. Güçlü ailenin ilk ve en önemli şartı ise hiç şüphesiz güçlü kadındır. Hal böyleyken aile ile kadını ayıran, kadını ailenin karşısına yerleştiren, kadın ve aile arasında duvarlar ören her türlü yaklaşımı reddediyoruz. Farklı ambalajlar içinde toplumumuza sunulan bu tür bakış açılarını sadece milletimizin değil tüm insanlığın istikbali adına tehlikeli buluyoruz.”
“Bunlar, modernleşme ve Batılılaşma iddiasıyla aile mefhumuna karşı savaş ilan etmiş durumdalar”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’de aile kavramına karşı alerjisi olan bir kesimin eskiden beri olduğunu dile getirerek, şöyle devam etti:
“Bunlar, modernleşme ve Batılılaşma iddiasıyla aile mefhumuna karşı adeta savaş ilan etmiş durumdalar. Öyle bozuk bir bakış açısından bahsediyoruz ki Bakanlığımızın adında yer alan ‘aile’ kavramından bile rahatsız oluyorlar. Bunların bir başka özelliği de lafa gelince özgürlüğü, demokrasiyi, insan hak ve hukukunu kimseye bırakmamalarıdır. Ama kendi kalıplarına uymayan herkesi ötekileştirenler de yine bunlardır. Sorsanız, ‘Kadın haklarını savunuyoruz.’ derler. Fakat 28 Şubatvari vesayet dönemlerinde kadınların eğitim, çalışma ve siyasi temsil haklarının gasbedilmesine aleni destek verirler. Kadının ve ailenin en büyük düşmanı olan ‘cinsiyetsizleştirme politikaları’na karşı tek bir cümle kurmazlar.
Aynı şekilde, kendileriyle aynı ideolojik kabileye mensup bazı kibirli siyasetçilerin başımızın tacı olan ev hanımlarını aşağılaması, ev kadınlarını hor, hakir görmesi karşısında gıklarını dahi çıkarmazlar. Kendi mahallelerindeki kadına yönelik tacizleri, şiddeti, ayrımcılığı, haksız uygulamaları asla gündeme getirmezler. Yani, söz konusu gerçekten kadınların temsil, eğitim, çalışma ve kamusal alanda özgürce var olma hakları olunca bunlar ya yasakçılığın ya da çifte standardın yanında saf tutarlar.”
“Biz onlar gibi riyakar değiliz. İnşallah hiçbir zaman da olmayacağız”
Erdoğan, bahsettiği ikircikli tablonun sadece Türkiye için değil, dünyadaki pek çok kuruluş için de geçerli olduğuna işaret ederek, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Soruyorum sizlere, dünyada ‘kadın hakları’ diye ortalığı ayağa kaldıranların, 7 Ekim’den beri Filistin’de katledilen, çoğu kadın ve çocuk 32 bini aşkın masum için seslerini yükselttiklerini sizler hiç duydunuz mu? İnsanlığın geri kalanına sürekli hak hukuk dersi verenlerin İsrail’in soykırım politikaları karşısında harekete geçtiğini hiç gördünüz mü? Ülkelere basın özgürlüğü karnesi düzenleyenlerin İsrail’in katlettiği 100’ü aşkın gazeteciyle ilgili tepkilerine şahit oldunuz mu? Son raporunda Türkiye’yi eleştiren Avrupa Konseyi’nden ve diğer Avrupa Birliği (AB) kurumlarından bugüne kadar İsrail’e gizli açık destek dışında bir beyan işittiniz mi?
Peki, Suriye’den Filistin’e kadar hemen burunlarının dibindeki bölgelerde on binlerce kadın ve çocuğun vahşice katledilmesine tepkisiz kalanları diğer konularda biz nasıl ciddiye alacağız? Filistin halkının soykırıma uğramasına ses çıkarmayanların, bu katliamları görmezden gelenlerin tutarlı, etkili ve tarafsız olabilmesi mümkün mü? Elbette mümkün değil. Suriye’deki, Filistin’deki, Arakan’daki, Türkistan’daki ve diğer İslam beldelerindeki hak ihlalleri karşısında kıllarını dahi kıpırdatmayanların başkalarıyla ilgili beyanları lafügüzaf hükmündedir.”
Türkiye olarak, diplomatik girişimlerle yardımlarla kamuoyu oluşturma çabalarıyla kendi duruşlarını sergilediklerini, mücadelelerini kararlılıkla yürüttüklerini vurgulayan Erdoğan, “Çünkü biz onlar gibi riyakar değiliz. İnşallah hiçbir zaman da olmayacağız.” ifadelerini kullandı.
(Sürecek)
]]>“Kadınların hakları için çabalayan bir kadının adını ölümsüzleştiriyoruz”
Açılışa katılan kişilere teşekkür ederek konuşmasına başlayan Efeler Belediye Başkanı Mehmet Fatih Atay, “Hepiniz hoş geldiniz. Bir etkinliğimizde daha bizi yalnız bırakmadığınız için sonsuz şükranlarımı sunuyorum. 5 yıllık görev sürem içerisinde beni hiç yalnız bırakmadınız. Sevgili kadın örgütlerine de şükranlarımı sunuyorum. Sivil Toplum Örgütleri’ne, siyasi parti temsilcilerine de çok teşekkür ediyorum. Bir söz vardır ‘hak verilmez, alınır’. Bunun için mücadele etmek gerekir. Evet bugün, anlamlı bir günde öyle bir kişi için bu parkın açılışını yapıyoruz ki; mücadeleden yılmadan, kadınların, çocukların bütün haklarını elde etmesi için çabalayan bir yaşam anlayışına sahip olan kişinin adını ölümsüzleştiriyoruz. Bu bizim için çok önemliydi, yaşam anlayışımızın da bir göstergesiydi. Ben buranın yapımını gerçekleştirdim ama adının verilmesi konusunda gereken öneriyi yapan başkan ve bütün kadın derneklerine sonsuz şükranlarımı sunuyorum. Esas alkışlanması gereken sizsiniz, sağ olun. Bu parkın, bu mahallenin hem çehresi için hem de kadınlarımızın, çocuklarımızın bir sosyal alan bulmaları için önemli olduğunu düşünüyorum. Buranın, hepimize, Efeler halkına hayırlı olmasını diliyorum. Seçim dönemi desteklerinizi bekliyor, çok teşekkür ediyorum. Hayırlı, uğurlu olsun” diye konuştu.
“Annem Türk kadınının saygınlığı için çok emek verdi”
8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde annesinin adının bir parka verilmesinin aileleri için gurur verici olduğunu kaydeden, Merhume Emine Nadide Çakılcı’nın oğlu Sait Çakılcı törende kardeşinin adına da bulunduğunu belirterek şöyle konuştu:
“Annemin Türk Kadınlar Birliği’ndeki arkadaşlarıyla birlikte toplumda Türk kadınının yerini iyileştirmek için, saygınlığını iyileştirmek için, toplumdaki cinsiyet eşitliğini sağlamak için çok emek verdiğini hep gözlemledim. Onun bu vizyonu ile büyüdük biz çocukken. Şimdi de yıllar sonra bunun hala hatırlanıyor olması ve toplumda bir karşılık görüyor olması da benim için çok umut verici. Çünkü umuda çok ihtiyacımızın olduğu dönemlerden geçiyoruz. Bu tür değerlerin önemsendiğini görmek çok büyük mutluluk ve gurur verici. Bu güzel parkın oluşturulmasında annemin ismini verilmesinde emeği geçen Efeler Belediye Başkanımız Mehmet Fatih Atay, belediye yetkilileri, Türk Kadınlar Birliği yönetimi, bütün paydaşlara minnettar olduğumu belirtmek istiyorum. Umarım parkımız Aydın için hayırlı, uğurlu olur”
Efeler Belediyesi’nce Efeler Mahallesi’nde yapımı tamamlanan Emine Nadide Çakılcı Parkı’nın açılış törenine, Efeler Belediye Başkanı Mehmet Fatih Atay, Merhum Çakılcı’nın kıymetli ailesi ve yakınları, İYİ Parti Efeler İlçe Başkanı Özgür Metin ile yönetimi, ilçedeki kadın dernekleri, kentteki siyasi partilerin, derneklerinin, sivil toplum kuruluşlarının, meslek odalarının ve sendikaların temsilcileri ile Efeler Belediyesi meclis üyeleri ve adayları, muhtarlar ve çok sayıda vatandaş katıldı. – AYDIN
]]>Nilüfer’de kadınlar, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde ‘Karanlığa İnat Güneşi Doğuracağız’ sloganıyla yürüyüş yaparak, kadına yönelik şiddettin ve eşitsizliklerin son bulmasını istedi. Nilüfer Belediyesi Nilüfer Kent Konseyi ve Nilüfer Kadın Meclisi işbirliğiyle düzenlenen yürüyüş Nilüfer Kent Konseyi önünden başladı. Nilüfer Belediyesi Başkan Yardımcısı Dr. Sibel Özer, Nilüfer Kent Konseyi Başkanı Neslihan Binbaş, Nilüfer Kadın Meclisi Başkanı Nazlı Ünalan ve CHP Nilüfer Belediye Başkan Adayı Şadi Özdemir’in eşi Nuray Özdemir’in de katıldığı yürüyüşe çok sayıda kadın da eşlik etti. Sloganlar eşliğinde gerçekleşen yürüyüş Nilüfer Belediyesi Halk Evi önünde son buldu.
Kadınlar adına Nilüfer Cumhuriyet Meydanı’nda ilk açıklamayı Nilüfer Gençlik Meclisi Eş Başkanı Yağmur Akın yaptı. Kadınların cinsiyet eşitsizliğini iliklerine kadar yaşadığına değinen Yağmur Akın, “Yaşamımızın her alanında cinsiyet ayrımcılığına maruz kalırken bir yandan da her an taciz, istismar ve şiddetle yüz yüzeyiz. Ne liselerde, ne de üniversitelerde bu sorunu çözmeye, sorunla karşılaşan kadınlara destek olmaya yönelik programlar var. Derinleşen ekonomik krizde barınma, ulaşım, beslenme ve hatta ısınma sorunları yaşıyoruz. Yarınımız için endişeliyiz çünkü üniversiteyi kazansak bile ailelerimizin ekonomik gücü bizi okutmaya yetmeyebilir ya da okuyup mezun olsak bile devasa işsizler ordusunun bir parçası olabilir veya güvencesiz esnek, düşük gelirli geçici işlerde çalışmak zorunda kalabiliriz” dedi.
Nilüfer Kadın Meclisi Başkanı Nazlı Ünalan da kadın mücadelesine değinerek erkek iktidarın kadın düşmanı politikalarını kabul etmeyerek mücadeleye devam ettiklerini belirtti. Kadına şiddetin her geçen gün arttığını ifade eden Ünalan, “Bundan 10 gün önce 24 saat içinde Bursa, Sakarya, Erzurum, Denizli ve İstanbul’da toplam 7 kadın öldürüldü. 2023 yılında 407 kadın cinayeti işlendi. 2024 yılına girdiğimiz bugüne kadar ise 71 kız kardeşimiz erkekler tarafından katledildi. Bu yaşananlar, tam anlamıyla bir cinskırımdır. Erkek vahşeti artarak devam ederken katledilen her bir kız kardeşimiz için isyanımızı sürdürüyoruz. Biz kadınlar tüm bunlara dur demek, kadın dayanışmasını büyütmek için bir araya geldik. Bir kişi daha eksilmemek için, hayatlarımızı savunmak için bir araya geldik. Bizi sosyal yaşamdan dışlamaya çalışan, eve hapseden, emeğimizi, işimizi görünmez kabul eden zihniyetlerin karşısında ‘Biz her yerdeyiz’ demek için bir araya geldik. Uzun yıllar süren kadın mücadelesi sonucunda elde ettiğimiz haklarımızdan tam da bu yüzden vazgeçmeyeceğiz. Biliyoruz ki gücümüzle, cesaretimizle yaşamı yeniden kuracak, karanlığa inat güneşi yeniden doğuracağız” diye konuştu.
Nilüfer Belediyesi Başkan Yardımcısı Dr. Sibel Özer de, 8 Mart’ın anlamına işaret etti. Kadın mücadelesinin bıkmadan usanmadan devam edeceğini belirten Özer, “Yapısal adaletsizliklere, ötekileştirme politikalarına, yaşamlarımızı tehdit eden hak ihlallerine rağmen bu yıl da bütün gücümüzle 8 Mart’ı coşkuyla kutluyoruz. Temel insan haklarımıza sahip çıkmak, her türlü sömürüye karşı birbirimizi güçlendirmek için çağrımızı yineliyoruz. Bu vesileyle birbirimizi kucaklarken, bütün baskılara meydan okuyan, politik mücadelemize ses olan, gelecek nesiller için yolu aydınlatan tüm kadınları sevgiyle selamlıyoruz. Birbirimize verdiğimiz eşit yaşam sözünü tutarak karanlığa inat güneşi doğuracağız. Yaşasın 8 Mart, yaşasın kadın dayanışması” şeklinde konuştu.
Nilüfer’de 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü etkinlikleri sanatçı Aylin Demir’in Nazım Hikmet Kültürevi’nde açılan ‘Öz ve İz’ sergisi ve Flu Lysistrata adlı tiyatro oyunu ile devam etti. – BURSA
]]>Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından 8 Mart Kadınlar Günü dolayısıyla “Türkiye ile Güçlenen, Türkiye’ye Güç Veren Kadınlar” isimli program düzenlendi. Haliç Kongre Merkezi’nde saat 14.00’te başlayan programa Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhur İttifakı’nın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Murat Kurum ve Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş’ın yanı sıra çok sayıda kadın katıldı. Burada konuşan Bakan Göktaş, son 22 yılda kadınlar için yapılan çalışmalardan ve gelecek projelerden bahsederek, bu bağlamda Cumhurbaşkanı Erdoğan’a teşekkür etti. Kadınların işgücüne aktif katılımının ülke ekonomisine sağlayacağı katkının önemine dikkat çeken Göktaş, Türkiye Yüzyılı’nın kadınların yüzyılı olacağı vurgusunu yaptı.
“Türkiye Yüzyılı, kadınların yüzyılı olacak”
Konuşmasına Cumhurbaşkanı Erdoğan’a teşekkür ederek başlayan Bakan Göktaş, “Türkiye Yüzyılı, kadınların yüzyılı olacak. Bugün, hayatın her alanında eşit fırsatlara ve eşit imkanlara sahip olan kadınlarıyla güçlü bir Türkiye var. Kadınlar, siyasi, sosyal ve hukuki haklarda önemli kazanımlar elde etmiştir. Kadın katılımını hayatın her alanında güçlendirdik. Tüm bu kazanımları eşit bir şekilde istisnasız tüm kadınlar için ulaşılabilir kılmak sizin eserinizdir. Nobel ödülü alan kadının da, Belçika’da değerlerini savunduğu için partisinden ihraç edilen milletvekilinin de yanında siz oldunuz. Uluslararası müsabakalarda ay yıldızımızı temsil eden sporcu kızlarımıza da, şehit annelerine de, Diyarbakır annelerine de siz destek oldunuz. Bugün bu ülkenin başörtülü bir doktoru, bir hakimi, bir profesörü, bir pilotu, bir milletvekili, bir bakanı varsa bu sizin sayenizdedir. Sizin öncülüğünüzde ‘Daha adil bir dünya mümkün’ diyerek Gazze başta olmak üzere mazlum coğrafyalarda yaşayan kadınların yanında olduk, olmaya devam ediyoruz. 8 Mart’ın Filistin başta olmak üzere dünyanın pek çok ülkesinde insanüstü bir güçle mücadele eden kadınların sesi ve sözü olmasını diliyorum” dedi.
“2028 sonuna kadar kadının iş gücüne katılma oranını yüzde 40,1’e yükseltilmeyi hedefliyoruz”
Bakan Göktaş, son 22 yılda yapılan çalışmalar ve gerçekleştirilecek yeni projelerden bahsetti. Göktaş, “2024-2028 dönemini kapsayan Kadının Güçlenmesi Strateji Belgesi ve Eylem Planı ile kadınların gücüne güç katmaya devam edeceğiz. Bu strateji belgesini kamu kurumları, üniversiteler, özel sektör ve sivil toplum kuruluşları ile iş birliğinde temsil gücü yüksek bir katılımla hazırladık. Eylem Planımızı Eğitim, Sağlık, Ekonomi, Liderlik ve Karar Alma Mekanizmalarına Katılım, Çevre ve İklim Değişikliği olmak üzere 5 ana eksende belirledik. Planımız da 5 temel politika, 20 strateji, 83 faaliyetten oluşuyor. Bu kapsamda kadınların eğitimin tüm kademelerine tam erişimini ve etkin katılımını hedefliyoruz. Kadınlara tüm yaş gruplarını ve ihtiyaçlarını gözeten, kapsamlı ve bütüncül sağlık hizmeti sunmayı amaçlıyoruz. Diğer yandan kadının değişen işgücüne tam, eşit ve etkin katılımıyla ekonomik yönden güçlenmelerini hedefliyoruz. Siyaset, liderlik ve karar alma mekanizmalarında kadınların temsil ve etkinliklerini artırmayı amaçlıyoruz. Kadını metalaştıran, araçsallaştıran ve sömüren ideolojilerin etkisinden kurtarmak istiyoruz. Kadınların ekonomik ve sosyal hayatta etkin roller üstlenmeleri yalnızca bireysel bir kazanım değildir. Bu aynı zamanda toplumsal ve sosyal gelişimi sağlayan, kalkınma hızını destekleyen temel bir değerdir. Son 22 yılda kadınların ekonomik hayatta daha fazla yer almaları için büyük atılımlar gerçekleştirdik. 2002 yılında yaklaşık yüzde 28 olan kadınların iş gücüne katılım oranı 2023 yılında yüzde 36’ya ulaştı. 12. Kalkınma Planımızda kadınların geleceğine dair önemli hedefler belirledik. 2028 yılı sonuna kadar kadının iş gücüne katılma oranını yüzde 40,1’e yükseltilmeyi hedefliyoruz” diye konuştu.
Bakan Göktaş yeni bir projenin müjdesini verdi
Bakan Göktaş konuşmasını, “Bu hedefi gerçekleştirmek adına geçtiğimiz ocak ayında Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımız ve TÜBİTAK ile iki iş birliği protokolü imzalamıştık. Bugün bu protokoller kapsamında yeni bir proje başlattığımızın da müjdesini sizlerle paylaşmak isterim. Bu proje, temiz teknoloji alanında kadın girişimcilerin şirketlerini büyütme süreçlerini desteklemektir. Böylece teknoloji alanında faaliyet gösteren kadın girişimcilere destek olacağız. Diğer yandan, yine bu protokol kapsamında kadın ve aile odaklı bilimsel çalışmaları desteklemek üzere TÜBİTAK ile birlikte ortak araştırma projeleri çağrısına yakında çıkacağız” ifadeleriyle sonlandırdı. – İSTANBUL
]]>Kaya, ???????AK Parti İstanbul Kadın Kolları tarafından Cemile Sultan Korusu’nda düzenlenen “8 Mart Dünya Kadınlar Günü” buluşmasında yaptığı konuşmada, bu yıl 8 Mart’ı çok buruk şekilde kutladıklarını, dünyanın bir yanında Filistinli kadınların ve annelerin büyük bir soykırıma maruz bırakıldığını söyledi.
Dünyanın adaletsiz şekilde bazı kadınların haklarını savunmadığını dile getiren Kaya, “Filistin’deki direnişçi, onurlu kadınların yanında olan Sayın Cumhurbaşkanımız ve onun eşi var ve onun arkasında yürüyen bu partideki kadınlar var. Ben biliyorum ki hepinizin duaları, her türlü destekleri oradaki kadınların da özgürlüğüne kavuşması için. Çünkü ben de her gece mutlaka oradaki kadınlar için yatmadan dua ediyorum. Sizlerin de öyle olduğunuzu biliyorum.” diye konuştu.
Kaya, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 1989’da kadın kollarını kurduğunda ona “Kadın kolları teşkilatına ne gerek var?” diyenler olduğunu aktardı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın vizyonuyla Ankara’daki bazı olumsuz sözlere rağmen kadın kolları teşkilatını İstanbul’da kurduğuna dikkati çeken Kaya, eşi Emine Erdoğan’ın da 40 kadın kurucudan biri olduğunu anlattı.
Kaya, o kadınların 1988’den 1994’e kadar İstanbul’da büyük bir çalışmaya imza attığını anlatarak, “Ev ev herkese o dönemin Büyükşehir Belediye Başkan adayı Recep Tayyip Erdoğan’ı ve onun vizyonunu anlattılar. O kadınlar, 1994’te İstanbul’u çöp, çamur ve çukurdan kurtaracak ve Türkiye’yi bugünlere taşıyacak Recep Tayyip Erdoğan’ı İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı yaptı. Bizim siyasi hareketimizin temelinde kadınlarımız, onların çalışması ve onların özverisi var. AK Parti’nin kuruluşundan bugüne dek kadınlarımızın çok büyük emeği var.” ifadelerini kullandı.
AK Parti İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkan adayı Murat Kurum ile eşinin de bu programa katıldığını ifade eden Kaya, kentin yaşadığı en büyük sorunun ulaşım ve kentsel dönüşüm olduğunu anlattı.
Kaya, “Bu sorunların hepsine çözüm üretecek bir başkan adayımız var. İstanbul çok şanslı. İstanbul inşallah bu şansını Murat Kurum’u belediye başkanı yaparak daha da arttıracak. Ben buna yürekten inanıyorum.” dedi.
“Kadın ve erkeğin adalet içinde toplumu birlikte inşa edeceğine inandık”
AK Parti Genel Merkez Kadın Kolları Başkanı Ayşe Keşir de “Dünya Kadınlar Günü” dolayısıyla programda yaptığı basın açıklamasında, emek veren, alın teri döken ve üreten tüm kadınların gününü kutladı.
Keşir, “Sayın Cumhurbaşkanımızın, ‘Kadınların bireysel özgürlüklerinden siyasi ve sosyal alandaki varlıklarına kadar her konuda gösterdikleri gayreti, bir lütuf veya imtiyaz değil, hak mücadelesi olarak gördük.’ sözleriyle de vurguladığı gibi, biz kadın ve erkeğin adalet içinde toplumu birlikte inşa edeceğine inandık.” diye konuştu.
AK Parti’nin kuruluşundan bugüne kadar temel insan haklarını göz önüne alıp kadınların hayatın tüm alanlarında karar alma mekanizmalarına katılımlarının artırılmasına yönelik pek çok düzenlemeyi hayata geçirdiğini dile getiren Keşir, 2004’de ilk defa Anayasa’nın 10. maddesine “Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir.” hükmünün eklendiğini bildirdi.
Keşir, 2010 yılında Anayasa’da yapılan düzenlemeyle kadın erkek fırsat eşitliğini daha da güçlendirdiklerine dikkati çekerek, “2013 yılında kamusal alanda kılık kıyafet özgürlüğünün getirilmesiyle kadınlar arasındaki ayrımcılığı tamamen ortadan kaldırdık. 7 Haziran 2015 tarihinde kadınlar seçme ve seçilme hakkını tam olarak kullanmaya başladı.” ifadelerini kullandı.
Eğitimin en önemli fırsat eşitliği aracı olduğunun altını çizen Keşir, şunları kaydetti:
“İş gücü piyasasına katılım, karar alma mekanizmalarına katılımın da anahtarıdır. Yasakların tarihe gömülmesiyle, 81 ilde açılan üniversitelerle, üniversiteye devam eden kız öğrenci sayısında büyük bir artış yaşandı. Kız öğrencilerin üniversiteleşme oranı iktidara geldiğimiz 2002 yılından bugüne yüzde 13.5’ten yüzde 51’lere ulaştı. Kamuda kadın istihdamı yüzde 40’ı aştı.”
Keşir, AK Parti hükümetleri döneminde kadınların iş hayatına katılımını teşvik eden hibe ve teşvikleri artırdıklarını sözlerine ekledi.
Programa, AK Parti İstanbul milletvekillerinin yanı sıra AK Parti İBB Başkan adayı Murat Kurum ve eşi Şengül Kurum ile partinin kadın kolları üyeleri katıldı.
]]>AK Parti Diyarbakır İl Başkanı Raşit Ocak, İl Kadın Kolları Başkanı Mervenur Seyit Beşe, yönetim kurulu üyeleri ve partililer il başkanlığında bir araya gelerek 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde 81 ilde eş zamanlı basın açıklaması düzenledi.
AK Parti Genel Merkez Kadın Kolları Başkanı ve Düzce Milletvekili Ayşe Keşir’in açıklamasını okuyan Beşe, kadın ve erkeğin adalet içinde toplumu inşa edeceğini söyledi.
Beşe, “Cumhurbaşkanımızın; ‘Kadınların bireysel özgürlüklerinden siyasi ve sosyal alandaki varlıklarına kadar her konuda gösterdikleri gayreti, bir lütuf veya imtiyaz değil, ‘hak mücadelesi’ olarak gördük’ sözleriyle de vurguladığı gibi, biz kadın ve erkeğin adalet içinde toplumu birlikte inşa edeceğine inandık. AK Parti kurulduğu günden bugüne, temel insan haklarını göz önüne alarak kadınların; bilimden sanata, spordan siyasete, eğitimden kültüre hayatın tüm alanlarında karar alma mekanizmalarına katılımının artırılmasına yönelik pek çok düzenlemeyi hayata geçirdi” dedi.
Açıklamanın devamında Beşe, “2004 yılında ilk defa anayasamızın 10. maddesine ‘Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir’ hükmünü ekledik” ifadelerine yer vererek, şunları kaydetti:
“2010 yılında anayasada yaptığımız düzenleme ile kadın erkek fırsat eşitliğini daha da güçlendirdik.
2013 yılında kamusal alanda kılık kıyafet özgürlüğünün getirilmesi ile birlikte kadınlar arasındaki ayrımcılığı tamamen ortadan kaldırdık. 7 Haziran 2015 tarihinde kadınlar seçme ve seçilme hakkını tam olarak kullanmaya başladı. Eğitim en önemli fırsat eşitliği aracıdır. İş gücü piyasasına katılım, karar alma mekanizmalarına katılımın da anahtarıdır. Yasakların tarihe gömülmesi, 81 ilde açılan üniversiteler ile üniversiteye devam eden kız öğrenci sayısında büyük bir artış yaşandı. Kız öğrencilerin okullaşma oranı iktidara geldiğimiz 2002 yılından bugüne yüzde 13.5’ten yüzde 51’lere ulaştı. Kamuda kadın istihdamı yüzde 40’ı aştı.”
AK Parti hükümetiyle kadınların iş hayatına katılımını teşvik eden hibe ve teşvikleri arttırdıklarının belirten Beşe, “İŞKUR, KOSGEB, ORKÖY, TKDK programlarını hayata geçirerek kadın istihdamına destek olduk ve kadın girişimcilerin üretime katılımıyla ekonomik anlamda daha güçlü bir konuma gelmelerine katkı sağladık. Kooperatifler Kanunu’nda, Gelir Vergisi Kanunu’nda kadınlar lehine yapılan düzenlemeler ve SGK teşvikleri ile kadının işgücüne katılma oranı yüzde 36 düzeyine ulaştı. 1935 yılında yüzde 4.1 olan parlamentodaki kadın oranı 2002 yılına kadar ne yazık ki hiç aşılamadı. Bu oran 22 yıldır peyderpey artarak bugün yüzde 20’ye ulaştı. 22 yıldır, başta Türk Ceza Kanunu olmak üzere kadına yönelik şiddetle mücadelede pek çok düzenlemeyi hayata geçirdik. 5 milyon 506 bin 206 kadın üyesiyle dünyadaki birçok siyasi partiden daha fazla üyeye ve Türkiye’nin en büyük kadın teşkilatlanmasına sahip tek parti AK Parti’dir” ifadelerine yer verdi.
Son olarak Beşe, “Cumhurbaşkanımız, kadının siyasetin nesnesi değil öznesi olduğunu vurgulayarak 22 yıldır kararlı bir duruş sergilemiş, ulusal ve uluslararası düzeyde birçok adım atmıştır. AK Parti kadın hakları ve aile bütünlüğünün korunması konusunda ‘Hem hem de’ diyen bir partidir. Politikalarımızı bu yönde oluşturuyoruz. Elde ettiğimiz kazanımların yanında yeni ihtiyaçlarla birlikte daha yapılacak çok iş olduğunun da farkındayız. Kadın hakları ve eşitliğine yönelik mücadelemizi sürdürmeye devam edeceğiz. Türkiye Yüzyılı vizyonunu hep birlikte hayata geçireceğiz. Kadim doğrular ve yeni gerçekler ışığında; evinde, ofisinde, fabrikada, tarlada, kendi işinin başında, alın teri ve akıl teriyle, emeğiyle fedakarca destan yazan kadınların başarılarıyla gurur duyuyoruz. Bu vesileyle, tüm kadınların 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü en içten dileklerimle kutluyor, daha güçlü, daha eşit ve daha adil bir toplum için kadın erkek omuz omuza, birlikte çalışma azim ve kararlılığımızı yinelemek istiyorum” diye konuştu. – DİYARBAKIR
]]>Fatih Belediyesi tarafından 8 Mart Dünya Kadınlar Günü nedeniyle Çatladıkapı Sosyal Tesisleri’nde bir program düzenlendi. Programa Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, Fatih Kaymakamı Cafer Sarılı, Fatih İlçe Emniyet ve Şube Müdürleri, kamu kurumlarında çalışan kadınlar ve ev hanımları katıldı. Kadınlar Günü vesilesi ile kadınlarla bir araya gelen Fatih Belediye Başkanı M. Ergün Turan, “Hayatın her alanında olan kadınlar. Fatih’e ve İstanbul’a değer katan hanımefendiler her meslek grubundan var. İçimizde kadın emniyet müdürlerimiz, kadın muhtarlarımız, kadın gazetecilerimiz, kadın STK başkanlarımız, koruma müdürümüz ve hayata değer katan ev hanımlarımız var. Kadınlarımızın hepsi hayata değer katan insanlardır. Fatih’imize değer katıyorlar. Biz bundan eminiz” dedi.
“Kadınların gücü olmadan Türkiye Yüzyılı inşa edilemez”
Kimseyi ayırmadan Türkiye Yüzyılı yolunda ilerlediklerini söyleyen Turan, “Kadınların gücü olmadan Türkiye Yüzyılı inşa edilemez. Cumhurbaşkanımız sık sık söylüyor: Kadınların emeği yok sayıldığında toplum yüzde 50 gücünü kaybetmiş demektir. Eğer biz kadınların emeğini yok sayacak olursak bugünkü gücümüzün yarısını yok kabul etmiş oluruz. Dolayısıyla biz kadın erkek demeden güçlü Türkiye yolunda ilerliyoruz” ifadelerini kullandı.
“Fatih’te yaptığımız en önemli işlerden bir tanesi kütüphanelerdir”
Türkiye’nin geleceğinde 5-10 yıl sonra bugünkü sayıdan çok daha fazla kadının etkin olacağını söyleyen Turan, “Bizim son dönemde Fatih’te yaptığımız en önemli işlerden bir tanesi Fatih kütüphaneleridir. Enteresan bir tespitimiz var Türkiye’nin geleceği açısından. Türkiye’nin geleceğinde 5-10 yıl sonra bugünkü sayıdan çok daha fazla kadın etkin olacaktır. Yönetimde de etkin olacaktır. Şu anda kütüphaneleri dolduranlar, en çok çalışıp emek verenler genç kızlarımız. En iyi yerlere gelenler hep kızlarımız oluyor. Türkiye’nin geleceğinde çok daha etkin olacağını görüyoruz. Biz de bu manada kadınlarımızın her alanda etkin olmaları için uğraşıyoruz. Kadın eğitim birimlerimizde son 5 yılda Fatih’te 16 açık birimimiz var şu anda. 5 bini aşkın kursiyer var. Şu anda tekamül sınıflarımız var. Buralarda çok nitelikli işler çıkartılıyor. Bu dönem amacımız bunların ekonomiye de dönmeleri” diye konuştu.
“Fatih Belediyesi ile çok güzel işler yapıyoruz”
Programda konuşan Bakan Bak ise, “Başkanımız önderliğinde Türkiye’de son 22 yılda spor devrimi yaptık. Spor tesislerinin yatırımını arttırdık. Ailelere ‘Çocuklarınızı alın bizim tesislerimize getirin’ diyoruz. Tabii bunu belediyelerle beraber yapıyoruz. Ergün başkan biraz evvel anlattı. Hakikaten Gençlik ve Spor Bakanlığı olarak belediyelerimizle çok güzel işler yapıyoruz özellikle Fatih Belediyesiyle” dedi.
“Türkiye’de kadının her sektörde, her alanda yer alması bizleri gururlandırıyor”
Kadınların üretim yapması için Fatih Belediyesine destek verdiklerini söyleyen Bakan Bak, “Fatih Belediye Başkanı benim çok eski dostum. Siyasette uzun yıllar çalıştık. Çok pratik ve çok hızlı düşünür. Çok hızlı işler yapar ve sonuç getirir. O yüzden biz Fatih Belediyesine yaptığımız projelerin hepsini çok kısa sürede bittiğini, sonuçlandığını ve netice aldığını görüyoruz. Bunların başında kütüphaneler geliyor. Kütüphaneleri birlikte yaptık. Biz de katlı verdik. Yaptığı şey gençlerimize dokunan çok çok önemli bir şey. Çocuklar kütüphaneye gelip ders çalışıyorlar ve orada çay çorba içiyorlar. Yine kadınların üretim yapması için başta GastroSanat’ın açılması için biz de destek olduk. Başkan çok çabuk iş bitirir. TOKİ’den gelen tecrübesi ve önceki dönemki dönemden gelen tecrübesi ile müthiş bir şekilde iş bitiriyor. Biz de çok mutlu bir şekilde onunla çalışmayı tercih ediyoruz. Türkiye’de kadının her sektörde, her alanda yer alması bizleri gururlandırıyor. Başkanın verdiği istatistiklere göre de görüyorsunuz çatıştığınız bayan yöneticiler çok daha disiplinli. İş disiplinleri yüksek ve hedeflerine çok çabuk kilitlenen bireyler. Dolayısıyla bayanlarla çalışmak çok verimli” diye konuştu.
“Her haliyle Ergün başkan Fatih’e dokundu”
Başkan Turan’ın Fatih’e dokunduğunu ve dokunmaya devam ettiğini söyleyen Bakan Bak, “Başkanın sur boyunca yaptığı yeşil alanlar, camilerin ihya edilmesi ve kültürel eserlerin korunması gibi projelere destek veriyoruz. Her haliyle Ergün başkan Fatih’e dokundu ve dokunmaya devam ediyor. Kendisine teşekkür ediyoruz hizmetleri için” ifadelerini kullandı.
Program sonunda Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, Fatih Belediye Başkanı M. Ergün Turan ile günün anısına programa katılan kadınlarla hatıra fotoğrafı çekildi. – İSTANBUL
]]>Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından, İstanbul Kalkınma Ajansı aracılığıyla uygulanan, ‘Sosyal Gelişmeyi Destekleme Programı’ kapsamında finanse edilen Tuzla Belediyesi Kadın Girişimcilik Merkezi, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde kapılarını açtı. Açılışa Tuzla Belediye Başkanı Dr. Şadi Yazıcı, Şadi Yazıcı’nın eşi Dr. Fatma Yazıcı, AK Parti İstanbul Milletvekili Müşerref Pervin Tuba Durgut ve Tuzlalı kadınlar katıldı.
Açılışta konuşan Müşerref Pervin Tuba Durgut, “Akademinin, bakanlığın ve yerel yönetimin iş birliği örneğini birlikte görüyoruz. Türkiye Yüzyılı beni son derece heyecanlandıran bir söylem. Ben Türkiye Yüzyılının kadınların omuzlarında yükseleceğine inanıyorum. Çünkü bu güzel Cumhuriyetimizi kadın erkek omuz omuza kurduk. ve bu ülkeyi muasır medeniyetler seviyesinin önüne taşıyacak yine kadın erkek birlikte azmin, gücün beraberliği olabilir” dedi.
Başkan Şadi Yazıcı’nın eşi Dr. Fatma Yazıcı, “Bugün 8 Mart Dünya Kadınlar Günü, bugün için manidar bir açılış yaptık. Kadınlarımızın iş hayatında önünü açabilmek için evlerinden dünyaya açılabilmeleri için bu merkezi çok önemsiyoruz kadınlar adına. Bir süredir de hizmet veriyor, güzel öğretiler oldu, çok güzel yollar açıldı. Bunun için çok mutluyuz. Başarılarının daim olmasını diliyoruz, kadınların her sektörde çok başarılı olacağına inanıyorum” dedi.
Başkan Şadi Yazıcı, “Ben de 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde yapılabilecek en anlamlı açılışı yaptığımıza inanıyorum. Kadın Girişimcilik Merkezimiz hayırlı olsun. Bu merkezin asıl bir amacı varsa o da kadınlarımızın üretmesi ve bu üretim sürecinde pazarlama tekniklerinin öğrenilmesi, ürünün online satış metotların geliştirilmesidir. Bu konuda üniversitelerimizle ve KOSGEB dahil olmak üzere birçok destek veren kurumlarımızla iş birliği içerisinde Tuzlalı kadınlarımızın süreci en iyi şekilde tamamladığına ve tamamlayacağına inanıyorum. 800 diye planlanan sayının bugün 814’e çıkması sevindirici. Kadınların kente katkılarını anlatırken, ‘Kanada’ya, Amerika’ya, dünyaya mal sattım’ derken gözlerindeki pırıltıyı gördüm. Tuzla’dan dünyaya, Türkiye Yüzyılına uygun şekilde dünyaya açılacağız ve hak ettiğimiz noktaya yine bir şekilde çıkacağız ama bunun kadının gücünün etkisiyle, kadının detaydaki zekasının inceliğiyle beraber bunu başaracağımıza, Türkiye Yüzyılının kadınların yüzyılı olacağına inanıyorum. Her zaman yanlarında olacağız. Geliştirerek büyüterek devam edeceğiz. Tuzla’mızı kadınlarımızla beraber güzel yaptık, çok daha güzel yapmak için yeni dönemde hep beraber çalışacağız” diye konuştu.
Sosyal Gelişmeyi Destekleme Programı (SOGEP) kapsamında İstanbul Kalkınma Ajansından alınan hibe ile gerçekleştirilen ve İstanbul Medeniyet Üniversitesi işbirliğiyle yürütülen Kadın Girişimcilik Merkezi Projesi (Tuzla KAGİM), Tuzla ilçesindeki girişim fikri olan kadınların girişimlerinin desteklenmesi ve geliştirilmesi yoluyla gelirlerinin, girişimcilik düzeylerinin ve istihdam edilebilirliklerinin artırılmasını hedefliyor.
Merkezde, 15-20 kişilik 12 farklı sınıf grubu oluşturuldu ve her bir grup, girişimcilik, iş fikri geliştirme, ticarileşme yol haritası, muhasebe, ürün tasarımı ve ürün geliştirme, patent ve lisans okuryazarlığı, firma GAP analizi, esnaf muafiyeti, dijital dünyada güvenlik, e-ticaret (pazaryeri üzerinden online satış) ürün fotoğrafçılığı, satış ve pazarlama, ihracat, müşteri ilişkileri, finansal bilinç ve para yönetme, kobi ve kosgeb destekleri, bilişim hukuku gibi eğitim başlıklarından seviye ve bireysel ihtiyaçlar düşünülerek toplam 64 derslik eğitim programına dahil oldu. – İSTANBUL
]]>Erdoğan, partisinin İl Kadın Kolları Başkanlığınca 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla bir otelde düzenlenen programda yaptığı konuşmada, bugün farklı duyguları bir arada yaşadıklarını söyledi.
Gazze’de yaşananlar nedeniyle bir taraflarının hüzünlü olduğunu dile getiren Erdoğan, “Gerçekten Gazze’de binlerce insan katledildi. Yıllardır sistematik, bilinçli ve gerçekten planlı soykırım devam ediyor. Gazze’de bir kadın öldürüldüğünde o siyonistler fotoğrafını alıyor, sosyal medyada paylaşıyorlar. Diyorlar ki ‘Bir taşla iki kuş vuruldu.’ Dolayısıyla özellikle kadınları öldürüyorlar, bebekleri katlediyorlar çünkü biliyorlar ki Gazze’nin kadınları hayatta olduğu sürece Gazze düşmeyecek.” diye konuştu.
Erdoğan, Gazze’deki doğum oranlarının ciddi şekilde düştüğüne, erken doğum riskinin arttığına, doğan bebeklerin hayatta kalmalarının çok zor olduğuna dikkati çekerek, şunları kaydetti:
“Gerçekten acının artık tarif edilemediği bir nokta yaşanıyor orada. Artık insanlığın geldiği en son nokta olarak görüyoruz bu noktayı. Siyasiler olarak bu anlamda gerçekten sesimizi en yüksek oktavdan her noktaya iletmeye çalışıyoruz. Gittiğimiz her uluslararası toplantıda sesimiz ve sözümüz yettiğince ifade ediyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, bu anlamda yıllardır mücadele ettiği gibi son süreçte de çok ciddi emek sarf ediyor. Bir taraftan dua edeceğiz, bir taraftan destek olmaya devam edeceğiz. Bize düşen bu. Allah bizim yaşadığımız huzuru, mutluluğu, esenliği onlara da yaşatsın diye dua ediyoruz.”
“Kadının erkekle eşit haklara, fırsatlara ve imkanlara sahip olması gerekir”
KEFEK olarak 27 milletvekiliyle yürüttükleri çalışmalara değinen Erdoğan, toplumda kadının statüsünün erkekle eşit olması gerektiğini düşündüklerini söyledi.
Kadının erkekle eşit haklara, fırsatlara ve imkanlara sahip bulunması gerektiğini düşündüklerini, bu anlamda Türkiye’de son 22 yılda önemli işler yapıldığını vurgulayan Erdoğan, “Yıllarca başörtüsünden zulüm görmüş binlerce, milyonlarca kardeşimizin en önemli sorununu ortadan kaldırarak önce kadını kadına eşitledik, kadının erkekle fırsat eşitliği için de mücadeleye devam ediyoruz.” dedi.
Serdivan Belediye Başkanı ve Cumhur İttifakı’nın Sakarya Büyükşehir Belediye Başkan adayı Yusuf Alemdar da Gazze’de yaşanan zulüm nedeniyle bugünü buruk kutlayabildiklerini dile getirdi.
Alemdar, “Allah onlara da bir an önce bizim gibi yaşama fırsatı versin. İnşallah bir olacağız, beraber olacağız, kardeş olacağız. Sadece kendimiz için değil tüm dünyadaki mazlumlar için mücadele eden, adalet götüren, mazlumun yanında kimsesizin kimi olan Cumhurbaşkanımıza destek vererek onları da inşallah özgürlüğüne kavuşturmuş olacağız.” ifadelerini kullandı.
AK Parti İl Başkanı Yunus Tever ve İl Kadın Kolları Başkanı Yasemin Turan da programda konuşma yaptı.
Erdoğan ve Alemdar, konuşmaların ardından masaları dolaşıp karanfil verdikleri kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutladı.
]]>Bakan Yerlikaya, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla şehit anneleri ve yakınları, gazi anneleri ve yakınları ile sivil toplum kuruluşlarının kadın temsilcilerinin katılımıyla Gölbaşı Vilayetler Evi’nde düzenlenen “Kadın Buluşması” programına katıldı.
Yerlikaya, buradaki konuşmasında, programa katılan tüm kadınların Dünya Kadınlar Günü’nü tebrik etti.
Kültürde ve inşa edilen yüksek medeniyette kadının yerinin her zaman çok özel olduğunu belirten Yerlikaya, şarkıların en güzelinin, şiirlerin en unutulmazlarının hep kadınlar için yazıldığını kaydetti.
Yerlikaya, Gevher Nesibe Hatun, Terken Hatun, Hayme Ana ve Nene Hatun gibi birçok kadının azimleriyle, mücadeleleriyle, dirayetleriyle nice kadına ilham ve umut kaynağı olduğunu vurgulayarak, “Tarih boyunca kurduğumuz her devletin hamurunu nasıl kadınlar yoğurduysa, istiklal mücadelemizin de en ön cephesinde yine kadınlar vardı.” dedi.
“Dillerinde ‘vatan sağ olsun’ nidaları var”
Cumhuriyetin, kundaktaki bebeğini sırtına bağlayarak cepheye mermi taşıyan kadınların omuzlarında kurulduğunun altını çizen Yerlikaya, toprakları vatan kılan, manayı ruha ilmek ilmek işleyenlerin kahraman kadınlar olduğunu belirtti.
Yerlikaya, şöyle konuştu:
“Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk, ‘Dünyada hiçbir milletin kadını ben Anadolu kadınından fazla çalıştım. Milletimi kurtuluşa ve zafere götürmekte Anadolu kadını kadar emek verdim diyemez.’ derken tarihi bir gerçeği haykırıyordu. İşte aramızda şehit anneleri, gazi anneleri var. Yavrularını binbir zahmetle büyüten, gözünden sakınan ama vatan uğruna şehit veren ve gazilik mertebesine ulaşan kahramanların annelerinin dillerinde dua var. Dillerinde ‘vatan sağ olsun’ nidaları var. Allah hepinizden razı olsun.”
“Her alanda aktif olan kadınlar, gücümüze güç katıyor”
Yerlikaya, Türkiye’nin kalkınmasında ve gelişmesinde kadınların en ön safta mücadele ettiğini bildirdi.
“Büyük ve güçlü Türkiye’nin temelleri kadınlarla birlikte atılıyor, aydınlık geleceğimiz yine kadınlarla birlikte inşa ediliyor. Ülkemizin gelişmesi, milletimizin refahı ve huzuru, küresel ekonomide söz sahibi olabilmemiz için her alanda aktif olan kadınlar, gücümüze güç katıyor.” diye konuşan Yerlikaya, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde Türkiye Yüzyılı’nı kadınlarla birlikte inşa ettiklerini vurguladı.
Edebiyattan sanata, siyasetten bürokrasiye, spordan çalışma hayatına kadar kadınların elinin değmediği her işin büyük bir eksiklik olacağını dile getiren Yerlikaya, şöyle devam etti:
“Geçtiğimiz günlerde vefat eden Alev Alatlı’dan söz etmeden Türk düşünce ve fikir hayatından söz edebilir miyiz? Fikrimin İnce Gülü’nü yazan Türk edebiyatının ince ve zarif kalemi rahmetli Adalet Ağaoğlu’na atıfta bulunulmadan Türk romancılığını konuşabilir miyiz? Türk kadınına seçme ve seçilme hakkı verildikten sonra 8 Şubat 1935’te yapılan genel seçimlerde 17 kadın vekilimiz ilk kez Türkiye Büyük Millet Meclisinin sıralarındaki yerlerini aldı. Bu, demokrasimizde kadın imzasının atıldığı tarihi bir andı. Kadınların Türk siyasetine kattığı değeri göz ardı ederek, Türk siyasi tarihini yazabilir miyiz? Bir toplumun yarısını oluşturan ve diğer yarısını da dünyaya getiren, büyüten, eğiten kadınların potansiyelini harekete geçirmeden ne kalkınma ne de demokrasi alanında ilerleyebilir miyiz?”
“Türkiye Yüzyılı’nda hedeflerimize ulaşmakta yine kadınlar baş aktördür”
Bakan Yerlikaya, kadın ve erkeğin birbirinin rakibi değil tam tersi birbirinin tamamlayıcısı olduğuna işaret ederek, bu gerçekle hareket etmeyen her anlayışın hayatın dinamikleriyle asla bağdaşmadığını söyledi.
Kadının konumunu güçlendirmenin, potansiyellerini harekete geçirmenin ve sosyal hayatta karşılaştıkları engelleri ortadan kaldırmanın güçlü toplumun hedef ve kalkınması için vazgeçilmez olduğunu vurgulayan Yerlikaya, “Bugün geldiğimiz noktada, Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılında Türkiye Yüzyılı olarak isimlendirdiğimiz bu yeni dönemde, hedeflerimize ulaşmakta yine kadınlar baş aktördür.” dedi.
Bakanlık olarak kadınları huzursuz eden hiçbir tavra asla tahammül etmediklerini vurgulayan Yerlikaya, şöyle konuştu:
“Asayiş başlığımız içinde en önemli çalışma alanlarımızın başında, aile içi ve kadına yönelik şiddetle mücadele gelmektedir. Tüm dünyada mücadelesi verilen kadına şiddet, temel insan hakları sorunlarından biridir. Bugün olduğu gibi gelecekte de kadına yönelik şiddete asla müsamaha göstermeyecek, kadınların güvenle sosyal hayata katılımını desteklemeye devam edeceğiz.”
“Kadına yönelik şiddetle mücadele alanında faaliyet gösteren birim sayısını 1267’ye yükselttik”
Bakan Yerlikaya, aile içi ve kadına yönelik şiddetle mücadele alanında birçok yeni projeyi hayata geçirdiklerini belirtti.
Elektronik kelepçe projesiyle yüksek riskli olası şiddet vakalarını önlediklerini söyleyen Yerlikaya, aktifte 720 elektronik kelepçe uygulamasının devam ettiğini ve kapasiteyi 1500’e çıkarttıklarını söyledi.
KADES uygulamasına da değinen Yerlikaya, şu açıklamalarda bulundu:
“Hayata geçirildiği günden bugüne 6 milyona yakın kişi tarafından indirildi ve bu uygulama aracılığıyla bugüne kadar 1 milyonu aşkın ihbar alındı. Bu ihbarları en hızlı şekilde değerlendiriyoruz ve en yakın güvenlik birimlerimiz gerekli müdahalede bulunuyor. Emniyet ve jandarma teşkilatlarımızda kadına yönelik şiddetle mücadele alanında faaliyet gösteren birim sayısını 1267’ye yükselttik. Bu mücadeleyi verirken, bu şiddeti doğuran sebepleri ortadan kaldırmak, farkındalık programlarını yaygınlaştırmak en temel önceliklerimiz arasındadır.”
Programa, Cumhur İttifakı’nın Ankara Büyükşehir Belediye Başkan adayı ve Keçiören Belediye Başkanı Turgut Altınok, milletvekilleri ve siyasiler de katıldı.
]]>İçişleri Bakanı Yerlikaya, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla Gölbaşı Vilayetler Evi’nde düzenlenen “Türkiye Yüzyılı: Kadın Buluşması” programına katıldı. Konuşmasında kadının Türk toplumundaki önemine değinen Bakan Yerlikaya, “Kültürümüzde, inşa ettiğimiz yüksek medeniyette kadının yeri her zaman çok özel oldu. Tarih boyunca kurduğumuz her devletin hamurunu nasıl kadınlar yoğurduysa, istiklal mücadelemizin de en ön cephesinde yine kadınlar vardı” dedi.
“Aktif 720 elektronik kelepçe uygulamamız var, bu kapasiteyi bin 500’e çıkarmış durumdayız”
Elektronik kelepçe projesi ile ilgili de açıklamalarda bulunan Bakan Yerlikaya, “Kadının konumunu güçlendirmek, potansiyellerini harekete geçirmek ve sosyal hayatta karşılaştıkları engelleri ortadan kaldırmak, güçlü toplum hedefimiz ve kalkınmamız için vazgeçilmezdir. İçişleri Bakanlığı olarak kadınları huzursuz eden hiçbir tavra, hiçbir girişime asla ve asla tahammül de etmiyoruz, sabır da göstermiyoruz. Asayiş başlığımız içinde en önemli çalışma alanlarımızın başında bu nedenle ‘aile içi ve kadına yönelik şiddetle’ mücadele gelmektedir. Bu alanda birçok projeyi ve yenilikleri hayata geçirdik. Elektronik kelepçe projesiyle yüksek riskli pek çok muhtemel şiddet vakasını önlemeyi başardık. Şu an itibarıyla aktifte 720 elektronik kelepçe uygulamamız var ve biz bu kapasiteyi bin 500’e çıkarmış durumdayız” ifadelerini kullandı.
“Teşkilatlarımızda kadına yönelik şiddetle mücadele alanında faaliyet gösteren birim sayısını bin 267’ye yükselttik”
Kadına yönelik şiddetle ilgili birim sayısını artırdıklarını ifade eden Bakan Yerlikaya, “Kadın Acil Destek İhbar Sistemi (KADES) uygulamamız da bu alanda verdiğimiz mücadelede çok önemli bir yere sahip. Hayata geçirildiği günden bugüne 6 milyona yakın kişi tarafından indirildi ve bu uygulama aracılığıyla 1 milyonu aşkın ihbar alındı. Bu ihbarlar en hızlı şekilde değerlendiriliyor ve en yakın güvenlik birimlerimizce gerekli müdahalede bulunuluyor. Emniyet ve jandarma teşkilatlarımızda kadına yönelik şiddetle mücadele alanında faaliyet gösteren birim sayısını bin 267’ye yükselttik” şeklinde konuştu.
“Bugün bir milad olsun”
Toplumun her kanadının çabası ile kadına yönelik şiddetin son bulacağını kaydeden Bakan Yerlikaya, “Kadına yönelik şiddete karşı etkin mücadelenin başta kamu kurum ve kuruluşları olmak üzere sivil toplum kuruluşları, üniversitelerimiz ve medyamız ile topyekun bir seferberlikle hareket edildiği takdirde başarıya ulaşacağına inanıyoruz. Bugün 8 Mart Dünya Kadınlar Günü. Bir milad olsun. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kutlu olsun” dedi.
“Bugünlere gelmemizde yiğit Anadolu kadınlarımızın emekleri ve çileleri var”
Programda konuşan Cumhur İttifakı Ankara Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Turgut Altınok ise, şunları söyledi:
“Türkiye Cumhuriyeti Devletimizin varoluşunun kahramanları kadınlarımızdır. Bir taraftan cephede askerimiz savaşırken, cephe gerisinde Kara Fatmalar, Çete Ayşeler, Nene Hatunlar, Şerefe Bacılar vardı. Analarımız ne yaptı, yüreğine taş bastı. Bugünlere gelmemizde yiğit Anadolu kadınlarımızın emekleri ve çileleri var. Atatürk diyor ki, ‘Dünyada ne varsa kadınların eseridir.’ Doğrudur, anaların eseridir. Hepsinin 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutluyorum. Burada bulunan tüm kıymetli kadınlarımızı kutluyorum.”
Günün anısına çekilen hatıra fotoğrafı ile sona eren programya Bakan Yerlikaya ile Turgut Altınok’un yanı sıra; AK Parti Ankara milletvekilleri Lütfiye Selva Çam, Zehra Nur Aydemir, Jülide Sarıeroğlu, Cumhur İttifakı Akyurt Belediye Başkan Adayı Hilal Ayık, Cumhur İttifakı Gölbaşı Belediye Başkan Adayı Ramazan Şimşek, AK Parti İl Kadın Kolları Başkanı Hatice Çakmak, şehit ve gazilerin anneleri ve yakınları ile sivil toplum kuruluşlarının kadın temsilcileri yer aldı. – ANKARA
]]>Yalova’da faaliyet gösteren bir tersanenin yanı sıra İŞKUR ve İl Milli Eğitim Müdürlüğü iş birliğiyle kadınlara özel forklift operatörlüğü kursu açıldı. İş garantili kursa katılan 8 kadın sertifikalarını Yalova Valisi Hülya Kaya’nın elinden aldı. Büyüyen tersane sektöründe forklift operatörlüğüyle ilgili ciddi bir ihtiyaç olduğunu anlatan Vali Kaya, “Bunu nasıl aşabiliriz diye düşündüğümüzde aslında kadınların da bu alanı çok rahat doldurabileceğini, tamamlayabileceklerini fark ettik. İŞKUR bünyesinde bu pozitif ayrımcılığı da hem ortaya çıkaracak bir proje başlamış oldu. Kadınlarımıza burada ücretsiz forklift kullanıcılığıyla ilgili eğitimler verildi. Daha sonra da burada zaten iş garantili, işlerine devam edecekler. Aslında kadın erkek ayrımı yapmaksızın elimizdeki insan kaynağını en iyi şekilde kullanmalıyız. Kadınlarımız da bunu başarabilecek potansiyele sahip. Biz sadece onlara imkan vermiş olduk” dedi.
“Güçlü kadın rolünü de aslında tüm alanlara yaymış oluyoruz”
Kadınların azmi ve başarısının diğer hemcinslerine örnek olduğuna vurgu yapan Kaya, “Güçlü kadın rolünü de aslında tüm alanlara yaymış oluyoruz. Kafamızdaki güçlü kadın modeli sadece kamudaki, siyasetteki kadın modeli değil aslında. Sanayide de güçlü kadın profili çıkartabiliriz. Dolayısıyla biz buradan bütün kadınlarımıza sesleniyoruz. Bu alanda, kendini geliştirip, yetiştirmek isteyen kadınlarımıza her zaman imkan, şartlar var. Biz sizin yanınızdayız. Bundan sonraki yolları çok açık, öyle görünüyor. Buradaki bir operatörün almış olduğu maaş şu anda bizlerin almış olduğu maaşlardan çok yüksek. Önlerinde uzun ve parlak bir kariyer var. Bu alandan hiçbir şekilde vazgeçmesinler” ifadelerini kullandı.
8 Mart’ların kadın haklarına dikkat çekmek için kutlandığını belirten Kaya, “Kadın erkek eşitliğinin, fırsat eşitliğinin altını çizmek için kutluyoruz ya da anıyoruz. Herhalde bir 10-20 yıl sonra bunu kutlamamıza, anmamıza gerek kalmayacak. Bu yolda ilerliyoruz. Yani ben ilk mesleğe başladığımda, bir 20 yıl öncesinde çok zordu kamuda bile yönetici olmak. Şimdi bakıyorum her alanda kadınlar çok başarılı. Hiç tahayyül edemediğimiz yerlerde kadınlar yer alıyor. Türkiye de bu alanda çok hızlı adımlar atıyor. Umudum o ki biz artık 8 Mart gününü unutalım, tarihe gömelim” diye konuştu.
“İlk başta yargıladılar”
Kadın forklift operatörü Emine Alay, meslek edinmekten dolayı mutlu olduğunu ifade etti. Alay, ilk başta ‘yapamazsın, nasıl yapacaksın, erkek işi bu’ gibi tepkiler aldığını belirterek, “Genç kızlığımda traktör de kullanmıştım. Özenti vardı ve oldu başardım. İki çocuğum var. Kızım 19, oğlum 15 yaşında. İlk başta onlar da yadırgadılar. Kadına yakışır mı gibilerinden” dedi.
“Kimden ne eksiğim var yaparım dedim”
26 yaşındaki Nisanur Karaman ise iş ilanı gördüğünü ve kendisi için uygun olduğunu düşündüğünü belirterek, “Neden olmasın diye başvurdum açıkçası, neden yapmayayım dedim. Rahat kullanabildiğimi düşünüyorum. Annem ilk başta ‘soğuğu var, sıcağı var, o kadar insan içinde nasıl yapacaksın, sana mı kaldı’ gibisinden sözler söyledi. Neden olmasın, kimden ne eksiğim var yaparım dedim. Şu anda destekliyorlar” ifadesini kullandı.
“16 yaşındaki kızım benimle gurur duyuyor”
35 yaşındaki 2 çocuk annesi Saliha Duman ise temizlik personeli olarak çalıştığı kurumda şimdi forklift operatörü olduğunu dile getirdi. Forklift sürmeyi çok sevdiğini ifade eden Duman, “Sınıfta küçük yük taşıyan küçük bir makine söyleyin demişler. Kızım bağırmış forklift diye. Öğretmeni nereden biliyorsun demiş. O da annem forklift operatörü demiş. 16 yaşındaki kızım benimle gurur duyuyor. Çok güzel bir şey. Mesleğimi sorduklarında hemen söylüyorum” şeklinde konuştu.
“Erkekler ne yapıyorsa biz aynısının fazlasını yapabiliyoruz”
Tuğba Ersoy da çay servis elemanı olarak çalıştığı kurumda bu kursun açılması üzerine başvurduğunu anlattı. İlk başta zor geldiğini söyleyen Ersoy, “Öğrendikçe başarmak çok güzel bir duygu. Gurur duyduk kendimizle. İşimi seviyorum. Senin merakın var yaparsın dediler abilerim. Ailem destek verdi. Kadınların yapamayacağı, başaramayacağı bir şey yok. Erkekler ne yapıyorsa biz aynısının fazlasını yapabiliyoruz” dedi.
Programa İl Milli Eğitim Müdürü Halil İbrahim Akmeşe, İŞKUR İl Müdürü Erhan Dede ve tersane yetkilileri de katıldı. – YALOVA
]]>Kayseri Barosu tarafından 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla Cumhuriyet Meydanı’nda bulunan Atatürk büstüne çelenk bıraktı. Saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından bir konuşma yapan Kayseri Barosu Kadın Hakları Komisyon Başkanı Av. Eylem Sarıoğlu, Tüm dünyada, kadınların eşitlik, adalet ve kadın hakları için verdikleri mücadelenin hatırlandığı; kadının erkekle yaşamın her alanında eşit konumlandırılması gerektiğinin vurgulandığı; cinsiyete dayalı ayrımcılık ve şiddetin son bulmasının ve kadının insan haklarının yaşama geçirilmesinin istendiği; kadının insan haklarını ihlal eden düzene karşı mücadeleye büyük bir kararlılıkla devam edileceğini haykırdığı gündür. 8 Mart, kadın dayanışmasının, örgütlü mücadelemizin sembolüdür. Medeni Kanun’da yer alan ve en temel haklarımız olan boşanma, velayet, nafaka hakkı başta olmak üzere, 6284 sayılı yasa ile elde ettiğimiz kazanımlarımızın tartışmaya açılmasını kabul etmiyoruz. 6284 sayılı yasanın tartışma konusu olması, yasadan kaynaklı taleplerin etkin uygulanmaması sonucunda her gün daha fazla kardeşimizi kaybetmeye tahammülümüz yok. Kadın meslektaşlarımız her zaman kadın mücadelesinin en önemli bileşenleri olarak en önde yer aldılar. Buna rağmen bugün bürolarımız ve adliye koridorları dahi bizim için güvenli olmaktan uzak. Taleplerimiz çok açık. Yaşam hakkımız başta olmak üzere, güvenli kentlerde, emeğimizin karşılığını aldığımız, eşit işe eşit ücret taleplerinin karşılandığı, kadın yoksulluğunun olmadığı bir dünya. Kadının yaşam hakkı başta olmak üzere haklarını korumakla yükümlü olanların bu konuda sessiz kalmalarını kabul etmiyoruz. Yaşam hakkımızı ihlal edenlerin her zaman karşısında olacağımızı ve haklarımızı her zaman savunacağımızı bir daha yüksek sesle tekrarlıyoruz” şeklinde konuştu.
“Soruşturma başladı”
8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nün bir gün öncesinde bir erkek avukatın, kadın avukata karşı sözlü ve fiziki şiddetle ilgili olarak soruşturma başlatıldığını aktaran Kayseri Baro Başkanı Ali Köse, “Şiddetin, istismarın olmadığı eşit bir dünya hedefi için bugün buradayız. Kadın hakları ile ilgili olarak bu anma gününü kutluyoruz. Özellikle bu coğrafyada, bu topraklarda kadın haklarının sağlanmasında yol gösterici olan Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü saygıyla anıyorum. Dün ki olayla ilgili adliye içerisinde herhangi bir insana olan şiddeti kesinlikle kabul edemeyiz. Onaylamadığımızı belirteyim. Soruşturma başlamış durumda. Soruşturma başlamış olması nedeniyle bu konuyla ilgili baro yönetim kurulumuz titizlikle ve hızla karar verecektir. Bu konuyla ilgili bütün belge, bilgi ve delilleri inceleyecektir. Ancak söylediğim üzere şiddetin hiçbirini onayla imkanımız yoktur. Bu noktada hiçbir şekilde şiddetle ilgili tasvip etmediğimizi ve gerekli incelemeleri hassas bir şekilde yapacağımızı söyleyeyim. Baromuza dün itibariyle şikayette gelmiştir. Baro Avukat Hakları Komisyonumuz ilgili komisyonumuzla görüşüp, tutanak tutmuştur. Bu konuyla ilgili detaylandırma noktasında da şiddeti benimsemiyoruz. Savunmayı alıp, bütün delilleri de topladıktan sonra gerekli kararlar mutlaka verilecektir” ifadelerini kullandı.
Toplu fotoğraf çekiminin ardından program sona erdi. – KAYSERİ
]]>Özel, Eskişehir Büyükşehir Belediyesi tarafından 8 Mart Dünya Kadınlar Günü etkinlikleri kapsamında Ulus Meydanı’nda yaptırılan “Annelere ve Kadınlara Saygı ve Şükran Anıtı”nın açılışında, CHP Kadın Kolları Başkanlığının kadınlara yönelik birçok projesi olduğunu ve bunların kamuoyundan ilgi gördüğünü söyledi.
Partisinin kadın kollarının yürüttüğü projelere katkı sağlayan bütün gönüllülere teşekkür eden Özel, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bu yerel seçimler, Cumhuriyet Halk Partisinin kadın aday gösterme konusunda kendi geçmiş performanslarını ikiye katladığı bir seçimdir ama seçilecek yerden kadın aday noktasında çok iddialıyız. Bundan önce sadece Aydın Büyükşehir Belediye Başkanımız vardı. Tek kadın büyükşehir belediye başkanımızdı. Şu anda Eskişehir, Aydın, Tekirdağ, Kahramanmaraş ve Sakarya olmak üzere 5 büyükşehir belediye başkanlığında kadın adaylarımız var. Her biri birbirinden güçlü, birbirinden iddialı isimler. Bütün illerde ilçe belediyelerinde çok iddialı kadın adaylarımız var.”
Özel, İzmir’de tamamı seçilebilecek yerlerden 9 kadın adayla seçime gireceklerini dile getirdi.
Kadın adayların listelerinde yer alması sürecine ilişkin Özel, şu bilgileri verdi:
“Özellikle yaptığımız ön seçimlerde artık kadın kotasını pencere usulü, yani toplamda yüzde 30 değil, ilk üçte, ikinci üçte, üçüncü üçte diye pencere usulü uyguladık. Bundan sonra hedefimiz eşit temsildir. Kadına seçme seçilme hakkını dünyadaki bugün gelişmiş bütün ülkelerden, kiminden 40 yıl önce, kiminden 30 yıl önce tanımış ve kadınların bu hakkı elde ettikleri, hak ettikleri bu topraklarda Cumhuriyet Halk Partisi er ya da geç ama cesaretle siyasette eşit temsili getirmek durumundadır. Bu konuda önemli adımlar atıyoruz. Çok önemli bir iddiamız var ve bundan sonra kadınların ve gençlerin siyasete doğrudan dahil oldukları ve Cumhuriyetin esas teminatının bu olduğunu hepimizin gördüğü bir süreci yaşamak durumundayız.”
“Hep birlikte direnmenin, hep birlikte mücadele etmenin gereği vardır”
Özel, sosyal hayatta kadınlarla ilgili yasal düzenlemelerin siyaset üstü bir mesele olduğunu ifade etti.
Bu konuda AK Parti’li, MHP’li kadınlara da seslenmek gerektiğini belirten Özel, şunları söyledi:
“Hep birlikte direnmenin, hep birlikte mücadele etmenin gereği vardır. Ben burada CHP’nin yaptıklarını değil, bu konuda CHP’nin direnmek ve mücadele etmek isteyen hangi siyasi görüşten olursa olsun bütün kadınlarla siyaset üstü bir dayanışma için söz verdiğini ifade etmek istiyorum. Birlikte olalım. Medeni kanuna karşı, kadının sosyal hayata katılmasına karşı, miras hakkına nafaka hakkına karşı yapılacak saldırılarda hep birlikte Türkiye’de yaşayan bütün kadınlar adına ve Cumhuriyet’in teminatı kadın erkek eşitliği adına Cumhuriyet Halk Partisi olarak biz buradayız.”
Özel, Eskişehir’de gerçekleştirdiği projeler için Büyükşehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen’e teşekkür ederek, kendisinin bundan sonraki süreçte CHP’li belediyelerin eş güdüm eğitim ve denetimden sorumlu genel koordinatörü olacağını sözlerine ekledi.
Büyükerşen de anıtın gelecek kuşaklara anne ve kadının ne derece sevgiye, saygıya layık olduğunu anlatacağını belirtti.
Kentteki heykellerin tümünün Eskişehir Büyükşehir Belediyesinin atölyelerinde üretildiğini dile getiren Büyükerşen, “Sanırım bu heykelle birlikte Eskişehir’deki heykel sayısı da 100’ü geçiyor. İnşallah bizden sonra yetişen öğrenciler atölyelerde halen çalışıyorlar, çok güzel eserler meydana getirecekler.” dedi.
Konuşmaların ardından anıtın açılışı yapıldı.
Özel ve beraberindekiler daha sonra kentteki bir alışveriş merkezinde Tepebaşı Belediyesinin kadın kursiyerlerinin hazırladığı ürünlerin sergilendiği “El Emeği Sergisi”nin açılışını yaptı.
Açılışlara, CHP Genel Başkan Yardımcısı Aylin Nazlıaka, Eskişehir milletvekilleri Utku Çakırözer, Jale Nur Süllü ve İbrahim Arslan, Eskişehir İl Başkanı Talat Yalaz ile partinin Eskişehir’deki belediye başkan adayları katıldı.
]]>CNN Türk Ankara Temsilcisi Dicle Canova’nın moderatörlüğünü yaptığı panele, Bilgi Teknolojileri Genel Müdürü Büyükelçi Ayşe Hilal Sayan Koytak, Türkiye’nin ilk Paraguay Büyükelçisi Armağan İnci Ersoy, Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi Sosyal ve Beşeri Bilimler Fakültesi Sosyoloji Bölümünden Prof. Dr. Şebnem Köşer??????? Akçapar, Işık Üniversitesinden Prof. Dr. Seda Demiralp, Manisa Celal Bayar Üniversitesinden Doç. Dr. Feyda Sayan Cengiz konuşmacı olarak katıldı.
Prof. Dr. Akçapar, kadın olmanın çoklu kırılganlıklara sahip olduğunu belirterek, savaş bölgesindeki kadının, göçmen bir kadının çoklu kırılganlığı beraberinde getirdiğini söyledi.
Türkiye’de kadınların durumunun yıllar içinde daha iyiye gittiğini dile getiren Akçapar, panele ev sahipliği yapan Dışişleri Bakanlığının cinsiyetler arası ayrımcılığın en az görüldüğü kamu kurumu olduğunu ifade etti.
Akçapar, Türkiye’nin ilk kadın diplomatı Adile Ayda’nın 1932’de büyük güçlüklerle göreve geldiğini, 1934’te kadın diplomatların yurt dışına çıkma yasağı nedeniyle 1934’te mesleği bıraktığını ve akademisyenliğe geçtiğini hatırlattı.
Yasak kaldırıldığında Ayda’nın yaklaşık 20 yıl sonra mesleğine geri döndüğünü aktaran Akçapar, Türkiye’de 2023’te kadınların istihdam rakamlarını aktardı.
Akçapar, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, Türk toplumunun yüzde 49,9’unun kadınlardan oluşturulduğunu, nüfus olarak bir eşitliğin söz konusu olduğunu ve bu adaletin toplum içerisinde görülmediğini kaydetti.
“(2023’te) Kadınların istihdam oranı erkeklerin yarısından bile daha az.” diyen Akçapar, yarı zamanlı çalışma oranının BM Kadın rakamlarına göre yüzde 35 civarında olduğunu aktardı.
Akçapar, yüksek öğrenimde görevli kadın oranına değinerek, karar alma mekanizmalarında kadınların sayısının daha az olduğunu, bunun kadının aile içindeki görevi ile bağlantılı olabileceği değerlendirmesini yaptı.
Akçapar, “Her başarılı erkeğin arkasında bir kadın bulunduğu” sözünü hatırlatarak, “Her başarılı kadının yanında da bir erkek var.” dedi.
“Gazzeli kadınlar da Kadınlar Günü’nü yaşamalı”
Büyükelçi Koytak da İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarında binlerce kişinin hayatını kaybettiğine dikkati çekerek, “Katledilen 32 bin insanın yüzde 70’nin kadın ve çocuklardan oluştuğunun altını çizmek istiyorum. Bu şiddet sarmalından bölgemizin, dünyanın bir an önce kurtarılmasını diliyorum.” dedi.
Gazzeli kadınların, savaş bölgesinde yaşayan, zulme uğrayan kadınların da 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü yaşaması gerektiğini söyleyen Koytak, dünyanın bir an önce bu zorlu günleri geride bırakmasını diledi.
Türkiye’nin ilk kadın Kuveyt Büyükelçisi olarak Orta Doğu’da görev aldığını hatırlatan Koytak, “Orta Doğu’da kadın büyükelçi olmak, ülkemizi temsil etmek çok onurlu bir görevdi.” ifadesini kullandı.
Koytak, Kuveyt’te kadın büyükelçi olmasının pozitif karşılandığını, genç bir büyükelçi olmasının ise yadırgandığını, Kuveyt’te büyükelçi olarak görev aldığı dönemde uzun süre tek kadın büyükelçi olarak görev yaptığını, bu süreçte bölgeye merakı nedeniyle Arapça dersleri aldığını aktardı.
Koytak, kadınların diplomaside çok büyük bir avantaja sahip olduğunu aktararak, insanlarla daha kolay iletişim kurulduğunu kaydetti.
Görev süresi boyunca erkek gibi davranmak zorunda kalmadığını ancak kadınsı davranmamaya çalıştığını söyleyen Koytak, “Erkek egemen bir ortamda başarılı olmak, işinize odaklanmak istiyorsanız, kıyafetlerinizden tutun, tavırlarınızda da biraz daha resmi olmanız gerekiyor.” dedi.
Koytak, iki sene Kuveyt’te görev yapmasının ardından ülkede kadın büyükelçi sayısında çok hızlı bir artış yaşandığını söyleyerek şunları kaydetti:
“Bu benim için gurur verici bir şey. Sadece Kuveyt değil, görev yaptığınız yerde bir ilki temsil ediyorsanız, eğer bu pozitif örnekse bunun diğer ülkelerde de yansımaları oluyor.”
Kadınların kamusal alanda görünür olmasında, Türkiye’de ve dünyada karar alıcı mercilerde erkeklerin desteğinin önemli olduğunu kaydeden Koytak, kadınların deneyimlerini paylaşmasındaki öneme de dikkati çekti.
Kadının diplomasideki rolü
Türkiye’nin ilk Paraguay Büyükelçisi Ersoy ise kadın olarak mesleki hayatında “güvensizlik” hissetmediğini, eğitim hayatının kendisine güven kazandırdığını ve mesleki anlamda rol modelleri olduğunu belirtti.
NATO’da görev yaptığı dönemde savunma konularıyla ilgilendiğini ve bu konuların o dönemde erkeklerin ilgilendiği konular olarak görüldüğünü söyleyen Ersoy, kadın olduğu için negatif bir şey hissetmediğini aktardı.
Ersoy, Türkiye’de ve dünyada kadınların diplomasi alanında kritik noktalarda görevlendirilip görevlendirilmemesine ilişkin, “Biz o bakımdan, aslında derece eşitlikçi bir bakanlığız. Yıllar içinde bu konumumuz daha pekişti. Kadının diplomasideki yerine baktığımızda, Türk Dışişleri dünyanın önde gelenlerinden bir tanesi.” ifadesini kullandı.
Türkiye’nin bu konuda ileri bir konumda olduğunu vurgulayan Ersoy, bakanlığın bilgiye dayalı olduğunu, kadınların duygu ve mantık arasında denge kurmak zorunda olduğunu anlattı.
“Büyükelçi eşleri diplomaside çok önemli işler yapıyor”
Büyükelçi eşlerinin diplomasideki katkısını değerlendiren Ersoy, “Büyükelçilerin eşlerinin diplomasiye yaptığı katkılar dillendirilmiyor ama çok önemli işler yapıyorlar. Bu kadınlar bulundukları ülkelerde kariyer sahibi olacak kadınlar.” dedi.
Ersoy, kadınların temsil işlerini yürütürken yaratıcı olma kabiliyetinin önemli olduğunu söyleyerek, büyükelçi olarak farklı iklim ve kültürlere sahip görevlendirmeler sırasındaki adaptasyon sürecine dikkati çekti.
“Soğuk ve karanlık bir ülkeden tropik bir ülkeye gitmek adaptasyon gerektiriyor. Ev kurma ve adaptasyon konusunda kadınların yeteneği çok yüksek.” diyen Ersoy, kadınların toplumdaki sağlam duruşuna ilişkin şunları kaydetti:
“Annelerin kız çocuklarını nasıl yetiştirdiği çok önemli. Cesaret önemli. Anneler daha cesur yetiştirirlerse daha güvenli hissedeceklerdir.”
“Kadınların birbirlerinin deneyimlerinden güç alacağına inanıyorum”
Prof. Dr. Demiralp ise geleneksel olarak kadınların mahrem alana ait olarak tanımlandığını, kadının ev dışındaki varlığının yıllar boyunca teşvik edilmediğini, bazen de doğrudan engellendiğini belirtti.
Bu durumun uzun yıllar sürdüğünü, ekonomik değişikliklerin kadının emeğine olan ihtiyacı kamusal alana davet ettiğini belirten Demiralp, “Kadın bu mahrem alandan kamusal alana doğru yönelmeye başladı. Bu kolay bir süreç değil.” diye konuştu.
Demiralp, kadınların ev içi sorumluluklarının arttığı ve çocuk yetiştirmeye başladığı dönemlerin kariyerinde çıkış yapacağı zamanlara denk geldiğini vurgulayarak, kadınların karar verici pozisyonlarda böylelikle yer almadığını dile getirdi.
“Cesaret, kararlılık, iddia koymak” gibi özelliklerin toplumsal sebepler nedeniyle bastırıldığını kaydeden Demiralp, “Kadınların birbirlerinin deneyimlerinden güç alacağına inanıyorum.” dedi.
Kadınlar arasında tecrübe paylaşımı
Doç. Dr. Cengiz de kadınların kamusal ve özel alanlardaki varlığına değinerek, kadınların zayıflık olarak nitelenebileceği gerekçesiyle özel alanının görülmesini istemediğini söyledi.
“Bu ikilemin içerisinden nasıl çıkılır? Kadınlar arasında tecrübe paylaşımı burada kilit bir nokta.” diyen Cengiz, kadınların toplumdaki bütün sektörlere sonradan dahil olduğunu, erkekler gibi daha önceden var olan ağlarını kullanmadan başladığını aktardı.
Cengiz, ağ kurma ve deneyim paylaşımında çözüm aranması gerektiğini vurgulayarak, bazı toplumlarda kadınsı davranışın ve gücün birbirine yakıştırılmadığını aktardı.
Kadından toplumsal olarak “özel alanı” boş bırakmamasının beklendiğini söyleyen Cengiz, özel alandaki sorumluluğu nedeniyle kariyerini kaybetmek durumunda kaldığını belirtti.
Cengiz, “Güç meselesi, kadınsılık ve güç birbirinden ayrı gitmemeli.” değerlendirmesini yaparak, kadınlar arası deneyim paylaşımının önemine dikkati çekti.
]]>Kadın jandarmalar İçişleri Bakanlığı tarafından hayata geçirilen Kadın Destek Uygulaması (KADES), 112 Acil Çağrı Hattı’nın kullanımı ve dolandırıcılık olayları gibi konularda köy sakinlerine yönelik bilgilendirme faaliyetleri gerçekleştiriyor.
Gece gündüz demeden, her türlü hava koşulunda görevlerini yerine getiren kadın jandarmalar, Edirne ve ilçelerinde 248 köyde halkı bilinçlendirme çalışmalarını sürdürüyor.
Kadın jandarmalar, kilometrelerce yol kat ederek köylerdeki vatandaşlarla birebir iletişim kuruyor. Aile içi şiddetle mücadele, çocuk hakları, Kadın Destek Uygulaması kullanımı, 112 Acil Çağrı Hattı’nın önemi ve dolandırıcılık konularında aktarılan bilgilerle halkın güvenliği ve bilinç düzeyi artırılmaya çalışılıyor.
“Mesleğimizi büyük bir onur ve gururla yapıyoruz”
Edirne Jandarma Komutanlığı Aile İçi Şiddetle Mücadele Kısım Amiri Astsubay Üstçavuş Canset Dike, AA muhabirine yaptığı açıklamada, mesleğini büyük bir onur ve gururla icra ettiğini vurguladı.
Ziyaret ve denetimlerde bire bir ilgi gösterdiklerini belirten Dike, “Vatandaşlarımıza aile içi şiddetin önlenmesi ve tedbirlere yönelik bilgiler aktarıyoruz. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde de kadınlarımıza verdiğimiz değerin bir ifadesi olarak faaliyetlerimize devam ediyoruz.” diye konuştu.
Astsubay Kıdemli Çavuş Yeşim Aykanat da Kadın Destek Uygulaması’nı vatandaşlara anlattıklarını ve telefonlarına uygulamayı kurmayı öğrettiklerini ifade etti.
Sadece kadınlara değil, erkeklere de bilgilendirme yaptıklarını belirten Aykanat, “Vatandaşlarımız bizleri gördüklerinde mutlu oluyor. Ev ziyaretlerinde çay ve kahve ikramlarıyla karşılaşıyoruz. Bizler de vatandaşlarımıza hizmet etmekten büyük bir mutluluk duyuyoruz.” dedi.
“Görevimizi gururla yapıyoruz”
Astsubay Üstçavuş Alperen Kalkan ise vatandaşları dolandırıcılığa karşı da uyardıklarını anlattı.
Telefon dolandırıcılığına karşı bilgilendirme yaptıklarını dile getiren Kalkan, şunları kaydetti:
“Telefon dolandırıcılığına karşı bilgilendirme yaparak vatandaşlarımızı bu tür dolandırıcılara karşı uyarıyoruz. Kendilerini jandarma, polis veya savcı olarak tanıtan dolandırıcıların, farklı bahanelerle para talebinde bulunduğu durumlarla karşılaşabilirler. Bu noktada, vatandaşlarımızın dikkatli olmalarını ve bilinçli bir şekilde hareket etmelerini sağlamaya çalışıyoruz. Biz kadın astsubaylar olarak jandarma teşkilatı içinde aktif bir şekilde görev almaktan büyük bir gurur duyuyoruz. Mesleğimizi icra ederken vatandaşlarımıza hizmet etmek bizim için büyük bir onur ve gurur kaynağıdır.”
Köy okullarında öğrenci ve öğretmenlerle buluşuyorlar
Astsubay Çavuş Ceyma Oğuz ise timin köy ziyaretleri kapsamında okullardaki öğrenci ve öğretmenlerle bir araya geldiğini söyledi.
Öğrencilere 112 Acil Çağrı, yaya geçidi kullanımı, hayvan sevgisi, akran zorbalığının önlenmesi, vatan sevgisi ve jandarma konuları, öğretmenlere ise KADES hakkında bilgiler verdiklerini anlatan Oğuz, şöyle devam etti:
“Bu faaliyetlerimize trafik, çevre doğa koruma timleri ve çocuk kısım amirliği ekipleri olarak gerçekleştiriyoruz. Bugünün çocukları jandarma, hakim, savcı, doktor, öğretmen, hemşire olacaklar.
Ülkemizin geleceği için çocuklarımıza ne kadar çok dokunursak parlak bir nesil yetiştireceğimizin farkındayız. Kadın astsubaylar olarak teşkilatımızda görev almaktan, çocuklarımızla bir araya gelerek onların ne kadar değerli olduklarını göstermek için elimizden geldiğince bu fedakarlığı yapmaktayız.”
Vatandaşlar ziyaretlerden memnuniyet duyuyor
Köyde yaşayan vatandaşlardan Hamide Özdinç, hemcinslerinin jandarma olarak görev yapmasından gurur duyduğunu belirtti.
Kadriye Güven de jandarma ekiplerinin her hafta ziyaretlerine geldiğini ve bu ziyaretlerden memnuniyet duyduklarını söyledi.
Gülten ve Nurten Engin kardeşler de jandarmanın güven ve huzur vermeye devam ettiğini kaydetti.
]]>Kara Havacılık Komutanlığı bünyesinde yer alan Cougar, Skorsky ve Chinook tipi helikopterler, operasyonel görevlerin yanı sıra doğal afetlerde de etkin rol oynuyor.
Özellikle operasyon alanlarında etkin şekilde görev alan helikopterler, zorlu arazi ve iklim koşullarında Türkiye’nin gökyüzündeki ana unsurlarından birini oluşturuyor.
Kara Kuvvetleri Komutanlığı çatısı altında yer alan Kara Havacılık Komutanlığında görevli kadın pilotlar, envanterde yer alan helikopter ve uçakları gökler ile buluşturuyor.
Kara Havacılık Komutanlığında görev yapan kadın pilotlar, Kara Harp Okulunda başlayıp gökyüzüne ulaşan hikayelerini AA muhabirine anlattı.
“Askeri havacılık, cesaret, öz güven ve disiplin gerektirir”
Lisede okuduğu dönemde bir televizyon programındaki kadın helikopter pilotunun röportajından etkilenerek asker olmaya karar verdiğini belirten kadın Yüzbaşı, bunun sonrasında Kara Harp Okuluna girdiğini söyledi.
Havacılığa ilgisinin Kara Harp Okuluna girmeden önce başladığını dile getiren Yüzbaşı, okulda aldığı paraşüt ve planör eğitimleriyle havacılığa olan tutkusunun perçinlendiğini kaydetti. Yüzbaşı, şu ifadeleri kullandı:
“Askeri havacılık, cesaret, öz güven ve disiplin gerektirir. Gökyüzünde görev yapmak sadece bir meslek değil, zamanla bizler için bir yaşam tarzı haline geliyor. Kendimi şanslı hissediyorum ki bu heyecan verici ve gurur dolu mesleği yapabilme fırsatına sahip oldum. Bu yolda ilerlerken elbette zorluklarla da karşılaştım. Ancak karşılaştığım engelleri aşmak ve başarılar elde etmek bana gurur verdi.”
Kadın Yüzbaşı, elde edilen başarıların arkasında çoğu zaman fedakarlık yapmak zorunda kalan aileleri, kendilerine cesaret veren komutan ve arkadaşları ile eşit haklar için mücadele eden birçok kadın bulunduğunu dile getirdi.
Yüzbaşı, konuşmasına şöyle devam etti:
“Türk kadınının toplumsal hayatın her alanında temsil edilmesini sağlayan ebedi başkomutanımız Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün manevi kızı Sabiha Gökçen başta olmak üzere Milli Mücadelemizin kadın kahramanları, özverileri, kararlılıkları, cesaretleri ve vatanseverlikleriyle her zaman örnek olmuşlardır. Ben de giymiş olduğum üniforma ve icra ettiğim meslekle Türk kadınını temsil etmekten ve örnek olmaktan büyük mutluluk duyuyorum.”
Helikopter eğitimi de olan ve şu anda B-200 tipi uçak kullanan Yüzbaşı, evli ve 4,5 yaşında bir oğlu olduğunu bildirdi. Yüzbaşı, ani çıkan görevlerinin de bulunduğunu, özellikle Sağlık Bakanlığınca talep edilmesi durumunda organ nakli taşıma görevlerini de gerçekleştirdiklerini söyledi.
Kendisi gibi pilot olmak isteyen genç kızlara tavsiyelerde bulunan Yüzbaşı, “Eğer hayal ediyorlarsa hayallerinin peşinden koşmalarını, ‘yapamazsın’ diyenlere inat kendilerine inanmalarını ve çok çalışmalarını öneriyorum.” ifadesini kullandı.
Helikopter merakı Kara Harp Okulu sonrası başladı
Çocukken, Gölcük’te yaşadığını ve Deniz Ana Üs Komutanlığı ve çevresinden etkilenerek asker olmaya karar verdiğini anlatan Skorsky tipi helikopter pilotu kadın Albay ise helikopterlere ilgisinin Kara Harp Okuluna girmesiyle başladığını belirtti.
Helikopterlerin her türlü koşulda sivil ve askeri personele yardım ettiğini ve bu şekilde uçuşlar gerçekleştirdiklerini öğrendikten sonra helikopter pilotu olmaya karar verdiğini dile getiren Albay, Kara Havacılık Okulunda aldığı kurs sonucunda Skorsky helikopter pilotu olarak mezun olduğu bilgisini verdi.
Farklı illerde operasyonel uçuşlara katıldığını kaydeden Albay, şöyle konuştu:
“Sıhhi tahliye ve arama kurtarma görevlerine katıldım. Ani vazife bilinciyle hareket ederek yapmış olduğum bu uçuşlar beni fazlasıyla mutlu etti. Kadınların toplumsal alanda, her alanda ön planda olmasını ve meslek sahibi olmasını sağlayan ebedi başkomutanımız Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün, manevi kızı Sabiha Gökçen ve Milli Mücadelemizi başarıyla kazanmamızda katkıları bulunan kadınlarımız bana örnek oldular. Ben de giymiş olduğum üniformayla ve icra ettiğim meslekle Türk kadınını temsil etmekten her zaman onur ve mutluluk duyuyorum.”
Çok zor bir görev icra ettiklerini, bazen kendilerini de tehlikeye attıklarını vurgulayan Albay, helikopter pilotu olmaktan her zaman gurur duyduğunu anlattı.
Pilotluğun azim ve kararlılık gerektiren bir meslek olduğuna dikkati çeken Albay, konuşmasını şöyle tamamladı:
“Çok ders çalışmaları gerekiyor. Karşılaştıkları zorluklar karşısında kesinlikle bıkmadan, yılmadan ve usanmadan devam etmek gerekiyor. Çünkü hem bu meslekte hem de hayatın her alanında birçok zorlukla karşılaşıyoruz. Ancak bu zorlukları yenmek için çok güçlü olmamız gerekiyor. Her zaman çalışmalarını ve asla sahip olmak istedikleri şeyler için kararlılıklarından vazgeçmemelerini istiyorum.”
]]>Türkiye’nin 2023 yılı gemi ve yat ihracatındaki başarısında ilk sırada bulunan Altınova’daki tersanelerde yaklaşık 40 bin kişi ekmeğini kazanıyor.
En ağır işler arasında gösterilen gemi sanayisinde çalışan bu kişilerden 1300’ü, mühendislik, kaynakçılık gibi görevler üstlenen kadınlardan oluşuyor.
Dev gemiler inşa eden ve yaklaşık 4 bin personeli bulunan Tersan Tersanesi’ndeki 250 kadın çalışandan biri olan 26 yaşındaki Özge Yetiş, AA muhabirine, izolasyon bölümünde görev yaptığını söyledi.
Evli olduğunu, ağır bir iş olmasına rağmen gemi inşa sektöründe severek çalıştığını belirten Yetiş, şöyle devam etti:
“Ustalarımız sayesinde öğrendik bu işi. Biz de usta olduk. Elimizden geleni yapıyoruz. Her işin zorluğu olduğu gibi bu işin de zorluğu var. Dışarıda genellikle üç vardiya sistemi var. Burada 08.00-17.00 çalışıyorum. Evli olduğum için burası düzenli. Bana daha mantıklı geldiği için tersane sektörünü seçtim. Tersanede çalıştığımı duyanlar başta garip bakıyorlar ama sonradan kabulleniyorlar.”
Yetiş, yapımında çalıştığı 3 gemiyi tersaneden uğurlamanın haklı gururunu arkadaşlarıyla yaşadıklarını dile getirdi.
İnşa ettikleri gemilerle vedalaşmanın ayrı bir duygu olduğunu vurgulayan Yetiş, “Yemeğe gitmek için gemiden çıkarken koridorlarda ‘Burayı da ben yapmıştım. Benim emeğim var burada.’ diyebiliyoruz. Gemi buradan uğurlanırken de ‘Bu gemide benim de emeğim, benim de katkım var.’ diyebiliyorum. Gurur duyuyorum kendimle.” ifadesini kullandı.
Yetiş, kadınların başaramayacağı hiçbir mesleğin olmadığını, her zorluğu aşabileceklerini anlattı.
Aynı alanda çalışan İnci Damla da elinden geldiği kadar işini iyi yapmaya çalıştığını aktardı.
Mesleğini duyanların şaşırdığını ifade ederek, “İlginç gören, ters bakan, değer verenler de oluyor ama ‘Aferin’ denildiğinde çok mutlu oluyorum. Bazı yerlerde zorlanıyoruz çünkü bazen dar alanlar oluyor. Kimse sığamadığı için biz yapıyoruz.” diye konuştu.
İzolasyon bölümündeki çalışmalardan sorumlu olan Raşit Güven, “Onlarla beraber çalışmaktan dolayı biz de mutluyuz. Burada bir aile gibi olduk. Onlar burada çalıştığı zaman biz de mutlu oluyoruz. Kadınlar biraz daha dikkatli. Çocuğu nasıl büyütüyorlarsa burada da dikkatli oluyorlar. Biraz daha detaycı oluyorlar, daha özen gösteriyorlar.” değerlendirmesinde bulundu.
Kaynakçılık eğitimini tersanedeki stajlarında pekiştiriyorlar
Tersanelerde staj yaparak mesleki deneyim kazanan Yalova Üniversitesi Altınova Mesleki Yüksekokulu Makine ve Metal Teknolojileri Bölümü Kaynakçılık Teknolojisi Programı’ndaki 4 kadın öğrenciden biri olan Seda Yılmaz Kirazcı ise istihdam garantili bu alanı zor olduğunu bilerek tercih ettiğini belirtti.
Öğretmenleri, arkadaşları ve eşinin desteğiyle eğitimini sürdürdüğünü dile getiren Kirazcı, şunları kaydetti:
“Gemi inşasında kaynak olmazsa olmaz. Gemilerdeki birleştirilmelerde kaynak çok önemli. Bu alanda bir bayanın neden bir imzası olmasın diye düşünüyorum. Biz Türk kadınları bu alanda da iyi olduğumuzu kanıtlamak için varız. Sektör genellikle erkek egemenliğinin olduğu bir sektör. Ben de kaynak kontrolörü olarak bu alanda yetkinliklerimi kazanarak yoluma devam etmek istiyorum.”
Meslek Yüksekokulu Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Gökhan Tımaç da tersane işçiliğinde en zor alanların başında kaynakçılık sektörünün geldiğini, bu nedenle erkek yoğunluğu olan bir bölüme sahip olduklarını bildirdi.
Son dönemlerde kadınların da bu bölüme ilgisinin artmaya başladığını söyleyen Tımaç, “Bölümlerimize bu anlamda gelen kadın sayımız giderek artmakta. Bu çok güzel bir şey. Kadınlarımız özellikle hem kalite kontrol olmak üzere tasarım çizim konularında çok başarılılar. Seda da en iyilerinden biri. Kaynak konusunda çalışan kadınlarımız çok daha titiz. Bizim kaynak işimiz de detaylı bakmamız gereken, herhangi bir hatayı kaldırmayan bir iş. Ayrıca kadınların el becerileri çok daha yüksek. El becerilerinin çok yüksek olması kaynağı çok rahat yapmalarını sağlıyor.” ifadesini kullandı.
]]>Ankara Pursaklar’da bir ortaokulda İngilizce öğretmenliği yapan geleneksel atlı okçu sporcusu Sevilay Çakır, spor hayatını AA muhabirine değerlendirdi.
Öğrencilerinin de atlı okçuluğu çok merak ettiklerini belirten Çakır, “Öğrencilerime atlı okçulukla ilgili de İngilizce kelimeler öğretiyorum. Yaklaşık 10 yıldır atlı okçuluk yapıyorum. Üniversiteyi de Ankara’da okudum, öğretmenlik yaparken eşimle tanıştım o da tarih öğretmeni, sonra eşimin teşvikiyle okçuluğa başladım. Bütün Türkler gibi atlara ilgimiz vardı ama evlenmeden önce atlı okçuluk yapacağım aklıma gelmezdi. Eşim de atlı okçuluk sporcusu. İlk başlarda biraz zor oldu.” diye konuştu.
“Kadınlar ve erkekler geçen seneye kadar beraber yarışıyorduk” diyen Çakır, “Bu nedenle çok fazla kadın sporcumuz yoktu çünkü erkekler ata daha iyi biniyorlardı. Erkekler ata bindikleri zaman ona kıyabiliyor, biz kadınlar için at evladımız gibi kıyamıyoruz, topuğunu, dizgini vuramıyorsun. ‘Canım hadi yapar mısın’ ilk başlarda böyle oluyor. Ata o sertliği hissettirmen gerektiğini çok sonra anlıyorsun, o yüzden kadın olarak çok başka bir duygu, o sertliği yapabilmeniz zaman alıyor. ” dedi.
Son iki yıldır kadın atlı okçuların, var olduklarını gösterdiğini vurgulayan Çakır, şöyle devam etti:
“Önceki yıl Türkiye Şampiyonası’nda erkeklerle beraber yarıştık ve finale katılmaya hak kazanan 40 sporcu vardı içlerinden 4’ü kadındı. Geçen sene Geleneksel Atlı Okçuluk Federasyonu Başkanımız Zübeyir Bekiroğlu’nun destekleriyle kadınlar kategorisi ayrıldı. Bu işi yapan kadınlar normalde ‘erkeklerle yarışamayız’ diye çekiniyorlardı. Geçen sene Türkiye Şampiyonası’nda 300 sporcudan 70’i kadındı, bu bizim için gurur vericiydi. Daha öncesinde 300 sporcunun 10’u belki kadın oluyordu. Ciddi bir rekabet var, hedeflere kaç ok attığımız, nereden vurduğumuz artık çok profesyonel yarışıyoruz.”
7 yıllık atı Akduman’ın ölmesi kendisini çok etkiledi
Geçen yıl, 7 yıldır yarıştığı ve çok sevdiği atı ‘Akduman’ın ölmesine çok üzüldüğünü dile getiren Çakır, “Akduman’ benim için çok başkaydı, evladım gibiydi. İlk başladığımda hocamın kır ve beyaz atları vardı, çok sevmiştim. Sonra eşim bana evlilik hediyesi olarak Akduman’ı aldı, hem kır hem çilli bir erkek aygırdı, 7 yıl hipodromda koşmuş, birincilikleri de olan çok hızlı bir attı. Akduman’ın hem ilk atım olması hem evlilik hediyesi olmasından onunla başka bir bağımız oluştu. Onunla gece gündüz ilgilendim, farklı huyları vardı, şahlanması… İlk yarışmam da Akduman ile olmuştu.” ifadelerini kullandı.
Akduman’ın görüntüsünün hala gözünün önüne geldiğini anlatan Çakır, “Akduman’ı kaybedince bu işi yapamam diye düşündüm. Ancak yeni atım ‘Turhan’ biraz unutturdu.” dedi.
Avrupa’daki temsilcilikler için önceki yıl yabancı parkurlarda özel yarışmalar yaptıklarını da belirten ay-yıldızlı sporcu, “Orada kadınlar kategorisi ayrılmıştı ve 2 ayrı yarışmada birincilik elde ettim. Türkiye’de ise geçen sene Akşehir’de Turhan ile çok güzel bir yarış çıkardım ve tablo3 parkurunda 40.75 puanla kadınlar Türkiye rekoru kırdım. Apayrı bir sevinçti, ilk orada birinci olarak kürsüye çıktım. Yine ağladım çünkü Akduman aklımdaydı çünkü bu birinciliği onunla kazanmak istiyordum ama Turhan’a da minnettarım beni oralara taşıdı.” şeklinde konuştu.
“Daha güzel rekorlar kırarak birinci olmak istiyorum”
Türkiye Şampiyonası’nın geçen yıl Kayseri’de yapılan finaline 10 kadın sporcu kaldıklarına dikkati çeken Çakır, “Kayseri’de bütün etaplardaki puanlarımızla Türkiye üçüncüsü olarak bitirdim. 2024 şampiyonamız da mayıs-haziran gibi yapılacak, hedefim geçen yıl da birincilikti ama yarışmayı bırakmayı düşünürken üçüncü oldum, şimdi daha güzel rekorlar kırarak birinci olmak istiyorum.” dedi.
Yurt dışında yarışmak istediğini de belirten kadın atlı okçu, “Eşim de bu sporla yurt dışında yarıştı. Türkiye’de ilk 15’e girenler yurt dışında temsil ediyor, genelde erkekler oluyor ama ben de erkekler kadar puan yaparak ülkemi yurt dışında temsil etmek istiyorum. Belki Zübeyir başkanımızın destekleriyle ‘kadınlar kategorisinden de milli takım çıkaracağız’ denilirse o şekilde de yurt dışına katılabiliriz. Artık daha şevkle umutla çalışıyoruz, yurt dışında ülkem adına yarışmayı çok istiyorum.” şeklinde konuştu.
Türkiye Şampiyonası’nda eşi ile aynı parkurda aynı atla yarıştıklarını da anlatan sporcu, “Hep şunu diyorum bu sporda eşim Davut Çakır’ı geçeyim zaten derece gelir, bunu bir kere başardım.” değerlendirmesinde bulundu.
Atlı okçulukla beraber iki çocuğuna da annelik yapıyor
Sporla beraber 6 yaşındaki oğlu Musa Yiğit ve 5 yaşındaki kızı Asya’ya da annelik yapan Çakır, “Annelik de kolay olmadı, eşim, kayınvalidemler, annemler çok destek oldu. Tabii atın üstünde yarışa çıkıyorsunuz ama aklınız çocuklara da gidiyor. Ok atarken ‘anne’ sesinin gelmesi de bambaşka bir duygu, sizinle beraber kürsüye çıkmaları, madalyaları alınca bana da aldın mı demeleri ayrı bir gurur veriyor.” şeklinde konuştu.
8 Mart Dünya Kadınlar günü için de sporcu, “Herkesi beklerim, Türkiye’nin her yerinde bu spor yapılıyor, şimdi her yerde kadın okçularımız var. Mutlaka gitsinler, hayatlarında bir kez olsun ata binsinler ve ok atsınlar.” dedi.
Eşi ve atlı okçuluk sporcusu Davut Çakır da Türk tarihinde erkekler kadar kadınların da atlı okçuluk yaptığını belirterek, “Bu branşı erkekler kadar kadınların da yapması gerektiğine inanıyorum. Eşimi önce ok atmaya sonra ata binerek ok atmaya teşvik ettim. Başlarda biraz zorlandı ama şu anda Türkiye’de en başarılı kadın sporculardan birisi. Kadınlar kategorisinin ayrılmasından sonra kadın atlı okçu sayımız da çok arttı. Türk kültürünün mihenk taşı bu işi ailecek yapmak bizim için bir onur.” ifadelerini kullandı.
]]>Kuzucu Hıdır, AA muhabirine, son dönemde kadınların uzay ve bilim gibi ileri teknoloji gerektiren alanlara yönelmesine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Aynı zamanda Türkiye Uzay Ajansı (TUA) Yönetim Kurulu Üyesi olan Kuzucu Hıdır, Türkiye’nin uydu ve haberleşme başta olmak üzere pek çok alanda uzay projelerini başarıyla gerçekleştiren bir ülke olduğuna dikkati çekti.
Geçen yıl yüksek çözünürlükte metre altı gözlem yapabilen, yerli ve milli İMECE uydusunun uzaya fırlatıldığını anımsatan Kuzucu Hıdır, Milli Uzay Programı 2022-2030 Strateji Belgesi vizyonundaki “Türk Astronot ve Bilim Misyonu”nun da Astronot Alper Gezeravcı tarafından başarıyla tamamlandığını söyledi.
Kuzucu Hıdır, halihazırda uzay alanında faaliyet gösteren kamu, özel kurum ve kuruluşlarda çalışan pek çok kadın mühendis bulunduğunu vurgulayarak, “İlerleyen yıllarda Türk kadınlarının astronot olarak uzay misyonlarında görev alacağından hiç şüphem yok. Kadın F-16 pilotlarımız olduğu gibi kadın astronotlarımız da çok başarılı görevler yürütecek. Uzay konusunda çalışmak isteyen tüm kadınlarımız inanç ve motivasyonlarını yüksek tutsun. Çalışmak istediğiniz alanı belirledikten sonra o alandaki geleceğin yarışlarına şimdiden hazırlanmaya başlamak ve bu yolla fark yaratmak çok önemli bir konu.” diye konuştu.
“Paradigma kırılımı yaşanıyor”
T3 Vakfı olarak çocuklara “Milli Teknoloji Hamlesi” ışığında pek çok eğitim verdiklerini belirten Kuzucu Hıdır, TEKNOFEST yarışmalarında olduğu gibi Deneyap Teknoloji Atölyeleri’nde de kız çocukların oranının yüksek olduğunun altını çizdi.
Kuzucu Hıdır, büyükşehirlerde olduğu gibi diğer illerde de kız öğrenci sayısını daha yüksek seviyelere çıkarmayı hedeflediklerini vurgulayarak, “Mütevelli heyeti başkanımız Selçuk Bayraktar ve değerli eşleri Sümeyye Erdoğan Bayraktar Hanımefendi’nin yürüttükleri projeler sayesinde özellikle kadınlar ve kız çocukları bakımından eğitim, bilim, teknoloji ve sosyal alanlarda bir paradigma kırılımı yaşandığını çok açık şekilde görüyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.
“Mühendislik ve uzay alanında kız öğrenci sayısı yükselişte”
Geçmişte mühendislik fakültelerinde erkek öğrenci sayısının kız öğrencilere oranla epey yüksek olduğunu aktaran Kuzucu Hıdır, şimdiyse özellikle bazı mühendislik fakültelerine kız öğrencilerin yoğun ilgi gösterdiği bilgisini paylaştı.
Kuzucu Hıdır, aynı şekilde TEKNOFEST kapsamındaki model uydu ve roket yarışmacılarındaki kız öğrenci sayısının arttığına işaret ederek, “Bu da bize umut veriyor çünkü kadınlarımızın emek verdiği her işin kalitesi çok daha yüksek oluyor.” dedi.
Türkiye’de yüksek öğrenim gören kadın sayısının gün geçtikçe arttığına dikkat çeken Kuzucu Hıdır, bu durumun da meslek sahibi kadın sayısına pozitif katkı sağladığını söyledi.
“Önemli olan katma değer üretmek”
Kuzucu Hıdır, ev kadınlarının fedakarlıklarının hiçbir şekilde ödenemeyeceğini, özellikle çocukların eğitimi ve bir evin idaresine olan katkılarının son derece değerli olduğunun altını çizdi.
Buradaki en önemli konunun katma değer üretmek olduğunu vurgulayan Kuzucu Hıdır, şöyle devam etti:
“Çalışan bir kadın olmak veya ev hanımı olmak arasında kategorik olarak bir derece farkı bulunmuyor esasında. Önemli olan kadınlarımızın önce kendilerine sonra da ailelerine ve topluma sundukları katma değerin yüksek olması aslında. Ülkemiz kadınlarının ne kadar çalışkan, fedakar ve özverili olduklarını gördükçe ülkemizin yarınlarına umutla bakmamak elde değil. Genç kuşaklarımızın kendi tarihsel ve kültürel değerlerimizden kopmadan farklı mecralardaki olumsuz içeriklere maruz kalmadan bilimle, teknolojiyle, sanatla, sporla, düşünceyle yetişmesi çok önemli. Bunun için de tüm ailelere büyük bir görev düşüyor çünkü eğitim ailede başlıyor.”
“Rol modeller önemli”
Kuzucu Hıdır, insan hayatında bazı rol modellerin olmasını çok önemli bulduğunu belirterek, türlü zorluklara göğüs germiş, çetin mücadeleler veren kahraman kadınların ve fikir insanlarının önemine işaret etti.
Bu kişilerden ilham almanın insanın hem kendine hem de tarihine güven ve inanç duymasını sağladığını vurgulayan Kuzucu Hıdır, şunları kaydetti:
“Cumhuriyetin ilk döneminde tıp eğitimi alarak doktor olan, ömrünün yarısını insanlığa hizmet ederek geçiren Ayşe Hümeyra Ökten’in hayat hikayesi hepimiz için örnek teşkil ediyor. Şu sözü de hepimize bir ders niteliğinde ‘Paylaşmak ve güven esas, meşakkat geçici. Asıl olan insana hizmet ve Allah’a yakın olmaktır.’ Yine pek çok ilklere imza atan Betül Mardin’in şu sözü de bizler için yol gösterici nitelikte; ‘Hep çalışacaksın, üreteceksin. Beynin meşgul olacak, hep koşturman gereken işler olacak.'”???????
]]>8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında Akkuyu NGS’de düzenlenen etkinlikte AA muhabirine açıklamalarda bulunan kadın mühendisler, Türkiye’nin ilk nükleer enerji santralinde görev alma deneyimlerini paylaştı.
Akkuyu Nükleer Nükleer Güvenlik Birimi Nükleer Yakıt Kontrol Kıdemli Uzmanı Ebru Adıgüzel, Türkiye’nin ilk nükleer santralinde çalışan nükleer mühendislerden biri olmak için Rusya’da 6,5 yıllık eğitim aldığını belirterek, “Akkuyu’da 2018’den beri çalışıyorum. Sahada çalışmak bir kadın için zorlu ama burada edindiğimiz tecrübeler bütün zorluklara göğüs germemizi sağlıyor.” dedi.
Adıgüzel, Türkiye’nin sanayisinin her gün daha da gelişmekte olduğunu ve bunun için enerjinin çok önemli olduğunu vurgulayarak, “Akkuyu NGS’nin Türkiye’nin elektrik ihtiyacının yüzde 10’unu devamlı şekilde karşılayacak olması Türkiye için çok büyük bir avantaj.” ifadelerini kullandı.
Akkuyu NGS’nin 1. güç ünitesinin işletmeye alınması için ilk önemli aşama olan nükleer yakıtları teslim alan ekipte bulunmaktan gurur duyduğunu dile getiren Adıgüzel, “Nükleer santralde çalışmak bizi her gün biraz daha geliştiriyor. Aynı zamanda katıldığımız projeler ve çeşitli alanlara yönelebilmemiz kariyerimize sürekli katkı sağlıyor.” dedi.
“Atatürk’ün gençlere güvendiği gibi ben de gençlere güveniyorum”
Akkuyu Nükleer Kimya Bölümü Kimyasal Analiz Uzmanı Beyza Kurtuluş Öztürk de santralde çalışmaya 2020’de kimyasal analiz uzmanı olarak başladığını belirterek, “Kimya bölümü aslında bir nükleer güç santralinin en önemli ve kapsamı en geniş bölümlerinden biri diyebilirim, çünkü suyun bulunduğu her alanda kimya birimi de işin içine giriyor.” diye konuştu.
Öztürk, Türkiye’de başka nükleer santrallerin de önümüzdeki dönemde devreye alınacağına inandığını söyleyerek, “Gençlerimiz doğru yoldan şaşmadığı müddetçe ülkemiz her türlü ilerleyecek ve daha gelişmiş bir ülke olacaktır. Mustafa Kemal Atatürk’ün gençlere güvendiği gibi ben de gençlere güveniyorum. Gelecek nesil ülkemizi her türlü ileriye götürecektir.” dedi.
Türkiye’nin en önemli projelerinden olan Akkuyu NGS’de çalışan kadın mühendislerden biri olmanın gurur verici olduğunu vurgulayan Öztürk, şöyle devam etti:
“Kadın ve erkek arasında bir fark olmadığını, olsa bile istediğimiz alanda çalışmaya engel olmadığını kendim de çalışarak göstermek ve diğer kadınların önünü açabilmek benim için çok gurur ve heyecan verici. Umarım genç kızlarımız ileride bakıp ben de burada çalışabilirim diye örnek alabilirler. Bu beni çok mutlu eder.”
“Türkiye’nin ilk nükleer güç santralinde çalışmak gurur verici”
Akkuyu Nükleer Radyoaktif Atıklar Sertifikalandırma Uzmanı Nurberk Sungur ise Akkuyu NGS’de çalışmak için St.Petersburg Politeknik Üniversitesi’ne gönderildiğini söyledi.
Sungur, santralde görev alan kadın çalışanlar için Akkuyu NGS’de görev almanın çok önemli olduğunu belirterek, “Türkiye’nin ilk nükleer güç santralini yapıyoruz. Tabii ki kendimizle gurur duyuyoruz.” ifadelerini kullandı.
Nükleer santralin ülke için büyük bir adım olduğunu vurgulayan Sungur, şunları kaydetti:
“Her şey bir taşı suya atmakla başlar ve biz de bu taşı suya attık, dalgaların oluşmasını bekliyoruz. Dalgalar oluştukça ülke nükleer enerji alanında bugüne kadar gerçekleştirdiği araştırma faaliyetlerini sürdürüp artık nükleerin diğer kollarına adım atacağı için biz de o açıdan çok memnunuz ve mutluyuz.”
]]>Senegal’de 25 Şubat’ta yapılması planlanan cumhurbaşkanı seçimi için adaylık başvurusunda bulunan 6’sı kadın 93 isimden yalnızca 20 kişi nihai listeye girebildi.
Anayasa Konseyinin onayladığı 20 aday arasında yer alan iki kadın adaydan Rose Wardini’nin adaylığı Fransız vatandaşı olduğu için düşürüldü ve listede tek kadın cumhurbaşkanı adayı Anta Babacar Ngom kaldı.
Senegalli ünlü iş insanı Babacar Ngom’un kızı olan 39 yaşındaki Anta Babacar Ngom, böylece Senegal tarihinde resmen cumhurbaşkanı yarışına girmeye hak kazanan tek kadın oldu.
Ülkede kümes hayvancılığı sektörünün lider şirketi Sedima’da 2016’dan bu yana genel müdür koltuğunda oturan ve “sanayi lideri” ismiyle de bilinen Ngom, AA muhabirine seçim projeleri, siyasette kadın kimliği ve cumhurbaşkanı seçiminin ertelenmesine ilişkin açıklamalarda bulundu.
“En tepeye, ülke yönetimine talibim”
Anta Babacar Ngom, Senegal’de siyasetin artık yeni bir çehre kazanması gerektiğinin altını çizerek, gençlere ve kadınlara ihtiyaç duyulduğunu söyledi.
Siyasi bir kariyer peşinde koşmadığının altını çizen Ngom, cumhurbaşkanı olmayı hedeflediğini kaydetti.
Ngom, “Belediye başkanlığı ya da milletvekilliği gibi beni sınırlayacak görevlerin peşinde değilim. Birçok sektörde ciddi etkiye sahip bir ‘sanayi lideriyim’. Özel sektörü biliyorum. Dolayısıyla paylaşmam gereken önemli tecrübeler var. Hırslı ve cesurum ama bu hırs, siyasi kazanımlar peşinde koşturacak bir hırs değil. Ben en tepeye, ülke yönetimine talibim. Böyle bir profilin de siyasete girmesi gerektiğini düşünüyorum. Hedefim cumhurbaşkanlığı.” dedi.
Seçim vaadinde bulunmadığını, bunun yerine seçmene program ve projelerle gittiğinin altını çizen Ngom, seçilir seçilmez ilk icraatının ulusal uzlaşı sağlamak olacağını dile getirdi.
“Tek kadın cumhurbaşkanı adayı olarak Senegalli kadınların bayraktarıyım”
Ngom, ekonominin yeniden yapılandırılmasına ve sürdürülebilir kalkınmaya çok önem verdiğine vurgu yaparak, “Büyük ölçekli sanayileşme sayesinde balıkçılık, tarım, hayvancılık, turizm gibi birçok alanı destekleyerek Senegal’in potansiyelini tam anlamıyla kullanmasını hedefliyorum. Ekonomik ilerleme için büyük ölçekli sanayileşme şart. Devlet ile halk arasında bir köprü rolü gören özel sektörü de güçlendirmeyi çok önemsiyorum.” diye konuştu.
Çevreyi koruma, eğitim ve halk sağlığı konularında da önemli projeleri hayata geçireceğini belirten Ngom, şunları söyledi:
“Bugün tek kadın cumhurbaşkanı adayı olarak Senegalli kadınların bayraktarıyım. Senegalli kadınlar çok çalışkan ve cesur ama desteğe ve mesleki eğitime ihtiyaçları var. Kadınların ekonomik bağımsızlığına katkı sağlayacak ve projelerini finanse edecek ulusal ölçekte bir kadın bankası kurmak en önemli projelerimizden birisi.”
“İmza toplama şartı kadın adaylar için büyük engel”
Ngom, Senegal’de kadınların hem siyasette hem hayatın diğer alanlarında önemli bir etkiye sahip olmasına karşın cumhurbaşkanlığı makamına aday olamadığını söyledi.
Adaylık konusunda şartların daha adil hale getirilmesi gerektiğine vurgu yapan Ngom şöyle devam etti:
“Kadın vekillerimiz, bakanlarımız hatta başbakanımız bile oldu. Üstelik İslam da bu konuda kadınları destekliyor. O halde neden kadın cumhurbaşkanı çıkarmayalım? Cumhurbaşkanı adaylığı için imza toplama şartı kadın adaylar için büyük engel. İlk defa bir kadın yeterli imzaya ulaşabildi. Bu konuda durup düşünmemiz, neden kadınların cumhurbaşkanı adaylık sürecine yeterli katılım sağlayamadığını anlamamız gerekiyor. Adaylık sistemini daha adil ve kapsayıcı hale getirmemiz lazım. Bu artık benim için bir sorumluluk haline geldi. Umarım benim adaylığım da bu konuda fark yaratır.”
“Macky Sall’i artık tanıyamıyorum”
Ngom, Cumhurbaşkanı Macky Sall’in 25 Şubat’ta yapılacak cumhurbaşkanı seçimini ertelemesiyle ülkenin belirsizliğe sürüklendiğine dikkati çekerek, şu değerlendirmede bulundu:
“Bu erteleme kesinlikle gerekli değildi. Bana göre bu erteleme Senegal halkının oy verme hakkını rehin almaktır. Cumhurbaşkanı Macky Sall’in aklında ne var kimse bilmiyor. Ben de 2012’de Macky Sall’in seçim kampanyasına destek vermiştim. Bağımsızlıktan sonra doğan ilk cumhurbaşkanı olacaktı, gençlik ona çok güveniyordu. Kampanyasında çalışmak için o dönem işimi bıraktım ve seçildiği günün ertesinde işime döndüm. Dediğim gibi siyasette yükselme gibi bir amacım yoktu. Ama bugün, o dönem destek verdiğim adayı artık tanıyamıyorum.”
]]>Milli Eğitim Bakanlığının 2023-2024 eğitim öğretim yılı verilerine göre, resmi ve özel okullarda kadrolu ve sözleşmeli 1 milyon 227 bin 291 öğretmen görev yapıyor.
Öğretmenlerin yaklaşık yüzde 39’unu erkekler, yüzde 61’ini kadınlar teşkil ediyor.
Küçükçekmece’deki Göktürk İlkokulunda çalışan profilinde ise kadın ve erkek dağılımındaki fark dikkati çekiyor.
Personel sayısı bakımından kadın hakimiyetinin olduğu okulda biri müdür, biri hizmetli 2 erkek, ikisi müdür yardımcısı, 29’u öğretmen, 4’ü hizmetli 35 kadın çalışan görev yapıyor. Okulda çalışanların yüzde 95’ini kadınlar oluşturuyor.
Personeli kadın ağırlıklı okuldaki tek erkek rehber öğretmen de yakın zamanda tayini sebebiyle buradan ayrıldı.
Öğretmenlerin tamamını kadınların oluşturduğu okulda görev yapan eğitimciler, hemcinsleriyle uyum ve işbirliği içinde sürdürdükleri çalışmalarını AA muhabirine anlattı.
“Annelik ruhunun getirdiği duygusal bağ çocuklarımıza çok olumlu dönüş sağlıyor”
Müdür Yardımcısı Melihat Arslan, Göktürk İlkokulunun görece butik bir yer olduğunu söyledi.
Personel ve öğrenci sayısı olarak çok kalabalık olmayan okulun işleyişinin 37 personelle devam ettiğini, bunların 35’inin ise kadın olduğunu belirten Arslan, “Kadınların bulunduğu ortamda genellikle daha olumlu bir iklim oluşuyor, atmosfer güzel oluyor. Çünkü kadınların işbirlikçi çalışmalarıyla iletişime dayalı etkileşimleriyle öne çıkan bir çalışma stilleri var. Bu da haliyle işimizi kolaylaştırıyor. Aynı zamanda daha kapsayıcı, daha destekleyici, empatik bir ortam oluşuyor. Bu da çocuklarımıza yansıyor. Özellikle annelik ruhundan gelen, doğamızda var olan bu ruh çocuklarımızı çok olumlu yönde etkiliyor.” dedi.
Arslan, 6 ila 11 yaş arası çocuklara eğitim verdiklerini, annelik ruhunun getirdiği duygusal bağla çocuklara çok olumlu dönüşler sağlandığını, onların kendini güvende hissettiğini dile getirdi.
Çocukların öğretmeniyle daha rahat iletişim kurduğunun altını çizen Arslan, “Çocuğun öğretmeniyle kurduğu bu bağ sayesinde iletişimin daha da güçlenmesi, çocuğun nerede nasıl davranacağını daha rahat kestirebilmesi, o çocuğumuzun eksiklerini fark etmesi, öğretmenimizin bu şekilde annelik ruhuyla yaklaşması, onun duygusal gelişimine hakim olması çok şeyi değiştiriyor.” diye konuştu.
“Birbirimizi çok daha iyi anlıyoruz”
Müdür Yardımcısı ve okul öncesi öğretmeni ?Elif Ateş, 15 yıldır mesleğini sürdürdüğünü, küçük yaşlarda annesini ve ana sınıfı öğretmenini rol model aldığını anlattı.
Kadın meslektaşlarıyla çalışmanın avantajları olduğuna değinen Ateş, “Hemcinslerimizle aynı ortamda olmak aslında sistemli ve daha kontrollü gitmemizi sağlıyor. Birbirimizi çok daha iyi anlıyoruz. Birbirimize her zaman destekleyici yönde çalışmalarımız oluyor. Mesela bir işte bir sıkıntı olabiliyor ama hemen çözüm üretebiliyoruz. Aynı anda herkes aynı işe gelip hemen konsantre olabiliyor. Birliktelik açısından çok önemli olduğunu düşünüyorum. Aynı dili konuşuyor olmamız da çok keyifli.” ifadelerini kullandı.
Ateş, okuldaki güzel havayı çocuklar ile velilerin üzerinde gözlemleyebildiklerini dile getirerek, “Hayat uzaktan bakınca değil içinde yaşayınca önemli. Onların da hayatın içinde yer alabilmeleri için model olmaya çalışıyorum. Her kadının arkasında mutlaka kendisi var. Ona inanıyorum ve kadınlarımızın Dünya Kadınlar Günü’nü kutluyorum.” dedi.
“Farklı özelliklere ve yeteneklere sahip olduğumuz için birbirimize destek oluyoruz”
Mesleğini 12 yıldır yapan okul öncesi öğretmeni Filiz Adak Karakaş, Göktürk İlkokulunda birbirinden farklı özelliklere sahip, aynı amaç için bir arada olan kadın yoğunluktaki eğitimciler olduklarını ve genellikle bunun güçlü yanlarını gördüklerini aktardı.
Karakaş, organize olabilme veya duruma daha kolay adapte olabilme, uyum sağlama anlamında birçok artısını gördüklerine dikkati çeken Karakaş, bir işe veya projeye girerken en başında düşünülenle sonda çıkan ürün arasında inanılmaz bir fark olduğunu vurguladı.
Karakaş, kadın öğretmenler olarak bir çocuğa veya kadına dokunmak için çabaladıklarını belirterek, şöyle devam etti:
“Dünya için attığımız her faydalı adımının dünyada bir karşılığı var. İllaki büyük şeyler yapmamıza gerek yok. Kadın olarak birbirimizi desteklememiz çok önemli. Öncelikle kız çocuklarına ve kadınlarına destek vermek, onların geleceğini inşa ederken kendi potansiyelinin farkına varmasını sağlamak çok önemli. İşte bu anlamda da biz bu okulda varız. Bu okulda ya da hangi okulda çalışmaya devam edersek edelim duyarlı, özel, tüm farklılıklarımızla ve ışığımızla var olmaya ve çaba göstermeye devam edeceğiz. Aydınlığa, özgür ve barışçıl yarınlara yürüyen emekçi kadınlarımıza selam olsun.”
“Girdiğimiz her ortamı çiçeklendirebiliyoruz”
Rehber öğretmen Sinem Kebenç ise bu okulda yeni çalışmaya başladığını, burasının enerjisinin çok yüksek olduğunu gözlemleyebildiğini dile getirdi.
Okulun psikolojik danışmanı olduğu için ilk önce rehberlik servisini düzenlediğini kaydeden Kebenç, “Öğretmenlerimizin odaya girdiklerinde ‘Hocam odaya kadın elinin gerçekten ciddi anlamda belli oluyor. Emeğinize sağlık.’ dediler. Biz, kadınlar olarak girdiğimiz her ortamı düzenleyebiliyoruz, güzelleştirebiliyoruz ve farklılık yaratabiliyoruz. Girdiğimiz her ortamı çiçeklendirebiliyoruz. Bunu bize sunulan imkanlar doğrultusunda da yapabiliyoruz ya da bu imkanları kendimiz de yaratabiliyoruz.” diye konuştu.
Kebenç, öğretmenlerin çocuklara karşı annelik içgüdüsüyle yaklaşma olayını gözlemleyebildiklerini, öz bakım becerilerini yerine getirirken onlara rol modellik açısından çok hevesli olabildiklerini anlattı.
Sınıf öğretmeni Pınar İspekter de 21 yıldır mesleğini sürdürdüğünü anlatarak, “Biz kadınlar hem çalışma hayatında hem evde yoğun çalıştığımız için zaman yönetimi, organize olma gibi işlerde oldukça iyiyiz. O yüzden meslektaşlarım da kadın olunca daha hızlı kararlar alıyoruz. Telaşlarımız ortak. ” ifadelerini kullandı.
]]>Meclis’te, sanayide, inşaatlarda, hava, deniz ile kara ulaşım araçlarının direksiyonlarında ve ofislerde birçok iş kolunda başarıyla yer alan kadınların eli İstanbul’un meydanlarına da değiyor.
Makyajlı yüzleri, ojeli tırnakları ve bakımlı saçlarıyla kentin meydanlarında kadın temizlik görevlilerini gören İstanbullular, bu duruma şaşırsa da bir yandan da onlarla gurur duyuyor.
Kendileri de yaptıkları işten gurur duyan temizlik işçisi kadınların görev yaptığı yerlerden biri de kentin en işlek noktalarından biri olan Mecidiyeköy Meydanı.
Her gün binlerce kişinin gelip geçtiği meydanın çevresinde sabah erken saatlerde işe başlayan kadınlar, etrafa saçılan çöpleri titizlikle topluyor. Ellerindeki süpürgeyi gün boyu düşürmeyen kadınlar, soğuk havaya, yağmura, kara aldırış etmeden görevlerini yapıyor.
AA ekibi, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde temizlik görevlisi kadıların sabah mesailerine eşlik etti.
“Kadın eli değmesi çok başka, her yer tertemiz”
İstanbul Büyükşehir Belediyesinde (İBB) temizlik görevlisi olarak çalışan Gizem Poyraz, sabah 8’de bir yerde toplandıklarını, iş kıyafetlerini giydikten sonra görev alanlarına dağıldıklarını söyledi.
Daha önce tekstil atölyesinde çalıştığını, işe başlarken ailesi ve arkadaşlarından büyük destek gördüğünü kaydeden Poyraz, “Kadın eli değmesi çok başka, her yer tertemiz.” dedi.
Poyraz, ilk zamanlar “Kadınsın ne işin var sokakta, gidin evinizde oturun” gibi olumsuz tepkiler aldıklarını ifade ederek, “Bunu çok yanlış buluyorum. Bir insan bir şeyi yanlış görüyorsa kusuru kendinde aramalı bence. Yaptığım işten gurur duyuyorum, bu işten ekmek yiyorum, aileme ekmek götürüyorum.” diye konuştu.
Göreve başladıkları sırada kendilerini gören çoğu kişinin şaşırdığını anlatan Poyraz, “Alkışlayanlar bile oldu. İlk başta biraz heyecanlıydık, şu an heyecanımızı yendik. Şimdi artık herkes alıştı, bakıyorlar, sohbet ediyorlar, adres soruyorlar. Biz de elimizden geldiğinde yardımcı olmaya çalışıyoruz.” ifadelerini kullandı.
“Evde nasılsak burada da öyleyiz”
Cennet Öztürk de 3 yıldır yaptığı işini yerine getirirken de olumlu tepkiler aldığını belirterek, “Kadınları gördükçe insanların tepkisi çok güzel oluyor. Kadınların her alanda var olması çok güzel. Ben de işimi severek yapıyorum.” diye konuştu.
Bir kadın olarak gösterdiği titizliği işine de yansıttığını anlatan Öztürk, “Bu bir gerçek. Sigara izmaritlerine varana kadar topluyoruz. Evde nasılsak burada da öyleyiz, çok bir fark yok.” dedi.
Öztürk, bir oğlunun olduğunu ve kendisiyle gurur duyduğunu ifade ederek, “Bizi tebrik eden çok oluyor. Bizimle gurur duyuyorlar. Özellikle gelip, ‘Tebrik ederiz, kadınları alanlarda çok görmek çok güzel.’ diyorlar. Biz de mutlu oluyoruz bunları duyunca.” şeklinde konuştu.
Daha önce 20 yıl bir ofiste çalıştığını anlatan Öztürk, “Burası çok güzel bir ortam. Dışarıdasın, insanlarla iç içesin. Çok hoşuma gidiyor, iyi ki buraya gelmişim. Hiç pişmanlık duymadım. İşimi severek yapıyorum. Genelde bakımlı olmaya çalışıyorum. Kadınları biliyorsunuz bakımı severler. Elimden geldiğince dikkat ediyorum.” ifadelerini kullandı.
“Birkaç kere gelip ‘Sizinle gurur duyuyoruz.’ diye alnımdan öptüler”
Sevilay Çiçek ise işe başladığı ilk aylarda tedirgin olduğunu ifade ederek, “İnsanların olumlu bakışları olsa da biraz çekinmiştim. Bizi gördüklerinde tebrik edenler oldu. Hatta birkaç kere gelip, ‘Sizinle gurur duyuyoruz.’ diye alnımdan öptüler.” diye konuştu.
Çalışırken günlerinin keyifli geçtiğini kaydeden Çiçek, İstanbulluların genelde meslekleri ilgili zorluk yaşayıp yaşamadıklarını sorduğunu söyledi.
Çiçek, ailesinden büyük destek gördüğünü, mesaiden sonra ise gidip çocuklarını okuldan aldığını ve bu kez kendi evini temizlediğini dile getirdi.
“Bu işi yapacağım hiç aklımın ucundan geçmezdi” diyen Çiçek, caddeleri temizlerken çöp bırakmamaya dikkat ettiğini, evine gösterdiği özenin fazlasını burada da göstermeye çalıştığını anlatarak, “Çünkü bütün gözler üzerimizde. Gerçekten çalışıyor muyuz, reklam olsun diye mi buradayız diye bakıyorlar. O algıyı yaratmamak için özen gösteriyoruz. Kadınlar olarak çok güçlüyüz. Her işi yapabiliriz.” sözlerine yer verdi.
]]>Yaklaşık 15 yıldır ulusal ve uluslararası ralli organizasyonlarında yarışan Çetinkaya, otomobil sporlarının kadınlar arasında yaygınlaşması konusunda önemli rol oynadı.
Kadınlar klasmanını 7 kez zirvede tamamladığı Türkiye Ralli Şampiyonası’na 2024’te de katılan Çetinkaya ayrıca FIA Kadınlar Komisyonuna başkanlık yapacak.
Dünya Ralli Şampiyonası’nda (WRC) yarış kazanan tek kadın Michele Mouton ve Iron Dames yarış takımının kurucusu Deborah Mayer’dan sonra bu görevi üstlenecek üçüncü isim olan Çetinkaya, AA muhabirine açıklamalarda bulundu.
Beş yıl aradan sonra 2023 Türkiye Ralli Şampiyonası’yla aktif spora döndüğünü hatırlatan Çetinkaya, yeni görevine ilişkin “FIA’dan bana bu teklif geldiğinde hala yarışıyor olmamın çok önemi vardı. Motor sporlarında hem müsabaka hem teknik hem görevliler hem de gönüllüler tarafında kadınların rolünün artması ve kadınların varlığının FIA tarafından tanınması amacıyla kurulmuş bir komisyon. Geçmişten bugüne devam eden, üzerine de inşa edilecek birçok farklı proje var.” değerlendirmesini yaptı.
Motor sporlarının bilinenin aksine yüksek fiziksel kondisyon gerektirdiğini belirten Çetinkaya, “Gelecekte Formula 1, WRC, Dünya Dayanıklılık Şampiyonası (WEC) gibi popüler serilerde yarışan kadın sürücü görebilecek miyiz?” sorusuna şu yanıtı verdi:
“Şu anda bunun önünde bir engel yok. Aynı serilerde kadınlar ve erkekler yarışıyor. 1980’li yıllarda Michele Mouton’un kazandığı yarış, WRC’deydi. Rakiplerinin tümü erkekti. Aynı şekilde 2010’da Eurosport’un özel ödülünü aldığımda, Kıtalararası Ralli Challenge’da (IRC) puan alan ilk ve tek kadın olduğumda da rakiplerin tamamı erkekti. (2010 IRC sezonundaki) İskoçya Rallisi’nde 7’ncilik aldık. Yine 2010’da Türkiye’de düzenlenen WRC yarışında genel klasman 12’nciliği aldım. Bazı şampiyonalarda kadınlara ayrı bir teşvik puanı veriliyor. Bunun haricinde F1’de sahneye çıkan bir kadın pilot görme çalışmaları devam ediyor. Mesela Dakar Rallisi’nde bu sene kategorisini (T3) kazanan bir kadın pilot (Cristina Gutierrez) var. Bir sonraki Dakar’da Sebastien Loeb ve Nasser Al-Attiyah’ın yanında Cristina Gutierrez de yarışacak. Dolayısıyla kadınlar aslında en üst seviyelerde varlar ama daha çok artabilir. Hemen hemen her alanda artık kadınlar daha fazla var ama bunun üzerine de yüzde olarak hala gidecek çok fazla yolumuz var. Bir de sadece belli bir bölgenin kadınları değil bütün dünyaya eşit bir yayılım sergilemek, herkesin bu imkanlara sahip olabilmesi gibi de bir misyon var. O yüzden yapılacak çok şey var, çok da yolumuz var.”
Samiye Cahid Morkaya’yı örnek gösterdi
Çetinkaya, kariyerinde pek karşılaşmasa da cinsiyet eşitsizliğinin hala önemli bir sorun olduğunu dile getirerek, “Motor sporları tarafında öncelikle daha çok erkek olan bir yerde kadınlar olarak az sayıda olduğumuz için kariyerimin başında daha çok ilgi gördüğüm zamanlar oldu. Fakat sonra iş ciddiye binip dünya arenasına çıkıp dev takımların kurulma aşamasında kadın olduğum için ufak tefek aksaklıklar da oldu. Ama bunun bir fırsat eşitsizliği boyutunda olduğunu söyleyemem, bence şanslıydım. Bence biz Türkiye’de bu anlamda şanslıyız. Çünkü birçok alanda kadınların aslında öncü olduğu bir ülkeyiz. Motor sporlarında ilk kez erkeklerin arasında mücadele edip kupa kaldırmış kadın, 1920’li yıllarda bizde: Samiye Cahid Morkaya. Aslında dünyaya göre çok önde başlamışız. Sadece şu an uluslararası temsil tarafında ülke olarak daha önde olmamız lazım. Daha fazla sporcumuzun kadınlarda da gelişiyor olması lazım. Mekanik tarafta, gözetmen tarafında katıldığım uluslararası etkinliklerde Türkiye’den kadınlarla karşılaşıyorum ve çok mutlu oluyorum.” diye konuştu.
Mouton’un yardımcı pilotu Pons’la beraber yarışacak
Bu yıl uluslararası yarışlara da katılacağı bilgisini veren Çetinkaya, Türkiye Şampiyonası’nın 2. ayağı Marmaris Rallisi için şimdiden heyecanlandığını aktararak, sebebini şu cümlelerle anlattı:
“2024 Türkiye Ralli Şampiyonası’nda ilk yarışı, ilk 10’a girerek tamamladık. 23-24 Mart tarihlerinde Marmaris’te düzenlenecek 2. yarışta bir misafir co-pilotum olacak. Geçmişte yarıştığım bir isim. Michele Mouton’un ve Ari Vatanen’in (1981 WRC şampiyonu) yardımcı pilotluğunu yapmış, çok değerli bir isim Fabrizia Pons. Aynı zamanda bir anne ve anneanne. Kadının yaşı kaç olursa olsun hayatına ve profesyonel kariyerine devam edebileceğinin de çok güzel bir göstergesi. Marmaris Rallisi’nde Fabrizia Pons’la beraber yarışacağız. İlk kez 2009’da İtalya’da beraber yarışmıştık. O zaman çok heyecanlı ve tecrübesizdim. Aradan yıllar geçtikten sonra, uzun yurt dışı deneyimlerinden sonra Türkiye’de beraber yarışacak olmak beni çok heyecanlandırıyor.”
Sürücülük ve annelikten arta kalan zamanda çiftçilik yapıyor
Otomobil sporları haricinde nelerle uğraştığı sorusu yöneltilen Çetinkaya, “Ankara’nın Nallıhan ilçesindeki çiftlikte dedemin, babamın doğduğu topraklar boş duruyordu. Ben de 5 sene önce orada ata tohumu Kavılca buğdayı yetiştirmeye başladım. Tamamen doğal ortamda, ek gübre vs. hiçbir şey kullanmadan yetişen Kavılca buğdayından un üretiyorum. Farklı ve bence çok değerli bir alan. Ona vaktim çok gidiyor. Türkiye Turing ve Otomobil Kurumunda FIA temsilcisi olarak çalışmaya devam ediyorum. Bir de annelik… Onu da çok önemli bir meslek olarak görüyorum. Oğlumla da başkalarına emanet etmeden ilgilenmekten çok keyif alıyorum. Ayrıca kimi zaman kadınlarla özel etkinlikler, özel dersler kimi zaman da kurumların özel talepleri oluyor. Mutlaka onlara dahil oluyorum.” cevabını verdi.
“Fırsat eşitsizliğinin olmadığı bir dünya isterdim”
Çetinkaya, bir dilek hakkı olsa bunu fırsat eşitsizliğini ortadan kaldırmak için kullanacağını ifade ederek, sözlerini şöyle tamamladı:
“Fırsat eşitsizliğini değiştirmek isterdim. Sadece kadın-erkek olarak düşünmeyelim. Dünyada nefes alma imkanı bulan her insanın çok değerli olduğunu düşünüyorum. Dolayısıyla hepimiz aynı yollardan geçmiyoruz maalesef. Hepimizin önüne aynı yemekler de gelmiyor. Bu beni kalben yaralayan bir konu. Kimi zaman coğrafya, kimi zaman yaş, kimi zaman kadın-erkek… Genel olarak insanların karşısındaki diğer insana, daha insanca baktığı bir dünya isterdim. Birbirimizi daha çok sevelim. Fırsat eşitsizliklerinin olduğu yerlerde kadınlara destek olmak tabii ki güzel ama kimi zaman erkeklere de destek olmamız gerekiyor. Dolayısıyla bir bütün halinde bakıp birbirimizi daha çok sevip daha çok üretmeye odaklandığımız, daha çok el ele verip herkesin bir ucundan tuttuğu bir düzeni hayal ediyorum.”
]]>Kadınlar Günü’nün kutladığı bu günde, hayat kurtaran güçlü kadınların özverili çalışmaları takdirle karşılanırken, özellikle 112 acil sağlık hizmetlerinde görev alan kadınlar, olaylara hızlı müdahaleleriyle birçok hayatı kurtarıyor. Muş Sağlık Müdürlüğüne bağlı olarak görev yapan kadın paramedikler, zorlu coğrafyalarda özveriyle çalışarak hayat kurtarıyorlar. Muş’un dağlık ve zorlu arazisinde, acil sağlık hizmetlerine erişimde yaşanan zorluklara rağmen bu cesur kadınlar sahada canla başla görev yapıyorlar.
İl Ambulans Servisi Başhekimliği bünyesinde görev yapan paramedikler, her an her türlü şartlarda hastalara müdahale edebilecek şekilde hazır bulunuyorlar. Özellikle kış aylarında kar ve buzla kaplı yolların engel teşkil ettiği Muş’ta, paramediklerin gösterdiği özveri ve cesaret, yaşamı kurtaran bir el olarak öne çıkıyor. 16 yıldır paramedik olarak çalışan 2 çocuk annesi Reyhan Yılmaz, mesleği ve yaşadığı zorluklar hakkında konuşarak, “112 acil sağlık hizmetlerinde görev yapıyorum. Normal bir nöbete sabah geldiğimizde ilk önce ambulanstaki eksik malzemelerimizi hazırlıyoruz. Olacak bütün vakalara hazırlığımızı yapıyoruz. Vakaya çıktığımızda yolda mesela trafik sorunu yaşıyoruz. Bundan dolayı hasta yakını biraz bize karşı tavır alıyorlar, agresif oluyorlar. ‘Nerede kaldınız, geç kaldınız’ diyorlar. Hasta yakınları açısından çok sıkıntı yaşıyoruz. Özellikle daha çok böyle çok ivedi hastalarda. Onun dışında sabah kadar bazen hiç uyumadığımız oluyor, üst üste çıktığımız vakalardan dolayı” dedi.
Pandemi döneminde ise sağlık çalışanları için ekstra bir yoğunluk yaşandığını belirten Yılmaz, bir kadın olarak meslekten eve döndüklerinde aile hayatıyla denge kurmakta zorlandıklarını ifade ederek, tüm bu zorluklara rağmen sağlık hizmetlerini sürdürmek adına özveri ve kararlılık gösterdiklerini söyledi. Gittikleri herhangi bir hastanın virüs taşıma riskini bilerek hem hastalara müdahale etmek hem de kendilerini korumak adına ekstra önlemler almak zorunda kaldıklarını ifade eden Yılmaz, “Özellikle sağlık çalışanlar için en unutulmaz dönem Covid dönemiydi. Tabi bu bütün dünya genelinde böyleydi ama sağlıkçılar için ekstra bir yoğunluktu. Çünkü gideceğimiz hastanın bize virüs bulaştırma ihtimali çok yüksek olduğunu bildiğimiz halde işimiz gereği gidiyorduk. Ekstra bir gayret sarf ediyorduk. Hastaya müdahalemiz olsun, kendimizi koruma açısından daha tehlikeliydi diğer hastalara göre. Orada çok büyük zorluklar yaşadık. Hem bu süreçte kaybettiğimiz arkadaşlar olsun, kendi çalışan yakınlarımız olsun büyük bir sıkıntıydı. Özellikle bir kadın olarak bizim için daha büyük bir sıkıntıydı. Çünkü olay yerinden mesela ya da nöbetten çıkıp eve gittikten sonra hani çocuklarla direkt temasta bulunmamak ya da kendini biraz daha uzak tutmak farklı bir şeydi. Gerçekten bir anne olarak daha farklı, daha zor bir iş yapıyoruz” şeklinde konuştu.
Özellikle Muş’un zorlu coğrafyasında, kar ve buzla kaplı yolların engel teşkil ettiğini söyleyen Yılmaz, her şartta insan hayatını korumak için fedakarca çalışmaya devam edeceklerini vurguladı.
Hayat kurtaran kahraman kadınların karşılaştığı zorlukların sadece doğa şartlarıyla sınırlı olmadığını vurgulayan Yılmaz; trafik sorunları, gecikmeler ve hasta yakınlarının agresif tutumları gibi durumlar da çalışmalarını zorlaştırdığını belirterek, “İşimiz özellikle güç açısından erkek gücü gerektiriyor. Ama bir kadın olarak aynı işi yapıyoruz. Burada kadın erkek rolü kalmıyor. Çünkü aynı işi yapıyoruz, aynı güçte hemen hemen. İyi ki kadınlar çalışıyor. Mevsim şartlarına bakınca batıya göre gerçekten biraz daha zor. Çünkü kışın şartlar çok kötü. Yolların kardan dolayı kapanması bizim ulaşımımızı gerçekten çok fazla etkiliyor. Gerek ambulans olsun, gerek bizlerin olsun. Hastaya, mesela köylere falan gittiğimizde o mesafe daha fazla artıyor ve yolda kaldığımız zamanlar oluyor. Öyle olunca bizi kurtarmak için karayolları veya başka ekiplerin gelmesini bekliyoruz. O süreçte yolda tek başımıza kalıyoruz. O an başımıza ne geleceğini bilmeden bekliyoruz. Çünkü sonuçta gittiğimiz bir hayat, bir hayat kurtaracağız biz orada. O yüzden bu bizim gözümüze hiç gelmiyor. İşin sonunda bir can var. O hayatı kurtardıktan sonra bunların hepsini unutuyoruz. Özellikle kadınlara olan mesajım, kadınlar her zaman dik durmalı. Kendi ayaklarının üzerine basmalı. Her yerde kendilerini göstermeliler. Kesinlikle erkek kadın ayrımı yapmadan öncelik kendilerine vermeleri gerekiyor. Kendilerini geliştirmeleri gerekiyor diye düşünüyorum” şeklinde konuştu. – MUŞ
]]>İki çocuk annesi 35 yıllık deneyimli kaptan pilot Sinem Ulusoy, ailesi yurtdışında yaşadığı günlerde sürekli olarak Türkiye’ye gelmek için yaptıkları uçak yolculuğu sonrası pilot olmaya karar verdi. Üniversite eğitimini ailesinden kilometrelerce uzaklıkta tamamlayan Ulusoy, daha sonra meslek hayatına başladı. Meslek hayatına sayısız uçuş sığdıran Ulusoy, 7 yıl önce Sağlık Bakanlığı bünyesine katılarak, uçak ambulansla Türkiye’nin her yerindeki hastaların yardımına koşuyor. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla İhlas Haber Ajansı (İHA) muhabirine özel açıklamalarda bulunan Ulusoy, “Kadınlar ‘Hem çocuk yaparım, hem kariyer yaparım’ demeliler” dedi.
“Sadece işler yolunda gitsin istiyoruz”
Uçuş öncesi kokpitte hazırlıkların yoğun olduğunu ifade eden Ulusoy, “Sadece işler yolunda gitsin istiyoruz. Onun dışında hava durumunu inceliyoruz. Uçağı hazırlarken bayağı yoğun geçiyor. Ambulans uçuşları olduğu için hızlı olmamız gerekiyor. Kokpit benim ikinci evim diyebiliriz” ifadelerini kullandı.
Ambulans uçakta pilot olarak göreve başladığında ilk olarak hızlı olmalarının farkındalığını edindiklerini ifade eden Ulusoy, “Hastalardan dolayı bayağı stresli bir süreç. Onları da düşünmek gerekiyor. İrtifa, türbülans ve hava şartlarını da düşünmek gerekiyor. O yüzden normal yolcu uçağı veya başka uçuşlara göre çok başka duygu” dedi.
“Şimdi gençler de bu işin içinde ve daha çok genç kadınlarımız pilotaja yönleniyor”
Mesleğe ilk başladığında birçok zorlukla karşı karşıya kaldığını belirten Ulusoy, “Şimdi gençler de bu işin içinde ve daha çok genç kadınlarımız pilotaja yönleniyor. Tek olmak zor. Derste, eğitimde ve her yerde tek olunca bütün gözler sizde oluyor. Çevremdeki insanlar pilot olduğumu öğrenince çok şaşırıyorlar. Ben de açıklamak zorunda kalıyorum. ‘Biz de uçabilir miyiz?’ diyorlar. ‘Hayır yolcu uçağı değil, sedyede de uçmak istemezsiniz’ diyorum. Çünkü maalesef kötü durumda olan yolcuları taşıyoruz” şeklinde konuştu.
“Ailemi ikna etmek zorunda kaldım”
Ulusoy, ailesinin ilk başta pilot olmasını istemediğini dile getirerek, “Onları bayağı bir ikna etmek zorunda kaldım. Yaşadığımız yerin dışında yurtta kalmak zorundaydım. Maddi açıdan kolay bir şey değil ama sonunda razı oldular ve pilotaj eğitimine gönderdiler. Babama ilk başta ‘Bir deneyeceğim sadece kesin olmayabilir. Sadece merak ediyorum’ dedim. İlk başta çok tepki verdiler ama artık mutlular. 35 yıl oldu ve o zamanlarda da kız çocuğunun uzağa gidip okuması pek kabul edilir bir şey değildi. Bu konuda o yüzden bayağı zorluk çektim” ifadelerini kullandı.
“‘Hem çocuk yaparım, hem kariyer yaparım’ demeliler”
8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne ilişkin ise Ulusoy şunları söyledi:
“Bütün kadınları ve genç kızları gerçekten çok destekliyorum. Yapmak istedikleri her şeyi başarabilirler. Her konuda gayret göstermeleri gerekiyor. ‘Hem çocuk yaparım, hem kariyer yaparım’ demeliler. Çünkü ömür boyu sevdikleri işi yapmaları çok önemli. Bütün kadınları destekliyorum. İnşallah onlar da bu görevi yapmayı isterler.” – ANKARA
]]>Bursa Büyükşehir Belediyesi düzenlenen 8 Mart Dünya Kadınlar Günü Buluşması, Merinos Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi Yıldırım Beyazıt Salonu’nda yapıldı. Programa, Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş, eşi Sevinç Aktaş ve gelini Bedriye Aktaş’ın yanı sıra Bursa Milletvekilleri Emine Yavuz Gözgeç ve Emel Gözükara Durmaz, Bursa Kent Konseyi Başkanı Şevket Orhan, İl Kültür Turizm Müdürü Kamil Özer, AK Parti Kadın Kolları Başkanı İmren Çavuşoğlu, kadın muhtarlar, gazeteciler, rektör yardımcıları, dekanlar, meclis üyeleri, dernek ve kooperatif üyeleri, Büyükşehir Belediyesi kadın yöneticileri katıldı. Orkestra Şube Müdürlüğü genç sanatçılarının mini konseriyle başlayan programda, Başkan Aktaş tek tek masaları gezerek tüm kadınların Kadınlar Günü’nü kutladı.
Program, daha sonra Orhangazi Salonu’ndaki ‘Geçmişin izinde, geleceğin yüzleri’ adlı tiyatro gösterisiyle devam etti. İzleyenleri zaman içerisinde yolculuğa çıkaran tiyatro gösterisinde, Cumhuriyet’in kuruluş yıllarındaki ‘İlk kadın gazeteci Halide Edip Adıvar, ilk doktor Safiye Ali, ilk üsteğmen Fatma Erdem (Kara Fatma), ilk öğretmen Refet Angın, ilk hakim Suat Bert, ilk kadın meclis üyesi Hafız Selman İzbelli, ilk kadın kimyager Remziye Hisar, ilk kadın tiyatrocu Afife Jale’ canlandırıldı. Günümüz genç kızlarının da sahneye çıkarak hala ayni azim ve kararlılıkla Türk kadınının vatanı için çalıştığının belirtildiği gösteri sonrası, tüm oyuncular ayakta alkışlandı.
Gösteri sonrası sahneye çıkan Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş, tüm kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutladı. ‘Ana başa taç imiş, her derde ilaç imiş, bir evlat pir olsa da, anneye muhtaç imiş’ diyen Başkan Alinur Aktaş, “Kadınlar anadır, yardır, eştir, kardeştir, abladır. Kadın, bu toplumun en asli ve en sağlam unsurlarından bir tanesidir. Cumhuriyetimizin 100’üncü yılını geride bıraktık ve yeni bir yüzyıla başladık. Biz artık çok daha güçlü bir ülkeyiz. Cumhuriyetimizin ilk yıllarındaki tüm büyüklerimizi de rahmetle anıyorum. Tiyatro gösterisinde de genç kızlarımız onların izinden gideceklerinin sözünü verdiler. Ülkemizin gücünü, kadınların gücünü göstermek istedik. Şehrimiz Bursa’da da birçok güçlü ve başarılı kadın var. Hepsi bizim için ayrı ayrı kıymetli ve değerli. Kadına şiddet uygulayan veya kadını ötekileştiren tüm anlayış ve zihniyeti reddediyoruz. Toplumun temel direği olan kadınlarımızın, Dünya Kadınlar Günü kutlu olsun” dedi.
Bursa Milletvekili Emine Yavuz Gözgeç, tüm kadınların Kadınlar Günü’nü kutladı. Bu zamana kadar ülkemiz için yapılan her işte kadınların emeği ve izi bulunduğunu dile getiren Gözgeç, kadınların medeniyetimizden aldıkları güçle bugün de erkeklerle omuz omuza vererek Türkiye Yüzyılını inşa edeceğini söyledi.
Bursa Milletvekili Emel Gözükara Durmaz, kadınlara olan desteğinden ötürü Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş’a teşekkür ederek 8 Mart dünya Kadınlar Günü’nü kutladı.
27. dönem Bursa Milletvekili Vildan Yılmaz Gürel, Kadınlar Günü’nü tebrik ederek güzel organizasyon için Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş’a teşekkür etti.
Konuşmaların ardından Başkan Aktaş ve protokol üyeleri tarafından tiyatro gösterisinde yer alan oyunculara çiçek takdim edildi. Program sonunda ‘Kadınız Biz’ aplikasyonunu indiren tüm kadınlar, sürpriz hediyeler kazanma fırsatı buldu. – BURSA
]]>Biga’da yaşayan Ümmügül Aydoğdu (43), yıllarca çeşitli iş yerlerinde aşçı olarak çalıştı. 10 yıl önce eşi İbrahim Aydoğdu (44), Biga 1 nolu Sanayi’de Efe Otomotiv’i açmaya karar verdi. Ümmügül Aydoğdu, aşçılık mesleğini bırakarak, sanayide iş yeri açan eşi İbrahim Aydoğdu’ya temizlik, yemek yapmak için yardım etmeye başladı. Ümmügül Aydoğdu, zamanla motor ve alt takım tamirinin yanı sıra araçların periyodik bakımını yapan eşine yardım etmeye başladı. Motor ustalığı merakı gitgide artan ve araçların motorları, bakımları, parçaları üzerine araştırma yaparak bilgi sahibi olmaya başladı. İlk olarak kalfalık belgesini, ardından ustalık ve usta öğretici belge alarak, eşinin iş yerinde motor utası olarak çalışmaya başladı. 10 yıldır eşi, kızı, oğlu ve damadı ile birlikte çalışan Ümmügül Aydoğdu, aracını yaptırmaya gelen araç sahiplerinin, ‘sanayide kadın mı çalışır’, ‘sen yapamazsın’ diyenlere inat 10 yıldır motor ustası olarak işinde başarılı bir şekilde çalışıyor. Araçlarının bakımını, alt takım, motor tamiri yaptırmak için Efe Otomotiv’e gelen erkek ve kadın araç sürücüleri karşılarında kadın motor ustası Ümmügül Aydoğdu’yu görünce şaşkınlarını gizleyemiyor.
8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde sanayide motor söküp, tamir eden Ümmügül Aydoğdu, azmiyle kadınların her alanda çalışabileceğini gösteriyor. Biga sanayisinin tek kadın motor ustası olan Ümmügül Aydoğdu, herkesin takdirini kazanıyor.
Biga sanayisinde tek kadın motor ustası olarak çalışan Ümmügül Aydoğdu, “Bu hikaye 10 yıl önce başladı. Eşim sanayide dükkan açtı. Eşimin yanında çıraklık yaparken bu işe heveslendim. Kalfalık, ustalık belgemi aldım. Sonrasında usta öğreticilik belgemi aldım. İşimi 10 yıldır severek yapıyorum. Bu işe başlarken, ‘elinin hamuruyla bu işe girme’ diyen oldu. ‘Yapamazsın’ diyenler oldu. Ben inatla ‘yapacağım’ dedim ve tüm kadınlar girdiği her yeri güzelleştirdiği gibi bu işte de başarılı olduğuma inanıyorum. Müşteri iş yerimize geldiğinde beni görmeye alıştı. Yabancı müşteriler geliyor. İşlerini yaptıktan sonra onlar da başarılı olduğuma inanıyor. Bu iş sevmekle alakalı. Kadınlar her işi yapabilir. Kadınların girdiği her yerin güzelleştiği gibi sanayi de güzelleşebilir” dedi.
Biga’da ilk ve tek kadın motor ustası olduğunu ifade eden Ümmügül Aydoğdu, “Rutin işler yapıyoruz. Yağ bakımları, motor söküp tamir ediyoruz. Ön takım, alt takım bakımları da yapıyoruz. Kadınların elinin değdiği her yer güzelleşir. Tüm kadınların her işi yapabileceğine inanıyorum ve kadınları bu konuda destekliyorum. Bugün 8 Mart Dünya Kadınlar Günü, ben de bu özel günde dükkanımda işimin başımdayım. Bütün kadınlara örnek olmaya çalışıyorum. Kadınların neler başarabileceğini 10 yıldır kadın motor ustası olarak gösteriyorum. Tüm kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kutlu olsun” diye konuştu. – ÇANAKKALE
]]>Eskişehir’in ilk kadın taksi sürücüsü olan ve “Şoför Nebahat” olarak anılan 60 yaşındaki Ayşen Şentürk, azmi ve çalışma hırsı ile örnek oluyor. Geçmişte kahvehane işletmeciliği ve kadın kuaförlüğü yapan Şentürk, taksicilik yapması ile tanınmıştı. Son zamanlarda ise sabah taksicilik yapan Eskişehir’in Şoför Nebahat’ı, öğleden sonra da erkek kuaförlüğü yapıyor. Adeta yorulmak bilemeyen kadın, direksiyonu bırakıp makası eline alıyor. Çalışma hayatında bulunmaktan oldukça mutlu olan Şentürk, diğer kadınları da cesaretlendirip iş sahibi yapıyor.
“Erkek saçına da el atalım diye düşündüm”
Çalışma hayatı hakkında bilgi veren Ayşen Şentürk, hem erkek kuaförlüğünü hem de taksiciliği nasıl bir güne sığdırdığını şöyle anlattı:
“Seneler önce kahve çalıştırıyorum. Kahve çalıştırırken şoföre vermiştik arabayı şoförün az para getirmesinden dolayı kendim el atmıştım. O dönem kahvehanede işletiyordum. Hem kahvecilik hem taksiciye yapmıştım. Şimdi hem taksicilik hem beraberliği yapıyorum bir arada yürütüyorum. Seneler önce bayan kuaförlüğü yaptım. Senelerce bayan kuaförlüğü yaptım, şimdi de erkek saçına da el atalım diye düşündüm ve başardım. Çevremdekiler, takdir ediyorlar, ‘abla iyi ki tanıdık seni, iyi ki taksicisisiniz biz size çok özeniyorum’ diyenler oluyor. Hatta durağına gelip, ‘senin arabanda çalışabilir miyim?’ diyenler oluyor. Biz ailece çalışıyoruz. Ben arabamı alamıyorum şoför çünkü torunlarımla beraber çalışıyorum. Sabah çıkıyorum taksiye çıkıyorum öğlene kadar öğleden sonra da dükkanımda müşterim geldiği zaman saç kesiyorum, sakal kesiyorum öyle zaman geçiyor.”
“Hanımlar saç kesimine eşlerini kendileri getiriyorlar”
Kadınların eşlerini dükkana kendilerinin getirdiğinden bahseden Şentürk, “Bazen gelinimin dükkanı kalabalık olduğunda oraya da gitmeye çalışıyorum, bir şeyler yapmaya çalışıyorum. Yani zamanımı dolduruyorum. Kendime çay keyfi, kahve keyfi ondan sonra yine tempolu bir vaziyette akşam olduğunda da gezmeye gidiyorum. Biraz da tadını çıkarmaya bakıyorum. Dükkanıma gelenler de takdir ediyor. Hanımların çoğu saç kesimine eşlerini kendileri getiriyorlar. Sevdikleri için, güzel kestiğim için, demek ki hani güveniyorlar. Kendileri de kendileri de kestiriyor saçlarını, ‘abla benim saçımı da keser misin?’ diyorlar, ben de kesiyorum. Boş durmayı sevmiyorum bir şeyler üretmeyi, bir şeyler yapmayı seviyorum. Yani değerlendirmeyi seviyorum. Boş zaman benim için yok hep değerlendirmek” dedi.
“Kadınlara, ‘cesaretli olun’ diyorum”
Çevresindeki kadınları da çalışmaya, üretmeye teşvik ettiğinin altını çizen Eskişehir’in Şoför Nebahat’ı, “Çevremdeki kadınlara, ‘cesaretli olun, sadece eşinize güvenmeyin, siz de çalışın bir elin nesi var 2 elin sesi var’ diyorum. Çoğu kişi benim sayemde işe girdi, meslek sahibi oldu, öncü oldum. Yani arabaya özenip araba alanlar bile oldu ve durağına gelip gösterenler oldu. Araba kullanmayı hevesi var ama benim arabamın yanında gelip fotoğraf çekiniyordu. Ben ‘Kızım çalışırsan senin de araban olur’ dedim. ‘Çalışacağım abla. Seni dinleyeceğim bir işe gireceğim. Araba alacağım’ dedi. Parasını biriktirdiği parasına kadar bana söyledi ve en sonunda arabasını aldı. Geldi durağa bana gösterdi ve takdir ettim onu, gurur duydum müşterimizle. Biz kadınlar isteyelim yeter, her şeyi yapabiliriz her işe koşturabiliriz erkek veya bayan işi ayırt etmeden” ifadelerini kullandı. – ESKİŞEHİR
]]>Akkuyu NGS’de düzenlenen etkinliğin moderatörlüğünü Akkuyu Nükleer AŞ Genel Müdür Basın Sekreteri ve İletişim Direktörü Vasiliy Korelskiy yaptı.
Korelskiy, Akkuyu NGS projesinde 2 binden fazla kadının görev aldığı bilgisini paylaşarak, çalışan kadınları “nükleer sektörün mücevherleri” olarak nitelendirdi.
Toplantıda Akkuyu’da görev alan kadınlar da tecrübe ve deneyimlerini anlattı.
Akkuyu Nükleer AŞ Kıdemli Hukuk Danışmanı Naila Atmaca, Akkuyu’nun çok özel bir proje olduğunu belirterek, “Burada çok şey öğrendim ve her gün öğrenmeye devam ediyorum. Henüz öğrenciyken sınıf arkadaşlarıma Akkuyu NGS’de çalışacağımı söylediğimi hatırlıyorum. Üniversiteden mezun olduktan sonra özgeçmişimi şirkete gönderdim ve görüşmeye davet edildim. Sonuç olarak beşinci yılımda Akkuyu Nükleer’de büyük bir keyifle çalışıyorum.” dedi.
Nükleer enerji sektöründe kadın çalışan olmanın zor olabildiğini ifade eden Atmaca, Akkuyu’da çalışırken hiç zorluk çekmediğini, aksine çalışma arkadaşları tarafından her zaman desteklendiklerini ve kadın erkek arasındaki dengenin sağlandığını söyledi.
Personel Eğitim ve Geliştirme Organizasyon Bölüm Müdürü Nadezhda Sezer de sahada çalışan 30 bin kişinin 2 binden fazlasının kadın olduğunu vurgulayarak, “Şu an sahada çalışanların çoğu inşaat işçileri olduğu için erkekler çoğunlukta fakat farklı alanlarda kadınların yüzdesi değişiyor. Örneğin benim birimimde çalışanların tamamı kadınlardan oluşuyor. Tabii ki santralin inşası bittikten ve 4. ünite devreye alındıktan sonra kadınların sayısı daha da artacaktır.” dedi.
Projenin Radyasyon Güvenlik Kontrol ve Ölçme Cihazları Bölümü Elektrik Teknisyeni Olga Levicheva ise asıl mesleğinin elektrik mühendisliği olduğunu aktararak, “Akkuyu projesini çok merak ediyordum ve bir katkıda bulunmak istedim. Bu pozisyonun açıldığını öğrendiğimde benim de bu pozisyona uygun olabileceğimi düşünerek başvurdum ve ardından işe başladım. Bir kadın olarak burada çalışmaktan çok memnunum çünkü gerçekten büyük, farklı ve çeşitli fırsatları olan bir yer.” ifadelerini kullandı.
Nükleer Güvenlik Birimi Nükleer Yakıt Kontrol Kıdemli Uzmanı Ebru Adıgüzel, Kimya Bölümü Kimyasal Analiz Uzmanı Beyza Kurtuluş Öztürk, Radyoaktif Atıklar Sertifikalandırma Uzmanı Nurberk Sungur da başarı öykülerini anlatarak, gazetecilerin sorularını yanıtladı.
” Türkiye’nin ilk nükleer güç santrali yapımı projesinde kadınların rolü çok büyük”
Konuşmaların ardından 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne özel, gazetecilere yönelik Akkuyu NGS inşaat sahası gezisi etkinliğine Akkuyu Nükleer Üretim ve İnşaat Organizasyon Direktörü Denis Sezemin de katıldı.
Sezemin, Akkuyu NGS projesinin çok önemli olduğuna işaret ederek, “Türkiye’nin ilk nükleer güç santrali yapımı projesinde kadınların rolü çok büyük. Projelerde kadınlar muhasebeden tutun da mühendislik alanına kadar neredeyse tüm birimlerde çalışıyor. Bu vesileyle sahamızda memnuniyetle ağırlamakta olduğumuz basın mensuplarının da Dünya Kadınlar Günü’nü kutluyorum.” diye konuştu.???????
Gazetecilerin Akkuyu NGS saha ziyareti, santral işletmeye alınmadan önce güç ünitelerinde çalışacak personele uygulamalı eğitim verilmesi amacıyla santralin güç ve kontrol ünitelerinin birebir kopyası olarak tasarlanan tam ölçekli simülasyon merkezinin tanıtılmasının ardından sona erdi.
]]>Erdoğan, mesajında, Türk kadınının tarihin her safhasında ön saflarda mücadele ettiğini belirterek, kadınların her gün hatırlanması gerektiğini kaydetti.
Politika yapıcılar olarak kadınların toplumsal hayatın her alanına katılımının önündeki engelleri kaldırmaları, onlara eşit fırsatlar sunmaları ve özgür tercihler yapmalarına imkan tanımaları gerektiğini vurgulayan Erdoğan, “Kamu kaynaklarının dağıtılmasında kadınlar ile erkekler arasında adil ve hakkaniyetli bir yaklaşım benimsemeliyiz. Zira Türk kadını, tarihin her safhasında, her sahasında vatanı ve milleti için hiçbir fedakarlıktan geri durmamıştır. Bu uğurda gerektiğinde ön saflarda her türlü cefaya ve çileye katlanmasını bilmiştir. Geçmişin başarılarının kahramanları olan kadınlar, geleceğin de başarısının anahtarıdır.” ifadelerini kullandı.
Erdoğan, AK Parti döneminde kadınların birçok kazanımının olduğunu aktararak, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde tüm kurum ve kuruluşların, kadınların erkeklerle fırsat eşitliği edinmesi için çalışmaya devam ettiğini anlattı.
Kadın haklarının güvence altına alınması için 2002 yılından bu yana devrim niteliğinde işler yapıldığının, anayasal ve yasal pek çok düzenlemeyle kadın haklarının korunması ve güvence altına alınmasının sağlandığının altını çizen Erdoğan, şöyle devam etti:
“Kadının statüsünü güçlendirmesi, kadın istihdamını teşvik edilmesi, kadına yönelik şiddetin engellemesi ve kız çocuklarının eğitimi ve benzeri pek çok alanda önemli gelişmeler kaydedilmiştir. Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu olarak kadın politikalarını bütüncül bir yaklaşımla ele alıyor, diğer kurumlarımızla koordinasyon halinde daha iyisi için elimizden gelen gayreti gösteriyoruz. Tüm imkanlarımızla hem kadınların hem de erkeklerin her alanda fırsat eşitliği için çalışıyoruz, bundan sonra da çalışmaya devam edeceğiz. Türkiye Yüzyılının inşasında en önemli gücümüzün kadınlar olduğunun, kadınların ülkemizin ve toplumun refahının yükseltilmesinde tartışmasız bir yere sahip olduğunun farkındayız. Ülkemizi hep daha ileriye taşımak, hedeflerimizi gerçekleştirmek için kadınıyla erkeğiyle bütün bir millet olarak omuz omuza mücadele edeceğiz.”
“Filistin davası için sonuna kadar mücadele edeceğiz”
Erdoğan, Gazze’de yaşanan insanlık dramına da değinerek, şunları kaydetti:
“Katil İsrail devleti Filistin’de anneleri, kız çocuklarını acımasızca öldürürken bu zulme sessiz kalanların, Kadınlar Gününden ve kadın haklarından söz etmeye hakları yoktur. Hamdolsun Gazzeli kadınların haklarını savunan liderimiz, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan var. Hamdolsun onun yol arkadaşları var. Hamdolsun Türkiye var. Filistin’deki çocuklar için, kadınlar için, Filistin davası için sonuna kadar mücadele edeceğiz.”
Kadınların gücünün, Türkiye’nin gücü olduğunu belirten Erdoğan, mesajında “Kadınlarımızın toplumsal hayattaki varlığını artırdığımızda ülkemizin de güçleneceğini düşünüyoruz çünkü kadın elinin değdiği her şey güzelleşir. Bu duygularla başta işgallerin ve savaşların hüküm sürdüğü mazlum ve mağdur coğrafyaların kadınları olmak üzere bütün dünya kadınlarının Dünya Kadınlar Gününü en içten dileklerimle kutluyorum. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nün barışa, dostluğa, kardeşliğe, dayanışmaya vesile olmasını diliyorum.” ifadelerine yer verdi.
]]>Birlik ve bağlı kadın girişimciler kurulunun işbirliğiyle TOBB İkiz Kuleler’de düzenlenen etkinliğe oda ve borsaların kadın yönetim kurulu, meclis başkan ve üyeleri ile kadın genel sekreterleri katıldı.
Kadın Girişimciler Kurulu Başkanı Nurten Öztürk, buradaki konuşmasında, ekonomide ve sosyal yaşamda sürdürülebilir kalkınmanın sağlanmasının nüfusun yarısını oluşturan kadınların, yaşamın tüm alanlarına aktif katılımlarıyla mümkün olduğunu söyledi.
“Ekonomik krizler kadınların iş hayatına katılmalarıyla düzelecek”
Öztürk, Avrupa Birliği (AB) ülkelerinde 100 kadından 60’nın çalıştığını, Türkiye’de ise 100 kadından 31’inin iş gücüne katıldığını belirterek, şunları kaydetti:
“İş yaşamına katılsa da ‘görünmez emek’ denen ücretsiz işler yapıyorlar. Kadının iş gücüne katılımı ekonomik ve sosyal yaşamının sürdürülebilirliği açısından kesinlikle gerekliliktir. Dünya genelinde var olan ekonomik krizler ve adaletsiz büyüme kadınların iş hayatına katılmaları ile düzelecektir. Eğer kadınlar ekonomiye erkeklerle eşit oranda katkı sağlarsa gayri safi milli hasıla büyüyecek, yoksulluk azalacak, karar alma süreçleri kısalacak, toplumsal hayat iyileşecek ve dünya barışı da güçlenecektir.”
“Kadın istihdamı desteklenmelidir”
Kadınların iş ve sosyal hayatta güçlendirilmesine ve cinsiyet eşitliğinin sağlanmasına da değinen Öztürk, bu konudaki önerilerini şöyle sıraladı:
“Her şeyden önce milli politikalar, devlet ve kurumlardaki mevzuatlar gözden geçirilmelidir. Kadın siyasetçi, kadın istihdamı, kadın kota uygulamalarında ciddi hedefler koyulup desteklenmelidir. Eşit işe eşit ücret almamız sağlanmalıdır. Kısa çalışma saatleri ve esnek çalışma saatleri ile kadına pozitif ayrımcılık yapılmalıdır. Miras hukukunda kızlara adil davranılması son derece önemlidir. Kreş sayısı artırılmalı ve yaygınlaştırılmalı kadınlarımızın her yaş çocuklarını güvenip bırakabilecekleri eğitim kurumları açılmalıdır. İş kurmak isteyen kadına maddi destek sağlama, daha önce kredi verilen ama nefesi kesilen kadın şirketlerine ‘ikinci şans’ uygulaması getirilmelidir. Vergi afları veya benzer aflar çıkarırken pozitif ayrımcılık konularında ciddi adımlar atılmalıdır. Kadınlar eşit hak ve eğitim fırsatlarından yararlanmalı, sanayi, ekonomi, teşvik politikalarının dağılımında eşitlik, ücret ve fırsat eşitliği sağlanmalıdır.”
Kadınların üzerindeki sosyal baskıların kaldırılması gerektiğine işaret eden Öztürk, üst düzey yönetici kadınların, rol model olarak desteklenmesinin önemini vurguladı.
Öztürk, her meslekte kadınlara öncelik tanınması gerektiğine inandıklarını dile getirerek, “Misyon ve stratejiler belirlenirken kadın ve erkek dengeli görevlendirilmelidir. Hak ve sorumluluklarda eşitlik sağlanmalıdır. Eşitlik sağlanıncaya kadar kadınlara her alanda öncelik sağlanması son derece önemlidir.” diye konuştu.
“Kadın girişimciler teşvik edilmeli”
TOBB Yönetim Kurulu Sayman Üyesi Faik Yavuz da Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün “Dünyada hiçbir milletin kadını, milletini kurtuluşa ve zafere götürmede, Anadolu kadınından daha fazla çalıştım diyemez.” sözünü hatırlatarak, İstiklal Harbi’nde üstün başarılar gösteren bütün kadınları rahmet ve minnetle andı.
Cinsiyet ayrımcılığının ortadan kalktığı bir dünya temennisinde bulunan Yavuz, Türkiye’de gelişme sağlanan alanlardan olan kadın girişimciliği ve istihdamında TOBB’un, kadın ve genç girişimci kurullarının büyük rolü olduğunu ifade etti.
Yavuz, TOBB Kadın Girişimciler Kurulunun, kadınların ekonomide daha fazla söz sahibi olmasını sağlayacak çalışmalara imza attığını belirtti.
Son 15 yılda Türkiye’deki tüm işverenler içinde kadınların oranının iki katına çıktığını ve yüzde 12’ye ulaştığını anlatan Yavuz, “Şimdi hedefimiz, kadın girişimci oranını daha da yukarılara taşımaktır. Buna destek vermek üzere, kamu ihalelerinde kadın imalatçının ürünlerinin yüzde 15 kota ile alınarak, kadın girişimcilerin teşvik edilmesini her fırsatta dile getiriyoruz.” dedi.
Kadın Girişimciler Kurulu Başkanı Nurten Öztürk’e, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü anısına, plaket takdim edildi.
]]>Bir yılın ardından, en çok etkilenen illerde yaklaşık 760 bin kişi hala çadırlarda veya konteynerlerde yaşıyor. UNFPA’in hesaplamalarına göre 64 bini hamile olmak üzere, özellikle üreme çağındaki (15-49 yaş) yaklaşık 1,2 milyon kadın ve kız çocuğunun ihtiyaçları devam ediyor.
UNFPA Türkiye İyi Niyet Elçileri, başarılı sanatçılar Hazal Kaya ve Edis, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında bu ihtiyaçları yerinde gözlemlemek ve gereken desteğe dikkat çekmek üzere 4-5 Mart’ta deprem bölgesini ziyaret etti.

UNFPA Türkiye İyi Niyet Elçileri Hazal Kaya ve Edis’in ilk durağı yıkıcı depremlerin merkezi Kahramanmaraş’ta, UNFPA’in KAMER Vakfı ile birlikte yürüttüğü Kadın Sağlığı Danışma Merkezi oldu.
Merkezden destek alan depremzede kadınlarla bir araya gelen Hazal Kaya ve Edis, konteynerlarda yaşamın zorluklarını, sağlık hizmetlerine erişim, hijyen, güvenlik, istihdam, eğitim ve ekonomik sıkıntılar başta olmak üzere devam eden ihtiyaçları ve tüm bu sebeplerle kadına yönelik şiddet ve çocuk yaşta, erken ve zorla evliliklere dair artan riskleri ilk ağızdan dinledi.
Hazal Kaya ve Edis, depremin ilk gününden beri insani yardım ve iyileşme çalışmalarına destek veren saha personelinden de merkezin kadın ve üreme sağlığı ve kadına yönelik şiddet konularında farkındalık artırma oturumları ve psikososyal destek de dahil olmak üzere, sağlık ve koruma hizmetleri ile depremzede kadınları ve kız çocuklarını nasıl güçlendirdiğine dair bilgi aldı.
UNFPA Türkiye İyi Niyet Elçileri Hazal Kaya ve Edis, Kahramanmaraş’ta depremzede beş mülteci ailenin birlikte yaşadığı bir evi ve Maraş kırsalında en çok hasar alan yerlerden biri olan Ördekdede Köyü’nü de ziyaret etti.
Özellikle sağlık ve koruma hizmetlerine ve eğitime erişimde yaşanan sıkıntılara dair bilgi aldı. UNFPA’in mobil ekipleri aracılığı ile ihtiyaçların belirlenmesi, sağlık ve koruma hizmetlerine yönlendirme, kadınların ve yeni doğum yapmış anne ve bebeklerinin acil ve temel ihtiyaçlarının karşılanması gibi konularda nasıl destek verdiğini dinledi.
Ziyaretin ikinci gününde UNFPA Türkiye İyi Niyet Elçisi Hazal Kaya, depremden en çok etkilenen şehir Hatay’ı da ziyaret etti.
Hatay Samandağ’da bir konteyner yerleşkede UNFPA ve Sağlıkta Genç Yaklaşımlar Derneği (SGYD) iş birliğinde depremzede gençlere sağlık ve koruma alanlarında bilgilendirme ve danışmanlık yapan ve hizmetlere erişim konusunda destek veren Gençlik Merkezini ziyaret etti.

Depremzede genç kızlarla bir araya gelen Kaya, gençlerin özellikle sosyalleşme konusunda yaşadıkları zorluklara ve devam eden ciddi psikososyal destek ihtiyacına dair bilgi aldı.
Hazal Kaya, özellikle mülteci toplulukların yaşadığı çadır alanlarını da ziyaret etti. Buralarda, UNFPA’in desteğiyle Halk Sağlığı Uzmanları Derneği (HASUDER) ve Dünya Doktorları Derneği’nin (DDD/MDM) ilgili kamu kurumlarıyla koordineli bir şekilde yürüttüğü mobil hizmet üniteleri aracılığı ile verilen anne ve çocuk sağlığı, gebe takibi, doğum öncesi ve doğum sonrası bakım ve aile planlaması hizmetlerine dair bilgi aldı.
Bu alanlarda yaşayan kadınlar ve kız çocukları ile de bir araya gelen Kaya, özellikle buralardaki ışıklandırma, hijyen ve sağlıklı beslenme konusunda yaşanan sıkıntıları dinledi.
Kahramanmaraş ve Hatay ziyareti sonrası gözlemlerine ve ihtiyaçlara dair konuşan UNFPA Türkiye İyi Niyet Elçisi, başarılı oyuncu Hazal Kaya, 1 yılın ardından bölgedeki ihtiyaçların devam ettiğini, özellikle sağlık ve koruma hizmetlerine ve eğitime erişimin kısıtlı olduğunu vurguladı.
Konteyner kentlerdeki güvenlik ve ışıklandırma sıkıntıları nedeniyle, özellikle kadınların ve kız çocuklarının gün doğmadan ve battıktan sonra dışarıda kalamadığını, bunun da yaşamalarını etkilediğini belirtti.
Özellikle gençlere yönelik psikososyal destek olanaklarının artırılması gerektiğinin altını çizdi. “Buraların tamamen ayağa kalkması için belki minimum 5 yıl gerekli ama önce insanları ayağa kaldırmamız lazım.
Onlara tekrar neşeyi getirmek zorundayız, bunu onlara borçluyuz” diyen Kaya, destek çağrısı da yaptı. “Rica ediyorum gözünüzü buradan ayırmayın, yardımınızı esirgemeyin ve bizi takipte olun, elimizden geleni yapalım onlar için.” ifadelerini kullandı.
Ziyaretin ardından izlenimlerini paylaşan UNFPA Türkiye İyi Niyet Elçisi Edis ise, sağlık ve koruma hizmetlerine dair altyapının geliştirilmesi gerektiğinin altını çizerek, özellikle cinsel sağlık ve üreme sağlığı hizmetlerine ve psikososyal desteğe büyük ihtiyaç olduğunu söyledi.
Hijyen ve sağlıklı beslenme ile ilgili sıkıntıların devam ettiğine, kadına yönelik şiddet ve çocuk yaşta evlilik riskinin arttığına dikkat çekti. UNFPA’in tam da bu ihtiyaçları desteklemek için ilk günden beri sahada olduğunu hatırlatan Edis, “Biz UNFPA olarak kadınlar, çocuklar ve gençler için çalışıyoruz.
Unutmamak, unutturmamak ve çok daha fazla kişiye ulaşabilmek için, herkesin desteğine ihtiyacımız var” ifadelerini kullandı.
]]>Bolat, AK Parti Ankara İl Kadın Kolları tarafından 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla Altındağ Kültür Sarayı’nda düzenlenen “Biz güçlüysek birlikte güçlüyüz” programına iştirak etti.
Bolat, burada yaptığı konuşmada, toplumun temelinin, ailenin de temelinin kadın olduğunu söyledi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan önderliğinde kurulan AK Parti’de toplumun her kesimine yer verildiğine işaret eden Bolat, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yaptığı reformlar sayesinde kadınların toplumun her alanında yer aldığını bildirdi.
“Kadınların AK Parti döneminde toplumda aldıkları çok büyük ilerleme ve mesafe, başta Sayın Cumhurbaşkanımız ve AK Parti hükümetlerinin yaptığı reformlar sayesinde olmuştur.” ifadelerini kullanan Bolat, kadınların da bu dönemde AK Parti’ye ve Cumhur İttifakı’na destek verdiklerini dile getirdi.
Bolat, AK Parti döneminde kadınlar için yapılan reformlardan bahsederek, sözlerine şöyle devam etti:
“Aile mahkemeleri 2003’te kuruldu. Eşit işe eşit ücret ilkesi 2003’te getirildi. Erkeklere yüksek ücret, aynı işi yapan kadınlara düşük ücret uygulamasına son verildi. Kadın erkek eşitliği 2004’te anayasaya eklendi. Aile içi şiddet ve kadına şiddet 2005’te suç olarak tanımlandı. Töre ve namus cinayetleri ağırlaştırılmış suç kapsamına 2005’te alındı. Engelli çocuğu olan anneye 5 yıl erken emeklilik hakkı 2008’de getirildi. Yüksek öğretimde ve okullarda başörtüsü yasakçılığı 2008’de ortadan kaldırıldı. Kadın erkek fırsat eşitliği güçlendirildi ve pozitif ayrımcılık getirildi. Aynı ve Sosyal Politikalar Bakanlığı 2011’de kuruldu. Annelik izini getirildi 2011’de. Kadınlara doğum yardımı uygulaması başladı. Okula çocuklarını gönderen annelere eğitim yardımı kadınların hesaplarına yatırıldı. Evlerinde ürettikleri ürünleri internetten satmak isteyen kadınlara 2019’da vergi muafiyeti getirildi. Kadınlara şiddet görmeleri halinde tarafsız avukat, ücretsiz avukat uygulaması 2022’de geldi. Kadınların evlenmeden önceki kızlık soyadlarını kullanma özgürlüğü 2023’te getirildi. Bunun gibi birçok reformlar yapıldı.”
Bolat, kadınların ekonomideki yerini ve bunların istatistiklere yansımalarını anlatarak, kadınların iş gücüne katılım oranının arttığını ve kadınların gelir kazanarak aile bütçesine katkıda bulunduğunu söyledi.
Kadınların bürokrasi, yöneticilik ve girişimcilikte daha fazla yer aldığını bildiren Bolat, AK Parti kadrolarının kızların okula gönderilmesi için birçok kampanyaya imza attığını söyledi. Bolat, bu kampanyalar sayesinde okullaşma ve okuryazarlık oranının arttığını belirtti.
Kadın kooperatiflerini destekliyoruz
Bakan Bolat, AK Parti’den önce 3 bin 600 dolar olan kişi başına milli gelirin geçen yıl 13 bin 110 dolara çıktığını belirterek, şunları kaydetti:
“Yaşam kalitesi, artan refah düzeyi, artan tüketim düzeyi zaten bunu gösteriyor. Sokakta, iş yerinde, oturulan yerlerde, bakanlıklarda, özel sektörde, toplumun her kesiminde bunları görmek mümkün. Kadın, çocuklarının iyi yetişmesini, iyi eğitim almasını istiyor. İyi bir aile kursun, iyi bir hayat seviyesine sahip olsun istiyor. İşte verdiğim örnekler AK Parti ve Cumhur İttifakı’nın başarıları. O yüzden inşallah durmak yok, yola devam diyoruz.”
Bakanlık olarak kooperatiflere büyük destekler verdiklerini anlatan Bolat, 1000’e yakın kadın kooperatifi olduğunu ve kadınlara iş kurarken destek sağlıklarını söyledi. Bolat, “İş yeri kurarken makine demirbaş alımında 400 bin lira nakit hibe desteği veriyoruz. Fuara katılırsa 60 bin lira destek veriyoruz hibe olarak. Bunları da zaten AK Parti hükümetleri getirdi. Yani AK Parti’den önce böyle bir şeyler yoktu. Geçen yıl bu rakamlar yarı yarıya daha azdı.” diye konuştu.
“Bir oyun çok önemli var.”
Bakan Bolat, 31 Mart yerel seçimlerine sayılı günler kaldığına dikkati çekerek, sözlerine şöyle devam etti:
“Önümüzde 31 Mart seçimi var. Bakın 4 şeyin pişmanlığı geri gelmiyor. Birisi kaybettiğimiz sevdiklerimiz. Birisi kaybettiğimiz sağlığımız. Atılan ok geri gelmiyor. Kaçırılan fırsat geri gelmiyor. 2019’da çok kişi İstanbul ve Ankara seçimleri için üzülmüştü. İstanbul Büyükşehir Başkanlığı seçimi sadece 13 bin 800 oyla kaybedilmişti. 13 bin 800 oy demek 6 bin 900 artı eksi oy demek. O 6 bin 900 kişi AK Parti, Cumhur İttifakı adayına oyunu kullanmış olsaydı, seçim Cumhur İttifakı adayı Sayın Binali Yıldırım’ın kazandığı bir seçim olacaktı. Şunu demek istiyorum. Bir oyun çok önemi var. 10 oyun, 100 oyun çok önemi var. Sizler hepiniz rüştünüzü ispat ettiniz. 22 yılda AK Parti’ye, AK kadınlar, AK gençler olarak 17 seçim kazandırdınız. Son 2 dönemde Cumhur İttifakı’nı baştacı ettiniz. Her biriniz 50 kişiye ulaşabilir, etkileyebilirsiniz birebir ikna yoluyla. WhatsApp gruplarınız var. Paylaştığınız bir sürü paylaşımlar, gruplar var. 31 Mart için mutlak surette AK Parti’nin yaptıklarını, Cumhur İttifakı’nın önemini ve Ankara’nın 2019’daki seçim sonucuyla neler kaybettiğini, 5 yıl değil aslında 10 yıl kaybettiğini, çünkü 5 yıl hizmet yapılmadı ve 5 yıldır da hizmetler geriye gitti. Kaybedilen 10 yıl, bir 10 yıl daha kaybedilmemesi için pırlanta gibi geçmişi belli, yaptıkları, hizmetleri belli, kariyeri belli, halk için büyük hizmetler yapan Turgut Altınok’u Büyükşehir Belediye Başkanı yapmak için altın bir fırsat var ve bunun için sadece 22 gün kaldı. Bu salondan çıkar çıkmaz sizlerden rica ediyoruz. Hep birlikte çalışmaya devam edelim. Ne kadar çok kişiye ulaşır ikna edersek zafer Cumhur İttifakı’nın olacaktır. Ankara 1 Nisan’dan itibaren altın bir dönemin inşallah başlangıcına sahip olacaktır. Sizlere güveniyoruz ve inanıyoruz.”
Bolat, konuşmasının ardından Kadınlar Günü dolayısıyla AK Parti Genel Merkez Kadın Kolları Başkanı Ayşe Keşir’e çiçek takdim etti.
Programa, Cumhur İttifakı’nın Ankara Büyükşehir Belediye (ABB) Başkan adayı ve Keçiören Belediye Başkanı Turgut Altınok, Cumhur İttifakı milletvekilleri, AK Parti Genel Merkez Kadın Kolları Başkanı Ayşe Keşir ile ilçelerden gelen kadınlar katıldı.
]]>Gürkan, yaptığı yazılı açıklamada, kadın çalışanların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde idari izinli sayılacaklarını belirtti.
Kadınların fikirleri, mücadeleleri, emekleri ve hayalleriyle kenti güzelleştirdiğini vurgulayan Gürkan, Edirne Belediyesi olarak kadınlara pozitif ayrımcılık uyguladıklarını ve çeşitli projelerle kadınların güçlenmesine katkı sağladıklarını ifade etti.
Gürkan, kadınların emeğinin ve fikirlerinin projelerin odak noktası olduğunu belirterek, Edirne’ye hizmet için gece gündüz çalışan kadın mesai arkadaşlarına teşekkür etti.
Gürkan, her yıl olduğu gibi bu yıl da 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde kadın çalışanları idari izinli sayacaklarını ifade ederek, kadın mesai arkadaşlarına minnettarlık duygularını dile getirdi ve özel günlerini gönüllerince geçirmelerini diledi.
-İba’nın kutlama mesajı
Cumhur İttifakı Edirne Belediye Başkan Adayı Belgin İba, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, kadınların toplumun en önemli yapı taşı olarak yaşamın her kademesinde önemli rol oynadıklarını ve ülkenin kalkınmasında büyük pay sahibi olduklarını belirtti.
İba, kadınların Türk milletinin tarihinde hep hak ettiği konumda yer aldığını ifade ederek, onlardan alınan ilhamın dünyayı daha güzel bir yer haline getirdiğini dile getirdi.
Edirne’ye hizmet üretirken kadınları ön planda tuttuklarını belirten İba, kadınların aile ve toplumun merkezinde olduğunu ve onların hayatın bütün alanlarına etkin bir şekilde katılmalarını sağlamanın toplumun temel ve ortak sorumluluğu olduğunu vurguladı.
İba, kadınların toplumun temelini oluşturduğunu ve Türk toplumunda ayrı bir yere sahip olduklarını belirterek, şunları kaydetti:
“Kadınlar toplumun her noktasında erkekler kadar, hatta bazen daha başarılı olabileceklerini göstermiştir. Kadınlarla birlikte çalışarak Edirne’yi daha güzel hale getirmeyi hedefliyoruz. Ayrıca, kadın girişimcileri ve kadın kooperatiflerini destekleyerek ürettikleri ürünlerin satışı, markalaşması ve pazarlanması gibi konularda yardımcı olacağız. Edirne’de yaşayan kadınların temsiliyetini güçlendirmek amacıyla güçlü bir kadın meclisi kuracağız. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla tüm kadınları tebrik ediyor, fedakarlıkları, emekleri, sevgileri ve mücadeleleriyle insanlığın umudunu yeşerten kadınların gününü kutluyorum.”
-Tokluoğlu’nun mesajı
MHP Edirne İl Başkanı Emre Tokluoğlu da mesajında kadınların toplumun her alanında önemli bir role sahip olduğunu belirtti.
Kadınların toplumsal, siyasi ve ekonomik alanlarda hak ettikleri konuma ulaşarak bu mevkilerde varlık göstermelerinin önemli olduğunu ifade eden Tokluoğlu, şunları kaydetti:
“Kadınlar eğitim düzeyi, iş gücüne katılım ve ekonomik bağımsızlıkları ile bir ülkenin gerçek anlamda kalkınmasına katkı sağlamaktadır. Kadınların teknikten bilime, sanattan spora kadar her alanda gösterdikleri üstün başarılarla milli gururumuz pekişmektedir. Toplumun temelini oluşturan kadınlar gelecek nesillerin yetişmesinde önemli bir rol üstlenmektedir. Kadınları desteklemek, saygı göstermek ve kadına yönelik şiddeti engellemek toplumun sorumluluğudur. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde Türk kadınlarının sevginin, nezaketin, zarafetin, şefkatin mümtaz temsilcileri olduğunu belirterek, tüm kadınları en içten dileklerimle kutluyor ve saygılar sunuyorum.”
-CHP Kadınlar Gününü kutladı
Cumhuriyet Halk Partisi Merkez İlçe Başkanı Yücel Balkanlı da mesajında 8 Mart’ın dünyada eşitlik, özgürlük ve adalet arayışının simgesi haline geldiği belirtti.
Kadınların karşılaştıkları sorunlara dikkat çekilmesi ve çözüm adımlarının gündeme getirilmesinin önemli olduğunu dile getiren Balkanlı, “Kadınlar tarih boyunca toplumsal ve ekonomik kalkınmada önemli roller üstlenmiş, ancak halen kadına yönelik şiddet, cinsiyet eşitsizliği ve ayrımcılık gibi sorunlar varlığını sürdürmektedir. Parti olarak, kadınların eşit haklara sahip olması ve bu hakları özgürce kullanabilmesi için mücadele ediyoruz. Kadınların sosyal, ekonomik ve kültürel yaşamdaki yerini güçlendirmek, karar alma süreçlerinde daha fazla söz sahibi olmalarını sağlamak ve şiddetle mücadele etmek kararlılığımızı sürdüreceğiz.” ifadelerini kullandı.
-İYİ Parti Kadınlar Gününü kutladı
İYİ Parti İl Kadın Kolları Başkanlığı da 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla açıklama yaptı.
Kadınların güçlü, şefkat dolu, merhametli ve her şeye layık bireyler olduğunun vurgulandığı açıklamada, “Kadınlar her şeyi başarabilir ve dünyayı daha yaşanabilir bir yer haline getirebilir. Seslerini yükselterek dünyayı değiştirebilecek kadınlar, her türlü zorluğun üstesinden gelerek en derin denizden en yüksek zirveye çıkabilir. Kadınların en büyük arzusu eşit fırsatlar, özgürlük ve saygıdır. Eşit temsil, eşit işe eşit ücret, kız çocuklarının eğitim hakları gibi konularda mücadele veren kadınlar bu mücadeleden asla vazgeçmeyecektir.” ifadelerine yer verildi.
Saadet Partisi Adayı Karakütük’ün açıklaması
Saadet Partisi Edirne Belediye Başkan Adayı Tezcan Karakütük de açıklamasında kadına gerçek hakkını İslam dininin verdiğini belirti.
Kadının, yaratılışı gereği annelik vasfı ile toplumu oluşturan en önemli unsur olduğunu dile getiren Karakütük, “Bu nedenle kadının kıymetli ve önemli sorumlulukları vardır. İlki mürebbiyedir. Yapıcı, onarıcı, toparlayıcı ve koruyucu özellikleri ile ailenin bel kemiğidir. Bu yüzden geleceğimizi şekillendiren ve evde ağır işçi olarak çalışan kadınların, ev hanımlarının, özlük haklarının verilmesi için yapılacak düzenlemeler bir lütuf değil, en doğal hakkın teslimidir. Bu vesile ile tüm kadınlarımızın Dünya Kadınlar Günü’nü kutluyoruz.” ifadelerini kullandı.
-Güner, Kadınlar Günü’nü kutladı
Edirne 15 Temmuz Demokratik Gençlik Derneği Başkanı Veysel Güner de 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla mesaj yayımladı.
Kadınların aile ve toplumsal ilişkilerin direği ve vazgeçilmezi olduğunu ifade eden Güner, şunları kaydetti:
“‘Bir anne tüm dünyayı değiştirebilir’ gerçeğini Zübeyde annemiz ile yaşamış bir ülke olarak, Atatürk’ün sözlerinin ışığında kadınların emeği ve cesareti ile tüm hedeflere ulaşabileceğimizi düşünüyorum. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde, nerede yaşarsa yaşasın tüm kadınlara en iyi dileklerimi sunuyorum. Aziz şehitlerimizin annelerine en derin saygılarımı bildiriyor, vatan uğruna şehit olan, cinayete kurban gitmiş tüm kadınları rahmetle anıyorum. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kutlu olsun.”
]]>TOBB Kadın Girişimciler Kurulu’nun (KGK) üst kurul üyeleri ve il başkanları, Dünya Kadınlar Günü nedeniyle Ankara’da bir araya geldi. TOBB Kadın Girişimciler Kurulunun yeni seçilen üst kurul üyelerinin tanıtıldığı programa, oda ve borsaların kadın yönetim kurulu başkan ve üyeleri, kadın meclis başkan ve üyeleri ile kadın genel sekreterleri katıldı. TOBB Yönetim Kurulu Sayman Üyesi Faik Yavuz, yaptığı konuşmada oda-borsa camiasının kökeninin Ahilik teşkilatına dayandığını belirterek, “Ahiliğin kadınlar teşkilatı olan Bacıyan-ı Rum neyse, şimdi de Kadın Girişimciler Kurulumuz odur” diye konuştu.
Yavuz, Türkiye’de girişimcilik, kadın girişimciliği ve kadın istihdamı konuşulmaya başlandıysa ve gelişme sağlandıysa bunda en büyük rolü TOBB’un, Kadın ve Genç Girişimci Kurullarının üstlendiğini ifade etti.
“Girişimci adaylarının önlerindeki en önemli örnek rol model sizlersiniz”
Yavuz, Türkiye’de girişimcilik, kadın girişimciliği ve kadın istihdamında yaşanan gelişmelerde TOBB’un, Kadın ve Genç Girişimci Kurullarının büyük emek sahibi olduğunu belirterek, “Kurullarımızın sadece ülkemizin değil, Avrupa’nın da en büyük girişimci ağı haline geldiğini büyük bir gururla her fırsatta ifade ediyoruz. TOBB Kadın Girişimciler Kurulumuz, girişimciliğin özendirilmesi ve geliştirilmesi yönünde her zaman rol model ve yol gösterici olmuştur. Girişimci adaylarının önlerindeki en önemli örnek, rol model sizlersiniz. Türkiye’de yeni girişimciler ortaya çıksın diye, sizlerin vizyonuna ve yol göstermesine ihtiyacımız var. Network’ün iş hayatında başarının anahtarlarından birisi olduğuna inanıyoruz. Bu kapsamda birliğimizin 13 yıldır aralıksız gerçekleştirdiği g3 Geleceğin Gücü Girişimciler Forumu’na aktif olarak katılıyorsunuz. Burada Türkiye’nin en başarılı girişimcileriyle binlerce kadın girişimci ve girişimci adayının tanışmasını sağladık” dedi.
“Hedefimiz, kadın girişimci oranını daha da yukarılara taşımaktır”
TOBB Kadın ve Genç Girişimci Kurullarının kadınların ekonomik hayata katılımları için becerilerini geliştirmek üzere birçok başarılı faaliyete imza attıklarını vurgulayan Yavuz, “Şimdi hedefimiz, kadın girişimci oranını daha da yukarılara taşımaktır. Buna destek vermek üzere kamu ihalelerinde kadın imalatçının
ürünlerinin yüzde 15 kota ile alınarak, kadın girişimcilerin teşvik edilmesini her fırsatta dile getiriyoruz” diye konuştu.
Yavuz, nüfusun yarısını oluşturan kadınların ekonomide erkeklerle eşit düzeye çıkması için daha çok çalışmaları gerektiğini vurgulayarak, “Sizlerin gayretleriyle kadınların toplumsal hayattaki konumu daha da güçlenecek, kadın girişimciler çok daha fazla kaynağa erişecek, kadın girişimciliğini geliştirmek için çok daha etkin kamu politikaları hayata geçirilecek. Bugün kurulumuza üye 7 bine yakın girişimci kadın, oda ve borsalarımızın koordinasyonunda sahada aktif olarak bu amaç için çalışıyor. Cumhuriyetimizin 2’inci yüzyılında dünyadaki yeri, tarihteki yerine yaraşan bir Türkiye için çalışmayı ve üretmeyi bir hedef haline getirmeliyiz” ifadelerini kullandı.
“Kadının işgücüne katılımı ekonomik açıdan bir gerekliliktir”
TOBB Kadın Girişimciler Kurulu Başkanı Nurten Öztürk ise, ekonomide ve sosyal yaşamda sürdürülebilir kalkınmanın sağlanmasının nüfusun yarısını oluşturan kadınların yaşamın tüm alanlarına aktif katılımları ile mümkün olduğunu belirterek, “Dünyadaki toplam çalışma saatinin 3’te 2’si kadınlara ait iken, dünya gelirinin sadece yüzde 10’u kadınlara ait. Avrupa Birliği ülkelerinde 100 kadından 60’ı çalışırken, bizde 100 kadından 31’i üretime ve işgücüne katılmaktadır. Katılsa da görünmez emek denen ücretsiz işler yapmaktadırlar. Kadının işgücüne katılımı ekonomik ve sosyal yaşamının sürdürülebilirliği açısından bir gerekliliktir” dedi.
“Ekonomik krizler ve adaletsiz büyüme kadınların iş hayatına katılmaları ile düzelecektir”
Öztürk, ekonomide kadınların önemine vurgu yaparak, “Dünya genelinde var olan ekonomik krizler ve adaletsiz büyüme kadınların iş hayatına katılmaları ile düzelecektir. Eğer kadınlar ekonomiye erkeklerle eşit oranda katkı sağlarsa gayrisafi milli hasıla büyüyecek, yoksulluk azalacak, karar alma süreçleri kısalacak, toplumsal hayat iyileşecek ve dünya barışı da güçlenecektir” dedi.
Konuşmaların ardından TOBB Yönetim Kurulu Sayman Üyesi Faik Yavuz, TOBB Kadın Girişimciler Kurulu (KGK) Başkanı Nurten Öztürk ve KGK üst kurul üyeleri ve il başkanları toplu olarak fotoğraf çekildi. – ANKARA
]]>Kavacık Sosyal Yaşam Merkezi’nde düzenlenen “Beykozlu Kadınlar Buluşması”nda konuşan Göktaş, kadını her daim baş tacı eden bir medeniyetin evlatları olduklarını söyledi.
Göktaş, tarihin hangi safhasında olursa olsun, kadınların sosyal, siyasal ve ekonomik yaşamın her daim merkezinde olduklarını belirtti.
Tıpkı geçmişte olduğu gibi bugün de kadınların milli ve manevi değerlerin korunmasında, ülkenin geleceğinde önemli bir role sahip olduğunu kaydeden Göktaş, bürokrasiden siyasete, tıptan sanata, sanayiden ticarete kadar her alanda kadınların ülkeyi kalkındırdığını, büyüttüğünü ve geliştirdiğini dile getirdi.
Göktaş, Türkiye Yüzyılı hedeflerinin başarıyla gerçekleştirilmesinde en büyük sorumluluğun kadınlarda olduğunu ifade etti.
“Kadınlar bizim hareketimizin en önemli köşe taşlarından biridir”
8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutlayan Göktaş, “8 Mart herkes için maalesef 8 Mart olarak yaşanmıyor. Bizler bugün Dünya Kadınlar Günü’nü kutlarken, Gazze’den Ukrayna’ya, Somali’den Arakan’a, dünyanın dört bir yanında hayata tutunmaya çalışan kadınların sesi ve sözü olmasını diliyorum.” ifadelerini kullandı.
Göktaş, “Sayın Cumhurbaşkanı’mızın da sık sık vurguladığı gibi kadınlar bizim hareketimizin özellikle en önemli köşe taşlarından biridir.” dedi.
Türkiye’de kadınların hak ve özgürlüklerinin genişletildiği, çalışma hayatında daha etkin yer alabildikleri dönemin AK Parti dönemi olduğunu aktaran Göktaş, “Kadınların Kooperatifler Yoluyla Güçlendirilmesi Projesi” ile kadınların ekonomik ve sosyal hayata daha etkin katılımlarını teşvik ettiklerini dile getirdi.
Göktaş, bu kapsamda 1012 yeni kadın kooperatifi kurulmasına destek olduklarını belirterek, “Geleceğini Kuran Genç Kadınlar Projesi ile ülkemizde ne eğitimde ne istihdamda yer alan 18-29 yaş arasındaki genç kadınların iş, staj ve eğitime ulaşmalarına destek oluyoruz. Mühendis kız öğrencileri desteklemek ve mesleğin önde gelen isimleri haline gelmelerini sağlamak amacıyla Türkiye’nin Mühendis Kızları Projesi’ni yürütüyoruz.” diye konuştu.
Yürütülen çalışmaları kadınların geleceği için asla yeterli görmediklerini vurgulayan Göktaş, bu anlamda kadın istihdamının artırılması ve kadın girişimciliğinin desteklenmesinin öncelikleri arasında olduğunu söyledi.
“81 ilde kadına yönelik şiddetle mücadelede danışmanlık hizmetleri sunuyoruz”
Meclis’teki kadın milletvekili oranının 2002’de yüzde 4 iken, 2023’te yaklaşık yüzde 20’ye yükseldiğini anımsatan Göktaş, en çok kadın milletvekilinin AK Parti Grubu’nda bulunduğunu ve bunun Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın destekleri ve kattığı vizyonla olduğunu vurguladı.
Göktaş, bu hedefleri doğrultusunda, kadınlara yeni iş imkanları sağlamaya ve özellikle kadın girişimciliğini desteklemeye devam ettiklerini belirtti.
Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile başlattıkları “Kadın Girişimcilerimiz ile Güçlü Yarınlara” programı kapsamında kadınların ekonomik hayata katılımlarına destek olmak amacıyla iki protokol imzaladıklarını aktaran Göktaş, “Yarın açıklayacağımız ‘Kadının Güçlenmesi Strateji Belgesi ve Eylem Planı’ ile de kadınların değişen iş gücü piyasasına tam, eşit ve etkin katılımlarını artıracağız.” şeklinde konuştu.
Göktaş, kadınları, ekonomik alanda güçlendirirken, bugün küresel bir sorun haline gelen şiddete karşı da mücadelelerini kararlı şekilde sürdürdüklerini, “sıfır tolerans” ilkesinden taviz vermeden mücadele politikalarını uygulamaya devam ettiklerini söyledi.
Bu konuda dünyada eşi benzeri az bulunan hukuki düzenlemeye sahip olduklarını belirten Göktaş, “Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele 4. Ulusal Eylem Planı, kararlı mücadelemizde bizler için önemli bir yol haritasıdır. Şiddet Önleme ve İzleme Merkezlerimizle 81 ilde kadına yönelik şiddetle mücadelede bilgilendirici faaliyetler ve danışmanlık hizmetleri sunuyoruz. Açacağımız yeni merkezlerimizle inşallah hizmetlerimizi daha da yaygınlaştıracağız.” ifadelerini kullandı.
“Sizlerin destekleriyle Türkiye Yüzyılı’nı hep birlikte inşa edeceğiz”
Bakan Göktaş, kadınları hayatın her alanında güçlü kılacak tüm bu çalışmaları yaparken, kadınların da her zaman AK Parti’nin yanında olduğunu kaydederek, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 1994 yılında İstanbul Büyükşehir Belediyesine aday olduğu zaman yürüttüğü seçim çalışmalarında en büyük destekçilerinin kadınlar olduğunu, İstanbul’u kadınların duruşu, azmi ve kararlılığıyla kazandıklarını anlattı.
O yıllarda devraldıkları bayrağı şimdi hep birlikte taşıdıklarını aktaran Göktaş, “Bu davayı yürüten sizlersiniz. Sizler yol arkadaşısınız Sayın Cumhurbaşkanı’mızın. Sizlerin destekleriyle Türkiye Yüzyılı’nı hep birlikte inşa edeceğiz. Bizler için kadın kadındır. Ev hanımı veya iş hayatındaki öteki kadınlarla ilgili ayrım asla olmadı, asla olmayacak. Bizim için tüm kadınlar kıymetlidir.” değerlendirmesinde bulundu.
Göktaş, şimdi yeni bir hikaye yazma, yeni bir zafere imza atma zamanı olduğunu, el ele vererek 31 Mart’ta “Yeniden İstanbul”, “Sadece İstanbul” diyeceklerini, bu güzel şehri yeniden gerçek belediyeciliğe kavuşturacaklarını söyledi.
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı Murat Kurum’un tüm enerjisiyle İstanbul için geldiğini belirten Göktaş, şunları dile getirdi:
“Murat Kurum Başkanımız sosyal belediyecilikte de çığır açacak projelerle geliyor. Aile dostu, kadın dostu, genç dostu, çocuk dostu, İstanbul’a yakışır projelerle geliyor. Şehrimiz çevre, sosyal, kültürel ve tarihi projelerle yeniden ihya olacak. Kadınların ve gençlerin kendi işlerini kurmalarına, projelerini hayata geçirmelerine destek olacak. İlk işini kuran 100 bin kadın girişimciye 100 bin lira hibe desteği sunacak. Sosyal yardımlar, İstanbullu kardeşlerimizin hayatlarına birer can suyu olacak.”
“Hak ve adalet arayışımızı sürdüreceğiz”
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutlamak için bir arada olduklarını ama bu sene Filistin’de kadınlar katledilirken, insanlık soykırıma maruz bırakılırken, kutlama yapmaktan söz etmenin mümkün olmadığını belirtti.
Herkesin yüreğinin Filistinli kadınlarla çarptığını bildiğini söyleyen Kaya, “Filistinli onurlu kadınlarla birlikte, Türkiye’nin tüm kadınlarının yüreği çarpıyor. Buna yürekten inanıyorum. Dünya mazlumlarının hamisi ve ‘Dünya beşten büyüktür.’ diyerek dünyadaki bütün eşitsizliklere, adaletsizliklere karşı dik duran bir liderin arkasında yol yürüyen kadınlar olarak, dünyada bütün kadınlar eşit ve adil bir şekilde yaşamaya başlayana kadar hak ve adalet arayışımızı sürdüreceğiz.” diye konuştu.
Programda, AK Parti İstanbul Milletvekili Tuba Işık Ercan, Beykoz Belediye Başkanı Murat Aydın, AK Parti İl Kadın Kolları Başkanı Saliha Demirer de birer konuşma yaptı.
]]>Marmara Üniversitesi Göztepe Kampüsü’nde düzenlenen “Türkiye’nin Yeni Yüzyılında Kadınlar” başlıklı söyleşiye katılan Yiğitbaşı, öğrencilerle bir araya geldi, sorularını yanıtladı.
Yiğitbaşı, buradaki konuşmasında, İletişim Fakültesi’ni bitirip akademide kariyer yapmaya başladığını, doktora yaptığı dönemde iki çocuğuyla birlikte zorlu bir süreç yaşadığını, fakat hiçbir zaman çalışmaktan ve üretmekten vazgeçmediğini söyledi.
Kadınların aile ve iş arasında ikilemde kalabildiğini, ancak iki alanda da başarının mümkün olduğunu belirten Yiğitbaşı, şunları söyledi:
“Çocuk sahibi olmak ve akademik kariyer yapmak birbirine engel değil. Zor da olsa bunu başarmak mümkün. Savaş muhabiri olma hedefiyle okudum fakat şimdi başka bir yerdeyim. Aslında farklı bir meslekle aynı şeye hizmet etmiş oldum. Şimdi insanların gönlüne girip, onların hayatını güzelleştirebileceğimiz başka işler yapıyorum. Farklı mesleklerde de kadına, çocuğa, topluma, ülkenize, dünyaya değer katacak, iyiye hizmet edecek işler yapmak mümkün.”
Yiğitbaşı, kariyeri boyunca çocuk, kadın ve aile sorunlarıyla yakından ilgilendiğini, bu konuda televizyon programları ve belgeseller hazırladığını anlattı.
Her toplumda önyargılar olduğunu söyleyen Yiğitbaşı, “Siz kendiniz olun. Ön yargılardan ve etiketlenmelerden uzak durmaya çalışın.” tavsiyesinde bulundu.
Yiğitbaşı, Türkiye’nin bu konuda çok ilerleme kaydettiğini vurgulayarak, “Toplumda ön yargılar ve etiketler giderek azaldı. Daha da azalması için bizim de doğru olanı samimiyetle, gayretle yapmamız lazım. Bizim için adil olmak, doğru olmak, kişiye ve gruplara göre değişen bir şey olmamalı.” ifadelerini kullandı.
“Sivil toplum kuruluşlarında mutlaka görev alın”
Vali Yiğitbaşı, sonrasında başarılı olabilmek için üniversitede neler yapılması gerektiğini soran bir öğrenciye, şu yanıtı verdi:
“Sivil toplum örgütlerinde mezun olmayı beklemeden mutlaka görev alın. Her türlü farklı STK’lere gidin, tanışın. Oradaki ilişkiler çok şey öğretecek. Akademisyenken çocuklarla ve kadınlarla ilgili neler yapabilirim diyerek içerikler üretmeye çalışıyordum. Ayrıca yabancı dil öğrenimine gayret etmek ve farklı alanlarda kendinizi geliştirmek, mesela bir hikaye kitabı yazmak gibi kendi yeteneğinize göre çalışmalar yapmak önemli.”
Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından deprem bölgesine giden ilk kadın vali olduğunu kaydeden Yiğitbaşı, bu göreve gitmeyi kendisinin istediğini anlattı.
Yiğitbaşı, deprem bölgesinde kamu görevlilerinin zorlu şartlarda tüm gayretleriyle çalıştıklarını ifade ederek, “Bölgeye gittikten sonra özellikle kadın ve çocuklar için neler yapabilirim, sosyal hizmetler alanında neler yapabilirim diye düşünerek çalışmalar yaptım. Bir kadın vali ya da daha doğrusu bir kadın yöneticinin orada olmasının ne kadar önemli olduğunu gördüm.” dedi.
Oraya gidince eğitimle, aileyle ve sosyal yardımlaşmayla ilgili konulardaki çalışmaları üstlenmek istediğini aktaran Yiğitbaşı, “Eğitimle ilgili çalışmaları yaptıktan sonra hasarlı olmayan okullarımızı bir hafta içinde açtık. Öğretmenler, aileler, çocuklar çok mutlu oldu. O atmosferden çıkmak, çocukların akranlarıyla görüşmeleri aslında bir terapi oldu. İyi ki gitmişim dedim.” şeklinde konuştu.
Yiğitbaşı, söyleşinin ardından öğrencilerle sohbet ederek, hatıra fotoğrafı çektirdi.
]]>Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Kalkınma Ajansları Genel Müdürlüğü koordinasyonunda yürütülen Sosyal Gelişmeyi Destekleme Programı (SOGEP) çerçevesinde Kuzey Anadolu Kalkınma Ajansı (KUZKA) desteği ile İnebolu Belediyesi tarafından uygulanan “İnebolu’da İşleyen Eller Projesi” tamamlandı. 2022 yılı Ağustos ayında imzalanan proje sözleşmesiyle uygulamasına başlanan proje, 2024 yılının Mart ayında tamamlanarak hizmete alındı. Proje çerçevesinde yörede üretilen kestanenin katma değerli ürünlere dönüştürülmesi ve dezavantajlı konumda bulunan gençlerin ve kadınların istihdam edilmesi amacıyla kestane işleme tesisi kuruldu.
Güncellenen 2024 yılı rakamlarıyla 6 milyon 638 bin lira bütçeli projeye, KUZKA tarafından yaklaşık 5 milyon lira destek sağlandı. Sağlanan destekle, ilçede atıl durumdaki bir okul, yapılan tadilat sonrasında “Konveyör Yükleme Bandı, Kestane Eleme Kalibreleme, Kestane Silme Temizleme, Kabuk Zar Soyma Fırçalama, Hava Seperatörü Savurma, Doğrama Dilimleme, Kestane Püre Yapma, Teneke Kavanoz Dolum, Meyve Sebze Yıkama, Meyve Sebze Kurutma, Öğütme (Mikronize Öğütme) ve Vakum Paketleme Makinesi ile Kestane Dış Kabuk Alma, Konveyör Seçme Kontrol Bandı, Kestane Püre Karıştırma Kaynatma Kazanı ve Soğuk Hava Odası” ile donatılarak kestane işleme tesisine dönüştürüldü. Yapımı tamamlanan tesiste, kestane unu, kestane marmeladı, kestane püresi, kestane kreması ile taze kestane paketleme ve konserve kestane imalatı yapılarak pazara sunulacak. Tesisin kestane sezonu dışında atıl kalmaması için de, bölgede yetişen diğer meyve ve sebze gibi ürünlerin işlemesi ve paketlemesi yapılabilecek.
Diğer yandan ürünlerin pazarda tutunmasını sağlamak üzere markalaşma çalışmaları çerçevesinde Türk Patent ve Marka Kurumu’na marka tescil başvurusu yapıldı. Ürünlerin satışını desteklemek ve müşteri iletişimi güçlendirmek amacıyla internet sitesi kuruldu.
Yine proje çerçevesinde İnebolu’da projeden yararlanması hedeflenen 15 kişiye proje süresince muhasebe, satın alma, halkla ilişkiler, girişimcilik, temel yangın, ilk yardım, iş sağlığı ve güvenliği ile hijyen ve makine ekipman kullanımına yönelik 9 farklı eğitim verildi. Proje ile ilçede, dezavantajlı kesimlerin istihdama katılımının kolaylaştırılması, mesleki bilgi ve becerilerinin geliştirilmesine katkı sağlanırken, bölgedeki ihtiyaçlara uygun alanlarda nitelikli ve üretken beşeri sermaye artırılmış olacak. Diğer yandan sosyal yardım alan kesimlerin gelir düzeyinin artırılmasına katkı sağlayacak olan proje, toplumda dezavantajlı kesimlerin yaşam kalitelerinin yükseltilmesine ve sunulan hizmetlerin kalitesinin artırılmasına destek sağlayacak.
“Tesis sayesinde kestane katma değerli ürünlere dönüştürülecek”
İnebolu’da kadın kooperatifi tarafından işletilecek tesiste kestanenin katma değerli ürünlere dönüştürüleceği söyleyen KUZKA Genel Sekreteri Dr. Serkan Genç, “İnebolu İşleyen Eller Projesini, Sosyal Gelişmeyi Destekleme Programı (SOGEP) çerçevesinde İnebolu Belediyemiz ile birlikte yürüttük. Kalkınma ajansı olarak bizler bu projelerin yerellerde uygulamasını yararlanıcı kuruluşlarımızla birlikte gerçekleştiriyoruz. Belediyemizin kadın istihdamını arttırmakla alakalı fikirleri vardı. Bizlerde birlikte oturup neler yapabiliriz diye değerlendirdik. Kalkınma ajansı olarak kestane pazarı araştırma raporumuzu hazırladık. Bu noktada kestanenin türev ürünlerini bizler pazarda yüksek payının olduğunu görmüş olduk. İnebolu’nun kestane potansiyeli oldukça yüksek ve önemli bir ürünümüz. Özellikle sahil kesimindeki ilçelerimizde kestane toplanıyor ve üretiliyor. Fakat bu potansiyelin az bir kısmını değerlendirebiliyoruz. Böyle bir proje fikri oluşunca da İnebolu Belediyemiz ile birlikte projelendirdik. Şimdi de güzel bir tesisi ilçemize kazandırdığımız için mutluyuz. SOGEP’in amacı dezavantajlı kesimlerin sosyo-ekonomik hayata katılımını sağlamak. Sosyal ve ekonomik yanı olan bu tür projeleri destekleyerek hayata geçiriyoruz. Sosyal yanı da İnebolu’da kadın girişimcilerden oluşan ilk kez bir kadın kooperatifi kurulmuş oldu. Kadın kooperatiflerimiz oluşturulan bu tesisi işleterek kestane ürününü katma değerli ürünler haline getirecekler. Kestane unu, kestane marmeladı, kestane şekeri gibi birçok ürün bu tesiste işlenecek. Kestane sezonunun dışında da aktif olarak tesisin çalışmasına yönelik diğer tarımsal ürünlerin işlenebilmesi için tasarlanarak ekonomiye kazandırılması mümkün olacak. KUZKA olarak projenin yüzde 75’ine destek sağladık. Diğer kalan kısımlarını da İnebolu Belediyemiz üstelenerek projeyi hayata geçirdi” dedi.
“4 bin ton kestaneyi işleyebilecek kapasitedeyiz”
İnebolu Belediye Başkanı Mustafa Hüner Özay ise, “İnebolu’da bir kadın kooperatifi yoktu. Kadın kooperatifi kurup ilçemizdeki kadınları ekonomiye katma değer sağlar hale getirmek istedik. Bununla ilgili araştırma yaptığımızda KUZKA’nın destek sağladığını öğrendik. KUZKA ile birlikte projemizi hazırladık. Bakanlık onayı sonrasında ihale süreçlerini gerçekleştirdik. Ardından fabrikamızdaki bütün malzemeleri temin ettik. Burası yüzde 75 KUZKA destekli yaptığımız bir proje. Bu süreç akabinde de bu tesis ortaya çıktı. Şu anda bu fabrikanın yaklaşık 12 milyon lira civarında bir maliyeti bulunuyor. İlk kez İnebolu’da kadınlar kooperatif haline geldi. İnşallah önümüzdeki süreçte fabrikada ürün yelpazesini de genişletmek istiyoruz. Gerekli izinleri aldık. Bunun sonucunda da diğer ürünlerle çeşitlendirerek fabrikamızı aktif hale getireceğiz” diye konuştu.
Mutlu aileler oluşturmak istediklerini söyleyen Özay, “İlk etapta kestane ile başladık fakat kestane sezonluk bir ürün olduğu için bunun dışında ilçemizde bol miktarda elma, armut, kivi ve hurma yetişiyor. Herhangi bir katkı maddesi olmadan doğal ortamlarda bu ürünleri de kurutarak paketleyip halkımıza sunacağız. İnşallah tahmin ettiğimiz piyasayı oluşturup hem ilçemize hem kadınlarımıza hem köyde bu ürünleri yetiştiren üreticisine kadar kaynak sağlamış olacağız. Mutlu aileler oluşturmak istiyoruz, mutlu ailenin temeli de mutlu kadınlardan geçiyor. Şu anda kooperatifimiz 15 kişi ile kuruldu. Fabrikadaki ürünlerin çeşitliliğiyle birlikte bu sayıyı daha da arttırabiliriz. Fakat şu anda ilk etapta minimum 15 kişi ile bu fabrikayı çalıştıracağız. İlimizde doğal ortamda kurutma yapan ikinci tesis olduk. Bu da bizim için ayrı bir değer sağlıyor. Bu noktada kurutulmuş ürün üreten diğer üreticilere de hizmet verebileceğiz. Kadınlarımız burada para kazanabilecekler. Ayrıca 10 metrekarelik soğuk hava depomuzda mevsimine göre sezonluk ürünlerimizi koruyarak sezon sonunda daha iyi fiyatlara satmayı planlıyoruz” şeklinde konuştu.
Kestanenin çölyak hastalarına iyi gelen bir un olduğunu belirten Özay, “Kestanenin ununu değerlendireceğiz. Alerjik hastalıkların başında gelen Çölyak hastaları için faydalı olan kestane unu bize artı sağlayacak. Ayrıca pasta üretiminde kestane püresi çok kullanılan bir ürün haline geldi. Kestane püresi yapacağız. Kestane püresini burada yapıp piyasaya da satmayı planlıyoruz. Bunun dışında kestane şekeri yapacağız. Bizim kestanemiz Bursa kestanesine göre daha küçük ancak daha lezzetli. İnebolu kestanemiz, İstanbul’da kuzu kestanesi olarak satılıyor. Bizlerde kestanemizi en iyi şekilde değerlendirmek istiyoruz. Öncelikle çölyak hastaları için un üretimi, sonrasında kestane şekeri, kestane püresi gibi çeşitli ürünleri piyasaya sunacağız” ifadelerini kullandı.
İnebolu’da yaklaşık 4 bin ton civarında kestanenin olduğunu söyleyen Özay, şöyle konuştu: “Fakat toplanıp tüketilebilen yüzde 20 civarında, bizlerde bu oranı maksimuma çıkartmak istiyoruz. 4 bin ton kestaneyi işleyebilecek kapasitedeyiz. Yalnız öncelikle bu kestanenin toplanması gerekiyor. Toplandığı zaman biz, kestanenin tamamını işleyebilecek durumdayız. İnebolu ilçemiz, Abana, Bozkurt, Çatalzeytin, Küre, Doğanyurt’un tam merkezi konumunda bulunuyor. Bu yüzden çevre ilçelerden de kestane başta olmak üzere diğer doğal ürünlerde alıp fabrikamızda işleyeceğiz ve halkımızın tüketimine sunacağız”
“Yöremizde yetişen doğal sebze ve meyveleri kurutarak paketleyeceğiz”
İnebolu İstiklal Yolu Kadın Girişimi Üretim ve İşletme Kooperatifi Başkanı Kevser Dumanoğlu da, “Kooperatifimiz, İnebolu Belediyesi’nin yaklaşık 18 aylık bir çalışması sonrasında KUZKA’nın SOGEP desteği sayesinde bu günlere kadar geldi. Tesis için hazırladığımız projemizin KUZKA tarafından kabul edilmesinin ardından, yer belirleme ve okul tadilatı yapılarak makine ve ekipmanları alındı. Bu sırada 15 üyemizle kooperatifimizin kuruluşunu tamamladık. Tesisimizde yöremizde bolca yetişen kestaneden, kestane unu, kestane püresi, kestane şekeri gibi çeşitli ürünler haline getirip paketlemesini yapacağız. Bu şekilde kestaneden yararlanmayı düşünüyoruz. Haricinde sebze doğrama makinesi, yıkama makinesi, meyve ve sebze kurutma makinesi var, bu makineler sayesinde yöremizde yetişen sebze ve meyvelerin doğranıp kurutulmasını sağladıktan sonra paketleyeceğiz ve satışını yapacağız. Elma, armut, kivinin yanı sıra meşhur Taşköprü sarımsağını da kurutarak satmayı düşünüyoruz. Kaynatma kazanımız var, bunda da konserve üretimi yapmak istiyoruz” dedi.
“Hayallerim olan tesiste olmam gerektiğini düşündüm ve bende katıldım”
Ev hanımı Arzu Çakıroğlu da, “İnebolu’da bol ve doğal olarak bulunan bütün sebze, meyve ve kuruyemişleri tesiste işleyip tüketiciye sunmak istiyoruz. Bu ürünlerin kurutması, konservesi olabilir amacımız üreticinin elindeki ürünleri tesisimizde değerlendirmektir. Bizler de bu sayede istihdama katkıda bulunarak kar elde etmek istiyoruz. Uzun süre böyle bir yerde çalışmak hayalimdi, benimle birlikte çalışmak isteyen ama çalışacak uygun bir yer bulamayan birçok kadın olduğunu düşünüyorum. Çalışmak istiyoruz ama nerede çalışalım, kendim bir işe girmektense benim gibi çalışmak isteyen birçok kadın arkadaşımla dayanışma içinde bir iş kurduk. Benim gibi düşünen kadınların haberlerini ve videolarını izlerken bende de bir istek ve arzu oluştu. Ben de yapabilirim dedim. Çalışma hayalimi kooperatifte gerçekleştirebileceğimi düşünerek katıldım. Amacımız, kadınlar olarak dayanışma içinde birbirimize destek olarak mutlu şekilde çalışıp evimizi de ihmal etmeden aile bütçesine katkıda bulunmak” diye konuştu. – KASTAMONU
]]>Düzenlenen etkinliğe Vali İlhami Aktaş, eşi Songül Aktaş, Çanakkale Önceki Dönem AK Parti Milletvekili Jülide İskenderoğlu, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. R. Cüneyt Erenoğlu, Çanakkale İl Tarım ve Orman Müdürü Nazan Türkarslan, Çanakkale Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü Ali Ömüt, Çanakkale Tarım ve Orman Şube/İlçe Müdürleri, Ziraat Odası Başkanları, Köy Muhtarları, Birlik, Kooperatif Başkanları, Teknik Personel ve çok sayıda kadın üretici katıldı.
Müzik dinletisinde bir konuşma yapan Çanakkale İl Tarım ve Orman Müdürü Nazan Türkarslan, “Bugün burada, “Türkiye Yüzyılı Üretimin Yüzyılı” vizyonu doğrultusunda, üreten ve örgütleme gücüyle öne çıkan kadınlarımızın Kadınlar Gününü kutlamak için bir araya geldik. Evlerinde, köylerinde, bahçelerinde bizleri misafir eden siz değerli kadınlarımızla bugün burada olmaktan büyük mutluluk duyuyoruz. Tarım ve Orman Bakanlığı olarak, üretimin arttırılması, verimin yükseltilmesi ve üretenin değer görmesi için çalışmalar yürütmekteyiz. Bu hedef doğrultusunda, kadınlarımızın üretimde oynadığı önemli rolün farkındayız ve bu rolün daha da güçlendirilmesi için çeşitli projeler geliştirmekteyiz. Bu kapsamda, kadın üreticilerimizle yaptığımız faaliyetlerin sayısını arttırmak hedefindeyiz. “Üreten Kadın, Örgütlü Kadın” sloganıyla yola çıkarak, mevcut kadın üreticilerimizi ve kooperatiflerimizi güçlendirmeye yönelik çalışmalar yapıyoruz. Yeni oluşacak kooperatif ve üretim alanları için de çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bu çalışmalardan biri de “Kesme Çiçek, Süs Bitkisi Yetiştiriciliğinin İlimizde Yaygınlaştırılabilmesi Projesi”dir. Bu proje ile kadınlarımızın ekonomik hayata katılımını ve gelir seviyelerini artırmayı amaçlıyoruz. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla düzenlediğimiz “Türkülerle Tarım, Nağmelerle Kadın” konulu müzik dinletisi de, kadınlarımızın emeğine ve değerine saygı duruşumuzun bir göstergesidir. Bu tür etkinliklerin, faaliyetlerin ve eğitimlerin sayısını arttırmak için çalışıyoruz. Hep birlikte, kadınlarımızın üretimde daha fazla yer almasını ve hak ettikleri değeri görmesini sağlayacağımıza inanıyoruz. Tarımsal üretimin vazgeçilmezi olan, toprağa dokundukça bereketi, insana dokundukça kıymeti arttıran siz çalışkan kadınlarımızın 8 Mart Dünya Kadınlar Gününü en içten dileklerimle kutluyor, hepinize saygılar sunuyorum” dedi.
Etkinlikte kadın çiftçilere, Çanakkale İl Tarım ve Orman Müdürlüğü teknik personelinden oluşan gurup hasat tarafından; tarım ve kadın temalı eserlerden oluşan müzik ziyafeti çekildi. Folklor gösterisi yapıldı.
Etkinlikte ayrıca, Çanakkale İlinde faaliyet gösteren başta Kadın Tarımsal Kalkınma Kooperatifleri olmak üzere, Birlikler, Tarımsal Kalkınma Kooperatifleri, Muhtarlıklar ve İlçelerin Coğrafi İşaretli ürünlerinden oluşan stantlar kuruldu. Tarım, Orman ve İnsan Temalı Fotoğraf yarışmasında dereceye giren fotoğraflardan oluşan kadın ve tarım temalı fotoğraf sergisi açıldı.
Etkinlikten oldukça memnun kaldıkları görülen kadın çiftçiler, etkinliğin düzenlenmesinde emeği geçenlere teşekkür ettiler. – ÇANAKKALE
]]>Garcia Marquez son günlerinde oğullarına romanın yok edilmesi gerektiğini söyledi.
Ancak oğulları babalarına “ihanet” ederek kitabın yayımlanmasına karar verdi.
Ağustos’ta Görüşürüz adlı kitap bu hafta İspanyolca olarak yayımlandı. 12 Mart’ta dünya genelinde satışa sunulacak.
Yayımlandığı dile bağlı olarak yaklaşık 100-120 sayfalık kısa bir roman olan Ağustos’ta Görüşürüz, annesinin mezarını ziyaret etmek için her yıl Ağustos ayında tek başına bir adaya giden ve 20 yılı aşkın süredir mutlu bir evliliği olmasına rağmen her seyahatinde yeni bir sevgili edinen, Ana Magdalena Bachorta adlı yaşlı bir kadının hikayesini anlatıyor.
İlk defa bir Garcia Marquez eserinde bir kadın kahraman hikayenin merkezinde yer alıyor.
2014’te hayatını kaybeden Kolombiyalı Garcia Marquez, ‘büyülü gerçekçilik’ türüne öncülük etmesiyle tanınıyor.
Marquez’in Kolera Günlerinde Aşk ve Yüzyıllık Yalnızlık gibi kitapları dünya çapında 50 milyondan fazla satıldı.
‘Çocuklar bunun için var’
BBC’ye konuşan Garcia Marquez’in oğlu Gonzalo, babasının ölümünden önce “eserleri hakkında sağlıklı karar verebilecek durumda olmadığını, sadece kusurları görüp ilginç şeyleri göz ardı ettiğini” söyledi.
Yakın zamanda metni tekrar okuduğunu söyleyen Gonzalo, “Gabo’nun düşündüğü kadar kötü olmadığını”, yeni bir tarafını göstermesi ve “benzersiz” olması nedeniyle çalışmalarına değerli bir katkı olduğunu ifade etti.
“Kesinlikle onu yok etmeyecektik. 2022’de bir taslağını alıp okuduk ve bu konuda gerçekten çok fazla tartışma olmadı” diyen Gonzalo şöyle devam ediyor:
“Kitabın tamamlanmış olduğunu fark ettik, çok fazla düzenleme yapmamız gerekmiyordu. Herhangi bir ekleme veya büyük değişiklik yapılmadı.”
Gonzalo, “Bunun aileme, babamın isteklerine bir ihanet olup olmadığını üç saniye kadar düşündük ve şuna karar verdik: evet bu bir ihanetti ama çocuklar bunun için var” diyor.
Kitabın eninde sonunda yayınlanacağını söyleyen Gonzalo, bu nedenle ailenin onayladığı ve telif haklarının korunduğu bir versiyonu yayımlamak istediklerini söyledi.
‘Büyük sorumluluk gerektiren bir görev’
Kitabın editörü Cristobal Pera, “Bitmemiş romanı düzenlerken karşılaştığımız en büyük zorluk, Gabriel Garcia Marquez’in eserine tam anlamıyla gereken saygıyı göstermekti” diyor.
BBC Mundo’ya konuşan Pera, “Bu çok büyük sorumluluk gerektiren bir görevdi. Tek bir kelime eklemem gerekmedi” ifadelerini kullandı.
Pera, 2001 yılından beri Garcia Marquez’in editörlüğünü yapıyordu ve romanı bitirmesi için onu cesaretlendirmişti.
Pera, “2004 yılında ilk taslağı yazmıştı. 2011 yılına kadar hafızasını kaybetmeye başlamıştı ve artık roman üzerinde çalışmıyordu” diyor ve devam ediyor:
“Ama kendini bir kelimeyi, bir cümleyi düzeltmeye, onları geliştirmeye adamıştı ve dehası bu küçük düzeltmelerde anlaşılıyordu.”
Pera, kenarlarında Garcia Marquez’in değişiklik ve önerilerini içeren el yazısıyla yazılmış notları bulunan beşinci taslak üzerinde çalıştığını söylüyor.
“Bıraktığı ipuçlarını takip etmem gerekiyordu. Örneğin üzeri çizilmiş bir ifadeyi silme kararını vermek gibi.”
Bir projenin parçası
Pera, Gabriel Garcia Marquez’in Madrid’de verdiği bir röportajda, Ağustos’ta Görüşürüz’ün ilk bölümünü herkesin önünde okuduğunu ve orta yaşta aşk temalı bir dizi kısa roman yazdığını söylediğini paylaştı.
Bu roman, Aşk ve Öbür Cinler ve Benim Hüzünlü Orospularım kitaplarını da içeren bir projenin parçasıydı.
Pera, “Kadınlar, Garcia Marquez’in Yüzyıllık Yalnızlık’tan bu yana romanlarında ve tüm öykülerinde çok önemli bir yere sahip. Ancak hiçbir zaman cinselliğini ve özgürlüğünü keşfetmeye karar veren bir kadın olan Ana Magdalena Bach gibi hikayenin merkezinde yer almadılar” diyor ve devam ediyor:
“Bu yüzden oğlu Rodrigo’nun da feminist olarak tanımladığı bir roman bu. Bence bu roman Garcia Marquez’in tüm eserlerini ve özellikle de kadınların bu eserlerdeki rolünü yeniden tanımlıyor. Bu yüzden de çok önemli.”
Netflix planları
Yeni kitabın yanı sıra, Marquez’in 1967 tarihli Yüzyıllık Yalnızlık adlı romanı İspanyolca bir Netflix dizisine uyarlanıyor.
New York Times’a göre, Marquez yıllar içinde kitabının filme uyarlanması için pek çok teklif almış ancak İspanyolca yapılmasını istediği için hepsini reddetmişti.
Yazarının ölümünden sonra isteği dışında yayımlanan ilk roman bu değil.
]]>Şirketten yapılan açıklamaya göre, YK Enerji’nin sürdürülebilirlik çalışmalarının sosyal kısmını oluşturan “Yaşam Kat” projesi kapsamında Milaslı kadınlar, ortak aklın konuştuğu “Arama Konferansı”nda bir araya geldi. Milas’taki Saklı Cennet’te düzenlenen etkinliğe, Milas’ta yaşayan kadınlar, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri, YK Enerji’nin kadın çalışanları ve çalışanların eşleri katıldı.
Açıklamada görüşlerine yer verilen YK Enerji Genel Müdürü Erol Demir, anlamlı bir amaç için bir arada olduklarını belirterek, “Artık iş dünyasının en önemli gündemlerinden birini sürdürülebilirlik oluşturuyor. Biz de YK Enerji olarak, sürdürülebilirlik konusunu ana işimiz olarak görüyoruz.” ifadelerini kullandı.
Sürdürülebilirliğin üç boyutu olduğunu kaydeden Demir, “Bu üç boyuttan birini ekonomik değer yaratmak oluşturuyor, ikinci boyutunda ise çevreyle ilgili çalışmalar bulunuyor. Üçüncü boyutta ise, YK Enerji olarak, tüm sosyal çalışmalarımızı ‘Yaşam Kat’ başlığı altında topladık. Kadının güçlenmesine odaklanarak projeler geliştirmeye devam etmeyi hedefliyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.
Demir, sürdürülebilirliğin üçüncü boyutunun toplumsal fayda olduğuna dikkati çekerek, şöyle devam etti:
“İşte bugün toplumsal fayda çalışmalarımız kapsamında çok önemli olduğunu düşündüğümüz kadınlarla bir aradayız. Milaslı kadınların hayata katılımını artırmak, sosyal fırsatlarını geliştirmek, girişimci kadın sayısını artırmak, istihdamın ve kadın görünürlüğünün çoğaltılması için neler yapılabilir konusunda tüm paydaşlar görüşlerini dile getirdi ve öncelikle sorunlar saptandı. Tüm gün süren çalışmanın ardından ortaya kadınlar için ayakları yeren basan çok önemli proje fikirleri geliştirildi. Kadınların fırsat verildiğinde neler yapabileceğini, nasıl başarılı olduğunu bir kez daha gördük. Bu vesileyle tüm kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutluyorum.”
Sabancı Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Oğuz Babüroğlu da, kadınların içinde olduğu her türlü kalkınma çabasının çok daha faydalı ve verimli olduğunu belirterek, “Örneğin, dünyanın her yerinde mikro işletme sahibi olan kadınların erkeklerden çok daha başarılı olduğunu görüyoruz. Bu nedenle Milas’ta düzenlenen bu arama toplantısı, Milaslı kadınların hayatını geliştirecek, sosyal ve ekonomik hayata katılımlarını çoğaltacak bir zemin oluşturuyor.” ifadelerini kullandı.
Kadınların gün boyu gruplar halinde çalışarak en önemli sorunları belirlediğini ve nasıl çözüleceğine ilişkin öneriler ortaya koyduğunu kaydeden Babüroğlu, “Sağlık, eğitim, ulaştırma, çevre koruma, sokak hayvanlarının bakımları, atıkların değerlendirilmesi gibi toplumsal sorunların yanı sıra kişisel bilgi ve yetkinliklerini artıracakları çalışmalar, daha hareketli ve görünür bir sosyal hayat sahibi ve girişimci olmak, istihdama erişmek ve markalaşma gibi konularda çok önemli ve değerli projeler geliştirildi. Ortaya çıkan öneriler değerlendirilecek, projelerle bağlantılı kurumların da katkısı alınarak hayata geçirilecek.” değerlendirmesinde bulundu.
2023’ten bu yana devam eden ve Sabancı Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Oğuz Babüroğlu liderliğinde yürütülen projenin ilk bacağında bölge gezisi yapılarak Milas muhtarları, gazeteciler, akademisyenler, YK Enerji’de çalışan kadınlar ve çalışanların eşleri ile görüşüldü. Kapsamlı görüşmeler sonrası ihtiyaçlar, problemler ve fırsatlar haritası oluşturuldu. Bölgeye detaylı bir bakış sunan sonuçlar ortaya çıkacak fikirlere temel oluşturması adına Milaslı kadınlar ile paylaşıldı.
]]>8 Mart Dünya Kadınlar Günü, kadınların sosyal, ekonomik ve siyasi başarılarını kutlamanın yanı sıra, kadınların karşılaştığı zorluklara da ışık tutuyor. Bu yılın başlıca gündemlerinden bir tanesi de kadın istihdamında yaşanan problemler oldu. Her ne kadar son yıllarda önemli ilerlemeler kaydedilmiş olsa da, kadınlar hala iş dünyasında eşit fırsatlara erişimde zorluklarla karşılaşıyorlar. Kadın istihdamında yaşanan bu engeller, toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin derinliklerini ve acil çözümleri gerektiren sorunları gözler önüne seriyor. Konunun hassasiyeti noktasında önemli çalışmalar imza attıklarını ifade eden İstanbul Yeni Yüzyıl Üniversitesi Kadın ve Aile Çalışmaları ve Uygulama Araştırma Merkezi Müdürü Dr. Öğretim Üyesi Pelin Yantur düzenledikleri konferans öncesi kadın istihdamında yaşanan problemlerle ilgili önemli sonuçlara değindi.
“En büyük problem, ‘cinsiyete yönelik ücret farklılığı'”
Her ne kadar geçtiğimiz yıllara oranla kadın istihdamında yaşanan problemlerin azaldığını fakat yine de eşitsizlikteki başlıca sorunların giderilemediğini söyleyen Dr. Öğretim Üyesi Pelin Yantur, “Merkez olarak yapmış olduğumuz çalışmalar sonucunda kadın istihdamında aslında birçok sorunla ve engelle karşı karşıya kaldığımızı görüyoruz. İstihdamda kadının karşılaştığı ya da iş gücüne katılım zorluklarında en büyük problem, ‘cinsiyete yönelik ücret farklılığı’. Özellikle bu sorunun plaza hayatında ortaya çıktığını görüyoruz. Bunun yanı sıra geleneksel ev rolleriyle iş rollerinin birlikte yürütülememesi, çalışma saatlerinin katılığı gibi problemler en önemli problemler olarak ortaya çıkıyor” dedi.
Atıl iş gücü oranının kadınlarda daha fazla ortaya çıktığının da altını çizen Pelin Yantur, “Belki de atıl iş gücünün yüksek çıkmasının en büyük nedenlerinden bir tanesi de sahip olduğumuz mesleki yeterliliklerimizin iş gücü piyasasında yansıtamamamız. Böylelikle eksik istihdam ortaya çıkmış oluyor. Bu kadınlarda erkeklere nazaran çok daha yüksek bir oranda olduğu görülüyor. Bunun gibi birçok sorunu ortaya çıkarabiliriz. Fakat şunun da altınız çizmek gerekiyor; geçtiğimiz yıllara kıyasla baktığımızda kadın istihdamında artış olduğu gibi, yapılan aktif ve pasif politikalarla birlikte kadının iş gücüne katılımını zorlaştıran değil kolaylaştıran etkenler ön planda ve buna yönelik de politikalar güdülüyor. Karar mercileri tarafından da destekleniyor” dedi.
Akademi, spor ve medya sektöründen deneyimli kadınlar öğrencilerle buluştu
Yantur, son olarak İstanbul Yeni Yüzyıl Üniversitesi tarafından 8 Mart’a özel düzenlenen konferansta, sektörel bazda önde gelen kadınların istihdamda yaşadıkları problemleri öğrencilere aktardıklarını ve bu alandaki kadınların gelişimine yönelik farkındalığı artırmayı amaçladıkları etkinlik hakkında bilgi verdi. Akademi, spor ve medya sektöründen deneyimli konuşmacıların katıldığı konferans ile ilgili, “8 Mart Dünya Kadınlar Günü sebebiyle önemli bir etkinlik düzenledik. Burada kadın istihdamında sektörel analizi ve farkındalığı ortaya çıkarabilmek için sporda kadın başlığı ile birlikte, özellikle burada erkeğin gücünün daha ön olduğu ama kadının daha geri planda kaldığı fakat yıllara göre kıyasla şuanda kadının çok daha ön plana çıkartıldığı, sporda kadın başlığı ile birlikte Milli Voleybolcu Arzu Göllü’yü ağırlıyoruz. Medyada kadın başlığı ile de haber spikeri, sunucu Hilal Özdemir’i ağırlayacağız. Kendisi medyada kadınının gücünden bahsedecek. Akademide, kadınların oranı şu anda profesör pozisyonlarında yüzde 33 seviyesindedir, cinsiyete göre karşılaştırıldığında. Bu anlamda yaşanan sorunları dile getirmek için de akademide kadın başlığı için Prof. Dr. Günseli Sönmez İşçi hocamız birlikte olacağız” dedi.
“Tek fark kadının üstünlüğüdür”
Açılış konuşmasında öncelikle konuklarına katılım sağladıkları için teşekkür eden Rektör Prof. Dr. Yaşar Hacısalihoğlu da ‘kadın ve erkek arasındaki tek farkın kadının üstünlüğüdür’ dediği konuşmasında şunları söyledi:
“Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi ‘Dünya yüzeyinde gördüğünüz her şey kadının eseridir.’ Çok açık, ben de katılıyorum. Bir farklılığımız var tabi erkeklerle aramızda. Ama kadının bizden farklılığı üstünlüğüdür. Bence bu kadar başka bir farkımız yok. Kim ki kadına, kadınların çalışma hayatına, kamu hayatındaki yerine ve esas itibariyle toplumsal statüdeki yerine büyük değer vermiştir, o ülke, o toplum en gelişmiş olanıdır.” – İSTANBUL
]]>Kastamonu’da Halime Çavuş Kadın Derneği’nin 20 üyesi tarafından ilk kez kadın bando takımı kuruldu. Dernek üyelerinden majör Berrin Canlı öncülüğünde 3,5 aydır Merkez Spor Salonu’nda çalışmalarını yürüten bando takımı, ilk gösterisini de 8 Mart Dünya Kadınlar Günü etkinlikleri çerçevesinde Kastamonu Üniversitesi’nde yaptı. Kastamonu Üniversitesi Kuzeykent Kampüsü içerisinde kadın bando takımı, marşlar çalarak yürüyüş yaptı. Yürüyüşe Kastamonulu çok sayıda kadında destek verdi.
Yürüyüşün ardından Kastamonu Üniversitesi Kadın ve Aile Çalışmaları Uygulamaları ve Araştırma Merkezi ile Halime Çavuş Kadın Derneği tarafından 8 Mart Dünya Kadınlar Günü etkinlikleri çerçevesinde Kastamonu Üniversitesi Merkez Kütüphanesi Konferans Salonunda program düzenlendi.
Programda konuşan Kadın ve Aile Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Dr. Öğretim Üyesi Çiğdem Gülmez, “Birleşmiş Milletler, her yıl için özel bir tema belirlemeye başladı. Bu yılın temasıysa “Kadınlara yatırım yapın: İlerlemeyi hızlandırın” Dünya Kadınlar Günü kadınların toplumda, siyasette ve ekonomide kat ettikleri mesafenin kutlandığı bir tarih haline gelirken, günün siyasi kökleri, süregelen toplumsal cinsiyet eşitsizliği konusunda farkındalık oluşturmak için grevler ve protestolar düzenlenmesiyle sürdürülüyor. Bu tema, tüm dünyada kadınların karşılaştığı zorluklara ışık tutarken, aynı zamanda toplumsal cinsiyet eşitliği, adalet ve daha kapsayıcı bir dünya için atılması gereken adımları vurgulamaktadır. BM, dünyanın 2030 yılına kadar toplumsal cinsiyet eşitliği hedefine ulaşabilmesi için yılda 360 milyar dolarlık yatırıma daha ihtiyaç duyulduğunu söylüyor. Afganistan, İran, Ukrayna ve ABD gibi pek ok ülkede kadınlar, ülkelerinde savaş, şiddet ve politika değişiklikleri yaşanırken hakları için mücadele etti. Filistin topraklarında 5 aydır yaşanan son çatışmalar sırasında binlerce kadın hayatını kaybetti. Bu anlamlı günde, dünyanın dört bir yanında, özellikle Filistin’de ve savaş, çatışma, yoksulluk ve ayrımcılığın pençesinde yaşayan kadınları anmak istiyorum. Onların hikayeleri, mücadeleleri ve direnişleri, bizlere insanlık durumunun en acı verici yönlerini hatırlatıyor. Filistin’de ve dünyanın başka yerlerinde, kadınlar her gün hayatta kalma, çocuklarını koruma mücadelesi veriyor. Onların karşılaştığı zorluklar, bizlere cinsiyet eşitliğinin sadece bir bölgenin veya ülkenin meselesi olmadığını, evrensel bir sorun olduğunu hatırlatıyor. Kadınların yaşamlarında karşılaştıkları zorlukları aşmada gösterdikleri direnç ve başarılarını kutlamak için buradayız. Ancak unutmamalıyız ki, bu başarılar ancak kolektif çabalarımızla sürdürülebilir. Bu nedenle, tüm katılımcıları aktif birer katılımcı olmaya ve bu değişim yolculuğunda yer almaya davet ediyorum” dedi.
Halime Çavuş Kadın Derneği Başkanı Avukat Şule Özbay ise, “Tarımdan hukuka, ticaretten, iş hayatına kadar kadının bulunduğu her alanda girişim ruhuna sahip her kadının yanında yer almak amacıyla kurulduk. Bunun yanında amaçlarımız arasında farkındalık oluşturan projelere yer vermek de var. Bu noktada Kastamonu kadınının, Halime Çavuşların, Şerife Bacıların ve Rahime Kaptanların isimlerinin ulusal ve uluslararası alanda duyurmak için çalışmalarımız olacak. Bugün bando takımımızla karşınıza çıktık. Bir gösteri yaptık. Programımızda Bozkurtlu kadınları konu aldığımız kısa film gösterilerimiz var. Başarılı kadınlar hayat hikayelerini anlatacak” diye konuştu.
Konuşmaların ardından “Kastamonu’dan Zirveye Giden Yol: Kadınları Başarı Serüveni” başlığı adı altında Türkiye Noterler Birliği Başkan Yardımcısı Fulya Uysal Güler, Özel Bireyler ve Aileleri Derneği Başkanı Huriye Boyraz, özel birey annesi Satiye Zeynel Abidin ve Ragbi Milli Takım oyuncuları Büşra Yıldız ile Irmak Karabaş, dinleyicilerle yaşam öykülerini paylaştı.
Öte yandan Halime Çavuş Kadın Derneği Bando Takımı’nın önümüzdeki günlerde farklı yerlerde gösteriler yapmayı planladığı öğrenildi. – KASTAMONU
]]>Kadınların iş dünyasındaki varlığı her geçen gün artıyor. Kimisi hedefledikleri üniversiteden mezun olup istedikleri alanlarda mesleklerini icra ediyor kimisi kendi dükkanını açıyor, şirketini kuruyor, markasını yaratıyor; bazıları da fabrikalarda hem ülke hem de aile ekonomisine katkıda bulunuyor.
Son yıllarda ara eleman konusunda sıkıntı yaşayan sanayide, kadının da varlığı artıyor. Antalya’da OSB’deki fabrikalarda imalattan mühendisliğe, kaynakçılıktan genel müdürlüğe kadar birçok alanda kadınlar aktif rol üstleniyor.
“Çalışan kadının özgüveni artıyor”
Antalya OSB’de led aydınlatma sistemleri üzerine çalışan PSL/ Fiberli Elektronik Firması’nda genel müdür yardımcısı olarak görev yapan Derya Deniz Akbayrak, finans müdürü olarak başladığı firmada genel müdür yardımcılığına kadar yükseldiğini söyledi.
Aynı firmada 11 yıldır görev yapan Akbayrak, çalışan kadınların sorumluluklarının daha ağır olduğunu dile getirdi.
Akbayrak, erkeklerin sadece işe odaklanırken, kadınların aynı anda işe, çocuklarına ve eve odaklanmak zorunda kaldıklarını belirtti.
Ekonomik özgürlüğün kadınlara güç kazandırdığını ifade eden Akbayrak, “Ekonomik özgürlük olmak zorunda, bu zamanda yaşam zor. Çalışmak kendini yenilemek demek, evden çıkmak demek. Evde sürekli aynı işi yapıyorsunuz ama çalışırken dinamik kalıyorsunuz, kendinizi geliştiriyorsunuz, özgüveniniz artıyor.” dedi.
Endüstri Meslek Lisesi sonrası üniversite eğitiminde bilgisayar programcılığını tercih eden Cansu Ak, mezun olduktan sonra kendisini OSB’deki bir firmada bulduğunu ve 7 yıldır aynı firmada önce donanım, ardından dijital dönüşüm bölümünde hizmet verdiğini söyledi.
Kablo bağlama, altyapı donanımı gibi elektronik alanında fabrikanın ofis bölümünde görev yaptığını dile getiren Ak, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Kadın olarak detaycılığımızla her zaman ön plandayız. Biz anneyiz, bir yerleri toplama, düzenleme içimizde var. Sanayi üretim yeri; buradaki kadınlar çocuğu gibi düşünürse ürettiği ürünü, bulduğu malzemeyi daha iyi yere taşıyor. Kadınlar çalıştıkça çevredeki insanlara da örnek oluyor. Benim sektörde kadının yeri çok yoktu, şimdi sayımız daha da artıyor. Yeni mezun olacak kız arkadaşlarıma da güzel örnek olduğumuzu düşünüyorum.”
Sanayide mavi yakalı kadınlar
Çalışarak hem eşine destek olan hem de kendisini geliştiren Döne Biçer ise 9 yıldır sanayide elektronik bölümünde çalıştığını söyledi.
Daha önce kamyonuyla odun taşıyan babasına yardım ettiğini anlatan Biçer, özgür ekonomiye kavuşmak için sanayide fabrikada çalışmaya başladığını belirtti. Babasının yanında çok zorlandığı için fabrikadaki işin kendisine kolay geldiğini belirten Biçer, şunları söyledi:
“İlk etapta, sanayide bir kadın nasıl çalışır, deniyordu ama burada yaptığım için daha kolay geldi. Babamın işi için sabah erken kalkıyorduk, yemeğimizi hazırlıyorduk, iş makineleriyle kamyona odun yüklüyorduk. O zaman da çalışıyordum ama kendimi çalışan bir kadın gibi hissetmiyordum. Burada ilk işe başladığımda bilmediğim bir alandı. Firmanın desteğiyle mesleki yeterlilik belgemi aldım. Benim için gurur verici. Hem aileme destek oluyorum hem de kendimi geliştiriyorum. Bu ülkenin nüfusunun yarısı kadın. Kadınlar üretime, ekonomiye katkı sağlarsa ülke kalkınır.”
Ev hanımıyken sanayiye girdi, “usta” oldu
İşçi olarak girdiği fabrikada katıldığı mesleki eğitim programlarıyla ustalık belgesini alan Leyla Aydoğmuş da 10 yıldır sanayi sektöründe faaliyet gösterdiğini söyledi.
Ticaret Meslek Lisesi mezunu olduğunu ancak okuldan sonra hiçbir yerde çalışmadığını dile getiren Aydoğmuş, aile ekonomisine katkıda bulunmak için işe başlama kararı aldığını belirtti.
Sanayide farklı sektörlerde çalıştıktan sonra elektronik alanında kendini geliştirdiğini aktaran Aydoğmuş, “Elektronik alanında hiçbir bilgim, eğitimim yoktu. Çalıştığım firma aracılığıyla mesleki eğitim programına katıldım. Şu anda ustalık belgem var. İlk zamanlar tereddütlerim olmuştu, sanayide ‘kadın nasıl olacak’ diye ama şu anda hiçbir sıkıntım yok. Kadınlar istedikten sonra her şeyi başarabilirler. Bugün hangi fabrikaya gitsem çalışırım, diye kendime güveniyorum.” diye konuştu.
Toplumda “Kadın bunu yapamaz, kadın mı çalışacak?” gibi ön yargıların birçok kadının önünde engel oluşturduğunu ifade eden Aydoğmuş, kadınların çalıştığı takdirde bu önyargıları yıkabileceğini kaydetti.
Çalışma hayatında gösterdiği azmin çocuklarına da örnek olduğunu vurgulayan Aydoğmuş, bir oğlunun üniversiteye gittiğini, diğerinin de kendisini bilişim alanında geliştirdiğini söyledi.
Sanayideki bir fabrikada paketleme bölümünde çalışan Gülcemal Pehlivanlı, işini severek yaptığını dile getirdi.
Ev aldıkları için biraz borçlandıklarını ve eşine yardımcı olmak için iş aramaya başladığını anlatan Pehlivanlı, “Bir arkadaşın vesilesiyle burada eleman arandığını öğrendim. Görüşmeye geldim, işe alındım. İlkokul mezunuyum ve buradaki işi daha önce hiç yapmamıştım. Zamanla öğrendim. 10 yıldır da aynı bölümde çalışıyorum. Paketleme yapıyorum, etiket yapıştırıyorum.” diye konuştu.
Emekliliğe yaklaştığını söyleyen Pehlivanlı, sağlığı el verdiği sürece çalışmaya devam edeceğini kaydetti.
Kadınlar hem kendilerine hem çalıştıkları firmalara güç katıyor
Fiberli Yönetim Kurulu Başkanı Cengiz Şentürk de 34 yıldır aydınlatma sektöründe faaliyet gösterdiklerini ve yaklaşık 400 kişiyi istihdam ettiklerini söyledi.
Çalışanların yarısına yakın kısmını kadınların oluşturduğunu ifade eden Şentürk, şöyle konuştu:
“Yaptığımız iş hassasiyet, dikkat ve sabır gerektiren bir iş. Kadınlar daha hassas, belli alanlara özellikle kadınları tercih ediyoruz. Çünkü o alanlarda kadınlar daha başarılı oluyor. Genel olarak biz kadın ya da erkek diye ayrım yapmıyoruz, erkek sekreterlerimiz de var, kadın mühendislerimiz de. Kadınların ekonomik hayatta olmaları hem onlara hem de bize güç katıyor.”
]]>Turizm sektörünün kadın temsilcileri “Dünya Kadınlar Günü” dolayısıyla AA muhabirine açıklama yaptı.
Eresin, Türkiye’de toplam istihdamda kadın oranının yüzde 32,7 olduğunu, hükümetin hedefinin yakın zamanda yüzde 40’ı yakalayabilmek olduğunu anlattı.
Turizm sektöründe kadın istihdamının toplam çalışan sayısına oranı yüzde 37,1 iken, turizmde istihdamın en büyük bölümünü oluşturan konaklamada yüzde 37,2 olduğunu dile getiren Eresin, “Rakamlara baktığımızda konaklamada Türkiye ortalamasının 4 puan üzerinde olduğumuzu görüyoruz. Ancak yine de kadın istihdamı pek de arzu edilen seviyede değil. Hedefimiz bu oranı yüzde 50’nin üzerine çıkarmak. Turizmde kadın gücüne ihtiyaç var.” değerlendirmesini yaptı.
Gerçek anlamda kadın-erkek eşitliğini sağlayabilmek için üst yönetim kademelerinde de eşitliğin sağlanması gerektiğini vurgulayan Eresin, “Yönetim kurullarında kadın sayısı yüksek olan şirketlerin performansları ve etik itibarı daha yüksek. Kadın çalışan sayısının yüksek olması şirket karlılıklarını olumlu yönde etkiliyor. Bütün bu detayları konuşurken aslında sektördeki kadın çalışan varlığını artırmanın sadece Kadınlar Günü’nde değil güncel hayatımızda da gündemde tutmalıyız.” ifadelerini kullandı.
TÜROB Başkanı Eresin, turizm sektörünün bugünkü konumuna ulaşmasında kadın çalışanların payının yüksek olduğunu aktararak, “Turizm sektörü kadınlara hem işveren hem de çalışan olarak diğer sektörlere göre çok daha fazla fırsat sunuyor.” dedi.
“Türkiye’nin ekonomisi ve kalkınması için turizm hayati bir önem taşıyor”
Uluslararası Sürdürülebilir Turizm Derneği (USTUD) Başkanı Adviye Bergemann da TÜİK verilerine göre, Türkiye’de istihdam edilen kadınların yaklaşık yüzde 50-53’nün hizmet sektöründe çalıştığı bilgisini verdi.
Türkiye’de kadın istihdamının en çok olduğu alanın turizm olduğunu dile getiren Bergemann, “Türkiye’nin ekonomisi ve kalkınması için turizm hayati bir önem taşıyor. Kadınlarımızın hem turizme hem de ekonomiye katkıları çok fazla.” diye konuştu.
Bergemann, sürdürülebilir kalkınmanın ve ülkelerin gelişmişlik düzeylerinin en önemli göstergelerinden birinin kadınların işgücüne katılımı olduğunu işaret ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Kadınların turizm sektöründe istihdam edilmesi, sektörün daha çeşitli ve kapsayıcı olmasını sağlar. Ayrıca, kadınların turizm sektöründeki istihdamı, ekonomik kalkınmayı destekler ve toplumda cinsiyet eşitliğinin sağlanması için önemli bir adımdır. Kadınların sektörde daha fazla temsil edilmesi, turizm işletmelerinin daha başarılı olması ve müşterilere daha iyi hizmet sunmalarına da katkı sağlayabilir.”
Kadınların turizm sektöründeki rolünün güçlenmesinin, sektörün daha sürdürülebilir ve rekabetçi olmasına önemli katkı sağlayacağına dikkati çeken Bergemann, kadın ve erkek haklarının eşit olması gerektiğini belirtti.
Kadınların siyasetten, bilime, sanayiden turizme kadar her alanda gerek yönetici, gerek çalışan olarak yer alması gerektiğine işaret eden Bergemann, her kadının çalışmak ve üretmek durumunda olduğunu söyledi.
Türkiye Seyahat Acentaları Birliği (TÜRSAB) Yönetim Kurulu Üyesi Elif Ural da turizm sektörünün dinamikleri itibarıyla kadınlar için çok uygun çalışma alanları sunduğunu aktararak, kadınların turizmin gelişiminde çok önemli rol oynadıklarını, bu sayede turizm sektöründe yönetici konumuna gelmelerinin diğer sektörlere oranla daha çok fırsat barındırdığının altını çizdi.
Turizm sektöründe istihdam edilen kadın sayısının arttığını kaydeden Ural, şöyle konuştu:
“TÜRSAB olarak kadın istihdamına özel bir önem veriyoruz. Çalışanlarımızın önemli bir kısmını kadınlar oluşturuyor. Tüm sektörlerde olduğu gibi turizm sektöründe de kadınların katkıları gelişmekte olan Türkiye için önemli bir kriter. Kadın istihdamı konusunda her sektörde artış yaşanması, toplumsal cinsiyetin eşitlenmesini de beraberinde getirecektir. Ayrıca kadın istihdamındaki gelişim, bölgesel kültür farklılıklarını da önemli ölçüde dengeleyecektir. Kadınlar olmasaydı dünyadaki hiçbir şeyin önemi kalmazdı. Cumhuriyet kadınlarla yaşar, kadınları Cumhuriyet yaşatır.”
“Turizm bir ülkenin aynasıdır”
TÜRSAB Yönetim Kurulu Üyesi Esra Başeskioğlu ise turizm sektörünün ekonomiye sağladığı katkıların yanı sıra Türkiye’nin vitrini konumunda olduğuna işaret ederek, “Turizm Sektörü Türkiye’deki kadın-erkek eşitliğini sergilediği gibi kadınların iş yaşamında edindiği yeri de dünya kamuoyuna göstermekte ve bu vesileyle uluslararası kamuoyunun ülkemize bakış açısını olumlu yönde etkilemektedir. Bu da destinasyon seçimlerinde ülkemizin tercih edilmesine olumlu yönde katkı sağlıyor.” diye konuştu.
Kadınların turizm sektöründe varlığının artmasının Türkiye’nin kalkınması ve dünyadaki imajın yükselmesi açısından oldukça önemli olduğunu kaydeden Başeskioğlu, sözlerini şöyle tamamladı:
“Her ne kadar oran olarak diğer sektörlerden yüksek görünse de halen sektördeki kadın erkek çalışan sayısı eşit değil. Özellikle üst düzey yönetici ve şirket sahiplerinde oran oldukça düşük. Kamu ve özel sektörde özellikle yönetici kadın istihdamını artırmaya yönelik eğitim çalışmaları yapılması istihdama önemli katkı sunar. Ayrıca turizm sektörünün bir kadın için cazip olan yönlerini öne çıkaran çalışmalar yapılabilir. Kadınların eşit haklara sahip olduğunun dünyada da bilinmesi ülkemize gelecek turistlerin kendini modern ve güvenli bir ülkede hissetmesine vesile olacaktır. Ayrıca kadınların doğası gereği sorunların çözümüne bakış açısındaki farklılıkları da ülkemizde turizmin gelişmesine büyük katkı sağlayacaktır. Turizm bir ülkenin aynasıdır. Bizler bu sektörde ne kadar çoğalırsak çocuklarımıza bırakacağımız miras o kadar aydınlık olur.”
]]>Trabzon’da AKUT bünyesinde arama kurtarma faaliyetlerinde görev almak için gönüllü 125 kişinin 38’i kadınlardan oluşuyor.
Farklı meslek gruplarından kadınlar, Trabzon’un yanı sıra Türkiye’nin farklı bölgelerinde yaşanan sel, deprem, çığ gibi afetlerde görev almak üzere diğer gönüllülerle teorik ve uygulamalı eğitimler alıyor.
Birçok alanda arama kurtarma sertifikası olan, beton delme makinesi gibi iş makinelerini de kullanmayı öğrenen kadınlar, 6 Şubat 2023’te yaşanan Kahramanmaraş merkezli depremlerde de hayat kurtarabilmek için canla başla çalıştı.
AKUT gönüllüsü Feyza Özcelep, AA muhabirine, 5 yıldır AKUT gönüllüsü olduğunu, deprem, sel, çığ gibi birçok afette insanlara yardımcı olmaya çalıştığını söyledi.
Kadınların her işte olduğu gibi arama kurtarmada da çok başarılı olduğuna işaret eden Özcelep, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Çağrı geldiğinde araca bindikten sonraki kısımda biz cinsiyet kavramını tamamen bırakıyoruz. Yani dışarıdan bakıldığında ‘Kadının gücü yetecek mi bu enkazda çalışmaya?’ gibi sorular geliyor. Kadının başaramayacağı hiçbir şey yok çünkü biz eğitimlerimizi çok düzenli ve disiplinli şekilde yapıyoruz. Evet, erkekler fiziksel olarak bizden daha güçlü fakat biz de çok fazla çalışarak aynı güce sahip oluyoruz. O yüzden kadınlar olarak biz her yerdeyiz, her şeyi başarıyoruz.”
Özcelep, aylık, yıllık ve haftalık çalışma programları olduğunu belirterek, “Hepimizin farklı işleri var, işimizi ve ailemizi ona göre ayarlıyoruz. Yani fedakarlık yapmak zorundayız, ailemiz de fedakarlık yapıyor biz de. Bence zorluğu yok, kolaylığı herkesin bizi desteklemesi, tebrik etmesi. El üstünde duruyoruz, bizim için güzel olan kısmı bu.” dedi.
“Hepimiz birlikte aynı eğitimlerden geçiyoruz”
Duygu Yıldırım da kadının başaramayacağı bir şey olmadığını vurgulayarak, şunları söyledi:
“Hepimiz birlikte aynı eğitimlerden geçiyoruz, aynı yollardan yürüyoruz, aynı tırmanışları yapıyoruz, aynı enkaza giriyoruz. Yani orada bir cinsiyetimiz yok, kadın olarak da herhangi bir ayrımımız yok. Bu anlamda zorluğumuz var mı? Evet, iş makinelerinin bazıları 24 kilogram falan olunca onu kaldırıp indirmek sıkıntı olabiliyor. Zorluk olabiliyor ama onun dışında çalışarak, tecrübe ederek devam ettirebiliyoruz.”
Kübra Taşkan ise arama kurtarmada kullandıkları malzeme ve araç gereçlerin düzenli olarak bakımını yaptıklarını ifade ederek, “Herhangi bir afetin ne zaman gerçekleşeceği belli olmuyor, kimse kestiremiyor. Rutin olarak bakım yapıyoruz, eğitim faaliyeti yapıyoruz. Her şey gibi bunlar da unutulabiliyor ve pratik isteyen şeyler. Ne kadar çok pratik yaparsanız, ne kadar çok malzemeyi tanırsanız o kadar faydalı olabiliyorsunuz.” diye konuştu.
Sınavlar, pratikler ve belirli testler sonucu gönüllü olabildiklerini aktaran Taşkan, “Evet, kadın olarak başlarda ‘Sizin burada ne işiniz var?’ ya da ‘Siz bunu yapabilecek misiniz?’ gibi tavırlarla söylemlerle karşılaşabiliyoruz. Ama biz işimizi iyi yaptığımızı düşünüyoruz, kendimize güveniyoruz. Sahada da elimizden geldiğince çalışarak bunu dışarıya gösteriyoruz. Görev bittikten sonra kimsenin aklında herhangi bir soru işareti kalmadığını düşünüyorum.” dedi.
]]>Hacettepe Üniversitesi Fizik Mühendisliği Bölümünden 1983 yılında mezun olduktan sonra teknoloji alanında faaliyet gösteren şirketlerde proje ve bilgi işlem (bilgi teknolojileri) yöneticiliği yapan 59 yaşındaki Babalık, 2008 yılında Nacsoft Yazılım şirketini kurdu.
Kocaeli Üniversitesi (KOÜ) Teknoloji Geliştirme Bölgesi’nde Türk mühendislerle çeşitli sektörlere yazılım üretip 9 ülkeye ihracat yapan Babalık, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği bünyesinde ve Kocaeli Sanayi Odası koordinatörlüğünde faaliyet gösteren Kocaeli Kadın Girişimciler İcra Kurulu başkanlığı görevini de yürütüyor.
Babalık, ABD’nin New York kentinde 5 ay önce teknoloji firmasını kurdu. Şirketin üst düzey yöneticisi Nurcan Babalık, AA muhabirine, 3 çocuk annesi olarak profesyonel iş hayatında çalışmanın zorluklarının bulunduğunu söyledi.
Babalık, profesyonellikten girişimciliğe geçişin de kolay olmadığını dile getirerek, çocuklarının yaşının küçük olmasına rağmen şirketi kurduğunu, şu anda geriye dönüp baktığında verdiği kararın doğru olduğunu gördüğünü anlattı.
Sektörde kadın olmanın güçlükleri bulunduğuna işaret eden Babalık, “Kocaeli Üniversitesi Teknoloji Geliştirme Bölgesi’nde hizmet veriyorum. Teknoloji alanında tek kadın şirket sahibiyim. Kararlıysanız ve yapmak istiyorsanız her şeyi aşıyorsunuz. Bu süreçte hem evde anne ve eş olmak hem de sahada aktif çalışabiliyor olmak, beni yordu ama bir taraftan da motive etti. Bugün geldiğim noktada hayatımdan memnunum.” diye konuştu.
Babalık, şu anda 30 yazılım mühendisiyle yurt içinde ve yurt dışında hizmet vermeye devam ettiklerini dile getirdi.
Şirketlerin dijital dönüşümüne destek verdiklerini, iş süreçlerini yöneten “workflow uygulaması” geliştirdiklerini belirten Babalık, “Fiziki olarak 9 ülkeye ihracat yapıyoruz. Ağırlıklı olarak Azerbaycan, Kazakistan, Birleşik Arap Emirlikleri, ABD, Güney Afrika gibi ülkelere yoğunluklu ihracat yapıyoruz. Orada yaptığımız iş süreçlerinin Türk mühendisleri hem bakımını hem geliştirmesini yapıyor hem de destek sağlıyor. New York’ta Nacsoft Technologies adında yeni bir şirket kurduk. Bu şirketimizin amacı da ABD’deki müşterilerimize yerinde destek vermek ve onların taleplerini yerinde karşılamak. Oradaki en büyük hedefimiz, burada üreten Türk mühendislerimizin ürünlerini ABD’de çok daha fazla müşteriye ulaştırmak.” ifadelerini kullandı.
“Gençlerimize, kızlarımıza geleceğin mesleklerine yönelmelerini tavsiye ediyorum”
Babalık, kısa vadeli hedefleri arasında ihracat yaptıkları ülkelerde müşteri sayılarını artırmanın da bulunduğunu dile getirerek, “Uzun vadeli hedefimiz Orta Doğu’da Kuveyt, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri ve Türk cumhuriyetlerinde şirketlere destek verecek şubeler açmak, ABD’dekine benzer modellerle dünyanın dört bir yanında hizmet veren şirket olmak. Ayrıca hedefimiz kadınlarımıza rol model olmak ve aynı zamanda kadınlarımızın ekonomiye katılmaları için projeler üretmek. İstihdamın nitelikli hale gelmesi gerekiyorsa her konuda eğitim desteği sağlayarak onları sanayicilerle ve iş talepleriyle buluşturmayı amaçlıyoruz.” şeklinde konuştu.
Girişimciliği özendirmeye çalıştıklarına değinen Babalık, “Bunun için girişimcilik yarışmalarımız var. KOÜ’yle de bu tür konularda işbirliklerini artırmaya çalışıyoruz. Kadınlarımıza yılmamaları gerektiğini, vazgeçmemelerini, her türlü fırsatı değerlendirmelerini, eğitimli ve araştırıcı olmalarını, geleceğin dünyasında artık dijitalleşmenin yoğun olacağını düşünerek, gençlerimize, kızlarımıza geleceğin mesleklerine yönelmelerini tavsiye ediyorum. Yeşil mutabakat ve sürdürülebilirlik gelecek konularımız, kızlarımızın bu konulara eğilip girişimcilik hedeflerini tutturmalarını diliyorum.” değerlendirmesinde bulundu.
]]>Öz İplik İş Sendikası’nın 3 bin kadının katıldığı anketine göre iş hayatının genelinde olduğu gibi imalat sanayiinde de kadınların terfi ve yükselişlerde engellerle karşılaştığı, iş-özel hayat dengesinin gözetilmediği ve erkek yönetici ağırlığı nedeniyle ayrımcı uygulamalarla karşılaşabildiği tespit edildi. Öz İplik İş Sendikası Genel Başkanı Rafi Ay, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü nedeniyle yaptığı açıklamada, “Özetin özeti şudur; Türkiye gelişecekse kadın emeği güçlendirilmelidir. Hiçbir toplum kadınlarını dışlayarak gelişemez. Sadece emek değil, kadınların dışlanması aynı zamanda aklınızın da yarısının toplumun gelişmesinde dışlanması anlamına gelir. Ülkemizde tüm işlerde kayıtlı olarak çalışanların sadece yüzde 33,74’ü kadındır. İmalat sanayiinde ise tüm işlerde çalışanların sadece yüzde 29,87’si kadınlardan oluşmaktadır. Bu oranlar sorunumuzun büyüklüğünü anlatmak için yeterlidir” ifadelerini kullandı.
“Kayıt dışı çalışma oranı TÜİK verilerine göre erkeklerde yüzde 22,8, kadınlarda yüzde 30,8 düzeyindedir”
Ay, kadınların evlerde, tarlalarda, aile işletmelerinde kayıtsız olarak çalışmakta olduklarını söyleyerek, “Kadınlarda kayıt dışı çalışma oranı TÜİK verilerine göre erkeklerde yüzde 22,8 iken, kadınlarda yüzde 30,8 düzeyindedir. Tarıma bakıldığında erkeklerde kayıt dışılık yüzde 90, aile işçiliğinde yüzde 86,4 düzeyindedir. Araştırmamız da göstermektedir ki kadınlar engellerle karşılaşmakta, gelişimleri engellenmektedir. Biliyoruz ki sendikasız, örgütsüz iş yerlerinde sorun çok daha derindir. Hayatın her alanında olduğu gibi iş yerlerinde de ayrımsız, insan onuruna yakışır çalışma ancak ve ancak sendikalılıkla olur. Kadın emeğinin en güçlü olduğu imalat sanayii kolu olarak yürekli kadın emekçileri Öz İplik İş’e davet ediyorum. 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü kutlu olsun” açıklamasında bulundu.
“Kadın emeğini güçlendirme, koruma için yaptıklarımızla gurur duyuyoruz”
Öz İplik İş Kadın Komitesi Bakanı Fulya Pınar Özcan ise, kadın emeğinin taçlandığı işkolunda çalıştıklarını ifade ederek, “İmalat sanayiinde çalışan kadınların yarısı işkolumuzdadır. Bu bilinçle kadın emeğinin güçlendirilmesi, korunması ve yükselişi için yıllardır ilkleri biz hayata geçirdik. Kadınların iş yerlerinde uğradıkları ayrımcılığı önlemek için programlar oluşturduk. Ne mutlu ki bu alanda öncüyüz, kadın emeğini güçlendirme, koruma için yaptıklarımızla gurur duyuyoruz” ifadelerine yer verdi.
“Kadınların yükselişi önündeki engeller bir an önce kaldırılmalı”
Özcan, en önemli sorunlardan birisinin de kadın çalışanların terfi ödüllendirmelerinde adaletli davranılmaması olduğuna vurgu yaparak, “Kadınların yükselişi önündeki engeller bir an önce kaldırılmalıdır. Kadınlar iş hayatının her alanında adil davranılmak istiyor. Eğitim ve kariyer gelişiminde eşit davranılmayı talep ediyor. Araştırmamız bize göstermiştir ki kadınların gelişiminin önünde hala bariyerler vardır. Kadın emeğinin taçlandığı dokuma, hazır giyim, deri işkolunun öncü sendikası Öz İplik İş olarak kadınların emeğinin, iş yerinde huzurunun korunması için mevzuatın güçlendirilmesini, her türlü şiddetin ağır şekilde cezalandırılmasını, kadınların önündeki bariyerlerin, ayrımcılığın kaldırılmasını talep ediyoruz. Kadın emekçilerimizi Öz İplik İş’e davet ediyoruz. 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günümüz kutlu olsun” şeklinde konuştu. – ANKARA
]]>Keşir, AA muhabirine, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nün, Türkiye’deki kadınlarda eğitim-öğretim seviyesinin artış göstermesi ve üretime katkıları dolayısıyla ayrı anlam taşıdığını söyledi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kadınlarla omuz omuza yol yürüyen lider olduğunu ifade eden Keşir, kadınların, geçmiş dönemlerdeki kısıtlamalar ve yasaklar nedeniyle özellikle eğitimde fırsat eşliğinden yararlanamadığını ve eğitim haklarını uzun yıllar tam olarak kullanamadığını anımsattı.
Keşir, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kadınlar için verdiği en önemli kararın eğitimde fırsat eşitliğinin sağlanması olduğunu vurgulayarak, “Bu niye önemli? Eğitim olmadığında iş gücü piyasasına katılımdan, siyasi katılımdan, kadının güçlenmesinden bahsedemiyoruz.” diye konuştu.
“Kadına yönelik şiddet 2005’e kadar suç olarak bile tanımlı değildi”
AK Parti’nin politikalarının temelinde eğitimde fırsat eşitliği yaklaşımının bulunduğunu belirten Keşir, 2001’de sadece yüzde 13 olan kız çocuklarının üniversiteye yerleşim oranının, bugün yüzde 51’e ulaşmasının her şeyi özetlediğini dile getirdi.
Keşir, Anayasa ve kanunlarda kadının siyaset ve çalışma hayatı gibi birçok konuda devrim niteliğinde düzenlemeler yaptıklarını kaydederek, “Benim öncelediğim en temel düzenlemelerden biri Anayasa’nın eşitlik ilkesi. Bugün mangalda kül bırakmayanların döneminde bu konuyla ilgili hiçbir adım atılmadı. 2004’te, AK Parti iktidarında, ‘kadın erkek eşittir’ hükmü ilk kez o zaman Anayasa’ya girdi.” ifadesini kullandı.
Türkiye’de 22 yıldır kadına şiddetle mücadele konusunda ciddi çalışmalar yapıldığının altını çizen Keşir, şöyle devam etti:
“Bugün yine mangalda kül bırakmayanlar ve konuyu sadece siyasi zeminde tartışarak buradan AK Parti’ye yüklenenler iktidardılar, iktidar ortağıydılar ama bakın 2005’teki kapsamlı Türk Ceza Kanunu düzenlemesine kadar, ceza kanununda kadına yönelik şiddet suç olarak bile tanımlı değildi. Suçun tanımı yoksa cezası da yoktur. Neyle mücadele etmekten bahsediyorsunuz? Daha suç olarak bile tanımlamamışsınız o konuyu. Keza cinsel istismar konusu suç olarak tanımlı değildi 2005’e kadar. Pek çok düzenleme yaptık.”
Tarımsal desteklerde kadın ve gençlerin projelerine artı puan
Kadının çalışma hayatına katılımındaki teşvik ve desteklemelere değinen Keşir, Tarım ve Orman Bakanlığının kooperatif, Ticaret Bakanlığının girişimcilik destekleri, KOSGEB ve İŞKUR’un programları gibi birçok konuda kadınlara ve gençlere pozitif ayrımcılık yapan, teşvik getiren düzenleme yaptıklarını kaydetti.
Keşir, İŞKUR programlarının herhangi birinden faydalananların yüzde 52’sinin, KOSGEB’in girişimcilik desteklerinden faydalananların hemen hemen yarısının kadın olduğunu aktararak, “Bütün bunlar varken, 8 Mart vesilesiyle kadınlar üzerinden siyasi zemin oluşturmaya çalışanların, bu anlamda AK Parti’ye yüklenenlerin, kadınların 22 yıllık kazanımlarıyla ve bunu idrak eden aklıyla alay ettiklerini düşünüyorum.” değerlendirmesinde bulundu.
Tarımsal desteklerden de en çok kadınların yaralandığına işaret eden Keşir, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Özellikle yakın zamanda yaptığımız düzenlemeyle 42 ilde var olan TKDK desteklerini 81 ile yaydık. Burada aşağı yukarı yüzde 60’a, hatta yüzde 70’e varan oranlarda hibeler veriliyor. Burada kadın ve gençlerin projelerine artı puanla destek verildiği için gelen hibelerin dağıtımında kadın ve gençlerin projeleri üst sıralara çıkıyor. Hem klasik hem modern anlamda tarım ve hayvancılık işletmecilikleri, kırsal turizm, ekoturizm konusunda kadınlar fazla yatırım yaptılar. Yatırımları da devlet tarafından desteklendi.”
Keşir, AK Parti’nin hem aileyi hem de kadını ekonomi ve eğitim bakımından güçlendiren politikalarının bulunduğunu sözlerine ekledi.
]]>Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla yayımladığı mesajında; “Bizleri dünyaya getiren, büyüten, yetiştiren, fedakarlığın ve emeğin, karşılıksız sevginin adı olan, her zaman yanımızda olan tüm kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü tebrik ediyorum” dedi. Kadınların eğitimden kültür sanata, ekonomiden siyaset ve spor gibi tüm alanlarda daha fazla varlık göstermesini çok önemsediklerini vurgulayan Başkan Büyükkılıç; “Kadınıyla erkeğiyle, genciyle, yaşlısıyla, tek bir millet olarak omuz omuza geleceğe yürüyoruz. İnsanlık tarihindeki nice örnekler gibi ülkemizin kadınları, tarih boyunca istiklal ve istikbal mücadelemizde daima en ön safta yer aldılar. Nene Hatun, Kara Fatma, Şerife Bacı, Hunat Mahperi Hatun, Gevher Nesibe Sultan gibi nice Türk kadını şanlı tarihimizin kahramanlık listesinde yerlerini aldı” diye konuştu. Büyükkılıç, Kayseri’nin geçmişten bugüne kadar değişim ve gelişimlerinde kadınların gayretinin ve emeğinin çok fazla olduğunu belirterek, kentte ticari ve sosyal anlamda kadınlara, kadın derneklerine ve kadın kooperatiflerine her zaman destek verdiklerini hatırlattı. Büyükşehir Belediyesi’nin destekleriyle kurulan Kadın Çiftçiler Ekolojik Eğitim ve Üretim Merkezi’nde (KAÇEM) kadın girişimcilerin üretimlerini önemsediklerini söyleyen Başkan Büyükkılıç, yine Büyükşehir Belediyesi tarafından Anadolu Harikalar Diyarı yanında yapılan Doğal Ürünler Bahçesi ve Pazarı’nda organik tarım yapan kadın üreticilerin de her zaman destekçisi olduklarını ifade etti. Büyükkılıç, KAYMEK’te kadınların el emeği, göz nuru eserleri hayata geçirdiğini hatırlatarak, “Ecdadımızın bıraktığı miras halen sürdürülüyor. KAYMEK’imizin sanat ve mesleki eğitim kursları ile kadınlarımızın ekonomik hayatta yer edinmeleri için birçok mesleki kurslarla onların hem sosyal, hem de ticari hayatta yerlerini pekiştirmelerini istiyor, bunun için gayret ediyoruz. Merkezde ve ilçelerimizde açtığımız Kadın ve Gençlik Merkezlerimiz de dolup taşıyor. Bu merkezlerimiz ile kadınlarımız ve genç kızlarımız merkezlerimize gelerek aile ekonomilerine katkıda bulunabilecekleri gibi boş zamanlarını hobi ve mesleki kursları ile değerlendirebiliyorlar” şeklinde konuştu. Kayseri Büyükşehir Belediyesi’nin 35’i kadın 80 üreticiye, arılı kovan desteği sağladığını belirten Başkan Büyükkılıç, yine Kayseri Büyükşehir Belediyesi’nin 13 paydaş ağına sahip projesi Kayseri Kariyer Merkezi ve Kayseri Valiliği, Kayseri Kadın Kooperatifleri, TOBB Kadın Girişimciler Kurulu iş birliğiyle kadınlara ücretsiz e-ticaret eğitimi verdiklerini de hatırlattı. Büyükkılıç, kadın girişimini desteklemek ve kadın istihdamına katkı sunmayı amaçlamak üzere Kayseri Valiliği, Kayseri Büyükşehir Belediyesi, 16 ilçe belediyesi ve kaymakamlıklar ile el birliği halinde kadın kooperatifleri için seferberliğin de sürdüğünü vurguladı. Kadınların, fırsat verildiği zaman yapamayacakları bir şey olmadığını söyleyen Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç, “Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün büyük değer verdiği Türk kadını, 1934 yılında seçme ve seçilme hakkı kazanarak, siyasi ve toplumsal hayatta birçok dünya devleti kadınından önce söz sahibi olmuştur. Bundan sonra da başımızın tacı olan kadınlarımızı her alanda daha ileriye taşımakta ve Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın ortaya koyduğu ‘kadına yönelik şiddete karşı sıfır tolerans’ ilkesinde kararlıyız. Kadınlarımıza fırsat verildiği zaman yapamayacakları şey yoktur” şeklinde konuştu. Başkan Büyükkılıç, mesajını şu sözlerle sonlandırdı;
“Bu duygu ve düşüncelerle, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü içtenlikle kutluyor, başta şehit anneleri ve şehit eşleri olmak üzere ülkemizin tüm kadınlarını saygıyla, minnetle ve sevgiyle selamlıyorum.” – KAYSERİ
]]>Tuğgeneral Yılmaz, 1997 yılında Kara Harp Okulu’ndan teğmen rütbesiyle mezun oldu ve Şırnak’ın Silopi ilçesinde takım komutanı olarak mesleğe başladı.
Jandarma Genel Komutanlığı bünyesinde Personel Plan Subaylığı, Jandarma Genel Komutanı emir subayı yardımcılığı ve farklı birlik ile karargahlarda kadın astsubay birlik komutanlığı ve personel şube müdürlüğü görevlerinde bulunan Yılmaz, 2014 yılında Jandarma Genel Komutanlığı Asayiş Başkanlığı bünyesinde aile içi şiddetle mücadele ve çocuk şube müdürlüğü görevini yürüttü.
Daha sonra çeşitli görevlerde bulunan Yılmaz, 13 Ağustos 2022’de Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk kadın generali olarak tuğgenerallik rütbesine terfi etti.
“Özellikle kadın subay ve astsubaylarımızın istihdam edildiği birimler kurduk”
Meslek hayatı boyunca kadın ve çocuklara ilişkin önemli çalışmalar yürüten Yılmaz, aile içi şiddetle mücadele ve çocuk şube müdürlüğü görevini yürütürken, en önemli amaçlarının kadınların şiddete maruz kalmamalarına ve çocukların suça sürüklenmemelerine yönelik önleyici çalışmalar yürütmek olduğunu belirtti.
Görev alanındaki konuların çok taraflı ve bütüncül yaklaşım gerektirdiğini ifade eden Yılmaz, “Bu doğrultuda Jandarma Genel Komutanlığı olarak özellikle kadın subay ve astsubaylarımızın istihdam edildiği birimler kurduk.” dedi.
Elektronik izleme merkezi faaliyetleri ve KADES gibi uygulamaların da kadınlara tanıtılmasına yönelik bilgilendirme faaliyetleri yürüttüklerini belirten Yılmaz, şunları kaydetti:
“Sayın Cumhurbaşkanımızın himayelerinde Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı koordinesinde hazırlanan kadına yönelik şiddetle mücadele 4. Ulusal Eylem Planı ve yıllık faaliyet planları doğrultusunda jandarma teşkilatı olarak daima vatandaşımızın yanında yakınında ve yardımında olmaya devam ediyoruz.”
“Büyük görev ve sorumluluklar üstlendiğimin farkındayım”
İki yıl önce Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle tuğgeneralliğe terfi ettiğini hatırlatan Yılmaz, çok gururlu olduğunu ve bunun kendisi açısından önemli bir görev olduğunu ifade etti.
Görevini en iyi şekilde yapmak için çalıştığını dile getiren Yılmaz, “Türkiye’nin ilk kadın generali olarak büyük görev ve sorumluluklar üstlenmiş olduğumun farkındayım. Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da bu tarihi görev ve sorumluluğu en iyi şekilde yerine getirmeye çalışacağım.” dedi.
Generalliğe terfi etmesinin ardından ailesi ve çevresi tarafından mutluluk ve gururla karşılandığını anlatan Yılmaz, aile hayatına zaman ayırmakta zorlanmadığını söyledi.
Ailesinin desteğini her zaman yanında hissettiğini dile getiren Yılmaz, yakınlarıyla geçirdiği vakti etkili ve verimli şekilde değerlendirdiğini belirtti.
Jandarma teşkilatının bir ferdi olmaktan gurur ve onur duyduğunu vurgulayan Yılmaz, şunları kaydetti:
“Jandarma Genel Komutanlığı olarak kadın personel istihdamını önemsiyoruz. Bu kapsamda genç kız kardeşlerimizi subay ve astsubaylar olarak aramızda görmekten duyacağımız memnuniyeti ifade etmek isterim. Ülkemizin dört bir yanında vatandaşlarımızın hizmetinde görev almak üzere jandarma ailesine katılmalarını bekliyoruz.
Bu vesileyle, Cumhuriyetimizin 100’üncü yılında güçlü kadının güçlü aileyi, güçlü ailenin güçlü toplumu, güçlü toplumun güçlü Türkiye’yi oluşturacağını hatırlatarak, tüm kadınlarımızın ve jandarma teşkilatındaki kadın personelimizin 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutluyorum.”
]]>Ürdünlü eşi ve 2 çocuğuyla bir süre önce Türkiye’ye yerleşen Son, tarım ve hayvancılık sektöründe yatırım yapmaya karar verdi. Doğası ve insanından etkilendiği Kandıra’da 22 dönümlük arsa alarak yaklaşık 600 Saanen keçisinin bulunduğu çiftlik kurdu.
Kırsal Sinanlıbilallı Mahallesi’ndeki çiftlikte test aşamasında keçi sütü ve peyniri üreten ve hayvanların her türlü bakımıyla da ilgilenen Son, marka tescil ve lisanslama işlemlerinin tamamlanmasının ardından ürünlerini zincir marketlere, otel ve restoranlara satmayı planlıyor.
Keçilerin bakımıyla yakından ilgilenen Jonghee Son, kadınların tarım ve hayvancılık alanında daha fazla yer alması gerektiğine inanıyor.
Gördüğü sıcak ilgiden sonra Türkiye’ye yerleşme kararı aldı
Jonghee Son, AA muhabirine, Güney Kore’de doğup büyüdüğünü, üniversiteden mezun olduktan sonra çıktığı yurt dışında Ürdünlü Khalil Almasaeid ile evlendiğini anlattı.
Ürdün’de yaşadıkları dönemde her yaz tatilinde Türkiye’ye seyahat ettiklerini, yer bakma amacıyla arabayla gezip kamp yaptıklarını aktaran Son, gittikleri her yerde çok iyi karşılandıklarını ve sevildiklerini dile getirdi.
Son, gördükleri ilginin de etkisiyle tarım ve hayvancılık yapmak için Türkiye’ye yerleşmeye karar verdiklerini belirterek, “Türkiye tarıma ve hayvancılığa uygun çok geniş araziye sahip. Bu yüzden burasının mükemmel yer olduğunu ve mükemmel karar verdiğimizi düşünüyorum.” diye konuştu.
İki çocuğundan birinin hukuk eğitimi aldığını ve diğerinin de psikoloji bölümü okuduğunu aktaran Son, hali hazırda Ürdün’de turizm işletmesi bulunduğunu fakat oradaki işlerini buradan da takip edebildiğini anlattı.
“Kandıra’yı seçmemizde ilk faktör insanların çok iyi olması”
Jonghee Son, çiftlik kurmak için Kandıra’yı tercih etmelerinde ilk önemli faktörün insanları olduğuna işaret ederek, “Sonuçta çevremizde güzel bir mahalleye ihtiyacımız var. İkinci olarak da büyük şehirlerle çevriliyiz. İstanbul yaklaşık 1,5 saatlik sürüş mesafesinde. İzmit’e artık arabayla sadece 20 dakika sürüyor çünkü yeni yol yapıldı. Bir de Sakarya, Sapanca var. Her yer çok yakın. Yani burası mükemmel bir yerdi. Kandıra’yı seçtiğimiz için asla pişman değiliz.” şeklinde konuştu.
Koreli olarak uzun süre Ürdün’de yaşadığı için bir kültüre uyum sağlamanın kendisi için çok kolay olduğunu vurgulayan Son, Türk kültürünü de çok iyi tanıdığını, özellikle Türk dizilerini izlediğinde aynı duygu atmosferini yaşayabildiğini söyledi.
Son, çiftlikteki evde bakıcıların kaldığını, aile üyelerinin ise Kandıra’da yaşadığını aktararak, şöyle devam etti:
“Gittiğim her yerde bana çok iyi davranan insanlar tarafından karşılanıyorum. Bana ‘Nerelisin?’ diyorlar. Koreli olmamı beklemedikleri için sürekli ‘Özbekistanlı mısın?’ diyorlar. ‘Hayır ben Koreliyim’ deyince çok şaşırıyorlar. Kore filmleri, Koreli şarkıcıların isimleri hakkında konuşmaya başlıyorlar. Benimle tanıştıklarına çok mutlu oluyorlar. Çok iyi ilişkiler kurdum, gerçekten mutluyum. Nereye gitsem bana gülümsüyorlar, ilişkimiz çok iyi.”
“Türkiye’nin yatırım altyapısı çok iyi”
Salgın sürecinde çiftliğin inşasının aksadığını, eksik kısımların bitmesi için biraz daha zamana ihtiyaçlarının bulunduğundan bahseden Son, küçükbaş hayvan yetiştiriciliğine 250 keçiyle başladıklarını, Saanen ırkının süt kalitesi ve miktarı bakımından verimli olduğunu anlattı.
Jonghee Son, süt ve salamura peynir üretiminde test aşamasında olduklarını ve ürünlerini zincir marketlere, otel ve restoranlara satabileceklerini aktararak, modern ekipmanlar alarak ürün çeşitliliğini artırmayı hedeflediklerini kaydetti.
Kadınların rahatlıkla hayvancılık yapabileceklerine işaret eden Son, “Fırsat bulurlarsa hayvancılığa daha fazla katılmaları gerektiğini düşünüyorum. Günümüzde her makinenin çalıştırılması kolay. Yani kadın traktörü çok rahat kullanabiliyor. Kadınlar pek çok şeyi yapabilirler. Bu yüzden tarıma ve hayvancılığa daha fazla katılmalarını tavsiye ediyorum. Harika işler yapabilirler.” ifadesini kullandı.
Jonghee Son, Türkiye’nin doğal kaynaklarının çok zengin ve yatırım altyapısının çok iyi olduğuna işaret ederek, yabancı kadın ve erkek yatırımcılara kendilerine katılma tavsiyesinde bulundu.
]]>Kamu Denetçiliği Kurumunca (KDK) hazırlanan ve geçen hafta TBMM’de düzenlenen toplantıyla tanıtılan “Gazze: İnsanlığın Felaketi Özel Raporu”, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi, BM organları ve komiteleri, Avrupa Parlamentosu, Avrupa Konseyi, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT), Uluslararası Ceza Mahkemesi başta olmak üzere uluslararası birçok kurum ve kuruluşa gönderildi.
AA muhabirine açıklamalarda bulunan Kamu Başdenetçisi Malkoç, İsrail’in soykırımını belgeleyen önemli bir rapor hazırladıklarını vurguladı. Malkoç, raporun Dışişleri Bakanlığı tarafından da Antalya Diplomasi Forumu’nda 200’e yakın ülkenin temsilcisine verildiğini söyledi.
Raporun takibini sıkı şekilde yapacaklarını aktaran Malkoç, “İnanıyorum ki rapor, Gazze katliamının, savaş suçlarının, soykırımın sorumlularının yargılanacağı mahkemelerde delil olarak kullanılacaktır.” ifadesini kullandı.
“Gazze dünyanın en büyük çocuk mezarlığına dönüştü”
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş öncülüğünde raporun kamuoyuna duyurulduğunu hatırlatan Malkoç, TBMM’deki tanıtım toplantısının ardından birçok ülkenin büyükelçisinin, rapora ilişkin kendilerinden randevu istediğini anlattı. Malkoç, “Güney Afrika’nın büyükelçisi, Uluslararası Adalet Divanına gönderilmek üzere raporu cumhurbaşkanlarına ileteceklerini söyledi. Ayrıca denetçimiz Fatma Benli Yalçın başkanlığında bir ekip, elektronik ortamda raporu, dünyadaki bütün insan hakları savunucularına, ombudsmanlara, ülkelerin parlamentolarındaki insan hakları komisyonlarına, yargılama yapacak olan bütün kurumlara gönderdiler. “diye konuştu.
“7 Ekim’den bu yana Gazze dünyanın en büyük çocuk mezarlığına dönüştü.” diyen Malkoç, dünyada Gazze’de yaşanan katliamın başka örneğinin olmadığını söyledi. Malkoç, “Gazze’ye, Hiroşima ve Nagazaki’ye atılan atom bombasının 3 katı tesirinde bomba bıraktılar. 70 bin tona yakın bomba… Gazze, Ankara’nın Keçiören ilçesi, İstanbul’un Eyüp ilçesi kadar bir yer. Üzüldüğümüz şey şu. ABD ve Avrupa’nın birçok ülkesi halen İsrail’den yanalar. Sevindiğimiz husus şu. Dünyada vicdan sahibi, insan onuruna değer veren milyonlarca insan sokaklara dökülüyor.” değerlendirmesinde bulundu.
2. Dünya Savaşı’ndan sonra Avrupa ve Amerika’nın ortaya koyduğu dünya sisteminin Gazze’de yaşananlarla birlikte çöktüğünü vurgulayan Malkoç, Avrupa ve ABD’nin insan haklarıyla ilgili ortaya koyduğu bütün teori ve içtihatların Gazze’de öldüğünü belirtti. Dünyanın insan hakları açısından yeni bir soluğa ihtiyacı olduğunu ifade eden Malkoç, şunları kaydetti:
“Cumhurbaşkanı’mızın ‘Dünya beşten büyüktür’ söylemi ve bütün dünyada bunun ilgi bulması, en somut gösterge. 7 Ekim’den sonra gerek Gazze gerek Filistin gerekse dünyada insan haklarıyla ilgili hukuk yeniden ele alınacak. Türkiye’de bizim gibi insan hakları kurumlarına büyük görev düşüyor. Biz bu sorumluluğu yerine getirmek için bu raporu hazırladık.”
“Gazze’de kadın olmak konulu bir broşür hazırladık”
Kamu Denetçisi Fatma Benli Yalçın da İsrail’in 7 Ekim’den bu yana Gazze’de soykırım gerçekleştirdiğini, kadınların ve çocukların İsrail’in saldırılarından en çok etkilenen kesim olduğunu söyledi.
Birleşmiş Milletler Nüfus Fonunun tespitine göre hamile kadınların hastaneye giremediği için yüzde 300’e varan oranlarda düşük tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu aktaran Yalçın, “7 Ekim’de Gazze’de 50 bin hamile kadın vardı. Gazze’de 2 milyon insan yerinden edildiği için insanlar temiz suya, gıdaya erişme imkanına sahip değiller. Dolayısıyla bu kadınlar sağlıklı doğum yapma imkanına sahip değiller. Bu nedenle çok fazla çocuk ölümü yaşanıyor. Hatta kadınların anestezi olmadan sezaryen yaptırmak zorunda kaldığına dair çok fazla bildirim var. Gazze’de kadınlar için her şey çok daha kötüye gidiyor. 8 Mart’ta bunu, bütün dünyaya duyurmak gerek.” ifadelerini kullandı.
Gazze’de öldürülen kadın sayısının 7 bin 500’ü geçtiğini bildiren Yalçın, dünyadaki kadın örgütlerinden seslerini 8 Mart’ta, “Gazze’deki kadın ve çocuk katliamına dur” demek için yükseltmelerini istedi. Yalçın, “Gazze’de kadın olmak konulu bir broşür hazırladık. TBMM Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu (KEFEK) ile birlikte Birleşmiş Milletlerde gerçekleştirilecek Kadının Statüsü’nün Güçlendirilmesi Kongresi’nde sunacağız.” dedi.
Gazze’de kadın ve çocukların keskin nişancılar tarafından hedef alınarak öldürüldüğünü bildiren Yalçın, raporla, Gazze’de var olanı belgelendirdiklerini kaydetti.
Gazze’de yaşananların, İsrail’in yaptıklarının cezasız kalmasının neticesi olduğunu dile getiren Yalçın, “Dünya buna daha yüksek sesle karşı çıkmazsa, Filistin Birleşmiş Milletlerde bağımsız bir devlet olarak kabul edilmez, acil ateşkes sağlanmazsa, bu dünyada yaşanan bütün hak ihlalleri tüm dünyadaki yönetimlerin iştirak ettiği suçlar haline gelecek. Biz sadece var olan vakaları, dünyanın en büyük soykırımını belgelendirmek üzere kullanmış durumdayız.” diye konuştu.
Gazze’de binden fazla çocuğun kolunun ve bacağının kesildiğini belirten Yalçın, İsrail’in hastanelere saldırılar düzenlemesi nedeniyle çocukların anestezi olmadan ameliyat edildiğini kaydetti. Yalçın, “Gazze’de her gün 10 çocuğun kolu ve bacağı anestezi olmadan kesiliyor. Gazze konusunu düşünen herkesin, 8 Mart’ta ‘O çocuğun annesi ben olsaydım ne yapardım?’ sorusunu kendisine sorması gerekiyor.” ifadelerini kullandı.
]]>GAGİAD’ın kuruluşundan bu yana kadınların, bilgi, birikim ve tecrübelerinin katkısının büyük olduğunun, bu yönüyle Türkiye de ilk olarak dernek yönetiminde kadınların her zaman aktif rol aldığının altını çizen GAGİAD Yönetim Kurulu Başkanı Yiğitcan Konukoğlu, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü vesilesiyle yayımladığı mesajda, “Tarihin her döneminde kadınlar toplumumuzda önemli bir yer tutmuş, zor zamanlarda cesaretleri ve fedakarlıklarıyla ülkemizi aydınlığa taşımışlardır. Bu topraklarda işgal yıllarında kadın-erkek ayrımı olmaksızın yapabileceği görevler bilincinde tüm halk omuz omuza mücadele etmiş, kurtuluş savaşında tarihin yönünü değiştiren kahramanlıklara birlikte imza atmışlardır. Bugün ise kadınlar, hayatın her alanına varlıklarıyla değer katıyor, dokundukları her işte toplumun gelişimine katkı sağlıyorlar. Eşit fırsatlar sağlandığında iş hayatından eğitime, siyasetten sanata kadar her alanda kadınlarımızın başarılarını hepimiz görüyor, takdir ediyoruz. Bu nedenle ülkemizin gelişmesi ve kalkınmasının yolunun toplumda kadının hayata güçlü şekilde katılmasından, eşit fırsatlara erişim konusunda desteklenmesinden geçtiğine inanıyorum. Kadın erkek ayrımı olmadan toplumdaki bu ilişkiyi güçlendirmek ve anlayışı sağlamak için çaba göstermek, hepimizin ortak sorumluluğudur. Toplumumuzun gerçek potansiyelini ancak kadını ve erkeğiyle hayatın her alanında değer üreten, iş hayatına güçlü şekilde katılan bireylerle ortaya çıkarabiliriz. Bugün 30 yılı aşkın bir tarihe sahip olan GAGİAD, kuruluşundan bugünlere daima kadınlarla omuz omuza yürüyerek gelmiş, buradan aldığı güçle de kadınlarımızı her alanda desteklemek, kadınların iş hayatına katılımını sağlamak için çalışmalar yapmış, projeler üretmiştir. Şimdi de, İkiz dönüşümle değişen işgücü piyasasına kadınların tam, eşit, güvenceli ve etkin katılımlarının sağlanması, bu kapsamda ortaya çıkacak yeni beceri ve yeteneklerin kadınlara kazandırılmasına yönelik programlar geliştirmek için gayret gösteriyoruz. 12’nci Kalkınma Planı’nda 2028’e kadar ülkemizde kadının iş gücüne katılım oranının yüzde 40’a çıkartılması hedefi için kararlılıkla çalışmaya, üzerimize düşen sorumluluğu yerine getirmeye devam edeceğiz. Hayatın her alanında varlıklarıyla bize güç veren, emekleriyle ülkemizin aydınlık geleceğini inşa eden tüm kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutluyorum” dedi.
İş dünyasının kapsayıcı ve sürdürülebilir bir büyüme için kadın bakış açısına ihtiyacı olduğunu belirten GAGİAD Kadınlar Kurulu Başkanı Deniz Yüksel Konukoğlu ise, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla şu görüşleri paylaştı:
“GAGİAD olarak, ülkemizde Genç İş Adamları Dernekleri (GİAD’lar) arasında Kadınlar Kurulu kuran ilk yapı olmaktan ve kadınların iş gücüne etkin katılımını teşvik eden öncü işlere imza atmaktan gurur duyuyoruz. Kadınlar Kurulumuz olarak, Gaziantep’te ekonomi başta olmak üzere kültür, sanat, sağlık, eğitim alanlarında kadının gücünü ve rolünü en iyi şekilde ortaya çıkartacak çalışmalar yürütüyoruz. Bu örnek çalışmalar, sadece GAGİAD kadınlarının değil, şehrimizde, bölgemizde ve ülkemizdeki tüm kadınların toplumdaki önemli katkılarını simgeliyor, iş dünyasında kendi ayakları üzerinde durmak isteyen kadınlara ilham ve cesaret vermeyi hedefliyor. Yürüttüğümüz çalışmalarda bir kez daha görüyoruz ki daha adil, ve sürdürülebilir bir dünya ve ekonomi için iş dünyasının mutlaka kadın bakış açısına, kadının liderliğine ihtiyacı var. Yalnızca bir kadına bile destek olup onu üretime kattığınızda, çevresini de dönüştürdüğünü, sadece ekonomik anlamda değil toplumsal anlamda da ülkemize katkı sağladığını görüyoruz. Eşit imkanlara kavuşan her kadın, ikinci yüzyılında sağlam adımlarla yürüyen Cumhuriyetimizin güvencesi ve destekçisidir. Kadın Erkek ayrımı olmaksızın, bir arada anlayışlı, empati yaparak, dayanışma içerisinde yaşayabilmek için mücadele ediyoruz. Bu anlamda ilişkilerin güçlendiği, hakların korunduğu bir dünyayı mümkün kılmak için iş birliği içerisinde olmamız gerektiğine inanıyorum. Bu özel gün vesilesiyle, tüm kadınlarımızın Dünya Kadınlar Günü’nü en içten dileklerimle kutluyor, sağlık, mutluluk ve başarılarla dolu bir gelecek diliyorum” ifadelerini kullandı. – GAZİANTEP
]]>Osmangazi Belediyesi Afet İşleri Müdürlüğü bünyesinde kurulan Arama Kurtarma ekibinde 100 personel gönüllü olarak görev alıyor. 100 personelden 15’i belediyenin çeşitli müdürlüklerinde çalışan kadınlardan oluşuyor. Osmangazi Belediyesi Arama Kurtarma ekibinde AFAD orta seviye arama kurtarma akreditasyonu mevcut. Yıl boyunca yaptıkları tatbikatlarla oluşabilecek deprem, sel ve yangın gibi afetlerde görev almak için hazırlıklı olan kahraman kadınlar bugüne kadar Van, İzmir, Antalya ve Marmaris’te gerçekleşen orman yangınlarında görev aldı. Kastamonu ve Sinop’ta meydana gelen sel felaketleri ile son olarak 6 Şubat 2023 tarihinde meydana gelen Kahramanmaraş merkezli gerçekleşen depremlerde görev alarak çok sayıda vatandaşın yardımına koşup hayatını kurtardı. Başarılı çalışmalarıyla herkesin takdirini kazanan Osmangazili kadınlar oluşabilecek bir afet durumunda görevlerini başarılı bir şekilde yapmak için 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde yeni bir tatbikat yaparak göreve hazır olduklarını gösterdi.
İnsanların hayatını kurtarmak için, insanlara dokunabilmek için Osmangazi Belediyesi Arama Kurtarma ekibine dahil olduğunu belirten Işılhan Akgün, “10 yıldır arama kurtarma ekibinde görev yapmaktayım. Ben ekibin medikal kısmında hemşire olarak görev alıyorum. Gerek çalışma arkadaşlarıma gerekse enkazda kurtarılan yaralılara yardımcı oluyorum. Kahramanmaraş depreminde de görev aldım. Ekibimizin enkazdan çıkarmış olduğu yaralılara ilk müdahaleyi yaparak 112 ekiplerine teslim ettim. Deprem bölgesinde yaklaşık 10 yaralı vatandaşımıza müdahale ettim. Ayrıca ekip arkadaşlarımızdan da yaralananlar oldu, onların müdahalelerini de ben yaptım. İnsanlara yardımcı olabilmek çok güzel, kadınlar isterse her şeyi başarır” dedi.
Osmangazi Belediyesi Arama Kurtarma ekibine tamamen gönüllü olarak katıldığını ifade eden Özlem Suatar, “İnsanlara faydalı olabilmek asıl amacımız. Biz burada çok faydalı bilgiler öğrendik. 2 ayda bir eğitimler yapıyoruz. Bizler, doğal afetlerde vatandaşlarımıza yardımcı olabilmek için tatbikatlar gerçekleştiriyoruz. Kahramanmaraş depreminde telefonum sabaha karşı çaldı, ‘Deprem oldu, Kahramanmaraş’a gidilecek’ denildi. 15 dakika içerisinde evden çıktım. Hava şartları çok kötüydü. Biz çıkarken depremin büyüklüğüne ve ne kadar yıkım olduğuna bakamadık. 17 saatin sonunda deprem bölgesine vardık. Bölgede çalışmalarımızı yaptık. Çadırlarda kaldık ve 5 dakikada bir sarsan deprem vardı. Bunlara da alıştık. Ambulans sesleri ve cenaze arabaları bir yanda, diğer yanda bizim vatandaşlarımızı kurtarmaya çalışmamız. Psikolojimiz çok kötüydü orada. Ama bizler vatandaşlarımızı kurtarmaya odaklandık. Irmak kardeşimiz vardı, 7 saatlik çalışma sonrası enkazdan çıkardık. Sağlık ekiplerine teslim edene kadar başında durarak psikolojik destek verdim. Böyle durumlarda neler yapabileceğimizi daha önceden öğrenmemiz lazım. Bunun için daha çok çalışacağız, daha çok tatbikat yapacağız. Öncelikle Belediye Başkanımız Mustafa Dündar, müdürlerimiz ve diğer arkadaşlarımız bize çok destek verdiler. Bugün 8 Mart Dünya Kadınlar Günü, bizler de tatbikatımızı sadece bayan personellerle gerçekleştirdik. Kadınlar aslında her şeyi yapabilir. Gönüllü olduktan sonra, kadınların yapamayacağı bir şey yok. Hilti ile de çalışabilir bir kadın, veya afet alanında ihtiyaç yoksa yemek yapar. Her konuda, kadınların faydasını gördük. Bizler teşvik ediyoruz, onlar da bir adım atarsalar bizlerden çok daha iyi yerlere gelirler” şeklinde konuştu. – BURSA
]]>Keşfetmeyi ve dünyayı dolaşmayı sevdiği için gemi kaptanı olmaya karar veren Pelin Teymur, belediyelerde çalışan ‘ilk ve tek kadın’ gemi kaptanı ünvanını elinde bulunduruyor. Kaptanlık mesleğinin cinsiyeti olmadığını ifade eden Teymur, sektörde yaklaşık yüzde 5’lik temsil alanlarının olduğunu belirtti.
Mersin Büyükşehir Belediyesi Çevre Koruma ve Kontrol Dairesi Denizcilik Hizmetleri ve Denetimi Şube Müdürlüğünde görev yapan Teymur, keşfetmeyi, yeni yerler gezmeyi seven ve dünyayı merak ettiği için kaptanlığı tercih ettiğini söyledi.
Mesleğini severek yaptığını dile getiren Teymur, “Kaptanlık şu anda kadınların ve erkeklerin çok talep ettiği bir bölüm. İş istihdamı olduğu için çok kolay uluslararası denizcilik firmalarında ve şirketlerde iş bulabiliyorsunuz. Ben de mezun olur olmaz İstanbul merkezli kimyasal tanker firmasında 4. kaptan olarak göreve başladım. 2 yıl kadar uzak yol, 3. kaptanlık ve 4. kaptanlık yaptım. Daha sonra Mersin’e geri döndüm” dedi.
“Kirlilik gördüğümüz zaman idari yaptırım uyguluyoruz”
Kaptan Teymur, yüksek lisans eğitimini tamamlamak için geldiği Mersin’de, Büyükşehir Belediyesinde kaptan olarak işe başladığını anlattı. Büyükşehir belediyelerinin deniz denetim birimlerinin görevlerinden birinin de gemi kaynaklı kirlilikleri denetlemek ve idari yaptırım uygulamak olduğunu vurgulayan Teymur, “Denizcilik Hizmetleri ve Denetimi Şube Müdürlüğünde 2 şefliğimiz var. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın verdiği yetkiye sahip deniz kirliliğine karşı denetim yaptığımız bir ekibimiz var. Bu yetki Türkiye’de sadece şu anda Antalya ve Mersin olmak üzere 2 büyükşehir belediyesinde var. Onun dışında Sahil Güvenlik, Liman Başkanlıkları gibi kurumlar bu yetkiye zaten sahip. Kirlilik gördüğümüz zaman idari yaptırım uyguluyoruz” ifadelerine yer verdi.
“Kadın istihdamı her geçen gün artıyor”
Türkiye’de kadın kaptanlığının tarihçesi hakkında da bilgi veren Teymur, Türkiye’nin ilk ve tek kadın kaptanının 1999 yılında Türkiye Denizcilik İşletmeleri’ne ait yolcu gemisinde 4. kaptan olarak çalışmaya başladığın belirtti. Bu tarihin kadınların ilk sahaya çıktığı tarih olduğuna işaret eden Teymur, “1999 yılından bugüne uzun bir zaman geçti. Önceleri kadınlar çekiniyorlardı, 1 ya da 2 öğrenci oluyordu. Şu anda sektörde yaklaşık yüzde 5’lik bir temsil alanımız var. Denizci bir ülkeyiz. Denizci sayımız her geçen gün artıyor. Kadın istihdamı her geçen gün artıyor” diye konuştu.
Gemi kaptanı olmak isteyen kadınlara seslenen Teymur, “İstihdam alanı oldukça fazla. Alın teriyle kazandığınız ücret de sizi mutlu edecektir” ifadelerini kullandı.
Belediyelerde çalışan tek kadın gemi kaptanı
Büyükşehir Belediyesinde çalışmaktan mutlu olduğunu dile getiren Teymur, “Genç adaylar, belediyelerde denizcilik alanındaki iş imkanlarına başvurmaktan çekinmesinler. Özellikle kadın denizci adaylarını aramızda görmekten mutlu oluruz” dedi.
Türkiye’de belediyelerde çalışan tek kadın gemi kaptanı olmanın mutluluk ve gururunu yaşadığını belirten Teymur, “Böyle bir birimin varlığını belki de birçok arkadaşımız, meslektaşımız bilmiyor. Ben de Mersin’e gelince öğrendim. Kamuda, kıyılarda, sahada, karada bu işle alakalı alternatif meslekler var. Mesleklerini bırakmasınlar, yerleşik hayata geçmek istiyorlarsa onlar için bir nimet” şeklinde konuştu. – MERSİN
]]>Sanofi Türkiye ve KAGİDER tarafından 14 yıl önce hayata geçirilen program kapsamında düzenlenen İlham Buluşmaları’nın ilki, Şişli’deki bir otelde gerçekleşti.
“Ön Yargıları Kır”, “Sınırları Aş”, “Umut Ol” başlıklı 3 oturumdan oluşan etkinlikte, GKL programından mezun olan genç kadınlar başarı hikayelerini paylaştı.
KAGİDER Başkanı Esra Bezircioğlu, 2009 yılında ortaya çıkan projenin başarı yakaladığını belirterek, “Bugün geldiğimiz noktada 1750 mezunumuz var. Bu mezunlarımızın yüzde 92’si iş hayatında. Her yıl mezun olduktan sonra bu networkün içerisinde birbirlerinin elini bırakmadan biz de onların ellerini bırakmadan hep bu ilişkiyi, bu birlikteliği götürüyoruz. Onları iş hayatına ve hayata hazırlıyoruz. Mutlu olmaları için, ayakları üzerinde durmaları için, kendilerine iyi gelmeleri ve çevrelerine iyi gelmeleri için güçlendiriyoruz.” dedi.
“Onlar bizim kız kardeşlerimiz”
Gençlere dokunuyor olmanın etkisini gördüklerini ve kadınların iş hayatında olmalarının iyi bir rol model örneği sunduğunu kaydeden Bezircioğlu, şu bilgileri verdi:
“Hiç ellerini bırakmıyoruz. Hiç birbirimizi kaybetmiyoruz. Zaten onlar birbirlerini kaybetmiyorlar. Birinin işe ihtiyacı olsa, derdi olsa, sorunu olsa, bir şeye ihtiyacı olsa ya da mutluluğunu paylaşmak istese, her birbirleriyle ilişkide oluyor. Biz de KAGİDER ve Sanofi işbirliğinde onlarla hep birlikte oluyoruz. Onlar bizim kız kardeşlerimiz ve gelecek nesiller için en önemli etkiyi yaratan genç kadınlar.”
Pelin Yunusoğlu: “Genç kadın liderlerin yetişmesi hedefiyle kararlı adımlarla yürüdük”
Sanofi Özellikli Tedaviler Türkiye, Levant ve İran Genel Müdürü Pelin Yunusoğlu da 21. yüzyıla gelinmesine rağmen iş hayatında halen kadınlar ve erkeklere eşit fırsatlar sunulmadığına dikkati çekti.
Yunusoğlu, sözlerine şöyle devam etti:
“Kurumsal anlamda firmalar aslında bu durumu iyileştirmeye çalışıyorlar ama şu anki hızla devam edersek anca 132 yıl sonra iş hayatında kadınlar ve erkekler arasında eşitliği sağlayabileceğiz. Biz bu hızı değiştirmeliyiz. Bunu değiştirmek için de kadın-erkek herkesin olabildiğince bu konuya odaklanması, elini taşın altına koyması gerekiyor. Biz de bu doğrultuda Sanofi ve KAGİDER olarak 14 yıl önce bir yola çıktık ve Geleceğin Kadın Liderleri Programı’nı hayata geçirdik. Türkiye’nin dört bir yanında, birbirinden değerli, gelecekte ülkemize yön verecek genç kadın liderlerin yetişmesine katkıda bulunmayı hedefledik ve bu hedef doğrultusunda kararlı adımlarla yürüdük. 14 yıldır devam eden program kapsamında bugüne kadar 1750 genç kadınımız mezun olarak sertifikalarını aldı. Bugün de burada duygu ve ilham dolu bir etkinliğe şahit olduk. Gerek GKL mezunu kadınların gerekse konuklarımızın ilham verici konuşmaları, kalbimde ve zihnimde çok derin bir yer edindi. Bu etkinliğin geleceğe dair hepimiz açısından bir motivasyon kaynağı olduğunu da hissediyorum.”
GKL programından mezun olan kadınların iş hayatına katılımı hakkında da değerlendirmede bulunan Yunusoğlu, programın en önemli sonuçlarından birisini, genç kadın liderlerinden yüzde 92’sinin şu anda çalışması olarak gösterdi.
Programın sağladığı özgüvenle mezunların kendilerini daha hazır hissedip iş hayatında çok daha başarılı noktalara geldiklerinin altını çizen Yunusoğlu, “Mezun olan 1750 kişinin yüzde 30’dan fazlası orta düzeyde yönetici rolünde, yüzde 20’den fazlası da üst düzey yönetici rolünde. Yüzde 6 kadarı da girişimci oldu. Şu anda çok farklı rollerde olan kişiler var. Mardin’de ilkokul öğretmeni olan da var, yurt dışında uluslararası bir firmada üst düzey yönetici olan da…” ifadelerini kullandı.
]]>Genellikle erkeklerin daha sıklıkla görev aldığı tır şoförlüğü, artık azda olsa kadınlar tarafından da tercih edilmeye başlandı. O isimlerden birisi de 35 yaşındaki Leyla Elaldı. Daha önce tekstil işiyle uğraşan ve kendi iş yerini açan genç kadın, pandemi döneminin de etkisiyle işler kötüye gidince ekmek teknesine veda etti.
Babası gibi tır şoförü oldu
Bu sürede bazı sektörlere yönelen ve umduğunu bulamayan Elaldı, babası Neşat Elaldı’nın izinden gitti. Aslen Adanalı olan Leyla Elaldı, “kadınlar her şeyi yapar” dedi, “erkek mesleği” demedi ve tır şoförü olmaya karar verdi. Genç kadının bu süreçte en büyük destekçisi ise “öğretmenim” dediği, yıllardır şoförlük yapan babası oldu. Sınavlara giren ve ehliyetini alan Leyla Elaldı, kendisini yetiştirdi, ojeli parmaklarıyla direksiyon başına geçti.
Dünya Kadınlar Gününde örnek bir hikaye: “İşim benim için tutkum”
İzmirli lojistik firmasında 8 aydır şoförlük yapan ve yolların tozunu atan genç kadın, 8 Mart Dünya Kadınlar Gününde kendi başarı hikayesini yazdı. Yurt içinde ve yurt dışında gece-gündüz uzun yol şoförlüğü yapan “Yolların Sultanı” Leyla, 40 yıllık şoförlere ise adeta taş çıkartıyor. Manevraları ustaca alan ve direksiyona oldukça hakim olan Elaldı, bu hikayesiyle ise “erkek mesleği” olarak bilinen tır şoförlüğünü kadınlarında yapılabileceğini göstermiş oldu.
“İşim benim için tutku” diyen Elaldı, yolda kendisini görenlerin şaşırdığını, bir kadın olarak zaman zaman zorluklar yaşasa da artık zorlanmadığını söyledi.
“Bu işte kendimi buldum”
Leyla Elaldı, “Şaşıran çok oluyor. En basit örneği ise trafik polislerimiz; ‘Bu kadar yıldır trafik polisiyim, kadın şoföre hiç denk gelmedim. Kolay mı? Zor mu?’ diye muhabbetimiz oluyor. Ben zorlanmıyorum. Aksine bu işte kendimi bulduğumu düşünüyorum; çünkü tek başıma olmak inanılmaz keyif veriyor bana. ‘Yapıyorsun, helal olsun. Erkek şoförler böyle yanaşamıyor, böyle park edemiyor. Güzel yanaştın’ gibi yorumlar alıyorum. 3 günlük dünya, olumsuz tarafına takılmak istemiyorum” dedi.
8 aydır şoförlük yaptığını ifade ederek mesleğe başlayış hikayesini anlatan Leyla Elaldı, “8 aydır şoförlük yapıyorum. Evraklarımı tamamladığımda direkt işe başladım. Başladıktan sonra 5 ay Türkiye içinde, 5 aydan sonra da yurt dışına vizem alındı ve yurt dışına seferlerim oldu. Öğretmenim babam. Baktım kafama göre düzgün bir iş bulamadım. ‘Baba ben de mi tır şoförü olsam?’ dediğimde, ‘tabi ki kızım, yurt dışında zaten bu mesleği yapan kadın arkadaşlarımız var. Eğer gerçekten yapmak istersen yaparsın’ dedi. O şekilde başladım ve yola çıktım. Babam öğretmesi gereken püf noktaları öğretti. Birlikte üç sefere çıktık. İlk zamanlar geri manevramda biraz sıkıntı oldu; ama sonrasında aştım” diye konuştu.
“Türk kadınımız, mücadeleci ve gerçekten güçlü kadınlar”
Yeni yerler görmenin, yeni insanlarla tanışmanın kendisi için keyif verdiğini dile getiren Leyla Elaldı, “Her şeyden önce tırınızda tek başınasınız. Zorlukları var, yok değil; ama şuanda sıfır araçlara biniyoruz ve bu araçların bakımları ve onarımları yapıldığı için firma tarafından, bir aksaklık meydana gelmiyor. Eski araba olsa evet, bu tarz sıkıntılar yaşanabilir. Eski araçlarda sıkıntı var. Bundan dolayı da yaşadığım sıkıntılar oldu; aracım bozuldu, bazı olumsuzluklar yaşadım. Şuan bu aracımda bu sıkıntıları yaşamıyorum” ifadelerine yer verdi.
Türk kadınlarının mücadeleci yönüne vurgu yapan ve çağrıda bulunan Leyla Elaldı, son olarak şöyle devam etti:
“Türk kadınımız; mücadeleci, gerçekten güçlü kadınlar. Kesinlikle ve kesinlikle ‘bir kere yaptım olmadı’ demesinler. Sonuna kadar yapsınlar, başarsınlar, denesinler. Başarısız olduktan sonra kabul etsinler. ‘Ben bunda başarılı olamadım’ desinler. Mücadeleden vazgeçmesinler.” – İZMİR
]]>1979 İran İslam Devrimi ülkenin kültürel yaşamını altüst etti.
Devrime aykırı görülen pop müziğin yasaklanmasıyla birçok müzisyen ülkeden kaçtı. Kadınların şarkı söylemesi de haram ilan edildi.
İran’da devrimden önce yükselişe geçen pop ve kabare sahnesi de bir gecede yok oldu. Yine de kapalı kapılar ardında baze şeyler kaldığı yerden devam etti.
“Uygunsuz” müzik ülkeye yurt dışından kaçakçılık yoluyla girerken yasadışı kaset ve CD’ler evlere gizlice dağıtılıyordu. Akşam yemeğinden sonra ışıklar kapandığında bazı evlerin salonları dans pistine dönmeye başladı.
Bugün Berlin’de yaşayan DJ, yapımcı ve müzik şirketi sahibi Paramida, “Her mehmunide (aile partisinde) dans yıldızıydım” diyor.
Paramida’nın annesi İran’ı terk etti çünkü kızının “kadınların bu kadar kötü muamele gördüğü” bir ülkede yaşamasını istemiyordu. Kadınların başörtüsü giyinme zorunluluğu karşı çıktığı sınırlamalardan sadece biriydi.
Almanya’ya yerleşti ancak 2002’de ailevi nedenlerle dönmek zorunda kaldı. Paramida dört yıl boyunca Tahran’da okula devam etti. Kısa bir süre sonra evde dans etmekle kalmıyor, gizli düzenlenen partilere de katılıyordu.
Paramira, “Kız ve erkekler ayrılıp arabalara doluşuyorduk. Şehrin dışına çıkıyorduk. Müzik ve ışıkları ayarladıktan sonra herkes dans ediyordu ve hepsi bu” diyor.
1990’ların sonunda ve 2000’lerin başında İran’da yeni bir parti kültürü gelişti. Yasadışı uydularla birlikte MTV gibi müzik kanalları dinleniyor ve yeraltı parti kültürü oluşmaya başlıyordu.
40 yaşındaki Tahranlı DJ Nesa Azadikhah “İlk kez bir partiye gitmiştim ve bir DJ, house müzik çalıyordu.
“Heyecanlıydı. Gözümü DJ’den ayırmıyordum ve kendi kendime ‘ben de bu işi yapmak istiyorum’ diyordum” diye hatırlıyor.
Birkaç sene sonra Nesa, özel mekanlarda ücretsiz ancak sadece davetlilerin katıldığı house ve tekno müzik partilerinde DJ’lik yapan ilk İranlı kadınlardan biri olmuştu.
İlk dönemlerde partiler çoğunlukla İspanya’nın partileriyle meşhur İbiza’ya referansla “Şibiza” diye tanınan Şemşak Kayak Merkezinde yapılıyordu.
Ancak İran’da parti vermek bir suç. Ceza hukukunda tanımlanmasa da yeraltı buluşmalara katılanlar sık sık tutuklanıyor, alkol sağlamaktan ya da tüketmekten ya da karşı cinsle aynı ortamda bulunmaktan hapis ya da kırbaçlama gibi cezalara çarptırılıyor.
Her yıl ne kadar kişinin bu suçlarla tutuklandığı bilinmiyor ancak geçen Kasım’da bir partiye giden 300 kişinin tutuklandığı haberleri yerel basında yer almıştı.
5 Mart’ta ülkenin en iyi üniversitelerinden birinde okuyan 11 öğrenci karşı cinsle aynı partiye katıldıkları gerekçesiyle tutuklanmış ve üç döneme kadar kayıtları dondurulmuştu.
Nesa, “Ailem bana hep polis beni bir partide yakalarsa başımın belaya gireceğini söylüyordu. Bu beni çok temkinli biri haline getirdi” diyor.
Ne o ne de Paramida partilere gitmekten tutuklanmadı. Ancak sürekli bir tehlike hissiyle büyümek İranlı müzisyenlerin hayatlarını şekillendirmiş olabilir.
İki DJ’in de İran’da son 45 yıldır değişim isteyen kadın hareketlerine bağlı hissetmelerinin bir sebebi de bu olabilir.
Paramida, başörtüsünü takma şekli nedeniyle polis tarafından gözaltına alındıktan sonra ölen Mahsa Amini’nin ardından 2022’de düzenlenen protestolarda binlerce kadının “Kadın, Yaşam, Özgürlük” diye slogan atmasından çok etkilendiğini söylüyor.
“Bir kadınım ve yaşamak istiyorum, özgür olmak istiyorum. Bu (hareket) bana kadınlar olarak hepimizin arasında bir bağ olduğuna dair umut verdi” diyor.
Nesa da aynı fikirde.
“‘Kadın, Yaşam, Özgürlük’ dünyadaki tüm kadınlar için” diyor.
İran hareketinin dünyanın “kendisine başka bir açıdan bakmasını” sağladığını düşünüyor.
Nesa, bir başka İranlı DJ Aida İranlı bir grup sanatçının elektronik müzik parçalarını bir araya getiren Kadın, Yaşam, Özgürlük projesine başlamış.
Bu, İran ve Orta Doğu’da yeraltı müzik sahnesinden elektronik müzik yapımcılarının işlerini derleyen Deep House Tehran adlı bir başka projesine eşlik ediyor.
Hem Nesa hem Paramida bir kadının yeraltı elektronik müzik partisine gitmesinin İran gibi geleneksel ve dini bir ülkede haddini aşan bir eylem ve siyasi bir tavır olduğunu hissediyor.
Nesa, “İlgilendiğimiz şeylerin çoğunluğu ya tabu ya da yasak olduğu için bunları yapmaya başladığımız andan itibaren tabuları ve kuralları bozuyoruz. Bu eylemler itaatsizlik ve protestoya dönüşüyor” diyor ve ekliyor:
“İran’da bu kadar çok kadın için yasaklı bir şeyi yapabiliyor olduğun gerçeği beni yaşayan bir protesto haline getiriyor.”
Küresel dans müziği sektörü erkek egemen bir sektör, ancak Paramida ve Nesa 2010’da DJ’liğe başladığında durum daha da kötüydü
Nesa aldığı tepkilerin pek de olumlu olmadığını söylüyor: “Dansçılar bana garip garip bakarlardı” diyor.
Bu sorun tamamıyla oradan kalkmadı.
Nesa, “Cinsiyetçilik hala mevcut, sadece farklı” diyor. Ülkenin ilk kadın DJ’lerinden biri olan Nesa, bugün en az 10 kadın DJ’in yeraltı müzik sahnesinde çaldığını söylüyor.
Paramida, “Bütün bir hayatım boyunca, ‘Şunu yapamazsın, bunu yapamazsın çünkü bir kadınsın’ dendi. Ben de ‘yapabilirim ve size göstereceğim’ dedim.”
Berlin’in uluslararası çapta üne sahip tekno müzik kulübü Berghain Panorama Bar’da DJ’lik yapıyor.
Nesa da Berghain’de çalmayı hayal ediyor. Yıllar boyunca Avrupa kentlerine vize başvuruları, birçok İranlı sanatçıda olduğu gibi, reddedildi.
Ve o da kariyerini artık İran’da sürdüremeyeceğini hissetmeye başladı. Kamuya açık sanat galerilerinde lisanslı etkinliklerde çalmaya başladı ama bu etkinliklerin ardı ardına iptal edildiğini söylüyor.
Sonunda yurt dışında çalma şansı doğdu:
“2017’de Ermenistan’ın Erivan şehrine davet edildi. İran Yeni Yılıydı. Gece kulübü doluydu ve harika geri dönüşler aldım. Bu bana güzel bir enerji verdi” diyor.
Şimdilik Fransa’da yetenek vizesiyle bir yıllık oturum izninin sağladığı rahatlığa sahip.
Nesa, İngiltere’nin Liverpool kentinde sahne almaya hazırlanırken, “Daha sıkı ve daha hızlı çalışmak zorunda olduğumu hissediyorum. Burada daha çok rekabet var” diyor.
Diğer yandan kollektif bir sorumluluk hissettiğini de söylüyor:
“Buradayım ve İran’da çok sayıda kadın DJ bu fırsata sahip değil, Avrupa’da çalmalarına yardım etmek benim görevim”.
Paramida bugün Japonya’da Brezilya’ya gece kulüplerinde ve festivallerde çalıyor. BBC 100 Kadın’a konuştuğu sırada İbiza’nın ünlü gece kulüplerinden birinde sahne almaya hazırlanıyordu.
İran’a 2006 yılından beri dönmedi.
“En büyük hayallerimden biri geri dönüp Tahran’da bir parti verebilmek. Bu ne kadar muhteşem olurdu!” diyor.
Nesa bu hissi paylaştığını söylüyor:
“İran dışında çalmak özgürleştirici. Yakalanmaktan endişe etmiyorum. Ama İran’daki yeraltı partilerin havası hiçbir yerde yok”.
]]>Göktaş, Turkuvaz Medya Merkezi’nde düzenlenen “Güçlü Türkiye’nin Güçlü Kadınları Zirvesi”nde yaptığı konuşmada, Türk kadınının çalışkanlığı ve cesaretiyle, aile ve toplumun refahı için eşsiz bir kaynak sunduğunu söyledi.
Kadınların bulundukları her yerde hayata ve insana dair güzelliklerin çoğalmasına öncülük ettiğini dile getiren Göktaş, çalışan ve üreten her kadının ailesi, çocukları ve sosyal çevresiyle birlikte toplumun gelişip, güçlenmesine önemli katkı sağladığını dile getirdi.
Göktaş, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı olarak kadınların ürettiği bu kaynağı, kadın yaşamını güçlendiren politikalarla desteklediklerini belirtti.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde “Güçlü Türkiye” hedefine her gün biraz daha yaklaşıldığını kaydeden Göktaş, “Bakanlık olarak, ailenin ve toplumun refahı için emek sarf eden kadının haklarını koruyan bir anlayışla hareket ediyoruz. Kadının tüm hak ve fırsatlardan tam ve etkin şekilde yararlanması için yeni hizmet modelleri geliştiriyoruz. Ayrımcılık ve şiddete karşı sıfır tolerans ilkesiyle mücadele ediyor, cam tavanları ve tüm engelleri bir bir aşıyoruz.” ifadelerini kullandı.
Göktaş, kadınlara eğitim ve istihdam başta olmak üzere hayatlarının her anında destek olmayı ilke edindiklerini söyledi.
“Sizin başarı yolculuğunuz gençlerimize de rehber oluyor”
Bakan Göktaş, emekleri ve tecrübeleriyle Türkiye’de ve dünyada büyük başarılar elde etmiş pek çok Türk kadını olduğunu kaydetti.
Alanında öncü olan kadınların, Türkiye için bir gurur kaynağı olduğunu belirten Göktaş, “Ulaştığınız başarılar kadar gösterdiğiniz gayret ve azimle de pek çok kadın, pek çok insan için ilham kaynağı oluyorsunuz. Eminim sizin başarı yolculuğunuz, gençlerimize de rehber oluyor.” diye konuştu.
Göktaş, “Güçlü Türkiye” vizyonunun, kendisine ve ülkesine katma değer üreten güçlü kadınlarla gerçekleştirilebileceğine inandığını dile getirdi.
Kadınların siyasal, sosyal ve ekonomik hayatta daha etkin yer almaları için son 22 yılda büyük atılımlar gerçekleştirildiğini vurgulayan Göktaş, şöyle konuştu:
“Kadınların hak ve özgürlüklerinin genişletilmesi ve refahının artırılmasında önemli kazanımlar elde ettik. Türkiye’de kadınlar, hayatın her alanında karar mekanizmalarında daha çok yer alıyor, daha fazla söz sahibi oluyor. Türkiye Yüzyılı hedeflerimiz doğrulusunda hazırlanan 12. Kalkınma Planımızda, kadınların geleceğine dair önemli hedefler belirledik. İki gün sonra açıklayacağımız Kadının Güçlenmesi Strateji Belgesi ve Eylem Planı’nda ise kadınların toplumsal hayata katılımını artırmak için hedef ve uygulamalarımıza yer verdik.”
“Türkiye’de üniversite eğitimine başlayan öğrencilerin yüzde 52’si kadın”
Bakan Göktaş, Türkiye genelinde eğitim alan ve meslek sahibi olan kadınların sayısının hızla arttığını söyledi.
Bugün Türkiye’de üniversite eğitimine başlayan öğrencilerin yüzde 52’sinin kadın olduğunu belirten Göktaş, “Bununla birlikte bilim, teknoloji, mühendislik ve matematik alanlarından mezun olanların sadece yüzde 33,8’inin kadın olduğunu biliyoruz. Geçtiğimiz yıl mühendislik, imalat ve inşaat alanında okuyan kız öğrenci oranı yüzde 31, tıp okuyanların oranının ise yüzde 51 olduğunu görüyoruz.” diye konuştu.
Göktaş, Bakanlık olarak yürüttükleri “Türkiye’nin Mühendis Kızları” projesiyle de başarılı kız öğrencilerine eğitim ve istihdam desteği sağlandığını aktardı.
“Kadının emeğiyle toprağa kök salıyoruz”
Sadece Türkiye’de değil, dünyanın dört bir yanında yaşayan kadınlar için eşit ve adil bir hayata sahip olma hakkını savunduklarını belirten Göktaş, “Fakat ne yazık ki 7 Ekim’den bu yana Gazze Şeridi’nde İsrail’in durdurulamayan saldırılarına şahit oluyoruz. Bu vahşetten en çok kadınlar ve çocuklar etkileniyor. Filistin başta olmak üzere dünyanın her yerinde kadınların ve çocukların güvenli ve sağlıklı bir ortamda yaşam haklarını savunmaya devam edeceğiz.” ifadelerini kullandı.
Göktaş, medyanın aile ve toplumun faydası için kullanılmasının bir vatandaşlık ve insanlık görevi olduğunu belirterek, tüm medya platformlarında kadını her zaman daha etkin rollerde görmeyi arzuladığını anlattı.
Daha çok kadına ulaşmayı ve toplumda rol model olacak kadınların sayısını arttırmayı hedeflediklerini vurgulayan Göktaş, “Çünkü kadının öyle bir bereketli doğası var ki, küçücük imkanlarla çok faydalı sonuçlara ulaşabiliyor. Kadının emeğiyle toprağa kök salıyoruz. Kadının inancıyla göklere uzanıyor, kadının gücüyle dimdik ayağa kalkıyoruz. Kadının şefkatiyle büyüyüp çoğalıyor, geleceğe taşıyoruz.” değerlendirmesini yaptı.
]]>Emine Erdoğan, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla Tarım ve Orman Bakanlığının ilgili kuruluşu Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu (TKDK) tarafından düzenlenen “Tarımda Kadın Emeği Zirvesi”ne katıldı.
Zirve öncesinde Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı ile Mersin’den Ordu’ya, Denizli’den Şanlıurfa’ya Türkiye’nin dört bir yanından gelen kadın çiftçilerin el emeklerini sergiledikleri stantları gezen Emine Erdoğan, buradaki ürünler hakkında bilgi aldı, kadın çiftçilerle sohbet etti, hatıra fotoğrafı çektirdi.
“Anadolu toprağı nasıl bereketliyse Anadolu kadını da çalışkandır”
Emine Erdoğan, zirvede yaptığı konuşmada, Avrupa kıtasının tamamında 13 bin çeşit bitki türü varken, Türkiye’de 12 bin çeşit bitki yetiştiğine dikkati çekti.
Bir ayrıcalık olan coğrafyanın bu zenginliğini korumanın herkese mühim bir sorumluluk yüklediğini ifade eden Emine Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bu sorumluluğun ağırlığını en iyi sizlerin anladığını düşünüyorum. Çünkü, kadınla toprak arasında, emeğe dayalı uzun bir geçmiş var. Tohumu, topraktan kundağına yatıran, suyunu dualarla veren, şefkat damlayan elleriyle büyüten, sizlersiniz. Toprağın alın yazısı olduğunu, sabrı öğreten kadim bir öğretmen olduğunu biliyorsunuz. Anadolu toprağı nasıl bereketliyse Anadolu kadını da çalışkandır, üretkendir.”
Emine Erdoğan, dünyada olduğu gibi Türkiye’de de gıda üretiminin yarıdan fazlasının kadınların ellerinde gerçekleştiğini belirtti.
“Sizler, bir yandan vatanınızı doyurarak milletimize analık yapıyor, diğer yandan henüz doğmamış evlatlarımızın hakkını gözetiyorsunuz.” diyen Emine Erdoğan, Ata Tohumu Projesi’ne başlandığında bu gerçeği çok daha iyi gördüklerini ifade etti.
“1537 çeşit ata tohumunu koruma altına aldık”
Emine Erdoğan, sandıklarda ve kilerlerde yıllarca saklanan ata tohumlarının, sahip olunan ferasetin, deneyimin ve ileri görüşlülüğün bir ispatı olduğunu dile getirdi.
2017’den bu yana 1537 çeşit ata tohumunu, gen bankalarında koruma altına aldıklarını vurgulayan Emine Erdoğan, “37 yerel çeşidi de tescil ederek kayıt altına aldık. Bildiğiniz gibi geleceğimizin güvence altına alınması için doğa temelli, sürdürülebilir üretim modelleri esastır. Böyle bir üretim de ancak bölgesel koşullara ve iklime uygun yerel tohumların kullanılmasıyla mümkün olabilir.” diye konuştu.
Yerel türlerin, bulundukları coğrafyanın hafızası olduğuna, bölgenin geçirdiği değişimleri bilerek, kendisini yeni koşullara adapte ettiğine dikkati çeken Emine Erdoğan, yerel türlerin korunmasının biyoçeşitlilik kaybına bağlı çevre krizlerinin engellenmesi için de çok önemli bir çaba olduğuna işaret etti.
Emine Erdoğan, “Tarlada, hasatta, nakliyede ve depolamada gıda kaybını önleyecek kalıcı çözümler üreteceğiniz kanaatindeyim. Bu noktada, aile çiftçiliği de hem iklim değişikliğiyle mücadelede hem de sürdürülebilir tarımda önemli bir güçtür.” şeklinde konuştu.
Tarımsal bilgi ve deneyimin hafıza merkezi olduğunu belirten Emine Erdoğan, gençlerin bu mirasa sahip çıkmaları için teşvik edilmesi çağrısında bulundu.
“Ekilmemiş tek bir karış toprağımız kalmasın”
Emine Erdoğan, tarımın en büyük zenginlik olduğu dünyada el birliğiyle, kırsalı gençler için fırsatlarla dolu bir alana dönüştürmenin önemine değinerek, şunları söyledi:
“İnanıyorum ki biz yerel ve bölgesel üretime sahip çıktıkça, hem geleceğimizi koruyacağız, hem de kırsalımızı kalkındıracağız. Doğru tarım uygulamalarıyla, tabiata ihtiyaç duyduğu şifayı vereceğiz. Peygamber Efendimiz, bir hadisişeriflerinde, ‘Kimin tarlası varsa onu eksin. Kendisi ekmezse din kardeşine ektirsin’ buyuruyor. Bir verip bin aldığımız toprağın, üzerimizde hakkı vardır. Bu hakkı, onu ekerek, koruyarak, zehirli maddelerden uzak tutarak teslim edebiliriz.
Bu hususta sizlerden çok şey beklediğimi ifade etmek istiyorum. Gelin sizler bu konuda öncü olun. Ekilmemiş tek bir karış toprağımız kalmasın. İmece kültürümüzü burada da yürürlüğe koyalım. El birliğiyle ekelim, el birliğiyle toplayalım. Toprağa yalnızca karnımızı doyuracak ürünü değil, geleceği de ektiğimizi hiç aklımızdan çıkarmayalım.”
Emine Erdoğan, kompost gübrenin toprağı zenginleştirdiğini, su tutma kapasitesini arttırdığını, üzerinde yetişen bitkiler için de şifa olduğunu, kimyasal gübreler ve zirai ilaçların ise toprağı yorduğunu, küstürdüğünü belirterek, şöyle konuştu:
“Mesela, biz Külliye’de oluşan organik atıklarımızı kompost gübreye dönüştürüyor ve park bahçe faaliyetlerimizde kullanıyoruz. Bahçede gördüğünüz bütün bitkiler kompost gübreyle beslenip serpiliyor. Böylece kimyasal gübrelerin toprakta birikmesini, derinlere sızarak yer altı sularına karışmasını ve gaz halinde havayı kirletmesini de engellemiş oluyoruz.”
Tarım uygulamaları ve toprak kalitesinin toplum sağlığını doğrudan etkilediğine dikkati çeken Emine Erdoğan, sofraya koyulan ürünlerin sağlıklı bir topraktan gelmediği takdirde nesillerin sağlığını bozduğunu söyledi. Emine Erdoğan, şunları kaydetti:
“Kimyasal ilaç ve gübrelere alternatif doğal yöntemleri kullanmazsak biyoçeşitliliğimiz de tehlike altına giriyor. Oysa bu topraklar, Yaradan’ın yeryüzüne nakşettiği muhteşem bir eserdir. Attığımız her adımda, toprağa ve tabiata muamelemizde bu gerçeği hiç unutmayalım. Topraklarımıza bir anne şefkatiyle sahip çıkan siz değerli kadın çiftçilerimizin ve tüm kadınlarımızın Dünya Kadınlar Günü’nü şimdiden tebrik ediyorum. Tüm sorunlarınızın çözümünde ve projelerinizde destekçiniz olduğumu bilmenizi istiyorum.”
Emine Erdoğan, kadın çiftçiler Munise Çetin, Buket Yıldırım, Hatem Kümbet, Zübeyde Baloğlu, Merve Atıcı’ya plaket takdim etti, aile fotoğrafı çektirdi.
Zirve sonrasında kadın muhabirlerle de hatıra fotoğrafı çektiren Emine Erdoğan, onların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutladı.
Zirvede, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, TKDK Başkanı Ahmet Antalyalı ve TRT Genel Müdürü Mehmet Zahid Sobacı da konuşma yaptı.
]]>Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu (TKDK) tarafından organize edilen Tarımda Kadın Emeği Zirvesi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan’ın katılımıyla The Ankara Otel’de başladı.
Yumaklı, burada yaptığı konuşmada, kırsal kalkınmadaki başarıların ana kaynağının kadınlar olduğuna işaret ederek, kırsal kalkınmanın, ülkenin gıda arz güvenliği, sanayiye hammadde temini ve istihdama sağladığı katkı nedeniyle stratejik bir alan olduğunu söyledi.
Yürüttükleri politikalarda kadınlara pozitif ayrımcılık yaptıklarını ve yapmaya devam edeceklerini bildiren Yumaklı, “Biliyoruz ki kırsal kalkınmada kadın varsa sürdürülebilirlik vardır. Bu kapsamda kadınlarımızın ekonomik anlamda güçlenmesi, kırsal alanların gelişmesinde ve güçlenmesinde kilit rol oynamaktadır.” ifadelerini kullandı.
Yumaklı, kadınların desteklenmesi ve liderlik rolüne teşvik edilmesinin büyük öneme sahip olduğuna işaret ederek, Bakanlık olarak kadınların ve gençlerin tarımsal üretimde yer almaları için çalıştıklarını dile getirdi.
Kırsal bölgelerin, insanların yaşamlarını sürdürdükleri, geleceğe miras bırakılacak zenginlikler olduğuna dikkati çeken Yumaklı, kırsalda yaşayanların yaşam ve çalışma koşullarının yükseltilmesini amaçladıklarını aktardı.
Yumaklı, kırsal yaşam koşullarının yükseltilmesi için çeşitli projeler yürüttüklerini belirterek, “Kırsal kalkınmada son 22 yılda 774 bin projeye reel rakamlarla yaklaşık 120 milyar lira hibe ödemesi yaptık. Bu desteklerde gençlerimize ve kadınlarımıza her zaman pozitif ayrımcılık yaptık. Kırsal kalkınma yatırımlarımız içerisinde IPARD ve TKDK hibe desteklerinin önemli yeri bulunuyor.” diye konuştu. Yumaklı, Emine Erdoğan’a, himayesinde yürütülen Sıfır Atık, Su Verimliliği Seferberliği projeleri ile Tarımda Kadın Emeği Zirvesi için teşekkür etti.
“6 binden fazla kadın girişimciye yaklaşık 14 milyar lira hibe desteği sağladık”
TKDK Başkanı Ahmet Antalyalı da kurumlarının bugüne kadar 6 binden fazla kadın girişimciye yaklaşık 14 milyar lira hibe desteği sağladığını söyledi.
Antalyalı, bu desteklerle ülkeye 30 milyar liraya yakın yatırım kazandırıldığının altını çizerek, yatırımlar sayesinde 33 bin kadının istihdam edildiğini belirtti.
IPARD-I ve II programları kapsamında bugüne kadar 25 binden fazla projeye 45 milyar lira hibe desteği verildiğini aktaran Antalyalı, bu hibeler sayesinde ülkenin tarım ve gıda sektörlerine 95 milyar lira tutarında yatırım kazandırıldığını bildirdi.
Antalyalı, bu yatırımlarla 100 binden fazla istihdam sağlanmasına katkıda bulunulduğuna işaret ederek, “Önümüzdeki dönemde başlatacağımız IPARD-III Programı’yla da 786 milyon avroluk hibe desteğimizle 1,2 milyar avro tutarında yatırım sağlanacak ve 40 bin kişilik yeni istihdam olanağı oluşturulacak.” değerlendirmesinde bulundu.
Hibe desteklerinin yüzde 67’sinin genç, yüzde 30’unun ise kadın yatırımcılar tarafından kullanıldığını belirten Antalyalı, bugüne kadar 42 ilde uyguladıkları IPARD Programı’nı 81 ile yayacaklarını kaydetti.
Bu arada, “Kırsal Alan ve Kadının Kırsal Ekonomik Hayata Katılımı”, “Kırsal Alanda Kadın Yatırımlarına Yönelik Destekleme Mekanizmaları”, “Kırsal Alanda Kadının İstihdamı ve Örgütlenmeye Katılımı”, “IPARD Programı ve Kadın”, “Kırsal ve Agro Turizm”, “Kadın ve Ata Tohumu” ile “IPARD III Programı Tanıtımı” konulu oturumların düzenleneceği zirve, 8 Mart’a kadar devam edecek.
]]>Işıkhan, Çukurova Üniversitesi (ÇÜ) Kongre Merkezi’nde düzenlenen “Milli Müdafaadan Milli Kalkınmaya Türkiye Yüzyılı’nın Kadınları, Yüzyılın Kadın İstihdamı: İş-Pozitif Adana Tanıtım Programı”nda, çalışan ve üreten Adana’nın insanlarıyla, emektarlarıyla bir arada olmanın mutluluğunu yaşadığını söyledi.
Kahramanmaraş merkezli depremlerde yıkılan evleri, iş yerleri ve binaları yeniden ayağa kaldırmaya başladıklarını anımsatan Işıkhan, afetten etkilenen şehirlerin, çalışma ve sosyal hayatını, ticaretini, ekonomisini yeniden güçlendirmeye, hareketlendirmeye başladıklarını anlattı.
Işlıkhan, kadın istihdamının üzerinde hassasiyetle durduklarını belirterek, şöyle devam etti:
“Kadınların, sosyal, ekonomik ve hukuki özgürlükleri, 21 yıldır büyük mücadeleler vermiş Cumhurbaşkanı’mız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın da çok önemsediği konular arasında yer almaktadır. Geleceğin güçlü Türkiye’sine giden yol, kadın-erkek her bir insanımızın sosyal ve ekonomik kalkınma sürecinde, kapasitesi ölçüsünde yer aldığı topyekun bir seferberlik şuurundan geçmektedir. Gerek milli mücadelede gerekse kalkınma mücadelemizde nasıl kadınların desteğiyle, fedakarlıklarıyla bugünlere geldiysek, Türkiye Yüzyılı hedefimize giden yolda da yine en büyük destekçilerimiz Adana’nın emektar kadınları olacaktır.”
Kadınların gücü olmadan sürdürülebilir kalkınma hedefine ulaşılamayacağını aktaran Işıkhan, kadınların emeğine, vizyonuna ve fikirlerine ihtiyaç duyduklarını ifade etti.
“İş Pozitif ile 30 binden fazla kadının işe yerleşmesini sağladık”
Işıkhan, kadınların toplumsal hayata aktif ve üretken katılımını destekleyecek projeler geliştirme gayreti içinde olduklarını dile getirdi.
Kadınların yeri geldiğinde iyi bir girişimci, yönetici ve mükemmel bir anne olduğunu bildiklerini vurgulayan Işıkhan, “Bu anlayışla kadınları, her alanda güçlendirmeye, toplumda ve ekonomide daha etkin roller üstlenmelerine büyük önem veriyoruz. 9 Şubat’ta başlattığımız İş-Pozitif ile daha 1 ay olmadan 30 binden fazla kadının işe yerleşmesini sağladık. İnşallah bu sayı her geçen gün daha da yükselecek, projemizi tanıttıkça, toplumda farkındalık oluştukça, çalışma hayatına katılan kadın sayısı katlanarak artacaktır.” ifadesini kullandı.
Işıkhan, İş-Pozitif Programı’nın, istihdama yönelik eğitim veren ve çeşitli kurslar düzenleyen, iş gücü ihtiyacı ve istihdam oluşturma potansiyeline sahip aktörlerin çevrim içi bir araya gelebileceği işbirliği sistemi olduğunu dile getirdi.
“Çalışma hayatında kayıt dışılık en büyük problemlerden birisidir”
Mesleki danışmanlıktan, sosyal güvenliğe varıncaya kadar çalışma hayatına girişteki her adımda ve her anlarında kadınların yanında olduklarını vurgulayan Işıkhan, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Tabii biliyorsunuz ki çalışma hayatında kayıt dışılık en büyük problemlerden birisidir. Kayıt dışılık özellikle kadınların sosyal güvenliğini ve geleceğini tehdit etmektedir. Bu projeyle inşallah bu tür problemleri de azaltmayı hedefliyoruz. Böylece, kadınların kayıtlı olarak çalışma hayatına aktif olarak katılımlarının artırılması, hibe, teşvik, kredi ve muafiyetler aracılığıyla kadın girişimciliğinin yolunun açılması ve aynı zamanda işverenlerin de teşvik edilmesinde önemli katkılar sağlamış olacağız. Projeden, kamu kurum ve kuruluşları, 81 ilde yaşayan kadınlar, İŞKUR’da kayıtlı olan kadın işsizler, sanayi ve ticaret odaları, sivil toplum kuruluşları, özel sektör kuruluşları ve kadın kooperatifleri yararlanabilecektir. Önümüzdeki süreçte, kadın istihdamını artıracak çalışmalarımız hususunda ise üzerinde duracağımız konu başlıkların bulunmaktadır. Bunlar, eğitim ve beceri geliştirme, kadınları teşvik eden finansal indirimler, girişimcilik ve KOBİ destekleri, kadın işletmelerine destek, kadınlar için özel istihdam programları. Özellikle iş ve aile yaşamını uyumlu hale getirecek kadın dostu iş politikaları, başta paydaşlarımız olmak üzere toplumun her kesimini sürece dahil edebileceğimiz toplumsal katılım ve ortaklık kurma başlıklarımız ile inşallah bu süreci hak ettiği noktaya getireceğiz.”
Girişimciliğin, ekonomik büyümenin önemli bir bileşeni olarak kabul edildiğinin altını çizen Işıkhan, kadınların, çalışan olarak bir işletmede ya da kurumda yer alması kadar, kendi adına iş yapan veya işveren olarak ekonomide aktif şekilde yer almasının da son derece önemli olduğuna dikkati çekti.
Işıkhan, kadınların bilgi, üretkenlik ve sezgileriyle yenilikçi fikirler geliştirebileceğine inandığını anlatarak, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Her şeyden evvel, girişimcilik kadınların toplumdaki konumlarını güçlendirmektedir. Bildiğiniz gibi kadın girişimciliğinin etkin olduğu toplumların gelişmişlik düzeyi de artıyor. Tüm bu nedenlerle, hem ekonomik hem de toplumsal değer üreten kadın girişimci sayısını artırmamız hem de var olan kadın girişimcilerimizi de daha fazla güçlendirmemiz oldukça önemli. Bu sebeple bu unsurların sağlanması, kadın girişimciliğinin geliştirilmesi ve yaygınlaştırılması için tüm paydaşlarımızla, tüm kurumlarımızla güçlü işbirliği içinde çalışmalarımızı sürdürüyoruz. İş-Pozitif Bilgi Sistemi, bu işbirliği anlayışımızı net bir şekilde ortaya koyan bir projedir. Tüm kurumlarımız, işverenlerimiz ve iş arayanlarımız arasında bir köprü vazifesi görüyor. Proje ortağı 10 bakanlığımız, belediyelerimiz, sivil toplum kuruluşlarımız, özel sektör kuruluşlarımız, ticaret odalarımızın desteğiyle hayata geçirdiğimiz proje kapsamında kadınlara, istihdam, mesleki eğitim, mali destek, hibe, kayıtlı istihdama SGK teşviki, mesleki yeterlilik belgelendirmesi, ihracat, ortaklık, girişimcilik, işbirliği, bilgilendirme ve danışmanlık gibi alanlarda öncelik sağlayacağız.”
Bölge illerde kadın istihdam oranının yüzde 24’e ulaştığını belirten Işıkhan, “Bölge illerimizin istihdama katılım oranları ise yüzde 28’in üzerindedir. İnşallah yeni projemizin de katkısıyla bu rakamları daha da artıracağız.” dedi.
Toplu sözleşme ikramiyesinin iptali
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı olarak memurların ve işçilerin haklarını korumanın ve geliştirmenin her zaman öncelikleri olduğunun altını çizen Işıkhan, CHP’nin 7. Dönem Kamu Toplu Sözleşmesi’ndeki toplu sözleşme ikramiyesinin iptali için Anayasa Mahkemesine başvurmasıyla ilgili şöyle konuştu:
“Bildiğiniz gibi memurlarımız, birlikte imzaladığımız toplu sözleşmelerle önemli kazanımlar elde etmişlerdir. Toplu sözleşme ikramiyesi bu kazanımlardan birisidir. En son geçtiğimiz yıl 7. Dönem Kamu Toplu Sözleşmesi’yle, memurlarımız için toplu sözleşme ikramiyesi aylık 707 gösterge rakamının memur aylık katsayısıyla çarpımı tutarında belirlenmişti. Buna göre, hizmet kolunda toplam kamu görevlisi sayısının en az yüzde 2’sini üye kaydeden sendikaların üyelerine aylık 538 lira ödeme yapıyorduk. 2 milyonu aşkın memurumuz bu kapsamda ödemeden faydalanmaktaydı. Ancak memurlarımızın bu önemli toplu sözleşme kazanımını, Cumhuriyet Halk Partisi Anayasa Mahkemesine götürmüştür. Maalesef, bu ödemeye ilişkin düzenleme, dün itibarıyla Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmiştir. İlgili düzenlemenin iptal edilmesi için Anayasa Mahkemesine başvuran ve ödemenin iptaline neden olan CHP’dir. Bu iptal kararı ile ikramiyeden yararlanan 2 milyonu aşkın kamu görevlimizin aylıklarında, maalesef 345 lira azalma meydana gelecektir.”
Işıkhan, CHP’nin daha önce de sendika üyesi kamu görevlilerine ödenen toplu görüşme primini Anayasa Mahkemesine götürerek iptal ettirdiğini anımsatarak, şunları kaydetti:
“CHP zihniyetinin memurlarımızın, birlikte imzaladığımız toplu sözleşmeyle kazandığı hakları iptal ettirmesi son derece anlaşılmaz bir tutumdur. Ama milletimiz CHP’nin bu tutumuna alışkındır. Daha önce öğrencilere verilen bursları iptal ettiren, memurların toplu görüşme primini iptal ettiren CHP, şimdi de emekçilerimizin kazanımı olan toplu sözleşme ikramiyesini iptal ettirmiştir. Biz hükümet olarak gerek toplu sözleşmeler yoluyla, gerek diğer yasal düzenlemelerle memurlarımızın haklarını geliştirirken, CHP Anayasa Mahkemesine götürerek iptal ettiriyor. Toplumdaki her kesimi ‘istismar edilebilir’ olarak gören, her şeye muhalif bu CHP zihniyeti maalesef hiç değişmiyor. Ama kamu görevlilerimiz müsterih olsun ve şunu iyi bilsin ki bugüne kadar nasıl emeğin ve emekçinin yanında olup, birçok kazanımı AK Parti hükümetleri döneminde sendikalarımızla birlikte elde ettiysek, bundan sonra da kamu görevlilerimizin yanında olacak, sendikalarımızın yanında olacak, emekçimizin yanında olacağız. Bize göre yanlış olan bu kararla ilgili olarak da gerekli adımları atma noktasında üzerimize düşeni mutlaka yapacağımızı ifade etmek isterim.”
Programda, Adana Valisi Yavuz Selim Köşger, AK Parti Adana Milletvekili Sunay Karamık ve ÇÜ Rektörü Prof. Dr. Meryem Tuncel de konuşma yaptı.
Daha sonra kadın istihdamına katkı sağlayan firma temsilcilerine plaket veren Bakan Işıkhan, ardından protokol üyeleriyle kongre merkezinde kurulan İstihdam Fuarı’nı gezdi.
Programa, AK Parti Adana Milletvekili Faruk Aytek, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) Başkanı Raci Kaya, Türkiye İş Kurumu (İŞKUR) Genel Müdürü Samet Güneş, Alpaslan Türkeş Bilim ve Teknoloji Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Tümay ve diğer ilgililer katıldı.
???????
]]>“İŞ POZİTİF İLE 1 AYDA 30 BİN KADIN İSTİHDAMI”
Cumhuriyet’in ikinci yüzyılına mührünü vuracak bir projenin hayata geçirildiğini dile getiren Bakan Işıkhan, “Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan himayelerinde ‘İş Pozitif Kadın İstihdamı Projemizin’ açılışını gerçekleştirdik. Proje kapsamında, 10 bakanlığımızın proje ortağı olduğu, tüm kamu ve özel sektör kuruluşları ile sivil toplum kuruluşları arasındaki istihdam eşleştirme süreçlerini kayıt altına alacak, İş-Pozitif adı altında bir bilgi sistemi kurduk. 9 Şubat’ta başlattığımız İş-Pozitif ile daha 1 ay olmadan 30 binden fazla kadının işe yerleşmesini sağladık. Kadınların kayıtlı olarak çalışma hayatına aktif olarak katılımlarının artırılması, hibe, teşvik, kredi ve muafiyetler aracılığıyla kadın girişimciliğinin yolunun açılması ve aynı zamanda işverenlerin de teşvik edilmesine önemli katkılar sağlamış olacağız. Önümüzdeki süreçte, kadın istihdamını artıracak çalışmalarımız hususunda ise üzerinde duracağımız konu başlıklarına bakacak olursak; eğitim ve beceri geliştirme, kadınları teşvik eden finansal indirimler, girişimcilik ve KOBİ destekleri, kadın işletmelerine destek, kadınlar için özel istihdam programları. Şu an Adana’nın da dahil olduğu bölge illerimizin kadın istihdam oranlarına baktığımızda yüzde 24’e ulaştığını görüyoruz. Bölge illerimizin istihdama katılım oranları ise yüzde 28’in üzerindedirö diye konuştu.
“MEMURLARA VERDİĞİMİZ HAKLARI İPTAL ETTİRDİLER”
Bakanlık olarak memurların, işçilerin haklarını korumak önceliğinde olduklarını anlatan Bakan Işıkhan, şöyle konuştu: “Bildiğiniz gibi memurlarımız, birlikte imzaladığımız toplu sözleşmelerle önemli kazanımlar elde etmişlerdir. Toplu sözleşme ikramiyesi, bu kazanımlardan birisidir. Geçtiğimiz yıl 7’nci Dönem Kamu Toplu Sözleşmesi ile memurlarımız için ‘toplu sözleşme ikramiyesi’ aylık 707 gösterge rakamının memur aylık katsayısıyla çarpımı tutarında belirlenmişti. Buna göre, hizmet kolunda toplam kamu görevlisi sayısının en az yüzde 2’sini üye kaydeden sendikaların üyelerine aylık 538 TL ödeme yapıyorduk. 2 milyonu aşkın memurumuz bu kapsamda ödemeden faydalanıyordu. Ancak memurlarımızın bu önemli toplu sözleşme kazanımını, CHP, Anayasa Mahkemesi’ne götürmüş ve maalesef bu ödemeye ilişkin düzenleme dün itibarıyla Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmiştir. Buna neden olan CHP’dir. Bu iptal kararıyla, ikramiyeden yararlanan 2 milyonu aşkın kamu görevlimizin aylıklarında, maalesef 345 TL azalma meydana gelecektir.
“CHP ZİHNİYETİ MAALESEF HİÇ DEĞİŞMİYOR”
CHP, daha önce de sendika üyesi kamu görevlilerine ödenen toplu görüşme primini Anayasa Mahkemesi’ne götürerek iptal ettirmişti. CHP zihniyetinin bu hakları iptal ettirmesi son derece anlaşılmaz bir tutumdur. Ama milletimiz CHP’nin bu tutumuna alışkındır. Daha önce öğrencilere verilen bursları iptal ettiren, memurların toplu görüşme primini iptal ettiren CHP, şimdi de emekçilerimizin kazanımı olan toplu sözleşme ikramiyesini iptal ettirmiştir. Toplumdaki her kesimi ‘istismar edilebilir’ olarak gören, her şeye muhalif bu CHP zihniyeti maalesef hiç değişmiyor. Ama kamu görevlilerimiz müsterih olsun ve şunu iyi bilsin; bize göre yanlış olan bu kararla ilgili olarak da gerekli adımları atma noktasında üzerimize düşeni mutlaka yapacağız.
]]>Türk havacılık sektöründen çok sayıda kadın yönetici ve profesyonelin Dünya Kadınlar Günü’nü birlikte kutladığı etkinliğin açılış konuşması Boeing Türkiye ve Orta Asya Genel Müdürü Ayşem Sargın tarafından yapıldı.
Türk havacılık sektörünün aralarında Türk hava yolu şirketleri, uçak ve motor üreticileri, sektör kuruluşları ve üniversiteler gibi farklı paydaşlarından lider kadınların deneyimlerini paylaştığı “Havacılıkta Lider Kadınlar – WAI Türkiye Kurucu Üyeleri” ve “Havada Bayrağı Taşıyan Kadınlar” başlıklı iki ayrı panelde kadın istihdamının Türk havacılığının geleceği için önemi, WAI Türkiye’nin bu alanda yürüteceği faaliyetlerle sektörün sürdürülebilir büyümesine yapacağı katkılar tartışıldı.
Faaliyetlerine 1990 yılında ABD’de başlayan ve resmi kuruluşunu 1994 yılında tamamlayan WAI, kar amacı gütmeyen bir kuruluş olarak havacılık ve uzay sektörünün tüm çalışma alanlarında daha fazla kadının yer almasına yönelik faaliyetlerde bulunuyor.
Bu alanda en büyük kuruluş olan WAI’nin, aralarında 400’ün üzerinde şirket ve kuruluşun yanı sıra sektör profesyonelleri, havacılık tutkunları ve üniversite öğrencilerinin bulunduğu tüm dünyada 17 binden fazla aktif üyesi mevcut.
WAI, tüm dünyada kapsayıcı, sürdürülebilir bir havacılık ve uzay sektörü inşasına katkı sunmak, kadınları ve kız çocuklarını bu sektörde kariyer yapma doğrultusunda cesaretlendirmek üzere mevcut ve gelecekteki iş gücüne yatırımlarda bulunuyor. Bu kapsamda yürüttüğü eğitimler, atölyeler, burs ve mentörlük programlarıyla üyelerini desteklemenin yanı sıra onları sektör profesyonelleriyle bir araya getirerek kariyer olanakları sağlıyor.
“ICAO’nun belirlediği yüzde 50 kadın istihdamı hedefine ülkemizin de hızla ulaşmasına katkı vermeyi arzuluyoruz”
Boeing Türkiye ve Orta Asya Genel Müdürü Ayşem Sargın, etkinliğin açılışında yaptığı konuşmada, çeşitlilik ve kapsayıcılığın inovasyon ve ilerlemeyi sürdürmek için son derece önemli olduğuna inandıklarını ifade etti.
Kadınların havacılık sektöründe artan oranda yer alması için çabalarını sürdürdüklerini anlatan Sargın, “Havacılık sektörünün yetenek havuzunda daha fazla kadın olmasının sektörün geleceği açısından son derece kritik olduğunu düşünüyoruz. Bugün havacılık sektöründe kadın istihdamının hem dünyada hem Türkiye’de olması gereken noktadan çok uzakta olduğunu görüyoruz.” diye konuştu.
Sargın, Boeing olarak, Türk havacılık ekosisteminden ortaklarla yürütmekte oldukları faaliyetlerle binlerce genç kadına ve kız çocuğuna ulaşmaya ve onları havacılığa yönlendirmeye devam ettiklerini belirterek, “Bugün lansmanını gerçekleştirdiğimiz WAI Türkiye aracılığıyla sektördeki paydaşların çabalarını tek bir çatı altında birleştirip büyütmeyi ve Uluslararası Sivil Havacılık Teşkilatı’nın (ICAO) belirlediği yüzde 50 kadın istihdamı hedefine ülkemizin de hızla ulaşmasına katkı vermeyi arzuluyoruz.” açıklamasında bulundu.
Kurumsal alanlarda pek çok çalışma gerçekleştirdiklerini aktaran Sargın, “Kendi alanımızda hepimiz harika şeyler yapıyoruz bireysel olarak ve kurumsal olarak. Şirketlerimiz de bunu destekliyor. Ama bunun ötesine geçmek mümkün ve bunu ancak bir araya gelerek yapabiliriz. Nasıl bir bütüne baktığımızı ve herkesin işin hangi ucundan tutacağını göstermesi bakımından bu gibi oluşumları çok önemsiyorum. Kadınların bu konuda aktif olacağına inanıyorum ve güzel sonuçlar alacağımızı düşünüyorum.” şeklinde konuştu.
“Somut ölçülebilir aksiyon alınabilir hedeflerle ilerleyerek çaba göstermemiz lazım”
Pegasus Hava Yoları Üst Yöneticisi (CEO) Güliz Öztürk de, etkinlik kapsamında düzenlenen “Havacılıkta Lider Kadınlar” konulu panelde yaptığı konuşmada, bütün amaçlarının üretime kadınları daha fazla katabilmek olduğunu belirterek, satış, satın alma, tedarik zinciri, teknik gibi kadın istihdamının düşük olduğu alanlarda kadınları katabilmeyi ve çeşitliliği sağlayabilmeyi amaçladıklarını ifade etti.
Öztürk, şirketlerin iyi örneklerini konuşmanın diğer katılımcıları da olumlu etkilediğini kaydederek, “Kişisel yolculuklar, gençleri, genç profesyonelleri ve genç öğrencileri etkiliyor. Çünkü, onlarda ‘o yapabilmişse demek ki ben de yapabilirim’ hissini uyandırıyor. En önemlisi de bu.” dedi.
Cinsiyet ayrımcılığının oluşmaması için tüm sektörlerin elini taşın altına koyması gerektiğine dikkati çeken Öztürk, “Bu konuda gerçekten somut ölçülebilir aksiyon alınabilir hedeflerle ilerleyerek çaba göstermemiz lazım. Bu konu hepimizin ajandasının bir parçası olmalı kesinlikle.” açıklamasını yaptı.
Türk Hava Yolları (THY) Uluslararası İlişkiler ve İttifaklar Başkanı Özlem Salihoğlu ise havacılıkta sürdürülebilirliğin en popüler konulardan biri olduğunu ifade etti.
Salihoğlu, kadın olmadan sürdürülebilirliğin olmayacağına işaret ederek, “Çünkü, kadınların çapraz fonksiyonları çok gelişmiş durumda ve bunu çalışırken de hissediyoruz. Kadınların sürdürülebilirlik anlamında önümüzdeki dönemde yüzde 50 oranına ulaşması gerek.” değerlendirmesinde bulundu.
]]>Göktaş, bir otelde düzenlenen “Dünya Kadınlar Günü: İlerleme için Kadınlara Yatırım” programında yaptığı konuşmada, kadınlar ve kız çocuklarının hayatın her alanında, hiçbir ayrımcılıkla karşı karşıya kalmadan aktif rol almasını istediğini, bu hedef doğrultusunda yapılan her çalışmayı önemli bulduğunu belirtti.
Gazze’de hayatını kaybedenlerin yüzde 70’inin kadın ve çocuklardan oluştuğunu bildiren Göktaş, Birleşmiş Milletler Toplumsal Cinsiyet Eşitliği ve Kadının Güçlendirilmesi Birimi (UN Women) ve Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu’nun (UNFPA) tahminlerine göre 1 milyonu aşkın kadın ve kız çocuğunun yerinden edildiğini söyledi.
Emine Erdoğan’ın “İnsanlığın zulümle bükülen belini mazlumlar arası ayrım gözetmeden doğrultabiliriz.” dediğini hatırlatan Göktaş, bu anlamda kimsenin geride bırakılmadığı bir dünya, kalıcı ve sürdürülebilir barış için herkese büyük sorumluluk düştüğünü vurguladı.
Bu barışın sağlanmasında kadınların da önemli rolü olduğunu dile getiren Göktaş, şöyle konuştu:
“Şuna inanıyoruz ki kadınların barış sürecinde aktif bir şekilde yer almaları başarıyı da beraberinde getirecektir. 11 Mart’ta başlayacak Birleşmiş Milletler 68. Kadının Statüsü Komisyonu toplantılarında bu duygumuzu dile getireceğiz. Türkiye olarak, dünyanın geleceği için, kadınların ve kız çocuklarının güvenli ve sağlıklı bir hayata sahip olmaları için elimizden gelen tüm gayreti göstermeye devam edeceğiz. Dünyanın her neresinde olursa olsun mazlumun umudu, mağdurun sesi olmayı sürdüreceğiz.”
“Son 22 yılda büyük atılımlar gerçekleştirdik”
Bakan Göktaş, aile birliğinin temeli, toplumun vazgeçilmez ve önemli parçası olan kadının, ülkelerin geleceğinde de çok etkili bir role sahip olduğunu ifade etti.
Bir ülkenin kalkınmasının, nesillerin sağlıklı ve güçlü yetiştirilmesinin, kadınların eğitim seviyesi, iş gücüne katılımı ve ekonomik özgürlükleriyle doğru orantılı olduğunu belirten Göktaş, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bugün Türkiye’de kadınlar, ülkemizin her alanda gelişmesine katkı sunan ve bizleri her daim gururlarından başarılara imza atmaktadır. Türkiye olarak, özellikle son 22 yılda kadınların siyasal, sosyal ve ekonomik hayatta daha etkin yer almaları için büyük atılımlar gerçekleştirdik. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde kadınların hak ve özgürlüklerinin genişletilmesi ve refahının artırılmasında önemli kazanımlar elde ettik. 12. Kalkınma Planımızda, kadınların her türlü fırsat ve imkandan eşit biçimde yararlanmalarını temel amaç olarak belirledik. Bunun yanı sıra Orta Vadeli Program çerçevesinde kadınlara ve kız çocuklarına yeni beceri ve yeteneklerin kazandırılması için özel programların geliştirileceğine yer verdik. Çalışmalarımız sonucunda bugün kadın istihdamı ve iş gücüne katılımında önemli bir mesafe katettik.”
Göktaş, kadın istihdam oranındaki artışın Türkiye’nin genel istihdam oranındaki artışı geçtiğini vurguladı.
Bu oranları artırmak için çalışmalarını büyük bir kararlılıkla sürdürdüklerini vurgulayan Göktaş, eğitimler ve KOBİ destekleriyle kadın girişimcileri desteklediklerini, bu kapsamda 0-3 yaş arası çocuklara yönelik Mahalle Odaklı Kreş modeliyle bakım ve eğitim hizmeti veren kurumların sayısını artırmak için çalıştıklarını söyledi.
Ülke geneline yaygınlaştıracakları bu modelle kadınların ev ve iş hayatı arasında tercih yapmak zorunda kalmalarının önüne geçmeyi hedeflediklerini aktaran Göktaş, Kadınların Kooperatifler Yoluyla Güçlendirilmesi Projesi ile 10 bin kadına danışmanlık ve eğitim hizmeti verdiklerini kaydetti.
Göktaş, Geleceğini Kuran Genç Kadınlar Projesi’ni hayata geçirdiklerini, projeyle 3 bin 97 genç kadına destek olduklarını, mühendis olmak isteyen kız öğrencilerini desteklemek amacıyla Türkiye’nin Mühendis Kızları Projesi’ni başlattıklarını, bugüne kadar 931 kadın mühendise destek verdiklerini ve projenin ikinci fazı için yürüttükleri çalışmaların devam ettiğini belirtti.
8 Mart’ta Kadının Güçlenmesi Strateji Belgesi ve Eylem Planı açıklanacak
Kadınların ekonomik hayata katılımlarına destek olmak amacıyla Kadın Girişimcilerimiz ile Güçlü Yarınlara programını başlattıklarını da anımsatan Göktaş, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bu programla kadınların gelir getiren faaliyetlere katılımlarını kolaylaştırmayı ve istihdam olanaklarını artırarak kadınları güçlendirmeyi hedefliyoruz. Ayrıca korunmaya muhtaç durumdaki çocuklar, engelliler, yaşlılar ve şiddet mağduru kadınların psikososyal refahlarını desteklemek için harekete geçtik. 8 Mart’ta açıklayacağımız Kadının Güçlenmesi Strateji Belgesi ve Eylem Planı ile de kadınların değişen iş gücü piyasasına tam, eşit ve etkin katılımlarını artıracağız.”
“Dünyada eşi benzeri az bulunan hukuki düzenlemeye sahibiz”
Kadına yönelik şiddetin fiziksel, psikolojik ve ekonomik boyutları olan küresel sorun olarak ortaya çıktığına dikkati çeken Göktaş, Türkiye olarak bu sorunun tüm bu boyutlarını göz önünde bulundurarak şiddete sıfır tolerans ilkesiyle mücadelelerini büyük bir kararlılıkla sürdürdüklerini ve sürdürmeye devam edeceklerini vurguladı.
Ailenin Korunması ve Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Kanunu’nun dünyada eşi benzeri az bulunan hukuki düzenleme olduğuna işaret ederek, şunları kaydetti:
“Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele 4. Ulusal Eylem Planı, kararlı mücadelemizde bizler için önemli bir yol haritasıdır. Şiddet Önleme ve İzleme Merkezlerimizle 81 ilde kadına yönelik şiddetle mücadelede bilgilendirici faaliyetler ve danışmanlık hizmetleri vermeye devam ediyoruz. Açacağımız yeni merkezlerle hem hizmetlerimizi arttıracağız hem de daha kararlı bir şekilde mücadele etmeye devam edeceğiz. Bugün 149 kadın konukevinde misafir ettiğimiz kadınların toplumsal ve ekonomik hayata daha güçlü bir şekilde yeniden katılımlarına destek oluyoruz.”
Kadına yönelik şiddetle mücadelenin siyaset üstü bir mesele olduğunun altını çizen Göktaş, konuya her zaman bu anlayışla yaklaştıklarını ve bu soruna asla müsamaha göstermediklerini, göstermeyeceklerini belirtti.
Göktaş, kadına yönelik şiddetle mücadelenin topyekun yürütülmesi gereken bir mücadele olduğuna dikkati çekerek, bunun herkesin sorumluluğu olduğunu söyledi.
Türkiye’nin güzel yarınlarını hep birlikte inşa edeceklerini dile getiren Göktaş, “Sevginin, şefkatin ve başarının simgesi olan güçlü kadınların yetiştirdiği güçlü nesillerle Büyük Türkiye hedeflerimize ulaşacağız. Bu anlayışla Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın da belirttiği gibi Türkiye Yüzyılı’nın, kadınların yüzyılı olacağına inancımız tamdır. Kadınların her alanda aktif olacağı ülkemizin ikinci asrında, büyük bir inanç ve azimle çalışmalarımızı sürdüreceğiz.” dedi.
]]>Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Göktaş, Ankara’da bir otelde düzenlenen “Dünya Kadınlar Günü: İlerleme için Kadınlara Yatırım” temalı etkinliğe katıldı. Bakan Göktaş, yaptığı konuşmada Türkiye’nin ve dünyanın tüm kadınları ile kız çocuklarının her alanda güçlenmesi için düzenlenen toplantıyı çok değerli bulduğunu ifade etti. Dünyada barışın ve adaletin tesis edilmesini umduğunu söyleyen Bakan Göktaş, “Kadınlar ve kız çocukları hayatın her alanında hiçbir ayrımcılıkla karşı karşıya kalmadan aktif rol alsın. Kendi geleceklerini kursun, söz sahibi olsun. Bu hedef doğrultusunda atılan her adımı, yapılan her çalışmayı, oluşturulan her birlikteliği çok kıymetli bulduğumu özellikle belirtmek istiyorum” ifadelerini kullandı.
Krizlerin ve çatışmaların ortasında kalan kadınlar ile kız çocuklarının sesi olmak için bir araya geldiklerini dile getiren Bakan Göktaş, “On yıllardır Gazze’de, İsrail’in işgali ve saldırıları altında hayata tutunmaya çalışan kadınlar için, yardım eli bekleyen kız çocukları için kurulacak birlikteliğin somut bir adımı olacağına yürekten inanıyorum” diye konuştu.
“Barış için üzerimize çok büyük bir sorumluluk düşüyor”
Gazze’de hayatını kaybedenlerin yüzde 70’inin kadın ve çocuklar olduğuna işaret eden Bakan Göktaş, şunları kaydetti:
“UN Women ve UNFPA’nın tahminlerine göre 1 milyonu aşkın kadın ve kız çocuğu yerinden edildi. Saygıdeğer Emine Erdoğan Hanımefendi’nin de dile getirdiği gibi ‘İnsanlığın zulüm ile bükülen belini mazlumlar arası ayrım gözetmeden doğrultabiliriz’. Bu anlamda kimsenin geride bırakılmadığı bir dünya, kalıcı ve sürdürülebilir bir barış için üzerimize çok büyük bir sorumluluk düşüyor.”
“Kadınların barış sürecinde aktif bir şekilde yer almaları başarıyı beraberinde getirecektir”
Barışın sağlanmasında kadınlara önemli roller düştüğüne dikkati çeken Bakan Göktaş, “Şuna inanıyoruz ki, kadınların barış sürecinde aktif bir şekilde yer almaları başarıyı da beraberinde getirecektir. 11 Mart’ta başlayacak Birleşmiş Milletler 68. Kadının Statüsü Komisyonu toplantılarında bu duygumuzu dile getireceğiz” dedi.
Türkiye’nin dünyanın geleceği için kadınlar ve kız çocuklarının güvenli, sağlıklı bir hayata sahip olması için tüm gayreti gösterdiğinin altını çizen Bakan Göktaş, mazlumun umudu ve mağdurun sesi olmayı sürdüreceklerini kaydetti.
“Kadınların eğitim seviyesi ekonomik özgürlükleriyle doğru orantılıdır”
Kadın kelimesinin altını çizen Bakan Göktaş, şöyle konuştu:
“Sevginin, şefkatin ve sağduyunun simgesi olan kadın, ülkelerin geleceğinde çok etkili bir role sahiptir. Bir ülkenin kalkınması, nesillerin sağlıklı ve güçlü yetiştirilmesi, kadınların eğitim seviyesi, işgücüne katılımı ve ekonomik özgürlükleriyle doğru orantılıdır. Bugün Türkiye’de kadınlar, ülkemizin her alanda gelişmesine katkı sunan ve bizleri her daim gururlarından başarılara imza atmaktadır.”
“Kadınların refahının artırılmasında önemli kazanımlar elde ettik”
Türkiye’nin son 22 yılda kadınların siyasal, sosyal ve ekonomik hayatta daha etkin yer almaları için büyük atılımlar gerçekleştirildiğine dikkati çeken Bakan Göktaş, “Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde kadınların hak ve özgürlüklerinin genişletilmesi ve refahının artırılmasında önemli kazanımlar elde ettik. 12. Kalkınma Planımızda kadınların her türlü fırsat ve imkandan eşit biçimde yararlanmalarını temel amaç olarak belirledik” diye konuşu.
“Kadın istihdamı oranını yüzde 25’e çıkardık”
Orta Vadeli Program (OVP) çerçevesinde kadınlara ve kız çocuklarına yeni beceri ve yeteneklerin kazandırılması için özel programlar sunulduğunu belirten Bakan Göktaş, konuşmasında şu ifadelere yer verdi:
“Çalışmalarımız sonucunda bugün kadın istihdamı ve işgücüne katılımda önemli bir mesafe kat ettik. Türkiye’nin genel istihdam oranı yüzde 12 artarken, kadın istihdamı oranını yüzde 25’e çıkardık. Bu oranları artırmak için çalışmalarımızı büyük bir kararlılıkla sürdürüyoruz.”
Kadınların ev ve iş hayatı arasında tercih yapmasının önüne geçilmesi hedefleniyor
Eğitimler ve KOBİ destekleriyle kadın girişimcileri desteklediklerini anlatan Bakan Göktaş, “Bu kapsamda 0-3 yaş arası çocuklara yönelik ‘Mahalle Odaklı Kreş Modelimizle’ bakım ve eğitim hizmeti veren kurumların sayısını artırmak için çalışıyoruz. Ülke geneline yaygınlaştıracağımız bu model ile kadınların ev ve iş hayatı arasında tercih yapmak zorunda kalmalarının önüne geçmeyi hedefliyoruz” açıklamasında bulundu.
“3 bin 97 genç kadına destek olduk”
Hayata geçirilen ‘Kadınların Kooperatifler Yoluyla Güçlendirilmesi Projesi’ ile 10 bin kadına danışmanlık ve eğitim hizmeti verdiklerini hatırlatan Bakan Göktaş, “Ne eğitimde ne istihdamda olan kadınlar için ‘Geleceğini Kuran Genç Kadınlar Projesi’ni hayata geçirdik. Bu projeyle 3 bin 97 genç kadına destek olduk. Mühendis olmak isteyen kız öğrencilerini desteklemek amacıyla ‘Türkiye’nin Mühendis Kızları Projesi’ni başlattık” diye konuştu.
“Kadın Girişimcilerimiz ile Güçlü Yarınlara Programı’nı başlattık”
Günümüze kadar 931 kız mühendise destek verildiğini aktaran Bakan Göktaş, “Ekonomik hayata katılımlarına destek olmak amacıyla ‘Kadın Girişimcilerimiz ile Güçlü Yarınlara Programı’nı başlattık. Bu programla kadınların gelir getiren faaliyetlere katılımlarını kolaylaştırmayı ve istihdam olanaklarını artırarak kadınları güçlendirmeyi hedefliyoruz” ifadelerine yer verdi.
Bakan Göktaş’ın konuşmasının ardından hatıra fotoğrafı çektirildi. – ANKARA
]]>Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) 2023 yılına ait istatistiklerle kadın verisini açıkladı. Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi (ADNKS) sonuçlarına göre 31 Aralık 2023 tarihi itibarıyla, kadın nüfus 42 milyon 638 bin 306 kişi, erkek nüfus 42 milyon 734 bin 71 kişi oldu. Diğer bir ifadeyle, toplam nüfusun yüzde 49,9’unu kadınlar, yüzde 50,1’ini ise erkekler oluşturdu. Kadınlar ile erkekler arasındaki bu oransal denge, kadınların daha uzun yaşaması nedeniyle, 60 ve daha yukarı yaş grubundan itibaren kadınların lehine değişti. Kadın nüfusun oranı, 60-74 yaş grubunda yüzde 52,1 iken 90 ve üzeri yaş grubunda yüzde 70,2 oldu.
Kadınların erkeklerden 5,5 yıl daha uzun yaşadığı görüldü
Hayat Tabloları sonuçlarına göre, doğuşta beklenen yaşam süresi 2020-2022 döneminde Türkiye geneli için 77,5 yıl iken kadınlarda 80,3 yıl, erkeklerde 74,8 yıl oldu. Genel olarak kadınların erkeklerden daha uzun yaşadığı ve doğuşta beklenen yaşam süresi farkının 5,5 yıl olduğu görüldü.
Doğuşta sağlıklı yaşam süresi kadınlarda 57,0 yıl oldu
Hayat Tabloları sonuçlarına göre, belirli bir yaştaki kişinin günlük hayattaki faaliyetlerini sınırlandıracak bir sağlık sorunu olmadan yaşaması beklenen yıl sayısını ifade eden sağlıklı yaşam süresi, 2020-2022 döneminde sıfır yaşında bulunan bir kişi için Türkiye genelinde 58,4 yıl iken kadınlarda 57,0 yıl, erkeklerde 59,7 yıl oldu. Buna göre, erkeklerin doğuşta sağlıklı yaşam süresinin kadınlardan 2,7 yıl daha uzun olduğu görüldü.
Kadınlarda obezite oranı yüzde 23,6 oldu
Türkiye Sağlık Araştırması sonuçlarına göre boy ve kilo değerleri kullanılarak hesaplanan vücut kitle indeksi incelendiğinde, 2022 yılında 15 ve daha yukarı yaştaki kişilerin yüzde 20,2’sinin obez, yüzde 35,6’sının ise obez öncesi durumda olduğu görüldü. Obez bireylerin oranı cinsiyete göre incelendiğinde, kadınların yüzde 23,6’sının obez ve yüzde 30,9’unun obez öncesi durumda, erkeklerin yüzde 16,8’inin obez ve yüzde 40,4’ünün obez öncesi durumda olduğu görüldü.
Ortalama eğitim süresi kadınlarda 8,5 yıl oldu
Ulusal Eğitim İstatistiklerine göre, ortalama eğitim süresinin yıllara göre arttığı görüldü. Türkiye geneli için ortalama eğitim süresi 2011 yılında 7,3 yıl, kadınlarda 6,4 yıl, erkeklerde 8,3 yıl iken, 2022 yılında Türkiye genelinde 9,2 yıl, kadınlarda 8,5 yıl, erkeklerde 10,0 yıl oldu.
En az bir eğitim düzeyini tamamlayan 25 ve daha yukarı yaştaki kadınların oranı yüzde 86,7 oldu
Ulusal Eğitim İstatistiklerine göre, en az bir eğitim düzeyini tamamlayan 25 ve daha yukarı yaştaki nüfusun toplam nüfus içindeki oranının 2008-2022 yılları arasında arttığı görüldü. En az bir eğitim düzeyini tamamlayan 25 ve daha yukarı yaştaki bireylerin toplam nüfus içindeki oranı, 2008 yılında yüzde 75,1 iken 2022 yılında yüzde 91,3 oldu. Bu oran cinsiyete göre incelendiğinde, 2008 yılında en az bir eğitim düzeyini tamamlayan 25 ve daha yukarı yaştaki kadınların oranı yüzde 67,5, erkeklerin oranı yüzde 82,8 iken, bu oran 2022 yılında kadınlarda yüzde 86,7, erkeklerde ise yüzde 96,1 oldu.
Yükseköğretim mezunu olan 25 ve daha yukarı yaştaki kadınların oranı yüzde 21,6 oldu
Ulusal Eğitim İstatistiklerine göre, yüksekokul ve fakülte, yüksek lisans ve doktora mezunu olan 25 ve daha yukarı yaştaki nüfusun toplam nüfus içindeki oranı, 2008 yılında yüzde 9,1 iken 2022 yılında yüzde 23,5 oldu. Bu oran cinsiyete göre incelendiğinde, 2008 yılında yükseköğretim mezunu olan 25 ve daha yukarı yaştaki kadınların oranı yüzde 7,1, erkeklerin oranı yüzde 11,2 iken bu oran 2022 yılında kadınlarda yüzde 21,6, erkeklerde ise yüzde 25,5 oldu.
Yükseköğretim mezunu kadınların işgücüne katılım oranı yüzde 68,8 oldu
Hanehalkı İşgücü Araştırması sonuçlarına göre 2022 yılında 15 ve daha yukarı yaştaki nüfusun işgücüne katılma oranının yüzde 53,1 olduğu görüldü. Bu oran kadınlarda yüzde 35,1, erkeklerde ise yüzde 71,4 oldu.
İşgücüne katılma oranı eğitim durumuna göre incelendiğinde, kadınların eğitim seviyesi yükseldikçe işgücüne daha fazla katıldıkları görüldü. Okuryazar olmayan kadınların işgücüne katılma oranı yüzde 13,9, lise altı eğitimli kadınların işgücüne katılma oranı yüzde 27,1, lise mezunu kadınların işgücüne katılma oranı yüzde 36,1, mesleki veya teknik lise mezunu kadınların işgücüne katılma oranı yüzde 43,0 iken, yükseköğretim mezunu kadınların işgücüne katılma oranı yüzde 68,8 oldu.
Kadınların istihdam oranının erkeklerin yarısından daha az olduğu görüldü
Hanehalkı İşgücü Araştırması sonuçlarına göre 2022 yılında 15 ve daha yukarı yaştaki nüfusun istihdam oranının yüzde 47,5 olduğu görüldü. Bu oran kadınlarda yüzde 30,4, erkeklerde ise yüzde 65,0 oldu.
En yüksek istihdam oranı yüzde 54,1 ile Tekirdağ, Edirne, Kırklareli) bölgesinde, en düşük istihdam oranı ise yüzde 33,8 ile Mardin, Batman, Şırnak, Siirt bölgesinde gerçekleşti. En yüksek kadın istihdam oranı, yüzde 37,4 ile Trabzon, Ordu, Giresun, Rize, Artvin, Gümüşhane bölgesinde, en düşük kadın istihdam oranı ise yüzde 18,2 ile Mardin, Batman, Şırnak, Siirt bölgesinde gerçekleşti. En yüksek erkek istihdam oranı, yüzde 72,8 ile Tekirdağ, Edirne, Kırklareli bölgesinde, en düşük erkek istihdam oranı ise yüzde 50,8 ile Mardin, Batman, Şırnak, Siirt bölgesinde gerçekleşti.
Kadınların istihdamda yarı zamanlı çalışma oranı yüzde 16,1 oldu
Hanehalkı İşgücü Araştırması sonuçlarına göre yarı zamanlı çalışanların istihdam içindeki oranının 2022 yılında yüzde 9,8 olduğu görüldü. Bu oran kadınlarda yüzde 16,1, erkeklerde ise yüzde 6,7 oldu.
Hanesinde 3 yaşın altında çocuğu olan 25-49 yaş grubundaki kadın istihdam oranı yüzde 28,0 oldu
Hanehalkı İşgücü Araştırması sonuçlarına göre hanesinde 3 yaşın altında çocuğu olan 25-49 yaş grubundaki bireylerin istihdam oranı, 2014 yılında yüzde 59,8 iken 2022 yılında yüzde 60,5 oldu. Bu oran cinsiyete göre incelendiğinde, 2022 yılında hanesinde 3 yaşın altında çocuğu olan 25-49 yaş grubundaki kadınların istihdam oranının yüzde 28,0, erkeklerin istihdam oranının ise yüzde 90,5 olduğu görüldü.
Cinsiyetler arası ücret veya kazanç farkı tüm eğitim düzeylerinde erkek lehine gerçekleşti
Cinsiyetler arası ücret veya kazanç farkı, erkek ve kadın arasındaki ücret veya kazanç farkının erkek ücret veya kazancına yüzdesel oranı olarak tanımlanmaktadır. Kazanç Yapısı İstatistiklerine göre, yıllık ortalama brüt ücret-maaş ile hesaplanan gösterge için en yüksek fark yüzde 17,1 ile yükseköğretim mezunlarında, en düşük fark yüzde 12,4 ile yine ilkokul ve altı mezunlarda gerçekleşti. Yıllık ortalama brüt kazanç ile hesaplanan gösterge için ise, en yüksek fark yüzde 19,6 ile lise mezunlarında, en düşük fark ise yüzde 14,5 ile ilkokul ve altı mezunlarda gerçekleşti.
Kadın büyükelçi oranı yüzde 27,3 oldu
Dışişleri Bakanlığı verilerine göre kadın büyükelçi oranı 2011 yılında yüzde 11,9 iken 2023 yılında yüzde 27,3 oldu. Erkek büyükelçi oranı ise 2011 yılında yüzde 88,1 iken 2023 yılında yüzde 72,7 oldu.
Kadın milletvekili oranı yüzde 19,9 oldu
Türkiye Büyük Millet Meclisi verilerine göre 2023 yıl sonu itibarıyla 599 milletvekili içerisinde kadın milletvekili sayısının 119, erkek milletvekili sayısının ise 480 olduğu görüldü. Meclisteki kadın milletvekili oranı 2007 yılında yüzde 9,1 iken, 2023 yılında yüzde 19,9 oldu.
Yükseköğretimde görevli profesörler içinde kadın profesör oranı yüzde 33,9 oldu
Yükseköğretim İstatistiklerine göre yükseköğretimde görevli profesörler içerisindeki kadın profesör oranı 2010-2011 öğretim yılında yüzde 27,6 iken 2022-2023 öğretim yılında yüzde 33,9 oldu. Yükseköğretimde görevli doçentler içerisindeki kadın doçent oranı ise, 2010-2011 öğretim yılında yüzde 32,2 iken 2022-2023 öğretim yılında yüzde 40,8 oldu.
Üst ve orta düzey yönetici pozisyonundaki kadın oranı yüzde 19,6 oldu
Hanehalkı İşgücü Araştırması sonuçlarına göre şirketlerde üst ve orta düzey yönetici pozisyonundaki kadın oranı 2012 yılında yüzde 14,4 iken 2022 yılında yüzde 19,6 oldu.
Kadın Araştırma ve Geliştirme (Ar-Ge) personelinin oranı yüzde 34,1 oldu
Belirli bir dönemde (genellikle bir takvim yılı) bir kişi ya da grup tarafından Ar-Ge faaliyetleri için harcanan sürenin aynı dönemde çalışılan toplam süreye bölünmesi yoluyla hesaplanan Tam Zaman Eşdeğeri (TZE), 0 ile 1 arasında bir değer alarak uluslararası Ar-Ge personeli karşılaştırmalarında kullanılmaktadır.
Araştırma-Geliştirme Faaliyetleri Araştırması sonuçlarına göre, TZE cinsinden kadın Ar-Ge personel sayısı, 2022 yılında 93 bin 41 kişi ile toplam Ar-Ge personel sayısının yüzde 34,1’ini oluşturdu. Sektörler itibarıyla TZE cinsinden kadın Ar-Ge personel oranı, yükseköğretimde yüzde 47,5, kar amacı olmayan kuruluşların da dahil edildiği genel devlette yüzde 31,0, mali ve mali olmayan şirketlerde ise yüzde 27,3 oldu.
Ortalama ilk evlenme yaşı kadınlarda 25,7 oldu
Evlenme İstatistiklerine göre resmi olarak ilk evliliğini 2023 yılında yapmış olan kadınların ortalama evlenme yaşı 25,7 iken erkeklerin ortalama evlenme yaşı 28,3 oldu. Ortalama ilk evlenme yaşının en yüksek olduğu il, kadınlarda 29,0 yaş, erkeklerde 32,7 yaş ile Tunceli oldu. Ortalama ilk evlenme yaşının en düşük olduğu il ise kadınlarda 22,9 yaş ile Ağrı, erkeklerde 26,2 yaş ile Şanlıurfa oldu.
Kadınların yüzde 16,2’sinin eğitim seviyelerinin eşlerinden daha yüksek olduğu görüldü
ADNKS sonuçlarına göre resmi evliliklerde eşler arasındaki eğitim farkı incelendiğinde, 2022 yılında kadınların yüzde 38,9’unun kendilerinden daha yüksek eğitimli erkeklerle evli olduğu görüldü. Eşlerinden daha yüksek eğitimli olan kadınların oranının yüzde 16,2, eğitim seviyeleri aynı olan eşlerin oranının ise yüzde 42,8 olduğu görüldü.
Kesinleşen boşanma davaları sonucu annenin velayetine verilen çocuk oranı yüzde 74,9 oldu
Boşanma İstatistiklerine göre 2023 yılında kesinleşen boşanma davaları sonucu çocukların velayetinin çoğunlukla anneye verildiği görüldü. Annenin velayetine verilen çocuk oranı yüzde 74,9 iken babanın velayetine verilen çocuk oranı ise yüzde 25,1 oldu.
İnternet kullanan kadınların oranı yüzde 83,3 oldu
Hanehalkı Bilişim Teknolojileri Kullanım Araştırması sonuçlarına göre 2023 yılında 16-74 yaş grubundaki bireylerin İnternet kullanım oranı yüzde 87,1 oldu. Bu oran kadınlarda yüzde 83,3 iken erkeklerde yüzde 90,9 oldu.
Kadınların yüzde 27,4’ü yaşadığı çevrede gece yalnız yürürken kendini güvensiz hissetti
Yaşam Memnuniyeti Araştırması sonuçlarına göre 2023 yılında, yaşadıkları çevrede gece yalnız yürürken kendilerini güvensiz hissedenlerin oranı yüzde 18,9 iken bu oran kadınlarda yüzde 27,4, erkeklerde yüzde 10,2 oldu. Kadınların yüzde 56,3’ü, erkeklerin ise yüzde 75,8’i yaşadıkları çevrede gece yalnız yürürken kendilerini güvende hissetti.
Evde yalnız olduklarında kendilerini güvensiz hissedenlerin oranı 2023 yılında yüzde 4,6 iken bu oran kadınlarda yüzde 6,3, erkeklerde yüzde 2,7 oldu. Kadınların yüzde 83,4’ü, erkeklerin ise yüzde 90,8’i evde yalnız olduklarında kendilerini güvende hissetti. – İSTANBUL
]]>Sahil Güvenlik Hava Komutanlığı bünyesinde Ege Bölgesi’ndeki illerde görev yapan 53 pilot arasında yer alan 7 kadın helikopter pilotu, günlük düzenli uçuşlarıyla komutanlığın kara ve deniz unsurlarına destek veriyor.
Görev öncesi “meyvest” adı verilen ve üzerinde işaret tabancası, köpek balığı kovucu boya, çakar lambası, oksijen tüpü ve telsiz gibi malzemelerin bulunduğu yeleği giyen kadın pilotlar, kasklarını yanlarına alarak helikoptere geçiyor.
Son kontrollerin ardından görev bölgelerine hareket eden pilotlar, “iki mavi” olarak adlandırdıkları gökyüzü ve deniz arasında güvenliği sağlıyor, afet ve acil durumlar için her an göreve hazır bekliyor.
Deniz kazalarının yanı sıra Kahramanmaraş merkezli depremlerden Karadeniz’deki sel felaketlerine kadar çok sayıda afette can kurtaran pilotlar, göklerde cumhuriyet kadınlarını temsil etmenin gururunu da yaşıyor.
“Çevremize örnek oluyoruz”
Kadın pilotlardan Teğmen Yüksel Gamze Koçak, pilot olmanın çok gurur verici bir duygu olduğunu söyledi.
Üstlendikleri görevlerin icrasında herhangi bir cinsiyet ayrımı olmadığını vurgulayan Koçak, “Tüm pilotlar gibi bize verilen görevleri canla başla üstleniyoruz. Cinsiyetimizin bizi kısıtlamadığını biliyoruz ve bu konuda sürekli çevremize örnek oluyoruz. Denizlerimiz ve ihtiyaç duyulduğunda doğal afetlerde arama kurtarma faaliyetlerinde görev almak ve bu faaliyetlerde insan hayatını kurtarmak oldukça mutluluk verici.” diye konuştu.
Üsteğmen Sinem Derya Gökçe, afet görevleri sırasında unutamayacakları pek çok olayla karşılaştıklarına dikkat çekti.
6 Şubat 2023 depremlerinde Hatay’da görev yaptığını, pek çok canın kurtarılmasına yardımcı olduğunu anlatan Gökçe, şöyle konuştu:
“Başımızdan birçok olay geçti ama en çok aklımda kalanı, hamile bir kadının Hatay’dan Adana’ya tıbbi tahliyesini gerçekleştirmemiz oldu. Uçuşta doğumu başlamıştı. Tıbbi tahliyeden sonra hastanede 5 dakika içerisinde doğumu gerçekleşmişti ve bir erkek bebek dünyaya gelmişti. Anne ve bebeğin iyi olduğunu öğrendikten sonra kendimi çok iyi hissettim. Gurur duydum ve ‘iyi ki bu meslekteyim’ dedim. Umarım bir daha böyle bir felaket başımıza gelmez.”
Üsteğmen Bircan Erkan ise 2021 yılında Karadeniz Bölgesi’nde meydana gelen sel felaketinde görev yaptığını ve bunun meslek hayatındaki ilk görevi olduğunu söyledi.
Bugüne kadarki en zor ve etkileyici görevi bu afet bölgesinde yaptığını dile getiren Erkan, “Afet bölgesine ilk intikal eden ekipler olarak orada birçok görev icra etik. Afetin yaşandığı ilk gün helikopterle evlerin çatılarında mahsur kalan 64 vatandaşımızın güvenli bölgelere tahliyesini gerçekleştirdik. Kayıp vatandaşlarımız için aylar süren arama faaliyetleri yaptık. Bölgede gördüğüm üzücü manzaralar beni çok etkiledi ve icra ettiğimiz mesleğin önemini kavradım. Böyle kötü sonuçlanan doğal afetlerin tekrarının umarım bir kez daha yaşamayız.” ifadelerini kullandı.
Komutanlıkta ikinci pilot olarak görev yapan Teğmen Beyza Birol Serin ise birçok pilot gibi havacılığa olan tutkusunun çocukluk hayallerine dayandığını söyledi.
Pilot olma hayaliyle Sahil Güvenlik Komutanlığında görev yapmak üzere başvuru yaptığını anlatan Serin, pilot olmanın yanı sıra “iki mavide” uçacak olmanın mutluluğunu yaşadığını, hayallerinin arkasından yılmadan bugünlere geldiğini bildirdi.
Serin, “Kadınlarımız nasıl tarih boyunca birçok fedakarlıkta bulunup kahraman olmuşlarsa biz de cumhuriyet kadınları olarak bu yolda yürümeye, sayımızı artırarak devam edeceğiz.” ifadelerini kullandı.
]]>Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), “İstatistiklerle Kadın, 2023” çalışmasının sonuçlarını açıkladı.
Buna göre, yüksekokul ve fakülte, yüksek lisans ve doktora mezunu olan 25 ve daha yukarı yaştaki nüfusun toplam nüfus içindeki oranı, 2008’de yüzde 9,1 iken 2022’de yüzde 23,5 oldu. Bu oran cinsiyete göre incelendiğinde, 2008’de yükseköğretim mezunu olan 25 ve daha yukarı yaştaki kadınların oranı yüzde 7,1, erkeklerin oranı yüzde 11,2 iken bu oran 2022’de kadınlarda yüzde 21,6, erkeklerde ise yüzde 25,5 seviyesine yükseldi.
Yükseköğretim mezunu kadınların iş gücüne katılım oranı yüzde 68,8 oldu. 2022’de 15 ve daha yukarı yaştaki nüfusun iş gücüne katılma oranının yüzde 53,1 olduğu görüldü. Bu oran kadınlarda yüzde 35,1, erkeklerde ise yüzde 71,4 olarak kayıtlara geçti.
İş gücüne katılma oranı eğitim durumuna göre incelendiğinde, kadınların eğitim seviyesi yükseldikçe iş gücüne daha fazla katıldıkları görüldü.
Okuryazar olmayan kadınların iş gücüne katılma oranı yüzde 13,9, lise altı eğitimli kadınların iş gücüne katılma oranı yüzde 27,1, lise mezunu kadınların iş gücüne katılma oranı yüzde 36,1, mesleki veya teknik lise mezunu kadınların iş gücüne katılma oranı yüzde 43 iken, yükseköğretim mezunu kadınların iş gücüne katılma oranı yüzde 68,8 oldu.
Kadınların istihdam oranının erkeklerin yarısından daha az olduğu görüldü. 2022’de 15 ve daha yukarı yaştaki nüfusun istihdam oranının yüzde 47,5 olduğu görüldü. Bu oran kadınlarda yüzde 30,4, erkeklerde ise yüzde 65 olarak kayıtlara geçti.
En yüksek istihdam oranı yüzde 54,1 ile Tekirdağ, Edirne, Kırklareli bölgesinde, en düşük istihdam oranı ise yüzde 33,8 ile Mardin, Batman, Şırnak, Siirt bölgesinde gerçekleşti.
En yüksek kadın istihdam oranı, yüzde 37,4 ile Trabzon, Ordu, Giresun, Rize, Artvin, Gümüşhane bölgesinde, en düşük kadın istihdam oranı ise yüzde 18,2 ile Mardin, Batman, Şırnak, Siirt bölgesinde görüldü. En yüksek erkek istihdam oranı, yüzde 72,8 ile Tekirdağ, Edirne, Kırklareli bölgesinde, en düşük erkek istihdam oranı ise yüzde 50,8 Mardin, Batman, Şırnak, Siirt bölgesinde gözlendi.
Kadınların istihdamda yarı zamanlı çalışma oranı yüzde 16,1 olarak belirlendi. Yarı zamanlı çalışanların istihdam içindeki oranının 2022’de yüzde 9,8 olduğu belirlendi. Bu oran kadınlarda yüzde 16,1, erkeklerde ise yüzde 6,7 olarak kayıtlara geçti.
Hanesinde 3 yaşın altında çocuğu olan 25-49 yaş grubundaki bireylerin istihdam oranı 2014’te yüzde 59,8 iken 2022’de yüzde 60,5’e çıktı. Bu oran cinsiyete göre incelendiğinde, 2022’de hanesinde 3 yaşın altında çocuğu olan 25-49 yaş grubundaki kadınların istihdam oranının yüzde 28, erkeklerin istihdam oranının ise yüzde 90,5 olduğu tespit edildi.
Cinsiyetler arası ücret veya kazanç farkı tüm eğitim düzeylerinde erkek lehine gerçekleşti. Cinsiyetler arası ücret veya kazanç farkı, erkek ve kadın arasındaki ücret veya kazanç farkının erkek ücret veya kazancına yüzdesel oranı olarak tanımlanıyor.
Kazanç Yapısı İstatistiklerine göre, yıllık ortalama brüt ücret-maaş ile hesaplanan gösterge için en yüksek fark yüzde 17,1 ile yükseköğretim mezunlarında, en düşük fark yüzde 12,4 ile yine ilkokul ve altı mezunlarda gerçekleşti. Yıllık ortalama brüt kazanç ile hesaplanan gösterge için ise en yüksek fark yüzde 19,6 ile lise mezunlarında, en düşük fark ise yüzde 14,5 ile ilkokul ve altı mezunlarda görüldü.
Kadın büyükelçi oranı yüzde 27,3 oldu
Kadın büyükelçi oranı 2011’de yüzde 11,9 iken 2023’te yüzde 27,3’e yükseldi. Erkek büyükelçi oranı ise 2011’de yüzde 88,1 iken 2023’te yüzde 72,7 oldu.
Kadın milletvekili oranı yüzde 19,9 olarak belirlendi. Türkiye Büyük Millet Meclisi verilerine göre 2023 sonu itibarıyla 599 milletvekili içerisinde kadın milletvekili sayısının 119, erkek milletvekili sayısının ise 480 olduğu görüldü. Meclisteki kadın milletvekili oranı 2007’de yüzde 9,1 iken, 2023’te yüzde 19,9’a yükseldi.
Yükseköğretimde görevli profesörler içinde kadın profesör oranı yüzde 33,9 olarak belirlendi. Yükseköğretim İstatistikleri’ne göre yükseköğretimde görevli profesörler içerisindeki kadın profesör oranı 2010-2011 öğretim yılında yüzde 27,6 iken 2022-2023 öğretim yılında yüzde 33,9 olarak belirlendi.
Yükseköğretimde görevli doçentler içerisindeki kadın doçent oranı ise 2010-2011 öğretim yılında yüzde 32,2 iken 2022-2023 öğretim yılında yüzde 40,8 olarak kayıtlara geçti.
Üst ve orta düzey yönetici pozisyonundaki kadın oranı 2012’de yüzde 14,4 iken 2022’de yüzde 19,6’a çıktı.
Tam Zaman Eşdeğeri (TZE) cinsinden kadın AR-GE personel sayısı, 2022’de 93 bin 41 kişi ile toplam AR-GE personel sayısının yüzde 34,1’ini oluşturdu.
Sektörler itibarıyla TZE cinsinden kadın AR-GE personel oranı, yükseköğretimde yüzde 47,5, kar amacı olmayan kuruluşların da dahil edildiği genel devlette yüzde 31, mali ve mali olmayan şirketlerde ise yüzde 27,3 oldu.
Ortalama ilk evlenme yaşı kadınlarda 25,7 olarak belirlendi
Evlenme İstatistiklerine göre, resmi olarak ilk evliliğini 2023’te yapmış olan kadınların ortalama evlenme yaşı 25,7 iken erkeklerin ortalama evlenme yaşı 28,3 olarak tespit edildi.
Ortalama ilk evlenme yaşının en yüksek olduğu il, kadınlarda 29 yaş, erkeklerde 32,7 yaş ile Tunceli oldu. Ortalama ilk evlenme yaşının en düşük olduğu il ise kadınlarda 22,9 yaş ile Ağrı, erkeklerde 26,2 yaş ile Şanlıurfa olarak kayıtlara geçti.
Resmi evliliklerde eşler arasındaki eğitim farkı incelendiğinde, 2022 yılında kadınların yüzde 38,9’unun kendilerinden daha yüksek eğitimli erkeklerle evli olduğu görüldü. Eşlerinden daha yüksek eğitimli olan kadınların oranının yüzde 16,2, eğitim seviyeleri aynı olan eşlerin oranını ise yüzde 42,8 olarak kayıtlara geçti.
Boşanma İstatistikleri’ne göre, 2023’te kesinleşen boşanma davaları sonucu çocukların velayetinin çoğunlukla anneye verildiği görüldü. Annenin velayetine verilen çocuk oranı yüzde 74,9 iken babanın velayetine verilen çocuk oranı ise yüzde 25,1 oldu.
İnternet kullanan kadınların oranı yüzde 83,3
2023’te 16-74 yaş grubundaki bireylerin internet kullanım oranı yüzde 87,1 oldu. Bu oran kadınlarda yüzde 83,3 iken erkeklerde yüzde 90,9 olarak kayıtlara geçti.
Geçen yıl yaşadıkları çevrede gece yalnız yürürken kendilerini güvensiz hissedenlerin oranı yüzde 18,9 iken bu oran kadınlarda yüzde 27,4, erkeklerde yüzde 10,2 olarak kayıtlara geçti. Kadınların yüzde 56,3’ü, erkeklerin ise yüzde 75,8’i yaşadıkları çevrede gece yalnız yürürken kendilerini güvende hissetti.
Evde yalnız olduklarında kendilerini güvensiz hissedenlerin oranı 2023’te yüzde 4,6 iken bu oran kadınlarda yüzde 6,3, erkeklerde yüzde 2,7 olarak belirlendi. Kadınların yüzde 83,4’ü, erkeklerin ise yüzde 90,8’i evde yalnız olduklarında kendilerini güvende hissetti.
(Bitti)
]]>Gaziantep AB Bilgi Merkezi organizasyonunda düzenlenen “Kültür & Sanatta Kadın ve Sivil Toplumun Gücü” etkinliğinde Oyuncu Ceyda Düvenci ve toplumsal cinsiyet eşitliği savunucusu Yanındayız Derneği Kurucu Üyesi, Oyuncu Mert Fırat’ın kültür ve sanatta toplumsal cinsiyet eşitliği üzerine keyifli söyleşisi ardından Devlet Opera & Balesi Caz ve Müzikal Sanatçısı Zeynep Burcu Altınel’in canlı performansı alkışlar eşliğinde takip edildi.
GTO konferans salonunda gerçekleşen ve 400’den fazla kişinin katıldığı etkinlikte salon tamamen doldu. GTO üyelerinin yoğun ilgisine sahne olan etkinlikte konuşarak Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün “Dünya üzerindeki her şey kadının eseridir” sözüne vurgu yapan GTO Başkanı Tuncay Yıldırım, “Kadının kendi varlığı başlı başına bir sanat eseri oluşturulmasından gelen üretkenliği, hassasiyeti, estetiği, düşünme biçimi kadını hem bir sanat eseri hem yaşamın en üretken sanatçısı hem de sanat eserlerinin en büyük ilham kaynağı yapıyor” dedi.
“Cinsiyet ayrımcılığı için gerekçe olamaz”
Konuşmasının devamında kadın ve erkeğin genetik, fizyolojik ve biyolojik özellikler bakımından farklı olduğunu söyleyen fakat bunun aile, istihdam, ekonomi, hukuk, eğitim, politika, sanat ve yaşamın hiçbir anında cinsiyet ayrımcılığı yapılması için bir gerekçe olamayacağını vurgulayan Yıldırım, “Öyle güzel bir şekilde var olmuşuz ki birbirimizi tamamlar, dengeler nitelikteyiz. İşte bu dengeye, bu tamamlayıcılığa odaklanmalıyız Yani biyolojik cinsiyet özelliklerimizdeki eşitsizliği toplumsal cinsiyet noktasında fırsata çevirmeliyiz” ifadelerini kullandı.
“İşe kendi kapımızın önünü süpürmekle başlamalıyız”
Toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda herkesin bireysel sorumlulukları olduğunu ve toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin sadece bir kadın meselesi olmadığını belirten Başkan Yıldırım, “Şikayet ettiğimiz durumlar için bir şey yapmamız, adım atmamız gerek. Cinsiyet eşitliğinin konuşulduğu, kadın cinayetlerinin, kadına yönelik şiddetin olmadığı, kadınların pozitif ayrımcılığa ihtiyaç duymadığı bir dünya istiyorsak işe kendi kapımızın önünü süpürmekle başlamalıyız. Yani çocuklarımızı yetiştirme şeklimizi gözden geçirmeliyiz. İnanıyorum ki; biyolojik farklılıkları, toplumsal eşitsizlik haline getirmeyecek bir yetiştirme tarzını benimsemek en azından gelecek nesillerde bu sorunun çözümünü destekleyecektir” diye ekledi.
Yıldırım’ın konuşması ardından toplumsal cinsiyet eşitliği savunucusu Yanındayız Derneği Kurucu Üyesi, Oyuncu Mert Fırat, her alanda olduğu gibi sivil toplumda ve iş hayatında kadının varlığının önemine dikkat çekti.
İçinde bulunduğu tüm STK’lar ve şirketlerde kadın çalışan sayısının yüzde 50 üzerinde olduğunun altını çizen Fırat, “Kadının iş gücündeki varlığına göz yuman şirketler ilerleyen süreçte yaptırıma dahi maruz kalabilir” dedi.
Kültür ve sanatta toplumsal cinsiyet eşitliği üzerine gerçekleşen söyleşide Oyuncu Ceyda Düvenci ise manevi ve fiziksel şiddete dikkat çekerek, “Hayatınızda hiç kimsenin size manevi ya da bedensel şiddet uygulamasına izin vermeyin. Hiç kimse size kelimeleriyle de bedeniyle de zarar veremez. Önce cümlelerimizi, sonra sinirimizi kustuğumuz kelimelerimizi, sonra da gerçek sevginin içinde herhangi bir şiddet olmadığını önce kendimize sonra evlatlarımıza hatırlatırsak bir sene sonra bile farklı şeyler konuşuyor olacağız” diye konuştu. – GAZİANTEP
]]>Üreten Kadınlar Yarışması Ödül Töreni, Şişli’de bir otelde saat 15.00’de gerçekleşti. Törene, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, İstanbul Valisi Davut Gül, Halkbank Genel Müdürü Osman Arslan ile birlikte çok sayıda kadın girişimci ve davetli katıldı. Program, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve eşi Emine Erdoğan’ın mesajlarının salondaki davetlilere okunmasıyla başladı. Daha sonra kürsüye çıkan Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, kadınların iş hayatına katılımını teşvik edecek her türlü adımın arkasında olduklarını belirterek, bu anlamda finansal okuryazarlığın önemine dikkat çekti. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş ise, kadın iş gücüne katılma oranını yüzde 40,1’e, kadın istihdam oranını ise yüzde 36,2’ye yükseltilmeyi hedeflediklerini belirterek, Türkiye Yüzyılı’nın, kadınların yüzyılı olacağına inandığını ifade etti.
“Kadınların iş hayatına katılımını teşvik edecek her türlü adımın arkasındayız”
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek konuşmasına, “Türkiye ekonomisinin potansiyelini gerçekleştirmesinin tek yolu kadınlarımızın çok daha aktif bir şekilde hem iş hayatında girişimci ve çalışan olarak bulunmalarına bağlıdır. Az önce Sayın Cumhurbaşkanımızın mesajında; kadınların işgücüne katılım oranının son 20 yılda yüzde 20’den yüzde 36’ya çıktığı ifade edildi. Çok değerli, anlamlı bir ilerleme ama yeterli değil. OECD ülkelerinde kadınların iş gücüne katılım oranı ortalama yüzde 66. Eğer Türkiye’de kadınların iş gücüne katılım oranı OECD ortalamalarına ulaşırsa Türkiye’nin milli geliri 20 puan yani yüzde 20 daha yüksek olur. Dolayısıyla kadınların iş hayatına katılımını teşvik edecek her türlü adımın arkasındayız” ifadeleriyle başladı.
“Finansal okuryazarlık arttıkça, kadınlarımızın ekonomik özgürlüğe ulaşma yolunda ilerleme sağlaması mümkündür”
Bakan Şimşek kadınların iş gücüne katılımında finansal okuryazarlığın önemine değinerek, “Kamu bankalarımız, KOSGEB ve TÜBİTAK kadın girişimcilerimizin yanında. KOSGEB yeni kadın girişimcilere 200 bin lira, mevcut kadın girişimcilere ise 300 bin liraya kadar kredi sunuyor. Halkbank ise 220 bin kadına 60 milyar liraya yakın bir kredi imkanı sunmuş. Bu gerçekten çok önemli. Kadınları istihdam eden işletmelerin 24 ile 54 ay arasında SGK primlerini Hazine olarak karşılıyoruz. Kadın çalışanlarına kreş ve gündüz bakımevi hizmeti çok önemli. Eğer bir işveren kendi çalışanlarına kreş hizmeti sunarsa oradan elde ettiği geliri, vergiden indirme imkanı sağlıyoruz. Kadınlarımızın finansal okuryazarlığı da çok değerli. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile SPK (Sermaye Piyasaları Kurumu) çok güzel bir çalışma başlattı. 800 bine yakın kadına finansal okuryazarlık eğitimi vermek üzere bir iş birliği başlattılar. Finansal okuryazarlık arttıkça, kadınlarımızın ekonomik özgürlüğe ulaşma yolunda ilerleme sağlaması mümkündür” şeklinde konuştu.
“Kadın iş gücüne katılma oranını yüzde 40,1’e, kadın istihdam oranını ise yüzde 36,2’ye yükseltilmeyi hedefliyoruz”
Kadınların iş gücüne katılım oranlarını artırmak için birçok proje gerçekleştirdiklerini söyleyen Mahinur Özdemir Göktaş da, “Hayatın her alanında üretkenliği ve duyarlılığı temsil eden kadınlar, sağlıklı ve güçlü bir toplumun teminatıdır. Eğitimden sağlığa, çalışma hayatından siyasete, teknolojiden bilişime ellerinin değdiği her alanı bereketlendiren kadınlar Türkiye Yüzyılı’nın da mimarları olacaktır. Bu anlamda, kadının toplumdaki yerini güçlendirmek, kadın-erkek eşitliğini sağlamak en asli vazifemizdir. Bu kapsamda, son 22 yılda, kadınların siyasal, sosyal ve ekonomik hayatta daha etkin yer almaları için büyük atılımlar gerçekleştirdik. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde kadınların hak ve özgürlüklerinin genişletilmesi ve refahının artırılmasında önemli kazanımlar elde ettik. Kalkınma planıyla 2028 yılı sonuna kadar kadının iş gücüne katılma oranını yüzde 40,1’e, kadın istihdam oranını ise yüzde 36,2’ye yükseltilmeyi hedefliyoruz. Bu hedefimiz doğrultusunda kadınlara yeni iş imkanları sağlamaya ve özellikle kadın girişimciliğini desteklemeye devam ediyoruz” dedi.
“Kadınların değişen işgücü piyasasına tam, eşit ve etkin katılımlarını artıracağız”
Bakanlık olarak kadınların çalışma hayatına aktif olarak katılabilmeleri için yapılan çalışmalardan bahseden Göktaş, “Bu kapsamda, kadınların iş ve ev arasında tercih yapmak zorunda kalmamaları için 0-3 yaş grubunu kapsayacak şekilde mahalle tipi kreş modelinin yaygınlaştırılmasını önemsiyoruz. Çünkü, bugün girişimci kadınlar, istihdam hazırlama potansiyelleriyle sadece kendi hayatlarını değil, aynı zamanda çevrelerini ve toplumu da olumlu yönde etkiliyor. Bu nedenle, ülkemizde sürdürülebilir kalkınmayı sağlamak için kadın girişimci sayısını artırmak büyük bir önem arz ediyor. Kadının güçlü bir birey olarak toplumda var olabilmesi, ancak ve ancak kadın-erkek eşitliği sağlanmış bir çalışma hayatıyla mümkündür. “Finansal Okuryazarlık ve Kadınların Ekonomik Güçlenmesi Seminerleri” ile kadınların ekonomik destekler, teşvikler ve başvuru mekanizmalarına daha kolay ulaşmalarına imkan sağlıyoruz. Bu seminerlere 2018 yılında başladık ve bugüne kadar 751 bin kadına destek olduk. “Kadınların Kooperatifler Yoluyla Güçlendirilmesi Projesi” ile kadınların ekonomik ve sosyal hayata daha etkin katılımlarını teşvik ediyoruz. “Geleceğini Kuran Genç Kadınlar Projesi” ile ülkemizde ne eğitimde ne istihdamda yer alan 18-29 yaş arasındaki genç kadınların iş, staj ve eğitime ulaşmalarına destek oluyoruz. Mühendis olmak isteyen kız öğrencileri desteklemek ve mesleğin önde gelen isimleri haline gelmelerini sağlamak amacıyla “Türkiye’nin Mühendis Kızları Projesi”ni yürütüyoruz. Çok yakın bir zamanda uygulamaya koyacağımız “Kadının Güçlenmesi Strateji Belgesi ve Eylem Planı” ile de kadınların değişen işgücü piyasasına tam, eşit ve etkin katılımlarını artıracağız” diye konuştu.
“Türkiye Yüzyılı’nın, kadınların yüzyılı olacağına inanıyoruz”
Kadının toplumdaki yerinin önemine dikkat çeken Bakan Göktaş, “Kadın aile ve toplumun temel direğidir. Kadınlar, toplumu ilmek ilmek işleyen birer sanatkar. Tarihimizin her döneminde bizlere ışık tutan, yol gösteren öncü kadınlar olmuştur. Kadının içinde olmadığı, yer bulmadığı hiçbir ekonomik, kültürel ve siyasal hareket başarıya ulaşamaz. Sayın Cumhurbaşkanımızın da ifade ettiği gibi “Türkiye Yüzyılı’nın, kadınların yüzyılı olacağına” yürekten inanıyoruz. Bu inançla kadınlara destek olmaya devam edeceğiz. Girişimci kadınların üretime daha aktif katılmalarını sağlayacağız” ifadeleriyle konuşmasını sonlandırdı.
Konuşmalardan sonra “Üreten Kadınlar Yarışmasının” kazananlarına ödülleri takdim edildi. Ödül töreninin ardından program sona erdi. – İSTANBUL
]]>Göktaş, Şişli’deki bir otelde düzenlenen “Halkbank Üreten Kadınlar Yarışması Ödül Töreni”nde yaptığı konuşmada, hayatın her alanında üretkenliği ve duyarlılığı temsil eden kadınların, sağlıklı ve güçlü bir toplumun teminatı olduğunu söyledi.
Kadının toplumdaki yerini güçlendirmenin ve kadın-erkek eşitliğini sağlamanın, asli vazifeleri olduğunu vurgulayan Göktaş, son 22 yılda kadınların siyasal, sosyal ve ekonomik hayatta daha etkin yer almaları için büyük atılımlar gerçekleştirdiklerini anlattı.
Kadınların iş ve ev arasında tercih yapmak zorunda kalmamaları için çalıştıklarını aktaran Göktaş, “0-3 yaş grubunu kapsayacak şekilde kreş modelini, aynı zamanda sanayilerdeki kreşleri de yaygınlaştırmayı önemsiyoruz. Çünkü girişimci kadınlar, istihdam yaratma potansiyelleriyle sadece kendi hayatlarını değil, aynı zamanda çevreleri ve toplumu da olumlu yönde etkiliyorlar” diye konuştu.
Göktaş, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Kadının güçlü bir birey olarak toplumda var olabilmesi, ancak ve ancak kadın-erkek eşitliği sağlanmış bir çalışma hayatıyla mümkündür. Bu kapsamda kadınların daha fazla ekonomik hayatta yer almaları için çalışmalarımızı büyük bir kararlılıkla sürdürüyoruz. Finansal okuryazarlık ve kadınların ekonomik güçlenmesi seminerleriyle kadınların ekonomik destekler, teşvikler ve başvuru mekanizmalarına daha kolay ulaşmalarına imkan sağlıyoruz. Bu seminerleri 2018 yılında başladık ve bugüne kadar 800 binden fazla kadına destek olduk.”
Mühendis olmak isteyen kız öğrencileri desteklemek ve mesleğin önde gelen isimleri olmalarını sağlamak amacıyla “Türkiye’nin Mühendis Kızları” projesini yürüttüklerini anlatan Göktaş, 18 Ocak’ta gerçekleştirdikleri kadın girişimciliğine yeni ufuklar toplantısıyla kadın girişimciliğinin mevcut durumunu, sorunları ve bu sorunlara yönelik çözüm önerilerini ele aldıklarını ifade etti.
Kalkınma planıyla 2028 yılı sonuna kadar kadının iş gücüne katılma oranını yüzde 40,1’e, kadın istihdam oranını ise yüzde 36,2’ye yükseltmeyi hedeflediklerini belirten Göktaş, şunları kaydetti:
“Kadınların sözü çoğaldıkça, sesi gür çıktıkça bir parçası olduğu toplumun da sesi çoğalır, sesi gür çıkar. Kadın, aile ve toplumun temelleridir. Elinde kalemiyle sınıfta bir öğretmen, önünde bilgisayarıyla bir mühendis, yazdığı reçetelerle şifa olan bir doktor… Kadınlar toplumu ilmek ilmek işleyen birer sanatkardır. Tarihimizin her döneminde bizlere ışık tutan, yol gösteren öncü kadınlar olmuştur. Hayme Ana’dan Gevher Nesibe Hatun’a, şair Nigar Hanım’dan Fatma Aliye’ye kadar tarihimizde azimleriyle ve mücadeleleriyle iz bırakan nice kadınlar vardır. Nice Türk kadını vardır. Kadının içinde olmadığı, yer bulmadığı hiçbir ekonomik, kültürel ve siyasi hareket başarıya ulaşamaz. Sayın Cumhurbaşkanımızın da ifade ettiği gibi Türkiye Yüzyılı’nın kadınların yüzyılı olacağına yürekten inanıyoruz. Bu güçlü vizyonla güçlü Türkiye’nin güçlü yarınına attıkları her adımı destekliyoruz. Bakanlık olarak, kadının çalışma hayatındaki hak ettiği yeri alması, iş gücüne aktif bir biçimde katılması ve üretimde söz sahibi olmasının önemine olan inancımız tamdır.”
Konuşmaların ardından, Halkbank Genel Müdürü Osman Arslan, Göktaş’a plaket verdi.
Programa, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, İstanbul Valisi Davut Gül, ödül alan kadınlar ve davetliler katıldı.
]]>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Akademi Üniversite Teknoloji Takımları Destekleme Programı (TEKNODEST) kapsamında elektrikli araçlar, 3D yazıcılar, insansız hava aracı, otonom araçlar ve robotik çalışmalar yürüten 62 takımdan oluşan 700 öğrenci, tasarladıkları ürünleri Kocaeli Kongre Merkezi’nde sergiledi.
Kocaeli Üniversitesi ve Gebze Teknik Üniversitesi bünyesinde kurulan öğrenci takımları ile ulusal ve uluslararası yarışmalara katılan lise ve ortaokul öğrenci takımlarının çalışmalarını inceleyen Kaya, gençlerin, Türkiye’nin geleceği, aydınlık yarınların teminatı olduğunu söyledi.
Başörtüsü nedeniyle yaşadığı sıkıntılara değinen Kaya, verdiği mücadeleyi anlatarak gençlere tavsiyelerde bulundu.
Kaya, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde, Türkiye’nin güçlü olması için mücadele verdiklerini vurgulayarak, “Her zaman sizin yanınızda, gençlerin ve kadınların önünü açmak için gecesini gündüzüne katan bir liderimiz, bir Cumhurbaşkanımız var.” dedi.
TEKNOFEST’in öneminden bahseden Kaya, gençlerin teknoloji alanında ülkesini dünyada birinci sıraya yükselteceğini, buna inandıklarını kaydetti.
Gençlerin Cumhuriyet tarihi boyunca demokrasinin, kalkınmanın, istiklal ve istikbalin yanında yer aldığına işaret eden Kaya, “20 yıldır verdiğimiz mücadelede yanımızda her zaman gençliğimiz oldu. En büyük güç ve moral kaynağımız gençlerimiz oldu. Sadece 15 Temmuz gecesi gençliğin yazdığı destan bile başlı başına bir efsane. O gece, o karanlık gecede gençlerimiz vatanını, milletini, istiklalini savunmak üzere en önde yer almıştı. Bu bir başarı hikayesi, şimdi bu gençliğimizi TEKNODEST Kocaeli’de görüyorum.” diye konuştu.
Kaya, Türkiye’nin kendi teknolojilerini geliştirmek, kendi savunma sanayisi ürünlerini tasarlayıp üretmek için yola çıktığında gençlere güvendiğini anlatarak, savunma sanayisinde hayata geçirilen projelerden bahsetti.
Türkiye Yüzyılı’na gençlerle ilerleyeceklerini dile getiren Kaya, “İnşallah sizler de bizim 2053, 2071 vizyonunu taşıyarak bu ülkeyi çok daha ileriye taşıyacaksınız. Her birinizi, ülkemizin teknoloji elçileri olarak görüyoruz.” ifadelerini kullandı.
Gençlere tavsiyelerde bulunan Kaya, “Cumhurbaşkanımızla birlikte biz de onun yol arkadaşları olarak bu ülkenin, dünyada en güçlü ülkeler sıralamasında ilk 10’da yer alacağına inanıyoruz. Bunu sizlerle başaracağımıza inanıyoruz, bunu teknolojiyle başaracağımıza inanıyoruz.” şeklinde konuştu.
Daha sonra Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın’ın son parçasını taktığı, öğrenciler tarafından geliştirilen rover uzay keşif aracı hareket ettirildi.
Programa, AK Parti Kocaeli milletvekilleri Radiye Sezer Katırcıoğlu, Veysal Tipioğlu ve Sadettin Hülagü, KOÜ Rektörü Prof. Dr. Zafer Cantürk, AK Parti MKYK Üyesi İlyas Şeker, AK Parti İl Başkanı Şahin Talus, MHP İl Başkanı Murat Nuri Demirbaş ve öğrenciler katıldı.
“Güçlü kadın, güçlü aile, güçlü toplum, güçlü Türkiye”
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Kaya, ardından Kocaeli Büyükşehir Belediyesi tarafından Gebze Sporcu Eğitim Merkezi’nde düzenlenen Anne Şehir Kadın Festivali’ne katıldı.
Kaya, marifetli eller atölyesi, çocuk oyun alanı, kutsal emanetler sergisi ve geri dönüşüm atölyesini ziyaret ederek, burada eğitim alan kadınlarla görüştü, fotoğraf çekildi.
Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Meslek ve Sanat Eğitim Kursları’nın önemine değinen Kaya, kadınların bu kurslarda meslek edindiğini anlattı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olduğunda yaptığı çalışmalardan bahseden Kaya, sosyal belediyeciliğin önemini vurguladı.
“Güçlü kadın, güçlü aile, güçlü toplum, güçlü Türkiye.” diyen Kaya, kadınlar güçlü olduğunda, ailelerin, Türkiye’nin, çok daha güçlü olacağına inandıklarını kaydetti.
Kaya, yerel yönetimlerin kadınlara yönelik yapacağı çalışmaların kıymetli olduğunu dile getirerek, güçlü kadınların, ülkeye çok iyi yetişen evlatlar kazandıracağını ifade etti.
]]>UEFA Uluslar C Ligi’nde oynadığı 6 maçı, gol yemeden kazanan ve B Ligi’ne yükselen A Milli Kadın Futbol Takımı’nın rakipleri belli oldu. İsviçre’nin Nyon kentindeki UEFA Genel Merkezi’nde gerçekleşen kura çekiminde Türkiye; B Ligi 1. Grup’ta İsviçre, Macaristan ve Azerbaycan ile eşleşti. Karşılaşmalar 1-9 Nisan 2024, 27 Mayıs – 4 Haziran 2024 ve 8-16 Temmuz 2024 tarih aralıklarında oynanacak.
Kura çekimine A Milli Kadın Futbol Takımı Yardımcı Antrenörü, U17 Kız Milli Takım Teknik Direktörü Begüm Üresin ile Kadın Milli Takımlar Sorumlusu Koray Uzun katıldı.
UEFA, ev sahibi İsviçre ile birlikte 16 takımla oynanacak 2025 Kadınlar Avrupa Şampiyonası için yeni bir format belirlemişti. Bu formata göre takımlar, UEFA Kadınlar Uluslar Ligi’nde elde ettikleri sonuçlara göre 2025 Kadınlar Avrupa Şampiyonası Elemeleri Lig Etabı’ndaki yerlerini belirlediler. Bu sıralamaya göre 3 ligden oluşan Avrupa Şampiyonası Elemeleri’nde, A Ligi ve A Milli Kadın Futbol Takımı’nın da bulunduğu B Ligi’nde 16’şar takım mücadele ederken, C Ligi’nde 19 takım yer aldı.
Nisan ve Temmuz ayları arasında oynanacak maçlarla takımlar lig etabını tamamlayacak. Lig etabının sonunda elde edilen sıralama ise ayrıca bir sonraki Uluslar Ligi’nde takımların pozisyonunu belirleyecek.
A Ligi’ndeki 16 takım, belirlenecek gruplarında ilk 2 sırayı almaya çalışacak. İlk 2 sırayı alan 8 takım, ev sahibi İsviçre ile birlikte EURO 2025’te yer alacak. Geriye kalan 7 EURO 2025 bileti, Ekim – Kasım – Aralık aylarında yapılacak iki turlu play-off maçları sonucunda sahiplerini bulacak.
Buna göre; play-off’ların ilk turunda A Ligi’ni 3. ve 4. sırada bitiren 8 takım ile C Ligi’ni ilk sırada bitiren 5 takım ve en iyi 3 ikinci takım (toplam 8 takım); birbirleriyle karşılaşacak. Play-off’ların ilk turunu kazanan 8 takım, ikinci tura kalacak.
Ay-yıldızlıların da yer aldığı B Ligi’ndeki 4 grup birincisi ve en iyi 2 ikinci (toplam 6 takım), yine B Ligi’nde 2 ikinci ve 4 üçüncü takımla (toplam 6 takım) play-off ilk turu oynayacak ve kazanan 6 takım play-off 2. tura kalacak.
İlk tur play-off’ları sonucu kazanan toplam 14 takım, ikinci turda ligdeki sıralamalarına göre 2. tur play-off maçları oynanacak. Kazanan 7 takım, İsviçre’de 2-27 Temmuz 2025 tarihlerinde düzenlenecek 2025 Kadınlar Avrupa Futbol Şampiyonası’nda oynama hakkı kazanacak.
Kura çekimi sonucu gruplar şu şekilde oluştu:
A Ligi
1. Grup: Hollanda, İtalya, Norveç, Finlandiya
2. Grup: İspanya, Danimarka, Belçika, Çekya
3. Grup: Fransa, İngiltere, İsviçre, İrlanda Cumhuriyeti
4. Grup: Almanya, Avusturya, İzlanda, Polonya
B Ligi
1. Grup: İsviçre, Macaristan, Türkiye, Azerbaycan
2. Grup: İskoçya, Sırbistan, Slovakya, İsrail
3. Grup: Portekiz, Bosna Hersek, Kuzey İrlanda, Malta
4. Grup: Galler, Hırvatistan, Ukrayna, Kosova
C Ligi
1. Grup: Belarus, Litvanya, Kıbrıs Rum Kesimi, Gürcistan
2. Grup: Slovenya, Letonya, Makedonya, Moldova
3. Grup: Yunanistan, Karadağ, Andorra, Faroe Adaları
4. Grup: Romanya, Bulgaristan, Kazakistan, Ermenistan
5. Grup: Arnavutluk, Estonya, Lüksemburg – İSTANBUL
]]>Senarist Hilal Çelenk, 1989’dan 2014’e kadar dizi sektöründe yer aldığını, 13 yıl “Mahallenin Muhtarları” dizisinin senaryosunu yazdığını söyledi.
İmza attıkları her senaryonun onu izleyen kişilerle etkileşim halinde olduğunu belirten Çelenk, “Senaryolarda negatif karakterler oluşturuyoruz, ben de oluşturdum. Ama hiç kimse bizim negatif karakterlerimize özenmedi.” dedi.
Çelenk, dizi senaryolarında işleyişle ilgili sorunlar olduğunu, karakterlerin davranışlarının sonuçlarının da anlatılması gerektiğini dile getirdi.
Dizilerle ilgili sorunlarda genellikle senaristlerin suçlandığına işaret eden Çelenk, “Ben eskiden senaryoyu kanala sunardım. Bugün senaristlere, kanallardan ve yapımcılardan içerikler geliyor. Benim kanala bir içerik sunma lüksüm yok. İçerik modaları var maalesef.” ifadelerini kullandı.
İlgi çekicilik açısından karakterler arası çatışmaların oluşturulduğunu, fakat bunun sınırının iyi belirlenmesi gerektiğini dile getiren Çelenk, “Kadın algısı ve kadınların toplumda yansıtılma biçimi değiştirilmeli. Fakat dizi sektörü bir endüstri ve her şey birbirine bağlı.” diye konuştu.
“Ekseninden sapmayan ve beni üzmeyen çok az işim olmuştur”
Oyuncu Deniz Uğur, bugün dizilerdeki sorunun “kötünün kutsanması” olduğuna işaret ederek, sektörün “kötülük yapanların cezasını er geç bulduğu” senaryolardan “kötü karakterlere bir şey olmadığı” senaryolara evrildiğini söyledi.
Uğur, “Senaryo yazarlarının, karakterler arası dramatik çatışmayı kullanırken, bunun toplumsal reçetesini sunması gerekiyor.” dedi.
30 yıllık meslek yaşamı boyunca en çok televizyon dizilerinde oynadığını anlatan Uğur, “Oynamayı kabul ettiğim her rolü ve karakteri çok severek kabul ettim fakat ekseninden sapmayan ve beni üzmeyen çok az işim olmuştur. Kabul ettiğiniz proje, daha çok dikkat çeksin, reyting alsın diye ekseninden sapıyor.” dedi.
Uğur, çok iyi kanal yöneticileri bulunduğunu belirterek, “Ama dizi sektörü bir ticaret. İşin ucu reklam verenlere dayanıyor.” değerlendirmesinde bulundu.
“Dizilerde şiddet artınca toplumda şiddet artıyor”
KADEM Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Canan Sarı da RTÜK’ün 6’ncı maddesinin yayın hizmetlerine önceden müdahale etmeyi ve denetlemeyi içermediğini belirtti.
Diziler yayınlanmadan önce bir denetim yapılmadığını, bu nedenle yayınlandıktan sonra içeriği dolayısıyla zarar doğabildiğini belirten Sarı, “Dolayısıyla bu zararın doğmasını mı bekleyeceğiz yoksa doğmasının önüne mi geçeceğiz. Hukukçuların bunun sınırlarını belirlemesi gerektiğini düşünüyorum.” diye konuştu.
Sarı, dizilerde kadına şiddetin her türünün yer aldığını, televizyondaki şiddetle toplumdaki gerçek şiddet arasında bir doğru orantı olduğunu ifade ederek, “Dizilerde şiddet artınca toplumda şiddet artıyor. Toplumdaki şiddet artınca da dizilerde şiddet artıyor. İkisi birbirini etkiliyor. Şiddet içerikli yayınların yayınlanmasıyla ile şiddetin kabul edilebilir bir şey olduğu algısı izleyiciye veriliyor.” ifadelerini kullandı.
“Meclisi göreve davet ediyorum”
Star Gazetesi yazarı Fadime Özkan da kadına ve aileye zarar veren programların dizi ve haberler kadar gündüz kuşağı kadın programlarının olduğuna işaret ederek, bunun da ele alınması gerektiğini söyledi.
Dizilerin gençlerin evliliğe bakış açısını zedelediğini belirten Özkan, “Çözüm aramak bakımından bazen geç kalıyoruz. Televizyon dizilerinde gösterilen kadın algısı, evlilik kurumunun gösterilme biçimi çok yanlış. Meclisi göreve davet ediyorum çünkü dizilerdeki kadına yönelik şiddet konusunda hukuksal bir düzenleme gerekiyor.” dedi.
Oyuncu Erdinç Gülener de dizi setlerindeki anılarını paylaştı.
]]>Derneğin, İçişleri Bakanlığı ve çeşitli sivil toplum kuruluşları işbirliğiyle başlattığı “Girişimcilik Yolu Dönüşüm: Kadın Girişimcilerle Yeniden Başla Projesi”nin tanıtım toplantısı, bir otelde yapıldı.
Toplantının açılışında konuşan ANGİKAD Başkanı Gözde Diker, derneğin, 2007 yılından beri iş dünyasında kadınların ekonomik, hukuksal ve sosyal haklarını güçlendirme, geliştirme, eşit fırsatlar yaratma yolunda önemli bir misyon üstlendiğini söyledi.
Söz konusu projeyle önceliklerinin, kadın girişimciliği, istihdamı ve eğitimini sağlamak olduğunu anlatan Diker, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bu projede, deprem bölgesindeki girişimci kadınlarımızın yeni bir başlangıç yapmaları ve yeniden güçlenmeleri amacıyla yola çıktık. Bu yıl Hatay, Malatya, Adıyaman, Kahramanmaraş ve Osmaniye’de kadın girişimcilere yönelik bir destek programı yürüteceğiz. Temel amacımız, kadınların sürdürülebilir işletmeler kurmasını teşvik etmek, bu bölgelerde kadın girişimciliğinin güçlendirilmesi ve kadın istihdamının artırılması. Bu doğrultuda kadınlarımıza iş kurma süreçlerine yönelik eğitim ve mentörlük hizmetleri vereceğiz, ayrıca iş ağlarını geliştirecek destekler sağlayacağız.”
Diker, projeyle yaratılan her yeni iş fırsatının, daha hızlı iyileşmeye katkı sağlayacağına inandığını aktararak, kadınları sosyal, ekonomik, kültürel ve politik alanlarda desteklemenin önemli olduğunu söyledi.
“Bölgedeki kadın gücü artacak”
Ankara Sanayi Odası (ASO) Başkanı Seyit Ardıç da söz konusu projenin, deprem bölgesindeki kadınların hayata yeniden ve çok daha güçlü başlaması bakımından kıymetli olduğunu belirtti.
Deprem bölgesinde çok sayıda insanın işlerini ve iş yerlerini kaybettiğine işaret eden Ardıç, şu ifadeleri kullandı:
“Bölgedeki hayatın normale dönmesi için buradaki sanayi tesislerimizin hızla faaliyete geçmesi, üretim, ihracat yapmaya ve istihdam sağlamaya devam etmesi gerekiyor. Hatay, Osmaniye, Malatya, Adıyaman ve Kahramanmaraş’taki yatırımcılarımız, depremden önce hem bölge kalkınmasına hem de ülke kalkınmasına çok değerli katkıda bulundular. Bu katkıların devam etmesi için ise bu tür projelere ihtiyacımız var. Oda olarak destek olmaktan mutluluk duyduğumuz ‘Yeniden Başla Projesi’ ile bölgedeki kadın direnci ve gücü çok daha artacak. Kadınlarımız, yeni iş fikirleriyle hayata tutunacak, ekonomik bağımsızlıklarını kazanarak geleceğe daha emin adımlarla yürümek için güç toplayacak.”
“2018 yılından beri 1 milyona yakın kadınımıza ulaştık”
Ankara Valisi Vasip Şahin de 6 Şubat’ta yaşanan acıların dindirilmesi ve bölgede hayatın yeniden devam ettirilmesi için ciddi çalışmaların yürütüldüğünü bildirdi.
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakan Yardımcısı Leman Yenigün de Bakanlık olarak kadınların ürettiği orijinal projeleri hayata geçirmek için gayret sarf ettiklerine işaret ederek, “Ülkelerin sürdürülebilir kalkınma ve büyüme süreçlerinde kadının büyük bir rol aldığının farkındayız. Güçlü bir Türkiye için kadınlarımızın çok yönlü bakış açısına ihtiyacımız var.” dedi.
Kadınların iş gücüne katılım oranının 2028 yılı sonuna kadar yüzde 40’a ulaşmasını hedeflediklerini aktaran Yenigün, “Uyguladığımız teşviklerle kadın istihdamı ve kadınların iş gücüne katılımı konusunda olumlu gelişmeler yaşandı. Biz de Bakanlık olarak çeşitli projelerle desteklerimizi sürdürüyoruz. 2018 yılından beri finansal okuryazarlık ve kadınların ekonomik güçlenmesi seminerleri ile 1 milyona yakın kadınımıza ulaştık.” değerlendirmesinde bulundu.
AHBAP Derneği Başkanı Haluk Levent de toplantıya çevrim içi katılım sağladı. Deprem bölgesindeki kadınların iş hayatına kazandırılmasının önemli olduğunu belirten Levent, ANGİKAD’ın yapacağı projelere destek vermeye hazır olduğunu söyledi.
Yıl içinde 30 kadın girişimciye ulaşılacak
Öte yandan, projeyle, Hatay, Osmaniye, Malatya, Adıyaman ve Kahramanmaraş’ta yeni iş fikirlerini hayata geçirmek isteyen kadın girişimciler ile kadın istihdam oranı en az yüzde 50 olan erkek girişimcilerin işletmelerinin desteklenmesi hedefleniyor. Bu kapsamda, yıl içinde 30 kadın girişimciye sürdürülebilir bir işletme kurabilmesi için iş modeli, finans ve pazarlama gibi alanlarda eğitimler verilecek. Bunun yanı sıra mentörlük, işbirliği ve tanıtım desteği sağlanacak.
]]>RTÜK ev sahipliğinde, Kadın ve Demokrasi Vakfı (KADEM) Ankara ve Uluslararası Medya Enformasyon Derneği (UMED) işbirliğinde, “Televizyon Dizilerinde Kadın” Paneli düzenlendi.
Panelin açılışına, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş da katıldı.
Açılışta konuşan RTÜK Başkanı Ebubekir Şahin, kadının medyada hakkıyla temsil edilmesi, özellikle dizi filmlerdeki şiddet sahnelerinin ortadan kaldırılması üzerine yoğun mesai yürüttüklerini söyledi.
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Göktaş’ın katılımıyla, geçen hafta dizi film yapımcılarıyla bir araya geldiklerini, fikirleri paylaştıklarını aktaran Şahin, kadına yönelik şiddet sahnelerinin, yapımcıların da çok arzu ettiği türden görüntüler olmadığını söyledi.
Şahin, şöyle konuştu:
“Ancak, kendi aralarındaki reyting rekabeti zaman zaman sınırları zorlamalarına sebep oluyor. Hepinizin yakından tanıdığı, hem oyuncu hem de yapımcı kimliğiyle İstanbul’daki toplantımıza katılan bir arkadaşımız, kadına yönelik şiddet sahnelerinin tersinden görülmesi gerektiğini söyledi. Kendilerinin bir toplumsal soruna dikkat çekmek için şiddet sahnelerini kullandıklarını ifade etti. Ancak yanıldığı bir nokta vardı. Şiddet sahneleri toplumda olağanlaşmaya, kadına yönelik insanlık dışı muamelelerin kanıksatılmasına sebep oluyor. Sanki kadına şiddet uygulamak normal bir şeymiş gibi bir algı ortaya çıkıyor. Son derece tehlikeli olan bu duruma yönelik günün sonunda yapımcılarımızın daha dikkatli olacakları yolunda izlenim edindik ve sözleri aldık.”
“Kadınlarımızı sözde değil, özde el üstünde tutalım”
RTÜK olarak şiddetin her türlüsüne karşı olduklarını, kadınlara yönelik şiddete tahammüllerinin bulunmadığını vurgulayan Bekir Şahin, “Bizim gözetimimizle düzeltebileceğimiz diziler içinde şiddet içeren yapımlar vardır. Bunları takip ediyoruz. Bu mücadele tek başına ne bakanlığımızın, ne RTÜK’ün ne de STK’larımızın işidir. Topyekun toplumsal farkındalık ve bilinçlenmeyle aşılabilecek bir sorundur.” dedi.
Şahin, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının, kadını el üstünde tutmak için çok yoğun faaliyetler yürüttüğünü belirtti.
UMED ve KADEM’e, konuya ilişkin verdikleri destek için teşekkür eden Şahin, “Dizi filmlerin hem olumsuz etkilerini yaşamamak hem de dizilerin yapıcı etkisinden faydalanarak oluşacak toplumsal bilinçle bu temel sorunun ortadan kalkmasını arzu ediyoruz. Gelin, baş tacımız olan kadınlarımızı sözde değil, özde el üstünde tutalım. Gelin, dizilerde kadına pozitif ayrımcılık yapalım, onları yüceltelim. Gelin dizi filmlerde başarılı, güçlü kadın örneklerini sergileyelim. Kadının gerçek anlamda değerini verileceği dizilerin olacağı ve ailelerimizle izleyebileceğimiz dizileri umut ediyorum.” ifadelerini kullandı.
“Günün sonunda kötülük ve şiddet reyting yükseltiyor”
KADEM Başkanı Saliha Okur Gümrükçüoğlu da kadının birey olarak varlığını, toplumsal hayattaki konumunu sıkıntıya sokacak her türlü duruma karşı, kadına yönelik şiddetle mücadele ettiklerini söyledi.
Panelde ele alınacak televizyon dizilerinde kadın konusunun KADEM’in çalışma alanını yakından ilgilendirdiğini ifade eden Gümrükçüoğlu, “Kadının onurunu hiçe sayan kadın temsilleri, kadına şiddet örnekleri, pek çok dizinin ana temasını oluşturuyor. Çünkü televizyon dizileri, makbul kadın rollerini, kadının ailedeki rolünü ve toplumdaki rolünü belirlemede çok etkili bir güce sahip. Ne yazık ki, bu güç günümüzde büyük ölçüde kadından yana olmayan bir kadın algısına hizmet ediyor.” dedi.
Gümrükçüoğlu, çoğu zaman gerçeği yansıtmayan ama yeni gerçeklikler inşa eden bir dünyayla karşı karşıya olduklarını belirterek, dizilerde, annelik, kadınlık ve aile gibi kavramların aynı kurgu içerisinde deforme edilerek ve çok abartılarak işlendiğini aktardı.
Hemen hemen her hikayenin omurgasını oluşturan şiddet türlerinin normalleştirilerek verildiğini belirten Saliha Okur Gümrükçüoğlu, şunları kaydetti:
“Seyirci, maruz kaldığı şiddet sahnelerine taraf olmaya başlıyor ve birey olarak dizinin içine dahil oluyor. Son birkaç yıldır dizilerde yeni bir kadın karakteri yaratıldı. Güzel, daima bakımlı ve zengin kadın ya da hep ezilen, hep şiddete boyun eğen, zayıf bir kadın. Toplumsal kabullerden sıyırılarak, kendi ayakları üzerinde duran kadınlarsa anne olmakla, çalışma arasında denge kuramayan karakterler olarak ekrana yansıyor. Günün sonunda kötülük ve şiddet, reyting yükseltiyor. Kanallar reyting kovalıyor. Reyting, reklam ve para getiriyor. Bu döngü içerisinde asıl yarayı bizler alıyoruz. Aileyi, kadını ve toplumsal yapıyı reyting ölçümlerine feda edemeyiz. Burada bir denge gözetmek durumundayız.”
Gümrükçüoğlu, dizilerde, iyi rol modellerinin görünür olmasının, kadın ve aile için çok önemli olduğunun altını çizerek, “Kadına ve topluma zarar veren dizilerin reyting ölçüm sisteminden çıkarılması düşünebilir. Yine yapımcıya, senariste, reklam verene kadar herkesin kabul etmek zorunda olduğu ilkeler belirlenebilir. Nasıl ki alkol ve sigara gibi maddeler ekranda gösterilmiyorsa, özellikle kadına ve çocuğa şiddet sahneleri de dizilerden temizlenmeli ve bu RTÜK yaptırımı değil, ilkesel bir duruş olarak kabul edilmeli.” dedi.
]]>Bakan Göktaş, Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) ev sahipliğinde, Kadın ve Demokrasi Vakfı (KADEM) Ankara Temsilciliği ile Uluslararası Medya Enformasyon Derneğinin (UMED) destekleriyle bir otelde düzenlenen “Televizyon Dizilerinde Kadın” panelinin açılışında konuştu.
Bir toplumun sosyal, politik, ekonomik ve kültürel dinamiklerinin, kadının rolünün ve konumunun belirlenmesinde oldukça etkili olduğunu vurgulayan Göktaş, yayınlanan dizilerin de toplumun bu dinamiklerine önemli bir ayna tuttuğunu söyledi.
Bunun yanı sıra değişmesi gereken ve neredeyse tüm kadınlar tarafından reddedilen fikirlerin de normalleştirildiğine şahit olunduğunu ifade eden Göktaş, şöyle devam etti:
“İşte sorun da tam burada başlıyor. 90’larda televizyonlarda Bizimkiler, Mahallenin Muhtarları, Perihan Abla, Süper Baba gibi birliği, beraberliği, yardımlaşmayı ve dostluğu anlatan diziler artık yok denecek kadar az. Bunun yerine mafyavari aile temalı, suç odaklı, insanlar arasında sürekli bir entrikanın döndüğü diziler çoğaldı. Ne yazık ki yapımlarda kadına yönelik şiddette failin eylemini meşrulaştıran bir dil kullanılıyor.”
Bu sorunları konuşmak ve kadının televizyon dizilerindeki temsilini ele almak için yapımcılarla bir araya geldiklerini hatırlatan Göktaş, kadın, çocuk ve aile başta olmak üzere hassasiyetle yaklaştıkları konular hakkında karşılıklı görüş alışverişinde bulunduklarını, aile dostu yapımların her zaman yanında olduklarını dile getirdiklerini anlattı.
Yapımcılarla ortak hassasiyetlere sahip olduklarını görmekten duyduğu memnuniyeti dile getiren Göktaş, “Bundan sonraki süreçte güçlü bir işbirliğiyle medyada kullanılan dilin ve televizyonlardaki temsiliyetin değişeceğine yürekten inanıyorum.” dedi.
“Kadının güçlenmesi demek ailenin güçlenmesi, Türkiye’nin güçlenmesi demek”
Bakan Göktaş, Cumhuriyet’in ikinci asrına adım atılan bugünlerde Türkiye’yi güçlü kılacak en önemli yapının aile olduğuna inandığını, bu nedenle Bakanlık olarak “güçlü kadın, güçlü aile, güçlü Türkiye” anlayışıyla hareket ettiklerini anlattı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde, son 22 yılda, kadınların hak ve özgürlüklerinin genişletilmesi için çok önemli atılımlar gerçekleştirdiklerinin altını çizen Göktaş, “Şuna yürekten inandık; kadının güçlenmesi demek ailenin güçlenmesi demek, Türkiye’nin güçlenmesi demektir.” dedi.
“Pek çok dizi ve televizyon programıyla ilgili binlerce şikayet”
Bakan Göktaş, dizilerin insanlar ve toplum üzerindeki etkilerinin dikkate alınması gerektiğine işaret ederek, “Hayatımızı bu denli derinden etkileyen bir konuda hepimize önemli sorumluluklar düşüyor. Bakanlığımıza, pek çok dizi ve televizyon programıyla ilgili binlerce şikayet ulaşıyor. RTÜK ile bu konuda sık sık görüşüyoruz.” diye konuştu.
RTÜK Kanunu’ndaki “Yayın hizmetleri, toplumun milli ve manevi değerlerine, genel ahlaka ve ailenin korunması ilkesine aykırı olamaz.” hükmüne dikkati çeken Göktaş, “Cezalandırma ve yasaklama tedbirinin demokratik ve özgür yayıncılık anlayışına uygun olmadığını biliyoruz. Ancak aile, kadın ve çocukların geleceğini tehlikeye sokan herhangi bir yayının da özgürlük olduğuna inanmıyoruz.” dedi.
Ailenin saygın bir kurum, insanın her yönüyle saygın bir varlık olduğunu vurgulayan Göktaş, “Bu saygınlığı zedeleyecek kötü örneklerin medya aracılığıyla sunulması son derece tehlikelidir. Yapımcılarımız bu sorunun farkında. Burada bulunan oyuncularımız, senaristlerimiz bu sorunun farkında. Artık toplumda bu soruna karşı bir duyarlılık da oluştu. Artık bilime, kültüre, sanata, edebiyata ve tarihe daha çok emek vermek zorundayız.” değerlendirmesinde bulundu.
“Türkiye, dünyaya en çok dizi ihraç eden üçüncü ülke”
Bakan Göktaş, artık televizyonun zararlarından nasıl korunulması gerektiğini değil, televizyonun gücünden nasıl yararlanılacağının konuşulması gerektiğini belirterek, “Ülkemizi büyütecek olan budur. Bizleri, hayalini kurduğumuz geleceğe ulaştıracak olan budur. Medyanın ticari kaygılarını yok sayamayız. Bunu elbette anlıyoruz. Ancak hiçbir ticari kaygı değerlerimizin ve aile hassasiyetlerimizin önüne geçmemelidir.” ifadelerini kullandı.
Türkiye’nin artık dizi sektöründe bir dünya markası olduğunu belirten Göktaş, bir araştırmanın 2020 ile 2023 arasında Türk dizilerine olan küresel talebin yüzde 184 arttığını gösterdiğini aktardı.
Türk dizilerinin uluslararası arenadaki ekonomik değerinin, her geçen gün arttığını, uluslararası diplomasi alanında da dizilerin önemli bir enstrüman olduğunu bildiren Göktaş, şöyle konuştu:
“Türkiye, dünyaya en çok dizi ihraç eden üçüncü ülke. İhraç edilen her dizinin ülkemizi en iyi şekilde temsil etmesi hepimizin istediği bir şey. Bu yüzden ülkemizi, Türk aile yapısını, kadınlarımızı temsil ederken daha dikkatli, özenli davranmalıyız. Türk dizileri, yapımları ülkemizin tanıtımı için çok büyük bir fırsat.”
Televizyon dizilerinin iyinin, güzelin ve doğrunun anlatılması için önemli bir fırsat olduğunu belirten Göktaş, “Bu alanda kadınlara sunulacak eşit fırsatların, kadın temsilini de olumlu yönde etkileyeceğine yürekten inanıyoruz.” diye konuştu.
“Düşüncelerimiz de dualarımız da o kadınlarımızla beraber”
Bakan Göktaş, bu hafta 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nün hep birlikte kutlanacağına işaret ederek, “Tabii ki kutlayamayacak coğrafya da var. Filistin’de, Gazze’de ve dünyanın pek çok mazlum ülkelerinde kadınlar bombalar altında maalesef bugünü kutlayamayacak. Düşüncelerimiz de dualarımız da o kadınlarımızla beraber.” ifadelerini kullandı.
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Göktaş, bu haftanın ülkenin ve dünya kadınlarının medyadan sanata, istihdamdan siyasete kadar tüm alanlarda yeni ufuklar ve yeni imkanların açılmasına vesile olmasını diledi ve “Türkiye Yüzyılı’nın kadınların yüzyılı olacağına yürekten inanıyorum.” dedi.
]]>Aralarında profesör, doktor, eczacı, mühendis gibi farklı meslek grupları ile emekliler ve ev hanımlarının da yer aldığı gönüllü 40 kadın, çini kursundan ve “İyilik Standı”ndan elde ettikleri gelirle onlarca öğrencinin eğitim hayatına dokunuyor.
Gönüllü kadınların çeşitli etkinliklerle elde ettikleri paraları bağışladıkları Tohumluk Vakfı, 2023 yılında “Haydi Kızlar Spora” ve “Haydi Çocuklar Spora” projeleriyle Yahyalı ilçesindeki iki ortaokulda eğitim gören 115 kız çocuğuna 355 bin liralık burs ile spor malzemeleri desteği sağladı.
Öte yandan gönüllü kadınların çini atölyesinde düzenlediği kursa katılan kursiyerlerden elde edilen gelirle kırsaldaki çocukların ihtiyaçları karşılandı.
Talas Maharetli Eller Kadın Üretici Pazarı’nda “Tohumluk İyilik Standı” da açan kadınlar, evlerde kullanılmayan eşyaları satarak öğrencilerin eğitimine destek oluyor.
Tohumluk Vakfı Kayseri İl Temsilcisi Nilüfer Bıçakçıoğlu, AA muhabirine, vakfın sosyal yardımlaşma, eğitim, kültür ve sanat alanlarında aktif olduğunu söyledi.
Amaçlarının insanlığa katkı sağlamak olduğunu anlatan Bıçakçıoğlu, “Bir büyüğümüz şöyle diyor, ‘Bazen bir ülkeyi sevmek yetmez. Çılgınca sevmek gerekir.’ Biz o insanlardan olduğumuzu düşünüyoruz. İçimizde öğretim görevlileri, profesörler, öğretmenler, eczacılar, doktorlar, ziraat mühendisleri halkın her kesiminden insan var.” dedi.
Bıçakçıoğlu, Kayseri’de Haydi Kızlar Spora Projesi’yle kız çocuklarına ayakkabıdan kıyafete bütün spor malzemelerini sağladıklarını, bir yatılı bölge okulunda eğitim gören öğrencilere de okçuluk konusunda malzeme desteği verdiklerini dile getirdi.
Kadınlar etkinliklere gönüllü olarak katılıyor
Gönüllü kadınlarla yola çıktıklarını vurgulayan Bıçakçıoğlu, köylerdeki okullarda tütün ve tütünün zararları eğitimlerinin yanında müze ve bilim merkezinde etkinlikler yaptıklarını da kaydetti.
Çocuklara burs verebilmek için kaynak geliştirici faaliyetler yaptıklarını belirten Bıçakçıoğlu, bu kapsamda çini atölyesinde kurs açtıklarını, dolaplardaki kullanılmayan eşyaların satılması için de stant açarak binlerce lira topladıklarını ifade etti.
Bıçakçıoğlu, “Bütün bunlar çocuklara daha fazla fayda sağlayabilmek için yaptığımız işler. Çin atölyelerimizi 8’er kişilik 3 grup halinde yaptık. Arkadaşlar da sağ olsunlar geldiler ve çalışmalarını yaptılar. Şu anda 24 kişiye ulaştık.” diye konuştu.
Gönüllü çini eğitmeni Füsun Bayer ise “Yaklaşık on beş senedir çini yapıyorum. 5-6 yıldır da arkadaşlarımla birlikte Firuze Çin Tasarım Atölyesi’ni kurdum. Amacımız geleneksel sanatları yaşatmak, güzel vakit geçirmek ve bu vakit geçirirken de birtakım faydalı işlerde bulunmak. Hem sanat eserleri oluşturuyoruz hem öğrencilerimize yardımda bulunuyoruz.” ifadelerini kullandı.
Etkinliklere ilk kez gelenler var
“Tohumluk İyilik Standı”na evindeki eşyaları getiren Serap Tokat ise “Kullanmadığım eşyalarımı getirdim çocuklar için. Maalesef bizim kültürümüzde ikinci el çok yerleşmiş durumda değil ama özellikle Avrupa ülkelerinde insanlar ikinci ele çok rağbet ederler. Biz de biraz ayıp gibi algılansa da aslında öyle değil. Biraz bunu da kırmak istedik bağışlarımızla ve bu etkinlikle. Eğitime, yapılan yatırım, geleceğe ve ülkemize yapılan yatırımdır.” dedi.
Naz Değermenci de ailesiyle geldiği etkinlikte öğrencilere destek olmak için kitap satın aldığını ve bu tür etkinliklerin toplumun yararına olduğunu söyledi.
Atölyede düzenlenen çini kursuna katılan Betül Şapçı da hayatında ilk defa çini yaptığını, kurs ücretlerinin öğrencilere yardım olarak gitmesinin gurur verici olduğunu vurguladı.
Bir diğer kursiyer Arzu Erbil ise öğrencilere katkıda bulunduğu için çok mutlu olduğunu belirtti.
]]>Ankara Sanayi Odası Başkanı Seyit Ardıç, Girişimci İş Kadınları Derneği (ANGİKAD) tarafından gerçekleştirilen ve İçişleri Bakanlığı tarafından desteklenen ‘Girişimcilik Yolu Dönüşüm: Kadın Girişimcilerle Yeniden Başla’ projesinin açılış lansmanına katıldı. Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat depremlerinden etkilenen Hatay, Malatya, Adıyaman, Kahramanmaraş ve Osmaniye’de kadın girişimciliğinin desteklenmesinin amaçlandığı ve iş birlikçi kurumların tanıtıldığı program çerçevesinde Ardıç, kadınların istihdamdaki önemine dikkati çekti.
“Sivil toplumun son yıllarda ülkemizin ekosistemine kattığı artı değerler, gurur verici”
Ardıç, burada yaptığı konuşmasında, bir ülkenin sosyoekonomik gelişmesinin en tamamlayıcı unsurlarından birinin de sivil toplum örgütleri olduğuna dikkat çekerek, “Yasama, yürütme yargı erki ve medyadan sonra beşinci güç olarak geleceğimizi şekillendiren hatta kamu ve özel sektörün yanında ‘üçüncü sektör’ olarak tarif edilen sivil toplumun son yıllarda ülkemizin ekosistemine kattığı artı değerler, gurur verici” dedi.
“Proje, deprem bölgesindeki kadınların hayata yeniden başlamalarını sağlayacağı için çok daha özel”
Sivil toplum örgütlerinin yürütmüş olduğu projelerin çok değerli olduğunu vurgulayan Ardıç, “Bugün bizleri bir araya getiren ‘Girişimcilik Yolu Dönüşüm; Kadın Girişimcilerle Yeniden Başla Projesi’, deprem bölgesindeki kadınlarımızın hayata yeniden ve çok daha güçlü başlamalarını sağlayacağı için çok daha özel, çok daha kıymetli. Artık hepimiz biliyoruz ki, Türkiye’nin deprem kuşağında olması gerçeğini hiçbirimiz değiştiremeyiz. Ancak hem önlem almak hem de yaraları sarmak konusunda yeterli çabayı gösterebiliriz. Her zaman dediğim gibi, ders ve önlem alırsak, depreme gücümüz yeter. 6 Şubat depremlerinde kaybettiğimiz canlarımızı hiç unutmadık ve unutmayacağız” ifadelerine yer verdi.
“Depremde işlerini kaybetmiş kadınlarımız için yapacağımız çok şey var”
Deprem bölgesinde çok sayıda insanın işlerini ve iş yerlerini kaybettiğini hatırlatan Ardıç, bunların arasında çok sayıda kadın girişimcinin de bulunduğunu dile getirdi. Kadınların normal şartlarda bile hem fırsat eşitliğine hem de desteğe ihtiyaçları olduğunu aktaran Ardıç, “Bu bağlamda; depremin acılarını ve sonrasındaki sorunları en derinden yaşayan ve iş yerlerini kaybetmiş kadınlarımız için hepimizin yapacağı çok şey var, olmalı” diye konuştu.
“Yeniden Başla Projesi ile bölgedeki kadın direnci ve gücü çok daha artacak”
ASO yönetiminin ve üyelerinin bölgeye olan hassasiyetlerinin aynı duyarlılıkla devam ettiğini söyleyen Ardıç, Hatay, Osmaniye, Malatya, Adıyaman ve Kahramanmaraş’taki yatırımcıların, depremden önce hem bölge kalkınmasına hem de ülke kalkınmasına çok değerli katkılarda bulunduklarını ifade etti. Ardıç, bu katkıların devam etmesi için bu tür projelerin oluşturulmasının önemli olduğunu ifade ederek, “Bizim de Ankara Sanayi Odası olarak destek olmaktan mutluluk duyduğumuz Yeniden Başla Projesi ile bölgedeki kadın direnci ve gücü çok daha artacak. Kadınlarımız yeni iş fikirleriyle hayata tutunacak, ekonomik bağımsızlıklarını kazanarak, geleceğe daha emin adımlarla yürümek için güç toplayacaklar. Evet, bölgede yaşananlar kolay değil ama ne zaman umudumuzu kaybedersek, işte o zaman düşeriz. Bu umudu yeşertmek hepimizin görevi olmalı. Kalanların sağlıcakla kalması, dimdik durabilmesi, umutla yolunu seçmesi ve yürümesi için bu tür girişimlere ve projelere her zamankinden çok daha fazla ihtiyacımız var. O zaman dayanışma ruhunu hep diri tutarak, böyle anlamlı projelere destek vereceğiz, kendi özgün projelerimizi hayata geçireceğiz ve deprem bölgesinde hayatın yanında durmaya devam edeceğiz” açıklamasında bulundu.
Programa, ASO Başkanı Seyit Ardıç’ın yanı sıra Ankara Valisi Vasip Şahin, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakan Yardımcısı Leman Şahin, İçişleri Bakanlığı Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdür Yardımcısı Ahmet Türköz, ANGİKAD Başkanı Gözde Diker ve sektör temsilcileri katılım sağladı. – ANKARA
]]>Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, RTÜK’ün ev sahipliğinde düzenlenen Televizyon Dizilerinde Kadın Paneli’ne katıldı. Programda konuşan Bakan Göktaş, Türk dizilerinin dünyada bir marka haline geldiğini ve bunun Türkiye’nin tanıtımı için bir fırsat olduğunu söyledi. Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) Başkanı Ebubekir Şahin ise dizi ve filmlerdeki şiddet sahnelerinin ortadan kaldırılması üzerine yoğun çaba harcadıklarını söyledi.
“Dizilerin insanlar ve toplum üzerindeki etkilerini dikkate almak zorundayız”
Bakanlık olarak ‘Güçlü Kadın, Güçlü Aile, Güçlü Türkiye’ anlayışıyla hareket ettiklerini söyleyen Bakan Göktaş, “Toplumun güçlü ve sağlam temeller üzerine inşa edilmesi ancak kadınların her alanda güçlü olmasıyla mümkündür. Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde, son 22 yılda, kadınların hak ve özgürlüklerinin genişletilmesi için çok önemli atılımlar gerçekleştirdik. Kadın refahının artırılması ve her alanda etkin bir şekilde yer almaları için çok büyük bir yol kat ettik. Şuna yürekten inandık; kadının güçlenmesi demek ailenin güçlenmesi demek, Türkiye’nin güçlenmesi demektir. Bakanlığımızın tüm çalışmalarını; kadınlara, çocuklara, yaşlılara ve engellilere yönelik yürüttüğümüz proje ve hizmetleri bu bakış açısıyla oluşturuyoruz. Sahadaki hizmetlerimiz, koruyucu ve önleyici politikalarımız kadar eğitim ve farkındalık çalışmalarına da özel bir önem veriyoruz. Özellikle farkındalık çalışmalarında tüm paydaşlarla birlikte hareket etmenin çok kritik bir değer taşıdığına inanıyoruz. Bu farkındalığı oluşturmada ise televizyonun etkisi çok büyük. Bugün bu salonda konunun uzmanı pek çok katılımcı bulunuyor. Televizyonun toplumun algısını yönlendirmedeki etkisini sizler bire bir tecrübe ediyor, yaşıyorsunuz. Bu etkinin baş aktörleri ise diziler. Bu anlamda dizilerin insanlar ve toplum üzerindeki etkilerini dikkate almak zorundayız” ifadelerini kullandı.
“Televizyonun zararlarından nasıl korunacağımızı değil, televizyonun gücünden nasıl yararlanacağımızı konuşmalıyız”
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına pek çok dizi ve televizyon programıyla ilgili binlerce şikayet ulaştığını söyleyen, “RTÜK ile bu konuda sık sık görüşüyoruz. RTÜK Kanunu’ndaki madde aslında çok açıktır. ‘Yayın hizmetleri, toplumun milli ve manevi değerlerine, genel ahlaka ve ailenin korunması ilkesine aykırı olamaz.’ Şiddeti özendiren yayın yapılamaz. Kadını, çocuğu, yaşlıyı, engelliyi istismar eden yayın yapılamaz. Bugün buradaki birlikteliğimizin nedeni cezalandırmanın ötesine geçmektir. Toplumumuzu olumsuz etkileyen yayınlara karşı kalıcı çözümler bulmaktır. Cezalandırma ve yasaklama tedbirinin demokratik ve özgür yayıncılık anlayışına uygun olmadığını biliyoruz. Ancak aile, kadın ve çocukların geleceğini tehlikeye sokan herhangi bir yayının da özgürlük olduğuna inanmıyoruz. Aile saygın bir kurumdur. İnsan her yönüyle saygın bir varlıktır. Bu saygınlığı zedeleyecek kötü örneklerin medya aracılığıyla sunulması son derece tehlikelidir. Yapımcılarımız bu sorunun farkında. Burada bulunan oyuncularımız, senaristlerimiz bu sorunun farkında. Artık toplumda bu soruna karşı bir duyarlılık da oluştu. Artık bilime, kültüre, sanata, edebiyata ve tarihe daha çok emek vermek zorundayız. Artık televizyonun zararlarından nasıl korunacağımızı değil, televizyonun gücünden nasıl yararlanacağımızı konuşmalıyız. Ülkemizi büyütecek olan budur. Bizleri, hayalini kurduğumuz geleceğe ulaştıracak olan budur. Medyanın ticari kaygılarını yok sayamayız. Bunu elbette anlıyoruz. Ancak hiçbir ticari kaygı değerlerimizin ve aile hassasiyetlerimizin önüne geçmemelidir” diye konuştu.
“Türk dizileri, yapımları ülkemizin tanıtımı için çok büyük bir fırsat”
Türk dizilerinin dizi sektöründe dünya markası olduğunu söyleyen Bakan Göktaş, “Bir araştırma, 2020 ile 2023 arasında Türk dizilerine olan küresel talebin yüzde 184 arttığını gösteriyor. Türk dizilerinin uluslararası arenadaki ekonomik değeri her geçen gün artıyor. Uluslararası diplomasi alanında da diziler artık önemli bir enstrüman. Türkiye, dünyaya en çok dizi ihraç eden üçüncü ülke. İhraç edilen her dizinin ülkemizi en iyi şekilde temsil etmesi hepimizin istediği bir şey. Bu yüzden ülkemizi, Türk aile yapısını, kadınlarımızı temsil ederken daha dikkatli, özenli davranmalıyız. Türk dizileri, yapımları ülkemizin tanıtımı için çok büyük bir fırsat” ifadelerine yer verdi.
“Şiddet sahneleri toplumda olağanlaşmaya, kadına yönelik insanlık dışı muamelelerin kanıksatılmasına sebep oluyor”
Dizi ve filmlerdeki şiddet sahnelerinin ortadan kaldırılması üzerine yoğun mesai yürüttüklerini söyleyen RTÜK Başkanı Ebubekir Şahin, “Geçtiğimiz hafta yine Sayın Bakanımızın teşrifleriyle dizi film yapımcılarımızla bir araya geldik. İstanbul’daki istişare toplantısında aynı masa etrafında buluşarak iyi niyetle fikirlerimizi paylaştık. Açıkça gördüm ki, kadına yönelik şiddet sahneleri yapımcıların da çok arzu ettiği türden görüntüler değil. Ancak, kendi aralarındaki reyting rekabeti zaman zaman sınırları zorlamalarına sebep oluyor. Hepinizin yakından tanıdığı hem oyuncu hem de yapımcı kimliğiyle İstanbul’daki toplantımıza katılan bir arkadaşımız, kadına yönelik şiddet sahnelerinin tersinden görülmesi gerektiğini söyledi. Kendilerinin bir toplumsal soruna dikkat çekmek için şiddet sahnelerini kullandıklarını ifade etti. Ancak yanıldığı bir nokta vardı. Şiddet sahneleri toplumda olağanlaşmaya, kadına yönelik insanlık dışı muamelelerin kanıksatılmasına sebep oluyor. Sanki kadına şiddet uygulamak normal bir şeymiş gibi bir algı ortaya çıkıyor. Son derece tehlikeli olan bu duruma yönelik günün sonunda yapımcılarımızın daha dikkatli olacakları yolunda izlenim edindik, umarız yanılmıyoruzdur” dedi. – ANKARA
]]>AA muhabirinin Birleşmiş Milletler Kalkınma Programının (UNDP) “Depremden Etkilenen Küçük İşletmelerin Desteklenmesi Hibe Programı” çerçevesinde İsveç’ten sağlanan fonla destek sağladığı depremzede kadın girişimcileri ele alındığı dosya haberin ilk bölümünde, Adıyaman’daki kostüm ve çeyizlik imalatçısı ile kafe işletmecisi kadınlarla röportaj yapıldı.
UNDP, program kapsamında, Kahramanmaraş merkezli depremlerden etkilenen illerdeki küçük işletmelere sağladığı toplam 10 milyon dolarlık hibeyle, bu işletmelerin yeniden faaliyete başlayabilmesini hedefliyor. Program kapsamında, bugüne kadar 4 bin 616 küçük işletme desteklendi. Bu işletmelerin büyük bölümünü de kadın girişimciler oluşturdu.
“Yeniden üretime başladık”
Bu kapsamda desteklenen kadınlardan birisi olan Nurten Yıldırım, Adıyaman’da depremin ardından kurulan Balıkesir Çarşısı’nda yöresel kıyafet dikiyor ve özellikle çocuklara yönelik çeşitli kostümlerin satışını yapıyor. Yıldırım, Pamuk Prenses, Örümcek Adam ve Robin Hood gibi karakterlerin kostümlerini de hazırlıyor.
Yıldırım, AA muhabirine yaptığı değerlendirmede, çocuklar için kostüm hazırlamanın kendisini mutlu ettiğini ve amacının çocukların hayallerini gerçekleştirmek olduğunu söyledi. Hazırladığı yöresel Türk kıyafetlerine yurt dışından talep olduğunu belirten Yıldırım, “Yurt dışında bulunan Türk okullarına, Almanya, Fransa, İsviçre’ye yöresel Türk kıyafetleri gönderiyoruz.” ifadelerini kullandı.
Depremde hem ev hem de iş yerinin yıkıldığını anlatan Yıldırım, “Depremde 35 yılın emeği ve birikimi iş yerimiz, 30 saniyede yerle bir oldu. Yeni bir yerde üretime yeniden başladık. Bu süreçte bize destek olanlara teşekkür ediyoruz. Tek başına toparlanmamız çok zor ama güzel destekler sağlanıyor.” diye konuştu.
Yıldırım, kadınların kendisini geliştirmesinin önemli olduğuna işaret ederek, “Kadınlar kendini geliştirsin ki gelişmiş çocuklar yetiştirsin. Üretken bir anne, çocuğuna çok şey verebilir. Dünya değişiyor ve değişen dünyada çocuklar kendilerine yol gösterecek rehber istiyor.” dedi.
“Kadınların üretmesi çok kıymetli”
Seval Alagöz ise atölyesinde, geleneksel danteller, pike, nevresim, yastık, havlu ve seccade gibi çeyizlikler üretiyor.
Meslek lisesinde giyim teknolojisi bölümünde eğitim alan Alagöz, 15 yıl ara verdiği mesleğine, depremden 9 ay önce açtığı iş yeri ile geri döndü. Depremde iş yeri ağır hasar alan Alagöz, UNDP’den aldığı destekle yaklaşık 2 ay önce yeni işletme açtı ve üretmeye kaldığı yerden başladı.
Alagöz, “Anneannelerimizin, annelerimizin gelenekselleşen dantel ve nakışlarını güncelleyip çeyizlik hazırlıyoruz. Aslında sandıkları yeniliyoruz. Çeyiz güzel bir gelenek, eskilerde kalmasın istiyoruz.” diye konuştu.
Kadınların çalışması ve üretmesinin çok kıymetli olduğunu belirten Alagöz, kadının elinin değdiği her şeyin yeniden hayat bulduğunu dile getirdi.
Açtığı kafeyi enkazdan çıkardığı eşyalarla süsledi
Kadın girişimci Nihat Pulat da Balıkesir Çarşısı’nda deprem enkazından çıkarıp onardığı eşyalarla kafe açtı.
Depremden önce küçük bir kafe işlettiğini ancak asrın felaketiyle tüm emeklerinin yok olduğunu belirten Pulat, hayata sıfırdan başlayarak üretime kaldığı yerden devam ettiğini söyledi.
Pulat, depremle birlikte hayatının nasıl değiştiğini şu sözlerle anlattı:
“Depremden önceki işletmemizde el yapımı reçeller, kahvaltılıklar hazırlıyorduk. Sıcak, samimi bir aile ortamımız vardı. İşimizi zor imkanlarla kurmuştuk ama çok sevildi, büyüdü. Ta ki 6 Şubat’a kadar. Depremde kaldığımız ev yıkıldı. Ayağım kırık şekilde evden çıktım. İlk gittiğim yer dükkanım oldu, çünkü orası benim için çok önemliydi. Depremin ardından Diyarbakır’a giderek tedavi oldum. Tedaviden sonra tekrar Adıyaman’a döndüm çünkü her şeyimi kaybetmiş olamazdım.”
Depremden birkaç ay sonra faaliyete başlayan dükkanında doğal meyve suları ve meyve kaseleri hazırladığını bildiren Pulat, hibe desteğinin kendisi için “can suyu” olduğunu söyledi. Pulat, “Kadınlar oturmasın, faaliyete geçsin. Biz deprem yeniden kalkıp bir şeyler yapabildiysek herkes yapabilir.” diye konuştu.
Pulat, Adıyaman’da bir şeyler üretmek isteyen ve buna imkan bulamayan diğer üreticiler için de bir atölye kurmak istediğini aktararak, bu konuda kendilerine yer tahsis edilmesi talebinde bulundu.
]]>ETÜ Kadın ve Aile Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi (EKAUM) öncülüğünde akademideki kadınların sorunlarını konuşmak ve toplumsal değişimde üstlendiği rolü değerlendirmek amacıyla düzenlenen programa ETÜ Rektörü Prof. Dr. Bülent Çakmak ve Eşi Behtiye Çakmak, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ceren Sultan Elmalı, Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Elanur Yılmaz Karabulutlu, EKAUM Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Bahtinur Möngü ve ETÜ’de çalışan kadın personeller katıldı.
Yaşam Merkezi’nde düzenlenen programın açılış konuşmasını yapan Behtiye Çakmak, 8 Mart Dünya Kadınlar Gününün anlam ve önemine değinerek: “Bugün, sivil farkındalık günü, anti cinsiyetçilik günü, ayrımcılıkla mücadele günü ve kadınlar günü başlıkları altında değerlendiriliyor. İçeriği bu kadar güzel ve kapsayıcı olan bir günün bütün dünya coğrafyasını içine almasını beklerdim. Maalesef ki başta Filistin ve Doğu Türkistan olmak üzere dünyanın mazlum coğrafyalarında insan hakları ve özgürlükleri kısıtlanmış durumda. İnsanlar öldürülüyor veya ölüme terkediliyor. Allah’ın bize bir süreliğine bahşettiği hayat yolculuğunda bizler istek ve arzularımıza yetenek ve gayretlerimize binayen tercih ettiğimiz yollar üzerinde yürüyoruz. Bu yolda karşılaşacağımız her insan ve her durum ister iyi olsun isterse kötü bizler için bir kazanımdır. Bu yolu imar edip güzelleştirmek bizlerin elindedir. Bugün burada akademide çeşitli görevler üstlenen kıymetli konuşmacılar var. Bizlerle deneyimlerini sorunlarını ve önerilerini sunacaklar. Onları zevkle dinleyecek ve söylediklerinden kazanım elde edeceğiz. Hepinize bir ömür boyu başarılar diliyorum” diye konuştu.
Programda konuşan Rektör Çakmak ise dünyada yaşanan şiddet olaylarına dikkat çekerek: “Konuşmama dikkatimi çeken bir Kadın Dayanışma ve Demokrasi Derneği (KADEM) çalışanının ifadeleriyle başlamak istiyorum. “Bizler kadın ve erkeğin bir bütünün 2 eşit yarısı olduğuna inanan ilk gelenekten geliyoruz cinsiyetler arası adaleti şiar edinen bir dinin mensupları olarak kadın ve erkeğin karşılıklı adalet ve hakkaniyet içinde yeryüzünü birlikte imar edeceğine inanıyor ve bunun için çabalıyoruz” Bu sözler günün özeti olabilecek niteliktedir. Bizler nihayetinde bu dünyayı kadın ve erkek olarak birlikte imar etmekle mükellefiz. Çünkü kadın ve erkek eşit haklara sahiptir. Kadının dikkate alınmadığı bir toplum aklın yarısından mahrum kalacaktır. Bu durum toplumsal gelişmenin ve ilerlemenin önündeki en büyük engeldir. Kadın ve erkeğin birlikte bu toplumu inşa etmesi, inşa sürecinde her birinin kendi sorumluluk ve yetenekleri ölçüsünde katkı sunması oldukça kıymetli değerlidir. Bu vesileyle 8 Mart Dünya Kadınlar Gününü tebrik ediyorum” şeklinde konuştu.
Açılış konuşmaların ardından devam eden programda toplumsal cinsiyet, karar alma mekanizmalarında kadının yeri, kadın akademisyen olmak, idari hayatta kadın olmak ve hizmet sektöründe kadın olmak konuları ele alındı.
Programın sonunda ise günün anısına ETÜ Kampüsünde kurulacak olan Kadınlar Korusu için hazırlanan fidan sertifikaları personellere takdim edildi. – ERZURUM
]]>CHP Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin Tekirdağ aday tanıtım toplantısında; “Recep Tayyip Erdoğan, dün bir kez daha seçimleri kaybettiğini görünce geçen sefer yaptığı gibi iftiraya, yalana, dolana, hakarete sarılacağını gösterdi ve sarıldı. Geçmiş seçimlerde, sonradan kendisinin yalan olduğunu kabul ettiği montaj videolarla ‘Efendim CHP’nin, Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayına, Sayın Kılıçdaroğlu’na güya Kandil destek veriyormuş, alkış yapıyormuş. Montaj video yapacak kadar utanmazlığı ele aldılar. Seçim geldi geçti. Yoksul insanları, dardaki insanları beka sorunuyla korkutarak, terörle iş birliği diye yalanlar atarak kandırıp oylarını aldılar. Şimdi 10 bin lira emekli maaşına mahküm ediyorlar. İşsizliğe, derin yoksulluğa mahküm ediyorlar. Pazar yerlerinde çürümüş, atılmış, ezilmiş sebze meyveyi yüzünü kapayarak toplayan analarımız var. Onlar o haldeyse yüzünü gizleyecek olan onlar değil; biziz, hepimiziz ama esas yüzünü gizleyecek olan Recep Tayyip Erdoğan’dır” dedi.
CHP Tekirdağ Büyükşehir Belediye Başkan adayı Candan Yüceer’in tanıtım toplantısı, kentteki bir otelde yapıldı. Programa CHP Genel Başkanı Özgür Özel de katıldı. Burada konuşan Özel, önceki gün Çorlu tren faciasının 19’uncu duruşmasına katıldıklarını ve adalet rayların altında kalmasın diye 25 Nisan’a ertelenen duruşmaya da gideceklerini söyledi.
“ÇORLU DAVASINDA TARAFIMIZI BELLİ ETTİK”
Özel, şunları dile getirdi:
“Biz oraya giderek ve örgütümüz ilk günden beri giderek, milletvekillerimiz ilk günden son güne kadar orada olarak aslında biz tarafımızı belli ettik. Biz mağdurdan yanayız ama birileri de tarafını belli edecek iki tane iş yaptılar. Bir tanesini şöyle yaptılar. Kaza olduğu sırada Devlet Demiryolları Ulaşım AŞ’nin genel müdürü olan kişi Veysi Kurt, uzun tartışmalardan sonra görevden alınmıştı. Onu, karar duruşması diye bizim bildiğimiz, onların da duruşmayı erteleyeceklerini bildikleri günden 4 gün önce bu sefer Devlet Demiryolları’nın, TCDD’nin genel müdürlüğüne getirdiler. Yani Recep Tayyip Erdoğan diyor ki, ‘Siz mağdurdan tarafsınız ama şunu bilin, ben onları yargılatmadım. Onları kanun önüne çıkartmadım. Onlara hesap sorulup da ipin ucu bana uzansın diye, Binali (Yıldırım) Bey üzerinden bize kadar gelsin diye gayretlerin karşısında dimdik durdum, siz mağdurun tarafında olabilirsiniz. Biz katilin tarafındayız’ dedi. Bu kadar net taraf koydu kendisine. O gün bilmiyorduk bunlara tepki gösterirken ama sonradan öğrendik ki, kazanın olduğu gün Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları’nın genel müdürü vardı, İsa Apaydın. O da ayrılmıştı. Bir yerlerde şirket kurmuş. O kurduğu şirketle ihalelere girermiş ve tam bizim duruşma salonunda olduğumuz dakikalarda Samandağ’da bir yol ihalesi karara bağlanmış, 1,3 milyar lira İsa Apaydın’ın kurduğu şirkete verilmiş. Yani Tayyip Erdoğan diyor ki, ‘Madden de arkalarındayım, manen de arkalarındayım. Ben burada kimseyi yargılatmadım. Sadece çok alt düzeydeki sorumluların yargılanmasına izin verdim. Kimi atadıysam arkasında durdum. Bundan sonra da durmaya devam edeceğim’ dedi. Biz de buradan Tayyip Erdoğan’a hatırlatalım. Sen kimin arkasında durursan dur, biz haklının yanında, mağdurun yanında, ezilenin yanında, yani Cumhuriyet Halk Partisi ki kimsesizlerin kimsesidir; O senin kimsesiz gördüklerinin yanında kapı gibi durmaya devam edeceğiz.”
“BÜYÜKŞEHİRLERDE 5 GÜÇLÜ KADIN ADAYIMIZ VAR”
Bugün de Yüceer’in aday tanıtım toplantısı için Tekirdağ’da olduklarını belirten Özel, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Tabii Cumhuriyet Halk Partisi, Atatürk’ün kurduğu parti. Daha dünyada, dünya kadar ülkede kadınlar oy kullanamazken seçme ve seçilme hakkının tanındığı bir ülkedeyiz. Nice Avrupa Birliği ülkesi bizden 30 sene sonra kadınlara oy kullandırtmaya ya da onları milletvekili yapmaya, belediye başkanı yapmaya başladı. Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Cumhuriyetin kuruluşunun üzerinden 10 yıl geçmeden bu önemli vizyonu ortaya koydu ve bize de bunu öğütledi. Biz o yüzden Cumhuriyet Halk Partisi’nin aday belirleme süreçlerinde mutlaka kadın adayların ve gençlerin olması gerektiğini düşündük. Kadınla ilgili mesele şudur. Hayatın tam yarısı kadınlardan ve erkeklerden oluşurken bu kendiyle çok övünen, kendini vazgeçilmez gören biz erkeklerin her birini hem dünyaya getiren hem yetiştiren, ilk bilgileri verenler kadınlarken, en iyi öğretmenleriniz kadınlarken maalesef bizler Cumhuriyet Halk Partisi’nde siyaset yapanlar, Atamızın vizyonunu takip ettirip bugünlere getirmekte önemli bir eksiklik ve mahcubiyet içindeyiz. Rakamlar kötü. Benden önce bu görevi yapan Sayın Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu, çok önemli bir vizyon koydu, kadın kotası getirdi, gençlik kotası getirdi, mücadele etti ama eldeki rakamlar bu seçimlerde Cumhuriyet Halk Partisi’nde tam iki katına çıkabiliyor. Yine de yeterli değil ama Cumhuriyet Halk Partisi’nin yönettiği büyükşehirlerde Muğla varken elimizde, İzmir varken, Aydın varken, Antalya varken, İstanbul, Ankara varken, Mersin, Adana varken sadece bir kadın büyükşehir belediye başkan başkanımız vardı. Sevgili Topuklu Efe’miz. Bu dönem 5 güçlü kadın adayımız var. Bu 5 adayımızın gönül ister, 5’i de seçimi alsın. 5’te 5 yapmak istiyoruz. Gün gelecek, Cumhuriyet Halk Partisi grubunun yarısı kadın, yarısı erkek olacak. Belediye başkanlarının yarısı kadın, yarısı erkek olacak.”
“KADİR BAŞKAN, TAYYİP BEY GİBİ YAPMIYOR”
Tekirdağ’da CHP’li mevcut Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Albayrak’ın ailesindeki bir sağlık sorunu nedeniyle İzmir’e gittiği için programda olmadığını söyleyen Özel, şöyle devam etti:
“Candan Başkan’ın ondan alacağı ve sürdüreceği en önemli özellik şu. Hiç yöneticilikte Tayyip Erdoğan’a benzemiyor Kadir Başkan. Tayyip Erdoğan diyor ki, ‘Ben iktidarım. Bak, Hatay muhalefette kaldı. Boynu bükük kaldı’ diyor. Yani ‘Bana oy vermeyene hizmet etmedim’ diyor. Diyor ki Hataylılara, ‘Deprem geçirdiniz. Çadırda kaldınız. Açıkta kaldınız. Şimdi konteynerdesiniz. Bir kısmınız hala çadırda. Sorununuz çok ama sizin bir kusurunuz var. Oyu bana vermemek. O yüzden sizi cezalandırıyorum’ diyor. Hatta diyor ki, ‘Bak, bir daha sandığa gideceksiniz. Benim partime oy vermezseniz mahsun kalırsınız’ diye şantaj yapıyor. Burada 11 ilçe belediyesi var. 7’sini Cumhuriyet Halk Partili belediyeler yönetiyor, 4 tanesini de CHP’li olmayan belediyeler. Her bir belediye başkanı hakkını teslim ediyor ki, bunu bütün Tekirdağ biliyor. Kadir Başkan, Tayyip Bey gibi yapmıyor. Bizde olmayan belediyeyle olan belediyeye eşit davranıyor. Oy vermeyen kimseyi oy verenden ayırmıyor. Kendisine gerçek bir devlet adamı olduğu için yürekten teşekkür ediyorum.”
“TELAFİ EDİCİ BÜYÜMEYİ BÜYÜMEDEN SAYIYORLAR”
Albayrak’ın diğer çalışmalarını öven ve bundan sonra da parti bünyesinde çalışmalarını sürdüreceğini vurgulayan Özel, bundan sonraki süreçte de Yüceer’in, Tekirdağ’ı örgütle birlikte yöneteceğine işaret etti. Bölgedeki tarımın önemine de dikkat çeken Özel, şunları söyledi:
“2023 rakamları açıklandı. Tekirdağ için de çok önemli, benim memleketim için de. Güya Tayyip Bey diyor ki, ‘Hani yokluk, yoksulluk vardı? Bakın, Türkiye büyüdü’. Bir ara öyle bir küçülttüler ki, şimdi telafi edici büyümeyi büyümeden sayıyorlar. Türkiye toplamda büyüdü diye gösteriyorlar ama tarımda Türkiye, 2021’de yüzde 3 daralmıştı. Bu sene büyüyecek deniyordu. Yine yüzde 0,2 küçülmüş Türkiye gibi nüfusu artan, Türkiye gibi İhracatı olan, Türkiye gibi beslenme konusunda çok üst düzeyde bir talebin ortaya çıkmış olduğu; büyük bir ordusu, güçlü bir ordusu olan, genç bir nüfusu olan ülkede ve bu kadar verimli toprakları olan bir ülkede tarımın küçülmesini asla ve asla içimize sindiremiyoruz. Gıda enflasyonu, TÜİK’e göre bile yüzde 70. Gerçek gıda enflasyonu yüzde 120 ile 145 arasında ölçülüyor. Bir yandan Mehmet Şimşek, Türkiye’nin kişi başına milli gelirinin 13 bin 110 dolara çıktığını söylüyor ama bir yandan en düşük emekli maaşı 10 bin lira. Açlık sınırı 16 bin 200 yüz lira. 10 bin liralık emekli maaşı 3 bin 800 dolardır. 17 bin liralık asgari ücret, 6 bin 400 dolardır. Türkiye’de kişi başına 13 bin dolar düştüğüne göre emeklinin kayıp 10 bin doları nerededir? Kayıp 10 bin doları var emeklinin. Asgari ücretlinin kayıp 7 bin doları vardır. Bu ülkenin emeklisi ve bu ülkenin çalışanları, her birinin cebinde yıllık 10 bin dolar, 300 bin lira para kayıpsa, bütün asgari ücretlerin cebinden 7’şer bin dolar, 210 bin lira yıllık kayıpsa bu para kimin cebinde durmaktadır? İşte bunun hesabını sormak zorundayız.”
“TERÖR DİYE KANDIRIP OY ALDILAR”
Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın propagandalarına da değinen Özel, şöyle konuştu:
“Recep Tayyip Erdoğan, dün bir kez daha seçimleri kaybettiğini görünce geçen sefer yaptığı gibi iftiraya, yalana, dolana, hakarete sarılacağını gösterdi ve sarıldı. Geçmiş seçimlerde, sonradan kendisinin yalan olduğunu kabul ettiği montaj videolarla ‘Efendim CHP’nin, Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayına, Sayın Kılıçdaroğlu’na güya Kandil destek veriyormuş, alkış yapıyormuş. Montaj video yapacak kadar utanmazlığı ele aldılar. Birçok insana da şunu söylediler. ‘Evet. Açsın. Yoksulsun. İşsizsin. Güvencesizsin ama tehlike büyük. Vatanı bölecekler, oyu bize vermelisin. Bayrağı indirecekler, oyu bize vermelisin. Ezanı dindirecekler, oyu bize vermelisin’. Bu çok büyük bir yalandı. Seçim geldi geçti. Yoksul insanları, dardaki insanları beka sorunuyla korkutarak, terörle iş birliği diye yalanlar atarak kandırıp oylarını aldılar. Şimdi 10 bin lira emekli maaşına mahküm ediyorlar. İşsizliğe, derin yoksulluğa mahküm ediyorlar. Pazar yerlerinde çürümüş, atılmış, ezilmiş sebze meyveyi yüzünü kapayarak toplayan analarımız var. Onlar o haldeyse yüzünü gizleyecek olan onlar değil; biziz, hepimiziz ama esas yüzünü gizleyecek olan Recep Tayyip Erdoğan’dır. Gelinen bu noktada yine yalana sarılarak insanların açlıklarını, yokluklarını başka bir şeyle telafi etmeye çalışıyor.
“BAYRAK VE EZANLA TEHDİT EDİYORLAR”
Aynı Hitler gibi… Yıllar önce Alman halkı açlıktan kırılırken, Alman bebeler açlıktan ağlarken Goebbels, Hitler’e şöyle metinler yazıyordu: ‘Alman çocuklarının tereyağına değil, güçlü Alman tanklarına, gres yağına ihtiyacı var’. Şimdi burada bayrak ve ezanla tehdit ediyor. Seçim geçti. O beş vakit mübarek ezanı okuyan müezzinin hakkını yine sizin vekilleriniz savunuyor. Diyorlar ki müezzinlere, imamlara, Diyanet Sen’e, ‘Siz faizsiz bankacılığa gideceksiniz. Onlar size promosyon verecek. Özel bankanın verdiği onda birine razı etmeye çalışıyorlar’. Ezanı susturacak diyenler, ezanı okuyanın hakkını savunuyor. Tayyip Erdoğan da onun hakkını yedirtiyor. Buradan şunu söyleyelim. Ben Tekirdağ İl Başkanımın, adaşımın gözünün içine baka baka söyleyeyim. O da gittiği her yerde bunu söylesin. Bu ülkenin beka sorunu olduğunda kimin ne yaptığını hepimiz biliyoruz. Beka sorunu nedir? Yok olma, istila olma, zapt edilme, ele geçirilme; oldu mu? Vallahi oldu. Matbaayı 200 yıl geç getirince, adamlar 200 yıl ileri geçince, teknolojiye değil de saraylara yatırım yapınca, akla, insana değil de şatafata yatırım yapınca ve 1200’lerde İngiltere’den parlamento deneyimi başlarken, 1700’lerde Fransa kendi devrimlerini yaparken, herkes demokrasiye giderken tek adam rejimi sürünce bu memleket, yapamadığımız toplarla, yapamadığımız donanmalarla, tuhaf deyimlerle 30 yıl Haliç’e zincirlediğimiz donanma küflenmişken geldi işgal altına girdi.
“DÜŞMAN DONANMASINA KIRMIZI HALI SERİYORLARDI”
Bu ülkeye işgal donanmaları geldi. O gün bize bunlar, kendilerini milli görüp bizi gayrımilli ilan edenlerin çok sevdikleri, peşinden gittikleri, Numan Kurtulmuş’un dediği gibi ‘150 yıldır aynı yoldayız’ diyor. O yolun yolcuları, o düşman donanmasına kırmızı halı seriyorlardı. Bizim yolunun yolcusu olduğumuz Kartal istim botunun ucuna çıkmış, mavi gözleriyle ufka bakıp yanındaki yaverine ‘Korkma çocuk, geldikleri gibi gidecekler’ diyordu. Beka sorunu varken bizimkiler Bandırma vapuruyla Samsun’a, oradan Sivas’a, Erzurum’a, Ankara’ya savaşa; onunkiler İngiliz zırhlısıyla yurt dışına… Beka sorunu varken biz, İngiliz uçaklarının attığı İskilipli Atıf Hoca’nın, ‘Kurtuluş Savaşı’na katılmayın. Gazi Mustafa Kemal’in katli vaciptir’ yazıları atılırken biz Ankara Müftüsü Börekçi’nin fetvasını dinliyorduk. ‘Kurtuluş Savaşı’na katılmak her Müslüman’ın boynunun borcudur’ diyordu. Bugün, o Ankara Müftüsü Börekçi’nin daha sonra başına geçeceği Diyanet İşleri Başkanlığı’nın kurulduğu gün.. Bugün 3 Mart. Güvence olan laiklik ilkesinin temellerinin atıldığı gündür.”
“İZMİR ADAYLARININ AFİŞLERİNDE AK PARTİ AMPULÜ YOK”
Özgür Özel, sözlerini şöyle tamamladı:
“Tayyip Erdoğan demiş ki dünkü yalanlarına, ‘Özgür Özel partisini topladı’ demiş. İnanamıyorum, bu sözleri nasıl söylüyor? Herhalde bunu nerede söylemem lazım, bilmiyorum. Sizin duymuş olmanız lazım. Ben demişim ki, ‘Seçim geçene kadar sahtekar olun. Sahte olun. Milleti kandırın. Sakın gerçek yüzünüzü göstermeyin’. Demişim ki, ‘Seçime kadar gizlenin, riyakarlık yapın. AK Partililerden oy toplayın’. Değerli partililerim, şimdi ben bir şey diyeceksem zaten açıktan söylüyorum da sen bize bir şey demedin demezsiniz. Ne diyeceğimi bilirsiniz ama bir şey diyeceksem, şunu söylerim. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün yolundan yürüyün derim. Zaten yürüyorsunuz. 6 okumuza ayrı ayrı sahip çıkın, derim. Derim ki örneğin günün birinde, Türkiye’ye yine had bildirmek için altıncı filo falan gelirse Tayyip Bey’in kendisinin abilerinin yaptığı gibi sakın ona doğru onu kıble görüp namaz kılmayın. Hemen gidin o altıncı filoyu denize dökün derim. Bir genç arkadaşımı görsem yakasında rozeti yok, kendi rozetimi ona takarım. Ben rozetimizle gurur duyarım ama Tayyip Bey ne yapıyor? İzmir’de Tayyip Bey’in büyükşehir belediye başkan adayı, ilçe belediye başkan adayları bırak rozet takmayı, billboardda AK Parti’nin ampulü yok, arabada AK Parti’nin ampulü yok, afişte, broşürde AK Parti’nin ampulü yok. Diyor ya, ‘Sahtekar olun, kendinizi gizleyin, oy alın, gerekirse riyakarlık yapın dedi Özgür’. Bakın, kişi kendinden bilir işi. Biz böyle bir şeyi aklımızdan bile geçirmedik. Onurla, gururla burada rozet ama İzmirlilere ‘Aman rozet kullanmayın. Benim ismimi bile asmayın. Belki ancak o zaman İzmir’de şansınız olur’ diyen riyakarı da bütün Türkiye’ye bir kez daha gözler önüne seriyorum. Recep Tayyip Erdoğan’dan başkası değildir.”
]]>Gölbaşı Belediye Başkanı Ramazan Şimşek, eşi Yeşim Şimşek ile birlikte ilçede hizmet veren kadın esnafla Kadın Dayanışması programlarında bir araya gelmeye devam ediyor. Gölbaşı’ndaki kadın esnaflarla buluşan Başkan Şimşek, “Gölbaşı Belediyesi olarak tüm imkanlarımızla çalışan ve üreten kadınlarımızın her zaman destekçisiyiz. Gölbaşı’mızı çalışan kadınlarımızla birlikte güzelleştirmeye devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.
Programa AK Parti Ankara Milletvekili Jülide Sarıeroğlu, Gölbaşı Belediye Başkanı Ramazan Şimşek, AK Parti Gölbaşı İlçe Başkanı Selim Akceylan, MHP Gölbaşı İlçe Başkanı Musa Şahin, AK Parti ve MHP Gölbaşı İlçe teşkilatları ve Gölbaşı’nda emek gösteren kadın esnaf katıldı.
Başkan Şimşek, “2019 yılında Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan ve Genel Başkanımız, Liderimiz Sayın Devlet Bahçeli Beyefendilerin görevlendirmesi ve sizlerin kıymetli destekleriyle göreve geldik ve ilçe sakinlerimizin yaşamını güzelleştirmek için çalışmalara başladık. Seçim beyannamemizde vaat ettiğimiz projelerin yüzde 98’ini gerçekleştirdik. İnşallah Cumhur İttifakı’mızın gücü ve sizlerin desteğiyle ilçemize hizmet etmeye devam edeceğiz. Lansman törenimizde vizyon projelerimizi ve yaptıklarımızı paylaştık. Oldukça titiz şekilde hazırlanan kitapçığımız büyük beğeni aldı, tüm vatandaşlarımıza teşekkür ediyorum” şeklinde konuştu.
“Gölbaşı geçmiş yıllara oranla büyük aşama kaydetti”
Başkan Şimşek, Gölbaşı’nın 54 mahallesiyle 150 bin nüfusuyla büyük bir aile olduğunun altını çizdi. Başkan Şimşek, “Ben ilçemi tanıyorum. İlçe sakinlerimizin de ilçemizi iyi şekilde bilmesi gerekiyor. Gölbaşı, stratejik bir ilçe, turizm, öğrenci, sanayi, tarım ve hayvancılık, eğitim kenti. 922 ilçe arasında en özellikli ilçede bulunuyoruz. Devletin birçok stratejik kurumu ilçemizde bulunuyor. Mogan ve Eymir göllerimiz var, üniversitelerimizin kampüsleri var. Türkiye’nin en temiz ilçesi seçilen ilçemizin farkında olmamız gerekiyor” dedi.
Başkan Şimşek, “1970’li yıllarda üç tane sinema salonu vardı, iki tanesi açık hava sinemasıydı. 150 bin ilçe var ama sinema salonu yok. Biz yaptık, artık 4 tane sinema salonumuz var. Biz vaatlerimizi gerçekleştirdik” şeklinde konuştu.
“Tramvay güzergahını değiştireceğiz”
Amaçlarının, üniversite öğrencileri ve turistler için ilçeyi ilgi odağı haline getirmek olduğunu vurgulayan Başkan Şimşek, “Mogan Gölü’nü temizledik, orada 70’li yıllarda kürek yarışları oluyordu, şimdi tekrar başlıyor, ilçemizi her alanda geliştiriyoruz. Bunların bilinmesi gerekiyor. 54 kilometre yürüyüş ve bisiklet yolu yaptık. Amacımız esnafımızı da desteklemek. Tramvay projemizle yukarıdaki üniversite öğrencilerimizi aşağıya indiriyoruz. Esnaflarımızla her zaman istişare halindeyiz, tramvay güzergahımızı değiştirmek üzere çalışmalarımız devam ediyor. Biz vatandaşlarımız ne isterse, nasıl isterse o şekilde hizmet veren, sizler için çalışan kişileriz.
Tulumtaş Mağaramıza dünyadan insanlar geliyor. 5 milyon yıl önce oluşuma başlamış bir mağara. Dünyada tek olan Uluslararası Bilardo Kompleksimizde dünya şampiyonaları düzenleniyor. Dünyadan turistler Gölbaşı’na geldi. Daha da gelecek. Esnafımıza da katkı oluyor. Otel, taksi, dolmuş, bakkal, market herkes iş yaptı. 365 günün 360’ında açık bir merkez. Ankara’nın başkent oluşunun 100. yılında 100. Yıl Buz Pateni ve Tırmanma Salonu’muzu açtık, minik evlatlarımız ücretsiz şekilde buz pateni ve tırmanma sporlarıyla tanışıyor. Hiç durmadan çalıştık, çalışmaya da devam edeceğiz. Üniversiteliler Caddesi projemiz bitmek üzere. 4 sinema salonu, 37 dükkan olacak. 1,5 milyar TL değeri var şu an oranın, hepimizin değeri. Üniversiteler Caddesi’ne Bowling Federasyonu ile iş birliği içinde Bowling Salonu da yaptık. Bin 800 tane başvuru var orası için, tüm markalardan oldukça ilgi görüyor. Gölbaşı esnafımıza da sesleniyorum, marka oluşturun, marka alın ve buraya ilgi gösterin, Üniversiteliler Caddesi hepimizin, ilçemizin önemli değeri. Cemal Gürsel Caddesi’ne tamamen granit döşedik. Hiçbir masraftan kaçınmıyoruz. Günü kurtarmak için iş yapmıyoruz. 40 yıl, 50 yıl gidecek şekilde kaliteli tadilatlar yapıyoruz. Tarım kenti diyoruz oldukça modern ve temiz Kurban Alanı yaptık. Aynı zamanda burası fuar alanı. 2019’da yaptık, orası aynı zamanda toplanma alanı afet anlarında. Biz gelene kadar Kurban Kesim Alanı yoktu. Orada Uluslararası Tarım Fuarı yaptık, 220 firma, 550 marka ile Gölbaşı’nın ismini duyurduk” açıklamasında bulundu.
“Gölbaşı’mızın merkezine sahip çıkmamız gerekiyor”
Gölbaşı’nı marka kent yapma hedefiyle çalışmalarına devam ettiklerini belirten Başkan Şimşek, “Gölbaşı’mızın merkezine özel önem göstermemiz gerekiyor, esnaflarımızla çalışanlarımızla hep beraber sahip çıkmamız ve geliştirmemiz gerekiyor. Gölbaşı kabuğunu kırmaya başladı. Biz esnaflarımıza her zaman destek oluyoruz” dedi.
Başkan Şimşek, kiralık araç sistemini bitirdiklerini, 136 yeni aracı öz kaynak bünyesine kattıklarını, bu sayede 185 milyon TL kar ettiklerini vurgulayarak hepsinin borcunun bittiğinin de altını çizerek bütün araçların belediyeye geçtiğini söyledi.
“Hem esnafımızı hem de ihtiyaç sahiplerimizi destekliyoruz”
Başkan Şimşek, “Hilal Kart’ın sistemini değiştirdik. Artık ihtiyaç sahibi vatandaşlarımız, dükkan camında “Bu İş Yerinde Hilal Kart Geçerlidir” çıkartması bulunan yerel esnaflarımızdan bu kartla istedikleri alışverişi yapabiliyor. Bu sayede yerel esnafımızı da destekliyoruz. Zincir marketlerde değil, tamamen yerel esnaflarımızda geçerli. Her ay Gölbaşı’ndaki yerel esnafımıza önemli katkı sağlanmış oluyor. Yeni dönemde Hilal Kart sistemini geliştirip yaygınlaştırarak geri dönüşüm için puan sistemi uygulamasını başlatacağız” dedi.
Bütün köylerdeki camilerde su ısıtmalı, güneş ısıtmalı sistemlerin olduğunu, kameralı sistemlerin bulunduğunu vurgulayan Başkan Şimşek, “Bütün köylerinde doğal gaz bulunan ender ilçelerdeniz, belki de bu konuda tekiz. Vatandaşlarımızı tüp, soba, kömür gibi dertlerden kurtardık” açıklamasında bulundu.
“Doğumdan ölüme kadar vatandaşımızın yanındayız”
Başkan Şimşek, “Hoş Geldin Bebek projemizle eşim Yeşim Hanım ev ev dolaşarak yeni doğan bebek paketlerimizi ailelerimizle paylaşıyor. Cenaze araçlarımızı yeniledik, başka bir ile nakletmek gerekiyorsa onu da gerçekleştiriyoruz, yani doğumdan ölüme kadar her zaman vatandaşlarımızın yanında oluyoruz. Hatalarımız, eksiklerimiz olabilir, insanız. Ama emin olun sizlerin hakkını hiç kimseye yedirmiyoruz. Gönül rahatlığıyla Gölbaşı’nı dolaşıyorum” diyerek sözlerini noktaladı. – ANKARA
]]>Anadolu Ajansının (AA) “Global İletişim Ortağı” olduğu, Belek Turizm Bölgesi’ndeki NEST Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilen Antalya Diplomasi Forumu 2024’te moderatörlüğünü Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi Sosyal ve Beşeri Bilimler Fakültesi Sosyoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Şebnem Akçapar’ın üstlendiği panele Dışişleri Bakanlığı Orta ve Kuzey Avrupa Genel Müdürü Büyükelçi Hayriye Kumaşçıoğlu, Dışişleri Bakanlığı Çok Taraflı Siyasi İşler Genel Müdürü Büyükelçi Nilvana Darama Yıldırımgeç ile Dışişleri Bakanlığı Doğu ve Afrika Genel Müdürü Büyükelçi Elif Çomoğlu Ülgen konuşmacı olarak katıldı.
Dışişleri Bakanlığı Orta ve Kuzey Avrupa Genel Müdürü Kumaşçıoğlu, kariyerinde 32 yılı devirdiğini ve meslek seçiminden hiç pişman olmadığını söyledi.
Türkiye’nin dış politikası için önemli olan ülkelerde görev yaptığını belirten Kumaşçıoğlu, görev aldığı tüm ülkelerde Türkiye’yi temsil etmenin ve bu ülkelerin politikalarını anlamaya çalışmanın çok öğretici bir tecrübe olduğunu dile getirdi.
Kumaşçıoğlu, diplomasi alanında kadın ve erkeğin görevlerinde başarı konusunda eşit olduklarını vurgulayarak, şu ifadeleri kullandı:
“Bence insanların karakteri ve yetenekleriyle ilgili bir meslek yürütüyoruz. Kadınların daha güçlü olduğu yerler var, erkeklerin daha güçlü olduğu yerler var ama sonuç itibarıyla bizim mesleğimiz hem kadınlar hem de erkekler tarafından yeterli donanıma ve belli özelliklere sahip kişiler ise yapılabilecek bir meslek diye düşünüyorum. Bu, tabii kadınların aynı fırsatlarla karşı karşıya olduğu anlamına gelmiyor.”
Büyükelçi Kumaşçıoğlu, mesleğe yeni başladığı dönemlerde kadın olarak bazı bölgelerde zorluklar yaşadığına işaret etti.
Kadın-erkek eşitsizliğinin dünyanın her yerinde olduğunu kaydeden Kumaşçıoğlu, kadın diplomat adaylarının kararlı şekilde Bakanlıkla ilişki kurmaları gerektiğinin altını çizdi.
“Diplomasi alanında çalışmak büyük bir emek gerektirir”
Yıldırımgeç, diplomasi alanında çalışmak isteyen gençlerin mesleklerini ideal olarak benimsemelerinin çok önemli olduğunu vurgulayarak, bu meslekte çalışmalarının somut sonuçlarını görmenin mutluluk verdiğini söyledi.
Diplomasi alanına kadın-erkekten ziyade hep insan merceğinden baktığını anlatan Yıldırımgeç, “Karşınızdaki her şeyden önce bir insan. Dolayısıyla sizin insan ilişkilerinde kullandığınız üslup, tarz, taktik, iletişim modeli, aynı şekilde diplomasi için de geçerli.” dedi.
Mesleğinin hayat biçimi olduğunu dile getiren Yıldırımgeç, diplomasi alanında çalışmanın büyük emek gerektirdiğinin altını çizdi.
Büyükelçi Yıldırımgeç, diplomaside kullanılan üslubun da önemli olduğunu kaydetti.
“Gerçekten içinizde vatan sevgisi, insan sevgisi olması şart”
Ülgen de “Gerçekten bu meslek para, şan şöhret için yapılmaz. Bayrağın gölgesinde o hissiyatla gerçekten ülkenizi temsil etmek için ve ülkenizi en uzak, en zor coğrafyalarda temsile hazır olduğunuzu hissettiğiniz anda seçebileceğiniz bir meslek diye düşünüyorum.” şeklinde konuştu.
Türkiye’nin diplomaside, akademide ve tıp dünyasında kadınların liderlik ettiği dönemi yaşadığına dikkati çeken Ülgen, “Ben inanıyorum ki inşallah Türk siyaseti de önümüzdeki dönemde bu işi gerçekten çok isteyen, tabandan gelen kadınlara teslim edilir.” ifadesini kullandı.
Ülgen, diplomaside kadın ve erkek eşitliğiyle ilgili şu değerlendirmelerde bulundu:
“Kadın ve erkeği ayırıyorum.’ demem ama ‘Gönlümden biraz daha pozitif ayrımcılığa yatkın duruyorum.’ demeliyim ya da ‘Eşitler arasında kadını seçerim.’ demeliyim çünkü gerçekten biz (Bakanlığa) girdiğimizde 30 yıl önce eşitler arasından erkekler seçiliyordu. O nedenle şu anda benim kadını seçmemin son derece adil olduğunu düşünüyorum.”
Ülgen, mesleğine ilişkin şunları kaydetti:
“Bu, bir maraton, kısa vadeli değil. Başlamak için gerçekten içinizde vatan sevgisi, insan sevgisi olması şart çünkü sadece dış politika değil gerçekten insanı da yönettiğiniz ve yönetildiğiniz bir sisteme giriyorsunuz. O sistemin parçası oluyorsunuz. Adaletsizliklere uğrayıp küsmek, darılmak, sistem dışına itildiğini düşünmek mümkün olabilir çok uzun vadeli bu maratonda ama ben 32 yıllık kariyerimde şunu gördüm ki orta vadede mutlaka adalet de var. Yeter ki gerçekten bu devletin birliği, dirliği yerinde olsun ve onun için gayret etmeye, aynı ülkü uğruna yürümeye devam edelim.”
“Eşit olmayı istemekten asla yorulmamamız gerektiğini düşünüyorum”
Güney Afrika Uluslararası İlişkiler ve İşbirliği Bakanı Naledi Pandor da dinleyici olarak katıldığı panel hakkındaki düşünceleri sorulduğunda şunları söyledi:
“Bu, mükemmel bir panel. Bence hem kadınların sahip olduğu becerileri hem de fırsatları çok iyi anlattınız. Kadınlar olarak eşit olmayı istemekten asla yorulmamamız gerektiğini düşünüyorum çünkü adil olan bu. Bizler de diğerleri gibi insanız ve en az onlar kadar zekiyiz, bundan dolayı sizi gerçekten kutluyorum.”
]]>Merkez Bağlar ilçesinde bulunan 9 kurs yeri, Bağlar Belediyesi’nin Valilik nezdinde Halk Eğitim Merkezi ile yapılan protokolleri çerçevesinde açtığı 80 atölye ile özellikle dezavantajlı kadınların deprem ve pandemi sürecinde yararlanmalarını sağladı.
Buraya gelen kadınlar, katıldıkları atölyelerde zamanlarını değerlendirip hem el becerilerini geliştirdi, hem de aile ekonomisine kimi yerde yaptıklarını satarak katkı sağladı, kime yerde ise ücret verilecek işleri burada yapıp masraftan kısmayı sağladı.
Bağlar Belediyesi Kadın ve Aile Hizmetleri Müdürü Neşe Anlı, 9 kurs yerleri olduğunu, bölge olarak deprem, pandemi gibi çok kötü sorunlar yaşadıklarını hatırlatarak bu süreçte ev kadınlarının kendilerini rahatlatacak ortamlar bulamadığını söyledi.
400 bin gibi bir nüfusu olan bir ilçenin belediyesi olduklarını dile getiren Anlı, en çok yoksulluğun yaşandığı bir ilçede olduklarını, bununla ilgili vatandaşlarla toplantı ve istişareler yaparak akla gelmeyen o kadar talepleri oldu ki, mutlulukla bunları dinledikleri ifade etti.
“Nasıl detaylandırırız diye düşünürken baktık ki onlar bizi yönlendirmiş” diyen Anlı, şöyle konuştu:
“Sosyal belediyecilik bu oldu. Halkla beraber yürümenin vermiş olduğu avantajları da kullandık. Valilik nezdinde halk eğitim üzerinden protokollerimiz vardı. Usta öğreticilerimizle bunlar hayata dönüştürülsün, ev ekonomisine katkı sunsun. Buraya geldikleri zaman farklı arkadaşlar, sosyal ortam buluyorlar. Daha çok bilgi akışını sağlayacakları ortam oluyor. Çünkü bilginin sınırı yok. Tekstile geliyordu, bir baktı ki aşçılık kursu var. Bu yörenin kadınları çok güzel yemek yaparlar, teknik yemek yapmayı burada öğrendiler. Yüzme kursunu gördüler. Çocukları olan anneler, çocukları okula giderken akran zorluğu yaşıyordu. Bununla ilgili de eğitimleriniz var mı, bize bununla alakalı eğitim verirseniz biz, bu çocuklara nasıl yaklaşırız? Sadece tekstil atölyelerimiz ile değil, 80 farklı atölyemiz var.”
İmkanlar sağladığı için belediye başkanına teşekkür eden Anlı, “Kursiyerlerimiz öğrendikçe heyecanla daha farklı talepleri oluyor. Profesyonel bir iş yapmıyoruz. Ama ev gittikleri zaman her hangi bir objeyi değerlendirebiliyorlar. Attık malzemelerden kullanabilecekleri ev eşyası üretebiliyorlar. Çocukları oyuncaklar üretebiliyorlar. Detaylandırmak o kadar çok ki, kısa hatlarla belirtebiliriz. 30 bine yakın kadın kursiyerimiz faydalandı” dedi.
Kursta usta öğretici olan Fatma Taşkesen, daha çok kadınlara yönelik kursları olduğunu söyledi. Kursiyerlere ilk önce makine eğitimi verdiklerini aktaran Taşkesen, “Daha sonra karma olarak istedikleri ürünleri dikme şansı veriyoruz. Hem ev ekonomisine katkıları çok oluyor. Hem de kendilerine özgüven geliyor. Deprem sürecinde psikolojik çok sorun yaşadıkları için buraya gelip kendilerini adapte ediyorlar. Ürünlerimiz daha çok geri dönüşümlü olarak çalışılıyor. Nevresim, pike takımı, el örgüsü, seccade, koltuk ayaklığı, yatak örtüleri, genç kızları varsa kızların çeyizine daha çok katkı da olsun diye çeyizlik ürünlerde diktiriyoruz” ifadelerini kullandı.
Kursiyer Berivan Yetiştiren ise buraya gelerek el becerilerini gösterdiklerini dile getirerek, “Kendimizi daha rahat hissedebiliyoruz. Evde olan eşyaları buraya getirip değerlendirebiliyoruz. Satarak ailemize katkıda bulunabiliyoruz” şeklinde konuştu. – DİYARBAKIR
]]>Amerika Birleşik Devletleri’nde kadın işçiler, daha iyi çalışma koşulları istemiyle tekstil fabrikasında 8 Mart 1857’de grev başlattı. Grev sırasında fabrikada çıkan yangında çoğu kadın 100’den fazla işçi hayatını kaybetti.
Kopenhag’da 1910 yılında toplanan Dünya Kadınlar Kongresi’nde 8 Mart, New York’taki tekstil fabrikasında ölen kadın işçiler anısına “Emekçi Kadınlar Günü” olarak belirlendi.
Kadına şiddet uygulayan kişilere elektronik kelepçe veya bileklik takılmasına imkan sağlayan Ailenin Korunması ve Kadına Yönelik Şiddetin Önlenmesine İlişkin Kanun Tasarısı, TBMM Genel Kurulu’nda 8 Mart 2012’de oybirliğiyle kabul edildi.
Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasının ardından Meclis’in 3 Mart 1924’te kabul ettiği yasayla hilafet kaldırıldı.
Saltanatın 1 Kasım 1922’de kaldırılması ve Cumhuriyet’in ilanının ardından halifeliğin kaldırılması gündeme geldi. 3 Mart 1924’te kabul edilen yasayla halifeliğin kaldırılmasına ve Osmanlı hanedanının sınır dışı edilmesine karar verildi. Halife Abdülmecit 4 Mart sabahı ülkeden ayrıldı.
Meclisin aynı gün kabul ettiği “Tevhidi Tedrisat” yasasıyla bütün okullar Milli Eğitim Bakanlığına bağlandı. Ardından medreseler ve mahalle mektepleri kapatıldı.
Bir başka yasayla da “Şer’iye ve Evkaf ve Erkanıharbiyei Umumiye Vekaletleri (bakanlıkları)” kaldırılarak yerlerine Diyanet İşleri Başkanlığı, Vakıflar Genel Müdürlüğü kuruldu, Genelkurmay Başkanlığı oluşturularak hükümetten ayrıldı.
Belli başlı öteki olaylar:
3 Mart
1878- Osmanlı ile Rusya arasında Ayastefanos Antlaşması imzalandı.
1883- Mektebi Sanayii Nefise (Güzel Sanatlar Akademisi) öğretime açıldı.
1924- Halifeliğin kaldırılması ve Osmanlı hanedanı mensuplarının yurt dışına çıkarılmasına ilişkin yasa kabul edildi. Tevhidi Tedrisat Kanunu çıkarıldı. Şer’iye ve Evkaf ve Genelkurmay Bakanlıkları kaldırıldı. Diyanet İşleri Başkanlığı, Vakıflar Genel Müdürlüğü kuruldu. Genelkurmay Başkanlığı oluşturuldu ve hükümetten ayrıldı.
1925- Şeyh Sait isyanının büyümesini önlemek için Takriri Sükun Kanunu kabul edildi, İstiklal Mahkemeleri kuruldu.
1942- Türk Ressamlar Cemiyeti, İstanbul’da faaliyetlerine başladı.
1980- Eski Hatay Cumhurbaşkanı Tayfur Sökmen, 88 yaşında İstanbul’da vefat etti.
1983- Çizgi roman Tenten’in çizeri Georges Remi (Herge) öldü.
1992- Zonguldak Kozlu’daki grizu faciasında 263 kişi yaşamını yitirdi.
1994- TBMM Genel Kurulunca, DEP’li Selim Sadak ve RP’den istifa eden İstanbul Bağımsız Milletvekili Hasan Mezarcı’nın dokunulmazlığı kaldırıldı.
2008- Rusya’da devlet başkanı seçimini Başbakan Birinci Yardımcısı Dimitriy Medvedev yüzde 70,28 oy alarak kazandı.
2013- Gerçek adı Müslüm Akbaş olan ve arabesk müzik hayranlarınca “Müslüm Baba” diye anılan sanatçı Müslüm Gürses, baypas ameliyatının ardından 4 ay yoğun bakımda tedavi gördüğü hastanede 60 yaşında hayatını kaybetti.
2013 – Voleybolda, Erkekler CEV Kupası Finali rövanş maçında Halkbank, İtalya’nın Andreoli takımını 3-2 yenerek şampiyon oldu ve erkeklerde CEV Kupası’nı alan ilk Türk takımı olarak tarihe geçti.
2016- Başbakanlık, MİT tırlarının durdurulması davasına müdahil oldu.
2017 – Avusturyalı ressam Gustav Klimt’in 1907’de tamamladığı “Bauerngarten” (Çiçek Bahçesi ) adlı tablosu, Londra’da düzenlenen açık artırmada 59,3 milyon dolara satıldı.
2018 – Nobel ödüllü bilim adamı Prof. Dr. Aziz Sancar’ın yeğeni Hakan Sancar, bitkileri ölümsüzleştirmek için keşfettiği solüsyon ile su, hava ve güneşe ihtiyaç duymadan süs bitkilerinden ağaçlara ve yosunlara kadar her türlü bitkinin yıllarca canlı kalmasını sağladı. Sancar, dünyada sadece birkaç şirketin başarabildiği stabilizasyonu Türkiye’de gerçekleştirdi.
2018 – Antalya’nın fethinin ardından Selçuklu Sultanı İzzettin Keykavus’un yaptırdığı iki fetih kitabesi, metruk bir binanın bahçesinde bulundu.
2020 – Estonya’nın Tartu kentinde düzenlenen Ritmik Cimnastik Miss Valentine Grand Prix Turnuvası’nda millilerin genel tasnif ve top aletinde kazandığı iki madalya, Grup Milli Takımı’nın grand prix turnuvalarında aldığı ilk madalyalar oldu.
2021- FETÖ’nün, “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’ne karşı açıktan giriştiği ilk operasyon” olarak tanımlanan 7 Şubat 2012’deki “MİT kumpası”na ilişkin 18 sanığın yargılandığı davada eski emniyet müdürleri Ali Fuat Yılmazer ve Yurt Atayün’ün de arasında bulunduğu 10 sanık, “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’ni ortadan kaldırmaya veya görevini engellemeye teşebbüs”ten ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldı.
2021- İsrail’deki Ultra-Ortodoks Yahudiler (Harediler), Batı Kudüs’te haber çekimi yapan Anadolu Ajansı (AA) ekibinin aracına saldırdı. Haredilerin, daha sonra taş ve sopalarla saldırmaya çalıştığı AA ekibi, olaydan zarar görmeden kurtulurken, saldırganlar hakkında şikayette bulundu. Olayla ilgili soruşturma açıldı.
2022- Formula 1 yönetimi, Rusya Grand Prix’sinin sözleşmesini feshederek yarışı takvimden çıkardı.
4 Mart
1193- Eyyubi Devleti’nin kurucusu ve Kudüs’te 88 yıllık Hristiyan hakimiyetini sona erdiren Selahaddin Eyyubi hayatını kaybetti.
1656- Düşük ayarlı para ve alınamayan maaşlar için ayaklanan askerler, IV. Mehmed’in onayıyla bazı saray ağalarını idam ettirdi.
1923- Mustafa Kemal Paşa’nın 17 Şubat’taki konuşmasıyla başlayan İzmir İktisat Kongresi sona erdi. Kongrede Misakı İktisadi kabul edildi.
1929- Takriri Sükun Kanunu yürürlükten kalktı.
1934- İstanbul Üniversitesinde açılan İnkılap Tarihi Enstitüsünde ilk dersi Milli Eğitim Bakanı Hikmet Bayur verdi.
1934- Ankara Radyosu yayına başladı.
1940- İstanbul’da yapılan Altıncı Balkan Güreş Şampiyonası’nda Türk takımı beş birincilik alarak altıncı kez şampiyon oldu.
1964- BM Güvenlik Konseyi, Kıbrıs’a uluslararası güç gönderme kararı aldı.
1992- İspanya’dan engizisyon baskısından kaçarak Osmanlı İmparatorluğu’na sığınan Museviler, Türkiye’ye gelişlerinin 500. yılını kutladı.
1994- Dokunulmazlıkları kaldırılan eski DEP milletvekilleri Leyla Zana, Sırrı Sakık, Ahmet Türk, Selim Sadak ve bağımsız milletvekili Mahmut Alınak gözaltına alındı. Hasan Mezarcı ve Selim Sadak serbest bırakıldı.
2002- Ilımlı Arnavut Lider İbrahim Rugova, Kosova’nın ilk devlet başkanı seçildi.
2015- Ukrayna’nın doğusundaki Donetsk’te bir maden ocağında meydana gelen patlamada 32 kişi hayatını kaybetti.
2016- AA’nın Gazze’de görev yapan foto muhabiri Mustafa Hassona, önemli basın fotoğrafı yarışmalarından Pictures of the Year International’da (POYI) “Genel Haber Dalı Mükemmeliyet Ödülü”ne layık görüldü.
2016- İstanbul 6. Sulh Ceza Hakimliği, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının talebi üzerine Zaman gazetesine kayyum atanmasına karar verdi.
2016- Muğla’nın Bodrum ilçesinde sahile vuran minik cesediyle gündeme gelen Aylan Kürdi ve teknedeki dört kişinin ölümüne ilişkin davada yargılanan Suriye uyruklu Muwafaka Alabash ve Asem Alfrhad, “göçmen kaçakçılığı” suçundan 4 yıl 2 ay hapis cezasına çarptırıldı.
2017- Somali Başbakanı Hasan Ali Hayri, kuraklık sebebiyle son 2 günde ülkenin güneybatısındaki Bay bölgesinde 110 kişinin öldüğünü açıkladı.
2021- Tatvan’a gitmek üzere Bingöl’den kalkan askeri helikopterin düşmesi sonucu 11 personel şehit oldu, 2 personel yaralandı.
2021 – Amerikalı Müslüman lider Malcolm X’in çocukluğunun geçtiği Boston’daki 2 katlı ev, ABD Ulusal Tarihi Yapılar Listesi’ne alındı.
2022- Uzun yıllar İtalya’nın Milan takımında forma giyen Hollandalı eski futbolcu Clarence Seedorf, Müslüman olduğunu açıkladı.
5 Mart
1920- Türkiye Yeşilay Cemiyeti kuruldu.
1934- Eski Milli Eğitim Bakanlarından Dr. Reşit Galip öldü.
1941- Türkiye’nin ilk Diyanet İşleri Başkanı Rifat Börekçi hayatını kaybetti.
1946- İkinci Dünya Savaşı’nda ortaya çıkan ve Sovyetler Birliği ile Doğu Avrupa ülkelerini simgeleyen “Demirperde” kavramı, ilk kez İngiltere Başbakanı Winston Churchill’in bir konuşmasında kullanıldı.
1953- Eski Sovyetler Birliği’ni yaklaşık 30 yıl yöneten ve geçirdiği beyin kanaması sonucu bilincini yitiren Jozef Stalin öldü.
1971- Amerikalı dört asker, Ankara’da terör örgütü THKO mensuplarınca kaçırıldı. Bir duyum üzerine polisin 5 Mart’ta üniversiteye düzenlediği baskında çatışma çıktı, Erdal Şener adlı öğrenci öldü, yaralananlar oldu. ABD’li askerler 8 Mart’ta serbest bırakıldı.
1994- Birleşmiş Milletler, Bosna’ya Türk askeri gönderilmesini kabul etti.
1999- Çankırı Valisi Ayhan Çevik, bombalı saldırıda ağır yaralandı, koruma polisi ve iki lise öğrencisinin öldüğü saldırıyı yasa dışı TİKKO örgütü üstlendi.
2009- Ergenekon soruşturması kapsamında Cumhuriyet gazetesi Ankara Temsilcisi Mustafa Balbay gözaltına alındı ve 6 Mart’ta tutuklandı.
2015- Konya’nın merkez Karatay ilçesi Ortakonak Mahallesi yakınlarında askeri bir uçak düştü. Genelkurmay Başkanlığından yapılan açıklamada, planlı eğitim uçuşu için kalkan F-4E 2020 uçağının, Konya Atış Sahası’nda kaza kırıma uğradığı, Kurmay Yüzbaşı Pilot Mustafa Tanış ile Kurmay Yüzbaşı Pilot Mustafa Delikanlı’nın şehit olduğu bildirildi.
2016- Dünyaca ünlü İslam alimi ve Kuzey Amerika Fıkıh Konseyi kurucusu Prof. Dr. Taha Cabir Al-Awani hayatını kaybetti.
2017- Suriyeli muhalifler, ülkenin kuzeybatısında Türkiye sınırında yer alan İdlib’in kırsalını bombalayan bir savaş uçağını düşürdü. Uçaktan paraşütle atlayan pilot, Hatay’ın merkez Antakya ilçesinde bulunarak hastaneye kaldırıldı.
2017- Antalya’da 12’ncisi düzenlenen Uluslararası Runatolia Maratonu’na katılan 36 yaşındaki sporcu Zeynel Murat Batur, bitiş çizgisine 500 metre kala kalp krizi sonucu hayatını kaybetti.
2021 – Katoliklerin ruhani lideri Papa Franciscus, Irak’ın başkenti Bağdat’a geldi. Uluslararası kamuoyunda gözler, tarihte ilk kez bir papanın ziyaret ettiği Irak’a çevrilirken Franciscus’un ülkedeki temasları nedeniyle 6 Mart Ulusal Hoşgörü ve Birlikte Yaşama Günü ilan edildi.
2022- Rusya-Ukrayna savaşı nedeniyle Ukrayna’dan Polonya’ya bir gün içinde 106 bin kişi geçti.
2023- Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca, 6 Şubat’ta meydana gelen depremlerde 1 milyon 728 bin binanın incelendiği, 227 bin 27 binanın yıkık, acil yıkılacak ve ağır hasarlı olduğu bildirildi.
6 Mart
1920- “Kaşağı”nın yazarı, ünlü öykücü Ömer Seyfettin, Haydarpaşa Hastanesi’nde öldü. Ömer Seyfettin, 12 Mart 1884’te Gönen’de doğmuştu.
1925- Takriri Sükun Kanunu’na dayanılarak İstanbul’da altı gazete ve dergi, Bakanlar Kurulu kararıyla kapatıldı. Kapatılan yayın organları şunlardı: Tevhidi Efkar, İstiklal, Son Telgraf, Aydınlık, Sebilürreşad ve Orak Çekiç.
1927- İstanbul Radyosu yayına başladı.
1948- Anadolu Ajansında 1925’te şirket kurucuları arasında yer alan ve “Başyazar” olan ünlü şair, yazar ve gazeteci Kemalettin Kamu 47 yaşında Ankara’da öldü.
1961- İngiltere Kraliçesi II. Elizabeth, Türkiye üzerinden geçerken Ankara’ya geldi. Esenboğa Havalimanı’nda Devlet ve Hükümet Başkanı Orgeneral Cemal Gürsel tarafından karşılanan II. Elizabeth, Gürsel ile 40 dakika görüştükten sonra Türkiye’den ayrıldı.
1989- Şarkı sözü yazarı ve şovmen Fecri Ebcioğlu öldü.
1995- Avrupa Birliği üyesi on beş ülkeyle Türkiye arasında Gümrük Birliği Antlaşması imzalandı.
2002- Yargıtay 9. Ceza Dairesi, gazeteci yazar Çetin Emeç ve Turan Dursun ile İran rejim muhalifi Ali Akbar Gorbani’nin öldürülmesi olaylarının da aralarında bulunduğu birçok saldırıdan sorumlu tutulan İslami Hareket Örgütünün “İcra Şurası” üyesi İrfan Çağırıcı hakkındaki idam cezasını onadı.
2013- Venezuela’nın uzun süredir kanserle mücadele eden Devlet Başkanı Hugo Chavez, 58 yaşında hayatını kaybetti.
2016- Irak’ın Babil kentinde kontrol noktasına yönelik intihar saldırısında 52 kişi öldü, 100 kişi yaralandı. Saldırıyı terör örgütü DEAŞ üstlendi.
2016- İran’da yolsuzluktan yargılanan iş adamı Babek Zencani, idama mahkum edildi.
2016- Ankara’da düzenlenen Dünya Salon Okçuluk Şampiyonası’nda Makaralı Yay Genç Kız Milli Takımı altın madalya kazandı.
2017- ABD Başkanı Donald Trump, nüfusunun çoğunluğu Müslüman 6 ülkenin vatandaşlarına 3 ay yeni vize sınırlaması getiren düzenlemeyi imzaladı.
2018- “Ayla” filmi, ABD’de düzenlenen 24. Sedona Uluslararası Film Festivali’nde, “En İyi Yabancı Film” ve izleyici oylarıyla belirlenen “En İyi Film” ödüllerini kazandı.
2018- FETÖ’nün darbe girişimi sırasında Deniz Kuvvetleri Komutanlığındaki eylemlere ilişkin 73 sanığın yargılandığı davada hükmü açıklayan mahkeme, eski Harekat Başkan Vekili tuğamiral İrfan Arabacı ile eski İstihbarat Daire Başkanı tuğamiral Murat Şirzai’nin de aralarında bulunduğu 47 sanığa ağırlaştırılmış müebbet, 18 sanığa müebbet hapis cezası verdi.
2021 – Müzik dünyasında çığır açan kasetlerin mucidi, Hollandalı mühendis Lou Ottens, 94 yaşında öldü.
2023- Danimarka Savunma Bakanlığı, siber güvenlik tedbirleri kapsamında çalışanlarına resmi hizmette kullanılan cihazlarda TikTok’u kullanmasına yasak getirdi.
7 Mart
1917- Nick Larocca’nın “Original Dixiland Jazz Band” adlı orkestrası, ilk caz plağını New Jersey’deki Victor Co. plakçılık şirketi için doldurdu.
1927- İstiklal Mahkemelerinin görevi sona erdi.
1954- Petrol işletmeciliğini yabancı sermayeye açan Petrol Yasası kabul edildi. Petrol İşleri Genel Müdürlüğü kuruldu.
1969- Golda Meir, İsrail’in ilk kadın başbakanı oldu.
1977- Pakistan’da seçimleri Zülfikar Ali Butto kazandı.
1979- ABD uzay aracı Voyager I, Jüpiter ve Uranüs’ün Satürn gibi halkalara sahip olduğunu keşfetti. Voyager I, Jüpiter’in halkalı resimlerini dünyaya gönderdi.
1983- Zonguldak Ereğli Kömür İşletmelerinin Kandilli üretim havzasındaki Armutçuk Ocağı’nda meydana gelen patlamada 102 kişi öldü, 86 kişi yaralandı.
1989- Anayasa Mahkemesi, üniversitelerde “dini inanç sebebiyle boyun ve saçların örtü veya türbanla kapatılmasını” serbest bırakan yasayı iptal etti.
1990- Hürriyet Gazetesi Yönetim Kurulu Üyesi gazeteci yazar Çetin Emeç ve şoförü Ali Sinan Ercan, uğradıkları silahlı saldırıda yaşamlarını yitirdi.
2016- Rus tenisçi Maria Sharapova, Avustralya Açık’taki doping testinin pozitif çıktığını açıkladı.
2017- Fransa’da 7-12 Mart’ta düzenlenen Avrupa Salon Okçuluk Şampiyonası’nda ilk kez 8 kategorinin tamamında 24 sporcuyla mücadele veren Milli Takım’da klasik yay genç erkeklerde Erdal Meriç Dal Avrupa şampiyonu oldu.
2018- Türkiye’yi temsil etmek üzere UNESCO’dan davet alan Sivaslı halk ozanı ve şair Ayten Gülçınar, evinin önünde uğradığı silahlı saldırıda hayatını kaybetti.
2019- İstanbul’un en yüksek tepesine yapılan ve inşaatı 6 yıl süren Çamlıca Camisi’nde ilk ezan sabah namazında okundu.
2021- Ekvator Ginesi’nin Bata kentinde, askeri kışladaki cephanelikte meydana gelen 4 büyük patlamada, 105 kişi öldü, yüzlerce kişi yaralandı.
2022- Bilim insanları, ilk defa Güneş’ten 10 kat daha büyük kırmızı üstdev bir yıldızın patlayarak supernovaya dönüşmesini gözlemledi.
2023- AFAD’ın Kahramanmaraş merkezli depremlere ilişkin yayımladığı raporda, yıkılan binalarda kolon, kiriş ve perdelerde düz donatının kullanıldığı, hassas bölgelerde iri çakıl ve tahta gibi yabancı unsurlara rastlandığı tespitleri yer aldı, yönetmelik kurallarına ve esaslara uyulmadan inşa edilmiş yapıların ciddi hasar gördüğü vurgulandı.
2023- Hindistan ile Fransa orduları ilk kez “FRINJEX-23” adlı ortak askeri tatbikat yaptı.
8 Mart
1403- Osmanlı padişahı Yıldırım Bayezid, Akşehir’de yaşamını yitirdi.
1857- New York’ta tekstil işçisi kadınlar, “16 saatlik çalışma süresi, düşük ücret ve insanlık dışı çalışma koşulları” sebebiyle greve çıktı. Polisin müdahalesi ve ardından çıkan yangında 129 kadın işçi hayatını kaybetti. Kopenhag’da 1910’da toplanan Dünya Kadınlar Kongresi’nde, kadın işçilerin grevine atıfla bu gün “Emekçi Kadınlar Günü”, 8 Mart 1977’de ise BM tarafından “Dünya Kadınlar Günü” ilan edildi.
1948- Tanımladığı deri hastalığı “Behçet Hastalığı” adıyla dünya tıp literatürüne geçen, deri ve zührevi hastalıklar uzmanı Ordinaryüs Prof. Dr. Hulusi Behçet, kalp krizi sonucu öldü.
1952- ABD’nin Philadelphia eyaletinde ilk suni kalp ameliyatı yapıldı.
1954- Devletin siyasal prestijine ve mali gücüne zarar getirdiğine karar verilen ya da kişilerin özel hayatına tecavüz eden yazılar yazan gazetecilere ağır cezalar öngören Basın Kanunu, TBMM’den geçti.
1963- Suriye’de, darbe sonucu Baasçılar ve Nasırcılar iktidarı ele geçirdi. Baasçı subaylar, şubat ayında, Irak’ta da yönetimi ele geçirmiş ve Başbakan Kasım öldürülmüştü.
1972- Eski Başbakan Adnan Menderes’in oğlu Demokratik Parti Genel Başkan Yardımcısı Yüksel Menderes, Ankara’da intihar etti.
1984- 8 ilde olağanüstü hal uygulanmasıyla ilgili “Olağanüstü Hal Yönetmeliği” yürürlüğe girdi.
1996- Lefkoşa-İstanbul seferini yapan KKTC’ye ait bir yolcu uçağı kaçırılarak önce Sofya’ya, ardından da Münih’e indirildi.
2005- Çeçen lider Aslan Maşadov, bir çatışmada Rus güvenlik güçlerince öldürüldü.
2008- Hollanda’nın Lahey kentindeki Artistik Buz Pateni Uluslararası Aegon Kupası’nda, kadınlarda Tuğba Karademir 2. oldu ve Türkiye’ye bu spor dalında tarihte uluslararası bir yarışmada büyükler kategorisindeki ilk madalyayı kazandırdı.
2010- Elazığ’ın Karakoçan ilçesinde meydana gelen 6 büyüklüğündeki depremde 41 kişi öldü.
2012- Kadına şiddet uygulayan kişilere elektronik kelepçe veya bileklik takılmasına imkan sağlayan Ailenin Korunması ve Kadına Yönelik Şiddetin Önlenmesine İlişkin Kanun Tasarısı, TBMM Genel Kurulu’nda oybirliğiyle kabul edildi.
2017- İsrail’de ezanın 23.00-07.00 saatlerinde hoparlörle okunmasının yasaklanmasına ilişkin kanun tasarısı mecliste (Knesset) yapılan ilk oylamada kabul edildi.
2017- Guatemala’da bir yetiştirme yurdunda çıkan yangında 13-17 yaşlarındaki 40 kız çocuğu hayatını kaybetti.
2018- Anadolu Selçuklu Sultanı Alaaddin Keykubat’ın yaptırdığı burçların 94 yıldır yeri bilinmeyen kitabesi, Antalya Kaleiçi’nde bir evin duvarında bulundu.
2019- Şanlıurfa’da bulunan dünyanın en eski anıtsal tapınağı olarak kabul edilen, UNESCO Dünya Miras Listesi’ndeki Göbeklitepe’nin resmi açılışı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından yapıldı.
2021 – Tiyatro ve sinema sanatçısı Rasim Öztekin, İstanbul’da kalp rahatsızlığı sonrası kaldırıldığı hastanede 62 yaşında hayatını kaybetti.
2021 – Sırp tenisçi Novak Djokovic, tek erkekler dünya sıralamasında toplam 311 hafta zirvede yer almayı garantileyerek, İsviçreli Roger Federer’in rekorunu kırdı.
9 Mart
1764- Padişah III. Mustafa tarafından yaptırılan Laleli Camisi ibadete açıldı.
1796- Napolyon Bonapart ile Josephine evlendi.
1923- Sovyet lideri Lenin, geçirdiği felç sonucunda konuşma yeteneğini kaybetti.
1929- İstanbul’da Matbaacılık Mektebi açıldı.
1956- Kıbrıs Rum toplumunun lideri Başpiskopos Makarios, İngiltere tarafından Seyşel Adaları’na sürgüne gönderildi. Adanın İngiliz Genel Valisi John Harding, Makarios’un, terörizmi aktif olarak desteklediği için sürgün edildiğini açıkladı.
1957- Türkiye’nin ilk kadın doktor subayı Sema Aran, teğmen rütbesiyle göreve başladı.
1967- Gazeteci, yazar Vala Nureddin (Va-Nü), 66 yaşında İstanbul’da öldü.
1967- Gölcük Tersanesi’nde “Berk” adlı refakat firkateyninin yapımına başlandı.
1996- 1990 yılında öldürülen gazeteci Çetin Emeç’i vurduğu belirlenen İslami Hareket Örgütü’nün tim sorumlusu İrfan Çağırıcı, İstanbul’da yakalandı.
2001- Türk balesinin kurucusu Edris Stannus (Dame Ninette de Valois), İngiltere’de 104 yaşında öldü.
2003- Siirt’te yapılan milletvekili yenileme seçimlerinde üç milletvekilliğini alan AK Parti’nin Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan da parlamentoya girdi.
2007- İsviçre’de, Ermeni çevrelerinin “soykırım” iddiasının inkarını suç sayan yasayı ihlal ettiği gerekçesiyle yargılanan İşçi Partisi lideri Doğu Perinçek, Lozan Mahkemesince 9 bin İsviçre frangı para cezasına çarptırıldı. Bu ceza, mahkemece iki yıl tecil edildi.
2018- Tiyatro, sinema ve dizi oyuncusu Ercan Yazgan, tedavi gördüğü hastanede 72 yaşında hayatını kaybetti.
2019- Japonya’da yaşayan 116 yaşındaki Kane Tanaka, Guinness Dünya Rekorları tarafından dünyanın en yaşlı kişisi seçildi.
2020- Eski bakanlardan Şevket Kazan, Ankara’da tedavi gördüğü hastanede 86 yaşında hayatını kaybetti
2021 – Rusya’nın Ankara Büyükelçisi Andrey Karlov’un 19 Aralık 2016’da suikast sonucu öldürülmesine ilişkin FETÖ elebaşı Fetullah Gülen’in de arasında bulunduğu 28 sanığın yargılandığı davada 3 sanık ikişer kez ağırlaştırılmış müebbet, 2 sanık birer kez ağırlaştırılmış müebbet hapse çarptırıldı. 8 sanık 3 yıl 9 ay ile 10 yıl 6 ay arasında hapse mahkum edildi, 6 sanığın beraatine hükmedildi. Gülen’in arasında bulunduğu 9 firari sanığın dosyaları ayrıldı.
2021 – ABD merkezli düşünce kuruluşu Newlines Strateji ve Politika Enstitüsünün raporunda, Çin’in, Sincan Uygur Özerk Bölgesi’ndeki Uygur Türklerine karşı eylemlerinde, Birleşmiş Milletler Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi’nin tüm maddelerini ihlal ettiği ve bu halkı “yok etmeyi” amaçladığı ortaya konuldu.
2022 – Türk Havacılık ve Uzay Sanayii, T129 Atak Taarruz ve Taktik Keşif Helikopteri’nin yurt dışındaki ilk teslimatını Filipinler’e yaptı.
]]>Anadolu Ajansının (AA) “Global İletişim Ortağı” olduğu ve Belek Turizm Bölgesi’ndeki NEST Kongre Merkezi’nde düzenlenen Antalya Diplomasi Forumu 2024’te, moderatörlüğünü TRT World Sunucusu Andrea Sanke’nin üstlendiği, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan’ın himayesindeki “Kadın, Barış ve Güvenlik Üzerine Yüksek Düzeyli Oturum” başlıklı panele, aktivist Tevekkül Karman, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) Başkan Yardımcısı ve Türkiye’den Sorumlu Bölge Müdürü Ivana Zivkovic, Afrika Birliği Komisyonu Başkanı’nın Kadın, Barış ve Güvenlik Özel Temsilcisi Bineta Diop, Bulgaristan Cumhurbaşkanı Rumen Radev’in eşi Desislava Radeva ve Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksandar Vucic’in eşi Tamara Vucic katıldı.
Aktivist Karman, kadınların tarih boyunca savaş ve çatışmaların yıkıcı etkilerinden en fazla etkilenen kesim olduğunu belirterek, “Savaşları tecrübe eden kadınlar, aynı zamanda çatışmalar patlak verdiğinde zorluklar karşısında liderlik sergilemişlerdir. Hayal bile edilemeyecek zorluklara, yerinden edilmeye, sevdiklerini kaybetmeye, cinsel şiddete ve temel hizmetlerin çökmesine katlanmışlardır.” ifadesini kullandı.
Kadınların, yoksulluktan, sağlık hizmetlerine ve eğitime erişim eksikliğinden de orantısız şekilde etkilendiğini vurgulayan Karman, “Kadınlar, aynı zamanda barışın isimsiz kahramanlarıdır. Dünyanın dört bir yanındaki toplumlarda kadınlar, ‘barış inşacıları’ olarak ortaya çıkmıştır. Onların fikirleri, deneyimleri ve bakış açıları çatışmalara sürdürülebilir çözümler üretilmesinde vazgeçilmezdir.” değerlendirmesinde bulundu.
Karman, kadınların karar alma süreçlerinde temsil edilmesi gerektiğine dikkati çekerek, “Kadınların, kamusal hayata katılımı sadece bir eşitlik meselesi değil, bir zorunluluk meselesidir.” dedi.
Baskıcı yönetim sisteminin küresel barış ve güvenlik için büyük bir risk ve tehdit oluşturduğuna işaret eden Karman, “Kadınlar baskıcı yönetimle, diktatörlükle ve otoriter rejimlerle mücadele ettiğinde onları desteklemeliyiz. Bu, barış ve güvenliği desteklediğimiz anlamına gelir.” diye konuştu.
Karman, İsrail’in Gazze’ye saldırılarına değinerek, şunları söyledi:
“İsrail işgali, Filistinlilere karşı devam eden soykırım savaşı, insanlığın bozulmasının üzücü bir örneği. (İsrail’in) Öldürme ve yok etme mekanizması, Gazze’deki sivillerin hayatlarını almaya devam ediyor. Evleri yıkan, hastanelere, üniversitelere ve ambulanslara saldıran ve milyonlarca insanı yerinden eden bu soykırımın tüm dünya tarafından görülmesi için ortak hareket etmemiz gerekiyor. İsrail işgali, ABD yönetimindeki destekçileri ve diğer Batılı müttefiklerince ölüme, açlığa ve yerinden edilmeye maruz bırakılan insanlar için soykırımdır.”
“Eşitliği sağlamazsak ne barış ne de kalkınma sürdürülebilir olur”
UNDP Başkan Yardımcısı ve Türkiye’den Sorumlu Bölge Müdürü Zivkovic, foruma katılmaktan onur duyduğunu belirterek, kadın güvenliği gündeminin Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyinin 1325 sayılı kararıyla desteklendiğini dile getirdi.
Kadınların yönetim alanındaki eksikliğine dikkati çeken Zivkovic, bu konuda daha fazla çalışma yapılması gerektiğine işaret etti.
Zivkovic, çalışmalarının, bilgi paylaşımı ve ekonomik güçlendirme yoluyla kadınları değişimin yoğun bir parçası haline getirmeyi hedeflediğine dikkati çekerek, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Yerinden edilmiş, mülteci kadın ve kız çocuklarının desteklenmesi Gazze, Ukrayna ve diğer kriz ortamlarındaki çalışmalarımızın merkezinde yer almaktadır. Kendilerini gerçekleştirme fırsatlarını artırarak ve özellikle kız çocuklarını ve genç kadınları kariyer yollarını planlayabilecek beceri ve fırsatlarla donatarak sosyo-ekonomik dayanıklılığı ve sosyal uyumu teşvik ediyor ve uzun vadeli barış ve istikrara katkıda bulunuyoruz.
Eşitliği sağlamazsak ne barış ne de kalkınma sürdürülebilir olur. Eğer toplumumuzun yarısı hayallerini, haklarını ve katkılarını gerçekleştirme konusunda geride bırakılıyorsa, ‘Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri’ne ulaşamayız veya kadın, barış ve güvenlik konusundaki taahhütlerimizi yerine getiremeyiz.”
“Güney Afrikalı kadınların oynadığı rolü ve buna öncülük eden kadınları tanımamız gerekiyor”
Afrika Birliği Komisyonu Başkanı’nın Kadın, Barış ve Güvenlik Özel Temsilcisi Bineta Diop, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan’a “kadın, barış ve güvenlik” konularını, ADF’de her zaman gündeme getirdiği için teşekkür etti.
Emine Erdoğan’ın liderliği sayesinde bu konuda daha önce de birçok kez konuştuklarını aktaran Diop, dünya genelinde yaşanan zorlukların üstesinden gelmek için kadınların sesinin duyulduğu ve saygı gördüğü etkili diplomasinin hiç bu kadar kritik olmadığını söyledi.
Diop, “Burada şunu da belirtmek isterim ki İsrail’i Uluslararası Ceza Mahkemesine taşıyanlardan biri olan Güney Afrikalı kadınların oynadığı rolü ve buna öncülük eden kadınları tanımamız gerekiyor. Bu odada bulunan Güney Afrika Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Naledi Pandor, bunu yaptığınız için teşekkür ederim.” ifadelerini kullandı.
Diop’un cümleleri üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan ve diğer lider eşleri dahil olmak üzere tüm salon, Bakan Pandor’u ayakta alkışladı.
Küresel zorluklarla mücadele etmek ve etkili diplomasi için kadınların sesinin de duyulmasının hiç bu kadar önemli olmadığına dikkati çeken Diop, barış süreçlerinde de kadınların rolünü yansıtmanın önemini vurguladı.
Diop, kadınların öncülük ettiğinde fark oluşturduğuna işaret ederek, Afrika’da da birçok politika ve program yürüttüklerini ve birçok başarı elde ettiklerini söyledi.
Afrika Birliği ülkelerinin yüzde 61’inin Ulusal Eylem Planı’nı benimsediğini aktaran Diop, bunların uygulanmasına ve etkili olmasına ihtiyaç duyulduğunu ifade etti.
“Kadınlar sadece kurban olmamalı”
Kadınların nasıl korunabileceğinden ve karar alma sürecinin parçası haline getirildiklerinden emin olunması gerektiğini belirten Diop, “Kadın arabulucular gibi mekanizmalar oluşturuyoruz. Kadınların kriz çözümünde bulunduğundan emin olmalıyız, sadece kurban olmamalılar. Dediğiniz gibi onlar dayanıklı ve katkı sağlayabilirler.” ifadelerini kullandı.
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) reformuna ilişkin Diop, “Önce o masanın etrafına bir kadını dahil etmekle başlayalım. Böylece Filistin’deki, dünyanın farklı yerlerindeki ve benim kıtamdaki zorluklara da dikkati çekebilirler.” dedi.
Diop, ilk olarak tüm sektörlerde liderlik düzeylerinde diplomasi dahil kadınların sayısını artırmaları gerektiğini kaydederek, genç kadınlara destek olunmasının ve kadın liderlerin artırılması için girişimlere yatırım yapılması gerektiğinin altını çizdi.
Barışı sağlayabilecek kişilere alan verilmesi ve bakış açısının değişmesi gerektiğini ifade eden Diop, kadın hareketlerine yatırım yapmaları gerektiğine işaret etti.
Diop, kadın, barış ve güvenlik üzerine çalışılıp kadınların özel sektör dahil dış politika, diplomasi, sosyal, ekonomik ve siyasi alanda rolünün artırılmasına dikkati çekti.
Kalıcı barışta kadının önemi
Bulgaristan Cumhurbaşkanı’nın eşi Radeva, Emine Erdoğan’a bu etkinliği düzenlemekteki girişimi ve liderliği için teşekkür ederek, “Kadın, Barış ve Güvenlik” konulu bu panelde bulunmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi.
Radeva, bu konunun dünyada şiddetin ve krizlerin arttığı bir dönemde çok önemli olduğunu belirterek, silahlı krizlerin kadınlar ve kız çocukları üzerinde orantısız şekilde daha fazla negatif etkisinin olduğunu ifade etti.
Kadınları güçlendirmenin, barış ve güvenlik alanlarında daha aktif rol oynamalarını sağlamanın önemine dikkati çeken Radeva, Emine Erdoğan’ın kadınların toplumdaki rolü konusunda onu etkilediğini söyledi.
Radeva, kadınların gelecek nesillerin ahlaki terbiyesini inşa ettiklerini belirterek, şiddeti kınayan, sorumlu ve barışçıl vatandaş olarak yetişen çocukların, kalıcı barışa ulaşmada en güçlü temeli sağlayacağını vurguladı.
Uluslararası toplumun, kadınların barış inşası ve koruması sürecinde daha etkili olması için çabalaması gerektiğini belirten Radeva, “Anne olarak kadınların öneminin anlaşılması ve barış süreçlerine aktif dahil edilmelerinin desteklenmesi kilit öneme sahip.” ifadesini kullandı.
Kadınlar karar alma sürecinde olmalı
Sırbistan Cumhurbaşkanı eşi Vucic, 3. ADF kapsamında düzenlenen bu önemli program için Emine Erdoğan’a saygısını ve hayranlığını dile getirerek, dünyayı ya da bir parçasını değiştirmek istiyorlarsa bunu eski temellerle ve prensiplerle yapamayacaklarını söyledi.
Vucic, aynı düşünce tarzının ve yaklaşımın, aynı çözümlere götüreceğine işaret ederek, bundan memnun olamayacaklarını, bu konuya yeni bir enerjiyle yaklaşılması ve eski yaklaşımdaki sorunların anlaşılmaya çalışılması gerektiğini ifade etti.
Dünyayı gözlemlemedeki paradigma değişiminin gerekli ve kaçınılmaz olduğunu söyleyen Vucic, kadınların da karar alma sürecinde olmaya, barışa katkıda bulunmaya, dengeyi anlamaya ve ailelerini korumaya hakkı olduğunu belirtti.
Vucic, çözümün birlik olduğuna dikkati çekerek, “Çünkü sadece ortak güçler politikaları şekillendirebilir, kaynakları mobilize edebilir, Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri’ne ulaşmak için amaçlanan faaliyetleri tanımlayabilir, kadın, barış ve güvenlik gündemini tamamen uygulayabilir.” dedi.
Sözlerini, Emine Erdoğan’ın 2018’de bir konuşmasına atıfta bulunarak tamamlamak istediğini kaydeden Vucic, “Toplumların yeniden inşasında, ortak değerlerin yüceltilmesinde başrolün kadınlara düştüğüne inanıyorum.” ifadesini kullandı.
]]>CHP Çeşme Belediye Başkan Adayı Lal Denizli, tanıtım toplantısı düzenledi. Toplantıda konuşan Denizli, “Biz yola birlikte Çeşme diyerek çıktık. Şimdi birlikte Çeşme diyeceğiz, birlikte Türkiye diyeceğiz. İlk günden son güne kadar işimiz gücümüz Çeşme olacak. Bu beş yıllık süre içerisinde işimiz gücümüz Türkiye diyeceğiz. Cumhuriyet Halk Partisi’ni iktidara taşıyacak vizyonu hep birlikte ortaya koyacağız” dedi.
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Çeşme Belediye Başkan Adayı Lal Denizli’nin Proje Tanıtım Toplantısı’na, CHP Parti Meclisi Üyesi Baran Bozoğlu, İzmir İl Başkanı Şenol Aslanoğlu, İl Gençlik Kolları, il ve ilçe başkanları ve partililerin yanı sıra Lal Denizli’nin annesi Çiğdem Kayalı ve babası Mustafa Denizli katıldı.
“BİRLİKTE ÇEŞME DİYECEĞİZ, BİRLİKTE TÜRKİYE DİYECEĞİZ”
Toplantıda konuşan Lal Denizli, şunları söyledi:
“Geleceğe yürüdüğümüz bu yolda size projelerimle sadece beş yıllık bir süreç değil, yirmi yıllık bir vizyon vadediyorum. Köklerimi, İzmir’in topraklarına, yaşam enerjisine tarihine dayandırarak Çeşme için çağdaş bir gelecek inşa etme sözü veriyorum. Çeşme tarih boyunca binlerce yıllık bir mirasa sahip olan Ege’nin incisi, Türkiye’nin göz bebeği bir ilçesidir. Bu mirası koruyarak ve gelecek nesillere aktararak Çeşme’nin değerini ve önemini daha da yücelteceğiz. Çevreyi ve doğayı korumaya ve bu konuda kararlı adımlar atmaya, Çeşme’nin benzersiz doğa güzelliklerini koruyacak ve sürdürülebilir bir çevre politikası izleyeceğiz. Çevre dostu projelerle, gelecek kuşağa temiz ve yaşanılabilir bir Çeşme bırakacağız. Çeşme’nin turizm potansiyelini maksimum düzeye çıkartmak amacıyla ilçemizin uluslararası alanda tanınırlığını artıracağız. İstihdamı destekleyecek projelerle Çeşme’nin ekonomik potansiyelini harekete geçirerek tarım sanayi projeleriyle Çeşme’nin ekonomik potansiyelini harekete geçireceğiz. Çeşme’nin altyapı ve üstyapı sorunlarını alanında uzman teknik ekibimizle ve doğru projelerle yöneteceğiz. Projelerimizin sorunsuz hayata geçmesi için gerekli zeminin oluşmasını sağlayacağız. Çeşme’nin geleceğini birlikte şekillendireceğimize inancım tam. Kazanan daima halk kazanan daima Çeşme olacak. Hep birlikte güçlü bir gelecek için doğru adımlar atacağız. Çeşme hep birlikte daha ileriye taşıyacağız. Çeşme’de çocuklar, Çeşme’de gençler, Çeşme’de kadınlar, Çeşme’de erkekler, Çeşme’de yaş almışlar. Çeşme’de can dostlarımız, hayvan dostlarımız kazanacak. Çeşme’de doğa, Çeşme’de spor, Çeşme’de ulaşım, Çeşme’de en çok ihtiyacımız olan şey sağlık kazanacak. El ele verdiğimiz sürece Çeşme kazanacak. Biz yola birlikte Çeşme diyerek çıktık. Şimdi birlikte Çeşme diyeceğiz, birlikte Türkiye diyeceğiz. İlk günden son gün kadar işimiz gücümüz Çeşme olacak. ve bu beş yıllık süre içerisinde işimiz gücümüz Türkiye diyeceğiz. Cumhuriyet Halk Partisini iktidara taşıyacak vizyonu hep birlikte ortaya koyacağız.”
“DEĞİŞİMİN EN GÜÇLÜ VİZYONUNU VE EN GÜÇLÜ MESAJINI İZMİR’DEN TÜM TÜRKİYE’YE VERECEĞİZ”
Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel’e selam göndererek sözlerine devam eden Denizli, “Biz İzmir’de dokuz kadın aday, genç adaylar, genç erkek adaylar, geçmiş dönemden tecrübeli insanlarımızla çok güçlü bir kadroyla, İzmir olarak değişimin en güçlü, vizyonunu ve değişimin en güçlü mesajını İzmir’den doğru tüm Türkiye’ye vereceğiz. İşte bizim Türkiye’de görmek istediğimiz kadrolar tam olarak Genel Başkanımızın İzmir vizyonunda gizli. O yüzden bu selamı kendisine ve bütün parti yöneticilerimize göndermek istedim” diye konuştu.
“KİMSEDEN TORPİLİM YOK”
Lal Denizli, Mustafa Denizli’nin kızı olduğu için Çeşme Belediye Başkanlığı’na aday olduğu yönündeki iddialara da yanıt vererek, “Bana ‘Mustafa Denizli’nin kızı olmak dışında başka ne vasfı var’ dendi. Bu konuya da burada nokta koyayım. Hayatım boyunca hem annem hem babamın çocukları olmaktan büyük gurur duydum. Fakat ben 14 senedir Cumhuriyet Halk Partisi çatısı altında yani tam 18 yaşında kapısından içeri girdiğim en büyük okulum dediğim Cumhuriyet Halk Partisi çatısı altında gençlik kollarından başlayarak ana kademe ilçe yöneticiliğine kadar komisyon başkanlıklarına, seçim koordinasyon başkanlığına kadar 7 seçim boyunca İstanbul’da saha koordinatörlüğü ve buna ek olarak son Cumhurbaşkanlığı seçiminde Türkiye geneli Türkiye Saha Koordinatörü olarak seçim, saha koordinatörü ve Cumhurbaşkanlığı kampanyası koordinatörü olarak ben parti liyakatimi sonuna kadar hak ettiğimi düşünüyorum. Bu ve daha da ilgincini de söylemiş olayım buradan. Torpil var mı? Hayır yok. Çünkü ailem sizlerin ve belki bazılarının düşündüğünün aksine hayatları boyunca bu 14 seneki yolculuğum boyunca benim siyasetten uzak kalmamı istediler. ve siyaseten aslında bir mücadelenin içinde olmamı değil mesleki olarak kendimi geliştirmemi istediler. Ben aksine onların desteğiyle değil; onlara rağmen burada duruyorum” diye konuştu.
“AMACIMIZ ÇEŞME’NİN HER KESİMİNİN İHTİYAÇLARINI KARŞILAMAK VE KENTİ DAHA YAŞANABİLİR KILMAK”
Çeşme’nin potansiyelini en iyi şekilde değerlendirmek için hazırladıkları projelerin, çok boyutlu olduğunu vurgulayan Denizli, “Projelerimiz, bilim insanlarından muhtarlara kadar geniş bir proje ekibi tarafından titizlikle hazırlandı. Amacımız, Çeşme’nin her kesiminin ihtiyaçlarını karşılamak ve kenti daha yaşanabilir kılmak” dedi.
Denizli’nin açıkladığı projeler arasında sosyal amaçlı, çevre dostu uygulamalar, kültürel etkinliklerin artırılması, altyapı çalışmaları ve esnafın desteklenmesine yönelik çalışmalar bulunuyor. Denizli, “Bizim için önemli olan, Çeşme’nin her alanda gelişmesine katkı sağlamak ve sıkıntılarla mücadele eden esnafımızın yanında olmak. Sezonun açılmasıyla birlikte, hizmetlerimizi hayata geçirerek Çeşme’yi hak ettiği noktaya taşıyacağız” diye konuştu.
Projelerini aktaran Denizli’nin notlarından öne çıkan satır başları ise şöyle:
“ÇOCUKLAR VE GENÇLER KAZANACAK”
“Çeşme’de çocukların ve gençlerin kazanacağını” söyleyen Lal Denizli, ilçede çocuklar için yeni kreşlerin açılacağını; gençler için ise Gençlik Merkezi kurulacağını ifade etti. Denizli ayrıca, öğrencilere burs ve beslenme desteği verileceğini de müjdeledi.
“KADIN KOOPERATİFLERİ VE KADINI KALKINDIRMA OFİSİ AÇILACAK”
Kadınlarla daima dayanışma içinde olacaklarının altını çizen Denizli, “Kadın İstihdamını Artırma Programı kapsamında Kadın Kooperatifleri ve Kadını Kalkındırma Ofisi açılacak. Kadınlarımıza Çocuk Bakım Desteği verilecek. Doğum yapmış kadınlar için kısa süreli bakım desteği sunulacak” dedi.
“YAŞ ALMIŞLAR KULÜBÜ KURULACAK”
Lal Denizli, Büyükler için Evde Sağlık Hizmeti, Alışveriş Ünitesi, Psikolojik Destek, Küçük Onarım ve Temizlik Hizmeti, Yaş Almışlar Kulübü, ve Alzheimer Merkezi gibi projeleri hayata geçireceğini söyledi; bu projeler sayesinde, Çeşme’deki yaşlı nüfusun hayat kalitesini artırmak için kapsamlı bir yaklaşım sunduğunu gösterdi.
Çeşme’nin daha yaşanabilir, hayvan dostu ve kültürel açıdan zengin bir ilçe olacağını vurgulayan Denizli, bu alandaki proje çalışmalarını da katılımcılara duyurdu.
“TURİZM KAZANACAK”
Turizm Master Planı hazırlayacaklarını söyleyen Denizli, gecelik konaklama sayısını artıracak yeni turistik çekim noktalarının (Ildır-Germiyan-Karaköy Kültür Rotası) geliştirilmesinin sağlanacağını belirtti. Denizli, sezon süresini uzatmak için Çeşme’de yeni turizm kollarının gelişmesine çalışılacağına vurgu yaptı. (Termal turizm, kongre turizmi, gastronomi turizmi, Cruise emileri vb.) Merkezdeki turist yoğunluğunun komşu köylere dağılması amacıyla köylerin gelişiminin destekleneceğini belirten Lal Denizli, yarımada geneli için bir turizm rotası oluşturacaklarını ve girişimcileri destekleyeceklerini söyledi.
“FOSEPTİKLERE ELVEDA”
Çeşme’de kördüğüm halini almış fosseptik sorununa son verileceğini ve kanalizasyon sistemine geçileceğini ifade eden Denizli, Çeşmelilerin bu konuda artık problem yaşamayacağını söyledi. Lal Denizli, Çeşme’de altyapı çalışmaları konusunda da çığır açacaklarını kaydederek, bu konuda Çeşmelilere çözüm sunan adımlar atacaklarını vurguladı.
Toplantıda öne çıkan diğer başlıklar ise “Sosyal Konut Projesi” ve “Katı Atık Ayrıştırma ve Kompost Üretim Merkezi” oldu.
CHP Çeşme Belediye Başkan adayı Lal Denizli’nin ardından konuşan, Cumhuriyet Halk Partisi Parti Meclisi (PM) Üyesi Baran Bozoğlu, “Atatürk devrimlerinin yılmaz savunucusu Çeşmeliler. Hepinizi gençlerin, kadınların, liyakatin umudu, Özgür Özel adına saygıyla selamlıyorum ve çok değerli yol arkadaşım çok değerli başkanım, arkadaşıma, Lal başkanıma Ankara’nın Cumhuriyet Halk Partisi örgütünün, Cumhuriyet Halk Partisi Genel Merkezi’nin sevgisini, selamını ve gücünü iletiyorum. Değerli yol arkadaşımızı, biz yoksullara yaptığı destekten, yardımseverliğinden, çocuk çalışmalarından, örgütsel çalışmalarından çok iyi tanıyoruz. Kendisini çok iyi biliyoruz. ve bugün çok net bir şekilde gördük ki; Cumhuriyet Halk Partisi Parti Meclisi’nde başkan adayımıza oy verirken ne kadar doğru bir şey yaptığımızı ne kadar hazırlıklı olduğunu ne kadar umut dolu, inanç dolu olduğunu bugün çok net bir şekilde gördük. İşte bu çalışma işte bu çalışma birilerinin torpili ile olacak bir şey değil, yanlış anlamasın Mustafa hocam, anneyle babayla da tek başına olacak bir şey değil; bu çok değerli bir hazırlık. Bu çok değerli bir ışık. Bu, Türkiye’ye umut olan bir kadın başkanın umudu, heyecanı ve geleceğe dair sosyal demokrat belediyeciliği nasıl hayata geçireceğimizin çok soluklu göstergesi. Biz hepimiz çok iyi biliyoruz ki 31 Mart günü Türkiye’nin geleceğini, Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılın geleceğini oylayacağız. Belki her seçimde çok kritik olduğunu söyledik ama bu sefer çok daha fazla kritik. Bakın Cumhuriyet Halk Partili adaylarımız nasılsa kazanacağım deyip de yerlerinde durmuyorlar. Balkonlarından dışarıyı seyretmiyorlar. Nasılsa oyum var nasılsa partim burada kazanacak demiyorlar. Proje üretip her vatandaşımızdan, her kardeşimizden her diğer partiliden Türkiye ittifakı için oy almak için canla başla, örgütlerimizle beraber, il başkanlıklarımızla, il başkanlıklarımıza, il yöneticilerimizle, ilçe yönetimle beraber çalışıyorlar. O yüzden 31 Mart Türkiye’nin Cumhuriyet’in geleceğimizin oldukça önemli bir seçimidir. Laikliğin, demokrasinin, Atatürk’ün değerlerinin savunulması için vazgeçilmezdir. Sandığa gitmemeyi teşvik eden sosyal medya çalışmalarına veya çeşitli gazetecilerin partimizi yıpratma çalışmalarına dur dememiz gerekiyor. Çünkü Nazım’ın da söylediği gibi ustalaştık, taşı kırmakta, dostu düşmandan ayırmakta, diyecek, dinleyecek çok, fakat vakit yok. Yürüyelim” dedi.
]]>Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Samsun Kadın Girişimciler Kurulu tarafından düzenlenen Türkiye’nin Girişimci Kadın Gücü Samsun Buluşması TSO Toplantı Salonu’nda girişimci kadınların katılımı ile gerçekleştirildi. Açılış konuşmaları ile başlayan etkinlikte kadınlara girişimciliğin püf noktaları uzmanlar tarafından aktarıldı.
Etkinliğin açılışında konuşan Samsun TSO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Erol Beytekin, “Bizim medeniyetimiz kadın ve erkeğin birlikte mücadele edebilmesiyle inşa edilmiştir. Şüphesiz medeniyetin, insanlığın, gelişimin, kalkınmanın daha refah bir geleceğin vazgeçilmez iki eş aktörüdür; kadın ve erkek. Bu nedenle Türkiye’nin kalkınma hedeflerine, çocuklarımıza daha iyi bir gelecek bırakma hedefine ancak ve ancak omuz omuza ulaşabiliriz. Halbuki pek çok araştırma bir girişimcide olması gereken özellikleri şöyle sıralıyor; başarısızlığa rağmen vazgeçmemek, güven, kararlılık, risk yönetimi, değişimi fırsat olarak görmek, belirsizliğe karşı toleranslı olmak, detaylara önem verme ve mükemmeliyetçilik. Biz Türk kadınının ne kadar güçlü, ne kadar azimli ve kararlı olduğunu biliyoruz. Biz bu gücü Nene Hatun’da da gördük, Sabiha Gökçen’de de ve şükranla andığımız daha nicelerinde. Bugün de bu güce inanmış ve fark oluşturan kadınların başarı hikayelerini dinleyeceğiz” dedi.
Samsun Kadın Girişimciler İcra Kurulu Başkanı Mihriban Akyüz ise “Girişimcilik çok yönlü, geleceği şekillendirmeye muktedir anahtar bir kavram. Bugün burada bir araya gelerek birikimimizi, gelecek kurgularımızı paylaşmak için önemli bir fırsat bulduk. Girişimcilik sadece bir iş kurma süreci değil, aynı zamanda bir tutku, bir vizyon ve kararlılık gerektiren bir yolculuktur. Kadınların bu yolculukta toplumsal rolünün yüklediği tüm güvensizlikten sıyrılması, iş hayatındaki ataerkil düşüncenin bahşettiği ürkeklikten uzaklaşması ve kendi sezgilerine güvenmesi gerekmektedir. Kadınların bir araya gelerek deneyimlerini paylaşması, birbirine destek olması ve birlikte büyümesi, kadın girişimcilik ekosisteminin daha güçlü hale gelmesine yardımcı olur. Birbirimize ilham vermek, bilgi ve deneyim paylaşımı yapmak, zorluklarla başa çıkmak için birlikte çalışmak, hepimizin daha güçlü kılar. Kadınlar bir birlerine tutunarak yol alırlarsa, iş dünyasında sadece yer edinmekle kalmazlar, aynı zamanda oyunun kurallarını değiştirirler. Birlikte hareket ederek, daha güçlü ve etkili bir girişimcilik ekosistemi oluşturabiliriz. Kadınların iş dünyasındaki varlığı ve oluşturacakları yeni ekosistem yalnızca kendi başarıları için değil, aynı zamanda gelecek nesillere ilham kaynağı olacağı için kritik öneme haizdir. Gelin, el ele verelim, inanalım, birbirimize destek olalım. Geleceğe örnek olacak kadın girişimcilik ekosistemi bölgemizde oluşturalım. Mutlulukla ve sevgiyle kazanalım ve ülkemize kazandıralım” diye konuştu.
Program, açılış konuşmalarının ardından başarılı girişimciler Duygu Yıldırım, Ferzan Çakar, Melike Yüksel Sevindik ve Banu Koç Çakan’ın sunumları ile sona erdi. Etkinliğe ayrıca Ticaret İl Müdürü Kürşat Turpçu, KOSGEB İl Müdürü Nebahat Livaoğlu, SAMSİAD Başkanı Süleyman Ferşat Eldemir, SAMİKAD Başkanı Şehnaz Dereli, Batı Karadeniz TOBB Kadın Girişimciler İcra Kurulu Başkanları katıldı. – SAMSUN
]]>Sultangazi’de 300 bebek ve anneleri ağırlandı
İSTANBUL – Sultangazi Belediyesi tarafından geleneksel hale getirilen “Hoş Geldin Bebek” etkinliği gönüllere dokunmaya devam ediyor. 300 anne ve bebeklerinin ağırlandığı programda, annelere ve çocuklara çeşitli hediyeler verildi.
Sultangazi Belediyesi, annelerin gönüllerine dokunan program “Hoş Geldin Bebek” ile 300 miniği ağırladı. Program kapsamında 300 bebek ve annesi Sultangazi Belediyesi Nikah Sarayı’nda düzenlenen özel programda bir araya geldi. Programa Sultangazi Belediye Başkanı Av. Abdurrahman Dursun, eşi Tuba Dursun ve AK Parti İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Murat Kurum’un eşi Şengül Kurum katıldı.
“Kocaman bir aile olduk”
Programda konuşan Tuba Dursun, “Daha önce sizler bizleri davet ediyordunuz bizler geliyorduk. Şimdi bizler sizi davet ediyoruz sizler geliyorsunuz. Hoş geldiniz, sefalar getirdiniz. Biz görevi devraldığımızda sizler ile, Sultangazili komşularımızla kocaman bir aile olduk dedik ve ilk günden evlerinizin kapısını çalıp misafir olduk. Çekirdek bir aile iken kocaman bir aile olmuşuz. 570 bin nüfuslu 15 mahalleden oluşan kocaman bir aile” ifadelerini kullandı.
Eşi Tuba Dursun’un yürüttüğü projenin yakaladığı başarıya dikkat çeken Belediye Başkanı Abdurrahman Dursun, “Çalışmalarıyla, gayretiyle, emek sarf etmeleriyle bazen gözyaşı dökmeleriyle, bazen alın teriyle her daim bizim yanımızda olan Sultangazi’nin güçlü kadınları hepiniz hoş geldiniz, sefalar getirdiniz, şerefler getirdiniz. Öncelikle kıymetli eşim Tuba Hanım’a ve güçlü ekibine yürekten teşekkür ediyorum. Çünkü “Hoş Geldin Bebek” programımız bugün itibariyle 11 bin kişiye ulaşmış durumda. Bu az bir sayı değil. Ancak iş o kadar kolay değildir. Bu işe 1 ile başlandığında, 10’lar ile başlandığında 100’ler ile başlandığında 11 bin sayısına ulaşmanın kolay olmadığını biliyorduk. Bundan sonra çok daha fazla sayıya ulaşacağız. Esasında 11 bin kadına ulaşmış olmak, 11 bin kadının gönlüne girebilmiş olmak, 11 bin ailenin yüreğine dokunmuş olabilmek 5 yıl içerisinde çok önemli bir meziyet. Bu sebeple ben Tuba Hanım’a ve kıymetli ekibine canı gönülden teşekkür ediyorum. Emeklerine sağlık. Hemen hemen bütün kültür merkezlerimizde, kadın spor merkezleri, kadınların emeğini çok daha güçlü hale getirecek meslek edindirme kursları, çeşitli el becerilerinin ortaya çıkacağı seminerlerimiz, panellerimiz, çeşitli atölyelerimizde kadını güçlü hale getirebilecek çalışmaları yapıyoruz. Buralarda mekanlar oluşturuyoruz. Ama eğer bu ve benzeri programlarla gönlünüze dokunamamışsak, gönlünüzde yer edinememişsek emin olun yapılan işlerin çok fazla bir anlamı kalmıyor” ifadelerini kullandı.
Programda konuşan AK Parti İstanbul Büyükşehir Belediyesi başkan adayı Murat Kurum’un eşi Şengül Kurum ise “Seçim çalışması yapıyoruz biliyorsunuz. Bu süreçte vaatlerinden bahsediyor Başkan Bey. Bu vaatlerde çocukları ve anneleri de düşünüyor. Ben bu konuda da ona hem anne olarak, hem de seçmen olarak destek sunacağımı, sizlerin düşüncelerinizi ve fikirlerinizi ona ileterek bir an önce bunlarla ilgili çalışma yapacağımızı söylemek istiyorum” ifadelerini kullandı. Yapılan konuşmaların ardından “Hoş Geldin Bebek” programı kapsamında özenle hazırlanan ve anne ile bebeklerin temel ihtiyaçları ve oyuncakların da bulunduğu bebek çantaları annelere hediye edildi.
Programa bebeği ile katılan anne Dilan Ekinci, “Sultangazi Belediyesi tarafından düzenlenen bu organizasyon çok güzeldi. Çok güzel bir bebek programı oluşturmuşlar. Verilen hediyeler çok güzeldi. Her şey için teşekkür ederiz” dedi.
Bir diğer anne Sonbahar Ok, “Çok güzel bir etkinlik oldu. Geçen sene katıldık. Bu sene yine katıldık. Çok güzel oldu. Ne diyebilirim ki memnunuz, razıyız” dedi. Yasemin Kılıç, “Çok güzel geçti. Böyle güzel organizasyonlar oldu, çocuklar eğlendi. Ben ilk defa katıldım, ilk çocuğum zaten” dedi. Ayşe Vayık, “Sayın Başkanımızı çok seviyoruz, saygılar dileriz, iyi ki var çok memnun kaldık” dedi. Hayal Erol, “Her şey için çok teşekkür ederiz. Çantayı çok beğendik. Her şey vardı içinde. Hepimiz bir araya geldik. İnşallah oyumuz ona. Bu sene yine inşallah başkan olur” dedi.
Program toplu halde çektirilen hatıra fotoğraflarının ardından son buldu.
]]>Sultangazi Belediyesi, annelerin gönüllerine dokunan program “Hoş Geldin Bebek” ile 300 miniği ağırladı. Program kapsamında 300 bebek ve annesi Sultangazi Belediyesi Nikah Sarayı’nda düzenlenen özel programda bir araya geldi. Programa Sultangazi Belediye Başkanı Av. Abdurrahman Dursun, eşi Tuba Dursun ve AK Parti İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Murat Kurum’un eşi Şengül Kurum katıldı.
“Kocaman bir aile olduk”
Programda konuşan Tuba Dursun, “Daha önce sizler bizleri davet ediyordunuz bizler geliyorduk. Şimdi bizler sizi davet ediyoruz sizler geliyorsunuz. Hoş geldiniz, sefalar getirdiniz. Biz görevi devraldığımızda sizler ile, Sultangazili komşularımızla kocaman bir aile olduk dedik ve ilk günden evlerinizin kapısını çalıp misafir olduk. Çekirdek bir aile iken kocaman bir aile olmuşuz. 570 bin nüfuslu 15 mahalleden oluşan kocaman bir aile” ifadelerini kullandı.
Eşi Tuba Dursun’un yürüttüğü projenin yakaladığı başarıya dikkat çeken Belediye Başkanı Abdurrahman Dursun, “Çalışmalarıyla, gayretiyle, emek sarf etmeleriyle bazen gözyaşı dökmeleriyle, bazen alın teriyle her daim bizim yanımızda olan Sultangazi’nin güçlü kadınları hepiniz hoş geldiniz, sefalar getirdiniz, şerefler getirdiniz. Öncelikle kıymetli eşim Tuba Hanım’a ve güçlü ekibine yürekten teşekkür ediyorum. Çünkü ‘Hoş Geldin Bebek’ programımız bugün itibariyle 11 bin kişiye ulaşmış durumda. Bu az bir sayı değil. Ancak iş o kadar kolay değildir. Bu işe 1 ile başlandığında, 10’lar ile başlandığında 100’ler ile başlandığında 11 bin sayısına ulaşmanın kolay olmadığını biliyorduk. Bundan sonra çok daha fazla sayıya ulaşacağız. Esasında 11 bin kadına ulaşmış olmak, 11 bin kadının gönlüne girebilmiş olmak, 11 bin ailenin yüreğine dokunmuş olabilmek 5 yıl içerisinde çok önemli bir meziyet. Bu sebeple ben Tuba Hanım’a ve kıymetli ekibine canı gönülden teşekkür ediyorum. Emeklerine sağlık. Hemen hemen bütün kültür merkezlerimizde, kadın spor merkezleri, kadınların emeğini çok daha güçlü hale getirecek meslek edindirme kursları, çeşitli el becerilerinin ortaya çıkacağı seminerlerimiz, panellerimiz, çeşitli atölyelerimizde kadını güçlü hale getirebilecek çalışmaları yapıyoruz. Buralarda mekanlar oluşturuyoruz. Ama eğer bu ve benzeri programlarla gönlünüze dokunamamışsak, gönlünüzde yer edinememişsek emin olun yapılan işlerin çok fazla bir anlamı kalmıyor” ifadelerini kullandı.
Programda konuşan AK Parti İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkan Adayı Murat Kurum’un eşi Şengül Kurum ise, “Seçim çalışması yapıyoruz biliyorsunuz. Bu süreçte vaatlerinden bahsediyor Başkan Bey. Bu vaatlerde çocukları ve anneleri de düşünüyor. Ben bu konuda da ona hem anne olarak, hem de seçmen olarak destek sunacağımı, sizlerin düşüncelerinizi ve fikirlerinizi ona ileterek bir an önce bunlarla ilgili çalışma yapacağımızı söylemek istiyorum” ifadelerini kullandı.
Yapılan konuşmaların ardından “Hoş Geldin Bebek” programı kapsamında özenle hazırlanan ve anne ile bebeklerin temel ihtiyaçları ve oyuncakların da bulunduğu bebek çantaları annelere hediye edildi.
Programa bebeği ile katılan anne Dilan Ekinci, “Sultangazi Belediyesi tarafından düzenlenen bu organizasyon çok güzeldi. Çok güzel bir bebek programı oluşturmuşlar. Verilen hediyeler çok güzeldi. Her şey için teşekkür ederiz” dedi.
Bir diğer anne Sonbahar Ok, “Çok güzel bir etkinlik oldu. Geçen sene katıldık. Bu sene yine katıldık. Çok güzel oldu. Ne diyebilirim ki memnunuz, razıyız” dedi. Yasemin Kılıç, “Çok güzel geçti. Böyle güzel organizasyonlar oldu, çocuklar eğlendi. Ben ilk defa katıldım, ilk çocuğum zaten” dedi. Ayşe Vayık, “Sayın Başkanımızı çok seviyoruz, saygılar dileriz, iyi ki var çok memnun kaldık” dedi. Hayal Erol, “Her şey için çok teşekkür ederiz. Çantayı çok beğendik. Her şey vardı içinde. Hepimiz bir araya geldik. İnşallah oyumuz ona. Bu sene yine inşallah başkan olur” dedi.
Program toplu halde çektirilen hatıra fotoğraflarının ardından son buldu. – İSTANBUL
]]>Göktaş, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) işbirliğinde Şişli’de bir otelde gerçekleştirilen 4. Medya Buluşması İstişare Toplantısı’na katıldı.
Burada konuşan Göktaş, dizi ve filmlerin hayatın bir parçası olduğunu, bu anlamda çocuk, kadın ve aile konularında karşılıklı istişarelerde bulunmanın çok kıymetli ve değerli olduğunu söyledi.
Türkiye’nin dizi ve sinema sektöründe çok önemli bir yere geldiğini belirten Göktaş, bu süreçte Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın öncülüğünde, sektörün sorunlarının çözümüne dair önemli atılımların gerçekleştirildiğini dile getirdi.
Göktaş, yapılan düzenlemelerle Türk sinema ve dizi sektörünün uluslararası alanda rekabet gücünü her geçen gün daha da artırdığını kaydederek, “Bu atılımlarla Türkiye, Amerika’dan sonra dünyanın en çok dizi ihraç eden üçüncü ülkesi konumundadır. Fransa’dan Asya ve Orta Doğu’ya, Japonya’dan Latin Amerika’ya kadar dünyanın dört bir yanında Türk yapımı dizilere olan ilginin yoğunluğu bizler için bir gurur vesilesidir.” diye konuştu.
Bu konuda yapımcılar başta olmak üzere, yönetmenlerden senaristlere, oyunculardan kameramanlara kadar sektöre emek ve gönül veren çalışanların katkısının çok büyük olduğunu ifade eden Göktaş, perdeden dijitale doğru bir geçişin yaşandığı bu dönemde, Türk dizi ve sinemasının uluslararası alanda çok daha güçlü bir yere gelmesinin en büyük temennisi olduğunu ifade etti.
“Aile değerlerimizin korunması, üzerinde hassasiyetle durduğumuz konuların başında geliyor”
Bakan Göktaş, Türklerin kökleri asırlar ötesine giden bir medeniyetin mensupları olduğunu belirterek, şöyle konuştu:
“Türkiye, farklı kültürlerin bir arada yaşadığı, Doğu’nun ve Batı’nın kesiştiği emsalsiz bir ülkedir. Sadece kültürel anlamda değil, coğrafi olarak da büyük bir zenginliğe sahibiz. Anadolu birbirinden kıymetli hikayelerle dolu. Bu anlamda sahip olduğumuz bu değerlerin, zenginliklerin, geleneklerin korunması ve aktarılmasında hepimizin üzerine büyük bir sorumluluk düşmektedir. Çünkü şunu çok iyi biliyoruz ki dizi ve sinema, insanları etkileyen, farklı farklı yaşam tarzları sunan, hatta toplumları birleştiren ve kültürel zenginliği arttıran önemli bir mecradır.”
Dizi ve sinemanın bir sanat formu olmanın ötesinde kültürel, politik ve toplumsal etkileri olan önemli bir iletişim aracı olduğunu vurgulayan Göktaş, “7’den 77’ye hepimiz vaktimizin önemli bir kısmını ekran karşısında geçiriyoruz. Özellikle olumsuz etkilenme faktörünü göz önünde bulunduracak olursak, sizlerin ürettiği içerikler bizim için daha da büyük bir önem arz ediyor. Bu anlamda kadın ve çocukların her alanda temsili, aile değerlerimizin korunması, üzerinde hassasiyetle durduğumuz konuların başında geliyor.” ifadesini kullandı.
Göktaş, Türk kadınının medyadaki temsilinin halen iyi bir noktaya gelmediğini kaydederek, “Bugün pek çok medya içeriğinde şiddetin sıradanlaştırıldığını görüyoruz. Kadına yönelik şiddette failin eylemini meşrulaştıran bir dil kullanıldığına şahitlik ediyoruz. Özellikle şiddet, sadece kadınları ilgilendiren bir sorun değildir. Şiddet, toplumun temellerini sarsan ciddi bir sorundur.” değerlendirmesinde bulundu.
“Medya, özellikle kadın temsilinde ciddi sorunlar barındırıyor”
Gazetecilerin yaptığı haberlere değinen Göktaş, şiddete uğrayan ve hatta şiddet nedeniyle hayatını kaybeden kadınlara dair yapılan haberlerde kullanılan magazin dilinin terk edilmesi gerektiğini söyledi.
Göktaş, haberlerin kişilik haklarına saygı ve özen gösterilerek yapılması gerektiğini vurgulayarak, “Cinsel suçlar haberleştirilirken duyarlı olunmalıdır. Suçlayıcı, yargılayıcı, aşağılayıcı ve küçük düşürücü ifadelerden özellikle kaçınılması gerekmektedir. Mahremiyeti alenileştiren, şiddeti duyarsızlaştıran, olumsuz davranışları özendiren içerikler bireye ve topluma faydadan ziyade yalnızca zarar üretir. Bu hususlara dikkat edilmesi, medyada çalışan tüm arkadaşlarımızdan en büyük beklentimizdir.” görüşünü paylaştı.
Aile değerlerini gözü gibi korumuş, kadını her daim baş tacı etmiş, çocukları medeniyetin temsilcileri olarak görmüş bir milletin ferdi olduğunu belirten Göktaş, şöyle devam etti:
“Biz, kadınlarıyla var olmuş güçlü bir devletiz. Gençleriyle büyüyen bir ülkeyiz. Fakat ne yazık ki medya, özellikle kadın temsilinde ciddi sorunlar barındırıyor. Öyle olmadığı halde, kadınlar daha çok bakıma muhtaç, mağdur, çaresiz bireyler olarak sunuluyor. Aile içi ilişkilerden çocuk yetiştirme tarzlarına kadar pek çok konuda önemli değişikliklere sebep olan yapımlar, aile değerlerimizi doğrudan etkiliyor. Özellikle çocukların ve gençlerin izledikleri içeriklerin, aile değerleri ile uyumlu olup olmadığı konusu her geçen gün büyük önem kazanıyor.”
Göktaş, iyi seçilmiş yayınların çocukların öğrenme süreçlerine katkısı olurken, şiddet içerikli yayınların çocukları olumsuz şekilde etkilediğini herkesin gördüğüne işaret ederek, şunları kaydetti:
“Bu anlamda, tüm çocukların, ihmal, istismar ve şiddet başta olmak üzere her türlü riskten korunmaları, çocukların üstün yararı ilkesi gözetilerek yayınların yapılması büyük önem arz ediyor. Bunun yanı sıra yapacağınız her bir yayınla engelli ve yaşlıların sesini duyururken, toplumda farkındalığın artmasına, davranış kalıplarının dönüşmesine destek olacak sosyal mesajlara yer verilmelidir. Saydığım tüm bu hususlarda yapımcılarımızın üstleneceği sorumluluğun toplumda çok kıymetli yansımaları olacaktır. Bu anlamda her bir yapımcımızın, toplumun farklı dinamiklerini de göz önünde bulundurarak içerik üretmeleri en büyük beklentimizdir.”
“Toplumu bir ve bütün kılan yapımların ekranlarda daha çok yer almasını istiyoruz”
Mahinur Özdemir Göktaş, medya ve toplum ilişkisinin karmaşık ve etkileşimli bir yapıya sahip olduğunu, her geçen gün medyanın toplumu değiştirme ve dönüştürme gücünün daha da arttığını anlattı.
Bu karmaşık yapının ve etkileme gücünün üstesinden gelmenin, sorunlara çözüm üretmenin, etkili bir işbirliğiyle gerçekleştirilebileceğini aktaran Göktaş, “Biz artık kadın ile ayrımcılık kelimesini yan yana kullanmak istemiyoruz. Kadın bedeninin metalaştırıldığı yapımları ve programları izlemek istemiyoruz. Kadınları daha çok başarı hikayeleriyle görmek istiyoruz. Biz her zaman ‘güçlü birey, güçlü kadın, güçlü aile, güçlü Türkiye’ diyoruz.” dedi.
Ekranlarda rol model olacak güçlü ve başarılı kadınlar görmek istediklerini kaydeden Göktaş, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Aile, bizim en hassas olduğumuz konu. Toplumun sağlam bir temel üzerinde inşası aile kurumunun istikrarına bağlıdır. Bu anlamda aile bütünlüğüne öncelik veren, toplumu bir ve bütün kılan yapımların ekranlarda daha çok yer almasını istiyoruz. Ailelerimizle birlikte gönül rahatlığıyla izleyebileceğimiz yapımların artmasını arzu ediyoruz. Entrika, şiddet ve manipülasyon üzerine kurulmuş aile içi ilişkileri değil, eşler arası sadakatin ve olumlu ebeveyn rol modellerinin yer aldığı içerikler izlemek istiyoruz. Aile içi iletişim, eşler arası ilişki, ebeveyn tutumları, okul, aile ve bağımlılık gibi konularda rehberlik edici program ve yapımları daha çok görmek istiyoruz. Medeniyetimizi yansıtan, aile kültürümüzü aktaran yapımlara öncelik vermenizi diliyoruz.”
RTÜK ve medya kuruluşlarının bu zamana kadar yaptığı çalışmaların çok değerli ve kıymetli olduğunu belirten Göktaş, yıllardır süregelen bu olumsuz tablonun değişmesinin güçlü bir işbirliğiyle mümkün olduğunu kaydetti.
Göktaş, burada bulunan bütün yapımcılara da açık bir işbirliği teklifinde bulunduğunu vurgulayarak, “Gelin hep birlikte medyada kullanılan olumsuz dili ve görüntüyü el birliğiyle ortadan kaldıralım. Bu konuda hepimizin ortak bir sorumluluğu var. Reyting, çok tıklanma gibi önceliklerden ziyade önceliğimizin kadınlar, çocuklar, gençler, velhasıl toplumumuzun her bir ferdi olması gerekiyor.” ifadesini kullandı.
Bakan Göktaş, konuşmaların ardından toplantının basına kapalı gerçekleştirilen bölümünde, RTÜK Başkanı Ebubekir Şahin ile birlikte katılımcılarla fikir alışverişinde bulundu.
]]>Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) ile Antalya Organize Sanayi Bölgesi’nin (AOSB) ortaklaşa yürüttüğü ‘Sanayide Kadın Eli Projesi’ meyvelerini vermeye başladı. Ev kadını onlarca kadın, farklı alanlardaki fabrikalarda kaynakçı, paketlemeci, montajcı, boyacı ve pres operatörü olarak çalışmaya başladı.
“Eleman alırken ilk tercihi kadın olarak seçiyoruz”
AOSB’de faaliyet gösteren ve 5 ülkeye ihracat yapan bir firmanın Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Erdem, “Fabrikada şu an itibarıyla 300-320 civarında çalışanımız var. Antalya turizm bölgesi, özellikle Nisan ve Mayıs aylarıyla birlikte turizme kayabiliyor. Böyle olunca yetiştirdiğiniz insanları bu sefer kaybediyorsunuz. Çok yoğun bir çalışan firma olmamız nedeniyle insan bulmakta zorluk çekiyoruz. Bir deneme yapalım istedik ve tüm çevre köylerden çalışma niyeti olan genç kızlarımızı ve kadınlarımızı davet ettik. Önce paketleme bölümünde denedik, daha sonra kadınlarımızın çalışmalarındaki performans bizi son derece mutlu etti. Arkasından diğer birimlerde kadınlarımızı çalıştırmaya başladık. Bu süreç öyle bir noktaya geldi ki, artık kadının olduğu her ortamda hem disiplin hem nezaket hem saygı hem de verimliliğin arttığını gördük. Kadınlarımız erkeklerden çok daha gayretli, istekli ve verimli çalışmaya başladı. Kadın sayımızı peyderpey artırmaya başladık. Artık şimdi eleman alırken ilk tercihi kadın olarak seçiyoruz” ifadelerine yer verdi.
“Her işi başarabileceğimizi düşündüğüm için çok korkmadım”
Bakım evinde çalışırken sanayide çalışma kararı aldığını belirten pres operatörü Enise Örün, “Kadın olarak her işi başarabileceğimizi düşündüğüm için çok korkmadım. Preste çalışıyorum. Zor tarafı var ama insan isteyince her işi yapabiliyor” dedi.
Paketleme personeli olarak işe başlayıp ardından yönetici konumuna yükselen Leyla Özgü Doğruparmak da, “Arkadaşım burada çalışıyordu, o önerdi. İlk başlarda çevremden gelen tepkiler nedeniyle çekinmiştim. Ancak şu an kadının elinin değdiği her şey güzelleşiyor” diye konuştu.
“Kadının yapamayacağı iş yok”
Ev hanımlığından sıkılıp iş hayatına atılan ve şu anda kaynakçılık yapan Belkıs Korkmaz, “Evde boş durmaktan canım sıkıldı. Preste çalışıyordum, şimdi kaynakçıyım. Hiç zorlanmıyorum. Kadının yapamayacağı iş yok” diye konuştu.
Firmada boyacılık yapan Gülten Aslantaş ise, “2 senedir burada çalışıyorum. Her konuda güveniyorum kendime ve işimi severek yapıyorum. Emekli olana kadar çalışacağım” ifadelerini kullandı. – ANTALYA
]]>Genel Kurul’da DEM Parti’nin “kadına karşı şiddet ve cinayetlerin araştırılmasına” ilişkin verdiği grup önerisinde DEM Parti adına konuşan Mersin Milletvekili Perihan Koca, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne bir hafta kala Türkiye’de son 24 satte 8 kadının erkekler tarafından katledildiğini söyledi.
“8 MART’TA BİR HAFTA KALA 8 KADIN CİNAYETİ MÜNFERİT DEĞİL”
Koca, “24 saat içerisinde işlenen 8 kadın cinayeti tesadüfü ya da münferit değildir. Bu cinayetler politiktir. İktidarın yürütmüş olduğu kadın düşmanı politikaların eseri ve ağır sonuçlarıdır. Bizzat burada iktidar koltuklarında oturan milletvekillerinin sorumluluğu vardır bu cinayetlerde” dedi.
AKP’Lİ ÖNCÜ: “SİYASİ RANT ELDE EDİLİYOR”
DEM Parti’nin önerisi üzerine AKP Parti adına konuşan Erzurum Milletvekili Fatma Öncü, DEM Parti sıralarındaki Miletvekillerine, “Dinle sana öğreteceğim” diyerek AKP’nin kadın politikalarını anlatmaya çalıştı. Öncü, “Bu konuya siyasi bir pencereden bakmak yanlıştır. O zaman size şunu sorarız, kadına şiddetin en çarpıcı örnekleri terör örgütleridir. Burada alıkoyulan, istismar edilen kadınları neden konuşmuyorsunuz? Siyasi rant elde etmek için çabalarınız boşuna. Biz 2002’den bu yana kadın politikaları üzerine dinle sana öğreteceğim mücadelemiz sınırsız devam etmekte…” dedi.
Öncü Konuşmasının ardından, DEM Partili Koca’nın, kürsüde konuşurken kendisine “el hareketi”nde bulunduğunu söyledi, konuyla ilgili işlem yapılmasını istedi.
BOZDAĞ: “HERHANGİ BİR GÖRÜNTÜ YOK”
Meclis Başkanı Bekir Bozdağ, Fatma Öncü’nün iddiası üzerine, “İddia edilen konuda herhangi bir gözlem yapmadık. TRT ve Meclis kayıtlarını incelediğimizde de herhangi bir görüntü, kayıt söz konusu değil. Bu nedenle de herhangi bir işlem yapma yetkimiz bulunmamaktadır” dedi.
Bozdağ’ın sözlerinin ardından Meclis Genel Kurulu’nda AKP sıralarından tepkiler gelmeye başladı. Bozdağ, “Burada iç tüzüğe göre işlem yapılır. Ben görmedim, divan arkadaşlarım görmedi. Kayıtları incellettim kayıtlarda da yok” diye konuştu.
KOÇYİĞİT: “KADINLARI ‘YAŞATALIM’ DİYORUZ AKP BİZE ‘TERÖR’ DİYOR”
DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, kadın cinayetlerine ilişkin, “Meclis bu konuya eğilsin, bir araştırma komisyonu kurulsun dediğimizde kalkıp bize kürsüden ‘terör’ diye cevap veriliyorsa bu sorumsuzluktur. Gelin ‘kadınları yaşatalım’ diyoruz. AKP bize ‘terör’ diyor.” ifadelerini kullandı.
AKP’Lİ YENİŞEHİRLİOĞLU: “ERKEĞİN BİLE YAPAMAYACAĞI HAREKET”
AKP Grup Başkanvekili Bahadır Nihat Yenişehirlioğlu da, konuyla ilgili, “Bir kadın vekilin bizim vekilimize karşı malumunuz kendisi engelli olarak tabir edilir ama biz onu engelsiz olarak kabul ediyoruz… Konuşmasını yaptığı esnada bir erkeğin bile yapmasından hicap duyacağı davranışı bizatihi burada dünya kadar vekil gördü. Meclisin kameraları sabittir görmemiş olabilir ama bu hareketin yapıldığını yok sayamayız. Kadın haklarından bahsederken kendi bir kadın milletvekiline bir erkeğin bile yapmayacağı o küfür hareketi yaparsa özür dilemesi gerekir” dedi.
KOCA: “FEMİNİST OLARAK BU HAREKETİ YAPMAM SÖZ KONUSU DEĞİL”
Koca da, “Kadın özgürlük mücadelesinin, feminist hareketin içerisinden gelen bir kadın vekil olarak asla ve asla bu manipülasyonu kabul etmiyorum. Söylenildiği gibi bir hareket söz konusu olamaz. Bunu kendim için zul görürüm” diye konuştu.
]]>Türkiye’nin Kadın Girişimcisi Yarışması’nda ödüller sahiplerini buldu
İSTANBUL – Kadın girişimcilere destek olmak amacıyla Garanti BBVA, Ekonomist Dergisi ve Türkiye Kadın Girişimciler Derneği iş birliğiyle gerçekleştirilen ‘Türkiye’nin Kadın Girişimcisi Yarışması’ sonuçlandı.
Garanti BBVA’nın, Ekonomist Dergisi ve Türkiye Kadın Girişimciler Derneği iş birliğiyle bu yıl 17’ncisini gerçekleştirdiği Türkiye’nin Kadın Girişimcisi Yarışması sonuçlandı. İstanbul’da gerçekleştirilen ödül töreninde, beş kategorinin birincileri açıklandı. Yarışmada, DG Geri Kazanım’ın kurucusu Nagihan Yılmaz, “Türkiye’nin Kadın Girişimcisi” seçildi. Bilge Can, Anatolian Craft girişimiyle “Türkiye’nin Kadın Sosyal Etki Girişimcisi”, Seyyare Sungur, Fındık Ocağı girişimiyle “Türkiye’nin Yöresinde Sürdürülebilir Fark Oluşturan Kadın Girişimcisi” oldu. Şevin Ballıktaş, Usersdot girişimiyle “Türkiye’nin Gelecek Vadeden Kadın Girişimcisi” seçilirken, bu yıl ödül kategorisine eklenen “Türkiye’nin Kadın Kooperatifi” ödülünü ise Hatay Altınözü Zeytin Emeği Kadın Girişimi Kooperatifi adına Leyla Ayvazoğlu aldı.
Ödül töreninde konuşan Garanti BBVA Genel Müdürü Recep Baştuğ, “Kadın ve erkeğin tamamen eşit olduğu, kadınların da iş hayatının parçası olduğu bir dünyada sürdürülebilir kalkınmadan bahsedebiliriz. Özellikle son yıllarda kadınların girişimci olmasını teşvik eden ve kadın girişimciliğini destekleyen çok değerli çalışmalar yapılıyor. Garanti BBVA olarak 2006 yılından bu yana kadın girişimcilere verdiğimiz aralıksız desteğimiz, bugün hem bankacılık hem farklı sektörlerde örnek alınarak yeni programların oluşturulmasına vesile oldu. Kadın girişimcilere yönelik çalışmalarımızı sürdürülebilirlik stratejimizin odaklarından olan “kapsayıcı büyüme” başlığında değerlendiriyoruz. 17 yıldır kesintisiz devam eden bu program kapsamında, sadece son 5 yılda sağladığımız finansman desteği 200 milyar TL’yi aştı. 20 yıla yakın zamanda bütünsel olarak verdiğimiz desteklerimizle ekosistemde etkin bir fayda sağladık” dedi.
Recep Baştuğ konuşmasını şöyle sürdürdü: “Türkiye’nin Kadın Girişimcisi Yarışması ise, kadın girişimcilerin başarılarının farkına varabilmeleri ve cesaretlendirilebilmeleri açısından büyük önem taşıyor. Sadece 100’lerle başladığımız bu organizasyonda bugüne kadar gelen toplam başvuru sayısı 45 bini aştı. Bugün Türkiye’de kadın girişimci denilince birçok kişinin ilk aklına gelen başarılarıyla rol model olan pek çok kadın girişimcinin yolu yarışmamızla kesişti. Yaptıkları iş ve süreçlerle; teknoloji, geri dönüşüm, enerji, sağlık gibi alanlarda bugüne kadar Türkiye’de birçok kişinin yapamadığı işleri geliştiren kadın girişimcilerle bir araya geldik. Bu yıl yarışmamıza ilk defa “Türkiye’nin Kadın Kooperatifi” kategorisini ekledik. Bu kategoriyle Anadolu’da kısıtlı imkanlarla iş yapmaya çalışan kadınları desteklemeyi ve kadın kooperatiflerini yarışmaya dahil ederek görünür olmalarını amaçladık. Türkiye’de yaklaşık 900’ü aşkın kadın girişimci kooperatifi ve bu kooperatiflere bağlı binlerce kadın üye var. Bu kooperatiflerin pozitif olarak desteklenmesiyle etki alanlarının artacağına inanıyoruz. Başta finalistlerimiz olmak üzere hayallerinin peşinden koşan, risk alan, cesaret ve azimle yola çıkan tüm kadın girişimcileri gönülden tebrik ediyorum. Bu vesileyle şimdiden tüm kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü de kutluyorum.”
KAGİDER Yönetim Kurulu Başkanı Esra Bezircioğlu, törende yaptığı konuşmada Türkiye’nin Kadın Girişimcisi Yarışması’nın 103 başvuru ile başladığı ilk senesinden, bugün binlerce başvuruya ulaşmasının mutluluğunu yaşadıklarını ve böylesi bir oluşumun paydaşı olmaktan onur duyduklarını söyledi. Her kadına girişimcilik cesareti veren yönüyle yarışmanın önemine vurgu yapan Esra Bezircioğlu, “Türkiye’nin Kadın Girişimcisi Yarışmasının, esas kıymeti, başvuran, yarışan ve finale kalan kadın girişimcilerden çok, öyküsü karanlıkta kalan kadın girişimcilere tutacağı ışıkla anlam kazanacaktır. Hiç şüphesiz bu yarışma, kadın girişimcilerin cesaretlerini ve becerilerini öne çıkararak, gelecek nesil kadın girişimciler için rol model olmakta ve Türkiye’nin ekonomik ve sosyal gelişimine önemli katkılarda bulunmaktadır. Fark oluşturan, gelişime ve yeniliğe açık kadınların başarı hikayesi, toplumda önemli bir sosyal ve ekonomik etki oluşturuyor. Kadınlar toplumda ve iş hayatında eşit fırsatlara sahip olduğunda, ekonomik hayatta da daha fazla söz sahibi oluyor. Öte yandan kadın girişimciler, kadın istihdam oranlarında da önemli bir etki oluşturuyor” dedi.
KAGİDER olarak kadınların güçlenmesini ve toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanmasını hedefleyerek her mecrada kadın girişimciliğini desteklemek için hem ekonomik hem de sosyal alanda kadınların güç kazanmasına yönelik ulusal ve uluslararası projeler ve çalışmalar yürüttüklerinden söz eden Bezircioğlu, “Bugüne kadar binlerce kadın girişimciye destek olmakla kalmadık, aynı zamanda onların başarı hikayelerini topluma duyurarak, diğer kadınlara ilham kaynağı olmalarını sağladık. Girişimcilik yolunda kadınlara yol arkadaşlığı yaptık, gelişmelerine tanık olduk, hep birlikte sevindik ve başarılarıyla gurur duyduk; duymaya da devam ediyoruz. Ortak hedefimiz, Cumhuriyet’in 2’inci yüzyılında daha çok kadının sesini dünyaya duyurabilmek ve öykünülecek öyküler oluşturma yolculuğunda, girişimci kadınlara daha çok cesaret vermek olacaktır” ifadelerini kullandı.
Ekonomist Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Talip Yılmaz ise şunları söyledi: “Ekonomist Dergisi olarak yaptığımız her işin sürdürülebilir olması bilinciyle hareket ediyoruz. 17’nci yılına girdiğimiz Türkiye’nin Kadın Girişimcisi Yarışması da bu işlerimizin en önemlileri arasında. Garanti BBVA ve KAGİDER ile birlikte 17 yıl önce bir yola çıktık. Türkiye ekosisteminde kadının gücünü artırma adına 17 yıl önce başlattığımız yarışmamızda bugüne kadar 45 bin kadın girişimcimiz yarışmamıza katıldı. Türkiye’de kadın girişimci oranı yüzde 3’lerden yüzde 13-14’lere geldi. 17 yıl önce yola çıktığımızda tek kategoride ödül verirken, gelişen kadın girişimci ekosisteminin, kadın girişimcilerin güçlü adımları ile birlikte bugün gelinen noktada kategori sayısını beşe çıkardık. Çalışmanın jüri toplantısında inanılmaz güzel kadın girişimci öyküleri dinledik. Yaşadıkları zorluklara rağmen, yılmadan mücadelesine devam eden, yaktığı meşaleyi Türkiye’nin geleceğine taşıma azminde olan kadın liderlere, girişimcilere teşekkürü bir borç biliyorum. İş ortaklarımız Garanti BBVA’ya genel müdür Recep Baştuğ’a, Genel Müdür Yardımcısı Sibel Kaya’ya yine KAGİDER Başkanı Esra Bezircioğlu başta olmak üzere KAGİDER’e ayrıca teşekkür ediyorum.”
]]>ODTÜ Makine Mühendisliği bölümü mezunu olan ve kurumsal bir firmada çalışan başarılı iş kadını Pınar Ünsal Atıcı, yurt dışında tanıştığı yaban mersini sayesinde kurumsal hayatı bir tarafa bırakarak, çiftçiliğe başlaması sonucu 66 dönüm arazide 28 bin saksı içinde yetiştirdiği yaban mersini, Alaşehir’de başta kadınlar olmak üzere yeni bir iş sahası oluşturdu. Geçen yıl üretilen 55 ton yaban mersininin yarısı ihracat, yarısı yurt içinde zincir marketlere pazarlanırken, bu yıl ki hedefin ise 150 ton ve daha fazla ihracat olduğu öğrenildi. Geçen yıl ilk hasat olarak 55 ton yaban mersini elde edilirken, bunun için geçen yıl 2 bin 500 yevmiye çalıştığını anlatan girişimci iş kadını Atıcı, bu yıl 150 ton hasat yapılacağını ve 5 bin civarında bir yevmiye sağlanacağını belirtti. Girişimci kadın tarafından Alaşehir’de ilk kez yetiştirilen yaban mersini meyvelerinin budamaları da başladı. Yaban mersininin ilçede yeni bir ürün olması nedeniyle önce budama ve toplama eğitimi verildiği ve ardından da eğitim alan kadınların uygulamaya geçtikleri bildirildi.
Kadın girişimci Pınar Ünsal Atıcı, “Alaşehir bölgesi üzümüyle meşhur bir ilçemiz. Yaygın olarak burada üzüm yetiştiriciliği, biraz da zeytin yetiştiriliyor. Ancak yaban mersini hiç yoktu. Burada bu meyvenin yetiştirilmesi ile büyük bir istihdam sağladığımızı düşünüyoruz. Bu bahçe 60 dönüm bir alana yapıldı. Topraksız tarım ve saksıda yetiştiriyoruz. Geçen sene 55 ton hasadı 2 bin 500 yevmiye harcayarak yetiştirebilmiştik. Bu sene fidanlar büyüdüğü için, iki katı bir yevmiye yani 5 bin yevmiye harcayacağımızı düşünüyoruz. Alaşehir’in kadın işçileri bu işi çok beğendi. Kadın da bir dayı başımız var. İlk başlarda biraz çekinmişlerdi, bilmedikleri bir işti bu. Budama işinin erkek işi olduğuna dair yaygın bir anlayış vardı ama kadın işçilerimiz çok da güzel budama yapabiliyorlar. Bilmedikleri bir bitki olduğu için sabah ilk olarak budama eğitimi veriyoruz. Budama işinde kuru dalları çıkarma, meyve gözlerini bırakma olarak anlatıyoruz. Dolu hasarına karşı korunmak için bahçe üzerinde dolu tülü örttük. Tam otomatik bir sulama sistemimiz var. Her saksıya tek tek gübre ve su karışımı gidiyor. Yaban mersini ülkemiz için yeni bir meyve. Ben bunu ilk defa yıllar önce Amerika’da tatmıştım. Ülkemizde yetiştiriciliği çok az fakat yetiştirildiği zaman topluma çok faydalı bir meyve. Hem antioksidan hem bağışıklık sistemini güçlendiriyor. Kalp damar hastalıklarına karşı koruma özelliği var. Şeker hastalığına iyi geliyor. Çocuklarımızın mutlaka tüketmesi gereken bir meyve. Umarım yetiştirenler çoğaldıkça satış fiyatları daha da aşağıya inecek ve toplumun tüketimi yaygınlaşarak artacaktır. Burada 28 bin adet saksımız ve fidanımız var. Geçen sene 55 ton hasat aldık. Bu sene hedefimiz 150 ton ton hasat elde etmek. Tek tek elle toplandığı için çok fazla bir işçilik gerektiriyor” dedi.
Kadınlara yeni bir sahası açıldı
Alaşehir’de çok yaygın olan üzüm bağlarında budama işini erkekler yaparken, yaban mersini budamasını ise aldıkları eğitim sonrası kadınlar yapmaya başladı. Kadınlar budak yaparken, erkekler de yere dökülen yaprak ve dalları süpürüp topluyor. Kadın Dayıbaşı olan Özgül Tağ, “Alaşehir’de yeni yetiştirilen yaban mersini budaması ve toplamasında ilk işçi olduk. Budama ve toplama eğitimi alarak, bu işe başladık. Erkeklerin budama işinde olmayışının tek sebebi, bayanlara iş imkanı sağlanması ve bayanların da bu işi yapabileceğini göstermek. Bizim için de güzel bir sektör açıldı. Geçtiğimiz yıl 2 bin 500 işçi kapasitesi, bu yıl iki katı olabilir” diye konuştu.
İşçiler budama işini sevdiklerini, kadınlar için yeni bir sektör ve iş sahası olduğunu belirterek, mutlu olduklarını dile getirdi.
Pınar Ünsal Atıcı ayrıca, geçen yıl ürettikleri 55 ton yaban mersini meyvesinin yarısını Avrupa, Orta Doğu ve Uzak Doğu ülkelerine ihraç ettiklerini, yarısını da yurt içinde zincir marketlere pazarladıklarını belirterek, bu yıl daha fazla ihracatı hedeflediklerini sözlerine ekledi. – MANİSA
]]>İl Jandarma Komutanlığı Aile İçi Şiddetle Mücadele Çocuk Kısım Amirliği ekipleri, kent merkezlerinden en ücra yerleşim yerlerine kadar ulaşarak, kahvehanelerde erkeklerle görüşüp şiddetin önlenmesi için bilgi veriyor.
Şiddete karşı “Sıfır tolerans” ve “Kadına el kalkmaz” sloganlarıyla kanun maddelerine dair erkeklere bilgilendirme yapan kadın astsubaylar, ziyaret ettikleri evlerde de kadınlara şiddet veya cinsel saldırı gibi zor durumlarda KADES uygulamasından nasıl faydalanacaklarını anlatıyor.
Bu kapsamda yola koyulan ekiplerin bir adresi de kent merkezine yaklaşık 120 kilometre uzaklıktaki Çüngüş ilçesinin kırsal Atalar Mahallesi oldu.
İlk olarak köy kahvesinde soba etrafında toplanan erkeklere bilgiler veren kadın astsubaylar, onlardan gelen soruları yanıtladı.
Daha sonra da evleri gezen astsubaylar görüştüğü kadınlara broşür dağıttı, telefonlarına indirdikleri KADES programını nasıl kullanacaklarını anlattı.
“Kanun ve yaptırımlar hakkında bilgilendirme yapıyoruz”
Aile İçi Şiddetle Mücadele Çocuk Kısım Amiri Astsubay Üstçavuş Karanfil Tayfur, AA muhabirine, fabrikalar, tarlalar, kahvehaneler başta olmak üzere her bir noktaya ulaşıp, aile içi ve kadına yönelik şiddetin önlenmesine ilişkin bilinçlendirme eğitimi vermek için azim ve kararlılıkla görev yaptıklarını söyledi.
Jandarma Genel Komutanlığı olarak kadına yönelik şiddetle mücadelede kalıcı ve etkin bir başarının elde edilmesi için “Sıfır tolerans” ilkesiyle hareket ettiklerini ifade eden Tayfur, “6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Yönelik Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun ve yaptırımlar hakkında bilgilendirme yapıyoruz. Ayrıca KADES uygulaması, 183 Kadın Destek Hattı ve 112 Acil Çağrı Merkezine ilişkin afiş ve broşürler vasıtasıyla eğitimler veriyoruz. Kadınlarımızın KADES uygulamasını telefonlarına yüklemesini sağlamaktayız.” dedi.
Türkiye genelinde Jandarma Genel Komutanlığınca yürütülen çalışmalarla 5 milyon erkeğe ilgili kanunun ve yaptırımların anlatıldığını dile getiren Karanfil, ziyaretlerde hem erkeklere hem de kadınlara fiziksel, ekonomik, psikolojik ve cinsel şiddet konularında bilgilendirmede bulunduklarını aktardı.
Karanfil, ayrıca sorumluluk bölgelerinde yer alan okullarda öğrencilere ve ailelerine yönelik de kaybolma ve kaçırılma, güvenli internet kullanımı, uyuşturucu ve alkolün zararları hakkında bilgilendirme faaliyeti yürüttüklerini kaydetti.
“Komutanlarımız kilometrelerce yol geldi”
Atalar Mahallesinde çiftçilik yapan Zülfü Kızılelma (58), bu eğitimi faydalı bulduğunu belirterek, “Kadına el kaldırmak acizliktir. Komutanlarımız Diyarbakır’dan kalkıp kilometrelerce yol geldi. Gençlerimiz var, bilen var bilmeyen var. Bu eğitim güzel bir şey.” dedi.
Köydeki gençlerden Gurbet Başkurt, bilgilendirmenin kadınlar için çok önemli olduğunu ifade etti.
Öğrenci olduğunu, il dışında okuduğunu belirten Başkurt, şunları söyledi:
“Dışarda güvende olamayabiliyoruz. Bunun için KADES uygulaması telefonumda kayıtlı. Kendimi güvende hissetmediğim bir durum yaşarsam uygulamayı kullanırım. Köyümüz merkeze çok uzak. Ulaşımı zor olduğu için kimse kolay kolay buraya gelmez diye düşünüyordum. Jandarma ekibimiz buraya geldi. Böyle bir uygulama yaptıkları için çok sevindim. Bu uygulama çok yararlı çünkü burada KADES’i bilmeyen, uygulamadan haberi olmayan çok insan var. Köyümüze geldikleri için çok teşekkür ediyorum. İyi ki varlar ve KADES uygulaması çok iyi.”
]]>MELTEM KARAKAŞ
Eskişehir Barosu Kadın Hakları Komisyonu Başkanı Avukat Eylem Köroğlu Karacasu, son dönemde şiddetin hem kadına hem de toplumun tüm kesimlerine çok yüksek bir ivmeyle artış gösterdiğini belirterek, şiddet gören ya da şiddet tehlikesi altında olan bireylerin kolluk birimlerinin yanı sıra baroların kadın hakları merkezlerine başvurabileceklerini, kadınlara ücretsiz hukuksal danışmanlık sağladıklarını söyledi.
Eskişehir Barosu Kadın Hakları Komisyonu Başkanı Avukat Eylem Köroğlu Karacasu, şiddet mağduru veya şiddete uğrama tehlikesi altında bulunan kadınların yapması gerekenlerle ilgili açıklama yaptı. Köroğlu Karacasu, şunları söyledi:
“ŞİDDET ARTIŞ GÖSTERİYOR”
“Maalesef şiddet hem kadına hem de toplumun tüm kesimlerine yönelik olarak son dönemde çok yüksek bir ivmeyle artış gösteriyor. İnfial yarattığı gibi bir taraftan da baktığımızda verilen cezalar her ne kadar süre olarak caydırıcı gözükse de infaz rejiminden kaynaklı erken tahliyeler nedeniyle yargılama sisteminin veya hukuk sisteminin caydırıcı olmadığı noktadayız. Bu da şiddetin artışında önemli bir gerekçe. Şiddet mağduru kadınların, aile bireylerinin başvurabilecekleri yerleri şu şekilde sıralayabiliriz. Şiddet mağdurunun bizzat kendisinin karakol veya jandarmaya başvuruda bulunacağı gibi aynı zamanda üçüncü bir kişinin ihbarıyla da kolluk birimleri harekete geçebilir. 112 acil çağrı merkezi aranabileceği gibi aynı zamanda eğer ki şiddet mağduru akıllı telefonunda KADES uygulamasını indirmişse KADES üzerinden de direkt şiddete uğradığına dair başvuruda, ihbarda bulunabilir. Bunun yanında aile mahkemelerinden 6284 sayılı yasa kapsamında koruyucu ve önleyici tedbir alınabilmesi için başvuruda bulunabilir. Baroların kadın hakları merkezlerini, CMK komisyonlarına, adli yardım bürolarına başvuruda bulunabilir. Şiddet sonrasında eğer koruyucu, önleyici tedbir kararları alındığı ve bunun arkasından gelen süreçte ekonomik destek, psikolojik destek konusunda Aile Bakanlığı’ndan ve belediyelerin danışma merkezlerinden hizmet de alabilir. Bu anlamda destek de sağlayabilir.
“MERKEZİMİZE BUGÜNE KADAR 1000’İN ÜZERİNDE KADIN BAŞVURDU”
Eskişehir Barosu Kadın Hakları Merkezi 2020 yılında 25 Kasım günü açıldı. 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü. Bu anlamlı günde özellikle kadın hakları merkezimizin açılmasını amaçladık. Merkezimize bugüne kadar yaklaşık 1000’in üzerinde kadın başvurdu. Bizim kadın hakları merkezinde yaptığımız hizmet danışmanlık hizmeti bunun dışında Eskişehir Barosu tarafından adli yardım bürosu kapsamında verilen ücretsiz dava desteği hizmetiyle, CMK kapsamında verilen mağdur avukatı desteği de söz konusu. Bu kapsamda değerlendirildiğinde sayı çok daha fazla bir rakama ulaşıyor.
“KADINLARA DANIŞMANLIK HİZMETİ VERİYORUZ”
Biz Kadın Hakları Merkezi’nde şiddet ağırlıklı olmak üzere aslında bir boşanma da söz konusu olabilir ya da nafaka artırımı, velayet gibi hususlar da olmak üzere aile hukukundan kaynaklı nedenlerle danışmanlık hizmeti veriyoruz. Özellikle 6284 sayılı yasa kapsamında alınan tedbir kararlarında nöbetçi avukat arkadaşlarımız tarafından dilekçe yazılması ve o başvurunun sağlanması gibi hususlarda destek veriliyor başvurucu kadınlara. Bu kapsamda alınan hizmet, tabi sadece danışmanlık hizmeti fakat dava açılması söz konusuysa adli yardım bürosuna yönlendirme yapıyoruz veya CMK büroları tarafından özellikle cinsel istismar mağduru kadınlara yönelik olarak yasa kapsamında da tanımlanan avukat atanması desteğini sağlıyoruz. Sadece bu suçla sınırlı olmamak üzere bu destek sağlanmıyor. Bu kapsamda her ay hem adli yardım bürosu hem de kadın hakları komisyonu hem de CMYK komisyonu bizim Kadın Hakları Merkezi’nin yürütme kurulunda. Kadın hakları merkezinin yürütmesi bu 3 komisyon tarafından sağlanıyor. Aramızdaki bilgi akışı ve destek çok daha hızlı sağlanabildiği için başvurucu kadınlara çok daha kolay ve nitelikli hizmet sağlayabiliyoruz.”
]]>
Son 5 yılda desteğe ihtiyaç duyan tüm kesimlere yönelik yeni projeler geliştiren Kuşadası Belediyesi, kadın ve çocuklar için açtığı mekanlar ve sunduğu hizmetler ile “Önce kadınlar ve çocuklar” dedi.
KADIN DANIŞAM MERKEZİ’NDEN 5 YILDA 4 BİN 946 KİŞİYE ÜCRETSİZ HİZMET
Kuşadası Belediyesi, Kadın Danışma Merkezi aracılığıyla başta aile içi şiddet olmak üzere kadın, çocuk ve gençlerin yaşadığı sorunlar ile ilgili olarak psikolojik ve sosyal danışmanlık hizmeti sunuyor. Merkez bünyesinde istihdam edilen uzman psikologlar ve psikolojik danışmanlar aracılığıyla sunulan hizmet kapsamında 5 yılda 4 bin 946 kişiye ücretsiz psikolojik danışmanlık hizmeti verildi. Aile danışmanlığı hizmeti de veren Kuşadası Belediyesi Kadın Danışma Merkezi, kısa süre içerisinde Türkmen Mahallesi’nde yapımı sürmekte olan yeni binasında hizmet vermeye başlayacak.
ANNE-BABA ÇOCUK MERKEZİ, 1200 ÇOCUĞA EĞİTİM VERDİ
Kuşadası Belediyesi tarafından İkiçeşmelik Mahallesi’nde bulunan Cafer Kotan Yaşam Parkı’ndaki Güler Aydın Süzgeç Sosyal Tesisi bünyesinde kente kazandırılan Anne Baba Çocuk Merkezi, çocukların çok yönlü gelişimine katkı sunarken, ebeveynlerin de çocuk gelişimi konusunda bilgilenmelerini sağlıyor. Kuşadası Belediyesi bünyesinde çalışmalarını yürüten diyetisyen, psikolog, psikolojik danışman ve sağlık görevlileri tarafından ebeveynler ile 3-6 yaş arası çocuklara yönelik ücretsiz eğitimlerin verildiği Anne-Baba Çocuk Merkezi bugüne kadar bin 200 çocuğa eğitim verdi. Merkez, düzenlenen çeşitli atölye çalışmaları ve etkinliklerle de çocukların ve ebeveynlerin gelişimine katkı sundu.
KUŞADASI’NIN YEREL EŞİTLİK EYLEM PLANI HAZIR
Kuşadası Belediyesi, Avrupa Belediyeler ve Bölgeler Konseyi’nce (CEMR) hazırlanan ve yaşamın her alanında toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanmasını amaçlayan Avrupa Yerel Yaşamda Kadın-Erkek Eşitliği Şartı’nı imzaladı. CEMR ile kadınların sosyal ve siyasal yaşamdaki yeri güvence altına alındı. Kuşadası Belediyesi, belgenin imzalanmasının ardından, bünyesinde kurduğu Yerel Eşitlik Birimi tarafından Kuşadası’nda yaşama geçirilecek tüm faaliyetlerde toplumsal cinsiyet eşitliği ilkesini göz önünde bulundurmayı amaçlayan Yerel Eşitlik Eylem Planı’nın hazırlanmasını da sağladı. Belediye Meclisi son olarak Yerel Eşitlik Eylem Planı’nı kabul ederek kentte toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması amacıyla önemli bir adım daha attı.
KADINLAR İÇİN YARDIM HATTI
Kadına yönelik şiddetin önüne geçmeyi amaçlayan Kuşadası Belediyesi, Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu (TKDF) ile ‘Acil Yardım Hattı’ iş birliği protokolü imzaladı. Protokole göre, şiddet ve istismara maruz kalan kadınlar, hukuki ve psikolojik destek ile danışmanlık ihtiyaçlarını karşılamak için federasyonun acil yardım hattını arayabilecek.
ÜRETEN KADINLAR ADA KOOP ÇATISI ALTINDA BİRLEŞTİ
Kuşadası Belediyesi tarafından verilen destekle Ada Kadın Girişimi Üretim ve İşletme Kooperatifi çatısı altında bir araya gelen gönüllü kadınlar, Emek Atölyesi’ni kurarak üretime başladı. Pandemi döneminde günde 2 bin adet maske üreterek Kuşadası’nın tüm maske ihtiyacını karşılayan Emek Atölyesi, tekstil ve gıda alanlarında üretimlerini sürdürüyor. Emek Atölyesi’nde üretilen ürünler, Kuşadası Belediyesi Halk AdaMarket adıyla satışa sunuluyor.
EL EMEĞİ FESTİVALİ İLE EV EKONOMİSİNE KATKI
Kuşadası Belediyesi tarafından kadınların ev ekonomisine katkıda bulunmalarını sağlamak amacıyla düzenlediği El Emeği Festivali de sürüyor. ‘Emek sizden, destek bizden’ sloganıyla Kuşadası Atatürk Meydanı ile Davutlar Mahallesi’nde bulunan İbrahim Saka Parkı’nda açılan stantlarda kadınlar el emeği, göz nuru ile ürettikleri birbirinden güzel ürünlerini yerli ve yabancı turistlerin beğenisine sunuyor. Festival, her hafta sonu kurulacak stantlar ile 30 Nisan’a kadar devam edecek.
]]>KAMERA: HAKAN KAYA
Bir grup, sosyal medya hesabından yaptığı “şeriat” paylaşımı nedeniyle önce gözaltına alınan ardından da çıkarıldığı mahkemece serbest bırakılan avukat Feyza Altun hakkında Çağlayan Adliyesi’nde suç duyurusunda bulundu. Adliye çıkışında açıklama yapan gruba, yoldan geçen bir bir kadın “Türkiye laik kalacak zaten” dedi. Bu sırada grup üyeleri, kadına tepki gösterdi, alandan ayrılmasını istedi, “Türkiye laik midir laiktir. Laik mi kalacaktır? Allah bilir” ifadelerini kullandı. Feyza Altun, “Şeriat dediğiniz şey sokaklarda kadın taşlayan Taliban aklıdır benim için” sözleriyle suçlamalara yanıt vermişti.
Hayırların Fethi Derneği (HAYFED), KADİMDER ve 73 Selamet Kuşağı Akıncıları üyesi bir grup, sosyal medya hesabından şeriat paylaşımı nedeniyle avukat Feyza Altun hakkında Çağlayan Adliyesi’ne giderek suç duyurusunda bulundu.
Suç duyurusunun ardından grup, adliye önünde basın açıklaması gerçekleştirdi. Grup adına açıklama yapan HAYFED Derneği yöneticisi Nusret Oktar, Feyza Altun’un yeniden yargılanmasını isteyerek, “Feyza Altun yalnız değildir diye algı yapıyorlar, hastag açıyorlar. Türkiye laiktir laik kalacak diyorlar. Peki mevzu bu değil ki” dedi.
AÇIKLAMA SIRASINDA TEPKİ
Bu sırada yoldan geçen bir bir kadın “Türkiye laik kalacak zaten” dedi. Bu sırada grup üyeleri, kadına tepki gösterdi, kadının alandan ayrılmasını istedi.
“TÜRKİYE LAİK Mİ KALACAK ALLAH BİLİR”
Açıklamasına devam eden Oktar şöyle konuştu:
“Feyza Altun sizin şeriatınıza bilmem ne diyor. Biz onun için buradayız. Türkiye laik midir, laiktir. Laik mi kalacaktır? Allah bilir. Bu ülke yüzlerce sene şeriatla yönetildi ardından da laiklikle yönetiliyor. Yarına kimin çıkacağı belli değilken sen ebedi olarak laik kalacak niye dayanarak dersin”
“DİNİ DEĞERLER İÇİN KORUMA KANUNU GETİRİLSİN”
Meclisten dini değerler için koruma kanununun geçirilmesini isteyen Oktar, “Yüzde 99 Müslüman denen ülkede Allah’a, kitaba, Resulullah’a küfür edince bizim buraya gelip dava açmamız mı lazım? Nasıl Atatürk’ü koruma kanunu varsa, nasıl cumhurbaşkanlığına küfür ediliyor o küfürü eden hapse atılıyorsa biz Allah’a koruma kanunu, Resulullah için de koruma kanunu, dinlerimiz, değerlerimiz için de koruma kanunu çıkartılsın istiyoruz. Bu kadın bizim dinimize, kitabımıza sövmüştür. Biz işlem istiyoruz, sonuç istiyoruz. Bu konuda meclisten kanun çıksın istiyoruz. Allah’a, kitaba ve dini değerlere Hristiyan olsun, Yahudi olsun kimin inancı olursa olsun onlara küfür etmek, hakaret etmek dinen yasak olsun.” dedi.
NE OLMUŞTU?
Sosyal medya hesabından yaptığı şeriat paylaşımı nedeniyle Beykoz Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından “halkı kin ve düşmanlığa tahrik etme” suçundan soruşturma başlatılan avukat Feyza Altun tutuklama talebiyle hakimliğe sevk edilmiş, hakimlikte işlemlerinin ardından adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı.
“ŞERİAT KADIN TAŞLAYAN TALİBAN AKLIDIR BENİM İÇİN”
Feyza Altun da gözaltına alındığı saatlerde, kimseyi rencide etmeyi düşünmediğini vurgulamış, “Bugüne kadar hiçbir inançla ilgili en ufak rencide edici şey yazmadım yazmam da. Kimsenin dini inancı, hangi din olursa olsun onu yaşama biçimi beni ilgilendirmez. Şeriat dediğiniz şey sokaklarda kadın taşlayan Taliban aklıdır benim için. Bu bağlamda sözümün de arkasındayım. Bu ülkede de o rejim uygulanmayacak. Bu ülkede modern laik hukuk kuralları geçerlidir. Şeriat istemek anayasal düzeni tehdittir ve suçtur” demişti.
]]>Tepebaşı Belediyesi, kente yeni Belde Evi kazandırmaya devam ediyor. Son olarak, Bahçelievler Mahallesi İmge Sokak’ta yapımı tamamlanan Güllük Belde Evi de hizmete girdi. Belde Evi’nin resmi açılış törenine Başkan Ataç’ın yanı sıra CHP Eskişehir Milletvekilleri Utku Çakırözer ile Jale Nur Süllü, İbrahim Arslan, CHP Eskişehir Büyükşehir Belediyesi (EBB) Başkan Adayı Ayşe Ünlüce, CHP İl Başkanı Talat Yalaz, Tepebaşı Belediyesi Meclis üyeleri ve çok sayıda mahalle sakini katıldı.
Açılışta konuşan Başkan Ataç, şunları kaydetti:
“İnanın bu kadar kalabalık beklemiyordum. Bu Belde Evi açılışı değil, miting gibi oldu. Belde Evlerinin ilk 2001 yılında düşündük, projelendirdik. Amacımız evde boş vakit geçiren kadınlarımızı üretken yapmaktı. İlk Belde Evi’mize Fevzi Çakmak Mahalle’mizle başladık. Amaç kadını evden çıkarıp üretken yapmaktı. Bu kısa zamanda işte Çamlıca Mahallesi, Batıkent ve diğer mahalleler olmak üzere devam etti. Bugün yaklaşık 26 tane Belde Evi’miz, 10 tane de deneyimli kafemiz var. Ama bu Belde Evi’miz aynı zamanda deneyimli kafe gibi olacak.”
Güllük Belde Evi’nin Tepebaşı personeli tarafından yapıldığını ve 900 bin liraya mal olduğunu aktaran Ataç, şöyle devam etti:
“2009’dan bu tarafa Belde Evleri’mizden yaklaşık 140 bin kadın, 95 bin çocuğumuz hizmet aldı. Biz rant belediyeciliği değil, hizmet eden belediyeciyiz. Bizim rantla ilişkimiz yok. İnanın belediyecilik ibadet etmek gibi bir şey. Çünkü eğer insanımızın yüzü gülerse biz dualar alıyoruz. İnanın bizi koruyan bu dualar. Yani neticede her mahallemizde Belde Evi yapmak için göreve geldik ve bu şekilde devam ediyoruz. Burada tabii dayanışma, katılımcılık, sürdürülebilirlik gibi prensiplerimizi devam ettireceğiz. Ayrıca buradaki kurslarımız başladı. Bu kurslarımız yetişkin branşlarında olan kurslar, sonra çocuklarımızı da ilave edeceğiz. İnanın, sizden hiçbir şeyi esirgemiyoruz. Aksine bütün gücümüzle, özellikle de kadınlarımız için çalışıyoruz. Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunun 100. yılını yaşıyoruz. Esasında Cumhuriyetimiz kadın devrimidir. Çünkü 1926’da Mustafa Kemal Atatürk Medeni Yasa’yı çıkarıyor. Medeni Yasa neyi kapsıyor? Aile birliğini ve kadının tek evliliğini özellikle belirtiyor. Bu bir dehanın düşüncesidir, vizyonudur. Yetmedi. 1934’te kadına seçme ve seçilme hakkını veriyor Mustafa Kemal Atatürk. Bizim tek liderimiz var. Mustafa Kemal Atatürk. Onun yolundan yürümeye devam edeceğiz.”
EBB Başkanı Adayı Ayşe Ünlüce de kadınların Belde Evleri sayesinde hayata kazandırıldığını belirterek, şunları söyledi:
“O kadar önemli bir hizmet ki ben Tepebaşı Belediye’mizi Ahmet Ataç Başkan’ımızın şahsında emeği geçen herkesi kutluyorum. Tepebaşı’nda hayatı güzel kılan Belde Evlerindeki dönüşümle başladı diye düşünüyorum. Çünkü Belde Evlerinde kadınlar dönüştü, kadınlar güçlendi, kadınlar mücadele etmeyi öğrendi, aile bütçesine katkıda bulundu, şehir ekonomisine katkıda bulundu ve onlar güçlendikçe şehir de güçlendi, bir dönüşüm geçirdi. Belde Evleri birbirlerinden el iş öğrendikleri, hocalarından el iş öğrendikleri yerler değil. Aynı zamanda birbirlerinin dertlerini konuştukları, günlük yaşamının sıkıntılarından bahsettikleri, hayata karşı güçlü, dirençli kılma yerleri o nedenle çok önemli diye düşünüyorum.”
Belde Evi’nin açılışı öncesi Tepebaşı Belediyesi’nin temizlik emekçilerinden kurulu olan ve Türkiye’de bir ilk olma özelliği taşıyan Eko Şov Ritim Grubu konser verdi.
]]>Kağıthane’de bir kadının evi, eski eşiyle oğlu arasındaki küfür meselesi yüzünden görümcesinin çocukları tarafından kurşunlandı
Evine 8 kurşun isabet eden kadın ve çocukları dehşeti yaşadı
Evdekiler yara almadan kurtulurken polis, saldırgan iki kardeşi yakaladı
İSTANBUL – Kağıthane’de bir kadının evi, eski eşiyle oğlu arasındaki küfür meselesi yüzünden görümcesinin çocukları tarafından kurşunlandı. Saldırı anı kameralara yansırken, evine 8 kurşun isabet eden kadın ve çocukları yara almadan kurtuldu. Kağıthane Devriye Ekipler Amirliği polisleri saldırgan iki kardeşi yakalarken, olayda kullanılan tabanca ise 14 yaşındaki çocuğun üzerinden çıktı.
Olay, geçtiğimiz Salı günü saat 06.30 sıralarında Kağıthane Mehmet Akif Ersoy Mahallesi’nde meydana geldi. İddiaya göre yaklaşık 2.5 yıl önce şiddetli geçimsizlik yüzünden eşinden ayrılan 4 çocuk annesi Yasemin Uzunsoy çocuklarıyla yaşamaya başladı. İddiaya göre bir süre önce Uzunsoy’un oğlu, babasını arayarak “annem hakkında küfürlü konuşma” diye uyardı.
Evde uyurken dehşeti yaşadılar
Baba ve oğul arasında yaşanan tartışma sonrasında Uzunsoy’un eski görümceleri iddiaya göre onu tehdit etmeye başladı. Tehditler ve tartışmalar sürerken olay günü sabah saatlerinde çocuklarıyla uyuyan Yasemin Uzunsoy’un evine ateş açıldı. Büyük bir korkuyla uyuyan ve neye uğradığını şaşıran kadın dışarıya baktı. Sokaktaki bir kişinin söylemesi üzerine mutfağa geçen kadın, camı 8 kurşunun delip geçtiğini gördü. Saldırı anı ise kameralara anbean yansıdı.
“Silah sesleri duyduk, büyük kızım kendini yere attı”
Olayla ilgili konuşan Yasemin Uzunsoy, “Sabah uyuyorduk. Su içmek için mutfağa gittim. Tam ışığı kapattım, yatacakken silah sesleri duyduk. Benim büyük kızım kendini yere attı. Ondan sonra tam cama çıktım, ‘ne oluyor’ dedim. Yoldan geçen çocuk, ‘abla sizin eve sıktılar’ dedi. Cama açtım, hiçbir şey yok. Arka odanın camına baktım orada da yoktu. Mutfağa bakayım dedim, bir baktım berbat halde. Toplamda 8 el sıkmışlar. Sonra polisi aradık. Acil gelin evimize silahlı saldırı oldu dedik. Geldiler ifademi aldılar. Şikayetçi misin dediler, şikayetçi olduk. Ondan sonra polisler kim bunlar deyince, eski eşimin yani görümcemin çocukları dedim. Çünkü hep tehdit ediliyordum” dedi.
“Çocuklarım korkudan okula gidemiyor”
Uzunsoy, “Bunun sebebi de oğlumla babasının tartışmasıydı. Kısacası oğlum babasına, ‘annemle düzgün konuş’ demesi o kadar. Babası da korkuyor, kız kardeşinin oğluna söylüyor. Olay bundan ibaret. Saldırganlar yakalandı diye biliyorum. Adliyeye gittim, çocuklarıma koruma kararı aldıracağım. Sonra karakola gittim, gözaltına alındıklarını ve adliyeye sevk edildiklerini öğrendim. Tehditler aldık. Kızımın namusuna çok dil uzatıldı. Küçük kızıma da çok küfürler edildi. Kız kardeşleri ve görümcem bana karşı ‘sizi öldüreceğiz, vurduracağız. Evinizde rahat uyuyacağınızı mı sanıyorsunuz’ dediler ve dediklerini de yaptılar. Evimize 8 el kurşun sıktılar. 2.5 sene önce boşandım. Öncelerde hiçbir şey yoktu, bu olay yeni oldu. Tamamen oğlumun babasına ‘annemin hakkında neden böyle konuşuyorsun’ tartışması yaşamasıdır. Hakkımda neden böyle konuştuğunu bilmiyorum. Sürekli olarak ona ‘benim namusuma dil uzatma’ diyorum. Ben namusumu koruyorum, namussuz bir kişi de değilim. Kendileri de çok iyi biliyorlar. Neden bana iftira attığını bilmiyorum. Başıma ilk kez böyle bir şey geldi ve çocuklarım korkudan okula gidemiyor” ifadelerini kullandı.
Kağıthane polisi kıskıvrak yakaladı
Olayın ardından kadının ihbarı üzerine olay yerine polis ekibi sevk edildi. Olay yeri inceleme ekiplerinin çalışması sonrasında polis ekipleri, kadının ifadesini alarak çevredeki güvenlik kamera görüntülerini incelemeye aldı. Yapılan incelemede sonucunda evin önüne gelen bir araçtan ateş açıldığı tespit edildi. Olayla ilgili çalışma başlatan Kağıthane Devriye Ekipler Amirliği polisleri, saldırganların Ö.Ç.ve ağabeyi Hüseyin Ç. olduğu belirlendi.
14 yaşındaki çocukta tabanca bulundu
Devam eden çalışmalar iki kardeş, Çağlayan’da kıskıvrak yakalandı. 14 yaşındaki çocuğun üst aramasında olayda kullandığı tabanca ele geçirildi. Gözaltına alınarak emniyete götürülen iki saldırganın ifadeleri alınarak adli işlemleri yapıldı. “Mala zarar verme” suçundan adliyeye sevk edilen iki kardeş, adli kontrol şartıyla tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı.
]]>Olay, geçtiğimiz Salı günü saat 06.30 sıralarında Kağıthane Mehmet Akif Ersoy Mahallesi’nde meydana geldi. İddiaya göre yaklaşık 2.5 yıl önce şiddetli geçimsizlik yüzünden eşinden ayrılan 4 çocuk annesi Yasemin Uzunsoy (46) çocuklarıyla yaşamaya başladı. İddiaya göre bir süre önce Uzunsoy’un oğlu, babasını arayarak “annem hakkında küfürlü konuşma” diye uyardı.
Evde uyurken dehşeti yaşadılar
Baba ve oğul arasında yaşanan tartışma sonrasında Uzunsoy’un eski görümceleri iddiaya göre onu tehdit etmeye başladı. Tehditler ve tartışmalar sürerken olay günü sabah saatlerinde çocuklarıyla uyuyan Yasemin Uzunsoy’un evine ateş açıldı. Büyük bir korkuyla uyuyan ve neye uğradığını şaşıran kadın dışarıya baktı. Sokaktaki bir kişinin söylemesi üzerine mutfağa geçen kadın, camı 8 kurşunun delip geçtiğini gördü. Saldırı anı ise kameralara anbean yansıdı.
“Silah sesleri duyduk, büyük kızım kendini yere attı”
Olayla ilgili konuşan Yasemin Uzunsoy, “Sabah uyuyorduk. Su içmek için mutfağa gittim. Tam ışığı kapattım, yatacakken silah sesleri duyduk. Benim büyük kızım kendini yere attı. Ondan sonra tam cama çıktım, ‘ne oluyor’ dedim. Yoldan geçen çocuk, ‘abla sizin eve sıktılar’ dedi. Camı açtım, hiçbir şey yok. Arka odanın camına baktım orada da yoktu. Mutfağa bakayım dedim, bir baktım berbat halde. Toplamda 8 el sıkmışlar. Sonra polisi aradık. Acil gelin evimize silahlı saldırı oldu dedik. Geldiler ifademi aldılar. Şikayetçi misin dediler, şikayetçi olduk. Ondan sonra polisler kim bunlar deyince, görümcemin çocukları dedim. Çünkü hep tehdit ediliyordum” dedi.
“Çocuklarım korkudan okula gidemiyor”
Uzunsoy, “Bunun sebebi de oğlumla babasının tartışmasıydı. Kısacası oğlum babasına, ‘annemle düzgün konuş’ demesi o kadar. Babası da korkuyor, kız kardeşinin oğluna söylüyor. Olay bundan ibaret. Saldırganlar yakalandı diye biliyorum. Adliyeye gittim, çocuklarıma koruma kararı aldıracağım. Sonra karakola gittim, gözaltına alındıklarını ve adliyeye sevk edildiklerini öğrendim. Tehditler aldık. Kızımın namusuna çok dil uzatıldı. Küçük kızıma da çok küfürler edildi. Kız kardeşleri ve görümcem bana karşı ‘sizi öldüreceğiz, vurduracağız. Evinizde rahat uyuyacağınızı mı sanıyorsunuz’ dediler ve dediklerini de yaptılar. Evimize 8 el kurşun sıktılar. 2.5 sene önce boşandım. Öncelerde hiçbir şey yoktu, bu olay yeni oldu. Tamamen oğlumun babasına ‘annemin hakkında neden böyle konuşuyorsun’ tartışması yaşamasıdır. Hakkımda neden böyle konuştuğunu bilmiyorum. Sürekli olarak ona ‘benim namusuma dil uzatma’ diyorum. Ben namusumu koruyorum, namussuz bir kişi de değilim. Kendileri de çok iyi biliyorlar. Neden bana iftira attığını bilmiyorum. Başıma ilk kez böyle bir şey geldi ve çocuklarım korkudan okula gidemiyor” ifadelerini kullandı.
Kağıthane polisi kıskıvrak yakaladı
Olayın ardından kadının ihbarı üzerine olay yerine polis ekibi sevk edildi. Olay yeri inceleme ekiplerinin çalışması sonrasında polis ekipleri, kadının ifadesini alarak çevredeki güvenlik kamera görüntülerini incelemeye aldı. Yapılan incelemede sonucunda evin önüne gelen bir araçtan ateş açıldığı tespit edildi. Olayla ilgili çalışma başlatan Kağıthane Devriye Ekipler Amirliği polisleri, saldırganların Ö.Ç.(14) ve ağabeyi Hüseyin Ç. (24) olduğu belirlendi.
14 yaşındaki çocukta tabanca bulundu
Devam eden çalışmalar iki kardeş, Çağlayan’da kıskıvrak yakalandı. 14 yaşındaki çocuğun üst aramasında olayda kullandığı tabanca ele geçirildi. Gözaltına alınarak emniyete götürülen iki saldırganın ifadeleri alınarak adli işlemleri yapıldı. “Mala zarar verme” suçundan adliyeye sevk edilen iki kardeş, adli kontrol şartıyla tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı. – İSTANBUL
]]>CHP Kadın Kolları Genel Başkanı Aylin Nazlıaka, “Ekonominin böylesine kötü gittiği bir dönemde sarayda bir günde 33,6 milyon TL harcanıyor. Hani emeklilere bir asgari ücret tutarındaki ödemeyi çok gördüler ya sarayda bir emekli maaşını kırk saniyede harcıyorlar.” dedi.
Seçim çalışmalarını İzmir Karabağlar’da sürdüren CHP Kadın Kolları Genel Başkanı Aylin Nazlıaka, CHP Karabağlar Belediye Başkan Adayı Helil Kınay ile Esendere Seçim Koordinasyon Merkezi’ni ziyaret etti. Nazlıaka ve Kınay, seçim ofisinde kadınlarla biraraya geldi.
Ziyarette konuşan CHP Kadın Kolları Genel Başkanı Aylin Nazlıaka, Türkiye’nin değiştiğine ve değişime ayak uydurmak için eşitliği inşa etmenin önemine vurgu yaparak şunları söyledi:
“Kimsenin bizden olan olmayan diye ayrımcılığa uğramaması için kutuplaşmanın sona ermesi için, siyasetin birleştirici ve iyileştirici gücünü yeniden hissettirebilmek için bugün buradayız. Çünkü öyle bir dönemden geçiyoruz ki arkadaşlar her alandaki eşitsizlikler giderek derinleştiriliyor. Yoksulun daha yoksul, zenginin daha zengin olduğu bir düzen kuruluyor altta kalanın canı çıksın isteniyor. Çocuklarımıza bir öğüncük bile ücretsiz olarak verilmesi istenildiğinde çok görülüyor. Kadınlar sokak ortasında ya da kendilerini en güvenli hissetmeleri gereken yerde yani evlerinde şiddete maruz kalıyor. İşçimiz, emekçimiz, emeklimiz, açlık sınırının altında bir hayata mahkum ediliyor.
“SARAYDA BİR EMEKLİ MAAŞINI KIRK SANİYEDE HARCIYORLAR”
İşsizlik ise neredeyse olağan kabul edilir hale geldi. ve üstelik bugün iş sahibi olanlar da acaba yarın işini kaybeder miyiz korkusu yaşıyor. Kaldı ki bugün Türkiye’de kayıt dışı çalışma halen çok yaygın. O yüzden çalışanlarımızın bir sosyal güvencesi de yok. Asgari ücret ortalama ücret haline gelmiş durumda. ve böylesine ekonominin kötü gittiği bir dönemde sarayda bir günde 33,6 milyon TL harcanıyor. Hani emeklilere bir asgari ücret tutarındaki ödemeyi çok gördüler ya sarayda bir emekli maaşını kırk saniyede harcıyorlar.
“SOSYAL DEMOKRAT BELEDİYECİLİK ANLAYIŞINA DAHA FAZLA İHTİYAÇ VAR”
Zorlu bir dönemden geçtiğimizi tespit edelim. İşte böyle bir aşamada Cumhuriyet Halk Partisi’ne her zamankinden çok daha fazla ihtiyaç var Cumhuriyet Halk Partisi’nin eşitlikçi politikalarına, sağ elin verdiğini sol el görmeyecek mantığıyla yoksul, ezilenlerin yanında olan, sosyal demokrat belediyecilik anlayışına daha fazla ihtiyaç var. Çocukların, kadınların, engellilerin toplumun tüm dezavantajlı kesimlerinin, romanlarının her kesiminin yanında olan bir Cumhuriyet Halk Partisi’yle yerelden başlayan dönüşümün genelde de devam edeceğine dair hepimizin yüreğinde çok güçlü bir inanç var”
“TARİHİN EN CİNSİYETÇİ MECLİSİNİ OLUŞTURDULAR”
Konuşmasında AKP hükümetini hedef alan Nazlıaka, “Öylesine bir meclis oluşturdular ki tarihin en cinsiyetçi meclisi. Kadınların sahiplenilmesini iddia edenlerden tutun, domuz bağcılara, insanları diri diri evinin altına gömenlenlere, Gaffar Okan’ın katilleri olan Hizbullah örgütünün Siyasi uzantısı olan Hüdapar’ı meclise soktular. Öylesine bir meclis oluşturdular ki çok eşliliği savunan milletvekilleri var. Kadınların görüntüsüne dahi tahammül edemeyip silüet olarak görselinin yayınlanmasını isteyen milletvekilleri milletvekili adayları var. Işte bizler bu anlayışı hep birlikte reddediyoruz değerli arkadaşlar. Devletimiz giderek bu gerici zihniyetin karanlığında boğulmak isteniyor. İstanbul’un göbeğinde hilafet çağrıları yapılıyor. Adalet sarayı ortasında şeriat sloganları atılıyor. ve yetmiyor Konya’da yaşasın şeriat pankartları asılıyor. Yetmiyor Hizbullahın Milli Eğitim Bakanlığı içerisindeki uzantısı olan bir yapılanma adına, ‘peygamber sevdalıları platformu’ diyerek daha da istismar etmeye kalkmışlar dinimizi. Bu yapı Diyarbakır’da surlara şeriat istiyoruz. Şeriat adalettir. Şeriat hürriyettir gibi gerçek dışı pankartlar asıyor. İşte bunların bu cesareti nereden aldıklarını çok iyi biliyoruz. ve bunların bu laiklik düşmanlarının hedefinde öncelikle kadınlar olduğunu da hepimiz gayet iyi biliyor, onları çok iyi tanıyoruz.
“KADIN ADAYLARIMIZLA GURUR DUYUYORUZ”
Neden laiklik düşmanlarının hedefinde kadınlar vardır. Çünkü kadın dönüştürücü güce sahiptir. Çünkü kadın üretkendir. Çünkü kadın cesurdur. O yüzden hedeflerinde kadınlar var. O yüzden hedeflerinde laiklik var. Işte biz böyle bir dönemden geçerken Türkiye’nin birçok büyük şehrinde, ilinde, ilçesinde, beldesinde Cumhuriyet Halk Partisi olarak, kadın adaylarımızla gurur duyuyoruz. ve bugün tüm kadın adaylarımızın kazandığı koşulda her dört buçuk kişiden birisini kadınlar yönetecek arkadaşlar. On dokuz milyon nüfuslu bir seçmen bölgesini yönetecek kadın adayımız var. İstanbul’da Bakırköy, Maltepe gibi Cumhuriyet Halk Partili belediyelerin olduğu yerlerde. İzmir’de Karabağlar gibi, Konak gibi, Çeşme gibi birçok Cumhuriyet Halk Partili belediye olduğu yerde kadın adaylarımız var. ve bizler biliyoruz ki bu kadın adaylarımızla bir kez daha bu ilçelerimize, bu illerimize beş büyük şehrimize Cumhuriyet Halk Partisi bayrağını dikeceğiz Özellikle buralarda sandıkları patlatacak arkadaşlar. Karabağlar’da da İzmir’de de tüm Türkiye’de de büyük bir iddiayla geliyoruz işimiz, gücümüz Türkiye, işimiz gücümüz Karabağlar diyoruz” diye konuştu.
“KADINLAR EŞİTLİĞİN HAYATLARINA NASIL YANSIDIĞINI GÖRÜYORLAR”
Nazlıaka konuşmasını şu sözlerle tamamladı:
“Neden bu dönemde daha fazla kadın belediye başkanına ihtiyaç var? Birkaç cümleyle bunu da özetlemek isterim. Çünkü Cumhuriyet Halk Partili belediyeler tarafından yönetilen yerlerde ayrımcılık yok. Cumhuriyet Halk Partili belediyeler tarafından yönetilen yerlerde kadınlar eşitliğin, özgürlüğün, adaletin hayatlarına nasıl yansıdığını görüyorlar. Örneğin açılan kreşlerle, açılan otizm merkezleri, alzaymır merkezleri, gündüz bakım evleri, yaşlı evleri, engelli evleri, mola merkezleri ve daha adını sayamayacağım birçok hizmetle kadınlar özgürleştiriliyor. Aynı zamanda kadınlara meslek edinme kursları veriliyor. Kadınların istihdama katılımı için eğitimler veriliyor. Kadın kooperatifleri kuruluyor ve kadınların hayatın her alanında eşit olabilmesi için politikalar üretiliyor. Toplumsal cinsiyet eşitliğine dayalı bir bütçe ayrılıyor. ve aynı zamanda cinsiyet kodlarından ayrıştırılmış istihdam politikalarıyla kadın zabıtalar, kadın itfaiyeciler, kadın otobüs şoförleri, kadın gemiciler Cumhuriyet Halk Partili belediyelerde istihdam edilerek kadının her alanda çalışabileceği, erkek işi, kadın işi diye bir ayrımın olmadığı da çok net bir şey gösterilmiş oluyor”
“KADINI YOK SAYANLARA, KARABAĞLAR’DAN KADININ GÜCÜNÜ GÖSTERECEĞİZ”
Seçim çalışmalarına hız kesmeden devam eden CHP Karabağlar Belediye Başkan Adayı Helil İnay Kınay ise “”Bizler Karabağlar’da bir arada başladığımız yolculuğumuzda burada gördüğümüz göremediğimiz tüm kadın arkadaşlarımız, örgüt emekçilerimizle birlikte sahada gece gündüz demeden 1 Nisanın hazırlığını yapıyoruz. Karabağların her yerinde kadın eli değdiğini, kadınların emeği olduğunu, her yerinde emeğin, hakkın, çağdaş ve aydınlık Türkiye’nin geleceği olduğunu biliyoruz. Bizler biliyoruz ki Karabağ’ın her yerinde eli olan, emeği olan dünyanın yarısı olan, göğün yarısı olan kadınlar Karabağlar’da da seçim zaferinin yarısından fazlası olacaklar. En büyük emekçisi olacaklar. ve biz kadını görmek istemeyenlere, kadını yok sayanlara, kadının varlığını görmeyenlere, Karabağlar’dan kadının gücünü de, sesinide, İzmir ve Türkiye’nin her yerinde değişimde kadının elinin değdiğini birlikte göstereceğiz” diye konuştu.
Esentepe Seçim Kordinasyon Merkezi ziyaretinin ardından Kınay ve Nazlıaka Karabağlarda esnaf ziyareti gerçekleştirdi.
]]>Göktaş, bir dizi ziyaretler için geldiği Konya’da, ilk olarak Çeltik ilçesinde belediye hizmet binası açılışına katıldı.
Daha sonra Yunak ilçesinde pazar alanı ve Yunak Sosyal Hizmet Merkezi açılışını yapan Göktaş, Konya Büyükşehir Belediyesi tarafından Akşehir ilçesinde yaptırılan Lise Medeniyet Akademisinin açılışında vatandaşla bir araya geldi.
Göktaş, Konya Büyükşehir Belediyesi Taş Bina Kültür Merkezi’nde düzenlenen “Teknoloji, Şehir ve Kadın Buluşması” programında, insanlık tarihinde artık her şeyin değiştiğini, değişen ve gelişen bu dünyaya ayak uydurduklarını söyledi.
Teknolojik değişikliklerin, yeniliklerin yakalanmasında kadınların rolünün büyük olduğunu aktaran Göktaş, “Kadınlar, toplumun şekillenmesinde önemli rol alan, toplumun vazgeçilmez unsurları. Bu bakımından kadının şekil verdiği toplum daha huzurlu, şehirler ise daha yaşanır mekanlardır. İnanıyorum ki kadınların gücü ve potansiyeli doğru şekilde değerlendirildiğinde, şehirlerimize daha fazla kadın eli değdiğinde daha müreffeh bir geleceğe adım atmış olacağız.” diye konuştu.
” Türkiye’de TEKNOFEST kuşağının söz sahibi olacağı günler gelmiştir”
Kadınların yalnızca teknolojiyi tüketen değil, aynı zamanda yenilikçi fikirleriyle teknolojiyi şekillendiren bir güç haline geldiğini vurgulayan Göktaş, kadınların farklı bakış açı ve deneyimlerinin, çeşitlilikten beslenen projelerin ortaya çıkmasına zemin hazırlayarak sektöre büyük değer kattığını dile getirdi.
Teknolojinin, kadınların hayatını kolaylaştıran, kariyer fırsatları sunan ve yaratıcılıklarını ortaya çıkaran bir araç olduğunu belirten Göktaş, şöyle konuştu:
“Kadınların teknolojideki varlığının artırılması, sektörün daha çeşitli, inovatif ve başarılı olmasını sağlıyor. Bu bilinçle bizler de kadınların, daha fazla görünür olması, yönetim kademelerinde aktif olmaları ve ekonomik kalkınmada söz sahibi olmaları için 22 yıldır kadınlardan yana tavır alan bir yönetim anlayışı sergiledik. Bu iktidar anlayışı öyle bir anlayış ki şehirlerimizi ihya ve inşa ederken, kadınlarımızı özgürleştirmenin, cesaretlendirmenin de mücadelesini verdi. Şehirlerimiz dünya başkentleriyle, şehirleriyle yarışır hale gelirken kadınlarımız da dünyanın en geniş haklarına sahip kadınlar olarak özgürlüğün tadını çıkardı. Teknolojiye yapılan yatırımların en somut göstergesi de TEKNOFEST’lerdir diyebilirim. Artık Türkiye’de TEKNOFEST kuşağının söz sahibi olacağı günler gelmiştir. Teknofestler’de sergilenen pek çok yeniliğin kadın mühendisler, kadın bilim insanları tarafından yapıldığını biliyoruz.”
Göktaş, Türkiye’nin insanlı ilk uzay misyonunu başarıyla tamamlayan Alper Gezeravcı’nın uzayda gerçekleştirdiği 13 önemli deneyden dördünün sorumlusunun bilim kadınları olduğuna dikkati çekti.
“KAAN’ı geliştiren ekiplerde kadınlar etkin görevler üstlendi”
Türkiye’nin Antarktika’daki bilim çalışmalarını yürüten ve Türkiye’nin yerli savaş uçağı KAAN’ı geliştiren ekiplerde de kadınların etkin görevler üstlendiğine değinen Göktaş, şöyle devam etti:
“Biz teknolojiyi, ayrım gözetmeksizin tüm vatandaşlarımızın istifadesine sunduk, kadınlarımızı teknolojik gelişmelerden üst seviyede yararlanır hale getirdik. Adeta teknolojiyle şehirlerimizi donattık ve tüm şehri insanımızın, özellikle de kadınlarımızın emrine verdik. Çünkü ülkemizde 22 yıldır insan odaklı politika yürüttük, merkezinde insan olmayan hiçbir adımın başarılı olamayacağına inandık. Kadınların toplumsal ve ekonomik yaşamın her alanında daha fazla yer alması, karar verme süreçlerine katkıda bulunması ve geleceği şekillendirmesinin toplumların kolektif başarısını da artıracağına hiç şüphem yok. Bu kapsamda teknolojiyi kadınlar için daha erişilebilir hale getirmek için var gücümüzle çalıştık, çalışmaya da devam ediyoruz.”
]]>Ala, Merinos Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi’nde AK Parti Genel Merkez Kadın Kolları Başkanlığının düzenlediği Siyaset Akademisi Sertifika Töreni’nde, meselelere dünyanın bir parçası olduğunu unutmadan baktığını söyledi.
Salona baktığında 21 yıldır önemli başarılara imza atmış AK Parti’nin en önemli en önemli siyasi aktörlerini gördüğünü belirten Ala, Türkiye’nin 57 İslam ülkesi arasında doğal kaynağı olmadan ekonomisini 3 kat büyüten bir ülke olduğunu anlattı.
Kadınların siyasetin içinde olmalarının önemini vurgulayan Ala, şunları söyledi:
“Siyaset, toplumsal işlerde en az maliyetle en çok çözüm üretme sanatıdır. Onun için zamanımızı harcarız ama insanımızı harcamayız, değerlendiririz. Bunu yapamayan ülkeler insanlarını harcıyorlar. Eğer siz siyasette zaman harcamazsanız, insanınızı, gencinizi koruyamazsınız. Onları harcamaya başlarsınız Allah muhafaza. İşte o tarumar olmak demektir. O bakımdan ben her birinizi siyasete duyduğunuz ilgiden ve bütün bu başarılara yaptığınız katkıdan dolayı ayrı ayrı tebrik etmek istiyorum.”
Hep birlikte ülkeyi daha iyi yönetme arzusunda olduklarını dile getiren Ala, şunları kaydetti:
“AK Parti iktidara gelmeden önceki yılları bir düşünün, neler oluyordu? Biz şimdi hanımefendiler daha fazla nasıl katkıda bulunur, daha fazla nasıl meselenin içine girer; bunun çabası içindeyiz. Bunu konuşuyoruz ama 1990’lı yıllarda bunları konuşmuyor, hanımefendilerin, genç kız kardeşlerimiz, evlatlarımızın siyasete nasıl gireceğini bırakın okula nasıl gireceğini bile çözebilmiş değildi. Bunu siz çözdünüz. Sizin verdiğiniz oylarla sandıktan çıkardığınız istikrarla ve arkasında dirayetinizi doğru dürüst temsil eden, iradenizi yere düşürmeyen Recep Tayyip Erdoğan liderliğindeki kadrolarla bunu çözdük, Allah’a şükür. Bu bir başarıysa o da bir ayıptı. O ayıptan Türkiye’yi bu kadrolar kurtardı.”
“Katılımcı demokrasiyle memleketimizi ileriye taşıyalım”
Efkan Ala, siyasete daha çok kadını ve genci dahil etmeye çalıştıklarını aktardı.
Kadınların AK Parti’ye katkısına değinen Ala, şöyle devam etti:
“AK Parti ailesi 5,5 milyon üyesiyle Birleşmiş Milletler’e üye birçok ülkenin nüfusundan daha fazla kadın üyeye sahip. Her yerden izleniyor, her yerden gıptayla seyrediliyor. 600 binden fazla hanımefendi AK Parti kadrolarında memleketin yönetimine katkıda bulunuyor. Başardığımız iş, saygıyla selamlanması gereken bir iştir ama hedeflerinize bakınca başarmak istediklerimizi ortaya koyunca buradan çıkar çıkmaz madem ki yeniden bir sandık geliyor memleketin önüne, o zaman belediyelerimizi daha güçlü bir destekle yeniden işbaşına getirip ama getirdikten sonra da ‘Ne haliniz varsa görün’ demeyin. Her gün, her an onların memleketi ve şehrinizi daha iyi yönetmelerine katkıda bulunacak projelerimizle, taleplerimizle, eleştirimizle de sürecin içerisinde olalım ve katkıda bulunalım. Katılımcı demokrasiyle memleketimizi ileriye taşıyalım. Buna çok ihtiyacımız var.”
Muhalefeti eleştiren Ala, “Ben arzu ederim ki muhalefet de daha fazla çalışabilsin, daha fazla üretsin, daha fazla projelerle önümüze gelsin. Biz hem yapıp hem proje üretiyoruz, hem konuşuyor, hem yapıyoruz.” ifadesini kullandı.
AK Parti Genel Merkez Kadın Kolları Teşkilat Başkanı ve Bursa Milletvekili Emine Yavuz Gözgeç de Türkiye’de son yıllarda kadınların her alanda önemli işler başardığını belirterek, “Kadınların aynı zamanda siyasette aktif yer almasının önünü açmak için siyaset akademileri düzenliyoruz. Bu kez sadece kadınlara yönelik bir Siyaset Akademisi düzenledik, 30 büyükşehirde 6 bin 280 kadına ulaştık. Etkili iletişimden tutun, siyaset alanına kadar birçok eğitim verdik.” diye konuştu.
Programda, AK Parti Bursa İl Başkanı Davut Gürkan ve İl Kadın Kolları Başkanı İmren Çavuşoğlu da katılımcılara hitap etti.
Konuşmaların ardından Siyaset Akademisi’ne katılan kadınlara sertifikaları verildi.
]]>Bakan Işıkhan Manisa’da “İş-Pozitif” Kadın İstihdamı Projesi toplantısına katıldı
MANİSA – Manisa’da düzenlenen “İş-Pozitif” Kadın İstihdamı Projesi Bölge Toplantısına katılan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, “Önümüzdeki ay açıklanacak 2023 yılı verilerinde, hem genelde hem kadınlarda hem de gençlerde 2002 yılından bu yana en yüksek işgücüne katılım ve istihdam oranları beklenmektedir. Aynı şekilde tüm diğer göstergeler, son 22 yılın en düşük işsizlik oranının ortaya çıkacağını işaret etmektedir” dedi.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, kadın istihdamının artırılması için başlatılan İş Pozitif Fuarının Manisa’daki toplantısına katıldı. Manisa’daki bir otelde düzenlenen programda kadınlar salonu doldurdu. Programın açılış konuşmasını gerçekleştiren Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Cengiz Ergün, belediye olarak kadın istihdamına yönelik çalışmalarını anlattı. Kadınların iş hayatında ve üretimde var olmaları için çaba harcadıklarını kaydeden Ergün, açtıkları kurslar ve destekleriyle kadınlara verdikleri değeri gösterdiklerini söyledi. Manisa Valisi Enver Ünlü de, kentte kadın kooperatif sayısının 15’e ulaştığını, kadınların üretim ve istihdamda kendilerine yer edinebilmeleri için çalıştıklarını açıkladı.
Kadınlara seslenen Bakan Işıkhan, Türkiye’nin kadınları adına önemli bir projeyi hayata geçirdiklerini söyledi. Bakan Işıkhan, “Bugün itibariyle ülke çapında bir seferberliğe dönüşmesini arzu ettiğimiz yeni projemizi tüm bölgelerimize ve 81 ilimize duyurmak üzere Türkiye turuna çıktık. Allah nasip ederse her hafta bir bölgemizde olacak şekilde 7 bölgemizin tamamında bu toplantılarımızı gerçekleştireceğiz. Manisa, gerek sanayisiyle, gerek ticaretiyle, gerek tarımıyla Türkiye’nin en parlak şehirlerinden biri. Bunun yanında; bir şehrin kalkınmasının en önemli faktörlerinden olan gerçek belediyecilik anlayışına sahip, Manisa’ya vizyon katmış bir belediye başkanı var. Önümüzdeki süreçte, hayata geçireceğimiz yeni proje ve uygulamalarla, özellikle 31 Mart seçimleri sonrasında Cumhur İttifakından çıkan; büyükşehir ve ilçe belediyelerimizle Manisa’da çok güzel işlere imza atacağımıza inanıyorum” diye konuştu.
Kadın istihdamına büyük önem verdiklerini dile getiren Bakan Işıkhan, “Türkiye olarak bizim 21 yıldır üzerinde hassasiyetle durduğumuz, gelecek hedef ve vizyonumuzun temel argümanları arasında yer alan bir konudur. Geleceğin güçlü Türkiye’sine giden yol, kadın erkek her bir insanımızın sosyal ve ekonomik kalkınma sürecinde imkanı ölçüsünde yer aldığı ve katıldığı topyekun bir seferberlik şuurundan geçmektedir. Bu sebeple, geçmişten günümüze binlerce yıldır olduğu gibi önümüzdeki yüzyılda da kadınlarımızın gücüne, desteğine ihtiyacımız var. Biz kadını baş tacı yapan bir inancın ve kültürün mirasçılarıyız. Binlerce yıllık tarihimizde ve ülkemizin kuruluş yıllarında olduğu gibi son 21 yılda da ülkemizin gerçekleştirdiği kalkınma ve ilerleme hamlesinde Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın çizdiği yol ile birlikte kadınlarımız; emek ve çabaları ile aktif rol oynamıştır. Türkiye, kadınlarının, annelerinin büyük fedakarlıkları sayesinde bugünlere gelmiştir. Nüfusumuzun yaklaşık yarısını oluşturan kadınların gücü olmadan sürdürülebilir kalkınma hedeflerimize ulaşmamız mümkün değildir. Bu sebeple; kadınlarımızın toplumsal hayata aktif ve üretken katılımını destekleyecek projeler geliştirme gayreti içerisindeyiz. Kadınların yenilikçi bakış açısına, çözüm odaklı fikirlerine ihtiyacımız var. Bu alanda somut, kalıcı çözüm mekanizmaları üretiyor, fırsatlardan eşit ve adil bir şekilde yararlanmalarına yönelik politikalar yürütüyoruz. Sağlıktan eğitime, sanattan spora, bürokrasiden siyasete her zaman yanlarında olduğumuz gibi; çalışmak, üretmek, ülkemize ve milletimize değer katmak isteyen bütün kadınlarımızı destekliyoruz. Bakanlık olarak istihdam, nitelikli işgücü ve sosyal güvenlik hizmetlerimizde kadınlar; her zaman, özel olarak politika geliştirdiğimiz gruplar arasında yer alıyor. Gerek projelerle gerekse mevcut programlarımızla kadın istihdamını önceliyoruz” dedi.
“4 milyondan fazla kadın işe yerleşti”
Bakan Işıkhan, son 21 yılda İş-Kur aracılığıyla işe yerleştirilen 13 milyon kişiden yüzde 32’sinin kadın olduğunu açıkladı. 4 milyondan fazla kadını iş sahibi yapmanın mutluluğunu yaşadıklarını kaydeden Bakan Işıkhan, “Yine son 21 yılda, kurumumuz İş-Kur’un Aktif İşgücü Programlarından yararlanan yaklaşık 5 milyon insanımızın yüzde 52,6’sını, yani 2 buçuk milyonunu kadınların oluşturduğunu görüyoruz. İş-Kur aracılığıyla sadece 2023 yılı içerisinde 464 bini aşkın kadının işe yerleştirilmesini sağlamış durumdayız. Eğitimli ve nitelikli iş gücü hedefiyle, geçtiğimiz yıl içerisinde 27 binin üzerinde kadınımızı kurs ve programlardan yararlandırmış durumdayız. 2023 yılı boyunca 877 bine yakın kadına danışmanlık hizmeti vermiş durumdayız. Sadece danışmanlık hizmeti alan kadınlarımızın sayısına baktığımızda bile çalışma isteklerini ve azimlerini görebiliyoruz” diye konuştu.
İş Pozitif projesinin kadınlar için önemine dikkat çeken Bakan Işıkhan, “Proje kapsamında, 10 Bakanlığımızın proje ortağı olduğu, tüm kamu ve özel sektör kuruluşları ile sivil toplum kuruluşları arasındaki istihdam eşleştirme süreçlerini kayıt altına alacak, İş-Pozitif adı altında bir bilgi sistemi kurduk. İş Pozitif; istihdama yönelik eğitim veren ve çeşitli kurslar düzenleyen, işgücü ihtiyacı olan ve istihdam oluşturma potansiyeline sahip aktörler çevrimiçi olarak bir araya gelebileceği bir iş birliği sistemidir. Çünkü biz biliyoruz ki kadına sağlanan pozitif ayrımcılık, ülkemizin ve milletimizin geleceğine sağlanan pozitif ayrımcılıktır. Bu anlayışla; mesleki danışmanlıktan, sosyal güvenliğe varıncaya kadar çalışma hayatının her adımında kadınların yanındayız” diye konuştu.
“Kayıt dışı istihdam da önlenecek”
Kayıt dışı istihdamın özellikle kadınların iş yaşamını olumsuz etkilediğini ifade eden Bakan Işıkhan, kayıt dışı istihdamla mücadeleyi sürdürdüklerini söyledi. Bakan Işıkhan, “Kayıt dışılık özellikle kadınların sosyal güvenliğini ve geleceğini tehdit etmekte. Bu projeyle inşallah, bu tür problemlerin de önüne geçmiş olacağız. Böylece, kadınlarımızın kayıtlı çalışma hayatına aktif olarak katılımlarının artırılması, hibe, teşvik, kredi ve muafiyetler aracılığıyla girişimciliğin yolunun açılması ve aynı zamanda işverenlerin de teşvik edilmesine önemli bir katkı sağlamış olacağız. Projeden kamu kurum ve kuruluşları, 81 ilde yaşayan kadınlar, İş-Kur’da kayıtlı olan kadın işsizler, sanayi ve ticaret odaları, sivil toplum kuruluşları, özel sektör kuruluşları ve kadın kooperatifleri yararlanabilecek. Kadınların işgücüne katılımı hem işgücü piyasasının genişlemesine ve üretkenliğin artmasına yardımcı olacak hem de sosyal güvenlik sistemimizin daha da gelişmesine katkı sağlayacaktır. Kadın istihdamı aynı zamanda sürdürülebilir bir ekonominin tesis edilmesinin yanı sıra sosyal uyum ve katılımı da beraberinde getirecektir” diye konuştu.
“En yüksek istihdam oranlarını bekliyoruz”
Bakan Vedat Işıkhan konuşmasında istihdam ve işgücünde en yüksek verilere ulaştıklarını ve rekor kırdıklarını ifade etti. Bakan Işıkhan, “Önümüzdeki ay açıklanacak 2023 yılı verilerinde hem genelde hem kadınlarda hem de gençlerde 2002 yılından bu yana en yüksek işgücüne katılım oranları ve istihdam oranları beklenmektedir. Aynı şekilde tüm diğer göstergeler, son 22 yılın en düşük işsizlik oranının ortaya çıkacağını işaret etmektedir” dedi.
“15 bin 262 kadını iş sahibi yaptık”
İş Pozitif’in başlatıldığı 2 haftalık süreçte 15 bin 262 kadını iş sahibi yaptıklarını müjdeleyen Bakan Işıkhan, “Bu rakamlar, hem İş Pozitif programımızın, hem de diğer istihdam politikalarımızın ne derece etkili olduğunu göstermektedir. Bu fuarla ve diğer illerde gerçekleştireceğimiz programlarla, İş Pozitif’i daha da tanıtacağız ve bu bilinci daha da yayacağız. Bu sayede, işe yerleştirdiğimiz kadın sayısını, her geçen gün katlanarak artıracağız. Bundan sonra da aynı şekilde çalışma hayatında daha fazla fırsat ve katılım için gayretlerimizi sürdüreceğiz. Özellikle kadınların ve gençlerin iş gücüne katılımına destek olacak politikaları hayata geçirmeye devam edeceğiz” diye konuştu.
Bakan Işıkhan konuşmaların ardından kadın istihdamına katkı sunan şirketlere plaket takdim etti. Bakan Işıkhan ve beraberindekiler daha sonra İş-Pozitif projesi kapsamında açılan fuarı gezerek ilgililerden bilgi aldı.
Programa Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan’ın yanı sıra Manisa Valisi Enver Ünlü, AK Parti MKYK Üyesi ve Manisa Milletvekili Mücahit Arınç, MHP Grup Başkanvekili ve Manisa Milletvekili Erkan Akçay, Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Cengiz Ergün, AK Parti MKYK Üyesi Ayşe Nevin Sert, MCBÜ Rektörü Prof. Dr. Rana Kibar ve çok sayıda kadın katıldı.
]]>Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, kadın istihdamının artırılması için başlatılan İş Pozitif Fuarının Manisa’daki toplantısına katıldı. Manisa’daki bir otelde düzenlenen programda kadınlar salonu doldurdu. Programın açılış konuşmasını gerçekleştiren Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Cengiz Ergün, belediye olarak kadın istihdamına yönelik çalışmalarını anlattı. Kadınların iş hayatında ve üretimde var olmaları için çaba harcadıklarını kaydeden Ergün, açtıkları kurslar ve destekleriyle kadınlara verdikleri değeri gösterdiklerini söyledi. Manisa Valisi Enver Ünlü de, kentte kadın kooperatif sayısının 15’e ulaştığını, kadınların üretim ve istihdamda kendilerine yer edinebilmeleri için çalıştıklarını açıkladı.
Kadınlara seslenen Bakan Işıkhan, Türkiye’nin kadınları adına önemli bir projeyi hayata geçirdiklerini söyledi. Bakan Işıkhan, “Bugün itibariyle ülke çapında bir seferberliğe dönüşmesini arzu ettiğimiz yeni projemizi tüm bölgelerimize ve 81 ilimize duyurmak üzere Türkiye turuna çıktık. Allah nasip ederse her hafta bir bölgemizde olacak şekilde 7 bölgemizin tamamında bu toplantılarımızı gerçekleştireceğiz. Manisa, gerek sanayisiyle, gerek ticaretiyle, gerek tarımıyla Türkiye’nin en parlak şehirlerinden biri. Bunun yanında; bir şehrin kalkınmasının en önemli faktörlerinden olan gerçek belediyecilik anlayışına sahip, Manisa’ya vizyon katmış bir belediye başkanı var.Önümüzdeki süreçte, hayata geçireceğimiz yeni proje ve uygulamalarla, özellikle 31 Mart seçimleri sonrasında Cumhur İttifakından çıkan; büyükşehir ve ilçe belediyelerimizle Manisa’da çok güzel işlere imza atacağımıza inanıyorum” diye konuştu.
Kadın istihdamına büyük önem verdiklerini dile getiren Bakan Işıkhan, “Türkiye olarak bizim 21 yıldır üzerinde hassasiyetle durduğumuz, gelecek hedef ve vizyonumuzun temel argümanları arasında yer alan bir konudur. Geleceğin güçlü Türkiye’sine giden yol, kadın erkek her bir insanımızın sosyal ve ekonomik kalkınma sürecinde imkanı ölçüsünde yer aldığı ve katıldığı topyekun bir seferberlik şuurundan geçmektedir. Bu sebeple, geçmişten günümüze binlerce yıldır olduğu gibi önümüzdeki yüzyılda da kadınlarımızın gücüne, desteğine ihtiyacımız var. Biz kadını baş tacı yapan bir inancın ve kültürün mirasçılarıyız. Binlerce yıllık tarihimizde ve ülkemizin kuruluş yıllarında olduğu gibi son 21 yılda da ülkemizin gerçekleştirdiği kalkınma ve ilerleme hamlesinde Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın çizdiği yol ile birlikte kadınlarımız; emek ve çabaları ile aktif rol oynamıştır. Türkiye, kadınlarının, annelerinin büyük fedakarlıkları sayesinde bugünlere gelmiştir. Nüfusumuzun yaklaşık yarısını oluşturan kadınların gücü olmadan sürdürülebilir kalkınma hedeflerimize ulaşmamız mümkün değildir.Bu sebeple; kadınlarımızın toplumsal hayata aktif ve üretken katılımını destekleyecek projeler geliştirme gayreti içerisindeyiz. Kadınların yenilikçi bakış açısına, çözüm odaklı fikirlerine ihtiyacımız var.Bu alanda somut, kalıcı çözüm mekanizmaları üretiyor, fırsatlardan eşit ve adil bir şekilde yararlanmalarına yönelik politikalar yürütüyoruz. Sağlıktan eğitime, sanattan spora, bürokrasiden siyasete her zaman yanlarında olduğumuz gibi; çalışmak, üretmek, ülkemize ve milletimize değer katmak isteyen bütün kadınlarımızı destekliyoruz. Bakanlık olarak istihdam, nitelikli işgücü ve sosyal güvenlik hizmetlerimizde kadınlar; her zaman, özel olarak politika geliştirdiğimiz gruplar arasında yer alıyor. Gerek projelerle gerekse mevcut programlarımızla kadın istihdamını önceliyoruz” dedi.
“4 milyondan fazla kadın işe yerleşti”
Bakan Işıkhan, son 21 yılda İş-Kur aracılığıyla işe yerleştirilen 13 milyon kişiden yüzde 32’sinin kadın olduğunu açıkladı. 4 milyondan fazla kadını iş sahibi yapmanın mutluluğunu yaşadıklarını kaydeden Bakan Işıkhan, “Yine son 21 yılda, kurumumuz İş-Kur’un Aktif İşgücü Programlarından yararlanan yaklaşık 5 milyon insanımızın yüzde 52,6’sını, yani 2 buçuk milyonunu kadınların oluşturduğunu görüyoruz. İş-Kur aracılığıyla sadece 2023 yılı içerisinde 464 bini aşkın kadının işe yerleştirilmesini sağlamış durumdayız. Eğitimli ve nitelikli iş gücü hedefiyle, geçtiğimiz yıl içerisinde 27 binin üzerinde kadınımızı kurs ve programlardan yararlandırmış durumdayız. 2023 yılı boyunca 877 bine yakın kadına danışmanlık hizmeti vermiş durumdayız. Sadece danışmanlık hizmeti alan kadınlarımızın sayısına baktığımızda bile çalışma isteklerini ve azimlerini görebiliyoruz” diye konuştu.
İş Pozitif projesinin kadınlar için önemine dikkat çeken Bakan Işıkhan, “Proje kapsamında, 10 Bakanlığımızın proje ortağı olduğu, tüm kamu ve özel sektör kuruluşları ile sivil toplum kuruluşları arasındaki istihdam eşleştirme süreçlerini kayıt altına alacak, İş-Pozitif adı altında bir bilgi sistemi kurduk. İş Pozitif; istihdama yönelik eğitim veren ve çeşitli kurslar düzenleyen, işgücü ihtiyacı olan ve istihdam oluşturma potansiyeline sahip aktörler çevrimiçi olarak bir araya gelebileceği bir iş birliği sistemidir. Çünkü biz biliyoruz ki kadına sağlanan pozitif ayrımcılık, ülkemizin ve milletimizin geleceğine sağlanan pozitif ayrımcılıktır. Bu anlayışla; mesleki danışmanlıktan, sosyal güvenliğe varıncaya kadar çalışma hayatının her adımında kadınların yanındayız” diye konuştu.
“Kayıt dışı istihdam da önlenecek”
Kayıt dışı istihdamın özellikle kadınların iş yaşamını olumsuz etkilediğini ifade eden Bakan Işıkhan, kayıt dışı istihdamla mücadeleyi sürdürdüklerini söyledi. Bakan Işıkhan, “Kayıt dışılık özellikle kadınların sosyal güvenliğini ve geleceğini tehdit etmekte. Bu projeyle inşallah, bu tür problemlerin de önüne geçmiş olacağız. Böylece, kadınlarımızın kayıtlı çalışma hayatına aktif olarak katılımlarının artırılması, hibe, teşvik, kredi ve muafiyetler aracılığıyla girişimciliğin yolunun açılması ve aynı zamanda işverenlerin de teşvik edilmesine önemli bir katkı sağlamış olacağız. Projeden kamu kurum ve kuruluşları, 81 ilde yaşayan kadınlar, İş-Kur’da kayıtlı olan kadın işsizler, sanayi ve ticaret odaları, sivil toplum kuruluşları, özel sektör kuruluşları ve kadın kooperatifleri yararlanabilecek. Kadınların işgücüne katılımı hem işgücü piyasasının genişlemesine ve üretkenliğin artmasına yardımcı olacak hem de sosyal güvenlik sistemimizin daha da gelişmesine katkı sağlayacaktır. Kadın istihdamı aynı zamanda sürdürülebilir bir ekonominin tesis edilmesinin yanı sıra sosyal uyum ve katılımı da beraberinde getirecektir” diye konuştu.
“En yüksek istihdam oranlarını bekliyoruz”
Bakan Vedat Işıkhan konuşmasında istihdam ve işgücünde en yüksek verilere ulaştıklarını ve rekor kırdıklarını ifade etti. Bakan Işıkhan, “Önümüzdeki ay açıklanacak 2023 yılı verilerinde hem genelde hem kadınlarda hem de gençlerde 2002 yılından bu yana en yüksek işgücüne katılım oranları ve istihdam oranları beklenmektedir. Aynı şekilde tüm diğer göstergeler, son 22 yılın en düşük işsizlik oranının ortaya çıkacağını işaret etmektedir” dedi.
“15 bin 262 kadını iş sahibi yaptık”
İş Pozitif’in başlatıldığı 2 haftalık süreçte 15 bin 262 kadını iş sahibi yaptıklarını müjdeleyen Bakan Işıkhan, “Bu rakamlar, hem İş Pozitif programımızın, hem de diğer istihdam politikalarımızın ne derece etkili olduğunu göstermektedir. Bu fuarla ve diğer illerde gerçekleştireceğimiz programlarla, İş Pozitif’i daha da tanıtacağız ve bu bilinci daha da yayacağız. Bu sayede, işe yerleştirdiğimiz kadın sayısını, her geçen gün katlanarak artıracağız. Bundan sonra da aynı şekilde çalışma hayatında daha fazla fırsat ve katılım için gayretlerimizi sürdüreceğiz. Özellikle kadınların ve gençlerin iş gücüne katılımına destek olacak politikaları hayata geçirmeye devam edeceğiz” diye konuştu.
Bakan Işıkhan konuşmaların ardından kadın istihdamına katkı sunan şirketlere plaket takdim etti. Bakan Işıkhan ve beraberindekiler daha sonra İş-Pozitif projesi kapsamında açılan fuarı gezerek ilgililerden bilgi aldı.
Programa Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan’ın yanı sıra Manisa Valisi Enver Ünlü, AK Parti MKYK Üyesi ve Manisa Milletvekili Mücahit Arınç, MHP Grup Başkanvekili ve Manisa Milletvekili Erkan Akçay, Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Cengiz Ergün, AK Parti MKYK Üyesi Ayşe Nevin Sert, MCBÜ Rektörü Prof.Dr. Rana Kibar ve çok sayıda kadın katıldı. – MANİSA
]]>Bakan Işıkhan, Manisa’da bir otelde “Milli Müdafaadan Milli Kalkınmaya Türkiye Yüzyılı’nın Kadınları, Yüzyılın Kadın İstihdamı” başlığıyla düzenlenen İş-Pozitif Kadın İstihdamı Projesi Bölge Toplantısı’na katıldı.
Konuşmasında projenin ilk bölge toplantısını Manisa’da yaptıklarına dikkati çeken Işıkhan, Manisa’nın sanayisi, ticareti ve tarımıyla Türkiye’nin en parlak şehirlerinden biri olduğunu, bunların yanında “gerçek belediyecilik” anlayışına sahip, kente vizyon katmış bir belediye başkanına sahip olduğunu belirtti.
Türkiye’nin 21 yılda gerçekleştirdiği kalkınma ve ilerleme hamlesinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın çizdiği yol ile kadınların emek ve çabalarının aktif rol oynadığını dile getiren Işıkhan, kadınların gücü olmadan sürdürülebilir kalkınma hedeflerine ulaşmanın mümkün olmayacağını, kadınların yenilikçi bakış açılarına ve çözüm odaklı fikirlerine ihtiyaç duyduklarını vurguladı.
Işıkhan, 21 yılda İŞKUR vasıtasıyla işe yerleştirilen 13 milyon kişinin yüzde 32,6’sına denk gelen 4 milyondan fazla istihdamı kadınların oluşturduğuna dikkati çekerek, “Yine son 21 yılda, kurumumuz İŞKUR’un Aktif İşgücü Programlarından yararlanan yaklaşık 5 milyon insanımızın yüzde 52,6’sını, yani 2,5 milyonunu kadınların oluşturduğunu görüyoruz. İŞKUR aracılığıyla sadece 2023 yılı içerisinde 464 bini aşkın kadının işe yerleştirilmesini sağlamış durumdayız. Eğitim, bildiğiniz gibi özellikle nitelikli iş gücünü artırma noktasında hayati bir öneme sahip. Kadınlarımızın mesleki eğitim programlarına ilgisi, bu alandaki varlığı bizleri ziyadesiyle memnun ediyor.” diye konuştu.
Geçen yıl 25 binin üzerinde kadının kurs ve programlardan yararlandığını aktaran Bakan Işıkhan, 2023 yılı boyunca 877 bine yakın kadına iş ve meslek danışmanlığı hizmeti verdiklerini dile getirdi.
Kadınların çalışma istek ve azimlerini bu rakamlarda da görebildiklerini, bu kararlılığı tüm imkanları seferber ederek ülkenin istikbali için birer katma değere dönüştürmenin gayreti içerisinde olduklarını bildiren Işıkhan, İş Pozitif Projesi’nin böyle bir anlayışın eseri olduğuna işaret etti.
“Son 22 yılın en düşük işsizlik oranı”
İş Pozitif Projesi’ne 10 bakanlığın dahil olduğunu, projenin kadınların iş gücüne katılımını arttırmanın yanında çalışma hayatındaki kayıt dışı istihdamı azaltmayı da hedeflediğini dile getiren Işıkhan, şöyle konuştu:
“Önümüzdeki ay açıklanacak 2023 yılı verilerinde hem genelde hem kadınlarda hem de gençlerde 2002 yılından bu yana en yüksek iş gücüne katılım oranları ve istihdam oranları beklenmektedir. Aynı şekilde tüm diğer göstergeler, son 22 yılın en düşük işsizlik oranının ortaya çıkacağına işaret etmektedir. Diğer yandan İş Pozitif’i başlattığımız 9 Şubat’tan bu yana, yani geçtiğimiz 2 hafta içinde 15 bin 262 kadını işe yerleştirdiğimizin müjdesini vermek istiyorum. Bu rakamlar, hem İş Pozitif programımızın hem de diğer istihdam politikalarımızın ne derece etkili olduğunu göstermektedir.”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan’ın öncülüğünde başlatılan projeyle daha fazla çalışıp hem toplumsal hem de iktisadi kalkınmaya katkı sağlayan emektar kadınlarla Cumhuriyet’in ikinci yüzyılını Türkiye Yüzyılı yapacaklarını dile getiren Işıkhan, AK Parti ve Cumhur İttifakı’nın da Türkiye’nin istiklalinin ve istikbalinin teminatı olduğunu belirtti.
Işıkhan, “Yüzyılın Kadın İstihdamı” niteliğindeki projeye “Milli Müdafaadan Milli Kalkınmaya, Türkiye Yüzyılının Kadınları” ismini verdiklerini anımsatarak, projenin başta kadınlar olmak üzere çalışma hayatına, Türkiye’ye hayırlar getirmesini temenni etti.
Bakan Işıkhan, konuşmasının ardından Manisa’da en fazla kadını istihdam eden firmaların temsilcilerine plaket verdi.
Daha sonra kadın kooperatifleri, sivil toplum kuruluşları, kamu kurumları ve yüksek oranda kadın çalışan istihdam eden firmaların yer aldığı İş Pozitif Kadın İstihdam Fuarı’nın açılışını yapan Bakan Işıkhan, stantları gezerek yetkililerden bilgi aldı.
Toplantıya Manisa Valisi Enver Ünlü, MHP Grup Başkanvekili ve Manisa Milletvekili Erkan Akçay, AK Parti MKYK Üyesi ve Manisa Milletvekili Mücahit Arınç, Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Cengiz Ergün, Manisa Celal Bayar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Rana Kibar ve AK Parti MKYK Üyesi Ayşe Nevin Sert de katıldı.
]]>BURSA – Bursa Büyükşehir Belediyesi ile Bursa Olgunlaşma Enstitüsü işbirliğinde Türkiye Cumhuriyeti’nin 100’üncü yılı programları çerçevesinde düzenlenen ‘Beylikten Cumhuriyete Anadolu Giysileri’ defilesi ve ‘100.Yıl Sergisi’nde, beylik döneminden Selçuklu dönemine, Osmanlı döneminden Cumhuriyet dönemine kadar Türk kadınının giyim kuşamdaki estetik ve zarafeti gözler önüne serildi.
Türkiye Cumhuriyeti’nin 100’üncü yılı programları çerçevesinde Bursa Büyükşehir Belediyesi ve Bursa Olgunlaşma Enstitüsü işbirliğinde düzenlenen ‘Beylikten Cumhuriyete Anadolu Giysileri’ defilesi ve ‘100.Yıl Sergisi’ Atatürk Kongre Kültür Merkezi’nde yapıldı. Bursa Milletvekili Emel Gözükara Durmaz ve Emine Yavuz Gözgeç, İl Milli Eğitim Müdürü Dr. Ahmet Alireisoğlu, Büyükşehir Belediyesi Başkanvekili Halide Serpil Şahin, Bursa Valisi Mahmut Demirtaş’ın eşi Beyhan Demirtaş ve sanatseverler katıldı. Defilede Beylik döneminde Hayme Hatun, Selcan Hatun, Malhun Hatunların giydiği giysi tasarımları, Selçuklu döneminde Anadolu Bacıları (Bacıyan-ı Rum) Terken Hatun, Seferiye Hatun, Siddi Hatunları temsil eden desenlerle tasarımlar gözler önüne serildi. Osmanlı döneminde Devlet Hatun, Mahi Devran Sultan, Valide Sultanların giydiği kaftan tasarımlar, iğne oyalarında gizli Anadolu kadını hikayelerinde elleri hep kınalı fikirleri iğne oyalı kadınlarımızın giydiği tasarımların yer aldığı defile, izleyenleri zaman yolculuğuna çıkardı. Kurtuluş Savaşı’ndaki Anadolu kadınları Kara Fatma, Nene Hatun, Ayşe Bacı, Gördesli Makbule, Halide Edip Adıvar’ın giydiği giysi tasarımları, Cumhuriyet dönemi kadınlarının giydiği orijinal giysi tasarımları, Atatürk üniformalarından oluşan kadın giysi tasarımlarının sergilendiği defile, izleyenlere unutulmaz bir akşam yaşattı.
“100.Yıl Sergisi”nde ise dönemin anlam ve önemini belirten çalışmalar yer aldı. Cumhuriyetin kadınlarını temsil eden tuval üzerine kolaj ve akrilik boyama tekniği kullanılarak oluşturulmuş tablo, suluboya, guaj boyama, kalemişi, minyatür sanatı ve noktalama tekniği ile ebru sanatının birleştiği tasarım çalışmalar sergide yer alırken, el yapımı kağıt üzerine şukufe tekniği ve sulu boya tekniğinin bir arada kullanılması ile tasarlanan eserlerde sergilendi. Ayrıca sergide seramik ve vitray çalışmalar, dokuma panolar, TBMM maket çalışması ve Cumhuriyet döneminde giyilen kadın giysi tasarımları da yer aldı.
Programda konuşan Büyükşehir Belediyesi Başkanvekili Halide Serpil Şahin, katılanlara görsel şölen yaşatan programda emeği geçenlere teşekkür etti.
Bursa Milletvekili Emel Gözükara Durmaz, 3 kıta ve 7 iklime hükmetmiş bir imparatorluğun başkenti Bursa’da bu tür bir programın düzenlenmesinin çok anlamlı olduğunu ifade etti. Anadolu topraklarının binlerce senedir ev sahipliği yaptığı kültürleri katman katman biriktirdiğini anlatan Durmaz, sahip olunan zengin kültürü tekrar gün yüzüne çıkarmak adına önemli çalışmalara da imza atıldığını dile getirdi.
İl Milli Eğitim Müdürü Dr. Ahmet Alireisoğlu, Bursa Büyükşehir Belediyesi ve Bursa Olgunlaşma Enstitüsü tarafından hazırlanan programın medeniyetimizin ve kültürümüzün zenginliğin bir kez daha gözler önüne serdiğini belirterek programda emeği geçenlere teşekkür etti.
Programın sonunda protokol üyeleri ve enstitü öğretmenleri sahneye çıkarak hep birlikte İstiklal Marşı’nı okuyarak coşkuya ortak oldular.
]]>CHP Kadın Kolları Genel Başkanı Aylin Nazlıaka, Türkiye Barolar Birliği (TBB) ile TBB Kadın Hukuku Komisyonu’nun (TÜBAKKOM) düzenlediği Medeni Kanun Çalıştayı’na katıldı.
Nazlıaka’nın çalıştaydaki açıklamaları şöyle:
“Gerçekten giderek anayasasızlaştırıldığımız, hukukun üstünlüğü yerine üstünlerin hukukunun kurulmaya çalışıldığı ve adında adalet olan bir partinin iktidarında, adaleti mumla aradığımız bir süreçten geçerken sizlerin düzenlemiş olduğu bu etkinliğin ayrı bir önemi var. Çünkü sizler kadın hukukçular olarak aynı zamanda kendi ekmeğinizin de kavgasını verenlersiniz. Aynı zamanda kadın hukukçular olarak Türkiye’de her geçen gün gasp edilen kadınların haklarını savunanlarsınız. O yüzden zamanlaması ve içeriği itibarıyla da doğru bir etkinlik olmuş.
“HAKLARIN GİDEREK GASP EDİLDİĞİ BİR DÖNEMDEN GEÇİYORUZ”
8. torba yasa içerisinde bizim bunca yıllık emeğimiz ve bizden önceki kız kardeşlerimizin yüz yıllardır gelen mücadelesiyle elde etmiş oldukları hakların giderek gasp edildiği bir dönemden geçerken iktidar, bizim medeni kanunla olan bütün kazanımlarımızı bir torbaya koyup, ağzını kapatıp çöpe atmak istiyor. Gördük ki son taslakta, 8. yargı paketinin içerisinde yok. Bugün olmamasının nedeni bizlerin birlikte vermiş olduğu verdiği mücadeledir ancak yarın olmayacağının da bir garantisi de yoktur. Yani bugün torba yasanın taslağında gözükmüyor ama yarın öbür gün bunu komisyona getirmeyeceklerinin bir garantisi yok.
“NAFAKA HAKKI ELDE EDEN KADINLARIN, YARISINI BİLE ALAMADIĞI BİR ORTAMDAN BAHSEDİYORUZ”
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı’nın bir açıklaması oldu, dedi ki ‘Tabii nafaka dediğimiz şey süresiz olmaz, bu konuda mağdur olan erkekler varsa onların açısından da bir değerlendirme yapmak lazım.’ Aslında bu ‘Ben bu işe kadınların açısından değil, erkeklerin açısından bakıyorum’ demek. Sanırsınız ki boşanan kadınların bir eli yağda bir eli balda. Ortalamada asgari ücretin yüzde 10’u bile olmayan bir nafaka bedelinden bahsediyoruz. Nafaka hakkı elde eden kadınların yarısını bile alamadığı bir ortamdan bahsediyoruz. Boşanmaya karar veren bir kadın en güvende olması gereken yerde, evinde de şiddete uğruyor ve yaşamını kaybediyor. Şunu çok iyi biliyoruz ki boşanmaya karar veren kadın çok ağır psikolojik baskı altına sokuluyor. O yüzden arabulucuk adı altında avukatlık bürosunda bir araya getirilmiş olan kadınla boşanmak istediği erkek arasında o anda yaşanabilecek ortamların kadınları büyük bir risk altına atacağını her yerde çok net bir şekilde anlatmamız gerekiyor.
“‘YAŞAM HAK’ PROJESİYLE TÜM KIZ KARDEŞLERİMİZE ÜCRETSİZ HUKUKİ VE PSİKOLOJİK DESTEK SAĞLIYORUZ”
Şu anda 30 büyükşehirimizin 5’inde kadın adayımız var. Yine il bazında baktığımızda birçok ilde kadın adayımız var. Totalde 19 milyon nüfusu yönetecek kadın adayımız var. Her biri seçimi kazandığı koşulda 19 milyon nüfusu yönetecek ki bu her 4 kişiden birisi anlamına geliyor. Umuyoruz ki daha fazla kadının sosyal demokrat anlayışı, toplumsal cinsiyet eşitliğini anaakımlaştıran anlayışı inşa ettiği bir süreç yaşarız. Bizim genel merkez olarak hayata geçirmiş olduğumuz bir projemiz var, ‘Yaşam Hak’ projesi. 7/24 faaliyet gösteren bir çağrı merkezimiz var ve burayı arayan tüm kız kardeşlerimize ücretsiz hukuki ve psikolojik destek, barınma ihtiyacının karşılanması, kimi yerde ticaret odalarıyla yaptığımız protokoller çerçevesinde istihdam imkanlarının sağlanması gibi birtakım hizmetler sunuyoruz. Deprem bölgesinde, 11 ilde ‘Yaşam Hak’ konteynerleriyle kız kardeşlerimize destek oluyoruz.”
]]>CHP İstanbul Milletvekili Oğuz Kaan Salıcı, kreş fiyatlarındaki artışlara dikkat çekerek bunun kadınları çalışma yaşamının dışında bırakmaya zorladığını ifade etti. Salıcı, sosyal medya hesabından yaptığı videolu paylaşımda şunları söyledi:
“BU SİSTEM KADINLARI ÇALIŞMA HAYATININ DIŞINDA KALMAYA ZORLUYOR”
“Kreş fiyatları uçmuş durumda. Aylık 15, 20, 30 hatta İstanbul’da 1 milyon liraya kadar çıkıyor. Bakıcı tutsan en az aylık 25 bin lira. Türkiye’de asgari ücret net 17 bin lira. Çalışan her iki kişiden biri asgari ücretli. Yani çalışan bir anne çocuğunu kreşe vermek isterse, ya kazancının tamamını hatta daha fazlasını kreşe verecek ya da çocuğuna bakmak için işini bırakmak zorunda kalacak. Bu sistem açıkça kadınları çalışma hayatının dışında kalmaya zorluyor.
“AKP, ‘ÜÇ ÇOCUK YAPMANIZI İSTİYORUM AMA KREŞ AÇMIYORUM’ DİYOR”
TÜİK’e göre 0-3 yaş arası çocuk sahibi annelerin istihdam oranı, genel kadın istihdam oranından iki puan daha düşük. Bu da yaklaşık 200 bin annenin iş gücü piyasasından çocuğuna bakmak için çekildiğini gösteriyor. Zaten ülkemizde 10 kadından 7’si çalışmıyor. Çalışanlar da işleri ve evleri arasında tercih yapmak zorunda kalıyor. Oysa mevzuata göre 150’den fazla kadın çalışanın olduğu işyerleri annelere kreş hizmeti vermek zorunda. Bankalardan, atölyelere kadar bu böyle. Ama kurala uymayan iş verene uygulanan ceza sadece aylık 18 bin lira. Yani yaptırım, caydırmıyor. Aksine yuva açmamayı teşvik ediyor. AKP ‘üç çocuk yapmanızı istiyorum ama kreş açmıyorum’ diyor.
Bugün tek kişinin maaşıyla aile geçindirmek mümkün değil. Çalışmak erkeklerin olduğu gibi kadınların da hakkı. Çalışan erkeğe ya da kadına değil, çalışan insana ihtiyacımız var. Büyük bir reform gerekiyor. Beş yılda kreş sayısını üç katına çıkaran CHP’li belediyelerin yaptığı gibi bol bol kreş açılması gerekiyor. İşyerlerinde anneler için bakım desteğine, emzirme odalarını sağlamamız gerekiyor. Ücretli doğum izni sürelerini artırılması, babaların da doğum izni alabilmesini, doğum sonrası iş kaybetmeme garantisini konuşmamız gerekiyor. İş mülakatlarında kadınlara hamilelik planlarını sormayı da tarihe gömelim artık. Bu mesele evin geçimidir. Evladın bakımıdır. Geleceğin garantilenmesidir. Kadınlar için Türkiye’nin çağdaşlık sınavıdır, eşitlik davasıdır.”
]]>Akbank’ın destekleriyle gerçekleşen, TurkishWIN’in öncülüğünde yürütülen BinYaprak Kadın Girişimci Mentorluk Programı’nın ilk dönemi İstanbul’da düzenlenen açılış etkinliği ile başladı. Buluşmada girişimci kadınlar ve mentorler, ekosistem paydaşlarıyla bir araya geldiler, deneyim ve bilgi paylaşımında bulundular.
Türkiye’nin öncü kuruluşları arasında yer alan, 15 TurkishWIN paydaşı tarafından desteklenen program kapsamında, 100 girişimci kadın, 100 mentor ile bire bir mentorluk desteği alarak girişimlerine güç katacak. 6 aylık program süresince, girişimci kadınlar alanında uzman gönüllü mentorlerden destek alacak ve deneyimlerini paylaşacaklar. Bu sayede her bir girişimci, işi, sektörü ve bireysel ihtiyaçları doğrultusunda rehberlik alacak ve dahil oldukları güçlü ağ ile yeni iş birlikleri olasılıklarından da yararlanacaklar.
“Türkiye’de sürdürülebilir gelişim için birlik içerisinde çalışmaya devam edeceğiz”
Akbank KOBİ Bankacılığı Genel Müdür Yardımcısı Bülent Oğuz, “Banka olarak insan odaklı sürdürülebilirlik yaklaşımımızla hayatın her alanında değer oluşturmaya odaklanıyoruz. Bu kapsamda önceliklendirdiğimiz kapsayıcı ve eşit fırsatlar için uzun yıllardır yenilikçi çalışmalara imza atıyoruz. Bunun bir yansıması olarak, kadın KOBİ’ler ve işletme sahiplerine yönelik Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD) ve Kredi Garanti Fonu (KGF) iş birliğinde kapsayıcı finansal çözümleri hayata geçirdik. Girişimci kadınların hem teminat sorununa çözüm getiriyor hem de mentorluk, danışmanlık ve eğitimlerle yanlarında yer alıyoruz. 2023 yılında hızlandırdığımız bu çalışmalarla destek sunduğumuz işletme sahibi kadınların sayısını bir önceki yıla göre yüzde 50 artırdık. Önümüzdeki dönemde ise bu etkiyi genişletme hedefiyle ilerliyoruz.
Bu doğrultuda, ülkemizde fırsat eşitliğine ve sürdürülebilir kalkınmaya destek sunma hedefiyle hayat bulan BinYaprak Kadın Girişimci Mentorluk Programımızı, güçlü iş ortaklarımızla birlikte hayata geçirmekten mutluluk duyuyoruz. Böylece her yıl 100 girişimci kadının işlerini ileri taşımalarında rol alacağız. Türkiye’de sürdürülebilir gelişim için birlik içerisinde çalışmaya devam edeceğiz” dedi.
TurkishWIN Kurucusu Melek Pulatkonak ise, “Türkiye’nin değerlendirmediği en büyük doğal kaynak kadınlarımız ve gençlerimiz. Kadınların istihdama katılımda eşit fırsatlar sunmadıkça ve kadınlarımızı ekonomiye dahil etmedikçe ülke ekonomimizin potansiyelinde büyümesi ve sürdürülebilir bir kalkınma modeline geçmemiz mümkün değil. 2010 yılından bugüne, kadınların sevdikleri meslekleri keşfetmelerine destek olma hedefiyle paydaşlarımızla birlikte yüzbinleri harekete geçirdiğimiz mentorluk programlarımızın arasında BinYaprak Kadın Girişimci Mentorluk Programımızın yeri çok özel. İstihdamda olan her kadın bir kaplan gücünde üretiyorsa, girişimci kadınlarımızın oluşturdukları istihdam, hayata geçirdikleri yenilikler ve kırdıkları cam tavanlarla ülke ekonomisine bin kaplan gücünde katkı sağlıyorlar. Paydaşlarımız ve 100 gönüllü mentorumuzla birlikte BinYaprak Kadın Girişimci Mentorluk Programımızda yer alıp, hayal ve hedeflerini bizimle paylaşan girişimci kadınlara, 100 binlerce kaplanımıza teşekkür ediyoruz. Kadın network dayanışmasını artırmak için hazır ve heyecanlıyız.
Banka ise mentorluk programımızın hayal ortağı ve yoldaşı. Kadın girişimcilere sunduğu destekler sayesinde edindiği iç görülerle, programımızı daha da güçlendiren bankanın liderleri ve çalışanlarına, özellikle de şube müdürlerine, verdikleri destek için içten teşekkür ediyoruz” şeklinde konuştu.
Yapılan açıklamaya göre, BinYaprak Kadın Girişimci Mentorluk Programı; Türkiye Kadın Girişimciler Derneği, TÜBİTAK, TÜSİAD, TÜRKONFED, Yönetim Kurulunda Kadın Derneği, Arya Women Investment Platform, Endeavor Türkiye, EBRD, DEİK, Kadir Has Üniversitesi Silivri Teknopark, GYİAD Genç Yönetici ve İş İnsanları Derneği, Türkiye Teknoloji Geliştirme Vakfı, Ankara TEKMER, Van Teknokent, Viveka’nın katkılarıyla gerçekleşiyor.
BinYaprak Kadın Girişimci Mentorluk Programı hakkında detaylı bilginin binyaprak.com/kadin-girisimci-mentorluk-programi adresinde yer aldığı açıklandı. – İSTANBUL
]]>AK Parti İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkan Adayı Murat Kurum, Beşiktaş’ta düzenlenen ‘İstanbul’u Büyüten Kadınlar’ programında kadınlarla bir araya geldi. Programda Kurum’a eşi Şengül Kurum, eski Başbakan Tansu Çiller, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş ve AK Parti İl Kadın Kolları Başkanı Saliha Demirer eşlik etti. Protokol konuşmalarıyla başlayan program, Kurum’un çalışmalarının olduğu tanıtım filmi ile devam etti.
“4 bin yıllık asaletinizle her alanda tarih yazmaya devam ediyorsunuz”
Programda konuşan AK Parti İBB Başkan Adayı Murat Kurum, “Dün konuşmama hazırlanırken Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün şu güzel cümlesini bir kez daha okudum. Atatürk ‘Türkiye Cumhuriyeti’nin kadınları, bütün Türk tarihinde olduğu gibi bugün de en şerefli varlığımızdır.’ Sizler bu sözlerin bizzat ispatısınız. Çünkü bugün, 4 bin yıllık asaletinizle her alanda tarih yazmaya devam ediyorsunuz. İstanbul’un neresine gitsek sizin eserlerinizi görüyoruz. Zaten İstanbul tarihinin hangi dönemine bakarsanız, bu şehrin bir kadınlar şehri olduğuna şahit olursunuz. İstanbul’umuz güzelliğiyle sizlere benzemektedir, şefkatiyle sizleri andırmaktadır. İstanbul’un ilk kuruluş efsanesi bile dünyanın en güzel kadınının hikayesiyle başlar. Kız Kulesi, İstanbul’un tarihindeki en güzel efsanelerden birini temsil eder. İstanbul Şah Sultan’ın, Haseki sultanların külliyeleriyle, Mihrimah ve Valide sultanların camileriyle, Osmanlı’nın o zarif kadınlarının yaptırmış oldukları binlerce vakıfla kadınların ellerinde adeta bir dantel gibi işlenmiştir. Bu şehrin kadim mahallelerinde bulunan evlerin, meydanların, hanların tamamının altında kadınların imzaları vardır. Seyyahlar da bu durumu kabul etmiş olmalılar ki notlarında ‘İstanbul, dünyada en çok kadın elinin değdiği şehirdir’ derler. İşte İstanbul’un en güçlü şirketlerinin, sivil toplum kuruluşlarının, kamunun yöneticisi olan kadınlarımız buradalar. İstanbul’umuz inşaattan tekstile, savunma sanayisinden sivil topluma, hukuktan spora, gazetecilikten sanata kadar her alanda liderlik eden Türk kadınının emekleriyle 1 Nisan sabahı itibarıyla yeniden tarih yazmaya hazırlanmaktadır. 39 gün sonra İstanbul’umuz gerçek belediyecilikle tanışacak ve ‘Kadınların İstanbul’u’ dönemi başlayacak” dedi.
“İstanbul’u teknolojinin, bilişimin, bilimin merkezi yapmak için çalışacağız”
İstanbul’u her alanda örnek bir şehir yapmak için çalışacağını belirten Kurum, “Kadınlarımızın inceliğini, özgüvenini örnek alan bir yönetim anlayışı sunacağız. Bugün nasıl sizler insanımızın, emekçimizin daha güzel bir geleceğe uzanması için canla başla mücadele ediyorsanız, biz de aynı geleceği kurgulamak için ter dökeceğiz. Bugün aranızdaki hocalarımız, nasıl muhteşem sanatkarlar yetiştiriyorsa biz de bu şehrin kültürle, sanatla yaşaması için çaba sarf edeceğiz. Sizler nasıl yenilikçi projelerinizle gençlerimize kariyer fırsatları sunuyorsanız, biz de gençlerimize yeni iş alanları açacağız. Şirketlerinizde Türkiye’nin büyümesi için nasıl çalışıyorsanız, biz de İstanbul’u her alanda dünyaya örnek bir şehir yapabilmek, yarınlara güven ve huzur içerisinde hazırlayabilmek için koşacağız. İstanbul’u teknolojinin, bilişimin, bilimin merkezi yapmak için çalışacağız. Göreve geldiğimizde kadın yönetici, işçi ve memur sayımızı, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin tarihindeki en yüksek seviyeye çıkaracağız. İstanbul’un kadınları, bu aziz şehri nasıl bugüne taşıdıysa biz de İstanbul’u yeniden yükselişe geçirecek projelerimizi sizlerle birlikte yapacağız” şeklinde konuştu.
“İstanbul’u Yöneten Kadınlar Meclisimizi 1 Nisan sabahı itibarıyla kuracağız”
1 Nisan’dan itibaren İstanbul’u kadınlara birlikte yöneteceğini dile getiren Kurum, “Biz iktidarda olduğumuz 22 yıl boyunca kadınlarımızın, annelerimizin hep yanı başında olduk. Kadınların özgürlüğü ve özgüveni için her adımı kararlılıkla attık. İş gücüne katılım düzeylerini olabildiğince artırdık. Bugün, kadınlarımızın her alanda güçlendiklerini gördükçe, geleceğe daha umutla bakıyoruz, kadınlarımızla gurur duyuyoruz. Bizim dönemimizde İstanbul’a yön veren doğrudan kadınlar olacak. 1 Nisan’dan itibaren bu şehri kadınlarımızla birlikte yöneteceğiz. İstanbul’u Yöneten Kadınlar Meclisimizi 1 Nisan sabahı itibarıyla kuracağız. Sizlerle bugün ilkini yaptığımız bu toplantıyı düzenli olarak yapacağız” ifadelerine yer verdi.
“İstanbul’umuzu sıfır atığın model şehri yapacağız”
Sıfır atık ile ilgili konuşan Murat Kurum, “Bir çevre hareketi olarak doğan, daha sonra hızla Türkiye’nin en büyük kadın hareketine ve ardından da küresel bir çevre hareketine dönüşen sıfır atık hareketimiz saygı değer Emine Erdoğan hanımefendinin öncülüğünde yürüttüğümüz Sıfır Atık Projesi’dir. İstanbul’umuzu sıfır atığın model şehri yapacağız. İstanbul Sayın Cumhurbaşkanı’mızın da ortaya koymuş olduğu 2053 net sıfır emisyon hedefini yakalayan ilk şehir olacak. 2040 yılına geldiğimizde gerçekleştireceğimiz çalışmalarla birlikte İstanbul’da net sıfır emisyona ulaşacağız. İstanbul’un güçlü kadınlarından sadece sıfır atık hedefimizde istifade etmeyeceğiz. Sizlerin bu şehrin diğer kadınlarına da destek olacağı tüm kanalları açacağız. Hep birlikte kadınların işgücüne katılımını ve kadın girişimcilerimizi tüm gücümüzle İBB olarak destekleyeceğiz. Bunun için de ihtiyaç duyulan eğitim, istihdam fırsatlarına ve finansal erişime dair eşitsizlikleri bir bir ortadan kaldıracağız” dedi.
“Kadınlarımız üreten, istihdam oluşturan tarafta olacaklar”
Kurum, kadınlara vereceği destekler hakkında şöyle konuştu:
“Mevcut yönetim kadınlarımızın bin bir emekle kurduğu İSMEK’lerimizi artık işletilemez hale getirdi. İSMEK ve diğer meslek edindirme faaliyetlerimizle 39 ilçede kadınlarımıza hizmet edecek atölyelerimizi süratle yaygınlaştıracağız. Kadınlarımız hangi sektörde iş yapmak isterse, biz tam o karar noktasında hemen yanlarında olacağız. İlk işini kuran 100 bin girişimci kadınımıza 100 bin lira destek sunarak, büyükşehir yanında diyeceğiz. Kadınlarımız üreten, istihdam oluşturan tarafta olacaklar. Başta kadın emeklilerimiz olmak üzere ihtiyaç sahibi büyüklerimizin İstanbul kartlarına her ay 2 bin 500 TL destek ödemesi yapacağız. Bugün İstanbul’da çalışan her bir kadınımız, tam 288 saati trafikte heba ediyor. Algı belediyeciliği ile sosyal medya belediyeciliği olarak tarif ettiğimiz anlayışla İstanbul trafikte çile çekilen bir şehir haline geldi. Türkiye Yüzyılı’nda açıkladığımız projelerimizde yeni metrolarla, tünellerle, otopark projeleriyle bir çok sorunu süratle çözeceğiz. Kadınlarımıza rahat bir nefes aldıracağız.”
“Deprem gerçeğini bir milli güvenlik meselesi olarak görmek zorundayız”
Kentsel dönüşüm sürecinin nasıl işleyeceğine de değinen Kurum, “Deprem gerçeğini bir milli güvenlik meselesi olarak görmek zorundayız. Bu kapsamda da yapılacak tek şey, kentsel dönüşümdür. Bilim insanları 1 buçuk milyon deprem riskiyle yaşayan ailemiz olduğunu söylüyor. 600 bin konutu ise acilen dönüştürmemiz gerektiğini ifade ediyorlar. Biz 650 bin konut yapıp, bir seferberlik anlayışıyla İstanbul’umuzu dönüştüreceğiz dediğimizde mevcut CHP’li yönetim ne diyor biliyor musunuz? ‘650 bin konutun yapılmasına gerek yok’ diye açıklama yapıyor. Ben buradan Ekrem Bey’e soruyorum: ‘650 bin konutu dönüştürmeyerek, İstanbul’la ilgilenmeyerek, boş zamanlarında belediyecilik yaparak, İstanbul’daki deprem riskini ortadan kaldırmayı nasıl hedefliyorsunuz? Vatandaşımızın kaygılarını, o iradeyi sahada göstermeden, milletimizle el ele vererek o dönüşümü gerçekleştirmeden, insanlarımızın korkularını nasıl gidermeyi düşünüyorsunuz?’ Sizin böyle bir derdiniz olmadığını biz çok iyi biliyoruz, milletimiz de çok iyi biliyor. Siz, İstanbul’un deprem dönüşümünü çözmek üzerine zaten 5 yılda herhangi bir irade ortaya koymadınız. Bari yapılana mani olmayın, yapılanı engellemeyin. İstanbul’umuz, depreme hazır olana kadar bu mücadeleyi gece gündüz sürdüreceğiz” şeklinde konuştu.
“Mal varlığımız resmi olarak Meclis kayıtlarında vardır”
CHP’li başkan adaylarının mal varlığını açıklamayı düşünüp düşünmediğini soran gazeteciye Kurum, şu şekilde cevap verdi:
“Biz mal varlığımızı düzenli olarak bildiriyoruz. Mal varlığımız resmi olarak Meclis kayıtlarında vardır. Açıklamakta da hiçbir sıkıntı yok.”
“CHP’li yönetimin yaptığı gibi 650 bin konut yapmaya ne gerek var gibi bir söylem içerisinde olmayacağız”
Kentsel dönüşümde kira yardımı ile ilgili soru üzerine ise Kurum, “Vatandaşımıza kentsel dönüşümde hem 100 bin TL taşıma ve kira yardımı vereceğiz, hem de 100 bin kiralık konut yapacağımızı açıklamıştık. Bir taraftan kentsel dönüşümü yapacağız, bir taraftan da kentsel dönüşüme girmiş vatandaşlarımızın bu kiralık konutlarda ikametini sağlayacağız. Bu konutlar uygun kiralarlar vatandaşımız tarafından kiralanacak ve hiçbir şekilde satılmayacak. İstanbul genelinde yapacağımız bu kiralık konutlarla birlikte kira fiyatlarının düşmesini de sağlayacağız. Vatandaşlarımıza vereceğimiz kira desteğiyle bu soruna ilişkin de önemli bir iradeyi ortaya koymuş olacağız. Kentsel dönüşüm bizim olmazsa olmazımız. CHP’li yönetimin yaptığı gibi 650 bin konut yapmaya ne gerek var gibi bir söylem içerisinde olmayacağız. İstanbul depremi bir gerçek, bunu bilim insanları söylüyor. Mevcut yönetimin danışman olarak tuttuğu ve bilgisine inandıkları hocalar da bunu söylüyor” ifadelerini kullandı.
Programda ilgiyle karşılanan Kurum, programa katılan kadınlarla hatıra fotoğrafı çektirdi. Program çıkışı gazetecilerin sorularını yanıtlayan eksi Başbakan Tansu Çiller ise, “İlk kadın kredilerini veren birisi olarak bu beni heyecanlandırdı. Bu alanda belediyecilikle birleştirilerek bir demokratik atılım haline de getirilebilir. İstanbul için çok şey yapılacaktır. İstanbul için hayırlı olsun” ifadelerini kullandı. – İSTANBUL
]]>Göktaş, Beşiktaş’ta bir otelde düzenlenen “İstanbul’u Büyüten Kadınlar” programına katıldı.
Burada bir konuşma yapan Göktaş, İstanbul’u konuşmak üzere sanat, spor, akademi, medya ve iş dünyasının başarılı kadınlarıyla bir arada olduklarını belirterek, aziz milletin güçlü ve asil kadınlarının, tarihin her döneminde, hayatın her alanında büyük fedakarlıklar gösterdiğini, kadim medeniyeti ve değerleri bugünlere taşıdıklarını aktardı.
Türkiye Yüzyılı’nda bugün İstanbul’un gelecek 5 yılını konuşacaklarına işaret eden Göktaş, “Bu 5 yıl herhangi bir 5 yıl değil. Bu 5 yıl bir dünya mirası olan bu kadim şehrin yeni dünyaya uyum sağlaması gereken kritik bir 5 yıl. İstanbul’a karşı hepimizin bir sorumluluğu var. Ecdadımızdan bize miras kaldığı gibi ecdadımızın da tarihten aldığı bir miras İstanbul. Şimdi bu mirası en güzel haliyle geleceğe taşıma görevi hepimizin omuzlarında. Sizlerin de bu konuda inisiyatif almaktan çekinmediğinizi biliyorum.” diye konuştu.
Bakan Göktaş, İstanbul’un yerinin herkes için çok ayrı fakat Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan için anlamının bambaşka olduğunu kaydederek, şunları dile getirdi:
“Cumhurbaşkanımızın İstanbul’a karşı hep ayrı bir muhabbeti olmuştur. Bir kuşağın hafızasında Cumhurbaşkanımız hala İstanbul’u İstanbul yapan efsane belediye başkanıdır. ‘Sevdam’ dediği İstanbul’da belediye başkanı olmasında kadınların büyük katkısı vardır. 1994 seçim çalışmalarında kadınların çok büyük emeği vardı. Kendisi de bunu her fırsatta dile getirir. Hatta kadınların katkısının kendisi için önemini şu ifadelerle vurgular; ‘Türkiye’de girmedik ev, dokunmadık gönül bırakmama hedefiyle çıktığımız yolda elde ettiğimiz her başarıda en büyük pay kadınlara aittir’. Ben de Cumhurbaşkanımızın işaret ettiği bu gerçeğe canıgönülden katılıyor, demokratik süreçlerin kadınların özgür ve adil biçimde dahil olabildiği oranda değer ve anlam kazanacağına inanıyorum.”
“Kadınların işgücüne katılma oranını yüzde 36’ya yükseltmiş durumdayız”
TBMM’de kadın temsili oranı 2002’de yüzde 4,4 iken, 2023’deki genel seçimlerde bu oranın yüzde 20’ye yükseldiğini hatırlatan Göktaş, son 20 yılda kadınların siyasette güçlü profilleriyle yer aldıklarını, almaya devam ettiklerini vurguladı.
Kadınlara yönelik politika ve hizmetlerin bakanlığın da ana çalışma alanları arasında yer aldığına değinen Göktaş, kadının statüsünün güçlendirilmesinin en önemli gündem başlıklarından birisi olduğunu, bu konudaki ciddiyetlerini, hayata geçirdikleri birçok politika ve hizmetlerle gösterdiklerini kaydetti.
Göktaş, 22 yılda kadınlara yönelik hem iş hayatında hem de sosyal hayatta var olan ayrımcı uygulamalara son verdiklerini, kadınların hiçbir ayrımcılığa maruz kalmadan hayatın her alanında daha güçlü hale gelmeleri için çalışmaya devam ettiklerini belirtti.
“Kadınların iş gücüne katılma oranı yüzde 36”
Kadının, ekonomik ve sosyal hayata etkin katılımının yalnızca bireysel bir kazanım değil ailevi ve sosyal dönüşümü de sağlayan temel bir değer olduğunu dile getiren Göktaş, “2002’de yüzde 27,9 olan kadınların iş gücüne katılma oranını 2023 Kasım itibarıyla yüzde 36’ya yükseltmiş durumdayız.” değerlendirmesinde bulundu.
İş ve aile dengesini korumanın önemini vurgulayan Göktaş, buna yönelik birçok hizmet ve destek sunduklarını, bu kapsamda doğuma bağlı izin hakları ve esnek çalışma modellerine ilişkin düzenlemeler gibi önemli düzenlemeleri son yıllarda hayata geçirdiklerini anlattı.
Bakan Göktaş, artık yeni bir dünyada yaşandığına, teknolojik gelişmeler ve dijital dünyanın hayatta çok daha belirleyici hale geldiğine de dikkati çekerek, “Tüm işlerin yüzde 95’inin dijitalleştiği dünyada, kadınların bu alandaki varlığı kritik önem taşıyor. Kısaca STEM dediğimiz bilim, teknoloji, mühendislik, matematik alanlarında yetişmiş insan gücü artık stratejik bir güç haline geldi. Biz de özellikle kız çocuklarımızın bu alanlarda eğitimleri ve kariyer yapmaları için özel çaba sarf ediyoruz. Türkiye Yüzyılı’nı kadınların yüzyılı yapmak için kadınlar olarak her alanda görünür olmaya, her alanda güçlü olmaya devam edeceğiz.” diye konuştu.
Yerel siyasetin hayatın akışında belirleyiciliği
Siyasetin geleceği şekillendirme misyonunu en belirgin olarak yerel yönetimlerde gördüklerini dile getiren Göktaş, şehir yönetiminin, her bir politikanın ve hizmetin etkisinin hemen görüldüğü bir alan olduğunu, bu anlamda toplumsal hayatın akışında yerel siyasetin çok belirleyici olduğunu söyledi.
Siyasi tecrübede yerel yönetimlerin büyük önem taşıdığı vurgusunu da yapan Göktaş, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Biz ‘Demokrasi yerelde başlar’ anlayışını benimsiyor ve her kademede kadınların varlığını önemsiyoruz. Ben de siyasete Belçika’da, yerel yönetimlerde başladım. Önce belediye meclisinde, sonra birçok pozisyonda siyasetin içinde yer aldım. Güçlü yerel yönetimlerin siyasete etkisine yakından şahit oldum. Bu nedenle kadınların yerel yönetimlerde etkili olmasını çok değerli buluyorum. Sadece yönetimde yer almak değil, şehir yönetimi ile işbirliği yapmak, proje geliştirmek, birlikte çalışmak ve paydaş olmak da yerel demokrasinin olmazsa olmazı. Gerek akademi, gerek STK gerekse özel sektörle yakın çalışacak bir şehir yönetimi, o şehrin her bir sakinine ulaşma potansiyeli olan bir yönetimdir. Bu çok katmanlı yaklaşım, şehir yönetimini daha kapsayıcı, duyarlı ve etkili hale getirir.”
“Murat Başkanımız, sosyal belediyecilikte de çığır açacak projelerle geliyor”
Belediyecilikte farklı kesimlerin ihtiyaç ve beklentilerini anlama ve bu doğrultuda politikalar geliştirme konusunda kadınların perspektifinin fark yaratacağını belirten Göktaş, “Kadınların varlığı karar alma süreçlerini zenginleştirir. Nitekim burada bulunan her bir katılımcımız, gururla söyleyebiliriz ki ‘İstanbul’u Büyüten Kadınlar’dır. İstanbul sizin emeğiniz ve çabanızla büyüyor, gelişiyor. Bundan sonra da İstanbul’a hizmet sizin desteğinizle bereketlenecek. Bu anlamda İstanbul için çok umutluyum.” ifadesini kullandı.
Bakan Göktaş, Murat Kurum’un projelerini incelerken İstanbul için ayrıca heyecanlandığını dile getirerek, bu projelerin İstanbul’un çehresini değiştireceğini, her şeyden önce birikimi ve tecrübesiyle Kurum’un “Sadece İstanbul” diyerek yola çıktığını ve bütün tecrübesini kente vakfetmeye hazır olduğunu hatırlattı.
Kurum’u bürokraside başarılı çalışmalarıyla bildiklerini kaydeden Göktaş, şunları paylaştı:
“İklim Elçileri Projesi’yle gençleri, Doğanın Anneleri Projesi’yle kadınları ve gençleri çalışmalarında her daim birer yol arkadaşı yaptığına hepimiz şahidiz. Aynı şekilde, bakanlık yaptığı dönemde de şehircilik anlamında Türkiye’nin en önemli dönüşümlerini gerçekleştirdi. Şimdi İstanbul yönetimine talip. İstanbul’un en öncelikli meselelerinden birisi olan deprem ve afetlere hazırlık için geliştirilen projeler ayrıca çok kritik. Murat Başkanımız, sosyal belediyecilikte de çığır açacak projelerle geliyor. Çalışan kadınlar için iş ve aile dengesini korumak adına kreş ve bakım yardımları çok önemli. 39 ilçe, 964 mahallemize açılacak kreşler büyük bir hizmet olacak. Murat Başkanımızın kreş sözü bizim için çok kıymetlidir. Çünkü bu kreşlerin, kadınların sosyal ve ekonomik hayata daha aktif katılımları için çok büyük birer destek olacağına yürekten inanıyoruz. ‘7/24 Nöbetçi Kreşler’ uygulaması, hayatın her koşuluna hazırlıklı bir hizmet modeli olacak. Bu uygulama ve kreşler, İstanbul için son derece önemli bir ihtiyacı karşılayacak.”
“İstanbul’un zaman kaybetmesine izin veremeyiz”
Engelli ve yaşlılara yönelik hizmetlerin, toplumsal yaşamın kalitesini belirleyen unsurlar olduğu görüşünü paylaşan Göktaş, engelsiz bir İstanbul için geliştirilen projelerin bu nedenle kendisini heyecanlandırdığını ifade etti.
Şehirlerin her birey için erişilebilir olmasını önemsediklerine, insanı merkeze alan ve sosyal belediyecilik anlamında çığır açacak olan “SİZTEM İstanbul” konseptinin tüm dünya şehirlerine model olacağına inandığını aktaran Göktaş, Kurum’un her bir projesinin detaylı ve ufuk açıcı olduğunu, İstanbul adına sabırsızlıkla bu projelerin hayata geçmesini umut ettiğini vurguladı.
“Çünkü İstanbullular bunu hak ediyor. İstanbul o kadar nadide bir şehir ki ihmal edilmesi sadece İstanbul’a değil Türkiye’ye kötülük. İstanbul’un zaman kaybetmesine izin veremeyiz” diyen Göktaş, Murat Kurum’un önemle vurguladığı bir noktaya dikkati çekerek, şu değerlendirmede bulundu:
“Bana göre en anlamlı ve en büyük sözü ‘Sadece İstanbul için geliyoruz’ sözüdür. Murat Başkanımız, tek gündemi İstanbul olan, sadece İstanbul’a odaklanacak olan bir yönetimle inşallah dünyanın en güzel şehri İstanbul’u hak ettiği yere taşıyacak. 31 Mart akşamı inşallah İstanbul yeniden gerçek belediyecilik ile buluşacak, Muradına erecek. Bizim de muradımız odur ki güzel İstanbul hak ettiği değeri bulacak, hizmetlere kavuşacak.”
Programa, eski başbakanlardan Tansu Çiller, İBB Başkan adayı Murat Kurum ve AK Parti İstanbul İl Kadın Kolları Başkanı Saliha Demirer’in yanı sıra sanat, spor, akademi, medya ve iş dünyasından kadınlar katıldı.
]]>İSTANBUL – Sultangazi’de iddiaya göre market sahibi, otomobilini dükkanının önüne park eden bir kadını aracını biraz geriye alması için uyarınca taraflar arasında tartışma çıktı. Ortalığı birbirine katan kadın, gazete standını devirip kameraya el salladı. Kadın doldurma dolabını yumruklarken, o anlar güvenlik kamerasına yansıdı.
Olay, 20 Şubat Salı günü Sultangazi’de yaşandı. İddiaya göre market sahibi Mahperi Yakacı, dükkanının önüne otomobilini park eden komşusunu, dükkanının önünün kapanacağını belirterek aracını biraz geri almasını istedi. Uyarı sonrası, ikili arasında tartışma çıktı. Kadın tartışma alevlenince ortalığı birbirine kattı. Marketin önündeki gazete standını deviren kadın, yerden aldığı gazeteleri esnaf kadına doğru fırlattı. Kameraya el de sallayan kadın dondurma dolabını yumrukladı. Tartışmaya kadının ailesi de dahil oldu. Taraflar arasındaki tartışma bir süre daha devam etti. Yaşananların sonrasında esnaf Mahperi Yakacı ve eşi Ali Yakacı’nın komşularından şikayetçi olduğu öğrenildi. Kadının ortalığı birbirine kattığı anlar ise kameraya yansıdı.
“Dondurma dolaplarına, gazetelere saldırdı”
Olayı anlatan Mahperi Yakacı, “Arabayı çekmişti kapının önüne çekti gitti. Ben çekerken gördüm. Koşarak gittim. ‘Arabayı çekme mal geliyor biraz geriye çek’ dedim. Bıraktı gitti. Bende peşinden gittim. Tekrar aynı şeyi söyledim. Çekecek yer yok iki arabanın arasından mal geçmez kamyondan çünkü meyve sebze gelecek diye. Akşamları bize meyve sebze geliyor. Bayağı gitti ve pis konuştu. Ben de karşılık verdim sonra o bana saldırdı. Sonra geldi dondurma dolaplarına saldırdı. Gazetelere saldırdı. Gazeteleri yoldan topladım. Yap yap kameralar var görüyor dedim. Gazeteyi aldı içeriye gelip suratıma fırlattı. Hepsi de kameralarda var. Ama yine pislik yapıp gelip arabayı kapıma çekiyor. Şu beyaz araba onun hala da bırakmaya devam ediyor. Bütün millet hep şikayetçi. Herkese bunları yapıyor” dedi.
Eşi Ali Yakacı ise olayın olduğu gün kendisinin orada olmadığını belirterek. “Biz geldiğimizde zaten olay bitme aşamasına gelmişti. Sonradan olayı anladım. Arkadaşlardan dinledim. Olayın olduğu gün bizim hanım dışarıya çıkmış. Bizim yandaki komşu arabasını çekmiş. Arabanı biraz geriye almasını söylemiş. Çünkü ürün gelecek ondan dolayı demiş. Bayan da demiş ki ‘ben geri çekmiyorum’. Ondan sonra biraz küfürlü bir şeyler konuşmuş bizim hanım da öyle olunca mecburen karşılık vermiş. Daha sonra olay büyüyor olay büyüdükten sonra annesi, babası geliyorlar buraya. Bizim dondurma dolabının camlarına vuruyor, gazeteleri falan deviriyor. Ondan sonra olay daha da büyüyor. Bizim komşular yandaki esnaflar olmasaydı belki de bizim hanımı dövebilirlerdi. O yüzden bunlardan bütün esnaflar olarak şikayetçiyiz zaten. O nedenle gerekenin yapılmasını istiyorum. Emniyete şikayette bulunduk, emniyette zaten gerekeni yapacağını söyledi. Bundan sonrası adalete kalmış bir şey” dedi.
“Kadına vurmaya çalıştı dondurma dolabını kırmaya çalıştı”
Camdan sesleri duyduğunu söyleyen Cansu Alkan, “Buradaki bakkalcı ablanın arkadaşı oluyor annem. Sesleri duyunca korkup aşağıya indim. Kadın sadece bu arabayı geriye çekmesini söylemiş. Geri al biraz mal gelecek demiş. Sen nasıl dersin bana böyle diyerek kocası da yoktu ablanın yanında. Kadına saldırdı benim yanımda. Ben de gördüm hatta kamera görüntüleri de var. Kadına vurmaya çalıştı dondurma dolabını kırmaya çalıştı. Kaç kişi o saldıran kadını tutmaya çalıştık ama tutamasaydık dövecekti kadını burada bayağı bir zarar vereceklerdi. Dükkanı bastılar içeriye kadar girdiler. Kadın yalnızdı.” dedi.
]]>8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla Büyükşehir Belediyesi Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı Kadın Çalışmaları Şube Müdürlüğü tarafından “Güçlü Kadınlar Güçlü Toplumlar” mottosuyla düzenlenen etkinlikler, Sivrihisar ilçesinden başladı.
Sivrihisar Nasreddin Hoca Düğün Salonu’nda düzenlenen etkinliğe, Sivrihisar ve Günyüzü ilçeleri ile mahallelerinden çok sayıda kadın katıldı. İlçe ziyareti yapan CHP Eskişehir Milletvekili Jale Nur Süllü, CHP Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Ayşe Ünlüce, Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç ve Sivrihisar Belediye Başkan Adayı Habil Dökmeci de etkinliğe katılarak kadınlarla bir araya geldi.
Burada kadınlara seslenen Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Ayşe Ünlüce, “Cumhuriyetimizin 100. yılında Eskişehir’in ilk kadın Büyükşehir Belediye Başkan Adayı olarak sizlerle bir arada olmaktan onur ve gurur duyuyorum. 8 Mart kadınların haklarını hatırlatmak, sesini duyurabilmek için önemli bir gün. Biliyorsunuz Büyükşehir Belediyesi’nde uzun süre Genel Sekreterlik görevi yaptım. ve bu süreçte önceliğimiz hep kadınlar ve çocuklar oldu. Kadın istihdamının artırılması, eğitimler, kurslar, girişimciliğe teşvik gibi çok sayıda çalışma yaptık. Kadınları, çocukları, gençleri mutlu bir şehir her zaman ilk hedefimizdi. Biliyoruz ki güçlü ve cesaretli kadınlar, güçlü toplumlar yaratır. Kırsalda kadınlarımızı her anlamda güçlendirdik, güçlendirmeye devam edeceğiz. 31 Mart sonrasında hep birlikte örnek çalışmalara imza atacağız. 8 Mart Dünya Kadınlar Gününüzü yürekten kutluyorum” diye konuştu.
Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç da konuşmasında şunları kaydetti:
“Kadınların nüfusu şu anda yüzde 50-51. Ama bizi doğuran da kadınlar, o nedenle bu dünya yüzde 100 size ait. Bana göre 365 gün kadınlara aittir. Tepebaşı Belediyesi’nde şu an kadın çalışan oranı yüzde 40’a yaklaştı. Onun için Tepebaşı’nda kadın olmak bir şanstır. Ben seçimi kadınlar sayesinde kazanıyorum. Kadınlar sözünün eridir. Kadın söz verdiği zaman bir daha vazgeçmez, dimdik arkasında durur. Büyük kurtarıcı Mustafa Kemal Atatürk, 1924’te medeni yasayı kadınlar için çıkarttı. Ayrıca 1934’te de seçme seçilme hakkını veren büyük bir lider. Dünyanın en medeni ülkesi İsviçre, 1971 yılında kadına seçme ve seçilme hakkı veriyor. Nasıl bir vizyondur bu, nasıl güzel bir insandır. İyi ki Atatürk’ümüz var. Tek liderimiz, başkumandanımız Atatürk’tür. Ben Belediye Başkanıysam, Ayşe Ünlüce Belediye Başkan Adayıysa Atatürk sayesinde. Bakanlar, Cumhurbaşkanı hepsi Atatürk sayesinde o koltuklarda oturuyorlar. Bu ülkenin nesi var, nesi yoksa Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarına aittir. Atatürk’ümüz ve silah arkadaşlarını saygıyla, şükranla anıyorum. Yolumuz açık olsun. Türkiye, Eskişehir olsun.”
CHP Eskişehir Milletvekili Jale Nur Süllü de kadın dayanışmasına dikkat çekerek, başta etkinliğe katılan kadınlar olmak üzere tüm kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü tebrik etti.
Konuşmaların ardından yemek ve müzik eşliğinde düzenlenen eğlence ile etkinlik tamamlandı.
]]>Hacıbektaş ilçesinde 4 kadının bir araya gelerek kurduğu ‘Kadıncık Ana Kadın Girişimi Üretim ve İşletme Kooperatifi’ üyeleri 2020 yılında 700 lira ile başladıkları sermayesini 1 milyon liraya çıkarttı. Şu an 10 üyesi ve 4 çalışanı olan Kadıncık Ana Kadın Girişimi Üretim ve İşletme Kooperatifi ürettikleri ürünleri yurt dışına ihraç etmeye hazırlanıyor.
‘Hazine arazilerini kiraladılar’
Erişte yaparak işe başlayan kooperatif üyeleri, ürün çeşitliliğini artırarak hem ev ekonomilerine hem de ülke ekonomisine katkı sağlıyor. Haftanın belirli günlerinde bir araya gelen kooperatif üyeleri çalışanları ile birlikte, hamur yoğuruyor, mantı doldurup, yaprak ve dolma yapıyor. Yaptıkları ürünleri satarak gelir elde eden kadınlar, hazine arazilerini kiralayarak nohut ekimi de yapıyor.
“Kadınlar üretime katkı sağlamalı”
Kooperatif ortaklarından Sabriye Polat, “Kadıncık Ana Kadın Girişimi Üretim ve İşletme Kooperatifi ortaklarındanım. Burada çalışmaktan mutlu ve huzurluyum. Arkadaş ortamımız çok güzel. Evde yalnız yaşıyorum. Kooperatif sayesinde kendime güvenim arttı” dedi. Tüm kadınların üretime katkı sağlaması ve çalışması gerektiğini söyleyen Polat, “Tüm kadınlarınız sosyal olmalı ve çalışmalılar. Kadın her zaman üretir ve isterse daha da başarılı olur. Üretmeyen kadınlara da tavsiye ederim” şeklinde konuştu. Ev hanımı iken Hacıbektaş Kadıncık Ana Kadın Girişimi Üretim ve İşletme Kooperatifinin kurucu ortağı olan Hatice Yiğit’ de açıklamasında, “Ev hanımı olarak çiftçi olan eşime yardım ediyordum. İlçemizde açılan kursa katıldıktan sonra kooperatif kurduk. Kooperatif çalışmalarına başlayınca, çalışma azmimiz de arttı. Daha önceden de üretime katkı sağlıyorduk. Buraya gelince daha geniş üretim yapmaya başladık” dedi. Kadınların çalışması gerektiğini de söyleyen Yiğit, “Kadınlar sosyal olarak da, ekonomik olarak da kendi özgürlüklerini ellerinde bulundurmalı ve eşlerine muhtaç olmamalılar” şeklinde konuştu.
‘Fildişi Sahili’ne tarhana, Almanya’ya tablo ihraç edecekler’
İki yıl önce 700 lira sermaye ile kurdukları kooperatiflerini, şu an ürettikleri ürünleri ithal eder duruma getirdiklerini söyleyen Hacıbektaş Kadıncık Ana Kooperatifi Yönetim Kurulu Başkanı İnci Mine Özkan; “Bu başarı ne kişisel ne de kurumsal. Bu başarıda farklı bir güç oluştu. Kamusal güç, akademik güç ve kadınların emek gücü bir araya geldi. Sonuç olarak bu gün itibariyle ihracatta yer almaya başlayan bir rol oynuyoruz” dedi. Kooperatif üyelerinin ürettiği tarhanayı Fildişi Sahili’ne satmaya hazırlandıklarını söyleyen Özkan; “Kooperatif üyelerimizin ürettikleri ürünleri burada satarak, üyelerimizin ayağa kalmasını gücünü fark etmesini sağlıyoruz. Sıfırdan başlayarak buralara kadar gelmemiz bizi ayrı ayrı besliyor. Ben yerine biz olma duygusunu hep birlikte yaşıyoruz” ifadelerini kullandı.
Çalışmalarına erişte üreterek başladıklarını söyleyen Kooperatif Başkanı Özkan; “Çalışmalarımıza erişte ile başladık. Erişte çok hızlı bir şekilde sermayeye dönüşen bir ürün. Biz erişteyi ana ürün değil de, araç ürün alarak kabul ettik. Erişteden kazandığımız parayla hazine arazilerini kiraladık. Kiraladığımız tarlalara nohut ekmeye başladık. Sonrasında da türev ürünler üretmeye başladık. Özellikle glütensiz ürünler ürettik. Fonksiyonel gıdalar ürettik. Yine erişteden kazandığımız paralar ile tablolar ürettik. Önümüzdeki günlerde tablolarımızı da Almanya’ya ihraç etmeye başlayacağız” ifadelerini kullandı.
Her gün ‘daha fazla ne yapabiliriz’ diye düşündüklerini söyleyen Özkan; “Bugün kooperatifimizde 10 ortak ve 4 çalışanımız var. Elimizden geldiği kadar ulusal ve uluslararası piyasada yerimizi almaya çalışıyoruz” dedi. – NEVŞEHİR
]]>Olay, 2023 Haziran’da, Kurban Bayramı’nın 1’inci günü Orhangazi ilçesinde meydana geldi. Felçli ve yalnız yaşayan N.T., iddiaya göre, kulakları işitmediği ve yürümekte zorlandığından, bayram ziyaretine gelecek misafirleri için evinin kapısını yarı açık halde bıraktı. N.T. tek başınayken, Serkan Tutkun, iddiaya göre kapının açık olmasından faydalanarak kadına, “Doktorum seni muayene edeceğim” diyerek eve girdi. Tutkun, muayene etme bahanesiyle kıyafetlerini çıkardığı kadına cinsel saldırıda bulundu. Kendisine tepki gösterip direnen felçli kadının ağzını kapatıp tokat atan Tutkun, para istediği kadından olumsuz yanıt alınca, çekmeceleri ve dolapları karıştırdı. Kadının bağırmasıyla Tutkun evden kaçtı. N.T., telefonla aradığı yakınlarının yardımıyla polis merkezine gidip şikayetçi oldu. Olayla ilgili soruşturma başlatıldı, yakalanan şüpheli tutuklandı. N.T. ise olaydan 15 gün sonra beyin kanaması geçirip hayatını kaybetti.
HAKKINDA İDDİANAME HAZIRLANDI
Serkan Tutkun hakkında, Orhangazi Asliye Ceza Mahkemesi’nde hakkında ‘Basit cinsel saldırı’, ‘Kadına karşı basit yaralama’, ‘Bina içinde muhafaza altına alınmış olan eşya hakkında hırsızlık’ suçlarından 5 yıldan 10 seneye kadar hapis cezası istemiyle iddianame hazırlandı. Tutkun, savcılık sorgusunda verdiği ifadede, bayramlaşmak için zilini çaldığı sırada, kapısı açık olan evden ses geldiğini ve N.T.’nin kendisini içeri davet ettiğini iddia ederek, “Eve girdiğimde, 70 yaşlarında bir kadının yalnız oturduğunu gördüm. Bu kadın bana yürümekte zorluk çektiğini söyledi ve beni içeriye buyur etti. Ben de kadına ‘Hasta mısın, ben doktorum, seni muayene edeceğim’ dedim ve dışarıdan görünmemek için perdeleri kapattım” dedi.
Tutkun, psikolojik tedavisine kullandığı ilaçların parasını bulmak için hırsızlık amacıyla eve girdiğini öne sürerek, şunları söyledi: “Seni muayene edeceğim’ dedim ve şalvarını çıkardım. Bana, ‘Ne yapıyorsun’ dediğinde, ‘Seni muayene ediyorum’ dedim. Kadına tokat attım. Bacaklarını okşadım, yüzünü öptüm. Ona sarılarak, bağırmaması için ağzını elimle kapadım. Ancak kendi kıyafetlerimi hiç çıkarmadım. Kadın bana bağırmaya devam edince, ben de ‘Bağırma paran var mı’ diye sordum. Bana kurbanlık aldığını ve parası olmadığını söyledi. O esnada evdeki çekmeceleri aradım. Para bulamayınca kaçtım.”
Yargılamada tanık olarak dinlenen N.T.’nin gelini H.T., “O gün ben evde değildim. Kayınvalidem daha sora bana, eve yabancı bir şahsın girdiğini, ağzını sıkı sıkı kapadığını, evin perdelerini çektiğini, pijama ve çamaşırını indirdiğini, ‘Doktorum’ diyerek kendisini öptüğünü, sarıldığını ve ‘Sana sarılıyorum, sen de bana sarıl’ dediğini anlattı. Annem bu olay nedeniyle şok içerisindeydi, sürekli olarak ‘Benim başıma bu da mı gelecekti?’ diyerek bacaklarına vuruyordu. Kayınvalidemin bu sözlerini, kamera kaydına aldık. Bu olaydan sonra toparlanamadı. Kendisi tansiyon hastasıydı. 15 gün sonra da beyin kanaması geçirerek vefat etti” dedi.
Olayla ilgili yargılamaya devam edildi. Duruşmaya, Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi SEGBİS ile katılan Serkan Tutkun, daha önceki ifadeleri tekrarlayarak, “Bu suçu bilinçli olarak işlemedim. Üzgünüm. Tahliyemi istiyorum” dedi.
Mahkeme hakimi, N.T.’nin ailesinin sanıktan şikayetçi olduğu duruşmayı erteledi, sanığın tahliye talebini ise kabul etmedi.
]]>Ünlü, başkent Sofya’da gerçekleştirilen Avrupa Şampiyonası’nı, madalya töreninin ardından Sofya Arena’da AA muhabirine değerlendirdi.
Avrupa Halter Şampiyonası’na 10’ar erkek ve kadın toplam 20 sporcuyla katıldıklarını, kazandıkları 24 madalyanın önemli bir başarı olduğunu vurgulayan Ünlü, şunları kaydetti:
“Sofya’da madalya sayımızı geçen yılki Avrupa Şampiyonası’na göre 2 tane daha artırdık ama burada çok küçük farklarla kaçırdığımız birçok madalya da var. Tabii burası bir yarışma, müsabaka sırasında her şey olabilir. Allah ciddi bir sakatlık vermesin, bazen talihsizlikler yaşayabiliyoruz, sporcumuz hakkını kullanamıyor ya da heyecanlanıyor. İki kadın sporcumuzla da şampiyonanın son gününü daha güzel kapatmak istiyorduk yine de Fatmagül Çevik ile güzel kapattık. Tuana Süren ise çok genç bir sporcumuz, henüz 18 yaşına yeni girdi, dirseğinden küçük bir sakatlık geçirmişti, ancak ciddi bir sakatlığı yok.”
Sofya’da kadınlarda Cansu Bektaş’ın ve Gamze Altun’un Avrupa rekorları kırdığının hatırlatılması üzerine Talat Ünlü, “Kadın ve erkek milli takımlarımız arasında kıyaslama yapmamız doğru olmaz çünkü her iki takımımız da genç bir takım ve gerçekten başarılı oldular. Kadın takımımız ikinci, erkek takımımız üçüncü oldu. Madalyalarımıza Cansu ve Gamze ile başladık, Fatmagül ile bitirdik. Erkeklerde de önceki gün Onur Demirci, gümüş madalya ile kapattı, erkek sporcularımız da madalya ile başladı ve madalya ile kapattı.” diye konuştu.
Olimpiyat kotası hedefiyle de hareket ettiklerini dile getiren Ünlü, “Erkeklerde de asıl altın hedeflediğimiz sporcularımız çok güçlü, tabii bir de olimpiyat hedefimiz var. Evet madalyaya endeksli yarışıyoruz ama olimpiyat kotası hedefini de geri planda bırakmıyoruz. Bu açıdan Sofya’da erkek ve kadın takımımız gayet başarılı oldu. Antrenmanda döktükleri terlerin karşılığı olarak Sofya’da hemen hemen hepsi madalya aldı.” ifadelerini kullandı.
“Paris’ten olimpiyat madalyası ile döneceklerine inanıyorum”
Göreve geleli çok kısa bir süre geçtiğini aktaran Talat Ünlü, şöyle devam etti:
“İşte üçüncü yılımız içinde yaklaşık 6 ay sonra olimpiyatlar var. Bizim zaten takımı toparlamamız, antrenman sistemi ve planlamalarımızı uygulamaya çalıştığımız bu zaman dilimi emin olun çok dar. Dört yıllık bir master planı yapmanız lazım. Hatta ve hatta olimpiyatlar için sekiz-on yıllık bir master plan yapmanız lazım. Fakat şu da unutulmamalı biz geldiğimizde erkek takımımız Avrupa Şampiyonası’nda tek tük madalya alıyordu ama dünyada madalya alamıyordu. Geçen yıla bakınız, bu yıla bakınız, yıldızlarda, gençlerde, 23 yaş altında, büyüklerde, hepsinde hiç altın madalyasız döndüğümüz bir tane müsabakamız yok.”
Olimpiyat hazırlıkları için de Ünlü, “2024 Olimpiyatları’na hedefimiz kadınlarda en az bir kota, erkeklerde ise iki kotayla gitmek ama esas amacımız olimpiyatlardan bir madalyayla dönmek. Olimpiyatlar için özellikle erkeklerde 73 kiloda Muhammed Furkan Özbek ve Yusuf Fehmi Genç’in iddiası çok büyük. İkisinden hangisi iyi olursa o gidecek ve Paris’ten olimpiyat madalyası ile döneceklerine inanıyorum.” diye konuştu.
“2028 Olimpiyatları’nda büyük hedeflerimiz var”
Avrupa şampiyonalarına hazırlanmanın kolay olmadığını, perde arkasında başta antrenörler olmak üzere birçok insanın çalıştığını dile getiren Talat Ünlü, “Sporcularımız da antrenörlerimiz de ailelerinden uzak kalarak büyük fedakarlıklarla çalışıyorlar, hepsine, kulüplerine, onları bulan arkadaşlara çok teşekkür ediyorum. Sporcularımızın ve antrenörlerimizin ailelerine de özellikle sabırlarından dolayı teşekkür ediyorum.” değerlendirmesinde bulundu.
Türk halterinde genç bir jenerasyonun çok güzel bir şekilde yetiştiğini vurgulayan Ünlü, açıklamasını şöyle tamamladı:
“Görüldüğü gibi genç bir jenerasyon geliyor. 2028 Olimpiyatları’nda büyük hedeflerimiz var. 2028’de inşallah bizi yanıltmayacaklar ve en büyük hedefimiz çok sayıda sporcuyla 2028 olimpiyatlarına kota alıp kürsüdeki sporcu sayımızı da artırmak. Gençlik ve Spor Bakanlığımızın, Spor Hizmetleri Genel Müdürlüğümüzün ve ülkemizin destekleri devam ettiği sürece elimizden gelenin en iyisini yapıp, 2028 Olimpiyatları’nda Türk halterini çok daha güçlü kılacağız inşallah.”
]]>DEM Parti, 31 Mart yerel seçim bildirgesini açıkladı. DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, “Yerel yönetim seçimleri, bu iktidar aklına karşı eşitlikçi ve özgürlükçü bir aklı, halka en yakın yerden, tam da mahallinden yeşertmek ve tüm ülkeye yaymak için bizlere eşsiz bir olanak sunuyor. Bizler, 2024 yerel seçimlerini; rejimin eril, sömürgeci, ayrımcı politikalarına karşı eşitlik ve özgürlük bayrağının yükseleceği, savaşa karşı barış seslerinin gürleşeceği, merkezileşmeye karşı yerel demokrasilerin güçleneceği bir eşik olarak görüyoruz” dedi.
DEM Parti, bugün Ankara’da 31 Mart yerel seçim bildirgesini açıkladı. Belediye eşbaşkan adaylarının yanı sıra çok sayıda kişinin katıldığı programda DEM Parti Eş Genel Başkanları Tuncer Bakırhan ve Tülay Hatimoğulları konuştu.
Hatimoğulları, şunları söyledi:
“2024 YEREL SEÇİMLERİNİ MERKEZİLEŞMEYE KARŞI YEREL DEMOKRASİLERİN GÜÇLENECEĞİ BİR EŞİK OLARAK GÖRÜYORUZ”
“Bölgemizde ve dünyamızda büyük alt üst oluşların yaşandığı bir konjonktürde 2024 yerel seçimlerine gidiyoruz. Savaş, şiddet, açlık, yoksulluk, göç, afetler ve kapitalist medeniyetin neden olduğu birçok risk doğayı, toplumu ve kentleri tehdit etmeyi sürdürüyor. Bu felaketlerle baş etmenin yolu, bu hakim anlayışlara karşı yerelden başlayarak her düzeyde ortak mücadele zeminlerini çoğaltmaktan ve halklarla birlikte hayalini kurduğumuz dünyayı inşa etmekten geçiyor.
Türkiye’yi yönetenler; tüm dünyaya yayılan yeni şiddet ve savaş sarmalına sırtını yaslıyor. Barışı tanımıyor. Kürt meselesinde, içeride ve dışarıda savaş ve kaostan besleniyor. İstanbul Sözleşmesi’ni reddediyor. Emekçileri insafsızca sömüren rejimini derinleştiriyor. Göçmenleri ve mültecileri her türlü haktan yoksun bırakıyor. Gençleri geleceksizliğe itiyor. Yerel yönetim seçimleri, bu iktidar aklına karşı eşitlikçi ve özgürlükçü bir aklı, halka en yakın yerden, tam da mahallinden yeşertmek ve tüm ülkeye yaymak için bizlere eşsiz bir olanak sunuyor. Bizler, 2024 yerel seçimlerini; rejimin eril, sömürgeci, ayrımcı politikalarına karşı eşitlik ve özgürlük bayrağının yükseleceği, savaşa karşı barış seslerinin gürleşeceği, merkezileşmeye karşı yerel demokrasilerin güçleneceği bir eşik olarak görüyoruz.”
“HALKIN OLANI GERİ ALMAK İÇİN GELİYORUZ”
DEM Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan da “Demokratik yerel yönetimler yürüyüşümüz büyük bir umutla, inançla ve kararlılıkla sürüyor” dedi. “Katledilen belediye başkanlarımız başta olmak üzere, hukuksuz bir şekilde görevlerinden alınan, tutuklanan ve sürgüne yollanan yol arkadaşlarımızın yarım kalan hayallerini gerçeğe dönüştürmek için her zamankinden daha kararlı, inançlı ve umutluyuz” diyen Bakırhan, “Yerel yönetim deneyimlerimiz süresince, insanların özgürce yaşayacağı kentler ve yerel birimler yaratmak için uğraştık. Çift dilli belediyeciliği, eş başkanlık sistemini ve yerel demokrasi deneyimlerini bu ülkenin tarihine yazdık. Tüm bu kazanımları büyütmek ve halklarımızla birlikte ileriye taşımak için geliyoruz. Bizler defalarca kazandık, defalarca başardık. Yine kazanacağız, yine başaracağız. Bizim, yani halkın olanı geri almak için geliyoruz. Daha iyisini hep birlikte kurmak için geliyoruz” şeklinde konuştu.
“YEREL DEMOKRASİ İÇİN KAYYIM REJİMİNE KALICI OLARAK SON VERME ZAMANI”
Demokratik bir cumhuriyet için yerel demokrasi vurgusu yapan Bakırhan, “Yerel demokrasi, her yerelin kendi özgünlüklerini esas alarak halka rağmen değil halkla birlikte yönetmenin mimarisidir. Yerel demokrasi, sadece yerellerde yaşanan sorunların değil, aynı zamanda merkeziyetçilikten kaynaklanan sorunların çözümünün de anahtarıdır. Yerel demokrasi için kayyım rejimine kalıcı olarak son verme zamanı: Halkın olanı geri alacağız. Bir daha kayyımlar yoluyla halkın iradesinin gasp edilmesine izin vermeyeceğiz. Bu hukuksuzluğu asla kabul etmeyeceğiz. Gasp yoluyla bizden aldıklarınızı fazlasıyla geri almaya hazırız. Halkın olanı geri almak için geliyoruz” diye konuştu.
“KENTLERİ AYRIMCILIKTAN, EŞİTSİZLİKTEN VE CİNSİYETÇİLİKTEN ARINDIRACAĞIZ”
Yerel demokrasinin kadın ile başladığını ve “kadın özgürlükçü belediyeciliği” devam ettireceklerini vurgulayan Hatimoğulları, şunları söyledi:
“DEM Parti belediyelerinde, özgür ve eşit bir yaşam için kadınlar özgün ve özerk olarak örgütlenir. Eş başkanlık ve eşit temsiliyeti yaygınlaştırarak büyüteceğiz. Kadın politikalarının etkin bir şekilde uygulanabilmesi için Kadın Politikaları Daire Başkanlıkları ile Kadın Politikaları Müdürlüklerini yeniden açacağız. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü ve 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Mücadele ve Dayanışma Günü çalışan kadınlar için idari izin; tüm kadınlar için ise ücretsiz ulaşım günüdür. Kentleri ayrımcılıktan, eşitsizlikten ve cinsiyetçilikten arındıracağız. Erkek şiddetine karşı her alanda etkili bir mücadele yürüteceğiz. Kadınların toplumsal, ekonomik ve kültürel gelişimini destekleyecek ‘özgür kadın köyleri’ ile şiddetsiz bir yaşamın olanaklarını kadınlarla birlikte inşa edeceğiz.
“DEPREME DAYANIKLI, SAĞLIKLI VE EKONOMİK KONUT PROJELERİNİ HAYATA GEÇİRECEĞİZ”
Hatimoğulları, kent planlamasına ilişkin de şunları dile getirdi:
“Merkezi hükümetin kent-rant anlayışına karşı, kırsal alanları da kapsayacak şekilde yurttaşların ‘yerellik hakkı’nı savunmaya devam edeceğiz. Kent merkezlerini ve meydanlarını her kesimden yurttaşın bir araya gelebileceği; sosyal, siyasal, sanatsal ve ekonomik faaliyetler için yararlanabileceği ortak alanlar haline getireceğiz. ‘Kent Estetiği Kurulları’ oluşturacağız. Kır-kent dengesini kuracağız. Tarım alanlarının imara açılmasına izin vermeyeceğiz. Engelsiz kent, enerjisini üreten kent, kadın kenti, sakin kent, ekolojik kent gibi pilot belediyecilik uygulamaları yapacak; her başlık altındaki uygulamaları en az bir belediyemizde uygulayacağız. Depreme dayanıklı, sağlıklı ve ekonomik konut projelerini hayata geçireceğiz. Tüm belediyelerimizde afet öncesi, afet anı ve sonrasında ortaya çıkacak sorunların çözümü için Afet Daire Başkanlıkları/Müdürlükleri kuracağız. Afetlerin etkisini en aza indirmek için belediye bünyesinde yapılacak stratejik plan doğrultusunda Afet Bütçeleri oluşturacağız. Dere yatağı, fay hattı, bataklık gibi zemin açısından risk oluşturacak alanlarda yapılaşmaya izin vermeyeceğiz. Afetlere karşı dirençli kentler kuracak, halkla birlikte afetlere hazır olacağız.”
“TÜM KENT YURTTAŞLARI İÇİN DOĞAL VE UCUZ GIDAYA ERİŞİMİ KOLAYLAŞTIRACAĞIZ”
Hatimoğulları, bütçe, yoksulluk ve sosyal politikalara değinerek şunları kaydetti:
“Katılımcı ekonomi ile yerel demokrasiyi büyüteceğiz. Siyasal alanda olduğu gibi iktisadi alanda da demokratikleşme ve yerelleşmeyi büyüteceğiz. ‘Bütçe Haktır ve Halkındır’ ilkesi ile katılımcı, toplumsal cinsiyete duyarlı ve ekolojik bütçe modelleri yaratacağız. Güçlü yerel demokrasi için toplumcu ekonomiyi uygulayacağız. Özgürleştiren sosyal politikaları hayata geçireceğiz. Kentlerimizde hiçbir yurttaşımızın aç ve sokakta yatmasına izin vermeyeceğiz. Aşevleri ve eve yemek götüren birimler kuracağız. Evsizler ve sokakta yaşayanlar için yaşam evleri açacağız. Yoksul bırakılmış bölgelere pozitif ayrımcılık uygulayacağız. Yerelin kolektif yönetimini esas alan, halka dayanan ve halkın yaşamını tüm ihtiyaçlarıyla donatacak yerel yönetim ekonomisini hayata geçireceğiz.”
“Yoksulluk devlet ve sermayenin ortak politikasıdır, mücadele edeceğiz” diyen Hatimoğulları, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Öz yeterlilik ilkesiyle yerel ekonomiyi güçlendirerek yoksulluğa ve işsizliğe dur diyeceğiz. Yoksullukla Mücadele Derneklerini yaygınlaştıracağız. Gıda ve Giyim Bankası uygulamalarını yaygınlaştıracağız. Eğitim, sağlık, ulaşım ve barınma gibi hizmetleri toplumun dezavantajlı kesimleri için ulaşılabilir hale getireceğiz. Emeğin kentlerini kent emekçileriyle kuracağız. Sendikal örgütlenme hakkını güvence altına alacağız. KHK’larla işlerinden atılan emekçiler için yeniden istihdam olanağı yaratacağız. Yerel yönetimlerde ‘eşit işe, eşit ücret’ ilkesini benimseyerek kadınların istihdamına öncelik vereceğiz. İstihdamda yüzde 50 kadın kotası uygulayacağız. Bütün belediye çalışanları için ücretsiz kreş hizmeti vereceğiz. 21 Mart’ı bütün çalışanlar için, 8 Mart ve 25 Kasım’ı kadın çalışanlar için ücretli tatil olarak kabul edeceğiz ve ücretsiz ulaşım sağlayacağız.”
“ENGELLİLER İÇİN YENİ BİR YAŞAMI ENGELLİLER İLE BİRLİKTE, YERELLERDEN BAŞLAYARAK MÜMKÜN KILACAĞIZ”
Bakırhan, DEM Parti olarak ayrımcı ve hiyerarşik kentleşmeye karşı yerel demokrasi ile eşitlikçi ve özgürlükçü sosyal politikaları savunduklarını kaydetti. Bakırhan, bu bölümde şunları söyledi:
“Tüm belediyelerimizde engellilere, yaşlılara, çocuklara, kadınlara, yoksullara, mültecilere ve diğer dezavantajlı bırakılan gruplara öncelik verecek. Kamusal alanların ticarileşmesine ve ranta açılmasına izin vermeyeceğiz. Şehir dışından tedavi amaçlı kent ve ilçe merkezlerine gelenler için misafirhaneler yapacağız. Halk ekmek fabrika sayısını artıracağız. Tüm büyükşehirlerde sosyal hizmet kampüsleri kuracağız. Engelliler için yeni bir yaşamı engelliler ile birlikte, yerellerden başlayarak mümkün kılacağız. Büyükşehir belediyelerinde Engelliler Daire Başkanlığı, diğer belediyelerde ise Engelliler Şube Müdürlükleri kuracağız. Tüm birimler ve her düzeyde engelli istihdamı oluşturacağız. Ücretsiz ve kesintisiz hizmet verecek Yaşam Destek Merkezleri kuracağız. İşaret dilleri kursları açacağız. Anadili Türkçe olmayanlar, okuma yazma bilmeyenler, yaşlılar, Alzheimer/Demans gibi hastalıkları olanlar ve tüm engelliler için ulaşım araçlarını bölgelere ve mahallelere göre renk kodlarına ayırarak ulaşım hatlarının karmaşıklığına son vereceğiz.”
Bakırhan, “Çocuk Danışma Kurulu” oluşturarak, kent uzlaşısına çocukların eşit katılımını sağlayacaklarını aktararak, şunları ekledi:
“Çocukların işçileştirilmesinin önüne geçeceğiz. Çocuklarla birlikte ekolojik çocuk kooperatifleri kuracağız. Çocuk Akademilerini hayata geçireceğiz, çocuklara duyarlı bütçelemeyi hayata geçireceğiz. 18 yaşına kadar tüm çocuklar için şehir içi ulaşımı ve kültürel etkinliklere katılımı ücretsiz hale getireceğiz. Çok dilli kreşler ile tüm gün hizmet vereceğiz. Çocuk bakım hizmetlerini yaygınlaştıracağız. Kolektif hafızanın yeni kuşaklara aktarımını sağlamak için ‘Masal Evleri/Oyun Evleri/Mala Çirokbejan’ ve ‘Çocuk Müzik Evleri’ inşa edeceğiz. Tüm okullarda ve köylerde gezici ve ücretsiz ağız ve diş sağlığı taraması çalışmalarını yaygınlaştıracağız.”
]]>Aydın’da Belgesem İş ve Tarım Makineleri Operatör Yetiştirme Kursu’nun belediye protokolüyle açtığı beko loder kursuna katılan 2 çocuk annesi Gülen Yılmaz, otomobilden önce kepçe kullanmayı öğrendi. En büyük destekçisinin eşi olduğunu ifade eden Yılmaz, sınavı geçmesinin ardından Aydın’ın belgeli ilk kadın beko loder operatörü olacak. Bir yandan otomobil ehliyeti için de kursa giden Yılmaz, kepçeyi kullanmanın otomobile göre zevkli ve heyecanlı olduğunu söyleyerek, kadınların da istedikten sonra her şeyi başarabileceğini belirtti. Cesareti ve azmiyle öne çıkan Yılmaz, sıra dışı hikayesiyle dikkatleri üzerine çekiyor. İş arayışıyla başladığı eğitimde, otomobil kullanmayı bilmeden önce kepçe operatörlüğü öğrenen Yılmaz, şimdi ise belgeli bir beko loder operatörü olacak.
“Kadınlara cesaret olsun istiyorum”
Sadece kendisi için değil, hemcinslerine de cesaret vermek istediğini ifade eden 2 çocuk annesi Gülen Yılmaz; “Belediyenin böyle bir protokol imzaladığını gördüm. Ben de iş arıyordum. Kendimi burada geliştireyim, gideyim dedim. Seçenekler arasında birçok operatörlük vardı ama beko loder tercihim oldu. İlk başta buraya iş amaçlı geldim. Bu konuda geliştireyim, bir belgem olsun, bunun üzerine iş ararım diye düşünerek gelmiştim ama buraya geldiğimde beko loder çok cazip geldi. Baktım ki ben den başka hiç bayan yok. Ben beko loder ile ilerlemek istedim. Gerçekten çok zevkli ve bir sürü erkeğin içinde tek olmak da çok güzeldi. O yüzden beko loder ile devam etmek istiyorum. Aynı zamanda kadınlara da bir cesaret olmasını istiyorum” dedi.
“En büyük destekçim eşim”
Otomobil kullanmadan önce kepçe kullanmayı öğrendiğini sözlerine ekleyen Yılmaz; “Daha önce araba kullanmadım. Direksiyon eğitimim yok denecek kadar az. Kepçe ile başladık sürücülüğe. İlk başlarda o yüzden çok zorlandım. Çünkü araba kullanmayı bilmediğim için alt yapım olmadığı için baya bir zaman aldı öğrenme aşaması ama ilk olarak nasip olursa kepçe operatörlük belgesini alacağım. Şimdi bir yandan araba için de uğraşlarım var. Onun eğitimini de alıyorum ayrıyeten ama ilk olarak operatörlük belgesini alacağım. Araba kullanmaktan bu daha farklı ve zevkli. Beko loder daha çok heyecan verici. Bu kursa gelirken etrafıma, eşime sordum. Eşim de beko loderi yap dedi. Yapamazsam diye sorduğumda ise en azından denemiş olursun ne kaybedeceksin ki dedi bana. En büyük destekçim eşim. Bende de bu konuda biraz merak var. İlk geldiğimde çok korkuyordum ben de. Araca ilk çıktığımda eyvah, bu nasıl bir şey dedim. Ne yapacağım dedim ama korkulduğu gibi değilmiş. İlk başta, evet çok zorlandım, hatta yapamam dedim. Fakat şu anda çok zevkli” şeklinde konuştu.
“Bu konuda gerçekten gururluyuz”
Kurumun kurucularından ve eğitmenlerinden olan Yüksek Öğretmen Okan Sezgin ise operatörlük kurslarında kadınların sayısının her geçen gün daha da arttığını ifade ederek “Bir yıldır hizmet verdiğimiz firmamızda şu ana kadar yaklaşık 2 bin adayımızın hem eğitimini verdik hem belgelendirmelerini yaptık. Belediyelerden veya bireysel olarak başvuru yapan bayan adaylarımızın sayısı şu an bir hayli fazla hatta Aydın ortalamalarının üzerine çıktık diyebiliriz. Kurumu ilk kurulduğumuz zamanlarda 10 olan bayan kursiyer sayımız şuan 70 civarına ulaşmış vaziyette. Kursumuza katılan Gülen Hanım da, yaklaşık 1 ay önce başlayan eğitimimizle şu anki seviyelerine gelmiş durumda. İlk başladığında kendisi hiç araç kullanmadığını beyan etmişti ve biz araçtan ziyade iş makinesi kullanmayı öğrettik kendisine. Bu konuda gerçekten gururluyuz. Demek ki hiç makine ya da araç kullanmamış bir kişinin de bu makineyi kullanabileceğini göstermiş olduk. Burada önemli olan insanın, kendisine inanmasıdır. Gülen Hanım, eğitimlerini tamamladıktan sonra Aydın’da belgeli ilk kadın beko loder operatörü olacak. Bu anlamda da kendisine başarılar diliyoruz” dedi. – AYDIN
]]>EŞİK Platformu, Medeni Kanun’un kabulünün 98. yıl dönümü dolayısıyla bugün yazılı bir açıklama yaptı. 13 Şubat Salı günü Erzincan’ın İliç ilçesinde meydana gelen maden faciasına da değinilen açıklamada, “Bugün, İliç’te ve ülkenin birçok yerinde bile bile tüm canlıların, ‘doğa ana’ denilen toprağın, havanın, suyun siyanür zehrine boğulduğu eko-kırımı ve kimsenin umursamadığı iş cinayetlerini konuşuyoruz. Ama bir yandan da zihinlerin zehirlenerek, medeni hayatın anayasası olan Medeni Yasa’yı ve laik toplumsal yaşamı tehdit eden, tıpkı siyanür gibi yavaş yavaş yok eden girişimleri konuşmak zorundayız” ifadelerine yer verildi.
Medeni Kanun’da yapılmak istenilen değişikliklere dikkat çekilen açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“Kadınların mücadelesiyle aile reisliğinin kaldırıldığı, evlilikteki tüm hak ve görevlerin yanı sıra edinilen malların da eşit paylaşıldığı yenilenmiş Medeni Yasa, 1 Ocak 2002’de yürürlüğe girmişti. 1926’da kabul edilen Medeni Yasa’ya karşı çıkanlar, yenilenmiş haline daha da düşmanca bir saldırı yürütüyorlar. ‘Aileyi koruma’ yalanına sığınarak eşitsiz güç ilişkilerinin egemen olduğu, adil paylaşımın olmadığı reisli, ataerkil aile modelini getirmek istiyorlar. Medeni Yasa’nın laik ve eşitlikçi özünü değiştirerek, kadınların yasayla garanti altında olan tüm haklarına el koymak, hayatlarına el koymaktır. Medeni Yasa’yı erkekler lehine değiştirmek isteyenlere 17 Şubat sözü: İzin vermeyeceğiz.
Kadınlar, genellikle mülkiyeti erkek üzerine kayıtlı olan aile konutundan çocuğu ile birlikte apar topar çıkarılabilecek. Kadının evlilikten kaynaklanan tazminat, nafaka, evlilikte edinilmiş malların paylaşımı gibi ekonomik haklarını alması boşanma sonrasına kalacak, yıllar sürecek davalar ile geciktirilecek ve tırpanlanacak. Aynı şekilde çocukların velayetinin eşlerden hangisinde olacağı da boşanma sonrasında yıllar sürebilecek davalar sonucu belirlenebilecek, boşanma sürecinde kadın ve çocukların mağdur olmasını engelleyen tedbir nafakası uygulamadan kalkacak. ‘Ailenin korunması’ adı altında getirilmek istenen aile arabuluculuğu sistemiyle kadınların boşanması zorlaştırılacak.
“‘ŞİDDETE BOYUN EĞ YUVANI YIKMA’ BASKISI BU KEZ DEVLET ELİYLE YAPILACAK”
Aileyi korumak sadece kadının görevi imiş gibi, ‘Şiddete boyun eğ yuvanı yıkma’ baskısı bu kez devlet eliyle yapılacak, kadınlar yeni şiddet riskleri ile karşı karşıya kalacak. Kadınlar, kendilerine hukuk dışı telkinlerde bulunma ihtimali yüksek, hukukçu olmayan arabuluculara mecbur bırakılacak. Üstüne bir de arabuluculuk ücreti diye yeni bir masraf çıkarılacak. ‘Nafaka erkekleri mağdur ediyor’, ‘Haramdır, sadakadır’ gibi maksatlı söylemlere dayanarak, kadına ödenen yoksulluk nafakasına el konulacak. Zaten çoğunlukla bağlanmayan, bağlansa da ödenmeyen, ortalaması asgari ücretin onda biri bile etmeyen yoksulluk nafakası 2-3 yıl gibi sürelerle sınırlandırılacak. Okula gönderilmeyen, meslek edinmesine ve çalışmasına izin verilmeyen, evlilikleri boyunca evine ve eşine çalışan kadınlar boşanma halinde daha da mağdur edilecek. Çocukların nafakasını sınırlayıcı, nafaka ödemelerini keyfi hale getirecek düzenlemeler yapılacak.
“DEPREM FONLARI BİLE ÇARÇUR EDİLEN BU ÜLKEDE, KADINLAR ‘NAFAKAYI DEVLET ÖDEYECEK’ DENİLEREK OYALANACAK”
Deprem fonları bile çarçur edilen böylesi bir ülkede, kadınlar, ‘nafakayı devlet ödeyecek’ denilerek oyalanacak. Daha kötüsü boşanan kadının hayatını bu kez devlet kontrol etmeye başlayacak. ‘Ailenin reisi erkektir’ düzenlemesi geri gelecek; tüm haklarımız koca ya da babanın takdirine bırakılacak. Evlilik süresince edinilen malların boşanma ya da ölüm durumunda eşit paylaşılmasına son verilecek. Kadının miras hakkı tırpanlanacak.
Evlilik yaşı düşürülecek, bir erkeğin bir başka erkeğe 6 yaşındaki kızını ‘eş’ olarak hediye edebildiği zihniyetin önü açılacak. Kız çocuklarının okuması babanın; evli kadının çalışması kocanın iznine tabi olacak. Din ya da göçmenlerin hukuku kullanılarak meşrulaştırılmaya çalışılan erkek çokeşliliği iyice meşrulaştırılacak.
“YAPILMAK İSTENEN KADINLARIN EŞİT YURTTAŞLIK HAKKINI GASP ETMEKTİR”
Sonuç olarak; yapılmak istenen aslında kadınların eşit yurttaşlık hakkını gasp etmektir. Konunun gündemde tutulmasının nedeni sadece; toplumun dikkatini ekonomik çöküşten uzaklaştırmak veya yerel seçimlerde eşitlik karşıtı kesimlerin oy desteğini almak için taktik uygulamak değildir. Aksine, laiklik ve demokrasiden yana tüm çevreler kendi içlerine dönmüşken, eşitlik ve laiklikten uzaklaşmada 22 yılda fiilen alınan mesafeyi yasalaştırmaktır.
“HAYATLARIMIZA, HAKLARIMIZA VE HAYALLERİMİZE EL KOYMALARINA HEP BİRLİKTE İZİN VERMEYELİM”
İstenen örneklerini IŞİD ve Taliban uygulamalarında gördüğümüz gibi kadınların nefes almasını bile erkeklerin iznine bağlamaktır. Olmaz demeyin! Unutmayın! Taliban rejimi kadınların hayatını bir günde cehenneme çevirmişti. Dindar, dindar olmayan, zengin yoksul, genç yaşlı tüm kadınlara ve demokrasiden yana herkese sesleniyoruz; hayatlarımıza, haklarımıza ve hayallerimize el koymalarına hep birlikte izin vermeyelim. Medeni Yasa medeni hayatın anayasasıdır!”
]]>
Göktaş, bir termal otelde düzenlenen “Kadınlarla Büyük Afyonkarahisar Yolunda Buluşması”nda, kadınların desteğiyle nice engelin aşıldığını, nice başarılara ulaşıldığını anlattı.
Kadınlar her zaman çalışarak, üreterek güçlendiğini belirten Göktaş, “Bugün yine işimiz çok. Milletimizin varlığını koruyan ve geleceğini inşa edecek nesilleri yetiştirmek için her alanda bütün samimiyetimizle çalışıyoruz.” ifadesini kullandı.
Göktaş, AK Parti’nin kurulduğu ilk günden itibaren cesur ve azimli kadınların çalışmalarıyla hızla tanındığını, büyüdüğünü dile getirdi.
AK Parti olarak kadın bakış açısının sağladığı bütüncül yaklaşımla insan odaklı politikalar belirlendiğini aktaran Göktaş, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Milletimizin gönül hanesine bir anne, bir abla, kız kardeş ya da evlat olarak girmeyi başardık. Kuşaktan kuşağa, milletimizden hiç kopmadan milletimiz için çalıştık. Kadın Kolları, AK Parti siyasetinin dinamiklerini illerimize doğrudan yansıtıyor. Şehrimizde siyasetin dışında girişimci ve esnaf olarak ticari faaliyetler yürüten kadınlarımız da var. Kadınların ekonomik hayata dahil olması, kadının ve ailenin güçlenmesini sağlayan çok önemli etkenlerden biri. Aynı zamanda ülkemizin kalkınma hızının artmasına ve refah seviyemizin yükselmesine de önemli bir katkı sunuyor. Biz de Bakanlık olarak kadın girişimciliğini sonuna kadar destekliyoruz. Kadın ve annelerin şefkati ve sağduyusu, halkımıza hizmette her zaman ilham aldığımız duygulardan oldu. Özellikle yaşlı ve engelli bireylerin bakımıyla yakından ilgilenen kadınlarla biz de huzurlu bir nefes alıyoruz. Elbette üstlendikleri bu hassas görevlerde onları yalnız bırakmıyoruz.”
“Ailelere sunduğumuz istihdam haklarıyla onları devletimizin himayesine aldık”
Göktaş, gerek yaşlı gerek engelli vatandaşlar için sağladıkları kurumsal bakım hizmetleriyle gece gündüz çalışmalarını sürdürdüklerini kaydetti.
Evde bakım yardımıyla ailelerin sorumluluğunu paylaştıklarına dikkati çeken Göktaş, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Millet için unutulmaz fedakarlıklar yapan şehit ve gazi ailelerini de hiçbir zaman unutmadık. Aziz şehitlerin yadigarı anne babaları, eş ve çocukları için birçok sosyal hizmetimizde öncelik tanıdık. Ailelere sunduğumuz istihdam haklarıyla onları devletimizin himayesine aldık. 20 yılı aşkın süredir milletçe birlik beraberlik ruhunu güçlendirdik. Artık hep beraber büyük Türkiye hedeflerine daha kolay ulaşacağımıza inanıyoruz. 31 Mart yerel seçimlerine aynı birlik ruhu ve hizmet aşkıyla hazırlanıyoruz. Afyonkarahisar’a 2003-2023 döneminde yaklaşık 4,47 milyar lira sosyal yardım tahsis ettik. Siyasette kadın vizyonuyla kapsayıcılığımız artıyor. Ticari ve ekonomik faaliyetlerimiz kadın girişimciliğiyle bereketleniyor. Sivil toplum örgütlerimiz kadın duyarlılığıyla insanımızın yüreğine dokunuyor. Şehit annelerimizin dualarıyla yollarımız açılıyor. Biz de hem sosyal politikalarımız hem kadınlara sunduğumuz hizmetler hem de söylemlerimizle bu çabayı görünür kılmaya özen gösteriyoruz. Kadınlarla omuz omuza güçlenen milletimizin Türkiye Yüzyılı’nda da önemli başarılara ulaşacağına inanıyorum.”
Programda, AK Parti Afyonkarahisar Kadın Kolları Başkanı Ferda Ertürk de konuşma yaptı.
Konuşmaların ardından Göktaş’a hediye takdim edildi.
]]>HABER: YAĞMUR BERİL VAROL – KAMERA: KERİM UĞUR
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, İzmir’de gerçekleştirilen aday tanıtım töreninin ardından Karabağlar’da halkla buluştu. Genel Başkan Özel, “Cumhuriyetin ilk yüzyılının son 25 yılında CHP yoktu. Bir değişim sloganı ile yola çıktık ve Cumhuriyetin ikinci yüzyılının ilk 25 yılına yeniden Cumhuriyetçilerin, Atatürkçülerin, öyle sözde değil gerçek Atatürk milliyetçilerinin, devletini, milletini, halkını, Cumhuriyetini sevenlerin damgasını vurmak için yola çıktık” dedi. Özel ayrıca, bugüne kadar 6 kadın belediye başkanının olduğu İzmir’de, bu kez seçilebilecek 9 yerde kadın adaylarının varlığına işaret etti.
CHP Genel başkanı Özgür Özel, aday tanıtımın ardından bugün Karabağlar Uğur Mumcu Parkı’nda yurttaşlarla buluştu. Buluşmada Özel’e, İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Cemil Tugay, Karabağlar Belediye Başkan Adayı Helil İnay Kınay, CHP İzmir İl Başkanı Şenol Aslanoğlu, CHP Karabağlar İlçe Başkanı Bülent Sözüpek ile ilçe yönetim kurulu üyeleri eşlik etti.
Partililere seslenen Özel, “Güzel, canım, yetişip büyüdüğüm, ekmeği ile büyüdüğüm İzmir’in kalbinde vatan, millet, bayrak ve Atatürk’e sevgisi olan güzel insanlar, hepiniz hoş geldiniz, saygı ile selamlıyorum. Öncelikle Karabağlar’dayız. Karabağlar’da 2009-2014 yılları arasında belediye başkanlığımızı yapmış rahmetli Kasım Sıtkı Kürüm’ü rahmet ve minnetle anarak sözlerime başlamak isterim” dedi.
“Bugün Karabağlar’da sizlerden almış olduğu emaneti tertemiz bir belediyecilikle, çalışkanlığı ile gayreti ile efendiliği ile emanetinizi taşıyan ve bugüne kadar getiren sevgili Muhittin Selvitopu’na kocaman bir alkış istiyorum” diyen Özel, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bugün İzmir adaylarımızı tanıttık, törende olanlarınız vardı, televizyonlardan izleyenleriniz vardı. Bugün buraya koşup geldiniz, şimdi biraz önce Karabağlar’daki genç adayımız, çevre mühendisi, 43 yaşında Helil Kınay sizlere seslendi. Bugün tanıttığımız 30 adayın 9’u kadın aday. Bugüne kadar İzmir’de toplam 6 kadın belediye başkanımız olmuştu. Bugün öyle kenarda köşede değil, tam 9 seçilecek yerde, öyle küçük ilçelerde de değil, nüfusu 600-700-800 bin olan İzmir’in en büyük ilçelerinde, yaş ortalaması bütün adaylarımızın 45 ve 9’u kadın aday. Mesleklerinde başarılı. Kent suçlarında mücadelede başarılı. Ranta ve talana direnen, sizinle birlikte mücadele eden ve bundan sonra da sizin aranızda hareketli, koşarak, her sabah başka bir mahallede kahvaltı edip her akşam bir başka taksi durağında günü sonlandıracak olan gencecik adayımız Helil Kınay’ı sizlere emanet etmeye geldik.”
“CUMHURİYET’İN ÖNEMİNİ BİLEN SEÇMEN”
İzmir seçmeninin ne istediğini bildiklerini vurgulayan Özel, şunları söyledi:
“Bir bütün olarak adaylarımız son derece inançlı, kararlı, iyi eğitimli, motivasyonları yüksek. Biz bu adaylarla bir şeye niyet ettik. İzmir’de yaptırdığımız tüm ölçümlerde, beklenti anketlerinde, tüm profil çalışmalarında İzmir seçmeni bizden daha çok kadın aday istedi. Daha çok genç aday istedi. Kadınlar için ve gençler için Cumhuriyetin önemini bilen İzmir seçmenine kadın adaylarımızı, genç adaylarımızı emanet etmeye geldim. Bu işin şakası yok. Bir tarafta 18 bakan belirliyor beyefendi, 17’si erkek ve bir tanesi kadın. O da Aile Bakanı. Elbette önemli bakanlık ama kafanın arkasında bir şey var. O şu, diyor ki ‘Sen kadınsın, yerin evdir, ailedir. Sen ekonomi bilmezsin, dış politikaya karışma, içişleri erkek işi, kültür sanata bile biz bakarız, sen sadece çocuk bakarsın. Sen aile işlerinden anlarsın.’ Bu anlayışa karşı Cumhuriyeti korumak ve bu büyük kadın devrimini Cumhuriyetin kalesi, Cumhuriyetin sancak gemisi İzmir’den başlatmaya geldim, İzmir’den. Bir yanda başka tartışmalar var. ‘Kız çocuklarla erkek çocuklar ayrı okusun’ diyen bir anlayış var. İttifak kurdukları parti, kadınları sahiplendirmekten bahsediyor. Kadınların oy kullanmasına dahi itiraz eden bir anlayış var. O Cumhuriyet ki o Cumhuriyetin kurucusu ki dünyanın en gelişmiş ülkelerinden yıllar yıllar önce seçme ve seçilme hakkını kadına vermiştir. Cumhuriyet kadının seçmesine, seçilmesine, eşit yurttaş olmasına yol açmıştır. Şimdi bu saldırılara karşı İzmir’den bir meydan okuma zamanıdır. O yüzden siyasetteki kadın devrimini sizlere emanet etmeye geldim.” dedi.
Özel, ‘mesleğinde başarılı’, ‘önemli görevleri yapmış’, ‘yöneticilik vasıfları yüksek’ sıfatlarıyla tanımladığı Helil Kınay’ı ‘kentin sorunlarını gören ve çözüm önerilerini söyleyen bir adayımız var’ diyerek tanıttı. Özel, sözlerine şöyle devam etti:
“BU BÜYÜK YÜRÜYÜŞÜ HEP BERABER BAŞLATIYORUZ”
“Bugüne kadar söyledi, bugünden sonra bunları yapacak, sizden aldığı destekle Karabağlar’ın yüzünü güldürecek Helil Kınay. Gençler Helil Başkandan heyecanlanmış. Karabağlar bu heyecana ortak oluyor mu? Bir alkış alayım başkana. Karabağlar, İzmir duysun. Bu büyük yürüyüşü hep beraber başlatıyoruz. Adaylarımız bugün açıklandı, çok güzel, iyi eğitimli, hepsi yabancı dil biliyor, alanlarında bir ve bazen 3 yüksek lisans yapmış, konunun uzmanı arkadaşlar. Bunlar İzmir’e de iyi gelecek. 15-20 yıl sonra da Türkiye’deki en önemli görevlerde hep onları ve onların kadrolarını, siz yol arkadaşlarını hep beraber göreceğiz. Cumhuriyetin yüzüncü yılının ilk 25 yılına biz damgamızı vurduk. Yokluğu, açlığı bitirdik. Ardından salgın hastalıkları yendik. Bir imparatorluk bakiyesinden bir Cumhuriyet inşa ettik. Toplu iğnesi olmayan bir ülkeye uçak fabrikası, motor fabrikası yapar ve üretir hale getirdik. Şimdi bir üzüntüyü hep birlikte yaşıyoruz. Cumhuriyetin ilk yüzyılının son 25 yılında CHP yoktu. Bir değişim sloganı ile yola çıktık ve Cumhuriyetin ikinci yüzyılının ilk 25 yılına yeniden Cumhuriyetçilerin, Atatürkçülerin, öyle sözde değil gerçek Atatürk milliyetçilerinin, devletini, milletini, halkını, Cumhuriyetini sevenlerin damgasını vurmak için yola çıktık. Bu yürüyüşte var mısınız? İşte o yürüyüşe, o yola çıktığımızda bu partiyi iktidar yapacağız diye yola çıktığımızda, bu partinin önceki genel başkanlarına vefa borcu ile yüklüyüz. Bir partinin önceki genel başkanına vefa nasıl gösterilir? Benim bildiğim bir şey var. Partisini iktidar yaparak gösterilir. Hem sevgili Kemal Kılıçdaroğlu’na, hem rahmetli genel başkanlarımız Deniz Baykal, Bülent Ecevit, İsmet Paşa’ya ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e vefamızı Cumhuriyetin ikinci yüzyılında partilerini iktidar yaparak, ilkelerini iktidar yaparak göstereceğiz. Bu yürüyüşte bizimle birlikte İzmir’den başlayarak kararlılıkla yürümeye var mısınız?”
“BU PARTİNİN YÜRÜYÜŞÜ CUMHURİYET YÜRÜYÜŞÜDÜR”
Mevcut İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer’e de teşekkür eden CHP Lideri Özel, konuşmasını şu sözlerle noktaladı:
“İşte bu yola çıktığımda, bu yoldaki ilk adımlarıma eşlik eden biri vardı. Kim, o kişi? Kararlı, inançlı, cesur, ‘Makamımı ve mevkiimi kaybedersem’ endişesi ile doğru bildiğinden şaşmayan, doğru neyse onun arkasında duran, heyecanı çok ama kararlı ve son derece duyarlı bir siyasetçi. Yol arkadaşım, sizlerin de çok yakından tanıdığı, bütün iftiralara rağmen üzerine hiçbir çamurun yapışmadığı, sütte leke var, onda yok. Cemil Tugay başkanımızı İzmir Büyükşehir adayı yaptık. Önceki dönem ve halen görevde olan sevgili Tunç Soyer. Kendisi ile önceden ve sonrasında konuştum. Onun İzmir’in bir değeri, partinin bir değeri olduğunu, bu partiye ve sosyal demokrasiye yapacak katkıları olduğunu ve bununla ilgili fikirlerimiz olduğunu karşılıklı konuştuk. Tüm emekleri için sizlerden Tunç Başkana da bir teşekkür alkışı rica ediyorum. Bu partinin yürüyüşü Cumhuriyet yürüyüşüdür, demokrasi yürüyüşüdür, kalkınma yürüyüşüdür. Bu ülkede bu kadar büyük yoksulluğun, bu kadar büyük sıkıntıların olduğu bir süreçte biz her zaman için CHP olarak iktidar olmak, bu kentte iktidar kalmak ve bu kentteki iktidarımızı ülkedeki iktidara taşımak durumundayız. Bunun için hep birlikte bu iktidar yürüyüşünü gerçekleştirmeye var mısınız? Ben adayımız Helin arkadaşımızı, Helil Başkanımızı, Helil Kınay’ı ve büyükşehir adayımız Cemil Tugay’ı sizlere emanet ediyorum. Kuvvetli alkışlarınızla birlikte her ikisinin elini hep birlikte havaya kaldırıyoruz ve yolunuz açık olsun, yolumuz açık olsun, Karabağlar’a ve İzmir’e hayırlı, uğurlu olsun.”
]]>Tunç Soyer’den aday tanıtım toplantısına katılmadı, Özgür Özel’den açıklama geldi
İZMİR – CHP Genel Başkanı Özgür Özel, CHP’nin İzmir adayları tanıtım toplantısının ardından basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. Tunç Soyer ile ilgili açıklamalarda bulunan Özel, “İzmir seçmeninin beklentileri yüksek, notu kıttır” dedi.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, 31 Mart’ta yapılacak yerel seçimler için İzmir’de partisinin belediye başkan adaylarını tanıttı. Özel, toplantının ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı.
“İzmir seçmeninin beklentisi yüksek notu kıttır”
Tunç Soyer’e ilişkin açıklamalarda bulunan Özel, “Tunç Başkanımızı seviyoruz, objektif kriterler uyguladık. İzmir’de CHP belediyeciliği engellemelere rağmen önemli işler yapmıştır; ancak İzmir seçmeninin haklı olarak beklentileri yüksek notu da kıttır. İzmir seçmeni çok daha yüksek beklentileri vardı, bunu sayın başkanla da konuştuk. İzmir genelinde belki ülkenin başka coğrafyalarında yüksek beğeni toplayacak başkanlar İzmir’de dinamizm ve gençleşme istiyordu. İzmir’e cumhuriyet kadınlarının elinin değmesi yönünde talep vardı. O yüzden, 9 kadın listede. Bu bir kadın devrimidir. O yüzden 12 tane 40 yaş altı genç listelerde. Biz buradan İzmir’in ve Türkiye’nin geleceğini yönetecek çok önemli isimlere görev verdik. Önceki dönem belediye başkanlarımızın her bir tanesinin de emeği başımızın tacıdır. Başka görevler yapacaklar, partimize katkılar sağlayacaklar. Bugün bu kadro yarın İzmir’de CHP Belediyeciliği anlamında bir devrimi gerçekleştirmeye aday. Birbiriyle son derece uyumlu, ortak gelecek stratejimize son derece yatkın ve onu sahiplenmiş bir ekibimiz var. İzmir CHP’nin seçimlerden sonra bambaşka bir dinamizmle muhteşem bir belediyecilik hizmeti verdiğini görecek. İzmir adayları sevdi, 1 Nisan’dan sonra oy veren, vermeyen herkes bu listeye olan memnuniyetini ifade edecek” dedi.
Adaylık sürecinde randevu isteyen herkesle görüştüklerini vurgulayan Özgür Özel, “Tunç Bey ile 3 kere görüştük. Hiç görüşmediğimizle 2 kere görüştük. Bundan sonra da görüşmeye devam edeceğiz. Bazı arkadaşlarımıza görevler verdik. Bu görevleri kabul eden arkadaşlarımız var, düşünmek isteyen arkadaşlarımız var. Bundan sonraki süreçte bu arkadaşlarımızın birikimlerinden, deneyimlerinden istifade edeceğiz. Partililik şunu gerektirir; bir yere 40 kişi aday olur, 1 kişi seçilir. Çeşitli kriterlerle, profil anketine bakarak uygun profilde olanları aday anketine sokuyorsunuz. Anket sonuçlarına bakıyorsunuz. Sahadan 46 vekil arkadaşımız bize rapor ulaştırdı. İl ve ilçe raporlarına bakarak karar veriyor. Geri kalan 39 kişi seçilmedim diye küserse burası parti olmaz. Bugün Türkiye’de bir kaç tane istifa var. Gazete manşetlerinde onlar yer buluyor. Bu partinin 3 bin 600 tane adaylaşmayan kahramanları var. Ertesi sabah adayımız diyor ki, ‘8’de aday adayımız beni arayıp emrindeyim’ dedi. İşte particilik bu. Partilik aday olmayınca küsmek, kaçmak, başka yere gitmek, rakip gördükleri ve gelseler İzmir’in iliğini sömürecek partilere katkı sağlamak değildir. Particilik aday olduğun güne kadar iddianı korumak, adaylaşamadığı noktada kent için parti için çalışmaktır. Bu partinin isyan edip başka partilere gidenleri değil, hiç bunlara tenezzül etmeyip, partisi için çalışan kahramanları tebrik ediyorum. Esas manşet olması gerekenler bu kahramanlardır” dedi.
“Değişimler saha çalışması ve anket sonuçlarının göstergesiydi”
İzmir’de 2 ilçede yapılan değişime dikkat çeken Özel, “Bu değişimler yaptığımız saha çalışmaları ve anket sonuçlarının göstergesiydi. Bazen seçmen ses verir. Sesi duymanız gerekiyor. Uygar ile dün görüştük ve birlikte siyaset yapmaya karar verdik. Diğer arkadaşımızla da akşam saatlerinde görüştük, o da birkaç gün düşündükten sonra bize nasıl katkı sağlayabileceğine karar verecek. Hep birlikte çalışmaya devam edeceğiz. Partilerde bir değişim olur. Bugün ortalama belediye başkan adayının yaşı 45. Böyle bir devrim İzmir’e yakışırdı. 9 tane kadın aday var. Türkiye’de kadın aday oranına bakın, İzmir’de 30’da 9’luk oran bir kadın devrimidir. İzmir Cumhuriyet tarihi boyunca 6 kadın başkana sahip oldu. 1 Nisan’da 9 kadın belediye başkanımız olacak. Bu devrimi İzmirli kadınlara, Atatürk’ün kadınlarına, kızlarına gençlerine emanet ediyorum” ifadelerine yer verdi.
Başka değişim olmayacak
Çeşme Belediye Başkan adayının değişme ihtimalleri üzerine de açıklama yapan Özel, “CHP adaylarını tanıtmıştır. Bundan sonra yapılacak değişim devir teslimde yapılacak değişimdir” dedi.
Öte yandan düzenlenen aday tanıtım toplantısına bazı ilçe belediye başkan adaylarının da katılmadığı gözlemlendi.
]]>CHP Genel Başkanı Özgür Özel, 31 Mart’ta yapılacak yerel seçimler için İzmir’de partisinin belediye başkan adaylarını tanıttı. Özel, toplantının ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı.
“İzmir seçmeninin beklentisi yüksek notu kıttır”
Tunç Soyer’e ilişkin açıklamalarda bulunan Özel, “Tunç Başkanımızı seviyoruz, objektif kriterler uyguladık. İzmir’de CHP belediyeciliği engellemelere rağmen önemli işler yapmıştır; ancak İzmir seçmeninin haklı olarak beklentileri yüksek notu da kıttır. İzmir seçmeni çok daha yüksek beklentileri vardı, bunu sayın başkanla da konuştuk. İzmir genelinde belki ülkenin başka coğrafyalarında yüksek beğeni toplayacak başkanlar İzmir’de dinamizm ve gençleşme istiyordu. İzmir’e cumhuriyet kadınlarının elinin değmesi yönünde talep vardı. O yüzden, 9 kadın listede. Bu bir kadın devrimidir. O yüzden 12 tane 40 yaş altı genç listelerde. Biz buradan İzmir’in ve Türkiye’nin geleceğini yönetecek çok önemli isimlere görev verdik. Önceki dönem belediye başkanlarımızın her bir tanesinin de emeği başımızın tacıdır. Başka görevler yapacaklar, partimize katkılar sağlayacaklar. Bugün bu kadro yarın İzmir’de CHP Belediyeciliği anlamında bir devrimi gerçekleştirmeye aday. Birbiriyle son derece uyumlu, ortak gelecek stratejimize son derece yatkın ve onu sahiplenmiş bir ekibimiz var. İzmir CHP’nin seçimlerden sonra bambaşka bir dinamizmle muhteşem bir belediyecilik hizmeti verdiğini görecek. İzmir adayları sevdi, 1 Nisan’dan sonra oy veren, vermeyen herkes bu listeye olan memnuniyetini ifade edecek” dedi.
Adaylık sürecinde randevu isteyen herkesle görüştüklerini vurgulayan Özgür Özel, “Tunç Bey ile 3 kere görüştük. Hiç görüşmediğimizle 2 kere görüştük. Bundan sonra da görüşmeye devam edeceğiz. Bazı arkadaşlarımıza görevler verdik. Bu görevleri kabul eden arkadaşlarımız var, düşünmek isteyen arkadaşlarımız var. Bundan sonraki süreçte bu arkadaşlarımızın birikimlerinden, deneyimlerinden istifade edeceğiz. Partililik şunu gerektirir; bir yere 40 kişi aday olur, 1 kişi seçilir. Çeşitli kriterlerle, profil anketine bakarak uygun profilde olanları aday anketine sokuyorsunuz. Anket sonuçlarına bakıyorsunuz. Sahadan 46 vekil arkadaşımız bize rapor ulaştırdı. İl ve ilçe raporlarına bakarak karar veriyor. Geri kalan 39 kişi seçilmedim diye küserse burası parti olmaz. Bugün Türkiye’de bir kaç tane istifa var. Gazete manşetlerinde onlar yer buluyor. Bu partinin 3 bin 600 tane adaylaşmayan kahramanları var. Ertesi sabah adayımız diyor ki, ‘8’de aday adayımız beni arayıp emrindeyim’ dedi. İşte particilik bu. Partilik aday olmayınca küsmek, kaçmak, başka yere gitmek, rakip gördükleri ve gelseler İzmir’in iliğini sömürecek partilere katkı sağlamak değildir. Particilik aday olduğun güne kadar iddianı korumak, adaylaşamadığı noktada kent için parti için çalışmaktır. Bu partinin isyan edip başka partilere gidenleri değil, hiç bunlara tenezzül etmeyip, partisi için çalışan kahramanları tebrik ediyorum. Esas manşet olması gerekenler bu kahramanlardır” dedi.
“Değişimler saha çalışması ve anket sonuçlarının göstergesiydi”
İzmir’de 2 ilçede yapılan değişime dikkat çeken Özel, “Bu değişimler yaptığımız saha çalışmaları ve anket sonuçlarının göstergesiydi. Bazen seçmen ses verir. Sesi duymanız gerekiyor. Uygar ile dün görüştük ve birlikte siyaset yapmaya karar verdik. Diğer arkadaşımızla da akşam saatlerinde görüştük, o da birkaç gün düşündükten sonra bize nasıl katkı sağlayabileceğine karar verecek. Hep birlikte çalışmaya devam edeceğiz. Partilerde bir değişim olur. Bugün ortalama belediye başkan adayının yaşı 45. Böyle bir devrim İzmir’e yakışırdı. 9 tane kadın aday var. Türkiye’de kadın aday oranına bakın, İzmir’de 30’da 9’luk oran bir kadın devrimidir. İzmir Cumhuriyet tarihi boyunca 6 kadın başkana sahip oldu. 1 Nisan’da 9 kadın belediye başkanımız olacak. Bu devrimi İzmirli kadınlara, Atatürk’ün kadınlarına, kızlarına gençlerine emanet ediyorum” ifadelerine yer verdi.
Başka değişim olmayacak
Çeşme Belediye Başkan adayının değişme ihtimalleri üzerine de açıklama yapan Özel, “CHP adaylarını tanıtmıştır. Bundan sonra yapılacak değişim devir teslimde yapılacak değişimdir” dedi.
Öte yandan düzenlenen aday tanıtım toplantısına bazı ilçe belediye başkan adaylarının da katılmadığı gözlemlendi. – İZMİR
]]>Holdingden yapılan açıklamaya göre, 8-9 Şubat’ta The Royal Academy of Science International Trust (RASIT) ve Birleşmiş Milletler işbirliğiyle gerçekleştirilen etkinlikte, “Bilimde Kadın Liderliği ve Yeni Dönem için Sürdürülebilirlik” başlığı altında dünyanın çeşitli ülkelerinden bilim ve iş insanları, sivil toplum kuruluşları liderleri ve kanaat önderleri bir araya geldi.
Zirvede tek Türk iş kadını olarak yer alan Hülya Gedik, sanayi, üretim, eğitim, AR-GE, teknoloji ile ilgili sürdürülebilir kalkınma amaçları ve sürdürülebilir kalkınmada kadınların rolü üzerine konuşma yaptı.
Gedik; eğitim, yoksulluk, sağlık ve çevre gibi küresel olarak öne çıkan kritik konuları içine alarak sürdürülebilir kalkınma için çalışan uluslararası bir sivil toplum kuruluşu olan RASIT’te Danışma Kurulu Üyesi olarak da görev yapıyor.
“Toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin çok yaygın bir sorun olarak karşımıza çıkıyor”
Açıklamada, BM Genel Merkezi’nde yaptığı konuşmaya yer verilen Gedik Holding Yönetim Kurulu Başkanı Hülya Gedik, BM Sürdürülebilir Kalkınma Amaçlarının birçok maddesinin kadın ve kız çocuklarının güçlendirilmesi ile ilgili olduğunu, dolayısıyla birçok amaçtan kadınların etkilendiğini belirtti.
“Kadın yapamaz” görüşünün tümüyle yıkılması gerektiğini belirterek hem Gedik Holding’de hem de İstanbul Gedik Üniversitesi’nde kadınların hayatın her alanında yer alması ve erkek egemen olarak bilinen farklı iş kollarına kadınların yönlendirilmesi konusunda yaptıkları çalışmalardan bahseden Gedik, Türkiye’nin kalkınmasına ve BM Sürdürülebilir Kalkınma Amaçlarına hizmet ettiklerini anlattı.
Gedik, kadınların ve kız çocuklarının dünya nüfusunun yüzde 50’sini oluşturduğunu kaydederek, küresel potansiyelin yarısının kadınlar ve kız çocuklarının elinde olduğunu, fakat bugün toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin çok yaygın bir sorun olarak karşılarına çıktığını, bu nedenle kadınların ve kız çocuklarının potansiyelini tam olarak ortaya koyamadıklarını vurguladı.
Hülya Gedik, “Sürdürülebilir Kalkınma Amaçlarının 5’incisi olan ‘toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlamak ve tüm kadınlar ile kız çocuklarını güçlendirmek’ için çalışmaların artırılması büyük önem arz ediyor.” ifadelerini kullandı.
“Birçok sektörde kadınlar tüm kademelerde arzu edilen seviyede yer alamıyor”
Gedik Holding Yönetim Kurulu Başkanı Gedik, faaliyet gösterdikleri metal sektöründe kadınlar için kısıtlı imkanların bulunduğunu belirterek, tüm dünyada metal sektöründe faaliyet gösteren şirketlerde çalışan kadınların oranının yüzde 3 ile yüzde 29 arasında değiştiğini, yönetici kademelerinde bu oranın ortalama yüzde 20 olduğunu anlattı.
Birçok sektörde kadınların tüm kademelerde arzu edilen seviyede yer alamadığını kaydeden Gedik, üretim, sanayi, girişimcilik, AR-GE, yüksek teknoloji, inovasyon, yazılım, yapay zeka ve dijital alanlarda kadınların daha çok yer alması gerektiğini vurguladı.
Gedik, bu amaçla yönettiği tüm kuruluşlarda geniş kapsamlı ve sonuç odaklı çalışmalar yaptıklarını, kuruluşların 5 yıllık stratejik planlarında da bu yönde amaç ve hedefler belirlediklerini kaydederek, BM’nin 2016’da yürürlüğe koyduğu Sürdürülebilir Kalkınma Amaçlarını, Gedik Holding ve İstanbul Gedik Üniversitesinin tüm süreçlerinde benimsediklerini vurguladı.
Mühendislik alanında çalışan ve eğitim gören kadın ve kız çocuklarının sektörde daha fazla imkan bulabilmesi için daha çok çalışmaları gerektiğinin altını çizen Gedik, “Herkes her işi yapabilir yeter ki isteği, kabiliyeti ve bilgisi olsun.” ifadesini kullandı.
]]>Çorum Valiliği, Çorum Belediyesi ve Çorum Ticaret ve Sanayi Odası iş birliğinde bu yıl ikincisi düzenlenen çalıştayda kadınların yaşadığı sosyal ve ekonomik sorunlar ve bu alanda yapılması gerekenler analiz edilerek raporlanacak. Hazırlanacak rapor 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde kamuoyuyla paylaşılacak.
Çalıştay açılışında konuşan Kadın ve Aile Sorunları Uygulama ve Araştırma Merkezi (HÜKAM) Müdürü ve Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Nurcan Baykam, çalıştayın amacının toplumların kalkınmasında önemli bir rolü olan kadının sosyo-ekonomik durumunun güçlendirmeye yönelik Çorum özelinde kalkınmanın paydaşları olan üniversite, kamu kurum kurumları, belediye ve tüm paydaşlarla kadının sosyoekonomik sorunlarını, ihtiyaçlarını, beklentilerini analiz etmek ve bunlara yönelik hedeflerler belirleyerek uygulamalar başlatmak olduğunu söyledi.
İlk çalıştayın somut verilerini almaya başladıklarını dile getiren Prof. Dr. Nurcan Baykam, “Hitit Üniversitesi olarak kadınlarımıza yönelik Anne Üniversitesi projesini hayata geçirdik. Buradan mezun olan kadınlarımızdan altı tanesi de üniversitemizi kazanarak eğitim görmeye başladı. Birçoğu farklı sektörlerde istihdam edildi” dedi.
“Kadınlar, sürdürülebilir kalkınmanın ana aktörü”
Hitit Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ali Osman Öztürk, sürdürülebilir kalkınmanın ana aktörünün kadınlar olduğunu vurgulayarak, “Sürdülebilir kalkınma Türkiye Cumhuriyeti’nin 12. Kalkınma Planı’nın anahtar kelimelerinden birisi. Yerel düzeyde, kent düzeyde de baktığınızda sürdürülebilir plan, hedef ve uygulamaların sonuç verecek şekilde bir şekliyle kalkınma ile ilişkilendirilmesi konusu 21. Yüzyılda dünyanın anahtar kelimelerinden birisi. Sürdürülebilir kalkınmanın ana aktörü kadınlarımız. Kalkınmayı sürdürülebilir kılmak için kadınlarımızı her zaman baş tacı yaptığımız gibi sürdürülebilir kalkınmanın da öncüsü, önderi yapmalıyız. Ulusal düzeyde bu alanda Cumhurbaşkanımızın riyasetinde merkezi yönetimler tarafından adımlar atılmakta ve 21. yüzyılda emin adımlarla kadınlarımızla birlikte yürümek için çeşitli vesilelerle birçok politika hayata geçirilmekte. Yerel düzeyde yapılacak çalışmalarla ilgili olarak da sayın valimizin riyasetinde belediyeler, kamu, sivil toplum kuruluşları çalışmalar yapıyor” ifadelerini kullandı.
“Kadınlar toplumun her alanında olacak”
Vali Doç. Dr. Zülkif Dağlı, kadınların toplumun her alanında olacağını açıkladı. Çalıştayın ilkinin 2017 yılında yapıldığını hatırlatan Vali Doç. Dr. Dağlı, “Üç ilçemizde Hitit Üniversitemiz tarafından hayata geçirilen Anne Üniversitesi’nin yeniden oluşturulması için çalışmalara başladık. Bayat, Boğazkale ve Laçin kaymakamlarımızı görevlendirdik. Bu kaymakamlarımızda bayan kaymakamlarımız. Çalışmalara başladılar. Alaca MYO müdürümüz de bayan olduğu için çalışmaya Alaca ilçemizi de ilave ettik. Çalışmalar meyvesini vermeye başladı” diye konuştu.
Üniversitedeki bayan öğrenci oranının erkek öğrenci oranının üzerinde olduğunu dile getiren Vali Dağlı, “Bu çok güzel. Ülkemiz, geleceğimiz ve çocuklarımız için çok güzel gelişme. Bayanların okutulmadığı, erken yaşta evlendirildiği, toplumun dışında tutulduğu günlerden, dönemlerden bugünlere geldik. Bu toplumumuzun ilerleme seviyesinin bir göstergesi. Çalışmaya devam edeceğiz. Kadınlarımız toplumun her alanında olacak. İş dünyasının her alanında olmalı. Eğitimde olacaklar. Akademi de olacaklar. Tüm sektörlerde olacaklar. Kadınlarımızın her alanda olması bizim içinde gurur verici. Çünkü kadınlarımız olmadan toplumu ileriye götürmemiz mümkün değil. Onun için hep beraber çalışmaya devam edeceğiz. Yerel yönetimlerimiz, üniversitemiz, kamu kurumlarıyla ve halkımızla bu anlamda hem bilinçlendirme ve farkındalık oluşturmaya hem de reel ve somut adımlar atmaya devam edeceğiz” şeklinde konuştu.
Programa İl Jandarma Komutan Yardımcısı Hasan Taner Özbey, İl Genel Meclisi Başkanı Mehmet Bektaş, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri katıldı. – ÇORUM
]]>Başkent Sofya’da düzenlenen Avrupa Şampiyonası’nda yarın podyuma çıkacak ay-yıldızlı kadın halterciler 45 kiloda Cansu Bektaş ve Gamze Altun ile 49 kiloda Duygu Alıcı ve Medine Bilicier, AA muhabirine değerlendirmelerde bulundu.
Geçen yıl Avrupa Şampiyonası’nda 3 altın madalya kazanan Cansu Bektaş, “5 senedir milli takımda yer alıyorum, 4 dünya, 4 Avrupa şampiyonluğum var. Geçen sene de Dünya Şampiyonası’nda ilk defa madalya kazandım ve üçüncü oldum. Geçen yıl Avrupa Şampiyonası’nda ise 3 altın madalya kazandım, burada da yarın 3 altın madalya kazanarak İstiklal Marşı’mızı okutmak istiyorum.” diye konuştu.
Cansu, artık halterde erkeklerden daha fazla kadınların başarılı olduğunu belirterek, “Çok güçlü kadın sporcularımız var, yurt dışındaki kadın sporcular da öyle. Devamlı İstiklal Marşı’mızı okutuyoruz, artık halterin sadece erkek sporu olmadığını tüm dünyaya düşündürdüğümüzü söyleyebilirim.” dedi.
Milli halterci Cansu, geçen yıl Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in kendilerini Bakü’de ağırlamasının hayatının unutulmaz anlarından olduğunu aktararak, “Geçen yıl İstiklal Marşı’mızı şampiyonun ilk günü okutunca orada Azerbaycan bayrağını yakmışlardı. Buna çok üzülmüştüm çünkü Azerbaycan takımından arkadaşlarım vardı, onları çok seviyordum ve onlara en iyi şekilde sportif anlamda cevap verdiğimi düşünüyorum. Bu sene de Azerbaycanlı Nazile İsmailova arkadaşımla yarın aynı sıklette yarışacağız ama gruplarımız farklı inşallah beraber madalya sevinci yaşarız.” şeklinde konuştu.
Gamze Altun: “Daha iyi derece yapmayı hedefliyorum”
Milli haltercilerden Gamze Altun ise geçen yıl Avrupa Şampiyonası’nda silkmede gümüş madalya kazandığını hatırlatarak, “Benim ilk büyüklerde yarışmamdı, güzel geçti. Şampiyonadan sonra Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev bizi Bakü’de çok güzel bir şekilde ağırlamıştı. Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in ve eşi Mihriban Aliyeva’nın bizi ağırlaması çok gurur vericiydi.” diye konuştu.
Bu sene Avrupa Şampiyonası’na daha iyi hazırlandığını belirten Gamze, “Yarın için daha iyi derece yapmayı hedefliyorum, bunun için çok çalıştım, yarın şampiyonanın çok güzel geçeceğini düşünüyorum.” dedi.
Duygu Alıcı da geçen yıl Avrupa Şampiyonası’nın kendisi için beklediği gibi geçmediğini ifade ederek, şunları kaydetti:
“Yarın Sofya’da hem madalya hem de güzel dereceler bekliyorum. Yarın ülkemi en iyi şekilde temsil ederek, Paris 2024 Olimpiyatları için kota sıralamasında da en üst sıraya çıkmak istiyorum. Paris 2024’e kota kazanmak ve Paris’te de olimpiyat madalyası kazanmak istiyorum.”
Milli haltercilerden Medine Bilicier, ilk defa Büyükler Avrupa Şampiyonası’na geldiğini vurgulayarak, “Bu benim için çok büyük bir tecrübe olacak. Yarın Sofya’da ülkemi en güzel şekilde temsil etmeyi hedefliyorum. Madalya hedefim var eğer hakkımızı kullanırsak her şekilde madalya alırız. Bundan önce de Gençler Avrupa Şampiyonası’nda şampiyonluğum var. Yıldızlar kategorisinde Avrupa’da ve dünyada şampiyonluğum var.” değerlendirmesinde bulundu.
]]>İZMİR – İzmir’de taşlı saldırıya uğrayarak gasp edilen, bir saldırgan tarafından tabancayla vurularak öldürülen taksi şoförünün öldürülmesinin ardından bu sefer de genç bir taksi sürücüsü aracını aldığı kadın yüzünden saldırıya uğradı. Konak ilçesinde meydana gelen saldırıda taksi sürücüsü, saldırganın yumruklarının hedefi olurken o anlar araç içi kamerası tarafından kaydedildi.
Olay 10 Şubat saat 00.50 sıralarında ilçeye bağlı Ferahlı Mahallesi 3513 sokakta meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, 35 T 5201 plakalı taksinin sürücüsü Kaya Özel (23), kendisine işaret eden bir kadın sürücü aracını aldıktan sonra ilerlemeye başladı. Kısa süre sonra aracın arkasından gelen bir kişi, taksiyi durdurdu ve bir anda genç sürücüye saldırdı. Sürücü koltuğundayken saldırganın yumruklarının hedefi olan Özel, araçtan indiğinde de saldırıya maruz kaldı. Daha sonra aracı ile birlikte bölgeden uzaklaşan genç sürücü, polis merkezine giderek kendisine saldıran kimliği belirsiz kişiden şikayetçi oldu.
Saldırı anı kamerada
Meydana gelen saldırı anı ise takside bulunan araç içi kamerası tarafından saniye saniye kaydedildi. Görüntüde, Kaya Özel’in aracına bir kadını aldığı, kadının ‘Durma, devam et’ dediği, daha sonra inmek için kapıya yöneldiği ve bu sırada taksi sürücüsünün durduğu, ardından da sürücü koltuğunun bulunduğu camdan yumruklu saldırıya uğradığı anlar yer aldı. Görüntülerin devamında ise genç taksi sürücüsünün araçtan indiği dışarıda devam eden tartışmanın ardından aracına binerek bölgeden uzaklaştığı anlar görüldü.
O anları anlattı
Saldırıya uğrayan genç taksi şoförü Kaya Özel, saldırıya uğradığı anları anlattı. Özel, “Dayko yokuşu olarak adlandırılan bölgede seyir halindeyken el kaldıran bir bayanı aracıma aldım. Bayan panik halindeydi ve bana ‘Durma, devam et’ dedi. Birisi küfür ederek aracın arkasından koştururken arkadaki bayan da tereddüt edip aracı durdurdu. O esnada arkadan küfrederek koşturan kişi aracı yakaladı ve bana saldırmaya başladı. Herhangi bir diyalog bile kurmadan direk bana yumruk atmaya başladı. Bu esnada yüzüme vurmaya ve boğazımı tutarken ben ne olduğunu anlayamadım. Sonra araçtan da indirip dışarıda da darbetti beni ve yaklaşık 2 dakika sürdü. Ben aracın içerisindeyken de sonrasında da karşılık veremedim. Bu esnada başka bir takside bulunan yolcu da indi, sanırım o kişinin arkadaşıymış. O da bana hakaretler edip tehditler savurdu. Bana saldıran kişi de 30’lu yaşlarda iri yapılı birisiydi. Kendinde de değildi ve benle hiç bir diyaloğa girmeden saldırmaya başladı. O saldırı esnasında kadının davranışları da tuhaftı. Ben darbedildiğim anda adamın kucağına attı ve geri çekildi. Adam orada bana dayak atarken hiç bir şekilde araya girip müdahale etmeden, araçtan çantasını almanın derdine düşmüştü” açıklamasında bulundu.
“Çözüm odaklı önlemler bekliyoruz”
“Özellikle İzmir’de son günlerde meslektaşlarımıza uygulanan şiddet olayları çok arttı. Biz ekmeğimizdeyiz, çalışan insanlarız. Hepimizin eşi, dostu, ailesi var. Biz yetkililerden çözüm odaklı önlemler bekliyoruz. Bunun önü alınmazsa her an daha kötü şeyler de başımıza gelebilir” dedi.
Her yerde aranıyor
Taksi sürücüsünün olayın ardından polis merkezine giderek şikayetçi olmasının ardından, saldırganın her yerde arandığı öğrenildi.
]]>AİLE ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, “İnanıyorum ki Türk kadınları, kız çocuklarımız, başarılarıyla bizleri gururlandırmaya devam edecek. Türkiye Yüzyılı, kadınların yüzyılı olacak. Cumhuriyetimizin yeni yüzyılında da çalışmalarımızın odağında kız çocuklarının ve kadınların, başta eğitim olmak üzere her türlü haklarının teslimi, toplumda etkin ve güçlü olmaları yer alıyor” dedi.
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, çeşitli ziyaretler için Kayseri’ye geldi. Bakan Göktaş, Bilim Merkezi’nde düzenlenen ‘Bilimde Kadın ve Kız Çocukları Uluslararası Günü’ etkinliğine katıldı. Teknolojinin gelişmesiyle dünyanın hızla değiştiğini, endüstri ve sosyal yaşamın da bu değişime ayak uydurduğunu belirten Bakan Göktaş, Dünya Ekonomik Forumu Raporu’na göre, 2025 yılına kadar pek çok iş kolunun işlevini yitireceğini, teknoloji temelli yeni iş kollarının ortaya çıkacağını ifade etti. Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu raporuna göre ise 21’inci yüzyılda mesleklerin yüzde 75’inin bilim, teknoloji, mühendislik ve matematik (STEM) içerikli olacağını belirten Bakan Göktaş, “Bu nedenle çalışanların, işlerinde dijital yetkinlik kazanmaları gerekiyor. TÜİK verilerine göre, Türkiye’de kadınların internet kullanım oranı erkeklere göre yaklaşık yüzde 10 daha az. Dünya genelinde ise kadınlar erkeklere kıyasla yüzde 21 daha az cep telefonu kullanıyor” diye konuştu.
‘KIZLARIMIZIN EĞİTİMİNE ÇOK BÜYÜK DESTEKLER VERDİK’
Söz konusu verilerin kadınların teknolojiye erkeklerden daha az ulaştığını gösterdiğine dikkati çeken Bakan Göktaş, şunları söyledi:
“Ayrıca yapılan çalışmalar, önyargıların, kadın ve kız çocuklarının dijital beceriler geliştirmelerini ve STEM alanlarında yeterince temsil edilmediğini ortaya koyuyor. Oysa biliyoruz ki, STEM alanlarında cinsiyet farkı azaltılırsa istihdam ve üretkenlik artacak, kadınlar bireysel anlamda güçlenmelerinin yanında ülke ekonomisine de katma değer sağlayacak. Kızlarımızın ve kadınların STEM alanlarını keşfetmeleri ve başarılı rol modellerle karşılaşmaları bu anlamda oldukça önemli. Bizler de bu kapsamda kız çocuklarımızın iyi eğitim almaları ve kariyerlerinde ilerlemeleri için elimizden gelen çabayı gösteriyoruz. Cumhurbaşkanımızın ve eşi Emine Erdoğan Hanımefendi’nin desteği ve liderliğiyle kızlarımızın eğitimine çok büyük destekler verdik, vermeye de devam ediyoruz.”
Yükseköğrenim istatistiklerine göre, üniversite eğitimine başlayanlar içinde kızların oranının yüzde 50’yi aştığını vurgulayan Bakan Göktaş, bilim, teknoloji, mühendislik ve matematik alanlarından mezun olan kız öğrencilerin oranının ise yaklaşık yüzde 35 olduğunu belirtti.
‘YAPILAN HER ÇALIŞMADA KIZLARIMIZIN İZİ VAR’
Artık ithal teknolojilerle yetinmeyen dünyaya teknolojiler ihraç eden, teknolojinin üretim merkezi olan Türkiye’nin var olduğunu vurgulayan Bakan Göktaş, “Özellikle belirtmeliyim ki ihraç edilen her teknolojik ürünümüzde, yapılan her çalışmada kadınların ve kızlarımızın izi var. Her alanda onların büyük başarılarına şahidiz. Bunun en son örneğini bildiğiniz gibi, Cumhuriyetimizin ikinci asrına adım attığımız ilk günlerde yaşadık. Bizlere gurur yaşatan astronot Alper Gezeravcı ile ilk insanlı uzay misyonumuzu gerçekleştirdik. Tüm Türkiye, tarif edilmez bir mutluluk yaşadı. Bu başarılı hamlede, uzayda gerçekleştirilen 13 önemli deneyden dördünün sorumlusunun bilim kadınlarımız olması ise bizleri ayrıca gururlandırdı. Buradan başarılı çalışmalara imza atan ve bilime emek veren Prof. Dr. Emel Emregül,?Prof. Dr. Didem Özçimen, Tuğçe Celayir ve Birsen Geçer’e, ülkemizin Antarktika’daki bilim çalışmalarına şu an koordinatörlük eden Prof. Dr. Burcu Özsoy’a teşekkürlerimi sunuyorum” diye konuştu.
‘KIZ ÇOCUKLARIMIZ BİZLERİ GURURLANDIRMAYA DEVAM EDECEK’
Bilimsel çalışmalarını Kayseri’de sürdüren, yapay zeka alanındaki çalışmalarıyla birçok ödül alan Prof. Dr. Nurhan Karaboğa ile TÜBİTAK Ortaöğretim Öğrencileri Araştırma Projeleri kapsamında biyoloji alanında İç Anadolu Bölgesi birincisi olan 12’nci sınıf öğrencisi Şeyma Aslan’ı da tebrik eden Bakan Göktaş, “İşte tüm bu ve bunun gibi çalışmalarda kadınların etkin pozisyonda yer alması bizler için birer övünç kaynağı. İnanıyorum ki Türk kadınları, kız çocuklarımız, başarılarıyla bizleri gururlandırmaya devam edecek. Türkiye Yüzyılı, kadınların yüzyılı olacak. Cumhuriyetimizin yeni yüzyılında da çalışmalarımızın odağında kız çocuklarının ve kadınların başta eğitim olmak üzere her türlü haklarının teslimi, toplumda etkin ve güçlü olmaları yer alıyor” ifadelerini kullandı.
]]>Kayseri Büyükşehir Belediyesi Anadolu Harikalar Diyarı Bilim Merkezi’nde gerçekleşen programa Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, AK Parti Kayseri Milletvekili Ayşe Böhürler, Kayseri Valisi Gökmen Çiçek, Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Memduh Büyükkılıç, protokol üyeleri, kız öğrenciler ve vatandaşlar katıldı.
Teknolojinin gelişmesiyle dünyanın hızla değiştiğini, endüstri ve sosyal yaşamın da bu değişime ayak uydurduğunu belirten Göktaş, Dünya Ekonomik Forumu Raporu’na göre, 2025 yılına kadar pek çok iş kolunun işlevini yitireceğini, teknoloji temelli yeni iş kollarının ortaya çıkacağını ifade etti. Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu raporuna göre ise 21. yüzyılda mesleklerin yüzde 75’inin bilim, teknoloji, mühendislik ve matematik (STEM) içerikli olacağına belirten Göktaş, “Bu nedenle çalışanların, işlerinde dijital yetkinlik kazanmaları gerekiyor. TÜİK verilerine göre, Türkiye’de kadınların internet kullanım oranı erkeklere göre yaklaşık yüzde 10 daha az. Dünya genelinde ise kadınlar erkeklere kıyasla yüzde 21 daha az cep telefonu kullanıyor” diye konuştu.
Söz konusu verilerin kadınların teknolojiye erkeklerden daha az ulaştığını gösterdiğine dikkati çeken Bakan Göktaş, şunları söyledi:
“Ayrıca yapılan çalışmalar önyargıların, kadın ve kız çocuklarının dijital beceriler geliştirmelerini ve STEM alanlarında yeterince temsil edilmediğini ortaya koyuyor. Oysa biliyoruz ki, STEM alanlarında cinsiyet farkı azaltılırsa istihdam ve üretkenlik artacak, kadınlar bireysel anlamda güçlenmelerinin yanında ülke ekonomisine de katma değer sağlayacak. Kızlarımızın ve kadınların STEM alanlarını keşfetmeleri ve başarılı rol modellerle karşılaşmaları bu anlamda oldukça önemli. Bizler de bu kapsamda kız çocuklarımızın iyi eğitim almaları ve kariyerlerinde ilerlemeleri için elimizden gelen çabayı gösteriyoruz. Cumhurbaşkanımızın ve eşi Emine Erdoğan Hanımefendi’nin desteği ve liderliğiyle kızlarımızın eğitimine çok büyük destekler verdik, vermeye de devam ediyoruz.”
Yükseköğrenim istatistiklerine göre, üniversite eğitimine başlayanlar içinde kızların oranının yüzde 50’yi aştığını vurgulayan Göktaş, bilim, teknoloji, mühendislik ve matematik alanlarından mezun olan kız öğrencilerin oranının ise yaklaşık yüzde 35 olduğunu belirtti.
“Kız çocuklarına ve kadınlara Cumhuriyet tarihinin en geniş haklarını veren iktidarımız görev başında” diyen Göktaş, son 22 yılda AK Parti iktidarında reform olarak nitelendirilebilecek çok büyük adımların atıldığını aktardı.
Artık ithal teknolojilerle yetinmeyen dünyaya teknolojiler ihraç eden, teknolojinin üretim merkezi olan bir Türkiye’nin olduğunu vurgulayan Göktaş, şöyle konuştu:
“Özellikle belirtmeliyim ki ihraç edilen her teknolojik ürünümüzde, yapılan her çalışmada kadınların ve kızlarımızın izi var. Her alanda onların büyük başarılarına şahidiz. Bunun en son örneğini bildiğiniz gibi, Cumhuriyetimizin ikinci asrına adım attığımız ilk günlerde yaşadık. Bizlere gurur yaşatan astronot Alper Gezeravcı ile ilk insanlı uzay misyonumuzu gerçekleştirdik. Tüm Türkiye, tarif edilmez bir mutluluk yaşadı. Bu başarılı hamlede, uzayda gerçekleştirilen 13 önemli deneyden dördünün sorumlusunun bilim kadınlarımız olması ise bizleri ayrıca gururlandırdı. Buradan başarılı çalışmalara imza atan ve bilime emek veren Prof Dr. Emel Emregül,Prof. Dr. Didem Özçimen,Tuğçe Celayir ve Birsen Geçer’e ülkemizin Antartika’daki bilim çalışmalarına şu an koordinatörlük eden Prof. Dr. Burcu Özsoy’a teşekkürlerimi sunuyorum.”
“Unutmayın, her zaman yanınızdayız”
Bilimsel çalışmalarını Kayseri’de sürdüren, yapay zeka alanındaki çalışmalarıyla birçok ödül alan Prof. Dr. Nurhan Karaboğa ile TÜBİAK Ortaöğretim Öğrencileri Araştırma Projeleri çerçevesinde biyoloji alanında İç Anadolu Bölge Birincisi olan 12. sınıf öğrencisi Şeyma Aslan’ı da tebrik eden Göktaş, “İşte tüm bu ve bunun gibi çalışmalarda kadınların etkin pozisyonda yer alması bizler için birer övünç kaynağı. İnanıyorum ki Türk kadınları, kız çocuklarımız başarılarıyla bizleri gururlandırmaya devam edecek. Türkiye Yüzyılı kadınların yüzyılı olacak. Cumhuriyetimizin yeni yüzyılında da çalışmalarımızın odağında kız çocuklarının ve kadınların başta eğitim olmak üzere her türlü haklarının teslimi, toplumda etkin ve güçlü olmaları yer alıyor” ifadelerini kullandı.
Göktaş 12. Kalkınma Planı’nda, kadınların ve kız çocuklarının iş gücü piyasasının ihtiyaçlarına göre becerilerini geliştirmelerine yönelik önemli tedbirlerin bulunduğunu belirterek, “Kadının Güçlenmesi Strateji Belgesi ve Eylem Planımızda ise, kadınlara ve kız çocuklarına, teknolojik ve dijital dönüşüme uyumlu yeni beceriler kazandırılmasını, temel öncelik belirledik” dedi.
Mühendis olmak isteyen kız öğrencilerin desteklenmesine yönelik 2016’dan beri “Türkiye’nin Mühendis Kızları” Projesini yürüttüklerini dile getiren Göktaş, şunları kaydetti:
“Projenin üniversite programı çerçevesinde, bugüne kadar toplam 931 kız mühendislik öğrencisini destekledik. 2023-2024 yılı için deprem bölgesindeki kızlarımız da dahil olmak üzere 311 kız mühendislik öğrencisine burs, staj ve istihdam imkanı, İngilizce dil eğitimi ve Dönüştürücü Teknolojilerde Liderlik ve İnovasyon Eğitimi sertifika programı ile mentorluk-koçluk desteği sağlıyoruz. Diğer bir projemizde Bakanlığımız, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ve Sabancı Vakfı iş birliğinde yürütülen, Geleceğini Kuran Genç Kadınlar Projesi. Projenin dijital portalında, ne eğitim ne de istihdam (NEET) grubunda olan genç kadınların iş, staj, eğitim ve girişim desteğine ulaşmalarını sağlayan ‘Fırsatlar Haritası’ bulunuyor. Projenin pilot illeri Adana, Diyarbakır ve İzmir’de eğitimlerimiz başladı. NEET grubundaki genç kadınlara verilen eğitimlerin, ufuk açıcı olduğuna inanıyorum. Önümüzdeki süreçte eğitim ve mentorlük programlarımızla daha çok genç kadınımıza ulaşmayı hedefliyoruz.”
Gençlere seslenen Göktaş, “Kendi potansiyelinizin farkında olun ve ülkemizin geleceğinin şekillenmesinde, bilim insanı, mühendis, mimar olarak rol alın. Kısa filmimizde yer alan akranlarınızı ve çok kıymetli bilim insanlarımızı takip edin. Unutmayın, biz her zaman yanınızdayız” dedi.
Kayseri Valisi Gökmen Çiçek ise, “İlk emri ‘oku’ olan bir dinin mensuplarıyız. Aslında dinimiz hem kadınlar hem de erkekler için bilimi emrediyor. Sadece erkekler için olmadığı gibi kadınlar için de bu emir geçerli. Bizler sizin bizlere, bu kızlarımıza olan güveninizi boşa çıkarmayacağız. İnşallah bir çalışıyorsak 2 çalışacağız ve evlatlarımızın önünü açacağız” ifadelerini kullandı.
Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Memduh Büyükkılıç da, “Bakanımızın varlığı yeter. Siz bizim gururumuzsunuz. Sizin de geldiğiniz süreci takip eden ve sayın Cumhurbaşkanımızın yol arkadaşı olarak bu kabinede bulunmanız bizler için, özellikle de hanım kardeşlerimiz, kız çocuklarımız için bir rol modelsiniz. Bunu da paylaşmak istiyorum” dedi.
Konuşmaların ardından plaket ve hediye takdimi ile program son buldu. – KAYSERİ
]]>Yükseköğretim Kurulunun (YÖK) girişimiyle Gazi, Ankara ve Orta Doğu Teknik üniversitelerinin birlikte kurduğu NÖROM’un yönetim kurulundaki 3’ü profesör, 1’i doçent olmak üzere 4 kadın akademisyen, 11 Şubat “Bilimde Kadın ve Kız Çocukları Uluslararası Günü” dolayısıyla AA muhabirinin sorularını yanıtladı.
NÖROM Müdürü Prof. Dr. Hayrunnisa Bolay Belen, 3 araştırma üniversitesinin ortaklığında 6 yıl süren hazırlık aşamasının ardından kurulan ve bir süre önce açılışı yapılan ulusal merkezin, beyin araştırmaları alanında tüm ülkedeki araştırmacılara hizmet verdiğini ifade etti.
???????Nörobilim alanındaki hastalıklardan öğrenme bozukluklarına kadar beyinle ilgili geniş bir araştırma alanlarının bulunduğuna işaret eden Belen, ayrıca veri işleme alanında ortak üniversitelerin mühendislik bölümlerinden akademisyenlerin merkezde önemli görevler üstlendiğini anlattı.
Bolay, “Merkezimizde robotik kol, yapay zeka, derin öğrenme, sanal gerçeklik, deney hayvanları, büyük veri işleme, nöropsikiyatrik hastalıklar, beyin görüntüleme, insan fizyolojisi, moleküler biyoloji gibi pek çok alandan nörobilim projesi yapmak isteyenlere kapılarımızı açtık.” diye konuştu.
Merkezdeki araştırmacı ve öğrencilerin yüzde 70’i kadınlar
“Bilimde Kadın ve Kız Çocukları Uluslararası Günü” dolayısıyla değerlendirmeleri sorulan Belen, merkezin yönetimi ve genel idaresini, 3 üniversiteden akademisyenlerle yürüttüklerini anlattı.
Yönetim kurulunun ve ana proje yürütücülerinin 4’ünün kadın akademisyenden oluştuğunu belirten Belen, “Merkezimizde proje yürüten araştırmacılarımızın, doktora ve yüksek lisans öğrencilerimizin ve bursiyerlerimizin yaklaşık yüzde 70’i kadınlardan oluşuyor.” diye konuştu.
Kadın araştırmacı sayısının yüksek olmasına ilişkin değerlendirmesi sorulan Belen, “Net bir şey söylemek zor ama biyolojik bilimler ve sağlık alanlarının daha kadın ağırlıklı olduğunu biliyoruz. Kadınların hayata bütüncül bakış açısı, insan odaklı kariyer tercihi ve çoklu görevlerde ve yaratıcı pratik çözümlerde başarılı olması önemli avantajları. Ayrıca bu durumu kadınların araştırma konusunda biraz daha dirençli, biraz daha sabırlı ve sebatkar olmasıyla ilişkilendirebilirim.” ifadelerini kullandı.
“Kızlarımızı bilime heveslendirdiğimiz için çok mutluyuz”
NÖROM Yönetim Kurulu üyelerinden ODTÜ Enformatik Enstitüsü Sağlık Bilişimi Ana Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Yeşim Aydın Son, çalışmalarının son dönemde hastalıkların ayırıcı tanılarında genetik çeşitlilikleri inceleme üzerine odaklandığını anlattı.
Çalışmalarında makine öğrenmesi ve yapay zeka ile genetik dizi incelemelerini birleştirdiklerini belirten Son, 11 Şubat “Bilimde Kadın ve Kız Çocukları Uluslararası Günü” dolayısıyla şunları söyledi:
“Kızlarımızı bilim araştırma konularına küçük yaşlardan heveslendirip önlerine güzel örnekler koyabildiğimiz için çok mutluyuz. NÖROM’da kadın araştırmacı ve yönetici ağırlığı fazla. Yönetim kurulumuzun yüzde 50’sinden fazlası, araştırmacılarımızın yüzde 60-70’i bilim kadınlarından oluşuyor. Bu durumu ODTÜ Enformatik Enstitüsünde de görüyoruz. Türkiye’de sadece temel bilim ve sağlık alanlarında değil, mühendislik alanlarındaki araştırmacılarda kadın yoğunluğu var. Demek ki biz Türkiye’deki kadınlar olarak bu konuda gelişmeye önem veriyoruz, kariyerimizi bu yönde ilerletmeyi tercih ediyoruz daha çok. Bunun arkasında kadınların kurucu gücü, başladıkları işi bitirme azmi mutlaka büyük pay sahibidir.”
“Kendilerine rol model olarak seçtikleri insanların peşinden gitsinler”
NÖROM Yönetim Kurulu üyesi Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Fizyoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Güvem Gümüş Akay, beyin hastalıklarında genetik yatkınlıkları ortaya koyma üzerine araştırmalar yürüttüğünü anlattı.
Otizm, şizofreni gibi hastalıklardan sorumlu genlerin işlevlerini aydınlatacak işlevsel modeller geliştirdiklerini dile getiren Akay, “Beyin hastalıkları, insanda araştırması zor konular. Epey yol katettiğimiz çalışmalarımızda NÖROM altyapısını da kullanarak modelleme çalışmalarına devam ediyoruz.” diye konuştu.
Akay, “Bilimde Kadın ve Kız Çocukları Uluslararası Günü” dolayısıyla yaptığı değerlendirmede ise “Aslında nörobilim alanındaki kadın araştırmacı sayısı fazla, bu çok mutluluk ve gurur verici. Kadın olmanın getirdiği merak ve sabır belki bunda etken. Bir de bu konu sahiplenilmesi gereken, yılmamayı gerektiren bir iş. Kadınlar, belki daha anaç ve belki ekibini daha motive edebiliyor.” değerlendirmesinde bulundu.
Kız çocuklarına yönelik Akay, “Bir kere hedeflerinin büyük olması gerekiyor, meraklarının peşinden gitmelerini öneriyorum. Hiçbir zaman yılmasınlar, kendilerine rol model olarak seçtikleri insanların peşinden gitsinler.” tavsiyesinde bulundu.
“Yurt dışından dönünce bu merkezde çalışmak istiyorlar”
NÖROM Yönetim Kurulu üyesi Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Anatomi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Meltem Bahçelioğlu, beyin araştırmalarının sabır gerektirdiğine işaret ederek, “Bizler doğal bir süreçle bir araya geldik, gecemizi gündüzümüze katarak çalıştık ve NÖROM’un kuruluşunda rol oynadık. NÖROM, üç ayrı üniversitenin üç ayrı projesinin birleştirilerek tek bir teklif olarak sunulmasıyla oluştu.” diye konuştu.
“Bilimde Kadın ve Kız Çocukları Uluslararası Günü” dolayısıyla görüşlerini aktaran Bahçelioğlu, şunları kaydetti:
“Bizleri bilim kadını olarak sosyal medya ve diğer kanallardan görenler bize ulaşıyor ve bir şekilde etkileşim doğuyor. Bu etkileşim de kız çocuklarının bu bilim dallarına olan isteğini artırıyor, bu bölümlere girmek istiyorlar. Nörobilim üzerine 6 senedir çalışıyoruz. Öğrencilerime bu projeyi verdiğimiz gün bu hayalimizi aktardım ve ‘Bu proje doğarsa sizlerin sayesinde doğacak.’ dedim. Mezunlarımız bile bu merkezi takip ediyor ve burada çalışmak istiyor. Yurt dışına nörobilim için doktoraya gidenler var, dönünce bu merkezde çalışmak istiyorlar. Dolayısıyla bu alandaki kadınların ne kadar istekli bir şekilde çalıştığımızı gören öğrencilerimiz, hatta liseliler etkileniyor.”
Meltem Bahçelioğlu, kız çocuklarına yönelik mesajında ise “Küçük hayaller kurmasınlar, her şeyi yapabileceklerini düşünsünler. ‘Bilimde kadın olmaz.’ diye bir şey olamaz. Kadın, nörobilimde de olur, fizikte de olur mühendislikte de olur. Kadın ve erkek beyni arasında başarıya ulaşmada nörobilimsel olarak bir fark yok.” ifadelerini kullandı.
]]>Kacır, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan’ın teşrifiyle 11 Şubat Uluslararası Bilimde Kadın ve Kız Çocukları Günü dolayısıyla gerçekleştirilen “Bilimde Kadınlar ve Kız Çocukları Etkinliği ve Altındağ Alev Alatlı Bilim Merkezi Açılış Programı”na katıldı.
Bakan Kacır, burada yaptığı konuşmada, geçen hafta vefat eden mütefekkir ve yazar Alev Alatlı’yı andı.
Alatlı’nın haktan yana durduğunu, hakikatten yana olduğunu vurgulayan Kacır, “Son nefesine kadar fikirlerini sonraki kuşaklara aktarmak adına çalışan, bizlere ardında güçlü kültürel bellek ve önemli bir fikri miras bırakan kıymetli yazarımızın adıyla yaşayacak bilim merkezi projesinin gelecek nesiller adına anlamlı olacağına inanıyorum.” diye konuştu.
Kacır, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Milli Teknoloji Hamlesi yolculuğunun temelinin bilimsel çalışmalar olduğuna işaret ederek, son 22 yılda bilimde ve teknolojide büyük adımlar attıklarını söyledi.
İnsanlığı yeniden adaletle ve merhametle buluşturabilmek için güçlü Türkiye’yi, zengin düşünce ikliminde, bilimde, araştırmada, teknolojide çığır açan bilim insanlarının katkılarıyla yükselttiklerini vurgulayan Kacır, şu değerlendirmede bulundu:
“Bazılarınca sadece elitlere açık olsun istenen bilim yolculuğunun kapılarını milletimizin her bir ferdine açıyoruz. 2002’de 40 şehrimizde 76 üniversitemiz varken bugün 81 şehrimizde 208 üniversitemizde milyonlarca gencimizi yüksek öğretimle buluşturuyoruz.”
Kacır, aynı dönemde ülkedeki bilimsel yayın sayısının da yükseldiğine dikkati çekerek, bilimsel üretim konusunda nicelik olarak değil, nitelik olarak da belirgin gelişmeler kaydettiklerini dile getirdi.
“AR-GE harcamalarımızı 22 yılda 10 kat artırdık”
Araştırmacıların uluslararası ortak yayınlar içinde artık 9 kat daha fazla yer aldığını belirten Kacır, şunları kaydetti:
“AR-GE harcamalarımızı 22 yılda 10 kat artırarak 12 milyar dolara yükseltirken patent başvuru sayımızı 414’ten 8 bin 663’e çıkardık. TÜBİTAK, geçtiğimiz yıl 57 bin bilim insanına ve öğrenciye destek verdi. Bu rakamlar tesadüf değil. Bu muazzam gelişmenin ardında ülkesinin 10 yıllar boyunca vasata mahkum edilmesine itiraz eden, bu toprakların evlatlarının önlerini açarak dünyanın en iyi bilim ve teknoloji projelerine imza atmasını sağlayan sağlam irade var. Dünyanın gıptayla izlediği bu ilerlemenin arkasında, milletinin evlatlarının birini diğerinden ayırmayan, kadınıyla erkeğiyle, doğulusuyla batılısıyla taş üstüne taş koyan, alın terini akıl terine katan herkesin elinden tutan güçlü liderlik var.”
Kacır, kimseyi geride bırakmadan, milletin her bir ferdinin bilim ve teknoloji yolculuğuna katılmasını teşvik etmeye devam ettiklerini anlattı.
Bilimde kadının rolünün kalkınma yolculuğunun anahtarı olacağını vurgulayan Kacır, şunları söyledi:
“Tarih boyunca çok sayıda kadın bilim insanı, önlerine çıkan türlü engellemelere rağmen bilimsel çalışmaları ve buluşlarıyla insanlığa katkılar sundu. Hayat kurtaran ilaçlardan, keşfedilen yeni elementlere çok sayıda gelişmeyi kadın bilim insanlarına borçluyuz. Türkiye olarak, kadın bilim insanlarımızın değerini biliyor, bilim ve teknoloji yolculuğumuzda onlarla yürüyoruz. Kadınlarımız, bilimde ve teknolojide pek çok Avrupa ülkesindeki kadınlardan daha fazla temsil edilmekte ve başarılara imza atmakta.”
TÜBİTAK aracılığıyla kadın araştırmacılara destek
Kacır, kadınların çalışkanlıklarıyla Türkiye’nin insansız hava araçlarında dünya lideri olmasında, yerli ve milli otomobilini milletin hizmetine sunmasında, Antarktika’da Türk bayrağının dalgalandırılmasında büyük pay sahibi olduklarını dile getirdi.
Hayatın her alanında olduğu gibi bilim dünyasında da kadınların yetenek ve üretkenliklerinin önünü açtıklarını vurgulayan Kacır, “Son 22 yılda TÜBİTAK eliyle bilim insanlarına yönelik destek programlarımız kapsamında 143 bin kadın araştırmacıya 15,7 milyar lira destek verdik. Akademi ve kamuya yönelik programlarımızda 18 bin kadın araştırmacımızı destekledik.” dedi.
Kacır, TEKNOFEST kuşağında da kadınların güçlü yerinin, gelecek adına kendilerini umutlandırdığını belirterek, TEKNOFEST’i düzenledikleri ilk yıl olan 2018’de sadece yüzde 17 olan kadın yarışmacı oranının, 2023’te yüzde 40’a ulaştığını bildirdi.
“Bilim merkezlerimizdeki 10 milyondan fazla çocuğumuzdan umutluyuz”
Yarını beklemeden, bugün ve hemen şimdi Türkiye’nin kızlarının bilimde ve teknolojide engel tanımayan çabalarının, sınırları aşan hayallerinin yanında olmaya devam edeceklerini belirten Kacır, ülkenin küresel bir üretim üssüne dönüşürken Milli Teknoloji Hamlesi’nde gençlerle yol arkadaşı olmayı sürdürdüklerini ifade etti.
Kacır, uzaya yönelik çalışmalara da değinerek, şöyle konuştu:
“Türkiye’nin ilk astronotu Alper Gezeravcı’nın gerçekleştirdiği ‘Uzay Bilim Misyonu’muzun bilimsel çabalara sunacağı katkıların ötesinde, en değerli etkisi ay yıldızlı bayrağımızı Uluslararası Uzay İstasyonu’ndaki Türk astronotun üzerinde gören gençlerimize ve çocuklarımıza kazandırdığı öz güvendir. Artık Türk çocuklarının ‘Bunları ancak başka milletler yapabilir.’ diyerek kurmaktan vazgeçecekleri hiçbir hayal yoktur. Bilimle tanışmak, keşif yolculuğuna çıkmak üzere bilim merkezlerimizde ağırladığımız 10 milyondan fazla çocuğumuzdan umutluyuz. Bilim olimpiyatlarında aldıkları madalyalarla, uluslararası proje yarışmalarında elde ettikleri derecelerle göğsümüzü kabartan gençlerimizden beklentimiz büyük. Merkez, Ankara’mızın çocuklarının bilimle tanıştıkları bir merkez olacak. Kurduğumuz merkezimiz, Alatlı’nın ‘Unutmayın ki düz akılla anlaşılmaz, pergele cetvele gelmez, kendine has bir kimliği vardır Türkiye’nin. Batmaz, batarsa okyanuslar taşar.’ sözlerinin sırrını anlayan, anlamlandıran nice Alev’in yolculuğunda bilimle buluşma adresi olacak. Uzay, havacılık ve astronomi, teknoloji, matematik, tasarım, doğa bilimleri ve TEKNOFEST atölyelerimizle öğrencilerimiz bilim dünyasının kapılarını aralayacak.”
Kacır, Türkiye Yüzyılı hedefine gençlerle ulaşacaklarını, geleceğin Türkiye’sini TEKNOFEST kuşağıyla inşa edeceklerini sözlerine ekledi.
Bilim merkezi 5 atölyeden oluşacak
TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Hasan Mandal da Altındağ Alev Alatlı Bilim Merkezi’nin Kurumun 39 bilim merkezinden biri olduğunu bildirdi.
Bilim merkezinin 5 atölyeden oluştuğu bilgisini veren Mandal, “Bu atölyeler, astronomi, uzay, havacılık, matematik, doğa bilimleri, tasarım ve teknoloji olacak. Merkezimizin, başkentimiz Ankara’mızda, Millet Bahçemizde açılıyor olması çok kıymetli.” dedi.
Konuşmaların ardından Bakan Kacır, Emine Erdoğan’a hediye takdim etti.
]]>Emine Erdoğan, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Altındağ Belediyesi ve TÜBİTAK tarafından 11 Şubat Uluslararası Bilimde Kadın ve Kız Çocukları Günü dolayısıyla düzenlenen Bilimde Kadın ve Kız Çocukları Etkinliği ve Altındağ Alev Alatlı Bilim Merkezi’nin açılışına katıldı.
Konuşmasına 6 Şubat depremlerinde yaşamını yitirenlere rahmet, yakınlarına ve Türk milletine başsağlığı dileyerek başlayan Emine Erdoğan, şunları kaydetti:
“Bu bir sene bize gösterdi ki birlik ve beraberlikle aşılamayacak zorluk yoktur. Asrın felaketi olarak değerlendirilen bu büyük yıkım karşısında milletimiz, asrın dayanışmasını gösterdi. Bugün de devlet kurumlarımız, milletle el ele yaralarımızı sarıyor, şehirlerimizi yeniden imar ediyor. Bir daha böyle bir felaket yaşamamak için elimizden gelen bütün gayreti gösteriyoruz, göstermeye de devam edeceğiz inşallah.”
Kainatın, aklın sınırlarını zorlayan mucizelerle dolu, keşfedilmeyi bekleyen “gizli bir hazine” olduğuna işaret eden Emine Erdoğan, bilimin ise kendini, insanı, tabiatı, yaratılan mahlukatı anlamak ve anlamlandırmak üzere çıkılmış “bitmek bilmez bir merak yolculuğu” olduğunu söyledi.
Emine Erdoğan, tarihte başarılarıyla adlarından söz ettiren bilim kadınlarını anımsatarak, şöyle devam etti:
“Kara deliğin ilk fotoğrafını çeken, pilsiz çalışan kalp pili üreten, kansere alternatif tedavi yöntemleri geliştiren Türk bilim kadınları, tüm dünyaya ilham olmaktadır. Bugün gururla ifade ediyorum ki kız çocuklarımızın, ‘Büyüyünce ne olacaksın?’ sorusuna, ‘Mucit, astronot, uçak tasarımcısı, yazılım mühendisi’ cevaplarını verdiği bir Türkiye var. Milli ve manevi değerlerinden beslenerek ilmini, ülkesinin ve insanlığın yararına kullanmaya gönüllü, vicdanı da zekası gibi güçlü bir TEKNOFEST gençliğimiz var. Türkiye Yüzyılı’nda Mevlana’nın pergel benzetmesindeki gibi genç kızlarımızın bir ayağı Türkiye’ye sabit, diğer ayağı ise sınır çizilmemiş ufuklara seyahat eden mütefekkirler olmalarını diliyorum.”
Emine Erdoğan, dünya genelindeki araştırmalarda kadınların, doğal kaynakları korumak ve nesiller arası adaleti sağlama konularında daha hassas olduklarını belirterek, “İnanıyorum ki kadın eli değen, kadın yüreğiyle beslenen her alan gibi bilim ve teknoloji alanında da kadın varlığı artıkça vicdan ve sorumluluk duygusu aynı oranda artacak ve yıkıcılık yerini inşa ve ihya etmeye bırakacaktır.” değerlendirmesini yaptı.
“Kadın varlığı, daha istikrarlı ve dirençli iş dünyasının teminatı”
Kadınların, dünyayı çok yönlü algılama yetenekleri sayesinde farklı alanlar arasında başarıyla geçiş yapabildiklerini gözlemlediğini ve uyum yeteneklerine güvendiğini dile getiren Emine Erdoğan, “Tüm sektörlerdeki kadın varlığının, daha istikrarlı ve dirençli bir iş dünyasının teminatı olduğunu düşünüyorum.” dedi.
Genç kızların, bilim ile hayat arasındaki bağı keşfettikçe bu alanı daha çok benimseyeceklerini ve çevrelerine de daha fazla ilham olacaklarını vurgulayan Emine Erdoğan, şöyle konuştu:
“Bilim dünyasında, kadınları ve kız çocuklarını daha yakından ilgilendiren sorunlarda kapsayıcı ve derinlemesine yaklaşımı yine onlar yaygınlaştıracaklar. 2003’ten bugüne ara vermeden hayata geçirdiğim eğitimde fırsat eşitliği projeleri de tam da bu yüzden kız çocuklarımızın eşit imkanlar sağlandığında ortaya koyacakları potansiyellerine olan inancımdan doğmuştur. Tüm çabamız, çocuklarımızın elinden tutarak hayallerine giden yoldaki engelleri kaldırmak içindir. Tarihimizden aldıkları ilmi mirastan kopmadan bugünün dünyasının ilerlemelerine vicdanlı bir akıl ile öncülük etmelerini sağlamak içindir. Tıpkı, bu merkezin adını aldığı, ülkemizin en önemli değerlerinden birisi olan Alev Alatlılar yetiştirebilmek içindir. Kendisi haktan beslenen bir vicdan ile güçlü bir aklı birleştirmiş, birikimini bu topraklardan edinip yine bu topraklara ekmiş çok kıymetli bir dava insanıydı.”
“Alev Alatlı, kaleminin keskinliğiyle bir ülke uğruna savaştı”
Emine Erdoğan, yazar Alatlı’nın irfanın, bilginin ötesinde duyarlılık ve halden anlama hassasiyetlerinden geçtiğini savunduğuna dikkati çekerek, “İdrakimize vurulan zincirleri kırmaya, bizi bizden ayıran, özümüze ve medeniyetimize yabancılaştıran bütün duvarları yıkmaya kendisini adamıştı. Kaleminin keskinliğiyle bir nesil uğruna, bir millet uğruna, bir ülke uğruna savaştı. Ardında bilhassa size sevgili gençler, paha biçilemez bir fikir ve düşünce mirası bıraktı.” diye konuştu.
Alatlı’nın vasiyetindeki, “Unutmayın ki düz akılla anlaşılmaz, pergele, cetvele gelmez, kendine has bir kimliği vardır Türkiye’nin.” sözlerini anımsatan Emine Erdoğan, konuşmasına şu sözlerle devam etti:
“Bizlerin, onun ifadesiyle, ‘gezegenin iyiliği için yaşatılması elzem bir medeniyetin son temsilcileri’ olduğumuzu aklınızdan çıkarmayın. Her birinizin kıymetli, münevver, mütefekkir ve kalbi vatan sevgisiyle çarpan hocamız gibi yeni yollar açan öncü bir kadın olmanızı ve ardınızda insanlığı daha iyiye sevk eden eserler bırakmanızı temenni ediyorum. Bu vesileyle Sayın Alatlı’ya bir kez daha Allah’tan rahmet, ailesine ve sevenlerine başsağlığı diliyorum.”
Emine Erdoğan, Alev Alatlı Bilim Merkezi’nin hayırlara vesile olmasını dileyerek, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile Altındağ Belediyesine şükranlarını iletti.
Konuşmasının ardından Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Emine Erdoğan’a TÜBİTAK’ın Kutup Bilimleri Ansiklopedisi’ni ve Antarktika haritasını hediye etti.
Daha sonra Emine Erdoğan, katılımcılarla hatıra fotoğrafı çektirdi.
Programda başarılarıyla adlarından söz ettiren Takeoff’23 En İyi Girişimci Ödülü sahibi, görme engelli Zülal Tannur ve 2022 TÜBİTAK Teşvik Ödülü ve 2023 TÜBA Üstün Başarılı Genç Bilim İnsanı Ödülü sahibi Prof. Dr. Özge Çevik de başarı hikayelerini anlattı.
Altındağ Belediye Başkanı Asım Balcı da bilimde kadınların önemini vurgulayarak, bilim merkezine ilişkin bilgi verdi.
Programda ayrıca Bilimde Kadınlar ve Kız Çocukları etkinliği, Altındağ Alev Alatlı Bilim Merkezi ve Alper Gezeravcı’nın uzay yolculuğuna ilişkin tanıtım filmleri gösterildi.
Altındağ Alev Alatlı Bilim Merkezi’ni gezdi
Programın ardından Emine Erdoğan, Altındağ Alev Alatlı Bilim Merkezi’nin açılış kurdelesini kesti.
Emine Erdoğan, Bakan Kacır, Ankara Valisi Vasip Şahin ve Altındağ Belediye Başkanı Balcı ile 1980 metrekarelik kapalı alana sahip bilim merkezindeki TEKNOFEST, uzay, havacılık ve astronomi, teknoloji, matematik, tasarım, doğa bilimleri atölyelerini gezerek bilgi aldı.
Atölyelerde proje çalışmaları yürüten öğrencilerle tek tek sohbet eden ve yaptıkları çalışmaları inceleyen Emine Erdoğan, öğrencilerle fotoğraf çektirdi.
Öğrenciler de Emine Erdoğan’a sarılarak sevgilerini gösterdi.
]]>“Bugün gururla ifade ediyorum ki kız çocuklarımız ‘büyüyünce ne olacaksın’ sorusuna mucit, astronot, uçak tasarımcısı, yazılım mühendisi cevaplarını verdiği bir Türkiye var”
“İnanıyorum ki kadın eli değen, kadın yüreğiyle beslenen her alan gibi bilim ve teknoloji alanında da kadın varlığı artıkça vicdan ve sorumluluk duygusu aynı oranda artacak ve yıkıcılık yerini inşa ve ihya etmeye bırakacaktır”
ANKARA – Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, “Bugün gururla ifade ediyorum ki kız çocuklarımız ‘büyüyünce ne olacaksın’ sorusuna ‘mucit, astronot, uçak tasarımcısı, yazılım mühendisi’ cevaplarını verdiği bir Türkiye var.” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Altındağ Belediyesi ve TÜBİTAK tarafından 11 Şubat Uluslararası Bilimde Kadın ve Kız Çocukları Günü dolayısıyla düzenlenen, Bilimde Kadın ve Kız Çocukları Etkinliği ve Altındağ Alev Alatlı Bilim Merkezi’nin açılış programına katıldı.
Buradaki konuşmasına 6 Şubat depremlerinde yaşamını yitirenlere rahmet, yakınlarına ve Türk milletine başsağlığı dileyerek başlayan Emine Erdoğan, “Bu bir sene bize gösterdi ki, birlik ve beraberlik ile aşılamayacak zorluk yoktur. Asrın felaketi olarak değerlendirilen, bu büyük yıkım karşısında milletimiz, asrın dayanışmasını gösterdi. Bugün de devlet kurumlarımız, millet ile el ele yaralarımızı sarıyor, şehirlerimizi yeniden imar ediyor. Bir daha böyle bir felaket yaşamamak için, elimizden gelen bütün gayreti gösteriyoruz, göstermeye de devam edeceğiz inşallah.” ifadelerini kullandı.
Kainatın, aklın sınırlarını zorlayan mucizelerle dolu, keşfedilmeyi bekleyen “gizli bir hazine” olduğuna işaret eden Emine Erdoğan, bilimin ise kendini, insanı, tabiatı, yaratılan mahlukatı anlamak ve anlamlandırmak üzere çıkılmış “bitmek bilmez bir merak yolculuğu” olduğunu söyledi.
Emine Erdoğan, tarihte başarıları ile adlarından söz ettiren bilim kadınlarını anımsatarak, şöyle devam etti:
“Karadeliğin ilk fotoğrafını çeken, pilsiz çalışan kalp pili üreten, kansere alternatif tedavi yöntemleri geliştiren Türk bilim kadınları, tüm dünyaya ilham olmaktadır. Bugün gururla ifade ediyorum ki kız çocuklarımız, ‘büyüyünce ne olacaksın’ sorusuna, ‘mucit, astronot, uçak tasarımcısı, yazılım mühendisi’ cevaplarını verdiği bir Türkiye var. Milli ve manevi değerlerinden beslenerek, ilmini, ülkesinin ve insanlığın yararına kullanmaya gönüllü, vicdanı da zekası gibi güçlü bir TEKNOFEST gençliğimiz var. Türkiye yüzyılında, Mevlana’nın pergel benzetmesindeki gibi genç kızlarımızın bir ayağı Türkiye’ye sabit diğer ayağı ise sınır çizilmemiş ufuklara seyahat eden mütefekkirler olmalarını diliyorum.”
Emine Erdoğan, dünya genelindeki araştırmalarda, kadınların, doğal kaynakları korumak ve nesiller arası adaleti sağlama konularında daha hassas olduğunu aktararak, “İnanıyorum ki kadın eli değen, kadın yüreğiyle beslenen her alan gibi bilim ve teknoloji alanında da kadın varlığı artıkça vicdan ve sorumluluk duygusu aynı oranda artacak ve yıkıcılık yerini inşa ve ihya etmeye bırakacaktır.” değerlendirmesini yaptı.
– “Tüm sektörlerdeki kadın varlığının, daha istikrarlı ve dirençli bir iş dünyasının teminatı olduğunu düşünüyorum”
Kadınların, dünyayı çok yönlü algılama yetenekleri sayesinde farklı alanlar arasında başarıyla geçiş yapabildiklerini gözlemlediğini ve uyum yeteneklerine güvendiğini dile getiren Emine Erdoğan, “Tüm sektörlerdeki kadın varlığının, daha istikrarlı ve dirençli bir iş dünyasının teminatı olduğunu düşünüyorum.” dedi.
Genç kızların, bilim ile hayat arasındaki bağı keşfettikçe bu alanı daha çok benimseyeceğini ve çevresine de daha fazla ilham olacağını vurgulayan Emine Erdoğan, şöyle konuştu:
“Bilim dünyasında, kadınları ve kız çocuklarını daha yakından ilgilendiren sorunlarda, kapsayıcı ve derinlemesine yaklaşımı yine onlar yaygınlaştıracaklar. 2003’ten bugüne ara vermeden hayata geçirdiğim eğitimde fırsat eşitliği projeleri de tam da bu yüzden kız çocuklarımızın eşit imkanlar sağlandığında ortaya koyacakları potansiyellerine olan inancımdan doğmuştur. Tüm çabamız, çocuklarımızın elinden tutarak, hayallerine giden yoldaki engelleri kaldırmak içindir. Tarihimizden aldıkları ilmi mirastan kopmadan bugünün dünyasının ilerlemelerine vicdanlı bir akıl ile öncülük etmelerini sağlamak içindir. Tıpkı, bu merkezin adını aldığı, ülkemizin en önemli değerlerinden birisi olan Alev Alatlı’lar yetiştirebilmek içindir. Kendisi haktan beslenen bir vicdan ile güçlü bir aklı birleştirmiş, birikimini bu topraklardan edinip, yine bu topraklara ekmiş çok kıymetli bir dava insanıydı.”
– “Alev Alatlı kaleminin keskinliğiyle, bir nesil uğruna, bir millet uğruna, bir ülke uğruna savaştı”
Emine Erdoğan, Yazar Alatlı’nın irfanın, bilginin ötesinde, duyarlılık ve halden anlama hassasiyetlerinden geçtiğini savunduğuna dikkati çekerek, “İdrakimize vurulan zincirleri kırmaya, bizi bizden ayıran, özümüze ve medeniyetimize yabancılaştıran bütün duvarları yıkmaya kendisini adamıştı. Kaleminin keskinliğiyle bir nesil uğruna, bir millet uğruna, bir ülke uğruna savaştı. Ardında ise bilhassa size sevgili gençler, paha biçilemez bir fikir ve düşünce mirası bıraktı.” diye konuştu.
Alatlı’nın vasiyetindeki, “Unutmayın ki düz akılla anlaşılmaz, pergele, cetvele gelmez, kendine has bir kimliği vardır Türkiye’nin.” sözlerini anımsatan Emine Erdoğan, şunları kaydetti:
“Bizlerin, onun ifadesiyle, ‘gezegenin iyiliği için yaşatılması elzem bir medeniyetin son temsilcileri’ olduğumuzu aklınızdan çıkarmayın. Her birinizin kıymetli, münevver, mütefekkir ve kalbi vatan sevgisiyle çarpan hocamız gibi yeni yollar açan öncü bir kadın olmanızı ve ardınızda insanlığı daha iyiye sevk eden eserler bırakmanızı temenni ediyorum. Bu vesileyle Sayın Alatlı’ya bir kez daha Allah’tan rahmet, ailesine ve sevenlerine başsağlığı diliyorum.”
– “Artık Türk çocuklarının ‘bunları ancak başka milletler yapabilir’ diyerek kurmaktan vazgeçecekleri hiçbir hayal yoktur”
Programda konuşan Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, “Yarını beklemeden, bugün ve hemen şimdi Türkiye’nin kızlarının bilimde ve teknolojide engel tanımayan çabalarının, sınırları aşan hayallerinin yanında olmaya devam edeceğiz. Türkiye’nin ilk astronotu Alper Gezeravcı’nın gerçekleştirdiği Uzay Bilim Misyonumuzun bilimsel çalışmalara sunacağı çok kıymetli katkıların ötesinde,
en büyük ve en değerli etkisi ay yıldızlı bayrağımızı uluslararası uzay istasyonundaki Türk astronotun üzerinde gören gençlerimize ve çocuklarımıza kazandırdığı özgüvendir. Artık Türk çocuklarının ‘bunları ancak başka milletler yapabilir’ diyerek kurmaktan vazgeçecekleri hiçbir hayal yoktur. Türkiye Yüzyılı” hedeflerimize gençlerimizle ulaşacak, geleceğin Türkiye’sini TEKNOFEST kuşağıyla inşa edeceğiz” ifadelerini kullandı.
Emine Erdoğan, Alev Alatlı Bilim Merkezi’nin hayırlara vesile olmasını dileyerek, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile Altındağ Belediyesi’ne şükranlarını iletti.
Konuşmasının ardından Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Emine Erdoğan’a TÜBİTAK’ın Kutup Bilimleri Ansiklopedisini ve Antarktika haritasını hediye etti.
Daha sonra Emine Erdoğan katılımcılarla hatıra fotoğrafı çektirdi.
Programda başarılarıyla adlarından söz ettiren Takeoff’23 en iyi girişimci ödülü sahibi, görme engelli Zülal Tannur ve 2022 TÜBİTAK Teşvik Ödülü ve 2023 TÜBA Üstün Başarılı Genç Bilim İnsanı Ödülü sahibi Prof. Dr. Özge Çevik de başarı hikayelerini anlattı.
Altındağ Belediye Başkanı Asım Balcı da bilimde kadınların önemini vurgulayarak, bilim merkezine ilişkin bilgi verdi.
Programda ayrıca Bilimde Kadınlar ve Kız Çocukları etkinliği, Altındağ Alev Alatlı Bilim Merkezi ve Alper Gezeravcı’nın Uzay Yolculuğuna ilişkin tanıtım filmleri gösterildi.
– Altındağ Alev Alatlı Bilim Merkezi’ni gezdi
Programın ardından Emine Erdoğan, Altındağ Alev Alatlı Bilim Merkezi’nin açılış kurdelesini kesti.
Erdoğan, Bakan Kacır, Ankara Valisi Ankara Valisi Şahin, TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Mandal, ve Altındağ Belediye Başkanı Balcı ile 1980 metrekarelik kapalı alana sahip bilim merkezi içerisindeki TEKNOFEST, Uzay, Havacılık ve Astronomi, Teknoloji, Matematik, Tasarım, Doğa Bilimleri atölyelerini gezerek, bilgi aldı.
Atölyelerde proje çalışmaları yürüten öğrencilerle tek tek sohbet eden ve yaptıkları çalışmaları inceleyen Emine Erdoğan, öğrencilerle fotoğraf çektirdi. Öğrenciler de Emine Erdoğan’a sarılarak, sevgilerini gösterdi.
]]>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Altındağ Belediyesi ve TÜBİTAK tarafından 11 Şubat Uluslararası Bilimde Kadın ve Kız Çocukları Günü dolayısıyla düzenlenen, Bilimde Kadın ve Kız Çocukları Etkinliği ve Altındağ Alev Alatlı Bilim Merkezi’nin açılış programına katıldı.
Buradaki konuşmasına 6 Şubat depremlerinde yaşamını yitirenlere rahmet, yakınlarına ve Türk milletine başsağlığı dileyerek başlayan Emine Erdoğan, “Bu bir sene bize gösterdi ki, birlik ve beraberlik ile aşılamayacak zorluk yoktur. Asrın felaketi olarak değerlendirilen, bu büyük yıkım karşısında milletimiz, asrın dayanışmasını gösterdi. Bugün de devlet kurumlarımız, millet ile el ele yaralarımızı sarıyor, şehirlerimizi yeniden imar ediyor. Bir daha böyle bir felaket yaşamamak için, elimizden gelen bütün gayreti gösteriyoruz, göstermeye de devam edeceğiz inşallah” ifadelerini kullandı.
Kainatın, aklın sınırlarını zorlayan, keşfedilmeyi bekleyen “gizli bir hazine” olduğuna işaret eden Emine Erdoğan, bilimin ise kendini, insanı, tabiatı, yaratılan mahlukatı anlamak ve anlamlandırmak üzere çıkılmış “bitmek bilmez bir merak yolculuğu” olduğunu söyledi.
Emine Erdoğan, tarihte başarıları ile adlarından söz ettiren bilim kadınlarını hatırlatarak, şöyle devam etti:
“Karadeliğin ilk fotoğrafını çeken, pilsiz çalışan kalp pili üreten, kansere alternatif tedavi yöntemleri geliştiren Türk bilim kadınları, tüm dünyaya ilham olmaktadır. Bugün gururla ifade ediyorum ki kız çocuklarımız, ‘büyüyünce ne olacaksın’ sorusuna, ‘astronot, uçak tasarımcısı, yazılım mühendisi’ cevaplarını verdiği bir Türkiye var. Milli ve manevi değerlerinden beslenerek, ilmini, ülkesinin ve insanlığın yararına kullanmaya gönüllü, vicdanı da zekası gibi güçlü bir TEKNOFEST gençliğimiz var. Türkiye yüzyılında, Mevlana’nın pergel benzetmesindeki gibi genç kızlarımızın bir ayağı Türkiye’ye sabit diğer ayağı ise sınır çizilmemiş ufuklara seyahat eden mütefekkirler olmalarını diliyorum.”
Emine Erdoğan, dünya genelindeki araştırmalarda, kadınların, doğal kaynakları korumak ve nesiller arası adaleti sağlama konularında daha hassas olduğunu aktararak, “İnanıyorum ki kadın eli değen, kadın yüreğiyle beslenen her alan gibi bilim ve teknoloji alanında da kadın varlığı artıkça vicdan ve sorumluluk duygusu aynı oranda artacak ve yıkıcılık yerini inşa ve ihya etmeye bırakacaktır.” değerlendirmesini yaptı.
“Tüm sektörlerdeki kadın varlığının, daha istikrarlı ve dirençli bir iş dünyasının teminatı olduğunu düşünüyorum”
Kadınların, dünyayı çok yönlü algılama yetenekleri sayesinde farklı alanlar arasında başarıyla geçiş yapabildiklerini gözlemlediğini ve uyum yeteneklerine güvendiğini dile getiren Emine Erdoğan, “Tüm sektörlerdeki kadın varlığının, daha istikrarlı ve dirençli bir iş dünyasının teminatı olduğunu düşünüyorum” dedi.
Genç kızların, bilim ile hayat arasındaki bağı keşfettikçe bu alanı daha çok benimseyeceğini ve çevresine de daha fazla ilham olacağını vurgulayan Emine Erdoğan, şöyle konuştu:
“Bilim dünyasında, kadınları ve kız çocuklarını daha yakından ilgilendiren sorunlarda, kapsayıcı ve derinlemesine yaklaşımı yine onlar yaygınlaştıracaklar. 2003’ten bugüne ara vermeden hayata geçirdiğim eğitimde fırsat eşitliği projeleri de tam da bu yüzden kız çocuklarımızın eşit imkanlar sağlandığında ortaya koyacakları potansiyellerine olan inancımdan doğmuştur. Tüm çabamız, çocuklarımızın elinden tutarak, hayallerine giden yoldaki engelleri kaldırmak içindir. Tarihimizden aldıkları ilmi mirastan kopmadan bugünün dünyasının ilerlemelerine vicdanlı bir akıl ile öncülük etmelerini sağlamak içindir. Tıpkı, bu merkezin adını aldığı, ülkemizin en önemli değerlerinden birisi olan Alev Alatlı’lar yetiştirebilmek içindir. Kendisi haktan beslenen bir vicdan ile güçlü bir aklı birleştirmiş, birikimini bu topraklardan edinip, yine bu topraklara ekmiş çok kıymetli bir dava insanıydı.”
“Alev Alatlı kaleminin keskinliğiyle, bir nesil uğruna, bir millet uğruna, bir ülke uğruna savaştı”
Emine Erdoğan, Yazar Alatlı’nın irfanın, bilginin ötesinde, duyarlılık ve halden anlama hassasiyetlerinden geçtiğini savunduğuna dikkati çekerek, “İdrakimize vurulan zincirleri kırmaya, bizi bizden ayıran, özümüze ve medeniyetimize yabancılaştıran bütün duvarları yıkmaya kendisini adamıştı. Kaleminin keskinliğiyle bir nesil uğruna, bir millet uğruna, bir ülke uğruna savaştı. Ardında ise bilhassa size sevgili gençler, paha biçilemez bir fikir ve düşünce mirası bıraktı.” diye konuştu.
Alatlı’nın vasiyetindeki, “Unutmayın ki düz akılla anlaşılmaz, pergele, cetvele gelmez, kendine has bir kimliği vardır Türkiye’nin.” sözlerini hatırlatan Emine Erdoğan, şunları kaydetti:
“Bizlerin, onun ifadesiyle, ‘gezegenin iyiliği için yaşatılması elzem bir medeniyetin son temsilcileri’ olduğumuzu aklınızdan çıkarmayın. Her birinizin kıymetli, münevver, mütefekkir ve kalbi vatan sevgisiyle çarpan hocamız gibi yeni yollar açan öncü bir kadın olmanızı ve ardınızda insanlığı daha iyiye sevk eden eserler bırakmanızı temenni ediyorum. Bu vesileyle Sayın Alatlı’ya bir kez daha Allah’tan rahmet, ailesine ve sevenlerine başsağlığı diliyorum.”
“Artık Türk çocuklarının ‘bunları ancak başka milletler yapabilir’ diyerek kurmaktan vazgeçecekleri hiçbir hayal yoktur”
Programda konuşan Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, “Yarını beklemeden, bugün ve hemen şimdi Türkiye’nin kızlarının bilimde ve teknolojide engel tanımayan çabalarının, sınırları aşan hayallerinin yanında olmaya devam edeceğiz. Türkiye’nin ilk astronotu Alper Gezeravcı’nın gerçekleştirdiği Uzay Bilim Misyonumuzun bilimsel çalışmalara sunacağı çok kıymetli katkıların ötesinde, en büyük ve en değerli etkisi ay yıldızlı bayrağımızı uluslararası uzay istasyonundaki Türk astronotun üzerinde gören gençlerimize ve çocuklarımıza kazandırdığı özgüvendir. Artık Türk çocuklarının ‘bunları ancak başka milletler yapabilir’ diyerek kurmaktan vazgeçecekleri hiçbir hayal yoktur. Türkiye Yüzyılı” hedeflerimize gençlerimizle ulaşacak, geleceğin Türkiye’sini TEKNOFEST kuşağıyla inşa edeceğiz” ifadelerini kullandı.
Emine Erdoğan, Alev Alatlı Bilim Merkezi’nin hayırlara vesile olmasını dileyerek, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile Altındağ Belediyesi’ne şükranlarını iletti.
Konuşmasının ardından Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Emine Erdoğan’a TÜBİTAK’ın Kutup Bilimleri Ansiklopedisini ve Antarktika haritasını hediye etti.
Daha sonra Emine Erdoğan katılımcılarla hatıra fotoğrafı çektirdi.
Programda başarılarıyla adlarından söz ettiren Takeoff’23 en iyi girişimci ödülü sahibi, görme engelli Zülal Tannur ve 2022 TÜBİTAK Teşvik Ödülü ve 2023 TÜBA Üstün Başarılı Genç Bilim İnsanı Ödülü sahibi Prof. Dr. Özge Çevik de başarı hikayelerini anlattı.
Altındağ Belediye Başkanı Asım Balcı da bilimde kadınların önemini vurgulayarak, bilim merkezine ilişkin bilgi verdi.
Programda ayrıca Bilimde Kadınlar ve Kız Çocukları etkinliği, Altındağ Alev Alatlı Bilim Merkezi ve Alper Gezeravcı’nın Uzay Yolculuğuna ilişkin tanıtım filmleri gösterildi.
Altındağ Alev Alatlı Bilim Merkezi’ni gezdi
Programın ardından Emine Erdoğan, Altındağ Alev Alatlı Bilim Merkezi’nin açılış kurdelesini kesti.
Erdoğan, Bakan Kacır, Ankara Valisi Ankara Valisi Şahin, TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Mandal, ve Altındağ Belediye Başkanı Balcı ile 1980 metrekarelik kapalı alana sahip bilim merkezi içerisindeki TEKNOFEST, Uzay, Havacılık ve Astronomi, Teknoloji, Matematik, Tasarım, Doğa Bilimleri atölyelerini gezerek, bilgi aldı.
Atölyelerde proje çalışmaları yürüten öğrencilerle tek tek sohbet eden ve yaptıkları çalışmaları inceleyen Emine Erdoğan, öğrencilerle fotoğraf çektirdi. Öğrenciler de Emine Erdoğan’a sarılarak, sevgilerini gösterdi. – ANKARA
]]>– 5 aylık kira parasını ödeyen Fatma Sürer, şimdi icranın kaldırılmasını bekliyor
HATAY – Hatay’da pazarda sebze satarak biriktirdiği kira parası çalınan kadın, 3 aylık kirayı ödeyemeyince ev sahibi tarafından icraya verildi. Deprem korkusu nedeniyle kapalı alanda yaşamakta güçlük çeken yaşlı kadın, konteyneri olmasına rağmen yaşamını yaklaşık 1 yıl boyunca minibüste sürdürdü.
Hatay’ın Antakya ilçesinde yaşayan ve pazarda sebze satarak geçimini sağlayan 54 yaşındaki Fatma Sürer, asrın felaketi sonrası korkuyla Antalya’da yaşayan kızının yanına yerleşti. Sürer, 3 ay sonra evine geldiğinde biriktirdiği paranın çalındığını fark etti. Yaşadığı ev depremde zarar görmeyen kadın, parası çalınınca 3 aylık kirasını ödeyemedi ve ev sahibi tarafından mahkemeye verildi. Yaşlı kadın, maddi sıkıntıları nedeniyle kirayı ödeyemeyince icra süreci başladı. Pazarda satış yaparak ve yakınlarının destekleriyle 5 aylık kira parasını güçlükle toplayarak ödeyen yaşlı kadın, şimdi icranın kaldırılmasını bekliyor.
Asrın felaketi sonrası tedirginlik içerisinde uzun bir süre kapalı alana giremeyen Fatma Sürer, kendisine konteyner verilmesine rağmen yaşamını minibüste sürdürdü. Sosyal medyada pazarda satış yaptığı görüntüler üzerine hayırseverlerin destekleriyle ev kiralanan kadın, şimdi ise eve girmiyor ve yaşamını konteyneri ile minibüsünde sürdürmeye devam ediyor.
“Ev parası evin içindeydi, eve geldiğimde hırsız parayı almıştı”
Kirayı ödeyememesi üzerine ev sahibinin kendisini icraya verdiğini anlatan Sürer, “Ev sahibim depremden sonra bana çık dedi. Ev yok diye ben de uzun süre çıkamadım. Sonradan evinden çıktım. Kızımın yanına gitmiştim, ondan dolayı 3 aylık ücretini ödeyememiştim. Ev parası evin içindeydi, eve geldiğimde hırsız parayı almıştı. Ben ev sahibimi aradım, ‘Ben geldim, evi boşaltacağım ama bir süre sana ev kirasını veremeyeceğim’ dedim. Ses yapmadı. Sonra ben evi taşıdım, aradım açmadı telefonu. Ev kirasını toparlayınca yanına gittim. Eve gittim, evin kapısına tebligat yapıştırılmış, beni icraya vermiş. Ev sahibim 3 ay kira param, 2 ay da boş kaldı diye 5 aylık kira parasını kendisine verdim. Beni icraya vermiş. Komşulardan, pazardan topladım 15 bin icra parasını verdim kendisine, hala icrayı kaldırmamış. Onun avukatını arayabilirler, ben avukatın eline verdim. İcrayı üstümden kaldırsınlar” dedi.
Deprem korkusu nedeniyle kapalı alana girmekte güçlük çektiğini ve 1 yıla yakın süre minibüste yaşamını sürdürdüğünü belirten Sürer, “Ben uzun bir süre kendi arabam var orada kaldım, tezgahımı oraya kurdum. Akşam orada yatıyorum, sabah kalkıp satışımı yapıyorum. Geçimimi öyle sağlıyorum. Şu an konteynerde kalıyorum. Araçta 1 yıl kaldım. 1 yıldan sonra konteyner verdiler, orada kalıyorum. Yasin Bey’e binlerce kez teşekkür ediyorum. Beni çok memnun etti. Geldi evimi tuttu. Ben o eve geçmedim. Gidemiyorum korkuyorum. 3 katlı bina, deprem görmüş bir ev. Tek başıma yaşadığım için korkuyorum. Çokta güzel bir ev ama ben kalamıyorum. Bana gerçekten yardım etmek istiyorlarsa kalacağım ev sağlam mı, ev mi alacak, eşya mı alacak bir kibrit çöpü olsun benim olsun. Benim malda mülkte gözüm yok. Binlerce kişi arıyor bir şey çıkmıyor, ben ona üzülüyorum. O adam kalktı buraya kadar benim elimi tuttu. Bana çocuğumdan başka birisi anne dedi, bana sahip çıktı. Allah razı olsun. Ev sahibimden de Allah razı olmasın, beni kış günü sokağa attı. Kendisi, eşi ve oğlu bana hakaret etti. Sadece ‘Sen çık, ben başkasına kiraya vereceğim’ dedi. Ben devletimden bir şişe su almış değilim belki başkasının ihtiyacı var diye. Yine ben ayaktayım, satış yapıyorum” ifadelerini kullandı.
]]>DP, bugün Ankara’da, Celal Bayar Köşkü’nde düzenlenen programla Çankaya Belediye Başkan Adayını tanıttı. Genel Başkan Gültekin Uysal, DP İzmir Milletvekilleri Haydar Altıntaş ve Salih Uzun’un da katıldığı programda DP Genel Başkan Yardımcısı İrem Taşpınar, Çankaya Belediye Başkan Adayı olarak gösterildi. Programda konuşan Uysal, şunları söyledi:
“ÇANKAYA BELEDİYE BAŞKANLIĞI’NA DEĞERLİ MÜCADELE ARKADAŞIMIZ İREM TAŞPINAR’I İLAN ETMEKTEN BÜYÜK MUTLULUK DUYUYORUM”
“Bu güzel günde, bu tarihi mekandayız. Çankaya’nın göbeğinde, Çankaya ile özdeş, cumhuriyetle özdeş Celal Bayar Köşkü’müzde bir tarihi adım atıyoruz. Çankaya Belediye Başkanlığı’na değerli bir mücadele arkadaşımızı, Genel Başkan Yardımcımız Sayın İrem Taşpınar’ı ilan etmekten ben de büyük mutluluk duyuyorum. Geride Türk demokrasisinin belki de en zor sınavı diye tabir ettiğimiz bir seçimi, mayıs ayında gerçekleştirdik. Ülkemizin derinden bir nefes alabilmesi adına verdiğimiz mücadele elbette orada kalacak değil. Önümüzdeki yerel seçimler, uzun bir dönem seçim olmayacağı anlayışı içerisinde ortaya çıkaracağı siyasal ve toplumsal iklim uzun süre milletimizin, vatandaşlarımızın içinde nefes alıp vereceği toplumsal siyasi iklimi de oluşturacaktır. Bu açıdan da yerel seçimler çok kıymetli. DP olarak her parti gibi kendi mücadelemizi vermek adına kendi fikrimizi, zihniyetimizi, anlayışımızı, dünden bugüne taşıdığımız bir büyük geleneğin değerlerini yarınlara taşımak adına da mücadele veriyoruz.
“UZUN SÜREDİR SİYAHLA BEYAZ ARASINA SIKIŞMIŞ TÜRKİYE İKLİMİNDE HEP BERABER EMEK KOYACAĞIZ”
Ankara’mız önemli. Ankara’mız gibi tüm yurt sathında yayılmış teşkilatlarımızla beraber bu mücadelede varız. Ama Çankaya’da özellikle bugün ODTÜ’lü kimliğiyle, kadın kimliğiyle, parti genel merkezimizle, kadın politikalarından sorumlu genel başkan yardımcımız olarak Sayın İrem Taşpınar’ın adaylığıyla beraber uzun süredir siyahla beyaz arasına sıkışmış Türkiye ikliminde, Ankara’da da, Çankaya’da da bir derin nefes almaya imkan verecek bir süreci, bir mücadeleyi inşallah İrem Hanım’ın şahsında tüm teşkilatlarımız onunla beraber belediye meclis üyeleri, Çankaya teşkilatımız, il teşkilatımız hepimiz bu mücadelede emek koyacağız. O açıdan ben de mutluyum. Siyasetin önümüzdeki süreçte kurum ve aktörleriyle beraber vatandaşlarımızın hissiyatına, vatandaşlarımızın taleplerine karşı esnekliğini kaybetmiş siyasetin yeniden vatandaşımızın taleplerini, ihtiyaçlarına yeri geldiğinde itirazlarına esnek hale geldiği, onlara hassas hale geldiği bir süreci Türkiye’de de başlatmak istiyorum. O açıdan tekrar Sayın İrem Taşpınar’ın adaylığını ben hayırlı olsun dileğimle bütün arkadaşlarımızla beraber paylaşıyoruz. Bugün burada milletvekillerimiz var Sayın Salih Uzun, Sayın Haydar Altıntaş. ‘Söz milletindir’ diyerek çıktığımız bu süreçte bu seçim döneminde de ‘Söz yeniden milletin. Söz yeniden Çankaya’nın. Söz yeniden kadınlarımızın’ diyoruz.”
“HERKESİN CUMHURİYETE BORCU VAR AMA EN ÇOK EĞİTİMLİ KADINLARIN CUMHURİYETE BORCU VAR. BU GÖREVDE CUMHURİYETE OLAN BORCUMUZU ÖDEMEYE TALİBİZ”
DP Çanka Belediye Başkan Adayı İrem Taşpınar, şunları söyledi:
“Çok heyecanlıyım. Heyecanımı da paylaşmaktan bir sakınca görmüyorum açıkçası. Çünkü ihtiyaç duyduğumuz şeylerden bir tanesi samimiyetle hislerimizi paylaşmak. Benim için ve inanıyorum ki Çankaya’nın tarihi için de mihenk taşı olacak bugünde, burada bulunan her birimize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Ama bir kadın olarak kürsüde yaptığım her konuşmada ayrıca bir teşekkür ederim. Teşekkürü cumhuriyet tarihine ederim ve asla anmadan geçemem, Cumhuriyetimizin kurucusu Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ü, bu uğurda şehit olmuş, Cumhuriyet’in bu kadar uzun süre yaşamasını sağlamış tüm demokrasi şehitlerine de teşekkürün üstünde minnetlerimi bir kadın olarak sunuyorum. Niye minnet noktasındayım? Çünkü cumhuriyet kimsesizlerin kimsesidir. Dokuzuncu Cumhurbaşkanımız Süleyman Demirel’in dediği gibi, ‘Bir köylü çocuğunun cumhurbaşkanı olabilmesi cumhuriyettir.’ ya da benim gibi cumhuriyetin imkanlarıyla ODTÜ’yü bitirip, iş insanı olup, siyasetçi olup bugün burada kürsüde konuşabiliyor olmak cumhuriyettir. ya da bu kadar köklü bir siyasi, tarihi, hafızaya sahip bir partiyle beraber yol yürüyebilmek cumhuriyettir. En önemlisi Türkiye’nin en genç genel başkanıyla beraber, Türkiye’nin en önemli ilçesinde kadın bir belediye başkan adayı çıkarmak cumhuriyettir. ve ben inanıyorum ki hepimizin aslında cumhuriyete borcu var. O yüzden de seçimlerin arka tarafında inanarak yürüyeceğimiz bu yolda inanç, inandığımız fikrimiz şu: Herkesin cumhuriyete borcu var ama en çok eğitimli kadınların cumhuriyete borcu var. O yüzden aslında bu görevde cumhuriyete olan borcumuzu ödemeye talibiz. ve kadına seçme seçilme hakkının dünyadan daha önce verildiği bir dönemde, cumhuriyet tarihimizde Çankaya Belediyesi’nin ilk kadın belediye başkanı olacağım. Daha önce de ‘Söz milletin’ dedik. Şimdi diyoruz ki ‘Söz yeniden milletin, söz yeniden Çankaya’nın, söz yeniden demokratların.”
]]>
İddiaya göre, geçtiğimiz Salı günü gece saatlerinde Şişli’den taksiye binen kadın müşteri Sultanbeyli’ye gitmek istemişti. Sultanbeyli’ye gelen kadın, yaklaşık bin lira tutan taksi ücretini ödememişti. Taksici Serhat Dizgin, kadından taksi ücretini istemişti. Taraflar arasında tartışma çıkmıştı.
Kadın “beni elledin” diyerek iftira atmıştı
Araçtan inen kadın, “beni elledin” diyerek parayı vermeyi reddetti ve polis çağıracağını söylemişti. Bunun üzerine Dizgin de kadına “Tamam polise gideriz. İftara atarak paramı mı çalacaksın. Hadi polise gidelim. Aracın içinde de kamera var. Her şey kayıtlı” diyerek kadına tepki göstermişti. Taksi ücretini ödemeyen kadın yürüyerek yoluna devam ederken, o anlar ise kameraya yansımıştı.
“O kadar yol gittim, emek verdim. Karşılığı iftira olarak geldi”
Taksici Serhat Dizgin o anları anlattı. Dizgin, “Kadını taksiye aldım, yolda gidiyordum. ‘Gebze’ye gideceğim’ dedi. Beni çok gezdirdi. ‘Gidelim alkol alalım, alkol içmem lazım’ falan dedi. Bende arabada alkol içmenin yasak olduğunu söyledim. Gebze’ye giderken, Sultanbeyli’ye dönmek istedi. Sultanbeyli’ye girdik, oraya girmemizle arabayı tekmeledi. Onu taciz ettiğimi söyledi, ‘ırgat’ dedi. Arabanın kapısını birden açtı, bağırdı. Taksicilere bir nefreti varmış. ‘Hepiniz ırgatsınız’ dedi. Sonra arabadan indi, ‘beni elledin, taciz ettin’ dedi. Ben den kameramı açtım, arabanın içinde de kameranın olduğunu belirttim. Para için böyle iftara atmasına gerek olmadığını söyledim. Zaten gerekli her şeyin kayıtlı olduğunu söyledim. Bu şekilde paramı çaldığını söyledim. Bu bildiğin hırsızlık. O kadar yol gittim, emek verdim. Karşılığı iftira olarak geldi. Bir şoka uğradım, afalladım. 10 saniye düşündüm, ne oluyor dedim. Allah’tan kamera var, o yüzden içim rahatladı. Kamera olmasa her gün böyle insanlarla uğraşacaktım” dedi.
“Burada kamera var, devlet var, kimseye iftira atamazsın. Kimsenin parasını çalamazsın”
Kadının sarhoş olabileceğini söyleyen Dizgin, “Kafası güzel olmasa, böyle hareketler yapmazdı. Uyuşturucu bulmamı istedi, bulamayacağımı söyledim. Memleketten yeni geldim, çalışıyorum. Taksicilerin uyuşturucu bulduğunu söyledi. Taksicilerin hiçbirinin böyle bir şey yapmadığını söyledim. Sonra korsanı aradı, ‘bu taksici işi çözemiyor, gel beni buradan götür’ dedi. Ondan başka bir şey istemedi. Gelip götürmesini söyledi. Adam da ona’ gece gece ben senle uğraşamam’ dedi. Yüzüne kapattı. Çok alkollüydü, ayakta duramıyordu. 780 civarında ücreti vardı. Anneme, bacıma küfür etti. Anneme küfür ettiği için ben bunu yayınladım. Yoksa üstünü kapatırdım. Anama, bacıma küfür edince bir de üstüne iftira atınca, paramı çalınca ağırıma gitti. Bu çeksin ki diğerleri böyle yapmasın. Taksicilere önyargı var. Polis bunu gösterebilir. Burada kamera var, devlet var, kimseye iftira atamazsın. Kimsenin parasını çalamazsın. Bu kadar yol gidip, parasını çalıp, küfür edemezsin. Kim olursa olsun dedim, en çok canımı alabilirler. Bana ‘ben sana burada ekmek yedirmem, arabanı da bağlarım. İsmini de verdim, plakayı da çektim’ dedi.” – İSTANBUL
]]>İzmir Kadın Platformu, 6 Şubat depremlerinde yaşamını yitirenler ve kaybolan çocuklar için insan zinciri oluşturup yürüyüş yaptı. Platform adına konuşan Deniz Uslu, “Depremden sağ çıkartılan, ama sonrasında akıbeti belli olmayan binlerce insanın, çocuğun akıbeti araştırılsın; sorumlular tek tek hesap versin” dedi.
İzmir Kadın Platformu üyeleri, Kahramanmaraş’ta 6 Şubat 2023 tarihinde meydana depremlerde yaşamını yitirenleri anmak için bugün Alsancak’taki Türkan Saylan Kültür Merkezi önünde toplandı. Kadınlar, “Unutmak yok, affetmek yok, helalleşmek yok! Güvenli kentler, güvenli yaşam istiyoruz” yazılı pankart açtı.
Kıbrıs Şehitleri Caddesi boyunca ellerinde dövizlerle insan zinciri oluşturan kadınlar, daha sonra Alsancak Garı’na doğru yürüyerek “Unutmak yok, affetmek yok, helalleşmek yok”, “Deprem değil, bu bir katliam”, “Ranta değil eğitime bütçe”, “Şiddetiniz batsın, kadınlar yaşasın”, “Güvenli kentler, güvenli yaşam”, “Sermayeye değil kadınlara bütçe”, “Kadınlar sokağa, hesap sormaya”, “Yaşamı yeniden kuracağız”, “Kadınlar yürüyor, dayanışma büyüyor”, “Kaybolan çocuklar nerede”, “Katil devlet hesap verecek”, “Kızılay’dan hesabı kadınlar soracak” sloganları attı.
“İKTİDARIN AYRIMCI POLİTİKALARI SONUCU YÜZBİNLERCE İNSAN HAYATINI KAYBETTİ”
Yürüyüşün ardından garın önünde yapılan açıklamada İzmir Kadın Platformu adına Deniz Uslu, “6 Şubat 2023 tarihinde 11 ilde etkisini gösteren ve iktidar eliyle bir katliama dönüştürülen depremin üzerinden tam bir yıl geçti. Bir yılın ardından bölgede yaraların hala sarılmadığı, halkların sağlıklı bir yaşama kavuşmadığı bir tablo ile karşı karşıyayız. Depremin ilk olduğu anlardan itibaren saatlerce, günlerce arama-kurtarma ekipleri bölgeye gelmedi. İnsanlar enkaz altında ölüme mahkum edildi. Kendi imkanlarıyla yaşamını kurtaranlara ne bir çadır sağlandı ne de içecek bir su verildi. Halktan halka dayanışma köprüleriyle birbirimizin elinden tutmaya çalıştık. Gerek TIR’lar dolusu malzemeler ile gerek direkt deprem bölgesine giderek oralarda çalıştık ve dayanışma köprülerine ayak olduk. Deprem bölgelerinde temiz suya, gıdaya, hijyene ihtiyaç tavan yapmışken, kadınlar ev içlerindeki toplumsal cinsiyet eşitsizliklerini daha da ağır biçimde çadırlarda, bulunduysa konteynerlerde yaşarken, ciddi bir barınma krizi olduğu için kadınlar şiddet ve istismar failleriyle aynı çadırlarda kalırken AKP-MHP iktidarı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan, deprem bölgesinin sorunlarını dile getirenlere hakaret etmekle, Kızılay çadırlarını halka satmakla meşguldü. İktidarın ayrımcı ve sermayeden yana politikaları sonucu yüzbinlerce insan hayatını kaybetti ve hala daha fazlası yaşamsal sorunlarla burun buruna” diye konuştu.
“İNSANLARIN GEÇİM ALANI OLAN YÜZ YILLIK ZEYTİN AĞAÇLARINA GÖZ DİKİLDİ”
“Depremden sağ bir şekilde kurtarılan, ama sonrasında haber alınamayan binlerce insan olduğu gerçeği ile karşı karşıyayız” diyen Uslu, şunları söyledi:
“Bir yıl geçmiş olmasına rağmen akıbeti belli olmayan insanlar var. ve bu dönemde yüzlerce çocuğun tarikatlara gönderildiğine dair haberleri hep birlikte okuduk. Aynı zamanda depremzedeler arasında kimlik ve inanç ayrımcılığına da birlikte şahit olduk. Özellikle Hatay’da yaşayan Alevi nüfusu tam anlamıyla görmezden gelen, üzerine daha fazla saldırmaya çalışan bir iktidar politikası bu. Depremin üzerinden birkaç ay geçmişken Hatay Dikmece köyünde, insanların geçim alanı olan yüz yıllık zeytin ağaçlarına göz dikildi ve acele kamulaştırma kararı alındı. Başta Dikmeceli kadınlar olmak üzere Dikmece halkı, aylardır bu saldırıya karşı mücadele ediyor, zeytinliklerine sahip çıkıyor. Depremden sonra birçok kadın işsiz kaldı, bir kısmı ise hamileyken işe çağrıldı. Yoksulluk öyle ciddi boyutlarda ki 3 bin liralık kira yardımını alabilmek için çadırda kalmayı tercih edenler, 3 kuruş kazanabilmek için temizliğe giden kadınlar var. Çocuklar çadırlarda telefon ışıklarında ders çalışıyor. Hala doğru düzgün okul yok, olanlar ise 45-50 kişilik mevcutlarla ders işlemeye çalışıyor.
“EĞİTİMİN KALİTESİ GİDEREK DÜŞÜYOR”
Bugün geldiğimiz noktada, dönemin Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı ve şu anda Cumhur İttifakı’nın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Adayı Murat Kurum, geçen sene ’50 bin’ dedikleri ölüm rakamının bugün 130 binler olduğunu söylüyor. Yine depremin yıl dönümünde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Hatay’da gerçekleştirdiği konuşmasında, ‘Merkezi yönetim ile yerel yönetim el ele vermezse oraya hiçbir şey gitmez. Bakınız, Hatay garip kaldı’ diyerek deprem döneminde nasıl tutum aldığını itiraf ediyor, halkları tehdit ediyor. Biz kadınlar, güvenli bir yaşam ve güvenli kentler için mücadelemize daha fazla sarılmaya devam edeceğiz. Afetin ötesinde bir katliam yaşadığımız gerçeğini unutmayacağız. Bugün bu açıklamayı, yine bir deprem bölgesi olan İzmir’de gerçekleştiriyoruz. 30 Ekim 2020 yılında, yine etkisi çok olan bir depremi burada yaşadık ve her an kitlesel yıkıma varabilecek bir deprem ihtimali altında yaşıyoruz. İzmir’de üç yıldır yapılmayan okullar yüzünden okullar birleştirildi. İki hatta üç okul tek bir binada eğitim görüyor. Eğitimin kalitesi giderek düşüyor. Aynı zamanda çocuklar, yaşadıkları yerlerden uzaktaki okula gidebilmek için üç araç değiştirmek zorunda kalıyorlar.
“RANTSAL DÖNÜŞÜM PEŞİNDE OLANLARLA HESAPLAŞMAYA DEVAM EDECEĞİZ”
Peki olası bir depremin yıkıcı boyutlara ulaşmaması için neler yapılıyor? Çürük binalara imar affı verilmesinin son bulması, para uğruna uygun olmayan zeminlere bina dikilmesine son verilmesi, sağlıklı yaşam alanları, güvenli kentler inşa edilmesi gerekmektedir. Merkezi ve yerel yönetimlere sesleniyoruz: Biz kadınlar, haklarımıza ve hayatımıza sahip çıkıyoruz. İnsanların ve doğanın sermayedarların daha fazla zenginleşmesi için peşkeş çekilmesine karşı, kentsel dönüşüm adı altında rantsal dönüşüm peşinde olanlarla hesaplaşmaya devam edeceğiz.”
TALEPLERİNİ SIRALADILAR
Kadınların güvenli bir yaşam ve güvenli kentler için mücadeleyi sürdüreceği vurgulayan Deniz Uslu, taleplerini şöyle sıraladı:
“Depremden sağ çıkartılan, ama sonrasında akıbeti belli olmayan binlerce insanın, çocuğun akıbeti araştırılsın; sorumlular tek tek hesap versin. Deprem bölgelerinde temiz su ihtiyacı çözülsün, halkların sağlıklı bir yaşama kavuşması sağlansın. Faillerle aynı çadırlarda yaşamak zorunda kalan kadınlara barınma imkanı sağlansın. Kadın hastalıklarıyla ilgili ücretsiz ve kapsamlı taramalar yapılsın. Eğitim hakkı elinden alınan çocuklara, gençlere parasız, nitelikli eğitim sağlansın. Ücretsiz psikolojik destek noktaları kurulsun. Deprem bölgesindeki tüm üniversiteli kadınlara KYK bursu sağlansın. Bakım emeği toplumsallaştırılsın. Ücretsiz kreş, yaşlı bakım evi, çamaşırhaneler açılsın. Elektrik kesintilerinin son bulması, yangınların önüne geçilmesi için etkili çalışma başlatılsın. Şehir içinde yaşanan ulaşım sorunu acilen iyileştirilsin. Zeytinliklere, arazilere, tarlalara istimlak adı altında el koyma yasaları kaldırılsın. İstihdam sorunu yaşayan tüm kadınlara güvenli ve güvenceli iş imkanı sağlansın. Tüm depremzede yurttaşlar için insanca temel gelir güvencesi sağlansın. Özel okullara teşvike ayrılan bütçeler, kamusal eğitim için ayrılsın. Yerel yönetimler ve merkezi idare, çocukların ücretsiz servis ihtiyacını karşılasın. İmar aflarından çürük binalar yapanlara, insanları bile bile ölüme terk edenlerden halka çadır satanlara, halklara ölüm ve zulüm düzeninden başka bir şeyi reva görmeyenlere kadar bu katliamda sorumluluğu olan herkes tek tek yargılansın.”
]]>Arama-kurtarmanın melekleri
ANKARA’da kurulan ve deprem, sel, yangın gibi afetlerde görev alan Anda Eğitim Araştırma Yardımlaşa ve Arama Kurtarma Derneği’nin, sadece kadınlardan oluşan 27 kişilik arama kurtarma ekibi, Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı’ndan (AFAD) akreditasyon alan ilk kadın arama-kurtarma ekibi oldu.
Anda Eğitim Araştırma Yardımlaşa ve Arama Kurtarma Derneği, kurulduğu 2016’dan bu yana Türkiye başta olmak üzere yardıma muhtaç coğrafyalarda faaliyet yürüttü. İlk dönemlerde sadece insani yardım faaliyetlerinde bulunan dernek, 2017’den bu yana da arama kurtarma ekipleriyle; deprem, sel, yangın gibi afetlerde görev aldı. Kahramanmaraş merkezli depremlerde de bölgede görev yapan dernek, sadece kadınlardan oluşan arama-kurtarma ekibi kurdu. Üniversite öğrencilerinin yanı sıra doktor, öğretmen, memur gibi farklı meslek gruplarından oluşan 27 kişilik ekip, 28 Ocak’ta AFAD’dan ‘Hafif Seviye Arama Kurtarma Akreditasyonu’ aldı. Dernek bünyesinde eğitimleri tamamlandıktan sonra AFAD’da yapılan sınavı başarıyla geçen ekip, akreditasyon alan ilk kadın arama-kurtarma ekibi olma özelliğine sahip oldu.
‘FARKINDALIK AMACIYLA BU EKİBİ KURDUK’
Ekipte görev yapan üniversite öğrencisi Ayşenur Bergen, sadece kadınlardan oluşan bir ekibin kurulmasında iki etkenin olduğunu söyleyerek, “Kadın arama-kurtarma personelinin enkaz ya da diğer afetlerde aynı erkeklerin yaptığı gibi her işi yapabildiğini biz biliyoruz; ama bunun dışarıdan da görülmesini istedik. Aslında bir farkındalık amacıyla bu ekibi kurduk. Görev yaptığımız birçok afette karşımıza çıkan olaylar vardı. Bunlar da bizim bu ekibi kurmamıza ve sahada çalıştığımızı göstermemize vesile oldu. Annesi banyodayken depreme yakalanan bir evladın, ‘Annemi o şekilde çıkarmayın, onu kadın personel çıkarsın’ diye istekte bulunması, selde kıyafetleri çıkmış kadın cenazelerini ailelerin kadın personelin almasını istemesi bizim bu alanda var olan kadınların bir ekip olarak sınava girip akreditasyon alamıza neden oldu” diye konuştu.AFAD’ın akreditasyon sınavını başarıyla geçtiklerini anlatan Bergen, “Kırıcı ve delici gibi ağır malzemelerle çalışıyoruz. Ağır jeneratörleri bir yerden bir yere taşımamız gerekiyor. Ekip halinde olduğumuzda bunların hepsini erkekler gibi rahatlıkla yapabiliyoruz. Akreditasyon sınavı ile de bunu göstermiş olduk” dedi.
‘DEPREMDE GÖREV ALDIK’
Ekipteki birçok kadının 6 Şubat 2023 tarihli Kahramanmaraş merkezli depremlerde de görev aldığını söyleyen Bergen, kendisinin onlardan biri olduğunu ve unutamadığı şeyler yaşadıklarını bildirdi. Bergen, depremin ilk gününde Hatay’da görev yapmaya başladığını belirterek, “Bir enkaza gittik ve orada ‘Saadet’ diye bir kız çocuğunu ve annesini kurtardık. Annesini çıkarmamız sabaha kadar süren bir çalışmayla mümkün olmuştu. Saadet’i çıkardığımızda, ‘Ben korkmuyorum ama annemi çıkarabilecek misiniz?’ diye sormuştu. Saadet, Suriye uyrukluydu. Biz ona üzerinde Türk bayrağı olan yeleklerimizden birini verdik. Onu giydikten sonra ‘Ben de Türk oldum’ dedi. Biz enkazdayken, ‘Yağmacılar gelebilir, dışarıdaki malzemelere dikkat edelim’ diye aramızda konuşurken Saadet de bizi duymuş olacak ki, dışarı çıktığında ‘Ben de polis olacağım ve sizi yağmacılardan kurtaracağım’ dedi. Bu dediği şey bizi çok etkilemişti. Çünkü bizim mazluma dokunduğumuz her el aslında Türk’ün bir yerlerde olduğunu gösteriyor” dedi.Türkiye’nin deprem kuşağında olduğunu hatırlatan Bergen, “Ülkemizde bu tür olaylar hiç bitmeyecek; çünkü deprem kuşağındayız. Sellerin de diğer afetlerin yoğun olduğu bir bölgedeyiz. Ne kadar fazla eğitimli insan olursa işler o kadar hızlı yürüyor. O yüzden kadın personelin de bu işleri daha iyi yürütebilmek adına bu işlere başlaması gerektiğini düşünüyorum” ifadelerini kullandı.
]]>ANKARA’da kurulan ve deprem, sel, yangın gibi afetlerde görev alan Anda Eğitim Araştırma Yardımlaşa ve Arama Kurtarma Derneği’nin, sadece kadınlardan oluşan 27 kişilik arama kurtarma ekibi, Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı’ndan (AFAD) akreditasyon alan ilk kadın arama-kurtarma ekibi oldu.
Anda Eğitim Araştırma Yardımlaşa ve Arama Kurtarma Derneği, kurulduğu 2016’dan bu yana Türkiye başta olmak üzere yardıma muhtaç coğrafyalarda faaliyet yürüttü. İlk dönemlerde sadece insani yardım faaliyetlerinde bulunan dernek, 2017’den bu yana da arama kurtarma ekipleriyle; deprem, sel, yangın gibi afetlerde görev aldı. Kahramanmaraş merkezli depremlerde de bölgede görev yapan dernek, sadece kadınlardan oluşan arama-kurtarma ekibi kurdu. Üniversite öğrencilerinin yanı sıra doktor, öğretmen, memur gibi farklı meslek gruplarından oluşan 27 kişilik ekip, 28 Ocak’ta AFAD’dan ‘Hafif Seviye Arama Kurtarma Akreditasyonu’ aldı. Dernek bünyesinde eğitimleri tamamlandıktan sonra AFAD’da yapılan sınavı başarıyla geçen ekip, akreditasyon alan ilk kadın arama-kurtarma ekibi olma özelliğine sahip oldu.
‘FARKINDALIK AMACIYLA BU EKİBİ KURDUK’
Ekipte görev yapan üniversite öğrencisi Ayşenur Bergen, sadece kadınlardan oluşan bir ekibin kurulmasında iki etkenin olduğunu söyleyerek, “Kadın arama-kurtarma personelinin enkaz ya da diğer afetlerde aynı erkeklerin yaptığı gibi her işi yapabildiğini biz biliyoruz; ama bunun dışarıdan da görülmesini istedik. Aslında bir farkındalık amacıyla bu ekibi kurduk. Görev yaptığımız birçok afette karşımıza çıkan olaylar vardı. Bunlar da bizim bu ekibi kurmamıza ve sahada çalıştığımızı göstermemize vesile oldu. Annesi banyodayken depreme yakalanan bir evladın, ‘Annemi o şekilde çıkarmayın, onu kadın personel çıkarsın’ diye istekte bulunması, selde kıyafetleri çıkmış kadın cenazelerini ailelerin kadın personelin almasını istemesi bizim bu alanda var olan kadınların bir ekip olarak sınava girip akreditasyon alamıza neden oldu” diye konuştu.
AFAD’ın akreditasyon sınavını başarıyla geçtiklerini anlatan Bergen, “Kırıcı ve delici gibi ağır malzemelerle çalışıyoruz. Ağır jeneratörleri bir yerden bir yere taşımamız gerekiyor. Ekip halinde olduğumuzda bunların hepsini erkekler gibi rahatlıkla yapabiliyoruz. Akreditasyon sınavı ile de bunu göstermiş olduk” dedi.
‘DEPREMDE GÖREV ALDIK’
Ekipteki birçok kadının 6 Şubat 2023 tarihli Kahramanmaraş merkezli depremlerde de görev aldığını söyleyen Bergen, kendisinin onlardan biri olduğunu ve unutamadığı şeyler yaşadıklarını bildirdi. Bergen, depremin ilk gününde Hatay’da görev yapmaya başladığını belirterek, “Bir enkaza gittik ve orada ‘Saadet’ diye bir kız çocuğunu ve annesini kurtardık. Annesini çıkarmamız sabaha kadar süren bir çalışmayla mümkün olmuştu. Saadet’i çıkardığımızda, ‘Ben korkmuyorum ama annemi çıkarabilecek misiniz?’ diye sormuştu. Saadet, Suriye uyrukluydu. Biz ona üzerinde Türk bayrağı olan yeleklerimizden birini verdik. Onu giydikten sonra ‘Ben de Türk oldum’ dedi. Biz enkazdayken, ‘Yağmacılar gelebilir, dışarıdaki malzemelere dikkat edelim’ diye aramızda konuşurken Saadet de bizi duymuş olacak ki, dışarı çıktığında ‘Ben de polis olacağım ve sizi yağmacılardan kurtaracağım’ dedi. Bu dediği şey bizi çok etkilemişti. Çünkü bizim mazluma dokunduğumuz her el aslında Türk’ün bir yerlerde olduğunu gösteriyor” dedi.
Türkiye’nin deprem kuşağında olduğunu hatırlatan Bergen, “Ülkemizde bu tür olaylar hiç bitmeyecek; çünkü deprem kuşağındayız. Sellerin de diğer afetlerin yoğun olduğu bir bölgedeyiz. Ne kadar fazla eğitimli insan olursa işler o kadar hızlı yürüyor. O yüzden kadın personelin de bu işleri daha iyi yürütebilmek adına bu işlere başlaması gerektiğini düşünüyorum” ifadelerini kullandı.
]]>Olay, Yakutiye ilçesi Ömer Nasuhi Bilmen Mahallesi Cengiz Topel Caddesi’ndeki 4 katlı bir apartmanda meydana geldi. Ukrayna-Rusya savaşından sonra Türkiye’ye gelip Erzurum’a yerleşen Anastasia Emelianova, bir iş yerinde bilgi işlem personeli olarak çalışmaya başladı. Emelianova, yaklaşık 8 ay önce sosyal medya üzerinden bir kafede baristalık yapan Suriye uyruklu Mohammad Nizar Arnabeh ile tanıştı. İkili arkadaş olup, sık sık görüşmeye başladı.
Geçen yıl 20 Eylül saat 23.00 sıralarında ikili arasında tartışma çıktı. Apartmanda oturanların da duyduğu tartışmadan birkaç saat sonra Mohammad Nizar Arnabeh, alt kat komşusuna giderek Anastasia Emelianova’nın yaralandığını belirtip yardım istedi. 112 Acil Çağrı Merkezi’ne yapılan ihbar üzerine apartmana polis ve sağlık ekibi sevk edildi. Eve giren ekipler, Anastasia Emelianova’ın kan kaybından öldüğünü belirledi. Genç kadının cansız bedeni Erzurum Adli Tıp Kurumu’na kaldırılırken, Mohammad Nizar Arnabeh ise İl Emniyet Müdürlüğü Cinayet ve Gasp Büro Amirliği ekipleri tarafından gözaltına alındı ve çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi. Yaşamını yitiren Emelianova’nın cenazesi ise uçakla ülkesine gönderildi.
SAVUNMALARINA İTİBAR EDİLMEDİ
Hazırlanan iddianame ile Mohammad Nizar Arnabeh hakkında Erzurum 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde dava açıldı. İddianamede, Arnabeh emniyetteki sorgusunda cinayeti işlediğini kabul ederken, savcılıktaki ifadesinde ise reddetti. ‘Kadına karşı kasten öldürme’ suçundan kurtulmaya yönelik olduğu, bu sebeple şüphelinin savunmalarına itibar edilmediği belirtilen iddianamede, Tanık beyanları ile de işlenen suçun sabit olduğunun anlaşıldığı ifade edilerek şüphelinin olay günü işten eve geldikten sonra maktulün yapmış olduğu yemeği yemeyeceğini ve bunu kendisine söylemesi üzerine aralarında sözlü tartışma çıktığı, akabinde şüphelinin maktulü iteklediği ve maktulün salonda bulunan cam sehpanın üzerine doğru çarparak düştüğü, çarpma neticesinde sehpa üzerindeki cam kısmın kırılması ile Emelianova’nın sol bacak kısmından yaralandığı ve ardından şüphelinin kırılan cam sehpadan eline geçirmiş olduğu cam parçası ile Emelianova’nın yaralandığı, camı sol bacağına saplayıp maktulün ölümüne sebebiyet vererek üzerine atılı kadına karşı kasten öldürme suçunu islediği kanaatine varılmıştır denildi.
KAZA OLDUĞUNU İDDİA ETTİ
Sanık Mohammad Nizar Arnabeh, savcılıktaki ifadesinde, olayın kaza ile gerçekleştiğini, Anastasia’nın yaralandığını görmediğini, eğer görmüş olsaydı yardım edeceğini, tartışma sonrası sinirlendiği için evden çıkıp yaklaşık 2,5 saat yürüdüğünü, eve geri döndüğünde Anastasia’nın düşme sonucunda yaralandığını gördüğünü ve komşulardan yardım isteğini söyledi.
‘EN ÜST SINIRDAN CEZA TALEP EDİYORUZ’
Anastasia Emelianova’nın ailesinin avukatlığını üstlenen İstanbul Barosu’na kayıtlı Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği gönüllü avukatlarından Begüm Osma, iddianameye ilişkin görüşlerini paylaştı. Osma, Anastasia, kadın hakları konusunda çalışmalar yürüten bir kadın. Anastasia’nın arkadaşları sanığın yurt dışına yerleşmek için Anastasia ile görüştüğünü, onu bu anlamda kullandığını da söylüyor. Aralarında bu nedenle mi bir tartışma çıktı bilmiyoruz. Cinayetin bir intikam alma saikiyle, hırsla işlenmiş olabileceği ihtimali üzerinde de duruyoruz. Ortada canavarca hisle işlenmiş bir cinayet var. Bu yargılama aşamasında ortaya çıkacaktır. En üst sınırdan, indirim almadan cezalandırılmasını talep ediyoruz diye konuştu.
]]>BURSA’da kendisini ‘doktor’ olarak tanıtıp, “Seni muayene etmeye geldim” diyen Serkan Tutkun (23), zorla girdiği evde N.T. (84) isimli felçli kadına tokat atıp, cinsel saldırıda bulundu. Tutkun yakalanıp, tutuklanırken, kadın beyin kanaması geçirip, hayatını kaybetti. Tutuklu sanık 10 yıla kadar hapis istemi ile yargılanırken, son duruşmada dinlenen N.T.’nin gelini H.T. (51), “Kayınvalidem bu olaydan sonra toparlanamadı, zaten tansiyon hastasıydı ve olaydan 15 gün sonra beyin kanaması geçirerek vefat etti” dedi.
Olay, 2023 Haziran ayında, Kurban Bayramı’nın 1’inci günü Orhangazi ilçesinde meydana geldi. Felçli ve yalnız yaşayan N.T., iddiaya göre, kulakları işitmediği ve yürümekte zorlandığı için bayram ziyaretine gelecek misafirler için evinin kapısını yarı açık vaziyette bıraktı. N.T. tek başına olduğu sırada Serkan Tutkun iddiaya göre; kapının açık olmasından faydalanarak kadına, “Doktorum seni muayene edeceğim” diyerek eve girdi. Serkan Tutkun, muayene etme bahanesiyle kıyafetlerini çıkardığı kadına cinsel saldırıda bulundu. Kendisine tepki göstererek direnen kadının ağzını kapatıp, tokat atan Tutkun, para istediği kadından olumsuz yanıt alınca, evindeki çekmeceleri ve dolapları karıştırdı. Kadının bağırmasıyla Tutkun evden kaçarken, N.T., telefonla aradığı yakınlarının yardımıyla polis merkezine giderek şikayetçi oldu. Olayla ilgili soruşturma başlatılırken, yakalanıp, gözaltına alınan Tutkun tutuklandı. N.T. ise olaydan 15 gün sonra beyin kanaması geçirerek hayatını kaybetti.
‘BENİ İÇERİ BUYUR ETTİ’
‘Basit cinsel saldırı’, ‘kadına karşı basit yaralama’, ‘bina içinde muhafaza altına alınmış olan eşya hakkında hırsızlık’ suçlarından hakkında 5 yıldan 10 yıla kadar hapis cezası istemiyle iddianame hazırlanan Tutkun’un, savcılık sorgusunda, bayramlaşmak için evlerin kapı zillerini çaldığı sırada, kapısı açık olan evden ses geldiğini ve N.T.’nin kendisini eve davet ettiğini iddia edip, “Eve girdiğimde 70 yaşlarında bir kadının yalnız oturduğunu gördüm. Bu kadın bana yürümekte zorluk çektiğini söyledi ve beni içeriye buyur etti. Ben de kadına ‘Hasta mısın, ben doktorum, seni muayene edeceğim’ dedim ve dışarıdan görünmemek için perdeleri kapattım” dedi.
‘TOKAT ATTIM, YÜZÜNÜ ÖPTÜM’
Tutkun, psikolojik tedavisi için kullandığı ilaçların parasını bulmak için hırsızlık amacıyla eve girdiğini öne sürüp, şunları söyledi:
“‘Seni muayene edeceğim’ dedim ve altında bulunan şalvarını çıkardım. Bana, ‘Ne yapıyorsun’ dediğinde, ‘Seni muayene ediyorum’ dedim. Kadına tokat attım, ellerim ile bacaklarını okşadım, yüzünü öptüm. Ona sarılarak, bağırmaması için ağzını elimle kapadım. Ancak kendi kıyafetlerimi hiç çıkarmadım. Kadın bana bağırmaya devam edince, ben de ‘Bağırma paran var mı’ diye sordum. Bana kurbanlık aldığını ve parası olmadığını söyledi. O esnada evdeki çekmeceleri aradım. Para bulamayınca evden kaçtım.”
Orhangazi Asliye Ceza Mahkemesi’nde yargılanması devam eden tutuklu sanık, SEGBİS ile katıldığı duruşmalarda da savcılıktaki ifadesini yineleyip, pişman olduğunu söyledi.
‘BU OLAYDAN SONRA TOPARLANAMADI’
Duruşmada tanık olarak dinlenen N.T.’nin gelini H.T., olay günü kayınvalidesinin yanında olmadığını söyleyerek, “Kayınvalidem bana, evine yabancı bir şahsın girdiğini, kendisinin ağzını sıkı sıkı kapadığını, evin perdelerini kapattığını ve aşağısında bulunan pijama ve iç çamaşırını indirdiğini, şahsın, ‘Doktorum’ diyerek her tarafını ellediğini, kendisini öptüğünü, akabinde sarıldığını ve ‘Sana sarılıyorum, sen de bana sarıl’ dediğini anlattı. Ayrıca şahsın çekmeceleri karıştırdığını, herhangi bir şey bulamayınca tekrar üstüne çıktığını ve kendisini öpmeye devam ettiğini söyledi. Annem bu olay nedeniyle şok içerisindeydi, sürekli olarak ‘Benim başıma bu da mı gelecekti?’ diyerek bacaklarına vuruyordu. Kayınvalidemin bize söylemiş olduğu bu sözleri, kamera kaydına aldık. Bunları mahkemeye sunacağız. Kayınvalidem bu olaydan sonra toparlanamadı, zaten tansiyon hastasıydı ve olaydan 15 gün sonra beyin kanaması geçirerek vefat etti” dedi.
Mahkeme heyeti, tahliye istemini reddettiği tutuklu sanık Tutkun’un akıl sağlığının tespiti için İstanbul Adli Tıp Kurumu’ndan rapor alınmasına karar verip, duruşmayı erteledi.
]]>ERZURUM’da, yemek yüzünden tartıştığı Rus sevgilisi Anastasia Emelianova’nın (33) cam parçasıyla bacağını keserek ölümüne neden olan Suriyeli Mohammad Nizar Arnabeh (30), hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istemiyle dava açıldı.
Olay, Yakutiye ilçesi Ömer Nasuhi Bilmen Mahallesi Cengiz Topel Caddesi’ndeki 4 katlı bir apartmanda meydana geldi. Ukrayna-Rusya savaşından sonra Türkiye’ye gelip Erzurum’a yerleşen Anastasia Emelianova, bir iş yerinde bilgi işlem personeli olarak çalışmaya başladı. Emelianova, yaklaşık 8 ay önce sosyal medya üzerinden bir kafede baristalık yapan Suriye uyruklu Mohammad Nizar Arnabeh ile tanıştı. İkili arkadaş olup, sık sık görüşmeye başladı.
Geçen yıl 20 Eylül saat 23.00 sıralarında ikili arasında tartışma çıktı. Apartmanda oturanların da duyduğu tartışmadan birkaç saat sonra Mohammad Nizar Arnabeh, alt kat komşusuna giderek Anastasia Emelianova’nın yaralandığını belirtip yardım istedi. 112 Acil Çağrı Merkezi’ne yapılan ihbar üzerine apartmana polis ve sağlık ekibi sevk edildi. Eve giren ekipler, Anastasia Emelianova’ın kan kaybından öldüğünü belirledi. Genç kadının cansız bedeni Erzurum Adli Tıp Kurumu’na kaldırılırken, Mohammad Nizar Arnabeh ise İl Emniyet Müdürlüğü Cinayet ve Gasp Büro Amirliği ekipleri tarafından gözaltına alındı ve çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi. Yaşamını yitiren Emelianova’nın cenazesi ise uçakla ülkesine gönderildi.
SAVUNMALARINA İTİBAR EDİLMEDİ
Hazırlanan iddianame ile Mohammad Nizar Arnabeh hakkında Erzurum 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde dava açıldı. İddianamede, Arnabeh emniyetteki sorgusunda cinayeti işlediğini kabul ederken, savcılıktaki ifadesinde ise reddetti. ‘Kadına karşı kasten öldürme’ suçundan kurtulmaya yönelik olduğu, bu sebeple şüphelinin savunmalarına itibar edilmediği belirtilen iddianamede, “Tanık beyanları ile de işlenen suçun sabit olduğunun anlaşıldığı ifade edilerek şüphelinin olay günü işten eve geldikten sonra maktulün yapmış olduğu yemeği yemeyeceğini ve bunu kendisine söylemesi üzerine aralarında sözlü tartışma çıktığı, akabinde şüphelinin maktulü iteklediği ve maktulün salonda bulunan cam sehpanın üzerine doğru çarparak düştüğü, çarpma neticesinde sehpa üzerindeki cam kısmın kırılması ile Emelianova’nın sol bacak kısmından yaralandığı ve ardından şüphelinin kırılan cam sehpadan eline geçirmiş olduğu cam parçası ile Emelianova’nın yaralandığı, camı sol bacağına saplayıp maktulün ölümüne sebebiyet vererek üzerine atılı kadına karşı kasten öldürme suçunu islediği kanaatine varılmıştır” denildi.
KAZA OLDUĞUNU İDDİA ETTİ
Sanık Mohammad Nizar Arnabeh, savcılıktaki ifadesinde, olayın kaza ile gerçekleştiğini, Anastasia’nın yaralandığını görmediğini, eğer görmüş olsaydı yardım edeceğini, tartışma sonrası sinirlendiği için evden çıkıp yaklaşık 2,5 saat yürüdüğünü, eve geri döndüğünde Anastasia’nın düşme sonucunda yaralandığını gördüğünü ve komşulardan yardım isteğini söyledi.
‘EN ÜST SINIRDAN CEZA TALEP EDİYORUZ’
Anastasia Emelianova’nın ailesinin avukatlığını üstlenen İstanbul Barosu’na kayıtlı Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği gönüllü avukatlarından Begüm Osma, iddianameye ilişkin görüşlerini paylaştı. Osma, “Anastasia, kadın hakları konusunda çalışmalar yürüten bir kadın. Anastasia’nın arkadaşları sanığın yurt dışına yerleşmek için Anastasia ile görüştüğünü, onu bu anlamda kullandığını da söylüyor. Aralarında bu nedenle mi bir tartışma çıktı bilmiyoruz. Cinayetin bir intikam alma saikiyle, hırsla işlenmiş olabileceği ihtimali üzerinde de duruyoruz. Ortada canavarca hisle işlenmiş bir cinayet var. Bu yargılama aşamasında ortaya çıkacaktır. En üst sınırdan, indirim almadan cezalandırılmasını talep ediyoruz” diye konuştu.
]]>Keşan’da muhtarlığa adaylığını koyan ve bütün aza adaylarını kadınlar arasından belirleyen evli ve 1 çocuk annesi Derya Aktan, projeleriyle seçimlere iddialı hazırlanıyor. Yaklaşık 14 bin kişinin yaşadığı ve 6 bin 400 seçmeni bulunan Yukarı Zaferiye Mahallesi’nden 31 Mart Mahalli İdareler Seçimleri için muhtar adayı olan Aktan’ın 8 kişilik aza aday listesi kadınlardan oluşuyor. Derya Aktan ile aza adayları Yücel Dinçer, Zerrin İşçimen, Türkan Soysal, Semra Taş, Yıldız Karasulu, Cahide Akgül, Sema Sakallı ve Ayşe Akpınar mahallede kapı kapı dolaşıp, seçmene projelerini anlatıp, seçimde destek istiyor.
‘ÇOK GÜZEL TEPKİLER ALIYORUZ’
Derya Aktan, çok uzun yıllar çalıştığını ve emekli olduktan sonrada evde durmadığını belirterek, “Mahallede de birkaç dönemdir erkek muhtarımız vardı. Bir kadın muhtar niye olmasın diyerek bir adım attım. Azalarımın hepsini de emekli olup tekrar çalışan kişilerden seçtim. Etraftan çok güzel tepkiler alıyoruz. 2 ayımız var. Kendimizi tanıtacağız. İnşallah güzel bir sonuç alırız” dedi.Kendisi öncelikli olanın sokak hayvanlarının bakımı olduğunu ifade eden Aktan, “Bütün azalarım hayvanları çok seviyor. Hepimizin evinde birer kedisi, köpeği var. Benim için öncelik olan o. Çöplerin toplanmaması, tabelaların düşmesi, elektriklerin kesilmesi, sokak lambalarının yanmaması gibi sorunları da değerlendireceğiz. Azalarımla gerekse halkla birlikte güzel şeyler yapmaya çalışacağız. Kadının bakış açısı çok farklı. Erkekler alınmasınlar ama bizler daha ayrıntılı görüyoruz. Bizim hislerimiz daha kuvvetli. Biz her şeyi en ince ayrıntısına kadar görüyoruz, biliyoruz ya da düşünebiliyoruz. Ayrıca bende, aza adaylarımda mahallelerini çok iyi tanıyor” diye konuştu.
‘DEĞİŞİKLİK OLACAĞINA İNANIYORUM’
Derya Aktan, seçimde iddialı olduklarını dile getirerek, “8 kadın aza adayım var ve bende kadınım. Bir değişiklik olacağına inanıyorum. Mahalleme güveniyorum. O inançla yola çıktık zaten. İnşallah olacak diye düşünüyorum. Ben çok güzel bir yarış olmasını diliyorum. Diğer adaylara da başarılar diliyorum. Karşılarında ben ve aza adaylarım var” ifadelerini kullandı.
‘BU İŞİN OLACAĞINI DÜŞÜNÜYORUM’
Aza adayı Zerrin İşçimen ise seçimi kazanmakta kararlı olduklarını söyledi. İşçimen, “Seçimleri inşallah alacağız diyorum. Derya Aktan’a çok güveniyorum. Onu 40 yıldır hemen hemen tanıyorum. Görüşü ve bakış açısı olsun her şeyiyle mükemmel bir insan. Bu işin olacağını düşünüyorum. Mahallemizde her şeyden önce hayvanlar ve temizlik geliyor. Ayrıca mahallemizdeki kadınlar için el sanatları kursları açılabilir. Hem onların ekonomilerine katkı sunulur hem de kendilerine güvenleri artar. Çok hoş ve güzel bir mahallemiz var” dedi.İş yeri ziyaretlerinde bulunarak seçim broşürleri dağıtan ve projelerini anlatan Derya Aktan ve aza adayları, esnaftan da destek gördü. (DHA)
]]>Gümrükçüoğlu, Kahramanmaraş’taki Kadın Destek Merkezi ile KADEM Kahramanmaraş İl Temsilciliğini ziyaret etti.
Merkezde depremzede kadınlarla sohbet eden Gümrükçüoğlu, afet şehitleri için hazırlanan helvayı konteyner kentte bulunanlara ikram etti.
Kentteki mezarlıkları da ziyaret eden Gümrükçüoğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Kahramanmaraş merkezli depremlerin üzerinden bir yıl geçtiğini söyledi.
Söz konusu depremlerin dünyanın en büyük felaketlerinden biri olduğunu, 50 binden fazla insanın hayatını kaybetmesiyle ülkenin yasa boğulduğunu dile getiren Gümrükçüoğlu, son bir yılda deprem bölgesine 12 milyon liradan fazla ayni yardımı ulaştırdıklarını belirtti.
Temsilcilerin ve gönüllülerin yanı sıra KADEM yönetiminin de bölgeye defalarca geldiğini kaydeden Gümrükçüoğlu, “55 ilde temsilciliğimiz var. Oradan gönüllüleri buraya getirerek sahadaki tüm mağdur kadınlara yardım etmeye, destek olmaya çalıştık. Tabii Kadın Destek Merkezi çok önemli bir işlev görüyor. Şüphesiz afetlerden herkes etkileniyor ama kadınlar, çocuklar ve yaşlılar daha farklı bir acı yaşıyorlar. O dönemde de hamile kadınlar, yeni doğum yapmış kadınlar, henüz küçük bebeği olan emzikli hanımlar vardı. Onların ihtiyaçları bambaşka.” diye konuştu.
Gümrükçüoğlu, yerinde tespit ettikleri ihtiyaç sahipleri için merkez kurarak, onlarla daha yakından ilgilenmek için yola çıktıkları bildirdi.
Bir yıllık süre zarfında sadece Kahramanmaraş’ta 5 binden fazla kadına ulaştıklarına dikkati çeken Gümrükçüoğlu, kadınların istekleri doğrultusunda kurslar açtıklarını ve atölyeler gerçekleştirdiklerini söyledi.
“Burada kalıcı olacağımızı söylemiştik, sözümüzü de tuttuk”
Kadınların iyi oluş hallerine destek olmaya gayret ettiklerini, hukuki konuların yanı sıra Diyanet İşleri Başkanlığıyla protokol yapıp manevi destekler de sunduklarını, Kahramanmaraş, Hatay, Adıyaman ve Malatya’da Kadın Destek Merkezleri oluşturduklarını anlatan Gümrükçüoğlu, şöyle devam etti:
“Bir yıllık süreçte baktığımızda deprem bölgesinde 10 binden fazla kadına ulaşmışız. Deprem olduktan sonra her şey değişti. Hem bütçeyi hem insan gücünü bu tarafa çevirdik. 2024’te de buraya ayırdığımız bütçeyi, gönderdiğimiz gönüllü sayısını ve personeli artıracağız. Çünkü Kadın Destek Merkezi’ni ilk açtığımızda ben oradaki hanımlara şöyle bir cümle kullanmıştım: ‘Biz hep burada kalacağız, biz buradan ayrılmayacağız.’ Yani deprem bitti, yardımları bitirip dönmeyeceğiz. Biz burada kalıcı olacağımızı söylemiştik, sözümüzü de tuttuk. Bunun haklı gururunu yaşıyorum. O sebeple hizmetlerimizi artırarak devam ettireceğiz.”
Gümrükçüoğlu, konteyner kentlerdeki pek çok erkeğin, “KADEM’den sonra eşimizin yüzü daha çok gülüyor, çocuklar daha mutlu.” şeklindeki ifadelerine tanıklık ettiklerini, depremzede kadınları desteklemeye, onlarla yol yürümeye devam edeceklerini dile getirdi.
KADEM temsilcilerinin ve gönüllülerinin deprem bölgesinde büyük özveriyle çalıştığının altını çizen Gümrükçüoğlu, “Biz deprem bölgesine gönüllü aradığımız zaman ‘Ben gitmem.’ diyen olmadı. Hepsi ‘Ben ne zaman gidebilirim, ben daha önce gideyim.’ dediler.” ifadelerini kullandı.
“Depremzedelerin ramazan iklimini çocuklarıyla yaşamalarını sağlayacağız”
KADEM’in yaklaşan ramazan ayı için de planlama yaptığını aktaran Gümrükçüoğlu, şunları kaydetti:
“Geçen ramazanda biz Kahramanmaraş’ta da diğer illerimizde de çadırlarımızı süslemiştik, ışıklandırmıştık. Depremzedelerin ramazanın o ruhunu yaşamalarını istedik. Çünkü ramazanın bu topraklar için ayrı bir anlamı var. İnsanlara kucak açtığımız, onları evimizde ağırladığımız bir dönem. Mümkün olsa her akşam bir iftar verip kardeşlerimizi ağırlamak istediğimiz bir dönem. Tabii deprem bölgesinde insanlar bunu yaşayamaz oldu. Hep şunu söylediler, ‘Benim evim olsa sizi evimde ağırlardım ama bir evim yok. Sadece çadırım var ve çorba yapabiliyorum.’ Biz de onlara yemeklerimizle hurmamızla ramazan erzakımızla gittik. Ramazan eğlencelerini bölgeye taşıdık. Geçen sene Hacivat ve Karagöz oyunları, ramazandaki şerbetçi amcalar ve pamuk şekerlerle panayır gibi yapmıştık. Bu sene de buna yine devam edeceğiz. Buradaki kadınlar başta olmak üzere depremzedelerin ramazan iklimini çocuklarıyla yaşamalarını sağlayacağız.”
]]>Kadın hastalıkları ve doğum uzmanları ile Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezi’nde (KETEM) görevli hekimler, dünyada kadınlarda en sık görülen kanser türlerinden biri olan rahim ağzı kanserinden korunma yöntemleri ve tarama programları hakkında AA muhabirinin sorularını yanıtladı.
Prof. Dr. Cemil Taşcıoğlu Şehir Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Erhan Aktürk, kadınlar arasında yaygın görülen ve dünyada önlenebilir ölüm sebepleri arasında yer alan serviks kanserinin önemli bir halk sağlığı sorunu olduğunu söyledi.
Türkiye’de bu kanser türünün görülme sıklığının ve ölüm oranlarının yıllar içerisinde Sağlık Bakanlığının düzenlediği kanser tarama programları sayesinde azaldığını anlatan Aktürk, Dünya Sağlık Örgütünün (DSÖ) serviks kanserinin 2120 yılında ortadan kaldırılmasını hedeflediğini dile getirdi.
Doç. Dr. Aktürk, rahim ağzı kanseri vakalarının yüzde 99’unun cinsel temas yoluyla bulaşan HPV virüsünden kaynaklandığını, bu virüsün de bazı tarama yöntemleriyle tespit edilebildiğini belirterek, “Rahim ağzından aldığımız hücrelerde ‘Bu virüs var mı?’ diye bakabiliyoruz. İkinci bir yöntem de smear testi. Smearle lezyonları kansere ilerlemeden önce ya da çok erken evrede kanseri kolayca tedavi edilebilecek şekildeyken tespit edebiliyoruz. Bütün kadınlar düzenli aralıklarla bu testleri yaptırırsa ölüm oranlarını daha da düşürebiliriz.” diye konuştu.
Kadının hayat standartları ile sağlığının korunması adına farkındalık oluşturulması ve erken önlem alınması gerektiğini vurgulayan Aktürk, bu kanser türündeki bir numaralı önlemin kadınların rahim ağzı kanserinin ne olduğunu, nasıl bulaştığını bilmesi, doğru kaynaklardan bilgi alması ve etrafını da bilgilendirmesi olduğunu ifade etti
“Aşı ne kadar erken yaşta yapılırsa koruyuculuğu o kadar iyi oluyor”
Doç. Dr. Aktürk, ikinci basamak korunma yönteminin ise aşılar olduğuna işaret ederek, şöyle devam etti:
“Bu aşılar, HPV virüsünün kansere ilerlemesinin engellenmesi için oluşturulmuş. Türkiye’de de 9’lu aşı var. Rahim ağzı kanserlerinin yüzde 93’üne HPV’nin 7 tipi sebep oluyor. Aşı bu 7 tipi içeriyor. HPV’nin ‘siğil’ dediğimiz, kanser olmayan ama rahatsızlık veren hastalığı da oluşturan 2 tane tipi var. Aşı bunu da içeriyor. 9-46 yaş aralığındaki tüm kadınlara öneriliyor. Hedef kitle, özellikle 9-14 yaş arasındaki çocuklar. Ne kadar erken yapılırsa koruyuculuğu o kadar iyi oluyor ama 46 yaşına kadar da bu aşı yapılabilir. Üç doz şeklinde yapılıyor.”
HPV aşısına yönelik halk arasında “kısırlığa sebep oluyor” veya “öldürüyor” gibi bazı yanlış düşüncelerin olduğunu aktaran Aktürk, “Bu aşıyı olduğunuz zaman (genital) siğillerin yüzde 90’ını engellemiş oluyorsunuz, rahim ağzı kanserine yüzde 93 olasılıkta daha az yakalanıyorsunuz. DSÖ, 2030’da tüm dünyadaki 15 yaşına gelmiş kız çocuklarının yüzde 90’ının aşılanmış olmasını hedefliyor. Bu kadar önemli ve üzerinde durulan bir konu.” diye konuştu.
Türkiye’deki tarama programı kapsamında 3 yılda 1 smear, 5 yılda 1 de HPV testi yapıldığını, böylece tanının erken konulduğunu, tedaviye erken başlanıldığını anlatan Aktürk, aşı olunsa dahi tarama testlerinin ihmal edilmemesi gerektiğinin altını çizdi.
“Türkiye’de rahim ağzı kanseri taraması üzerinde titizlikle duruluyor”
Doç. Dr. Aktürk, HPV kansere dönüştüğünde yüz güldürücü olmayan sonuçlara yol açabildiğine dikkati çekerek, kanser belirtilerini “artan yoğun akıntı, hastalığın evresine göre lekelenme şeklinde veya yoğun kanama, kasık ağrısı, idrar veya büyük abdestle ilgili problem” olarak sıraladı.
Serviks kanserinde hastalığın evresine göre kemoterapi, radyoterapi ve cerrahi gibi tedavi metotları bulunduğunu anlatan Aktürk, bu kanser türünde de ileri evrede ölüm riskinin yüksek olduğunu kaydetti.
Doç. Dr. Aktürk, “Türkiye’yle ilgili 2021 verilerine göre, 43 milyon kadın nüfusunda 100 binde yüzde 4-5 oranında yıllık yeni vaka görülüyor. Dünya genelinde de yılda 600 bin yeni vaka ve 350 bin ölüm oluyor. Türkiye’de de 2021’de 43 milyon kadın nüfusunda 1300 ölüm gerçekleşmiş. Dünyada görülen rakamlara göre oldukça düşük. Çünkü Türkiye’de Ulusal Kanser Tarama Programı çerçevesinde rahim ağzı kanseri taraması üzerinde titizlikle duruluyor ve bunun sonuçları da alınıyor, ölüm oranları düşüyor.” ifadelerini kullandı.
Rahim ağzı kanserine yönelik taramaların devlet bünyesindeki kuruluşlarda ücretsiz yaptırılabildiğini belirten Aktürk, kamu hastanelerinin hepsinde smear alındığını, HPV taramalarının da KETEM ile Aile Sağlığı Merkezlerinde (ASM) 5 yılda bir düzenli yaptırılabildiğini sözlerine ekledi.
KETEM’lerdeki taramada HPV riski tespit edilenler hastaneye yönlendiriliyor
Ümraniye İlçe Sağlık Müdürlüğüne bağlı Dudullu KETEM’de sorumlu hekim olan Dr. Ayşe Keleş ise bu merkezlerde Ulusal Kanser Tarama Programı kapsamında DSÖ’nün önerdiği rahim ağzı, meme ve kolorektal kanserlerine yönelik tarama yapıldığını söyledi.
Rahim ağzı kanserine karşı 30-65 yaş arası kadınlara 5 yılda bir HPV tarama programını uyguladıklarını aktaran Keleş, bu yaş aralığındaki kişilerin tarama programına dahil edilmesiyle erken evrede kanser oluşumunun engellendiğini ve tedavinin sağlandığını ifade etti.
Dr. Ayşe Keleş, İstanbul’da geçen yılki tarama programına katılım oranına ilişkin, “Rahim ağzı kanseri için İstanbul’daki birinci basamak sağlık tesislerinde yaklaşık 81 bin tarama gerçekleştirildi. Erken evredeki ya da hiçbir belirtisi olmayan kişilere daha fazla ulaşmamız gerekiyor.” dedi.
Merkezde tanı koymadıklarını, bir kişinin riski olup olmadığını tespit ettiklerini anlatan Keleş, rahim ağzından aldıkları akıntı örneğinde HPV pozitiflik durumu saptanırsa ileri tetkik ve tedavi için kişinin hastaneye sevkinin sağlandığını aktardı.
Dr. Keleş, tarama yaptırmak için KETEM’den randevu almak isteyenlerin Sağlık Bakanlığının internet sitesinden kendilerine en yakın merkezin bilgilerine ulaşıp oraya direkt başvurabileceklerini, ayrıca telefon ya da “Kanser Randevu Sistemi”nden randevu oluşturabileceklerini kaydetti.
]]>Seçer, ‘Kente sözümüz var’ sloganıyla düzenlenen ‘Kent Katılımı Buluşmaları’nın 6. serisinin 4. toplantısını bu kez Mersin’deki kadın örgütlerinin temsilcileri ile gerçekleştirdi. Kongre ve Sergi Sarayı Çok Amaçlı Salonda gerçekleştirilen buluşmada Başkan Seçer’e, Genel Sekreter Olcay Tok ile Kadın ve Aile Hizmetleri Dairesi Başkanı Şerife Hasoğlu Dokucu eşlik etti.
Kadın örgütleri ile yapılan görüşmenin ardından kadınların taleplerine ve sorularına yanıt veren Seçer, Kadın ve Aile Hizmetleri Dairesi Başkanlığının Türkiye’de ilk olarak Mersin’de kurulduğunu hatırlattı. Göreve geldiği günden itibaren kadın istihdamının artırılması doğrultusunda çalıştıklarını kaydeden Seçer, “Kadın istihdamını yüzde 18’den yüzde 24’e çıkarttık. Göreve geldiğimizde 30 olan kadın otobüs şoförü sayısı da 166’ya çıktı” diye konuştu. MERCEK Meslek Edindirme ve Eğitim Merkezlerinde kadınlara marangozluktan inşaat boyacılığına, alçı-sıva ustalığından kaynakçılığa, mobilya imalat ve montajından giyim üretim teknolojilerine kadar birçok alanda kurslar olduğunu söyleyen Seçer, bu kurslarda kadınlara öncelik verdiklerinin altını çizdi. Ayrıca mesleği olmayan kadınlara da kurslar için çağrıda bulunan Seçer, “‘Kursunu al mesleğini edin, işin hazır’ diyoruz” ifadelerini kullandı.
“Eşitler arasında kadınları bir adım öne çıkartıyoruz”
Seçer, “Eşitler arasında kadınları bir adım öne çıkartıyoruz” diye devam ettiği konuşmasında, sadece temizlik görevlisi veya şoförlük alanında değil, alt kademedeki görevlerden yönetici kadrosuna kadar tüm alanlarda kadınların sayısının artmasını istediklerini vurguladı. Seçer, “Özellikle birebir ve vatandaşla yüz yüze olan görevlerde ben kadınlara öncelik verilmesini istiyorum” şeklinde konuştu. Büyükşehir olarak kooperatiflerle yaptıkları iş birliklerinden de bahseden Seçer, bunu önemsediklerinden söz etti. Seçer, “Kooperatifle ilgilenenler bilir. Kooperatif kurmak en kolayı, kooperatifi sürdürebilmek de en zoru. Bu konuda da biz çok dikkatli çalışıyoruz. İşini ciddi ve doğru yapan kooperatiflerle iş birliği yapıyoruz” dedi.
Seçer, kadın odakları projeleri anlattı
Kadınlara yönelik hizmetleri anlatan Seçer, Kadın Konuk Evi, Kadın Sağlığı ve Danışma Merkezi, Hamile Bakım Sütü, Üretici Kadın Stantları, Okuma Yazma Kursları, El Bebek Gül Bebek Destekleri, Tarsus Gençlik Kampı gezileri, Etkinlik ve Sanat Merkezi, Silifke Gazi Çiftliği, toplumsal cinsiyet eşitliği çalışmaları, Kadın ve Çocuk Atölyeleri gibi Büyükşehir Belediyesinin kadın odaklı hizmetleri hakkında katılımcıları bilgilendirerek, “Mersin Büyükşehir Belediyesinin sosyal politikaları kadın odaklıdır. Belediyemiz sosyal politikalar konusunda yaptığı projelerle örnek belediyelerdendir” diye konuştu. ‘Hadi Gel Köyümüze Destek Verelim’ projesinden de söz eden Seçer, projede özellikle kadınlara ağırlık verdiklerini belirterek, “121’i kadın 240 aileye işletme kurduk. Her aileye 25 hayvan verdik. 7 bin 500 küçükbaş hayvandan bahsediyoruz. Bu tür projeler hep kadın odaklı. Kadınlar ekonomik hayata katılsın istiyoruz” ifadelerini kullandı.
Toplantıda katılımcılara Pirömerli Nergis üreticilerinin ürettiği nergislerden de dağıtıldı. – MERSİN
]]>Diyarbakır’da yaşayan Ayşe Çetinkaya, 6 Şubat’taki Kahramanmaraş merkezli depremlerde enkaz altında kalan oğlu, gelini ve 5 yaşındaki torununu, Şirin Ata da ablası, eniştesi, 4 yeğeni, ablasının gelini ile torununu kaybetti.
Depremde sevdiklerini kaybetmenin üzüntüsünü yaşayan kadınlar, sık sık yakınlarının mezarını ziyaret ederek gözyaşı döküyor.
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı bünyesindeki ADEM’de verilen kurslarla yaşama tutunmaya çalışan Çetinkaya ve Ata, merkezde ayrıca psikolojik destek alıyor.
“Zor günlerim oldu, o acı paylaşılamaz ancak yaşayan bilir”
Çetinkaya, AA muhabirine, gelinin Kahramanmaraşlı olduğunu, oğlunun ailesiyle depremde kente gittiğini anımsattı.
“Oğlum ve ailesi o gece oraya misafirliğe gitti. Orada kalınca deprem oldu. Zor günlerim oldu, o acı paylaşılamaz ancak yaşayan bilir. Fotoğraflara bakınca üzülüyorum, ağlıyorum. Fotoğraflarını hep büyütüp duvarlara astım.” diyen Çetinkaya, büyük bir acı yaşadığını söyledi.
ADEM’den bir ekibin evini ziyaret ettiğini ve merkeze gelmeye başladığını anlatan Çetinkaya, şöyle devam etti:
“İnsan buraya gelince stres atıyor, ferahlıyor. Bir şeylerle meşgul oluyorsun. Psikoloğumuz var. Arkadaşlarla her şeyi paylaşıyoruz. Herkes destek oluyor. İnsan arkadaşlarıyla derdini paylaşıyor. Burası bana iyi geliyor. Evde yalnızım, buraya gelince, arkadaşları görünce derdimi biraz unutuyorum.”
“Burada işe daldığımda, konsantre olduğumda aklıma bir şey gelmiyor”
Şirin Ata da, Diyarbakır’da depremde yıkılan Hisami Apartmanı’nda ablası, eniştesi, 4 yeğeni, ablasının gelini ile torununu kaybettiğini dile getirerek, Irak’ta çalışan yeğeninin erken doğum yapan eşini ve kuvözde olduğu için göremediği bebeğini ilk defa görmek için deprem gecesi Diyarbakır’a geldiğini anlattı.
Bebeğin deprem gecesi kuvözden çıkarıldığını anımsatan Ata, şöyle konuştu:
“Yeğenim, gece geldi ve bebeğini 2 saat görebildi. Sabaha karşı deprem oldu. Depremde, ablam, eniştem, yeğenlerim, ablamın gelini ve torunu hepsini kaybettik. Deprem gecesi onlardan haber alamayınca üzerime montumu aldım, çıplak ayakla koştum. Yağmur yağıyordu, yolda düşe kalka oraya vardım. Binaya bakınca, o anı hiç bir zaman anlatamıyorum. Hepsi birlikte gitti ve o duyguyu hiçbir zaman anlatamam.”
Deprem sonrası sıkıntılardan uzaklaşmak için merkeze gelmeye başladığını aktaran Ata, merkezin büyük faydasını gördüğünü kaydetti.
Ata, “Eğer bu merkeze gelemezsem yapamam, evden kaçıyorum. Kursa geliyorum. Burada işe daldığımda, konsantre olduğumda aklıma bir şey gelmiyor. Aklıma geldiğinde arkadaşlarla konuşuyorum, bir terapi gibi oluyor. Psikoloğumuz bize terapi yaptığında bana iyi geliyor, korkularım gidiyor.” diye konuştu.
ADEM Koordinatörü Arzu Çetin ise, depremde kadınların zor bir süreç yaşadığını, onlara destek için çeşitli çalışmalar yaptıklarını bildirdi.
Deprem afetinden sonra evlerinden çıkmak istemeyen, depremde birinci derece yakınlarını kaybeden kadınların ellerinden tutarak, merkeze getirdiklerini ifade eden Çetin, eğitimlerin ve seminerlerin çok faydasının olduğunu söyledi.
“Hepimiz birlik olarak yüreklere dokunuyoruz”
Psikolojik danışman ve oyun terapisti Sena Nur Serengil de Bakanlığa bağlı olarak depremin ilk gününden bugüne kadar depremin izlerini taşıyan ve merkeze gelen tüm kadın ve çocuklara psikolojik destek verdiklerini dile getirdi.
Kursların ve sağlanan psikoloji desteğin depremzede kadınlar için çok olumlu sonuçları olduğunu aktaran Serengil, “Depremin yıl dönümü yaklaştığı için tekrardan yoğun bir talep var. Depremzedeler, ‘Tekrar avize sallanıyor, sarsıntılar başlıyor, o günün gelmesini istemiyorum, çünkü kayıplarımı hatırlıyorum, acılarım tazeleniyor.’ diyorlar. Bu normal bir süreç. Bu nedenle evde yalnız kalmamaları için merkez onlar için büyük bir fırsat. Buraya geldiklerinde herkesin kaybı farklı olsa da hepimizin acısı bir. Hepimiz birlik olarak yüreklere dokunuyoruz, yalnız olmadıklarını hissettiriyoruz. Onlara güven duygusunu veriyoruz.” diye konuştu.
]]>Kadın istihdamının artırılması ve kadın emeğinin değerlenmesine yönelik çalışmalarını sürdüren Mersin Büyükşehir Belediyesi, Tömük Kadın ve Çocuk Atölyesinde 5 hafta sürecek olan ‘Kırsal Bölge Kadın Eğitim Bilgilendirme ve Güçlendirme Sunumları’ ve ‘Alzheimer Nedir? Belirtileri Nelerdir?’ konulu eğitim de düzenledi. Eğitimde; Alzheimer belirtileri ve teşhisi, risk faktörleri, evreleri, hasta ve hasta yakınlarının davranış biçimleri ve korunma yöntemleri hakkında bilgi verildi.
Etkinliğe; Mersinden Kadın Kooperatifi Başkanı Meral Seçer, Mersin Büyükşehir Belediyesi Kadın ve Aile Hizmetleri Dairesi Başkanı Şerife Hasoğlu Dokucu ve çok sayıda Tömüklü kadın katıldı.
“Kadınların hem sosyalleşmesi hem de yeni beceriler kazanması için kıymetli bir alan”
Tömük Kadın ve Çocuk Atölyesi’nin daha önce atıl bir vaziyette olduğunu ve Mersin Büyükşehir Belediyesi Kadın ve Aile Hizmetleri bünyesinde binanın restore edildiğini aktaran Mersinden Kadın Kooperatifi Başkanı Meral Seçer, “Gerçekten Mersin Büyükşehir Belediyesi harika atölyeler kurmuş. En güzel yanı ise binanın alt kısmında bir kreş yapılmış. Yine kursa gelen kadınların çocuklarını rahatlıkla bırakabilecekleri ve annelerinin rahat kurs alabilmelerini sağlayacak ortam oluşturulmuş. Kadınların hem sosyalleşmesi ve kendini ifade edebilmesi hem de daha sonra yeni beceriler kazanması açısından kıymetli bir çalışma alanı” ifadelerine yer verdi.
“Atıklarımızı çöpe atmayıp değerlendiriyoruz”
Kadın ve Aile Hizmetleri Dairesi Başkanlığında Çevre Mühendisi olarak görev yapan Gürcan Kuş, mutfaktan çıkan atıkların değerlendirilmesi ve toprağın güçlendirilmesi için kompost yaptıklarını dile getirerek, kompost yaparken kahverengi ve yeşil malzemeleri kullandıklarını söyledi. Kahverengi malzemelerin karbon, yeşil malzemelerin ise azot içerdiğini aktaran Kuş, “Bunları dengeleyip bir kapta biriktirip toprak hazırlıyoruz. Güçlendirilmiş bir toprak oluşturuyoruz. Mutfaktan çıkan patates, salatalık, soğan, biber aklımıza ne gelirse evde kullandığımız yeşil malzemelerden kompost yapabiliyoruz. Bunun haricinde de karton, kurumuş yaprak, yumurta kabuğu gibi maddeleri komposta ekleyebiliyoruz. Süt ve süt ürünlerini, et, tavuk, balık ürünlerini kullanmıyoruz. Çünkü belli bir süreden sonra bunlar patojen içeriyor. Sistemimizi bozuyor” diye konuştu.
Kompost yapımında sıcaklığın oldukça önemli olduğuna da dikkat çeken Kuş, “Yazın en az bir buçuk ay beklemek lazım ama bu süre kışın daha da uzayabiliyor. Kompost yaparken yaptığımız kabın büyüklüğüne veya küçüklüğüne göre bu süre değişebiliyor. Renk dönüşümünden de hazır olup olmadığını anlıyoruz. Rengi siyaha döndü mü kompost hazır demektir. Bunu çiçek dikiminde ve balkon bitkilerinde kullanabiliyoruz” dedi.
Etkinlik kadınlardan tam not aldı
Etkinliği çok faydalı bulduğunu aktaran katılımcılardan Nuray Karaaslan, “Yeni bilgiler öğrendik. Bilmediklerimizi duyduk. İçimiz açıldı. Etkinlik benim için çok güzel oldu” şeklinde konuştu.
Bir diğer katılımcı Didem Büyükpolat da etkinliği çok beğendiğini ve memnun kaldığını dile getirerek, “İçeriğini çok güzel buldum. Benim dedem de Alzheimer hastasıyken vefat etmişti. Alzheimer çağımızın hastalığı olduğu için kendi adıma ben çok faydalandım. Kadınların boş zamanlarını doldurabileceği güzel bir atölye olmuş” ifadelerini kullandı.
Ayrıca, etkinliğin ardından İtfaiye Dairesi Başkanlığına bağlı ekipler tarafından katılımcılara temel yangın eğitimi, yangın türleri ve çeşitleri, yangın kaynakları hakkında da bilgi verildi. – MERSİN
]]>Göksun A.Ş. Ana Sponsorluğunda CP Otelde düzenlenen etkinliğin sunuculuğunu İlyas Çağlayan üstlendi.

Mood Ödülleri Yönetim Kurulu Başkanı Burak Akan, ödül töreninde yaptığı konuşmasında, “Etkinliğimize gelen tüm misafirlerimize teşekkür ediyorum. Ankara’da sizlerin huzurunda olmak paha biçilemez. Bu ödüllerin hepinize uğur getireceğine inanıyorum ve ödül alan herkesi tebrik ediyorum.” ifadelerini kullandı.
GÖKSUN A. Ş. katkılarıyla hazırlanan 13. Mood Ödülleri’nde adeta şıklık yarışı yaşandı. Törene Türkiye’nin her yerinden ve diğer ülkelerden yoğun bir katılım olduğu gözlendi.

Törende ünlü modacılar Fatma Kaplan/Kübra Kaplan kardeşler muhteşem bir açılış defilesine imza attılar. Gecenin diğer alkış alan defilesi ise Ünlü Modacı ve Eğitmen Bedriye Kaya tarafından gerçekleştirildi.
İşte Ödül Alanların Tam Listesi:

En Birleştirici Siyasetçi: Mustafa Sarıgül (CHP Erzincan Milletvekili)

En iyi Sosyal Sorumluluk Projesi: Av. Serkan Bayram (AK Parti İstanbul Milletvekili)

En Başarılı Belediye Başkanı: Fethi Yaşar (Ankara Yenimahalle Belediyesi)
Mood Özel Ödülü: Jeff Flake (Amerika)
En iyi Uluslararası Yönetmen: Kambiz Babaei (İran)

En iyi Uluslararası Haber Sunucusu: Zeljana Dubaic (Sırbistan)
En iyi Erkek Oyuncu: Orhan Kılıç

En iyi Erkek Tiyatro Oyuncusu: Selahattin Taşdöğen
Yılın Spor Adamı: Fatih Hakan Avşar
En iyi Ana Haber Sunucusu: Aysun Tekin (Bengütürk)

Oyunculuk dalında Mood Özel Ödülü: Levent Sülün
En iyi Türk Sanat Müziği Kadın Sanatçı: Umut Akyürek
En iyi Türk Halk Müziği Erkek Sanatçı: Oktay Ertuğrul

En iyi İnfluencer: Muhammed Nur Nahya
En iyi Youtuber: Semih Varol
En iyi Sosyal Medya Fenomeni: Gözde Akgün
En sevilen Sosyal Medya Fenomeni: Bülent Mert

En iyi Müzik İkilisi: CANKAN
En iyi Spor Yorumcusu: Güvenç Kurtar
En iyi Genel Yayın Yönetmeni: Av. Bedia Teymur (Haberler.com/Sondakika.com)

Yılın Çıkış Yapan Kadın Sanatçısı: Nilay Dorsa
Yılın Çıkış Yapan Dansçısı: Büşra Ozan
Meslek Başarı Ödülü: Ahmet Kadir Alpaslan

Jüri Özel Ödülü: Hüseyin Kağıt
Unutulmaz Sanatçı: Oğuz Yılmaz
Meslek Başarı Ödülü: Ünal Kaya (Bengütürk)
Yılın En Başarılı Muhabiri: Emre Kol (Show Tv)

Jüri Özel Ödülü: Ömer Faruk Bostan
Yılın Dikkat Çeken Muhabiri: Kemal Akagündüz (Show Tv)
Yılın Çıkış Yapan Kadın Muhabiri: Ecem Sultan Özcan (Kanal D)

En iyi Moda Tasarımcısı: Fatma Kaplan & Kübra Kaplan
Yılın Kadın Girişimcisi: Emel Ceylan
Yılın En Başarılı Turizmcisi: İbrahim Göğem
En iyi Çıkış Yapan AVM: Podium AVM
En iyi Diyetisyen: Betül Deniz
En Başarılı İş Adamı: Fadıl Coşkun
En iyi Yemek Programı Sunucusu: Nermin Öztürk
En iyi Gayrimenkul Yatırım Uzmanı: Eda Altun
En iyi Proje Yatırım Uzmanı: Eda Demir
Yılın Çıkış Yapan Ana Haber Spikeri: Merve Ahu Sarı
En iyi Gülüş Tasarım: Erkan Kara
Yılın Çıkış Yapan Diyetisyeni: Elif Melek Avcı Dursun
En iyi Ulaşım Turizm Şirketi: Çalıkıran Turizm
Yılın Dikkat Çeken Kadın Sanatçısı: Begüm Polat
Yılın Çıkış Yapan Şarkısı: Duygu Ünalan
Yılın En Başarılı Genç Kadın Sanatçısı: Tuğçe Gendigelen
En iyi Otel: Alegria Business Otel Ankara
Yılın Çıkış Yapan Modeli: Elisa Akkuş
En iyi Erkek Karakter Oyuncusu: Ertuğrul Şakar
Yılın En iyi Moda Eğitmeni: Bedriye Kaya
En iyi İletişim Danışmanı: Gizem Demir
Jüri Özel Ödülü: Fuat Bakan
En iyi Tıp Merkezi: Özel Mediest İnternational Ankara
En iyi Kozmetik Markası: Lademor
Yılın Çıkış Yapan Kozmetik Markası: DK Kozmetik
En iyi Cafe: Crypto Lounge
En iyi Koreograf: Ferhat Beyaz
Yılın Çıkış Yapan Rap Müzik Sanatçısı: Reşit Kemal
Yılın Sanat ve Sanatçıya Değer Katan İsmi: Rahmi Çöğendez
En Sorumlu İş Kadını: Gülen Erol
Yılın Dikkat Çeken Sosyal Medya Fenomeni: Beste Barkut
]]>KAYSERİ’de para karşılığı anlaştığı iddia edilen kadınları falakaya yatırıp, görüntü çeken kargocu Erkan T.’ ye (35) istinaf mahkemesince ‘fazla ceza’ verildiği gerekçesiyle yeniden yargılandığı davada ‘müstehcenlik’ suçundan 1 yıl 6 ay 22 güne düşürülen hapis cezası kararına avukatı itiraz etti. Avukat Ahmet Bozkurt, dilekçesinde, söz konusu delillerin hukuka aykırı olduğunu ve davanın zaman aşımına uğradığını öne sürerek, müvekkiline ceza verilmemesi gerektiğini belirtti.
Melikgazi ilçesinde kargo şirketinde çalışan, evli ve 2 çocuk babası Erkan T.’nin, maddi durumu iyi olmayan kadınları evine çağırıp, gözlerine uyku bandı takarak, ayaklarını kelepçe ve eşarp ile bağlayıp, falakaya yatırdığı iddia edildi. Erkan T.’nin, falakaya yatırdığı kadınlardan ‘güzel’ dediklerine 500 TL, ‘çirkin’ dediklerine 250 TL ödeme yaptığı öne sürüldü. Erkan T., falaka görüntülerini de kayıt altına aldı. Erkan T., başka kadınlara da çektiği videoları gönderdi. Benzer teklifte bulunduğu N.K. isimli kadının savcılığa suç duyurusu sonrası Erkan T. gözaltına alınıp, adli kontrol kararı ile serbest bırakıldı.
KAMU DAVASINDAN BERAAT
Erkan T. hakkında eşi H.T.’ye eylemleri nedeniyle ‘eşe karşı eziyet çektirme’ suçundan 2 yıldan 5 yıla kadar, ‘müstehcenlik’ suçundan da 1 yıldan 4 yıla kadar hapis cezası istemiyle Kayseri 18’inci Asliye Ceza Mahkemesi’nde kamu davası açıldı. Davanın geçen yıl nisan ayında görülen 3’üncü duruşmasına sanık Erkan T., ‘müstehcenlik’ suçundan ‘iyi hal’ indirimi uygulanarak 2 yıl 1 ay hapis cezasına çarptırıldı, ‘eşe karşı eziyet’ suçundan ise delil yetersizliğinden beraat etti.
İSTİNAF BOZMA KARARI VERDİ
Sanık Erkan T.’nin avukatı Ahmet Bozkurt, karara itiraz ederek, dosyayı Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi’ne taşıdı. Avukat Bozkurt itiraz dilekçesinde, söz konusu delillerin hukuka aykırı olduğunu ve davanın zaman aşımına uğradığını öne sürerek, müvekkilinin anayasal haklarının zedelendiği gerekçesiyle ceza verilmemesi gerektiğini belirtti.
Dosyanın geldiği Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 7’nci Ceza Dairesi, yaptığı inceleme sonrası sanığa verilen cezanın hukuka aykırı şekilde verildiğini belirterek, bozma kararı verdi. Ceza Dairesi, sanığa verilen cezada, ilgili kanun maddelerindeki alt ve üst sınırlar arasında takdir hakkının kullanılmasının gerektiği ve bu kapsamda alt sınırdan makul oranda uzaklaşılması yerine soyut ve yetersiz gerekçeyle ve fiil ile orantılı olmayacak biçimde fazla ceza tayin edildiğini belirtti. Ceza Dairesi, dosyayı yeniden yargılama yapılması için tekrar yerel mahkemeye gönderdi.
CEZASI 1,5 YILA İNDİ
Bozma kararı sonrası Kayseri 18’inci Asliye Ceza Mahkemesi’nde yeniden yargılaması yapılan Erkan T. duruşmaya katılmazken, avukatı Bozkurt salonda hazır bulundu. Bozma kararına aleyhlerine olan hususları kabul etmediklerini belirten Avukat Bozkurt, “Suçun yasal unsurlarının oluşmadığı kanaatindeyiz. Müvekkilin bu videoları, kendi telefonunda taşıdığına dair dosyada veri yoktur. Bu nedenle bu suçtan beraatini istiyoruz” dedi. Mahkeme hakimi, Erkan T.’yi, ‘müstehcenlik’ suçundan ‘iyi hal’ indirimi de uygulanarak 1 yıl 6 ay 22 gün hapis cezasına çarptırdı ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verdi.
‘ZORLA DEĞİL RIZAYLA’
Söz konusu videolarda zorlama olmadığını söyleyen Erkan T., ilk duruşmada verdiği ifadesinde, “Eşimin rızası ile oldu. Bir kez de ismini H., olarak bildiğim bir kadın ile rızası dahilinde bir video çektim. Kimseye benzer bir uygulama yapmadım. Kimseyi zorlamadım. Bu videoyu bir yerde paylaşmadım. Çünkü bu tarz videonun yasak olduğunu öğrendim. Videoların daha sonra nasıl yayıldığını bilmiyorum. Bu videolar emniyet tarafından sızdırılmış olabilir. Hiçbir yerde paylaşmadım. Cep telefonumda tespit edilen videolar, bu tarz internet sitelerinden aldığım videolardır. Bu tarz videoları yüklerken kadınların çıplak ya da giyinik olduklarına bakmadım. Bu durum beni ilgilendirmiyordu. Bu videoları örnek olsun diye yükledim, ardından sildim. N. isimli kadına bu tarz videolar çekip, paylaşmak istediğimi söylemiştim. O da kendisinin de merak ettiğini söylemişti. Daha sonra N. ile bu tarz paylaşım yaparak para kazanacağımızı düşündüm” demişti.
‘FANTEZİ AMACIYLA 1 KEZ YAPTIK’
Eşinden şikayetçi olmadığını söyleyen H.K. ise şunları anlatmıştı:
“Bana karşı zorla bir eylemi olmadı. Bir video izletti ve bu şekilde video çekme teklifinde bulundu. İlk başta bu teklifi kabul etmedim. Fakat daha sonra kendi rızam ile bu teklifi kabul ettim. Değişiklik amacıyla bir kez yaptık. Amacımız fantezi yapmaktı. Falakaya yatırdı, ayaklarımı bağladı. Sadece acı çekiyor gibi yaptım. Kesinlikle acı çekmedim. Acı çeksem söylerdim. Şu anda salonda basın mensupları olduğu için rahat konuşamıyorum. Ama söylemek istemediğim cinsel arzular da vardı. Benim yanımda herhangi başka bir kadına, eşim benzer bir uygulama yapmadı. Yayınlayıp, para kazanmaktan bahsetmedi. Şikayetçi değilim.”
KARARA İTİRAZ
Erkan T.’nin avukatı Ahmet Bozkurt, karara itiraz edip, dosyayı nöbetçi ağır ceza mahkemesine taşıdı. Bozkurt, itiraz dilekçesinde, söz konusu delillerin hukuka aykırı elde edildiğini ve davanın zaman aşımına uğradığını öne sürüp, müvekkilinin anayasal haklarının zedelendiği gerekçesiyle ceza verilmemesi gerektiğini belirtti. Kayseri 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi Avukat Bozkurt’un itirazını değerlendirerek, dosyada inceleme yapacak.
]]>İZMİR – İzmir Beşiktaşlılar Derneği’nin ilk kadın başkanı olmaya hazırlanan Özlem Tezişçi Çeviren, “32 yıllık olan derneğimizin 15 yıllık bir üyesiyim. Yıllarca yönetici pozisyonunda bulundum. Görevime genel sekreter olarak devam ediyorum. Derneğimizin ilk kadın başkan adayıyım” dedi.
İzmir Beşiktaşlılar Derneği’nin 27 Ocak’ta Kültürpark İzmir Sanat Merkezi’nde gerçekleşecek olan kongresi öncesinde başkanlığa adaylığını açıklayan Özlem Tezişçi Çeviren, İzmir Beşiktaşlılar Derneği’ndeki ilk kadın başkan adayı oldu. Derneğin birçok bölümünde görev alan ve 15 yıldır üye olan 39 yaşındaki Özçeviren, yönetiminde çok iyi Beşiktaşlılar olduğunu belirterek, “Onlarla yapacağımız çok güzel projeler var. Sosyal medya ayağımızda ve dijitalde çok başarılı arkadaşlarımız bulunuyor. Derneğin dijital bütün sayfalarını ve dijital bütün bağlantılarını çok güzel bir şekilde değerlendirerek daha iyi yerlere taşıyıp mobil uygulamalar yapacağız. Bununla üyelerimizin üyelik aidatları, üye olma ve üye formları gibi her şeyi onlar için daha da kolay bir hale getireceğiz” ifadelerini kullandı.
“Beşiktaş’a yeni branşlar kazandıracağız”
Doktorlardan oluşan yönetim kurulu üyeleriyle önemli projelere imza atacaklarını aktaran Çeviren, “Onlarla her yıl bin 903 çocuğa dokunarak onların ücretsiz göz taramalarını yapacağız. Müdahale edilmesi gereken durumlarda kendilerine müdahale edeceğiz. Yine derneğimizde çok başarılı akademisyenlerimiz var. Bunlarla, Üniversiteli Beşiktaşlılar ile daha da yakınlaşacağız. Sürekli olarak kendimizi yenilemek için böyle bir adaylık düşündük. İnşallah başarılı oluruz. Yönetim kurulu listemi hazırlarken önceliğim Beşiktaş’a projeler yapmak ve Beşiktaş’a yeni branşlar kazandırmak oldu. Bununla ilgili daha önceki yıllarda da çalışmalarım olmuştu. Şimdi bunların hepsini hayata geçirmek istiyorum. Şu anda isim vermiyorum, branşların isimlerini ama 2-3 branş üzerine ciddi bir şekilde çalıştık. Başarılı olmamız durumunda Beşiktaş’a birkaç tane branş kazandıracağız ve bunları İzmir’de de yönetim kurulundaki isimlerle birlikte destekleyerek devam ettireceğiz” şeklinde konuştu.
“İlk defa iki adayla bir seçime gidiliyor”
Derneğe başkan adayı olma düşüncesini çok yeni bir durum olmadığı dile getiren Özlem Tezişçi Çeviren, “Beşiktaşlılık ya da İzmir Beşiktaşlılar Derneği sadece futboldan ibaret değildir. ya da sadece futbol erkeklerin bildiği bir şey değildir. Ben ve çevremdeki bir sürü kadının da benim bu başkan adaylığımı desteklemesiyle fark ettik ki futbolu seven bir sürü kadın varmış. Bana çok destek oldular bu süreçte. Derneğe üye olmayan İzmir’de yaşayan tüm Beşiktaşlı kadınları derneğimizi üye olmaya davet ediyorum. Hepsiyle birlikte çok güzel projelere imza atacağız. Kadınlar her zaman birlik ve bütünlüğün simgesidir. Herkesi bir araya getireceğiz. El ele Beşiktaş için çok güzel şeyler yapacağımızdan eminim. Bu dernekte bir ilktir bu. İlk defa iki adayla bir seçime gidiliyor. Onun için kendilerine oy kullanmaya bekliyorum. Herkesi oy kullanmaya bekliyorum” diyerek sözlerini noktaladı.
]]>Sur Kaymakamlığa bağlı Aile Destek Merkezi-2 bünyesinde 2014 yılından bu yana devam eden Kuyumculuk Teknolojisi Atölyesi’nde her yıl yaklaşık 50 kadın eğitim alıyor.
Kursta, birçok medeniyete ev sahipliği yapan Diyarbakır’ın geleneksel el sanatları arasında bulunan ve tamamen el işçiliğiyle üretilen tescilli hasır bilezik ile Halep kordonu ve telkari gibi takıların üretim aşamasını öğrenen kadınlar, bu sayede kuyum imalat atölyelerinde kalifiye eleman olma şansını elde ediyor.
“Kadınlar getirisi yüksek iş imkanına sahip oluyor”
Aile Destek Merkezi-2 Koordinatörü İlknur Demirel, AA muhabirine, 2014 yılında açtıkları atölyede her yıl yaklaşık 50 kursiyerin yararlandığını, eğitim alan bazı kursiyerlerin Olgunlaşma Enstitüsünde bazılarının ise kuyum imalat atölyelerinde istihdam edildiğini söyledi.
“Atölyemizde yetiştirdiğimiz öğrencilerimiz, kuyum imalat atölyelerinde istihdam olanağına kavuşuyor. Bu kursun tercih edilmesinin nedeni, günümüzde atölyelerde kalifiye eleman bulma noktasında sıkıntı yaşanıyor. Bu nedenle yetiştirilen kursiyerler talebi karşılama noktasında tercih edilmelerinde etkili oluyor. Kuyum imalat atölyesinde çalışan bir usta çok iyi ücret kazanabiliyor.” diyen Demirel, bu nedenle kursa talep olduğunu belirtti.
Kursta, 33 medeniyete ev sahipliği yapan kentin geleneksel takılarının yapımına ilişkin eğitimler verildiğini aktaran Demirel, kentin birçok ilçesinden kadınların kursa geldiğini anlattı.
Kuyum imalat sektörünün atölyeleriyle kalifiye kursiyerlerin istihdam edilmesi amacıyla görüştüklerini kaydeden Demirel, “Kuyum imalat atölyelerinden sık sık atölyemize ziyaretler gerçekleşiyor. Bu ziyaretlerde, hangi departmanda ihtiyaç varsa atölyemizden faydalanan kadınların yeteneklerine ve alanlarına göre o talepleri karşılaması için işbirliği içerisinde oluyoruz. Bu işbirliği neticesinde de atölyeden faydalanan kadınlar getirisi yüksek iş imkanına sahip oluyorlar.” ifadelerini kullandı.
Eğitim aldığı atölyede usta öğreticilik yapıyor
Kurs eğitmeni Tuana Kader Kocakaya da 2018 yılında kendi tasarımlarını yapmak, farklı bir meslek öğrenmek adına kursiyer olarak Kuyumculuk Teknolojisi Atölyesine başvurduğunu, yaklaşık 3 yıl kapsamlı bir eğitim aldıktan sonra Olgunlaşma Enstitüsü ve belediyede çalıştığını anlattı.
Daha sonra kursiyer olarak eğitim aldığı Aile Destek Merkezi-2’de eğitim vermeye başladığını dile getiren Kocakaya, atölyede üretilen ürünlerin satışından elde edilen gelirin kursiyerlere verildiğini aktardı. Kocakaya, şunları kaydetti:
“Atölyede, tel çekme ve şekillendirme gibi çalışmalar yapıyoruz. Kalıplarla sınırlı kalmadığımız için çok farklı desenler ortaya çıkarabiliyoruz. Bazı öğrencilerimiz evlerinde atölye kuruyor, farklı yerlerde çalışıyor. İmitasyon ve gümüşten ürünler yapılıyor. Bakır, pirinç ve gümüş kullanıyoruz. Bazen farklı metalleri birleştirip çeşitli renklerde takılar üretiyoruz.”
“Burada öğrendiklerimizi işin mutfak kısmı”
Kursiyer Nurhan Tekin de takıların yapım aşamasını detaylı öğrenmek amacıyla 1 yıldır kursa devam ettiğini bildirdi.
Kursta bir takının yapım aşamasının ne kadar zor olduğunu tecrübe ederek öğrendiğini belirten Tekin, “Burada öğrendiklerimiz işin mutfak kısmı aslında. Yemek yaparken nasıl özene bezene yapıldığında o lezzeti, tadı hissediyorsak takılan takı da kadına güzellik katacaksa ince ayrıntılarıyla öğrenilmesi gerekiyor. İşi çok seviyorum, çok zevk alıyorum. Hedefim, bu işi devam ettirip evime katkı sağlamak.” dedi.
Nuran Güzel ise farklı tasarımlar yapmayı sevdiğini, geleneksel takılar üretmenin çok güzel bir duygu olduğunu söyledi.
Kadınların bu tür kurslarla kendilerini geliştirip sosyalleştiğini ve gelir elde ettiğini ifade eden Güzel, “Kursta takı tasarımında kendine has ürünler de yapmayı öğreniyorsun. Farklı kültürlerde olan görselleri takı olarak yaptığımızda çok güzel oluyor. Kursiyer olduğumuz halde Bakırcılar Çarşısı’nda çalışıp hem özel olarak tasarım yapıyoruz hem de ek kazanç elde ediyoruz. Kendi tasarımlarımla farklı takılar yapmayı hedefliyorum.” diye konuştu.
]]>Mersin Büyükşehir Belediyesi ile İçel Soroptomist Kulübü ile işbirliğinde, Erdemli ilçesinin Tömük Mahallesi’nde yaşayan kadınlara, 5 hafta sürecek ‘Kırsal Bölge Kadın Eğitim Bilgilendirme ve Güçlendirme Sunumları ve Atölye Çalışmaları’ isimli eğitim verilmeye başlandı.
Kadın ve Aile Hizmetleri Daire Başkanlığı organizasyonunda verilecek eğitimin ilk gününde Prof. Dr. Handan Birbiçer’den ‘Temel Yaşam Desteği’, Doç. Dr. Aydan Akdeniz’den de ‘Kadınlarda Kansızlık Nedenleri ve Belirtileri Nelerdir?’ konulu eğitim alan kadınlar, HPV, Alzheimer, ağız ve diş sağlığı gibi bir dizi eğitimin yanı sıra kadın hakları ve aile planlaması başlıklarında da eğitimler alacak. Uzmanlar eşliğinde yapılan eğitimlerin sonunda aile ekonomisine katkı sağlamak amacıyla, ‘Sabun Yapımı’ atölyesi de düzenlenecek.
PROF. DR. BİRBİÇER: “AMACIMIZ, KALBİ DURAN BİRİNE YAPILACAK İLK YARDIMI ÖĞRETMEK”
Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalından Prof. Dr. Handan Birbiçer, “Uzun zamandır kendi mesleğimin bir parçası olan resüsitasyon, yani kalbi yeniden canlandırma için eğitim veriyoruz. Türkiye’de bununla ilgilenen Resüsitasyon Derneği var. Bizim amacımız profesyonel sağlık ekiplerine eğitimin yanı sıra, halkı da bu konuda bilinçlendirmek. En azından 112 gelinceye kadar, kalbi duran bir kişiye neler yapabileceğini anlatmak için etkinlikler düzenliyoruz” dedi.
Yaptıkları etkinliklere ‘hayata el ver’ ismini verdiklerini söyleyen Prof. Birbiçer, “Pek çok yerde etkinlik yaptık. Amacımız, kalbi duran birisine ilk yardımı vatandaşlarımıza da öğretmek. Kadınlarımıza, kalbi duran bir kişiye ilk başta neler yapmaları gerektiğini anlattım. Onlara öğrettiğim için ben de çok mutlu oldum. Gönül ister ki, bütün vatandaşlarımıza bunu öğretebilelim” diye konuştu.
DOÇ. DR. AKDENİZ: “KADINLARA BU EĞİTİMİN VERİLMESİ TOPLUMDA ÇOK ÖNEMLİ”
Mersin Medical Park Hastanesi’nden Hematoloji Uzmanı Doç. Dr Aydan Akdeniz de kadınlara kansızlığın sebeplerini anlattı. Verdiği eğitimden kısaca bahseden Doç. Dr. Akdeniz, “Kadınlardaki kansızlığın en önemli sebebi, adet düzensizlikleri ve mide- bağırsaklardan olan kan kayıpları. Eğitimde bunların üstünde durduk. Çok keyifli ve interaktif bir etkinlikti. Merak edilen sorular oldu ve onları cevapladık” dedi.
Kadınların oldukça ilgili olduğunu belirten Doç. Dr. Akdeniz, “Özellikle kadınlara bu eğitimin verilmesi toplumda çok önemli. Biz burada bir kadını eğittik, ama o eve gittiğinde diyelim ki aile fertleri 5 kişi, o 5 kişiyi de eğitilmiş sayıyoruz. Yani böyle katlanarak büyüyen bir eğitim kitlesi oluşturmuş olacağız” diye konuştu.
KADINLAR VERİLEN EĞİTİMDEN ÇOK FAYDALANDI
İlemin Mahallesi’nden gelen Dudu Başkurt, eğitimden duyduğu memnuniyeti dile getirerek, bu olanakları sağlayan Başkan Vahap Seçer’e teşekkürlerini iletti. Başkurt, “Başkanımız sayesinde verilen bu eğitimler sayesinde kadınlarımız gelişti” dedi. Eğitimde neler öğrendiğine dair bilgiler de paylaşan Başkurt, “Eğitimde ilkyardımda kalp masajı nasıl yapılır, neler yapmamız gerektiğini anlattılar. Hastayı yatarken gördüğümüzde korkmamamız gerektiğini söylediler. Çok güzel bir eğitim oldu” diye konuştu.
İlemin Mahallesi’nden gelen bir diğer katılımcı da Birsen Geğişmen’di. Geğişmen, eğitimi çok beğendiğini söyleyerek, “Köyümüzde ulaşım imkanı olmadığı için, buraya araçla getirildik. Güzel bir eğitim verdiler ve önemli bilgiler elde ettik” ifadelerini kullandı.
Kadınlara bu tür eğitime mutlaka katılmalarını tavsiye eden Geğişmen, “Kadınların sadece evde oturup yemek yapıp, çocuk doğurmakla kalmadığını; kadınlarımızın değerli olduğunu burada öğrenmiş bulunduk. Herkesin katılmasını tavsiye ederim” dedi.
]]>Bodrum Kadın Dayanışma Derneği, çalışmalarını, ilkelerini ve hedeflerini anlatarak başladığı yazılı açıklamasında,” Türkiye’de kadınlara karşı ayrımcılığın, düşmanlığın, kadın karşıtı politikaların normalleştirildiği bir sürece evrildiği bu dönemde yapılacak yerel seçimlerde tarafız” ifadesine yer verdi.
Kadınların kendi kaderlerini belirleme haklarını devralmadan yaşadıkları hayatı değiştiremeyeceklerinin altının çizildiği açıklamada, Cumhuriyet Halk Partisi’n Bodrum Belediye Başkan adayı olarak mevcut başkan Ahmet Aras’ı göstermesi çağrısında bulunuldu. Açıklama şöyle:
“AHMET ARAS, KİMSEYİ DIŞARIDA BIRAKMADAN GÖREVİNİ YERİNE GETİRDİ”
“400 yıllık kadın tarihimizden gelen deneyim ve birikim, kendi kaderlerimizi ancak taraf olmak ve taraf olduğumuz politikalardan vazgeçmemek ile inşa edilmiştir. İşte tam da bu doğrultuda 2024 yerel seçimlerinde gösterilecek adayları, kendi kaderlerimizi belirleme hakkımızı kullanmak bağlamında değerlendirmekteyiz. Ahmet Aras, 2019 yılından bu yana yukarıda belirtilen bu talepleri ve politikaları fark eden, fark etmeyi belirli günlerde açıklama yapmanın çok daha ötesine götürerek – TARAF olan bir yerden, ayrımcılık üretmeyen politikaları benimseyerek ve bu politikaları öğrenmeye yüksünmeyen bir yerel yönetici olarak kimseyi dışarıda bırakmayan bir anlayışla belediye başkanlığı görevini yerine getirdi.
“KADIN TARAFLI POLİTİKALARIN HAYATA GEÇİRİLMESİ SU KADAR ELZEMDİR”
Kadın taraflı politikaların günümüz koşullarında bile olsa hayata geçirilmesi, en az su hizmetleri kadar, imar planlamaları kadar, cenaze işlerinin önemi kadar, yolların pürüzsüz olması kadar ve trafik sorununun önemi kadar elzemdir. Ayrıca CHP tüzüğünün Kuruluş ve İlkeler bölümünde Madde 1 (5)’de şöyle bir cümle kaleme alınmış: ‘Cinsiyet eşitliğini temel ilke olarak kabul eder.’ Tüzüğün Amaç bölümünde Madde 2. (1) j. ise ‘Cinsiyet eşitliğinin toplumsal yaşamın her alanında uygulanmasını sağlamak…’ Bu ilkeleri yerine getiren mevcut Belediye Başkanı, partisinin amaç edindiği ilkelere sadık politikalar gerçekleştirdiği ortadadır.”
“KADINLAR NEYİN MÜCADELESİNİ VERDİĞİNİ VE NASIL MÜCADELE EDECEĞİNİ BİLİYOR”
Geçmiş dönemlerden farklı olarak Ahmet Aras’la kadın politikalarının görünür kılındığını ve Aras’ın kadınlarla yerel yönetim uygulamalarının ayrımcılık üretmeyen somut hale dönüştürülmesi konusunda iradesinin olduğu vurgusu yapılan açıklamada, şu ifadelere yer verildi:
“Bodrum’da 2019 yılına kadar kadın politikalarının kağıt üzerinde var olup, hayatın ve yerel yönetimin her alanında yok sayılan bir yerdeyken, kadınlarla birlikte, katılımcı yerel yönetim uygulamalarının önünü açarak yerel yönetimin dönüştürülmesi mümkün olmuştur. Bu dönüşüm ile Bodrum’da ayrımcılık üretilmeyen bir kent yaratmak için üretilen hizmetlerin kadınlarla birlikte yapılabileceğini gördük. Kadınlar neyin mücadelesini verdiğini biliyor. Kadınlar nasıl mücadele edeceğini de biliyor. Dolayısıyla adımıza karar verilmesi değil, kendimiz karar verme organlarında yer alarak özgür, eşit ve şiddetsiz yaşamı kurmaya devam etmek için bu mücadelenin içerisinde yer almaya devam edeceğiz.Tüm bunlar ışığında, Ahmet Aras, kadınları sadece oy kullananlar olarak görmediğini, Bodrum Yarımadası’nın 56 mahallesinde bulunan tüm kadınlar ile yereli birlikte yönetmeye talip olduğunu açıkça görev yaptığı dönem boyunca göstermiş oldu. Bu nedenle bir sonraki dönem Belediye Başkan adayı olarak Ahmet Aras’ın adaylığını destekliyoruz ve tarafız!”
]]>Kadınlara yönelik projeleriyle dikkatleri üzerine çeken İzmir’in Karabağlar ilçesi Refet Bele Mahallesi Muhtarı Hatice Akar’ın, halk eğitime yapmış olduğu başvuru sonucunda mahallesinde yaşayan ev hanımı kadınlar, yaklaşık 2 aydır atık kağıtlardan sepet örüyor. Çocuklarını okula, eşlerini işe gönderen kadınlar, hem zamanlarını boşa harcamıyor hem de üretip sattıkları sepetler sayesinde ev ekonomisine katkıda bulunuyorlar.
“Yılbaşında bir satışımız oldu ve bütün hanımlarımız bayağı satış yaptılar”
20 Kasım 2023 tarihinde Karabağlar ilçesi Refet Bele Mahallesi Muhtarlık alanında başlayan ve bugün sonlanacak sepet örücülüğü kursuyla 15 kursiyere eğitim veren Karabağlar Halk Eğitim Merkezi Usta Öğreticisi Zübeyde Kuyuldar, “Kursumuz haftada 40 saat, günlük ise 8 saatten 332 saat sürecek. Atık kağıtları örüp kumaş boyasıyla rengarenk boyadıktan sonra farklı farklı sepetler örüyoruz. Muhtarımızın desteğiyle yılbaşında bir satışımız oldu ve bütün hanımlarımız bayağı satış yaptılar. Satışlardan elde edilen gelir ise hanımlarımız arasında paylaşıldı” dedi.
“Kazandıkları parayla moralleri yükseldi ve daha iyi örmeye başladılar”
Kadınlara yönelik projeleriyle dikkatleri üzerine çeken Karabağlar Refet Bele Mahallesi Muhtarı Hatice Akar, “Ev hanımı kadınlarımız sürekli bana gelerek ‘Muhtarım evde yapabileceğimiz bir iş var mı?’ diyorlar. Bende bu kursu halk eğitim merkezinde gördüm, internette araştırdım ve kadınlarımızın evde en uygun, en ucuz yoldan nasıl para kazanabilirler konusunda çalışmalar yürüttüm. Daha sonra ise bazı okullarla iletişime geçerek öğrencilerin eski kitaplarını aldım. O kitapları matbaada kestirdikten sonra halk eğitime muhtarlığın içinde bütün ihtiyaçları bana ait olmak üzere bir sepet örücülüğü öğretmeni göndermeleri yönünde dilekçe yazdım. Kursiyer kadınların listesini teslim ettik ve bize bir öğretmen gönderdiler. Kursumuz başladı ve ham madde olarak gazete, fiş aklınıza gelebilecek her türlü kağıdı geri dönüşüm olarak kullanıyoruz. Kursiyerlerimiz şu an ürettikleri sepetlerde çocuklarının eski ders kitaplarını kullanıyorlar. Şişe sardıkları kağıtlar ile çeşitli yöntemlerle renklendirmeler yaparak ve yapıştırıcılar kullanarak sepetlerini örüyorlar. Acemiliklerini bayağı attılar ve artık para kazanmaya başladılar. Kadınlarımızın kazandıkları parayla moralleri yükseldi ve daha iyi örmeye başladılar” ifadelerini kullandı.
“Kadınlarımız üretmeye devam edecek”
“Kurs bitse dahi kadınlarımız burada üretmeye devam edecek” diyen Akar, “Kaymakamlığımızın desteğiyle Karabağlar’da Çalıkuşu Kadın Kooperatifini kurduk. Şu anda kadınlarımız evde oturdukları yerde mobilya aksesuarı olarak sepet örecekler. Çocuklara sırt çantası, kalemlik yapıp onları da paraya çevirecekler. Böyle bir düşünce oluştu ve bunu da sonuçlandırdık hemen hemen” diye konuştu.
Yaklaşık 2 aydır sepet örücülüğü kursuna gelen Gül Özer ise “Eve katkı olsun diyerekten sepet örüyoruz. Burada evin sıkıntısını stresini masrafsız bir şekilde atıyoruz. Yaptığımız etkinliği seviyoruz” diye konuştu. – İZMİR
]]>” “Köpeğimi gezdirip gelirken bana bir leğen su döktü”
” Ettiğim küfürlerle övünmüyorum herkesten özür dilerim”
” Kendisi ile 2 yıldır süre gelen bir kira husumetimiz bulunmakta, kira husumeti yargıya taşındı”
İSTANBUL – Sarıyer’de ev sahibi tarafından sokak ortasında sopalı saldırıya uğrayan Onur Yavuzyılmaz, “Köpeğimi gezdirip gelirken bana bir leğen su döktü. Bende ‘neden böyle yapıyorsun dedim’ kendisi de ‘çıkın evimden’ diyerek küfür etti. Ettiğim küfürlerle övünmüyorum herkesten özür dilerim. Kendisi bacağıma vurduktan sonra küfür ettim. Kendisi ile 2 yıldır süre gelen bir kira husumetimiz bulunmakta. Kira husumeti yargıya taşındı” dedi.
Rumeli Hisarı’nda ev sahibi bir kadın, 5 kat artırmak istediği kirayı kabul etmeyen 3 öğrenci gençten birine sokak ortasında sopayla saldırdı. “Evimden çıkacaksın” diye bağıran kadının saldırı anı kameralara yansıdı. Gençler, olaydan sonra bir grup tarafından tehdit edildiğini iddia etti.
Sarıyer Rumeli Hisarı’nda geçtiğimiz günlerde yaşanan olayda, Yıldız Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği son sınıf öğrencisi Onur Yavuzyılmaz (24), 2 arkadaşıyla, pandemi döneminde Şuayip ve Sevgi E. çiftiyle anlaşarak evlerini 2 bin 500 lira karşılığında kiraladı. Ev sahibi kadın 5 kat artırmak istediği kirayı kabul etmeyen 3 öğrenci gençten biri olan Yavuzyılmaz’a “Evimden çıkacaksın” diye bağırıp küfür ederek sokak ortasında sopayla saldırmıştı. Yavuzyılmaz’da küfür etmesiyle kadın daha da sinirlenmişti. Olaydan sonra kadının akrabaları gençlerin yaşadığı evi basarak tehdit etti. Durumdan korkan geçler polis ekiplerine haber vererek şikayetçi olup koruma talebinde bulundu. 24 yaşındaki Onur Yavuzyılmaz Yaşanan saldırı ve baskın anını anlattı.
“Ettiğim küfürlerle övünmüyorum herkesten özür dilerim”
Küfür ettiği için kadından özür dileyen Onur Yavuzyılmaz,” Ben köpeğimi gezdirdiğim sırada ev sahibimin bana hakaret etmesiyle başladı. Köpeğimi gezdirirken küfürü duydum ama bakmadım. Köpeğimi gezdirip gelirken bana bir leğen su döktü. Bende ‘neden böyle yapıyorsun dedim’ kendisi de ‘çıkın evimden’ diyerek küfür etti. Bende köpeğimi bırakıp geri geldim. Sonra bu olay gerçekleşti. Ettiğim küfürlerle övünmüyorum herkesten özür dilerim. Fakat bana kimse vurmadan ben küfür etmedim. Kendisi bacağıma vurduktan sonra küfür ettim. Ondan sonra darp raporu alıp kendisinden şikayetçi oldum. Kendisi ile 2 yıldır süre gelen bir kira husumetimiz bulunmakta. Kira husumeti yargıya taşındı” şeklinde konuştu.
“2 sen önce 2 bin 800 TL olan kiramızı 15 bin TL yapın ya da evimden çıkın dedi”
Can sağlıklarından endişe ettiklerini söylen Yavuzyılmaz, ” Eve engelli bir birey olan oğlunu geçirecekler böyle bir iddiaları var. Fakat bize 2 sen önce 2 bin 800 TL olan kiramızı 15 bin TL yapın ya da evimden çıkın dedi. Biz bu iddianın samimi olduğuna inanmıyoruz. Bizim evimiz engelli bir bireyin yaşayabileceği bir ev değil. Haber yayınlandıktan sonra Sevgi Elalır isimli şahın akrabaları bizim evimizi bastı. Tehdit vari şeyler söylediler. Biz de kapıyı kapatıp polisi aradık. Polis geldikten sonra da karakola gidip şikayetçi olduk. Can sağlığımızdan endişe duyup eve girmedik bir daha 2 gündür arkadaşımızda kalıyoruz. Koruma talep ettik” dedi.
]]>Melikgazi ilçesinde kargo şirketinde çalışan, evli ve 2 çocuk babası Erkan T.’nin, maddi durumu iyi olmayan kadınları evine çağırıp, gözlerine uyku bandı takarak, ayaklarını kelepçe ve eşarp ile bağlayıp, falakaya yatırdığı iddia edildi. Erkan T.’nin, falakaya yatırdığı kadınlardan ‘güzel’ dediklerine 500 TL, ‘çirkin’ dediklerine 250 TL ödeme yaptığı öne sürüldü. Erkan T., falaka görüntülerini de kayıt altına aldı. Erkan T., başka kadınlara da çektiği videoları gönderdi. Benzer teklifte bulunduğu N.K. isimli kadının savcılığa suç duyurusu sonrası Erkan T. gözaltına alınıp, adli kontrol kararı ile serbest bırakıldı.
KAMU DAVASINDAN BERAAT
Erkan T. hakkında eşi H.T.’ye eylemleri nedeniyle ‘eşe karşı eziyet çektirme’ suçundan 2 yıldan 5 yıla kadar, ‘müstehcenlik’ suçundan da 1 yıldan 4 yıla kadar hapis cezası istemiyle Kayseri 18’inci Asliye Ceza Mahkemesi’nde kamu davası açıldı. Davanın geçen yıl nisan ayında görülen 3’üncü duruşmasına sanık Erkan T., ‘müstehcenlik’ suçundan ‘iyi hal’ indirimi uygulanarak 2 yıl 1 ay hapis cezasına çarptırıldı, ‘eşe karşı eziyet’ suçundan ise delil yetersizliğinden beraat etti.
İSTİNAF BOZMA KARARI VERDİ
Sanık Erkan T.’nin avukatı Ahmet Bozkurt, karara itiraz ederek, dosyayı Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi’ne taşıdı. Avukat Bozkurt itiraz dilekçesinde, söz konusu delillerin hukuka aykırı olduğunu ve davanın zaman aşımına uğradığını öne sürerek, müvekkilinin anayasal haklarının zedelendiği gerekçesiyle ceza verilmemesi gerektiğini belirtti.
Dosyanın geldiği Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 7’nci Ceza Dairesi, yaptığı inceleme sonrası sanığa verilen cezanın hukuka aykırı şekilde verildiğini belirterek, bozma kararı verdi. Ceza Dairesi, sanığa verilen cezada, ilgili kanun maddelerindeki alt ve üst sınırlar arasında takdir hakkının kullanılmasının gerektiği ve bu kapsamda alt sınırdan makul oranda uzaklaşılması yerine soyut ve yetersiz gerekçeyle ve fiil ile orantılı olmayacak biçimde fazla ceza tayin edildiğini belirtti. Ceza Dairesi, dosyayı yeniden yargılama yapılması için tekrar yerel mahkemeye gönderdi.
CEZASI 1,5 YILA İNDİ
Bozma kararı sonrası Kayseri 18’inci Asliye Ceza Mahkemesi’nde yeniden yargılaması yapılan Erkan T. duruşmaya katılmazken, avukatı Bozkurt salonda hazır bulundu. Bozma kararına aleyhlerine olan hususları kabul etmediklerini belirten avukat Bozkurt, “Suçun yasal unsurlarının oluşmadığı kanaatindeyiz. Müvekkilin bu videoları, kendi telefonunda taşıdığına dair dosyada veri yoktur. Bu nedenle bu suçtan beraatini istiyoruz” dedi. Mahkeme hakimi, Erkan T.’yi, ‘müstehcenlik’ suçundan ‘iyi hal’ indirimi de uygulanarak 1 yıl 6 ay 22 gün hapis cezasına çarptırdı ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verdi.
‘ZORLA DEĞİL RIZAYLA’
Söz konusu videolarda zorlama olmadığını söyleyen Erkan T., ilk duruşmada verdiği ifadesinde, “Eşimin rızası ile oldu. Bir kez de ismini H. olarak bildiğim bir kadın ile rızası dahilinde bir video çektim. Kimseye benzer bir uygulama yapmadım. Kimseyi zorlamadım. Bu videoyu bir yerde paylaşmadım. Çünkü bu tarz videonun yasak olduğunu öğrendim. Videoların daha sonra nasıl yayıldığını bilmiyorum. Bu videolar emniyet tarafından sızdırılmış olabilir. Hiçbir yerde paylaşmadım. Cep telefonumda tespit edilen videolar, bu tarz internet sitelerinden aldığım videolardır. Bu tarz videoları yüklerken kadınların çıplak ya da giyinik olduklarına bakmadım. Bu durum beni ilgilendirmiyordu. Bu videoları örnek olsun diye yükledim, ardından sildim. N. isimli kadına bu tarz videolar çekip, paylaşmak istediğimi söylemiştim. O da kendisinin de merak ettiğini söylemişti. Daha sonra N. ile bu tarz paylaşım yaparak para kazanacağımızı düşündüm” demişti.
‘FANTEZİ AMACIYLA 1 KEZ YAPTIK’
Eşinden şikayetçi olmadığını söyleyen H.K. ise şunları anlatmıştı:
“Bana karşı zorla bir eylemi olmadı. Bir video izletti ve bu şekilde video çekme teklifinde bulundu. İlk başta bu teklifi kabul etmedim. Fakat daha sonra kendi rızam ile bu teklifi kabul ettim. Değişiklik amacıyla bir kez yaptık. Amacımız fantezi yapmaktı. Falakaya yatırdı, ayaklarımı bağladı. Sadece acı çekiyor gibi yaptım. Kesinlikle acı çekmedim. Acı çeksem söylerdim. Şu anda salonda basın mensupları olduğu için rahat konuşamıyorum. Ama söylemek istemediğim cinsel arzular da vardı. Benim yanımda herhangi başka bir kadına, eşim benzer bir uygulama yapmadı. Yayınlayıp, para kazanmaktan bahsetmedi. Şikayetçi değilim.”
]]>Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü’nde 34 yıl boyunca akademisyenlik görevini sürdüren Yusuf Durmuş, emeklilik dilekçesi vererek memleketi Trabzon’un Araklı ilçesinde Belediye Başkanlığı için bağımsız aday oldu. Adaylığını açıkladıktan sonra takım elbisesini giyen bağımsız aday mahalle mahalle gezerek, seçmenine projelerini anlattı. Sosyal medyaya yüklediği görüntülerle kısa sürede ilgi toplayan bağımsız aday takım elbisesi ile kimi zaman tarlada belleme yaptı kimi zaman ise ahıra girerek inek sağdı. Renkli seçim çalışmaları ile vatandaşın ilgisini çeken Durmuş, seçim süreci boyunca broşür ve afiş dağıtmak yerine kalem dağıtmayı tercih etti.
Hazırladığı bir web sitesi ile 55 projesini vatandaşlara anlattığını belirten Yusuf Durmuş, bahçede belleme yapmasının vatandaş tarafından sıra dışı kabul edildiğini söyledi. Durmuş, “Ben normal bir davranış sergiliyorum. Bugüne kadar yapılmadığı için halk tarafından sıra dışı kabul ediliyor. Belediye başkanları halkın içerisinde, tarımında, bahçesinde, bellemesinden ve gece gündüz yanında olmalı. Sadece halkını düşünmeli. Halkından bir kişi bile açsa belediye başkanı uyumamalı. Ben böyle bir bakan bir insanım. Her bahçeye gidiyorum. Vatandaş odun taşıyorsa yardım ediyorum. Benim bildiğim işler. 34 yıl Hacettepe’de akademisyenlik yaptım. Erken yaşta emekli olmam biraz sıra dışı algılanıyor. Vatandaşlardan birisi harika projeleriniz var bizi ne kadar düşünüyorsunuz dedi. Bizim için Hacettepe bırakılır mı bizim için değer mi dedi. Bende evet değer dedim. Kadın kardeşlerimiz için, çocuklarımız için eğitim projelerim var. Onlar sıra dışı olacak. Ben 22 yıl Dünya Olimpiyatları Biyoloji TÜBİTAK komiteleri yaptım yani ben dünyadaki bilimi çocukları gençleri ve eğitimi iyi bilen bir hocayım. O yönden sıra dışı şeyler yapacağım. Boş zamanlarımda ben gelir bu bahçelerde çalışırım. Üniversite hocası bunları yapar mı diyorlar. Evet yapar. Senin paran var, maaşın var herşeyin var git dünyayı gez bizimle niye uğraşıyorsunuz diyorlar. Benim babama sözüm var. Neden kalıcı eser bırakmayalım. Belediye başkan yardımcılarımdan en az bir tanesi kadın olacak. Araklı’nın sesini duyurmak istiyorum” dedi.
“Takım elbisemi ancak geceleri çıkartacağım”
Araklı ilçesi için 55 proje hazırladığını kaydeden Durmuş, “Takım elbisemi ancak geceleri çıkartacağım. Belediye başkanı olunca çalışma kıyafetleri de giyeceğim. Halkımıza yardım etmek için o çalışma kıyafetlerini giyeceğim. Halkıma saygı çerçevesinde davranmak için bu kıyafetim ile yeri geldiğinde bahçede yeri geldiğinde şehir merkezinde geziyorum. İlçem için 55 tane proje tasarladım. Bölgenin uygulanabilir projeleri ile bunu tasarladım. Bir web sayfası kurdum. Çevre bilimcisi olduğum için hiçbir şekilde broşür ve afiş dağıtmayacağım. Çantamda kalem taşıyorum. Gezerek insanlara kalem veriyorum. Çünkü Araklı’yı eğitim ile değiştireceğim. Daha önce Erzincan’a kurduğumuz doğa tarihi müzesinin benzerini Araklı’ya kuracağım. Eğitim ile burayı kalkındıracağız. Turizm, tarım ve hayvancılık konusunda projelerim devam ediyor. Şehit ve gazi evi yapacağım. Kadınlar ve istihdama yönelik projelerim var” şeklinde konuştu.
“Daha önce böyle bir belediye başkan adayının bahçeye girdiğini görmedim”
Araklı ilçesinde yaşayan Şaduman Durmuş ise, bağımsız aday Yusuf Durmuş’un kadın ve çocuklar konusundaki projelerini çok sevdiğini kaydederek, “Her sene köyümüze gelip bize yardım ediyor. Birlik ve beraber olmak istiyor. Özellikle kadın ve çocuklar konusunda projeleri var. Çiftçilerin ürettikleri ürünlerin değerlenmesini istiyor. Bu bizim çok hoşumuza gitti. Biz elimizdeki yumurtayı veya ektiğimiz sebzeleri satarak çocuklarımıza bir harçlık vermek istiyoruz. Kadınlara çok değer verilmiyor” diye konuştu.
“Daha önce böyle bir belediye başkan adayının bahçeye girdiğini görmedim” Yakup Koçyiğit de, “Genellikle seçimden seçime geliyorlar. Camide bir toplantı yaptıktan sonra giderler. Seçim arasında derdimizi sormuyorlar. Çok memnun oldum. Seçildikten sonra vatandaşın yanında olmaları gerekir. Başkan adayımız inşallah başarılı olacaktır” ifadelerini kullandı. – TRABZON
]]>Şükür Şermatov, sınıftaki 20 kadın öğrenciyi böyle selamlıyor. Şermatov’un kafasındaki keçeden yapılmış geleneksel başlık dışında, bu okulda geleneksel bir şey yok.
Bu okul, iki kat askeri güvenlik çemberi içinde yer alıyor. Öğrencileri Suriye’de IŞİD örgütünün kontrolündeki kamplardan ülkeye geri getirilen kadınlar.
Kırgızistan’ın kuzeyindeki dağların arasındaki bu “rehabilitasyon merkezi”, IŞİD militanı olduğundan şüphelenilen kişilerin eşleri ve çocuklarının, ülkeye geri getirildikten sonra ilk altı haftalarını geçirdikleri yer.
BBC Dünya Servisi buranın ilk ziyaretçilerinden ve buranın diğer misafirleri gibi, bizim de ne yaptığımız ve ne söylediğimiz Kırgız istihbarat servisince yakından takip ediliyor.
İlk derslerine katılan kadınlar, Şükür’ün anlattıklarını dikkatle dinliyor.
Müfredatta vatandaşlık, dini ahlak ve öfke kontrolü var. Duvarlardaki posterlerde duygularınızı nasıl kontrol edebileceğinizle ilgili tavsiyeler yer alıyor.
Bu ‘yeniden eğitim’ programına ek olarak ailelere tıbbi tedavi, psikolojik destek, ve – birçokları için yıllardır bir ilk olan- yeterli gıda, temiz su ve barınacak yer sağlanıyor.
İçinde dört adet tek kişilik yatak bulunan, basit bir odaya götürülüyoruz, burada bizi mor bir türbana sarılı bir kadın, Fatima, bekliyor (güvenlik nedeniyle gerçek ismini kullanmıyoruz).
Yatakhanenin küçük camından gördüğü karla kaplı göl manzarası, geride bıraktığı Suriye’deki kamptan tamamen farklı.
“Buradaki asıl şey sakinlik. Herkes bundan çok memnun. Çocuklar buna bayılıyor” diyor ve durup bir an sessizliğin tadını çıkarıyor, “Sakinlik”.
Fatima, 2013’te, orada çalışmak istediğini söyleyen kocasının peşinden Türkiye’ye gitmiş. Tüm aile; iki yetişkin oğlu, bir kızı ve bir torunu da onlara katılmış. Fatima Türkiye yerine Suriye’de olduklarını ancak savaş uçaklarının sesini duyup, IŞİD militanlarını görünce anlamış.
Ona gerçekten nereye gittiğine dair bir fikri olup olmadığını yeniden soruyoruz ki bu soruyu orada tanıştığımız birçok kadına sormak zorunda kaldık. Nereye gittiklerinden haberdar olmadığında ısrar ediyor ve bir kadının kocasını takip etmesinin normal olduğunu söylüyor.
Suriye’ye ulaşmalarından birkaç gün sonra Fatima’nın kocası, aracına isabet eden bir bombayla yanarak ölmüş, oğullarından biri de keskin nişancılar tarafından vurularak öldürülmüş. Diğer oğluysa bir süre sonra hastalanarak hayatını kaybetmiş.
Fatima ve kızı, tek başlarına oradan ayrılamadıkları için sonraki altı yılı Irak ve Suriye’deki IŞİD kamplarında geçirmiş ve kızının bu süreçte başka çocukları da olmuş.
IŞİD militanları geri püskürtülünce; Fatima, kızı ve dört torunu kendilerini, Suriye’de IŞİD’le bağlantılı olduğu düşünülen kişiler ve aileleri için oluşturulan en büyük kamp olan el-Hol’da bulmuş. Evlerine geri dönebilmeyi umut ederek, bir dört yılı da burada geçirmişler.
Fatima, “Kadınlar hastaydı, çocuklar sürekli ağlıyordu. Bizi serbest bırakmaları için onlara yalvarıyorduk. Zar zor hayatta kaldık. Kırgızistan’dan yetkililer ilk grubu almak için kampa geldiklerinde herkes şoke oldu” diyor.
Ekim ayında kızına ve torunlarına ülkelerine geri gönderilecekleri söylenmiş, Fatima’nınsa biraz daha beklemesi gerekmiş.
“Bana listede olmadığımı söylediklerinde ağladım. Nasıl listede olmazdım? Ben onların annesiyim!” diyor ve hıçkırarak ağlıyor. “Ama şimdi buradayım ve yakında aileme kavuşacağım. Çok mutluyum. Torunlarım eğitim alacağı için çok memnunum. Onların bilim öğrenmesini, dünyayı daha iyi anlamalarını istiyorum”.
57 yaşındaki Fatima bu rehabilitasyon merkezindeki en yaşlı kadın. Burada geçen yıl Suriye’den Kırgızistan’a geri götürülen 110 anne ve 229 çocuk var. Kırgızistan, 2023 yılında, Irak’tan sonra Suriye’den en çok vatandaşını ülkesine geri götüren ülke.
En az 260 kadın ve çocuğun daha ülkeye geri götürülmesi planlanıyor. Akrabaları Suriye’de sıkışıp kalmış Kırgızlar, bunun için yıllardır kampanya yürütüyor. Hükümet programının amacı, kurban olduğu düşünülen kişilere, ikinci bir şans vermek.
Yine de ülkeye geri götürülen kişiler sorgulanıyor, yeniden entegrasyon kursunu tamamlıyor, ondan sonra evlerine dönmelerine izin veriliyor ve yakın şekilde takip ediliyorlar.
Kırgız ulusal güvenlik konseyinin başkanı BBC’ye, 10 kadından dokuzunun cezai soruşturma geçirdiğini; kadınların ne zaman Kırgızistan’ı terk ettiği, kimlerle beraber oldukları, teröre yardımcı olup olmadıkları ya da çocuklarını savaş bölgesine götürmek gibi suçlara karışıp karışmadıklarının araştırıldığını söylüyor.
Şu ana kadar ceza alan ya da hüküm giyen olmamış. Olası bir mahkumiyet durumundaysa en yüksek ceza 11 yıl hapis.
Başka bir kadınla daha görüşüyoruz; Elmira (gerçek ismi değil) rehabilitasyon merkezindeki süreci tamamlamış ve başkent Bişkek yakınında bir kasabada hayatını yeniden kuruyor. Yetkililer tarafından sık sık ziyaret ediliyor ve Uluslararası Kızıl Haç Örgütü’nden maddi destek alıyor.
Buluşmayı ayarlamamızdan kısa süre sonra Elmira’dan sorumlu sosyal görevli bizi arayıp, görüşmede kendisinin de bulunacağını söyledi. Görüşmeye gittiğimizdeyse, ailenin de tanıyor olduğu iki terörle mücadele polisini de orada gördük. Durumu anlattıktan sonraysa polisler dışarıda beklemeyi kabul etti.
Kadınlar, gözetim ve sorgulamalar nedeniyle, Suriye’deki hayatları hakkında konuşmakta gönülsüz. Ve birçoğu için orada geçirdikleri zaman, artık geride bırakmak istedikleri travmatik bir deneyim.
Elmira da internetten tanıştığı bir adam tarafından kandırılarak Suriye’ye götürüldüğünü iddia ediyor. Anlattığına göre tanıştığı adam onu Türkiye’de kendisine katılmaya, orada birlikte mutlu olacaklarına ikna etti ve Elmira 18. doğum gününden 4 gün sonra onunla buluşmak üzere uçağa bindi.
Ancak uçaktan indiğinde onu konuştuğu adam değil, o adamın arkadaşı olduğunu söyleyen başka bir adam bekliyordu. Elmira’yı arabaya bindirdi ve 17 saat süren yol sonunda Elmira kendisini Suriye’de buldu. Ne olduğunu fark ettiğinde, geri dönmek için çok geçti.
Elmira orada iki kez evlendi. İlk kocası evlendikten birkaç ay sonra öldü. Sonra Dağıstanlı bir adamla evlendi ve çocuğu oldu. İkinci kocasının Suriye’de ne yaptığına dair bir bilgi vermiyor ancak, bir roket saldırısında ölmeden önce, beraber oradan ayrılmanın yollarını aradıklarını söylüyor.
Elmira en kötü anının, kızının öldüğünü sandığı an olduğunu söylüyor. Kızının evde, kendisinin dışarıda olduğu bir anda, mahallelerine roket düşmüş ve Elmira gözyaşları içinde eve koşmuş.
“Birisi onu evden çıkardı, hayattaydı, sağlıklıydı, sadece korkmuştu. Komşularımızın evleri vurulmuştu ve oradaki çocuklar öldü”
Elmira ve kızı da, Fatima ve ailesi gibi kendilerini el-Hol kampında bulmuş.
Elmira “Hala inanamıyorum. Bazı geceler uyanıyorum ve rüyada mıyım diye soruyorum. Bizi oradan çıkaran, orada terk etmeyen herkese çok minnettarım. Her ülkenin bunu yapmadığını biliyoruz” diyor.
Şimdi terzilik eğitimi alan Elmira, sosyal medyada bazı Kırgızların, ülkeye geri götürülen kişilere dair yorumlarını gördükten sonra, geçmişinden kimseye bahsetmeme kararı almış.
“Hoş değil. Birçoğumuz bizden neden korktuklarını anlamıyoruz. Biz onlardan korkuyoruz! İnsanlar buraya otomatik silahlarda ve intihar yelekleriyle geldiğimizi düşünüyor. Durum böyle değil. Biz de onlar gibi insanız. Ailelerimiz, çocuklarımız var. Biz de huzurlu, mutlu bir hayat sürmek istiyoruz” diyor.
“Unutmak isterken neden insanlara anlatayım ki? O zaman 18 yaşındaydım, şimdi 27 yaşındayım ve o kadar saf olmamayı öğrendim”.
Elmira’nın dokuz yaşındaki kızı, şu ana kadarki yaşamının büyük kısmını el-Hol kampında geçirmiş. Bize yaptığı resimleri, üzerinde “Kırgızistan’a gitmek istiyoruz, bizi güvenli yere götürün” yazan çizimlerini gösteriyor.
Elmira’nın annesi, Hamida Yusupova, son 10 yılını, kızını ve torununu geri getirmeleri için Kırgız yetkilere yalvararak geçirmiş. Kendisi gibi aileler için bir kampanya başlatmış.
Yusupova, “Suriye’nin dönüşü olmayan bir yol olabileceğini biliyoruz. Çocuğunuzun bir daha eve geri dönemeyebileceğini anlamaya başlıyorsunuz” diyor.
“Tanrıya şükürler olsun artık evinde ve sonunda torunumla tanıştım. Ama Elmira gençliğinin dokuz yılını kaybetti, bu uzun bir süre”.
Hamida onları rehabilitasyon merkezinden almaya gittiğinde, gözyaşları kelimeleri bastırmış.
“Elmira anne olmuştu. Bir çocuğu 18 yaşına kadar büyüttüğünüzde, bir gün çocuğunuzun ‘çalışmaya gidiyorum’ diyip, kapıyı çarpıp Suriye’ye gitmesinin ne kadar zor bir duygu olduğunu artık anlıyor. Hiçbir anne bunu yaşasın istemem”.
“Elmira’nın tek söyleyebildiği ‘Anne beni affet, beni affet’ oldu. Ondan sonra da bana ne kadar yaşlandığımı söyledi”.
Ancak Elmira ve Hamida, çevrelerindeki herkesin bu kadar affedici olmayacağının farkında.
Komşu Orta Asya ülkelerinde de olduğu gibi, Kırgızistan nüfusunun yüzde 90’ı kendisini Müslüman olarak tanımlıyor ve burası IŞİD’in ilk zamanlarda en fazla militan toplandığı yerlerden biriydi.
Hamida kızının manipülatif bir adamın kurbanı olduğunu ve tek suçunun “kolay aldanmak” olduğunu düşünüyor.
Ancak konuştuğumuz, Elmira yaşındaki bazı Kırgız kadınlar, IŞİD’den geri dönenlerin başkalarını da radikalleştirebileceğinden endişe ettiklerini söylüyor. Taliban’ın Afganistan’da kontrolü nasıl yeniden ele geçirdiğini görmek de onların endişelerini artırmış.
Hamida “Bir anne olarak çok fazla hakaret yedim. Çocuğumun bunları duymasını, parmakla işaret edilerek ona terörist denmesini istemiyorum” diyor.
Kırgızistan Başbakan Yardımcısı Edil Baysalov, geri döndürme politikasının Kırgızistan’ın hoşgörülü, vatandaşlarına sahip çıkan bir demokrasi olduğunun kanıtı olduğunu göstermekte istekli.
Baysalov “Bence yapılacak en iyi şey yaşadıkları kabusu unutmaları, aileleri ve çevrelerindeki kimsenin bu durumu hatırlamaması. Herkes iyi birer Kırgızistan vatandaşıdır” diyor.
Ancak Baysalov bunun, özellikle bazı Batılı ülkelerde, tartışmalı bir konu olduğunu biliyor. Baysalov geçmişte Kırgızistan’ın Londra Büyükelçiliği görevinde de bulunmuş. Bu göreve, IŞİD’e katılmak üzere Londra’dan Suriye’ye giden üç kızdan biri olan Şamima Begüm’ün İngiltere vatandaşlığının geri alınmasından hemen sonra atanmış.
Baysalov, siyasi bir mesaj da göndermek istiyor ve “Bu Kırgızistan için kolay bir karar olmadı. Tabii ki bizim yaşadığımız İslam radikal değil. Bizimkisi çok hoşgörülü, diğer dinlere saygılı bir İslam. Biz küçük bir milletiz ve birbirimize iyi bakmak zorundayız, hata yapanlar da dahil” diyor.
İnsan hakları örgütleri 2020’deki tartışmalı seçimlerden ve bazı yeni kanunların kabulünden sonra ülkenin demokrasisini sorgulamaya başlamıştı.
“Geri döndürme” programı Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) tarafından da destekleniyor. UNICEF’ten Sylvi Hill Kırgızistan’ın bu çabasının “övgüye değer” olduğunu söylüyor ve UNICEF’in tüm hükümetlere “çatışmadan etkilenmiş tüm çocukların geri döndürülmesi, rehabilitasyonu ve yeniden entegrasyonu” için çağrıda bulunduğunu belirtiyor.
Konuştuğumuz tüm kadınlar kendilerine ikinci bir şans verilmesinden memnun olduklarını söylüyor ve hepsi de dünyanın her yerinden yaklaşık 50 bin kadının hala Suriye’nin kuzeyindeki kamplarda, çıkış yolu bulamadan sıkışıp kaldığının farkında.
]]>Konya Ovasında 38 bin 873 kilometrekare yüzölçümünün yüzde 47’si tarım arazisi olarak kullanılıyor. Meram ilçesinde çiftçiler ise 80 bin dekar arazide havuç yetiştiriciliği yapıyor. Aşamalı ekimin ardından aşamalı söküm yapılan havuçların bir bölümü ise kış aylarında tarlalardan kadınlar tarafından tek tek elle söküm yapılarak toplanıyor. Tarladan toplanarak kamyonlarla fabrikalara götürülen havuçlar, burada özenle yıkandıktan sonra paketleme işlemi yapılıyor. Son günlerde sıfır dereceye kadar düşen bölgedeki hava sıcaklığına rağmen havuç fabrikalarındaki mesailer aralıksız devam ediyor. Türkiye’deki 650 bin ton havuç üretiminin 450 bin tonunun ilçeden karşılandığı havuç üretiminde sıralı söküm sayesinde yılın 10 ayı ürün elde edilebiliyor.
“Havuç üretiminin yüzde 80’ni kadının elinden geçiyor”
Havuç üretiminde makine sökümü hava şartlarından dolayı yapamadıklarını anlatan havuç üreticisi Oğuzhan Özcan, “Genellikle sökümü kadın çalışanlarımız yapıyor. Tarladan havuçları kadın işçilerimiz söküyor. Havuçlar tarladan sökümü yapıldığı gibi geliyor. Havuzlarda suyla temizleniyor. Havuçların boyları makinelerle tespit edilerek yine kadınlardan oluşan paketleme ekiplerimizin önüne geliyor. Paketleme işi sabır işi kadının elinden geçen bir aşama. Kadın olmasa erkek bunu yapamaz. Havuç üretimi tarladan ürünlerin sökümüne, ot temizliği ve paketlemesine kadar yüzde 80’i kadının elinden geçiyor” dedi.
Ağırlıklı olarak iç pazara çalıştıklarını ifade eden Oğuzhan Özcan, “Üretimimizin yüzde 80 ile 90’ınını İstanbul’daki tedarikçilere gönderiyoruz. Kaşınhanı bölgesinde havuçların yüzde 60 ile 70 civarında ihracata gidiyor. Kalan kısmı ise iç pazarda tüketiliyor. Türkiye’nin ise yüzde 60 ile 65 arasında bir ihtiyaç ise buradan karşılanıyor” şeklinde konuştu.
“Sıralı ekim sayesinde 10 ay havuç hasadı yapılıyor”
Sıralı yapılan ekimlerle bölgede 10 ay boyunca hasat yapıldığına dikkat çeken Özcan, “Konya’da havuç ekimi başladı. 7’inci aya kadar havuç ekimi olur. Erkenci olarak bilinen ilk ekimler 12 ile 1’inci aylarda ekilir. 3 ve 4’üncü aylarda da ekim yapılır. 5, 6 ve 7’inci aylarda da son ekimler yapılır. Havuç hasadı 6’ncı ayda başlar, diğer senenin Nisan ayına kadar devam eder. Sadece 2 aylık bir boşluğumuz olur, hasat olmaz. Onun haricinde 10 ay havuç hasadı yapılır bölgede. 2 aylık süreçte de buzhanelerde bulunan ürünlerimizle çalışırız” diye konuştu.
“Bölgede havuç üretiminde son 5 yıl içerisinde yüzde 30 artış yaşandı”
Konya’da 80 bin dekarlık bir alanda havuç üretimi yapıldığını belirten Ziraat Mühendisleri Odası (ZMO) Konya Şube Başkanı Burak Kırkgöz, “Yaklaşık olarak Türkiye’de 135 bin dekar alanda havuç üretimi yapılıyor. Bu rakamın yaklaşık olarak 80 bin dekarlık bir alanı Konya’da üretimi yapılıyor. 500 bin ton civarında havuç üretimi yapılıyor. Burada üretilen havuçların büyük bir kısmı yurt dışına kalan kısmı da iç pazarda değerlendiriliyor. Kaşınhanı bölgesinin tercih edilmesindeki en büyük etken ise bölgedeki havucun aroması ve rengi, özellikle ihracata gitmesindeki en büyük nedenlerden biri de bu. Bölgede havuç üretiminde son 5 yıl içerisinde yüzde 30 artış yaşandı. Havuç tarımı zor ve meşakkatli bir iş. Özellikle kar yağdığında bile hasat devam ediyor. Bu tarihlerde hasat makine ile yapılamıyor. Burada da kadın işçiler devreye giriyor. Havuç tarımında çok yoğun bir işçilik söz konusu. Burada da maliyetlerin ciddi anlamda arttığı bir dönem. Böylesi dönemlerde işçi bulmak, maliyetleri de çok ciddi yer kaplıyor havuç tarımında. Genel anlamda havuç çiftçisinin çok fazla destekleme aldığı bir konu yok. Burada da işçilik konusunda destekleme yapılırsa özellikle havuç tarımının geliştirilmesi ve yaygınlaştırılması açısından büyük önem arz ediyor” ifadelerini kullandı. – KONYA
]]>Van Valiliği ve Doğu Anadolu Kalkınma Ajansı (DAKA) tarafından geçen yıl Muradiye ilçesinde 2 bin 200 metrekare alana tekstil fabrikası inşa edildi.
Kadınların istihdamına katkı sağlanması amacıyla kurularak özel bir firmaya kiraya verilen fabrikada, Aile Destek Merkezinde açılan kurslarda dikiş eğitimi alan kadınlara iş verildi.
Şu ana kadar yaklaşık 200 kadının iş sahibi olduğu, bu sayede aile ekonomisine katkı sağlamaya başladığı fabrikada üretilen ürünler, birçok kente ve yurt dışına gönderildi.
“Yatırımların devamı için girişimde bulunuyoruz”
Muradiye Kaymakamı ve Belediye Başkan Vekili Melih Aydoğan, AA muhabirine, ilçede istihdam yaratan tekstil fabrikasını açmanın mutluluğunu yaşadıklarını söyledi.
Fabrikanın kamu eliyle ilçeye kazandırılan büyük bir hizmet olduğunu belirten Aydoğan, şöyle konuştu:
“İlçemizdeki Aile Destek Merkezimizde yetişen kursiyerlerimiz, bu fabrikada istihdam ediliyor. Şu anda 200 kişi işinin başında. Önümüzdeki dönemde de bir o kadar işçiyi istihdam ederek ilçemizin istihdamına katkı sağlamayı hedefliyoruz. Bu fabrikanın kurulma amacı, özellikle kadınların üretimde yer alması ve istihdam edilmeleri. Bu projeye gereken desteği veriyoruz. Valiliğimizin de büyük girişimleri sonucu, Cumhuriyet’imizin 100. yılında bu fabrikayı ilçemize kazandırmanın mutluluğunu yaşıyoruz.”
Daha önce ilçede istihdam sıkıntısı yaşandığını dile getiren Aydoğdu, “İlçedeki istihdam sıkıntısını çözmek amacıyla tekstil fabrikası projesini hayata geçirdik. İlçenin ilk tekstil fabrikası. Bu fabrikayı kadınların ayakları üzerinde durması, geçimlerini sağlamaları ve istihdama kazandırılmaları açısından önemsiyoruz. Bu yatırımların devamının gelmesi için girişimlerde bulunuyoruz. Çalışan ve ekonomik olarak özgür olan kadınların kendini daha rahat ifade edebileceğini, ailesine daha faydalı olacağını düşünüyoruz.” diye konuştu.
“Ürünlerin yüzde 80’i yurt dışına gönderiliyor”
İşletme sahibi Çetin Çiftçi ise kadın istihdamını desteklemek için Muradiye ilçesine 400 kişi kapasiteli tekstil fabrikası kurduklarını kaydetti.
Fabrikada şu anda yaklaşık 200 kadının çalıştığını ifade eden Çiftçi, “Tesisimizde 200 kadının daha alımı yapılacak. Ürünleri, Almanya, İngiltere, Fransa, İsviçre ve Norveç’e göndermekteyiz. Fabrikamızda ayda ortalama 300 bin parça ürün dikiliyor. Bu ürünlerin yüzde 80’i yurt dışına gönderiliyor. Biz 6. bölge kapsamında olduğumuz için teşviklerden faydalanıyoruz.” ifadelerini kullandı.
Çalışan kadınlardan Kader Bay Gümüş ise fabrika sayesinde iş sahibi olduklarını belirterek, “Burada çalışıp ailemize ekonomik anlamda destek oluyoruz. Buranın açılmasından dolayı çok mutluyuz. Eşime ihtiyaç duymadan çocuklarıma bakabiliyorum. Meslek sahibi olduğum için de mutluyum.” dedi.
Esmer Güler ise “8 aydır fabrikada çalışıyorum. Bizim için güzel bir imkan. Van’ın bütün ilçelerinde böyle imkanın olması güzel olur. Para kazanıyorum ve bununla çeyizimi alıyorum.” ifadelerini kullandı.
Nahide Şefik de 3 çocuk annesi olduğunu ve fabrikada çalıştığı için çocuklarına daha güzel imkanlar sağlayabildiğini anlattı.
Tekstil fabrikasının ilçe için iyi bir yatırım olduğunu belirten Şefik, “Fabrika kurulduğu için çok mutluyuz. Maddi olarak bizim için iyi oldu. Eşim de çalışıyor, daha iyi bir hayatımız oldu. Önceden para lazım olduğunda eşimin ve babamın eline bakıyordum. Artık kendi ayaklarımızın üzerinde durabiliyoruz. Burada 200 kişi var. Çalışarak hem meslek öğreniyoruz hem evimize katkıda bulunuyoruz.” şeklinde konuştu.
]]>Cumhuriyetin 100’üncü yılında İlknur Güntürkün Kalıpçı yönetiminde hayat hikayeleri tüm zamanlara öncülük edecek “Zamansız Kadınlar” Tiyatral Gösterisi sanatseverlerle buluştu. Büyükçekmece Atatürk Kültür Merkezi’nde gerçekleşen gösteriye Büyükçekmece Belediye Başkanı Dr. Hasan Akgün, 24. Dönem İstanbul Milletvekili Başkan Danışmanı Süleyman Çelebi, Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu Başkanı Canan Güllü, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kadın ve Aile Hizmetleri Müdürü Sinem Gülenç, katıldı.
“Türk kadının ortaya koymuş olduğu başarıların hikayesini izledik”
Cumhuriyet tarihinin ilklerine imza atan, yaşadıkları çağın ötesindeki kadınların hayat hikayelerinin anlatıldığı “Zamansız Kadınlar” Tiyatral Gösterisi’ne katılan Büyükçekmece Belediye Başkanı Dr. Hasan Akgün Türk kadınının gösterdiği başarıların ve ilklerin hikayesini izlerken gururlandığını belirterek şöyle konuştu: “İlknur Güntürkün Kalıpçı Hocanın tiyatral anlamda ortaya koymuş olduğu bir Cumhuriyet tarihi izledik. Muhteşemdi. Kadınlarımızın neler oluşturduğunu, 1919’lu yıllardan itibaren Türk kadınının nelere imza attığını bir kez daha burada çok veciz şekilde ortaya koydular. Cumhuriyetin 100’üncü yılına yakışan tiyatral bir tarih dersiydi. Dolayısıyla Atatürk’ün ortaya koymuş olduğu fikirler, onun Türk kadını ile ilgili söylemleri ve Türk kadınının ortaya koymuş olduğu muhteşem ilkleri izledik. Türk kadının tarihteki rolü ve tarihin altın sayfalarında yerinin hatırlanması adına çok güzel bir geceydi. Emeği geçen herkese çok teşekkür ediyorum. Güzel bir geceydi. Türk kadının ortaya koymuş olduğu başarıların hikayesini izledik. Bu muhteşemdi, takdire şayandı. Atatürk’ün Türk kadını ile ilgili söyledikleri takdire şayandı. Hepsine teşekkür ediyorum.”
“Tarihi yazmış kadınların haklarını nasıl elde ettiğine tanıklık ettik”
Ünlü olmayı, fark edilmeyi, göze girmeyi hiç düşünmeden isimsiz kahramanlar olmayı göze alarak fark oluşturmayı tercih etmiş kadınların hikayesinin yer aldığı tiyatral gösteri sanatseverler tarafından yoğun ilgi gördü. Gösteriye katılan Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu Başkanı Canan Güllü 100 yıl öncesi bu topraklarda canını siper ederek mücadele etmiş, cephede ve cephe gerisinde ülke kurtuluşuna katkı koymuş kadınların hikayelerine tanıklık ettiğini belirterek gösteri hakkında şunları söyledi: “Bu akşam Büyükçekmece Belediyesi’nin iş ortaklığında Lionslar ile beraber hakikaten bu tarihi yazmış kadınların haklarını nasıl elde ettiğine tanıklık ettik bir kez daha. Asıl önemlisi bu tanıklığı gerçek hayatta yasal mevzuata çeviren Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğini ve Cumhuriyetin 100’üncü yılını bir kez daha doğru anlamda kutlamadığımızın farkına vardık. Çünkü biz 100 yıl öncesi bu topraklarda canını siper ederek mücadele etmiş, cephede ve cephe gerisinde ülke kurtuluşuna katkı koymuş kadınların Cumhuriyet kurulduğu andan itibaren yasal mevzuat ile eşit birey olmasına imkan sağlamış Mustafa Kemal Atatürk ile beraber Cumhuriyeti beslemiş kadınların aslında 100’üncü yılında ne kadar eksiklik kaldığını fark ediyoruz. Bunun ile beraber gençliğin beyninde ve zihninde olması gereken bu bilgilerin yeterli oranda olmadığını hatta o Cumhuriyet kazanımları dediğimiz kadını birey sayan, anayasamızda var olan eşitlik duygusunun artık uzaklaştırılarak dün itibariyle hatta gazetelere yansıdı. Kadının çalışmasına bile erkeğinin izin vermesi gibi safsataları gündeme taşıyan bir idare noktasındayız. Bu anlamıyla bu geceyi düzenleyen, hayata geçiren, katkı sunan, emek veren herkese teşekkür ediyorum. Ben Türkiye Cumhuriyeti’nin ilelebet payidar kalması adına tüm kadınların ve tüm vatandaşların aslında birey olarak sorumluluklarının farkında olması, sadece bireylerin değil yerel yönetimlerde, kurumların başlarındaki yetkililerin de buna destek olmasını arzu ediyorum. ” – İSTANBUL
]]>Cumhuriyet Halk Partisi’nden belediye başkan adaylığı için en çok başvuru yapılan ilçelerden birisi de Muğla’nın Datça ilçesi oldu. Kışın 25 bin olan nüfusun yaz aylarında 10 kat arttığı Datça’da, CHP’nin 11 aday adayı var. 11 kişinin içerisinde tek kadın ise Gülden Hür. Datça’ya “dayanışma ruhu” ile “kadın elinin” değmesi için yola çıktığını belirten Gülden Hür, bugün yaptığı yazılı açıklamada, “İlk aşamada hayata geçirmeyi hedeflediğimiz 26 projemiz var. Enerji sorunlarını çözecek, çevre kirliliğini önleyecek, tarımı ve üretimi destekleyecek, turizmi geliştirecek ve destekleyecek projelerimizin yanında çocuklarımız, gençlerimiz ve yaşlılarımız için özel projelerimiz var” dedi.
Datça’da belediye başkan adaylığı için yola çıkışını “Dayanışma Ruhu’na” bağlayan Gülden Hür, neden başvurduğunu şöyle açıkladı:
“Datça’nın çocukluğumdan beri aşık olduğum bir ruhu var. Dayanışma ruhu. Biz sokakta birbirimizi gördüğümüzde merhabalaşan, bir yerde sorun gördüğümüzde hep birlikte koşan insanlarız. Datça’da sivil toplum kuruluşları iletişim grupları üzerinden oluşur. Sorunlar böyle çözülür. Yardıma ihtiyacı olanın yardımına böyle koşulur. Ben yıllardır bu dayanışma gruplarının içindeyim. Bu yola çıkmamın arkasında da aslında bu dayanışma ruhu içerisinde tanıştığım insanların teşvikleri var. Dayanışmanın verdiği güçle başardığımız işleri görünce, neden bu ruhu, bu gücü yerel yönetime de taşımayalım ki diyerek yola çıktık. Yıllardır Datça’da dayanışma faaliyetlerimizle, çözebileceğimiz tüm sorunlara koştuk ve başarı sağladık. Var olan her soruna hakimiz ve çözümlerimizle geliyoruz. Şimdi bunu siyasette görmenin, ele ele vererek ürettiğimiz çözümleri yönetimin gücü ile birleştirmenin zamanı geldi. En büyük hayalim Datça’daki bu dayanışma ruhunun yönetime yansımasını sağlamak. Datça’ya yakışan budur.”
“HAYATA GEÇİRMEYİ HEDEFLEDİĞİMİZ 26 PROJEMİZ VAR”
Hür, Datça’da yol ve altyapı gibi çok temel sorunların hala tam anlamıyla çözülemediğine dikkat çekerek, yazın nüfus patlaması yaşanan ilçede ilk çözülmesi gereken sorunların da bunlar olduğunu kaydetti. Üniversite yıllarından beri çeşitli toplumsal hizmet projelerinin içinde yer aldığını, “nasıl üretilir, nasıl yönetilir, nasıl uygulanır” konusunda önemli tecrübeler edindiğini aktaran Hür, “Datça’nın yönetimi için ihtiyaç duyulan liyakat budur. İlk aşamada hayata geçirmeyi hedeflediğimiz 26 projemiz var. Enerji sorunlarını çözecek, çevre kirliliğini önleyecek, tarımı ve üretimi destekleyecek, turizmi geliştirecek ve destekleyecek projelerimizin yanında çocuklarımız, gençlerimiz ve yaşlılarımız için özel projelerimiz var. Örneğin neredeyse her ailede demans veya alzheimer hastası olan yaşlılarımız var. Hastalar ve yakınları için destek programları oluşturacağız. Özellikle kış aylarında gününü nasıl geçireceğini, renklendireceğini bilemeyen çocuklarımız, gençlerimiz için aktivite merkezleri, Spor kompleksi ve Sanat Merkezi kuracağız. Zor durumda olan sokak hayvanlarımız için 7/24 izlenebilen barınak ve rehabilitasyon merkezleri kuracağız. Yangın, sel, deprem gibi Datça’nın her an karşı karşıya kalabileceği olası tehlikeler için Afet Yönetimi Merkezi oluşturacağız. En temel sorunlarımızı hızla çözmeyi hedefliyoruz” dedi.
“KADIN ELİNİN DEĞECEĞİ BİR DATÇA DAHA CAZİP”
Hür, bir yarımada olan Datça’da hayatın her alanında kadınların çok aktif rol almasına karşın, CHP’nin tek kadın aday adayı olması ile ilgili olarak ise şunları kaydetti:
“Aslında tek kadın aday adayı olduğumu gördüğümde çok şaşırdım. Datça, güçlü, eğitimli, hayatın her alanında aktif rol alan kadınların yaşadığı bir coğrafya. Bu yüzden daha çok kadın adayımız olur sanıyordum. Umarım ileride, yönetime talip çok daha fazla kadınımız olur. Saha çalışmalarımızda aldığımız tepkiler çok olumlu. Sokak röportajları yapıyoruz. Sorulan sorulardan birisi de ‘Datça’yı kadın belediye başkanı yönetse nasıl olur’ Beni tanıyan ya da tanımayan herkesin cevabı olumlu ve destekleyici. Yerel yönetimlerde kadının varlığı daha çok güven aşılıyor. Kadın elinin değeceği bir Datça herkes için çok daha cazip, daha yaşanılabilir görünüyor. Topluma hizmet ve güven söz konusu olduğunda tercih kadın adaydan yana oluyor.”
]]>Bursa Ticaret Borsası bünyesinde çalışmalarını yürüten Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Bursa İl Kadın Girişimciler Kurulu, ilk toplantısını Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) ev sahipliğinde düzenledi. Toplantıya Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, Bursa Ticaret Borsası (Bursa TB) Yönetim Kurulu Üyesi Gökhan Onur, il-ilçe Kadın Girişimci Kurullarının temsilcileri, sıra sivil toplum kuruluşu temsilcileri ve kadın girişimciler katıldı.
“Kadın girişimcilerimizin ekonomiye katkısı göz kamaştırıcı”
Toplantının açılışında konuşan TOBB Bursa İl Kadın Girişimciler Kurulu Başkanı Sabriye Şen, Türkiye’de kadınların iş gücüne katılım oranının yüzde 30 ile ortalamanın altında olduğunu, Bursa’nın bu konuda yüzde 33,5 ile ülke ortalamasının üzerinde olsa da yeterli olmadığını belirtti. Girişimcilik ile ekonomik kalkınmanın önemine vurgu yapan Şen, “Girişimcilik, ekonomik kalkınmanın ve toplumsal ilerlemenin anahtarıdır. Türkiye ve dünya genelindeki verilere göre, kadın ve genç girişimcilerin ekonomiye katkıları göz kamaştırıcıdır. Bizler de TOBB Bursa Kadın Girişimciler Kurulu olarak, Bursa’nın ve Türkiye’nin kalkınmasının yanında adil ve sürdürülebilir bir gelecek inşa etmek için var gücümüzle çalışmaya devam edeceğiz” dedi.
“Eğitim ve inovasyonla yeni nesil girişimciler yetiştireceğiz”
Yeni dönemde hayata geçirilecek projeler ile kadınların ve gençlerin girişimcilik alanında daha fazla temsil edilmesini sağlamayı hedeflediklerini kaydeden Sabriye Şen, “Eğitim ve mentorluk programları, özellikle üniversitelerimiz olmak üzere ortaya koyacağımız yeni iş birlikleri ve yenilikçi projelerle, bu potansiyeli hep birlikte harekete geçireceğiz. Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılında, Türk kadınının gücüne, becerisine, zekasına yakışır bir şekilde çalışmak, üretmek ve ülkemizin kalkınma hamlesine destek olmak adına, Bursa Kadın Girişimciler Kurulu olarak daha fazla üretecek ve ülkemize genç ve dinamik kadın girişimciler kazandıracağız” diye konuştu.
“Kadınlarımızın güçlenmesi ekonomik hedeflerimizin anahtarı”
BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, TOBB Bursa Kadın Girişimciler Kurulu üyeleri ile bir arada olmaktan memnuniyet duyduğunu ifade etti. Cumhuriyetin ikinci yüzyılında Türkiye’nin hedeflerine ulaşabilmesinin yolunun kadınların ekonomik ve sosyal olarak güçlenmesinden geçtiğini ifade eden Başkan Burkay, “Güçlü, sürdürülebilir, dengeli ve kapsayıcı kalkınma için; kadının çalışma hayatında hak ettiği yeri alması, işgücüne aktif bir biçimde katılması ve üretimde söz sahibi olması anahtar bir role sahip” dedi.
“Kadın girişimcilerimizin her zaman yanındayız”
Türkiye’nin kadın erkek tüm bireylerin enerjisine, üretkenliğine ve deneyimine ihtiyacı olduğuna dikkati çeken Başkan Burkay, şu değerlendirmede bulundu:
“Ancak bugün yüzde 14 kadın girişimci oranı, yüzde 30 işgücüne katılım oranı, mevcut eğitim ve verimlilik düzeyi ile hedeflerimize ulaşmamız mümkün değil. 85 milyonluk bir ülkede 20 milyondan fazla kadınımızı evde oturtarak bir başarı hikayesi yazamayız. Refah seviyemizi yükseltmek ve güçlü bir geleceğe ulaşmak istiyorsak, girişimci ruhu yüksek ve cesur kadınlarımızın ekonomiye katkısını artırmak zorundayız. BTSO olarak kadınların ekonomideki yerlerinin güçlendirilmesi ve kadın girişimcilerimizin teşvik edilmesi öncelikli hedeflerimiz arasında yer alıyor. Yeni dönemde Bursa Ticaret Borsası koordinatörlüğünde çalışmalarını sürdürecek TOBB Bursa Kadın Girişimciler Kurulumuzun tüm projelerine destek vermeyi sürdüreceğiz. Kurulumuza çalışmalarında başarılar diliyorum.”
Bursa TB Yönetim Kurulu Üyesi Gökhan Onur da iş kadınlarının Bursa’nın ekonomik başarılarındaki kritik rolüne vurgu yaptı. Onur, “Bursa Ticaret Borsası olarak, Türkiye ekonomisinin göz bebeği Bursa’nın, bugüne kadarki başarılarında hiç şüphesiz ki iş kadınlarımızın payı büyüktür. Borsa olarak bizler de bugüne kadar yürüttüğümüz çalışmalarda girişimciliği ve kadınlarımızı odağına alan çok sayıda projeyi, başarılı bir şekilde hayata geçirdik. İnanıyorum ki, Kadın Girişimciler Kurulu olarak yeni dönemde Bursa’ya yeni kadın girişimciler kazandırmak adına yoğun çaba sarf edeceksiniz” diye konuştu.
“Bursa TB olarak kadınlarımıza desteğimiz sürecek”
Girişimciliğin ruhunda yenilik ve üretimin yattığını ifade eden Gökhan Onur, iş dünyasında hızlı değişimlere ayak uydurmanın, sürekli öğrenmenin gelişmenin önemine dikkat çekti. Girişimciliğin sadece ekonomik bir faaliyet olmadığını, aynı zamanda bir yaşam biçimi, tutku ve keşif yolculuğu olduğunu dile getiren Bursa TB Yönetim Kurulu Üyesi Gökhan Onur, “Bursa Ticaret Borsası olarak, iş kadınlarımızın her yanlarında olduğumuzu ve gerçekleştireceğiniz projelerde bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da destek sağlamaktan memnuniyet duyacağız. Kadın Girişimciler Kurulu İcra Komitesi Başkanı Sabriye Şen nezdinde, iş hayatında en büyük farkını; pes etmeden, sabırla, istikrarla, titizlikle yürüttüğü tüm çalışmalara yansıtan siz değerli iş kadınlarımıza yeni dönemde başarılar diliyorum” ifadelerini kullandı.
Yeni dönem yol haritası belirlendi
Açılış konuşmalarının ardından TOBB Bursa Kadın Girişimciler Kurulu üyeleri yeni dönem projelerine ilişkin fikir alışverişinde bulunarak, izleyecekleri yol haritasını belirledi. Kadın ve sürdürülebilirlik odaklı projelere ilişkin yapılan detaylı sunumların ardından çalışma grupları belirlenirken, ortak akıl toplantılarının devam edilmesine karar verildi. – BURSA
]]>Kadınlar 3. Ligi 2023-2024 sezonu 113 takımın katılımıyla 16 grup şeklinde 20-21 Ocak tarihinde oynanmaya başlayacak. Lig’de 8. grupta mücadele edecek olan Burdur Gençlik ve Spor Kulübü, Afyon Anadolu Gücü, Alanya Demirspor, Denizli Kaplanlar, Muğla Atletik Spor ve Ümit Karan Gençlik ve Spor Kulübü ile karşılaşacak. Antrenör Saliha Atay Topçu’nun çabalarıyla ve büyük zorluklarla kurulan Burdur Gençlik ve Spor kulübü yeni kurulan bir takım olmasına rağmen ligde iyi yerlere geleceği konusunda emin adımlarla çalışmalarını sürdürüyor. En küçüğü 15 en büyüğü 21 yaşındaki genç sporculardan oluşan takım Burdur Gazi Atatürk Stadı’nda antrenör Saliha Atay Topçu ve Altan Zengin tarafından maçlara hazırlanıyor. Farklı branşlarda Türk kadınının elde ettiği başarılarla ön plana çıktığı 2023 yılında kurulan Burdur Gençlik ve Spor Kadın Futbol Kulübü’nün sporcuları büyük başarılar elde ederek hem ailelerini gururlandırmak isterken hem de futbolun bir erkek sporu olduğunu söyleyenlere gereken cevabı vermek istiyorlar. Bir yıl önce 1 topla başladıkları antrenmanları şimdi Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü, Amatör Spor Kulüpleri Federasyonu ve bireysel sponsorların desteğiyle profesyonel şekilde sürdüren Burdur Gençlik ve Spor Kadın Futbol Kulübü çıktıkları bu yolda Burdurlu sporseverlerin ve Burdur halkının büyük desteklerini bekliyorlar.
“Gruptan çıkacağımızı düşünüyoruz”
Takımın en küçüğü olan 8. sınıf öğrencisi Elif Şanal, Burdur’u kadınlar olarak ileriye taşımak istediklerini ve toplumda ki ötekileştirmelere gereken cevabı vereceklerini ifade ettiği konuşmasında, “Benim dedem gençken futbolcuydu. Onun hikayeleri ile büyüdüm ve küçükken bana hep futbol oynatırdı. Kendimi bildim bileli futbol oynuyorum. Küçüklükten beri futbol oynadığım için dedemi gururlandırmak istedim. Futbol oynarken çözülmez sandığım ne kadar sıkıntım varsa sahaya çıktığım zaman aklıma bile gelmiyor. Kendimi bu şekilde rahatlatıyorum. Babam futbol oynamamı asla istemiyordu. “Kızlar futbol mu oynar, sen erkekler içinde oynayacaksın hep” gibi şeyler söylüyordu ama annem ve diğer aile üyelerim beni çok destekliyordu. Onları gururlandırmak için çok çalışıyorum. 3. Lig’de gruplarımız belli oldu. Heyecanlıyız. Takım olarak hazırız aslında, gruptan çıkacağımızı düşünüyoruz. Kadınlar bence futbol oynamalı kadın futbol oynayamaz diye bir şey yok. Erkeklerin yaptığı ne varsa kadınlar da yapabilir bence. Kadın bunu yapamaz tarzında ötekileştirmek çok saçma, erkekler ne yapıyorsa kadınlar da yapabilir ki bence bizde gayet güzel futbol oynuyoruz. Burdur’u kadınlar olarak temsil etmek ve ileri taşımayı çok istiyoruz. Benim hayalim vatanıma milletime iyi bir sporcu olmak ve Beşiktaş’ın kadın futbol takımında oynamak” şeklinde konuştu.
Eda Yılmaz: “Başarıya hevesli arkadaşlarımız için herkesten destek bekliyoruz”
Takımın yeni transferi olan ve Burdur’un ilk kadın futbol takımı olarak açılan ancak maddi yetersizlik nedeniyle kapatılan takımın kaptanı olan Eda Yılmaz (23) kendi yaşadıkları sıkıntıları arkadaşlarının yaşamaması için desteğe ihtiyaçlarının olduğunu ifade ederek; “Futbola başladığımda 16-17 yaşlarındaydım. Erkeklerle futbol oynarken beden eğitimi öğretmenimiz yanımıza geldi. Futsal takımına katılmak isteyip istemediğimi sordu. Bende olabileceğini dile getirdim. O şekilde futsala başladım. Futsalda il dışında maçlara gittik. Daha sonra futsalda 3. Ligde görev yapan bir hocamız beni davet etti bende futbol kariyerime orada devam ettim. Daha sonra futbolu bırakıp antrenörlük yaptım. Şimdi ise tekrar Burdur’da kadın futbol takımı kuruldu ve 3. Lig’de yer aldı. Bende buraya transfer oldum. Ailem ve nişanlım futbol oynamamı destekliyorlar. Geçmişte Burdur’da yine 3. Lig’de yer alan Yeni Burdurspor kadın futbol takımı kurulmuştu. O takımda da kaptan olarak yer alıp sağ kanat olarak oynadım. 2 yıl boyunca orada oynadıktan sonra takım maddi yetersizliklerden dolayı kapandı. Şimdi bu takım için destek bekliyoruz. Bizim o zaman yaşadığımız sıkıntılarda olduğu gibi hevesli arkadaşlarımızın bu emeği boşa gitmesin. Takımımız güçlü, gayet iyi durumda. O yüzden en kötü grupta ilk 2’ye girmeyi hedefliyoruz” diye konuştu.
“Köyde algı, baskı şehirdeki hayattan daha farklı”
Futbol ile köyde erkeklerin arasında tanıştığını ve köydeki ön yargıları kırıp bu noktaya geldiğini söyleyen bir başka futbolcu Şevval İleri ise; “Futbolu küçüklüğümden beri oynuyorum ama profesyonel olarak 6- 7 senedir oynuyorum. Burdur’umuzda önceden bir 3. Lig kadın Futbol takımı vardı. 2 yıl kadar sürdü daha sonra bu takımımız kapandı. Daha sonra yeni bir takım kurmak için çabalayan, uğraşan hocalar göremedik. veya maddi anlamda bir destek bulamadık. Biz kızlar olarak toplandık ve Saliha hocamız ile birlikte bu yola çıktık. Şimdi bu yolda çok iyi yerlere geldik. Şu an 3. Lig’de takımımızla beraber sahaya çıkacağız. Küçükken erkeklerle birlikte futbol oynuyordum. Köyde algı, baskı şehirdeki hayattan daha farklı. “Kadınlar futbol oynayamaz, futbol erkek işi, futbol kadına yakışmaz, kadın şöyle kadın böyle” tarzında konuşmalar çok oluyordu. O yüzden çoğunlukla takım arkadaşlarım erkeklerden oluşuyordu. Bu beni hiçbir zaman üzmedi. Belki küçükken kızlarla oynasam şu anda daha farklı olabilirdi. Erkeklerle oynamam beni hiçbir zamana rencide etmedi veya hayatımda belli bir noktada etkilemedi. Ama ne olursa olsun futbolu bırakmadım. Toplumun ne olursa olsun algısına veya baskısına boyun eğmedim. Ailemin ve buradaki hocalarımızın sayesinde sahalara çıkmaya devam ettim. Hepsine ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Bu kurulan takımımızın da tekrar kapanmaması için destek bekliyoruz.” açıklamasında bulundu.
“Kadın nerde istiyorsa nerede iyiyse orda olsun”
Bireysel antrenman yaptığı esnada tesadüfen karşılaştığı sporcuları görüp azimlerinden etkilenerek takımın kurulması için bir yıl boyunca kapı kapı dolaşarak takımın kurulmasına öncülük eden antrenör Saliha Atay Topçu ise şu ifadelere yer verdi:
“Geçen yıl stadyuma antrenman yapmak amacıyla geliyordum. Yaptığım antrenmanlarda 2-3 öğrencimle karşılaştım futbol oynayan. Hangi kulüpte oynadıklarını sorduğumda kulüplerinin olmadığını dile getirdiler. Daha önce bir kulüp olmuş ama maddi yetersizlikten dolayı kapatılmış. Ben de bir kulüp kurmak istedim. Kızlara var mısınız? Diye sorduğumda çok istediklerini söylediler. Böyle bir yola çıktık. Bir hafta içinde 37 öğrencim olmuştu. Fakat bu 37 öğrenci ile bir yıl boyunca çok gezdik biz sponsor bulabilmek için, birilerinin bize sahip çıkmaları için. Maalesef olmadı. Ama biz pes etmedik. Buralara kadar geldik. Daha yeni yeni sponsorlar bulmaya çalışıyoruz. Halen de bir şeyler yok ama verilen sözlerin yerine getirilmesini istiyoruz. Çok kişiden söz aldık umarım onları sözlerini yerine getirir ve çok güzel yerlere geliriz. Fikstürde 8’inci grupta yer alıyoruz. Gideceğimiz yerler saatlik, günü birlik gelebileceğimiz yerler. Bütün takımlara başarılar diliyorum. Biz daha yeniyiz. Karşı takımlarda daha tecrübeli oyuncular olabilir ama biz de kendimize güveniyoruz. Tüm futbolcu kadınlarımızı sahaya davet etmek istiyorum. Onları sahada görmekten mutluluk duyuyorum. Bu sadece Burdur için değil her yerde kadının yeri olması gereken yerdir. Zorla bir şeyler yapılmasın. Kadın nerde istiyorsa nerede iyiyse orda olsun.” – BURDUR
]]>Kılıç, AA Spor Sohbetleri’ne konuk olarak, Türk hentbolunun 2023 yılını ve gelecek hedeflerini değerlendirdi.
Başkan Kılıç, 2024 yılının çalışmalarını yaptıklarını belirtirken, “2023 bizim açımızdan çok verimli ve yoğun geçti.” dedi.
Geçen yıl 17 Yaş Altı Kız Milli Hentbol Takımı’nın B Klasman Avrupa Şampiyonası’nda gümüş madalya kazanarak A klasmanına yükseldiğini hatırlatan Kılıç, “Kızlarımızın bu başarısı, beklentilerimizden önce gerçekleşti. Özellikle kadınlarla ilgili çalışmalarımızla öne çıktığımızı görüyorum. Bildiğim kadarıyla kadın kurulu olan ilk federasyonuz. Çünkü kadınların erkeklerle eşit sayılarda temsil edilmesinin spor federasyonları için önemli olduğunu düşünüyorum. Bizde sporcu sayısı ve takım sayısı olarak baktığınızda bu eşitlik çok yakın.” diye konuştu.
Kılıç, milli takımların hedefine ilişkin, “Hem kadın hem erkek A milli takımlar düzeyinde bugüne kadar Avrupa ve Dünya Şampiyonası finallerinde yarışamadığımız için başarılı olamadık ama o yoldayız. Özellikle A Milli Kadın Takımı şu an Avrupa Şampiyonası grup elemeleri oynuyor. Belki de tarihimizde ilk defa şampiyona finallerine bu kadar yakınız.” şeklinde konuştu.
A Milli Kadın Takımı’nın şubat ayının sonu ve mart ayı başında önce deplasmanda sonra Ankara’da Bulgaristan ile iki maç yapacağını aktaran Kılıç, “Bu iki maçı alırsak Avrupa Şampiyonası finaline gitme yolunda çok büyük bir avantaj elde edeceğiz. İnşallah bir tarih yazacağız ve bu tarih devam edecek. Hem erkeklerde hem kadınlarda sürekli olarak finallerde olmalıyız. Daha sonra madalya kovalamalıyız. Türkiye için en nihai hedef olimpiyatlarda yarışan bir hentbol olmalı.” ifadelerini kullandı.
“EHF Kadınlar Avrupa Kupası’nda tekrar bir başarı kazanılabilir”
Kulüplerde Konyaaltı Belediyespor Kadın Takımı’nın hentbol tarihinde ilk kez EHF Avrupa Kupası’nı kazandığının hatırlatılması üzerine de Kılıç, şöyle konuştu:
“Konyaaltı Belediyespor, maç da kaybetti ama hiç yılmadı, sonuna kadar mücadele etti. Meşakkatli bir yoldan geçerek bu kupayı kazandı. O yüzden Konyaaltı Belediyespor bir ilki gerçekleştirdiği için hentbola farklı bir ivme kazandırdı. Diğer takımlarımızın da bu hedefleri başarabilme tutkusu ve çalışması içerisinde olabileceğini gösterdi. Bu başarı EHF tarafından da çok ses getirdi. İnşallah diğer takımlarımız da bu yolda ilerleyecek. Keza şu an aynı kupada son 16 turunda Armada Praxis Y?lık?v?kspor ile Yenimahalle Belediyespor eşleşti ve birisi çeyrek finalde devam edecek. EHF Kadınlar Avrupa Kupası’nda tekrar bir başarı kazanılabilir.”
EHF Avrupa Kupası’nda erkeklerde de şuan Beşiktaş Safi Çimento’nun son 16 turuna kaldığını aktaran Kılıç, “Hedefleri finale çıkmak. Konyaaltı Belediyespor’un elde ettiği başarıyı devam ettireceklerini düşünüyoruz. Bu inşallah milli takımlara da sirayet edecek. Federasyon olarak en büyük hedefimiz A milli takımlar ile Avrupa ve dünya şampiyonalarında madalya peşinde koşmak.” açıklamasını yaptı.
Alt yapıya çok yatırım yaptıklarını belirten Kılıç, “Şu anki kulüplerimize hentbola katkılarından dolayı teşekkür ediyoruz ama daha fazla kurumsal ve camia kulüplerine ihtiyacımız var. Öncelikle Fenerbahçe, Galatasaray ve Trabzonspor olmak üzere bütün camia kulüplerinden hentbola yatırım yapmalarını bekliyoruz. Yanı sıra diğer branşlarda olduğu gibi hentbolun ilk kurulduğu yıllarda da var olan Halkbank gibi kurumsal takımların hentbola yatırım yapması gerekiyor.” ifadelerini kullandı.
A Milli Erkek Hentbol Takımı’nın yeni antrenörüne ilişkin de Kılıç, şu bilgiyi verdi:
“Sahadan gelen bir başkanım. Hiçbir zaman sonuçların günlük alınamayacağını bilen, uzun yıllara dayanan çalışmaların gerektiğine inanan bir spor insanıyım. Karşılıklı anlaşarak ayrıldığımız Okan Halay hocama teşekkür etmek istiyorum. Milli takıma çok emek verdi. Bazen değişiklikler yapmanız gerekiyor. Hentbol milli takımı önemli bir aşama kaydetti. Şimdi İspanyol bir antrenörle devam edeceğiz. Uzun soluklu bir proje içerisinde olmasını istiyoruz. Önemli deneyimleri olan bu İspanyol antrenörle milli takımlarımızın başarılarının arzu ettiğimiz seviyeye taşınabileceğine inanıyoruz. Türk hentbolu için önemli bir transfer olacak.”
“Sporcu sayımızı 2,5 kat artırarak 19 bin 100’e çıkarttık”
Geçmişten günümüze erkek hentbolunun Avrupa’da biraz daha önde olduğunu dile getiren Kılıç, “Ancak çok hızla koşan bir kadın hentbolu var. Türkiye’de de kadın hentbolu biraz erkek hentbolunun önüne geçmek üzere. Sporcu sayılarında da buna benzer şeyler yaşanıyor.” açıklamasında bulundu.
EHF ile bir projes yaptıklarını anlatan Kılıç, “Bu projeyle şu an 8-9 yaşlarında 2 bin 517 çocuğu hentbola başlattık. Bunların bin 400’ü kız öğrencilerden oluşuyor. Biz göreve geldiğimizde 7 bin 800 olan sporcu sayımızı 2,5 kat artırarak 19 bin 100’e çıkarttık. Kulüp sayımızda da artış oldu. Okullarda hentbol oynayan çocuklarla birlikte yaklaşık 50 bin kişi şu an aktif hentbolla ilgileniyor. İnşallah bu sayıyı yakın zamanda 100 bine çıkartarak, master projesiyle hentbolu tabana yaymaya çalışacağız.” şeklinde konuştu.
“(Kral Şakir) projesi hentbol için çok değerli”
Hentbol için çizgi film karakteri “Kral Şakir” üzerinden hayata geçirdikleri projeyle ilgili konuşan Kılıç, “Kral Şakir projesi hentbol için çok değerli. Özellikle 6-11 yaş arasındaki kız ve erkek çocukları için çok yüksek düzeyde reytinge sahip. Tabii Kral Şakir’in çizeri Varol Yaşaroğlu, hentbol için bize çok destek oldu. İlk önce bir çizgi film projesi ortaya koyduk, bu çizgi film projesi giderek büyüyecek.” dedi.
Hentbol akademilerini de “Kral Şakir Hentbol Akademileri” olarak hayata geçireceklerini ifade eden Kılıç, “Okullarda, ‘Kral Şakir ile hentbol oynuyoruz’ adı altında, çocukların bu branşı sevmesini sağlayacak projeler içerisindeyiz. Geri dönüşlerden çok memnunuz. Devam filmleri çekimleri konusunda bir anlaşmaya vardık. Hentbol ürünleri de çıkartacağız ve 10 binlerin hentbolun içine girmesi için bir fırsat olacak.” diye konuştu.
Avrupa’da hentbolun bambaşka bir yerde olduğuna işaret eden Kılıç, “Avrupa’daki rakipleriyle Türk hentbolcuların yarışma koşullarının eşitlenmesi, sporcu gelirlerinin artırılması gerekiyor. Bunun için sponsorluk çalışmalarımız var. Kulüplere destek olmaya çalışıyoruz ama camia kulüplerinin hentbol yatırımları yapması önümüzü açacak ve hedeflediğimiz yolu kolaylaştıracak hamleler olacaktır.” yorumunda bulundu.
Depremzede çocuklara hentbol ile destek olundu
Depremzedeler için Kızılay ile birlikte çalışmalar yürüttüklerini dile getiren Başkan Kılıç, şunları kaydetti:
“Depremde çok acı kayıplarımız oldu. A Milli Erkek Takımı kaptanımız Cemal Kütahya’yı kaybettik. Gönüllülerimizle birlikte ilk önce çadır kentlere, sonra konteyner kentlere sporcularımızı gönderip, oradaki çocuklara hentbol oynatıyoruz. EHF de bu projenin içinde olmak istedi. Yine Heybeliada’da Kızılay’ın kamp merkezinde kızlara yönelik tematik hentbol kampı yaptık. Eskişehir’de down sendromlu çocuklarımıza hentbol oynatıyoruz. Hentbol olarak sahanın dışında da var olarak iletişimimize güçlü bir şekilde devam ediyoruz.”
Gelecek adına önemli planları olduğunu vurgulayan Kılıç, “Sporcularımız hentbolu hayatlarının merkezine alacaklar, yılmadan çalışacaklar. Hedefe hep birlikte gideceğiz ve Türk bayrağını olimpiyatlarda dalgalandıracağız inşallah.” diyerek sözlerini tamamladı.
]]>SİVAS Cumhuriyet Üniversitesi’nden (SCÜ) Doç. Dr. Funda Evcili, kadın ve kız çocuklarının özellikle sosyal medyada çevrim içi şiddete maruz kaldığını söyledi. Doç. Dr. Evcili, ‘ısrarlı takip’e dikkati çekerek, “Kadınlar ve genç kızlar, önemli risk grubundalar. Çevrim içi sömürü, taciz, takip ve pornografi gibi çeşitli içerikler üretilerek yapılan şiddetlerden bahsetmek mümkün. Dünyada ve Türkiye’de, kadınların erkeklere oranla bu şiddetlere maruz kalması 27 kat daha fazladır. Türkiye’de kadınların yüzde 46’sı ise ısrarlı çevrim içi takibe maruz kalıyor. Kadınlar açısından travmatize edici olabiliyor” dedi.
SCÜ Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu, Sağlık Programları Bölümü Kadın Hastalıkları Öğretim Üyesi Doç. Dr. Funda Evcili, son 3 yılda Toplumsal Bilgi ve İletişim Derneği ile Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu (UNFPA) tarafından toplumsal farkındalığı artırmak için başlatılan ‘Dijital Şiddet ile Mücadele’ projesi kapsamında çevrim içi şiddetin kadın ve erkekler üzerindeki etkisi hakkında açıklamalarda bulundu. Doç. Dr. Funda Evcili, kadın ve kız çocuklarının özellikle sosyal medyada çevrim içi şiddete maruz kaldığını söyledi. Proje kapsamında yapılan araştırmalar sonucunda çevrim içi şiddetin en önemli türlerinden birinin ‘ısrarlı takip’ olduğunu belirten Doç. Dr. Evcili, “Özellikle çevrim içi şiddet açısından değerlendirdiğimizde, kadınlar ve genç kızlar önemli bir risk grubundalar. Şiddet türlerine baktığımız zaman, çevrim içi ısrarlı takip, sömürü, taciz ya da deepfake pornografi gibi çeşitli içerikler üretilerek kadınları ve genç kızları hedef alan pek çok şiddet olgusundan bahsetmek mümkündür. Dünya genelinde ve Türkiye’de özellikle kadınların çevrim içi şiddete uğrama potansiyelleri erkeklerden daha yüksek. Dünyada ve Türkiye’de kadınların erkeklere oranla bu şiddetlere maruz kalması 27 kat daha fazladır. Türkiye’de ise kadınların ağırlıklı olarak her 2 kadından 1’inin çevrim içi platformlar üzerinden tehdit, taciz ve herhangi bir nefret içerikli söylemle yüz yüze kalma ihtimalleri olduğu ifade ediliyor” ifadelerini kullandı. Doç. Dr. Evcili, “Buna ek olarak kadınların yüzde 46’sı ise ısrarlı çevrim içi takibe maruz kalıyor. Israrlı çevrim içi takipten kastettiğim şey günümüzde popüler ifade olarak ‘stalklama’ ifadesi kullanılıyor. Bu ısrarlı takibi yapan kişilere de ‘stalker’ adı veriliyor. Stalkerler ya da işte çevrim içi ortamlarda ısrarlı takip yapanların genel anlamda elde ettikleri bilgileri, görselleri ya da kadını huzursuz edebilecek her türlü içeriği onun güvenliğini tehdit edecek, güvenlik hissini zayıflatacak şekilde uygulamaya sunması üzerine temellenen bir şiddet türü olduğunu söyleyebiliriz” diye konuştu.
‘İNTİHARLA SONUÇLANABİLİR’
Çevrim içi şiddetin kadınlar üzerindeki etkisinden de bahseden Doç. Dr. Evcili, “Çevrim içi şiddet olgusuna maruz kalmak, kadınlar için oldukça travmatize edici olabiliyor. Özellikle kadınların mevcut durumdan utanması, sosyal anlamda kendini izole etmesi duygu durumunda birtakım bozukluklar, fiziksel semptomlar gösterme ihtimalleri yüksek. Tabii yaşanılan şiddetin türüne ve boyutuna göre mevcut durumun daha komplike hale geldiğini söyleyebiliriz. Olguların intiharla sonuçlanma ihtimalinin de olduğundan bahsetmek mümkün” dedi.
‘GÜVENLİK ÖNLEMLERİ’
Çevrim içi şiddetin kadınlar üzerindeki en olumsuz etkisi, kadınların çevrim içi platformlardan kendilerini geri çekmeleri olduğunu söyleyen Doç. Dr. Evcili, şöyle konuştu:
“Çünkü her ne kadar biz internet kullanımını ve çevrim içi platformları sanki sadece haberleşme amaçlı kullansak da aslında dijital mecralar insan hayatına oldukça önemli katkılar sağlıyor. Küreselleşme, bilgiye ulaşma, yaratıcılığın teşvik edilmesi, istihdam olanaklarından yararlanma ya da sanat ve kültürel faaliyetlerde bulunup bunu başka insanlarla paylaşmayı da sağlayan platformlar. Bu nedenle kadının çevrim içi platformlardan yaşadığı şiddet nedeniyle kendini geri çekmesi bu fırsatların da kaçırılması anlamına geliyor. Bu nedenle kadınların özellikle çevrim içi platformlarda şiddet olgusundan kaçınmak adına öncelikle güvenlik önlemlerini alması gerekiyor. Gerektiği durumlarda yasal bildirimde bulunmaktan kaçınmaması ve mevcut yaşanılan şiddet olgusundan da birincil derecede kendilerini suçlu tutmaması çok önemli.”
]]>Toplumun dijitalleşmesine katkıda bulunmak, kadınların gelişimini desteklemek ve iş gücüne katılımını artırmak amacıyla hayata geçirilen “Dijital Benim İşim” Projesi üçüncü yılını tamamladı. Milli Eğitim Bakanlığı Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü ve Türkiye Vodafone Vakfı iş birliğiyle hayata geçirilen projede bugüne kadar 20 ilde 15 bini aşkın kadın kursiyere dijital okuryazarlık ve dijital pazarlama eğitimleri verildi. Projenin sosyal etkisini ölçmek üzere hazırlanan raporun ikincisine göre, bu eğitimlerle 21 milyon TL’yi aşkın sosyal değer elde edilirken, proje için yapılan her 1 TL’lik yatırım bir önceki döneme kıyasla yaklaşık 2 katına çıkarak 9 TL’nin üzerinde sosyal getiri sağladı. Bu değerin yüzde 33’ü dijital okuryazarlık, yüzde 67’si dijital pazarlama kursiyerlerinde oluşturulan değişimden kaynaklandı.
Milli Eğitim Bakanlığı Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürü Cengiz Mete, şöyle konuştu: “Genel Müdürlüğümüz, hayat boyu öğrenme kapsamında “hayata mutlu bireyler hazırlamak için her zaman, her yerde, herkese eğitim” anlayışıyla, çağımızın gereklilikleri doğrultusunda bireylerin eğitim, sosyal, kültürel, ekonomik vb. alanlarda kişisel ve mesleki bilgi, davranış, tutum, yeterlilik ve becerilerinin gelişimlerine katkı sağlayarak ulusal ve kişisel ölçekli değişim ve gelişim sürecine uyum sağlamalarını amaçlamaktadır. Bünyemizde Türkiye genelinde faaliyet gösteren 1000 halk eğitimi merkezi ve 31 olgunlaşma enstitüsünde 3 bin 771 adet yaygın eğitim kurs programıyla örgün eğitimin içinde veya dışında kalan bireylere yönelik açılan genel, mesleki ve teknik alanlardaki kurslar ve diğer faaliyetlerle hayat boyu öğrenme çalışmaları gerçekleştiriyoruz. Ayrıca sosyal ortaklarımızla, kursiyerlerimizin mesleki, sosyal, kültürel olarak geliştirilmesi amacıyla çeşitli projeler yürütüyoruz. Türkiye Vodafone Vakfı iş birliğiyle hayata geçirdiğimiz Dijital Benim İşim Projesi de dijital dünyanın gücünü, kadınların potansiyeliyle buluşturmak üzere kamu ve özel sektör birlikteliğinin başarılı örneklerinden biridir. Proje kapsamında on binlerce kadının teknoloji alanında farkındalığının, bilgi ve becerilerinin artırmasının mutluluğunu yaşıyoruz. Bu faydanın kadınların özgüvenine, motivasyonuna da yansıdığını görmek hepimiz için çok kıymetli.”
Türkiye Vodafone Vakfı Başkanı Hasan Süel ise şunları söyledi: “Amaç odaklı bir şirket olarak, dijital geleceğin toplumdaki her kesimi kapsaması için çalışıyoruz. ‘Dijital Benim İşim’ de bu vizyonla hayata geçirdiğimiz bir proje. Temel amacımız, kadınları dijital dünyayla tanıştırarak onlara dijital okuryazarlık becerileri kazandırmak, kadınların sosyal hayatta güçlenmelerini sağlamak ve onları potansiyel dijital iş olanaklarıyla buluşturmak. Bu projeyle bugüne kadar 20 ilde 15 bini aşkın kadına dijital okuryazarlık ve dijital pazarlama eğitimleri verdik. Projemizin etkisini de düzenli olarak ölçümlüyoruz. İkinci sosyal etki raporumuza göre, projemiz kadınların yalnızca dijital bilgi ve becerilerini artırmıyor, aynı zamanda özgüven ve motivasyonlarının artmasında, dijital dünyanın önemine dair farkındalık kazanmalarında ve destekleyici ilişkiler geliştirmelerinde önemli rol oynuyor. Diğer yandan, projeye yaptığımız her 1 TL’lik yatırımın geçen döneme kıyasla yaklaşık 2 katına çıkarak 9 TL’nin üzerinde değer oluşturduğunu gördük. ‘Dijital Benim İşim’ Projesi’ni deprem bölgesine de taşıdık. Bu doğrultuda Kahramanmaraş, Hatay ve Adıyaman’da toplam 15 eğitim konteyneri kurduk. Eğitim konteynerlerimizde, kadın kursiyerlerimiz geleneksel el sanatları kurslarına katılıyor ve el emeği ürünler üretiyor. Aynı zamanda, bölge özelinde geliştirdiğimiz ‘Dijital Dünyaya Giriş’ eğitimleriyle kadınların dijital becerilerini geliştirmelerine ve ürettikleri geleneksel ürünleri dijital kanallarda satmalarına destek oluyoruz. Türkiye Vodafone Vakfı olarak, kadınların yanında durmaya devam edeceğiz.”
Dijital okuryazarlık bilgi ve becerisinde yüzde 50 artış
“Dijital Benim İşim Projesi Sosyal Etki Analizi”nde 2022 Nisan – 2023 Mart arasında gerçekleştirilen dijital okuryazarlık ve dijital pazarlama eğitimleri ile eğitimler sonunda düzenlenen Sosyal Medya Kampanya Yarışması kapsamında oluşturulan sosyal etki değerlendirildi. Buna göre, “Dijital Benim İşim” Projesi kapsamında dijital okuryazarlık katılımcılarındaki en büyük değişim yaklaşık yüzde 50 ile bilgi ve becerilerindeki artış olurken, en yüksek ikinci değişim alanı ise yüzde 28,5 ile özgüven ve motivasyondaki artış oldu. Eğitmenler de dijital okuryazarlık kursiyerlerindeki en büyük değişimin yüzde 65 ile özgüven ve motivasyon başlığı altında yaşandığını belirtti. Bu kursiyerlerin yüzde 70’e yakını bilgisayar ve internet konusunda yeni şeyler öğrenme isteğinin arttığını, yüzde 50’sinden fazlası ise güvenli internet kullanımı konusunda daha fazla bilgi sahibi olduğunu söyledi. Diğer yandan, eğitimlerden sonra dijital okuryazarlık katılımcılarının yüzde 60’ının özgeçmişini güncellediği ve yüzde 35’inin yeni bir iş baktığı görüldü.
Dijital pazarlama bilgi ve becerilerinde yüzde 43 artış
“Dijital Benim İşim” Projesi’nde dijital pazarlama kursiyerlerinin gözünden kendilerindeki en büyük değişim yüzde 43 oranında dijital pazarlama konusundaki bilgi ve becerilerindeki artış olurken, ikinci en yüksek değişim yüzde 31 ile motivasyon alanında oldu. Eğitmenler de dijital pazarlama kursiyerlerindeki en büyük değişimin yüzde 83 ile motivasyon ve yüzde 82 ile özgüven alanlarında yaşandığını belirtti. Dijital pazarlama kursiyerlerinin yüzde 62’sinin eğitimlerden sonra özgeçmişini güncellediği, yüzde 47’sinin yeni bir iş baktığı, iş baktığını belirten katılımcıların yüzde 10’unun yeni bir işte çalışmaya başladığı görüldü. Dijital pazarlama kursiyerlerinin yüzde 20’si eğitimlerden sonra girişimde bulunduğunu da belirtti. Bu katılımcıların yüzde 41’i satış yapmak üzere profesyonel hesap oluşturduğunu ve satış yapmaya başladığını, yüzde 33’ü sosyal medya hesabı açtığını, yüzde 11’i YouTube kanalı açtığını, yüzde 4’ü ise web sitesi kurduğunu paylaştı. Katılımcıların yüzde 11’i ise çalıştıkları işte daha verimli hale geldiğini ve dijital pazarlamayla ilgili iş alanlarına girdiğini aktardı.
Dijital pazarlama kursiyerlerinin yarısından fazlası kendi iş alanını oluşturmak için kursa katıldığını belirtirken, çalıştığı iş sebebiyle dijital pazarlama yetkinliğini geliştirmek için katılanlar geçen döneme oranla neredeyse 2 katına çıktı. Bu kursiyerlerin yüzde 54,75’i dijital pazarlamaya dair sahip olduğu bilginin arttığını, yüzde 52,82’si kendine yeni bir iş alanı oluşturma ya da sahip olduğu işi büyütme motivasyonunun güçlendiğini, yüzde 51,29’u dijital platformlarda farklı kitlelere ulaşma ve etkileşime geçme becerisinin geliştiğini belirtti.
Eğitmenler için önemli deneyim
Projenin eğitmenler üzerinde de etkisi oldu. Buna göre, dijital pazarlama eğitmenlerinde en yüksek değişim yüzde 32 ile bilgi, beceri ve yetkinlik gelişimi başlığında gerçekleşti. Dijital okuryazarlık eğitmenlerinde ise en yüksek değişim yüzde 6,6 ile iletişim becerileri ve sosyalleşme alanında oldu.
Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’na katkı
Proje, Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’na sağladığı katkıyla da öne çıkıyor. “Dijital Benim İşim”, doğrudan kadın kursiyerleri hedef grup olarak belirleyen, kadınların güçlenmesini ve ekonomik hayata katılımlarını artırmayı amaçlayan bir proje olduğundan, Toplumsal Cinsiyet Eşitliği (Amaç 5) ve Eşitsizliklerin Azaltılması (Amaç 10) hedeflerini doğrudan destekliyor. Proje ayrıca, kadınlara eğitim ve istihdam fırsatları oluşturarak uzun vadede yoksulluğun sonlandırılmasına (Amaç 1), kadınlara nitelikli beceriler kazandırma ve kapsayıcı öğrenme fırsatları sunması ile birlikte nitelikli eğitmen yetiştirilmesini de desteklemesiyle Nitelikli Eğitim’e (Amaç 4), istihdam, gelir artışı ve girişimcilik becerileri kazandırmasıyla İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme’ye (Amaç 8) ve son olarak Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü ve Türkiye Vodafone Vakfı işbirliğinden güç alması nedeniyle Amaçlar İçin Ortaklıklar (Amaç 17) hedeflerine katkıda bulunuyor.
Yatırımın Sosyal Getirisi (SROI) metodolojisi kullanıldı
“Dijital Benim İşim Projesi Sosyal Etki Analizi” kapsamında uygulanan Yatırımın Sosyal Getirisi (SROI) metodolojisi, sosyal temelli projelerin oluşturduğu sosyal değerin hesaplanması için kullanılıyor. SROI yolu ile değişim, bu değişimi yaşayan ya da ona etki eden paydaşları kapsayacak şekilde hesaplanıyor. SROI analizinde, saha çalışmaları yolu ile paydaşlar üzerinde oluşturulan sosyal değişimi anlamak hedefleniyor ve bu değişimin, finansal değerler kullanılarak yansıtılması yolu ile değişimin hikayesi anlatılmaya çalışılıyor. Bu sayede, sosyal kazanım ve maliyetleri yansıtacak bir oranın hesaplanması mümkün oluyor. Buna göre, 2: 1 oranında bir etki, 1 birimlik yatırımın 2 birimlik sosyal değer oluşturabildiğini dile getiriyor. – İSTANBUL
]]>Toplamda 337 bin kadının bilinçlendirilmesinin hedeflendiği Eskişehir Kadın Sağlığı Eğitim Projesi’ne Eskişehir Valisi Hüseyin Aksoy’un eşi Hülya Aksoy öncü oldu. 2023 yılının ekim ayında başlatılan proje çerçevesinde kadınları ilgilendiren meme kanseri, benzeri hastalıklar ve kadına şiddet gibi önemli konularda bilgilendirmeler yapılıyor. İl merkezindeki ve ilçelerdeki kadınlara yönelik yürütülen çalışmalar kadın vatandaşlardan yoğun ilgi görürken, olumlu geri dönüşler alındı. Gerçekleştirilen programların farkındalığı arttırmak konusunda çok verimli olduğunu düşünen Eskişehirli kadınlar, bu tarz projelerin devam etmesini istedi.
“Amacımız farkındalık oluşturmak”
Vali Hüseyin Aksoy’un eşi Hülya Aksoy, Eskişehir Kadın Sağlığı Eğitim Projesi’ne benzer çalışmaların daha önce 6 ilde daha gerçekleştirildiğini söyledi. 2023 yılının ekim ayında Eskişehir’de başlanılan proje çerçevesinde 337 bin kadına ulaşmayı hedeflediklerini ifade eden Aksoy, “Projenin içeriğinde kadını ilgilendiren, özellikle meme kanseri ve benzeri hastalıklar bulunuyor. Aynı zamanda kadına şiddet gibi topluma yönelik bazı konularda bilgilendirmeler yapıyoruz. Amacımız farkındalık oluşturmak. Burada bir kadına bile dokunabiliyorsak, bir kadını bile kendini kontrol ettirmesi için tetikleyebiliyorsak projemiz amacına ulaşmıştır diye düşünüyorum. Bu yaptığımız bu proje ile daha önceki görevi yaptığımız yerlerde de pek çok kadının farkında olmadıklarını, bu sayede doktora gittiklerini ve olumlu ya da olumsuz sonuçlarla karşılaştıklarını gördük. Geri bildirimler aldık. Onlar için böyle bir programın burada ve diğer ilçelerde yapılmış olmasından duydukları memnuniyeti dile getiriyorlar. Projemiz devam edecek. İl merkezinde ve ilçelerde 337 bin kadına ulaşana kadar 2 yıl gibi bir süreç belirlendi. Ama gittiği yere kadar götürülecek” dedi.
“Çok memnun kaldık, donanımlı bir programdı”
Halk Eğitim Kursiyeri Ayşegül Demirderen, gerçekleştirilen programların farkındalığı arttırmak konusunda çok verimli olduğunu belirtti. Özellikle ilçelere kadar gidilmesinin çok yerinde olduğunu dile getiren Demirderen, “Projenin kurucularından oldukları için valimize ve valimizin eşine çok teşekkür ediyoruz. Çok memnun kaldık, donanımlı bir programdı. Genç jenerasyonda o bilinçsizlik yok. İlçelerde de çok güzel projeler yapılıyor ancak önceki jenerasyonlarda, büyüklerimizde bu konuda hem bir çekimserlik hem de eğitimsizlik olabiliyor. Ama ilçedeki özellikle sağlık personellerimiz, evlerde de hizmet verdikleri ve bilgilendirme yaptıkları için yol kat edildiğini düşünüyorum ” şeklinde konuştu.
“Programların devamını bekliyorum”
Sarıcakaya esnaflarından Hacer Dikiciyüksel, Vali Hüseyin Aksoy’a ve eşi Hülya Aksoy’a teşekkürlerini ileterek şunları söyledi:
“Sarıcakaya olsun, Mihalgazi olsun ikisi de çok küçük ilçeler ama bayanlarımız her konuda çok aktif. Bu tür küçük programlar bizim için çok büyük önem taşıyor. Kesim olarak küçüğüz ancak etkisi oluyor muhakkak. Şimdi ben eve gittiğim zaman yakınlarıma anlatacağım, onlar da başkalarına anlatacaklar. Gençler büyüklerini bilinçlendiriyor. Faydalı buluyorum. Bu programlardan dolayı sayın valimize, eşine, ilçe kaymakamımıza ve onun da eşine çok teşekkür ediyorum. Programların devamını bekliyorum. Erken teşhisin çok önemli olduğunu düşünüyorum. Benim ailemde de kanserden vefat edenler oldu. Onların da çok erken teşhisleri olmuştu. Uzun yıllar tedavi sürecinden geçtikten sonra 20 yıl daha yaşanmışlıkları vardı. Erken teşhisi önemli buluyorum.”
“Hepimizin bilinçlenmesi lazım”
Programa katılan kadınlardan birisi olan İsmihan Suna ise, “Ben böyle programlar olduğu için çok memnunum. Daha çok da ilerlemesini isterim. Böyle programların daha çok yapılması iyi olur. Genç kızlarımız olsun, bayanlarımız olsun, hepimizin bilinçlenmesi lazım” ifadelerini kullandı. – ESKİŞEHİR
]]>Sporda 2023 yılı işte böyle geçti:
Galatasaray 23. şampiyonluğuna ulaştı
2022-2023 sezonunda Teknik Direktör Okan Buruk yönetiminde başlayan ve yaptığı transferlerle dikkat çeken bir kadro oluşturan Galatasaray, sezon başında inişli çıkışlı grafik sergiledi. Ligde 12. haftada Fatih Karagümrük maçıyla birlikte galibiyet serisi yakalayan Galatasaray, bu süreçte ezeli rakipleri Beşiktaş ve Fenerbahçe’yi de mağlup ederek 14 maç üst üste kazandı. Sarı-kırmızılılar, bu performansla ligde üst üste en fazla maç kazanma rekorunun yeni sahibi oldu. 30 Mayıs’ta MKE Ankaragücü’nü deplasmanda 4-1 mağlup ederek ligin bitimine 2 hafta kala şampiyonluğunu ilan eden Galatasaray, 4 yıl sonra sezonu zirvede tamamladı. Aslan 88 puan toplarken, ikinci Fenerbahçe 80, Beşiktaş da 78 puanla sezonu üçüncü sırada bitirdi.
Fenerbahçe, 10 yıl sonra Türkiye Kupası’nı kazandı
Ziraat Türkiye Kupası finali, yarı finallerde Sivasspor’u eleyen Fenerbahçe ile MKE Ankaragücü’nü eleyen Başakşehir arasında oynandı. İzmir Gürsel Aksel Stadyumu’nda yapılan finalde sarı-lacivertliler, Michy Batshuayi’nin ilk yarıda attığı 2 golle rakibini 2-0 mağlup etti. Bu sonuçla Fenerbahçe, 2012-2013 sezonunun ardından 10 yıl sonra bu organizasyonda şampiyonluk sevinci yaşadı.
Süper Kupa oynanmadı
2022-2023 sezonu Süper Lig şampiyonu Galatasaray ile Ziraat Türkiye Kupası’nın sahibi Fenerbahçe, Turkcell Süper Kupa Finali’nde Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’da karşılaşacaktı. Ancak Galatasaray ve Fenerbahçe’nin Atatürk tişörtleri ve pankartlarla ısınmaya çıkmasına Suudili yetkililerin izin vermemesinden dolayı iki kulüp mücadeleyi oynamama kararı aldı. Galatasaray ve Fenerbahçe kafilesi daha sonra Türkiye’ye döndü.
A Milli Futbol Takımı, 2024 Avrupa Şampiyonası bileti aldı
Almanya’da düzenlenecek 2024 Avrupa Futbol Şampiyonası öncesi A Milli Futbol Takımı, elemelerde D Grubu’nda; Ermenistan, Hırvatistan, Letonya ve Galler ile mücadele etti. Grupta tek yenilgisini Hırvatistan karşısında alan ay-yıldızlılar, grubu 5 galibiyet ve 2 beraberlikle 17 puanla lider olarak tamamladı. Dünya üçüncüsü Hırvatistan ile 12 Ekim’de oynanan maçta sahadan galibiyetle ayrılan milliler, 3 gün sonra da evinde Letonya’yı mağlup etti ve finallere gitmeye hak kazandı. Son karşılaşmada Galler deplasmanında alınan beraberlik, tarihte ilk kez eleme grubunu lider bitirmeyi sağladı.
EURO 2024’e ev sahipliği yapacak Almanya’nın Hamburg kentindeki Elbphilharmonie Konser Salonu’nda 2 Aralık’ta grup kuraları için tören düzenlendi. Kura çekimine 2. torbadan katılan A Milli Futbol Takımı, F Grubu’nda Portekiz, Çekya ve play-off’tan gelecek takımla eşleşti.
A Milli Futbol Takımı’nda Montella dönemi
A Milliler, Avrupa Şampiyonası Elemeleri’ne Alman Teknik Direktör Stefan Kuntz ile başlarken, grubun 5. maçında Ermenistan ile alınan beraberlik ve 4 gün sonra Japonya ile oynanan hazırlık maçındaki mağlubiyet, teknik adam değişikliğine neden oldu. Kuntz ile 20 Eylül’de yolların ayrıldığı açıklandı. Federasyon, kısa süre sonra takımın başına İtalyan Teknik Direktör Vincenzo Montella’nın getirildiğini duyurdu. Ay-yıldızlılar, Montella döneminde 3 maçta 7 puan toplarken, özel maçta Almanya’yı deplasmanda 3-2 mağlup etmeyi başardı.
Deprem sonrası spor organizasyonları ertelendi
6 Şubat’ta Kahramanmaraş merkezli meydana gelen ve 11 ili etkileyen depremler, ülke genelinde birçok sektörü etkilerken, spor organizasyonları da askıya alındı. Süper Lig’in 2022-2023 sezonu 23. haftası da deprem haftasına denk gelince, ertelenen 3 maç 20 gün sonra oynandı. Depremin yaşandığı gün dönemin Gençlik ve Spor Bakanı Mehmet Muharrem Kasapoğlu, tüm ulusal spor organizasyonlarının ikinci bir açıklamaya kadar durdurulduğunu açıkladı. 3 büyük kulüp başta olmak üzere spor kulüpleri depremden etkilenen şehirlere yardım seferberliği düzenledi. Taraftarlarına çağrıda bulunan kulüpler, stadyumlarda toplanan yardım malzemelerini bölgeye gönderdi. Bakanlık ve federasyonun aldığı kararla tekrar başlatılan spor organizasyonlarında müsabakalar öncesi seremonide depremde hayatını kaybedenler anılırken, tribünlerde de pankartlarla birlik – beraberlik mesajları verildi. Başta Türkiye’de olmak üzere yurt dışında da geliri deprem bölgesine bağışlanan özel karşılaşmalar düzenlendi.
Hatayspor ve Gaziantep FK ligden çekildi
Depremden etkilenen şehirlerin takımları Hatayspor, Gaziantep FK, Adanaspor ve Yeni Malatyaspor ligden çekildi. Süper Lig’de Hatayspor, Gaziantep FK ile 1. Lig’de Adanaspor ve Yeni Malatyaspor’un hakları saklı kalarak oynanan müsabakalar 3-0 aleyhine sonuçlandı. TFF’nin aldığı karar sonrası bir sonraki sezon ise takımlar bulundukları ligde mücadele etmeye devam etti. Hatayspor ve Gaziantep FK’da birçok futbolcu, devre arasında diğer takımlara kiralık olarak transfer oldu. Bu takımlardan transfer edilen futbolcular için de TFF kararıyla yerli statüsünde oynama izni verildi.
Faruk Koca, Halil Umut Meler’e saldırdı
2023 yılının son günlerinde Türk futbolunda sahalarda istenmeyen bir olay yaşandı. Süper Lig’in 15. haftasında oynanan MKE Ankaragücü – Çaykur Rizespor maçının ardından söz konusu dönemin Ankaragücü Başkanı Faruk Koca, müsabakanın hakemi Halil Umut Meler’e yumruk attı. Yaşanan bu olayın ardından dünyanın her yerinden Meler’e destek mesajları gelirken, Faruk Koca da tutuklandı. Koca, ayrıca başkanlıktan da istifa etti. Yaşanan olayın ardından hakemler maça çıkmazken, liglere 1 hafta ara verildi. Faruk Koca ise 27 Aralık’ta tahliye edildi.
İstanbulspor sahadan çekildi
Süper Lig’in 17. haftasında İstanbulspor, sahasında Trabzonspor ile karşılaşırken, müsabaka tamamlanamadı. Bordo-mavililerin 2. golü öncesinde faul olduğu gerekçesiyle itirazlarını sürdüren ev sahibinde Başkan Ecmel Faik Sarıalioğlu, saha kenarına gelerek oyuncuların soyunma odasına gitmesini söyledi. Yapılan görüşmeler sonrası takımlar soyunma odasına giderken, hakem Ali Şansalan da müsabakayı tatil etti. TFF Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu, sahadan çekilen İstanbulspor’a 3-0 hükmen mağlubiyet ve 3 puan silme cezası verdi.
Futbolda ülke puanı yükselişte
Türk takımları, UEFA organizasyonlarında aldıkları başarılı sonuçlarla ülke puanına da önemli katkı verdi. Ülke puanı klasmanında uzun süre 10 ile 12. basamaklarda yer alan Türkiye, 2021-2022 sezonunda 20. sıraya kadar gerilemişti. 2023 yılında Galatasaray, Fenerbahçe, Beşiktaş, Adana Demirspor ve Başakşehir’in elde ettiği başarılı sonuçlar, Türkiye’yi yeniden üst sıralara taşıdı. Türkiye, sıralamada 9. sırada bulunuyor.
Mehmet Büyükekşi, 4 yıl daha TFF Başkanı
Mevcut Başkan Mehmet Büyükekşi, 191 delegenin oy kullandığı, tek aday olarak girdiği seçimde 169 oy alarak yeniden TFF Başkanı seçildi. Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı Mehmet Büyükekşi ve yönetim kurulu üyeleri, tüm faaliyetlerinden dolayı da oy çokluğuyla ibra edildi.
Beşiktaş’ın yeni başkanı Hasan Arat
Beşiktaş Olağanüstü Seçimli Genel Kurulu sonunda siyah-beyazlıların 35. başkanı Hasan Arat oldu. 21 sandığın tümünde rakibi Serdal Adalı’dan daha fazla oy alan Arat, toplam 7 bin 271 oy ile Beşiktaş’ın 35. başkanı oldu. Serdal Adalı ise 4 bin 557 oyda kaldı.
Arda Güler, Real Madrid’e transfer oldu
Fenerbahçe forması altında performansıyla dikkatleri üzerine çeken genç futbolcu Arda Güler’i transfer etmek için dünya devleri sıraya girdi. 18 yaşındaki futbolcu, 7 Temmuz’da 20 milyon Euro + 10 milyon Euro bonus ve bir sonraki satıştan yüzde 20 pay karşılığında İspanyol ekibi Real Madrid’e transfer oldu.
Fatih Terim, Panathinaikos’un teknik direktörü oldu
Yılın son günlerinde Teknik Direktör Fatih Terim’in yeni takımı da belli oldu. Terim, Yunan ekibi Panathinaikos’un başına geçti. Panathinaikos, deneyimli teknik adamla 1.5 yıllık sözleşme imzaladı.
Kadın futbolunda şampiyon FOMGET
2022-2023 sezonu Turkcell Kadın Futbol Süper Ligi play-off finalinde normal süresi 1-1 eşitlikle biten karşılaşmanın uzatma bölümünde Fenerbahçe Petrol Ofisi’ni 4-2 yenen Ankara Büyükşehir Belediyesi FOMGET, ligde ilk şampiyonluğuna ulaştı.
Erkeklerde şampiyon Efes oldu
Türkiye Sigorta Basketbol Süper Ligi play-off final serisinde, P. Karşıyaka’yı 82-78, 85-68 ve 83-74’lük skorlarla mağlup eden A. Efes, 3-0’lık üstün tamamladığı serinin ardından şampiyon oldu. Lacivert-beyazlılar, 16. kez kupayı müzesine götürdü.
Fenerbahçe, kadın basketbolunda kupaları topladı
Fenerbahçe, kadın basketbolunda başarılı bir sezon geçirdi. Sarı-lacivertliler, Kadınlar Basketbol Süper Ligi, Kadınlar Euroleague ve Kadınlar Süper Kupa’da şampiyonluğa ulaştı. Fenerbahçe, ligde final serisinde ÇBK Mersin Yenişehir Belediyesi’ni 3-0’la geçerken, 17. kez şampiyonluğunu ilan etti. Kanarya, Euroleague finalinde yine ÇBK Mersin Yenişehir Belediyesi’ni yenerek ilk kez kupa kaldırdı.. Sarı-lacivertliler, Kadınlar FIBA Süper Kupa’da da ASVEL’i yenerek şampiyonluk kazandı.
Filenin Sultanları 3 kupa kazandı, voleybolun zirvesine çıktı
Türk voleybolu, bu yıl tarihi günlerini yaşadı. Milli takım düzeyinde hem kadınlar hem de erkeklerde birçok başarı kazanıldı.
A Milli Kadın Voleybol Takımı, ilk olarak FIVB Milletler Ligi’nde finalde Çin’i 3-1 yenerek şampiyon oldu ve ilk kez bu kupayı kazandı. Milliler, daha sonra 2023 CEV Avrupa Şampiyonası’nın finalinde de Sırbistan’ı 3-2 mağlup etti ve tarihinde yine ilk kez bu kupaya uzandı. 2024 Paris Olimpiyatları Elemeleri’nde oynadığı 7 maçı da kazanan A Milli Kadın Voleybol Takımı, 2023 Dünya Kupası’nın da sahibi oldu. Filenin Sultanları bu başarılarıyla dünya sıralamasında ilk kez birinci sıraya yükseldi.
Filenin Efeleri, Avrupa Altın Ligi ve Challenger Kupası’nı kazandı
A Milli Erkek Voleybol Takımı da FIVB Challenger Kupası’nda final maçında Katar’ı 3-2 mağlup etti ve şampiyon oldu. Filenin Efeleri, bu sonuçla tarihinde ilk kez Voleybol Milletler Ligi’ne katılma hakkı kazandı. Ay-yıldızlılar, Hırvatistan’da yapılan 2023 CEV Avrupa Altın Ligi Dörtlü Final organizasyonunun finalinde Ukrayna’yı 3-2 yenerek şampiyonluk kazandı.
Dünyanın en büyüğü Eczacıbaşı Dynavit
Çin’in ev sahipliğinde düzenlenen 2023 FIVB Kadınlar Kulüpler Dünya Şampiyonası finalinde Eczacıbaşı Dynavit ile V. Bank ile mücadele etti. Son sete giden müsabakayı Eczacıbaşı 3-2 kazandı. Turuncu-beyazlılar, tarihinde 3. kez kupanın sahibi oldu.
CEV Şampiyonlar Ligi finalinde ise V. Bank, Eczacıbaşı’nı 3-1 mağlup etti.
Ligde kadınlar voleybolda şampiyon Fenerbahçe
Sultanlar Ligi final etabında Fenerbahçe ile Eczacıbaşı Dynavit karşı karşıya geldi. Sarı-lacivertliler seriyi 3-0 ile geçerek sezonu şampiyon tamamladı. Fenerbahçe bu sonuçla, ligde 6. kez şampiyonluk kazandı.
Erkeklerde kazanan Ziraat Bankkart
Efeler Ligi final serisinde ise Ziraat Bankkart ile Halkbank karşılaştı. Ziraat Bankkart rakibini 3-0 yenerek şampiyonluk ipini göğüslerken, tarihindeki 2. şampiyonluğu elde etti.
Cumhurbaşkanlığı Bisiklet Turu’nda zafer Alexey Lutsenko’nun
58. Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu, 11 ili etkileyen asrın felaketi depremler nedeniyle 18 Mart’ta ertelendi. 8-15 Ekim tarihleri arasında düzenlenen bisiklet turunu, Kazak sporcu Alexey Lutsenko kazandı.
Kırkpınar’da şampiyon Yusuf Can Zeybek
Edirne’de düzenlenen 662. Tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşleri, Sarayiçi Er Meydanı’nda yoğun katılımla gerçekleşti. Tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşleri’ne bu yıl 14 boyda 53’ü başpehlivan olmak üzere 2 bin 141 pehlivan kayıt yaptırdı. Başpehlivanlık müsabakaları finalinde İsmail Balaban ile Yusuf Can Zeybek karşılaştı. 40 dakikalık normal sürede yenişemeyen pehlivanlar için ‘altın puan’ bölümüne geçilirken, İsmail Balaban’ı yenen Yusuf Can Zeybek ilk kez başpehlivan oldu.
97. Gazi Koşusu’nu Urfa Aslanı kazandı
Türk yarışçılık tarihinin en büyüğü olan ve Mustafa Kemal Atatürk adına koşulan 97. Gazi Koşusu, İstanbul Veliefendi Hipodromu’nda yapıldı. Yaklaşık 40 bin yarışseverin izlediği, 2 bin 400 metre çim pistte koşulan yarışta 22 safkan mücadele etti. Gazi Koşusu’nu Mehmet Kaya’nın jokeyliğini yaptığı Urfa Aslanı isimli safkan, 2.30.35’lik derecesiyle ilk sırada bitirdi. Mehmet Kaya, kariyerinde ilk kez Gazi Koşusu’nu kazandı.
45. İstanbul Maratonu’nda 45 bin kişi koştu
İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) iştiraki Spor İstanbul tarafından düzenlenen ve World Athletics (Dünya Atletizm Birliği) tarafından Elite Label kategoride gösterilen İş Bankası İstanbul Maratonu’nda heyecan 45. kez yaşandı. Erkekler kategorisinde 2: 10.35 derecesiyle Kenyalı atlet Panuel Mkungo kazanırken, kadınlarda ise Kenyalı atlet Beatrice Cheptoo, 2.27.09’luk derecesiyle birinci oldu.
Milli güreşçilerden Dünya Şampiyonası’nda 7 madalya
Sırbistan’ın başkenti Belgrad’da düzenlenen Dünya Güreş Şampiyonası’nda Türk güreşçiler 2’si altın toplam 7 madalya elde ederken, 6 milli güreşçi, Paris 2024 Olimpiyat kotası aldı. 68 kiloda Buse Tosun Çavuşoğlu, 87 kiloda Ali Cengiz altın madalya; 92 kiloda Feyzullah Aktürk, 125 kiloda Taha Akgül, 72 kiloda Selçuk Can ve 63 kiloda Enes Başar bronz madalya kazandı.
Rıza Kayaalp, grekoromen stil 130 kiloda dünya ikincisi olarak gümüş madalya elde etti.
Milli güreşçilerden Taha Akgül, İbrahim Çiftçi, Buse Tosun Çavuşoğlu, Evin Demirhan Yavuz, Ali Cengiz ve Rıza Kayaalp, olimpiyat kotası almaya hak kazandı.
Grekoromen Milli Takımı, Avrupa şampiyonu oldu
Hırvatistan’ın başkenti Zagreb’de organize edilen Avrupa Güreş Şampiyonası’nda Grekoromen Mili Takımı, takım halinde şampiyon, kadınlarda ikinci, serbest stilde ise üçüncü oldu. Grekoromen Güreş Milli Takımı, 3 altın, 1 gümüş ve 2 bronz madalya kazanarak topladığı 155 puanla takım halinde Avrupa şampiyonluğunu kazandı. Büyükler Avrupa Güreş Şampiyonası’nda ay-yıldızlılar, grekoromen stil, serbest stil ve kadınlarda topladığı 6 altın, 3 gümüş ve 8 bronz olmak üzere 17 madalya ile turnuvaya damgasını vurdu. Hırvatistan’da 9 milli güreşçi finalde mücadele ederken; Taha Akgül, Feyzullah Aktürk, Yasemin Adar Yiğit, Rıza Kayaalp, Adem Burak Uzun ve Burhan Akbudak, altın madalya kazandı. Rıza Kayaalp 12, Taha Akgül 10, Yasemin Yiğit Adar 6. kez Avrupa şampiyonluğuna imza attı.
Milli cimnastikçilerden, Avrupa Şampiyonası’nda 2 altın, 2 gümüş madalya
Antalya’da düzenlenen Artistik Cimnastik Avrupa Şampiyonası’nda milli sporcular 2 altın, 2 gümüş madalya kazandı. Ferhat Arıcan, Adem Asil, Ahmet Önder, Mehmet Ayberk Koşak, Kerem Sener ve Hasan Bulut’tan oluşan Erkek Milli Takımı bireysel alet elemeleri sonucunda takım sıralamasında ikinci olarak gümüş madalya kazandı. Halka aleti finalinde Adem Asil 14.933 puanla altın madalya ve genel tasnif finalinde 84.965 puanla altın madalya, paralel bar aleti finalinde Ferhat Arıcan 14.933 puan alarak gümüş madalya elde etti.
3. Avrupa Oyunları’nda 38 madalya ile rekor
Polonya’nın ev sahipliğinde yapılan 3. Avrupa Oyunları’nda milli sporcular, 9’u altın toplamda 38 madalya kazandı. Oyunlarda 103’ü kadın, 90’ı erkek olmak üzere 193 sporcuyla rekor sayıda katılım sağlayan ay-yıldızlılar, 19 branşta mücadele ederken, 9’u altın, 9’u gümüş, 20’si bronz olmak üzere 38 madalya elde etti. Boksta 6, atıcılıkta 1 sporcu olmak üzere toplamda 7 sporcu 2024 Paris Olimpiyatları’na kota aldı.
Busenaz Sürmeneli ve Buse Naz Çakıroğlu’ndan altın madalya
3. Avrupa Oyunları’nda milli boksörler Busenaz Sürmeneli ve Buse Naz Çakıroğlu başarıları burada da sürdürdü. 66 kiloda ringe çıkan Busenaz Sürmeneli, finalde Belçikalı rakibini yenerek altın madalya kazandı. 50 kiloda mücadele eden Buse Naz Çakıroğlu da finalde Fransız rakibini mağlup ederek altın madalyanın sahibi oldu.
Mete Gazoz dünya şampiyonu
Dünya Okçuluk Şampiyonası, Almanya’nın başkenti Berlin’de düzenlendi. Turnuvada Türkiye’yi temsil eden Mete Gazoz, erkekler klasik yay kategorisi finalinde Kanadalı Eric Peters ile karşı karşıya geldi. Rakibini 6-4 mağlup eden Gazoz, altın madalyayı boynuna taktı. Dünya 1 numarası olan 24 yaşındaki milli okçu, 2024 Paris Olimpiyat Oyunları kotası da elde etti. Gazoz bu başarılarıyla Dünya Okçuluk Federasyonu tarafından klasik yay kategorisinde 2023 yılının en iyi okçusu seçildi.
Merve Dinçel dünya şampiyonu
26. Dünya Tekvando Şampiyonası, Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de yapıldı. Milli tekvandocu Merve Dinçel, altın madalya kazanarak dünya şampiyonu oldu.
Kadınlar 49 kiloda mücadele eden Dinçel, finalde Tayland’dan Panipak Wongpattanakit’i 2-1 yenerek şampiyon oldu.
Hakan Reçber ve Nafia Kuş, altın madalya kazandı
Azerbaycan’ın başkenti Bakü’deki Crystall Holl’de düzenlenen 26. Dünya Tekvando Şampiyonası’nda, milli tekvandocu Hakan Reçber ve Nafia Kuş, altın madalya kazandı. Turnuvada erkekler 63 kiloda mücadele eden Hakan Reçber, finalde Tayland’dan Banlung Tubtimdang’i 2-1 yenerek altın madalyanın sahibi oldu. Kadınlar 63 kiloda mücadele eden Nafia Kuş da finalde Özbekistan’dan Svetlana Osipova’yı da 2-1’le geçerek altın madalya aldı.
Şahika Ercümen’den rekor
Milli sporcu Şahika Ercümen Hatay Yayladağı ilçesinde paletsiz değişken ağırlık kategorisinde dünya rekoru kırdı. Ercümen, paletsiz değişken ağırlık kategorisinde Lena Balta’nın elinde bulundurduğu 105 metre dünya rekorunu 106 metrelik performansıyla geliştirdi.
Şampiyonlar Ligi’ni İstanbul’da Manchester City kazandı
İstanbul’da düzenlenen UEFA Şampiyonlar Ligi Finali’nde Inter ile Manchester City karşı karşıya geldi. Manchester, müsabakadan 1-0 galip ayrıldı ve kupayı kazandı. Tarihinde ikinci kez final oynama başarısı gösteren İngiliz ekibi, bu organizasyonda ilk şampiyonluğunu elde etti. 2005 yılında Liverpool’un, Milan’ı eleyerek ulaştığı şampiyonluğun ardından Atatürk Olimpiyat Stadyumu da ikinci kez bu organizasyona ev sahipliği yaptı.
Manchester City, 2023’ü 5 kupayla kapattı
Suudi Arabistan’ın ev sahipliğinde düzenlenen FIFA Kulüpler Dünya Kupası finalinde UEFA Şampiyonlar Ligi şampiyonu Manchester City ile Copa Libertadores şampiyonu Fluminense karşı karşıya geldi. Rakibini 4-0 mağlup eden İngilizler, 2023 yılında 5. kupasını kazandı. Maviler, yıl içerisinde İngiltere Premier Lig, FA Cup, UEFA Şampiyonlar Ligi kupası ve UEFA Süper Kupa’yı müzesine götürmeyi başardı.
Sevilla, 7. kez Avrupa Ligi’nde şampiyon
UEFA Avrupa Ligi finalinde İspanyol ekibi Sevilla ile İtalyan temsilcisi Roma, Macaristan’ın başkenti Budapeşte’de Puskas Arena’da karşı karşıya geldi. Normal süresi 1-1 eşitlikle biten müsabakada Sevilla, seri penaltı atışları sonunda rakibine üstünlük sağlayarak kupayı 7. kez müzesine götürdü. UEFA Avrupa Ligi’nde 7 kez final oynayan İspanyol ekibi, hepsinde de kupa sevinci yaşamayı başardı.
UEFA Avrupa Konferans Ligi şampiyonu West Ham
UEFA Avrupa Konferans Ligi Finali’nde İtalya ekibi Fiorentina ile İngiliz temsilcisi West Ham United, Çekya’nın Başkent’ti Prag’daki Eden Arena’da mücadele etti. İlk yarısında gol sesinin çıkmadığı müsabakayı West Ham United, 90. dakikada Jarrod Bowen’ın kaydettiği golle 2-1 kazandı ve bu yıl ikincisi düzenlenen kupayı müzesine götüren takım oldu.
Ballon d’or ödülü Messi’nin
2023 Ballon d’Or (Altın Top) ödülünün sahibi Arjantinli yıldız Lionel Messi oldu. 36 yaşındaki futbolcu, 2022 Dünya Kupası’nda elde ettiği şampiyonluğun ardından, bu ödüle kariyerinde 8. kez ulaştı. Arjantinli futbolcu, daha önce 2009, 2010, 2011, 2012, 2015, 2019 ve 2021 yıllarında da bu ödülü kazanmayı başarmıştı.
Kadınlar Dünya Kupası’nda şampiyon İspanya
Avustralya ve Yeni Zelanda’nın ev sahipliğinde 20 Temmuz-20 Ağustos tarihleri arasında yapılan 2023 FIFA Kadınlar Dünya Kupası’nın finali İspanya ile İngiltere arasında oynandı. Avustralya Stadyumu’ndaki finali 1-0’lık sonuçla kazanan İspanya şampiyon oldu. Dünya Kupası’nı kazanan İspanyollar, tarihinde ilk kez bu sevinci yaşadı.
Real Madrid Euroleague’i kazandı
THY Euroleague Final-Four finalinde Yunanistan ekibi Olympiakos ile İspanya temsilcisi Real Madrid karşı karşıya geldi. Maçın bitimine 3.1 saniye kala Sergio Llull’un basketi ile öne geçen Madrid, maçı 79-78 kazanarak şampiyonluğa ulaştı. Real Madrid, bu galibiyetle Euroleague’deki 11. şampiyonluğunu kazandı.
NBA’de Denver Nuggets şampiyon oldu
NBA finalinde Denver Nuggets ile Miami Heat karşı karşıya geldi. Final serisini 4-1 yapan Denver, 2022-2023 sezonunu şampiyon olarak tamamladı. NBA’de 47. sezonunu geçiren Denver, ilk kez şampiyonluğa ulaştı. Denver’in yıldız oyuncusu Nikola Jokic de finallerin en değerli oyuncusu ödülünün (MVP) sahibi oldu.
Basketbolda dünya şampiyonu Almanya
Filipinler, Japonya ve Endonezya’nın ortaklaşa düzenlediği 2023 FIBA Dünya Kupası’nda final karşılaşması Almanya ile Sırbistan arasında Mall of Asia Arena’da oynandı. Almanya, parkeden 83-77’lik skorla galip ayrıldı ve bu sonuçla tarihinde ilk kez Dünya Kupası’nı kazandı.
Kadınlarda kazanan Belçika
Slovenya’nın başkenti Ljubljana’daki Arena Stozice’de yapılan 2023 Avrupa Kadınlar Basketbol Şampiyonası finalinde Belçika ile İspanya karşılaştı. Belçika müsabakayı 64-58 kazanarak tarihindeki ilk Avrupa şampiyonluğuna ulaştı. Belçika’da Emma Meesseman, turnuvanın En Değerli Oyuncusu (MVP) seçildi.
Formula 1’de şampiyon Max Verstappen
Formula 1’de Red Bull’un Hollandalı pilotu Max Verstappen üst üste 3. kez dünya şampiyonluğuna ulaştı. Şampiyonayı açık ara önde götüren Hollandalı sürücü, 2021 ve 2022 yıllarından sonra üst üste 3. kez şampiyon oldu.
Fransa Açık’ta şampiyon Novak Djokovic
Fransa’nın başkenti Paris’te düzenlenen sezonun ikinci grand slam tenis turnuvası Roland Garros’da (Fransa Açık) şampiyon Sırp raket Novak Djokovic oldu. Djokovic, finalde Norveçli Casper Ruud’u 3-0 ile geçti. Sırp raket, 23. şampiyonluğuna ulaşarak grand slam turnuvasını en fazla kazanan tenisçi rekorunu kırdı.
Wimbledon erkeklerde Carlos Alcaraz, Kadınlarda Marketa Vondrousova
sezonun 3. grand slam tenis turnuvası Wimbledon’ın tek erkekler finalinde Sırp Novak Djokovic ile İspanyol Carlos Alcaraz karşı karşıya geldi. Alcaraz, Sırp tenisçiyi 3-2 yendi ve ilk şampiyonluğunu ilan etti. Turnuvanın tek kadınlar finalinde ise Tunuslu raket Ons Jabeur’ü 2-0 ile geçen Çek raket Marketa Vondrousova şampiyon oldu. 24 yaşındaki sporcu, rakibini 6-4, 6-4’lük setler sonunda 2-0’la yenerek kariyerinin ilk Grand Slam şampiyonluğunu elde etti.
2023 yılında spor camiasının acı kayıpları
2023 yılı, spor camiasından birçok önemli ismi hayatını kaybetti. Futboldan, basketbola, güreşten boksa kadar birçok alanda adını tarihe kazıyan ünlü sporcular hayata gözlerini yumdu.
Depremde birçok sporcu hayatını kaybetti
Kahramanmaraş merkezli depremlerde Hatay’da enkaz altında kalan Hatayspor’un Ganalı futbolcusu Christian Atsu vefat etti. Atsu’nun cenazesi 12 gün sonra enkazdan çıkartıldı.
Hatayspor Sportif Direktörü Taner Savut, Yeni Malatyaspor kalecisi Ahmet Eyüp Türkaslan’ın da enkazda cansız bedenlerine ulaşıldı.
Turnuvaya katılmak için Adıyaman’da bulunan Gazimağusa Türk Maarif Koleji’nin kız ve erkek voleybol takımından 12-14 yaşlarında 25 öğrenci, 9’u veli, 2’si antrenör, 3 öğretmenden oluşan 39 kişilik kafilenin tamamı hayatını kaybetti.
Depremde hayatını kaybeden diğer sporcular şöyle:
Cemal Kütahya (Hentbol A Milli Takımı kaptanı), Nilay Aydoğan (Çankaya Üniversitesi), Uğur Kurt, Taner Kahriman, Hakan Doğan, Saruhan Bolat ve Burhanettin Sever (Kahramanmaraş İstiklalspor), Mehmet Can Ağırbaş (Malatya Büyükşehir Belediyesi) Milli voleybolcular Emincan Kocabaş ve Murat Çiloğulları, Gizem Harmankaya (Turgutlu Belediyesi Espor), Halil İbrahim Ölmez (İskenderunspor atletik performans antrenörü), Gözde Öztürk, Dilek Mucuk, Ahsen Baş (Hatay Voleybol Takımı), Merinos voleybolcusu Betül Çoban Çakır ve eşi Bedrettin Çakır, Onur Akdeniz (Hatayspor malzemecisi), Mustafa Abak (Şanlıurfa Gençlikspor’un antrenörü, TÜFAD Şanlıurfa 2. Başkanı), Yağız Uçurum ve Yağmur Uçurum (Adana Tenis Dağ ve Su Sporları Kulübü), Burak Duraltı (İskenderunspor U18), Bedir Terlik, Hasan Ekşi (Üzumdalı Gençlik ve Spor Kulübü) Semanur Baysal (Türkiye Binicilik Federasyonu lisanslı sporcusu), Eray Şimşek, Mehmet Emin Eskisarılı, Ali Gürsoy, Ahmet Taş ve Aslan Ekiz (Kahramanmaraş BB Güreş Takımı), Verda Demetgül (Hatayspor Kadın Futbol Takımı), Elif Berra Uzun (5 Ocak Demirspor), Buse Coşkun (Beykentspor), Eda Püsküllü, Nurgül Özdemir (Hatayspor altyapı futbolcusu), İranlı Mehdi Saedavi, Hamed Matroudi, Muhammed Rıza Mir Ahmadi ile Kamerunlu Elvis Nkam Teneng (Malatya Büyükşehir Belediyesi Ampute Futbol Takımı), Mehmet Akan (Adıyaman Belediyesi İşitme Engelliler Spor Kulübü), Arif Özdemir (Hatay Belediyesi İşitme Engelliler Spor Kulübü), Adem Şahan (B Klasman Yardımcı Hakemi, TFFHGD Kahramanmaraş Şube Başkanı) Furkan Kürşad Demir (Kahramanmaraş il hakemi), Cevdet Karakurt (İl gözlemcisi), Cevher Çakmak ve Ceren Çakmak (Hatay aday hakemi), Hasan Bihan (Hatay il hakemi) Eyyub Saydam (Bölgesel yardımcı hakem), Nuri Gülen (Hatay il gözlemcisi), Yakup Yel (Kahramanmaraş eski il hakemi), Cemil Can (Hatay eski il hakemi), Kemal Torun ve Soner Koyuncuoğlu (Hatay ili eski gözlemcileri), Uğur Fırat Karaca (Hatay eski il temsilcisi), Mehmet Öztürk (Hatay ASKF Başkanı ve TFF Amatör Kurul Üyesi)
Julia Ituma otelde ölü bulundu
CEV Şampiyonlar Ligi yarı final rövanş maçında Eczacıbaşı Dynavit ile Burhan Felek Spor Salonu’nda karşılaşan İtalyan ekibi Igor Gorgonzola Novara’yı, Julia Ituma’nın ölümü sarstı. Takımın 18 yaşındaki oyuncusu Julia Ituma, maçın ardından konakladıkları otelin penceresinden düşerek hayatını kaybetti.
Fenerbahçe’nin eski milli futbolcularından Ziya Şengül, 79 yaşında hayatını kaybetti.
Fenerbahçe’nin eski futbolcularından ve sarı-lacivertlilerin Süper Lig’de ilk golünü kaydeden ‘Puşkaş Ergun’ lakaplı Ergun Öztuna, 85 yaşında hayatını kaybetti.
Türk futbolunun efsanevi isimlerinden olan ve ‘Dünya Kupası’nda hat-trick yapan ilk Türk futbolcu’ unvanını elinde bulunduran Burhan Sargın, 94 yaşında hayatını kaybetti.
Eski futbolcu ve teknik direktör Sakıp Özberk, 78 yaşında kalp krizi geçirerek hayatını kaybetti.
Atletizm Milli Takım Antrenörü Çağrı Oflaz, geçirdiği kalp krizi nedeniyle vefat etti.
Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) Tahkim Kurulu Başkanı Mustafa Artuç hayatını kaybetti.
A Milli Futbol Takımı’nın eski futbolcularından Galip Haktanır, 102 yaşında hayatını kaybetti.
Trabzonspor’un eski teknik direktörlerinden Ahmet Suat Özyazıcı 87 yaşında hayatını kaybetti.
Beşiktaş Futbol Özkaynak Düzeni İdari Menajeri ve eski futbolcu Suat Taştan hayatını kaybetti.
Bir dönem MHK ve TFF Yönetim Kurulu üyesi olan efsane hakem Özcan Gürkaynak hayatını kaybetti.
Fenerbahçe ve Samsunspor formaları giyen eski futbolcu Ümit Birol, geçirdiği kalp krizi sonucu 60 yaşında yaşamını yitirdi.
Eski olimpik atlet ve milli voleybolcu Yıldırım Pağda, 85 yaşında hayatını kaybetti.
2023 yılında spor dünyasında hayatını kaybeden isimler şu şekilde:
İngiliz futbolu ve Manchester United’ın efsane isimlerinden Sir Bobby Charlton, 86 yaşında yaşama gözlerini yumdu.
İtalyan efsane futbolcu ve Teknik Direktör Gianluca Vialli, 5 yıldır mücadele ettiği pankreas kanseri nedeniyle 58 yaşında hayatını kaybetti.
İsveç’teki 1958 FIFA Dünya Kupası’nda 13 gol atan Fransız efsane futbolcu Just Fontaine, 89 yaşında hayatını kaybetti.
Barcelona ve İngiltere Milli Takımı eski teknik direktörü Terry Venables, 80 yaşında hayata gözlerini yumdu.
İngiliz ekibi Tottenham’ın altyapısından yetişen ve son olarak ABD’de Charlotte FC forması giyen 25 yaşındaki İngiliz futbolcu Anton Walkes, geçirdiği tekne kazasında hayatını kaybetti.
Fransız futbolunun ve Nantes kulübünün efsanesi Robert Budzynski 83 yaşında hayatını kaybetti.
Bir dönem Barcelona forması giyen ve Brezilya lig tarihinin en çok gol atan oyuncusu unvanına sahip olan efsane futbolcu Roberto Dinamite, 68 yaşında vefat etti.
İskoçya’nın köklü ekiplerinden Glasgow Rangers’ın efsanevi isimlerinden olan Jim Forrest 79 yaşında hayata gözlerini yumdu.
Formula 1’de iki zaferi bulunan Fransız sporcu Jean-Pierre Jabouille hayatını kaybetti.
İhlas Haber Ajansı (İHA) Spor Servisi’nin belirlediği yılın enleri şöyle:
Türkiye’de yılın sporcuları ve yılın takımı
Yılın Erkek Futbolcusu: Mauro Icardi
Yılın Çıkış Yapan Futbolcusu: Arda Güler
Yılın Erkek Takım: Galatasaray
Yılın Kadın Takımları: A Milli Kadın Voleybol Takımı ve Fenerbahçe Kadın Basketbol Takım
Yılın Kadın Sporcuları: Buse Tosun Çavuşoğlu ve Nafia Kuş
Yılın Federasyon Başkanı: Mehmet Akif Üstündağ
Yılın Antrenörü: Daniele Santarelli
Yılın Engelli Sporcusu: Kübra Korkut
Yılın Özel Takımı: Down Sendromlu Futsal Milli Takımı ve Golbol Kadın Milli Takımı
————————————————————————————-
Dünyada yılın sporcuları ve yılın takımı:
Yılın Erkek Sporcusu: Erling Haaland
Yılın Kadın Sporcusu: Aitana Bonmatí Conca
Yılın Takımı: Manchester City
Yılın Antrenörü: Pep Guardiola
Yılın Çıkış Yapan Sporcusu: Alperen Şengün – İSTANBUL
]]>





















